Etiket: doktor

  • DEM Parti: Türkçe bilmeyen hastayı muayene etmeyen doktorla ilgili işlem başlatılacak mı?

    DEM Parti: Türkçe bilmeyen hastayı muayene etmeyen doktorla ilgili işlem başlatılacak mı?

    PİRHA- DEM Parti, Kürtçe dışında başkaca dil bilmeyen ve bu nedenle tedavi edilmeyen hasta Fatma Sümeli’nin durumunu Meclis’e taşıdı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sêrt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, kentte bulanana Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Türkçe bilmediği için tedavisi engellenen Fatma Sümeli’ye ilişkin durumu Meclis’e taşıdı.

    “DÜZENLEME YAPILMALI”

    Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle verilen önergede, Sümeli’nin Kürtçe bildiğini ancak Türkçe bilmediğini, Türkçe bilmemesi nedeniyle muayene ve tedavi edilmediğine işaret edildi. Önergede, Kürtçe’nin resmi dil olarak kabul edilmemesi ve tek dil zorunluğu nedeniyle pek çok yurttaşın sağlık hakkından yararlanamadığı ve sırf bu nedenden ötürü yaşamını yitirdiği kaydedildi. Önergede tüm kamusal alanlarda Kürtçe’nin yer alması için düzenlemelerin yapılması gerektiğine yer verildi.

    Önergede, bakanlığın cevaplaması istemi ile şu sorular yöneltildi:

    “*Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Polikliniği’nde Türkçe bilmediği için hastasını muayene etmeyen doktor ile ilgili herhangi bir işlem başlatılacak mıdır?

    *Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aynı nedenlerden dolayı tedavi edilmeyen başka yurttaşlar var mıdır?

    *Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Türkçe bilmeyen yurttaşlar için çözüm planınız var mıdır?

    *Kamusal alanda anadilin kullanılmaması nedeniyle nitelikli sağlığa erişimi olmayan Kürtlerin ayrıca bu alana dair sorunlarına ilişkin bakanlığınızın bir girişimi ya da çalışması olacak mıdır?

    *Bakanlık olarak sağlık hizmetleri sunumunda insan hakları temelli bir politika değişimi ve tüm halkların anadillerinde kamusal sağlık hizmetine ulaşması doğrultusunda bir adım atmayı düşünüyor musunuz?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hekimler hükümete seslendi: 2 dakikada hasta muayene edilemez! -VİDEO

    Hekimler hükümete seslendi: 2 dakikada hasta muayene edilemez! -VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da hekimler hasta muayene süresinin 2 dakikaya kadar düşürülmesinin üzerine Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi önünde açıklama yaptı. “Emek bizim söz bizim” diyen hekimler 2 dakikalık muayene ile hekimlik yapılamayacağını vurguladılar, hastalara ise “sağlığınıza sahip çıkın” çağrısında bulundular.

    İstanbul Tabip Odası’nın çağrısıyla Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi önünde ‘2 dakikada hasta muayene edilemez’ diyerek bir araya gelen hekimler basın açıklaması yaptı.

    Açılış konuşmasını İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ertuğrul Oruç yaptı.

    Oruç, Sağlık Bakanı ve başhekimliğin olaya ilişkin açıklamalarına tepki göstererek, “İstanbul Tabip Odası olarak da biz bunu kamuoyuna taşıyınca, gündemleştirince bir anda infial yarattı. Sağlık Bakanlığı ve başhekimlik bunun sehven yapıldığına dair söylemler söyledi ama görüyorsunuz aslında meslektaşlarımız 12’yi geçmesine rağmen pek çoğu poliklinikte çıkamıyorlar. Çünkü 10 dakikaya sıkıştırılmış dört beş hastaya bakmaya çalışıyorlar. Ne kadar bakabilirlerse, hastalarda bu arada şifa bulmaya çalışıyor. Ne kadar şifa bulmaya çalışabilirlerse… Sağlık Bakanlığı yine kendi yarattığı sorunu, sağlığı piyasalaştırarak hekimler üstünden, hastalar üstünden çözmeye çalışıyor bugün de. Ne yapıyor? Hasta sayısını arttırarak hekim emeğini ucuzlatmaya çalışıyor. İkincisi de bunu yaparak hastalarımızın sağlık hakkını aslında gasp etmiş oluyor” diye konuştu

    “SİSTEMSEL BİR HATA DEĞİL, SİSTEMİNİZ HATALI!”

    İlk sözü İstanbul Tabip Odası Genel Başkanı Osman Küçükosmanoğlu aldı. Küçükosmanoğlu “Bu sistemsel bir hata değil, sisteminiz hatalı” diyerek sözlerine başladı ve “Şu andaki mevcut sağlık sistemi hastayı müşteri, sağlık kuruluşlarını da bir ticarethaneye dönüştürmüş durumda. Bu gördüğünüz hastalık bir kamu hastanesi olabilir ama bir ticarethane mantığıyla yürüyor. Döner sermayesi var. Ne kadar hasta görülürse ne kadar işlem ne kadar tetkik yapılırsa ona göre Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bir pay alması söz konusu. Hekimler için ücretler de öyle. Bakılan işe yapılan işleme göre yapılan bir ücretlendirme var. Daha çok işlem daha çok para diye. sanki vatandaşın sağlığına değil de hastalığına dua edin diyen bir sistem. Ama bu yürümüyor. Sistem nasıl olmalı? Bizim koruyucu hekimliği önceleyen birinci basamak dediğimiz şu anda aile sağlığı merkezlerinde yürütülen hizmetin güçlendirilmesi lazım” dedi.

    “HATANELER İŞLETME DEĞİLDİR”

    Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Anadolu Şubesi adına konuşan Hatice Yayla, Sağlıkta dönüşüm politikasına dikkat çekti. Yayla, “Hastaneler birer işletme değil. Buraların bir sağlık kurumu olduğunu ve buraların bir fabrika gibi yönetilemeyeceğini yıllardır dile getiriyoruz. Fakat bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda tamamen ranta ve özelleştirmeye dayalı sağlık emekçilerinin hakkını yok sayan, hastaların sağlık hakkını yok sayan bir sisteme dönüşmüş durumda. Bizler biliyoruz ki bu muayene sürelerinin kısaltılması demek aynı zamanda bu alanda çalışan her bir sağlık emekçisinin iş yükünün onlarca belki yüzlerce kat artması demek. Bizler biliyoruz ki bu muayene sürelerinin kısaltılması demek beyaz kot vakalarının daha da fazla artması demek olduğunu da biliyoruz. Sağlık emekçilerinin nefes almadan bir köle gibi çalıştırılmak istendiği bir sistem olduğunu da biliyoruz bu sistemin. Ne toplum ne de toplumun bir parçası olan biz sağlık emekçileri mevcut bu sağlık sistemini kabul etmiyoruz. Ve bu hastalıklı sağlık sistemine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    Günden güne kısalan muayene süresine dikkat çeken hekimler adına basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası ve SES Anadolu Şubesi adına Doktor Meltem Günbeyi okudu. Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Sağlık 2 dakikaya sığmaz! Uzun süredir İstanbul’da hastaların kamu hastanelerinde muayene randevusu bulması çok zorlaşmış, bazı branşlarda ise imkânsız hâle gelmişti. Sağlık Bakanlığı ise kendi yarattığı bu sorunu her zaman yaptığı gibi hekimler üzerinden çözmeye yöneldi. Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nde randevu sistemi hiçbir hekime bilgi verilmeksizin 10 dakikada 4-5 hasta bakılacak şekilde, yani her hastaya 1-2 dakika muayene süresi düşecek şekilde yeniden düzenlendi. İktidar, adına “Sağlıkta Dönüşüm Programı” dediği, 2003 yılında uygulamaya başladığı program ile birlikte hastaneleri ticarethaneye, hastaları müşteriye dönüştürdü. Sağlık merkezlerine başvuru sayısı yıldan yıla ciddi artış gösterdi. Yıllık hekime başvuru sayısı 2000’lerin başında 200 milyon mertebesinden son açıklanan 2022 Sağlık İstatistikleri Yıllığı verisine göre 850 milyona yükseldi. Ve bu eğilim artarak devam etmekte. Sağlıklı olma hâlini değil sağlıksızlığı, daha çok hasta başvurusunu önceleyen bu anlayışla yönetilen sağlık sistemi toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını ve hekimlik değerlerini yok saymaktadır.

    “SAĞLIĞINIZA SAHİP ÇIKIN”

    Bir hastaya ayrılması gereken muayene süresi en az 20 dakikadır. Ancak buna rağmen ülkemizde birçok hastanede bu süre 10 dakikanın altına, hatta 5 dakikaya inmiş bulunmaktaydı. Bu yolla hekimlere günlük muayene ettikleri hasta sayısını en üst seviyeye çekmesi dayatması uzun süredir vardı. Bu randevular, bugün Göztepe Şehir Hastanesi’nde olduğu gibi, hekimin isteği ve bilgisi dışında MHRS sistemi üzerinden açılmakta, hekimin hastasına yeterli zaman ayırmasına, halkın nitelikli sağlık hizmeti almasına engel olmaktadır. Sağlıkta yaşatılan kriz hastanın yalnızca hastaneye gitmesi üzerinden kurgulanan yöntemlerle çözülmeye çalışılsa da bu suni çözüm arayışları 2 dakikada çözüm olunamayan sağlık sorunları sonrası hastaların yeniden ve yeniden sağlık kurumuna başvurularının artmasına neden olacaktır. Yani tam da sağlığı ticarileştirenlerin istediği gibi sürekli talep üretecektir. Hastalarımıza çağrımızdır. Sağlığınız 2 dakikadan daha kıymetlidir, sağlığınıza sahip çıkın!

    “SORUNUN KAYNAĞI AKP İKTİDARI VE SAĞLIK BAKANLIĞIDIR”

    Hastalıkların tanısını koyabilmek için ilk ve en önemli adım, hastanın şikayetini ayrıntılı şekilde dinlemektir. Dayatılan 2 dakikada ne hastanın derdi anlaşılabilir ne de yeterli muayenesi yapılabilir. Muayene için yeterli zaman tanımamak, hekim hasta ilişkisini birkaç dakikaya sığdırmak; hekimlik meslek etiği ilkelerimiz açısından kabul edilemez ve mesleki özerkliğimize yönelik bilinçli bir saldırıdır. Üstelik yeni hekimler, yeni uzmanlar yetiştirme sorumluluğu olan eğitim ve araştırma hastanelerinde tıp ve tıpta uzmanlık eğitimini imkânsız hale getirmektedir. Bu uygulama hekim, veri giriş personeli, hemşire, hastanede laboratuvar işlemlerinden, görüntülemeye kadar iş yükünde kabul edilemez bir artışa ve dolayısı ile tükenmişliğe daha çok istifa, daha çok hekim göçü, daha çok hastalık, daha çok sağlıksızlık, daha çok sağlıkta şiddet getirecektir. Halk sağlığını ve sağlık çalışanlarının sağlığını tehdit eden bu uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir.
    Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sorunlarının sebebi biz hekimler, sağlık çalışanları ve hastalarımız değil. Sorunun kaynağı, bu programı uygulayan AKP iktidarı ve Sağlık Bakanlığı’dır. O nedenle sistemin tıkanıklığını mesleğimizi, emeğimizi ve halkın sağlığını hiçe sayarak çözme girişimlerini kabul etmiyoruz. Çözüm, dayatmalarda değil, hastayı müşteri,bizleri de ucuz iş gücü olarak gören, sağlığı piyasa haline getiren politikaların terk edilmesidir.

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARI KÖLE, HASTALAR MÜŞTERİ DEĞİLDİR”

    İlan ediyoruz: nasıl dün muayene süresi 5 dakikaya indirilmeye çalışıldığında bu uygulamanın karşısında olduysak bugün de 2 dakikalık muayene dayatmasının da sonuna kadar karşısındayız, bu dayatmayı kabul etmeyeceğiz. Nitelikli sağlık hizmeti talebimizde ısrarcıyız ve hastalarımıza şifa vereceğimiz şartlarda hekimlik yapmak istiyoruz. Sağlık çalışanları köle, hastalar müşteri değildir. Buradayız! Emeğimize, mesleğimize sahip çıkıyor bizlerin yok sayıldığı her türlü uygulamaya itiraz ediyoruz!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 2.5 yıldır ev hapsindeki Ayten Öztürk’ün doktora gitmesine mahkeme engeli

    2.5 yıldır ev hapsindeki Ayten Öztürk’ün doktora gitmesine mahkeme engeli

    PİRHA-963 gündür ev hapsinde tutulan Ayten Öztürk’ün hastaneye gitme talebi mahkeme tarafından reddedildi. Karara tepki gösteren Öztürk, “Hakkımda verilen bu karar, 6 ay boyunca işkencede direnmemin intikamıdır” dedi.

    İstanbul Küçük Armutlu’da 963 gündür ev hapsinde tutulan, Mart 2018 yılında gözaltında gördüğü işkenceler sonrası vücudunda 898 yara oluşan Ayten Öztürk’ün hastaneye gitme talebi mahkeme tarafından reddedildi. Öztürk, verilen karara sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

    “TEDAVİ OLMA HAKKIM, MAHKEME TARAFINDAN ENGELLENDİ”

    Hastaneye gitme talebinin mahkeme tarafından reddedildiğini ifade eden Ayten Öztürk, “Benim düzenli kontrol edilmesi gereken en az üç kronik rahatsızlığım olduğu halde, bu hafta mahkemenin verdiği bu karar diğer rahatsızlıklarımın da tedavisinin mümkün olmadığını gösteriyor. Ben 2,5 yıldır ev hapsindeyim. 6 ay boyunca yaşadığım işkencelerden dolayı bedenimde oluşan kalıcı rahatsızlıklar nedeniyle defalarca doktora gittim. O zaman da hakkımda istenen cezanın oranı aynıydı. Bugün değişen nedir? Ev hapsindeki bir insanın tedavi olup olmayacağına İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi neye göre karar veriyor” diye sordu.

    “VERİLEN KARAR, İŞKENCEDE DİRENMEMİN İNTİKAMIDIR”

    Hakkımda verilen bu kararın 6 ay boyunca işkencede direnmemin intikamı olduğunu vurgulayan Öztürk, “Verilen karar işkence altında bana söylenen “seni hapislerde çürüteceğiz” söyleminin karşılığıdır. İşkencenin tedavi hakkının gaspı şeklinde sürdürülmesidir. Ben bu adaletsizliği asla kabul etmeyeceğim” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Ayten Öztürk, 613 gündür ev hapsinde: Büyük bir işkence bana yapılanlar

  • Cinsel saldırıdan yargılanan doktorun beraatına karar verildi; kadınlardan tepki-VİDEO

    Cinsel saldırıdan yargılanan doktorun beraatına karar verildi; kadınlardan tepki-VİDEO

    PİRHA-Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli asistan doktor S.E’nin, hemşire H.Z.’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın karar duruşmasında, sanık S.E’ye beraat kararı çıktı. Kadınlar ise karara tepki göstererek, “Erkek adalet değil, gerçek adalet” dediler. 

    13 Mart 2023’te Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli asistan doktor S.E.’nin hemşire H.Z’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla açılanan davanın karar duruşması Bakırköy 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya S.E., H.Z. ve avukatlar katıldı. Ayrıca duruşmayı Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Özgür Genç Kadın (ÖGK) ve DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça izledi.

    Duruşmada ilk olarak söz alan H.Z., “Bu olaydan ciddi psikiyatrik sorunlar yaşadım, doktor raporları aldım, ailemle yaşıyorum. 11 Mart’tan beri tedavi görüyorum. Ben orada kendimi savunamadıysam, burada mahkemenizde adaleti size bırakıyorum” dedi.

    “SANIĞIN CEZALANDIRILMASI GEREK”

    Ardından konuşan H.Z.’nin avukatı Feyza Altun, sanık S.E.’nin olay öncesinde etrafta kimse var mı, yok mu diye kontrol ettiğini belirterek, sanığın suça hazırlık aşaması yaptığını kaydetti.

    Altun, “Üzerinde hiyerarşik alt üst ilişkisi içerisinde bulunduğu hemşirelere yönelik işlemi bu otoriteyi kullanma amacıyla yapan sanığın diğer hemşireleri de taciz ettiği sabittir. Ayrıca sanığın benim müvekkilimi arayarak özür dileyip, şikayetini geri çekmesini istemiştir. Suçun işleyiş biçimini göz önünde bulundurursak müvekkilimin delil toplaması zor” şeklinde konuştu.

    “Biz kadınlar cinsel saldırıya uğrarsak nasıl ispat edeceğiz, emsal teşkil etmesi için sanığın cezalandırılması gerek” diyen Altun, mahkeme heyetine mütalaaya uymaması gerektiğini belirtti.

    Sanık S.E. de suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Sanığın avukatı da somut delil olmadığını iddia ederek beraatını talep etti.

    BERAAT KARARI VERİLDİ

    Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “delil yetersizliği” iddiasıyla sanık S.E.’nin beraatına karar verdi. Duruşmadan çıkan kadınlar tepki göstererek, adliye koridorlarında, “Erkek adalet değil, gerçek adalet” diye slogan attılar.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kadınlar adliye önünden seslendi: Cinsel saldırı faili doktor S.E. cezalandırılsın – VİDEO

    Kadınlar adliye önünden seslendi: Cinsel saldırı faili doktor S.E. cezalandırılsın – VİDEO

    PİRHA – Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde hemşire H.Z’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla asistan doktor S.E. hakkında açılan davanın karar duruşması öncesi Bakırköy Adliyesi önünde kadınlar açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kadının beyanını koruyacağız. Kadın arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız” denilerek, failin cezalandırılması istendi. 

    Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Mart 2023’te bir asistan doktorun nöbetteki hemşireye cinsel saldırıda bulunmasına ilişkin açılan davanın karar duruşması Bakırköy Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Duruşma öncesinde kadınlar Bakırköy Adliyesi önünde toplandı. KESK Kadın Meclisi üyeleri, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz, Kadın Zamanı Derneği, Yeni Demokrat Kadın, Sosyalist Kadın Meclisleri üyeleri ve çok sayıda kadın adliye önüne geldi.
    Açıklamada kadınlar sık sık “Erkek adalet değil, gerçek adalet” ve “Koruma, aklama, yargıla” sloganları attı.

    “ERKEĞİN DAYATMAYA ÇALIŞTIĞI BU REJİM BİÇİMİNİ REDDETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklama öncesi söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, cinsel saldırıya uğrayan hemşire H.Z.’nin yanında olduklarını belirterek şunları ifade etti:
    “Bugün bir kez daha Kadınlar, işyerlerinde, okullarda, evlerinde, yaşadıkları her alanda gördükleri şiddeti mahkemelerde tekrar kanıtlama mecburiyetinde bulunuyorlar. Biz burada kadınlar olarak bir kez daha şunu anlatmak istiyoruz. İstanbul Sözleşmesiyle bir şekilde tartışmaya açılan rıza beyan meselesinin hiçbir şekilde bir erkeğin konuşabileceği tartışabileceği bir mesele olmadığını söylüyoruz. 6284’ü tekrar tartışmaya açarak kadınları koruyan mekanizmaları tekrar ortadan kaldırmaya çalışanlara diyoruz ki Hiranur Vakfı’ndaki 6 yaşındaki çocuğun da rızası yoktu bugün iş yerinde çalışmaya çalışan kendisini var etmeye çalışan arkadaşımızın da rızası yoktu. Ve onların beyanı esastır, kadının beyanı esastır. Her iki elimizde, tacizcilerin, tecavüzcülerin ve onları koruyan siyasilerin yakasında olacak. Bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kadının beyanını koruyacağız. Kadın arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız. Erkeğin dayatmaya çalıştığı bu itaatkar rejim biçimini de reddetmeye devam edeceğiz.”

    “YARGI, FAİLLERİ KOLLUYOR”

    Basın açıklamasını İstanbul SES Aksaray Şubesi Kadın Sekreteri Helin Göçmenoğlu okudu.

    Kadınların sistematik erkek şiddetine maruz bırakıldıklarını ifade eden Helin Göçmenoğlu, “Her yer kadınlar için şiddet ve suç mahalline dönüşmüş durumda. Yargı, failleri kolluyor, hatta cezasız bırakarak neredeyse ödüllendiriyor. Failin değil mağdurun cezalandırıldığı bu erkek devlet yargısı toplumsal yaşamın genelinde olduğu gibi iş yerlerimizde de erkeğin her türlü şiddetine açık hale gelmemize sebep oluyor” diye belirtti.

    “FAİLLERİN CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Gerçek adaleti istedikleri için bir araya geldiklerini söyleyen Göçmenoğlu, şunları ifade etti:

    “Davanın görüldüğü Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı sanığa, arkadaşımızın kendisine karşı koyup koymadığını, bağırıp bağırmadığını ve sanıkla flört edip etmediğini sormuş. Sanık S.E. arkadaşımızın kendisine iftira attığını ve tüm yaşanan sürecin rızaya dayalı olduğunu bir süredir aralarında duygusal bir ilişki olduğunu ileri sürmüş ve beraat istemişti. Tüm iddiaları boşa çıkarılmasına rağmen son görülen celsede savcı mütalaasında sanığın beraatını istedi. Buradan kadına yönelik şiddet davalarında erkek yargının başvurduğu yargılamanın kendisini şiddete dönüştüren tutumunu kabul etmediğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Bugün burada bir kez daha, bu ve bu gibi olaylarda işyerlerinin, ilgili kurumların ve adli makamların gereğini yerine getirerek failleri cezalandırmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cinsel saldırıya uğrayan hemşirenin davasının karar duruşması 25 Ocak’ta; SES’ten çağrı -VİDEO

    Cinsel saldırıya uğrayan hemşirenin davasının karar duruşması 25 Ocak’ta; SES’ten çağrı -VİDEO

    PİRHA – Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Mart 2023’te bir asistan doktorun nöbetteki hemşireye cinsel saldırıda bulunmasına ilişkin açılan davanın karar duruşması 25 Ocak’ta görülecek. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bakırköy Şubesi Kadın Sekreteri Sevgi Kızılırmak, dayanışma çağrısı yaparak, “Amacımız failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz” dedi.

    Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde 19 yıldır hemşire olarak görev yapan H.Z. 11 Mart 2023 tarihinde ameliyathane nöbetçisi olarak kaldığı hastanede nöbetçi odasında istirahat ederken, iddiaya göre asistan doktor S.E. odaya girdi. H.Z. kendisi uyurken odaya giren S.E.’den rahatsız oldu ve dışarı çıkmasını istedi. Ancak dışarı çıkmayı kabul etmeyen S.E., odada H.Z.’ye cinsel saldırıda bulundu.
    H.Z., olayın ardından psikiyatri bölümünde görevli bir doktorun yanına giderek başına gelenleri anlattı ve polisi de arayarak şikayetçi oldu. Gözaltına alınan S.E., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. S.E. daha sonra açığa alındı. Son görülen duruşmada ise savcı, S.E. hakkında beraat istemişti.

    25 Ocak’ta saat 11.00’de karar duruşması görülecek. İstanbul KESK Kadın Meclisi duruşma öncesi failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması istemiyle Bakırköy Adliyesi önünde saat 10.30’da açıklama yapacak.

    Konuya dair PİRHA‘ya konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bakırköy Şubesi Kadın Sekreteri Sevgi Kızılırmak, 25 Ocak’ta görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    “MAĞDUR OLAN ARKADAŞIMIZ BAŞKA HASTANEYE SÜRGÜN EDİLDİ”

    Mağdurun, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde çalışan kadın sağlık emekçisi aynı zamanda Sağlık Emekçileri Sendikası’nda örgütlü olduğunu söyleyen Sevgi Kızılırmak, yaşanan olayı şöyle anlattı:

    “2023 yılının Mart ayında çalıştığı Ameliyathane biriminde nöbet esnasında, dinlenme odasında aynı nöbette çalışan bir asistan hekim tarafından cinsel saldırıya maruz kaldı. Bu olayın akabinde sendika ve yanımızda olan kadın örgütleriyle hukuki süreci başlattık. Dava süreci yaklaşık bir senedir devam ediyor. Geçen görülen duruşmada savcının faille alakalı bir beraat istemi olmuştu. 25 Ocak’ta tekrar bir duruşma görülecek. Bu süreç içerisinde arkadaşımız travma sonrası stres bozukluğu yaşadı.”

    Mağdur H.Z’nin çalıştığı hastaneden başka bir hastaneye sürgün edildiğini de dile getiren Kızılırmak, “Fakat fail sadece açığa alındı, bir tutuklama söz konusu olmadı. Bu hukuksuzluk ve cezasızlıkla birlikte sadece açığa alınmasını bir ödül olarak görüyoruz. Eğer beraat ederse mesleğe iade olacağını düşünüyoruz” dedi.

    “ERKEK DOKTOR OLMAK BU ÜLKEDE BİR AYRICALIK MI?”

    Daha öncesinde de Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde sistematik tacizlerin yaşandığını ifade eden Kızılırmak, “Buradaki örgütlü kadın arkadaşlarımızdan bize gelen bilgiler var. Fakat bunlar hakkında hastanenin hiçbir açıklaması veya önlemi yok” diye konuştu. Kızılırmak, ardından şu soruları sordu:

    “Hastane kimi korumaya çalışıyor? Erkek doktor olmak bu ülkede bir ayrıcalık mı? Bakanlık neden bu tacizleri görmemezlikten geliyor? Bütün bu taciz, tecavüz, şiddet olaylarını dillendirdiğimiz zaman neden bu konuda herhangi bir ceza verilmiyor ve arkadaşlarımız bu korkuyla neden çalışma alanlarındalar? Nöbetlerimiz 24 saatten bazen 30 saat üzerine çıkıyor. Çalıştığımız yerde birkaç kişiden başka kimse olmayabilir. Kadın arkadaşlarımız tedirgin. Nöbetteki diğer arkadaşlardan ya da hasta yakınlarından neler yaşayacaklarını bilmiyorlar. Gerçekten de insanlar nöbette kafasını bir yere 5 dakika koyup uyuyamıyor. Lavaboya girerken bile rahatsızlar çünkü bir cezalandırma yok.”

    “ÖRGÜTLÜ KADINLAR OLARAK BERAAT KARARINA TEPKİLİYİZ”

    Faile ceza verilmemesini ödül olarak gördüklerini belirten Kızılırmak, “Bu cinsel saldırı olayının arkasında failin yine dediği ‘kız arkadaşımdı’ söylemine karşılık HTS kayıtlarında bir tane arama kaydına ulaşmadık. Bu söylemleri tanıyoruz. Bütün kadın cinayetlerinde ve cinsel saldırılarında failin söylediği şey ‘kız arkadaşımdı, seviyordum’, ‘ilgisi vardı’ ya da ‘o beni taciz ediyordu’ söylemleri. Fakat Sağlık Bakanlığı içerisinde bir hastanede ve gerçekten İstanbul’un orta yerinde böyle bir olayın örtülmeye çalışılması, hala hukuk sisteminin bununla ilgili hiçbir ceza vermemiş olması aksine ödüllendirilip beraat etmesi sonucu mağduru çaresizleştiriyor ve faili de güçlendiriyor. Tekrarlama olasılığı ise çok yüksek. O yüzden bu konuda örgütlü kadınlar olarak tepkiliyiz. Hep birlikte hareket edeceğiz. Arkadaşımız çalışmaya devam ediyor fakat zorluklar içerisinde.”

    “HASTANE YÖNETİMLERİNİN YÜZDE 76’SI TACİZ, TECAVÜZ OLAYLARININ ÜZERİNİ KAPATIYOR”

    Yaşanılan durumun bir tane olmadığını, istatistiklere göre hastane yönetimlerinin yüzde 76’sının taciz, tecavüz olaylarının üzerini kapattığını söyleyen Kızılırmak, “Hastanelerdeki hiyerarşik yapı, bütün yönetim kadrolarının erkeklerden oluşması, kadınlara yönetimlerde yer verilmemesi, kadınların görmezlikten gelinmesi, hekim dışı personeli yardımcı sağlık personeli olarak görmeleri bizim için çok büyük bir baskı yaratıyor”dedi.

    Kızılırmak, şunları da ekledi:

    “Çoğu kadın oradaki davranışları bir süre sonra normalleştiriyor. Fakat biz bunların takipçisiyiz. Bu konulardaki hassasiyetimizle ses olmaya çalışıyoruz. Kadın sağlık emekçilerinin şu an hiçbir güvencesi yok. İçeriden ve dışarıdan taciz olaylarıyla birebir yüz yüzeyiz.”

    “HERKESİ 25 OCAK’TA BAKIRKÖY ADLİYESİ’NE DAYANIŞMAYA BEKLİYORUZ”

    25 Ocak’ta karar duruşması olacağını söyleyen Kızılırmak,“Amacımız failin beraatinin engellenmesi ve tutuklanması. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Erkek aklıyla yönetilen hukuku kesinlikle kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    Kafa kol ilişkisiyle gelişen doktor-hastane ilişkisinin farkında olduklarını da söyleyen Kızılırmak, “Bütün kadın örgütlenmelerini, bütün sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını kadın erkek ayırt etmeksizin herkesi o gün Bakırköy Adliyesi’ne bekliyoruz. Sağlık emekçisi ve tüm iş kollarındaki kadınlar orada olacak. Ve hiçbir kadın da yalnız değil. Bir kişi bile olsak orada olacağız” dedi.

    Kızılırmak, şunları kaydetti:

    “Sendikamızdaki mücadele yalnızca emek örgütlenmesi değildir. Toplumdaki her olay, kadına yönelik, doğaya yönelik her olay bizim için hassasiyet taşır. O yüzden herkesi 25 Ocak’ta Bakırköy Adliyesi’ne dayanışmaya bekliyoruz. Kendisini çaresiz hisseden bütün kadınlar için o gün orada olalım.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Kadınlar hesap sordu: Kadınlar katledilirken güvenlik kuvvetleri neredeydi?-VİDEO

    Kadınlar hesap sordu: Kadınlar katledilirken güvenlik kuvvetleri neredeydi?-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledilen Ayfer Kaya’nın ardından aynı hastanede çalıştığı erkek tarafından tüfekle vurulan intörn doktorun ağır yaralanması üzerine kadınlar sokağa çıktı. Mersin Kadın Platformu çağrısıyla toplanan kadınlar, “Bizler kadın mücadelesini büyütürken müdahale eden güvenlik kuvvetleri, fail silahla kampüse girip bir kadını vururken neredeydi?” diye hesap sordu.

    Mersin’de aynı gün içerisinde iki kadının erkek şiddetine maruz kalması tepkilere neden oldu. Ayfer Kaya, boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışan 6’ıncı sınıf öğrencisi N.N. ise aynı hastanede çalışan teknisyen E.K. tarafından tüfekle vuruldu.

    Ağır yaralanan kadının arkadaşları ve Mersin Kadın Platformu, üniversite önünde şiddeti protesto etti.

    ‘Katledilen kadınlar isyanımızdır’ yazılı pankartın açıldığı eylemde ‘Kadın cinayetleri politiktir’, ‘Erkek vuruyor devlet koruyor’ sloganları atılırken, HEDEP Mersin Milletvekili Perihan Koca da eyleme destek verdi.

    “ARKADAŞIMIZ VURULURKEN GÜVENLİK NEREDEYDİ?”

    Mersin Kadın Platformu adına açıklama yapan İrem Serin, üniversite yönetimine seslenerek, “Dün Mersin Üniversitesi’nde bir üniversiteli kadın arkadaşımız, bir erkek tarafından 6 el ateş edilerek vuruldu. Mersin Üniversitesi’ne sormak istiyoruz? Kuş uçsa güvenlik güçleri ile müdahaleye hazır olan üniversite, bir kadın güpegündüz vurulurken neredeydi? Arkadaşımızın vurulmasının tesadüf olmadığını biliyoruz. Erkek şiddeti bu gücünü, cezasızlık politikaları ile cesaretlendiren erk iktidarlardan, her erkek şiddetinden sonra sırtlarının sıvazlanmasından, İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede vazgeçilmesinden, Kadın üniversitelerini kuracağız diyenlerden, Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak diyenlerden alıyor.” dedi.

    CEZASIZLIK POLİTİKALARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Mut’ta boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledilen Ayfer hemşire gibi birçok kadının erkekler tarafından katledildiğine ve faillerin az ceza almalarına dikkat çekildi.

    İrem Serin, “Faillerin sürekli aklandığı, cezasızlık politikasıyla adeta ödüllendirildiği, tahrik ve iyi hal indirimlerinin havada uçuştuğu bu kirli düzenin yeni failler yarattığını, hepsine sen yap erkek adalet seni kurtarır telkinini verdiğini biliyoruz.” sözlerini kullandı.

    “Fail erkek elini kolunu sallayarak silahla kampüse girerken üniversite güvenliği ve polis ne yapıyordu” diye soran Serin, şunları söyledi:

    “Bizler üniversite de kadın mücadelesini büyütürken müdahale eden güvenlik kuvvetleri, bir kadın vurulurken neredeydi?

    Ahlak bekçisi yurtlarda giriş çıkış saatinden, nasıl giyindiğimize kadar müdahale eden yurt müdürleri önceki gece yurt binasında çıkan yangında ihmallerini nasıl açıklıyor?

    Bizleri kontrol altına almaya çalışırken yangın alarmlarını, yangın merdivenlerinin işlevli olup olmadığını neden teyit etmiyor?

    Erkekler namus derken, boşanmak istedi öldürdüm derken, o da öyle giyinmeseymiş derken adalet kelimesini ağzınıza almaya nasıl utanmıyorsanız öyle hesap vereceksiniz.

    Bizler bugün burada bu alanda yarın kentin başka bir sokağında, 25 Kasım’da ise her yerde olacağız. Ama en çok olacağımız yer hesap soracağımız, haklarımızı alacağımız yer olan yakalarınız olacak. Gerçek adalet sağlanana dek buradayız! İsyanımızla, dayanışmamızla karşınızdayız.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Bahçeli’nin hedef gösterdiği TTB: Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!

    Bahçeli’nin hedef gösterdiği TTB: Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!

    PİRHA-Son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından “Kapatılsın” denilerek, hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak, “Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!” dedi.

    AKP’ye yakın kesimler tarafından hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği’ni son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de hedef göstermiş, “Kapatılsın” çağrısında bulunmuştu. Sağlıkta şiddet yasasının çıkması, çalışma koşullarının düzeltilmesi için mücadele eden TTB’den “Buradayız” paylaşımı geldi.

    TTB’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Artık kaybettiklerimizin değil umudun, özgürlüğün, sevincin dilimizde; sağlığımızın, geleceğimizin ellerimizde olduğu günlerde hep birlikte bayramları kutlayabilmek için Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de sağlıkçılardan tepki: Şiddet kıyıma dönüştü; hayatımız bu kadar ucuz mu?-VİDEO

    Dersim’de sağlıkçılardan tepki: Şiddet kıyıma dönüştü; hayatımız bu kadar ucuz mu?-VİDEO

    PİRHA- Konya’da doktor Ekrem Karakaya’nın katledilmesi üzerine iş bırakma eylemi başlatan SES Dersim Şubesi üyesi sağlıkçılar, politika yapıcıların sağlık ortamını tükettiğini söyleyerek, sağlık çalışanlarının vahşet ile karşı karşıya bırakıldığına dikkat çekti.

    Konya Şehir Hastanesi’nde Kardiyoloji Uzmanı Ekrem Karakaya’yı ateşli silah ile katledilmesinin ardından sağlık örgütleri 2 günlük iş bırakma kararı aldı. Karar üzerine Dersim’deki sağlık çalışanları bugün iş bırakarak basın açıklaması yaptı.

    Tunceli Devlet Hastanesi önünde bir araya gelen Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi üyesi sağlık çalışanları pandemi koşullarında her türlü riski göze alarak çalıştıklarını belirterek, ‘Hayatımız bu kadar ucuz mu?’ diye sordu.

    “SAĞLIK ÇALIŞANI KIYIMINA DÖNÜŞTÜ”

    Açıklamayı okuyan Dt. Seyfi Burkay İzgi, sağlıkta önlenemeyen hatta artarak devam eden şiddetin sorumlularının sağlıkta yanlış politikalarını sürdürmeye devam ettiğini söyleyerek, “Şiddeti körükleyen açıklamalardan ve politikalardan geri kalmıyorlar. Hiç bir kuruma silahla girilemezken, hastanelere rahatlıkla girilebiliyor. Defalarca söyledik, muhataplarına sorunumuzu ilettik, çözüm bulun da demedik, çözüm sunduk, sadece “uygulayın” dedik. Ancak Sağlık Bakanlığı hala biz sağlık emekçilerine kulaklarını tıkamaya devam ediyor. Sağlık kurumları artık çalışanlar açısından verimli, huzurlu ve güvenli bir ortam olmaktan çıktı, yoğun iş yükü altında ezildiğimiz, her an şiddete maruz kaldığımız, can güvenliğimizin bulunmadığı sağlıksız yerler haline geldi. Sağlıkta şiddet sağlık çalışanı kıyımına dönüştü!” dedi.

    “SAĞLIK BAKANI VE BÜROKRATLARI NE YAPIYOR?”

    Şiddete maruz kalan sağlık emekçilerinin sabrının tükendiğini ifade eden İzgi, politika yapıcıların önlem almayarak kendilerini vahşet ile karşı karşıya bıraktığını sözlerine ekleyerek, şöyle devam etti:

    “Yeter artık şiddete maruz kalmak ve ölmek istemiyoruz. Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz. Bu vahşet son bulmak zorunda! Tüm sağlık emekçilerinin sabrı tükendi. Her ay yurtdışına giden sağlık emekçisi sayısı yüzleri aşıyor, genç hekimler artık Tıpta Uzmanlık değil yabancı dil kurslarına kayıt oluyor. Özel hastane patronlarının yönettiği sağlık politikaları sağlık emekçilerini insanca koşullarda çalışabilmek için özel hastanelere geçmeye zorluyor. Politika yapıcılar, sağlık ortamını günden güne tükettiniz, sağlık emekçilerini tükettiniz, neden hala ve ısrarla önlem almayarak bizleri bu vahşetle yüz yüze bırakıyorsunuz? Görevimiz başında ölüyoruz! Sağlıkta dönüşüm programınız bizleri yaşamdan koparmaya devam ediyor. Sağlık Bakanı ve bürokratları ne yapıyor diye sormak istiyoruz.”

    ACİL EYLEM PLANI

    İzgi, sağlık meslek örgütleri ile acil eylem planı hazırlanmasını çağrısında bulunarak, “Pandemi koşullarında her türlü riski göze alarak çalışmış olan sağlık emekçilerinin yani bizlerin hayatı bu kadar ucuz mu? Yükümlülüklerinizi acilen yerine getirmeniz için daha ne kadar ölmeliyiz? Şiddetle ilgili biz sağlık emek meslek örgütleriyle birlikte Acil Eylem Planı hazırlamak için neyi bekliyorsunuz? Artık yeter! Sağlıkta şiddete karşı hemen, şimdi, amasız, fakatsız önlem alınsın, şiddet uygulayanlar istisnasız cezalandırılsın. İş yerlerimiz güvenli hale gelene kadar, can güvenliğimizin tehdit altında bulunduğu yerlerde gerekirse çalışmaktan kaçınma hakkımızı kullanacağımızı ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Sağlık emekçileri Ankara’dan seslendi: Sağlık Bakanı ve tüm sorumlular istifa etmeli -VİDEO

    Sağlık emekçileri Ankara’dan seslendi: Sağlık Bakanı ve tüm sorumlular istifa etmeli -VİDEO

    PİRHA- Sağlık emekçileri Doktor Ekrem Karakaya’nın katledilmesinin ardından Ankara’da da iş bırakma eylemi yaptı. Eylemde yapılan açıklamada, “Şiddet öngörülebilir ve önlenebilir toplumsal bir sorundur ve sorun çözmeye niyetli bütünlüklü politikalarla aşılabilecektir. Güvenli çalışma alanı sağlamak siyasal iktidarın sorumluluğundadır. Sağlık Bakanı başta olmak üzere sorumluluğunu yerine getirmeyen yetkililer derhal istifa etmelidir” denildi.

    Konya’da kardiyoloji uzmanı Ekrem Karakaya, görev yaptığı Şehir Hastanesi’nde Hacı Mehmet Akçay tarafından öldürüldü. Karakaya’nın görev yaptığı sırada öldürülmesinin ardından sağlık emekçileri Türkiye genelinde 7-8 Temmuz’da iş bırakma kararı aldı.

    Sağlık emekçileri birçok ilde olduğu gibi Ankara’da da Doktor Ekrem Karakaya’nın katledilmesinin ardından greve gitti.

    Sağlık emekçileri Ankara Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Ankara Diş Hekimleri Odası, Dev-Sağlık İş, Ankara Aile Hekimleri Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği’nin çağrısıyla Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde bir araya geldi. İş bırakan sağlık emekçilerine Türk Eczacılar Birliği’de destek verdi.

    ‘Cenazemiz Var Çalışmıyoruz’, ‘Sesimizi Duyan Var Mı?’, ‘Yastayız İş Bırakıyoruz’, ‘Şiddetin Sorumlularını Biliyoruz’ pankartları taşıyan sağlık emekçileri sık sık ‘Bakan İstifa’, ‘Korkmuyoruz, Susmuyoruz, Hiçbir Yere Gitmiyoruz’ sloganları attı.

    Eylem yaşamını yitiren sağlık emekçileri için saygı duruşu yapılmasıyla başladı.

    “BİR AN ÖNCE CAYDIRICI ETKİN ŞİDDET YASASI ÇIKMALI”

    SES Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Sabiha Akdeniz Günay, ilk olarak söz aldı ve şunları aktardı:

    “Bir an önce caydırıcı etkin şiddet yasası çıkmalı. Bu ülkede hiçbir meziyeti olmayan insanların bizzat birilerini hedef göstermesini kabul etmiyoruz. Çocuklarımıza tecavüz edilirken baskılara dayanamayan çocuklarımız intihar ederken ‘Bir kerecikten bir şey olmaz’ diyenlerin bugün ahkam kesmeye, sağlık çalışanlarını hedef almaya haklarının olmadığını düşünüyorum.”

    Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyeleri adına söz alan Prof. Dr. Murat Akova ise, “Sözün bittiği yerdeyiz. Bizler hekimiz. Unutulmaması gereken şey şu. Bütün bunlara sebep olan, sağlıkçıları yok sayan aşağılayan müsebbipleri unutmamalıyız” dedi.

    “SAĞLIKTA ŞİDDET İSTATİSTİKLERİ ISRARLA AÇIKLANMIYOR”

    Ardından sağlık emekçileri adına hazırlanan ortak açıklamayı Ankara Tabip Odası üyesi Mine Coşkun okudu. Ekrem Karakaya’yı kaybetmenin derin üzüntüsü ve öfkesi içinde olduklarını belirterek sözlerine başlayan Coşkun, şunları dile getirdi:

    “Biz Sağlık Emek ve Meslek Örgütleri olarak bu şiddet sarmalının genişlemesi karşısında siyasi iktidarı defalarca uyardık. Sağlıkta şiddetin münferit bir olgu olmadığını, bunun toplumsal ve politik bir sorun olduğunu, gerekçeleriyle birlikte tekrar tekrar ifade ettik. Sağlık kurumlarında meydana gelen silahlı saldırıların artışı nedeniyle bu konuda önlemler alınmasını ve 6136 sayılı yasada değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifleri önerdik. Ancak tüm uyarılarımız görmezden gelindi, bilinçli bir yaklaşımla şiddetin kaynağı toplumsal bağlamından koparılarak sorun bireylere indirgendi. Sorumlular bu durumu arada bir kınamak dışında bir adım atmadı. Kınamanın bir işe yaramadığı ve sağlıkta şiddet olgusunun çığırından çıktığının bakanlık da farkında olacak ki, sağlıkta şiddet istatistiklerinin yer aldığı ‘Beyaz Kod’ verileri tüm ısrarlarımıza ve konuya dair dava açmamıza rağmen toplumla paylaşılmamaktadır.”

    “SAĞLIK BAKANI BAŞTA OLMAK ÜZERE YETKİLİLER İSTİFA ETSİN”

    Sorumluların yaklaşımının şiddet ve ölümlerle sonuçlandığını kaydeden Coşkun, “Ülkede artan şiddet iklimi, bizlerin sadece çalışma koşullarını bozmakla kalmamış, can güvenliğimizi de ortadan kaldırmıştır. Her anlamıyla tıkanan sağlık sisteminin tüm sorumluluğu hekimlerin ve sağlık emekçilerinin omuzlarına yıkılmakta, bu durum bizleri hedef haline getirmekte, sağlık alanında yürütülen politikalar bizlere, şiddet, ölüm, çaresizlik ve umutsuzluk olarak geri dönmektedir. Bugün yeniden ve daha güçlü bir şekilde söylüyoruz, sağlık emekçilerine en ufak bir zarar gelmesine tahammülümüz yoktur. Şiddet daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, öngörülebilir ve önlenebilir toplumsal bir sorundur ve sorun çözmeye niyetli bütünlüklü politikalarla aşılabilecektir. Güvenli çalışma alanı sağlamak siyasal iktidarın sorumluluğundadır. Sağlık Bakanı başta olmak üzere sorumluluğunu yerine getirmeyen yetkililer derhal istifa etmelidir. Bizler bu konuda, yaşam hakkımız ve güvenli çalışma koşulları için, gücümüzü; her yerde, her koşulda, hep birlikte göstermeye hazır olduğumuzu bir kere daha belirtiyoruz. Bu çerçevede bugün ve yarın ülke genelinde iş bırakıyoruz! Dr. Ekrem Karakaya’nın ailesine ve tüm sevenlerine taziyelerimizi iletiyoruz. Şiddet karşısındaki taleplerimize kulak tıkayanlardan, söylemleri ve politikalarıyla şiddeti teşvik edenlerden mücadelemizi yükselterek hesap soracağımızı bir kez daha ifade ediyoruz” diye belirtti.

    “ONURLU BİR BAKAN TWEET ATMAZDI, İSTİFA EDERDİ”

    TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut da yaptığı açıklamada, “Dünden bu yana üzüntümüzü anlatabilme imkanımız yok. Onurlu bir Bakan tweet atmazdı, istifa ederdi. Batı’da böyle olur. Bakan bu iradeye de sahip değil istifa edemiyor. Çağdaş ülkede pandemiyi bir gün yönetemeyen bakan bir gün görevde kalamazdı. Sağlıkta şiddet yasasının çıkmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık emekçileri Mersin’de ‘Beyaz Forum’ düzenledi-VİDEO

    Sağlık emekçileri Mersin’de ‘Beyaz Forum’ düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de sağlık emekçileri grevlerinin 3’üncü gününde halaylar çekip, ‘Beyaz Forum’ düzenledi.

    14-15-16 Mart tarihlerinde grevde olacaklarını açıklayan sağlık meslek örgütleri ve sendikalar bugün de iş bıraktı.

    Mersin’de de Mersin Tabip Odası, Mersin Diş Hekimleri Odası, Ses Mersin Şubesi DİSK Genel Sağlık İş, Birlik Dayanışma Sendikası, Hekim Birliği Sendikası ve Mersin Aile Hekimleri Derneği’nin öncülüğünde sağlık emekçileri iş bırakarak greve gitti.

    Mersin’de sağlık emekçileri grevlerinin üçüncü gününde Özgür Çocuk Parkı’nda ‘Beyaz Forum’ düzenledi.

    Sağlık emekçilerin halaylar çektiği eylemde, sağlıkta yaşanan sorunlara dikkat çekilerek, birlik, dayanışma, mücadele çağrısı yapıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • İstanbul Tabip Odası: Salgın yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor

    İstanbul Tabip Odası: Salgın yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor

    PİRHA-“Pandeminin Türkiye’deki Merkez Üssü İstanbul’da Son Durum” başlıklı bir basın toplantısı düzenleyen İstanbul Tabip Odası, ikinci yılını doldurmak üzere olduğumuz Covid-19 pandemisinin en başından beri kontrol edilemediğini söyledi. İTO, “Salgın neredeyse kendi doğal seyrine bırakılmış durumda yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor” dedi.

    İstanbul Tabip Odası (İTO) Cağaloğlu’ndaki binasında “Pandeminin Türkiye’deki Merkez Üssü İstanbul’da Son Durum” başlıklı bir basın açıklaması yaptı. Salgının en başından beri kontrol edilemediğini belirten İstanbul Tabip Odası, açıklamasında “Meslektaşlarımız artan iş ve hastalık yükü altında güvensiz çalışma ortamı nedeniyle tükeniyor. Sağlık çalışanları korunmaktan öte hasta hasta çalışmak zorunda kalıyor. En başından beri kontrol edilemeyen salgın neredeyse kendi doğal seyrine bırakılmış durumda yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Açıklamayı İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Güray Kılıç yaparken, Covid-19 pandemisinin ikinci yılını doldurmak üzere olduğumuz bugünlerde salgının seyrine ilişkin tespitlerde bulunuldu. İTO tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “HASTANELER DOLUYOR, SAĞLIK ÇALIŞANLARI TÜKENİYOR”

    “Hastaneler doluyor, sağlık çalışanları tükeniyor. Covid-19 pandemisinin ikinci yılını doldurmak üzere olduğumuz şu günlerde Omicron varyantının oluşturduğu yeni dalga adeta bir tsunami gibi dünyayı ve ülkemizi etkisi altına almıştır. Gerek Omicron varyantının artmış bulaşıcılık özelliği gerek kısıtlamaların azaltılması gerekse de kuzey yarım kürede kış döneminin etkisiyle ülkemizde ve dünyada genelinde olgu sayılarında yeniden artış gözleniyor. Birçok ülkede vaka sayıları rekor üzerine rekor kırarken, Türkiye’de resmi verilere göre test kısıtlamasına rağmen günlük vaka sayısı üç haftadır 60 binin üzerinde, test pozitiflik oranı da vaka sayılarına paralel şekilde üç haftadır yüzde 15’in üzerinde seyretmektedir.

    Yine resmi verilere göre her gün 150 ile 200 arasında yani bir uçak dolusu insanımızı kaybediyoruz. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da itiraf ettiği gibi İstanbul pandeminin merkez üssü haline gelmiş durumda. Haftalık vaka sayısı pandeminin başından itibaren en yüksek sayıya ulaşan İstanbul’da yüz binde 1571 olarak açıklandı. Hastanelerde Covid servisleri ve yoğun bakımları doluyor, yenileri açılıyor.

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTA HASTA ÇALIŞMAK ZORUNDA KALIYOR”

    Meslektaşlarımız artan iş ve hastalık yükü altında güvensiz çalışma ortamı nedeniyle tükeniyor. Sağlık çalışanları korunmaktan öte hasta hasta çalışmak zorunda kalıyor. En başından beri kontrol edilemeyen salgın neredeyse kendi doğal seyrine bırakılmış durumda yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor. Semptomu olmayan temaslılara test yapılmaması, izolasyon ve karantinanın tamamen kaldırılması veya sürelerinin kısaltılması, aşısız veya eksik aşılı kişilerin test yaptırmadan kapalı alanlara girişi ve seyahatiyle ilgili kısıtlamaların kaldırılması hastalığın yayılmasını hızlandırıyor.

    Yarıyıl tatili için yurdun dört bir yanına yayılan İstanbullular ile hastalığın daha da yaygınlaşması beklenmelidir. Herkesin hastalığı geçirmesi sonucu toplumsal bağışıklığın kazanılacağı beklentisinin bedeli daha fazla insan ölümü olacaktır. Omicron varyantının bir önceki Delta varyantına göre daha hafif atlatıldığı yönünde veriler olsa da özellikle hastalığı geçirmeyen, aşısız ve hatırlatma dozu yapılmayanlar dahil eksik aşılılar da oldukça ölümcül olabileceğini gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.

    “DELTA VARYANTI HALA DOLAŞIMDA”

    Bunun yanında Delta varyantı hala dolaşımdadır. Kronik hastalığı bulunan veya ileri yaştaki kişilerin hem Delta hem de Omicron varyantına karşı kırılgan olduğu aşının yüzde yüz koruyucu olmadığı bilinmektedir. Diğer kişiler hastalığı hafif geçirse bile hastalığı daha ağır geçiren daha fazla sayıda hastaneye yatan, daha fazla ölen bu dezavantajlı gruptaki kişilere bulaşmasına neden olmaktadır.

    “ATAMA BEKLEYEN SAĞLIK ÇALIŞANLARI DERHAL ATANMALIDIR”

    Omicron sürecinde sağlık çalışanlarınım korunmasıyla ilgili önerdiğimiz düzenlemeler şunlardır:

    Sağlık çalışanı ölümlerinde de aşısız ve eksik aşılı sağlık çalışanları göze çarpmaktadır. Yasal düzenlemeler de kullanılarak, tüm sağlık çalışanlarının Covid-19’a karşı zorunlu olarak tam aşılı olması sağlanmalıdır. Riskli alanlarda çalışan sağlık çalışanlarına FFP2, FFP3, N95 benzeri ve üzeri koruyuculuğu olan maskeler parasız şekilde sağlanmalıdır. Atama bekleyen, ataması yapılmayan, kamu görevlerine hukuksuzca son verilen sağlık çalışanlarının ataması derhal yapılmalıdır. İzolasyondaki sağlık çalışanlarından yedinci günün sonunda hala hastalık belirtisi olanlarda izolasyon uzatılmalıdır. Eğer kişinin belirtisi yoksa mevcut izolasyon kuralları uygulanmalıdır.

    “RİSKLİ DURUMLARI OLANLARA KIŞ AYI BOYUNCA ÜCRETLİ İZİN VERİLMELİDİR”

    Toplum için önerilerimiz:

    Vakaların saptanabilmesi için PCR testinin yanında hızlı antijen testi yaygın olarak kullanılmalıdır. Hızlı antijen testi ve PCR testi ile saptanan vakalarda önlemler alınarak, izolasyon uygulanmalıdır. Kapalı ve kalabalık ortamlarda çalışanlar için aşı zorunluluğu getirilmelidir. Aşı kartı uygulaması ile aşısız veya eksik aşılıların kalabalık ortamlara girişine izin verilmemelidir. 5-11 yaş aralığındaki çocuklar için aşılama başlatılmalıdır. Bağışıklık yetmezliği, kronik hastalık gibi riskli durumları olan tüm çalışanlara risk durumlarına göre tüm kış ayı boyunca ücretli izin verilmelidir. Maske kullanılması, zorunlu olmadıkça kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunulmaması, kapalı alanların havalandırılması sağlanmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de sağlık emekçileri grevde: Taleplerimiz kabul edilmezse eylemlerimiz sürecek-VİDEO

    Mersin’de sağlık emekçileri grevde: Taleplerimiz kabul edilmezse eylemlerimiz sürecek-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de greve çıkan sağlık emekçileri, iktidarın sağlık çalışanlarını işsizlikle, işten atılmalarla, yoksullukla karşı karşıya bıraktığına dikkat çekerek, “Bu G(ö)REV emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı gösteren bir uyarıdır. Taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla Meclis’e getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecektir” dedi. 

    Sağlık örgütleri, özlük haklarının iyileştirilmesi ve ek ödeme adaletsizliğinin giderilmesi talebiyle  bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

    Mersin’de de Mersin Tabip Odası, SES Mersin Şubesi, DİSK Genel Sağlık İş, Birlik Dayanışma Sendikası, Mersin Aile Hekimleri Derneği’nin öncülüğünde sağlık emekçileri, saat 09.00’da Toros Devlet Hastanesi, 10.30’da Şehir Hastanesi, 12.00’de Mersin Üniversitesi Hastanesi ve 12.30’da Tarsus Devlet Hastanesi önünde açıklama yaptı.

    Açıklamada ‘Uyarıyoruz, oyalama değil hakkımız olanı istiyoruz’ pankartı açılırken, açıklamaya onlarca sağlık çalışanı katıldı.

    Yapılan açıklamalarda, iktidarın savunduğu ve uyguladığı sağlık sistemi toplum sağlığı için bir risk haline geldiğine dikkat çekilerek, sistemin yürütülmesinin olanaksızlaştığı belirtildi.

    Sağlık emekçilerinin salgın döneminde canla başla çalışırken aynı zamanda işsizlikle, işten atılmalarla, yoksullukla karşı karşıya bırakıldığına işaret edilen açıklamada, “Sağlık çalışanları “artık bu şartlarda çalışamıyoruz” diyerek istifa ederken, emekli olurken; genç hekimlerimiz başta olmak üzere sağlık emekçileri yurtdışına göç ederken tüm bu sorunları konuşmak, çözüm önerilerimizi iletmek için Sağlık Bakanı’yla görüşme taleplerimizi defalarca ilettik. Sağlık Bakanı’nın hekimlerin, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını, sağlık ve yaşam sorunlarını, toplum sağlığını sağlık emek meslek örgütleriyle konuşmasından daha doğal ne olabilir? Bu görüşme taleplerini karşılamak Sağlık Bakanı’nın bizlere ve topluma karşı sorumluluğu değil midir?” diye soruldu.

    “İSTİFA BİZLERE VERECEĞİ EN İYİ CEVAP HALİNİ ALMIŞTIR”

    Açıklamanın devamında şunları ifade edildi:

    “Pandemi döneminde çok daha belirgin olan SALGINı değil ALGIyı yönetmeye çalışarak, kendisini bir şeyler yapıyormuş gibi göstermeye çalışarak, yok saymaktadır. Sağlık ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Yapılan işin niteliği, riski, eğitim düzeyi ve yoksulluk sınırı gibi daha birçok kriter ele alındığında yapılan düzenlemenin bile yetersiz olduğunu ifade ettik. Yapılan düzenleme ile hekim ücretleri yoksulluk sınırına bile ulaşamamaktadır. İktidara belirtmek isteriz ki emekli hekimlere vereceğiniz ücret yüksek değildir; çalışanlara verdiğiniz ücret düşüktür. Sağlık ekip işidir; ekibin her bir üyesi, insanca yaşayacak bir ücret ve güvenli çalışma koşullarında ekip olarak, iş barışı bozulmadan çalışmak istemektedir.

    Ekonomi de sağlık gibi iflas etmiş durumdadır ve maaşlarımız açlık sınırının dahi altındadır. TBMM’de yaşanan bunca süreçte Sağlık Bakanı’na defalarca, yeniden yeniden seslenmemize rağmen ne yazık ki yine sessiz kalmış ve halen de kalmaktadır. Sorumlu olduğu çalışanların hakları için sessiz kalan bakan görevini bir kez daha yapmamıştır: İstifa bizlere vereceği en iyi cevap halini almıştır.”

    “EMEK BİZİN İSE SÖZDE BİZİMDİR”

    “İktidara ve Sağlık Bakanlığına çeşitli açıklama, eylem ve yürüyüşlerle anlatmaya çalıştık yine söylüyoruz: Salgın döneminde yaşamımızı da ortaya koyup verdiğimiz emeğin böyle/daha fazla değersizleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Toplum sağlık hakkı; emeğimiz ve geleceğimiz için artık G(ö)REV zamanıdır” denilen açıklamada, yapılan grevin nedenleri ise şöyle sıralandı:

    “Koruyucu sağlık hizmetlerini savunmak, emekliliğe de yansıyacak yaşanabilir temel ücret, güvencesiz, gerçekdışı bahanelerle işimizden edildiğimiz ve köleliği dayatan çalışma koşullarına son verilmesi, güvenceli çalışabilme, şiddete karşı etkili yasa, güvenli işyerleri, sağlıklı çalışma ortamları, COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası çıkarılması, her yıla 120 gün yıpranma payı, ek göstergelerin 3600’den 7200’e kadar kademeli olarak yükseltilmesi içindir.

    Bu G(ö)REV emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı gösteren bir uyarıdır. Artık toplumun, sağlık çalışanların çığlığına kulak verilmelidir. Taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla Meclis’e getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecektir. İktidar bilmelidir ki söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Sağlık emekçileri Mersin’den seslendi: Haksız uygulama durdurulsun!-VİDEO

    Sağlık emekçileri Mersin’den seslendi: Haksız uygulama durdurulsun!-VİDEO

    PİRHA- İktidarın sadece doktorların bir kısmına ilişkin ekonomik düzenlemenin iş barışı zedelediğini ifade eden SES Mersin Şubesi ve Mersin Tabip Odası, sağlık emekçileri olarak, haksız ve adaletsiz bir uygulamanın durdurulmasını istedi.

    SES Mersin Şubesi ve Mersin Tabip Odası, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Poliklinikleri önünde sağlık emekçileri arasında ayrımcılığa yol açan ve Meclis’ten geçen düzenlemeye ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Sağlık emekçilerinin katılım gösterdiği açıklamada konuşan SES Mersin Şube Eş Başkanı Zeki Sinan Doğan ve Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen, ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde iş barışını zedeleyen bir adımın atıldığına dikkat çekerek, iktidar yetkililerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

    Basın açıklamasını okuyan SES Temsilcisi Sevgi Başkavak da, hastanenin sağlık emekçileri olarak; yine haksız ve adaletsiz bir uygulamanın karşısında olmak ve haklarını talep ettiklerini belirterek, “Sağlık Bakanı tarafından ’’bütün sağlık çalışanlarına müjde’’ diye sunulan, ancak sadece hekimlere yönelik yapılan düzenleme ile hekim dışı sağlık emekçileri yok sayılarak ekip ruhu bozulmuş, iş barışımız sekteye uğratılmıştır” dedi.

    Yapılan düzenleme ile ilgili kanun teklifinin TBMM’de kabul edilmesi rakamlardan bağımsız 39 branşta hizmet veren sağlık emekçisini devre dışı bıraktığınının ve aradaki rakamsal uçurumu iyice derinleştirdiğinin altını çizen Sevgi Başkavak, “Son 20 yıldır sağlık hizmetini tamamen piyasa koşulları ile yönetilirken, sağlık emekçileri hasta ile karşı karşıya getirilmiş ve bunun sonucunda sağlıkta şiddet tırmanmıştır” diye konuştu.

    Sevgi Başkavak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ekonomik krizi, her geçen gün biraz daha  iliklerimize kadar hisseden biz sağlık emekçilerinin aldığı maaşlar yoksulluk sınırının bile altında kalarak hep birlikte sefalete mahkum edildik. Değil konforlu yaşamak günlük zorunlu ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamaz duruma geldik. Her ay bizlerden kesilen vergilerle yap-işlet devret modeli ile yapılan ve kullanım garantisi verilen  havaalanı, köprü, otoyol ve h geçmediğimiz köprünün, kullanmadığımız havaalanının parasını her ay biraz daha yoksullaşarak ödemek zorunda kaldık.”

    “SAĞLIK BİR EKİP İŞİDİR”

    Sağlık çalışanlarının ürettiği hizmetin çok kıymetli olduğunu söyleyen Sevgi Başkavak, önerileri şöyle sıraladı:

    “*Sahada iş barışını bozan, performans sistemi kaldırılarak bütün ödemeler tek kalemde yapılsın,

    *Sabit ücretlerimize gerçek enflasyon oranında ek zam verilerek yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın,

    *4-B süresiz sözleşmeli ve 3+1 sözleşmeli çalışan  arkadaşlarımız kadroya alınsın,

    *Hastanelerde bütün sağlık emekçilerinin çocuklarını güvenle bırakabileceği kreşler açılsın,

    *Ek gösterge seçim vaadi olmaktan çıkarılıp 3600’den başlayarak kademeli olarak 7200’e kadar tüm sağlık emekçilerine uygulansın,

    *Vergi dilimi soygununa son verilerek asgari ücretten vergi alınmayıp, bunun üstündeki gelirimizde % 10’ a sabitlensin,

    *Gıda, elektrik, doğalgaz gibi zorunlu temel ihtiyaç kalemlerinden dolaylı vergiler kaldırılsın.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Koronavirüs salgını: 188 kişi hayatını kaybetti, 30 bin 201 yeni vaka

    Koronavirüs salgını: 188 kişi hayatını kaybetti, 30 bin 201 yeni vaka

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı günlük koronavirüs tablosu verilerini açıkladı. Son 24 saatte 188 kişi yaşamını yitirirken; 30 bin 201 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre; son 24 saatte yapılan 360 bin 115 testte 30 bin 201 vaka tespit edildi. 188 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybederken, 28 bin 167 kişinin de tedavisi ve karantinası sona erdi.

    18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 87,69, 2’nci doz ortalaması yüzde 74,16 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 54 milyon 427 bin 81, 2’nci dozda 46 milyon 30 bin 897 ve 3’üncü dozda 10 milyon 714 bin 829 olmak üzere toplam 112 milyon 37 bin 763 aşı uygulandı.

    En az 2 doz aşı olmuş kişi oranının en yüksek olduğu iller; Kırklareli, Muğla, Ordu, Amasya, Çanakkale, Eskişehir, Edirne, Osmaniye, Balıkesir ve Burdur olurken 2 doz aşı olmuş kişi oranının en az olduğu iller ise Bayburt, Ağrı, Bingöl, Siirt, Bitlis, Mardin, Muş, Batman, Diyarbakır ve Şanlıurfa oldu.

    ‘”CİDDİ İHMALLERİMİZİN OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ana gündeminizin salgın olmasını istemiyoruz. Konuya odaklanma görevi bizim. Olağan hayatınıza kavuşmanız için sizden beklediğimiz, tedbirli davranarak kendinizi korumanız. Aşı olarak, toplum bağışıklığı sürecini hızlandırmanız. Bu tablo ciddi ihmallerimiz olduğunu gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aile hekimleri iş bıraktı: Ceza yönetmeliği geri çekilsin-VİDEO

    Aile hekimleri iş bıraktı: Ceza yönetmeliği geri çekilsin-VİDEO

    PİRHA-‘Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ni “ceza yönetmeliği olarak tanımlayan aile hekimleri iş bırakarak, basın açıklaması yaptı. “Bunca emeğe rağmen bize uygun görülen ceza yönetmeliği artık bardağı taşıran son damla oldu” denilen açıklamada, ‘Ceza yönetmeliği’nin geri çekilmesi istendi.

    İstanbul Aile Hekimliği Platformu üyesi aile sağlığı merkezi çalışanları ile hekimler, ‘Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ni Çemberlitaş’taki İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaparak protesto etti.

    Hekimler, “Ceza yönetmeliği” olarak tanımladığı ve 1 Temmuz’da yürürlüğe giren, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin geri çekilmesi için bir araya geldi.

    İstanbul’daki açıklamaya, Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN), Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Genel Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Genel Sağlık-İş Sendikası), İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED), İstanbul Aile Sağlığı-Sağlık Memuru-ATT-Hemşire ve Ebe Derneği (İSAHED), İstanbul Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu (İTO), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İstanbul şubeleri (SES), Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Kamu Görevlileri Sendikası İstanbul şubeleri (Türk Sağlık-Sen), Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği İstanbul şubesi (TAHUD), İstanbul Aile Hekimliği Platformu adı altında katılım sağladı.

    Platform adına açıklamayı, İSAHED Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Çelik okudu.

    “CEZA YÖNETMELİĞİNİ KABUL ETMEDİK, ETMEYECEĞİZ”

    Aile hekimliği çalışanları olarak, özlük haklarının düzeltileceği, maddi kayıplarının giderileceği, çalışma koşullarının iyileştirileceği bir yönetmeliği sabırla beklediklerini ifade eden Çelik; “Bunca emeğe rağmen bize uygun görülen ceza yönetmeliği artık bardağı taşıran son damla oldu. Bir sistemin yazılarak kurulamayacağını ancak ve ancak sahadan kişilerle bir araya gelip, pratikten görüş alınarak kurulabileceğini defalarca dile getirmemize rağmen masa başında yazılan bu yönetmeliği kabul etmedik, etmeyeceğiz” diye konuştu.

    Yönetmeliğe dair bilgiler veren Çelik, şunları söyledi:

    “Yönetmelik; “basında veya sosyal medyada izinsiz bilgi veya demeç verirseniz evrakta sahtecilik yapmak suçu ile eşit görürüm ve size en yüksekten 50 ceza puanı veririm, tekrar ederseniz 100 ceza puanını eklerim” demektedir. Bizler, yıllar içinde çok büyük maddi kayıplarımızın olduğunu, yaptığımız işin asla karşılığı olmayan ücretlere çalıştığımızı anlatırken, yönetmelik, “Sizlere uygulanması imkansız kronik hastalık takibi tanımlıyorum, imkansızı başaramadığınız için de bunca yıldır kaybettiğiniz yetmez ücretlerinizi kesmeye devam edeceğim” demektedir. Yani aile hekimliği çalışanlarının yoksulluk içinde bu iş yükü ile çalışmaya devam etmesi istenmiştir

    Bizler, anayasal hakkımız olan ücretli yıllık izin, istirahat, gebelik izinlerimizin sözleşmelerimize tanımlanmasını beklerken, yönetmelik, “Hayır, izinli olduğunuz zaman ya meslektaşınız iki kat çalışmaya ya da ücretiniz kesilmeye devam edecek. Hele bir de entegre hastanede çalışıyorsanız hasta da olsanız, kaza da geçirseniz dahi beş kere nöbete gelmezseniz dilersem işinize son veririm” demektedir. Yani çalışan olduğumuzu bırakın insan olduğumuz dahi unutulmuştur.

    Bizler pandemiyi yok etmek için yüz binlerce kişiyi aşıya ikna etmiş, milyonlarca doz aşı yapmış ama hakkını alamamış, aşı karşıtları kadar değerli görülmeyen, sizlere bugün mitingde seslenecekken binlerce kişi ile basın açıklaması yapan aile hekimliği çalışanları..

    Ne kadar iyi çalıştığımızı biliyoruz. Her zaman doğrunun, haklarımızın, mesleğimizin savunucusu olacağız. O yüzden korkmuyoruz, susmuyoruz, geri adım atmıyoruz. Sonuna dek toplum sağlığını korumak ve yükseltmek, özlük haklarımızı iyileştirmek, kayıplarımızı geri kazanmak için mücadele edeceğiz.

    Talebimiz bugün çok net: Ceza yönetmeliği geri çekilsin.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Yalova’da Aleviler, ırkçı doktor hakkında suç duyurusunda bulundu

    Yalova’da Aleviler, ırkçı doktor hakkında suç duyurusunda bulundu

    PİRHA- HBVAKV Yalova Şube Başkanı ve üyeler, twitter üzerinden Kürtlere ve Alevilere yönelik cinsiyetçi ve ırkçı ifadeler kullanan Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu hakkında Yalova Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundular. 

    İstanbul İl Ambulans Komuta Kontrol Merkezi Başhekimi Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu‘na ait olduğu iddia edilen sosyal medya paylaşımları büyük tepkiye neden oldu.

    Sarıhasanoğlu, Twitter üzerinden 2013 ve 2014 yılında paylaşılan tweet’lerde Kürtlere ve Alevilere yönelik cinsiyetçi ve ırkçı ifadeler kullanmış.

    Skandal paylaşımlara ait görsellerin ortaya çıkması üzerine sosyal medya kullanıcıları ve Aleviler, söz konusu paylaşımların sahibi olduğu öne sürülen Adil Yetiş Sarıhasanoğlu’na büyük tepki gösterirken, Alevi kurumları Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yalova Şubesi adına Başkan Fikret Demir, dün saat 15:00’te Yalova Adliyesi’ne giderek Dr. Adil Yetiş Sarıhasanoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Fikret Demir, Hipokrat yemini etmiş birinin ırkçı ve cinsiyetçi paylaşımlarının kabul edilemez olduğunu belirterek, suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.

    PİRHA/YALOVA

  • Mersin Tabip Odası: ASM çalışanlarıyla değil, Covid-19 ile mücadele edin-VİDEO

    Mersin Tabip Odası: ASM çalışanlarıyla değil, Covid-19 ile mücadele edin-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de üç Aile Sağlığı Merkezi’nin sınıflarını düşürmesine tepki gösteren Mersin Tabip Odası, Sağlık Bakanlığı’na kararından vazgeçmesi ve yaşanan mağduriyeti ortadan kaldırması çağrısında bulundu.

    Sağlık Bakanlığı’nın Mersin’de üç Aile Sağlığı Merkezi’nin sınıflarını düşürmesine Mersin Tabip Odası (MTO) Nafiz Çolak ASM önünde açıklama yaparak protesto etti.

    “PANDEMİYE RAĞMEN SAĞLIK EMEKÇİLERİ MAĞDUR EDİLİYOR”

    Zorlu koşullarda koronavirüs salgınıyla mücadele eden sağlık çalışanlarına, alınan kararla bir darbe daha vurulduğunu belirten MTO Başkanı Mehmet Antmen, son bir yıldır koronavirüs salgınıyla mücadele eden dokuz hekim ve toplam 20 sağlık çalışanını kaybettiklerini vurguladı.

    Pandemiye rağmen sözleşme şartlarına göre sağlık emekçilerinin çok mağdur olduğuna dikkat çeken Antmen, “Bu mağduriyetlerden biri de Nafiz Çolak ASM, M.Akif Ersoy ASM ve Osmaniye ASM’nin sınıflarının düşürülmesi ve tüm çalışanların zorlu pandemi koşullarında ekonomik olarak zor şartlara mahkum edilmesidir” dedi.

    “HÜKÜMETİN SÖYLEDİKLERİYLE YAPTIKLARI FARKLI”

    Antmen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “M.Akif Ersoy ASM’nin temizlik personelinin COVİD’e yakalanması sonrası kullandıkları rapor nedeniyle yıllık rapor ve izin süresi olan 14 günü geçmediği halde bu neden gösterilmiştir. Nafiz Çolak ASM ve Osmaniye ASM’de çalıştırılan personellerin COVID olması ve bu nedenle de işten çıkarılıp yerine başka bir personelin alınmaması gerekçe gösterilmiş ve bu üç ASM sınıf düşürülmüş, bu şekilde de ödenekleri kesilmiştir. Bununla da yetinmeyen Sağlık Bakanlığı geçmişe yönelik ödeneklerin de geri ödenmesini isteyerek tüm çalışanları çok zor durumda bırakmıştır. Bu uygulamaya nereden baksanız ciddi bir tutarsızlık vardır. Hükümetin söyledikleriyle yaptıklarının ne kadar farklı olduğunun çok somut bir göstergesidir.”

    “SAĞLIK BAKANLIĞI’NA KARARINDAN VAZGEÇMELİDİR”

    Mersin Tabip Odası ve Mersin Aile Hekimleri Derneği olarak Sağlık Bakanlığı’na kararından vazgeçmesi ve yaşanan mağduriyeti ortadan kaldırması çağrısında bulunan Antmen, “Aile Hekimliği Sistemi’nin acilen değiştirilerek tüm aile sağlığı merkezlerinin kamulaştırılması, tüm çalışanların kadrolu, iş güvenceli bir şekilde çalışmalarının sağlanması, her aile hekimine en az bir ebe ve bir hemşire, her ASM’ye de bir sağlık memuru, bir çevre sağlığı teknisyeni ve bir temizlik görevlisi olacak şekilde kadroların genişletilmesi gerekmektedir. Birinci basamağın asli görevi olan koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik gerekli tedbirler alınmalı, COVID-19 mücadelesi hastanelerde değil birinci basamak temel alınarak ve güçlendirilerek yapılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Sağlıkçılardan ortak ses: Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun!- VİDEO

    Sağlıkçılardan ortak ses: Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun!- VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin bir çok kentinde sokaklara çıkan sağlık örgütleri koronavirüs salgına ilişkin, “Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz! Ölümleri Durdurun!” eylemi gerçekleştirerek, iktidarın salgını değil algıyı yönetmeyi seçtiğini belirtti. Açıklamalarda, “Mevcut sağlık politikalarının başarısız olduğu artık kabul edilmeli; sağlığa bütüncül bakan toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi kurulmalıdır” çağrısında bulunuldu.

    Tüm dünyada etkisini sürdüren koronavirüs salgını Türkiye’de pik yapmış durumda. Türkiye haritasının tamamına yakını kırmızı olurken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salgına dair Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamada ‘kısmi kapanma kararı’ aldıklarını duyurdu.

    Sağlık örgütleri ise salgına ilişkin Türkiye’nin bir çok kentinde sokaklara çıkarak, “Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz! Ölümleri Durdurun!” eylemi düzenledi.

    İSTANBUL

    İstanbul’da da İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yapmak isteyen sağlık meslek örgütleri polis engeli ile karşılaşıp, darp edildi. Türk Tabipler Birliği (TTB), İstanbul Tabip Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş), Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği (Tüm-Rad-Der) yöneticileri ve üyeleri, “Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun” demek için Fatih ilçesindeki Çemberlitaş Tramvay Durağı’nda bir araya geldi. Sağlık emekçilerine Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Oya Ersoy ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş da destek verdi.
    POLİS DARP ETTİ
    Açıklama Sultanahmet’te bulunan İl Sağlık Müdürlüğü önüne yürümek isteyen sağlık emekçileri, polislerce önleri kesilerek engellendi. Polisler, Fatih Kaymakamlığı’nın koronavirüs tedbirleri kapsamında aldığı yasak kararlarını gerekçe göstererek yürüyüşüne izin verilmeyeceğini belirtti. Bu konuda yaşanan tartışma sırasında yasadışı olduğunu ifade ettikleri kararı tanımayacaklarını söyleyen sağlık emekçilerine polisler kalkanları ile müdahale etti. Bu sırada çok sayıda sağlık emekçisi darp edilirken, onlara destek veren TİP Genel Başkanı Erkan Baş da polisin hakaretine maruz kaldı.
    Polis müdahalesini  “Hekimleri değil, ölümleri durdurun” sloganı atarak protesto eden sağlık emekçileri, açıklamalarını Çemberlitaş Meydanı’na yapmak zorunda kaldı. Meydana üzerinde “Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun” yazan bir çelenk bırakılıp, salgında yaşamını yitiren sağlık emekçilerinin fotoğrafları taşındı.
    İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Güray Kılıç’ın yapmak istedikleri açıklamanın engellemesi ve iktidar politikalarını eleştirmesinin ardından sağlık emekçileri sloganlar eşliğinde dağıldı.

    ANKARA

    Koronavirüs salgınında vaka ve ölüm sayılarındaki artışa karşı hükümetin adım atmasını talep eden Türk Tabipleri Birliği (TTB) öncülüğündeki sağlık meslek örgütleri Ankara’da, Ulus Meydanı’nda eylem yaptı. Eylemde “Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun!”, “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz”, “Sermayeye değil emekçiye bütçe” sloganları atıldı.

    “SALGINLA MÜCADELE DAYANIŞMA GEREKTİRİR”

    Açıklamada konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı:

    “Sorumluluğu 84 milyona devreden bir anlayış, sorumsuz bir anlayıştır. Hep beraber ortak kararlar alacağımız, bu pandemiyle mücadelede dayanışma içerisinde olacağımız adımlar atmaya ihtiyacımız var. Birlikte mücadele edelim. Salgınla mücadele dayanışma gerektirir. Bu dayanışmacı mücadeleyi tüm toplumun bileşenleriyle birlikte yapmak zorundayız.” dedi.

    PANDEMİ KÖTÜ YÖNETİLİYOR

    Türk Tabipleri Birliği, Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası ve Türk Hemşireler Derneği’nin ortak açıklamasını TTB Genel Sekreteri Vedat Bulut okudu.

    Yaşanan ölümler karşısında sağlık çalışanlarının tükendiğini belirten Bulut, zorunlu üretim alanları dışında en az 14 gün tercihen 28 gün çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden çarkların durdurulması gerektiğini belirterek şunları aktardı:

    “13 Nisan Çarşamba günü Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan iki haftalık kısmi kapanma 1 Mart’tan bu yana uygulanan kontrolsüz normalleşememe halinin ne denli başarısız olduğunun ifadesidir. Yeni kısıtlamalar adı altında alındığı söylenen önlemler ölümleri durduramayacaktır. Sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlu koşulları değiştiremeyecektir. Pandemi yoksulları ve işçileri vurmaktadır. Her gün bir uçak dolusu insanımızı toprağa veriyoruz. Her gün yurttaşların on binlercesini hasta eden pandemiyle ve pandeminin kötü yönetimiyle karşı karşıyayız.”

    “ÖLÜMLERİN SORUMLUSU AKP İKTİDARIDIR!”

    Açıklamanın ardından CHP ve HDP Milletvekilleri de söz alarak sürecin tek sorumlusunun AKP iktidarı olduğunu vurguladılar.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, “Bu kadar gayri ciddi, bilim dışı bir yönetim pandemiyle mücadele edemez. Ölümlerin sorumlusu biz değil, sizsiniz. 83 milyon değil!” dedi.

    HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik ise, “AKP, pandemi sürecini kendi iktidarını perçinlemek için fırsata çevirmeye çalışıyor. Sağlık meslek örgütlerini karar merciine alın. Aksi takdirde bu süreç birçok insanın sağlığını ve yaşamını yitirmesine neden olacak” şeklinde konuştu.

    Açıklamaya DİSK, KESK, TMMOB, CHP, HDP, EMEP, Sol Parti, TİP, TKP, Halkevleri, İHD temsilcileri de destek verdi. Yapılan eylemde eyleme destek veren tüm siyasi parti ve sivil toplum örgütleri tek tek söz alarak sağlıkçılara desteklerini belirttiler.

    MERSİN

    Mersin Tabip Odası, Mersin Dişhekimleri Odası, Mersin Eczacı Odası, Mersin Aile Hekimleri Derneği, Ses Mersin Şubesi, Genel Sağlık İş Mersin Şubesi, Birlik Dayanışma Sendikası, Özgür Çocuk Parkı’nda ortak açıklama yaparak, sağlıkta yaşanan sorunlara dikkat çekti.

    HDP Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin destek verdiği ortak açıklamayı Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen okudu.

    “BU TEDBİRLER PAKETİ HALKI OYALAMA PAKETİDİR”

    Antmen, 13 Nisan Çarşamba günü Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan iki haftalık “kısmi kapanma” 1 Mart’tan bu yana uygulanan “kontrolsüz normalleşememe” halinin ne denli başarısız olduğunun ifadesi olduğunu belirterek, “İktidar bilimin, meslek örgütlerinin sesine kulağını tıkamakta, sermayenin çıkarlarına uygun kararları uygulamaktadır. Bu tedbirler paketi halkı oyalama paketidir” dedi.

    “ÖLÜMLERİ GÖRMEYE TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI”

    “50 metreye varan yazılar yazdık, cevap alamadık, medya aracılığıyla uyardık yapılması gerekenleri söyledik ama duyulmadık. Bugün buradayız çünkü duymama görmeme şansınız yok, bugün buradayız çünkü ölümleri görmeye tahammülümüz kalmadı, meslektaşlarımızın tükendiğine tanıklık etmeye tahammülümüz kalmadı!” diyen Antmen, “Yeter! Bin defa yeter! Bu kâbusu hep birlikte durduralım” çağrısında bulundu.

    Yapılan ortak açıklamalarda “Uyarılarımıza rağmen yanlış sağlık politikalarında ısrar edilmesi, sosyal cinayettir. Toplumun ve sağlık çalışanlarının canını ve sağlığını riske atan vurdumduymazlığına daha fazla tahammülümüz kalmamıştır. Siyasi ve ekonomik çıkarları değil insanı önceleyin! Artık tükendik, söylenecek sözümüzü tükettik. Çığlığımızla buradayız! Bu çığlık hepimizin!” denilerek, talepler şu şekilde sıralandı:

    “·Mevcut sağlık politikalarının başarısız olduğu artık kabul edilmeli; sağlığa bütüncül bakan toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi kurulmalıdır.

    -Pandemi ile mücadele, derhal geniş katılımlı yerel pandemi kurullarına devredilmelidir. Bu kurullara yerel yönetimler, sağlık emek ve meslek örgütleri ve toplum dahil edilmelidir.

    -Bilimsel kriterlere uygun filyasyon çalışmalarına hızla başlanıp salgının ilk kaynağına ulaşılmalı, bireyler hastalanmadan veya hastaneye gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.

    -Çalışanlar sosyal ve ekonomik hiçbir kayba uğratılmadan; AVM, fabrika, lokanta, atölye, şantiye gibi kalabalık ve kapalı alanlar derhal kapatılmalıdır. En az 14 gün, tercihen 28 gün zorunlu üretim alanları dışında çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden çarklar durdurulmalıdır. Zorunlu üretim alanlarında çalışanlar için işyerine ulaşmada ve iş yerlerinde fiziksel önlemler alınmalı, dönüşümlü çalışma modelleri ile çalışma ortamlarında bulunan sayısı azaltılmalıdır.

    -Uluslararası dolaşım en aza indirgenmeli ve yalnızca çok gerekli şartlarda olmalı, yurtdışı seyahatlerinde 14 gün karantina uygulanmalıdır.

    -Aşılamada hedef toplumsal bağışıklık olmalıdır. Etkili bir aşılama programı uygulanmalıdır. Aşı temini ile ilgili süreç şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalı, toplumun önüne net bir aşı takvimi konulmalıdır. Mevcut durumda hızlı aşılama salgınla mücadelenin en önemli parçasıdır. Aşıda patenti ortadan kaldıracak uluslararası adımlar atılmalıdır.

    -Sağlık çalışanlarının mevcut pandeminin yükü yetmezmiş gibi iktidarın vurdumduymazlığıyla daha da tükendiği görülmelidir. COVID-19’un meslek hastalığı kabul edilmesi gibi basit bir adımın bile atılmaması halen bir ayıp olarak ortada durmaktadır. Halen atanmayı bekleyen ve KHK ile gerekçe gösterilmeden ihraç edilmiş tüm sağlık çalışanları hızla salgınla mücadelede yerlerini almalıdır. Sağlık çalışanları artık dinlenebilmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL-ANKARA-MERSİN-İZMİR   

     

  • Savcı, kendisini muayene etmeyen doktoru ters kelepçeyle gözaltına aldırdı!

    Savcı, kendisini muayene etmeyen doktoru ters kelepçeyle gözaltına aldırdı!

    PİRHA- Osmaniye’de görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül, sırası gelmediği için kendisini muayene etmeyen Ortopedi Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel hakkında gözaltı talimatı verdi. Yaşanan olaya tepki gösteren TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, “Ne olursa olsun bizler meslektaşımızın yanındayız. Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) başvuracağız. Hukuki olarak ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

    Osmaniye’de görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül, Osmaniye Devlet Hastanesi ortopedi bölümüne gelerek Ortopedi Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel’in odasına girdi.

    Savcı olduğunu söyleyen Mehmet Bülbül, doktordan kendisini muayene etmesini istedi. İçeride başka bir hasta olduğunu söyleyen ve Bülbül’ü muayene etmeyen Doktor Kemal Gökhan Günel’in gözaltına alınması için polise talimat verdi. Olayın duyulmasının ardından hastane yönetimi ve meslektaşlarının gözaltına alınmaması için Doktor Kemal Gökhan Günel’in odasının önüne gelerek gözaltı işlemine engel olmaya çalıştılar. Daha sonra Doktor Kemal Gökhan Günel başka bir araçla Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü’ne ifade vermeye götürüldü.

    “KİMDEN GELİRSE GELSİN ŞİDDETE KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK!”

    Doktor Kemal Gökhan Günel, yaşananların savcının nüfuzunu kullanmaktan kaynaklı yaşadığını ifade ederken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) sosyal medya hesaplarından konuya ilişkin tepkilerini dile getirerek, “Bugün Osmaniye Devlet Hastanesi’nde meslektaşımıza yönelik bir savcı tarafından görevini kötüye kullanarak yapılan psikolojik şiddeti kınıyoruz. Sürecin takipçisi olacağız. Kimden gelirse gelsin sağlık alanında yaşanan şiddete karşı mücadelemiz sürecek” açıklamasında bulundu.

    “BİZ MESLEKTAŞIMIZIN YANINDAYIZ”

    TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı  ise PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

    “Kamuda çalışan görevliler bazen görevlerini kötüye kullanabiliyor. Bu dönem kamuda çalışanlarda bu durumu sık görüyoruz. Çünkü hesap vermiyorlar. Bunun bilinciyle hareket ediyorlar. Yargı mensuplarından gelen saldırı da ilk değil. Daha önce hakimler, savcılar meslektaşlarımıza yönelik bazı saldırılar gerçekleştirdi. Biz meslektaşlarımızın arkasında durduk. Gerekli her yere başvuru yaptık. Tabi sonuç alamadık. Son yaşanan olayda Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamaya bakarsanız meslektaşımızı suçlayan bir açıklama yapmış ve hakkında soruşturma açmıştır. Savcı hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. Ne olursa olsun bizler meslektaşımızın yanındayız. Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) başvuracağız. Hukuki olarak ne gerekiyorsa yapacağız.”

    OSMANİYE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI DOKTORA SORUŞTURMA AÇTI

    Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan olaya ilişkin yapılan açıklamada Doktor Kemal Gökhan Günel’in görevden kaçındığı söylenerek ve Savcı Mehmet Bülbül’ü aşağıladığı iddia edildi. Başsavcılık, doktor Günel hakkında “hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlatıldığını belirtti.

    PİRHA/ANKARA