Etiket: DTK

  • Leyla Güven’in ‘AKP-MHP hesap verecek’ sözlerine dava

    Leyla Güven’in ‘AKP-MHP hesap verecek’ sözlerine dava

    PİRHA-Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven hakkında “AKP-MHP hesap verecek” ve “Hesap vermeleri için direneceğiz” ifadeleri nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” iddiasıyla dava açıldı.

    Elazığ Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven hakkında “halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek” iddiasıyla dava açıldı.
    Güven’in Şırnak’ın Silopi ilçesinde 18 Aralık 2020’de yaptığı konuşma nedeniyle Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı iddianame hazırladı. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla hazırlanan iddianame, Silopi 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Davanın duruşması 31 Ekim’de görülecek.

    “AKP-MHP BUNUN HESABINI VERECEK”

    Silopi Cumhuriyet Savcılığı hazırladığı iddianamede, Güven’in “Bize musallat olan ateş, bize gelen ateş Kürdistan halkının yüreğine düşen ateşin hesabı sorulacak, eğer AKP ve MHP bugün bulutların üstüne çıksalar, yüzyıl daha geçse bin yıl geçse bunun hesabını verecekler. Onların yanına kalmayacak. Kürtler bunun hesabını soracaklar. Biz bu dünyadan gittiğimizde unuturlar diyorlar ama unutturmayız. Biz her yıl burada onun şahsında Kürtlerin aklından çıkarmayacağız, hesap vermeniz için direneceğiz” sözleriyle ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğini’ belirtti.

    DAVANIN KONUSU ‘HESAP VERECEKLER VE DİRENECEĞİZ’ SÖZLERİ

    Hazırlanan iddianamede Güven’in “Hesap verecekler” ve “Direneceğiz” sözleriyle toplumun bir kesimini kışkırttığı belirtilerek, “halkı kin ve düşman sevk ettiği” iddia edildi.

    İddianamede, şu ifadeler yer aldı:
    “Tüm dosya kapsamı incelendiğinde şüphelinin kullanmış olduğu cümlelerin toplumun bir kesimi ile diğer kesimini karşı karşıya getirdiği, kin ve düşmanlığa sevk ettiği, toplumda huzursuzluk ve düşmanlık duyguları yarattığı, hesap verecekler, direneceğiz şeklinde kullandığı kelimeler ile toplumun bir kesimini açıkça kışkırttığı, şüphelinin yapmış olduğu konuşmanın kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu eylemi ile üzerine atılı halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik suçunu işlediği anlaşılmakla…”

    Güven’e 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın duruşması 31 Ekim’de Silopi 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDK, DTK, HDP, Yeşil Sol Parti, DBP’den ortak açıklama: Mücadeleyi ileri taşıyacağız!

    HDK, DTK, HDP, Yeşil Sol Parti, DBP’den ortak açıklama: Mücadeleyi ileri taşıyacağız!

    PİRHA- Halkların Demokratik Kongresi, Demokratik Toplum Kongresi, Halkların Demokratik Partisi, Yeşil Sol Parti ve Demokratik Bölgeler Partisi Eş Sözcüleri/Eş Genel Başkanları bir araya gelerek seçim sonuçlarını ve önümüzdeki döneme dair yapılacak çalışmaları istişare etti. Yapılan yazılı açıklamada, “Zafer faşizme karşı direnlerinin halkların olacaktır” denildi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları ve Eş Sözcüleri, seçim sonuçlarını değerlendirmek ve yeni dönem yol haritasını belirlemek için toplandı.

    HDP Genel Merkezi’nde yapılan toplantı sonrası yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, seçim sonuçları ve önümüzdeki döneme dair yapılacak çalışmaların istişare edildiği kaydedildi.

    Açıklamada şu maddeler yer aldı:
    “* Kürt Siyasal Hareketine yönelik Çökertme Planı karşısında çetin ve sert bir mücadele dönemini hep birlikte yaşadık, yaşıyoruz. Kürt halkının özgürlük ısrarı karşısında devreye konulan süreklileşmiş darbe politikalarına en net yanıt 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde Kürdistan’da verilmiştir. Statüsüzlük ve rejimin inkar/imha politikaları karşısında özgürlük duruşunda ısrar eden Kürt halkının, başta seçim süreci olmak üzere ortaya koyduğu destansı direnişinin ve zulüm iktidarına karşı sandığa yansıttığı tavrının önünde saygıyla eğiliyor; önümüzdeki dönem bu kararlı duruşa doğru, etkili ve sonuç alıcı yoldaşlık yapacağımızın sözünü yineliyoruz.
    * Aynı şekilde her türden komploculuğu, hileyi, yalanı ve dezenformasyonu devreye sokan ve devletin bütün olanaklarını kullanan faşist iktidar karşısında Türkiye halklarının gösterdiği tutumu da selamlıyoruz. Toplumdaki iki kişiden birinin Saray rejimine rıza göstermediği gerçeği, bizler açısından yeni dönemde demokratik-devrimci toplumsal mücadeleyi büyütme gerekçesidir.
    * Seçim sonuçları itibariyle hedeflediğimiz başarının altındayız ve bu durumu kabul ediyoruz. Ancak Kürt halkının özgürlük ve Türkiye halklarının demokrasi mücadelesinin belirleyiciliğini sandık matematiği üzerinden zayıflattığını düşünenlere bir kez daha sesleniyoruz: Bizler hep siyasal olarak var olduk ve ezilenler için umut olduk. Yeni mücadele döneminde de örgütsel, politik ve toplumsal olarak kader tayin edici rolümüz devam edecektir. Bu rolümüzü en çok da “devlet aklıyla” hareket ettiğini ifade edenler biliyor. İnatla ve ısrarla; demokrasi mücadelesindeki rolümüzü daha fazla büyüteceğiz ve daha güçlü bir özgürlük çıkışının öncüsü olacağız.
    * Demokrasi ve özgürlük mücadelemizin büyük değerlerine; zindanlarda, sürgünde, mücadelenin her alanı ve aşamasında yer alan, bedel ödeyen, emek veren her arkadaşımıza, yoldaşımıza zafer sözümüzü tekrarlıyoruz.
    * Moralsizliğe, yılgınlığa asla kapılmadan ve herhangi bir algı operasyonuna prim vermeden önümüzdeki günlerde gerek bileşenlerimizle ve kurumsal yapılarımızla gerekse de halkımızla ortaya çıkan tabloyu etraflıca değerlendireceğiz. Gerekli sonuçları çıkararak emek, barış, demokrasi, özgürlük, doğa, gençlik ve kadın düşmanı bu rejime karşı bir adım dahi geri atmadan mücadelemizi daha da ileriye taşıyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.
    Zafer faşizme karşı direnen halkların olacaktır!”

     

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP, yeni dönem yol haritası için toplandı

    HDP, yeni dönem yol haritası için toplandı

    PİRHA- DTK, HDK, DBP, Yeşil Sol Parti ve HDP’nin seçim sonuçlarını değerlendireceği ve yeni dönem yol haritasını belirleyeceği toplantı başladı. 

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları ve Eş Sözcüleri, seçim sonuçlarını değerlendirmek ve yeni dönem yol haritasını belirlemek için toplandı.

    HDP Genel Merkezi’nde yapılan toplantıda, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta gerçekleşen seçimlerin sonuçları değerlendirilecek. Ayrıca önümüzdeki döneme dair yol haritası belirlenecek. Basına kapalı devam eden toplantının ardından açıklama yapılması bekleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayları netleşmeye başladı!

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayları netleşmeye başladı!

    PİRHA- Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta genel seçimlerinde milletvekili aday listesi netleşti. Yeşil Sol Parti bileşenlerinin eş genel başkanları ve eş sözcülerinin ve Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni paritlerin aday gösterildiği kentlerde belli oldu. 

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) 14 Mayıs genel seçimlerinde aday gösterilecek isimler belirlendi. Aday Mutabakat Komisyonu’nun çalışmalar sonucu tamamlanan liste, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın’ın onayına sunuldu.

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Emek Partisi’nden (EMEP) doğru aday gösterilecek isimler belli oldu. Yeşil Sol Parti’nin bileşenleri ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda Yeşil Sol Parti listesinden aday gösterilecek isimler de belirlendi.
    Liste şu şekilde:
    -Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar İstanbul’dan; Eş Sözcü İbrahim Akın ise İzmir’den aday gösterildi.

    -Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Wan’da liste başından, Eş Genel Başkan Mithat Sancar ise Riha’dan aday gösterildi.

    -Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, İstanbul’dan aday gösterildi.

    -Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Amed’te liste başında aday gösterildi.

    -Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Mêrdîn’de; Eş Genel Başkan Keskin Bayındır memleketi Êlih’ten aday gösterildi.

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir’in de memnu haklarını alamadığı için aday gösterilemediği öğrenildi. EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKI

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, SMF’den Cemil Güngören ve TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca İstanbul’dan; EMEP’ten İskender Bayhan İstanbul’dan ve Sevda Karaca Demir ise Dîlok’tan aday gösterildi.

    HDP BİLEŞENLERİ

    Yeşil Sol Parti bileşenleri olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nden (ESP) Çiçek Otlu İstanbul’dan; Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi’nden (SYKP) Tülay Hatimoğulları Adana’dan; Devrimci Parti’den Burcugül Çubuk İzmir’den; Sosyalist Dayanışma Platformu’ndan (SODAP) Kezban Konukçu ise İstanbul’dan aday gösterildi.

    KÜRT ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI

    Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda yer alan Kürdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek Wan’dan; İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkanı Mehmet Kamaç da Amed’ten aday gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘AKP’nin izlediği savaş siyasetini desteklemeyin’

    ‘AKP’nin izlediği savaş siyasetini desteklemeyin’

    PİRHA-Türkiye’nin Irak Federal Kürdistan Bölgesi’ne yönelik başlattığı askeri harekâta tepki gösteren DBP, DTK, HDP ile Kürdistani ittifak partileri ortak bir açıklama yaparken, “Kürt meselesinde bugün geçmişten daha fazla barışçıl çözüme ihtiyaç var. Muhalefete çağrımız şu: AKP hükümetinin izlediği savaş siyasetini desteklemeyin” ifadelerini kullandı.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Kürdistani ittifak partileri, Türkiye’nin Irak Federal Kürdistan Bölgesi’ndeki Zap, Avaşin ve Metina alanlarına yönelik başlattığı ‘Pençe-Kilit’ isimli askeri operasyona tepki gösterdi.

    Diyarbakır’da bir araya gelen DBP, DTK, HDP ve Kürdistani ittifak partileri Azadi Partisi, KDP-T, DDKD, PÎA, KKP ve Kürt Kadın Platformu ortak açıklama yaptı. KDP-T Genel Başkan Yardımcısı Ozan Kardaş‘ın Kürtçe, PÎA Genel Başkan Yardımcısı Sedat Doğan‘ın ise Türkçe okuduğu basın metninde başlatılan askeri harekâtın bir an evvel durdurulması çağrısında bulunuldu.

    “HAREKÂT ULUSLARARASI HUKUKA DA AYKIRIDIR”

    ‘Pençe-Kilit’ operasyonunun çözümsüzlüğü derinleştireceğini belirten Sedat Doğan, şunları kaydetti:

    “Ayrıca askeri harekat, komşu devletin sınırlarının ihlalidir ve uluslararası hukuka da aykırıdır. Türkiye, askeri harekatı bir an evvel durdurmalı, Kürdistan Bölgesi’nde bulunan 5 askeri üssü ile 38 askeri noktayı geri çekmelidir. Kalıcı çözümün ilk adımı budur. Bunun için, Türkiye’nin askeri harekatı durdurması ve askeri üslerini geri çekerek işgale son vermesi için Kürdistan Bölgesel Hükümeti’ni tutum almaya çağırıyoruz.”

    “DAHA FAZLA BARIŞÇIL ÇÖZÜME İHTİYAÇ VAR”

    “Kürt meselesinde bugün geçmişten daha fazla barışçıl çözüme ihtiyaç var” diyen Doğan, Türkiye’nin komşularıyla başlattığı normalleşme siyasetini önemsediklerini söyledi. Doğan konuşmasına şöyle devam etti:

    “Savaşa “hayır” diyoruz. İçeride ve sınır ötesinde Kürt halkının elde ettiği statü dahil kazanımlarına yönelik saldırılarını durdurmaya çağırıyoruz. Kürt meselesinde bugün geçmişten daha fazla barışçıl çözüme ihtiyaç var. İçeride, sınır ötesinde, mecliste, diplomasi masalarında sürdürülen savaş siyaseti çözüm üretmedi, üretmez.

    Bu nedenle Kürdistani ittifak çalışması olarak, Türkiye’nin, Ermenistan’dan İsrail’e, Mısır’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne komşularıyla başlattığı ‘normalleşme’ siyasetini önemsiyoruz ve aynı normalleşme siyasetini komşuları Kürdistan yönetimleriyle de kalıcı sürdürmeye çağırıyoruz. Kürdistan yönetimleriyle atılacak her barışçıl adım Kürdistan ve Türkiye halklarının yararınadır.

    “ASKERİ HAREKÂTI DURDURUN”

    Savaş politikalarının Kürt meselesini çözmeyeceği gibi ekonomik krizi ve sosyal sonuçlarını ağırlaştıracağı da açıktır. Halkı bunaltan, ekonomik kriz ve enflasyon, zam, işsizlik, yokluk savaş siyasetiyle tamamıyla kontrolden çıkacağı şimdiden görülüyor. Savaş, toplumların yaşamında halkların en vazgeçilmez değerleri olan canlarının kaybıdır. Ekonomik kriz, açlık ve sefalettir. Savaşa ‘hayır’ diyoruz. BM’ye, AB’ye, Arap Birliği’ne, Irak’a “Bu askeri harekatı durdurun” çağrısında bulunuyoruz.”

    “AKP’NİN İZLEDİĞİ SAVAŞ SİYASETİNİ DESTEKLEMEYİN”

    Muhalefete de çağrıda bulunan Doğan, “AKP hükümetinin izlediği savaş siyasetini desteklemeyin. AKP’nin bu savaş siyasetiyle seçim hesaplarının da olduğunu unutmadan savaşa hayır deyin. Hangi nedenle olursa olsun İktidarla aynı savaş çizgisinde buluşmak hatta daha şahin politikalar izlemek yanlıştır ve halklarımız için ağır sonuçları olacaktır” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Aysel Tuğluk’un yanında olmak insanlık borcudur’-VİDEO

    ‘Aysel Tuğluk’un yanında olmak insanlık borcudur’-VİDEO

    PİRHA-‘Demans’ tanısı konulduğu cezaevinde tutukluluğu devam eden HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un durumuna ilişkin çağrılar gelmeye devam ediyor. Avukat Cemile Turhallı Balsak, “Adli Tıp Kurumu’nun bilimden, vicdandan, etikten ne kadar uzaklaştığını verdiği rapor ile görmüş olduk” ifadelerini kullanırken, sanatçı Pınar Aydınlar, Aysel Tuğluk’un yanında olmanın insanlık borcu olduğunu dile getirdi.

    Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen Tuğluk‘un durumuna ilişkin çağrılar da sürüyor. HDP Bingöl İl Genel Meclis Üyesi İmdat Morsümbül, Avukat Cemile Turhallı Balsak, HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Selma Atabey ile sanatçı Pınar Aydınlar, Tuğluk için CANTV’ye açıklamalarda bulundu.

    “AYSEL TUĞLUK İLK EŞ BAŞKANLARDAN BİRİSİDİR”

    Aysel Tuğluk’un siyasi kimliğine değinen HDP Bingöl İl Genel Meclis Üyesi İmdat Morsümbül, “Bu tamamıyla Aysel Tuğluk’un siyasi kimliğinden kaynaklı yapılan bir ırkçı saldırıydı. Aysel Tuğluk hafıza kaybı yaşamasına rağmen Adli Tıp Kurumu’nun keyfi bir şekilde verdiği “cezaevinde kalabilir” raporu uygulanıyor. Doktorlar “cezaevinde kalamaz” demesine rağmen; siyasi kimliğinden kaynaklı keyfi şekilde cezaevinde tutuluyor. Bir şekilde ölüme terk ediliyor. Yalnız Aysel Tuğluk değil onlarca hasta tutsak var. Birçok hasta tutsağın cenazeleri çıktı. Aysel Tuğluk ayrıca ilk eş başkanlardan birisidir. Derhal koşulsuz şekilde serbest bırakılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ATK; BİLİMDEN, VİCDANDAN UZAKLAŞMIŞ”

    Av. Cemile Turhallı Balsak Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) Tuğluk için verdiği rapora değinirken, şunları söyledi:

    “Aysel Tuğluk’un durumu daha özgün bir yer oluşturuyor diyebiliriz. Özellikle kadın siyasetçi kimliği bu politikanın nedenlerinden bir tanesi. Hedef alınarak kendisine yönelik bir ayrımcılığa dönüştüğünü de söylemek mümkün. Eş başkanlık sisteminin ilk eş başkan olarak Kürt siyasi hareketinde yer almıştır. Bunun yanında insan hakları mücadelesini hatırlamak gerekiyor. Bir hukukçu olarak kendisini insan hakları mücadelesine adamış. Hukuk mücadelesini kadın mücadelesi boyutuyla büyütmüş. Mücadelenin her alanında yer almış ve taşımış. Elbette ki tesadüfi değil. Bu politikanın bir sonucu olarak kendisinin hedef alınması ve artık sağlığını da aşan bir yaşam hakkına müdahale edebilecek bir sonucunda gerçekleştiğini ne yazık ki kendisinin örneğinde de görüyoruz. Adli Tıp Kurumu’nun bilimden, vicdandan, etikten ne kadar uzaklaştığını verdiği rapor ile görmüş olduk.”

    “UYGULAMALARIN TEMELİNDE KÜRT, ALEVİ BİR KADIN OLMASI YATIYOR”

    HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ise “En başta Aysel Tuğluk bir Kürt, Alevi bir kadın. Bütün bu uygulamalar ile karşı karşıya bırakılmasının temelinde bu yatıyor. Adli Tıp Kurumu’nun vermiş olduğu rapor detaylı incelendiğinde ciddi bir çelişkinin yaşandığını görüyoruz. Rahatsızlığı nedeniyle cezaevinde kalamayacağı, infazının ertelenmesi gerekiyor” dedi.

    “POLİTİK BİR TUTUM OLDUĞU NOKTASINDA NETİZ”

    Cezaevlerinde yaklaşık 700 hasta tutuklunun olduğunu hatırlatan SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey “Maalesef bu politika şu an değil aslında hasta tutsaklar ile ilgili yıllardır süren bir durum. Hasta tutsak ailelerinin başlattığı bir adalet nöbeti var. Bunun politik bir tutum olduğu noktasında hepimiz netiz. Aysel Tuğluk’a dönük de Kocaeli Adli Tıp Kurumu’nun raporunu esas almadan sadece yine politik bir karar ile Tuğluk’un içeride bırakılması hem insani olarak kabul edilebilir bir şey değil. Hem de evrensel olarak sağlık ve yaşam hakkı olarak değerlendirdiğimizde bunun düşmanca bir tutum olduğunu net bir şekilde ifade edebiliriz. Özellikle koronavirüs süreci iyi yönetilemedi. Cezaevindeki insanlar çok daha mağdur. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere şu an cezaevinde yaklaşık 700 hasta tutsağın olduğunu biliyoruz. Birçoğunun ilaca erişiminde ciddi sıkıntıların olduğunu biliyoruz. Bu uygulamaların bir an önce Türkiye’nin en azından demokratikleşmesi açısından belki de süreci cezaevlerinden başlatmak gerekiyor” diye konuştu.

    “FAŞİZM HUKUKU KARŞISINDA AYSEL TUĞLUK’UN YANINDA OLMAK İNSANLIK BORCUDUR”

    “Aysel Tuğluk sıradan bir siyasetçi değildir” diyen sanatçı Pınar Aydınlar da sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi Kürt kadın kimliğiyle DTK önceki dönem eş başkanlığı yapmış. Milletvekilliği görevi üstlenmiş. Çok değerli bir insandır. 2016 yılından beri hapishanede. Çünkü özgürlüğü, adaleti, eşitliği tüm halklar için sahiplendi. Kürt kimliğinin ve bu mücadelenin bir neferi olarak da bugün devlet politikaları tarafından “demans” hastalığına rağmen cezalandırılmaya çalışılıyor. Aysel Tuğluk’un yaşadığı bu süreç aslında bir gözdağı. Kürt siyasetine karşı büyük bir tehdit. Hasta tutsaklar için en çok mücadeleyi veren bizler Aysel Tuğluk’un yaşadığı bu süreçte, devlet politikalarının düşman hukukunu nasıl uyguladığını hep beraber gördük. Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk defnedildiği mezarından çıkarıldı. Aysel Tuğluk hapishaneden annesini defnetmek için geldiğinde bu acı tabloyla karşılaştı. Bu bir faşizm hukukuydu. Aysel Tuğluk’un yanında olmak zaten bir insanlık borcudur.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • AYM, Leyla Güven’in tutuklanmasına ilişkin ihlal kararı verdi

    AYM, Leyla Güven’in tutuklanmasına ilişkin ihlal kararı verdi

    PİRHA-Anayasa Mahkemesi, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven’in milletvekili seçilmesine rağmen tutuklanmasına dair ihlal kararı verdi. 

    Mezopotamya Ajansı’nda (MA) yer alan habere göre Anayasa Mahkemesi (AYM) Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven’in, Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonuna karşı yaptığı paylaşımları gerekçesiyle tutuklanması ile 24 Haziran 2018 seçimlerinde milletvekili seçilerek yeniden dokunulmazlık kazanmasına rağmen tahliye edilmemesinin hak ihlali olduğuna karar verdi.

    AYM, hakkında tahliye kararı verilen fakat Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı itirazla tahliye işlemi gerçekleştirilmeden hakkında yeniden yakalama kararı çıkarılan Güven’in tutuklanmasını “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine” karar verdi. Anayasanın 19’uncu maddesi kapsamında verilen kararın sadece duyurusu Anayasa Mahkemesi’nin sayfasında yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dört siyasi oluşumdan Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama!

    Dört siyasi oluşumdan Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama!

    PİRHA- DTK, HDK, DBP ve HDP, TSK uçakları tarafından Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama yaptı. Söz konusu saldırıyı “IŞİD’in yarım bıraktığının tamamlanması” olarak değerlendiren DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz “Kürt halkı asla kazanımlarından vazgeçmeyecektir” dedi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP), yakın zamanda sivil yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılara ilişkin ortak açıklama yaptı.

    TSK uçakları tarafından 1 Şubat’ta başlayan saldırılar kapsamında 3 merkezi sivil alanının bombardımana tutulduğuna dikkat çekildi. Söz konusu saldırılarda, Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in yoğun bombardımana tutulduğu ifade edildi.

    Diyarbakır’da yapılan açıklamada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Şengal halkına dönük soykırımlara dikkat çekerek  “Asla boyun eğilmeyecektir” dedi. Kürt halkının kazanımlarının hedefe alındığını söyleyen Saliha Aydeniz, şu konuşmayı yaptı:

    “Bu saldırıda, Mexmûr, Şengal ve Dêrik’i özellikle seçmiştir. Çünkü 3 merkez DAİŞ’e karşı mücadele veren, Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasında insanlık adına suç işlemelerini engelleyen ve bunun mücadelesini veren 3 merkezdir. O yüzden bilinçli seçildi. Şengal 21 kez bombardımana tutuldu. Şengal’e karşı bu kadar düşmanca, soykırımcı bir yaklaşımla bombardımanın sebebi DAİŞ’in 2014’te yürüttüğü 73’üncü Fermanı’nı, 74’üncüyü tamamlamak adına yapılmasıdır. Ama Şengal halkı yalnız 74’üncü fermanı yaşamamak için kendi oluşturduğu sistemde mücadelesini verecektir ve soykırım girişimcilerine asla boyun eğmeyecektir. Biz Kuzey Kürdistan halkı olarak Şengal halkının yanında olduğumuzu ve saldırıyı kınadığımızı belirtiyoruz.

    Mexmûr halkının verdiği mücadele ile Hewlêr korundu. Hewlêr’in korunması Kürdistan’ın kazanımlarını koruma savunmasıdır. Buradan da Mexmûr’un hedef alınması Kürdistan kazanımlarına yönelik yürütülen bir saldırıdır. Yine Dêrik’e saldırmasının da, Kobanî’de yenilgiye uğrayan, sonun başlangıcını yaşayan, ikinci yenilgisini de Dêrik’te almıştır. Derik’in seçilmesinin nedeni de tam da budur.”

    “IŞİD’İN YARIM BIRAKTIĞINI TAMAMLAMAK AMAÇLANMIŞTIR”

    “10 gün önce Hasekê’de Kobanî düştü diyenler yenilgiye uğradı. IŞİD çetelerinin yeniden palazlandırıldığı, yeniden TSK elinde olan yerlerden geçerek Hesekê’de bu saldırıyı gerçekleştirmelerinin hemen arkasında bu saldırının olması Hesekê’de boşa çıkarılan bu oyunun intikamını alma girişimidir. Buradan evet TC devleti, TSK, Kürt halkının 4 parça Kürdistan kazanımlarını yerle bir etmek, statüye en yakın olduğumuz bir dönemde bu saldırıyı gerçekleştirmesi IŞİD’in yarım bıraktığının tamamlanması olarak değerlendiriyoruz.

    Bu saldırının Kobanî zaferinin yıl dönümüne yakın bir dönemde gerçekleştirilmesi de bu AKP ve MHP faşist ittifakının saldırısı olarak değerlendiriyoruz. Bu saldırıları DBP, DTK, HDK, HDP olarak şiddetle kınıyoruz. Kürt halkı asla kazanımlarından vazgeçmeyecektir. Bu saldırılarda yaşamını yitirenlere Allahtan rahmet diliyoruz. Hesekê’de insanlık adına savunma gerçekleştiren 121 şehidi de saygıyla anıyorum. Bu saldırılar sonuç almayacaktır, bu saldırılar tükenmişliğin saldırılarıdır. Kürt halkının başı sağ olsun.”

    “ÇÖZÜM ERTELENDİKÇE İKTİDARLAR ÇÖKÜŞ İÇİNE GİRMİŞTİR”

    Basın açıklamasında söz alan bir diğer isim de HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek oldu. “Kalkan her savaş uçağı elektrik faturalarına zam olarak yansımaktadır” diyen Çiçek, şu konuşmayı yaptı:

    “AKP ve MHP ittifakı çöküş ve çözülüş içindedir. Kendisinden önceki iktidarlarla aynı yöntemi denemektedir. Kürt sorununun çözümsüzlüğü bu ülkede iktidarlarının ömürlerini uzattığı gibi, çözüm ertelendikçe iktidarlar çözülüş ve çöküş içine girmiştir. Bu AKP’yi de bekleyen bir sondur. Biz buradan Amed’den Kürdistan’ın kalbinden Türkiye halklarına sesleniyoruz. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü sadece Kürtlerin sorunu değildir, Kürt meselesinin çözümsüzlüğü Türkiye halklarının, emekçilerinin yoksulluğu demektir. Kalkan her savaş uçağı elektrik faturalarına zam olarak yansımaktadır.

    Kürt meselesi çözümsüz kaldıkça Türkiye halkları açlığa, yoksulluğa mahkum edilmektedir. Kürt meselesinin çözümüne toplumsal çözüm perspektifi geliştirmediğimiz sürece, Türkiye halklarının Türkiye sosyalist ve devrimcilerinin müdahalesi geliştirilmediği sürece Kürt sorunu iktidarların tekelinde kaldığı sürece, çözümsüzlüğe mahkum edilecek ve bu girdapta sadece Kürtler değil Türkiye emekçileri de kaybedecektir. Demokratik Cumhuriyet mücadelemizin esaslarından biri olan Kürt meselesinin çözümünü Türkiye’de bütün mücadele alanlarında ele almak ve geliştirmek zorundayız. Bu saldırdılar daha fazla bizleri Türkiye demokrasi güçlerini birleşik ve yan yana gelmeye zorluyor. Sadece direnerek değil, birleşerek kazanacağımızı biliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Roboski Katliamı’nda hayatını kaybeden çoğu çocuk 34 kişi mezarları başında anıldı

    Roboski Katliamı’nda hayatını kaybeden çoğu çocuk 34 kişi mezarları başında anıldı

    PİRHA-Roboski Katliamı’nda hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı. Anmada konuşan DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, “Roboski’de Kürt halkı sadece parçalanmadı, insanlık parçalandı. Türkiye halkları ile adil barış, Roboski’de, Zilan’da katliam yapanların yargılanmasıyla sağlanır. Hesap sorulmadan onurlu bir barış sağlamak mümkün değil. Bu hakikat görülmeli” dedi.

    Şırnak’ın Uludere ilçesinin Roboski Köyü’nde 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’ye ait savaş uçaklarının bombalaması sonucu yaşamını yitiren 19’u çocuk 34 kişi, katliamın 10’uncu yılında anıldı.

    Roboski Mezarlığı’ndaki anmaya Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile bölge baro başkanları da katıldı.

    “NAYLON AYAKKABIYLA YOLA ÇIKAN ÇOCUKLAR VURULDU”

    Ahmed Arif’in ’33 Kurşun’ şiirini hatırlatan Şırnak Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz, “Henüz 13 yaşında olan çocuklar vardı, naylon ayakkabısıyla yola çıkan. Vuruldular. Bu süreçte hepimiz aynı travmayı yaşadık. Artık bu coğrafyada bu ölümlere, yargısız infazlara ne takatimiz ne tahammülümüz kaldı. Eğer bu ülkede kalıcı, adil bir refah isteniyorsa, bu katliamın failleri bir an önce yargı önüne çıkarılmalı.

    Roboskili aileler 10 yıldır ciddi hak ihlallerine maruz kaldı. İşkence gördüler, tutuklandılar. Bu süreçte zaman zaman onları yalnız bıraktık, hak ettikleri şekilde onları sahiplenmedik. Bu hak mücadelesi sürecinde, bu sürecin akamete uğratılmasında hepimizin payı var. Biz Şırnak Barosu olarak bu süreç içerisinde özeleştirimizi veriyoruz. Ancak şunu özellikle dile getirmek gerekiyor, artık mızrak çuvala sığmıyor. 100 yılda geçse bu katliamın failleri yargı önüne çıkarılmadığı, hak ettikleri cezayı almadıkları sürece biz bu mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ANNELERİN GÖZYAŞI BİR NEBZE DURMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    TBB Başkanı Erinç Sağkan, katliama ilişkin etkin bir soruşturma ve kovuşturma sürecinin yürütülmediğini söyledi. Sağkan, şöyle konuştu:

    “Gönül isterdi ki bugün buraya karanfillerle değil, adaletle gelelim. Aradan geçen 10 yıldan sonra bu işin sorumluları, bağımsız ve tarafsız yargı önünde hesap vermiş, ailelerin yaraları sarılmış, biz de acıyı paylaşmaya gelmiş olsaydık. Ancak ne yazık ki 19’u çocuk 34 insanımızın yaşamını kaybettiği bu menfur olaya ilişkin etkin bir soruşturma, kovuşturma süreci yürütülmediği gibi, tek bir yetkilinin hesap vermek üzere yargı makamı önünde çıkarılmadı. O yüzden bugün burada ailelerin acılarını paylaşmanın dışında bir şeyler yapmak gerekiyor. 34 insanımız 10 yıl önce katledildi. Yaraları sarmanın yolu hukuku işletmektir. Adaleti tesis etmediğiniz zaman kanayan yarayı durduramazsınız. TBB olarak bundan sonra Roboski’de yaşanan bu olayın gerçek şekilde ortaya çıkması için, adaletin tesis edilmesi için, annelerin gözyaşının bir nebze durması için mücadele edeceğiz.”

    “BU ACI KÜRTLERİN YÜREĞİNDEN ÇIKMAYACAK”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Nahit Eren ise Kürt sorununun yıllardır devam ettiğini belirterek, “Bu acı Kürtlerin yüreğinden çıkmayacak” dedi. Eren sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugüne kadar bu coğrafyada, Kürdistan’da hep katledildik. Faillerin belli olduğu dosyalarda, failler gizlendi. Bütün bu coğrafyada yaşayanlara başsağlığı diliyorum. Bu acı Kürtlerin yüreğinden çıkmayacak. Yüz yıldır bu ülkede bir Kürt meselesi var. Kürtlere yönelik bir hukuk, adalet sorunu var. Yıllardır haklarımıza kavuşmadığımız gibi mevcut hukuk sisteminde adil bir yargılama da görmedik. Bütün katliamlarda, suikastlerde ilk söylenen, aydınlatılacağı sözü oldu. Ancak hiç kimse sözünde durmadı. Aynı cezasızlık politikası devam etti. Helalleşmekten bahsediliyor. Roboski’ye adalet gelmediği sürece, Roboskililerle helalleşmediğiniz sürece, bu ülkede insan haklarına saygılı bir sistem inşa edilemez. Bu köye adalet gelmeli”

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da hakikatleri araştırma komisyonunun kurulması ve yüzleşmenin sağlanması gerektiğini kaydetti.

    “YÜZLEŞMEK, ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDASINIZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Hatimoğulları, “Onları unutmayacağız, unutturmayacağız. Türkiye’nin tarihi katliamlarla dolu. Sınırda yaşayan her insanın geçim kaynağı budur. Ne olursa olsun insan canı bombalanarak, hiçbir şey olmamış gibi demeçler verdi. 12-13 yaşındaki çocuklar, geçimlerini kazanmak için sınırın öte yanına katır sırtında gitti. Bunlar sivildi ve siz sivilleri uçaklarla katlettiniz. Özür dilemediniz, basitçe gördünüz. Oysa parçalanan bedenler, battaniyelere sarılan bedenler, katır sırtında köye getirilen o insanlar, ana rahminde büyümüş, senin gibi, benim gibi candı.

    Erdoğan ve şürekası, bununla yüzleşmek zorundasınız, özür dilemek zorundasınız, gerçekleri araştırma komisyonu kurmak zorundasınız. Sivil insanlara ölümü reva gördünüz. TSK’nin 46 dakika süren bombardımanıyla. Bu saldırının tabi ki siyasi bir anlamı var, en başta Kürt halkına düşmanlıktır. Her türlü zulmü kendine hak gören iktidar, bunu da kendinde hak gördü. Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulmalı, yüzleşme sağlanmalı” dedi.

    “HESAP SORULMADAN ONURLU BİR BARIŞ MÜMKÜN DEĞİL”

    DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk ise şöyle konuştu:

    “Roboski ilk katliam değil ama yeni bir yara açtı. 10 yılda bu yara derinleşti. Aileler yakınlarını kaybetti, acıları geçmiyor. Bu 10 yılda bu katliamı kim yaptı, kimin eliyle yapıldığı ortaya çıktı. Dünya kamuoyu bombaların kimin yağdırdığını biliyor. Bu, Kürtlere sömürge yaklaşımıdır. Kürtleri katledip hesap vermeyeceklerini düşünüyorlar. Bu hiçbir çözüm getirmez. Kürt sorunu gün geçtikte derinleşiyor. Kürt halkı sadece parçalanmadı, insanlık parçalandı. Türkiye halkları ile adil barış, Roboski’de, Zilan’da katliam yapanların yargılanmasıyla sağlanır. Hesap sorulmadan onurlu bir barış sağlamak mümkün değil. Bu hakikat görülmeli.”

    Son olarak konuşan HDP İstanbul İl Eş Başkanı Ferhat Encü de “Annelerimiz hala yasta, siyahlar giyiyor. Bu katliamın bilinçli işlendiği bir yerde, hukuk faciası Roboskili aileler açısından kabul edilemez. Bir yandan bunlar yaşanırken, diğer yandan Roboskili aileler yargılanıyor, baskı altına alınmaya çalışılıyor” dedi.

    KILIÇDAROĞLU’NDAN ROBOSKİLİ ANNELERE TELEFON

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bölgede bulunan Ankara Milletvekili Levent Gök ile İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu‘nu telefonla arayarak, Roboskili aileler ile görüştü.

    Kılıçdaroğlu telefon görüşmesinde şunları söyledi:

    “İki değerli arkadaşımız orada, Roboski’de yaşanan olayı, yaşanan dramı TBMM’de dile getirdiler. Dolayısıyla kamuoyunun bu konuda dikkatini çektiler. Bütün annelerin ellerinden öpüyorum; selamlarımı, saygılarımı iletiyorum. Her zaman her yerde onların hakkını hukukunu savunmak görevimizdir. Bütün annelere mutlu bir yıl diliyorum, mutsuz olmasınlar. İnşallah bütün yaşadıkları sorunları bir şekilde çözeceğim. Evlat acısını biliyorum, evlatların geri gelmesi de mümkün değil ama onlarla helalleşmemiz lazım.”

    “HELALLEŞME ÖNCE ROBOSKİ’DEN GEÇİYOR”

    Bir anne ise Kılıçdaroğlu’na ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirirken; “Biz, Roboski adına, gönderdiğiniz heyete teşekkür ederiz. ‘Helalleşme’ dediniz, evet. Önce helalleşme Roboski’den geçiyor. Biz her zaman sizi dinliyoruz. Çok mutlu olduk, buraya gelen heyetle, sizin konuşmanızla. Helalleşmek elbette önemli bir şeydir. Helalleşmek ilk Roboski’den geçmelidir. Adalet Roboski’ye gelmedi ama adaletin müjdesini Roboski’ye getirdiler. Bu açıdan çok mutlu olduk” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersimli kadınlardan çağrı: Aysel Tuğluk serbest bırakılsın; zalimlik yapılmasın-VİDEO

    Dersimli kadınlardan çağrı: Aysel Tuğluk serbest bırakılsın; zalimlik yapılmasın-VİDEO

    PİRHA- Dersimli kadınlar, sağlık durumu kötüleşen tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk’un bir an önce serbest bırakılması için çağrı yaparak, “İnancı, dili, kimliği ne olursa olsun tüm hasta tutsakların serbest bırakılmasını istiyoruz. Bizim inancımızda hasta olanlara zalimlik yapılmaz” ifadelerini kullandılar. 

    Önceki dönem DTK Eşbaşkanı da olan HDP’nin eski Eş genel Başkan Yardımcılarından Aysel Tuğluk’un sağlık sorunları günden güne artıyor. HDP’li kadın Milletvekilleri, Tuğluk’a ilişkin yaptıkları açıklamada “Aysel Tuğluk, bu topraklarda görülen en büyük vahşetle karşı karşıya kaldı” diyerek yaşadığı travmaya işaret etti.

    Siyasetçi Aysel Tuğluk, cezaevindeyken annesi Hakk’a yürüdü. Annesinin cenazesi Ankara’da toprağa sırlandıktan sonra faşist grupların saldırısına uğradı. Aysel Tuğluk, yaşadığı bu travma nedeniyle ağır bir hastalığa maruz kaldı. Uzmanlar, Tuğluk’un hafızasını etkileyen hastalığı sebebiyle, tek başına kalmasının mümkün olmayacağına vurgu yaptı.

    BİLİRKİŞİ RAPORLARI DA DİKKATE ALINMIYOR!

    Kocaeli Tıp Fakültesi 12 Temmuz’da Aysel Tuğluk ile ilgili kararını açıklayarak, ‘hastalığının kronik seyirde olduğu ve ilerici vasıf seyrettiği, tıbbi bakımı konusunda sorun yaşayacağı, cezaevi koşullarında hayatını tek başına yürütemeyeceği’ tespitine vardı. Ancak Adli Tıp Kurumu, 3 ay sonra Aysel Tuğluk’un cezaevinde kalabileceğine dair karar verdi.

    “BİZİM İNANCIMIZDA KADINA, HASTA OLANLARA ZALİMLİK YAPILMAZ”

    Tuğluk’un durumunun her gün biraz daha kötüye gitmesine karşılık Dersimli kadınlar da harekete geçti.

    Uzun yıllar Alevi kurumlarında hizmet yürüten Hatice Çevik, “Hasta tutsakların, içeride büyük sıkıntılar yaşadıklarını duymaktayız. Onlardan biri de Aysel Tuğluk” diyerek şunları söyledi:

    “Aysel Tuğluk’un ağır hasta olduğunu öğrendik. Hasta tutsakların serbest bırakılmasını, sadece Aysel Tuğluk değil; inancı, dili, kimliği ne olursa olsun bütün hasta tutsakların serbest bırakılmasını, aileleri ile zaman geçirmelerinin daha sağlıklı olacağına inanıyorum. Aysel Tuğluk, Dersimli olmakla beraber Kürt’tür, Alevidir. Bizim inancımızda kadına, çocuklara, doğaya ve hasta olanlara zalimlik yapılmaz. O nedenle inancımız gereği Xizir, Aysel Tuğluk’un yardımcısı olsun.”

    “DEVLETİN TUTUMUNU KINIYORUM”

    Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran da Tuğluk’un serbest bırakılması için çağrı yapanlardan biri oldu. Camkıran, 14 Eylül 2017’de anne Hatun Tuğluk’un Hakk’a uğurlandığı gün yaşanan saldırıya işaret ederek, “Aysel Tuğluk’un derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Annesinin cenazesine yapılan saldırıdan dolayı travma yaşamış olup hastalığının şiddeti ilerlemiş ve alzheimerın son noktasına gelmiştir. Devletin yapmış olduğu ırkçı ve gerici bu tutumu kınıyor ve Aysel Tuğluk’un derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ATK, Aysel Tuğluk’un talebini reddetti

    ATK, Aysel Tuğluk’un talebini reddetti

    PİRHA- ATK İstanbul Başkanlığı, tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk hakkında, “Hayatını yalnız idame ettirebilir” raporu verdi. Raporun siyasi olduğunu belirten avukat Ümit Dede, “Aysel Tuğluk’un sağlığının ve yasal haklarının korunması için gerekli idari, tıbbi ve hukuki yolları sonuç alıncaya kadar ısrarla takip edeceğiz” dedi.

    İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığı, Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutulan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Demokratik Toplum Partisi (DTP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk’un sağlık durumuna ilişkin raporu tamamladı.  ATK verdiği raporda, Tuğluk’un “Hayatını yalnız idame ettirebilir” diye belirtti.

    İstanbul ATK tarafından hazırlanan raporda, “Hayatını yalnız idame ettirebileceği, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak cezaevi şartlarında infazına devam ettirebileceği…” ifadelerine yer verdi. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı da rapor doğrultusunda, Tuğluk’un avukatları tarafından yapılan tahliye talebini reddetti.

    “ATK’NIN AYSEL TUĞLUK İLE İLGİLİ KARARI SİYASİDİR, KABUL ETMİYORUZ”

    ATK’nin kararına ilişkin HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Av. Ümit Dede, yaptığı açıklamada, Anayasa’nın 17. maddesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/2. maddesi ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 54. maddesine göre cezasının geri bırakılması talebinde bulunduklarını belirterek, şunları ifade etti:

    “Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı ATK sürecinin tamamlanması beklenmeye karar vermiştir. Daha önce Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından, ‘hastalığının kronik seyirli olduğu ve ilerleyici vasıf arz ettiği, cezaevi koşullarında sağlanabilecek tıbbi destek ve bakımının yeterliliğinde sorun yaşanabileceği, ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine ve dolayısıyla cezasının infazının ertelenmesi’ gerektiğine dair kurul raporu hazırlanmıştır. Bu rapordan sonra hem avukatları hem de cezaevi idaresi Sayın Tuğluk’un İstanbul ATK Başkanlığı’na sevki talep edilmiştir.

    Avukatları ve HDP Hukuk Komisyonu olarak bizler, Kocaeli ve İstanbul Adli Tıp kurumlarının raporları arasındaki açık çelişkinin giderilmesi ve Aysel Tuğluk’un sağlığının ve yasal haklarının korunması için gerekli idari, tıbbi ve hukuki yolları sonuç alıncaya kadar ısrarla takip edeceğiz. Bu kapsamda avukatları tarafından Adli Tıp Üst Kuruluna bugün itibariyle itiraz başvurusunun yapıldığını kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. ATK’nın Aysel Tuğluk ile ilgili kararı siyasidir, kabul etmiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Bingöl’deki orman yangınında iktidarın Kürt halkına olan düşmanlığını görüyoruz’-VİDEO

    ‘Bingöl’deki orman yangınında iktidarın Kürt halkına olan düşmanlığını görüyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, HDP Milletvekili Erdal Aydemir ve HDP Ekolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez’in aralarında bulunduğu heyet Bingöl’ün Genç ilçesinde 25 Haziran’da Sivan (Suvêran) bölgesinde başlayan ve kontrol altına alınan yangın bölgesinde incelemelerde bulundu. 

    Bingöl’ün Genç ilçesi Sivan alanındaki ormanlık alanında başlayan ve kontrol altına alınan orman yangını bölgesinde incelemede bulunan heyet basın açıklaması yaptı.

    “SAVAŞTAN KAYNAKLI EKOLOJİK YIKIM VE TALANA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Yangın bölgesindeki incelemelerden sonra konuşan HDP Ekolojiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, yaşanan yangının Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşananlar ile farkı olmadığını belirtti. Kürt illerinde yaşanan doğa katliamlarının savaş ve çatışmaların devlet politikasının sonuçları olduğunu ifade eden Sönmez, “Bütün ekoloji hareketlerine Bingöl’den seslenmek istiyoruz. Ekoloji mücadelesi sadece çevreyi koruma mücadelesi değildir. Aynı zamanda ranta, kapitalizme ve özellikle de savaşa karşı tutum alarak sürdürülmesi gereken bir mücadeledir. Sadece çevrenin korunması ile ilgili bir mevzuyla burada değiliz. Sadece insanlığın geleceği açısından bir yaşam değil diğer canlılarında yaşamı olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Türkiye’nin batısındaki ekoloji mücadelesi ile Kürt kentlerindeki savaş kaynaklı bu ekolojik yıkım ve talan siyasetine karşı birlikte mücadele yürütemez isek asla başarılı olamayacağımızı biliyoruz” diye konuştu.

    “DEMOKRASİYİ KAZANABİLMEK İÇİN KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMELİ”

    Sönmez, HDP’ye yönelik saldırıların halklara, doğaya ve ekolojik yaşama saldırı olduğunu belirtti. Demokrasi mücadelesini başarılı kılmak için doğa katliamlarının görülmesi gerektiğini söyleyen Sönmez, “Burayı görmeden ne savaşı ne de Kürt halkının yaşadığı kıyımı anlayabiliriz. Demokrasiyi kazanabilmemiz için Kürt sorununu çözmemiz gerekiyor. Bu sorunda bağlı hem doğa kıyımına hem de kapitalizmin emek kıyımına dur demek gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “KÜRT HALKINA DÜŞMANLIĞI BU YANGIN İLE GÖRÜYORUZ”

    Görülen manzaranın iktidarların yıllardır Kürt halkına yönelik düşmanlığını gördüklerini ifade eden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz, “Bingöl’e gelir gelmez iktidarın Kürt halkına olan düşmanlığını bu yangını görmekle başlamak istedik.  Bugün heyet olarak biz de buradayız. Gördüğümüz manzara da devlet politikasının 100 yıldır Kürt halklarına nasıl bir düşmanlıkla yaklaştığını bir kez daha gördük. Burada gördüğümüz çok geniş bir alan günlerce bilinçli bir şekilde yakıldı” şeklinde konuştu.

    “COĞRAFYA İNSAZSIZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Orman yangınları  ile birlikte bölgenin insansızlaştırılmak istendiğine vurguda bulunan Aydeniz, “Yakılan bur ormanlık alanın Başur, Rojava, Gresipî, Serekani’de yakılan doğa talanından bir farkı olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor.  Dicle ve  Arıcak ilçelerinde onlarca yer yakıldı. Operasyon ismi altında Kürdistan coğrafyası bilinçli bir şekilde devlet tarafından yakılıyor. Çünkü burası insansızlaştırılması isteniyor. Dolayısıyla yöntemin katliamla, bitirme, yok etmekle olmayacağını görmek gerekiyor. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin önüne geçemeyeceklerini çok net ifade etmek gerekiyor. Kürt halkı kültürünü, statüsünü, dilini, doğasını korumaya devam edecektir” dedi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Güven, tutuklandı, ‘siyaset yapmaya devam edeceğim’ dedi

    Güven, tutuklandı, ‘siyaset yapmaya devam edeceğim’ dedi

    PİRHA- 22 yıl 6 ay hapis cezası verilen DTK Eşbaşkanı Leyla Güven tutuklandı. Güven, “İçeride ya da dışarıda siyaset yapmaya devam edeceğim. Ama içerde ama dışarda. Zalimin üstüne böyle yürümek cesaret ister” dedi. 

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında verilen 22 yıl 6 ay hapis cezası ve tutuklama kararının ardından Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki evinde gözaltına alındı.

    Güven, gözaltına alınırken, “Ben kaçacak olsam sizin ruhunuz bile duymazdı. Hiç bir yere gitmiyorum. Bu ülkede siyaset yapmaya devam edeceğim. Ama içerde ama dışarda. Zalimin üstüne böyle yürümek cesaret ister” dedi.

    Güven, adliyedeki işlemlerin ardından tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Dersim halkına, asimilasyon politikalarıyla diz çöktüremeyenler, doğa katliamı yapmak istiyor’-VİDEO

    ‘Dersim halkına, asimilasyon politikalarıyla diz çöktüremeyenler, doğa katliamı yapmak istiyor’-VİDEO

    Munzur Gözelerinde yapılmak istenen “Peyzaj Projesi”ne ilişkin açıklama yapan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, “Dersim halkına, asimilasyon politikalarıyla diz çöktüremeyenler bugün doğa katliamı yapmak istiyor. Alevi toplumunun, Dersim halkının değer yargılarına, inanç yerlerine saygı duyulması gerektiğini ve sonuna kadar bu halkın, bu toplumun yanında olacağımızı, bu katliamlara karşı sessiz kalmayacağımızı belirtiyoruz” dedi.

    Haberin videosu;

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP), Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Munzur Gözeleri’nde yapılmak istenen “Peyzaj Projesi”ne ilişkin açıklama yaptı.

    Gözelerde yapılan açıklamaya DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, DTK Eş Başkanı Bedran Öztürk, HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ile HDP il ve ilçe örgütleri katıldı.

    Açıklamada konuşan Saliha Aydeniz, 1938’de yaşanan Dersim Katliamı’nı hatırlatarak, “Dersim halkına, asimilasyon politikalarıyla diz çöktüremeyenler bugün doğa katliamı yapmak istiyor. Bunu iktidarın faşist zihniyeti ve 38 Katliamının bir devamı olarak görüyoruz. Daha önce işgalciler tarihi yerlere saldırırlardı. Barbarlar saldırdığı, işgal ettiği yerlerin tarihini yok ettiler. Tarihten biliyoruz ki Dersim’de yapılmak istenen bunların devamıdır” dedi.

    ‘DERSİM’İN İNANCINA SAYGI DUYULSUN’

    Daha önce nasıl ki bu halka diz çöktüremedilerse bugün de diz çöktüremeyeceğini dile getiren Aydeniz, “Bugün Dersim’de yapılmak istenen IŞİD zihniyetinin devamıdır. Dersimlilerin istemediği bir şeye biz de rızalık göstermeyeceğiz. Alevi inancının istediği şeyin yapılmasını istiyoruz. Biz Dersim halkının yanındayız. Alevi toplumunun, Dersim halkının değer yargılarına, inanç yerlerine saygı duyulması gerektiğini ve sonuna kadar bu halkın, bu toplumun yanında olacağımızı, bu katliamlara karşı sessiz kalmayacağımızı belirtiyoruz. Diz çökmedik, bundan sonra da diz çökmeyeceğiz. Bırakın insanlar değer yargılarıyla, kutsallarıyla baş başa kalsın” diye konuştu.

    Açıklama alkış ve zılgıtlarla sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP heyetinden Demokratik Alevi Derneklerine’ne ziyaret

    HDP heyetinden Demokratik Alevi Derneklerine’ne ziyaret

    PİRHA – HDP’nin “Demokrasi Mücadelesi Programı”na destek amaçlı 8 ilde program çıkaran DTK ve DBP eşbaşkanları, ilk ziyaretlerini Dersim’e gerçekleştirdi. Ziyarette Alevilerin yaşadıkları sorunların ortak mücadele ile çözüleceği vurgulanarak, Munzur Gözelerinde yapılmak istenen projeye tepki gösterildi.

    DTK Eşbaşkanı Bedran Öztürk, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, HDP Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Alican Önlü, Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel ve HDP Dersim İl Örgütü’nün bulunduğu heyet program kapsamında Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezini de ziyaret etti.

    DAD’ı ziyaret eden heyet, “Demokrasi güçlerinin bir araya gelinmesi gerektiği, bundan dolayı kurum gezilerini yaptıklarını, kurumlarda alınan öneriler doğrultusunda, oluşturulacak raporlaşma ile beraber tek adam rejimine karşı, barış ve demokrasi cephesinin oluşturulması gerekiyor. Özellikle farklı inanç ve etnik yapıları, kültür, ekonomik, sağlık, ekolojik sorunların yoğun bir şekilde yaşandığı, halklara ve inançlara yönelik asimilasyonun derinleştiği bir dönemde, ortak paydadan bir araya gelinip mücadele edilmeli” değerlendirmesinde bulundu.

    Heyet, son dönemlerde Alevilerin kutsal mekanlarına yönelik yapılan katliamı kabullenmediklerini ve Munzur gözelerinin Alevilerin toplumsal hafızası olduğunu, binlerce yıldır, bu kutsal mekanlar üzerinde toplumsallığın örgütlendiği belirterek, yaşanan bu zulmün her yönüyle takipçileri olacaklarını, Alevilerle beraber bu mücadeleye katkı sunacaklarını söyledi.

    DAD yöneticileri de ziyaretten duydukları memnuniyeti ifade ederek, ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı.

    PİRHA/DERSİM 

     

     

  • HDP Dersim’den gözaltılara tepki: Saldırılar bizi susturmadı, aksine direnişimizi biledi

    HDP Dersim’den gözaltılara tepki: Saldırılar bizi susturmadı, aksine direnişimizi biledi

    PİRHA – HDP Dersim İl Örgütü, DTK’ye yönelik gözaltılara tepki gösterdi. Açıklamada, “Bu saldırı ve yıldırma siyasetini, kadınları hizaya getirme anlayışını, kadın düşmanı politikaları her iktidar denedi; ancak başarılı olamadı. Bu saldırılar bizi susturmadı; aksine direnişimizi daha çok biledi” denildi. 

    Halkların Demokratik Partisi Dersim İl Örgütü,  Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK)  yönelik farklı kentlerde yapılan gözaltılara tepki gösterdi.

    İl binasında yapılan açıklamaya il eş başkanları ile çok sayıda HDP’li katıldı. 

    Açıklamayı okuyan HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “DTK siyasal, kültürel ve toplumsal olarak Kürdistan’da yaşayan tüm halkların ve inançların temsilini bulduğu çok sesli, çok renkli bir kurumdur. DTK, çözüm sürecinde meclis tarafından muhatap kabul edilmiş, iradesi tanınmış, sivil, demokratik, meşru bir oluşumdur. DTK’ye saldırı hem çözüm iradesine yönelik bir sabotajdır ve hem de Kürt halkının iradesine karşı hakaret ve onu tanımamaya yönelik bir saldırganlıktır” ifadelerini kullandı. 

    “SALDIRILAR BİZİ SUSTURMADI; AKSİNE DİRENİŞİMİZİ DAHA ÇOK BİLEDİ”

    İktidarın yıllardır Kürt halkına, temsilcilerine, diline ve kültürüne yönelik inkârcı, yasakçı ve saldırgan tutumunun sonucu olarak gerçekleşen bu siyasi darbe Kürt halkı ve onun iradesinin yok sayıldığına dair net bir mesaj olduğunu ifade eden Yeşil, “Bu saldırı ve baskın DTK Eş Başkanı Sayın Leyla Güven ve Divan Üyesi Musa Farisoğulları’nın dokunulmazlıklarının kaldırıldığı darbenin devamıdır. Gözaltına alınanların çoğunun kadın olması tesadüf değildir. İktidarın savaş, baskı ve zulüm politikalarına karşı yüksek sesle karşı çıkan kesimlerin başında kadınlar olduğu içindir bu saldırı ve sindirme operasyonu. Sokakları terk etmediğimiz için, buradayız dediğimiz için, militarist, cinsiyetçi siyasi anlayışa boyun eğmediğimiz için hedef olduğumuzu biliyoruz. Ama nafile! Bu saldırı ve yıldırma siyasetini, kadınları hizaya getirme anlayışını, kadın düşmanı politikaları her iktidar denedi; ancak başarılı olamadı. Bu saldırılar bizi susturmadı; aksine direnişimizi daha çok biledi. Biz Kadınlar; dünyanın her yerinde, tarih boyunca mücadele etmiş, direnmiş tüm kadınların mücadelesinin parçası olmaktan gurur duyduk, duyuyoruz” diye konuştu. 

    “MİLLİYETÇİLİK VE ONU TEMSİL EDEN KLİK SİZİ KURTARAMAYACAKTIR”

    “Bu tür ucuz operasyonlar ile Kürt halkının iradesini illegalize edemezsiniz. Saldırganlığınızın nedeni her gün daha fazla battığınız suç haliniz ve günden güne toplum nazarında kaybettiğiniz imajınızdır” diyerek tepki gösteren Yeşil, “Kürt halkına saldırarak, düşmanlık yaparak palazlandırmaya ve üzerinden kendinizi var etmeye çalıştığınız milliyetçilik ve onu temsil eden klik sizi kurtaramayacaktır” diye belirtti

    PİRHA/DERSİM

  • DTK binasına ve evlere polis baskını: Çok sayıda kişi gözaltına alındı

    DTK binasına ve evlere polis baskını: Çok sayıda kişi gözaltına alındı

    Diyarbakır’da DTK binası ile birçok eve baskın düzenlendi. Silvan Belediye Eş Başkanı Naşide Toprak’ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Diyarbakır’da sabah saatlerinde Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) Kayapınar ilçesindeki binası, J&J yayınevi ile birçok eve polislerce baskın düzenlendi.

    Baskınlarda Rosa Kadın Derneği yöneticilerinden Rojda Barış, ev hapsinde olan görevden alınan Silvan Belediye Eş Başkanı Naşide Toprak, MEBYA-DER yöneticisi Yıldız Damla, DBP PM üyesi Leyla Bağatır, Büro Emekçileri Sendikası’ndan (BES) Suphi İzol ile birlikte çok sayıda kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

    Gözaltı gerekçesi hakkında bilgi alınmazken, DTK ve J&J yayınevindeki arama sürüyor.

    Rosa Kadın Derneği, yöneticilerinin gözaltına alınmasını sosyal medya hesabından şu şekilde duyurdu; “Bu sabah dernek yöneticimiz Rojda Barış evine baskın düzenlenerek gözaltına alınmıştır. Dünyanın her yerinde, tarih boyunca mücadele vermiş tüm kadınların mücadelesinin parçası olmaktan gurur duyuyoruz!! Yaşasın kadın mücadelemiz.” (MA)

  • Barış anneleri 20. yılında: Barış demekten vazgeçmeyeceğiz – VİDEO

    Barış anneleri 20. yılında: Barış demekten vazgeçmeyeceğiz – VİDEO

    PİRHA – Barış Anneleri İnisiyatifi, mücadelelerinin 20’inci yılına ilişkin düzenlenen etkinlikle ille de barış ısrarını yineledi. Etkinlikte konuşan DTK Eşbaşkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven ise Türkiye’nin İdlib’de yaşamını yitiren askerleri hatırlatarak, Barış Anneleri’nin barış mücadelesindeki ısrarın nedenlerine dikkat çekti.   

    Barış Anneleri İnisiyatifi geride bıraktıkları mücadelelerinin  20’inci yılına  ilişkin  İstanbul  Çağlayan’da bulunan Figaro Düğün Salonu’nda etkinlik gerçekleştirdi.

    Türkiye ve bölgeden gelen Barış  Anneleri’nin katılımıyla gerçekleşen etkinliğe Demokratik Toplum Kongresi (DTK)  Eş Genel Başkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven, HDP Milletvekilleri, Demokratik İslam Kongresi (DİK) Eşbaşkanı Hüda Kaya, Halkların Demokratik Kongresi Eşbaşkanı (HDK) Eşbaşkanı İdil Uğurlu, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Elif Bulut, Tevgera Jinen Azad (TJA) Aktivistleri, HDP Kadın Meclisi üyesi kadınlar, siyasi parti ve sendika temsilcileri ve üyeleri, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıları, sanatçı Pınar Aydınlar ile  çok sayıda kişi destek verdi.

    Türkçe, Kürtçe, Arapça, Ermenice  “İstanbul’a değil, barışa kanal”, “Anneler barış istiyor”, “Müzakereler başlasın”, “Adalet Bakanlığı sözünü tut”, “İmralı tecridine son”, “Biz anneler savaş istemiyoruz” pankartları ile Barış Anneleri’nin mücadelesini yansıtan fotoğraflarının asıldığı etkinlikte katılanlar boyunlarına Barış Anneleri’ni simgeleyen beyaz tülbentler taktı.

    “ORTADOĞU KAN GÖLÜNE DÖNMÜŞ DURUMDA”

    Saygı duruşu ardından başlayan etkinlikte açılış konuşmasını Barış Anneleri İnisiyatifi’nden Güler Buğday ve Havva Kıran yaptı. Anneler açılış konuşmasında katılımcıları selamlayarak, barış mücadelesinde kararlı olduklarını vurguladı.

    Annelerden Havva Kıran, “20 yıldır barış mücadelesi için büyük bedeller ödedik. Bu devlet anaların gözyaşlarını umursamadı. Coplandık, cezalandırıldık, gazlara maruz kaldık. Ama tüm bunlara rağmen barışı savunmaya devam ettik. Çünkü kendi çıkarları için Kürt ve Türk çocuklarını  savaştırıyorlar. Ortadoğu’da kan gölüne dönmüş durumda. Ölümlere karşı durduk, durmaya da devam edeceğiz. Bizler barış, barış, barış demekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Anne Güler Buğday ise, “Barışın külfetini biliyoruz. Ancak biz tüm halklar için ve çocuklar için mücadele etmeye söz verdik. Deniz Gezmişlerden, Mahir Çayan’lardan ve daha ismini sayamayacağımız nice kahramanların mücadele kararlılığını ve direnişini sürdüreceğiz. Barış olacak, olacak diyorum. İlle de barış ille de barış” ifadelerini kullandı.

    “ANNELERİN DİRENİŞİNDE DERSİM DİRENİŞİ VAR”

    Etkinlik Barış Anneleri’nin mücadelesini yansıtan sinevizyon gösterimiyle devam etti.

    Daha sonra konuşan TJA Aktivisti Ayla Akat, Barış Anneleri’nin mücadele hikayesinin tarihi direnişi yansıttığını vurguladı. Barış Anneleri’nin verdiği barış mücadelesine tanık olduklarını anlatan Akat, “Annelerin direnişinde Zilan, Dersim direnişi var. Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün yaşama olan etkisini yıllardır anlattı. Ben onlarla birlikte bir avukat olarak yürümeye başladım. Hayatımın en önemli kilometre taşlarını oluşturan anlardı. Tüm annelerin ellerinden öpüyorum. İyi ki varsınız. Demokratik çözüm gerçekleşecektir mutlaka” diye konuştu.

    “YANLIŞ POLİTİKALAR YÜZÜNDEN  ANNELERİN YÜREĞİNE ATEŞ DÜŞÜYOR”

    İdlib’de yaşanan son  gelişmelere de değinen DTK Eş Başkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven, “Dün 33 asker neden öldü? İktidarın Kürt düşmanlığında bu askerler öldü. Kürt düşmanlığından dolayı askerlerini Suriye topraklarına gönderdiler. Bu fakir insanların çocukları yazık değil mi? Buradan ailelerine baş sağlığı diliyorum. İdlib’de yaşamını yitiren 33 askerin ailelerine başsağlığı diliyorum. O tezkere meclise geldiğinde bizim partimiz dışında bütün partiler tezkereye evet dedi. Şimdi çıkıp diyorlar Meclis’i toplayalım. Bu saatten sonra Meclis toplansa ne toplamazsan ne… Onların yanlış politikalarının yüzünden gariban annelerin yüreğine ateş düşürüyorlar. Sen kendi ülkendeki Kürtlerle barıştın mı ki; başka ülkelerin topraklarına barış götüreceğim diyorsun. Ne içte ne de dışta bunların bir itibarı kalmadı” dedi.

    “Dolmabahçe Mutabakatı  bizler için değerli bir fırsattı. Bu mutabakat yok sayıldığından beri binlerce genç yaşamını yitirdi” diyen Güven, konuşmasını “Barıştan öteye bir yol yok. O yüzden bu annelerin direnişi çok önemlidir. Şimdi bile çok geç kalmış değiliz; gelin barış için bir araya gelelim” diyerek tamamladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP, HDK, DTK, DBP’den Suriye açıklaması

    HDP, HDK, DTK, DBP’den Suriye açıklaması

    Suriye’ye yapılması planlanan harekatla ilgili HDP, HDK, DTK, DBP’den açıklama geldi. Açıklamada, “Ülkeyi bölgesel bir savaşın içine sürükleyen iktidara “dur” demek bütün Türkiye halklarının sorumluluğudur” denildi. 
    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik harekatla ilgili açıklamada bulundu.

    HDP Genel Merkezi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Sedat Şenoğlu, DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Başkanı Mehmet Aslan, “Geldiğimiz tarihsel aşamada işgal ve savaş siyasetini dayatan, Kürt halkının ve kazanımlarının inkârını ve imhasını sürdürmeye çalışan bir iktidar aklı ile karşı karşıyayız” dedi.

    Açıklamada, “Bu tezkereye evet diyen bütün partiler bilmelidir ki Türkiye halkları bu savaşa rıza göstermiyor, bu savaş ve işgal girişimini onaylamıyor” denilirken, “Meşruluğunu yitiren, aciz duruma düşen, kendi içinde çatırdayan iktidar, geçmişteki savaş hükümetleri döneminde olduğu gibi savaştan beslenen, Kürt karşıtlığını kendine bayrak edinen bütün güçleri etrafına toplayarak içinde olduğu krizi aşmak için bölgesel bir savaşı gündeme getirmiştir. Herhangi bir meşruiyeti olmayan bu işgal girişimine ülke içinde meşruiyet sağlamak için Meclis’e savaş tezkeresi getirilmiştir. Bir kez daha Türkiye halklarının çıkarları bu partiler tarafından iktidar bloğunun ve müesses nizamın çıkarlarına tercih edilmiştir” ifadeleri yer aldı.

    Harekatın uluslararası toplum nazarında kabul görmediğinin belirtildiği açıklamada, “Selefi, cihadçı çeteleri kullanarak bugüne kadar barış içinde yaşayan kadın, çocuk bütün Suriye halklarına saldıracak olan iktidar bloku, DAİŞ barbarlığının başaramadığını başarmaya soyunmaktadır. Kürt inkârı ve soykırımının 21’inci yüzyılda sürdürülmesi manasına gelen bu yaklaşım halkların direnişi ve barış içinde yaşama iradesi karşısında dün olduğu gibi bugün de kaybedecektir” denildi.

    “DUR DEMEK SORUMLULUK”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bütün Kuzey ve Doğu Suriye ile Rojava’dan, bugüne kadar Türkiye’ye tehdit değil barış ve kardeşlik mesajları gelmiştir”  Kuzey ve Doğu Suriye ile Rojava halkları Türkiye’de yaşayan halkların akrabası, dostu, kardeşidir. Yapılması düşünülen, vicdani ve ahlaki olarak kabul edilemez olan bu saldırı bölgesel istikrarsızlığı tetikleyecek, DAİŞ, El Kaide gibi barbar çetelere alan açacak ve halklar arasında sonu gelmeyen nefret bariyerleri örecektir. Kendi bekası ve kini uğruna savaş kışkırtıcılığı yapan ve ülkeyi bölgesel bir savaşın içine sürükleyen iktidara “dur” demek bütün Türkiye halklarının sorumluluğudur.”

  • DTK, HDK ve HDP’den siyasi iktidar ve muhalefette çağırı

    DTK, HDK ve HDP’den siyasi iktidar ve muhalefette çağırı

    DTK, HDK ve HDP’nin ortak açıklamasını okuyan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, AKP ve CHP’ye; çözümün ertelenmeyeceği kadar acil olduğunu hatırlatarak, “Barışın kötüsü, savaşın iyisi olmaz diyoruz. Siyasi iktidarı ve muhalefeti çatışma ve savaş politikaları yerine barış politikalarını ortak akılla üretmeye çağırıyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Diyarbakır’da 2 Temmuz’da toplanan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı ardından Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ile olağanüstü toplantı gerçekleştirdi. Yapılan toplantıda DTK, HDK ve HDP’nin AKP ve CHP başta olmak üzere tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve Türkiye kamuoyuna önemli mesajlar ve çağrıların yapılacağı ortak basın açıklaması kararı alındı.

    Açıklama, HDP’nin tüm bileşenleriyle gerçekleştirdiği ve ikinci gününde devam eden 1’inci Merkezi Örgütlenme Konferansı’nda verilen arada yapıldı. Konferansın yapıldığı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi önünde yapılan açıklamaya, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanları Leyla Güven ve Berdan Öztürk, HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu, tüm bileşenlerin temsilcileri, HDP MYK ve PM üyeleri, milletvekilleri, il ve ilçe eşbaşkanları ile HDP’li belediye eşbaşkanları katıldı.

    “ÇÖZÜM ERTELENMEYECEK KADAR ACİL”

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin yaptığı ortak açıklama metni şöyle: “Yerel seçimler sonrasında başlattığımız çalışmalarda halkımız, tüm bileşenlerimiz, kurumlarımız ve örgütlerimizle, sivil toplum kuruluşlarıyla çok sayıda toplantı ve görüşme yaptık. Bu görüşmelerde Türkiye’de derinleşen ekonomik, siyasal ve sosyal krizlerin çözümünün ertelenemeyecek kadar acil olduğunu bir kez daha tespit etmiş bulunuyoruz.

    ÖNÜMÜZDE İKİ YOL VAR

    Başta Türkiye olmak üzere tüm Ortadoğu’da oldukça kritik bir eşikten geçmektedir. Son dört yıldır yaşadığımız baskı, otoriterleşme ve adaletsizlik sarmalı ülkeyi geri dönülemez bir noktaya götürmektedir. Önümüzde iki yol bulunmaktadır. Bunlardan birincisi; on yıllar boyu sürecek bir kaos ortamı, ikincisi ise; demokratik ve onurlu bir barış ile daha güçlü bir toplum seçeneğidir.

    TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN SORUMLULUK GEREKMEKTEDİR

    Türkiye’de kaosa karşı toplumsal barışın inşası için tüm siyasi çevrelerin, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, sendikaların, vicdan sahibi tüm bireylerin tutum alarak tarihi bir sorumluluk üstlenmeleri gerekmektedir. Bizler bu süreçte toplumsal barışın gerçekleşmesi için; sorunların konuşarak ve demokratik bir müzakere anlayışı ile çözülebileceğini düşünüyoruz. Bunun için üzerimize düşen tüm sorumluluğu almaya da hazırız.

    AKP SORUNLARIN KAYNAĞIDIR

    Toplumsal barış ve adalet temelinde bir siyaseti Türkiye halklarının hizmetine sunmak tüm siyasi aktörlerin öncelikli görevidir. Hiç kuşkusuz savaş başta emekçiler, kadınlar ve çocuklar olmak üzere tüm toplumun bugününe ve yarınına saldırıdır. Şu çok açık ki, siyasi iktidarın ana gövdesi olan AKP, yaşanmakta olan sorunların kaynağıdır ve bu sorunların çözümünde de birinci dereceden muhataptır. Bu sorunların ortak akılla çözülmesi için siyasi iktidar çatışma, kutuplaştırma ve gerginlik yaratan politikalardan vazgeçmeli, demokrasi ve hukuk dışı uygulamalarına son vermelidir. Siyasi iktidarın çözümsüzlük üreten politikalarına devam etmeleri halinde bütün halklarımızla beraber demokratik direnişimizi yükselteceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

    CHP’Yİ TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN SORUMLULUK ALMAYA DAVET EDİYORUZ

    Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü konularında siyasi ve tarihsel sorumluluğu gereği olarak her kesimin açık tutum belirlemesi gerekir. Başta CHP olmak üzere parlamentoda yer alan ve parlamento dışında olan tüm siyasi partileri toplumsal barış için sorumluluk almaya, savaş politikalarına karşı çıkmaya çağırıyoruz.

    TOPLUMSAL BARIŞIN SAĞLANMASI İÇİN AÇIK ÇAĞRI

    Demokratik müzakereyi ilke edinen ve barışı örgütleme mücadelesi veren bizler, ülkenin baskı ve çatışma sarmalından kurtulabilmesi için üzerimize düşen tüm sorumluluğu ve siyasi riskleri göğüsleme konusunda tek bir tereddüt dahi yaşamamaktayız.

    Siyasetin özgürce icra edilmesi ve evrensel hukuk normları ile toplumsal barışın sağlanması için açık çağrı yapıyoruz. Savaş politikalarının karşısında olan bu çağrımızın bir parçası olarak yargı reformu, demokratik anayasa ve demokrasi ittifakı konularında kararlı duruşumuzu gösteren strateji metinlerimizi hazırladık.

    TÜM SİYASİ PARTİLERİ ÇÖZÜM GELİŞTİRMEYE DAVET EDİYORUZ

    Biz, coğrafyamızdaki halkların ve inançların artık barış, demokrasi ve eşitlik temelinde bir arada yaşamasının mümkün olduğuna inanıyoruz. 31 Mart yerel seçim sonuçları da, Türkiye halklarının ayrıştırıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı ve barış karşıtı siyasetin bitmesi gerektiğine dair inancı teyit etmiştir. Bu anlamıyla siyasi partiler başta olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerini tartışmaya ve çözümler geliştirmeye davet ediyoruz.

    ÖCALAN’IN 7 MADDELİK DEKLARASYONU

    Öte yandan Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik gerginliği tırmandıran askeri yığınağın operasyon tehdidinin son bulmasının bölgesel barış için son derece önemli olduğunu hatırlatıyoruz. Bu coğrafyada yapılması gereken tank, top yığınağı ile savaş çağrıları yapmak değil, bölgenin tüm siyasi aktörleri ile müzakere yürütmektir. Yapılması gereken, Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde yerel demokrasi çerçevesinde eşit, özgür ve demokratik bir rejimin inşasıdır. Bu anlamıyla Sayın Öcalan’ın 2 Mayıs’ta yapılan avukat görüşmesinde kamuoyu ile paylaştığı 7 maddelik deklarasyon sorunların çözümü açısından son derece önemlidir. Sorunların çözümü ve bölge barışı için Sayın Öcalan’ın avukatları ve siyasi heyetler ile görüşmeler yapmasının önemini bir kez daha vurguluyoruz.

    SINIR DIŞI OPERASYONLARLA KAZANILMIŞ BİRŞEY YOK

    Şu çok açık ki; Kuzey ve Doğu Suriye’ye veya Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarına yıllardır yapılan çeşitli askeri müdahalelerle ve sınır dışı operasyonlarla kazanılmış bir şey yoktur. Ama kayıplar tarifsizdir. Kaybedebilen insanların canıdır, huzurdur ve gelecektir. Bu adımlar bölgesel istikrarsızlığı artırmakta, komşularımız başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesi ile sorunlar yaşamamıza neden olmaktadır. İçerde ve dışarda barışcı değil çatışmacı ve savaşçı politikaların sürdürülmesi, var olan sorunların derinleşmesine ve çözümden daha fazla uzaklaşılmasına sebep olmaktadır.

    DEMOKRATİK ULUSAL BİRLİK VURGUSU

    Bölgesel ve küresel güçlerin Kürtler arası gerginlikten beslenen politikaları, Kürtlerin büyük bedel ve mücadele ile elde ettiği kazanımlar için büyük bir tehdittir. Son günlerde Maxmur kampına dönük ambargo ve kuşatma ile Türkiye’nin sınır ötesi askeri saldırılarına karşı Kürdistan Bölgesel Yönetimi Parlamentosu tutum almalıdır. Bu tutum Kürtler arası çatışmadan uzak durmanın ve Demokratik Ulusal Birliği inşa etmenin gerekliliğidir. Kürtler için Ulusal Birlik partiler ve kişiler üstü bir yerdedir. Bu nedenle Kürtler arasında gerginliğin son bulması için her kesimin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesi tarihsel bir görevdir.

    Bir kez daha barışın kötüsü, savaşın iyisi olmaz diyoruz. Siyasi iktidarı ve muhalefeti çatışma ve savaş politikaları yerine barış politikalarını ortak akılla üretmeye çağırıyoruz.” (Mezopotamya Ajans)