Etiket: ergin tekin

  • EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin’i yaralayan polisin yargılanmasına başlandı

    EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin’i yaralayan polisin yargılanmasına başlandı

    PİRHA- EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin’in katıldığı basın açıklamasında polisin darp etmesi sonucu belinde iki kemik kırılması meydana geldiği olaya ilişkin davanın ilk duruşması Tunceli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin’in 19 Temmuz 2024 tarihinde katıldığı basın açıklaması sırasında yaşanan polis şiddetinde darp edilerek belinde iki kemik kırılması meydana geldiği olaya ilişkin davanın ilk duruşması Tunceli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık polis  A.E.’nin katılmadığı duruşmada Tekin ve avukatları hazır bulundu.

    Duruşmaya DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş, Dersim Barosu Başkan Yardımcısı Elif Özer, avukat Fatma Kalsen ve EMEP Dersim İl yönetimi de katıldı.

    “TEKME ATILDIĞINI GÖRDÜM”

    Duruşmada dinlenen tanık Hıdır Yıldız, olay günü alanda bulunduğunu belirterek basın açıklaması sırasında polis müdahalesi gerçekleştiğini, Ergin Tekin’in yere düştüğünü ve bir polis memurunun Tekin’e tekme attığını gördüğünü söyledi.

    Sanık müdafii, tanığın “marjinal gruplara yakın olduğunu” ifade ederek beyanlarını kabul etmediklerini söyledi.

    “OLAY GÜNÜ TUTANAĞI DEĞİŞTİRİLDİ”

    Müşteki vekili Av. Çağla Yolaşan, emniyet tarafından düzenlenen olay tutanağının değiştirildiğini beyan etti. Olay günü düzenlenen tutanakta yalnızca gözaltına alınan S.K. isimli kişi hakkında detaylı bilginin yer aldığını ve bu tutanağın S.K. tarafından imzalandığını fakat dosyaya gönderilen olay tutanağında şüpheli polisin yaralamadaki sorumluluğunu ortadan kaldırmak için olay esnasında Ergin Tekin’in üzerine iki ayrı kişinin düştüğünü ekleyerek yeni bir olay tutanağı düzenlendiğini ve S.K’nın imzasının bulunmadığını belirtti.

    “OLAYDAN SONRA KATILDIĞI ETKİNLİKLERE DAİR DELİL SUNACAĞIZ”

    Sanık polis A.E’nin müdafii,  olaydan sonra ve hastaneye gitmeden önce Ergin Tekin’in bulunduğu yerleri tespit ettiklerini belirterek, bu hususa ilişkin belgeleri sanık polis A.E’nin savunmasının alınmasının ardından mahkemeye sunacaklarını ifade etti. Ergin Tekin’in avukatları ise özel hayatın giziliğinin ihlal edilerek, polis olmanın avantajı ile hukuka aykırı elde edilmiş bu delillerin kabul edilemeyeceğini belirtti.

    Mahkeme, dinlenmeyen tanıkların ve sanığın savunmasının alınması için duruşmayı 18 Haziran 2026 tarihine erteledi.

    HABER MERKEZİ

  • Dersim’de ABD ve İsrail saldırılarına tepki!-VİDEO

    Dersim’de ABD ve İsrail saldırılarına tepki!-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıları protesto etti. Platform adına açıklamayı Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Eş Başkanı Ergin Tekin okudu.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 28 Şubat’ta İran’a yönelik yapılan ABD ve İsrail saldırılarını kınadı. Sivil yerleşim alanları, hastaneler ve okulların hedef alınmasını protesto eden Platform, bir okulun bombalanması sonucu çok sayıda çocuk ve sivilin yaşamını yitirdiğine dikkat çekti. Açıklamada, saldırıların Orta Doğu’yu kana bulayan emperyalist politikaların yeni bir halkası olduğu vurgulandı.

    “İNSANLIK TRAJEDİLERİNE BİR YENİSİ EKLENDİ”

    Yapılan açıklamada, saldırılarda sivil yerleşim birimlerinin, hastanelerin ve okulların hedef alındığı, bir okulun bombalanması sonucu çok sayıda çocuk ve sivilin yaşamını yitirdiği vurgulandı. Tekin, saldırıların, yakın zamanda Filistin ve Suriye’de yaşanan insanlık trajedilerinin bir yenisi olabileceği uyarısında bulundu.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Gazze’de yarattığı yıkımın üstünde konuşan İsrail yönetimi temsilcileri ve ABD emperyalizminin sözcüleri; savaş gerekçesi olarak ‘ABD ve İsrail’in kendini savunma hakkını’, ‘Molla rejiminin nükleer ve füze programlarını’ ve ‘İran halkının özgürlük mücadelesine destek olmayı’ gösteriyor. Bu söylemler, barbar saldırganlığa kılıf giydirmekten, İran halkının molla rejimine karşı mücadelesini istismar etmekten başka bir şey değildir” 

    ABD ve İsrail’in İran’ın yeraltı ve yerüstü kaynaklarını yağmalamayı hedeflediğini belirten Ergin Tekin, saldırıların Orta Doğu’yu kana bulayan emperyalist politikaların yeni bir halkası olduğunu ifade etti. 

    Ekonomik ambargolar ve askeri müdahalelerle halkların yoksulluğa ve ölüme sürüklendiğini vurgulayan Tekin, ABD’nin geçmişte Venezuela müdahalesi sonrası sarf ettiği “Venezuela Petrolü artık bizimdir” sözlerinin, emperyalizmin gerçek niyetini ortaya koyduğu hatırlattı ve İran’a yönelik hamlelerin, bölgeyi emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeniden dizayn etme hedefi taşıdığına dikkat çekti.

    “ABD EMPERYALİZMİ HALKLARIN DOSTU DEĞİLDİR”

    Ergin Tekin, açıklamanın devamında şunları dile getirildi: “ABD hiçbir zaman halkların dostu olmamıştır. Gittiği her coğrafyaya demokrasi değil, yıkım ve bağımlılık götürmüştür. İran halkı bir yandan emperyalist kuşatma, diğer yandan sömürücü ve baskıcı molla rejimiyle karşı karşıyadır. Ocak ayında binlerce insanın katledilmesiyle bastırılmaya çalışılan halk hareketi, rejimin halk düşmanı karakterini bir kez daha göstermiştir”

    Tekin, açıklamanın sonunda antidemokratik ve baskıcı rejimlerin yalnızca halk kitlelerinin örgütlü mücadelesiyle yıkılabileceğini vurgulayarak, dış müdahalelerin yıkım ve bağımlılıktan başka bir sonuç getirmediğini ifade etti. 

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Fuhuş, uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal dayanışmayı büyütelim!’- VİDEO

    ‘Fuhuş, uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı toplumsal dayanışmayı büyütelim!’- VİDEO

    PİRHA- Dersim DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş ve EMEP İl Başkanı Ergin Tekin, Dersim’de artan fuhuş ve çeteleşmenin önüne geçmenin tek yolunun olayları normalleştirmemek ve bunlara karşı toplumsal dayanışmayı arttırmak olduğunu söyledi.

    Uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşme son dönemde Dersim’in en büyük problemlerinden! Dersim’de yapılan fuhuş operasyonu sonrası ortaya atılan iddialar durumun ne kadar vahim olduğunu gösterdi. İddialara ilişkin henüz somut bir gelişme yaşanmazken, kentte huzursuzluk hakim. Bir ifade tutanağının medyaya sızdırılmasıyla başlayan bu süreci, Dersim DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş ve EMEP İl Başkanı Ergin Tekin değerlendi.

    Yaşanan tüm bu olay ve gelişmeleri Dersim DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş ve EMEP İl Başkanı Ergin Tekin’e sorduk, “Bir an önce bu olayların bu iddiaların araştırılıp kamuoyuyla neticeleri paylaşılmalıdır” diyerek yetkilileri göreve çağırdılar.

    “38’DEN BUGÜNE UYGULANAN BASKI VE YOK ETME POLİTİKALARININ BİR SONUCUDUR”

    Fuhuş, uyuşturucu ve çeteleşme iddialarına ilişkin zamanda geriye giderek bugüne bakmak gerektiğini ifade eden DEM Parti İl Eş Başkanı Özcan Ateş, “1938’de tutun günümüze kadar. Birçok dönemde kent üzerinde yoğun baskılar oluşturuldu. Kentin inanç yapısıyla, doğasıyla, kimliğiyle, kültürüyle her zaman bir mücadele söz konusuydu. Bir geriye çekme, bir özünden koparılma durumu söz konusuydu. Tabii o günden bugüne kadar sistematik bir biçimde devam etti. 1980’lerde yine göç ettirme, tutuklanma, gözaltına alma, yargılanma ve hapis ceza cezalandırılma gibi durumlar söz konusu oldu. Onun akabinde 94’lü ve 2000’li yıllara geldiğimizde yine bu kentte düşüncesinden, inancından, kimliğinden kaynaklı birçok baskı, zulüm, asimilasyon politikalarına maruz kaldı” diyerek, bu kadar yoğun baskı ve zor altında tutulan Dersim toplumunun özünden bilinçli bir şekilde uzaklaştırıldığını söyledi.

    “SİSTEMİN UYGULADIĞI POLİTİKALAR TOPLUMU GÜÇSÜZ BIRAKIYOR”

    Yıllar boyu süren baskı ve zor politikalarından kaynaklı toplum içerisinde açığa çıkmamış bir çok olgunun meydana geldiğini söyleyen Ateş, “Bu süreçler böyle devam ederken peş peşe toplumun ister istemez bu kadar yoğun baskıya dayanması da zorlaştı. Gün geçtikçe kimliğinden de, özünden de uzaklaşmaya başlandı. Göç ettirme, işsizlik, ekonomik olarak muhtaç yaratma politikası sonucu sisteme bağlı bir hayat dayatıldı. Yani sokağında işsiz gezen işçisinden harçlık bulamayan öğrencisine kadar, köyünde üretemeyen ya da yeterince pazarlamayan, bunun üzerinde geçimini sağlamayan bir durum ve bunun kötü sonuçları sistematik bir biçimde gelişti” diyen Ateş, toplumun bütün bu olgulara rağmen ayakta durmayı başardığını ve Dersim’in kimliğinden de, dilinden de, inancından da uzaklaştırılamadığını kaydetti.

    “KENTTE UYUŞTURUCU, FUHUŞ, ÇETELEŞME ÖN PLANA ÇIKMAYA BAŞLADI”

    DEM Parti İl Örgütü olarak tartışılan ve ortaya atılan bu iddiaların peşinde olduklarını aktaran Ateş, “Şimdi bu iddiayı açığa çıkarmak, bu iddianın gerçekliğini kamuoyuyla paylaşmak da aslında devlet kurumlarının işidir. Devlet kurumları bu kentin emniyet müdürlüğü, valiliği bir şekliyle kamuoyuna yansıyan bu tutanaktaki ifadelerin, isimlerin ya da iddiaların gerçekliğini ispatlamak durumundadır” dedi.

    “ÜLKE GENELİNDE UYUŞTURUCU, FUHUŞ, ÇETELEŞME SORUNLARI VAR”

    EMEP İl Başkanı Ergin Tekin de, son on yılda ülke genelinde karşılaşılan en önemli şeylerden biri uyuşturucu, fuhuş ve bununla birlikte çetelerin giderek yaygınlaşması olduğunu belirterek, “Basına da yansıdığı şekliyle uluslararası uyuşturucu transferinin belki de merkezlerinden biri haline gelmiş bir ülkeden bahsediyoruz. Hatta uyuşturucu baronlarının kendilerine korunaklı bir alan olarak gördükleri yerlerden biri Türkiye olmuş durumda. Bununla birlikte çeteciliğin de giderek arttığı, fuhuş çetelerinin, aynı zamanda gençler içerisindeki çeteciliğin, birbirini vurma, yaralama ve benzeri olayların da gitgide arttığı bir dönemden bahsedebiliriz. Tabii bu ülke genelinde yaşanan durumdan doğal olarak Dersim’e de yansıyor. Dersim de buralardan bağımsız değil” dedi.

    Gençlerin geleceğe dair umutlarının giderek yok olduğu bir zaman içinde olduğunu söyleyen Tekin, “Bu çaresizlik Dersim’e de yansıyor. Gençler buradaki umutsuzluktan dolayı ya yurt dışına gidiyor ya da burada kolay para kazanmanın yolu nedir diye düşünerek, küçük çeteler halinde yan yana gelerek farklı oluşumlara gittiklerini gözlemliyoruz” dedi.

    “KADINLARIN YAŞAMINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR”

    Ülkedeki durumun kadınların yaşamını doğrudan etkilediğini savunan Ergin Tekin, şunları ifade etti:

    “Yoksulluğun giderek büyüdüğü, işsizliğin giderek arttığı temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan ve doğal olarak bundan en çok etkilenen kesim neresi diye sorarsak kadınlar diyebiliriz.

    Ekonomik belirsizliğin, işsizliğin giderek arttığı bir dönemde kadınların en çok yaşadığı sıkıntılardan biri hem ekonomik hem de toplumsal baskılar. Bunların getirdiği çaresizlik, umutsuzluk bir yandan son dönemde Dersim’de de yaşanmaya başladı. Duyulan şu fuhuş meselelerine dair çeşitli ilişki ağlarından bahsediliyor. Bu ilişki ağları içerisinde kadınların, bu ekonomik zorluklar içerisinde hiç değilse bir iş bulayım derdiyle nasıl mağdur edildiği ile karşı karşıya kalıyoruz.

    Aslında ilimizde senelerdir bu fuhuş çeteleri hakkında çeşitli iddialar söz konusu. Ama şöyle bir durum da var: Fuhuş çeteleri olmasına rağmen Adliyede neredeyse cezasızlık söz konusu. Yani tatmin edici cezaların olmaması bu ağda bulunan çetelerin daha rahat hareket etmesini ve bu ağa düşen kadınların da şikayet etmemesi, şikayet etmekten korkmasından dolayı bu çeteleri cesaretlendiren bir durumla karşı karşıyayız aslında.”

    “YAŞANAN OLAYLAR İHMAL OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ”

    Kentin 7/24 güvenlik kameralarıyla izlendiğini belirten Ergin Tekin, “24 saat boyunca güvenlik kameralarıyla mobeseleriyle takip edilen, her vatandaşımızın attığı adımın takip edildiği bir yerde böyle olayların, böyle çetelerin bu kadar rahat hareket etmesi ve organize suç işlemesinin çözülememesi aslında bir ihmal olarak görülmemeli. Tam tersi buralarda ihmalden öte belli bir plan, belli bir fuhuş çetesinin giderek bu çürümüşlüğü büyüttüğünü görebiliyoruz. Kamu kurumlarındaki nüfuzunu kullanarak kadınları fuhuşa sürüklemesi iddiaları var” diye konuştu.

    Kentte daha önce yaşanan diğer olaylara dikkat çeken Tekin, “Bir yıl önce yine bir kamu kurumunda yaşanmış bir buna benzer bir olaydan bahsedildi. Ama ondan sonra ne oldu? Bu kamu kurumundaki görevlilerle ilgili bir ceza verildi mi? Muamma kimse bilmiyor. Aynı şeyi burada da burada da yaşanacak mı? Onu da bilmek lazım. Şimdi işte çeşitli kurumlardan görevlilerin olduğu söyleniyor. Bu kurumlardaki kişilerin görevden uzaklaştırılacak mı ya da alınacak mı? Çeşitli cezalara verilecek mi? Bunları takip etmek önemlidir diye düşünüyoruz” dedi.

    Ortaya çıkan sorunların çözümünün toplumsal dayanışmadan geçtiğinin altını çizen Tekin, “Bu karanlıktan kurtulmanın tek yolu toplumsal dayanışmayı arttırmak. Bu işin sessizlikle geçirilmesi çeteleri güçlendirir. Halkımızdan beklentimiz bu olayların normalleşmesini engellemektir. Bu çürümüşlüğe karşı yan yana gelmek ve toplumsal birlikteliği artıracak çalışmalar yapmalıyız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • GÜNCELLENDİ/Seyit Rıza ve yol arkadaşları katledilişinin 88. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Seyit Rıza ve yol arkadaşları katledilişinin 88. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-88 yıl önce katledilen Seyit Rıza ve arkadaşları için Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılıp açıklama yapıldı. 1937-1938’de Dersim’in tamamının kana bulandığını dile getiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadığı sürece bizler bu acıları ifade etmeye, bu konuda hak talebinde bulunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim Tertelesiyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmeli” dedi.

    Seyit Rıza ve arkadaşları, idam edilişlerinin 88.yılında Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılıp açıklama yapılarak anıldı. Yürüyüşte “Însanê Kamılî Xo Vîr Ra Meke!” pankartı açıldı.

    Anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ile Cevdet Konak ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Basın açıklamasını Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “88 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN SEYİT RIZA VE YOL ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANMAMIŞTIR”

    15 Kasım 1937 tarihinin bir halkın, bir kültürün ve bir inanç dünyasının sistematik olarak hedef alındığı Dersim Katliamı’nın simgesel günlerinden biri olduğu belirten Ergin Tekin, “Bugün hâlâ yüzleşilmemiş bir tarih, kapanmamış yaralar ve adaleti bekleyen bir hafıza olarak karşımızda durmaktadır. Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli, savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır. İdamlardan bugüne 88 yıl geçti. Bugünün iktidarı AKP, yıllar boyunca Dersim’in acısını seçim malzemesi yapmış, sözde yüzleşme söylemlerini günübirlik, politik hesaplara kurban etmiştir. Bugün ortada ne açılmış arşiv vardır ne bulunmuş kayıp çocuklar ne de gerçek bir özür.

    Aksine; Dersim’in dağları maden şirketlerine, dereleri barajlara, halkı, baskıcı politikalara teslim edilmeye çalışılmaktadır. Halkın iradesi kayyımlarla gasp edilmekte, inanç değerleri yok sayılmakta, kimliği ve kültürü sistematik biçimde baskılanmaktadır. Seyit Rıza’nın sözleri hâlâ kulağımızdadır: “Ayıptır, zulümdür, cinayettir.” Bugün bu sözlerin muhatabı yalnızca tarihin karanlık sayfaları değil; yüzleşmekten kaçınan, hakikati erteleyen günümüz siyasal yaklaşımıdır. Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ancak nitelikli bir yüzleşme temelinde eşit yurttaşlık hukukunun tanınarak aşılabileceğine olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz” denildi.

    “SOYKIRIM TANINMALIDIR”

    Ergin Tekin, talepleri şu şekilde sıraladı:

    -Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerinin Dersime nakli engellenmemelidir.

    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.

    – Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.

    – Asimilasyon, zorunlu göç, doğa katliamı ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.

    -Devlet tarafından açık ve resmi bir özür kamuoyu önünde ilan edilmelidir.

    -Soykırım tanınmalıdır.

    “DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK BUGÜN DE ZORLA MESCİT VE CAMİ DAYATILIYOR”

    1937-1938 Katliamı’nın Dersim’in bağrına saplanmış bir hançer olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “O gün idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarıyla birlikte Dersim’de on binlerce can katledildi. Bugün itibarıyla Dersim’de değişen nedir diye sorduğumuzda değişen hiçbir şey yok. Seyit Rıza ve yoldaşlarının boynundaki ilmik hala bizim boynumuzda durmaya devam ediyor. O gün bize medeniyet getiriyorlardı. Acaba bugün bundan vazgeçmişler mi? Bugün bunun adına ne koyuyorlar? Hala köylerimize, mezralarımıza, ilçelerimize nüfusunun %98’i Alevi olduğu halde mescitler ve camiler dayatılıyor” dedi.

    “DERSİM HALKI İLE YÜZLEŞMEK ZORUNDASINIZ”

    Siyasal iktidar ve kapitalist burjuva sisteminin geçmişten aldığı mirasla topraklarımız üzerinde inançları, kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle on binlerce insanı katlettiğini vurgulayan DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Geçmişte yaşanan acılar halen devam ediyor. Yıllardır Dersimliler olarak devlete yaptığımız çağrı devam ediyor. Ancak mevcut siyasal iktidar kulaklarını tıkayarak bunu görmezlikten geliyor. Elbette ki bizim devletle bu konuda hesaplaşma gibi bir niyetimiz yok. Ancak devlete açıktan çağrımız var ve diyoruz ki Dersim halkı ile yüzleşmek zorundasınız” diye belirtti.

    “SEYİT RIZA’DAN SONRA KÜRDİSTAN’IN EVLATLARI ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞTILAR”

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının kimliği, varlığı, dili ve inancını savunduğunu belirten DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Hükümet neyi düşünüyordu? Hükümet ‘Ben bir ulus devlet kurdum, bunun içinde yaşayan herkes Türk olmalı’ diyordu. İsmet İnönü’nün bir söylemi var: ‘Bizim birinci vazifemiz Türklüğe karşı gelen, Türkçülüğü kabul etmeyen bir kişi varsa onu bu vatandan atarız.” Dersim’de hem tertele hem katliam hem de soykırım vardı. Doğamız elimizden alındı, kız çocuklarımızı kendilerine hizmetkar yaptılar. Kim onları hizmetkar yaptı? Kazım Orbay, Celal Bayar yaptı. Kadınları, yaşlıları öldürdüler. Bu topraklar, bu derviş mekanı sadece bir kent değil, bizim hafızamızdır, inancızdır geleceğimizdir. Bundan sonra bizim bu toprakların diline sahip çıkmamız gerekiyor. Toprağın özgürlüğü için mücadele edenler bu hafızayı bize bıraktılar. Bu hafızayı bir miras olarak bıraktılar. O miras bitmedi, o yol kapanmadı. Seyit Rıza’dan sonra Kürdistan’ın evlatları özgürlük için savaştılar. Geçmişlerini, hafızalarını unutmadılar, özgürlük mücadelesinden taviz vermediler. Biz diyoruz ki; eğer bir toprakta insanlar yaşıyorsa özgür olmalılar. Bizim verdiğimiz mücadelenin özü budur. Bize devredilen mirası içselleştirmişiz. Onu mücadelemizde taşımışız” şeklinde konuştu.

    “DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENMELİ”

    1937-1938’de Dersim’in tamamının kana bulandığını dile getiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadığı sürece bizler bu acıları ifade etmeye, bu konuda hak talebinde bulunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim Tertelesiyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmeli. Bugün Alevi canlarımıza tarih boyunca yaşatılan katliamlara ne yazık ki yenileri ekleniyor. Bakın 21. yüzyıldayız ve Suriye’de Alevi katliamları yaşandı. Bugün bu topraklar birçok Alevi katliamına ne yazık ki tanıklık etti. Koçgiri, Dersim, Sivas, Çorum ve Gazi. Bu katliamlarla hesaplaşılması gerekiyor. Bu acıların son bulması gerekiyor. Ama ne yazık ki  Alevi canlarımızı asimile etmek, inançlarını yok saymak, onları sünnileştirmek ve resmi ideolojiye adapte etmek için devletin oynadığı oyunlar bitmiyor. Yani Muaviye’nin oyunları bu topraklarda bitmiyor. Yenilerine yenileri ekleniyor.

    Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı tam da bu ülkede yaşanan bu kadar acının, bu kadar haksızlığın, tekçi, ırkçı, milliyetçi ve tek merkezci zihniyete karşı, bu topraklarda yaşayan 72 millete aynı nazardan bakan bir anlayışın, bir siyasi düzenin oluşması için yapılmış bir çağrıdır aynı zamanda. Bu çağrıda Alevi canlarımıza yer çoktur. Bu çağrımız Alevi canlarımızadır aynı zamanda. Bizler bu topraklarda eşit yurttaşlık hakkı temelinde her inançtan, her milletten insanın kendi ana diliyle konuşabilmesi ve eğitim görebilmesi ve kendi inancını bu topraklarda özgürce yaşayabilmesi için yeni bir düzen kurulana dek mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu çağrıyı aynı zamanda bu şekilde okuduğumuzu ve anladığımızı da sizlerle paylaşmak isteriz. Bizler bu topraklarda çok acı çektik. Bizler bu topraklarda dilimizden dolayı, inancımızdan dolayı çok acı çektik. Çok sayıda katliamlara maruz kaldık. Bunlara karşı bir olmak, beraber olmak ve mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yok değerli canlar. Ve bu nedenle özellikle demokratik toplum çağrısına hep beraber sahip çıkarak demokratik bir cumhuriyeti birlikte inşa etmek için elimizden gelen her türlü çaba içinde olmaya devam etmeliyiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinli katledildi-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinli katledildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Filistin’de saldırıların yeniden başladığı 7 Ekim 2023 tarihinin ikinci yıldönümünde basın açıklaması yaptı. Okunan metinde, “Gazze soykırımı sadece soykırımcı Netanyahu’nun sorumluluğunda değil. Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması için sıraya girmiş Batı emperyalizminin amaçlarına ulaşmak için sınır tanımaz şiddetinin konusudur” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Filistin’de saldırıların yeniden başladığı 7 Ekim 2023 tarihinin ikinci yıldönümünde Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    ‘Barbarlık yenilecek, Filistin halkı kazanacak’ pankartının açıldığı açıklamanın basın metnini Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “GAZZE SOYKIRIMI SADECE SOYKIRIMCI NETENYAHU’NUN SORUMLULUĞUNDA DEĞİL”

    İki yılda savunmasız 70 bine yakın Filistinlinin katledildiğini belirten Ergin Tekin, “Yaşamını yitirenlerin 20 bini çocuk. Yardımların engellenmesi nedeniyle, 154 ü çocuk olmak üzere 460 kişi açlıktan hayatını kaybetti.  Hastaneler, okullar, yadım konvoy ve filoları vuruldu, Gazze halkı sadece açlığa terk edilmekle kalmadı, yüzbinlerce insan yerinden edildi. Netanyahu’nun ABD emperyalizminin işbirlikçisi olarak yürüttüğü ve bölgedeki karışıklıktan kendilerine düşecek payın peşinde olan diğer emperyalist devletler, Gazze operasyonunu desteklediler. Kendi ülkelerindeki protestoları ve barış eylemlerini de bastırmaya çalışıyorlar. Ortadoğu’daki ABD işbirlikçisi yönetimler sürece sessiz kaldıkları gibi bölgeden çıkmak zorunda kalan Filistinliler’e kapılarını açmadılar. Gazze soykırımı sadece soykırımcı Netanyahu’nun sorumluluğunda değil. Ortadoğu’nun yeniden paylaşılması için sıraya girmiş Batı emperyalizminin amaçlarına ulaşmak için sınır tanımaz şiddetinin konusudur” dedi.

    “GAZZE ÜZERİNDEKİ ABLUKA TAMAMEN KALDIRILMALIDIR”

    BM toplantısında Gazze için sunulan planın Ortadoğu’ya “barış değil daha fazla kaos” getireceğini vurgulayan Tekin, “Barış ve demokrasi mücadelesi verenler, İtalya’da, Belçika’da, İspanya’da, Yunanistan’da, Hindistan’da, Malezya’da ve daha birçok ülkede limanlarda ve tedarik zincirindeki emekçilerin protestosu, sokağa dökülen halklar, genel grev yapan işçilerdir. Soykırıma karşı dayanışma ve mücadele gösteren halklar bize örnektir. Soykırımcı Siyonist İsrail devletine, ABD’nin yağma politikasına, saray rejiminin işbirlikçiliğine karşı mücadele, savaşı durdurmanın ön koşullarından biridir. Filistin’de süren soykırıma, Ortadoğu halklarına dayatılan karanlığa karşı, Türkiye’de derinleşen yoksulluk ve hak gasplarına karşı emek ve özgürlük mücadelesi yükselmelidir. İsrail’in Gazze’deki soykırımı derhal durdurmalı, Gazze üzerindeki abluka tamamen kaldırılmalıdır. Türkiye, İsrail rejimiyle tüm siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini sonlandırılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Adliye üniversitede olmaz, karar gözden geçirilmelidir’-VİDEO

    ‘Adliye üniversitede olmaz, karar gözden geçirilmelidir’-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi kampüsünde yer alan kütüphane binasının adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edilmesine tepkiler sürüyor. DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, “Üniversiteye adliyenin taşınması bilim ve eğitim alanı olan üniversitenin özelliğine de bir anlamda müdahale şeklidir. Bu yüzden adliyenin üniversitenin içerisine taşınmasını doğru bulmuyoruz” derken, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, “Üniversitede adliye gibi güvenliğin üst seviyede olduğu kurumlar öğrencilerin yaşam alanlarına yakın olması ayrı bir tedirginlik ve kaygı yaratacaktır” diye konuştu.

    Munzur Üniversitesi kampüsünde yer alan ve öğrenciler ile akademisyenler tarafından yoğun biçimde kullanılan kütüphane binasının, “depreme hazırlık” gerekçesiyle adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edileceği açıklandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin ve Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, Munzur Üniversitesi kampüsünde yer alan kütüphane binasının adliye ve valilik birimlerine geçici olarak tahsis edilmesine tepki gösterdi.

    “ÜNİVERSİTENİN YAPISINA BİR MÜDAHALE”

    Üniversitelerin özgün ve özerk yerler olduğunu belirten DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, “Üniversiteye adliyenin taşınması bilim ve eğitim alanı olan üniversitenin özelliğine de bir anlamda müdahale şeklidir. Bu yüzden adliyenin üniversitenin içerisine taşınmasını doğru bulmuyoruz. Zaten Munzur Üniversitesi güvenliğin çok yoğun olduğu bir yer. Bununla birlikte daha fazla resmi bir giriş çıkış olacak. Yine aynı zamanda adliyeye insanlar tek araçla ulaşabiliyorlardı şimdi bir ulaşım sorunu da olacak. Ayrıca üniversitelerin kendine has bir dokusu vardır. Bu aynı zamanda farklı güvenlik sorunlarını da açığa çıkarır. Yani olası bir güvenlik sorunu yaşandığında hani bunun sorumluluğunu kim alacak? Bunu öğrencilerin ve eğitim veren hocaların kabul ettiği bir şey olduğunu düşünmüyorum. Onların görüşleri ve fikri alındı mı bunu bilmiyoruz. Ama genel anlamda üniversitenin yapısına bir müdahale olacağını düşünüyorum” dedi.

    “ADLİYENİN, ÜNİVERSİTEYE TAŞINMASI TEDİRGİNLİK VE KAYGI YARATACAKTIR”

    Adliye ve valilik binasının üniversiteye taşınmasına tepki gösteren EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, şunları dile getirdi:

    “Munzur Üniversitesi Senatosu’nun açıklamasına göre adliye ile valili binasının üniversite ile bir bağı olmayacak, girişi ve çıkışı olacak diye bir söylem var ama asıl mesele depremin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen adliye ve valilik binalarının çürük olduğunu söylüyorlar. Çürük yapıların şimdiye kadar neden boşaltılmadığı ya da şimdiye kadar çürük olan binaların neden güçlendirilmediğini tartışmak gerekiyor. Ama aynı zamanda üniversitede adliye gibi güvenliğin üst seviyede olduğu kurumların olması öğrencilerin yaşam alanlarına yakın olması ayrı bir tedirginlik ve kaygı yaratacaktır.

    Üniversite, tek başına bir senatonun aldığı kararla verilen kararları yerine getirmemesi lazım. Bu üniversitenin farklı bileşenleri var. Üniversitede öğrenciler, üniversite personeli ve akademisyenler var. Eğer bir karar alınacaksa üniversitenin bütün bileşenlerinin temsilcileriyle yan yana gelip kararı beraber almak lazım. Burada gördüğümüz kadarıyla kendi bildiklerini okuyan, hiçbir şekilde diğer bileşenleri bu işin içerisine katmayan, zaten sıkışık olan bir kampüste olan bölümleri bile yerinden taşıyarak adliye gibi güvenlik meselesini ortaya koyan güvenlik ve mahremiyeti ortadan kaldıracak bir kurumun gelmesini doğru bulmuyoruz. Bir an önce bu kararın değiştirilmesini istiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Bu da oldu; Üniversite kampüsünün ortasına adliye!
    -Munzur Üniversitesi kampüsünün adliyeye tahsis edilmesi Meclis gündeminde!

  • İşçilerin çadır direnişi 9. gününde: Siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinden destek ziyareti-VİDEO

    İşçilerin çadır direnişi 9. gününde: Siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinden destek ziyareti-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de bulunan Peri Tekstil’de işten çıkartılan işçilerin çadır direnişinin 9. gününde DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Dersim Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ziyaret etti. Sömürünün en yoğun olduğu yerlerden birisinin tekstil fabrikaları olduğunu vurgulayan Ayten Kordu, “Biz işçi arkadaşlarımızın hak mücadelesinin sonuna kadar yanında olacağız. Umarım en kısa sürede işçilerin talepleri kabul edilip, işlerine geri dönerler” dedi.

    Dersim’de bulunan Peri Tekstil’de, çoğunluğu kadın 17 işçi mobbing ve hakarete itiraz ettikleri için işten çıkarıldı. 21 gündür taleplerinin kabul edilmesi için direnen İşçiler, 9 gündür de fabrika önünde direniş çadırı kurdu.

    İşçileri direnişinin 9. gününde DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), DEM Parti Dersim İl Örgütü, Munzur Çevre Derneği, Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Partizan, KESK Dersim Şubeler Platformu ziyaret etti.

    “İŞÇİLERİN TALEPLERİNİN KABUL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    İşçilerin 9 gündür direniş çadırında mücadelelerini sürdürdüğünü belirten Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “İşçilerin talepleri açık. İşçiler artık mobbing, hakaret yaşamak istemiyorlar, yıllık izinlerinin ödenmesi ve sendikalı olarak işe alınmak istiyorlar. Bizler de Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak arkadaşlarımızın taleplerini kabul edilmesini istiyoruz” dedi.

    “İŞÇİLERİN HAK MÜCADELESİNİN YANINDA OLACAĞIZ”

    Sömürünün en yoğun olduğu yerlerden birisinin tekstil fabrikaları olduğunu vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Fabrikalarda çok yoğun bir şekilde mobbing uygulanıyor. Biz işçi arkadaşlarımızın hak mücadelesinin sonuna kadar yanında olacağız. Umarım en kısa sürede işçilerin talepleri kabul edilip işlerine geri dönerler” diye belirtti.

    “İŞÇİLERİN DİRENİŞİNE GÜÇ VERİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    İşçiler kazanırsa Dersim halkı ve demokrasi güçlerinin kazanacağını ifade eden BİRTEK SEN Temsilcisi Kadir Ulaş, “Bugün mücadelemizin 21’inci çadır direnişimizin de 9’uncu günü. Şimdiye kadar mücadelemizi pasif yollarla sürdürdük. İşçilerimizin haklarının verilerek işe geri alınmasını istiyoruz. Çok zor şartlar altında direniyorlar ve Dersim halkının arkadaşlarımızın direnişine güç verilmesini istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kayyım tarafından işten atılan işçiler için yürüyüş-VİDEO

    Dersim’de kayyım tarafından işten atılan işçiler için yürüyüş-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 15-16 Haziran Direniş’inin yıldönümü ve kayyım tarafından işten atıldıktan sonra greve başlayan işçilerle dayanışma yürüyüşü gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada, “15-16 Haziran, işçi sınıfının kendi gücünü keşfettiği, birleştiğinde önünde hiçbir engelin duramayacağını kanıtladığı bir başkaldırı ve hak arayışı günüdür. Dersim Belediyesinden atılan işçiler olarak kayyumların geri çekilmesini, işten atılan emekçilerin bir an önce işe iade edilmesini talep ediyoruz” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Belediyesine kayyım atandıktan sonra işten atılan işçiler için “Kayyımlar geri çekilsin işçiler işe iade edilsin” şiarıyla yürüyüş düzenledi.

    Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yapılan yürüyüşte sık sık “Kayyım gidecek biz kalacağız”, “Dersim’de kayyım istemiyoruz”, ”Birleşe birleşe kazanacağız”, “ İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları atılırken “15-16 Haziran’ı selamlıyoruz emeğimize sahip çıkıyoruz“ yazılı pankart taşındı.

    Açıklama saygı duruşuyla başlarken basın metnini kayyım tarafından işten atılan işçi Ali Mükan, okudu.

    İlk olarak sözü alan DİSK Emekli-Sen Dersim Şube Başkanı Yaşar Yamaç, DİSK Genel Başkanları’nın işçilerin yapmış olduğu direnişe karşı sessiz kaldığını bu konuda bir açıklama yapmamalarını talihsizlik olarak niteledi.

    “15-16 HAZİRAN’LA İŞÇİLER KENDİ GÜCÜNÜ KEŞFETTİ”

    Ali Mükan, bugünün Türkiye işçi sınıfı tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’nin 55’nciyıl dönümü olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “15-16 Haziran’da emekçilerin zincirleri kıran öfkesi sel olup meydanlara aktı. Fabrikalarda şalter indi, sokaklar ‘Yaşasın sınıf mücadelesi’ sloganlarıyla yankılandı. İstanbul’un, Kocaeli’nin, Ankara’nın fabrika bacalarından yükselen dumanlar, isyanın kıvılcımına dönüştü. Yüz binler, ‘Haklarımız için, onurumuz için’ diyerek sokağa döküldü. 15-16 Haziran, işçi sınıfının kendi gücünü keşfettiği, birleştiğinde önünde hiçbir engelin duramayacağını kanıtladığı bir başkaldırı ve hak arayışı günüdür. Son yıllarda ülkedeki anti demokratik uygulamalar, baskı ve zulüm politikalarından işçiler de payına düşeni almıştır.”

    “EMEKÇİLERİN BİR AN ÖNCE İŞE İADE EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

    Gelinen süreçte yoksulluğun had safhada olduğunu ifade eden Ali Mükan, “Bizler Dersim Belediyesinden atılan işçiler olarak 165 gündür her türlü zorluğa karşı yaşam mücadelesi veriyoruz. TÜİK’in resmi verilerine göre Dersim’de son iki yılda yaklaşık 2.700 kişilik net göç yaşanmıştır. Ancak gerçekte bu rakam daha da fazladır. Dersim’in göç vermesinin temel nedenleri arasında ekonomik yetersizlikler ve işsizlik yer almaktadır. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de halkın seçilmiş iradesini gasp edip, işçileri işten çıkarmak bu kentte yaşamaya çalışan emekçileri adete sürgüne göndermek demektir. Kayyum sadece, halkın iradesini gasp etmek değil, o bölgenin dilini, kültürünü, kimliğini ve emekçilerin alın terini de yok etmektir. Bizler Dersim Belediyesinden atılan işçiler olarak kayyumların geri çekilmesini, işten atılan emekçilerin bir an önce işe iade edilmesini talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “BU BİRLİKTELİK EMEK TARİHİMİZ İÇİN YENİ UMUT OLACAK’

    Ardından söz alan CHP Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, emek mücadelesinin yanında olduklarını belirtti. Özcan, şunları ekledi:

    “Çünkü biliyoruz ki emek olmadan üretim, kalkınma, demokrasi olmaz. Burada bir araya gelişimiz sadece geçmişi anmak için değil. Aynı zamanda geleceğe sahip çıkma kararlılığımızdır. Bugün burada farklı siyasi görüşlerinden gelen dostlarımızla sendika temsilcilerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla ve yurttaşlarımızla kol kola olmamız bu topraklarda emeğin dayanışmanın ve demokrasinin hala ne kadar güçlü bir değer olduğunu göstermektedir. CHP olarak emeğe ve onun örgütlü mücadelesine inancımız tamdır. Biz mücadeleyi ne yalnızca kendi adımıza ne de sadece bugün hesabıyla yürütüyoruz. Biz çocuklarımız için, geleceğimiz için daha adil bir Türkiye için bu mücadeleyi veriyoruz. Bugün burada bulunan emekçi dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu birliktelik emek tarihimiz için yeni bir umut olacaktır” diye konuştu

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK”

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise açıklamada mücadele etmekten başka çağrı olmadığını belirterek şunları konuştu:

    “Ortak mücadeleyi yürüttüyse aynı şekilde onlardan öğreneceğimiz birleşik mücadeleyi büyütmekten başka çaremizin olmadığını görmemiz lazım. Emek Partisi olarak bugün 15-16 Haziran direnişinin yıl dönümünde Ocak ayında başlattığımız barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş kampanyasını işçileri meclise çağırarak işçiler kendi yasasını yapıyor diyerek kampanyasını büyüterek orada bugün sonlandırdık. Bu on binlerce işçinin, emekçinin, kadının, gencin verdiği imzalarla siyasi partilerin, sendikaların, kitle örgütlerinin desteğiyle büyüyen bir kampanyaydı. Bu sadece bir imza metni değil, temel amacı ortak mücadeleyi, birleşik mücadeleyi, yasaksız grevi ve işçilerin özgürce istedikleri sendikaya üye olması için ortak mücadeleyi için yapılmış bir çağrı için. Bundan sonra da bu çağrıyı büyüteceğimizi belirtmek istiyoruz. 2024 yılı 31 Mart seçimlerinden sonra burayı biliyorsunuz Dersim ittifakı kazandı. O günden bugüne 7 ay sonra kayyum geldi. Kayyumların en çok yaptığı şeylerden biri rant ve talanla birlikte ekmeğini buradan emeğiyle karşılamaya çalışan işçileri çıkarmakta olsun. Burada da aynı şeyi işçi arkadaşlarımız yaşadı. Günlerdir direnişlerini, mücadelelerini sürdürüyorlar. Ve onların yanında olduğumuzu bir tek bir daha dile getirmek istiyorum.”

    “KAYYIMLAR SADECE BELEDİYELERİ GASP ETMİYOR, HALKIN KİMLİĞİNİ GASP EDİYOR”

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, kayyımların sadece belediyeleri gasp etmediğini aynı zamanda halkın kimliği ve kültürünü de gasp ettiğini vurguladı. Konak, “Emekçi arkadaşlarımızı iş alanlarında, verimli olamayacakları alanlarda görevlendirdiler. İşte adama göre iş yarattılar. Ve yaklaşık 58 tane arkadaşımız 42’si emekli olmak üzere resmen emekliyi ayırmak üzere 16 kişiyi de işten çıkarttılar. Ekonomik krizin yaşandığı bu süreçte hangi arkadaşımız 14 bin 22 bin lirayla geçimini yapar sağlar arkadaşlar? Mümkün mü? Değil. Ve sadece işten çıkarılan arkadaşlarımızı psikolojik sorunları yaşanmayacak. Ailelerinde sosyal sorunlar da yaşamaya başlayacak. Çünkü işsizliğin çığ gibi büyüdüğü ildeyiz. Bu anlamda arkadaşlarımızın üzerindeki psikolojik baskıların kaldırılması bizim talebimizdir. Kayyımların irade gaspına dün karşı olduğumuz gibi bugün ve bundan sonra da mücadelemiz devam edecektir. İşten uzaklaştırılan arkadaşlarımızı işe alınmaları bizim en büyük talebimizdir. Ve ayrıca da 55 yıl önce 15-16 Haziran’da mücadelede bedel ödeyen ve bu 55 yıllık süre içerisinde hak, adalet ve hukuk için mücadele ederken zindanlarda duran zindanlarda olan arkadaşlarımıza da buradan Dersim’den selamlarımızı gönderiyoruz. Bedel ödeyen arkadaşlarımız da saygıyla, hürmetle, minnetle anıyoruz” diye kaydetti.

    “SOSYALİZM MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Son olarak söz alan ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi de şunları konuştu:

    “Emek ve sermaye çelişkisinin olduğu bir ortamda, iktidar eğer sermayeden yana tutum alıyorsa işçi direnişlerin de işçilere saldırıyorsa patronu koruyorsa bu mücadele de devam edecek. Yani 55 yıl da geçse, yüz yıl da geçse bu çelişki ortadan kalkmadığı sürece bizler işçiler, emekçiler olarak mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Sömürüsüz, baskısız, adaletin eşitliğin, kardeşliğin olduğu, iş gücünün, sermayeye peşkeş çekilmediği bir toplumu bir dünyayı yaratmak için mücadele edeceğiz. Sınıfsız, sömürüsüz bir dünya için sosyalizm mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. 15-16Haziran’ı yaratanlar bugün Trendyol’da, Metal-İş’te bugün İzmir Belediyesi’nde Dersim Belediyesi’nde ve birçok iş kolunda direnişlerini sürdürüyorlar. Tüm direniş alanlarına buradan binlerce selam gönderiyorum.”

    Açıklama alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • EMEP Dersim İl Örgütü: Örgütlenmenin önündeki engellemeler ve grev yasakları son bulmalı-VİDEO

    EMEP Dersim İl Örgütü: Örgütlenmenin önündeki engellemeler ve grev yasakları son bulmalı-VİDEO

    PİRHA- Emek Partisi Dersim İl Örgütü, “Barajsız sendika, yasaksız grev ve güvenceli iş” talebiyle yaptığı eylemde mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü, “Barajsız sendika,yasaksız grev ve güvenceli iş” talebiyle Dêrsim Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) önünde açıklama gerçekleştirdi. Açıklamaya Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF) yöneticileri, kayyım atandıktan sonra işten atılan işçiler ve bir çok kişi katıldı. Açıklamada “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş”pankartı açılırken Emek Dêrsim İl Başkanı Ergin Tekin, basın metnini okudu.

    “KURTULUŞ BİRLEŞİK MÜCADELEDEN GEÇER”

    Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, barajsız sendika, yasaksız grev güvenceli iş yasa önerisinin,işçilerin gücüyle birlikte meclise taşındığını belirtti. Emek Partisi tarafından  Ocak ayında başlatılan, birçok işçi ve kamu emekçisi sendikası, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü tarafındandesteklenen kampanya ile işçi sınıfının gasp edilen temel hakları için ortak mücadele hattı oluşturmayı ve bu hakları hep birlikte kazanmayı  amaçladıklarını söyleyen Ergin Tekin, “İşçilerinönündeki bu yasal engellerin değişmesi, tıkalı bu yolu açmak, örgütlenme özgürlüğü sağlamak için ‘Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli iş’ konuluyasa tasarı bugün TBMM’de EMEP, CHP, DEM, TİP ve İYİ Parti tarafından yasa tasarısı olarak verilecek.  Hazırlanan bukanun teklifi Büyük İşçi Direnişi’nin yıl dönümünde TBMM’ye sunuluyor. Çünkü bu teklifin içerdiği düzenlemeler, salt teknik bir müdahaleden ibaret değildir, 55yıl önce sokakları ve meydanları dolduran yüz binlerce işçinin taşıdığı iradenin bugünkü temsilidir. Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi eylemlerindenolan 15-16 Haziran Direnişi, 1970 yılında Meclisten geçirilen ve sendikal örgütlenme hakkına, sendika seçme özgürlüğüne kısıtlama getiren yasaldüzenlemeye karşı, konfederasyon ve sendika ayrımı gözetmeksizin tüm işçiler tarafından gerçekleştirilmişti. Bugün yeniden barajlarla, yasaklarla, fiilibaskılarla ortadan kaldırılmış olan örgütlenme hakkının kullanılabilir hale gelmesinin yegane yolu da, tıpkı 1970’te olduğu gibi sınıfın birleşikmücadelesinden geçmektedir. 15-16 Haziran ruhu, bize yalnızca geçmişin mirasını değil, geleceği kazanmanın yolunu da göstermektedir” dedi.

    “HAYAT VE ÇALIŞMA ŞARTILARI KÖTÜLEŞİYOR”

    Yürütülen kampanyada  ülkenin her tarafında sendikalı, sendikasızişçilerle birlikte yürütülen bir kampanya olduğunu ifade eden Ergin Tekin, “Bugüne kadar yasalar ya meclisteki milletvekillerinin imzası ile ya da grubu olanpartilerin verdiği yasa tasarları şeklinde gerçekleşti. Bunun yerine ülke çapında on binlerce işçi, kamu emekçisi, sendikacı, emekli, genç, kadınemekçinin imzası ile yasa önerisi verilecek. İşçiler kendi yaslarını kendi yapsın istiyoruz. İşçinin yasası direnişlerde, mücadele içinde işçilerlebirlikte yazılsın istiyoruz. Bugün işçi sınıfının ve emekçilerin hayat ve çalışma şartları sürekli kötüleşiyor. Türkiye’yi yöneten tek adam iktidarınınson yıllarda en çok ağırlık verdiği uygulamalardan biri ucuz emek sömürüsü. Kâr ve rant sahipleri bu sömürü üzerinden ihya edilmeye çalışılıyor. Hak aramakanalları tıkanmış, sendikasızlaştırılmış ve grev hakkı elinden alınmış Türkiye işçi sınıfı, bir asgari ücretliler kitlesi haline getirildi. İnsanların hakkınıarayamadığı, grev yapamadığı okulda, fabrikada, işyerinde, madenlerde patrona, yöneticiye karşı aciz bırakıldığı bir ülke tablosuyla karşı karşıyayız”şeklinde konuştu.

    ANTİ DEMOKRATİK YASALARIN KALDIRILMASI ÇAĞRISI

    Barajlar, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı önündeki enönemli  engel olduğunu  dile getiren Ergin Tekin, şunları söyledi:

    “Sendikal barajlar olunca işçiler o barajları geçemiyorlar, sendikalara üye olamıyorlar,sendikalar yetki alamıyor. Toplu pazarlık yapılacak, imzalanacak yer işyeri. Bir sendikanın o işyerinde işçilerden onay alması, işçileri üye yapması yeterliolmalıdır. Bugün sendikalar, ülke çapında iş kolu barajını aşıp işyerinde çalışanların çoğunu üye yapıp Bakanlıktan yetki alınca da sözleşme yapamıyor. Zirapatronların sendika yetkisine itirazı sözleşme sürecini engelliyor. Patronların yetkiye itiraz ettikleri davalar 3,4 yıl sürüyor bu süre zarfında işçilerinsendikal örgütlülüğü dağıtılıyor. Patronların işçilerin tercih ettikleri sendikaların yetkisine itiraz etmesi toplu sözleşme sürecini durdurmamalıdır.Yetki itirazı sırasında işçi alımı ve işten çıkarma yasaklanmalıdır. Bugün işçiler, ‘İş güvencesi istiyor, örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın vegrev hakkı olsun istiyor’ Sendikal barajlar, işverenin yetkiye itirazı, grev yasakları, özgür toplu pazarlık hakkına erişememe, sendikalaşma nedeniyle yaşanan keyfi ve hukuksuz işten atmalar son bulsun istiyor. Onun için var olan anti demokratik yasalar kaldırılsın. İşçiler lehine verilecek kanun tasarısımecliste kabul edilsin. Bütün işçi ve emekçileri 15-16 Haziran’ın yıl dönümünde “Barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş” demeye, bu mücadeleyi büyütmeyeçağırıyoruz.”

    “KAMU GÜVENLİĞİ’ GEREKÇESİ İLE ONLARCA GREV YASAKLANDI”

    Ardından kayyım tarafından işten atılan işçiler adına söz alan Hıdır Yıldız ise şunları söyledi:

    “Talep belli, yasaksız grev, güvenceli iş, barajsız sendika, işçi sınıfınınyıllardır sürdürdüğü mücadelenin en önemli taleplerinden biri. Ancak son yıllarda AKP ve MHP iktidarı kamu güvenliğini tehdit gerekçesi ile onlarca greviyasakladı. İşçilerin sendika haklarını elinden aldı. Patronların yandaş sendikalara üye yapmaya başladı. Bizler 15-6 Haziran direnişinin ruhuyla bugün alanlardagüvenceli iş, barajsız sendika ve yasaksız grev mücadelesini bütün alanlarda büyütmeye devam edeceğiz Mücadelemizin en önemli taleplerinden birisidir.”

    Açıklama alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Suriye’de Aleviler katledilirken emperyalist ülkeler Colani’yi destekledi’-VİDEO

    ‘Suriye’de Aleviler katledilirken emperyalist ülkeler Colani’yi destekledi’-VİDEO

    PİRHA-Suriye’deki Alevilere yönelik katliamın halen devam ettiğini belirten EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Bugünde Alevi kadınlar fetih ganimeti gibi alınıp satılıyor, birçok insandan haber alınılamıyor ve insanlar zorla göç ettiriliyor. Suriye’de katliamlar yaşanırken ABD, Avrupa ülkeleri ve bölgedeki diğer ülkelerden bu saldırılara dair hiçbir ses çıkmadı” diye konuştu. 

    Suriye’de Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından yapılan Alevi soykırımı günden güne daha da can yakıcı hal alıyor. Ülkenin batısındaki kıyı kentlerde yaşayan Aleviler, tecavüz ve kaçırılma vakalarıyla sık sık yüz yüze geliyor.

    Suriye’de Alevilerin yaşadıkları birçok köy, çeteler tarafından boşaltılırken, demografik değişime de dikkat çekiliyor. Alevilere ait mülkler, çeteler tarafından gasp ve talan ediliyor. Dünya kamuoyu ise, Alevi soykırımına karşı suskun.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ile Suriye’deki Alevi katliamına dair konuştuk.

    “HTŞ, ESAD YANLILARI DİYEREK YAPTIĞI KATLİAMA KILIF BULMAYA ÇALIŞTI”

    Suriye’de farklı kültürlerin, kimliklerin ve inançların yan yana gelen bir ülke olmasından dolayı emperyalist devletlerin Orta Doğu’daki çıkarları açısından koz olarak kullanıldığını söyleyen Ergin Tekin, “Emperyalist devletlerin desteğiyle birlikte 2024 yılının Aralık ayında Suriye’de Esad rejiminin yerine HTŞ iktidara geldi. HTŞ, cihatçı bir örgüt ve iktidara gelmesinden sonra Suriye’deki azınlıklara karşı saldırı yapılmasından korkuluyordu. 2025 yılının Şubat ve Mart aylarında Alevilere yönelik saldırıları hep birlikte gördük. Binin üzerinde Alevinin katledildiği görüntülerle karşı karşıya kaldık. Türkiye’nin birçok yerinde Suriye’de Alevilere yönelik katliama karşı tepkilerini dile getirdiler. HTŞ, Alevilere yönelik katliamları Suriye’nin bütünlüğüne yapılan bir saldırı ve Esad yanlılarının provoke ettiği bir saldırı olarak niteledi. Katliam görüntülerinde kadınlar, çocuklar demeden insanlar katlediliyor, evler basılıyor, günlerce kaçırılan insanlardan haber alınamıyor ve insanların toplu bir şekilde kurşunlanarak katledildiği görüntülerle karşı karşıya kaldık. Esad yanlıları olarak gösterilmeye çalışılan propaganda üzerinden HTŞ yaptığı katliama kılıf bulmaya çalıştı” dedi.

    “EMPERYALİST DEVLETLER, KATLİAMA KARŞI HİÇBİR SES ÇIKARMADI”

    Suriye’deki katliamın azaldığını ancak halen devam ettiğini ifade eden Ergin Tekin, “Bugünde Alevi kadınlar fetih ganimeti gibi alınıp satılıyor, birçok insandan haber alınılamıyor ve insanlar zorla göç ettiriliyor. Suriye’de katliamlar yaşanırken ABD, Avrupa ülkeleri ve bölgedeki diğer ülkelerden bu saldırılara dair hiçbir ses çıkmadı. Tam tersi HTŞ’nin söylediği gibi Esad yanlısı güçlerin saldırısından dolayı güvenlik güçlerinin müdahalesi diye propaganda edilen anlayışı destekler tarzında açıklamalar yapıldı. Kendi bölgesel çıkarları açısından uyuşmazlık yaşamadığı sürece bu katliamlara hiçbir şekilde dur demeyen bir dönemi yaşadık” diye belirtti.

    “YENİ YAPILAN ANAYASADA COLANİ’YE BÜYÜK YETKİLER VERİLDİ”

    Suriye’de yapılan geçici anayasada Colani’ye tek adam hakimiyeti sağlayan büyük yetkiler verildiğini belirten Tekin, “Suriye’nin Şeri hükümlerle yöneticiliği, Anayasa Mahkemesi’ni kendisinin belirleyeceği, Halk Meclisi’nin üçte birini kendisinin belirleyeceği ve tamamen tek adam zihniyetinin yoğunlaştırıldığı bir Anayasa yapıldı. Yeni yapılan Anayasa’da ne Kürtler, ne Aleviler, ne Dürziler, ne Süryaniler hiçbir şekilde yok, temsil edilmiyor. Eğer bir anayasa yapılacaksa daha demokratik ve her kesimin söz sahibi olduğu bir anayasanın temelinin atılması gerektiğini düşünüyoruz” diye ifade etti.

    “HTŞ’Yİ DESTEKLEYEN ZİHNİYETLERE KARŞI TOPLUMSAL BASKININ BÜYÜTÜLMESİ GEREKİYOR”

    Colani’nin sıkışmışlık içerisinde olduğu süreçte emperyalist devletlerin kendisine can simidi olmak için sürekli ziyaretlerde bulunduğunu vurgulayan Tekin, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Fransa, Almanya, İngiltere, ABD’nin Colani’yi ziyaret etmesi, ABD’nin Suriye temsilcisinin 6 aylık bir ambargonun kaldırılması ve çeşitli anlaşmalar yapması HTŞ lideri Colani’nin meşrulaştırılmasını yaratıyor. Hem Colani Türkiye’ye geldi hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın Suriye’ye giderek Colani’yi ziyaret etti. Hatta AKP’li Ömer Çelik, Alevi katliamı olduğunda Suriye’nin bütünlüğünü bozan gelişme saldırıları kabul etmediklerini söyledi. Suriye’de bütün etnik ve inançsal kimliklerin mücadelesini devam ettirmesi gerekiyor. Suriye’yi geriye götürecek anayasalara karşı mücadelesini büyütmeli. Diğer yandan iktidar gibi HTŞ’yi destekleyen zihniyetlere karşı da toplumsal baskı ve mücadelenin büyütülmesi gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerin direnişi 3. gününde devam etti-VİDEO

    Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerin direnişi 3. gününde devam etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerin direnişi 3. gününde devam etti. DİSK Emekli-Sen Dersim Şube Yöneticisi Yaşar Yamaç, “DİSK kendi üyelerine sahip çıkmamaktadır o yüzden bir an önce kendilerini işçilere sahip çıkmaya çağırıyoruz” derken, Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak işlerine geri dönmek için üç gündür direnen işçilerin yanında olduklarını ifade etti.

    Dersim Belediyesi’nde kayyım tarafından ‘personel giderlerinin yüzde 40 yasal sınırının üzerinde’ olması gerekçesiyle işten atılan dört işçi direnişe başladı. İşçiler işlerine geri dönmek, işçilerin işten atılmasına son verilmesi talepleriyle her gün saat 12:00 ile 14:00 arasında Yer Altı Çarşısı üzerinde oturma eylemi yapıyor.

    İşçiler, ellerinde ‘İşimizi geri istiyoruz’ , ‘Ekmeğimize ve işimize sahip çıkacağız’ , ‘Gasp edilen haklarımız için direneceğiz’ dövizlerini taşırken, direniş yaptıkları alana ‘Emeğimize, işimize, geleceğimize sahip çıkacağız’ pankartı açtı. İşçilerin direnişine bugün DİSK Emekli-Sen Dersim Şubesi yöneticileri ve Dersim Emek ve Demokrasi Platformu destek verdi.

    “DİSK KENDİ ÜYELERİNE SAHİP ÇIKSIN”

    Haksız bir şekilde işçilerin işinden atılmasının ülkenin nasıl bir şekilde yönetildiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyleyen DİSK Emekli-Sen Dersim Şube Yöneticisi Yaşar Yamaç, “DİSK kendi üyelerine sahip çıkmamaktadır, o yüzden bir an önce kendilerini işçilere sahip çıkmaya çağırıyoruz. İşçilerin aidatlarıyla ayakta kalan DİSK’in nerede bir işçi haksızlığa uğruyorsa orada onların yanında olmasını istiyoruz, o yüzden de DİSK Genel Merkez’ini buraya davet ediyoruz. Biz her zaman işçilerin yanında olacağız. İşçilerin haksız bir şekilde işlerinden atılarak açlıkla terbiye edilmesini kınıyoruz” dedi.

    “DİRENEN İŞÇİLERİN YANINDAYIZ”

    Kayyımların halkın iradesini yok saydığını belirterek sözlerine başlayan Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “Kayyımlar atandıkları belediyede işçi düşmanlığı yaparak işçileri işsiz bırakıyor. Kayyımlar halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak yerine işçileri işten atmakla uğraşıyor. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak işlerine geri dönmek için üç gündür direnen işçilerin yanındayız” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Dersim Belediyesi’nde Kültür Müdürlüğü’nde bağlama dersi veren işten atılan işçilerden Zeynep Kılıç, öğrencileriyle birlikte şarkılar söyledi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Kayyım Dersim’de 4 işçiyi daha işten çıkardı: Kayyım işçi düşmanlığı yapıyor!-VİDEO
    -Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerden eylem-VİDEO
    -Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerin direnişi başladı: İşimiz ve emeğimiz için direneceğiz-VİDEO
    -Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerin direnişi 2. gününde: Biz kazanacağız!-VİDEO

  • Dersim’den İmamoğlu’na destek: ‘Adalet istiyoruz’ sloganlarıyla yürüdüler-VİDEO

    Dersim’den İmamoğlu’na destek: ‘Adalet istiyoruz’ sloganlarıyla yürüdüler-VİDEO

    PİRHA- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararına tepkiler Dersim’de de büyüdü. bir çok siyasi parti ve STK temsilcilerinin de katıldığı yürüyüşte, “Hükümet istifa, hak, hukuk, adalet” sloganları atıldı. Eylemde konuşan siyasi parti temsilcileri, tutuklama kararını kınayarak, demokrasi ve eşitlik mücadelesinin süreceğini vurguladı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilen tutuklama kararına yönelik tepkiler Dersim’de de devam ediyor. Dersim’de CHP İl Başkanlığı önünde toplanan kalabalık Seyit Rıza Meydanı’na kadar yürüdü. Aralarında bir çok siyasi parti ve STK temsilcilerinin de olduğu kitle, yürüyüş sırasında sık sık ‘Hükümet istifa, Hak, hukuk, adalet, direne direne kazanacağız’ sloganları attı.

    Yürüyüşün ardından meydanda DEM Parti Dersim milletvekili Ayten Kordu, CHP İl Başkanı Kemal Özcan ve EMEP İl Başkanı Ergin Tekin konuşma yaptılar.

    “BU YOLU KABUL ETMİYORUZ”

    Türkiye’deki gündemi herkesin bildiğine vurgu yapan CHP Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, “Neler olup bittiğini hepiniz biliyorsunuz” diyerek eyleme katılanlara teşekkür etti.

    Ardından söz alan EMEP İl Başkanı Ergin Tekin de, büyük şehirlerde olduğu gibi, AKP iktidarının baskı ve sömürü politikalarına karşı sokakları dolduran kitleleri selamlayarak başladığı konuşmasında şunları ifade etti:

    “Önümüzde iki yol var. Biri AKP ve Cumhur İttifakı’nın baskıyı ve sömürüyü arttırarak halkı teslim alması. Biz bunu kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Diğeri ise emeğin, barışın, kardeşliğin yükseleceği, sömürünün olmadığı diğer yol. Bizim yolumuz bu yoldur. Birlikte mücadeleyi büyüterek bu yolu seçmek zorundayız.”

    “DEMOKRASİYİ VE EŞİTLİĞİ BU TOPRAKLARDA HEP BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

    Son olarak söz alan DEM Parti Dersim milletvekili Ayten Kordu ise şunları dile getirdi:

    “Van’dan Hakkari’ye, Hakkari’den Dersim’e, İstanbul’a kadar uzanan bu hak gaspını, bu darbeci zihniyeti ir kere daha bu meydanlarda kınadığımızı, demokrasiyi ve eşitliği bu topraklarda hep birlikte inşa edeceğimizi ve bu inşayı mutlaka bütün halklarla hep birlikte gerçekleştireceğimizi bir kere daha belirtmek istiyorum. Ekrem İmamoğlu ve tutuklanan müdür arkadaşlarının derhal serbest bırakılması gerekiyor. Bu karar yargıya yapılmış bir darbedir, geri çekilmelidir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Anti-demokratik uygulamalara karşı ortak mücadeleyi büyütelim-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Anti-demokratik uygulamalara karşı ortak mücadeleyi büyütelim-VİDEO

    PİRHA-Son zamanlarda artan gözaltılar, tutuklamalar ve kayyımlara tepki göstermek için Dersim’de açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, “Kayyum politikalarına, sendikal baskılara, basın üzerindeki sansüre ve tüm anti-demokratik uygulamalara karşı ortak mücadeleyi büyütelim” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, AKP iktidarının son zamanlarda artan gözaltılar, tutuklamalar ve kayyımlara tepki göstermek için Yeraltı Çarşısı üstünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘Kayyumlara, yasaklara ve tutuklamalara asla boyun eğmeyeceğiz’ pankartı açıldı. Açıklamayı platform adına Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “TEK ADAM İKTİDARI TOPLUMSAL MUHALEFETİ BASTIRMAYA ÇALIŞIYOR”

    Baskı rejiminin derinleştiği bir sürecin içinden geçtiklerini belirten Ergin Tekin, “Tek adam iktidarı toplumsal muhalefeti bastırma, yerel yönetimleri etkisiz hale getirme ve emek hareketlerini yok etme amacıyla devlet aygıtını bir baskı mekanizmasına dönüştürmüştür. Son günlerde yaşanan gelişmeler, bu sürecin rastlantısal ya da geçici değil, aksine kurumsallaşmış bir otoriterleşme rejiminin inşasına yönelik olduğunu göstermektedir. İstanbul’da sosyalist siyasetçilere, sanatçılara ve gazetecilere yönelik gerçekleştirilen, 52 kişinin gözaltına alınmasıyla başlayıp giderek büyüyen operasyonlar, iktidarın toplumsal muhalefeti bastırma stratejisinin bir parçasıdır. Saldırılar, yalnızca bireysel gözaltılarla sınırlı kalmamakta, aksine halkın kolektif hafızasını, kültürel direnişini ve örgütlü mücadele geleneğini hedef almaktadır” diye belirtti.

    “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİ YERİNİ İKTİDARIN KEYFİYET REJİMİNE BIRAKTI”

    Son zamanlarda yaşananlarla birlikte Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan tümüyle çıktığını gösterdiğini vurgulayan Tekin, “Hukukun üstünlüğü ilkesi yerini iktidar lehine işleyen bir keyfiyet rejimine bırakmış, yasalar yalnızca baskıyı meşrulaştırmanın araçları haline getirilmiştir. Ancak unutmamak gerekir ki, zorbalığın ve baskının artması, iktidarın güçlendiğini değil, aksine zayıfladığını ve çaresizleştiğini göstermektedir. Toplumun geniş kesimlerinin iradesini yok sayan, demokratik mekanizmaları felç eden, emek hareketlerini baskı altına alan ve muhalif tüm sesleri susturmaya çalışan bir iktidar, ancak kendi sonunu hızlandırmaktadır. Tarih göstermektedir ki, otoriter rejimler en zayıf oldukları anlarda en sert baskı politikalarına yönelirler. Ancak zorbalıkla ayakta durmaya çalışan her yönetim, eninde sonunda halkın örgütlü mücadelesi karşısında çökmeye mahkûmdur” dedi.

    “BASKININ OLDUĞU HER YERDE DİRENİŞ TALEBİ YÜKSELECEKTİR”

    Ülkenin içinde bulunduğu karanlık sürecin sadece emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin büyümesiyle aşılabileceğini dile getiren Tekin, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Baskının olduğu her yerde direniş, zorbalığın olduğu her yerde özgürlük talebi yükselecektir. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, ülkenin dört bir yanında yükselen baskılara karşı emekçileri, halkları, kadınları, gençleri ve tüm ezilenleri bu zulme karşı mücadeleye çağırıyoruz. Kayyum politikalarına, sendikal baskılara, basın üzerindeki sansüre ve tüm anti-demokratik uygulamalara karşı ortak mücadeleyi büyütelim. Mücadeleyi yükseltmeye, dayanışmayı büyütmeye ve direnişi sürdürmeye kararlıyız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Sütlüce köylüleri, Katı Atık Tesisi’ne karşı Sultan Paşa Türbesi’nde çerağ uyandırıp, lokmalar pay etti-VİDEO

    Sütlüce köylüleri, Katı Atık Tesisi’ne karşı Sultan Paşa Türbesi’nde çerağ uyandırıp, lokmalar pay etti-VİDEO

    PİRHA-Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi’nden dolayı inanç yerlerinin de etkileneceğini belirten yurttaşlar, Sultan Paşa Türbesi’nde çerağlar uyandırıp lokmalar pay edip, projenin daha uygun bir yerde yapılmasını istedi.

    Dersim’de Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi‘ne ilişkin tartışmalar devam ediyor. Bilirkişi raporuna göre proje yapılırsa 55 bin ağaç kesilecek, yaban hayatı yok olacak ve kutsal mekanlarda etkilenecek. Dersim Belediyesi’ne atanan kayyım, 7 Şubat 2025 cuma günü iş makinalarını projenin yapılacağı bölgeye göndererek sondaj çalışmasını başlattı.

    Sütlüce bölgesinde yapımı planlanan Katı Atık Bertaraf Tesisi’nden dolayı inanç yerlerinin de etkileneceğini belirten Sütlüce yöresi köylüleri ve Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş Milli köyündeki Sultan Paşa Türbesi’nde çerağlar uyandırıp lokmalar pay etti.

    “VAHŞİ DEPOLAMAYA BİZ DE KARŞIYIZ”

    Vahşi depolama alanına kendilerinin de karşı olduklarını belirten Kırmızıdağ Çevre Platformu Üyesi Kemal Altmış, “Ama vahşi depolamanın sorumlusu bizler değiliz, bunun sorumlusu şimdiye kadar belediyeleri yöneten beceriksiz yöneticilerdir. Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu, yalan söylediğimizi söylüyor ama biz neyi yalan söylüyoruz bölgede orman olmadığı, ağaçların kesilmediği ve inanç yerlerinin olmadığı mı yalan?” diye belirtti.

    “PROJENİN DAHA UYGUN BİR YERDE YAPILMASI GEREKİYOR”

    Çöp tesisinin insanların yaşam alanlarını ve doğayı olumsuz etkileyeceğini ifade eden Avukat Özgür Ulaş Kaplan, “Projenin yapılacağı yer yanlış seçilmiştir, projenin daha uygun bir yerde yapılması gerektiğini demokratik yollarla dile getirdik. Halk dinlenmiyor ve mevcut alanda projenin yapımında ısrar ediliyor. Projenin daha uygun alanlarda yapılması gerekiyor” dedi.

    “PROJE YAPILIRSA İNSANLARIN YAŞAMINA VE DOĞAYA ZARAR VERECEK”

    Projenin hem yerleşim yerlerine hem de inanç yerlerine yakın olduğunu ifade eden Cumhuriyet Halk Partisi Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, “Bir proje yapıldığı zaman o yörede yaşayan insanların görüşü alınması lazım. Biz projenin yapılmasını istiyoruz ama bu bölgede değil. Burada insanların yaşamına ve doğaya zarar verecek. Bizim istediğimiz bu tesisin başka bir alanda yapılmasıdır” diye konuştu.

    “KÖYLÜLER, KATI ATIK TESİSİNİN ÇIKARACAĞI KOKU VE SIZINTIDAN ENDİŞE DUYUYOR”

    Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dersim Belediyesi’ne atanan kayyım projenin yapılacağı alana iş makinalarını götürerek sondaj çalışmasını başlattı. Ancak buna karşı tepkiler gelişmezse bunun devamı da gelecek. Köylüler katı atık tesisinin çıkaracağı koku ve sızıntıdan dolayı endişe duyduklarını dile getiriyorlar. Vahşi depolamaya herkes karşı ama köylüler projenin daha uygun bir alanda yapılmasını istiyor.”

    Konuşmalardan sonra Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut’un okuduğu gülbengin ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de Entegre Katı Atık Bertaraf Tesisi projesine tepki: İzin vermiyoruz! -VİDEO

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Ülke karanlığa sürüklenmektedir-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Ülke karanlığa sürüklenmektedir-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan açıklamada, AKP ve MHP yönetimi altında ülkenin, her geçen gün daha derin bir karanlığa sürüklenmekte olduğuna dikkat çekilerek, “Kayyum rejimine, KHK düzenine ve hukuksuz tutuklamalara son verilmesini ve Suriye’de Alevilere ve farklı inançlara karşı yürütülen mezhepçi saldırıların durmasını ısrarla talep ediyoruz” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, ‘ Kayyumlara, tutuklamalara, baskıya ve savaşa karşı; barış ve demokrasi mücadelesini büyütelim” diyerek basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı Emek ve Demokrasi Platformu adına Ergin Tekin okudu.

    “AKP VE MHP YÖNETİMİ ALTINDA ÜLKE, HER GEÇEN GÜN DAHA DERİN BİR KARANLIĞA SÜRÜKLENMEKTEDİR”

    İktidarın olağanüstü hâli olağanlaştırmaya çalıştığı bir süreç içerisinden geçiliğini belirten Ergin Tekin, “15 Temmuz darbe girişimi bahane edilerek yürürlüğe konulan ve ülkeyi bir açık hapishaneye çeviren KHK rejiminden sonra, bir kez daha Kayyum rejimi uygulanmaktadır. Kayyum uygulamaları, artık bir istisna olmaktan çıkmış; adeta bir yönetim modeline dönüşmüştür. KHK ve kayyum rejimleriyle AKP ve MHP yönetimi altında ülke, her geçen gün daha derin bir karanlığa sürüklenmektedir” dedi.

    “KAYYUM UYGULAMALARININ YIKICILIĞINI BİZZAT DERSİM’DE YAŞIYORUZ”

    “Hukuk devletinin yok edildiğini gösteren bir diğer örnek ise kayyum uygulamalarıdır” diyen Tekin şunları ekledi:

    “Halkın iradesinin yok sayılmasının en somut yansımalarından biri olan kayyum rejimiyle, seçilmiş belediye eş başkanları görevden alınarak yerlerine kayyumlar atanmış, böylelikle yerel yönetimler rant ve talan mekanizmalarına dönüştürülmüştür. Son olarak, AKP-MHP yönetimi, Siirt’e kayyum atayarak halk iradesine yönelik bu saldırılarını bir kez daha sürdürmüştür. Halkın seçtiği belediye başkanı Sofya Alağaş hukuksuz bir şekilde görevden alınarak yerine vali atanmış, böylece Siirt halkının iradesi yok sayılmıştır. Kayyum uygulaması, yalnızca yerel yönetimleri zorla ele geçirmekle kalmamakta; aynı zamanda halkın siyasal temsiliyet hakkını da gasp etmektedir.  Kayyum uygulamalarının yıkıcılığını bizzat Dersim’de yaşıyoruz. Kayyum yönetimindeki belediye, halka hizmet etmek yerine işçi kıyımları, işten çıkarmalar ve zorunlu emekliliğe ayırma gibi politikalarla yoksulluğu derinleştirmekte ve Dersim halkını adeta cezalandırmaktadır. Bu koşullarda halkın yönetime katılımı engellenmekte, yerel yönetim anlayışı iktidarın merkeziyetçi ve baskıcı tavrıyla şekillenmektedir.”

    “TUTUKLAMALAR, MUHALEFETİ BASTIRMAYA YÖNELİK SİYASİ BİR OPERASYONDUR”

    Son dönemde gazetecilere ve sosyalistlere yönelik tutuklamaların yaşandığının da altını çizen Tekin, “AKP ve MHP’nin basın özgürlüğüne ve siyasi örgütlenme hakkına yönelik saldırılarının devam ettiğini göstermektedir. Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) ve özgür basın emekçilerine yönelik operasyonlar, AKP ve MHP’nin kendilerine muhalif olan tüm kesimleri susturma çabasının bir parçasıdır. Hukuksuz yargılamalar ve keyfi tutuklamalar, muhalefeti bastırmaya yönelik siyasi bir operasyondur ve asla kabul edilemez” diye konuştu.

    “AKP-MHP SURİYE’DE MEZHEPÇİ VE ETNİK KATLİAM POLİTİKALARI YÜRÜTMEKTEDİR”

    AKP-MHP yönetiminin sınır ötesinde de suç işlemeye devam etmektiğini vurgulayan Ergin Tekin, “Rojava’ya yönelik saldırılar, sivillerin doğrudan hedef alınması, fabrikaların, tahıl ambarlarının, su depolarının bombalanması açık bir savaş suçudur. AKP ve MHP’nin desteklediği cihatçı gruplar, sadece Rojava’da değil, Suriye’nin diğer bölgelerinde de mezhepçi ve etnik katliam politikaları yürütmektedir. Son olarak, HTŞ çeteleri, Suriye’de Alevileri sokak ortasında katletmiş, mezhepçi nefret suçları işlemeye devam etmiştir. İktidarın himayesi altında faaliyet gösteren bu yapılar, AKP ve MHP’nin Ortadoğu’da gerici ve kanlı politikalarını sürdürmesinin bir aracıdır” dedi.

    “DERSİM EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU TALEPLERİNİ SIRALADI”

    “İçeride ve dışarıda yürütülen baskı, savaş ve sömürü politikaları, iktidarın kaybetme korkusunun bir sonucudur” diyen Tekin, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun taleplerini şöyle sıraladı:

    • Kayyum rejimine, KHK düzenine ve hukuksuz tutuklamalara son verilmesini,
    • Seçilmiş yerel yönetimlerin görevlerine iade edilmesini,
    • Muhalif partilere ve basın emekçilerine yönelik baskıların durdurulmasını,
    • Rojava başta olmak üzere komşu coğrafyalarda sürdürülen askeri operasyonların sonlandırılmasını,
    • Suriye’de Alevilere ve farklı inançlara karşı yürütülen mezhepçi saldırıların durmasını ısrarla talep ediyoruz.”

    Açıklama sloganlar ile sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de Suriye açıklaması: Aleviler ve Kürtler her yerde kenetlenmeli!-VİDEO

    Dersim’de Suriye açıklaması: Aleviler ve Kürtler her yerde kenetlenmeli!-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’de inançları ve kimlikleri nedeniyle hedef alınanlara ilişkin Dersim’de basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, selefi örgütlerin katliamlarına karşı uluslararası güçleri sorumluluk almaya çağırdı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş düzenledi. Yürüyüşte sık sık ‘Katil IŞİD Ortadoğu’dan defol’ , ‘Yaşasın halkların eşit, özgür birliği’ sloganları atıldı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına basın açıklamasını PSAKD Dersim Şube başkanı Ekber Kaya okudu. Açıklamada, ‘Suriye’de katliamlara, emperyalist ve siyonist saldırganlığa hayır’ pankartı açıldı. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, Dersim’deki siyasi parti, demokratik kitle örgütleri ve inanç kurumlarının temsilcileri ile yüzlerce yurttaş katıldı.

    “SURİYE’DE HALKLARA VE İNANÇLARA DÖNÜK KATLİAM YAŞANIYOR”

    Basın açıklamasından önce kısa bir konuşmaya yapan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, Suriye’de halklara ve inançlara dönük katliam yaşandığını belirterek, “Halkların ve inançların katledilmesi katli vaciptir deniyor. Bunu kabul etmiyoruz” dedi.

    “ALEVİLER SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE BASKILARA VE İŞKENCELERE MARUZ KALMAKTADIR”

    Suriye’de kaos ve çatışmaların yaşandığını ifade eden PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “Suriye’de iktidarı ele geçiren ve Türkiye’nin de desteklediği radikal dinci gruplar, farklı inanç ve kimliklere karşı acımasız baskı ve şiddet uygulamakta; Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar, Dürziler ve şeriata dayalı bir yaşam tarzını benimsemeyen herkes sistematik zulme, ağır baskılara, işkencelere ve ölümlere maruz bırakılmaktadır. Bu insanlar, herhangi bir suç işledikleri için değil; kimlikleri, inançları veya etnik kökenleri nedeniyle hedef hâline gelmektedir” diye belirtti.

    “BENZER SALDIRILAR MARAŞ’TA, SİVAS’TA, DERSİM’DE YAŞANDI”

    Benzer nefret politikalarının yol açtığı katliamları daha önce Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta da yaşadıklarını vurgulayan Kaya, “O dönem de insanlar, eylemlerinden ötürü değil; salt doğdukları kimlik ve inançla var oldukları için katledilmiştir. Bir insanın en temel varoluşunun “suç” olarak görülmesi, insanlık onuruna vurulmuş en ağır darbedir. Bugün Suriye’de yaşananlar, bu tarihsel acıların tekrarı niteliğindedir. Suriye’de yaşananlar temel insan haklarına, evrensel hukuka ve ortak vicdana yönelik ağır bir saldırı niteliğindedir. Aleviler başta olmak üzere tüm farklı inanç gruplarının güvenliğini sağlamak ve onurlarını korumak, yalnızca bölgesel bir mesele değil; insan hakları ve adalet adına evrensel bir sorumluluktur” dedi.

    “ULUSLARARASI GÜÇLERİ SORUMLULUK ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Suriye’de Alevilerin katledilmesine yabancı olmadıklarını belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Biz bu zihniyeti Dersim Katliamı’nda yaşadık. Dolayısıyla ırkçı zihniyetin kendisinin farklılıklara tahammülü yoktur. Irkçı zihniyete karşı Kürtler ve Aleviler olarak özgürlük ve eşitlik için mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz. Suriye’de Alevilerin canına ve malına kast eden çeteler sırtını Türkiye’deki iktidara dayıyor. Biz Aleviler olarak Yezit, Muaviye anlayışına diz çökmedik bundan sonra da diz çökmeyeceğiz. Bu çeteler sosyal medyada Alevi düşmanlığı yaratıyor. Her şeye anında soruşturma açan savcılar Alevilere karşı saldırılara karşı tek bir soruşturma açmadı. Başta Aleviler, Kürtler her yerde kenetlenmeliyiz. Örgütlü bir toplum olduğumuz sürece kazanacağız. Eşit, adil, onurlu bir yaşamı hep birlikte sağlayacağız. Selefi örgütlerin katliamlarına karşı uluslararası güçleri sorumluluk almaya çağırıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘2025 yılı mücadelenin daha da büyüyeceği bir yıl olacak’-VİDEO

    ‘2025 yılı mücadelenin daha da büyüyeceği bir yıl olacak’-VİDEO

    PİRHA-2024 yılı, Türkiye’de her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin, saldırıların ve kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu. Dersim’deki inanç, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri 2025 yılında savaşların olmadığı ve herkesin barış içerisinde yaşadığı bir yıl olması temennisinde bulundular. 

    2024 yılı, Türkiye’de her alanda hak ihlallerinin yaşandığı, baskının, şiddetin, saldırıların ve kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bir yıl oldu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Yöneticisi Emir Ali Genç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Dersim İl Eş Başkanı Selvi Güngörmüş, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Yöneticisi Hümeyra Tosun Yeğin, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK Üyesi Orhan Çelebi ve Dersim Munzur Radyo çalışanı Ahmet Gülmez 2024 yılının nasıl geçtiğini ve yeni yıldan beklentilerini PİRHA’ya anlattı.

    “2025 YILININ ÖNEMLİ MESAFELER KATETTİĞİMİZ BİR MÜCADELE YILI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM”

    2025 yılında savaşların olmadığı ve herkesin barış içerisinde bir arada yaşadığı bir yıl olması temennisinde bulunan PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, “Emperyalist barbarlığın dünyayı kan gölüne çeviren sermaye düzenimin yıkılmasını temenni ediyorum. 2025 yılının önemli mesafeler katettiğimiz bir mücadele yılı olmasını diliyorum” diye belirtti.

    İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Gürbüz Solmaz ise, 2025 yılına dair şunları söyledi:

    “Savaşın, sömürünün olmadığı barışın, insan haklarının ve hukukun olduğu yeni bir yıl temennisiyle 2025 yılının bütün halkımıza sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini diliyorum.”

    “2025 YILI TÜRKİYE HALKLARINA BARIŞ VE UMUT GETİRSİN”

    2024 yılında baskılarla dolu bir yıl olduğunu söyleyen DBP Dersim İl Eş Başkanı Selvi Güngörmüş, “Uzun yıllardır baskı politikalarıyla karşı karşıyayız 2025 yılının Türkiye halklarına barış ve umut getirmesini diliyorum” dedi.

    2025 yılının barış, kardeşlik ve güzel günler getirmesini dileyen Dersim Munzur Radyo çalışanı Ahmet Gülmez, “Savaşın olmadığı ve gazetecilerin katledilmediği yeni umutlara vesile olmasını diliyorum” diye ifade etti.

    “YENİ YILDA TÜM EZİLEN HALKLAR ÖZGÜR BİR ŞEKİLDE YAŞASIN”

    DAD Yöneticisi Emir Ali Genç, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “2024 yılı Aleviler için zorlu geçti ancak 2025 yılında baskıların son bulmasını bütün canların özgürce yaşayabildiği bir yıl olsun.”

    2024 yılının işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve tüm ezilen halklar için büyük bir yıkım yılı olduğunu vurgulayan ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “2024 yılında yoksulluk, iş cinayetleri ve kadın katliamları arttı. Yeni yıldan dileğimiz tüm ezilen halkların eşit yurttaş temelinde bir arada ve özgür bir şekilde yaşamalarını temenni ediyoruz” dedi.

    “2025 YILI TÜRKİYE’YE BARIŞ GETİRSİN”

    2024 yılının demokrasi mücadelesi açısından zorlu geçen bir yıl olduğunu ifade eden EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, “İktidar ekonomik krizi emekçilerin üzerine yıkan bir politikayla ama aynı zamanda da sermayeye teşviklerin arttığı bir dönemden geçtik. Aynı zamanda demokratik taleplerinde baskılandığı bir yıl oldu 2024 yılı. 2025 yılının emek ve demokrasi mücadelesinin yükseleceği bir yıl olarak görüyoruz. O yüzden bütün yaşanan olumsuzluklara rağmen 2025 yılının emek ve demokrasi mücadelesinin daha da büyüyeceği bir yıl olacak” diye belirtti.

    2024 yılında baskı ve şiddetin yoğun bir şekilde yaşandığını belirten DEM Parti Dersim İl Yöneticisi Hümeyra Tosun Yeğin, “Kürtlere, Alevilere yönelik baskıların arttığı ve kadın cinayetlerinin arttığı, emekçilerin haklarını alamadığı ve çocuk işçilerim sömürüldüğü bir yıl oldu. 2025 yılını Türkiye’ye barış getirmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Suriye’de yaşanan katliama 3 Ocak’ta Dersim’de tepki gösterilecek-VİDEO

    Suriye’de yaşanan katliama 3 Ocak’ta Dersim’de tepki gösterilecek-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, yaptığı basın toplantısında Suriye’de HTŞ’ye bağlı çeteler tarafından Alevilerin katledilmesine tepki göstermek için 3 Ocak’ta Yürüyüş yapılıp Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yapılacağını duyurdu.

    Suriye’yi yönetimini ele geçiren HTŞ’ye bağlı çeteler, Alevilerin yaşadığı bölgelerde insanlık dışı uygulamalar ve infazlar gerçekleştiriyor. Cihatçı çetelerden oluşan HTŞ’nin Lazkiye, Humus ve Tartus gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hak ihlali gerçekleştirdikleri haberleri gelmeye devam ediyor. İnsanlık dışı uygulamaların merkezi olan Alevi coğrafyasında görüntü çekip, kamuoyuyla paylaşanların infaz edildiği aktarılıyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, yaptığı basın toplantısında Suriye’de HTŞ’ye bağlı çeteler tarafından Alevilerin katledilmesine tepki göstermek için 3 Ocak’ta saat 12.30’da Sanat Sokağı’nda bir araya gelip Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılarak basın açıklaması yapılacağını duyurdu. Açıklamayı platform adına Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “SURİYE’DE FARKLI İNANÇ VE ETNİK KİMLİKLERE KATLİAM UYGULANIYOR”

    Suriye’de farklı inanç ve etnik kimliklere yönelik katliam yapıldığını belirten Ergin Tekin, “Suriye’de iktidarı ele geçiren Türkiye destekli radikal dinci gruplar kendi diktatörlükleri kurma hedefiyle farklı inanç ve kimliklere acımasız baskı ve şiddet uyguluyor. Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar, Dürziler ve şeriata dayalı bir yaşam tarzını benimsemeyen herkes sistematik zulme, ağır baskılara, işkencelere ve ölümlere maruz bırakılıyor. Bu insanlar, suç işledikleri için değil, yalnızca kim oldukları, hangi inanca sahip oldukları veya hangi etnik kökene mensup oldukları için hedef alınıyorlar. Bu durum, insanlık tarihi boyunca tanık olduğumuz en vahşi ayrımcılık ve nefret politikalarının günümüzdeki yansımasıdır” dedi.

    “DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEK İÇİN HERKESİ BASIN AÇIKLAMASINA DAVET EDİYORUZ”

    Tekin, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Benzer vahşi ayrımcılık ve nefret politikalarının neden olduğu katliamlar, geçmişte Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta da yaşandı. O dönem de insanlar, eylemlerinden ötürü değil; sırf doğdukları kimlik ve inançla var oldukları için katledildi. Bir insanın en temel varoluşunun “suç” sayılması, insanlık onuruna vurulmuş en ağır darbedir. Bugün Suriye’de yaşananlar, bu tarihsel acıların tekrarıdır. Kimlikleri yüzünden baskıya uğrayan, susturulan ve öldürülen insanların acısı, hepimizin vicdanında derin yaralar açmaktadır. Bu trajedilerin bir daha yaşanmaması, inançları ve kimlikleri nedeniyle hedef alınanların sesini yükseltmek ve dayanışmayı büyütmek için herkesi yapacağımız basın açıklamasına davet ediyoruz.”

     PİRHA/DERSİM

  • ‘İktidar, halkın iradesine kayyım atayarak kendisine biat edilmesini istiyor’-VİDEO

    ‘İktidar, halkın iradesine kayyım atayarak kendisine biat edilmesini istiyor’-VİDEO

    PİRHA-22 Kasım’da Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atandı. İktidarın kayyım politikasının sadece Dersim’i kapsamadığını ifade eden ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Kayyım, iktidarın üç dönemdir Kürt halkının iradesine yaptığı bilinçli bir saldırıdır” derken, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, “Kayyım halkın seçtiği siyasi iradenin gasp edilmesidir. İktidar kendisine biat edilmesini istiyor. Asıl mesele halkın seçme ve seçilme hakkına gasp edilmesidir ve o nedenle kayyım gayri meşrudur” diye konuştu.

    İçişleri Bakanlığı kararıyla 22 Kasım’da DEM Partili Dersim ve CHP’li Ovacık belediyelerine kayyım atandı. Dersim’de kayyıma karşı başlatılan eylemler sürüyor. Şimdiye kadar kayyım protestolarına katıldığı için 9 kişi tutuklandı.

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK Üyesi Orhan Çelebi ve Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KAYYIM DARBESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    İktidarın kayyım politikasının sadece Dersim’i kapsamadığını ifade eden ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Kayyım, iktidarın üç dönemdir Kürt halkının iradesine yaptığı bilinçli bir saldırıdır. 2024’teki yerel seçimlerden sonra bu politikaların değişeceği gibi bir izlenim edinilmişti. Ama gördük ki devlet yine şiddet ve baskıyla bu politikasını sürdürmek, yeniden Kürt halkının iradesine yönelik baskıyı sürdürüyor. İktidar bir yandan çözüm süreci tartışması yürütürken bir taraftan da iktidarın belediyelere kayyım saldırıları devam ediyor. Bu saldırılara karşı halkımız ilk günden itibaren güçlü bir mücadele veriyor ve kayyım darbesini kabul etmiyor. Bölgeden ve çevreden gelen dayanışmacı ziyaretlerimiz oldu. Bu destekler hem bizi hem de Dersim halkını güçlendiriyor. Dersim’in talan edilmesine ve iradesinin gasp edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

    “İKTİDAR, KENDİSİNE BİAT EDİLMESİNİ İSTİYOR”

    Kayyımın halkın seçtiği siyasi iradenin gasp edilmesi olduğunu vurgulayan EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ise, “İktidar kendisine biat edilmesini istiyor. İktidar kendisinin yanında durursanız dayanışma yaparız ama karşımda durursanız sizi cezalandırırım diyor. Dersim’in dışında bölge illerine baktığımızda kendisine muhalif olan bütün kesimlere karşı saldırılar devam ediyor. İktidarın saldırıları sadece sol, sosyalist çevrelerle sınırlı kalmıyor aynı zamanda ana muhalefete de saldırıların olduğu bir dönemle karşı karşıyayız. Esenyurt ve Ovacık belediyelerine kayyım atanması bunun bir örneği. Ayrıca İstanbul ve Ankara belediyelerine soruşturma açılması da iktidarın kendisine muhalif olan bütün kesimlere saldırılarının devam edeceğinin bir göstergesi. Asıl mesele halkın seçme ve seçilme hakkına gasp edilmesidir ve o nedenle kayyım gayri meşrudur. İktidardan rahatsız olan bütün kesimlerin bir araya gelmesi lazım” diye konuştu.

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/DERSİM

  • Dersim’de gözaltı ve tutuklamalara tepki: Hukuksuz operasyonlara son verilmeli-VİDEO

    Dersim’de gözaltı ve tutuklamalara tepki: Hukuksuz operasyonlara son verilmeli-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Belediyesi’ne atanan kayyımın ardından yapılan gözaltılar ve tutuklamalara tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada,  “Kayyıma karşı barışçıl protestolar düzenleyen halk, gözaltılar ve tutuklamalarla susturulmak istenmektedir. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli” denildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Dersim Belediyesi’ne İçişleri Bakanlığı talimatıyla kayyım atanmasına ve kayyımı protesto edenlerin gözaltına alınıp tutuklanmasına tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Açıklamayı platform adına EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu. Açıklamada ‘İrademize sahip çıkıyoruz gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizleri yıldıramaz’ pankartı açıldı. Açıklamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KAYYIM SİNDİRME POLİTİKASIDIR”

    Kayyımın sindirme politikası olduğunu ifade eden Ergin Tekin, “Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımla halkın iradesinin gasp edildi. Bu antidemokratik uygulamalara karşı, barışçıl protestolar düzenleyen halk, gözaltılar ve tutuklamalarla susturulmak istenmektedir. Halkın iradesini yok sayan kayyım atamalarına tepki göstermek amacıyla barışçıl protestolara katılanlara karşı başlatılan gözaltılarda, Sezai Aksurek ve Fethi Kaykaç, 24 Kasım 2024’te tutuklanmıştır. Ardından, 26 Kasım 2024’te Veli Akyol, Aynur Can, Enes Boran ve Şiyar Ataş tutuklanmıştır. Ve bugün güne yine gözaltı haberleriyle uyandık. Gözaltı ve tutuklamalar, halkın kolektif mücadelesine, kültürel kimliğine ve demokratik haklarına yönelik açık bir baskı ve cezalandırma girişimidir” dedi.

    “KAYYIM, HALK İRADESİNE YAPILAN BİR DARBEDİR”

    Dersim halkının tarih boyunca baskılara asla boyun eğmediğini belirten Ergin Tekin, “Bugün de aynı kararlılıkla iradesine sahip çıkmaya devam etmektedir. Kayyım atamaları, hukuksuz tutuklamalar ve cezalar, halkımızın mücadelesini engelleyemeyecek, aksine daha da güçlendirecektir. Halkımızın tarihsel acıları, bugünün baskı politikalarıyla yeniden canlandırılmak istenmektedir. Ancak bizler, demokratik haklarımızı savunmaya ve halkımızın iradesini korumaya devam edeceğimizi ve tek adam iktidarına boyun eğmeyeceğimizi bir kez daha kararlılıkla ifade ediyoruz. Kayyım atamaları, halk iradesine yapılan bir gasp ve demokrasiye darbedir. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli ve gözaltına alınanlar ve tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır” diye belirtti.

    “KAYYIM TALAN VE GASPTIR”

    DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dersim Seyit Rıza’nın memleketi ve Dersim halkı o zamanda yürütülen baskılara karşı boyun eğmedi. Dersim 90’larda beyaz toroslara direnenlerin alanı. Kayyım talan, hırsız ve gasptır. Kayyım demokrasiye vurulmuş en büyük darbedir ve biz bu kayyıma karşı direnmeye devam edeceğiz. Bugün anayasal bir hak olan demokratik hakkını kullanırken gözaltına alınmalarını haksızlık ve hukuksuzluk olarak görüyoruz ve bu hukuksuzluğunda kayyımların derhal son bulmasını istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM