Etiket: dersimliler derneği

  • Adana’da DAD ve Dersimliler Derneği aşure lokmasını pay etti-VİDEO

    Adana’da DAD ve Dersimliler Derneği aşure lokmasını pay etti-VİDEO

    PİRHA-DAD Adana Şubesi ve Adana Dersimliler Derneği Muharrem ayı dolayısıyla ortak bir etkinlik düzenleyerek aşure dağıttı.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Adana Şubesi ve Adana Dersimliler Derneği, Muharrem ayı dolayısıyla ortak aşure etkinliği düzenledi.

    Dersimliler Derneği Adana Şubesi binasında düzenlenen etkinliğe Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İnsan Hakları Derneği (İHD), Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “AŞURE FARKLILIKLARI BİR ARAYA GETİRMEDİR”           

    Çıra yakılarak başlanan etkinlikte konuşan DAD Adana Şubesi Eş Başkanı Zeynel Kete, “Alevilerin her dönem zor günlerden geçiyor. Tarihin her döneminde zorbalara karşı Hüseyin olup mücadele etmeliyiz. Aşure, birçok rivayette topluluklar bir krizden, bir kaostan kurtulduktan sonra toprak anaya ve topluma bir şükran borcu olarak, kutsal şükran aşı olarak günümüze kadar gelmiş. Ortadoğu ve Mezopotamya’ çok yaygındır bu gelenek. Aşure farklılıkları bir araya getirmedir. Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyde budur. Farklılıkların kendi dilini, inancını yaşayarak bir arada özgür şekilde hayata devam etmesidir” dedi.

    Dersimliler Derneği Başkanı Yılmaz Eroğlu ise, “Oruç bizim ritüelimizde en akla, mantığa uygun şekliyle tutuluyor. Dersim’de ormanlar yanıyor bugün. Ne yazık ki yasak denilerek o bölgeye bırakmıyorlar ve söndürmüyorlar. Milli servettir ormanlar o yüzden hep ilericiler savunuyor. Birliğe ve beraberliğe önem verelim öyle yaşayalım istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Konuşmalarının ardından aşure lokmaları paylaştırıldı.

    PİRHA/ADANA

  • Zeroğlu:Dersimliler kendi doğasını, toprağını korumalıdır-VİDEO

    Zeroğlu:Dersimliler kendi doğasını, toprağını korumalıdır-VİDEO

    PİRHA-Dersim Hozat’ta orman yangını yayılarak devam ederken, Adana Dersimliler Derneği Başkanı Yılmaz Zeroğlu, ormanların milli servet olduğunu belirterek, “orman yangını hala devam etmesi ve müdahale edilmemesi bizi düşündürüyor” dedi. 

    Dersim’in Hozat ilçesinin Danzi ve Kurukaymak köyü Koçeri mezrasında 17 Ağustos’ta askeri operasyonlar sırasında başlayan orman yangını yayılarak devam ediyor.

    Yangına ilişkin açıklama yapan Adana Dersimliler Derneği Başkanı Yılmaz Zeroğlu, ormanların milli servet olduğunu belirterek, “orman yangını hala devam etmesi ve müdahale edilmemesi bizi düşündürüyor” dedi.

    Zeroğlu, çıkan orman yangını nedeniyle gökyüzünün tamamen karardığını yereldeki yurttaşların kendilerine ilettiğini ifade ederek, “Ama ne yazık ki toplumda bir duyarsızlık var. Değerlemiz elden gidiyor ve seyretmekten başka birşey yapmıyoruz” diyerek Türkiye toplumuna duyarlılık çağrısında bulundu.

    DEDEF’in ciddi bir çalışma yürütüp kqmuoyu oluşturması gerektiğini vurgulayan Zeroğlu, “Yetkilileri harekete geçirecek bir girişimde bulunmamız gerekiyor. Dünyanın her yerinde yaşayan Dersimlilerin kendi doğasını, toprağını koruyacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    Diren KESER/ADANA

     

  • ‘Bütün baraj, HES ve maden projeleri durdurulsun’

    ‘Bütün baraj, HES ve maden projeleri durdurulsun’

    PİRHA- “14 Mart Uluslararası Nehirler, Su ve Yaşam için Barajlara Karşı Eylem Günü” dolayısıyla Dersimliler Dernekleri, İstanbul ve Bursa’da açıklama yapılarak, “Yargı kararlarının yanında bilimsel raporların, yöre halkının tepki ve mücadelesini hiçe sayarak, vadilerimiz, dağlarımız, yaşam alanlarımıza geri dönüşümsüz zararlar veren; şirketlerin kontrolüne verilmesini de kapsayan bütün Baraj, HES ve maden projeleri durdurulsun” çağrısında bulunuldu.

    Dersim Dernekleri Federasyonu İstanbul Kadıköy’de, “14 Mart Uluslararası Nehirler, Su ve Yaşam için Barajlara Karşı Eylem Günü” dolayısıyla eylem yaptı. Kadıköy İskele Meydanı’nda gerçekleşen eylemde, DEDEF adına açıklamayı Ulaş Yeğin okudu.

    Yeğin, Dersim coğrafyasının bu yağma ve talanın adreslerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Mücadelemizi dün olduğu gibi bugün de, yarın da yılmadan büyüterek devam ettireceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Dost düşman bilsin ki; Dersim’de doğa kazanacak. Suyunu, yaşamını, yaşam alanlarını sermayeye teslim etmeyenler; vadisini, deresini, merasını, ormanını, toprağını, Doğasını, Emeğini koruyanlar, kapitalizme, emperyalizme karşı mücadele edenler olarak bir kez daha haykırıyoruz, talanınıza geçit vermeyeceğiz!” dedi. Açıklama müzik dinletisi ile sona erdi.

    Bursa Dersimliler Derneği de, dernek binasında yaptığı açıklamada, Mücadelemizi dün olduğu gibi bugün de, yarın da yılmadan büyüterek devam ettireceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Dost düşman bilsin ki Dersim’de doğa kazanacak! Yargı kararlarının yanında bilimsel raporların, yöre halkının tepki ve mücadelesini hiçe sayarak, vadilerimiz, dağlarımız, yaşam alanlarımıza geri dönüşümsüz zararlar veren; şirketlerin kontrolüne verilmesini de kapsayan bütün Baraj, HES ve maden projeleri durdurulsun” çağrısında bulunuldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Dersimliler, suyuna, doğasına, toprağına sahip çıkacaktır’-VİDEO

    ‘Dersimliler, suyuna, doğasına, toprağına sahip çıkacaktır’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Dernekleri Adana ve Mersin’de “14 Mart Uluslararası Nehirler, Su ve Yaşam için Barajlara Karşı Eylem Günü” vesilesiyle basın açıklaması düzenledi. Açıklamada “Dersimin çığlığını haykırmaya ve doğamız için ayakta olduğumuzu duyurmaya geldik” denilerek, Dersim halkının suyuna, toprağına, yaşam alanlarına, tarihi- kültürel ve sosyal değerlerine sahip çıkacağı vurgulandı.

    Mersin ve Adana Dersimliler Dernekleri, “14 Mart Uluslararası Nehirler, Su ve Yaşam için Barajlara Karşı Eylem Günü” vesilesiyle dernek binalarında basın açıklaması düzenledi.

    Açıklamalarda, “Dersimin çığlığını haykırmaya ve doğamız için ayakta olduğumuzu duyurmaya geldik” denilerek, “Yerli ve uluslararası şirketler, pandemi koşullarını da fırsat bilerek ülkemizin dört bir yanında ormana, suya doğaya karşı büyük bir yağma hareketini arttırarak devam ediyorlar. Dersim coğrafyası olarak biz de “payımıza” düşeni fazlasıyla alıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    “DERSİMLİLERİN TOPRAĞINA, SUYUNA, ORMANINA, KÜLTÜRÜNE VE İNANCINA SAHİP ÇIKMA İRADESİ BASTIRILMAK İSTENİYOR”

    Peyzaj düzenlemesi altında Munzur Gözeleri’nin hafızasının silinmesi, ziyaretgâhımızın talan edilmesine karşı Dersim halkı değişik tarihlerde basın açıklaması yaparak, cem tutarak ve insan zinciri oluşturarak tepkisini dile getirdiğine dikkat çekilen açıklamalarda, Dersimlilerin toprağına, suyuna, ormanına, kültürüne ve inancına sahip çıkma iradesi, bu türden gerekçelerle bastırılmak istendiği belirtildi.

    “İNSAN DİLİYLE KENDİ HAKLARINI SAVUNAMAYAN TÜM CANLILARIN SESİYİZ”

    Dersim halkının haklılığı; projenin mahkeme kararıyla iptal edilmesiyle bir kez daha hukuken de tescil edildiği vurgulanan açıklamada, şunlara dikkat çekildi:

    “Geçtiğimiz dönemde Tarım ve Orman Bakanlığı ara ara dağ keçilerinin avlanması için ihaleye çıkarsa da yaptığımız itirazlarla iptal edildi. Bir kez daha haykırıyoruz bir canlıyı öldürmenin sporu, turizmi, hobisi, ihalesi olamaz! Bu dünya üzerindeki yaşamı paylaştığımız, yaşam hakları ve alanları ellerinden alınan tüm canlıların, İnsan diliyle kendi haklarını savunamayan tüm canlıların sesiyiz. Dersim’in birçok bölgesi maden sahası olarak ilan edilmiş olup geçtiğimiz günlerde Dersim – Çemişgezek ilçesi Ekirek (Gözlüçayır) köyü Merekler – Sekatır – Kıraçlar mıntıkasında maden arama çalışmaları başlatılmak istenmiştir. Halkımızın verdiği tepki ile maden şirketi geri çekilmiştir.”

    “DOST DÜŞMAN BİLSİN Kİ DERSİM’DE DOĞA KAZANACAK!”

    Yargı kararlarının yanında bilimsel raporların, yöre halkının tepki ve mücadelesini hiçe sayarak, vadilerin, dağların, yaşam alanlarının geri dönüşümsüz zararlar veren; şirketlerin kontrolüne verilmesini de kapsayan bütün Baraj, HES ve maden projeleri durdurulması çağrısının yapıldığı açıklama, “Bizler, suyuna, toprağına, yaşam alanlarına, tarihi- kültürel ve sosyal değerlerine sahip çıkan Dersim Halkı olarak; Akıl, bilim ve izandan yoksun projelerin uygulayıcıları ve sahiplerini bir kez daha uyarıyoruz. Sizlerin, yaşam alanlarımızı yok edecek projelerinize Dersimde yaşam hakkı tanımayacağız. Suyunu, Yaşamını, Yaşam Alanlarını sermayeye teslim etmeyenler; Vadisini, Deresini, Merasını, Ormanını, Toprağını, Doğasını, Emeğini koruyanlar, kapitalizme, emperyalizme karşı mücadele edenler olarak bir kez daha haykırıyoruz, talanınıza geçit vermeyeceğiz!” denilerek sonra erdirildi.

    PİRHA/MERSİN-ADANA

     

  • Demokratik kitle örgütlerinden Sivas Katliamı duruşmasına çağrı!-VİDEO

    Demokratik kitle örgütlerinden Sivas Katliamı duruşmasına çağrı!-VİDEO

    PİRHA-Ankara’daki birçok kurum, 20 Ocak’ta görülecek Sivas Katliamı duruşması için katlım çağrısı yaparak “Tüm kamuoyunu duyarlılığa davet ediyoruz. Hakk ve hakikat için, na-hak zihniyete karşı birlik olalım” dedi.

    20 Ocak Çarşamba günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek Sivas Katliamı davasının duruşmasına  Ankara’daki dernek ve kurumlardan katılım çağrısı geldi.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında “Devlet, yaptığı tüm katliamlarla yüzleşmelidir” denildi.

    “YÜZLEŞMEK, HAK VE HAKİKATİN ORTAYA ÇIKMASIDIR”

    Basın metnini okuyan DAD Ankara Şubesi  Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “28 yıldır süren bu davada gerçekler ortaya çıkmadı, katliamın gerçek suçluları yakalanıp hesap vermedi” diyerek, şunları söyledi:

    “Sivas Katliamı ana davası 2012 yılında zaman aşımına uğratıldı, davada firari üç sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş yurtdışında olduğu için dosya kapatılmadı; davaya 20 Ocak 2021 tarihinde Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Yakın tarihe baktığımızda Maraş, Çorum, Malatya katliam davaları sürece yayılmış, karartılmış ve unutturulmuştur. Tarihin tozlu sayfalarının Madımak Katliamı’nın da üzerini örtmesini istemiyoruz. Sadece Madımak Katliamı değil; Roboski, Suruç, 10 Ekim Gar Katliamı, Hrant Dink ve diğer katliamlarla da yüzleşilsin istiyoruz. Bu sebeple, 20 Ocak’ta görülecek mahkemede olacağız. Devlet, bu katliamlarla yüzleşmediği sürece ülkede barış, demokrasi ve bir arada yaşama imkânı olmayacaktır. İnanç örgütleri, Sivil Toplum Kurumları, demokratik güçler olarak tabii ki sahiplenme anlamında eksik kaldık; bir bütün olarak davanın takibinde yeterli tepkiyi gösteremedik. Bu nedenle, 20 Ocak’ta görülecek davaya ilişkin çağrımızdır: Toplumun, hak arama mücadelesi veren davalara sahip çıkmasını istiyoruz. Ülkedeki demokratik mücadeleye katkısı olacağını düşünüyoruz.”

    “Yüzleşmek, hak ve hakikatin ortaya çıkmasıdır” diyen Karabudak, “Devlet, yaptığı tüm katliamlarla yüzleşmelidir; gerçek suçlular yakalanıp adalet önünde hesap vermelidir. Bu Katliamlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Bu suçlarda zaman aşımı olmaz. Üzeri kapatılamaz. Bizler, yarın (20 Ocak) saat 14.00’te Ankara Adliyesi, 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya katılıyoruz; tüm kamuoyunu da duyarlılığa davet ediyoruz. Hak ve hakikat için, na-hak zihniyete karşı birlik olalım. Hak ve hakikat için, zalime karşı duralım” ifadelerine yer verdi.

    “BU ÇIĞLIĞI SONUNA KADAR SÜRDÜRMELİYİZ”

    Açıklamanın ardından söz alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki ise “Yargı maalesef adalet üretmiyor” diyerek, insanlığa karşı suçların halen zamanaşımına uğratıldığını ifade etti.

    “Bu dava mahşere bırakılmayacak” diyen Tiryaki, şunları dile getirdi:

    “Bu katliamın hesabının sorulacağını göstermek açısından bir araya gelmemiz çok kıymetli. Bu çığlığı sonuna kadar sürdürmeliyiz. Gerçekten toplumsal bir barış istiyorsak bu tür davalara özel anlam atfetmek gerekir. Bir toplum, ancak geçmişiyle yüzleşebilir, katliamlara amasız fakatsız hesap sorabilirse gerçek barışı sağlayabilir. O açıdan bu davaya çok önem atfediyoruz.”

    “BU DAVA SAHİPSİZ DEĞİL”

    Basın toplantısında söz alan bir diğer isim ise 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci oldu. “Katliamın üzerinden 28 yıl geçti ama hiç şüphesiz bu katliam da 10 Ekim Katliamı kadar hala çok sıcak” diyen Sakinci, sözlerine şöyle devam etti:

    “Halen ateşin düştüğü yerden bizi yakmaya devam eden bir noktadayız. Bu ülke katliamlar ülkesi. Bu ülkede gerçekten demokrasiden, adaletten yana olmak istediğinizde ne yazık ki kayıplar veren, bu uğurda mücadele yürüten insanlara dönüşüyorsunuz. Bu dava süreçlerinin birlikte sürdürülmesi gerektiğini en iyi bilenlerden biri olarak biz de bu sürecin takipçisiyiz. Ne olursa olsun bu süreç sahipsiz değil.”

    “DERSİM, ÇORUM, SİVAS KATLİAMLARI SORUMLULARI YARGILANMADIĞI İÇİN KATLİAMLAR DEVAM EDİYOR”

    İnsan Hakları Derneği MYK üyesi İsmail Boyraz da, cezasızlık ve yargı bağımsızlığı konuları üzerinde durarak “1915 yılındaki Ermeni soykırımıyla başlayarak Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki katliamlar; Dersim, Çorum, Sivas katliamları sorumluları yargılanmadığı için katliamlar halen devam ediyor. Çünkü bunları devlet adına iş yapan insanlar olarak değerlendirdikleri için cezasızlık gündeme geliyor. Tabii bunun için de yargının bağımsız olması gerekiyor” diye belirtti.

    Çağrı metninde imzası bulunan kurumlar şöyle:

    Demokratik Alevi Dernekleri

    Çağdaş Hukukçular Derneği

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği

    İnsan Hakları Derneği

    10 Ekim Derneği

    Suruç Aileleri İnisiyatifi

    Ankara Dersimliler Derneği,

    Ankara Vartolular Derneği

    Alınteri

    Kürdistan Komünist Partisi

    Halkların Demokratik Partisi

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Dersimlilerin cemaatlere vereceği cevap sert olacak’-VİDEO

    ‘Dersimlilerin cemaatlere vereceği cevap sert olacak’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu, tarikat, cemaat ve derneklerin Dersim’de faaliyet yürütmelerine ilişkin açıklama yaptı. Asimilasyon geleneğinin halen devam ettirildiğine vurgu yapılan açıklamada “Ahtımız aht, sözümüz söz olsun, tarikatlara da AKP’ye de bu kuşatmaya da dur diyeceğiz. Buradaki misyonerlerini bir an önce geri çeksinler, geri çekmezler ise bu halkın vereceği cevap sert olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), devlet destekli tarikat, cemaat ve derneklerin Dersim’de faaliyet yürütmesine birçok ilde yaptığı basın açıklaması ile tepki gösterdi. Ankara ve Mersin’de eş zamanlı yapılan basın açıklamalarında asimilasyon politikalarına karşı mücadele çağrısı yapıldı.

    Ankara’da yapılan açıklamaya Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yöneticileri de katıldı.

    Basın açıklaması öncesinde söz alan Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz, 1938 katliamı sonrasında asimilasyon ve Dersim’i yok etme politikalarının günümüze dek sürdürüldüğünü ifade etti.

    Kılavuz, Dersim’e yönelik baskıların AKP hükümetiyle birlikte hız kazandığını da belirterek “Gelen hükümetle birlikte Fethullah örgütlenmesi dayatıldı. Munzur Koleji ile birlikte fakir aile çocuklarını kendi okullarında okutarak bu asimilasyon politikalarına hız verdiler. Gülen’in devletle çatışmasından sonra orada cemaat yok edildi fakat diğer cemaatler eliyle bu defa farklı örgütlenmelere gidildi. Hepimiz biliyoruz bu cemaatlerle birlikte Dersim’deki asimilasyon politikaları tekrardan yeni bir sürece girmiş durumdadır” açıklamasını yaptı.

    “TARİKATLARA DA AKP’YE DE DUR DİYECEĞİZ”

    Dersim Dernekleri Federasyonu yönetim kurulu üyesi Ali Ekber Çelik, Dersim’in tarih boyunca birçok zulme uğratıldığını söyleyerek şu açıklamayı yaptı:

    Topla, tüfekle, sürgünlerle başaramadıklarını Dersim’in dört bir yanında HES, barajlar, orman yangınları, maden projeleri, dere ıslah ve sulama kanalı adı altında doğaya yönelik talan ve tahribatlar, dağ keçilerinin ihaleye çıkarılarak katledilme projeleri ile başarmak istiyorlar.

    Bunlarla başaramadıklarını ise geçmiş yıllardan beri çok yönlü bir asimilasyon kıskacına alarak başarmak istediler. 1937/38 de başlayan, sırasıyla 12 Mart, 12 Eylül askeri faşist darbelerinin, 12 Eylül’de her köye cami yapılmasının, Dersimli çocukların kuran kursu-imam hatip okullarına zorla götürülmesinin ve 94 köy boşaltmaları ile sürgünlerin hedefi oldu Dersim halkı.

    Dersim’de kalanlar ise Devletin de desteği ile yakın geçmişte gerici Gülen Cemaatini üzerinde asimilasyon politikalarını devreye konulmuştur. Gülen cemaati ile ters düşen devlet, bu günlerde ise diğer gerici tarikat, cemaat vb. dernekler ile bu asimilasyonu devam ettirilmek istenmektedir.

    Dersim’de dernek ve vakıf adı altında kurumlaşan bu tarikatların devletten bağımsız faaliyet sürdürdüklerine inanmıyoruz. Tam tersi bir devlet politikası olarak düşünmekteyiz.

    “MUNZUR ÜNİVERSİTESİ CEMAATLERİ KOLLAMAKTA”

    Bilimin ve aydınlanmanın merkezi olması gereken Munzur Üniversite’si, bu gerici cemaat/tarikatların cirit attığı ve kadro kaptığı bir çiftlik haline gelmiş durumda ve üniversite uzantılı kentteki cemaatler aynı zamanda birbirini beslemekte ve kollamaktadır.

    Küçük bir Alevi kenti olan Dersim’de cemaat ve tarikat yapılanması toplumsal gereksinim olmayıp, tamamen,  tahakkümcü asimilasyon politikalarının araçları olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu yapılanmalar örgütlenme özgürlüğü kapsamında düşünülemez ve değerlendirilemez.

    Bugün caddeleri, sokakları ırkçı sembollerle donatılan, inanç yerleri, dağı taşı bombalanan, doğası, maden ocaklarıyla talan edilen, ormanları yakılan, kutsal kabul ettikleri dağ keçileri için av ihalesi açılan Dersim coğrafyası sahipsiz değildir. Bütün toplumsal varlığımıza, dilimize, kültürümüze, inancımıza yönelik bu ve benzer saldırıları hiçbir vicdanlı Dersimli’nin kabul etmeyeceği gibi, bu ülkedeki emek ve demokrasi güçleri de asla kabul etmeyecektir.

    Doğa katliamından sonra Bir başka kuşatma, tarikatlardan cemaatlerle, AKP’nin hükümet ve devlet gücüyle, Dersim’i öz gücünden, öz kimliğinden ve inancından koparmaya çalışıyorlar. Ahtımız aht, sözümüz söz olsun, tarikatlara da AKP’ye de bu kuşatmaya da dur diyeceğiz. Buradaki misyonerlerini bir an önce geri çeksinler, geri çekmezler ise bu halkın vereceği cevap sert olacaktır.

    “DERSİM’E SEFER OLUR AMA ZAFER OLMAZ”

    ‘Dersime sefer olur ama zafer olmaz’ diyen Alişer Efendi’nin felsefesini ve Raa Haqi inancını esas alan insanlığın ortak değerlerinde yürüyen Dersimliler ve dostları geçmişte olduğu gibi bu gün de teslim olmayacaklardır. Yavuz’dan bu yana süren ve yeni türevleri olan hiçbir yezide hiçbir Dersimli’nin boyun eğip teslim olmayacağına inanıyoruz.

    Kentteki ve üniversitedeki bu gerici yapılanmaların, kendi çıkarları için toplumu nasıl ateş çemberi içine attıklarını görmediğimizi ve bu duruma sessiz kalacağımız zannetmesinler.

    Dersim’de devlet destekli cemaat ve tarikat örgütlenmeleri bir an önce durdurulsun!”

    RÊYA HAKK İNANCI YOK EDİLMEK İSTENMEKTE”

    Açıklama sonrası söz alan isimlerden birisi de Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak oldu.

    “Dersime karşı devletin iki politikası vardır; katliam ve asimilasyon” diyen Karabudak şöyle devam etti:

    “Özellikle Osmanlılar döneminde Dersimliler İslam paydası altına alınmak iştendiler. Abdulhamit, bölgeye misyoner amaçlı imamları gönderdi. Cumhuriyetle beraber ulus devletin Türklük sözleşmesi devreye girdi. Muteber vatandaş, Türk, Hanifi, Sünni, Müslüman ve laik olacaktı. Bu niteliklere uymayanları imha ettiler.

    Son dönemlerde Dersim’de devlet-tarikat-cemaat örgütlenmesi, toplumu tam kuşatma altına almaktadır. Dersim de yaşanan tam bir sel hareketidir. Kürt Rêya Hakk Alevî inancına ait ne varsa sürüp süpürmek, yok etmek istenmektedir. 80 darbesinden sonra cemaat örgütlenmesi en kolay şekilde Dersim’de mekan buldu. Dört binden fazla Dersimli çocuk devşirilerek kuran kurslarına gönderildi. Buralarda hafıza kaybı yaşatıldı. Dersimde kışla kültürü ve tam kuşatma çalışmaları elbette ki yeni değildir. Farklı zamanlarda, farklı aktörlerle kuşatma devam edildi. Dersim’e yönelik kuşatma hareketine karşı, pirlerin, taliplerin, ocak evlatlarının, solcuların, komünistlerin, yazarların, şairlerin, ozanların, insanlık adına söz söyleyenlerin, birbirlerine heval, kirva, musahip diye hitap edenlerin, yıllardır irademizi temsil eden seçilmişlerin  hepsinin ama hepsinin rolü vardır. Dersim’de Kürt Rêya Hakk Alevî inancı ebedi olarak meftun edilmek isteniyor. Çünkü hakikat buradan görünür olacaktır. Cemaat, Şiilik, tarikat örgütlenmesi devletin dışında gelişmemiştir.”

    “ALEVİ KÖYLERİNDEKİ CAMİLER YIKILSIN”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan da söz alan bir diğer isim oldu. “Konu Dersim olunca biz Aleviler için akan sular durur” diyen Kaplan, şunları dile getirdi:

    “Biz Aleviler için iki tane önemli merkez var. Biri Hacıbektaş Türbesi diğeri de ocakların merkezi olan Dersimdir. Devlete buradan seslenmek istiyoruz; eğer Alevileri yanlarında görmek istiyorlarsa öncelikle cumhuriyet döneminden bu yana yapılan asimilasyonlarla ilgili özellikle Alevi köylerine yapılan camilerin bir an önce yıkılması gerekir. Yapılan asimilasyonlar nedeniyle Alevilerden özür dilemelidir. Alevi katliamlarının devletin gözetimi doğrultusunda yapıldığını kabul edip Alevilerden özür dilemelidir.

    Dün Gülen, bugün Süleymancılar ya da Nurcular… Bugün İslam dini Türkiye’de özellikle tarikatların eline düşmüş durumdadır. Bu durumdan kurtulmadıkları sürece bu ülkede özgürlükten bahsedilemez.”

    Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği Mersin Şubesi de konuya ilişkin eş zamanlı basın açıklaması yaptı.
    “Dersim’de tarikat örgütlerine geçit vermeyeceğiz” pankartının açıldığı toplantıda açıklamayı dernek başkanı Hasan Tanrıkut okudu.
    Tanrıkut, “Dersim’in uzun yıllardır asimilasyon kıskacında olduğunu söyleyerek “Kentteki üniversite uzantılı tarikat ve dinci gruplar birbirlerini beslemekte ve kollamaktadır. Bu durum asla kabul edilemez” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Seyit Rıza ve arkadaşları Ankara’da anıldı-VİDEO

    Seyit Rıza ve arkadaşları Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Dersim Der, Demokratik Alevi Dernekleri, Vartolular Derneği ve Madımak Müze Tertip Komitesi DAD Ankara Şubesin’de 83 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Yapılan konuşmalarda devletin geçmişle yüzleşmesi gerektiği vurgulandı.

    Dersim Der, Demokratik Alevi Dernekleri, Vartolular Derneği Ankara şubesi ve Madımak Müze komitesi,  Seyit Rıza ve arkadaşlarını katledilişlerinin 83 yılında DAD Ankara Şube’de andılar.

    Anmaya HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu, Divriğililer Derneği önceki dönem başkanlarından Metin Aktan, Hukukçu Kamil Ateşoğulları ve DAD, Dersim Der ve Ankara Vartolular Derneği üyeleri katılım gösterdi. Anmada çırağlar uyandırıldı ve 83 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için saygı duruşunda bulunuldu.

    DAD Ankara Eş Başkanı Mustafa Karabudak’ın açılış konuşmasından sonra Şube Sekreteri Hatun Şimşek yaptığı açıklamada, 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanında düzmece bir mahkemeyle önceden alınmış bir kararla Seyit Rıza ve yol arkadaşları idam edildiğini belirterek, “Devletin iddiası, isyan vardı ve bastırıldı oldu. Eğer böyle olsaydı isyan edenler cezalandırılırdı ama sonrasında bir soykırım yapıldı. 1937-38 yüzleşilmeyen bir kırım, katliam tarihidir. Şu an yaşanan soykırım politikaları inanç, kültür ve dilin üzerinedir, hafızanın silinmesini amaçlar. İnanç alanlarımıza, doğamıza saldırarak; evlerimizi işaretleyerek; Alevileri fişleyip işe almayarak yürütülen asimilasyon politikaları da bir soykırımdır ” dedi.

    Ardından kurumlar adına ortak metin Dersim Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz tarafından okundu. Kılavuz yaptığı açıklamada 1934 de çıkarılan iskan kanunu, 1935 yılında çıkarılan Tunç-eli kanunu ve 4 Mayıs 1937 de çıkarılan Tunceli Tenkil Harekatına dahil bakanlar kurulu kararı ile birlikte Dersim’in fermanı yazıldığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Osmanlıdan bu yana seferler düzenlenen Dersim, cumhuriyetin kurulması ile birlikte çıkarılan özel kanunlarla birlikte yapılan kırım, kıyım ve katliam insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. On binlerce insanın katledildiği, tarihte eşine rastlanılmayan bir sürgün ve asimilasyon politikasına maruz bırakılan Dersimliler yıllardır adalet bekliyor. Yaşadığımız zulmün intikamını almayı hiçbir zaman düşünmedik ve intikam duygusu ile hareket etmedik. Egemenlerin, yok edilmesi gereken “çıbanbaşı” olarak gördükleri ve cumhuriyet yönetimince barbarca bir zulme tabi tutulan Dersim katliamını unutmak mümkün değildir. Yaşadığımız  bu vahşeti unutmadık ve unutmayacağız. Devletin Elazığ Buğday meydanında kendi hukukunu çiğneyerek katlettiği Seyid Rıza, Uşené Seydi, Aliyé Mirzali Sılı, Cebrail oğlu Hesen Ağa, Hesene İvrahime Qıjı ve Resık Wuşen’ın ve Fındıq Ağa’nın mezar yerleri hala bilinmiyor. Katliam sonrası evlatlık verilen kız çocuklarının akıbetleri bilinmezken, sürgünlerde yaşanan acıları unutmak mümkün değildir. Dersim katliamının 83. yılında acılarımızı yaşamaya devam ediyoruz. Ve haklı taleplerimiz karşılanıncaya kadar da acılarımız dinmeyecektir. Mevcut hükümetin siyasal hesaplarla ortaya attığı yarım ağız özürü, kabul edeceğimiz bir yaklaşım değildir. Siyasiler kürsüden kuru sözlerle değil çıkartılacak yasalarla haklarımız iade edilmelidir.”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

    “Bu ülkede yaşananlar sadece zaman dilimi içeresinde değerlendirmek doğru değil. Osmanlı’nın son zamanlarında hata rakibi onun devamı olan cumhuriyetin elinde bir ordu vardı bir millet gerekiyordu ki bir devlet kurabilsinler. Hazır bu orduya bir millet yaratma ihtiyacı duyuyorlardı. İlk önce Karadeniz’de topal Osman’la birlikte Rumlara ve Ermenilere yönelik bir katliam yaşandı arkasından Koçgiri’de kızılbaş Kürt Alevi toplumuna yönelik bir katliam yaşandı, arkasından da bu devam etti gitti. Dersim’de de bunun başka bir versiyonu top yükün oradaki toplumu kontrol altına almak ve soykırımdan geçirmek üzere yürütülmüş bir operasyondu. Bunlar resmi tarihte anlatılan bahanelerden ibaret değil, bunların tamamı bir milletle bir makul vatandaş yaratma ve ihtiyacına binayen yapılmış soykırımlardı. Bu vatandaşlar Türk ve Sünni kimliğine sahip makbul vatandaş. Bu anlamıyla bu makbul vatandaş kimliğini dışında olanlara  kabul etmeyenlere yönelik asimilasyon soykırım her türlü  politikanın uygulanmasını görev olarak kendilerini hak gördüler. Bu cumhuriyetin kuruluşunda ki hep buydu tek millet tek din yaratma arzusuyla hareket edildi bundan kaynaklı olarak 1950 günümüze kadar devam eden bütün katliamlar bunun arzusunu gerçekleştirmek üzere yapılanlardır.”

    Madımak müze komite sorumlusu Hüseyin Karababa ise, “Cumhuriyete bir yeniçeri gerekliydi korkmuş, sinmiş, öldürülmüş. Mustafa Kemal’in resminin karşısında dahi titreyen ondan dolayı 1921 yılından bu yana periyodik olarak Alevileri dizayn ediyorlar” derken, hukukçu Kâmil Ateşoğulları da yaptığı konuşmasında, “Dersimliler ne yapmalıdır, geleceğe dair ne yapılmalıdır, oturup bunları tartışılmalı, yeniden ele alınması yeniden değerlendirmesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    Ateşoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir daha bu tür olayların olmaması için ne yapmalıyız.  Dersim eski Dersin mi her şeyi açık açık konuşalım. Gri pasaportlu dedeler yok mu? Onlarda var bunu ve Konya imam hatiplere gönderilen şu anda imam hatiplik yapan Dersimli çocuklar nerede? Ne yapıyorlar? İran’a gidenlerle de tanıştım. Meşhur kum kentinde eğitim görüyorlar ciddi bir tehlike içeresindeler. Dersime HES’ler kuruluyor, Dersim diye bir yeri bırakmamak bir şeyler yapmak istiyorlar buna dair bir takım olayları biliyoruz, görüyoruz. Bütün bunların olduğu yerde blok havuzlar yapın her şey her taraf su olsun merkezle birbiriyle olan bağları kopsun biz bunları buralardan sürelim. Bunlar onların raporlarında var. Dersimi parçalamak bir yeri bırakmamak gibi durumları var. Bölündüğü zaman vadilerin birbiriyle bağlantısı koparıldığında kimini Bingöl’e bağlarlar, kimini Elazığ’a, kimin Malatya’ya bağlarlar.

    Çoğulcu bir anayasa çalışmalarına başlandığı zaman çok ciddiye alınması gerekiyor. Çoğulcu bir anayasa nasıl yapılır. Belli kaynaklara göre Anadolu’da 40’a yakın etnik yapı var, buna yakın inanç var o kadar da kültür var. Bu aslında Türkiye’nin bir zenginliğidir bu zenginlik neden sağlanmak istenmiyor? Neden asimilasyon ve farklılıklar yok ediliyor. Devlet bir taraftan asimilasyonları yaparken,  bir de inanç yönünden bizim dilimiz olmayan dili kendimiz kullanarak çok büyük asimilasyonu da biz kendimiz yapıyoruz. Bunlardan da kurtulmak gerekir. Dersim eski ruhuna, değerlerine yeniden kavuşursa çok şeyin çözüleceğine inanıyorum.”

    Zakir Hıdır Çelebi’nin söylediği değişlerin ardından, Çırağlar sırlandı ve masumu paklar için lokmalar gelen canlara pay edilerek anma etkinliği sonlandırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

     

     

     

     

     

     

  • ‘Diz çökmediniz, diz çökmeyeceğiz!’-VİDEO

    ‘Diz çökmediniz, diz çökmeyeceğiz!’-VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza ve yol arkadaşları idam edilişlerinin 83. yıldönümünde Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi’nin yaptığı açıklama ile andı. Dersim, tek tipleştirmeye koşullu bir kıyımlar zincirinin son halkası olduğunun belirtildiği açıklamada “80. yılında, Seyit Rıza ve tüm yitirdiklerimizin huzurunda bir kez daha dardayız. Diyoruz ki sizler cümle Hakk diyenlerin yüreğinde mekan tuttunuz. Diz çökmediniz, diz çökmeyeceğiz!” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir şubesi Seyit Rıza ve yol arkadaşları idam edilişlerinin 83. yıldönümünde yaptıkları açıklama ile andı.

    “KIYIMLAR ZİNCİRİNİN SON HALKASI OLMUŞTUR”

    DAD binasında yapılan anma çıra uyandırılarak başladı. DAD İzmir Şube Eşbaşkanı Nebahat Hurustan tarafından okunan açıklamada Dersim’in, 1937-38 süreçlerinde makro düzeyde planlanan ve adına Tunceli denen bir soykırım programıyla vurulduğuna dikkat çekerek, şunları aktardı:

    “Onbinlerle ifade edilen ordu birliklerinin ve uçak filolarının harekete geçirildiği, zehirli gazların kullanıldığı bu saldırılarda onbinlerce insanımız katledildi, bütün yerleşim birimlerimiz yakılıp yıkıldı, hayatta kalan insanlarımız ise zorunlu göçe tabi tutuldu, çocuklarımız gasp edilip bilinmeyen yerlere götürüldü. Hazırlıkları yıllara yayılan bu seferler Dersim’de isyan var yalanıyla gerekçelendirilmişti. Gerçekte ise Dersim’de isyan yoktu, Dersim’e saldırı vardı. Dersim, tek tipleştirmeye koşullu bir kıyımlar zincirinin son halkası olmuştur. Dersim; rıza yolunun, bir ikrarın ve coğrafi-kültürel bir gerçekliğin adıdır. Bu tarihsel- toplumsal gerçeklik yüzyıllardan beri çeşitli hegomon odaklar karşısında varlığını koruma mücadelesi vermekteydi. Sadece 1907 ve 1938 arasında, yani otuz yıllık bir zaman diliminde kayda geçen ve birçoğu biribirinin devamı niteliğinde olan sefer sayısı onüçtür! Cumhuriyetin kuruluş sürecinde Dersimlilerle diyaloglar kurulmuş, birşeylerin değiştiği mesajları verilmiş, bu yeni süreçte hak ve özgürlüklerin herkesi kapsayacağı vaadedilmiştir. Dersim’de gelişen uzlaşma eğilimi ve silah tesliminin karşılığı ise hazırlıkları tamamlanan, Dersim’i kesin tasfiyeyi amaçlayan 1937-38 seferleri olmuştur. Ve Dersim seferleri tarihte kalan bir vaka olmayıp devam eden bir süreçtir. Hali hazırda Dersim’in kültürel dokusu tahrip edilmiş, dilleri yok oluşun eşine getirilmiş, adeta insansızlaştırılmış, tarihsel-toplumsal bir gerçeklik ve bir yaşam biçimi neredeyse yok edilmiştir.”

    “DİZ ÇÖKMEDİNİZ, DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    “İmam Hüseyin yezit karşısında nasıl diz çökmemişse, Seyit Rıza da, ailesinin neredeyse tüm fertlerini yitirme pahasına ikrarına yar kalmış ve diz çökmemiş, Dersim’in direniş geleneğini bugünlere taşırmıştır” diyen Hurustan, “80. yılında, Seyit Rıza ve tüm yitirdiklerimizin huzurunda bir kez daha dardayız. Diyoruz ki sizler cümle Hakk diyenlerin yüreğinde mekan tuttunuz. Diz çökmediniz, diz çökmeyeceğiz! Halklarımız bu topraklarda eşitlikçi özgürlükçü bir buluşmayı ve yaşamı mutlaka inşa edecektir. Dünyadaki örneklerinden hareketle yüzleşme ve adalet talebimizi bir kez daha yineliyoruz. Mazlum Çaresiz, Mekan Rızasız, Zaman Sahipsiz değildir!” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Seyit Rıza ve arkadaşları Adana’da anıldı-VİDEO

    Seyit Rıza ve arkadaşları Adana’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 83. yıldönümünde Adana’da yapılan anmada, “Taş olsam çatlardım, toprak oldum dayandım” sözü hatırlatılarak, “”Bireysel iktidarlaşmaların karşısında ocak örgütlenmesini canlı  tutarak yol yürümemiz ve her mekanda birbirinden haberdar olan birlik ruhu ile hareket etmemiz elzemdir. Bugün 83. Yılında Dersim Katliam’ından çıkarılacak en büyük ders toplumsal, kurumsal örgütlülük ile zülme karşı direnilebileceği gerçeğidir” denildi. 

    Haberin videosu;

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 83. yıldönümünde Adana’da anıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Dersimliler Derneği Adana şubelerinin ortak düzenlediği anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Kemal Peköz’ün yanı sıra siyasi parti temsilcileri, sivil toplum ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Şeyh Çoban Ocağı evlatlarından Zeynel Kete’nin lokma gulbangıyla başlayan anma idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için saygı duruşunda bulunuldu.

    Ardından konuşan Kete, Dersim katliamında kurtulan bir ananın “Taş olsam çatlardım, toprak oldum dayandım” sözünü hatırlatarak, “Taşın, toprağın, suyun ruhunu anlamış doğal kurumsal direnç yenilgiye uğratılamaz” dedi.

    “REYA HEQ ALEVİLER OLARAK 83. YILINDA DERSİM KATLİAMINI DOĞRU ANLAMLANDIRMALIYIZ”

    Kete, yeni Türkiye Cumhuruyeti bir taraftan Osmanlı kalıntılarından kurtulmaya çalışıyor gibi görünse de, imparatorluk döneminin simgelerini, kurumlarını ulus devlet anlayışı içerisinde devam ettirdiğine dikkat çekerek, şunları dile getirdi:

    ” Yeni cumhuriyet modernitesi için; Dersim sadece etnik yapı olarak değil, inanç olarakta farklıydı. Aryenik Rêya Hakk damarı bu coğrafyada direniyordu.1924 Anayasasında yasalaşan teklik anlayışı muteber vatandaşı tanımlamıştı ” Türktür, Türkçe konuşur, Mezhebul Hanifidir”. Bu sözleşmenin dışında tüm topluluklar ” öteki ” sıfatını taşıyordu. Yıllara dayanan, raporlaşma ve misyoner tipi çalışmaların sonunda; 4 Mayıs 1937’de Atatürk ve Fevzi Çakmak’ ın da katıldığı Bakanlar kurulunda “Tedip ve tenkil” kararı alındı. 14 Haziran’da Başvekil İsmet inönü, yapılacak harekatla ilgili meclise bilgi verir ve 18 Haziranda özel  bir trenle Elazığ’ a gelinir, incelemelere katılır  ve 21 Haziranda Harekete son biçimi verilir, her biçimiyle saldırılar başlar. Dersimliler bir isyanda bulunmamış  tamamen plânlı, programlı bir katliamla karşı karşıya kalmışlardır. Cumhuriyet modernitesi üniterlik adına bütün farklılıkları maddi manevî değerleri ile beraber çarmıha vermiştir. 15 Kasım 1937 yılında Elazığ ‘da idam edildiler. Son isteği olan evladından önce idam edilmesi isteği kabul edilmedi.  Reya Heq Aleviler olarak 83. Yılında Dersim Katliamı bizler için yeniden anlaşılarak, yüzleşerek  geleceğini, onurlu dik duruşun üzerinde yükseltmelidir. Tarihsel direnç  geleneğimizin, inancımızın, halklarımızın bu iradesi mevcuttur. Anadolu ve Mezopotamya halkları tarihsel eşiklerinden biri ile karşı, karşıyadır. Nemrutların savaş geleneklerine karşı, halkların barış içinde yaşama gelenekleri bir mücadele içerisindedir. Toplumsal birlikteliğimizi güçlü korumak, barışın kazanması için elzemdir. Bugün savaş politikalarına destek verenler, payanda olanlar  tarihsel katliam zihninin devamıdır.  Mahkum edilmesi ve yenilmesi gereken bu devşirme katliamcı zihindir. Toprağa, taşa, suya, havaya, hayvana, nebata zulmeden Nemrud’i zihin halklarımızın yakasından düşmelidir.”

    “BİRLİK RUHU İLE HAREKET ETMEMİZ ELZEMDİR”

    Reya Heq Aleviler  demokratik dinamiklerle bağını güçlendirmeli, halklarla bağını güçlü tutmalı ve birbirinden haberdar olması gerektiğinin altını çizen Kete, “Bireysel iktidarlaşmaların karşısında ocak örgütlenmesini canlı  tutarak yol yürümemiz ve her mekanda birbirinden haberdar olan birlik ruhu ile hareket etmemiz elzemdir. Bugün 83. Yılında Dersim Katliam’ından çıkarılacak en büyük ders toplumsal, kurumsal örgütlülük ile zülme karşı direnilebileceği gerçeğidir. Demokratik Alevi Dernekleri olarak Alevi Halklar ve kurumları arasında çok yönlü birlik ruhu için elimizden gelen iradeyi ortaya koyacağımızı ifade etmek istiyoruz. Şah Hüseyin’in ve Pir Seyit Rıza’nın, Ana kadının bilgeliği ile direnci ile zamana cevap olmanın temel sorumluluğuna inanıyoruz.  Anılarına niyaz oluyor, umutlarına ikrarlı olduğumuzu ifade ediyoruz. Mazlum Çaresiz, Mekan Rızasız, Zaman Sahipsiz Değildir” değerlendirmesinde bulundu.

    KEFENSİZ YATANLARIN MEZAR YERLERİ VE KAYIP KIZLARIN HESABI SORULSUN

    HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz de anmada yaptığı konuşmada ” Dersim katliamın özgün bir yanı vardır, hem Reya Heq Alevi olmaları hemde kürt olmaları.katliamla bitmedi katliam sonrası bellkesiz bırakılması için yoğun bir kültürel katliama devam edildi. Günümüze kadar devam ediyor. Dersimin kutsal mekanları ile Munzur gözeleri ve bir çok mekan yok ediliyor. Bizler bu anmalarla dravmayi canlı tutmak için yapmıyoruz. Kefensiz yatanların mezar yerleri ve kayıp kızların hesabı sorulsun bu konuda yasal süreç başlatılsın istiyoruz ” dedi.

    Anma okunan deyişler ve lokmaların paylaşılmasıyla son buldu.

     PİRHA/ADANA

  • Yaşar Kılavuz: Sivas davasının uluslararası boyuta taşınması için destek vereceğiz-VİDEO

    Yaşar Kılavuz: Sivas davasının uluslararası boyuta taşınması için destek vereceğiz-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın Sivas davasının uluslararası platforma taşınması için imza kampanyası çağrısına Dersimliler Derneği’nden destek geldi. Derneğin Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, “Bununla ilgili yapılacak tüm eylem ve etkinliklere, imza kampanyasına destek vereceğiz” dedi.

    27 yıl önce Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, katliamın aydınlatılması için mücadele yürütüyor. Katliamda ölen Carinna Cuanna’nın Hollanda vatandaşı olduğu ve bu ülkenin davaya müdahil olması durumunda davanın uluslararası platforma taşınacağına dikkati çeken Karababa, Alevilere de, Cuanna ile ilgili bir imza kampanyası yapmaları için çağrı yapmıştı.

    “DAVAMIZA NE KADAR SAHİP ÇIKTIK, MÜDAHİL OLDUK”

    Alevilerin yapacağı imza kampanyası sonucunda Hollanda devletinin davaya müdahil olması durumunda davanın uluslararası platforma taşınacağı çağrısına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulunan Dersim-Der Ankara Şube Eş Başkanı Yaşar Kılavuz, Sivas Katliamı’nın 27. yılında pandemiden kaynaklı kitlesel anmalar yapılamadığını belirterek, “Sivas Katliamı Alevilere yapılmış katliamların sonuncusudur. 1937-1938 yıllarında Dersim’de, 1979 yılında Maraş’ta, 1980 yılında Çorum’da ve 1993 yılında da Sivas’ta yaşadık. Tabii ki biz Aleviler bu davalara ne kadar sahip çıkabildik, ne kadar müdahil olduk orası tartışılır” dedi.

    “ÖRGÜTLENEREK GÜÇLÜ BİR TOPLUM OLMAMIZ GEREKİYOR”

    Örgütlü toplumların güçlü olduğunun altını çizen Kılavuz, Alevilerin de örgütlerine daha fazla sahip çıkması gerektiğini belirterek, şunları ifade etti:

    “Bir çok Alevi kurumu var. Bu kurumlara baktığımız zaman ne kadar örgütlüler. Türkiye’de 15-20 milyon Alevi olduğu söyleniyor. Alevi toplumunun örgütlü olmamasından dolayı geçmişte yaşanan acılar, yaşanan katliamlar belki de sürecektir. Tabii ki bilemiyoruz ama devletin Alevilere bakış acısını hepimiz biliyoruz. Okullarda Alevi çocuklarına yapılan davranışlar, Alevilerin, cemevlerinin tanınmaması gibi durumlar ortada. Devlet, ‘bizim gibi müslümansanız bizim gibi inanmanız gerekiyor’ diyor ve Alevilerin kendileri gibi inanmalarını istiyor. Tabii ki bunlar asimilasyonun bir parçası. Alevlerin kendi felsefesi, inancı ve ibadet yerleri var. Ne diyor? Müslüman mısınız evet o zaman müslümansanız sizin ibadet yeriniz camidir. Hala biz bunlardan kurtulamadık. Alevlerin inanç yerleri tabii ki cemevleridir. Cemevlerinde ibadetlerini yapacaklardır, cenazelerini kaldıracaklardır. Bununla ilgili olarak Alevi kurumları elbette ki buna sonuna kadar sahip çıkmak durumundadır.”

    “ALEVİLER ÖRGÜTLENMEZ KURUMLARINA SAHİP ÇIKMAZSA YENİ KATLİAMLAR YAŞANABİLİR”

    Yaşar Kılavuz, “Eğer Alevi toplumu kurumlarına sahip çıkmazsa Dersim’de yaşadığımızı yaşayacağız, Çorum’da yaşadığımızı yaşayacağız, Maraş’ta yaşadığımızı yaşayacağız. Sivas Katliamı aslında Alevilere yapılan soykırımın sonuncusu olarak görünüyor ama bu böyle devam ederse daha biz soykırımları yaşayacağız” diyerek şunları söyledi:

    “1993 yılında Sivas’ta katliam olduğu zaman Ankara Tunceliler Vakfı’nın yapılan bu şenliklerde tertip komitesinde olduğu söyleniyor. Onunla ilgili pek bilgim yok. Ankara’da Dersimliler Derneği 1995 yılında kuruldu. 95 yılından bugüne kadar da Sivas Katliamı ile ilgili yapılan tüm eylem ve  etkinliklere biz de katılıyoruz, tertip komitelerinde yer alıyoruz, bununla ilgili  çalışmalar da yapıyoruz. 2 Temmuz öncesi yapılan etkinliklerde daha öncesinden de geçmiş yıllara dönük de katliamlarla ilgili Dersimliler Derneği olarak bizim de programlarımız vardı.

    “HOLLANDA DEVLETİNİN SİVAS DAVASINA MÜDAHİL OLMASI İÇİN YAPILACAK OLAN İMZA KAMPANYASINA DESTEK VERECEĞİZ”

    Katliamla ilgili Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın imza kampanyası başlatma çağrısı var. Biz de Dersimliler Derneği olarak bu imza kampanyasını tabii ki destekliyoruz. Ayrıca bu katliamda hayatını kaybeden Carina Cuanna’ya maalesef Hollanda sahip çıkmadı. Bununla ilgili yapılacak tüm eylem ve etkinliklere, imza kampanyasına veya Hollanda devletine yönelik ne yapılması gerekiyorsa biz dernek olarak her zaman destek vermeye devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

  • Tanrıkut: Dağ keçilerine kıymayalım, dokunmayalım-VİDEO

    Tanrıkut: Dağ keçilerine kıymayalım, dokunmayalım-VİDEO

    PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut, dağ keçilerinin ihaleye çıkartılıp katledilmesine “bu ihaleyi bizler bir katliam girişimi olarak görüyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    Haberin videosu;

    Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü ihale açtı. Dersim’in Aliboğazı ve Salördek bölgesinde 5, Darıkent ve Gökçek bölgesinde 5, Büyükyurt ve Çıralı bölgesinde 5 ve Derindere ile Kocatepe bölgesinde 2 olmak üzere toplamda 17 dağ keçisi katledilecek. İhale, 13 Temmuz günü yapılacak.

    Daha önce kentte avcılığın yasaklanması için imza kampanyası düzenlemiş, 2019 yılında da dağ keçilerinin gerek yasal gerekse yasadışı avlanmasına artan tepkiler üzerine ildeki tüm avcılık faaliyetlerini yasaklayan bir karar alınmıştı.

    Dersim’de kutsal kabul edilen ve ‘Xızır’ın davarı’ diye anılan dağ keçilerini avlatmak için ihale açmasına tepki gösteren Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut, “bu ihaleyi bizler bir katliam girişimi olarak görüyoruz” dedi.

    “BU KATLİAM İHALESİNİ DURDURUP, İPTAL EDİN”

    Tanrıkut, sözlerine şöyle devam etti:

    “Gerek Dersim kurumları gerek Dersim halkı bu katliama izin vermeyecektir. BU konuda mücadelemizi sürdüreceğiz. Dağ keçileri hem Dersim halkı tarafından hem de Kürt mitolojisinde de kutsal kabul edilmektedir. Aynı zamanda Türkiye yaban hayatını korumaya dönük Uluslararası sözleşmelerde imzası vardır. Türkiye’nin imza attığı sözleşmeye uymasını istiyoruz. Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’ye buradan çağrı yapıyoruz; bu katliam ihalesini durdurup, ihaleyi iptal etmelidir.”

    Dersim halkının “Xızır’ın davarı” olarak gördüğü dağ keçilerinin katlimına dönük ihalenin aynı zamanda halkın inancına ve kültürüne karşı da bir saldırı olduğunu belirten Tanrıkut, “her canlının yaşama hakkının olduğunu unutmayalım ve dağ keçilerine kıymayalım, dokunmayalım” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nden 103 aileye kuru gıda yardımı-VİDEO

    Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nden 103 aileye kuru gıda yardımı-VİDEO

    PİRHA – Salgın sürecinde ekonomik olarak zor dönemden geçildiğini belirten Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut, ihtiyaç sahibi ailelerle dayanışmak için erzak kampanyası başlattıklarını ve hayırseverlerin katkılarıyla 100 aşkın aileye erzak yardımı yapıldığını söyledi. 

    Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, koronavirüs salgınında ihtiyaç sahibi ailelerle dayanışmak için erzak kampanyası başlattı.

    Dayanışma kampanyasına ilişkin konuşan Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut, yaşanan koronavirüs salgınıyla birlikte üyeleri bilgilendirdiklerini ve zorunlu olmadıkça seyahat etmemeleri konusunda uyardıklarını ifade etti.

    Tanrıkut, salgına karşı tedbirler kapsamında evden çıkamayan üyeleriyle devamlı temas halinde olduklarını ve ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli çalışmaları yaptıklarını vurgulayarak, şunları belirtti:

    “Koronavirüs salgın sürecinde dernek olarak yaptığımız uyarıların karşılığı olduğunu gördük. Dersim’e gitmeme konusunda genel olarak bir dikkat söz konusu. Aynı zamanda bu süreçte iş yerlerini açamayan, işe gitmeyen, işsiz kalan hemşerilerimize yardım etmek için çaba içeresine girdik. Yardımsever hemşerilerimizin katkılarıyla, gerekli yardımlar yapıldı. Bunun yanı sıra 103 hemşerimize kuru gıda yardımında bulunduk, bulunmaya da devam edeceğiz. Bu süreç içerisinde yardım eden ve edecek olan herkese teşekkür ediyoruz. Ayrıca salgın bitene kadar evden çıkmamalarını tekrar belirtiyorum.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin’de Dersim Katliamında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Mersin’de Dersim Katliamında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği tarafından gerçekleştirilen 4 Mayıs Dersim Katliamı anmasında mumlar yakıldı, “hiçbir şeyi unutmadık ve affetmedik” mesajı paylaşıldı.

    Haberin videosu;

    4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin 83. yılında, yaşamını yitirenler anıldı. Mersin Dersimliler Derneği, tarafından gerçekleştirilen anmada mumlar yakıldı.

    Anmada konuşan dernek başkanı Hasan Tanrıkut, “Dersim Katliamı’nı unutmayalım, unutturmayalım” diyerek başladığı konuşmasında şunları ifade etti:

    “ Her yıl toplu olarak düzenlediğimiz 4 Mayıs anmasını koronavirüs salgını nedeniyle gerçekleştiremedik. Bu yıl kendi evlerimizde çıralarımızı yakıp yitirdiklerimizi anıyoruz. 4 Mayıs Dersim soykırımının resmi bir belgesidir. Soykırım farklı biçimlerde de olsa 83 yıl geçmesine rağmen, kültürümüze, inancımıza, dilimize karşı devam ediyor. Bizler arşivler açılsın, Dersim adı iade edilsin, yitirdiklerimizin mezar yerleri açıklansın, inancımız tanınsın, baraj projeleri derhal iptal edilsin diyoruz. Hiçbir şeyi unutmadık ve affetmedik.”

    Dernek yöneticisi Fethi Çelik de, T Ordu Fatsa’nın devrimci belediye başkanı olan Fikri Sönmez (Terzi Fikri) ölüm yıldönümünün 35. yılında saygıyla andığını belirterek “ yaşamında, mücadelesinde ser verir sır vermeyen biriydi. Halkların kardeşliği için mücadele yürüttü” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • İstanbul’da Dersimliler Derneği’nden erzak kampanyası: Dayanışma yaşatır

    İstanbul’da Dersimliler Derneği’nden erzak kampanyası: Dayanışma yaşatır

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu bileşeni olan Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Kağıthane, Eyüp, Göktürk şubeleri,  koronavirüs salgınında ihtiyaç sahibi ailelerle dayanışmak için erzak kampanyası başlattı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu koronovirüs salgını nedeniyle ekonomik olarak zor günler yaşayan yurttaşların yanında olamak ve destek vermek amacıyla erzak kampanyaları düzenliyor.

    İstanbul’da bulunan Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Kağıthane, Eyüp, Göktürk şubeleri koronavirüs salgını nedeniyle ihtiya sahibi ailelerle dayanışmak için erzak kampanyası başlattı.

    Salgın sürecinde ekonomik olarak zor dönemden geçildiğini belirten Dernek Başkanı Cafer Güneş, ihtiyaç sahibi ailelerle dayanışmak için erzak kampanyası başlattıklarını söyledi. Yaklaşık on gündür devam eden kampanyada şu ana kadar 70 aileye erzak yardımı yapıldı.

    “EMEKÇİ KESİMİN YAŞAM MÜCADELESİ GİTTİKÇE ZORLAŞTI”

    Kağıthane Eyüp Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği,  ‘Dayanışma Zamanı’ denilerek başlatılan kampanyada ihtiyaç sahibi üyelerine ve ailelere erzak yardımında bulunulduğu açıkladı.

    Dayanışma kampanyasına ilişkin konuşan Kağıthane Eyüp Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cafer Güneş , “Ekonomik olarak zor bir süreçten geçiliyor. Yaşanan koronavirüs salgınıyla birlikte emekçi kesimin yaşam mücadelesi gittikçe zorlaştı. Ücretsiz işten çıkarmalar ve ücretsiz izine ayırmalar dolayısıyla birçok insan ciddi bir geçim sıkıntısı ile karşı karşıya.
    Özellikle yoksul, çalışan emekçi kitlelere iki ucu ölüm olan evde kalırsan açlık, dışarıya çıkarsan virüs, adeta ölüm dayatılmış oldu” dedi.

    “DAYANIŞMA YAŞATIR”

    İlk olarak üyeleri ve dostlarıyla irtibata geçilerek ihtiyaç sahibi ailelerin belirlendiğini kaydeden Güneş, derneğin kendi gücü, üyelerin ve dostlarının katkılarıyla da 70 aileye kuru erzak yardımı sağlandığını belirtti.

    Koronavirüs salgın sürecinde dayanışmanın önemine vurgu yapan Güneş, yönetim kurulu olarak “Bu süreçte ihtiyaç sahibi ailelerin yanında olmaya ve kampanyanın bu süreç atlatılana kadar devam edeceğini belirtiyoruz . Bu zorlu süreçte hayatını kaybeden insanlarımızın ailelerine başsağlığı, tedavisi devam eden insanlarımıza acil şifalar diliyoruz. Herkesi evde kalmaya çağırıyoruz. Dayanışma yaşatır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin Dersim-Der’den Kırmancki etkinliği: Dilimizi yaşatalım-VİDEO

    Mersin Dersim-Der’den Kırmancki etkinliği: Dilimizi yaşatalım-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de de konuşulan ve kaybolmaya yüz tutan 18 dil arasında Kırmancki de bulunuyor. Mersin Dersimliler Derneği’nde bir araya gelen yurttaşlar, Kırmancki’nin yok olmayla karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, anadilin unutulmaması için yaşamın her alanında kullanılması gerektiğini belirttiler.

    Haberin videosu;

    Bugün 21 Şubat Dünya Anadil Günü. Birleşmiş Milletler Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre, dünya üzerindeki 6 bin dilden 2 bin 473’ü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Her 2 haftada 1 dil yok oluyor. Türkiye’de de konuşulan ve kaybolmaya yüz tutan 18 dil arasında Kırmancki de bulunuyor.

    Mersin Dersimliler Derneği de Dünya Anadil Günü vesilesiyle bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte konuşan dernek başkanı Hasan Tanrıkut, anadilimiz yok olmayla karşı karşıya diyerek, “Çocuklarımız artık konuşmuyor. Bu saatten sonra herkesin kendi anadilini konuşmasını istiyoruz. Herkes işte, evde, arkadaşıyla, her yerde ana dilini konuşmalı, yoksa bizler de bu dili unutur gideriz” dedi.

     “DİL ANAMIZDAN, DEDEMİZDEN KALDI ONU KONUŞARAK YAŞATALIM”

    Son yıllarda itikat ve inanç üzerine çalışmalar yaptığını ifade eden Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyidalioğlu da şunları söyledi:

    “Bizim adetlerimiz ve töremiz, gülbenglerimiz anadilimizle yapılırsa bizler o kadar mutlu oluruz, tadını alırız. Anadilimiz olan Kırmancki zor zamanlar geçiriyor. Buna karşı bugünden itibaren ana dilimizi evde konuşmaktan utanmayalım. Bildiğimiz iki kelime bile olsa konuşalım. Çünkü bizim kamilliğimiz dilimizden meydana geliyor. Yıllardır inancımızı gelenek ve göreneklerimizi kendi ana dilimde gerine getirdik, Türkçeyle değil. Bu dil anamızdan, dedemizden kaldı onu konuşarak yaşatalım. Dilimiz üzerine çalışmalara yoğunlaşmalıyız ki dilimiz kaybolmasın. Çocuklarımızın okuyup gelişebilmesi için eğitimler olmalı. Bu da demokrasi sorununun bir parçasıdır.”

    “ANADİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM”

    Eğitimci-Yazar Ali Beytaş ise dünya dillerinin ortaya çıktığı yerleri ve gelişimlerini anlatarak, “Dil bilimciler insan ömrüyle dil ömrünün aynı olduğunu söylüyor. Devlet dil üzerine spekülasyonlar yaratarak kafa karışıklığı ortaya çıkarıyor. Buna karşı kendi dilimizin kökenlerine inmek ve her yerde konuşarak yaşama aktarmak gerekiyor. İnancımızı yerine getirirken de anadilimizi kullanmalıyız” dedi.

    Derweş Cemal Ocağı’ndan Hıdır Demir de Alevi inancında anadilin önemine değinerek, Dersim Katliamı’na dair yazılmış şiir okurken, Aysel Demir Kılavuz da Dersim coğrafyasında 40-50 yıldır Türkçe konuşulmaya başlandığına dikkat çekerek, “Anadilimize sahip çıkalım” dedi.

    Etkinliğe katılan yurttaşlar da geçmişlerinden örnekler vererek, anadilin gelecek nesillere aktarılması için konuşulması gerektiğini söylediler.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Mersin Dersimliler derneği 15. Olağan kongresini gerçekleştirdi-VİDEO

    Mersin Dersimliler derneği 15. Olağan kongresini gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-15. Olağan kongresini yapan Mersin Dersimliler derneğinde Hasan Tanrıkut yeniden başkan seçildi.

    Haberin videosu;

    Mersin Dersimliler derneği 15. Olağan kongresini gerçekleştirdi. Dernek lokalinde yapılan ve katılımın yoğun olduğu kongre saygı duruşuyla başladı. Ardından divan seçimin yapıldığı kongrede faaliyet, mali ve denetim raporları okunup onaylandı.

    Ardından konuşmalara geçildi. İlk söz alan dernek başkanı Hasan Tanrıkut, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile beraber, hak aramanın zorlaştığını, siyasetçisinden aydınına, gazetecisinden, doğa savunucularına kadar birçok kesimden insanın teröristlikle suçlandığına dikkat çekerek, şunları ifade etti;

    “2000 yılından beri aralıksız kutlanan Munzur kültür ve doğa festivali güvenlik gerekçe gösterilerek yasaklandı. Dersim coğrafyasında her yıl onlarca orman yangını çıkarılmakta, devlet yangınlara müdahale etmediği gibi, kendi çabalarıyla yangına müdahale edenlere de engel olunmuştur. Bugün Dersim coğrafyası ağır bir saldırı ile karşı karşıyadır. Buna karşı durmak için Dersim kurumları olarak dilimizi, kültürümüzü gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız.”

    Tanrıkut’un ardından söz alan kurum temsilcileri temennilerini aktardıktan sonra seçime geçildi. 2 liste ile gidilen seçimde Hasan Tanrıkut yeniden başkan seçildi.

    Diren KESER/MERSİN

  • İstanbul’da Gaxan’a polis saldırısına Mersin Dersimliler Derneği’nden tepki-VİDEO

    İstanbul’da Gaxan’a polis saldırısına Mersin Dersimliler Derneği’nden tepki-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Gazi Mahallesi’nde geçen gün Dersimliler Derneği tarafından Gaxan kutlamasına yapılan polis müdahalesine ve ardından yapılan gözaltılara Mersin Dersimliler Derneği’nden tepki geldi. 

    Haberin videosu

     

    Mersin Dersimliler Derneği, dernek binasında İstanbul Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilmek istenen Gaxan kutlamasına yapılan müdahaleye ve gözaltılara ilişkin açıklama yaptı. Açıklama öncesi Gaxan bayramı anlatıldı.

    “BASKILAR, İKTİDARIN GÜÇSÜZLÜĞÜNÜN GÖSTERGESİDİR”

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut, son aylarda sistematik olarak Dersim kurumlarına, sanatçılarına ve bireylerine baskı, yasaklama, gözaltı ve tutuklamaların hız kazandığına dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Dersimliler olarak bu ve benzeri uygulamalar ile ilk kez karşılaşmıyoruz. Aylardır üyelerimiz ve yöneticilerimiz gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Demokratik eylem ve etkinliklere katılımları yasadışı faaliyetlermiş gibi sunuluyor. Kendi inanç ve geleneklerine uygun yapılmak istenen eylem ve etkinlikler bazen yasaklanıyor, bazen de geçtiğimiz gün Gazi Mahallesi’nde olduğu gibi havaya ateş edilerek, yaşlı, genç, çocuk demeden darp ederek gözaltı saldırısı yapılıyor. Gözaltında yoğun bir işkence uygulanıyor. Gazi Mahallesi’nde yaşananlar aslında bu ülkede geldiğimiz noktanın kısa bir özetidir. Bir yandan kendi hukukunu bile tanımayanlar tüm muhalefeti susturmak ve sindirmek için ellerinden geleni yaparken, medya eliyle de korku yaymaya çalışıyorlar. Baskılar, gözaltılar, tutuklamalar, sansür hepsi kendi korkusunu topluma yaymaya çalışan iktidarın güçsüzlüğünün göstergesidir.”

    “DERSİM’İ KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Dersimde katledilen dağ keçilerine ilişkin de konuşan Tanrıkut, devletin “resmi izni” ile avcılar tarafından katledildiğini belirterek, “Bu yağmanın, yolsuzluğun, sömürünün, savaşın, doğanın talan edilmesi ve çürümüşlüğün odağı olmuş düzene karşı, Dersimliler ve Dersim dostları olarak inancımızı, kültürümüzü, doğamızı, dilimizi ve Dersimi korumaya devam edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Pertek, Hozat, Ovacık belediye başkanları Mersin’de: Dersim’i sahiplenelim-VİDEO

    Pertek, Hozat, Ovacık belediye başkanları Mersin’de: Dersim’i sahiplenelim-VİDEO

    PİRHA- Bir dizi temasta bulunmak için Mersin’de bulunan Pertek, Hozat ve Ovacık belediye başkanları, Dersim dışında yaşayan Dersimlilerin ve dostlarının birlik ve bütünlük içinde hareket edip, Dersim’in kadim topraklarının, ekonomik, kültürel ve inançsal değerlerinin sahiplenilmesini istedi.

    Dersim’in Pertek, Hozat ve Ovacık belediye başkanları bir dizi temaslarda bulunmak üzere Mersin’e geldi. Temasları kapsamında Mersin Dersimliller Derneğini ’de ziyaret eden belediye başkanları, dersimli yurttaşlarla toplantı gerçekleştirdi.

    Dersimliler Dernek Başkanı Hasan Tanrıkut’un ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ettikten sonra belediye başkanları sırasıyla ziyaretin amacına dönük açıklamalarda bulundu.

    İlk söz alan Pertek belediye Başkanı Ruhan Alan, ziyaretin amacına ilişkin “AKP’den devraldığımız bir belediye. Borcumuz çok fazla. Ancak bu ziyaretlerimizin temel amacı bu borçları sizlere anlatmak değil, sizlerle birlik, beraberlik ve bütünlük içinde hareket etmek içindir. Sizlerin fikirlerine ihtiyacımız var. Pertek’te neler yapabiliriz, ilde neler yapabiliriz? sorularının hep beraber yanıtını bulup, parti ayrımı yapmaksızın el birliği ile çalışmalarımızı güçlendirelim” dedi.

    Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de “Dar bütçeli bir belediye gerçekliği var. Bu sorunları aşmanın yolu, birşeyler istemek değil de, nasıl bir fikir geliştirebilirizin olduğunu düşünüyorum. Siyasi saiklerle değil de bu kadim toprakları ve değerlerimizi nasıl koruyacağımızın plan ve projeleriyle yürütmek istiyoruz” dedi.

    Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik ise toplumun kendilerine, “Bana özel birşey yap” demediğine dikkat çekerek “Çocuklarımıza, geleceğimize ve toplumsal değerlerimize dönük çalışmalar yapmak için buralara geldik. Dayanışmayı çok önemsiyoruz. Dersim dışında yaşayan insanlarımızla tanışmak, önerilerini almak, taleplerini dinlemek için bu ziyaretleri gerçekleştirdik” dedi.

    Belediye başkanlarının ardından söz alan yurttaşlar ziyaretten dolayı teşekkür ederek, beklenti ve önerilerini paylaştı.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Ozan Feyzullah Çınar ölümünün 36. yılında anılıyor

    Ozan Feyzullah Çınar ölümünün 36. yılında anılıyor

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, ölümünün 36. yılında Ozan Feyzullah Çınar’ı anıyor.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, halk ozanı Feyzullah Çınar’ı ölümünün 36. yılında yapacağı etkinlik ile anacak.

    2 Kasım Cumartesi günü yapılacak anma için “Feyzullah Çınar bin yıldır saz çalan ozandır” duyurusunu yapan DAD Ankara Şube’nin programında yer alan Dede Müslüm Metin, Çınar’ın hayatına dair sunum yapacak.

    Müzisyen Zeynep Karababa’nın da deyişler okuyacağı anma programına Ankara Divriği Kültür Derneği, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Varto-Der, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği de katılım gösterecek.

    Anma etkinliği saat 14:30’da DAD Ankara Şube’de gerçekleştirilecek.

    PİRHA / ANKARA

     

  • ‘Dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız bombalanıyor’-VİDEO

    ‘Dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız bombalanıyor’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi dernek binasında Yas-ı Muharrem bitimi ile birlikte aşure lokması pay edildi. DAD Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak, “Bugün dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız olan ocaklarımız, ziyaretlerimiz, nişangâhlarımız bombalanmakta ve bizim haq olarak tanımladığımız ağacımız, suyumuz, toprağımız cayır cayır yanmaktadır” dedi.

    Muharrem ayı vesilesiyle Kerbela’da katledilenler için 12 gün boyunca tutulan orucun ardından bir çok yerde pişirilen aşure lokması pay edilmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Yas-ı Muharrem orucunun bitmesi dolayısı ile dernek binasında aşure lokması pay etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Yenimahalle Şubesi, HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, ESP, Alınteri, Karakoçanlar Derneği, Dersimliler Derneği, 10 Ekim Derneği, ÖSP, Devrimci Parti, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü, DAD Mamak Şube, PSAKD Eski Mamak Şb. Başkanı, Kızılırmak Derneği, 78’liler Vakfı, Pir Sultan Abdal Sincan Şubesi, Barış Anneleri, HDP Ankara İl, Seyri Sokak, Emekli Sen, Madımak Şehit Aileleri, Divriği Kültür Derneği aşure lokmasına katılım gösterdi.

    “KERBELA UNUTULMAYACAK”

    Burada konuşan DAD Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak, “İnsanlığın tufandan sonra ayağa kalktığı günden bu yana pişirilip paylaşılan aşure, günümüze kadar geldi. Bundan sonrada devam edecek. İnsanlığın tarih boyunca yaşadığı felaketler hepimizin ortak acısı olarak kabul edilmiştir. Bundan 1380 yıl önce İslam coğrafyasında yaşanan Kerbela, insanlığın ve inancımızın ortak acısı olmuştur. İmam Hüseyin haq ve hakikatin yanında yer almış; umudun, direnişin ve zulme boyun eğmemenin sembolü olmuştur. İktidar için zalimler, masumu paklara ve kadınlara da kıymıştır. Bundan dolayı da Kerbela unutulmamış, unutulmayacaktır” dedi.

    Bugün dünyanın yaşadığı savaş yıkım, ölüm, dünyanın dengesini bozan teknoloji dünyanın sonunu getirdiğinde, insanlığın da sonunu getireceğini dile getiren Karabudak, “Bugün bütün farklılıkların yok sayıldığı bir gül bahçesi olan Mezopotamya ve Anadolu coğrafyası geleceğinden, kimliğinden, inancından dolayı yok sayılmakta herkes tekleştirilip nehak Emevi anlayışı paydasında birleştirilmeye zorlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “KUTSALLARIMIZ CAYIR CAYIR YANMAKTA”

    “Bugün dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız olan ocaklarımız, ziyaretlerimiz, nişangâhlarımız bombalanmakta ve bizim haq olarak tanımladığımız ağacımız, suyumuz, toprağımız cayır, cayır yanmaktadır.” diyen Karabudak şöyle devam etti:

    “Bugün yassı matem olarak yad ettiğimiz Kerbela yüzyıllardır bu coğrafyada tekrar, tekrar yaşanıyor. Bugünde kurduyla, kuşuyla ağacıyla ateşe verilen ve yaşanılanlar Kerbela’dır. Kerbela’nın yad edildiği yassı matemde Muaviye sofrasında oturanlar bilmelidir ki; Hüseyin’in eli onların iki yakasındadır.”

    “GÜNÜMÜZ ÇAĞDAŞ YEZİTLERİ ZULME DEVAM EDİYOR”

    Daha sonra söz alan Antep Milletvekili Mahmut Toğrul  ise, “Alevi kadim inancı aslında 3 temel saç ayağı üzerine oturur. Bir tanesi 72 millete aynı nazarda bakmak,  diğeri her koşulda mazlumdan yana tavır almak, bir diğeri de eline, beline, diline sahip olmaktır. Günümüzün çağdaş yezitleri hala zulme, zalimliğe devam ediyor ve halen Aleviler büyük zorbalıklarla karşı karşıyadır. Bugün hala kamu kurumlara Alevilere kapalıdır. En fazla okuyan toplum Aleviler ama nedense hala bir Alevi vali, kaymakam, rektör yoktur” şeklinde konuştu.

    “COĞRAFYAMIZ SULAR ALTINDA BIRAKILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Her gün inanç merkezlerinin, türbelerinin, yatırlarının bombalandığını ve coğrafyalarının cayır cayır yakıldığını belirten Toğluk şöyle devam etti:

    “Coğrafyamız barajlarla sular altında bırakılmaya çalışılmaktadır. Hala Aleviler kendi inançlarını özgürce yaşayabilecekleri bir mekânlara sahip değiller. Her gün her yerde  Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı hatırlatırcasına Alevilerin kapılarına kırmızı çarpı işaretlerinin konulduğunu görüyoruz. Bunlara rağmen Alevi inancı Alevi inancının talipleri bu yolda bu fikri her gün çocuklarına daha da yaygınlaştırmak zorunda ve bu inancı geleceğe taşımak zorundadırlar.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARI HALEN ZORUNLU DİN DERSİ GÖRÜYOR”

    Bugün halen egemen siyaset tekçi egemen siyasettir” diyen Toğrul son olarak şunları kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı olması gereken zat her çıktığından tek devlet, tek bayrak tek vatan utanmasa tek din tek mezhep demeye devam edecek. Bu gün hala Alevi çocukları eğitim öğretim kurumlarında zorunlu din derslerine Hanefi mezhebi eğitim görmeye zorlanıyorlar. AHİM’ in açık kararları olmasına rağmen maalesef uymamaya devam ediyorlar. Bize de bu zalimliklere bu zulümlere karşı Hüseyin’den aldığımız o mirasla zulüm nerede olursa olsun başkaldırmak ve mazlumdan yana tavrımızı ileriye taşırmak göreviyle karşı karşıyayız.”

    Ardından PSAKD Yenimahalle Şube Batı kent Cemevi dedelerinden Cemal Şahin lokma gülbengini söyledikten sonra gelen canlara aşure lokması pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

    .