Etiket: Diyarbakır cemevi

  • Madımak’ta katledilen Aleviler Diyarbakır Cemevi’nde anıldı: Öfkemiz büyüyor -VİDEO

    Madımak’ta katledilen Aleviler Diyarbakır Cemevi’nde anıldı: Öfkemiz büyüyor -VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı 31. yılında Diyarbakır Cemevinde lanetlendi, katliamda yaşamını yitirenler anıldı. PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan “Acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ise her geçen gün katlanarak büyüyor” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde, 2 Temmuz Sivas/Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı.

    Saygı duruşuyla başlayan anmaya Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları, Bağlar ve Kayapınar Belediyesi Eş Başkanları, Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri, Bismil Belediyesi Meclis Üyeleri, Diyarbakır Eğitim Sen 1 ve 2 Nolu Şubeleri, Surp Gragos Ermeni Vakfı, Amed Haber Sen, Amed Emekliler Derneği, Birleşik Emekliler Sen, Amed 78’liler Derneği, Diyarbakır Tabipler Odası, Tarım Orkam Sen, DEM Parti Diyarbakır il örgütü, DEM Parti Yenişehir ve Bağlar ilçe örgütünün yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Basın açıklamasını PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Ayfer Artan okudu. Artan, faşist ve şeriatçı kuşatmaya karşı, laik ve demokratik Cumhuriyet için halk 2 Temmuz’da herkesi alanlara çağırdı.

    İnsanlık tarihinin, en korkunç katliamlardan birinin 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı olduğu belirten Artan, “Bu topraklarda direncin simgesi ve Alevi inancının temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliklerinin dördüncüsünün düzenlendiği Sivas’ta, semah dönen gençlerimiz, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız, 33 canımız yani aydınlık geleceğimiz 2 Temmuz 1993 Cuma günü, Madımak Otelinde vahşice katledildi. Bu vahşi katliamın üzerinden otuz bir yıl geçti. Acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ise her geçen gün katlanarak büyüyor” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Otuz bir yıl boyunca demokrasiyi, laikliği, Cumhuriyeti, Çağdaş değerleri ve Anadolu halklarının bir arada yaşama arzusunu hançerlemeyi hedef alan bu katliamın hesabı verilmemiş, adalet sağlanmamıştır. Sivas’ta katledilen 33 canımızın aileleri, dostları ile derneğimizin otuz bir yıldır yürüttüğü adalet mücadelesi bir karşılık bulmadı. Otuz bir yıllık hukuk mücadelesinde adeta ailelerimiz, Alevi Örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır. Bu süreç içerisinde yaşam mücadelesi veren devrimci hasta tutsaklar ölüme terk edilirken, Ahmet Turan Kılıç, Hayrettin Gül gibi Madımak katilleri affedildi. Firari üç sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkında devam eden son dava da otuzuncu yılında zaman aşımına uğratıldı.
    Madımak Katliamı bir Alevi katliamıdır ve başta ailelerimiz olmak üzere Pir Sultan Abdal örgütlülüğümüz ve tüm Aleviler olarak bu mahkeme kararını tanımıyoruz. Herkes bilmelidir ki Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş zamansız suçlardan biridir ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olamaz.
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Örgütlülüğü, Alevi kurumları ve özelde de Sivas Madımak ailelerinin demokratik, insani ve vicdani talepleri bugüne kadar herhangi bir karşılık görmedi. Madımak davasında katilleri savunan avukatlar devletin önemli görevlerinde boy göstermeye, belediye başkanlıkları millete vekil yapılarak ödüllendirilmiştir. Sivas Madımak otelinin utanç müzesi yapılması, Madımak davasının da insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamına alınması talebimiz ise hiç duyulmadı.”

    “İKTİDARLAR YÜZLEŞMEKTEN KAÇIYOR”

    AKP/MHP ortaklığının Madımak otelini utanç müzesi yapmamak için direndiğinin belirtildiği açıklamada iktidarların yüzleşmekten kaçındığı vurgulandı.

    “2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nın 31. yıl dönümünde katledilen 33 canımızı, anmaya, katliamları ve katliamcı zihniyeti lanetlemeye devam edeceğiz” denilerek şunlar kaydedildi:

    “Sivas Madımak Davası İnsanlık Davası olarak tarihe geçmiştir. İnsanlık var olduğu sürece bu dava da sürecektir. Ta ki; gerçek ve murat ettiğimiz adalet sağlanıncaya dek.
    Sivas Madımak Katliamı’nı ve katledilen 33 canımızı unutturmaları mümkün değildir. Söz verdik, ikrar verdik ve ikrarımıza sonuna kadar bağlı kalacağız. Bu insanlık suçunu var gücümüzle halklarımıza ve tüm dünya kamuoyuna anlatmaya, duyurmaya ve herkesi gerçeklerle yüzleştirmeye devam edeceğiz. Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız…”

    AV. KOLUMAN: HER DAİM DEMOKRATİK HAK MÜCADELEMİZİ DEVAM ETTİRECEĞİZ

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, açıklama sonrası konuşma yaparak Sivas Madımak Katliamı’nın tesadüfen gelişen bir olay olmadığını belirtti. Koluman, devamında şunlara yer verdi:

    “Bu devletin gizli arşivlerinden bir asimilasyon politikası gereği planlanmış, projesi çizilmiş ve hayata geçirilmiş bir katliamdır. Bu ülkede yaşayan biz Aleviler, devletin genetik kodlarına aykırıydık diye bu katliam yapıldı. Zamanaşımına uğratmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Nihayetinde üç firari sanık dosyası, 14 Eylül 2023’te yapılan duruşmada ısrarımıza rağmen heyet dava dosyasını zamanaşımı nedeniyle düşürdü. Dosyayı biz İstinaf Mahkemesi’ne gönderdik, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderdik şu an süreci bekliyoruz. Devletin en tepesindeki insana kadar yargılanması lazım ki gerçek adalet sağlansın. Biz her daim demokratik hak mücadelemizi devam ettireceğiz.”

    BUCAK: BU MEŞALEYİ YERDE BIRAKMAYACAĞIZ

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak ise söz alarak şunları kaydetti:

    “Bu ülke kurulduğundan beri ne yazık ki kendi coğrafyasında, kendi halklarına farklı inançlardan, farklı halklardan, farklı kültürlerden, farklı inanışlardan pek çok kesime acı, gözyaşı ve katliamlarla dolu bir tarih yaşatmıştır. Ve ne yazık ki bir yüzleşme şu ana kadar gerçekleşememiştir. Umudumuz ve mücadelemiz de odur ki bir gün bu coğrafyada yüzleşme gerçekleşsin. Biliyorsunuz 5 Nolu Cezaevi tıpkı Madımak gibi utanç müzesi olmayı bekleyen, utanç müzesi olması için direnenlerin tüm yoldaşlarımızın mücadelesiyle bugüne kadar bir noktaya evrildi. Ancak görünen o ki devlet aklı tıpkı Madımak’ta olduğu gibi 5 Nolu Cezaevi’nde de yine kendi bildiğini okuyor. Bu anmayı gerçekleştiren herkes unutturmamak için ve bir daha asla diyebilmek için biraraya geliyorlar. Bir daha asla diyebilmek her zamankinden daha önemli. Bizler de bu mücadeleyi, meşaleyi yerde bırakmayacağız.”

    Anma, yaşamını yitirenler anısına okunan deyişler ve dönülen semahlarla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Cemevi yaptığı için Baydemir hakkında dava açılması Alevi inancını yok saymaktır’-VİDEO

    ‘Cemevi yaptığı için Baydemir hakkında dava açılması Alevi inancını yok saymaktır’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, cemevine yer tahsis ettiği için dönemin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında dava açılmasının Alevilerin hak mücadelesini engelleme çabası olduğunu kaydetti. Koluman, “Bu dava, yıllardan beri hak mücadelesi engellenmeye çalışılan, hakları gasp edilen, inanç değerleri hiçe sayılan Alevilerin halen cemevlerini tanımamaktır, inancını yok saymaktır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’ne (GGC) yer tahsis etme kararı veren 53 belediye meclis üyesi ve bu kurumlarla protokol imzalayan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir hakkında ‘görevi kötüye kullanmak’ suçlamasıyla iki yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

    İçişleri Bakanlığı’nın raporları doğrultusunda savcılığın açılan davayı değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen hükümetin bu kararla Alevi toplumunun hak mücadelesini engellemeye dair çaba içinde olduğunu ifade etti.

    “DİYARBAKIR’DAKİ ALEVİLERİN TALEPLERİ DUYARLILIKLA KARŞILANDI”

    Diyarbakır’da yaşayan Alevilerin cemevi talebiyle dönemin belediye başkanı Osman Baydemir’e taleplerini aktardığını ve bu talebin de kısa zamanda hayata geçirildiğini söyleyen Koluman, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Diyarbakır’da 2001 yılından beri faaliyet gösteren bir dernektir. Tabii ki bu derneğin burada faaliyet gösterdiği günden sonra temenni hedefimiz vardı. Burada Aleviler var. Aleviler yaşıyor. Alevilerin kültürüyle barışması, kültürünü tanıması, inancını yaşaması, inancı, inanç hizmetini yerine getirebilmek adına Diyarbakır’da hiç olmayan bir cemevi yapılması gerektiği konusunda bir çalışma yürütüyorduk. Bu çalışmayı yürütmek için sürekli belediyelere başvurumuz oluyor. En son aşamada o dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüten Osman Baydemir’le bu konuyu paylaştık. Çok daha büyük duyarlılık sergilediler” dedi.

    “OSMAN BAYDEMİR, CEMEVİ PROJEMİZE SON DERECE DUYARLI YAKLAŞTI”

    Devletin resmi olarak tanımadığı ve yasal statüsünü kabul etmediği cemevinin ‘kültürel tesis’ olarak Diyarbakır’da hizmet vermeye başladığını hatırlatan Koluman, şöyle devam etti:

    “İmar çalışması yapıldı. İlk etapta cemevleri yasal statüye sahip olmadığından dolayı bunu aşmanın hukuki yolları nasıl olur? Dolayısıyla ilk etapta kültürel tesis alanı olan imarda ihya edildi. Cemevleri maalesef halen Alevilerin temel ibadethanesi olmasına rağmen, cem yapılmasına rağmen halen yasal anlamda statüye kavuşturulmuş değil. Dolayısıyla o dönem belediye başkanlığı görevinde olan Osman Baydemir bu konuda son derece duyarlıydı. Çünkü insan hakları mücadelesinden gelmiş, hak temelli bir mücadele olarak görüyor. Alevilerin yok sayıldığını, inanç hizmetlerini yerine getiremedikleri düşüncesinden hareketle burada bir cemevi binası açıldı. İlerleyen süreçte yasal statüye sahip olmaması nedeniyle fiili olarak bir meclis kararı alındı o dönem. Kültürel tesis alanında ve bu kültürel tesis alanında, Diyarbakır’da yaşayan Alevilerin inanç hizmetlerini yerine getirebilmesi için bu meclis kararına istinaden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’yle Büyükşehir Belediyesi arasında o zaman karşılıklı imzalanan protokol yapıldı. Protokole istinaden de 10 yıllığına inanç hizmetlerimizi yerine getirebilmek adına bedel almaksızın Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne tahsis edildi.”

    “LAİKLİK İLKESİNDEN DEM VURULARAK DAVALAR AÇILDI”

    Av. Cafer Koluman, 1o yıllık süreç içerisinde cemevine arsa tahsis eden dönemin belediye başkanı Osman Baydemir’e bunun üzerinden defalarca dava açıldığını ve bu davaların görevsizlik kararıyla sonuçlandığını belirtti.

    Koluman, “Devam eden süreçte cemevi işlemi nedeniyle Osman Baydemir’in milletvekilliği yaptığı dönem hakkında bir fezleke düzenlendi. Yine bu protokol gerekçe göstererek, dini hükümlerin çabası ve çalışması kaynaklı, laiklik ilkesine aykırı olmak. Bir taraftan laiklik ilkesine aykırılığına dem vuruyorlar, fezleke düzenliyorlar, diğer taraftan ise o dönem yani şubat 2012’de meclis kararını alan 53 encümen ve büyükşehir belediye başkanı hakkında dava açıldı, ‘görevi kötüye kullandığı’ gerekçesiyle, bu tahsis kaynaklı. Diyarbakır Asli  Ceza Mahkemesi’ne dava açıldı. Diyarbakır Asli Ceza Mahkemesi ise ‘Evet ortada bir suç var. Bu suç yalnız görevi kötüye kullanma değil de zimmet suçu kapsamında kaldığını‘ gerekçe göstererek, Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermek üzere görevsizlik kararı veriyor. Şu an görevsizlik hususu değerlendirilecek” diye konuştu.

    “HÜKÜMET, İBADETHANE OLARAK GÖRMEDİĞİ CEMEVİNE GİRİYOR”

    Son dönemde yasal statüsü tanınmayan ve ibadethane olarak görülmeyen cemevlerine yönelik hükümet ve mülki amirlerin yoğun ilgisini ve politikalarını hatırlatan Koluman, şunları kaydetti:

    “Nasıl bir suç uydurmadır anlayabilmiş değiliz. Çünkü zimmetlik hiçbir durum yok. Görevi kötüye kullanmayı gerektirecek bir durum da söz konusu değil. Şu an ne değişti? Şimdi Şubat 2022’de bu 10 yıllık süre doldu. Son iki yıldır gerçekten de devletin mülki idare amirleri geçen yıldan beri bakanlığının gideri amirleri, kayyumları Alevilere ve Alevi kurumlarına, cemevlerine ciddi anlamda bir yakınlık gösteriyor. Bundan kaynaklı bir taraftan siz yasal statü vermiyorsunuz, diğer taraftan yok saydığınız, cümbüş evi olarak gördünüz. Sözde Aleviler dediğiniz, Alevilerin kutsal mekanlarını ziyaret ediyorsunuz ve Alevilerle bir dayanışma içerisine girmeye çalışıyorsunuz. Demek istediğim o ki, Osman Baydemir’in ya da encümenlerin yaptığı suçsa aynısını şu an kayyum belediyesi yapmış.”

    “BU DAVA, ALEVİLERİN İNANCINI VE HAK MÜCADELESİNİ YOK SAYMAKTIR”

    Avukat Cafer Koluman, bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen hükümetin bu kararla, Alevi toplumunun hak mücadelesini engellemeye dair çaba içinde olduğunu söyledi.

    Koluman, “Şubat 2022’de yine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatıyla 2032’ye kadar bir 10 yıl daha bedelsiz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne Cemevi tahsis edildi. Peki o dönem encümenlerin işlemiş olduğu suç ise o zaman aynısını kayyım belediye de yapıyor. Buna ne demeli? Ortada ciddi bir çelişki var. Esasında bu dava yıllardan beri hak mücadelesi engellenmeye çalışılan, hakları gasp edilen, hakları yok sayılan, inanç değerleri hiçe sayılan Alevilerin halen de cemevlerini tanımamaktır, inancını yok saymaktır, Alevileri ötekileştirmektir. Bu politikaları bitmedi. Biz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi toplumu bu davanın takipçisi olacağımızı ve o dönem cemevi konusunda hassasiyet ve duyarlık sergileyen bütün canlarla dayanışma içerisinde olacağımızı buradan bildirmek istiyoruz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • İçişleri Bakanlığı, cemevine yer tahsis eden Osman Baydemir’e dava açtı!

    İçişleri Bakanlığı, cemevine yer tahsis eden Osman Baydemir’e dava açtı!

    Diyarbakır’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne cemevi açılması için yer tahsis eden dönemin Belediye Başkanı Osman Baydemir ile 53 belediye meclis üyesi ve ve encümeni hakkında, İçişleri Bakanlığı tarafından görevi kötüye kullanmaktan 2 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

    İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin 2015 yılındaki işlemleriyle ilgili hazırladığı ön inceleme raporunda, dönemin Belediye Başkanı Osman Baydemir ile 53 belediye meclis üyesi ve encümeninin, belediyeye ait mülklerin kiralanması, iş yerlerinin tahliye edilmesi ve derneklere yer tahsis edilmesini yasal mevzuata uygun bir şekilde yapmadıklarını iddia etti.

    Başsavcılık, 2020 yılının aralık ayında tamamlanan soruşturmada, Baydemir ve meclis üyeleri hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla 6 aydan 2’şer yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı.

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Deniz Tekin’in haberine göre; iddianamenin devamında, meclis üyeleri ve Baydemir, belediyeye ait altı taşınmazın kiralanması, kullanımı ile kiralarının tahsil edilmesi ve iş yerlerinin tahliyelerinde gerekli işlemleri yapmamakla suçlandı. 10 yıl süreyle bir kişiye kiralanan belediyeye ait Konukevi Binası’nın ihale şartnamesine aykırı olarak Demokratik Toplum Kongresi tarafından siyasi maksatla kullanıldığı da kaydedildi.

    PSAKD TAHSİS ETMEK SUÇ UNSURU SAYILDI

    İddianamede, Osman Baydemir’in Belediye Meclisi’nin mevzuata aykırı bir şekilde verdiği öne sürülen protokol yapma yetkisine dayanarak Kayapınar ilçesindeki taşınmazın cemevi olarak kullanılması amacıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne 10 yıl süreyle tahsisi için 2012 yılında imzaladığı protokol suç unsuru olarak gösterildi.

    Baydemir’in imzaladığı protokolde geçen “…kentimizde yaşayan Alevi yurttaşların sosyal, kültürel ve dini ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 13’üncü maddesinin 2. fıkrası ile aynı Kanunun 15/a ve 18/e bentlerine istinaden 10 yıllığına Pir Sultan Abdal Derneği’ne tahsis edilmiştir” şeklindeki ifadeler ise iddianamede suç delili olarak gösterildi. İddianamede Baydemir’e Sümerpark içerisinde bulunan belediyeye ait atıl binayı 2006 yılında yaptığı protokolle 10 yıllığına Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’ne tahsis etmesi de suç sayıldı.

    Baydemir ve belediye meclis üyelerine bu protokol gerekçe gösterilerek dava açılırken Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kayyumu Münir Karaloğlu 2022 yılında süresi dolan protokolü geçtiğimiz şubat ayında 10 yıl daha uzattı. Baydemir hakkında bu protokolü imzaladığı için yasama dokunulmazlığının kaldırılması amacıyla 2017 yılında fezleke hazırlanmıştı.

    BAYDEMİR’İN AVUKATI İTİRAZ ETTİ

    Savcı, “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde kamu görevlisi şüphelilerin görevlerine aykırı bir şekilde davranmak suretiyle üzerlerine atılı ‘görevi kötüye kullanmak’ suçunu işleyerek, kamuyu zarara uğrattıkları” iddiasıyla şüphelilerinin isnat edilen suçtan cezalandırılmalarını istedi.

    İddianameyi kabul eden Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesi, 10 Haziran 2022 tarihinde dosya için görevsizlik kararı verdi. Mahkeme, dava dosyasındaki suçlamalar göz önünde bulundurulduğunda sanıkların üzerlerine atılı suçun TCK’nin 247. Maddesi’nde düzenlenen “zimmet” suçunu oluşturup oluşturmadığı konusunda değerlendirme yapma yetkisinin ağır ceza mahkemesinde olduğunu savundu. Baydemir’in avukatı Reyhan Yalçındağ ve diğer sanık avukatları, dava dosyasında zimmet suçunun maddi ya da manevi unsurlarının gerçekleşmediğini ve görevsizlik kararının yasaya aykırı olduğunu belirterek itiraz etti. Henüz nöbetçi ağır ceza mahkemesine ulaşmayan itirazlarla ile ilgili önümüzdeki günlerde karar çıkması bekleniyor.

    BAYDEMİR’DEN AÇIKLAMA

    Baydemir, “Yerel yönetimler olarak bize düşen bu çoğulculuğun hakkını vermekti. Farklı dilleri, farklı inançları, farklı kültürleri hem görünür kılmak hem de geleceğe taşımaktı. Koruma amaçlı planımızın temel taşlarından biri de inanç turizmine ev sahipliği yapmaktı” ifadelerini kullandı.

    Baydemir, “Düşünün; bir şehirde farklı inançlar var ama o inançların mensuplarının inançlarının gereklerini yerine getirebilecekleri mabetleri yok. Alevi inancına mensup kardeşlerimin inançlarının gereğini yerine getirebilecekleri bir mabetlerinin olmayışı Diyarbakır’da çok büyük eksikliğin ve haksızlığın da ifadesiydi. Cemevini açmakla biz aslında tarihi bir haksızlığa son verdik. Hem de yine aynı şekilde bir tabuyu elbirliğiyle ortadan kaldırdık. Çünkü Pir Sultan Abdal Cemevi tamamen belediyenin kaynaklarıyla inşa edildi. Bir camiye verilen kıymet neyse belediye açısından cemevine verilen kıymet de oydu. Bütün bunlardan hareketle aslında belediyenin, bizim yapmış olduğumuz sadece görevimizin ifasıydı. Evet, biz bu görevi ifade ederken, cemevini inşa ederken, kiliseyi restore ederken, Ahmedê Xanê, Feqiyê Teyran Camisini açarken bütün inançlara, bütün kültürlere eşit derece hizmet ederken aynı zamanda bir tabuyu, bir korkuyu yıktık ve tarihi haksızlığa dur dedik” diye belirtti.

    “TEKÇİLİK ZİHNİYETİNE İTİRAZ ETTİK”

    Osman Baydemir, “Daha açık bir ifade ile Cumhuriyetin kuruluş esası olan ve Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne değin gelen o tekçilik zihniyetine bir itiraz ettik” dedi. Baydemir şöyle devam etti:

    “Tekçilik zihniyetine itirazımız ve ortaya çıkardığımız sonuç bütün toplum tarafından görüldü ve alkışlandı. Ne için alkışlandı? Cemevini açarken bütün medrese seydaları oradaydı, müftü oradaydı, papaz oradaydı. Farklı dinlere mensup insanlar oradaydı. Herkes cemevinin açılışına alkış tuttu, manevi haz aldı. Aynı tablo kilisenin onarımında, kilisenin açılışında da yaşandı. Dolayısıyla tekçiliğin fakirlik, tekçiliğin aslında çölleşme olduğunu toplumun kendisi idrak etti. Çoğulculuğa alkış tuttu ve çoğulculuğun yanında yer aldı. Bana göre bu devleti rahatsız etti. O tekçi zihniyeti rahatsız etti. Hakkımızda açılan bu dava, o rahatsızlığın gereğidir aslında. Hatta bana sorarsanız kayyum uygulamasının nedenlerinden bir tanesi de bu hizmetlerimizdir. Çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı bir politikayla ve hizmet perspektifiyle yurttaşa hizmet götürdüğümüz içindir. Bir soruşturma değil, binlerce soruşturma açılsa da ben yaptıklarımın arkasındayım. Keşke imkanım olsaydı bir cemevi değil, birden fazla cemevi inşa edebilseydik. Bir kilise değil, birden fazla kilise onarsaydık. Keşke imkanlarımız olsaydı Havra’yı da onarabilseydik. Keşke imkanlarımız olsaydı Ezidilerin mabedi için de çaba sarf etseydik.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da Birlik Ceminde kadınlar da posta oturdu-VİDEO

    Diyarbakır’da Birlik Ceminde kadınlar da posta oturdu-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi /Cemevinde, Birlik Cemi yapıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Diyarbakır Şubesi/Cemevinde Birlik Cemi yapıldı. Cemi, Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın dede yürütürken, zakirliği Türkmen Hacı köyünden Cumali Baykut yaptı.

    Kadınların da posta oturduğu cemde 12 hizmet görülüp, semahlar dönüldü.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

     

     

  • Diyarbakır’da Hızır Ceminde ‘Can olmasını bilelim, yan yana olalım’ mesajı-VİDEO

    Diyarbakır’da Hızır Ceminde ‘Can olmasını bilelim, yan yana olalım’ mesajı-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevinde Hızır Cemi yapılırken, lokmalar pay edildi. Hızır ayına ilişkin konuşan Dede Karkın Ocağı’ndan Musa Karkın, “Nerede darda zorda kalana yardım eden olursa biz onu Hızır biliriz” dedi.

    Almanya’da faaliyet yürüten Hızır Vakfı’nın katılımıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevinde Hızır Cemi yapıldı.

    Dede Karkın Ocağı’ndan Musa Karkın‘ın gülbengiyle Hızır lokması pay edilmeye başlanırken, Almanya’da yaşayan ve Hızır Vakfı kurucu Başkanı Murat Durmaz ile Şah Ahmet Yesevi Ocağı’ndan Ali Ekber Erden de katıldı.

    Hızır Cemi, Şah Ahmet Yesevi Ocağı’ndan Ali Ekber Erden dedenin gülbeng okumasıyla başladı. Dede Karkın Ocağı’ndan Musa Karkın dedenin yürüttüğü cemde zakirliği ise Halil İbrahim Erkul yaptı.

    “CANA YETİŞEN KİM İSE HIZIR ODUR”

    Hızır ayına ilişkin konuşan Musa Karkın dede şunları söyledi:

    “Canlar; Hızır, cana yetişen kim ise Hızır odur. Hızırın, Hakk tarafından büyük bir yetkiye sahip olduğu açıklanmaktadır ki Hızır, hem nebidir hem velidir. Olacakları önceden bilebilecek bir yeteneğe sahip olduğu açıklanır. Biz bunu nerede darda, zorda kalana yardım eden olursa biz onu o şekilde Hızır biliriz. Diğer deyimlere rivayetlere göre Hızır ve İlyas’ın mevsim değişikliğinde bir araya geldikleri anlatılır ki Hızır karada, İlyas denizde darda, zorda kalanları imdadına yetişir.”

    “HIZIR, SEVGİDİR, BARIŞTIR, YOLDAŞLIKTIR”

    Ali Ekber Erden dede ise şöyle konuştu:

    “Bizim inancımızda kapı çok kutsaldır. Üst eşik kimdir.  Hz. Muhammed Mustafa’dır. Kapıdan Şah-ı Merdan Ali’den rızalık alarak içeri girdik. Şu kapıdan içeri girdiğimizde bizde dini, dili, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun insan olmak çok önemlidir. Bizler Alevi toplumu olarak kendi cemevlerimizde ibadetlerimizi can cana, cemal cemale yapıyoruz. Niye? Çünkü Hakk’ın nuru insanoğlunda tecelli etmiştir.

    İnsanoğlu ne varsa kendinde arasın. Yerde gökte hiçbir şey sabit değildir. İnsan birbirinin kalbindedir. Her şey burada gizlidir. Bizler can olursak, bizler bir olursak, bizler diri olursak hiçbir şeyden mahrum kalmayız, her şeyi başarırız. Yeter ki can olalım. Can olmasını bilelim. Yan yana olalım. Omuz omuza olalım, omuz omuza mücadele edelim. Dedim ya buradan girdikten sonra Ali Ekber dede pirdir, buraya cumhurbaşkanı gelmiş, başbakan gelmiş fark etmiyor, insan olarak gelecek buraya. Burada makam yok, burada can vardır. Hızır nedir? Hızır sevgidir, Hızır barıştır, berekettir, kardeşliktir, yoldaşlıktır, candır. Can olmasını bilelim.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • PSAKD Diyarbakır Cemevi’nde Muharrem Cemi yapıldı-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Cemevi’nde Muharrem Cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Muharrem Cemi gerçekleştirildi. Ceme yurttaşlar yoğun ilgi gösterdi.

     

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nde Muharrem ayı dolayısıyla Muharrem Cemi yapıldı.

    Halkın yoğun katılım sağladığı cemde deyişler, nefesler eşliğinde semahlar dönüldü ve 12 hizmet yerine getirildi. Ardından aşure dağıtımı yapıldı.

    Cemi Dede Kargın Ocağından Musa Kargın dede yönetti.

    Cemi yürüten Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede, Muharrem ayının öneminden bahsetti.

    Verilen gülbenglerin ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır Cemevinin elektriksiz bırakılması davasında ‘husumet’ reddi -VİDEO

    Diyarbakır Cemevinin elektriksiz bırakılması davasında ‘husumet’ reddi -VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi Avukatı Cafer Koluman, cemevinin elektriğinin kesilmesine ilişkin gelinen süreci değerlendirdi. Koluman, “Olumlu bir karar beklerken mahkeme ilginçtir, 4 Şubat’ta husumet nedeniyle davamızın reddine karar verdi. ‘DEDAŞ’ın değil DEPSAŞ’ın muhatap alınması lazım’ denmesi yargı sürecimizi biraz daha zamana yayacak” dedi.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Avukatı Cafer Koluman, 2018 Ekim ayında elektriği kesilen cemevinde gelinen süreci değerlendirdi.

    Koluman, bir takım prosedürler sonrasında netice alamadıklarını ifade ederken aboneliğin verilmesi, elektriğin sağlanması hususunda ilgili kurum olan DEDAŞ’a (Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş) karşı dava açtıklarını söyledi.

    Av. Cafer Koluman, ilk etapta elektriğin hemen verilmesi için tedbir talebinde bulunduklarını ancak bu yönlü taleplerinin reddedildiğini söyledi. Koluman, sonraki süreçte üst mahkemeye itiraz ettiklerini de belirterek şunları söyledi:

    “Bu karar için üst mahkeme de ‘cemevi’ olarak kabul ediyordu yalnız tedbir kararı verilmesi için biraz daha araştırmanın yapılması yönünde karar verdi. İstinaf mahkemesi de (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi) bu tedbir talebimizi reddetti. Devam eden süreçte yargılama kaldığı yerden devam etti. Öncelikle bir keşif yapılması hususu düşünülüyordu. Biz keşfe karşı çıkınca yapılacak bir araştırma sonrası büyükşehir belediyesinden ilgili evrakların istenmesi, cemevinin bulunduğu alanın ‘dini tesis alanı’ olup olmadığının hususunun tespit edilmesi ve kolluk marifetiyle araştırma yapılarak bu binanın hangi amaçla kullanıldığının tespit edilmesinden sonra bir karar verilmesinin yerinde olacağını düşünüyorduk. Bu eksiklikler giderildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden istenen evraklar geldi. Meclis kararına yönelik cemevinin bulunduğu alanın ‘dini tesis’ olduğuna yönelik karar içerikleri dava dosyasına intikal etti.
    Bağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan yazışma sonucu bir rapor tanzim edilerek cemevinin bulunduğu alanın cemevi, ibadethane, taziye amaçlı, toplantı amaçlı kullanıldığı yönünde rapor da geldi. Biz olumlu bir karar beklerken mahkeme ilginçtir, 4 Şubat’ta husumet nedeniyle davamızın reddine karar verdi. Bu şu demek oluyor; siz DEDAŞ’a değil de, aboneliği şu anda veren Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ye (DEPSAŞ) karşı bu davayı yönlendirmeniz gerekir.

    USUL VE MEVZUAT KARIŞIKLIĞI

    Bunlar tümden usul ve mevzuat karışıklığı. Çünkü işlemi yapan kurum DEDAŞ, elektriği kesen kurum DEDAŞ. Başından beri muhatap olduğumuz kurum DEDAŞ. Yargılamanın başından sonuna karar DEDAŞ üzerinden yürümüş. Son noktada, tam karar aşamasında DEDAŞ’ın değil de henüz gerekçeli karar açıklanmamış, DEPSAŞ’ın muhatap alınması lazım denmesi yargı sürecimizi biraz daha zamana yayacak gibi.

    GEREKÇELİ KARAR BEKLENECEK

    Gerekçeli kararın yazılmasını bekleyeceğiz. Kararı tebliğ aldıktan sonra cemevi yönetimiyle bunu değerlendirip ona göre bir yol haritası belirlemeyi düşünüyoruz. İtiraz etmek gerekirse esasında DEPSAŞ değil de DEDAŞ’ın muhatap olduğu ve bütün işlemlerin bunun üzerinde yürüdüğü yönünde bir karar çıkarsa itiraz hakkımızı kullanacağız. Eğer doğrudan fazla zaman almaması açısından DEPSAŞ’a karşı dava açmamız gerekirse de kararı kesinleştirip akabinde DEPSAŞ’a bu davayı yönlendireceğiz. Zaten istenen bütün evraklar bu dava dosyasında mevcuttur. Açacağımız 2. davada ise çok fazla araştırmaya gerek kalmaksızın sadece mevcut dosya üzerindeki bilgi, belgeden hareketle kısa sürede karar çıkacağını umut ediyorum.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Alevi inancını benimseyip Yola ikrar verdi-VİDEO

    Alevi inancını benimseyip Yola ikrar verdi-VİDEO

    PİRHA- Hızır ayında Diyarbakır Cemevinde Yol’a ikrar veren 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Umut Karakaş, toplumun ve dedenin şahitliğinde Yol’a ikrar vermekten mutlu olduğunu söyledi. Üç dört yıl önce araştırma yaptığını söyleyen Umut Karakaş, Alevi inancına nasıl yöneldiğini ve Yol’a nasıl girdiğini PİRHA’ya anlattı.

    Alevi inancına gençlerin ilgisi giderek artıyor. Diyarbakır’da yaşayan üniversite öğrencisi 19 yaşındaki Umut Karakaş, Hızır ayında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi/Cemevinde yapılan cemde Yol’a ikrar verdi.

    “İNSANA HUZUR VE GÜVEN VERİYOR”

    Sünni kökenli bir aileden gelen Umut Karakaş, toplumun ve dedenin huzurunda, şahitliğinde Yol’a ikrar vermekten mutlu olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

    “Öncelikle bir toplumun içinde olduğumuz için insanda heyecan oluyor. Sonrasında konuşulanlardan, yapılanlardan insan huzur alıyor. Anlatılanları, öğretilenleri hepsini benimsiyorsun. Her ne kadar ben böyleyim desem de o an gerçekleşen olay sayesinde her şeyi kavrayabiliyorsun. Hem toplumun önünde hem dedenin önünde artık ben böyleyim diyebiliyorsun. Bu onların şahitliğinde de gerçekleşiyor. İnsana huzur ve güven veriyor.”

    YOL’A GİRMEYE NASIL KARAR VERDİ?

    Üç dört yıl önce araştırma yaptığını söyleyen Umut Karakaş, Alevi inancına nasıl yöneldiğini ve Yol’a nasıl girdiğini şöyle anlattı:

    “Hep derdim ki Hz. Ali’ye insanlar nasıl böyle inanabilir. Sonrasında araştırma yapmaya başladım. Geçen yıl artık ben buyum diyebildim. Çünkü bir öğretmenim bana büyük engel olmuştu. Ondan dolayı hiçbir şey yapamıyordum. Üniversiteye geçince artık ben buyum diyebildim rahatça. Çünkü daha fazla insanla etkileşime geçtim öğretmenimden kurtulduktan sonra. O öğretmenim bana dedi ki Alevi olunmaz, Alevi doğulur sadece. Dışardan olamazsın, sonradan olamazsın gibi şeyler söyledi. Böyle söyleyince benim hevesim kırıldı, üzüldüm. Yine de araştırmaya devam ettim, ne olursa olsun inanmadım bir kişinin sözüne. Üniversiteden oradaki cemevine gidip dedeyle konuşmak istedim. Maalesef korona çıktı. Diyarbakır’a döndüm. Bir süre sonra dedeyle telefonla görüştüm. Kendisiyle yüz yüze de konuştuk. Bana bir süre verdi, iyice düşün, dedi. Benim sorularım oldu, her zaman cevapladı. Üniversitelerin açılma durumu söz konusu olabilir ve ben bu şekilde gitmek istemedim. İkrarımı verip öyle uzaklaşmak istedim. Bunu dedeye aktardım. Kendisiyle görüşmem sonucunda Hızır gününe ayarladı.”

    “ÖNEMLİ OLAN YOLU ANLAMAK”

    Hızır ceminde Yol’a girdiğini, ikrar verdiğini aktaran Umut Karakaş, “Ne olursa olsun sahip çıkmamız gerekiyor. Sonradan geldim diye bir şey yok. Önemli olan Yol’u anlamak, Yol’u bilmek. Bunu bir sonraki nesle nasıl aktaracağımız da önemli. Yanlış bilirsek yanlış aktarırız. Çok yanlışlar doğar. O yüzden dedelerle sürekli iletişim halinde olmak gerekiyor ki en doğruyu bulabilelim. Bazen dedelere de güvenemeyebilir insanlar o zaman da kendileri araştırma yapabilirler. Çünkü tek bir dede yok. Dedelere tek tek gidip sorabilirler. Ortak görüşleri alabilirler. Ne olursa olsun bunu devam ettirmeleri gerekiyor” diye konuştu.

    “GENÇLER YOLU BIRAKMASINLAR YOKSA YOL YOK OLMAYA YÜZ TUTAR”

    Türkiye’de Alevilere yönelik asimilasyonu da hatırlatan Umut Karakaş, şunları kaydetti:

    “Alevilere karşı yapılan politikalar belli. Ne olursa olsun hiçbir şekilde bırakmamak gerekiyor bunu. Özellikle gençlerin bırakmaması gerekiyor. Yaşı geçmiş insanların ne olursa olsun haftada bir defa da olsa cemevine gelmeleri gerekiyor, dedeyle konuşmaları gerekiyor. Yol’u öğretmeleri gerekiyor, semah hakkında bilgi alması gerekiyor. Bu Yol’dan ayrılmaması gerekiyor. Çünkü o unutursa ondan sonraki de unutur. Böyle böyle yok olmaya yüz tutarız.”

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Mahkeme yine Diyarbakır Cemevi kararını veremedi-VİDEO

    Mahkeme yine Diyarbakır Cemevi kararını veremedi-VİDEO

    PİRHA- PSAKD’ye bağlı Diyarbakır Cemevinin elektriğinin DEDAŞ tarafından kesilmesine karşı Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın üçüncü duruşması bugün görüldü. Duruşma eksik evraklar nedeniyle 4 Şubat 2021 tarihine ertelendi. Avukat Cafer Koluman, “Temennimiz 4 Şubat’a kadar istenilen evraklar getirilir ve mahkeme kararı doğrultusunda buranın cemevi olduğu açıklığa kavuşturulmuş olur” dedi. 

    Diyarbakır Bağlar’da bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube/Cemevi, elektriğin Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından kesilmesi ve aboneliğin verilmesi, elektriğin bağlanması konusunda Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 10 ay önce dava açmıştı.

    Bugün görülen 3. duruşmada, cemevinin Alevilerin ibadethanesi olduğu konusunda polisin yaptığı araştırmanın eksik olduğu ve ilçe emniyet müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verildi. Ayrıca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden istenen evrakların gönderilmemesi gerekçesiyle 4 Şubat 2021 tarihine ertelendi.

    “İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NE MÜZEKKERE YAZILMASINA KARAR VERİLDİ”

    Diyarbakır Cemevi Avukatı Cafer Koluman, bugünkü duruşmaya ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Bugün bu davanın 3. Duruşması yapıldı. Başlangıçta keşfe yönelik bir takım yaklaşımlar vardı. Biz buranın kutsal bir mekân olduğunu, cemevi binası olduğunu, Alevilerin ibadethanesi olduğunu, dolayısıyla Alevilerin ibadethanesi olan bir yerde keşif yapılması bizleri rencide edeceği düşüncesinden hareketle keşif yapılmasına rıza göstermedik.
    Haliyle burada bulunan mekânın hangi amaçla kullanıldığı konusunda kolluğa müzekkere yazıldı. Tabi kolluğun yapmış olduğu araştırma sonucu bir üst yazıyla mahkeme dosyasına gönderildi. Eksik bir araştırma var. Tam kanaat oluşturacak bir araştırma değil. Zaten yıllardır buranın cemevi olarak kullanıldığı, Alevilerin ibadethanesi olarak kullanıldığı, taziyelerin, cenaze yıkamanın burada yapıldığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Biz bu hususun araştırılmasını istemiştik ancak müzekkere eksik olduğundan dolayı yeniden mahkeme tarafından doğru bir şekilde araştırma yapılarak rapor sunulması hususunda ilçe emniyet müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verildi.

    KAYYIM ATANAN DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN LAKAYT TAVRI

    Diğer taraftan ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bir müzekkere yazılmıştı. O müzekkeredeki yazı da şuydu: Meclis kararı. Buranın Alevilere tahsis edildiğine dair meclis kararı, bir de dinin tesis alanı olarak geçip geçmediği hususunun araştırılıp mahkemeye bilgi verilmesiydi. Ancak Büyükşehir Belediyesi çok alakasız bir cevap vermişti, lakayt bir şekilde bir cevap vermişti. Yapılan araştırma sonucu böyle bir kararın olmadığı tespit edilmişti. Oysa Büyükşehir Belediyesi’nin 2012 tarihli 62 Nolu kararına istinaden belediye meclis kararıyla burası ibadethane için Alevilere tahsis ediliyor. Akabinde meclis kararına istinaden dernek ile Büyükşehir Belediyesi arasında bir tahsis protokolü imzalanıyor. Tahsis protokolüne istinaden bugüne kadar kullanılagelen bir mekândır. Tahsis protokolünden sonraki süreçte 2014 yılında yerel seçimler yapılıyor. 2014 yılından sonra burası bizim başvurumuz üzerine tekrar ele alınıyor. Çünkü süreli bir şekilde Alevilere, derneğe tahsis edilmişti. Bunu süresiz ve aynı zamanda ibadethane statüsüne kavuşturulması hususunda bir başvurumuz olmuştu. Başvurumuza istinaden ilk etapta kültürel tesis alanı olarak geçen bu mekân dini tesis alanı olarak plan notlarına işlenmiş. İşte bu plan notlarının tekrar mahkemeye sunulması hususunda Büyükşehir Belediyesi’nden bu evrakların istenmesini talep ettik. Maalesef bu evraklar gönderilmedi. Buna istinaden tekrardan yazı yazıldı. Bir sonraki duruşmamız 4 Şubat’a ertelendi.”

    “İSTENİLEN EVRAKLAR GETİRİLİRSE BURANIN CEMEVİ OLDUĞU AÇIKLIĞA KAVUŞACAK”

    Avukat Cafer Koluman, “Temennimiz 4 Şubat’a kadar istenilen evraklar getirilir ve mahkeme kararı doğrultusunda buranın cemevi olduğu açıklığa kavuşturulmuş olur” dedi.

    BİR YILDIR MAHKEME SÜRECİ DEVAM EDİYOR

    Koluman, yaklaşık bir yıldır mahkeme süreciyle uğraştıklarını ve bunun üzücü olduğunu belirterek şunları kaydetti.

    “Kendi topraklarımızda binlerce yıllık geçmişi olan inancımızı kabul ettirebilmek adına birçok uğraş sarf ediyoruz. Diğer yandan Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde bir karar alındı. Alevilerin ibadethanesi gerçekten tanındı ve Alevi kurumları kamu tüzel kişiliğine haiz oldu. Çok da sevindirici bir haber. Bizim de temennimiz şudur ki mücadeleyi elden bırakmayacak şekilde bir an önce kendi topraklarımızda bu statüyü kazanabilmektir. Yasal değişiklikler yapılarak gerçekten de Alevi kimliğinin tanınması hem de Alevilerin ibadethanesinin yasal statüye kavuşturulmasıdır.”

    PİRHA/ DİYARBAKIR

     

  • Diyarbakır Cemevinin elektrik davası: Mahkemeye ibadethane olduğu hatırlatıldı!-VİDEO

    Diyarbakır Cemevinin elektrik davası: Mahkemeye ibadethane olduğu hatırlatıldı!-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Cemevine elektrik bağlanması ve aboneliğin sağlanması için açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Avukat Cafer Koluman, ikinci duruşmanın 15 Aralık’ta yapılacağını belirterek, “İstenen belgelerin gelmesi halinde bu tarihte büyük ihtimalle karar verileceğini düşünüyorum. Emsal kararlar var. Temennimiz mahkemenin bir an önce burada yaşayan Alevi toplumuna yeni bir karar vermesi bizim arzumuz ve beklentimizdir” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube/Cemevi, elektriğin Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye (DEDAŞ) kesilmesi ve aboneliğin verilmesi, elektriğin bağlanması konusunda Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 10 ay önce dava açmıştı.

    Pandemi dolayısıyla davanın ilk duruşması 20 Ekim’de görüldü. İkinci duruşma ise 15 Aralık’ta görülecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube/ Cemevi önceki başkanı Avukat Cafer Koluman, davaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DEDAŞ, DİYARBAKIR MÜFTÜLÜĞÜ’YLE MUHATAP OLMAMIZI İSTEDİ, KABUL ETMEDİK”

    Koluman, “Taleplerimiz netti. 2018 Ekim ayında cemevinin elektriği aniden kesildi. 4,5 yıldır cemevinin elektriği kaçak kullandığı, fatura ödemediği gerekçesiyle elektrik enerjimiz kesintiye uğradı. Yapmış olduğumuz tüm girişimler sonuçsuz kaldı. DEDAŞ’a başvurduk öncelikle. Buranın bir cemevi olduğunu, cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunu, nasıl ki diğer ibadethaneler elektrik enerjisinden muaf tutuluyorsa, Alevilerin ibadethanesi olan ve Diyarbakır’ın ilk cemevi olan bu cemevinin de elektrik faturasından muaf tutulması hususunda talepte bulunduk. Maalesef DEDAŞ Alevi toplumuna bir cevap verdi. Madem siz oranın ibadethane olduğunu düşünüyorsunuz o zaman muhatabınız biz değil Diyarbakır Müftülüğü’dür. Dolayıyla siz bu sorunu müftülüğe iletirseniz müftülük sizinle muhatap olsun, dedi. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşı çıkıyoruz. Diğer taraftan müftülükle muhatap olmak bizler açısından derin çelişkiydi. Bu itibarsızlığa biz başvurmadık” diye konuştu.

    “VALİLİK VE BELEDİYE DE BAŞVURUMUZU SONUÇSUZ BIRAKINCA DAVA AÇTIK”

    Elektrik sorununun çözümü için Diyarbakır Valiliği’ne de başvurduklarını belirten Koluman, şunları ifade etti:

    “Valilik de başvurumuzu sonuçsuz bıraktı. Son olarak bağlı olduğumuz Bağlar Belediyesi’ne başvuru yaptık. Bağlar Belediyesi iki satırlık bir cevap verdi bize. ‘Ödenek yokluğu nedeniyle bu talebinizi karşılayamıyoruz’ dedi. Sonuçta belediyeler kültürel faaliyetlerin gelişimine, eğitimin gelişimine, yerelin gelişimine temel hizmet sunmak zorundalar. Bağlar Belediyesi’ne başvurmamızın temel sebebi de buydu. Nihayetinde bu bizim kültürel faaliyetimizdir, ibadetimizdir. Burada bir sıkıntı yaşıyorsak haliyle sorunu yerelle çözmek daha mantıklı ve iyi olur düşüncesinden hareketle Bağlar Belediyesi’ne başvuru yaptık. Bağlar Belediyesi de bu talebimizi reddetti. Son olarak dava açmak zorunda kaldık.”

    “DAVADA TEDBİR TALEBİNDE BULUNDUK, YEREL MAHKEME REDDETTİ”

    Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada tedbir talebinde bulunduklarını söyleyen Avukat Cafer Koluman, mahkeme sürecini şöyle anlattı:

    “Tedbir şuydu: Nihayetinde biz geçici olarak bağış toplayarak, aidat toplayarak, yardım toplayarak elektrik sorununu çözebiliriz. Alevi toplumunun gücü de yetiyor. Ama bunlar geçici çözüm. Önemli olan kalıcı çözüm yaratmaktır. Kalıcı çözüm yargı kararlarıyla olur, yasal düzenlemeyle olur. Ama bugüne kadar yapmış olduğumuz tüm girişimlere rağmen fiiliyatta böyle bir gerçeklik olduğu halde bu konuda hiçbir yetkili, hiçbir yönetici bir yasal düzenleme girişiminde bulunmamıştır. Kimi duyarlı vekiller böyle bir talepte bulunsa bile hep AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedilmiştir. Dolayısıyla sonuç alınmayınca bu davayı açtık. Üç gün içerisinde tedbir verilsin ki bir an önce faaliyetlerimize başlayalım. Faaliyetlerimiz her hafta olmasa bile orada yapılan cem ibadetimiz var, taziyelerimiz, cenaze erkânları hizmeti var, semah çalışmaları var. Dolayısıyla bu faaliyetlerin devam etmesi adına üç gün içerisinde tedbiren elektrik enerjisinin sağlanmasını talep ettik. Yerel mahkeme (Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi) bu tedbir talebimizi reddetti.

    “DİYARBAKIR BÖLGE MAHKEMESİ, YEREL MAHKEMENİN KARARINI ONAYLADI, İSTİNAF BAŞVURUMUZU REDDETTİ”

    Biz bu ret kararına karşı üst mahkeme dediğimiz Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvuru yaptık. Bölge Adliye Mahkemesi de ‘buranın cemevi olduğu konusunda, Alevilerin ibadethanesi olduğu konusunda herhangi bir tartışma yok, dedi. Gerek AİHM kararları, gerek Danıştay ve Yargıtay kararlarına atıf yaparak böyle bir gerekçe sunuyor ancak tedbir verilmesi hususunda yerel mahkeme kararını onayladı. Dolayısıyla bizim ara karara yönelik istinaf başvurumuzu reddetti.”

    “CEMEVİNDE KEŞİF YAPILMASI BİZİ RENCİDE EDERDİ”

    Koluman, “Gerek yerel mahkemenin, gerek Bölge Adliye Mahkemesi’nin istinaf başvurusunun ret kararının gerekçesine bakıldığında yargılama yapılmalı, araştırma yapılmalı, şeklinde. Karar, keşif yapılmasına bir işaretti. Keşif usulü gerçekten bizi rencide ederdi. Düşünün, bir gerçeklik var ortada ve bu gerçeklik Alevilerin ibadethanesi. Bütün toplum da bunu böyle biliyor. Yasal statü kazanmamış olabilirsin ama bin yıllardır devam eden bir gerçeklik var. Tüm toplum tarafından bilinen bir gerçekliktir. Bizim bu değerimiz üzerinden keşif yapılması, hiçbir şey bilmezmişiz gibi oradan bir şey elde edilmeye çalışılması bizleri rahatsız ederdi.

    20 Ekim’de Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşmada bütün verileri anlattıklarını dile getiren Koluman, şunları kaydetti:

    “Buranın yaklaşık 10 yıllık faaliyeti olduğu, Diyarbakır Büyükşehir kayıtları incelenirse buranın cemevi olarak tahsis edildiği, muhit alanının dini tesis alanı olarak geçtiği, bu paralelde cemevi yani ibadethane olması sebebiyle su faturasından muaf olduğumuzu dile getirdik. İbadethane olduğundan dolayı biz bugüne kadar su faturası ödemedik. Dolayısıyla DEDAŞ’ın yaklaşımının bu doğrultuda olmasını talep ettik. Burada keşif yapılmasına karşı çıktığımızı, bu gelen evraklar, toplanan deliller üzerinden zaten buranın cemevi olduğu sabittir. Yerel mahkeme de ara bir karar kurdu. Keşfin yapılmayacağı hususunda bir karar kurdu ancak kolluk araştırması sonucu buradaki yapının hangi amaçla faaliyet gösterdiği, adres bilgileri verilerek ara karar kurdu. Duruşma gününe kadar kolluk tarafından, cemevi görevlilerinden, yöneticilerinden bilgi almak suretiyle rapor düzenlenerek mahkemeye ulaştığı zaman, mahkeme tedbir konusunda tekrar bir değerlendirme yapacaktı. Çünkü biz tedbir talebimizi yine yeniledik.”

    “BAĞIŞLARLA BORÇ ÖDENDİ VE CEMEVİNE ELEKTRİK BAĞLANDI”

    Bağış ve yardım kampanyası sonucu toplanan paralarla DEDAŞ’a ödeme yapıldığını ve elektriğin bağlandığını ancak bunun kalıcı bir çözüm olmadığını belirten Avukat Koluman, “Esas olan burada mahkemenin, yargı mekanizmasının yaklaşımıdır. Ortada bir gerçeklik var. Emsal kararlar var. Bu emsal kararlardan hareketle biz buradan farklı bir karar çıkacağını düşünmüyoruz. Temennimiz mahkemenin bir an önce burada yaşayan Alevi toplumuna yeni bir karar vermesi bizim arzumuz ve beklentimizdir” şeklinde konuştu.

    İKİNCİ DURUŞMA 15 ARALIK’TA

    İkinci duruşmanın 15 Aralık’ta yapılacağını söyleyen Avukat Koluman, “15 Aralık’ta istenen belgelerin gelmesi halinde bu tarihte büyük ihtimalle karar verileceğini düşünüyorum” dedi.

    EMSAL KARARLAR VAR

    Avukat Cafer Koluman, Türkiye’de bulunan bütün cemevlerinin aynı sorunu yaşadığını hatırlatarak, “Yardımlarla ya da belediyelerin katkılarıyla cemevlerindeki faaliyetler yürütülüyor. İstanbul’da Ataşehir şubemiz bir sorun yaşamıştı. Bu konuda gerçekten dayanışmayla hareket edilmesi gerektiği bizim beklentimizdir. Elimizdeki emsal kararlardan hareketle, Türkiye’de bulunan hangi cemevi olursa olsun bu tür sıkıntı yaşaması halinde bu konuda her türlü hukuki desteği sunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

     

  • Bağcılar Cemevi Başkanı’ndan Diyarbakır Cemevi’nde keşif kararına tepki: ‘Biz varız!’-VİDEO

    Bağcılar Cemevi Başkanı’ndan Diyarbakır Cemevi’nde keşif kararına tepki: ‘Biz varız!’-VİDEO

    PİRHA- Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Diyarbakır Cemevi’nin elektrik borçlarıyla ilgili mahkemenin verdiği keşif kararına tepki gösterdi. Koç, “Kendi kafalarındaki ibadethaneye uymuyor burası, uymadığı için de buna bir formül bulmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Biz bu ülkenin yüzde 20 nüfusuna sahibiz. Varız! Siz gözünüzü kapattığınızda biz yok olmayacağız” dedi. 

    Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi ve giderlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğine dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ve Yargıtay’ın aldığı kararları AKP hükümeti yerine getirmiyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Diyarbakır Cemevi’nin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada geçen hafta İstinaf Mahkemesi kararını açıkladı.

    Mahkeme, PSAKD Diyarbakır Cemevi’nin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istemesine karar verdi.

    Diyarbakır Cemevi’nin elektrik borçlarıyla ilgili olarak mahkemenin ibadethanede keşif yapma kararı, tüm Alevi kurumları ve sivil toplum örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı.

    “MAHKEMENİN KEŞİF KARARI DOĞRU DEĞİL”

    Istanbul’daki Bağcılar Cemevi’nin Başkanı Zeynel Abidin Koç, mahkemenin aldığı kararla ilgili olarak, “Doğru bir yaklaşım değil. Diyarbakır’da hakimin ‘orası ibadethane midir, değil midir, gidip bakın’ diyor. Diyarbakır’daki hakim büyük ihtimal Sünni bir vatandaşımız, kafasında bir ibadethane var. Cami, minareleri var, ezan okunan, namaz kılınan bir yer. Bunun dışında aslında hiçbir yer onun için ibadethane değil. Bilirkişi de bakacak, ‘burada namaz kılınmıyor’ diyecek, demek ki burası ibadethane değil. Çünkü kendi kafasındaki ibadethaneye uymuyor burası, uymadığı için de buna bir formül bulmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Doğru bir yaklaşım değil” diye konuştu.

    “BU ÜLKENİN YÜZDE 20 NÜFUSUNA SAHİBİZ”

    Koç, hakim ve savcılara seslenerek, “Sizler halkınız adına kararlar veriyorsunuz. Birileri için karar vermiyorsunuz.  Halkınızın yüzde 20’si Alevi, bunu hiç kimse unutmasın. Biz bu ülkenin yüzde 20 nüfusuna sahibiz. Varız! Siz gözünüzü kapattığınızda biz yok olmayacağız. Yaşamımıza devam edeceğiz. Artık bu tarz ufak tefek olaylardan vazgeçmelerini talep ediyoruz” dedi.

    İSTANBUL/PİRHA

  • Prof. Dr. Yalçınkaya: Mahkemeler artık camilerde de keşif yapmalı

    Prof. Dr. Yalçınkaya: Mahkemeler artık camilerde de keşif yapmalı

    PİRHA – Mahkemenin, PSAKD Diyarbakır Cemevi için verdiği keşif kararını değerlendiren Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışması hukuken bitmiştir. Hukuken onay arayışı bahsinde yapılacak hiçbir şey kalmamıştır, çünkü artık geri dönüşsüz bir biçimde onaylanmıştır” dedi. Kararın emsal oluşturacağını ifade eden Yalçınkaya, mahkemenin cemevinde hangi referanslarla keşif yapacağını da sordu.

    İstinaf Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada kararını açıkladı. Mahkeme, cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istedi.

    Konuya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirme yapan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, keşif kararını veren yargı iradesinin cemevinin ibadethane olduğunu kabul ettiğini belirtti. Yalçınkaya, bu kararla cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışmalarının da hukuken bittiğinin bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti. Çünkü mahkeme kararı açıkça “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır” ifadesine yer veriyor.

    “YARGI, CEMEVİNİN İBADETHANE OLDUĞUNU KESİN BİR DİLLE BEYAN ETTİ”

    Yalçınkaya’nın değerlendirmesi şöyle:

    “Diyarbakır’da yargı cemevini keşfedecekmiş. Ama cemevinde keşif yapmaya karar verilmesini onaylayan yargısal irade bir yanda da cemevinin ibadethane olduğunu kesin bir dille beyan ediyor.

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.” Bu durumda geriye ne kalıyor diyeceksiniz değil mi? Yargısal iradenin derdi şu: “Dava dilekçesindeki talebin ise cemevi binası, morg, cenaze yıkama yeri, taziye yeri, yönetim odası ve cem salonu olarak geçen bölümler olarak belirtildiği, her bölümün bir bütün veya ayrı ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin davanın esasına girmek ve yargısal faaliyetin sonucunda tespit ile mümkün olacağı anlaşıldığından…”

    “ASIL KONU ELEKTRİK PARASI”

    Asli konu elektrik parası bu arada. Yani kısaca mahkeme diyor ki; “kardeşim tamam cemevi ibadethanedir de sizin cemevi dediğiniz yapı bütünlüğünün hangi bölümleri ibadethane kapsamı içinde değerlendirilmeli, ben gelip keşif yapacağım. Ona göre de karar vereceğim.” Hukuk diliyle merak edenler için: “Abonelik tesisi talep edilen derneğin her bölümünün değerlendirilerek ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin ve bu bölümlere ait aydınlatma giderlerinin tespiti gerektiğinden ve bu hususun yapılacak yargılama faaliyeti ile tespit edilebileceği, abonelik tesisi talep edilen yerin bir bütün olarak ibadethane niteliğinde olup olmadığı hususunda bu aşamada dosyada yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle de gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunun dosya kapsamında bu aşamada ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve esas yönünden yasaya uygun olduğundan davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış.” İşin özeti anlaşıldı sanırım.”

    “BU KARAR EMSAL OLUŞTURACAK”

    Mahkeme kararına çok sevindiğini belirten Yalçınkaya, “Bence çok önemli, emsal oluşturacak bir karar bu. Bu karardan yola çıkarak ben şimdi merak ediyorum. Camilerin elektrik-su parasını ödeyen DİB (Diyanet İşleri Başkanlığı) ve devlet (aslına bakarsanız hepimiz ödüyoruz) burada neyin ibadethaneye dahil, neyin dahil olmadığını da dair pek hoş bir tartışma açmış oluyor. Öyle ya, cemevindeki gasilhanenin, morgun, yönetim binalarının ibadethaneye dahil olup olmadığı sorgulanacaksa, her camideki tuvalet aydınlatma giderlerinin, süslü-motorlu şadırvan havuzlarının, cami içinde bulunan odaların, ezan okunmak için kullanılan tesisatın, nihayet caminin bileşeni mahiyetindeki imam/müezzin lojmanlarının, her camide bulunan abdest alma yerleri, şadırvanların, dahası da var, camilerde açılıp duran Kur’an kurslarının, ışıl ışıl rengarenk gösterişli mahyaların ibadethaneye dahil olup olmadığı sorgulanmamalı mı?

    “CAMİLERDEKİ ÜCRETLİ MÜEZZİN VE DİĞER PERSONELİN VARLIĞI İBADETHANEYE DAHİL MİDİR?”

    Caminin tuvalet elektrik gideri ibadethane diye bizden çıkacak ama cemevinin morgu ibadethane içinde sayılmayacak! Dahası da var bence. Camilerdeki imam ve müezzinin varlığı ibadete dahil midir? Yani ibadet için parayla bir imam tutulması, ücretli müezzin ve varsa diğer personelin istihdam edilmesi şart mıdır? Bunlar ibadethaneye dahil midir? Bunu hukuki olarak soruyorum. Dini olarak sorsaydım şöyle sorardım: Hanefiliğe göre, Kur’an’ın parayla öğretilmesi, namazın parayla kıldırılması, ezanın parayla okunması uygun mudur? Sizin dininiz böyle bir din mi?

    “MAHKEME CEMEVİNDE HANGİ REFERANSLARLA KEŞİF YAPACAK?”

    Dini kısmı geçelim, acaba mahkeme cemevinde hangi referanslarla keşif yapacak merak ettim; içlerinden herhangi biri ömründe bir cemevine girdi mi? Cemevi üstüne iki satır okudu mu; uzun yıllardır bir tek Alevinin bile hakimlik sınavı kapısını geçemediği gözetilirse? Bir ibadethanenin değerlendirilmesi demek esasen ibadetin değerlendirilmesidir. Yani, bir yandan cemevini tartışmasız biçimde ibadethane sayan irade, aynı anda ibadeti değerlendirmekten de geri durmuyor. Peki hangi uzmanlık bilgisiyle? Bilmiyoruz. Yoksa bunun için de Diyanet’in uzmanları mı görevlendirilecek bilirkişi olarak? Ama bildiğim kadarıyla keşif bizzat hakimlerce yapılır.

    “CAMİLERDE DE BENZER KEŞİFLER YAPILMASI İÇİN HUKUKİ ADIMLAR ATILMALI”

    Şimdi ne yapmalı? Bence bu karardan yola çıkarak öncelikle camilerde de benzer keşiflerin yapılması için hukuki adımlar atılmalıdır. İbadet edilen ana salon dışında caminin hiçbir elektrik masrafının ödenmemesi, ödenenlerin iadesi için sembolik de olsa hukuki girişimde bulunmalılar. Peki bunu kim yapmalı? Aleviler demeyeceğim ama sonunda mecburen iş onlara kalır. Sünni örgütlenmeler yapmalı; Alevilerle birlikte yaşamak istiyorlarsa ya da dinlerine az da olsa imanla bağlıysalar. Hangisini istiyorlarsa onu seçsinler. Bunu onlar yapmalı ki daha baştan kirli ağızların Alevilere dönük rövanşizm zırvalıklarına set olabilsinler.

    “ALEVİLER CEMEVİNDEN ÇIKMALI”

    Peki, Aleviler ne yapmalı? Artık cemevinden çıkmalı! Cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışması hukuken bitmiştir. Hukuken onay arayışı bahsinde yapılacak hiçbir şey kalmamıştır, çünkü artık geri dönüşsüz bir biçimde onaylanmıştır. Gerisi siyasettir. Öyleyse cemevinden çıkma zamanıdır ki oraya kapanmak başlı başına bir yanlıştı.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Mahkemeden tepki çeken karar: Diyarbakır Cemevinde keşif yapılacak

    Mahkemeden tepki çeken karar: Diyarbakır Cemevinde keşif yapılacak

    PİRHA- İstinaf Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada kararını açıkladı. Mahkeme, cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istedi. 

    Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevinin elektriği, ödenemeyen faturalar nedeniyle Ekim 2018’de kesilmişti. İbadethane olan cemevine, ticarethane aboneliği dayatması yapıldığı için normalden yüksek gelen faturaların tutarı 214 bin liraya ulaşmıştı.

    2015 yılında Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına dayanarak, “Cemevi ibadethanedir. Aydınlatma giderleri ödenmelidir” kararı vermişti.

    Bu karar üzerine cemevleri, cami, sinagog, havra gibi “ibadethane” statüsüne girdi. Buna göre, cemevlerinin aydınlatma giderleri Diyanet bütçesinden ödenecek; belediyeler cemevleri için arsa tahsisi yapabilecekti. Ancak Aleviler cemevi giderlerinin diyanet bütçesinden karşılanmasını istemiyor.

    Diyarbakır’da 2001 yılında hizmete açılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), yargı kararlarında cemevlerinin ibadethane statüsünde sayıldığı, camilere tanınan ücretsiz elektrik tüketim hakkının Alevilerin ibadet yeri olan cemevine de tanınması gerektiğini belirterek, iptal edilen elektrik aboneliğinin geri verilmesi için DEDAŞ’a dava açmıştı.

    Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davada elektriği kesilen cemevinin elektrik sarfiyat bedelinden muaf tutulması gerektiği belirtildi. Yaşanan mağduriyetin giderilmesi ve ilerde oluşabilecek tarifi imkânsız zararların önlenmesi için dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı verilerek cemevinin elektriğinin yeniden bağlanması da talep edildi. Davalı DEDAŞ ise davanın reddedilmesini istedi.

    Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin cemevine elektrik bağlanması için yaptığı ihtiyati tedbir talebini reddetti. Kararın gerekçesinde, davacı tarafın imkansız zararların ne olduğunu belirtmediği kaydedildi.

    Enerji Piyasası Kanunu’nun Genel Aydınlatma başlıklı geçici 6. Maddesinin 3. Fıkrasında yapılan düzenleme ile ibadethane özelliği olan, ibadete açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelerin aydınlatma giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenek ile karşılandığı hatırlatıldı.
    Gerekçede ayrıca, “Dava dilekçesindeki talebin ise cemevi binası, morg, cenaze yıkama yeri, taziye yeri, yönetim odası ve cem salonu olarak geçen bölümler olarak belirtildiği, her bölümün bir bütün veya ayrı ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin davanın esasına girmek ve yargısal faaliyetin sonucunda tespit ile mümkün olacağı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir” denildi.

    CEMEVİ AVUKATI DAVAYI İSTİNAF MAHKEMESİ’NE TAŞIMIŞTI

    Önceki dönem PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Cafer Koluman, davayı İstinaf Mahkemesi’ne götürdü. İstinaf dilekçesinde, dernek binasındaki bölümlerin tamamının ibadethane olan cemevi ile bütünleşmiş birer parça olduğu, cemevi binasındaki bu hizmet bölümlerinin bu inanca mensup tüm toplumun ibadetine açık olduğu vurgulandı.

    Derneğin istinaf talebini inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin verdiği kararın hukuka uygun olduğuna karar verdi. İstinaf Mahkemesi, kararın gerekçesinde  “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır” dedi.

    Kanunda, topluma açık ibadethane niteliğindeki yerlerin aydınlatma giderlerinin Diyanet İşleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanmasının düzenlendiği de belirtildi.

    MAHKEME: İBADETHANE OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA YETERLİ DELİL YOK!

    Kararda davaya konu olan cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığı savunularak şunlar kaydedildi:

    “Abonelik tesisi talep edilen derneğin her bölümünün değerlendirilerek ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin ve bu bölümlere ait aydınlatma giderlerinin tespiti gerektiğinden ve bu hususun yapılacak yargılama faaliyeti ile tespit edilebileceği, abonelik tesisi talep edilen yerin bir bütün olarak ibadethane niteliğinde olup olmadığı hususunda bu aşamada dosyada yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle de gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunun dosya kapsamında bu aşamada ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve esas yönünden yasaya uygun olduğundan, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.”

    CEMEVİ VE DEDAŞ 9 TEMMUZ’DA UZLAŞMIŞTI

    Bu arada, 214 bin Lira elektrik borcu olan Diyarbakır Cemevi, 9 Temmuz’da DEDAŞ ile uzlaşıp, 85 bin TL ödeyerek borcunu kapatmıştı.

    Diyarbakır Cemevi Başkanı Aydın Atlı, 10 Temmuz’da PİRHA’ya verdiği bilgide, “DEDAŞ daha önce 136 bin liraya indi. Daha sonra uzlaşma yoluyla 85 bin lirada anlaştık, elektrik açıldı. Şimdi abone işlemlerini başlatıyoruz” demişti.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Yavuz Selçuk: Diyarbakır Cemevinin elektrik faturasının ödenmesi cesareti kırar

    Yavuz Selçuk: Diyarbakır Cemevinin elektrik faturasının ödenmesi cesareti kırar

    PİRHA – İstanbul’da Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, cemevleri kurulduğundan beri elektrik faturalarını ödemediğini belirterek, Danıştay’ın verdiği kararın uygulanmasını istedi. Selçuk, Diyarbakır Cemevinin elektrik borcunun ödenmesinin de verilen mücadeleye zarar verdiğini savundu. 

    Mahkeme kararları tanınmayarak hala cemevlerinin elektrik faturalarının ödenmesi isteniyor ancak cemevleri bu hukuk tanımazlığa karşı mücadeleyi sürdürüyor.

    Bu cemevlerinden biri de İstanbul Esenyurt’ta bulunan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi.

    Erenler Cemevinin elektrik faturaları ödenmediğinden dolayı BEDAŞ cemevini icraya vermiş, cemevi yönetimi ise karşı dava açarak icrayı durdurmuştu. Cemevi yönetimi cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğu için elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması istemiyle dava açmıştı. Açılan davada İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın talebini yerinde bularak cemevlerinde ibadet yapıldığını belirterek elektrik giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden karşılanmasına karar vermişti. Ancak mahkeme kararlarına rağmen BEDAŞ cemevine ihtar göndermeye ve elektriklerini kesmek için tehdit etmeye devam etmişti. Esenyurt Müftülüğü ve Kaymakamlığı karara itiraz ederek kararda düzeltme istemiyle temyize başvurmuştu. 10 Aralık 2018 tarihinde sonuçlanan davada Danıştay 13. Dairesi Erenler Cemevinin elektrik giderlerinin Diyanet bütçesinden karşılanması gerektiğine kanaat getirdi.

    Şu an Erenler Cemevi elektrik faturasını ödememekte kararlı.

    Aynı gerekçelerle PSAKD Diyarbakır Cemevinin elektriği de Dicle Elektrik (DEDAŞ) tarafından Ekim 2018’de kesilmişti.

    2 yıl karanlıkta bırakılan Diyarbakır Cemevi, DEDAŞ’ı mahkemeye verdi. Mahkeme süreci devam ederken, dün (9 Temmuz 2020) cemevi ile DEDAŞ uzlaşmaya giderek 214 bin TL olan borcun 85 bini ödenerek cemevinin elektriği açıldı.

    Diyarbakır Cemevinin DEDAŞ ile uzlaşmasını değerlendiren Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, “Elektirik faturalarını ödemedik. İsteseler binayı alıp götürseler de ödemeyeceğiz. Bizim oradaki derdimiz elektrik parası değil. Sonuçta öyle bir durum olsa gelip zorla kesseler, o faturayı insanlar toplar öder. O cemevini nasıl yaptılarsa o faturayı da öder. Ama biz  meşru olan bu davayı kazandık” dedi.

    250 bin civarında borçları olduğunu söyleyen Selçuk, kurulduklarından beri fatura ödemediklerini belirterek, elektriklerinin de hiç kesilmediğini kaydetti.

    “DİĞER CEMEVLERİNİN CESARETİNİ KIRAR”

    Diyarbakır Cemevinin elektrik borcunun ödemesini doğru bulmadığını belirten Selçuk, şunları söyledi:

    “Bu başka cemevlerinin cesaretini kırmaktır. Hizmetler aksamasın diye insanlar öyle düşünüyor olabilir ama yani hizmetler öyle aksayacağına öbür türlü aksasın. Diyarbakır cemevi koskoca bölgenin en büyük cemevlerindendir. Ama sonuç itibariyle faturayı ödemek istemeyen diğer insanların hevesini, cesaretini kırmışlar. Bence doğru yapmamışlar. Bunu ödemişlerse bundan sonra faturayı ödeyecekler demektir. Yani derdimiz devletin faturayı ödemesi. Ama cemevinin o devletin karşılayacağı kısmın dışında bir bölüm varsa %10-%20 her neyse o ödenebilir. Bize gelip böyle bir anlaşma yapsalar hani deseler ki çay ocağının faturasını biz öderiz. Ama öyle bir şey yapmıyorlar. Elektriği kesip hepsini ödeyeceksiniz diyorlar. Yani yaptıkları yöntem yanlış, bu yaklaşımı doğru bulmuyorum” diye konuştu.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Diyarbakır Cemevi ile DEDAŞ uzlaştı; cemevinin elektriği açıldı

    Diyarbakır Cemevi ile DEDAŞ uzlaştı; cemevinin elektriği açıldı

    PİRHA- Ekim 2018’den bu yana elektriği DEDAŞ tarafından kesilen Diyarbakır Cemevinin elektriği dün açıldı. Cemevi, 214 bin TL’lik borcun 85 bin TL’si ödeyerek DEDAŞ ile uzlaşmaya gitti. Cemevi Başkanı Aydın Atlı, “DEDAŞ daha önce 136 bin liraya indi. Daha sonra uzlaşma yoluyla 85 bin lirada anlaştık, elektrik açıldı. Şimdi abone işlemlerini başlatıyoruz” dedi. 

    Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevinin elektriği, ödenemeyen faturalar nedeniyle Ekim 2018’den bu yana kesik. İbadethane olan cemevine, ticarethane aboneliği dayatması yapıldığı için normalden yüksek gelen faturaların tutarı 214 bin liraya ulaşmıştı.

    2015 yılında Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına dayanarak, “Cemevi ibadethanedir. Aydınlatma giderleri ödenmelidir” kararı vermişti.

    Bu karar üzerine cemevleri, cami, sinagog, havra gibi “ibadethane” statüsüne girdi. Artık cemevlerinin aydınlatma giderleri Diyanet bütçesinden ödenecek; belediyeler cemevleri için arsa tahsisi yapabilecek.

    Ancak Aleviler cemevi giderlerinin diyanet bütçesinden karşılanmasını istemiyor. Çünkü Aleviler Diyanetin kaldırılmasını, lağvedilmesini istiyor.

    Alevi kurumları mahkeme kararları doğrultusunda elektrik faturalarını ödemeyince ise cemevinin elektriği hukuksuz bir şekilde kesiliyor.

    Mahkeme kararları doğrultusunda elektrik faturasını ödemeyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyar Cemevi, Dicle Elektrik (DEDAŞ) tarafından aboneliği Ekim 2018’de iptal edilip, karanlığa mahkum edilmişti.

    9 TEMMUZ’DA BORÇ ÖDENDİ VE ELEKTRİK AÇILDI

    214 bin Lira elektrik borcu olan Diyarbakır Cemevi, dün (9 Temmuz) DEDAŞ ile uzlaşıp, 85 bin TL ödeyerek borcunu kapattı.

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya bilgi veren Diyarbakır Cemevi Başkanı Aydın Atlı, “Burada köylülerimiz ile bir kampanya düzenlenmişti. Bu kampanya ile elimizde bir miktar birikti. DEDAŞ daha önce 136 bin liraya indi. Daha sonra uzlaşma yoluyla 85 bin lirada anlaştık. Yatırdık parayı dün itibarıyla elektrik açıldı. Şimdi abone işlemlerini başlatıyoruz” dedi.

    Atlı, “Cemevinin morgu, diğer taziye yerleri elektrik olmadan hizmet yapılamıyordu. İnsanları bizler bir araya getirdik öyle bir uzlaşı yoluna gittik. İnsanlar da bu işin yapılması gerektiğini düşündüler” diye konuştu.

    “KÖYLÜLERİMİZ VE AVRUPA’DAN KATKI SUNDULAR”

    Aydın Atlı 85 bin liranın nasıl bulunduğunu ise şöyle açıkladı.

    “Buradaki köylerimiz katkı sundular dostlar sağ olsun. Basına yansıyınca insanlar yardımda bulunmak istediler. Bizler de aracı olduk. Avrupa’dan da yardım geldi. Önce buradaki muhtarlarla dedelerimiz ile bir toplantı yaptık. Bu işi bir an önce çözmemiz gerektiğini söylediler. Bizler de hep birlikte yaptık. Zaten 3-4 günlük bir olay. Alevi köyleri var, oraları geziyorduk, insanlarla konuşuyorduk. Aslında bu daha önceden olacaktı ama bu pandemi, süreci engelledi.”

    DEDAŞ HAKKINDA AÇILAN İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİ DAVA DEVAM EDİYOR

    Öte yandan, yapılan girişimler sonuçsuz kalınca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şube’nin bir önceki Başkanı Cafer Koluman konuyu yargıya taşımıştı. Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, “İhtiyati Tedbir Talepli” dava açıldı.

    Diyarbakır Cemevi Başkanı Aydın Atlı mahkeme sürecinin devam ettiğini belirterek, “Camii kilise diğer şeylerin elektrik su giderlerini onlar karşılıyormuş. Bize de ‘bağlı bulunduğunuz müftülüğe gidin onlar gelsin bizimle onlar ilişki kursun demişlerdi. Onu kabul etmedik. Bu süreç devam ediyor. İleride ne olacağını mahkemenin sonucu belirleyecek. Ondan da vazgeçmiş değiliz çünkü burada bir hizmet görülmesi gerekiyor. Bu hizmetin de artık aksamaması gerekiyor. Çünkü jeneratör ile bu işler yapılamıyordu. Bir an önce toplum da böyle bir olayı kaldırmak istemiyordu artık. 2 yıllık bir süreç oldu. İnsanları mağdur ediyordu. Biz bu mağduriyeti gidermek için böyle bir adım attık” diye konuştu.

    Avukat Cafer Koluman da PİRHA’ya 21 Mayıs 2020’de yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

    “4.5 yıldır kimse gelip bir şey yapmadı. 2018 yılı ekim ayında haber vermeden gelip elektriği kestiler. Taziyelerimiz oluyor, cenazelerimiz oluyor, derneğin etkinlikleri oluyor, yapamıyoruz. DEDAŞ’a başvurduk. Elimizdeki emsal kararları, AİHM kararlarına atıfta bulunarak buranın bir ibadethane olduğunu ve morgun olduğunu taziyelerin, cemlerin olduğunu ve buranın Alevilerin ibadethanesi olduğundan hareketle kiliselere, camilere, sinagoglara tanınan hak neyse bizim de bu haktan faydalanmamız gerektiğini ve bunun bir vatandaşlık hakkı olduğunu ifade ettik.”

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • HDP heyetinden 2 yıldır elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevine ziyaret -VİDEO

    HDP heyetinden 2 yıldır elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevine ziyaret -VİDEO

    PİRHA- HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan oluşan heyet dün PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni ve Cemevini ziyaret etti. Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır elektriğinin kesik olmasının gündeme geldiği görüşmede, bu sorunun bir an önce çözülmesi için gerekenin yapılacağı vurgulandı. 

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan ve beraberindeki heyet, PSAKD Diyarbakır Şubesi’ni ziyaret etti.

    Heyet, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı ve yönetim kurulu üyeleriyle, eski başkan Cafer Koluman tarafından karşılandı.

    Görüşmede bir konuşma yapan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Biz sizlerin burada yaşamış olduğu sorunları karşılıklı konuşmak istişare etmek istedik. Bir kez daha elektrik sorununu meclise taşımak gerekliliğini hissediyoruz. Fakat burada yaşanan bu sorunun Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal koşullardan farkı yok” dedi.

    “İKTİDAR FARKLILIKLARA YAŞAM HAKKI TANIMIYOR”

    Hatimoğulları konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Sizden önce demokratik İslam kongresini ziyaret ettik. Bizim bu ülkede bu coğrafyada yaşadığımız sorunlarımızın bütün farklı dinler ve inançların ortak problemler olduğunu ve çözümün ortak olduğuna dair oldukça güzel bir tartışma yürüttük. En nihayetinde mevcut olan iktidar farklılıklara yaşam hakkı tanımayan bir iktidar. Bunun bir devlet politikası, bir devlet geleneği olduğunu da biliyoruz ama bazı dönemler vardır ki baskıların renginin daha koyu olduğu dönemler… Biz sanırım öyle bir dönemden geçiyoruz.

    “EŞİT VATANDAŞLIK ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

    Burada Alevi toplumuna dönük tarih boyunca baskılar ve katliamlar yaşandığını biliyoruz. 2 Temmuz’da Turgut (Öker) başkanımızın da olduğu bir HDP heyeti ile Sivas’taydık, 3 Temmuz’da Çorum’daydık. Oradaki anmalara katıldık. Bir kez daha gördük ki yaraların iyileşmesinin bir yolu var; gerçeklerle yüzleşmek, bir yolu var; özür dilenmesi bir yolu var; gerçekten eşit vatandaşlığın anayasal güvence altına alınması gerekiyor. Aksi takdirde ne söylenirse söylensin bunun bir manası yoktur. Bugün özellikle AKP zamanında Diyanet Başkanlığı’na doğrudan artık devleti açık bir biçimde yönetmeye aday ve kültürel iktidarlarını kurma konusunda özel bir misyon biçilmiş ki zaten bu misyonu bir kat daha arttırdılar. Bugün mesela Diyanet’e akan paranın haddi hesabı yok. Birkaç bakanlığın bütçesine tekabül edecek kadar bir bütçe ayrılıyor.”

    “BU ÜLKENİN DEMOKRATİKLEŞMESİ DIŞINDA SEÇENEĞİMİZ YOKTUR”

    Hatimoğulları, “Alevi kurumlarına, Türkiye’de bulunan kiliselere farklı inanç merkezlerinin kurumlarına hiçbir manada bir destek yok ve elektrik kesintisi yapılabiliyor. Mesela su faturalarının karşılanmaması gibi… Tek tarafa güçlü bir yatırım var” diyerek eşitsizliğe de vurgu yaptı.

    “Şu bilinen bir gerçektir: Bunlar Türkiye’de yaşayan 83 milyon vatandaşın vergileri ile oluşan bütçeler. Ortak malın bir kesime harcama. Bu zalimliğin ta kendisidir gerçekten. Bu süreçte özellikle AKP’nin son zamanlarda yaptığını şuna benzetiyorum: Amerika’da George Floyd’un boğazını sıkan polis ne yaptıysa Türkiye’de bu iktidar şu an 83 milyon insana aynısını yapıyor ve nefessiz bırakıyor. Bizler bu süreçte HDP olarak bir demokratik mücadele programıyla çıktık. Bu kampanya çerçevesinde 1. Etap yürüyüşümüze başlamadan önce Türkiye genelinde bütün inanç kurumlarını demokratik kitle örgütlerini emek örgütlerini ziyaret ettik. Bizim kurtuluşumuz ortaktır. Bu ülkenin demokratikleşmesi dışında bir seçeneğimiz yoktur. Bu nedenle de bütün farklılıklarımıza rağmen ortak paydada buluşabileceğimiz zemin ve ortak yaşamı inşa etmek üzerine genel ilkeler çerçevesinde buluşmak dışında ortak mücadele etmek dışında başka bir seçeneğimiz yoktur. Yaşadığımız sorunlar ortaktır ve bu ortak zemini güçlendirmek için hep beraber çaba harcamayı umut ediyoruz.”

    KOLUMAN: CEMEVİMİZ İKİ YILDIR ELEKTRİKSİZ

    PSAKD Diyarbakır şubesi eski yöneticilerinden Cafer Koluman da, “Cemevimiz şu an elektriksiz. İki seneye gireceğiz. Yapmış olduğumuz tüm girişimler sonuçsuz kaldı” dedi.

    Koluman şunları kaydetti:

    “Benim şube başkanlığım döneminde DEDAŞ’a başvuru yaptık. DEDAŞ 2 ay sonra gecikmeli bir şekilde cevap verdi. Vermiş olduğu cevap da çok manidar. Madem siz kendinizi ibadet yeri olarak görüyorsanız o zaman bize değil de bağlı bulunduğunuz ilçe müftülüğüne başvurunuz. Biz böyle bir girişimde bulunmadık. Siz bir taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığını yok sayacaksınız diğer taraftan müftülük ile muhatap olacaksınız, bu asimilasyon politikasının bir parçasıdır. Dolayısıyla biz başvuru yapmadık. Valiliğe başvurduk genel bütçeden ödenmesi üzerine.” Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesinden ödenmesine de karşıyız. Böyle bir talebimiz olması halinde diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nı meşru hale getirmiş oluruz. Dolayısıyla genel bütçeden ödenmesi için valiliğe başvuru yaptık. Ha bugün ha yarın diye bizi oyaladı açıkçası. O sırada kayyım öncesi Selçuk (Mızraklı) başkanla da bir görüşmemiz vardı. “Valilik çözemezse biz büyükşehir üzerinden çözeceğiz, dedi. Tam görüşme aşamasındayken kayyım atandı ondan sonra tüm ilişkiler koptu.”

    ÖKER: CEMEVİNİN ELEKTRİKSİZLİĞİNİ BİR AN ÖNCE ÇÖZELİM

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker ise Diyarbakır Cemevi’nin açılışında kurdeleyi kesenlerden biri olduğunu belirterek, “Çok da anlamlı bulduğumuz bir şeydi. İstanbul’da sizin 50 tane cemevinizin olmasının karşısında Diyarbakır’da Alevi potansiyelinin çok az olduğu bir yerde cemevi olmasının başka bir mesajı vardır. Ben bir karşı direnişinizin olduğunu biliyordum, bu konunun yargıda devam ettiğini biliyordum ama gerçekten buranın hiç elektriğinin olmadığını bilmiyordum. Bir an önce sonuçlandıralım.” dedi.

    Öker şöyle devam etti:

    “Siz parti olarak Alevi sorununa nasıl yaklaşıyorsunuz diye sorulduğunda, diyoruz ki bu partinin Alevi sorununa nasıl yaklaştığının simgesi Diyarbakır’daki cemevidir. Normal Alevi patlamasının olmadığı halde bu hareket, çoğulculuğa, farklı inançlara saygısını, hürmetini bir cemevi inşaatına öncülük yaparak göstermiştir. Cemevimizi açtıktan sonra Alevi dünyasında bu cemevinin açılışına dair, cemevini açan iradeye karşı saygının nasıl attığını biliyorum.”

    “CEMEVİNİN ELEKTRİĞİNİN KESİK OLMASI SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİLDİR”

    HDP İl Eş Başkanı Zeyyat Ceylan da şunları ifade etti:

    “Burası sadece aktif bir kurum değil bütün Amedlilerindir. Amedlilerin sahip çıkmak gibi bir sorumluluğu vardır. Seydaların da burayı ziyaret etmesi, buranın sorunlarını dillendirmesi gerekir. Sorunu sadece buranın yönetimimi dillendirecek? Cemevi’nin elektriğin kesik olması, sadece buradaki Alevi arkadaşlarımızın mı sorunudur? Tüm Amedlilerin sorunudur. Tüm dinamiklerin ve bir o kadar da HDP’nin sorunudur.”

    ATLI: ELEKTRİK OLMADIĞI İÇİN İBADETİMİZİ YAPAMIYORUZ, CENAZEMİZİ KALDIRAMIYORUZ

    HDP heyetinin ziyaretinden memnun olduklarını belirten PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı ise, “Milletvekilimiz Tülay Hatimoğulları ve Turgut Öker başkanımızın bizi ziyaret etmeleri sevindiricidir. Gerçekten güzel bir ortam oluştu sohbet açısından. Cemevimizin sorunlarının dile getirilmesi açısından, yeni fikirlerin ortaya çıkarılması açısından. Çünkü uzun zamandır cemevimizin elektriği kesik durumdaydı ve bunun çözüme ulaşmasına yakın bir dönemdeyiz. Bu sorunun bir an önce halledilmesi istiyorduk. Bunun tabii mecliste de dile getirilmesi ya da Alevi toplumuna mal edilmesi düşüncesi paylaşıldı. Bu sorun sadece Diyarbakır’da yaşayan Alevilerin sorunu değil, aslında tüm Türkiye’de yaşayanların sorunudur. Alevilere farklı bir sıkıntı yaratma ortamı. 20 aydır biz burada ibadetimizi yapamıyoruz, cenazelerimiz kaldıramıyoruz. Bizim için gerçekten büyük bir sıkıntı. Bu konuda gerçekten büyük bir destek sunacaklarını bunu Türkiye çapında yaygınlaştıracaklarını, Meclis’te dile getireceklerini söylediler. Bu bizim için sevindirici. Toplumumuz açısından bunu bir an önce çözmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Diyarbakır PSAKD Başkanı: HDP’nin ‘Demokrasi yürüyüşü’ desteklenmeli

    Diyarbakır PSAKD Başkanı: HDP’nin ‘Demokrasi yürüyüşü’ desteklenmeli

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, HDP’in ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü’nün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Atlı, “Biz Aleviler Hakk ve hakikat yolunda demokratik ortamlarda adalet mücadelesine devam edenlerin her zaman yanındayız ve yanında olacağız” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Hakkari Milletvekili Leyla Güven ile Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları’nın vekilliklerinin düşürülmesinin ardından ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü’ yapacak.

    15 Haziran Pazartesi Edirne ve Hakkari’den başlayacak yürüyüş, 20 Haziran’da Ankara’da sonlandırılacak.

    İki koldan başlatılacak yürüyüş kapsamında güzergahta bulunan İstanbul, Van, Diyarbakır ve Adana’da bölgesel karşılamalar ve açıklamalar yapılacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, HDP’nin ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü’nü değerlendirdi.

    “HDP’nin darbeye karşı demokrasi yürüyüşünü destekliyoruz” diyen Atlı, Nasıl ki sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşüne ve adalet mitingine destek verilmişse bu yürüyüşe de destek verilmelidir” dedi.

    Aydın Atlı, şunları kaydetti:

    “Demokrasi isteyen, demokrasi ve insan haklarını destekleyen herkesin bu yürüyüşe destek vermesi gerekir. Halkın milli iradesine ipotek koyan ve sandıkla gelenlerin yerine kayyım atayanların bu eylemlerini kabul etmiyoruz. Demokrasi için, demokratik talepleri, demokratik ortamlarda dile getirenleri destekliyoruz. Biz Aleviler Hakk ve hakikat yolunda demokratik ortamlarda adalet mücadelesine devam edenlerin her zaman yanındayız ve yanında olacağız. Hızır yardımcıları olsun.”

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Diyarbakır Cemevinin elektriği hala kesik; mahkemenin kararı bekleniyor

    Diyarbakır Cemevinin elektriği hala kesik; mahkemenin kararı bekleniyor

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı cemevinin elektriği 2018 yılından bu yana hala kesik. DEDAŞ hakkında Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, “İhtiyati Tedbir Talepli” açılan dava hala sonuçlanmadı. Koronavirüs salgını sebebiyle 16 Nisan’da mahkeme kararıyla cemevinde idari alanlar ve ibadet alanları ile ilgili yapılması gereken keşif de yapılamadı. 

    Diyarbakır’da Bağlar İlçesi’nde bulunan cemevinin elektrikleri 18 aydır kesik. DEDAŞ, fatura ödenmediği gerekçesiyle elektrikleri keserken, cemevi yetkilileri buranın ibadethane olduğunu belirterek camilere, kiliselere ve sinagoglara tanınan hakların cemevlerine de tanınmasını isteyerek genel bütçeden karşılanmasını istiyor.

    2014 yılından bu yana fatura ödemeyen cemevinin elektrikleri 2018 yılında kesildi. Yapılan girişimler sonuçsuz kalınca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şube’nin bir önceki başkanı Cafer Koluman konuyu yargıya taşımıştı.

    Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, “İhtiyati Tedbir Talepli” dava açılmıştı.

    Koluman, PİRHA’ya yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

    “4.5 yıldır kimse gelip bir şey yapmadı. 2018 yılı ekim ayında haber vermeden gelip elektriği kestiler. Taziyelerimiz oluyor, cenazelerimiz oluyor, derneğin etkinlikleri oluyor, yapamıyoruz. DEDAŞ’a başvurduk. Elimizdeki emsal kararları, AİHM kararlarına atıfta bulunarak buranın bir ibadethane olduğunu ve morgun olduğunu taziyelerin, cemlerin olduğunu ve buranın Alevilerin ibadethanesi olduğundan hareketle kiliselere, camilere, sinagoglara tanınan hak neyse bizim de bu haktan faydalanmamız gerektiğini ve bunun bir vatandaşlık hakkı olduğunu ifade ettik.”

    DEDAŞ’tan kendilerine gelen yanıtı aktaran Koluman “Verilen cevap bizi müftülük ile muhatap etmek istediler. ‘Madem siz buranın ibadethane olduğunu düşünüyorsunuz o zaman müftülüğe başvurun, siz değil müftülük bizimle muhatap olsun’ dediler. İçinde Alevilerin olmadığı bir Diyanet Başkanlığı ile bizi muhatap etmek bir asimilasyon politikasıdır. Bununla ilgili valilikle görüşme talebimiz kabul edilmedi, bize randevu vermedi” demişti.

    KEŞİF YAPILAMADI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, elektrik sorununun hala devam ettiğini söyledi.

    Atlı, “16 Nisan’da mahkeme kararıyla cemevinde idari alanlar ve ibadet alanları ile ilgili keşif yapılacaktı ama olmadı. Bizim üyelerimizle yüz yüze görüşmelerimiz oluyordu ama koronavirüs salgınından dolayı ara verdik. Güzel bir başlangıç yapmıştık fakat devam edemedik. Sorunu çözebilirdik ama salgın olayı bizi engellemiş oldu. İyi bir kamuoyu oluşturulmuştu” dedi.

    PİRHA/ DİYARBAKIR 

  • PSAKD Diyarbakır Cemevinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Cemevinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliği-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Cemevi’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında etkinlik düzenlendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi ve Cemevi’nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında etkinlik düzenlendi.

    Kahvaltı sonrasında PSAKD Diyarbakır üyesi Zeynep Yavaş, yaptığı açıklamada, “Emek, eşitlik ve barış hakkımızın peşindeyiz! Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizliklerin derinleştiği bu 8 Mart’ ta dünyanın dört bir yanında kadınlarla ayrımcılığa, şiddete ve güvencesizliğe karşı itirazlarımızı, sözlerimizi ve taleplerimizi buluşturarak “başka bir dünya mümkün” çağrısını yenileyeceğiz. Çünkü bu haliyle dünya henüz kadınlara, yoksul emekçilere ve ezilen halklara eşitlik, özgürlük ve şiddetsiz bir toplum yaratmaktan çok uzak. 163 yıl önce ‘eşit işe eşit ücret’ talebiyle greve giden New York’lu kadınların fabrikaya kilitlenmesinin ardından fabrikada çıkan yangınla 120 kadın işçi yanarak can verdi. Kadınları üretimden ve tüketimden gelen güçlerini kullanarak bin yıllardır süregelen bu sömürü çarkını durdurmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BİZLERİ YOK SAYANLARA KARŞI DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Yavaş, şöyle devam etti:

    “Küreselleşme, kapitalizm ve neoliberal politikalar dünya ekonomisini belirlerken kadınlar daha da ucuz emek gücü olarak görülmeye devam ediliyor. Ev işleri, yaşlı, çocuk, hasta, engelli bakımı biz kadınların görünmeyen emeğini daha da artırıyor. Kiralık işçilik uygulamasıyla hepimize modern kölelik dayatılıyor.
    Düşük ücretli, kısmi süreli, esnek, yarı zamanlı, uzaktan, evden, kayıtsız, sigortasız, güvencesiz çalıştırılıyoruz. Artan işsizlik ve yoksulluk eril iktidarların kadın bedenini ve emeğini daha fazla denetlemek için kullandığı bir araç haline getiriliyor.

    Güvencesizliğin, yoksulluğun, işsizliğin ve şiddetin türlü biçimlerine her gün daha fazla maruz kalıyoruz. Dini referanslarla toplumu yeniden dizayn etme çabasıyla her gün yeni fetvalar çıkarılıyor, yasal düzenlemeler yapılıyor, eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamusal yaşamın tümünü dinselleştiren uygulamalara her gün bir yenisi ekleniyor.
    Eşit, adil, özgür, laik ve barış içinde yaşayacağımız bir dünyayı yaratmak için kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu biliyoruz.
    Bunun için evde, işte, sokakta, bizleri yok sayanlara karşı direnmeye devam edeceğiz.”

    “ALEVİLİKTE DOĞURARAK VAR ETME OLGUSU VARDIR”

    “Hal böyleyken ataerkil zihniyetin, özünde anaerkil bir inanç olan Aleviliğe de saldırması kaçınılmaz olmuştur.
    Bilindiği üzere Alevilikte aslolan, temel olan Yol’dur. Yol ise kadındır. Bu söylemin arka planında Alevilik inancının var oluş ilkesi vardır, bu devasa cümle buna dayanır. Bu ilkeye göre yaratılış değil, varoluş, doğuş vardır. Hiçbir şey yoktan var olamaz, her şeyin geldiği, kaynak bulduğu, kendisinden doğduğu ‘bir” vardır. ‘Bir’ tüm evreni, kainatı, doğayı, nebatı, hayvan ve insanları kendinden doğurarak var etmiştir.

    Var edilen aynı ve birdir, tüm nesneler aynı bütünün parçalarıdır. Parça, bütünün tüm özelliklerini bağrında taşır. Dolayısıyla Alevi inancında yaratma yok, doğuş-var etme vardır. Var etme olayı Kızılbaş Kürt inancında, tanrı isimlerinde kendini en bariz şekilde açık eder. Kürtçede tanrı anlamına gelen Xwedé/Xweda, “kendi verdi, kendi doğurdu” anlamına gelmektedir. Yine Ezidilik inancında tanrı ismi olan Ezda/ beni verdi, Mazda/ “bizi verdi” anlamına gelmektedir. Tanrı isimlerinde olduğu gibi yaratma olgusu yok, doğurarak var etme olgusu vardır.

    Alevilikte teorik olarak her iki cins eşittir ve Aleviler “Alevilik inancında kadın erkek eşittir” fikrini savunurlar. Çünkü Alevilik inancının varoluş mitolojisinde erkekleştirilmiş tanrı, o tanrının öncel kıldığı, erkeğe göre ikincil olan, iktidar sahibi erkek cinsi yoktur. Sadece bu yüce erkek değil, onun canının sıkıntısını gidermek için yaratılan ikincil kadın da yoktur. Alevilikte hiçbir cins birincil ya da ikincil değildir. Eşittir, aynıdır. Alevilik inancındaki CAN kavramı da buradan gelir.
    Alevilik inancı kadın ve erkeği eşit görüp, birlikte ibadet eden bir inanç olarak ve kamil insan olmayı hedeflediğinden bunlar için çok temel ilkeler oluşturmuştur. Alevilik inancının en temel ilkelerinden olan “Eline, diline, beline sahip ol” ilkesi bugün uygulanan cinsiyetçi tutumlarla ve Aleviliği ele geçiren eril zihniyetle alaşağı edilmekte, değersizleştirilmektedir. İslam’a entegre edilmeye çalışılarak yok sayılmaktadır. Taziyelerde, yas günlerinde yani acımızı ortaklaştırdığımız böylesi günlerde haremlik selamlık bir tutum sergilenerek kadın ve erkek ayrıştırılmakta İslami bir çizgiyle hareket edilmektedir. Alevilikte ceme girerken cinsiyet kapıda bırakılarak can olunurken, artık cemde dahi Alevilik inancı ataerkil zihniyete göre hizaya sokulmaktadır.”

    “ALEVİLİK İNANCINA ERKEKLİK AŞISI VURMUŞ DURUMDALAR”

    Alevi kurumlarındaki duruma da değinen Yavaş, “Ayrıca Alevi kurumlarındaki kadın yöneticilerin sayısı az olmakla beraber erkek sayısının da fazla olması son derece rahatsız edici. Erkekleşen Alevilik, kadıncıl Aleviliğin eşitlikçi, özgürlükçü kurallarının ve uygulamalarının yerine kendi kurallarını getirerek Alevilik inancına böylece erkeklik aşısı vurmuş ve bugünkü cinsiyetçi, yer yer muhafazakar Alevi toplumunun oluşmasına neden olmuştur. Tüm çabalarına rağmen tıpkı diğer din ve inançlarda olduğu gibi Alevilik de erkeklerce tamamen erkekleştirilemeyecektir. Çünkü tamamen erkekleştirilirse ortada Alevilik diye bir şey kalmayacaktır.
    Bu nedenle bugün alevi toplumunda aileden evliliğe, musahiplikten cemlere PİR ANA makamının yok edilmesine, tarihteki kadın erenlerin ve ozanların unutulmasına, kadın ve erkeğin eşit olduğu, kadınların yok edildiği, yerine erkek egemen yeni kuralların getirildiği bir Alevilikle karşı karşıyayız” diye konuştu.

    “ALEVİLİĞİN YENİDEN KADINCILLAŞTIRILMASI KAÇINILMAZDIR”

    Yavaş, “Alevilik bu nedenledir ki en büyük zararı dışarıdan ziyade içeriden görmüştür. Dışarıya karşı kadınlı erkekli birlikte direnen Aleviler, içeride erkekliğin saldırısı ile ikiye bölünmüş, cinsel olarak ayrıştırılmıştır. Aleviliği Alevi toplumunun ‘önderleri’ olarak kendini gören, görev ve anlam biçen dedeler, erkeklerle sınırlandırılmış Yol yürütücüleri ve Alevi toplumunun erkekleri asimile etmiş, Aleviliğe erkek iktidarını sokmuş, Aleviliği erkek cinsinin çıkarlarına uygun hale getirmiş ve böylece Aleviliği en temel ilkelerinden birinden kopartarak, kendisi olmaktan çıkartıp başkalaştırmış, erkekleştirmiştir. Alevi toplumu kendi kimliğine, özüne dönmeyi sıkça konuştuğu bu yeni dönemde Alevi erkeklerinin Alevi kadınlarca PİR ANA önderliğinde dara kaldırılması gerekmekte. Aleviliğin yeniden kadıncıllaştırılması için Alevilerin bilinç yükselmesi yaşayarak topyekün seferber olması, hep beraber Yol’a koyulması artık kaçınılmaz bir görevdir. Biz her yerdeyiz. Vardık, varız, var olacağız. Bu Yol’da “Birimiz kırkımız, kırkımız birimiz’ şiarıyla hepinizi kadıncıl aşk ile selamlıyorum.
    Zeynep Bacı misali mücadele eden ve direnen tüm kadınlara aşk olsun diyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

    “EŞİTLİK OLGUSU İSTENİLEN DÜZEYDE DEĞİL”

    Etkinliğe katılan kadınlar, 8 Mart’ın kendileri için ne ifade ettiğini, yaşadıkları sorunları ve taleplerini dile getirdiler.

    Pervin Ayliyaz; “Aslında biz kadınlar her gün varız bugünün tabii ki dünyada ve ilçemize bir anlamı var: kadın olmak. Sorunları olan bir ülkede kadın olarak yaşamak gerçekten de güçlü bir kadın olmayı ifade ediyor. Kadın olmaktan gurur duyuyorum. Kadınım, varım ve her zaman da var olacağım. Kadınlar ölmesin, iş hayatlarındaki hayatları suistimal edilmesin, tacize, tecavüze uğramasın, öldürülmesin. Kadın, kadın olarak yaşadığını ifade edebilmeli. Kadınlar artık meydanlara çıkmalı. Kadının kendisini anlatması gerekiyor. Kadınlar sildirilmemeli, kadın oldukları için korkmamalıdırlar. Çalışmaları gerekiyor. Kadınların her zaman için seslerini yükseltmesi gerekiyor. Biz varız diyebilmeli kadınlar” dedi.

    Ayliyaz, şöyle devam etti:

    “Problemi ve sorunu bir ülkede yaşıyoruz. Dengesiz bir ülkedeyiz. Psikolojisi bozuk bir yönetimle çalışıyoruz. Burada hem kadınsın hem de Alevisin. Düşünebiliyor musunuz, sorunun ne boyutta olduğunu. Kadın olarak zaten eziliyorsun. Yok sayılan bir ülkedeyiz, kadın olarak değer verilmeyen bir ülkede yaşıyoruz ve böyle bir ülkede, bir de Alevi olarak zaten hiç görmüyorlar seni.

    Alevi kadın olarak şunu söyleyebilirim; Sünni kadınlara oranla biraz daha eşlerimiz, aile içerisindeki tutumumuz, davranış biçimlerimiz daha demokrat, daha bir özgür, eşitlik biraz daha fazla tabii ki ama istenilen düzeyde değil.

    Eşit başkanlık sistemi günümüzde var. Kadın ve erkek her alanda eşit olmalı. Sadece erkeğin önde durup, kadının erkeğin arkasında başını öne eğerek beklememesi lazım. Onun da konuşması lazım, itirazları olması lazım ve kendini ifade etmesi gerekiyor. Bence eşit olarak yan yana durmaları gerekiyor.”

    “KADINLARI HEP ÖTEKİLEŞTİRDİLER”

    Zeliha Nazlı Yüksekol ise; “Öncelikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Ne ifade ediyor? Kadınlar önce can, sonra anne, sonra kardeş. Bizim için kadınların yeri apayrı, anlatılması zaten imkansız. Kadın cinayetlerinin olmaması, önceliğimiz bu. Kadının şiddete de uğramasını istemiyoruz. Kadınları hep ikinci planda görüyorlar. Kadın erkek eşitliğinden bahsediyoruz ama kadın erkek eşitliği hiçbir zaman olmadı, bizi hep ötekileştiriyorlar” ifadelerini kullandı.

    “8 Mart, bizim bugünleri görebilmemiz için kadınların erkeklerle eşit koşullarda çalışabilmelerinin sağlanabilmesini tekrardan hatırladığımız bir gün benim için. Bunun için çok mücadele verildi. Bugünlere gelebilmek için insanlar kendilerinden çok ödünler verdi ama şu anda daha özgür ve daha rahat kadın olarak kendimizi ifade edebildiğimiz bir dönemde olduğumuzu düşünüyorum. Bugünü, yeniden hatırlama günü olarak düşünüyorum” diyen Songül Atlı da, “Öncelikle iş hayatında yani kendimizi ifade edebileceğimiz, kendi ayaklarımız üzerinde durabileceğimiz alanda, erkeklerle eşit koşullarda olmayı istiyoruz. Eşit imkanların bizlere de tanınmasını istiyoruz. Diğer bir olay ise tabii ki kadına yönelik şiddet. Daha zayıf görünmemizden ya da bizim üzerimizde daha çok baskı kurulabileceği düşünüldüğünden dolayı bizlere uygulanan şiddetin, bunun sadece fiziksel şiddet olarak söylemiyorum, aynı zamanda psikolojik şiddetin de son bulmasını istiyorum” diye konuştu.

    Son olarak söz alan Şükran Güçlü ise şunları kaydetti:

    “Ben bir kadınım. Kadın olduğum için gurur duyuyorum. Taleplerimize  gelirsek, taleplerimiz daha iyi yaşamak, çocuklarımıza daha sağlam gelecek,  çocuklarımız için kaygı duymamak, endişe duymamak. Kadınlar ne isteyebilir ki, güzel bir yaşam ister.

    Ben çalışan kadın olmadığım erkeğe bağımlı olmak biraz beni üzdü. Tabii ki şimdiki aklım olsaydı daha gençken ayaklarımı yere basacak şekilde maaş sahibi olsaydım daha özgür olurdum. Erkeğe bağımlı olmak bir kadın için çok iyi bir şey değil. Ayaklarının üzerinde duran kadın daha özgür bir kadındır.”

    SİNEVİZYON-MÜZİK DİNLETİSİ

    Açıklamanın ardından  8 Mart’a ilişkin sinevizyon gösterimi yapıldı, şiirler okundu.

    Etkinlik Zilan Tigris’in Kürtçe, Türkçe, Ermenice ve Süryanice seslendirdiği müzik dinletisiyle son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır’da Xızır cemi ve lokması-VİDEO

    Diyarbakır’da Xızır cemi ve lokması-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi ve Cemevi’nde Xızır lokmaları paylaşıldı, Xızır cemi bağlandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi ve Cemevi’nde Xızır cemi bağlandı.

    Dede Karkın Ocağı’ndan Musa Karkın cemi yürütürken zakirliği ise Halil İbrahim Erkul yaptı.

    Xızır ayına ilişkin aktarımlarda bulunan Pir Musa Karkın, “Xızır farklı farklı anlatılır ama hepsi bir bütündür. İnançların dinlerin hepsinde, tüm kitaplarda Xızır’ın varlığı kabullenilerek ifade edilmektedir. Xızır bir nebidir, aynı anda bir velidir, yani Xızır 124 bin Nebi içinde sadece ve sadece Hakk’ın gizli ilmine, gizli sırlarına vakıf olabilecek bir yapıdadır ki bu da ona Hakk tarafından verilmiştir canlar” dedi.

    Pir Karkın, “Diğer bir rivayete göre Alevi toplumunun ve bu inanca tâbi olan canların ifadelerine göre Xızır ile İlyas kardeştir. Birisi karada, birisi deryada darda, zorda olanların imdadına yetişecek olan erenlerdir bunlar. Bizim mevsimlerimizin belirlendiği tarihte birleştikleri anlatılmaktadır. Bu tarihte Xızır Ellez diye veya Xızır İlyas diye adlandırılır ki bu tarihler arasında bu erenlerin evleri gezdiği ifade edilmektedir. Bunların bazı nişangahları ispat edilmiştir, anlatılmıştır.
    Bir ifadede bulunacağım Bozatlı Xızır olarak geçer. Aleviler Ali’yi bu şekilde de değerlendirirler ki gaipten gelen her bir canın varlığı Xızır’dır” diyerek Xızır muhabbetini gerçekleştirdi.

    Deyişlerin okunup semahların dönüldüğü cemden sonra pirlerin gülbeng vermesiyle Xızır lokmaları paylaştırıldı.

    PİRHA/DİYARBAKIR