Etiket: Diyarbakır cemevi

  • Diyarbakır Cemevi yeni yıla elektriksiz giriyor- VİDEO

    Diyarbakır Cemevi yeni yıla elektriksiz giriyor- VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi ve Cemevi’nin elektrik kesintisine ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD Diyarbakır Şube temsilcileri, “Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Diğerlerine nasıl imtiyaz sağlıyorsa bize de tanınsın. Bununla ilgili gerekli yerlere başvurularımız olacak. Mücadelemizi bırakmayacağız. Her zaman mücadele etmeye devam edeceğiz. Sonuç alıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandılar. 

    Haberin Videosu

    Cemevlerinin resmi olarak ibadethane statüsüne alınıp, elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması amacıyla Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şubesi’nin elektrikleri, yargılama sürerken borçların ödenmemesi nedeniyle Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından 14 ay önce kesilip, aboneliği iptal edildi.

    Bunun üzerine derneğin başkanı Avukat Cafer Koluman, DEDAŞ aleyhine Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “İhtiyati tedbir’ talebiyle dava açmış, yargılama sürerken Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi verdiği ara kararında “İhtiyatı tedbir’ talebinin reddine hükmetmişti.

    “İTİRAZ HAKKIMIZI KULLANACAĞIZ”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD 9. Dönem Başkanı Cafer Koluman, “19 Aralık’ta daha öncesinde 13 aydır burada elektrik sıkıntısından kaynaklı birçok yere başvurduk. Ama hepsi sonuçsuz kaldı. Dolayısıyla 19 Aralık’ta aboneliğin verilmesi ve elektriğin tekrar sağlanması konusunda tedbir talepli dava açtık. Tedbir talepli dava 3 gün içerisinde bir karara bağlanması lazım. Bu esasa ilişkin bir karar değil aslında. Mahkeme 3 gün içerisinde kararını verdi ve normalde iki cümle ile ifade edilebilecek bir kararken maalesef 2 sayfalık bir gerekçe hazırlayarak ara vermiş oldu ve bizim talebimizi reddetti” ifadelerini kullandı.

    “Gerçekten siz soyut iddialarda bulunuyorsunuz, varsa bir fatura, bir abonelik sözleşmesi, bunları getirip sunmanız lazım” diyerek tepkisini dile getiren Koluman, “Oysa her şey çok açıktır.biz abone numarasını verdik. Bunu sistem üzerinden ilgili kurum olan davalı kurum olan DEDAŞ’tan sordurmaları gerekirken tümden ispat külfetini bize yükleyerek maalesef hukuka aykırı bir şekilde talebimizi reddettiler. Ancak buna itiraz yolu vardır. Birkaç gün sonra bu kararı tebliğ alacağız. Tebliğ aldıktan sonra 2 hafta içerisinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz hakkımız vardır. Karar geldikten sonra bu itiraz hakkımızı kullanacağız. Buradan bir karar çıkmazsa artık davanın esası hakkında gerekli çabaları sarf edeceğiz” diyerek süreci devam ettireceklerini aktardı.

    “HAKKANİYETİ, HUKUKU GEÇTİK; SİYASİ BİR KARAR VERİLDİ”

    Koluman, bu davayı açar iken mahkemeden siyasetten ve ideolojilerden bağımsız bir şekilde hukuka uygun hakkaniyetli bir karar vermesini beklediklerini dile getirdi. Mahkemenin ise tümden siyasi bir yaklaşımla verdiği bu kararı ise kınadıklarını belirten Koluman şöyle devam etti:

    “Biz her şeyden önce bu davayı açarken siyasetten ve ideolojilerden bağımsız bir şekilde, vicdana uygun, hakkaniyete uygun, hukuka uygun bir karar vermesini beklerdik. Evet yasal anlamda cemevleri, yasal statüye kavuşturulmasa bile, ibadethane sayılmasa bile ama böyle bir gerçeklik vardır, böyle bir pratik ve böyle bir realite vardır. Burası Alevilerin ibadethanesidir, kimse de bunu inkâr edemez. Yüzyıllardır bizim ibadetimiz cemdir, ibadethanemiz de cemevidir. Bu anlamda AİHM’nin, Yargıtay’ın, bir kısım yerel mahkemelerin de kararı olmasına rağmen maalesef Diyarbakır’daki yerel mahkeme bunu dikkate almayarak bir kez daha bizi mağdur etmiştir. Halen biz kanunlar karşısında mağduruz, sistem karşısında mağduruz, iktidar anlayışı karşısında mağduruz ama bu mağduriyetimizi elbette ki bir gün bir şekilde bütün hukuki süreci tüketerek mutlaka bu mağduriyetimizi gidereceğimizi düşünüyoruz. Umutsuz değiliz. Her şeye umutla bakıyoruz. Elimizde imkanlarımız vardır. Burada biz bir lütuf beklemiyoruz. Biz sadece hakkaniyete, hukuka uygun bir karar bekliyoruz. Ama maalesef hakkaniyeti, hukuku geçtik. Tümden siyasi bir yaklaşımla verilen bir karar olduğu için bunu da kınadığımızı belirtmek istiyorum.”

    “MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Mahsuni Kahraman ise aylarca elektriksiz ibadetlerini ve erkanlarını yaptıklarını belirtti.

    Kahraman, “2019’un sonu geldi. 13 ay zaten elektriksiz kalmıştık. Tabi ki burada baya zorluklar çektik. Cenaze erkanları kaldırıyoruz, taziyelerimiz oluyor, lokmalar veriyoruz. Zorluklar çekiyoruz. Ama 13 aydır da mücadele veriyoruz elektriklerimizin gelmesi için. Yeni yıla girerken tabii ki hep diyoruz; barış olsun, huzur olsun, herkes aydınlık olsun… dileklerimizi yine sunuyoruz ama cemevi karanlık olarak girecek yeni yıla. Bunun yanında tabi ki mücadelemizi vereceğiz. Anayasa olarak olsun, bir yurttaş olarak olsun, Aleviler olarak olsun tüm Türkiye’deki cemevleri için de mücadele vereceğiz. Tüm cemevlerinin elektriklerini aydınlık bir şekilde yeni yıllarda barış ve huzur getirerek girmesini temenni ediyoruz” diye konuştu.

    “İBADETLERİ KARANLIKTA YAPMAK, BU ÜLKENİN AYIBIDIR”

    PSAKD Diyarbakır Şube üyesi Ali Apaçık, “Bu ülkede dinler, mezhepler arasında büyük ayrımcılık oluyor. Fikir ve düşünce özgürlüğü üzerindeki mezhep ve din bakımından da ayrışmalar gözüküyor. Geçmişten günümüze Alevilerin çektiği zulümleri hala da kendilerini ifade edemediler. 2020’ye girerken bile uzunca bir süre bu cemevinin kapalı kalması, cenazelerin morgda kokmuş olması, burada ışıksız bir ortamda kendi gelenek ve ananeleri gereği bazı ibadetlerini karanlık ortamda dahi olsa yapmaya çalışması bu ülkenin bir ayıbıdır” dedi.

    Apaçık, “Eşit, özgür, her dine olduğu gibi Alevilere de aynı hakların çünkü Aleviler bu ülkeye vergilerini veriyor. Ondan dolayıdır ki bir Sünni, bir Hristiyan nasıl vergisi kendisine dönüyorsa bu Alevilere tanınmalıdır. Aleviler de kendi din ve ibadetlerini özgürce yapabilmelidir. Hiçbir baskı altında kalmadan elektriksiz, susuz kalmadan verdikleri vergilerin kendilerine döndüğünü bilmelidir.2020’de bunun gerçekleşmesini temenni ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

    “EŞİT HAKLARA SAHİP OLMAK İSTİYORUZ”

    “Dava açtık, davanın sonucu reddedildi. AİHM kararlarını da DEDAŞ’a götürdük, bununla ilgili bir sonuç da alamadık, bizi müftülüğe yönlendirdi. Hep bir oyalama taktiği uygulanıyor maalesef. En son mahkemeye dava açtık, o da reddedildi” diyen PSAKD Diyarbakır Şube üyesi İmdat Aksoy, şunları kaydetti:

    “Tabi ki Aleviler olarak biz burada eşit haklara sahip olmak istiyoruz. Herkesle, bütün vatandaşlarla eşit yaşamak istiyoruz. Tabi ki elektrik cemevinin elektriğinin de nasıl ki camilere, kiliselere bedavaysa bize de bedava olması lazım. Bunun insan hakları sözleşmesine aykırı bir durum. Bununla ilgili girişimlerimiz devam edecek. Bir üst mahkemeye başvuracağız. Buradan da bir sonuç alamazsak yapacağımız şey İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmektir. Hakkımızı sürekli arayacağız. Tabi bu mecliste de dile getirildi. Mecliste dile getirilmesine rağmen herkes duyarsız kalıyor. Sanki üç maymunu oynuyorlar. Hiç kimse bununla ilgili bir açıklama da yapmıyor, devlet tarafından özellikle. Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Diğerlerine nasıl imtiyaz sağlıyorsa bize de tanınsın. Bununla ilgili gerekli yerlere başvurularımız olacak. Mücadelemizi bırakmayacağız. Her zaman mücadele etmeye devam edeceğiz. Sonuç alıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

    İlgili Haberler:
    14 aydır elektriği kesik olan Diyarbakır Cemevinin yeni elektrik talebine red
    Diyarbakır Cemevinin elektriğinin kesilmesi Cumhurbaşkanlığına soruldu
    Diyarbakır Cemevi, elektrik kesintisine karşı hukuki süreç başlattı

  • 14 aydır elektriği kesik olan Diyarbakır Cemevinin yeni elektrik talebine red

    14 aydır elektriği kesik olan Diyarbakır Cemevinin yeni elektrik talebine red

    Borçları nedeniyle elektrik aboneliği iptal edilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Diyarbakır Cemevinin  aboneliğinin yenilenmesi için mahkemeye yapılan “ihtiyatı tedbir” talebi reddedildi.

    Cemevlerinin resmi olarak ibadethane statüsüne alınıp, elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanması amacıyla Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şubesi’nin elektrikleri, yargılama sürerken borçların ödenmemesi nedeniyle Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından 14 ay önce kesilip, aboneliği iptal edildi.

    Bunun üzerine derneğin başkanı Avukat Cafer Koluman, DEDAŞ aleyhine Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “İhtiyati tedbir’ talebiyle dava açtı.

    Yargılama sürerken Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi verdiği ara kararında “İhtiyatı tedbir’ talebinin reddine hükmetti.

    “MAHKEME ‘İBADETHANE’ KISMINA GİRMEDİ”

    Mahkeme yargılamanın özünü oluşturan cemevinin ibadethane olup olmadığı konusuna girmeden aldığı ara kararının gerekçelerini şöyle savundu:

    “Dava dosyasının yapılan incelemesinde; davacı tarafından telafisi imkansız zararların ne olduğunun belirtilmediği, iddia edildiği üzere aboneliğin iptal edildiği Ekim 2018 ile dava tarihi arasında bir yılı aşan bir sürenin geçtiği, dava dilekçesinde 3331664 numaralı abonenin olduğu ve bu aboneliğin iptal edildiği iddia edilmesine karşılık buna dair dosyaya herhangi bir delil ve belgenin sunulmadığı, yine davalı kurumun tüm girişimlere rağmen abone vermediği iddia edilmiş ise de buna dair müracaat edildiğine ve müracaatın davalı kurum tarafından reddedildiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığı, yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla birlikte beyana dayalı bir iddianın da yeterli kabul edilemeyeceği, 6446 sayılı Enerji Piyasası Kanununun Genel aydınlatma başlıklı geçici 6. Maddesinin 3, Fıkrasında ‘Güvenlik amacıyla yapılan sınır aydınlatmalarına ait tüketim ve yatırım giderleri, İçişleri Bakanlığı, bütçesine konulacak ödenekten, toplumun ibadetine açılmış ve ücretsiz girilen ibadethanelere ilişkin aydınlatma giderleri ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.’ şeklinde düzenlendiği, anılan düzenleme uyarınca aydınlatma giderinin Diyanet İşleri başkanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacağı. Bunun için de dava konusu yerin toplum ibadetine açılmış, ücretsiz girilen ve ibadethane özelliğinin bulunması gerektiği, dava dilekçesindeki talebin ise cemevi binası, morg, cenaze yıkama yeri, taziye yeri, yönetim odası ve cem salonu olarak geçen bölümler olarak belirtildiği, her bölümün bir bütün veya ayrı ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin davanın esasına girmek ve yargısal faaliyetin sonucunda tespit ile mümkün olacağı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.”

    KARAR İSTİNAF’A GÖTÜRÜLECEK

    Av. Cafer Koluman, henüz ellerine ulaşmadığını belirttiği kararla birlikte Bölge İstinaf Mahkemesi’ne başvuracaklarını söyledi.

  • PSAKD Diyarbakır Cemevinde, Maraşta katledilen canlar anıldı-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Cemevinde, Maraşta katledilen canlar anıldı-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı 41. yılında Diyarbakır Cemevinde bir basın toplantısıyla lanetlendi. Açıklamada, “Bizler demokratik Alevi hareketi olarak bu katliamı her daim hafızamızda diri tutmaya ve sorumlularını mutlaka yargı önünde hesap vermeye davet ediyoruz. Bunun takipçisi olacağımızı bugün bir kez daha belirtmek istiyoruz” denildi.  

    Haberin videosu

    Maraş Katliamı, 41. yılında Diyarbakır Cemevinde bir basın toplantısıyla lanetlendi, katliamda yaşamını yitirenler anıldı.

    Cemevinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman’ın okuduğu açıklamada,  katliamda sorumluluğu bulunanlar ya hiç yargılanmadan “kurtuldular” ya da göstermelik dava dosyalan ile yargılanıp beraat ettirildiler” hatırlatmasında bulunuldu.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Maraş Katliamı, yakın tarihimizin en acımasız, insanlık adına en utanç verici kitlesel katliamlarından biridir. Katliamda, resmi rakamlara göre 111 canımız katledilmiş, 1000 üzerinde kişi yaralanmış, 552 ev, 289 işyeri yakılıp tahrip edilmiştir. Katliamdan sonra Alevilerin %80’i kenti terk etmiştir.

    “DERİN GÜÇLERDEN İCAZET ALINMADAN YAPILAMAZ”

    Katliamcıların amacı, 12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamanın yanında, halklar ve inançlar bahçesi olan Maraş’ta Alevi, solcu, demokrat insanlan kıyıma uğratmak ve sağ kalanlan da baskı, sindirme, korku psikolojisi ile göçe zorlamaktı. Böyle büyük ölçekli bir senaryonun devletin derin güçlerinden icazet alınmadan yapılması mümkün değildir. Zaten katliamda baş aktörün “DERİN DEVLET (MIT’in MHP KANADI)” olduğu yıllar sonra, dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in çekmecesinden çıkan “bilgi notu”nda ortaya çıkmıştır.

    Kuşkusuz, katliamda yitirdiğimiz canlar yüreğimizde karanlığa bir ışık olmaya devam ediyorlar ve edeceklerdir. Ama artık karanlığa ışık tutmak bedenlerin ateşlerde küllenmesiyle değil; bilimle, teknikle, akılla olmalı… Bunun için geçmişte yaşanan katliamları unutturmayarak, katliamların yenilenmesini önleyerek, farklılıkların zenginlik olduğu bilincini beyinlere kazıyarak ve hepsinden önemlisi vicdanlarımızla, geçmişimizle, ayıplarımızla, suçlarımızla yüzleşerek ışığı çoğaltmalıyız.

    “KATLİAMLA YÜZLEŞİLMELİ”

    Bu nedenle Maraş’ta insanlık dışı kıyımın vicdanlarımızda yarattığı utancı hep birlikte temizlemek gerektiğine inanıyoruz. Maraş Katliamının toplumsal belleğimizde açtığı yarayı da demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, eşitliğe, çok kültürlülüğe inanan kesimlerle sarabileceğimizi biliyoruz. Katliamlarla yüzleşmenin ve gerçek faillerin bulunmasının gerekliliğine inanıyor, Maraş Katliamı’nın unutulması halinde farklı kimlik ve inançtaki her insanın can ve mal güvenliğine yönelik tehditlerin artarak devam edeceğini görüyoruz.

    “DEVLET BU UTANCI TEMİZLEMEK ZORUNDA”

    Devlet, geçmişindeki bu utancı temizlemek, geleceğini de aydınlatmak zorundadır. Bizce bunun çözümü katliamın gizli arşiv belgelerinin açıklanması, karanlıkta kalmış gerçek faillerinin bulunması ve Alevilerden özür dilenmesidir. Yeni Katliamlar yaşamamak için Maraş’m unutturulması yönündeki girişim ve çabalara set çekmek, toplumun ve devletin yüzleşmesini sağlamak bu açıdan önem taşımaktadır.

    Aradan tam 41 yıl geçmesine rağmen katliamı gerçekleştiren gerçek suçlular cezalandırılmamış, devlet arşivlerine, Genelkurmay arşivlerine davanın avukatları dahi erişememiş ve engellenmiştir. Dava dosyası kamuoyundan hukuksuz bir şekilde gizlenmektedir. Katledilen çanlarımızın mezarları kaybedilmiştir. Bu katliamda Hakk’a yürüyen canlarımızın sayısını belirleyemediğimiz gibi isimlerine dahi ulaşamadığımız canlarımızın olduğunu düşünmekteyiz.

    “ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

    Gerek Uluslarası sözleşmeler ve gerekse de Anayasaya göre vatandaşın can güvenliği devletin koruması altındadır. Yani devlet vatandaşına karşı önleme ve koruma yükümlülüğü altındadır. Ancak devlet Maraş Katliamı’nda bunu sağlayamadığından dolayı sorumludur. Şayet sorumlu olmadığım düşünüyorsa katliamların üstüne singer çekerek değil, katliamlar ile yüzleşerek ve gerçekliğin ortaya çıkarılmasını sağlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Bunu sağlamak yerine 41 yıl önce katledilen canlarımız anmak için her yıl Maraş’ta yapılacak anmalar engellenmekte ve Valilik tarafından gösteri, toplantı, miting vb. gibi açıklamalar yapmamıza izin verilmemektedir. Bu tür idari işlemlerle Maraş Katliamı davasını kapatmaya çalışmaktadırlar. Oysa bilinmelidir ki biz Aleviler; ‘Aleviler Vardır Alevilik Haktır’ şiarıyla Maraş Katliamım unutmadık! Unutturmayacağız! İnatla ve inançla her yıl Maraş’ta katledilen canlarımızı anmaya ve sorumlulardan hesap sormaya devam edeceğiz.

    O kara günde canlarımızı bizden alanlar, inancımızın varlığım kabul etmeyenler, bugün de farklı yüzler ancak aynı anlayışla Aleviler üzerinde sindirme, korkutma, baskılama yoluyla asimilasyon politikalarına devam etmektedirler. Daha 1 ay önce İzmir’de, Mersin’de ve Adana’da Alevi ailelere ait kapıların kapışma çarpı işareti bırakılmış ve hakaret içeren sözler yazılarak Alevilere gözdağı verilmek istenmiştir. Aradan 1 ay geçmesine rağmen bu eylemi gerçekleştirenler hala tespit edilememiştir.

    Kerbela’dan bugüne zalimin karşısında Hüseyin olduk, Zeynep Ana olduk.

    Hiçbir zulmün karşısında yolumuzdan dönmedik. Nerede bir katliam ve zulüm varsa, zulmün/zalimin karşısında, mazlumun/haklının yanında olduk. Boyun eğmedik, teslim de olmadık. Ve diyoruz ki Hak ve hakikat, adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Katliamlar aydınlatılana kadar mücadelemizden asla geri atmayacağız. Bu nedenle Hak ve Hakikat ışığında Hakka yürüyen cümle canları bir kez daha buradan saygıyla anıyoruz. Katliama gerçekleştirenleri ve devam eden katliam zihniyetine bir kez daha şiddetle kınıyoruz.”

    Anma programı, Maraş Katliamı’nı ilişkin sinevizyon gösterimiyle sona erdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Diyarbakır Cemevinin elektriği 13 aydır kesik, bu nasıl kardeşlik?’-VİDEO

    ‘Diyarbakır Cemevinin elektriği 13 aydır kesik, bu nasıl kardeşlik?’-VİDEO

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Diyarbakır Cemevi’nin elektrik sorununa ilişkin mecliste konuşma yaptı. Kenanoğlu, AİHM ve Danıştay’ın kararlarını hatırlatarak, “Ancak hükümet bu kararı uygulamıyor ve şu anda Diyarbakır Cemevi’nin 13 aydır elektriği kesik ve elektrik verilmiyor” dedi.

    Haberin videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi ve Cemevinin mahkeme kararlarına rağmen 13 aydır elektrikleri kesik.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay kararlarına uyulmadığı görülen elektrik kesintisi sorununda elektrik şirketi ve yetkililer henüz adım atmadı.

    “KARDEŞLİK SÖZDE OLACAK BİR ŞEY DEĞİLDİR”

    Konuya ilişkin mecliste konuşma yapan Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Geçtiğimiz günlerde Alevi toplumunun yaşadığı sorunlar burada çok sıkça tartışıldı, konuşuldu ve herkes burada birlikten, beraberlikten, kardeşlikten bahsetti. “Cami de bizim, cemevleri de bizim” denildi ve kardeşlik duyguları ifade edildi. Ancak biz şunu söylüyoruz: Diyoruz ki: Kardeşlik böyle sadece sözde olacak bir şey değildir, kardeşlik sizin uygulamalarınızda, icatlarınızda bellidir” ifadelerini kullandı.

    “HÜKÜMET KARARLARI UYGULAMIYOR, ELEKTRİK VERİLMİYOR”

    Kenanoğlu, Diyarbakır Cemevinin elektrik sorununa ilişkin şunları aktardı:

    “Diyarbakır Cemevinin elektriği 13 aydır kesik, 13 aydır cemevine elektrik verilmiyor yani oraya geliniyor, cenaze hizmetleri var, lokmalar getiriliyor, Alevilerin inançsal olarak ibadetlerini yerine getirmeleri gerekiyor ancak 13  aydır elektrik kesik. Niye? Borçlarından dolayı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı var, Danıştay kararları var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu konuda “Cemevleri de tıpkı camiler gibi, kiliseler gibi, havralar gibi ibadethanedir ve giderleri aynı onlar gibi karşılanmalıdır” demiş ancak hükümet bu kararı uygulamıyor ve şu anda Diyarbakır Cemevinin 13 aydır elektriği kesik ve elektrik verilmiyor.”

    Kenanoğlu, “Arkadaşlar, kardeşlik böyle lafla, sözle olmaz; kardeşliğin gereğini yerine getirmekle olur. Herkesten bu kardeşliğin gereğini yerine getirmesini bekliyor, saygılar sunuyorum” çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır Cemevi Başkanı: Elektrik kesintisine karşı hukuki süreç başlatacağız-VİDEO

    Diyarbakır Cemevi Başkanı: Elektrik kesintisine karşı hukuki süreç başlatacağız-VİDEO

    PİRHA- Yaklaşık 7 aydır PSAKD Diyarbakır Şubesi’ne bağlı cemevinde yaşanan elektrik kesintisi ile ilgili şube başkanı Cafer Koluman PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Koluman, “Elektrik kesintisinden dolayı cem yapamıyoruz. Yetkililerden randevu aldık görüşeceğiz, cemevinin elektriği bırakılmazsa hukuki süreç başlatacağız” ifadelerini kullandı. 

    Ülkemizde daha önce mahkeme tarafından alınan ‘cemevleri ibadethanedir, elektrik ve su faturalarını devlet öder’ kararları olmasına rağmen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır şubesine bağlı cemevinin yaklaşık 7 aydır borcundan dolayı elektriği kesilmiş. Elektrik kesintisinden dolayı cemevinde cem yapamadıkları ve inançlarını yaşayamadıkları için Alevi canlar mağdur bir durumda. Konuya ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “CEMEVLERİ HALEN İBADETHANE OLARAK GÖRÜLMÜYOR”

    “Tam 7 aydır elektriksiz bir ortamda yaşamaktayız. Tüm yetkili kurumlara başvurularımıza kayıtsız kaldılar” diyen PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, “Burası bir ibadet merkezi buranın elektriğinin açık olması gerekirken şu anda kapalı. İbadet merkezlerinin elektrik faturası ödemesinden muaf olması gerekirken borcundan dolayı elektriği kesiyorlar. Yaşanan bu mevcut durum cemevlerinin halen ibadethane olarak görülmediğini gösteriyor.”

    “İMAR YASASINDA CEMEVİ İBADETHANE OLARAK GEÇMEMEKTEDİR”

    “Anayasal ve yasal olarak cemevleri güvence altına alınmamıştır. İmar yasasında ibadethane denince cami, kilise ve sinagog geçmektedir ama cemevi geçmemektedir” ifadelerini kullanan Koluman, “Bu yasal düzenlemelere rağmen birçok yerde Alevi kurumları cemevinin ibadethane olduğu gerekçesi ile davalık olmuşlardır. İstanbul Bakırköy’de buna benzer bir durum yaşanmıştır. Elektrik borcunu ödemediklerini gerekçe gösteren yetkili kurum cemevini icraya veriyor. Cemevi yöneticileri bu duruma itiraz ediyor. Mahkeme cemevi aleyhine karar veriyor. Karara itiraz eden cemevi yöneticileri itiraz ederek davayı yargıtaya taşıyor. Yargı cemevi lehine karar vererek bir emsale imza atıyor.”

    “İLÇE MÜFTÜLÜĞÜNE YÖNDERİLMEMİZ SİYASİDİR”

    “Daha önce alınan emsal kararları gerekçe göstererek Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş’ye (DEDAŞ) başvuru yaptık. Yaklaşık iki ay sonra başvurumuza cevap verdiler.” diyen Koluman şöyle devam etti:

    “Bize verdikleri cevap. ‘Madem cemevlerini ibadethane olarak görüyorsunuz. Sizin muhatabınız biz değiliz camilerin, kiliselerin ve sinegogların borcu bağlı bulundukları il müftülükleri tarafından ödenmektedir’ denilerek bizlerin ‘Bağlar İlçe Müftülüğüne başvurmamızı, müftülüğünün kendileriyle muhatap olmasını’ söylediler. Bizim talebimize olumsuz yanıt verdiler. İlçe müftülüğüne başvuru yapmadık. Diyanet işlerinin lav edilmesini söylerken oraya bağlı bulunan bir kuruma bizleri muhatap ettirmesini politik bir karar olarak görüyoruz. Biz de bu asimilasyon politikasının bir parçası olan bu tavra biat etmediğimizi gerekçe göstererek hiçbir şekilde başvuru yapmadık.”

    “HUKUKİ SÜREÇ BAŞLATACAĞIZ”

    “Ülkemizde daha önce alınan cemevlerinin elektrik faturasının devlet tarafından ödenmesi emsal kararları varken elektriğimizin kesilmesini kabul etmiyoruz” ifadelerini kullanan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, “Cemevi bizim ibadet merkezimizdir. Burada morg ve sosyal ve kültürel alanda faaliyet yürüttüğümüz salonlarımız var. Elektrik kesintisinden dolayı yol erkanımızı sürdüremiyor, cemler yapamıyor ve inancımızı yaşayamıyoruz. DEDAŞ yetkilileri ile bir görüşme daha yapacağız. Olumsuz bir sonuç çıkarsa konuyu yargıya taşıyarak hukuki süreci başlatacağız” dedi.

    MUSTAFA YÜKSEL-DİYARBAKIR

  • Kenanoğlu, Diyarbakır Cemevi’ndeki elektrik kesintisini Adalet Bakanı’na sordu

    Kenanoğlu, Diyarbakır Cemevi’ndeki elektrik kesintisini Adalet Bakanı’na sordu

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AİHM’in cemevleri kararına rağmen borcundan dolayı Diyarbakır Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yaşanan elektrik kesintisini Adalet Bakanlığına sordu.

    HDP İstanbul Miletvekili Ali Kenanoğlu, PSAKD Diyarbakır Cemevi’nin elektriğinin fatura ödemesinin gecikmesi nedeniyle kesilmesini meclis gündemine taşıdı.

    Kenanoğlu, Adalat Bakanı Abdulhamit Gül tarafından yanıtlanması istemiyle cemevleri hakkındaki soru önergesini, TBMM Başkanlığı’na sundu. Kenanoğlu, Diyarbakır Cemevi’nin elektriklerinin Ekim 2018’te aşure etkinliği sırasında DEDAŞ tarafından kesildiğini ve borcun ödenmesi gerektiği yönünde cemevi yönetimine bildirimde bulunulduğunu hatırlatarak, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevi’nde hala sürmekte olan elektrik kesintisinin hızlıca sona erdirilmesi adına bakanlığınızca bir girişimde bulunulacak mıdır?” dedi.

    Kenanoğlu, soru önergesinde şu soruları yöneltti:

    “AİHM KARARI İLE CEMEVİLERİ İBADETHANE KABUL EDİLDİ  “

    2002 yılında yayınlanan 2002/4100 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, ibadethanelerin elektrik parası ödemekten muaf tutulacağı yönünde bir karar alınmış, cemevleri ise bu kararın dışında bırakılmıştır. Bu kararı onaylarcasına, 2012 yılında Yargıtay 7.Hukuk Dairesi cemevlerinin ibadethane olmadığı yönünde karar vermiştir.

    İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine konu 7 Mayıs ve 31 Ağustos 2010 tarihlerinde (32093/10 ve 62649/10 başvuru numaralı dosyalar ile) AİHM’e taşınmıştır. AİHM’in bu başvurulara 2014 ve 2016 tarihlerinde verdiği cevap ise cemevinin ibadethane olduğu yönündeydi.

    AİHM kararı paralelinde, 2015 yılında, BEDAŞ tarafından elektrik faturalarının ödenmediği gerekçesiyle Cem Vakfı aleyhine başlatılan icra süreci Yargıtay 3.Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. 29 Kasım 2018 tarihinde, 2018/3515 esas no ve 2018/10602 karar no’lu dosya ile birlikte,  yine Yargıtay 3.Hukuk Dairesi tarafından alınan karar ise cemevinin ibadethane olduğu ve devletin diğer ibadethanelere –  cami, mescit, kilise ve sinagog – sağladığı imkanların cemevlerine de sağlanması gerektiği yönündeydi.

    “AŞURE DAĞITIMINDA ELEKTRİKLER KESİLMİŞ”

    Tüm bunlara rağmen, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Derneği Diyarbakır Cemevi’nin elektrikleri Ekim 2018’te, aşure etkinliği sırasında, DEDAŞ tarafından kesilmiş ve borcun ödenmesi gerektiği yönünde cemevi yönetimine bildirimde bulunulmuştur.

    Cemevi yönetimi tarafından DEDAŞ Diyarbakır İl Müdürlüğü’ne yapılan başvuruda Yargıtay kararlarına atıf yapılmış ve cemevinin sahip olduğu ibadethane statüsünden ötürü elektrik sarfiyat bedelinden muaf tutulduğu belirtilmiştir.

    DEDAŞ tarafından başvuruya cevaben yazılan yazıda cemevlerinin elektrik sarfiyat bedelinin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından karşılanacağını ve bu sebeple de Diyarbakır Bağlar İlçesi Müftülüğü’ne konuya ilişkin yazılı olarak müracaatta bulunulması gerektiği işaret edilmiştir. Sözleşme iptal tarihinden bugüne kadar tahakkuk eden elektrik tüketim ücretinin ilgili müftülük tarafından ödendiği takdirde cemevinin elektrik hizmetinden yeniden faydalanacağı belirtilmiştir.

    Cemevi yönetimi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve/veya Bağlar İlçesi Müftüllüğü’nün adres gösterilmesinin Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin almış olduğu karara ayak diremek olduğunu ve böylece cemevlerinin statüsünün muğlak bırakılmaya çalışıldığını ifade etmektedir.

    Bu örnekten de görüleceği üzere, AİHM’in ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin aldığı kararlara koşut düzenlemelerin İç Hukuk’ta acilen yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağlı bulunan kurumlar adres gösterilerek sorun çözümsüz kalmaya devam edecektir. Aynı zamanda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konuya ilişkin muhatap olarak addedilmesi, başkanlığın – Aleviliğin özgünlüğü göz ardı edilerek – Alevilik ve Aleviler üzerinde belirleyici, karar verici bir mekanizma olarak varlık göstermesine yol açacaktır. Böyle olduğu ölçüde ise hangi ibadethanelerin cemevi olmaya “layık görüldüğü” ve hangi imkanlardan, ne ölçüde yararlanılacağı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenecektir.

    Ali Kenanoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevaplaması için verdiği önergede şu soruları yöneltti:

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevi’nde hala sürmekte olan elektrik kesintisinin hızlıca sona erdirilmesi adına bakanlığınızca bir girişimde bulunulacak mıdır?

    Yargıtay ve AİHM kararları doğrultusunda İç Hukuk’ta – Aleviliğin özgünlüğü gözetilerek – cemevleri giderlerinin karşılanması yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması süreci ne zaman başlatılacaktır?

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Diyarbakır Şube, Sivas’ta katledilen canları andı

    PSAKD Diyarbakır Şube, Sivas’ta katledilen canları andı

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 24. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube bugün bir anma düzenledi. 

    Katliamda yaşamını yitiren 33 insanın anıldığı etkinliğe, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube Cafer Koluman, HDP Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı Şerif Doğan, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, ESP MYK üyesi Mesut Çekisayın, Eğitim-Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube Başkanı Abbas Şahin konuşmacı olarak katıldılar.

    Anma saygı duruşu ile başladı. Daha sonra söz alan konuşmacılar, katliamı lanetledi. Konuşmalarda, tarihten bugüne katliamlar neden bitmedi? Nasıl sonlandırılmalı? soruları üzerinde durdu.

    Konuşmaların ardından semah dönüldü, ve derneğin müzik grubu dinleti sundu.  (HABER MERKEZİ)

  • Baydemir: Mücadelemiz Kerbalalar yaşanmasın diyedir-VİDEO

    Baydemir: Mücadelemiz Kerbalalar yaşanmasın diyedir-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da düzenlenen bir programa katılan HDP Urfa Milletvekili, Parti Sözcüsü Baydemir, “Bizim mücadelemiz bu coğrafyada bir daha Kerbelalar yaşanmasın diyedir. Bu ülkede adalet, eşitlik ve özgürlük bir yüzyıl daha ötelenmesin, ertelenmesin diyedir” dedi.

    Haberin Videosu

    Adıyaman’da düzenlenen bir programa katılan HDP grup sözcüsü, Urfa milletvekili Osman Baydemir, CHP’nin adalet yürüyüşünden ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde cemevi yaptırdığı için laikliğe aykırı davranmaktan hakkında hazırlanan fezlekeyi ve Adalet yürüyüşünü değerlendirdi.

    “BİRLİKTE ADALET VE ÖZGÜRLÜK DİYECEĞİZ”

    “CHP bugün bir Adalet yürüyüşü gerçekleştiriyorsa, bu Eş Genel başkanımız Selahattin Demirtaş’ın bulaştırdığı cesaret sonucudur” diyerek sözlerine başlayan HDP Parti Sözcüsü Urfa milletvekili Osman Baydemir,  şöyle konuştu:

    “Dün adalet için yürüyenler, bugün adalet için yürüyenler ve yarın birlikte yürüyecek olanlar. Adalet eşitlik, özgürlük olmazsa olmazımızdır. Adalet olmazsa maya olmaz maya olmazsa ekmek yapılmaz. Ne diyor, AKP genel başkanı “Ey yürüyenler yarın öbür gün sizi de çağırabilirler” Bizi 1 milyon kere çağırsanız da biz adalet demeye özgürlük, eşitlik demeye faşizme ve diktatörlüğe hayır demeye devam edeceğiz. Bundan da hiç kimsenin bir şüphesi ve kaygısı olmasın. Yarın gerekirse bizler de Diyarbakır’dan Ankara’ya gerekirse İstanbul’dan Edirne’ye yürüyeceğiz. Yürüyen canlarla karşılaşıp birlikte Adalet ve Özgürlük diyeceğiz ” dedi.

    “HER İNANÇ VE HER KÜLTÜR KENDİ KÖKLERİ ÜZERİNDE YEŞERTİLMELİDİR”

    Diyarbakır’da yaptırdığı cemevinden dolayı hakkında hazırlanan fezleke ile ilgili de açıklamalarda bulunan Baydemir, “Bu coğrafya inançlarıyla mezhepleriyle zengin bir coğrafyadır. Bu coğrafya dinleriyle, dilleriyle ve kültürleriyle zengin bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın bu zenginliklerini soldurmaya çalışmak başlı başına bir zulüm ve adaletsizliktir” dedi.

    Baydemir, şunları kaydetti:

    “Biz tek çiçekli bir bahçe istemiyoruz. Rengârenk çiçeklerin olduğu bir bahçe istiyoruz. O gül bahçesi içinde Alevi inancını Kürtlerin dilini yok sayarsanız gülleri soldurmuş olursunuz. Tıpkı geçmişte Ermenileri, Süryanileri ve Ezidi Kürt kardeşlerimizi soldurdukları gibi şimdi de Alevileri ve Kürtleri soldurmaya çalışıyorlar. İşte bizim itiraz ettiğimiz, karşı çıktığımız nokta budur. Her inanç ve her kültür kendi kökleri üzerinde yeşertilmelidir. Bize düşen buna bir damla su dökmek olmalıdır. Eğer şimdi bizden bu gül bahçesini gözyaşlarımızla sulamayı dayatıyorlarsa emin olun o gül bahçesini soldurmamak için gözyaşlarımızla sulamaya hazırız. Zindanda hazırız bedel ödemeye. Bugün eş başkanlarımız, milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız içeride ise o gül bahçesi solmasın diyedir. Bir daha bu coğrafyada Kerbela’lar yaşanmasın diyedir. Bu ülkede adalet, eşitlik ve özgürlük bir yüzyıl daha ötelenmesin, ertelenmesin diyedir.”

     “CEM EVLERİNİ CANLARA TAHSİS ETMEKTEN GURUR DUYUYORUM”

    Baydemir, “Cemevi inşa ettik Diyarbakır’da  ‘o tarafsız ve bağımsız olan yargı’ laikliği ihlal ettiğim gerekçesi ile hakkımda bir fezleke hazırlamış. Ne yapmışım? Laikliği ihlal etmişim bunların başına ne düştü de laiklik aklına geldi. Bütün canlara ve kardeşlerime iftiharla ifade etmek isterim ki siyasetimin paradigması ve bugünkü HDP’nin fikriyatının aslı olan bakış açım gereği cemevini inşa etmekten ve cemevini canlara tahsis etmekten büyük bir onur duyuyor ve iftihar ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Mustafa Yüksel/ADIYAMAN