Etiket: deniz poyraz

  • Deniz Poyraz davası 24 Ocak’ta görülecek

    Deniz Poyraz davası 24 Ocak’ta görülecek

    PİRHA- HDP İzmir İl binasına silahlı saldırıda bulunarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılanacağı dava 24 Ocak’ta devam edecek.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl binasına 17 Haziran 2021 tarihinde silahlı saldırıda bulunarak Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılandığı davanın ikinci duruşması 24 Ocak’ta görülecek.

    İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak duruşma öncesinde siyasi partiler, insan hakları ve kadın örgütleri, davayı sahiplenme çağrıda bulundu. Katil Onur Gencer’in ilk duruşmadaki rahat tavırlarına ve aileyi tahrik eden davranışlarına dikkati çeken kurumlar, katilin arkasındaki siyasi gücün açığa çıkarılması için mücadele edeceklerini vurguladı.

    PİRHA/İZMİR

  • Deniz Poyraz doğum gününde anıldı: Sana söz ağlamayacağım-VİDEO

    Deniz Poyraz doğum gününde anıldı: Sana söz ağlamayacağım-VİDEO

    PİRHA-HDP İl binasına 17 Haziran’da gerçekleşen silahlı saldırı da hayatını kaybeden Deniz Poyraz 39’uncu doğum yıldönümünde mezarı başında anıldı. Mezar başında konuşan anne Fehime Poyraz, “Doğum günün kutlu olsun Denizim. Sana söz verdim, ağlamayacağım” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Kadın Meclisi, HDP İzmir il binasına gerçekleşen silahlı saldırı da hayatını kaybeden Deniz Poyraz’ı doğum gününde mezarı başında andı. Anmaya annesi Fehime Poyraz, babası Abdülillah Poyraz, aile üyelerinin yanı sıra HDP İzmir İl Eşbaşkanı Bedriye Tekgür, İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi, Kadınlar Birlikte Güçlü üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

    “DENİZ’E SÖZÜMÜZ BARIŞTIR”

    Mezar başında konuşan HDP İzmir İl Eşbaşkanı Bedriye Tekgür, 29 Aralıkta görülen davaya değindi. Katilin tek başına saldırıyı yapmadığını söyleyen Tekgür, “Katil, devlet içindeki güçlerden yardım aldı. Poyraz’ı katleden katili destekleyen iktidarın zehirli dilidir. Deniz bugün 39 yaşına girecekti. Katledilmeseydi evde doğum gününü kutlayacaktık. Deniz Poyraz’ı tüm kalplerde yaşayacağız. Deniz sen rahat uyu biz senin mücadeleni sürdüreceğiz ve Türkiye’ye barış getireceğiz. Deniz’e kadınlar olarak sözün arkasında olduğumuzu söylüyoruz” dedi.

    ANNE POYRAZ: SANA SÖZ VERDİM, AĞLAMAYACAĞIM

    ‘Doğum günün kutlu olsun kızım’ diyerek mezar taşını öpen anne Fehime Poyraz, “Çocukları zindanda olan anneler önünde saygı ile eğiliyorum. Deniz benim değil Kürt halkının Denizi’dir. Deniz bir tek benimdir demek haksızlık olur. Annelerin yüreği benden daha çok yanmıştır, benden daha çok mücadele etmişlerdir. Deniz, kızım başını kaldır annene bak; annelerin senin için neler yapıyor. Yüreğin rahat olsun. Düşman, Deniz’i kaybetmek istedi ama senin gibi binlerce insan yetişti. Bu anneler, bu halk senin için neler yaptı bir bilsen. Doğum günün kutlu olsun Deniz’im. Ne hakkım varsa helal olsun. Sana, başkanıma söz verdim, ağlamayacağım” diye konuştu.

    Baba Abdülillah Poyraz ise, “Yoldaşımın dediği gibi Deniz bizim değil Kürt halkının denizidir. Deniz gitti ama milyonlarca Deniz geldi. Kürt halkının başı sağolsun. Deniz, doğum günün kutlu olsun. Bizlerde emeğin vardı. Hakkımız sana helal olsun” ifadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmalar ardından ailesi ve kadınlar Deniz Poyraz’ın mezarına karanfiller bıraktı.

    PİRHA/İZMİR

  • Gergerlioğlu: Kanserli tutukluların koğuşlarında kalorifer yok ancak müdürün odasında klima var!

    Gergerlioğlu: Kanserli tutukluların koğuşlarında kalorifer yok ancak müdürün odasında klima var!

    PİRHA-HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevlerindeki hak ihlallerine dair açıklama yaparak Adalet Bakanı Gül’e seslendi. “Kaç kişi hasta mahpus olarak hayatını kaybetti?” diyen Gergerlioğlu “Kalkmış Abdulhamit Gül süslü cümleler kurup duruyor, atıp tutuyor. Adalet Bakanı olarak koyunlara masal anlatır gibi süslü püslü cümlelerle çok güzel bir ortam olduğunu anlatmaya çalışıyorsun, olacak iş değil!” ifadelerini kullandı.

    Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında cezaevindeki hak ihlallerini gündeme getirdi.

    Milletvekili Gergerlioğlu’nun öncelikli gündemi, 29 Aralık’ta İzmir’de yapılan Deniz Poyraz mahkemesi oldu. “Biz, başından itibaren bu kişinin korunup, kollandığını gördük” diyen Gergerlioğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Onur Gencer’in ‘Adın ne abicim?’ diye binadan çıkarıldığını gördük ve dün de mahkemede maalesef adil bir yargılanma olmayacağının işaretlerini gördük. Öncelikle sabah mahkemeye gittiğimizde büyük bir sorumsuzluk ile İzmir Adliyesi’ne mahkeme için gelen binlerce kişinin mağdur edildiğini gördük çünkü mahkeme salonu bulunamıyordu. Kulaklarınıza belki inanamıyorsunuz ama mahkeme salonu bulunamıyordu… Bu zaten yargılamaya yönelik bir ciddiyetsizliğin ilk göstergesiydi, daha sonra yargılamaya saatler sonra geçtiğimiz zaman 30 sayfalık iddianamenin maalesef ki savcı tarafından tüm deliller toplanmadan oluşturulduğunu net bir şekilde gördük. Belki cinayet açısından Onur Gencer açısından olay belli, gelmiş ve bir cinayet işlemiş, katil kendisi ama onun işbirlikçileri, yardımcı olanlar, arkasındaki güçler bunlar çok önemli! Bütün bu konularda çok eksik bir soruşturma yapılmış, bu eksik soruşturma sonucunda hazırlanan iddianameyi mahkemenin kabul etmesi de bir skandal.

    Deniz Poyraz cinayeti için şunu söyleyeyim; aslında orada yargılanan sadece bir katil değildi, orada yargılanan aslında şu ana kadar tüm faili meçhulleri örtbas etmeye çalışanlar, sümenaltı etmeye çalışanlar ve bütün bu insan hakları ihlallerine yol açanlar. Onur Gencer’in şahsında biz bunu söylüyoruz, o bir katil ama onu katilliğe sevk eden anlayışın aslında burada yargılanması gerekiyordu yoksa bir çocuktan bir katil çıkaran zihniyet devam eder! Gider Hrant Dink’leri vurur, Deniz Poyraz’ları vurur, Uğur Kaymaz’ları vurur, Kemal Kurkut’ları vurur ve sonra işin üstünü örtbas eder!”

    “MÜLAKAT ÖNCESİ GÜVENLİK SORUŞTURMASI YAPILMAKTA!”

    Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda yüksek puan aldıkları halde mülakatta 55 ve altı puanlar verilerek elenenleri de gündemine taşıdı. “Böyle rezalet olmaz!” diyen Gergerlioğlu’nun ilgili açıklamaları şöyle devam etti:

    “Milli Eğitim Bakanlığı bir açıklama yapmış: ‘Hiç kimseye bir haksızlık yapmadık. Adaletsiz bir uygulama içinde değiliz.’ demiş. Bakanlık tarafından gerçekleştirilen sözlü sınava, her alan için alım yapılacak, kadro sayısının üç katı kadar aday çağırdık. 60 ve üzerinde puan alan adayların başarılı sayıldığı ve sözleşmeli öğretmenliğe atanmak üzere tercih yapma hakkı kazandığı.’ anlatılmış. Hep bildiğimiz sözler!

    Sözlü sınavlar mevzuat çerçevesinde yapılır, haksızlık yok, her şey usulüne uygundur. Klasik devlet ağzı. Biz bu ağızları yıllardır çok iyi tanırız, her şeyi dört dörtlük yapmışlardır, hiçbir hataları kusurları yoktur, eleştirenler vatan hanidir!

    Hiçbir siyasetle alakası olmayan, mağdur, derslerine aylardır çalışmış olan, yıllardır çalışmış olan insanlara da böyle haksızlık yaptılar. Ben şunu çok net bir şekilde söyleyeyim. 27 Aralık’ta ilan edildi, itiraz edin incelenecek deniliyor ve bu açıklamalarda geçiştirilmeye çalışılıyor ama öyle değil! Bakın ben bunun için daha öncesinde de Sayın Ziya Selçuk bakan iken Milli Eğitim Bakanlığı’nı ziyaret ettim, tüm bu belgelerin bir benzerlerini kendisine gönderdim, bize mektup yazan öğretmen adaylarının duygusal mektuplarını kendisine takdim ettim ve ‘Etmeyin, eylemeyin, bu haksızlıkları yapmayın’ dedim. Kendisi bana ne dedi biliyor musunuz? Bu çok önemli bir açıklamaydı ve kamuoyunun gözünden lütfen kaçmasın. Çok açık bir şekilde zamanındaki Milli Eğitim Bakanı; mülakat öncesi güvenlik soruşturması yaptıklarını söyledi. Biz bunu kamuoyuna beyan ettik, kimsenin umurunda olmadı. Şimdi herkes diyor ki: ‘Mülakatta niye haksızlık var?’ Değerli arkadaşlar bu ülkenin zamanındaki Milli Eğitim Bakanı mülakat öncesi güvenlik soruşturması yaptıklarını söyledi. Yani mülakata girdiğinizde zaten kazanma şansınız yok güvenlik soruşturmanızda AK Parti’li, MHP’li değilseniz. Çok açık! Ben söylemiyorum bunu Eski Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk söyledi”

    MÜDÜRÜNÜN ODASINDA KLİMA VAR ANCAK KOĞUŞLAR ISITILMIYOR!

    HDP’li Gergerlioğlu, açıklamasında cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin gün geçtikçe yoğunlaştığına vurgu yaptı. Silivri Cezaevi’nden çok ağır ihlal başvuruları aldıklarını belirten Gergerlioğlu şunları kaydetti:

    “Düşünün bu soğuklarda petekler bile kendini ısıtmıyorsa, sıcak su gelmiyorsa ne yapacaksınız orada? Çok zor koşullarda hayatını sürdüren ve bundan dolayı oralarda romatizma olan, kronik dejaneratif hastalıklar; kanser, verem gibi hastalıkları olan çok kişi var maalesef.

    Hapiste olmak zor ama hapiste engelli olarak bulunmak daha zor! Bazen bakın engelli haliniz ile cezaevinde bir klozet temini bile çok zor olabiliyor bunu arkadaşlarımız çok iyi biliyor ve klozet temini yapılmadığı için insanlar çok büyük zorluklar yaşıyor. Bakırköy Kadın Cezaevi’nde B-3’te yatıyormuş. Jiyan Erdinç isimli mahpus kalça protezi ameliyatı geçirmiştir. “Bacağında platin bulunmakta ve sadece 2 değnekle ayakta durabilmekte. Alaturka tuvalet kullanamamakta ve tek kişilik ranzalarda yatabilmekte. Hala klozet verilmemekte.” Arkadaşlar iki değnek ile ayakta durabilen bir insana klozet nasıl olur da vermezsiniz, olacak iş mi? Adalet Bakanlığı ne yapıyorsun sen?

    Bir mahpus yakını Eşen T Tipi Kapalı Cezaevi’nde mahpusun hükümlü olduğunu söylüyor. ‘Şu an Fethiye’nin deli kış soğuğunda kaloriferler yanmıyor on gündür. Hasta olmaktan çekiniyorlar şu kış gününde. Isıtıcı almayı teklif etmişler fakat bir cevap alamamışlar. Müdürün odasında klima var. Bu durumdan tüm mahkumlar muzdarip fakat seslerini duyuramıyorlar.’ Bakın sesini duyurmaya çalışan bir kişi var ama daha sesini duyuramayan çok kişi var hal bu arkadaşlar!”

    O HİKAYELERİ GİT KOYUNLARA ANLAT”

    Tekirdağ Cezaevi’nden de çok ağır hak ihlali haberleri aldıklarını dile getiren Gergerlioğlu, konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü:

    “Tekirdağ Cezaevi’nde intihar ettiği beyan edilen Vedat Erkmen’in koğuş arkadaşları kendilerine de çok ağır ihlaller yapıldığı söyleniyor. Yasin Eneç isimli mahpus kendisine çok ağır ihlaller yapıldığını söylüyor. Hücreleri değiştirilmiş, hücre havalandırmasının üstünde tel kafes varmış, hücredeki kaloriferler yanmıyor, camlar açık kapatılırken zorlanıyormuş, giderler tıkalıymış. ‘Hücrenin yaşanabilecek bir yer olmadığını’ söylüyor, kendisinin de Vedat Erkmen gibi benzeri süreç yaşayabileceklerini ama intiharı düşünmediklerini, intihar gibi bir açıklama yapılırsa bunu kabul etmeyeceklerini kamuoyunun bilmesi gerektiğini söylüyor.

    17 Aralık ve 18 Aralık’ta joplarla dövülmüş, kafasına vurulmuş, süngerli odaya atılmış, hastaneye götürüldüğünde doktorlar: ‘Neden bu kadar geç getirildi?’ demişler ve ardından 4 ayrı disiplin soruşturması açılmış, infaz koruma memurları kendisine: ‘Pis terörist, senin gibilerin yaşamaya hakkı yok.’ demiş. İki gün boyunca boş hücrede tutulmuş, hiçbir eşyası verilmemiş, 14 gün karantina uygulanmış, kendisine açık görüş hakkı verilmemiş ve Yasin Eneç avukat ziyaretinde gerçekten çok kötü bir halde görülmüş, verdiği dilekçelerin işleme konmadığını söylemiş.

    Böyle şey olur mu? İnsan canı bu kadar ucuz mu? Kaç kişi intihar etti? Kaç kişi hasta mahpus olarak hayatını kaybetti? Hiç kimsenin umurunda değil, kalkmış Abdulhamit Gül süslü cümleler kurup duruyor, atıp tutuyor. Sen o hikayeleri git koyunlara anlat, biz Türkiye gerçekliğini çok iyi biliyoruz. 84 milyon Türkiye’de yargının ne durumda olduğunu çok iyi biliyor, kalkmışsın Adalet Bakanı olarak koyunlara masal anlatır gibi süslü püslü kelimeler ve cümlelerle çok güzel bir ortam olduğunu anlatmaya çalışıyorsun, olacak iş değil!”

    PİRHA/ANKARA

  • Deniz Poyraz Davası 24 Ocak’a ertelendi

    Deniz Poyraz Davası 24 Ocak’a ertelendi

    Deniz Poyraz davasında avukatların beyanlarını almadan ara kararını açıklayan mahkeme başkanı, duruşmayı 24 Ocak’a erteledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl binasına yönelik saldırı ve Deniz Poyraz’ın katledilmesine ilişkin davanın ilk duruşması İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Aradan sonra devam eden duruşmada sanık Gencer’in cezaevine gönderildiğini ifade eden mahkeme başkanı, avukatların beyanlarını almadan ara karar oluşturdu. Mahkeme başkanı, düzen ve disiplin oluşmadığı gerekçesiyle ertelemeye karar verdi. Mahkeme duruşmayı 4 Ocak’a ertelemek istedi, duruşmanın ise Şakran Cezaevi Kampüsü’nde görülmesine karar verdi.

    Yapılan uzun istişareler sonucu Şakran Cezaevi Kampüsü’nde görülme kararı değiştirilerek davanın Bayraklı Adliyesi’nde görülmesine karar verildi.

    Avukatların ve iddia makamını beyanları alınmadan ara karar kurulmasına karşı çıkan salondakiler, “Kimleri koruyorsunuz?” dedi. Mahkeme heyetinin ara kararı kurduktan sonra salondan ayrılmaya kalkışması üzerine salondakiler, “Katiller halka hesap verecek” sloganları atarak alkış ve sıralara vurarak durumu protesto etti. Salondakiler, “Sizlerin de sanık sandalyesinde olması lazım. Siz de artık tarafsınız” diyerek mahkeme başkanına tepki gösterdi.

    MAHKEME BAŞKANI: ÖZEL YETKİLİ DEĞİLİM

    Mahkemeye tepki gösteren HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Türkiye tarihinde ilk kez bir katil siyasi partiye girerek katliam yaptı. Böyle ani kararla bitiremezsiniz. Şakran cezaevinde yargılamanın yapılmasını istemiyoruz” dedi. Mahkeme Başkanı, “Ne moral kaldı ne hal kaldı, arbede çıktı” yanıtını verdi.

    Avukatlar, “Biz buraya çok mu moralli geldik” ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı ısrarla, “Biz genel yetkili bir mahkemeyiz, özel yetkili değiliz” sözleri dikkati çekti. Mahkeme başkanı, “Ben şimdi herkes arasından çıkıp evime gideceğim korumam yok, biraz da beni anlayın” dedi. Salondakiler, “Bizden size bir şey gelmez devletten gelmesin ondan sakının” yanıtını verdi.

    DURUŞMA 24 OCAK’A ERTELENDİ

    Verilen karara itiraz eden avukatlar mahkeme başkanı ile, bir sonraki duruşmanın farklı bir tarihe alınması için istişare yaptı. Yapılan istişarelerin ardından duruşma 24 Ocak’a ertelendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Onur Gencer’i saldırıdan sonra Bayburt 17. Komando Tugayı’nda görevli üç asker aramış

    Onur Gencer’i saldırıdan sonra Bayburt 17. Komando Tugayı’nda görevli üç asker aramış

    PİRHA-HDP İzmir il binasına yaptığı silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ı öldüren Onur Gencer’in yargılandığı duruşma bugün görülüyor. Gencer’i saldırıdan sonra Bayburt 17. Komando Tugay’ında görevli üç askerin aradığı tespit edildi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına yönelik 17 Haziran günü gerçekleştirdiği silahlı saldırıda Deniz Poyraz’ı öldüren Onur Gencer’in yargılandığı dava bugün görülüyor. Saldırı sonrası Gencer’i telefonla arayanların Bayburt ili 17. Komando Tugay Komutanlığı Yardımcılığı, 5. Komando Taburu, 1. Komando Bölüğü’nde görevli askerler A.A., B.T. ile K.Ç. olduğu ortaya çıktı.

    Kimlik tespiti yapılan askerlerin Suriye’de görevli olduklarından dolayı saldırıya ilişkin ifadelerine başvurulmadığı belirtildi.

    HTS KAYDI DOSYAYA GÖNDERİLMEDİ

    Askerlerden B.T.’nin Gencer’in telefonunda “Komando B.” olarak kayıtlı olduğu belirlendi. Ayrıca Gencer ile B.T. arasında saat 15.51 sularında cevapsız arama yapıldığı öğrenildi. B.T. hakkında Historical Traffic Search (HTS) kaydı ise dosyaya gönderilmezken, soruşturma kapsamına dahil edilmedi.

    HTS kayıtlarına göre sanığın görüştüğü ve Türkiye’de yaşadıkları anlaşılan Esam El Muhammed, Fatma Hacımuhammad ve Abdo Aci isimli yabancı uyruklu kişiler hakkında ise hiçbir işlem yapılmadı.

    PİRHA / İZMİR

  • Deniz Poyraz davası için yüzlerce kişi İzmir Adliyesi önünde buluştu-VİDEO

    Deniz Poyraz davası için yüzlerce kişi İzmir Adliyesi önünde buluştu-VİDEO

    PİRHA- Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılanacağı davanın ilk duruşması için yüzlerce kişi Bayraklı Adliyesi önünde buluştu. Deniz’in katledilmesiyle bir kaos yaratılmak istendiğinin altını çizen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Deniz’in katillerinin arkasındaki güçler ortaya çıkmadığı sürece bu ülkede ne yazık ki cinayetler devam edecek” dedi.

    HDP İzmir il binasında Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’in yargılanacağı dava başlıyor. HDP İzmir İl binasına yönelik silahlı saldırı düzenleyerek Deniz Poyraz’ı katleden tetikçi Onur Gencer’in İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşması için birçok kentten yüzlerce kişi İzmir Adliyesi önünde buluştu.

    “Deniz Poyraz isyanımızdır” yazılı pankart ile Deniz Poyraz’ın fotoğraflarını taşıyan yüzlerce kişi adliye önünde açıklama yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldun, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, SODAP Eş Sözcüsü Sevtap Akdağ, Yeşiller ve Sol Parti Eş Sözcüsü Ayşe Erdem, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, EMEP, Halkevleri, DİSK, TÖP, Devrimci Parti, Alevi kurumları, Kadınlar Birlikte Güçlü ve Barış Annelerinden temsilciler, HDP, CHP ve TİP milletvekilleri, birçok kentten baro yönetimleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcisi katıldı.

    BULDAN: TÜRKİYE HALKLARI KAOSA İZİN VERMEDİ

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 17 Haziran’da gerçekleşen katliamın arkasındaki güçlerin, emri verenlerin, katil Onur Gencer’in tetiği çekmesi için yönlendirenlerin hala açığa çıkmadığını kaydetti. Buldan, “Deniz’i katlederken büyük kaos planladılar, bu ülkenin barışına aynı zamanda kurşun sıktılar. Deniz’e sıkılan kurşun elbette bu ülkede birlikte yaşam umuduna da sıkılan kurşundu. Deniz’e sıkılan kurşun aynı zamanda barış ve demokrasiye sıkılan kurşundu. Bu kurşunu sıkmak için katili partimize gönderenler bir kaosun peşindeydiler. Ama Türkiye halkları bu kaosun yaşanmasına izin vermedi” dedi.

    “FAİLLER ORTAYA ÇIKMADIKÇA CİNAYETLER DEVAM EDECEK”

    İktidarın dili, nefreti ve öfkesinin HDP’yi her gün hedef göstermesinin Deniz’in öldürülmesi ve katillerin yönlendirilmesine neden olduğunu kaydeden Buldan, “O günkü atmosfer, iktidarın dilinden asla bağımsız ele alınamaz. Roboski Katliamı’nın katilleri ortaya çıkmadığı sürece, Ankara Garı’nın, Suruç’un katilleri ortaya çıkmadığı sürece, Deniz’in katillerinin arkasındaki güçler ortaya çıkmadığı sürece bu ülkede ne yazık ki cinayetler devam edecek gibi görünüyor” diye belirtti.

    Bu saldırının bir benzerinin İstanbul Bahçelievler İlçe Örgütü’ne yönelik bir kez daha denendiğine dikkat çeken Buldan, “Türkiye halkları sizin faşizminize, ırkçılığınıza, sizin insanları birbirine düşürmenize asla izin vermeyecek. Bugün İzmir Adliyesinde bir katil yargılanacak. Ancak bu katilin arkasındaki güçler yargılanmadığı sürece ve onlar hesap vermediği sürece bu iş bitmeyecek. Katilin olayı gerçekleştirmeden önce Mınbiç’e gidip eğitim aldığını herkes biliyor. Orada eğitim aldıktan sonra buraya tekrar geldiğini ve bu cinayeti işlediğini hepimiz biliyoruz. Minbiç’te eğitim alıp milli ve yerli bir katil haline gelerek, bir IŞİD’li pozisyonuna bürünerek Türkiye’ye gönderilmesi onu tam bir kaos planını hayata geçirmek için uygun bir zemin haline getirdi” ifadelerini kullandı.

    “AĞABABALARININ ORTAYA ÇIKMASIYLA BU İŞ BİTER”

    Buldan‘ın konuşmasından başlıklar şöyle:

    “Bu katil İzmir Emniyet Müdürlüğünü 27 kez aramasına rağmen kiminle görüştüğünü, kimlerle görüştürüldüğünü halen açığa çıkarmayan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Emniyet Müdürlüğünde kimlerle görüştü, bunu sorgulayacağız. Olayın üzerinden 7 ay geçti. Bu 7 ay süresince katilden başa hiç kimse tespit edilmedi. Telefon kayıtlarının incelenmesine, görgü tanıklarına rağmen bu katilden başka kimse tespit edilemedi .Bu katil sadece tetiği çeken katil değildir, bu katil arkasındaki güçlerle yani ağababalarıyla beraber tetiği çeken bir katildir. Bunun için siz sorgulamazsanız elbette biz sorgulayacağız. Bugün bu duruşma başta olmak üzere bundan sonraki bütün duruşmalarda hukukçularımız bu soruşturmayı en iyi şekilde yapacak. Bu katilin ağababalarının da ortaya çıkmasıyla bu iş biter.

    “SANA SÖZ DENİZ YOLDAŞIM, KATİLLER HESAP VERECEK”

    Sana söz veriyoruz Deniz yoldaşım, yattığın yerde gözün arkada kalmasın. Daha senin kanın kurumadan Bahçelievler’de saldırı girişiminde bulunanlara sesleniyoruz: Deniz’in katilleri hesap verecek, yönlendirenler hesap verecek, arkasındaki güçler bu ülkeye, kadınlara ve partimize hesap verecek. Biz bu ülkeye barışın, demokrasinin, adaletin gelmesi için büyük çabalar sarf ederken, bu ülkede kaos yaratmaya çalışanlar ve savaş yanlısı olanlar bilsin ki asla demokratik yönetimden, hukuktan ve adaletten vazgeçmeyeceğiz.

    TANRIKULU: TETİKÇİLERE SAHİP ÇIKIYORLAR

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Deniz Poyraz’ın katledilmesini, öncesi ve sonrasında yaşananlarla değerlendirmek gerektiğinin altını çizdi. Sürecin katliamın organize işlendiğine kanıt olduğunu kaydeden Tanrıkulu, “Çok yakın zamanda gerçekleşen iki mahkeme kararı önümüzdeki süreç bakımından da bizlere işaret sunuyor” dedi. Umut Kitabevi’ne bomba atan sanıkların suç üstü yakalanmasına rağmen haklarında verilen beraat kararı ve Cizre JİTEM davasında sanıkların beraat ettirildiğini vurgulayan Tanrıkulu, “Bu beraat kararları bize, ‘bakın tetikçiler ne olursa olsun, dönem değişir ama biz sizlere sahip çıkarız’ mesajı veriyor” diye konuştu.

    KBG: BU DAVA ÖLDÜRÜLEN BİNLERİN DAVASIDIR

    Konuşmaların ardından Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG) açıklama yaptı. Basın metnini okuyan Didar Gül, “Bugün burada başlayan bir cinayet davası değildir. Bugün burada memleketimizde kadın olmanın, yoksul olmanın, Kürt olmanın ve haksızlığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, erkek egemen düzene isyan etmenin susturuluşunun davası başlamakta. Bu yüzdendir ki bu dava Kürtlerin, kadınların, yoksulların, yok sayılanların, öldürülen binlerin davasıdır” ifadelerini kullandı.

    “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Erkek adalet değil gerçek adalet” sloganlarıyla İzmir Adliyesi önünde bekleyiş sürüyor.

    Adliye önünde gün boyu kurulacak kürsüyle açıklama yapılacak.

    PİRHA/İZMİR

  • Deniz Poyraz davası 29 Aralık’ta

    Deniz Poyraz davası 29 Aralık’ta

    İnsan hakları örgütleri, HDP İzmir İl Binası’na yönelik saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesiyle ilgili 29 Aralık’ta görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaptı. 

    HDP İzmir İl Binası’na 17 Haziran’da Onur Gencer tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı ve parti çalışanı Deniz Poyraz’ın katledilmesiyle ilgili dava, 29 Aralık’ta İzmir 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak.

    Mezopotamya Ajansı’na konuşan İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHG) Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Yılmaz, davanın örgütlenme özgürlüğü ve nefret suçunun geldiği aşama açısından önemli olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Burada çıkacak sonuç cezasızlık ve yaşam hakları ihlallerinin nasıl cezalandırıldığı açısından önemli” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Başkanı Avukat Zafer İncin ise davanın geçmişte karanlık güçler tarafından işlenen katliamlara örnek oluşturması açısından önemine dikkat çekti.

    Hak İnisiyatifi Derneği Genel Başkanı Mehmet Arif Koçer, devletin yaşam hakkı ihlalini korumada iki sorumluluğu bulunduğunu aktardı ve “İlki devlet kimseyi öldürmeyecek. Hukuki olmayacak yollarda kendi vatandaşının canına kast etmeyecek. İkincisi de vatandaşının yaşamına kast edene engel olacak” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • MKM’nin 30. yılı İzmir’de coşkuyla kutlandı-VİDEO

    MKM’nin 30. yılı İzmir’de coşkuyla kutlandı-VİDEO

    PİRHA- MKM, İzmir’de 30’uncu kuruluş yıldönümü konserini Deniz Poyraz’a atfetti.

    Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) “Berbang (Tan Vakti)” şiarıyla İzmir Kültürpark’ta bulunan Atatürk Açık Hava Tiyatrosu’nda 30’uncu yıl konseri gerçekleştirdi. Konser 17 Haziran’da HDP İzmir il binasında düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren Deniz Poyraz’a atfedildi. Konsere Poyraz’ın ailesi de katıldı.

    “DİLİMİZİ VE KÜLTÜRÜMÜZÜ YAŞATACAĞIZ”

    Açılış konuşmasını MKM sanatçılarından Ömer Şahin yaptı. Şahin, pandemi nedeniyle iki yıldır bir araya gelemediklerini belirterek, İstanbul ve Adana’da 30’uncu yıldönümü kutlamalarının engellendiğini ve bu engellemeleri kınadıklarını söyledi.

    Şahin, “Bizi yalnız bırakmadınız ve hep birlikte 30’uncu yılımızı kutluyoruz. 90’lı  yıllarda Kürtlerin dilleri ve  kültürleri yok sayılıyordu.  Ape Musa ve arkadaşları, İstanbul’da MKM’yi inşa ettiler. İstediler ki Kürtler anadilleriyle kültürlerini, dillerini öğrensin. Kürtler ve Kürt dili üzerinde bugün de baskılar var. Ancak biz sonuna kadar dilimizi, kültürümüzü yaşatacağız” dedi.

    Saygı duruşuyla başlayan konserde ilk olarak Koma MA sahne aldı. Grup, seslendirdikleri ezgilerle gelen izleyicilere keyifli dakikalar yaşattı.

    Ardından Gölgedekiler grubu sahne aldı. İzleyiciler ezgilerle uzun süre halaya durdu. Gölgedekiler grubunun ardından Hinek Henek tiyatro grubu oyunlarını sergiledi.

    Konser sanatçılar Nurcan Değirmenci, Deniz Esmer, Ruken Yılmaz, Azad Bedran’ın sahne almasıyla devam etti.

    Sabri MERAL

  • Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı!

    Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı!

    PİRHA- Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı Sonuç Bildirgesi açıklandı. Kadına, topluma ve doğaya dayalı yerel yönetim mesajı verilen bildirgede “Kayyımların pratiğine bakıldığında, meselenin Kürt kimliğine ve değerlerine son derece planlı bir siyasi ve idari hamle olduğu görülecektir. Fakat Kürt kimliğine saldırıları ile sınırlı kalmayan bu yeni rejim, bugün tüm Türkiye’yi etkisi altına almış durumdadır” denildi.

    Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu tarafından 26 Eylül’de “Kayyım Rejimini Yıkma ve Demokratik Yerel Yönetimleri İnşa Zamanı” çağrısı ile yapılan Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı sonuç bildirgesi paylaşıldı.

    İzmir HDP İl Binasında katledilen Deniz Poyraz’a atfedilen konferansa dair “AKP-MHP iktidarı, toplumu nefessiz bırakan çoklu krizler yaratmaya devam ederken, bu yıkıntılar arasından demokrasiyi kurtarma ve toplumu savunma mücadelemiz aralıksız sürüyor” denildi.

    “BU BASKICI VE ZORBA ANLAYIŞTAN KURTULMAK İÇİN…”

    Yazılı yapılan açıklamada, yerel demokrasi vurgusu yapılarak şu ifadeler kullanıldı:

    “Türkiye’yi Demokratikleştiriyor, Kürt Halkının Özgürlüğünün Yolunu Açıyoruz!

    31 Mart seçimlerinde Türkiye’yi demokratikleştirme, Kürt halkının özgürlüğünü sağlama yaklaşımımız kapsamında kayyım atanan belediyeleri geri alarak amacımızı gerçekleştirdik. Aynı zamanda bu başarı ile Kürt halkının ulusal birlik çalışmalarına yerel demokrasiyi esas alan yeni bir boyut kazandırdık. Yaşanan birtakım sorunlara rağmen bu ittifaktan ulusal birlik ruhunu güçlendiren sonuçlar elde edildi.

    31 Mart’ta yürüttüğümüz çoklu stratejik hedeflerin başarısı neticesinde, seçimlerin üzerinden henüz 1 yıl dahi geçmemişken erken seçim talepleri daha sık dillendirilmeye başlandı. Seçim başarımız iktidarın baskıcı politikalardan sonuç alamayacağını bir kez daha açığa çıkardı. Demokratik ülke umudunu büyütmek için halkın, sivil toplumun, kadınların, ekoloji hareketlerinin hep birlikte hareket edebileceği bir örgütlülüğü yaratma mücadelesi yürütüyoruz.

    Türkiye halklarından aldığımız destek ve stratejik tutumumuzu büyük bir heyecan ve coşkuyla sürdürerek bu baskıcı ve zorba anlayıştan kurtulmak için demokratik mücadelemizi sonuca götürme amacı taşıyoruz.”

    “TOPLUMCU BELEDİYECİLİK MİRASINI SAHİPLENECEĞİZ!”

    “Yıllar boyunca demokratik belediyecilik uygulamaları devletin sistematik olarak hedefi olmuştur. Nerede bir demokratik uygulama veya yönetim var ise devlet güçleri tarafından ortadan kaldırılmak istenmiştir. Tüm bu saldırılara ve zorba uygulamalara karşın 1979 yılından bugüne kadar devredilen toplumcu belediyecilik anlayışını geliştirmek ve sahip çıkmak bizler için tarihsel bir anlam ve önem taşımaktadır.

    Halkların Demokratik Partisi’ne dek süren siyasal gelenek ve yerel yönetim pratiği ‘toplumsal inşayı’ sağlamayı hedefledi. HDP bu deneyimlerin zenginliğine yaslanarak demokratik yerel yönetimler çizgisini sahiplendi ve büyüttü. Toplumsal inşa mücadelemizin merkezinde eşitlikçi bir ilişkinin tesis edildiği, özgür kadın kültürünün hayat bulacağı inancı bulunuyor. Eşbaşkanlık başta olmak üzere kadın özgürlükçü kentleri, kadın belediyeciliği ve kadın kurumları varılan aşamanın önemli kazanımları oldu.”

    “KAYYIMLARA KARŞI HER ALANDA SON SÖZÜ BİZ SÖYLEYECEĞİZ!”

    “Kayyım atama kararı 2014 yılında yapılan MGK toplantısında planlanarak hayata geçmiştir.  Çöktürme planı çerçevesinde hayata geçirilen kayyım rejimi, uygulamaları açısından ikinci bir Şark Islahat Planı’dır. 2016-2019 arasındaki kayyımların pratiğine bakıldığında, meselenin Kürt kimliğine ve değerlerine son derece planlı bir siyasi ve idari hamle olduğu görülecektir. Fakat Kürt kimliğine saldırıları ile sınırlı kalmayan bu yeni rejim, bugün tüm Türkiye’yi etkisi altına almış durumdadır.

    Seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesinin adı olan kayyımlar, Türkiye halklarının ve demokrasi güçlerinin kazanımlarını yok sayma çabasıdır. Kayyım uygulaması, demokratik toplumun iradesine karşı tahammülsüzlüğün ve anayasal tüm hakları askıya almanın tezahürüdür.

    Bizler, bu saldırılara karşı her şartta iradesine sahip çıkan bir siyasi geleneğin temsilcileriyiz. Kayyım uygulamalarını kanıksamaya mahal vermeden demokratik mücadelemizi devam ettirecek ve öz gücümüzden asla taviz vermeden kayyımlara karşı son sözü biz söyleyeceğiz.

    Kayyımlar gidecek, Biz’ler kalacağız!”

    “EŞBAŞKANLIK SİSTEMİNİ UYGULAMAYA DEVAM EDECEĞİZ!”

    “Eşbaşkanlık radikal demokrasi anlayışına dayanan ileri düzeyde demokratik bir sistemdir. Erkek siyaset karşısında eşbaşkanlık mor çizgimizdir demekten vazgeçmedik. Eşbaşkanlık sistemi toplumsal bir dönüşümün simgesidir, kadınların siyasette karar mekanizmalarında yer almalarını sağlayarak eril sistemin tahakkümcü yaklaşımını yerle bir eden bir sistem olacaktır. Bu sistem kadının da erkeğin de kendini demokratikleştirme, özgürleştirme mücadelesinin en yoğun verildiği zemindir. Bu yüzden otoriter ve kadın düşmanı sistemin ağır saldırısına uğrayarak, kriminalize edilmek istenerek, dava dosyalarında suç olarak gösterilmeye çalışılarak bizleri yargılamak isteyenleri mahkeme salonlarında yargıladık. Eşbaşkanlık sistemimizle kadın özgürlükçü belediye anlayışımızı, kadın kurumlarımızı hedef göstererek halkların, kadınların iradesine kayyım atayanlara en büyük cevabı yine kadınlarla yürüttüğümüz ortak mücadelemizle vereceğiz.

    Bizler şunu çok iyi biliyoruz ki, eşbaşkanlık sitemimiz tüm dünyaya örnek olacak bir model olmuştur.”

    “YEREL DEMOKRASİ ANLAYIŞINDA ISRARCIYIZ!”

    “Yerinden yönetim ve halkın yönetimi partimizin Yerel Yönetimler alanındaki anlayışının temelini oluşturur. Merkezi idarenin yerel yönetimler üzerinde kurmak istediği baskıcı ve kısıtlayıcı sisteme karşı Yerel Yönetimlerin demokratik özerkliğini savunmaya devam ediyoruz.

    Merkezi Devlet ve iktidar hastalığını aşarak doğa, toplum, sınıf ve cinsiyet hiyerarşisini yenmek ve demokratik toplumu inşa için yerel yönetimler belirleyici bir konumdadır. Köyler, sokaklar, caddeler, mahalleler, semtler, şehirler ve kentler demokratikleşmedikçe yeni yaşamı inşa edemeyiz.

    Halkın yönetimde söz sahibi olduğu ve katılımcılık esasına dayalı bir yerel yönetimler sistemi bizler açısından vazgeçilmezdir. Halk için olanı halkın hizmeti için kullanmak ve kullanım alanlarına da halkın karar vermesini sağlamalıyız.

    Bizler, köylerimizdeki ve şehirlerimizdeki suyun, kuşun, böceğin, taşın, havanın, alt yapının, tarımın, dilin, kültürün, sağlığın, eğitimin, toplumun demokratik yaşamını var etme gücüne sahibiz. Demokratik yerel yönetimleri inşa etmek için ağaç budamak gerekirse ağaç budayacağız, çöp toplamak gerekirse çöp toplayacağız, ders almak veya vermek gerekirse onu yapacağız, tartışmak gerekirse tartışacağız. Kısacası emek verecek, inanacak ve var edeceğiz.

    Bugüne kadar ki tüm eksiklik ve hatalarımızı göz önünde bulundurarak emek ve inançla mücadelesini yürüttüğümüz Üçüncü Yol’da iktidarcı ve devletçi anlayışın bir uzantısı olmak için değil; kadına, topluma ve doğaya dayalı bir belediyecilik ve yerel yönetim anlayışı için şimdi harekete geçme zamanı diyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir HDP binasında katledilen Deniz Poyraz’ın ailesinden suç duyurusu

    İzmir HDP binasında katledilen Deniz Poyraz’ın ailesinden suç duyurusu

    Deniz Poyraz’ın ailesi, katil Orhan Gencer ile kendisine yardım edenler, azmettiriciler, istihbari eksiklik ve ihmal sorumluluğu bulunanlar ile polisler hakkında şikâyetçi
    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına yönelik 17 Haziran’da Onur Gencer tarafından gerçekleştirilen saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz ve babası Abdülillah Poyraz, çağrıldıkları İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında Bayraklı Adliyesi’ne ifade verdi.
    Poyraz ailesi, Deniz Poyraz’ın failinden, azmettiricilerden, yardım edenlerin yanı sıra olaya müdahale etmeyen polis ve amirlerinden, saldırı konusunda meydana gelen istihbari eksiklik ve ihmal sorumluluğu bulunanlardan şikâyetçi oldu.

    ANNE POYRAZ: DAVACIYIM

    Savcılıkta ifade veren anne Fehime Poyraz, “Adalet yerini bulsun, katilden de polislerden de davacıyız. Katil kolunu sallaya sallaya gitti, Deniz’i katletti. Onu yönetenlerden de polislerden de katilden de şikayetçiyim” dedi.

    BABA POYRAZ: POLİSİN PARMAĞI VAR

    Baba Abdülillah Poyraz ise saldırıyı anlatarak, “Katil kızımı katletti. Sonuna kadar şikayetçiyim, yakasını bırakmam” dedi. Olay yerinde bulunan bütün polisler hakkında şikayetçi olan baba Poyraz, şunları söyledi:

    “Polis katliamı biliyordu. Polisin parmağı da var. Katil aşağıya iniyor, polis elini omuzuna atıyor. ‘Abicim senin ismin ne’ diyor. Ben o polisten şikayetçiyim. Kim ne derse desin, ben o polisten şikayetçiyim. Katliamdan polisin de polisi yönetenin de haberi var.”
    Baba Poyraz,  “Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Ermeni, Yahudi… Kim olursa olsun, HDP herkesin partisidir. Sadece Kürtlerin değildir. Bu partiyi kapatmak için bu oyunu yaptılar. Barışa karşı yapıldı. Biz her zaman barış diyoruz, kan dökülsün istemiyoruz. Herkes bunu bilsin ki Türkiye’ye barış gelecek. Kimsenin kanının dökülmesini istemiyoruz” diye konuştu. (MA)
  • HDP önüne provokasyon için getirilen şahsın oğlu: Amaç çocuğu değil

    HDP önüne provokasyon için getirilen şahsın oğlu: Amaç çocuğu değil

    PİRHA- HDP Genel Merkez önünde çadır kurarak eylem yapmak isteyen Mehmet Laçin’e dair Laçin’in oğlu Özer Laçin konuştu. Özer Laçin babasıyla yıllardır görüşmediklerini ve derdinin ablası olmadığını aktardı.

    Mehmet Laçin ilk olarak HDP Diyarbakır önünde oturma eylemine başlayıp daha sonra İzmir’de eylemine devam etti. Mehmet Laçin’in oğlu Özer Laçin, Mezopotamya Ajansı’na konuştu. 

    Annesiyle birlikte yaşayan 26 yaşındaki Laçin, kent kent gezerek HDP’lileri hedef alan babası tarafından yıllarca şiddete maruz kaldıklarını anlattı.

    “4 yaşımdan beri ailece babamın işkence ve tacizine maruz kaldık” diyen Laçin, 3 kardeş olduklarını ve babasının iki evlilik yaptığını aktardı. Yaklaşık 12 yıl önce annesinin maruz kaldığı şiddet nedeniyle babasını terk ettiğini belirten Laçin, annesi ve kız kardeşinin İzmir’den Kocaeli’ye gittiğini söyledi. Kendisinin de bu ayrılıktan bir yıl sonra Kocaeli’ne geçtiğini dile getiren Laçin, 6-7 yıldır da babasıyla herhangi bir irtibatının olmadığını ifade etti.

    “BABALIK YAPMADI”
    Ayrılık sürecinden önce babasının hem ablasını hem kendisini hem de annesini yıllarca sistematik bir şiddete maruz bıraktığını söyleyen Laçin, “Annem sabretti, biz sabrettik. Aile bozulmasın düşüncesiyle hareket ettik. Belki düzelir dedik. Ama sürekli devam etti ve son olarak kanlı kavgalara dönüştü. Sonra Kocaeli’ne gittik. 12-13 yıldır ayrıyız. Ne öncesinde ne bu 12 yıllık süre zarfında babalığa dair hiçbir şey yapmadı. Tam tersine düşmanca davrandı. Ne maddi ne manevi hiçbir şekilde yanımızda olmadı. Biz de bu süreçten sonra görüşmeme kararı aldık. Babalık yapmadı bize. Ne bana ne ablama” diye konuştu.


    “ÇOCUĞUMU SEVİYORUM” ALGISI

    Babasının en son Diyarbakır’a geldiğinde kendisiyle irtibat kurmak istediğini aktaran Laçin, “Geldikten sonra da mesaj attı, cevap vermedim. Geldikten sonra da 4-5 kez aradı. Sonra gittikten sonra aramayı kesti. ‘Görüşelim, konuşalım, özledim’ diyor. Beni de kullanmak istiyor. ‘Bakın ben çocuğumu seviyorum’ gibi gösterecek. Onun bana el uzatmasını bile öyle göstereceklerdi. O yüzden hiçbir şekilde iletişim kurmadım” ifadelerini kullandı.
    VALİLİKTEN TELEFON
    Babasının yanı sıra Diyarbakır Valiliği’nin de kendisiyle irtibata geçtiğini ifade eden Laçin, arayan yetkilinin kendisine ablasını sorduğunu söyledi. Laçin, “Geçen yıl aradılar. Ablamı sorup, ‘gelin konuşalım’ dediler. Ablamın dağda olduğunu söylediler. ‘Evet’ dedim. Sonra konuşmak istediklerini söylediler. Avukatımla görüştüm, tebligat gönderilmesi durumunda gidebileceğimi söyledi. Ondan sonra da aramadılar” şeklinde konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’li vekillerden provokatif girişime tepki: Oyunu kurgulayan Süleyman Soylu-VİDEO

    HDP’li vekillerden provokatif girişime tepki: Oyunu kurgulayan Süleyman Soylu-VİDEO

    PİRHA-İzmir HDP il binasında oturma eylemi yapan Mehmet Laçin, HDP Genel Merkez binasında da benzer bir eylem yapma girişiminde bulundu. Milletvekillerinin itirazları üzerine HDP’li milletvekilleri ile polisler arasında arbede yaşandı. Yapılanları “Provokasyon girişimi” olarak yorumlayan milletvekilleri, “Bu oyunu kurgulayan Süleyman Soylu’dur. Yani AKP’nin aklıdır. Bu oyunu kurgulayanlar şunu bilmeli ki bu şekilde HDP’yi yıldırmaları mümkün değil” dedi.

    İzmir HDP il binasında katledilen Deniz Poyraz’ın öldürüldüğü gün parti önünde gözcülük yaptığı belirtilen Mehmet Laçin, HDP Genel Merkezi önünde eylem yapmak istedi. HDP’li milletvekillerinin tepkisiyle karşılaşan Laçin, polis koruması altında bölgeden uzaklaştı.

    “İKTİDARIN, HEDEF GÖSTEREREK HAYATTA KALMA ÇABASI”

    Olayın yaşandığı an HDP Genel Merkezinde olan Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Biz hiç kimsenin düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı çıkan bir parti değiliz” diyerek “provokasyon” uyarısında bulundu. HDP’li Koçyiğit, “Parti yöneticilerimiz, İzmir için de uyarıda bulunmuştu” diyerek şunları aktardı:

    “Bizleri daha önce de protesto eden kişiler olmuştur, olabilir de. Ve bu demokrasinin gereğidir. Fakat buradaki mesela farklı. Çok açık ve net bir şekilde partimizi provake etmeye dönük bir girişim söz konusu. Zaten süreç İzmir’de buna yol açtı. Parti yöneticisi arkadaşlarımız, İzmir’de defalarca emniyete ‘Bu çadır burada olduğu sürece biz güvenli değiliz. Olacak herhangi bir şeyden siz sorumlusunuz’ diyerek çadırın kaldırılmasını istemişlerdi. Ve bir arkadaşımız katledildi.

    Şimdi çadırı genel merkezimiz önüne kurmak istiyorlar. Bunun kabul edilemez olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Biz, yoldaşımızın katillerinin gelip kapımızın önünde elini kolunu sallayarak, polis gözetiminde açıklama yapmasına müsaade etmedik, bundan sonra da asla etmeyeceğiz.

    Yapılanları, anketlerde yerlere düşen iktidarın, partimizi hedef göstererek hayatta kalma çabası olarak görüyoruz. HDP şahsında bütün demokrasi güçlerini de ayrıştırmaya çalışan bir yaklaşımdır.”

    “OYUNU KURGULAYAN SÜLEYMAN SOYLU”

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de yaşananları “Sistematik bir saldırı” olarak yorumlayıp Bakan Süleyman Soylu’yu işaret etti. Bülbül’ün açıklamaları şu şekilde:

    “Uzun süredir Diyarbakır İl Binası önünde yapılan bir kurgu var. Güya bizden çocuklarını istiyorlar! Halbuki çocuklarının dağa gitmesinin sebebi, devletin uyguladığı ırkçı politikaların bir sonucudur. Ve devamında kimilerini adeta bir robotmuş gibi ortalığa salıyorlar. Polis ordusu koruması altında bir organizasyonla, sistematik kirli bir oyunla karşı karşıya bırakıldık ve bu oyunu boşa çıkarmış olduk. Bu oyunu kurgulayan Süleyman Soylu’dur. Yani AKP’nin aklıdır. Bu oyunu kurgulayanlar şunu bilmeli ki bu şekilde HDP’yi yıldırmaları mümkün değil. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu tüm süreçlerin mücadelesini yürüten meşru, demokratik bir partiyiz ve mücadelemiz bu tür Bizans, AKP ve Osmanlı oyunlarına kesinlikle pabuç bırakmaz.”

    “DİRENİŞ HAKKIMIZA DEVAM EDECEĞİZ”

    Adana Milletvekili Kemal Peköz de HDP Genel Merkezi önündeki arbede anına tanık isimlerden biri oldu. Mehmet Laçin’in herhangi bir engelleme söz konusu olmadan bina önüne getirildiğini belirten Peköz, “Eğer saldırı varsa direniş de haktır ve biz de bugün o hakkımızı kullandık” dedi.

    Kemal Peköz, parti olarak demokratik bir açıklama yapılmasının karşısında olmadıklarını ifade ederek şunları söyledi:

    “Partimizin işlevsizleştirilmesine yönelik bir hareket olduğunu, bunun bir merkezden koordine edildiğini, işin başında ise İçişleri Bakanının olduğunu biliyoruz. Bunun bize yönelik şiddet ve baskı yöntemi olduğunu da görüyoruz. Çünkü biz milletvekilleri olarak herhangi bir basın açıklaması dahi yapmaya çalıştığımız zaman şiddetle karşılaşıyoruz. Söz konusu kişinin, polis koruması ile alınıp parti binamızın önünde bu eylemi yapmaya kalkışması açıktan açığa parti faaliyetlerini engellemeye yöneliktir. Bu hukuken suçtur. O nedenle biz de direnişimizi gösterdik ve kişinin binaya yaklaşmasını engelledik. Bundan sonra da benzer provokasyonlar olacaktır ama bizler direniş hakkımıza devam edeceğiz.”

    MUHALEFETE ÇAĞRI!

    Kemal Peköz, yapılanları muhalefetin de görmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

    “Bu baskıyı sadece bizlere uygulamakla yetinmeyeceklerdir. Bir süre sonra bu çember daha da genişleyecek. Şu anda Kürtler, Aleviler, sosyalistler mücadele ediyor ve saldırılar onlara yönelik oluyor. Kim mücadele ederse onlara karşı yer alıyorlar. Dolayısıyla yarın seçim dönemi yaklaştığında bu şiddet ve baskıların daha da yoğunlaşacağını düşünüyoruz. Bugün bizlere yöneltilen şiddeti görmezden gelen ve herhangi bir tepki vermeyen muhalefet, benzer bir saldırıyla bir gün mutlaka karşı karşıya kalacaktır.”

    “DEVLETİN BİZZAT ÖRGÜTLEDİĞİ EYLEMLER”

    Bir dönem HDP komisyonlarında görev alan Gazeteci Bereket Kar da gerginliğin yaşandığı anlarda Genel Merkez binasındaydı. HDP’ye yönelik saldırıların çok farklı biçimlerde denendiğini söyleyen Kar “Ama bir türlü başarı sağlanamıyor” diye de ekledi.

    Bereket Kar şu açıklamayı yaptı:

    “Bir insanın, bir parti önüne gidip çelenk bırakması, açıklama yapması dünyanın dört bir yanında belki de olabilen bir durum ama bir kişinin arkasında yüzlerce polisin, yani devletin onu koruyarak buraya getirmeye çalışması dışarıdan bakıldığı zaman ‘nasıl da demokratik bir ülke’ dedirtecek bir manzara olarak okunabilir. Ama bu işin Özünde tamamıyla partiye yönelik bir provakatif hareket olduğunu belirtmek lazım. Ama hiçbir şekilde partililer bu saldırılara taviz verilmeyecektir. Devletin bizzat örgütlediği eylemlerdir bunlar.

    Yaşananlar televizyonlardan duyuldu. Demokrasiyi gerçekten savunan muhalif güçler, en azından temsili olarak burada aramızda görmek isterdik. Aslında dayanışma böyle olmalı. Yoksa sadece kağıt üzerinde ittifaklar ya da televizyonlarda çıkıp demokrasiden bahsetmek yetmez. İşte tam da bu noktada kimin gerçekten nerede durduğunun çok açık bir kanıtıdır. Muhalefet belki günler sonra bir mesaj gönderecek ya da doğru olmadığını söyleyecektir ama bu yetmez. Dolayısıyla bu tür saldırıları bertaraf etmenin yolu; muhalif olan, devletin bu antidemokratik yapısına karşı duran bütün güçlerin birlikte olması gerekiyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • HDP önündeki provokasyonu, milletvekilleri engelledi-VİDEO

    HDP önündeki provokasyonu, milletvekilleri engelledi-VİDEO

    PİRHA- HDP Genel Merkez önünde, İzmir’de katledilen Deniz Poyraz’ın öldürüldüğü sırada gözcülük yaptığı iddia edilen kişinin çadır kurma girişimine milletvekilleri ‘Katil defol’, ‘Deniz Poyraz ölümsüzdür’, ‘AKP halka hesap verecek’ sloganlarıyla tepki gösterdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir’de il binasına 17 Haziran günü yapılan saldırıda Deniz Poyraz’ın öldürülmesi sırasında gözcülük yaptığı iddia edilen Mehmet Laçin adlı kişi HDP Genel Merkezi önüne çadır kurmak istedi.

    HDP Genel Merkez’de sabah saatlerinde bir araya gelen milletvekilleri ve HDP’li yöneticiler Deniz Poyraz’ın ölümünden sorumlu olduklarını belirttikleri Mehmet Laçin’in girişimini protesto ederek engelledi.

    Provokasyon amacıyla HDP’nin geldiğini belirten HDP’liler, “Katil defol”, “Deniz Poyraz Ölümsüzdür” sloganları atarken, polis, HDP’li milletvekillerini iterek parti önünden uzaklaştırmaya çalıştı.

    HDP, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “İzmir İl Binamız önünde provokatör olarak bulundurulan ve Deniz Poyraz arkadaşımızın katledilmesinde gözcülük yaptığı iddia edilen şahıs Genel Merkezimiz önüne yüzlerce polis eşliğinde bu sabah getirilmiştir. AKP-MHP iktidarının kolluk güçleriyle birlikte sahnelenmek istediği bu oyuna yöneticilerimiz ve milletvekillerimizin de yer aldığı partililerimiz ‘Katil defol’, ‘Deniz Poyraz ölümsüzdür’, ‘AKP halka hesap verecek’ sloganlarıyla cevap vermiştir” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Deniz Poyraz katledilişinin birinci ayında Ankara’da anıldı

    Deniz Poyraz katledilişinin birinci ayında Ankara’da anıldı

    PİRHA-HDP Ankara İl Örgütü, HDP İzmir İl Örgütü’ne yapılan saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ı kırmızı güller, papatya ve yakılan mumlarla andı.

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) Ankara İl Örgütü, 17 Haziran’da partilerinin İzmir il binasına yapılan saldırıda Deniz Poyraz’ın katledilmesinin birinci ayında anma gerçekleştirdi. Anmaya HDP il ve ilçe yöneticileri, üyeleri ve çok sayıda kadın katıldı. Anmanın yapılacağı salonun kapısına kadınlar “Deniz Poyraz Toplantı Salonu” tabelası astı. Ardından, Deniz’in fotoğrafının olduğu yere kırmızı güller, papatya bırakılırken mumlar yakıldı.

    “İSYANIMIZI BÜYÜTÜYORUZ”

    Saygı duruşuyla başlayan anmada ilk olarak konuşan HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu, “HDP Kadın Meclisi ve kadınlar olarak Deniz’in katledilişinin birinci ayında bir arada olmak istedik. Newroz ateşi ile yanan Rahşan’lardan, Amed zindanlarında celladın yüzüne tüküren Sakine’lerden, Gültan’lardan, Dilan’larla bu öfke hiç bitmeyecek. Deniz Poyraz’ın annesi şöyle sesleniyordu: ‘Bir Deniz gider bin Deniz gelir.’ Öfkemizle buradayız, sokaklarda mücadeleye devam edeceğiz. Bizi öldürmek kurtuluş değil, inadına Sakine, Delal, Rahşan olacağız ve isyanımızı büyüteceğiz” dedi.

    BİZLERE YAPILANI UNUTMAYACAĞIZ’

    Yıllardır Kürt halkının köylerinin boşaltılıp kimliksizleştirme politikası uygulandığını söyleyen HDP Ankara İl Eş Başkanı Vezir Coşkun Parlak ise, “Deniz’in ailesinin de köy boşaltmadan kaynaklı İzmir’e yerleştiğini ama yurtseverlik kimliğinden ödün vermedi. Deniz arkadaşımız bütün baskı politikalara rağmen, HDP’nin fikriyatı için çalışmalarda yer alan biriydi. Bugün Türkiye’ye baktığımız da Cumartesi Anneleri  katledilen çocuklarına adalet gelsin diye yargılanıyor. Çok uzağa gitmemize gerek yok, Kürdistan’da Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Kemal Kurkut  binlerce isim katledildi. Kürdistan’a gittiğiniz de binlerce evde şehit olan arkadaşlarımızın fotoğrafları var. Bizler bize yapılanı unutuyoruz ama artık unutmamamız gerekiyor. Koçgiri, Maraş, Roboski katliamları nasıl bugün hala aklımızda tazeyse bize yapılanı Deniz arkadaşımıza yapılanı da aklımızda sürekli taze tutmamız gerekir” dedi.

    Barış Annesi Münibe Koç ise Deniz Poyraz’ı anarak, bu katliamlara rağmen partilerini kapattırmayacaklarının altını çizdi. Anma, HDP Ankara İl yöneticisi Yeter Çevik’in şiir okuması ve serbest kürsünün kurulmasıyla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ’84 milyon iktidardan büyüktür’-VİDEO

    ’84 milyon iktidardan büyüktür’-VİDEO

    PİRHA- ‘Türkiye Siyaseti ve Demokratik Zeminin İnşası’ konulu panelde konuşan HDP, TİP ve CHP’li milletvekilleri Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkeyi uçuruma sürüklediğini belirterek, toplumun tüm kesimlerinin harekete geçmesi çağrısında bulundu.

    ‘Evvel Temmuz Festivali’ 2’inci gününde ‘Türkiye Siyaseti ve Demokratik Zeminin İnşası’ konulu panel ile devam ediyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın katılımıyla ‘Türkiye Siyaseti ve Demokratik Zeminin İnşası’ konulu panel Samandağ Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleşti.

    Yoğun katılımın sağlandığı panelde Samandağ Kalkındırma Derneği Başkanı Yılmaz Sürmeli açılış konuşması yaparak festivalde emek verenlere teşekkür etti.

    “SİSTEM DEĞİŞMELİ”

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hayata geçtiğinden bu yana ‘demokrasi’ başlığının daha da hayati bir durum haline geldiğine dikkat çekerek, “Yürütmeyi denetleyemeyen bir Meclis var. Tamamen sarayın güdümünde olan yargıçlar var. Yargı, sarayın talimatına göre hareket eden bir kuruma döndü. Hükümeti denetlemesi gereken yasama ve yargı sistemi Türkiye’de yok. Bu neyi getiriyor? Türkiye’nin yönetiminin tek kişide toplanmasına yol açıyor. Üç yıllık Başkanlık Sistemi Türkiye’yi uçurumun eşiğine getirdi” dedi.

    Hukuksuzluğa karşı toplumun sessizleştirmek istendiğini, buna karşın toplumun, ‘hukuk, adalet, demokrasi’ demesi gerektiğinin altını çizen Başarır, “Sistem değişmeli. Bunu da toplumu yanımıza alarak yapmalıyız. Yeni Anayasa olmalı ama toplum sahip çıkarak yapmalı. En önemlisi toplumun ayağa kalkması lazım. Deniz Poyraz’ın katledilmesine karşı ses vermeli” diye konuştu.

    “BİZ 84 MİLYONUZ”

    Türkiye’nin seçime giderken kayıp silahlar, gazetecilerin linç edilmesi, Devlet Bahçeli’nin ayrıştırıcı dil kullanması gibi süreçten geçtiğini belirten Başarır, “Seçimi kaybedecek olan Erdoğan mazbatayı verecek mi? sorusunun toplumda kaygı yarattığını görüyorum. Ancak biz 84 milyonuz” diye belirtti.

    “84 MİLYON HALKIN İKTİDARDAN BÜYÜK OLDUĞUNU GÖSTERMELİYİZ”

    TİP Hatay Milletvekili Barış Atay, ‘Nasıl bir demokrasi?’ sorusunun üzerinde durulması gerektiğini ifade ederek, “Çünkü demokrasi söylemiyle zulüm yapılıyor. Bir mafya hükümetiyle karşı karşıyayız. İktidar her türlü muhalefet üzerinde korkunç bir baskı kurmaya devam ediyor. Bütün bunların sebebi klasik bir devlet yapılanmasıyla karşı karşıya olmamamızdır” dedi.

    “Gazi’nin, Madımak’ın hesabı sorulmayınca Kemal Kurtuk sokak ortasında, Deniz Poyraz HDP İl binasında katledildi” diyen Atay, “Bu krizin bir sistem krizi olduğunu bilmeli ve muhalefet olarak, daha fazla cesaretli ve net olmalıyız. 84 milyon halkın iktidardan büyük olduğunu göstermemiz lazım. Umudu büyütmek için AKP ve MHP’den hesap soracağımızı halka kanıtlamalıyız” ifadelerini kullandı.

    “AKP ŞERRİ BİR ANAYASA OLUŞTURMAK İSTİYOR”

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, 15 Temmuz’la birlikte bir rejim değişikliğinin olduğunu vurgulayarak, “AKP sıradan bir parti olmaktan öte projedir. Biz rejime karşı mücadele ediyoruz. Sıradan bir seçimle bu yaşananların çözülmeyeceği ortada. Bir demokrasi mücadelesine ve ortaklığına ihtiyaç vardır” dedi.

    Hatimoğulları, yurttaşların bir kuru ekmeğe muhtaç olduğunu dile getirerek, “Ağır koşullar altından geçiyoruz. ‘Yüzyıllık parantezi kapatıyoruz’ diyerek, var olan kazanımları tamamen ortadan kaldırmak, toplumun kodlarını değiştirmek, şerri bir anayasa oluşturmak istiyorlar. Son bir virajdayız. 2023 bu virajı alıp yoluna devam etmek istiyorlar” diye ifade etti.

    “DENİZ POYRAZ ŞAHSINDA TOPLUM HDP’Yİ SAVUNDU”

    HDP’ye yönelik korkunç saldırıların yaşandığına işaret eden Hatimoğulları, “Bize kapatma davası ve İzmir İl Örgütüne saldırı ile HDP’ye gözdağı vermiyorlar. Toplumu tepkisizleştirmek istiyorlar. Ancak Deniz Poyraz şahsında toplum HDP’yi savundu” diye vurguladı.

    “DEMOKRASİ İTTİFAKI İLE FAŞİZMİ GERİLETEBİLİRİZ”

    “Hiçbir diktatörlük seçimle gitmez algısına karşı seçime hazırlık yapmalıyız ve toplumu sandığa sahip çıkması için çalışmalıyız” diyen Hatimoğulları, “Bir örgütlülük ve cesarete ihtiyaç var. Bu da demokrasi ittifakı ile olur. Sadece siyasi partilerin katılmasından öte, tüm toplumsal kesimler birleşmeli. Birinci temel ilkesi de faşizmin geriletilmesi lazım” ifadelerine yer verdi.

    Panel soru-cevap ile sona erdi.

    Diren KESER/Erol KAMALAK/HATAY

  • Katledilen Deniz Poyraz’a işkence iddiası

    Katledilen Deniz Poyraz’a işkence iddiası

    HDP’ye yönelik saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın öldürülmeden önce işkenceye uğramış ihtimali olduğu ve DAİŞ yönteminden izler taşıdığını belirten avukat Türkan Aslan, katilin üzerindeki bıçaklarda DNA testi yapılmasını istedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik 17 Haziran’da gerçekleştirdiği saldırıda parti çalışanı Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer, olayın üzerinden 24 saat dahi geçmeden “tasarlayarak öldürmek” suçlamasıyla tutuklandı. Gencer’in hızlıca tutuklanması ve olay yeri incelemesinde parti odalarından birindeki kurşun izinin fark edilmemesi soruşturmanın yüzeysel yapıldığı eleştirilerini de beraberinde getirdi.
    KURŞUN ÇEKİRDEĞİ BULUNDU 
    HDP ve Poyraz’ın avukatları, soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi talebiyle 21 Haziran’da 38 maddeden oluşan 10 sayfalık dilekçeyi savcılığa sundu. Olay yeri incelemesinin eksik yapıldığına dair MA tarafından yapılan haber sonrası hareket geçen savcılık ise, hem kurşun izinin bulunması hem de mermi çekirdeğine ilişkin araştırma yapılmasını istedi. İnceleme sonucu mermi çekirdeğinin bulunduğu öğrenildi.
    Soruşturmayı yakından takip eden HDP Genel Merkez Hukuk Komisyonu avukatlarından Türkan Aslan, soruşturmadaki eksiklikler ve savcılığa yaptıkları başvuruya ilişkin konuştu.
    “BİNADA AYRINTILI İNCELEME YAPILMADI”
    HDP’nin bulunduğu Tezol İşhanı ve parti binasındaki olay yeri incelemesinde delil toplama işlemenin eksik yapıldığını ifade eden Av. Aslan, şunları söyledi:
    “Katil zanlısı kendi ifadesinde 8 katlı binanın bütün katlarına çıktığını ve katlardaki dairlerin kapılarını çaldığını söylüyor. Yani bu arada katlar arasında dolaştığı kesin. Bina içinde iz bırakma ihtimali, suç delili bırakmış olma ihtimali olasıdır. Ama olay yeri inceleme ekipleri binayı incelenmedi. Eğer bütün katlar üzerinde bir inceleme yapılmış olsaydı deliller daha sağlıklı toplanırdı” dedi. Mermi çekirdeğinin günler sonra bulunmasının dahi detaylı bir soruşturma yapılmadığına işaret olduğunu söyleyen Aslan, “Olayda, zanlıyla ilişkili şahısların olma ihtimalı atlanmaması gereken bir ihtimal. Yine, kendisiyle birlikte getirdiği suç delillerini saklama ihtimali de var ortada. Binanın ortak kullanımına açık yerleri ve diğer dairelerinde ayrıntılı bir inceleme yapılmadığı için bu soruların aydınlatılması da zorlaşıyor.”
    “ÖLDÜRÜLMEDEN ÖNCE İŞKENCE İHTİMALİ YÜKSEK”
    Poyraz’ın, öldürülmeden önce işkenceye maruz kalma ihtimalinin yüksek olduğunun aktaran Aslan, Poyraz’ın kafası ve her iki bacağına sıkılmış 3 kurşuna işaret etti. Aslan, “Olay yeri incelemesi sırasında Adli Tıp Uzmanı kafasında o an tanımlanması zor olan bir başka yaradan bahsetti. Muayene yapan uzman bu tespitte bulundu. Kafatasındaki yaranın silah yaralaması dışında düşmeye ya da vurmaya bağlı olmayacağı kanaatindeyiz. Yani sağ veya öldürüldükten sonra Deniz’e işkence edildiğini düşünüyoruz” dedi.
    Aslan, kafadaki yaralanmayı sordukları adli tip uzmanı doktorların, yara izinin kesici bir aletle yapılma ihtimalinin olduğunu kendilerine aktardıklarını ifade etti. Bunu, otopsi raporuyla birlikte öğrenebileceklerini kaydeden Aslan, “Bunun yanında Poyraz’ın vücudunun değişik yerlerinde hasar var. Bunların hepsi bir araya geldiğinde silahla öldürerek, bırakılmış bir olay olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle Poyraz’a işkence yapıldığı kanaatindeyiz” diye belirtti.
    İŞKENCE ŞEKLİ VE DAİŞ BAĞLANTISI  
    Katilin beyanları ve üst aramasına ilişkin hazırlanan tutanaklarda yer alan 2 bıçağın da işkence iddiasını güçlendirdiğine dikkati çeken Aslan, bıçaklar üzerinde DNA testinin yapılmasını istedi. Aslan, katilin bıçakları saldırıda kullanma ihtimalinin yüksek olduğunu vurguladı. Aslan, “Yaralanma kesici aletle yapılmışsa DAİŞ veya benzeri örgütlerin saldırı şekline işaret eder. Yani bu durumda zanlının Minbiç’te sadece bir sağlık görevlisi olarak bulunmadığı, orada başka bir amaçla bulunduğu ve orada edindiği tecrübeleri Deniz’in üzerinden kullanmaya çalıştığı ortaya çıkıyor” dedi.
    “ÇANTAYA DAİR TUTANAK TUTULMADI”
    Katilin saldırısı sırasında kullandığı çantaya dair de tutanak tutulmadığını aktaran Aslan, “Çantanın içindeki materyallere ilişkin tutulmuş bir tutanak görmedim. Üst arama tutanağı var. Ancak çantadan çıkan materyallere ilişkin çıkan bir tutanağı görmediğim için tutanağın tutulmamış olabileceğini söylüyoruz. Buradan da çantanın envanterinin yapılmadığını sonucu ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
    YENİ BULGULAR SAVCILIĞA İLETİLECEK  
    Tespit ettikleri yeni bulgulara ilişkin bugün tekrardan savcılığa yazılı dilekçe vereceklerini söyleyen Aslan, şöyle devam etti: “Bu taleplerimiz çerçevesinde bir araştırma yapılırsa olaydaki görünür fail değil, arkasındaki ilişkileri de bir bütün olarak ortaya çıkabilir. Türkiye toplumu gerçek faillerin ortaya çıkarılmasını bekliyor. O anlamda soruşturma savcılığının çok titiz davranarak, ivedi bir şekilde talep ettiğimiz konu başlıklarında araştırma yapmasını bekliyoruz.”
    (MA / Naci Kaya)
  • Günay: Katliam yapanları aklayan yargı Deniz Poyraz cinayetinin sorumlusudur

    Günay: Katliam yapanları aklayan yargı Deniz Poyraz cinayetinin sorumlusudur

    HDP Sözcüsü Ebru Günay, HDP’ye yönelik saldırıları değerlendirdi. Günay, “Katliam yapanları aklayan yargı Deniz Poyraz cinayetinin sorumlusudur” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, HDP Genel Merkez binasında partisine yönelik saldırıları ve kapatma davasını değerlendirdi.

    Günay, “Tıpkı Tahir Elçi ve Hrant Dink cinayetlerinde olduğu gibi iktidarın hedef göstermesi sonucu en demokratik hakkımızı yargılama konusu yapan ve bunun üzerinden de partimizi ‘kriminalize eden’, halkımıza saldıranları ve katliam yapanları ise aklayan yargı bu cinayetin sorumlusudur” dedi.

    Konuşmasının başında İzmir İl Örgütü binasında gerçekleştirilen saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ı anan Günay, “O günden beri halkımız, dostlarımız, emek, barış ve demokrasi güçleri, sendikalar partimizi yalnız bırakmadı. Milyonlar Deniz için ayağa kalktı, büyük bir öfke ile saldırıyı ve katliamı lanetledi. Deniz’in anısına, mücadelesine onun bize bıraktığı sorumluluklara sahip çıktı. Yaşadığı o tarifsiz ve derin acıya rağmen Deniz’in annesi dimdik ayakta, Deniz’in yoldaşları olarak bizler yaşadığımız acıyı her zamankinden daha kararlı bir şekilde mücadeleyi sahiplenme gerekçesi kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Günay, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “Bu sahiplenme, bu kararlı tutum, kötülüğün karşısına dikilen bu onurlu duruş, katillere ve katliam ortaklarına verilen en anlamlı yanıttır. Bizi korkutmaya, sindirmeye çalışanlara; bu korkakça, canice cinayete boyun eğmemizi bekleyenlere karşı halkımızın da partimizin de dostlarımızın da, demokrasi, özgürlük ve barış isteyen herkesin tutumu nettir.

    Biz bu ülkenin sahibiyiz, her karış toprağındayız, hayatın her alanındayız, bizi bitirmek mümkün mü? Katliamlarla, cezaevleriyle, kumpas yargılamalarıyla, kapatma davalarıyla bizi bitiremezsiniz. Başaramayacaksınız. Eğer katliamla ölümle başarılı olunsaydı, hak ve özgürlük talebi bastırılabilinseydi, Halepçe’yi bombalayan ve 5 bin insanı bir anda katleden Saddam başarılı olurdu, dünya insanlığının başına bela olan ve milyonlarca insanın hayatına sebep olan Hitler başarılı olurdu. Hiçbiri başaramadı siz de başaramayacaksınız. Çünkü biz haklıyız, çünkü bu ülkede yaşayan 80 milyon insanın demokrasi, barış ve özgürlük istekleri var. Biz bu taleplerin savunucularıyız, biz hak olanı hakikat olanı savunuyoruz, evrensel değerlere sahip çıkıyoruz, bu halkın ve toplumun geleceği için mücadele ediyoruz. Buna karşı duran ve saldıran herkes kaybetmeye mahkumdur.

    “YARGI BU KATLİAMIN SORUMLUSUDUR”

    İşte bu hakikatten duydukları korku ile saldırıyorlar. Deniz’i katledenler bu çürümüş sistemi ayakta tutmaya, karanlık ilişkilerini gizlemeye, halkın sırtından yaşadıkları lüks ve şatafatı asalakça sürdürmeye çalışanlardır. Biz ilk gün de söyledik, bugün de söylüyoruz. Katili tanıyoruz, katilleri tanıyoruz. Bu cinayetin arkasındaki güçleri biliyoruz. Bu saldırı ve katliam 7/24 parti binalarımızın önünde nöbet tutan emniyet güçlerinin gözü önünde gerçekleşti. Parti binalarımızın önünde kamp kuran, partimize girip çıkanları fişleyen, hedef gösteren emniyet güçleri ve onların işbirliği ile çadırlar kuran provokatörler bu katliamdan sorumludur. Bu katliamı gerçekleştiren sadece tetiği çeken katil değildir. Daha olayın ilk anında, ‘HDP binasında çatışma’ haberleriyle olayı manipüle etmeye, daha sonra ‘Neden daha fazla HDP’li ölmedi, öldürülmedi’ diyerek beklentisini gizlemeyen ve partimizi suçlama hadsizliğinde bulunan gazeteci görünümlü tetikçiler ve gazete diye geçinen paçavralar bu olayın sorumlusudur. Sabah akşam partimizi hedef gösteren iktidar partisi, onunla çıkar ortaklığı yapanlar bu saldırının sorumlusudur. Tıpkı Tahir Elçi ve Hrant Dink cinayetlerinde olduğu gibi iktidarın hedef göstermesi sonucu en demokratik hakkımızı yargılama konusu yapan ve bunun üzerinden de partimizi ‘kriminalize eden’, halkımıza saldıranları ve katliam yapanları ise aklayan yargı bu cinayetin sorumlusudur.

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI CİNAYETİN SORUMLUSUDUR”

    Biz biliyoruz ki bu ülkede muhaliflere, düşmanlaştırılan kesimlere karşı kurulmuş çok basit ama çok ahlaksız bir cinayet mekanizması işliyor. İktidar hedef gösteriyor, özel savaş aparatı olan yandaş bunu köpürtüyor, yargı harekete geçip yargılıyor, talimatı alan lümpen katiller harekete geçerek cinayeti işliyor. Hrant Dink, Tahir Elçi ve yüzlerce cinayet işlendi. O yüzden diyoruz ki, rantlarının HDP’nin susturulmasından geçtiğini düşünen, kirli düzenin sürdürülmesi için partimizi hedef alan çevreler bu cinayetin sorumlusudur. Bugüne kadar partimize yapılan bütün saldırılarda, saldırganları koruyan onlara yol veren Genel Merkezimize yapılan taşlı saldırı örneğinde olduğu gibi saldırganları güvenli bir şeklide uzaklaştırıp gözaltına bile alma ihtiyacı görmeyen, katliam yapan IŞİD görevlilerine eşlik eden kolluğun bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı bu cinayetin sorumlusudur.

    Hiç kimse saldırıyı kişisel bir öfke sonucu işlenmiş bir cinayet gibi göstermesin. Bunu yapanlar bu cinayetin ortağı olanlardır. Biz biliyoruz, bu cinayet iktidar bloğunun, iktidar yandaşı basının, iktidarın günümdeki yargının, onun denetiminde hareket eden kurum ve kuruluşların ortak yapımıdır. İzmir’de il binamıza yapılan saldırı, Deniz yoldaşımızın katledilmesi, siyasetçilerimizin Kobanî Kumpas davasıyla yargılanması ve partimize açılan kapatma davası, aynı saldırı konseptinin ayrılmaz bir parçasıdır. Aynı akıl tarafından tertiplenmiş ve hayata geçirilmiştir. Aynı karanlık ilişkilerin ürünüdür.

    Cinayet detayları partimiz karşısında kurulan çadırlarda konuşulmaktadır. Bunu saklama gereği bile duymuyorlar. İktidarın küçük ortağı cinayetten hemen sonra ortaya çıkan tepki üzerine önce ‘bizimle alakası yok’ dediği cinayeti üzerinden saatler geçmeden meclisteki grup toplantısında üstlendi. Katil, kendisine verilen akılla cinayeti ‘kişisel bir tepki’ gibi göstermeye çalışırken, biz cinayetin siyasi bildirisini ‘Deniz Poyraz’ı terörist’ olarak gösteren ve katliama onay veren MHP’nin grup toplantısında dinledik. Bu HDP’ye oy veren milyonlarca insanı ‘terörist’ gören ve aynı mesajla tehdit eden akıldır.

    “İNTİKAM VE RÖVANŞ DAVASI”

    Bu akıl şimdi de katliamla, cezaevleriyle, tutuklamalarla başaramadığı nihai hedefini gerçekleştirmek için partimiz hakkında kapatma davası açtı. AKP-MHP genel merkezlerinde hazırlanan ve içerdiği saçmalıklar, absürtlükler nedeniyle AYM tarafından iade edilen iddianame bir iki göstermelik değişiklikten sonra sanki yeni deliller bulunmuş gibi kabul edildi. Üstelik de AKP’nin iktidarı kaybettiği 7 Haziran seçimlerinin yıldönümünde! Bu tarih rastlantı değil. Zaten İktidarın başındaki 7 Haziran yenilgisini hiç unutmadığını itiraf etti. İşte bu yüzden bu saldırılar intikam saldırısıdır diyoruz, bir rövanş ve öç alma konseptidir. Baştan sona hiçbir hukuki değeri olmayan iddianamede art arda sıralanan absürtlükleri saymakla bitmez. HDP kurucu üyesi değilken kurucu üye olarak tanımlanan vekillerimiz mi dersiniz, Mardin’de devam eden üyelerimizin yargılandığı kumpas dosyalarında geçen 2008’den bu yana ulaşılmayan gizli tanıklar mı dersiniz, isim karışıklıkları mı dersiniz, Meclis’e gelmeyen fezlekeler mi dersiniz; özetle kullanılan tüm anayasal haklar iddianamenin konusu haline getirilmiş.

    Bunun gibi onlarca yüzlerce suçlama ile bu çöp metin hazırlanmış. Bu metin o yüzden bir hukuk metni değil, HDP’ye karşı hazırlanmış bir siyasi bildiridir. Bu metne karşı biz de en güçlü siyasi bildiriyi hazırlayacağız. Biz kendimizi değil, demokrasiyi, hukuku, adaleti, barışı, temel insan hakları ve değerlerini savunacağız. Çünkü saldırı esasen bu değerlere karşıdır. Haliyle HDP’ye yaklaşım, bu ülkenin geleceğine yaklaşımdır. Bu dava HDP’yi değil Türkiye’yi, Türkiye’deki insani bütün değerleri kapatma davasıdır. Partimizi kapatmaya teşne olanlar, anayasadan beklenti içinde olanlar, anayasayı bir kez daha tümüyle rafa kaldırmaya çalışıyorlar. Peki, Anayasasız bir devlet nasıl bir devlettir? Bir iktidar kendi en üst kurumu olan ülkenin anayasasına ve onun kararlarına uymuyorsa o iktidarın adı nedir? Böylesi bir devlette vatandaşların hukukunu kim koruyacak? Bunları sormalıdır siyaset ve Meclis.

    “YÜZLEŞMEK YERİNE YÜZSÜZLEŞTİLER”

    Mafyayı, çeteye yol vermek için HDP’yi kapatmaya çalışıyorlar. Çünkü pudra şekeri ticareti için daha çok gemi ve deniz yollarına ihtiyaç duyuyorlar. Her şeyi ranta çeviren bu çürümüş ve göbekten bağlı oldukları sistemi sürdürme derdiniz var. O yüzden HDP’yi kapatmaya çalışıyorlar. HDP’ye kurulan kumpas ve intikam davası; aynı zamanda Kürt sorununda gelinen çıkmazın da sonucudur. Kürt sorunu ile yüzleşmek yerine aynı ezberleri tekrarlayarak yüzsüzleşenlerin vardığı nokta işte bugün komplo, katliamlara başvurmaktır, çete-mafyadan medet ummaktır.

    “6 MİLYONDAN FAZLA SEÇMENİN EVİ HDP GENEL MERKEZİDİR”

    HDP’yi kapatamayacaklar, 6 milyon insanın siyasi temsiline ve onun siyaset yapma hakkına engel olamayacaklar. Türkiye’nin dört bir yanında bulunan 6 milyondan fazla seçmenin evi HDP genel merkezidir. 8 Mart’ta, Newroz’da bu halk iradesine en güçlü şekilde sahip çıktı bundan sonra da sahip çıkmaya devam edecek. Şimdiye kadar bu halkın defalarca partisini kapattınız, her türlü engelli çıkardınız ama bu halk demokratik siyasette ısrar etti, mücadelesini büyüterek yoluna devam etti. Dün direndik bugün de direnmeye devam edeceğiz.

    “BU HALK ÖYLE BİR DERS VERECEK Kİ SİLİNİP GİDECEKLER”

    Biz halkımızın iradesini doğru temsil etmek için var gücümüzle mücadeleyi yükselteceğiz. HDP’nin kapatılmasıyla partisi kapatılan insanların kendilerine bu kötülüğü yapanlara oy vereceğini düşünenler bu halkı hiç tanımıyor. Bu halk onlara yakında siyaseten hiç unutamayacakları öyle bir ders verecek ki, 90’lı yılların karanlık aktörleri gibi silinip gidecekler. Aynı saldırgan ve tasfiyeci akıl Kobanî Kumpas Davasında da devrede. Kobanê davası da tek bir merkezden ve tek bir amaçla yazıldı. Bu kumpas iddianamesi iktidarın kirli ittifaklarını, devletin kasalarını boşaltmalarını, hak ve hukuk gaspını gizlemek, ülkeyi de daha fazla karanlığa sürüklemek amacıyla yazıldı ve yürürlüğe konuldu. İki haftadır, Sıkıyönetim Mahkemelerini anımsatır şekilde Sincan’da Kumpas davası görülüyor. İddialar malum, arkadaşlarımız en ağır suçlarla suçlanıyorlar. Peki salonda ne oluyor? Arkadaşlarımıza ‘HDP’ye ne zaman üye oldun, HDP’nin MYK toplantısına katıldın mı, twitleri hangi amaçla attın ya da paylaştın’ gibi akla ziyan sorular yöneltiliyor. Yani Kobanê Kumpas Davasında düşünce ve ifade yargılanması yapılıyor. Burada da bizim siyaset tarzımız hedefleniyor, çözüm önerilerimiz engellenmeye çalışılıyor. Mahkeme heyeti bu davada taraf olduğunu iktidarın talimatlarını yerine getirdiğini göstermekten geri durmuyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sancar: Parti kapatılmayacaktır, kapattırmayacağız; saldırıları halk püskürtecek!-VİDEO

    Sancar: Parti kapatılmayacaktır, kapattırmayacağız; saldırıları halk püskürtecek!-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisine açılan kapatma davasının avukatlığını halkın yapacağını vurgulayarak, “Bu davada pek çok hukukçu olacaktır ama bu davanın gerçek avukatı bizatihi halktır. Cevabını halk verecektir. Nasıl verecek? HDP’yi her alanda sahiplenerek verecektir. HDP’ye yöneltilen bu hukuksuz, vicdansız, kirli saldırılara karşı halk desteğini büyüterek göğüsleyecek ve püskürtecektir” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Kobanê Davası ve partisinin kapatma davası üzerinde çalışacak olan “Hukuk Bürosu”nu ziyaret etti.

    Ziyarette basına açıklamalarda bulunan Sancar,  sırasında kapatma davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kapatma davasına ilişkin hazırlanan ilk iddianameyi reddetme gerekçelerinin yeni iddianamede de olduğunun altını çizen Sancar, “AYM’nin iddianameyi bize tebliğ edilmesini bekliyoruz. Bizler ile ilgili isnatların neredeyse tamamı yaptığımız konuşmalar ve hayali suçlamalar üretmişler, hatta esnaf gazilerimizden anayasal haklarımızı kullandığımız her eylemimizden bir kapatma gerekçesi üretmiş” dedi.

    “HUKUKİ BOYUTU CİDDİYE ALIYORUZ”

    Sancar, Bu iddianamenin bir temeli yok hukuki zeminde tartışmak meselenin özünü gözden kaçırmak olacağının altını çizerek, şunları ifade etti:

    “ Önümüzde bir süreç bunun da hukuki bir boyutu bulunuyor, biz de bu hukuki boyutu ciddiye alıyoruz. Yapacağımız çalışmalar, bu ofiste farklı çevrelerden hukukçu arkadaşlarımızla yapacağımız çalışmalar tarihe kayıt olarak geçecek bir belge üretme amacında olacaktır. Şüphesiz AYM üyelerini ikna etmek gibi bir hedefimiz de var. AYM üyelerinin büyük çoğunluğunun vicdanla ve hukuk temelinde hareket edecekleri beklentilerimi koruyorum. AYM’nin bu süreci bu sürecin işleyiş şeklini ve iddianamenin kendisini dikkate aldığı takdirde bu davadan bir kapatma kararı çıkmaması gerekiyor.”

    MHP’nin, HDP’nin kapatılması için yoğun bir kampanya yürüttüğüne işaret eden Sancar, “İddianameyi kökten reddetmiş olsaydılar bugün Türkiye’de gelecekte demokrasinin yolunun açılması ve hukuk devletinin kurumsallaşması yönünde toplumun tümüne bir umut vermiş olacaklardı. Çok güçlü bir savunma yapacağız. Bunun da amacı, Türkiye’de bu hukuksuzlukların önüne geçme mücadelesine, güçlü bir hukuksal zemin yaratmaktır. Bizim için hukuk mücadelesi de demokratik siyasal mücadelenin önemli bir alanıdır. Bunu da yapacağız” diye konuştu.

    “DAVANIN AVUKATI HALKTIR”

    Davanın gerçek savcıları iktidar ortakları olduğunu vurgulayan Sancar, şunları söyledi:

    “Bu davada pek çok hukukçu olacaktır ama bu davanın gerçek avukatı bizatihi halktır. Cevabını halk verecektir. Nasıl verecek? HDP’yi her alanda sahiplenerek verecektir. HDP’ye yöneltilen bu hukuksuz, vicdansız, kirli saldırılara karşı halk desteğini büyüterek göğüsleyecek ve püskürtecektir.

    Bu dava sadece HDP hakkında açılmamıştır. Bu ülkedeki barış demokrasi özgürlük eşitlik fikrine karşı açılmıştır. Bu dava, bu ülkede daha iyi bir gelecek umudu kurmaya karşı açılmıştır. Bu dava, Türkiye’de barışa, demokrasiye, adalete inanan herkesi mi hedef almıştır. Davaya karşı ikirciksiz, amasız, fakatsız net tutum takınmak bir demokratlık sınavı haline gelmiştir. Burada yalpalayan kim olursa olsun bu sınavdan çok fena çakmış olacaktır.”

    “Parti kapatılmayacaktır, kapattırmayacağız” diyen Sancar, “Bunun da halkın desteği ve gücüyle, demokrasi güçlerinin ortak çabasıyla gerçekleştireceğiz. Ama eğer HDP kapatılırsa o zaman en başta seçimlerde, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek şekilde ağırlığımızı, etkimizi, gücümüzü en net şekilde ortaya koyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Herkes planlarını da oyunlarını da ona göre kursun. Biz buradayız, halk ile birlikte ayaktayız yolumuza kararlılıkla devam ediyoruz, büyüyerek ilerleyeceğiz. Büromuzda sık sık bir araya geleceğiz, sadece hukukçu arkadaşlarımız değil biz eşbaşkanlar olarak da bazen çalışlarımızı burada yürüteceğiz. Önümüzdeki zamanlarda ihtiyaç duyduğumuz da yine benzer sohbetleri sizlerle yaparız” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Göknar: Denizlerimiz tükenmeyecek, poyrazımız esmeye devam edecek-VİDEO

    Göknar: Denizlerimiz tükenmeyecek, poyrazımız esmeye devam edecek-VİDEO

    PİRHA- HDP Marmaris İlçe Örgütü Deniz Poyraz’ın katledilmesine dair açıklama yaptı. Açıklamada, “Deniz ve binlerce yoldaşımızın mücadelesine yakışır şekilde bu ülkeye barışı ve demokrasiyi getirene kadar bir an bile olsun duraksamadan onurlu ve haklı yürüyüşümüze devam edeceğiz. Gün susma günü değil gün faşizme karşı bir arada durma, kenetlenme ve haykırma günüdür” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yapılan saldırıda katledilen Deniz Poyraz, kadınların zılgıtları eşliğinde toprağa sırlanırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Marmaris İlçe Örgütü, Deniz Poyraz’ın katledilmesine dair açıklama yaptı.

    “Denizlerimiz tükenmeyecek, poyrazımız esmeye devam edecek” pankartının açıldığı açıklamayı HDP Marmaris ilçe Eş Başkanı Güven Göknar yaptı.

    HDP İzmir il binasına yapılan saldırının planlı ve sistematik bir katliam girişimi olduğunun altını çizen Göknar, “Kaostan beslenen iktidarın yarattığı siyasi iklimin sonuçlarından biridir. İktidarın, partimizi hedef haline getirmesinin ardından saldırıların gerçekleşmesi bir tesadüfe değil, siyasi iradenin zeminini sağladığı planlı saldırılara işaret etmektedir.”

    “TÜRKİYE HALKLARININ GELECEĞİNİ KARANLIĞA SÜRÜKLEMEK İSTEYENLERE KARŞI DAYANIŞALIM”

    Göknar, katliamın, iktidar blokunun oluşturduğu siyasi iklimin ürünü olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

    “7 Haziran’ı unutmuyoruz”, “Bunlar daha iyi günleriniz” diyen ve HDP’lileri “haşerelere” benzeterek açık katliam çağrısı yapanların sesleri karanlık odakların planlarında ve tetikçilerin katliam girişimlerinde karşılığını bulmuştur. Bu saldırı içeride ve dışarıda sürdürülen Kürt düşmanlığının sonucudur. Deniz yoldaşımıza sıkılan kurşun Kürt halkına, demokratik siyasete ve HDP’nin temsil ettiği ortak yaşam iradesine sıkılmıştır. Güvenliği sağlamakla görevli siyasi iktidar ve emrindeki kolluk kuvvetlerinin Türkiye halkları açısından açık şekilde güvenlik sorunu oluşturduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.

    Bilinmelidir ki, İzmir’de katliam girişiminin gerçekleştirildiği 17 Haziran 2021 günü sadece Türkiye demokrasisi adına değil, Türkiye halklarının bir arada yaşaması adına da önemli eşiklerden biridir. 17 Haziran’dan sonra her gün, Türkiye halklarının geleceğini karanlığa sürüklemek isteyenlere karşı dayanışmanın ve bir arada yaşamın savunulması gereken tarihi bir gündür.”

    Muhalefet partileri ve tüm toplumsal kesimler bu kritik sürecin farkında olarak tutum belirlemeli ve hareket etme çağrısında bulunan Göknar, “Vakit kaybetmeden tüm demokrasi güçleri halklarımızın geleceğine dair demokratik ilkeler etrafında müzakere ederek çözüm önerileri geliştirmelidir” diye konuştu.

    “CESARET FAŞİZMİN EN BÜYÜK PANZEHİRİDİR”

    “Demokratik ve özgür bir geleceği ancak bir araya gelerek inşa edebiliriz” diyen Göknar, “Bugün HDP’nin yanında olmak toplumsal bir sorumluluktur. Bu sorumluluktan kaçmak önümüzdeki yılları karanlık bir tabloya çevirebileceği açıkça ortadadır. Karanlığı aydınlığa çıkarmanın yolu cesaretten geçer ve bu günler Türkiye halklarına dair sözü olanların cesaret testinden geçtiği günlerdir. Cesaret faşizmin en büyük panzehiridir” ifadelerine yer verdi.

    “GÜN SUSMA GÜNÜ DEĞİL GÜN FAŞİZME KARŞI BİR ARADA DURMA GÜNÜDÜR”

    Göknar, “Deniz ve binlerce yoldaşımızın mücadelesine yakışır şekilde bu ülkeye barışı ve demokrasiyi getirene kadar bir an bile olsun duraksamadan onurlu ve haklı yürüyüşümüze devam edeceğiz. Gün susma günü değil gün faşizme karşı bir arada durma, kenetlenme ve haykırma günüdür” sözleriyle açıklamayı sonlandırdı.

    PİRHA/MARMARİS-MUĞLA

     

     

     

  • Buldan: Hükümetin küçük ortağı İzmir katliamını açıkça üstlenmiştir!-VİDEO

    Buldan: Hükümetin küçük ortağı İzmir katliamını açıkça üstlenmiştir!-VİDEO

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, grup toplantısında yaptığı konuşmasında, katledilen Deniz Poyraz’a yönelik suçlamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye tepki gösterdi. Buldan, “Hükümetin küçük ortağı İzmir katliamını açıkça üstlenmiştir! Yeni cinayetlere, yeni katliamlara kapı aralayacak, azmettirecek olan bu tehlikeli söylemler karşısında savcıları buradan derhal göreve çağırıyoruz! Var mı yürekli bir savcı?” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis’te düzenlediği grup toplantısında konuştu. Buldan konuşmasının tamamını İzmir’de HDP il binasına düzenlenen saldırıya ve saldırıda hayatını kaybeden Deniz Poyraz’a ayırdı.

    Grup toplantısının yapıldığı kürsüye ve sıralara Deniz Poyraz’ın fotoğrafları konularak anısı önünde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Buldan konuşmasına Deniz Poyraz’ı anarak başladı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Deniz Poyraz’a yönelik suçlamalarına tepkisini dile getirdi.

    “BARIŞ UMUDUNA KURŞUN SIKTILAR”

    İzmir’de yaşadıkları saldırı sonrasında acılarının ve öfkelerinin çok büyük olduğunu ifade eden Buldan şunları söyledi:

    “Canımızı, yoldaşımızı, partimizin emektarı Deniz Poyraz’ı alçakça katlettiler. Bizden, yaşamdan kopardılar. Karanlık tarihlerinin sayfasına bir yenisini daha eklediler. Kirli döngülerinin karanlık yüzünü bir kez daha gösterdiler. Farklılıklarımıza olan düşmanlıklarını bir kez daha sergilediler. Barış umuduna kurşun sıktılar. Halklarımızın ortak gelecek hayaline saldırdılar. Birlikte yaşam irademizi hedef aldılar. Halklarımızın büyüyen umudu olan HDP’ye saldırdılar. Senaryolarını gayet iyi biliyoruz. Katliamlarla, siyasi cinayetlerle, zulümlerle, işkencelerle, çetelerle bu toprakları karanlığa boğmak, yaşanılmaz hale getirmektir. Amaçları geleceği karartmak, umutları söndürmektir. Ama hiçbir zaman başaramadılar.”

    “YOLUMUZ, İNADINA BARIŞ, İNADINA ÖZGÜRLÜK YOLUDUR”

    Buldan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Ne bizlere ne de halkımıza diz çöktüremediler, çöktüremeyecekler. Barış ve demokrasi umudunu hiçbir zaman söndüremediler, söndüremeyecekler. Onurlu yaşam mücadelesinden bizleri vazgeçiremediler. Vazgeçiremeyecekler! Bizim mücadele tarihimiz, onurlu direniş tarihidir. Tarihimiz, korkaklar karşısında inadına cesaretin tarihidir. İdam sehpalarında baş eğmeyenlerin tarihidir. Teslimiyeti kabul etmeyenlerin tarihidir. Mücadelemiz, savaşın tüm kirlenmişliğine karşı tertemiz bir barış mücadelesidir. Mücadelemiz, faşizmin karanlığına karşı demokrasi mücadelesidir. Yolumuz, inadına barış, inadına özgürlük yoludur. Karanlığın karşısında hakikatin yoldur.  Zulmün ve haksızlığın karşısında adaletin yoldur. Yolumuz özgür gelecek yoludur.”

    “DENİZ’E SÖZÜMÜZDÜR, YARIM KALAN HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

    Katledilen yoldaşları Deniz Poyraz’a hayal ettiği dünyayı kuracaklarına dair söz veren Buldan şunları dile getirdi:

    “Adımız ayağa kalkan umuttur. Adımız, direniş ırmaklarının birleştiği Deniz’dir. Adımız; Deniz Poyraz’dır. Sana sözümüzdür Sevgili Deniz. Yarım kalan hayallerin milyonların hayalidir ve bu topraklarda mutlaka ama mutlaka yaşam bulacaktır. Senin mücadelen, senin cesaretin hepimizin mücadelesi, hepimizin cesaretidir. Milyonlar seninle tek yürek oldu, seninle Deniz oldu, seninle inanç oldu, seninle kararlılık oldu. Halklar bahçesi İzmir’den doğan güneş oldun. Hepimize ışık oldun. Milyonlara rehber oldun. Yolumuzu aydınlattın. Sana sözümüzdür. Aydınlattığın bu yolda barışı bu ülkede mutlaka gerçekleştireceğiz. Kurşunların umudu söndürmesine asla izin vermeyeceğiz. Kadifekale burçlarında ve yüreklerimizde adın her daim yankılanacaktır. Senin ve binlerce yoldaşımızın adı barış mücadelemizde sonsuza dek yaşayacaktır. Seni özleyeceğiz, seni asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Mekânın cennet olsun, yıldızlar yoldaşın olsun.”

    “KATİLİN PROFİLİ BİZLERE ORTAK BİR YÜZÜ GÖSTERMEKTEDİR”

    İzmir’de ki saldırıyı gerçekleştiren ve Deniz Poyraz’ı katleden katilin profilinin her suçun altından çıkan ortak bir profil olduğunu vurgulayan Buldan şunları aktardı:

    “Bu ülkede on yıllardır katiller yaratan karanlığın varlığını bizler çok iyi biliyor ve tanıklık ediyoruz. İzmir katliamını gerçekleştiren tetikçi tabi ki tek başına değildir. Onu örgütleyen, yönlendiren, tetiği çektiren güçlerin varlığını hiç kimse inkâr edemez. Bu ülkede işlenen her bir cinayetin, her bir suçun altından aynı ortak profil karşımıza çıkmaktadır. Katilin profili bizlere ortak bir yüzü göstermektedir. Nedir bu ortak yüz? Sayayım tek tek. Halkların kimliğine, diline, kültürüne, inancına karşı olan nefrettir. Kürt düşmanlığıdır. Barış düşmanlığıdır. Kadın düşmanlığıdır. HDP’ye yönelik ‘haşere temizliği yapılsın’ diyen soykırım dilidir. ‘Daha neler göreceksiniz’ diyen tehdit dilidir. ‘6 milyon kişinin verdiği oy kalaşnikof kurşunudur’ diyen, ‘daha fazla insan niye katledilmedi’ diye üzülen medya tetikçiliğidir. Şemdinli’de ‘İyi çocuktur’, İzmir’de ‘Adın ne abiciğimdir’ Rojava’da IŞİD’dir, Türkiye’de Susurluk’tur, mafya-çetedir! Kobanê davasındaki kumpastır! HDP’yi kapatma darbesidir! HDP’ye oy veren milyonlara yapılan bedduadır!  Soma’da madenciye atılan son yargı tekmesidir! Çorlu’daki adaletsizliktir! Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Gezi’de yapılan Alevi katliamıdır. Halkı sömüren ve yoksullaştıran soygunculuktur, talancılıktır, hırsızlıktır. Kadınları her gün katleden erkekleri koruma ittifakıdır! Evet, ortak yüzleri budur! Bunların hepsi birdir, beraberdir, kol koladır. İşte Deniz Poyraz’ı katleden de bu örgütlü, planlı birlikteliktir. İstedikleri kadar sorumluluktan kaçmaya çalışsınlar, kurtulamazlar. İzmir katliamında bu ortak yüzün sahiplerinin tamamının parmak izi, nefret izi vardır. Ve İzmir katliamında da tıpkı öncekilerde olduğu gibi suçüstü yakalandılar.”

    “BAHÇELİ KATİL İLE DİL BİRLİĞİ YAPTI”

    İktidarın siyaset adına bu kürsülerden HDP düşmanlığı ve nefret dili ürettiğini belirten Buldan son olarak şunları kaydetti:

    “İktidar ve ortağının tetikçi ile arasındaki ilişki açık olarak ortadadır. Gizleyemezsiniz! Katil hangi saiklerle cinayeti işlediğini açıklamışsa Hükümetin küçük ortağı da bugün bu kürsüden çıktı, aynı saikleri Deniz Poyraz’ı hedef gösterdi.  Ve katil ile dil birliği yaptı. Bunu çok açık ve net olarak ifade ediyorum. Cinayet iklimini kürsüden devam ettirdi. Deniz Poyraz’a terörist dedi. Ailesine terörist dedi. Ve sadece denizi ve ailesini değil bu ülkede HDP’ye oy veren milyonları hedef gösterdi. Ve Deniz’e sahip çıkan milyonları hedef gösterdi. Neden daha fazla HDP’li öldürülmedi diye adeta yakındı! Belki küçük ortağın içi henüz soğumamış. Katil ‘ben içimi soğuttum’ demesine rağmen bugün bu kürsüden iktidarın küçük ortağı içinin soğumadığını alenen ortaya koymuştur.

    Hükümetin küçük ortağı İzmir katliamını açıkça üstlenmiştir! Yeni cinayetlere, yeni katliamlara kapı aralayacak, azmettirecek olan bu tehlikeli söylemler karşısında savcıları buradan derhal göreve çağırıyoruz! Var mı yürekli bir savcı, var mı bu ülkede adaletin kırıntıları, var mı küçük ortağa haddini bildirecek yürekli bir savcı? Her gün partimize saldıranlara sessiz kalan savcıları işte bugün tam da zamanıdır diyerek bir kez daha göreve davet ediyorum.”

    PİRHA/ANKARA