Etiket: çocuklar

  • ‘Okullara imam atanması bir kuşatmadır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir’ -VİDEO

    ‘Okullara imam atanması bir kuşatmadır, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirir’ -VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin ÇEDES projesi adı altında okullara imam atamasına tepki gösteren Eğitimci Sevgi Kişin Sazan, “Bu proje en hafif deyimiyle bir kuşatmadır. Tek bir din, tek bir mezhep ve toplumda derinleşen kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve milliyetçilik üzerinden kendini var eden bu sistemin kendini daha da hissettirmesidir” dedi.

    AKP iktidarında eğitim politikaları, büyük oranda dini eğitim ve ‘tek din-mezhep’ önceleyerek oluşturuldu. Öğrencilerin ve velilerin tercihlerini görmezden gelen eğitim politikaları nedeniyle dini eğitimin ağırlığı, hemen her yıl katlanarak arttı.

    Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından imzalanan, ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara ‘manevi danışmanlık’ hizmeti adı altında imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı atanıyor. İlk olarak Eskişehir ve İzmir’de okullara atamalar yapılırken, proje kapsamında tüm illere buna benzer atamaların yapılması planlanıyor. Projeye eğitimciler, veliler ve demokratik kamuoyu tepki gösteriyor.

    Eğitimci Sevgi Kişin Sazan, okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “4+4+4 PROJESİ İLE ÇEDES’İN TEMELLERİ ATILDI”

    Eğitimde var olan sıkıntıların, temel eğitimin kaldırılıp 4+4+4 projesinin getirilmesi ile temellerinin atıldığını  vurgulayan Kişin Sazan, “Ülkemizde yaşanan ve eğitimde sürekli gerici bir politikanın, gerici bir asimilasyon politikasının eğitimi çepeçevre alması ve özellikle biz farklı kimlikler ve kültürlere sahip olan Alevileri, ciddi anlamda endişelendirmiştir. Elbette ki bu sadece Alevileri endişelendiren bir durum değildir. Laik, bilimsel ve ana dilde eğitime taraf olan her insanı ciddi anlamda kaygılandırmıştır” dedi.

    24 yıl sınıf öğretmenliği yaptığını belirten Kişin Sazan, şöyle devam etti:

    “Daha sonra 2015’te KHK’yla ihraç edilen bir öğretmendim ama çocuklarla ilgili gözlemlerimi de burada paylaşmak istiyorum. Daha önce bu din dersini ilkokul öğretmenleri veriyordu. Fakat ‘4+4+4’ projesiyle temel eğitim ortadan kaldırılınca burada da ciddi bir problem ortaya çıktı. Aslında o zaman ciddi bir reaksiyon göstermek gerekirdi. 4+4+4‘’ şu demektir. Birincisi kapitalist düzende ciddi anlamda yoksulları, emekçilerin çocuklarını mesleki okullara yönlendirip onları kalifiyeli işçi edinme projesiydi. İkincisi, zaten anketlerde gösteriyor ki kız çocuklarının bu ‘4+4+4  projesinden sonra okulu bırakma oranı gittikçe fazlalaştı. Çocuk gelinlerin sayısı arttı. Zaten hedef de buydu. Açıkçası bir taraftan eğitimde kadını da vurmaktı. Başarılı oldular.
    Daha sonra bunu daha da derinleştirmek amaçlı işte bizim bugün ÇEDES dediğimiz programdır. Bu programın en önemli tarafı sınırsız olmasıdır. Evet şu anda İzmir ve Eskişehir’de pilot bölgeler uygulanmaya başlanmıştır. Tabii İzmir ve Eskişehir gibi, laik, seküler illerde başlanması da benim aklıma açıkçası şunu getirir. Yani zordan başlarsa, eğer orada tutulursa, diğer illerde de uygulamaya geçer. Muhtemelen böyle bir düşüncedir.”

    “BU PROJE BİR KUŞATMADIR”

    Okullarda manevi danışmanlık için rehberlik öğretmenlerinin olduğunu belirten Kişin Sazan, “Rehberlik danışmanları var. Yani manevi bir danışmana ihtiyaç varsa onlar bu işin eğitimini almış öğretmenlerdir. Dinle ilgili de zaten din bilgisi ve ahlak öğretmenleri var. O ihtiyacı da bunlar karşılıyorlar zaten. Yani bu proje bambaşka bir amaçtır. Yani en hafif deyimiyle bir kuşatmadır. Bunun başka bir anlamı yoktur. Tek bir din, tek bir mezhep ve toplumda derinleşen kutuplaşmayı daha da derinleştirmek ve milliyetçilik üzerinden kendini var eden bu sistemin kendini daha da hissettirmesidir” dedi.

    “İmamların pedagojik formasyonu, eğitimleri yoktur” diyen Sevgi Kişin Sazan, “Asıl sıkıntı şudur ki bunların danışmanlık yaptıkları yani imamlık yaptıkları vakıflarda, tarikatlarda çocukların ciddi anlamda şiddetle, istismarla karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Bu bizim, Türkiye’deki gerçekliğimizdir. Ensar Vakfı bunun bir örneğidir. Adana’da bir ihmal sonucu yanarak ölen Kur’an kursu çocuklarından tutun, bir bakanın çıkıp bir defadan bir şey olmaz demesine kadar, bütün bunlar bu kişiler tarafından yapıldı ve bu çocuklar karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUK İLE AİLE ARASINDA ÇATIŞMA YARATACAKTIR”

    4 ve 6 yaş arasındaki çocukların kişisel gelişimleri konusunda ÇEDES projesinin yaratacağı olumsuzlukları anlatan Kişin Sazan, projenin çocuk ile ailesi arasında bir çatışma ortamı yaratacağını belirtti. Kişin şunları söyledi :

    “Şimdi şöyle düşünün. 4 ve 6 yaşındaki bir çocuğa bir imam gelecek. Ne yapacak? Anlatacak. Diyelim ki dini anlatıyor, İslamiyet’i anlatıyor. Diyecektir ki sabah namazında annelerimiz, babamız kalkar, abdest alır, namaz kılar, dua okur, Kur’an okur. Ramazan’da oruç tutar. Bunlar bizim değerlerimiz. Bunları yapmaları gerekir. Şimdi Alevi çocuklarını bir düşünün. Alevi çocuğu şunu düşünecektir. Benim annem babam sabah erkenden kalkıp namaz kılmıyor, abdest almıyor, oruç tutmuyor. Peki o zaman ne yapacak çocuk? Kendi içerisinde, kendi ailesini sorgulamaya başlayacaktır ve kendi ailesinden utanacaktır, yerine göre öfke duyacaktır. Çünkü sürekli bunun doğru olduğu verilecektir. Çünkü çocuğun kafasında şu olacaktır. Doğru olan bu. Senin ailen yanlış yapıyor yargısı çocukta hakim olacaktır. Çocuk en masumane soruyu soracaktır ‘peki bunu yapmayanlar ne olacak?’ Cehennemde cayır cayır yanacaklar. O yaştaki bir çocuğun kafasında anne baba bunu yapmıyor ve bu anne baba cehennemde cayır cayır yanacaktır. Bunun çocuk üzerinde yarattığı baskının ve çocuğun kişisel gelişimi önünde ne kadar büyük bir engel olduğunu düşünün.

    Bu manevi danışman dediğimiz önce cezaevlerinde başlamıştı. Cezaevlerinde, huzurevlerinde, sanırım bir arada hastanelerde… Bu toplumun dikkatini çok çekmemişti ama şu anda toplumun dikkatini şöyle çekmek durumundadır, küçük çocuklara, 4 ve 6 yaşındaki çocuklara ne verirseniz, onun zihninde kalır.”

    “ÜLKEMİZDE ANA DİL MESELESİ ASİMİLASYONA CİDDİ BİR ÖRNEKTİR”

    Bu asimilasyon politikasının uygulandığı ve başarılı olduğu bir başka alanın da ana dil meselesi olduğunun altını çizen Sevgi Kişin Sazan, “Peki biz çocuklarımızı bundan nasıl kurtarabiliriz? Vermemek durumu da söz konusu değil. Çocuk ana sınıfına gidecektir. Ve bunlar gelecektir. Bunlar geldiğinde siz kişisel olarak karşı çıksanız bile bu sefer de dışlanmayla karşı karşıya kalırsınız. Mesela ben torunum için din dersini almak istemediğimde ortada boş bir saat ders var, çocuk nereye gidecek, nerede oturacak, hangi öğretmen başında olacak. Sizi zorluyorlar ve çocuklarınız bu gerici, tekçi, tek mezhep, tek din eğitimini almak zorunda kalıyor. Ciddi bir baskıdır bu. Şimdi tabii bunlar sadece tesadüfi şeyler değildir. Bu asimilasyonun en geri ayağıdır. Maalesef karşı taraf yani biz toplum olarak, bunu çok da büyük bir tehlike olarak görmüyoruz açıkçası. Mesela bizim ülkemizde ana dil bu konuda ciddi bir örnektir. Yani hiç Türkçe bilmeyenlerin çocukları hiç Kürtçe bilmeyecek duruma geldi. Bu neyle oldu? İşte bu asimilasyonla oldu. Bu da böyle olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Buse Nehir DEMİR/ ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız

    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’

    >‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’

    >‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’

    >‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’

    >‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’

    >‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’

    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’

    >‘İmam okullarıyla, tarikatlarla başaramadıklarını devlet okulları üzerinde deniyorlar’

  • Milletvekili Kadıgil, tarikatlarla protokolü sordu: Bin çocuğa ulaştıkları iddiası doğru mu?

    Milletvekili Kadıgil, tarikatlarla protokolü sordu: Bin çocuğa ulaştıkları iddiası doğru mu?

    PİRHA-Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, çocuk istismarıyla gündeme gelen Nur Cemaati’ne bağlı Suffa Vakfı’yla ilişkisi bulunan Mutlu Yuva Derneği ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan protokolü TBMM gündemine taşıdı.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil, devlet koruması altında olan çocukların tarikat kamplarına gönderildiğine dikkat çekerek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi.

    “BAKANLIĞINIZ ÇOCUKLARIN ÜSTÜN YARARINI NEDEN GÖZETMEDİ?”

    TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, Suffa Vakfı ve Mutlu Yuva Derneği’nin binden fazla çocuğa ulaştığı bilgisine yer verirken, “Mutlu Yuva Derneği, Bakanlık ile yaptığı protokol kapsamında bin çocuğa ulaştığı iddiası doğru mudur? Dernek protokol nedeniyle kaç çocukla temasa geçirilmiştir? Dernek, ulaştığı çocukların kendi himayesindeki yurt ve kamplara götürmüştür?” diye sordu.

    Kadıgil, soru önergesinde şu sorulara yer yerdi:

    “*2017 yılında, 2 erkek çocuğa cinsel istismar suçundan yurt idarecisi Mehmet Sıddık Çiçek’in yargılanarak ilk derece mahkemesi tarafından 26 yıl hapis cezası verildiği vakıf olan Nurcu Suffa Eğitim Vakfı’nın çocuklara yönelik tutum ve tavrı ilişkili olduğu Dernek ile protokol düzenlenmesi hususunda Bakanlığınız çocukların üstün yararını neden gözetmemiştir?

    *Mutlu Yuva Derneği, Bakanlık ile yaptığı protokol kapsamında bin çocuğa ulaştığı iddiası doğru mudur? Dernek protokol nedeniyle kaç çocukla temasa geçirilmiştir?

    *Protokolde yer alan “Çocuk evlerinde hizmetin devamlılığının sağlanması ve çocukların yüksek yararı göz önüne alınarak çocuk evleri koordinasyon merkezi, çocuk evi sorumlusu, demek koordinatörünün ortak alacakları idari kararlar uygulanır. Demek yöneticileri, üyeleri ve diğer gönüllüler ziyaretçisi olmayan veya psikolojik açıdan bir aile yanında kalması uygun görülen çocukları ilgili mevzuat çerçevesinde çocuk evlerinde görev yapan ilgili meslek elemanının da görüşü alınarak, gönüllü aile statüsünde evlerine misafir olarak alabilirler. Dernek yöneticileri, üyeleri ile gönüllüler, çocuk evleri koordinasyon merkezi ve derneğin ilgili elemanlarınca ortaklaşa belirlenen gün ve saatler çerçevesinde evlere misafir olarak kabul edilebilirler.” düzenlemesi kapsamında; dernek yöneticilerinin ve üyelerinin evlerine protokol kapsamında kaç çocuk gönderilmiştir? Dernek üyesi ve yöneticilerinin evlerine gönderilen çocuklardan istismara maruz bırakılan var mıdır?

    *Protokolde derneğe verilen “koruyucu aile” bulma hakkının hukuki gerekçesi nedir? Derneğin “koruyucu aile bulma hakkı” ne demektir? Bu protokol ile derneğe verilen bu haktan başka kaç dernek ve vakıf da yararlanmaktadır? Koruyucu aile şartları neden dernek için ayrıcalıklı bir şekilde genel usule aykırı olarak düzenlenmiştir?

    *Dernek protokol süresince kaç “koruyucu aile” bulmuştur? Bulunan bu ailelere, kaç çocuk teslim edilmiştir? Aileler tarikat üyesi midir? Ailelere teslim edilen çocukların yaş aralıklarına göre ve cinsiyetlerine göre dağılımı nedir? Koruyucu aile yanına verilen çocuklardan istismara uğradığı tespit edilen çocuk var mıdır?

    *Derneğin İstanbul’daki Tuzla Belediyesi’yle korunmaya muhtaç ve kimsesiz çocuklar için ‘yaşam merkezi’ açılması hakkında imzaladığı protokolle “Tuzla ilçe sınırlarındaki ailesini kaybetmiş, terk edilmiş, fiziki ya da manevi şiddete maruz kalmaktan ötürü devlet korumasına alınmış kimsesiz çocukların korunması, rehabilitasyonu, beceri ve yeteneklerinin geliştirilmesi, yetiştirilmesi eğitim ve mesleki olarak geleceklerinin desteklenmesi projesi” işletilmiştir. Bu projede görev alan kişiler kimlerdir? Mesleki formasyonları nedir? Dernek görevlisi ya da üyesi kaç kişi çocuklarla temasa geçmiştir? Proje kapsamında kaç çocuk, yaşam merkezlerine gönderilmiştir? Bu merkezlerde çocuklara dini eğitim verilmekte midir? Yaşam merkezlerinin adresleri nelerdir?

    *Mutlu Yuva Derneği’nin sorumluluğu altındaki çocuk evlerine yapılan denetimlerin tarihi nedir? Denetim bulguları nelerdir?

    *’Çocuk Koruma Hizmetleri Planlama ve Çocuk Bakım Kuruluşlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin 35. Maddesi’nin 1. fıkrasında yer alan ‘Sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler devletin denetim ve gözetiminde sivil toplum kuruluşları ile halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür’ ifadelerine dayanarak Menzilciler ve Nurcular başta olmak üzere kaç tarikata teslim etmiştir? Söz konusu tarikatlarla ilişkili kaç kamu görevlisi bulunmaktadır? Tarikatların dernek ve vakıflarının yönetim kurullarında bulunan veya yönetici olan isimlerden kaçı AKP ile ilişkilidir?

    *Bakanlığın söz konusu yönetmeliğin 35. Maddesi’ne dayanarak protokol imzaladığı tarikat ve cemaatlere bağlı olmayan herhangi bir dernek vakıf ya da sivil toplum kuruluşu var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Devlet korumasındaki çocuklar tarikat eğitim kampına götürüldü

    Devlet korumasındaki çocuklar tarikat eğitim kampına götürüldü

    İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü sorumluluğundaki Çocuk Evlerinde kalan çocukların, Nur Cemaati’nin bir kolu olan Suffa Vakfı’yla ilişkili Mutlu Yuva Derneği’nin ‘eğitim kampına’ gönderildiği ortaya çıktı. Çocuklar, hiçbir kamu görevlisinin refakati olmadan tamamen tarikatın kontrolüne bırakıldı.

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü sorumluluğundaki Çocuk Evlerinde kalan çocuklar, Nur Cemaati’nin bir kolu olan Suffa Vakfı’yla ilişkili Mutlu Yuva Derneği’nin 40 günlük ‘eğitim kampına’ gönderildi. Çocuklara hiçbir kamu görevlisi refakat etmiyor.

    soL’un özel haberine göre kamp, 3 Temmuz–11 Ağustos tarihleri arasında, yine bir dini cemaate ait olan, Güngören ilçesinde faaliyet gösteren Özel Gündüzalp Erkek Öğrenci Yurdu’nda gerçekleştiriliyor. Mutlu Yuva Derneği tarafından seçilen ve gelecek dönemde “abilik sorumluluğu” verebilecekleri gençlere odaklanan “yaz kampı”, hiçbir kamu denetiminden geçmeden sürüyor.

    Türkiye’nin birçok ilinde faaliyet yürüten Mutlu Yuva Derneği’nin internet sitesinde, bugüne kadar 140 Çocuk Evi’nde çalışma yürüttüğünü belirten dernek yönetimi, kendi çocuk evlerini açtığını, personelini kendilerinin seçtiğini ifade ediyorlar.

    Haberde soL’un, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde çalışan kamu personeliyle yaptığı görüşmelerde, habere konu olan mekanın kamu denetiminden geçmediğini teyit ettiği aktarıldı.

    TARİKAT VAKININ YURDUNDA İKİ ERKEK ÖĞRENCİ TACİZE UĞRAMIŞTI

    Suffa Vakfı, henüz devlet kendi kurumlarını tarikata emanet etmeden önce, vakfa ait özel öğrenci yurtları işletmeye başlamıştı. Erzurum’un Oltu ilçesinde bu vakfa ait bir erkek öğrenci yurdunda 2011-2014 yılları arasında idareci olarak görev yapan Mehmet Sıddık Çiçek isimli şahıs, iki erkek öğrenciyi taciz etmekten suçlu bulunmuştu.

    Tacizci Mehmet Sıddık Çiçek’e 26 yıl hapis cezası verilmiş, Yargıtay, ‘tacizlere devam edebilirdi ama bırakmış’ gerekçesiyle cezada indirim istemişti.

    Derneğin arkasında siyasilerin desteği var. Derneğin yönetim kurulu başkanı birkaç dönem AKP Erzurum milletvekilliği yapan Muzaffer Güzelyurt, yönetim kurulu üyelerinden biriyse Merkez Valisi Abdülkadir Yazıcı.

    Kaynaklara göre derneğin nüfuzunun vardığı son örnek, Yazıcı’nın İstanbul İl Müdürlüğü yetkililerinden 3-5 yaş arası ailesini kaybetmiş çocukların bilgisini çekinmeksizin talep etmesi. Bu talep, 6 Şubat’ta meydana gelen deprem sırasında devlet korumasına muhtaç çocukların, Menzil cemaatinin yurtlarına izinsiz, belgesiz bir içimde götürülmesini hatırlattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO

    ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO

    PİRHA-Devletin bütün aygıtlarını elinde bulunduran AKP hükümetinin okulları yeniden inşa merkezi haline getirdiğini belirten DAD Genel Merkez Yöneticisi Zeynel Kete, “Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor. Okullar ülkede karar verici tarikatların kendi amaçları doğrultusunda eleman yetiştirdikleri kurumlar haline geldi” dedi.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına yönelik tepkiler devam ediyor.

    Projenin amacının “Öğrencilerimizin millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren ve kendi yaşantılarında inşa eden fertler olmalarına, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, aklıselim, kalbi selim ve zevki selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak” olduğu iddia ediliyor. Ancak, projenin asıl odağında dini bir eğitim sistemini merkeze aldığı çok açık.

    Anayasaya da aykırı olmasına rağmen, pedagojik eğitimi bulunmayan imam ya da Kur’an kursu öğreticileri, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerde görevlendirilmeye başlandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Zeynel Kete, okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CEMAATLERLE BAŞLAYAN BU SÜREÇTE ÇOCUKLARA EĞİLMELERİ BOŞUNA DEĞİL”

    Okullara imam ataması yapılmasının bir sonuç olduğunu vurgulayan Zeynel Kete, “Cumhuriyetin birinci yüzyılında özellikle 1924 Anayasasıyla beraber dinciliğin kamusal alanda görünür olmasıyla beraber bir bu süreç yaşanıyor. Bu süreç yavaş yavaş bütün hükümetler döneminde çeşitli şekillerde günümüze geldi. Bu durum AKP döneminde daha görünür oldu. Türkiye’de 1924 süreciyle başlayan kamusal alanın dinselleştirilmesi ve Türk-İslam sentezinin sadece dini kurumlarda değil yaşamın her alanında görünür kılınması siyaseti var. Bu süreç yeni başlamadı, Türkiye’de laiklikten bahsedenler bundan 80 yıl önce Dersim Katliamı’nda sağ olan çocukları götürüp resmi dincilere verildiğinde niye seslerini çıkarmadılar. Dersim’de 3-5 bin Alevi çocukların kuran kurslarına götürülüp yatılı bölge okullarında eğitildiği süreci biliyoruz. Okulların en büyük ideolojik aygıt olduğu ve ideolojik müfredatların okullarda meydana geldiğini biliyoruz. Okullarda amaca uygun bireylerin yetiştirilmesi ve özelliklede cemaatlerle başlayan bu süreçte çocuklara eğilmeleri boşuna değildir. Çocuğa ne verilirse çocuk onu alır” dedi.

    “OKULLAR, TARİKATLARIN ELEMAN YETİŞTİRDİKLERİ KURUMLAR HALİNE GELDİ”

    Devletin bütün aygıtlarını elinde bulunduran AKP hükümetinin okulları yeniden inşa merkezi haline getirdiğini belirten Kete, “Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor. Okullar ülkede karar verici tarikatların kendi amaçları doğrultusunda eleman yetiştirdikleri kurumlar haline geldi. Aleviler, öğretmenler, laikliği savunan insanlar olarak rızamız olmadan çocuklarımızın alınıp bu şekilde eğitilmesini asla kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Yapılanlar bir partinin düşüncesinden ziyade sistemin bir bakış açısıdır” diyen Kete, “Biz ne okullarda çocuklarımıza din dersi verilmesini ne de imamlar tarafından manevi eğitim verilmesini kabul etmiyoruz. Hem pedagojik olarak sakıncalıdır, hem inancımıza uymayan bir bakış açısıdır hem de insan hakları ihlalidir” diye belirtti.

    “ALEVİ DERNEKLERİ VE PİRLERİ SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİ”

    Çocukların kendi kararını verebilecek olgunluğa erişmediğini o yüzden de velilerden rızalık alınması gerektiğini ifade eden Zeynel Kete, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çocuklar kurallar dışında bir suç işlediğinde veli muhatap alınıyor, çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için veliye geliniyor, ödenek adı altında veliden para isteniliyor ama söz konusu çocukların eğitimi olduğunda devlet çocuk benimdir, ben onu istediğim gibi eğitebilirim, diyor. Ülkede ki emek, barış ve demokrasi mücadelesi veren bütün güçlerin bir araya gelerek bir duruş sergilemeleri gerekiyor. Alevi dernekleri ve pirleri bir araya gelerek bütün bölgelerde konuyla ilgili açıklamalar, mitingler yaparak sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekiyor.”

    Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

  • Milletvekili Perihan Koca’dan Bakan Tekin’e: Aklınızdan bile geçirmeyin!-VİDEO

    Milletvekili Perihan Koca’dan Bakan Tekin’e: Aklınızdan bile geçirmeyin!-VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Kız okulları kurulabilir” şeklindeki skandal açıklamasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca,”Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin” dedi.

    Hemen her eğitim öğretim döneminde harem selamlık eğitim tartışmalarının yaşandığı Türkiye’de, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin skandal bir çıkışa imza attı.

    İktidara yakın bir televizyon kanalında konuşan Tekin, ailelerin, “Kızımın erkeklerin olduğu yerde olmasını istemiyorum” dediğini savunarak, “Ancak biz bu kızlarımızı eğitime dahil etmeliyiz. Karma eğitim önemlidir. Ancak ihtiyaç duyulması halinde kız okulları kurulabilir” sözlerini kullandı. TBMM Genel kurulda söz alan Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, bakanın skandal çıkışına tepki gösterdi.

    Perihan Koca, “Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Kız çocuklarının üzerinden ellerinizi çekin” dedi.

    Koca, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “TBMM Genel Kurulu’nda dün çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin ilk söylediği şey ‘Erkeklerin olduğu yerde olmasını istemiyorum’ oluyor. Karma eğitim esas ama kız okulları kurmak gerekiyorsa kurulur.’ beyanına ilişkin konuştum. Her ne kadar sözlerimi zaman sınırı dolayısıyla tamamlayamamış olsam da bu düşünceler karma eğitimi adım adım ortadan kaldıracak olan adımların ilkidir. Kız ve oğlan çocuklarının ayrı okullarda okumasının hiçbir bilimsel gerekçesi yoktur. Meclis sıralarında oturan bazı vekiller daha önce kız çocuklarının 14 yaşında evlenebileceklerini de ifade etmişlerdi. Bu söylemler toplamda çocuklara yönelik bir bakışı ifade ediyor. Bu bakış kadınları ikinci sınıf gören ve onu erkeklerin nesnesi olarak gören bir bakıştır. Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Kız çocuklarının üzerinden ellerinizi çekin.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • İSİG: AKP döneminde en az 888 çalıştırılan çocuk yaşamını yitirdi

    İSİG: AKP döneminde en az 888 çalıştırılan çocuk yaşamını yitirdi

    PİRHA- İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında yayımladığı raporda, AKP döneminde en az 888 çalıştırılan çocuğun yaşamını yitirdiği belirtildi.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında AKP döneminde hayatını kaybeden çocuklara dair hazırladığı raporu açıkladı.

    Raporda, AKP’nin iktidarda olduğu yıllar içerisinde toplam 888 çalıştırılan çocuğun hayatını kaybettiği belirtildi. Çocukların okul ve parklarda olması gerekirken iş cinayetlerinin “cenderesi” altında kaldığı ifade edilen raporda, “AKP’nin hayata geçirdiği tarım, sanayi, eğitim ve sosyal politikalar her geçen gün daha fazla çocuğun işçileşmesini beraberinde getirdi. Diğer yandan ise sanki ‘çocuk işçilik’ yokmuş gibi bir hava verilerek bu sorun görünmez kılınmaya çalışıldı” ifadelerine yer verildi.

    İSİG raporunda, çocukların çalıştırılmasının yasaklanması ve caydırıcı cezaların verilmesi istendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye’de 31 binden fazla çocuk zorla çalıştırılıyor, yüzlerce çocuk dilendiriliyor

    Türkiye’de 31 binden fazla çocuk zorla çalıştırılıyor, yüzlerce çocuk dilendiriliyor

    PİRHA- Türkiye’de on binlerce çocuk çalışmaya zorlanıyor. Son 9 yılda 102 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirirken, 2022’de ise 31 bin 573 çocuğun zorla çalıştırıldığı tespit edildi. 2022 yılında ise toplam 3 bin 552 çocuğun sokakta dilendirildiği belirlendi.

    BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Ankara’nın Altındağ ilçesinde bir oto tamir dükkânında çırak olarak çalıştırıldığı iddia edilen 13 yaşındaki Harun Yıldız, yük asansörü altında kalarak hayatını kaybetti. Yıldız’ın yaşamını yitirmesinin ardından gözler, Türkiye’deki çocuk işçi gerçeğine çevrildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verileri, çarpıcı tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.

    3 BİN 552 ÇOCUK SOKAKTA DİLENDİRİLİYOR

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı mobil ekipler, 81 ilde sokakta çalıştırıldığı tespit edilen çocuklara yönelik 2022 yılında tarama çalışması yaptı. Bakanlığın verilerine göre, 2022 yılında toplam 3 bin 552 çocuğun sokakta dilendirildiği belirlendi.

    ÇALIŞTIRILAN ÇOCUK İŞÇİ SAYISI 31 BİN 573

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çalışması ise tablonun daha da çarpıcı olduğunu ortaya koydu. Çocuk işçiliği ile mücadele kapsamında 2022 yılında ulaşılan çocuk sayısının 28 bin 21 olduğu bildirildi. Bakanlık, çocuk işçiliği ile mücadele kapsamında tespit edilen çocuk sayısının yılında son dört ayında artmasının nedenini, “Mevsimlik tarım işçiliği” olarak açıkladı. Veriler kapsamında yalnızca iki bakanlığın ulaştığı çocuk işçi sayısı toplamı ise 31 bin 573 oldu.

    9 YILDA 102 ÇOCUK ÇALIŞIRKEN YAŞAMINI YİTİRDİ

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin SGK verileri doğrultusunda hazırladığı rapora göre, 2013 ve 2021 yıllarını da kapsayan dokuz yıllık dönemde 102 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların üçünün kız, 99’unun ise erkek olduğu belirtildi. Hayatını kaybeden çocukların dördünün 14 yaşında, yedisinin 15 yaşında, 35’inin 16 yaşında, 56’sının ise 17 yaşında olduğu kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Artan: Çocuklarımızı cemaatlerin ve tarikatların elinden kurtarmamız gerekiyor-VİDEO

    Artan: Çocuklarımızı cemaatlerin ve tarikatların elinden kurtarmamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-Depremden sonra çocukların tarikatlara verilmesine ilişkin tartışmalar sürüyor. Depremden sonra çocukların akıbetinin belli olmadığını belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Biz deprem bölgelerini gezdik, bazı yerlerde insanlar çadırlarda geceleri nöbet tutuyorlar çocuklar kaçırılmasın veya kaybolmasın diye. Çocuklarımızı cemaatlerin ve tarikatların elinden kurtarmamız gerekiyor” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası enkazdan çıkarılan çocukların akıbetine dair tartışmalar sürüyor. Yüzlerce çocuğun tarikatlara verildiği ortaya çıkarken, halen kendilerinden haber alınamayan birçok çocuk bulunuyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan ile depremden sonra yüzlerce çocukların tarikatlara verilmesini konuştuk.

    “AİLELERİNE TESLİM EDİLMEYEN ÇOCUKLARIMIZ NEREDELER?”

    Depremden sonra çocukların akıbetinin belli olmadığını belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, “Depremde çocuklar anne babalarını kaybediyor, bu çocukların öldüğüne dair veya nerede olduğuna dair bir belge de yok. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, çocukların tarikatlara verilmediğini söylüyor. Bin tane çocuk ailesiz kaldıysa bunun 500’ü yurtlardaysa, peki geri kalan çocuklarımız nerede? Hangi tarikatın elinde, hangi cemaatin elinde ve neredeler bu çocuklar?” diye sordu.

    Dersim’in kayıp kızlarını hatırlatan Artan, şöyle devam etti:

    “Şimdi ben bunlara depremin kayıp çocukları diyorum. Bu konunun üzerinde durmamız lazım. Biz deprem bölgelerini gezdik, bazı yerlerde insanlar çadırlarda geceleri nöbet tutuyorlar çocuklar kaçırılmasın veya kaybolmasın diye. Çocuklar ailelerine ve yakınlarına teslim edilmedi. Neredeler bu çocuklar bunu sormak lazım. Bence bu konuda ciddi anlamda bir kamuoyu oluşturmamız lazım, çocuklarımızı cemaatlerin ve tarikatların elinden kurtarmamız gerekiyor.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • TÜİK: Çocukların yüzde 62.4’ü ekmek, makarna, yüzde 12.7’si et tüketebiliyor

    TÜİK: Çocukların yüzde 62.4’ü ekmek, makarna, yüzde 12.7’si et tüketebiliyor

    TÜİK, 2022 yılı Türkiye Çocuk Araştırması’nın sonuçlarını yayımladı. Buna göre, et ve balık yiyemeyen çocuklar, ekmek ve makarnayla beslendi, sanattan, kültürden uzak kaldı. Çocuklarda kaygı ve depresyon verileri de yüksek!

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı Türkiye Çocuk Araştırması’nın sonuçlarını yayımladı. 10 Ekim-16 Aralık 2022 tarihleri arasında düzenlenen araştırma sonucunda elde edilen verilere göre ekmek veya makarna gibi tahıl içeren yiyecekleri her gün tükettiği belirtilen 6 aylık ve daha yukarı yaştaki çocukların oranı yüzde 62.4. Et, tavuk veya balığı her gün tükettiği belirtilen çocukların oranı ise sadece yüzde 12.7.

    Araştırmaya göre, meyveyi her gün tüketen çocukların oranı yüzde 50.5, sebzeyi her gün tükettiği belirtilen çocukların oranı yüzde 33.0, fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagilleri her gün tüketen çocukların oranı yüzde 10.9. Sütten yapılan yiyecekleri her gün tükettiği belirtilen 6 aylık ve daha yukarı yaştaki çocukların oranı yüzde 57.8.

    ÇOCUKLAR SİNEMAYA VE TİYATROYA GİDEMİYOR

    Anneleri/temel bakım verenleri tarafından son 12 ayda sinema veya tiyatroya gittiği belirtilen 6-17 yaş grubundaki çocukların oranının yüzde 39.1 olduğu kaydedildi. Bu çocukların yüzde 40.1’inin aileleri tarafından maddi olarak bu etkinliğin karşılanamadığı, yüzde 24.3’ünün yaşadığı yerin yakınında sinemanın/tiyatronun olmadığı, yüzde 21’inin sinema veya tiyatroya ilgi duymadığı, yüzde 6.2’sinin ailesinin zamanı olmadığı için götürmediği, yüzde 5.2’sinin pandemi ile ilgili durumlar nedeniyle, yüzde 2.8’inin ailesinin izin vermediği için gidemediği belirtildi.
    Kütüphaneye veya kitapçıya gittiği belirtilen çocukların oranı ise yüzde 28.5’te kaldı.

    Araştırmada kendine ait odası olan çocukların oranı yüzde 34.0. Kendine ait odası olmayan çocuklar arasında, uyumak için kullandığı odayı bir hanehalkı üyesi ile paylaşanların oranı yüzde 29.4, iki veya daha fazla hanehalkı üyesi ile paylaşanların oranı ise yüzde 36.6 oldu.

    ÇOCUKLARDA EN YÜKSEK ORAN KAYGI VE DEPRESYON

    Bir haftada kız çocuklarının yüzde 36.2’si bulaşık yıkadığını, ev temizlediğini, yüzde 24.9’u yemek yaptığını, yüzde 3.5’i hasta baktığını söyledi. Son bir haftada erkek çocuklarının yüzde 42.5’i ev için alışveriş yaparken yüzde 7.1’i eve su taşıdığını belirtti. Yüzde 4.1’inin ise kömür taşıdığı ortaya çıktı. İşlevsel zorluğu olan çocuklarda en yüksek oran kaygı ve depresyon verilerinde çıktı. Her gün depresyonda hissettiğini belirten çoukların oranı yüzde 4.7, kaygı hissedenlerin oranı yüzde 7.3 oldu.

  • Öğrenci Veli Derneği’nden Bakan Yanık hakkında suç duyurusu

    Öğrenci Veli Derneği’nden Bakan Yanık hakkında suç duyurusu

    Öğrenci Veli Derneği, deprem felaketinin ardından kaybolan çocukların nerede olduğunu sordu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık hakkında ‘görev ihmali’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

    Depremlerin ardından, afet bölgesindeki kayıp çocukların nerede olduğu sorusu hâlâ yanıt bekliyor. Çocukların kaçırıldığı ve tarikatlara verildiği konusunda ise net bir açıklama yapılmadığını kaydeden Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), kayıp çocukların nerede olduğunu sorarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Veli-Der Basın Sözcüsü Ali Aluç, “Devletin bu çocukları koruma altına almak zorundadır. Bu, sosyal devlet olmanın gereğinden öte, devletin görevidir ve bu görev hiçbir kişi, kurum, kuruluş ve dini yapılara devredilemez” dedi.

    1100 ÇOCUK MENZİL TARİKATINDA?

    Aluç, “Refakatsiz kalmış depremzede çocuklarımız bir şekilde dini yapıların eline düşmektedirler. Basında yer alan haberlere göre; binin üzerinde çocuğumuz kayıp, 1.100 çocuğumuz Menzil Tarikatının Adıyaman’daki köyünde tutulmaktadır. Daha önce yine basında yer alan habere göre, depremde babalarını kaybetmiş 9 çocuğumuz, Sakarya’da İsmailağa Cemaatinin kontrolünde olan Diyanete bağlı Kuran kursuna verildiği İl müftülüğü ve cemaat sorumluları tarafından açıklanmıştır. Depremzede çocuklarımızın nakillerinin sayısı ise 200 bini aştı” diye konuştu.

    “GÖREV İHMALİ YAPTILAR”

    Derya Yanık’ın, “Bizim Menzil cemaatine ya da herhangi bir yere verecek bir çocuğumuz yok ama insanlar kendi çocuklarını diledikleri yerde bulundurabilirler” açıklamasına da tepki gösteren Aluç, şöyle devam etti:

    “Bakan yaptığı skandal açıklamayla büyük bir sorumsuzluk örneği göstermiştir. Görevini yerine getirmeyerek ve bu çocuklarımızın yasadışı dinî yapıların eline düşmesine sebep olarak TCK’nin 257. Maddesine göre ‘Görevi İhmal ve Görevi Kötüye Kullanma’ suçu işlediğini düşünüyor ve hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim-Sen yöneticisi Ahmet Karagöz: Depremzede öğrencilere özel eğitim verilmeli-VİDEO

    Eğitim-Sen yöneticisi Ahmet Karagöz: Depremzede öğrencilere özel eğitim verilmeli-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, deprem felaketinde dayanışmanın en üst seviyede olduğunu belirterek, öğrencilerin gittikleri kentlerde özel sınıflarda, özel öğretmenler tarafından eğitime tabi tutulması çağrısında bulundu.

    Deprem felaketinin üzerinden bir ay geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, iktidar yetkilileri herhangi bir sorunun olmadığını iddia etmeye devam ediyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, deprem felaketine dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    PİRHA- Deprem felaketinin yaşandığı anda Hatay’a ve Elbistan’a gittiniz. Neler gördünüz, neler yaşadınız?

    AHMET KARAGÖZ: On binlerce insanımızın yaşamını yitirdiği, yüz binlerce insanımızın sakat ve yaralı olduğu bir deprem sürecini hep birlikte yaşadık. Evet doğal afetler kaçınılmazdır. Tıpkı yer bilimcilerinin ifade ettiği gibi deprem değil, binaların öldürdüğünü bir kez daha gördük. Elbette binalar da öldürmez. Sağlıklı, sağlam, dayanıklı, denetimleri yapılan, onarılan, güçlendirilen binaların da yıkılmadığını gördük. Ama şunu da gördük ki kentlerimiz tümüyle bir rant alanına dönüştürülmüş. Çocuklarımızın, evlatlarımızın, ailelerimizin, evlerimizin, eşyalarımızın da enkaz altında kaldığına Elbistan’da tanıklık etmenin, acısını, hüznünü yaşıyorum. Burada bütün Türkiye halklarına başsağlığı diliyorum. Bunların sorumluları vardır. Mutlaka da hesap sorulması gerekir.
    Elbistanlıyım. Elbistan’ı adım adım bildiğimi iddia ediyorum. Ama bildiğim Elbistan’ı ne yazık ki tanıyamadım. İnsanlarımızın bütün geçmişleri, bütün birikimleri enkaz altındaydı. İnsanlar çığlık çığlığa hala enkazlarını bekliyorlardı. Acaba geride kalan bir tek hatıra bulabilir miyim? Bir fotoğrafa ulaşabilir miyim? Bütün beklentileri buydu insanların. Enkazların hızla kaldırıldığına tanıklık etti. Enkazların içerisinde insanların anıları olduğu gibi ne yazık ki enkazda hala kurtarılamamış insan bedenleri de var. Bu gerçekten bizi çok üzüyor. Aynı cömertliği devletimiz depremin olduğu ilk bir hafta Elbistan için sağlayamadı. Ben Elbistan’da AFAD’ı görmedim, çadırları halka parayla satan Kızılay’ı da görmedim. Ancak burada hayırsever kurumları, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütlerinin emek meslek örgütlerini ve siyasi partilerimizi ve büyükşehir belediyelerini gördüm.

    “ELBİSTAN’DA ACİLEN DEVLETİ GÖRMEK İSTİYORUZ”

    -Elbistan’ın nüfusu 140 bin. Ancak Elbistan’da 7-8 bin civarında insan kaldığı açıklandı. Acaba bu coğrafya insansızlaştırılıyor mu?

    Evet, kentlerimiz, köylerimiz insansızlaştırılıyor. Elbistan köyleri özellikle Kürt, aşiret, Alevi köyleri. Her birinde 8-10, kiminde 25-30 hane oturan evler de vardı. Bu insanlar bulundukları yerelerde tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Depremde ahırları etkilenen, evleri yıkılan, onlarca çiftçimiz, onlarca hayvan yetiştiricimiz vardı. Ancak yeterli destek olmadığı için yapamıyorlar. Vatandaşın mal ve can güvenliğinde sorumlu olan devlet. Bizlerde bu noktadan hareketle Elbistan’da acilen devleti görmek istiyoruz. 140 bin olan nüfusun en az da 130 bin-135 binin Elbistan’a dönüşünü sağlayacak projelerin hızla devreye sokulmasını bekliyoruz.

    “DEPREM BÖLGESİNE ÖĞRETMEN GÖNDERİLMESİ LAZIM”

    -Eğitimdeki sorunlar nelerdir ve nasıl çözülebilir?

    Milli Eğitim Bakanlığı, bu depremin etkilediği on bir ilde eğitim emekçilerini, ailede yaşamını yitiren, birinci derecede yaşamını yitiren öğretmen arkadaşlarımıza, eğitim emekçilerine ve sağlık sorunları bulunan illerde gidemeyecek olan kişilere tayin hakkı verdi. Günlerce enkaz altında kalıp, yurttaşlarımız tarafından kurtarılmış öğretmen arkadaşlarımızın nasıl bulundukları illerde hangi koşullarda, hangi psikolojiyle tekrar derse gireceklerini de sormak, sorgulamak lazım. Dolayısıyla ataması yapılmayan Türkiye’de şu an 700 bin eğitim fakültesi öğretmen arkadaşımız var. Bu öğretmen arkadaşlarımızın atamaları hızla yapılarak ve Türkiye’nin diğer illerinde görev yapan öğretmen arkadaşlarımızla gönüllülük temelinde bu bölgelere öğretmen gönderilmesi lazım.

    Bu bölgede okullara giden öğrencilerimizin psikososyal desteğe ihtiyacı var. Bunları rehabilite edecek her türlü uzmanların devlet tarafından gönderilmesi gerekir. Yine bu öğretmen arkadaşlarımızın, öğrencilerimizin eğitim hakkının sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için eğitim öğretim faaliyetlerini gerçekleştirecek güvenli mekanlara, güvenilir okullara ihtiyaç var. Şunu biliyoruz; kış koşullarında yeni okul binaları inşa etmenin zor olduğunu biliyoruz. Ancak çadır okuluna konteyner okullar yapılabilinir. Bu imkanların devletimizin elinde olduğunu düşünüyoruz. Hani beşli çete diye nitelendirilen kesimlere aktarılan kaynakların bir bölümü deprem bölgesine aktarılsa daha güvenli ortamlarda çocuklarımızın eğitim alacağını düşünüyorum.depremzede çocuklar

     

    Yunanistan’da tren kazası oldu, aynı gün Ulaştırma Bakanı istifa etti. Biz de depremi eleştiren depreme ilişkin görüş ve düşüncelerini bildirilenler parmak sallayıp isimler not edilirken bugün 50 bine yakın insanın ölümünde sorumlu bir tek kamu yetkilisi ya da bakanın istifa etmemiş olmasını da doğru bulmuyoruz.

    “DEPREM BÖLGESİNDEN GELEN ÇOCUKLAR ÖZEL EĞİTİME TABİ TUTULMALI”

    -Depremin ardından Mersin, Ankara gibi kentlere yoğun göç yaşandı. Bir taraftan barınma, bir taraftan da öğrencilerin okul sürecinin yönetilme şeklini nasıl görüyorusunuz?

    Bugün Mersin’deyiz. Mersin’de 400 binin üzerinde insanın göç ettiği söyleniliyor. Bunlar tamamen depremde etkilenen on ilde gelen insanlar. Eğitim boyutuyla Mersin İl Milli Eğitim’in tedbir aldığını düşünmüyorum. Ek sınıfların devreye sokulduğunu düşünmüyorum. Mevcut sınıfların mevcutları yüzde 20, yüzde 30 oranında arttı. Bunun buna eğitim demek, adına eğitim demek doğru değil. Kaldı ki deprem bölgesinde gelen çocuklarımızın psikososyal durumları var. Aslında bunların özel sınıflarda, özel öğretmenler tarafından eğitime tabi tutulması lazım. Öğretmenin gündemi, öğretmenin müfredatı, öğretmenin programı deprem olmalıdır. Onların psikolojisini düzeltecek etkinlikler olmalıdır. Yani bu dönem gerektiğinde akademik eğitimi rafa kaldırıp çocukların psikososyal ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir programla süreci tamamlamamız gerektiğini düşünüyorum.

    “MERSİN GİBİ İLLERDE DE DEPREMZELERE ULAŞIP İHTİYAÇLARI KARŞILANMALI”

    -Son olarak ne söylemek istersiniz?

    Yine hala bunu da gene emek meslek örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilerimize, meslek örgütlerine, hayırsever yurttaşlarımıza, iş adamlarımıza çağrım şudur. Deprem bölgelerinde bulunan insanlarımıza nasıl yardımcı olunuyorsa, özellikle depremzedelerinin ağırlıkla yerleştiği Mersin ili gibi illere de buradaki depremzedelere de ulaşıp ihtiyaçlarını karşılamaya dönük faaliyetler yürütülebilir.

    Diren KESER/MERSİN

  • PSAKD’nin Adıyaman’daki çadır kentinde çocuklar için oyun ve sanat alanı oluşturuldu-VİDEO

    PSAKD’nin Adıyaman’daki çadır kentinde çocuklar için oyun ve sanat alanı oluşturuldu-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), depremde yaşamını yitiren PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına Adıyaman’da çadır kent kurmuştu. Britanya Alevi Gençlik Federasyonu ve Londra Bisiklet Kulübünün bağışları ile çadır kentinde çocuklar için oyun ve sanat alanı oluşturuldu.

    6 Şubat ve sonrasında meydana gelen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri de Adıyaman. Yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor. Hala yardım gitmeyen birçok yer var.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), depremde yaşamını yitiren PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına Adıyaman’da çadır kent kurup, ihtiyaç sahiplerini çadırlara yerleştirdi.

    ÇOCUKLAR İÇİN SANAT ALANI OLUŞTURULDU

    Britanya Alevi Gençlik Federasyonu ve Londra Bisiklet Kulübü’nün bağışları ile Zülfikar Yılmaz Çadır Kenti’nde çocuklar için oyun ve sanat alanı oluşturuldu. Çadır kentte yaşayan çocukların oyun oynayabilecekleri, resim yapacakları, film izleyecekleri, müzik aletleri çalış şarkı söyleyebilecekleri iki çadır kuruldu.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden 9 çocuğun tarikata verilmesine ilişkin suç duyurusu

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nden 9 çocuğun tarikata verilmesine ilişkin suç duyurusu

    PİRHA- Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Sakarya’da 9 depremzede çocuğun İsmailağa Cemaati’ne bağlı vakfın yatılı Kur’an kursuna verildiğine dair iddiaların soruşturulması için suç duyurusunda bulundu. Dilekçede tespit edilecek tüm şüphelilerin cezalandırılması için kamu davası açılması talep edildi.

    Sakarya’da 9 depremzede çocuğun, annelerinin yanından alınarak müftülüğe ait olan, ancak işletmesi İsmailağa Cemaati’ne bağlı vakıf tarafından yürütülen bir yatılı Kur’an kursuna verildiği ortaya çıktı.

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, söz konusu haberlerin soruşturulması için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Dilekçede, tespit edilecek tüm şüpheliler hakkında ‘Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması’, ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ suçları ile re’sen araştırılacak diğer suçlardan gerekli soruşturmanın yapılarak ilgili şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğundan, şüpheli hakkında soruşturma başlatılması, cezalandırılmaları için kişi ve kişiler aleyhine kamu davası açılması” talep edildi.

    NE OLMUŞTU?

    Maraş merkezli depremde ailesini yitiren ve Antep’ten Sakarya’ya getirilen 9 çocuğun Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olan ancak işletmesi İsmailağa Cemaati’ne yakın Sakarya Erenler İlme Hizmet Vakfı tarafından yürütülen Mekke Mescidi-Hanife Akın Kur’an Kursu’na yatılı olarak verildiği ortaya çıkmıştı.

    Adem adlı vakıf yöneticisi bilgileri doğrulayarak “Sakarya İl Müftüsü Hasan Başiş bizi aradı, ‘böyle böyle çocuklar var. Bunlara yer açar mısınız?’ dedi. Biz de çocukları aldık. Çocuklar deprem nedeniyle travma geçirdiği için psikolojik destek almış. Biz de bu çocukları bir nevi burada koruma altına aldık. Kursta kalıyorlar. 9 tane çocuk var burada. İki tanesi annelerinin yanına gitti. Yedi tanesi burada” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • KESK’ten deprem bölgesinde çocuklar için oyun atölyesi-VİDEO

    KESK’ten deprem bölgesinde çocuklar için oyun atölyesi-VİDEO

    PİRHA- Sendikalar da depremzedelerle dayanışmak için afet bölgesinde. Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Adıyaman Koordinasyon çadırlarında çocuklara resim atölyesi kurarak, depremzede çocukların yaşadığı travmayı oyunlarla aşmaya ve sosyal alan ihtiyacını karşılamaya çalışıyor.

    Maraş merkezli iki büyük depremin ardından hemen harekete geçen Kamu Emekçileri Sendikası, deprem bölgesinde kurduğu çadırlarla çalışmalarına devam ediyor.

    Depremde çok sayıda üyesini kaybeden, şube binaları yıkılan KESK, bölgedeki insanların acil gereksinimlerinin karşılanması için çalışmalarını sürdürüyor. Konfederasyon, depremden etkilenen illerde koordinasyon çadırları kurarak gönüllü ekibi ile Adıyaman ve çevre illere gitmişti.

    Depremin etkilediği tüm illerde halkla birlikte, oluşturulan koordinasyon merkezlerinde başta yemek, barınma, hijyen gibi ihtiyaçları karşılamak için çalışan Kamu Emekçileri Sendikası, diğer yandan tüm koordinasyon merkezlerinde çocuk odaklı çalışmalarını sürdürüyor.

    OYUN ALANI KURULDU

    Bu kapsamda Adıyaman’da depremzedelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında çocuklara oyun alanı da kuruldu.

    KESK Koordinasyon Çadırı’nda depremzedelerin bulunduğu alanda oluşturulan masaların etrafında bir araya gelen çocuklar ile her gün farklı etkinlikler organize ediliyor.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş hakkında ‘Kanunlara uymamaya tahrik’ten suç duyurusu

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş hakkında ‘Kanunlara uymamaya tahrik’ten suç duyurusu

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği ve SOL Hukuk, Diyanet’in, “Depremzede çocuklar evlat edinebilir mi?” sorusuna verilen yanıt nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Laiklik ve Türk Medeni Kanuna aykırı olduğu belirtilen yanıt nedeniyle Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, “Kanunlara uymamaya tahrik” ve “Görevi kötüye kullanmak” suçlarından cezalandırılması talep edildi.

    Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, BirGün’ün gündeme getirdiği Diyanet’in “Depremzede çocuklar evlat edinilebilir mi?” sorusuna verilen yanıt nedeniyle “Kanunlara Uymamaya Tahrik” gerekçesiyle duyurusunda bulundu.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı ve “Tespit edilecek tüm şüpheliler” hakkında yapılan suç duyurusu kapsamında şüpheliler hakkında kamu davası açılması talep edildi.

    Suç duyurusu dilekçesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türk Medeni Kanunu’nun emredici hükümlerine aykırı davranmayı öğütlediği belirtildi. Başkanlığın açıklamasının internet sitesinden yayımlanması ile “Halkın basın yayın yolu ile kanunlara uymamaya alenen tahrik edildiği” ifade edilerek şüphelilerin Kanunlara Uymamaya Tahrik suçundan cezalandırılması talep edildi.

    SOL Hukuk’un suç duyurusunda ise Diyanet İşleri Ali Erbaş’ın, “Görevi kötüye kullandığı” belirtildi. Suç duyurusu dilekçesinde Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleri ile Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Abdurrahman Haçkalı’ya, “Şüpheli” sıfatıyla yer verildi.

    NE OLMUŞTU?

    Depremde ailesini kaybeden ve kaçırıldığı iddia edilen refakatsiz çocukların takibine yönelik halen etkili bir takip sistemi kurulamazken Diyanet, ailelerin evlat edindikleri çocuklara, “Öz evlat gibi davranmasının” doğru olmadığını ve “Evlat edinenle evlatlık arasında evlenme engeli olmadığını” açıkladı. Diyanetin bu açıklaması toplumda infiale neden oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Aleviler, Adıyaman’da çadır kentte çocuklar için ‘Oyun Okulu’ kurdu-VİDEO

    Aleviler, Adıyaman’da çadır kentte çocuklar için ‘Oyun Okulu’ kurdu-VİDEO

    PİRHA  – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına kurulan çadır kent içerisinde Oyun Okulu açıldı. Oyun Okulu projesine ilişkin bilgi veren PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Geldiğimizden bu yana hüzün ve acı vardı. Aynı üzüntü çocuklarda da vardı, bunu değiştirmek adına bir oyun ve eğitim alanı tarzında bir alan kurmak istedik” dedi. 

    6 Şubat’ta yaşanan depremde Adıyaman’da enkaz altında kalarak Hakk’a yürüyen PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına Çadır Kent Kuruldu. Dernek yöneticileri ve bölge halkının yardımları ile hayata geçirilen çadır kentte çocuklar için de özel bir alan oluşturuldu.

    Zülfikar Yılmaz Çadır Kent Oyun Okulu isminin verildiği alanda, depremzede çocuklar için çok sayıda eğitim amaçlı materyalin yanı sıra oyuncaklara da yer verildi.
    Oyun Okulu’nun ilk gününde çocuklarla birlikte resim ve okuma etkinliği yapıldı. Çok sayıda çocuğun katıldığı etkinliğe Yeşim Kılıç eğitmen olarak öncülük etti. Geniş bir çadır içerisinde bir araya gelen çocuklar, eğlenceli vakitler geçirdi.

    “ÇOCUKLAR UMUTTUR, GELECEKTİR”

    Oyun Okulu projesine ilişkin bilgi veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Bugün belki de ilk defa yüzümüz gülmeye başladı” diyerek duygularını paylaştı.

    Ateş, çocukların her koşulda önemsenmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Geldiğimizden bu yana hüzün ve acı vardı. Biz bunun farkındaydık ve buradaki çocuklar da aynı yıkımı yaşıyordu. Aynı üzüntü çocuklarda da vardı, bunu değiştirmek adına bir oyun alanı, eğitim alanı tarzında bir alan kurmak istedik. Çocukların yüzü güldükçe diğer insanlar da mutlu oldu. Unutulmamalı ki bütün dünyada çocuklar umuttur, gelecektir. Dolayısıyla biz de kendi çocuklarımızın yüzünü güldürerek geleceğimizi aydınlık bir şekilde kurmalarını onlardan bekliyoruz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Diyanet’ten skandal fetva; Evlat edinilen depremzede çocukla evlenilebilir

    Diyanet’ten skandal fetva; Evlat edinilen depremzede çocukla evlenilebilir

    PİRHA- Diyanet, ‘Depremzede çocuklar evlat edinebilir mi?’ sorusuna evlatlığın mirasçı olma hakkı bulunmadığını belirtilerek, ‘Evlat edinen ile evlatlık arasında evlenme engeli doğmaz’ dedi. Diyanet, gelen tepkiler üzerine hesaplarından verdiği cevabı sildi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Kurulu’nun büyük yıkım ve can kaybına yol açan depremlerle ilgili soruları yanıtladığı fetva sitesinde “Depremzede çocuklar evlat edinilebilir mi?” sorusuna verdiği cevap infial yarattı. Gelen tepkiler üzerine hesaplardan verilen yanıt silindi.

    Din İşleri Kurulu verdiği fetvada, “Dinimizde kimsesiz çocukların bakım ve gözetilmesi tavsiye edilmiş olmakla birlikte hukuki birtakım sonuçlar doğuran evlatlık müessesesi kabul edilmiş değildir. Buna göre evlat edinenle evlatlık arasındaki bu ilişki sebebiyle bir evlenme engeli doğmadığı gibi evlatlığın kendi öz anne, babası yerine evlat edinenin nesebine kaydedilmesi de caiz değildir” ifadelerini kullandı.

    Verilen fetva sosyal medyada tepki topladı. Diyanet gelen tepkilerin ardından sosyal medya hesaplarından paylaştığı yanıtı sildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Depremde kurtarılan çocukların tarikatlara teslim edildiği iddialarına suç duyurusu

    Depremde kurtarılan çocukların tarikatlara teslim edildiği iddialarına suç duyurusu

    PİRHA-Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, depremlerde hayatta kalan refakatsiz çocukların tarikatlara veya akrabası olduğunu söyleyen kimselere teslim edildiği iddialarını yargıya taşıdı.

    Kadın cinayetleri, cinsel saldırı ve çocuğa yönelik cinsel istismar davalarında vekillik üstlenen, mağdurlara hukuki ve psikolojik destek sunan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, Maraş merkezli depremlerde hayatta kalan çocukların bazılarının kaybolduğuna dair iddiaları yargıya taşıdı.

    Konuya ilişkin Antalya Adliyesi’nde suç duyurusunda bulunan dernek, kendilerine ve başka kurumlara yapılan ihbarlarda refakatsiz depremzede çocukların devlet kurumları dışında tarikatlara, çocukların akrabaları olduğunu söyleyen kimselere teslim edildiklerini öğrendiklerini açıkladı.

    “İHBARA GÖRE BEYKOZ’DA 60 REFAKATSİZ ÇOCUK VAR”

    Suç duyurusundan sonra adliye önünde açıklama yapan dernek, “Aldığımız bir ihbara göre İstanbul’un Beykoz ilçesi Çavuşbaşı Mahallesinde 60 refakatsiz çocuk için 3 tane villa ayarlandığı, çocukların yerleştirildiği öğrenilmiştir. Bu villalar hakkında elimizde video bulunmaktadır. Refakatçisi olmayan çocuklar ile ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı irtibat numaraları derneğimizce aranmış olup, çağrı merkezindeki personelin konuyla ilgili bilgisinin olmadığı ve henüz bakanlık bünyesinde düzenli bir işleyişin mevcut bulunmadığı tespit edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARIMIZI İSTİSMARIN KOLLARINA BIRAKMAYIZ”

    Dernek ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Deprem sonrasında tarikatlar tarafından kaçırıldığı bilgisini aldığımız refakatsiz çocuklar için Antalya Adliyesinde suç duyurusunda bulunduk. Tarikat ve cemaatler çocuklar için deprem kadar büyük bir afettir. Çocuklarımızı istismarın kollarına bırakmayız!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Antakya’da devlet yoktu; yaşananlar özellikle çocuklar için çok yıkıcı’-VİDEO

    ‘Antakya’da devlet yoktu; yaşananlar özellikle çocuklar için çok yıkıcı’-VİDEO

    PİRHA- Depremin ardından Antakya’ya yardıma giden Öğretmen Bedia Çaka, “Antakya’da gerçekten devlet yoktu. Halk kendi gücüyle hareket ediyordu. İnsanlar enkazları tırnaklarıyla kazıdılar. Mersin’de Hayat Ağacı Kadın Kooperatifi’mizin yerini depremzedeler için yaşanabilir hale getirdik” dedi. İHD Mersin Şube Eş Başkanı Hakkı Demir de, “Uzun vadeli çalışmalar yürütülmeli” diye konuştu. 

    Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından hem bireysel hem de kurumsal yapılar kendi imkanlarıyla bölgeye giderek yaraları sarmaya çalışıyor.

    Mersin’de yaşayan Öğretmen Bedia Çaka ve İHD Mersin Şube Eş Başkanı Hakkı Demir, yaşadıklarını ve depremzedeler için yaptıkları çalışmaları anlattılar.

    “ÖZELLİKLE ÇOCUKLAR İÇİN BU DURUM ÇOK YIKICI, OKULLAR KAPATILMAMALI”

    Mersin’de yaşayan Öğretmen Bedia Çaka, depremin ikinci günü İHD ile birlikte Antakya’ya yardıma gittiğini söyleyerek şunları aktardı:

    “Orayı gözlerimizle görmek için ve nasıl yardım edebiliriz diye gittik. Gördüklerimiz yansıtılanlardan çok daha kötü. Henüz kimse yoktu biz gittiğimizde. Gönüllü insanlar birbirine yardım ediyordu sadece. Araçlarımızla oraya gıda, su ne bulduysak yükleyip gittik. Orada gerçekten devlet yoktu. Halk kendi gücüyle hareket ediyordu. İnsanlar enkazları tırnaklarıyla kazıdılar. İki gün sonra Mersin’e döndük ve burada Hayat Ağacı Kadın Kooperatifi’mizin yeri vardı. Orayı depremzedeler için yaşanabilir hale getirdik. Buradaki yurttaşlar da çok destek verdi. İnsanlara yer temini de yapıyoruz. İmkanlarımız doğrultusunda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Özellikle çocuklar için bu durum çok yıkıcı. Okullar kapatılmamalı. Depremzede çocuklar okula gitmeli. Okullar sadece eğitim veren yerler değil. Çocuklara ilaç olacaktır.”

    “BÖLGEDE UZUN VADELİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLMELİ”

    İHD Mersin Şube Eş Başkanı Hakkı Demir ise şunları dile getirdi:

    “Depremin ardından Antakya’ya hem acil ihtiyaçları götürdük hem de orada yaşananları görmek istediğimiz için gittik. En ufak bir hak arama, düşünce açıklama eyleminde sokakları saran devlet orada yoktu. Bir arkadaşımız orada enkaz altındaydı. Bilgileri geldi bize. Oraya AFAD’ı yönlendiremedik. Uzman ekibin müdahale etmesi gerekiyordu. Şimdi o binada enkaz kaldırmaya başladılar. Her yerde durum böyle. Uzun vadeli çalışmalar yürütülmeli. Bölge hemen ayağa kalkamaz. İnsanlar devlete bugünler için vergi veriyor. Ama devleti yanında göremiyor. Orada yağmacı diyerek bazı sivil ve resmi kişiler şiddet uyguluyor. Bununla ilgili de bir çalışma yapıyoruz. Yakında paylaşacağız.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Dersim’de çocukların kayak keyfi-VİDEO

    Dersim’de çocukların kayak keyfi-VİDEO

    PİRHA- Dersim kara bürünürken, karın keyfini çocuklar çıkarıyor. Kışın doğalgaz faturalarının yüksek gelmesi aileleri olumsuz etkiliyor ancak karlı havaların güzelliğini de çocuklar yaşıyor. Bulundukları alanı kayak pistine çeviren çocukların soğuk havaya aldırış etmeden doyasıya eğlenmesi PİRHA kamerasına yansıdı. İşte o anlar:

    PİRHA/DERSİM