Etiket: demokratik alevi dernekleri

  • Gözaltına alınan Altun için açıklama: Alevi kurumlarına ‘sabah namazı’ operasyonu yapılıyor – VİDEO

    Gözaltına alınan Altun için açıklama: Alevi kurumlarına ‘sabah namazı’ operasyonu yapılıyor – VİDEO

    PİRHA – Önceki gün eş zamanlı yapılan ev baskınlarında aralarında Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun, HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi sabah saatlerinde gözaltına alındı. Gözaltılara ilişkin Ankara ve İzmir’de açıklama yapan Alevi kurumları, Altun’un serbest bırakılmasını istedi.  

    HABERİN VİDEOSU

    Aralarında Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun ile HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi dün sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınmıştı. Konuyla ilgili İzmir’de Alevi Bektaşi Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklaması Çiğli Demokratik Alevi Dernekleri şube binasında gerçekleşti. Açıklamaya PSAKD Başkan Yardımcısı Kemal Yıldız, İzmir Dersim Derneği adına Aslan Sultan ve HDK üyeleri katıldı. Basın açıklamasını Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Eş başkanı Hüseyin Ozan’ın okudu.

    Öte yandan Ankara’da da aynı saatlerde  Ana Fatma Cemevi’nde Hasan Altun için basın açıklaması gerçekleşti. Ankara’da yapılan açıklamaya HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş, ABF Genel merkez adına Genel Sekreter Müslüm Metin, PSAKD Genel Merkez Sekreteri Turgay Özkan, Onur Kaya, DAD Ankara Şube Yönetimi, DAD Mamak ilçe yönetim kurulu ve üyeleri, PSAKD Mamak Şube, Misket HBVKD Cem Evi, KESK, EMEP Mamak İlçe, HDP, Mamak İlçe, AKA -DER temsilcileri katıldı.

    “SABAH NAMAZI OPERASYONLARI”

    “Kendi Alevisini yaratmak için, ‘Alevi Açılımı’ için toplumu yıllarca uğraştıran, cemevlerimiz için ‘İrfan mektebi açacağız’ diyerek sorunun çözümünü zamana yayan AKP nihayet fabrika ayarlarına dönmüştür” denilen açıklamada, Alevi kurumlarına ve kurum yöneticilerine ‘Sabah Namazı’ operasyonları yapılmaya başlandığı belirtildi.

    “ALEVİ İNANCI İÇİN HİZMET YÜRÜTMEK SUÇTUR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Hasan Altun’un KHK’larla eğitim sistemindeki yapılan değişiklerle yenilenen müfredatta Alevi asimilasyonuna karşı çıkarak, eğitim sistemindeki çarpıklığa karşı 17 Eylül 2017’de İstanbul’da yaptığımız tamamen yasal ve demokratik olan mitingimize  katılmış ve destek verdiği Yas-ı Kerbela orucunda hizmetler yürütmüş, aşure lokması yapıp halka dağıtmıştır. Canları cemevine davet ederek cem yaptırmıştır. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şube Başkanı Ana Fatma Cemevi’nde bu hizmetleri yürütmekten başka bir ‘faaliyet’ yapmamıştır.

    Bu halde demek oluyor ki Alevi inancı için hizmet yürütmek suçtur. Bu gözaltının başka bir açıklaması yoktur. Yüzyıllardır, kutsallarımız olan; doğamıza, ormanlarımıza, inanç alanlarımıza, Cemevilerimize saldıran bu zihniyet dün de bir Cemevi başkanımızı gözaltına almıştır.

    Hasan Altun’un derhal serbest bırakılmasını ve Alevi kurumlarına yapılan bu saldırıların son bulmasını istediklerini dile getiren açıklamada tüm gelişmelerin takipçisi olacakları ve bütün süreci de sahiplenecekleri beyan edildi.

    “SUSMAYACAĞIZ, KORKMAYACAĞIZ, YOLUMUZDAN DÖNMEYECEĞİZ”

    Çarkı devran haksızdan yana olup, na-hak zihniyet tüm gücüyle saldırmaya devam etse de Kerbela’dan Miras kalan Hüseyni duruşumuzla, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin bilgeliği, Pir Sultan Abdal’ın bilinci ve diz çökmeyen Pir Seyit Rıza’nın inancıyla susmayacağız, korkmayacağız, yolumuzdan dönmeyeceğiz. Cemevlerimizi Alevi kurumlarını sahipleniyoruz. Ana Fatma Cemevi başkanımız Hasan Altun’u gözaltına alan zihniyeti de kınıyoruz.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Avrupa Alevi Kurumlarından Uysal tepkisi: Kentin mührü Alevi düşmanlarına teslim ediliyor

    Avrupa Alevi Kurumlarından Uysal tepkisi: Kentin mührü Alevi düşmanlarına teslim ediliyor

    PİRHA- AABK Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Bu tercihin katliamı sahiplenmek olduğunu dile getirerek “Meşrulaştırmak ve gelecekte buna benzer olabilecek olayları şimdiden teşvik etmektir” derken, FEDA Eşbaşkanı Bedrana Yıldırım ise, Uysal’ın belediye başkanlığına getirilmesinin Alevilere karşı yeni bir zulüm olduğunu kaydetti.

    Kadir Topbaş’ın istifası sonrası boşalan koltuğa Sivas davası sanık avukatlarından Mevlüt Uysal’ın getirilmesine tepkiler devam ediyor. Avrupa’daki Alevi kurumları da Uysal’ın belediye başkanlığı görevine getirilmesine tepki gösterdi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Başkanı Hüseyin Mat yaptığı açıklamada, “AKP, Sivas katliamını yapan barbar katilleri savunan avukatları ödüllendirmeye devam ediyor” dedi.

    “BU TERCİH KATLİAMI SAHİPLENMEKTİR”

    Bu tercihin katliamı sahiplenmek olduğunu dile getiren Mat, ” Meşrulaştırmak ve gelecekte buna benzer olabilecek olayları şimdiden teşvik etmektir. ‘Yakın, vurun, öldürün. Biz size sahip çıkarız. Size sahip çıkanları ödüllendiririz’ mesajıdır. Dünden bugüne AKP’de değişen tek şey, hiç birşeyin değişmemesidir. Zihniyet aynı, amaç aynı, hedef aynı” diyerek tepki gösterdi. Mat konuya yönelik yarın bir açıklama yapacaklarını belirtti.

    “BU BİR KERBELADIR”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Bedrana Yıldırım ise, Sivas katliamı faillerinin avukatı Mevlüt Uysal’ın İBB başkanlığıyla ödüllendirilmesi, “damla suya hasret götürür, oh diyeni ihya ederiz”in fiili karşılığıdır. Bu Kerbaladır” dedi. Uysal’ın belediye başkanlığına getirilmesinin Alevilere karşı yeni bir zulüm olduğunu kaydeden Yıldırım, “Söz konusu vatandaşın en önemli özelliği, iktidarlar karşısında din veya milliyetçilik tarafından meşrulaştırılan itaat kültürüne yakın olması. Eylemlerini ötekine karşı yaptığından dolayı, iktidarlar tarafından destekleniyor” ifadelerini kullandı.

    “KENTİN MÜHRÜ ALEVİ DÜŞMANLIĞI ALENİ BİRİNE TESLİM EDİLİYOR”

    “Alevilerin en kalabalık kentinin mührü ispatlı-tescilli Alevi düşmanlığı aleni birine teslim ediliyor” diyen Yıldırım, “Bizler bu görevlendirmeyi kınıyor ve tüm Alevi kurumlarını, dostlarını, devrimci demokrat yapıları bu zülme dur demeye çağırıyoruz” diye çağrıda bulundu.

     (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Özgür Aksın Meclisi: Orman yangınlarına göz yumuluyor

    Munzur Özgür Aksın Meclisi: Orman yangınlarına göz yumuluyor

    DERSİM – Dersim’de günlerce süren orman yangınlarına ilişkin konuşan doğa aktivisti Meral Uç, yangınlara göz yumularak etkin bir müdahalenin yapılmadığını söyleyerek Orman ve Su İşleri Bakanlığını açıklama yapmaya davet etti.

    Munzur Özgür Aksın Meclisi, Dersim’de askeri operasyonlardan sonra çıkan orman yangınlarına ilişkin Demokratik Alevi Derneği’nde (DAD) basın toplantısı düzenledi. Burada Konuşan Meclis sekreteri Meral Uç, meydana gelen yangınlarda ne kadarlık bir sahanın tahrip olduğuna dair resmi bir açıklamanın bugüne kadar yapılmadığını söyleyerek Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nı açıklama yapmaya davet etti.
    Uç, yoğunlaşan askeri operasyonlar ile orman yangınlarının artığını belirterek, Munzur Vadisi Milli Parkı ve Pülümür Vadisinde çıkan yangınlara etkin bir müdahale yapılmadığından yangınların 50 gün sürdüğünü söyledi. Orman İşletme Müdürlüğünün güvenlik gerekçesi ile müdahale etmediği yangınlara, gönüllü yurttaşların ısrarlarına rağmen yangın alanlarına gitmelerinin engellendiğini aktaran Uç, sözlerini şöyle sürdürdü, “Geçen hafta başlayan Geyiksuyu ve Karşılar mevkiindeki yangında da görülmüştür ki bazı yerlerde yangın söndürme helikopterine ihtiyaç vardır. Fakat yıllardır meydana gelen yangınlarda bırakalım bunları personel sayısı ve ekipmanında bile herhangi bir iyileştirme yapılmamıştır.” dedi.

    “NADİDE COĞRAFYANIN YANMASINA GÖZ YUMULDU”

    Yangınlara göz yumulduğuna dikkat çeken Uç, “İki ay boyunca il geneli ve şehir merkezi duman altında kalmış, halkın sağlığı umursanmamış, doğamızdaki hayvanların, ağaçların ve nadide bitki türlerimizin zarar görmesine göz yumulmuştur. Dersim coğrafyası % 18’i endemik olan, 1600 bitki türüne ve birçok nadir görülen hayvan türüne ev sahipliği yapan kültürel ve doğal miras özelliğine sahip bir coğrafyadır. Bu nadide coğrafyanın korunması ve yangınlara müdahale edilmesi devletin hukuken temel görevlerinden biridir.”

    “ORMANLARI YAKMAK ANAYASAL SUÇTUR”

    Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete müsaade edilemeyeceğini söyleyen Uç, Anayasada Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.” hükmü bulunmakta olup Orman Kanunu’nun 110. maddesinde ise Ormanlara yönelik filler ağır cezaya tabi tutulmuştur.” dedi.
    Meydana gelen yangınlarda ne kadarlık bir sahanın tahrip olduğuna dair resmi bir açıklama bugüne kadar yapılmadığını ifade eden Uç, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nı açıklama yapmaya davet ettiklerini söyledi. Uç son olarak İlgili kurum ve kuruluşları orman yangınlarına hızlı ve etkin müdahaleye davet ettiklerini, tüm canlıların yaşam kaynağı olan dersim doğasının zenginliği insanlığı geleceği olduğunu söyledi.

  • Demokratik Alevi Dernekleri’nden kitlesel açıklama: Hatun Ana yerin Ana Fatma Dergahı olsun

    Demokratik Alevi Dernekleri’nden kitlesel açıklama: Hatun Ana yerin Ana Fatma Dergahı olsun

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’a yapılan ırkçı saldırıyı kitlesel bir basın açıklamasıyla kınadı. Gazi Cemevi önünde yapılan açıklamada, “Dün Devlet bizlere şunu tekrar ve tekrar açık etmiştir. Hiçbirinizin ölünüzün, dirinizin güvenliği yok” ifadeleri kullanıldı.

    HABERİN VİDEOSU

    Akşam saatlerinde Gazi Cemevi önünde kitlesel bir katılımla Demokratik Alevi Dernekleri adına yapılan basın açıklamasını DAD İstanbul Eş Başkanı Nergiz Güzel okudu. Açıklamada Gazi Cemevi başkanı Hıdır Karadaş ve Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri önceki başkanlarından Kemal Bülbül’de birer konuşma yaptı.

    “HER ANA EVLADI İÇİN GÖZ NURUDUR”

    DAD İstanbul Eş Başkanı Nergiz Güzel’in okuduğu açıklamaya, Dün Hakk’a Yürüyen Aysel Tuğluk canın gözünün nuru anası, (Her ana evladı için göz nurudur) Hatun Tuğluk Ana Ankara İncik Mezarlığında Hakk’a sırlanırken. Bir grup görevlendirilmiş kindar ve dindar planlı güruh Hatun Ana’yı Hakk’a sırlanmak için erkana katılan canlara saldırı düzenledi, ifadeleriyle başlandı.

    “BU DURUM BİZE SİVAS KATLİAMI’NI HATIRLATTI”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Hatun Ana’nın mezarı tekrar açılarak cenaze alındı ve cemevine götürüldü. Vicdanlarımızı derinden yaralayan bu duruma kolluk görevlileri, nezaket ölçülerinde, bizlere hiç yaklaşmadıkları gibi kindar ve dindar grubu rica, minnet dağıtmaya çalıştılar. Çok geç de olsa. Bu kahramanlıkları bizi derinden etkiledi tabii ki! Vali beyde 40 dakika sonra ancak konuyla meşgul olabildiler. Biz Alevilere Sivas Katliamı’ndaki sahnelerini hatırlattı. Planlı durumu gösterdi. Cevval Savcılar da hemen görev başına diyerek. 80 yaşında hakka yürüyen cana mezar yerini bile çok gören, saldırma cesareti gösteren güruha karşı devreye girip, bir Hukuk Devlet’inde meftaya saldırmak ne demektir. Deyip soruşturma başlatmışlardır herhalde. İnsanı varlığından utandıran ve sebep olanlar çocuklarının yüzüne bakarken utansınlar. Bir toplumun ar damarı çatlamışsa vay haline.”

    “ÖLÜ VEYA DİRİNİZİN BİR KIYMETİ YOK”

    Açıklamada “Biz İnsanların beraber yaşamasını sağlayan, temel düsturlar vardır. Ar, şeref, mertlik, saygı, sevgi, edep bunlar çürüdüğü anda zulüm başlar. Ve her geçen gün de çürümekte, çürütülmekte. Dün Devlet bizlere şunu tekrar ve tekrar açık etmiştir. Hiçbirinizin ölü ya da dirinizin güvenliği yok. Benim tarafım belli demiştir. Kürtsen, Aleviysen, kadınsan, Ermeniysen, işçiysen herhangi bir öteki isen, seni eşit tutmam, korumam demiştir. Gelecekte ne olacağı fütursuzca açık edilmiştir. Çanakkale de artık sadece sözde bırakılmaktadır. Aynı mezarlıkta yan yana yatmak bile zül görülmüşken. Bu topraklar cümlemizin ise bu küffar kimlerdir. Üç beş ağzı salyalı soytarıya memleketi kurban etmek ne demek. Bu durumda Hak yasasında Hakk’ın Rızası (Allah Rızası) çiğnendiği vakit, Hak Yasasında zulme karşı susmak, önünde eğilmek ‘Dilsiz Şeytan’ olmaktır. Tüm Peygamberler Hakk’ın Emri Rızası çiğnendiği için gelmediler mi? Karşı durmadılar mı?”

    “TOPRAĞI KİRLETENLER ELBET BEDELİNİ ÖDERLER”

    Toprak her yerde topraktır. Çünkü; Doğa Ana ayrım yapmaz. Fakat; üzerindekiler kirlenmiş. Mülk etmişler ise kendi sürüsüne gitmek gerek ifadeleri kullanılan açıklamada “Dersim Toprakları Harde Dewreş Hatun Anayı bağrına basmak için bekliyor. Cümlesini sırladı Ana Fatma Şefaati ile. Toprağı Doğa Ana’yı kirletenler ise elbet bedelini verirler” denildi.

    “17 EYLÜL MİTİNGİ HATUN ANA’YI SAHİPLENME MİTİNGİ OLMALI”

    17 Eylül mitingi Hatun Ana’yı da sahiplenme mitingi olmalıdır vurgusunda bulunulan açıklamada mitinge katılmayacağını belirten kurumlara ve üyelerine de eleştirel bir dille çağrıda bulunuldu.

    Açıklama şöyle devam etti “Gerçi bazı Dergahlarımız Ulusal Eğitim deyip katılmama kararı alarak. Kindar ve Dindar bir ülkenin kurumsallaşmasına katkı sağlamak isterlerken. Bu dergahlarımızın üyeleri hesap sormalıdır. Cenazeye bile tahammülü olmayan bir anlayış ile uzlaşmak nedir. Dergah yönetimlerimizi işgal eden bu elit kesim birde hicap duymadan bir açıklamasında adında Alevi yazan bazı örgütler deme cesareti gösteriyor. Hak Yol Aleviler hesap sormalıdır. Bu yönetimlerden derhal uzaklaştırılmalıdırlar. FETÖ ile iş tutmanın faturasını, Perinçek aklıyla biz Alevilerden çıkarmasınlar. Hak Yol Alevi Haysiyetli bir duruşla Kerbela günlerine yaklaşırken, Pir Hüseyin gayreti ile Hak Rıza’sının bozulduğu yerde cümle canın selahiyetli birlikte yaşamı için uyarma hakkını kullanıyor. Ya bir ucundan tutun ya da bulunduğunuz yerleri boşuna işgal etmeyin. Size Tekke’yi bekleyin layıkıyla Hakk’ın Emri Rızasının bekçisi olun dedik. ‘Gelene ağam gidene paşam’ deyip etrafına çit örüp çıkarlarınıza göre işletme gibi kullanın demedik. Açıklamayı yaparken kaç üyenize sordunuz. Kaç Ocakzadeye danıştınız. Şahkulu tarihte ne yapmıştır. Durup düşündünüz mü? Bu hatadan derhal dönülmelidir. Ve Alevi toplumundan özür dilenmelidir.”

    Demokratik Alevi Dernekleri’nin açıklaması “Hatun Ana yerin Ana Fatma dergahı olsun, Harde Dewreş’te Jele, Tujik Bawa, Düzgün Bawa, Munzur Bawa, Ana Fatma seni bekliyor. Cümlemiz utandık seni yaban ellerde bıraktığımız için hakkını helal et…” cümleleriyle son buldu.

    HABER MERKEZİ

     

  • Dersim orman yangınlarının söndürülmemesi Beyoğlu’nda protesto edilecek-VİDEO

    Dersim orman yangınlarının söndürülmemesi Beyoğlu’nda protesto edilecek-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de son dönemlerde yaşanan askeri operasyonlarda helikopterler tarafından bombalanan bölgelerde çıkan ve giderek yayılan orman yangınlarına ilişkin Dersimli çevre dernekleri, Alevi kurumları, sanatçılar harekete geçerek bir dizi eylem kararına vardı. Buna göre ilk kitlesel eylem bu akşam saat 19.00’da Beyoğlu Tünel’de gerçekleşecek.

    Dersim’deki yangınlara ilişkin  İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde yapılan basın açıklamasının ardından bir araya gelen Munzur Koruma Kurulu (DEDEF), Karakoçan Dernekleri Federasyonu, Peri Vadisi Koruma Platformu, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu, Demokratik Yöre Dernekleri Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri, Yeşil Öfke, Dersim Araştırmalar Merkezi, Munzur Çevre Derneği, HDK Ekoloji Meclisi, Yeşil Direniş Ekoloji Gazetesi, Senoz Vadisi Koruma Platformu, Yaşam ve Dayanışma Yolcuları Dersim ve çevresinde yanan ormanlar için bir dizi eylem kararı aldı. 

    Buna göre ilk eylem bu akşam saat 19.00’da İstanbul Beyoğlu Tünel’de gerçekleşecek.

    “Dersim Dört Dağ İçinde, Dört Dağ Ateş İçinde. Susmayın, Sesimize Ses Katınız… Dersimdeki Canlı ve cansız varlıklar için 13. Ağustos 2017 Pazar Günü Saat 19.00 da Beyoğlu Tünelde Buluşuyoruz” ifadeleriyle katılım çağrısında bulunan kurumların sosyal medya hesaplarında “yasımızı, acımızı ifade etmenin gereği olarak herkesin siyah giysilerini giyerek gelmesini istiyoruz” denildi.


  • İzmir’deki Alevi kurumları Dersim’de yaşanan orman yangınlarını kınadı-VİDEO

    İzmir’deki Alevi kurumları Dersim’de yaşanan orman yangınlarını kınadı-VİDEO

    PİRHA-İzmir’deki Alevi kurumları ve çevre dernekleri Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada ‘güvenlik’ bahane edilerek Dersim’de insansızlaştırma politikasının uygulandığına dikkat çekilerek, Dersim dahil Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşanan orman yangınlarına karşı mücadele çağrısı yapıldı.

    HABERİN VİDEOSU

    Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin İzmir Sümerbank önünde gerçekleşen açıklamaya Demokratik Alevi Dernekleri ve Dersimliler Derneği’nin basın açıklamasına Narlıdere ve Balçova Cemevleri, İnsan Hakları Derneği, Eğitim-sen, Alevi Bektaşi Federasyonu ABF İzmir bileşenleri, BDSP, HDP Milletvekili Müslüm Doğan ve yurttaşlar katıldı.
    “Dersim dört dağ içinde dört dağ yangın içinde”, “Dersim onurdur onuruna sahip çık” pankartı açıldığı açıklamayı kurumlar adına Narlıdere Dersimliler Derneği Yöneticisi Hüseyin Berkan Alpar yaptı. Alpar, “Dersim’de son dönemlerde yaşanan askeri operasyonlarda helikopterler tarafından bombalanan bölgelerde orman yangınları giderek artıyor. Yangınlara ise ‘güvenlik’ gerekçesiyle müdahale edilmeyen bölgede köylüler kendi çabalarıyla yangını söndürmeye çalışıyor” dedi.

    “HEKTARLARCA ORMAN ALANI KÜLE DÖNDÜ”

    Dersim’de operasyonlarda rüzgarında etkisiyle hektarlarca büyüklükteki ormanlık alanın külle döndüğünü belirten Alpar, ” Pülümür ilçesinde bulunan Meçi, Rabat Tepesi karşısındaki Mezra Köyü, Uzun Evler Mahallesi ve Kaymaz Tepe, Dere Boyu köyü civarı, Hozat’ın Boydaş mevkii ve Ali Boğazı bölgeleri, Dersim’in Nazimiye ilçelerinde ve merkeze bağlı Sarıtaş, Doğantaş mevkileri, keza Ovacık ilçesi ve Elazığ Karakoçan’da yangınlarda hektarlarca büyüklükteki ormanlık alan yok olma tehlikesi ile karşı karşıya” şeklinde konuştu.

    “BASIN BU FELAKETİ GÖRMEZDEN GELİYOR VE YAZMASI ENGELLENİYOR”

    “Biz Dersimlilerin yüreği yanıyor çünkü bir kez daha başlatılan askeri operasyonlarla ormanlarımız yakılıyor” diyen Alpar şunları ifade etti:

    “Geniş ormanlık alanları yaygınlaştırılarak devam eden operasyonlarla birlikte genişleyerek yakılıyor, imha ediliyor. Daha önce defalarca yapıldığı gibi bir kez daha ormanlarımız yakılarak coğrafyamız yaşanılamaz hale getirilmeye çalışılıyor. Yine öncekilerde olduğu gibi basın bu felaketi görmezden geliyor veya yazması engelleniyor.”

    “DERSİMLİLER’İN YANGINI SÖNDÜRMESİ ENGELLENİYOR”

    ‘Güvenlik’ gerekçesiyle müdahale edilememesini de değerlendiren Alpar sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yine öncekilerde olduğu gibi devletin güvenlik güçleri Dersimlilerin yangınları söndürmeye gitmesini engelliyor.  Dersim coğrafyası, “güvenlik” gerekçesiyle yapılan ve yapılması planlanılan baraj HES projelerinin tehdidi yetmezmiş gibi bir de artık sistematik hal alan orman yangınlarıyla tahrip ediliyor.”

    “PEK ÇOK ENDEMİK BİTKİ YOK EDİLDİ”

    “Devlet ve rantçı sermaye elbirliği halinde Dersim’i öldürüyorlar” diyen Alpar, bu yangınlarla Dersim sadece insanlar için değil aynı zamanda hayvanların yaşam alanı ve hakları yanı sıra pek çok endemik bitki türü de yok edildiğine dikkat çekti.

    Alpar sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Geçmişten günümüze her çatışmanın ya da operasyonun ardından sürekli orman yangınları çıkarılarak sözde ‘terörle mücadele’ edildiği ileri sürülüyor. Oysa yapılan şey, Anadolu’nun binlerce yılda oluşmuş olan bu önemli orman ekosisteminin tükenmesine yol açacaktır. Biz Dersimliler olarak orman yakmakla hiçbir sorunun, hele ki toplumsal sorunların çözülmeyeceğini çok iyi bilmekteyiz. Çözüm, kendi doğasını tahrip edecek denli büyük bir akıl tutulmasıyla sosyolojik gerçeklerle savaşma inadını sürdürmek değil, barışı ve evrensel hukuku sağlamaktır. Ancak barış ve hukukla uyuşmaz hayallerini Türkiye’ye dayatanlar tam aksini yapıyor. Bu kapsamda Dersim halkı; ormanları yakılarak, barajlarla kuşatılarak, siyanürlü altın faaliyetleri geliştirilerek ve köyleri boşaltılarak terbiye edilmek isteniyor. Böylece istiyorlar ki, Dersim yaşanılmaz hale gelsin, insansızlaşsın, çaresizlikten Dersim’de yaşamaya devam edenler de kimliğine, haklarına, doğasına sahip çıkmak yerine boyun eğsin!”

    “DERSİM TÜRKİYE’NİN BÜTÜNÜ, GELECEĞİN AYNASIDIR”

    “Esasen bu yangınlarla ilgili olarak devletin hiçbir kurumunun açıklama yapmaması ve toplumun konuya ilişkin bilgilenmesinin engellenmesi de, bu işteki sorumluları göstermektedir” diyen Alpar son olarak şu çağrıda bulundu:

    “Bu kapsamda biz Dersimliler, gerilim politikalarının, doğanın tahribinin, inançsal ve etnik asimilasyonun ve operasyoncu siyaset tarzının derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Orman yakmalara, köy boşaltmalara, barajlara, HES’lere, ormanların ev sahibi hayvanların kovulmasına HAYIR diyor ve tüm Türkiye’den bu konularda dayanışma istiyoruz. Çünkü Dersim Türkiye’nin bütünü, geleceğinin aynasıdır.”

    “DERSİM’DEKİ YANGIN ÜLKENİN HER YANINI SARABİLİR”

    Basın açıklamasının ardından konuşan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan da şöyle konuştu:

    “Orman yangınları kabul edilemez. Valiliğin özellikle yangına müdahale etmemesi ve halkın müdahalesini engellemesi bu siyaset tarzının nasıl olduğunu da göstermektedir. Dersim ormanı sadece Dersimlilerin değil ortak yaşamımızda her etkin yapıda yaşayanların ormanıdır. Ortak değerimizdir burası. Eğer siz de bunu yakarsanız, siz de bu ateşin içinde yanarsınız. Bu zulme derhal son vermeniz gerekiyor. Bu kadar ağır işkence ve baskının dayatılması artık kabul edilemez. Bu ülkede gerçek demokrasinin inşası için vicdanlara sesleniyoruz. Dur demenin zamanı geldi. Tüm halk ve inançlar için gerçek bir demokrasiyi inşa etmek zorundayız. Dersim’deki yangın ülkenin her yanını sarabilir.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dersim dört dağ içinde, dört dağ ateş içinde’-VİDEO

    ‘Dersim dört dağ içinde, dört dağ ateş içinde’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de son dönemlerde yaşanan askeri operasyonlarda helikopterler tarafından bombalanan bölgelerde çıkan ve giderek yayılan orman yangınlarına ilişkin Dersimli çevre dernekleri, Alevi kurumları, sanatçılar ile kitlesel katılımlı basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, çıkartılan bu sistematik orman yangınlarında çok yönlü bir felaketin yaşandığına dikkat çekilerek mücadele vurgusu yapıldı. Toplantının ardından görüş ve önerilerin ardından, Pazar günü saat 19.00’da “Dersim için yastayız” şiarıyla Tünel Meydanı’nda açıklama yapma kararı alındı. 

    Dersim’deki yangınlara ilişkin  İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde yapılan basın açıklamasına Dersim Dernekler Federasyonu, Munzur Koruma Koruma Kurulu, KARDEF, Peri Suyu Koruma Platformu, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu, Munzur Çevre Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri, HDK Ekoloji Meclisi, Yeşil Öfke Ekoloji Meclisi, Senoz Vadisi Koruma Platformu üyelerinin yanı sıra CHP, HDP yöneticileri ve Alevi sanatçılar da katıldı.

    Açıklamada “Dersim dört dağ içinde, dört dağ ateş içinde”. “Peri Vadisinde orman yangınlarına barajlara kalekol-karakollara hayır”, “Bu ormanlar bizim yakan el devletin! Sorumlular yargılansın”, “Dersim yanıyor” dövizlerinin açıldı.

    “DERSİM’DE ORMAN YANGINLARI GİDEREK ARTIYOR”

    İnsan Hakları İstanbul Şubesi’nde Dersim’de çıkan yangınlara ilişkin yapılan basın açıklaması öncesi yangınlarla ilgili yeni gelişmeler aktarıldı. Ovacık’ın Yaylagünü’nde de basına daha sızmayan bir yangının başladığı belirtilerek Ovacık Belediyesi ve halkı oraya doğru yola çıktığı aktarıldı. Askerlerin kısmen ‘güvenlik’ gerekçesiyle halkı engellediği belirtildi. Nazimiye’nin Boytaş diye bir bölgesinde yangının bir kısmının dindirildiği, Kutuderesi’nde ise yangının yayılarak devam ettiği aktarıldı.

    Açıklamayı kurumlar adına Dersim Dernekleri Fedarasyonu Merkez Kurulu Üyesi Hasan Şen yaptı. Şen, “Dersim’de son dönemlerde yaşanan askeri operasyonlarda helikopterler tarafından bombalanan bölgelerde orman yangınları giderek artıyor. Yangınlara ise ‘güvenlik’ gerekçesiyle müdahale edilmeyen bölgede köylüler kendi çabalarıyla yangını söndürmeye çalışıyor” dedi.

    “HEKTARLARCA ORMAN ALANI KÜLE DÖNDÜ”

    Dersim’de operasyonlarda rüzgarında etkisiyle hektarlarca büyüklükteki ormanlık alanın külle döndüğünü belirten Şen, ” Pülümür ilçesinde bulunan Meçi, Rabat Tepesi karşısındaki Mezra Köyü, Uzun Evler Mahallesi ve Kaymaz Tepe, Dere Boyu köyü civarı, Hozat’ın Boydaş mevkii ve Ali Boğazı bölgeleri, Dersim’in Nazimiye ilçelerinde ve merkeze bağlı Sarıtaş, Doğantaş mevkileri, keza Ovacık ilçesi ve Elazığ Karakoçan’da yangınlarda hektarlarca büyüklükteki ormanlık alan yok olma tehlikesi ile karşı karşıya” şeklinde konuştu.

    “BASIN BU FELAKETİ GÖRMEZDEN GELİYOR VE YAZMASI ENGELLENİYOR”

    “Biz Dersimlilerin yüreği yanıyor çünkü bir kez daha başlatılan askeri operasyonlarla ormanlarımız yakılıyor” diyen Şen şunları ifade etti:

    “Geniş ormanlık alanları yaygınlaştırılarak devam eden operasyonlarla birlikte genişleyerek yakılıyor, imha ediliyor. Daha önce defalarca yapıldığı gibi bir kez daha ormanlarımız yakılarak coğrafyamız yaşanılamaz hale getirilmeye çalışılıyor. Yine öncekilerde olduğu gibi basın bu felaketi görmezden geliyor veya yazması engelleniyor.”

    “DERSİMLİLER’İN YANGINI SÖNDÜRMESİ ENGELLENİYOR”

    ‘Güvenilk’ gerekçesiyle müdahale edilememesini de değerlendiren Şen  sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yine öncekilerde olduğu gibi devletin güvenlik güçleri Dersimlilerin yangınları söndürmeye gitmesini engelliyor.  Dersim coğrafyası, “güvenlik” gerekçesiyle yapılan ve yapılması planlanılan baraj HES projelerinin tehdidi yetmezmiş gibi bir de artık sistematik hal alan orman yangınlarıyla tahrip ediliyor.”

    “PEK ÇOK ENDEMİK BİTKİ YOK EDİLDİ”

    “Devlet ve rantçı sermaye elbirliği halinde Dersim’i öldürüyorlar” diyen Hasan Şen, Bu yangınlarla Dersim sadece insanlar için değil aynı zamanda hayvanların yaşam alanı ve hakları yanı sıra pek çok endemik bitki türü de yok edildiğine dikkat çekti.

    Şen, Geçmişten günümüze her çatışmanın ya da operasyonun ardından sürekli orman yangınları çıkarılarak sözde ”terörle mücadele” edildiği ileri sürülüyor. Oysa yapılan şey, Anadolu’nun binlerce yılda oluşmuş olan bu önemli orman ekosisteminin tükenmesine yol açacaktır. Biz Dersim’liler olarak orman yakmakla hiç bir sorunun, hele ki toplumsal sorunların çözülmeyeceğini çok iyi bilmekteyiz. Çözüm, kendi doğasını tahrip edecek denli büyük bir akıl tutulmasıyla sosyolojik gerçeklerle savaşma inadını sürdürmek değil, barışı ve evrensel hukuku sağlamaktır. Ancak barış ve hukukla uyuşmaz hayallerini Türkiye’ye dayatanlar tam aksini yapıyor. Bu kapsamda Dersim halkı; ormanları yakılarak, barajlarla kuşatılarak, siyanürlü altın faaliyetleri geliştirilerek ve köyleri boşaltılarak terbiye edilmek isteniyor. Böylece istiyorlar ki, Dersim yaşanılmaz hale gelsin, insansızlaşsın, çaresizlikten Dersim’de yaşamaya devam edenler de kimliğine, haklarına, doğasına sahip çıkmak yerine boyun eğsin!

    BEYOĞLU TÜNEL’DE “DERSİM İÇİN YASTAYIZ” EYLEMİ YAPILACAK

    Esasen bu yangınlarla ilgili olarak devletin hiçbir kurumunun açıklama yapmaması, ve toplumun konuya ilişkin bilgilenmesinin engellenmesi de, bu işteki sorumluları göstermektedir diyen Dersim Dernekleri Federasyonu Merkez Kurulu Üyesi Hasan Şen son olarak şu çağrıda bulundu:

    “Bu kapsamda biz Dersimliler, gerilim politikalarının, doğanın tahribinin, inançsal ve etnik asimilasyonun ve operasyoncu siyaset tarzının derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Orman yakmalara, köy boşaltmalara, barajlara, HES’lere, ormanların ev sahibi hayvanların kovulmasına HAYIR diyor ve tüm Türkiye’den bu konularda dayanışma istiyoruz. Çünkü Dersim Türkiye’nin bütünü, geleceğinin aynasıdır.”

    Açıklamanın ardından kurum temsilcileri kısa birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından orman yangınlarına ilişkin görüş ve önerilerin alındığı iç toplantı gerçekleşti. Toplantıdan pazar günü Beyoğlu Tünel’den saat: 19.00’da “Dersim için yastayız” şiarıyla kitlesel açıklama yapma kararı alınarak tüm duyarlı kesimlerin katılımı istendi. (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Vekil Sarıhan: İktidar; oturan, seyreden, saksı görevi yapan bir meclis istiyor-VİDEO

    CHP’li Vekil Sarıhan: İktidar; oturan, seyreden, saksı görevi yapan bir meclis istiyor-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Mamak Şubesi’nin Ana Fatma Cemevinde düzenlediği panelde konuşan CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, meclis içtüzük değişikliğinin nedenleri ve sonuçlarını değerlendirdi. Sarıhan, “Yapmak istedikleri şey, oturan, seyreden, saksı görevi yapan, bir meclis yaratmak. Kokusu da yok, rengi de yok. Hepsi iktidara göre şekillenmiş” dedi.

    Haberin Videosu

    Ana Fatma Cemevi’nde düzenlenen panele Araştırmacı Yazar Kemal Bülbül ile CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan katıldı. Sarıhan konuşmasında meclis içtüzük değişikliğine değindi.

    CHP Ankara Milletvekili ve Avukat Şenal Sarıhan, bu yeni içtüzük tartışmalarına muhalefet partilerinin, CHP ve HDP’ye kastederek, katkı sunma olanağı bulamadıklarını söyledi.

    Sarıhan, “İçtüzük bütün tüzükler gibi anayasadır. Hangi kuruma ait ise o kurumun anayasasıdır. TBMM’nin içtüzük eğer anayasası ise bu anayasa nasıl yapılır, anayasa gibi yapılır. Bütün halk kesimlerinin ortak görüş ve önerileri ile demokratik bir anayasadan söz ediyorum. Demokratik bir anayasa böyle yapılır” dedi.

    Sarıhan,  içtüzük ile ilgili taleplerinin olduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Hangi konuda, başlığını ne koyabiliriz? İçtüzük değiştirilmesi konusunda isteğimizin başlığını, söz ve tartışma özgürlüğü diye koyabiliriz. Anlatım özgürlüğünün kısıtlanmadığı bir TBMM, müzakerenin yapılabildiği bir TBMM.”

    “ÖZGÜRLÜKLERİN GENİŞLETİLMESİNİ İSTİYORDUK”

    Ancak bu taleplerinin karşılık bulmadığını dile getiren Sarıhan, şu ayrıntıları dile getirdi:

    “Onlar tam da bu müzakereleri tartışmaları, TBMM’deki parlamenterlerin söz hakkını kısıtlamayan bir düzenlemeyi önerdiler. Meclis’te görüşmeler yayınlanıyor. Normalde 3 gün görüşme var. Salı, Çarşamba ve Perşembe ama bazen uzatılıyor. Cuma, Cumartesi hatta Pazar günü de olabiliyor. Sizin de tanıklığınızda vardır ama ben de tanık olarak ifade etmek istiyorum. Parlamentoda herhangi bir konuda görüş beyan eden 3 muhalefet partisi vardı. CHP, HDP ve MHP… Haklarını yemeyelim MHP pek çok konuda çok ciddi eleştirel görüş açıklamalarında bulundu. Ama ne zamanki referandumda aralarında bir anlaşma sağladılar, bu sağlanan anlaşmadan sonra bu olgun ayrıntılı görüş açıklayan MHP’liler gitti, yerlerine aynı AKP gibi baş sallayan, boyun eğen bir MHP grubu geldi. Zaten kendi içlerindeki bölünmeyi de biliyorsunuz. O sebeple bir parlamentoda kendilerine ayrılan bölümün önünde oturan bir de arkasında oturan muhalefet arkada oturuyor. Böyle bir ayrışma zaten vardı. Söz söyleyen irade beyanında bulunabilenler, iktidara diyorum Bahçeli’ye yakın olanlardı. Bunlar da susmuş oldular. Şimdi bu üç kesimin susturulmasını amaçlayan bir tüzük değişikliği oldu. Biz içtüzük değişikliğini özgürlükler genişletilsin diye istiyorduk.”

    “SAKSI GÖREVİ GÖREN BİR MECLİS…”

    Sarıhan mecliste söz hakkı için verilen sürenin yetersizliğine değinerek, parlamento kelimesinin kökeninin ‘konuşulan topluluk’ olduğunu ve bunun için orada olduklarını söyledi. Sarıhan, Meclis Başkanı’nın ise parlamentonun ‘konuşan topluluk’ için itiraz ettiğini aslında meclis sözcüğünün celseden geldiğini celsenin de ‘oturmak’ anlamına geldiğini belirtiğini ifade eden Sarıhan, “Yani yapmak istedikleri şey, oturan, seyreden, saksı görevi yapan, bir meclis yaratmak. Daha canlı bir meclis değil oturan ve oturduğu yerde sadece kafasını sallayacak olan saklılar topluluğu. Kokusu da yok, rengi de yok. Hepsi iktidara göre şekillenmiş” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA