Etiket: çocuklar

  • Yandaş Tezcan, kadın ve çocuklarla tehdit etti: Bizden nasıl koruyacaksınız?

    Yandaş Tezcan, kadın ve çocuklarla tehdit etti: Bizden nasıl koruyacaksınız?

    AKP’ye yakın isimlerin ‘darbe’ provokasyonuna AKP’li Fatih Tezcan da, katıldı. Tezcan, bir videoda, “Karınızı, çocuklarınızı nasıl koruyacaksınız bizden?” ve “Zulalardan, listelerden, yaşanacaklarından haberiniz var mı” diyerek tehditler savuruyor. CHP’li Başarır’dan tepki geldi. Başarır, “Bu cümleleri sözde bir hukuk devletinde duyuyorsunuz” dedi. 

    İktidara yakınlığıyla bilinen ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ettiği hakaretlerle sık sık gündeme gelen Fateh Tezcan, paylaştığı videoda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı. Ülke TV ekranında “50 kişilik listem hazır” diyen Sevda Noyan’a benzer ifadeler kullanan Fatih Tezcan, “Zulalardan, listelerden, yaşanacaklardan haberiniz var mı?” dedi.

    Karınızı, çocuklarınızı nasıl koruyacaksınız bizden?” diyerek aileleri de hedef alan Tezcan, “Tayyip Erdoğan’ın bir damla kanına milyonlarca kan dökülür bu ülkede” ifadelerini kullandı.

    AKP’li Tezcan’ın ifadeleri şöyle:

    “Tayyip Erdoğan’ı devireceğiz, idam edeceğiz diyorsunuz. Karınızı, çocuklarınızı nasıl koruyacaksınız bizden? Erdoğan’ın bir damla kanına milyonlarca kan dökülür bu ülkede. Erdoğan’a öyle bir şey yaparsanız, tırnağı kanarsa eğer bu ülkede başınızın neler geleceğinden haberiniz var mı? Biz bir daha sokağa çıkarsak eğer kimleri toplayacağız, listelerden haberiniz var mı sizin? Tayyip Erdoğan’a darbe idam vs. olursa zulalardan, listelerden, yaşanacaklarından haberiniz var mı? Yiyorsa çıksanıza. Tayyip Erdoğan orada. Alsanıza onu niye yapmıyorsunuz hadi… Devlet Bahçeli de orada. Cumhur İttifakı değil mi bu? Yer mi gözünüz FETÖ’nün PKK’nın kimse artık ağa babası feriştahı yer mi o zaman? Ailenizi, kendinizi nasıl koruyacaksınız? Bir intikam faslı başlar ki bu ülkenin vatanseverlerini yiğitlerini durduramazsınız. Tayyip Erdoğan’ın bir damla kanına milyonlarca kan dökülür bu ülkede.”

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır da, Tezcan’ın söz konusu videosunu Twitter hesabından paylaşarak, “Darbe kelimesini ortaya atan AKP’li troller böyle bir özlem onların peki daha sonrası: “Karınızı çocuklarınızı nasıl koruyacaksınız” Bu cümleleri sözde bir hukuk devletinde duyuyorsunuz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri: Gözaltında kaybedilen çocukları istiyoruz, kayıplarımızı istiyoruz! – VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Gözaltında kaybedilen çocukları istiyoruz, kayıplarımızı istiyoruz! – VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 786. haftasında koronavirüs salgını sebebiyle sosyal medya aracılığıyla 23 Nisan Çocuk Bayramı vesilesiyle, gözaltında kaybedilen çocukların akıbeti soruldu. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 786. haftasında koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesabından yaptıkları canlı yayınla kayıplarının akıbetini sordu.

    Salgın riskine karşı evlerini hakikat ve adalet taleplerinin mekânı haline getirdikleri kaydedilen açıklamada, “Ölümcül hastalıkla mücadelede devletin insanlar arasında ayrımcı uygulamalara başvurması kabul edilemez. Kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak bu mücadelenin insan hakları merkezli, eşitlikçi, adil ve şeffaf bir biçimde yürütülmesini talep ediyoruz” denildi.

    786. haftasında 23 Nisan Çocuk Bayramı vesilesiyle, gözaltında kaybedilen çocukların akıbeti soruldu. Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun hatırlatıldığı açıklamada, “Çocukların yaşam hakkının korunmasını güvence altına almıştır. Çocukların korunması, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınması devletlerin görevidir. Her çocuğun şiddete karşı korunmaya hakkı vardır” denildi.

    Türkiye’de onlarca çocuğun yaşam hakkının,  gözaltında kaybetme yöntemiyle ellerinden alındığı kaydedilen açıklamada, “Bu çocukların nasıl gözaltına alındıkları ve nasıl kaybedildikleri tanık ifadelerinde, savcılık iddianamelerinde, mahkeme tutanaklarında, AİHM kararlarında ve TBMM Raporu’nda yer alsa da iç hukukta cezasız bırakıldı” ifadeleri kullanıldı.

    “GÖZALTINDA KAYBEDİLEN ÇOCUKLAR İÇİN ADALETE ERİŞİLMEDİ”

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    “Tunceli Mirik Mezrası’nda ailesiyle birlikte kaybedilen 3 yaşındaki Dilek Serin, Mardin Dargeçit’te kaybedilen 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, Şırnak Uludere’de kaybedilen 12 yaşındaki İlyas Diril, Hakkari Yüksekova’da kaybedilen 13 yaşındaki Münir Sarıtaş, Diyarbakır Lice’de kaybedilen 14 yaşındaki Metin Budak, 15 yaşındaki Servet İpek, 15 yaşındaki Çayan Çiçek ve kaybedilen 25 çocuğun gözaltına alındıkları reddedildi.

    Onların akıbetleri karanlıkta bırakıldı, failleri cezasızlıkla korundu. Kısacası gözaltında kaybedilen çocuklar için bugüne kadar adalete erişmek mümkün olmadı. Adalet arayışındaki ailelerin ve insan hakları savunucularının tüm başvurularına, tanıklara ve delillere rağmen, AİHM mahkumiyetlerine rağmen, hatta TBMM raporuna rağmen ilgili makamlar “Bu çocukları biz kaybetmedik” cevabını verdi.

    Çocukları şiddetten korumakla görevli adli ve siyasi makamlara sesleniyoruz; bizim iddialarımızı reddediyorsunuz, tanık beyanlarını, AİHM mahkumiyetlerini dikkate almıyorsunuz, TBMM raporunu göz ardı ediyorsunuz. O zaman söyleyin; bu çocukları kim kaybetti? Bu vahşi uygulamaları kim gerçekleştirdi?”  (HABER MERKEZİ)

  • Hükümete çağrı: Cezaevlerindeki 3 bin çocuk derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    Hükümete çağrı: Cezaevlerindeki 3 bin çocuk derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- CHP Parti Meclisi Üyesi, çocuk hakları savunucusu Avukat Gamze Pamuk Ateşli, sosyal medyadan hükümete seslenerek, cezaevlerinde bulunan 3 binden fazla çocuğun serbest bırakılması çağrısında bulundu. Pamuk Ateşli, “Cezaevindeki çocuklarımızın durumu ne olacak? Onlar için gereken tedbirleri almayacak mıyız?” diye sordu. 

    İnsan hakları savunucuları ve halk sağlığı uzmanları, 60 yaş üstü kronik hastalar, gebeler ve çocuklarıyla birlikte cezaevlerinde kalan tutuklu/hükümlülerin tahliye edilmesi gerektiğini açıklıyor.

    Dünyaya hızla yayılan koronavirüs salgını cezaevlerini de tehdit ediyor. Türkiye’de 355 cezaevinde 300 bini aşan tutuklu ve hükümlü, 150 bin ise cezaevi çalışanı bulunuyor.

    Koronavirüsün tehdit ettiği en riskli grupların başında hasta tutuklular geliyor.

    İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2019 raporuna göre cezaevlerinde 458’i ağır olmak üzere 1334 hasta tutuklu var. Hak İnisiyatifi’ne göre cezaevinde anneleriyle kalan çocukların sayısı ise Kasım 2019 itibarıyla 780’e ulaştı.

    Bu arada, Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Çocuğun Yüksek Yararı İlkesi göz önüne alınarak cezaevlerindeki çocukların tahliye edilmesi gerektiği belirtiliyor.

    CHP Parti Meclisi Üyesi, çocuk hakları savunucusu Avukat Gamze Pamuk Ateşli de sosyal medyadan yaptığı bir çağrıda hükümete seslenerek, “Cezaevindeki çocuklarımızın durumu ne olacak? Onlar için gereken tedbirleri almayacak mıyız?” diye sordu.

    Türkiye’de 3 binden fazla çocuğun cezaevlerinde olduğunu hatırlatan Pamuk Ateşli, şunları ifade etti:

    “Koronavirüs salgınının ülkemizde yaygınlaşmasıyla birlikte hayatın her alanında tedbirler alınırken, bir çocuk hakları savunucusu olarak sormak ve hatırlatmak istiyorum. Cezaevindeki çocuklarımızın durumu ne olacak? Onlar için gereken tedbirleri almayacak mıyız? Biliyoruz ki cezaevleri şartları salgından korunmak için yeterli değil. Ve çocuklarımız için de uygun değil. Ülkemizde şu an 3 binden fazla çocuk cezaevlerinde bulunuyor. Maalesef salgından kolaylıkla etkilenebilecek durumdalar. Hiçbir şey için geç olmadan, çocuklarımızın yaşam hakkı için ve onların üstün yararı için, çocuklar için derhal tahliye talep ediyoruz. Ve diyoruz ki çocuklar için tahliye, yaşam için ışık!”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • MEB, okullarda dağıtılan Ülkü Ocakları amblemli kitaplarda sorun görmedi

    MEB, okullarda dağıtılan Ülkü Ocakları amblemli kitaplarda sorun görmedi

    Bursa Yıldırım ilçesinde beş ay önce ilkokuldaki öğrencilere üzerinde Ülkü Ocakları’nın amblemi olan kitap dağıtılmıştı. Soruşturma başlatan Milli Eğitim Bakanlığı okul yönetimi hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığını açıkladı.

    Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, Erdoğan Şahinoğlu İlkokulu’ndaki öğrencilere geçen ekim ayında Ülkü Ocakları’nın yayımladığı ‘Çocuklar İçin Dede Korkut’ adlı kitabı dağıtılmıştı. Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre, üzerinde Ülkü Ocakları ambleminin bulunduğu kitapla ilgili velilerden tepki gelince Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) soruşturma başlatmıştı. Bakanlıktan 5 ay sonra gelen açıklamada kitapla ilgili herhangi bir işleme gerek duyulmadığı belirtildi.  Veliler ise öğrencilere dağıtılan kitaplarda herhangi bir siyasi parti ambleminin bulunmasının kabul edilebilecek bir durum olmadığını söyleyerek MEB’e tepki gösterdi.

    MEB 5 AY SORUŞTURDU…

    İlkokulda 5 ay önce dağıtılan bu kitaplar için bir veli, “Ben çocuğuma siyasi partilerin bastığı bu tarz kitapları okutmak istemiyorum” diyerek okul müdürüne tepki gösterdi. Okul yönetimi velilerin tepkisi üzerine Milli Eğitim Bakanlığı ile bu yönde bir protokol imzalandığını söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı ise bu yönde bir protokol olmadığını söyleyerek konuyla ilgili soruşturmanın tamamlanmasını bekledi.

    “DİSİPLİN VE İDARİ YÖNDEN İŞLEME GEREK YOK”

    Aradan geçen 5 ayın ardından Milli Eğitim Bakanlığı, soruşturmasını tamamladı. Daha önce bu yönde bir protokol imzalanmadığını söyleyen MEB yetkilileri, aksi açıklamada bulunan okul yönetimiyle ilgili herhangi bir işleme gerek görmedi. Milli Eğitim Bakanlığı, neden herhangi bir işleme gerek görülmediğinin gerekçesini ise açıklamadı. MEB, konuyla ilgili yapılan başvuruya şu yanıtı verdi: “24.10.2019 tarihinde konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. İnceleme sonucunda disiplin yönünden, idari yönden herhangi bir işleme gerek bulunmadığına karar verilmiştir.”

    Daha önce velilerin tepkisi üzerine aradığımız okul yönetiminden bir yetkili ise kitapların dışarıdan temin edildiğini söyleyerek, “Konuyla ilgili detaylı bilgimiz yok. Çocukların ellerinde kitap gördük. Dışarıdan temin edilmiştir diye düşünüyoruz” dedi. Ancak okul müdürüyle görüşen veliler müdürün kendilerine, “MEB’le protokol imzalandı. Bu yüzden kitaplar toplatılmayacak” dediğini aktardı.

  • MEB onaylı tarikat kitabında tesettür ve sağ el övgüsü

    MEB onaylı tarikat kitabında tesettür ve sağ el övgüsü

    Nakşibendi Tarikatı’na yakınlığıyla bilinen Server Vakfı, MEB ile imzaladığı protokol kapsamında küçük yaştaki çocukları hedef almaya devam ediyor. Vakfın bilgi yarışması için hazırladığı kitapta, tesettür övüldü. Kitapta yemeğin sağ elle yenmesi tavsiye edilirken “Çünkü şeytan sol eliyle yer” denildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) öğrencilere yönelik bilgi yarışması düzenleme izni verdiği Nakşibendi Tarikatı’na yakınlığıyla bilinen Server Yaşam Vakfı ile imzalanan protokol kapsamında yapılan etkinlikler hız kesmeden devam ediyor.

    Ortaokul öğrencilerine müziğin haram olduğunu, lise öğrencilerine kadın ve erkeğin tokalaşmasının yasak olduğunu anlatan vakıf, ilkokul öğrencilerine ise tesettür propagandası yapıyor. Vakfın, MEB’den aldığı izinle öğrencilere yönelik, ‘ahlak’ teması ile düzenleyeceği, ‘Ufka Yolculuk’ isimli yarışma kapsamında hazırlanan kaynak kitapta, “Kıyafet cinsiyeti korumalı” ifadesi yer aldı.

    2018 yılında düzenlenen yarışmada Nakşibendi Şeyhi Mahmud Esad Coşan’ın, ‘Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz’ kitabını öğrencilere kaynak kitap olarak öneren vakıf, martta düzenlenecek yarışma için üç kaynak kitap hazırladı. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için ayrı ayrı hazırlanan kitaplarda, skandal ifadeler yer aldı.

    KIYAFET CİNSİYETİ KORUMALI

    İlkokul kategorisi için hazırlanan kitaba, ‘Edep Diyarına Yolculuk’ ismi verildi. Yaşları beş ile sekiz arasında değişen çocuklara okutulacak kitapta, ‘helal’ ve ‘haram’ gibi soyut kavramlar anlatıldı. Pedagogların, “Küçük yaştaki çocuklara soyut dini kavramlar anlatmak, çocuğun ileriki yaşamından geri dönülemez zarara yol açabilir” uyarısını yok sayan kitapta, tesettür propagandası da yapıldı ve MEB onayıyla dağıtılan kitabın, ‘giyinme adabının’ anlatıldığı bölümünde “Mahrem yerleri örtmeli” denilen kıyafetlerin ‘cinsiyeti koruması’ gerektiği vurgusu yapıldı.

    ŞEYTAN SOL ELİYLE YER

    Birgün’den Mustafa M. Bildircin’in haberine göre; vakfın yarışmasına katılacak ilkokul öğrencilerine okutulan kitapta yemeğin sağ el ile yenmesi tavsiyesinde de bulunuldu. Diyanet İşleri Yüksek Kurulu’nun, “Sol elle yemek yemekte bir sakınca var mıdır?” sorusuna verdiği “Sol elle şeytanlar yemek yer” yanıtına benzer ifadelerin yer aldığı kitapta şunlar kaydedildi:
    “Mümkün mertebe oturularak su içilmeli. Sağ elle yiyip içmek sünnettir. Peygamberimiz bize hatırlatıyor arkadaşlar ve buyuruyor ki: Şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer, sol eliyle verir ve sol eliyle alır.”

    GİYİNİRKEN SAĞDAN BAŞLANACAKMIŞ!

    Kitapta, yaşları itibarıyla soyut ve dini kavramları anlamakta zorlanacak öğrencilere verilen bazı diğer öğütler ise şunlar oldu:

    • Kuran okunmayan evin sakinleri daralır, melekler orayı terk eder, şeytanlar hazır bulunur.
    • Kıyafet giyerken sağ taraftan başlanmalı.
    • Su üç yudumda ve oturarak içilmeli.

     

  • Pertek’te halk, çocuklara cinsel saldırıya karşı sokaklara döküldü-VİDEO

    Pertek’te halk, çocuklara cinsel saldırıya karşı sokaklara döküldü-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Pertek ilçesinde çok sayıda çocuğun cinsel saldırıya maruz kalması olayı üzerine halk sokaklara döküldü, olayın aydınlatılması faillerin caydırıcı cezalarla yargılanmasını istedi. Çocukları istismar eden şahıs tutuklanırken, 2 kişi daha gözaltına alındı. 

    Haberin videosu

    Dersim’in Pertek ilçesinde yaşları 11 ile 16 arasında değişen çok sayıda erkek çocuk cinsel istismara maruz kaldı.

    Alınan bilgilere göre Pertek İlçesi’nde bilgisayar ve cep telefonu satış ve tamiriyle uğraşan Harun Yıldırım’ın çok sayıda erkek çocuğa cinsel istismarda bulunduğu ve bunları kayıt altına aldığı yönünde jandarmaya ihbarda bulunuldu.

    Bunun üzerine başlatılan operasyonda istismarı yapan erkeğin işyeri ve evinde aramalar yapıldı. Yapılan aramalarda istismar ettiği erkek çocuklarına ait görüntüler bulunması üzerine şahıs gözaltına alındı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili ismi öğrenilmeyen 2 kişinin daha gözaltına alındığı öğrenildi.

    İstismar olayı üzerine ilçe halkı sokaklara döküldü. Pertek Belediyesi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi burada yaşanan istismara karşı büyük tepki gösterdi. Olayın aydınlatılması ve faillerin yargılanmasını üzerine tepkilerini dile getiren kadınlar, ilçede yaşadıkları zorlukları tek tek anlattı.

    “DERSİM’DE CİNSEL ŞİDDET İSTEMİYORUZ”

    Tek tek konuşma yapan Pertekli kadınlar şunlara dikkat çekti:

    “Biz idam gelsin istemiyoruz. Caydırıcı cezaların verilmesini istiyoruz. 3 ay içerde yatıp kravat taktıkları için iyi hal indirimi alıp dışarı çıkmalarını da istemiyoruz. Devlet çocuklarımızı korumak zorundadır. Biz çocuklarımızı kime karşı koruyacağımızı artık bilmiyoruz. İstismarı yapanlar toplum tarafından dışlanmalıdır. İstismarı meşrulaştırmasınlar. Dersim’de bu tür şeyler yaşanmaz diyorduk. Artık ülkenin her yerinde olduğu gibi burada da var. Memleketimizde istismar istemiyoruz.”

    “OLAYIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Ardından konuşan Eğitim Sen Şube Başkanı Eylem Eslek, istismar olaylarının ilk olmadığını ve artarak devam ettiğini belirterek, “Çocuklarımıza sahip çıkalım ve koruyalım. Yasalar ne yazık ki istismarı yapanlara sahip çıkıyor. Çocuk istismarının affı olmaz. Biz bunları affetmiyoruz. Dersim halkı olarak burada yaşanan istismar olayının takipçisi olacağız. Savcılık dosyaya gizlilik kararı getirmiş. Dosya halka açık bir şekilde yürütülmelidir. Aksi durumda sorumluları kendileri olacaktır” dedi.

    Eyleme katılan Pertek Belediye Başkanı Ruhan Alan da cinsel şiddet vakalarının arttığına dikkat çekerek, bunun bireysel toplumsal bir sorun olduğunu söyledi. Alan ilçede yaşanan istismar olayının takipçisi olacaklarını ifade etti.

    Ardından yüzlerce kadın erkek birlikte, ilçede yürüyüş düzenledi. Yürüyüş esnasında sık sık “Jin Jiyan azaldı”, “Kadın yaşam özgürlük”,“Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Kadınız güçlüyüz kimse bizi susturamaz”, “Hak hukuk adalet” sloganları atıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’de velilerden eylem: Okul içinde imam hatip istemiyoruz- VİDEO

    İzmir’de velilerden eylem: Okul içinde imam hatip istemiyoruz- VİDEO

    PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsüne imam hatip sınıfları açılmasına dair basın açıklaması gerçekleştiren veliler, mevzuata aykırı olarak farklı iki okul türünün açıldığını ve çocuklarının olumsuz etkilendiğini vurgulayarak bir an önce bu yanlıştan dönülmesi çağrısında bulundu.

    Haberin videosu

    İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsü içerisinde imam hatip sınıflarının açılması ile ikili eğitime geçilmesini veliler protesto etti.

    Veliler, Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) desteği ve öncülüğünde Konak’ta bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdikleri dilekçe sonrasında Kemeraltı girişinde açıklama yaptı.

    Veliler, “Çocuklarımıza ve okullarımıza sahip çıkıyoruz”, “İkisi bir arada istemiyoruz”, Yuva içinde, okul içinde okul olmaz” ve “ Okuluma dokunma” yazılı döviz taşıyarak sloganlar attı.

    Açıklama öncesi kısa bir konuşma yapan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Karşıyaka Şube Başkanı Turgut Aydın, ülkede yeni bir toplum profili oluşturmak amacıyla toplum mühendisliği uygulandığına değinerek, “Çocuklarımız ilgi ve yeteneklerine göre eğitim alması gerekirken, imam hatip dayatması ile karşı karşıya bırakılarak bu projede kullanılmak istenmektedir. Okulumuzu geri kazanıncaya kadar velilere her türlü desteği vereceğiz” diye konuştu.

    “TEK OKUL TÜRÜNÜN ÇOCUKLARIMIZA DAYATILMASINA KARŞIYIZ”

    Veliler adına açıklamayı okuyan Filiz Güneş, akademik eğitim veren birçok okulun imam hatiplere dönüştürüldüğünü hatırlatarak, bu sayının ihtiyacın üzerinde bir sayıya ulaştığını dile getirdi. Bayraklı’da bulunan kendi okullarının da bundan payını aldığını söyleyen Güneş, tek okul türünün çocuklarına dayatılmasına karşı olduklarının altını çizerek şunları ifade etti:

    “Kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi, eğitim sisteminde yapılan köklü değişikliklere paralel olarak imam hatip okulları da yaygınlaştırılmaktadır. Öyle ki, akademik eğitim veren birçok ortaokul ve lise, imam hatip okullarına dönüştürülerek ve yeni imam hatip okulları açılarak bugün ihtiyacın çok üzerinde bir sayıya ulaşmıştır. Çocuklarımızın devam ettiği Bayraklı İlçesi, Onur Mahallesindeki Milli İrade Ortaokulu da bu uygulamadan payını almıştır. Biz veliler olarak hiçbir okul türüne karşı değiliz; biz, sistemin tek bir okul türünü çocuklarımıza dayatmasına karşıyız. Çocuklarımızın ilgi, istek ve yeteneklerine göre özgürce okul tercihini yapabilmesini ve eğitim almasını istiyoruz.”

    “ÖĞRENCiLERİMİZ MAĞDURİYET YAŞAMAKTA”

    Okullarının bölgenin tek ortaokulu olduğunu ve çok yakınında bölgenin talebini karşılayan imam hatip ortaokulun da bulunduğu dile getiren Güneş, cami hocalarının özel çalışmaları ile imam hatip okulunun açıldığına dikkat çekti. Okul kapasitesinin var olan hali ile kapasiteyi karşılayamadığını sözlerini ekleyen Güneş, imam hatiplerin açılması ile çocuklarının mağduriyet yaşadığına vurgu yaparak şunları kaydetti:

    “İKİ CAMİ HOCASININ ÇABASIYA İMAM HAİP AÇILDI”

    “Buna karşın geçtiğimiz eğitim öğretim yılında, ihtiyaç olmadığı halde, okulumuzun bünyesinde, iki cami hocasının özel çabalarıyla, imam hatip ortaokulu açılmıştır. Ancak talebin çok düşük olması nedeniyle geçen yıl eğitim öğretime geçilememiştir. Bu yıl ise, yine talebin çok düşük olmasına rağmen eğitim öğretime geçilmiştir. Okulumuzun bünyesinde ikinci bir okul türünün daha açılmış olması, beraberinde birçok sıkıntıları da getirmiştir. Şöyle ki; geçtiğimiz eğitim öğretim yılında okulumuzda tekli eğitim yapılırken, -ki o durumda bile, okulun 1200 olan mevcudunu okulun kapasitesinin karşılayamaması sıkıntılara yol açmaktaydı- bu yıl imam hatip ortaokuluna dört sınıfın tahsis edilmesi ve sınıf mevcutlarının 7-16 arasında olması nedeniyle akademik eğitim veren ortaokulda ikili eğitime geçilmiş, sınıf mevcutları 40-45’e çıkmıştır. Ayrıca imam hatip ortaokulu kısmında birçok ders boş geçmekte ve bu öğrencilerimiz de mağduriyet yaşamaktadır.”

    “YANLIŞTAN BİR AN ÖNCE DÖNÜN”

    “Tekrar ifade ediyoruz; biz farklı okul türlerine karşı değiliz” diyen Güneş, mağduriyet yaratan bu uygulamadan bir an önce vazgeçilmesi konusunda yetkililere çağrıda bulundu. Güneş, “İhtiyaç olmadığı halde aynı okulun bünyesinde, mevzuata aykırı olarak farklı iki okul türünün açılmasını ve bunun yarattığı sıkıntılardan kaynaklı olarak çocuklarımızın olumsuz etkilenmesini istemiyoruz. Bu amaçla, çocuklarımızın üstün menfaatleri için, sesimizi ilgililerin ve yetkililerin duymasını ve bu yanlıştan bir an önce dönülmesini istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Sivil Toplum Kuruluşları 5 Eylül’de çocuklar için buluşuyor

    Sivil Toplum Kuruluşları 5 Eylül’de çocuklar için buluşuyor

    PİRHA – Sivil Toplum Kuruluşları, 5 Eylül’de çocuklar için buluşuyor. 

    Sivil Toplum Kuruluşları, 5 Eylül Perşembe günü saat 19.00’da çocuklar için buluşuyor. ‘Çocuklarımıza daha güvenli bir yaşam alanı inşa etmek için haydi el ele verelim’ sloganıyla Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Kartal Temsilciliği’nin ev sahipliği yaptığı buluşmada ‘Çocuklarda mahremiyet eğitimi ve çocuk eğitiminde tiyatronun önemi’ üzerine söyleşi gerçekleştirilecek. (HABER MERKEZİ)

     

  • Ümraniye’de yatılı Kuran kursunda çocuklara cinsel istismar

    Ümraniye’de yatılı Kuran kursunda çocuklara cinsel istismar

    İstanbul Ümraniye’de yatılı bir Kuran kursunda, kurs sorumlusu ve 2 eğitmen çok sayıda öğrenciye cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle tutuklandı.

    Ümraniye’de Fıkıh-Der’e ait yatılı Kuran kursunda, kurs sorumlusu Ömer I. ve eğitmenler Hacı Serkan B. ile Tarık B. çok sayıda öğrenciye cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle tutuklandı.

    İstismara uğrayan çocukların şikâyette bulunmasının ardından Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı. 3 sanık tutuklanırken, sanık Tarık B’ın Sancaktepe’de bulunan 75. Yıl Cumhuriyet Ortaokulu’nda ücretli öğretmenlik yaptığı ortaya çıktı. 6 öğrenci şikayetçi olurken 20’yi aşkın mağdur çocuğun olduğu belirtildi.

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre Kuran kursunda yaşanan istismar, kurstan ayrılan 17 yaşındaki H.R.Ö. isimli çocuğun ocak ayında yaşadıklarını polise anlatmasıyla ortaya çıktı. H.R.Ö. ifadesinde Ömer I., Hacı Serkan B. ve Tarık B.’nin kursta kalan öğrencilere cinsel istismarda bulunduklarını ayrıca şiddet uyguladıklarını belirtti. H.R.Ö’nün verdiği ifadenin ardından başlatılan soruşturma kapsamında 6 öğrenci de polise giderek şikayette bulundu. İddialar üzerine Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

    3 KİŞİ TUTUKLANDI

    İddianamede 6 çocuğa yönelik “cinsel saldırı” suçunu işlediği belirtilen kurs sorumlusu Ömer I.’nın 145 yıla kadar hapsi istendi. Kursta eğitici olan şüpheli Hacı Serkan B.’nin mağdur öğrenci H.R.Ö. ve Y.E.T.’ye yönelik olarak “zincirleme cinsel saldırı” suçunu işlediği yönünde birden fazla mağdur beyanı bulunduğu belirtildi ve şüphelinin 50 yıla kadar hapsi istendi. H.R.Ö.’ye yönelik olarak “zincirleme nitelikte cinsel saldırı” suçunu işlediği iddia edilen Tarık B.’nin ise 25 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Çıkarıldıkları ilk duruşmada iddiaları reddeden 3 şüpheli tutuklandı.

  • Narlıdere Cemevi’nden okul eğitimine destek- VİDEO

    Narlıdere Cemevi’nden okul eğitimine destek- VİDEO

    PİRHA- Narlıdere Cemevi, 8 yıldır cemevinde yaz ve kış aylarında hazırladıkları eğitim programıyla çocukların eğitimine destek oluyor. Kış aylarında çocuklara okul eğitimine destek verecek şekilde hazırlanan program yaz aylarında ise daha çok drama, müzik ve semah dersleriyle çocukların güzel zaman geçirmelerine olanak sağlıyor. Cemevinde eğitimden sorumlu Birgül Yılmaz ise cemevlerinin eğitim açısından önemli olduğunu belirterek cemevlerinin eğitim yuvasına dönüştürme çağrısı yaptı. 

    İzmir’de bulunan Narlıdere Cemevi, 8 yıla yakın bir süredir öğrencilerin eğitimine destek vermek için cemevinde yaz ve kış kursları düzenliyor. Özellikle AKP iktidarı ile birlikte imam hatip okullarının artması eğitimin giderek gericileştiği bir dönemde cemevlerinde verilen kursları da önem kazanıyor. Türkiye’de birçok cemevinde sürdürülmeye çalışılan bu uygulamaların bir nedeni de yaz aylarında artarak devam eden küçük yaştaki çocukların kuran kurslarına gönderilmesinin önüne geçmek.

    10 yıldır Narlıdere Cemevi’nde gönüllü olarak çalışan eğitimden sorumlu Birgül Yılmaz, cemevinde yapılan kursların önemini PİRHA’ya anlattı.

    Yılmaz, Narlıdere Cemevi’nde 8 yıl önce eğitim destek kursları vermeye başladıklarını söyledi. İlk olarak sadece İngilizce kursu verilen cemevinde daha sonra kış aylarında da eğitim programı hazırlanarak öğrencilerin eğitimine destek kursları yapılmaya başlandı.

    Gönüllü olarak cemevinde çalışan Birgül Yılmaz, kış aylarında hazırladıkları kurslarla çocukların eğitimine katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti. Yılmaz, son üç yıldır yaz kursları düzenlediklerini belirterek, cemevinde eğitim veren öğretmenlerinde gönüllü olarak çalıştıklarını altını çizdi.

    Yaz okulunu Halkevleri ile beraber hazırladıkları programlarla uygulamaya çalıştıklarını söyleyen Yılmaz, “Halkevlerinin kendi programları var, bu program üzerinde bize bir program getiriyorlar. Örnek olarak; Tiyatro,  felsefe spor, müzik vs biz ekstra kendi ritüelimiz olan semah ekliyoruz. Ama kış döneminde daha çok okul eğitimine destek verecek şekilde çalışıyoruz. Zamanımızı mümkün olduğunca çocuklara daha fazla nasıl yararlı oluruz, daha fazla nasıl bu ritüelli öğretebiliriz, normal hayatlarında nasıl daha fazla bilgi edilebilirler diye elimden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz” dedi.

    “CEMEVLERİ EĞİTİM YUVASINA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”

    Cemevlerininin eğitim yuvasına dönüştürülmesi çağrısında bulunan Yılmaz; “Narlıdere Cemevi’nde sadece cenaze erkanı yada sadece belli zamanlarda yapılan cem ritüellerimizi yapmıyoruz. Onlar zaten günümüz şartlarında var olanlar. Bunu bir tık öteye götürmek için kadın kollarının yaptığı çalışmalar var, bizlerde eğitim açısından çocuklara yapabildiğimiz kadar eğitim yapmaya çalışıyoruz. Daha fazla ileri götürmek için elimizden gelen çabayı harcıyoruz. Sadece semah, cem yada cenaze erkanlarının görüldüğü yer olmaması gerekir, cemevlerinin eğitim yuvasına dönüştürülebilmeli” diye konuştu.,

    “VELİLER ÇOCUKLARINA SAHİP ÇIKMALI, OKULDA NE ÖĞRENDİĞİNİ TAKİP ETMELİ”

    Çocukların küçük yaşta kuran kurslarına gönderilmesine tepki gösteren Birgül Yılmaz, “Kuran kurslarına küçük yaşta gitmeleri doğru değil, belli bir yaşa geldikten sonra zaten o çocuk kendi üzerinde hangi inanca hangi doğruya inanıyorsa zaten kendi öz kararını vererek kendi istediği yöne gidebilir” ifadelerine yer verdi.

    Öte yandan velileri de suçlu bulduğunu çocuklarına sahip çıkma çağrısında bulunarak, “Velilerimizin daha biliçli olmasını istiyoruz. Çocuklarımızı bir yere gönderdik, gitsinde ben rahat edeyim demesinler. Bu çok önemli. Çocuklarının takipçisi olsunlar. Çocuklarıyla mutlaka ilgilensinler. Biz kursa gönderdik ama bu kursta ne veriliyor diye ne yapılıyor diye çocuklarına sorsunlar. Gerekirse o kuruma gidip öğrensinler sadece göndermek için göndermesinler” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • Anadolu Çocuk Eğitim Platformu: Herkesi sosyal sorumluluğa davet ediyoruz

    Anadolu Çocuk Eğitim Platformu: Herkesi sosyal sorumluluğa davet ediyoruz

    PİRHA – Anadolu Çocuk Eğitim Platformu Tiyatro ve Sanat Atölyesi, 26 Haziran’da İstanbul Kartal’da ‘Eğitsel Komedi Çocuk Tiyatrosu’ gerçekleştirecek. 

    Anadolu Çocuk Eğitim Platformu Tiyatro ve Sanat Atölyesi, Eğitsel Komedi Çocuk Tiyatrosu’nu 26 Haziran’da saat 19.00’da İstanbul Kartal’da sahneleyecek.

    “OYUNUMUZ ÇOCUKLARIN ÖĞRENİMİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR”

    Platform yaptığı açıklamada, “İstanbul’da bir grup gönüllü olarak oluşturduğumuz eğitsel güldürü tiyatro oyunu ile çocuklarımız kendisini korumayı öğreniyor. Anadolu Çocuk Eğitim Platformu Tiyatro ve Sanat Atölyesi olarak oyunu psikolog desteği ile 4-11 yaş aralığındaki çocuklara yönelik hazırladık. Uzmanlarımız keyif alan ve mutlu olan çocuğun daha kolay öğrendiğinin özellikle altını çizmektedir. Çocuğun öğrenimini kolaylaştırmak ve odaklanmasını sağlamak üzere oyunumuz güldürü ile harmanlanmış ve eğitsel nitelikte hazırlanmıştır. Eğlenerek öğrenmek çocukların dikkatini oyun üzerinde topluyor. Dolayısıyla eğitim kurumlarında verilmekte olan mahremiyet eğitimini sanat ile bir araya getirerek çocukların algı düzeyine uygun bir çocuk tiyatrosu oluşturduk. Oyunumuz çocukların ilgisini üzerinde toplayarak öğrenimlerini kolaylaştırıyor. Medya kuruluşlarımızı, belediyelerimizi, iş adamlarımızı, anne ve babaları ve tüm toplum önderlerini bu sosyal sorumluluk içerisinde yer almaya ve hayatlarına doğru ve güzel bilgileri katmaya davet ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “ÇOCUK TOHUM DİKİLEN TARLA GİBİDİR”

    “Unutmayın; öfke ile büyütülen çocuk öfke, sevgi ile büyütülen çocuk sevgi besler. İnatlaşarak büyüyen çocuk inat, saygı ile büyütülen çocuk saygı besler. Çocuk; tohum dikilen tarla gibidir. Ne ekerseniz onu biçer, ne verirseniz onu alırsınız” denilerek çocukların sosyal yaşamda varlığına ilişkin çağrıda bulunuldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tuzluçayır Cemevi Başkanından mescit tepkisi: Biz ‘Haydi cemevine’ demeyiz-VİDEO

    Tuzluçayır Cemevi Başkanından mescit tepkisi: Biz ‘Haydi cemevine’ demeyiz-VİDEO

    PİRHA – Garip Musa Ocağı mensubu, Ankara Tuzluçayır Cemevi Başkanı Mehmet Uzuner, çocukların okullardan camiye götürülmesine tepki gösterdi. Uzuner, “Çocuklar hangi şartlar altında olursa olsun okutulması lazım. Devletin de birinci görevi budur. Okuyamayan çocuklara sahip çıkılması lazım. Devlet, cami projesi için şirketlere vereceği parayı eğitim için okula ve ihtiyacı olan çocuklara versin” dedi.

    İnsan ve Medeniyet Hareketi’ne bağlı İnsan Vakfı’nın (İV) başlattığı “Mescitsiz okul kalmasın” projesinin, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından onaylanmasına ve sponsor olunmasına tepkiler sürüyor.

    Okullarda mescit zorunluluğuna ve çocukların camiye götürülmesine tepki gösteren Garip Musa Ocağı mensuplarından Tuzluçayır Cemevi Başkanı Mehmet Uzuner, PİRHA’ya konuştu.

    Uzuner, “Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak bunlara hep bizim Alevi toplumu tepki koymak zorunda değil. Sosyal demokrat insanlar var. Alevidir, Sunnidir…İnsan olarak bakmak lazım kim olursa olsun. Memlekette bu kadar ekonomik sıkıntı varken, siyasi sıkıntılar, işsizlik oranı başını almış gitmiş bir durumdayken, ibadethaneleri, camileri siyasete alet etmek çok çirkin bir şey. Bugün bir cemevi başkanı olarak bir kampanya başlatabilirim, ‘haydi çocuklar cemevine” diye. Biz bunu yapmayız. Çünkü bu kadar düşmedik, düşmeyiz de” ifadelerini kullandı.

    “KİTAPLARA KARŞI BİR TOPLUM DEĞİLİZ”     

    Uzuner, şartlar ne olursa olsun birleştirici olmak gerektiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Hiçbir zaman ikilik memleketimize hayır getirmez. Ama bunlar, her gün yeni yeni projeler üretiyorlar. Cami, sinagog, kilise, havra, bunlar dini inanç yerleri. Benim hiçbirine karışmaya hakkım yok, onların da hiçbirine karışmaya hakları yok. Hıristiyan, Hıristiyan gibi yaşamalı, bir Musevi kendine göre yaşamalı. Çünkü o kültür o felsefeyi o yolu öğrenmiştir. Türkiye’de yüzlerce kişi duyduğuma göre Hıristiyanlığa geçmiştir. Ama biz yargısız infaz yapıp öldüremeyiz veya büyük cezalara çarptıramayız. O onun düşüncesidir. O felsefeye meyil vermiştir, o tarafa gitmiştir. Bunu çok büyük bir suç gibi kabul etmek doğru değildir.”

    Kendi torunlarından örnekler veren Uzuner, çocukların oyun hakkı olduğunu, bunun engellenemeyeceğini belirterek, çocukların camiye götürülmesinin doğru olmadığına işaret etti.

    Aleviler olarak camiye karşı olmadıklarını ifade eden Uzuner, “Çocuklar camiye de gitse, bisikletini alıp gelecek. Alevi çocuklar camiye de gitse bisiklet alıp gelecek ama o felsefeye o yola hiçbir zaman gitmeyecek. Biz gidenlere de karşı değiliz. Ama ne olursa olsun bu çocukların her şeyden evvel böyle siyasete veya küçük yaşta camiye götürmesine karşıyım.”

    “Haydi çocuklar camiye” projesinde rant olduğunu söyleyen Mehmet Uzuner, “Gençliğe saygı duymak, çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım. O çocukların beyni şimdi su gibi, ne tarafa çevirirsen o tarafa akar. Bunun Alevisi, Sünnisi yok. Hiç bir zaman bizim cemevlerine normal gözle bakmadılar. Birisi dedi cümbüş evi, birisi dedi dans yapıyorlar. Bunlar çirkin şeyler. Biz burada saz çalıyorsak saz her ibadette var” diye konuştu.

    “KÜLTÜR BİZİM DEĞİŞMEZ DOKTRİNİMİZDİR”

    Caminin okula alternatif olmadığını belirten Uzuner, şunları kaydetti:

    “İnanç Allah ile kul arasında olan bir olay buna senin karışmaya hakkın yok. Her şeyden evvel eğitim gelir. Bizim Alevi toplumunda Hacı Bektaş’ın dediği gibi oku, oku, oku. Ne kadar eğitimli, kültürlü olursa memlekete o kadar faydalı olur. Ama cehalet hiçbir zaman affedilecek bir durum değildir. Çocukların hangi şartlar altında olursa olsun okutulması lazım ve devletin de birinci görevi bu. Okumayan çocuklara sahip çıkacak, eğitim verecek. Oraya harcayacak paraları getirip bu okulda ihtiyacı olan çocuklara versin. Biz istiyoruz ki okul her şeyin önünde gelir, eğitim, kültür bizim değişmez doktrinimizdir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Alevi kurumlarına çağrı: ‘Haydi çocuklar camiye’ projesine karşı örgütlenelim-VİDEO

    Alevi kurumlarına çağrı: ‘Haydi çocuklar camiye’ projesine karşı örgütlenelim-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Mamak Şube Sekreteri Fadime Türkyılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Haydi çocuklar camiye’ projesinin çocuklara psikolojik baskı yapacağını belirterek, Alevi kurumlarına  da bu projeye karşı örgütlenme çağrısında bulundu. 

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yarıyıl tatilinde uygulamaya koyduğu “Haydi çocuklar camiye” projesine tepkiler büyüyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şube Sekreteri Fadime Türkyılmaz da projenin çocukların psikolojisini bozacağını söyleyerek tepkilerini dile getirdi.

    “BU PROJEYE KARŞI ‘HAYIR’I ÖRGÜTLEYELİM”

    Eğitimde bu tür dinci uygulamaların 4+4+4 sistemiyle başladığını ifade eden Türkyılmaz, eski KESK üyesi olarak 4+4+4 sistemine ‘hayır’ derken çocuk gelinlere, çocuk işçiliğine ‘hayır’ dediklerini kaydetti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın her seferinde “Türkiye bir mozaiktir” açıklamalarını hatırlatan Türkyılmaz, bu mozaikte yer alan diğer din ve inanç mensubu çocuklara zorunlu din dersi verdiklerini belirtti. Türkyılmaz, AİHM kararlarına rağmen zorunlu din dersi uygulamasının devam ettiğini kaydetti.

    Tüm Alevi kurumlarına bu projeye karşı ‘hayırı’ örgütlemek için çağrı yapan Türkyılmaz, “Dillendirecek sözümüz varsa örgütleyecek gücümüz de var. Dur demek zorundayız, yoksa yok olmakla karşı karşıyız” dedi.

    Türkyılmaz, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de şöyle seslendi:

    “Ey Milli Eğitim Müdürlüğü biz bu ülkede vardık, varız ve var olacağız. Bizleri asimile etmenize izin vermeyeceğiz. Birleşeceğiz ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bir gün tarih sizleri değil direnenleri yazacak.”

    HAYDİ ÇOCUKLAR CAMİYE PROJESİ HAKKINDA

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yarıyıl tatilinde de çocukları camilere taşımak üzere dinci vakıf ve derneklerle protokol imzaladığı ortaya çıktı. Protokol kapsamında 6-13 yaş arası çocukların beş vakit namaz kılmak için camiye götürüleceği, cemaate yetişmeleri ve duaları ezberlemeleri durumunda puan kazanarak yarışmaya katılacakları belirtildi.

    Bu arada Bakanlık, okullarda “Kuran ve sünnet bütünlüğü” konulu bilgi yarışması adı altında ‘cinsel istismar’ hikayesi bulunan kitap dağıtımı için izin verdiği Server Gençlik ve Spor Kulübü’yle yeni bir işbirliği protokolü daha imzaladı.

    MEB ile dernek arasında imzalanan “Haydi çocuklar camiye projesi”nin amacı hakkında “Hedefimiz ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünden yola çıkarak çocuklarımıza camide cemaatle namaz kılma şuuru kazandırmak, camilerimize gitmenin milli ve manevi sorumluluğumuz olduğu bilincini vermek ve güzel ahlaklı nesiller yetişmesine katkı sağlamaktır” denildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Server Gençlik ve Spor Kulübü ile imzaladığı protokolle 81 ilde 2 bin 500 camide projeyi gerçekleştirerek Türkiye genelinde 50 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor.

    Geçen sene 25 ilde pilot olarak uygulanan bu uygulama bu sene Türkiye geneli okullarda 6-13 yaş arası çocukların 21-31 Ocak tarihleri arasında yani sömestr tatilinde ‘Haydi çocuklar camiye’ gibi bir proje yürütülüyor.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • PSAKD İstanbul gençlik kollarından köy okuluna yardım için kampanya

    PSAKD İstanbul gençlik kollarından köy okuluna yardım için kampanya

    PİRHA – PSAKD Adıyaman Şubesi’nin yapmış olduğu yardım kampanyasına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubeleri Gençlik Komisyonu’da destek veriyor. Komisyon, Anadolu’da yardıma muhtaç bir köy okuluna yardım için kolları sıvadı. Gençler bu kampanyayla öğrencilerin bot, mont, eğitici setler, kırtasiye malzemeleri, kitap ve oyuncak gibi ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Gençlik Komisyonu, Anadolu’da yaşayan öğrencilere yardım etmek için kolları sıvadı. ‘Köy okullarına yardım ediyoruz’ sloganıyla yolla çıkan PSAKD Adıyaman Şubesi’ne destek veren PSAKD İstanbul Şubeleri Gençlik Komisyonu, öğrencilerin bot, mont, eğitici setler, kırtasiye malzemeleri, kitap ve oyuncak gibi ihtiyaçları karşılamayı hedefliyor.

    Yardım kampanyası Ocak ayının sonunda ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Destek vermek isteyenlerin en geç 26 Ocak’ta eşyaları cemevlerine ulaştırmaları gerekiyor.

    “SİZDE İHTİYAÇLARDAN BİRİNİ ALIN”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubeleri Gençlik Komisyonu, kampanyaya destek isteyerek şu mesajı paylaştı:

    Anadolumuzda yardıma muhtaç bir köy okuluna yardım göndereceğiz. Oradaki genç kardeşlerimizin, çouklarımızın üşüyen ellerini, ıslanan ayaklarını ısıtmaya; yardımlarımızla yalnız olmadıklarını göstermeye var mıyız? Sizde bu minik gönüllere sıcak bir gülümseme izi bırakmak istiyorsanız aşağıdaki ihtiyaçlardan herhangi birisini yada birilerini karşılaşabilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu’ndan ‘Bir Mont Bir Bot’ kampanyası

    Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu’ndan ‘Bir Mont Bir Bot’ kampanyası

    PİRHA – Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu, Erzurum Tekman ve Hınıs ilçelerinde bulunan öğrenciler için ‘Bir Mont Bir Bot’ kampanyası düzenliyor. 

    İstanbul’da Erzurum Tekman ve Hınıs köylerinin bir araya gelerek oluşturduğu Çağdaş Erzurum Dernekler Federasyonu, uzun yıllardır çalışmalarına devam ediyor. Federasyon olma sürecinden bu yana özellikle eğitim alanında önemli çalışmaları olan ÇEDF, köyde bulunan halkın sorunlarına da duyarsız kalmıyor.

    “ÇOCUKLAR ÜŞÜMESİN DİYE…”

    Bugün itibarı ile ‘Bir Mont Bir Bot’ kampanyası başlatan ÇEDF, Erzurum Tekman ve Hınıs İlçeleri’nde bulunan 7-15 yaş arası çocuklara destek verecek. Kışın çetin geçtiği ilçelerde çocuklar üşümesin diye kampanyaya destek olma çağrısında bulundu. ÇEDF Yönetim kurulu kampanya için şu mesajı paylaştı:

    “İnsanın insanı sevmesinden sonra yapılan en güzel eylemdir yardım etmek.’’ Çocuklar üşümesin diye… Erzurum Hınıs-Tekman’da taşımalı ve yatılı öğrenim gören 7-15 yaş çocuklarımız için başlatılan ”1 Mont 1 Bot” kampanyamıza desteklerinizi bekleriz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • PSAKD: AKP şeriat düzenine geçmek istiyor

    PSAKD: AKP şeriat düzenine geçmek istiyor

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yaptığı yazılı açıklamada çocukların yarı yıl tatilinde namaza götürülmesi için imzalanan protokole tepki göstererek AKP hükümetinin şeriat düzenine geçme hayallerinin olduğunu belirtti.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a Milli Eğitim Bakanlığı’nın siyasal İslamcı cemaat vakıfları ve dernekleri ile imzaladığı işbirliği protokolüne bir tepki de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi’nden geldi.

    “KİMSENİN AKP’DEN AKIL ALMAYA İHTİYACI YOK”

    PSAKD yaptığı yazılı açıklamada ‘Çocuklarımızı ve geleceğimizi gericiliğe teslim etmeyeceğiz’ dedi. AKP’nin amacının şeriat düzenine geçmek olduğu belirtilen açıklamada, AKP’nin okulları İmam-Hatip’e çevirdiği, her sokağa bir Kur’an kursu açtığı ve en sonda çocukları tatillerde namaza götürecekleri ifade edildi.

    Yapılanların açıkça dini dayatma ve dinci faşizm olduğu belirtilen açıklamada, insanların ibadetini nerede yapıp yapmayacağını dair AKP’den akıl almaya ihtiyacının olmadığı kaydedildi.

    Devletin Sünnilik dışındaki diğer inançlara Sünniliği dayattığı vurgulanarak “Milli Eğitim Bakanlığı hangi demokrasi, eşitlik ve adalet anlayışı ile cemaatlerle protokol imzalamaktadır?” sorusu soruldu.

    “CAMİLER DEVLET TAPINAĞI HALİNE GETİRİLDİ”

    PSAKD’nin yaptığı açıklamada şunlar kaydedildi:

    AKP’nin ülkemizi getirdiği durum açıktır; camiler devlet tapınağı haline getirilmiştir. Tüm Cumhuriyet kazanımları yok edilmektedir. Ülke şeriat bataklığına doğru sürüklenmekte, en ufak muhalif sesler dahi terörist, vatan haini ilan edilmektedir.

    “ŞERİATÇI KUŞATMA GERİLETİLMELİDİR”

    Bu dinci, tekçi, ırkçı ve cinsiyetçi kuşatmalara karşı tüm ilerici demokrat, devrimciler yan yana gelmek zorundadır. Önümüzdeki yerel seçimlerde laik, kamucu, çevreci, çağdaş adaylar desteklenerek şeriatçı kuşatma geriletilmelidir. Laiklik ve eşitlik ilkesi gereği devlet tüm inanç sistemlerine eşit uzaklıkta durmalıdır. Öğrencilere belirli bir inancı/dini dayatmak suretiyle, öğrencileri asimilasyon yoluyla din/inanç değiştirmeye veya Türkiye’de olduğu gibi Sünni-Hanefiliği benimsemeye zorlamamalıdır.

    “Biz Aleviler Diyanet denilen ayrıştırıcı gericiliğin merkezi olan bu kurumu tanımıyoruz” denilerek eğitimin laik, eşitlikçi, kamusal, bilimsel ve parasız olması talebinde bulunuldu. (HABER MERKEZİ)

  • Elbistan’dan Londra’ya eğitimci serüveni-VİDEO

    Elbistan’dan Londra’ya eğitimci serüveni-VİDEO

    PİRHA- Dr. Derya Döndü Durmaz tesadüfler eseri geldiği Londra’da çocukları üniversite için eğitiyor, yol gösteriyor.

    Dr. Derya Döndü Durmaz, Londra’da açtığı özel okulda öğrencilere ders veriyor. Durmaz’ın İngiltere yerleşme macerası ise tesadüfler zincirinden oluşuyor.

    Elbistan’ın Demircilik köyünde doğan Durmaz, lise mezuniyetine kadar Elbistan’ta yaşamış. Üniversiteyi bitirdikten sonra ise tekrar Elbistan’a dönerek psikoloji öğretmeni olarak çalışmaya başlamış. Durmaz, okulu bir şikayet üzerine teftişe gelen bir müfettişin önerisi ile yüksek öğretim kurumunun yurtdışında master ve doktora yapmak için öğretim görevlilerine burs veren bir sınava girmiş. Bu sınavda başarılı olan Durmaz Londra’ya yerleşerek hem master, hem de doktorasını yapmış.

    Dokuz yıldan sonra Türkiye’ye döneceği zaman diliminde kızının bir sınavı kazanması ile beraber tekrar orada kalmaya karar veren Durmaz, Türkiye’ye dönmediği için yüklü bir tazminat da ödemek zorunda kalmış.

    Şimdiki işine de tesadüfen girdiğini dile getiren Durmaz devamını şöyle anlatıyor:

    “Doktora tezimde bazı bulgularım vardı. Küçük gruplarda öğrenimin daha etkili olduğu, çocuklarla hem psikolojik hem pedagojik eğitsel yönde de daha fazla ilgilenebileceğimi fark ettim. Önce kendi evimde gönüllü olarak bir grup çocuğa ders vermeye başladım. Daha sonra baktım gerçekten ciddi bir talep var. Bu işi part time bir iş haline getirdim. Bu arada doktoramı yapıyordum. Kızım beşinci sınıftaydı. Kazandığı okula ben hazırladım. Ona ders vermeye başladım. Onunla beraber iki çocuk daha katıldı. Ve ben bunların hepsine çok güzel okullar kazandırdım. Bu başarı aslında beni çok olumlu etkiledi. İnsanlar arasında tanındım. Öğrenci sayım benim kaldıramayacağım, kapasitemin kaldıramayacağı miktarda arttı. Biz artık bir kurum sahibi olmaya karar verdik. Bina satın aldık ve yeni binamıza taşındık. Kendi binamızda kurumsallaştık.”

    Elif TABAK/LONDRA

  • İzmir’de bir yurttaş ‘Kitap okuyup anlatma’ yarışması düzenliyor-VİDEO

    İzmir’de bir yurttaş ‘Kitap okuyup anlatma’ yarışması düzenliyor-VİDEO

    PİRHA – Türkiye’de kitap okuma oranının düşük olmasından şikayet eden Hıdır Doğan adlı yurttaş, Türkiye’de dizilerin insanları farklı noktalara yönlendirdiğini belirterek ‘‘Kitap okuyup anlatma’ yarışmasıyla her yaş grubuna hitap eden bir çalışma başlattı. Amacının gelecek nesillere örnek olmak ve topluma kitap okutturmayı sevdirmek. 

    Türkiye, dünya sıralamasında en fazla kitap okuyan ülkeler arasında son sıralarda. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) verilerine göre, Türkiye kitap okuma oranında dünyada 86’ıncı sırada. TÜİK’e göre ise Türkiye’de kitap, ihtiyaç listesinin 235’inci sırasında yer alıyor.

    Öte yandan raporlar doğrultusunda Türkiye’de kitap okumaya günde 1 dakika ayırılırken, televizyon izlemeye ve internet kullanımına ise 6 saat ayrıldığı ortaya konuldu.

    İzmir Çiğli İlçesi’ne bağlı Harmandalı Mahallesi’nde yaşayan İzmir Büyükşehir İZSU Aliağa Arıtma Su Tesisi’nde kimyager olarak çalışan 35 yaşındaki Hıdır Doğan, Türkiye’deki okuma oranlarının düşük olmasından şikayet ederek çocuklara kitap okutmak için kolları sıvamış.

    6 yıl önce başladığı bu çalışmada kimi zaman başarısız olsa da pes etmeden devam etmiş Hıdır Doğan. Önce parklarda çocuklara, daha sonra ise kahvelerde okey oynayan insanlara kitap okutmaya çalışmış.  Doğan, düzenlemeye karar verdiği ‘Kitap okuyup anlatma’ yarışmasının detaylarını PİRHA ile paylaştı.

    Doğan, “‘Kitap okuyup anlatma’ yarışmasının temel amacının topluma kitap okutmayı sevdirmek, okuduğunu anlayıp anlatabilmek, gelecek kuşaklara örnek olabilmek, toplum içerisinde veya kalabalık bir ortamda heyecan yapıp konuşamayan insanların bu korkularını ve heyecanlarını atabilmelerine yardımcı olmak olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

    “AMAÇ İNSANLARI KİTAP OKUMAYA YÖNLENDİRMEK”

    Kitap okutmaya uzun yıllar önce başladığını söyleyen Doğan, çevredeki insanlara kitap okutmaya çalışmasının, parklarda ve kahvelerde başladığını belirtti.

    6 yıl önce parklarda kitap okutmayla başladığını söyleyen Doğan, çevreye kitap okumayı sevdirmek için 5  yıldır çeşitli etkinlikler yaptığını vurguladı.

    “DİZİLER İNSANLARI FARKLI NOKTALARA YÖNLENDİRİYOR”

    Bu çalışmalara Türkiye’nin neresinde olursa olsun başlanması gerektiğinin altını çizen Hıdır Doğan, “Türkiye’nin gündemine baktığımız zaman insanları farklı yönlere çekiyorlar. Dizilerle insanlar farklı noktalara yönlendiriliyor” dedi.

    Türkiye’de kitap okuma oranın düşük olduğunun altını çizen Doğan, gazetelerde sadece magazin ve spor bölümlerinin okunduğuna da dikkat çekti.

    YARIŞMADA YAŞ SINIRLAMASI YOK

    ‘Kitap okuyup anlatma’ yarışmasıyla günü kurtarmak için değil sürekliliği olan bir iş yapmayı planladıklarını belirten Doğan, yarışmada yaş sınırının olmadığını 8-10’dan 70 yaşına kadar herkesin katılabileceğini söyledi. Doğan, yarışmanın son başvuru tarihinin 31 Aralık 2018 olduğunu kaydetti.

    Seçtikleri kitapların içeriğinin her türden olduğunu ve okunurken keyif alınabilen kitaplar olduğunu belirten Doğan, “Kitapları okuyanların hayata bakış açısı değişecek, kitabı sevecek ve okumaya yönlenecek” diye konuştu.

    Doğan, “Amaç çok kişiye ulaşmak. Ailelerin katıldığını düşünürsek, yanında çocukları gelecek, annesi kalkıp anlatacak, arkadan gelen nesile de örnek olabilecek bir etkinlik olur diye düşündük” dedi.

    Yarışmanın ödülünü birinciye 1050 TL. İkinciye 1000 TL. Üçüncüye ise 950 TL. olarak belirlediklerini kaydeden Doğan, sponsorların çoğalması halinde dördüncü, beşinci, altıncıya da ödül verilebileceğini söyledi.

    TOPLAM 12 KİTAP

    Yarışmada toplamda 12 kitap okutulacak. Kitapların isimleri belli. Kitap okuma yarışması bir yıl sürecek ve her ay bir kitap okunacak. Okunan kitap belirlenen jürinin önünde anlatılacak. Yarışmanın finali 22 Aralık 2019’da olacak.

    “ÖNCE DALGA GEÇİLİYOR İLGİ OLUNCA TOPLUM DA GELİYOR”

    Yarışmanın çevreye nasıl etkisi olduğunu ise Hıdır Doğan şöyle açıkladı:

    “Kişi bir şeyler yapmaya başladığı zaman çevresi ilk önce dalga geçer. Belli bir sürekliliği olduğu zaman soru işareti olur. Katılım ve destek olduğu zaman da yanaşmaya başlarlar. Bizim toplumumuzda böyledir. Benim yaptığım çok işte önce dalga geçiliyordu. Belli bir seviyeye gelince toplum da geliyor.”

    “HERKESTEN MADDİ MANEVİ DESTEK BEKLİYORUM”

    Şimdiye kadar 280 kitap okuduğunu söyleyen Doğan hedefinin 1001 kitap olduğunu dile getirdi.

    İzmir’de yaşayanlara çağrıda bulunan Doğan, “Hem sponsor hem seyirci hem de katılımcıların destek olmasını bekliyorum. Güzel bir etkinlik olursa ardından bu etkinliği geleneksel hale getireceğiz.”

    Semra ACAR/ İZMİR

     

     

  • Pir Hamza Takmaz’dan, çocuklara temel Alevilik dersleri-VİDEO

    Pir Hamza Takmaz’dan, çocuklara temel Alevilik dersleri-VİDEO

    PİRHA- Dersim Çemişgezek’e bağlı Sinsor (Payamdüzü) ve çevre köylerde Alevi çocuklar ve topluma dair Alevililik eğitimi çalışmalarını sürdüren Kureyşan Ocağı pirlerinden  Hamza Takmaz, “Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinde tek tip bir insan yaratılmış ve bu bizim inancımızda yoktur. Taliplerine sahip çıkarak gönlüne girmen, üretmen gerekiyor” dedi.

    Uzun yıllardır Avrupa ve Ege bölgesinde çalışmalar yürüten Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, ‘Avrupa’da veya Ege bölgesinde çalışma yaparken kendi köyüme hiç bir şey yapmamak bana acı verir’ diyerek çalışmalara koyulduğunu belirtiyor.

    Yılın belli dönemlerinde kendi köyündeki talipleri başta olmak üzere, diğer çevre köylerde de hizmet yürütmeye çalıştığını belirten Pir Takmaz, özellikle Alevi çocuklarına temel Alevilik dersleri verdiğini söylüyor. Lokma pay etme, delil uyandırma, lokma duası, ikrar ve musahiplik gibi temel kavramlarla çocukları inançları ile buluşturmaya çalışan Pir Takmaz, ayrıca hiçbir kurumdan destek almadan köylülerinin lokmaları ile bir cemevi projesi geliştiriyor. Çalışmalarının aileler tarafından olumlu tepki aldığını dile getiren Pir Takmaz taliplerin gönlüne girilmesi gerektiğini vurguluyor.

    “AYDIN, ÇAĞDAŞ BİR ALEVİ GENÇLİĞİ ADINA ÇEMİŞGEZEK’E GİTTİM”

    “Benim tek derdim olan gelecek nesil olan çocukların aydın fikirli, daha çağdaş bir Alevilik bilgisine sahip olmaları düşüncesiyle oraya gittim” diye konuşan Pir Hamza Takmaz, bunun bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Köylülerin ortaklaşması ve lokmaları yapılacak cemevi ile bu ihtiyaca bir nevi çare olmak istediklerini belirten Takmaz, “Çemişgezek yöresinde bir cemevinin kaçınılmaz olduğu görülüyor. Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinin gidişatına baktığımızda bir asimilasyonun olduğunu görmekteyiz. Kendi köyümde yaklaşık 100 hane var. Oradaki canlarla bir toplantı düzenledik ve çok olumlu geçti. Orada bir cemevi projemiz var. Diğer cemevlerinden bir farkı ise seçme seçilme hakkı var. Bunu yaratmak istedik. Oradaki halk kendi eliyle üretecek, inançları yürütecek. Talip ile pir arasındaki doku birbirleri ile rızalık mertebesinden seçime ulaşması düşüncesindeyim. Çocuklar çok akıllı, çok verimli. İlkokul çocukları bana ‘Dede bizim mahalledekiler herkes birbirine küs ama ceme gelince barıştılar’ dedi. Çocuklar bunun farkına varıyorlar. Oradaki cemevlerinde seminerlerden tutalım, arkeoloji ve sosyolojiye kadar her şey olmalı. Bir okul da aslında cemevidir. Tabi ki hepimizin evi, gönlü cemevidir” dedi.

    “DEDELER ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

    Eskiye rağmen sorunların daha da derinleştiğini, Alevi çocuklarının bu politikadan büyük oranda etkilenerek çıktığını belirten Pir Takmaz, Alevi pirlerinin gelecek nesiller için ellerini taşın altına koymalarını gerektiğinin altını çizerek şunları vurguladı:

    “Okulda din ve kuran dersleri kaçınılmaz halde. Ama devlet özellikle sessiz kalan toplumlarda baskıyı daha çok kullanıyor. Bunun farkına varılmıyor. Elazığ’da bir aileye mihman olduğumda o evin çocuğuna ne ders gördüğünü sordum. Çocuk namaz pozisyonuna durarak, kurandaki alfabetik harfleri söyledi. Arapça öğreniyor. Alevilikte pir-mürşit kavramına çok uzak bir çocuk gelişiyor. Alevi ailelerin endişelerini göremiyorum. Eskiden döşek, minder vardı, oturup dedelere danışılırdı ama şimdi o zaman bitti. Dedeler elini taşın altına koyacak, gelecek nesiller için bir şeyler yapacak.”

    “TALİPLERİN GÖNLÜNE GİRMEN, ÜRETMEN GEREKİYOR”

    “Kabristanlar da dahil olmak üzere sazımı elime alıp gülbenglerle birlikte deyişler okudum” diyen Takmaz, talibin piri ile sorunların çözümünde ortak noktada buluşmasını gerektiğini söyledi. Takmaz sözlerine şöyle devam etti:

    “Bunlarla anladığı dilde hasbıhal olmalıdır. Köyde çocuklar o deyişleri söylerken bile hoşnutluk var. Aileler de çocuklarını görünce memnun oluyorlar. Bizim amacımız bunu halka götürmek, sorunları anlatmak. Dersim üzerinde oynanan oyunları halkımızın görmesi gerekiyor. Taliplerimize sahip çıkmak gerekiyor. Diğer 3 köy Axuçan Ocağı’na bağlı ve saygı duyuyorum. O köylerin pirleri ayrıdır diye hiç gözardı etmedim. Avrupa’da veya Ege bölgesinde çalışma yaparken kendi köyümü hiç bir şey yapmamak bana acı verir. En azından bunun çabasını girdim, yaptım uğraştım sorgulamasına girdim. Halktan da çok iyi bir sonuç çıkıyor. Dersim ve Elazığ’daki cemevlerinde halktan gelen bir yönetim yok. Tek tip bir insan yaratılmış ve bu bizim inancımızda yoktur. Talip ve pir ortak paydalarda buluşabilmeli. Taliplerin gönlüne girmen, üretmen gerekiyor.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • MEB’den okullara yazı: Çocuklarınızı namaza götürün

    MEB’den okullara yazı: Çocuklarınızı namaza götürün

    Milli Eğitim Müdürlüğü, Diyanet projesini gerekçe göstererek öğrencilerin sabah namazına götürülmesi için okullara yazı gönderdi. Çok sayıda velinin tepki gösterdiği uygulamanın amacı, “Milli ve manevi değerlere sahip bireyler yetiştirmek” olarak açıklandı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2018 yılındaki “Mevlid-i Nebi” haftasına tema olarak belirlediği “Peygamberimiz ve Gençlik” konusu çerçevesinde yürütülecek projeler, “Gençliğe Değer” başlığında toplandı. İlki geçen yıl düzenlenen ve velilerin tepkisiyle birçok ilde rafa kaldırılan “Sabah Namazı Buluşmaları” projesi bu kez de Çorlu’da hayata geçirildi.

    MÜFTÜ: GEREĞİNİ YAPIN  

    Çorlu İlçe Müftüsü Adem Gülmek, Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazı göndererek okullarda her perşembe günü yakın camilerde sabah namazı buluşmaları düzenlenmesi için “gereğinin yapılmasını” istedi. Yazıda, projenin Kaymakamlığın onayıyla yürütüldüğü belirtilerek “Sabah namazı buluşmaları konusunda ortaokul müdürlüklerimizin bilgilendirilmesini arz ederim” ifadesine yer verildi.

    MEB OKULLARA TALİMAT VERDİ

    Müftülüğün yazısını alan Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, vakit kaybetmeden harekete geçti. Birgün’den Mustafa Mert Bildircin’in haberine göre yazının kendilerine ulaştığı tarihten iki gün sonra okulları bilgilendiren müdürlük, projenin geçen yıl da düzenlendiğini hatırlatarak 2018-2019 eğitim öğretim yılında da devam edileceğini bildirdi. (HABER MERKEZİ)