Etiket: dava

  • Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun beraat etti

    Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun beraat etti

    PİRHA –  Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun hakkında açılan davanın, görülen duruşmasında beraat etti. 

    Hacı Bektaş Veli Vakfı Avcılar Şubesi ve Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, 19 Mart 2026 tarihinde savcılıkta Colani hakkında suç duyurusunda bulunduğu esnada gözaltına alınmış daha sonra tutuklanmıştı.

    Uzun’un bugün Küçükçekmece Adalet Sarayı’nda görülen davasında beraat kararı çıktı.

    Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yayınlayan Okmeydanı Cemevi, “Hakikati söylemek suç değildir. Suriye’de yaşanan Alevi katliamına sessiz kalmayan, mazlumun sesi olmaya çalışan Yeşilkent Şube Başkanımız Aslan Uzun hakkında açılan davada beraat kararı verilmiştir. Bu karar; yalnızca bir kişinin değil, adaleti savunanların, hakikati haykıranların, zulme karşı susmayanların vicdanında da karşılık bulmuştur. Çünkü bizler biliriz, Mazlumun yanında durmak suç değil, insanlık borcudur. Yeşilkent Şube Başkanımız Aslan Uzun’a ve vakfımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; bu süreçte dayanışma gösteren Alevi kurumlarına ve tüm canlara yürekten teşekkür ediyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Açık Radyo davası Danıştay’a taşındı!-VİDEO

    Açık Radyo davası Danıştay’a taşındı!-VİDEO

    PİRHA- Açık Radyo’nun yayın lisansının iptaline ilişkin hukuki sürecin Danıştay’a taşındığı açıklandı. Yapılan basın açıklamasında, sürecin ifade ve basın özgürlüğü açısından kritik olduğu vurgulandı.

    Açık Radyo’nun yayın lisansının iptaline ilişkin hukuki sürecin Danıştay aşamasına taşındığı belirtildi. Açık Radyo ve hukuk ekibi, bugün Tütün Deposu’nda düzenledikleri basın buluşmasında sürece dair açıklamalarda bulundu. Açıklamada, yaşananların yalnızca bir radyo kuruluşuna yönelik idari işlem olmadığı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü açısından kritik bir eşik anlamına geldiği ifade edildi.

    SÜRECİN ARKA PLANI

    Açıklamada, 24 Nisan 2024’te radyonun canlı yayınına katılan bir konuğun, Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan taziye mesajına atıfla yaptığı konuşmada “soykırım olarak adlandırılan” ve “Ermeni soykırımı anması” ifadelerini kullanmasının ardından Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından radyoya en üst sınırdan idari para cezası verildiği ve programın 5 kez durdurulmasına karar verildiği hatırlatıldı.

    RTÜK’ün elektronik tebligat yoluyla gönderdiği kurul kararının, yayın durdurma tarihlerini içeren ekine teknik nedenlerle erişilemediği belirtilen açıklamada, bu durumun kuruma bildirildiği ancak yanıt alınamadığı ifade edildi. Açıklamada, 3 Temmuz 2024’te yayın durdurma tedbirinin uygulanmadığı gerekçesiyle lisans iptali kararı verildiği kaydedildi.

    Açık Radyo’nun para cezasını ödediği ve yükümlülüklerini yerine getirdiği belirtilen açıklamada, savunma alınmadan ve teknik aksaklıklar dikkate alınmadan lisans iptaline gidildiği vurgulandı.

    YARGI SÜRECİ DANIŞTAY’A TAŞINDI

    Açıklamada, açılan davalarda yayında kullanılan ifadelerin ulusal ve uluslararası içtihatlara göre ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, canlı yayına katılan kişilerin beyanları nedeniyle yayın kuruluşunun sorumlu tutulamayacağı ve uygulanan yaptırımların ölçüsüz olduğu yönünde hukuki ve bilimsel görüşler sunulduğu belirtildi.

    Buna rağmen ilk derece ve istinaf mahkemelerinde davaların reddedildiği ifade edilen açıklamada, dosyaların 2026 yılı itibarıyla temyiz edilerek Danıştay incelemesine taşındığı bildirildi.

    “BU YALNIZCA BİR KURUM MESELESİ DEĞİL”

    Basın toplantısında yapılan açıklamada, sürecin yalnızca Açık Radyo ile sınırlı olmadığı vurgulandı. Türkiye’deki tüm bağımsız medya kuruluşlarını ilgilendiren yapısal bir sorunla karşı karşıya olunduğu belirtilerek, ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilen ifadeler nedeniyle ağır yaptırımlar uygulanmasının medya üzerinde caydırıcı bir etki yarattığı ifade edildi.

    “HABER ALMA HAKKI DA ETKİLENİYOR”

    Açıklamada, Açık Radyo’nun 30 yılı aşkın süredir sürdürdüğü bağımsız yayıncılık faaliyetinin özellikle kriz ve afet dönemlerinde kamusal bir işlev gördüğü belirtildi. İstanbul gibi deprem riski yüksek bir kentte FM yayın lisansının iptal edilmesinin yalnızca bir medya kuruluşunu değil, kamunun haber alma hakkını da doğrudan etkilediği kaydedildi.

    Açıklamada ayrıca, “Açık Radyo’nun yayınları durmuş olsa da, daha da genişleyen bir ekiple internet üzerinde Apaçık Radyo çatısı altında ve her zamanki bağımsız yayıncılık ilkeleriyle yolumuza devam ediyoruz” ifadelerine yer verildi. Bağımsız ve özgür yayıncılık anlayışının dijital platformlarda sürdürüldüğü belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazetecilerin duruşması görüldü: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor!

    Gazetecilerin duruşması görüldü: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor!

    PİRHA- Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın yargılandığı davanıın ilk duruşması görüldü. Mahkeme imza verme adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, el konulan dijital materyallerin iadesine, yurtdışı çıkış yasağının adli kontrol tedbirinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşma tarihini 19 Şubat 2026 olarak belirledi.

    Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın haberlerinden aldıkları telif ücreti nedeniyle “örgüte bilerek isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya gazeteciler ve avukatları katıldı. Duruşmayı gazeteci meslek örgütlerinin yanı sıra çok sayıda gazeteci izledi.

    Duruşmada savunma yapan gazeteciler suçlamaları reddederek, beraatlerini istedi. Savunmaların ardından mahkeme heyeti, imza verme adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, el konulan dijital materyallerin iadesine, yurtdışı çıkış yasağının adli kontrol tedbirinin devamına karar verdi. Mahkeme, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 17 Şubat 2026’ya erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları: Halkın iradesine sahip çıktık-VİDEO

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları: Halkın iradesine sahip çıktık-VİDEO

    PİRHA- Tahliye edilen Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız cezaevi önünde yaptığı açıklamada, “Partimizle, halkımızla, bölge barolarıyla ve bütün dost kurumlarımızla halkın iradesine sahip çıktık” derken, Belediye Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar ise, “Biz kayyımı göndererek belediyemizi alana kadar mücadele edeceğiz” mesajı verdi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından 13 Ocak’ta görevden alınarak tutuklanan belediye eş başkanları Nuriye Aslan ve Hoşyar Sarıyıldız ile Özgür Çağlar, ilk duruşmada tahliye edildi.

    Nuriye Aslan, Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi’nden, Sarıyıldız ve Çağlar da Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi’nden çıktı. DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun, Mersin il ve ilçe yöneticileri, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyeleri, insan hakları savunucuları ve çok sayıda yurttaş, alkışlarla eşbaşkanları karşıladı.

    “BU SİYASİ BİR DAVADIR”

    Cezaevi çıkışında yurttaşlar tarafından alkışlarla karşılanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, 10 ay önce hukuksuz bir şekilde tutuklandıklarını anımsatarak, halkın, davanın başından bu yana gerçekleri gördüğünü ve iradesine sahip çıktığını söyledi. Sarıyıldız, “Bundan 10 ay önce belediyemize kayyım atamak için haksız bir şekilde, siyasi bir kararla gözaltına alındık ve ardından tutuklandık. Belediyemize ışık hızında kayyım atanmıştır. Halkımız bu dosyanın siyasi olduğunu dile getirdi, aradan geçen zamana rağmen bugün burada olmakla bir kez daha bu davanın siyasi olduğunu göstermiştir. Partimizle, halkımızla, bölge barolarıyla ve bütün dost kurumlarımızla halkın iradesine sahip çıktık” dedi.

    “KAYYIMI GÖNDERENE KADAR MÜCADELEYE DEVAM”

    Tahliye edilen Akdeniz Belediyesi Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar, Akdeniz halkının iradesinin kayyımla gasp edildiğini kaydederek, DEM Parti ve halkın kararlı mücadelesi sayesinde cezaevi kapılarının açıldığını ifade etti. Çağlar, mücadelenin devam edeceğini belirterek, “Bizlere oy veren 50 bin seçmenin iradesine bir gecede kayyım atandı. Tutuklandığımız günden beri halkımız ve partimiz çetin bir mücadele verdi ve biz kayyımı göndererek belediyemizi alana kadar mücadele edeceğiz. Yine biz tahliye olsak da arkadaşlarımız içerdedir, onların özgürlüğü sağlanıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • ‘Kurultay’ davasında karar çıktı!

    ‘Kurultay’ davasında karar çıktı!

    PİRHA- Mahkeme, CHP hakkında kararını verdi. Mahkeme davanın “konusuz kalması sebebiyle” reddine karar verdi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay ile 6 Nisan 2025 tarihli 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptaline yönelik davanın 5’inci duruşması bugün görüldü. Tarafların son kez dinlendiği duruşmada mahkeme, davanın “konusuz kalması sebebiyle” reddine karar verdi.

    CHP Sözcüsü Deniz Yücel, mahkemenin verdiği kararın önemli olduğunu belirterek,şunları ifade etti:

    “Partimizin 38. Olağan Kurultayının iptali istemiyle açılan ve kamuoyunda “Mutlak Butlan” davası olarak bilinen davanın reddine karar verilmiştir. Siyasi partilerin kongrelerinin ve kurultaylarının seçim hukukuna ve YSK denetimine tabi olduğunu ve bu davanın başından beri redde mahkum olduğunu ifade etmiştik. Tertemiz kurultayımıza çamur atarak, bu ve benzeri davalardan medet umanlar hayal kırıklığına uğrasa da, yargı bağımsız ve tarafsız olduğu sürece haklı olanlar kazanacaktır… Hukuk ve adalet kavramlarının içinin boşaltıldığı bir dönemde, bağımsız ve tarafsız yargıya güveni perçinleyen bu karar, aynı zamanda demokrasimiz açısından da memnuniyet vericidir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Öğrencilere cinsel istismarda bulunan öğretmene beraat!-VİDEO

    Öğrencilere cinsel istismarda bulunan öğretmene beraat!-VİDEO

    PİRHA-Elazığ Sosyal Yardımlaşma Spor Kulübünde antrenör ve bir lisede de öğretmen olarak görev yapan İsmail B.’nin 4 kız öğrenciye yönelik istismarından dolayı aldığı cezanın istinafta bozulması sonrası görülen duruşmada beraat kararı çıktı.

    Elazığ Sosyal Yardımlaşma Spor Kulübünde antrenör ve bir lisede de öğretmen olarak görev yapan İsmail B., 4 kız öğrenciye yönelik yaptığı istismardan dolayı CİMER’e şikayet edilmiş ve tutuklanmıştı. Son görülen duruşmada verilen 27 ay hapis cezası, istinaf tarafından sanık lehine bozulmuş, istinaf, bozma kararına gerekçe olarak “sanığın ısrarla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş olması ve beyanlarının aksine soyut iddia dışında delil elde edilememiş olması” gibi nedenler gösterilmişti.

    İstinafın ‘davanın yeniden görülmesi’ talebi üzerine 7 Ekim’de Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada sanık İsmail B. bütün suçlardan beraat etti.

    “ASLA MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Cinsel istismara uğrayan öğrencilerin avukatı Çisel Demirkan, çok üzücü bir kararla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek “Bütün delillere, ses kayıtları, mesaj kayıtlarına rağmen, sanığın bütün bunları kabul etmesine rağmen beraat kararı verildi. Bu karar bizleri, aileyi ve toplumu derinden sarsmıştır. Asla mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Gerçekten failler ceza alıncaya kadar, çocukların güvenliği sağlanıncaya kadar bu tür davaların takipçisi olmaya, bir üst mahkemeye taşımaya, yargısal olarak bütün yapabileceğimiz her şeyi yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BU KARAR TOPLUMUN VİCDANINA VURULMUŞ BİR DARBEDİR”

    Elazığ Kadın Platformu’ndan Esin Coşkun ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bir yıl önce, iki ayrı ses kaydı ve birçok ekran görüntüsü ile bir cinsel istismar vakasını yargıya taşıdık. Bir kız öğrencinin CİMER’e yazdığı bir mektupla başlayan süreç, ilerledikçe karşımıza çıkan ifadeler ve tanıklıklar, yalnızca bir failin değil, bir sistemin nasıl çocukları susturduğunu ortaya koydu. Çocuklarımız için, adalet için, gerçeğin üzerini örten herkesin karşısında olmaya devam edeceğiz. Bugün mahkeme salonlarında bile bazı tanıklar, bu kayıtları bile bile yalan beyanlarla faili savunmuştur. İşte tam da bu yüzden sesimizi yükseltiyoruz. Adalet, gerçeği susturanın değil, gerçeği dile getireni korumalıdır. Bu karar, çocukların adalet arayışına, kadınların mücadelesine, toplumun vicdanına vurulmuş bir darbedir. Çocuk istismarını aklayan, örten, görmezden gelen herkes suç ortağıdır.”

    PİRHA/ELAZIĞ

  • CHP Kurultay davasında karar çıkmadı!

    CHP Kurultay davasında karar çıkmadı!

    PİRHA- CHP’nin Kurultay davasında dosyanın incelenmesine devam edilmesine hükmeden mahkeme, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’te düzenlenen 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan dava, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkemede bugün yapılan duruşmada karar çıkmadı.

    Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının getirilmesine ve Çankaya İlçe Seçim Kurulu’ndan 21 Eylül’deki CHP olağanüstü kurultayının delege listesinin, birleştirme tutanaklarının kongre gerçekleştikten sonra istenmesine de karar verdi.

    AVUKATLARDAN SALON TEPKİSİ

    CHP’nin avukatları Çağlar Çağlayan ve Mehmet Can Keysan ile delegelerin avukatı Onur Yusuf Üregen’in yanı sıra çok sayıda avukat salona girdi. Müdahil avukat Uğur Poyraz, salonun yetersizliğine dikkat çekerek ya davanın usulden reddini ya da daha büyük bir salona ertelenmesini istedi. Hakim bu talebi reddederek duruşmayı başlattı.

    HUKUKİ GÖRÜSLER DOSYAYA SUNULDU

    Duruşmada müdahillik talepleri tutanağa geçti, İstanbul’da yürütülen kurultay davalarının dosyaları kontrol edildi. Ayrıca Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, Prof. Dr. Kemal Gözler, Prof. Dr. Adem Sözüer ve Dr. Volkan Aslan’ın hazırladığı hukuki görüşler dosyaya sunuldu.

    “SUÇ ÖRGÜTÜ” TARTIŞMASI

    Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Yusuf Üregen, kurultayın “kamu düzenine aykırılık” nedeniyle “mutlak butlanla batıl” olduğunu savundu. Üregen, kurultaya hile karıştırıldığını iddia ederek mevcut Genel Başkan Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu isimlerin “organize suç faaliyetinde” bulunduğunu öne sürdü.

    Bu sözlere CHP milletvekili Turan Taşkın Özer sert tepki gösterdi: “Böyle bir beyan olur mu, sensin suç örgütü, sensin kriminal.” Avukatlar arasında gerginlik yaşandı.

    KAYYIM TALEBİ

    Savaş’ın avukatı, CHP yönetiminin görevden el çektirilmesini ve dava sonuçlanana kadar Kemal Kılıçdaroğlu’nun eski PM ve YDK üyeleriyle birlikte “tedbiren göreve iade edilmesini” istedi. Avukat Uğur Poyraz ise bu talebe “Partiye kayyım atanmasına, senin de avukat olarak atanman için uğraşıyorsun. Zaten seni kaale almıyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    CHP SAVUNMA YAPTI

    CHP avukatı Çağlar Çağlayan, seçimlerin iptali konusunda Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yetkili olduğunu vurguladı. “Davacıların hukuka aykırı iddialarıyla mahkemenin parti yönetimine karar vermesi isteniyor” dedi. Çağlayan ayrıca YSK ve Anayasa Mahkemesi kararlarını dosyaya sunarak, kurultayların meşru olduğunu savundu.

    GENEL MERKEZDE NÖBET

    Duruşma öncesinde CHP Genel Merkezi’nde nöbet tutulmaya başlandı. Polis baskını sonrası binaya çok sayıda maske, limon ve gıda malzemesi getirildi. “Mutlak butlan” kararı çıkması ihtimaline karşı nöbetin 21 Eylül’de planlanan Olağanüstü Kurultay’a kadar süreceği belirtildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Aysel Doğan’ın cenazesine katılanların yargılandığı dava, 17 Ekim’e ertelendi

    Aysel Doğan’ın cenazesine katılanların yargılandığı dava, 17 Ekim’e ertelendi

    PİRHA-Aysel Doğan’ın cenazesine katıldığı için yargılanan 49 kişinin ilk duruşması Tunceli Adliyesi 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, duruşmayı yakalanması ve talimat dosyası olan kişiler olduğu için 17 Ekim’e ertelendi

    Kürt Siyasetçi Aysel Doğan, 11 Mayıs 2022 tarihinde Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmişti. Aysel Doğan’ın cenazesi 14 Mayıs 2022 tarihinde Dersim’e getirilmişti ancak cenazeye gelen kişilere polis sert müdahale etmişti.

    Aysel Doğan’ın cenazesine katılan 49 kişiye ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’ , ‘Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet’ suçlamalarıyla yargılandığı davanın ilk duruşması Tunceli Adliyesi 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    “İNSANİ OLARAK CENAZEMİZE SAHİP ÇIKMAK İSTEDİK”

    Aysel Doğan’ın değer verdiği bir arkadaşı olduğunu belirterek sözlerine başlayan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Dersim için birlikte mücadele ettik, Aysel Doğan bir barış aktivistiydi. Başka bir ülkede hastalıktan hayatını kaybetti bizlerde dostları olarak cenazesine katılmak istedik. Polis cenazeye izin vermedi ama biz insani olarak cenazenize sahip çıkmak istedik. Herhangi bir şekilde suç işlemedik. Bir insanın cenazesinin gömülmesine izin verilmemesi en büyük insanlık suçudur” diye belirtti.

    “HERHANGİ BİR SUÇ İŞLEMEDİK, MAĞDURUZ”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bizim toplumumuzda cenazeye katılmak bir görev ve gelenektir. Ben Aysel Doğan’ın cenaze evinde bekliyordum, emniyet tarafından cenazenin defnedileceğini söylediler. Biz de hep beraber Sütlüce yol ayrımın oraya gittik. Cenaze arabası geldiği zaman kolluk kuvvetleri tarafından cenazeye katılmak isteyenlere gaz fişekleri atıldı ve toma ile su sıkıldı. Herhangi bir suç işlemedik bizler mağduruz.”

    “POLİSLER TARAFINDAN YOL KAPATILDI, ÜZERİMİZE SU VE GAZ SIKTILAR”

    Aysel Doğan ile birlikte Dersim’de siyasal alanda çalışma yürüttüklerini söyleyen HDP eski Dersim İl Eş Başkanı İbrahim Kasun, “Kendi arabamla birlikte cenazeye katılmak istedim, Aktuluk bölgesinde polisler tarafından yol kapatıldı üzerimize su ve gaz sıktılar” diye ifade etti.

    “AYSEL DOĞAN’IN CENAZESİNE KATILDIĞIMIZ İÇİN Mİ YARGILANIYORUZ?”

    Aysel Doğan Dersim’de siyaset yapan sosyalist ve devrimci bir kadın olduğu için cenazesine katıldığını belirten SMF Temsilcisi Mustafa Aytaç, “Biz neden suçlanıyoruz? Aysel Doğan’ın cenazesine katıldığımız için mi yargılanıyoruz?” diye sordu.

    “İNSANLARIN BİR CENAZEYİ DEFNETMESİ EN DOĞAL HAKTIR”

    Aysel Doğan’ın Dersim’in bir değeri olduğunu vurgulayan Avukat Erdal Enver Şimşek, “İnsanların bir cenazeyi defnetmesi en doğal haktır. Yolu kapatan cenazeye katılanlar değil, kolluktur. Suç unsurları oluşmamıştır o yüzden müvekkillerimizin beraatini talep ediyorum” şeklinde konuştu.

    “TUNCELİ VALLİĞİ’NİN CENAZE GÜNÜ KISITLAMA GETİRMESİ HUKUKSUZDUR”

    Aysel Doğan’ın cenazesinin kolluk tarafından kaçırılmak istendiğini vurgulayan Avukat Kenan Çetin, “Cenaze toplantı gösteri ve yürüyüş değildir, Tunceli Valiliği’nin cenaze günü kısıtlama getirmesi hukuksuzdur. Bu davanın açılmaması gerekiyordu. Müvekkillerimizin beraatini talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme heyeti, duruşmayı yakalanması ve talimat dosyası olan kişiler olduğu için 17 Ekim’e erteledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kayyım protestosu davası 10 Ekim’e ertelendi

    Dersim’de kayyım protestosu davası 10 Ekim’e ertelendi

    PİRHA-Dersim’de kayyım protestoları gerekçesiyle 5 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşmasında adli kontrol şartları kaldırılırken bir sonraki duruşma 10 Ekim’e ertelendi.

    Dersim Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı gerçekleştirilen protesto eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle 2 Aralık 2024’te gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Yeni Demokrasi Muhabiri Ertan Çıta, Munzur Çevre Derneği Üyesi Özkan Arslan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş, DEM Parti Üyesi Çağdaş Bağaç ve Yoldaş Toka hakkına açılan davanın ilk duruşması görüldü.

    5 kişi hakkında “2911 sayılı gösteri ve yürüyüş kanuna muhalefet” ve “polise mukavemet” suçlamaları yöneltildi. Tunceli 1. Asliye Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuksuz yargılanan 5 kişi ve avukatları katıldı.

    “ANTİDEMOKRATİK UYGULAMAYA KARŞI PROTESTO HAKKIMIZI KULLANDIK”

    Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada ilk söz alan Özkan Arslan, kayyımların anti demokratik bir uygulama olduğunu ve bu antidemokratik uygulamaya karşı doğal hakları olan gösteri ve protesto hakkını kullandıklarını söyledi.

    Ertan Çıta ise gazetecilik faaliyeti yürütmek amacıyla alanda olduğunu belirtti.

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş, savcılıkta vermiş olduğu ifadeyi tekrarladığını kaydederek, tekrar savunma yapmayacağını söyledi.

    Polisin attığı biber gazını ayağıyla ittiği için yargılandığını kaydeden Çağdaş Bağaç, oradaki insanları korumak amacıyla kapsülü geriye ittiğini belirterek, iddiaları reddetti.

    Yoldaş Toka, antidemokratik kayyım uygulamasına karşı itirazlarını dile getirdiğini söyleyerek, suçlamaları reddetti.

    Savunma avukatları da müvekkillerinin kayyım uygulamasına karşı yasal haklarını kullandıklarını belirterek, beraat talebinde bulundu.

    5 kişi hakkında da uygulanan “adli kontrol” kararlarını kaldıran mahkeme, bir sonraki duruşmayı 10 Ekim’e erteledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Pınar Aydınlar hakkında tahliye kararı!-VİDEO

    Pınar Aydınlar hakkında tahliye kararı!-VİDEO

    PİRHA -Sanatçı Pınar Aydınlar, tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.

    20 Şubat 2025’ten bu yana tutuklu olan Sanatçı Pınar Aydınlar’ın ilk duruşması Çağlayan Adliyesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik yapılan baskınla 18 Şubat’ta gözaltına alınan Sanatçı Aydınlar, 20 Şubat’ta ise tutuklanmıştı.

    Sanatçı Aydınlar’ın duruşmasına Alevi kurumlarının yanı sıra sanat camiasından da yoğun ilgi vardı.

    Duruşma kimlik tespitinin ardından başladı.

    “EVİM BASILDI, BAŞIMA SİLAH DAYATILDI”

    Pınar Aydınlar, “Gözaltı günü üstümü giymeme izin verilmeyerek, ters kelepçe ile yere yatırıldım ve başıma silah dayatıldı. Yine oğluma da aynı şekilde yapıldı. Oysa beni çağırsalar gidip ifade verebilen bir insan. 25 yıldır ülkenin dört bir yanında yüzlerce konser veren bir sanatçıyım. Evime şafak vakti gelinerek, bana ve aileme itibar suikastı gerçekleştirildi” savunmasında bulundu.

    İddianamede, “HDK Kağıthane Başkanı” olarak nitelendirildiğini ifade eden Pınar Aydınlar, HDK çatısı altından faaliyet yürütmediğini kaydetti. Pınar Aydınlar, Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) İstanbul Başkan aday olduğunu söyleyerek, “HDK yasal ve meşru bir sivil toplum kuruluşudur. Ancak benim çalışmalarımı sadece Sırrı Süreyya Önder ile birlikte HDP’de yürütmüş biriyim. Ayrıca polisler, ‘bana sizin sanatçı olduğunuzu biliyoruz, o yüzden kapınızı kırmadık’ dedi. İronik bir şekilde” diye belirtti.

    “HALK SANATÇISIYIM”

    Pınar Aydınlar, savunmasını şöyle sürdürdü:

    “Yine arkadaşım Sanatçı Mehmet Şirin Aydın (Mir Perwer) Paris’te katledildiği için sanal medyada paylaşım yapmışım ve onun fotoğrafını paylaşmışım. Ben sadece Mir Perwer’i anmak için ‘Saygıyla’ demişim. Ayrıca Yeni Yaşam gazetesinin manşetini paylaşmam da suç sayılmış. Yeni Yaşam gazetesi halen aktif, işleyen, basılan bir gazetedir. Bu gazetenin 12 Eylül darbesine ilişkin paylaşımım dosyaya konulmuş. Savcı, ‘örgüt propagandası’ yaptığımı öne sürmüş. Bu iki paylaşımım ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmelidir.  Benim tek derdim yoz yaşama karşı, sanat ve kültür çalışmalarını yapmaktır. Ben 3 aydır hukuksuz şekilde tutukluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi mezunuyum, yıllarca öğrenci yetiştirdim. Bugün mesleğimden oldum. Ben değerlerine bağlı olarak 2 çocuğunu büyüten bir halk sanatçısıyım. Tahliye ve beraatımı talep ediyorum.”

    Ardından mütalaasını açıklayan iddia makamı, Pınar Aydınlar’ın tahliyesini talep etti.

    ‘SUÇ UNSURLARI OLUŞMAMIŞTIR’

    Avukat Murat aksak, ise “örgüt üyeliği”nin şartlarının olduğu ve iddianamede bu şartların oluşmadığını ifade ederek, “Öte yandan HDK sivil toplum kuruluşudur. HDK’nin eşbaşkanları vardır. Halen dışarıda siyaset yapmaktalar. HDK meşrudur, HDK’li olmak suç değildir. Ancak müvekkil HDK’li değildir. Sadece HDP’nin bir dönem İstanbul Belediye Başkan adayı olmuştur. ‘Örgüt propagandası yapmak’  iddiasının unsurları da oluşmamıştır. Yeni Yaşam gazetesinin manşetini paylaşmış, savcı Yeni Yaşam gazetesi manşetinde fotoğrafı bulunan Mazlum Doğan ve Kemal Pir’den dolayı bu suçlamayı müvekkile yönetmiş. Ancak Sayın Öcalan’ın fotoğraflarının da paylaşmasının suç olmadığına dair bir kanıt vardır. Suçun unsurları oluşmamıştır. Müvekkilin beraatını ve tahliyesini talep ediyorum” diye konuştu.

    Kararını açıklayan mahkeme, Pınar Aydınlar’ın tahliyesine karar verdi. Ayrıca mahkeme, imza atma adli kontrol tedbirinin uygulanmasına ve dosyanın mütalaasının hazırlanması için duruşmayı 11 Eylül 2025’e erteledi.

    “İKTİDAR ADIM ATMALI, BAŞTA HASTA TUTSAKLAR OLMAK ÜZERE BÜTÜN ARKADAŞLARIMIZ ÖZGÜRLEŞMELİ”

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, duruşma ardından açıklama yaptı. Tüm siyasi tutsakların artık serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Kenanoğlu şu konuşmayı yaptı:

    “Avukatlar da Pınar Aydınlar da bir kez daha ifade ettiler ki HDK, barışı, demokrasiyi, özgürlüğü savunan, işçinin, emekçinin hakkını savunan, bu anlamıyla Türkiye’de Demokratik Cumhuriyeti savunan bir sivil toplum platformudur. Bünyesinde dernekler, yasal partiler, vakıflar vardır. HDK bu topraklarda muhalif olan bütün toplumsal yapıları kapsayan bir yapıdır. O anlamıyla HDK milyonlardır. HDK’nin yargılanması mümkün değildir. Bir kez daha bugün bu adliyede bunu gördük. Türkiye’de artık cezaevlerinde düşüncesinden dolayı kimsenin tutuklu kalmasını istemiyoruz, herkesi özgürleştirme konusunda kararlıyız. Zaten süreç bunu gerektiriyor. Ülkede bir süreç ilerliyor. PKK’nin kendini fes etmesi ile birlikte Türkiye’de herkes bazı şeylerin değişmesi, bazı adımlar atılması gerektiğini gündeme getiriyor. Artık iktidar adım atmalı, başta hasta tutsaklar olmak üzere bütün arkadaşlarımız özgürleşmeli ve Türkiye artık normalleşmelidir.”

    Pınar Aydınlar’ın yargılandığı dosya kapsamında 60 kişinin ismi yer alıyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sivas’ın Kangaltekkesi köyündeki mermer ocağı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edildi

    Sivas’ın Kangaltekkesi köyündeki mermer ocağı için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edildi

    PİRHA- Sivas’ın Kangal İlçesine bağlı Kangaltekkesi Köyündeki mermer ocağına yönelik verilen ‘ÇED olumlu’ kararı, Sivas İdare Mahkemesi’nce iptal edildi. Köylülerin ‘ÇED olumlu’ kararına karşın açtığı davanın duruşması 29 Nisan’da görülmüştü.

    Sivas İdare Mahkemesi, 29 Nisan’da görülen duruşma sonrasında, Kangaltekkesi Köyünde kurulması planlanan mermer ocağına verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının iptaline hükmetti.

    Sivas İdare Mahkemesi, köy sakinlerinin, bölgede açılması planlanan mermer ocağı için verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı aleyhine açtığı davayı karara bağladı. Mahkeme, mermer ocağına verilen “ÇED Olumlu” kararının iptaline hükmetti.

    MAHKEME SU KAYNAKLARINA İŞARET ETTİ

    Mahkemenin kararında, faaliyete geçirilmesi planlanan mermer ocağına ilişkin davalı idarece verilen “ÇED Olumlu” kararına dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasının maden, çevre, orman ve ziraat mühendislikleri ile antropolojik ve biyolojik açıdan Çevre Kanunu, ÇED Yönetmeliği ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik açısından yerinde olduğu belirtildi.

    Bununla birlikte, maden sahasında Kangaltekkesi köyünün su kaynaklarının bulunduğuna işaret edilen kararda, köye ve Bozarmut Göleti’ne doğru akan derelerin, madencilik çalışmasından etkilenebileceği; bunun yüzey ve yer alt sularını, dolayısıyla içme sularını etkileyebileceği kaydedildi.

    ÇED RAPORUNUN HUKUKA UYARLILIĞI BULUNMADIĞI KANAATİNE VARILDI

    ÇED raporunda, Davulbaz Göleti ve proje etki alanı içinde kalan Kangaltekkesi Mahallesinde boşalım sağlayan karstik kaynaklar ve Davulbaz Regülatörü ile ilgili bir bilgiye ver verilmediğine dikkat çekilen kararda, ÇED raporu ve eklerinde yüzey ve yeraltı karst morfolojisine ilişkin değerlendirmelere ver verilmediği; jeoloji, hidrojeoloji, hidroloji ve deprem haritasının sadece harita olarak verildiği ve yeterli olmadığı, jeolojik kesitlerin proje alanındaki jeolojik yapıyı temsil edecek düzeyde sunulmadığı, uyuşmazlığa konu alanın jeololik yapısına ilişkin takip edilebilir ve izlenebilir herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği aktarıldı.

    Kararda, bu sebeple “eksik değerlendirmeye dayalı proje tanıtım dosyasına dayanılarak düzenlenen dava konusu ‘ÇED Olumlu’ kararında, belirtilen yönlerden hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı” bildirildi.

    İdare mahkemesinin kararına Danıştay’da itirazda bulunabilecek.

    PİRHA/SİVAS

    İLGİLİ HABERLER:

    Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

  • Dersim’de ‘Özgürlük Yürüyüşü’ davasında karar açıklandı

    Dersim’de ‘Özgürlük Yürüyüşü’ davasında karar açıklandı

    PİRHA-Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada DEM Parti’nin Özgürlük Yürüyüşü’nde çalınan şarkıların örgüt propagandası taşıdığı iddiasıyla dava açıldı.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Tevgera Jinen Azad (Özgür Kadın Hareketi -TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile sivil toplum örgütlerinin öncülüğünde 1-15 Şubat 2024 tarihleri arasında PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması talebiyle “Büyük Özgürlük Yürüyüşü” başlatılmıştı.

    Yürüyüşün başladığı Dersim koluna katılan 5 kişi hakkında çalınan şarkılara eşlik ettikleri gerekçesiyle ‘Örgüt propagandası’ suçlamasıyla açılan dava Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Görülen duruşmada yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Esma Anlamaz, Nazlı Çelik Öz, Özcan Gürtaş, Özer Laçin hakkında mahkeme heyeti 10 ay ceza verip, hükmün açıklamasını geri bırakma kararı verdi.

    “ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜ SUÇLAMA KONUSU YAPILDI”

    Dava avukatlarından Salih Tekin ise, görülen duruşmaya ilişkin şunları dile getirdi:

    “DEM Parti Genel Merkezi tarafından organize edilen ve 51 merkezde yapılan özgürlük yürüyüşü, savcı mütalaasında suçlama konusu yapıldı. Özgürlük yürüyüşü kapsamında Dersim’de yapılan etkinlikte çalınan şarkıların kolluk tarafından Google translate üzerinden yanlış çeviri yapılarak propaganda suçu taşıdığı iddiasıyla savcı cezalandırmayı istedi. Bizde avukatlar olarak bahsi geçen şarkılarda herhangi bir propaganda unsuru olmadığını, DEM Parti Genel Merkezi tarafından organize edildiğini, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla da propaganda unsuru içermediği gerekçesiyle beraatının verilmesini talep ettik.”

    PİRHA/DERSİM

  • Kazım Öz beraat etti!

    Kazım Öz beraat etti!

    PİRHA- Yönetmen Kazım Öz’ün ‘Zer’ filmindeki sahneler gerekçe gösterilerek hakkında açılan davadan beraat kararı çıktı.

    “Bahoz”, “Zer” ve “Elif Ana” gibi filmlerin yönetmeni Kazım Öz, YouTube’da yayınlanan “Zer” filmi dolayısıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında açılan soruşturma kapsamında 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görüldü.

    Mahkeme, propaganda suçu için aranan özel kastın oluştuğuna dair yeterli delilin bulunmadığına kanaat getirerek Öz hakkında beraat kararı verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de ‘Halay’ davası sonuçlandı!

    Dersim’de ‘Halay’ davası sonuçlandı!

    PİRHA-DEM Parti’nin Dersim’deki ön seçimlerinde halay çektikleri gerekçesiyle 15 kişi hakkında açılan dava Tunceli Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 14 yurttaş beraat ederken, Mithat Konak’a 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    DEM Parti’nin Dersim’deki ön seçimlerinde halay çektikleri gerekçesiyle ‘Örgüt propagandası’ iddiasıyla 15 kişi hakkında açılan davanın duruşması Tunceli Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Halay çektikleri için yargılananlar; DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Esma Ataş, DEM Parti PM Üyesi Hebun Aslan, Bağlar Belediye Eş Başkan Yardımcısı Jiyan Aslan, Pir Haber Ajansı Muhabiri Nuray Atmaca, Cemile Ataş, Besime Gök, Nazlı Çelik Öz, Barış Göktepe, D.B., Y.Ö., N.Y., Özer Laçin, Sevim Sağlam, Leyla Aslan beraat ederken, Mithat Konak’a 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    PİRHA/DERSİM

  • İstanbul Barosu yönetimi hakkında 12 yıla kadar hapis istemi

    İstanbul Barosu yönetimi hakkında 12 yıla kadar hapis istemi

    PİRHA- İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesiyle ilgili hazırlanan iddianamede, 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istendi.

    İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesiyle ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlanması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi ile ilgili iddianame düzenledi. İddianamede, “şüphelilerin açıklamalarında kullandıkları ifadelerle ülkenin iç ve dış güvenliğini, kamu düzeniyle ilgili gerçeğe aykırı bilgilerle halkı yanıltarak algı oluşturmaya çalıştığı” ileri sürüldü.

    İddianamede, “Paylaşım içerikleri ve paylaşımların sosyal medyada görüntülenme sayıları dikkate alındığında eylemin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu” savunuldu.

    HAPİS CEZASI TALEBİ

    İddianamede, İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında “basın yoluyla örgüt propagandası yapmak” ve “basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Öte yandan iddianamede siyasi yasak da istendi.

    İddianamede Adalet Bakanlığı’nın kovuşturma izni verdiği belirtilerek son soruşturmanın açılması talep edildi.

    ‘SORUŞTURMA DERİNLEŞTİRİLEBİLİR’

    Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenen iddianamede mahkeme, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve 10 baro üyesine iddianame tebliğ edilmesine karar verdi. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Barosu yönetiminin savunmasını, delilleri varsa sunmalarını, gerek görülürse soruşturmanın derinleştirileceğini belirterek dosya üzerinden yargılama izni kararının verileceğini kaydetti.

    Bakırköy 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi yargılama izni verirse, dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilecek. Yargılama İstanbul Adliyesi’nde yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Üniversitesi’ndeki taciz faili öğretim görevlisine üniversiteden dava

    Munzur Üniversitesi’ndeki taciz faili öğretim görevlisine üniversiteden dava

    PİRHA-  Munzur Üniversitesi Rektörlüğü, 2022 ve 2024 yılları arasında öğrencileri taciz ettiği ortaya çıkan öğretim görevlisi Deha Koç’a dava açtı.

    Dersim’de bulunan Munzur Üniversitesi’nde öğretim görevlisi Deha Koç’un 2022 ve 2024 yılları arasında, öğrencileri taciz ettiği ortaya çıkmıştı. Taciz şikayetlerinin ardından hakkında açılan dava kapsamında Tunceli 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi, Deha Koç hakkında 6284 sayılı kanun uyarınca bir ay uzaklaştırma kararı vermişti.

    Taciz faili öğretim görevlisi Deha Koç hakkında Munzur Üniversitesi Rektörlüğünün dava açtığı öğrenildi.

    NE OLMUŞTU?

    Munzur Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Deha Koç’un çok sayıda kadın öğrenciyi taciz ettiği tacize uğrayan bir öğrencinin şikayeti üzerine ortaya çıkmıştı. Kendisini taciz ettikten sonra tehdit eden Deha Koç’u şikayet eden öğrencinin başvurusu, Tunceli 1’inci Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.

    Mahkeme, 17 Ekim 2024 tarihinde tacizde bulunan Deha Koç hakkında 6284 sayılı kanun kapsamında bir ay uzaklaştırma kararı vermişti.

    PİRHA/DERSİM

  • DEM Partili Kordu, İliç’te kapasite artırımının iptal edilmesini Meclis gündemine taşıdı

    DEM Partili Kordu, İliç’te kapasite artırımının iptal edilmesini Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İliç’te işletilen madenin kapasite artışı ve açık ocak genişleme projelerine ilişkin iptal kararı verilmesini Meclis gündemine taşıdı. Kordu, “Danıştay tarafından kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda mevcut Çöpler bölgesinde halen faaliyet yürüten Maden şirketleri üzerinde idari olarak gerekli uygulama yapılacak mıdır veya uygulama ilgili herhangi bir planınız var mıdır?” diye sordu. 

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Erzincan’ın İliç Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından işletilen ve 9 işçinin yaşamını yitirmesine sebep olan Çöpler Kompleks Madeni’ne ilişkin kapasite artışı ve açık ocak genişleme projelerine dair açtığı davayı kazandı. Anagold Madencilik tarafından İliç’te işletilen madenin kapasite artışı ve açık ocak genişleme projelerine ilişkin verilen iptal kararı Danıştay tarafından onandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İliç’te işletilen madenin kapasite artışı ve açık ocak genişleme projelerine ilişkin iptal kararı verilmesini Meclis gündemine taşıyarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “HUKUKİ SÜREÇLER SONUCUNDA MAHKEMELER TARAFINDAN KAPASİTE ARTIŞI İPTAL EDİLMİŞTİR”

    İliç’te madenin kapasite artışının çevresel ve sosyal etkileri göz ardı edilerek yürütülmek istendiğini belirten Ayten Kordu, şunları dile getirdi:

    “Ancak hukuki süreçler sonucunda mahkemeler tarafından iptal edilmiştir. 2021 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen “Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı ve Flotasyon Tesisi Projesi”ne ilişkin ÇED olumlu kararı ile 2023 yılında Erzincan Valiliğince verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararları, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından açılan davalar sonucu iptal edilmiştir. Mahkemeler, projelerin çevresel ve teknik etkilerinin yetersiz değerlendirildiğini belirlemiş, bu doğrultuda verilen kararları hukuka aykırı bulmuştur. Son olarak Danıştay, ilgili kurumların temyiz taleplerini reddederek mahkeme kararlarını kesinleştirmiştir.

    “ALINAN KARARLARIN ETKİN BİR ŞEKİLDE UYGULANMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR”

    Hukuki süreçlerin tamamlanmasına rağmen ilgili idarelerin nasıl uygulayacağının belirsizliğini koruduğunu vurgulayan Kordu, “Özellikle Erzincan İliç’te yaşanan çevresel tahribat ve 9 madencinin hayatını kaybettiği felaket göz önüne alındığında, bu kararların etkin şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır. ÇED süreçlerinin bilimsel esaslara dayanması, halkın katılımının sağlanması ve çevresel etkilerin önlenmesi adına, bakanlığınızın bu konudaki tutumu hayati önemdedir. Çevresel etkileri göz ardı eden uygulamaların bakanlık tarafından devam ettirilmesi, benzer sorunların tekrar yaşanmasına sebep olma riskini taşımaktadır. Bu nedenle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından konuya ilişkin alınacak önlemler büyük bir elzemdir. Bu anlamda çevre ve halk sağlığını doğrudan ilgilendiren bu tür projelerde bilimsel ve hukuki kriterlere uygun hareket edilmesi gerektiği açıktır.”

    “İPTAL KARARLARINA RAĞMEN İLİÇ’TE FAALİYETLERİN DEVAM EDİLMESİNİN SEBEPLERİ NELERDİR?”

    Kordu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un cevaplaması için şu soruları yöneltti:

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, Danıştay tarafından onanan İliç madenine ilişkin iptal kararlarına rağmen maden sahasında faaliyetlerin devam etmesine göz yummasının sebepleri nelerdir?

    -Danıştay tarafından kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda mevcut Çöpler bölgesinde halen faaliyet yürüten Maden şirketleri üzerinde idari olarak gerekli uygulama yapılacak mıdır veya uygulama ilgili herhangi bir planınız var mıdır?

    -TMMOB’un başvuruları üzerine başlatılan hukuki süreçle 2021 ve 2023 yıllarında iptal kararları verilmesine karşın madenin faaliyetlerine devam etmesinin çevresel sonuçlarına ve yaşanan can kayıplarına ilişkin Bakanlık tarafından herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?

    -ÇED süreçlerinde bilimsel kriterlerin tam anlamıyla değerlendirilmesi ve kamu yararının korunması adına bakanlığınızın aldığı tedbirler nelerdir?

    -Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasının ardından bölgedeki madencilik faaliyetlerinin çevresel etkileri yeniden değerlendirilecek midir?

    -ÇED raporları hazırlanırken bağımsız bilim insanları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine yer verilmesi adına Bakanlığınızın herhangi bir çalışması bulunmakta mıdır?

    -Türkiye genelinde benzer ÇED süreçleriyle yürütülen maden projelerinin denetimleri artırılacak mıdır?

    -Erzincan Valiliği tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararına ilişkin denetim yapılmış mıdır? Benzer kararların verilmemesi adına bir düzenleme planlanmakta mıdır?

    -Çöpler Kompleks Madeni ve diğer maden sahalarında çevresel denetimlerin sıklığı ve içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz?

    -ÇED süreçlerinde kamuoyunun ve konunun uzmanı ilgili kurumların daha etkin katılımını sağlamak adına bakanlığınız tarafından yeni düzenlemeler yapılacak mıdır?

    -13 Şubat 2024’te tarihinde gerçekleşen İliç Maden Faciası öncesinde felaketin geleceğini rapor eden ve hukuki süreçlere başvuran TMMOB gibi konunun uzmanı ilgili meslek odalarının madencilik projelerine yönelik yaptığı itirazlar bakanlık tarafından nasıl değerlendirilmektedir?

    -Maden Faciasının gerçekleştiği yerdeki liç yığınlarını taşıma işlemleri halen devam etmekte midir? Eğer devam ediyorsa, halen taşınması gereken ne kadar malzeme bulunmakta ve taşınan malzeme hangi alanlara yönlendirilmektedir?

    -Taşınan liç yığınları geçici depolama alanlarına mı, yoksa kalıcı depolama alanlarına mı yapılmaktadır? Kalıcı depolama alanları varsa, bu alanların tam lokasyonu nedir? Örneğin, eski ana ocak gibi spesifik bir alan var mıdır?

    -Liç taşıma işlemleri dışında, maden sahasında cevher çıkarma, işleme veya diğer ilgili faaliyetler sürdürülmekte midir? Özellikle, diğer maden sahalarından gelen malzemelere yönelik bir işlem veya oksitli faaliyetler yapılmakta mıdır? Eğer böyle faaliyetler sürdürülüyorsa, bu faaliyetlerin kapsamı nedir ve hangi mevzuat ve yasal düzenlemelere dayanılarak gerçekleştirilmektedir?

    -Erzincan İliç bölgesinde yeni bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) ve izin süreci başlatılmış mıdır? Eğer süreç başlatıldıysa, hangi aşamaya gelinmiştir ve mevcut durum nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Eski AKD Burhaniye Şube Başkanı Keskün’ün yargılandığı duruşma ertelendi-VİDEO

    Eski AKD Burhaniye Şube Başkanı Keskün’ün yargılandığı duruşma ertelendi-VİDEO

    PİRHA- Sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle yargılanan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Burhaniye Şube Başkanı Muharrem Keskün’ün ilk duruşması bugün görüldü. Keskün, “Bu benim şahsıma açılmış bir dava değildir. Bu sindirme politikasının ürünü olarak sosyal medyadan toplanarak açılan bir dava” dedi. 

    Sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle 24 Eylül 2024 tarihinde polis baskınıyla gözaltına alınan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) geçmiş dönem Burhaniye Şube Başkanı Muharrem Keskün, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

    9 yıl önceki Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve Grup Yorum paylaşımlarından kaynaklı gözaltına alınan Muharrem Keskün’e Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından örgüt propagandası yapmaktan açılan soruşturma davaya dönüştü.

    Bugün Burhaniye Adliyesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına Körfez Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı. Keskün ve avukatının savunma yaptığı davanın duruşması 20 Mart tarihine ertelendi.

    PİRHA/BALIKESİR

     

  • İstanbul Barosu başkanı ve yönetimine dava açıldı

    İstanbul Barosu başkanı ve yönetimine dava açıldı

    PİRHA-İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile Yönetim Kurulu üyeleri hakkında “görevlerine son verilmesi ve seçim yapılması” talebiyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldı. Açılan davaya tepki gösteren ÖHD, ÇHD ve İzmir Barosu, “Tüm barolara, avukatlık mesleğine ve yargının kurucu unsuru olan bağımsız savunmaya yapılmış bir saldırıdır” dedi.

    İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile Yönetim Kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar’ın “görevlerine son verilmesi ve seçim yapılması” talebiyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldı. Ayrıca “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla da Adalet Bakanlığı’ndan kovuşturma izni istendi.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya dair yaptığı açıklamada, baro yöneticilerinin görevlerine son verilmesi ve yeni yönetimin seçilmesi talepli dava açıldığı belirtti. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “21/12/2024 tarihinde İstanbul Barosu tarafından resmi Twitter hesabından da duyurulan açıklamayla Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’i övücü nitelikteki sözler ile ayrıca adı geçenlerin örgütü mensubiyetlerine dair açık tespitler olmasına rağmen sözde gazetecilik faaliyetleri ve gazeteci kimlikleri nedeniyle öldürüldükleri, terörle fedakarca mücadele eden devlet görevlilerimizin sözde savaş suçu işlediği şeklindeki tespitlere göre örgütünün amaç ve stratejisi doğrultusunda propagandasını yapmaları nedeniyle İstanbul Baro Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca Örgüt Propagandası Yapmak suçundan re’sen başlatılan soruşturma kapsamında şüphelilerin savunmaları 07/01/2025 tarihinde alınmış, akabinde kovuşturma izninin verilmesi için soruşturma evrakı 09/01/2025 tarihinde Adalet Bakanlığı’na gönderilmiştir.

    Ayrıca 14/01/2025 tarihi (bugün) itibarıyla 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ‘Amaçları dışında faaliyet gösteren barolar ile Türkiye Barolar Birliği sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Adalet Bakanlığının veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince basit usule göre yargılama yapılarak karar verilir ve dava en geç üç ay içerisinde sonuçlandırılır’ şeklindeki 77/5’inci maddesi uyarınca İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ile Baro Yönetim Kurulu Üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar’ın görevlerine son verilmesi ve yeni Baro başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi talepli davanameyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açılmıştır.”

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilerek yeni yönetim seçilmesi talebiyle dava açmasına İzmir Barosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği’nden (ÇHD) tepki geldi.

    İZMİR BAROSU: HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ

    İzmir Barosu tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu soruşturma bahane edilerek İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin Avukatlık Kanunu’nun 77’nci maddesi uyarınca görevlerine son verilmesi ve baro başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesi talepli davanamesi, baroların sesini kısmaya yönelik hukuka aykırı açık bir müdahaledir. İzmir Barosu olarak, İstanbul Barosu’nun yanındayız. Baroların ve meslektaşlarımızın susturulmasına yönelik her türlü çabaya karşı demokratik değerleri ve hukukun üstünlüğünü savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

    ÖHD: HUKUK DIŞI TUTUMA GEÇİT VERMEYECEĞİZ

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi şu paylaşımda bulundu: “İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve Yönetim Kurulu üyelerinin görevlerinden alınması ve yeniden seçim yapılması talebiyle dava açan kayyımcı zihniyeti kınıyoruz! Özgürlükçü ve ilkesel hiçbir tutuma tahammül gösteremeyen bu hukuk dışı tutuma geçit vermeyeceğiz.”

    ÇHD: DARBEYİ KABUL ETMİYORUZ, BAROMUZUN YANINDAYIZ

    ÇHD İstanbul Şubesi de sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda: “İstanbul Barosu’nun yanındayız! İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul Barosu yönetiminin görevine son verilmesi ve seçimlerin yenilenmesi yönünde açtığı dava avukatların iradesini gasp etmeye yönelik bir darbe girişimidir. Darbeyi kabul etmiyoruz, baromuzun yanındayız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • CHP, MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokolün iptali için mahkemeye başvurdu

    CHP, MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokolün iptali için mahkemeye başvurdu

    PİRHA- CHP, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında imzalanan protokolün iptali için Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP milletvekilleriyle mahkeme önünde yaptığı basın açıklamasında, “Türkiye’de eğitim, geleceğimizin inşasında en önemli alanlardan biri. MEB, CHP Gençlik Kolları ile protokol imzalamış olsaydı bu da çok büyük bir yanlış olurdu. Hiçbir siyasi partinin eğitim kurumlarının içerisinde eğitim vermesi düşünülemez” dedi.

    Protokolün hukuki açıdan aykırılıklar barındırdığını belirten Özçağdaş, şunları kaydetti:

    “Protokolde, bu işbirliği mahiyetindeki kursların ne olacağı belirtilmemiştir. Bakanlık, tek başına bu kursları verebilecek niteliğe sahiptir. Buna rağmen protokol yapılması, Bakanlığın açıkça bir zümreye imtiyaz sağlamasıdır. Protokol, Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ‘Milli eğitim hizmeti Türk vatandaşları istek ve kabiliyetleriyle Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir’ hükmüne aykırıdır.”

    Basın açıklaması sonrasında başvuru dilekçesi, CHP heyeti tarafından Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne teslim edildi.

    (HABER MERKEZİ)