PİRHA- FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, hafta sonu Avrupa genelinde yapılacak olan HDP’ye destek mitinglerine katılım çağrısı yaparak, “HDP’ye nefes olalım” dedi.
Avrupa genelinde Demokratik Güç Birliği (DGB) tarafından HDP’ye destek eylemleri yapılacak.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, eylemlere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
Çelik, Türkiye’de toplumun farklı kesimlerinden yurttaşların, zulme karşı hakkı, hukuksuzluğa karşı adaleti, savaşa karşı barışı savunanların, HDP’ye karşı yürütülen anti demokratik uygulamalara ve baskılara karşı olduğunu belirterek, özgürlüğü savunanlara karşı büyük bir saldırının olduğunu hatırlattı.
Çelik, belediyelere kayyım atanmasına ve on binlerce HDP’liyi tutuklamaya varan bir sürecin yaşandığını ifade ederek, “İktidar, HDP’nin alternatif siyasetinden kaynaklı HDP’yi kriminalize etmeye ve kolunu, kanadını kırmaya çalışıyor. Son olarakta HDP’ye kapatma davası açtılar” dedi.
Yaşanan sürecin kabul edilemez olduğunun altını çizen Çelik, “Bu hukuk dışı uygulamalar karşısında olmak vicdani bir sorumluluktur. Demokratlar, yoksullar, ezilenler, Aleviler, ekolojistler olarak, karanlığa sürüklenen yarınlarımıza ışık olmak için bir araya geliyoruz” diye konuştu.
HDP’nin yürüttüğü ‘HDP’liyiz, her yerdeyiz’ kampanyasına dünyanın bir çok merkezinde 18 Eylül’de yapacakları yürüyüş ve mitinglerle destek olacaklarını vurgulayan Çelik, HDP’ye nefes olacaklarını ve HDP’yi kapattırmayacaklarına dikkat çekerek, başta Avrupa olmak üzere yapılacak, mitinglere katılım çağrısında bulundu.
PİRHA-Semah dergisinin 51. sayısı okuyucuya ulaştı. “Kapanmayan yara Dersim” manşetiyle basılan Mayıs-Haziran sayısında, Dersim Soykırımı’nın tüm detaylarına ulaşmak mümkün.
Dokuz yıldır Yol inancı üzerine içerik üreten Semah dergisinin 51. sayısı çıktı. “Aslını inkar eden haramzadedir” şiarıyla çıkan dergide Dersim Soykırımı’na ışık tutuldu.
Derginin son sayısında Demir Çelik, Kelime Ata, Ali Köylüce ve daha birçok isim katkıda bulunurken, Alevi dünyasını ilgilendiren başlıkların yanı sıra kültür-sanat alanlarında da makalelere yer verildi.
PİRHA-Beş Alevi Federasyon Başkanı, resmi olmayan ancak ‘İçişleri Bakanı danışmanı’ sıfatıyla bir ekibin, birçok kentte Alevi kurumlarını ziyaret etmesini değerlendirdi. “Bu ziyaretleri iyi niyetle okumamak gerekiyor” diyen Alevi başkanlar, “Alevileri başkalaştırma, asimilasyona tabi tutma amaçları var. Her seçim öncesinde Alevilere gidilmiştir. Yalnız, bu ülkedeki Aleviler, artık eski Aleviler değiller” diye konuştular.
Alevi toplumu yıllardır taleplerini kabul ettirmek için mücadele ediyor. Hem Yargıtay’ın hem Danıştay’ın hem de Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi’nin cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve elektrik parasının devletin bütçesinden karşılanması ve zorunlu din dersinden Alevi çocukların muaf tutulması yönünde kararları olmasına rağmen AKP hükümeti bu kararları uygulamıyor.
Aleviler mahkeme kararlarının uygulanıp, taleplerinin kabul edilmesini beklerken, İçişleri Bakanı danışmanı sıfatıyla Ali Arif Zeybek, Alevi kurumlarını, cemevlerini dolaşıyor.
Alevi kurumlarının başkanları Ali Arif Zeybek’in ‘İçişleri Bakanı danışmanı’ sıfatıyla bir süredir cemevlerine yaptığı ziyaretleri yorumladı. Dört farklı federasyon başkanının ortak görüşü; Aleviliğe yasal statü verilmeden, yapılan bu ziyaretlerin “iyi niyetli olmadığı” yönündeydi.
Bakanlık yetkilileri tarafından Alevi kurum yöneticilerine “Bir ihtiyacınız var mı? Bizden ne talep etmektesiniz?” sorularının arka planını Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat ve Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelikile konuştuk. Çelik’in ilk yorumu “Her şeyden önce devletin, cemevlerini ziyaret etmiş olması, bunca zulme, katliama, inkar ve soykırım yaşanmışlığına karşın ironidir, kabul edilemezdir” şeklinde oldu.
“ALEVİLER BU TÜR OYUNLARA YANAŞMAZLAR”
Bakanlık yetkililerince Alevi derneklerine yapılan ziyaretleri yorumlayan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Alevilerden onlara zırnık bir şey yoktur” dedi.
Güzelgül’ün açıklamaları şu şekilde:
“Eşit yurttaşlık talepleri konusunda 30 yıldır mücadele veriyoruz. Bunu devlet de bütün dünya insanları da biliyor. Mesela Avrupa taleplerimizi yerine getiriyor. Birçok ülkede Alevilik anayasaya girmiş, kürsüler ve sekreteryalar açılmıştır. Meclislerinde dahi Alevilere ayrılan yerler söz konusudur. Ama Türkiye’de ne yazık bunlar yok.
Bizlerin, insanı merkeze koyan yol erkanımız var. Hiçbir dinde, kültürde, inançta varolmayan o güzellikleri gördükleri sırada korkuları başlar. ‘Bu inanç bütün dünyaya hakim olur’ diye yok etmeye çalışırlar.
Bizlerin eşit yurttaşlık talebimiz var. Bunları bile bile tekrar cemevlerine gelip, seçime yaklaşırken biz Alevilerin oylarını ne şekilde alacaklar diye hesaplar içerisindeler. İhtiyaçlarımızın ne olduğunu zaten biliyorsun, gelip sormana ne gerek var? İlk önce bize yasal statü verip inancımızı kabul edin. Alevi canlarının, İmam Hüseyin duruşu vardır. O duruştan asla taviz vermezler. Onun için de kendilerini aldatmış olurlar. Aleviler bu tür oyunlara yanaşmazlar.
“AMAÇ ALEVİLİĞİ YOK ETMEK, ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK”
Amaçlanan Aleviliği yok etmek asimilasyona uğratmaktır. Bizler Diyanet’in lağvedilmesini istiyoruz. Öncelikli taleplerimizin içerisinde bu var. Fakat ona rağmen cemevlerine ‘cümbüş evi’ diyen bir zihniyetin, tekrar cemevine gelip oturması aslında cemevini bir anlamda da kabul etmektir. Ama kendilerinde o samimiyet yok. Bu zamana kadar 7 tane çalıştay yaptılar. Sonuç sıfır. O zaman dile getirilenleri göz önünde bulundurup haklarımızı vermiş olsaydınız, 48 ülkenin altına imza attığı AİHM’in zorunlu din dersleri konusunda kararını da kabul görmedikten sonra bunların tümü oyalama taktiğidir. Fakat Aleviler yoluna, erkanına bağlıdır. AKP’nin durumunu da çok iyi tahlil etmişlerdir. Yani Alevilerden onlara zırnık bir şey yoktur.”
“DAHA ÇOK ÖRGÜTSÜZ, BAĞIMSIZ YAPILARA GİDİYORLAR”
Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat da bakanlık yetkililerinin cemevi ziyaretlerini olumsuz yönde yorumlayanlardan. Fırat, Alevilerin taleplerinin çok net olduğunu belirterek “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Devlet kendine yakışanı yapıyor. Maalesef devamlı ötekileştirme politikaları üzerinde gayret gösteriyor. İçişleri Bakanının yardımcılarının cemevlerine gidip kendi yandaşlarını yaratma gibi bir politika gütmesi doğru değil” ifadelerini kullandı.
Celal Fırat, bakanlık yetkililerinin, Alevi kurumlarının çatı örgütleri ile görüşmesi gerektiğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı:
“Yetkililerin, yaptıkları ziyaretleri bir tür envanter meselesine getirmeleri çok acı. Alevilerin şu an bir can tedirginlikleri var. Mahalle baskısı var. Gençler bir bütün olarak işsiz ve ötekileştirilmiş.
Evet, cemevi yöneticileri, gelen kişilere karşı haklarını talep etsinler ama bunu sadece ‘bizim sorunlarımız, haklarımız bu boyutunda’ şekliyle dillendirmemeli. Bir şekilde şunu söylemeliler; Alevi toplumunun bu ülkede demokrasiye, sevgiye, barışa ve ekmeğe ihtiyaçları olduklarını söylemeliler. Bunu yapabilirlerse Alevi felsefesine, Rıza Şehri olgusunu oluşturma gayretine girmiş olurlar.
Söz konusu kişiler daha çok örgütsüz, bağımsız yapılara gidiyorlar. Oralar da yeni bir mantık geliştirmeye gayret ediyorlar. Fakat bu tutmaz. Alevi toplumunun bu konuda çok net ve yalın talepleri var. Bunların dışında onların ne dediklerinin bir değeri yok.”
BİR DANIŞMANLIK ŞİRKETİNİN ELEMANI CEMEVLERİNİ DOLAŞIYOR
Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Remzi Akbulut da söz konusu kişilerin, federasyonlarına bağlı kurumlara gittiklerini belirterek, “İçişleri Bakanı boşuna zahmet, masraf ediyor” yorumunu yaptı. Akbulut, görevlilerin, “İçişleri Bakanlığının danışmanıyım” sıfatıyla kurumları arayıp ziyaret talebinde bulunduklarını söyledi. Remzi Akbulut, “Öğrendiğim kadarıyla bu kişi, İçişleri Bakanlığının resmi danışmanı değil. Bir danışmanlık şirketinin elemanıymış. İçişleri Bakanlığı, bu şirketten hizmet alıyormuş” bilgilerini de paylaşarak şöyle devam etti:
“BU KONU İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN KONUSU DEĞİL, MECLİS’İN KONUSUDUR”
“Boşuna devletin bütçesinden harcama yapıyor. Alevilerin hak ve talepleri daha önceki çalıştayda da dile getirildi. Bunlar hükümetin tozlu raflarında duruyor. Hala ‘Alevilerin hak ve talepleri nelerdir?’ sorusundalar. Bunu sokakta gezen 10 yaşındaki çocuğa sorsan o bile söyler. Bakanlığın böyle bir işe soyunmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Bu konu bir kere İçişleri Bakanlığının konusu değil. Bu konu, hükümetin, devlet başkanlarının, meclisin konusudur. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları var. 2015 yılında zorunlu din derslerinin kaldırılması, 2016’da cemevlerine genel bütçeden pay verilmesi ve cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması ile ilgili yasal kararlar mevcut. Hükümetin önünde duruyor. Kaldı ki bunun ötesinde bu ülkede Danıştay’ın Yargıtay’ın yerel mahkemelerin verdikleri bir sürü kararlar var.
Bu konuda kurumları gezmeleri, ihtiyaçlar konusunda soru sormalarının hiç gereği yok. Yasal yollardan kazandığımız yargı kararlarını uygulasınlar başka bir şey istemiyoruz. Muhtemelen yakında bir seçim var. Bu da bir seçim yatırımı. Bugüne kadar her seçim öncesinde Alevilere gidilmiştir. Yalnız bu ülkedeki Aleviler, artık eski Aleviler değiller. Artık Aleviler akıllandı, uyandı. Alevilerin bir yanağına vuruyorlardı, diğerini çeviriyordu. Şimdi öyle bir durum yok. ‘Niye vuruyorsun’ diye itiraz ediyor artık. Hiç kimse kusura bakmasın. Beyhude bir şey yapılıyor. Boşuna kurumlarımızı arayıp sormasınlar. Kurumlarımıza gittiklerinde yargı kararlarını hatırlatıyor ve uygulamalarını istiyoruz.”
“HİNLİKLERİNİZDEN VAZGEÇİN”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat da konuyu “Aleviler olarak tehlikeli bir oyunla yine karşı karşıyayız. Osmanlı oyunları tüm hızıyla devam ediyor” sözleriyle özetledi.
Hüseyin Mat, ziyaretlere karşın “Aleviliği bir inanç olarak kabul ediyor musunuz?” diye sorarak şu açıklamayı yaptı:
“Aleviler inançsal, sosyal, kültürel, siyasal ve teolojik kuşatma altında. Asimilasyon politikalarına dair yapılabilecek ne varsa, resmi ideoloji tüm gücüyle hayata geçirmeye devam ediyor. Özelikle Güney Anadolu bölgesinde bulunan Cemevleri, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Danışmanı Dr. Ali Arif Özzeybek tarafından ziyaret ediliyor. Seminerler, konferanslar yapılıyor ve kitap hediye ediliyor. Bir de talepleri dinliyorlarmış.
Bize asırlardır borcunuz var. Nasıl ödemeyi düşünüyorsunuz? Ödediğimiz vergilerimizi helal etmiyoruz, vicdanınızla nasıl helalleşeceksiniz? Utanmadan sesiz sedasız cemevlerimizi ziyaret ediyorsunuz. Asimile politikalarınızı uygulamak için sinsice, el altından Muaviye gibi yürütüyorsunuz. Dağıttığınız Yezidin, Hınzır Paşanın, Ebussuudun kitaplarını alın ve cemevlerimizden uzak durun.
Bu aldatmacalarınızdan, hinliklerinizden vazgeçin. Çözmek istemediğiniz açıkça ortada. Samimi değilsiniz. Dürüst hiç değilsiniz.”
“ZAYIF VE GÜÇLÜ NOKTALARIMIZI TESPİT ETMEYE DÖNÜK BİR ÇABA”
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik ise söz konusu ziyaretlerin iyi niyetle yapılmadığını ifade etti. Çelik, şunları kaydetti:
“Aleviliği sapkın, zındık bir mezhep olarak kabul edecek, katliamlarına fetvalar verecek, zorunlu din derslerine tabi tutacak, cemevlerini ‘cümbüş evi’ ilan edecek, Alevilerin ritüelleri ile her seferinde dalga geçmeyi, itibarsızlaştırmayı kendisine hak görecek ve ardından bürokratların devlet adına cemevlerini ziyaret edecek! Bunu iyi niyetle okumamak gerekiyor.
Birincisi; Alevileri başkalaştırma, asimilasyona tabi tutma var.
İkincisi ve tehlikeli olanı; İzmir’de yaşanana benzer devlet-mafya-çete üçgeninde ifşa olduğu üzere cemevlerine yönelik bir kısım kaos yaratma saldırıların altyapısını hazırlama…
Bu yönlü zayıf ve güçlü noktalarımızı tespit etmeye dönük de bir çabanın olabileceği şüphesini akıldan uzak tutmamak gerekiyor. Çünkü devlet, öteki ve farklı gördüğünü, artık ortadan kaldıramadığını başkalaştırıp asimilasyona tabi tutmayı görev bilmiştir. O vesile ile Koçgiri ve Dersim’den başlayıp Maraş, Çorum, Sivas ve en son Gazi’de devam eden bu katliamlar serisi bize çok daha uyanık, çok daha meşru savunma temelli, bilinçli, örgütlü bir çabanın içerisinde olmamız gerektiğini, zalimden medet ummak yerine kendi öz gücümüze güvenmemiz gerektiği gerçeğini hatırlatır. Bu vesileyle canları daha uyanık, örgütlü olmayan davet ediyorum.”
“TEDBİRLİ VE ÖRGÜTLÜ OLMAK SU VE HAVA KADAR OLMAZSA OLMAZDIR”
Demir Çelik, gelinen süreçte Alevilere dönük ciddi tehlikelerin var olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:
“Özel harp dairesinin son 70 yıldır bu ülke hakları ve inançları üzerine ne tür senaryolar, provokasyonlar düzenlediği; devrimcilere, Alevilere, Kürtlere dönük ne denli kırım içinde olduğu; sosyal, siyasal, kültürel soykırıma tabi tutulduğu gerçeği her seferinde bir risk ve tehlikenin olduğunu bize hatırlatır. Bunun için elimizde bir verinin olması gerekmiyor. Hala inkar varsa, halen katliamcı zihniyet söz konusu ise hala paramiliter yapıların silahlandırılması söz konusu ise bundan nasibini alacak olanların başında Aleviler gelir. O nedenle tedbirli, örgütlü olmak, birlikte dayanışarak ortak hareket etmek bizim için su ve hava kadar olmazsa olmaz hale gelmeli.”
ALEVİLERİN TALEPLERİ NELER?
– Cemevleri, Alevi inancının ibadet mekânlarıdır. Cemevlerinin inançsal statüsü tanınmalı, diğer ibadethanelerin yararlandıkları tüm haklardan yararlanmalı.
– Aleviler, toplumun özgürlükçü gelişimi önünde engel olan mevcut Anayasa yerine, toplumun her kesiminin katıldığı ve temsil edildiği yeni bir Anayasa talep ediyor.
– Diyanet İşleri Başkanlığı, Anayasal kurum olmaktan çıkartılmalı; özerk Din İşleri Kurumu haline getirilmeli.
– Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri zorunlu olmaktan çıkartılıp seçmeli hale gelmeli, velisinin talebi doğrultusunda çocuğa istediği din ve inançla ilgili eğitim verilmeli.
– Hacı Bektaş Veli Dergâhı başta olmak üzere tüm Alevi- Bektaşi dergâh ve türbeleri, bu inanç mensuplarına devredilmeli.
– Alevilik de ortaöğretimden başlayarak öğretilmeli.
– Alevi köylerine cami yaptırma girişimi ve imam atamaları durdurulmalı, atanan imamlar da geri çağrılmalı.
– Baraj, taş ocağı, yol ve benzeri kamu hizmetlerinde Aleviler için kutsal sayılan yerlerin zarar görmemesi için hassasiyet gösterilmeli.
PİRHA-Organize suç örgütü başı Sedat Peker’in cemevilerine saldırı planı yapılacağı mesajına dair konuşan FEDA Eş Genel Başkanı Demir Çelik, “Bitmemiş, tamamlanmamış görev nezdinde her zaman kurbanlık koyun durumuna düşürdükleri biz Aleviler bu sürece dur demek zorundayız” dedi. PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Cemevlerine yönelik bir saldırının olacağı ifade ediliyor ama ben bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum” diye konuştu.
Organize suç örgütü başı Sedat Peker sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımla Alevilik konusuna neden değindiğine açıklık getirerek, “Derin Mehmet’in adamları tarafından geçmişte Gaziosmanpaşa’daki kahve saldırısından çok daha büyük bir eylem yapılıp, ülkede kaos çıkarma planlarını boşa çıkarabilmek içindir. Planları bir cemevine saldırıdır” iddiasında bulundu.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Peker’in bu iddiasını PİRHA’ya değerlendirdi.
FEDA Eş Genel Başkanı Demir Çelik, son dönemlerde Sedat Peker’in Alevilere dönük amacını aşan bir takım açıklamalarda bulunduğunu belirterek, “Ulus-devletin inkârcı katliamcı zihniyetin yüzyıl boyunca onlarca kez Alevileri katliama, soykırıma tabii tutuyor olması zihniyet sahipleri tarafından bitmemiş görev olarak addedilmektedir” dedi.
Çelik, hem Alevileri ortadan kaldırmak adına inkarcı, katliamcı zihniyetlerin gereğince katliam ve soykırım yapma amacı hem de bir kısım stratejilerini ulaşabilmek adına Alevileri katlederek kaos yaratmak, yarattıkları kaos üzerinden toplumu Türkiye’yi yönetmek bu yönden de Alevileri ifadesizleştirip teslim almak istediklerine dikkat çekti.
“ALEVİLER BU SÜRECE DUR DEMEK ZORUNDA”
Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bitmemiş tamamlamamış görev nezdinde her zaman kurbanlık koyun durumuna düşürdükleri biz Aleviler bu sürece dur demek zorundayız. Artık yeter Edi Bese demek zorundayız. Dilimize, kimliğimize, düşüncemize, süreğimize, farklılıklarımıza bakmaksızın katliamın kader olmadığı noktasında birlikte olmak zorundayız. Can cana, el ele, cemal cemale, omuz omuza birlikte bu faşizan zihniyetin karşısında durmak hak adalet arayışımız mücadelesinde Alevilere yakışan mazlumun yanında olma görevinin gereğini yerine getirmek zorundayız. Bu vesileyle zalimlerden beklemek zalimlerin insafına sığınmak değil, mazlum ve mağdurların, demokratik mücadelesinde omuz omuza mücadeleye herkesi çağırıyorum, birlikte aydınlık yarınlara yürüyelim diyorum.”
KAPLAN: CEMEVLERİNE BİR SALDIRI OLACAĞINA DAİR BİR HABER GELMEDİ
PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise Aleviler olarak, sivil toplum örgütleri veya muhalif kanat olarak devlet ile çetenin iç içe girdiğini bildiklerini ve zaman zaman dile getirdiklerini ama bir karşılık bulmadığını ifade etti.
Kaplan, sözlerine şöyle sürdürdü:
“Sedat Peker son açıklamasında cemevleri ile ilgili eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın da içinde olduğu cemevlerine yönelik bir saldırının olacağını, provokasyon yapılacağına yönelik bir açıklaması oldu. Bir ülkede bir provokasyon yapılacaksa önce ibadethaneler hedef alınır. Sivas ve Maraş katliamlarının çıkma nedeni provokasyonlardır. ‘camiye bomba attılar, Camiye saldırdılar’ savını öne çıkararak katliamları gerçekleştirdiler. Cemevlerine yönelik bir saldırının olacağı ifade ediliyor ama ben bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum. Sadece gündemi değiştirmek için bir hamle olduğunu düşünüyorum. Bize cemevlerine bir saldırı olacağına dair bir haber gelmedi, bilgilendirme de yapılmadı. Genel merkezimize gelmediği gibi şubelerimizdeki cemevlerimize de gelmedi.”
PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine tepki gösterdi. Çelik, bu haksızlığa karşı mücadele çağrısında bulundu.
Bir haber sitesinde yayımlanan haberi sosyal medyada paylaştığı gerekçesiyle hakkında hapis cezası verilen HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun dün Meclis’te milletvekilliği düşürüldü.
Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine tepki gösteren FEDA Eş Genel Başkanı Demir Çelik, “2015’ten bu yana Demokratik Siyaseti tasfiyeye yönelik AKP, MHP İktidarının sınır tanımayan bu hukuksuzluklarına karşın biz ezilenler, yoksullar, mazlumlar ve mağdurlar olarak birlikte mücadele etmek, hak gasplarına itiraz etmek ve demokratik siyasetin çözüm iradesi olacağı beyanında bulunmak zorundayız” dedi.
“HUKUKSUZLUKLARA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ”
Çelik, Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesine ilişkin şunları söyledi:
“Dün Türkiye’de HDP Milletvekili sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun dokunulmazlığı kaldırılıp, milletvekilliği düşürülmüştür. Cumhuriyet Başsavcısı HDP’nin kapatılmasıyla birlikte 700’e yakın siyasetçinin seçilme hakkının da gasp edilmesi kararını Anayasa Mahkemesi’ne sunmuştur. 2015’ten bu yana demokratik siyaseti tasfiye yönelik AKP, MHP İktidarının sınır tanımayan bu hukuksuzluklarına karşın biz ezilenler, yoksullar, mazlumlar ve mağdurlar olarak birlikte mücadele etmek, hak gasplarına itiraz etmek ve demokratik siyasetin çözüm iradesi olacağı beyanında bulunmak zorundayız. O nedenle başta FEDA, Aleviler olmak üzere bütün halkları, inançları demokrasi asgari müştereğinde birlikte mücadeleye çağırıyor, saygılarımı sunuyorum.”
PİRHA-Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik ile eşi Şengül Çelik, oğulları Yoldaş Selim Çelik’in 25 Ekim Pazar günü görsel medyadan tutuklandığını, Hatay T Tipi cezaevine gönderildiğini duyduklarını, ancak 9 gündür haber alamadıklarını açıkladılar. Anne ve baba Çelik, “Oğlumuzun hayatından endişe ediyoruz” dedi.
Eski HDP Muş Milletvekili ve Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik ile eşi Şengül Çelik, Hatay’da yakalandığı açıklanan ancak kendisinden 9 gündür haber alınamayan oğulları Yoldaş Selim Çelik’in hayatından endişe ettiklerini açıkladılar.
Yazılı bir açıklama yapan Anne Şengül Çelik ve baba Demir Çelik, şunları kaydetti:
“Basına ve medyaya düşen haberlerden oğlumuz Yoldaş Selim Çelik’in 20 Ekim 2020’de Amanoslarda sağ yakalandığını 21 Ekim’de öğrendik. İskenderun İHD şubesinden avukat arkadaşlar 23 Ekim’de Hatay İl Jandarmada olduğunu bizim ile paylaşmışlardı.
25 Ekim Pazar günü görsel medyadan Yoldaş Selim Çelik’in nöbetçi mahkemece tutuklandığını, Hatay T Tipi cezaevine gönderildiğini duyduk. Bunun üzerine yetki belge sahibi teyzesi ile dayısı ve İHD avukatı 26 Ekim’de cezaevinde ziyaret etmiş, sağlıklı olduğuna dair bilgileri bizim ile paylaşmışlardı. 27 Ekim’de avukat yeniden ziyaret talebi ile savcıya müracaatında İskenderun’da 26 Ekim akşamı yaşanan olaydan dolayı sorguya alındığını, dosya üzerindeki gizlilik kararından dolayı görüştüremeyeceğini söylemişti. Sonrası günlerde de avukatın her müracaatında aynı gerekçe ileri sürülerek görüşme talepleri her seferinde reddedilmiştir.
“AVULATLARDAN KAÇIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”
4 Kasım günü yapılan görüşme talebi üzerine savcı 5 (beş) gündür Antalya’ya götürüldüğünü söylemiş. Oğlumuz Yoldaş Selim Çelik 25 Ekim’de tutuklanıp cezaevine gönderildiği, 26 Ekim’de yapılan görüşmelerde cezaevinde olduğu tespitli olmasına rağmen 9 (dokuz) gündür gözaltındadır. Ailesine, aile yetki belge sahibi avukata haber vermedikleri gibi Ceza İnfaz Kanunu 92/2 maddesine ters bir uygulama ile tutuklu Yoldaş Selim Çelik şehirlerarası dolaştırılıyor, avukatlardan kaçırılıyor. Avukatlardan kaçırmaya çalışmaları, şehirlerarası dolaştırarak gözaltı sürelerini uzatma girişimlerinden annesi, babası ve ailesi olarak korkmakta, hayatından endişe etmekteyiz.”