Etiket: dedelere maaş

  • PSAKD Tokat Şube Başkanı Erkan: Hükümet kanun tanımıyor, inancımızı dizayn ediyor

    PSAKD Tokat Şube Başkanı Erkan: Hükümet kanun tanımıyor, inancımızı dizayn ediyor

    PİRHA- AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmasına ve dedelere maaş bağlanmasına ilişkin konuşan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, hükümete seslenerek, “Benim inancımı sen belirleyemezsin” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek maaş bağlanacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, Alevilere yönelik hükümetin attığı adımlara ilişkin konuştu.

    “BENİM İNANCIMIN RİTÜELLERİNİ SEN BELİRLEYEMEZSİN!”

    Mevcut durumda Alevilerin inançsal yapısının kabul edilmek istenmediğini söyleyen Muharrem Erkan, bunun yeni bir durum olmadığını belirtti.

    Günümüz koşullarında hükümetin mevcut anayasaya uymasını istediklerini vurgulayan Erkan, “Anayasa ne diyor; bu ülke demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Anayasada bu yazıyor ama ne yazık ki gerçekte öyle değil. Dini, mezhebi olan bir ülke konumundayız. Bir başkası bizim inancımızı belirliyor, dizayn ediyor. Kendileri inançlarını istedikleri gibi yaşıyorlar ama Alevilere gelince şöyle yapacaksınız, böyle yapacaksınız diye tanımlama yapıyorlar. Bunlar Ali’yi seviyor sevmiyor tartışması yapıyorlar. Benim Ali’yi sevip sevmemem, inancımı nasıl yaşamam gerektiğini sen bana söyleyemezsin. Benim inancımın ritüellerini sen belirleyemezsin. 1500’lü yıllarda Kanuni Sultan Süleyman döneminde bu inancı dizayn etme çalışmaları başladı. O zamanlar Serçeşme’mize Hacı Bektaşi Veli Dergahından Şah Kalender’i uzaklaştırıp yerine Server Ali Paşa’yı postnişin olarak atadılar” diye konuştu.

    “ALEVİLER HER TÜRLÜ BASKIYA ACIMASIZCA MARUZ KALIYOR”

    Alevilerin inancına yıllardır müdahale edilmeye çalışıldığını ve hala günümüzde de Alevilerin kendilerini ifade edemediğini kaydeden Erkan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Hem inancını yaşayamıyor hem de baskın olan Sünni ve Hanifi mezhebinin baskısı altında kalıyor. Alevi gibi de yaşasa seni başkalarının ritüellere göre yaşamak zorunda bırakıyorlar. Böyle yapmasa mahalle baskısına maruz kalıyorlar. Her türlü baskıya acımasızca maruz kalınıyor maalesef. Bu konu ile ilgili Alevi kurumları olarak kendi içerimizde görüşeceğiz, konuşacağız, tartışacağız ve tabandan tavana kadar herkese soracağız. Örgütlü güç her zaman başarıya ulaşmıştır. Herkesle görüşüldükten sonra bir eylem programı ortaya konulacak. Yerel mahkemelerin, uluslararası mahkemelerin verdiği kararlar var. Açık ve net bir şekilde ‘cemevleri ibadethanedir’ deniyor. Hükümet kanun, yasa hiçbir şey tanımıyor. Sonra çıkıp demokratikleşeceğiz, Alevilere yönelik adımlar atacağız diyorlar. Hiç samimi değil. Aleviler kendi inançlarını özgürce yaşayabilmeli. Sadece Aleviler için geçerli değil bu. Tüm inançlar demokrasinin bir gereği olarak özgürce yaşayabilmeli.”

    Melis CİDDİOĞLU/TOKAT

  • Dede Kamil İçöz: Alevileri asimile etme konusunda bir yapılanmaya doğru gidildi

    Dede Kamil İçöz: Alevileri asimile etme konusunda bir yapılanmaya doğru gidildi

    PİRHA- AKP hükümetinin Alevi politikalarını eleştiren Hacı Bektaş Veli Ocağı’ndan Dede Kamil İçöz, Aleviliğin her şeyden önce bir inanç ve Yol olduğunu vurguladı. İçöz, “Dedelerin maaşa bağlanması konusunda da derneklerimizin görüşlerine katılıyorum. Hakkullah’la yapılan işlerin değeri maddiyatla ölçülemez. Asimile etme konusunda bir yapılanmaya doğru gidiliyor” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek maaş bağlanacak.

    Isparta Gönen’de Yolu sürdüren Hacı Bektaş Veli Ocağı’ndan Dede Kamil İçöz, hükümetin Alevilere yönelik politikalarını eleştirdi.

    “KURUMLARIMIZIN DEVLETLE BİR BAĞLANTI İÇERİSİNDE OLMASI UYGUN DEĞİL”

    Aleviliğin her şeyden önce bir inanç ve Yol olduğunu aktaran Kamil İçöz, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin, ulularımızın önderliğinde gelişen bir yol. Bizim kurumlarımızın devletle bir bağlantı içerisinde olması uygun bir durum değildir” dedi.

    İçöz, dedelerin maaş almasının doğru olmadığını belirterek şunları kaydetti:

    “Dedelerin maaşa bağlanması konusunda da derneklerimizin görüşlerine katılıyorum. Daha önce de bununla ilgili çalıştaylar yapıldı. Bu çalıştaylar hiç iyi sonuçlar vermedi. Asimile etme konusunda bir yapılanmaya doğru gidildi. Hakkullah’la yapılan işlerin değeri maddiyatla ölçülemez diye düşünüyorum. Alevilerin talepleri haklı taleplerdir. Biz bu taleplerimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz. Cemevleri de Kültür Bakanlığına bağlanacak. Biz bir kültür değiliz ki. Biz kültürel bir etkinlik yapmıyoruz. Biz bir inancız. Ehlibeytin varoluşundan bugüne kadar oluşturulan bir yapıyız. Aleviler olarak duruşumuzu her zaman sergilemeliyiz. Bu yapılanların amacının ne olduğu belli. Hüseyin’in duruşunu iyi sergilememiz gerekiyor. Ali’nin cesaretini, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin yolunu Yol düsturuyla sürdürmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

    Melis CİDDİOĞLU/ISPARTA

    İLGİLİ HABERLER:

    Dede Kamil İçöz: İkinci bir Muaviye dönemini yaşıyoruz-VİDEO
    Dede Kamil İçöz’den ‘gri dede’ tepkisi: Ben dedeyim demekle dede olunmuyor!-VİDEO

  • Hüseyin Bakır: Atama ile Alevi inancı yürütülemez, bunun adı kayyumdur-VİDEO

    Hüseyin Bakır: Atama ile Alevi inancı yürütülemez, bunun adı kayyumdur-VİDEO

    PİRHA- Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmasına ilişkin, “Bir inanç devlete bağlı olduğu zaman inanç olmaktan çıkar. Atama ile Alevi inancı yürütülemez. Bunun adı kayyumdur. Bu inanca vurulmuş darbedir. Alevi inanç önderi olarak bu anlayışı reddediyoruz” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek.

    Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturmasını değerlendirdi.

    Nesimi’nin “Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam, Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam” sözlerini hatırlatan Bakır, Alevi inancının bin yıllardır yaşandığını aktardı.

    Devletin yurttaşa olan görevini yerine getirmesinin doğal bir durum olduğunu belirten Bakır, “Bunu Alevi inancına ve mensuplarına baskı aracına dönüştürmemeli. Alevi inanç önderleri olan dedelerimiz, analarımız, pirlerimiz, mürşitlerimiz aylığa bağlanamaz. Bunu kabul etmiyoruz. Bir inanç devlete bağlı olduğu zaman inanç olmaktan çıkar. Atama ile Alevi inancı yürütülemez. Bunun adı kayyumdur. Bu inanca vurulmuş darbedir. Alevi inanç önderi olarak bu anlayışı ret ediyoruz. Ne bizim inancımızı birileri tayin eder ne de sınır çizebilir” diye konuştu.

    Hüseyin Bakır, Alevi inancının doğayla ve canlıyla rızalık ilişkisiyle bağlı olduğunun altını çizerek, “Biz nasıl ki bütün inançlara saygıyla bakıyorsak, herkesin de bizim inancımıza saygı duymasını ve müdahale etmemesini bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Dertli Divani: Dedeler devletten maaş aldığı andan itibaren ‘Alevilik katledildi’ demektir-VİDEO

    Dertli Divani: Dedeler devletten maaş aldığı andan itibaren ‘Alevilik katledildi’ demektir-VİDEO

    PİRHA-Dertli Divani, AKP’nin dedelere maaş bağlanması yönündeki planına tepki gösterirken, “Dedelere devlet tarafından maaş verilmeye başlandığı andan itibaren ‘Alevilik katledildi’ demektir. Dedeler o zaman Alevilerin dedesi değil, devletin dedesi olurlar. Herkes kendi inancının gereklerini kendi rıza lokmalarıyla karşılasın” dedi.

    Aleviliği ve cemevlerini tanımayan AKP’nin, ‘Alevi açılımı’ adı altında dedelere maaş verilmesi yönünde adım atacağının dillendirilmesi tepki çekmeye devam ediyor. Yol yürütücüsü Ozan Dertli Divani de konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “ÇOK TEHLİKELİ”

    AKP’nin böyle bir hamlesinin Alevilik inancına büyük zarar vereceğini belirten Dertli Divani, “Dedelere devlet tarafından maaş verilmeye başlandığı andan itibaren ‘Alevilik katledildi’ demektir. Dedeler o zaman Alevilerin dedesi değil, devletin dedesi olurlar. Biz Diyanetin dahi kaldırılması gerektiğini düşünürken ayrıca yeni bir Diyanetin oluşturmasını istemiş oluyoruz. Bu doğru değil. Dedelere maaş verilmesi hiç hoş bir şey değil. Bu söylemi artık unutalım. Hiçbir şekilde devlet tarafından inançsal anlamda hizmetlerimizi yürütebilmemiz için Alevi dedelerine, zakirlerine, aşıklarına bir maddi ödeneğin ödenmesini talep etmemize gerek yok. Bu çok tehlikeli” dedi.

    “HERKES KENDİ İNANCININ GEREKLERİNİ KENDİ RIZA LOKMALARIYLA KARŞILASIN” 

    Dertli Divani, devlet bir şey verdiği zaman senden bir şeyler alacaktır” diyerek konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bunu bilmemiz gerekiyor. Alevilerin inanç ve ibadetleri kendilerine özgüdür. İbadet yerleri de cemevlerdir. Kanaat önderleri; dedeleri, pirleri, rehber, pir, mürşit kavramları da bu toplumun inancını temsil eden makamlardır. Bu kabul edilsin. Zaten belediyelerin yasasında bile ‘cemevleri ibadet yeri’ denildiği zaman elektriği, suyu birtakım giderleri bedava. Bütün inanç, ibadet yerleri aynı statüde. Bu şekilde kabul edilsin. Ama onların ne hocaları ne müftüleri ne dedeleri ne pirleri ne papazları ne hahamları maaş aldın. Maaş almasına gerek yok. Herkes kendi inancının gereklerini kendi rıza lokmalarıyla karşılasın. Temennimiz, yaklaşımımız budur bizim.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Erdoğan: İktidarın, Alevi kurumlarının ağzına bir parmak bal çalmasını kabul etmiyoruz-VİDEO

    Erdoğan: İktidarın, Alevi kurumlarının ağzına bir parmak bal çalmasını kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Diyanetin lüks ve saltanat içerisinde yaşarken gariban halka şükretmesini talep eden bir yapıya sahip olduğunu ifade ederek, Aleviler olarak taleplerinin net olduğunu, Diyanetten de bir beklentilerinin olmadığını söyledi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, dedelere maaş ve personel istihdam edilmesine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Aleviler olarak taleplerinin belli olduğunu ve bu talepleri yıllardır iktidarlarla paylaştıklarının altını çizen Erdoğan, “Her seçim yaklaştığında birileri ortaya çıkıp Alevi kurumlarının ağızlarına bir parmak bal çalar gibi girişimlerde bulunuyorlar. Biz bunların hiçbir tanesini kabul etmiyoruz” dedi.

    Diyanet’in 3-4 tane bakanlığın bütçesi kadar pay aldığını belirten Nurettin Erdoğan, Diyanet’in lüks ve saltanat içerisinde yaşarken gariban halka şükretmesini talep eden bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.

    “Cemevlerimiz kırmızı çizgimiz” diyen Erdoğan, şunları dile getirdi:

    “İbadet yerlerimize “cümbüş evi” diyen Diyanetin, önce yapmış oldukları söylemlerinden dolayı geçmişten günümüze bir özür borcu var. Özür dilemiyorsunuz, helalleşmede bulunmuyorsunuz ama seçim arifesinde kapımıza geliyorsunuz ve vaatlerde bulunuyorsunuz. Bizim Diyanetin düşüncelerine ihtiyacımız yok. Biz kendi inancımızı kendi ritüellerimizi kendi hakullah ya da rızalık lokmasıyla götürüyoruz, götürmeye de devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Kenanoğlu: Devlet, AKP hükümeti eliyle Aleviliği kontrol altına almaya çalışıyor-VİDEO

    Kenanoğlu: Devlet, AKP hükümeti eliyle Aleviliği kontrol altına almaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP hükümetinin son süreçte Alevilere yönelik izlediği politikaları değerlendirdi. Devletin hükümet eliyle Aleviliği kontrol altına almaya çalıştığını belirten Kenanoğlu, “Aleviliğin Avrupa’da tanınmasıyla birlikte devleti telaş aldı. Cumhuriyetin ilk yüzyılı tamamlanırken, Aleviliği artık kontrol altına alma vaktinin geldiği ve bunun da AKP’ye yaptırıldığının bir göstergesidir bunlar” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP hükümetinin son süreçte Alevilere yönelik izlediği politikaları değerlendirdi.

    Hükümetin Alevi açılımının, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak Alevilik Dairesi’nin Aleviler açısından bir kazanım mı yoksa kayıp mı olduğunu sorgulayan Kenanoğlu, devletin AKP hükümeti eliyle Aleviliği kontrol altına almaya çalıştığını belirtti.

    “BAKANLIĞA BAĞLANMAYAN CEMEVLERİ NE OLACAK?”

    Bugün AKP’nin Alevi açılımının sonu olduğunu, bu sondan kastının açılımın bitmiş olması değil, yeni başlıyor olduğunu ifade eden Kenanoğlu, “AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı şöyle bir açıklama yaptı ve dedi ki; ‘Alevilikle ilgili yeni bir sürece giriyoruz ve şu anda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bir daire oluşturulması çalışması yürütülüyor. Bir daire oluşturulacak ve cemevleri buraya bağlanacak. Cemevinde hizmet yürütenler ve dedeler buradan görevlendirilecek ve maaşlarını buradan alacaklar.’ Diğer taraftan da cemevlerinin elektrik, su ve benzeri giderleri, özellikle mahkeme konusu olan bir takım durumlarda buraya bağlanarak buradan çözülecek. Peki bağlanmayanlar ne olacak? Bağlanmayanlar bu kapsamın dışında tutulacaklar ve buralardan herhangi bir yardım veya bu anlamda destek alamayacaklar” diye konuştu.

    “DEVLET DİNLERİ VE TOPLUMLARI KONTROL ALTINDA TUTMAK İSTİYOR”

    Birçok kesimin bu durumu AKP’nin seçimlere giderken Alevilerden oy alma kaygısı ile yapmış olduğu bir iş olarak gördüğünü aktaran Kenanoğlu, bu meselenin o kadar basit olmadığını, altında başka nedenler yattığını söyledi.

    Bu meselenin devletin AKP eliyle yaptığı son yüzyılın Alevilere en büyük kazığı olduğunu vurgulayan Kenanoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Türkiye Cumhuriyeti devletinin şu andaki iktidardan bağımsız düşünürsek temelini oluşturduğu toplumda şunu hesaplamıştır: Dinleri kontrol altında tutmak, toplumu kontrol altında tutmak, zapturapt altına almak ve kontrollü bir toplum oluşturmak hedefi gütmüştür. O nedenle makbul vatandaşlık tanımı yapmıştır. Sünni olacak, Türk olacak. Makbul vatandaş budur. Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından kuruluş kodları böyle çalışıyor. Toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan Sünni toplumu 1924 yılında Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasıyla birlikte esasında zapturapt altına almış, Sünniliği bir biçimi ile Müslümanlığı kontrol altına almış ve akabinde 1925 yılında Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nu çıkartarak tarikatların, cemaatlerin, tekkelerin, dergahların yasaklanmasını getirmiştir. Bu esasında Aleviliği bir biçimde yasaklayan bir kanun olmuş. Bize şöyle diyorlar ya bütün tekkeler, bütün tarikatlar kapatıldı ama Aleviliğe de tarikat gözüyle bakıldığı için Alevilik yasaklanmıştır tamamen.”

    “AVRUPA’DA ALEVİĞİN TANINDIĞINI GÖREN TÜRKİYE DEVLETİNİ TELAŞ ALDI”

    Devletin Aleviliği hala bir tarikat olarak gördüğüne dikkat çeken Kenanoğlu, “Gelinen noktada özellikle Alevi kurumlarının, Alevi toplumunun demokratik mücadelesi ve Avrupa’da elde edilen çeşitli kazanımlar bağımsız müstakil bir inanç olarak Aleviliğin tanınmasını sağladı. Avrupa ülkeleri tarafından kabul edilmesi, oradaki Alevilerin beyanlarının esasıyla kabul edilmesi ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ni telaş aldı. Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün olarak Aleviliğin artık yok sayılamayacağını artık görmezlikten gelinemeyeceğini düşünerek uzun süredir üzerinde bir çalışma yürütüyor. Aslında Alevi çalıştayları da bu amaca hizmet ettiler. Alevi toplumunun hakikatini olduğu gibi kabul eden değil, Aleviliği nasıl kontrol altına alırız çalışmalarıydı” dedi.

    “ALEVİLİK KONTROL ALTINA ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”

    HDP İstanbul Milletvekili Kenanoğlu, AKP’nin Alevilere yaklaşımının bir seçim çalışması olmadığını belirterek, “AKP’nin Alevilerden alacağı oy da yok zaten. AKP’nin derdi şu anda ya da devletin AKP’ye yaptırmak istediği Alevilerin oylarının nereye gider meselesi de değil. Bu yüzyıl tamamlanırken, 2023 yılında Cumhuriyetin ilk yüzyılı tamamlanırken Aleviliği artık kontrol altına alma vaktinin geldiği ve bunun da AKP’ye yaptırıldığının bir göstergesi, sonucudur bu.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gümüş: Maaş istemiyoruz; devletten bir kuruş almadan Aleviliği günümüze taşıdık-VİDEO

    Gümüş: Maaş istemiyoruz; devletten bir kuruş almadan Aleviliği günümüze taşıdık-VİDEO

    PİRHA- Muğla’da Ortaca Cemevi dedesi Cahit Gümüş, hükümet tarafından Alevi dedelerine maaş bağlanacağı iddialarına tepki göstererek, “Bizim dedelerimiz, atalarımız devletten hiçbir zaman maaş almadılar. Biz ne maaş istiyoruz ne de Diyanete maaş verilsin istiyoruz. Diyanet kapatılsın. İnanç parayla yapılmaz” dedi.

    Muğla’nın Ortaca ilçesinde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Şubesi Yönetim Kurulu üyesi ve Seyit Ali Sultan Ocağı mensubu dede Cahit Gümüş, hükümet tarafından Alevi dedelerine maaş bağlanacağı iddiası üzerine konuşarak duruma tepkisini dile getirdi.

    İnancın parayla yapılamayacağını belirten Gümüş, Alevi dedelerinin devletten maaş alınması halinde karşılığında devletin dayattıklarını yapmak zorunda kalacaklarını ve bu durumun kabul edilemez olduğunu anlattı.

    “MAAŞ BAĞLANMASINA DA DİYANETE DE KARŞIYIZ”

    Dedeliğin maaşla yapılmayacağını vurgulayarak sözlerine başlayan Gümüş, Alevilik inancında rızalık olduğunu, bir kişinin gönlünden koparsa verebileceğini istemezse vermeyeceğini söyledi.

    Diyanetin dedesi olmayacaklarını ve Diyanetin kapatılması gerektiğini ifade eden Gümüş, “Diyanette bir Alevi masası, bir Alevi kürsüsü kurulmasına da karşıyız. Nasıl ki Cuma hutbelerinde cami hocaları Diyanetten gelen hutbeleri okuyorsa, eğer biz de Diyanet’ten maaş alırsak o hutbeleri okumak zorunda kalırız. Çünkü ben sana maaş veriyorum, benim söylediğimi yapacaksın, diyeceklerdir. Ne maaş istiyoruz ne de Diyanet maaş alsın istiyoruz. Diyanet kapatılsın, lağvedilsin ve hiçbir kişiye maaş verilmesin. Bugün 3-4 bakanlığın bütçesinden daha fazla bir bütçesi var. Ona ayrılan bütçe eğitime, sağlığa, bilime ayrılsın. Bizim dedelerimiz, atalarımız devletten hiçbir zaman maaş almadılar” diye konuştu.

    “DEVLETTEN BİR KURUŞ ALMADAN ALEVİLİĞİ GÜNÜMÜZE KADAR TAŞIDIK”

    Eskiden Alevi dedelerinin uzun yollardan gelerek, zorluklar içerisinde cemler, görgüler yaptıklarını söyleyen Gümüş, sözlerine şöyle devam etti:

    “Eskiden dedeler erkan cemleri, kurban cemleri, Abdal Musa cemleri yapıyordu. Bunlar yapılırken dedeler devletten bir kuruş dahi almıyorlardı. Bu şekilde Aleviliği günümüze kadar taşımışlardır, getirmişlerdir. Bundan sonra da bizler devletten maaş istemiyoruz. Diyanete de vermesinler. Bizim hakkımızı onlar yemesin. Çünkü bizlerin verdiği vergilerle Diyanet çalışanları maaş alıyor. Cemevlerimize ‘cümbüş evi’ dediler. Bizim cemevlerimiz yol erkan yapılan, 12 hizmet yapılan yerdir. Bizim cemlerimize düşkünler giremezler. Alevi olan herkes bilir düşkünlüğün ne olduğunu.”

    “İNANÇ PARAYLA YAPILMAZ”

    Dede Cahit Gümüş, “Biz ne maaş istiyoruz ne de Diyanete maaş verilsin istiyoruz. Diyanet kapatılsın. İnanç parayla yapılmaz. Bizim dedelerimiz bedava yapmıştır. Bugün camilerdeki hocaların maaşını kesin o cemaate namaz kıldırmaz, orada ibadet yapmazlar. Bizim dedelerimiz bu maaşı, bu parayı asla kabul etmezler. Ben böyle düşünüyorum, bu parayı kesinlikle istemiyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • ‘Cemevlerinin statüsünü tanımadıktan sonra dedelere maaş bağlanması anlamsız’-VİDEO

    ‘Cemevlerinin statüsünü tanımadıktan sonra dedelere maaş bağlanması anlamsız’-VİDEO

    PİRHA- Hükümetin cemevlerinin statüsünü tanımadıktan sonra dedelere ve çalışan personele maaş bağlanmasının bir anlam ifade etmeyeceğini belirten PSAKD Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Bu doğru değil. Bugüne kadar nasıl gelmiş ise bundan sonra da öyle devam etsin” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, AKP hükümetinin Alevilere yönelik politikalarına ve dedelere maaş bağlanmasına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “DEVLETTEN MAAŞ ALAN DEVLETİN DÜDÜĞÜNÜ ÇALAR” 

    Cemevlerinin statüsünü tanımadıktan sonra dedelere ve çalışan personele maaş bağlanmasının bir anlam ifade etmeyeceğini belirten Akyol, “Belki böyle bir şey olduğu zaman ilerde Diyanetin altında görevli olarak çalıştırırlar. Diyanet 12 Eylül darbesi olduğunda, Kenan Evren ne dediyse camilerde hutbe olarak onu okuttu. Daha sonra Özal ve sonrasında gelen tüm başbakanlar Diyanete ne dediyse onu okundu. Şimdi de AKP hükümeti iktidarda, Tayyip Erdoğan ne diyorsa onu okuyor. Bu devletin dini. Devletten maaş alan devletin düdüğünü çalar. Bu da bizi yolumuzdan şaşırtır, yolumuzdan çıkarır, asimilasyonun kapılarını açar. Hiçbir dede buna heves etmesin, böyle bir şeye girmesin” dedi.

    “BUGÜNE KADAR NASIL GELİNDİYSE ÖYLE DEVAM ETSİN”   

    Aleviliğin binlerce yıldır var olduğunu ve bugünlere geldiğinin altını çizen ve son 20, 25 yıldır bir Alevi aydınlanması yaşandığını aktaran Akyol, “Yolu yürütme değil nereden maaş alıyorsa oranın talimatını okuyacak, oranın emirlerini yerine getirmeye çalışacak. Bugüne kadar nasıl gelmiş ise bundan sonra da öyle devam etsin” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Mat: Erdoğan’ı iddiasını kanıtlamaya davet ediyorum; aksi halde dava açacağız

    Mat: Erdoğan’ı iddiasını kanıtlamaya davet ediyorum; aksi halde dava açacağız

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa Alevi hareketine yönelik, “Almanya 2 yıl önce bunlara 30 milyon euro para verdi” sözlerine tepki gösterdi. “Erdoğan’ı bu iddiasını kanıtlamaya davet ediyorum. Aksi takdirde hukuksal süreci işleteceğiz” diyen Mat, “Avrupa’da elde ettiğimiz kazanımlar kimyalarını ve ezberlerini bozmuş. Verdiğimiz demokratik hak mücadelemizi inatla ve kararlılıkla daha da büyüterek sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt’te ‘Demokrasi Buluşması’ adıyla yaptığı programda söz alan CEM Vakfı kurucu üyelerinden ve bir dönem MHP’de görev alan Ercan Güvenç, İçişleri Bakanlığı’nın cemevleri üzerinden yürüttüğü çalışmaların Aleviler tarafından sıcak karşılandığını iddia etti.

    Güvenç’in sözleri üzerine konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan da Avrupa Alevi örgütlenmesini hedef alarak, “Almanya’da da özellikle Alevilikten öte Alisiz Alevilikle adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor. Ve Cumhuriyet Halk Partisi orada o işi yürüteni de burada aday yapmak da istedi. Bunların da zaten kimler olduğunu bilirsiniz. Ve ciddi de onlara para desteği veriyorlar. Bundan 2 yıl öncesi rakamla 30 milyon Euro bunlara parasal destekleri de olmuştu” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat sosyal medya hesabı üzerinden Erdoğan’ın açıklamalarına tepki gösterdi. “Cumhurbaşkanının ileri sürdüğü iddiasını kanıtlamaya davet ediyorum” diyen Mat, Erdoğan’ın Alevilerin Avrupa’da elde ettiği kazanımlardan dolayı rahatsız olduğunu ifade etti.

    Mat ayrıca, Alevilerin cemevi arsası, dedelere maaş, cemevinde çalışanlar için maaş taleplerinin olmadığını da kaydetti.

    “ELDE ETTİĞİMİZ KAZANIMLAR KİMYALARINI BOZMUŞ”

    Mat‘ın paylaşımı şöyle:

    “Cumhurbaşkanının ileri sürdüğü iddiasını kanıtlamaya davet ediyorum. Cumhurbaşkanı Siirt’te STK yetkilileriyle bir araya geldiği toplantıda, saray soytarılarından biri eğilip bükülerek Alevilerin talepleri hakkında yaptığı konuşmaya cevap veriyor. Cumhurbaşkanı, “Almanya Devletinin iki yıl önce Alevilere yıllık 30 milyon Euro verdiği” iddiasında bulunuyor. Bu iddiasını kanıtlamaya davet ediyorum. Aksi takdirde hukuksal süreci işleteceğiz.

    Ayrıca, Alevilerin; cemevi arsası, dedelere maaş, cemevinde çalışanlar için maaş talepleri yok. Aleviler; kimliklerinin tanınmasını, eşit yurttaşlık hakkı, anayasal haklarının güvence altına alınmasını, zorunlu din dersleri ve Diyanetin kaldırılmasını, devletin Alevi katliamlarıyla yüzleşmesini, Madımak’ın utanç müzesi olmasını, dergahlarının iadesini istiyor. Avrupa’da elde ettiğimiz kazanımlar kimyalarını ve ezberlerini bozmuş. Verdiğimiz demokratik hak mücadelemizi inatla ve kararlılıkla daha da büyüterek sürdürmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

    İLGİLİ HABER: Erdoğan yine hedef aldı: Almanya’da Alisiz Alevilikle adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor

  • Erdoğan yine hedef aldı: Almanya’da Alisiz Alevilikle adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor

    Erdoğan yine hedef aldı: Almanya’da Alisiz Alevilikle adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Siirt’te katıldığı programda söz alan CEM Vakfı kurucu üyelerinden Ercan Güvenç, İçişleri Bakanlığı danışmanlarının cemevlerine ihtiyaç ziyaretlerinin ve dedelere maaş bağlanmasının Alevi toplumunda sıcak karşılandığını iddia etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Alevilerin devletin mali desteği konusunda anlaşamadığını öne sürerek, Avrupa Alevi örgütlenmesini bir kez daha hedef alması dikkat çekti. Erdoğan’ın suçladığı Alevi örgütlenmesinin çalışmaları sayesinde Almanya’da 5 eyalette ‘Hak eşitliği’ anlaşması imzalanarak, Aleviler bağımsız bir inanç grubu olarak tanındılar. 

    ‘Demokrasi Buluşması’ programında CEM Vakfı kurucu üyelerinden Ercan Güvenç‘in, İçişleri Bakanlığı danışmanlarının cemevlerine ihtiyaç ziyaretleri, devletin Alevilere cemevi arsası tahsisi ve Alevi pirleri-dedelerine maaş bağlanmasının Alevi toplumunda sıcak karşılandığını iddia ederek bazı taleplerde bulundu.

    CEM VAKFI KURUCU ÜYESİNDEN TEK TİP, MİLLİYETÇİ VE AYRIŞTIRICI CÜMLELER!

    Erdoğan’ın Siirt’te katıldığı ‘Demokrasi Buluşması” etkinliğinde söz alan ve Cem Vakfı kurucu üyelerinden olduğunu söyleyen Ercan Güvenç, konuşmasının büyük bölümünde Alevi süreklerini tek tipleştiren, milliyetçi ve ayrıştırıcı cümleler kullanarak, “Alevilik Hoca Ahmet Yesevi’nin Kazakistan memleketinden Balkanlara kadar uzanan Türklerin İslam anlayışıdır. Cemevlerinin arsa tahsisi konusunda, dedelerin ve Bektaşi babalarının maaşları konusunda, cemevlerinde çalışan personellerin maaşları konusunda sıkıntıları var. Okullarda da yine Aleviliğin okutulması konusunda daha detaylı bilgilere ihtiyacı var. Çok şükür birtakım bilgiler konuldu ama bunun daha detaylı daha doyurucu bir niteliğe kavuşma beklentisi var Alevilerin. Bu arada tabii bu sorunlar çözülmediği takdirde Alevilerin inançsal olarak psikolojik sıkıntıları, devletini bu kadar sevmiş olmalarına rağmen kendilerini bir kenara konulmuş gibi hissediyorlar. Her Alevinin evine gittiğinizde beze sarılı Kur’an-ı Kerim, bir tarafta Türk bayrağı, bir tarafta da Atatürk’ün resmi vardır. Ama bu inançsal hizmetlerdeki mağduriyetleri olmasına rağmen cuma akşamları yapılan cemlerde mutlaka devleti yönetenlere duaları vardır. Polisimize ve askerimize hiç dualarını eksik etmezler” iddiasında bulundu.

    “DEVLETİN, ALEVİ DEDELERİNE MAAŞ VE CEMEVİ ARAZİSİ VERMESİ SEVİNDİRİCİ”

    Güvenç, ayrıca cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü verilmesi, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının Alevi toplumunda sevinçle karşılandığı iddiasında bulunarak, “Dolayısıyla bu sorunlar sizlerin de başlattığı, Kültür Bakanlığımızın ve İçişleri Bakanlığımızın verdiğiniz talimatlarla Doktor Ali Özzeybek’in başkanlığında yürütülen 1585 cemevinin ihtiyaçlarının karşılanması, cumhuriyet tarihinde ilk defa direkt devlet tarafından bir el verilmesi, Alevi kuruluşlarının bir kısmında çok sıcak karşılanmadı ama toplumun çok büyük bir kesiminde oldukça sıcak karşılandı. Sayın Cumhurbaşkanı, bizlerin beklentisi tabii Hacı Bektaşi Veli’nin dediği gibi “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” şiarımızla bu hizmetlerin kalıcı olarak devam etmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    ERDOĞAN: ALEVİLER DEVLETTEN MALİ DESTEK ALMA NOKTASINDA ANLAŞAMIYORLAR

    CEM Vakfı kurucu üyelerinden Ercan Güvenç’in ardından konuşan Erdoğan, Alevilerin eşit yurttaşlık talebine değinmezken, Alevilerin devletten ‘yardım’ alması konusunda ikilem yaşadığını iddia etti. Erdoğan ayrıca, Alevilerin devletin güdümüne girme korkusundan sıyrılmalarını gerektiğini savunarak, Avrupa Alevi hareketini de hedef aldı.

    Erdoğan şunları söyledi:

    “Bu işi şu anda en büyük tahrik unsuru olan yurtdışı, yurtdışında da birinci derecede Almanya. Bizim partinin belediyeleri noktasında arkadaşlarımıza hep tavsiyemiz şudur: Özellikle cemevi vs. açma noktasında destek aradıkları zaman elinizden gelen desteği verin. Mesela ben belediye başkanlığımda Küçükköy tarafında bir yer tahsis ettim ve tahsis etmekle kalmadım bir de bu cemevinin yapılması için kendilerine betondu vs. filan bunları vermeye kalktım. Ama bunlar birbirine girdi. ‘Sen nasıl olur da kalkıp Tayyip Erdoğan’dan bu desteği alırsın’ dediler. Yani böyle bir sıkıntı şu anda Alevi kardeşlerimizin arasında var. Anlaşamıyorlar. Burada bir defa mali noktadaki destek konusunda da anlaşamıyorlar. Devletten alalım mı almayalım mı? Ve sözleri şu: ‘Eğer alırsak devletin güdümüne gireriz’. Bunu işliyorlar. Biz de diyoruz ki, yani niye güdüme gireceksin ki? Belli bir ücreti devlet ihdas ediyor da veriyorsa zaten verir. Niye güdümüne gireceksin ki? Ama bu anlayış da var. Önce bunun tabii bir halli gerekiyor. Bunun halli gerektiği taktirde birçok şey daha da kolay aşılabilir.

    AVRUPA ALEVİ HAREKETİ HEDEFİNDE

    Almanya’da da özellikle Alevilikten öte Alisiz Alevilikle adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor. Ve Cumhuriyet Halk Partisi orada o işi yürüteni de burada aday yapmak da istedi. Bunların da zaten kimler olduğunu bilirsiniz. Ve ciddi de onlara para desteği veriyorlar. Bundan 2 yıl öncesi rakamla 30 milyon Euro bunlara parasal destekleri de olmuştu.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Karaçalı: ‘Dedelere maaş’ söylemi başta dedelere ve dedelik kurumuna hakarettir!

    Karaçalı: ‘Dedelere maaş’ söylemi başta dedelere ve dedelik kurumuna hakarettir!

    PİRHA- Bugünlerde AKP hükümetine yakın isimlerin gündeme getirdiği “dedelere maaş” meselesi konuşulurken, Halil Karaçalı kaleme aldığı yazıda “’Dedelere maaş’ söyleminin epeydir alıp başını hududsuz bir yere doğru gittiğine dikkat çekti. “Dedelere maaş demek ve bunu dile getirmek başta dedelerin kendisine olmak üzere bütünüyle dedelik kurumuna hakarettir”diyen Karaçalı, “Talip dedeye akmazsa, dede dolu olup, talibe akmaz” dedi. 

    AKP hükümetinin cemevlerine ibadethane statüsü yerine ‘kültür merkezi’ statüsü vermeyi, dedelere maaş ödemeyi planladığı iddiaları Alevi toplumunda tartışılırken Alevilik konularında zaman zaman yazılar yazan Halil Karaçalı önemli bir yazı kaleme aldı.

    Karaçalı, devletin neden ‘dedelere maaş’ vermek isteyeceğini ve dedelerin maaş almasıyla birlikte hangi olumsuzlukların olabileceğini net bir şekilde dile getirdi.

    “DEDELERE MAAŞ SÖYLEMİ, BAŞTA DEDELERE VE DEDELİK KURUMUNA HAKARETTİR”

    Halil Karaçalı, “Talip dedeye akmazsa, dede dolu olup, talibe akmaz. Demi ile eşiğe varan derdine derman bulur, kibri ile gidenin eşgali kelp, sıfatı Mervan olur. ‘Dedelere maaş’ söylemi toprağa ekilmeden, suya yazılmadan epeydir alıp başını hududsuz bir yere doğru gidiyor. Oysa “dedelere maaş” demek ve bunu dile getirmek başta dedelerin kendisine olmak üzere bütünüyle dedelik kurumuna hakarettir” dedi.

    “DEDELER DEVLETE ŞUNU SORMALI: HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VEREN TALİPLE HAK MUHAMMET ALİ YOLUNU NASIL SÜRDÜRECEĞİZ?”

    Facebook sayfasından yayınladığı yazısında Karaçalı, yazıyı şöyle detaylandırdı:

    “Enflasyon verilerini TÜİK ve AA %19 olarak açıklarken, ENAG verilerine göre % 49.87 ve Johns Hopkins Üniversitesi’nden ekonomist Steve Hanke’ye göre ise %58.7 olduğu bir ülkede dedelerin asıl söylem ve çıkışlarından biri, bize “maaş” deyip duruyorsunuz ama talip/ler için neden liyakat, çalışma ve üretim üzerine kurulu bir maaş düşünmüyorsunuz? Dar tanımlı işsizlik oranı TÜİK verilerine göre % 12.1 ve geniş tanımlı oran ise %22’nin üzerinde. Bugün 4 kişilik bir ailenin asgari geçim/yoksulluk sınırı geçim maliyeti 10.396 TL. Hal vaziyet böyle iken dedelerin devlete şu soruyu yöneltmeleri gerekir: Açlık, yoksulluk, işsizlik, sosyal ve toplumsal adaletsizlik, eşitsizlik, doğal afetlerden toplumsal felaketlere kadar yaşamın vücut bulduğu bütün alanlarda hayatta kalma mücadelesi veren talip ile nasıl Hak Muhammed Ali Yolunu sürdüreceğiz?”

    “Evet bu hayatta kalma mücadelesini veren Türkiye’deki bütün toplumsal kesimler olduğuna göre Aleviler de bu yaşanılan eşitsizliklerden münezzeh değildir” diyen Halil Karaçalı, “Kaldı ki 1905 ve sonrası Dünya’nın nüfus artışı, değişim ve dönüşümü, 1927 yılı nüfus sayımı verileri dikkate alındığında nüfus olarak Aleviler bu ülkenin %20’sini aşkın bir sayıya sahiptir. Ki bu nüfusun belirli bir oranı asimile edilmiştir ama bunu yapan yine devletin kendisi olmuştur. Kuşkusuz devletin uygulamış olduğu asimilasyon politikalarının yanlışlığından biz Aleviler sorumlu değiliz” ifadelerini kullandı.

    DEVLET ‘DEDELERE MAAŞ’ DERKEN NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?”

    “Peki devlet “dedelere maaş” derken ne yapmaya çalışıyor?” diye soran Karaçalı, “Eğer dedeler böyle bir boşluğa gelirse Alevilik ile köprüleri atmış olurlar. Atılan bu köprü ise doğrudan talibin kendisidir” uyarısını yaparak şunlara dikkat çekti:

    “Bilindiği üzere adı sanı konulmamış olsa da Türkiye’de Diyanet şemsiyesi altında bir araya getirilmiş 140 bini aşkın dinsel bir grup var. Bu grubun aldığı maaşlardan Türkiye’deki bütün toplumsal kesimlerin ödemiş olduğu vergilerden kaynaklı hakkı var. Aslında bu maaşı almakla dinsel anlamda kul hakkına girerlerken, devlet yurttaşlık ilişkisinden doğrudan insanların hakkını hukuksuz bir şekilde yemektedirler. Devlet “dedelere maaş” derken dedeleri tam da buraya davet ediyor. Gelin biz burada hem kul hakkına giriyoruz, hem de insanların hakkını yiyoruz. Siz dedeler de bu haksızlığı sıklıkla dile getiriyorsunuz; iyisi gelin beraber bu hakka girelim ve ne bizim ağzımızın tadı bozulsun, ne de sizler “hakkımız haram, zehir zıkkım olsun” deyin! Ne olacaksa beraber olsun!

    “EĞER DEDELER BÖYLE BİR BOŞLUĞA GELİRSE ALEVİLİKLE KÖPRÜLERİ ATMIŞ OLURLAR”

    Eğer dedeler böyle bir boşluğa gelirse Alevilik ile köprüleri atmış olurlar. Atılan bu köprü ise doğrudan talibin kendisidir. Çünkü ister dede, ister mürşit, ister baba, ana; er, dişi her kim varsa evvela Alevilikte taliptir. Dolayısı ile dedeler bizzat kendileriyle de köprüleri atmış olur. Atılan bu köprü ile köprü, ayı, dayı üçgenindeki girdaba düşerler. Mesele tam da buradan başlıyor. Dedenin görev, ödev ve sorumluluğu bu topraklarda “köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı” deme kuralı aşılamak değildir. Tersine dedenin asli görevi eşitsizliği, hak yemeyi teşvik eden bu köprü hikayesinin mimari projesini çizen ve inşaatını yapan müteahhitini de bulup hal çaresine bakması ve bunun yerine Meydan-ı Ali’de mizan terazisini kurmasıdır. Bu mizan terazini kurduğu anda talibin gönlünde çerağ da, hakkullah da, şeydullah da, nezir de kopar. Tabi şeydullah zakirin hakkı, nezir de mürşidindir. Sakın bir hataya düşüp Hakk’ın binasına kaçak kat atılmasın.

    ​”TALİP NEFES ALAMAZSA DEDE NEFES VEREMEZ”

    Sevgili dedeler, bir kilo un olmuş 8 TL, çuvalı eder 400 TL. Bir kulak ekmeğin kavgasında başın gittiği bir devirdeyiz. Bütün bu yaşananlar buğday mi, himmet mi zamanın bir başka evresi sayılır. Yoksulluk artık açlık ve kronik yoksulluğa doğru evrilmektedir. Bu şartlar altında talip ekmeğin kavgasında hayatta kalmanın derdinde olur. Talip nefes alamazsa dede nefes veremez. Nefes alınmadan, ölmeden evvel ölünmez; ölmeden evvel ölünmeyince öldükten sonra talip her daim ölür.

    “EKMEĞİ AŞI OLMAYANA ‘DEDE YETİMİ DENİLİRDİ; DEDENİN GÖREVİ TALİBİN ACISINI SIRTLAMAKTIR”

    Sizler bilirsiniz ki bir zamanlar ekmeği aşı olmayana dede yetimi denilirdi. Dedeler bu insanları korur sahip çıkardı ve hatta nerede bir yevmiye varsa dede yetimleri çağrılırdı, çünkü ekmek ve aşlarının olması gerekiyordu. Hal böyle iken bu zamanda savunulması ve mücadele verilmesi gereken alan yaşamın ve hayatta kalmanın kavgası olur. Dedenin görevi talibin acısını sırtlamaktır. Sırtlanan bu acı kimi talipte bir çerağa döner kiminde ise bir kadeh dolusu deme. Öyle bağış vs. değil çünkü bilirsiniz ki bağış ekonomisi kurban ister.

    “YOL YAKIN İKEN ‘DEDELERE MAAŞ’ SÖYLEMİNE ÇOK GÜÇLÜ SES ÇIKARILMALI”

    Günler aydın ve yol yakın iken “dedelere maaş” söylemine karşı çok güçlü bir sesin çıkarılması gerekir. Aksi halde dede ile talip arasındaki uçurum 18 bin alemin berzahlarından daha öte olur ve sonrasında maaşa talip olanlar bu uçurumdan birer birer dibi köşesi olmayan “cennette” düşer! “Cennette” düşmesine düşerler de ama hiçbir zaman iflah olamazlar ve sonraki neslin ayağına püsküllü bela olurlar.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Dede Hüseyin Gazi Metin: AKP asimilasyon yapıyor; aç kal ama alçalma! -VİDEO

    Dede Hüseyin Gazi Metin: AKP asimilasyon yapıyor; aç kal ama alçalma! -VİDEO

    PİRHA-Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin, AKP hükümetinin “Alevi Kültür Merkezi statüsü, dedelere maaş ve cemevlerinin elektrik, su parasının ödenmesi” şeklinde hazırladığı üç maddelik çalışmayı değerlendirdi. Metin, “Eskiden beri başaramadıklarını şimdi de keselerin ağzını açarak yapmaya çalışıyorlar. Cemevlerine birilerini gönderiyorlar ihtiyaçlarınız var mı, diye soruyorlar. Aç kal ama alçalma” dedi.

    Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin, AKP hükümetinin Alevi toplumuna yönelik “Alevi Kültür Merkezi statüsü, dedelere maaş ve cemevlerinin elektrik, su parasının ödenmesi” şeklinde hazırladığı üç maddelik çalışmaya ilişkin konuştu. Hükümetin bu tür projelerinin yeni olmadığını, Aleviler üzerinde her zaman asimilasyon politikaları geliştirdiğini vurgulayan Metin, Alevilerin bu oyunlara asla gelmemesi gerektiğini söyledi.

    “DEVLET KULLANMADIĞI İNSANA EKMEK BİLE VERMEZ”

    Hükümetin uzun zamandır Aleviler üzerinde projeler yürüttüğünü ifade eden Metin, Hünkarı ziyaret etmek bizim için kutsal bir görevdir. Eskiden beri başaramadıklarını şimdide keselerin ağzını açarak yapmaya çalışıyorlar. Cemevlerine birilerini gönderiyorlar ihtiyaçlarınız var mı, diye soruyorlar. Bizi yönetenler kullanmadığı insanlara ekmek bile vermez. İki tane virüs var. Biri ağzımızı, gözümüzü bağladığımız virüs. Biri de düzenin virüsü. Alevilerin de, Kürtlerin de ezilen toplumların da çektikleri hep bu düzenin virüsündendir. Kendinden olmayanlar, bunlar için gavurdur” şeklinde konuştu.

    “AÇ KAL AMA ALÇALMA”

    Alevilerin bu tür asimilasyon politikalarına asla alet olmaması gerektiğini vurgulayan Metin son olarak şunları aktardı:

    “Aç kal ama alçalma. Pir Sultanım itlerimiz bile haram yemez, dedi. Ben de bu yayladan Şah’a giderim dedi ve dar ağacını seçti. Hızır Paşa’nın lokmasına el uzatmadı.

    Enel Hakk deyipte geri dönmeyen

    Anadolu’muzun Alevi’siyim

    Huri kızla cennetine kanmayan

    Anadolu’muzun Alevi’siyim

     

    Sevgidir dinimiz Kabe’miz insan

    Kırıkların Ceminde eşittir her can

    Bizim için birdir gavur Müslüman

    Anadolu’muzun Alevi’siyim

     

    Vahiye aldanmam bilimde varım

    Akılla mantıkla yaparım yorum

    Çağı yakalamak amacım zorum

    Anadolu’muzun Alevi’siyim

     

    Allah ile insanları korkutmam

    Cennet ile cahilleri avutmam

    Kıl köprüsü Hayal hurafe yutmam

    Anadolu’muzun Alevi’siyim

     

    Ele, bele, dile, sahip özümüz,

    Can evinden uyanmıştır gözümüz,

    Kanundur senettir bizim sözümüz,

    Anadolu’muzun Alevi’siyim.

     

    Mum söndü iftira kuyu kazdığın,

    Asıp kesip zindanlardan ezdiğin,

    Kafir deyip derisini yüzdüğün

    Anadolu’muzun Alevi’siyim.

     

    Bizim için yapılmış zindanlar,

    Yargısız infazlar kayıp insanlar,

    Özgürlük uğurunda çok verdik canlar,

    Anadolu’muzun Alevi’siyim.

     

    Ezilen halk dostum ezen düşmanım,

    Sivas’ta Maraş’ta Dersim’de her yerde yaktılar canım

    Vursan bombalasan değişmem yünüm,

    Anadolu’muzun Alevi’siyim

     

    Kızılbaştır şöhretimiz sazımız,

    Gelin bir olalım bitsin acımız,

    Bir ölür bin doğar bizim gücümüz,

    Anadolu’muzun Alevi’siyim.

     

    Diyaneti din dersini kaldırın,

    Örümcek kafalara bilim doldurun,

    Kimliğimizi tüm dünyaya bildirin,

    Anadolu’muzun Alevi’siyim.

     

    Beş vakit cami de yaptıramadın (halen de çabalıyorsun)

    Asimile ettin bitiremedin,

    Şeytan taşlamaya götüremedin,

    Anadolu’muzun Alevi’siyim.

     

    Açılım çalıştay yeni bir oyun,

    Alın trilyonları ayrıldı payın,

    Satılık değiliz iyice duyun,

    Anadolu’muzun Alevi’siyim.

     

    Gazi Metin silahım yok sazım var,

    Horasan’dan Çamışığı’na izim var,

    Boyun eğmez baş kaldıran özüm var,

    Anadolu’muzun Kızılbaşıyım,

    Anadolu’muzun da temel taşıyım.

    Cebrail Arslan/ANTALYA

     

  • ‘Alevileri tanımak istiyorlarsa, cemevine ibadethane statüsü vermeleri gerekir’-VİDEO

    ‘Alevileri tanımak istiyorlarsa, cemevine ibadethane statüsü vermeleri gerekir’-VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, AKP hükümetinin hazırladığı üç maddelik çalışmaya ilişkin konuşarak, “Gerçek anlamda Alevileri tanımak istiyorlarsa, bizleri kazanmak, bizlerin gönlünü almak istiyorlarsa, kardeşçe yaşamayı istiyorlarsa bizim ibadethanelerimiz olan cemevlerini resmi statüde kabul etmeleri gerekir” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, AKP hükümetinin hazırladığı üç maddelik çalışmada Alevi dedelerine maaş verilmesi ve cemevlerine ‘Kültür Merkezi’ statüsü verileceği iddialarına ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Alevilerin ibadethanelerinin ‘kültür merkezi’ olarak kabul edilmesinin, o kültür merkezinde hizmet yürütecek olan dedelere, zakirlere maaş bağlanması yönünde karar alınmasını, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir yan versiyonunu oluşturma çabası olarak gördüklerini belirten Erdoğan, bu durumun kabul edilemez olduğunu vurguladı.

    “BİZİM TEMEL TALEBİMİZ CEMEVLERİNİN İNANÇ STATÜSÜNDE SAYILMASI”

    İçişleri Bakanlığı’nın kültür sorumlusu olduğunu söyleyen danışmanın kendilerini de ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, “Ziyaretleri sırasında bizlere genel olarak eksikleriniz ve ihtiyaçlarınız nedir, diye sordular. Tabii ki bizim cemevlerimiz, canlarımızın kendi imkanları ile lokmalarıyla ayakta duruyor. Biz kendi ihtiyaçlarımızı, eksiklerimizi tamamlayabiliriz, dedik. Sonrasında temel talebimizin cemevlerinin inanç statüsüne kavuşturulması olduğunu vurguladık. Zorunlu din derslerinin kaldırılması hususunda tekrar istek ve taleplerimizi de kendisine ilettik. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilmesini de söyledik. Yani bu ülkede tek bir cemaate, tek bir inanca hizmet eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı doğru değil. Devletin bütçesinden, 3 bakanlığın bütçesini geçen miktarda para alıyor. Bu ülkede ki herkesten alınıyor vergi. Bu vergiler Diyanete gidiyor. Ödediğimiz vergilerin bizim inancımıza ve haklarımıza harcanmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN YAN VERSİYONUNU OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Saydıkları talepleri ziyarete gelen danışmana yazılı olarak da verdiklerini aktaran Erdoğan, hükümetin bu talepleri dikkate almadığını ve cemevlerine ibadethane statüsü verilmeyeceğini bu durumun da kabul edilemez olduğunu söyledi.

    Erdoğan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Alevilerin ibadethanelerinin ‘kültür merkezi’ olarak kabul edilmesi, o kültür merkezinde ki hizmetleri yürütecek olan dedelerimize, zakirlerimize maaş bağlanması yönünde karar alınması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir yan versiyonunu oluşturma çabasıdır. Bizler hiçbir zaman bu tür uygulamaları kabul etmeyiz. Bizim dedelerimiz bizim rızalık lokmalarımızla hizmetlerini yürütür. Hiçbir zaman maaşa bağlı değillerdir. Aynı zamanda elektrik ve su giderlerinin karşılama hususu da kabul edilemez. Yani Alevilik inancını buna indirgeyemezsiniz.

    Bu tür politikalarla bizleri Diyanet’e bağlamaya çalışıyorlar. İkinci bir kolu yapmak için çaba gösteriyorlar. Gerçek anlamda Alevileri tanımak istiyorlarsa, bizleri kazanmak, bizlerin gönlünü almak istiyorlarsa, kardeşçe yaşamayı istiyorlarsa bizim ibadethanelerimiz olan cemevlerini resmi statüde kabul etmeleri gerekir. Ancak böyle kardeşçe bir araya gelip barışabiliriz. Ama bu tek yönlü, tek taraflı asimilasyon politikaları kalıplaşmış bir şekilde insanları ötekileştirir ve ayrıştırır.”

    “ALEVİLERİN İNANÇ MERKEZİ CEMEVLERİDİR”

    Buradan hükümete sesleniyorum diyen Nurettin Erdoğan, “Alevilerin inanç merkezi cemevleridir. Cemevleri Alevilerin kutsalıdır. Bu kutsala kimsenin ne bir leke ne bir üzerine söz söyleme yetkisi vardır. Biz de Türkiye Cumhuriyeti içinde belli bir potansiyele sahip Alevi kitlesi olarak inançsal bir resmiyet statüsünü kazanmak istiyoruz. Kim bu uğurda mücadele ediyorsa hepsine teşekkür ediyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Koluman: AKP, kendine yandaş kurumlar, yandaş Aleviler yaratmaya çalışıyor -VİDEO

    Koluman: AKP, kendine yandaş kurumlar, yandaş Aleviler yaratmaya çalışıyor -VİDEO

    PİRHA-İktidarın cemevlerini ziyaret etmesini değerlendiren PSAKD Diyarbakır Şubesi’nin eski Başkanı Av. Cafer Koluman, hükümeti samimi bulmadığını belirterek, “Asıl amaca uygun bir şekilde reform yapmazsanız gerisi Aleviler nazarında hikaye olur. Bu projeyle kendilerine yönelik bir takım yandaş kurumlar, yandaş Aleviler yaratmaya çalışacaklar” dedi. 

    AKP yıllar önce sonuçsuz olarak rafa kaldırdığı ‘Alevi açılımını’ yeniden masaya getirdi. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin Türkiye genelindeki birçok cemevini ziyaret ederek, fiziki ve maddi eksikliklerin tespiti ve karşılanması noktasında başlayan çalışmalar sürüyor.

    Beraberinde birçok tartışmayı da getiren bu faaliyetler, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi cemaati Başkanlığı” kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin eski Başkanı Cafer Koluman, iktidarın ‘Alevi Açılımı’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Koluman, hükümetin açılımını samimi bulmadığını ve Alevilerin sorunlarını çözmeyeceğini söyleyerek, bu tür politikaların asimilasyon politikasına hizmet edeceğini belirtti. Alevilerin bu kirli politikalara alet olmaması gerektiğinin de altını çizen Koluman, iktidarın yandaş Alevisi olmamak gerektiğini aktardı.

    “İKTİDAR BU TÜR POLİTİKLARLA, ASİMİLASYONU KALICI HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Hükümetin politika üretemez ve yönetemez hale geldiği her durumda açılımlar yaptığını ifade eden Koluman, Alevilerin bu tür çıkarcı ve kirli politikalara alet olmayacağını dile getirdi. Bu tür açılımların Alevilerin değerlerine bir saldırı olduğunu da sözlerine ekleyen Koluman; “Zamanında AKP hükümeti, Kürtlerin oyunu almak adına bir takım ‘Kürt Açılımı’ adı altında çalışmalar yürüttü. ‘Akil İnsan Heyeti’ oluşturdular. Amaç burada nedir? Kürt oylarını kendilerine doğru evirerek iktidarı daha çok sağlamlaştırmak. Bu proje tutmayınca farklı kanatlarla hareket etti. MHP kanadıyla olduğu gibi. Şu belli ki bu blok içerisinde bugün büyük çatışma var. Artık gün yüzüne çıkmış bir durumda. AKP iktidarı, 2008-2009 yıllarında Aleviler adına 9 aşamadan oluşan bir çalıştay serisi yaptı. Başlangıçta heyecan veren bir durumdu. Ancak heyecan yaratan o çalıştayın sonraki aşamalarına baktığımızda buradaki esas amacın Alevi sorununu çözmek olmadığı görüldü. İktidar, kendilerine bir potansiyel oluşturma ve asimilasyon politikalarını daha kalıcı hale getirmeye çalıştı bu çalıştaylarla. Dolayısıyla Demokratik Alevi Hareketi bu projenin aslını görünce çalışmalardan çekildiler. Siz bir sorunu çözmek isterseniz öncelikle bu sorundan dolayı mağdur edilen muhatapları esas almanız lazım. Bu konuda bir çalışma yürütüp sağlıklı, tarafsız, objektif bir rapor hazırlamanız lazım. Ama iktidar o çalıştaylarda öyle yapmadı” şeklinde konuştu.

    “BU PROJEYLE KENDİLERİNE YANDAŞ ALEVİLER, KURUMLAR YARATMAYA ÇALIŞACAKLAR”

    AKP iktidarının son süreçte cemevlerini gezdiğini hatırlatan Koluman, bu durumu samimi bulmadığını belirterek sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Burada cemevlerinin ibadethane değil de kültür merkezi olması, dedelere maaş bağlanması ve diğer sorunların çözümü konusunda çeşitli tartışmalar yürütülüyor. Alevilerin haklarını savunan ve değerlerini yaşatma anlamında bunun mücadelesini geçmişten beri veren kurumlar ve kesimler var. Bunlara danışmanız, ortaklaşmanız lazım. Ortaklaşmadığınız müddetçe arşivinizde kayıtlı olan bu projenizi hayata geçirmeniz, Aleviler adına bir hüküm ifade etmez. Biz ezelden beri diyoruz. Cemevleri bir ibadethanedir. Alevilerin inanç merkezidir. Eğer siz samimi iseniz öncelikle cemevlerinin yasal statüsünü verin. Geçmişte 2004 yılına kadar ibadet yeri denince hemen karşısında cami vardı. 2004 yılında Avrupa Birliği’ne uyum yasaları kapsamında bir takım reformlar yapıldı ve ibadet kavramını biraz daha açtılar. Açılan ibadet kavramına cami, kilise, sinagog, havra eklendi ama cemevi eklenmedi. Oysa Aleviler vardır. Siz asıl amaca uygun bir şekilde reform yapmazsanız gerisi Aleviler nazarında bir hikaye olur. Bu projeyle kendilerine yönelik bir takım yandaş kurumlar, yandaş Aleviler yaratmaya çalışacaklar.”

    “DEDE VERMİŞ OLDUĞU HİZMETİN KARŞILIĞINI MADDİYATA ÇEVİRMEZ”

    Alevilikte dedeliğin, pirliğin, inancın bir rıza işi olduğunu ve gönüllü yapıldığını söyleyen Koluman, “Nasıl ki Alevilik inancı gönülden gönüle, dilden dile sözlü bir kültüre sahipse dedelik de bir rıza işidir, gönül işidir, sevgi işidir. İnsanlık işidir en başta. ‘Rıza Şehri’ denilen bir kavram var. Bu kavramda asla ve asla dede vermiş olduğu hizmetin karşılığını bir maddiyata çevirmez. Çevirdiği zaman zaten dedelik diye bir kavram olmaz. Aleviliğe hizmet olmaz bu, devletin memuru olur. Bir çok dedemizle de görüştük. Bunu isteyen de vardır istemeyen de vardır. Gerçek anlamda Alevi hizmet yürütücülüğüne bağlı dedelerimiz, pirlerimiz, analarımız, ocaklarımız asla bu maaş olayını kabul etmezler. Çünkü geçmişten gelen bir değerimiz, öğretimiz, inancımız, felsefemiz var. Maaşı kabul eden dede artık dede olmaktan çıkmıştır, dünya insanı olmuştur. Dünya insanı olan bir dede Alevilerin insanı değildir, Alevilerin değeri değildir” dedi.

    “GÜVEN SORUNU VAR”

    Cafer Koluman, Alevilerin hassasiyetleri dikkate alınarak bir çalışma yürütülmesi gerektini belirterek, “Alevilerin gerçek anlamda inancını yaşatabilecek sorunlarını çözerek yapılmalıdır. Alevilerin canı çok yanmıştır, incinmiştir, acıtılmıştır. Bir tecrübesi vardır bu anlamda ve güven sorunu vardır. Hiçbir şekilde Aleviler bu çalışmaya asla güvenmezler, bu açılıma da güvenmezler. Çünkü Alevilerin ihtiyacını karşılayabilecek bir proje değildir” dedi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Alevi dedelerinin maaş alması inancımıza aykırı, inancımız seçim malzemesi yapılamaz-VİDEO

    ‘Alevi dedelerinin maaş alması inancımıza aykırı, inancımız seçim malzemesi yapılamaz-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin hazırladığı üç maddelik çalışmada Alevi pirlere, dedelere maaş ödeneceği iddialarına tepki gösteren PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan, dedelere maaş verilmesinin Alevilik anlayışına aykırı olduğunu belirtti.

    AKP’ye yakın gazetelerde hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığı belirtilerek, cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü verilmesi, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğü kaydedildi.

    Cemevlerine ‘Kültür merkezi’ statüsü verileceği, dedelere maaş ödeneceği iddialarına Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şube Başkanı Cem Sultan, AKP iktidarının cemevlerine ibadethane yerine ‘kültür merkezi’ statüsü vererek ‘Alevi Açılımı’ yapmayı planladığı iddialarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CEMEVLERİNİN EKSİKLİKLERİNİ SORDULAR”

    İçişleri Bakanı danışmanın kendilerini de ziyaret ettiğini belirten Sultan, “Samsun’da 23 tane cemevi var, hepsiyle ayrı ayrı görüşüldü. Bize geldiğinde ise hiç yorum yapmadan sadece sorularımızı not aldılar. Cemevinin eksikliklerini sordu, ‘bizden ne istiyorsanız onu İçişleri Bakanlığı’na götüreceğim’ dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı uygulansın biz eşit yurttaşlık istiyoruz. Çünkü biz askere giderken, vergi verirken eşitsek hizmet alırken de eşitlik istiyoruz. Sadece cemevi değil hiçbir ibadethaneyi belirlemek hiçbir kurumun vazifesi değildir, haddi de değildir. İbadethane olup olmayacağını ancak o mabede inanan insanların karar vereceği bir olaydır” diye belirtti.

    “TALEBİMİZ EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIMIZIN VERİLMESİ”

    Dedelere maaş verilmesinin Alevilik anlayışına, yoluna, süreğine, edep erkanına aykırı olduğunu söyleyen Sultan, “Eğer dede maaş alırsa maaş aldığı kurumun dedesi olur. Bizi gerçekten önemsiyorlarsa kurumlarımızın Alevi çalıştaylarında ortaklaştığı maddeler var. Zorunlu din dersleri ve cemevlerinin tanınmaması gibi sorunlarımız var. Birde her seçimden seçime Aleviliği bir malzeme olarak kullanmaktan vazgeçsinler bu insanları daha çok incitiyor. Samimi olsalardı Abdülkadir Selvi değil de hükümet sözcüsünün duyururdu, bunu duyurmak Abdulkadir Selvi’ye düşmüyor. Bizim talebimiz eşit yurttaşlık temelinde haklarımızın verilmesi ve bunun bir sisteme bağlanması. Diyanet İşleri, laik devletle çelişen bir kurum, cemevlerini sadece kültür evi olarak görmelerini sebebi de budur” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dedeler Diyarbakır’dan seslendi: Yolumuz para yolu değil; maaşlı memur olmayız-VİDEO

    Dedeler Diyarbakır’dan seslendi: Yolumuz para yolu değil; maaşlı memur olmayız-VİDEO

    PİRHA- Bismil ilçesine bağlı Türkmenacı (Türkmenhacı) ve Seyithasan Alevi köylerinin dedeleri, AKP hükümetinin cemevlerine ibadethane statüsü yerine ‘kültür merkezi’ statü vermek ve dedelere maaş bağlamak istemesine dair PİRHA’ya konuştular. Dedeler, “Dedeler maaşa bağlanırsa devletin memuru olur. Memuru olunca da devlet ne derse onu yapmak zorunda kalır. O yüzden doğru bulmuyoruz. Yolumuz para yolu değil”diye konuştular. 

    Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Türkmenacı (Türkmenhacı) ve Seyithasan Alevi köylerinin dedeleri, AKP hükümetinin cemevlerine ibadethane statüsü yerine ‘kültür merkezi’ statü vermek ve dedelere maaş bağlamak istemesine dair PİRHA’ya konuştular.

    Türkmenacı köyünden, Beyazıt Bestami Ocağı dedelerinden Hasan Baykut, “Alevi dedeleri maaşa bağlanırsa devletin memuru olur. Memuru olunca da devlet ne derse onu yapmak zorunda kalır. O yüzden doğru bulmuyorum” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Danışmanı Ali Arif Özzeybek’in köylerine geldiğini belirten Baykut, “Kendisi “Ben de Bektaşiyim, cemevinin neye ihtiyacı var, dedi. Ben de cemevimizin bir ihtiyacı yok, dedim. Cemevinin ihtiyacı nedir? Elektrik parasıdır, su parasıdır. Zaten biz köyde olduğumuz için elektrik kullanıyoruz ama suyumuz var zaten. Bazı camilerin ödendiği gibi cemevlerinin de ihtiyaçlarının giderilmesi lazım. Madem ki bizim vergilerimiz veriliyor, askerlik yapıyoruz. Biz de bundan faydalanmak istiyoruz” diye konuştu.

    Dede Baykut, danışmana köylerindeki ihtiyaçları sıraladığını belirterek şöyle devam etti:

    “Mahalleler arası kilitli taş olması lazım. Burada üç ziyaretimiz  var. Yedi Kızlar, Sarı Sakal, Koç Baba diye ziyaretlerimiz var. Bunların da fotoğrafları çekildi, ölçümleri yapıldı. Türbe olacaklardı. Bunlar olmadı. Olmayınca da geçen gün beni asistanı aradı. “Biz rapor tutuyoruz, bunlar yerine geldi mi?” diye sordu. Yerine gelmediğini söyledim.”

    “DEDE OLARAK EŞİĞİMİZİN BEKÇİLİĞİNİ YAPACAĞIZ”

    Seyithasan köyünden, Zeynel Abidin Ocağı dedelerinden Abbas Öztürk de, İçişleri Bakanı danışmanının ziyaretini değerlendirirken, “Biz ihtiyaç sahibi değiliz. Kesinlikle hiçbir siyasi partiyle alakamızın olmasının bir manası da yok. Dede olarak sadece kapımızın, eşiğimizin bekçiliğini yapacağız, üzerimize düşen vazifeyi, hizmeti yapacağız. Yol, erkan, sürek ne gösteriyorsa onu yapacağız. Herhangi bir statüye de gerek yok, herhangi bir isme de gerek yok. Tekkelerimizi, dergahlarımızı, cemevlerimizi başka bir yere, elinin altına bırakmanın da manası yok” ifadelerini kullandı.

    “BU YOL PARA YOLU DEĞİL; MAAŞLA YAPILACAK SÜREK DEĞİL”

    Dede Öztürk, “Bu yol parayla pulla değil, hakullahtır, çerağlıktır” diyerek şunları kaydetti:

    “Bu yol para yolu değil, madde yolu değil, kabul edilecek bir şey değil. Bu yol parayla, maaşla veya herhangi bir şeyle yapılacak bir sürek değil. Hizmet ile varız. Kemale hizmet etmeyen der ki nereye varayım. Hizmet edeceksin, alınteri alacaksın. Başka hiç kimsenin himayesi altında, maaşının altında kimseye boyun eğmeyeceksin. Kabul edilecek bir şey değil. Dedelerin maaşa da ihtiyacı yok, ha olanlar da artık gitsin nereye tabi olursa olsun. Ama kesinlikle Hüseyiniler kimsenin tabusu altında kalmaz, kimsenin koltuğunun altında gezmez. Yezitlik etmenin manası yoktur.”

    PİRHA/ DİYARBAKIR 

  • ‘Dedelere maaş bağlanırsa, ne Aleviliği anlatabilecekler, ne de talipler Aleviliği yaşayabilecek’

    ‘Dedelere maaş bağlanırsa, ne Aleviliği anlatabilecekler, ne de talipler Aleviliği yaşayabilecek’

    PİRHA- Şair, Yazar, Çevirmen Abbas Karakaya, “Alevi dedelerine maaş bağlanırsa, ne Alevi dedeleri Aleviliği anlatabilecek, ne de talipler Aleviliği yaşayabilecekler” dedi. Karakaya, dedelerin maaşlı devlet memuru olunca kendilerine çizilecek sınırların dışına çıkamayacaklarına dikkat çekti ve ekledi: Aleviler açısından adaletsizliği gidermenin yolu 20-25 milyon Alevi içinden 1585 cemevi dedesini maaşa bağlamak olmamalı!

    Kendisi de bir Alevi olan Şair, Yazar, Çevirmen Abbas Karakaya, son günlerde AKP hükümetinin basına sızdırdığı ‘dedelere maaş verilmesi’ meselesine ilişkin bir yazı kaleme aldı.
    Alevi dedeleri ve havlu atmış iktidar” başlıklı PİRHA’ya gönderdiği yazıda, “Alevi dedelerine maaş bağlanırsa, ne Alevi dedeleri Aleviliği anlatabilecek, ne de talipler Aleviliği yaşayabilecekler” dedi.

    Karakaya, “Açık konuşalım: İşin içine maaş girince, Alevi dedeleri artık Alevilikteki içkin Tanrı anlayışını, yani Tanrı’nın yarattığı yeryüzünü terk etmediğini, canlar için günah-sevap defteri tutmadığını; Ene-l Hak kavramını, Alevilikte öbür dünya, cennet, cehennem kavramlarının olmadığı gibi Aleviliği Alevilik yapan özgün fikirleri anlatamayacaklar ya da anlatmakta zorlanacaklar. Çünkü dedeler maaşlı devlet memuru olunca kendilerine çizilecek sınırların dışına çıkamayacaklar” ifadelerini kullandı.

    “Aleviler açısından adaletsizliği gidermenin yolu 20-25 milyon Alevi içinden 1585 cemevi dedesini maaşa bağlamak olmamalı” diyen Karakaya, “Yirmi milyonluk bir kitle içinde 2-3 bin Alevi’ye maaş vermek bu sorunu çözecek mi? Ne yazık ki çözmeyecek. Zaten bu maaş önerisini getiren devletin böyle bir amacı da yok. Asıl amaç Alevi asimilasyonu derinleştirmek, hızlandırmak” diye vurguladı.

    Karakaya’nın yazısının tam metni şöyle:

    “Alevi dedelerine maaş bağlanırsa, ne Alevi dedeleri Aleviliği anlatabilecek, ne de talipler Aleviliği yaşayabilecekler.

    Aynı zamanda yüksek bir ahlak ve kültür olan, tüm canlıların hakkını gözeten, korku değil, sevgiyle, muhabbetle mayalanmış bu neşeli inanç biraz daha hırpalanmış olacak. Bu da, en son çözümlemede, Aleviliğin asimilasyonuna (eritilme ve unutturulmasına) hizmet edecek. Ama bu toplum buna müsaade etmeyecek.

    Açık konuşalım: İşin içine maaş girince, Alevi dedeleri artık Alevilikteki içkin Tanrı anlayışını, yani Tanrı’nın yarattığı yeryüzünü terk etmediğini, canlar için günah-sevap defteri tutmadığını; Ene-l Hak kavramını, Alevilikte öbür dünya, cennet, cehennem kavramlarının olmadığı gibi Aleviliği Alevilik yapan özgün fikirleri anlatamayacaklar ya da anlatmakta zorlanacaklar. Çünkü dedeler maaşlı devlet memuru olunca kendilerine çizilecek sınırların dışına çıkamayacaklar. Çıktıkları takdirde hukuki, idari, cezai yaptırımlarla karşılaşacaklar. Yani Alevilik konuşulamayacak ve aktarılamayacak. Çünkü size maaş veren makam sizi kendi istediği kalıba dökmek isteyecek. Açık konuşalım: Sazımız, sözümüz, gülbenkler ve nefeslerimiz yavaş yavaş söylenmez olacak. Şiirin, müziğin inançta, dinde yeri olmaz diyecekler. Bektaşi fıkralarındaki neşemize bile daha sert itirazlar gelecek. Hakk’a yürüme erkannamelerimizi değiştirmemiz istenecek. Cemevlerine zamanında ‘cümbüş evi’ diyen Diyanet zihniyet bizi kendilerine benzetecek. Namaz dinin direğidir, kılana bu kadar sevap, kılmayana şu kadar ceza yazılır teranelerini daha sık ve sistematik duyacağız. Oysa yolumuzun mihenk taşlarından Şeyh Bedrettin yüzyıllar öncesinden Varidat’da şunu yazıyor: “Bütün namazlar ve niyazlar ahlakın düzeltilmesi ve iç yüzün arınması için bir vasıtadan ibarettir. Hakiki ibadetin hiçbir kayıt ve şartı yoktur. Hangi tarz ve türde yapılırsa yapılsın, Tanrı’nın dileğine uygun olur.”[1] Kısaca, Alevi dedeleri devlet memuru olurlarsa bu ve benzeri özgün, insanın dünyadaki gizemli yolculuğunu kolaylaştıran, doğayla uyumlu güzel Alevi bakış açılarını, çağımızın sorunlarına da cevaplar veren barışçıl, dayanışmacı, toplumcu incelikleri aktarmakta zorlanacaklar. Dedelerimiz parayı veren makamların yazdıkları reçetevari Sünni program ve propaganda alanı içinden seslenmeye ve davranmaya mecbur bırakılacaklar.

    ALEVİLERİN TALEPLERİ

    Alevilerin talepleri on yıllardan beri biliniyor. Bu talepler Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) internet sayfasından görülebilir. Taleplerin en acil olan ikisi şudur: Zorunlu din derslerine son verilmeli ve cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olduğu yasalara geçirilmelidir.
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2014 yılında cemevlerinin ibadethane olduğuna ilişkin karar vermiş, ardından Yargıtay 2018 yılında cemevlerinin ibadethane olduğuna, tıpkı diğer ibadethaneler gibi elektrik faturalarının da devlet tarafından karşılanması gerektiğine hükmetmişti. Aleviler için bir şey yapmak isteyen iktidar önce mahkeme kararlarını yerine getirsin demek gerekmez mi? Geçerken şu özeleştiriyi de not edelim: Alevi örgütleri ve kurumları son yıllarda Alevilerin Eşit Yurttaşlık talepleri için mücadeleyi tavsatmış görünüyorlar. Cemevi inşaatları ve belediyelerden kaynak bulma ana meşgaleleri olmuş. Geçenlerde yaşanan Isparta Cemevi Vakası bu gidişatın yanlışlığını, çıkmaz bir sokak olduğunu gösterdi.

    Kamu kaynaklarının son derece adaletsiz dağıtıldığı; Aleviler dâhil geniş halk kitleleri aleyhine politikalar izlendiği aşikâr. Buna mukabil büyük şirketler ve sermayenin açıkça kollandığını özellikle bu salgın döneminde herkes gördü, acılarla tecrübe etti, ediyor. Bu durumda, Aleviler açısından bu adaletsizliği gidermenin yolu 20-25 milyon Alevi içinden 1585 cemevi dedesini maaşa bağlamak olmamalı. Yirmi milyonluk bir kitle içinde 2-3 bin Alevi’ye maaş vermek bu sorunu çözecek mi? Ne yazık ki çözmeyecek. Zaten bu maaş önerisini getiren devletin böyle bir amacı da yok. Asıl amaç Alevi asimilasyonu derinleştirmek, hızlandırmak. İktidarın tek taşla vurmak istediği ikinci kuşsa, kendisine doğru artan sosyal ve ekonomik haklar temelli muhalefeti, mücadeleyi zayıflatmak ve bölmektir.

    HAVLU ATMIŞ BİR İKTİDAR

    Dedelere maaş bağlama teşebbüsünün manidar bir zamanlaması olduğu Alevi olsun, olmasın herkes farkında. Başka bir yol ulumuzun, Pir Sultan Abdal’ın “Bozuk düzende düzgün çark olmaz” sözünü hatırlayalım: Rant için ormanını yakmaktan, deresini, suyunu zehirlemekten çekinmeyen, ülkesini kara para aklama ve uyuşturucu ticaretinin merkezine çevirmiş bir iktidardan bahsediyoruz. Berkin Elvanlar, Ali İsmail Korkmazlar için vur emri çıkarmış bir iktidarın dedelerimizi maaşa bağlamasını konuşuyoruz. Kendi seçmeni bile partilerini terk ederken Alevi dedelerine maaşa bağlamak isteyen de aynı iktidar. Halkın vergilerini beş büyük müteahhit çetesine aktarmakta beis görmeyen, halkını açlıkla terbiye eden iktidarın İçişleri bakanlığının resmi olmayan danışmanların 1585 cemevi ziyareti yapmış. En başta taliplerin, bu ziyaretlerde görüşülen dede ve yöneticilerin ezici çoğunluğunun dedelere maaş cinliğine karşı çıkacaklarını düşünüyorum. Çok küçük bir azınlık uzatılan bu havuca tamah edebilir. Ama her toplumda o kadar fire olur. Alevi toplumu önderleriyle beraber kendini arındırmayı da başaracak; bu aldatmaca, bu pespaye fırsatçılığı elinin tersiyle itecektir. Aleviler bunu birçok kez başardı, tarihimiz, günümüz ve ‘geleceğimiz’ de alın açıklıkları ve onurlu davranışlarla doludur.

    SONUÇ YERİNE: YENİ BİR SAPTIRMACA

    Alevilerin mücadelesi haklar ve özgürlükler mücadelesidir. Tekrarlayalım, dedelere maaş bağlanması bir Alevi talebi değildir. Yaklaşan seçimde oy alma yatırımıdır. Aynı zamanda Alevilerin ve Türkiye’nin gündemini fuzuli işlerle meşgul etme girişimidir. Yoksulluk, işsizlik, kadın cinayetleri, doğa kırımları, madencilik ve HES’lerle ülke insanı ve kaynakları tarumar edilirken, ayyuka ulaşmış bu suç ve kötülükleri dikkatlerden kaçırma girişimidir. Ayrıca, ‘Alevilik İslam içi mi, dışı mı’ gibi yanlış bir sorunun benzeridir. Yani devleti yöneten bölücü, tek tipçi zihniyet şimdi de istiyor ki Aleviler ‘dedeler maaş alsın mı, almasın mı’ gibi anlamsız, yanlış bir sorunun peşine takılsınlar, birbirleriyle münakaşaya başlasınlar. Ama sevgiye inanmış, paraya tapmayan Aleviler bu oyuna gelmeyecekler.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Diyanet’ten maaş alanın pirliği, dedeliği kalmaz; o artık memurdur’-VİDEO

    ‘Diyanet’ten maaş alanın pirliği, dedeliği kalmaz; o artık memurdur’-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin hazırladığı üç maddelik çalışmada Alevi pirlere maaş ödeneceği iddialarına tepki gösteren Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, “Pir-talip ilişkisini yürüten bir pir devletten maaş alıyor ise onun pirliği kalmaz. Çünkü o artık memurdur” dedi. Hakullahın maaştan farklı olduğunu belirten Takmaz, “Hakullah gönülden gelen hizmetin karşılığında verilir. Bir gönül rızalığıdır. Bu gönül rızalığını mülkiyete çevirir ise bu kendisiyle birlikte bir çok sorun getirir” ifadelerini kullandı. 

    AKP’ye yakın gazetelerde hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığı belirtilerek, cemevlerine ‘kültür merkezi’ statüsü verilmesi, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğünü kamuoyuna yansıdı.

    Cemevlerine ‘Kültür merkezi’ statüsü verileceği, dedelere maaş ödeneceği iddialarına Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Yeni düzenlemede Alevi pirlerine maaş ödeneceği iddiasına dair konuşan Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz, maaş ödenerek Alevi pirlerinin iktidarın resmi memuru haline getirilmeye çalışıldığını kaydetti.

    “BİZLERİ ANAYASAL OLARAK TANIMAYANLAR, ÜZERİMİZE OYUN OYNUYOR!”

    İktidarın, cemevlerine dönük ‘ihtiyaç’ ziyaretlerinin samimi olmadığına vurgu yapan Takmaz, AKP iktidarı döneminde gerçekleşen tüm açılımların hüsran ile sonuçlandığını belirterek, şunları kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı, Aleviler hakkında konuşacak ise önce Diyanet’e danışması lazım. Kırmızı nokta Diyanet’in kendisidir ve Aleviler hakkında söyledikleri hiçte iç açıcı değildir. AKP iktidarı döneminde 2001 yılından bu yana Aleviler ve diğer halklar için olmak üzere yapılan birçok çok açılım hüsrana uğradı. 20 yıldan bu yana Aleviler, diğer halklar ve demokrasi için hiçbir şey yapılmamış iken yeni bir açılımın söz konusu olması samimi değildir. Göz boyayıp, ancak yandaşları olanları yanlarına alabilirler. 58 ilde 1585 cemevi ziyaret edileceğine, bu cemevlerinin genel merkezleri ile yapılacak şeffaf görüşmede Alevilerin hak ve talepleri sorulabilirdi. Ama bu iktidarın Aleviler için tek bir şey dahi yapacağını düşünmüyoruz. Bunun bir örneğini Isparta Cemevi açılışında yaşadık. Alevi kurum başkanının Diyanet’i ve Alevilere yönelik hak ihlallerini eleştirmesi sonrasında AKP’li Isparta Cemevi Başkanı ve devlet erkanının tavrı ortadaydı. Cumhuriyet’ten bu yana bizi anayasal olarak tanımayan, tüm haklarımızdan mahrum bırakanların Aleviler üzerine oyun oynamasını sağlıklı görmüyorum. Cemevleri ziyaretlerinde ihtiyaçlar soruluyor. Ne isteğimiz olacak ki?”

    “ALEVİ KURUMLARI BU ZİYARETLERİN ÖNÜNÜ KESECEK TAVRIN SAHİBİ OLMALIYDI”

    Takmaz, Alevi kurumlarının bu durum karşısında duruşlarının da zayıf olduğu eleştirisini yöneltti. Alevlerin hak ve talepleri için ortak hareket etme çağrısında bulunan Takmaz, “Alevilerin buradaki duruşları da önemlidir. Genel merkezler bu konuda merkezi bir açıklama yaparak bu ziyaretlerin önünü kesecek bir tavrın sahibi olmalıydılar. Devlet, Alevilerin bu örgütsüz, dağınık hallerinden haberdar ve kolayla harcamak istiyor. Halen Alevilere yönelik ev işaretlemeleri, zorunlu din dersleri, eğitimde ihlaller, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesi ve elektriklerinin kesilmesi, köylere cami dayatması devam ediyor. Şimdi bir Alevi kurumunun gelip iktidardan, ‘ben de vergi veriyorum’ diyerek cemevi istemesi doğru değildir” diye konuştu.

    “DİYANET’TEN MAAŞ ALANIN PİRLİĞİ KALMAZ” 

    Alevi pirlerinin Diyanet bütçesinden maaş almasının yolun düsturuna uygun olmadığını kaydeden Takmaz, “Pir-talip ilişkisini yürüten bir pir devletten maaş alıyor ise onun pirliği kalmaz. Çünkü o artık memurdur. Hakullah ayrı, maaş ayrı şeylerdir. Hakullah gönülden gelen hizmetin karşılığında verilir. Bir gönül rızalığıdır. Bu gönül rızalığını mülkiyete çevirir ise bu kendisiyle birlikte bir çok sorun getirir. Peki Diyanet’ten alınmak istenen bu maaş helal lokma mıdır? Maaş alan pir, dede hakikate gidemez, şeriat kapısına çıkamaz. Devlet kendisine maaş bağladığı an o pire müfredat verilecek ve ona göre konuşması ve erkan yapması istenecek. Onun dışına da çıkamaz. Aynı cami ve kiliselerde uyguladığı gibi. Kendisine benzetecek” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Taleplerimiz yerine getirilsin; dedelere maaş istemiyoruz, para ile inanç yapılmaz’

    ‘Taleplerimiz yerine getirilsin; dedelere maaş istemiyoruz, para ile inanç yapılmaz’

    PİRHA- Cemevlerine ibadethane yerine ‘kültür merkezi’ statüsü verileceği, dedelere maaş ödeneceği iddialarına Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor. HBVAKV Çorum Şube Başkanı Dede Nurettin Aksoy ve PSAKD Bursa Şube Başkanı Ali Öztürk, “Bu yapılacak olanlar Alevilere iyilik gibi görünse de aslında çok büyük bir kötülük olacak. Devlet dedelere maaş vererek, cemevlerinin elektriğini, suyunu ödeyerek Alevileri bölmeye çalışacak. Bunları kabul eden dedeleri cemevlerimize asla sokmayacağız. Para ile inanç yapılmaz” ifadelerini kullandılar. 

    Hükümete yakınlığıyla bilinen Abdülkadir Selvi, hükümetin üç madde üzerinde bir çalışma yaptığını yazarak, “Cemevlerinin ibadethane sayılması talepleri söz konusu. Ama kabinedeki eğilim cemevlerinin ‘Kültür Merkezi’ statüsüne kavuşturulması yönünde” dedi. Selvi ayrıca, dedelere maaş bağlanması, cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının düşünüldüğünü de belirtti.

    Selvi’nin bu iddialarına Alevilerden tepki gelmeye devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Çorum Şube Başkanı Dede Nurettin Aksoy ve Bursa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Şube Başkanı Ali Öztürk, bu durumun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bunları kabul eden dedelerin cemevlerine girmesine izin verilmemesi gerektiğini söylediler. Kurum yöneticileri, iktidarın bu tür politikalarla Alevileri bölmeye çalıştığını da vurguladılar.

    “BU YAPILANLARLA ALEVİLERİ BÖLMEYE ÇALIŞACAKLAR”

    HBVAKV Çorum Şube Başkanı Dede Nurettin Aksoy, hükümetin kendilerini de ziyaret ettiğini ve gerçekleştirilmek istenenlerin Alevilerin asıl talepleri olmadığını ifade ederek şunları dile getirdi:

    “İçişleri Bakanlığı tarafından gelen heyet burada bizimle de görüştü. Bu bölgedeki cemevlerine öncülük etmek ve taleplerimizi iletmek için görüştük. Bize gelmeden önce Yozgat’a ve Alaca’ya gittiler. Oradaki cemevlerini ziyaret ettiler. Bize geldiklerinde cemevlerinin boyası, badanası, çatısı, tamiratı gibi konuları sordular. Bu yönde ihtiyacınız var mı, dediler. Biz de Alevilerin taleplerinin bunlar olmadığını dile getirdik. Taleplerimizin cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması, eşit yurttaşlık hakkı, zorunlu din derslerinin kaldırılması gibi herkesin bildiği konular olduğunu söyledik. İnancımıza müdahale etmemelerini, Aleviliği yeniden dizayn etmemeleri gerektiğini söyledik.”

    “ASIL TALEPLERİMİZ YERİNE GETİRİLMELİ”

    “Bu taleplerimizin hükümet cephesinde bir karşılığının olacağını, bunların gerçekleştirileceğini zaten düşünmüyorduk” diyen Aksoy, şöyle devam etti:

    “Biz Aleviler olarak maaş istemiyoruz, elektriğimizin, suyumuzun ödenmesini istemiyoruz. Tabii bunlar da konuşulur ama asıl temel taleplerimiz öncelikle yerine getirilmelidir. Hükümetin Alevilerin asıl taleplerini gerçekleştireceğine inanmıyoruz. Bu yapılması planlananların da bir asimilasyon politikasının parçası olduğunu düşünüyorum. Bu yapılacak olanlar Alevilere iyilik gibi görünse de aslında çok büyük bir kötülük olacak. Devlet dedelere maaş vererek, cemevlerinin elektriğini, suyunu ödeyerek Alevileri bölmeye çalışacak. Belediyelerle ve hükümetle arası iyi olan kişileri destekleyecekler, onları oralara getirmeye çalışacaklar. Böylelikle Alevileri kontrol altında tutmaya çalışacaklar. Diyanet’in, devletin Alevilerini yaratmaya çalışacaklar. Alevileri karşı karşıya getirmeye çalışacaklar, diye düşünüyorum.”

    “BUNLARI KABUL EDEN DEDELERİ CEMEVLERİMİZE SOKMAYACAĞIZ”

    PSAKD Bursa Şube Başkanı Ali Öztürk ise konuya ilişkin; “Cemevlerinde kültürümüz de vardır ama orası bizim inanç merkezimizdir. Kabul edilene kadar da mücadelemize devam edeceğiz.” dedi.

    Cemevlerinin içinde çok kültürlü çok amaçlı etkinlikler yapıldığını ancak orada esas ibadet yaptıklarını vurgulayan Öztürk, “Cemevlerimizin içinde aş evlerimiz vardır, gasilhanemiz vardır. Doğumdan ölüme kadar hizmet eden bölümlerimiz vardır.” ifadelerini kullandı.

    Alevilerin Türkiye’de yok sayılmasını ise Öztürk şu cümlelerle ifade etti:

    “Türkiye’de sinagog, kilise ve camii gibi yerler ibadethane olarak kabul edilirken, kendi memleketimizde ibadethanemiz kabul edilmiyor. Kültür merkezi olarak tanımlanıp Kültür Bakanlığı’na mı bağlanacak? Oranın içerisinde inancımız yok olup gidecek. Böyle bir şeyi asla izin vermeyiz.”

    Konuşmasının devamında Öztürk, dedelerin kültür merkezi statüsünde maaş alması durumunu da yorumladı.

    Öztürk, “Dedelerimize de maaş verilecekmiş. Bunları kabul eden dedeleri cemevlerimize asla sokmayacağız. Para ile inanç yapılmaz. Para alan dede camiye gidip vaaz verebilir. Onu da camii kabul etmez.” dedi.

    Öztürk, “Bizim vergilerimizle katkı yapılacaksa o zaman bizim cemevlerimizin, bizim inanç yerlerimizin; imarları belirlenecek ve ibadethane sayılıp giderlerini devlet karşılayacak. Bunu kendimiz yapıyoruz. Devletin yapması lazım” vurgusunda bulundu. Öztürk, “Ancak bunu ‘kültür merkezi’ olarak yapamayacaklarını, bunu kabul eden dedelerin de dernek yöneticilerinin de düşkün sayılacağını kaydetti.

    Helin YILMAZ-Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

     

  • Dede Hasan Doğan: Dedelerin devletten alacağı maaş rızasızdır – VİDEO

    Dede Hasan Doğan: Dedelerin devletten alacağı maaş rızasızdır – VİDEO

    PİRHA – Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan, AKP iktidarının Alevi dedelerine maaş vereceği iddiasına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Doğan, “Alevi dedelerinin devletten maaş alması kabul edilebilecek bir durum değil. Geçmişten günümüze kadar hiçbir pirimiz devletten ya da egemen sınıftan herhangi bir maaş ya da gelir elde etmediler ki biz yapalım” diye konuştu.

    Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan, AKP iktidarının Alevi dedelerine maaş vereceği iddiasını PİRHA’ya değerlendirdi. Elazığ’dan İstanbul’a göç eden Doğan, 30 yıldır İstanbul’da yaşıyor. Uzunca bir süredir Pir sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi’ne bağlı cemevinde dedelik yapan Doğan, Alevi dedelerinin devletten maaş almasının kabul edilebilecek bir durum olmadığını söyledi.

    Geçmişten bugüne hiçbir pirin ya da dedenin devletten maaş almadığını belirten Doğan, 30 yıllık Alevi hareketi içinde eksikliklerin ve noksanlıkların olduğunu ancak dedelerin devletten maaş alamayacağını, alırlarsa imam- dede olacaklarını söyledi.

    Doğan, “Bizler dedelik kurumundan çıkar, ilkin kendi ocaklarımızda pişerek, Alevi canlarımıza hizmet ehlilik yaparız. Bunun da karşılığı hiçbir maddiyatla ölçülmez” ifadelerini kullandı.

    İktidarın Alevilerin içine böyle bir öneri attığını belirten Doğan, bin kişilik bir kadro alacaklarını söylüyorlar ama dedelerden 8 bin üzerinde bir başvuru var. Demek bu 8 bin kişi içimizdeki çürük elmalar” dedi.

    “RIZALIK ORTADAN KALDIRILDI GİBİ GÖRÜNÜYOR” 

    Eskiden dedelerin talipleri ziyaret ettiğini ve verilen hak lokmalarıyla geçim sağladıklarını söyleyen Doğan, şöyle devam etti:

    “Dedelerimizi, pirlerimizi eskiden şu şekilde finans ederdik: Pirlerimiz kendi ocak köylerine gider gezerlerdi, küskünleri barıştırırlardı, dar-ı mansur, Rıza şehri kurulurdu, bir hak lokması gelirdi, o hak lokmasını dedelerimiz alırdı köydeki fakir olanlara dağıtırdı. Eğer üç beş kuruş kalırsa dedelerimiz o toplumdaki insanların rızalığını ve helalliğini alarak çoluk, çocuğuna yedirirlerdi. Şimdilerde rızalığı ortadan kaldırdık gibi görünüyor. Bu da doğru bir yöntem şekli değil.”

    Firik Dede’nin  ‘Biz ne zaman ki sırtımızı döndük evliyalarımıza harap olduk’  Harami sofralarına oturmaya başladık’ sözlerini hatırlatan Doğan, yol erkanımıza ciddi bir şekilde zarar verildiğini ve maaş konusunu da o harami sofralarına oturmakla eş değer göründüğünü belirtti.

    “DEVLETTEN ALINAN PARA RIZASIZDIR”

    Dedelerin aldığı her lokmanın rızalık lokması olduğunun altını çizen Hasan Doğan, şunları belirtti:

    “Devletten alınan paralar rızasız alınan paradır. Çünkü  insanlar devlete bir vergi ödüyorlar, zorla ödüyorlar. Yani herhangi bir rızalık olmadan ödüyorlar o parayı. Bunun için pirlerimizin devletin o bütçesinden o haksız lokmadan pay almaları doğru değil. Dedelerimiz hızla bundan vazgeçmeli.

    Devletten maaş alan dedeler olursa, nasıl ki bizim dışımızdaki diğer inanç yerlerinde dini bir fetva yazar önlerine koyar, bu fetvaları oralarda uygulayın der. Yarın bir gün bizlere de derler. Çünkü sana maaş veriyor. Sen de devletin memurusun. Biz tarihimizden bu yana hiç kimsenin memuru olmadık. Biz sadece toplumuza ve erkanımıza ikrar vermişiz. Verdiğimiz ikrar gereği bu maaşı almamamız lazım.”

    “DEVLET ÖNCE ALEVİLERİN İNANCINI TANISIN”

    Devletin yol erkanımızı tanımazken, cemevlerimizi ibadethane saymazken, eşit vatandaşlık hakkımızı vermezken maaş almanın doğru bir yöntem olmadığını söyleyen Cemal Abdal Ocağı Dedesi Hasan Doğan, bu yöntemin Alevileri böleceği, yol erkanı dağıtacağını ve inanca denk düşmeyeceğini söyledi.

    Doğan, son olarak, devletin önce Alevilerin inancını tanıması ve Anayasal haklarını vermesinden sonra oturulup bu meselelerin konuşulması gerektiği çağrısını yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL