Etiket: çocuklar

  • ‘Oyuncak Kütüphanesi’ kuruldu; destek bekliyor

    ‘Oyuncak Kütüphanesi’ kuruldu; destek bekliyor

    PİRHA – Rengarenk Umutlar Derneği, oyuncak bekleyen çocuklar için “Oyuncak Kütüphanesi” kurdu. İkinci el oyuncaklardan oluşan Oyuncak Kütüphanesi için sosyal medyadan oyuncak çağrısı yapıldı.

    Diyarbakır’ın Sur İlçesi’ne bağlı Ziya Gökalp Mahallesi’nde, daha önce de Sur içinde ‘Umut Işığı Kadın Kooperatifi’ olarak çalışma yürüten ancak sokağa çıkma yasakları ve çatışma süreciyle birlikte kapanmak zorunda kalan derneğin aktivistleri yeni bir çalışmaya imza attı.

    Geçtiğimiz yıl Ziya Gökalp Mahallesi’ndeki harabeye dönmüş bir evi gönüllülerle birlikte onarıp rengarenk boyayarak çocuklar için oluşturulan bu alana ‘Rengarenk Umutlar Derneği’ adını verdi.

    OYUNCAK ERİŞİMİ OLMAYAN ÇOCUKLAR İÇİN KURULDU

    Oyuncağa erişimi olmayan çocuklar için kurulan; hayal gücünü, gelişimini ve becerilerini güçlendiren; şiddeti özendirmeyen, cinsiyetçiliği pekiştirmeyen ve ayrımcılığı çağrıştırmayan yeni ve ikinci el oyuncaklardan oluşan Oyuncak Kütüphanesi için sosyal medyadan oyuncak çağrısı yapıldı.

    Yurtiçi ve yurtdışından gelen dayanışmayla Sur içindeki birçok çocuğa ulaşıldı. Üyelik sistemiyle işleyen kütüphaneye çocuklar gelip istedikleri oyuncağı alıyor ve 1 hafta sonra yenisiyle değiştirmek üzere geri getiriyorlar.  (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Abbas Tan’dan Alevi kurum yöneticilerine ve dedelere sert eleştiriler

    Yazar Abbas Tan’dan Alevi kurum yöneticilerine ve dedelere sert eleştiriler

    PİRHA- Alevilerin yas orucu tuttuğu matem ayında Alevi kurum yöneticilerine, analara ve dedelere sert eleştiriler yönelterek, önerilerde bulundu. Tan, “Muharrem sofralarında oruç açma resimlerinde boy göstereceğinize, şov yapacağınıza birkaç gün sonra okullar açılıyor. Çocuklarınıza öğretilecek din dersinde hangi konular var? incelediniz mi? diye sordu. 

    Yazar Abbas Tan, Alevi kurum yöneticilerine, analara ve dedelere seslenerek, sert eleştiriler yöneltti.

    Tan, sosyal medyada paylaştığı yazısında “Alevi kurum yöneticileri, analar/dedeler…Sizlere sesleniyorum” diyerek, Muharrem sofralarında oruç açma resimlerinde boy göstereceğinize, şov yapacağınıza birkaç gün sonra okullar açılıyor. Çocuklarınıza öğretilecek din dersinde hangi konular var? incelediniz mi?
    Ne yapmak gerekir, nasıl önlemler alınmalı? sorularını yöneltti.

    Müfredat hazırlanırken müdahale edilmediğini ve kimsenin bu konuda kaygısı olmadığını öne süren Abbas Tan, “Bu konuda nasıl bir girişimde bulundunuz” sorusunu yöneltti.

    “AĞITLAR SÖYLEYEREK ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KURTARAMAZSINIZ”

    Yazar Abbas Tan, Alevi dedelerine şöyle seslendi:

    “Bu konuda ses çıkartmadığınız sürece asimilasyon politikalarına ortak oluyorsunuz.
    Bu öğretim yılında da Alevi çocuklarına ve müslüman olmayan diğer inanç mensuplarının çocuklarına şeriat ve kuralları öğretiliyor.

    Bağlama eşliğinde Kerbela ağıtları söyleyerek çocuklarımızın geleceğini kurtaramazsınız.
    Yolu, erkanı düzeltemezsiniz.
    Kerbelayı unutmayın, Hüseyni duruşu elden bırakmayın ama biraz da önünüze bakınız.
    Önünüz hendeklerle, barikatlarla dolu.

    “MUHABBETLERİN ÇOĞUNUN İÇİ BOŞ”

    Cemevleri, cenaze hizmetlerinden sonra şimdi de oruç açma sofraları ile gündemde yerini korumaya başladı.
    Evet, etli sütlü sofralar yok ama muhabbetlerin çoğunun da içi boş.
    Üç mum yakacağımıza, tek çerağ uyaralım o bizim yolumuzu aydınlatmaya yeter.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kendi köyüne kütüphane kurdu; şimdi ise her köye bir kütüphane için kolları sıvadı

    Kendi köyüne kütüphane kurdu; şimdi ise her köye bir kütüphane için kolları sıvadı

    PİRHA- “Bir kitap çok şey değiştirir, sen de bir kitap gönder, güzel günler için okuyan nesiller” şiarıyla yola çıkan üniversite öğrencisi Metin Uğur, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören köyünde kurduğu kütüphanenin ardından şimdi ise “Her köye bir kütüphane” projesini hayata geçirmek için yola çıktı. 

    Türkiye’de kütüphaneler bir bir yok edilirken, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören köyünde 2 yıl önce  kütüphane kuruldu. Üniversite öğrencisi Metin Uğur öncülüğünde, köydeki eski öğretmen lojmanı kütüphaneye çevrilmişti.

    “Bir kitap çok şey değiştirir, sen de bir kitap gönder, Güzel günler için okuyan nesiller” şiarıyla yola çıkan üniversite öğrencisi Metin Uğur, Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Karacaören köyünde kurduğu kütüphanenin ardından şimdi ise “Her köye bir kütüphane” projesini hayata geçirmek için yola çıktı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya bilgi veren Metin Uğur, “Her insanın kitap okuması şart ve çocuklar kitaplarla büyümeli. İllerde, ilçelerde kütüphane var ancak köylerde de olması gerektiğine inanıyorum” dedi.

    “ÇOCUKLAR KÜTÜPHANE KÜLTÜRÜ İLE TANIŞMALI”

    “Hayatlarında hiç kitap okumamış, hatta hayatlarında kütüphanelerle hiç tanışmamış insanlara kitapların faydalarını anlatmak çok zor” diyen Uğur, şunları dile getirdi:

    “Anne-baba çok önemli bu süreçte. Kütüphanelere götürsünler çocuklarını. Okumalı çocuk, çok okumalı. Kitap okuyan nesiller yetiştirmeliyiz, çünkü cehaletin yeşeremeyeceği ve barınamayacağı yer kitaplarla dolu olan kütüphanelerdir. Biz bu yola kendi köyümüz olan Tokat Zile’nin Karacaören köyünden çıktık. Okusun istiyoruz çocuklarımız ve insanlık okusun. Köylerde kütüphanelerin kurulması ve köylerde yaşayan çocukların daha fazla kitaba ulaşması gerekiyor. Kütüphane kültürü ile tanıştırmak istiyoruz biz çocuklarımızı. Kitaplarla dolu olan kütüphanelerde kitap okuyarak zaman geçirsinler istiyoruz. Bizler vatanımızı, bayrağımızı ve insanları seviyoruz. Ülkemizde kitap okuma oranının artmasını istiyoruz, çünkü güzelleşiyor kitap okudukça insanlar. Yayılsın istiyoruz bu ışık Türkiye’nin tüm köylerine, her karış toprağına.”

    En büyük destekçisinin annesi Elif Uğur olduğunu belirten Metin Uğur, “Kitap göndererek desteğini esirgemeyen ve bu süreçte yanımızda olan herkese canı gönülden teşekkür ediyorum” dedi.

    Uğur anne-babalara ise şöyle seslendi:

    “Siz anne ve babalar unutmayın ki çocuklarınızın okula başlamadan önceki ilk öğretmenleri sizlersiniz. Eşekli kütüphaneci diye anılan, Nevşehir Ürgüp ilçesine bağlı köylere kitapları eşeklere yükleyip götüren,”Size kitap getirdim okuması bedava” diye seslenen güzel insan Sayın Mustafa Güzelgöz’ü saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.”

    PİRHA/TOKAT

  • Tahtacı Alevi çocuklardan mesaj var: Doğaya dönün-VİDEO

    Tahtacı Alevi çocuklardan mesaj var: Doğaya dönün-VİDEO

    PİRHA-Balıkesir’de Kaz dağlarındaki Tahtacı Alevileri her yıl Ağustos ayında Sarı Kız’a çıkarak geleneklerini sürdürüyor. Aileleriyle birlikte Kaz dağlarına çıkan çocuklar ise çok mutlu. Kendilerini özgür hisseden yaşları 8-10 arasında olan çocuklar duygularını PİRHA’ya anlattılar. 10 gün boyunca çadır kurup doğada yaşayan ailelerin çocukları insanlara doğaya dönmeleri için çağrı yaptı. 

    Yoğun şehirleşmenin yarattığı, gittikçe daralan oyun alanları, mevcut  yeşil alan parklarının sınırlı kullanımı, çocukların ağaca tırmanma, hayal gücü ve doğal malzemelerle oyun ve oyuncaklar yaratmasına engel oluyor.  Çocukların doğaya erişimi aileler, toplum tarafından kısıtlanıyor.

    Çocuklar dışarıda daha kısıtlı bir dolaşım alanına sahipler. Değil toprağa betona bile ayağı değmeden büyüyen çocukların doğayla ilgileri deneyimleri gittikçe azalıyor. Oyun alanlarının azalması, sokakların güvenilir olmaması, trafik, çarpık kentleşmeden kaynaklı beton yapılar, internete ve televizyona bağımlılık ve alışveriş merkezleri çocukların doğadan uzaklaşmasını sağlıyor.

    Her yıl geleneklerini devam ettiren Tahtacı Alevileri, Kaz dağlarına çıkarak Sarıkız ziyaretlerini 10 gün boyunca çadırlar kurarak devam ettiriyor. Aileleriyle birlikte Kaz dağlarına çıkan çocuklar ise çok mutlu. Kendilerini özgür hisseden yaşları 8-10 arasında olan çocuklar doğada nasıl özgür olduklarını PİRHA’ya anlattı.

    “KENDİMİ ÖZGÜR HİSSEDİYORUM” 

    10 yaşlarında bir çocuk, “Buraya geldiğimde kendimi özgür hissediyorum. İçimde hareketlenme oluyor. Şehirde öyle olmuyor. Şehirde kalkar kalkmaz teknolojiye bağımlısın, burada özgürsün, doğayla iç içe yaşıyorsun. Kaz dağlarında erken kalkıyoruz, toplanıyoruz, oynuyoruz orada kalktığımızda direk ya internet kafeye gidiyoruz ya da evde bilgisayar başındayız. Bilgisayara bakmaktan gözlerim kıpkırmızı oluyor, 2 gün geçmiyor. Burada dağlara çıkıyoruz. Arkadaşlarım olursa hep burada kalırım” diyor.

    “PLASTİĞE BAĞIMLI OLUYORUZ, DOĞAYA DÖNÜN” 

    “Bana göre özgürlük kavramı doğal yaşamak her istediğini yapmak içinden geldiği gibi davranmak” diyen çocuk şöyle devam ediyor:

    “Şehirde bunlardan mahrumsun, bütün çocuklar doğada yaşamalı. Şehirde çok az ağaç var burada orman var. Burada hava temiz, şehirde fabrikalar, atıklar ve pislikler havayı kirletiyor. Musluk sularının yüzde 85’i plastik. Plastik yiyoruz, plastik içiyoruz, plastiğe bağımlı oluyoruz. İnsanlar doğada daha özgürler, benim çağrım çok teknoloji bağımlısı olmayın, doğaya dönün.”

    “ŞEHİRLERDEN DOĞAYA DÖNSÜNLER” 

    8 yaşındaki çocuk ise “Burada kaz dağlarında kuş sesleri var, çimenler var, oyun oynuyoruz. Şehirde öyle olmuyor. Şehirde izin vermiyorlar oynamaya, şehirde koşamıyorum, evden çıkamıyorum, ağaçlara tırmanamıyorum. İstediğim zaman arkadaşlarımla oynayamıyorum. Burada özgürüm, şehirlerden buralara doğaya dönsünler” dedi.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR

    EDREMİT

     

     

  • PSAKD Kartal Şubesi’nde ‘Çocuk düşlerinde özgür bir dünya’ şiarıyla yaz okulu

    PSAKD Kartal Şubesi’nde ‘Çocuk düşlerinde özgür bir dünya’ şiarıyla yaz okulu

    PİRHA – İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi ‘Çocuk düşlerinde özgür bir gelecek’ şiarıyla 5 Temmuz’da faaliyete geçen yaz okulu faaliyeti 25 Temmuz’a kadar sürecek. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi ‘Çocuk düşlerinde özgür bir gelecek’ şiarıyla yaz okulu gerçekleştiriyor. 5 Temmuz’da faaliyete geçen yaz okulu faaliyeti 25 Temmuz’a kadar sürecek. Yaz okulu başvuruları PSAKD Kartal Şubesi’ne yapılıyor.

    Yaz okulunda, 6-14 yaş grubu çocuklara yönelik tiyatro, ritm, satranç, Alevilik, resim, müzik, yaratıcı drama, halk oyunları, dans, karikatür, semah, felsefe, öykü atölyesi dersleri veriliyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Semah hocası Şafak Yıldırım: Çocuklara küçük yaşta Alevilik öğretilmeli-VİDEO

    Semah hocası Şafak Yıldırım: Çocuklara küçük yaşta Alevilik öğretilmeli-VİDEO

    PİRHA- Şafak Yıldırım 18 yaşında. Okmeydanı Cemevi’nde 7 yıldır hizmet veriyor. Bugünlerde ise bağlama dersleri alıyor cemevinde. Alevi inancı oldukça kuvvetli olan Şafak, gençlere ve ailelerine cemevine gelmeleri için çağrıda bulunuyor. Zorunlu din dersine karşı çocuklara küçük yaşta cemevinde Alevilik öğretilmesi gerektiğini de vurguluyor. 

    Şafak Yıldırım Sivaslı, 18 yaşında Alevi bir genç. Liseyi bitireli bir yıl olmuş, üniversite sınavına hazırlanıyor. Derslerinin dışında İstanbul Okmeydanı Cemevi’nde de 7 yıldır hizmet ediyor. İlk olarak semah kursuyla başladığını söyleyen Şafak, kurstan 2 yıl sonra ise semah hocası yardımcısı, 2 yıl sonra ise semah hocası olmuş.

    Cemevine gelmesine bir arkadaşının vesile olduğunu ifade eden Şafak, semahla, cemeviyle tanışmasını şöyle anlatıyor:

    “Arkadaşım, buraya semah ve bağlama kursuna geliyordu. Muharrem ayından önceydi. Geldik, cemlere katıldım, semah kursuna katıldım. Arkadaşımla beraber saz kursuna katıldım. Böylece semah kursuna başladım.”

    “GENÇLER VE AİLELERİ NASIL HİZMET ETTİĞİMİZİ GÖRÜYORLAR”

    Semah hocasının cemevi içinden seçildiğini dışarıdan getirilmediğini belirten Şafak Yıldırım, ayrıca cemevinde etkinlikler yaptıklarını ve gençlerin katılımının yoğun olduğunu söylüyor ve ekliyor:

    “Gençler etkinliklere geliyorlar. Aileler cemlere geliyorlar. Cemde bizim nasıl hizmet ettiğimizi,  etkinliklerde nasıl hizmet ettiğimizi görüyorlar, çocuklarına söylüyorlar. Çocukları da cemde görüyor, etkinliklerimize katılıyorlar. Bu, vesile oluyor gelmelerine.”

    Alevi inancının bir parçası, olmazsa olmazı olan semah dönerken neler hissediyorsun sorumuza Şafak, “Semah bize kırklardan kaldı. Hatta duası da var. Bize semahı bağışlayan Muhammed” diyerek yanıt veriyor.

    “DİN HOCALARIMLA ARAM İYİYDİ”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay’ın kararlarına rağmen hala kaldırılmayan zorunlu din dersinden nasıl etkilendiğini şöyle anlatıyor Şafak Yıldırım:

    “Bu zamana kadar, ilkokuldan beri din hocalarımla aram hep iyiydi. Kendileri de Alevi olduğumu bilirlerdi. Hatta bir gün sekizinci sınıftayken bir arkadaşım ‘Aleviler müslüman değil’ gibi bir cümleyle başladı. Din hocam durdurdu onu. ‘Aleviler de müslümandır’ gibisinden bir cümle kurdu, beni savundu. Hiçbir şekilde de ders notlarıma yansımadı. Yaptığım ödevlerde de gayet de iyi notlar aldım din derslerinde. 9’uncu sınıfta zorunlu din dersi zaten herkeste var. Ayrıca seçmeli ders olarak Kur’an dersi verdiler.”

    “DERSİMİZE CAMİ HOCASI GİRİYORDU”

    Peki zorluk çekmedin mi? İsteyerek mi aldın Kuran dersini” sorumuza Şafak, “İsteyerek gitmedim yani seçmeli ders kağıdı doldurttular bize. Ama kendi kafalarına göre seçtiler. Bir cami hocası giriyordu dersimize. Kız erkek ayrı sınıflarda giriyorduk o derse” diye yanıt veriyor.

    Okuldayken sınıfta bir Alevi arkadaşı olduğunu, her zaman birlikte hareket ettiklerini söyleyen Şafak Yıldırım, dönem notuna yansımasın seçmeli din dersine katılmak zorunda kaldığını kaydediyor.

    “KENDİMİ BİR CAMİ HOCASINA KARŞI SAVUNABİLİRİM”

    Alevilik konusunda kendini savunacak bilgisi olduğunu ifade eden Şafak, “Kendimi bir cami hocasına karşı bile savunabilirim. Ama ben şimdi ona zıt düşeceğim o bana zıt düşecek tartışma ortamı oluşacak. Okulda da böyle tartışma ortamı olması sıkıntı yaratıyor o yüzden Alevi olduğunuzu saklamak zorunda kalıyorsunuz” dedi.

    “ARKADAŞLARIMA ALEVİLİĞİ ANLATIYORUM”

    “Muharrem orucunu da tutardım. Bir iki gün gizli kalırdı ama sonra öğrenirlerdi. Böyle öğrendiler Alevi olduğumu” diyen Şafak yıldırım, “Arkadaşlarıma oturur anlatırdım. Sorarlardı bana ‘şu nasıl oluyor, siz cemde ne yapıyorsunuz? Cem ne? Ben de anlatırdım arkadaşlarıma. Arkadaşlarım da hoşgörüyle karşılarlardı. Arkadaşlarımdan yana sıkıntı yoktu. Hocalarım da Alevi olduğumu bilirlerdi” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUKLARI KÜÇÜK YAŞTA CEMEVİNE GETİRMELİYİZ”

    Şafak Yıldırım, zorunlu din dersine karşı Alevi ailelere şu önerilerde bulunuyor:

    “Zorunlu din dersi var evet. Bunu kaldıramıyoruz. Miting yaptık. Bunun önüne geçemiyoruz ama şunun önüne geçebiliriz: Çocuklarımızı küçük yaşta birinci sınıftayken veya ana sınıfına gitmeden önce cemevine getirip cemevinde eğitim almasını sağlayabiliriz. Eğitim almasını sağladığınızda çocuk biris onun Alevi olduğunu öğrense bile o kişinin verdiği sorulara doğru cevaplar verebilecek. Bunun önüne geçebiliriz.”

    “AİLELER ÇOCUKLARINA ALEVİLİĞİ ANLATSINLAR”

    Şafak Yıldırım, “Okmeydanı’nın yüzde 80’i Alevi ve Okmeydanı Cemevi’ne gelen Alevi genç sayısı 50’yi belki geçer belki geçmez. Buraya o kadar aile geliyor ceme, yaşlı insanlar geliyor. Çocuklarına az da olsa cem ile ilgili bir şeyler anlatsalar, biz gençlerle alakalı bir şeyler anlatsalar buraya gelirler. Ailelere mesajım bu. Aleviliği çocuklarına anlatsınlar. Gençler de merak etsinler buradan geçerken, bir cemevi olduğunu hatırlasınlar  kapıdan içeri girsinler” çağrısında bulunuyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Çocuklar ölmesin’ diyen Öğretmen Ayşe Çelik bugün cezaevine girecek

    ‘Çocuklar ölmesin’ diyen Öğretmen Ayşe Çelik bugün cezaevine girecek

    1 yıl 3 ay hapis cezası onanan ve 6 aylık infaz erteleme süresi bugün dolan Öğretmen Ayşe Çelik’in 10 gün infaz erteleme talebi reddedildi.

    Bir televizyon kanalında yayınlanan programa bağlanıp, “Çocuklar ölmesin” dediği için “Terör örgütü propagandası yapmak” gerekçesiyle hakkında açılan davada verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası onanan ve 6 aylık infaz erteleme süresi bugün dolan Ayşe öğretmenin 10 gün infaz erteleme talebi reddedildi. Ayşe Öğretmen bugün cezaevine girecek.

    Cezaevine bugün girmesi beklenen Ayşe Çelik, avukatı ve kendisine destek olanlarla birlikte Diyarbakır Adalet Sarayına geldi. Ayşe Çelik’e destek için birlikte adliyeye gelenler arasında CHP Milletvekili Zeynep Altıok, HDP milletvekilleri Ziya Pir ve Feleknas Uca ile HDP ve CHP il yönetimi de var.

    Ayşe Çelik, mahkemeden 10 günlük daha erteleme talebinde bulundu ancak bu talep kabul görmedi. Eşyalarını toplamak üzere eve geçen Ayşe Öğretmen, bugün mesai saatleri içinde 6 aylık bebeği Deran ile birlikte cezaevine girecek.

    Beyazıt Öztürk’ün hazırlayıp sunduğu Beyaz Show programına 2015 yılında telefonla bağlanan Çelik, Bölge illerinde yaşanan sokağa çıkma yasakları ve operasyon sırasında yaşananları anlatmıştı. Operasyonların sona ermesini isteyen Öğretmen Ayşe Çelik “Çocuklar ölmesin” demişti. Bu sözleri nedeniyle dava açılan Ayşe Çelik hakkında 1 yıl 3 aylık hapis cezası verilmişti. Çelik’in avukatı aracılığıyla yaptığı itirazı karara bağlayan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi de Çelik’in cezasını onanmıştı. O dönemde henüz 2 aylık bir bebeği olan Ayşe Öğretmene verilen ceza yapılan başvuru üzerine 20 Nisan 2018’e ertelenmişti. (Diyarbakır/EVRENSEL)


    Fotoğraf: Serpil Berk/EVRENSEL

     

  • Çocuklara gelinlik giydirip fuar alanında dolaştırdılar

    Çocuklara gelinlik giydirip fuar alanında dolaştırdılar

    Van’da düzenlenen Evlilik İhtiyaçları Fuarı’nda, yaşları 5 ila 10 arasında değişen kız çocukları gelinlik giydirilerek fuar alanında dolaştırıldı.

    Van’da bu yıl ilk kez düzenlenen Evlilik İhtiyaçları Fuarı’nda, yaşları 5 ila 10 arasında değişen küçük kız çocukları, bir gelinlik firmasının tanıtım yüzü olarak fuar alanında dolaştırıldı.

    Çocuk yaşta evlilik ve cinsel istismar tartışmalarının yaşandığı bir dönemde, Van’da Valilik, kayyım atanan belediyeler ve birçok firma tarafından düzenlenen ‘1. Evlilik İhtiyaçları Fuarı’nda küçük kız çocukları, düğün özel kıyafetleri giydirilerek tanıtım yüzü olarak fuar alanında dolaştırıldı.

    Fuarı gezen halk, çocukların üzerlerinde bir gelinlik firmasının reklamı ile dolaştırılmasına tepki gösterdi. Fuar organizasyonu yapan firmadan ise konuyla ilgili açıklama yapılmadı. (Van/MA)

  • Devlet koruması altındaki çocuklara kamp: Din eğitimi verilecek

    Devlet koruması altındaki çocuklara kamp: Din eğitimi verilecek

    Nakşibendi Tarikatı’na yakınlığı ile bilinen “Muradiye Kültür Vakfı” başta olmak üzere birçok dini vakıfla iş birliği anlaşması imzalayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu kez de Diyanet İşleri Başkanlığı’yla ortaklaşa “Değerler Eğitimi Kampı” düzenledi.

    Kastamonu’da düzenlenen ve 16 ilden 157 çocuğun katılımıyla gerçekleşen eğitim kampında Diyanet’in görevlendirdiği din görevlileri eğitimci olarak görev aldı. Devlet koruması altındaki çocukların katıldığı kampta verilen eğitimler arasında, “Allah sevgisi, Peygamber sevgisi, Kuran’ı Kerim, şükür, batıl inançlar, tatlı dil ve güler yüz” gibi konular yer aldı.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 2011 yılında imzalanan protokol kapsamında düzenlenen eğitime 13 ila 18 yaş arasındaki çocukların katıldığı öğrenildi. Din görevlilerinin yanı sıra çocuk alanında çalışan meslek elemanlarının da eğitimci olarak yer aldığı etkinliğin amacı, “Çocuk bakım kuruluşlarında kalan çocuklar için günlük hayatta kullanabilecekleri ve yaşlarına göre indirgenmiş bir anlatımla dini, manevi ve ahlaki değerlere yönelik eğitimler verilmesi” ifadeleriyle açıklandı.

    Kapsamının ve içeriğinin çocuklara göre düzenlendiği savunulan ve çocuklara günlük hayatta kullanabilecekleri bilgileri aktarmak iddiasında olan eğitimde işlenen konulardan biri de çocuk istismarı oldu.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, din görevlilerinin “mahremiyet bilinci”ni anlattığı eğitimlerin sürekli hale getirileceği ifade edildi. Benzer eğitimlerin kamu kuruluşlarında görev yapan personele yönelik olarak da düzenleneceği bildirildi. Koruma ve bakım altındaki çocukların “hayata kazandırılması” amacıyla verilen eğitimlerin konu başlıkları arasında “Şükür, kanaatkarlık, sabır, Allah sevgisi, ibadetin kazandırdıkları, temel ilmihal bilgileri” yer aldı.

     

     

  • Çocukların çoğu akrabaları tarafından hamile bırakılmış

    Çocukların çoğu akrabaları tarafından hamile bırakılmış

    İstanbul Küçükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Hastanesinde ortaya çıkan “115 hamile çocuk” skandalına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor. Çocukların çoğu akrabaları tarafından hamile bırakılmış.

    İstanbul Küçükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ortaya çıkan 115 hamile çocuğa ilişkin yeni bilgilere ulaşıldı.

    115 çocuğun hamile olduğunu yetkililere bildirmediğini tespit edenlerden İclal N.’nin bilgi paylaştığı Psikolog I.Ö. de açıklamalarda bulundu.

    “NORMALLEŞMİŞTİ”

    Habertürk’ün haberine göre, Sağlık Bakanlığı’nın “ergen hamilelere psikodestek projesi” kapsamında hastanede 1 yıldır çalışan ve geçen ay görevini tamamlayan Psikolog I.Ö., şunları söyledi:

    “Bildirim yükümlülüğü olmasına rağmen bunun yapılmamasının 2 nedeni var: Bilgi eksikliği ve (çok sık karşımıza çıkmasından dolayı) cinsel istismar ve çocuk gebeler gerçeğini normalleştirmek… Hastane, Suriyeli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı, çok göç alan bir bölgede. Bu tip vakalar sıklıkla geldiği için bir anlamda normalleşmişti. Suriyelilerin yoğun yaşadığı ilçedeki hastanede bu vakalar sık olduğu için durum hasır altı edildi. Bildirim yapılmamasıyla ilgili bir kasıt yoktu.”

    “ÇOĞUNU AKRABASI HAMİLE BIRAKMIŞ”

    18 yaş altı gebeliklerin çok karşılaşılan, hasır altı edilen, küçük yaşta resmi nikâhla meşru kılınan bir olgu olduğunu dile getiren I.Ö., skandalla ilgili tespitlerini aktardı:

    “Çevirmen bulabildiğim her koşulda istismara uğrayan çocuklara psikoterapi yaptım. Çoğu akrabası tarafından hamile bırakılmış, bir kısmı cinsel istismara uğramış. Erkekler 25-26 yaşlarında. Yasal süreci biz de takip ediyoruz. Etik olarak üzerine gittik, durumun gündeme gelmesinden çekinmedik.”

    “İHBARDA BULUNDUM”

    Olayı ortaya çıkaran ve görev yeri 2 kez değiştirilip hakkında inceleme başlatılan sosyal hizmet uzmanı Ş.İ.N.’nin ise savcılık ifadesinde, “Kayıtları incelediğimde 1 Ocak 2017’den 24 Mayıs’a kadar 18 yaşından küçük kızlara ait gebeliklerin hastanedeki Çocuk İzleme Merkezi’ne, güvenlik güçlerine ve savcılığa bildirilmediğini tespit ettim. Bu konuda görevi kötüye kullanmaktan ihbarda bulundum” dediği öğrenildi. Ş.İ.N., iddiayı mevcut birimdeki I.Ö. dışında kimseyle paylaşmadığını da ifadesinde kaydetti.

    “TÜMÜ İFADEYE ÇAĞRILDI”

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, olayın savcılığa intikal ettiği tarih olan 3 Ekim’de soruşturma başlatıldığını belirterek, şunları kaydetti:

    “Gerek kamu görevlisinin suçu bildirmeme, gerekse çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili soruşturmalar devam etmektedir. Bir Cumhuriyet başsavcıvekili ve 2 Cumhuriyet savcısı görevlendirilmiştir. Mağdurların tümü ifadeye çağrılmıştır.”

    “77 HAMİLE ÇOCUKLA İLGİLİ TESPİT YAPILAMADI”

    İddialarla ilgili 12 Haziran 2017’de tutulan tutanakta, 18 yaş altı hamile olan 115 çocuk içinden 38’inin 15 yaşından önce hamile kaldığı, bu durumun rıza aranmaksızın çocuk cinsel istismarı suçu kapsamında olduğu, 77 hamileyle görüşülmediği için durum tespiti yapılamadığı belirtildi.

  • Şahkulu Sultan Vakfı Gençliği’nden, çocuklar için ‘kışlık ayakkabı’ kampanyası

    Şahkulu Sultan Vakfı Gençliği’nden, çocuklar için ‘kışlık ayakkabı’ kampanyası

    PİRHA- Şahkulu Sultan Vakfı Gençlik Komisyonu, köylerde yoksul çocuklar için ‘kışlık ayakkabı kampanyası’ başlattı. Kampanya 31 Aralık’a kadar sürecek. 

    Cemevleri ve dergahların gençlik komisyonları, yoksul çocuklar için çeşitli kampanyalar yapıyor. İkitelli Cemevi gençliği gibi Şahkulu Sultan Vakfı Gençlik Komisyonu da kışlık ayakkabı kampanyası başlattı.

    Sosyal medyadan kampanyanın duyurusunu yapan Şahkulu Sultan Vakfı Gençlik Komisyonu, “Anadolu’da kışın zor şartlarında okuyan kardeşlerimize kışlık ayakkabı yardımı gerçekleştirmek” için “kışlık ayakkabı kampanyası” yapıyoruz. Kampanya 31 Aralık’ta sona erecek” dedi.

    Duyuruda, kampanyaya katılmak ve bilgi almak için şu telefon numaraları verildi:

    (0216) 3685525 veya (0216) 3683071

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gerici eğitim müfredatını hazırlayanlar hakkında suç duyurusu: Çocuklarımızın geleceği tehlikede

    Gerici eğitim müfredatını hazırlayanlar hakkında suç duyurusu: Çocuklarımızın geleceği tehlikede

    Ankara’da bir grup öğrenci velisi, Bilimsel ve Laik Eğitim Hareketi ve demokratik kitle örgütlerinin çağrısıyla Ankara Adliyesi’ne giderek yeni müfredatı hazırlayanlarla ilgili suç duyurusunda bulundu.

    Ankara’da bir grup öğrenci velisi, Bilimsel ve Laik Eğitim Hareketi’nin ve demokratik kitle örgütlerinin çağrısıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan bilimdışı ve gerici müfredatı hazırlayan yetkililerle ilgili “görevi kötüye kullanma ve eğitim ve öğrenim hakkını engellenme” eylemleri nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda buludu.

    “MÜFREDAT ÇAĞDIRIŞI, BİLİMDIŞI”

    Bilimsel ve Laik Eğitim Hareketi’nden Betül Öztürk, müfredatın çağdışı, bilimdışı ve gerici olduğunu, bakanların ve bu alanda görev yapan yetkililerin hazırladığı müfredatın Anayasa’ya ve yasalara aykırı olduğunu belirterek eğitimde uygulamalarında da aynı aykırılıkların gözlemlendiğini söyledi.

    “Bilimsel ve laik eğitim istiyoruz” diyen Öztürk, “Bilimsel ve laik eğitimin çocuklarımızın bugünü ve geleceği için şart olduğuna inanıyoruz. Bilimsel ve laik eğitimin memleketin geleceği için de şart olduğuna inanıyoruz. O yüzden bu müfredatları hazırlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz” dedi.

    “BU MÜFREDATI HAZIRLAYANLAR SUÇ İŞLEDİ”

    Ankara Demokratik Kitle Örgütleri Platformu sekretaryası Mahmut Aslan ise müfredatın Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırı olduğunu belirterek müfredatı hazırlayanların suç işlediğini söyledi.

    Kamuoyuna yönelik bilgilendirme çalışmalarının yapıldığını belirten Aslan, önümüzdeki günlerde Milli Eğitim Bakanlığı’yla ilgili de suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti. Sürecin takipçisi olacaklarını belirten Aslan, “Çünkü bu çok önemli bir mesele, Türkiye’de hem piyasalaştırma hem gericileştirme eğitim yoluyla yapılıyor. Bunun karşısında durmak lazım. Biz laik demokratik cumhuriyeti savunmaya, laik bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceğiz” dedi.    (HABER MERKEZİ)

  • 10 binler AKP’yi uyardı: Çocuklarımıza cihatı, itaatkar olmayı değil, barışı, sevgiyi öğretin

    10 binler AKP’yi uyardı: Çocuklarımıza cihatı, itaatkar olmayı değil, barışı, sevgiyi öğretin

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim Sen öncülüğünde, gerici eğitim sistemine karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda miting düzenlendi. Mitingte, AKP hükümetine seslenen ABF ve Eğitim-Sen adına ortak açıklamayı sanatçı Orhan Alkaya okudu. Açıklamada,”Yeni dediğiniz eğitim programı dinci, gerici bir oyundur” vurgusunu yapıldı. Yeni denilen müfredatın toplumun geleceğine vurulan darbe olduğu belirtilen açıklamada, “Çocuklarımıza cihatı değil, barışı, sevgiyi, saygıyı öğretin” denilerek 5 maddelik talep sıralandı. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim Sen öncülüğünde, gerici eğitim sistemine karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda ‘Laik, bilimsel, anadilde eğitim’ mitingi düzenledi.

    MUHİTTİN YILDIZ: YERYÜZÜ HAKKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK MÜCADELE EDECEĞİZ

    Kısa bir açılış konuşmasının ardından ABF Başkanı Muhittin Yıldız bir konuşma yaptı. Yıldız, “Kimsenin kimseyi ötekileştirmediği bir gelecek için her türlü baskılara karşı geleceğimizi beyan ediyoruz. İnancın ve ibadetin özgür olması gerekiyor. Hatun Ana’nın hakka uğurlamasında yaşananlar utanılması gereken durumdur. Faşist anlayışı o çukura gömdük. Gerici, ırkçı eğitime karşı çalışmamız devam edecektir. IŞİD’çilerin yetişmemesi için laik bir cumhuriyet etrafında hep beraber duralım. Yeryüzü aşkın, hakın yüzü oluncaya dek mücadelemiz sürecek” dedi.

    3 dakikalık susma eyleminin ardından mitingte Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim-Sen adına ortak metni sanatçı Orhan Alkaya okudu.

    Açıklamada, Türkiye’de tek adam rejimi olduğu, farklılıkları ise ayaklarının altında ezmeye çalıştığı vurguladı. “Kürt illerinde kayyum atamakla kalmadı, vekilleri, eş başkanları, belediye başkanları tutuklandı” denilen açıklamada, medya kuruluşlarının mallarına el konulduğuna işaret edildi.

    AKP hükümetine seslenilen açıklamada, “Yeni Osmanlıcı” metotla uygulamaya koymak istediğiniz bu Eğitim Programı Diyanet İşleri Başkanlığının gözetiminde, eğitim bilimiyle hiçbir ilişkisi olmayan Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları tarafından yapılmıştır. Laiklik ve çoğulculuğu inkar eden, demokrasiyi ve cumhuriyeti “AKP” çiftliğine çeviren aklın eğitim programı, ilkokul çağındaki kız çocuklarına “Türban ve tesettür” getirmenin adına yenilik diyor. Yeni” dedikleri eğitim programı “Osmanlı Sübyan Mekteplerinden, Yeniçeri ağası” zihniyetiyle şekillendirilmiş dinci, gerici bir oyundur” vurgusu yapıldı.

    Biz Aleviler, biz eğitim ve bilim emekçileri; “Zorunlu Din Dersi” işkencesiyle uğraşırken programın tamamı “Zorunlu din Dersi” oldu” denilen açıklamada, 12 Eylül anayasasındaki kırıntılarını bile topluma “Fazla” gören “Reis Başkan, tek tip eğitim müfredatı” ile “dindar ve kindar nesil” yetiştirip, saltanatını daim kılmaya çalışıyor” ifadeleri kullanıldı.

    “AKP’NİN YENİ DEDİĞİ MÜFREDAT TOPLUMUN GELECEĞİNE VURULAN DARBEDİR”

    Irkçı, gerici, asimilasyoncu, şeriatçı, cihatçı bir eğitim sistemine izin vermeyeceklerini belirten ABF ve Eğitim-Sen açıklamasında şunlar vurgulandı:

    “Nice bedellerle kazanılmış evrensel haklarımız yok sayılıyor! Gerici zihniyet, evrim teorisini, felsefeyi, bilimi inkar edip, eğitimi bilimsellikten uzaklaştırıyor. Eğitimin her kademesini paralı yapıp okullar birer ticarethaneye çeviriliyor. Hani anayasada “Eğitim devlet okullarında, parasızdı?” Kendi anayasasını ihlal eden hükümetten demokrasi beklemek ham hayaldir! AKP’nin “Yeni” dediği eğitim programı toplumun geleceğine vurulan bir darbedir! Toplumun her kesimi bu programa karşı durmalıdır. Tek tip eğitim ile farklılıklarımız ve kültürel, inançsal, etnik değerlerimiz yok edilmek isteniyor.

    “HÜKÜMET ALEVİ İNANCINI KÖKTEN BİTİRMEYİ AMAÇLIYOR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) ve onun fetvalarıyla hükümet edenler Alevi inancını “Kökten” bitirmeyi amaçlıyor! Cemevlerimiz, kutsal mekanlarımız, kendi inancımızda ve dilimizde eğitim hakkımız, geçmişimizi ve tarihimizi bilme hakkımız gibi temel haklarımızı elimizden alıyor! Eğitim konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan daha etkin hale getirilen Diyanet İşleri Başkanlığı derhal kaldırılmalıdır. Diyanet demokrasinin ve laik cumhuriyetin bir gereği olamaz! DİB toplumun dini, inançsal değerleri hakkında yorum yapacak bir sivil toplum örgütü değil, bir resmi devlet kurumudur. Devletin dini ve inancı yönettiği rejimin adı laiklik değil teokrasidir.”

    Mitingte yapılan açıklamada Ankara’da İncek mezarlığında 80 yaşındaki Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan saldırıya da değinilerek,”Bu eğitim sistemiyle hedeflenen toplum profili çok yakında Ankara İncek mezarlığında gördüğümüz profildir. Nefesi kesilmiş bir cana bile düşmanlık eden, mezarlarıklarında mafya babalarını, katilleri, hırsızları yatırıp 80 yaşındaki Hatun anneyi red edenlerdir. Bu eğitim sistemi ile hedeflenenler; sokakta kadınlara tekme atan, savaştan kaçıp ülkesine sığınan Suriye’li Emani’ye tecavüz ederek öldüren karakterler yaratmaktır. Bizler tamda buna Hayır diyoruz ifadeleri kullanıldı.

    “ÇOCUKLARIMIZA CİHATI, İTAAT ETMEYİ DEĞİL, BARIŞI, SEVGİYİ, SAYGIYI ÖĞRETİN”

    “Çocuklarımıza yağmayı, talanı, cihadı, ithaat etmeyi değil, barışı, kardeşliği, sevgiyi, saygıyı öğretin ki bir can daha mezarsız kalmasın. Öğretin ki inançlar, kimlikler, diller, kadınlar, özgür olsun. Öğretin ki bu ülke babaların evlatlarını gömdüğü bir ülke olmaktan kurtulsun. Öğretin ki bu coğrafya güller bahçesine dönsün” denilen açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Bugün çocuklarımız yarın geleceğimiz olan bu çocukları sizin karanlığınıza teslim etmeyiz. Bunun da yolunun tüm farklılıklarımızı yaşatacağımız ama hayırlarımızı tıpkı bu meydanda seslendirdiğimiz gibi güçlüce haykırmaktan hep birlikte celladın yüzüne tükürmekten geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle çağrımızdır, birlik güçtür, birlik erdemdir, birlik gelecektir. Bundan olacak ki yüzlerce yıl öncesinden Pirlerimiz “Gelin canlar bir olalım demişlerdir. Derya ki damladan oluşur ama damla damla olmaktan vazgeçmez. Tam da bu düsturla yola çıkarak kimse damla olmaktan vaz geçmesin ama bir araya gelip tıpkı bu meydandaki gibi derya olmaktan da vaz geçmeyelim. Ancak deryalardır karanlığı aydınlık yapacak olanlar.”

    ABF ve Eğitim-Sen’in son olarak şu talepleri seslendirildi:

    1. AKP’nin “Yeni” dediği eğitim programının iptal edilmesini, demokratik katılım ve bilimsel yöntemle yeni LAİK, DEMOKRATİK, BİLİMSEL, PARASIZ ve ANADİLDE EĞİTİMİ hak olarak kabul eden bir eğitim programı istiyoruz.
    2. 12 Eylül Anayasasının yürürlükten kaldırılarak, çoğulcu ve katılımcı bir yöntemle yeni ve demokratik bir anayasa yapılmasını istiyoruz.
    3. Diyanet işleri Başkanlığının kaldırılarak devletin inançları yönettiği değil, hizmet etti, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğünün esas alındığı bir düzenleme istiyoruz.
    4. Biz Aleviler Cemevlerimizi Hakkın ve hakikatin mekanı olarak biliyoruz. Her türlü engelleme ve saldırıya rağmen cemevlerimizde yolumuzu, erkanımızı yaşamaya, yaşatmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda inanç grupları için eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü için mücadele ediyoruz.
    5. Koçgiri, Dersim, Ortaca, Kırıkhan, Elbistan, Hekimhan, Malatya, 4 Eylül 1978 Sivas, Maraş, Çorum, Madımak, Gazi, Ümraniye ve Gezi Katliamları hakkındaki dosya, arşiv, yargılama gibi belgelerin açılarak gerekli süreçlerin yeniden işletilmesini istiyoruz.

    ABF ve Eğitim-Sen ortak açıklamasının ardından sanatçılar sahneye çıkarak türkülerini seslendirdi.

     (HABER MERKEZİ)   

     

     

  • ABF Genel Sekreteri Metin: Çocukların ve ülkenin geleceği için 17 Eylül’de alanlardayız-VİDEO

    ABF Genel Sekreteri Metin: Çocukların ve ülkenin geleceği için 17 Eylül’de alanlardayız-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Müslüm Metin, 17 Eylül’de çocukların ve ülkenin geleceği için miting düzenleyeceklerini söyledi. Mitingin çağrıcısı olarak Eğitim-Sen’in de ABF ile birlikte hareket ettiğini belirten Metin, 18 Eylül’de de Milli Eğitim Bakanlığı önünde, İl ve İlçelerde Milli Eğitim Müdürlüklerinin önünde okulların açıldığı gün basın açıklaması yapılacağını kaydetti. 

    Haberin Videosu

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Müslüm Metin, 17 Eylül İstanbul Kartal mitingi öncesi çalışmalarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Konuşmasına Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “Bilimden gitmeyen yolun sonu karanlıktır” sözleriyle başlayan Müslüm Metin, Alevi Bektaşi Federasyonu olarak laik, bilimsel, demokratik eğitimle çocukların geleceği için 17 Eylül günü İstanbul’da miting yapma kararı aldıklarını söyledi.

    Müslüm Metin, miting kararının Alevi kurumlarının yanı sıra, KESK, Eğitim Sen, CHP, HDP, EMEP, DSP, Halkevleri, Haziran Hareketi, Dersimliler Derneği, Bilimsel Laik Eğitim Hareketi, ÖV-DER, Kızılırmak Köy Dernekleri Federasyonu, Divriği Kültür Derneği ve daha pek çok demokratik kitle örgütü tarafından destek gördüğünü kaydetti.

    Mitinge çağrıcı kurum olarak Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim Sen’in olması konusunda fikir birliğine vardıklarını belirten Metin, 17 Eylül mitinginden sonra 18 Eylül’de de Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde, İl ve İlçelerde Milli Eğitim Müdürlüklerinin önünde okulların açıldığı gün basın açıklaması yapılacağını ifade etti.

    “ZALİMLERİN KARŞISINDA OLACAĞIZ”

    ABF Genel Sekreteri Müslüm Metin şunları söyledi:

    “Bizler her konuda olduğu gibi bu konuda da ezilenin yanında olacağız ve çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği açısından eğitim ve tüm konularda Alevi örgütleri olarak alanlarda olacağız. Biz her zaman için dediğim gibi mazlumların yanında, zalimlerin karşısında olacağız. Ülkemizin geleceği için omuz vereceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Müftülükten ‘eğitim’ tavsiyesi: Geç kalan çocuklar birbirini tokatlasın

    Müftülükten ‘eğitim’ tavsiyesi: Geç kalan çocuklar birbirini tokatlasın

    PİRHA- Ağrı Müftülüğü Kuran kursuna geç kalan öğrencilerin birbirini tokatlamasını istedi. Çocukların ‘fıtratlarına uygun’ eğitilmesi gerektiğini belirten Müftü İbrahim Gemici, “Hepimiz çobanız ve mahiyetimizde olanlardan sorumluyuz” ifadelerini kullandı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Ağrı Müftülüğü tarafından verilen yaz Kuran kursunda ‘Öğretici güven vermelidir’ başlığı altında çocukların birbirlerine karşı şiddet uygulaması teşvik edildi.

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre sunumda, müftü din görevlilerine, “Öğretici kursa geç gelen öğrencilere karşılıklı olarak birbirlerine tokat atmalarını ister ve uygulatır” diyerek şiddet ile eğitim tavsiyesinde bulundu.

    Şiddeti normalleştirici ifadelerin ardından sunumda öğreticinin çocuklara güven vermesi gerektiği anlatılarak, “Birkaç gün sonra öğretici kursa geç gelir, öğrenci söz hakkı ister: Hocam biz geç gelince birbirimize tokat attık. Siz geç geldiniz ve burada başka bir öğretmen de yok. Size kim tokat atacak?” ifadeleri ile çocukların öğreticiyi sorgulaması ihtimaline de yer verildi.

    ÇOCUKLARA FITRATA UYGUN EĞİTİM

    Ağrı Müftülüğü’nün 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı sonu nedeniyle 4-6 yaş Kuran kursu öğrencileri için düzenlediği etkinlikte konuşan Müftü İbrahim Gemici çocukların eğitimine ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı.

    Gemici, “Bize emanet edilen çocuklarımızı fıtratlarına uygun eğitmemiz gerekir. Hepimiz çobanız ve mahiyetimizde olanlardan sorumluyuz. Onlara en iyi hediyemiz İslam ahlakını vermektir” diye konuştu.

    Etkinlikte 4-6 yaşlarındaki çocuklara yaptırılan ilahi ve şiir dinletileri, Kâbe maketi etrafındaki tavafları, sema gösterileri, ezberden 40 hadis sunumları da yer aldı.

  • Alevi kadınlar, çocuk ve gençler fidan dikti-VİDEO

    Alevi kadınlar, çocuk ve gençler fidan dikti-VİDEO

    PİRHA-  “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” şiarıyla Mersin Cemevi adına hatıra ormanı oluşturmak amacıyla, kadın kolları fidan dikme etkinliği düzenledi. Etkinlikte konuşan Cemevi Kadın Kolları Başkanı Zeynep Kaya, geleceğe hayat veren kadınlar olarak, çocuklarımızla beraber doğaya hayat vermek için bir araya geldik diyerek, betonlaşmaya inat ormanlar oluşturalım çağrısı yaptı.  

    Mersin Cemevi Kadın Kolları, “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” diyerek çocuklar ve gençler ile beraber fidan dikti. Toroslar ilçesinde bulunan şehir hastanesi karşısında oluşturulan alanda gerçekleşen fidan dikme buluşmasına kadınlar ve çocukların ilgisi büyüktü.

    Fidan dikmeye geçmeden önce kısa bir açıklama yapıp, gulbang okuyan Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim dede, tahtacı Alevilerinden örnek vererek şunları belirtti:

    “Alevi inancı doğaya, suya, toprağa değer vermiştir. Bir ağaç kesmeye gidildiği zaman öncelikle cem olurlar, birbirlerinden rızalık alırlar. Ormana gidildiğinde hangi ağaç en yaşlıysa ona niyaz olurlar ve o ağaçtan rızalık alınırdı. Gittikçe nefes alanlarımız daraldı, sularımız ise azalmaya başladı. Onun için gençlerimize ve geleceğimize bırakacağımız en önemli eser ormanlarımız olmalıdır.

    Erdoğan Sevim dedenin ardından konuşan Mersin Cemevi Kadın Kolları bBşkanı Zeynep Kaya ise “Biz kadınlar olarak geleceğe hayat verdiğimiz gibi, doğaya hayat vermek, geleceğimiz olan çocuklara sahip çıkmak ve daha yaşanır bir hayat için ağaçlandırma çalışması yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.”

    Yapılan kısa konuşmaların ardından ağaç dikimine geçildi. Ağaç diken çocuklar, gençler ve kadınlar, “doğaya sahip çıkılmalıdır” diyerek, dikilen ağaçların barışa, sevgiye ve özgürlüğe vesile olmasını istedi.

    Diren Keser/MERSİN

     

  • Çocuk hak ihlalleri 365 gün görmezden geliniyor

    Çocuk hak ihlalleri 365 gün görmezden geliniyor

    Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, çocukların yılın 365 günü hak ihlallerine uğradığını söyledi.

    Bir 23 Nisan’a daha binlerce çocuk, cinsel istismar, eğitim ve sağlıktan yoksun, mutsuz, ölüm ve tutuklamalarla atölyelerde sömürülerek girildi. KHK ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, çocukların yılın 365 günü hak ihlallerine uğradığını söyledi.

    Türkiye, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” ile çocuklara bayram hediye eten tek ülke olarak övünse de, bugün Türkiye’de binlerce çocuk fabrika, atölye ve işyerlerinde sömürülüyor, okulda, sokakta cinsel istismara uğruyor, sağlık ve eğitim hakkından mahrum ve onlarcası cezaevlerinde 23 Nisan’ı karşılıyor.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nin Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Ezgi Koman, “Çocuk hak ihlalleri diğer 365 gün olduğu gibi 23 Nisan’da da görmezden geliniyor. Sadece çocuklara değer veriliyormuş gibi bir hava yaratılıyor” dedi.

    HER 10 ÇOCUKTAN 8’İ KAYIT DIŞI ÇALIŞTIRILIYOR

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel-İş Sendikası’nın verilerine göre, çocuk işçi sayısı her yıl artıyor. 2012 yılında 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı, şimdi 709 bini buldu. Yine çalıştırılan çocuk işçilerin yüzde 78’i kayıt dışı çalıştırılıyor. Bu çocukların 558 bini kayıt dışı, 150 bini ise sigortalı çalıştırılıyor. Türkiye’de her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı çalıştırılıyor. Çırak işçiler de eklendiğinde çalışan çocuk sayısı, 2 milyona yaklaşıyor.

    ÇOCUKLARIN YOKSULLUK ORANI YÜZDE 25.3

    Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında çocuk yoksulluk oranı fazla olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Türkiye’de çocukların yoksulluk oranı yüzde 25,3 iken, Finlandiya’da yüzde 3,6 ve İsveç’te yüzde 8,5, İrlanda yüzde 9,1 Almanya’da 9,8, İngiltere’de ise yüzde 9,9 oranına sahip. Türkiye’den sonra en çok çocuk yoksulluğunun yaşandığı Avrupa ülkeleri ise İtalya, İspanya ve Yunanistan bulunuyor.

    SON DÖRT YILDA 264 ÇOCUK İŞ CİNAYETİNE KURBAN GİTTİ

    İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi raporlarına göre, iş kazası sonucu hayatını kaybeden çocuk işçi sayısında her yıl artış oluyor. 2012 yılında 32 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybederken, 2013’te 59, 2014’te 54, 2015’te 63 ve 2016 yılında ise 56 çocuk iş cinayetleri sonucu hayatını kaybetti. Son dört yılda toplam 264 çocuk işçi iş cinayetine kurban gitti.

    2 BİN 200 ÇOCUK CEZAEVİNDE

    “Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi”nin son verilerin göre, Türkiye cezaevlerinde 542’si hükümlü, bin 658’i tutuklu 2 bin 200 çocuk bulunuyor.

    368 KIZ ÇOCUĞU CİNSEL İSTİSMARA UĞRADI

    Kadın örgütlerinin hazırladığı istatistikler ve mahkemelere yansıyan olaylardan yola çıkılarak yayımlanan “Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu”na göre, 368 kız çocuğu cinsel istismara uğradı. Söz konusu cinsel istismarların yüzde 59’u okullarda, diğerleri ise sokakta, zorla götürüldükleri evlerde, alıkonuldukları araçlarda, kandırılarak götürüldükleri evlerde, kurslarda, otobüslerde ve parklarda yaşandı. Yine her 100 kişiden 18’i çocuk yaşta evlendiriliyor.

    ÇOCUK BEDENLERİ BUZDOLAPLARINDA SAKLANDI

    İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre, çatışmalı süreçlerde Türkiye’de 590 çocuk, polis ve askerin müdahalesi sonucu öldürüldü. Yakın tarihte öldürülen çocuklar arasında Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Enes Ata, Berkin Elvan ile yine sokağa çıkma yasağının yaşandığı Cizre’de polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren ve bedeni günlerce buzdolabında saklanmak zorunda bırakılan Cemile Çağırga’nın adı bulunuyor.

    MİLYONLARCA ÇOCUK ANADİLDE EĞİTİM GÖREMİYOR

    Milyonu aşan çocuk, doğuştan gelen en temel hakları olan anadil eğitiminden mahrum olarak yaşıyor. Kürt çocukları başta olmak üzere diğer etnik gruplara ait çocukların anadillerini öğrenmelerini engellemek için Türkiye tarafından BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilgili 17, 29 ve 30 maddelerine halen çekince konulmuş durumda.

    “23 NİSAN BİR TABLO”

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nin Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Ezgi Koman, çocuklara yönelik gerçekleştirilen hak ihlallerinin “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nda da devam ettiğini aktararak, “Çocuk hak ihlalleri 365 gün görmezden geliniyor. Sadece çocuklara değer veriliyormuş gibi bir hava yaratılıyor. Ama değil hatta hiç değil. Aslında oralarda da çocuklar hak ihlallerine maruz kalıyorlar. Mesela o çocuklar kim, nasıl seçiliyorlar? Acaba başka bir çocuk gitmek istiyordu da o mu seçildi? Ya da orda söylenecek kelimler seçiliyor mu? Bilmiyoruz bunları. Çocukları karar mekanizmalarına katmanın yolu bu değil. 23 Nisan’ın diğer günlerden hiçbir farkı yok. Hala çocuklar öldürülmeye, işçi olarak sömürülmeye devam ediliyor. Yani o gün yine çocukların yaşadıkları görmezden geliniyor. Sadece göstermelik tablo oluşuyor” dedi.

  • Alevi Pirinden ‘Çocuklarımıza sahip çıkalım’ çağrısı

    Alevi Pirinden ‘Çocuklarımıza sahip çıkalım’ çağrısı

    PİRHA-Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, 23 Nisan dolayısıyla facebook sayfasından yayımladığı mesajında, “Çocuklarımıza sahip çıkalım” dedi. Savaş ve istismar mağduru çocukları hatırlatan Fırat, “Çocuklarımızın; ayrımcılık görmemelerini, hayatı öğrenmelerini, onların onurlu birer birey olmalarını sağlamalıyız” ifadesini kullandı. 

    İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, 23 Nisan dolayısıyla facebook sayfasında bir mesaj yayınladı. Fırat, “Çocuklarımıza sahip çıkalım. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın anlamına uygun kutlayalım” dedi.

    “Çocuklarımızın; ayrımcılık görmemelerini, fiziksel, zihinsel ve inançsal özgürlükleri ile hayatı öğrenmelerini onların onurlu birer birey olmalarını sağlamalıyız” diyen Pir Celal Fırat, kölelik, işkence ve kötü muameleye maruz kalan, ekonomik, sosyal kültürel, eğitim haklarıyla insanca yaşamaları engellenen çocukların sayısında hızlı bir artışın olduğuna dikkat çekti.

    Pir Celal Fırat mesajında şunları kaydetti:

    “Özellikle son 10 yılda, yaklaşık 10 milyon çocuk savaş mağduru olmuş, bu savaşlar sonucunda oluşan güvenlik açığı onların benliğinde ve küçük kalplerinde kaos, çaresizlik, sömürü, zalimlik ve barbarlık bırakmıştır. Diğer yandan pasif savaş gölgesinde kalan çocukların bireysel hakları sadakaya dönüştürülmüş, bu haklar, yöneticilerin kişisel inisiyatifine bırakılmıştır.
    Merhamet algısı altında istismar, ihmal, cinsiyet ayrımcılığı, çocukların fiziksel varlıklarını yok etmiştir. Yetim çocuklar, tutuklu çocuklar, istismara uğrayan çocuklar gibi akıl almaz kategorilere ayırarak bu çocuklar üzerinde siyasi ve politik projeler üretenlerin merhameti diktatörlüğe göz kırpmaktır.”

    Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, “Bu çocuklarımıza sahip çıkalım 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramını anlamına uygun kutlayalım” vurgusunu yaptı. (N.M)

  • ‘Hayır bizim için inşallah bir nefer olur’ VİDEO

    ‘Hayır bizim için inşallah bir nefer olur’ VİDEO

    PİRHA – 16 Nisan’da yapılacak referanduma ilişkin Aysel Kılavuz, “Bir Alevi kadın olarak çocuklarımız, geleceğimiz ve barış için Hayır diyeceğim” dedi. 

    AKP ve MHP’nin ortak hazırladığı ve 16 Nisan’da referanduma gidecek olan yeni anayasa değişikliğine toplumdan sert tepkiler gelmeye devam ediyor.

    16 Nisan’da yapılacak olan referanduma ilişkin Aysel Kılavuz PİRHA’ya konuştu.

    “ANKARA’DA VE SURUÇ’TA KATLEDİLEN CANLARIMIZ İÇİN HAYIR DEMELİYİZ”

    “Bir Alevi kadını ve insan olarak Ankara’da, Suruç’ta,  katledilen canlarımız için, bugün doğuda bedenleri sürüklenen kadınlarımız için Hayır diyeceğim” diyen Kılavuz, “Herkesi de Hayıra çağırıyorum” ifadesini kullandı.

    “PİR YOLU IŞIK OLSUN”

    Aysel Kılavuz referandumda neden Hayır denilmesi gerektiğini son olarak şu sözlerle belirtti:

    “Hayır bizim için inşallah bir nefer olur. Bugün Kürt halkının, Alevilerin, insanlığın uğradığı zulüm için ve tecavüze uğrayan çocuklar için Hayır dememiz lazım. Pir yolu ışık olsun. Yolunuz aydınlık olsun ve dilerim kapatılan Alevi kanalımız  Tv10’na da kavuşacağız.” (HABER MERKEZİ)

    VİDEO

  • Mahkeme: Zorunlu din dersi hukuka aykırı

    Mahkeme: Zorunlu din dersi hukuka aykırı

    Antalya’da bir ailenin çocuklarının din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması için açtığı davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    Evrensel’den Mahir Doğan’ın haberine göre Alevi bir aile Muratpaşa kaymakamlığına başvurarak çocuklarının din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulmasını istedi. Kaymakamlık ise dersin zorunlu olduğunu belirtti.

    Antalya 4’üncü İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma talebiyle dava açan aile, dersin nesnel ve çoğulcu bir içerikle işlenmediğini, müfredatın tarafsız olmadığını, inançlarına ve felsefi görüşlerine aykırı biçimde din eğitimi verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu ifade etti.

    Mahkeme, “Dava konusu işlemin uygulanması durumunda, davacı açısından telafisi güç veya imkansız zararların doğmasına neden olunacağı açıktır” derken, zorunlu din dersi için de ‘hukuka aykırılığı açık’ ifadesini kullandı.