PİRHA- HDP İzmir İl Örgütü binasına düzenlenen silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz, mezarı başında anıldı. Anmada, Poyraz’ın mücadelesinin yaşatılacağı vurgulanarak, “Mücadelesini büyüteceğiz” mesajı verildi.
17 haziran 2021 tarihinde, Onur Gencer isimli failin Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına saldırı gerçekleştirmesi sonucu katledilen Deniz Poyraz, ölüm yıldönümünde mezarı başında anıldı.
Anmaya Deniz Poyraz’ın ailesi, arkadaşları, Barış Anneleri, Tevgera Jinên Azad (TJA), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il, ilçe örgütleri, DEM Parti milletvekilleri Adalet Kaya ve Burcugül Çubuk’un yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaş katıldı.
Anma özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Anmada söz alan Barış Annesi Müzeyyen Kortak, Deniz Poyraz şahsında yaşamını yitirenleri saygıyla andığını ifade ederek “Şehitlerimiz bizim onurumuzdur, başımızın tacıdır. Biz var oldukça onların yolunda ilerleyeceğiz. Sebepsiz yere Deniz katledildi. Bunu kabul etmiyoruz” diye konuştu.
“MÜCADELELERİNİ BÜYÜTECEĞİZ”
Ardından söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Poyraz’ın örgütlü bir saldırı ile katledildiği vurgulayarak, “Bu saldırı, barışa, eşitliğe ve birlikte yaşama iradesine yönelik bir saldırıydı. Deniz, milyonlarca insanın temsilcisiydi. Bu saldırı, politik bir saldırıydı. Bu saldırı, bu zihniyetin yansımasıydı. Kadınların, Kürtlerin, emekçilerin sesini kısmaya çalıştılar ama başaramadılar ve başaramayacaklar. Deniz, gençti yaşamı seviyordu. Eşit bir yaşam hayali vardı. Biz bugün sadece yas tutmuyoruz, yeniden söz veriyoruz Deniz’in adını, hatırasını ve mücadelesini büyüteceğiz. Adalet, hakikat, onurlu barış için bu topraklarda mücadele edildi. Deniz’i ve tüm özgürlük şehitlerini özlemle, sevgiyle, saygıyla anıyorum. Onların mücadelesini, emeğini büyüteceğiz ve anılarını yaşayacağız. Deniz Poyraz ölümsüzdür” şeklinde konuştu.
“YORULDUM DEDİĞİMDE AKLIMA DENİZ’İN YÜZÜ GELİYOR”
Daha sonra söz alan Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz da mücadele etmenin önemine dikkat çekerek, “Bu mücadele, kadınların, gençlerin mücadelesidir. Biz ele ele verirsek kimse bizi yenemez. Kürtlerin başı diktir, canları yanmış. Ne koşulda olursa olsun sorumluluklarını yerine getiriyorlar. Ben yoruldum dediğimde aklıma Deniz’in yüzü geliyor. Ben hep geleceğim buraya” diye konuştu.
Kitle, anmanın ardından mezara karanfiller bırakarak Deniz Poyraz için yapılacak panele geçecek. Ayrıca Poyraz için saat 19.30’da basın açıklaması yapılacak.
PİRHA- HDP İzmir İl Örgütü binasına yönelik saldırıda katledilen Deniz Poyraz, ölümünün 4. yılında Mersin’de anıldı. Anmada, “Deniz Poyraz ve Türkiye halklarına sözümüz; bu topraklarda onurlu bir barışın tesis edilmesidir” mesajı verildi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına 17 Haziran 2021’de Onur Gencer isimli failin gerçekleştirdiği saldırıda katledilen Deniz Poyraz, ölümünün dördüncü yılında Mersin’de anıldı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Örgütü tarafından parti binası önünde yapılan basın açıklamasına DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Barış Anneleri, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu ile çok sayıda yurttaş katıldı.
“Deniz Poyraz ölümsüzdür” yazılı pankartın açıldığı açıklamada “Jin, jiyan, azadi”, “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları atıldı. Basın metnini DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş okudu.
“TETİĞİ ÇEKEN EL YALNIZ DEĞİLDİ”
Deniz Poyraz’ın katledilmesini Kürt kadın mücadelesine ve halkların birlikteliğine yönelik sistematik bir saldırı olarak niteleyen Bedriye Kuş, “Biz biliyoruz ki o tetiği çeken parmak bu düzende yalnız değildi. O el, yıllardır Kürt halkına, kadınlara, muhaliflere ve devrimcilere yöneltilen inkarın, asimilasyonun ve şiddetin uzantısıdır. Deniz’i hedef haline getiren, cezasızlığı teşvik eden, nefret dilini körükleyen, saldırganın sırtını sıvazlayarak büyüten bu rejimdir” dedi.
Deniz Poyraz’ın katledilmesinin ardından yürütülen yargı sürecinin adaletsiz bir biçimde yürütüldüğünü dile getiren Bedriye Kuş; yalnızca katilin ceza almasının yeterli olmadığını, azmettiricilerin de yargılanması gerektiğinin altını çizdi.
“POLİTİK BİR CİNAYET”
Açıklamadan sonra konuşan DEM Parti Milletvekili Perihan Koca, Deniz Poyraz’ın politik bir cinayetle hayattan koparıldığını söyleyerek, “Bu kan ve katliam hukuku ancak halkların güçlü bir barış mücadelesiyle durdurulabilir. Demokratik bir cumhuriyetin inşasıyla yeni bir toplum taçlanabilir. O yüzden bugün Deniz Poyraz yoldaşımıza, Fehime anneye, Barış Anneleri’ne ve Türkiye halklarına sözümüz onurlu bir barışın tesis edilmesi olacaktır” ifadelerini kullandı.
Açıklama, slogan ve zılgıtlar eşliğinde son buldu.
PİRHA – HDP İzmir İl Örgütü binasına faşist Onur Gencer tarafından düzenlenen silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz mezarı başında anıldı. Anmada, Poyraz’ın mücadelesinin yaşatılacağı vurgulandı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına 17 Haziran 2021’de faşist Onur Gencer tarafından düzenlenen silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz, ölümünün 3’üncü yıl dönümünde Buca Kaynaklar Mezarlığı’nda bulunan kabri başında anıldı.
Anmaya, Deniz Poyraz’ın ailesi, İzmir Barış Anneleri Meclisi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir milletvekilleri İbrahim Akın, Burcu Gül Çubuk, DEM Parti İzmir İl Eş Başkanları Vezan Karabulut, Mehmet Kuruş ile çok sayıda kurum temsilcisi ve yurttaş katıldı.
Fatiha okunarak başlanan anmada saygı duruşunda bulunuldu. DEM Parti İzmir İl Eş Başkanı Vezan Karabulut, partilerine ve kadınlara yönelik baskı ve zulümün artarak devam ettiğini vurguladı. Deniz Poyraz’ın katledilmesinin politik olduğunu söyleyen Karabulut, “Bu cinayet ülkenin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engellerden biridir. Bu ülkede katiller cezasız kalıyor. Katiller cezalandırılmadığı sürece cinayetler devam edecek” dedi.
“UNUTMAYACAĞIZ, VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Ardından konuşan DEM Parti İzmir Milletvekili Burcu Gül Çubuk da Poyraz ve benzeri davalarda hiçbir zaman gerçek suçluların açığa çıkarılmadığını belirtti. Çubuk, “Yoldaşlarımızın gerçek katilleri, önümüze bir tetikçi atılarak gizlendi. Bizden bekledikleri unutmamız, vazgeçmemiz, sinmemiz. Ama Deniz’in mezarının başında bir kere daha söz veriyoruz, Türkiye ve Kürdistan’da hiçbir canlıya yaşam hakkı tanımayanlar karşısında biat etmeyeceğiz, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.
Barış Annesi Şükriye Tunç ise “Deniz ile başımız dik. Deniz kabrinde rahat uyu, hepimiz senin mücadelenin arkasındayız” dedi.
ANNE POYRAZ: SENİ ÇOK ÖZLEDİM
Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz da Barış Anneleri’nin mücadelesi önünde saygıyla eğildiğini ifade etti. Deniz’in sadece kendi kızı değil, halkların kızı olduğunu söyleyen Poyraz, “Seni vahşice katlettiler. İlk gün ağlamadım ama bugün ağlıyorum. Çünkü seni çok özledim” şeklinde konuştu.
BABA POYRAZ: KALBİMİZDE YAŞIYOR
Poyraz’ın babası Abdüllillah Poyraz ise “Yaşadığımız sürece onların mücadelesinde yürüyeceğiz. Yaşadığımız sürece Deniz kalbimizde yaşayacak” diye konuştu.
Kitle, mezarlıkta yapılan anmanın ardından Konak İskeleye geçti. Burada Deniz Poyraz anısına denize karanfiller atıldı.
PİRHA- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Poyraz davasında etkili soruşturma yapılmadığı ve delillerin toplanmadığı yönünde yapılan başvurunun reddini istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne düzenlediği silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davada verilen karara dair itirazların reddini istedi. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’ne gönderilen mütalaada, iki tarafın avukatlarının yaptığı başvuruların reddedilmesini ve ilk derece mahkemesinin verdiği kararın onanması istendi. Yargıtay savcısı, Deniz Poyraz ailesinin avukatlarının delillerin toplanmadığı, etkili bir soruşturma ve kovuşturma yapılmadığı yönündeki başvurularının reddedilmesini istedi.
NE OLMUŞTU?
HDP İzmir İl Örgütü’ne 17 Haziran 2021’de silahlı saldırıda bulunan Onur Gencer, parti çalışanı Deniz Poyraz’ı katletmişti. Olay sonrası tutuklanan Gencer hakkın açılan dava, 27 Aralık 2022’de İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde karara bağlandı.
Mahkeme, Gencer’e “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, “konut dokunulmazlığını ihlal”, “mala zarar verme” ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçlarından ise 9 yıl hapis cezası verdi.
Poyraz ailesinin avukatları, kararı istinaf mahkemesine taşıdı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, 19 Ekim 2023’te başvuruyu esastan reddetti.
Dava avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, bunun üzerine Yargıtay’a itirazda bulundu.
PİRHA- İzmir Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu (KBG) Konak İskele önünde “Biz Hala buradayız” diyerek bir araya geldi. Bu sabah Ankara merkezli operasyonda Ankara ve İzmir’de gözaltına alınan Mor Dayanışma üyesi dört kadının derhal serbest bırakılmasını söyleyen kadınlar “Özsavunma hakkını kullanan kadınların sesini sözünü büyütüyoruz “ dedi.
İzmir Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu (KBG) Konak İskele önünde “Biz Hala buradayız” diyerek bir araya geldi. Bu sabah Ankara merkezli operasyonda Ankara ve İzmir’de gözaltına alınan Mor Dayanışma üyesi dört kadının derhal serbest bırakılmasını söyleyen kadınlar “Özsavunma hakkını kullanan kadınların sesini sözünü büyütüyoruz “ dedi.
Açıklamada, ‘Biz Hala Buradayız’ yazılı pankart taşınırken sık sık “Yaşasın kadın mücadelemiz”, “Gözaltılar serbest bırakılsın”, “İstanbul Sözleşmesi bizimdir vazgeçmiyoruz”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Deniz Poyraz isyanımızdır” ve “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz” sloganları atıldı. Basın metnini kadınlar adına Didar Gül okudu.
“GÖZALTILAR SERBEST BIRAKILSIN”
14 Mayıs Cumhurbaşkanı seçimlerinin ilk turunda kazanamayan AKP-MHP- Yeniden Refah Partisi ve HÜDA-PAR’dan oluşan bloğun 28 Mayıs seçimlerinde çeşitli şaibelerle zafer ilanını yaptığını belirten Gül, “Daha ilk konuşmasında o çok meşhur balkondan ilk hedefine bir kere daha biz kadınları ve LGBTİ+’ları aldı. Daha bu sabah saatlerinde Ankara’da Mor Dayanışma üyesi dört arkadaşımız hukuksuzca evlerine düzenlenen operasyon ile gözaltına alındı. Daha önce de kadın mücadelesine saldırıları nasıl sokakta yanıtladıysak bir kere daha işte buradayız. Gözaltına alınan arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasın” diye belirtti.
“GÜLİSTAN’I BULACAĞIZ”
İstanbul Sözleşmesi’nden tüm itirazlara rağmen bir gecede çıkılmasına sokaklarda yanıt verdiklerini kaydeden Gül, “Şimdi haklarımız hayatlarımız için bir kere daha burada tam karşılarında olduğumuzu duyuruyoruz. 6284’ü uygulatmak, İstanbul sözleşmesini tekrar kazanmak, haklarımızı ve hayatlarımızı savunmak için biz hala buradayız. Buradayız, çünkü Şule Çet’in katilinin karşısında gerçek adaleti biz sağlayacağız! Buradayız çünkü katillerimizi iyi hal indirimleri ile ödüllendirmenize izin vermeyeceğiz! Buradayız çünkü senelerdir aradığımız Gülistan’ı biz bulacağız” dedi.
“ÖZSAVUNMA HAKKINI KULLANAN KADINLAR SESİNİ BÜYÜTÜYORUZ”
Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer’in karşısında Deniz Poyraz’ın mücadelesini sokaklarda büyüteceklerini sözlerine ekleyen Gül, “Buradayız çünkü yaşamak için özsavunma hakkını kullanan kadınların sesini sözünü büyütüyoruz. Ve buradayız çünkü sizin erkek, Türk ve Sünni iktidarınıza karşı mücadele ettiği için tutsak ettiğiniz tüm kadınları özgürlüğe bu mücadele ile kavuşturacağız! Sevgili kadınlar, bundan tam iki yıl önce Onur Gencer isimli katile eline silah vererek Deniz’i katlettirdiler! Deniz’in hesabını sormak için onun gülüşü, onun inancı, onun umudu ve onun öfkesiyle ona duyduğumuz sonsuz özlemle dimdik karşılarında olmaya devam ediyoruz” diye ifade etti.
DENİZ POYRAZ HATIRLATILDI
Deniz Poyraz için adalet talebi ile takip etmeye çalıştıkları mahkeme sürecine dair karşılaşılan tüm engellemelere rağmen salon önünde olmaya devam ettiklerini paylaşan Gül, “Davayı dağın tepesine taşıdılar ama işte orada da karşılarında Deniz’in isyanı ile bizi buldular! Yetmedi apar topar bu davayı kapattılar, daha o gün sokakta biz bitti demeden bu dava bitmez diyerek karşılarındaydık ve karşılarında olmaya devam edeceğiz. Gücümüzü dayanışmamızdan, gücümüzü birbirimizden, gücümüzü örgütlü mücadelemizden alıyoruz” şeklinde konuştu.
“BU İRADE SİZİ YENECEK!”
Kadınların kararlılığının iktidarı korkuttuğunu vurgulayan Gül son olarak şunları söyledi:
“Korkmakta haklısınız! Korkun çünkü biz bu düzeni değiştirmek için hazırız! Korkun çünkü yaptığınız her şeyin hesabını vereceksiniz. Korkun çünkü İstanbul sözleşmesini elimizden alma ile öfkemizi büyüttünüz. 6284’e göz dikerek örgütlülüğümüzü büyütüyorsunuz. Sizin bu düzeninizi örgütleyerek yıkmak için kadınlar geliyor! Seçim sonrası kadınların örgütlülüğünü büyütme hamleleri bu kararlılığı gösteriyor. Bu kararlılık bize güç, faşist iktidara da korku salmaya devam edecek! Bu inanç bu irade sizi yenecek! Burada olmaya, örgütlenmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz”
PİRHA- Deniz Poyraz’ın katledildiği HDP İzmir il binasında gerçekleştirilen anmada konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Deniz’e söz verdik bu mücadele büyüyecek” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü, 17 Haziran 2021 tarihinde il binasına yönelik silahlı saldırıda Onur Gencer tarafından katledilen Deniz Poyraz’ı ölümünün 2’nci yılında gün boyu yapılan etkinliklerle andı. Sabah saatlerinde yapılan mezarlık anmasının ardından program HDP İzmir il binasında yapılan sinevizyon gösterimi ve serbest kürsü ile devam etti.
Anma programına Deniz Poyraz’ın ailesi, İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, EMEP, TÖP, Halkevleri, SYKP, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar, İbrahim Akın, İzmir Milletvekili Burcu Gül Çubuk ve çok sayıda yurttaş katıldı.
İl binasında Deniz Poyraz katliamına dair hazırlanan sinevizyon gösterimi izlendi. Ardından kurulan serbest kürsü ile konuşmalar yapıldı.
PARTİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA
Programın ardından HDP İzmir İl Örgütü, parti binası önünde basın açıklaması yaptı. “Katillerden hesap soracağız. Faşizm yenilecek, biz kazanacağız” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Deniz’in hesabı sorulacak”, “Katiller hesap verecek”, “Jin, jiyan, azadi” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Açıklamada “Zaman Denizler olmak zamanı”, “Deniz Poyraz isyanımızdır” ve “Deniz Poyraz için adalet” dövizleri ve Deniz Poyraz’ın fotoğrafları taşındı.
“DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”
Açıklamada konuşan HDP İzmir İl Eş Başkanı Berna Çelik, “Katledilen her kadın arkadaşımızın gözlerinden katledenlerin gözüne bakarak onların karşısınnda diz çökmeyeceğiz. Acımız büyük ama öfkemiz büyüyerek mücadelenin mihenk taşını oluşturuyor. Biz kadın özgürlük mücadelesine söz verdik ‘Jin jiyan azadî’ dedik. Bu irade ve inançla mücadeleyi devam ettireceğiz Biz katillerin gözüne başı dik bir şekilde bakıyoruz ama onlar bizim gözlerimize bakamıyor” diye konuştu.
KATİLİN SÖZLERİ HATIRLATILDI
Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ise eylemde oluşan kalabalığın Onur Gencer başta olmaz üzere onu azmettirenlere ders olacağını söyledi. Devletin Mardin’den ayrılan Poyraz ailesine, ‘Mardin’de de, İzmir’de de olsanız Kürtlerin kültüründen bahsederseniz karşınızda olacağız’ mesajı verdiğini kaydeden Uçar, “Yaşadığımız tablo bunun göstergesi. Bu cinayetin tek sorumlusu Onur Gencer değil. Onur Gencer mahkemede ‘benim bu cinayetin neden işlediğimi merak eden Kobanê davasına baksın’ dedi. Kobanê davası AKP-MHP’nin güç kaybettiği için uydurduğu siyasi bir davadır. Deniz Poyraz cinayeti davası da tıpkı onun gibi hukuki olarak işlemiyor” ifadelerini kullandı.
“SÖZ VERDİK MÜCADELE BÜYÜYECEK”
Cinayet sonrasında yaşanan tablonun iki mesaj içerdiğini sözlerine ekleyen Uçar, “Kolluk azmettiricilere ‘görevimizi tamamladık, bizlere de ‘demokratik siyasete devam ederseniz sonunuz böyle olur’ mesajı verdi. Fakat katliam sonrasında bu binaya yüzlerce insan geldi. Bu bina demokrasinin, barışın, eşitliğin teminatı olan bir binadır. Bu ülke 40 yıldır ölüm siyaseti yürütüyor. Onur Gencer’in abilerine sözümüz olsun: İzmir’in sokaklarında yapılan hak arayışı eyleminde Deniz’i, gülüşünü ve sesini göreceksiniz. Deniz’e söz verdik bu mücadele büyüyecek” diye konuştu.
PİRHA- HDP İzmir il binasında iki yıl önce faşist Onur Gencer adlı saldırgan tarafından katledilen Deniz Poyraz Mersin’de anıldı.
Video eklenecek
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütünün düzenlediği anmaya Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Perihan Koca ile Ali Bozan, iş eş başkanları ve parti üyeleri katıldı. Anmada konuşan il eş başkanı Bedriye Kuş, Deniz Poyraz’ın ölüm yıl dönümünde hukuk devletinin herkes için ne denli elzem olduğunun altını çizdi.
“POYRAZ’IN KATİLİ BU CİNAYET İÇİN ÖDÜL BEKLEDİ”
Anmada yapılan basın açıklamasını okuyan HDP Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, Deniz Poyraz’ın katilinin pişmanlık belirtmediğini hatırlatarak, “Fail, duruşma sırasında hakim dahil salondaki herkesi tehdit etmişti, üstelik bu cinayet için ödül beklediğini söyledi. Tekrarlıyoruz katil, savunmaya geçmek yerine mahkeme heyetini de tehdit etmeye devam etti. Ülkemizde yargının ne denli bir esaret altında olduğunu böylelikle bir kez daha hatırlatalım” dedi.
Yargının yoğun bir baskı altında olduğunu ve bu durumda kimsenin güvende olmadığına işaret eden Kuş, “Özellikle kadın düşmanı bir meclisin kurulduğu son seçimlerin ardından kadın mücadelesinin ne denli önemli olduğunun da bir kez daha altını çizmek istiyoruz. Zindandaki kadın direnişçilerimizden aldığımız güçle bu uğurda hiç vazgeçmeden direnmeye devam edeceğimize ve Deniz Poyraz şahsında zulme ve hukuksuzluğa uğrayan bütün kadınların sesi olmak için çalışacağımıza söz veriyoruz” diye konuştu.
“CUMARTESİ ANNELERİ ONURUMUZDUR”
Cumartesi Anneleri’nin maruz kaldığı baskılara da değinen Bedriye Kuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bütün kadınları daha fazla direnmeye teşvik eden 2023 seçiminden sonra ilk olarak 951 haftadır direnen Cumartesi Anneleri’ne bir selam göndermek istiyoruz. Her hafta ters kelepçeyle gözaltına maruz bırakılan Cumartesi Anneleri onurumuzdur. Hiçbir gündem 951 haftadır adalet arayan ve mücadele eden annelerin direnişini gölgeleyemez. 10 yıl önce kaybettiği oğlu için adalet mücadelesine devam eden ve aynı zamanda oğlunun ölüm yıl dönümünde kendisi de bu ülkedeki her muhalif sesin karşılaştığı “malum kişiye hakaretten” yargılanan Gülsüm Elvan’a ve kaybettiği ailesi için adalet direnişine devam eden Emine Şenyaşar’a da selam olsun! Gerek evlatlarını, gerekse de yakınlarını kaybeden, zindanda, sokakta ve ülkemizin her yerinde direnen bütün kadınlara sözümüzü tutmak ve seçimin ardından özeleştirimizi en iyi şekilde vermek için direnmekten ve adalet aramaktan hiç vazgeçmeyeceğimizi de bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.
Deniz Poyraz ve kaybettiğimiz bütün kadınların şahsında evde, sokakta, okulda, fabrikada, tarlada, adliyede, basın yayın alanında ve her yerde direnen bütün kadınlara selam olsun!
Dayanışmacı ruhumuzu ve umudumuzu yeniden diriltelim ve direnmekten vazgeçmeyelim”
PİRHA- HDP İzmir il binasına 17 Haziran 2021’de faşist Onur Gencer tarafından yapılan silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın ailesi de oy kullandı. Anne Fehime Poyraz, oy kullanırken “Barış, demokrasi, adalet” mesajı vererek “Hepimiz için barış gelsin” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına 17 Haziran 2021’de faşist Onur Gencer tarafından yapılan silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın ailesi Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekilliği için oylarını kullandı. Aile, oylarını Konak ilçesine bağlı Yeni Mahalle’de bulunan Kemal Atatürk Ortaokulu’nda kullandı.
“DENİZ’İN HAKKI YERDE KALMASIN DİYE OY KULLANDIK”
Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz, oyunu sandığa atarken “Barış, adalet, demokrasi için oyumu kullandım. Hepimiz için barış gelsin” ifadelerini kullandı.
Oy kullandıktan sonra konuşan Poyraz, “Oyumuzu kullandık. Hepimize, Kürt halkına başarılar diliyorum. Oyumuzu Deniz Poyraz için de kullandık. Deniz’in hakkı yerde kalmasın diye oyumuzu kullandık. Bugün hesap sorma günüdür. Başaracağız” dedi.
“ZAFER EZİLEN HALKLARIN OLSUN”
Deniz Poyraz’ın babası Abdullilah Poyraz ise, “Hepimize başarılar diliyorum. Zafer Kürt halkının ve ezilen halkların olsun. Oyumuzu Deniz Poyraz’ın hesabını sormak için kullandık” şeklinde konuştu.
PİRHA- Yeşil Sol Parti’nin İzmir’de gerçekleştirdiği final mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Deniz Poyraz’ın hesabını sormaya geliyoruz” dedi.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri öncesi İzmir’de final mitingi gerçekleştirdi.
Gündoğdu Meydanı’nda yapılan mitinge Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Sosyalist Yeninden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen, Azadî Partisi temsilcisi Abdülrahman Süleyman konuşmacı olarak katıldı.
YEŞİL SOL PARTİ VAPUR SEFERLERİ
Miting öncesi aralarında Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarının da bulunduğu yüzlerce partili, Karşıyaka İZBAN önünde toplanarak, iskeleye kadar yürüyüş düzenledi. Yürüyüş sırasında sık sık “Jin, Jiyan azadi”, “Bizler buradayız, Yeşil Sol’dayız” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları atan kitle, buradan vapurla Alsancak’a geçti. Kitle ardından Alsancak İskele’den, sloganlarla Gündoğdu Meydanı’na yürüdü.
ONBİNLER GÜNDOĞU’YA AKTI
Kitlenin Gündoğdu Meydanı’na ulaşması sonrası coşkunun doruğa ulaştığı alana onbinler akın etti. Kadınların ulusal kıyafetleriyle halaylara tutuştuğu mitingde, Ege Denizi’nin kıyısındaki yurttaşlar, Yeşil Sol Parti bayraklarını ellerinden düşürmedi. Barış Anneleri’nin en ön saflarda zılgıtlarıyla eşlik ettiği mitingde yer alan bir annenin, “Yörük anasıyım, barışın aynasıyım, ezilenlerin yoldaşıyım, tabiatın sevdalısıyım” dövizi dikkat çekti.
HDP İzmir İl Binası’nda katledilen Deniz Poyraz’ın annesi de mitingde yer alırken kitle sık sık, “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları ile Poyraz’ı andı.
“İKİ OYLUK CANLARI VAR”
Final mitinginde birçok renkli görüntü açığa çıkarken, “Gidişi muhteşem olacak”, “Bu ağaç meyve verecek”, “İki oyluk canları var. Bir oy, bir oy, bas, geç” ve “Son kullanma tarihi 14.05.2023 Tayyip’i kapatalım” dövizleri dikkat çekti. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen kamu görevlileri de “KHK rejimine hayır” döviziyle alanda yerini alırken, “AKP gidecek KHK’liler kazancak” sloganları yükseldi.
GENÇLERDEN ‘BÜYÜK KAZANALIM’ MESAJI
Miting programı öncesi, Lawje müzik grubu ve Nurcan Değirmenci’nin ezgileriyle halaylara tutuşan onbinlerin dilinde, “Jin jîyan azadî” sloganları kentin dört bir yanından yankılandı. Yeşil Sol Parti’nin tüm mitinglerine pankartlarıyla damga vuran gençler ise İzmir’de, “Büyük riskler göze alınmadan büyük savaşlar kazanılmaz” yazılı pankart ile alana giriş yaptı.
Miting demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşu ile başladı.
“SANDIĞA GÖMECEĞİZ”
Mitingde konuşan TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen, mitingin yeni bir yaşamın ilanı olduğunu ifade ederek, “Hayatımızı cehenneme çeviren bu iktidarı tarihin çöplüğüne göndermemize iki gün kaldı. Saraylılara sesleniyoruz. Seni 14 Mayıs’ta sandığa gömmeye geliyoruz. Kimsenin şüphesi olmasın. Nasıl ki şimdiye kadar bütün engellerin karşısında yeni bir yol açtıysak seçimden sonra da daha çok ve güçlü yan yana geleceğiz” dedi.
AKDENİZ: GÜLE GÜLE TEK ADAM
Deniz Poyraz’ı anan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, 14 Mayıs’ta AKP-MHP iktidarının “silineceğini” söyledi. Akdeniz, “Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor. Sana güle güle tek adam. Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. Yoksulun sırtından doyan doyana düzeninize 14 Mayıs’ta son veriyoruz ve sizi soğanlarla patateslerle gönderiyoruz. Herkes bu halklın demokratik iradesine sahip çıkacak” diye konuştu.
GÜMÜŞTAŞ: YOLUN SONUNDALAR
“Direne direne kazanacağız” vurgusu yapan ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, AKP-MHP iktidarına karşı birleşik mücadelenin 14 Mayıs’ta kazanacağını belirtti. Gümüştaş, “AKP-MHP faşist rejimi yıllardır bizi YSK gaspıyla, kedilerle, kayyımlarla, gözaltılarıyla, savaş politikalarıyla bitiremedi. Bugün ise çok büyük bir rejim krizi ile birlikte 14 Mayıs’a kadar geldiler ve artık yolun sonundalar” sözlerine yer verdi.
SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, 14 Mayıs seçimlerinin ardından özgürlüklerin hakim olduğu bir ülke kurma hedefinde olduklarını ifade etti ve “An serkeftin, an serkeftin” dedi.
BAŞAK DEMİRTAŞ: ANAHTAR DA ÇÖZÜM DE BİZİZ
Tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’nın selamını getirdiğini söyleyen Başak Demirtaş, “Seçime saatler kaldı ama İzmir kararını vermiş. Bu meydanda bunun göstergesi. Bir tek oyumuz bile boşuna gitmemeli. Sandıklar gençlere emanet. Bu seçim bizler için iki tane oydan ibaret değil, barışın, kardeşliğin, adaletin kapılarının açılacağı bir seçimdir. 14 Mayıs’ta anahtar da çözüm de sizler de olacak. Elinizdeki mührü vahşice katledilen Deniz Poyraz için kullanacak mısınız?” diye sordu.
AKIN: DENİZ POYRAZ’A SÖZÜMÜZ VAR
Tüm farklı kimliklerin ortak bir yaşam için Yeşil Sol Parti’de bir araya geldiğini belirten Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Buradayız, birlikte kazanacağız. Barış için demokrasi için kardeşlik için buradayız” dedi. Akın, şöyle konuştu: “İzmir çok önemli sınavlar veriyor. İzmir tekleştirmeye, inkara karşı, yok etmeye karşı, her türlü savaş politikasına karşı burada Gündoğdu Meydanı’nda dimdik ayakta duruyor. Bu ceberut Saray rejimi karşısında her türlü düşmanlaştırma karşısında İzmir halkı barış istiyor. İzmir halkı Deniz Poyraz burada diyor. Deniz Poyraz’a sözümüz var. Bütün Türkiye’de bütün analar, kardeşler, mücadele yoldaşlarımız Deniz Poyraz’a sözümüz var diyor. Bu iktidarı değiştirmek için sözünü yerine getirmeye çalışıyor. Az kaldı 14 Mayıs’a, az kaldı, mutlaka değiştireceğiz. Bu seçimde vicdan ve adalet kazanacak. Bu saray rejimi gidecek.”
SANCAR: HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ
“14 Mayıs geliyor ve bizler aydınlığı getirmeye geliyoruz” diyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, seçimler öncesi iktidarın tüm engellemelerine ve siyasi operasyonlarına rağmen boyun eğmediklerini ifade ederek, “Mücadele ile direnerek bugünlere geldik. Hep birlikte değiştireceğiz. İstedikleri kadar hileye yeltensinler, hiçbirinin onları kurtarmaya yetmeyeceğini hep birlikte göstereceğiz.” dedi.
‘DENİZ POYRAZ’IN HESABINI SORMAYA GELİYORUZ’
Deniz Poyraz’ın hesabını sormaya geliyoruz. Onun katillerden, katillerinin arkasındaki zihniyetten hesap sormaya geleceğiz. İzmir’in bir görevi de budur. Bu katil karanlığı dağıtmak ve aydınlığa hep birlikte yürümek. İşte bu sorumlulukla 14 Mayıs’ta sandıklarda irademizi en güçlü şekilde, mutlaka ama mutlaka ortaya koyacağız. Savaş düzenini bitirmeye geliyoruz. Bu ülkeye Büyük Barışı inşa etmeye geliyoruz.
‘SANDIKTA GÖREV AL’ ÇAĞRISI
Oy kullanmak görevimiz ama oyumuzu kullandıktan sonra görevimiz bitmiyor. Sandıkları da koruyacağız. Oyumuzu da irademizi de koruyacağız. O nedenle seçim günü oy kullanan herkes aynı zamanda bir sandık görevlisi gibi hareket etmelidir. En çok da siz gençler sandıkları korumak için demokratik nöbet tutmalısınız. Bahar gecikti görüyorsunuz hala bulutlar var bulutlar dolaşıyor ama kararlıyız. 15 Mayıs sabahı bu bulutlar dağılacak bahar gelecek.”
Sancar, sözlerine şair Ahmed Arif’in sözleriyle son verdi: “Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar. Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, ne şah ne sultan. Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma ve dayatmışım. Görüyor musun.”
Miting, Lawje’nin seslendirdiği ezgiler ile son buldu.
Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer hakkında verilen cezanın gerekçeli kararında, Gencer’in pişmanlığa dayalı söz ve tutumunun olmadığı vurgulanırken, yeni suçlar işleme potansiyeli olduğuna dikkat çekildi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına yönelik silahlı saldırı düzenleyen ve Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın gerekçeli kararı açıklandı.
27 Aralık 2022’de İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada Gencer’e “Tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, “Konut dokunulmazlığını ihlal”, “Mala zarar verme” ve “Ateşli Silahlar Kanununa muhalefet” suçlarından da toplamda 9 yıl hapis cezası verilmişti.
Gencer’in pişmanlığa yönelen somut söz ve davranışının bulunmadığı belirtilen gerekçeli kararda, Gencer’in suç işleme eğilimi ve kişiliğine nazaran ilerde yeniden suç işlemekten çekineceği hususunda olumlu kanaatin oluşmadığı aktarıldı. Gencer’in saldırı öncesi yaptığı hazırlık ve aldığı karar dahilinde önceden tanımadığı Deniz Poyraz’ı tasarlayarak öldürdüğü kaydedilen kararda, Gencer’i diğer suçları işlemeye yönelen kararlı kişiliğinin olduğu vurgusu yapıldı.
Gencer’in HDP’nin kullanımında olan daireye tasarladığı öldürme fiilini gerçekleştirmek amacıyla silahla girdiği, girilen yerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan siyasi partiye ait olduğuna dikkat çekilen kararda, suçta kullandığı tabanca ve fiziki müdahaleyle zarar verdiği eşyaların niteliği bir kısmını binadan aşağıya atarak bina dışında bulunan başka şahısların zarar görme tehlikesine neden olduğu belirtildi.
İNDİRİM YAPILMADI
Yargılama sürecinde Gencer’de olumsuz tutum ve davranışlar gözlemlendiği belirtilen kararda, dayalı suçların işleniş biçimi, suç işlemeye yönelen amaç ve kastının yoğunluk olarak fazlalığı ve kişiliği dikkate alındığında sübuta eren müsnet suçlar yönünden sanığın, tasarlayarak öldürme suçu açısından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ve diğer suçları açısından üst hadden cezalandırıldığı aktarıldı.
İndirim maddelerinin de uygulanmadığı kararda yer alırken, mahkeme heyeti, Gencer hakkında “tasarlayarak öldürme”, “mala zarar verme” ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçları yönünden belirlenen sonuç cezalarının miktarı, iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçu açısından ise pişmanlığa yönelmeyen tutum ve davranışlarından kaynaklı suç işleme eğilimi ve kişiliğine nazaran ilerde yeniden suç işlemekten çekineceği hususunda olumlu kanaatin oluşmadığı kaydedildi.
PİRHA- Deniz Poyraz’ın katleden Onur Gencer’e verilen cezayı değerlendiren dava avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, verilen cezanın yetersiz olduğunu, olayın siyasi sorumlularının da ceza alması için mücadeleye devam edeceklerini söyledi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına silahlı saldırı düzenleyen ve Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davada kararın açıklanmasının ardından İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, sık sık “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Katiller halka hesap verecek” ve “Deniz’e sözümüz devrim olacak” sloganları atıldı. Açıklamaya Deniz Poyraz’ın ailesinin yanı sıra HDP milletvekilleri Pero Dündar, Serpil Kemalbay, Murat Çepni, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, siyasi parti, insan hakları, kadın örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Açıklamada konuşan dava avukatlarından Türkan Aslan Ağaç, duruşma salona girerek, davanın esasına ilişkin sözlerini söyleyemediklerini belirtti. Soruşturma ve yargılama sürecinde katili azmettiren ve yardım edenlerin ortaya çıkarılmaması için çaba harcandığını aktaran Ağaç, “Bu dosyada bir yargılama yapılmadı. Yapılan sadece hüküm kurmak adına bir faaliyetten ibaret. Eğer bu siyasi partiye bir saldırı varsa burada toplumsal bir kaos yaratılmak, birlikte yaşama arzusuna bir saldırılmak istenmiştir. Anayasal düzenin ortadan kaldırılması hedeflendi. Fakat kurulan hükümde taleplerimizin göz ardı edildiğini görüyoruz. HDP’nin örgütlenme, siyaset yapma hakkına saldırı yapıldı. Bu da Türk Ceza Kanununun 110 ve 114 maddelerine göre yargılama yapılmalıyken bu da yapılmadı” dedi.
İÇİŞLERİ BAKANININ YARGILANMASI TALEBİ
Yargılamada ayrıca siyasi faillerin de görmezden gelindiğini ifade eden Ağaç, “Türkiye’de 2015 yılından beri HDP’yi ve HDP’lileri hedef haline getiren siyasal dil kullanılmakta. Bu nedenle saldırılar yaşanmaktadır. İçişleri bakanının görevi güvenliği sağlamakken her ağzını açtığında saldırıları meşru görmekte ve yeni saldırılara zemin yaratmaktadır. Bu nedenle İçişleri bakanı hakkında da ek iddianame düzenlenmesi talebinde bulunduk. Fakat bu da karşılık bulmadı. Verilen karar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olabilir ancak eksik bir karardır. Gerçek adalet sağlanması için gerçek yargılama faaliyeti yürütülüp devlet içine çöreklenmiş bütün kişilerin sanık sandalyesine oturması lazım. Bunu yapana kadar hukuk mücadelesini sürdüreceğiz” diye konuştu.
“VİCDAN ORTAKLIĞI”
Ardından konuşan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da, katil Onur Gencer’e kahraman muamelesi yapıldığını söyledi.
Tanrıkulu, yargının insan hakları ihlallerinin faili konumunda olduğunu sözlerine ekleyerek, “Burada olmayanlara da şunu söylemek istiyorum; Eğer bir siyasal zeminde buluşulacaksa bunun yolu vicdan ortaklığı yaratmaktır. Zalimlik karşısında asgari bir vicdan ortaklığı yaratamıyorsak alacak çok yolumuz var. Dava boyunca sanığın geçmişine dair hiç bir araştırma yapılmadı. Bir sosyal medya paylaşımında yedi ceddiniz araştırılıyor. Ancak bu katile kahraman muamelesi yapıldı. Şemdinli dosyasında dönemin emniyet istihbarat başkanı ‘hırsız evin içindeyse kilit işe yaramaz’ demişti. Bu olayın faili bu siyasal iktidar, onun kolluk güçleri ve onların gösterdi çerçevede yargılama yapan yargı mensuplarıdır. Yargı insan hakları ihlallerinin faili konumuna düşmüştür. Ama bu dosya kapanmayacak. Sizlere söz; bunun siyasal ortaklarını ve vekil olarak bana ‘telefonla içeri giremezsin’ diyen heyet hafızamızda yerlerini aldı. Bu süreçte yer alanlar mutlaka yargı önüne çıkacaklar” ifadesini kullandı.
“SADECE KATİL DEĞİL DEVLETTE SUÇÜSTÜ YAKALANDI”
HDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Serhat Eren ise sadece katilin değil devletin suç üstü yakalandığına vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“Bugün sözde bir duruşma yapıldı. Duruşmada Kürdü katleden, katile ‘abicim’ diyenler, soruşturmanın başından itibaren arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmasını istemeyen savcı, avukatların tüm taleplerini reddeden mahkeme heyeti vardı. Duruşmada öldürülen Kürdün avukatları, dostları yoktu. Duruşmada tek bir taraf vardı. Bu yargı pratiğini sadece bu duruşmadan bilmiyoruz. İktidarın bu yaklaşımını JİTEM dosyalarından, Tahir Elçi, Ape Musa’nın katledilmesinden biliriz. Ama burada sadece katil suçüstü yakalanmadı. Suçüstü yakalanan devlet içindeki yapılanmaydı. Suçüstü yakalanan derin devletin ortaya çıkarılması için mücadele ortaya koyduk. Bu nedenle içeri girmeniz istenmedi. Mücadelemizin adliye dışında da sürecek.”
“NEDEN KATİLİ SAVUNUYORSUNUZ?”
Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz ise, HDP İzmir il binası önünde kurulan nöbet çadırının hesabının verilmesini isteyerek, “O çadır oradan kalkacak. Çünkü kızım bir bedel verdi. Kaç senedir ben ayağımı atamıyorum. Kızımın kanı oraya döküldü. Bu devlet mahsus o çadırı oraya koydu. Benim kızım orada şehit oldu. Katili duruşmaya sokuyorlar. Neden katili savunuyorsunuz? Siz söylüyorsunuz, o intikam alıyor. Poligonda eğitim aldı, kim o an güç verdi? Devlet güç verdi. Gitti kızımı katletti, çıkınca polis sarılıyor ‘ismin nedir’ diye. Adalet böyle midir?” diye sordu.
PİRHA-Deniz Poyraz davasında kararını açıklayan mahkeme, Onur Gencer’e ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 9 yıl hapis cezası verdi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer hakkında mahkeme, Gencer’ i “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, “mala zarar verme” suçundan 4 yıl hapis, “konut dokunulmazlığını ihlali” suçundan 2 yıl hapis ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçundan da 3 yıl hapis cezasına çarptırdı.
PİRHA- Deniz Poyraz Davasında salona alınmayan avukatlar Aliağa Cezaevi kampüsü önünde oturma eylemine başladı. TBB Başkanı Erinç Sağkan, duruşma salonuna sinyal vermeden girmelerinin beklendiğini kaydederek, “Yani bir avukatın kemerine, ayakkabısına kadar aramak istiyorlar. Böyle bir itibarsızlaştırma çabasını kabul etmedik” dedi. Avukatlar salonu terk ederken, İzmir Barosu’na geçiliyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına silahlı saldırı düzenleyen ve Deniz Poyraz’ı katleden tetikçi Onur Gencer hakkında açılan davanın 7’inci duruşması Aliağa Şakran Cezaevi Yerleşkesinde görülüyor. Salona alınmayan avukatlar cezaevi kampüsü önünde oturma eylemine başlarken, hukuka aykırı yargılama yürüten mahkemeye tepki gösterdi.
Cezaevi önünde “Savunma susmadı susmayacak”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atılıyor.
“BÖYLE BİR YARGILAMAYI KABUL ETMEYECEĞİZ”
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, duruşma salonuna sinyal vermeden girmelerinin beklendiğini kaydederek, “Yani bir avukatın kemerine, ayakkabısına kadar aramak istiyorlar. Bunu kabul etmedik, edemeyiz. Bizler avukatlarız, bizler yargılamanın üvey evlatları değil asli kurucu unsuruyuz. Böyle bir itibarsızlaştırma çabasını kabul etmedik. Yargılama içerde devam ederken, bunun mücadelesini verdik. Daha sonra mahkeme başkanının kendi talimatı olmadığı yönünde bir ifade ile karşılaştık. İçeriye girebildik ancak öğrendik ki bir önceki celse verilen ve hukuki hiçbir geçerliliği olmayan yetki belgesiyle duruşmaya katılan avukatların kabul edilmeyeceği yönünde verilen karardan geri adım atılmayacağını öğrenince salonu terk ettik. Şu anda içerde bir yargılama yapılıyor ama avukatsız yargılama yapılıyor. Sadece bir tane sanık avukatı var. Bu şekilde yapılan bir yargılamanın sonucunda bunun adil bir karar olduğuna kamuoyunun inanması bekleniyor. Böyle bir yargılamayı kabul etmeyeceğiz. Bugün içerdeki mahkeme salonu maalesef ki Türkiye’de iktidarın istediği salondur” dedi.
“BİR GÜN MUHAKKAK YARGILANACAKLAR”
Av. Abdulmecit Yıldırım ise “Bu cinayet politik bir cinayettir. Mahkeme heyeti, sanığı kaçırmak istemektedir. Sanığa sadece ceza vermek bu davanın çözülmesi için yeterli değildir. Sanığın arkasında olanlar saklanmak istenmektedir” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren de “Şu anki durum Türkiye’nin son 40 yılının özetidir. Bu dava, Konya’da görülen Dedeoğulları davası ile aynıdır. Bir gün muhakkak yargılanacaklar” dedi.
Yaşananlardan sonra avukatlar mahkeme salonunu terk ederken, İzmir Barosu’na geçiliyor.
PİRHA- Deniz Poyraz davası öncesi Aliağa Cezaevi Yerleşkesi önünde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, davanın tek sanıkla kapatılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına silahlı saldırı düzenleyen ve Deniz Poyraz’ı katleden tetikçi Onur Gencer hakkında açılan davanın 7’inci duruşması Aliağa Şakran Cezaevi Yerleşkesinde görülecek.
HDP İzmir İl Örgütü, duruşma öncesi yerleşke önünde basın açıklaması yaptı. “Katillerden hesap soracağız. Faşizm yenilecek biz kazanacağız” pankartının açıldığı açıklamada, sık sık “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Katiller halka hesap verecek” ve “Deniz’e sözümüz devrim olacak” sloganları atıldı.
Açıklamaya Deniz Poyraz’ın ailesinin yanı sıra HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP milletvekilleri Züleyha Gülüm, Serpil Kemalbay, Pero Dündar, Murat Çepni, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Genel Sekreteri Coşkun Üsterci, İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal, Kamu Emekçileri Sendikası, çok sayıda baro başkanı, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Açıklamada konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, olayın gerçekleştiği andan itibaren gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik sistematik bir faaliyet yürütüldüğünü söyledi. Türkiye’nin 3’üncü büyük şehrinde, 3’üncü büyük partisinin il binasında katliam amacıyla cinayet işlemenin tek başına yapılamayacağını söyleyen Sancar, başlı başına bu durumun, cinayetin siyasi ve örgütlü bir eylem olduğunu gösterdiğini vurguladı.
“SİYASİ CİNAYETLER TARİHİ”
Türkiye’nin sürekli siyasi katliam ve cinayetlere tanıklık etmek zorunda kaldığına dikkati çeken Sancar, “Türkiye tarihi siyasi cinayetlerle doludur, hepsinde de izlenen yöntem aynıdır. Bu cinayetlerin arkasındaki bağlantılar, özellikle devlet içindeki ilişkiler araştırılmak bir yana, sürekli örtülmüştür. O nedenle ülke sürekli yeniden siyasi katliam ve cinayetlere tanıklık etmek zorunda kalmıştır. Bir kanlı girdap yaratılmıştır, bu kanlı girdap bu ülkeyi bugün huzurdan, barıştan, demokrasiden, adaletten bütünüyle uzaklaştırmıştır. Eğer daha önce işlenen siyasi cinayetlerin gerçek bağlantıları ve planlayıcıları, koruyucuları ortaya çıkarılsaydı, ülke şimdi bu utançlar içinde kalmayacaktı” diye belirtti.
“DAVA KAÇIRILDI”
Mahkemenin de gerçeği ortaya çıkaracak araştırmalardan kaçındığını kaydeden Sancar, “Nihayet bu dava kamuoyu gözünden kaçırılmak için buraya taşınmıştır. Bu senaryo çok tanıdıktır, bu senaryo ülkeye adaletsizliği ve hatta faşizmi yerleştirmek isteyen zihniyet sahiplerinin 10 yıllardır kurduğu tezgahtan farklı değildir. Bu cinayet işlendiğinde, Deniz Poyraz kardeşimiz katledildiği anda söylediğimiz şeylerden biri de ortada bir kaos planının bulunduğudur. Kaos planı toplumu dizayn etmek için ve sistemi daha da otoriterleştirmek amacıyla devreye sokulmuştur. Bu kaos planının engellenmesi için bizler elimizden gelen her türlü çabayı harcadık, yoldaşlarımızla, dostlarımızla birlikte durmadan bu yolda çalışmalar yürüttük” ifadelerini kullandı.
“ADALETSİZLİK, GÜVENSİZLİK YARATIYOR”
Adaletsizliği derinleştiren, her mahkeme kararının, herkesi güvensizlik içinde yaşamaya mecbur bıraktığına işaret eden Sancar, şöyle devam etti:
“Adalet ortadan kalktığında, hiç kimse kendi güvende hissedemez. Buradan mahkeme heyetine bir kez daha sesleniyoruz. içeride de bu çağrımızı yineleyeceğiz. Hakimlerin görevi maddi hakikati, gerçekliği ortaya çıkarmaktır. Ceza yargılamasının hukukunun evrensel temel kuralı budur. Maddi hakikat ortaya çıkmadan adalet gerçekleşmez. Adalet gerçekleşmezse toplumsal barış ve huzur sağlanamaz. Bizlerin her biri gibi hakimler de bütün yargı mensupları da bu güvensizlik ortamının tehditleri altında yaşarlar. Eğer bugün gençler bu ülkede umudunu kaybetmişse, gençlerin yüzde 70’i bu ülkede yaşamak istemiyorsa, tam da bu güvencesizlikten kendilerini güvensiz bir ortamda yaşamak mecburiyetinde hissettiklerindendir.”
“KAPATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Dosyanın tek sanıkla kapatılmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Sancar, “Tek kişi cezalandırıldığında arkasındaki bütün bağlantılar, devlet içindeki ilişkiler örtülmüş olacaktır. Örtülünce yeni cinayetler için de zemin daha da olgunlaştırılacak. Buna izin vermeyeceğiz, mahkemeden hangi karar çıkarsa çıksın, beklentimiz hakimlerin vicdanlarına uygun davranarak, vicdanlarına göre karar vererek, bu bağlantıları, devlet içi ilişkileri, bunun dışındaki çete bağlantılarını ortaya çıkarmaya yönelik bir karar vermesidir. Bunu yapmazlarsa, bunun takibi bizlere düşecektir. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da hakikati ortaya çıkarmak, adaleti, hakikat üzerine kurmak için mücadelemize kesintisiz devam edeceğiz” diye konuştu.
KADINLAR AÇIKLAMA YAPTI
Sancar’ın ardından Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir üyeleri, açıklama yaptı.
Açıklamayı yapan Didar Gül, Deniz’i katletmenin bir çok anlamı olduğunun farkında olduklarını kaydederek, şunları kaydetti:
“Deniz’i katletmek Kürt halkına bitmez bilmez saldırıların bir parçasıdır. Deniz’i katletmek kadın düşmanlığının, erkek aklın en açık biçimidir. Direnenlere gözdağı vermekti, aleviler, kadınlar işçiler Kürtler LGBT’ler bugün bu gözdağını gördü buna karşılık sokaklarda meydanlarda mesajını en güçlü biçimde vermeye devam ediyor. Deniz’i katledenlerin o faşist düzen için yapmadıkları kötülük yok. Bu kötülüğü saldırıyla gerçekleştiriyorlar. Gözaltı işkence saldırıları yetmiyor bakıyorlar direnenler direnmeye devam ediyorlar çeşitli suçlar işlemeye devam ediyorlar. Katledilen her bir kadının direnişini sahiplenerek mücadele etmeye devam ediyoruz. Aliağa Şakran Cezaevi İnfaz Kurumunun önündeyiz bizim buraya mahkeme dememizi bekliyorlar. Ama biliyoruz buradan çıkacak adalet erkek adalettir. Biz kadınlar sokakta adalet arayacağımızı sokakta olmaya devam edeceğiz.”
PİRHA- Politik cinayetler ve Deniz Poyraz davası konulu panelde konuşan panelistler, politik cinayetlerin yargılamalarında, katillerin devlet korumasında olduğunu vurguladı.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, “Politik cinayetler, cezasızlık ve Deniz Poyraz davası” konulu paneli İzmir Barosu Konferans Salonunda düzenledi. Panele Deniz Poyraz’ın ailesi, kentte bulunan siyasi parti ve kurum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. TMMOB İl Koordinasyon Kurulu üyesi Aykut Akdemir’in moderatörlük yaptığı panele Deniz Poyraz davası avukatlarından İmdat Ataş, gazeteci Ruken Tuncel ve İzmir Barosu eski başkanı Özkan Yücel konuşmacı olarak katıldı.
DÜZENDEN ADALET BEKLENMİYOR
İlk olarak konuşan Deniz Poyraz davası avukatlarından İmdat Ataş, Türkiye gibi ülkelerin politik süreçlerin çok çalkantılı olduğu ve politik cinayetlerin çokça yaşandığı ülkelerden olduğunu kaydetti. Son olarak Deniz Poyraz davasında yaşanan sürecin bu tür davalarda yaşanan sürecin örneği olduğunu söyleyen Ataş, “Uluslararası Ceza Mahkemelerinde adalet, gerçeği bilme ve tazminat hakkı ve bir daha tekrarlanmama garantisi karara bağlandı. Adaletin böylesi bir toplumsal sistemin ve düzende adaletin gerçekleşebileceğini düşünmüyorum. Ama bu adalet mücadelesi verilmeyeceği anlamına gelmiyor. Adalet mücadelesi yeni bir sistem ve düzen mücadelesiyle iç içe geçiyor” dedi.
GERÇEĞİ BİLME HAKKININ İHLALİ
Deniz Poyraz davasında gerçeği bilme hakkının da gözardı edildiğini kaydeden Ataş, “Bizden bu katliamın bir psikopatın yaptığı bir saldırı olduğuna inanmamız isteniyor. Hâlbuki verdiğimiz mücadelede bu kişinin devlet ve paramiliter güçlerle ilişkileri ortaya çıkarıldı. Ama yargı ve polis gücünü elinde bulunduran devletin bunları dikkate almaması cezasızlık politikasının temelini oluşturuyor. Bu politik gücü yıkıp ve yerine yenisini kuramazsak dün Deniz Poyraz katledildi ama yarın içimizden başkalarının uğradığı saldırıda aynı şeyleri konuşacağız. Bu bakımdan bu verilen mücadele yeniden tekrarlanmama garantisinin ölçüsüdür. Bizim bugüne kadar işlenen bu suçlar nedeniyle devletten çokça alacağımız var. Bunun için ciddi mücadele ve bedeller ödemek zorundayız” ifadelerini kullandı.
‘GENCER KENDİNDEN EMİN’
Ardından söz alan Gazeteci Ruken Tuncel ise şunları söyledi: “Onur Gencer’in mahkeme salonundaki davranışları, aileyi, avukatları ve mahkeme heyetini tehdit eden duruşu çok şey söylüyordu. Bir katilin ne kadar korunduğunu, bu kendinden emin halinden bile anlamak mümkün. Arkanızda birisi olmayan bir durumda bu kadar net ve cesur davranamazsınız. Onur Gencer’de bu emin olma hali çok fazla. Kendisi bireysel kararı olduğunu söylese de ona nefretin işlendiği belli. Siyasi cinayetler artıyor ama katil profilleri de değişiyor. Hrant Dink davasında adil bir yargılama sağlanmadı Deniz Poyraz yaşandı. Eğer adalet sağlanmazsa bunun devamı gelecek ve karşımıza daha farklı katil profilleri çıkacak.”
DÜŞMAN HUKUKU
Son olarak konuşan İzmir Barosu eski başkanı Özkan Yücel ise tarafı yoksullar ve ezilenler olan davaların yargılamasında düşman hukukunun işletildiğini dile getirdi. Siyasi iktidarın ‘benim mağdurum’, ‘senin mağdurun’ anlayışını işlettiğini kaydeden Yücel, “İktidar düşman gördüğü kişilere karşı cezasızlık kültürünü işletiyor. Bu cezasızlık kültürü farklı işliyor. Kiminde etkin ve yetkin bir soruşturma yapılmadığı için failleri hiç bulamıyoruz. Tüm çabalarım yargı ve iktidarın duvarına çarpıp geri dönüyor. Kiminde ise failler bulunsa bile arka planı aydınlatılmıyor” diye belirtti.
BAĞIMLI YARGI
Tahir Elçi dosyasının Türkiye’de yargının nasıl taraflı davrandığının en güzel örneklerinden birisi olduğunu kaydeden Yücel, “Sanık olarak yargılandığımız davalarda zaten adaleti bulamıyoruz. Ama müşteki olduğumuz davalarda da adalete ulaşmak kolay olmuyor. Tahir Elçi davasında da yine tüm taleplerin reddedildiğini görüyoruz. O kadar ileri gidiyor ki kabul edilen bazı taleplerde de mahkemeye gerek duymadan ara kararlarla dönmeyi tercih ediyorlar. Deniz Poyraz davasında da soruşturma evresinden beri bazı delillerin toplanması konusunda talepler vardı. Ama bunların hiçbiri yerine getirilmiyor. Bu koşullar altında adalet tesis etmeye çalışıyoruz. Bunun sonucunda ortaya çıkan şeye ise adalet denilmesini bekleniyorlar” diye belirtti.
‘KATİLLER KORUNUYOR’
“Biz sadece tetiği çeken elin peşinde değiliz” diyen Yücel, “O el kadar o ele komut verenleri, ona yol veren, önünü açanların da sorumlu olduğunun farkındayız. Ama bunun adına hukuk diyerek yapılan işin yargılama olduğuna inanmamızı bekliyorlar. Oysa avukatların taleplerin geri çevrilmesi, bu tür davalarda avukatları istemediklerini gösteriyor. Hak savunucularını, avukatları ve demokratları kendilerine engel olarak görüyorlar. İktidar böyle yaparak katillere ‘Benden yanaysan ben seni korurum’ diyor. Devletin ceberut eli hakikati arayan vicdanlı insanların karşısına dikilmiş oluyor” ifadelerini kullandı.
‘TABLOYU TERSİNE ÇEVİRECEK GÜÇTEYİZ’
Bütün bunlara rağmen yurttaşın adalet beklentisi olduğunu söyleyen Yücel, “Ama maalesef bu görüntüden çok uzak bir ülkede yaşıyoruz. Sanıyorlar ki bu güç hali ilelebet devam edecek. Hiç öyle değil. Dönsünler baskıcı yönetimlerin sonrasında yargılamalara baksınlar. Ya da bu iktidarın bir parçasıyken 15 Temmuz 2016 sonrası ‘avukatımı istiyorum’ diyen insanlara baksınlar. Yargı herkes için ihtiyaç. Karanlık tabloyu rengarenk bir tabloya çevirecek, ülkeyi yaşanabilir, demokratik bir ülkeye çevirerek güçteyiz. O günler çok yakın” diye konuştu.
PİRHA-Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur’un şikayeti üzerine ‘hakaret’ iddiasıyla hakkında dava açılan gazeteci Sezgin Kartal bugün ikinci kez hakim karşısına çıktı. Bir sonraki celse 20 Aralık’a ertelendi.
Gazeteci Sezgin Kartal, Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur’un, Deniz Poyraz’ın katledilmesinden 2 gün sonra saldırının arkasında HDP ve FETÖ olduğu yönündeki yazısını eleştiren paylaşımı nedeniyle bugün ikinci kez hakim karşısına çıktı.
İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada savcı, Sezgin Kartal’ın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını istedi. Kartal’ın avukatı dosyaya vekaletini yeni sunduğunu belirterek süre istedi. Dava 20 Aralık’a ertelendi.
PİRHA-Gazeteci Sezgin Kartal, Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur’un, Deniz Poyraz’ın katledilmesinden 2 gün sonra saldırının arkasında HDP ve FETÖ olduğu yönündeki yazısını eleştiren paylaşımı nedeniyle hakim karşısına çıktı. Savcı, Kartal’ın üzerine atılı hakaret suçundan cezalandırılmasını talep etti. Dava 29 Kasım’a ertelendi.
Gazeteci Sezgin Kartal’ın, Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur’un şikayeti üzerine “Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Kartal, Fuat Uğur’un, Deniz Poyraz’ın katledilmesinden 2 gün sonra saldırının arkasında HDP ve FETÖ olduğu yönündeki yazısını eleştiren paylaşımı nedeniyle hakim karşısına çıktı.
SAVCI, KARTAL HAKKINDA CEZA TALEP ETTİ
İddianameye konu olan paylaşımı hatırlamadığını belirten Kartal, atılı suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Kartal savunmasında “Asıl suçlanması gereken Fuat Uğur’dur. Yazısıyla dezenformasyon yaratmaktadır. Bu hafta kabul edilen sansür yasasına göre dahi yaptığı suçtur” dedi.
Müşteki Fuat Uğur’un avukatı da, “Yapılan savunma suçtan kurtulmaya yöneliktir. Suçun yasal unsurları oluşmuştur. Sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” dedi. Uğur’un avukatı ayrıca davaya katılma talebinde bulundu.
Esas hakkındaki mütalaasını sunan savcı, Kartal’ın üzerine atılı “hakaret” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Kartal, mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep etti. Müşteki Fuat Uğur’un avukatı ise mütalaaya katıldıklarını belirterek, Kartal’ın cezalandırılmasını istedi. Kartal’ın süre talebi ile müşteki Fuat Uğur’un avukatının katılma talebini kabul eden mahkeme, davayı 29 Kasım 2022 saat 09:40’a erteledi.
PİRHA – HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay ve Murat Çepni, Deniz Poyraz Katliamı Davası’na ilişkin açıklama yaparak “HDP’nin kapatma talimatını verenler, Kobani kumpas davasını kuranlar partimize bu katili gönderenler aynı adrestir, aynı kişilerdir” dedi.
HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay ve Murat Çepni, TBMM’de Deniz Poyraz Katliamı Davası üzerine basın toplantısı yaptı.
Milletvekili Murat Çepni, 12 Ekim ve 14 Ekim’de İzmir’de yapılan beşinci duruşmada da ilerleme sağlanamadığını belirtti. Çepni, davanın sıradan bir cinayet davasına dönüştürülme çabasının olduğunu söyleyerek şu açıklamayı yaptı:
“Katil 17 Haziran 2021 yılında, İzmir’in merkezinde Halkların Demokratik Partisi İl binasına girerek Deniz Poyraz yoldaşımızı vahşice katletti. Katliamın sonrasında iş hanından çıkarken polis tarafından ‘adın ne abiciğim’ diye karşılandı. Aslında bu ‘adın ne abiciğim’ ifadesi bütün bu davanın alametifarikasıdır. Devletin kolluk güçlerinin meseleye nasıl baktığının çok net bir ispatıdır.
Katil, aylarca partimizi takip etti. Katil bir sağlık çalışanı. Suriye’ye gidiyor. Suriye’ye sağlık çalışanı olarak gitmiş olmasına rağmen bunu da sonradan öğreniyoruz, orada askeri üniformalarla eğitim alıyor. Burada aklımıza doğrudan SADAT geliyor. Çünkü SADAT’ın bu tip organizasyonlar yaptığını hepimiz biliyoruz. Katil, aynı zamanda partimizin bulunduğu iş hanında da onun deyimiyle iç – dış keşif yapmış. Yani, askeri kavramlar kullanarak bunu anlatmış emniyette. Yine bu katil uzunca zamandır işine gitmiyor, son derece lüks bir hayat yaşıyor. Otellerde kalıyor, paralar harcıyor, taksilerle sağa sola gidiyor. Bu katil aynı zamanda 27 kez İzmir Emniyet Müdürlüğü’nü arıyor. 27 kez. Bunu aklınızdan çıkartmayın.
Bütün bunlar yaşanırken, katil binaya girerken elinde- görüntülerden anladığımız kadarıyla- ağır bir çanta var. Bu çantaya da birazdan geleceğiz. Şimdi bütün bunlar yaşanırken yani katil sosyal medya hesabından HDP’ye dönük bir katliam yapacağını açıklamış olmasına rağmen sosyal medya üzerinden ırkçı, faşist, HDP karşıtı paylaşımlar yapmış olmasına rağmen polisin, istihbaratın dikkatini maalesef nedense çekmiyor. Katil geldiğinde parti binamızda çok daha fazla insanı bekliyor. Çok daha fazla insanı beklerken bir tane yoldaşımız Deniz Poyraz’la karşı karşıya kalıyor. Yani çok daha büyük bir katliam planlamış. Çantası da muhtemelen bununla ilgili.”
Katil gözaltına günlerce bekletilmesini, bu cinayetin arkasında ne var bunların araştırılmasını bekleriz ki Emniyet Müdürlüğü, kolluk güçleri AKP’ye yan bakanları, Süleyman Soylu’ya yan bakanları günlerce uzatılmış gizlilik kararı verilmiş gözaltılarla sorgulamaya çalışırken bu insan kime selam vermiş, kimden selam almış tüm bunları polis araştırırken böylesine vahşice katliamda gözaltına aldığı katili sadece 18 saat gözaltında tutuyor. Gözaltında tutarken de cinayetle ilgili, yani bunu kiminle yaptınız, arkanızda kim var, hazırlık yaptın mı, nereden gelip nereye gidiyorsun? Bu benzeri tek bir soru bile katile sorulmuyor. Katil apar topar tutuklanıyor. Ve bütün ortaya çıkan veriler, öncesinde HTS kayıtları vb. hiçbir şey araştırılmadan bunları yapıyor. Katil gözaltındayken telefonunun yönlendirdiği bir başka şahıs bile soruşturulmuyor. Hal böyle iken bu cinayetin devlet içerisinde organize edilmiş bir siyasi cinayet ve katliam davası olduğunu hatırlayalım. Bu davanın sıradan bir cinayet davası olmadığını herkes bilmelidir. Şimdi katliam sırasında bunlar yaşandı.”
“KOBANİ KUMPAS DAVASINI KURANLAR, PARTİMİZE BU KATİLİ GÖNDERENLER AYNI”
Milletvekili Serpil Kemalbay da yaşananları “Siyasi katliam” olarak yorumlarken “Bunu mahkemenin süreçlerine yargının, kolluğun, İçişleri Bakanlığı’nın müdahalesinden anlıyoruz. Hakkaniyetsiz, hukuksuz yargı sürecinin işletilmesinden anlıyoruz. Adaletin sefaletinden anlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Serpil Kemalbay, 12 Ekim günü yapılması gereken duruşmanın mahkeme başkanı tarafından “provoke” edildiğini söyleyerek şunları aktardı:
O gün mahkeme başkanı 12 Ekim’de aslında bir plan çerçevesinde duruşmaya geldi. O plan duruşmanın İzmir merkezinde olan Bayraklı Adliyesi’nden kaçırılarak Şakran’daki cezaevi yerleşkesine götürülmesiydi. O yüzden daha başlar başlamaz bir hukuksuz ara karar ile başladık. Yetki belgesi ile duruşmaya gelen avukatların salonun avukatların bölümüne alınmayacağını söyledi.
Tetikçi katil ile Deniz Poyraz’ın tutuklu kardeşi adeta temas edecek şekilde getirildi. Burada yaşanan arbedede Deniz Poyraz’ın kardeşi darp edildi. Mahkeme karıştırıldı. Mahkeme başkanını yönlendirmesi ile ortamın gerildiğine tanıklık ettik.
14 Ekim’de bu duruşma için Şakran yerleşkesine gittiğimizde mahkeme başkanının yine aynı talimatları vererek ortamı gerdiğini, mahkeme salonunu insansızlaştırdığını gördük. Avukatların Aliağa Şakran Cezaevi Yerleşkesi kapısından içeri alınmaması talimatı ne anlama geliyor?
Biz bunun sadece mahkeme başkanı tarafından düzenlendiğini düşünmüyoruz, daha geniş bir siyasi heyetin bunun içerisine dahil olduğunu düşünüyoruz. Çünkü tetikçi katilin güvenliğini gerekçe göstererek bu taşıma işlemi yapılmıştır. Şakran Cezaevi Yerleşkesi bir adliye değildir. Hukuki bir sürecin orada adil bir şekilde gerçekleşmesini beklememek gerekir. Bu başlı başına bir kayırmadır, bir hukuksuzluktur.
Mahkemede sanığın oturması gereken yerde sanık oturmuyor, mağdur tarafın oturması gereken yere sanık oturtulmuş. Burada mahkeme salonunda demokratik kamuoyuna mesajlar verildiğini biliyoruz. Bu büyük bir ayıptır, büyük bir utançtır. Bir tetikçi katilin ve tetikçi katilin arkasında olan güçlerin korunduğunu, yargı eliyle korunduğunu, kollandığını gösteren bir durumdur.
Oysa biz biliyoruz ki Deniz Poyraz’ın katili partimizin önüne gönderildi. Siyasi güçler tarafından eğitildi, donatıldı ve talimat verildi yardım edildi, bütün ihtiyaçları karşılandı ve HDP İzmir İl Binasına gönderildi. Katliam bittikten sonra pamuklara sarılarak alındı.
12 Ekim’de duruşma sonlandırılırken katil, “Dosyama HDP’nin kapatılma davası dosyasının eklenmesini istiyorum, cinayeti neden işlediğimi oradan anlayabilirsiniz” dedi. HDP’nin kapatma talimatını verenler, Kobani kumpas davasını kuranlar partimize bu katili gönderenler aynı adrestir, aynı kişilerdir.
DURUŞMA 27 ARALIK’TA
Buradan adalet çıkmaz, çıkabilecek kararları da kabul etmiyoruz. Bir an önce bu katili kimin azmettirdiğini, kimin partimize gönderdiğini, arkasındaki güçleri aydınlatmak ve arkasındaki maddi gerçekliği aydınlatmak için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bunun bu iktidar tarafından da yapılmayacağının farkındayız. Deniz Poyraz için adaleti sonuna kadar savunacak olan bizleriz. Bütün demokratik kamuoyunu 27 Aralık’ta Deniz Poyraz’ın yanında bekliyoruz.”
PİRHA-Deniz Poyraz davası öncesi avukatlara yönelik polis tarafından gerçekleştirilen müdahaleye tepki gösteren 78 baro ortak bir açıklama yayımlayarak, “Savunmaya yönelik saldırıyı kınıyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’deki 78 baro yayımladığı “Savunmaya yönelik saldırıyı kınıyoruz” başlıklı açıklama ile Deniz Poyraz davasının altıncı duruşması öncesi avukatlara yönelik İzmir Aliağa Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü önündeki gaz ve TOMA ile müdahaleye tepki gösterdi.
“MAHKEME SALONUNDA BİBER GAZI KULLANILDI”
78 baro tarafından yapılan açıklama şöyle:
“Bugün Deniz Poyraz’ın katilinin yargılandığı dava öncesinde İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi başkanının talimatıyla avukatların duruşmaya girmemesi için salonun önünde kolluk tarafından barikat kurulmuştur. Duruşmaya girmek isteyen avukatlara, biber gazı ve tazyikli su ile müdahale edilmiş, İzmir Baro Başkanı Av. Özkan Yücel ve TBB Yönetim Kurulu üyesi Av. Ercan Demir’in de aralarında bulunduğu birçok meslektaşımız kolluğun açık saldırısına maruz kalmıştır.
12 Ekim 2022 Çarşamba günü görülen duruşmada da Mahkeme Heyetinin yetki belgesi bulunan avukatların duruşmaya katılamayacağı yönünde hukuka aykırı ara karar nedeniyle, avukatlar ile Mahkeme Heyeti arasında yaşanan hukuki tartışma esnasında güvenlik güçleri mahkeme salonunda biber gazı kullanmış, birçok avukat ve izleyici gazdan etkilenmiştir.
“AVUKATLIK, SAVUNMA HAKKININ TEMİNATIDIR”
Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; avukatlık mesleği savunma hakkının, adil yargılanma hakkının ve hak arama özgürlüğünün teminatıdır. Avukatların meslek örgütü olan Barolar da; insan haklarının, özgürlüklerin ve hukuk devletinin güvencesidir. Bu sebeple, savunma makamının yani avukatların özgür ve etkili olamadığı bir toplumda hiç kimsenin özgürlüğü garanti altında değildir.
Hiçbir kişi veya kurum; savunma görevini yapan avukatı görevini yapmaktan alıkoyamaz, engelleyemez ve fiziki saldırıda bulunamaz. Avukatın görevi; hukuk devletinin bireylere sağladığı hak ve güvenceleri korumak ve kullanılmasını sağlamaktır. Avukatın mesleki faaliyetlerinin engellenmesi, duruşma salonuna alınmaması ve kendilerine yönelen saldırılara karşı mücadeledeki kararlığımızı bir kez daha vurgulamak isteriz.
Hukuk Devletini, Adil Yargılanma Hakkını, Mesleğimizi ve Meslektaşlarımızı savunmaktaki kararlılığımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Bu sorumlulukla İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, TBB Yönetim Kurulu üyesi Av. Ercan Demir ve meslektaşlarımıza yönelik saldırıyı gerçekleştirenleri kınıyor, haklarında derhal adli ve idari soruşturma başlatılmasının gerektiğini kamuoyu ve ilgililerin bilgisine sunarız.”
PİRHA- HDP İzmir il binasına saldırarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer hakkında açılan davanın duruşması görülüyor. Vekaletli avukatlar ve gazetecilerin duruşma salonuna alınmamasını protesto eden avukatlara, jandarmalar biber gazlarıyla müdahale etti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına yönelik saldırıda bulunarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın duruşması Şakran Cezaevi’nde sürüyor.
Duruşma başlarken vekaletli avukatlar ve gazeteciler içeriye alınmadı. Dava avukatları ve milletvekillerinin ise cep telefonlarıyla içeriye giremeyeceği belirtildi. Davayı izlemek için gelenler surumu protesto etmek için cezaevi önünde basın açıklaması yaptı.
Yapılan açıklamada, mahkeme heyetinin iki gündür failin taleplerini yerine getirmek için elinden geleni yaptığını dile getiren HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, “Özel yetki belgeli avukatların içeriye alınmaması kararı var. Bu CMK’ye göre suçtur. Yetki belgeleri olan avukatları almıyorlar. Kapalılık kararı olmamasına rağmen izleyicileri mahkeme salonuna almama kararı var. Bu da kanun dışıdır. Buna karşı sesimizi çıkaralım, Adalet Bakanlığı’na sesleniyoruz, siz adaleti tesis etmek için mi katil Onur Gencer’in talimatlarına uymak için mi varsınız? Bizlerin içeri girmesi engellenemez” dedi.
“BU KARAR HUKUKUN SEFALETİ”
Yetki belgeli avukatların ve basının da içeri alınmadığını, dava avukatlarının ise elektronik cihazlarının içeri alınmadığını, partililerin ise HDP belgesi olmadan alınmadığını ifade eden HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay ise, “Bir liste var, küçük ve keyfi bir liste. ‘Deniz Poyraz katliamını karatmak istiyoruz, cezasızlık politikaları izliyoruz siz de ne yaparsanız yapın’ diyorlar. Ya avukatlar, bizler, basın orada olmalı ya da kapalılık kararını çıkarın görelim. Bu kararı kabul etmiyoruz, bu hukukun sefaleti. Buradan da gitmiyoruz” dedi.
AÇIKLAMAYA JANDARMA MÜDAHALESİ
Açıklamanın ardında içeriye girmeye çalışan avukatlara jandarmalar tazyikli suyla ve biber gazlarıyla müdahale etti. Müdahale devam ederken, avukatlar sloganlarla karşılık verdi.