Etiket: Efe Engin

  • ‘Yol’a düşenin, sürek sürenin, birbirine caneli olanların Yol’una Hızır uğrasın’-VİDEO

    ‘Yol’a düşenin, sürek sürenin, birbirine caneli olanların Yol’una Hızır uğrasın’-VİDEO

    PİRHA- Kureyşan Ocağı evlatlarından Efe Engin, Xızır ayına ilişkin yaptığı değerlendirmede “Yol’a düşenin, sürek sürenin, şem’e pervane olanın, seraptan su umanın, arı iken bal eyleyenlerin, dostun evi gönüllerdir diyenlerin, birbirine caneli olanların Yol’una Hızır uğrasın” dedi.

    Kureyşan Ocağı evlatlarından Efe Engin, Xızır ayına ilişkin değerlendirmede bulundu.

    “HIZIR; ZORDA VE DARDA OLANA UMUTTUR”

    “Yol’a düşenin, sürek sürenin, şem’e pervane olanın, seraptan su umanın, arı iken bal eyleyenlerin, dostun evi gönüllerdir diyenlerin, birbirine caneli olanların Yol’una Hızır uğrasın” diyen Engin, “Olanakların kıt olduğu bugünlerde zaman ve mekansız olan Hızır; zorda ve darda olana umuttur. Hızır; gönüllerde konuk, sofralarda bereket, hanelerde kavut, sevdalılara sevinç kaynağıdır. Hızır, emanete bekçi, yola gidene yoldaş, mazluma haldaştır” dedi.

    “HIZIR AYI ALEVİNİN BAYRAMIDIR”

    Engin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ‘’Mordeme safa tenge’’ (Dar günün dostu). Abu hayat içmiş gibi doğanın döngüsü Hızır çarkıdır. Ana Pelgüzar’ın dediği gibi’’ Sırtını duvara dayama bir gün olur yıkılır. Sırtını Hızır’a daya baki olan o’dur. Yıkılmayanda o.’’ Hızır ayı geldiğinde görgüler yapılır, cemlerde yeniden doğulur. Alevinin bayramıdır. ‘’Ayini cemde herkes muradın buldu/ Donandı meclisler nur ile doldu/ Hep erenler evliyalar cem oldu/ Bu dem bayramımız seyranımız var” der Genç Abdal. Sevinci pay eden peyik olasınız. Engürü pay eden Salman olasınız. Birbirinize caneli, birbirinizin Hızır’ı olasınız. Gerçeğin demine Hü.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Efe Engin’den Diyanet Başkanı’na tepki: Kendisi gibi inanmayanları ötekileştiriyor!

    Efe Engin’den Diyanet Başkanı’na tepki: Kendisi gibi inanmayanları ötekileştiriyor!

    PİRHA- Kureyşan Ocağı evladı Efe Engin, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Ağrı Patnos ilçesinde cami açılışında yaptığı konuşmasına tepki göstererek, “Ülkemizi kaosa sürükleyecek ayrımcı anlayışlardan bir an önce uzaklaşılması gerekmektedir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Ağrı Patnos ilçesinde cami açılışında “Ahiret inancı olmayan insandan her türlü kötülük beklenir. Onu engelleyecek ne var ki başka. Bu dünyada yaptığı bir şeyin hesabını ahirette vereceğine inanmayan birisi dünyada hangi kötülüğü yapmaz ki” şeklinde yaptığı konuşmaya Kureyşan Ocağı evladı Efe Engin tepki gösterdi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    Engin, Diyanet İşleri Başkanının hem anayasanın 24. Maddesini hem de AİHM’in 9. maddesini çiğnediğini belirterek, “Anayasanın 24. maddesine ‘’Herkes vicdan, din ve kanaat hürriyetine sahiptir, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz, suçlanamaz.’’ ve AİHM’in. 9. maddesine “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir” aykırı davranmıştır. Diyanet İşleri Başkanı yaptığı konuşmada kendisi gibi inanmayanları ötekileştirmiş ve hedef haline getirmektedir” dedi.

    “ALEVİLER, HEM YOK SAYILMIŞ VE YÜZYILLARDIR KATLEDİLMİŞLERDİR”

    “Doğru işi doğru vicdan yaptırır” diyen Engin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi inancında Pirlerimiz, ‘’Kendine ağır geleni başkasına reva görme’’ diye özetlemiş. Alevi inancında ve dünyadaki bazı inançlarda cennet, cehennem gibi ahiret inancı yoktur. ‘’Eline, Diline, Beline hakim ol’’ gibi toplumda arınmayı ve suç işlememeyi önüne koyar. Yaptıklarının hesabını yaşarken Pir ve toplum huzurunda verir. Aleviler, bu ülkede bunca hoşgörüsüne rağmen hem yok sayılmış hem de ahiret inancına sahip kişiler tarafından ‘’Allah-u Ekber’’ nidalarıyla yüzyıllardır katledilmişlerdir. Araştırmalara göre dünyada 3. sırada olan inançsızlar İslam inancına yakın bir sayıya sahiptir ve Edison, Einstein, Freud, Hawking gibi insanlığa hizmet etmiş bilim insanlarının çoğunun öte dünya inançları olmamıştır. Diğer taraftan ahiret inancına sahip Müslüman ülkelerin birbirleriyle savaşına bakmak yeterli olarak iddia edilen düşünceyi çürütmektedir. Ülkemizde işlenen suçlara baktığımızda bazı tarikatlardaki çocuk istismarı ve tacizleri artık cezaları onaylanarak tescillenmiş vaziyettedir. Ülkemizde bulunan tarikatların birçoğu Türkiye’yi ‘’Darül harp’’ olarak görmektedir. Yani aynı zamanda savaşılacak devlet olarak görmekte ve mevcutta ne varsa ganimet düşüncesi mevcuttur. Bu düşünce demokratik yaşam alanına karşı tehlike içermektedir. Ortaçağ’da yaşanan ‘Papa’nın ruhani bir önder mi cismani bir önder mi’ olacağı tartışmasını andıran tartışmalar içindeyiz. Ülkemizi kaosa sürükleyecek bu ayrımcı anlayışlardan bir an önce uzaklaşılması gerekmektedir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi kurumlarına çağrı: Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri için bir ‘Meclis’ oluşturulsun

    Alevi kurumlarına çağrı: Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri için bir ‘Meclis’ oluşturulsun

    PİRHA- Kureyşan Ocağı evlatlarından Efe Engin, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen bir anlayışın hüküm sürmesi için Hacı Bektaş Veli Anma törenlerine sahip çıkılması çağrısında bulundu. Engin, “Başta Hünkar Vakfı olmak üzere Alevi kurumları, Yol’a hizmeti olmuş aydın, sanatçı ve akademisyenler ile oluşturulacak Alevi Bektaşi Meclisi ile etkinlikleri, ödül törenleri, teşvikleri, eğitim programları ve ihtiyaçları tespit edip planlamak üzere bir ‘meclis’ oluşturulmalıdır” önerisinde bulundu. 

    29 Ağustos’ta Ankara Mamak’ta Hacı Bektaş isminin bir kıraathaneye verilmesi girişimi, Hacıbektaş Belediyesi’nin tüm Alevi kurumlarının karşı geldiği Hızır Avusturya adlı kuruluşa ‘Hacı Bektaş Barış ve Dostluk Ödülü’nün verilmesiyle tepkiler devam ediyor.

    Konuya dair açıklamada bulunan Kureyşan Ocağı evlatlarından Efe Engin, Hacıbektaş’ın yaşamın inancının örgütlendiği yer olduğuna dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Hace Bektaş bir ilçe adı değildir! Yaşamın inancının örgütlendiği yerdir. ‘Burası aşıkların Kabesi, eksik gelen tamam olur.’ Kadıncık Ana’nın, Fatma Ana’nın ve Hünkar’ın yeridir. Hala öksüzdür. Yıllardır devletin Alevi kimliğini tanımamakta ısrar etmesi ve bu kimliği dönüştürmeye çalışması karşısında el birliği ile tavır geliştirmeliyiz. En son 29 ağustosta Ankara Mamak’ta Hacı Bektaş isminin bir kıraathaneye verilmesi girişiminden, geriye giderek Hacıbektaş Belediyesi’nin tüm Alevi kurumlarının karşı geldiği bir kuruma barış ve dostluk ödülü verilmesi ile devam eden 2021 de ise “Canlar ölesi değil” düşüncesinden uzak bir anlayışla Kültür Bakanlığı ve Unesco ile planlaması yapılan Hünkar’ın 750. Anma programı yapılacaktır. Artık asimilasyona Alevi isimli kurumların (Türk-İslamcı) dahil olmasıyla tüm Alevi kurumlarına ve canlara acil görevler düşmektedir. Hünkar’ın ve anaların mirası kimin hangi anlayışı savunduğu belli olmayan kişi ve kurumların insafına terk edilemeyecek öneme sahiptir.”

    “BİR MECLİS OLUŞTURULMALI” ÇAĞRISI

    “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen bir anlayışın hüküm sürmesi için etkinliklere sahip çıkmak önemli ve tarihi bir sorumluluktur” diyen Engin, şu önerilerde bulundu:

    “Başta Hünkar Vakfı olmak üzere Alevi kurumları, Yol’a hizmeti olmuş aydın, sanatçı ve akademisyenler ile oluşturulacak Alevi Bektaşi meclisi ile Hünkar için yapılacak etkinliklere bir yol haritası çıkarılarak etkinlikleri, ödül törenleri, teşvikleri, eğitim programları ve ihtiyaçları tespit edip planlamak üzere bir meclis oluşturulmalıdır. Tüm etkinlikler bu meclis tarafından organize edilmeli, devamla Alevi-Bektaşi alanında yapılan diğer etkinliklerde de görev almalıdır. Etkinlik tarihi 1 Eylül Barış günü gibi Hünkar’la özdeşleşen anlamlı bir güne alınmalıdır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

  • PSAKD Yol Erkan Kurulu üyeleri Hasan Doğan ve Efe Engin’den heykel açıklaması

    PSAKD Yol Erkan Kurulu üyeleri Hasan Doğan ve Efe Engin’den heykel açıklaması

    PİRHA- Dersim’de Düzgün Baba Cemevinde 25 Temmuz’da yapılan toplantıya katılan PSAKD Yol Erkan Kurulu üyeleri Hasan Doğan ve Efe Engin yazılı bir açıklama yaparak, Hasret Gültekin heykeli konusunda yapılan tartışmaların sonlandırılması gerektiğini belirterek, Alevi kurumlarını sorumluluğa davet ettiler.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yol Erkan Kurulu üyeleri Cemal Abdal Ocağı’ndan Hasan Doğan ve Bawa Qureş Ocağı’ndan Efe Engin, Düzgün Baba Cemevi bahçesinden kaldırılan Hasret Gültekin heykeli ile ilgili yapılan tartışmalara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Dersim’de 25 Temmuz’da Düzgün Baba Cemevinde yapılan toplantıya katılan Hasan Doğan ve Efe Engin, oluşturulan bir heyetle incelemelerde bulunduklarını, önce mekanın Bawa Qureş Ocağı hizmet evlatları ile sonra Bawa Qureş ve Bawa Düzgün’ün Mürşiti Bawa Mansur Ocağı hizmet evlatları ile görüştüklerini belirterek, her iki Ocağın beyanının, anıtın ne konulmasında ne de kaldırılmasında rızalık alınmadığı hatta cemevi yapımında dahi rızalık alınmadığı şeklinde olduğunu kaydettiler.

    Tüm Alevi kurumlarının sorumluluğa davet edildiği açıklamanın tam metni şöyle:

    “Düzgün Baba Cemevinde iş insanı Sinan Samat’ın talebi, Yönetim Kurul kararı ile Sivas Madımak’ta serini verip sırlanan 33 can adına dikilen 33 fidan ve ailelerin rızalığı alınarak yapılan Hasret Gültekin anıtı, açılışa bir gün kala cemevi yönetimince yerinden sökülüp bir odada bekletilmeye alınmıştır. İş insanı Sinan Samat ve Madımak’ta serini verenlerin ailelerinin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetim Kurulu’na yetki vermesi nedeniyle Düzgün Baba Cemevi ile bir görüşme yapılıp 25.07.2020 tarihinde toplantı kararı alınmıştır.
    PSAKD-Yol Erkan Kurulu’ndan Hasan Doğan ve Efe Engin ayrıca GM ve Şube yöneticilerinden oluşan bir heyet ile incelemelerde bulunduk. Önce mekanın Bawa Qureş Ocağı hizmet evlatları ile görüştük. Sonra Bawa Qureş ve Bawa Düzgün’ün Mürşiti Bawa Mansur Ocağı hizmet evlatları ile görüştük. Her iki Ocağın beyanı; Anıtın ne konulmasında ne de kaldırılmasında rızalık alınmadığı hatta Cemevi yapımında dahi rızalık alınmadığı şeklindedir. Yapılan bu görüşmeler rızalıkla kayıt altına alınmıştır.

    Yapılan toplantıda cemevi yönetimi ortak yapılacak toplantıdan vazgeçip sadece savunma yapacaklarını belirterek PSAKD’yi yalnız bırakmışlardır. Toplantıda cemevi yönetimi hatalı olduklarını beyan etmişlerdir. Yol Erkan Kurulu olarak düşüncemiz Düzgün Bawa Cemevi yönetimi bu yanlıştan vazgeçip Düzgün Bawa’ya emanet edilen anıtı yerine dikmelidir ve gönülleri birlemelidir. Kaldırılması gereken reklam panolarıdır. Ekolojik zenginliği ile dünya mirası olan Dersim topraklarında Munzur Gözeleri işgal altındadır. Munzur Vadisi yapılaşma ile yüz yüzedir. Alevilerin birçok Dergah, Ocak ve kutsallarında bir çok tahribat ve müdahale ortada durmaktadır. Alevilerin enerjilerini birbirlerine değil, bu değerleri yok eden tahribata yöneltmeleri gerekir. İnancımız, varlığın birliği gereği cümle varlığı Hak bilmektedir. Sevginin, dayanışmanın, birliğin inancıyız. Aleviler bu yüzden egemenlerin sürekli hedefi olmuştur.

    “TÜM ALEVİ KURUMLARINI SORUMLULUĞA DAVET EDİYORUZ”

    Ülkemizde yaşanan anti demokratik uygulamalar karşısında birliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç varken medyada Alevi kurumlarının ve kişilerin birbirlerine kullandıkları ifadeler ise kabul edilemez. Bazı Alevi Kurumları yaptıkları açıklamalarda Alevi değerlerini tartıştıran ve etnisite ayrımı yapan sorumsuz bir dil kullanmaktadır. Alevi hareketini yeni sorunlarla baş başa bırakacak tarihi bir hata yapılmaktadır. Çok kısa bir süre önce başka bir konuda yan yana resim vermelerine rağmen bu konuya el atmayıp çözümsüz bıraktıkları için tüm Alevi kurumlarını sorumluluğa davet etmekteyiz. Aydınlar, akademisyenler, hizmet ehilleri, Pirler(ana-dede) kısaca yol için emek sarf edenlerin bir an önce bu yanlış gidişatın düzeltilmesi için ses vermelerini beklemekteyiz. Aşk ile.
    “GÖNÜL KALSIN YOL KALMASIN”, “YOL CÜMLEDEN ULUDUR.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Efe Engin’den Ocakzadeler Meclisi tepkisi: Aleviler çaresiz, Yol sahipsiz değildir-VİDEO

    Efe Engin’den Ocakzadeler Meclisi tepkisi: Aleviler çaresiz, Yol sahipsiz değildir-VİDEO

    PİRHA- Alevi toplumunda bir karşılığı olmayan şahıslar tarafından kurulan Ocakzadeler Meclisi adlı oluşuma tepkiler devam ediyor. Yayınladıkları bildiriyle Alevileri hedef alan ve Hariciler olarak tanımlayan bu oluşuma tepki gösteren Kureyşan Ocağı mensubu Efe Engin, Alevi inancının ortak akıl, rızalık ve ikrara dayandığı için egemenlerin sürekli baskısı ve asimilasyonuyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Engin, “Aleviler çaresiz, Yol sahipsiz değildir” dedi.

    Alevi toplumunda bir karşılığı olmayan şahıslar tarafından kurulan Ocakzadeler Meclisi adlı oluşuma tepkiler devam ediyor. Kendilerini ilan etmelerinin ardından örgütlü Aleviliğe saldırılarını sürdüren bu oluşuma bir tepki de Kureyşan Ocağı mensubu Efe Engin’den geldi.

    PİRHA‘ya konuşan Efe Engin, Ocakzadeler Meclisi bildirisinin aslında Serçeşme Vakfı’nın kurulmasıyla başlayan ayrılıkçı bir sürecin devamı olduğuna dikkat çekti.

     Engin, “İnancımız evrensel değerler taşımakta, semavi dinlerden ayrı, kendine mahsus bir inançtır ve ortak akıl, paylaşım rızalık ve ikrara dayandığı için egemenlerin sürekli baskısı ve asimilasyonuyla karşı karşıyadır” dedi.

    “OCAKZADELER MECLİSİ ASİMİLASYON ÇABALARININ BİR ÇABASI”

    Ortaya çıkan Ocakzadeler Meclisi’nin de asimilasyon çabalarının bir parçası olduğunu belirten Engin, sözlerine şöyle devam etti:

    “Her iki süreci destekleyenler arasında ırkçı, Türk-İslamcı yaklaşımlar mevcuttur. İmzacıların bir kısmı rızalıksız olduğu ve başka niyetlerin olduğu gerekçesiyle çekilmiştir. 30 yıllık Alevi kurumlarının mücadelesi hiçe sayılarak hakarete varan harici işgali kelimesiyle izah etmişlerdir. Aynı ithamı Hacıbektaş postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy hakkında da yapmışlardır. Daha önce postnişine uyarı dilekçesi verdikleri ve Alevi örgütleriyle birlikteliğinden vazgeçmesini istemek adeta bir tehdit içermektedir.”

    “SAVAŞ DİLİNE AİT CÜMLELER KURANLAR ALEVİLİĞİ ASİMİLE EDEMEYECEKLERİNİ ANLAMALILAR”

    “Alevi Yol’una göre müşgül çözme yeri cemlerdir” diyen Engin, meydan açılarak Pir ve Mürşit huzurunda çözmeleri gerekirken itham ve suçlamalarla başlatılan bir girişim oluşturulduğunu söyledi.

    Türkiye’de ortaya çıkan kriz zamanlarında Alevilerin hedef haline getirildiğini ve asimilasyonu içten yaratmaya çalıştıklarını vurgulayarak, “1925 yılında tekke ve zaviyeler kapatıldı postnişin yasal değildir diye söyleyip adeta Kanuni dönemindeki gibi kayyım beklentisi içerisindedirler. Bildiri sözcüsünün, mücadele ettiği pirinden el alarak taliplerinin ve bağlı olduğu ocağın köyünün ve dergahın Sünnileştiğinden ve taliplerinin soğuk karşılamasından söz edip Alevi hareketini kurtarmaya kalkmak beyhude bir çabanın ürünüdür. Karargah-cephe -milli güvenlik gibi savaş diline ait cümleler kuranlar Aleviliği asimile edemeyeceklerini anlamalılar. Aleviler çaresiz, Yol sahipsiz değildir” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Efe Engin: Koronavirüse karşı birbirimizin Xızırı, can eli olabiliriz

    Efe Engin: Koronavirüse karşı birbirimizin Xızırı, can eli olabiliriz

    PİRHA- Kureşan Ocağı evlatlarından Efe Engin, koronavirüs salgınına ilişkin yaptığı değerlendirmede, ‘El ele El Hak’ka’ düsturuyla dayanışma ihtiyacının her zamankinden daha acil ve önemli olduğuna dikkat çekerek “Birbirimizin Xızır’ı, can eli olabiliriz” dedi.

    Tüm dünya koronavirüs salgını ile karşı karşıya. “Yüzbinlerce insanın yakalandığı ve binlercesinin yaşamını yitirmesine neden olan salgının nedeni nedir ve nasıl bir çözüm üretilmeli?” sorularına dair tartışmalar bilim insanları tarafından yürütülüyor.

    “BİLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR”

    Salgına dair PİRHA‘ya değerlendirme yapan Kureşan Ocağı evlatlarından Efe Engin, “Koronavirüs (covit-19) ile yaşanan felaket Yol’umuzun temeli olan ‘Her nereye baksan Hak’kı görürsün (Varlığın Birliği) gerçeğini bir kez daha yalın biçimde herkese hissettirdi” diyerek şunları ifade etti:

    “Rızalıklı bir yaşamı her dönem yok etmeye çalışan, doymak bilmeyen egemen sömürü sistemiyle doğrudan ilişkili bu virüs birçok alanda doğanın tahribi ve adeta mikrobiyolojik savaş tatbikatıdır. Aşısı da kâr amaçlı çıkacaktır. Buna karşın bilimsel eğitim ve halk için sağlık temel alınarak hareket edilmelidir. Bu virüsün yarattığı felaketin sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Önlemlerin yetersiz olduğu, hastalığa müdahale eden sağlıkçıların öldüğü, yurt dışından gelenlerin karantinaya alınmadan kaçırıldığı ve kaçabildiği bir ortamdayız. O halde bir olmanın, canı esas alanların koordine içinde olmasının zamanıdır. Yaşadığımız karantina günlerinde Hünkar’ın “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözü hurafelerden arınmanın önemini belirtmektedir. El ele El Hak’ka düsturuyla dayanışma ihtiyacı her zamankinden daha acil ve önemlidir.”

    Alevi örgütleri başta olmak üzere emek ve demokrasi bileşenleriyle, yüzünü halka ve hakikate dönmüş partilerin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin uluslararası kurumlarla koordine olması gerektiğini vurgulayan Engin, “İnternette gezen binlerce kirli bilgiyi değil, doğru ve sağlıklı bilgiyi aktararak, dayanışma ağları kurarak çare olabilir, yol gösterebilir olmalıyız. Tüm kurumlar önce iletişim bilgilerine sahip olmalı ve üyelerini arayıp müşgüllerin nasıl çözüleceğini anlatmalıdır. Birbirimizin Xızır’ı, can eli olabiliriz” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Efe Engin: 1. Avrupa Alevi Kurultayı başarılıydı, kararlar yaşama yansımalı-VİDEO

    Efe Engin: 1. Avrupa Alevi Kurultayı başarılıydı, kararlar yaşama yansımalı-VİDEO

    PİRHA- Viyana’da 8-9 Şubat tarihlerinde yapılan 1. Avrupa Alevi Kurultayı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kureşan Ocağı dedelerinden Efe Engin, kendisinin de katıldığı kurultayın başarılı geçtiğini ve Türk-İslam sentezci, tekçi zihniyete bir cevap olduğunu belirtti. 

    Haberin videosu

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ev sahipliğinde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun öncülüğünde Viyana’da 8-9 Şubat tarihlerinde 1. Avrupa Alevi Kurultayı yapıldı.

    Kurultayın sonuç bildirgesinde, Aleviliğin diğer inançlar gibi kendine özgü, farklı bir inanç, başlıbaşına bir Yol olduğu vurgulandı ve Alevi kurumlarının her platformda inancın bu özgün karakterini vurgulaması gerektiği belirtildi. Hakka uğurlama erkanlarının cem erkanı gibi yürütülmesi gerektiğine işaret edildi. Bildirgede, “Biz ne O’yuz ne Bu’yuz, biz Aleviyiz” denildi.

    Kureşan Ocağı dedelerinden Efe Engin, katıldığı 1. Avrupa Alevi Kurultay’ına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Efe Engin, 1. Avrupa Alevi Kurultayı’nın Türk-İslam sentezci, tekçi zihniyete bir cevap olduğunu belirterek, şunlar ifade etti:

    “Bizim erkanlarımızda gerek vahdet-i vücut, varlığın birliği, gerekse vardan var olma inancının ve En-el Hak düşüncesinin, Aleviliğin diğer inançlardan farklı, kendine has bir inanç ve öğreti olduğunun ve Alevi aklının ortakçı bir zihniyetten geldiğinin ve rızalığın ve hakka uğurlama erkanlarımızın cemlerde nasıl yapılıyorsa bu şekilde icra edilmesi ve alınan kararların da erkanlarımıza yansıması konusunun altının çizilmesi çok önemliydi. Bu bir kazanımıdır, diye düşünüyorum. Türkiye’de, Avrupa’da ve bir bütün olarak da dünyadaki bütün hak ihlallerine karşı Aleviliğin mazlumdan yana olduğu duruşunun gösterilmesi ve bu mücadelenin eşit yurttaşlık mücadelesinin içerisinde olunması gerektiğinin altı çizildi.”

    “KAZANIMLARLA GEÇEN BİR ÇALIŞTAY”

    Engin, kurultayda alınan kararların pratiğe, erkanlara, gulbanglara nasıl yansıyacağı ile ilgili çalıştayların yapılacak olmasının değerli bir sonuç olduğunu ifade ederek, “O yüzden birçok alanda kazanımlarla geçen bir çalıştay olduğunu düşünüyorum. Cümlesinin emeğine sağlık” dedi.

    Alevi örgütlerinin iç yapısı ve tüzükleriyle ile ilgili de konuşmaların gündeme geldiğini vurgulayan Efe Engin, “Türkiye’deki örgütlere baktığımızda kendi iç işleyişinde, “Nasıl bir Alevilik istiyoruz” adı altında bir toplantı dahi yapmadılar. Eksiğini kendi özünde görüp, birikimlerini sahaya yansıtmaları lazım. Bunun için de öncelikle istemek lazım. Türkiye’de çok daha acil bir şekilde bu toplantıların yapılması gerekiyor” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Engin: Kurultay netleşmeye vesile olsun-VİDEO

    Engin: Kurultay netleşmeye vesile olsun-VİDEO

    PİRHA-  Avusturya’nın Başkenti Viyana’da 8-9 Şubat tarihlerinde 1. Avrupa Alevi Kurultayı yapılacak. Kurultaya katılacak olan Kureşan Ocağı evladı Efe Engin Dede “Alevi örgütlülüğünün eksiği kendinde görme mantığı ile hareket etmesi ve bütün kurumlara ders olacak bir şekilde bunların da kayıt altına alınıp, eğer daha iyi bir organizasyona sebep olursa amacına erilmiş olacak” dedi. 

    Haberin videosu;

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun birlikte düzenleyecekleri kurultaya, Avrupa ve Türkiye’den çok sayıda Alevi kurum temsilcisi, araştırmacı, akademisyen ve Alevi- Bektaşi Anası, dedesi, babası katılacak.

    “ KURULTAYDA ZENGİN BİR KATILIM SÖZ KONUSU FAKAT DAR BİR ZAMANA HAPSEDİLMİŞ”

    Birinci Alevi Kurultayına ilişkin konuşan Efe Engin, kurultayın hukuksal, örgütlenme, akademik ve inançsal anlamda bir tanımlama ihtiyacı duyulduğu için yapıldığına dikkat çekerek şunları belirtti:

    “Alevi örgütlenmesinin bugüne kadar tepki örgütlenmesiyle gelmesi artık tıkanma noktasındadır. Hem yol hukuku açısından, kurumların bugüne kadar Alevi örgütlenmesinde ki kurumların dizaynı tüzüğü ve davranışları açısından, tarihselliği açısından. O yüzden de Avrupa Alevi kurultayı da bu üç sac ayak üzerine kurulmuş bir program söz konusu. Buradan baktığımızda zengin bir katılım söz konusu fakat dar bir zamana hapsedilmiş durumda. Yani gerçekten her bir konu belki günlerce tartışılabilecek derinlikte. Dolayısıyla da bunu belki bir sonraki işlerin ele alınmasına vesile olacak bir toplantı olarak niteleyebiliriz. Tabi ki her konuşma her muhabbet geleceğe çerağ ve ışık olacak. O yüzden Şah Hatayi’nin “muhabbetten geçen haktan geçer” diye bir cümlesi var. Dolayısıyla da bu bir muhabbettir, bu belki Alevi örgütlülüğünün eksiği kendinde görme mantığı ile hareket etmesi ve bütün kurumlara ders olacak bir şekilde bunların da kayıt altına alınıp, eğer daha iyi bir organizasyona sebep olursa amacına erilmiş olacak.”

    “Kurultaydan beklentim biraz daha netleşmek olarak görüyorum” diyen Engin, “Çünkü bugüne kadar insanların yazılı kaynaklarda bireysel çabalar söz konusu olduğu için, kafa karışıklıklarına yol açmıştır. Herkes bireysel faaliyetleri ile bir şeyi açıklamaya kalkmıştır. Dolayısıyla kurumsal ve örgütsel yapmakta fayda var. Bu çabayı kurumsal ve örgütsel yazıya döken ve üstelik de bir eğitim müfredata dönüşen bir süreci ortaya çıkarabilirsek iyi bir sonuç elde etmiş olacağız” dedi.

    “KENDİ YOL DEĞERLERİMİZİN ÜZERİNDE BİR YAPILANMA KURMALIYIZ”

    Engin, ilkeleri olan yeni bir örgütlenme biçimine ihtiyaç olduğunu savunarak, şunları ifade etti:

    “Ortaya çıkacak bu örgütlenme hem dışarıdan gelecek asimilasyonu hem de içimizdeki asimilasyonun önüne geçecek. Bizim pirlerimizin de dediği gibi ‘aslına dönmektir hüner’ deyip kendi yol değerlerimizin üzerinde bir yapılanma kurmalıyız ve yol değerlerimizin geriye dönük uyguladığımız erkânlara uyup uymadığına bakmamız lazım. Hüsni 16. yüzyılda ‘dört kitapta yoktur bu ilim, irfan, ilim devriyedir bu sırrı kam, olup bir Mürşidi Kamil’i irfan, okuyup bu dersi ayana geldim’ demişken cemevlerimizde Kur’an kursları verdirmek sıkıntılı bir durum. Kendi inancımızın bilmiyoruz ya da pirlerimize kulak vermiyoruz.”

    “Bizim 72 millete bir nazarda bakan, eline beline diline hakim ol diyen, evrensel felsefesi olan ortakçı bir bakış açısı olan, yarin yanağından gayrı her yerde her şeyi pay eden, Rıza şehrini savunan bir inancın sahibiyiz” diyen Engin “Bir dönemin takkiyeci anlayışından sıyrılmamız lazım. Kurultayda da inancımızı semavi inancın kanatları arasından çıkaracak, ‘Alevilik kendine has semavi dinlerden farklı ve kendine has olan bir inançtır’ deyip bunu net bir şekilde ifade edilmediği müddetçe egemenlerin  baskısından kurtulmayacaktır” dedi.

    Diren KESER/MERSİN 

  • Engin: Alevi hareketi ilkeler üzerinden yeniden yükselmelidir-VİDEO

    Engin: Alevi hareketi ilkeler üzerinden yeniden yükselmelidir-VİDEO

    PİRHA-  Gelecek Partisinin kurucuları arasında yer alan Doğan Demir’e tepkiler gelmeye devam ediyor. Konuya ilişkin ajansımıza konuşan Kureşan ocağı evladı Efe Engin, tercihin Alevi inancının değerlerine yakışmadığı belirterek “Alevilerin mazlumdan yana zalime karşı bir bakış açısı vardır. Siyasi tercihlerimizde bu ilkeler etrafında şekillenmelidir. Alevi hak mücadelesini nasıl daha görünür kılar ve kazanımlar elde ederizin görev ve sorumluluğu alınmalı” dedi.

    Doğan Demir’in Davutoğlu’nun partisine katılmasına ilişkin konuşan Kureyşan Ocağı evladı Efe Engin, tercihin Alevilerin mazlumdan yana duruşuna aykırı olduğuna dikkat çekti.

    “CEMEVLERİ SORUNLARA ÇÖZÜM OLMADA HAZIR DEĞİLDİ”

    Engin, “Alevi hareketinde ne oldu da bu kadar eksen kayması oldu diye sorgulamak lazım ya da hani perşembenin gelişi çarşambadan bellidir misali bugüne kadar neler oldu da biz bunları görmek istemedik, görmedik, müdahil olmadık” dedi.

    Alevi hareketinin toplumun sorunlarına çözüm olması noktasında eleştiriler yönelten Engin, kurumların görülmeyen bir şekilde asimilasyona  kapı araladığına vurgu yaptı. Engin, “Sivas katliamından sonra yükselen bir Alevi hareketi oldu. Dernekler hızla kuruldu. Köyden şehre giden Alevilerin artık şehirde bir arada gelmek için cemevlerine ve derneklere ihtiyaçları oldu. Ne yazık ki Alevilerin kendilerini ifade etmek için kurdukları dernekler, cemevleri, yaşanacak sorunlara çözüm olma ve ilkeler üzerinden yükselmeye hazır değildi. Sokakta Alevi hareketi yükselirken, bunu sistematik biçimde örgütlülüğe kavuşturacak bir yapı oluşturulamadı. Gençliğimizi, inancımızı yarına nasıl taşırız diye bir çalışma yapılmadı. Bugün geçmişte yapılmayanların sonucunu yaşıyoruz. Alevi hareketi içerisinde yaklaşık 3500-4000 arası dernek var. Ancak Alevi inancının izini nasıl süreceğiz sorusunu önlerine koymamışlar. O yüzden herhangi bir şubemizde katil posta oturtuluyor, başbakana özel cem yapılıyor, kuran-ı kerim isteniyor, diyaneti kaldıralım derken kabul ediliyor. Bu da görülmeyen asimilasyona dönüşüyor” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ HAREKETİ YENİDEN YAPILANDIRILMALIDIR”

    Engin, Alevi hareketinde belli bir kesimin siyasi partide bir yerlere gelme ve iktidarlaşma savaşında olduğunu belirtti. İlkeler üzerinden yükselmeyen bir Alevi hareketinin yükselemeyeceğini hatırlatan Engin, “Halbuki Alevi kurumları hak ve demokrasi  mücadelesi verilmesi gereken yerlerdir. Bunun yerine atlama tahtası olarak görenlere seyirci kaldığımız için bu durumlar ortaya çıkıyor. Alevilerin mazlumdan yana zalime karşı bir bakış açısı vardır. Siyasi tercihlerimizde bu ilkeler etrafında şekillenmelidir. Alevi hak mücadelesini nasıl daha görünür kılar ve kazanımlar elde ederizin görev ve sorumluluğu alınmalı. Bütün bunlar bizim için geleceğe ışık olursa anlam kazanır. Bugüne kadar ilkeler üzerinden yükselmeyen bir Alevi yapısını artık ilkeler üzerinde yükselmesi gerekiyor. Alevi hareketi yeniden yapılandırılmalıdır. İlkeler üzerinde yapılandırmayan bir hareket yarın öbür gün çok Doğan Demirler görür. Bu yüzden bu son olsun” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    PİRHA – Dede  Erdoğan Sezer ve Efe Engin, Suriye’de süren askeri operasyona dair, “Ağaç kesmek isterken dahi gülbeng verip rızalık alan bir toplumun bu operasyona rızalık vermesinin mümkünatı yok” dedi.   

    Haberin videosu

    Yedinci günü geride kalan Suriye’nin kuzeyine yapılan operasyonla birlikte sivil ölüm haberleri de geliyor. Birçok kesimle birlikte Alevi toplumu da harekatın biran önce durdurulması yönündeki ısrarını sürdürüyor.

    Dede Efe Engin ile Dede Erdoğan Sezer de “Ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok” diyerek süren operasyona karşı olduklarını açıkladılar.

    “ÖLÜM ÜZERİNE RIZALIK VERMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Dede Efe Engin, “Yolumuz gereği varlığın birliğine inanırız” diyerek sürece dair şu yorumu yaptı:

    “Cümle canları Hakk gören bir bakış açısına sahibiz. Bu bakış açısının sebep olduğu üzere bu inanç sevgi ile 72 millete bir nazarda bakmak, kendine reva görmediğini başkasına görmeme üzerine kurulu. Bu bakış açısına göre bizim bir başka insana, kaldı ki avcıları bile cemine sokmayan bir inanış ve hakikat olarak kalkıp bir başkasını öldürmeye rızalık göstermemizin mümkünatı yok. Zaten Alevi inancına göre; ölüm üzerine yaşanan bir düşünceye rızalık vermesini bekleyemeyiz. Böyle bir şeyin mümkünatı yok. Yolumuza terstir. Bir ağacı bile keserken gülbeng verip onun rızalarını alarak kesen bir inançtan söz ediyoruz. Dolayısıyla da buna rızalık vermenin mümkünatı yoktur. Üstelik nasıl ki ülkemiz topraklarında demokratik laik bir cumhuriyeti savunuyoruz, nasıl Çanakkale sınırlarından Fransızlar, İngilizler girerken biz bunu istememiş isek bir başkasının ülke sınırlarından da içeri girmememiz lazım. Bu yaşananlara destek vermememiz lazım” dedi.

    “CAN ALMAK ALEVİ İNANCINA TERSTİR”

    Engin’in eleştirileri odağında Diyanet İşleri Başkanlığı da vardı. Başlatılan harekat ile birlikte camilerde sela okutulmasının yanlış olduğunu ifade eden Engin, “Diyanet, cezaevleri, sağlık hizmetleri ve milli eğitim ile yaptığı sözleşmesi gereği artık iç içe geçmiş bir süreç yaşıyor. Dolayısıyla operasyonla birlikte sela okunması bir başka inanç ve fikirlerin yok sayılması anlamındadır. Can öldürmeye ve şehitlik esası üzerine bir can feda etme üzerine bir yapı kurmak kesinlikle Alevi inancına terstir” dedi.

    “İNANCIMDA CANLARA KIYMAK YOKTUR”

    Dede Erdoğan Sezer ise Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim yaratandan dolayı” sözünü hatırlatarak “Herkesin yaşama hakkı vardır” dedi.

    Sezer, Alevi toplumunun tüm savaşlara karşı olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Savaşlar olmasın, insanlar ölmesin, anneler ağlamasın. Ama ne çare bütün canlılar ağlıyor. Sadece oradaki kitlenin, Suriye’de yaşayan Alevilerin değil, Kakailer, Ezidiler, Süryaniler ve diğer azınlık topluluklar var. Hepsi yaratılan tarafından yaratılmış. Onun için insanların, savaşı önce kendi nefisleri ile yapması gerekir. Önce yaşamak için savaşması gerekir. Onun için toplumları yok etmek değil; insanları öldürmek, canlara kıymak, annelere gözyaşı döktürmek inancımda yoktur. Çünkü biz de ‘kurdun, kuşun lokması’ deyip bütün canlıların yaşamı için lokma veriyorsak, ‘yerde sürünen solucanın, yürüyen karıncanın ve ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok’ diyorsak bir canın bedenden koparılmasına da karşıyız. Yapılanları doğru görmüyoruz. Dünyanın, barış, huzur, kardeşlik, dostluk ve paylaşım içinde yaşanmasından yanayız.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Efe Engin: Din dersi müfredatı Aleviliği hedef alıyor

    Efe Engin: Din dersi müfredatı Aleviliği hedef alıyor

    PİRHA- Qureşan Ocağı evlatlarından Efe Engin, okullardaki din dersi müfredatının Alevi çocuklarını asimile etmeye yönelik olduğunu belirterek, “Tüm çocuk ve gençlere öğretilen bu bilgiler din kültürü değil, hurafelerle bezenmiş tekçi bir anlayışın dayatılması ve diğer inançları yok saymasıdır. Asimilasyon artık beyinleri, Aleviliği hedef almaktadır” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Yol Erkan Kurulundan Qureşan Ocağı evlatlarından Efe Engin, okulların açılmasıyla birlikte Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda okutulacak Din Kültürü Ahlak Bilgisi ders müfredatıyla ilgili PİRHA’ya yazılı bir açıklama gönderdi.

    Efe Engin, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretim programlarını izleme sayfasında yayımlanan müfredata göre Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde şu ifadelerin yer aldığına dikkat çekti:

    1. Sınıf -Dini ifadeler bölümünde “şükür, tekbir, estağfirullah” gibi ifadeler var.
    2. Sınıf-Ramazan orucunun önemi
    3. Sınıf- Namaz, dini günler, cuma, kandil, ramazan, kurban
    4. Sınıf-Melek ve ahiret inancı, görünen ve görünmeyen varlıklar.  (ayrıntıya girilmeden cinlerden bahsedilir.) Ahiret, kıyamet, mahşer, diriliş, hesap, mizan, cennet, cehennem konuları ele alınır.
    5. Sınıf- İslam dininin mal, can emniyeti.

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin tamamen asimilasyonu hedeflediğini belirten Efe Engin, “Muharrem ayında döktüğümüz gözyaşları gözlerimizi kapatmamalı. Çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor görmeliyiz, farkında olmalıyız ve ses vermeliyiz” dedi.

    “Tüm çocuk ve gençlere öğretilen bu bilgiler din kültürü değil, hurafelerle bezenmiş tekçi bir anlayışın dayatılması ve diğer inançları yok saymasıdır. Asimilasyon artık beyinleri, Aleviliği hedef almaktadır” ifadelerini kullanan Engin, şöyle devam etti:

    “ASİMİLASYON İNSANLIK SUÇUDUR”

    “Derste, Aleviliğe ve Bektaşiliğe ayrılan bölümde müsahipliği; İslam tarihindeki muhacir-ensar kardeşliğine dayandırmakta. Bilinmelidir ki Alevilik; varlığın birliğine, ikrar erkanına, talip, pir, mürşit ilişkisiyle ‘el ele, el hakka’ düsturuyla hareket eder. Bu dünyanın hesabını bu dünyada görüp ‘’ölmeden önce ölmeyi içerir.’’ Müsahip olacak insan önce yola ikrar verir, rehber edinir, pir huzurunda ikrar verir. Bu yol benzetme yapılan ikrarsızlık eşleşmesi değildir. Kutsal günleri ‘cuma, ramazan, kandil’ değildir. İnancında cennet ve cehennem yoktur. Cin, peri, melek gibi hurafeler inancında yoktur. İnancında ikrar, rızalık, Hızır, ziyaret, cem, dar, saz, semah, gülbeng, niyaz, cemal cemale olmak , kırklar, çerağ ve kadın-erkek eşitliği vardır.

    Efe Engin, “Yolumuz barış, sevgi yoludur. Asimilasyon insanlık suçudur” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Aleviler kanın bayramını yapmamalı’

    ‘Aleviler kanın bayramını yapmamalı’

    PİRHA- Alevilerin kanın bayramını yapmamaları gerektiğini ifade eden Kureyşan Ocağı dedelerinden Efe Engin, Alevilerin kurbanlarını HES’lere karşı gelerek doğaya ve insanlığı geleceğine bir fidan dikerek göstermeleri gerektiğini belirtti. 

    Kurban bayramı ile ilgili bir mesaj paylaşan Kureyşan Ocağı dedelerinden Efe Engin, “Aleviler kanın bayramını yapmamalı” dedi.

    Mesajında Alevilerin kurban olarak niyazlarını doğaya sahip çıkarak göstermeleri gerektiğini vurgulayan Engin, şu ifadelere yer verdi.

    “İNSANLIĞIN GELECEĞİNE FİDAN DİKSİNLER”

    “Aleviler kanın bayramını yapmamalılar! Alevi Kızılbaş inancı ‘canım kurban tenim tercüman’ der. Yol erenleri cemlerinde hak meydanında pir huzurunda dara durup kinden kibirden kurtulup özünü dara çektiklerinde ölmeden önce ölürler yola kurban olurlar. Yolumuz tüm varlıkları Hakk’ın bir görünümü olarak görüp sevgiyle bakmayı öğretir o yüzden 72 millete bir nazarda bakarız barış inancıdır. Kan dökerek bayram yapmazlar. Lokma ve niyazları vardır. Geleceğe çerağ uyandırırlar. Yol erenleri olarak kurban olarak niyazlarını Kaz Dağlarına Munzur Dağlarına, Fındıklı derelerine sahip çıkarak göstersinler. HES’lere karşı gelerek doğaya ve insanlığın geleceğine bir fidan diksinler.” (HABER MERKEZİ)

  • Güzelgül: Alevi yol erkanında ihraç yoktur, kazandırma vardır-VİDEO

    Güzelgül: Alevi yol erkanında ihraç yoktur, kazandırma vardır-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi kurumlarında yaşanan ihraçlarla ilgili, “Bizim yolumuzda, erkanımızda ihraç etmek yoktur, kazandırma vardır” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Şubesi’nde faaliyet yürüten dedeler Efe Engin ve Kazım Açıktepe bir süre önce dernekten ihraç edilmişti. Engin ve Açıktepe, Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu’nun Erzincan’da yaptığı bölge toplantısında inanç kurulunda dara durmak istediklerini söylemişlerdi. İnanç kurulu toplantısında tartışılan konu hakkında süreç hala devam ediyor.

    Diğer yandan yaşanan ihraçlara tepkiler de gecikmedi. Alevi inancında ihracın olmadığı yönünde çeşitli paylaşımla yapıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül yaşanan ihraçları PİRHA’ya değerlendirdi. Alevi yol ve erkanında mahkeme kapılarına gitmenin olmadığına vurgu yapan Güzelgül, bu olayda tarafların mahkemelik olduklarını dile getirdi.

    “BİZİM YOLUMUZDA İHRAÇ ETMEK YOKTUR”

    Güzelgül ‘’Kendi pirimize, rehberimize, mürşidimize gidip meramımızı anlatıp müşkülat varsa müşkülat, düşkünlük varsa düşkünlük konuşulur. Sonra iki taraf bir araya getirilir ve dinlenir. Sadece pir, rehber, mürşitlerle değil bütün canlarla birlikte köy yerindeysek, oradaki canlarla veya metropolde isek cemde olan canlarla, canları dinledikten sonra müşkülatsa müşkülat, düşkünlükse düşkünlük ona göre değerlendirilip cezası neyse verilirdi” dedi.

    Alevi yol erkanında ihraç olmadığının altını çizen Güzelgül, “İhraç edilenlere belirli bir müddet verilir. O süre zarfında kendini düzeltebiliyorsa, verilen kararları uyguluyorsa o süre bittikten sonra tekrar bir toplantı yapılır hak mahkemesi kurulur. Kendileri dinlenir, dinlendikten sonra tekrar yol erkana alınır’’ şeklinde ifade etti.

    “HER KURUMUN KENDİSİNE GÖRE TÜZÜĞÜ VARDIR”

    Her kurumun kendisine göre bir tüzüğü olduğunu hatırlatan Güzelgül, bu tüzüğe müdahale etme yetkisine sahip olmadıklarını sadece yol erkan babında değerlendirme yapabildiklerini de ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • AKD Üst Kurul Delegesi Bülent Öztürk ihraç edildiğini açıkladı

    AKD Üst Kurul Delegesi Bülent Öztürk ihraç edildiğini açıkladı

    PİRHA – AKD Yönetim Kurulu üyesi iki ismin ardından  ihraçlar sürüyor. Son olarak AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve aynı zamanda Toroslar Cemevi üyesi Bülent Öztürk de  ihraç edildi. PİRHA’ya bilgi veren Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli, Öztürk’ün ihraç edilmesindeki nedenin Mehmet Şahin’le ilgili olmadığını söyledi. 

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Efe ile Kazım Açıktepe’nin AKD’den ihraç edilmesinin ardından  tartışmalar sürerken, yönetim kurulu üyelerinin ihraçlarına bir yenisi daha eklendi.

    AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve aynı zamanda Mersin Toroslar Cemevi üyesi olan Bülent Öztürk de ihraç edilenler listesine katıldı.

    Öztürk, yaptığı açıklamada, “Türkiye’de cemevleri ve yönetim sistemi” başlıklı yazısında, AKD yönetimini eleştirerek “Eğer önlem alma çabasında bir çalışma yapılmazsa ileriki zamanlarda bırakacağı tahribat Yavuz’un zulmünden daha feci olacaktır” iddiasında bulundu.

    “ZORLA CUMHUR İTTİFAKI ADAYINI DESTEKLEMEMİZ İSTENDİ”   

    Öztürk, ihraçlara dair kaleme aldığı yazıda şunları öne sürdü:

    “AKD Mersin Toroslar Cemevi’nde yönetim ve üst kurul delegesi görevindeyken kurum başkanı, AKD genel merkez seçimleri öncesi delegelerle toplantı talebiyle bizleri cemevine çağırdı. Kurum kararıyla mevcut başkanı destekleme kararı alındı. Ama maksat başkaymış, daha sonra anladım. Kurum başkanı, ‘önümüzde yerel seçimler var, Mehmet Şahin’i Cumhur İttifakı belediye meclis üyesi olarak vermiş bulunmaktayız’. Önceden karar alınmış, meclis üyesi verilmiş haberimiz yok. Bize ‘Mehmet Şahin’in meclis üyesi seçilmesi için Cumhur İttifakının kazanması lazım’ denildi. Bunun için Cumhur İttifakına oy vermemiz ve bunun da yeterli olmayacağını, mahalle çalışmalarında aktif rol almamız teklif edildi. Ben bunu kesin bir şekilde ret ettim. Ama onlar destekleme kararı aldı. Ben de bunu kabul etmediğimi ve bunun karşısında olacağımı oradaki insanlara söyledim. Bunun üzerine AKD’nin aldığı kararı Toroslar Şubesi sayfasından sosyal medya üzerinden üye ve kamuoyuna duyurdum. Ardından savunmam alınmadan ihraç kararım alındı. Alınan karar inançsal verilmiş bir karar değildir. Tümüyle siyasi bir karardır. Bu kararı tanımıyorum ret ediyorum.”

    “YÖNETİMLER HAKK MEYDANINDA BELİRLENMELİDİR”

    Alevi canları ve inanç önderlerinin bir karar vererek cemevlerinin ibadet yeri mi yoksa siyaset yapılacak bir alan mıdır karar vermeleri gerekir. Bu yönetim sistemi, yol erkanı denetiminde değildir. Yapılan faaliyetler bunu gösteriyor.”

    Bu arada, konuya ilişkin bir değerlendirme de Mersin Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli’den geldi.

    TOROSLAR CEMEVİ BAŞKANI: ÖZTÜRK DİSİPLİN SUÇU İŞLEDİ

    PİRHA’ya bilgi veren Değerli, Bülent Öztürk’ün ihraç edilmesindeki nedenin Mehmet Şahin’le ilgili olmadığını savundu.

    Değerli, “Bülent Öztürk’ün Toroslar Cemevi AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi olduğu halde bize hiç bir bilgi vermeden Mezitli Cemevi üyesiymiş gibi Mezitli Cemevi listesinden Genel Merkez Yönetim Kuruluna aday olmasıdır. Arkadaşımız, derneğimizin tüzüğüne aykırı hareket edip, disiplin suçu işlediği için ihraç edilmiştir” dedi.

    Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN

  • Erbaş’tan sert tepki: Dedelik bir kurumdur, kurumun dedesi olmaz-VİDEO

    Erbaş’tan sert tepki: Dedelik bir kurumdur, kurumun dedesi olmaz-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) üyesi 2 dedenin ihraç edilmesine ilişkin konuşan Adıgüzel Erbaş dede, “Kurumun dedesi olur mu? Dedelik bir makamdır. Dedelik dede talip ilişkisidir, baba oğul ilişkisidir, ana-kız ilişkisidir, iki dost ilişkisidir. Dedelik başlı başına bir kurumdur” dedi.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu üyesi Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin Alevi Kültür Dernekleri (AKD) yönetimi tarafınca ihraç edilmelerine tepkiler sürüyor.

    Dün Can TV’de Nilgün Mete’nin sunduğu Can’da Gündem programına telefonla bağlanan Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı dedelerinden Adıgüzel Erbaş, ihraçlara tepki göstererek “Böyle bir şey olamaz” dedi.

    “DEDELİK BAŞLI BAŞINA BİR KURUMDUR”

    “Bir kurumda dede olur mu? Kurumun dedesi olur mu. Dedelik bir makamdır, mevkiidir. Dedelik dede talip ilişkisidir, baba oğul ilişkisidir, ana-kız ilişkisidir, iki dost ilişkisidir. Dedelik başlı başına bir kurumdur” diyen Erbaş, “Dedeyle talip arasındaki ilişki muhteşem bir olaydır. Derdiyle dertlenir, acısıyla acılanır, her şeyini paylaşır. İyi günde kötü günde birlikte olunur. Yaşam birlikteliği vardır” diye ekledi.

    “KURUMUN DEĞİL, TALİBİN DEDESİ OLUR”

    Kurum dedeliği kavramının tepki gösteren Erbaş, “Kurumun dedesiyseniz başkan ne emrederse siz onu yapmak durumundasınız. Kurumun dedesi olmaz talibin dedesi olur. Dedelik evladı resuldür birilerinin emrinde olmaz. Dedelik başlı başına bir işleyiştir, felsefedir, yaşamdır” diye ifade etti.

    Erbaş, programın sunucusu Nilgün Mete’nin “Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan bir inanç kurulu var ve toplantılar yapıyor. Bunu da mı eleştiriyorsunuz, bu kurum da mı olmamalı?” şeklindeki sorusuna ise “Hangi inancın kurulu var, hangi toplantıları yapıyorlar, hangi inanç? ‘İnanç kurulu başkanı…’ böyle bir şey olabilir mi? Aleviliğin kadimden beri gelen bir felsefesi var. ‘En-el Hak’ demiş, felsefeyi çizmiş, ne yerde aramış ne gökte aramış. Karşısındakini hak bilmiş. Hak ile hak olmuş bir inanç bu” yanıtını verdi. (HABER MERKEZİ)

  • Kurum temsilcilerinden ihraçlara tepki: Alevi hukuku işletilsin

    Kurum temsilcilerinden ihraçlara tepki: Alevi hukuku işletilsin

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) üyesi 2 dedenin sorgusuzca ihraç edilmesine dair inanç önderleri, kurum temsilcileri ve aydınlardan tepki geldi. Yapılan yazılı açıklamada “Alevi hukukunun işletilmesi yolun bir gereğidir” denildi.

    Mersin Cem evi İnanç Kurulu üyesi Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin Alevi Kültür Dernekleri (AKD) yönetimi tarafınca ihraç edilmelerine tepkiler büyüyor.

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Efe Engin ve Kazım Açıktepe, geçtiğimiz hafta Erzincan’da yapılan İnanç Kurulu toplantısına katılıp dara durmak istemiş fakat bu yönlü talepleri karşılık bulmamıştı.

    Birçok Alevi kurum temsilcisi ve aydının da aralarında olduğu imzacılar, ortak bir deklarasyon yayımlayarak AKD’nin tutumunu kınadı.

    “KURUMLARIMIZ ALEVİ YOLUNU YÜRÜTMEK İÇİN VAR”

    Aralarında araştırmacı yazarlar Özcan Öğüt ile Abbas Tan’ın da bulunduğu imzacı listesinin mesajının başında “Dar mı, İktidar mı?” sorusu sorularak şunlar kaleme alındı:

    “Son zamanlarda kurumlarımızda iç sorun gibi yansıtılan üye tasfiyeleri şubelere kayyum atamaları vb durumlara şahit olmaktayız. Siyasal iktidar anlayışının kurumlarımıza sirayet ettiğini en son yaşadığımız örnekle bir kez daha yönetim kadrosundakiler tarafından bizlere hissettirilmiş oldu. Kurumlarımızdaki üye tasfiyelerinden sonra inanç önderlerimiz olan dedelerimizin de tasfiye edilmesi bu anlayışı sonlandırmak adına bizleri harekete geçirmiştir. Mersin Cemevi İnanç Kurulunda yer alan Efe Engin ve Kazım Açıktepe dedelerimize ihraç kararı verilmiştir. Daha önce yine yol yürüten dedelerimizden Engin Seyitalioğlu ve Musa Kazım Engin ihraç edilmişti. Mevcut yönetimlere muhalif olduklarından dolayı ihraç edilerek cezalandırılan üyelerden sonra şimdi de dedelerimiz cezalandırılmak istenmektedir. Kurumlarımız her ne kadar dernekler yasasına göre yönetilse de Alevi yolunu yürütmek için vardır. Öyleyse yolumuz içinde olan Alevi hukukunun da işletilmesi yolun bir gereğidir. Haklının ve haksızın dar meydanında belli edilmesi sürecin de şeffaf ilerlemesi konusunda da önem kazanmaktadır. İhraçların gerçekten işlenen bir suçtan dolayı mı yoksa kendi iktidarlarını koruma duygusu ile mi yapıldığı da dar meydanında ortaya çıkacaktır. Bizler aşağıdaki imzacılar olarak: Alevi kurumlarında yaşanan tasfiyelerin son bulması ve sadece dernekler yasasının değil Alevi hukukunun da işletilmesini istiyoruz. Kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

    ABBAS TAN, FAİK ZEYNEL ABİDİN, AKİF ÖZBİLGE ALİ BABACAN, ALİ GÖKOĞLU, ALİ RIZA YILDIRIM, ATİLLA TAŞ, ALTAY MEHMET, ALİ ÇABUK AYDIN ÇAKMAKKAYA, AYDIN DENİZ, AYDIN DOST, AZİZ AYGÜN, BAYRAM ALKILIÇ, BİLAL KILIÇ, BİRGÜL SARIKAYA, BÜLENT ÖZTÜRK, CAFER KOLUMAN, CELAL KUL, CELALETTİN SEZER, CEMAL ŞAHİN, CENGİZ DOĞMUŞ, CUMA ERÇE, ÇİĞDEM KARTAL ALTAY, EFE ENGİN, ENGİN SEYİTALİOĞLU, ENVER CAN, ERDAL AYDEMİR, ERDOĞAN SEZER, FAHRETTİN SÖYLEMEZ, FAİK HARMANCI, FAZLI ASLAN, GÜLŞEN TÜRK, GÜRBÜZ DENİZ, GÜLİZAR TAŞBİLEK POLAT, HAMZA KARAYEL, HASAN GÜLÜM, HASAN KAPIKIRAN, HAYDAR GÜLBEYAZ, HAYDAR ŞAHİN, HÜSEYİN ALTAY, HÜSEYİN DEDE, HÜSEYİN KALKAN, İBRAHİM ERGİN, KAZIM AÇIKTEPE, KEMAL AKGÜN, KEMAL ALTUN, KEMAL KARAGÖZ, MAHMUT SÜMBÜL, MAZLUM KÖSE, MEHMET ALİ ÇABUK, MEHMET BOZKURT, MEHMET GÜLDİKEN, MEHMET KABADAYI, MEHMET TEKEL, MEHMET TURAL, MUHİTTİN YILDIZ, MURAT KÜSMEZ, MÜSLÜM TANK, NAMİ CEMAL KUL, NURAN KILIÇKAYA, NURETTİN AKSOY, NURSEL ÇERİ, ÖZCAN KAVAK, ÖZCAN ÖĞÜT, PINAR AYDINLAR, SALMAN SAVRANLI, SELAHATTİN ÖZEL, SELVER KAYA, SERDAR ALTUN, SERTAÇ ÇOLAK, SERVET DEMİR, SEVİM SAVUNMAZ, SEZGİN KARTAL, SİNAN MUŞLU, SONGÜL KILIÇ, SONGÜL TUNÇDEMİR,SÜLEYMAN ZAMAN, ŞERİFE KARAYEL, TUNCAY ÖZDEMİR, VAHAP ÇELEBİ, YOLCU BİLGİNÇ, YÜKSEL BEŞLİ, ZEYNEL ABİDİN ÖZBAY

  • Aydın Tonga, Açıktepe ve Engin’in ihracını yazdı: Yolda ihraç yoktur

    Aydın Tonga, Açıktepe ve Engin’in ihracını yazdı: Yolda ihraç yoktur

    PİRHA- Nisan ayında Alevi Kültür Dernekleri’nden ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ile Efe Engin’in ihraçlarıyla ilgili bir yazı yazan yazar Aydın Tonga, “‘Alevi toplumunun büyük çoğunluğu yıllarca “Devletin ya da egemen düzenin Alevisi olmayacağız, yolumuzun öğretilerine göre yaşayacağız, muktedirlerin çarkında dişli olmayacağız’ gibi söylemlerle hareket etmiş pek çok Alevi örgütü de bu söylemleri sahiplenmiştir. Fakat gelinen noktada görüyoruz ki, bırakın devleti, kimi Alevi örgütleri kişilerin kurumların örgütü haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı. 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaparken Temmuz 2018’den itibaren İnanç Kurulu’nda hizmet vermeleri engellenen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin 16 Nisan 2019 tarihinde dernekten ihraç edilmişti. 1-2 Haziran tarihlerinde Erzincan’da gerçekleşen Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu toplantısında Açıktepe ve Engin, dara durmak istediklerini ve sorunun çözülmesini talep etmişlerdi.

    Açıktepe ve Engin’in ihraçları hala devam ediyor. Yazar Aydın Tonga ise bugün Odatv.com’da Açıktepe ve Engin’in ihraçlarını yazdı. Tonga’nın ‘Alevilikten ihraç olur mu?’ başlıklı yazısının tamamı şöyle:

    ALEVİLİKTEN İHRAÇ OLUR MU?

    İhraç; çıkarma, dışarıya atma anlamına gelmekte. Ekonomi literatüründe ise dış satım olarak ifade edilmekte. Biz bu yazıda çıkarılanlar, dışarıya atılanlar bağlamında bir ihraç gündemini ele almaya çalışacağız.

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi geçtiğimiz haftalarda Dede Efe Engin ve Kazım Açıktepe’yi sorgusuz sualsiz ihraç etti; tam kelime karşılığı olarak, cemevinden çıkardı, dışarı attı. Sorgusuz sualsiz diyoruz zira, Alevi toplumuna özgü dara durma, rızalık gibi asgari şartlar bile aranmadan dedeler hakkında bu karar verildi. Oysa biz cemevi derneklerini, iş adamları ya da herhangi bir çıkar bağından farklı olarak bir araya gelen dernekler olarak biliyorduk; ihraç da ne ola ki!

    SORU İŞARETLERİYLE DOLU İHRAÇ SÜRECİ

    İlgili şube, dedeleri Alevi inançları temelinde ‘ihraç’ etmediğine göre, bu şube ve bağlı olduğu Alevi Kültür Dernekleri (AKD), nasıl ve hangi gerekçe ile insanları ihraç edebilir? Nitekim insanlar o kurumlara Alevi kimliği ile dahil oluyor, o kurumlardan bu kimliğin yükümlülüklerini bekliyorsa, ihraca konu olan sebeplerin de bu saiklerden ortaya çıkması gerekmez mi? En nihayetinde ‘Kanarya Sevenler Derneği’nden’ değil Cemevi Dernekleri’nden bahsediyoruz!

    Yukarıda isimlerini zikrettiğimiz dedelerin ihracına giden süreç ise soru işaretlerini daha da çoğaltmakta, bir Alevi örgütlenmesinde yaşanan sürecin vahametini daha da netleştirmekte aslında. Şöyle ki, Dede Efe Engin’e 3 Ağustos 2018 tarihinde kınama cezası aldığı tebliğ edilir ayrıca dernek üyeliğinin de 1 yıl askıya alındığı bildirilir. Kararı bildiren AKD’dir. Bu arada hemen belirtelim ki, Dede Efe Engin, Mersin Şubesi Cemevi’nde 2 yıl şube yöneticiliği 4 yıl da İnanç Kurulu Üyeliği yapmış biridir. Öyle dışarıdan, zayıf bir kimlikte değildir. Üstelik AKD bu kararı 2 Temmuz günü, yani Sivas Katliamı’nın yaşandığı tarihte alır! En azından karar tarihinde bu yazılıdır. Fakat o tarihte toplantı yapılmadığı da aşikardır. Çünkü bahse konu tarihte Genel merkez yöneticilerinin programlarında Sivas Katliamı ve akabinde Çorum ve Hacıbektaş programları gözükmektedir!

    Garabetler bununla da sınırlı değildir. Devam edelim.

    SAVUNMA YOK, DİNLEME YOK, HUKUK YOK…

    Kınamaya giden süreç öncesinde Dede Efe Engin ifade vermek üzere AKD Genel Merkezi’ne çağrılır. Fakat kendisine bir suçlama yöneltilemez ve Engin’in savunması bile alınmaz. Nitekim iddiaya sebep olabilecek bilgi ve belgeler henüz toplanmamıştır. Onun için de disiplin yargılanmasına son verildiği belirtilir ve bu bir yazı ile kayıt altına alınır. Bu yazıyı imzalayanlar arasında Disiplin Kurulu başkanı da vardır. Tarih 2 Haziran 2018’dir. Fakat işte aynı tarihten 1 ay sonra Efe Engin’e kınama cezası verilir. Cezanın verildiği iddia edilen 10. madde ise cezalarla değil genel kurul işleyişi ile ilgili bir maddedir. Ne diyelim, savunma yok, dinleme yok, hukuk yok ama Alevi toplumunu temsil ediyorlarmış, öyle diyorlar.

    Öte yandan bugün Efe Engin’i ihraç eden Mersin Cemevi Şube Başkanı Hasan Kılavuz, AKD Genel Merkezi’nin verdiği kararı o günlerde eleştirmiş ve yönetim kurulu kararının aldığı şu satırlara da imza atmıştır:

    “AKD ve diğer Alevi kurumları içinde aktif olarak çalışmak isteyen şubemizin üyesi Efe Engin daima güçlü ve saygın bir Alevi hareketinden tavır almıştır. Efe Engin’in gerekçesiz sebeplerle bir yıl boyunca örgüt çalışmaları dışında tutulmasını bir haksızlık olarak değerlendiriyoruz… Kararın cemevimiz yönetimini oldukça üzdüğünü ve yazınızda belirtilen mevcut tüzüğün 10. maddesinin bu kararla ilgili bulunmadığını, AKD Genel Yönetim Kurulunuzun aldığı kararı ve tüzüğü gözden geçirerek şube yönetimimizi rahatlatacak bir karara dönüştürülmesini arz ederim.” Tarih 8 Ağustos 2018.

    İNANCA AYKIRI BİR İŞ…

    Fakat köprülerin altından yine sular akmış, çok değil daha bir yıl önce Efe Engin’i saygın bir kimlik olarak gören Mersin Cemevi Şube Başkanı Hasan Kılavuz bugün onu ihraç etmiştir. Bu arada Hasan Kılavuz son dönemde kimi Alevi kurumlarının bir araya gelerek oluşturduğu Alevi-Bektaşi Federasyonu ‘İnanç Kurulu’nun da başkanıdır. Dolayısıyla ihraç kararına imza atan yazının altında bir İnanç Kurulu başkanının imzası vardır! Fakat o inanç kurulunun diğer üyeleri Kılavuz gibi düşünmemektedir. Nitekim geçtiğimiz günlerde Erzincan’da toplanan İnanç Kurulu toplantısında Engin ve Açıktepe’nin ihraçları konuşulmuş, Kılavuz’un katılmayı istemediği bu toplantıda diğer üyeler ihraçlara karşı çıkmıştır. Bir diğer ifade ile İnanç Kurulu üyelerinin büyük çoğunluğuna göre, İnanç Kurulu başkanı, inanca aykırı bir işe imza atmıştır!

    Diğer taraftan Hasan Kılavuz’a karşı çıkan sadece İnanç Kurulu üyeleri değildir. Kılavuz’un başkanı olduğu cemevi üyelerinden bir grup da geçtiğimiz günlerde ihraçlarla ilgili bir toplantı gerçekleştirmiş ve anılan dedelere şu sözlerle sahip çıkmıştır: “…Düşkünlük sebebi olmadan Alevi dedelerini, her tuğlasında, her anında emekleri olan mekanlardan dışlamak tabiri caizse vicdansızlıktır. Canlarımız Efe Engin ve Kazım Açıktepe’nin hangi gerekçelerle hangi tüzük maddelerine dayanılarak ihraç edildiğinin belirgin olmaması bizleri şahsi nefret ve ikbal kaygısı önündeki engeller nedeniyle ihraç edildikleri sonucuna götürmektedir.”

    YOL’DA İHRAÇ YOKTUR

    Alevi toplumunun büyük çoğunluğu yıllarca “Devletin ya da egemen düzenin Alevisi olmayacağız, yolumuzun öğretilerine göre yaşayacağız, muktedirlerin çarkında dişli olmayacağız” gibi söylemlerle hareket etmiş pek çok Alevi örgütü de bu söylemleri sahiplenmiştir. Fakat gelinen noktada görüyoruz ki, bırakın devleti, kimi Alevi örgütleri kişilerin kurumların örgütü haline gelmiştir. Eğer böyle olmasa örgütler aldığı kararlarla ilgili demokratik bir işleyişi tercih eder, örneğin seçimlerde çarşaf listeyi seçer, hayati kararlarda canlarının rızalığını arar ve eğer canları yoldan uzaklaştırma eğiliminde bir karar alacaksa, ikrarını sorgular, dara çeker ve onu yola havale eder, yol ise onu düşkün bırakır, ihraç etmez. Çünkü yolda ihraç yoktur.

    Cemevleri ve bağlı bulundukları dernek ve vakıflar, hali hazırda kurulmuş olan diğer örgütlenmelerden farklıdır. Sahip çıktıkları ‘kutsal’ bir öğreti, tarih ve gelenek vardır. Bu yapıların amacı da o öğretiye göre bir yaşam sürmek ve yapı etrafında bir araya gelen insanlara inancın ve geleneğin gösterdiği şekilde hizmet etmektir. Bu düsturdan uzaklaşıldığı sürece, yol ile olan bağ da zayıflayacak ve hatta zamanla kopacaktır. Dolayısıyla burada esas olan tabelada yüklenilen misyon değil, pratikte kendini gösteren sorumluluktur. Efe Engin ve Kazım Açıktepe örneğinde de gördüğümüz üzere yol evlatlarını ihraca reva gören bir irade, tarihin kendilerine biçtiği inanç kıyafetini değil, adeta bir şirket kıyafetini giymiş ve insanları sorgusuz, sualsiz kınamış, yoldan uzaklaştırmış ve sonunda ihraç etmiştir. Fakat unutulmamalı ki, şirket ticari bir örgütlenmedir ve aldığı kararlar ancak kağıt üzerinde geçerlidir, toplumda değil.

    (HABER MERKEZİ)

  • Engin ve Açıktepe’nin ihracı görüşüldü, süreç devam ediyor-VİDEO

    Engin ve Açıktepe’nin ihracı görüşüldü, süreç devam ediyor-VİDEO

    PİRHA – Mersin Cemevi İnanç Kurulu’ndan hizmet vermeleri engellenen ve dernekten ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, konuyu ABF İnanç Kurulu’na taşıdı. Engin ve Açıktepe, konunun görüşüldüğünü, şuan beklemede olduklarını dile getirdi. 

    Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaparken Temmuz 2018’den itirbaren İnanç Kurulu’nda hizmet vermeleri engellenen ve 16 Nisan 2019 tarihinde ise dernekten ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, 1-2 Haziran’da Erzincan’da gerçekleşen Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu toplantısında dara durmak istediklerini, sorunun çözülmesini talep etmişlerdi.

    Erzincan Cemevi’nde hazır bulunan Engin ve Açıktepe, kurul üyeleri ile görüşme sağladı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Efe Engin, “Önce kendi inanç kurulumuza başvurduk. Daha sonra en büyük organizasyon olarak federasyonun İnanç Kurulu’na dilekçeyle başvurduk. Önce birtakım çelişkiler oldu ama daha sonra kabul edildi” dedi.

    “KURULDA GÖRÜŞÜLDÜ; BEKLEMEKTEYİZ”

    Engin, kurul toplantısında yaşananları şöyle aktardı:

    “İçeride bizim bu konuyla ilgili açıklama yapmamızı kabul ettiler. Hüseyin Güzelgül’ün başkanlığında toplanan İnanç Kurulu’na gittiğimizde bu sorunu teşkil eden Hasan Kılavuz’un, Erdoğan Sevin’in olmadığını gördük. Muhataplarla ayrı ayrı konuşabileceklerini belirttiler. Biz de derdimizi anlattık. Biz mahkemeye başvurmadan önce bu yolun gerekli kuralları olduğu için kurula başvurduk. Kabul olunmadığı için federasyonun inanç kuruluna başvurmak zorunda kaldığımızı söyledik. Yapılan toplantıda bizi dinlediler. Bu konuda kurumlar üzerinde ancak tavsiyede bulunabileceklerini belirttiler. Yapılan görüşmede inanç kurulu üyelerimizin kanaatlerinin bizim üyeliklerimizin geri iade edilmesi kanaatleri olduğunu bize ifade ettiler. Görüşme yapılması için birkaç gün sabredilmesi gerektiğini söylediler. Biz de inancımız gereği yapılacak bir girişim varsa biz de bu konuda fedakarlık edip yasal süreleri aştırmamak kaydıyla bu konuda sabredeceğimizi, bekleyeceğimizi söyledik. ”

    “BİRLİĞE, BERABERLİĞE İHTİYAÇ VAR”

    Kazım Açıktepe ise, “Yola çıkışımızın amacı; bizlerin ihraç edilesi değildi. Biz ne ilktik ne de son olacaktık. Kurum yöneticilerinin ve inanç önderlerinin bu konuda hassasiyetlerini dile getirmek için bu yola başvurduk” dedi.

    Yaklaşık sekiz aydır bu çabalarının devam ettiğini belirten Açıktepe,”İnanç Kurulu ile görüşme yaptık. Biz yolumuzun gereklerini, darını, didarını dile getirerek yola çıktıysak bu meclisin de kararlarına uyacağız. Diliyorum, üyeliğimizin geri verilmesiyle sonuçlanır. Bundan sonra bu tür ihraçların yaşanmamasını diliyorum. Çünkü birliğe, beraberliğe, dayanışmaya daha çok ihtiyaç olduğu bir zamanda birbirimizi ötekileştirerek başkalarının yaptığı yanlışlar üzerinden kendimizi var etmemeliyiz. Kendi özümüzü dara çekmek gerekiyor. Hizmet eden herkesin bu yol erkana uyma zorunluluğu vardır. Ya yola hizmet edeceğiz yahut yoldan çekileceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Engin ve Açıktepe, ABF İnanç Kurulu toplantısında dar görülmesini bekliyor-VİDEO

    Engin ve Açıktepe, ABF İnanç Kurulu toplantısında dar görülmesini bekliyor-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu, Erzincan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi’nde toplantı gerçekleştiriyor. Mersin Cemevi’nden ihraç edilen Kureyşan evlatlarından Efe Engin ve Kazım Açıktepe, toplantıda dara kalkmak istediklerini dile getirdiler. 

    ABF İnanç Kurulu, Erzincan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Cemevi’nde toplantısına devam ediyor.

    Toplantıda dara durmak isteyen Mersin Cemevi’nden ihraç edilen Kureyşan evlatlarından Efe Engin ve Kazım Açıktepe, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştular.

    Engin ve Açıktepe, “Yolumuza uygun olarak dar görülmesini istedik. Bu bir müşküldür. Müşkül çözülür düşkün çözülmez. Bizim müşkülümüzün inanca uygun bir şekilde çözülmesini istedik. Mesajlarımıza dönüş olmadığı için Erzincan’da dilekçe ile başvurduk. Başvuru üzerine toplantıda görüşülen maddelere eklendiği ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül tarafından belirtildi. Şu an beklemedeyiz” ifadelerini kullandılar.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Engin ve Açıktepe’den ihraç mesajı: Dara durmak istiyoruz

    Engin ve Açıktepe’den ihraç mesajı: Dara durmak istiyoruz

    PİRHA- Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi İnanç Kurulu’ndan ve dernekten ihraç edilen Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, ABF İnanç Kurulu’na bir mesaj göndererek, ihraç ile ilgili dara durup bu sorunun çözülmesini talep ettiler.  

    Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaparken Temmuz 2018’den itirbaren İnanç Kurulu’nda hizmet vermeleri engellenen ve 16 Nisan 2019 tarihinde ise dernekten ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu’na bir  mesaj gönderdi.

    1-2 Haziran’da Erzincan’da toplantı yapacak olan ABF İnanç Kurulu’na toplantı öncesi gönderilen mesajda, Erzincan’da yapılacak toplantıda ihraç ile ilgili dara durup bu sorunun çözülmesi talep edildi.

    ABF İnanç Kurulu’na gönderilen mesaj şöyle:

    “Kıymetli analar, dedeler, babalar. AKD Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda 5 yıla yakın görev yapmaktayken, 2018’in 7. ayından itibaren İnanç Kurul toplantılarına katılmamız ve hizmet vermemiz sebep belirtilmeksizin engellendi. 3 dedenin İnanç Kurulu’nda dara durma ve müşkülü çözme isteğimizi iletmesine rağmen sessiz kalındı. 16 Nisan 2019 günü yönetim kurulu kararıyla ihraç edildiğimiz tebliğ edildi. Haksızlığa karşı ses olacağınız inancıyla Erzincan’da 1-2 Haziran’da yapılacak ABF İnanç Kurulu toplantısında dara durup bu müşkülün çözülmesini talep ediyoruz. Aşk ile.” (HABER MERKEZİ)