PİRHA-14 Mayıs’ta Mersin’de Hakk’a yürüyen Alo Doğan için İngiltere’de taziye kuruldu.
Alxas toplumu bir değerini daha kaybetti. Alxaslı Şair Ali Haki Edna’nın (Ali Doğan) yeğeni ve öğrencisi Alo Doğan 14 Mayıs’ta Mersin’de Hakk’a yürüdü. Hakk’a yürüyen Alo Doğan, 16 Mayıs’ta Elbistan’ın Sevdili Köyü’ne bağlı Ham mezrasında toprağa sıralandı.
Alo Doğan için İngiltere’de faliyet yürüten Alxas Kom tarafından taziye kuruldu. İngiltere’de yaşayan ailesi taziyeleri kabul etti.
Taziyede Yadigar Aslan Ana cırağa uyandırdı ve gülbengleri okudu, ardında lokmalar pay edildi.
PİRHA- Maraş’ın Elbistan ilçesi Kantarma köyünden olan 31 yaşındaki Abuzer Erdoğan, Almanya’nın Rosenheim kentinde oyların yüzde 53,4’ünü alarak belediye başkanı oldu.
Almanya’nın Bavyera Eyaletinde bulunan Rosenheim kentinde,hafta sonu yapılan yerel seçimlerde Sosyal Demokrat Parti (SPD) adayı Abuzer Erdoğan oyların yüzde 53,4’ünü alarak belediye başkanı oldu.
Uzun yıllardır CDU/CSU’nun güçlü olduğu 65 bin nüfuslu Rosenheim’da SPD’nin galip gelmesi, parti genelinde büyük bir moral kaynağı oldu.
Rosenheim doğumlu, Maraş’ın Elbistan ilçesi Kantarma köyünden olan 31 yaşındaki Abuzer Erdoğan, Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde (LMU) hukuk eğitimi aldı.
PİRHA- 26 Ocak’ta Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı pirlerinden Pir Mehmet Yüksel, Elbistan’ın Kantarma köyünde toprağa sırlandı.
Sinemilli Ocağı pirlerinden Pir Mehmet Yüksel 26 Ocak 2026’da İngiltere’in Sheffield kentinde tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürümüştü. Pir Yüksel için Sheffield Alevi Kültür Merkezi’nde Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldükten sonra doğduğu topraklar olan Elbistan’ın Kantarma köyüne uğrulandı.
Pir Mehmet Yüksel için, Elbistan’ın Kantarma köyünde Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü. Erkana ailesinin yanı sıra Kantarma Sinemilli dedeleri, Alkaslı yurttaşlar, TV 10’da birlikte çalıştığı, Veli Büyükşahin, Hüseyin Kelleci, İsmail Yıldırım ve Mehmet Demir ile demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.
Erkanda başlangıçta Sinemilli Ocağı’ndan Tacım Bakır dede konuşurken, erkanı İskenderun Cemevi Başkanı ve Sİnemilli Ocağı’ndan Kemal Soysüren yürüttü.
Hakk’a Uğurlama Erkanı’nda deyişler ve nefesler okunurken, Pir Mehmet Yüksel, annesi Hatice Yüksel Ana’nın yanında toprağa sırlandı.
PİRHA – Sinemilli Ocağı’na mensup Pir Mehmet Yüksel, tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.
İngiltere’in Sheffield şehrinde yaşayan ve uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenik düşen Pir Mehmet Yüksel, Sheffield Alevi Kültür Merkezi’nde yürütülecek Hakk’a Uğurlama Erkanı’ndan sonra doğduğu Elbistan Kantarma köyünde annesi Hatice Yüksel’in yanında sırlanacak.
PİRHA – Elbistan Deretopallı köyünde yaşam süren Hasan Yıldız’ın mezarı, pek de alışık olunmayan bir mimariyle donatıldı. Yıldız’ın torunları, 74 yıl önce Hakk’a yürüyen dedeleri için 4 metre yüksekliğinde mermerden bir Zülfikar yaptırarak mezar başına dikti.
CAN TV’de Hüseyin Kelleci’nin sunduğu ‘Can Bizim Eller’ isimli programda, bu zamana dek eşine pek rastlanılmayacak türden bir mezar örneği tanıtıldı.
Maraş’ın Elbistan İlçesi Deretopallı köyünden eğitimci Hasan Yıldız’a ait mezarın başına tam 4 metre yükseklikte, mermerden bir Zülfikar yaptırıldı. 1949 yılında hayata veda eden Hasan Yıldız’ın torunları, dedelerinin Alevi kimliğine atıfta bulunmak amacıyla 2023 yılında Zülfikar kılıcı şekilde bir mimariyi tercih etti.
Hasan Yıldız’ın mezarının başında da “Öğren ki öğretsin, karanlığa ışık veresin. Hasanî Xalle” yazısına yer verildiği görüldü.
Hasan Yıldız’ın yeğeni Halis Üstündağ, dayısının bölgedeki gençlerin aydınlanması için çaba sarf ettiğini söyledi. Üstündağ, röportajında “Dayımlar, önce aşağıda Yalak köyünde oturuyordu. Dedem vefat edince dayım Hasan Yıldız orada yalnız kaldı. Ardından ailesiyle buraya geldi. Burada 2-3 sene yaşadı. Gençleri toplar, okutur, eğitirdi. İki sene burada eğitmenlik yaptı. Sonrasında küçük olan evini büyütmek istedi. O evi yaparken soğuk almış. Ne olduysa. O arada zatürreye yakalandı. O yıllarda yol yok, doktor yok. Dayım orada öldü. Bu mezarlığı da torunları birlikte yaptırdı.
Hasan Yıldız’ın bir diğer yeğeni Hüseyin Yıldız ise amcasının 49 yaşında yaşama veda ettiğini, dönemin aydınlarından birisi olduğunu söyledi. Yıldız ayrıca, söz konusu mezarlığın yapımı için Malatya’dan gelen ustaların iki gün çalıştıklarını belirtti.
PİRHA – Maraş Elbistan’a bağlı Kistik (Günaltı) Köyü Geleneksel Buluşma Festivali çok sayıda kişinin katılımıyla başladı.
11. Geleneksel Kistik Köyü Geleneksel Buluşma Festivali çok sayıda kişinin katılımıyla başladı.
Çoşkulu geçen Festivale Elbistan Belediye Başkanı Erkan Gürbüz Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozdağ, Ocaxe Bake Alevi Kültür Derneği Başkanı Kemal Demir, SEV-DER yönetimi, AKEL Vakfı Başkanı Mustafa Şahin, Didim Elbistan Kürecik Çevre Köyleri Derneği Başkanı Cuma Kara ve çok sayıda kişi katılıyor.
Yine festivalda Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Narin Gülçiçeği’nin verdiği gülbengler sonrasında lokmalar paylaşıldı.
Festivalin ilk gününde İnan Yener, Hasan Sil, Celal Bayar, Ali Üstünses, Erkan Çanakçı ve Hozan Beşir sahneye çıkar.
PİRHA- Elbistan’a bağlı Yalıntaş (Axtil) Kocapınar mezrasında yaşayan yurttaşlar bahardan bu yana su sorunu yaşıyor. Depoya gelen sınırlı suyun günlük ihtiyaçlarına dahi yetmediğini söyleyen yurttaşlar, ayrıca KASKİ’nin depo önüne kurduğu ve kapatmadığı elektrik panosunun tehlike saçtığını belirtti. Yurttaşlar, varlıklarını ‘Amazon ormanlarında yeni bulunan bir kabilenin bulunması’ olarak tanımlayarak, “Ayrımcılık mı yoksa ihmal mi? diye sordu.
Maraş Elbistan’a bağlı Yalıntaş (Axtil) köyünün Kocapınar mezrasında yaşayan yurttaşlar hizmet alamadıklarını belirterek su ve yol sorununa çözüm bekliyor.
Köyleri Elbistan ilçe merkezine 40 kilometre uzaklıkta bulunan Yalıntaş (Axtil) köyüne bağlı Kocapınar mezrası şebeke suyu ile tanışmadığı gibi, ilçe merkezine giden yolları ise hiç yapılmadığı için ulaşımda da zorluk yaşıyor.
Köyün üst tarafında yapılan su deposunun tıkanmasından kaynaklı sınırlı miktarda su kullanabildiklerini söyleyen köylüler; çamaşır makinesi ve güneş enerjisini neredeyse hiç kullanamadıklarını ifade ettiler.
Kahramanmaraş Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (KASKİ) tarafından depodaki suyun evlere gönderilmesi için kurduğu elektrik panosunun ise açık ve dışarıda olmasındann kaynaklı tehlike saçtığını dile getiren köylülerin verdiği dilekçeler ise hala yanıt bulmuş değil.
4 AYDIR SU YOK VE ELEKTRİK PANOSU TEHLİKE SAÇIYOR
Köy sakinlerinden Ali Çoban, KASKİ’nin koyduğu elektirik panosunun çocuklar ve hayvanlar için tehlike oluşturduğunu kaydederek, “2019 yılından beri su sıkıntımız vardı. Bu suyu 2019 yılında köyün yukarısına çıkardık. Suyun depoya dolmasını sağlayan elektrik panosu dışarıda. KASKİ’den ne kadar talep ettikse de bizi dinlemiyorlar. Elektrik panosunun kapanmasını istiyoruz. Yaklaşık 4 aydır az bir su var. İçme suyunun azlığından dolayı insanlar ve hayvanlarımız perişan oluyor. Sürekli dilekçe veriyoruz ama esas alınmıyor. Bugün, yarın geleceğiz diye bizleri oyalıyorlar. İnsanlar bir gün susuz kalırsa nasıl olacak? Peki hayvanlarımız ne olacak? Pano açıkta ve bir çocuk yada hayvan elektirik akımına kapılırsa bunun hesabını kim verecek?” diye sordu.
SUDAN 9 KÖYLÜ ZEHİRLENDİ!
Bahar ayına doğru sudan 9 köylünün zehirlendiğini ve ambulanslarla hastaneye kaldırıldığı söyleyen Ali Çoban, klor zehirlenmesi denilerek olayın ört bas edilmek istendiğini ifade etti. Çoban, su yüzeyinde yağ tabakasına benzer bir şeye rast geldiklerine işaret ederek şöyle devam etti:
“2019 yılında bu suyu devletin yardımıyla yukarıdaki bir depoya çıkardık. Tabi bizlerde yardımcı olduk. Suyu fazlalaştırmak için köyün 20 metre yukarısını kepçe ile eşmiştik. Oraya da küçük bir boru koymuştuk. Yazın su çok olduğundan dolayı boruya taş veya toprak girdi. Ondan dolayı ne çeşmeye nede depoya su akmıyor. 2 saatte bir 1 ton su birikiyor, onu da depoya mı aktaralım yoksa hayvanları mı sulayalım bilmiyoruz. Bahar ayında köyde 9 kişi sudan zehirlendi. Ambulanslarla hastaneye sevk edildik ve ifadelerimiz alındı. Alınan kanlardan yapılan tahlilde zehirlenmenin klordan olduğunu söylediler. Suyun içerisinde klor değil, yağ tabakasına benzer bir şey vardı.KASKİ’den yetkililer de gelip baktı. Sonrasında ise deponun üstü kapatıldı.”
“SORUNA ÇÖZÜM BEKLİYORUZ”
Yine köy sakinlerden Veli Çoban ise, “3-4 aydan beri suyumuz yok denecek kadar az. Suyu depolayan elektrik panosu dahil çalışmıyor. Kendi el yordamımızla çalıştırıyoruz. Gün içerisinde hem yukarıdaki depoya hem de aşağıdaki su deposuna bakıyorum. Su kaynaktan azaldığı için ne bizlere nede hayvanlara yetmiyor. 5 ay önce içme suyundan dolayı zehirlendik. KASKİ’nin diktiği elektirik panosu ise açıkta duruyor. Bir çocuk elini verse çarpılabilir. Bu soruna çözüm bulmalarını bekliyoruz” diye belirtti.
“DÜŞEN HELİKOPTERİN ARAMA ÇALIŞMASINDA KÖYÜMÜZÜ FARK ETTİLER”
Askeri helikopterin düşmesi sonrasında köylerine gelen arama ekiplerinin ‘burada insan yaşıyor mu?’ diyerek kendilerini fark ettiklerini söyleyen Songül Güden, durumu Amazon ormanlarında yeni bir kabilenin bulunmasına benzetti. Güden, “2019 yılında bir otobüs tutarak memleketimize döndük. 2019 yılına kadar herkes kendi çabası ile suyunu eve getiriyordu. Suyumuz şu an yeterli değil. Dilekçelere rağmen bizleri ciddiye almadılar. Doğru düzgün bir yolumuz. Kürt Aleviler olarak bizim bütün köylerimiz bu şekilde ve bizi kimse görmüyor. Burada bir askeri helikopter düştü ve aramaya gelen ekipler ‘burada insan yaşıyor mu?’ diye bizlere sordu. Elektriğimiz dahi yoktu ve bizim varlığımızı o zaman fark ettiler” diye konuştu.
“AYRIMCILIK MI, YOKSA İHMAL Mİ?”
Suyun kısıtlı olmasının en büyük mağduriyetini kadınların yaşadığını belirten Songül Güden, “Bizler topraklarımız dönmek istiyoruz ama ne suyumuz ne de yolumuz var. Suyun olmamasının en büyük mağduriyetini biz kadınlar yaşıyoruz. Çamaşır, bulaşık ve banyo için helkelerle eve su götürüyoruz. Bütün yük kadınların üzerinde. Su olmayınca kadınlar hiçbir şeye yapamıyor. Dilekçe verdiğimiz halde bizleri duymuyorlar. Bizleri duymamalarının nedeni nedir? Bizim Kürt Alevi olmamız mı? Yada bizim yeniden topraklarımıza dönmemiz mi? Ya bir ayrımcılık var ya da ihmal” ifadelerini kullandı.
“ELEKTRİK PANOSU AÇIK VE ÇOCUKLARIM İÇİN TEHLİKE”
Songül Güden, KASKİ’nin koyduğu elektrik panosunun çocukları için tehlike arz ettiğini sözlerine ekleyerek, “KASKİ’nin koyduğu elektri panosu açık. Buraya 3-4 aylığına geliyoruz ve çocuklarımızı bir yere gönderemiyoruz. Su deposunun üzeri açık. Kışın burada insanlar sudan zehirlendi ve bunu da ciddiye almadılar. Klor zehirlenmesi denildi. Biz yıllardır klorlu su içiyoruz. Klorlu sudan kim zehirlenmiş? Araştırılması gerekir iken üstü örtbas edildi. Yetkililerden ricamız bu konuyu ciddiye almaları” çağrısında bulundu.
PİRHA- DEM Parti Elbistan İlçe Örgütü’nün düzenlediği dayanışma gecesinde barış, eşitlik ve özgürlük çerçevesinde, halk iradesinin ön planda olduğu demokratik bir sürecin inşa edilmesinin gerekliliğine işaret edildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Elbistan İlçe Örgütü, Ekinözü ilçesine bağlı Nergele köyünde bulunan bir restoranta dayanışma yemeği düzenledi.
DEM Parti Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz ve Elbistan halkının yoğun katılım sağladığı buluşmada Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kürt sorununun çözümü bağlamında yürütülen sürecin anlatılması amacıyla gerçekleştirilen buluşmada, başlayan yeni sürecin önemine işaret edilerek Kürtlerin birlik için örgütlenmesi gerektiği ifade edildi.
Konuşmaların ardından yurttaşların soru ve önerileri alındı. Yurttaşlar sürece destek verdiklerini belirterek, sürecin her aşamasında yer almak için hazır olduklarını ifade etti. Buluşmada barış, eşitlik ve özgürlük çerçevesinde, halk iradesinin ön planda olduğu demokratik bir sürecin inşa edilmesinin gerekliliğine işaret edildi.
Konuşmalar ardından Ozan Mehmet Tek ve Celal Bayar’ın seslendirdiği eserler ve çekilen halaylar ile etkinlik son buldu.
PİRHA- Elbistan’da bulunan Ocaxê Bakê’de Muhabbet Cem’i yürütüldü.
Maraş Elbistan ilçesine bağlı Topallı Köyü Hoffolar Mezrası’nda bulunan Ocaxê Bakê Türbesi’nde Muhabbet Cemi yürütüldü. Alevi Kültür Derneği’nin çağrısıyla bir araya gelen yurttaşların katıldığı Muhabbet Cemi’ni Ali Sizer yürüttü.
PİRHA- Elbistan’ın Soğucak köyünde düzenlenen ‘Hasan-i Koale Dergahında Kalcımık Ocağını Yaşatma ve Pirlerimizi Anma’ etkinliğinde lokmalar paylaşılarak, muhabbet cemi yürütüldü. Anmada, kutsal mekanların Alevilerin tarihsel hafızası olduğu kaydedilerek, bu mekanlara sahip çıkılması mesajı verildi.
Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak köyünde ”Hasan-i Koale Dergahında Kalcımık Ocağını Yaşatma ve Pirlerimizi Anma’ etkinliği düzenlendi.
Soğucak ve çevre köylerden birçok yurttaşın katıldığı anma etkinliğinde selamlama konuşmasını yapan Pir Hasan Ergişi kutsal mekanlara ve dergahlara sahip çıkılması çağrısında bulunarak, “Bizlerin ortak ruhi şekillenmemize, ortak belleğimize, sonsuz yaşam öğretimize, inançsal ve toplumsal hafıza mekanlarımızı yaşamalı, yaşatmalı ve korumaya altına alacağız. Burada Hasan-i Koale Dergahı bizim hafıza arşivimizdir. Bunlara sahip çıkmalıyız” dedi.
“YOLUMUZUN ESASLARINI TANIMLAMA GÖREVİMİZ VAR”
Anma etkinliğinde söz alan Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem ise, “Bin yıllardır zalimlerin zulmü altındayız. Biz yolumuzu bilmezsek herkes bizi kendisi gibi tanımlar. Birbirimizle eksikliklerimizi gidermek durumundayız. Yolumuz hala başkalarınca tanımlanıyor. Tek yol bizim kendi yolumuzu, Aleviliğin esaslarını tamamlama gibi bir görevimiz var. Kurduğunuz derneklerde, cemevlerinin bir araya gelerek eğitim programlarını uygulamak zorundayız” diye konuştu.
KAL CIMIK OCAĞININ TARİHSEL SEYRİ
Kal Cımık Ocağı‘ndan Hayri Ergişi de ocağın tarihsel seyrine dair bilgi vererek, “Bu belleği hatırlatmakta hepimize görev düşüyor. Ocağımız farklı isimler altında ismini sürdürmüş ve hizmet yürütmüştür. Ailenin Sinemilli aşiretinin Şemsikan kolundan geldiği öne çıkmıştır. Kal Cimik Ocağı’nın 20 nesil önce ortaya çıktığı bilinmekte. Maraş, Sivas, Kayseri civarında erkan yürüttüklerini ve çok büyük nüfus sahibi olduğu biliniyor. Ocağın son kuşak temsilcilerinden 60 yıl hizmet yürüten Cebrail Dede, rıza ve ikrar toplumuna hizmet etmiştir ve 2012 yılında Hakk’a yürümüştür” diye belirtti.
MUHABBET CEMİ YÜRÜTÜLDÜ
Lokma gülbengi ardından Muhabbet Cemi’ni Kal Cımık Ocağı’ndan Hasan Ergişi ve Sinemilli Ocağı’ndan Süleyman Deprem yürüttü.
Çerağların uyandırılması ile başlayan cemde zakirlerin seslendirdiği nefesler ile semahlar dönüldü.
Yine anma etkinliğinde Mehmet Naci Doğan, Ali Yumuşak, Dursun Kul, Tolga Ardıç, Mehmet Ardıç, Tolga Ergişi, Barış Yeşil, Uğur Duran gibi sanatçılar yer alarak nefeslerini seslendirdi.
PİRHA- Hakk’a yürüyen Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan’ın Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütüldü.
Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Kantarma köyünden Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan Hakk’a yürüdü. Mersin Cemevi’nde yürütülen Hakk’a Uğurlama Erkanını Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede yürüttü.
Sinemilli Ocağı Mürşidi Ağuçan Piri Abuzer Erdoğan, Çarşamba günü Kantarma’da toprağa sırlanacak.
PİRHA- MARDEF, aralarında ÇANDER (Çevre ve Kültür Derneği) Başkanı Vesel Yıldız’ın da bulunduğu 11 sivil toplum üyesinin tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu tür gözaltı ve tutuklamalar halkın devlete olan güvenini sarsmakta, toplumsal barışı zedelemektedir” denildi.
Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Elbistan’da aralarında ÇANDER (Çevre ve Kültür Derneği) Başkanı Vesel Yıldız’ın da bulunduğu 11 sivil toplum üyesinin gözaltına alınıp, ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“Son günlerde Elbistan’da yaşanan gelişmeler, hukuk devleti ilkesine ve toplumsal vicdana aykırı bir tabloyu gözler önüne sermektedir” diyen MARDEF, somut delile dayanmayan iddialar ile tutuklamaların gerçekleştiğini belirtti.
MARDEF açıklamasında şunları söyledi:
“Söz konusu iddia, 2012 yılında dağ kadrosunda bulunduğu öne sürülen bir itirafçının, bu insanların kendisine yemek verdiğini söylemesidir. 13 yıl öncesine ait bu soyut ve güvenirliği tartışmalı iddiayla sivil toplum temsilcilerini özgürlüğünden mahrum bırakmak, yalnızca hukuka değil, halkın adalet duygusuna da ağır bir darbedir. Bu insanlar, 6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından devletin yetersiz kaldığı bir ortamda halkın yardımına ilk koşanlardır. Bir tas sıcak çorba, bir yudum temiz su için gecesini gündüzüne katan, canla başla mücadele eden bu insanlar şimdi uydurma suçlamalarla cezalandırılmak istenmektedir.”
TUTUKLAMALAR, TÜM SİVİL TOPLUMUN MEŞRUİYETİNİ VE BARIŞ UMUTLARINI HEDEF ALMAKTADIR
“Depremde halkın yanında yer almak mı?, Sivil dayanışma göstermek mi? Barış içinde bir toplum istemek mi suç?” diye soran MARDEF, şu çağrıda bulundu:
“Bu olay sadece Vesel Yıldız ve arkadaşlarının özgürlüğünü değil, tüm sivil toplumun meşruiyetini ve barış umutlarını hedef almaktadır. Bu tür gözaltı ve tutuklamalar halkın devlete olan güvenini sarsmakta, toplumsal barışı zedelemektedir.
Tutuklanan tüm sivil toplum temsilcileri derhal serbest bırakılmalıdır. Varsa bir yargılama süreci, adil ve tutuksuz şekilde yürütülmelidir. Devlet yetkililerini hukuka, akla ve vicdana davet ediyoruz. Kamuoyunu ise bu haksızlığa karşı duyarlılığa ve dayanışmaya çağırıyoruz.
Depremde halkın yanında olan ÇANDER Başkanı Vesel Yıldız ve 10 kişi, uydurma bir itirafla tutuklandı. Sivil toplum cezalandırılamaz! Tutuklular derhal serbest bırakılsın!”
PİRHA – 6-7 Şubat Maraş Depremlerinde büyük zarar gören Demircilik Cemevinin inşasında sona gelindi. PSAKD Elbistan Şube Başkanı Ethem Durak, 3 Ağustos’ta açılış yapmayı planladıklarını belirtti. Durak, “Cemevinin iç dizaynı, birtakım eşyalar ve çevre düzenlemesinde eksiklerimiz var. Bunlar için de dostlarımızdan destekler bekliyoruz” diye de ekledi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Elbistan Şube Başkanı Ethem Durak, 6-7 Şubat depremleri nedeniyle oluşan zararların halen onarılamadığını söyledi. Durak, deprem nedeniyle Demircilik Cemevi’nde de büyük hasar oluştuğunu, binanın yeniden hizmet verebilmesi için çaba sarf ettiklerini aktardı.
“ÇOCUKLAR, HARÇLIKLARIYLA CEMEVİ İÇİN DESTEK SUNDU”
Ethem Durak, zarar gören Demircilik Cemevi’nin inşası için destek çağrısı yaparak şunları söyledi:
“Elbistan bölgesinde büyük bir felaket yaşadık. Bu felaketten biz de nasibimizi aldık! Cemevimizde hafif hasar oluştu ve sonrasında yeniden yapmak için bir mücadeleye giriştik. Çevremizdeki dostlarımızla bu işin başlangıcını yaptık ancak şu an halen eksiklerimiz var. Cemevimiz şu an inşaat aşamasında ve eksiklerimizi gidermeye çalışıyoruz. Açıkçası istediğimiz gibi Alevi toplumundan tam destek göremedik. Neden diye soracak olursanız, biz bu işe başlamadan önce Avrupa’da yaşayan Demircilikliler ile ilk başta bu yardım serüvenine başladık. Sonrasında Alevi Bektaş Federasyonu bizlere toplu bir destekte bulundu. Daha sonrasında vali ile görüşmelerimiz sonucunda yine bir toplu destek alabildik. Onun dışında geri kalan eksiklerimizi ise mahallemizde yaşayanlar ve çevre köylerden duyarlı olan dostlarımız, karınca kararınca yardımda bulundu. Yeri geldi çocuklar harçlıklarıyla cemevinin yapılması için destek sundular. Özellikle Demircilik Cemevi o coğrafya için önemli bir yer. Demircilik Cemevinde birlik, beraberlik içerisinde kalınmasının önemli olduğunu bilen insanlar tarafından yardımlar oldu. Yardımlar halen devam ediyor ama birtakım eksiklerimiz de var. Cemevinin iç dizaynı ve çevre düzenlemesinde eksiklerimiz var. Bunlar için de dostlarımızdan destekler bekliyoruz.”
“İNSANLARIMIZDAN DESTEK BEKLİYORUZ”
Ethem Durak, 3 Ağustos’ta cemevinin açılışını yapmayı planladıklarını söyledi. Durak, cemevlerinin eksiklerine dair şu detayları paylaştı:
“3 Ağustos’ta Demircilik’te, Pir Sultan Abdal Şubesi’nde açılışımız olacak, tüm dostlarımızı da bekliyoruz. Ancak şu an halı, parke, duvar dizaynı gibi eksiklerimiz var. Ayrıca taziye salonumuzda masa ve sandalye eksiğimiz mevcut. Deprem nedeniyle bazı duvarların yıkılması nedeniyle eşyalarda hasarlar oluştu. Bu eksikler için duyarlı insanlarımızdan destek bekliyoruz.”
PİRHA-6 Şubat depreminin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen mağduriyetlerinin devam ettiğini söyleyen Elbistanlı yurttaşlar, “Şehir merkezinde inşaatlar daha yeni başladı, sokakta tozdan yürüyemiyoruz. Elbistan’a hizmet gelmesini istiyoruz” diye belirtti.
Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Maraş’ta sorunlar giderilmedi.
Depremden en çok etkilenen yerlerden birisi olan Maraş’ın Elbistan ilçesindeki yurttaşlara, yaşadıkları sorunları sorduk.
Ahmet Söylem, “Vatandaşın şu anda yapacağı bir şey yok. Elbistan Belediyesi’nin o kadar gücü yok o yüzden Elbistan’ı sadece devlet eski haline getirebilir” diye belirtti.
Konutlarının kendilerini verildiğini ancak mağduriyetlerinin sürdüğünü vurgulayan Fevzi Kirik, “TOKİ’den konutlarımız verildi ancak evlerinde içinde oturan yok ama biz doğalgaz faturası ve aidat ödüyoruz. İnsanlar sokakta gezerken çoğunlukla maske ile dolaşıyor. Tozun içerisinde yaşıyoruz” dedi.
“ESNAFLAR OLARAK ÇOK BÜYÜK SIKINTILAR YAŞIYORUZ”
6 Şubat depremlerinden bu yana Elbistan’da olduğunu ifade eden Ahmet Bozkurt, konuşmasında şunları söyledi:
“TOKİ’lerin ev yapmasıyla beraber konut sıkıntısı bir nebze de olsa çözüldü. Ancak halen şehir merkezinde esnaflar konteynerde hizmet veriyor. Şehir merkezini yapmaya çok geç başladılar ve o yüzden esnaflar olarak çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. İnsanlar şehir merkezine geliyor ama inşaatlar nedeniyle oluşan tozdan dolayı burada durmuyorlar.”
“ELBİSTAN’A HİÇBİR ŞEY YAPILMADI”
Elbistan’da depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen hiçbir şey yapılmadığını belirten Selahattin Köker, “Şehir merkezinde inşaatlar daha yeni başladı, sokakta tozdan yürüyemiyoruz. Elbistan şu anda sahipsiz, siyasetçiler Elbistan ile ilgilenmiyor. Elbistan’a hizmet gelmesini istiyoruz” diye ifade etti.
Depremde iki evinin yıkıldığını ancak devletin kendisine ne vereceğini bilmediğini söyleyen İbrahim Doğan, “6 Şubat’ta yurtdışındaydım depremden 5 ay sonra Elbistan’a geldim ama halk şu anda perişan durumda. Köydeki evimde de hasar vardı ama bana hiçbir yardım yapılmadı, bende kendi gücümle evimi tamir ettim” diye konuştu.
PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB), Çelikler Afşin Elbistan Termik Santrali ek üniteleri için verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali talebiyle dava açtı.
TTB, Maraş’ta Afşin Elbistan Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ tarafından yapılması planlanan Çelikler Afşin Elbistan Termik Santrali V. ve VI. Ünite İlavesi ile ilgili verilen 27 Aralık tarihli “Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı.
Dava dilekçesinde “ÇED olumlu” kararının hem ÇED sürecinin amacına hem de Çevre Kanunu ile ÇED Yönetmeliği’nin ilkelerine aykırılık taşıdığı belirtildi. Dilekçede ÇED’in, ilgili tüm tarafların bir araya gelerek görüş, kaygı ve önerilerini ortaya koyabildikleri şeffaf bir süreç olması gerektiği ifade edildi. TTB dilekçesinde ayrıca ÇED raporunda “yapılabilir, olabilir, karşılaşılırsa” gibi belirsiz ifadelerin yer almasının denetlenebilirlik ve öngörülebilirlik bakımından eksikliğe işaret ettiği kaydedildi.
“TERMİK SANTRALİ EKOLOJİK YIKIMDIR”
Dilekçede şu önemli noktalara dikkat çekildi:
“Afşin Elbistan Termik Santrali’nin 1972 yılı programı yatırım projeleri içinde yer aldığı ve 1, 2, 3, 4’üncü ünitelerinin 1993 öncesi işletmeye alındığı gerekçesiyle ÇED sürecinden muaf olduğuna ilişkin karar hukuka aykırıdır. Dava konusu proje ile toplamda altı ünite olacak bu faaliyet için tek ÇED raporu hazırlanması, entegre proje planlamasının ve kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmaması eksikliktir.
Hava kalitesi modellemesi ve emisyon sınır değerlere uyum noktasında yanlış verilere dayanılmış, yetersiz değerlendirme yapılmıştır. Tüm bu hukuka aykırılıklar ve bilimsel değerlendirmede düşülen yanlışlık, sadece çevre sağlığı açısından değil, insan sağlığı açısından da çok boyutlu sonuçlar doğurmaktadır.
Kömür madeninin üretilmesi sırasında meydana gelen başlıca çevre sorunları; yani arazinin bozulması, çevredeki manzaranın bozulması, su kaynaklarının zarar görmesi, tarım ve orman arazilerinin zarar görmesi, gürültü kirliliği ve hava kirliliği, erozyon ve toprak kayması, arazide meydana gelebilecek göçük ve çökmeler ile patlamaların yarattığı sarsıntıların ortak sonucu ekolojik yıkımdır. Ekolojik yıkımların sonucunda çöken ekolojik döngülerin uzun erimde insan sağlığı üzerinde geri dönüşümü olmayan sağlık etkileri söz konusu olacaktır.
Kömür madenlerinde çalışanların ve madenlerin çevresinde yaşayanların sağlık ve güvenlik sorunları ile madenler nedeniyle ortaya çıkan çevre sorunları çok boyutlu incelenmelidir. Kömürlü termik santrallerinin sağlık açısından zararları bir yana, Afşin Elbistan Termik Santrali’nin mevcut haliyle yarattığı sağlık sorunları, olası riskler ve önlemlerin ÇED raporunda yer almamaktadır.
‘Bedensel, zihinsel ve sosyal olarak tam bir iyilik hali’ olan sağlık; yalnızca bozulduğu zaman düzeltilmesine yönelik hizmetin sunulmasını gerektiren bir değer değil, vücut bütünlüğü gibi saygı gösterilmesi ve korunması gereken bir değerdir. Dolayısıyla kişinin sağlıklı olması için bazı hizmetlerin sunulması değil, onun halihazırdaki sağlığını bozucu etkisi açık olan bir faaliyetin devlet eliyle yapılması önlenmelidir.
Afşin Elbistan Termik Santrali, hem mevcut üniteleri hem de dava konusu ek üniteleri ile insan ve çevre sağlığı açısından telafisi imkansız zararlar doğurmaktadır ve doğuracaktır.”
PİRHA- İngiltere’nin başkenti Londra’da faaliyetlerini yürüten Alxas Kom, 10. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Eş Başkanlığa Ayfer Köker ve İsmail Koragöz seçildi.
Londra’da faaliyetlerini yürüten Sultan Sinemilli Ocağı talipleri olan Alxaslıların kurduğu Alxas Kom (Alxas Aşireti Toplum Merkezi) 10. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Faaliyet ve mali raporların okunduğu kongrede, mevcut eş başkanlardan Hasan Şahin açılış konuşması yaptı. Şahin, geçmişle geleceği birleştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Asimile olmadan, dilimizi, kültürümüzü, yaşam biçimimizi korumalıyız” dedi.
Kongreye İAKM ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, İngiltere Tilkililer Toplum Merkezi Eş Başkanı Fatma Avcıl, Britanya Kürecikliler Dayanışma Derneğin Eş Başkanı Timur Şaşmaz, Zedkanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı Mahmut Gözüağ, Londra Kırkısraklılar Kültür ve Dayanışma Derneği yöneticileri ve Yazar Ali Poyraz katıldı.
Yapılan konuşmaların ardından 3 kişilik disiplin, 5 kişilik denetim kurulları ile 18 kişilik yeni yönetim kurulu seçimi yapıldı. Kongrede Alxas Kom’un Eş Başkanları Ayfer Köker ve İsmail Koragöz oldu.
ALXAS KOM’A DAİR
Türkiye’den İngiltere’ye göç eden Alxaslılar tarafından 2014 yılında kurulan Alxas Kom kültürel, inançsal, sosyal ve sanatsal faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor.
Siyasi ve ekonomik nedenlerle Avrupa’nın pek çok ülkesine göç eden Alxas toplumu, en çok göçü İngiltere’ye verdi. Göçün en çok yaşandığı yıl ise 1989 yılı. İlk dönemlerde yurtdışında örgütsüz olan insanların bazıları kötü koşullar nedeniyle olumsuz ortamlara düştüler. Ancak bunun yanı sıra yurt dışında çalışarak restoran, market gibi kendi iş yerlerini açanlar da oldu.
Giderek yurt dışında bir araya gelip örgütlenmeye başlayan toplum, burada kendi derneklerini ve cemevlerini kurarak sosyal, siyasal, sanatsal, inançsal ve kültürel çalışmalarını yapmaya başladılar.
Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Alxas köylülerinin kurduğu Britanya Alxas Toplum Merkezi de (Alxas Kom) bu derneklerden biri.
2014 yılında kurulan Alxas Kom her yıl piknikler, yaşlılar için tatil turları, dernek bünyesinde kurulan futbol takımı ile futbol turnuvası gibi birçok etkinlik düzenliyor.
İngiltere’deki binalarına konferans salonu ve kütüphane yaptıran dernek yönetimi, gençler için saz ve piyano kursu da açtı.
İngiltere’de bulunan Türkiye derneklerinin içinde zamanla aktif hale gelen Alxas Kom, sivil toplum kuruluşları içerisinde saygınlık kazandı. Alxaslı kadınları bir araya getirebilmek için kadın komisyonu oluşturan dernek, bölge milletvekilleri ve belediye başkanları tarafından ziyaret de ediliyor.
PİRHA-Demokratik Bölgeler Partisi’nin Elbistan’da gerçekleştirdiği dayanışma etkinliğinde konuşan siyasetçi Sebahat Tuncel, Elbistan topraklarının tarihsel önemine değinerek, “Elbistan hem acının hem de direnişin topraklarıdır” dedi. DBP Eş Genel Başkanı Uçar ise Maraş halkının kimliğine sahip çıkması sebebiyle bedeller ödemek zorunda bırakıldığını ifade etti.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve siyasetçi Sebahat Tuncel’in katılımıyla Elbistan’da dayanışma buluşması gerçekleştirildi. İlçe merkezinde bir düğün salonunda gerçekleştirilen etkinliğe, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Elbistan, Maraş, Malatya, Mersin ve Adana İl ve İlçe Örgütleri, Tevgera Jinen Azad aktivistleri ve ilçede bulunan çok sayıda yurttaş katıldı. Etkinlikte, “Özgürlük için örgütleniyoruz” pankartı asıldı.
Bir dakikalık saygı duruşunun ardından başlayan etkinlik konuşmalar ile devam etti.
Bir konuşma yapan siyasetçi Sebahat Tuncel, iktidarın son süreçteki siyasetini ve Kürtlere dönük saldırılarını değerlendirdi. Tuncel, “Kürtler açısından cezaevleri sanki zorunlu uğrak yeri. Çünkü bu ülkede Kürt halkı kendi dilini, dinini özgürce yaşamak istediği ve kendi geleceğini kendi belirlemek istediği için kriminalize ediliyor terörist ilan ediliyor. Bize diyorlar ki, ‘Siz bu ülkede yaşayabilirsiniz evet sorun yok. Bu ülkede her şey olabilirsiniz ama Kürt olamazsınız diyorlar. Biz doğduğumuzdan öleceğimiz güne kadar kendi öz kimliğimizle yaşayacağız. Biz Kürt’üz, Kürdistanlıyız ve var olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
TUNCEL: KÜRDÜM ALEVİYİM!
Kürtlerin taleplerinin olağanüstü talepler olmadığını belirten Tuncel, bunları talep eden Kürtlerin terörist ilan edildiğini söyledi. “Her halkın hakları varsa Kürt halkının da hakları vardır” diyen Tuncel şunları söyledi:
“Herkes kendi kimliği ile siyaset yapabiliyorsa Kürtler de kendi kimliğiyle örgütlenmeli siyaset yapabilmeli. Bunları talep ettiği için Kürtler bedel ödemek zorunda bırakılmamalı. Biz bunun için mücadele ediyoruz. Yüzyıldır benim kimliğimi yok sayıyor. Sadece etnik kimliğimi de değil inancımı da yok sayıyor. Ben Kürdüm ve Aleviyim. Biz aynı zamanda varlık mücadelesi veriyoruz. Bu bir varlık meselesidir. Onur meselesidir. İnsanlık onurunu asla yere düşürmedik düşürmeyeceğiz de. Bu sebeple zindanlarda direnen arkadaşlarımıza buradan selam gönderiyoruz.”
“ÖRGÜTLÜ TOPLUM EN GÜÇLÜ TOPLUMDUR”
6 Şubat depremlerini hatırlatan Tuncel, deprem sürecinin hala atlatılmamış olduğunu belirtti. Depremin yarattığı sorunların merkezi hükümet tarafından çözülmediğini ifade eden Tuncel, “Biz deprem sürecinde cezaevindeydik. Bu süreç merkezi hükümetin yönetmeme krizini bizlere gösterdi. Biz bu süreci birlikte dayanışma ile atlatabiliriz. Başkasına ihtiyaç duymadan yaralarımızı birbirimizle sarabilmeliyiz. Bu aynı zamanda bizim komünal yaşamımızın da bir gereğidir. Bizler demokratik, kadın özgürlükçü bir yaşam istiyoruz. Ama bakın kapitalist modernite bizi bireyciliğe alıştırıyor. Depremde yaşananlar yerel demokrasinin ve örgütlü bir toplumun önemini gösterdi. Örgütlü toplum en güçlü toplumdur. Örgütlü toplumu kimse yenemez!” diye konuştu.
“BU TOPRAKLAR HEM ACININ HEM DİRENİŞİN TOPRAKLARI”
Tuncel, şöyle devam etti:
“Bu topraklar hem acının hem de direnişin toprakları. Burada oturup bedel ödemeyen yoktur. Ama burada bir direngen damar söz konusu. Bu direngen damar bizi kurtaracaktır. Hayat kısa yapacak çok şeyimiz var. Bakın bize ne dayatıyorlar, savaşı. Savaş politikaları bu ülkenin ekonomisini yerle bir etti. Irkçılığı derinleştirdi. Kürdistan o kadar zengin bir coğrafya ki… Ama biz bu zenginliklerden faydalanamıyoruz. Bütün zenginlikleri çalınıyor bu sömürge hukukudur. Biz bunu söylediğimizde de terörist oluyoruz. Ancak cesaret korkudan daima daha etkilidir. Yeter ki adım atalım. Bunu hep birlikte yapacağız bir kurtarıcı yok.”
UÇAR: “KATLİAM HALA DEVAM EDİYOR”
DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Maraş’ın kimliği ve diliyle ön plana çıkan bir kent olduğunu vurguladı. Maraş halkının kimliğine sahip çıkması sebebiyle bedeller ödemek zorunda bırakıldığını ifade eden Uçar, “Maraş kendi kimliğine sahip çıkan binlerce evlat yetiştirdi. Kimisi aramızda değil. Onların inancı ve anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Maraş Katliamı Türkiye’nin bugününe gelirken bir yol başlangıcıydı. Maraş, Madımak katliamlarını gerçekleştiren zihniyet bugün bu ülkeyi yönetiyor. 12 Eylül dönemine giderken ya da ülkede olağanüstü bir durum yaşanacaksa ilk gözden çıkarılacak kesimler Alevilerdir, Kürtlerdir. Bunu her birimiz iyi biliyoruz. Maraş’ta yaşanan katliam bugün hala milliyetçilik, ırkçılık, asimilasyon olarak devam ediyor” sözlerini kullandı.
İktidarın politikaları sebebiyle pek çok kimliğin saldırıya maruz kaldığını vurgulayan Uçar, “Tablonun bir bütünü bizi umutsuzluğa sürüklememeli, tam tersine bize ne yapmamız gerektiğine dair adım attırmalı. Ki zaten bizim partimiz bunun öncüsü. Demokratik siyaset ile bizler 2015 seçimlerinde bizler herkesin kendi kimliği ve inancıyla siyaset yapabileceği bir dönem yaşadık. Bu suç iktidarının tek başına iktidar olmasına izin vermeyecek bir başarı elde ettik. O süreçten sonra yaşadığımız savaş politikası, tecridin kendisi iktidarın cevabı oldu” diye konuştu.
“BURADA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Halkların kayyım politikalarına yerel seçimlerde mesaj verdiğine işaret eden Uçar, iktidarın hala Kürtlere karşı bir ittifak kurmaya çalıştığını belirtti. Özellikle Kürtlere dönük özel savaş politikalarının uygulamaya konulduğunu ifade eden Uçar, şunları ifade etti:
“İktidar Kürdistan kentlerini yeniden inşa etmeye çalışıyor. Kürt aydınlarını, kadınlarını gazetecilerini, siyasetçilerini sokak ortasında katleden Hizbullah güçleriyle ittifak kurdu. İçişleri Bakanı da dedi ki, ‘Hür Dava Partisi’yle yaptığımız ittifaka itirazlar var ama hedefimizi siz 10 yıl sonra göreceksiniz’ dedi. Biz halkımızın Hüdapar’ın geçmişiyle ilgili olan hafızasına çok iyi güveniyoruz. Bugün Amed sokaklarında Batman’da neyi inşa etmeye çalıştıklarını çok iyi biliyoruz ama buna geçit vermeyeceğiz. Ama AKP bilsin ki Kürtler dışında insanlık dışı eylemleri yapmaktan geri durmayan bir örgüte muhtaç oldu. Ne kadar engellerseniz engelleyin Kürt’üz-Aleviyiz örgütleniyoruz, mücadeledeyiz, buradayız. Burada olmaya devam edeceğiz. Vazgeçmedik geçmeyeceğiz.”
PİRHA- Aleviler tarafından ziyaret edilen ve adaklar adanan Elbistan’a bağlı Hoffolar olarak bilinen Bako Baba’nın türbesi önünde cem yürütüldü.
Ocaxê Bakê Kültür Merkezi tarafınan düzenlenen muhabbet ceminde bir araya gelindi. Aleviler tarafından ziyaret edilen ve adaklar adanan Elbistan’a bağlı Hoffolar olarak bilinen Bako Baba’nın türbesi önünde cem yürütüldü. Ali Sizer ve Tacim Baba’nın oğlu Ali Yıldız tarafından nefesler okunarak, deyişler söylendi.
Saat 18.00’da başlayan muhabbet cemi saat 20.00’de son buldu. Bako Baba türbesi önünde yürütülen ceme çevre köylerden insanlar katıldı, lokmalar pay edildi.
“TOPRAKLARIMIZI YERLE BİR ETTİLER”
Ocaxê Bakê’nin 5. kuşak torunlarından Ocaxê Bakê Kültür Merkezi Başkanı Kemal Demir, Şükrü Yıldız’ın destek verdiğini ve derneğin onursal başkanı olduğunu belirtti.
Can Tv program sunucusu/Zakir Ali Sizer, Alevilerin yaşam alanlarının yok edildiğine dikkat çekerek, “Topraklarımızı yerle bir ettiler. Bir tarafa taş ocağı, bir tarafa mermer ocağı açtılar. Suyumuzu borularla taşıyarak bitirdiler. Orman bırakmadılar, hepsini yaktılar. Oysa Alevilik, Kızılbaşlık, Bektaşilik doğayla bütünlük içerisindedir” dedi.
Bako Baba’nın torunlarından olan Hasan Demir, Bako Baba’nın özgeçmişini anlattı. Demir, insanların Bako Baba’nın yanına gelerek şifa bulduğunu, çocukları olmayan ailelerin çocuk, hasta olanların da iyileşmek amacıyla dileklerini dilemeye geldiklerini belirtti.
“BU TOPRAKLAR KUTSİYET BARINDIRIYOR”
Sev-Der Başkanı Salman Gümüş ise Alevilerin örgütlü olması gerektiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Ne kadar kurumsallaşırsak, ne kadar örgütlenirsek o kadar güçlü oluruz, o kadar diri oluruz. Birlikte olursak ancak gelecekten bahsederiz. Hak ve adalet yürüyüşünde dimdik durduğumuz sürece ancak başarılı olabiliriz. Bu topraklar kutsiyeti barındırıyor. Bizler de bir nebze onlara sahip çıkarak layık olmaya çalışıyoruz.”
PİRHA-Ekonomik, siyasi, inanç baskısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kalan Maraş Elbistan’a bağlı birçok Alevi yurttaş ‘Yaşamı Yeniden İnşa Kooperatifi’ projesi kapsamında topraklarına geri dönerek tarım işiyle uğraşmaya başladı. Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güden, coğrafyada azalan nüfusu tekrar geriye getirmek için yaşamı yeniden inşa ederek katliamları ancak böyle boşa çıkarabiliriz” dedi. Güden herkesi köyüne dönmeye, kenetlenmeye çağırdı.
Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı birçok Alevi köyünde siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı Batıdaki şehirlere ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan Aleviler, tekrar topraklarına dönüş yapıyorlar.
Yaşamı Yeniden İnşa Projesi‘yle birlikte köylerine gelip buralarda kendilerine ait topraklarda kayısı, badem yetiştirmeye başladılar. Projeyi hayata geçiren isimlerden Ahmet Güden, köylerinden gitmek zorunda kalmış insanlara geri dönme çağrısında bulunarak “coğrafyamızı terk etmeyelim” dedi.
Güden, projenin ardından bazı köylülerin topraklarına döndüğünü, belirli yerlerde ailelerin köye yerleştiğini, 300 bin civarında ağacın dikildiğini belirterek “1978 Maraş Katliamı’nın ardından Alevilerin yoğun yaşadığı birçok köyde Aleviler kendini güvende hissetmediği için farklı şehirlere göç etmek durumunda kaldı” diye konuştu.
“REYA HAG FELSEFESİ BİTİRİLMEK İSTENMİŞTİ”
Siyasi olaylardan dolayı bölgenin insansızlaştırıldığına vurgu yapan Güden, Maraş Katliamıyla birlikte birçok insanın köylerini terk ettiğini söyledi.
Güden, “Bir ağaç kendi kökünden koparsa kurur. Biz bu coğrafyanın çocuklarıyız. Biz buradan koptuğumuzda kuruyacağımızı bildiğimiz için tekrar kendi topraklarımızda yaşamı yeniden inşa etmek istedik. Bölge insansızlaşmıştı. Özellikle Kürt-Alevi halkının Dersim ve Koçgiri sürecinde başlayan ve İttihat ve Terakki partisi döneminde sürdürülen 1978 Maraş Katliamı’yla birlikte bu coğrafya adeta boşaldı. Bugün dünyanın dört bir yanına savrulan insanlar var. Demografik yapıyla birlikte Reya Hag felsefesinin bitirilmesi hedeflenmişti.
“CENAZELERİMİZİ KALDIRACAK PİRİMİZ YOK”
Alevilerin yoğun göç verdiği Maraş’ta yaşamı yeniden inşaa ederek geri dönüşlerin sağlanacağını belirten Güden, şöyle devam etti:
“Yaşamı yeniden inşa ederek katliamları ancak boşa çıkarabiliriz. Bizim yaşadığımız coğrafya son derece verimli, zengin sulara sahip olan bir coğrafya olduğu için bu katliamlar gerçekleşti. Katliamların sonu orayı yeniden inşa etmekle başlar. Katliamları boşa çıkarmanın yolu topraklarına tekrar dönüp yaşamı yeniden inşa etmekle başlar. Ben burayı terk etmeyeceğim, burada kalacağım demekten geçer. Bugün Maraş’ta büyük oranda başarıldığını söylemek mümkün. Bugün bu coğrafyada Kürt Aleviler yok. Ciddi anlamda ocak sahiplerimiz de bölgeyi terk etmiş. Cenazelerimizi kaldıracak Pirlerimiz bile kalmamış.”
“35 YIL ARADAN SONRA KÖYE YERLEŞTİM”
35 yıl aradan sonra köye yerleştiğini söyleyen Güden, Aleviler kendi topraklarından koparsa özünden de kopuşların olacağının altını çizerek, “Bunun için ben doğduğum yerde yaşamak istiyorum ve ben buraya ait olmak istiyorum. Her ne kadar fiziken burada olmadığımı düşünsem de ruhum buralardan hiç kopmadı. 35 yıl sonra buralara dönmemin nedeni aslında bu topraklara ne kadar bağlı olduğumun göstergesidir” dedi.
“GÖÇTÜĞÜMÜZ BİRÇOK KÖYÜN İSMİNİ UNUTMUŞUZ”
Avrupa’ya ve Türkiye’nin Batı şehirlerine göç eden bölge halkının, özünden koptuğunu, birçoğunun kendi değerlerinin farkında olmadığına değinen AhmetGüden şunları kaydetti:
“Biz bu projeye Elbistan’ın Akdil Köyü Kocapınar Mezrası’nda başladık. Kürtler ve Aleviler kendi topraklarından koparsa kendi özünden kopmuş olacaklardır. Bugün Almanya’da doğmuş bir Maraşlı kendini ne kadar Maraşlı hissedebilir. Geçtiğimiz günlerde Yaşamı Yeniden İnşa Projesi kapsamında Avrupa’nın göbeğinde ana topraklarınıza dönün çağrısı yaptık. Orada panelde konuştuğumuz bir kişiye bu bölgenin doğusunu batısını biliyor musunuz dediğimde yok bilmiyorum demişti. Ben de kendisine doğusunu batısını bilmediğiniz bir coğrafyada neyi konuşabilirsiniz. Yaşamış oldukları yeri tanımıyorlar. Niye? Çünkü kendi özleri buradadır. Kültür burada oluştu. Göçtüğümüz köylerdeki birçok şeyin ismini unutmuşuz. Bugün Avrupa’da büyümüş bir çocuğun kendi değerlerinin, kendi inançlarının farkında olması mümkün değil. Hiçbir şey kendi doğasından kopuk yaşayamaz.
“ASLINDA BİZ KOMİNAL, EKOLOJİK BİR YAŞAMI ESAS ALDIK”
Aslında biz kominal, ekolojik bir yaşamı esas aldık ve kooperatifleşmeyi hedef aldık. Bugün Avrupa’ya baktığımızda yüzde 10’u kooperatife üyedir. Alevilikte bile bu yaşam modeli vardır. Örneğin Rıza Şehri vardır. Kapitalist sistemde kominal yaşama insanlara ütopik gelebilir. Ama biz bu düşünceyi bu coğrafyaya yaymak istiyoruz. Kooperatifi kurmaya başladığımız zaman bize şunu sormuşlardı: Ne yapmak istiyorsunuz? Biz de amacımızın kooperatif fikrini bu coğrafyada konuşmak, yaymak. Buna göre hedeflerimizi bu bölgede yaygınlaştırmak istiyoruz.”
“GERİ DÖNÜŞLERLE BİRLİKTE 300 BİN AĞAÇ DİKİLDİ”
Projenin anlatılmasıyla birlikte köye yerleşimlerin yavaş yavaş başladığını söyleyen Güden, “Birçok köyde geri dönüşler oldu. Özellikle İstanbul’dan ve birçok şehirden insanlar geri döndü. Bizim burada Serçe Kuyusu mezramız vardı, birkaç evden oluşuyordu şimdi 15-16 eve ulaştı ve yüzlerce traktör alındı, binlerce ağaç dikildi. Badem, kayısı ve mısır ekilmeye başlandı. Yoğunsöğüt Köyü, Karakuyu Mezrası’na temelli dönüşler oldu. Özellikle Avrupa’daki insanlarımız da bu konuda duyarlı. Son dönemde ekilen ağaç sayısı 300 bine ulaştı” diye belirtti.
“BU COĞRAFYAYI KÜLLERİNDEN DOĞURACAĞIZ”
Yaşamı Yeniden ve Yerinden İnşa Etme Hareketi öncülerinden Ahmet Güden, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çalışmalarımızı sadece burayla sınırlı tutmayacağımızı belirtmek istiyoruz. Her yakılan ağacın yerine yeni bir ağaç her yıkılan evine yerine yeni bir ev inşa edeceğiz. Biz bu coğrafyayı yeniden küllerinden doğuracağız. Bizim kutsallarımız bu topraktadır, bizim mezarlarımız buralardadır. Mümkün olduğu kadar koşulları ve imkanları olan insanlarımızı buraya davet ediyoruz. Özellikle derneklerimizi, kanaat önderlerimizi, yazarlarımızı ekolojik bir yaşamın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya, tanıtmaya davet ediyoruz. Ekolojik bir yaşamın ne kadar önemli olduğunu depremde ve pandemi sürecinde görmüş olduk. Bugün kapitalist sistemler kendi çıkarlarına göre hareket ederler. Eğer doğayı esas almış olsalardı, doğaya göre bir inşa süreci başlatmış olsalardı depremde bu kadar insan yaşamını yitirmezdi.
“TÜM HALKIMIZI KÖYLERİNE DÖNMEYE, KENETLENMEYE DAVET EDİYORUZ”
Türkiye’de bugün yoğun olarak Avrupa’ya bir beyin göçü yaşanıyor. Binlerce gencimiz çalışmak için Avrupa’da işçi olarak çalışıyor. Gençler neden burada kalamıyor? Çünkü burada yaşamanın imkanları kaldırıldı. Bugün samanı ithal eder duruma gelmemizin nedeni coğrafyanın insansızlaştırılmasından kaynaklanıyor. Mera yasaklarının koyulmasıyla birlikte temel gıdayı üreten insanlar üretimden koptu. Köyünden gitmek zorunda kalan bütün halkımızı kendi köylerine dönmeye bir arada kenetlenmeye davet ediyoruz.”