Etiket: dedef

  • 20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı-VİDEO

    20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı-VİDEO

    PİRHA-Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi, yaptığı basın toplantısı ile 20-24 Temmuz’da gerçekleştirilecek  20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını kamuoyuna duyurdu. Festival boyunca müzik dinletileri, resim sergileri, paneller, konserler, basın açıklaması gerçekleştirilecek.

    20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali 20-24 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek. Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi, Dersim Belediyesi’nde düzenlediği basın toplantısı ile festival programını açıkladı. Açıklamaya DEDEF Genel Başkanı Özkan Tacar ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu da katıldı. Bu yılki ana temasının “Madencilik yağmasına karşı doğayı, talana karşı yaşamı, yasaklara karşı sanatı savunuyoruz” şiarıyla kamuoyuna duyurulan festival ilk gün Düzgün Baba anmasıyla başlayacak.

    HDP EŞ GENEL BAŞKANI PERVİN BULDAN DA KATILACAK

    21 Temmuz günü festival meşalesinin yakılmasıyla gerçekleşecek açılış programının ardından konuşmalar, halk oyunları, resim sergileri, müzik dinletisi ve panel düzenlenecek. “Geçmişten günümüze kadın mücadelesi; kazanımlar, perspektifler” başlığıyla yapılacak olan panele Havle Derneği’nden Rümeysa Çamdereli, Emek Partisi’nden Şükran Doğan, Yeni Demokrat Kadın’dan Elif Karakaya, Akademisyen Hülya Osmanağaoğlu ile aktivist Hacer Özdemir katılacak.

    21 Temmuz akşamı Şehir Stadyumundaki program ise Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, DEDEF Genel Başkanı Özkan Tacar ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın konuşmasıyla başlayacak. Ardından Dersim Belediyesi Çocuk Korosu, Ozan Serdar(Zülfü Engin), Revşan Çeliker Gürbüz, Grup Yorum, Grup İsyan Ateşi ile Grup Vardiya’nın konserleri ile sona erecek.

    22 TEMMUZ CUMA GÜNÜ PROGRAMI

    22 Temmuz Cuma günü ise Mesut Özcan’ın moderatörlüğünde “Ozanlarımızı Anıyoruz: Alaverdi, Gulızare, Sa Heyder, Sey Qaji, Sey Sılemanê Qurqurik, Sey Weliyê Kupıke, Sılo Qız, Wakıle, Wuşene Weliyê İmami, Zerifa” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Panelde Daimi Cengiz, Raber (İmam) Diler, Doğan Munzuroğlu, Seyfettin Elaldı, Zeynep Kılıç ve Sait Baksi konuşmacı olarak yer alacak. Aynı gün “Eşitlik, Özgürlük ve Demokrasi Ekseninde Siyasal Durum ve Görevlerimiz” başlığıyla yapılacak panelin katılımcıları ise SMF Temsilcisi Erdal Ataş, HDP Van Milletvekili Tayip Temel, Emek Partisi MYK Üyesi İskender Bayhan, Partizan Temsilcisi Ertan Çıta, Türkiye Komünist Hareketi Genel Başkanı Aysel Tekerek ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş olacak. Panelin moderatörlüğünü ise Dersim Baro Başkanı Avukat Kenan Çetin üstlenecek. Behzat Firik Kültür Merkezi Çocuk Korosu, Doğan Çelik, Hıdır Bakır, Şenol Akdağ, Musa Baki ve Ruken Yılmaz da aynı gün müzik dinletisi verecek.

    FESTİVALİN 3. GÜN PROGRAMI

    Festivalin 3. gününde de Ekber Kaya’nın moderatörlüğünde “Alevi İnancı Temelinde Eşit Yurttaşlık” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Panelde konuşmacı olarak Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ile araştırmacı-yazar Erdal Yıldırım yer alacak.

    Aynı gün Qemero Areyiz, Delil Xıdır, Helin Erenler, Hasan Doğan, Yeter Öztan, Aydın Yağan ve Sait Bakşi’nin katılımıyla “Ber be ber Kılamê Kırmanciye (Kuşaktan Kuşağa Kültürümüz)” başlıklı panel düzenlenecek. Panelin moderatörlüğün de Cemal Taş yürütecek. Ayrıca Emek ve Demokrasi Platformu Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek, burada yoksulluğa, yozlaşmaya, asimilasyona ve doğa katliamlarına karşı bir basın açıklaması yapacak.

    3. gün Maviş Güneşer,  Zeynep Kılıç, Ceren Aytaç, Sena Dersimi, Vardan Hovanissian ve Anadolu Quarted eşliğinde Mehtap Arslanargun’un müzik dinletisi, “Domane 38” isimli belgesel gösterimi ile sona erecek.

    FESTİVALİN SON GÜNÜNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK PROGRAMLAR

    Festivalin son gününde gerçekleştirilecek programlar ise şöyle:

    “İnsan Hakları, Demokrasi ve Hukuk” başlıklı panel. Moderatör: Av. Fatma Kalsen. Katılımcılar: Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren, Av. İlke Işık, Av. Gülizar Tuncer ve Av. Naim Eminoğlu.

    “Madencilik Yağmasına Karşı Dağları, Talana Karşı Doğayı ve Yaşamı Savunuyoruz” başlıklı panel. Moderatör Av. Özgür Ulaş Kaplan. Katılımcılar: Sedat Cezayirlioğlu, EMEP Çevre Büro Üyesi Özer Akdemir, Munzur Koruma Kurulu’ndan Hasan Şen, Polen Ekoloji’den Cemil Aksu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nden Agit Özdemir.

    Şehir Stadyumundaki son programda ise Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nu söz alacak. Ardından Dersim ve Fındıklı Belediyeleri Korolarının ortak dinletisi, Grup Gündoğarken, Haydar Bayar, Ayşe Tütüncü, Grup Munzur, Metin Kemal Kahraman ile Mikail Aslan konser verecek.

    PİRHA / DERSİM

  • DEDEF’ten Munzur Festivali’ne çağrı: Festival baskıya rağmen halkın çığlığı oldu-VİDEO

    DEDEF’ten Munzur Festivali’ne çağrı: Festival baskıya rağmen halkın çığlığı oldu-VİDEO

    PİRHA-20-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan 20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne çağrı yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) konuya ilişkin bir açıklama yaparak, “Munzur Kültür ve Doğa Festivali devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) İstanbul Taksim’deki bir otelde “Haydi Dersimliler, haydi Derdim dostları festivale” başlığıyla yaptığı açıklama ile 20-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivaline çağrı yaptı. DEDEF’e bağlı Munzur Koruma Kurulu sözcüsü Hasan Şen tarafından okunan açıklamada “Munzur Kültür ve Doğa Festivali bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır” denildi.

    “FESTİVAL, DEVLET BASKISINA KARŞI HALKIN ÇIĞLIĞI OLDU”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Munzur Kültür ve Doğa Festivali 22 yıl önce OHAL koşullarında siyasi iktidarlar ile sermayenin; Dersim halkını doğasız, Dersim doğasını insanız bırakan zalim uygulamalarına karşı ortaya çıktı. Festival; sokağa çıkma yasaklarıyla oluşturulmaya çalışılan korku çemberini kırdı. Her şeyin karneye bağlandığı zamanlarda özgürleştiren unsurlardan oldu. Sürgüne ve toprağa özlemin bir nebze de olsa dermanı oldu. 1994 köy boşaltmalarına, barajlara, HES projelerine ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Bir kentin varoluş mücadelesinde yerini aldı. Halklarımızın ilgisini ve teveccühünü kazandı.

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali; 22 yıldır tüm baskı ve engellemelere rağmen Dayanışma Kurulu’nun devamı olan DEDEF’in, devrimci ve demokratik kurumların çabasıyla ve seçilmiş belediyelerimizin katkılarıyla bugünlere kadar taşındı. Her yıl biraz daha güçlendi ve gelişti. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasına dönüştü. 22 yıldır; devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudunun bir parçası oldu.

    “MÜCADELENİN KADİM TOPRAKLARINDA MUNZUR’UN COŞKUSUYLA BULUŞUYORUZ”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali Dersimlilerin tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. 22 yılı aşkın bir süredir kesintisiz olarak sürdürdüğümüz festivalimiz dönem dönem çeşitli engellenmelerle karşılaşmasına rağmen Dersim halkının ve kurumlarının ortak iradesiyle halkımızın büyük buluşmasını sağlamış ve başarıyla günümüze taşımıştır. Müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle bu yılda 20 temmuz 2022 tarihinde Düzgün baba anma etkinliği ile başlayıp, 21-22-23-24 Temmuz tarihlerinde Dersim Merkez ve ilçelerinde köylerinde gerçekleşecektir. Dünden bugüne festivallerimizde bizim yanımızda olan, dilimize, kültürümüze, inancımıza katkı sunan sanatçı, aydın, yazar, akademisyen ve diğer sanat dallarından bize destek olan doğa ve sanatsever bütün dostlarımıza da teşekkür ediyoruz.

    Haydi Dersimliler, Haydi Dersim Dostları, Festivale…. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce Dersimli ve Dersim dostunun büyük buluşması yaklaşıyor. Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; insansızlaştırılmak, talan edilmek ve teslim alınmak istenen bir kentin varoluş mücadelesidir. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim Halkının doğasız, Dersim doğasının insanız kaldığı, siyasi iktidarların ve sermayenin Dersim’e yönelik zalim uygulamalarına karşı çıkışıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasının adıdır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ İstanbul’da 19 Haziran’da

    ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ İstanbul’da 19 Haziran’da

    PİRHA- DEDEF, 22 Mayıs’ta düzenleyeceği pikniğin valilik tarafından yasaklanmasının ardından yeniden birlik ve dayanışma pikniğini düzenliyor. Piknik 19 Haziran Pazar günü yapılacak. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) 32. kez geleneksel pikniğini bu yıl İstanbul Aydos Ormanları‘nda düzenleyecekti. Ancak etkinliğe 24 saat kala İstanbul Valiliği “güvenlik” gerekçesiyle pikniği yasakladı. DEDEF ise yeniden piknik düzenleme kararı aldı. Piknik 19 Haziran Pazar günü Maltepe ilçesinde bulunan Asyapark piknik alanında yapılacak.

    DEDEF adına konuşan Özkan Tacar, pikniğin dayanışma ve birlik ruhunu güçlendirmek için düzenlediklerini söyledi. Tacar, “Bu bir günlük Dersimlilerin ve Dersim dostlarının bir araya gelip kültürlerini yaşadıkları etkinliktir. Daha önce de bir kurumdan izin almadık yine almayacağız. Gittiğimiz yer uygun olduğu müddetçe piknik yapabiliriz.” dedi.

    Tacar, İstanbul’un Maltepe ilçesinde bulunan Asyapark piknik alanına tüm Dersimlileri davet etti. Etkinlikte müzik grupları ve sanatçılar da ezgiler seslendirecekler.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Şen: Tunceli Cemevi, Diyanet’in şubesi gibi; Dersim’i köklerinden koparmaya çalışıyor-VİDEO

    Şen: Tunceli Cemevi, Diyanet’in şubesi gibi; Dersim’i köklerinden koparmaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi ziyaretine tepki göstererek, “Dersim Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim, Tunceli şubesi gibi çalışarak, valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak, Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor. Sert bir şekilde üstümüze geliyorlar ama Dersimler de bu konuda buna karşı dirençli olacaklar” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bir dizi ziyaret için 10 Haziran Cuma günü Dersim’e gitti. Munzur Üniversitesi yerleşkesinde yapımı tamamlanan Hz. Ali Camii’nin açılışını gerçekleştiren Erbaş, daha sonra Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Tunceli Cemevi’ni ziyaret etti.

    Erbaş’ın ziyaretine dönük tepkiler sürerken, Dersim Dernekleri Federasyonu’na bağlı Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen de konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “TUNCELİ CEMEVİ, DERSİM’İ KENDİ KÖKÜNDEN KOPARMAYA ÇALIŞIYOR”

    “Herkes Diyanet İşleri Başkanı’nın geçen hafta Dersim’e yaptığı ziyareti konuşuyor” diyen Şen, Ali Erbaş’ın Dersim’e dört yıl önce de gittiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Erbaş daha önce Dersim’e gelmişti ve Dersim Cemevi’nde yaptığı toplantıda söylediği bir söz vardır. Dersim Aleviliğinin dönüştürülmesi, farklılaştırılması gerektiğini söylemişti. Aslında o günden bugünlerin işaretini vermişlerdi. Asimilasyon politikalarına karşı o gün bir mücadele başlatılmıştı. Fakat çok fazla sesimizi duyuramamıştık. Erbaş’ın dört yıl önceki ziyaretinden sonra Munzur Üniversitesi adeta tarikatların ve cemaatlerin merkezi haline geldi. Rektör eliyle Dersim’de hiç tabanı, hiçbir örgütlenmesi olmayan sadece oradaki memurlar tarafından açılan vakıflar ve cemaatlerin evleri oluşmaya başladı. Bu da yapılmak istenen bu asimilasyon politikalarıydı.

    Esasında daha sonrasında Munzur Gözeleri’nin peyzaj düzenlemesi, Halvori Gözeleri’nin turizme açılma çabaları. Ayrıca Fırat Kalkınma Ajansı’yla birçok ziyaretlerde Düzgün Baba’da, Sarı Saltık’ta, birçok yerde yapılmak istenen dönüşüm, Dersim’in tarihsel köklerinden, inancından koparılma harekatıydı. Ali Erbaş’ın son ziyareti de bunu gün yüzüne çıkarttı. Aslında devletin resmi eliyle ve tek tipleşme sürecinin devamı olarak görüyoruz. Dersimlilerin büyük çoğunluğu bu asimilasyon politikalarına karşılar ve her gün seslerini yükseltmektedirler. Ancak Dersim Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim, Tunceli şubesi gibi çalışarak valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor.”

    “DERSİM’İ HENÜZ TEK TİPLEŞTİREMEDİKLERİNİN FARKINDALAR”

    Dersimlilerin asimilasyon girişimlerine karşı direnç gösterdiğini kaydeden Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu konuda bütün Dersimlilere sorumluluklar düşüyor. Şöyle ki, bundan 25 yıl önce Fettullah Gülen cemaat örgütlenmesi yapmak istemişti. O dönem de benzer yöntemlerle gelmişlerdi. Yani 500 tane kurban göndererek kurban bayramında kesilmesini istemişlerdi. Dersimliler bunu reddettiler. Dersimliler bugün de aslında kendilerine dayatılan bu asimilasyon tektipleştirme, sünnileştirme, şiileştirme projelerine karşı bir direnç gösterecektir. Kendi köklerine sarılacaklardır. Kimsenin bundan bir kuşkusu olmasın. Burada bu asimilasyona karşı direnç gösterenleri terörist ilan edilmesi, başka yaftalamalara alınması Dersim halkının da yüreğinde derin yaralar bırakmıştır. Çıksınlar Dersim merkeze sorsunlar bakalım kaç tanesi bu politikalara “evet” diyecek. Kesinlikle hiçbir ilinde hiçbir ilçesinde, hiçbir köyünde bu asimilasyon politikalarına “evet” diyecek hiç kimse yok. Onun için eş zamanlı saldırıyorlar. Esasında bu köylerin bombalanması, yasaklanması, maden şirketlerinin önünün açılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın buraya gelmesi; kendi dillerinde ve inançlarında deyiş söyleyen birçok Dersimli sanatçının konserlerinin yasaklanması, Dersim Dernekleri Federasyonu’nun 32 yıldır İstanbul’da ve Anadolu’nun farklı illerinde yaptığı pikniklerin yasaklanması politikalarını bir bütün olarak görüyoruz. Yani henüz Dersim’i ehlîleştiremediklerini, tek tipleştiremediklerinin farkındalar. Sert bir şekilde üstümüze geliyorlar ama Dersimler de bu konuda buna karşı dirençli olacaklar. Direnç merkezi olacaklardır. Bu direnç merkezi de buradan çıkıp ülkemizin diğer bölgelerine yayılacaktır diye düşünüyorum.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • DEDEF’ten Dersim’de askeri operasyona ve Diyanet’in cemevi ziyaretine tepki-VİDEO

    DEDEF’ten Dersim’de askeri operasyona ve Diyanet’in cemevi ziyaretine tepki-VİDEO

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu, Dersim’in Ovacık ilçesi Kakper köyü kırsalına dönük devam eden askeri operasyonlara ve Diyanet İşleri Başkanı’nın Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösterdi. Bir basın açıklaması yapan federasyon, “Dersim’e ve onu var eden her şeye düşman olanlar ormanımızı yakıyor. Bilcümle geleceğimizi yakıyor. Bu beyhude çabalarınızdan vazgeçin. Elinizi ‘Harde Dewreşten’ çekin” dedi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Kakper köyü kırsalına yönelik geçen hafta başlatılan askeri operasyon kapsamında gerçekleştirilen bombardımana ilişkin basın açıklaması yaptı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen açıklamada ayrıca Dersim’de Alevi inancına dönük devam eden asimilasyon çalışmalarına da değinilerek, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne ziyaretine tepki gösterildi.

    “ZOR BİR COĞRAFYANIN İNSANLARI VE KURUMLARIYIZ”

    Dersim’de yaşanan sorunlara değinen Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, “Zor bir coğrafyanın insanları ve kurumlarıyız. Son dönemlerde Dersim’i bir kuşatma planı var. Ona karşı sokaklara çıkıyoruz. Bir tarafta madenler, HES’ler, barajlar, orman yakmaları diğer tarafta Diyanet aracılığıyla Dersim’in asimile edilme çabası, bir diğer tarafta ise Munzur Üniversitesi’nin bir cemaat ve tarikat merkezi haline dönüştürülmesi. 40-50 yıl önce yapılmış camilerden her gün beş vakit yüksek sesli ezan okutulması. Yaşadığımız sorunlar ile ilgili basın açıklaması yapıyoruz” dedi.

    “KAKPER KÖYÜ SAVAŞ UÇAKLARI TARAFINDAN BOMBALANIYOR”

    DEDEF Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Bilir‘in okuduğu “Dersim’de baskı ve asimilasyon saldırıları devam ediyor” başlıklı basın metninde ise şu ifadelere yer verildi:

    “Geçtiğimiz hafta Dersim’de başlatılan askeri operasyon kapsamında Hozat ve Ovacık arasında bulunan Kakper köyü kırsal alanında havadan başlatılan yoğun bombardıman devam etmektedir.  Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre Kakper köyünün etrafı savaş uçakları tarafından bombalanarak köye giriş ve çıkışlar yasaklanmıştır. Yerleşim yerlerine yakın ormanlık alanların bombalanması sonucu yükselen dumanlar, köylüler tarafından cep telefonu ile kaydedildi.

    Dersim-Ovacık-Hozat ilçeleri arasındaki Kakper, Zoğar, Tanzi, Kızıl Kilise ve Çamurek köylerinin bulunduğu bölgede operasyon köylere yakın alanda 6 gündür bombardımanla devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl askeri operasyonlardan sonra haftalarca ormanlarımız yanmış ve uzun süre müdahale edilmemişti. Bu yangınlar doğal afet değil, devlet eliyle gerçekleşen bir afettir. Geleceğimiz yakılıyor. Buna hep birlikte dur diyelim. Dersim’de ve bölge illerde “terörle mücadele” adı altında uzun yıllardır binlerce hektar orman yok oldu ve aynı düşünce yapısıyla devam ederse yok olmaya da devam edecek görünüyor. Biz Dersimliler orman yakmakla hiçbir sorun çözülmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Dersim’e ve onu var eden her şeye düşman olanlar ormanımızı yakıyor. Bilcümle geleceğimizi yakıyor. Gerekçe bildiğimiz hikaye; terör, asayiş…

    “BÖLGEDEKİ ASİMİLASYON SALDIRILARI DA HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR”

    Ağaçlarımızı yakıyorsunuz ya, hani meşelerimizi. Sadece onları yakmıyorsunuz, umutlarımızı yakıyorsunuz mu diyeceğimizi sandınız? Asla umutlarımız hiç yok olmadı. Ağaçlarımızı yakarken onların üzerindeki börtü böceği, gölgesinde boy veren çiçeği, mantarı, sincapları, tavşanları, tilkileri, sakız yaptığımız kengerleri, kuşları ve sayısız mikro organizmayı yakıyorsunuz, topyekûn yaşam alanlarımızı bombalıyor ve yıkıyorsunuz, ne kadar baskı yapsanız da ne kadar bombalayıp yıksanız da Dersimlileri özgürlük, hak ve adalet mücadelesinden vazgeçiremezsiniz. Dersim de her ay yasaklı bölgeler oluşturulmasına ve köylülerin köylerine gitmesine izin verilmemesine rağmen, maden şirketleri Otlubahçe köyünde kolluk kuvvetlerinin kontrolünde hukuksuz ve izinsiz istedikleri çalışmaları yapmaktadırlar.

    Orman yangılarıyla, maden arama çalışmalarıyla yapılan baskıların yanında bölgedeki asimilasyon saldırıları da hız kesmeden devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Dersim’e gelerek Hz. Fatma Gençlik Merkezi, Hz. Ali Gençlik Merkezi, Ehlibeyt Kuran Kursu, hafızlık icazet merkezi adı altında asimilasyon merkezlerinin açılışını yaptı. Dersime ve Aleviliğe dair değer vermeyenler, halkın inanç değerleriyle oynayıp Alevi kutsallarını kendi inkarcı ve asimilasyoncu emellerine alet eden bir yaklaşım görüyoruz. boş camilerde yüksek sesle merkezi yayınla ezan okutulması, Alevi kutsallarını değersizleştirmeye çalışan bu yaklaşım yüz yıllardır sürmektedir. Geçmişten bugüne Alevi halkımızı sünnileştirme, olmadıysa şiileştirme çabaları aralıksız çeşitli yol ve yöntemlerle sürdürüldü ve sürdürülmektedir.

    “HARDE DEWREŞ’TEN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Bugün jaru diyarlarımızı yok sayan, Munzur Bava’yı mesire yeri yapan, her biri halkımızın yüreğini fetheden kutsallarımız olan dağlarımızı maden şirketlerine açan, Düzgün Bava’da silahlarla fotoğraf çektiren bir yaklaşımla karşı karşıyayız. Alevilerin vergisinden maaş alıp, Alevileri yok sayan, cemevlerimizi inanç merkezi olarak kabul etmeyen, İslam’ı, İslamiyet’i kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanan bu anlayışı reddediyoruz. Bu beyhude çabalarınızdan vazgeçin. Elinizi ‘Harde Dewreşten’ çekin.”

    “TOPLUMSAL MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE İHTİYACIMIZ VAR”

    İnsan haklarına dönük gerçekleştirilen her türlü saldırıya karşı mücadele ettiklerini kaydeden İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri ise “İnsan haklarına yönelik ihlal oluşturan politikalara karşı sürekli mücadele ediyoruz. Devletin son dönemlerde güvenlikçi, savaş ve çatışma, asimilasyon politikaları insan haklarını bir bütün olarak doğasıyla birlikte tehdit ediyor. Bu uygulamaların bir an evvel sonlandırılması için çeşitli girişimlerde bulunduk. Ama toplumsal mücadelenin zorlayıcı etkiyi devleti yönetenlere yönlendirmesine olan ihtiyacı bir kere daha görüyoruz burada. Toplumsal mücadeleyi büyütmeye ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

    “DOSTLARIMIZI DERSİM’E SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    DEDEF üyesi Yusuf Ziya Demirçivi ise konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Yüzyıllardır egemenlerin özelde Dersim genelde ise Kürdistan’ın bütün coğrafyasında uygulamaya koyduğu insansızlaştırma, kıyım ve yok etme politikaları Dersim üzerinde her geçen gün artmakta. Baharın en güzel ayında insanların yöresine dönük özlemlerini gidermek, yeniden yaşam kurmak adına yönelimlerinin her dönem orman yakmaları, maden arama faaliyetleri, yasak bölge ilanları ile engellemesiyle karşı karşıyayız. Bu sistemli bir şey. Her sene aynı şeyleri yaşıyoruz. Gerçekten canımız yanıyor. Buna karşı ortak ses olmanın gerekliliğine inanıyoruz. Tüm dostlarımızı Dersim’e sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Şen: Aydos Ormanı’nda doğa talanı yaşanıyor-VİDEO

    Şen: Aydos Ormanı’nda doğa talanı yaşanıyor-VİDEO

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, İstanbul Aydos Ormanı’nda doğa talanının yaşandığını belirtti. Şen, “Bu ormanlar ülkenin değeridir. Sahip çıkmazsak gelecekte iklim değişikliği sonucunda neler yaşayabileceğimizi hepimiz biliyoruz. Herkesi bu ormanları korumaya çağırıyoruz” dedi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu’nun (DEDEF) 22 Mayıs Pazar Günü İstanbul Aydos Ormanı’nda yapmayı planladığı Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği, İstanbul Valiliği tarafından yasaklanmıştı. Orman girişinde bir araya gelen DEDEF üyeleri daha sonra kararı protesto etmişti.

    “ORMANLAR BU ÜLKENİN DEĞERİDİR”

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, Aydos Ormanı’ndaki doğa talanına değinirken, şunları söyledi:

    “Burası İstanbul’un en önemli orman alanlarından bir tanesi. Binlerce ağacı kesmişler. Tam bir doğa katliamı yaşanıyor. Bu duruma da dikkat çekmek istiyoruz. Belki bugün insanlardan kaçırılmak istenen şey doğanın bu kadar talan edilmesidir. Doğaya sahip çıkmamız her geçen gün önem kazanırken, ağaçların kesilmiş olduğunu görmek hepimizin yüreğini acıttı. Bu ormanlar ülkenin değeridir. Sahip çıkmazsak gelecekte iklim değişikliği sonucunda neler yaşayabileceğimizi hepimiz biliyoruz. Herkesi bu ormanları korumaya çağırıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >DEDEF’in pikniği ‘kamu güvenliğini bozabileceği’ gerekçesiyle yasakladı

  • DEDEF: Pikniğe 24 saat kala yasak ilan edildi

    DEDEF: Pikniğe 24 saat kala yasak ilan edildi

    PİRHA-İstanbul Valiliği tarafından ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’nin yasaklanmasına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan DEDEF, karara tepki gösterirken, piknik alanı önünde basın açıklaması yapacağını duyurdu.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından yarın gerçekleştirilmesi planlanan ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. DEDEF konuya ilişkin bir açıklama yayımlarken, piknik alanı önünde basın açıklaması yapacağını duyurdu.

    “PİKNİĞE 24 SAAT KALA YASAK İLAN EDİLDİ”

    DEDEF tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “32 yıldır geleneksel olarak yapılan Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniğimiz , bu yıl 22 Mayıs 2022 Pazar günü İstanbul Aydos Ormanı’nda gerçekleşecekti. Son gün İstanbul Valiliği tarafından pikniğe 24 saat kala yasak ilan edildi. 32 yıldır bu ve benzeri etkinliklere böylesi bir gerekçe yaratılmamıştır. 32 yıldır yapılan hiç bir piknikte herhangi bir sorun yaşanmamıştır. AKP’nin son yıllarda bu yasaklamaları ileri demokrasilerinin safsatasının üründür.

    Her şeyden önce bu kararın son güne kadar bekletilerek, yapılan onca hazırlık yok sayılarak üyelerimizin pandemi nedeniyle bir araya gelme arzusu ve en önemlisi ekonomik olarak çok ağır bir yük altına girmemiz sağlandıktan sonra bildirilmesi, yapılan işlemin her türden iyi niyetten uzak olduğunu göstermektedir.

    “YASAKLAMA BARIŞÇIL TOPLANTI HAKKIMIZA SINIRLAMADIR”

    Öne sürülen gerekçe ise birlik ve dayanışma pikniğimizin güvenliğini alamamalarıdır. Yaşanabilecek olumsuzluklara karşı önlem almak, güvenlik içinde piknik yapmamızı sağlamakla yükümlü olanların, bu gerekçelendirmeyi demokratik hakkımızın yasaklanmasının gerekçesi yapmaları, temel hukuk normlarının ihlalidir.

    Kısacası tarafımıza iletilen yasaklama gerekçesi her açıdan hukuki meşruiyetten, demokratik bir toplum ölçüsünde başvurulabilecek gereklilik ve ölçülülük gerekçelerinden bütünüyle yoksundur.

    Kaldı ki toplanma hakkının, eğlenme hakkının, birlik ve dayanışma hakkının sınırlandırılması, Anayasa’nın 13. Maddesi gereğince “anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve ölçülülük ilkesine” aykırı olamaz. Oysa pikniğimizin yasaklanması, bu barışçıl toplantı hakkımıza, demokratik toplum düzeninin ölçüsüz bir sınırlamadır.

    “YASAKÇI DAVRANIŞLAR İÇİN ARTIK ‘YETER’ DİYORUZ!”

    Çünkü demokratik devlet olmanın birinci koşulu halkın beklenti ve temel haklarını güvence altına almak, ona yasakçı, boyun eğdirici bir zihniyetle yaklaşmamaktır. Oysa bu yasaklama kararıyla mülki amirlik, bir kez daha Dersim halkının inancına, anadiline, doğasına saygı talebini, bunu dillendirme hakkını yasaklamış olmaktadır.

    Kendimizi ifade etme hakkımızın 30’lu ve 94’lü yıllardan farksız bir şekilde yasaklanmaya devam edilmesinin bizlere karşı hukuksuz bir kötü niyet göstergesi olduğunu kamuoyuna ilan ediyor ve kınıyoruz. Bize reva görülen bu yasakçı, asimilatör, hak tanımaz davranışlar için artık yeter diyoruz!

    Not: Pikniğimizi en yakın zamanda gerçekleştireceğimizi. Elinde davetiye olan dostlarımızın bu davetiyeleri saklamalarını ve piknikte kullanmalarını istiyoruz. Yarın saat 09.00′ da piknik yerinde 6. kapı girişinde, basın açıklaması yapıp, yasakçı zihniyeti kınayacağız. Bize güç vermek isteyen tüm Dersimli ve Dersimli dostlarını bekleriz.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >DEDEF’in pikniği ‘kamu güvenliğini bozabileceği’ gerekçesiyle yasaklandı

  • DEDEF’in pikniği ‘kamu güvenliğini bozabileceği’ gerekçesiyle yasakladı

    DEDEF’in pikniği ‘kamu güvenliğini bozabileceği’ gerekçesiyle yasakladı

    PİRHA- İstanbul Valiliği, DEDEF tarafından yarın gerçekleştirilmesi planlanan ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ etkinliğini ‘kamu güvenliğini bozabileceği’ gerekçesiyle yasakladı. DEDEF, pikniğin ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) tarafından yarın gerçekleştirilmesi planlanan ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı.

    İstanbul Valiliği, ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ etkinliğini ‘kamu güvenliğini bozabileceği’ gerekçesiyle yasakladığını tebliğ etti.

    “TÜM EYLEM VE ETKİNLİKLER KAMU GÜVENLİĞİNİ BOZABİLECEĞİ İÇİN YASAKLANMIŞTIR”

    Yasaklama gerekçesi henüz tam öğrenilemezken valiliğin DEDEF yöneticilerine yapmış olduğu tebliğde; “DEDEF tarafından organize edilen Aydos Ormanı içerisinde yapılması planlanan piknik etkinliği başta olmak üzere, ilçe sınırları içerisinde yapılacak olan tüm eylem ve etkinlikler kamu güvenliği ve huzuru bozabileceği için 2 gün süre ile yasaklanmıştır” denildi.

    PİKNİK İLERİ BİR TARİHE ERTELENDİ

    DEDEF yasaklamaya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Duyarlı kamuoyuna ve halkımıza; ‘Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’ İstanbul Valiliği tarafından keyfi bir tutumla yasaklanmıştır. Bundan dolayı pikniğimiz ileri bir tarihe ertelenmiştir. Konu ile ilgili geniş bir açıklama yapılacaktır. Kamuoyunun bilgisine.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenler 85. yılında İstanbul’da anıldı-VİDEO

    Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenler 85. yılında İstanbul’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersim Katliamı’nın 85. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri İstanbul Kadıköy’de andı.

    Kadıköy Rıhtım’daki anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Halk Cephesi, Munzur Çevre Derneği temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Anma programı katliamda yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşu ile başladı.

    Basın açıklamasını DEDEF’ten Hasan Şen okudu.

    Açıklamada, “4 Mayıs 1937 tarihinde toplanan Bakanlar Kurulu bir bölgenin, bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilmesine karar vermişti. Biz Dersimlilerin Roca Şaâ – Kara Gün dediği o günden sonra halkımıza karşı kitlesel kırım yapıldı. Bu nedenle; Dersim Tertelesi’nin 85. yıldönümünde katliamda hayatlarını kaybedenleri saygı ve hürmetle anarken, katliamcı uygulamaları nefretle kınadığımızı ifade etmek istiyoruz” denildi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “4 Mayıs1 937 Bakanlar Kurulu kararıyla, Dersim’de köyler boşaltıldı, evler yakıldı; halkımız, dünyada eşi, benzeri görülmemiş bir katliama tabi tutuldu. Bu kırımda; canlarını kurtarmak için mağaralara sığınan kadın ve çocuklar, zehirli gazlarla öldürüldüler. Masum çocuklar; bilhassa da kız çocukları ailelerinden zorla alınarak, başta subaylar olmak üzere askeri personele savaş ganimeti olarak verildi. Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e karş değil, tüm insanlığa karşı suç işlendi. Bu yönüyle Dersim’de bir insanlık suçu işlenmiştir. Bugün başta bizlere, bütün insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi, insanllk huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen katliamın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını ‘düşman’ olarak kodlayıp yok eden tekçi, ırkçı ideolojidir. Bu tekçi uygulamayı savunan hükümetler 85 yıl boyunca aynı yaklaşımı göstermiş ve göstermektedirler. Müesses nizamın günümüzdeki devamı ise, benzer uygulamaları sürdüren mevcut siyasal iktidardır. Günümüzün siyasal iktidarı da o günlerden aldığı mirasla barajlar, HES’Ier, madenler, ormanların yakılması, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile bu siyaseti sürdürmekte; bu yönüyle de Tertele devam etmektedir.

    1937/1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde başta Seyid Rıza olmak üzere Dersim’in önde gelenleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri aradan 85 yıl geçmesine karşın halen açıklanmamıştır.

    Dersim 85 yıldır, yaralarını sarmaya, inkâr edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor. Dersim toplumu ve Dersim kurumları olarak sonuç alıncaya kadar hak ve hakikat yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.

    Devletin tüm kurumlarıyla bir soykırım olan Dersim Tertelesi’yle yüzleşmesini talep ediyoruz. Bu yüzleşme aynı zamanda yeni kırım ve katliamların yaşanmasının yolunu da kapatacaktır.

    Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde, ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz. Dersim Katliamında yaşamını yitirenleri hürmetle anarken, 4 Mayıs gününün”1937-38 Dersim Tertelesi Günü” olarak resmen kabul edilmesini öncelikle talep ediyoruz.”

    Açıklamada şu talepler de sıralandı:

    • Dersim Katliamı öncesi ve sonrasına dair arşivler açılsın.
    • Tertele’de ne kadar insanımızın katledildiği açıklansın.
    • Dersim ismi iade edilsin.
    • Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.
    • Başta Seyid Rıza ve yol arkadaşları olmak üzere, idam edilenlerin mezar yerleri açıklansın.
    • Dersim halkından resmen ve etkili bir şekilde özür dilensin.
    • Dersimde ekolojik tahribata yol açacak projeler derhal iptal edilsin.

    HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü de yaptığı konuşmada, “Tertele’de hayatlarını kaybeden tüm canları sevgiyle selamlıyorum. 85 yıldır bir hakikat mücadelesi veriliyor. 85 yıldır soykırımın tanınması mücadelesi veriliyor. Katliamı gerçekleştirenler soykırımın devamını sağlamaktadır. Sadece Alevi halkına değil Kürt halkına yönelik de bir katliamdır. İttihak ve Terakki anlayışı hala sürüyor. Barış, demokrasi ve inanç özgürlüğünün hayat bulduğu güne kadar mücadelemiz devam edecek. Katliamı gerçekleştirenler bir gün bunun hesabını verecektir. Yaşananlar ile yüzleşilmesi gerekiyor” dedi.

    HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise, “Türkiye tarihi artık her güne bir katliamın denk düştüğü bir tarih oldu. Nasıl vahşice bir katliam yapıldığını biliyoruz. Niye yaşandığını da biliyoruz. Asimilasyoncu, sömürgeci, tekçi anlayışın yaşattıkları devam ediyor. İnkarcı politika hep sürüyor. Bize düşen bu anlayışa karşı mücadele etmek olmalı. Katliamlara hep birlikte ‘hayır’ demeliyiz. Yüzleşilmesi, sorumluların ortaya çıkarılması gerekiyor. Hesap vermelidirler ki bir daha böyle bir katliam yaşanmasın. Resmî bir özür gerekiyor. Tunceli isminin Dersim olması gerekiyor. Asıl emri verenlerin açığa çıkarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Açıklamaların ardından sanatçılar Kırmançki “Daye Daye” ağıdını söylediler.

    Program, lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • DEDEF ile Otlubahçe Köyü Derneği: Çevre düşmanı projelerin önüne geçinceye kadar alanlardayız!

    DEDEF ile Otlubahçe Köyü Derneği: Çevre düşmanı projelerin önüne geçinceye kadar alanlardayız!

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Otlubahçe Köyü’ne yönelik maden şirketlerinin talan girişimine karşı DEDEF ile Otlubahçe Köyü Derneği, 4 Mayıs Çarşamba günü saat 12.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelecek. İki kurum yaptığı açıklamada “Otlubahçe köylüleri ve Dersim halkı madenlere ‘hayır’ diyor. Bölgemizde tüm çevre düşmanı projelerin önüne geçinceye kadar alanlardayız” dedi.

    Maden şirketlerinin, 1994 yılında boşaltılan ve yasaklanan Dersim’in Ovacık ilçesinin Otlubahçe Köyü’ne yönelik talan girişimine karşı Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ile Otlubahçe Köyü Derneği alanlara çıkacak. İki kurum yaptığı açıklama ile “Otlubahçe köylüleri ve Dersim halkı madenlere ‘hayır’ diyor. Bölgemizde tüm çevre düşmanı projelerin önüne geçinceye kadar alanlardayız” diyerek 4 Mayıs Çarşamba günü saat 12.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya geleceğini duyurdu.

    PİRHA / DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >‘Maden şirketi köyümüzde yasadışı çalışıyor’-VİDEO

  • DEDEF, ADEF ile DAM, Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenleri Kadıköy’de anacak

    DEDEF, ADEF ile DAM, Dersim Katliamı’nda hayatını kaybedenleri Kadıköy’de anacak

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersim Katliamı’nın 85. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri İstanbul Kadıköy’de anacak. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) ile Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), “Hiçbir şeyi unutmadık. Hiçbir şeyi affetmedik” başlığıyla yaptıkları duyuru ile Dersim Tertelesi’nin 85. yıl dönümünde İstanbul Kadıköy’de bir araya geleceklerini kaydetti.

    Üç kurum 4 Mayıs 2022 Çarşamba günü saat 19.37’de Kadıköy Rıhtım alanında buluşarak, katliamda hayatını kaybedenleri anacak.

    Çağrı metni şu şekilde:

    “DERSİMLİLER VE DOSTLARI OLARAK KADIKÖY’DE BULUŞUYORUZ”

    “4 Mayıs 1937 tarihinde toplanan T.C. Bakanlar Kurulu bir bölgenin, bir halkın planlı ve sistemli olarak yok edilmesine karar vermişti. Biz Dersimlilerin Roca Şaê – Kara Gün dediği o günden sonra halkımıza karşı kitlesel kırım yapıldı. 4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla, halkımıza karşı büyük bir insanlık suçu işlendi.

    Bizler 4 Mayıs Dersim 38 Tertelesi gününde; soykırımda yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir araya geliyoruz. Bu amaç ile coğrafyamızda yaşanan katliamların bilinmesini, tarihimizin, kültürümüzün, dilimizin ve inancımızın yaşamasını ve yaşatılmasını görünür kılmak istiyoruz.

    Ayrıca 4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertelesi günü olarak kabul edilmesini ve ölülerimize saygı gösterilmesini talep ediyoruz. Dersimde katledilen on binlerce masum insanı anmak ve başka 4 Mayısların yaşanmaması için 4 Mayıs 2022 Çarşamba günü, Saat 19.38’de, Dersimliler ve Dersim dostları olarak Kadıköy Rıhtım’da buluşuyoruz.

    Anmaya katılamayan dostlarımızı da aynı saatte, evlerinde mum / çıra yakmaya, sosyal medyada açacağımız #dersimrocasae hashtagına destek vermeye davet ediyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Şair-Yazar Emirali Yağan, Dersim Demirkapı köyünde toprağa sırlandı-VİDEO

    Şair-Yazar Emirali Yağan, Dersim Demirkapı köyünde toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA-Paris’te Hakk’a yürüyen Şair ve Yazar Emirali Yağan, memleketi Dersim’de son yolculuğuna uğurlandı. Yağan, Dersim merkeze bağlı Demirkapı köyünde toprağa sırlandı. 

    Kas hastalığı olan ALS ile yaklaşık 2 yıldır mücadele eden Şair ve Yazar Emirali Yağan, yaşadığı Fransa’da 9 Nisan Cumartesi günü Hakk’a yürümüştü. Paris Dersim Kültür Merkezi’nde yapılan törenin ardından Yağan, memleketi Dersim’e uğurlanmıştı. Yağan, ailesi, sevenleri ve dostlarının katılımıyla bugün Dersim merkeze bağlı Demirkapı köyünde toprağa sırlandı. Hakk’a yürüme erkanında Yağan için konuşmalar yapıldı, klamlar söylendi.

    EMİRALİ YAĞAN KİMDİR?

    1958 doğumlu olan Yağan, Ankara Eğitim Enstitüsü ve Paris 8 Üniversitesi Modern Yazın Bölümü’nü bitirdi. 1980 askerî darbe yıllarında siyasal nedenlerle hapis yattı. Mamak’ta kaleme aldığı ilk şiirlerini Urmiye Mavisi adıyla 1989’da kitaplaştırdı.
    Çok sayıda kitabı bulunan Yağan, Hakk’a yürümesinden kısa bir süre önce ‘Her Yerden Hiçbir Yere’ isimli anlatılar kitabını çıkarmıştı.

    PİRHA / DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >Şair-Yazar Emirali Yağan Hakk’a yürüdü
    >Şair-Yazar Emirali Yağan, bugün Paris’te Hakk’a uğurlandı

  • DEDEF: Küllenmiş yaraları kaşıyıp kanatmanın kimseye yarar sağlamayacağını düşünüyoruz

    DEDEF: Küllenmiş yaraları kaşıyıp kanatmanın kimseye yarar sağlamayacağını düşünüyoruz

    PİRHA-Hozat Ağzunik Köyü kadınları tarafından 5 Mart günü DEDEF önünde yapılan basın açıklamasıyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yapan DEDEF, küllenmiş ve kabuk bağlamış yaraları kaşıyıp kanatmanın kimseye bir yarar sağlamayacağını belirterek, tarafları sükunete davet etti.  

    Hozat’ın Ağzunik köyünde yaşayan insanların fotoğraflarının hakaret içerikli mesajlar ile sosyal medyada paylaşılmasına ilişkin 5 Mart’ta Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) önünde basın açıklaması gerçekleştirilmesi üzerine DEDEF ile Hozat Kültür ve Kalkınma Derneği yazılı bir açıklama yayımladı.

    İstanbul Yenikapı’da düzenlenen ‘Dersim Tanıtım Günleri’ etkinliği ile birlikte başlayan tartışmaların devam ettiğini belirten DEDEF açıklamasında “Küllenmiş ve kabuk bağlamış yaraları ve tarihsel bir dizi çelişkileri kaşıyıp kanatmanın kimseye bir yarar sağlamayacağını, buradan tüm taraflara seslenerek bir araya gelmelerini, barış ve kardeşliği inşa ederek uzlaşıyı ilgililerle yürütmelerini önerir, tarafları sükûnete davet ederek bu meselenin daha fazla sürdürülmesini doğru bulmadığımızın bilinmesini isteriz” ifadelerine yer verdi.

    “TARTIŞMALARIN DEDEF ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLMESİNİ ANLAMIŞ DEĞİLİZ”

    Açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “Yenikapı etkinliğimizden hemen sonra sosyal medya üzerinden başlayan tartışmalar bir türlü dur durak bilmeden devam etmektedir. Yenikapı etkinliğine karşı yapılan eleştirilere ve yürütülen tartışmalara dair polemiğe girmeden basına ve kamuoyuna bir açıklama yaparak tutumumuzu paylaşıp kendi cephemizden konuyu kapatmıştık.

    Ancak üzerinden üç ay geçmesine rağmen, ısrarla tartışmaların DEDEF üzerinden yürütülmesini anlamış değiliz. Son olarak 5 Mart 2022 tarihinde Genel Merkezimiz önünde “Hozat Ağzunik Köyü Kadınları” olarak yapılan açıklama ile süreç yeni bir boyuta taşınmak istenmiştir. Bu konuya ilişkin yaklaşımımızı ve düşüncelerimizi özet olarak kamuoyu ile paylaşıyoruz. Öncelikle bu tartışmanın başlatılması ve çıkış noktasının Ağzunik Köyü kadınlarının yaptıkları açıklamada da belirttikleri gibi Yenikapı etkinlilerinden sonra bir kadın yazarın, sosyal medya üzerinden “karalama, hakaret ve iftira attığı” iddia edilerek yapılan paylaşımlar ile ilgili olduğunu ve yine başka bir yazarın da “teyide muhtaçtır” dediği yazısından dolayı DEDEF’i sorumlu kılarak, bizleri suçlamalarıdır.

    “KADIN YAZARIN SÖYLEDİKLERİNİ ASLA ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Öncelikle ilgili kadın yazarın yazdığı ve söylediklerini asla doğru bulmadığımızı ve kabul etmediğimizi kamuoyunun kesin olarak bilmesini istiyoruz. Bu fikrimizi mağdur olan aile ile de paylaşmamıza rağmen, ısrarla DEDEF’te açıklama yapmak istemelerini doğru bulmadığımızı, ancak yapılacaksa da doğru adresin İHD olduğunu söyledik. Bizim bu açıklamalarımızdan sonra bileşenimiz olan Hozat Kültür ve Kalkınma Derneği aranarak dernekte basın açıklaması talebi iletilmiştir. Hozat derneği de durumu değerlendirerek, daha sonra arayan ilgili arkadaşlara önce görüşüp konuşmak istediklerini, taleplerini ve iddialarını dinlemek istediklerini belirtmişlerdir.

    Bu talep arayan farklı üç kişi tarafından önce kabul edilmesine rağmen her seferinde yarım saat veya bir-iki saat arayla vazgeçilmiştir. Devam eden görüşmelerde platform adına arayan ilgili arkadaşlar dayatmacı bir yaklaşım sergilemiş, basın açıklamasına izin verilmediği taktirde dernek olarak teşhir edileceğini belirtmiş ve ancak basın açıklamasını yaptıktan sonra dernek yetkilileri ile oturup konuşacaklarını ifade etmişlerdir. Bu koşullarda kendilerine basın açıklamasını dernekte yapmalarının kabul edilmeyeceği belirtilerek görüşmeler sonlandırılmıştır.

    “SORUNLARI DERİNLEŞTİREN TARAFTA DEĞİLİZ”

    Bu gelişmelerden sonra bütün çabalarımıza ve açıklamalaramıza rağmen, Ağzunikli kadınlar bizleri hiçbir şekilde dikkate almayarak ve haber vermeden gelip açıklamalarını DEDEF Genel Merkezi önünde yapmışlardır. Yapılan açıklamadan sonra tüm taraflarla yapmış olduğumuz görüşmelerden sonra varmış olduğumuz sonuç şu şekildedir:

    Kendilerine “karalama ve hakaret” ettiği iddia edilen kadın yazar ile hakarete maruz kalan aile birbirleriyle akraba oldukları, kadın yazarın yaşlı annesi ve ailesi, diğer aileden, kızının söylediklerinden dolayı özür diledikleri ve hakarete maruz kalan aile de özürlerini kabul ettiğini söyleyerek iki taraf olarak bunu teyit ve kabul ettiler. Tartışmaların asıl hedefi olan diğer yazar da, yine mağdur aileyi arayarak “teyide muhtaçtır” denilen yazının bu bölümünü kaldırmış, hem de aileden özür dilemiştir. Kısaca durum böyleyken, ilgimizin ve alakamızın olmadığı halde, ısrarla DEDEF’in hedefe koyularak yürütülen tartışmaları ve DEDEF önünde yapılan açıklamayı anlamış değiliz.

    DEDEF’in programındaki amacı, coğrafyamızda yaşanan hak ihlalleri, tarihimiz, dilimiz, kültürümüz, inancımız, asimilasyon ve ekolojik olarak yapılmak istenen tahribatlara, yıkıma ve bir bütün saldırılara karşı ortak mücadele ve duruş göstermekle birlikte, Dersim halkı arasındaki sosyal, kültürel ve dayanışma bilinci ve bağlarını kuvvetlendirmektir. Bizim kişiler, aileler, gruplar, kitleler arasında yaşanan çelişkileri ve sorunları demokratik bir perspektif ve halkın birliğini merkeze koyan bir yaklaşımla çözmek için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bizler, hiçbir kişi, aile, grup ve çevre arasındaki çelişkileri ve sorunları derinleştiren tarafta olmadığımızı, bundan sonra da olmayacağımızı net olarak ifade etmek isteriz.

    “TARAFLARI SÜKÛNETE DAVET EDİYORUZ”

    Ülkemizde ve Dersim’de demokratik, adil ve özgür bir yaşam mücadelesi sürdürmek ve bunu ilerletmek içinde gücümüz oranında katkı sunacağımızın bilinmesini isteriz. Bizler, çelişkileri kışkırtan değil, çözen, çelişkileri derinleştiren değil, gideren, halk arasında kavgayı değil, barışı sağlayan tarafta olacağımızı kamuoyunun bilmesini isteriz. Bu anlayışımızdan kaynaklı bahsi geçen konuların, hiçbir şekilde kurumumuz ile alakasının olmadığı gibi, bizim çözeceğimiz bir mesele de olmadığını, konunun çözümünün yanlış yerde arandığını, kişilerin söylediklerinin kendilerini bağladığını, sırf bir etkinliğimize katılmış diye, söz konusu kişinin/kişilerin, söylediklerinden dolayı DEDEF ve bileşenlerimizin sorumlu olamayacağını ve bizi bağlamayacağını, asıl ilgili muhatap yerlerle görüşülmesinin daha doğru ve çözüm odaklı olacağını özellikle aileye ve taraflara bir kez daha belirtmek isteriz.

    Yine yaşanan sorunlar, çelişkiler ve tartışmalar bağlamında siyaseten temsiliyeti ve sorumluluğu bulunan kişilerin daha hassas ve halka karşı olan sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri gerektiği bizim de, Dersim halkının da beklentisidir.

    Sonuç olarak, küllenmiş ve kabuk bağlamış yaraları ve tarihsel bir dizi çelişkileri kaşıyıp kanatmanın kimseye bir yarar sağlamayacağını düşünerek, buradan tüm taraflara seslenerek bir araya gelmelerini, barış ve kardeşliği inşa ederek, uzlaşıyı ilgililerle yürütmelerini önerir, tarafları sükûnete davet ederek bu meselenin daha fazla sürdürülmesini doğru bulmadığımızın bilinmesini isteriz.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Dersim Hozatlı kadınlar sosyal medyadaki cinsiyetçi paylaşımları protesto etti

  • DEDEF: Nazimiye Kaymakamı derhal görevden alınmalıdır

    DEDEF: Nazimiye Kaymakamı derhal görevden alınmalıdır

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’i tehdit eden Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan ile ilgili olarak bir açıklama yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), “İnanç yerlerimize yönelik bu tahammülsüzlüğü kınıyoruz. Yurttaşların ve inançlarının güvenliğini sağlamakla yükümlü olanların halkı tehdit etmesi kabul edilemez. Nazimiye Kaymakamının derhal görevden alınmasını ve ocaklarımıza ve ziyaretlerimize dokunulmamasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’i tehdit eden Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’a ilişkin yazılı açıklama yaptı. DEDEF açıklamasında Tutkan’ın bir an önce görevden alınmasını istedi.

    DEDEF tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Dersim Nazımiye ilçe kaymakamı Uğur Tutkan, Düzgün Baba Cemevi yöneticilerini, cemevine yanına ağır silahlı kolluk kuvvetlerini alarak gidip “Devletin gücünü göstereceğim” diyerek tehdit etmesi kabul edilemez. Daha önce de derneğe para cezası vererek, baskı yaparak sindirme politikasını sürdüren kamu yöneticilerinin inanç yerlerimize yönelik bu tahammülsüzlüğünü kınıyoruz. Yurttaşların ve inançlarının güvenliğini sağlamakla yükümlü olanların halkı tehdit etmesi kabul edilemez. Nazimiye Kaymakamının derhal görevden alınmasını ve ocaklarımıza ve ziyaretlerimize dokunulmamasını istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    >Nazimiye Kaymakamı’ndan Düzgün Baba Cemevi yöneticilerine tehdit!
    >‘Bu kaymakama haddini bildirmek Alevi toplumunun boynunun borcu olsun’-VİDEO
    >Dersim Barosu: Kaymakamın yaptığı paylaşım açıkça tehdit suçudur!

  • Dersim İnşa Kongresi, ‘Tunceli Tanıtım Günlerine’ ilişkin açıklama yaptı

    Dersim İnşa Kongresi, ‘Tunceli Tanıtım Günlerine’ ilişkin açıklama yaptı

    PİRHA-İstanbul’da düzenlenen ‘Tunceli Tanıtım Günlerine’ ilişkin bir açıklama yapan Dersim İnşa Kongresi, “Devlet, Dersim’de Alevi Kürt kimliğinden arındırılmış yeni bir ‘siyaset’ ve ‘ticaret’ sınıfını egemen hale getirmek istiyor. Kürtsüz, Alevisiz bir Dersim yaratılmak isteniyor. Bu bir suçlama değil, gerçek durum tespitidir” ifadelerini kullandı. 

    Dersim İnşa Kongresi (DİK), 28 Aralık 2021 ile 2 Ocak 2022 tarihlerinde İstanbul Yenikapı’da düzenlenen “Tunceli Tanıtım Günleri” etkinliği ve sonrasındaki tartışmalara yönelik bir açıklama yayımladı. DİK, açıklamasında “Devlet, Dersim’de Alevi Kürt kimliğinden arındırılmış yeni bir ‘siyaset’ ve ‘ticaret’ sınıfını egemen hale getirmek istiyor. Kürtsüz, Alevisiz bir Dersim yaratılmak isteniyor. Bu bir suçlama değil, gerçek durum tespitidir” ifadelerine yer verdi.

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “28 Aralık 2021-2 Ocak 2022 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Tunceli Belediyesi ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) İstanbul Yenikapı’da orijinal adıyla ‘Tunceli Tanıtım Günleri’ düzenledi. Etkinlik bitti ancak tartışma halen devam ediyor. Konuya ilişkin farklı çevreler görüşlerini açıkladılar.
    Dersim İnşa Kongresi (DİK) olarak bizde; yaşanan ve halen devam eden tartışmalar neticesinde görüşümüzü açıklamayı bir zorunluluk olarak görüyoruz.

    “DERSİM’İN DEĞERLERİNE KARŞI POLİTİKALAR SÜRMEKTEDİR”

    Karşı karşıya olduğumuz sorun bugünün meselesi değil, dünün devamıdır. Tarihsel süreç içinde yaşananlar irdelendiğinde nasıl bir gerçekle karşı karşıya olduğumuz anlaşılacaktır. Rayber Sey Rıza ve arkadaşlarını darağacına gönderen İstiklal Mahkemesi’nin savcısı Hatemi Şahanoğlu, ‘’Bu dava genç Tun(ç)eli’nin Dersim’e karşı açtığı tarihi bir davadır. Vereceğiniz karar genç Tun(ç)eli’nin ebediyen yaşamasına, çıban başı olan Dersim’in tarihin çöplüğüne atılmasına neden olacaktır.’’ diyordu.

    Devletin bugün de Dersim’e bakış açısı budur ve değişmemiştir. Bu politika, günümüzde Dersim’in temel değerlerine karşı yeni bir formatta ve sistematik bir şekilde sürdürülmektedir. Dr. Nuri Dersimi ile başlayan ve Sey Rıza ile devam eden Dersim halk önderlerini itibarsızlaştırma kampanyası sıradan bir olay değildir.

    Dersim’i kimliksizleştirmenin öncelikli yolu belleğini silmekten geçtiğini planın stratejik aklını oluşturanlar gayet iyi bilmektedir. Dil, inanç, kültür, ziyaret, coğrafya, kutsal mekanlar, Sey Rıza ve Dr. Nuri Dersim’i hedef seçmeleri tesadüf değildir. Bu değerler zayıfladığında ya da yok edildiğinde geriye “Dersim” diye bir yer kalmayacaktır. Kalsa bile o Dersim Rayber Sey Rıza’nın Dersim’i ve binlerce kefensizlerimizin uğruna can verdikleri Dersim olmayacaktır.

    “DERSİM’DEKİ SORUN DERİN VE TARİHSELDİR”

    Koçgiri’den Xınıs-Gımgım’a Dersim’in geniş değerler yelpazesi içinde; Kırmanciye, dil, Raa Heq, Düzgın Baba, Munzır Baba, Ocaklar, Rayber Sey Rıza, Use Seydi, Cıve Gej, Fındık Axa, Alişer Efendi, Sahan Ağa, Zarife Xatun, Dr. Nuri Dersimi, Sey Qaji, Sılo Qız, Dr. Şivan, Hüseyin Cevahir, Ali Haydar Yıldız, Mazlum Doğan, Sakine Cansız, Haydar Işık ve diğerleri vardır. Bunların temsil ettiği, uğruna hayatlarını verdikleri temel değerlere sahip çıkmak; mirasımız, güvencemiz ve çıkış yolumuzdur.

    Dersim’deki sorun derin ve tarihseldir. Uzlaşma, çelişki ve çatışma alanının İstanbul’da düzenlenen bir etkinlikle sınırlandırılması sorunun tamamının gözden kaçmasına neden olacaktır. Sorunun daha büyük, kapsamlı ve ideolojik olduğu açıktır. İstanbul neden değil, sonuçtur. İstanbul’da düzenlenen ‘Tunceli Tanıtım Günleri’ etkinliğinde ortaya çıkan tablo da bir yanlışlık sonucu çıkmamıştır.

    Bazı çevrelerin ‘eksiklik’ olarak gördüğü durum bize göre bilinçli bir tercihin sonucudur. Dersimli diğer kurumlar, siyasi çevreler yok sayılmış ve bu organizasyona ortak edilmemiştir. Yapılan itiraz, eleştiri ve önerilerin bu gerçeği görerek yapılmasının sağlıklı olacağına inanıyoruz. Eleştiriler, ‘’Sey Rıza’nın resmi neden afişin sonuna konuldu’’ yerine, Sey Rıza’nın inkâr edildiği yerde, ‘‘Dersim değerlerinin o afişte ne işi var’’ şeklinde olmalıdır. Dersim’in bir ticari markaya dönüştürülmesi kabul edilemez. Karşı çıkılması gereken boyutlar öncelikli olarak bunlardır.

    “ALEVİ KÜRT KİMLİĞİNDEN ARINDIRILMIŞ YENİ BİR SİYASET EGEMEN HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR”

    Sonuç olarak; bir kez daha vurguluyoruz. Devlet, Dersim’de Alevi Kürt kimliğinden arındırılmış yeni bir ‘siyaset’ ve ‘ticaret’ sınıfını egemen hale getirmek istiyor. Kürtsüz, Alevisiz bir Dersim yaratılmak isteniyor. Bu bir suçlama değil, gerçek durum tespitidir. Bu konseptin uygulama görevi ise Doğu Perinçek ve Ergenekon’a verilmiştir. Amaç Dersim ile Kürdistan’ın bağını koparmaktır. Devlet bu amaca uygun alan açıyor ve rol veriyor. Munzur Üniversitesi’ne verilen rol, Tunceli Cem Evi’nin neredeyse bir devlet kurumuna dönüştürülmesi açıklayıcı birer örnektir. Türk-İslam sentezini egemen hale getirmek istiyorlar.

    Bütün değerlerimizin, coğrafyamızın ve ziyaretlerimizin ‘turistik’ alanlara çevrilmesinin temelinde de bu amaç yatmaktadır. Burada alınması gereken tutum hangi siyasi çevre olursa olsun devletin tuzağına düşmemesidir. Dersim’in tarihsel kimliğine sahip çıkmak, korumak ve geliştirmek öncelikli görev olmalıdır. Özerk ve özgür Dersim ancak bu yolla inşa edilir.

    Dersim İnşa Kongresi olarak; yeryüzünde yaşayan bütün Dersimlilere açık çağrıda bulunuyoruz: Coğrafyamız, kutsal topraklarımız, insanlarımız, dilimiz, kültürümüz ve ziyaretlerimiz büyük bir saldırı ve kuşatma altında. Bu temelde bütün Dersimlileri devletin her türlü inkâr ve imha saldırılarına karşı ortak mücadele etmeye davet ediyoruz!

    Wesbo Kırmanciye!
    Wesbo Kurmancîye!
    Wesbo Dersim!”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Tunceli Tanıtım Günleri’ sonrasında yaşanan tartışmalara DEDEF’ten cevap geldi!

    ‘Tunceli Tanıtım Günleri’ sonrasında yaşanan tartışmalara DEDEF’ten cevap geldi!

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) İstanbul’daki “Tunceli Tanıtım Günleri” etkinliğine yönelik eleştirilere cevap verdi. Yapılan açıklamada “Dersim toplumunu DEDEF’e karşı düşmanlaştırma amacını taşıyanlara cevabımız pratiğimizdir. Seyit Rıza’yı ve Dersim büyüklerini sahiplenmenin tek yolu vardır. Onlardan bize miras kalmış olanları sahiplenip koruyarak geliştirmektir” denildi.

    29 Aralık 2021 ile 2 Ocak 2022 tarihleri arasında İstanbul Yenikapı’daki 5 günlük “Tunceli Tanıtım Günleri” adlı organizasyon sonrası yaşanan tartışmalara DEDEF’ten cevap geldi. Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan DEDEF, “Bu tür bir organizasyon gerek Dersimliler için, gerekse de Dersim Dernekleri için, mekânsallığı, biçimselliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bize yer tahsis ile birlikte etkinliğin yapılıyor olması bir ilkti. Bütün ilklerde olduğu gibi bu etkinlikte de bazı eksiklikler yaşanmıştır. Ancak olumlu yaklaşımların ve Dersim birliğinin oluşmasına katkı verenlerin çok sayıda olması bizleri daha çok umutlandırmıştır” denildi.

    DEDEF açıklamasında amaçlananın; “İstanbul’daki Dersimlileri ve Dersim dostlarını bir araya getirmek” olarak anlatıldığı yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “…On yıldan fazla bir zamandır İstanbul’da yapılan, Yöresel Tanıtım Günlerini ilk defa biz Dersimliler de yapılmasına karar verdik, gelecek yıllarda da bu tür etkinliklerin olması için ilk adımı atmış olduk. Bütün eksikliklerine ve yetersizliklerine rağmen gerek kendimizi pratik anlamda gözlemleme şansı elde etmek, kurumsal bir tecrübeye kavuşmuş olmamız, gerekse de etkinliğe gösterilen ilginin yoğunluğuyla etkinliğin amacına ulaştığı görülmektedir. Ne var ki daha etkinliğin ikinci gününden başlayan tartışmalar ve halkımızın cevap beklediği sorular bizim kurumsal olarak yan yana gelip bir genel değerlendirme yapmadan bu açıklamayı yapmamızı zorunlu kılmıştır. Halkımızın haklı olarak sorduğu dört soru sırasıyla şunlardır;

    1-Neden organizasyonu ‘Dersim Tanıtım Günleri’ değil ‘Tunceli Tanıtım Günleri’ olarak adlandırdınız?

    2- Neden Değerlerimiz afişinde Seyit Rıza’nın resmini en başa değil de en sona koydunuz?

    3- Neden bu etkinliği Dersim’deki bütün kurumlarla ortaklaştırarak yapmadınız?

    4- Etkinliği kimin organize ettiğidir.

    Halkımızın haklı olarak bizlerden cevabını beklediği bu soruları yanıtlamadan evvel bir de bu etkinlikteki kimi eksiklikleri allayıp pullayarak bize eleştiri adı altında haksız ve hukuksuzca eleştiri bombardımanına tutan kimi bazı Dersimli dostlarımızın ve dost çevrelerin iddialarına da yer vermemiz gerekiyor. Dersim ve Dersimliye dair yapılan iyi çalışmalar olduğunda bazı dostlarımız maalesef ki çalışmalarımızı görmezden gelerek yanlış bilgilerle kurumumuzu haksız eleştirilerle itibarsız kılmaya çalışıyorlar, ne acıdır ki bu gayret Dersimli bazı dostlarımız tarafından halen yapılmaktadır. Bizlerinse onlara vereceğimiz en iyi cevabımız Dersimliler olarak birliğimizi ve dirliğimizi inşa etmekten vazgeçmemek olacaktır. Kendi dilimizi, kültürümüzü, inancımızı korumak, inancımızın ve kültürümüzün devrimci, demokratik muhtevasını geliştirmek, güncel, tarihsel, sosyolojik, ekonomik, kültürel, ulusal ve inançsal baskı altında inim inim inleyen Dersim halkının birliğini sağlamak ve iç bağlarını tahkim etmekten asla geri durmayacağız. Etkinliğimizi itibarsız kılarak içini oymaya çalışarak, elimizde olan/olmayan kimi eksikliklerimizi (bunlar zaman darlığı, gün tespiti, etkinliğin boyutu vb. düşünülmemesi gibi) bize karşı saldırılarının, bireyselliğe dökerek kinlerinin payandasına dönüştürenlerin iddialarına cevap olmaktan ziyade, halkımızdan aldığımız güçle, yolumuza devam edeceğiz. Gelen sorularla halkımızın faaliyetlerimizin takipçisi olduğunun, akılları ve ruhlarıyla yanımızda olduğu bir kere daha ortaya çıkmıştır.

    Belli soruları cevap olmadan, yaklaşık iki ay önce İBB’ye başvurumuzu yapmıştık, yıl boyunca hiç yerleri olmadığından, talebimize red cevabı gelmişti, ancak bir ilin bu tarihlerde almış olduğu yeri iptal ettiğinden, İBB bize haber verdi, çok kısa bir zaman diliminde kurumlarımızla yapmış olduğumuz değerlendirme sonucunda yapmaya karar verdik. Hemen beş kişilik bir komisyonla Dersim’e gidildi, başta yerel yönetimler olmak üzere esnaf odası, kooperatifler vs. bazı kurumlarla görüşmeler yapıldı. Yerel yönetimlerin kısmi eleştirileri olsa da çok az zaman kaldığından desteklerini esirgemediler. Yerel üreticilerimizin elinde yeterli ürünler olmamasından kaynaklı sınırlı üretici ve kooperatifleri dahil edebildik. Yaklaşık 10 günlük bir kısa zaman diliminde gerçekleştirdiğimiz Tanıtım Günlerinde çok olumlu eleştiriler de aldık. İnsanlarımız şimdiye kadar böyle bir şeyin yapılmaması bir eksiklikti, sizler bu eksikliği giderdiğiniz ve hiç bir siyasi nüans farkı gözetmeksizin Dersimlileri bir araya getirerek büyük buluşmayı sağladığınız için yüzlerce insanımız teşekkür ederek, olumlu fikirlerini bizlerle paylaştılar. Kısmen de olsa bazı konulara değinmek isteriz.

    1-Neden organizasyonu ‘DersimTanıtım Günleri’ değil de ‘Tunceli Tanıtım Günleri’ olarak adlandırdınız?

    Değerli dostlar, bilindiği gibi ‘Dersim’ ismi bizim tarihsel otantik anlamdaki ismimiz ve içi yüzlerce yıllık devrimci direniş ve kültürle dolu olan bir isimdir. Dersim ismini sahiplenmenin esasını da anadil Kırmançkiyi sahiplenmek,  Raa Heq inancını kapsayan devrimci direniş ve kültürü geliştirmek oluşturur. Bu anlamda alnımız aktır, hiç kimse bizim bu anlamdaki anlayışımıza zeval getiremez. Ne var ki Dersim Tanıtım Günleri etkinliği İBB’nin yasal izniyle ortaya çıkmış ve yapılmıştır. İBB resmi bir kurumudur, bütün afişler İBB tarafından hazırlanmıştır. Devletinse adlandırma üzerine tavrının yadsıyıcı ve yasaklayıcı olduğu orta yerde durmaktadır. İBB şu an her ne kadar seçimle gelen bir kurum olsa da, sonuçta resmi bir kurumdur, cumhuriyet tarihinin devasa sorunlar yumağında bir düğüm olan Dersim sorununa yaklaşımı problemlidir. Şu an yaşadığımız kentin ismi, Belediyemizin ismi ve her Dersimlinin kimliğinde istemese de Tunceli yazmaktadır, bunu açıklama gereği bile duyulmamalıdır.

    İBB afişlerinde bizim istememize ve mücadelesini vermemize rağmen ‘Dersim’ ismini değil, Tunceli ismini kullanmıştır. Bizler de bileşen derneklerimizle birlikte ortak kolektif bir anlayış ile etkinliği gerçekleştirme yönünde irade ortaya koyduk.

    2-Neden Değerlerimiz afişinde Seyit Rıza’nın resmini en başa değil de en sona koydunuz?

    En başta belirtmek gerekir ki Seyit Rıza resmi bilerek veya kasten sıralamaya konulmamıştır. Tamamen teknik bir eksikliktir. Farkında olmamaktır. Bilerek yapılmış bir tercih değildir. Kimi çevrelerce sıklıkla istismara uğrayan Seyit Rıza’nın toplumumuzdaki yeri bellidir. 1938 Dersim Katliamı’nda sistemin ona ailece uyguladığı katliam biliniyorken onun Dersim değerleri ismi ve etkinliği üzerine DEDEF’in anlayışını olumsuzlukla etiketlemek toplumumuzu kendi organik kurumuna karşı haksızlıktır. Bu konuda ilk olarak DEDEF önceli TUDEF ve FDG yani yurt içi ve yurt dışı iki federasyonumuz yargılanarak bedel ödemişlerdir. Dersim toplumunu bölüp, parçalayarak örgütsüzleştirmek ve kendi toplum mühendisliğinin nesnesine dönüştürmek beyhude bir hayal ve uğraştır. Dersim toplumunu DEDEF’e karşı düşmanlaştırma amacını taşıyanlara cevabımız pratiğimizdir. Seyit Rıza’yı ve Dersim büyüklerini sahiplenmenin tek yolu vardır. Onlardan bize miras kalmış olanları sahiplenip koruyarak geliştirmektir. DEDEF’in ise varlık nedenidir bu. DEDEF bugün varsa ve faal ise, Yenikapı etkinliğindeki kimi eksiklikleri allayıp pullayarak kurumumuzu Seyit Rıza karşıtı ilan edenlere karşı, Seyit Rıza’ların manevi önderliğini kabule rıza gösterdiği için vardır. Yalnız Seyit Rıza’ları kendi siyasetlerini hükümran kılmak için bir araca dönüştürenler ne siyaseten kazanacaklardır, ne de Dersim toplumuna bir katkıları olacaktır.

    Bizler hiçbir değerimizi diğerinden daha önemli hale getirmek ya da diğerinden daha fazla  önemsizleştirmek gibi bir anlayışa sahip değiliz. Seyit Rıza Dersim kültürünün, dilinin ve inancının değeri olmakla beraber, devrimci kurumlar acısından da bir sembol ismidir. Bu konunun asıl muhatabı olan, Dersim Belediyesi de gerekli açıklamayı yapmıştır.

    3-Neden bu etkinliği Dersim’deki bütün kurumlarla ortaklaştırarak yapmadınız?

    Bu etkinlik yukarıda da belirttiğimiz üzere, zaman darlığından, tüm kurumları organizasyon örgütlenmesine davet edemedik. Organizasyon örgütlenmesi Dersim Dernekleriyle birlikte yapılmıştır. Ancak DEDEF siyaset üstü bir kurum olduğundan, tüm siyasi kurumlara eşit mesafede yaklaşarak her kesime çağrısını yapmıştır. Başta Dersimin seçilmişleri olan milletvekilleri ve belediye başkanlarını davet etmiştir, katılıp katılmama kendi kararlarıdır. Ancak, Dersim ilinin kültürel tanıtımını amaç edinmiş bir etkinlikti, bütün kurumların organizasyona davet edilmesi gerekirdi gibi bir yaklaşım hatalıdır. Dün bize programından dolayı katılamayacağını bildirip, bugün organizasyondaki eksikliklerden dolayı katılmadığını söyleyenlerin tutumu ne mantık silsilesi içinde bir yere oturtulabilir ne de devrimci anlayışa sığar.

    4-‘Etkinliği hangi kurumlar yaptı’ soruları tamamen meseleden ne kadar uzak olduklarını göstermektedirler. DEDEF’i başka bir kurumun alt örgütlenmesi olarak lanse eden anlayış, DEDEF’in varlık gerekçesini çarpıtmaktan başka bir amaca hizmet etmediği gibi, açıktan yıkıcı, dost olmayan bir tutumu sergilemektedir. DEDEF devrimci kurumların tamamını dost kurum olarak gören ve devrimci kurumların bütününe eşit mesafede durarak Dersim’e dair fikir, çözüm ve çaba gösteren bir kurumdur. DEDEF görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak hiçbir Dersimliyi halkın devrimci-demokrat değerlerini geriye düşürmediği sürece aidiyet hissettiği, aktivisti, örgütlüsü olduğu hiçbir kurum üzerinden değerlendirmez. Bu gerçeği ve bilinci durmadan eğip büken ve çarpıtan şahıslara açık çağrımızdır; Dersim halkının rahatsızlık duyduğu bu tutumunuzdan bir an önce vazgeçin!  Bu tutumunuz Dersim toplumunun değerler deryasında sorunludur, Kadim Dersim’in bilge bünyesi bu sorunu er yada geç çözecektir.  Öte yandan;  Etkinlik organizasyonunun örgütlenmesinde diğer hiç bir siyasi kuruma  yer verilmemiştir. Yine organizasyon örgütlenmesine ilimizin diğer belediyeleri dâhil edilmediği gibi Dersim Belediyesi de dâhil edilmemiştir. Yalnız bütün belediyeler etkinliğe katılımcı olarak davet edilmiştir. Sonuç olarak; Özellikle kamu çadırındaki manzara ziyarete gelen geniş halk yığınlarında bir hayranlık oluşturmuştur. Etkinliğe gelen ziyaretçiler gerek stantlarda, gerek oradaki insanlarla sohbetlerinde; ‘böylesi bir etkinliği ilk defa görüyoruz’ diyerek ‘bu kadar çok kitabınızın, yazarınızın, ressamınızın olması ne kadar güzel,’ demişlerdir.

    Özcesi etkinlik bütün eksikliklerine ve yetersizliklerine rağmen başarılı bir biçimde gerçekleştirilmiştir. Bu vesileyle etkinliğimize bizzat katılarak destek veren, başta Dersim halkına, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve emekçilerine, milletvekili ve belediye başkanlarımıza, derneklerimize, sanatçılarımıza, yazarlarımıza, ressamlarımıza, inanç ve ocak vakıflarımıza, Hozat’tan gelen kadın emeği üreticileri ve kooperatiflerimize, basın emekçilerine, değerli iş insanlarımıza, folklor, Gağan ritüelini gerçekleştiren gençlerimize ve ismini sayamadığımız Dersimliler ve Dersim Dostlarına çok teşekkür ederiz… Birlikte kazanacağız! Dersim Ye Mao! Seyit Rıza ye Mao!”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dersim’de yapılan avcılık, cinayettir!’-VİDEO

    ‘Dersim’de yapılan avcılık, cinayettir!’-VİDEO

    PİRHA-DEDEF, devletin açtığı ihaleler ile Dersim’de artan avcılık faaliyetlerine İstanbul’da tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Dersim Coğrafyası bir yandan barajlar ve madencilik faaliyetleri ile diğer yandan her yaz sistemli bir şekilde yakılan ormanları ile yok edilmek istenirken kış dönemde ise av turizmi, av sporu adı altında doğasına karşı yeni bir saldırı alanı başlatılmış bulunmaktadır” denildi.

    DEDEF, Dersim’de avcılık sporu adı altında yapılan hayvan katliamına ilişkin Kadıköy Rıhtım önünde basın açıklaması yaptı. ‘Av cinayettir, Avcılık Yasaklansın’ pankartının açıldığı eylemde basın açıklamasını Hasan Şen okudu.

    “KÖYLÜLER ORMANLARDA GEZEMEZKEN, AVCILARA HER TÜRLÜ İMKÂN TANINIYOR”

    Avcıların, kış aylarının gelmesiyle birlikte yerli işbirlikçilerin de katkısıyla Dersim Doğasında orman yangınlarından, madenlerden, barajlardan kurtulmayı başarmış son hayvanları da katlettiklerini söyleyen Şen, “Köylüler ormanlarda gezemezken, avcılara her türlü imkân tanınıyor. Öyle ki sadece askerlerin girebildiği yasak bölgelere kadar gidip Bevuzarları (Dağ Keçileri) başta olmak üzere birçok canlıyı katledebiliyorlar. Sonra da yöre halkı tarafından kutsal kabul edilen katlettikleri Büyük dağ keçilerinin ve diğer canlıların başında fotoğraf çekip bu katliamı, sosyal medya üzerinden paylaşıyorlar. Ardından boynuzlarını ve derilerini ganimet olarak kendileriyle birlikte götürüyorlar” diye belirtti.

    “DERSİM COĞRAFYASI HER TARAFTAN SALDIRI ALTINDA”

    Dersim Coğrafyasının her taraftan saldırı altında olduğunu vurgulayan Şen, “Bir yandan barajlar ve madencilik faaliyetleri ile diğer yandan her yaz sistemli bir şekilde yakılan ormanları ile yok edilmek istenirken kış dönemde ise av turizmi, av sporu adı altında doğasına karşı yeni bir saldırı alanı başlatılmış bulunmaktadır. Biz Dersim halkı olarak her yerde olduğu gibi Dersim’de de hayvanlarla, endemik bitki türleriyle birlikte özgürce yaşamak istiyoruz. Hayvanların katledilmediği ve endemik bitkilerin yok edilmediği bir doğada yaşamak istiyoruz” dedi.

    “AVCILIK CİNAYETTİR”

    Devletin Dersim’in diline, kültürüne, inancına ve doğasına karşı düşman olduğunu belirten HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, “Askeri operasyonlar, asimilasyon politikalarıyla, baskı politikalarıyla Dersim’i yok etmek istiyorlar. Seyit Rıza’dan bu yana diz çökmedik, diz çökmeyiz. Dersim’in canlılarını katledenlerle katliam yapanların hiçbir farkı yoktur, Dersim’de yapılan avcılık cinayettir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim’de ortak açıklama: Otlubahçe’de maden ocaklarına izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dersim’de ortak açıklama: Otlubahçe’de maden ocaklarına izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Munzur Vadisi Milli Parkı’nda bulunan ve yıllardır ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ ilan edilen Otlubahçe’de yapılmak istenen maden aramasına karşı açıklama yapan çevre örgütleri ve siyasi partileri “Maden ocaklarına izin vermeyeceğiz” dedi.

    Türkiye’de yer altı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    1994 yılında boşaltılan ve yasaklanan Dersim’in Ovacık ilçesinin Otlubahçe köyü maden şirketleri için serbest iken köylülere yasak. Maden şirketi, Otlubahçe köyünde bakır madeni çıkaracak. Maden şirketinin şu anda çalışma yapması yasadışı olmasına rağmen köye sondaj makinelerini, boruları ve çadırları götürmesi üzerine ortaya çıkan tepkiler sonucu Tunceli Orman İşletme Müdürlüğü, Munzur Vadisi Havzasında Ovacık Otlubahçe köyü Reşo Deresi kaynağında bakır madenciliği projesi için yürütülen sondaj çalışmalarını izinsiz çalışma yapıldığı gerekçesiyle durdurarak, maden şirketine para cezası verdi.

    Bugün de Munzur Çevre Derneği, DEDEF, HDP, EMEP, CHP, köylülerin avukatı Barış Yıldırım ve yurttaşlar maden sahasının bulunduğu alana gitti. Jandarma tarafından Sarıtosun köprüsünde durdurulan yurttaşların geçişi ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ gerekçesiyle engellenmek istendi. Yapılan görüşmeler sonucunda heyetin maden sahasının bulunduğu alana girişine izin verildi.

    “SONDAJ MAKİNALARI KALDIRILMALI”

    Şirketin faaliyetinin durduğunu yerinde gören heyette yer alan kurum temsilcileri, doğaya karşı hukuk dışı uygulamalara karşı yaşamı ve doğayı savunmaya devam edeceklerini belirttiler.

    Köylülerin avukatı Barış Yıldırım da, gerekli başvuruları yaptıklarını ve idarenin de işlem yaparak alandaki çalışmayı durdurduğunu ifade ederek, sondaj makinalarında kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın Türkiye’deki en önemli milli parklardan biri olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Korunması gereken alan yasa dışı maden faaliyetlerine açık hale getiriliyor. Bu durum sadece hukuka değil, insanlık vicdanına da aykırıdır” diyerek yapılması planlanan maden çalışmalarının durduruluncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    1-Ovacık’ta Bakır Madenciliği projesi için yürütülen sondaj çalışması durduruldu

    2-‘Maden şirketi köyümüzde yasadışı çalışıyor’

     

  • Gazi Cemevinde panel: Kadın cinayetleri erkek-devlet şiddetinin bir parçasıdır-VİDEO

    Gazi Cemevinde panel: Kadın cinayetleri erkek-devlet şiddetinin bir parçasıdır-VİDEO

    PİRHA-Alevi kadın kurumlarının düzenlediği panelde konuşan HDK Kadın Meclisi üyesi Çiğdem Kılıçgün Uçar; “Sistemin ifade ettiği şey kadın, erkeği öldürüyorsa cezalandırılır ama bir erkek, kadını öldürüyorsa cezalandırılmaz. Çünkü devlet o erkeği cezalandırırsa en başta kendisini cezalandırmış olur” ifadelerini kullandı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken, İstanbul Gazi Cemevi Kadın Meclisi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi ile Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Gazi Kadın Meclisi, “Erkek şiddetine karşı kadın mücadelesi” başlığıyla Gazi Cemevinde bir panel düzenledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi üyesi Çiğdem Kılıçgün Uçar‘ın konuşmacı olarak yer aldığı panele çok sayıda kadın katıldı.

    Ekonomik krizin derinleştiğini belirten Dilşat Canbaz, “Hepimizin bildiği gibi derin bir yoksulluk var. O yoksulluğu sistemin dışında tutamayız. Ekonomik krizi, erkek-devlet şiddetinden bağımsız tutamayız. Çünkü hepsi birbirini besliyor ve tetikliyor. Kadın ölümlerini ‘münferit’ bir ölüm olarak göstermek aslında sistemden bağımsız değil. Erkek-devlet şiddetinin bir parçasıdır” dedi.

    “POLİSLER ALANDA YANIMDAKİ ERKEK ARKADAŞIMLA MUHATAP OLUYOR”

    Canbaz, kadın cinayetlerinin dünya genelinde sürdüğünü ifade ederken; şunları söyledi:

    “Sadece ülkemizde değil; dünyada yaşanan kadın cinayetlerine baktığımızda hepsini erkek iktidarının yansıması olarak görüyoruz. Kadının politikleştiği yerde yine aynı sorunları yaşıyoruz. Biz kimsenin kadınları, eşleri, annesi, ailesi değiliz. ‘Sizin makbul kadınlarınız olmuyoruz’ dediğimizde şiddet ile karşı karşıya kalıyoruz.

    Bir milletvekili olarak alanda polis ile karşılaştığımızda benimle değil, yanımdaki erkek arkadaşımla muhatap oluyor. Daha fazla ses çıkarıyorsam zaten dikkate almıyor. Ben bir kadınım. İkincisi politik bir kadınım.”

    Çiğdem Kılıçgün Uçar ise kadın cinayetlerine ilişkin kullanılan dile dikkat çekti. “Kadınlar cinayete kurban gittiğinde ‘namus cinayeti’ diyorduk. Bu aslında erkeğin, kadını öldürmesini haklı gösteren bir tanımlamadır” diyen Uçar, kadın hareketinin bu konuda dil değişikliğine gittiğini hatırlattı.

    “KİMSENİN NAMUSU DEĞİLİZ”

    Uçar şöyle konuştu:

    “Öncelikle kadına yönelik şiddeti, ‘erkek şiddeti’ olarak tarif ediyoruz. ‘Namus cinayeti’ olarak tarif etmiyoruz. Kimsenin namusu değiliz. Devlet, bir yönetme aygıtı olarak şiddeti kullanıyor. Kadınlar, en yakınımızdaki erkekler tarafından şiddetle kontrol altında tutulmaya çalışıyoruz.

    Devletin bütün aygıtları; polisinden, Diyanet’ine kadar kadınlar üzerinden toplumu yeniden dizayn etmeye; kendi kural ve kaidelerini kabul eden bir toplum yaratmaya gidiyor. Kadınların yürüttüğü eşitlik ve özgürlük mücadelesi sadece kadınları özgürleştiren bir boyutta değil.

    “ÇİLEM DOĞAN YAŞADIĞI İÇİN CEZA ALIYOR”

    Kadınların, pandemi süreciyle birlikte eve hapsedilmesiyle şiddet ve cinayetler daha fazla arttı. Buna mukabil devletin cezasızlık politikasının da yükseldiğini ifade edebiliriz. Cezasızlık politikasından kastettiğimiz aslında şu: Eşini öldüren erkek, bir takım elbise giymekten, kravat takmaktan kaynaklı ceza indirimi ile karşılaşabiliyor.

    Fakat yaşamak için eşini öldürmek zorunda kalan Çilem Doğan yaşadığı için ceza alıyor. Sistemin ifade ettiği şey kadın, erkeği öldürüyorsa cezalandırılır ama bir erkek, kadını öldürüyorsa cezalandırılmaz. Çünkü devlet o erkeği cezalandırırsa en başta kendisini cezalandırmış olur.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Seyit Rıza ve arkadaşları Kadıköy’de anıldı: Dersim’de tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır -VİDEO

    Seyit Rıza ve arkadaşları Kadıköy’de anıldı: Dersim’de tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır -VİDEO

    PİRHA-İstanbul’ da bulunan Alevi kurumlar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Yapılan anmada, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması ve devletin Dersim Katliamı’yla yüzleşmesi çağrısında bulunuldu.

    15 Kasım 1937 tarihinde Seyit Rıza, Uşenê Seydi, Fındık Ağa, Resık Uşen (Seyit Rıza’nın oğlu), Aliye Mırzê Sıli, Hesenê İvraime Qıji ve Hesen Ağa’nın Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilmelerinin üzerinden 84 yıl geçti.

    Dersim Dernekleri Federasyonu(DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) İstanbul Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Anmaya, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Halkların Demokratik Partisi Milletvekilleri Zeynel Özen ve Musa Piroğlu ile Munzur Çevre Derneği de katıldı.

    Anmada söz alan kurum yöneticileri, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını isteyerek; “Seyit Rıza Kerbela’da şah Hüseyin’dir. Madımak’ta Hasret’tir. Pir Sultan’dır. 84 yıldır seyidimizin huzuruna gidip mum yakamıyoruz. Bu bize derttir. Milyonları sokağa dökmeden hesap soramayız. Seyit Rıza’dan bu yana bu topraklarda katliamlar sürüyor” şeklinde konuştular.

    “DERSİM’DE TARTIŞMASIZ BİR SOYKIRIM UYGULANMIŞTIR”

    Anmada yapılan basın açıklamasını DEDEF Genel Başkanı Özcan Tacar okudu. Tacar, idam edilişlerinin 84. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “1937/38 Dersim Soykırımında, DERSİM toplumunun geleneksel önderleri 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak, önceden belli olan sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edildiler. Yine aynı tarihlerde kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, mezar hakları bile çiğnenen, sürgün edilen on binlerce mazlum insanımızın acılı hatıralarını yüreğimizin en derinliğinde hissediyoruz. Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde, tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere-halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim Halkına karşı eşine az rastlanılır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulamıştır.”

    “FARKLI OLMA HAKKINI DÜŞMAN OLARAK KODLAYIP YOK EDEN IRKÇI İDEOLOJİ VAR”

    Toplumu tek tipleştirici devlet iradesinin, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yöneldiğini ifade eden Tacar; “4 Mayıs Hükümet kararıyla Dersimde köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar, bilhassa da kız çocuklar ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır. Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlemiştir. Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna; insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını düşman olarak kodlayıp yok eden ırkçı ideolojidir. Onun günümüzdeki devamı ise, aynı uygulamayı 84 yıl sonra bile sürdüren mevcut siyasal iktidardır” şeklinde konuştu.

    “DERSİM 80 YILDIR, YARALARINI SARMAYA ÇALIŞIYOR”

    AKP iktidarının, o günlerden aldığı mirası, baraj ve HES’ler, madenler, köy boşaltmaları, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile devam ettirdiğini söyleyen Tacar sözlerine şu şekilde devam etti:

    “1937/ 1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim 80 yıldır, yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve tabii atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor. Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz.”

    “TALEPLERİMİZİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN HERKESİ MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Tacar, DEDEF ve ADEF olarak taleplerini bir kez daha sıralayacaklarını belirterek; “*Arşivler Açılsın, “Dersim” ismi iade edilsin.

    *Dersim halkından özür dilensin.

    *Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.

    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

    *Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.

    *Munzur’daki Baraj projeleri iptal edilsin.

    *Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.

    Herkesi taleplerimizin gerçekleşmesi için mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

    Anma paylaşılan lokmaların ardından son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL