Etiket: disk

  • ‘İnsanca yaşam talebimize karşı kölelik yasası dayatılıyor’

    ‘İnsanca yaşam talebimize karşı kölelik yasası dayatılıyor’

    PİRHA – İstanbul Bakırköy’de yapılan 1 Mayıs İşçi Bayramı büyük bir katılım ve coşkuyla kutlandı. Alanda aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşu, siyasi parti ve sendika yer aldı. 1 Mayıs ‘ı Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyon (DİSK) Başkanı Gani Beko ve Kamu Emekçiler Sendikaları Konfederasyon (KESK) Başkanı Lami Özgen PİRHA’ya değerlendirdi.

    Referandumda 25 milyona yakın insan korkusuzca ‘Hayır’ dedi. Ancak halkın ‘Hayır’ dediği sandıklardan Yüksek Seçim Kurulu’nun ‘Evet’ çıkardığını belirten DİSK Başkanı Kani Beko, “Bu topraklarda 80 milyona yakın insan yaşıyor. Dolasıyla daha demokratik, özgürlükçü, laik, eşitlikçi ve halkçı bir anayasa yapılmasından yanayız” dedi.

    “OHAL VE KHK İLE 125 BİN KİŞİ İHRAÇ EDİLDİ”

    Beko, son dönemlerde atanan kayyumlara ve KHK ilişkin de şunları ifade etti:

    “Doğu ve Güneydoğu’da 85 yakın belediye kayyum atandı. Kayyum atanan belediyelerde 1500 yakın çalışan işten atıldı. Ve OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile 125 bine yakın arkadaşımız ihraç edildi. Bugün yapılan tüm bu haksızlıklara karşı gelmek ve işçilerin kıdem tazminatını gasp ettirmemek için buradayız.”

    “7 MİLYONA YAKIN İNSAN İŞSİZ”

    Beko, “Bugün Türkiye’de 7 milyona yakın insan işsiz. Bunun 1 milyonunu üniversite mezunu olanlar oluşturmaktadır. 15 yaşına daha basmamış, beyinen ve fiziken halen hazır olmayan çocuklarımızı fabrikalarda, inşaatlarda ve sanayi sitelerinde çok sağlıksız koşullarda çalıştırıyorlar. Yasak olmasına rağmen çocukları çalıştırıyorlar. Ve bu çocukların 56’nı 2016’da kaybettik. Bugün burada çiftçilerin, emekçilerin, işçilerin ve genç kardeşlerimizin sorunlarını dile getireceklerini” ifade etti.

    “TAKSİM MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEKTİR”

    “Taksimde 1977’de katledilen işçi kardeşlerimizin katilleri bulununcaya kadar ve adalete teslim edilinceye kadar Taksim mücadelemiz devam edecek” diyen DİSK Başkanı Kani Beko, “Bugün Taksim’de olmamız gerekirken Bakırköy’de kutlamak zorunda kaldık. Çünkü günümüzdeki sorunları ve sıkıntıları konuşabilmek ve duyurabilmek için milyonları bir araya getirecek bir mitinge ihtiyaç olduğunu” ifade ederek, Türkiye işçi sınıfının ve dünya emek hareketinin 1 Mayıs işçi bayramını kutladı” dedi.

    “ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ADI ALTINDA TEK ADAMLIK DAYATILDI” 

    Her şeyden önce OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile Türkiye’de baskıcı ve otoriter tüm mercilerin harekete geçirildiğinin altını çizen Kamu Emekçiler Sendikası konfederasyon Başkanı Lami Özgen de, “Bunlar da yetmiyormuş gibi anayasa değişikliği adı altında tek adam sistemini zorla halka dayattılar. Ancak milyonlar referandumda bu dayatılan sisteme karşı durduğunu” ifade etti.

    “İNSANCA YAŞAM TALEBİMİZE KARŞILIK SADAKA VE KÖLELİK YASASI DAYATILIYOR”

    Özgen referandumda neden ‘Hayır’ dediklerinin gerekçelerini şöyle ifade etti:

    “İş güvencesi ile kıdem tazminatının ortadan kaldırılmasına, insanca yaşam talebine karşı bize sadaka ve köleliğin dayatılmasına, savaş politikalarına, kaosa ve çatışmalara karşı durmak ve mücadele etmek için Hayır dedik. Bunlar aynı zamanda bizim 1 Mayıs taleplerimizdir.”

    ” İRADEMİZ GASP EDİLDİ, OYLARIMIZ ÇALINDI”

    KESK Başkanı Lami Özgen sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin 7 bölgesinde tüm işçi ve emekçi arkadaşlarımız biraraya gelerek bize dayatılanları kabul etmediğimizi, reddettiğimizi, istemediğimizi, bu ülkenin yarısı olduğumuzu ve bu ülkenin yarısının iradesinin oylarının çalındığı, gasp edildiği bu sisteme karşı olduğumuzu buradan bir kez daha ifade ettik ve etmeye de devam edeceğiz.”

    HABERİN VİDEOSU

  • Kazancı Yokuşu’nda katledilen işçiler anıldı

    Kazancı Yokuşu’nda katledilen işçiler anıldı

    DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipler Birliği’nin de bulunduğu 1 Mayıs Düzenleme Komitesi, 1 Mayıs 1977’de Kazancı Yokuşu’nda ölen 37 kişiyi karanfillerle andı.

    DİSK, KESK, TMMOB, TBB ile çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü, 1977 1 Mayıs’ında açılan ateş sonucu katledilen işçileri andı. Kazancı yokuşuna çelenk bırakıldı. Ardından yaşamını yitiren işçiler için saygı duruşunda bulunuldu.

    1 MAYIS 1977’DE NE OLDU?

    1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı’nı kutlamak üzere çeşitli illerden İstanbul’a gelenler ile birlikte yaklaşık 500 bin kişi Taksim Meydanı’ndaki kutlamalara katıldı. Katılımın yüksek olması sebebiyle kortejlerin alana girmesi uzun sürmüş, konuşmalar da uzamıştır. Saat 19.00 sularında dönemin DİSK genel başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde etraftan silah sesleri duyulmaya başlandı. Sular İdaresi binasının üstünden ve meydandaki otelin çeşitli katlarından açılan bu ateş sonucu insanlar panik halde kaçışmaya başladı, kısa bir süre içinde Intercontinental Oteli’nin (Bugün The Marmara Oteli) de üst katlarından da ateş açıldı.

    İnsanlar panik halde kaçmaya çalışırken polis de ses bombaları ve panzerlerle kalabalığa müdahale etmeye başladı. Kalabalık, kaçmak için özellikle Kazancı Yokuşu’na yöneldi ancak burada bulunan bir kamyonun yolu tıkaması yığılmaya ve buna bağlı ezilmelere sebep oldu. 28 kişi ezilme ya da boğulma nedeniyle, 5 kişi silahla vurulma nedeniyle, 1 kişi de panzer altında kalarak toplamda 34 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 130 kişi de yaralandı. DİSK’in yayınladığı listede ise 36 kişinin öldüğü belirtilmişti.

     
  • Mersin 1 Mayıs’ı Cumhuriyet meydanında kutlayacak

    Mersin 1 Mayıs’ı Cumhuriyet meydanında kutlayacak

    PİRHA- Tüm Dünya ve Türkiye’de olduğu gibi Mersin’de de 1 Mayıs kutlamalarının hazırlıkları yapılıyor. Cumhuriyet Meydanında yapılacak kutlama öncesi açıklama yapan DİSK Genel-İş Sendikası şube başkanı Kemal Göksoy, kentin emek ve özgürlük güçleriyle alanlarda olacaklarını belirterek, “AKP’nin yasaklarına, işçi düşmanı politikalarına karşı hep beraber 1 Mayıs’ta cumhuriyet meydanında buluşalım” dedi.

    Mersin 1 Mayıs İşçi bayramına hazır. Türk-İş, DİSK, KESK ve siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla DİSK Genel-İş şubesinde basın toplantısı düzenlendi. Kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan DİSK Genel-İş şube başkanı Kemal Göksoy, 1 Mayıs İşçi bayramını cumhuriyet meydanında kutlayacaklarını belirterek şunları ifade etti;

    “Dünya işçi sınıfının mücadelesinin kazanımlarından biri olan 1 Mayıs’a sahip çıkıyor, kutluyoruz. AKP’nin 1 Mayıs’ı yasaklamaya, işçiyle bağını koparmaya, gözden düşürmeye yönelik çabaları karşısında biz emek ve demokrasi güçleri olarak 1 Mayıs’ın salonlara hapsedilmesine, kitlesinden koparılmasına karşı çıkmak için, referanduma zoru ve hileyi öne çıkaranlara karşı demokrasiyi ve özgürlüğü savunmak için, ülkenin OHAL adı altında KHK’larla yönetilmesine, keyfiliğin ve hukuksuzluğun meşrulaştırılmasına karşı durmak için, iktidarın ülkede ve bölgede geliştirdiği şoven yayılmacı politikalara dur demek için alanlarda olacağız.”

    “KADINLAR ‘HAYIR DAHA BİTMEDİ’ DEMEK İÇİN ALANLARDA OLACAK”

    Ayrıca, Mersin Kadın Platformu bileşenleri de, SES Mersin Şubesi’nde düzenlenen toplantıda referandum sürecini ve sonrasında ortaya çıkan tabloyu değerlendirdi. Toplantı sonrası kadınlar adına açıklama yapan platform sözcüsü Özge Göncü “Hayır, daha bitmedi, yeni başlıyor demek için tüm kadınları 1 Mayıs 2017 günü saat 16.00’da Cumhuriyet Alanı’na çağırıyoruz” dedi.

    Diren Keser/MERSİN

  • ‘Nefes almaya ihtiyaç var, 1 Mayıs’ta alanda olalım-VİDEO

    ‘Nefes almaya ihtiyaç var, 1 Mayıs’ta alanda olalım-VİDEO

    PİRHA-Konut İşçileri İstanbul Şube Başkanı Nebile Irmak Çetin, emekçilerin hak mücadelesini ve 1 Mayıs’ı PİRHA’ya değerlendirdi. Çetin, 1 Mayıs’ın bir tek işçilerin deyip sırt dönülmemesi gerektiğini belirterek, AKP’nin zulüm politikalarından rahatsız olan herkesin 1 Mayıs’a sahip çıkması gerektiğinin kaydetti.   

    Konut İşçileri İstanbul Şube Başkanı Nebile Irmak Çetin emekçilerin sendikal mücadelelerini ve 1 Mayıs’ı değerlendirerek dayatılan antidemokratik uygulamalara ve köleci yaşama karşı herkesin sokaklarda olması gerektiğini vurguladı.

    “KADINLARIN İRADESİNİ EVET’İN HİZMETİNE SUNDULAR”

    Çetin, Türk-İş ve Hak-İş’in 1 Mayıs’ı farklı yerlerde ve tek başlarına kutlama kararı almalarını eleştirerek, “Bundan birkaç yıl önce ortak konsensüs sağlanabiliyordu. Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve KESK bir araya gelip 1 Mayıs’ı birlikte kutlama becerisini ortaya koyabiliyorlardı” şeklinde konuştu. Ayrıca Hak-İş’in 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne yönelik 5 Mart’ta İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde bir etkinlik yaptıklarını ve bu etkinliğe cumhurbaşkanını davet ederek kadın iradesini Evet’in hizmetine sunduklarını söyledi.

    “Referandumda işverenlerin çıkarı, hükumetlerin çıkarı ve erkek egemen yapıların çıkarı kadın emeği ve bedeni üzerinde sürdürülüyor” diyen Çetin, Hak-İş ve Türk-İş’in Evet’i destekleyen açıklamalar yaptıklarını 1 Mayıs’ta da bu tutumlarını devam ettirmek istediklerini belirtti.

    “HAK-İŞ HÜKUMETİN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR”

    1 Mayıs’ın emekçiler için önemine dikkat çeken Nebile Irmak Çetin “1 Mayıs’ta 1977’de 137  canımızı yitirdik orada. İçlerinde 9 da kadın vardı” dedi. AİHM’nin iki yıl önce 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına yönelik aldığı kararı şu şekilde değerlendirdi:

    “AİHM’nin ‘Evet burası işçilerin anma yeridir. Burada anmalarını, kutlamalarını yapabilirler’ demesine rağmen AKP hükumeti AİHM’in kararını görmezden gelerek Taksim’i son birkaç yıldır bize kapatıyor ve söylediğim Türk-İş ve Hak-İş gibi sendikalar da hükümetin işini kolaylaştırıyorlar.”

    “KAZANILMIŞ HAKLAR YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Hükumet ve sermayenin emekçilerin kazanılmış haklarını, çok ta nefes alıcı haklar olmamasına rağmen var olan o hakları da ortadan kaldırmak istediklerini belirten Çetin, “Türkiye’nin genel çalışma yaşamına baktığımız zaman 20 milyon işçi var. Şu anda işsiz sayısı 7 milyon. Emekli sayısı keza 6-7 milyon. Asgari ücretle çalışan 6 milyon. Bütün bu milyonları bir araya getirdiğinde ne yazık ki referandumda yerle bir olması gereken bu anlayış ne yazık ki yine emekçilerin, yoksulların katkısıyla iktidarını pekiştiriyor. Ama tabi buna da gerçekten hizmet eden de emek düşmanlığını yürüten sendikalardır” değerlendirmesinde bulundu.

    “İŞÇİ İŞVEREN GÜDÜMLÜ SENDİKAYA MECBUR BIRAKILIYOR”

    Hizmet sektöründe örgütlü bir sendika olduklarını söyleyen Konut İşçileri İstanbul Şube Başkanı Çetin, belirttiği sendikaların örgütlenme alanlarında da karşılarına çıktıklarını ve işçilere DİSK Genel İş Sendikası’na üye olma noktasında çok ciddi baskı ve tehditlerde bulunduklarını kaydetti. Çetin ayrıca şunları da belirtti:

    “Sendika açık bir şekilde şunları söylüyor: Biz diyor hem hükumet hem işveren birlikte bu işi yürütüyoruz. Siz başka bir sendikaya gittiğiniz takdirde işinizi kaybedeceksiniz.’ İşçi seçeneksiz kalıyor. İşçi istemeyerek işveren güdümlü bir sendikada kalmayı tercih ediyor, buna mecbur bırakılıyor.”

    “HERKESİN 1 MAYIS’A SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Toplu iş sözleşmelerine de değinen Çetin, “Yasa diyor ki ‘toplu iş sözleşmesinden faydalanmak bir tek üyeye mahsus değil. Üye evet faydalanacak ama üye olmayan da faydalanır. Dayanışma aidiyeti ödeyerek faydalanır.’ Kanun böyle açık net olmasına rağmen Hak İş, dayanışma aidiyetini kabul etmiyor, o işçiyi o toplu sözleşmeden faydalandırtmıyor. Neden direnç göstermiş, neden o sendikaya üye olmamış. Dolayısıyla emekçiler böyle bir cendere arasında artık canı çıkmak üzere” dedi. Buradan yola çıkarak sadece DİSK’in ve DİSK’e bağlı sendikaların değil AKP’nin zulüm politikalarından rahatsız olan herkesin başta kadınlar, Kürtler, Aleviler, sosyalistlerin hep birlikte bu 1 Mayıs’a sahip çıkası gerektiğini vurguladı.

    “1 Mayıs sadece işçilerin bayramıdır” deyip sırt dönülmemesi gerektiğini ifade eden Çetin, burada kadınlara çok iş düştüğünü ve referandum sürecinde Hayır’ı en çok örgütleyen kesimin kadınlar olduğuna dikkat çekti. Ayrıca kadınların demokrasi mücadelesinde öncü olduklarını da ekleyen Çetin, “1 Mayıs’ta kadınlara çok iş düşüyor. Gerçekten biz hep bunu söyleriz Türkiye’nin demokrasisini korumaya, kurtarmaya, yaşatmaya çalışan sacın dört ayağı kadınlar, Aleviler, Kürtler ve emekçiler. Bunlar eğer ittifak oluşturursa hani birileri el koyarak referandumda evet bile çıkarırsa bunun çok karşılığı olmayacak, çok uzun ömürlü olmayacaktır” dedi.

    1 Mayıs’ın emekçiler için bir referandum olduğunu söyleyen Çetin, 1 Mayıs’ta sokakta olup dayatılan antidemokratik uygulamalara, dayatılan köleci yaşama, kadın beden ve kimliği üzerindeki her türlü tahribata, kadın cinayetlerine karşı, Kürt halkının haklı taleplerine, seçilmişlerin cezaevlerinde tutulmalarına karşı ortak bir şekilde haykırmak gerektiğinin altını çizdi.

    “NEFES ALMAYA İHTİYACIMIZ VAR”  

    1 Mayıs’ta yer fark etmeksizin alanlarda olunması gerektiğini vurgulayan Konut İşçileri İstanbul Şube Başkanı Nebile Irmak Çetin, “Nefes alacak durum kalmamıştır. Nefes almaya ihtiyacımız var. Emekçiler, halklar, kadınlar olarak nefesin alınması da bizim elimizde ve bizim vereceğimiz ortak mücadeleyle mümkündür” dedi.

    Suay Abak/İSTANBUL

    Haberin Videosu

     

  • Ankara emek örgütlerinden 1 Mayıs çağrısı

    Ankara emek örgütlerinden 1 Mayıs çağrısı

    ANKARA KESK, DİSK, TMMOB ve TTB, “Hayır daha bitmedi” sloganıyla işçi ve emekçileri Ankara Kolej Meydanı’nda kutlanacak olan 1 Mayıs’a çağırdı.

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu ( DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ile Türk Tabipler Birliği (TTB) temsilcileri, Mülkiyeler Birliği’nde bir araya gelerek, Ankara’da kutlanacak olan 1 Mayıs işçi ve Emekçi Bayramı’na ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantının yapıldığı salona, “Hayır daha bitmedi. Kıdem tazminatına, KHK’lara, OHAL’e karşı Haydi 1 Mayıs’a” pankartı asıldı.

    Kurumlar adına ortak basın açıklamasını okuyan DİSK Ankara Temsilcisi Tayfun Görgün, “Bizler bu ülkenin işçileri, kamu emekçileri, mühendis-mimarları, hekimleri, mali müşavirleri, gençleri, kadınları, işsizleri, ezilenleri ve ötekileştirilenleri olarak bu yıl 1 Mayıs alanlarına daha büyük bir umut ve coşkuyla giriyoruz” dedi.

    “SALDIRILARIN GÖLGESİNDE 1 MAYIS’A GİRİYORUZ”

    1 Mayıs İşçi Bayramı’na saldırıların gölgesinde girdiklerine dikkat çeken Görgün, “Kıdem tazminatımıza, iş güvencemize, ifade özgürlüğüne ve insanca yaşam hakkı başta olmak üzere birçok hakkımıza yönelik gerçekleşen saldırılar gerçekleştirildi” dedi. Görgün ayrıca, Siyasal iktidarın sadece emekçilerin kazanılmış haklarının değil; aynı zamanda Türkiye’nin tüm değerlerini satmanın, doğayı talan etmenin peşinde olduğuna vurgu yaptı.

    “100 BİN EMEKÇİ AÇLIĞA MAHKUM EDİLDİ”

    Türkiye genelinde 100 binin üzerinde kamu çalışanı ile bini aşkın işçinin kamudan ihraç edildiği için açlığa ve yoksulluğa mahkum edildiğini aktaran Görgün, çalışanların temel haklarının ellerinden alındığını, yine bilimin teminatı olan üniversitelerde, emekten ve barıştan yana tavır alan akademisyenler mesleklerinden ihraç edilerek, Türkiye geleceğinin çölleştirildiğini söyledi.

    “AYRIMCI VE YASAKÇI TUTUMU KINIYORUZ”

    “Hemen her gün sağanak gibi yağan zamlar ve artan işsizlikle birlikte toplumun tüm emekçi kesimi hızla yoksullaşmaya, çaresizliğe doğru itilmektedir” diyen Görgün, sömürünün en ağır biçimi olan çocuk işçiliği ile iş cinayetlerinde her gün artış olduğunu kaydetti.

    Görgün, Türkiye’de 1 Mayıs kutlama alanlarının işçi ve emekçilere kapatıldığını ifade ederek, “1 Mayıs’ta dünyada, bütün demokratik ülkelerde; işçi sınıfına, emekçilere açılan meydanlar ülkemizde 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenlere kapatılmak istenilmektedir. Üstelik İstanbul’da Taksim, Ankara’da Kızılay gibi meydanlar haftalarca hükümete yakın gösterilere açıldığı, vatandaşlar bu alanlara davet edildiği halde 1 Mayıslara kapatılmak istenilmektedir. Bu ayrımcı ve yasakçı tutumu kınıyoruz. Kabul etmiyoruz” diye tepki gösterdi.

     

     

     

  • Çocuk hak ihlalleri 365 gün görmezden geliniyor

    Çocuk hak ihlalleri 365 gün görmezden geliniyor

    Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, çocukların yılın 365 günü hak ihlallerine uğradığını söyledi.

    Bir 23 Nisan’a daha binlerce çocuk, cinsel istismar, eğitim ve sağlıktan yoksun, mutsuz, ölüm ve tutuklamalarla atölyelerde sömürülerek girildi. KHK ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman, çocukların yılın 365 günü hak ihlallerine uğradığını söyledi.

    Türkiye, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” ile çocuklara bayram hediye eten tek ülke olarak övünse de, bugün Türkiye’de binlerce çocuk fabrika, atölye ve işyerlerinde sömürülüyor, okulda, sokakta cinsel istismara uğruyor, sağlık ve eğitim hakkından mahrum ve onlarcası cezaevlerinde 23 Nisan’ı karşılıyor.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nin Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Ezgi Koman, “Çocuk hak ihlalleri diğer 365 gün olduğu gibi 23 Nisan’da da görmezden geliniyor. Sadece çocuklara değer veriliyormuş gibi bir hava yaratılıyor” dedi.

    HER 10 ÇOCUKTAN 8’İ KAYIT DIŞI ÇALIŞTIRILIYOR

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel-İş Sendikası’nın verilerine göre, çocuk işçi sayısı her yıl artıyor. 2012 yılında 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı, şimdi 709 bini buldu. Yine çalıştırılan çocuk işçilerin yüzde 78’i kayıt dışı çalıştırılıyor. Bu çocukların 558 bini kayıt dışı, 150 bini ise sigortalı çalıştırılıyor. Türkiye’de her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı çalıştırılıyor. Çırak işçiler de eklendiğinde çalışan çocuk sayısı, 2 milyona yaklaşıyor.

    ÇOCUKLARIN YOKSULLUK ORANI YÜZDE 25.3

    Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında çocuk yoksulluk oranı fazla olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Türkiye’de çocukların yoksulluk oranı yüzde 25,3 iken, Finlandiya’da yüzde 3,6 ve İsveç’te yüzde 8,5, İrlanda yüzde 9,1 Almanya’da 9,8, İngiltere’de ise yüzde 9,9 oranına sahip. Türkiye’den sonra en çok çocuk yoksulluğunun yaşandığı Avrupa ülkeleri ise İtalya, İspanya ve Yunanistan bulunuyor.

    SON DÖRT YILDA 264 ÇOCUK İŞ CİNAYETİNE KURBAN GİTTİ

    İşçi Sağlığı İş Güvenliği Meclisi raporlarına göre, iş kazası sonucu hayatını kaybeden çocuk işçi sayısında her yıl artış oluyor. 2012 yılında 32 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybederken, 2013’te 59, 2014’te 54, 2015’te 63 ve 2016 yılında ise 56 çocuk iş cinayetleri sonucu hayatını kaybetti. Son dört yılda toplam 264 çocuk işçi iş cinayetine kurban gitti.

    2 BİN 200 ÇOCUK CEZAEVİNDE

    “Çocuk Cezaevleri Kapatılsın Girişimi”nin son verilerin göre, Türkiye cezaevlerinde 542’si hükümlü, bin 658’i tutuklu 2 bin 200 çocuk bulunuyor.

    368 KIZ ÇOCUĞU CİNSEL İSTİSMARA UĞRADI

    Kadın örgütlerinin hazırladığı istatistikler ve mahkemelere yansıyan olaylardan yola çıkılarak yayımlanan “Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu”na göre, 368 kız çocuğu cinsel istismara uğradı. Söz konusu cinsel istismarların yüzde 59’u okullarda, diğerleri ise sokakta, zorla götürüldükleri evlerde, alıkonuldukları araçlarda, kandırılarak götürüldükleri evlerde, kurslarda, otobüslerde ve parklarda yaşandı. Yine her 100 kişiden 18’i çocuk yaşta evlendiriliyor.

    ÇOCUK BEDENLERİ BUZDOLAPLARINDA SAKLANDI

    İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre, çatışmalı süreçlerde Türkiye’de 590 çocuk, polis ve askerin müdahalesi sonucu öldürüldü. Yakın tarihte öldürülen çocuklar arasında Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Enes Ata, Berkin Elvan ile yine sokağa çıkma yasağının yaşandığı Cizre’de polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren ve bedeni günlerce buzdolabında saklanmak zorunda bırakılan Cemile Çağırga’nın adı bulunuyor.

    MİLYONLARCA ÇOCUK ANADİLDE EĞİTİM GÖREMİYOR

    Milyonu aşan çocuk, doğuştan gelen en temel hakları olan anadil eğitiminden mahrum olarak yaşıyor. Kürt çocukları başta olmak üzere diğer etnik gruplara ait çocukların anadillerini öğrenmelerini engellemek için Türkiye tarafından BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilgili 17, 29 ve 30 maddelerine halen çekince konulmuş durumda.

    “23 NİSAN BİR TABLO”

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nin Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Ezgi Koman, çocuklara yönelik gerçekleştirilen hak ihlallerinin “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nda da devam ettiğini aktararak, “Çocuk hak ihlalleri 365 gün görmezden geliniyor. Sadece çocuklara değer veriliyormuş gibi bir hava yaratılıyor. Ama değil hatta hiç değil. Aslında oralarda da çocuklar hak ihlallerine maruz kalıyorlar. Mesela o çocuklar kim, nasıl seçiliyorlar? Acaba başka bir çocuk gitmek istiyordu da o mu seçildi? Ya da orda söylenecek kelimler seçiliyor mu? Bilmiyoruz bunları. Çocukları karar mekanizmalarına katmanın yolu bu değil. 23 Nisan’ın diğer günlerden hiçbir farkı yok. Hala çocuklar öldürülmeye, işçi olarak sömürülmeye devam ediliyor. Yani o gün yine çocukların yaşadıkları görmezden geliniyor. Sadece göstermelik tablo oluşuyor” dedi.

  • ‘OHAL kaldırılıp, referandum iptal edilmeli’-VİDEO

    ‘OHAL kaldırılıp, referandum iptal edilmeli’-VİDEO

    PİRHA-KESK, DİSK, TMMOB, Ankara Şubeleri ile ATO ve ASMMO Sakarya Caddesi’nde referandumdaki şaibelere tepki gösterdi. Öte yandan Türkiye’nin pek çok yerinde YSK’nın kararına karşı ‘mühürsüz oy’ protestoları da devam etti. 

    Referandumdaki şaibelere ilişkin tepkiler büyüyor. Ankara’da YSK önünde ve çeşitli ilçelerdeki protestoların ardından emek ve meslek örgütleri de YSK’nın mühürsüz oyları geçerli saymasına ve sandıklardaki çeşitli ihlallere tepki gösterdi.

    KESK, DİSK, TMMOB, Ankara Şubeleri ile ATO ve ASMMO Sakarya Caddesi’nde ‘Yalana teslim olmayacağız” dedi.

    Yapılan ortak açıklamayı KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tüm Bel-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Devrim Kahraman okudu. Kahraman, “Baskı ve adaletsiz koşullarındaki kampanya süreci, seçim günü yaşanan gizli oy açık sayım ihlali, mühürsüz pusula ve zarfların geçerli sayılması, seçim bölgelerinde müşahitlere ve tarafsız gözlemcilere yönelik baskılar, Anadolu Ajansı’nın yayınları, YSK’nın kanuna aykırı açıklama ve kararları nedeniyle referandumun meşru olmadığını söyledi.

    Her şeye rağmen bu eşitsiz yarışta seçmenin yarısının anayasa paketini reddettiğini belirten Kahraman, “Anayasalar toplumsal sözleşmeler olduğuna göre hazırlanışından oy sunumuna kadar bütün süreçlerinin demokratik olması gerekir. İktidar 16 Nisan referandumunun sonuçlarına dayanarak ülkeyi yönetemez. Bu nedenle 16 Nisan referandumu iptal edilmelidir. OHAL kaldırılmalı, demokratik-katılımcı, toplumun genelinin katıldığı, sivil-demokratik bir anayasa hazırlanmalıdır” dedi.

    BİRÇOK KENTTE YSK’NIN KARARI PROTESTO EDİLDİ

    Ankara’nın yanı sıra yurttaşların referandum gecesinden bu yana sürdürdüğü protestolar Kadıköy’de kadınların eylemi başta olmak üzere İstanbul’un birçok ilçesinde de devam etti. Kadıköy Süreyya Operası önünde toplanan binlerce kadın, “Kadınların ‘Hayır’ı biter mi sandın” pankartı arkasında bir araya geldi. Kahkahalar, zılgıtlar, alkış ve sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçen kadınlar, “Kabul etmiyoruz, Hayır!” sloganıyla tepkilerini dile getirdi. Beşiktaş’ta yürüyüşe geçen yüzlerce kişi ise “Hayır kazandı, YSK çaldı” sloganlarıyla protesto yürüyüşü düzenledi.

    Bursa, Kocaeli, Adana, Kocaeli, İzmir gibi birçok kentte de yurttaşlar düzenledikleri yürüyüşle YSK kararını protesto ederek referandumun yeniden yapılmasını istedi.

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘İçinde işçilerin hakları olmayan anayasa bizim değildir’- VİDEO

    ‘İçinde işçilerin hakları olmayan anayasa bizim değildir’- VİDEO

    PİRHA-Kayyum atanan Akdeniz Belediyesi’nden atılan işçiler ve İşçilerin “Hayır”lı buluşmaları kapsamında Yenişehir belediyesi işçileriyle bir araya gelen DİSK Genel Başkanı Kani Beko,” işçileri işten atmak, binlerce insanı çocukları ile beraber açlığa mahkûm etmek hangi vicdana sığar” diyerek işçilerin bir an önce işlerine geri alınmalarını istedi. Referandum sürecine de değinen Beko, içinde işçilerin hakları olmayan Anayasa’ya hayır diyoruz dedi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Kani Beko ilk olarak, Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne kayyum atanmasının ardından işten atılan belediye işçileri ile toplantı yaptı. DİSK Genel İş Sendikası Mersin Şubesinde gerçekleşen toplantıya DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, Kültür Sanat-Sen Mersin Şube Başkanı İmam Özdemir, birçok STK temsilcisi ve işten çıkartılan belediye işçileri katıldı.

    “İNSANI ÇOCUKLARI İLE BERABER AÇLIĞA MAHKÛM ETMEK HANGİ VİCDANA SIĞAR”

    Toplantıda yaptığı konuşmada belediye işçilerinin yayımlanan KHK’lar ile işlerinden çıkarılmasının bir sosyal cinayet olarak tanımlayan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, şunları belirtti;

    “KHK ile kayyum atanan çeşitli belediyelerde ve belediye alt işverenlerinde Genel-İş sendikamızın üyesi toplam 1263 işçinin iş akdi fesih edildi, 185 işçinin iş kaydı askıya alındı. Haklarında herhangi bir yargı kararı bulunmayan, süren bir soruşturmaları dahi olmayan işçileri işten atmak, binlerce insanı çocukları ile beraber açlığa mahkûm etmek hangi vicdana sığar. Hukukun en önemli ilkesi masumiyet karinesidir. Hukukun bu en temel ilkesini ayaklar altına alan, yargının tespit ettiği herhangi bir suçları bulunmayan insanları işten çıkarmak keyfiliktir, hukuksuzluktur.”

    “REFERANDUMDA HAYIR DİYORUZ”

    İşten çıkarılan işçilerle bir araya geldikten sonra Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen panelde konuşan Beko, demokrasiyi, kardeşliği, barışı ve hukuku savunan bir konfederasyon olmaya devam edeceklerini ifade ederek şunları belirtti;

    “OHAL’da yaşanan hukuksuzluklara, ülkenin kararnamelerle yönetilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Önümüzdeki referandumda bu tip hukuksuzluklara hayır diyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun hukuki haklarımızı, demokratik haklarımızı ve siyasi haklarımızı kullanarak işçilerin haklarını savunacağız. Bütün DİSK’liler işlerine geri dönene kadar mücadele edecek, susmayacağız. Hükümeti derhal bu hukuksuzluklardan vazgeçmeye, demokrasiye ve hukuka daha fazla zarar vermemeye çağırıyoruz. İçinde işçilerin hakları olmayan Anayasa’ya hayır diyoruz. 15 yılda 17 bin işçinin iş cinayetine kurban edilmesine hayır diyoruz. Kıdem tazminatımızın kaldırılması planlarına hayır diyoruz. Taşeron işçilerinin her seçimde kandırılmasına hayır diyoruz. Kiralık işçilik adı verilen köle ticaretine hayır diyoruz. Grev yasaklarına, sendikalı olmanın önündeki engellere hayır diyoruz. İşsizlik Fonu’nun talan edilmemesi için hayır diyoruz. Kamunun birikimlerinin Varlık Fonu yoluyla, yok edilmemesi için hayır diyoruz. İşçilerin kardeşliği ve halkların kardeşliği için referandumda hayır diyoruz.”

    Diren Keser/MERSİN

  • ’15 Temmuz’dan beri 102 bin kişi ihraç edildi’-VİDEO

    ’15 Temmuz’dan beri 102 bin kişi ihraç edildi’-VİDEO

    PİRHA -KESK Genel başkanı Lami Özgen, 15 Temmuz’den bu yana 102 bin kamu çalışanının görevlerinden ihraç edildiğini söyledi. Özgen, “Bu sadece hukuksuzluk değil, aynı zamanda ahlaki, vicdani bir sorumluluktur. Birçok insan intihar ediyor. Son bir ay içinde açığa alınan, sürgün edilen, ihraç edilen üç üyemiz kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi” dedi. 

    OHAL sürecinde yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle binlerce kamu çalışanı görevlerinden ihraç edildi. Konuya ilişkin KESK Genel Başkanı Lami Özgen PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Özgen, “15 Temmuz’dan bu yana 102 bin kamu çalışanı ihraç edilmiştir” dedi.

    “OHAL yasası bahane edilmek suretiyle Çalışma Bakanı’nın ifadesiyle 15 Temmuz’dan bu yana 102 bin kamu çalışanı ihraç edilmiştir” diyen Özgen, “102 bin basit bir rakam değil. 102 bin sayısı Türkiye’deki birçok ilin nüfusundan fazla olan bir rakamdır” dedi.

     “BİZİ KRİMİNALİZE EDEREK İŞTEN ATMA KAMPANYASI YÜRÜTÜYORLAR”

    “Tek bir kararname ile hiçbir sorgulama yapmadan, hiçbir savunma hakkı vermeden, yani seni beğenmedim, benden değilsin, seni işten atıyorum. Buradan hareketle de DİSK’e, Eğitim Sen’e ve KESK’e bağlı sendikalara yönelik yürütülen bu yönelim aslında özel seçilmiş bir yönelimdir” değerlendirmesinde bulunan Lami Özgen, “Çünkü emek alanında muhalif duruşuyla hükumetin karşısında duran, sokakta eylem yapan, sokakta demokrasi güçlerini bir araya getirebilen tek örgüt KESK’tir. Onun dışında başka bir örgüt yok” diye konuştu.

    Özgen, hükümet bizi sürekli kriminalize ederek işten atma, açığa alma kampanyası yürütüyor. Buna karşı mücadele ediyoruz” dedi.

    “HUKUKSUZLUĞUN VE VAHŞETİN GELDİĞİ SON NOKTADIR”

    “Adalet Bakanı’nın ‘Bunların hiçbir suçu yok, bunlar suçlu değildirler. Ama biri idari tasarruf gösterdi” dediğini hatırlatan Özgen, “Bu, hukuksuzluğun ve vahşetin geldiği en dip noktadır. O yüzden KESK’in üyeleri suçlu filan değildir. Tam tersine bu ülkede emek ve demokrasi mücadelesini yürüten, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi yürüten bir kesimdir, bir yelpazedir” ifadesini kullandı.

    “HÜKÜMETTEN YANA OLAN KONFEDERASYONLAR HESAP VERECEKLER”

    Hükümet’in politikalarına karşı mücadele etmekten kaynaklı, sendikal eylem ve etkinlikler bahane edilerek çalışanların işten atıldığına dikkat çeken Özgen şunları kaydetti:

    “Bu kabul ettiğimiz bir şey değildir. Bununla mücadele etmeye devam ediyoruz. Ha keza bu konuda sessizliğini koruyan ve hükumetten yana tavır takınan Memur-Sen, Kamu-Sen gibi konfederasyonlar var. Elbette tarihin önünde hesap vereceklerdir.

    Yüz binlerce insan ekmeğinden, işinden oluyor. Bu önemli bir olgudur. Bu sadece hukuksuzluk değil aynı zamanda bu ahlaki, vicdani bir sorumluluk ta. Birçok insan intihar ediyor. Son bir ay içinde açığa alınan, sürgün edilen, ihraç edilen üç üyemiz kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. O yüzden o ahlaki ve vicdani boyutu da herkesin görmesi gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

     

  • Meslektaşları, gözaltındaki gazetecilere özgürlük istedi

    Meslektaşları, gözaltındaki gazetecilere özgürlük istedi

    25 Aralıkta İstanbul merkezli yapılan operasyonla Berat Albayrak’ın maillerine ilişkin gözaltına alınan BirGün çalışanı Mahir Kanaat, ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan, kapatılan DİHA’nın haber müdürü Ömer Çelik ve muhabiri Metin Yoksu, Yolculuk gazetesi yazı işleri müdürü Eray Sargın ve eski Diken editörü Tunca Öğreten bugün İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

    6 gazetecinin serbest bırakılması istemiyle adliye önünde bir araya gelen meslektaşları gazetecilere destek açıklamasında bulundu. Açıklamaya, DİSK Basın İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ile gözaltındaki gazetecilerin ailelerinin yanı sıra çok sayıda meslektaşı katıldı.

     

    ”UMARIZ ARKAMIZDAKİ ADLİYEDE HUKUK İŞLER”

    Açıklamada konuşa ETHA editörü Arzu Demir, gözaltındaki gazetecilere yöneltilen iddiaların sadece onları değil tüm gazetecileri ilgilendirdiğini belirterek “Umuyoruz ki arkamızda gördüğünüz adliyede hukuk işler ve arkadaşlarımız serbest bırakılır” dedi.

    KHK ile kapatılan DİHA muhabiri Necla Demir ise OHAL gibi karanlık bir süreçten geçildiğine vurgu yaparak gazeteci arkadaşlarının serbest bırakılmasını ve tekrar onlarla birlikte sokaklarda haber yapmak istediklerini belirtti.

    BirGün Gazetesi Yayın Kurulu üyesi Barış İnce, meslektaşlarının suçlamanın ne olduğunu bilmeden gözaltında tutulduklarına dikkat çekerek serbest bırakılmalarını istedi.

     

    ”BAĞIMSIZ GAZETECİLER ÜZERİNDE AĞIR BASKILAR VAR”

    Tunca Öğreten’in çalışma arkadaşlarından gazeteci Mehveş Evin ise bütün gazeteciler için ortak ses çıkarma amacıyla burada olduklarını belirterek, şunları aktardı: Bağımsız gazeteciler üzerinde çok ağır baskılar var. Bu gözaltılar da bunun bir parçası. Onları buradan alacağız.

    TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası) Genel Merkez Yöneticisi Can Uğur da, TGS olarak her zaman ve her yerde gazetecilerin yanında olacaklarını dile getirdi.

    ”UMARIM BUGÜN TUTUKLU GAZETECİ SAYISI ARTMAZ”

    DİSK Basın-İş Sendikası Genel Başkanı Faruk Eren de, 24 günlük gözaltının işkence olduğunu ve insanlık onurunun bu işkenceyi yeneceğini söyleyerek, “Umarım bugün tutuklu gazeteci sayısı artmaz, dayanışma için buradayız” dedi.

     

  • ‘6,5 milyon işsizin olduğu ülkede tek sorun başkanlık mı?’

    ‘6,5 milyon işsizin olduğu ülkede tek sorun başkanlık mı?’

    DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Meclis’te görülmeye devam eden ve iki maddesinin kabul edildiği anayasa değişikliği teklifine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Kani Beko, demokratik bir anayasanın sadece iki siyasi partinin bir araya gelmesiyle değil toplumun tüm kesimlerinin bulunduğu bir anayasa çalışması olması gerektiğini vurguladı. Beko: ‘Demokratik anayasayı demokrat insanlar yapar.  Bu anayasadan demokratik hiçbir şey çıkmaz.’dedi.

    “BAKANLAR MEMURA DÖNÜŞECEK”

    Beko ayrıca devletin meclisten çıkan yasalar yerine kararnamelerle yönetileceğini öngören anayasada kuvvetler ayrılığının biteceğini ve yasama, yürütme, yargı yetkilerinin meclis yerine cumhurbaşkanının elinde toplanacağını ve cumhurbaşkanının meclis yerine kanun yapıcı hale geleceğini de belirtti.

    “Bu sisteme göre yürütme erki artık meclise karşı sorumlu olmayacak. Bakanlar Kurulu anayasadan çıkarılacak. Bakanlar cumhurbaşkanına hizmet eden memura dönüşecek. Meclis denetimi kaybedecek. Vekiller etkisizleştirilecek. Tek sorumlu cumhurbaşkanı olacak. Yargı çoğunluğunu artık cumhurbaşkanı belirleyecek.”

    “ÖNCE MEMLEKETİN ASIL SORUNLARINI ÇÖZMEK GEREKİR”

    İşsizlik, eğitim ve sağlık sorunlarının oldukça arttığı bir ülkede tek sorunun ‘başkanlık’mış gibi aksettirilmesine tepki gösteren Beko, “İşçi ve emekçilerin yığınlarca sorunları var. 6,5 milyon işsizin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İşçi sağlığı iş güvenliği önlemleri alınmadığından dolayı sadece 2016 yılında 700’e yakın işçi arkadaşımızı kaybettik. Milyonlarca işçi açlık sınırı altında yaşamaya devam ediyor. Önce bu sorunları çözmek gerekir” dedi.

    Suay ABAK

  • DİSK’ten asgari ücret eylemi

    DİSK’ten asgari ücret eylemi

    Asgari ücrete ilişkin İstanbul Şişli’de yapılan basın açıklamasını DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu yaptı. Çerkezoğlu, hükümet ve sermaye çevrelerinin asgari ücreti düşük tutmak için bir süredir abartılı ve gerçek dışı değerlendirmelerde bulunduklarını belirtti. Çerkezoğlu, “Çarşıda pazarda karşılaştığımız gerçek bu mudur? Soruyoruz: TÜİK enflasyon oranını yüzde 7-8 civarında açıklarken, asgari yaşam maliyetinin sadece yüzde 4 artmasını neye dayanarak iddia edebilmektedir” dedi.

    “ASGARİ ÜCRET EN AZ 2000 TL NET OLMALI”

    Çerkezoğlu, talepler konusunda ise “Asgari ücret sadece asgari ücretlileri değil, bütün çalışanları ilgilendirmektedir. Asgari ücret geçim ücreti olmalıdır. Bir işçinin ailesiyle beraber insanca yaşayabileceği bir ücret olarak belirlenmelidir. Asgari ücret hesabında uluslararası standartlara uyulmalı, işçinin ailesi de dikkate alınmalıdır. Asgari ücretin tespitinde bütün işçi konfederasyonlarına katılım hakkı sağlanmalıdır. Asgari ücret bütün çalışanlar için ortak saptanmalıdır. Ülke büyürken işçilerin bundan pay almaması adaletsizliktir. Asgari ücret tespitinde geçim koşulları, verimlilik ve milli gelir artışı dikkate alınmalıdır. Asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalıdır. 2017 yılı için asgari ücret en az 2000 TL net olmalıdır” şeklinde konuştu.

  • Bursa’da metal işçileri greve gidiyor!

    Bursa’da metal işçileri greve gidiyor!

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal İş) ile Bursa’da faaliyette olan Asil Çelik fabrikası yönetimi arasında süren Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde yaşanan anlaşmazlık nedeniyle işçiler grev kararı aldı.

    1 Eylül 2016- 31 Ağustos 2018 dönemini kapsayan toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine Orhangazi’de olan fabrikaya grev ilanı asılacak.

    TİS SÜRECİNDE NELER YAŞANDI?

    İşçiler adına TİS görüşmelerini sürdüren Birleşik Metal İş Sendikası’nın teklifi toplam 75 ana madde ve 4 ek ve 5 geçici maddeden oluşuyor. Sendikanın teklif ettiği söz konusu maddelerden yalnızca 41’i üzerinde uzlaşılırken, Eylül ayında başlayan görüşmelerde ücret zammı ve sosyal haklar gibi maddi maddelerde anlaşma sağlanamaması üzerine 4 Kasım 2016’da görüşmelerde uyuşmazlık tutanağı tutulmuştu.

    Arabulucu sürecinde de herhangi bir ilerleme gerçekleşmemesinin üzerine sendika grev kararı aldı. Bu kapsamda Asil Çelik fabrikası işçileri 16 Aralık’ta (yarın) saat 16.00’da Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu’nun katılacağı basın açıklamasının ardından fabrikaya grev ilanını asacak.

  • DİSK’ten Beşiktaş saldırısı açıklaması

    DİSK’ten Beşiktaş saldırısı açıklaması

    DİSK Genel Başkanı Kani Beko, İzmir’de 10 Aralık’ta İstanbul’daki bombalı saldırılarla ilgili basın açıklaması yaptı.

    Beko, Türkiye’nin kara ve acılı günlerinden birinin yaşadıklarını, katliamı şiddetle lanetlediklerini, ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilediklerini söyledi. Terör ve savaşı her gün lanetlemelerine karşın her gün insanları yitirmeye devam ettiklerini belirten DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “Artık yeter! Bu ülke toprakları kana ve gözyaşına doydu” dedikleri halde kan ve gözyaşının durmadığını, tekrar tekrar aynı filmin izlendiğini, aynı acıların yaşandığını söyledi. Beko, 10 Ekim 2015 Ankara katliamında Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan en büyük kitle katliamlarından birine hedef olduklarını, dost, arkadaş ve çocuklarını toprağa verdiklerini kaydederek şöyle dedi:

    ‘ÜLKEYİ YILLARDIR TEK BAŞINA YÖNETENLERE SORMALIYIZ’

    “Yazık bu ülkeye, bu insanlara. Yazık bu güzelim topraklara. Ancak ‘yazık’ diyerek geçemeyiz. Bizler bu ülkenin yurttaşları olarak artık korkmadan, çekinmeden soru sormaya başlamalıyız. Katliamları omuz omuza lanetlerken yıllardır bu ülkeyi tek başına yönetenlere soru sormaktan da korkmamalıyız. Ben buradan soruyorum: Türkiye’de genel seçimlerin yapıldığı Haziran 2015’ten itibaren 20’nin üzerinde bombalı saldırıda yüzlerce yurttaşını yitirmiş olması tesadüf müdür? Neden Türkiye o tarihten itibaren şiddet sarmalına girdi? 7 Haziran 2015 seçimlerinde ‘tek başına iktidar’ çıkmadığı için kan akıyor dediler. Eğer iktidar partisine oy verilirse, tek parti iktidarı kurulursa kanın duracağını, kurulmazsa ‘kaos’ geleceğini söylediler. 7 Haziran’ı yok saydılar, yeniden seçime girdiler. Tek parti hükümetini de kurdular. Peki akan kan durdu mu, katliamlar bitti mi, terör son buldu mu? Hayır. Aksine tırmandı.”

    Kani Beko, yurttaşlık görevinin ülke topraklarının neden her gün kanla yıkandığını, neden gözyaşlarının dinmediğini, vaatlerin neden gerçekleşmediğini sormak olduğunu söyledi. Daha İstanbul’da yaralanan ve ölen insanlar yerden kaldırılmamışken ‘başkanlık’ açıklamaları yapanlara sorulması gereken sorunun “İnsanlar ölürken, siyasi hesaplar peşinde koşmak insanlığı öldürmek değil midir” olduğunu belirten Beko, istikrar vaadi ile yönetime gelen bir iktidarın, istikrar adına attığı her adımın Türkiye’yi daha da istikrarsızlaştırdığını sorgulamak zorunda olduklarını söyledi.

    ‘HESABINI SORMAK ZORUNDAYIZ’

    “Teröre karşı çözüm olağanüstü hal” diyenlere “Olağanüstü hal ile amacınız, terörü mü bitirmek sizin gibi düşünmeyen muhalifleri mi bitirmek” sorusunu sormak gerektiğine dile getiren Beko, “Gazeteciler hapiste, milletvekilleri hapiste, belediye başkanları hapiste, akademisyenler işsiz, öğretmenler işsiz ama büyük kentlerin göbeğinde yüzlerce kilo bomba yüklü araçlar patlamaya devam ediyor. Bunun hesabını sormak zorundayız. Bugün soru sormak, bir yurttaşlık görevi olduğu kadar insanlık görevidir. İçeride ve dışarıda savaşı, çatışmayı tercih eden politikaları, bu ülkenin kurucu ilkelerinden olan ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinin neden terk edildiğini sorgulamak zorundayız. Korkmadan sormalıyız, korkmadan konuşmalıyız. Terörden de baskıdan da OHAL’den de korkmuyoruz. Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletinde insanca yaşamak, kardeşçe yaşamak, barış içinde yaşamak istiyorsak korkmadan, yılmadan omuz omuza vermeliyiz. Görmeyen gözler görsün, duymayan kulaklar duydun. Terörle, şiddetle, çatışmayla, savaşla bu ülkenin hiçbir sorun çözülemez. Bu insanlık dışı saldırıyı bir kez daha lanetliyor, kana ve gözyaşına doyan bu topraklarda acıların, ölümlerin artık son bulmasını diliyoruz” diye konuştu.

    Beko’nun basın açıklamasına TMMOB ve KESK temsilcileri de katıldı.

  • Çalışma Bakanı DİSK heyeti ile görüştü

    Çalışma Bakanı DİSK heyeti ile görüştü

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Kani Beko, DİSK Genel Başkan Yardımcısı Cafer Konca, DİSK Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Yahyaoğlu ve DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu ile görüştü.

    Asgari ücret görüşmelerinin başlaması nedeniyle Müezzinoğlu ile görüşen DİSK heyeti, bakana asgari ücretin 2000 TL olması gerektiğini bildirdi. Bakan Müezzinoğlu’na asgari ücret ile ilgili DİSK Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) tarafından hazırlanan ve akademisyenlerin katkı sunduğu rapor sunuldu.

    DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DA SENDİKAL FAALİYET DURMA NOKTASINDA

    Yapılan görüşmede, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde atanan kayyumlar sonrası ortadan kalkan iş güvencesi ve işten atılmalar dile getirildi. Söz konusu bölgelerdeki illerde sendikal faaliyetlerin durma noktasına geldiği ve sendikal faaliyete bir güvenlik sorunu olarak bakıldığı dile getirildi.

    İŞTEN ATILANLAR GERİ ALINMALI

    İşten atılan işçilerle ilgili rahatsızlıklarını ileten DİSK heyeti, işçilerin görevlerine iadesinin ve iş güvencesinin yeniden tesis edilmesini talep etti. Görüşmede şirketlerde çalışan işçilerin istihdam güvencelerine dokunulmaması istendi.