PİRHA- Dersim, anlamlı bir kültürel buluşmaya ev sahipliği yaptı. 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı vesilesiyle Gola Çeto Parkı’nda bir araya gelen çocuklar, ana dillerinin zenginliğini sanat ve oyunla harmanlayarak kutladı. Zarok Ma Çocuk Atölyesi ve KESK Bileşenleri tarafından organize edilen etkinlikte, çocukların ana dilleriyle kurdukları bağın güçlendirilmesi hedeflendi.
BOYAMA VE RİTİMLE DİLLENEN ÇOCUKLUK
Etkinlik alanı, çocukların hayal güçlerini yansıttıkları renkli bir atölyeye dönüştü. Kurmancî ve Kirmanckî dillerinde söylenen ezgiler eşliğinde gerçekleştirilen boyama etkinliği, çocuklara dillerini müziğin ve görsel sanatın içinde deneyimleme fırsatı sundu. Boyama atölyesinin ardından düzenlenen ritim çalışması ise parkta coşkulu anlar yaşattı; çocuklar öğrendikleri ritimlerle oyunlarını sergilerken keyifli vakit geçirdi.
“DİL EĞİTİM ALANLARINDA DA YAŞAMALI”
Programın sonunda velilerin de katılımıyla çekilen halaylar, kutlamayı toplumsal bir dayanışma şölenine dönüştürdü. Etkinlikte söz alan Zarok Ma Çocuk Atölyesi’nden Helin Kılıçaslan ve Dersim KESK adına Şahin Karabulut, ortak bir mesajın altını çizdi: Ana dilin sadece kültürel etkinliklerle sınırlı kalmaması, eğitim süreçlerine ve okul sıralarına da dahil edilmesi gerekliliği.
Kılıçaslan yaptığı konuşmada, “Çocukların kendi ana dillerini öğrenmesi, dille buluşması ve bu dille sanat üretmesi bizim için çok kıymetli. Bizler kendi mecralarımızda bu çalışmayı yürütüyoruz ancak bu tür pratiklerin eğitim alanlarında da olması şart,” ifadelerini kullanarak ana dilinde eğitimin önemine dikkat çekti.
Dersim’in doğasıyla bütünleşen Gola Çeto Parkı’ndaki bu etkinlik, çocukların ana dillerine sahip çıkma bilinciyle ve çekilen büyük halayla sona erdi.
PİRHA- Dersim Eğitim-Sen Şubesi, kamu kurumlarının özellikle sosyal medya paylaşımlarında çocuk ve gençleri görünür kılan uygulamalara karşı uyardı. Açıklamada, son dönemde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile başlayan ve kısa sürede diğer kurumlara yayılan bu yaklaşımın, çocukları kurumsal görünürlüğün bir parçası haline getirdiği vurgulandı.
Dersim Eğitim-Sen Şubesi, kamu kurumlarının sosyal medya paylaşımlarında çocukları görünür kılmasına tepki gösterdi. Sendika, bu uygulamaların çocukları kurumsal görünürlüğün aracı haline getirdiğine dikkat çekti.
Açıklamada, sosyal medyada yapılan paylaşımların çocukların özel hayatını ve kişisel verilerini riske attığı vurgulandı. Eğitim-Sen, başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere tüm kurumları bu paylaşımları gözden geçirmeye çağırdı.
“ÇOCUKLARIN YAŞAM KOŞULLARI KAMUSAL TEŞHİRE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR”
Eğitim-Sen tarafından yapılan açıklamada, bakım ve koruma altındaki çocuklarla yapılan etkinlikler, yurt ile okul ziyaretleri ve öğrencilere dağıtılan yardım paketlerinin sosyal medyada paylaşılmasının, çocukların yaşam koşullarının kamusal teşhire dönüştüğüne dikkat çekildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Kamu kurumlarının çocuklarla çalışması zaten görevlerinin bir parçasıdır. Ancak bu çalışmaların çocuklar üzerinden görünür kılınması zorunlu değildir. Bu tür paylaşımlar, çocukları yapılan faaliyetin öznesi olmaktan çıkarıp kurumsal görünürlüğün bir aracına dönüştürmektedir” denildi.
Eğitim-Sen, söz konusu paylaşımlarda çocukların konuşmadığını; konuşanın kurumların kendisi olduğunu belirtti. Paylaşılan fotoğraf ve videoların çoğu zaman tek bir kareden ibaret olduğu, etkinliğin çocuklara gerçekten fayda sağlayıp sağlamadığının bilinmediği ifade edildi.
Sendika, sosyal medyada yüzlerin kısmen gizlenmesinin ya da izin alınmasının çocukların kimliklerini ve yaşam koşullarını dolaylı biçimde ifşa etmeyi engellemediğine de dikkat çekti. Sosyal medyanın kalıcılığına işaret eden Eğitim-Sen, bu içeriklerin gelecekte yaratabileceği olumsuz sonuçların öngörülemez olduğunu vurguladı.
Açıklamanın sonunda ise şu çağrı yapıldı:
“Başta İl Milli Eğitim Müdürlüğü olmak üzere tüm kamu kurumlarını, çocukların ve gençlerin yer aldığı sosyal medya paylaşımlarını gözden geçirmeye çağırıyoruz. Çocukların üstün yararı ve kişisel verilerinin korunması gerçekten önceleyen bir yaklaşım benimsenmelidir.”
PİRHA- Suriye İnsan Hakları Topluluğu, sahil bölgelerinde aileleri ile birlikte katledilen, kaçırılan çocuklarla ilgili hazırladığı raporu 6 Mayıs tarihinde UNİCEF’e sunacak. Raporun sunulması ardından çocuklar anısına bir anma düzenlenecek.
Suriye İnsan Hakları Topluluğu Başkanı Prof. Dr. Jens Kreinath imzasıyla yayımlanan açıklamada sahil bölgelerinde aileleri ile birlikte katledilen, kaçırılan çocuklarla ilgili hazırladığı raporu 6 Mayıs tarihinde Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’na (UNİCEF) sunacak.
Raporda ayrıca, bazı çocukların cihatçı gruplar tarafından nefret ve şiddet ortamında yetiştirildiği ve silah eğitimine tabi tutulduğunun da yer alacağı belirtilen kaydedildi.
Açıklamada ayrıca raporun verilmesinden sonra Almanya’nın Köln şehrinde bulunan Neumarkt’ta 6 Mayıs saat 14.oo’te çocuklar anısına bir anmanın düzenleneceği kaydedildİ
UNİCEF’E RAPOR VERİLDİKTEN SONRA ÇOCUKLAR ANILACAK
Suriye İnsan Hakları Topluluğu’nun açıklaması şöyle:
“Suriye İnsan Hakları Topluluğu olarak, özellikle Suriye’nin sahil bölgelerinde katledilen, kaçırılan, yetim ve öksüz kalan çocuklarla ilgili bir rapor hazırladık. Raporda ayrıca, bazı çocukların cihatçı gruplar tarafından nefret ve şiddet ortamında yetiştirildiği ve silah eğitimine tabi tutulduğu da yer almaktadır.
Hazırladığımız bu raporu Köln’de UNICEF’e sunacağız. Bu vesileyle, saygıdeğer kurumunuzun da, uygun görmeniz halinde, raporumuza destek amacıyla imza vermesini içtenlikle arz ederiz.
Raporu verdikten sonra; 6 Mayıs Saat 14.00, Köln-Neumarkt’ta Suriye’de katledilen, kaybolan, eziyet gören veya yetim kalan çocuklar anısına bir anma etkinliği düzenleyeceğiz. Siz değerli kurumumuzu bu anlamlı etkinlikte yanımızda görmekten ve anmayı birlikte gerçekleştirmekten büyük onur duyarız.
Bununla birlikte, çocukların barınma ve beslenme gibi acil ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra, psikolojik destek sağlanması ve onların geleceğe hazırlanması konularında UNICEF ile iş birliği içinde çalışmalar yürütmek ve ortak projeler geliştirmek, en önemli hedeflerimizden biridir. Saygılarımızla..”
PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, Maraş merkezli depremlerde etkilenen çocukların kışlık ihtiyaçlarını gidermeye yönelik kampanya başlattı.
Maraş merkezli depreminin ardından Alevi kurumları depremzedelerle dayanışmasını sürdürüyor.
Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Maraş depreminde etkilenen çocukların kışlık ihtiyaçlarına dayanışma kampanyası başlattı. Çocuklar için hazırlan kışlık bot ve montlar bölgeye ulaştırılacak.
FUAF’ın sanal medya hesabından yapılan açıklamada, “6 yıldır düzenli olarak sürdürdüğümüz “Çocuklar Üşümesin” Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Projemiz, bu yıl özellikle deprem bölgesinde yaşayan çocuklarımıza yönelik olarak devam etmektedir. Bu yıl FUAF Eşit Başkanı Rozbi DEMİR ve FUAF Saymanı Selma UNCUCAN’ın öncülüğünde, 6 Aralık Cuma gününden itibaren, yardım dağıtımına başlamak için alanlarda olacağız. Hedefimiz, soğuk kış günlerinde çocuklarımıza sıcak birer umut ışığı olmak, onların hayatlarına dokunmak ve sevgimizi, desteğimizi hissettirmek” denildi.
PİRHA-Adıyaman’da ilk ‘Çocuk ve Gençlik Festivali’ni düzenledi. Kömür Beldesi’nde düzenlenen festivalde çocuklar, Kürtçe masal “Pirê û Rovî”yi tiyatroya uyarlayarak, sahneledi.
Adıyaman’ın Kömür Beldesi’nde, Önce Çocuklar Derneği’nin öncülüğünde ‘1. Çocuk ve Gençlik Festivali’ başladı. 2 gün sürecek festivalin açılışı, Kömür Kültür Sanat Merkezi’nin bulunduğu alanda yapıldı. Festival alanı renkli balonlarla süslendi. Ayrıca sanat merkezinde eğitim gören çocukların çizdiği eseler alana asıldı. Zarok Tv, Amed Şehir Tiyatrosu, Ma Music Center, Kömür Belediyesi ile İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan isimlerin yanı sıra çok sayıda kişi festivalin açılışına katıldı.
“ÇOCUKLAR İÇİN TİYATRO DÜZENLENDİ”
Festivalin açılışında konuşan Önce Çocuklar Derneği Başkanı Meryem Özdemir, kültür merkezi ve festivalin düzenlenmesine dair sürece işaret ederek, “Büyük bir emek ile buraya geldik. Birçok destek aldık. Çok zorluk çektik ama başardık. Bize destek olan herkese teşekkür ederiz. Festival kapsamında çok program var ve hepsi eğlenceli dolu dolu iki gün geçecek. Bundan sonra da atölyeler düzenlemeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Kömür Belediye Başkanı Hasari Telaş, “Bugün mutlu ve heyecanlıyız. Her zaman çocukların yanında olacağız. Festivalimiz herkese hayırlı olsun. Kültür ve Sanat Merkezi’nde emeği geçen herkese teşekkür ederiz” dedi.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’ndan Selen Akça, projenin hayata geçmesinde çok kişinin emeği olduğunu kaydederek, herkese teşekkür etti.
Açılışta sanat merkezinin öğrencileri, semah döndü. Çocukların performansı uzun süre ayakta alkışlandı. Ardından Polen Kolektif tarafından “Polock’un izinde atölyesi” düzenlendi. Atölyelerde çocuklar alana ağaç dikip, resimler çizdi.
“ZAROK TV ÇOCUKLARLA BİRLİKTE HALAY ÇEKTİ”
Zarok Tv çalışanları da boyama atölyesi düzenledi. Atölyeye katılan çocukların yüzleri, rengarenk boyalarla farklı çizgi film karakterlerine benzetildi. Daha sonra çocuklar, Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çekildi.
“PÎRÊ Û ROVÎ SAHNELENDİ”
Festival Kürtçe sergilenen “Pirê û Rovî” tiyatro gösterisi ile devam etti. Kültür Merkezi öğrencileri tarafından oynanan oyun büyük beğeni toplandı. Çocukların performansı uzun süre alkış aldı.
Festival, Müzikist Derneği tarafından düzenlenen “Afrikan Polifonik Vokal” atölyesi ile devam etti. Yüzlerini boyayarak atölyeye katılan çocuklar, eğitmenler eşliğinde müzik gösterisi yaptı. Kültür Merkezi öğrencileri ardından semah döndü. Festivalin bugün son programı Zarok Tv tarafından yapılan “Gergerok” çizgi flim gösterimi oldu.
Festivalin 2’nci gününde atölye, kukla yapımı, Kürtçe tiyatro gösterimi ve müzik dinletisi ile son bulacak.
PİRHA- DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, kaybolan çocuklara ilişkin Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nu acil toplantıya çağırdı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş Altın, Diyarbakır’ın Rezan (Bağlar) ilçesi Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran ve kaybolan diğer çocuklar için Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nu acil toplantıya çağırdı.
Komisyonun çağırılmasına ilişkin verilen dilekçede, her yıl çok sayıda çocuğun kaybolduğuna dikkat çekilirken, kamunun gerekli önleyici politikaları belirlemesini gerektirdiği belirtildi.
KAYIP ÇOCUKLAR
Dilekçe de ayrıca, “Kayıp çocuk vakalarında sistematik arama çalışmalarının yapılmaması özellikle ebeveynlerin ve toplumun tamamının güvensiz hissetmesine sebep olmaktadır. Son olarak Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Tavşantepe mahallesinde 21 Ağustos tarihinde kaybolan ve henüz bulunmayan 8 yaşındaki Narin Güran vakası, bu sorunun aciliyetini ve önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kayıp çocuklar konusunda daha etkin ve hızlı çözümler üretilmesi, toplumun geleceği açısından hayati derecede önem taşımaktadır. Tüm bunlardan hareketle komisyonun bünyesinde çalışan Çocuk Hakları İnceleme Komisyonu, kayıp çocuk vakalarına dair acil bir toplantı yapmalı ve kayıplarla etkin mücadele için inisiyatif almalıdır” denildi.
DEM Partili Güneş, konuya dair Meclis’e, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.
Güneş, her iki bakanlığa şu soruları yöneltti:
* “Türkiye’de 2016 yılından bu yana kaybolan çocukların sayısına dair bakanlığınız tarafından tutulan herhangi bir veri mevcut mudur? Mevcutsa bu veriler kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır?
* Kayıp çocukların bulunması için bakanlığınız tarafından yürütülen özel projeler veya programlar var mıdır? Varsa, bu projelerin etkinliği ve sonuçları hakkında bilgi verir misiniz?
* Kayıp çocukların bulunmasında ailelere sağlanan psikolojik ve hukuki destek hizmetleri nelerdir? Bu hizmetlerin yeterliliği konusunda bir değerlendirme yapılmış mıdır?
* Kayıp çocuklarla ilgili veri paylaşımının düzenli olarak yapılması adına bakanlığınız tarafından bir çalışma planlanmakta mıdır?
* Yakın zamanda kaybolan Narin Güreli ve diğer kaybolan çocukların görünürlüğü için bakanlığınızın ne tür planları var?”
PİRHA- Almanya’da Bielefeld Alevi Kültür Merkezi’nde 25 Ağustos Pazar günü okula yeni başlayacak çocuklar için gülbenk verilecek.
Almanya’nın kuzeybatısında, Kuzey Ren-Vestfalya Eyâletinde bulunan Bielefeld Alevi Kültür Merkezi’nin yöneticileri, 25 Ağustos Pazar günü saat 11:00’de cemevinde okula yeni başlayacak çocuklar için gülbek verileceğini duyurdu.
Gülbenge ilişkin yapılan yazılı bir açıklamada şu ifadeler yer aldı:
Açıklamada, “Her yıl olduğu gibi, okula yeni başlayacak çocuklarımız için, inanç kurulumuzdan sevgili Yılmaz Baki Pirimiz tarafından bir gülbenk verilecektir. Çocuklarınız ile sizleri, bu pazar günü, 25.08.2024 tarihinde, saat 11:00’de Bielefeld Alevi Kültür Merkezimizin dergâhına bekliyoruz. Arzu eden lokmasını birlikte getirebilir. Tüm öğrencilerimize şimdiden başarılı bir eğitim yılı diliyoruz. Bozatlı Hızır her daim yoldaşınız olsun.”
PİRHA- Eğitimde laiklik karşıtı dinci uygulamalar her geçen gün artıyor. Bu kez Ordu’nun Perşembe İlçesi’nde ÇEDES projesi adı altında bir devlet okulunda ilkokul öğrencilerine okulun mescidinde takke ve başörtüsü taktırıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın birlikte hayata geçirdiği “Çevreme Duyarlıyım ve Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamındaki skandallara bir yenisi daha eklendi.
BirGün’den Onur Durmuş’un haberine göre, Ordu’nun Perşembe ilçesinde 22 Mayıs 2024’te Kırlı Mahallesi’deki Kırlı İlkokulu’nun yıl sonu etkinliğinde mescit içerisinde 9-10 yaşlarındaki kız çocuklarına başörtüsü, erkek çocuklara ise takke taktırıldı.
Kırlı İlkokulu’nda yıl sonu etkinliğinde öğrenciler çeşitli koreografiler ve gösteriler düzenledi.
Ordu Valisi Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, Perşembe Kaymakamı Fatma Turhan Keser, Ordu İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Fatih Vargeloğlu, İlçe Jandarna Konutanı ve İlçe Emniyet Müdürü de protokolde yerini aldı.
Okul içerisinde bulunan mescitte öğrenciler önlerinde rahle ve Kuran, başlarında başörtü ve takkeyle protokolü karşılamak için hazır bekletildi.
Daha sonra ise protokol, mescitte bulunan öğrencileri ziyaret etti.
Okulun internet sitesinde söz konusu yıl sonu etkinliğinin görüntüleri paylaşıldı. Paylaşılan fotoğraflarda öğrencilere takke ve başörtüsü taktırılmasına ait görüntüler yer almadı.
PİRHA – 7. Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali 1-7 Haziran günleri arasında Ankara’da yapılacak. Zer’an Sanat Okulu öncülüğünde yapılan festivalde çocuklar, sanat dünyasında kendilerini keşfetme fırsatına ulaşacak. Festivalin detaylarına anlatan Şebnem Aktolga, festivalin ücretsiz olduğunu söyledi.
Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali, bu yıl 7. organizasyon için perdelerini açacak. Ülkedeki ilk çocuk odaklı sinema programı olan Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali’nin detaylarına dair Şebnem Aktolga ile konuştuk.
Radyo-TV-Sinema eğitiminin yanı sıra çocuk gelişimi alanında da uzmanlığı olan Şebnem Aktolga, uzun bir süredir sinema ve çocuklara yönelik çalışmalarda yer aldı. 2017 yılında ilki düzenlenen Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivalini organize eden Aktolga, halen festivalin direktörlüğünü yürütüyor.
“SANATLA KENDİNİ İFADE EDEN ÇOCUKLAR HAYAL ETTİK”
Şebnem Aktolga, 7 yıl önce çıktıkları festival yolculuğunun amaçları başta olmak üzere çalışma detaylarına dair şunları söyledi:
“Türkiye’de düşünen, sorgulayan, kendi ritmini kaybetmeyen, potansiyelini kullanabilen, sinemayla, sanatla şekillenen, o sanatla kendini ifade eden çocuklar hayal ettik. Onun da yolunu bu tip etkinliklerle karşı karşıya getirerek her çocuğun ulaşımını sağlamak için de ücretsiz olmasını sağlayarak bir proje olarak 7 yıl önce yola çıktık. Ana hattımız sinemaydı. Çocuklara film gösterimleri düzenliyorduk ve uluslararası olmuş olması da bizim için çok önemliydi. Neredeyse o yıl içerisinde bile 20’ye yakın ülkenin olduğu konjonktürlerini geniş hissetmelerini sağladığımız bir film sayısı ile girmiştik. 45 ile 65 kadar uluslararası filmlerle birlikte…
Tabii ki odağımızda sadece sinema yoktu. Çocuklarla birlikte başka sanat atölyelerimiz de vardı. Sinema mutfağı vardı; çocuklara bir hafta boyunca atölyeleri açıp filmler çektirdik. Oyuncuları, yönetmenleri ve kurgu aşamalarında kendileri oldular. Daha sonra da bu filmleri birlikte izledik. Tabii ki film öğreten arkadaşlar sanatçılardı; ilk yıl için Almanya’dan bir yönetmen gelmişti ve bu bizim için iyi bir başlangıç olmuştu.
Heykel resim sanat satranç cinsiyet eşitliği ekolojik değerler üzerine kurulmuş atölyeler; 20’ye yakın atölye ile başlangıç olarak girmiş olduk. Tabii ki her sene birbirinden önemli konu başlıklarıyla sanatçılar, eğitimciler de davet ederek paneller düzenledik.”
“BİR FESTİVALİN İÇİNDE NEDEN ÇOCUK YOK?”
Festivaller kapsamında yaklaşık 65.000 çocuğa erişildiği bilgisi ise bu oluşumun özgünlüğünü ortaya koyan bir diğer özellik oldu. Şebnem Aktolga, Uluslararası Çocuk Diyarı Film Festivali ile dezavantajlı çocuk gruplarına da öncelik verildiğinin altını çizerek şöyle devam etti:
“Programımızda çocukların özgün tasarım ve yaratım becerilerini ortaya çıkaran atölyeler ve bu kapsamda çocukların sorunlarının ele alındığı hak temelli, eşitlikçi paneller, çocuklar ve ebeveynler için film gösterimleri düzenliyoruz.
‘Farkınız nedir?’ diye düşünüyorsanız, Türkiye’deki en büyük çocuk festivaliyiz ama dünyada bir farkımız var mı; aslında biraz bunu Türkiye’nin dışına çıktığımda, Hollanda’ya gittiğimizde fark ettim. Birçok festivali ‘neler yapıyorlar’ diye dolaştık ve gözlemledik. Odaklarında, içlerinde çocuk yoktu. Bu durum bana biraz garip gelmişti. Bir festivalin içinde neden çocuk yok? Çocuğun duygusu rengi hissettikleri… Çünkü büyüdükçe siz kendi ritminizi, çocukluğunuzu, hislerinizi bitirmek değil de uzaklaşıyorsunuz. Bizler, bir çocuk komitesi kurduk, belki farkımız bu olabilir. Bir de dünyada bizimki gibi ücretsiz bir festival yok. Çünkü bu masrafları ve filmleri düşünürsek, pahalı organizasyonlar diyebiliriz. Bir farkımız da bu olabilir. Ötekileştirmemek adına sosyal, ekonomik anlamda dezavantajlaştırılmış grupların da festivali olmak istedik.
SİNEMANIN MUTFAĞINDA OLAN ÇOCUKLAR!
Bu yıl için hazırladıkları film seçkisine dair de bilgi veren Şebnem Aktolga, şunları paylaştı:
“Dublajlı filmler, iyi animasyon filmleri seçiyoruz. 40’a yakın hem uzun hem de kısa metrajlı filmlerimiz var. Okul öncesi gruplar ve okul çağındaki çocuklar için de filmlerimiz var. Ayrıca gençlik filmlerimiz de var. Bunun yanı sıra ebeveynler, yetişkinler için sürpriz bir film de yer alacak. 1 ile 7 Haziran arasında gösterimlerimiz olacak.
Bunların yanı sıra atölyelerimiz de var. Her yıl olduğu gibi bir takım farkında olduğumuz, hiç vazgeçmediğimiz değerler üzerine kurulduğumuz iki konuyu mutlaka her yıl yerleştiriyoruz. ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği’ olgusu üzerine her yıl mutlaka bir atölye yapıyoruz. Bir diğer konu ise ekolojik değerler, doğa ile kurdukları ilişkiye farkındalık yaratmak adına mutlaka ekolojiye dair bir atölye yerleştiriyoruz. Onun dışında bu yıl çocukları sinemanın mutfağında kurgu atölyesi bekliyor.
Bu yıl Türkiye’den filmimiz yok. 7 Yıl içerisinde bu bizim dertlerimizden bir tanesi oldu. Türkiye’de maalesef çocuk filmi; gişe filmlerini dahil etmiyorum, çok iyi filmler yok. Bu bizim için bir dert diye altını çiziyorum. Zaten amaçlarımızdan bir tanesi de çocuklara bunun altyapısını kurmak. Ben halen yönetmen, animasyon üreticisi arkadaşlarla bunun zeminini hazırlamak için görüşüyorum.”
“SANAT, FARKINDALIK OLUŞTURMAYI KAZANDIRIYOR”
Festivale katılım konusunda ailelere katılım çağrısı da yapan Şebnem Aktolga, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:
“Tabii ki sanatla iç içe olunması mutlaka çocuklara çok yönlü kazanımlar sağlıyor. Onların düşünmelerine, sorgulamalarına, belki içlerindeki farkındalıkları yakalamalarına olanak sağlıyor. Sanat zaten içi dışa dökümdür. Sanat, çocukların iç dünyalarını dışarıya yöneltmelerini, dünyalarıyla tanışmalarına dair bir farkındalık oluşturmayı mutlaka kazandırıyor. Ücretsiz bir etkinlik, dolayısıyla dezavantajlaştırılmış çocukların böyle bir festival içerisine girmesini bekliyoruz.
“1 HAZİRAN’DA ÇOCUK ŞÖLENİ VAR”
1 Haziran’da Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesinde saat 19:00’da bir çocuk şölenimiz var. Oradan türlü türlü aktiviteler çocukları bekliyor. Dans gösterisi, sihirbazlık ve çocuk konseri gibi… Sonrasında aynı salonun haricinde Alper Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde de film gösterimlerimiz devam edecek. Kapanışta da ‘Küçük Prens’ adlı bir tiyatro çocukları bekliyor.”
PİRHA-Yozgat’ta ÇEDES projesi kapsamında ders saatinde çocuklar için ilahi yarışması düzenlendi. Çocukların 40 hadis ezberlemeleri istendi.
Cumhuriyet’ten Cengiz Karagöz’ün haberine göre; Yozgat’ta bir ilkokulda ÇEDES kapsamında ilahi yarışması düzenlendi. Okulun sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “ÇEDES projesi kapsamında Namık Kemal Ortaokulu’nda Buhuri Zade Mustafa İtri Efendi Tasavvuf Musuki ve İlahi yarışması düzenlendi” ifadeleri yer aldı.
İstanbul’da ise AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın mütevelli heyeti başkanı olduğu İlim Yayma Cemiyet’ti birçok etkinlik ve yarışma düzenledi. Arnavutköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İlim Yayma Cemiyeti iş birliğince düzenlenen bir yarışmada beşinci sınıf öğrencilerinden 40 hadis ezberlemesi istendi.
Batman’da da Yedihilal Derneği, ÇEDES projesi kapsamında okullara girdi. Derneğin konuya ilişkin yaptığı paylaşımda, Abdülhamid Han Anadolu Lisesi’nde derneğin tanıtımının ve ayrıca Filistin temalı film izleme etkinliği yapıldığı ifade edildi.
PİRHA- Adıyaman’ın Kömür Beldesi’nde çocuk ve gençlik festival projesi açılışı gerçekleştirildi. ‘Önce Çocuklar Derneği’nin sanatsal ve kültürel binanın açılışı yapıldı. Önce Çocuklar Derneği çocuklara yönelik eğitici atölyeler (boyama, el sanatları, teknoloji ve tasarım, karikatür ve fotoğrafçılık) ve eğitimler sunacak.
Adıyaman Merkeze bağlı Kömür Beldesi’nde çocuklar ve gençler için ‘Kültürel Dayanışma ve 1’inci Adıyaman Kömür Çocuk ve Gençlik Festivali Projesi Açılış Etkinliği’ yapıldı. Kömür Beldesi’nde ilk defa yapılan festivalde sahnede MA Music tiyatro ve müzikleriyle çocuklar için gösteri etkinliği düzenledi.
Adıyaman Cemevi Semahçıları, festival açılışı öncesi semah döndü.
Beldede yaşayan 5-20 yaş arası çocuklara, nitelikli kültür-sanat etkinliklerine erişim ve bu alanda yeteneklerini keşfetme imkanı yaratılması hedefleniyor.
Çocukların ve gençlerin katılımıyla düzenlenecek atölyelerde ortaya çıkan materyaller ve gösteriler (tiyatro gösterileri , müzikaller, öğretici atölyeler vb.), Adıyaman’ın Kömür beldesinde ”Adıyaman Kömür 1. Çocuk ve Gençlik Festivali” adı altında bir festivalle beldede ve komşu bölgelerde yaşayan herkesle buluşacak. Belde, deprem sonrasında değişen demografik yapısının getirdiği kültür-sanata erişim ihtiyacını karşılamayı amaçlayan bu festivalle, kültür-sanat faaliyetlerinin sürekliliğini hedefliyor.
Diyarbakır Belediyesi’nin destek verdiği projenin sponsorluğunu Adıyaman Belediyesi, Amed Şehir Tiyatrosu, ORTAKLAŞA Kültür, Diyalog ve Destek Programı, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Diyar Madencilik, DİMER, İstanbul Kültür Sanat Sanat Vakfı (İSKV) üstlendi.
Etkinliğe Adıyaman CHP Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya da katıldı.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve İşadamı Mehmet Kaya, projenin desteklenmesinin önemli olduğuna, Çocuk Kültür Sanat Merkezi’nin açılışının kendilerine mutluluk verdiğini ifade etti. Kaya, “Çocuk derneğimizin başlattığı bu çalışmaya katkı koymak gerçekten bizler için önemliydi. Bu tür kültürel ve sanatsal çalışmaların yerel işbirliğiyle yapılmasını olmazsa olmaz olarak görmemiz gerekiyor” dedi.
“KÜLTÜREL DEĞERLERE SAHİP ÇIKILMASI ÖNEMLİ”
Avrupa Birliği’nin Türkiye’den sorumlu delegasyon temsilcisi Alexsander Fricke, Türkiye’de bu projelerin destekleneceğini, kültürel değerlere sahip çıkılmasının önemli olduğunu söyledi. Fricke, “Ortak projeler belediyelerde ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan profesyonelleri güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu proje Türkiye’nin Kültür ve sanat sektöründe işbirliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu proje Türkiye’nin kültürel ve sanatsal diyalog ve iş birliğini artırmayı hedefliyor” şeklinde konuştu.
Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere de bir konuşma yaptı. Tutdere, şunları kaydetti:
“ADIYAMAN’DA DA AÇILMASI İÇİN ELİMİZDEN GELEN İMKANLARI KULLANACAĞIM”
“Adıyaman’da kültür ve sanat merkezi olmamasına rağmen Kömür Beldesi’nde açılan bu projeden mutluluk duyduk. Böyle bir çalışmayı Adıyaman’da da en kısa sürede açmayı düşünüyoruz. Bu tür sanatsal faaliyetlere inanan birisiyim. Belediye başkanı olarak kültür merkezlerinin Adıyaman şehrine de yapılmasını ve bir an önce harekete geçmek için elimizden gelen bütün imkanları kullanacağım.”
Etkinlik, daha sonra Diyarbakır Zarok Ma’nın çocuklarla birlikte yürüttüğü müzik eşliğinde devam etti. Ardından kurum temsilcilerinin katılımıyla Kültür ve Sanat Merkezi açılışı gerçekleştirildi.
PİRHA-Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, Antalya Okul Yemeği Koalisyonu ile birlikte, ücretsiz okul yemeğinin ve içme suyunun hemen hayata geçmesi gerektiğini söyledi.
Antalya Okul Yemeği Koalisyonu, ücretsiz okul yemeği ve içme suyu konusunda basın açıklaması yaptı.
Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, ücretsiz okul yemeğinin ve içme suyunun hemen hayata geçmesi gerektiğini kaydederek bir açıklama yaptı. Başkan Koç, çocukların sağlıklı gelişimi ve yaşam kalitesi için beslenmenin temel bir gereksinim olduğunu belirtti.
Koç, “Çocuklarımızın bugünü ve yarını için okul yemeği hemen şimdi!” dedi ve çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için bu hakkın sağlanması gerektiğini belirtti. Ancak ne yazık ki, ülkemiz de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede hala birçok çocuk yoksulluk sebebiyle yetersiz beslenme ve açlıkla mücadele etmektedir” dedi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Beslenme, her bireyin sağlıklı gelişimi ve yaşam kalitesi için temel bir gereksinimdir. Başta çocuklar olmak üzere, yeterli ve dengeli beslenmek herkes için temel bir insan hakkıdır. Çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için bu hakkın sağlanması gerekmektedir. Ancak ne yazık ki, ülkemiz de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede hala birçok çocuk yoksulluk sebebiyle yetersiz beslenme ve açlıkla mücadele etmektedir. Yetersiz beslenme, temiz ve içilebilir suya erişememe ve açlık, çocukların üzerinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak olumsuz etkilere neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığını, algılamalarının azaldığını, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları yaşadıklarını, okul devamsızlık sürelerinin uzadığını ve okul başarılarında azalma olduğunu ortaya koymaktadır.
Ülkemizde ilgili politikaların geliştirilmemesi sonucunda ortaya çıkan gelir dağılımındaki eşitsizlikler, yoksulluk, işsizlik, yüksek enflasyon, gıda kalitesizliği ve güvencesizliği neticesinde birçok aile için sağlıklı ve besin değeri yüksek gıdalara erişim zorlaşmıştır. Yüksek enflasyon sebebiyle son yıllarda her üründe olduğu gibi gıda fiyatları da katlanarak artmıştır. DİSK-AR verilerine göre en yoksul yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu Aralık 2023 itibariyle yüzde 105,5’tir. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinin gerçekleştirdiği Çocuğun İyi Olma Hali İstanbul Araştırması (2023) bulgularına göre en yoksul ailelerde haftada en az iki kere et yiyebilen çocukların oranı %13, aynı sıklıkta balık yiyebilen çocukların oranı ise %2’dir. İPA verilerine göre Ekim 2023 itibariyle okul çağındaki çocukların da en az dörtte birinin okula aç gittiği tahmin edilmektedir. İçerisine sürüklendiğimiz gıda krizinden en çok ve kalıcı şekilde çocuklar etkilenmiştir. Eğitim İzleme Raporu 2023 verilerine göre önceki yıl eğitime kayıtlı olan en az 20 bin öğrenci okulu bırakmıştır. Birçok ülkede çocukların temel günlük beslenmelerine destek olmak için okul yemeği programları uygulanmaktadır. Bu programların okullaşmayı arttırdığı, özellikle kız çocuklarının okullaşmasına olumlu etkisi olduğu, ani ekonomik krizlerin yarattığı şoklarda çocukları okulda tutan bir sosyal destek işlevi gördüğü, yani toplumun en kırılgan kesimlerine bir sosyal koruma ağı olarak işlediği birçok çalışmada ortaya konmuştur. Son yapılan araştırmalar da okul çağındaki çocukların en az yarısının okula aç gittiğini göstermektedir. Çocukların okulu bırakmasının çocuk açlığının artmasına, çocukların okuldan alınmasına, çocuk işçiliğinin artmasına ve erken yaşta evlilikler gibi birçok soruna neden olduğu görülmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’de beslenme yetersizliği sorunu, çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bu sorunun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Beslenmenin temel bir hak olduğu hatırlanmalı, kamu kurumları sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Anne karnından itibaren özellikle 18 yaşına kadar her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenmeyi sağlamak ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak takip edilen politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı, henüz Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin bile ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık “Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)” belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır.
“ÇOCUKLARIMIZIN BUGÜNÜNE VE GELECEĞİNE SAHİP ÇIKALIM”
Oysa Türkiye’nin 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; “taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar”(Madde 27/3). İşte Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin bu ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören bütün çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz bir öğün yemek ve temiz su temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksulluk ile ilişkili olarak “yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir kamusal destek-dayanışma programı acilen uygulamaya konulmalıdır” diyoruz. Başta hükümet olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Gıda krizinin derinleştiği bu dönemde biz “Antalya Okul Yemeği Koalisyonu’’ olarak tüm bileşenlerimizle birlikte siyasal iktidara, muhalefet partilerine ve ilgili kamu kurumlarına sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. Son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın bugününe ve geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Fulya Sarvan da, 2024 yılında başlatılan Çocuk Hakları ve Refahı Projesi’nin amaçlarıyla bu kampanyanın tam anlamıyla örtüştüğünü söyledi. Sarvan, proje kapsamında, çocukların yoksulluktan çocuk işçiliğine, eğitim sorunlarından ihmal ve istismara, madde bağımlılığından dijital bağımlılığa kadar birçok sorunla karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Antalya Okul Yemeği Koalisyonu Bileşenleri :
1-Öğrenci Veli Derneği (Veli Der) Antalya Şubesi
2- Antalya Tabip Odası
3- Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Antalya Şubesi
4-Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şubesi
5- Sağlık Emekçileri Sendikası SES
6-Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesi
7- Türk Psikologlar Derneği Antalya Şubesi
8-Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği Antalya Şubesi
9- Akdeniz Kadın Çalışmalarını Destekleme Derneği
10- Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı Antalya Şubesi (ZİÇEV) 11-Antalya Down Sendromluları ve Engelliler Derneği
12-Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi (KATCAM) 13-Antalya Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı (ANTÇEV)
14-ODTÜ Mezunlar Derneği Antalya Şubesi
15-Akdeniz Aile Sağlığı ve Eğitimi Derneği (ASED)
16-Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği Antalya Şubesi
17-Akdeniz Reklamcılar Derneği
18- Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
19- Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi
20-Antalya Barosu
21-Yardım Gönüllüleri Eğitim ve Proje Derneği
22-ANKA Kadın Girişim ve İşletme Kooperatifi
23-Bülent ŞIK Gıda Mühendisi Akademisyen
24- Ayşe Günbey Şerifoğlu
25-Berna Evren
26- Av. Eylem Ülgen
27- Gül Şaldıran 28- Gülsen Aras
29- Meltem Vural
30- Av. Mine Demirezen
31- Dr. Müberra Öztürk Kılıç
32- Özlem Ezgin Altunok
33-Taylan Özgür Tufan
PİRHA-Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Polat, çıraklık Eğitim Merkezi’nin çocukları ucuz iş gücü olarak gördüğünü belirterek, “Patronların işine geliyor. Son 1 yılda MESEM’e gönderilen öğrenci sayısı 1 milyonu geçti” dedi.
Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM), eski adıyla Çıraklık Eğitim Merkezi tepki çekiyor. Çünkü mesleki ve teknik lise öğrencileri, küçük ve orta işletmelerin tezgahlarında iş güvenliğinden uzak bir halde çalışmaya/çalıştırılmaya devam ediliyor. MESEM, çocuk işçiliğini özendiren bir uygulama.
MESEM projesinin uygulamaya geçilmesinden bu yana işyerlerinde birçok çocuğun iş güvenliği ve sağlık yetersizliğinden dolayı elektriğe kapıldığı ya da kollarını makinalara kaptırdığı biliniyor.
“MESEM, PATRONLARA UCUZ İŞ GÜCÜ SUNMAKTIR”
Proje yönelik PİRHA’ya konuşan Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Polat, MESEM’in son bir buçuk yıldır okula devam etmeyen ya da eğitimde başarılı olmayan çocukların mesleki eğitimi adı altında haftanın 4 günü işe gitmesi 1 gün de okula gitmesi üzerine kurulmuş bir proje olduğunu söyledi.
Polat, “MESEM aslında çocukların devlet eliyle patronlara ucuz iş gücü olarak sunulmasıdır. Çocukları 9. ve 10. sınıfta daha hiçbir mesleki eğitim altyapısı olmadan işyerlerine gönderiyorsunuz ve bu şekilde lise diploması vereceksiniz” diyerek tepki gösterdi.
Bakanlığın bir süre önce bir karar ile MESEM kapsamında staja gidilen birçok kurumun yetkilerini geri aldığını, iş güvenliği noktasında eksikliklerin olduğuna dikkat çeken Polat, şunları ifade etti:
“Geçen sene bazı çocuklar bu eğitim uygulamasındayken ya kolunu tornaya kaptırdı ya elini elektriğe çarptı ya yüksekten düşerek yaşamını yitirdi. Bu iş güvenliği ve sağlığı noktası ayrı bir problem. Çocukların ucuz iş gücü olarak sermaye sahiplerine, patronlara gönderilmesi de ayrı bir problem. Eğitimin dışına çıkılması ayrı bir problem. Son 1 yılda MESEM’e gönderilen öğrenci sayısı 1 milyonu geçti.”
“BU PROJEDEN VAZGEÇİLSİN”
Eğitim Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynal Polat, projenin üstünde durduklarını belirterek, “Buna dair de çalışma yürütüyoruz. Eğitim Sen olarak bir an önce bu projeden vazgeçilmesini istiyoruz. Hem ÇEDES hem de MESEM gibi projelerin sonlandırılması için mücadele yürütüyoruz, dava açıyoruz” diye konuştu.
PİRHA- 23 Nisan Türkiye’de her çocuk için bir bayramı ifade etmiyor. 0-6 yaş arası 552 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde kalıyor. TÜİK verilerine göre ise çocukların işgücüne katılım oranı erkek çocuklar için yüzde 32,2 kız çocuklar için yüzde 11,5 olarak tespit edildi. 2022 yılında yüzde 18,7 olan çocuk işçilik oranı bu yıl ise yüzde 22,1’e yükseldi.
23 Nisan her çocuk için bayram tadında geçmiyor. Adalet Bakanlığı’nın 2023 verilerine göre 0-6 yaş arası 552 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde kalıyor. Temel ihtiyaçlarının cezaevlerinde karşılandığı söylenen bu çocuklar bayramı cezaevlerinde anneleriyle geçiriyor.
Türkiye’de giderek derinleşen yoksulluk çocukları okullardan çıkarıp MESEM’lere hapsetti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre çocukların işgücüne katılım oranı erkek çocuklar için yüzde 32,2 kız çocuklar için yüzde 11,5 olarak tespit edildi. 2022 yılında yüzde 18,7 olan çocuk işçilik oranı bu yıl ise yüzde 22,1’e yükseldi.Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), çalıştırılan göçmen çocuklar ve mevsimlik tarım işçileri çocuklar ise dahil edilmiyor. Resmi olmayan verilere göre ise ülkede çalıştırılan çocukların sayısı 2 milyona yaklaşmış durumda.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı, “Çocuklar Güvende” ekiplerinin Haziran 2017-Aralık 2023 döneminde yaptığı saha çalışmaları sonucunda ise sokakta çalıştırılan on binlerce çocuk tespit edildi. Bakanlığa bağlı ekiplerin, sokakta çalıştırılan çocuklara yönelik tarama çalışmasına göre 46 bin 754 çocuğun sokakta çalıştırıldığı ortaya çıktı.
PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı, Eğitimci Zeynel Kete, MİT’in, 23 Nisan dolayısıyla okullarda, çocuklardan ‘güvenlik’, ‘istihbarat’ ve ‘gizli ajan’ kelimelerini resimle ya da mektupla kağıda dökmelerini istediği bir yarışma düzenlemesine tepki gösterdi. Kete, “Çocuklar MİT’e karşı bir duruş mu sergiliyor ya da milli savunmayı ve istihbaratı zaafiyete mi uğratıyorlar da böyle bir yarışma düzenleniyor. Bu yarışma çocuğun ruh dünyasına asla uygun değildir” dedi.
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla çocuklardan ‘güvenlik’, ‘istihbarat’ ve ‘gizli ajan’ kelimelerini resimle ya da mektupla kağıda dökmelerini istediği bir yarışma düzenlemesi tepkilere yol açtı.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı, Eğitimci Zeynel Kete, konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
“YAPILACAK YARIŞMA ÇOCUKLARIN RUH DÜNYASINA UYGUN DEĞİLDİR”
Hükümetin, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı istihbarat, güvenlik şeklinde çocuğun ruh dünyasına uygun olmayan kavramlarla bir yarışma düzenlemesine tepki gösteren Zeynel Kete, “Çocuklar MİT’e karşı bir duruş mu sergiliyor ya da milli savunmayı ve istihbaratı zaafiyete mi uğratıyorlar da böyle bir yarışma düzenleniyor. Yapılacak yarışma çocuğun ruh dünyasına pedagojik olarak da psikolojik olarak da asla uygun değildir. Çocuğun beyninde bir algı oluşturmaya yönelik bir duruştur. Niye sevgiyle, paylaşımla, kardeşlikle ve hoşgörüyle ilgili yarışmalar düzenlenmiyor da ağırlıklı olarak bu kavramlar üzerinde bir yarışma düzenleniyor. Yapılacak yarışma çocuk haklarına da aykırıdır. Son dönemde hemen hemen bütün kurumların çocuklara yönelmesi boşuna değil” dedi.
“ÇOCUKLAR KONTROL ALTINA ALINMAK İSTENİYOR”
Çocuğun bir hafızayı inşa edebilecek en genç dinamik olduğunu ifade eden Kete, şöyle devam etti:
“Çocuğun hafızasına neyi yerleştirirseniz çocuk ileride onu dışarı verir. Çocuğu kontrol ve denetim altına alıp belirli bir şekil verildiği zaman çocuklar ileride ona hizmet eder. Çocuğa yönelmeleri bundandır. İktidarın ana sınıflarına kadar İslam’ın tekçi zihniyetini anlatması boşuna değildir. Buna karşı veli dernekleri, öğrenci dernekleri, okul aile birlikleri buna hayır diyebilmelidir. Çünkü aslında bu yarışma ile çocuğa psikolojik şiddet de vardır. Yapılacak yarışma ile resim yoluyla çocuğun bilinç altına inip çocuğun hafızasına yönelme, çocuğu kontrol altına alma var. Biz bunu kabul etmiyoruz.”
PİRHA- MİT’in, 23 Nisan kapsamında çocuklardan, “istihbarat”, “gizli ajan” kelimeleriyle mektup yazmalarını istemesine ilişkin açıklama yapan Eğitim Sen, “MİT’in, çocuklara yönelik faaliyetlerde bulunması kabul edilemez. Bu uygulama derhal kaldırılmalı” dedi.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), 23 Nisan dolayısıyla çocuklardan “güvenlik”, “istihbarat” ve “gizli ajan” kelimelerini resimle ya da mektupla kağıda dökmelerini istedi. MİT’in internet sitesindeki duyuruda, 5-14 yaş arasındaki çocuklar hayal güçlerini kullanmaya davet edildi. Çocuklardan, MİT’in görev alanını tanımlayan “güvenlik”, “istihbarat” ve “gizli ajan” kelimelerinden yola çıkarak resim yapmaları ya da mektup yazmaları istendi. Ailelerden, çocuklarının hazırladığı resim ya da mektupların elektronik posta ile MİT adresine gönderilmesi istenildi.
Konuya ilişkin açıklama yapan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Diyanet ve MİT gibi kurumların kendi görev alanları dışına çıktıklarını belirterek, tepki gösterdi.
“MEB İZİN VERMİŞSSE SORUNDUR”
Açıklamada MİT’in başlattığı etkinliğin çocukları ilgilendiren bir boyutunun olmadığı belirtilerek, “Bu kavramlar çocuk gerçekliğine uygun olmadığı gibi, bu tür işler MİT’in görevi de değildir. MİT böyle bir etkinlik düzenleyeceğini Milli Eğitim Bakanlığı’na sormuş mudur? Sormamışsa bu bir sorundur. Sormuş ve MEB izin vermişse bu çok daha büyük bir sorundur” denildi.
Eğitim Sen, Diyanet İşleri Başkanlığı ile imzalanan protokol kapsamında “Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” Projesi ile çocuklara okul içinde ve dışında dini etkinliklerin dayatıldığını belirterek, benzer bir çalışmanın MİT tarafından yapılmak istendiğini ifade etti. Açıklamada, bu çalışmanın çocukların zihinsel süreçlerini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: “Diyanet ve MİT gibi kurumların kendi görev alanları dışına çıkarak, hangi gerekçeyle olursa olsun, çocuklara yönelik etkinlik ve faaliyetlerde bulunmaları kabul edilemeyeceği gibi, bu durum çocuk haklarına, çocuk psikolojisine aykırı ve pedagojik açıdan da asla doğru değildir. Bu uygulama derhal kaldırılmalı.”
PİRHA- AKP hükümetinin okullara imam atamasına tepki gösteren Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, ÇEDES projesi ile Alevi çocuklarının asimile edilmesinin bir insanlık suçu olduğunu belirtti. Açıktepe, güçlü bir mücadele yürütülürse ÇEDES projenin geri çekilebileceğini kaydetti.
AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ önceleyerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı katlanarak arttı.
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atandı. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.
Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, okullara imam atanmasına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
“ÇEDES BENZERİ BİR PROJE 3-4 YIL ÖNCE MERSİN’DE UYGULANMAYA ÇALIŞILDI”
Kazım Açıktepe, “3- 4 yıl önce 4 gün okul 1 gün cami projesi vardı ve uygulama için pilot bölge Mersin seçilmişti. O zaman Mersin’deki kamuoyu ve milletvekillerinin girişimiyle ciddi bir kamuoyu oluşturuldu ve bu proje geri çekildi” dedi.
“ÇEDES PROJESİ SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİL”
Sorunun sadece Alevilerin sorunu olmadığını belirten Açıktepe, “Her gün bir yerlerde madenler için bir sürü ağaç kesiliyor, insanlar toprak altında kalıyor. Bunlara bakmayan insanlar bizim 4-5 yaşındaki çocuklarımıza çevreye duyarlılığı öğretmeye çalışıyorlar. ‘Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım’ projesinin altında aslında ciddi bir asimilasyon politikası yatıyor” diye belirtti.
Mersinde bir öğrencinin yaşadıklarını aktaran Açıktepe, şöyle devam etti:
“Mersin’de bir okulda çocuklara din hocası tarafından cennet, cehennem anlatılmış. Cennette ırmaklar akıyor, bol bol şaraplar akıyor. Kadınlar erkeklere hizmet ediyor’ şeklinde anlatılmış. Çocuk eve geliyor ‘Anne ben ölmek istiyorum’ diyor. Anne ‘neden?’ diye soruyor. Burada niye yaşayacağım ki diyerek hocanın anlattıklarını anlatıyor. Çocuk ‘Ben cennete gideceğim sizi orada bekleyeceğim’ diyor.”
“ÇEDES İLE ÇOCUKLARIMIZA YAPILAN UYGULAMALAR BİR İNSANLIK SUÇUDUR”
“21. Yüzyılda bir çocuğa bu eziyeti çektirmek gerçekten hem vicdani olarak hem de insanlık olarak suçtu” diyen Kazım Açıktepe, “Çünkü bu insanların hepsi aynı inançta değil. Bizim çocuklarımız da var, o toplumun içerisinde gitmese dışlanacak, horlanacak, çocuğun psikolojisi bozulacak. Gitse niye namaz kılmıyorsunuz, niye oruç tutmuyorsunuz, niye camiye gitmiyorsunuz?’ denilecek. Biz çocuğumuzla karşı karşıya geleceğiz” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIMIZ CAMİYE GÖTÜRÜLÜP NAMAZ KILDIRILIYOR”
“Bu psikolojik olarak bir zulümdür, başka bir şey değil. Onlar gitsin şeytan taşlasınlar. Eğer bizim vicdanımız temizse biz eğer doğadaki cümle varlığın hakkına saygı gösterip o şekilde yaşıyorsak, elimize, belimize dilinize, hâkim isek paylaşımı, sevgiyi eğer gönlümüzde yaşatabiliyorsak bizim şeytanları taşlamaya ihtiyacımız yok. Önemli olan içimizdeki kini, kibri paklayabilmek önemli.”
“HEP BİRLİKYE MÜCADELE YÜRÜTMELİZ”
Bu tür uygulamalara projelere karşı sadece bir basın açıklaması ve mitingin yetmeyeceğini ifade eden Açıktepe, “Bu konuda hem hukuki olarak hem demokratik kitle örgütlerini bu işin içerisine katarak bunun peşini bırakmamak lazım. Bunun her gün dillendirilmesi gerekiyor ki bu konuda geri adım attırılsın. Yoksa sadece bireysel olarak benim burada bir şey söylemem, sizin bir şey söylemeniz ya da kurumların bir basın açıklaması yapması ile bu proje geri çekilemez. Hep birlikte güçlü bir şekilde mücadele edilirse ancak o zaman bu projeyi geri çektirebiliriz. Çünkü Mersin’de de aynı şey yaşandı ama ciddi bir kamuoyu oluşturulduktan sonra projeyi geri çekmek zorunda kaldılar” diye belirtti.
PİRHA-Antep Düztepe Cemevi Başkanı Hasan Çolak, ÇEDES projesiyle birlikte eğitim öğretimin daha da dinselleştirildiğini, okullarda müdürlerin çocuklara “Kim Alevi” şeklinde sorular sorduğunu söyledi. Ailelerin tedirgin olduğunu belirten Çolak, AKP’nin Sünni bir toplum yaratmaya, Alevileri asimile etmeye çalıştığını kaydetti. Çolak ayrıca gerçek Alevi dedelerinin devletin vereceği maaşı kabul etmeyeceklerini de dile getirdi.
Kamuoyunda büyük tepki çeken “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) adı altında okullara imam atanması projesiyle eğitim daha da dinselleşti.
İktidarın, Aleviler üzerindeki asimilasyon projeleri de bir çok alanda kendisini gösteriyor. Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi dedelerini maaşa bağlayarak, kendi Alevilerini yaratma çabası da tepkilere neden oluyor.
Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Antep Düztepe Cemevi Başkanı Hasan Çolak, iktidarın Aleviler üzerinde uygulamaya çalıştığı asimilasyon politikalarını eleştirdi.
“SÜNNİ EĞİTİM SİSTEMİYLE ALEVİ ÇOCUKLAR YETİŞTİRİLİYOR”
Antep Düztepe Cemevi Başkanı Hasan Çolak, ÇEDES projesiyle çocukların küçük yaşlarda eğitilip dindarlaştırılmak istendiğini, iktidarın amacının Sünni bir toplum yaratmak olduğunu ifade etti.
Çolak, Alevi Kültür Derneklerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını kabul etmediklerini, dedelerin maaşa bağlanmasının Aleviler tarafından kabul edilmediğini, gerçek Alevi dedelerin bu maaşı almayacaklarının altını çizdi.
İktidarın ÇEDES projesini, Alevilerin inancını asimile etmek amacıyla uyguladığını ifade eden Çolak, şunları vurguladı:
“Alevilerin yıllardır okullar üzerinde din derslerinin zorunlu olmasına yönelik bir mücadelesi vardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bunun üzerine vermiş olduğu kararlar var ama Türkiye mahkemelerinde bu yönde alınan kararlar uygulanmadı. Sünni eğitim sistemiyle Alevi çocuklar yetiştiriliyor. Bu yönde sonuç alamayan devlet Alevi derneklerini, Kültür Bakanlığı’na bağlamıştır.
“SÜNNİ TOPLUMU YARATMAK İSTİYORLAR”
Müfredatı Alevilere dayatmak amacıyla bir proje uygulanmaya çalışılıyor. Bizim inancımız yüzyıllardır bu şekilde devam ediyor. Bu süreçten sonra da değişmeyecektir. Genel merkezin (Alevi Kültür Dernekleri) ve federasyonun (ABF) aldığı karara göre bu projeyi kabul etmiyoruz, tanımıyoruz. ÇEDES projesi küçük yaşta çocuklara dini eğitim vermek üzere bir Sünni devleti yaratma çalışması.”
Okullarda dini görevlilerinin çalışma yürütmesinin Alevi inancına sahip ailelerde tedirginlik yarattığını söyleyen Hasan Çolak, “Bazı okullarda müdürler haddini aşarak sınıflarda ‘‘içinizde Alevi var mı?’ diye sormuş, çocukların parmak kaldırmasını istemiş. ‘Ailenizde ne tür dini eğitimler alıyorsunuz’ şeklinde sorular sorarak sınıfın içinde bir tedirginlik yaratmaya çalışılıyor. Yani kısacası Sünni bir toplum yaratmaya çalışıyorlar. Özellikle AKP döneminde Aleviler üzerine bir politika yürütülüyor.
“ALEVİ TOPLUMUNU YOK ETMEYE ÇALIŞAMAZSINIZ!”
Şu an kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı her ne kadar kendini Alevi olarak görüyorsa da ben bu kurumu Alevi olarak görmüyorum. Alevinin özü sözü birdir, kimse Alevileri yolundan şaşırtamaz. ‘Dönen dönsün ben dönmezem’ sözü Alevilere has bir sözdür. Daire başkanı olarak, protokollerde yer alarak bir toplumu yok etmeye çalışamazsınız” diye konuştu.
“GERÇEK DEDELER ÜÇ BEŞ KURUŞA YOL’UNDAN DÖNMEZ”
Kültür Bakanlığı’nın samimi olması gerektiğini söyleyen Çolak, sözlerine şöyle devam etti:
“Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın samimi olmasını istiyorum. Bütün cemevlerinin elektriğini, suyunu versin. Buradaki Alevi dedelerinin maaşını versin ama kendi eğittiği dedelerin değil. Biz başkanlığına birkaç kuruş maaş için bağlanırsak bizim bir camiden farkımız olmaz. Gerçek dedeler üç beş kuruş için Yol’undan dönüp, tenezzül etmezler ama maaş almak isteyen bazı dedeler vardır.”
PİRHA-Berlin Cemevi’nde geleneksel yılbaşı kutlaması Khalé Gağan kutlandı.
Berlin’de, Alevi toplumunun eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşıladığı geleneksel yılbaşı kutlaması Khalé Gağan’ı yüzlerce çocuk aileleriyle birlikte kutladı.
Berlin Cemevi yönetimi tarafından düzenlenen kutlama etkinliği cemevi ana salonunda gerçekleşti. Yönetim, İnanç, Gençlik ve Kadın kurulu temsilcileri ile bir çok musahip dernek temsilcilerinin yer aldığı etkinliğe yüzlerce çocuk aileleriyle birlikte katıldı.
Cemevi adına selamlama konuşmasını Halit Büyükgöl yaptı. Büyükgöl’ün ardından Khalé Gağan karakterleri Khalık, Fatık ve Reş-Ereb karakterlerini canlandıran Tuna Fırat, Selcan Gözlü çocuklarla buluştu.
Khalık rolünde Tuna Fırat, çocuklara Almanca Gağan’ı ve Aleviliğin önemli sembolleri Hızır, Şah-ı Merdan Ali, Hünkar Bektaşi Veli ve Pir Sultan’la ilgili tanıtıcı konuşmalar gerçekleştirdi. Yapılan konuşmanın ardından ise Gağan karakterleri ve çocuklar Kırmançki-Zazaki dillerinde şarkılar eşliğinde eğlendiler.
Etkinlik daha sonra hazırlanan hediye paketlerinin çocuklara verilmesi ile son buldu.
6 Şubat depremlerinden en fazla etkilenen kentlerden olan Adıyaman’da yaşanan ihlallere dair hazırlanan raporu paylaşan Önce Çocuklar Derneği, deprem sorası yurttaşların yüzde 97,7’sinin psiko-sosyal destek alamadığını, insani yaşam koşullarına erişimde ciddi eksikliklerin tespit edildiğini, çocukların başata barınma, sağlık, eğitim ve oyun haklarının ihlal edildiğini kaydetti.
Önce Çocuklar Derneği, Sivil Düşün ortaklığıyla Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi tarafından 12-19 Ağustos arasında, 6 Şubat depremlerinden ağır şekilde etkilenen kentlerden olan Adıyaman’da fizibilite çalışmaları kapsamında çocukların yaşadıkları ihlallere dair rapor hazırladı. “Adıyaman Merkezli Çocuk Hak İhlalleri İzleme Ve Raporlama Çalışması” başlığıyla derneğin internet sayfasında yayınlanan raporda, yaklaşık 3 aylık izlenimde çocukların başta eğitim hakkı olmak üzere sağlık, barınma, beslenme ve oyun hakkı ana başlıklarında ciddi ihlallere maruz kaldığı kaydedildi. Bunun yanı sıra sorumluların gerekli tedbirleri almadığı tüm risklere karşı depremin her aşamasında çocuğu ve ihtiyaçlarını odağına alan bir müdahale ve destek planına sahip olunmadığı belirlendi.
Rapor hazırlama çalışması kapsamında Adıyaman’a bağlı köy/kırsal alanlarda 215 aile ile çocuklarının deprem süreci ve sonrasında yaşadıkları eksiklik, ihtiyaç ve hak ihlallerine ilişkin görüşüldüğü aktarıldı.
“ÇOCUKLARIN HAKLARI İHLAL EDİLMİŞTİR”
İnsani yaşam koşullarına erişimde ciddi eksikliklerin tespit edildiği belirtilen raporda, ortaya çıkan sonuçlar şu şekilde sıralandı:
“* Adıyaman’ın kırsal alanlarında okuma yazma oranı oldukça düşüktür. Araştırma grubunun yaklaşık 3/2’sinin Lise altı eğitim düzeyine sahip olduğu görülmektedir. Bu durum göstermektedir ki 18 yaş altı çocukların eğitim hakkı çeşitli sebeplerle ihlal edilmiştir.
* Araştırma grubunun toplamda yüzde 70,7’sinin herhangi bir sigortaya sahip olamadığı görülmektedir.
* Deprem bölgesinde yaşayan insanlara yönelik yapılması gereken en önemli çalışmalardan biri de Psiko-Sosyal destek sunma çalışmalarıdır. Ne yazık ki araştırma grubunun yüzde 97,7’si bu hizmete ulaşamadıklarını belirtmişlerdir.
* Barınma hakkı ile birlikte çocukların eğitim hakkı, sağlık hakkı, beslenme ve oyun hakkı ihlal edilmiştir.
* Okula devam edemeyen öğrenci var mı? sorusuna; yüzde 62,8’i Evet, yüzde 22,3’ü Hayır ve yüzde 14,9’u ise öğrenci yok şeklinde yanıt vermiştir.
* Deprem sonrası psiko-sosyal destek alma imkanınız oldu mu? sorusu yöneltilmiştir. Buna göre görüşmecilerin; yüzde 2,3’ü Evet, yüzde 97,7’si Hayır şeklinde yanıt vermiştir.”
Raporun sonuç kısmında depremin yarattığı felaketi göz önünde tutmaya, çözüm yolları aramaya devam edileceği kaydedildi.