Etiket: emep dersim il örgütü

  • Dersim EMEP: Denizler halkın mücadelesinde yaşamaya devam ediyor!

    Dersim EMEP: Denizler halkın mücadelesinde yaşamaya devam ediyor!

    PİRHA-Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 49. yılı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Denizler 1972’de 68 gençlik kuşağının ve halkın “yeni bir dünya” kurmak için ayağa kalkışını sindirmek ve gözdağı vermek için idam edilmişlerdi. Bu nedenle her 6 Mayıs Deniz, Hüseyin, Yusuf’un şahsında aynı zamanda sömürünün, yoksulluğun ve baskının ortadan kalkarak “Özgürlükler Dünyasının” kurulması için mücadele ederken hayatını kaybeden tüm devrimci, yurtseverlerin anıldığı bir gündür.” denildi.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 49. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.

    6 Mayıs 3 fidanın, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnanın idam edilişinin 49. yıl dönümü. Denizler 1972’de 68 gençlik kuşağının ve halkın “yeni bir dünya” kurmak için ayağa kalkışını sindirmek ve gözdağı vermek için idam edildiklerine dikkat çekilen açıklamada, “Bu nedenle her 6 Mayıs Deniz, Hüseyin, Yusuf’un şahsında aynı zamanda sömürünün, yoksulluğun ve baskının ortadan kalkarak “Özgürlükler Dünyasının” kurulması için mücadele ederken hayatını kaybeden tüm devrimci, yurtseverlerin anıldığı bir gündür” dedi.

    “DENİZLERİN MÜCADELESİ KAPİTALİZMİN YIKILMASI VE SOSYALİZMİN KURULMASI MÜCADELESİYDİ”

    Halkımız ve özellikle gençlerimiz Denizleri her 6 Mayıs’ta mezarları başında, kentlerde, okullarda, işyerlerinde, derneklerde, açık hava ve kapalı salon toplantılarıyla, yüzlerce, binlerce kişinin katılımıyla bugüne kadar anmaya devam ettiği belirtilen açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Çünkü Denizlerin Mücadelesi, her tarafı dökülen, insana ve doğaya karşı olan kapitalist sistemin yıkılması ve Sosyalizmin kurulması mücadelesiydi. Sistemin nasıl sadece bir avuç zenginin karı için var olduğu Covid-19 Pandemisi sürecinde daha iyi açığa çıkmıştır. Bu nedenle Denizler; tek adam yönetiminin baskılarda, ülkeyi yağmalamada, emekçilerin sefaletinin ve işsizliğinin artmasında bir zirveyi temsil eden rejimine karşı İş, Ekmek, Özgürlük, bağımsızlık ve Adalet için mücadelesinde yaşamaya devam etmektedirler. Bu nedenle Denizler; Dersim’den Rize’ye kadar tabii hayatı ve doğayı korumak için sermayeye ve onun düzenine karşı mücadele edenlerin mücadelesinde yaşamaya devam etmektedirler. Bu nedenle denizler Parasız, Bilimsel, Demokratik ve Anadilde eğitim için mücadele eden gençlerin ve eğitim emekçilerinin mücadelesinde yaşamaktadırlar.”

    “6 MAYIS DENİZLERİ HAYATIN HER YERİNDE ANDIĞIMIZ BİR GÜN OLACAKTIR”

    Denizlerin, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına ve kadınların her türlü ayırımcılığa karşı verdikleri mücadelede yaşadıkları vurgulanan açıklamada, “Bu nedenle Denizler; her türden ulusal, mezhepsel ayrımcılığa karşı kendi kaderini tayin hakkı ve eşit koşullarda yaşam için” bedel ödeyenlerin mücadelesinde yaşamaktadırlar.  Bu nedenle Denizler; ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını yerli işbirlikçileriyle beraber daha önce görülmemiş bir şekilde yağmalayan emperyalizme karşı anti-emperyalizm mücadelesinin bayraktarlığını yapmaya devam etmektedirler. Aradan yarım asır bir zaman geçti. Lakin Denizlerin halkın davasına bağlılıklarına saygı, sevgi her yıl arttı. Her ne kadar pandemi şartları gerekçesiyle getirilen yasaklamalar nedeniyle anmak için bir araya gelme şartları ortadan kalkmış olsa da 6 Mayıs; Denizler ve onların şahsında mücadelede yitirilenleri evlerde, köylerde, fabrikalarda kısacası hayatın her yerinde andığımız bir gün olacaktır” denildi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • HDP, EMEP, İHD, DEDEF ve ADEF’ten ortak çağrı: Dersim Katliamı’nın belgeleri açıklansın

    HDP, EMEP, İHD, DEDEF ve ADEF’ten ortak çağrı: Dersim Katliamı’nın belgeleri açıklansın

    PİRHA-HDP ve EMEP Dersim il örgütleri, İHD Dersim Şubesi, DEDEF ve ADEF, Dersim Katliamı’nın belgelerinin açılması ve devletin özür dilemesi çağrısında bulundu. Çağrıda, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin ve 1937-1938’de ne kadar insanın katledildiğine dair arşivlerin açıklanması istendi.

    HDP Dersim İl Örgütü, EMEP Dersim İl Örgütü, İHD Dersim Şubesi, DEDEF ve ADEF, Bakanlar Kurulu tarafından 4 Mayıs 1937’de başlayan Dersim Katliamı’na ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada Dersim Katliamı’nın detaylı bir şekilde araştırılması çağrısında bulunuldu.

    “1937-1938’DE NE KADAR İNSANIN KATLEDİLDİĞİNE DAİR ARŞİVLER AÇIKLANSIN”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü, 84 yıl önce yaşanmış kanlı tarihle yüzleşilebilmesi için resmi özür dilenmesini istedi.

    Açıklamada, 15 Kasım 1937 tarihinde idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması istenerek, “1937-38 yıllarında ne kadar insanın katledildiğine dair arşivlerin açılması, kamuoyunda ‘Dersimin kayıp kızları’ olarak bilinen, evlatlık verilmiş çocuklarla ilgili belgelerin açılması, sürgüne gönderilen insanlarımızın akıbetine dair belgelerin açıklanması ve Dersim isminin resmi olarak tekrar iade edilmesi ile ancak mümkün olabilir. Halkımızın bu haklı talepleri bir an önce karşılanmalıdır” denildi.

    “DERSİMLİLERDEN, TÜRKİYE TOPLUMU VE İNSANLIK AİLESİNDEN ÖZÜR DİLENMELİDİR”

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu da (ADEF), 1938 sonrası doğan Dersimlilerin korkunç ve kanlı katliamlar silsilesinin hikayeleriyle büyüdüğünü ifade etti. Ülkede yaratılan korku ortamından dolayı yaşlıların, annelerin ve babaların 60, 70 sene Dersim-38 trajedisini çokça konuşamadıklarına dikkat çekilen açıklamada, “Konuşmaktan imtina ettiler; keza çocuklarının başına aynısının gelmesinden yıllar boyu korktular! Bu sebeple bizler, bu kuşağın devamındaki nesiller ninnilerle değil, ağıtlarla büyüyen bir kuşağız. Dersim Tertelesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devleti evvela hiçbir günahı ve suçu olmadığı halde buna maruz kalan Dersimlilerden, sonra Türkiye toplumundan ve insanlık ailesinden resmi olarak özür dilemelidir” denildi.

    “SEYİT RIZA VE ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi ise katliama ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, devletin Dersim’le yüzleşmesini talep etti. Açıklamada, TBMM bünyesinde “Dersim İçin Hakikat Komisyonu” kurulmasını, komisyon çalışmaları tamamlandıktan sonra komisyonun önerileri doğrultusunda gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak soykırımın tanınması, özür dilenmesi ve onarıcı adalet çözümleri üzerinde durulması gerektiğine yer verildi.

    Açıklamanın devamında şu talepler sıralandı:

    *Dersim adının iade edilmesini,

    *Dersim katliamında idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını,

    *Yapılan askeri operasyonlar sonucu katledilmeyip sağ olarak yakalanan kız çocuklarının akıbetinin açıklanarak aileleri ile buluşturulmasının sağlanmasını,

    *Dersim’in insansızlaştırılma politikasından vazgeçilerek halen yapımı süren HES ve diğer barajların iptal edilerek doğal ve kültürel tahribata son verilmesini,

    *Dersim’deki doğal ve kültürel inanç merkezlerinin muhafaza altına alınarak Dersim halkının yerel temsilcilerine (Dersim Belediyesi gibi) devrinin sağlanmasını, talep ediyoruz.

    “KATLİAMLA İLGİLİ HİÇBİR ADIM ATILMADI”

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011 yılında “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve literatürde böyle bir şey varsa ben özür dilerim” sözlerini hatırlattı. Şimdiye kadar devlet adına özür dilemek bir yana katliamla ilgili hiçbir adım atılmadığı ifade edilen açıklamada, yeri geldiğinde muhalefeti sıkıştıracak siyasi bir malzeme olarak kullanıldı belirtildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim EMEP: Sermayedarlar doğamızı yaşanmaz hale getirdi; nehirler özgür aksın-VİDEO

    Dersim EMEP: Sermayedarlar doğamızı yaşanmaz hale getirdi; nehirler özgür aksın-VİDEO

    PİRHA- Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Gola Çetu’da, Ovacık ve Pülümür nehirlerinin buluştuğu noktada ‘Dünya Nehirler İçin Eylem Günü’ dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Doğayı, rant dışında görmeyen sermayedarlar doğamızı yaşanamaz hale getirdiler” dedi.

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü (EMEP), 14 Mart Dünya Nehirler için Eylem Günü’ne ilişkin Gola Çetu’da basın açıklaması yaptı. “Nehirler özgür aksın!” pankartının açıldığı açıklamada, “Doğayı, rant dışında görmeyen sermayedarlar doğamızı yaşanamaz hale getirdiler” denildi.

    “DOĞAYI RANT DIŞINDA GÖRMEYEN SERMAYEDERLER DOĞAMIZI YAŞANMAZ HALE GETİRDİLER”

    Açıklamayı yapan Emek Partisi Çevre Komisyonu Üyesi Hıdır Demir, “Dünya Nehirler için Eylem Günü” önerisinin, ilk kez Mart 1997’de Brezilya’nın Curibita kentinde gerçekleşen “Barajlardan Etkilenenlerin Uluslararası Toplantısı” katılımcıları tarafından gündeme getirildiğini söyledi. Demir, toplantıya katılan 20 ülke temsilcisinin, 14 Mart’ın tüm dünyada nehirlerinin üzerinde kurulan baraj ve HES’ler gibi yıkım getiren hidrolik projelerini, bunlardan etkilenen insanları, canlıları ve gelecek nesilleri ve bu yıkım projeleriyle baş etmek için yapılan mücadeleleri anlatma ve bu mücadelelerin politik olarak güçlenmesi günü olarak ilan edildiğini belirtti.

    Salgınla birlikte iklim değişikliklerinden kaynaklı, tüm insanlığın geleceği ve yaşamın tartışılır bir duruma geldiğini ifade eden Demir, “Bu tespit doğa ve çevre bilimi ile uğraşan bilim insanların tespiti olduğu gibi bizler de yaşadığımız coğrafyalarda açık ve net bir biçimde hissediyor ve yaşıyoruz.  Doğayı, rant dışında görmeyen sermayedarlar doğamızı yaşanamaz hale getirdiler” dedi.

    “DERSİM DOĞASI ÜZERİNDE YAPILMAK İSTENEN TAHRİBATLAR SON BULSUN”

    Dersim doğası üzerinde yapılmak istenilen tahribatların son bulmasını isteyen Demir, doğa tahribatının önlenmesi için talepleri şöyle sıraladı:

    -Ovacık ilçemizde arıtma tesisi bulunmaması nedeniyle kanalizasyon atıkları Munzur Nehri’ne akmaya devam ediyor. Sucul yaşamı önemli ölçüde tahrip eden bu soruna acil önlem alınmalı ve Ovacık’a derhal arıtma tesisi yapılmalıdır! Bunun için başlatılan girişimler hızlandırılmalıdır.

    -Fırat Kalkınma Ajansı tarafından ihalesi yapılan Munzur Gözeleri peyzaj projesi tüm karşı çıkışımıza rağmen başladı. Gözelerin turistik ve ticari bir faaliyet alanı olarak yeniden düzenlenmesi anlamına gelen bu projeden, geri dönüşü mümkün olmayacak tahribatlar oluşmadan vazgeçilmelidir.

    -Dersim coğrafyasında planlanan bütün madencilik projeleri derhal iptal edilmelidir.

    -Ekolojik ve doğal tahribata neden olan taş ve kum ocakları, eleme tesisleri kapatılmalıdır.

    -Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları dâhilinde kaçak şekilde inşa edilen Mercan Regülatörü ve Hidro Elektrik Santrali’nin faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.

    -49 yıllığına Koç Mercan şirketine Ovacık’ta kiralanan araziler sonrasında da söylediğimizi tekrarlıyoruz. Köylüler tarafından kullanılan hazine arazilerinin özel şirketlere peşkeş çekilmesine izin verilmemeli, doğanın ticari faaliyetler için kullanılması engellenmelidir.

    -Yasaklı yaylalar kullanıma açılmalı, yaylalardaki baskı azaltılmalı ve kullanılan yaylalar mutlaka bir yıl dinlendirilmelidir! Sürü sahiplerine yaylaların kullanılması konusunda eğitimler verilmeli, endemik bitki türlerinin korunması için gerekli tespitler yapılmalı ve bu alanlar yaylacılığa kapatılmalıdır.

    -Yaz aylarında, insan baskısının arttığı kültürel ve tarihsel miraslarımız Pülümür Vadisinin ve Munzur Vadisi Milli Parkı’nın korunması için mevzuatta ki hükümler uygulanmalı sorumlular, sorumluluklarını yerlerine getirmelidir.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Dönemin tüm siyasi güçleri Maraş Katliamı’ndan sorumludur’

    ‘Dönemin tüm siyasi güçleri Maraş Katliamı’ndan sorumludur’

    PİRHA-Emek Partisi Dersim İl Örgütü, yaptığı yazılı açıklama ile “Maraş Katliamı ile asıl amaçlanan; Aleviler üzerinden bütün ülke halkına gözdağı vermekti” dedi.

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Maraş Katliamı’nın 42. yılı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.“Maraş Katliamı başından sonuna kadar planlıydı” denilen açıklamada “Katliamdan sadece birkaç gerici faşist değil, dönemin bütün siyasi güçleri sorumludur” denildi.

    “KATLİAMININ ACILARI HAFIZAMIZDA”

    Katliamı organize eden asıl isimlerin yargılanmadığına dikkat çekilen yazıda şöyle devam edildi:

    “Davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Kenger (Şendiller) uzun yıllar devam eden davanın ardından beraat ettirilerek milletvekili seçilmiştir. Hatta Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyeliğine dahi getirilmiştir.

    Cumhuriyet dönemi boyunca bu ülkede yaşayan halklar her zaman bir kıyıma maruz kaldılar. Maraş Katliamı ile hedef alınan Aleviler üzerinden, bütün ülke halkına gözdağı vermek asıl amaçlanandı! Bugün de bir yandan Kürt kentlerinde seçilmiş belediye başkanlarının yerlerine kayyumlar atanıp halkın iradesi yok sayılırken, Kürt siyasetçiler tutuklanıyor. Tek adam iktidarının gerici yayılmacı dış politikası yüzünden halklar ölüme mahkûm ediliyor. Pandemide binlerce yoksul işçi, emekçi hükümetin almadığı önlemler yüzünden ölüyor! Aydınlar, gazeteciler hedef gösteriliyor! Bir daha asla olmaz dediğimiz insanlık suçlarının misliyle işlendiği günümüzde, hâlâ Alevi evlerine konan çarpı işaretleriyle aleviler tehdit ediliyor; halkları, itlaf edilecek ‘haşareler’ yerine koyarak Maraşları, Çorumları, Madımakları hatırlatıyor faşizm!”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim EMEP: Asgari ücret insanca yaşanacak bir düzeyde olmalı-VİDEO

    Dersim EMEP: Asgari ücret insanca yaşanacak bir düzeyde olmalı-VİDEO

    PİRHA-EMEP Dersim İl Örgütü asgari ücretin insanca yaşanacak bir düzeyde olması gerektiğini belirterek, “Asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır” dedi.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ikinci toplantısına ilişkin parti binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan EMEP İl Örgütü Başkanı Ergin Tekin, milyonlarca çalışanın bu anı beklediğini söyledi. “Peki, çoğunluğunu patronlar ve onların hükümetinin temsilcilerinin oluşturduğu bu komisyon işçinin, emekçinin, esnafın halinden anlar mı? Tabi ki anlamaz” diyen Tekin, pandemiyle birlikte ekonomik krizin şiddetlendiğini belirtti.

    Bu dönemde işten atmaların yaygınlaştığını, işsizliğin çığ gibi büyüdüğünü dile getiren Tekin, “Emekçiler bu dönemde ücretsiz izin, kısa çalışma ödeneği, zorunlu izne çıkarmayla fiilen bin 100-bin 700 TL düzeyine düşen ücretlerle hayatta kalmaya çalışıyor” dedi.

    “SIKINTILI GÜNLERDE MAĞDURİYET EDEBİYATIYLA HALK ALDATILMAKTADIR”

    Tekin, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un, “Yoksulluk, özellikle aşırı yoksulluk uluslararası dokümanlarda da ifade edildiği gibi artık Türkiye için bir sorun olmaktan çıktı” sözlerini hatırlattı. Selçuk’un söylemlerine rağmen milyonlarca insan aç kalmamak için açlık sınırı altında ücretle çalışmak zorunda kaldığını ifade eden Tekin, “Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğunun açlıkla boğuştuğu, ekonomik krizin pandemi süreciyle birlikte işsizlik, yoksulluğu katmerleştirdiği bu süreçte, yoksulluk kalmamıştır deniliyor.  Bakanın ucuz ekmek kuyruklarının ne kadar uzadığından ve yüzde 14’e varan resmi işsizlik rakamından bir haber olduğunu söylemek abartı olmaz. Reformları bile sermayenin çıkarları için hazırlayan bu iktidarın, günlük 39 TL’ye çalışmak zorunda kalan işçilere sadaka gibi artışlar yaparak, sıkıntılı günlerin mağduriyet edebiyatıyla da halkı aldatmaktadırlar” şeklinde konuştu.

    İnsanca yaşam için çağrıda bulunan Tekin, taleplerini şu şekilde sıraladı:

    -İşten atmalar gerçekten yasaklanmalı ve ücretsiz izinler durdurulmalıdır. Tüm emekçilere, iş güvencesi sağlanmalıdır.

    -Asgari ücret, insanca yaşanacak bir düzeyde olmalı, asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır!

    -Artan enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında eriyen tüm ücretler iyileştirilmeli ve maaşlara ek zam yapılmalıdır.

    -Temel tüketim maddelerine yapılan zamlar geri alınmalı ve fiyatlar dondurulmalıdır.

    -Ağırlaşan ve kötüleşen çalışma koşulları nedeniyle her geçen gün hızla artan iş cinayetlerine ve iş kazalarına karşı, işçi sağlığı iş güvenliği için gerekli tedbirler alınmalıdır.

    -Herhangi bir gelir ve ücret kaybına izin verilmeden çalışma saatleri düşürülmelidir.

    -Vergi tabana değil tavana yayılmalı ve az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır.

    -“Yap işlet devret” modeliyle yaptırılan ve kamudan sürekli patronlara kaynak aktarılan sözleşmeler iptal edilmeli ve Varlık Fonu lağvedilmelidir.

    PİRHA/DERSİM

  • EMEP Dersim: VP’nin söylediklerinin Dersim halkı nazarında bir kıymeti yoktur

    EMEP Dersim: VP’nin söylediklerinin Dersim halkı nazarında bir kıymeti yoktur

    PİRHA- EMEP Dersim İl Örgütü, Vatan Partisi’nin Seyid Rıza’nın heykeli ve isminin sokaklardan kaldırılması için başvuruda bulunmasına tepki göstererek, ” Ne Perinçek’in ne de partisi Vatan Partisinin söylediklerinin Dersim halkı nazarında bir kıymeti vardır”  ifadelerini kullandı. 

    Vatan Partisi, Tunceli Valiliği ve belediyeye il sınırları içinde bulunan bütün cadde, sokak, meydan ve diğer tabelalardan Seyit Rıza isim ve sembollerinin kaldırılması için başvuruda bulunmuştu.

    Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, Vatan Partisi’nin tekçiliği esas politikaları ile halkın değerlerine saldırması ve varlık göstermeye çalışmasının nafile olduğunu kaydetti.

    Açıklama şu ifadelere yer verildi:

    “SÖYLENENLERİN DERSİM HALKINDA BİR KIYMETİ YOK”

    Kraldan daha çok kralcı olan Vatan Partisi, Kürde ait olan her şeyin düşmanıdır! Geçtiğimiz günlerde bir TV kanalına katılan Vatan Partisi genel başkanı Doğu Perinçek, Seyit Rıza’yı hedef alan açıklamalarda bulundu. Bu açıklamanın ardından da Vatan Partisi, 5 Kasım 1937’de idam edilen Dersim liderlerinden Seyit Rıza’nın, 2010 yılında Kışla Meydanı’na dikilen heykeli başta olmak üzere kent sınırları içinde bulunan bütün cadde, sokak, meydan ve diğer tabelalardan isim ve sembollerinin kaldırılması için Valiliğe ve Dersim Belediyesi’ne başvuruda bulundu. Bu kısa hatırlatmanın ardından sonda söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Ne Perinçek’in ne de partisi Vatan Partisinin söylediklerinin Dersim halkı nazarında bir kıymeti vardır!

    “HALKIN DEĞERLERİNE SALDIRMAK NAFİLEDİR”

    Vatan Partisi tekçiliği kendisine esas almış ve bunun üzerinden siyaset yapan, bir ulusu yok sayan bir anlayışın partisidir. Vatan Partisi, halkımızın değerlerine saldırarak varlık göstermeye çalışmaktadır, ancak nafiledir! Tekçi anlayışın pirim yaptığı, Kürde düşmanlık yapılarak yürütülen siyasetin payandası olan bu anlayışa karşı mücadelemizi ısrarla sürdürmekten vazgeçmeyecek, Kürt ve Türk, her milliyetten işçilerin birlikte mücadelesini sağlamak için verdiğimiz uğraştan geri adım atmayacağız! Bu anlayışın Nazizmden beridir tanığıyız! Kraldan daha çok kralcı olan, Kürde düşmanlığını Kürt halkının bütün kurumlarına saldırarak gösteren Vatan Partisi kısa bir dönem önce de HDP’nin kapatılması gerektiğini ısrarla savunuyordu ve savunmaya devam ediyor. Vatan Partisi, Kürde ait olan her şeyin düşmanıdır!

    Sonuç olarak, Kürt sorunuyla doğrudan ilişkili olan bu açıklama ve yapılan başvuruyu bir talihsizlik olarak değerlendirmiyoruz. Suret-i haktan görünüp siyasi faaliyet yürüten bu ikiyüzlü siyasete karşı, her milliyetten; işçinin, emekçinin, kadının, gencin bu düşmanca siyasete karşı birlikte mücadele etmesi için elimizden geleni yapacağız!

    PİRHA/DERSİM