Etiket: Dersim İnşa Kongresi

  • Dersim İnşa Kongresi’nden Düzgün Baba saldırısına tepki: Bu bir bellek kırımı girişimidir!

    Dersim İnşa Kongresi’nden Düzgün Baba saldırısına tepki: Bu bir bellek kırımı girişimidir!

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi, Düzgün Baba Cemevi bünyesindeki kutsal nişaneye yönelik gerçekleştirilen saldırıyı yazılı bir açıklamayla kınadı. Saldırıyı “toplumsal hafızaya ve kültürel kimliğe yönelmiş bir yok etme girişimi” olarak tanımlayan Kongre, tüm demokratik güçleri duyarlılığa çağırdı.

    Düzgün Baba Cemevi Yönetimi’nin duyurduğu kutsal mekâna yönelik saldırı, Dersim İnşa Kongresi tarafından sert bir dille protesto edildi. Yapılan açıklamada, kutsal dağda Evliya Düzgün Baba’ya ait olduğuna inanılan ayak izi nişanesinin tahrip edilmesi yalnızca fiziksel bir zarar değil, Rea Haq Kürt Alevi Kızılbaş toplumunun tarihsel varoluşuna yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirildi.

    “TESADÜF DEĞİL, ASİMİLASYON POLİTİKALARININ DEVAMI”

    Saldırının zamanlamasına dikkat çekilen açıklamada, inanca yönelik asimilasyon politikalarının altı çizildi:

    “Bu saldırı, cumhuriyet tarihi boyunca baskı altında tutulan inancımızın can damarlarını bütünüyle kesme girişimidir. Özellikle AKP iktidarının inancımızı başkalaştırma uygulamalarına hız verdiği, Dersim’de ‘Dedeler Buluşması’nın tertiplendiği günlerde yaşanmasını tesadüf olarak görmüyoruz.”

    “DÜZGÜN BABA CANLI HAFIZA ALANIDIR”

    Düzgün Baba’nın sadece bir ziyaret yeri değil, kolektif hafızanın taşıyıcısı olduğu vurgulanan metinde, mekânın manevi derinliğine şu sözlerle değinildi:

    “Düzgün Baba, Dersim coğrafyasında ezelden beri hakikat, adalet, vicdan ve maneviyatın sembolüdür. Rea Haq inancı açısından bu mekân, doğayla kurulan kutsal ilişkinin ayrılmaz bir parçasıdır. Dağ, taş ve su burada yalnızca doğal unsurlar değil, canlı hafıza alanlarıdır.”

    “HAFIZASINI KAYBEDEN TOPLUMLAR KÖKLERİNDEN KOPARILIR”

    Saldırının aynı zamanda insanlığın somut olmayan kültürel mirasını hedef aldığı belirtilerek, UNESCO prensiplerine atıfta bulunuldu. Kongre, ulusal ve uluslararası kültürel miras kurumlarını Dersim’in inançsal merkezlerine yönelik tehditler karşısında duyarlı olmaya çağırdı.

    Hafızaya yapılan saldırının geleceği hedef aldığını belirten Dersim İnşa Kongresi, açıklamasını şu çağrıyla sonlandırdı:

    “Yetkilileri bu saldırıyı aydınlatmaya ve sorumluları ortaya çıkarmaya çağırıyoruz. Düzgün Baba’ya sahip çıkmak; hafızaya, kültüre ve gelecek iradesine sahip çıkmaktır. Başta Dersim toplumu olmak üzere tüm Alevi toplumunu ve demokratik güçleri bu saldırıya karşı durmaya davet ediyoruz.”

    HABER MERKEZİ

    İLGİLİ HABERLER
    Düzgün Baba Mekanı’nda kutsal nişaneler tahrip edildi!

  • Dersim İnşa Kongresi: Sivas’ta kolektif bir katliam yapıldı

    Dersim İnşa Kongresi: Sivas’ta kolektif bir katliam yapıldı

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi, Sivas Madımak Katliamı’nın 32. yıl dönümünde yaptığı açıklamada, katliamın yalnızca devletin değil, toplumun da göz yummasıyla gerçekleştiğini vurgulayarak “Sivas’ta kolektif bir katliam yaşandı” dedi. Açıklamada, cezasızlık politikalarının sürdüğü, inkarcı devlet zihniyetinin yeni katliamların önünü açtığı belirtildi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, sanatçı ve düşünce insanı, katliamın 32. yılında çeşitli etkinliklerle anılırken, Dersim İnşa Kongresi de bir basın açıklaması yayımlayarak hayatını kaybedenleri andı.
    Açıklamada, Madımak Katliamı’nın yalnızca bireysel değil, toplumsal ve siyasal bir sorumlulukla gerçekleştiği vurgulandı.

    Olayın, televizyonlar aracılığıyla canlı yayınlarla milyonların gözü önünde yaşandığı hatırlatılarak, “Bu yanıyla salt birinci dereceden fail devletin ve siyasi iktidarın değil; toplumun da dahliyle kolektif bir katliam olarak tarihe geçti” ifadelerine yer verildi.

    “YÜZLEŞİLMEYEN HER KATLİAM YENİ KATLİAMLARA YOL AÇIYOR”

    Açıklamada Sivas Katliamı’nın münferit bir olay olmadığı, Türkiye tarihinde yaşanan birçok benzer olayla bir zincir oluşturduğu dile getirildi. Roboski ve Cizre Bodrum örnekleri hatırlatılarak, “Özellikle Cizre’de günlerce süren ağır bombardıman, hayatta kalmak için bodrumlara sığınanların televizyonlara yansıyan çığlıkları eşliğinde, ağır bir katliamla sonuçlandı. Çok açık ki, yüzleşilmeyen ve hesabı sorulmayan her katliam yeni katliamlara kapı aralar. Koçgiri’den başlayarak Zilan, Sason, Ağrı, Dersim, Maraş, Çorum başta olmak üzere günümüze kadar devam eden katliam ve soykırımlar bu gerçeğin, en somut göstergesidir” denildi.

    CEZASIZLIK POLİTİKASI ELEŞTİRİLDİ

    Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak kapatılması ve faillerin serbest bırakılmasının eleştirildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Devletin kurucu aklı yüz yıldır ret ve inkar ettiği toplumsal kesimleri katliamlar ve soykırımlar kıskacında tutmaya devam ediyor. Bu katliamlarla yüzleşmeyen devlet ve iktidar, bugün hala halklar ve inançlar arasında ayrımcılık yapmakta, farklı kimlik ve düşüncede olan yurttaşlar arasında ayrımcılığı körüklemektedir. Bu zihniyetin bir diğer politikası ise cezasızlıktır. Bunun son örneği de gene Sivas Madımak katliamı davasında sergilendi. Dava zaman aşımına uğratılıp kapatılırken, failler serbest bırakıldı.

    “BARIŞA GİDEN YOL ÖCALAN’IN ÇAĞRISINDA”

    Bu kanlı çıkmazı ve katliamları varlık gerekçesi yapan inkarcı zihniyete artık yeter diyoruz. Bu anlamda Sivas Madımak katliamının 32. Yılında PKK’nin Kurucu Önderi Abdullah Öcalan’nın, “Demokratik Toplum ve Barış,” çağrısını toplumsal barışın gerçekleşmesi ve inşası için, büyük bir fırsat olarak görüyoruz. Koçgiri’den başlayarak günümüze kadar soykırım kıskacında tutulan başta Dersim toplumu olmak üzere Kürt, Türkmen ve Arap halklarından tüm Alevi toplumunu; demokratik toplumun inşası ve toplumsal barışın kazanılması için ortak mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Leverkusen Alevi Kültür Dergahı’nda Dersim Soykırım’ı paneli yapıldı-VİDEO

    Leverkusen Alevi Kültür Dergahı’nda Dersim Soykırım’ı paneli yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Leverkusen şehrinde, Dersim Soykırım’na ilişkin panel düzenlendi. Panelde Anadolu’da tek bir kimlik yaratılmak istendiğine vurgu yapıldı.

    Leverkusen Alevi Kültür Dergahı’nda Dersim Soykırım’ı paneli yapıldı. Çerağ uyandırılması ve saygı duruşunun ardından katılımcılar HDP önceki dönem meclis üyesi Zarife Atik ve Dersim İnşa Kongresi üyesi Hüseyin Çatal konuştu.

    “SÜNNİ İSLAM DEVLETİ DERSİME DÜŞMANDIR”

    Hüseyin Çatal, Dersim’i anlatırken evreleri ayırmak gerektiğini söyleyerek şunları ekledi:

    “Yavuz Sultan Selim’den beri Müslüman, Sünni temsiliyeti Dersime düşmandır. Çaldıran Savaşı’na sefer yapılırken, Şah İsmail ile çatışmaya girilirken Dersimli’ler buna katılamazlar, ‘bu savaş sizin savaşınız’ derler. O gün, bu gündür Sünni İslam devleti, Osmanlı dahil, Türkiye Cumhuriyeti dahil Dersim’e düşmandır. Kürtler direnir, Kürtler Türk olmak istemez. Anadolu’da tek bir kimlik yaratılmak isteniyor.”

    “DERSİME İLİŞKİN İNTİKAMCI DUYGULARI VAR”

    Zarife Atik ise Dersimlilerin 1915’teki katliamda Ermeni’leri sakladığının altını çizerek, “Cumhuriyet’in ve Osmanlı’nın Dersimle bir derdi vardı. Sadece Cumhuriyet Döneminde değil, Osmanlı Döneminde de Dersime dair yazışmalar var. Osmanlı hep şunu söylüyor; “400 senedir giremedik oraya”. Bir intikamcı duyguları var. Osmanlı Balkanlar’a kadar gitmiş, Orta Doğu’ya gitmiş, Asya’ya kadar gitmiş, Hindistan’a dayanmış ama yanı başında Dersim’e girmemiştir” dedi.

    Panel sanatçı Yasin Boyraz’ın mey dinletisi ile sona erdi.

    PİRHA/ALMANYA

  • Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı -VİDEO

    Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı -VİDEO

    PİRHA- Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anısına bir anma programı gerçekleştirildi. Programda yazar Hasan Hayri Ateş, Dersim Soykırımı ve Seyit Rıza’nın idamlarına giden sürece dair bir sunum yaptı, Sunumun ardından Hakan Aday, Dersim’den kılamlar seslendirdi.

    Dersim İnşa Kongresi, Weil am Rhein Cemevi ve St. Louis Alevi Kültür Merkezi birlikte Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anısına bir anma programı gerçekleştirdi.

    Program, çerağ uyandırılması ve gulbang verilmesiyle başladı. Etkinliğin açılışında, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam sürecine ve Dersim soykırımına dair bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Anma programında yazar Hasan Hayri Ateş, Dersim Soykırımı ve Seyit Rıza’nın idamlarına giden sürece dair bir sunum yaptı, soykırımın tarihsel boyutlarını ele aldı ve günümüze olan yansımalarını detaylı bir şekilde aktardı. Sunumun ardından Hakan Aday, Dersim’le ilgili kılamlar seslendirdi.

    Yazar Hasan Hayri Ateş, katılımcılardan gelen soruları yanıtladıktan sonra etkinlik, lokmaların paylaşılmasıyla sona erdi.

    PİRHA/FRANSA

  • ‘Faşist Dervişoğlu Alevileri ve Kürtleri katletmekle tehdit ediyor; ırkçı emellerini boşa çıkaralım’

    ‘Faşist Dervişoğlu Alevileri ve Kürtleri katletmekle tehdit ediyor; ırkçı emellerini boşa çıkaralım’

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi ve Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun “Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz” sözlerine tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan iki kurum, “Faşist Dervişoğlu bu toprakların kadim inançlarını ve halklarını katletmekle tehdit ediyor. Şunu unutmayın, Seyid Rızalar gibi ne Aleviler, ne de Kürtler sizin önünüzde diz çökmedi, çökmeyecektir” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı.

    Dervişoğlu, konuşmasında Tuncer Bakırhan’ı kastederek, “Atatürk’ün kurduğu partinin genel başkanı ile çıktığı otobüsün üzerinden, senaryosu izleyeni şaşırtmayan ucuz yapımdaki yangına benzinle koşan eş genel başkan, rolü gereği repliğinde şunları söylüyor; ‘Şeyh Saitler, Seyit Rızalar, Sakineler ne yaptıysa onların yaptıklarını yapacağız.’ Ben o çok duymak istediği cevabı vereceğim. Çünkü bu cevabı alacağını bilerek konuşuyor. Cumhuriyet devleti Şeyh Saitlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun, yapılması gereken şey ne ise o yapılacaktır. Gereği yerine getirecek olanlar da işte tam buradalar, karşımdalar, yanımdalar ve milyonlarcası da arkamızdadır” dedi.

    Dersim İnşa Kongresi ve Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun sözlerine tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.

    “SEYİD RIZALAR GİBİ NE ALEVİLER NE DE KÜRTLER SİZİN ÖNÜNÜZDE DİZ ÇÖKMEDİ, ÇÖKMEYECEK”

    İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Alevileri ve Kürtleri katletmekle tehdit ettiğinin belirtildiği açıklamada, “Faşist Dervişoğlu bu toprakların kadim inançlarını ve halklarını katletmekle tehdit ediyor. Sey Rıza’lara ve Şeyh Said’lere yaptıklarının aynısını bugün de yapacaklarını ilan ediyor. Alevileri, Kürtleri 20’li ve 30’lu yıllarda katlettikleri gibi yok edeceklerini, soykırıma tabi tutacaklarını ve bunu yapacaklarından da herkesin emin olmasını istiyor. Alevilere ve Kürtlere düşmanlığını ilan ediyor. Türkiye Cumhuriyeti 1920’den itibaren tek dil, tek din, tek ırk, tek bayrak ırkçılığını hâkim kılmak için onlarca katliam yapmış, Koçgiri, Zilan, Ağrı ve Dersim’de on binlerce insanı katletmiş, soykırıma uğratmıştır. Kadın, çocuk ve çoluk ayrımı yapmadan insanlar süngülerden geçirilmiştir. Dersim’de mağaralarda insanlar zehirlenmiştir. Aleviler ve Kürtler yerlerinden yurtlarından sürgün edilmiş, dilleri yasaklanmıştır. İnançları yasaklanmış, önderleri asılmış, sürgüne gönderilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti tarihi Alevilerin ve Kürtlerin katledilmesi tarihidir” denildi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Dervişoğlu bu günde bu katliamları yapacaklarını ilan ediyor. Bu ülkede yaklaşık 25 milyon Kürt ve yine yaklaşık 20 milyon Alevi yaşamaktadır. Bu insanlık düşmanı, fütursuz faşist milyonlarca Alevi ve Kürdü katlederek ülkeyi kana bulamak istiyor. Bunu da hiç çekinmeden ilan ediyor. Biz bu katilleri Maraş, Çorum, Gaziantep, Ankara Garı ve Suruç katliamından çok iyi tanıyoruz. Bu ülkede katledilen Alevi ve Kürtlerin katillerinin hesabı sorulmamıştır. Katiller ellerini kollarını sallayarak dolaşabilmekte, hatta itibar bile görmektedirler. Alevi ve Kürdü katledebilirsiniz. Bunun cezası yoktur. Aleviler ve Kürtler bu ülkede hem devletin hem de faşist ırkçıların zulüm, baskı, öldürmelerine maruz kalmıştır. Daha dün Madımak ve Roboski katliamları devletin eliyle zaman aşımına uğratılmış, katiller cesaretlendirilmiş, ödüllendirilmişlerdir.

    Evet, tarihiniz kanlı, işlediğiniz ve hâlâ işlemekte devam ettiğiniz insanlık ve savaş suçları dosyanız kabarık. Dün Ermenileri, Rumları, Keldanileri soykırımla yok ettiniz. Bu toprakları halkların mezarlığına çevirdiniz. Bugün de savaş suçlarını Kürt kentlerinde, Rojava’da işlemeye devam ediyorsunuz. Alevilere inançlarını yasaklıyor, asimile etmek istiyorsunuz. Kürtlerin dilini, halaylarını, türkülerini yasaklıyor, vekillerini, belediye başkanlarını zindana atıyor, Kürtlerin belediyelerini zorla gasp ediyorsunuz. Bu faşist güruh şunu bilsin ki Aleviler ve Kürtler, Nesimiler gibi derileri yüzülse de, Pir Sultanlar gibi darağaçlarına asılsalar da ne inançlarından ne de kimliklerinden bir adım dahi geri atmayacaklardır.

    Buradan Alevilere ve Kürtlere sesleniyoruz. Bu faşist gruplara karşı hep birlikte el ele vererek, bu faşist ırkçıların emellerini boşa çıkaralım. Şunu unutmayın, Seyid Rızalar gibi ne Aleviler, ne de Kürtler sizin önünüzde diz çökmedi, çökmeyecektir. Bu size dün dert oldu. Bugün de dert olmaya devam edecektir.

    (HABER MERKEZİ)

  • Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

    Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden ‘Munzur Gözeleri’ açıklaması

    PİRHA-1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen Munzur Gözeleri ikinci dereceye düşürülmüştü, TMMOB tarafından açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak. Avrupa’daki Alevi örgütleri ve Dersim dernekleri ortak açıklama yaparak, “Kutsal Munzur Gözeleri birinci sit alanı derecesinden çıkarılarak her türlü müdahaleye açık hale getirilmek isteniyor. 1 Kasım günü Kutsal Munzur Gözeleri’nde yapılacak olan keşife karşı Dersim halkını, Raa Haqi inancını yaşatan, sahip çıkan herkesi Bımbarek Çımê Munzir başında toplanmaya davet ediyoruz” dedi.

    2003 yılında “1. Derece Doğal Sit Alanı” olarak tescil edilen Munzur Gözeleri’nin koruma statüsü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararıyla ikinci dereceye düşürülmüştü. Karar, 28 Temmuz 2023 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmıştı.

    TMMOB, Munzur Gözeleri’nin koruma statüsünü ikinci dereceye düşüren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi için dava açmıştı. Açılan dava kapsamında 1 Kasım’da Munzur Gözeleri’nde keşif yapılacak.

    Avrupa’daki Alevi örgütlerinden ve Dersim derneklerinden tepki geldi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG), Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim 38 Soykırımı Karşıtı Derneği; Munzur Gözeleri’nde yapılacak keşif öncesinde Dersim halkına çağrı yaptı.

    “DERSİM’İN İNANCI, KİMLİĞİ, DİLİ, KÜLTÜRÜ VE DOĞASI SALDIRI ALTINDA”

    Munzur’un Dersim’deki Aleviler için kutsal olduğu belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:

    “Dersim, Raa Haqi (Alevi) inancı, kimliği, dili, kültürü ve doğası ile her gün yeni bir saldırıya hedef oluyor. Dersim’in hafızası yok edilmek isteniyor. Devlet, belleği ile bağı koparılan Dersim’in başkalaşıma uğrayacağını, kimliğini kaybedeceğini, geçmişi ile sıcak bağını sürdüremeyeceğini, kendisine yabancılaşıp, kolay bir şekilde asimile olacağının hesabını yapıyor. Bu nedenle hem içerden hem de dışardan yeni bir fetih harekatını yıllardan beri sürdürüyor.

    Cemevi adeta bir asimilasyon merkezine dönüştürüldü. Şehir merkezinde altıncı cami inşa ediliyor. Düzenlenen sempozyumlar ile Türklük ve Sünnilik dayatılıyor, her türlü bilimsel ve etik prensiplerden uzak Dersim’in Türk ve Sünni olduğu teorileri enjekte ediliyor. Dersim Raa Haqi-Alevi inancının merkezidir, Munzur Gözeleri de serçeşmesidir.

    Kutsal Munzur Gözeleri birinci sit alanı derecesinden çıkarılarak her türlü müdahaleye açık hale getirilmek isteniyor. Kutsal Munzur Gözeleri’ne dokunulmasına karşı dur, Munzur Gözeleri’ne sahip çık, koru. Kutsal Munzur Gözeleri Raa Raq inancının can damarı, yaşam çeşmesidir. Kem ellerin uzanmasına Dersim halkı dün izin vermediği gibi bugün de vermeyecektir. Bu nedenle 1 Kasım günü Kutsal Munzur Gözeleri’nde yapılacak olan keşife karşı Dersim halkını, Raa Haqi inancını yaşatan, sahip çıkan herkesi Bımbarek Çımê Munzir başında toplanmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur ve Pülümür Vadileri ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edildi
    -TMMOB, Bakanlık Kararının Munzur Gözeleri ile ilgili kısmının iptali için dava açtı
    -Dersimlilerden hükümete tepki: Kutsal mekânlarımıza dokunmayın!-VİDEO

  • Kurumlardan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma amaçlı

    Kurumlardan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma amaçlı

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi ve Dersim 38 Soykırımı Karşıtı Derneği, ‘Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu’ ile Türkleştirme ve Sünnileştirme politikasının güdüldüğünü ifade ederek, “Bu sempozyum nine, dedelerimizin uğruna hayatlarını adadıkları, kutsal Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma ve kültürel fethini daha ileri taşıma amaçlıdır. Buna karşı Alevi toplumunu ve demokratik çevreleri Dersim’e sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    AKP hükümetinin Dersim’deki asimilasyon faaliyetleri çeşitli yöntemlerle sürüyor. Tunceli Valiliği’nin koordinasyonuyla, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi işbirliğiyle, 16-17 Ekim 2024 tarihlerinde Munzur Üniversitesi’nde “Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu” gerçekleşecek.

    Dersim İnşa Kongresi ve Dersim 38 Soykırımı Karşıtı Derneği, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tunceli Valiliği, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi tarafından 16-17 Ekim’de yapılacak sempozyuma ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada Diyanet, Munzur Üniversitesi, Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’e yönelik sistematik şekilde sürdürülen katliam ve asimilasyon politikalarına ve Alevilik inancına yönelik saldırılara vurgu yapılarak, 1937-38 fiziki soykırımından bu yana Dersim’i ısrarla kültürel soykırım kıskacında tutulduğunun altı çizildi.

    “SEYİT RIZA’NIN YARGILANDIĞI MAHKEME TARİHİ İLE AYNI ZAMANDA DENK GETİRİLDİ”

    Horasan ve Yesevilik üzerinden Türklük temelli soy miti ve köken söylenceleri oluşturmakla Dersim’in kültürü, kimliği ve inancının vurulmak istendiğine işaret edilen açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu,” yalanla örülen, ancak kadük kalmış bir hikayeyi güncelleyerek, yeniden dolaşıma sokma girişimidir. Munzur Üniversitesi, Tunceli Valiliği, Türk Tarih Kurumu ve Alevi toplumuna yönelik kayyum işlevi gören Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı el ele bu rolü üstlenmiş durumdalar.

    Bu sempozyumun, Seyit Rıza ve Dersim ileri gelenlerinin cezalandırılmasına kılıf uydurma amaçlı, 13 Ekim 1937’de ilk celsesi açılan düzmece Elazığ Mahkemesi ile aynı zaman dilimine denk getirilmesinin tesadüfü olmadığını, belirtmek isteriz. Bu yanıyla özel bir misyon üstlendiğini düşünmekteyiz.

    Elazığ mahkemesinin savcısı Hatemi Şahanoğlu, “Bu dava suikaste uğrayan Tuncelinin Dersim aleyhine açtığı davadır,” diyordu.  Şahanoğlu’nun temsil ettiği rejimin kurucu zihniyetinin her yönüyle bu sempozyumda zuhur edeceğini, devletin Tunceli zihniyetiyle Dersim’e suikastte ısrar edileceğini görebilmekteyiz.

    HORASAN VE YESEVİLİK ÜZERİNDEN TÜRKLÜK TEMELLİ SOY MİTİ OLUŞTURULMAK İSTENİYOR

    Bundandır ki hakikat ters yüz edilmekte, tarihsel olarak bir bağı olmadığı halde, Dersim, (Tunceli)” Anadolu’nun Horasan’ı olarak sunulmaktadır. Bu bağlamda ele alınacak konulara bakıldığında bilim ahlakına bağlı kalmaktan ziyade, üstlenilen misyona uygun bir söylem geliştirilmek istendiği açıktır. Böylece Dersim’in Türk olduğu, Aleviliğin bir Türk inancı olduğu yalanı, bir kez daha tekrar edilecektir.

    Horasan ve Yesevilik üzerinden Türklük temelli soy miti ve köken söylenceleri oluşturmak, böylece Kürt Alevileri Türk kimliği içinde eritmek, başından beri red ve inkar politikasının temel amacı oldu. Ancak fikir babası, İttihat Terakki’ye bağlı  Karakol Cemiyeti’nin kurucusu istihbaratçı Baha Said ve Ardılı Fuat Köprülü olan bu uyduruk ve resmi tarihin yalan tezleri günümüzde çökmüş, geçerliliğini yitirmiştir.

    Böyleyken bu yalanlardan medet ummak, bilimsel kisve altında hafıza kırım politikalarını sürdürerek red ve inkar politikalarında ısrar etmek, toplumsal sorunların çözümüne zerre katkı sunmayacaktır.

    ALEVİ TOPLUMUNU DERSİM’E SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ

    Diğer yandan sistematik bir devamlılık içinde yürütülen hafıza kırım pratiklerini hafife almanın, bu politikaların hedefindekiler açısından  ciddi bir ihmal olacaktır. Biliyoruz ki taşı delen suyun kudreti değil, damlaların sürekliliğidir. Resmi tarih anlatısının ısrarlı sürekliliği ile, kollektif hafızada önemli gedikler açılması hedeflenmektedir.

    Bundandır ki inkar rejimi, 1937-38 fiziki soykırımından bu yana Dersim’i ısrarla kültürel soykırım kıskacında tutmaktadır. Yüz yıllık sistematik hafıza, dil, inanç, demografi, doğa ve ekonomik kırım politikaları sonucu olarak Dersim büyük oranda insansızlaştırılarak, anlam kaybına uğratılmıştır.

    En büyük sorun ise, ağacın kurdu misali kırım politikalarına içeriden dahil olanlardır. Bunları, özelde Dersim’i, genelde Alevi Toplumunu kimliksizleştirmeyi amaçlayan bu türden çalışmalardan uzak durmaya davet ediyoruz.

    Sonuç olarak diyoruz ki: “Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu,” ninelerimizin, dedelerimizin uğruna hayatlarını adadıkları, kutsal Kırmanciye  topraklarımızı anlam kaybına uğratma ve kültürel fethini daha ileri taşıma amaçlıdır. Buna karşı Alevi toplumunu ve demokratik çevreleri Dersim’e sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri: Dersim kültürel soykırımla karşı karşıya!

    Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri: Dersim kültürel soykırımla karşı karşıya!

    PİRHA-Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri, Dersim’de Kürt Aleviler üzerinde uygulanan asimilasyon politikalarına dikkat çekmek amacıyla açıklama yaptı. İnisiyatif bileşenlerinin açıklamasında “Öteden beri ağır bir kuşatma altında tutulan Dersim coğrafyası ve toplumu, tarihinde hiç olmadığı kadar çok katmanlı kültürel kırım politikalarıyla karşı karşıyadır” vurgusu öne çıktı.

    Dersim merkezli sivil toplum örgütleri, devlet tarafından yürütülen asimilasyon politikalarının artış gösterdiğini belirterek dayanışma çağrısı yaptı.

    Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi Bileşenleri, Dersim halkının hiç olmadığı kadar kültürel soykırımla karşı karşıya bırakıldığını vurguladı.

    “DERSİM, AĞIR BİR KUŞATMA ALTINDA!”

    Yazılı yapılan açıklamada, AKP-MHP hükümetinin asimilasyon politikalarına değinilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Kendine özgü sosyo-kültürel özelliklerinden ötürü, öteden beri ağır bir kuşatma altında tutulan Dersim coğrafyası ve toplumu, tarihinde hiç olmadığı kadar çok katmanlı kültürel kırım politikalarıyla karşı karşıyadır. Uzun erimli bu politikalar gerek zorla gerek yaşam alanlarının daraltılması sonucu yoğun göçe sebebiyet vermiştir. Böylece günümüzde Dersim toplumu dört bir yana dağılmış; insansızlaştırılan coğrafyada kültürel kimliğin can damarları kesilerek, kendisini farklılığıyla yaşatma ve geleceğe taşıma problemi ile karşı karşıya bırakılmıştır. Topraklarından kopma sonucu kuşaklar arası aktarım büyük oranda kesintiye uğramıştır. Alevi inancının omurgasını oluşturan ocak-talip-rayber-pir-mürşit ilişkisi, geri döndürülemeyecek şekilde tahrip olmuştur. Kutsal mekanlar mana kaybına uğramış, toplumsal hafızanın taşıyıcısı söylenceler başkalaştırılmıştır. Alevi inancında kutsal görülen doğa, maden ve baraj şirketlerinin yağma alanına dönüştürülmüştür.

    Yüz yılı aşkın süredir yapılmak istenenler, en açık biçimde 1933 tarihli Jandarma Umum Komutanlığı raporunda, “Yavuz’un gazabı olmasaydı bugün güzel Anadolu’muzda bir tek Sünni’ye tesadüf etmezdik. Eğer Yavuz’un gazabı Dersim’in yalçın dağları içine girebilmiş olsaydı, herhalde Dersim’i, bugün maddi ve manevi başka bir yol üzerinde görürdük,” şeklinde dile getirilmiştir. Yavuz’un gazabından arzu edilen, Sünni Hanefi ve Türkleşmiş Dersim’dir.

    İşte, cumhuriyetin toplumsal mühendislik politikalarıyla desteklenen bu stratejik plan, “Türkiye’nin yeni yüzyılı,” olarak nitelendirilen bu yüzyılda, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, AKP/MHP iktidarınca, nihayete ulaştırılmak istenmektedir.

    “Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerdir,” diyerek “ötekini” kendince hizaya sokmayı buyuran Erbaş, Birleşmiş Milletler sözleşme ve bildirgelerini hiçe saymış, asimilasyonist politikaları derinleştireceklerini açıkça ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler (BM) Yerli Halklar Bildirgesi, “Halkların kendilerini farklı addedebileceklerini ve onlara bu özellikleriyle saygı gösterileceğini, teyid eder. İnsanlığın ortak mirasını teşkil eden medeniyet ve kültürel zenginliğe tüm halkların katkı yaptığını bildirir.

    BM’nin bu ilkesel yaklaşımına karşın, Erbaş, bir Alevi şehrinde salt camileri medenileşmenin merkezine koyarak, fetihçi bir tutum sergilemiştir. Bu kültür fetihçi akla göre “medenileştirilmesi” gereken, Dersim toplumu ve inancıdır. Konuşmanın bütününden çıkarılacak olan da budur.

    “12 EYLÜL CUNTASI GÜNCELLENEREK SÜRMEKTEDİR”

    Bu kolonyalist ve kültür fetihçi söylemin ne anlama geldiğini, Dersim toplumu, “medenileştirme harekatı” olarak lanse edilen 1938 soykırımıyla deneyimlemiştir. Çok açıktır ki, Erbaş’ın sözleri ile dile getirilen, inancın ve kültürün “medenileştirilmesidir.” Ayrıca şehrin genelinde cami sayısının 117 olduğunu ve ekseriyetinin, 12 Eylül cuntasınca özel görevlendirilen General Vali Kenan Güven zamanında yapıldığı bilinmektedir. Kenan Güven’in bir diğer icraatı da binlerce Dersim’li çocuğu ailelerinin rızası hilafına, yatılı imam hatip okullarına göndermek olmuştu. İşte, 12 Eylül cuntasının bu politikası ve ruhu güncellenerek sürdürülmektedir.

    Önemle belirtmek isteriz ki, bu aşamada kurucu devlet aklının icracılarına, mevcut politikalarından vazgeçme çağrısı yapmanın bir karşılığı olmayacaktır. Bu akıl, İttihat Terakki’den bu yana varlığını, ötekinin yokluğu üzerine kurmuş olup, bu politikayı sürdürmede ısrarlı ve kararlıdır. Yapılması gereken bu politikalardan mağdur olan tüm toplumsal kesimlerin ortak hareket tarzını yaratabilmek, böylece kuşatmayı kırabilmektir. Bu kapsamda en başta tüm Dersimlileri, farklılıklarını koruyarak, Dersim’i savunma ortak paydasında bir araya gelmeye çağırıyoruz. Gün kendi aramızdaki farklılıklara odaklanma ve ayrılıkları derinleştirme günü değil, birlikte hareket etme günüdür.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim İnşa Kongresi’nden çağrı: Devlet, Zini Gediği Katliamı’yla yüzleşmelidir

    Dersim İnşa Kongresi’nden çağrı: Devlet, Zini Gediği Katliamı’yla yüzleşmelidir

    PİRHA- Zini Gediği Katliamı’nın 86. yılı sebebiyle açıklama yapan Dersim İnşa Kongresi, “Zini, acılarımızın en derin gediğidir. Dersim halkından ve insanlık camiasından özür dilenmeli” diyerek, katliamla yüzleşilmesi çağrısında bulundu.

    8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Munzur’a bakan dağlık bir köyünde, Surbahan ve çevre köylerden toplanan 97 Alevi yurttaş “yasak bölge” ilan edilen Erzincan Zini Gediği’nde kurşuna dizildiler.

    Katliamın yıldönümünde Dersim İnşa Kongresi yazılı açıklama yayınlayarak, devletin bu katliamla yüzleşmesi gerektiğine vurgu yaptı.

    “SOYKIRIMIN SİLİNMEZ İZLERİ VAR” 

    Yapılan açıklamada aradan geçen onca yıla rağmen katliamın acısının sürdüğüne dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Dersim Soykırımı’nda yüzlerce yerin yasaklı bölge ilan edilmesinin arkasında soykırımın silinmez izleri var. Bu izlerin önemli merkezlerinden biri de unutulmaz acılarımızın en derin ve yüksek gediğidir Zini.
    Gédige Zini katliamında Sürbahan, Mağaçur, Kismikör, Balıbey, Kiştim ve şehir merkezinden toplanan 97 Rea Haq, Alevî-Kızılbaş Kürt ileri geleni kurşuna dizilmiştir. Kendilerine bir mezar dahi layık görülmemiş ve katledildikten sonra bedenleri oracıkta kurda, kuşa yem olsun diye açıkta bırakılmıştır. Yüze yakın bilinen insanımız evinden, tarlasından, iş yerlerinden alınarak saatlerce ağustos sıcağında yürütülerek Zini Geçidi’ne getirilir. Hiçbir hukuki, hiçbir vicdani, hiçbir ahlaki muhasebe yapılmadan orada kurşuna dizildiler. Katledilenlerin arasında yaralı kalan iki insan ise kayalarla kafalarına vurularak vahşice katledildi.

    Katliamın üzerinden yıllar geçti, ama yüreğimizdeki bu acı geçmedi. Yaralar sarılmadığı gibi onların yıllardır açıkta olan kemiklerini toplayıp bir mezarda kalmalarına ve anılarına bir anıt mezar taşı bile çok görüldü! Kanayan yaramıza yeniden tuz basıldı. Birçok kez anıt mezar yeri alçakça Nazi artıklarının Yahudi mezarlarına saldırılarını aratmayacak şekilde saldırıya uğradı!

    “KATLİAMLA YÜZLEŞİLSİN”

    Yıllar geçti, bir tek açıklama yapılmadığı gibi, yeniden son günlerde helalleşmekten söz edenler ve binlerce insanımızın katledilmesiyle açıkça yüzleşmeden, helalleşmek mümkün değildir.

    Zini katliamı; Kürt, Kızılbaş ve Rea Haq inancının önemli halkalarından biridir. Nedenleri, niçinleri ve gerekçeleri yıllardır yazılıyor, konuşuluyor ve tartışılıyor. Bu anlamda samimi bir yüzleşme olmadığı ve Dersim halkından ve insanlık camiasından açık bir özür dilenmediği sürece bir yüzleşmenin kabul edilmesi mümkün değildir. Ma virra nêsone, xo vira meke. Unutmadık, unutturmayacağız!”

    (HABER MERKEZİ) 

  • Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler Köln’de anıldı- VİDEO

    Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler Köln’de anıldı- VİDEO

    PİRHA- 1937’de başlayıp 1938’in sonlarına dek süren Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenleri Almanya’nın Köln kentinde anıldı. 

    4 Mayıs 1937 tarihinde TBMM’de Bakanlar Kurulu “Dersim Tenkil Kararları” adında özel bir kararname çıkarır. Bu kararname Dersim Tertelesi’nin resmi başlangıç tarihi oldu. Bu karar Dersim Tertelesi’nin resmi belgesi olarak kabul ediliyor. Bu kararla birlikte Dersim’e yönelik Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Sel Harekâtı” başlattı.

    Resmi verilere göre; 13 bin 160 kişinin öldürüldüğü, 11 bin 818 kişinin sürgün edildiği Dersim Katliamı 1938’in sonuna kadar sürdü. Binlerce sivilin hayatını kaybettiği, binlerce insanın sürgün edildiği, yüzlerce köyün boşaltılıp yakıldığı, yüzlerce kız çocuğunun kaybedildiği katliamın sonunda Seyit Rıza ve oğlunun da aralarında olduğu Dersim’in önde gelen aşiret liderleri idam edildi.

    Dersim Tertelesinin 87. yıldönümünde Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi, Avrupa Demokratik Dersim Dernekleri Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu, Dersim İnşa Kongresi, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, Dersim Kültür ve Tarih Merkezi, Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği ve Kurdische Gemeinde’nin ortak düzenlediği anma etkinliği Almanya’nın Köln kentinde Dom Kilisesi’nin önünde gerçekleşti.

    Anma Pir Ali Aba Erez ve Pir Cemal Canan çerağları uyandırılması ile başladı. Kurumlar adına ortak metni Hülya Yer Kurmanci ,Toygar Işıklı Türkçe, Yaşar Kaya Kırmançki  olarak okudu. Alman siyasetçilerin de söz aldığı anmada Sanatçı Ali Baran, Besser Şahin ve Grup Domane Dersim sahne aldı.

    PİRHA/ALMANYA

  • Dersim İnşa Kongresi: Alevi Ansiklopedisi girişimine destek verilmeli

    Dersim İnşa Kongresi: Alevi Ansiklopedisi girişimine destek verilmeli

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi, Rıza Şehri Akademisi’nin, Alevi Ansiklopedisi yazımı için başlattığı kampanyaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Yaşanan ağır düşünsel kuşatmaya, hafızasızlaştırmaya ve hakikat karartmaya karşı tüm Alevi örgütlerinin ve her sürekten Alevi toplumunun geleceğe en anlamlı mirası, bir Alevi ansiklopedisi olacaktır” denildi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Kültürel soykırıma karşı Alevi inancının hak ve hakikatini açığa çıkarmak şiarıyla kurulan Rıza Şehri Akademisi açılışını 12 Ocak’ta gerçekleştirmişti.

    Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenleyecekleri ansiklopedi yazılım kampanyasını 27 Nisan’ da başlatacağını duyurmuştu. Dersim İnşa Kongresi, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “HAFIZASIZLAŞTIRMAYA KARŞI GELECEĞE EN ÖNEMLİ MİRAS ALEVİ ANSİKLOPEDİSİDİR”

    Yapılan yazılı açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Almanya’nın Dortmund şehrinde faaliyet yürüten Rıza Şehri Akademisi, Alevi Ansiklopedisi yazımı için bir kampanya başlattığını duyurdu. Her sürekten tüm Alevileri ve örgütsel yapılarını ilgilendiren bu girişimi, gecikmiş olmakla birlikte son derece önemsediğimizi belirtmek istiyoruz. Hatırlanacağı üzere bir süre önce AKP eliyle kurulan “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” tarafından da İslamcı Akademisyenlere ve ilahiyatçılara bir Alevi “ansiklopedisi” hazırlatılacağı kamuoyuna yansımıştı. Bu girişimin, Alevi toplumunun yol esaslarına, erkan ve sürekleriyle birlikte tarihsel birikimine yönelik bir saldırı olduğu çok açıktır.

    Kadim Alevi inancını yok sayarak Sünni-İslam esaslarına göre dönüştürmek isteyen Diyanet destekli Alevi ansiklopedisi girişimine karşı edilgin kalmak, gelecek açısından ağır bir vebal olacaktır. “Aslanlar kendi hikâyelerini yazmadıkça, avcıların hikâyelerini dinlemek zorunda kalacaklar,” vecizesi tam da bu günler için Alevi bilim ve düşün insanlarına, sorumluluklarını hatırlatmaktadır. Gelecek kuşaklarımızın, kendi geçmişlerini avcılarımızın hikayelerinden duymalarını istemiyorsak, zaman yitirmeden harekete geçmek, kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.

    Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim inançlarından olan Alevilik ve bu inancın yol talibi farklı süreklerden ve halklardan Aleviler bugün İran, Irak, Suriye, Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Arnavutluk, Saraybosna, Makedonya coğrafyasında yerleşik nüfus olarak yaşamaktadır. Ayrıca yaşanan göçlerle birlikte başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde güçlü bir Alevi diasporası oluşmuş bulunuyor. Alevilerin, özellikle de Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi ülkelerde siyasi iktidarların inkarcı ve asmilasyoncu politikaları sonucu Sünni, Şii İslam ekseninde değişikliklere uğradığı, hatta ciddi düzeyde bir başkalaşım sürecine maruz kaldıkları bir hakikattir.

    Bu başkalaşımın ana sebeplerinden biri hiç şüphesiz ağırlıklı olarak sözlü geleneğe dayalı gelişen Alevi toplumunun kolektif hafızasının resmi ideoloji ve resmi tarih anlatısı karşısında ciddi düzeyde kırıma uğramasıdır. Bundan en ağır biçimde etkilenen ise, Türkiye’de inkar edilerek, yok sayılan Dersim merkezli Kürt Aleviliğinin Rea Haq süreğidir. Yaşanan ağır düşünsel kuşatmaya, hafızasızlaştırmaya ve hakikat karartmaya karşı tüm Alevi örgütlerinin ve her sürekten Alevi toplumunun geleceğe en anlamlı mirası, bir Alevi ansiklopedisi olacaktır.

    Bu bağlamda Rıza Şehri Akademisi’nin başlattığı Alevi Ansiklopedisi girişiminin, gereken ilgi ve destekle karşılanacağını, ortak çabanın ürünü olarak son halini alacağını umuyor ve diliyoruz. Biliyoruz ki zalim değişir, zulüm değişir, fakat hakikat asla değişmez. Yeter ki, Alevi Hakikati için bir mum yakalım. Bu inançla Alevi Ansiklopedisi girişimini bir kez daha selamlıyor, her sürekten Alevilerin bu anlamlı çalışmaya, maddi ve manevi destekleriyle katılacaklarına inanıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

    İLGİLİ HABERLER:
    -Rıza Şehri Akademisi, ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyası başlatıyor

     

  • Dersim İnşa Kongresi, 3. Olağan Genel Kurulunu yaptı

    Dersim İnşa Kongresi, 3. Olağan Genel Kurulunu yaptı

    PİRHA – DİK, 3. Olağan Genel Kurulunu Almanya’da gerçekleştirdi. Yapılan konuşmalarda Dersim’in inanç ve doğasına yönelik saldırılara vurgu yapıldı.

    Dersim İnşa Kongresi (DİK), 3. Olağan Genel Kurulu Frankfurt kentindeki Oberursel Alevi Kültür Merkezinde gerçekleştirdi.

    6-7 Nisan’da gerçekleşen genel kurul, Dersim’de 1937-1938’de katledilenlerin şahsında saygı duruşu ile başladı. Ardından yapılan divan seçimine FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, Özlem Yılmaz ve Haydar Uç seçildi.

    Genel Kurula, Dersim Tarih ve Araştırma Merkezi, Kurmeşliler Derneği, Uluslararası Kürecikliler Meclisi, Eski HDP Dersim Belediye Başkanı Songül Erol Abdil, KCDK-E Ekoloji Komitesi, KAWA Federasyonu, Yeşil Sol Parti Avrupa, FEDA ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği temsilcileri de katıldı.

    Dersim Belediyesi Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak’ın ve DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun mesajları okundu.

    Kurum temsilcileri, yaptıkları değerlendirmede DİK’in öneminin ve çalışmalarının UNESCO, AB ve BM’ye taşınması, Dersim Soykırımı, devam eden kültürel ve doğa kırımının kabul edilmesine yönelik birlikte çalışma yapılmasına vurgu yaptı.

    Yapılan konuşmaların ardından Dersim İnşa Kongresi’nin iki yıllık çalışma raporu değerlendirildi. Dersim ve çevresinin güncel ve tarihsel sorunlarının dile getirildiği raporda Dersim’in inanç ve doğasına yönelik saldırılara vurgu yapıldı.

    Kurulda, Dersim’in sorunlarına yönelik çaba harcayan kurumların devletin asimilasyonuna ve doğa tahribine karşı birlikte çalışmasının önemine vurgu yapıldı.

    Kurulun devamında seçimler yapılarak Dersim İnşa Kongresi’nin 7 kişilik yönetimi belirlendi. Yeni yönetim ilk toplantıda, eş sözcüler başta olmak üzere görev dağılımı yapacak.

    PİRHA/ALMANYA

  • Seyit Rıza ve yoldaşları Almanya’da DİK, FEDA ve cemevleri öncülüğünde anılacak

    Seyit Rıza ve yoldaşları Almanya’da DİK, FEDA ve cemevleri öncülüğünde anılacak

    PİRHA- İdam edilişinin 86. yılında Seyit Rıza ve arkadaşları DİK, FEDA ve yereldeki cemevleri öncülüğünde Almanya’da anılacak. 

    86 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyit Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşları için Dersim İnşa Kongresi (DİK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) öncülüğünde Hochtaunus ve Weil Am Rhein cemevlerinin desteğiyle anmalar yapılacak.

    WEİL AM RHEİN

    Weil am Rhein’deki anmada, ‘Dersim Tertelesi ve Seyit Rıza ve Yol Arkadaşlarının Yargılanma/İdam Süreci’ başlıklı panel gerçekleşecek.

    18 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’de Weil am Rhein AKM Cemevi’nde yapılacak panele Yönetmen-Yazar Nezahat Gündoğan ve Demokratik Alevi Federasyonu Eş Genel Başkanı Demir Çelik panelist olarak katılacak.

    FRANKFURT

    Dersim İnşa Kongresi ve Demokratik Alevi Federasyonu ve Hochtaunus AKM Cemevinde öncülüğünde gerçekleşecek anmaya DİK Eş Başkanı Hülya Yer, HEDEP Dersim Milletvekili Ayten Kordu, FEDA Temsilcisi İmam Canpolat, Oberursel Alevi Kültür Merkezi Eş Başkanı Veli Balaban’ın yanı sıra sanatçılar Ferhat Tunç ve Hasan Sağlam katılacak.

    19 Kasım Pazar günü In Den Schwarz Wıesen 18, 61440 Oberursel adresinde gerçekleşecek anma saat 12.00’de başlayacak.

    PİRHA/ALMANYA

     

  • DİK: Sivas’ın faili kurucu devlet aklı ve icracısı siyasal aktörlerdir!

    DİK: Sivas’ın faili kurucu devlet aklı ve icracısı siyasal aktörlerdir!

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi, Madımak Katliamının 30. yılında yaptığı yazılı açıklamada, soykırımcı zihniyetin cumhuriyetin 100. yılında nihai sonucu ulaşmak istediğini kaydederek, “2 Temmuz Madımak katliamının 30. ve cumhuriyetin 100. yılında öncelikle demokratik çevrelerin, soykırım ve katliamlara yönelik alışıla gelmiş yaklaşımları terk ederek, bütün boyutlarıyla hakikate ulaştıracak ortak bir tutum geliştirmesi zorunludur” denildi. 

    Dersim İnşa Kongresi (DİK), 2 Temmuz 1993’te faşist-gerici gruplar tarafından asker ve polisin gözü önünde gerçekleştirilen Sivas Katliamının 30’uncu yılı nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. 2 Temmuz Sivas Katliamının, Koçgiri ile başlayan ve 1938 Dersim Soykırımı ile zirveye ulaştırılarak kesintisiz yürütülen çok katmanlı soykırım sürecinin önemli bir halkası olduğuna işaret edildi.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin anıldığı açıklamada, Alevilere yönelik sistematik katliamlardan olan Madımak’ın faillerinin devlet aklı ve onun icracısı olan siyasal aktörler olduğuna vurgu yapıldı.

    “SOYKIRIM PARADİGAMASI BAŞARIYA ULAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Dersim İnşa Kongresi’nin, Madımak Katliamının 30’uncu yılına dair açıklamasında şunlar kaydedildi:

    “Önemli bir zaman kesitinde karşıladığımız 2 Temmuz’un bu yıl dönümünde, Sivas/Madımak katliamında yitirdiğimiz canlarımızın hatıraları önünde bir kez daha saygıyla, minnetle eğiliyoruz. Katliamcı ve soykırımcı devlet aklını, bu aklın icracısı siyasal aktörleri ve kan dökmek için kışkırtılarak vecd içinde harekete geçirilen güruhları şiddetle lanetliyoruz.

    Bu yıl 2 Temmuz katliamının 30. yıl dönümü, cumhuriyetin 100. yılına denk geliyor. Bunun salt sembolik bir kesişme olmadığı çok açıktır. Yüz yıl önce oluşturulan paradigma günümüzde, “2023 Vizyonu, ve “Türkiye Yüzyılı” söylemi ile Recep Tayyip Erdoğan komutasında AKP/MHP-HÜDA-PAR faşizan iktidarınca sonuca ulaştırılmak istenmektedir.

    Hiç kuşkusuz karşılanacak yüz yıl inkarcı, tekçi cendereden çıkmak ve çoğulcu temelde özgürlükçü demokratik bir yaşam kurmak isteyen toplumsal kesimler açısından da stratejik önemdedir.

    FAİL DEVLET AKLI VE İCRACISI SİYASAL AKTÖRLERDİR

    Bu bağlamda 2 Temmuz Madımak katliamının 30. ve cumhuriyetin 100. yılında öncelikle demokratik çevrelerin, soykırım ve katliamlara yönelik alışıla gelmiş yaklaşımları terk ederek, bütün boyutlarıyla hakikate ulaştıracak ortak bir tutum geliştirmesinin zorunluluğunu vurgulamak isteriz. Fail kurucu devlet aklı ve icracısı siyasal aktörlerdir.

    Farklı toplumsal kesimleri hedef alan hiçbir katliam, bir anda meydana gelmiş olayların sonucu değildir. Sistematik olarak bir topluma yönelmiş katliamların gerçek failleri ve sorumluları, hangi saiklerle olursa olsun kışkırtılmış güruhlar değildir. Dolayısıyla süreklilik kazanmış Alevi katliamlarında da gerçek sorumlular, sahnede gördüklerimiz değildir. Fail, sistem içi siyasal güçleri ayrımsız birleştiren kurucu devlet aklıdır.

    KATLİAMLA YÜZLEŞME YERİNE, ÜZERİNE KARA ÖRTÜ SERİLDİ

    2 Temmuz Madımak katliamı bağlamında öncesi ve sonrasıyla yaşananlar ele alınırken, Koçgiri katliamında saklı olan şifrenin, geniş kesimlerin ortak tutumuyla deşifre edilmesini, hakikate ulaşmak açısından zaruri görüyoruz.

    Bu şifre, Koçgiri katliamında şekillenen kurucu aklın nirengi noktasıdır. Tüm siyasal tonlarıyla rejimin, günümüze kadar devam eden değişmez siyasal tutumudur. Bu şifre, geliştirilen tüm katliamlara yönelik cezasızlığın temel norm haline getirilmesidir. Soykırımlarla ve katliamlarla yüzleşmek yerine, üzerine kara bir örtü serilmesidir.

    Bilindiği üzere Koçgiri katliamı Ekim 1921’de Meclis gizli oturumunda ele alınmış ve milletvekilleri büyük çoğunlukla yaşanan katliamın sorumlusu Sakallı Nurettin’in yargılanıp, cezalandırılmasını istemiştir. Ancak Mustafa Kemal,  “Bu iş benimle Bakanlar Kurulu arasında bir sorun çıkmasına yol açtı. Ben, Nurettin Paşa’ya uygulanmak istenen işlemi kabul etmedim. Fevzi Paşa (Çakmak) Hazretleri de benim görüşüme katıldı. Meclis’te Nurettin Paşa’yı savundum, kendisini ağır bir işleme uğramaktan kurtardım,” diyerek yargılamaya izin vermemiştir.”

    ALEVİ BELTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI VE ÇEDES’E TEPKİ

    Farklı kimlik ve kültürleri hedefleyen her katliam, yürürlükte olan fiziksel ve kültürel soykırım planının bir parçası olduğuna işaret edilen açıklamada, “2 Temmuz vesilesi ile önemle belirtmek isteriz ki; AKP/MHP/HÜDA-PAR/Yeniden Refah gerici, faşizan iktidar bloğu Şark Islahat Planı, Zorunlu İskan Kanunu, Tekke ve Zaviyeler Kanunu gibi cumhuriyetin kurucu belgelerini güncelleyerek sonuca gitmek istiyor. Özellikle, “Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür Ve Cemevi Başkanlığı” ve ÇEDES olarak formüle edilen okullarda imamların görevlendirilmesi projesi, kadim Alevi itikadının Sünni İslami daire içine alınarak, eritilmesini hedeflemektedir. Yaşanan çok yönlü saldırılara karşı çoklukta birlik ilkesi ile daha geniş bir mücadele hattını yaratılması, ertelenemez temel önceliktir” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • 13. Avrupa Dersim Kültür Festivali, 26-27 Mayıs’ta Frankfurt’ta yapılacak

    13. Avrupa Dersim Kültür Festivali, 26-27 Mayıs’ta Frankfurt’ta yapılacak

    PİRHA- 13. Dersim Kültür Festivali, Almanya’nın Frankfurt kentinde 26-27 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek. Tertip Komitesi, Frankfurt Rebstockpark’ta yapılacak festivale ilişkin “Dersim’e sahip çıkmak dilimize, kültürümüze, kimliğimize ve geleceğimize sahip çıkmaktır. Gelin, hep beraber Dersim’i yaşayalım, yaşatalım” çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim İnşa Kongresi (DİK) 13. Dersim Kültür Festivali’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “13. Avrupa Dersim Kültür Festivali 26-27 Mayıs 2023 tarihlerinde Frankfurt’ta gerçekleşecektir. Türk ulus devletinin inkârcı, katliamcı ve soykırımcı birinci yüzyılının geride kalacağı, ikinci yüzyıla girmek üzere olduğumuz bu süreçte, Avrupa Dersim Kültür Festivali inkârın, katliamın ve soykırımların yaşanmayacağı yeni yüzyılda halkların ve inançların özgür ortak yaşamlarına vesile olsun istiyoruz” denildi.

    FESTİVAL 2 GÜN SÜRECEK

    İki gün sürecek festivalin ilk gününde düzenlenecek “T.C. Soykırımlarla Yüzleşsin!, Demografik değişimi durdursun” konulu panele Jineoloji Komite Üyesi Haskar Kırmızıgül, Yazar Turabi Saltık ve araştırmacı İmam Canpolat katılacak.

    Her yıl geleneksel festivalde cem erkanının, anaların ve pirlerin yer aldığı postlar kurulurken, bu yıl Alevi inancına ve Alevi yoluna gönül vermiş zakirlere ve bağlamalarının tellerine yer verilecek, nefesler ve deyişler akşamı düzenlenecek. Alevi inancının sözlü tarihlerinden biri olarak bilinen beyit, deyiş ve klamlar seslendirilecek.

    KADIN, ÇOCUK VE İNANÇ PANELLERİ

    Festivalin ikinci günü ise kadın, çocuk ve inanç konulu panel düzenlenecek. “İki tutam saç. Dersim’in kayıp kızları” gibi belgeseller ile tanınan araştırmacı Nezahat Gündoğan, Kürt Kadın Hareketi’nden Besime Konca ve eğitmen İnci Kaya panelin konukları olacak.

    ÇOKÇA SANATÇI YER ALACAK

    Festivalde Ayfer Düzdaş, Ferhat Tunç, Huriye Ahuzar, Grup Munzur, Ozan Rencber, Leyla Soysüren, Hasan Sağlam, Ozan Serdar, Umuda Haykırış ve Arêyê Kay sahneye çıkacak.

    Ressam Serpil Odabaşı da Kürtlere yönelik zulum, katliam ve isyanı konu alan eserlerini festivalde sergileyecek.

    Ayrıca çok sayıda yazar, araştırmacı da açılacak çadırda okuyucularıyla buluşacak. Ülkede ve Suriye’de yaşanan depremden kaynaklı her yıl düzenlenen Dersim düğünü ise bu yıl yapılmayacak.

    ÇOCUKLAR İÇİN ÖZEL ALAN

    Festivalde çocuklar da her yıl olduğu gibi unutulmadı. Dersim Kültür Festivali’nde OutdoorKids spor ve animasyon ekibi ile çocuklar için özel bir alan olacağını belirtti.

    Festivalde buluşma çağrısında bulunan Tertip Komitesi şu mesajı verdi:

    “Dersim’e sahip çıkmak dilimize, kültürümüze, kimliğimize ve geleceğimize sahip çıkmaktır. Gelin, hep beraber Dersim’i yaşayalım, yaşatalım. Şalvarını al da gel, peştemalını sar da gel, zılgıtını çal da gel misali sizleri ağırlayabilmek için, omuz omuza halaylarımızı çekmeye günleri sayıyoruz. Yaşam ve mücadele birliğinin ve ortak bağlarımızın önemli bir sembolü haline dönüşen Dersim Kültür Festivali’ne yediden yetmişe herkesi bekliyoruz.”

    15’İ AŞKIN KURUM DESTEKLİYOR

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Dersim İnşa Kongresi (DIK) tarafından düzenlenen festivali, Maraş Dernekleri Federasyonu, Koçgiri, Ovacık Kurmeş, Kareliler dernekleri, Kürecik İnisiyatifi’nin de aralarında bulunduğu 15’i aşkın kurum destekliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

     

  • İsviçre’de Tertele anması: Dersim kolonyal bir soykırımdır!-VİDEO

    İsviçre’de Tertele anması: Dersim kolonyal bir soykırımdır!-VİDEO

    PİRHA- Dersim Soykırımı’nın 86. yılında İsviçre’de ortak programla düzenlenen anmada konuşan Doç. Dr. Yektan Türkyılmaz, “Dersim’liler sadece fiziki soykırıma maruz kalmamıştır. Kürt ve Kızılbaş kimliğinin bir bütünen yok edilip yeni kimlik dizaynına dayalı bir kırımdı ve bugüne değin çok yönlü olarak hala devam ediyor” dedi.

    Video eklenecek…

    Dersim İnşa Kongresi (Dik), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Bern Alevi Dergahı ‘Dersim Soykırımında Yitirdiğimiz Canları Anıyoruz’ çağrısıyla soykırımın 86. yılında katledilenleri andı.

    İsviçre’nin Bern şehrinde Dersim İnşa Kongresi, Bern Alevi Dergahı ve Demokratik Alevi Federasyonu’nun ortak programıyla Dersim Tertelesi’nin 86. yılında katledilen canlar anıldı.

    Diyarbakır Belediyesi eski eşbaşkanı Fırat Anlı, eski milletvekili Yurdusev Özsökmenler, Batman Belediyesi eski eşbaşkanı Nejdet Atalay ve KESK eski eş genel başkanı Lami Özgen’de paneli dinleyenler arasındaydı. Bern Alevi Dergahı yönetiminden Hüseyin Dağdaş’ın kısa selamlaması sonrası FEDA İsviçre temsilcisi Songül Çelik tarafından uyandırılan çerağlar sonrasında anma başladı.

    “KÜRT VE KIZILBAŞ KİMLİĞİ YOK EDİLDİ”

    Dersim İnşa Kongresi genel meclis üyesi Hüseyin Berkan Alpar’ın moderatörlüğünde devam eden panelde Central Europa Üniversitesinden Doç. Dr. Yektan Türkyılmaz, Dersim Soykırımı ile ilgili sunum yaptı. Ermeni Soykırımı ile Dersim Soykırımının birbirinden farklı şekilde alınması gerektiğini aktaran Türkyılmaz, “Ermeniler tehcir ve fiziki kırıma maruz kalırken, Dersimliler çok uzun yıllara dayanan plan sonucunda soykırıma maruz kalmıştır. Dersimliler sadece fiziki soykırıma maruz kalmamıştır. Kürt ve Kızılbaş kimliğinin bir bütünen yok edilip yeni kimlik dizaynına dayalı bir kırım olmuştur ve bugüne değin çok yönlü bir kırım olarak hala devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

    Ayrıca Dersimde yaşananların Kürt sorununun bir parçası olduğunu bu şekilde ele alınmasının daha sağlıklı bir değerlendirme olduğunu vurgu yapan Türkyılmaz, bunun yanı sıra Dersim’i klasik sömürgecilik üzerinden değil kolonyalizm üzerinden değerlendirmek gerektiğini dile getirdi.

    Sunumun ardından katılımcıların sorularıyla devam eden panel Yektan Türkyılmaz’ın cevaplarıyla sona erdi.

    PİRHA/İSVİÇRE

  • DİK delegasyonu İsviçre Parlamentosu’na Dersim Soykırımı dosyasını sundu

    DİK delegasyonu İsviçre Parlamentosu’na Dersim Soykırımı dosyasını sundu

    PİRHA- Dersim Soykırımı’nın 86. Yılında Dersim İnşa Kongresi delegasyonu, İsviçre Sosyal Demokrat Parti (SP) Federal Parlamento grubuna Dersim Soykırımı ile hazırlanan dosyayı sundu.

    Dersim İnşa Kongresi’ni, İsviçre Bern’deki Federal parlamentoda Sosyal Demokrat Parti (SP) Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Jon Pult ve beraberindeki heyet ağırladı. Delegasyon tarafından heyete Dersim Soykırımı’na dair sunum yapılarak dosya sunuldu.

    Dersim İnşa Kongresi delegasyonunda Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, FEDA İsviçre temsilcisi Songül Çelik ve Dersim İnşa Kongresi genel meclis üyesi Hüseyin Berkan Alpar yer aldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Soykırımı’nda katledilenler İsviçre’de anılacak

    Dersim Soykırımı’nda katledilenler İsviçre’de anılacak

    PİRHA- Dersim Soykırımı’nın 86. yılında İsviçre’de ortak programla katledilenler anılacak. 

    Dersim İnşa Kongresi (Dik), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Bern Alevi Dergahı ‘Dersim Soykırımında Yitirdiğimiz Canları Anıyoruz’ çağrısıyla soykırımın 86. yılında katledilenleri anacak.

    7 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te başlayacak anmaya, Dr. Yektan Türkyılmaz panelist olarak katılacak.

    Tüm canlar anma programlarında yer almaya davet edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DİK: Munzur Çem’in mücadele azmi, eserleri ve yaşamı bizlere yol gösterici olacak

    DİK: Munzur Çem’in mücadele azmi, eserleri ve yaşamı bizlere yol gösterici olacak

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi (DİK), Yazar Munzur Çem’i anarak, devlet eliyle sistematik olarak geliştirilen hafıza kırım politikalarına karşı Dersim toplumunun dilini, kültürünü ve inancını savunduğunu kaydetti.

    Almanya’da Hakk’a yürüyen Kürt Araştırmacı ve Yazar Munzur Çem, Çarşamba günü Berlin Cemevi’nde gerçekleşecek Hakk’a uğurlama erkanı sonrasında Bingöl Kığı’ya bağlı Seter köyünde toprağa sırlanacak.

    Kürt yazar, araştırmacı ve derleyici, Zazaki-Kırmancki’nin standardize edilmesine büyük katkı sunan dilbilimci Munzur Çem‘i anan Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim soykırımının hakikat arayışının öncülerinden Çem’in paha biçilemez miras bıraktığını kaydetti.

    “HAFIZA KIRIM POLİTİKALARINA KARŞI TOPLUMUNU SAVUNDU”

    Dersim İnşa Kongresi’nin Munzur Çem’e dair mesajı şöyle:

    “Dersimli yazar, fikir insanı ve politik aktivist Munzur Çem’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Acılı ailesine başsağlığı diliyor, acısını paylaşıyoruz. Acısı acımızdır. Bir bütün Dersim toplumunun ve Kürt halkının acısıdır.

    Munzur Çem, Dersim Soykırımı’nın akabinde dünyaya gelmiş ve soykırımın acısını derinden hissederek yaşamını sürdürmüştür. Sahip olduğu duyarlılıkla hayatını Kürt halkının özgürlük mücadelesine adarken; Dersim Soykırımı’nda da hakikat arayışının ilk öncülerinden oldu. Böylelikle, resmi ideoloji cephesinden üretilerek dolaşıma sokulan hakikat dışı söyleme, yaşamı boyunca kararlılıkla ve taviz vermeden karşı durdu. Devlet eliyle sistematik olarak geliştirilen hafıza kırım politikalarıma karşı kadim Dersim toplumunun dilini, kültürünü ve inancını savundu.

    “MÜCADELE AZMİ YOL GÖSTERİCİDİR”

    Soykırım mağdurlarının hakikatini açığa çıkartmak için sözlü tarih çalışmaları yaptı, romanlar yazdı, tarihi gerçekleri ortaya koyan araştırma inceleme kitapları yayınladı, ana dil üzerine çalışmalar yaptı. Dolayısıyla Sevgili Munzur Çem Hakk’a yürürken, bizlere, paha biçilemez bir miras bıraktı. Mücadele azmi, yazınsal eserleri ve yaşam tarzı bizlere her zaman yol gösterici olacaktır. O yaptıklarıyla kendini çoktan ölümsüzleştirmeyi başarmıştır. Devri daim, yıldızlar yoldaşı olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Seyit Rıza ve yol arkadaşları İsviçre’de kitlesel anıldı-VİDEO

    Seyit Rıza ve yol arkadaşları İsviçre’de kitlesel anıldı-VİDEO

    PİRHA- İdam edilişlerinin 85. Yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları İsviçre’deki ortak programla anıldı.

    Dersim’de 85 yıl önce idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve arkadaşları anılıyor. Bundan tam 85 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyit Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan göstermelik mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    Dersim İnşa Kongresi (Dik), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu ile birlikte İsviçre’nin Winterthur şehrinde Alevi-Bektaşi Kültür merkezinde Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını ortak programla andı.

    Panelde, Seyit Rıza ve soykırımda katledilenlere ait fotoğrafların asıldığı panele Dr. Fikret Zengin, FEDA temsilcisi Songül Çelik, Yazar Hüseyin Can ve İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu Onursal Başkanı Bülent Ant konuşmacı olarak katılacak. Ayrıca Şenay ve Savaş Aslan’ın müzik dinletisinin yanı sıra Veysel Tekin’in hazırladığı  sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi.

    PİRHA/İZMİR