Etiket: dbp

  • HDP Dersim İl Örgütü: Baskı ve operasyonlar mücadelemizi durduramaz-VİDEO

    HDP Dersim İl Örgütü: Baskı ve operasyonlar mücadelemizi durduramaz-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişinin ev baskınlarıyla gözaltına alınmasına tepki göstermek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “AKP-MHP iktidarının temel ve yakın hedefi Kürt halkının iradesini teslim almak olsa da, varmak istediği nokta Türkiye halklarının bir bütün olarak teslim alınmasıdır” denildi.

    Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) Genel Merkezi ile Diyarbakır’da bulunan Danışma Bürosu’na polis tarafından baskın düzenlendi. Binada aralamalar sürüyor. Urfa, Antep ve İstanbul’da da DBP’li yöneticilerin evlerine baskın düzenlendi.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, bugün Diyarbakır’da bulunan evinde polis baskınında gözaltına alındı.

    HDP Dersim İl Örgütü, aralarında Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişinin ev baskınlarıyla gözaltına alınmasına tepki göstermek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı HDP Dersim İl Yöneticisi Özcan Ateş okudu. Açıklamada, ‘Baskı ve operasyonlar mücadelemizi durduramaz’ pankartı açıldı.

    “KÜRT HALKININ İRADESİ SİYASİ DARBELERLE SİNDİRİLMEK İSTENİYOR”

    DBP’nin hedef alınmasıyla asıl amaçlananın seçimlere giderken Kürt halkının iradesinin ve örgütlü gücünün teslim alınması olduğunu belirten Özcan Ateş, “AKP-MHP iktidarı, seçim öncesi anti-demokratik yöntemlere başvurarak en dinamik ve güçlü rakibi olan Kürt halkının iradesini savaş kumpasları, yargı operasyonları ve siyasi darbelerle sindirmek istemektedir. Seçim sürecine girdiğimiz bu dönemde cezaevlerinde mutlak tecridin derinleştirilmesi, kolluk kuvvetlerinin siyasetçilere sokak ortasında işkence yapması ve adalet arayışında olan annelere saldırması ile bugün DBP’ye yönelik yapılan siyasi soykırım operasyonları, AKP-MHP iktidarının seçim stratejisinin savaşı derinleştirme, muhalifleri tasfiye etme, muhalif medyayı susturma ve şiddeti topluma yayma üzerine kurulu olduğunu göstermektedir” dedi.

    “KAYBEDEN AKP-MHP İKTİDARI OLACAK”

    Kürt halkının geçmişteki iktidarlar gibi AKP-MHP iktidarını da yenilgiye uğratacağını vurgulayan Özcan Ateş, şöyle devam etti:

    “DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın gözaltına alınırken yaptığı zafer işareti Kürt halkının zaferinin pusulası, AKP-MHP iktidarının yenilgiden kaçamayacağının göstergesidir. AKP-MHP iktidarının temel ve yakın hedefi Kürt halkının iradesini teslim almak olsa da varmak istediği nokta Türkiye halklarının bir bütün olarak teslim alınmasıdır. Bizler, DBP’ye yönelik siyasi soykırım operasyonlarını en güçlü şekilde kınıyoruz. Demokratik tepkimizi büyüterek bu siyasi soykırım operasyonlarını da boşa çıkaracağımızı bir kez daha yineliyoruz. Demokratik tepkilerimizle kazanan Türkiye halkları, kaybeden ise AKP-MHP iktidarı olacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

  • DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır gözaltına alındı

    DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır gözaltına alındı

    PİRHA-Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, bugün Diyarbakır’da bulunan evinde polis baskınında gözaltına alındı. DBP, Keskin Bayındır’ın gözaltına alınmasına, “Faşizme boyun eğen ve geri adım atan tek bir Kürt göremeyeceksiniz” diyerek tepki gösterdi.  

    Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) Genel Merkezi ile Diyarbakır’da bulunan Danışma Bürosu’na polis tarafından baskın düzenlendi. Binada aralamalar sürüyor. Urfa, Antep ve İstanbul’da da DBP’li yöneticilerin evlerine baskın düzenlendi.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, bugün Diyarbakır’da bulunan evinde polis baskınında gözaltına alındı.

    “FAŞİZME BOYUN EĞEN TEK BİR KÜRT GÖREMEYECEKSİNİZ”

    DBP, Eş Genel Başkan Keskin Bayındır’ın gözaltına alınmasına, “Baskılarla, gözaltılarla siyasi soykırım operasyonlarıyla, bizleri yıldıramayacağınızı birçok defa deneyimlediniz. Faşizme boyun eğen, geri adım atan tek bir Kürt göremeyeceksiniz, buna siyasi ömrünüz yetmeyecek” şeklinde tepki gösterdi.

    (HABER MERKEZİ)
  • DBP Genel Merkezi’ne ve yöneticilerinin evlerine polis baskını

    DBP Genel Merkezi’ne ve yöneticilerinin evlerine polis baskını

    Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte DBP binaları ve yöneticilerinin evlerine baskın düzenlendi.

    MA’nın haberine göre, Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) Genel Merkezi ile Diyarbakır’da bulunan Danışma Bürosu’na polis tarafından baskın düzenlendi. Binada aralamalar sürüyor. Urfa, Antep ve İstanbul’da da DBP’li yöneticilerin evlerine baskın düzenlendiği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cudi’de halk tecride, savaşa ve talana tepki gösterdi

    Cudi’de halk tecride, savaşa ve talana tepki gösterdi

    Şırnak’ta askerlerin tazyikli su ve gaz bombalı müdahalesine rağmen halk, Cudi Dağı’nda süren orman kıyımına tepki gösterdi. 

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi öncülüğünde binlerce kişi Şırnak’ta bulunan Cudi Dağı’na yürümek için Milga Şantiye alanında bir araya geldi. Sıcak havaya rağmen buluşan binler, uzun bir süre ekolojik tahribata tepki gösterdi. Halaya duran kitle, sık sık savaşa ve talana karşı slogan attı.

    Bütün yolları onlarca zırhlı araçla abluka altına alan askerler, yürüyüşe izin verilmeyeceğini belirtti. Ancak halk, yürüyüşte ısrarcı oldu. Uzun bir süre yapılan görüşmelerin sonuç vermemesi üzerine askerler, tazyikli su ve gaz bombaları ile halka müdahale etti.

    “BURADAYIZ”

    Cudi, Lice, Dersim ve Bingöl’de yaşanan orman yangınları ve kesimlerine tepki gösteren  DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk,  şunları dile getirdi: “Ağaçları kesiyorlar. Amaç Kürt halkının bitirilmesiydi. Kürt halkının yaşadığı coğrafyayı bitirmekti. Bugün bundan kaynaklı Botan’a geldik. Yürüyüş gerçekleştirmek istedik. Siz her ne kadar ‘sizi yok edeceğiz’ deseniz de biz de burada olduğumuzu söylüyoruz. Tarihte bizi bitiremediniz. Bundan sonra da mümkün değil.

    Bu saldırılara karşı sonuç alamazsınız. Bizim yolumuz özgürlük yoludur. Kestiğiniz ağaçların yerine yüzlerce ağaç dikeceğiz. Cudi’yi 90’larda yaktınız. Ancak zamanla yeniden yeşerdi. Botan’da Şırnak’ta bugüne kadar geri adım atmadık. Bundan sonra da geri adım atmayız.”

    “YASAKLAR MEŞRU DEĞİL”

    HDP Ekoloji Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, saldırılara rağmen yürüyüşü gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Türkiye büyük bir ekolojik ve demokratik alanlara yönelik saldırılar altında. Demokratik zemindeki bütün siyasi partilere, ekoloji mücadelesi veren hareketlere, gençlere ve kadınlara saldırılar var. Bu saldırılar altında özellikle ekolojik alanda Türkiye’nin batısındaki rantçı ve talancı, soyguncu sistemin doğayı talan ederken uyguladığı stratejiye, Kürdistan coğrafyasında devletin temel siyasetinin takipçisi olan bugünkü siyasal iktidar, savaş ve işgal politikalarına dönük güvenlik gerekçesiyle doğayı yok etmeye çalışıyor” dedi.

    “SAVAŞ POLİTKALARINA TAVIR ALINMALI”

    Bölgede yeni bir insansızlaştırma operasyonu gerçekleştirildiğini kaydeden Sönmez, “Biz özellikle Türkiye’nin batısında bu konuda duyarsızlık içerisinde olan bütün kurumsal kesimleri harekete geçirmek için buraya geldik. Ancak yine terörize edildik, iktidarın yoğun saldırılarıyla karşılaştık. Yasakların hiçbiri meşru değildir. Biz HDP olarak sokakta ve parlamentoda hem Cudi’yi hem Kaz Dağları’nı hem Bingöl’ü hem Artvin’i birlikte savunmaya, bunun için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bugün bu alanlarda yaşanan saldırıları durdurabilmek, ekolojik tahribatı sona erdirmenin yolu aynı zamanda savaş politikalarına karşı tavır almaktan geçiyor. Türkiye’nin batısındaki bütün demokrasi güçlerine bir kez daha buradan çağrıda bulunuyoruz. Bugün antikapitalist mücadeleyi yükseltmek istiyorsak, onun küresel kapitalizmin neo-liberal politikalarının Türkiye’de sona erdirilmesini istiyorsak, Kürdistan coğrafyasında mücadeleyi ortaklaştırmadan bunu gerçekleştiremeyiz. O nedenle biz burada bunun sesi olmaya çalıştık: Bunun için buraya gelen bütün dostları tebrik ediyorum” diye konuştu.

     

     

  • ‘Ana dilde eğitim hakkımız yasaklandı, bu kadar zulüm bu halka yeter’-VİDEO

    ‘Ana dilde eğitim hakkımız yasaklandı, bu kadar zulüm bu halka yeter’-VİDEO

    PİRHA-HDP, DBP ve TJA Dersim’deki Sanat Sokağı’nda okulların açılmasıyla birlikte ana dilde eğitim ve zorunlu din dersleri konularına dikkat çekmek için basın açıklaması yaptı. Kırmanckî yapılan açıklamada, “Ana dilde eğitim hakkı herkesin hakkıdır ve son yıllarda inancımız üzerinde artan asimilasyon politikaları devam ediyor. Bu kadar zulüm yeter” denildi.

    Türkiye’de okullar bugün, yıllardır çözüme kavuşturulamayan sorunlar, zorunlu din dersleri tartışmaları, laik, bilimsel, ücretsiz ve ana dilde eğitim talebi ile açıldı.

    HDP, DBP ve TJA Dersim’deki Sanat Sokağı’nda 2022-2023 eğitim yılının başlamasıyla ana dilde eğitim ve zorunlu din dersleri konularına dikkat çekmek için Kırmanckî basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını HDP Dersim İl Eş Başkanı Ferhat Yıldız okudu. Açıklamada, ‘Ma Perwerdeyê Zonê Kırmanckî Wazanime’ ve ‘Kürt Dili Eğitim Dili Olsun’ yazılı pankart açıldı.

    “BU KADAR ZULÜM BU HALKA YETER” 

    2022-2023 yılında okula korkuyla ve endişeyle gidenlerin kendi ana dilinde eğitim alınmasından mahrum bırakılan Kürtlerin ve diğer halkların çocukları olduğunu vurgulayan HDP Dersim İl Eş Başkanı Ferhat Yıldız, “Bu zulüm asırlardır devam ediyor, 2023 yılında 100 yaşına girecek Cumhuriyet döneminde bizi katlettiler, bizi sürgün ettiler, ana dilde eğitim hakkımızı elimizden aldılar, inancımızı inkâr ettiler ve bizi asimile ettiler” dedi.

    Yıldız şunları kaydetti:

    “Ana dilde eğitim hakkı herkesin hakkıdır ama bizim hakkımız yasaklandı. Dersim bir Alevi kentidir ve son yıllarda inancımız üzerinde artan asimilasyon politikaları devam ediyor. Elektrik direklerine hoparlör koyarak günde beş kez ezan dinletiyorsunuz, bu halka yaşatılan bir zulümdür, işkencedir. Bizi asimile etme çabanızdan vazgeçin, bu kadar zulüm bu halka yeter.”

    PİRHA/DERSİM

  • Adana’da gözaltı sayısı 35’e yükseldi

    Adana’da gözaltı sayısı 35’e yükseldi

    PİRHA- Adana’da Binevş Kültür Sanat Derneği ve birçok eve sabah saatlerinde baskın yapıldı. HDP İl Eşbaşkanları Helin Kaya ve Mehmet Karakış’ın da olduğu 35 kişi gözaltına alındı.

    Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, Binevş Kültür Sanat Derneği’yle ilgili yürüttüğü bir soruşturmayı gerekçe göstererek 38 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Soruşturma kapsamında Binevş Kültür Merkezi ile Adana, Mersin ve Diyarbakır’da bazı adreslere baskınlar düzenlendi. Baskınlarda, polislerin evlerin kapılarını kırdığı ve yurttaşları darp ettiği belirtildi.
    Baskınlarda yapılan aramaların ardından aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana İl Eşbaşkanı Helin Kaya ve Mehmet Karakış, HDP PM Üyeleri Abdurrahman Oral ve Ahmet Yıldız, DBP Çukurova Bölge Eş Sözcüleri Şilan Turğa ve Enver Güler, Seyhan Belediyesi Başkan Yardımcısı Funda Buyruk ile Binevş Kültür Merkezi çalışanları İlyas Arzu, Murat Gürbüz, Suat Ekin ve Jiyan Savcı, HDP Adana İl Yöneticisi Ahmet Akdoğan, HDP Gençlik Meclisi üyesi Mazlum Gök, TJA aktivisti Emetullah Akçaray ve Sever Uzun, Akdeniz Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AYKAY-DER) Eşbaşkanı Süphiye Bayav ile Jiyan Aslan, Mahsum Uzun, Zilan Çiçek, Mehmet Saruhan, Hayrettin Öz, Mehmet Sait Dikmen, Vakkas Durgut, Evin Özbay Dilan Yiğit, Gülbahar Akman, Yaşar Akman, Mehmet Solmaz, Bedri Şengül, Zilan Taş, Ayşe Solmaz, Mehmet Aykut, Ramazan Demirhan ve isimleri öğrenilemeyen 2 kişi gözaltına alındı.
    Binevş Kültür Sanat Derneği’ndeki aramalar ise sona ererken Seyhan Belediyesi Başkan Yardımcısı Funda Buyruk’un belediyedeki odasında da arama yapıldı. Gözaltına alınanların Adana Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor. Hakkında gözaltı kararı olup, gözaltına alınmayan kişilerden biri de TJA aktivisti Zana Çoban. Çoban’ın Mersin’deki ailesinin de evi basıldı.
    Gözaltı kapsamında Mersin’de evi basılan Nafiye Çoban, Zana Çoban’ın evde olmamasına rağmen evi basıldı. Polisler tarafından küfür, hakaret ve darpa maruz kalan Çoban, şikayetçi olacağını belirtti.
    Mardin Kızıltepe’de gözaltına alınan Abdullah Ayav’ın da Adana’ya getirileceği öğrenildi. Savcılık, dosyaya iki gün kısıtlılık kararı getirdi.
    (HABER MERKEZİ) 

     

     

  • Cenaze konvoyuna mezarlık girişinde sert müdahale edildi, cenaze aracı kaçırıldı-VİDEO

    Cenaze konvoyuna mezarlık girişinde sert müdahale edildi, cenaze aracı kaçırıldı-VİDEO

    PİRHA-Hakk’a yürüyen Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’ın cenazesinin içinde bulunduğu konvoya ikinci kez sert müdahale edildi.

    Aysel Doğan için oluşturulan yüzlerce araçlık konvoy, Dersim kent merkezindeki mezarlık girişinde ikinci bir müdahale ile karşılaştı. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Akdeniz, HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, milletvekilleri Ömer Öcalan, Feleknaz Uca, Dersim Dağ, Alican Önlü ve Remziye Tosun’un bulunduğu kitleye sert müdahalede bulunuldu.

    Cenaze aracının kaçırıldığı müdahale sonrası aile fertleri mezarlığa doğru hareket ederken, milletvekillerinin geçişi engellendi.

    Aysel Doğan’ın toprağa sırlanması esnasında sadece akrabaların mezarlığa girişine izin verilirken, ana ocağında taziyeler kabul edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘AKP’nin izlediği savaş siyasetini desteklemeyin’

    ‘AKP’nin izlediği savaş siyasetini desteklemeyin’

    PİRHA-Türkiye’nin Irak Federal Kürdistan Bölgesi’ne yönelik başlattığı askeri harekâta tepki gösteren DBP, DTK, HDP ile Kürdistani ittifak partileri ortak bir açıklama yaparken, “Kürt meselesinde bugün geçmişten daha fazla barışçıl çözüme ihtiyaç var. Muhalefete çağrımız şu: AKP hükümetinin izlediği savaş siyasetini desteklemeyin” ifadelerini kullandı.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Kürdistani ittifak partileri, Türkiye’nin Irak Federal Kürdistan Bölgesi’ndeki Zap, Avaşin ve Metina alanlarına yönelik başlattığı ‘Pençe-Kilit’ isimli askeri operasyona tepki gösterdi.

    Diyarbakır’da bir araya gelen DBP, DTK, HDP ve Kürdistani ittifak partileri Azadi Partisi, KDP-T, DDKD, PÎA, KKP ve Kürt Kadın Platformu ortak açıklama yaptı. KDP-T Genel Başkan Yardımcısı Ozan Kardaş‘ın Kürtçe, PÎA Genel Başkan Yardımcısı Sedat Doğan‘ın ise Türkçe okuduğu basın metninde başlatılan askeri harekâtın bir an evvel durdurulması çağrısında bulunuldu.

    “HAREKÂT ULUSLARARASI HUKUKA DA AYKIRIDIR”

    ‘Pençe-Kilit’ operasyonunun çözümsüzlüğü derinleştireceğini belirten Sedat Doğan, şunları kaydetti:

    “Ayrıca askeri harekat, komşu devletin sınırlarının ihlalidir ve uluslararası hukuka da aykırıdır. Türkiye, askeri harekatı bir an evvel durdurmalı, Kürdistan Bölgesi’nde bulunan 5 askeri üssü ile 38 askeri noktayı geri çekmelidir. Kalıcı çözümün ilk adımı budur. Bunun için, Türkiye’nin askeri harekatı durdurması ve askeri üslerini geri çekerek işgale son vermesi için Kürdistan Bölgesel Hükümeti’ni tutum almaya çağırıyoruz.”

    “DAHA FAZLA BARIŞÇIL ÇÖZÜME İHTİYAÇ VAR”

    “Kürt meselesinde bugün geçmişten daha fazla barışçıl çözüme ihtiyaç var” diyen Doğan, Türkiye’nin komşularıyla başlattığı normalleşme siyasetini önemsediklerini söyledi. Doğan konuşmasına şöyle devam etti:

    “Savaşa “hayır” diyoruz. İçeride ve sınır ötesinde Kürt halkının elde ettiği statü dahil kazanımlarına yönelik saldırılarını durdurmaya çağırıyoruz. Kürt meselesinde bugün geçmişten daha fazla barışçıl çözüme ihtiyaç var. İçeride, sınır ötesinde, mecliste, diplomasi masalarında sürdürülen savaş siyaseti çözüm üretmedi, üretmez.

    Bu nedenle Kürdistani ittifak çalışması olarak, Türkiye’nin, Ermenistan’dan İsrail’e, Mısır’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne komşularıyla başlattığı ‘normalleşme’ siyasetini önemsiyoruz ve aynı normalleşme siyasetini komşuları Kürdistan yönetimleriyle de kalıcı sürdürmeye çağırıyoruz. Kürdistan yönetimleriyle atılacak her barışçıl adım Kürdistan ve Türkiye halklarının yararınadır.

    “ASKERİ HAREKÂTI DURDURUN”

    Savaş politikalarının Kürt meselesini çözmeyeceği gibi ekonomik krizi ve sosyal sonuçlarını ağırlaştıracağı da açıktır. Halkı bunaltan, ekonomik kriz ve enflasyon, zam, işsizlik, yokluk savaş siyasetiyle tamamıyla kontrolden çıkacağı şimdiden görülüyor. Savaş, toplumların yaşamında halkların en vazgeçilmez değerleri olan canlarının kaybıdır. Ekonomik kriz, açlık ve sefalettir. Savaşa ‘hayır’ diyoruz. BM’ye, AB’ye, Arap Birliği’ne, Irak’a “Bu askeri harekatı durdurun” çağrısında bulunuyoruz.”

    “AKP’NİN İZLEDİĞİ SAVAŞ SİYASETİNİ DESTEKLEMEYİN”

    Muhalefete de çağrıda bulunan Doğan, “AKP hükümetinin izlediği savaş siyasetini desteklemeyin. AKP’nin bu savaş siyasetiyle seçim hesaplarının da olduğunu unutmadan savaşa hayır deyin. Hangi nedenle olursa olsun İktidarla aynı savaş çizgisinde buluşmak hatta daha şahin politikalar izlemek yanlıştır ve halklarımız için ağır sonuçları olacaktır” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dört siyasi oluşumdan Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama!

    Dört siyasi oluşumdan Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama!

    PİRHA- DTK, HDK, DBP ve HDP, TSK uçakları tarafından Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama yaptı. Söz konusu saldırıyı “IŞİD’in yarım bıraktığının tamamlanması” olarak değerlendiren DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz “Kürt halkı asla kazanımlarından vazgeçmeyecektir” dedi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP), yakın zamanda sivil yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılara ilişkin ortak açıklama yaptı.

    TSK uçakları tarafından 1 Şubat’ta başlayan saldırılar kapsamında 3 merkezi sivil alanının bombardımana tutulduğuna dikkat çekildi. Söz konusu saldırılarda, Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in yoğun bombardımana tutulduğu ifade edildi.

    Diyarbakır’da yapılan açıklamada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Şengal halkına dönük soykırımlara dikkat çekerek  “Asla boyun eğilmeyecektir” dedi. Kürt halkının kazanımlarının hedefe alındığını söyleyen Saliha Aydeniz, şu konuşmayı yaptı:

    “Bu saldırıda, Mexmûr, Şengal ve Dêrik’i özellikle seçmiştir. Çünkü 3 merkez DAİŞ’e karşı mücadele veren, Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasında insanlık adına suç işlemelerini engelleyen ve bunun mücadelesini veren 3 merkezdir. O yüzden bilinçli seçildi. Şengal 21 kez bombardımana tutuldu. Şengal’e karşı bu kadar düşmanca, soykırımcı bir yaklaşımla bombardımanın sebebi DAİŞ’in 2014’te yürüttüğü 73’üncü Fermanı’nı, 74’üncüyü tamamlamak adına yapılmasıdır. Ama Şengal halkı yalnız 74’üncü fermanı yaşamamak için kendi oluşturduğu sistemde mücadelesini verecektir ve soykırım girişimcilerine asla boyun eğmeyecektir. Biz Kuzey Kürdistan halkı olarak Şengal halkının yanında olduğumuzu ve saldırıyı kınadığımızı belirtiyoruz.

    Mexmûr halkının verdiği mücadele ile Hewlêr korundu. Hewlêr’in korunması Kürdistan’ın kazanımlarını koruma savunmasıdır. Buradan da Mexmûr’un hedef alınması Kürdistan kazanımlarına yönelik yürütülen bir saldırıdır. Yine Dêrik’e saldırmasının da, Kobanî’de yenilgiye uğrayan, sonun başlangıcını yaşayan, ikinci yenilgisini de Dêrik’te almıştır. Derik’in seçilmesinin nedeni de tam da budur.”

    “IŞİD’İN YARIM BIRAKTIĞINI TAMAMLAMAK AMAÇLANMIŞTIR”

    “10 gün önce Hasekê’de Kobanî düştü diyenler yenilgiye uğradı. IŞİD çetelerinin yeniden palazlandırıldığı, yeniden TSK elinde olan yerlerden geçerek Hesekê’de bu saldırıyı gerçekleştirmelerinin hemen arkasında bu saldırının olması Hesekê’de boşa çıkarılan bu oyunun intikamını alma girişimidir. Buradan evet TC devleti, TSK, Kürt halkının 4 parça Kürdistan kazanımlarını yerle bir etmek, statüye en yakın olduğumuz bir dönemde bu saldırıyı gerçekleştirmesi IŞİD’in yarım bıraktığının tamamlanması olarak değerlendiriyoruz.

    Bu saldırının Kobanî zaferinin yıl dönümüne yakın bir dönemde gerçekleştirilmesi de bu AKP ve MHP faşist ittifakının saldırısı olarak değerlendiriyoruz. Bu saldırıları DBP, DTK, HDK, HDP olarak şiddetle kınıyoruz. Kürt halkı asla kazanımlarından vazgeçmeyecektir. Bu saldırılarda yaşamını yitirenlere Allahtan rahmet diliyoruz. Hesekê’de insanlık adına savunma gerçekleştiren 121 şehidi de saygıyla anıyorum. Bu saldırılar sonuç almayacaktır, bu saldırılar tükenmişliğin saldırılarıdır. Kürt halkının başı sağ olsun.”

    “ÇÖZÜM ERTELENDİKÇE İKTİDARLAR ÇÖKÜŞ İÇİNE GİRMİŞTİR”

    Basın açıklamasında söz alan bir diğer isim de HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek oldu. “Kalkan her savaş uçağı elektrik faturalarına zam olarak yansımaktadır” diyen Çiçek, şu konuşmayı yaptı:

    “AKP ve MHP ittifakı çöküş ve çözülüş içindedir. Kendisinden önceki iktidarlarla aynı yöntemi denemektedir. Kürt sorununun çözümsüzlüğü bu ülkede iktidarlarının ömürlerini uzattığı gibi, çözüm ertelendikçe iktidarlar çözülüş ve çöküş içine girmiştir. Bu AKP’yi de bekleyen bir sondur. Biz buradan Amed’den Kürdistan’ın kalbinden Türkiye halklarına sesleniyoruz. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü sadece Kürtlerin sorunu değildir, Kürt meselesinin çözümsüzlüğü Türkiye halklarının, emekçilerinin yoksulluğu demektir. Kalkan her savaş uçağı elektrik faturalarına zam olarak yansımaktadır.

    Kürt meselesi çözümsüz kaldıkça Türkiye halkları açlığa, yoksulluğa mahkum edilmektedir. Kürt meselesinin çözümüne toplumsal çözüm perspektifi geliştirmediğimiz sürece, Türkiye halklarının Türkiye sosyalist ve devrimcilerinin müdahalesi geliştirilmediği sürece Kürt sorunu iktidarların tekelinde kaldığı sürece, çözümsüzlüğe mahkum edilecek ve bu girdapta sadece Kürtler değil Türkiye emekçileri de kaybedecektir. Demokratik Cumhuriyet mücadelemizin esaslarından biri olan Kürt meselesinin çözümünü Türkiye’de bütün mücadele alanlarında ele almak ve geliştirmek zorundayız. Bu saldırdılar daha fazla bizleri Türkiye demokrasi güçlerini birleşik ve yan yana gelmeye zorluyor. Sadece direnerek değil, birleşerek kazanacağımızı biliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Roboski Katliamı’nda hayatını kaybeden çoğu çocuk 34 kişi mezarları başında anıldı

    Roboski Katliamı’nda hayatını kaybeden çoğu çocuk 34 kişi mezarları başında anıldı

    PİRHA-Roboski Katliamı’nda hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı. Anmada konuşan DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, “Roboski’de Kürt halkı sadece parçalanmadı, insanlık parçalandı. Türkiye halkları ile adil barış, Roboski’de, Zilan’da katliam yapanların yargılanmasıyla sağlanır. Hesap sorulmadan onurlu bir barış sağlamak mümkün değil. Bu hakikat görülmeli” dedi.

    Şırnak’ın Uludere ilçesinin Roboski Köyü’nde 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’ye ait savaş uçaklarının bombalaması sonucu yaşamını yitiren 19’u çocuk 34 kişi, katliamın 10’uncu yılında anıldı.

    Roboski Mezarlığı’ndaki anmaya Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile bölge baro başkanları da katıldı.

    “NAYLON AYAKKABIYLA YOLA ÇIKAN ÇOCUKLAR VURULDU”

    Ahmed Arif’in ’33 Kurşun’ şiirini hatırlatan Şırnak Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz, “Henüz 13 yaşında olan çocuklar vardı, naylon ayakkabısıyla yola çıkan. Vuruldular. Bu süreçte hepimiz aynı travmayı yaşadık. Artık bu coğrafyada bu ölümlere, yargısız infazlara ne takatimiz ne tahammülümüz kaldı. Eğer bu ülkede kalıcı, adil bir refah isteniyorsa, bu katliamın failleri bir an önce yargı önüne çıkarılmalı.

    Roboskili aileler 10 yıldır ciddi hak ihlallerine maruz kaldı. İşkence gördüler, tutuklandılar. Bu süreçte zaman zaman onları yalnız bıraktık, hak ettikleri şekilde onları sahiplenmedik. Bu hak mücadelesi sürecinde, bu sürecin akamete uğratılmasında hepimizin payı var. Biz Şırnak Barosu olarak bu süreç içerisinde özeleştirimizi veriyoruz. Ancak şunu özellikle dile getirmek gerekiyor, artık mızrak çuvala sığmıyor. 100 yılda geçse bu katliamın failleri yargı önüne çıkarılmadığı, hak ettikleri cezayı almadıkları sürece biz bu mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ANNELERİN GÖZYAŞI BİR NEBZE DURMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    TBB Başkanı Erinç Sağkan, katliama ilişkin etkin bir soruşturma ve kovuşturma sürecinin yürütülmediğini söyledi. Sağkan, şöyle konuştu:

    “Gönül isterdi ki bugün buraya karanfillerle değil, adaletle gelelim. Aradan geçen 10 yıldan sonra bu işin sorumluları, bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vermiş, ailelerin yaraları sarılmış, biz de acıyı paylaşmaya gelmiş olsaydık. Ancak ne yazık ki 19’u çocuk 34 insanımızın yaşamını kaybettiği bu menfur olaya ilişkin etkin bir soruşturma, kovuşturma süreci yürütülmediği gibi, tek bir yetkilinin hesap vermek üzere yargı makamı önünde çıkarılmadı. O yüzden bugün burada ailelerin acılarını paylaşmanın dışında bir şeyler yapmak gerekiyor. 34 insanımız 10 yıl önce katledildi. Yaraları sarmanın yolu hukuku işletmektir. Adaleti tesis etmediğiniz zaman kanayan yarayı durduramazsınız. TBB olarak bundan sonra Roboski’de yaşanan bu olayın gerçek şekilde ortaya çıkması için, adaletin tesis edilmesi için, annelerin gözyaşının bir nebze durması için mücadele edeceğiz.”

    “BU ACI KÜRTLERİN YÜREĞİNDEN ÇIKMAYACAK”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren ise Kürt sorununun yıllardır devam ettiğini belirterek, “Bu acı Kürtlerin yüreğinden çıkmayacak” dedi. Eren sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugüne kadar bu coğrafyada, Kürdistan’da hep katledildik. Faillerin belli olduğu dosyalarda, failler gizlendi. Bütün bu coğrafyada yaşayanlara başsağlığı diliyorum. Bu acı Kürtlerin yüreğinden çıkmayacak. Yüz yıldır bu ülkede bir Kürt meselesi var. Kürtlere yönelik bir hukuk, adalet sorunu var. Yıllardır haklarımıza kavuşmadığımız gibi mevcut hukuk sisteminde adil bir yargılama da görmedik. Bütün katliamlarda, suikastlerde ilk söylenen, aydınlatılacağı sözü oldu. Ancak hiç kimse sözünde durmadı. Aynı cezasızlık politikası devam etti. Helalleşmekten bahsediliyor. Roboski’ye adalet gelmediği sürece, Roboskililerle helalleşmediğiniz sürece, bu ülkede insan haklarına saygılı bir sistem inşa edilemez. Bu köye adalet gelmeli”

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da hakikatleri araştırma komisyonunun kurulması ve yüzleşmenin sağlanması gerektiğini kaydetti.

    “YÜZLEŞMEK, ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDASINIZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Hatimoğulları, “Onları unutmayacağız, unutturmayacağız. Türkiye’nin tarihi katliamlarla dolu. Sınırda yaşayan her insanın geçim kaynağı budur. Ne olursa olsun insan canı bombalanarak, hiçbir şey olmamış gibi demeçler verdi. 12-13 yaşındaki çocuklar, geçimlerini kazanmak için sınırın öte yanına katır sırtında gitti. Bunlar sivildi ve siz sivilleri uçaklarla katlettiniz. Özür dilemediniz, basitçe gördünüz. Oysa parçalanan bedenler, battaniyelere sarılan bedenler, katır sırtında köye getirilen o insanlar, ana rahminde büyümüş, senin gibi, benim gibi candı.

    Erdoğan ve şürekası, bununla yüzleşmek zorundasınız, özür dilemek zorundasınız, gerçekleri araştırma komisyonu kurmak zorundasınız. Sivil insanlara ölümü reva gördünüz. TSK’nin 46 dakika süren bombardımanıyla. Bu saldırının tabi ki siyasi bir anlamı var, en başta Kürt halkına düşmanlıktır. Her türlü zulmü kendine hak gören iktidar, bunu da kendinde hak gördü. Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulmalı, yüzleşme sağlanmalı” dedi.

    “HESAP SORULMADAN ONURLU BİR BARIŞ MÜMKÜN DEĞİL”

    DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk ise şöyle konuştu:

    “Roboski ilk katliam değil ama yeni bir yara açtı. 10 yılda bu yara derinleşti. Aileler yakınlarını kaybetti, acıları geçmiyor. Bu 10 yılda bu katliamı kim yaptı, kimin eliyle yapıldığı ortaya çıktı. Dünya kamuoyu bombaların kimin yağdırdığını biliyor. Bu, Kürtlere sömürge yaklaşımıdır. Kürtleri katledip hesap vermeyeceklerini düşünüyorlar. Bu hiçbir çözüm getirmez. Kürt sorunu gün geçtikte derinleşiyor. Kürt halkı sadece parçalanmadı, insanlık parçalandı. Türkiye halkları ile adil barış, Roboski’de, Zilan’da katliam yapanların yargılanmasıyla sağlanır. Hesap sorulmadan onurlu bir barış sağlamak mümkün değil. Bu hakikat görülmeli.”

    Son olarak konuşan HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü de “Annelerimiz hala yasta, siyahlar giyiyor. Bu katliamın bilinçli işlendiği bir yerde, hukuk faciası Roboskili aileler açısından kabul edilemez. Bir yandan bunlar yaşanırken, diğer yandan Roboskili aileler yargılanıyor, baskı altına alınmaya çalışılıyor” dedi.

    KILIÇDAROĞLU’NDAN ROBOSKİLİ ANNELERE TELEFON

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bölgede bulunan Ankara Milletvekili Levent Gök ile İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu‘nu telefonla arayarak, Roboskili aileler ile görüştü.

    Kılıçdaroğlu telefon görüşmesinde şunları söyledi:

    “İki değerli arkadaşımız orada, Roboski’de yaşanan olayı, yaşanan dramı TBMM’de dile getirdiler. Dolayısıyla kamuoyunun bu konuda dikkatini çektiler. Bütün annelerin ellerinden öpüyorum; selamlarımı, saygılarımı iletiyorum. Her zaman her yerde onların hakkını hukukunu savunmak görevimizdir. Bütün annelere mutlu bir yıl diliyorum, mutsuz olmasınlar. İnşallah bütün yaşadıkları sorunları bir şekilde çözeceğim. Evlat acısını biliyorum, evlatların geri gelmesi de mümkün değil ama onlarla helalleşmemiz lazım.”

    “HELALLEŞME ÖNCE ROBOSKİ’DEN GEÇİYOR”

    Bir anne ise Kılıçdaroğlu’na ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken; “Biz, Roboski adına, gönderdiğiniz heyete teşekkür ederiz. ‘Helalleşme’ dediniz, evet. Önce helalleşme Roboski’den geçiyor. Biz her zaman sizi dinliyoruz. Çok mutlu olduk, buraya gelen heyetle, sizin konuşmanızla. Helalleşmek elbette önemli bir şeydir. Helalleşmek ilk Roboski’den geçmelidir. Adalet Roboski’ye gelmedi ama adaletin müjdesini Roboski’ye getirdiler. Bu açıdan çok mutlu olduk” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TBMM’ye 19 milletvekili hakkında yeni dokunulmazlık dosyası sunuldu

    TBMM’ye 19 milletvekili hakkında yeni dokunulmazlık dosyası sunuldu

    PİRHA-HDP’li 15, DBP’li ise 1 milletvekili hakkında TBMM’ye yeni dokunulmazlık dosyası sunuldu. Böylelikle meclisteki toplam dokunulmazlık dosyası sayısı 1387 oldu.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na Halkların Demokratik Partili (HDP) 15, Demokratik Bölgeler Partili (DBP) ise 1 milletvekilinin olduğu 19 yeni dokunulmazlık dosyası sunuldu.

    HDP Ağrı Milletvekilleri Dirayet Dilan Taşdemir, Berdan Öztürk, Batman Milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Mehmet Rüştü Tiryaki, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, Mardin Milletvekili Ebru Günay, Van Milletvekili Murat Sarısaç, Şırnak Milletvekilleri Hasan Özgüneş, Nuran İmir, Hüseyin Kaçmaz, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Muş Milletvekili Sevin Coşkun, Hakkari Milletvekili Said Dede, Antep Milletvekili Mahmut Doğrul ve BDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz hakkındaki dosyalar, yapılacak incelemenin ardından Adalet-Anayasa Karma Komisyonu’na havale edilecek.

    Meclis’e gelen son dosyalar ile birlikte toplam dokunulmazlık dosyası sayısı 1387 oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • DBP ve HDP heyeti yangın bölgesinde-VİDEO

    DBP ve HDP heyeti yangın bölgesinde-VİDEO

    PİRHA- Orman yangınının devam ettiği Dersim’de açıklama yapan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, halk tarafından kamuoyu oluşturulması sonucunda yangına müdahale edildiğinin altını çizdi.

    Dersim’in Hozat ilçesi kırsalında askeri operasyon sonucu çıkan orman yangını 13 gündür sürüyor. Birçok mezra ve köye yayılan orman yangınına müdahale şimdiye kadar askerler tarafından engellendi.

    Tunceli Valiliği, bugün yaptığı açıklamada yangına 2 helikopterle havadan müdahale edildiğini dile getirirken, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve HDP’li milletvekillerinin de aralarında bulunduğu heyet orman yangının devam ettiği alanda açıklama yaptı.

    “BİR COĞRAFYA YAKILARAK, YIKILARAK YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Heyet adına ilk açıklamayı yapan Dersim Araştırma Merkezi (DAM) yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, çıkan yangına havadan müdahalenin yapıldığını belirterek, “Dersim’de yıllardır aynı senaryo devreye konuyor. Türkiye’de siyasal iktidarlar değişse de Dersim’e yönelik politikaları aynı. Bir coğrafya yakılarak, yıkılarak yok edilmek isteniyor’ dedi.

    DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ise, halk tarafından kamuoyu oluşturulması sonucunda yangına müdahale edildiğinin altını çizdi.

    HDP’li milletvekilleri de, yaptıkları açıklamada, yangının çıkmasının ve yangına müdahale edilmemesinin bir politikanın ürünü olduğuna işaret etti.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Figen Yüksekdağ babasının cenazesine katıldı – VİDEO

    Figen Yüksekdağ babasının cenazesine katıldı – VİDEO

    PİRHA- HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Hakka yürüyen babası Mevlüt Yüksekdağ’ın cenazesine katılmak için Yumurtalık Gölovası köyündeki mezarlığa geldi.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturması kapsamında, daha önce çağrılmasına rağmen ifadeye gitmediği gerekçesiyle 4 Kasım 2016’da Ankara’daki evinde gözaltına alınıp tutuklanan siyasetçi 5 yıl aradan sonra dışarıya babasının vefatı vesilesiyle çıktı. Adana Yumurtalık’a bağlı Gölovası köyündeki cenazeye HDP milletvekilleri, eski başkanı olduğu Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) eş başkanı Özlem Gümüştaş ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eş başkanı Keskin Bayındır katıldılar.
    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Bingöl’deki orman yangınında iktidarın Kürt halkına olan düşmanlığını görüyoruz’-VİDEO

    ‘Bingöl’deki orman yangınında iktidarın Kürt halkına olan düşmanlığını görüyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, HDP Milletvekili Erdal Aydemir ve HDP Ekolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez’in aralarında bulunduğu heyet Bingöl’ün Genç ilçesinde 25 Haziran’da Sivan (Suvêran) bölgesinde başlayan ve kontrol altına alınan yangın bölgesinde incelemelerde bulundu. 

    Bingöl’ün Genç ilçesi Sivan alanındaki ormanlık alanında başlayan ve kontrol altına alınan orman yangını bölgesinde incelemede bulunan heyet basın açıklaması yaptı.

    “SAVAŞTAN KAYNAKLI EKOLOJİK YIKIM VE TALANA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Yangın bölgesindeki incelemelerden sonra konuşan HDP Ekolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, yaşanan yangının Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşananlar ile farkı olmadığını belirtti. Kürt illerinde yaşanan doğa katliamlarının savaş ve çatışmaların devlet politikasının sonuçları olduğunu ifade eden Sönmez, “Bütün ekoloji hareketlerine Bingöl’den seslenmek istiyoruz. Ekoloji mücadelesi sadece çevreyi koruma mücadelesi değildir. Aynı zamanda ranta, kapitalizme ve özellikle de savaşa karşı tutum alarak sürdürülmesi gereken bir mücadeledir. Sadece çevrenin korunması ile ilgili bir mevzuyla burada değiliz. Sadece insanlığın geleceği açısından bir yaşam değil diğer canlılarında yaşamı olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Türkiye’nin batısındaki ekoloji mücadelesi ile Kürt kentlerindeki savaş kaynaklı bu ekolojik yıkım ve talan siyasetine karşı birlikte mücadele yürütemez isek asla başarılı olamayacağımızı biliyoruz” diye konuştu.

    “DEMOKRASİYİ KAZANABİLMEK İÇİN KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ”

    Sönmez, HDP’ye yönelik saldırıların halklara, doğaya ve ekolojik yaşama saldırı olduğunu belirtti. Demokrasi mücadelesini başarılı kılmak için doğa katliamlarının görülmesi gerektiğini söyleyen Sönmez, “Burayı görmeden ne savaşı ne de Kürt halkının yaşadığı kıyımı anlayabiliriz. Demokrasiyi kazanabilmemiz için Kürt sorununu çözmemiz gerekiyor. Bu sorunda bağlı hem doğa kıyımına hem de kapitalizmin emek kıyımına dur demek gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “KÜRT HALKINA DÜŞMANLIĞI BU YANGIN İLE GÖRÜYORUZ”

    Görülen manzaranın iktidarların yıllardır Kürt halkına yönelik düşmanlığını gördüklerini ifade eden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz, “Bingöl’e gelir gelmez iktidarın Kürt halkına olan düşmanlığını bu yangını görmekle başlamak istedik.  Bugün heyet olarak biz de buradayız. Gördüğümüz manzara da devlet politikasının 100 yıldır Kürt halklarına nasıl bir düşmanlıkla yaklaştığını bir kez daha gördük. Burada gördüğümüz çok geniş bir alan günlerce bilinçli bir şekilde yakıldı” şeklinde konuştu.

    “COĞRAFYA İNSAZSIZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Orman yangınları  ile birlikte bölgenin insansızlaştırılmak istendiğine vurguda bulunan Aydeniz, “Yakılan bur ormanlık alanın Başur, Rojava, Gresipî, Serekani’de yakılan doğa talanından bir farkı olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor.  Dicle ve  Arıcak ilçelerinde onlarca yer yakıldı. Operasyon ismi altında Kürdistan coğrafyası bilinçli bir şekilde devlet tarafından yakılıyor. Çünkü burası insansızlaştırılması isteniyor. Dolayısıyla yöntemin katliamla, bitirme, yok etmekle olmayacağını görmek gerekiyor. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin önüne geçemeyeceklerini çok net ifade etmek gerekiyor. Kürt halkı kültürünü, statüsünü, dilini, doğasını korumaya devam edecektir” dedi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Bir çok ilde ev baskınlarında 49 kişi gözaltına alındı

    Bir çok ilde ev baskınlarında 49 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Birçok ilde yapılan ev baskınlarında aralarında HDP, DBP ve ESP yöneticilerinin de bulunduğu en az 49 kişi gözaltına alındı.

    Diyarbakır, İstanbul, Batman, Adana, Şırnak, Dersim ve Antalya’da birçok eve polisler tarafından eş zamanlı baskın yapıldı.

    ADANA MERKEZLİ OPERASYON: 20 GÖZALTI

    Adana merkezli yapılan ev baskınlarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticilerinin de bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla gözaltına alınanların İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü bildirildi.

    Gözaltına alınan bazı kişilerin isimleri şöyle: HDP Adana İl Örgütü yöneticileri Berivan Gökalp ve Mehmet Yaşık, HDP Seyhan İlçe Örgütü yöneticisi Dindar Aksu, Çukurova TUAYDER yöneticisi Mehmet Tutuş, Akdeniz Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AYKAY-DER) Eşbaşkanı Şükran Efetürk, Cigergun Güven, Hasan Kocaman ve Halil Kocaman. Cigergun Güven’in evine yapılan baskında polislerin gençleri darp ettiği öğrenildi.

    DİYARBAKIR MERKEZLİ OPERASYON: 29 GÖZALTI

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ise 34 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Diyarbakır merkez ile Kulp ve Silvan ilçeleri, İstanbul, Batman ve Antalya’da yapılan ev baskınlarında en az 29 kişi gözaltına alındı.

    Diyarbakır merkezli yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan bazı isimler ise şöyle: Batman Belediyesi’nin eski Eşbaşkanı Sabri Özdemir, HDP Diyarbakır İl Örgütü eski Eşbaşkanı Cabbar Leygara, HDP Diyarbakır İl Eşbaşkan vekili İrfan Soner, il yöneticileri Arif Bulut, Newroz Reşitoğlu ve Ramazan Kızıltepe, HDP Bağlar eski İlçe Eşbaşkanı Mehmet Atlıhan, Yenişehir Belediyesi Meclis üyeleri Mehmet Alaattin Zuğurli ve Yusuf Sökmen, Şahin Tanrıverdi, 81 yaşındaki Kadri Atlı.

    Diyarbakır’daki operasyon kapsamında ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran’da Dersim’de gözaltına alındı. Taşkıran’ın Diyarbakır’a götürüleceği bildirildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da 6 kadın tutuklandı, 9’u serbest bırakıldı

    Diyarbakır’da 6 kadın tutuklandı, 9’u serbest bırakıldı

    Diyarbakır’da gözaltına alınan ve aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube üyesi Nurşen Akbal’ın bulunduğu 6 kadın tutuklandı.

    Diyarbakır’da gözaltına alınan kadınlardan 6’sı tutuklandı, 9’u adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Bir kadına ise ev hapsi verildi. 8 Kadının ise gözaltı süresi 48 saat uzatıldı.

    Diyarbakır’da 5 Nisan’da gözaltına alınan kadınlardan 16’sı bu gün öğleden sonra adliyeye çıkarıldı.

    Savcılık ifadelerinin ardından Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi (MYK) Üyesi Satiye Ok, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Remziye Tosun’un basın danışmanı Gurbet Özel, HDP Milletvekili Dersim Dağ’ın eski danışmanı Leyla Akgül, Hasibe Akçay, Barış Annnesi Nezahat Teke, Jinnews muhabiri Beritan Canözer, Ayşen Kanuş, MED-DER Eşbaşkanı Şilan Elmas Kan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Zeynep Üren, Diyarbakır Kadın Akademisi Üyesi Figen Aras, Nurşen Akbal ve Şehriban Zuğurli, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Sevim Biçici, Eylem Ceylan ve Nalan Özen, Hayat Akyol savcılık ifadelerinin ardından mahkemeye sevk edildi.

    6 KADIN TUTUKLANDI

    “Örgüt üyesi olmak” iddiasından tutuklanmaları istemiyle Diyarbakır Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen isimlerden Satiye Ok, Leyla Akgül, Ayşen Kanuş, Nurşen Akbal, Şehriban Zuğurli, Figen Aras aynı iddia nedeniyle tutuklandı.

    9 KADINA ADLİ KONTROL TEDBİRİYLE SERBEST 

    “Örgüt üyesi olmak” iddiasından tutuklanma istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen Zeynep Üren, Eylem Ceylan, Sevim Biçici, Beritan Canözer, Gurbet Özel, Şilan Elmas Kan, Nalan Özen ve Hasibe Akçay ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Nezahat Teke’ye ise ev hapsi verildi.

    Bu sabah Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki evinde gözaltına alınan HDP Çınar İlçe eski Eşbaşkanı Hayat Akyol da Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Akyol, tutuklama istemiyle sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

    8 KADININ GÖZALTI SÜRESİ UZATILDI

    Tevgera Jinên Azad aktivistleri Zelal Bilgin, Emine Kaya, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri Bahar Karakaş Uluğ, Ruken Bekalp, HDP Kayapınar eski Eşbaşkanı Besile Narin, DBP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Seval Gülmez, Çınar Belediyesi Eşbaşkanı Necla Tamriş, Rabia Tekas’ın gözaltı süreleri 48 saat uzatıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • TİHV raporu: 8 ayda 1346 kişiye işkenceli gözaltı

    TİHV raporu: 8 ayda 1346 kişiye işkenceli gözaltı

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın sekiz aya ilişkin ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlükleri ihlal raporu açıklandı. Rapora göre En az 637 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçlerinin müdahalesi sonucunda 1346 kişi işkence ve diğer kötü muamele niteliğinde uygulamalara maruz kalarak gözaltına alındı.

    TİHV Dokümantasyon Merkezi tarafından hazırlanan, 1 Ocak -31 Ağustos 2020 Tarihleri Arasında İfade, Toplanma ve Örgütlenme Özgürlükleri İhlal Raporu yayımlandı.

    “Türkiye’nin mevcut koşullarında giderek ağırlaşan insan hakları sorunumuzun aynı zamanda bir demokrasi sorunu olduğunu gösteriyor” denilen raporda 2020 yılının ilk sekiz ayındaki ihlal tespitleri şöyle:

    17 GAZETECİ TUTUKLANDI
    38 gazeteci ve 1 yazar gözaltına alındı. 17 gazeteci tutuklanırken 9 gazeteci adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    53 habere, 75 internet sitesine, 2 internet sayfasına ve 5 sosyal medya hesabına, 59 internet içeriğine ve 143 internet adresine erişim mahkeme kararlarıyla engellendi. Ayrıca henüz basılmamış olan bir kitap ile bir gazete sayısı da mahkeme kararıyla yasaklandı.

    “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla en az 24 kişi gözaltına alındı, 3 kişi tutuklandı, 1 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. 1 kişi ise hakkında bu gerekçeyle açılan davada Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenleyen 299. madde uyarınca değil, hakaret suçunu düzenleyen 125. madde uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırıldı.

    18 sanatçı hakkında “örgüt propagandasını yapmak”, “Cumhurbaşkanına hakaret” vb. gerekçeler ile açılmış olan davaların görülmesine devam edildi, 2 sanatçı hakkında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi.

    En az 637 barışçıl toplantı ve gösteriye kolluk güçlerinin müdahalesi sonucunda 1346 kişi işkence ve diğer kötü muamele niteliğinde uygulamalara maruz kalarak gözaltına alındı, 54 kişi yaralandı ve 1’i çocuk olmak üzere 9 kişi de tutuklandı.

    YEREL YÖNETİMLERE SEÇİLMİŞ 16 KİŞİ TUTUKLANDI

    Valilikler tarafından 33 ilde en kısası 2, en uzunu 30 gün olmak üzere 89 kez tüm eylem ve etkinlikler yasaklandı. Valilik ve kaymakamlıklar tarafından en az 24 etkinlik yasaklandı.

    Belediye eş başkanı, belediye meclisi üyesi ve muhtarlardan oluşan yerel yönetimlere seçilmiş 79 kişi gözaltına alındı. Yerel yönetimlere seçilmiş 16 kişi tutuklandı.

    73 PARTİ ÜYESİ TUTUKLANDI

    284’ü HDP, 7’si DBP, 2’si EMEP, 10’u ESP, 5’i Gelecek Partisi, 1’i CHP, 4’ü EHP, 1’i SYKP üye ve yöneticisi olan en az 314 kişi gözaltına alındı. 69’u HDP’nin, 2’si DBP’nin, 1’i CHP’nin, 1’i SYKP’nin üye ve yöneticisi olan en az 73 kişi tutuklandı.

    Dernek, vakıf, sendika ve meslek örgütlerinin üye ve yöneticisi olan en az 160 kişi gözaltına alındı, 70 kişi tutuklandı, 73 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    “Örgüte yardım ve yataklık etmek”, “örgüt propagandası yapmak” ve “örgüt üyesi olmak” gibi gerekçeler ile en az 675 kişi gözaltına alındı, 72 kişi tutuklandı, 117 kişi adli kontrol şartıyla, 19 kişi ise ev hapsi şartıyla serbest bırakıldı.

    2’si il, 11’i ilçe ve 2’si belde olmak üzere toplam 14 belediyenin başkanı İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak yerine kayyım atandı. 1 il belediye başkanı İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı, 1 ilçe belediye başkanın da mazbatası Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından, hakkında kesinleşmiş hapis cezası hükmü olduğu gerekçesiyle iptal edildi.

    Haklarındaki kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayanarak vekillikleri düşürülen 3 milletvekili tutuklandı.

  • ‘Dersim halkına, asimilasyon politikalarıyla diz çöktüremeyenler, doğa katliamı yapmak istiyor’-VİDEO

    ‘Dersim halkına, asimilasyon politikalarıyla diz çöktüremeyenler, doğa katliamı yapmak istiyor’-VİDEO

    Munzur Gözelerinde yapılmak istenen “Peyzaj Projesi”ne ilişkin açıklama yapan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Dersim halkına, asimilasyon politikalarıyla diz çöktüremeyenler bugün doğa katliamı yapmak istiyor. Alevi toplumunun, Dersim halkının değer yargılarına, inanç yerlerine saygı duyulması gerektiğini ve sonuna kadar bu halkın, bu toplumun yanında olacağımızı, bu katliamlara karşı sessiz kalmayacağımızı belirtiyoruz” dedi.

    Haberin videosu;

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Munzur Gözeleri’nde yapılmak istenen “Peyzaj Projesi”ne ilişkin açıklama yaptı.

    Gözelerde yapılan açıklamaya DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, DTK Eş Başkanı Bedran Öztürk, HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ile HDP il ve ilçe örgütleri katıldı.

    Açıklamada konuşan Saliha Aydeniz, 1938’de yaşanan Dersim Katliamı’nı hatırlatarak, “Dersim halkına, asimilasyon politikalarıyla diz çöktüremeyenler bugün doğa katliamı yapmak istiyor. Bunu iktidarın faşist zihniyeti ve 38 Katliamının bir devamı olarak görüyoruz. Daha önce işgalciler tarihi yerlere saldırırlardı. Barbarlar saldırdığı, işgal ettiği yerlerin tarihini yok ettiler. Tarihten biliyoruz ki Dersim’de yapılmak istenen bunların devamıdır” dedi.

    ‘DERSİM’İN İNANCINA SAYGI DUYULSUN’

    Daha önce nasıl ki bu halka diz çöktüremedilerse bugün de diz çöktüremeyeceğini dile getiren Aydeniz, “Bugün Dersim’de yapılmak istenen IŞİD zihniyetinin devamıdır. Dersimlilerin istemediği bir şeye biz de rızalık göstermeyeceğiz. Alevi inancının istediği şeyin yapılmasını istiyoruz. Biz Dersim halkının yanındayız. Alevi toplumunun, Dersim halkının değer yargılarına, inanç yerlerine saygı duyulması gerektiğini ve sonuna kadar bu halkın, bu toplumun yanında olacağımızı, bu katliamlara karşı sessiz kalmayacağımızı belirtiyoruz. Diz çökmedik, bundan sonra da diz çökmeyeceğiz. Bırakın insanlar değer yargılarıyla, kutsallarıyla baş başa kalsın” diye konuştu.

    Açıklama alkış ve zılgıtlarla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tuncel ve Kışanak’ın tutukluluğuna karar verildi

    Tuncel ve Kışanak’ın tutukluluğuna karar verildi

    Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel’in Malatya’da görülen duruşmalarında tahliye çıkmadı. SEGBİS aracılığı ile bağlandıkları duruşmada Kışanak, sadece 8 Mart’ı kutlarken, Tuncel ise, “Kadınlar tacize, şiddete ve katliama maruz kalıyor dedik, diye bugün yargılanıyoruz” diye konuştu. 
    Tutuklu Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) önceki dönem Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel hakkında kurulan hükmün, Antep Bölge Adliye Mahkemesi 18’inci Dairesi tarafından bozulması üzerine yeniden başlayan yargılamanın 3’üncü duruşması, Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Kışanak ve Tuncel, yargılandıkları dava duruşmasına tutuklu bulundukları Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmayı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Ayşe Sürücü ve Kemal Bülbül ile Tuncel ve Kışanak’ın yakınları izledi.
    8MART’I KUTLADI
    Avukatların hazır bulunduğu duruşma, kimlik tespitiyle başladı. Mahkeme heyeti, savunmasını aldığı Tuncel’e Manisa’da 8 Mart 2015 tarihinde yaptığı bir konuşmayı sordu. Tuncel ise, sözlerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak başladı. Alanlara çıkan kadınlara şiddet uygulanmasına tepki gösteren Tuncel, “Kadınlar kendilerine karşı uygulanan taciz, tecavüz, şiddet, katliam politikalarına karşı sokaklara çıktı, fakat şiddetle karşı karşıya kaldılar. Bu politikaları kınadığımızı ilk günden beri söylüyoruz” dedi.
    KADINLAR KOL KOLA MÜCADELE ETTİ
    “Kadınlar özgür olmadan toplum özgür olmaz dedik” diyerek sözlerine devam eden Tuncel, “Eşbaşkanlık sistemi, kadın politikaları, mecliste kadın vekillerin olması, Kürt kadınının verdiği mücadeleden dolayıdır. Bu konuda hiç mütevazi olmayacağım. Belediyelere kayyım atanmasının nedeni eşbaşkanlık sisteminin olmasıdır. Kadınlar tehdit olarak görülüyor. Kürt kadınları hedef haline getiriliyor. Kadınlar tacize, şiddete ve katliama maruz kalıyor dedik diye bugün yargılanıyoruz. Batıda ki kadınlarla kol kola her şehirde mücadele ettik ve bunlar şimdi suç olarak dosyaya konulmuş” diye konuştu.
    “ERKEK DEĞİŞMEDEN ÖZGÜRLÜK OLMAZ”
    Erkeklerin değişmesi gerektiğini, bazı mahkemelerde erkeklerin kendilerini savunup kadınları suçlayarak iktidarlarını sürdürmeye çalıştığını dile getiren Tuncel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlar değişmeden özgürlük olmaz. İstismarlar, katliamlar devam edecek. Manisa’da da 8 Mart’ta yaptığım konuşmalarda bunlar yer aldı. Valilikten izin alınmış bir mitingdi. İzin verilen mitingde siyasi partinin Eş Genel Başkanı olarak Silopi’de katledilen DBP PM üyesi ve yöneticileri olan Seve Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ın saatlerce çatışma ortamında kaldığını, bakanlık ile yapılan görüşmelerde ambulansın gönderileceğini, fakat gönderilmediğini, daha sonra bu kadınların katledildiğini, yüzlerinin tanınmadığını, saçlarından tanındığını söylemişim. İddianamede bu kriminalize ediliyor. Bu kadınlar partide yönetici, devletin bilgisi dahilindedir. Biz bu yapılanlara tabi ki ses çıkaracağız. Tabi ki soracağız ve bunun için yargılanıyorum. Kürtler olarak vatandaşlıktan çıkarılmışız.”
    ‘KADIN MÜCADELESİ SUÇ SAYILIYOR’
    Hiçbir insanın ölmesini istemediklerini, barış için yıllardır mücadele verdiklerini ifade eden Tuncel, “Sayın Öcalan ile yürütülen müzakerede tek bir insanın burnu dahi kanadı mı? Fakat biz barış vadedip yargılanırken ülkenin Cumhurbaşkanı ‘şehitler tepesi boş kalmasın’ diyerek ölüm vadediyor. Bizler barış için mücadele etmek için DBP Eş Genel Başkanı ve milletvekili seçildik. Bizlere sorumluluk verildi ve bu sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Barış için, kadınlar için verilen tüm mücadele suç sayılıyor. Kadınlar olarak susmayacağız ve söz söylemeye devam edeceğiz” dedi.
    ‘MAHKEMEYE NASIL GÜVENELİM’
    Tuncel’in avukatı Haydar Akıncı da, açık tanık olarak gösterilen Hicran Berna Ayverdi’nin bulunamadığını, tanığın önceki tanıklar gibi olduğunu ve bunun suç üretmeye yönelik olduğunu söyledi. Yargının durumuna değinen Av. Akıncı, “Gezi’de yargılananlar serbest bırakılınca Cumhurbaşkanı konuşma yaptı, savcı itirazda bulundu ve tutuklandılar. Sizde tahliye kararı verirseniz, bir yerlerde yayınlanır, sonra Şırnak’a sürülmeyeceğinizi nerden biliyorsunuz? İşte yargının durumu budur. Mahkeme bu kadar baskı altındayken, ne bekleyeceğiz biz? Nasıl güveneceğiz?” diye sordu.
    TANIK ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANMIŞ
    Avukat Cemile Turhallı Balsak ise, savunmasında mahkemenin tarafsız olmak zorunda olduğunun altını çizdi. Balsak, “Açık tanık olarak dinlenen Hicran Berna Ayverdi 27 Mart 2019 tarihinde beyan vermiş. Direk sorulan sorularda hukuka aykırı kurallar var. Sebahat Tuncel’in fotoğrafı alınıp dosyaya konulmuş ve sorularda (size gösterilen şahsı tanıyor musun?) direk yönlendirmedir. Fotoğraf gösterilen kişinin tanımaması mümkün mü? Bu tanık etkin pişmanlık yasasından faydalanan biridir. Ayrıca bu tanığın 2018 yılında tahliye edildiği söyleniyor, bunu netleştirmenizi istiyoruz. Tanıktan ifade alan savcı yok, katip yok, jandarma görevlisi var. Bu şahıs bütün dosyalarda aynı ifadeyi vermiş. Diyelim ki Sebahat’te acele ettiniz, unuttunuz, normaldir ama dört saat önce beş saat önce hazırlanan ifade tutanakları da aynıdır. Açık açık bir suç yaratmadır, bu hukuksuzluktur. Tanık aykırı beyan verdi, tahliye ile ödülünü aldı” şeklinde konuştu.
    TAHLİYE TALEP ETMEDİ
    “Bir telefon dinlenmesi var, bunun savcılık izni olup olmadığını öğrenmek istiyoruz, çünkü dosyada buna yönelik bir belge yok” diyen Balsak, şunları ekledi: “4 yıla yakındır yapılan yargılamada somut delil göremiyoruz. Sadece biz değil AİHM de göremiyor ve tutuklamaların keyfi yapıldığını, ifade özgürlüğünü ortadan kaldırdığını söylüyor. Keşke savunmalarımızın bir karşılığı olsaydı. Tahliye talep etmiyorum, çünkü değişen bir şey yok, fakat tahliye edilmesi içinde söylediklerim yeterlidir.”
    Tuncel’in ardından duruşmaya Gülten Kışanak’ın yargılaması iile devam edildi. SEGBİS’le bağlanan Kışanak, avukatlarının hazır olmadığını belirterek, sadece 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Kışanak, mahkeme heyetine bir sonraki duruşmaya bizzat katılmak istediğini belirtti.
    TUTUKLULUĞUN DEVAMINA KARAR VERİLDİ
    Ardından duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme heyeti, aranın ardından açık tanık Hicran Berna Ayverdi’nin SEGBİS ile hazır edilmesine ve Tuncel ile Kışanak’ın tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı 13 Nisan’a erteledi.
    DAVA GEÇMİŞİ
      
    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 2016 yılının Ekim ayında tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önceki dönem Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile aynı yılın Kasım ayında tutuklanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel’in yargılandığı davanın 1 Şubat 2019’da Malatya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 12’nci duruşmasında, Tuncel’in savunması alınmadan karar çıkmıştı. 16 hakimin değiştiği 12 duruşma sonunda çıkan kararda , Kışanak’a “örgüte üye olmak” iddiasıyla 11 yıl 3 ay, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 3 yıl, Tuncel’e ise “örgüte üye olmak” iddiasıyla 9 yıl 9 ay, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 5 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
    İstinaf için Antep Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderilen dosya, 18’inci Daire tarafından 2019’un Temmuz ayında esası etkileyecek şekilde usulden bozulmuştu. Bunun üzerine yeniden Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelen dosyanın ikinci duruşması 13 Ocak’ta görülmüştü.
    Kaynak: MA
  • HDP, HDK, DTK, DBP’den Suriye açıklaması

    HDP, HDK, DTK, DBP’den Suriye açıklaması

    Suriye’ye yapılması planlanan harekatla ilgili HDP, HDK, DTK, DBP’den açıklama geldi. Açıklamada, “Ülkeyi bölgesel bir savaşın içine sürükleyen iktidara “dur” demek bütün Türkiye halklarının sorumluluğudur” denildi. 
    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik harekatla ilgili açıklamada bulundu.

    HDP Genel Merkezi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Sedat Şenoğlu, DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Başkanı Mehmet Aslan, “Geldiğimiz tarihsel aşamada işgal ve savaş siyasetini dayatan, Kürt halkının ve kazanımlarının inkârını ve imhasını sürdürmeye çalışan bir iktidar aklı ile karşı karşıyayız” dedi.

    Açıklamada, “Bu tezkereye evet diyen bütün partiler bilmelidir ki Türkiye halkları bu savaşa rıza göstermiyor, bu savaş ve işgal girişimini onaylamıyor” denilirken, “Meşruluğunu yitiren, aciz duruma düşen, kendi içinde çatırdayan iktidar, geçmişteki savaş hükümetleri döneminde olduğu gibi savaştan beslenen, Kürt karşıtlığını kendine bayrak edinen bütün güçleri etrafına toplayarak içinde olduğu krizi aşmak için bölgesel bir savaşı gündeme getirmiştir. Herhangi bir meşruiyeti olmayan bu işgal girişimine ülke içinde meşruiyet sağlamak için Meclis’e savaş tezkeresi getirilmiştir. Bir kez daha Türkiye halklarının çıkarları bu partiler tarafından iktidar bloğunun ve müesses nizamın çıkarlarına tercih edilmiştir” ifadeleri yer aldı.

    Harekatın uluslararası toplum nazarında kabul görmediğinin belirtildiği açıklamada, “Selefi, cihadçı çeteleri kullanarak bugüne kadar barış içinde yaşayan kadın, çocuk bütün Suriye halklarına saldıracak olan iktidar bloku, DAİŞ barbarlığının başaramadığını başarmaya soyunmaktadır. Kürt inkârı ve soykırımının 21’inci yüzyılda sürdürülmesi manasına gelen bu yaklaşım halkların direnişi ve barış içinde yaşama iradesi karşısında dün olduğu gibi bugün de kaybedecektir” denildi.

    “DUR DEMEK SORUMLULUK”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bütün Kuzey ve Doğu Suriye ile Rojava’dan, bugüne kadar Türkiye’ye tehdit değil barış ve kardeşlik mesajları gelmiştir”  Kuzey ve Doğu Suriye ile Rojava halkları Türkiye’de yaşayan halkların akrabası, dostu, kardeşidir. Yapılması düşünülen, vicdani ve ahlaki olarak kabul edilemez olan bu saldırı bölgesel istikrarsızlığı tetikleyecek, DAİŞ, El Kaide gibi barbar çetelere alan açacak ve halklar arasında sonu gelmeyen nefret bariyerleri örecektir. Kendi bekası ve kini uğruna savaş kışkırtıcılığı yapan ve ülkeyi bölgesel bir savaşın içine sürükleyen iktidara “dur” demek bütün Türkiye halklarının sorumluluğudur.”