Etiket: Eren Yıldırım

  • Dede Eren Yıldırım: Devletin ibadetimizi, ibadethanemizi belirlemeye hakkı yoktur-VİDEO

    Dede Eren Yıldırım: Devletin ibadetimizi, ibadethanemizi belirlemeye hakkı yoktur-VİDEO

    PİRHA-“Alevilerin ibadethanesi cemevidir” başlıklı bir yazı kaleme alan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, “Bir devletin veya kurumun bizlerin ibadetini/ibadethanesini belirlemeye hakkı yoktur. Bir inancın ibadethanesini o inanca gönül vermiş olanlar belirler. Bizim ibadetimiz cem, ibadethanemiz cemevidir” dedi. 

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, “Alevilerin ibadethanesi cemevidir” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazısında, bir devletin ya da kurumun Alevilerin ibadethanesini belirlemeye hakkının olmadığını belirten Yıldırım, AKP tarafından ‘açılım’ adı altında yürütülen çalışmalara tepki gösterdi.

    “KADIN İLE İBADET EDİLMEYEN BİR MEKAN İBADETHANEMİZ OLAMAZ”

    Yıldırım tarafından yayımlanan açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “Bir devletin veya kurumun bizlerin ibadetini/ibadethanesini belirlemeye hakkı yoktur. Bir inancın ibadethanesini o inanca gönül vermiş olanlar belirler. Kabul etseniz de, etmeseniz de (çok da önemli değil) bizim ibadetimiz cem, ibadethanemiz cemevidir. Kadimden beri var olan bu yolun, erkanın özüyle yaşayıp, yaşatılması yönünde yol hizmeti yapan biri olarak kendime Nesimi’nin; “Ey Nesimi Can Nesimi bil ki halk aynındadır. Onca insanın vebali ulemanın boynundadır” sözlerini referans alarak geçmişte Diyanet İşleri Başkanı’nın Aleviler de camiye gelebilir/geliyor sözünden, Cumhurbaşkanının müslümanların ibadet yeri camidir Aleviler cemevlerinde kültür işleri ile ilgilensinler ibadetleri için camiye gelsinler göndermelerinden de yola çıkarak, Alevilere ve bizlerin inancını tarif etmeye çalışanlara şu cevabı vermeliyiz: Alevi inancında kadın erkek ayrımı yoktur. Kadın-erkek bir ve eşittir. Kadın ile ibadet edilmeyen bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Bizim cemlerimizde, darda zorda kaldığımızda imdadımıza yetişsin diye Bozatlı Hızır’ı çağırmak vardır. Canı gönülden “Yetiş Ya Hızır” diye, Bozatlı Hızır’ın çağırılmadığı bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz.

    “CEM OLMAK, ÖLMEDEN EVVEL ÖLMENİN MEYDANIDIR”

    Bizim cemlerimizde, karanlıktan aydınlığa kavuşmak ve mum gibi Hak aşkına eriyip insanlığa ışık saçmamız adına çerağlar uyandırırız. Çerağ uyandırılmayan bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Cemevi erenler meydanıdır, zira bu meydanın doğusu batısı da yoktur. Nereye dönersek dönelim orada hep Hakk’ın Cemal’i vardır. “Kabesi insan” olmayan bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Cemevinin üst eşiği Hz. Muhammedi temsil eder. Alt eşik, Fatıma Tül Zehrayı. Bir sövesi İmam Hasan‘ı bir sövesi İmam Hüseyin‘i kanatları Cebrail‘i, Kilidi Şah’ı Merdan Ali’dir, anahtarı İkrar‘dır. Bunlar da ehlibeyttir. Ehlibeyt’in olmadığı bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz.

    Bir ahenk içinde kendi ekseni ve de varlığın ekseni etrafında dönülen, her adımı Hakk’a doğru atılmış bir adım olarak kabul ederek aşk ile Hakk’a semah dönmek vardır. Semah dönülmeyen bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Cem olmak, dar ve didar olmak, divana durmak, huzura çıkmaktır. Ölmeden evvel ölmenin meydanıdır. Bu meydanda senlik benlik sır olur, büyük küçük, güzel çirkin bir olur. Ayrıştırmanın olduğu bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Bizi tarif eden kendini bilmezlere Nesimi’nin şu güzel sözleri ile sesleniyorum: Sofular secde ederler mescidin mihrabına, Pir eşiği kıblegahım yüz sürerim kime ne! Kadıdan, hacıdan, hocadan fetva almayız; rehberlerimiz, pirimiz, mürşidimiz vardır. Bizim ibadetimiz cem, ibadethanemiz cemevidir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dede Eren Yıldırım: Hükümetin Kerbela’ya götüreceği 300 dede yol düşkünüdür

    Dede Eren Yıldırım: Hükümetin Kerbela’ya götüreceği 300 dede yol düşkünüdür

    PİRHA-AKP tarafından organize edilen Hacıbektaş Gençlik Kampı ile 300 dedenin Kerbela’ya götürülme programlarına tepki gösteren Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım, “Yine bir katliam söz konusu ama burada Alevilerden çok Alevi inancı katlediliyor, asimile ediliyor, ötekileştiriliyor. Kerbela’ya gidecek 300 dede bizim nazarımızda yol düşkünüdür” dedi.

    İçişleri Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın finanse edeceği program kapsamında belirlenecek 300 dede Kerbela’ya götürülecek. Ayrıca, üç bakanlığın bütçesiyle 400 Alevi genci için ise 19-23 Ağustos 2022 tarihlerinde ‘Hacıbektaş Gençlik Kampı’ projesi hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bu projeler kapsamında bakanlıklardan Alevi dernekleri aranarak dede ve gençlerin gönderilmesi talep ediliyor.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, AKP hükümeti tarafından 400 genç için yapılacağı belirtilen Hacıbektaş Gençlik Kampı ile 300 dede için planlanan Kerbela programına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı tarafından aranarak, Kerbela programına davet edildiğini söyleyen Yıldırım, “Kerbela’ya gidecek 300 dede bizim nazarımızda yol düşkünüdür” dedi.

    “ALEVİ İNANCI KATLEDİLİYOR, ASİMİLE EDİLİYOR”

    AKP’nin iki programı için “Türkiye devletinin özellikle AKP iktidarının Alevilere dönük asimilasyon politikalarıdır” yorumunda bulunan Yıldırım, “Asıl gayesi şu: Dün Alevileri katledenler özellikle AKP ile birlikte farklı bir süreç işletiyorlar. Yine bir katliam söz konusu ama burada Alevilerden çok Alevi inancı katlediliyor, asimile ediliyor, ötekileştiriliyor. Bu da bu oyunlardan bir tanesi. Geçmişte de gördük. Diyanet İşleri Başkanı cemevlerini ziyaret etmesi, cemevi başkanları ile dedelerimize kuran vermesi, özellikle Alevilerin yoğun olarak yaşadığı, ocakların bulunduğu Dersim topraklarında gençlere yönelik müftülük aracılığıyla açılan yerler Aleviliği ve Alevi gençleri asimile etmek üzerine kurulu” ifadelerini kullandı.

    “İÇİŞLERİ BAKANI DANIŞMANININ SEKRETERİ ARAYARAK DAVET ETTİ”

    Yıldırım, programda yer alacak olan dedelere çağrıda bulunarak, şöyle konuştu:

    “Kapatılmasını istediğimiz Diyanet’in Aleviler üzerinde oynadığı oyunlardan birisi 400 Alevi gencinin Hacıbektaş’a, diğeri de 300 dedenin Kerbela’ya götürülmesidir. Beni de aradılar. İçişleri Bakanı danışmanının sekreteri aradı. “Gelmek ister misiniz? Yoğun bir katılım olacağı görülüyor. Duruma göre kura çekilecek” denildi. Bir benzetme de var aslında. İnancımızın içindeki değerlerin Sünniliğe benzetilmesinin dışında, Sünni inanca mensup hocaların hacca götürülürken yapılan kura çekimine benzer bir durum var. Bir nebze de olsa başarıyorlar aslında. Yoluna sadakat ile bağlanan insanları bir kenara koyalım ama başardıkları noktalar da var. Mesela Ramazan bayramında tutmadığımız orucun cemini yapan, kandil mesajı atan, cuma günleri “Hayırlı cumalar” mesajı ya da onun yerine “Hayırlı perşembeler” yazan bir benzeşme var. Bununla da inanç asimile ediliyor. Bunu amaçlıyorlar.

    “KERBELA’YA GİDECEK DEDELER BİZİM NAZARIMIZDA YOL DÜŞKÜNÜDÜR”

    Organize edenler ile mücadelemiz yıllardır sürüyor. Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğunu onlara anlatana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Planlanan iki programa ön ayak olan, katılan, yer alacak olan dedelere sözüm var. Umut ediyorum ki hiç kimse gitmez ama etrafındaki baskıya boyun eğenler geçmişte de çıktı. Ağzı “Ali” deyip, gözü Muaviye’ye bakan, dili Yezid olanlar. Çektiği onca çileye rağmen ikrarından dönmeyen cümle canlara aşk olsun. Ama gidecek olanlar da Sivas’taki anmada beyan edildiği gibi “Kerbela’ya gidecek 300 dede bizim nazarımızda yol düşkünüdür.” Oraya katılacaklara “Alevi” demek hiç de içimden gelmiyor. Bizi asimile etmeye çalışan, geçmişten günümüze kadar katledenlerin yoluna yoldaş olmuşlardır onlar artık. Tarafını seçmişlerdir. Muaviye’nin, Yezid’in tarafındadır. Bizler “Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan” diyen Pir Sultan Abdal’ın tarafından olup, Hınzır Paşalara, Muaviye, Yezid zihniyetine karşı mücadele ettiğimiz gibi, içimizden çıkıp Hınzır Paşa olanlara karşıda mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Cemevini tanımayan AKP, Alevi gençleri kampa, dedeleri Kerbala’ya götürüyor!
    >Mat’tan AKP’ye tepki: İnancı kabul etmeyen devlet aklı Ana/Dedeleri Hacca götürüyor
    >Ocak evlatlarından asimilasyonculara uyarı: Dersim’den ellerinizi çekin!
    >Doğan’dan, AKP’nin kampa ve Kerbela’ya götüreceği gençlere, dedelere çağrı: Tevessül etmeyin!
    >Bülbül’den, AKP’nin Alevilere yönelik etkinliklerine tepki: Oyunlardan vazgeçin!
    >Doğan’dan hükümetin Alevi gençlik kampı ve Kerbela planına tepki: Böyle bir önceliğimiz yok!
    >ADFE Başkanı Fırat: Devletin 300 dedeyi Kerbela’ya yollaması kotalı asimilasyondur
    >AKD Genel Başkanı Kurt: İçişleri Bakanlığı’nın inancımıza yön vermesi doğru değil

  • Uğur Kurt, öldürülüşünün 8. yılında anıldı-VİDEO

    Uğur Kurt, öldürülüşünün 8. yılında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Cenaze için bulunduğu Okmeydanı Cemevi’nde polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledilişinin 8. yılında anıldı. Anmada konuşan Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Burada cenaze olduğunu bildikleri halde güvenlik güçleri üzerimize kurşun yağdırdı. Uğur Kurt’u bilerek vurdular. Vurduktan sonra da müdahale etmemize müsaade etmediler. Bu sefer de bizi gaza boğdular” dedi.

    İstanbul Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’te bir cenaze için bulunduğu cemevinin bahçesindeyken üzerine açılan ateş sonucu başından vurularak hayatını kaybeden Uğur Kurt, katledilişinin 8. yılında anıldı. Okmeydanı Cemevi’ndeki anma programına Kurt ailesinin yanı sıra, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İnanç Masası’ndan Vedat Kara, Emek Partisi (EMEP) GYK Üyesi Levent Tüzel de katıldı.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım’ın gülbengiyle başlayan anmada ilk olarak Hacı Bektaş Veli Vakfı Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin konuştu. Uğur Kurt’un vurulduğu güne ilişkin hatırlatmada bulunan Şahin, “Burada cenaze olduğunu bildikleri halde güvenlik güçleri üzerimize kurşun yağdırdı. Uğur Kurt’u bilerek vurdular. Vurduktan sonra da müdahale etmemize müsaade etmediler. Bu sefer de bizi gaza boğdular” dedi.

    “CEMEVLERİMİZE GAZ BOMBALARIYLA, KURŞUNLARLA GİRİP, CANLARIMIZI KATLEDEBİLİYORLAR”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise Türkiye’de Türk ve Sünni olmak üzere bir makbul vatandaş tanımı olduğunu söylerken, “Onun dışında kalan herkes ve her şey katliama da, acıya da maruz kalabilir. Bu onlar için hak görülüyor. “Camiye ayakkabıyla girdiler” diye kıyameti koparanlar, cemevlerimize gaz bombalarıyla, kurşunlarla girip, buradaki canlarımızı katledebiliyorlar. Yaşadığımız ülke böyle bir ülke” diye konuştu.

    ADFE Genel Başkanı Celal Fırat da Uğur Kurt’u vuran polise verilen 12 bin 100 TL’lik cezaya tepki gösterirken, “Hem bir insanı katledeceksin hem de parayla onu salıvereceksin. Böyle bir zulmü bu ülkede yaşıyoruz. Aleviler olarak inancımız ve kimliğimizden dolayı hep katliama maruz kaldık” dedi. İBB İnanç Masası’ndan Vedat Kara da yaşanan katliamları unutmadıklarını kaydetti.

    “DEVLETİN GELENEĞİNDE POLİS TERÖRÜ HEP VAR”

    EMEP GYK Üyesi Levent Tüzel ise, “Cenaze için burada bulunan insanların üzerine açık şekilde ateş açıldı. Devletin anlayışı ve geleneği devam ediyor. Bu devletin geleneğinde polis terörü, polis şiddeti hep var” diye konuştu.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de “Bu ülkede hiçbir insan bir ibadethane içinde öldürülmedi. Yalnız Uğur Kurt’ta bu gerçekleşti. Bir ibadethanede inancından dolayı katledilen bir canımız var. Ayrıca bu hukuk sistemi 12 bin 100 lira ile katil polisin aklanmasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım Dede ise şöyle konuştu:

    “Devlet şu aklımı ortaya çıkartıyor: Gidip cemevinde bir Alevi’yi öldürün. 12 bin liranız varsa dışarıda paşa paşa gezersiniz. Böylece insanların önünü mü açıyor? Açıyor zaten. Bu katliamı gerçekleştirenlere binlerce kez lanet olsun.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dede Eren Yıldırım: Özgür bir dünya kavgası veren tüm kadınların günü kutlu olsun-VİDEO

    Dede Eren Yıldırım: Özgür bir dünya kavgası veren tüm kadınların günü kutlu olsun-VİDEO

    PİRHA-8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle bir açıklama yapan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, “Sevgi dolu, yaşanabilir özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” dedi.

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin yayımladığı videoda tüm kadınların gününü kutladı. Yıldırım, mesajında “Özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    “SEVGİ VE BARIŞ TOHUMLARI EKEN KADINLARA AŞK İLE”

    Yıldırım‘ın açıklamaları şöyle:

    “Erkek-dişi sorulmaz muhabbetin dilinde, Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde, bizim nazarımızda kadın-erkek farkı yok, eksiklik-noksanlık senin görüşlerinde. Özellikle Arap-İslam anlayışının kadın-erkek arasındaki o ürkütücü, akıl ve vicdana sığmaz ayrımcılığının doğru olmadığını söyleyen Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin aşkı ile emeğinde, ocağında, kucağında, hanesinde, sokağında, işinde, aşında her daim sevgi ve barış tohumlarını eken kadınlara aşk ile. 8 Mart’ın doğuşu emekçi kadınların tarihteki direniş ve sınıf mücadelesine dayandığını unutmadan, “Erlik; erkeklik-dişilikte değil kişiliktedir. İnsanlıkta muteber olan cinsiyet değil şahsiyettir” sözünü referans alarak, yaşam hakkı, özgürlük, adalet ve eşitlik için sevgi dolu yaşanabilir özgür bir dünya özlemiyle onurlu bir yaşam kavgası veren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Konut statüsü tepki çekti: ‘Cemevleri ibadethanedir, bu gerçekten kaçamazsınız’

    Konut statüsü tepki çekti: ‘Cemevleri ibadethanedir, bu gerçekten kaçamazsınız’

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü vermek yerine konut statüsüne dönüştürüleceğini açıklaması tepkilere neden oldu. 

    Çok sayıda Alevi kurumları, cemevlerinin ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilmesi sonucu yüksek elektrik faturaları gelmesine tepki göstererek, yargıya başvurdu.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise kabine toplantısının ardından yüksek elektrik zamlarına değinerek, elektrik tarifesinin yeniden düzenleneceğini duyurdu.

    Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının elektrik aboneliği ticarethane statüsünden konut statüsüne dönüştürülecektir. Böylece dernekler, vakıflar, cemevleri dahil, ticarethane statüsünden fatura ödeyen kuruluşların elektrik bedelleri önemli oranda düşecektir” dedi.

    Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü vermek yerine konut statüsüne dönüştürüleceği şeklindeki sözleri tepki çekti.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, sosyal medya hesaplarından “Cemevlerimiz Alevilerin ibadethanesidir” dedi.

    EREN YILDIRIM: ALEVİLERİN İBADETİ CEM, İBADETHANESİ CEMEVİDİR

    İstanbul Okmeydanı Cemevi dedelerinden Eren Yıldırım ise şunları yazdı:

    “Her platformda, mitinginde, ağzı Ali diyen, gözü Muaviye bakanlara, Ali’yi sevmek Alevilik ise en büyük Alevi benim diyenlere;
    Bizler, herkesin eşit haklarda yaşaması gerektiğine inanan bir toplumuz.. Birileri bizi yok sayınca bizler yok olmuyoruz. Aleviler kendilerine gösterilen iyi niyeti de, art niyeti de görebilecek bilinçte bir toplumdur. Bizlerin bunca yıldır sürdürdüğü “Cemevleri ibadethanemizdir” mücadelesinde yerel yönetimlerin getirdiği tekliflere kimlerin “evet” kimlerin “hayır” dediğini unutmadık. Yeryüzünde sahip oldukları topraklarda inancı, yaşamı özgürlüğü oylamaya gidilen tek halk, Alevi halkıdır.
    Devletin yapması gerekeni yapmadığını demokrat belediyeler yapmaya çalışmaktadır ve geldiğimiz noktada da çok da kıymetlidir.
    Biz 72 millete bir nazarla bakan, herkesin eşit haklarda yaşaması gerektiğine inanan bir toplumuz.
    O yüzden; siz isteseniz de istemeseniz de, kabul etseniz de etmeseniz de, Alevilerin ibadeti cem, ibadethanesi cemevidir.
    Burada vicdan sahibi olanlara da seslenmek istiyorum. Vicdanınız bir toplumun inanç özgürlüğünü, inancını reddetmeyi kabul ediyor mu? Bu ülkede hiç kimse başkasının inancını tarif etsin istemiyoruz. Bu ülkenin eşit yurttaşıyız ve hakkımızı istiyoruz. Toplumsal barış isteyen herkesin de buna saygı göstermesini talep ediyoruz.”


    TUNCAY ÖZKAN: İBADETHANE OLACAK, BU GEÇKETEN KAÇAMAZSINIZ”

    Erdoğan’ın açıklamasının ardından CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan da, “İbadethane olacak. Bu gerçekten kaçamazsınız” dedi.

    GANİ KAPLAN: DEVLET BİZİ TANIMAK ZORUNDA

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise dün açtıkları dava sonrası yaptığı açıklamada, cemevlerinin ticarethane olarak görülmesine itiraz ettiklerini belirterek şunları söylemişti:

    “İtirazımız, cemevlerine gelen faturaların yüksek olmasına değil, cemevlerinin ticarethane statüsünde görülmesidir. Biz bu ülkenin kurucu unsurlarıyız. Kadim bir inancız. Devlet bizi tanımak zorundadır. Devlet dergahlarımızı ele geçirmiş durumdadır. Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi yüzyıllardır devam etmektedir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Eren Yıldırım Dede: Hızır’ın eli olup, Hızır lokmalarımızı ihtiyacı olanlara ulaştıralım-VİDEO

    Eren Yıldırım Dede: Hızır’ın eli olup, Hızır lokmalarımızı ihtiyacı olanlara ulaştıralım-VİDEO

    PİRHA-Hızır ayına ilişkin PİRHA’ya konuşan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, ülke ve dünya olarak zor günlerden geçildiğini ifade ederken, “Yaşadığımız şu zor ve sıkıntılı günlerde en çok ona ihtiyacımız var aslında. Çünkü Hızır birliktir, beraberliktir. Yardımlaşma ve dayanışmadır. Hızır’ın lokmaları ihtiyaç sahiplerine ulaşsın isterim” dedi.

    Hızır ayı Alevilerde kutsal kabul edilir. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır Aleviler için bir kurtarıcıyı temsil eder.

    Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkânları kurulur. Hızır orucu tarihleri Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde değişiklikler gösterse de Ocak ayının sonlarından itibaren başlayarak Şubat ayı ortalarına kadar devam eder.

    Oruçlar bazı yörelerde 7 gün tutulur. Dersim yöresinde köy ve aşiretlere göre değişkenlik göstererek 4 farklı haftaya yayılır. Bu tamamen coğrafi şartlar ve pirlerin talipleriyle buluşabilmesiyle ilgili bir durumdur. Hızır orucu gece yarısından itibaren başlar ve akşam gün batımına kadar devam eder. Hızır oruçlarıyla beraber sadece bir yıl geride kalmaz, aynı zamanda bütün canlılar açısından oldukça zorlu geçen kış şartları da yavaş yavaş sona ermeye başlar.

    “ŞU ZOR GÜNLERDE EN ÇOK HIZIR’A İHTİYACIMIZ VAR”

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, Hızır ayına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. “Hızır birliktir, beraberliktir” diyen Yıldırım, Hızır lokmalarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını arzu ettiğini kaydetti. Yıldırım, şunları söyledi:

    “Hızır ayındayız. Her zor anımızda Hızır’ı çağırırız. Karanlıklardan, çaresizlikten ona sığınırız. Güneşimiz, yıldızımız, dolunayımızdır Hızır. Kötülüğe karşı iyilik, karanlığa karşı ışık, zalime karşı Şah-ı Merdan, umutsuzluğa karşı umut ve yüreğimizdeki aşktır, ışıktır Hızır. Bizi kimsesiz bırakmayandır aslında. Aşk ile çağırırız her daraldığımızda, umudumuz filizlenir yüreğimizde, ona her seslenişimizde. Yetiş çağrımıza ya Bozatlı Hızır deriz ve yanı başımızda buluruz. Yaşadığımız şu zor ve sıkıntılı günlerde en çok ona ihtiyacımız var aslında. Çünkü Hızır birliktir, beraberliktir. Yardımlaşma ve dayanışmadır.

    Tüm dünyayı etkisi altına alan, kasıp kavuran koronavirüs salgını ve beraberinde yaşanan ekonomik olumsuzluklar, ülkemizdeki maddi imkansızlıklar sebebiyle yaşanan bu zor süreçte sizlerin lokmaları, Hızır’ın lokmaları ihtiyaç sahiplerine ulaşsın isterim. Hızır inancının asıl amacına hizmet etmesi düsturuyla Hızır’ın eli olup, Hızır lokmalarınızı, ihtiyaç sahibi olanlara veya topluma ışık olmak, hizmet etmek, dayanışmak için yol yürüyen cemevlerimize yapmanızı arzu ederim. Bu duygu ve düşüncelerle sevgi ve umudun boz atlısı olan Hızır’ın darda kalanlara yardım geleneğinin bütün insanlarda vücut bulması dileğiyle Ali haldaşımız, Hızır yoldaşımız olsun.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevi Dernekleri Federasyonu Hacıbektaş’ta Cem oldu-VİDEO

    Alevi Dernekleri Federasyonu Hacıbektaş’ta Cem oldu-VİDEO

    PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacıbektaş’a düzenlediği ziyaret kapsamında kurban lokmalarını pay etti. Hacıbektaş ilçesinde bulunan Bağcılar Cemevi meydanında cem yapıldı. ADFE İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, “Hünkarın bizlere bırakmış olduğu hoşgörü, barış, sevgi iklimi tüm insanlıkta vücut bulsun” dedi.

    UNESCO tarafından 2021 yılının Hacı Bektaş Veli yılı ilan edilmesi kapsamında Nevşehir Hacıbektaş’a ziyaret düzenleyen Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) kurban lokmalarını paylaştı. Hacıbektaş ilçesinde bulunan Bağcılar Cemevi meydanında cem tutuldu. Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok‘un yanı sıra çok sayıda cemevi ve yurttaş da ceme katıldı.

    ADFE İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, yapılan etkinliklerin kültürün gelecek nesillere aktarılması noktasında önemli olduğunu söylerken; “13. yüzyılın karanlık ortamında Hacı Bektaş Veli, ‘Gelin canlar bir olalım’ çağrılarıyla tüm insanlığa barış yolunu nakşetmiştir. Cinsiyet ayrımcılığına karşı kadın, erkek eşitliğini savunmuştur. Hünkarın bizlere bırakmış olduğu hoşgörü, barış, sevgi iklimi tüm insanlıkta vücut bulsun. Yar ve yardımcımız olsun” diye konuştu.

    ADFE, Hacıbektaş ziyaretinin ikinci gününde birçok sanatçının da katılacağı bir konser düzenleyecek. Kurban lokmalarını paylaşmaya devam edecek.

    Barış KOP / HACIBEKTAŞ

  • ‘Muharrem Orucu ile Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz’

    ‘Muharrem Orucu ile Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz’

    PİRHA- Bağcılar Alevi Toplumu/Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, Muharrem Orucu dolayısıyla bir yazı kaleme aldı. Yıldırım “Aleviler olarak Muharrem Orucu ile Hz. Hüseyin’in şahsında Ehlibeyt’e, Ehlibeyt’te temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılığımızı yineliyoruz. Yezid’e ve Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz” dedi. 

    Bağcılar Alevi Toplumu/Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, Kerbela ve Muharrem Orucu’na ilişkin bir yazı kaleme aldı.

    “Kerbela, dava insanlık davası” başlıklı yazısında, Kerbela ve Muharrem Orucu’na ilişkin bilgiler veren Yıldırım, “Kerbela; zalimin dört günlük dünya saltanatı uğruna işlediği faciadır. Kerbela, hırsın, nefsin, ihtirasın ve doyumsuzluğun yol açtığı bir insanlık utancıdır. Kerbela, Yezid zulmüyle eyleme dönüşmüş bir vahşet örneğidir” dedi.

    Bağcılar Alevi Toplumu/Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım’ın yazısı şöyle:

    “Kerbela Hüseyin’in sahrasıdır
    Özgürlük Hüseyin’in kavgasıdır
    Mertlik, yiğitlik Hüseyin’in dehasıdır
    Dava insanlık davasıdır.

    Kerbela;

    Irak’ın 100 km. güneybatısında, yaklaşık 300.000 civarında nüfusa sahip bir yerleşim merkezidir. Ancak Kerbela coğrafyasıyla değil kanlı bir insanlık faciası ile bilinir ve anılır.
    Kerbela denilince akla acı gelir, zulüm gelir, keder ve elem gelir. Kerbela denilince bir keder, bir hüzün alır götürür bizi.

    Geçmişi inkâr edebilirsiniz. Geçmişe karşı çıkabilirsiniz ama geçmişi yok edemezsiniz. Eğer geçmişi yok ederseniz, geleceğinizi iyi kuramazsınız,
    Çünkü geçmiş geleceğin ibretidir. Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Bu nedenle Kerbelayı anmak insanlığın gereği olmalıdır. Kerbela’da İmam Hüseyin bir insanlık abidesidir.
    İmam Hüseyin Kerbela’da ileri sosyal demokrasi öncüsü ve şehididir. Kerbela’yı anarken; İmam Hüseyin’in şahsında bütün mazlumlar anılır, Yezid’in şahsiyetsizliğinde bütün zalimler lanetlenir, kınanır.
    Kerbela; zalimin dört günlük dünya saltanatı uğruna işlediği faciadır. Kerbela, hırsın, nefsin, ihtirasın ve doyumsuzluğun yol açtığı bir insanlık utancıdır. Kerbela, Yezid zulmüyle eyleme dönüşmüş bir vahşet örneğidir.

    Muharrem orucu;

    Biz Aleviler için Adem peygamberden başlayarak bütün peygamberlerin yerine getirdikleri bir ibadettir. Bunun yanı sıra başta Hz. Hüseyin olmak üzere On İki İmamların şahadetlerinden dolayı aynı zamanda bir yastır. Bundan dolayıdır ki Muharrem Orucu’nun diğer bir adı da Yas-ı Matemdir.

    Muharrem Orucu, insanın kendi iç benliğine yönelmesi, yanlışlarını, doğrularını, eksilerini, artılarını hesaplaması ve bütün bunların sonucunda daha iyiye, doğruya, güzele yönelmesine davettir. Nefsini terbiyeye, Hacı Bektaş Veli’nin de buyurduğu gibi nefsini bilmeye vesiledir oruç.

    “YEZİD’DE SEMBOLLEŞEN BÜTÜN KÖTÜLÜKLERE LANET EDİYORUZ”

    Aleviler olarak Muharrem Orucu ile Hz. Adem’den günümüze gelen bir ibadeti yerine getirirken aynı zamanda Hz. Hüseyin’in şahsında Ehlibeyt’e, Ehlibeyt’te temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılığımızı yineliyoruz. Yezid’e ve Yezid’de sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz.

    Mazlumların yad edildiği, zalime/zulüme boyun eğilmediği, haksızlıklara karşı haykırış ayı.

    “YOLUN TALİBİ OLMAK DIŞINDA BİR ŞANSIMIZ YOK”

    Bizler, Alevi inancına, yoluna, kimliğine sahip çıkan bireyler olarak, çok net ve Zeynep Ana kadar cesur olmamız gereken zamanlardan geçiyoruz. Yezid gibi açık düşmanlardan başka, Mervan gibi sinsi düşmanların ortalıkta cirit attığı, Hızır paşaların küçük çıkarları uğruna işbirliğine hazır beklediği, Yoluna sıtk-ı sadakatle bağlı yurttaşların sindirilmeye çalışıldığı, içeriden işbirlikçilerle manipüle edildiği bir dönem yaşıyoruz. Hala Muaviye’nin bıraktığı kötülük ateşi, semalarda kol geziyor. İşte tam bugünlerde, biz Ali’ye Selman olanlar; fikirlerimiz net, duruşumuz net olmalı. Hiçbir konuda şüpheye düşmeden, korkmadan; bu yolun talibi olmak dışında bir şansımız yok.
    Bu yol ki; Kal-u Beladan beri bizim yaşam kanunumuzdur. ELİMİZİN, DİLİMİZİN, BELİMİZİN KİLİDİDİR. İçtiğimiz suyun gözesi, paylaştığımız lokmamızın zerresidir.

    “YOLA SAHİP ÇIKALIM”

    Bu yola sahip çıkalım canlar, çıkalım ki; Hakk da bize bu zor zamanlar geçirdiğimiz dünyada sahip çıksın, Hızır carımıza yetişsin.

    Hz. Hüseyin gibi yiğit, Zeynep Ana gibi dik durup insanlık onuruna gururuna davasına sahip çıkmak için tüm canları Muharrem ayında 12 imamlar aşkına Kerbela’da şehit olan imamlar aşkına bu davaya sahip çıkmaya ve inancımızı hep birlikte yaşamaya davet ediyorum.”

    BAĞCILAR CEMEVİNDE AKŞAM MUHABBET VE LOKMA PAYLAŞIMI

    Eren Yıldırım Dede, 12 gün boyunca Bağcılar Cemevi yemekhanesinde; 19.30’da muhabbet, 20.00’de lokma paylaşımı olacağını belirterek, “Tutacağımız Muharrem Orucu, çektiğimiz Kerbela yası Hak katında kabul ola” dedi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Dersim’deki dağ keçilerinin avlanması için ihale açılmasına sert tepki: Katilliğin ihalesi!

    Dersim’deki dağ keçilerinin avlanması için ihale açılmasına sert tepki: Katilliğin ihalesi!

    PİRHA- Bağcılar Alevi Toplumu / Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü’nün Dersim’de kutsal kabul edilen dağ keçilerini avlatmak için ihale açmasına tepki gösterdi. Yıldırım, “Katilliğin ihalesi yapılıyor” dedi. 

    Tarım ve Orman Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü ihale açtı. Dersim’in Aliboğazı ve Salördek bölgesinde 5, Darıkent ve Gökçek bölgesinde 5, Büyükyurt ve Çıralı bölgesinde 5 ve Derindere ile Kocatepe bölgesinde 2 olmak üzere toplamda 17 dağ keçisi katledilecek. İhale, 13 Temmuz günü yapılacak.

    Daha önce kentte avcılığın yasaklanması için imza kampanyası düzenlemiş, 2019 yılında da dağ keçilerinin gerek yasal gerekse yasadışı avlanmasına artan tepkiler üzerine dönemin Valisi Tuncay Sonel imzasıyla ildeki tüm avcılık faaliyetlerini yasaklayan bir karar alınmıştı.

    Dersim’de kutsal kabul edilen ve ‘Xızır’ın davarı’ diye anılan dağ keçilerini avlatmak için ihale açmasına Bağcılar Alevi Toplumu / Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım tepki gösterdi.

    istanbulalevitoplumu.com’da bir yazı kaleme alan Yıldırım, “Dersim’de kutsal olarak kabul edilen dağ keçilerini avlatmak için Tarım ve Orman Bakanlığı 13 Temmuz’a ihale açmış. Katilliğin ihalesini yapmışlar. Kutsallarımıza dokunmaya devam ediyorlar. Bir bu kalmıştı yok etmeye katletmeye çalışmadıkları. Uğraştığımız işlere bak, buraya yazmak bile utanç, nasıl bir kötülük ile karşı karşıyayız böyle” dedi.

    “YEMİN ETMİŞLER TALAN ETMEYE”

    Eren yıldırım şöyle devam etti:

    “Yemin etmişler sanki bu topraklara ait güzel olan ne varsa talan etmeye, yok etmeye. Doğanın gerçek sahipleri hayvanlardır! Dersim doğası dağ keçileri ile güzeldir.

    Bunlar, insan sevmiyorlar! Hayvan sevmiyorlar!
    Ağaç sevmiyorlar! Çocuk sevmiyorlar!
    Kitap sevmiyorlar! İyilik sevmiyorlar!
    Bunlar güzel olan ne varsa sevmiyor!
    Dokunma!
    #DağKeçilerineDokunma

    “HİÇ BİR CANLININ YAŞAM HAKKI ELİNDEN ALINAMAZ”

    Dağdaki keçisi, gökteki ay, sudaki balık bizim için kutsaldır. Dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir canlının yaşama hakkı elinden alınamaz! Kültürümüze ve kutsallarımıza sahip çıkalım !

    #DersimdeAvcılığaHayır

    Bu zaman da Franz Kafka’nı şu sözleri geliyor aklıma:
    “Nasıl bir devirdir ki bu; insanlar arasında olmak, hayvanlar arasında olmaktan daha tehlikeli..”

    Ya Hızır sen yetiş.”

  • Bağcılar Cemevinde bu akşam cem tutulacak

    Bağcılar Cemevinde bu akşam cem tutulacak

    PİRHA- Koronavirüs salgını sürecinde kapalı kalan İstanbul’da Bağcılar Cemevinde bu akşam saat 19.30’da cem tutulacak. 

    Bağcılar Alevi Toplumu/ Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, bu akşam cemevinde saat 18.00’de lokma verileceğini, 19.30’da ise cem tutulacağını duyurdu.

    Bir açıklama yapan Eren Yıldırım Dede, şunları kaydetti:

    “Hakk’ı insandan bilip, ‘la mevcuda illalla hü’ diyerek yeryüzünü mabed edinenleri dar ve didar olmaya, divana durmaya, huzura çıkmaya CEM olmaya bekliyoruz.

    Uzun zamandır hasretini çektiğimiz canlarla cemal cemale gelip gönülleri birlemeyi, bir sevda, bir muhabbet ve bir aşk iklimi olan CEM’de buluşmayı arzuluyoruz.

    FİZİKSEL MESAFEYE UYULAYACAK

    İnsanın yaşama hakkı kutsallığının önemini bilerek hijyen, dezenfekte ve sosyal mesafe konularında gerekli önlemleri aldığımızı ve gelen canların da aynı titizlikle bu kurallara uyması gerektiğini anlatacak görselleri ve mesafeli oturma düzenlerini ayarladığımızı bildiririz.”

    Bağcılar Cemevinde bu akşam saat 18.00’de lokma verileceğini, saat 19.30’da ise cem olunacağını belirten Eren Yıldırım, şu deyişle seslendi:

    Dervişlik payesi verildi bize
    Erenlerle demi devranımız var
    Ehli irfan ile geldik diz dize
    Cem-i muhabbet de seyranımız var.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • CHP’li Eren Yıldırım serbest bırakıldı

    CHP’li Eren Yıldırım serbest bırakıldı

    PİRHA – CHP Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım tahliye edildi. Yıldırım, Vefa Sosyal Destek grubu personelleriyle tartışma yaşamış ve sonra kendisine silah çekildiği ortaya çıkmıştı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüreğir İlçe Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından hedef gösterilmiş ve sonrasında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklanmıştı.

    17 Gündür tutuklu olan CHP’li Eren Yıldırım’ın serbest bırakıldığı haberini sosyal medya hesabında paylaşan Barış Yarkadaş “Adana Yüreğir Gençlik Kolları Başkanımız Eren Yıldırım mahkeme tarafından 15.09’da SERBEST bırakıldı. Ve böylece büyük bir yalan daha çöktü. 17 günlük süren esaret, nihayet az önce sona erdi. Aramıza hoş geldin Eren..” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım tutuklandı

    CHP Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım tutuklandı

    CHP Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım, Adana’da, Vefa Sosyal Destek Grubu’nun çalışmasını engellemeye çalıştıkları iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmasına itiraz edilmesinin ardından tutuklandı. Yıldırım açıklamasında valilik açıklamasında belirtilen saldırının aktarıldığı gibi değil, “Gençlik Kolları Başkanı olduğumu söyledikten sonra bize silah doğrultup ağzına mermi verdi. Silahı 17 yaşındaki erkek kardeşimin karnına dayadı. Bize saldırmaya başladılar” diyerek kendini savundu.

    Haberin videosu

    Adana Valiliği, yaptığı yazılı açıklamada 14 Mayıs’ta saat 22.00 sıralarında Yüreğir Kaymakamı Oğuzhan Bingöl’ün katılımıyla kaymakamlığın önünde Vefa Sosyal Destek Grubu tarafından gerçekleştirilen yardım dağıtımı sırasında, 4 kişinin çalışmayı engellemeye yönelik sözlü ve fiziksel saldırıda bulunduğu iddia edilmiş, “Olayın ardından güvenlik birimlerimizce yakalanan şüphelilerden birinin CHP Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım olduğu anlaşılmıştır” ifadesine yer verilmişti.

    Gelişmeler üzerine Eren Yıldırım’la birlikte 3 kişi daha gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı. Ancak Yıldırım’ın serbest bırakılmasına Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti. İtirazı değerlendiren Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesi, şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarttı. Bunun üzerine adliyeye giden Yıldırım tutuklandı.

    EREN YILDIRIM: AİLEME SİLAH DOĞRULTUP 17 YAŞINDAKİ KARDEŞİMİN KARNINA DAYADILAR

    Yıldırım’ın adliyeye gitmeden önce yaptığı açıklamayı paylaşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel, “Dün gıda yardımlarının nereye gittiğini sorduğu için Kaymakam korumasının silahlı saldırısına uğrayan Yüreğir Gençlik Kolları Başkanımız Eren Yıldırım bugün yukarıdan gelen emir ile tutuklandı. Talimat ile karar alan yargıyı kınıyorum!” paylaşımını yaptı.

    Eren Yıldırım ise açıklamasında valilik açıklamasında belirtilen saldırının aktarıldığı gibi değil, tam tersi şeklinde olduğunu iddia etti. Kendisinin de Vefa Grubu çalışanı olduğunu söyleyen Yıldırım, ailesiyle birlikte kaymakamlık önünden geçerken kalabalığı ve patates-soğan dolu kamyonları görünce Yıldırım “Kalabalık içindeki sivil giyinimli bir şahsa bu sebzelerin ne için kullanılacağını sordum. Bu yardımların nereye yapılacağını merak ettim. Bunun akabinde soru sorduğum şahıs birden hiddetlenerek beni ve ailemi olay yerinden uzaklaştırmaya kalktı. Gençlik Kolları Başkanı olduğumu söyledikten sonra bize silah doğrultup ağzına mermi verdi. Silahı 17 yaşındaki erkek kardeşimin karnına dayadı. Bize saldırmaya başladılar. Saldırıya uğradığımız için polis ihbar hattını aradım. Ancak olay yerine intikal eden polisler sanki tam tersi olmuşcasına davrandı,” diye konuştu.

     

  • Alevi Pirlerinden ve Analardan hükümete acil çağrı

    Alevi Pirlerinden ve Analardan hükümete acil çağrı

    PİRHA- Avrupa’dan ve Türkiye’den Alevi İnanç Kurulu Başkanları başta olmak üzere Pirler ve Analar, cezaevlerinde haksızca tutuklu bulunan insanların serbest bırakılması, adil yargılanmaların sağlanması ve taleplerin kabul edilerek ölüm oruçlarının sonlandırılması için hükümete çağrı yaptılar. Ortak bir metinde imzası bulunan Pirler ve Analar, Aleviliğin daima mazlumdan ve ezilenden yana tavır alan bir inanç olduğunun bilinciyle seslendiklerini vurguladılar. 

    Koronavirüs salgını gerekçesiyle, AKP-MHP ortaklığıyla çıkarılan af yasası kapsamında tecavüz, hısızlık, cinayet işleyenlerin, çete elamanlarının serbest bırakılıp, tutuklu muhalif gazeteci, siyasetçi ve hukukçular olmak üzere siyasi mahpusların serbest bırakılması tepkilere neden oldu.

    Türkiye’den ve pek çok Avrupa ülkesinde yaşayan Alevi Pirleri ve Anaları, AKP hükümetine seslenerek, “Cezaevlerindeki haksızca tutuklu bulunan insanlar serbest bırakılsın. Adil yargılanmaları sağlansın. Ölüm orucundaki, Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ile birlikte Halkın Hukuk Bürosu Avukatları Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ve diğer tutukluların talepleri kabül edilsin” çağrısında bulundu.

    Pirler ve Analar’ın ortak yaptıkları çağrı metni şöyle:

    “Türkiyede iktidar toplumun geniş kesimleri üzerinde antidemokratik bir şekilde baskı uygulamaya devam ediyor. Hırsızlar, dolandırıcılar, çete liderleri bile af yasalarıyla serbest bırakılırken, binlerce gazeteci, yazar, avukat, öğretmen, siyasetçi ve düşünce suçluları haksız bir şekilde cezaevlerinde tutuluyor. Diğer taraftan da sanatçıların özgürce sanatlarını yapmaları bile engelleniyor.

    Biz altta imzası bulunan Alevi Pirleri ve Anaları olarak Aleviliğin daima mazlumdan ve ezilenden yana tavır alan bir inanç olduğunun bilinciyle, tüm yetkililere sesleniyoruz.

    Cezaevlerindeki haksızca tutuklu bulunan insanlar serbest bırakılsın. Adil yargılanmaları sağlansın. Ölüm orucundaki, Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ile birlikte Halkın Hukuk Bürosu Avukatları Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ve diğer tutukluların talepleri kabul edilsin. Ölüm oruçları sonlansın. Yaşamak hak, yaşatmak görevdir. İmam Hüseyin’lerden, Pir Sultan’lara kadar Aleviliğin tarihi sürecindeki Yol önderlerinin tarihsel misyonlarını üstlenmiş cümle Yol Erenlerinin de bu çağrıya katılmalarını niyaz ediyoruz. Hak, hakikat ve hakkaniyet yolunda olan cümle Yol hizmetkarlarına muhabbetle. Yaşadığımız bu zor günlerde Hakk cümlemizin yardımcısı, Hz. Hızır destigirimiz ola.”

    Çağrı metnini imzalayanlar şöyle:

    Almanya 

    Ali Rıza Yıldız – Ağuçan

    Ali Yoleri – Baba Mansur

    Mansur Düzgün – Baba Mansur

    Mansur Umut – Baba Mansur

    Narin Gülçiçeği – Baba Mansur

    Avusturya

    Haydar Bilgin-Kureyşan – Avusturya inanç kurulu başkanı

    Serdar Yıldız – Ağuçan

    Belçika

    Bülent Yaşar – Baba Mansur

    Haydar Buga – Derviş Cemal – Belçika İnanç Kurulu Başkanı

    Fransa 

    Ali Umut – Baba Mansur

    Bilge Yilmaz – Kureyşan

    Erdal Bulut – Ağuçan

    Erkan Akagündüz – Baba Mansur

    İbrahim Karayol – Kureyşan

    Mahmure Umut – Baba Mansur

    Metin Doğan – Sarı İsmail Fransa İnanç Kurulu Başkanı

    Ozan Gökkaya – Kureyşan

    Serayi İpek Bulut – Şıh Çoban

    Serdar Umut – Baba Mansur

    Serdar Umut – Baba Mansur – (Rumilly)

    Hollanda

    A. Haydar Umut – Baba Mansur

    Nusret Oral  Zeynel Abidin – Hollanda İnanç Kurulu Başkanı

    Piro Kaplan – Baba Mansur

    Türkiye 

    Ali Ekber Düzgün – Baba Mansur

    Baki Düzgün – Baba Mansur – Eski ABF Genel Başkanı

    Kemal Kılıç – Ağuçan

    Mahmut Düzgün – Baba Mansur

    PİRHA/İSTANBUL

  • ’Zamanın Yezitlerine karşı biraraya gelmek zorundayız’-VİDEO

    ’Zamanın Yezitlerine karşı biraraya gelmek zorundayız’-VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayı ve Hüseyin’i duruşla ilgili değerlendirmelerde bulunan Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, Kerbela’nın günümüzde hala devam ettiğine dikkat çekti. 

    Haberin videosu

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, Muharrem ayı, Kerbela ve Hüseyin’i duruşla ilgili değerlendirmelerde bulundu. “Kerbela denince bir hüzün alır götürür bizi başka başka diyarlara. Kerbela denince ben mesela Sivas’a giderim. Sivas’ta yanan canlarımızı, Maraş’ta kaybettiklerimizi yad ederim” diyen Yıldırım, Kerbela’nın günümüzde de devam ettiğine vurgu yaptı.

    Yıldırım, Kerbela’nın devam etmesine karşın günümüzdeki Hüseyin gibi dik duranların az olduğunu onların da aralarında birlik olmadığı sürece bir etkisinin olmayacağına dikkat çekti.

    “YEZİT ANLAYIŞI KURUMLAŞMIŞ”

    Yezit anlayışının kurumlaşmış olduğuna değinen Yıldırım, “Söylemlerde kimse ‘Yezit’in yolundayız’ demiyor ama eylemler Yezitçe yapılıyor” dedi. Yezit’in zulmü karşısında İmam Hüseyin’in de kurumsallaştığını evrensel bir dünya görüşü, bir duruş haline geldiğini belirten Yıldırım, geçtiğimiz haftalarda kızının gözleri önünde öldürülen Emine Bulut’u hatırlatarak Emine Bulut’un kızının, “Anne ne olur ölme” feryadının İmam Hüseyin Kerbela’ya giderken kardeşi Zeynep Ana’nın “Hüseyin’im ne olur gitme” deyişinden hiçbir farkı olmadığını kaydetti.

    KERBELA DEVAM EDİYOR

    Kerbela’nın günümüzde devam ettiğine de vurgu yapan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kaz Dağları’nda yanan orman bir Kerbela faciasıdır, Dersim’de yapılmak istenen HES projeleri bir Kerbela vakasıdır, Soma’da yerin yedi kat altında ölen o madenciler birer imam Hüseyin’dir, birer Ali Ekber’dir birer Celal Abbas’tır.”

    “NE KADAR İMAM HÜSEYİN OLABİLİYORUZ?”

    Günümüzdeki Yezit anlayışının halkın özgür iradesiyle seçtiği belediye başkanlarını kayyım yoluyla görevden aldığını ifade eden Yıldırım, bunun kabul edilebilir bir şey olmadığını söyleyerek şunları belirtti:

    “Bu Yezit’in İmam Hüseyin’e ‘ya biat edeceksin ya da kelleni vereceksin’ demesinden farklı bir şey değil. Aynı anlayış aynı zihniyet zorluk, zorbalık, yozluk, yobazlık halen günümüzde de varlığını hissettiriyor. O yüzden insanlar kendi dinlerini kendi dillerini kendi inançlarını kendi kültürlerini korumak için mücadele ediyor. Bir nebze de İmam Hüseyin gibi mücadele etmek zorunda da kalıyor ama ne kadar İmam Hüseyin olabiliyoruz? İmam Hüseyin olabilmek için artık bir birlikteliği sağlamak gerekiyor. Kürt’ün sorunu bizim sorunumuz, Ermeni’nin sorunu bizim sorunumuz, nerede bir zalim varsa o zalimin karşısında mazlumdan yana taraf alan İmam Hüseyin’in yolunun yoldaşlarıyız biz. O yüzden bu mücadeleyi birlikte safları sıklaştırarak yapmak zorundayız. Örgütlülüğümüzü hangi inançtan hangi dinden hangi dilden olursa olsun tüm ezilenler, insan onuruna yaraşır bir şekilde bir yaşam mücadelesi vermek isteyen tüm katmanlar, zamanın Yezitlerine karşı bir araya gelmek, zalimin zulmüne karşı ses çıkarmak, tek ses olmak zorunda. Tek ses olmak zorunda ki İmam Hüseyin’in yoluna yoldaş olabilelim.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Munzur gibi insanların yüreğinden sevgi aksın’-VİDEO

    ‘Munzur gibi insanların yüreğinden sevgi aksın’-VİDEO

    PİRHA – Alevi Dernekler Federasyonu yönetici ve temsilcileri, Dersim’de bulunan Alevi ziyaretgahlarına ve askeri mühimmat patlaması sonucu yaşamını yitiren Ayaz ile Nupelda kardeşlerin ailesine ziyarette bulundu.

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Sanatçı Muharrem Temiz, Pir Eren Yıldırım ve ADFE temsilcileri, Dersim’de bulunan ziyaretgahlara ve askeri mühimmat patlaması sonucu yaşamını yitiren Ayaz ile Nupelda kardeşlerin ailesine ziyarette bulundu.

    Ovacık ilçesinde bulunan Munzur Gözeleri’nde gülbeng vererek çılalar yakan pirler ziyaretle niyazlaştıktan sonra PİRHA’ya açıklamalarda bulundular.

    İmam Rıza Ocağı Piri Celal Fırat, Dersim topraklarına Alevi Dernekler Federasyonu olarak ziyaret gerçekleştirdiklerini belirterek “Bu kadim topraklarda ziyaretgahlarımızı, türbelerimizi, mevcut konumda olduğumuz Munzur Gözeleri’ni ziyaret etmek ve derneklerle etkin diyalog kurmak için geldik. Bu topraklar çok acılar ve çok güzellikler gördü; Baba Mansurlar gibi, Düzgün Babalar gibi onlarca yüzlerce ulu çınarlar gördü. Bu topraklar hala acılar yaşıyor. İnsanlar, ırklarından inanışlarından kaynaklı ötekileştiriliyorlar, sürgün ediliyorlar, katlediliyorlar. Burada her yerden sular çıkıyor biz de insanların gönlünden sevginin fışkırmasını arzuluyoruz. Toplum birbirinin elinden tutamıyor, biz bu toprakların evlatlarıyız. Hepimizin sorumlulukları var. Federasyon olarak özellikle biz kültürel, inançsal anlamda yapılaşma içerisindeyiz. Ocaklarımıza, sivil toplum örgütleriyle diyaloğumuzu perçinlemek istiyoruz. Bu anlamda görüşmelerimiz olacak. Bu bölgeye ne katkı sunabiliriz diye görüşmeler yapacağız” ifadelerini kullandı.

    “HALKIYLA TABİATLA BARIŞIK OLMAYAN BİR ZİHNİYET VAR”

    Munzur Gözeleri’nin ticarete açılmasını eleştiren Fırat, “İnsanlar akın akın ziyaretgaha geliyorlar. Yurt dışından geliyorlar, biz İstanbul’dan geldik. Burası kutsal mekandır. Ticari çıkar gözetmemek gerekiyor. Burada insanların köylerinden çıkartılacağı söyleniyor, maden ocaklarından bahsediliyor. Bu kesinlikle kabul göreceğimiz bir şey değil. Halkıyla barışık olmayan, tabiatla barışık olmayan bir zihniyet var. Bu mantık doğru değil. Her tür siyasal sorunlarımızı ortak platformda oturup konuşmamız lazım. Bu mantığa karşı etkin bir şekilde sadece Aleviler değil, coğrafyada yaşayan tüm halklarla el ele tutuşmak lazım. 23 Haziran seçimlerinde gördük, bununla sonuçlandırmamak lazım. İnsanlarla yan yana gelmek lazım. Bizlerin bir sözü var; 72 millete aynı nazarda bakan bir milletiz, bunu samimi olarak söylememiz lazım. Bunu söylüyoruz ama birbirimizi aynı gözle görmüyoruz” diye konuştu.

    “TOPLUMSAL DİRENÇ VE BİLİNÇ YARATMAK GEREKİYOR”

    Alevi Dernekler Federasyonu ziyaretinde bulunan sanatçı Muharrem Temiz de, Munzur Gözeleri’ndeki yapılaşma ve ticarileşmeye tepki göstererek “Munzur Baba, bu coğrafya için çok önemli bir inanç merkezi. Ben, bu toplumun inanç değerleri üzerinden rant sağlanmasını, başka başka yerlere pazarlanmasını asla kabul etmiyorum. Bu toplumun da etmemesi gerekir. Bununla ilgili toplumsal bir direnç ve bilinç yaratmak zorundayız. Bu coğrafyanın dokusu, kalbi, ciğeri buralardır. Hem inanç hem kültür hem de doğa anlamında. Bunları korumamız gerekiyor. burada maden ocaklarına, şirketlere zemin hazırlanıyor. Bu da devletin organlarının ayıbıdır diye düşünüyorum. Kadim bir inancın merkezi burası. Bu inancın, değerlerin dinamikleriyle uğraşmamak lazım. Buna ilişkin toplumsal bilinç yaratarak karşı durmak lazım” dedi.

    “İKİ MASUM BEDENİ IŞIKLARA YOLDAŞ EDEN YEZİT ANLAYIŞIDIR”

    Alevi Dernekler Federasyonu temsilcileri, Munzur Gözeleri ziyaretinin ardından Nupelda ve Ayaz kardeşlerin ailesini ziyaret etti.

    Ziyarette konuşan Pir Eren Yıldırım, “Türkiye’deki hava hiç kabul edemeyeceğimiz bir hava. Biz ADFE olarak 4-5 günlük bir programla Dersim topraklarına geldik. Dersim toprakları, Alevi kutsallarının yaşadığı topraklar. Toprakların cennet koktuğu, Munzur’un özgürlük çığlığıyla aktığı şu güzel topraklarda barış, sevgi duyguları hakim olması gerekiyorken iki masum beden meleklere karıştı, ışıklara yoldaş oldu. Bu kabul edilebilir değil. Çocukların bu topraklarda yaşıyor olması, Alevi anne babadan dünyaya gelmiş olması çok önemli değil. Sonuçta iki masum bedeni ışıklara yoldaş eden bir Yezit anlayışı var. 1400 yıl önce yaşanmasına rağmen hala aynı acısını yaşadığımız Kerbela olayı var. Kerbela bitmedi günümüzde devam ediyor. Gün geliyor iki masum bedenin canını alabiliyor. Dünyanın neresinde olursa olsun zalimin karşısında mazlumun yanında olan bir inancın mensuplarıyız. İnancımızda barış, kardeşlik, sevgi vardır” dedi.

    Yıldırım, “Çocuklarımız ölmesin, analarımız ağlamasın, insanın gerçekten onurlu, özgür bir şekilde yaşayacağı bir dünya kurulsun; biz Aleviler olarak bunun mücadelesini verdik, vermeye de devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Bugün de Demokratik Aleviler Derneği’ni ziyaret eden ADFE üyeleri ardından da Baba Mansur etkinliğine katıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Eren Yıldırım: Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda cem olacağız – VİDEO

    Eren Yıldırım: Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda cem olacağız – VİDEO

    PİRHA – Alevi Dernekler Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Pir Eren Yıldırım, 15-16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahı’na gideceklerini duyurdu. 

    Alevi Dernekler Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Pir Eren Yıldırım, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda kısa bir duyuruda bulundu.

    Yıldırım, Alevi Dernekler Federasyonu’na bağlı cemevleri İstanbul’dan hareket ederek önce Geyikli Baba Dergahı’nı ardından Seyit Sultan Sücaettin Veli Türbesi ve Seyit Battal Gazi Türbesi’ne en son olarak da Abdal Musa Dergahı’nı ziyaret gerçekleştirdiklerini söyledi.

    İstanbul’dan çok sayıda kişiyle gittiklerini, dergah bahçesinde lokmalarını verip niyaz olup semahlarını döndüklerini belirten Pir Eren Yıldırım, bu hafta Abdal Musa’yı andıklarını da söyledi.

    “DÜNYAYA BARIŞ GELSİN DİYE CEM OLACAĞIZ”

    Ağustos ayında Alevi Dernekleri Federasyonu, Bağcılar Cemevi olarak 15-16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahı’na gideceklerini duyuran Yıldırım, kısa bir çağrıda bulunarak şöyle dedi;

    “Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yüz sürmeye, dergahta lokmalarımızı kaynatmaya, dergahta sevgi hakim olsun, barış gelsin dünyaya kardeşlik duygularıyla birlikte insanın insan onuruna yarıştığı bir şekilde bir yaşam mücadelesi versin diye cem tutacağız. Hacı Bektaş Veli ziyaretine gelmek isteyenlerin isimlerini Bağcılar Cemevi’ne isimlerini yazdırmaya başlasınlar.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Eren Yıldırım: Dinci ve gerici eğitime karşı birlikte mücadele edelim

    Eren Yıldırım: Dinci ve gerici eğitime karşı birlikte mücadele edelim

    PİRHA- Urfa’da okullara mescit formunun gönderilmesine tepki gösteren ADFE Başkanı Eren Yıldırım, dinci ve gerici eğitim programına hayır demek için yan yana gelme çağrısında bulundu. 

    Urfa Siverek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara mescit formu gönderdi. Gönderilen formda okullarda mescit olup olmadığı varsa büyüklüğü soruldu. Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) İnanç Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, sosyal medyadan buna tepki gösterdi.

    “ASİMİLASYONUN BAŞKA BİR AYAĞI”

    Yıldırım, açılacak Alevi Lisesi’ni hatırlatarak, “Özel statülü lise sıfatıyla bir Alevi lisesi açılması umut verici bir proje değildir, kaygılarımız var, samimi bulmuyoruz. Aksine asimilasyonun bir başka ayağıdır. Her dem olduğu gibi laiklik değerlerini savunuyoruz” dediğimizde tam olarak da bu haber içerisinde yer alan utanç verici eğitim sisteminden, “Kindar ve Dindar” bir nesil yetiştirmek istiyoruz diyen zihniyetin gerçek amacından bahsediyorduk” dedi.

    Yıldırım, kamuoyuna çağrıda bulunarak, “Sesiz kalmamalıyız! Yan yana gelmeliyiz! Laik, demokratik, kamusal, bilimsel, parasız bir eğitim sistemi için yan yana gelmeliyiz. Bu ülkenin geleceği olan gençler olarak sürüklenmeye çalışıldığımız karanlığa karşı eşit ve özgür bir ülkede yaşam için yan yana gelmeliyiz. Bizler biliyoruz ki; birlikteyken sesimiz sesimize, sözümüz sözümüze güç katıyor! Omuz omuza yürümek yarınlarımızı ve geleceğimizi aydınlatmak için yan yana gelmeliyiz.

    “ZORUNLU DİN DERSİNE SON VERİLSİN”

    Bizler bugün ki müfredatta ırkçı, şeriatçı, cihatçı yani bir bütün olarak dinci ve gerici eğitim programına hayır demek için yan yana gelmeliyiz. Geleceğimize ve yarınlarımıza sahip çıkmalıyız! Karanlığa karşı aydınlığı, gericiliğe karşı bilimi, tekçiliğe karşı birlik ve beraberliği, aydınlık ve yaşanabilir bir Türkiye’yi var edebilmek için isteklerimiz var;

    -Yaşadığımız coğrafyadaki kültürel zenginlikler nedeniyle farklı dillerin inkar edilmesine karşı; herkesin eşit, bir arada, kardeşçe kendi anadilinde bir eğitim görmesini istemiyoruz.

    -Devletin yıllardır eğitimle birlikte inançlarda da tekçi tutumuna karşı, başta Alevilerin inançları olmak üzere, tüm inançların eşit ve bir arada olmasını ve yıllardır dayatılan zorunlu din dersi uygulamasına son verilmesini istiyoruz.

    Yaşam tarzımıza, kıyafetimize, insan ilişkilerimize, inancımıza ve siyasi düşüncemize özgür bir birey olarak yetişebilmek adına müdahale edilmemesini istiyoruz.

    “HURAFETLERLE DOLU ÖĞRETİM PROGRAMI İSTEMİYORUZ”

    -Hurafelerle dolu, akıl ve bilim dışı öğretim programlarını okullarda istemiyoruz. Ders kitaplarında cihat ve şeriat gibi kavramların değil; demokrasi, laiklik, eşitlik, özgürlük vb. kavramların hakim olduğu bir müfredat istiyoruz.

    -Seçmeli ders dayatmasını sonlandırarak ilgilerimiz ve yeteneklerimiz doğrultusunda istediğimiz dersleri seçebilmeyi, okullarda mescit yerine laboratuvar, kütüphane, müzik odası, resim odası açılmasını istiyoruz.

    -Çocuk istismarları ile adları anılan cemaatlerin, tarikatların okullara girerek bizleri zehirlemesine engel olmak istiyoruz.

    -Kamu otoritesini, adeta kendi dünya görüşünü ve yaşam biçimini araç gibi kullanarak, İmam Hatip okullarına gitmeye zorlanmamızın bir son bulmasını istiyoruz.

    -Her alanda yapıldığı gibi eğitimin de ticari bir alan olmasına karşı, Türkiye Cumhuriyeti anayasasında bulunan parasız eğitim hakkının herkese parasız, laik, bilimsel ve eşit olmasını istiyoruz.

    -Eğitim ve öğretim de bilimselliğin, gençlerimizin projelerinin incelenip değerlendirilmeye alınabilmesi için milli eğitim bakanlığına ayrılan bütçenin daha fazla olmasını istiyoruz.

    -Bir yarış atı gibi kullanılmadığımız, geleceğimizi şekillendiren sınavların bir kaç saat ile sınırlandırılmadığı bir eğitim sistemi istiyoruz.

    -Erkek egemenliğinin hakim olduğu eğitim müfredatı yerine, cinsiyetçi olmayan eşitlikçi bir müfredat istiyoruz.

    -Kanun hükmünde kararnameler ile işten çıkarılan tüm öğretmenlerimizin işe iadesını istiyoruz.”

    Son olarak Yıldırım, laik, bilimsel ve ana dilde eğitim için mücadele edeceklerini söyledi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Okmeydanı Cemevi dedesi: Alevilerin kandil kutlamaları çok vahim bir durum

    Okmeydanı Cemevi dedesi: Alevilerin kandil kutlamaları çok vahim bir durum

    PİRHA- Kandil günlerine ilişkin yazılı bir açıklama yapan Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Eren Yıldırım, “Kimse sorgulamıyor ne olduğunu, ne anlama geldiğini, nereden kaldığını. Alevilerin kandil kutlama paylaşımları ve mesajları gerçekten çok üzücü ve vahim bir durum” dedi.

    Baba Mansur Ocağı Pirlerinden Eren Yıldırım Aleviler’in Sünni inancına ait kandile ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Yıldırım, “Bir kandildir almış başını gidiyor” başlığıyla bir yazı kaleme alarak, Alevileri kandiller konusunda uyardı.

    “KANDİLLER, KATLİAMLARIN OLDUĞU DÖNEMDE HAYATIMIZA GİRDİ”

    Kandillerin nereden, neden, nasıl insanların hayatına girdiğinin sorgulanmadığına dikkat çeken Yıldırım, bazı Alevilerin de bu konuda mesajlar paylaşmasının çok üzücü ve vahim olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Alevilerin kandil kutlama paylaşımları ve mesajları gerçekten çok üzücü ve vahim bir durum. Nedir bu kandil? Nereden, kimden girmiştir hayatımıza? Asimilenin, ötekileştirmenin ve katliamların en yoğun olduğu Osmanlı döneminde tabi. Şaşırdık mı? Tabi ki hayır. Ne geldiyse insanlığın, biz Alevilerin başına bu dönemde gelmiştir zaten. Osmanlı Padişahı II. Selim, (1566-1574) cami minarelerinde kandil (ışık) yakıldığı için ’kandil’ adını alan kutsal olarak kabul edilen bu geceleri ilan etmiştir.”

    “BEŞ UYDURUK GECE”

    Pir Eren Yıldırım, “Bu türden gün ve gecelerin kutlanmasından ve kutlanma şeklinden Kuran’da bir tek kelime bile söz edilmemektedir.  Keza, Hak peygamberi ve sahabesinin hayatında da bu şekilde kutladıkları kutsal gün ve gece bulunmamaktadır. Buna rağmen daha sonraki dönemlerde Müslümanların inancında ve hayatında bu kadar önemli yer alması, cahiliyenin yeniden İslam’a sızmış olduğunu ortaya koymaktadır. Müslümanların İslam’dan uzaklaşmış olmalarının temel nedenlerinden biri de bu gecelerdir” ifadelerini kullandı.

    “İSLAM DÜNYASINDA CEHALET DİZ BOYU OLMUŞ”

    “Mevlit Kandili: Hz. Muhammet’in doğum günü,

    Regaip Kandili: Hz. Muhammet’in ana rahmine düştüğü gün,

    Miraç Kandili: Hz. Muhammet’in göğe yükseldiği gece,

    Berat Kandili: Kuran’ın dünyaya indirildiği gece,

    Kadir Gecesi: Kuran’ın Hz. Muhammet’e indirilmeye başladığı gece” olarak kutlandığını belirten Baba Mansur Ocağı pirlerinden Eren Yıldırım, “Güzel dostlar bu tür gün ve geceler Osmanlı döneminde peygamberden yüzlerce yıl sonra dini, kendi siyasi mecralarına alet etmek isteyen, kendini bilmez, halkını, ailesini koltuk uğruna katletmeyi hak gören Osmanlı padişahları tarafından uydurulmuş günlerdir. Ey Aleviler! Berat demek aklanmak, paklanmak, arı ve duru olmaktır. Bizim berat gecemiz senede bir gün pirimizin huzurunda özümüzü dara çektiğimiz Görgü cemleridir” dedi.

    Yıldırım, “Her Perşembe cemevlerimizde ve her gün dergahlarımızda, insanlığın huzuru, mutluluğu, barışı ve sağlığı aşkına Çerağlarımızı (kandil) uyandırıyoruz zaten” diyerek Harabi’den şu dizeleri hatırlattı:

    Kandil Geceleri Kandil Oluruz

    Kandilin İçinde Fitil Oluruz

    Hakkı Göstermeye Delil Oluruz

    Fakat Kör Olanlar Görmez Bu Hali.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fransa Arnouville AKM’de dedelerin katılımıyla Muhabbet gerçekleşti

    Fransa Arnouville AKM’de dedelerin katılımıyla Muhabbet gerçekleşti

    PİRHA- Fransa’nın Arnouville kentindeki Alevi Kültür Merkezi’nde dedelerin katılımıyla muhabbet yapıldı. 

    Baba Mansur Ocağı okmeydanı cemevi dedesi Eren Yıldırım, Isparta bölgesinden Hüseyin Keskin dede, FUAF İnanç Kurulu Başkanı Metin Doğan ve gençlerin katılımıyla Arnouville Alevi Kültür Merkezi’nde muhabbet gerçekleşti. Fransızca olarak Alevilik anlatımı yapan Murat Doğan dedenin ardından

    Pir Eren Yıldırım’ın çerağ uyandırmasıyla başlayan muhabbbet, gençlerin Alevilik inancına daha çok yönelmesi ve sahip çıkılması adına yapılan konuşmalarla devam etti.

    Muhabbet, darda zorda kalana yardım geleneğinin tüm insanlarda vücut bulması dilekleriyle son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • Fransa Lyon ve Dijon’da Hızır cemi yapılarak lokmalar pay edildi

    Fransa Lyon ve Dijon’da Hızır cemi yapılarak lokmalar pay edildi

    PİRHA- Aleviler için kutsal olan Hızır ayına ilişkin Pir Eren Yıldırım’ın katılımı ile Fransa’nın Lyon ve Dijon kentinde cemler yapılarak lokmalar pay edildi.

    Fransa’nın Lyon ve Dijon kentinde Baba Mansur Ocağı Pirlerinden ve Okmeydanı Cemevi dedesi Eren Yıldırım’ın yürüttüğü Hızır Cemi katılım oldukça yoğundu.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu FUAF Orta Bölge İnanç Kurulu Başkanı Pir Ali Umut, Serdar Umut ve Murat Doğan’ın da katılımıyla gerçekleşen Hızır cemlerinde, “Günümüzün Hızır’ı bizler olmalıyız” mesajı verildi. Cemin ardından Hızır lokmaları pay edildi. (HABER MERKEZİ)