Etiket: çocuk

  • Savcı, 16 yaşındaki çocuğun ‘Cumhurbaşkanı’na hakaretten’ cezalandırılmasını istedi

    Savcı, 16 yaşındaki çocuğun ‘Cumhurbaşkanı’na hakaretten’ cezalandırılmasını istedi

    PİRHA- İstanbul’da mayıs ayında Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği iddiasıyla gözaltına alınan 16 yaşındaki bir kız çocuğu hakkında da dava açıldı. Savcı, Mayıs ayından bu yana her hafta karakolda imza attırılan çocuğun cezalandırılmasını istedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla gözaltına alınan ve hakkında dava açılan çocukların da sayısı artıyor.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, İstanbul’da mayıs ayında gözaltına alınan çocuk için Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu işlediği iddiasıyla iddianame düzenlenip dava açıldığı ortaya çıktı.

    16 yaşındaki bir kız çocuğu, 12 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konvoyu geçtiği sırada küfür ettiği iddiasıyla bir Cumhurbaşkanlığı korumasının talimatıyla gözaltına alındı.

    Bir gün gözaltında tutulan çocuk ifadesinde, “Bundan 6 ay önce bir kaza atlatmıştım. Olay günü de yaya geçidinde beklerken hızla gelen araca korkup tepki gösterdim. Orada Cumhurbaşkanı da dâhil herhangi bir devlet görevlisinin olacağını bilmiyordum. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı dâhil herhangi bir devlet görevlisine hakaret etmem söz konusu değildir. Ben lise öğrencisiyim ve şimdiye kadar bir suça karışmadım. Daha önce yaşadığım travma nedeniyle gösterdiğim tepki yanlış anlaşıldı ve küfür etmedim. Sadece korkup tepki verdim. Hızla geçen aracın arkasından konvoy gelince ve orada bulunan bir yetkili müdahale edince konvoyun Cumhurbaşkanı konvoyu olduğunu anladım. Suç işleme kastıyla hareket etmedim” diye konuştu.

    HER HAFTA BİR GÜN İMZA ATIYOR

    İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimi ise 16 yaşındaki çocuğu haftada bir gün imza atması ve yurtdışına çıkış yasağı şartıyla adli kontrol kararı verip serbest bıraktı. Mayıs ayından beri haftada bir gün karakolda imza attırılan çocuk için 18 Ağustos tarihinde iddianame düzenlendi.

    CUMHURİYET SAVCISI CEZA TALEP ETTİ

    Cumhuriyet savcısı, “Kamu davası açmaya yeterli delil olduğunu” ifade ederek çocuğun Cumhurbaşkanı’na hakaretten cezalandırılmasını talep etti.

    Cumhurbaşkanı’na hakareti de içeren TCK’nin 299-301 maddeleri uyarınca geçen yıl 972 çocuk hakkında soruşturma açıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • 10 yaşındaki çocuk ‘gürültü’ yaptığı iddiasıyla katledildi

    10 yaşındaki çocuk ‘gürültü’ yaptığı iddiasıyla katledildi

    PİRHA – Antep’te, 10 yaşındaki Emir Baki Bayındır, mahallede manav işleten erkek tarafından katledildi. 

    Antep’te, 10 yaşındaki Emir Baki Bayındır, oyun oynarken “gürültü”  yaptığı iddiasıyla mahallede manavlık yapan erkek tarafından ateşli silahla katledildi.

    Dün akşam saatlerinde Güzelvadi Mahallesi’nde ismi öğrenilemeyen ve mahallede manav işleten fail, Emir Baki Bayındır’ı iş yerinde bulundurduğu ateşli silahla katlettikten sonra kaçtı. Mahallelinin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince olay yerinde ilk müdahalesi yapılan ve özel bir hastaneye kaldırılan çocuk, yaşamını yitirdi.

    Saldırıyla ilgili soruşturma başlatılırken, kaçan failin yakalanması için çalışmaların sürdüğü kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tekstil atölyesinde çalıştırılan 11 yaşındaki çocuk işçi hayatını kaybetti!

    Tekstil atölyesinde çalıştırılan 11 yaşındaki çocuk işçi hayatını kaybetti!

    PİRHA- Adana’da, bir tekstil atölyesinde asansör kabiniyle duvar arasında sıkışan 11 yaşındaki Ahmet Avan, hayatını kaybetti. Asansörün bir süredir bozuk olmasına rağmen çalıştırıldığı öne sürüldü. 

    Adana’da, tekstil atölyesinde asansör kabiniyle duvar arasında sıkışan çocuk işçi yaşamını yitirdi.

    Alınan bilgiye göre, 11 yaşındaki Suriye uyruklu Ahmet Avan, merkez Seyhan ilçesi Kocavezir Mahallesi’ndeki bir tekstil atölyesinin asansör kabiniyle duvar arasına sıkıştı.

    İşçilerin durumu fark etmesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri yönlendirildi. Ekiplerin sıkıştığı yerden çıkardığı çocuğun yaşamını yitirdiği belirlendi.

    Çocuğun cenazesi, otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

    “ASANSÖR BİR SÜREDİR BOZUKTU”

    Evresel’den Halil İmrek‘in aktardığına göre, asansör bir süredir bozuk olmasına rağmen çalıştırılıyordu.

    Olayın şokunda olan işçilerin çoğu konu ile ilgili bilgilerinin olmadığını söylerken bir işçi, “Asansör bir çalışıyor, bir çalışmıyordu. Zaten bir süredir bozuktu. İnsan hayatı çok ucuz” diye konuştu.

    ÇOCUKLAR GÜVENCESİZ ÇALIŞTIRILIYOR

    Ülke genelinde yoksulluk derinleştikçe çocuk işçiliği artıyor, çocuklar eğitimden uzaklaşıyor. 2021’de yüzde 16,4 olan çocuk işçiliği, geçen sene yüzde 18,7’ye yükselirken, bu sene ise yüzde 22,1’e ulaştı.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2023 yılı çocuk istatistiklerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 22.1’e yükseldi. Geçen sene bu oran yüzde 18.7’ydi.

    İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın erkek çocuklar için yüzde 32,2 kız çocuklar için yüzde 11,5 olarak tespit edildi.

    Dünyadan en fazla mülteci barındıran ülkelerden Türkiye’de, artmaya devam eden göçmen nüfusuyla birlikte çocuk işçi sayısında da önlenemez bir yükseliş yaşanıyor. Özellikle merdiven altı atölyelerde çocuk işçiler sigortasız, güvencesiz çalıştırılıyor.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) hazırladığı rapora göre ise MESEM’de, tarlada, sokakta, sanayide, inşaatta çalıştırılan çocukların ölümlü kazalarla karşılaşıyor. Son 11 yılda en az 695 çocuk çalıştırılırken yaşamını yitirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cemaatteki çocuğa tecavüz davasının duruşması 16 Temmuz’a ertelendi

    Cemaatteki çocuğa tecavüz davasının duruşması 16 Temmuz’a ertelendi

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kızı H.K.G.’nin evlendirilerek yıllarca tecavüze maruz bırakılmasına ilişkin açılan davanın duruşması 16 Temmuz’a ertelendi. 

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’yi 6 yaşında, 29 yaşındaki müridi Kadir İstekli ile “evlendirerek” tecavüze maruz bırakılmasına ilişkin açılan davanın istinafta bozulmasının ardından ikinci duruşması İstanbul 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Gizlilik kararı olan davanın duruşmasında, cezanın artırılması gerekçesiyle bozulan karara ilişkin mütalaa verildi. Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilirken, duruşma 16 Temmuz’a ertelendi.

    NE OLMUŞTU?

    Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G., 6 yaşındayken 29 yaşındaki “mürit” Kadir İstekli ile “evlendirildiğini” söyleyerek şikayetçi oldu. Çocukluğu boyunca tecavüze uğradığını söyleyen H.K.G, bunun kendisine bir oyunmuş gibi anlatıldığını belirtti.

    Şikayet üzerine Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Kadir İstekli hakkında 67 yıl 10 ay 15 gün; baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında 22 yıl 6 ay hapis cezası istendi. İlk duruşmaya sayılı günler kala iddianameyi yazan Savcı Ercan Ateş’in görev yeri değiştirildi. H.K.G.’nin talebi doğrultusunda tüm kimlik bilgileri değiştirildi. Adli Tıp Kurumu, H.K.G.’nin, yaşadığı olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu tespit etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ilk duruşma öncesi duruşmanın kapalı yapılmasını ve yayın yasağı kararı alınmasını talep etti.

    YAYIN YASAĞI GETİRİLDİ

    Baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında “Zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı” suçlamasıyla 22 yıl 6 aya kadar, Kadir İstekli hakkında ise “Zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı” ve “cinsel saldırı” suçlamalarıyla 67 yıl 10 ay 15 güne kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Davanın 31 Ocak’ta görülen ilk duruşmasında mahkeme heyeti, duruşmanın basına kapalı devam etmesine ve yayın yasağı getirilmesine karar verdi.

    VERİLEN HAPİS CEZALARI

    Davanın 23 Ekim 2023’de görülen karar duruşmasında, sanık Kadir İstekli hakkında 30 yıl, Yusuf Ziya Gümüşel hakkında 20 yıl ve Fatıma Gümüşel hakkında ise 16 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Kararın ardından H.K.G.’nin avukatı, sanıkların avukatı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın avukatı ile Cumhuriyet Savcısı dosyayı istinafa taşıdı.

    KARAR İSTİNAFTA BOZULDU

    Dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, Kadir İstekli’nin 2004-2013 yılları arası için “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, 2020 yılı için “Eşe karşı nitelikli cinsel saldırı” suçlarından cezalandırılması gerekirken, tek bir suçtan ceza verildiğini belirtti. H.K.G.’nin annesi Fatıma Gümüşel ve babası Yusuf Ziya Gümüşel hakkında verilen hapis cezalarında da anne ve baba olmaları nedeniyle yasa gereğince artırım yapılması gerektiği belirtilerek, kararın usul ve esas yönünden bozulmasına karar verildi.

    Davanın 16 Temmuz’da görülecek üçüncü duruşmasında kararın verilmesi bekleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sosyal Hizmetler’e bağlı çocuk evinde kalan kız çocuğuna cinsel istismar

    Sosyal Hizmetler’e bağlı çocuk evinde kalan kız çocuğuna cinsel istismar

    Zonguldak’ta Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk Evi’nde kalan 14 yaşındaki kız çocuğa cinsel istismarda bulunan İl Müdürlüğü çalışanı Tugay A. tutuklandı.

    Zonguldak’ta Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk Evi’nde kalan S.E.Z., kurum çalışanı 23 yaşındaki Tugay A.’nın kendisini evine götürüp, cinsel istismarda bulunduğunu görevlilere anlattı. Tugay A.’nın kimseye söylememesi için baskı yaptığını söyleyen S.E.Z.’nin pedagog eşliğinde ifadesi alındı. Olay ile ilgili soruşturma başlatılırken, gözaltına alınan Tugay A. tutuklandı.

    BAKANLIK HABERLERE ERİŞİM ENGELİ İSTEDİ

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, cinsel istismara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Yapılan açıklamada, S.E.Z. ile ilgili haberlere erişim engeli talebinde bulunulduğu belirtilerek şöyle denildi:

    “Zonguldak İl Müdürlüğümüze Bağlı Gül Çocuk Evi’nde koruma ve bakım altında bulunan S.E.Z., 25 Mayıs’ta sosyal medyadan tanıştığı T.A. tarafından cinsel istismara uğradığını belirtmiştir. T.A. hakkında ivedilikle suç duyurusunda bulunulmuş, il müdürlüğündeki görevinden uzaklaştırılmıştır. Tutuklanarak cezaevine gönderilen T.A. ile ilgili işlemler savcılık tarafından yürütülmektedir. S.E.Z.’ye yönelik mesleki çalışmalar yürütülmekte olup psikososyal destek hizmeti sağlanmaktadır. Buna ek olarak S.E.Z.’nin ihtiyaç duyacağı sosyal hizmet modelleri tekrar planlanmıştır. Mağdur S.E.Z.’nin unutulma hakkının çiğnenmemesi için basında yer almış haberlere erişim yasağı getirilmesi için Bakanlığımız tarafından Sulh Ceza Hakimliği’ne talepte bulunulmuştur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

  • Mardin’de 16 yaşındaki Suriyeli çocuğa cinsel saldırı

    Mardin’de 16 yaşındaki Suriyeli çocuğa cinsel saldırı

    PİRHA- Artuklu ilçesinde 16 yaşındaki Suriyeli kız çocuğu kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişilerin cinsel saldırısına maruz kaldı.

    Mardin’in Artuklu ilçesi Kayacan Mahallesi’nde 16 yaşındaki Suriyeli bir kız çocuğu tecavüze uğradı. Sabah saatlerinde çocuğu kanlar içinde bulan çevredekiler,  polise haber verdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Çocuk, tecavüze uğradığını söylerken, tedavisi için ambulansla Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.

    Tecavüz olayının Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmesi üzerine soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında çocuk, Çocuk İzlem Merkezi’ne (ÇİM) götürüldü. Çocuğun ailesi de ifadelerine başvurulmak üzere emniyete götürüldü.

    Cinsel saldırıyla ilgili inceleme devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kreşteki çocuklara şiddet uygulayan müdür tutuklandı

    Kreşteki çocuklara şiddet uygulayan müdür tutuklandı

    PİRHA- Antalya’nın Finike ilçesinde iki çocuğu darp eden kreş müdürü tutuklandı.

    Antalya’da iki çocuğu darbetmesi güvenlik kamerasınca kaydedilen kreş müdürü tutuklandı.

    Kum Mahallesi’nde 14 Mayıs’ta jandarmaya başvuran baba S.C.A, aynı mahallede bulunan özel gündüz bakımevine giden kızı İ.A’nın, kreş müdürü Ö.Ü. (46) tarafından darbedildiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Finike Devlet Hastanesi’nde yapılan muayene neticesinde İ.A’ya basit tıbbi müdahale ile giderilebilir darp raporu verildi.

    Finike Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla Finike Merkez Karakol Komutanlığının yürüttüğü çalışma sonucunda, doktor raporu, tanık beyanları ve kamera görüntüleri dikkate alınarak kreş müdürü Ö.Ü. gözaltına alındı.

    Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Depremle sarsılan Adıyaman’da 4 gün çocuk festivali yapılacak-VİDEO

    Depremle sarsılan Adıyaman’da 4 gün çocuk festivali yapılacak-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depreminde ağır hasar alan Adıyaman’da çocuklar için şölen yapılacak. Adıyaman Eğitim Sen Şubesi Eş Başkanı Zeynal Polat, 21-25 Nisan günleri arasında yapılacak olan çocuk şöleni için katılım çağrısında bulundu.

    6 Şubat depreminde ağır hasar alan Adıyaman’da 21-25 Nisan günleri arasında KESK konteyner alanında çocuk şöleni yapılacak.

    Eğitim Sen, Mordem Sanat Merkezi, Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA) Çocuk Hakları Merkezi tarafından düzenlenen şölen, 4 gün sürecek. Şölende sanat atölyeleri, uçurtma şenlikleri, tiyatro ve film gösterimi olacak. Uçurtma şenliği ise Ali Dağ mesire alanında yapılacak.

    Eğitim Sen Adıyaman Şubesi Eş Başkanı Zeynal Polat, hem Eğitim Sen hem de Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Platformu Şubeler Platformu adına bir açıklama yaparak tüm çocukları 21-25 Nisan’da gerçekleştirilecek festivale davet etti.

    Polat, “Çocukların depremde yaşadıkları travmatik olayları daha rahat atlatabilmeleri, hem normalleşmeleri hem de çocuklara dair bir çalışma yürütebilmek amacıyla tüm çocukları festivalimize bekleriz” dedi.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • ‘ÇEDES ile çocuklar mobbinge maruz kalıyor, öğretmenler baskı altında’-VİDEO

    ‘ÇEDES ile çocuklar mobbinge maruz kalıyor, öğretmenler baskı altında’-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede, eğitimde dinselleşmenin artış göstermesini ve ÇEDES kapsamında çocukların camiye götürülmesini eleştirerek, “Çocuklar ÇEDES kapsamında camiye götürülüyor, gitmek istemeyen çocuklar ayrımcılığa maruz kalma endişesi yaşıyor. Bu gibi projeler kültürler, inançlar ve kimlikler arasındaki eşitlik mesafesini derinleştiriyor, kesinlikle karşıyız” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ öncelenerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesi, eğitimin daha da dinselleştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi. Öğrencilerin adeta Diyanet’e tesliminin önünü açan proje kapsamında çocuklar camilere götürülerek, dini  bilgiler veriliyor.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı ve Baba Mansur Ocağı’ndan Erdoğan Sevin Dede, dinselleşen eğitime ve bunun Alevileri nasıl etkileyeceğine dair PİRHA’ya konuştu.

    “ÇOCUKLAR ZORLA CAMİLERE GÖTÜRÜLÜYOR”

    Erdoğan Sevin, ÇEDES kapsamında hiçbir pedagojik eğitimi, bilgisi olmayan vaizler veya imamlar tarafından çocuklara değerler adı altında bir takım dini bilgiler verildiğine dikkat çekti.
    Çocukların okullardan alınıp camilere götürüldüğünü, gitmek istemeyen çocukların mobbinge maruz kaldığını belirten Sevin, “Oraya gitmek istemeyen çocuklar var, adeta bir mobbing uygulanıyor notları kırılır veya ayrımcılığa uğrar diye. Öğretmenler de baskı altında. Çocukları göndermiyorum diyemiyor, dediklerinde haklarında soruşturma başlatılıyor. Bu uygulama ülkeye bir yarar getirmez. Oraya giden imam ne öğretebilecek çocuklara? Mezar maketini koyuyorlar, cenaze duasını öğretiyorlar. Bırakın bunu aileler öğretsin. Kesinlikle karşıyız” dedi.

    ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI

    ÇEDES ve benzeri asimilasyon aygıtlarıyla Sünni fikriyatın dayatılmak istendiğini, bunun da insanlar arasında ayrışmaya neden olacağına işaret eden Sevin, Alevi kurumlarına çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “ÇEDES gibi projeler kültürler, inançlar ve kimlikler arasındaki mesafeyi genişletir. Aleviler olarak ülkenin huzuruna katkı sağlayacak her türlü işin yanındayız ama ÇEDES gibi programlarla öğrencilerimizi bölmek, inançlarımızı, kimliklerimizi bölmek gibi bir yolla ülkenin birliği sağlanamaz.

    Aleviler ülkenin laiklik çimentosudur. Bugün Cumhuriyet değerlerini, laiklik ilkesini en iyi benimseyen kesim Alevilerdir. Birbirimizi ayrıştırmak yerine birbirimizle gönül köprüsü kurmak zorundayız. Bu konuda Alevi kurum ve örgütlerinin daha duyarlı olması, bu projeye karşı kendisini göstermesi gerekir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

  • Camide 11 yıl boyunca çocuğa tecavüz eden imam tutuklandı

    Camide 11 yıl boyunca çocuğa tecavüz eden imam tutuklandı

    Adana’da bulunan Ahmet Yesevi Camisi’nin imamı M.A, 11 yıl boyunca camideki Kuran kursuna gelen bir çocuğa tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı.

    Türkiye’de istismar haberlerine bir yenisi daha eklendi.

    Adana’nın Kozan ilçesinde bulunan Ahmet Yesevi Camisi imamı M.A, 11 yıl boyunca camideki Kuran kursuna gelen bir çocuğa tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı.

    Mağdur Ç.K, ocak ayında Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifadesinde 11 yıl boyunca yaşadığı istismarın ayrıntılarını anlattı.

    Sözcü’de yer alan habere göre, Kuran kursuna başladıktan sonra cami imamı M.A’nın kendisine dürüm ısmarladığını anlatan mağdur Ç.K, “Beni kandırarak imam odasına götürdü. Kendisine masaj yapmamı istedi. Bana ‘Avratlardan daha gönüllüsün’ dedi. Sonrasında eğilmemi istedi” diye ifade verdi.

    ODASINDA TECAVÜZ ETTİ

    İstismar yıllarca imam odasında yaşandığını söyleyen Ç.K, “Beni ‘Seni kameraya çektim. Her gün buraya gelmezsen bu videoyu yayarım’ diyerek tehdit etti. Ben de korktuğum için her gün sabah 9.00’dan yatsı namazına kadar camide oluyordum” dedi.

    “İSTİSMAR ETTİĞİ GÜNLER BELLİYDİ”

    Yıllarca camii imamı M.A, tarafından istismara maruz kaldığını anlatan Ç.K, imam M.A’nın kendisine “Seni seviyorum, canımsın” dediğini anlatırken istismarın her salı ve cumartesi günleri yatsı namazından sonra yaşandığını belirtti.

    Ç.K ayrıca ifadesinde, imam M.A’ya masaj yaparken cinsel içerikli filmler açıp izlettiğini de söyledi.

    GÖRÜNTÜLERİ YAYMAKLA TEHDİT

    İlk istismar olayı yaşandığında 9 yaşında olduğunu anlatan Ç.K, imam M.A’ya istemediğini defalarca söylediğini fakat “Görüntülerini yayar seni rezil ederim” tehdidi nedeniyle korkttuğunu anlattı.

    Her cinsel istismar olayından sonra odanın temizliğini kendisinin yaptığını anlatan Ç.K, “Rezil olmaktan korktuğum için her şeyi yapıyordum” dediği ifadesinde, imam M.A’nın istismarının ardından kendisinden “Gücüm yerine gelsin” diyerek kola ve baklava istediğini belirtti.

    ARALIK 2022’YE KADAR DEVAM ETTİ

    İstismarın 2022’nin Aralık ayına kadar devam ettiğini anlatan Ç.K, babasının rezil olmaktan korktuğu için şikayet etmek istemediğini de ifadesinde belirtti.

    İMAM ÖNCE İNKAR ETTİ, SONRA ÖZÜR DİLEDİ

    Olayın akrabaları tarafından duyulmasının ardından istismar sanığı imam M.A’nın çağrıldığını anlatan Ç.K, “Önce yaptıklarını inkar etti sonra kabul etti. Yakınlarım, benden uzak durmasını istedi” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye Komünist Hareketi: Çocuk istismarcısının cesaret aldığı yer Ensar Vakfı’dır!

    Türkiye Komünist Hareketi: Çocuk istismarcısının cesaret aldığı yer Ensar Vakfı’dır!

    PİRHA – Türkiye Komünist Hareketi (THK), Metin Şenay adlı şahıs tarafından Bağcılar’da çocuklara 10 yılı aşkın süredir cinsel istismarda bulunduğunun öğrenilmesi üzerine eylem yaptı. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “Memleketin herhangi bir noktasından bir daha çocuklarımızla ilgili böyle bir olay duymamak, işitmemek için, faillere cesaret veren gerici zihniyetle mücadele edeceğiz” denildi.

    60 yaşındaki Metin Şenay’ın, yıllarca 12 yaşından küçük çocuklara, sucu dükkanının arka tarafına yaptığı ses yalıtımlı odada cinsel saldırıda bulunduğu ortaya çıktı. Şahıs hakkında yüzlerce yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Sanık, 7 Mayıs’ta hâkim karşısına çıkacak.

    Yaşanan çocuk istismarıyla ilgili Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Bağcılar ilçe örgütü basın açıklaması yaptı.

    “GERİCİ ZİHNİYETLE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Okunan basın metnini TKH adına Bağcılar Belediye Başkan adayı Barış Doğan okudu. Doğan, “Bu memleketin çocuklarına aydınlık bir gelecek borcumuz var” vurgusunu yaparak şunları söyledi:

    “Failin cesareti nereden aldığı açıktır; cesaret aldığı yer gericiliktir, adaletsizliktir. Cesaret aldığı yer Ensar Vakfı’dır. Bir bakanın çıkıp çocuk istismarı için, bir kereden bir şey olmaz dediği bir noktada bu karanlık sapkın zihniyetin yaptıklarını kendilerine hak görmesi dokunulmaz olduğunu sanması başlıyor. Bağcılar’dan, mahallemizden, memleketin herhangi bir noktasından bir daha çocuklarımızla ilgili böyle bir olay duymamak işitmemek için, faillere cesaret veren gerici zihniyetle mücadele edeceğiz.

    Yenimahalle’de bir esnaf, çocuklara 10 yıl boyunca periyodik cinsel saldırıda bulunuyor, tespit edilemiyor. Hatta öyle ki 2009 yılında yine aynı suçtan delil yetersizliği ile serbest bırakılıyor. Failin cesareti nereden aldığı açıktır; cesaret aldığı yer gericiliktir, adaletsizliktir. Cesaret aldığı yer Ensar Vakfı’dır. Bir bakanın çıkıp çocuk istismarı için, bir kereden bir şey olmaz dediği bir noktada bu karanlık sapkın zihniyetin yaptıklarını kendilerine hak görmesi dokunulmaz olduğunu sanması başlıyor. Türkiye Komünist Hareketi olarak bugün buradan sesleniyoruz; Bağcılardan, mahallemizden, memleketin herhangi bir noktasından bir daha çocuklarımızla ilgili böyle bir olay duymamak işitmemek için, faillere cesaret veren gerici zihniyetle mücadele edeceğiz.

    “LAİK BİR ÜLKEYİ BİRLİKTE KURACAĞIZ”

    Sevgili dostlar, bizim bu memleketin çocuklarına aydınlık bir gelecek borcumuz var. Bu karanlığın yaşatıldığı çocuklara güzel bir gelecek borcumuz var. Bu borcu ödemek için mahallemizden başlayarak tüm memlekette laiklik mücadelesini yükselteceğiz. Aydınlık bir yarında laik bir memlekette kimsenin buna cüret edemeyeceğini biliyoruz. Biliyoruz dostlar, laiklik özgürlüktür. En çok da çocuklarımızın parklarda sokaklarda istedikleri gibi korkusuz gezebilme özgürlüğüdür.

    Biz komünistler uzun yıllardır bu mahallede Bağcılar’ın sokaklarında bu mücadeleyi veriyoruz, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz. Çocuklarımız için kazanacağız, geleceğimiz için kazanacağız. Sokaklarında korkmadan gezdiğimiz eşit, laik bir ülkeyi birlikte mücadele ederek kuracağız. Burada yaşanan bu kabul edilemez olayı bir kez daha kınıyoruz. Failin 10 yıl bu suçu işlemesinde boşluk bırakılan her noktanın aydınlatılmasını, sorumluların da faille birlikte yargılanmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız”

    “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız”

     

    PİRHA- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, ‘Çocuk İstismarını Aklatmayacağız Hesap Soracağız’ sloganıyla Bağcılar Meydanı’nda buluştu. Burada konuşan Platform sekreteri Fidan Ataselim, “çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, ‘Çocuk İstismarını Aklatmayacağız Hesap Soracağız’ sloganıyla Bağcılar Meydanı’nda buluştu.

    “Çocuk istismarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edecek ve adaletin peşini bırakmayacağız mesajı verilen buluşmada, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim bir konuşma yaptı.

    “ÇOCUKLAR SUSMAZ SEN DE SUSMA!”

    Yıllardır çocukların istismardan uzak gülüp oynadıkları aydınlık bir gelecek için mücadele ettiklerini belirten Ataselim, “Kadınlar yaşasın, kadın cinayetleri önlenebilir diyerek mücadele ediyoruz. Hayvanlar eziyet çekmeyebilir, bizler gibi eşit özgür yaşayabilir diyoruz. Bunun için bütünsel politikalar ileri sürülmesi gerekir” dedi.

    Bağcılar halkına geçmiş olsun dileklerini ileten Ataselim, yaşanan istismar olayıyla ilgili tepkisini şöyle dile getirdi:

    “Geçmiş olsun ve son olsun bu istismarlar artık. Geçmiş olsun ve geçsin bu ihmalkarlıklar artık. Geçmiş olsun ve sorumluluğu bulunanlar, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirsinler artık. Çocuk koruma kanunu, Lanzarote Sözleşmesi etkin uygulansın artık. Klasik bir slogan vardır, hani denir ya: ‘Çocukların çıkaramadığı ses olalım.’ Ben bugün tam tersini söyleyeceğim size. 2009 nere, 2024 nere! 2009’da Metin Şenay şikayet edilmiş. Ne olmuş: yargılama yapılmış, ceza almış, yargıtaydan dosya geri dönmüş. Niye? Delil yetersizliği demişler. Bu çocuklar daha ne yapsın? Bu çocuklar daha nasıl seslerini çıkarsın? Bu insanlar, bu halk daha ne yapsın?

    “ÇOCUKLARI DUYALIM, ÇIKARTTIKLARI SESİ DUYALIM”

    Karakola gidiyor, dava açıyor, savcılığa gidiyor. Daha ne yapalım biz? Ama kimlerin ne yapmadığını biliyoruz. Yargının nasıl işlemediğini görüyoruz. Bu yüzden bugün ben, çocukların çıkaramadığı ses olalım demiyorum. Çocukları duyalım, çıkarttıkları sesi duyalım, çocukların davranışlarını görelim. Çocuklarla, kendi çocuklarımızla aramıza büyük büyük duvarlar örmeyelim ki, çocuklar kendilerini bize anlatabilsinler, anlatıyorlar da. Anlattıkları zaman inanmamazlık etmeyelim, kendi çocuklarımıza güvenmemezlik etmeyelim. Etmediğinizi biliyorum. O yüzden siz suçlu değilsiniz.

    “KONUNUN ÜZERİNE GİDİLSEYDİ BU KADAR ÇOCUK İSTİRMARA UĞRAMAYACAKTI”

    Bu yaşanan olayda, 2009 yılından 2023 yılına, yıllar geçmiş, onlarca çocuğun istismarından bahsediyoruz. Elbette ihmali bulunanları söyleyeceğim. Kimin suçu vardı burada söyleyeceğim. O ilk suç duyurusunda bulunulduğunda konunun üzerine gidilseydi, yeterli araştırma yapılsaydı, istismarcı adam bulunamaz mıydı soruyorum size. Açığa çıkamaz mıydı bunca istismar? Bu kadar çocuk boşuna istismara uğradı. Uğramayabilirdi, bunun önüne geçilebilirdi. Bütün deliller toplanabilirdi. Bütün delilleri toplamayan kolluk sorumludur bu süreçte! Bir delil yetersizliğinden bahsediliyorsa eğer, o delilleri soruşturacak savcılardır sorumlu olan! Bir dava başladıysa eğer, hak ettiği cezayı vermeyenler, delil yok diyerek üzerini kapatan yargı mensuplarıdır, hakimlerdir, Yargıtay’dır sorumlu olan! Ve her seferinde ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen siyasi iktidar da sorumludur bu olanlardan.”

     

    “İHTİYACIMIZ OLAN TEK ŞEY YETKİLİLERİN YÜKÜMLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMESİ”

    İstismara uğramış çok sayıda çocuk bulunduğunu ve bunların sayılarının bilinmediğini ifade eden Ataselim, “Belki kendi çocuklarımız da istismara uğramış olabilir. Nice çocuğun o odada duvarda ismi var. Bunları bugün görüyoruz, duyuyoruz. Daha önce görülebilirdi, duyulabilirdi. Bir şey daha eklemek istiyorum. Aile Bakanlığı bir açıklama yaptı ve diyor ki, bir çocuğun koruma altına alındığını söylüyor, diğer iki çocukla ilgili ne yapıldığını bilmiyoruz. Ve tüm bu süreç içerisinde bakanlığın neler yaptığınıysa hiç bilmiyoruz. Ne yaptınız Aile Bakanlığı, soruyorum buradan ne yaptınız? Bu çocuklar niye istismara uğradı? Bakanlığın açıklamasındaki cümlelerin ne anlama geldiğini biz çok iyi biliyoruz mücadelemizden. O cümlelerden birinde şunu söylüyor: ‘Soruşturma aşaması davaya döndüğü zaman, biz de bakanlık olarak müdahil olduk. En ağır cezanın verilmesi için müdahiliz.’ Bazı hukuksal kavramlarla, cümlelerle sorumluluğunuzun üstünü örtemezsiniz. Sadece Aile Bakanlığı da değil, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı neredesiniz? Bizim ihtiyacımız olan şey, yetkililerin yükümlülüklerini yerine getirmesi, çocukların üstün yararı gözetilerek istismara uğramayacakları bir hayat ortaya koymak” değerlendirmesinde bulundu.

    “MÜDAHİL OLMAK DEMEK TARAF OLMAK DEMEKTİR”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Müdahilliğin de en iyi örneğini biz gösteriyoruz. Bir istismar şüphesi ortaya çıktığı zaman, ailelerle birlikte o delilleri toplamaktan tutun da savcının istemediği raporları istemeye kadar. Hangi istismara uğramış çocuğun ailesini dinlediniz bakanlıklar, soruyorum size. Müdahil olmak demek taraf olmak demektir. Yaşamaya taraf olun kadınlar için, çocuklar için, tüm canlılar için. Elimizde imkan olmamasına rağmen biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Tek imkanımız ve gücümüz eşit özgür yaşayacağımıza olan inancımız, politik örgütlülüğümüz. Buradaki kadınlar bizim tek gücümüz! Sizin yetkiniz var, polisiniz var, yasanız var, yargınız var, her şeyiniz var! Her gün bütün ekranlarda, meydanlarda konuşma hakkınız var. Biz bu imkansızlıklarla nice kadın cinayetini durdurabiliyorsak eğer, nice istismarcıyı, faili açığa çıkartabiliyorsak, sadece davanın açılmasını beklemeden şüpheli kadın ölümlerinde gerçekleri açığa çıkartabiliyorsak, siz bakanlık olarak çok daha fazlasını yapabilirsiniz.  Yapmadınız, yapmıyorsunuz! İstismara uğrayan her bir çocuk için suçlusunuz! Ve sizler de yargılanacaksınız! Bunca yıldır her kimin ihmali varsa hepsini birer birer bizler açığa çıkaracağız. Her bir çocuğun hesabını soracağız. “

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Avrupa’dan gelen heyet depremzede çocukların resim sergisini ziyaret etti-VİDEO

    Avrupa’dan gelen heyet depremzede çocukların resim sergisini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-Uluslararası kuruluş olan IPPNW Adıyaman’da depremzede çocukların resim sergisini ziyaret etti. Kuruluş depremin ardından yaşanan sorunları dinleyerek rapor aldı.

    Adıyaman’da Rengarenk Derneği ve Çocuk Çalışmaları Derneği (Çocukça) depremzede çocuklar için kurulan konteynerlerde yapılan resimleri sergiledi. Sergiyi Almanya’dan gelen Nükleer Savaş Karşıtı Uluslararası Hekimler Birliği (IPPNW) de ziyaret etti. Burada çocukların çizdikleri resimleri gözlemleyen heyet çocukların depremden bu yana yaşadıkları sorunları ve ihtiyaçları hakkında bilgi aldı. Deprem bölgelerindeki ihlalleri, sorunları dinleyen heyet yetkilileri kayıt altına alınan bu bilgileri uluslararası alanda gerekli kurumlara ve kişilere aktarılacağını belirtti.

    Çocukların bulunduğu konteyner alandan ayrılan heyet daha sonra Adıyaman Tabipler Odası Birliğine (TTB) uğrayarak şube yönetimini ziyaret etti. Tabipler Birliği adına konuşan Adıyaman TTB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Tosun, depremde yaptıkları çalışmalara yönelik  bilgi verdi. Tosun, Adıyaman’daki depremin ardından yaşanan sorunları belirterek o süreçte yaşanılan hak ihlallerini aktardı.

    PİRHA-ADIYAMAN

     

  • Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla dört yılda 52 binden fazla kişi yargılandı

    Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla dört yılda 52 binden fazla kişi yargılandı

    PİRHA- Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre dört yılda 52 binden fazla kişi “Cumhurbaşkanlığına hakaret” iddiasıyla yargılandı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 10 Mart’ta İzmir Gündoğdu Meydanı’nda düzenlediği mitingde kullandığı “Hiç çekinmeyin yüzümüze hakikatleri haykırın. Haykırın ki hatamızı görüp kendimizi düzeltelim” ifadeleri tepki çekti.

    Birgün’den Mustafa Bildircin’in Adalet Bakanlığı verileriyle hazırladığı haberine göre, 2019-2022 döneminde on binlerce kişi, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla yargılandı.

    2018 yılında gerçekleştirilen referandum ile geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ardından çok sayıda kişi, TCK’nin 299 ve 301’inci maddeleri uyarınca soruşturma geçirdi. TCK’de, “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenen ve “İfade özgürlüğünün önündeki en büyük engel” olarak değerlendirilen 299 ve 301’inci maddeleri, adeta iktidarın muhalifleri cezalandırma aracına dönüştürüldü.

    SADECE 2022’DE 7 BİN 712 KİŞİ YARGILANDI

    Ceza mahkemelerinde hemen her yıl binlerce kişi, “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle hakim karşısına çıkarılırken sanık sayısı 2022 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile geçilen yılların en yüksek seviyesinde gerçekleşti. Buna göre, TCK’nin 299 ve 301’inci maddeleri kapsamında ceza mahkemelerinde yalnızca 2022 yılında 7 bin 600 dosya açıldı. Dosyalardaki sanık sayısı ise 7 bin 712 ile ifade edildi.

    TCK 299 ve 301’inci maddeleri kapsamında yargılanan kişi sayısında yıllar itibarıyla dikkati çeken bir artış da yaşandı. Cumhurbaşkanına hakaret ettiği ya da hükümeti aşağıladığı gerekçesiyle 2019 yılında 13 bin 731 kişi hakim karşısına çıkarılırken bu sayı 2020-2022 döneminde yıllara göre şöyle sıralandı:

    • 2020: 9 bin 560

    • 2021: 12 bin 304

    • 2022: 16 bin 753

    ÇOCUKLAR DA YARGILANIYOR

    TCK 299 ve 301’inci maddeleri kapsamında yapılan yargılamalar ile 18 yaşın altındaki çok sayıda çocuk da hakim karşısına çıkarılıyor. Yalnızca 2022 yılında, TCK 299 ve 301’inci maddeleri de kapsayan, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Devletin egemenlik alametlerini aşağılama”, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçundan hakkında dava açılan çocuk sayısı 75’e ulaşıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mazgirt’te çocuğa cinsel istismar sanığı yeniden yargılandı

    Mazgirt’te çocuğa cinsel istismar sanığı yeniden yargılandı

    PİRHA- Mazgirt’in bir köyünde 4 yıl önce, 6 yaşındayken dayısı Onur Tunç’un cinsel istismarına maruz kalan R.O. davasında, Tunceli 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği cezanın istinaf mahkemesi tarafından bozulması üzerine yeniden yargılandı. Duruşma 19 Ocak’a ertelendi.

    Mazgirt’in bir köyünde 4 yıl önce, 6 yaşındayken dayısı Onur Tunç’un cinsel istismarına maruz kalan R.O. davasında, Tunceli 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması’ sebebiyle Onur Tunç hakkında verdiği 6 yıl 3 aylık ceza, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulmuş ve sanığın yeniden yargılanmasına karar verilmişti. Yargılamanın ilk duruşması bugün Tunceli 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme 19 Ocak’a ertelendi.

    Bugün yapılan ilk duruşmada tutuksuz yargılanan sanık Onur Tunç ve iki tarafın avukatları mahkeme salonunda hazır bulunurken, şikayetçi taraf ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle katıldı.

    SANIK ONUR TUNÇ: İFTİRAYA MARUZ KALDIM

    Savunmasında, iftiraya maruz kaldığını ve öz yeğenine karşı böyle bir suçu asla işleyemeyeceğini savunan sanık Onur Tunç, “Öleceğimi bilsem kendi yeğenime bunu yapmam. Çocukların halasının yönlendirmesinden dolayı iftiraya maruz kaldım. Hala, ablamla husumetli. Kendi çocuğu olmuyor, ablamın çocuklarını elinden almak için bana bunu yaptı. Karara itiraz ediyorum, beraatimi talep ediyorum” dedi.

    SANIK AVUKATI: ÇOCUĞUN BEYANLARI ÇELİŞKİLİDİR

    Tunç’un söylediklerini tekrarlayarak aile içindeki husumetten kaynaklı olarak müvekkiline iftira atıldığını ifade eden sanık avukatı Ceyhun Demir, “Mahkemede ve soruşturmada çocuktan alınan beyanlar çelişkilidir. Müvekkilin yeğenine karşı böyle bir suç işlemesi söz konusu değildir. Ne yazık ki çocuk buna alet edilmiştir. Adli tıp raporlarına dayanarak bu suçun sabit olduğundan söz etmek söz konusu değildir. Somut ve yeterli delil olmadığından müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyoruz” dedi.

    MAĞDUR AVUKATI: MAĞDURUN BEYANLARININ BİREBİR OLMASI YETERLİ GÖRÜLMELİDİR

    Üst mahkemenin bozma kararında her ne kadar mağdur beyanlarına itibar edilmemesi yönünde bir gerekçe sunulmuş ise de bu tür dosyalarda mağdurun beyanlarının ana hatlarıyla benzer olmasının yeterli görülmesi gerektiğini söyleyen mağdur avukatı Anıl Polat, “Mağdur olay tarihinde 6 yaşında, yargılama başladığında ise 8 yaşındadır. Bu süreçte mağdurun beyanlarının birebir olması yeterli görülmelidir. İddia edilen husumet var ise de husumet mağdurun ailesi ve halası arasında olabilir çocuğu ilgilendiren herhangi bir şey yoktur. Hala bir husumette olsa dayıyı değil babayı suçlardı. Biz istinaf kararına uyulmayarak sanık hakkında önceki gibi karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme salonuna SEGBİS üzerinden bağlanan hala Hediye Ordukaya ise, “Ben böyle bir iftirayı Onur Tunç’a neden atayım? Çocukları aldığımdan beridir Ankara Üniversitesi’nde tedavi görüyorlar. Doktorların da görüşleri bu şekilde. Çocuğun davranışları, geceleri uykusuz kalması, altına kaçırması gibi durumlardan sonra doktorlar da şikayetçi oldu. Bu kişinin cezalandırılmasını talep ediyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti duruşmayı 19 Ocak’a erteledi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Yeğenini Istismar Eden Sanığın Cezası Bozuldu, Duruşma Yarın

     

  • Tarikatta çocuğa istismar davası öncesi kadınlardan adliye önünde açıklama-VİDEO

    Tarikatta çocuğa istismar davası öncesi kadınlardan adliye önünde açıklama-VİDEO

    PİRHA – Tarikatta çocuk istismarı davasının 7. duruşması görülüyor. Duruşma öncesi kadınlar adliye önünde açıklama yaptı. Davanın peşini bırakmayacaklarını belirten kadınlar, tarikat karanlığına karşı tek çarenin örgütlü kadın mücadelesi olduğunu vurguladılar. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Fidan Ataselim, “Tüm kadınlara sesleniyorum. Korkmayın çare biziz, bizim örgütlü mücadelemizdir. Bu toplumun realitesi var” dedi.

    Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G’yi 6 yaşındayken 29 yaşındaki müridi Kadir İstekli ile evlendirme başlığı altında cinsel istismara maruz bırakmasına ilişkin yürütülen davanın 7. duruşması Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Kararın çıkması beklenen duruşma öncesi kadınlar Anadolu Adliyesi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya EMEP’li kadınlar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadınlar Birlikte Güçlü, Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi kadınlar ve Sol Feminist Hareket katıldı.

    “GERİCİ KARANLIĞA TESLİM EDİLMEK İSTENEN TÜM KADINLAR İÇİN BURADAYIZ”

    İlk olarak EMEP’li Kadınlar adına Hazan İlik konuştu. İlik, “Bu ülkenin gerici karanlığa teslim edilmek istenen tüm kadınlar için buradayız. Bu ülkede iktidar mahalle aralarından üniversite kampüslerine kadar örgütleniyor. Bir kere daha söylüyoruz izin vermeyeceğiz. Karanlığın karşısında dikilecek kadınlar var ve hiçbir yere gitmiyoruz” dedi.

    “YİNE BURADAYIZ, PEŞİNİ BIRAKMIYORUZ, BIRAKMAYACAĞIZ”

    TİP’li kadınlar adına konuşan Filiz Yaprak ise şunları söyledi:

    “Davada bugün karar bekleniyor. Kapalı kapılar ardında çocukları, kadınları istismar eden ve toplumun her bir alanını bu zihniyet ile inşa etme gafletiyle tutuşanlar şimdi de faillerin cezalandırılması için yürütülen yargılamayı kapalı kapılar arkasında ilerletiyor. Duruşmaya dahil olmak isteyen kadın örgütlerinin bu talepleri reddedildi ve Aile Bakanlığı davaya müdahil olmasına rağmen şimdiye dek herhangi bir beyanda dahi bulunmadı. Mahkeme hiçbir hukuki dayanağı olmamasına rağmen davayı yani ceza vermeyi sürekli erteledi. Biz ise her duruşma günü olduğu gibi yine buradayız, peşini bırakmıyoruz, bırakmayacağız.”

    “KORKMAYIN ÇARE BİZİZ, BİZİM ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ”

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim de yaptığı konuşmada, “Dava kapalı görüldüğü gibi karar da erteleniyor. Neye karar verilemiyor anlamış değiliz. Bir kadın yıllarca başvuru yaptığı her yetkili yerde kapılar yüzüne kapatılmış. Herkesin tabii ki savunma hakkı var. Ama unutulmasın ki bu davanın bütün tanıkları bu dava için mücadele eden kadınlardır. Buradan çıkacak kararın peşindeyiz. Bu ülkede istismarcısı ile karşı karşıya gelecek diye bir çocuk dava öncesi kalp krizi geçirdi. Bu mahkemelerden çıkan kararlar ile elbette alakalıdır. Biz bu gidişatı durdurabiliriz. Tüm kadınlara sesleniyorum. Korkmayın çare biziz, bizim örgütlü mücadelemizdir. Bu toplumun realitesi var” ifadelerini kullandı.

    “TARİKAT KARANLIĞINA KARŞI YİNE BUGÜN BURADAYIZ”

    Sol Feminist Hareket adına konuşan Sarya Toprak da şunları kaydetti:

    “Hiranur Vakfı’nda 6 yaşında çocuğa gelinlik giydirenlerin, memleketi kuşatan bu tarikat karanlığının yargılandığı bu dava H.K.G’nin mücadelesi, biz kadınların mücadelesiyle başladı. Tarikat karanlığına karşı yine bugün buradayız. Yaşamlarımızdan da, haklarımızdan da vazgeçmiyoruz, demek için buradayız.
    H.K.G,H.Ş.,D.Ş ve bu karanlıkla kuşatılmak istenen tüm kız çocukları, tüm kadınlar için buradayız. Yaşatılan bu cendereye karşı en geniş mücadele cephesini büyütmek için buradayız. Yoksulluğa, eşitsizliğe karşı emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir demek için buradayız. Laiklik mücadelesi yaşamlarımıza sahip çıkmanın mücadelesidir demek için buradayız. Tek bir çocuğun daha bu karanlığı yaşamaması için buradayız. Hiçbir kadın yalnız yürümeyecek. Hiçbir çocuk yalnız büyümeyecek. Yaşasın feminist mücadelemiz.”

    NE OLMUŞTU?

    Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşında kızı H.K.G.‘yi 29 yaşındaki Kadir İstekli ile dini nikahla evlendirdiği iddialarına ilişkin Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Kadir İstekli hakkında “Çocuğun cinsel istismarı” ve “Nitelikli cinsel saldırı” suçlarından 30 yıldan az olmamak, baba Yusuf Ziya Gümüşel ve anne Fatıma Gümüşel hakkında da “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 18 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası istenmişti.

    30 Ocak’ta görülen ilk duruşmada mahkeme heyeti yayın yasağı ve gizlilik kararı getirilmesine karar vermişti.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Av. Bülent Çınar: Sorun büyüyor, Adıyaman şirketlerin insafına terk edilmiş-VİDEO

    Av. Bülent Çınar: Sorun büyüyor, Adıyaman şirketlerin insafına terk edilmiş-VİDEO

    PİRHA- İHD Adıyaman önceki dönem Şube Başkanı Av. Bülent Çınar, iktidarın sosyal devlet anlayışından uzak bir pratik ortaya koyduğunu  ifade ederek, “Hala vatandaşlar nerede ne şekilde kalacağını, hangi konteynerin olmadığını, ev sahibi, hak sahibi olup olmayacağını veya ne zaman ne şekilde olacağını, bunun kaç ay, kaç yılda biteceğini bilememektedir” dedi.

    6 Şubat 2023’te Maraş merkezli meydana gelen depremlerinin en çok etkilediği kentlerin başında gelen Adıyaman’da yaşam yeniden kurulmaya çalışılırken, iktidarın 8 aylık pratiği tepki topluyor.

    Ağır hasarlı binaların kaldırılma işlemleri toz bulutlarına yol açarken, halkın sağlığını da olumsuz etkiliyor. Barınma, eğitim, sağlık alanında sorunlar büyürken, kışın yaklaşması yurttaşlardaki endişeyi arttırıyor.

    “SULARLA İLGİLİ BÜYÜK PROBLEMLERİMİZ VAR

    Önceki dönem İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube Başkanı Avukat Bülent Çınar, depremin üzerinden geçen 7 ayı değerlendirdi.

    6 Şubat depremleri sonrası Adıyaman’da hala sorunların sarmal halinde büyüyerek devam ettiğini aktaran Çınar, “İnsan hakları noktasında da baktığımız zaman yaşama hakkı başta olmak üzere sağlık hakkı, eğitim hakkı, sosyal yaşam hakkı yok sayılıyor, bütün bu ihlaller gittikçe büyüyerek devam ediyor” dedi.

    Deprem sonrasında sosyal devlet anlayışının gereği olarak iktidarın sivil toplum kuruluşları ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte hareket etmesi gerekirken, kurumları yok saydığını vurgulayan Çınar, “Hızlı bir şekilde deprem felaketinden etkilenen yurttaşların sorunlarının daha da büyümemesi için ciddi ve hızlı bir planlama yapılıp sorunların çözümüne doğru gidilmesi gerekirdi. Ancak şu an bu soruların çözümü yerine karmaşık bir durum yaşandığını görüyoruz. Çocuklar, kadınlar, mülteciler ciddi sıkıntılar yaşıyor. Eğitim, sağlık ve barınmada da büyük sorunlar var” şeklinde konuştu.

    “SORUNLAR SARMALI BÜYÜYOR”

    Deprem süreci içerisinde İHD olarak bir raporlama ve saha çalışması yaptıklarını ifade eden Çınar, şunları söyledi:

    “Sahadan mevcut bazı sorunları ve ihlalleri tespit ettik bunu genel merkezimizde de paylaştık. Hala vatandaşlar nerede ne şekilde kalacağını, hangi konteynerin olmadığını, ev sahibi, hak sahibi olup olmayacağını veya ne zaman ne şekilde olacağını, bunun kaç ay, kaç yılda biteceğini bilememektedir. Dolayısıyla su, barınma sorunu, sağlık sorunu bütün bu sorunların üst üste geleceğini ve devam edeceğini görmekteyiz.”

    “ŞİRKETLERİN İNSAFINA BIRAKILMIŞ; İNSAN YOK SAYILIYOR”

    Sosyal devlet anlayışı gereğince hareket etmek yerine şirketlerin insafına bırakılan bir kentin varlığına işaret eden avukat Çınar, “Şirketlerin kendi kar paylarını öncelikli olarak ortaya koyuyorlar. Dolayısıyla kar paylarının öncelikli olduğu durumda insan haklarının ihlalinin de kaçınılmaz olduğunu görmekteyiz. Bunu kabul etmiyoruz. Sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Kamil Murat DEMİR-Cebrail ARSLAN/ADIYAMAN

  • TÜİK: Cinsel istismara maruz kalan çocuk sayısı son 9 yılda yüzde 287 arttı

    TÜİK: Cinsel istismara maruz kalan çocuk sayısı son 9 yılda yüzde 287 arttı

    PİRHA-Türkiye’de elde edilen veriler doğrultusunda cinsel istismara maruz kalan çocuk sayısı 9 yılda yüzde 287 arttı. Verilere göre 2014’te 11 bin 95 olan bu sayı geçen yıl 31 bin 890’a yükseldi.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 2022 yılında 601 bin 754 oldu. Bu olaylarda çocukların 259 bin 106’sı mağdur, 206 bin 853’ü kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla, 100 bin 490’ı bilgisine başvurma amacıyla, 16 bin 499’u hakkında kayıp müracaatı yapılıp daha sonra bulunması sebebiyle, 12 bin 684’ü kabahat işlediği iddiasıyla, 6 bin 122’si ise kalan diğer nedenlerden dolayı emniyete geldi veya getirildi.

    259 BİN 106 ÇOCUK

    Cinsel istismara maruz kalan 259 bin 106 çocuğun, yüzde 89,8’ini suç mağduru, yüzde 10,1’ini takibi gereken olay mağduru çocuklar oluşturdu.

    Suç mağduru olarak gelen veya getirilen 232 bin 739 çocuğun yüzde 13,7’sinin cinsel istismara maruz kalan çocuklar olduğu belirtildi. Geçen yıl çocuk istismarı sayısının 4 bin 151’i erkek, 27 bin 739’u kadın olmak üzere 31 bin 890 olarak kayıtlara geçti ve 9 yılda yaklaşık 3 katına çıktı.

    Çocuk istismarı sayısı 2014’te 11 bin 95, 2015’te 16 bin 258, 2016’da 22 bin 655, 2017’de 23 bin 713, 2018’de 32 bin 759, 2019’da 31 bin 445, 2020’de 18 bin 450, 2021’de 24 bin 432 olarak kayıtlara geçti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de istismar davası; fail çocukları suçladı

    Dersim’de istismar davası; fail çocukları suçladı

    PİRHA-Dersim’de iki çocuğu istismar ettiği suçlamasıyla yargılanan Serdar Yalçınoğlu, duruşmada çocuğu suçladı. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilirken duruşma 31 Ekim 2023 tarihine ertelendi.

    Dersim’in Hozat ilçesinde 9 ve 7 yaşlarındaki iki çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan 44 yaşındaki Serdar Yalçınoğlu’nun yargılandığı davanın duruşması, bugün Tunceli Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    İddiaya göre, 9 yaşındaki çocuğun aile yakını olan Yalçınoğlu, 4 yıl önce çocuğu istismar etti. Çocuğun durumu okuldaki rehber öğretmene anlatmasıyla aile, Yalçınoğlu hakkında şikâyetçi oldu. Bunun üzerine Yalçınoğlu gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemece ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Soruşturma sürerken, şüphelinin aynı yıl çocuğun kuzenine de istismarda bulunduğu öne sürüldü.

    İDDİALAR ÇOCUK TARAFINDAN UYDURULDU

    Konuyla ilgili bugün görülen davada, Yalçınoğlu’nun avukatı Mehmet Sıddık Aydın, çocuğun yalan söylediğini savundu. Aydın, müvekkili Yalçınoğlu’nun telefonundan cinsel içerikler tespit edildiğini ifade etti. Aydın, çocuğun Yalçınoğlu’nun kendisine telefonundan söz konusu içerikleri gösterdiğini söylediğini ancak bunun da çocuk tarafından uydurulduğunu ifade etti.

    “EN YÜKSEK CEZAYI ALMASINI TALEP EDİYORUZ”

    Mahkemede sanığın en yüksek halden ceza almasını talep eden çocuğun avukatı Reyhan Helin Bulut, duruşma sonrası şu bilgileri paylaştı: “Bizler avukatı olarak şunu söylüyoruz, mağdurda akranlarına göre bir mental gerilik söz konusu. Mental geriliği olsa dahi, bunun yalan söylemeye eş değer bir durum olarak kabul edilemeyeceği, bu noktada da tekrardan Adli Tıp Kurumu’ndan rapor aldırılması gerektiği noktasında mahkemenin kararı önemli. Aslında mahkeme çocukların beyanını kabul etti ve bu yönde de karşı tarafın iddiasına karşılık rapor aldırılması gerektiğine karar verdi. Ayrıca adamın telefonundan çıkan cinsel içerikli imaj sonuçlarında da soruşturmanın devam ettiği, aslında çocukların doğruyu söylediği, bunun da bir nevi fiili illiyet bağının kurulduğu noktası da önemli.”

    Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken duruşma 31 Ekim 2023 tarihine ertelendi.

    PİRHA/DERSİM

  • Milletvekili Ali Bozan, Tarsus’ta sulama kanallarında yaşanan ölümlere dikkat çekti-VİDEO

    Milletvekili Ali Bozan, Tarsus’ta sulama kanallarında yaşanan ölümlere dikkat çekti-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Tarsus ilçesinde bulunan sulama kanallarında son bir haftada 3 çocuğun yaşamını yitirmesi üzerine mahalle muhtarlarıyla görüştü, ilgili kurumlara çağrı yaptı ve konuyu soru önergesi vererek meclis gündemine taşıdı.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde bulunan sulama kanallarında son bir haftada 3 çocuk ihmalden dolayı yaşamını yitirdi. Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, konuya dair Gazipaşa, Mithatpaşa ve Bağlar mahalle muhtarlarıyla  bir araya gelerek, sorunun çözümü üzerine  konuştu.

    “KURUMLAR SORUMLULUĞU BİRBİRLERİNİN ÜZERİNE ATMIŞLAR”

    Konuya dair konuşan milletvekili Ali Bozan, 3 çocuğun ihmaller nedeniyle yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek, “Muhtarlar sulama kanallarında gerekli güvenlik önlemleri alınması için tüm resmi kurumlarla görüşmüşler. Kurumlar sorumluk almayarak sorumluluğu birbirinin üzerine atmış. Kanalın hiçbir yerinde uyarı levhası yok. Bu konuşmayı yaptığım sırada ileride çocuklar serinlemek için kanala giriyor. Burada yasal sorumluluk her kimde olursa olsun, DSİ’de de olsa, belediyede de olsa insan yaşamında önemli hiçbir şey yok. Tarsus ilçemizde bulunan sulama kanalları için tüm resmî kurumları göreve çağırıyoruz” dedi.

    Çocukların serinlemek için sulama kanallarına girmesinin önlenmesi için de Milletvekili Bozan, çocuklar için güvenli ve ucuz havuzların yapılması konusunda belediyelere görev düştüğü vurgusunu yaptı.

    Konuyu TBMM’ye taşıyan Bozan, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması için soru önergesi verdi.

    Her yıl bu ihmallerden dolayı can kayıplarının yaşandığı sulama kanallarında ilgili kurumların bir an evvel sorumluluk almaları gerektiğini vurgulayan Bozan, bakanlara şu soruları sordu:

    “- Tarsus’ta yıllardır can kayıplarına neden olmasına rağmen, sulama kanallarına neden herhangi bir uyarı levhası ya da korkuluklar yerleştirilmemektedir?

    – Devlet Su İşleri (DSİ), sulama kanallarında alınması gereken önlemleri hangi gerekçelerle yerine getirmemiştir?

    – En son geçtiğimiz hafta 7 yaşındaki Efrahim Kızıltaş’ın sulama kanalında yaşamını yitirmesinin ardından ihmali olan sorumlular hakkında bir soruşturma başlatılmış mıdır ve başlatılmışsa bu soruşturma ne aşamadadır?

    – Belediyelerin sulama kanalarına ilişkin görev ve sorumlulukları nelerdir? Bu görev ve sorumluluklar kapsamında Bakanlığınızca en son ne zaman denetim gerçekleştirdiniz?

    – Yurttaşların can güvenliğinden sorumlu bakanlık olarak, Tarsus’taki sulama kanallarında daha fazla can kaybı yaşanmaması için gereken önlemleri ne zaman almayı düşünüyorsunuz?”

    PİRHA/MERSİN-ANKARA