Etiket: elbistan

  • Ömrü mücadele ve sürgünle geçen Fadime Aksoy trafik kazasında Hakk’a yürüdü

    Ömrü mücadele ve sürgünle geçen Fadime Aksoy trafik kazasında Hakk’a yürüdü

    PİRHA- İngiltere’de Alevi hak mücadelesi ve politik mücadelenin tanınan isimlerinden olan 77 yaşındaki Fadime Aksoy Elbistan’da geçirdiği trafik kazasında Hakk’a yürüdü. 

    1947 yılında Elbistan’ın Kistik (Günaltı) köyünde doğan ve 30 yıldır İngiltere’de sürgün yaşayan 8 çocuk annesi Fadime Aksoy (77) dün Maraş Elbistan’a bağlı Özbek Köyü yakınlarında geçirdiği trafik kazasında Hakk’a yürüdü.

    Edinilen bilgiye göre Özbek köyü yakınlarında ilerleyen araç yol kenarındaki tarlaya girerek takla attı. Ters dönen otomobildeki yolculardan Fadime Aksoy olay yerinde Hakk’a yürürken, araçtaki 3 kişi ise yaralandı.

    Durumun sağlık ekiplerine bildirilmesinin ardından Fadime Aksoy ve yaralılar Elbistan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Fadime Aksoy’un cenazesi Maraş Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

    3 oğlundan biri olan Mehmet Ali Aksoy’u çatışmalı süreçlerde kaybeden Fadime Aksoy, Elbistan ve yine İngiltere’de Alevi hak mücadelesi, toplumsal olaylar ve politik mücadelede  tanınan bir isimdi.

    Elbistan’da kaldığı dönemde çokça devlet baskısına maruz kalan Fadime Aksoy, tüm çocuklarının ve kardeşlerinin İngiltere’de olmasından dolayı 30 yıl önce İngiltere’ye giderek  sürgün olarak yaşadı.

    Aksoy, yarın Elbistan’a yapılacak Hakk’a yürüme erkanı sonrasında İngiltere’de toprağa sırlanacak.

    PİRHA/ELBİSTAN

     

  • Köşk Köyü Festivali’nin 2. gününde lokmalar pay edildi, şiirler okunup, deyişler söylendi-VİDEO

    Köşk Köyü Festivali’nin 2. gününde lokmalar pay edildi, şiirler okunup, deyişler söylendi-VİDEO

    PİRHA-Köşk Köyü Festivali 2. gününde devam etti. Festivalde lokmalar pay edildikten sonra şiirler okunup, deyişler söylendi. Köşk köyünden İbrahim Safet Yılan, “Festivalin bizim için toplum içerisinde kaynaşması, küskünlerin barışması, köyümüzün çevreye tanıtılması açısından önemli” dedi. 

    Maraş Elbistan ilçesinin Köşk Köyü’nde gerçekleştirilen Köşk Köyü Festivali 2. gününde devam etti. Maraş Elbistan Köşk Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği’nin düzenlediği festivale çok sayıda yurttaş katıldı.

    Festivalde lokmalar pay edildikten sonra şiirler okunup, deyişler söylendi.

    “BİZLERİN MAYASINDA PİR SULTAN ABDAL VAR”

    ‘Bizim mayamızda Mahsuni Şerif, Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan var’ diyerek sözlerine başlayan Elbistan Belediye Başkanı Erkan Gürbüz, “Halkımızla birlikte başaracağız. Hep birlikte, zalimlerin karşısında dik duracağız” dedi.

    “FESTİVALLER ÖNEMLİ”

    Bayramda bütün halklara huzur ve barış getirmesi dileğinde bulunan Köşk köyünden İbrahim Safet Yılan, “Festivalin bizim için toplum içerisinde kaynaşması, küskünlerin barışması, köyümüzün çevreye tanıtılması açısından önemli” diye belirtti.

    “BU YÖRENİN KÜLTÜRÜNÜ AKTARANLAR OZANLARDIR”

    Alevi kültürünü yaşatan halk ozanlarının olduğunu belirten Köşklü Akif Keçeli ise “Milletvekilleri, saraylar bizim kültürümüzü yansıtmazlar. Ancak kitaplarımızı yazan ozanlarımız bize kültürümüzü aktarır. O yüzden her gencin evinde bu kitapları bulundurması gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Londra’da yaşayan Alxaslılar, dayanışma pikniğinde buluştu!-VİDEO

    Londra’da yaşayan Alxaslılar, dayanışma pikniğinde buluştu!-VİDEO

    PİRHA – Britanya’da yaşayan Alxaslılar, geleneksel olarak yapılan piknikte buluştu.

    Alxas Kom’un her yıl geleneksel olarak düzenlediği dayanışma pikniğine bu yıl da ilgi yoğun oldu.

    Londra’da bir araya gelen Alxaslılar, çocuklar için özel oyun alanı da oluştururken, beraberlerinde getirdikleri lokmalarını da pay etti.

    Alxas Kom Eş Başkanları Hasan Şahin ile Kısmet Alagöz, yaptıkları konuşmada toplumun bir araya gelmesi sebebiyle piknik gibi etkinliklerin önemli olduğunu söyledi. Kurumlarının 10. kuruluş yılı olduğuna dikkat çeken Alxas Kom Eş Başkanları Şahin ve Alagöz, sahip oldukları kültürü, gelecek nesillere aktarmanın önemli olduğunu ifade etti.

    Açılış konuşmasının ardından Kaşanlı Kültür Sanat Topluluğu, Grup Gençler ile Erol Berxwedan sahne aldı. Piknik boyunca davul-zurna eşliğinde halaylar da çekildi.

    Elif TABAK/İNGİLTERE 

  • FEDA: Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecek

    FEDA: Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecek

    PİRHA – Hakikatçi gelenekten olan Halk Ozanı Tacim Baba’nın Hakk’a yürümesi ardından açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Tacim Baba’yı ve hizmetlerini unutmayacaklarını, bıraktığı değerlere Yol’un emaneti olarak sahip çıkacaklarını belirtti.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde yaşayan Halk Ozanı Tacim Yıldız, 6 Şubat depreminin ardından Ankara’ya yerleşmek zorunda kalmıştı. Eylül 2022’den bu yana akciğer kanseri tedavisi gören Tacim Baba, 40 gündür yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyordu. Hakikatçi gelenekten olan Tacim Baba, sabah saatlerinde, tedavi gördüğü Bilkent Şehir Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.

    “UĞURLAR OLA TACİM BABA!”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Hakk’a yürüyen Halk Ozanı Tacim Baba için şu açıklamayı yaptı:

    “Elbistan-Pazarcık/Maraş bölgesinde hakikatçi Aleviliği deyiş ve duvazlarıyla yaşatan Tacim Baba Hakk’a yürümüş. Devri daim, yıldızlar yoldaşı olsun! Halkına, hakikatine ve inancına bağlı olan Tacim Baba, kendi yaratıcılığıyla tekniği ustaca kullanarak bizlere nefeslerini emanet bırakarak aramızdan ayrıldı. Hakikatçi Aleviliğin deyiş ve klamlarını telli turnası ile çalıp söylemesi onun büyük aşk ile yerine getirdiği Yol hizmetiydi. Tacim Baba’nın ömrü halkının yanında, Yol’ a hizmet ederek geçmiştir. Raa/Reya Heq inancına inanmış önemli bir değerimiz olan Tacim Baba kibir ve benlikten uzak mütevazi kişiliği ile örnek bir yaşam sürdü. Alevi inancı ve Kürt etnik kimliği konularında olduğu kadar toplumsal ve siyasal gelişmelere karşı çok duyarlı olan Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecektir. FEDA olarak Tacim Baba’yı ve hizmetlerini unutmayacak, bizlere bıraktığı değerlere Yol’un emaneti olarak sahip çıkacağız. Aile ve tüm sevenlerine sabır ve metanet diliyoruz. Uğurlar ola Tacim Baba!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Halk Ozanı Tacim Baba, Hakk’a yürüdü!

    Halk Ozanı Tacim Baba, Hakk’a yürüdü!

    PİRHA – Hakikatçi gelenekten olan Halk Ozanı Tacim Baba, 78 yaşında Hakk’a yürüdü.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde yaşayan Halk Ozanı Tacim Yıldız, 6 Şubat depreminin ardından Ankara’ya yerleşmek zorunda kalmıştı. Eylül 2022’den bu yana akciğer kanseri tedavisi gören Tacim Baba, 40 gündür yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyordu. Hakikatçi gelenekten olan Tacim Baba, sabah saatlerinde, tedavi gördüğü Bilkent Şehir Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.

    GERİDE YÜZLERCE ESERİNİ BIRAKTI

    Sözlü geleneğin sürdürücülerinden Tacim Yıldız, 800 civarında eser bıraktı. Besteleri birçok sanatçı tarafından da seslendirildi. Tacim Baba son olarak oğlu Ali Yıldız ile “Çekemiyom” adlı eserini düet şeklinde dinleyicileriyle paylaşmıştı.

    PİRHA/ANKARA

  • Bekçiler, depremzede aileyi darp etti, bağlama çalmalarına da engel oldu-VİDEO

    Bekçiler, depremzede aileyi darp etti, bağlama çalmalarına da engel oldu-VİDEO

    PİRHA- Elbistan’da konteyner kentte kalan Fırat ve Ayşegül Çağlar çifti bekçiler tarafından jop kullanılarak darp edildi. Müzisyen olan Fırat Çağlar, aynı bekçilerin konteyner kentte bağlama çalmasına, ‘burada bağlama yasak’ diyerek engel olduklarını ve boynundaki zülfikar dövmesine tepki gösterdiklerini iddia ederek, darp edilmelerinin tesadüf olmadığını dile getirdi. 

    Maraş merkezli 6 Şubat depreminden sonra konteyner kente yerleşen Fırat ve Ayşegül çifti, 10 Ocak akşamı bekçiler tarafından kaldıkları konteynerin önünde darp edildi. Çağlar ailesi, konteyner kentte yaşanan farklı bir olay gelen bekçilerin yaşananlara bir an müdahale etmesine dair el hareketi ile ‘gelin’ demesi sonrasında bekçiler tarafından darp edildiklerini söyledi.  Darp edilme anlarını kayıt altına alan Çağlar ailesi, kamuoyuna seslenerek kendilerini darp eden bekçilerin görevden alınması için çağrıda bulundular.

    Kendisine ulaştığımız Fırat Çağlar, aynı bekçilerin konteyner kentte bağlama çalmasına, ‘burada bağlama yasak’ diyerek engel olduklarını ve boynundaki zülfikar dövmesine tepki gösterdiklerini iddia ederek, konteyner kente her girişinde bağlamasının ve üstünün didik didik arandığını belirtti.

    “AVUÇ İÇİ İLE GÖĞSÜME VURDU, JOPLARLA DARP ETTİ”

    Yaşananlara dair ulaştığımız Fırat Çağlar, konteyner kentte yaşanan farklı bir olaya gelen bekçilerin kendisi ve eşini joplarla darp ettiğini söyleyerek, “Sokağımızda bir olay vardı ve ihbar edilmiş. 15 dakika sonra kolluk kuvveti olan bekçiler yavaşça geliyordu. Olayın büyümeden hızlıca gelmeleri için elimle ‘gelin’ işareti yaparak çağırdım. O sırada koşarak geldiler ve bana avuç içi darbesi ile vurup, ‘sen kimsin ki bizim işimize karışıyorsun’ tavrıyla yaklaştılar. O sıra telefonu elime alıp o anları kaydettim. Joplarla bizi darp ettiler. Bizler daha 6 Şubat’ın etkisini atlamamış iken devletin görev verdiği bekçiler bizlere bu şekilde davrandılar” diye konuştu.

    AYNI BEKÇİLER BAĞLAMA ÇALMASINI YASAKLADIĞI İDDİASI

    Müzisyen olan ve bağlama çalarak ekmeğini kazandığını söyleyen Çağlar, daha önce de bekçilerin kendisine ‘burada bağlama çalmak yasak, kaldır onu’ dediğini belirterek, Ben müzisyenim ve çocuklarıma bağlama çalarak ekmek getiriyorum. Yine kampa her girişimde bağlamamım içini kontrol ediyorlardı. Her seferinde sanki bir uyuşturucu satıcısı gibi kampa girerken her yerimi arıyorlardı. Konteynerde bağlama çaldığım zamanlarda daha önce de aynı bekçiler gelerek bağlama çalmanın yasak olduğunu söyleyerek kaldırmamı istediler” diye belirtti.

    ZÜLFİKAR DÖVMESİNE TEPKİ

    Çağlar, yine bekçilerin boyun kısmında bulunan ve açıkça görülen zülfikar dövmesine tepki gösterdiklerini ifade ederek, ” Vücudumda kızımın ismi ve zülfikar olan dövmeler var. Konteyner kente girerken bekçiler zülfikar dövmesi sordular ve tepki göstermeye başladılar. Sesimizi kimse duymak istemiyor. 6 Şubat’ta 40 saniyelik bir ömrümüzün olduğunu fark ettik. Akrabalarımız, arkadaşlarımızı kaybettik. Daha bunları atlatamadan böylesi bir şey yaşadık” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/MARAŞ

  • İngiltere’den köyü Sevdilli’ye geldi, çiftçilik yapıyor: Yaşamı yeniden inşa ediyorum- VİDEO

    İngiltere’den köyü Sevdilli’ye geldi, çiftçilik yapıyor: Yaşamı yeniden inşa ediyorum- VİDEO

    PİRHA – İngiltere’den memleketi Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Sevdilli köyüne yerleşip tarımla uğraşmaya başlayan Kemal Köker, yaşamı yeniden inşa ettiğini dile getirdi. Köker, “Bizim gayretimiz buraya yenilik katmak” dedi. Devletin hiçbir desteğini göremediklerini de belirten Köker, “Bizim arkadaşlardan ziraat mühendisleri var, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, onlara bile devletin bir desteği yok” dedi.

    Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Sevdilli köyünde çiftçilik yapan Kemal Köker, yıllardır su gitmeyen Sevdilli köyü arazilerine İngiltere’de kazandığı paralarla su getirdiğini, gelen su ile beraber de tarıma başladığını PİRHA‘ya anlattı.

    Kendisine İngiltere’deki yaşantısını bırakıp geldiği için başlarda tepki gösterenlerin olduğunu söyleyen Köker, “Ben buradan giden insanların da nereye giderlerse gitsinler kendi topraklarına sevgileri olduğunu düşünerek bir gün tekrar geleceklerini düşünüyorum” diye konuştu.

    “İLK DEFA BURALARA SU DÖKÜP PANCAR EKTİK”

    Kemal Köker, tüm gayretlerinin Sevdilli’de bulunan araziye yenilik katmak olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “1995’te İngiltere’ye gittim. 2004’ten beri de arada bir geliyordum. Tarımda neyi yapıyorlar, biz neyi eksik yaptık ve nasıl modern bir şeyler yaparız, burayı nasıl değerlendiririz diye de sürekli aklımda canlandırıyordum. Ve orada bir şeyler öğrenip burada bir şeyler yapmaya çalıştım. Sonra geldik. Burada önce danacılıktan başladım. Sonra onu bırakıp arazi işine başladım. Arazinin susuz olduğunu gördük. Ne bir devletin desteği vardı, ne de insanların bir gayreti. Sevdilli köyünden 1300 metre öteden biz su getiriyoruz. İlk defa buralara su döküp pancar ektik. Bizim gayretimiz buraya yenilik katmak.”

    “İNSANLAR BURAYA BAKTIKLARINDA MEMNUN OLUYORLAR”

    Köker, insanların kuraklıktan dolayı ektikleri ürünlerin hiçbir karşılığını alamadıklarını söyleyerek, “Önceden buğday, nohut ekiliyordu. Şimdi iklim değişikliği ve kuraklıktan dolayı bir şey de olmuyordu. Yaptıkları emeğin karşılığı çıkmıyordu. Bu yörede artık sulu tarıma geçmek zorunlu oldu. Çünkü yağmurlar düzensiz yağmaya hatta hiç yağmamaya başladı. Ve insanlar ektiklerinin hiçbir zaman karşılığını alamadılar. Büyük zararlar ettiler. İnsanlar bırakıp gittiler, burası göç verdi. Şu an artık insanlar buraya baktıklarında memnun oluyorlar” diye konuştu.

    “ZİRAAT MÜHENDİSLERİNE BİLE DEVLET DESTEĞİ YOK”

    Köker, İngiltere’de kazandıkları para ile köye su ve ağaçlandırma yaptıklarını belirtti. Devletin hiçbir yardımını almadıklarını da söyleyen Köker, şöyle devam etti:

    “Biz kendimiz bütün masrafları yaptık. Bu masraflar buradaki insanların yapabileceği masraflar değil. Ben yurt dışından getirdiğim paralarla burayı yaptım. Devlet yöneticilerinin, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın buraya el atması gerekirken hiçbir şey yapmıyorlar. Elbistan Türkiye’nin dördüncü ovası her tarafında devletin elinin olması gerekirken, yok. Devletin çoğu yerde eli yok. Bizim ülkenin tarıma, hayvancılığa, turizme önem vermesi gerekirken hiç önem verilmiyor. Biz insanlar, çiftçiler olarak kötüye gidiyoruz. Biz ülkemize, kendi topraklarımıza, insanlarımıza en iyi şekilde hizmet etmeye çalışırken diğer taraftan yöneticilerin hiçbir desteği olmadığı gibi bize en kötüsünü reva görüyorlar. Bizim arkadaşlardan ziraat mühendisleri var, bir şeyler yapmaya çalışıyorlar onlara bile devletin bir desteği yok.”

    “GÜZELLEŞTİRİRSEK DAHA ÇABUK GELECEKLER”

    Kendisine İngiltere’deki yaşantısını bırakıp geldiği için başlarda tepki gösterenlerin olduğunu söyleyen Kemal Köker, “Ben buradan giden insanların da nereye giderlerse gitsinler kendi topraklarına sevgileri olduğunu düşünerek bir gün tekrar geleceklerini düşünüyorum” diye konuştu. Köker, ‘insanlar, güzelleştirirsek daha çabuk gelecekler’ dedi.

    Kamil Murat DEMİR – Devrim FINDIK / MARAŞ

  • Depremzede yurttaş: Depremde yanımızda olmayan devlet bizi göç ettirmek istiyor-VİDEO

    Depremzede yurttaş: Depremde yanımızda olmayan devlet bizi göç ettirmek istiyor-VİDEO

    PİRHA- Deprem felaketinin üzerinden haftalar geçmesine karşın yeterli yardımın yapılmadığı köylerden biri olan Maraş’ın Özbek köyünde yaşayanların tarlalarına el konulmak isteniyor. Duruma tepki gösteren köy sakini Abbas Gürocak, Alevi oldukları ve verimli tarlaları olduğu için göç ettirilmek istendiklerini belirterek, “Depremde yanımızda olmayan devlet bizi yerimizden, yurdumuzdan koparmak istiyorlar” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Deprem felaketinin üzerinden 40 gün geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem kontularının bu köylerde yapılması bir kez daha zorunlu göçün yaşanmasına yol açıyor.

    Yurttaşlar haftalar geçmesine karşın yeterli yardımın yapılmadığını ifade ederken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan çözümü ‘Helalleşme’de buldu.

    Bilim insanlarının tüm uyarılarına karşın deprem felaketinin en fazla etkilediği yerleşim birimleri arasında yer alan Maraş’ın Türkoğlu ilçesinin kırsal Özbek Mahallesi‘nde köy evlerinin inşa edilmesine başlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın talimatlarıyla bölgeye yaklaşık 4 bin 500 toplu konut, 2 bin 500 de kırsal alanda ev inşa edilecek.

    “GEÇMİŞİMİZİN HEPSİ SİLİNECEK”

    Türkoğlu’nda yaşayan Aleviler bu duruma tepkili. Özbek köyünden Abbas Gürocak adlı yurttaş PİRHA mikrofonuna konuştu.

    Abbas Gürocak, yaşamının tamamının Özbek’te geçtiğini belirterek, “Deprem olduktan sonra her şeyimizi kaybettik. Bize devlet yardım etmedi. Avrupa’daki eşimiz dostumuz akrabamız köylümüz bize her konuda yardım ettiler. Bizi yerimizden, yurdumuzdan koparmak istiyorlar. Çocukluğumuzun, geçmişimizin hepsi silinecek. Bizi buradan gönderdikten sonra yerlerimizi, hepsini satacaklar” dedi.

    “ARAZİLERİMİZE EL KOYMAK İSTİYORLAR”

    Alevi oldukları ve tarlalarının verimli olduğu için devletin arazilerine el koyduğunu vurgulayan Abbas Gürocak, “Alevi köylerininin hepsini götürmeye çalışıyorlar. Bu durumun sonuçları ağır olur” diyerek uyarıda bulundu.

    “ALEVİYİZ DİYE YARDIM GETİRMEDİLER”

    Depremden iş makinalarının da etkilendiğini aktaran Abbas Gürocak, “Borç için arayacağına halkın neye ihtiyacı olduğunu bir sorsana. 15 gün banyo yapamadık. Devlet diye bir şey yok. İzmir, Ankara belediyeleri yardım getirdi. Yanı başımızdaki belediyeyi görmedik. Aleviyiz diye getirmediler” diyerek devletin yardım etmek yerine borçlarını istediğini ifade etti.

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/MARAŞ

  • Depremzede Nurten Gülmez: Elbistan’dan gitmek istemiyorum, yardıma ihtiyaç var-VİDEO

    Depremzede Nurten Gülmez: Elbistan’dan gitmek istemiyorum, yardıma ihtiyaç var-VİDEO

    PİRHA-Elbistan’ın devşirilmeye çalışıldığını vurgulayan Nurten Gülmez, “Elbistan’daki halk başka illere yönelmeye çalışıyor, bu da birçok oluşuma davetiye çıkartıyor. İnsanların buradan göç etmemesi için iş istihdamının sağlanması gerekiyor. En azından gençlerimiz gitmesin ve buraya sahip çıkabilsinler. Ben burada kalmak istiyorum. İnsanlar gitmesin lütfen, kültürümüze sahip çıkabilmemiz için şu an insana ihtiyacımız var” dedi.

    6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de yaralandı, evsiz kaldı.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde depreme yakalanan Nurten Gülmez, depremde ve sonrasında yaşadıkları zorlukları PİRHA’ya anlattı.

    “JANDARMA, ARTÇILAR DEVAM EDERKEN BİZE EVLERİNİZE GİDİN DEDİLER”

    İlk depremin ardından Elbistan’ın Malap köyüne geçtiklerini söyleyen Nurten Gülmez, “Birçok insan havalar soğuk olduğu için artık deprem olmayacak diyerek evlerine geçme ihtiyacı duydular. Ben ilk depremden itibaren uyumadığım için uyumak için odaya gittim deprem olunca evde kurduğumuz sobalar patladı biz kendimizi köy meydanına attık. Depremden dolayı evlere giremiyorduk, bir çobanın çadırına gittik. Yaşlıları ve çocukları konteynere koyduk, orta yaşlıları koyunların arasına koyduk ısınsınlar diye. Aynı günün akşamında jandarma geldi, onları da biz çağırdık burada olduğumuzu bilsinler diye. Telefonlar çekmediği için telefon ışıklarıyla yerimizi belli ettik yanımıza geldiler. Bize evlerinize gidin dediler. Artçılar devam ediyor biz evlerimize giremiyoruz, dedik. Erzak ve su bulabilir miyiz, diye sorduk. Çünkü sadece iki paket makarnamız vardı. Bize ‘gıdamız yok. Kendi ailemize var’ dediler. Su için gelip alabilirsiniz ama şişemiz bile yok, dediler” diye belirtti.

    “KAR YAĞIŞINDA SU ALABİLMEK İÇİN ASKERLERİN AYAKLARINA GİTTİK”

    Yoğun kar yağışında su almak için askerlerin ayaklarına gittiklerini ifade eden Gülmez, “Yurtdışında olan bir akrabamız buradaki arkadaşlarıyla iletişime geçiyor ve bize 10 ailelik erzak ayarlıyor. Biz bekliyoruz ki erzak gelecek, insanlar yemek yiyecek ama sonra çocuk bizi aradı ‘jandarma beni köy girişinde tutuyor, köye girişime izin vermiyor’ dedi. Arabayla erzakları alıp aracımıza koyduk, erzakları o şekilde götürebildik. Yoksa onlara da el koyulmuştu. Çünkü bir gün önce jandarma komutanı açık açık söyledi biz erzak veremeyiz, bizim ailelerimiz de aç” diye konuştu.

    “HALKIN YARDIMI DIŞINDA BİR YARDIM GELMEDİ”

    Elbistan’dan gitmek istemediğini çünkü birçok insanın yardıma ihtiyaç duyduğunu belirten Gülmez, şöyle devam etti:

    “İlk hafta tahliyelerde görev aldım, ikinci hafta yemek yapımında görev aldım. Bu hafta da çocuklara odaklanmak istiyorum çünkü çocuklar ve yaşlılar benim hassas noktam. Burada çocuklar için bir oyun alanı kuruyoruz arkadaşlarla birlikte. Kadınların deprem bölgesinde en büyük sorunlarından biri hijyendi. Ben 5 gün boyunca kendi çamaşırımı değiştiremedim, bu durum insanın hastalanmasına davetiyedir. Bize halkın yardımı dışında bir yardım gelmedi, insanlar kendi çabalarıyla enkaz başındaydı. Kadınlar çocukları ve kendileri için güçlü durmaya çalıştı ama ilerleyen süreçlerde çocuklar ve kadınlarda psikolojik olarak patlak verecektir. Ben de şu an halen güçlüyüm ama ilerleyen süreçte yardım almam gerektiğinin farkındayım” diye ifade etti.

    “ELBİSTAN DEVŞİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Nurten Gülmez, Elbistan’ın devşirilmeye çalışıldığını vurgulayarak, “Elbistan’daki halk başka illere yönelmeye çalışıyor bu da birçok oluşuma davetiye çıkartıyor. Buradaki yerel halkın devşirilmesi söz konusu. İnsanların buradan göç etmemesi için iş istihdamının sağlanması gerekiyor. En azından gençlerimiz gitmesin ve buraya sahip çıkabilsinler. Ben burada kalmak istiyorum. İnsanlar gitmesin lütfen kültürümüze sahip çıkabilmemiz için şu an insana ihtiyacımız var” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/MARAŞ

  • Eğitim-Sen yöneticisi Ahmet Karagöz: Depremzede öğrencilere özel eğitim verilmeli-VİDEO

    Eğitim-Sen yöneticisi Ahmet Karagöz: Depremzede öğrencilere özel eğitim verilmeli-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, deprem felaketinde dayanışmanın en üst seviyede olduğunu belirterek, öğrencilerin gittikleri kentlerde özel sınıflarda, özel öğretmenler tarafından eğitime tabi tutulması çağrısında bulundu.

    Deprem felaketinin üzerinden bir ay geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, iktidar yetkilileri herhangi bir sorunun olmadığını iddia etmeye devam ediyor.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, deprem felaketine dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    PİRHA- Deprem felaketinin yaşandığı anda Hatay’a ve Elbistan’a gittiniz. Neler gördünüz, neler yaşadınız?

    AHMET KARAGÖZ: On binlerce insanımızın yaşamını yitirdiği, yüz binlerce insanımızın sakat ve yaralı olduğu bir deprem sürecini hep birlikte yaşadık. Evet doğal afetler kaçınılmazdır. Tıpkı yer bilimcilerinin ifade ettiği gibi deprem değil, binaların öldürdüğünü bir kez daha gördük. Elbette binalar da öldürmez. Sağlıklı, sağlam, dayanıklı, denetimleri yapılan, onarılan, güçlendirilen binaların da yıkılmadığını gördük. Ama şunu da gördük ki kentlerimiz tümüyle bir rant alanına dönüştürülmüş. Çocuklarımızın, evlatlarımızın, ailelerimizin, evlerimizin, eşyalarımızın da enkaz altında kaldığına Elbistan’da tanıklık etmenin, acısını, hüznünü yaşıyorum. Burada bütün Türkiye halklarına başsağlığı diliyorum. Bunların sorumluları vardır. Mutlaka da hesap sorulması gerekir.
    Elbistanlıyım. Elbistan’ı adım adım bildiğimi iddia ediyorum. Ama bildiğim Elbistan’ı ne yazık ki tanıyamadım. İnsanlarımızın bütün geçmişleri, bütün birikimleri enkaz altındaydı. İnsanlar çığlık çığlığa hala enkazlarını bekliyorlardı. Acaba geride kalan bir tek hatıra bulabilir miyim? Bir fotoğrafa ulaşabilir miyim? Bütün beklentileri buydu insanların. Enkazların hızla kaldırıldığına tanıklık etti. Enkazların içerisinde insanların anıları olduğu gibi ne yazık ki enkazda hala kurtarılamamış insan bedenleri de var. Bu gerçekten bizi çok üzüyor. Aynı cömertliği devletimiz depremin olduğu ilk bir hafta Elbistan için sağlayamadı. Ben Elbistan’da AFAD’ı görmedim, çadırları halka parayla satan Kızılay’ı da görmedim. Ancak burada hayırsever kurumları, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütlerinin emek meslek örgütlerini ve siyasi partilerimizi ve büyükşehir belediyelerini gördüm.

    “ELBİSTAN’DA ACİLEN DEVLETİ GÖRMEK İSTİYORUZ”

    -Elbistan’ın nüfusu 140 bin. Ancak Elbistan’da 7-8 bin civarında insan kaldığı açıklandı. Acaba bu coğrafya insansızlaştırılıyor mu?

    Evet, kentlerimiz, köylerimiz insansızlaştırılıyor. Elbistan köyleri özellikle Kürt, aşiret, Alevi köyleri. Her birinde 8-10, kiminde 25-30 hane oturan evler de vardı. Bu insanlar bulundukları yerelerde tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Depremde ahırları etkilenen, evleri yıkılan, onlarca çiftçimiz, onlarca hayvan yetiştiricimiz vardı. Ancak yeterli destek olmadığı için yapamıyorlar. Vatandaşın mal ve can güvenliğinde sorumlu olan devlet. Bizlerde bu noktadan hareketle Elbistan’da acilen devleti görmek istiyoruz. 140 bin olan nüfusun en az da 130 bin-135 binin Elbistan’a dönüşünü sağlayacak projelerin hızla devreye sokulmasını bekliyoruz.

    “DEPREM BÖLGESİNE ÖĞRETMEN GÖNDERİLMESİ LAZIM”

    -Eğitimdeki sorunlar nelerdir ve nasıl çözülebilir?

    Milli Eğitim Bakanlığı, bu depremin etkilediği on bir ilde eğitim emekçilerini, ailede yaşamını yitiren, birinci derecede yaşamını yitiren öğretmen arkadaşlarımıza, eğitim emekçilerine ve sağlık sorunları bulunan illerde gidemeyecek olan kişilere tayin hakkı verdi. Günlerce enkaz altında kalıp, yurttaşlarımız tarafından kurtarılmış öğretmen arkadaşlarımızın nasıl bulundukları illerde hangi koşullarda, hangi psikolojiyle tekrar derse gireceklerini de sormak, sorgulamak lazım. Dolayısıyla ataması yapılmayan Türkiye’de şu an 700 bin eğitim fakültesi öğretmen arkadaşımız var. Bu öğretmen arkadaşlarımızın atamaları hızla yapılarak ve Türkiye’nin diğer illerinde görev yapan öğretmen arkadaşlarımızla gönüllülük temelinde bu bölgelere öğretmen gönderilmesi lazım.

    Bu bölgede okullara giden öğrencilerimizin psikososyal desteğe ihtiyacı var. Bunları rehabilite edecek her türlü uzmanların devlet tarafından gönderilmesi gerekir. Yine bu öğretmen arkadaşlarımızın, öğrencilerimizin eğitim hakkının sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için eğitim öğretim faaliyetlerini gerçekleştirecek güvenli mekanlara, güvenilir okullara ihtiyaç var. Şunu biliyoruz; kış koşullarında yeni okul binaları inşa etmenin zor olduğunu biliyoruz. Ancak çadır okuluna konteyner okullar yapılabilinir. Bu imkanların devletimizin elinde olduğunu düşünüyoruz. Hani beşli çete diye nitelendirilen kesimlere aktarılan kaynakların bir bölümü deprem bölgesine aktarılsa daha güvenli ortamlarda çocuklarımızın eğitim alacağını düşünüyorum.depremzede çocuklar

     

    Yunanistan’da tren kazası oldu, aynı gün Ulaştırma Bakanı istifa etti. Biz de depremi eleştiren depreme ilişkin görüş ve düşüncelerini bildirilenler parmak sallayıp isimler not edilirken bugün 50 bine yakın insanın ölümünde sorumlu bir tek kamu yetkilisi ya da bakanın istifa etmemiş olmasını da doğru bulmuyoruz.

    “DEPREM BÖLGESİNDEN GELEN ÇOCUKLAR ÖZEL EĞİTİME TABİ TUTULMALI”

    -Depremin ardından Mersin, Ankara gibi kentlere yoğun göç yaşandı. Bir taraftan barınma, bir taraftan da öğrencilerin okul sürecinin yönetilme şeklini nasıl görüyorusunuz?

    Bugün Mersin’deyiz. Mersin’de 400 binin üzerinde insanın göç ettiği söyleniliyor. Bunlar tamamen depremde etkilenen on ilde gelen insanlar. Eğitim boyutuyla Mersin İl Milli Eğitim’in tedbir aldığını düşünmüyorum. Ek sınıfların devreye sokulduğunu düşünmüyorum. Mevcut sınıfların mevcutları yüzde 20, yüzde 30 oranında arttı. Bunun buna eğitim demek, adına eğitim demek doğru değil. Kaldı ki deprem bölgesinde gelen çocuklarımızın psikososyal durumları var. Aslında bunların özel sınıflarda, özel öğretmenler tarafından eğitime tabi tutulması lazım. Öğretmenin gündemi, öğretmenin müfredatı, öğretmenin programı deprem olmalıdır. Onların psikolojisini düzeltecek etkinlikler olmalıdır. Yani bu dönem gerektiğinde akademik eğitimi rafa kaldırıp çocukların psikososyal ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir programla süreci tamamlamamız gerektiğini düşünüyorum.

    “MERSİN GİBİ İLLERDE DE DEPREMZELERE ULAŞIP İHTİYAÇLARI KARŞILANMALI”

    -Son olarak ne söylemek istersiniz?

    Yine hala bunu da gene emek meslek örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilerimize, meslek örgütlerine, hayırsever yurttaşlarımıza, iş adamlarımıza çağrım şudur. Deprem bölgelerinde bulunan insanlarımıza nasıl yardımcı olunuyorsa, özellikle depremzedelerinin ağırlıkla yerleştiği Mersin ili gibi illere de buradaki depremzedelere de ulaşıp ihtiyaçlarını karşılamaya dönük faaliyetler yürütülebilir.

    Diren KESER/MERSİN

  • Özen: Konteyner kentler kuralım istedik, OHAL valisi izin vermedi-VİDEO

    Özen: Konteyner kentler kuralım istedik, OHAL valisi izin vermedi-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, Meclis’te yaptığı konuşmada, devletin, deprem bölgesinde ayrımcılık yaptığını belirterek “Gönüllü kuruluşlar olarak olağanüstü hâl valisiyle görüşüp, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak konteyner kentler kurmak istiyoruz, dedik. Kovboy edasıyla ‘İzin vermem’ dedi. İnsanların sokaklarda kalmasının sebebi sizsiniz” diyerek hükümete tepki gösterdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuştu. 6 Şubat’ta yaşanan depremi gündeme getiren Özen, “Ben, burada, sizin duymak istediklerinizi değil, gözümle gördüklerimi anlatacağım” dedi.

    Zeynel Özen, yıllarca toplanan deprem vergilerinin akıbetini sorarak, “Depremin üzerinden 30 gün geçti, büyük bir felaketti ama buna yeni bir kavram ürettiniz: “Asrın felaketi.”

    Bu, asrın felaketi değil arkadaşlar; bu, bu iktidarın basiretsizliği, beceriksizliğidir. 99 depreminden sonra vergiler topladınız, sizler ‘kentsel dönüşüm’ adıyla rantsal dönüşüm yaptınız ve imar affıyla dünyanın parasını topladınız. Deprem toplanma alanlarına AVM’ler yaptınız. Bu paralar nerede? Siz insanı merkeze koymadınız, rantı merkeze koydunuz, bunun sonucu olarak da bu afette büyük bedeller ödedik. ‘Almanya tarihinin en büyük yolsuzluğu’ denen Deniz Feneri’nin yöneticilerini getirdiniz AFAD’a, Kızılay’a ve çeşitli kurumlara genel müdür yaptınız. Bu, kul hakkı yemektir, kul hakkı yediniz arkadaşlar, kul hakkı yediniz” dedi.

    “BUNUN KATİLİ İKTİDARDIR”

    Zeynel Özen, deprem bölgesinde 20 gün kaldığını belirterek, izlenimlerini ise şu sözlerle anlattı:

    “İkinci, üçüncü gün kimse yoktu” deniliyor, yerinizden hopluyorsunuz arkadaşlar; yoktunuz, yok, ben yaşadım diyorum. İkinci günde Pazarcık’ta bir kadın saçını başını yoluyor, kadın dedi ki: “2 yaşında çocuğum var, üç saat ağladı enkazın altında, şimdi sesi kesildi, yardım edecek bir Allah’ın kulu yoktu. Olanların da -gönüllüler vardı- elinde alet edevat yok, kırıcı yok, kaldırıcı yok.” Bir de Elbistan’da… Depremin ilk günü -telefonumda hepsi var bunların arkadaşlar- bana Elbistan Grand Otel’in bitişiğindeki binadan mesaj geldi Hatice ve Güner Sarı kardeşlerden, “Biz yaşıyoruz, kurtarılmayı bekliyoruz” diye. Üç gün sonra oraya müdahale edildi, cesetleri çıktı arkadaşlar. Bunun sorumlusu kim? Bunun sorumlusu iktidardır, bunun katili iktidardır, bunu iyi bilesiniz.

    Diğer taraftan, en iyi yaptığınız neydi? Yaptığınız şu oldu: İki üç gün orada olmayan görevliler daha sonra geldi, ilk yaptıkları iş gönüllülere müdahale etmek oldu. Biz 1999 depreminden biliyoruz, biz Almanya Dışişleri Bakanlığıyla, Avrupa Birlikleri konfederasyonuyla ortak bin kişilik bir çadır kenti oluşturmuştuk. O zaman yetkililer bize yardımcı oluyordu, bize destek oluyordu ama bu depremde gördük ki iktidarın görevlendirdiği herkes buna köstek oldu, gönüllü yardım kuruluşlarını engelledi. Dokuzuncu gün bir kaymakam bir tabur askerle geldi, “Ben buraya el koyuyorum” dedi. En iyi yaptıkları zorbalık. Gittiniz bazı bölgelere, Elbistan’a Cumhur İttifak’ı gitti, halkın nasıl karşıladığını gördük ekranlarda. Yine de gidin, aynı karşılamayı göreceksiniz. Şimdi algı operasyonlarına başladınız, Kahta’daki yıkılmayan yerleri gösteriyorsunuz; Adıyaman ayağa kalktı diyorsunuz. Neden Adıyaman ayağa kalktı? Gösteriyorsunuz, iş makineleri temel atıyor. Arkadaşlar, ben bir inşaat mühendisi değilim ama bölgede artçı depremler oluyor, 4-5 şiddetinde artçı depremler oluyor; beton 72 saatten önce donmaz, eğer siz oraya temel atarsanız o temel ölür. Milletin aklıyla dalga geçmeyin, milletin acılarıyla dalga geçmeyin.

    “BUNUN HESABINI HALK SİZE SORACAK”

    Şimdi, çadır vermiyorsunuz. Gönüllü kuruluşlar olarak ben olağanüstü hâl valisiyle görüştüm. Dedik ki: Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, biz konteyner kentler kurmak istiyoruz Hatay’da 200, Pazarcık’ta 200, Adıyaman’da 200, Elbistan’da 200. ‘İzin vermem, izin vermem’ diyor böyle kovboy edasıyla. Niye vermezsin? ‘Bunu ancak devlet yapar, siz yapamazsınız bunu’ diyor. Tavrınız bu oldu. Bugün milletin bu acısının, bu can kayıplarının, insanların sokaklarda kalmasının sebebi sizsiniz.

    Bir de size şunu söylüyorum: Ayrımcılık da yapıyorsunuz. Benim köyüm bir Alevi köyü, 6 tane de cenaze vardı orada. Gidin -resimlerini şimdi size gösteririm- bir tane AFAD’ın, Kızılay’ın çadırı var mı? Yok.

    Bizim 6 tane küçük belediyemiz kaldı. Çınar ve Silopi Belediyesi geldi, Pazarcık’ta, Narlı’da ve Adıyaman’da aşevi açtı, günde on binlerce insana yemek veriyordu. Burada resimler var, utanılacak resimler. Görevlileriniz, AFAD görevlileri, Kızılay görevlileri hatta asker o çadırlarda kuyruğa girip yemek yiyordu. Bunlara teşekkür edeceğiniz yerde oradaki görevliler “Siz ne iş yapıyorsunuz burada?” “Niye geldiniz buraya?” diye o insanları taciz ediyordu. Bu toplum büyük bir toplum. Eğer el ele verirsek hep birlikte bu yaraları sararız ama engel olmayın, engel. Ve şunu da unutmayın: Bunun hesabını halk size soracak.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP PM Üyesi Sidar Karaçelik: 8 Mart programını deprem bölgesindeki kadınlara adıyoruz-VİDEO

    HDP PM Üyesi Sidar Karaçelik: 8 Mart programını deprem bölgesindeki kadınlara adıyoruz-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin bu yıl ki 8 Mart programının deprem bölgesindeki kadınlarla dayanışma üzerine kurulduğunu belirten HDP PM Üyesi Sidar Karaçelik, “Biz şuanda kadınlarla dayanışma içerisindeyiz, kadınların yaralarını sarıyoruz. Kadınlarla sohbetlerimizde bazen dertleşiyoruz, bazen sorunlarını gideriyoruz ama yeni yaşama yönelik de planlamalarımız oluyor. Buradaki kadınlarla beraber geleceğe dair hayalleri de kurmaya çalışıyoruz” dedi.

    6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de yaralandı, evsiz kaldı.

    TJA ve HDP’li kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Yalnız değil birlikteyiz, Jin jiyan azadî” şiarıyla topladıkları yardımları Maraş’ın Elbistan ilçesindeki Socax, Malap ve Hucek köylerinde kapı kapı dolaşarak kadınlar için hazırladıkları paketleri dağıtıp kadınların sorunlarını dinledi.

    HDP PM Üyesi Sidar Karaçelik, depremden sonra yaptıkları çalışmalar ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne yaklaşırken deprem bölgesindeki kadınların durumlarını ve yapılması gerekenler hakkında sohbet ettik.

    “İNSANLARDA BİR YAS HAVASI VAR”

    İki haftadır bölgede çalıştığını söyleyen Sidar Karaçelik, “Bölgede yaşayan insanlar tarihteki en büyük felakete tanıklık ediyor. İnsanlar burada çok büyük acılar ve trajediler yaşıyorlar. HDP olarak depremin ilk sekiz saatinde deprem bölgelerine ulaştık ve bu anlamda halkın ihtiyaçlarına gidermeye çalıştık. Enkaz çalışmalarına da yardım ettik, insanların çadır bulma noktasında yardımcı olduk. Biz halkımıza deprem boyunca elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık” dedi.

    Depremin ilk şok etkisinden sonra kadınlarda artık yas süreci başladığını vurgulayan Sidar Karaçelik, “Bizlerde depremde yakınlarını kaybeden insanların yasına ortak oluyoruz. Biz köylere, mahallere gidip insanları ziyaret ettiğimizde bizi siz yalnız bırakmadınız diğer gelenler sadece notlarını tutup gittiler ama sizler bize dokundunuz diyorlardı. Deprem bölgesindeki hemen hemen herkesin acısını dinledik, beraber ağladık o yüzden bu içtenliği halkımızla yakaladık. Elbistan’da halen dokunulmayan birçok enkaz var. Halen insanların yakınları enkaz altında devlet ilk yapması gerekeni halen yapmış değil. Genel olarak insanlarda bir yas havası var ama biz de buraya insanlarımızın yaralarını iyileştirmek için geldik” diye konuştu.

    “HALKIMIZLA DAYANIŞMA İÇERİSİNDEYİZ”

    HDP’nin bu yıl ki 8 Mart programının deprem bölgesindeki kadınlarla dayanışma üzerine kurulduğunu belirten Sidar Karaçelik, şunları ifade etti:

    “Yasımız mücadele gerekçemizdir şiarıyla bütün bölgelerdeki kadınlar depremin olduğu bölgelere akın ettiler. Bizler de Elbistan’da yakınlarını depremzede ailelere hazırlanan yardım paketleriyle köylere, mahallere gidip oradaki kadınların sorunlarını dinledik. Biz şuanda kadınlarla dayanışma içerisindeyiz, kadınların yaralarını sarıyoruz. Kadınlarla sohbetlerimizde bazen dertleşiyoruz, bazen sorunlarını gideriyoruz ama yeni yaşama yönelik de planlamalarımız oluyor. Buradaki kadınlarla beraber geleceğe dair hayalleri de kurmaya çalışıyoruz. Halkımızla dayanışma içerisindeyiz, yardımdan ziyade yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz. Elbistan yurtdışında insanları çok olan bir kent köylere gittiğimizde bir göç yaşandığını ve sadece yaşlıların kaldığı bir kent haline geldiğini görüyoruz. Yurtdışında yaşayan Elbistanlılara çağrımızdır ailenizi burada yalnız bırakmayın mesele sadece işin maddi boyutu değil insanlar bu bölgede bir travma yaşıyor ve çok yalnızlar o yüzden maddi yardımdan ziyade buradaki insanlarla dayanışma içerisinde olsalar ve yanında olduklarını hissettirseler de bu insanlara yeterli olacaktır.”

    Nuray ATMACA/MARAŞ

  • ‘Depremden sonra 10 gün boyunca bir barakada kaldık, yardımlar bize gelmedi’-VİDEO

    ‘Depremden sonra 10 gün boyunca bir barakada kaldık, yardımlar bize gelmedi’-VİDEO

    PİRHA-Depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremden sonra 10 gün boyunca barakada kaldıklarını söyleyen Hürü Armut, “Depremden sonra kar yağdı yollarımız açılmadı ve 4-5 gün kimse gelmedi, amcamın torunu ve gelini göçük altında kaldı. Köyde olduğumuz için gıda yardımına çok ihtiyacımız yoktu ama diğer yardımlar bize gelmedi” dedi.

    6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de yaralandı, evsiz kaldı.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinin Socax (Soğucak) köyünde yaşayan Hürü Armut ve Meryem Armut depremde ve sonrasında yaşadıkları zorlukları PİRHA’ya anlattı.

    “YARDIMLAR BİZE GELMEDİ”

    İlk depreme Elbistan’da ikinci depreme de köyünde yakalandığını ifade eden Hürü Armut, “Depremde ve sonrasında yaşadıklarımız çok kötüydü. Depremden sonra 7-8 aile 10 gün boyunca bir barakada kaldık. Daha sonra Çorlu’ya çocuklarımızın yanına gidip bir hafta orada kaldık. Burayı da terk edemedik evden çıkarabileceğimiz eşyalarımızı çıkartmak istiyoruz. Depremden sonra kar yağdı yollarımız açılmadı ve 4-5 gün kimse gelmedi, amcamın torunu ve gelini göçük altında kaldı. Köyde olduğumuz için gıda yardımına çok ihtiyacımız yoktu ama diğer yardımlar bize gelmedi” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZ ÖLMEDİĞİ İÇİN ŞÜKREDİYORUZ”

    Meryem Armut ise, “Kışın Elbistan’da yazın da köyde kalıyorduk. Elbistan’da ki evimiz yıkıldı köydeki evimizde kalan eşyalarımızı kurtarmaya çalışıyoruz. Depremde çocuklarımız ölmediği için şükrediyoruz” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/MARAŞ

  • Elbistanlı depremzedeler: Dört gün dışarıda kaldık ve bize hiçbir yardım gelmedi-VİDEO

    Elbistanlı depremzedeler: Dört gün dışarıda kaldık ve bize hiçbir yardım gelmedi-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremden sonra sahipsiz kaldıklarını belirten Zeliha Uzun, “Şu anda yardıma muhtacız, deprem felaketi oldu ama devlet yardım etmedi. Evlerimiz yıkıldı ve bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz” dedi.

    6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de yaralandı, evsiz kaldı.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinin Malap (Bakış) köyünde yaşayan yurttaşlar depremde ve sonrasında yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “BUNDAN SONRA NE OLACAĞINI BİLMİYORUZ”

    Depremden sonra sahipsiz kaldıklarını belirten Zeliha Uzun, “Şu anda yardıma muhtacız, deprem felaketi oldu ama devlet yardım etmedi. Evlerimiz yıkıldı ve bundan sonra ne olacağını bilmiyoruz. Bunca yıl emek verdik ama depremde bütün emeklerimiz gitti. Depremden sonra kar yağıyordu, hava soğuktu dört gün boyunca dışarıda kaldık ve bize hiçbir yardım gelmedi” diye belirtti.

    “DEPREMDE İKİ DAKİKAYLA CANIMIZI KURTARDIK”

    Depremde Elbistan’da olduklarını ve evlerinin yerle bir olduğunu ifade eden Garip Uzun da, “Depremde iki dakikayla canlarımızı kurtardık. Erzincan ve Erzurum’daki insanlar bize gıda malzemesi ve battaniye gibi yardımlar getirdiler” dedi.

    “PERİŞAN HALDEYİZ” 

    Elbistan’da iki depremi de yaşadığını söyleyen Çiçek Yaşar ise, “Depremde çocukları evden çıkardık ama evimiz yıkıldı. Bazı eşyalarımızı köye getirdik bazı eşyalarımızı halen getiremedik. Perişan haldeyiz eşyalarımız dışarıda ne yapacağımızı bilmiyoruz. Sabahlara kadar dışarıda araçlarda yatıyoruz, Allah hepimize yardımcı olsun şu an konuşmakta bile zorlanıyorum” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/MARAŞ

  • Elbistan’da 53 yıllık ahşap tarihi ev yıkılacak: Koca bir tarih, onlarca anı…-VİDEO

    Elbistan’da 53 yıllık ahşap tarihi ev yıkılacak: Koca bir tarih, onlarca anı…-VİDEO

    PİRHA- Deprem, ardında hatıralar ve unutması güç öyküler bıraktı. İnsanlar; hayatlarını, dostlarını, sevdiklerini ve anılarını kaybetti. Elbistan’ın Socax (Soğucak) köyündeki 53 yıllık tarihi ev de ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılmayı bekliyor.

    Deprem, hatıralar ve unutması güç öyküler bıraktı geride. İnsanlar; hayatlarını, dostlarını, mallarını, mülklerini ve en önemlisi anılarını kaybettiler depremde.

    Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak (Socax) köyündeki 53 yıllık ahşap ve yığma taş evdeki geçmişe ait eşyalar ve dokuma halılar bir dönem odaları süslerken; şimdilerde ise ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılmayı bekliyor.

    “EVİNİ ADETA MÜZEYE ÇEVİRMİŞTİ”

    2021 yılında PİRHA olarak gittiğimizde Soğucak köyünde yaşayan Fatma Polat, gelin olarak geldiği evinde geçmişe ait çok sayıda eşyayı manevi değer biçerek saklamış, ‘eskiler unutulmasın’ diyerek evini adeta müzeye çevirmişti. Polat, unutulmaya yüz tutmuş eski hatıraları canlandırıp, özlem gidermek için eskiye ait eşyaları ve aletleri oluşturduğu odada korumaya almıştı. Ayrıca tavanı ardıç ağacından yapılı odalarda el emeği ile yapmış olduğu kök halılar ve süslemeler görenleri büyülüyordu.

    Koyun kırklığından kar küreğine, el dokuma halılardan taş silindire, oyma ceviz sandıktan işlemeli süslemelere kadar birçok eşyayı saklayan Fatma Polat, ‘Eskiden yaşam güzeldi. Yoksulluk vardı ama her şey daha samimi, güzel ve anlamlıydı’ diyerek geçmişe olan özlemini dile getirmişti.

    Şubat’ta Maraş merkezli iki depremde hasar alan 53 yıllık bu tarihi ev, içerisindeki tüm süslemeler, halılar ve en önemlisi anılar alınarak yıkılmayı bekliyor.

    Ersin ÖZGÜL/MARAŞ

    İLGİLİ HABERLER

    Elbistanlı Fatma Polat, geçmişe ait anıları ve eşyaları 49 yıllık taş evde saklıyor
    – Elbistanlı Fatma Polat, geçmişe ait anıları ve eşyaları 49 yıllık taş evde saklıyor > Videosu için tıklayınız…

  • ‘Uzun süre yardım gelmediği için insanlarımız donarak can verdi’-VİDEO

    ‘Uzun süre yardım gelmediği için insanlarımız donarak can verdi’-VİDEO

    PİRHA-İki depremde de Elbistan’da olduğunu söyleyen Halit Agiç, “Çok korkunç bir olay yaşadık, soğuk bizi çok etkiledi. Uzun süre yardım gelmediği için enkaz altındaki insanlarımız donarak can verdi” dedi.

    6 Şubat’ta 10 ili etkileyen depremlerin ardından on binlerce kişi yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de yaralandı, evsiz kaldı.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinin Cumhuriyet Mahallesi’nde Rıza Şehri dayanışma ağı, KESK, TJA, HDP ve Munzur Çevre Derneği tarafından depremzedelere çadırlar kurulup günlük ihtiyaçları karşılanıyor.

    “ÇOK KORKUNÇ BİR OLAY YAŞADIK”

    İki depremde de Elbistan’da olduğunu söyleyen Halit Agiç, “Çok korkunç bir olay yaşadık, soğuk bizi çok etkiledi. Uzun süre yardım gelmediği için enkaz altındaki insanlarımız donarak can verdi. Çok büyük bir felaketti ama gönüllü insanlar, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin yardımlarıyla yaşama tutunabildik” dedi.

    “BİRBİRİMİZİN YARALARINI SARMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Elbistan’da öğretmen olan ama depremden sonra 20 gündür gönüllü olarak çalışan Neriman Gül, “Bize gelen yardımları köy köy gezip yardıma ihtiyacı olan insanlara dağıtıyoruz. Elimizden geldiğince dayanışmayla birbirimizin yaralarını sarmaya çalışıyoruz. İnsanların 7 şiddetindeki depreme dayanıklı evlerde oturmasını isterdim. Deprem bölgesinde yaşadığımızı biliyoruz, önceden önlem alınmasını ve insanların ölmemesini, bu acıların yaşanamamasını isterdim” diye belirtti.

    Nuray ATMACA/MARAŞ

  • TJA ve HDP’li kadınlar, Elbistan’ın köylerindeki depremzede kadınlarla buluştu-VİDEO

    TJA ve HDP’li kadınlar, Elbistan’ın köylerindeki depremzede kadınlarla buluştu-VİDEO

    PİRHA-TJA ve HDP’li kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında deprem bölgesinde başlattıkları dayanışma ziyaretlerini Elbistan’ın Socak, Malap (Bakışkasabası) ve Hucek (Hüyecek) köylerinde sürdürdü.

    TJA ve HDP’li kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Yalnız değil birlikteyiz, Jin jiyan azadî” şiarıyla topladıkları yardımları Maraş’ın Elbistan ilçesindeki Socak, Malap (Bakışkasabası) ve Hucek (Hüyecek) köylerinde kapı kapı dolaşarak kadınlar için hazırladıkları paketleri dağıttılar.

    TJA ve HDP’li kadınlar, Elbistan’ın Socak, Malap (Bakışkasabası) ve Hucek (Hüyecek) köylerindeki kadınlara hijyen kitlerini ulaştırdı. Hijyen kitlerinde; iç çamaşırı, ped, tarak, fırça, lif, tırnak makası, sabun ve şampuan gibi birçok temel gereksinim ürünü yer aldı.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • KESK, TJA ve HDP’li kadınlardan, depremzede kadınlara dayanışma ziyareti-VİDEO

    KESK, TJA ve HDP’li kadınlardan, depremzede kadınlara dayanışma ziyareti-VİDEO

    PİRHA-KESK, TJA ve HDP’li kadınlar 8 Mart dolayısıyla Maraş’ın Elbistan ilçesindeki mahallelerde kapı kapı dolaşarak kadınlar için hazırladıkları paketleri dağıttılar. Ziyaret öncesi konuşan HDP Bingöl İl Eş Başkanı Mihriban Ekinci, “Kadın dayanışması yaşatır şiarıyla bugün Elbistan’da 8 Mart dayanışmasıyla kadın ihtiyaçlara ihtiyaçlarını götüreceğiz” dedi.

    KESK, TJA ve HDP’li kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında deprem bölgesinde başlattıkları ziyaretleri Elbistan ile sürdürdü.

    Ziyaret öncesi konuşan HDP Bingöl İl Eş Başkanı Mihriban Ekinci, “Kadın dayanışması yaşatır şiarıyla bugün Elbistan’da 8 Mart dayanışmasıyla kadın ihtiyaçlara ihtiyaçlarını götüreceğiz” dedi.

    Dayanışma için gelen kadınlar, Elbistan’da mahallelerde kadınlara hijyen kitlerini ulaştırdı. Hijyen kitlerinde; iç çamaşırı, ped, tarak, fırça, lif, tırnak makası, sabun ve şampuan gibi birçok temel gereksinim ürünü yer aldı. Mahalle ziyaretlerinin ardından ziyaretler köylerde sürecek.

    PİRHA/MARAŞ

  • ‘Rıza Şehri dayanışma ağı ile deprem bölgesindeki insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz’

    ‘Rıza Şehri dayanışma ağı ile deprem bölgesindeki insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz’

    PİRHA-Gazi Cemevi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi depremlerin ardından Elbistan, Malatya ile Adıyaman’da Rıza Şehri dayanışma ağları kurdu. Rıza Şehri dayanışma ağı ile deprem bölgesinde bulunan insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını vurgulayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, “Rıza Şehri mantığıyla el ele, omuz omuza durarak gücümüzü birleştirme yaklaşımını açığa çıkarmak istiyoruz” dedi.

    11 ili etkileyen ve on binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine, yüz binlercesinin yaralanmasına ve evsiz kalmasına yol açan depremlerin üzerinden günler geçmesine karşın, ortaya çıkan maddi, manevi hasar hala giderilmedi.

    Alevi kurumları ve cemevleri, bulundukları her alanda deprem felaketinden etkilenen yurttaşlar için seferber olmuş durumda. Alevi kurumları ve deprem bölgesindeki yurttaşların ihtiyaçlarını karşılamak için çadır kentler kurup, yardımları organize ediyor.

    Dünyanın ve ülkenin bir çok merkezinden gelen yardımlara AFAD el koyarken, Alevi kurumlarının çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Elbistan, Malatya ile Adıyaman’da kurdukları Rıza Şehri dayanışma ağı hakkında PİRHA’ya konuştu.

    “İNSANLARIN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Rıza Şehri dayanışma ağı ile deprem bölgesinde bulunan insanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştıklarını vurgulayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, ” Kurduğumuz alanlarda Adıyaman’da 45’e yakın çadırla birlikte çalışmalarımıza başladık. Ailelerin sağlık, çadır, gıda ve konteyner talepleri var. Konteyner taleplerini karşılamak için de bazı remi makamlarla da görüşmeler yürütülüyor. OHAL ilan edildiği için kurumsal olarak çalışmalar zahmetli engellenebiliyor. İnsanların taleplerinin kayıt altına alınması ve bunların fizibiliteye dönüştürülmesi konusunda formlar oluşturduk ve bu formlarla talepleri yazılı bir şekilde alarak karşılamaya çalışıyoruz. Rıza Şehri mantığını hem duygu hem de düşünce fikriyle toplumumuza anlatabilmek ve yıkımla birlikte her şeyin sıfırlandığı bir süreçte Rıza Şehri’nin ve dayanışmanın geleceği öreceği yaklaşımını anlatmaya, paylaşmaya ve yaşam tarzımızla ve dayanışma gücümüzle göstermeye çalışıyoruz” diye ifade etti.

    “CEMEVLERİ BU SÜREÇTE İNSANLAR İÇİN BİR DAYANIŞMA ALANINA DÖNÜŞTÜ”

    Bölgede sivil toplum örgütleri boyutuyla çok ciddi bir dayanışma seferberliği olduğunu belirten Bülent Felekoğlu, “Gönüllü insanlar depremin ilk gününden itibaren canla başla günlük hizmetleri yürütmeye çalışıyorlar. Rıza Şehri bu süreçte bir deneyime dönüşebilirse ve bunu insanlara anlatabilirsek depremde olduğu gibi kriz süreçlerinde Alevi toplumunun dayanışma ağlarını kurarak toplumla ortaklaşarak kriz anlarından çıkabilmek açısından önemli bir deneyim olacağını düşünüyoruz. Alevi örgütlülüğü açısından Rıza Şehri’nin görünür olması bizim için çok önemli” dedi.

    “RIZA ŞEHRİ MANTIĞINDA SANA YARDIM EDECEK İLK KİŞİ SENİN YAKININDIR”

    Deprem sürecinde üstten emir bekleyen bir halin çözüm üretemediğini fark ettiklerini söyleyen Felekoğlu, “Bunun yerine her canın bulunduğu alanda çözüm üretebilecek gücü oluşturmasını önemsiyoruz. Bunun içinde bir yaklaşıma ve bir düşünceye ihtiyaç var. Aslında toplumun kendi dayanışma yaratıcılığının açığa çıkabilecek baskı ortamlarından sıyrılmış dayanışma ve küçük komlara ihtiyaç var. Bu komlar ancak hızlı çözüm üretebilir. Çünkü diğer kısım karar verme yetisini yitirerek müdahale etme yetisini kaybediyor, Adıyaman’da ikinci günden itibaren alandaydık ve gördüğümüz buydu, devasa kurumların hareket edemediği ve karar veremediğini gördük. Bu yüzden Rıza Şehri mantığında sana yardım edecek ilk kişi senin en yakınındır, komşundur. Bu nedenle en yakınınla bir dayanışma Rıza Şehri mantığıyla el ele, omuz omuza durarak gücümüzü birleştirme yaklaşımını açığa çıkarmak istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazi Cemevi ile Demokratik Alevi Dernekleri, ‘Rıza Şehri Dayanışma Ağı’ kurdu-VİDEO

    Gazi Cemevi ile Demokratik Alevi Dernekleri, ‘Rıza Şehri Dayanışma Ağı’ kurdu-VİDEO

    PİRHA-Gazi Cemevi ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) depremlerin ardından Elbistan, Malatya ile Adıyaman’da Rıza Şehri dayanışma ağları kurdu.

    Gazi Cemevi ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) depremlerin ardından üç bölgede Rıza Şehri Dayanışma Ağları kurdu. Maraş’ın Elbistan ilçesinde kurulan dayanışma ağı noktasından açıklama yapan Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, “Bu süreçte birliğin, beraberliğin, dayanışma ağının oluşturulması için Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı olarak elimizden geleni yapmak durumundayız. Canların bize getirdiği lokmaları buralara getirip, pay etmek için çalışıyoruz. Buradaki canlara hizmet verebilmenin çabasındayız. Elbistan, Malatya ve Adıyaman’da Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı olarak bu çabayı gösteriyoruz” dedi.

    “HIZIR CÜMLE VARLIĞIN DARINA YETİŞİR”

    Çalışmaya ilişkin ayrıca yazılı bir açıklama da yapan Hıdır Karadaş, şu ifadeleri kullandı:

    “Rıza Şehri; Hakk’ın görünür cemali olan cümle varlığın ikrar ve rıza üzerine kurulu yaşam gerçeği ve bu rıza halinin tüm yaşamda korunması gereken bir düstur olduğu tarih boyunca inançlarımızın da nasihatidir.

    Hızır cümle varlığın darına yetişirken, cümle varlığın Hakk’ın emri rızası gereği cümle varlığın birbirinin darına yetişmesini ifa eder. Her can birbirine muhtaçtır. Her varlık birbiri ile yaşar. Hakk’ın nurunun temsi­li, peygamberleri insanlığa bu nasihatleri taşımışlardır. İbrahim Nebiyullahtan Musa, İsa, Muhammet Mustafa’ya barış manası ile derya olan İslam hakikatine biz Rıza Şehirleri özlemi ve umudu ile yaşamakta­yız. Rıza Şehri ilhamımız Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ilim nuru, Yol önderleri ve velilerimiz barış ve dayanışma nasihatleri ile bizlere de ilhamdır. Bu gerçekle Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Gazi Cemevi ve Şubeleri) olarak ülkemizin ve yurttaşlarımızız bu zor zamanlarında yanlarında olarak layıkıyla hizmet etmek için Rıza Şehri Dayanışma mekanları kurmayı amaçlıyoruz.

    Bu manada:

    • Ülkemizde on ilimizi etkileyen yıkım, toplumun tüm gücüyle kıymetli dayanışmasını açığa çıkarmıştır. Fakat birçok sivil toplum ve girişimin izlediğimiz kadarıyla çözüme dönük hukuki ve yasal düzlemde uyumsuzluklar nedeni ile kriz alanlarına dönen sivil toplum dayanışması da tanınır bir organizasyona kavuşarak ülkemizin bu zor eşiğinde çözümleyici gücünden faydalanılmalıdır. Yurttaşların yaraları daha organizeli bir şekilde çözüme kavuşturulmalıdır. Yıkımın büyüklüğünün farkında ve sorumluluğunda olarak ifade etmek isteriz.
    • Rıza Şehri yetkili mercilerce gösterilecek ya da uygun görülecek sivil toplum ile ortaklaşabileceğimiz en az bin metrekarelik yaşam, sağlık, sevk ve idare noktaları önermeleri ile oluşturulur.
    • Rıza Şehri işleyişi kurumumuz bünyesinde eğitimlerini almış canlar tarafından sevk ve idare yürütülen tüm faaliyetleri raporlu ve denetimli olacak şekildedir. Rapor örneklerimiz eklerde görülebilir.
    • Yetkili merciler ile Rıza Şehirlerinde görevlendirdiğimiz yetkililerimiz ve Gazi Vakfı Eğitim ve Kültür Vakfı yöneticileri gerekli rapor ve bilgilendirmeleri yaparlar.
    • Rıza Şehri Yerleşkelerinde:

    a)Gönüllü sağlık hizmetleri ve ilaç teminleri, ilk müdahale birimleri bulunur.
    b) Çocuklar, yetişkinler için sosyal ve psikolojik danışmanlık ve rehabilitasyon birimleri oluşturmak.
    c) Hakk Sofrası temelinde seyyar mutfak kurularak sıcak yemek dağıtımı.
    d) Bilcümle varlığa ulaştırılmak üzere gıda ve sağlık birimleri oluşturmak.
    e) Yıkım ve enkaz altında ilk müdahale birimlerini oluşturmak.

    Ülkemizde Maraş Elbistan merkezli gerçekleşen depremin neden olduğu yıkımın sonuçlarını bir nebze sarabilmek ve yardımların hızlı iletimi konusunda iyi niyetle başlayan fakat koordinasyonun tanınır ve tanımlanır bir noktaya erişmesi gereken sivil toplum organizasyonunu Rıza Şehri Dayanışma Ağları yerleşkelerinde sağlamak, ülkemize ve yurttaşlarımıza dayanışma ile katkı sunmak isteriz.”

    PİRHA/İSTANBUL