Etiket: eşit yurttaşlık

  • 42. Ulusal, 12. Uluslararası Abdal Musa Anma Etkinlikleri sürüyor: Eşit yurttaşlık istiyoruz!-VİDEO

    42. Ulusal, 12. Uluslararası Abdal Musa Anma Etkinlikleri sürüyor: Eşit yurttaşlık istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- 42. Ulusal, 12. Uluslararası Abdal Musa Anma Etkinlikleri’nde konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, eşit yurttaşlık talep ettiklerinin altını çizerek, “Eşit yurttaşlığı sadece kendimiz için istemiyoruz. Zorunlu din dersleri kalksın, Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin diye talep ediyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kapatılsın diye talep ediyoruz” diye konuştu.

    42. Ulusal, 12. Uluslararası Abdal Musa Anma Etkinlikleri sürüyor. Yoğun katılımın olduğu anma etkinliklerinde yapılan konuşmalarda Alevi toplumunun eşit yurttaşlık hakkının tanınması istendi.

    “HAK, ADALET VE BARIŞ İSTİYORUZ”

    Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özen, sevgi, dostluk, kardeşlik, paylaşım içerisinde bir yaşam istediklerini belirterek, “Beklentimiz ise adalet ve eşitliktir. Bu felsefe evrensel değerler etrafında bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşamamızın anahtarıdır. Gelin hep birlikte barışın, hoşgörünün, adaletin ve kardeşliğin çerağını bu meydanda bu dergahta uyandıralım” dedi.

    Tek taleplerinin halkın, hakkın ve hukukun yeryüzünde her daim tecelli etmesi olduğunu vurgulayan Özen, “Sözün özü Alevilik ve Bektaşilik yalnızca bir inanç değil, paylaşımın, dayanışmanın ve insan olmanın gerçeğidir. İnsanlığın hak, adalet ve barış özlemi sürdükçe bu Yol ve bu Yol’u sürenlerde hep var olmaya devam edecektir” diye belirtti.

    “BU ÇİLEYİ SİVAS’TA, MARAŞ’TA, ÇORUM’DA GÖRDÜK”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)  Genel Başkanı Ercan Geçmez de yaptığı konuşmada, “Abdal Musa Sultan, dertlerin derman bulduğu gönüllerin şifa bulduğu bir irfan kapısıdır. Biliyoruz bu Yol’u sürdürmek çok zordur çok meşakatlidir, çok da çilelidir ama bu çileyi biz hep görüyoruz. Bu çileyi Banaz’da, Hünkar Hacı Bektaş Veli’de, Baba Mansur’da, Kureyş’te, Alevilerin 72 millete bir gözle baktığı sözünde buluruz. Ve biz bu çileyi Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da gördük. İki gün sonra da bu toprakların en acı katliamlarından birisinin yaşandığı Madımak’ta olacağız. Ta ki Madımak’la herkes yüzleşinceye kadar, ta ki Madımak Utanç Müzesi oluncaya kadar Sivas’a gideceğiz, 33 canımızı anacağız” ifadelerine yer verdi.

    “ELLERİNİZİ İNANCIMIZDAN ÇEKİN”

    Ercan Geçmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz cemevleri ibadethane olsun dediğimizde cemevleri ibadethane olmayacak diyenler vardı. Arkasında Alevi Bektaşi Kültür Daire Başkanlığını kuruyorlar. Hem cemevlerini ibadethane kabul etmiyorsunuz, hem de onun başkanlığını kuruyorsunuz. Bu samimiyetsizliktir. Biz buna itiraz ediyoruz. İtirazımız bunadır.

    Biz Aleviler yıllardır anma etkinliklerimizi yapıyoruz. Elbette ki bu etkinliklerde ülkemizin Cumhurbaşkanı da, Başbakanı da, bakanları da, kaymakamları da, valileri de siyasi partilerinin genel başkanları da konuşmuşlardır, konuşacaklardır. Ama bize rağmen, Alevilere rağmen Aleviliği öğretmek için bir başkanlık kurarsanız halktan karşılığını alırsınız.

    Onun için onun için kimse Alevilerin samimiyetini sınamasın. Aleviler zorunlu din dersleri kaldırılsın dediğinde karşımızda dört tane de seçmeli din dersi geldi. Bize şunu söylüyorlar. “Siz dinden ne istiyorsunuz?” diyorlar. Asıl siz dinden ne istiyorsunuz? Biz Alevi ve Sünniler olarak inancımızı biliyoruz. . Birlikte yaşamak istiyoruz. Çeşitliliğimizde yaşamak istiyoruz. Bunu bize fazla görenler Türkiye’nin barışını istemeyenlerdir.

    Dünyanın dört bir yanında savaşlar oluyor. Biz Gazze’deki savaşa da karşıyız. Suriye’deki savaşa da karşıyız. Gazze’de öldürülen canlar bizim canlarımızdır. Suriye’de öldürülen canlar bizim canlarımızdır. Ama bunlar arasında ayrımcılık yaparsanız hiç iyi bir şey yapmamış olursunuz. Onun için bütün savaşlar insanlık suçudur. Bu savaşlara karşı çıkmak lazım.”

    “EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    Eşit yurttaşlık talep ettiklerinin altını çizen Geçmez, “Eşit yurttaşlığı sadece kendimiz için istemiyoruz. Zorunlu din dersleri kalksın, Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin diye talep ediyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kapatılsın diye talep ediyoruz” diye konuştu.

    “DİZ ÇÖKMEMEKTEDİR”

    CHP’li Murat  Emir ise, Meclis’te, meydanlarda, alanlarda, tarlalarda, demokrasi ve adalet için mücadele verdiklerini ifade ederek, “Hepimizin yüreğinde Ehli Beyt acısı, Kerbela’nın acısı var. Kerbela’nın acısı 1400 yıldır niye sönmüyor? Niye yüreklerde yanıyor diye sorarsanız aslında oradaki arayış adalet arayışıdır. Haksızlığa, zulme karşı dimdik ayakta durmak, hakikat demek, adalet demek, diz çökmemektedir. İşte bu nedenle Hazreti Hüseyin’in de Kerbela şehitlerinin de acısı yüreğimizde dinmemiştir, dinmeyecektir. Maraş’ın acısı da yüreğimizdedir. 2 Temmuz Sivas Madımak’ın acısı da hala yüreğimizde yanmaya devam etmektedir. Çünkü içimizdeki adalet aşkı bitmeyecektir” dedi.

    Akşam etkinlikleri kapsamında sanatçıların konserleriyle devam etti.

    PİRHA/ANLATYA

     

     

  • Seher Şengünlü Yılmaz’dan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz!

    Seher Şengünlü Yılmaz’dan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz!

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Dersim’de yapılan ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki göstererek, “Alevi toplumunun asıl talebi; inancının devlet denetimine alınması, maaş karşılığı şekillendirilmesi ya da kurumsal müdahalelerle yeniden dizayn edilmesi değildir. Talebimiz açıktır: eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin anayasal güvenceye kavuşması ve geçmişle samimi bir yüzleşmedir” dedi.

    Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de 2 gün süren ‘Dedeler Zirvesi’ yapıldı.  Yapılan toplantıya 130’a yakın dedenin katıldığı belirtilirken, Alevi toplumu ve kurumlarından toplantıya tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    “KATLİAMA DAİR TEK BİR SÖZ EDİLMEDİ!”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde ‘Dedeler Zirvesi’nin yapılmasının bir mesaj içerdiğini belirterek, ” 4 Mayıs; canlarımızın katledildiği, ocaklarımızın söndürüldüğü, inancımızın ve kimliğimizin hedef alındığı bu kara tarihtir. Bu topraklarda hâlâ dinmeyen acının, yüzleşilmeyi bekleyen tarihsel bir yaranın yıldönümünde; Dersim’de yaşanan katliama, sürgünlere, kayıplara ve devlet eliyle yürütülen asimilasyon politikalarına dair tek bir söz dahi edilmemesi kabul edilemez” dedi.

    “ALEVİLİKTE İNANÇ ÖNDERLİĞİ DEVLET MEMURLUĞUNA İNDİRGENEMEZ”

    Vahim olanın, toplantının ana gündeminin dedelere maaş bağlanması olduğunu dile getiren Seher Şengünlü Yılmaz, “Alevi inancının özüne ve tarihsel bağımsızlığına gölge düşürecek bir çerçevede ele alınmış olmasıdır. Alevilik’te inanç önderliği devlet memurluğuna indirgenemez. Pirlik, dedelik ve analık makamı hakikat yolunun rızalıkla taşınan emaneti; toplumsal ikrarla yürütülen bir hizmettir. Bu değerler ne makamla ne maaşla tarif edilebilir” diyerek tepkisini ifade etti.

    “DERSİM’İN ACISINI GÖRMEZDEN GELEREK, HAKİKATİN ÜZERİNİ PROTOKOL TOPLANTILARIYLA ÖRTEMEZSİNİZ”

    “Dersim, hafızadır. Dersim, hakikatle yüzleşme çağrısıdır” diyerek sözlerini sürdüren Seher Şengünlü Yılmaz, şunları belirtti:

    “Dersim’de, Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde susmak; sadece tarihe değil, o tarihte yitirdiğimiz canlara ve bugün hâlâ adalet bekleyen toplumsal hafızaya da sırt dönmektir.

    Alevi toplumunun asıl talebi; inancının devlet denetimine alınması, maaş karşılığı şekillendirilmesi ya da kurumsal müdahalelerle yeniden dizayn edilmesi değildir. Talebimiz açıktır: eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin anayasal güvenceye kavuşması ve geçmişle samimi bir yüzleşmedir.

    Dersim’in acısını görmezden gelerek, hakikatin üzerini protokol toplantılarıyla örtemezsiniz. Hafızayı susturamaz, rızalık üretmeden meşruiyet sağlayamazsınız. Dersim’i anmadan Dersim’de konuşmak, hakikati eksik bırakmaktır. Hakikat er ya da geç sözünü söyler.”

    PİRHA/ANKARA

  • Av. Tarık Alpdoğan: Aleviler eşit yurttaşlık istiyor- VİDEO

    Av. Tarık Alpdoğan: Aleviler eşit yurttaşlık istiyor- VİDEO

    PİRHA- Avukat Tarık Alpdoğan, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkının tanınması gerektiğini belirterek, “Alevilerin kutsal mekanları, inanç merkezleri tam anlamıyla yasal bir statüye kavuştuğunda, eşit yurttaşlık temelinde diğer inançlara sağlanan haklardan eksiksiz yararlandığında ortaya çıkar” dedi.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan 112 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Cemevi Başkanlığı’na dair tartışmalar bitmiyor. Alevilerin yıllardır devam eden hak ve eşit yurttaşlık mücadelesi, AİHM ve Yargıtay kararlarıyla hukuki bir kazanıma kavuştu. İktidar bu kararlara uyarak Alevilerin devlet tarafından tanınmasını ve statüye kavuşmasını sağlaması gerekirken, kendilerine bağlı bir Cemevi Başkanlığı kurarak gelen tepkileri absorbe etmeye çalıştı.

    Av. Tarık  Alpdoğan, Aleviler ‘in eşit yurttaşlık mücadelesini PİRHA için yorumladı.

    “ALEVİLİK İNANCI KADİM BİR İNANÇTIR”

    Alevilik inancının kadim bir geçmişe sahip olduğuna değinen Alpdoğan, “Alevilik inancı kadim bir inançtır. bin yıllardır Anadolu topraklarında varlığını sürdüren bir inanış olmasına rağmen yasal statüye kavuştuğundan bahsedemeyiz. Ne zaman ki Aleviler örgütlenmeye başladılar, muhalif partiler Alevi haklarıyla ilgili kamuoyu oluşturdu ve ne zaman ki AİHM ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun aldığı yargı kararları Aleviler lehine olumlu gelişti, iktidarın da adım atması zaruri hale geldi” dedi.

    İktidarın 16 Kasım 2022 tarihinde bir yasa çıkardığını hatırlatan Alpdoğan, “Bu yasayla birlikte belediyelere cemevi yapma yetkisi verildi. İmar kanunda değişiklikler yapılarak yeni imar planlarında cemevlerine yer verilmesi kararlaştırıldı. Yasa çıktıktan sonra Alevi örgütleri bu yasanın tam anlamıyla ihtiyaçları karşılamadığını, bir cami, kilise, sinagog gibi bir resmi ibadethane statüsüne alınmadığını ve yine eşit yurttaşlık ilkesine aykırı davranılarak cemevi yapımının mülki idare amirlerin iznine tabi tutulduğunu yani valiliğin ve kaymakamlığın onayına tabi tutulmasına itiraz ettiler” diye belirtti.

    “ALEVİLER, EŞİT YURTTAŞLIĞIN GEREĞİ OLARAK TANINMAK İSTİYORLAR”

    Yasa çıktıktan sonra da iktidarın kendi yasalarının gereğini yerine getirmediğini aktaran Av. Tarık Alpdoğan, şunları dile getirdi:

    “Bu yasa çıktıktan sonra bu kazanımların gerçekten uygulanıp uygulanmadığı, farklı illerdeki tecrübeler, yaşanan olaylardan sonra kaymakamlıkların, valiliklerin keyfi tutumlar sergilediği, bu yasal düzenlemeyi uygulamadıkları, yeni yapılan imar planlarında cemevlerine yer tahsis edilmediği, tahsis edilen yerlere de bürokratik işlemlerden kaynaklı cemevlerinin yapılmadığını görmeye başladık. Dolayısıyla geldiğimiz noktada Alevilerin kutsal mekanlarının, inanç merkezlerinin, ibadethanelerinin, cemevlerimizin tam anlamıyla yasal bir statüye kavuştuğundan eşit yurttaşlık temelinde diğer inançlara sağlanan haklardan tam anlamıyla yararlandırılmadığı ortaya çıktı. Hala da bu durum devam ediyor. Alevi örgütleri cemevlerinin yasal bir statüye kavuşmasının önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyorlar.

    Cemevi Başkanlığının son süreçlerde köy köy dolaşarak birçok köydeki cemevlerinin ziyaret ettiğini oraya maddi destek sunmak istediklerini biliyoruz. İşte elektrik, su giderlerinizi karşılayalım vesaire şeklinde talep ve teklifler oldu. Yine inanç önderlerimize maaş teklifleri oldu. Ancak hem köylülerimiz hem de inanç önderlerimiz, “Bizler devletin Alevisi olmayacağız. Bu kurumun kuruluş amacının Alevilere hizmet ettiğini düşünmüyoruz. Alevileri dönüştürme projesinin bir ürünü olduğunu düşünüyoruz” dediler.”

    “CEMEVLERİ YASAL STATÜYE KAVUŞURSA EŞİT YURTTAŞLIK GERÇEKLEŞİR”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık hakkının sağlanması gerektiğinin altını çizen Alpdoğan, “Eşit yurttaşlık şöyle olur: Şimdi yasal bir düzenleme getiriliyor. Kilise, cami, sinagog sayılırken ibadethaneler olarak cemevi oraya eklenirse ibadethane olarak kabul edilirse o zaman eşit yurttaşlığın gereği yapıldığı kabul edilir. Eşit yurttaşlık şöyle olur: Cami yapılırken herhangi bir mülki idare amirinden onay alınmasına, izin alınmasına gerek yokken cemevlerine bunun zorunlu tutulması, mülki idare amirin izin vermesinin şart koşulması kaldırılırsa tıpkı camilerde olduğu gibi işte o zaman eşit yurttaşlık ilkesinin gereğinin yapıldığı kabul edilir. Yine zorunlu din derslerinin kaldırılması halinde eşit yurttaşlıktan bahsedebiliriz. İnanç hizmetlerine herhangi bir müdahale olmuyorsa, Alevilere ait olan kurumların Alevilere verilmesi gibi bu tarz yasal düzenlemeler getirildikten sonra ve yine bu yasal düzenlemelerin uygulanması noktasında gereken yapılırsa Aleviler statü sahibi olur. İşte mevzuatta hakkın var. Peki uygulamada, uygulamada bunun gereği yapılıyor mu? Düzenlenecek yasal mevzuatların gereği uygulamada da hayata geçirilirse o zaman eşit yurttaşlık hakkından işte bahsedebiliriz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/KÖLN

     

     

  • Alevi temsilcilerinden uyarı: Barışın yol haritası şeffaf ve kapsayıcı olmalı-VİDEO

    Alevi temsilcilerinden uyarı: Barışın yol haritası şeffaf ve kapsayıcı olmalı-VİDEO

    PİRHA- Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin “kritik aşaması” olarak nitelendirilen İmralı ziyareti 24 Kasım’da gerçekleşti. Bugüne dek yalnızca devlet kanadının temas kurduğu PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilk kez siyasi bir heyet görüşme yaptı. Ziyaret, hem içeriği hem de yol açtığı tartışmalar açısından birçok ilke sahne olurken, özellikle CHP’nin sürece dair tutumu parti tabanı da dahil olmak üzere geniş kesimlerde eleştiri topladı.

    Bu gelişmeler ışığında Alevi toplumundan sürece dair değerlendirmeler de geldi.

    “BARIŞ SÜRECİ YALNIZCA KÜRTLERLE SINIRLI OLMAMALI”

    Babamansur Ocağı evladı, Şişli Belediyesi Meclis Üyesi ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, sürecin mevcut aşamasını PİRHA’ya değerlendirdi. Yıldırım, barışın Alevi toplumu için temel bir ideal olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli, 72 milleti bir nazarla görmüşse, bu ülkedeki tüm toplumların bir arada ve barış içinde yaşaması bizim için olmazsa olmazdır. Bu nedenle barış sürecini kıymetli buluyoruz ancak sürecin sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi gerekiyor. AKP’nin yıllardır Kürtlere, Alevilere ve ötekileştirdiği tüm kesimlere yönelik baskı politikaları ortada.”

    Yıldırım, sürecin kapsayıcı olması gerektiğini belirterek, “Barış süreci sadece Kürtlerle değil; yıllardır eşit yurttaş olarak görülmeyen Alevi toplumunu da içermeli. LGBT+’lar, Cumartesi Anneleri, tüm ötekileştirilen topluluklar bu sürecin parçası olmalıdır” diye konuştu.

    “HER NE OLURSA OLSUN BARIŞTAN YANA TAVIR ALMALIYIZ”

    CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararını da değerlendiren Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu kararın gerekçesini bilmiyorum ancak bir Alevi dedesi olarak şunu söylemeliyim: Benim önceliğim Alevilik ve Alevilik her zaman barıştan yana olmuştur. Çocukların ölmediği, evlerin yıkılmadığı, kimsenin kaçırılmadığı bir dünya özlemi bizim doğal arzumuzdur. Bu nedenle her koşulda barışı desteklememiz gerekiyor.”

    MECLİSTE SÜREÇ DEVAM EDİYOR

    İmralı görüşmesinin ardından gözler, Meclis’te hazırlıkları sürdürülen yasal düzenlemelere çevrildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı önerilerin hafta başına kadar Meclis Başkanlığı’na sunulması, 4 Aralık’ta ise raporda yer alacak başlıkların görüşülmesi bekleniyor.

    “SORUN EN İYİ MUHATAPLARIYLA ÇÖZÜLÜR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal da barış ve demokratik çözüm sürecine dair görüşlerini paylaştı. Türkiye’nin barışa hasret olduğunu söyleyen Ağçal, sürecin doğru adımlarla ilerlemesi gerektiğini belirtti:

    “Bir sorunu en iyi muhataplarıyla çözebilirsin. Alevilerin sorunlarını Alevi kurum temsilcileri olmadan çözmeye çalışan devlet, nasıl yüzeysel kalıyorsa, Kürt sorununun çözümü de muhataplarıyla konuşularak mümkün olabilir. Talepler masaya yatırılmalı, toplumun da dahil edildiği demokratik bir süreç örülmeli.”

    “SARAY İKTİDARI BİR ADIM ATMIŞ DEĞİL”

    Ağçal, sürecin şeffaf yürütülmediğine dikkat çekerek şu eleştiride bulundu:

    “Hala bilinmeyen çok fazla konu var. Süreç kapalı kapılar ardında ilerliyor ve toplum bu sürecin içinde değil. En önemlisi de cumhurbaşkanının konuşmadığı bir dönemden geçiyoruz. Bir önceki barış süreci, bugün konuşmayan kişinin tek sözüyle bitmişti. Bu nedenle asıl odaklanılması gereken İmralı değil saraydır.”

    PKK’nin silah bırakıp örgütü lağvettiğini ve önemli adımlar attığını vurgulayan Ağçal, “Bu ciddi adımlara rağmen saray iktidarı henüz bir adım atmış değil, bir söz dahi kurmuş değil” dedi.

    Eren GÜVEN – İsmail YILDIRIM/İSTANBUL

  • Cem Vakfı’ndan MİT’e, Diyanet’e ve HÜDA-PAR’a Aleviliğin tanınması için dilekçe!

    Cem Vakfı’ndan MİT’e, Diyanet’e ve HÜDA-PAR’a Aleviliğin tanınması için dilekçe!

    PİRHA- Cem Vakfı, Aleviliğin “inanç olarak tanınması” talebiyle Diyanet, MİT ve HÜDA PAR’a dilekçe gönderdiği ortaya çıktı.

    Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cem Vakfı), Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Diyanet İşleri Başkanlığı ve HÜDA PAR’a 24 ve 26 Haziran 2025 tarihlerinde dilekçe yazdı.

    Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tüken imzasıyla gönderilen dilekçelerde, Aleviliğin doğrudan Cumhurbaşkanlığı makamına bağlı bir biçimde inanç olarak tanınması istendi. Vakıf, Alevi dedelerinin (Dede-Baba) devlet nezdinde “inanç önderi” olarak kabul edilmesi, cemevlerinde görev yapan personelin kamu görevlisi statüsüne geçirilmesi ve zorunlu din derslerinin seçmeli hale getirilmesi taleplerini sıraladı. Dilekçelerde ayrıca, Anayasa’nın eşit yurttaşlık ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen maddelerine atıf yapılarak, “Aleviliğin inanç temelli ayrımcılığa uğradığı” dile getirildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Qurçik Köyü Cemevi Başkanı: Aleviler barışı istiyor; geleceğin anahtarı da eşit yurttaşlıktır-VİDEO

    Qurçik Köyü Cemevi Başkanı: Aleviler barışı istiyor; geleceğin anahtarı da eşit yurttaşlıktır-VİDEO

    PİRHA- Varto Görgü (Qurçik) Köyü Cemevi Başkanı İmam Öztürk, Kürt sorununun çözümünde bölge halklarının barış içinde yaşayabileceği yeni bir geleceğin anahtarının ‘eşit yurttaşlık’ olduğunu söyledi. Öztürk ayrıca Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ‘maddi destek’ teklifini ret ettiklerini söyleyerek, “Alevileri kendilerine bağımlı hale getirerek, saflarına çekmek istiyorlar, Toplumun dik duruşunu koruyacağız” diye konuştu.

    Muş’un Varto ilçesinde hizmet yürüten Görgü (Qurçik) Köyü Cemevi Başkanı İmam Öztürk, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Varto’daki faaliyetleri ve Kürt sorunun çözümü bağlamında yürütülen sürece ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendilerine ‘maddi destek’ talebiyle geldiklerini ve bu talebi reddettiklerini söyleyen İmam Öztürk, söz konusu teklifi kabul etmeyeceklerini vurguladı.

    “SİSTEM SORUNLARI TOPLUM PARÇALAMIŞ DURUMDA”

    Alevi toplumunun şehirleşme ile birlikte bölündüğünü ifade eden İmam Öztürk, “Yola hizmet için pirlerimizle elimizden geldiğince çaba gösteriyoruz. Sıkıntılı bir dönem yaşıyoruz ve Alevilik asimile edilmeye doğru gidiyor. Halk, sistem sorunlarıyla uğraşıyor. Toplum, kendi ekonomik idaresi, rızkı için farklı yerlere giderek parçalanmış durumda. Güzel hizmetlerimiz ve etkinliklerimiz olmuştu. Ama eskisi gibi aktiflik gösteremiyoruz. Halkta biraz suskunluk, durgunluk olduğunu görüyoruz. Toparlanmasını, iyiye gitmesini umuyoruz. Varto’da bir dedeler pirler kurulumuz var. Tabi dönem dönem hizmet olduğunda geliyorlar” diye konuştu.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN MADDİ DESTEK TALEBİNİ REDDETTİK, DURUŞUMUZU KORUDUK”

    İmam Öztürk, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendilerine ‘maddi destek’ talebiyle geldiklerini ancak bunu kabul etmediklerini ifade etti. Öztürk, durumu, “Alevileri kendilerine bağımlı hale getirerek, saflarına çekmek istiyorlar” diye yorumlayarak şunları söyledi:

    “Köyümüzün cemevi Varto genelinde en kapsamlı hizmeti verebilecek cemevlerinden biridir. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı yetkilileri bizlere de geldiler. Bizler dik duruşumuzun arkasında olduk. Bu cemevini canlarımız kendi emekleriyle, lokmalarıyla yaptılar. Ki zaten elektrik ve su giderleri gibi ihtiyaçları da karşılayabilecek güçteyiz. Bu konuda zaten Alevi dernekleri de bilgilendirme yapmışlardı. Toplumun bu dik duruşunu korumakta elbette bize düştü. Biz bu ihtiyaçlardan yararlanmayacağız diyerek kesin tavrımızı koyduk. Bu bir devlet politikasıdır. Alevileri kendilerine bağımlı hale getirerek, saflarına çekmek istiyorlar. Elektrik, su gibi ihtiyaçları karşılamakla işlerini daha da kolaylaştırmak istediler.”

    “BARIŞI SAVUNUYORUZ; ÇÖZÜM EŞİT YURTTAŞLIKTA”

    ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ sonrası hız kazanan süreçte bölge halklarının barış içinde yaşayabileceği yeni bir geleceğin anahtarının ‘eşit yurttaşlık’ olduğuna işaret eden İmam Öztürk, “Bu süreç başlamadan önce de biz Alevilerin tavrı barış ve kardeşlikten yanaydı. Yıllardır barış mücadelesi veriyoruz. Köyümüz olarak da barış birgün daha gelecekse analar ağlamasın, çocuklar ölmesin gibisinden bir duruşumuz var. Yıllardan beri barış mücadelemiz olmuştur. Alevilik denince akla da ilk gelen barış, demokrasi ve eşit yurttaşlık hakları olacaktır. Eşit yurttaşlık mücadelesi barış için bir anahtar ve mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Bizim eşit yurttaşlık mücadelemizi kendi kurduğu kurumlarla gasp etmeye çalışıyor. Biz dik duruşumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Bu coğrafyada Aleviler, Kürtler, Türkler de haksızlığa, hizmetsizliğe maruz bırakılıyor. Bölge olarak aynı kaderi paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MUŞ

  • Hatimoğulları: Alevi canlarımızın sürece dair kaygısını boşa çıkaracağız-VİDEO

    Hatimoğulları: Alevi canlarımızın sürece dair kaygısını boşa çıkaracağız-VİDEO

    PİRHA- Ankara’daki aşure lokması paylaşımında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ”Barış ve demokratik toplum sürecinden geçiyoruz. Alevi canlarımızın bu sürece ilişkin kaygıları büyük. Biz bunun farkındayız, bundan emin olun. Bu kaygılarınızın hepsini boşa çıkaracağız. Eşit yurttaşlık hakkı tanımlanana dek bu mücadelemiz ortaktır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından Ankara’da aşure lokmaları paylaşıldı. Lokma paylaşımına katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları burada bir konuşma yaptı.

     “6 BİN ALEVİ CANIMIZ SURİYE’E KATLEDİLDİ”

    Ortadoğu coğrafyasının tarih boyunca neredeyse gün yüzü görmediğini söyleyen Tülay Hatimoğulları 21’inci yüzyılda hala Alevilere yönelik katliamların sürdüğünü ifade etti. Tülay Hatimoğulları, “Evet, bugün Suriye’de Alevi canlarımız son altı yüzyılın en büyük katliamlarından birini yaşadılar. Süleymaniye’de bir kadın konferansına katılmıştım. Oraya Suriye’den gelen Alevi kadın delegelerle bir arada olduk ve yaşanan katliamları onların ağzından dinledim. Resmi rakamlara göre 6 bin Alevi canımız Suriye’de katledildi.

    Kadın delegeler bunun en az iki katı olduğunu söyledi. O canlarımız işkenceyle katledildi ve bitmedi. Bakın, şimdi Dürzilerin üzerinden bir oyun oynanıyor ve çok büyük bir katliamın kapıları açıldı. İşte tarih boyunca bu acılara tanıklık eden, yaşayan, iliklerine kadar hisseden biz Aleviler artık bu emperyalist sistemin oyunlarına hep beraber dur demeliyiz. Bizleri bölüp parçalayan, bizleri katleden, birbirimize kırdırtan, halkları birbirine düşman eden politikaların son bulması için birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalıyız” sözlerini kullandı.

    EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İÇİN MÜCADELE

    “Aşurenin çok önemli bir anlamı var” diyen Tülay Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:

    “Farklı malzemeler bir tencerenin içine giriyor, pişiyor. Hiçbiri kendi rengini, tadını kaybetmiyor ama ortaya yepyeni bir tat, bir lezzet çıkıyor. Bu bize gösteriyor ki Alevi canların bugüne kadar inandıkları inanç ve savundukları felsefe işte tam da budur. Farklı renklerden, farklı halklardan, farklı inançlardan insanların bir arada ve ortak yaşamının sembolüdür. Aşure bizim için aynı zamanda direnişin sembolüdür. Biz bu direnişin çocukları olarak, insanların bir beraber ama eşit ve kardeşçe yaşamasını savunmak durumundayız. Bizler bunu yapabiliriz. Bizler gerçekten korkuyu Kerbela’da bırakanlarız.

    Bizler ‘Enel Hak’ diyen Hallacı Mansur’un, Pir Sultanların, Baba İshakların ve direnen canların torunlarıyız. Bizler Seyid Rızaların torunlarıyız ve onlardan öğrendiğimiz öğretiyle direnmeye devam edeceğiz. Mücadele etmeye, bir olmaya, beraber olmaya devam edeceğiz. Eşit yurttaşlık hakkının bu coğrafyada tesis edilmesi için elimizden gelen her türlü çabayı sarf etmeye devam edeceğiz.”

    “BİR OLACAĞIZ BERABER OLACAĞIZ”

    Sürece ilişkin ise Tülay Hatimoğulları şunları belirtti:

    “Barış ve Demokratik Toplum Sürecinden geçiyoruz. Alevi canlarımızın bu sürece ilişkin kaygıları büyük. Biz bunun farkındayız, bundan emin olun. Bu kaygılarınızın hepsini boşa çıkaracağız. Gerçekten bir barış, gerçekten bir eşitlik, gerçekten bir kardeşlik sağlanan dek ve başta Aleviler olmak üzere bu topraklarda yaşayan bütün farklı halklardan ve inançlardan insanların eşit yurttaşlık hakkı temelinde bütün hakları tanımlanana dek bu mücadelemiz ortaktır. Bir olacağız, beraber olacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Mat’tan ‘Alevi açılımı’ çağrısı: Hukuki güvenceye dayalı eşit yurttaşlığa ve kalıcı çözüme ihtiyaç var

    Mat’tan ‘Alevi açılımı’ çağrısı: Hukuki güvenceye dayalı eşit yurttaşlığa ve kalıcı çözüme ihtiyaç var

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKP-MHP iktidarının yeni bir ‘Alevi Açılımı’ hazırlığında olduğu yönündeki iddialara ilişkin, hukuki güvenceye dayalı eşit yurttaşlığa ihtiyaç olduğunu söyleyerek, “Artık “açılım” adı altında sunulan geçici ve samimiyetsiz yaklaşımlara değil, eşit yurttaşlık temelinde, hukuk güvencesine dayalı, somut ve kalıcı çözümlere ihtiyaç vardır” diye belirtti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, son günlerde kamuoyuna yansıyan ve AKP-MHP iktidarının yeni bir “Alevi Açılımı” hazırlığında olduğu yönündeki iddialara ilişkin sanal medya hesabında bir yazı kaleme aldı

    Mat, önceki “açılım” deneyimlerinin Alevi toplumunun temel taleplerine cevap vermekten uzak olduğunu hatırlatarak, bu durumun Alevilerin eşit yurttaşlık talebine karşılık vermeyen, üstenci bir bakış açısının tezahürü olduğunu kaydetti.

    HÜSRANLA SONUÇLANAN ÖNCEKİ AÇILIMLARI HATIRLATTI

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın yeni ‘Alevi açılımı’ tartışmalarına ilişkin yazısı şöyle:

    “Yeni Bir Alevi Açılımı mı?

    Aldığımız duyumlar, AKP ve MHP iktidarının yeni bir “Alevi Açılımı” hazırlığı içerisinde olduğunu göstermektedir. Bu durum, 2009–2010 yıllarında gerçekleştirilen ve herhangi bir somut sonuç doğurmayan önceki Alevi Açılımı sürecini hatırlatmaktadır.

    Hatırlanacağı üzere, o dönemde büyük beklentilerle başlatılan süreç, Alevi toplumunun temel taleplerini karşılamaktan uzak kalmış; devletin yaklaşımı ise “ne veriyorsak onunla yetinin” anlayışını aşamamıştır. Bu durum, Alevilerin eşit yurttaşlık talebine karşılık vermeyen, üstenci bir bakış açısının tezahürü olmuştur.

    Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Yine süreç, iktidara yakın ya da doğrudan desteklenen bazı sözde Alevi kurumları üzerinden yürütülmektedir. Ne Türkiye’deki bağımsız Alevi hareketine ne de Avrupa Alevi hareketine herhangi bir davet ya da çağrı yapılmıştır. Bu durum, sürecin samimiyetine dair ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

    “HUKUKİ GÜVENCEYE DAYALI EŞİT YURTTAŞLIĞA İHTİYAÇ VAR”

    Eğer iktidar gerçekten samimi bir açılım hedefliyorsa, atılması gereken ilk ve en anlamlı adım açıktır: Cemevlerinin ibadethane statüsünün tanınması. Alevi toplumu, yıllardır bu temel ve haklı talebin hayata geçirilmesini beklemektedir. Bu adım atılmadan yapılacak her türlü “açılım”, yalnızca göstermelik bir girişim olarak kalmaya mahkûmdur.

    Alevi toplumu, yıllardır temel hak ve özgürlükler temelinde taleplerini kararlılıkla dile getirmektedir. İmza kampanyaları düzenlenmiş, çeşitli platformlarda ses yükseltilmiş; Alevi kurumları her fırsatta anayasal eşitlik taleplerini kamuoyuna açık bir şekilde ifade etmiştir. Ancak tüm bu çabalara rağmen, bugüne kadar somut ve kalıcı bir adım atılmamıştır.

    Artık “açılım” adı altında sunulan geçici ve samimiyetsiz yaklaşımlara değil, eşit yurttaşlık temelinde, hukuk güvencesine dayalı, somut ve kalıcı çözümlere ihtiyaç vardır.

    MAT, ALEVİLERİN TALEPLERİNİ SIRALADI

    Gerçek bir açılım, aşağıdaki temel başlıklarda net ve bağlayıcı adımların atılmasıyla mümkündür:

    *Cemevlerinin ibadethane statüsünün yasal olarak tanınması,
    *Zorunlu din derslerinin kaldırılması,
    *Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması,
    *Madımak Oteli’nin bir utanç müzesine dönüştürülmesi,
    *Alevi katliamlarıyla yüzleşilmesi ve toplumsal hafızada adaletin tesisi,
    *Alevi dergahları Alevilere iade edilmelidir.

    Alevi toplumu, bu ülkede barışın, adaletin ve birlikte yaşamanın teminatıdır. Bu nedenle talepleri görmezden gelinemez, ertelenemez. Gerçek bir yüzleşme, kapsayıcı bir diyalog ve toplumsal barış için; açılım değil, adalet gereklidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Eğer bir gelecek kuruluyorsa biz Aleviler, sürecin tam da ortasında olmalıyız’

    ‘Eğer bir gelecek kuruluyorsa biz Aleviler, sürecin tam da ortasında olmalıyız’

    PİRHA – Siyasetçi Gültan Kışanak, yeni sürece dair değerlendirmesinde “Şimdiye kadar Kürt önderler, son sözlerini hep idam sehpasında söylediler. İlk kez biz, son sözlerimizi bir masada söyleme imkanını açığa çıkardık” ifadelerini kullandı. Alevilerin, sürecin öznesi olacağını söyleyen Kışanak, Suriye’de de demokratik güçlerle Alevi toplumunun birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

    Siyasetçi Gültan Kışanak, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından açıklanan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ardından yaşanan gelişmelere dair konuştu.

    CAN TV’de Ergin Doğru’nun programına konuk olan Kışanak, Abdullah Öcalan’ın PKK’nin son kongresine gönderdiği perspektif metni üzerinde süren tartışmalara değindi. Kışanak, PKK Lideri Öcalan’ın, günümüz Alevi inancına dair yorumlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Önemli tarihsel bir süreç. Ortadoğu’daki şu son yaşanan gelişmelere baktığımızda da Demokratik Toplum ve Barış Çağrısı’nın ne kadar kıymetli bir döneme denk geldiği ve ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. O nedenle öncelikli önerim; bütün canları, dostlarımızı, yoldaşlarımızı ve gerçekten demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir gelecek arzulayan herkesi, meselelere çok büyük bir pencereden bakmaları ve bu tarihsel momenti doğru anlayacak bir yerde durmalarıdır. Görüyoruz işte Gazze’de yaşananları biliyoruz. İşte IŞİD’in son 15 yıldır bütün Ortadoğu’da yaşatmak istediği, Şengal’den başlayıp Kobani kapılarına kadar dayanan ve orada durdurulan IŞİD katliamına ama hala tehlikenin geçmemiş olduğunu bilerek, unutmadan ve son olarak da birkaç gündür İsrail-İran çatışması üzerinden ortaya çıkan bu büyük kaos ortamını düşünerek sürece bakmak ve anlamlandırmak gerekiyor. O nedenle yani bazı kavramlar, kelimeler üzerinden, hani bağlamından kopartılarak, farklı anlamlar yüklenerek yürütülen tartışmaları çok yüzeysel buluyorum.

    Kürt siyasal hareketi açısından Alevilikle kurdukları çok güçlü bağların ve ortak mücadele geçmişinin perspektifinden meseleye bakmamız gerekiyor. Yani Aleviliğin demokrasi ve özgürlük mücadelesinde, insan hakları mücadelesinde, Kürt sorununun çözümü konusunda durduğu yerde, eşit yurttaşlık mücadelesinde o kadar büyük emeği, o kadar büyük ortaklıkları, o kadar beraber yürüdükleri yol var ki hani böyle bir kavramı cımbızlayarak tarif etmenin haksızlık olacağını, en başta biz Alevilere büyük bir haksızlık olacağını düşünüyorum. Kendi emeğimiz, mücadelemiz var. Kendimizin yürüttüğü bir süreç var. Yani bu ortak mücadele içerisinde kendi tarihimiz var. En başta bize haksızlık olur.

    Orada kastedilen 19. yüzyıl, yani insan en azından vicdani olarak şuradan bakar; Aleviliğin kadim bir inanç olduğunu, büyük bir tarihsel geçmiş olduğunu biliyoruz. Biz yaşıyoruz, bizim Yol’umuz. Biz o yoldan geldik. Yani bu hak yolculuğunu 1000 yıllardan beri yürütüyoruz. Biz o yolun yolcuları olarak kendi tarihimizi 19. yüzyılda yapılan kimi siyasi atraksiyonlarla özdeşleştiremeyiz. Yani Osmanlı’nın son döneminde gelişen Türkçülük akımının aynı zamanda inançlar üzerinde nasıl bir etki yarattığını ve bu inançları kullanarak Türk ulus devletini inşa etmek için bazı manipülasyonlara girdiğini görüyoruz. Orada kastedilen şey bu. Yoksa Aleviliğin kendisiyle, Hakk’ı insanda arayan bu büyük felsefeyle Kürt siyasal hareketinin de Sayın Öcalan’ın da defalarca dile getirdiği, yazdığı, o kadar büyük bir pozitif külliyat varken orayı bir anda unutup buradan bir negatif algı yaratmak, gerçekten bir yanıyla saflık ama bir yanıyla da bazılarının özel, politik olarak tercihi diye düşünüyorum. Biz, Alevilerin buna düşmemesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.”

    “BİR İÇ İHANET SORUNU VAR”

    Gültan Kışanak, Abdullah Öcalan’ın yazısında Seyit Rıza’nın direnişçi çizgisine atfedilmiş sözlerin olduğunu da vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Dersim Katliamı’nın nasıl büyük bir acı, travma olduğunu görüyor, biliyoruz. Bu toplumu kendi ayakları üzerine, kendi değerleriyle yaşayacağı geleceğe taşımak iddiası taşıyan bir metin var. Bu direnişçiliğe çok büyük bir takdir var. Orada aslında kastedilen bazı çevrelerin kullandığı, manipüle ettiği ve üzerine kendi provokatif söylemlerini inşa ettiği şey; oradaki bazı isimlerin zikredilmesi ve ‘onların torunları’ denmesi aslında bir başka genellemeden bahsediliyor. Yoksa ne birebir Seyit Rıza’nın torunları kastediliyor, ne Dersim’deki bazı aileler kastediliyor. Böyle bir şey değil orada kastedilen. Büyük siyasal ve sosyolojik bir değerlendirme. Yani bütün toplumların yaşadığı bir iç ihanet sorunu var.

    Biz bunu aslında o kelime söylenmeden kendi değerlendirmelerimizde hele hele Dersim özgünlüğünde Dersimlilerin o kadar çok sorguladığı bir konu ki ‘Milis’ kavramı. Yani biz Dersimliler, Aleviler, bu iç ihanet meselesini çok derinlemesine tartışıyor, konuşuyor, çözmek istiyoruz. Üzerinde kitaplar yazıyor, araştırmalar yapıyor, sosyolojik değerlendirmeler yapıyoruz. Yani bu gerçeğin böyle bir çarpıcı kavramla ifade edilmesi daha fazla etki yarattı belki. Ama böyle bir realite var.

    Buradaki değerlendirme kesinlikle ve kesinlikle ne Dersim’le ne Alevilikle ne Seyit Rıza’yla ne de bu direnişçi gelenekle zerre kadar alakası olmayan, tam tersine onu takdir eden, ama bu iç ihanet tartışmasının da önemli bir konu olduğunu, bu tarihsel süreçte de bunu iyi görmemiz gerektiğini ve bugün eğer bir sonuç almak istiyorsak birlik olmamız gerektiğini, bu bazılarının egemenlerle işbirliği yaparak bu süreci boşa çıkartmaması gerektiğini ifade etmek üzere kullanılmış bir değerlendirme.”

    GELECEĞİNİ BELİRLEMEK İSTİYORSAN SEYREDEMEZSİN”

    Gültan Kışanak, yeni sürece gelinmesinde Kürt siyasal hareketinin politikalarının önemli olduğunu da belirtti. “Çözüm masası kurulmak zorunda kalındıysa bu bizim mücadelemizin ve tarihsel mirasın üzerine inşa edilmiş bir sonuçtur” diyen Kışanak, şunları aktardı:

    “Şimdiye kadar Kürt önderler, liderler son sözlerini hep idam sehpasında söylediler. İlk kez tarihsel olarak biz son sözlerimizi bir masada söyleme imkanını açığa çıkardık. Bu halkın mücadelesi bunu açığa çıkardı. Bu tarihsel direniş çizgisi bunu açığa çıkardı.

    Artık gizli tarihimizi açığa çıkarıp gizlemek zorunda olduğumuz, kimliğimizi yok sayılma, ötekileştirilme halini aşabilirsek, varlığımıza bir anlam biçilebilirsek, kabul edilirse, tarih sahnesinde böyle yer alabilirsek o zaman yaralarımız sağlanır. Hani o direnişe verilebilecek cevap budur. Bu anlamda ben son derece kıymetli ve değerli buluyorum.

    Kendi emeğimizi de kendi mücadele tarihimizi de görerek, yani ayrıksılaşmak değil, kendi tarihimizi de beraber bu mücadelenin bir parçası olarak ortaya koyarak daha iyi kazanmak, daha demokratik, daha eşitlikçi, daha özgürlükçü olanı kazanmak üzere bu tarihsel momentte bir duruş sergilemeliyiz. Yani eğer kaderini, geleceğini belirlemek istiyorsan seyredemezsin. Oyuncu olup bir faaliyet içerisinde olman lazım ve kendi emeğinle kendi geleceğini kurma konusunda kendi iddianı ortaya koyman gerekir. O nedenle bütün Alevi yoldaşlarımıza şunu söylemek istiyorum; bir kere biz seyirci değiliz. Eğer bir gelecek kuruluyor, bazı şeylere karar verilecekse biz onun içinde tam da ortasında olmalıyız. İzleyen, seyreden, ‘hele bakalım ne olacak’ diyen ya da sitem eden, sadece eleştiren, sadece taleplerini söyleyen değil, kendimizi işin tam ortasına koymalıyız.

    YÜRÜTMEDİĞİN BİR MÜCADELEDEN SONUÇ ALAMAZSIN

    Masa metaforu üzerinden bakarsak; bir masanın kurulmuş olması, konuşuluyor olması, ‘bütün sorunlar çözülmüş de hemen bize deklare etsinler. Biz hepimiz yarın sabahta özgür olalım’ demek değil. Bu yolu şimdi yürüyeceğiz. Yani devlet de, iktidar da, egemenlerde hani ‘tamam konuşalım’ demişler. Konuşuyoruz. Fakat konuşurken biz de hep beraber toplum olarak konuşmalıyız. Yani sokaklar, cemevleri, sivil toplum örgütleri, kadınlar konuşmalı. Onun için kendimizi bu işin sahibi olarak görmeliyiz. Yürütmediğin bir mücadeleden sonuç alamazsın.

    Şiddet sarmalının içerisinde Aleviler, kadınlar, emekçiler, gençler olarak yaşamaya çalıştık. Kendimizi var etmeye çalıştık. O nedenle biz bu işin tam ortasındayız. En çok emek vereni, en çok mücadele edeni biz olmalıyız. Çünkü en çok bizim derdimiz varsa dermana da en çok ihtiyacı olan biziz. Kendimizi ortaya koymalıyız.”

    “DEMOKRATİK GÜÇLERİN YAN YANA DURMASI ÇOK KIYMETLİ”

    Suriye’de yaşanan çatışma ortamı da Gültan Kışanak’ın değerlendirmeleri arasında yer aldı. Suriye’deki Alevilerin, demokratik güçlerle yan yana durması gerektiğini söyleyen Kışanak, şu cümlelerle devam etti:

    “Örgütlü olmak, yan yana durmak, beraber olmak ve kendi geleceğini, kendi öz savunmasını, güvenliğini almak son derece kıymetli. İkincisi Şam’da yeni bir rejim inşa etmek istiyorlar. Uluslararası ve bölgesel aktörler, HTŞ liderini oraya koydular ve yeni bir iktidar inşa etmeye çalışıyorlar. Suriye’nin tüm demokratik güçlerinin el ele verip Şam’da cihadist, katliamcı bir rejimin inşa edilmesini durdurmak, orayı değiştirmek, dönüşüme uğratmak ve demokratik güçler ittifakıyla Suriye’nin geleceğinde aktör olarak ortaya koymak gerekir.

    Katliamları buradan bir kez daha lanetliyoruz. Şengal’de yaşananlar Kobani’de geri çevrildi ama Lazkiye’de yeniden tekrarlanmaya başladı. Bunun da şu anda kısmen önü durduruldu ama bu tehlike geçmiş değil. Bu tehlikenin varlığını bilerek bu demokratik güçlerin yan yana durmasının çok kıymetli olduğunu ifade etmek istiyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Huri Kabayel ve Şahin Polat FEDA Eş Başkanları oldu-VİDEO

    Huri Kabayel ve Şahin Polat FEDA Eş Başkanları oldu-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu’nun (FEDA) 11. Olağanüstü Kongresi Almanya’nın Dortmund kentinde yapıldı, Huri Kabayel ve Şahin Polat FEDA Eş Başkanları oldu. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) 11. Kongresi’ni Almanya’nın Dortmund kentinde gerçekleştirdi. Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen kongre iki gün boyunca devam etti. Kongrenin ikinci günü çerağların uyandırılması ile başladı. Pir Hüseyin Elmas gulbang okuyarak çerağları uyandırdı.

    Ardından Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın bir çok kentinden kongreye katılan delegeler söz alarak düşüncelerini dile getirdi.
    Konuşmaların ardından 15 kişilik bir yönetim belirlendi. Huri Kabayel ve Şahin Polat FEDA Eş Başkanları olurken, yönetime şeçilenlerin isimleri ise şöyle:
    Zehra Hezer, Aziz Tunç, Özcan Ağdaş, Songül Morsümbül, Zarife Atik, Asuman Ergin, Sinan Kırmızıçiçek, Beritan Göksungur, Hasan Çağış, Zöhre Kurtulan, Cengiz Ünal, Hasan Aslan, Şahin Polat, Huri Kabayel.

    PİRHA/ALMANYA

    İLGİLİ HABERLER

    Demokratik Alevi Federasyonu’nun 2 gün sürecek Olağanüstü Kongresi başladı

     

  • Celal Fırat: Aleviler, eşit yurttaşlık hakkından neden mahrum bırakılıyor?-VİDEO

    Celal Fırat: Aleviler, eşit yurttaşlık hakkından neden mahrum bırakılıyor?-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevilerin eşit yurttaş olarak görülmemesine ilişkin Meclis’te konuşarak, “Özel düzenlemelerle yönettiğiniz Alevi toplumu, bu ülkenin vatandaşı değil mi? Ya da vatandaş sayılan Aleviler, eşit vatandaşlık hakkından neden mahrum bırakılıyor?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Alevilerin eşit yurttaş olarak görülmemesine ilişkin Meclis’te konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU, BU ÜLKENİN VATANDAŞI DEĞİL Mİ?

    Kişiyi devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağın yurttaş anayasasını oluşturduğunu ifade ederek sözlerine başlayan Celal Fırat, “Bu sürecin hukuki, fiili ve sosyolojik sonuçlarından vatandaşı yoksun bırakmak ise vatansızlığı oluşturur. Özel düzenlemelerle yönettiğiniz Alevi toplumu, bu ülkenin vatandaşı değil mi? Ya da vatandaş sayılan Aleviler, eşit vatandaşlık hakkından neden mahrum bırakılıyor? Anayasanın uygulanmayan ilkeleri; keyiflilik, ayrımcılık, yok sayılma ve yargı yollarının kapatılması sonucu; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Birliği Adalet Divanı vb. uluslararası insan hakları ve sosyal kurumları Alevilerin sorunlarını çözmeye ve yapılan haksızlıkları sorgulamak zorunda kalıyor. Bizim anayasamızda; “herkesin bir vatandaşlık hakkına sahip olduğu” ve buna bağlı olarak “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının hukuk temel ilkeleri doğrultusunda keyfi olarak vatandaşlıktan yoksun bırakılmayacağı’’ yazar. İşte bu tanım doğrultusunda Alevi toplumunun vatandaşlık haklarını kullanmasında, devlet yükümlülüklerini kasten yerine getirmemektedir” diye belirtti.

    “ALEVİLER, HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ YABANCI ÜLKELERDE ARAMAK ZORUNDA KALDI”

    Kendi içinde bir koruma alanı oluşturan Alevi toplumunun başka devletlerden hakları konusunda taleplerde bulunduğunu belirten Celal Fırat, şunları dile getirdi:

    “Kısacası bizler bu topraklarda bizlerden esirgenmiş ve bizlere kapatılmış adalet sistemi içinde hak ve özgürlüklerimizi yabancı ülkelerde aramak zorunda kalmışız. Yani devlet; Uluslararası insan hakları metinlerinin emredici hükümlerini de reddetmiştir. Alevi toplumu ile devlet arasında kurulan hukuki ve siyasi ilişkiler başka devletleri ve uluslararası devletleri ilgilendirecek konuma gelmiştir. Alevilere haksızlık yapılmıştır. İşte bu haksızlıklardan dolayı, Alevi toplumu dünyanın birçok ülkesinde kendi öz yurtlarından ayrı yaşamaya devam etmektedir. Bugün bu kürsüde “Aleviler devletten ne istiyor” dediğimde, bunun cevabı “Devlet Alevilerden ne istiyor“ ile cevaplanabiliyor. Devlet Alevileri tercihli muamele ve ayrımcılıkla yönetmek istiyor. Aleviler ise hak ve özgürlüklerin “İnsan Hakları’’  kapsamına alınmasını, vaat edilen özgürlüklerin kendi açılarından da pratiğe dönüşmesini istiyor.

    Devletin tarafsızlık konumu ve laiklik gereği; inanç pratikleri, ritüelleri ve bunların icra edilme biçimleri ile meşruiyeti konularında söz söyleme ve takdir hakkı yoktur diyor. Devlet, geleneksel fetihçi zihniyetle Alevilere hak kaybını reva görüyor ve Alevi toplumunun vatandaş olmakla elde ettiği kazanımlardan yoksun bırakmayı tarihsel görev olarak kabul ediyor. Alevileri iç güvenlik sınırsallığın da tutmaya çalışıyor. Aleviler ise; ötekileştirilmeme, eşit muamele görme ve ekonomik, sosyal ve inançsal haklardan yararlanmanın güvencesini istiyor.”

    “ALEVİLER, EŞİT YURTTAŞLIK İÇİN MÜCADELE EDİYOR”

    Devletin Alevilerle ilgili asimilasyon projeleri ürettiğini vurgulayan Fırat, “Aleviler ise eşit vatandaşlık sorunlarını görünür kılmaya çalışıyor, çabalıyor mücadele ediyor. Bulunduğu yerde kabul görmeyen, ayrıldığı yere geri dönemeyen ve bu ülkenin zimmetli vatandaşı konumuna koyulan Alevilere yazık değil midir? Evrensellik, bireysellik, dokunulmazlık, devredilmezlik, vazgeçilmezlik ve insan haklarının üstünlüğü gibi başlıkları kendi açısından yorumlayan devlet; Alevilere haksızlık yapıyor. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler ve ulusal anayasal düzenlemeler; yasa önünde eşitlik, ayrımcılık yasağını içeren bir yaklaşımla “eşit vatandaşlığı” evrensel ve üstün bir ilke olarak ele alınmıştır. Bu ilkenin temel yükümlüsü devlettir, her düzey ve nitelikte tüm organ ve görevlileriyle yasa önünde eşitlik ilkesine uygun davranması gerekir. Devleti yönetenlerin ise kendi siyasi – politik dayatmalarıyla ceza ve adalet politikalarının uygulama biçimine müdahale edip, yol gösterici ya da affedici görünme ikiyüzlülüğünden vazgeçmesi gerekir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kürt sorununun çözümü Alevilerin eşit yurttaşlık talebini de çözecektir, sürecin öznesi olmalıyız’-VİDEO

    ‘Kürt sorununun çözümü Alevilerin eşit yurttaşlık talebini de çözecektir, sürecin öznesi olmalıyız’-VİDEO

    PİRHA- Kürt sorununda yeni süreç tartışmalarını değerlendiren DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen, Kürt sorununun bugün eşit yurttaşlık, ana dilde eğitim, zorunlu din dersi gibi tüm sorunları kapsayan bir yerde olduğunun altını çizerek, “Biz Alevilerde bu sürecin takipçisi ve öznesi olmalıyız” dedi.

    Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesine dair yapılan tartışmaları değerlendiren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Eş Başkanı Fırat Dikmen, Kürt sorununun çatışma ve şiddetten arındırılarak demokratik ve hukuki bir zeminde çözümünün tüm toplumsal kesimlere kazandıracağını kaydetti.

    Dikmen, Kürt sorununun çözümünün kendisiyle birlikte Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin de çözüme kavuşturacağını kaydederek, Alevilerin bu süreçte özne olması gerektiğini söyledi.

    “SÜRECE GEÇİLMEDEN ÖNCE DEMOKRASİ GÜÇLERİ ZAYIFLATILMAK İSTENİYOR”

    Kürt sorunun çözümünde Alevilerin özne olması gerektiğini ifade eden Dikmen, “Öncelikle tecridin delinmesi, görüşmelerin bir şekilde başlaması sevindiricidir. Türkiye AKP-MHP işbirliğiyle parlamenter sistemi yıkıp başkanlık sistemine geçtiğinden beri dünyayla çelişir durumda. Yeni ticaret yollarıyla da jeopolitik konumun zayıflaması, Türkiye’deki özgürlük ve demokrasi mücadelesi AKP-MHP hükümetini bu görüşmeleri yapmaya mecbur etti. Süreç ise daha başlamış değil. Bir yandan görüşmeler bir yandan kayyımlar ve tutuklamalar sürecin hala başlamadığını gösteriyor. Görünen o ki diyalog sürecine geçilmeden ne kadar eksiltsem, zarar versem kârdır mantığıyla her gün farklı bir zulüm ile halkın üstüne gidiliyor. Devletin içindeki farklı anlayışlar henüz birbiriyle uzlaşmış değil, ve olası süreci bozmak için çaba harcayan bir kesim var. Süreç bıçak sırtı gidiyor. Biz Aleviler, Kürtler tüm ezilen ve özgürlük arayışı olanların demokratik çözüm için sürece katılması ve özneleşmesi lazım. Bu süreç tersine dönerse AKP-MHP hükümeti zulüm konusunda daha da sertleşerek, gaddarlaşacaktır” diye konuştu.

    “EŞİT YURTTAŞLIK MÜCADELESİ DE ÇÖZÜME KAVUŞACAK”

    Kürt sorununun çözümünün ülkedeki çoklu krizler ile birlikte eşit yurttaşlık mücadelesinin çözümü için başlangıç olacağını kaydeden Dikmen, “Kürt sorunu bugün katmerleşmiş içinde bir çok sorunu barındıran bir hale gelmiştir. Türkiye’de en ufak bir muhalif söylem dahi Kürt karşıtlığını kullanarak kriminalize edilmeye çalışılıyor. Kürt sorunu bugün bir özgürlük sorununa da dönüşmüştür. Ve Kürt siyasi hareketi ve dostları sorunun çözümünün beraberinde kadın, ekoloji, ekonomi sorununa da çözüm olacağını izah ediyor. Bir tuğlayı çekince duvar nasıl yıkılırsa, Kürt sorununun çözümü de bu duvarı yıkacaktır ve bütün sorunların çözümü için başlangıç olacaktır. Kürt sorunu bugün eşit yurttaşlık talebini, ana dilde eğitimi, zorunlu din dersi gibi tüm sorunları kapsayan bir yerde” diye belirtti.

    “SÜRECİN BARIŞTAN YANA EVRİLMESİNİ ARZU EDİYORUZ”

    Dikmen, Alevi örgütlerinin sürece dair buluşmalarını da hatırlatarak, “Alevi örgütleri ise “Aleviler Barışı konuşuyor” adlı İstanbul’da bir araya geldi. Sürece ithafen beklentilerini ve temennilerini belirtti. Benzeri buluşmaların ise devam edeceği gözüküyor. Biz sürecin barıştan yana evrilmesine önem arz ediyoruz. Alevilik felsefesi hiçbir zaman savaştan yana olmamıştır. Bu süreçte demokrasi güçlerinin yanında, Kürt sorununun çözümünü için çaba göstermeliyiz” vurgusunda bulundu.

    “BARIŞIN TESİSİ İÇİN ALEVİLER OLARAK SÜRECİN ÖZNESİ OLMALIYIZ”

    Anayasal zeminde gerçekleşecek her demokratik adım ve tanımlamanın hukuksal ve siyasal başlangıcın önünü açacağının altını çizen Dikmen, “Çözümün demokratik düzene inmesi, varlığımızın tanınması demek, ibadethanelerimizin kabulü, zorunlu din derslerinin kaldırılması, anadilde eğitim gibi bir çok şeyi mümkün kılabilir. Ve 100 yıllık bir katliam ve asimilasyon politikalarıyla yüzleşme Türkiye ve Ortadoğu’da barışın tesisi için büyük bir fırsattır. Sürecin Kürt-Türk sorunun sadece olmadığının demokrasi ve özgürlüklerin herkesi kapsadığı için biz Alevilerde sürecin takipçisi ve öznesi olarak ezilenlerin birliğini sağlamalı kutuplaştırılan kesimlerin farklılıkların zenginlik olduğunu gösterebiliriz. Ve ola ki tekrar bir müzakere masası kurulursa ve kurulması için emek ve özgürlükten yana tavır takınmalıyız” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: Barışa dair biz Aleviler de söz söylemeliyiz!-VİDEO

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: Barışa dair biz Aleviler de söz söylemeliyiz!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, İmralı görüşmeleriyle başlayan sürece dair konuştu. Yapılan girişimlerden ötürü “umutlu” olduğunu dile getiren Şengünlü Yılmaz, “Ortadoğu, Türkiye yeniden şekillenecekse Aleviler kesinlikle o barış masasında olup söz kurmalı, o heyetler içerisinde yer almalı” dedi.

    Uzun yıllar süren tecridin ardından PKK lideri Abdullah Öcalan ile DEM Partililer arasında bir dizi görüşme sağlandı. AKP-MHP Hükümetiyle de temas kuran DEM Partililer, sürece dair tüm siyasi partilerin yanı sıra demokratik kitle örgütleriyle de bir araya gelmeye devam ediyor.

    Alevi kurumları, önceki müzakere görüşmelerinde aktif rol almazken bu defa “Bizlerin de söyleyecek sözümüz var” diyerek DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi.

    İstanbul’da 31 Ocak’ta yapılan basına kapalı o toplantıda neredeyse tüm Alevi kurumları, görüş ve önerilerini paylaştı.

    “ÖNCELİKLE ONURLU BİR BARIŞ OLMALI”

    İmralı ve devlet kanadında henüz sadece diyalog süreci işlerken, yapılan görüşmelerin içeriğine dair ise henüz bir detay yok. Ancak taraflar, önceki süreçlerde yaşanan olumsuzluklara yeniden düşmemek adına farklı bir yol ve yöntem yürütme çabasında.

    Her ne kadar henüz kamuoyuna yapılan bir açıklama olmasa da Alevi kanadı, ilk temaslar sebebiyle süreci olumlu görüyor.

    Barış konusunda yapılan her girişimin değerli olduğunu söyleyen Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile İmralı görüşmelerine dair konuştuk. Yılmaz, taraflar arasında 50 yıldır bir çekişme söz konusu olduğunun altını çizdi. Şengünlü Yılmaz, Alevi toplumunun, her zaman barışın savunucusu olduğunu da sözlerine ekledi.

    AKD Genel Başkanı Şengünlü Yılmaz, toplumun bir tür “kafa karışıklığı” yaşadığını da söyleyip sürece ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bugünlerde sıkça duyduğumuz bir kelime ‘Barış’. Evet Alevi toplumu inancı, yolu gereği her zaman savaşın karşısında olup barışın yanında durmuştur. Bu süreçte Alevi toplumu, bunu nasıl yorumlayacağını da açıkçası çok kestiremiyor. Çünkü özellikle Alevilerin temsiliyetinin olduğu medya kuruluşları, içimize sızmış bazı medya kuruluşları, bu durumu çok farklı görüyor; işte ülkücü, Türkçü, Turancı bir kafa yapısıyla yorumlarken bazı yapılar da bunu kesinlikle Alevi toplumunun da kazancının olabileceği, aslında ülkenin, Ortadoğu’nun, dünyanın kazancı olabilecek bir durum olarak yorumluyor. Alevilerin de dolayısıyla bu anlamda aklı son derece karışık. Evet, biz savaşın hiçbir zaman taraftarı değiliz ama barışın da tarafı olmaz diye düşünüyorum. Eğer bir memlekete barış gelecekse ki binlerce yıldır ötekileştirilmiş, hakkını alamamış, zulümlere maruz kalmış bir Alevi toplumunu düşünürsek, bizim barışta bir tarafımız olmamalı. Barış nereden, nasıl gelirse kesinlikle destekleyici olmalıyız diye düşünüyorum. Ama bir barış olacaksa bunun da elbette ilkeleri var. Öncelikle onurlu bir barış olmalı. Cesaret varsa barış da tam anlamıyla gelecektir diye düşünüyorum.”

    “BİR TÜRK, BİR KÜRDÜN HAKKINI SAVUNURSA…”

    DEM Parti heyeti ve Abdullah Öcalan arasında geçen görüşmelerde “eşit yurttaşlık” vurgusu dikkat çeken başlık oldu. DEM Parti cephesinden, “Görüşmelerin odağında bütün ezilen kesimler var” yorumuna karşılık Şengünlü Yılmaz da sürece dair önerilerini paylaştı:

    Eşit yurttaşlık, kelime olarak belki sade, basit gibi görünebilir ama Alevi toplumunun, özellikle de Alevi örgütlülüğünün en önde gelen, yani listenin birinci sırasında gelen talebidir. Dolayısıyla eşit yurttaşlık sadece Aleviler için değil Kürtler, Hristiyanlar, Suriye’deki Dürziler, dinler, diller, herkes için… Çünkü içerisinde yaşadığınız devlette vatandaşlık görevini yerine getiriyorsanız elbette ki hakkınızı almanız gerekir. Dolayısıyla ‘eşit yurttaşlık’ söylemini Alevi toplumu çokça dillendirmiş olsa da işte asıl demokrasi burada karşımıza geliyor. Bir Türk, bir Kürdün hakkını savunursa, bir Sünni bir Alevinin hakkını savunursa işte o zaman bu memlekete gerçekten demokrasi gelecek.

    ‘Eşit yurttaşlık’ söylemini aslında tam bir yaşanılabilecek ülke ya da tam bir demokrasiyi özümsemiş ülke olarak düşünürsek en haklı talebimiz olan eşit yurttaşlık talebi nereden gelirse gelsin Alevi toplumu, kesinlikle bunun yanında olmalı diye düşünüyorum.

    “ALEVİLER KESİNLİKLE O MASADA OLMALI”

    Çözüm önerisi konusunu örgütler tartışacak. Örgütlerin tartışmaya çok ihtiyacı var. Çünkü tabanda çok yanlış bir algı var. Şu anda bu olanlar toplumda, ‘cumhurbaşkanının koltuğunu koruma davası’ gibi algılanıyor. Uzun yıllar devleti yöneten bir iktidar, birden bire size elini uzatıyor, aslında meclis kürsülerine giderken önünüzden geçerken size selam vermeyen, aksine hakarete varan söylemlerde bulunan bir lider, çıkıp ‘Bu memlekete barış gelmeli. Abdullah Öcalan, meclise gelip sözünü söylemeli’ diyor. Dolayısıyla biz bir türlü inanamıyoruz. Yani ‘bunun arkasında kesinlikle birilerinin koltuk kaygısı var’ diye düşünüyoruz. Aslında bu barışın tarafları, çok açık yüreklilikle bunu, ötekileştirilen, eşit yurttaşlığı özümsemiş tüm toplumlara net bir şekilde anlatmalı diye düşünüyorum. Öncelikle burayı çözmeliyiz. Sonrasında bu kafa karışıklığı giderildiğinde elbette ki Alevi toplumu, örgütlü bir toplum, ne istediklerini örgütlerine de söyleyeceklerdir. Kimseden taraf olmadan, yani barışı masaya getiren hiçbir kurumun tarafında olmadan Alevi toplumu olarak biz evet, Ortadoğu, Türkiye yeniden şekillenecekse Aleviler kesinlikle o masada olmalı, barış masasında söz kurmalı, o heyetler içerisinde olmalı diye düşünüyorum.”

    “BİZLER DE SÖZ SÖYLEMELİYİZ”

    Seher Şengünlü Yılmaz, sürece dair “umutlu” olduğunu da belirterek AKD tabanına ise şu mesajı verdi:

    “Bizler umudumuzu hiç kaybetmedik. Hallac-ı Mansur’dan, Pir Sultan’dan, Nesimilerden bugünlere geldik. Hala umudumuz diri ki bu örgütlenmeleri sürdürebiliyoruz. Örgütüme şöyle bir mesaj verebilirim; kesinlikle hiçbir ideolojinin, hiçbir inancın; ırkçılığa varan uç noktalarında olmamalıyız diye düşünüyorum. Anadolu’ya güvercin donunda hoşgörüyü, barışı, sevgiyi getiren bir önderin izinden giden toplumumuz, dolayısıyla hiç kimseyi ötekileştirmeden, ön yargılı olmadan ve gerçekten barış bu ülkede yaşayan tüm toplumlar için demokratik bir zeminde hayat bulacaksa evet bizler de söz söylemeliyiz. Bu anlamıyla da çok iyi irdelemeliyiz ve bu masaya da dahil olmalıyız diye düşünüyorum.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • İzmir’de Alevilerden yeni yıl mesajı: Eşit yurttaşlık mücadelesinin sonuca ulaştığı bir yıl olsun-VİDEO

    İzmir’de Alevilerden yeni yıl mesajı: Eşit yurttaşlık mücadelesinin sonuca ulaştığı bir yıl olsun-VİDEO

    PİRHA- İzmir’deki Alevi kurum başkanları 2025 yılının halklar ve inançlar için özgürlük ve eşit yurttaşlık yılı olmasını temenni ederek, yeni yıla dair dileklerini paylaştılar. Mesajlarda 2025’in, savaş politikalarına karşı barışın inşa edildiği bir yıl olması istendi. 

    İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele yürüten Aleviler, ikinci yüz yıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2025 yılı da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarına, zorbalığa karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacak.

    İzmir’deki Alevi kurum başkanları ve pirler yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı. Mesajlar şöyle:

    “ASİMİLASYON HAMLELERİNİN EN YOĞUN OLDUĞU YILLARDANDI”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Karşıyaka Şube Başkanı Eren Alagöz: 2025 yılının silahların sustuğu, kardeşliğin, barışın ve umudun sonsuz olduğu güzel bir olmasını diliyoruz.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik: Ülkenin genel tablosuna baktığımızda 2024 yılı hukuksuzluğun en yoğun yaşandığı bir yıl oldu. Kadın cinayetleri, çocuk katliamları, Kürt sorunu, Alevi sorunu. ÇEDES projesi, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın girişimlerinin en yoğun olduğu bir asimilasyon yılıydı. Yanı başımız Suriye’de bir savaş var ve Aleviler ile birlikte diğer halklar katlediliyor. Orada bir zulüm var ve bu savaşta en çok kadınlar ve çocuklar mağdur oluyor. Bu savaşları istemiyoruz. 2025 yılında güzümüzü birleştirerek mücadelemizi yükseltelim.

    “TOPRAKLARIMIZDAKİ ZULÜM SON BULSUN”

    Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Feti Duman: Dersimliler Derneği olarak yeni yılda eşit yurttaşlık temelinde demokrasi ve hukukun tecelli ettiği, sömürünün olmadığı toplumsal barışın egemen olduğu, özgür ve yaşanılabilir bir ülke temenni ediyoruz. Bunun içinde mücadele etmeye devam edeceğiz.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç: Bugün anadilimizi, örf adetlerimizi, geleneklerimizi ve kültürümüzü yasaklamış durumdalar. Ormanlarımızı yakıyorlar, topraklarımızı madenlere açıyorlar. Sularımızda barajlar ve HES’ler yapılmak isteniyor. İstiyoruz ki topraklarımızda açlık, sefalet ve zulüm son bolsun. Yeni yıl birlik, beraberlik ve mücadele yılıyla geçsin. Kürt halkına ve Alevilere yönelik katliamlar son bulsun. Halkların yeni yılını kutluyorum.

    “EŞİT YURTTAŞLIK MÜCADELESİNİN SONUCA ULAŞTIĞI BİR YIL OLSUN”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi Başkanı Barış Çelik: 2024 yılı hak ve hukukun arandığı bir yıl oldu. Bizlerin inancımız, doğamız, ekoloji ve çevremiz için mücadele ettiği bir yıl oldu. Savaşsız bir yıl olmasını diledik ama 2025 yılına girerken Suriye’de savaş politikalarının yaygınlaşarak insanların katledildiği bir yıl olmaya doğru gittiği gözüküyor. Bizler inancımıza, doğamıza, insan katliamlarına karşı birlikte olmalıyız. Birlikte mücadele etmeliyiz ki; umutlar yeşersin. Bir olalım, iri olalım, diri olalım.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen: Yeni yıl barışın sağlandığı, halkların birbiriyle ikrarlaştığı, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesinin sonuca ulaştığı bir yıl olması dileğiyle yeni yıl kutlu olsun, herkese sağlık ve mutluluk getirsin.

    “BARIŞ İÇİNDE YAŞAMANIN UMUDUYLA”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Uzundere Cemevi Başkanı İbrahim Özüpek: 2025 yılının umut, hoşgörü ve barış getirmesini diliyorum. 2025 yılı kadınların öldürülmediği, çocukların yatağa aç girmediği, doğanın ve hayvanların korunduğu, barışın ve hoşgörünün hakim olduğu bir dünya dileğimle hepinizin yeni yılı umutlu olsun. Aşk ile.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gene Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm: Yanı başımızdaki topraklarda paylaşım savaşlarının yaşandığı bu dönemde başta Aleviler olmak üzere birlikte iri ve diri olmanın, barış içerisinde yaşamanın umuduyla.”

    PİRHA/İZMİR

  • Türkiye Alevi Federasyonu: Kürt sorununda çözüm tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün

    Türkiye Alevi Federasyonu: Kürt sorununda çözüm tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün

    PİRHA-  Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Kürt sorununun ülkenin en köklü sorunlarından biri olduğunu belirterek, çözümün tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkün olduğunu ifade etti. ADFE, “Bizler, Kürt halkının tarihsel ve kültürel haklarını tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde bir çözümün kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Ancak bu çözüm, sadece devletin değil, tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkündür. Her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılmalıdır” diye belirtti.

    Kürt sorununun çözümüne dair yapılan “yeni süreç” tartışmalarına ilişkin açıklama yapan Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) yazılı açıklama yaptı. “Barış, tüm Türkiye’nin rızasıyla inşa edilecektir!” başlığıyla yapılan açıklamada, her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılması çağrısında bulunarak, Kürt sorununun hak ve eşit yurttaşlık temelinde çözümüne işaret edildi.

    “BARIŞ VE ADALET ARAYIŞININ EN ÖN SAFINDA YER ALIYORUZ”

    Türkiye’nin tarihsel sürecinde, toplumsal barış ve kardeşlik arayışının köklü bir mesele olduğuna değinilen açıklamada, “Yüzyıllardır farklı kültürlerin, etnik grupların ve inançların bir arada yaşadığı bu topraklarda, eşitlik ve adaletin tesis edilmesi, barışın kalıcı hale gelmesi için öncelikli koşuldur. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, inancımızın temellerinde yer alan “rızalık” ve “birlikte yaşama” felsefesi doğrultusunda, ülkenin derin sorunlarının çözümüne dair bakışımızı paylaşmak, toplumsal barışın sağlanmasına katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin bugünkü sorunları, sadece güncel siyasi tartışmaların ürünü değil, aynı zamanda tarihsel süreçlerin ve sistematik eşitsizliklerin bir sonucudur. Ülkemizde etnik, mezhepsel, sosyal ve ekonomik farklılıklar üzerinden derin yaralar açılmıştır. Aleviler olarak, bu sorunların en fazla mağdur edilen kesimlerinden biri olmamız nedeniyle, barış ve adalet arayışının en ön saflarında yer alıyoruz” denildi.

    “KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ KAÇINILMAZDIR”

    Kürt sorununun çözümünün kaçınılmaz olduğu vurgusu yapılan ADFE açıklamasında, “Kürt meselesi ise, ülkenin en köklü sorunlarından biridir ve bu meselenin çözülmemesi tüm Türkiye’yi etkileyen bir huzursuzluk ve adaletsizlik yaratmaktadır. Bizler, Kürt halkının tarihsel ve kültürel haklarını tanıyan, eşit yurttaşlık temelinde bir çözümün kaçınılmaz olduğunu savunuyoruz. Ancak bu çözüm, sadece devletin değil, tüm toplumsal kesimlerin katkısıyla mümkündür. Aleviler olarak bu coğrafyada ayrımcılığa uğrayan tüm kesimlerin yanında duruyoruz. Alevi bakış açısında, adalet sadece bir devlet politikası değil, bir yaşam biçimidir. Aleviler, tarih boyunca haksızlığa karşı durmuş, zulme karşı mücadele etmiş bir inanç topluluğudur. Bugün de, Türkiye’nin her kesimi için adaletin sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle, Türkiye’nin demokratikleşmesi, tüm inanç gruplarının, etnik toplulukların ve sosyal sınıfların eşit haklara sahip olmasını talep ediyoruz. Devletin, vatandaşlarına eşit mesafede durması, kimsenin inancı, dili, etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerektiği düşüncesini savunuyoruz” diye belirtildi.

    “ŞEFFAF VE SAMİMİ BİR TOPLUMSAL DİYALOG SÜRECİ BAŞLATILMALI”

    ADFE, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

    “Tüm farklı grupların kimliklerinin anayasal güvence altına alınması elzemdir. Ayrımcılığa karşı güçlü yasalar çıkarılmalı, bu yasalar etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Her kesimin bir araya geldiği, şeffaf ve samimi bir toplumsal diyalog süreci başlatılmalıdır. Bu süreçte, geçmişte yaşanan mağduriyetler ve haksızlıklar kabul edilmeli, ortak bir gelecek inşa edilmelidir. Türkiye’nin barışa ulaşması, tüm kesimlerin haklarının tanınması ve toplumsal uzlaşının sağlanmasıyla mümkündür. Alevi inancının köklü rızalık anlayışı ve adalet arayışı, bu barış sürecinde yol gösterici olabilir. Türkiye Alevi Federasyonu olarak, her türlü ayrımcılığın son bulduğu, her bireyin kimliğiyle eşit ve özgür olduğu bir Türkiye için mücadele edeceğimizi, bu topraklarda barışın rıza temelinde inşa edileceğine olan inancımızı bir kez daha yineliyoruz. Çünkü bizler, barışın sadece bir sonuç değil, bir yaşam biçimi olduğunu biliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Alevilerin eşit yurttaşlık talebi hak hareketine dönüşmeli, yasal olarak tanınmak eşit yurttaş yapmaz’ -VİDEO

    ‘Alevilerin eşit yurttaşlık talebi hak hareketine dönüşmeli, yasal olarak tanınmak eşit yurttaş yapmaz’ -VİDEO

    PİRHA- Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin kendini yenileyen, sorgulayan bir hak hareketi olmaktan ziyade anayasal taleplerle kalan bir yerde olduğuna vurgu yapan Hukukçu/Yazar Orhan Gazi Ertekin, “Aleviler ve hak tartışması özgür ve serbest bir tartışmaya dönüşmek zorunda. Amerika’da başlayan ve 200 yıla yakın devam eden siyah hak hareketi oldukça güçlü, kendini yenileyen, sorgulayan bir hak hareketi yaratıyor. Türkiye’deki eşit yurttaşlık iddiası ise yasal ve kurumsaldır” dedi. Ertekin ekledi: Eşit yurttaşlık meselesinde beni rahatsız şey şudur: Aleviler yasal olarak eşit oldukları gösterilse bir eksiklik tamamlanacak ve herkes eşit yurttaş olacakmış gibi görülüyor. Yok böyle bir şey!

    Alevi Kültür Dernekleri’nin Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde bu yıl  üçüncüsünü düzenlediği Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin 4. gün etkinlikleri Hukukçu/Yazar Orhan Gazi Ertekin‘in ‘Aleviler Eşit Yurttaşlık Talep Etmeli Mi?’ sunumuyla devam etti.

    “ALEVİLER VE HAK MESELESİ TARTIŞMASI KORKULARAK YAPILIYOR”

    Alevilere dair hak meselesi tartışmalarının korkularak yapıldığını belirten Ertekin, “Aleviler eşit yurttaşlık talep etmeli veya etmemeli arasında bir tercih sunmuyorum. Bu mesele daha köklü ve kapsamlı bir tartışma. Aleviler ve hak meselesi maalesef Türkiye’de hak ettiği seviyede, kendi kavramları olan, kendi yeterliliği olan bir tartışma seviyesine sahip değil. Bu tartışma korkutularak yapılıyor. Geleneksel güçler Aleviler söz konusu olduğunda Türk milleti diye tanımladığı toplumu öne çıkararak Aleviliğin hak tartışmasını bir tür bölücülük olarak ileri sürüyor. Halk kavramı ve sınıf kavramı üzerinden hareket eden belli topluluklar Alevilerin hakkı meselesi öne geçirildiğinde bunun bir tür etnikçilik, mezhepçilik olduğunu iddia edebiliyorlar” dedi.

    “TÜRKİYE’DE SÜNNİ HİZMETLERİ KAMU HİZMETİDİR”

    Ertekin, Aleviler ve hak tartışmasının özgür ve serbest bir tartışmaya dönüşmek zorunda olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Korkudan arındırılmak zorunda. Dünyanın bir çok yerinde bu tartışma serbestçe yapılıyor. Bugüne kadarki Aleviler ve hak meselesinde esas olarak öne çıkanlardan birincisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yarattığı eşitsizlik. Türkiye’de Sünni hizmetleri kamu hizmetidir. Onun dışındaki hiçbir hizmet kamu hizmeti değildir.
    İkincisi cemevlerinin diğer mabetler gibi bir mabet statüsünde tanınması meselesi. Üçüncüsü mezhep hanesinde Aleviliğin tanınması, dördüncüsü zorunlu din derslerinin kaldırılması, beşincisi belirli dergahların sahiplerine iadesi.
    Bu tartışmalar güçlü bir biçimde son 30 yıldır yapılır hale geldi. Ciddi bir geçmişi yok, ki mesele 100 yıllık bir mesele. Aleviler bu bahsettiğim talepleri eşit yurttaşlık başlığı altında toplayarak topluma sunma eğilimi içerisinde.”

    “CUMHURİYETİ ALEVİLER KURSAYDI NASIL POLİTİK BİR TOPLUM VE KURUMLAR YARATIRDI?

    Alevilik ve hak meselesinin sadece eşit yurttaşlık meselesi ile sınırlı tutulmasının tartışmayı eksik bırakacağını dile getiren Ertekin, “Eşit yurttaşlık iddia edilmeli doğru, ama evrensel düzeyde bu meseleler nasıl tartışılıyor? Aleviliğin, Bektaşiliğin 72 millete bir bakmak esası üzerinden Cumhuriyet kurulsaydı ne olurdu? Bunu kendime ödev olarak görüyorum ve bu ödevi sizlerle beraberce çalışalım istiyorum. Nasıl politik bir toplum ve kurumlar yaratılırdı, nasıl sorunlar ve cevaplar ile karşı karşıya kalırlardı? Alevilik ve hak meselesinde bu soruları sormazsanız, sadece eşit yurttaşlık meselesi ile sınırlı tutarsanız bu eksik kalır. 72 millete bir nazarda bakmak mı yoksa Sünni İslam’ın bütün milletlerle hiyerarşik ilişkili ve bütün toplulukların ona zımmi olduğu (zimmetlenmiş olan) bir politik gelenek mi? Aleviler ve hak meselesinde ya da eşit yurttaşlıkta ilk sorumuz bu olmalı” ifadelerini kullandı.

    ALEVİLER VE HAK MESELESİNİN İKİNCİ BOYUTU GELENEKTİR”

    Ertekin şöyle devam etti:

    “Aleviler ve hak meselesinin ikinci boyutu ise gelenektir. Ülkeye, devlete, iktidara, hukuka, yargıya bir anlayış vermek. Bu anlayış bunları değiştirirdi ve bugünkü sorunlarımızın bir çoğunu önemsiz hale getirirdi. Sünni merkeziyetçi gelenek sınırları belirlerken şiddeti daimi kılmıştır. 15-20 yılda bir katliam görüyoruz. Bunlar bir hukuk tartışması, devlet tartışması, ortak yaşam tartışmasıdır, hak tartışmadır. Alevilik ve yurttaşlık tartışması tam da bunlar üzerinden yapılmalı. Devlet kuruculuk ve gelenek kuruculuk; bunların her ikisi devlete, yargıya, hukuka kimlik verir, maksat verir. Demokratik ve anti demokratik şekilde ilerlemesini sağlar.

    “YASAL OLARAK TANINMAK ALEVİLERİ EŞİT YURTTAŞ YAPMAZ!”

    Hak hareketini Amerika’daki siyahlar üzerinden örnekler veren Ertekin, Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin kendini yenileyen, sorgulayan bir hak hareketi olmaktan ziyade anayasal taleplerle kalan bir yerde olduğuna vurgu yaptı.

    Ertekin, “1840 yılında Amerika’da başlayan ve 200 yıla yakın devam eden siyah (siyahların başlattığı) hak hareketi oldukça güçlü, kendini yenileyen, sorgulayan bir hak hareketi yaratıyor. Yalnız Türkiye’deki eşit yurttaşlık iddiası ise yasal ve kurumsaldır. Eşit yurttaşlık meselesinde beni rahatsız eden şey şudur: Aleviler yasal olarak eşit oldukları gösterilse bir eksiklik tamamlanacak ve herkes eşit yurttaş olacakmış gibi görülüyor. Yok böyle bir şey. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal ve hukuksal düzeni böyle inşa edilmiştir. Eşit yurttaşlık iddiasını daha köklü siyahların Amerika’da yaptığı gibi köklü bir rejim sorgulamasına taşımadığımız sürece herhangi bir iyileştirmenin, kurumsal tanımanın ne kadar tehlikeli yerlere gidebildiğini anlamak çok zor değildir. Eşit yurttaşlık sorularını önümüze alarak daha farklı biçimde cevaplamamız lazım.”

    PİRHA/BALIKESİR

     

  • Çabuk: Cemevi Başkanlığı, Alevileri çatıştırma amacı güdüyor, kabul etmiyoruz!-VİDEO

    Çabuk: Cemevi Başkanlığı, Alevileri çatıştırma amacı güdüyor, kabul etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Karşıyaka Şube Başkanı Zehni Çabuk, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviliği devlet tekeline almak istediğini ve Aleviler arasında bir bir çatışma ortamı yaratmak istediğini söyledi. Çabuk, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kesinlikle Alevi toplumunu çatıştırarak geleneklerimizi al aşağı etmekten başka bir amaç gütmüyor. Bir asimilasyon projesidir” diye konuştu. 

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Alevi örgütlerinin ve Alevi toplumunun karşı çıkmasına rağmen, ülkücülüğü ile tanınan Alirıza Özdemir bir süredir başkanı olduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesine Alevi kurumlarını katmak için çalışmalar yürütmeye devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Karşıya Şubesi Cemevi Başkanı Zehni Çabuk, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikalarına dair konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMUNU ÇATIŞTIRMAK İSTİYORLAR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevi örgütlenmesi içerisinde kimi dağınık ve parçalı duruşu gözeterek Alevi kurumlarını kendi bünyesine katmak için çalıştığını kaydeden Çabuk, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kendi Alevisini yaratmaya çalışan bir devlet sistemi uygulamasıdır. Biz Alevilerin içerisinde bulunduğu dağınıklığı görüyor olmalılar ki; bir Alevi toplumu yaratmaya çalışıyorlar. Bizim ibadetimizi, cemevlerimizi tanımayan, inancımıza saygı duymayan, cemevleri cümbüş evidir diyenlerin güdümünde oluşturulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kesinlikle Alevi toplumunu birbirinden ayırmak ve çatıştırarak geleneklerimizi al aşağı etmekten başka bir amaç gütmüyor. Bir asimilasyon projesidir” diye belirtti.

    “CEMEVLERİNE GELEN HEYETE ‘EŞİT YURTTAŞLIK’ TALEBİMİZİ İLETTİK

    Çabuk, kendileri ile görüşmeye gelenlere eşit yurttaşlığı işaret ettiklerini belirterek, şunları ifade etti:

    “Alevilerin bu projeye evet diyeceğini sanmıyorum. Biz 54 şubemiz ve genel merkezimizin aldığı kararla Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hiçbir adımına eşlik etmeyeceğiz, taleplerini yerine getirmeyeceğiz. Bize sundukları imkanları kabul etmeyeceğiz. Buraya da gelerek bizlerle görüştüler. Burada konuştuk ve taleplerimizi açıkça söyledik. Kendilerine, eşit yurttaşlık hakkının teslim edilmesiyle Alevilerin sorunların çözüleceğini söyledik. Zorunlu din derslerinin ve Diyanetin kaldırılmasını, cemevlerinin tanınmasını ve kamuda Alevi toplumunun haklardan faydalanabilmesi taleplerini ilettik. Ama ne yazık ki 22 yıllık AKP iktidarından böyle bir yaklaşım görmedik.”

    “DEDELERE/PİRLERE MAAŞI KABUL ETMİYORUZ”

    Alevi dedelerine/pirlerine maaş bağlanmasını eleştiren Zehni Çabuk, “Göç etmiş Alevi köylerinin sayıları az kalan insanlarına ‘sizlere cemevi kuracağız ve dede, zakir, bekçi alacağız’ diyerek yapay ve suni dernekler kurup, cemevlerinin sayısını arttırdıklarını söylüyorlar. Sayısının 1800 olduğu cemevlerinin ise arkalarında olduğuna dair kamuoyuna duyuru yapıyorlar. Bu asla böyle değildir ve İzmir’de bulunan 18 cemevi bu projeye evet dememiştir. Oradan gelecek dede bizim yolumuza hizmet edemez. Bizim dedelerimiz maaş değil hakullah alır. Bu tamamen inancımızı asimilasyona uğratmaktır. Bu girişimi kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • EŞİK’ten yerel seçimlere ilişkin 5 acil şart!

    EŞİK’ten yerel seçimlere ilişkin 5 acil şart!

    PİRHA-EŞİK, yerel seçimlere ilişkin 5 acil şartını açıkladı. Açıklamada, “Mor, yeşil ve kamucu politikalarla yönetilen kentlerde eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayat istiyoruz!” denildi.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. EŞİK, yerel seçimlere ilişkin 5 acil şartını açıkladı.

    “MOR, YEŞİL VE KAMUCU POLİTİKALARLA YÖNETİLEN KENTLERDE EŞİT BİR HAYAT İSTİYORUZ”

    “Mor, yeşil ve kamucu politikalarla yönetilen kentlerde eşit, özgür ve şiddetsiz bir hayat istiyoruz!” başlığıyla yapılan açıklamada, toplumun demokrasiden giderek uzaklaştırıldığı bir seçim sürecinin yaşandığı belirtilirken, “Yine demokratik yöntemlerden uzak, yüzde 50 cinsiyet açısından eşit temsile kör, sivil toplumu dışlayan, yıkıcı rekabetin egemen olduğu ve siyasete parası olanın katılabildiği bir adaylaş(tır)ma süreci yaşadık. Ülke gündemine ‘eşitlikçi, kamucu, ekolojik ve sosyal belediyecilik nedir? Nasıl mümkündür?’ soruları ve yanıtları yerine doğa talanı, seçim hileleri, hukuksuzluk, yoksullaştırma, şiddeti sıradanlaştırma, algı yönetimi, şantaj ve şeriatın meşrulaştırılması gibi konular hâkim” denildi.

    “5 ACİL ŞARTIMIZI BELİRLEDİK”

    EŞİK; eşitlikçi, mor, yeşil, kamucu belediyecilik için beş acil şart belirlediklerini bildirdi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “‘Eşit Yurttaşlık Hakkı ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Kent Planlaması, Kadınların Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Açıdan Desteklenmesi ve İklim Değişikliğine ve Afetlere Dirençli, Ekolojik Kentler başlıkları şeklinde 5 acil şartımızı belirledik.

    Bu şartlar yerine getirilinceye kadar kararlılıkla, amacımıza ve ülke gerçeklerine odaklanan, dayanışmacı mücadelemize devam edeceğiz. Mücadelemizden, yaşam alanlarımızın rant ekonomisi, kent çeteleri, inşaat tekelleri, kayırmacılık siyasetiyle iç içe yönetilmesine ve her türden eşitsizliği besleyen yerel yönetim anlayışına son verilinceye kadar vazgeçmeyeceğiz” diye kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Eş Genel Başkanı Kulu: ‘Rıza Anayasası’ için Kadıköy’de olalım -VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kulu: ‘Rıza Anayasası’ için Kadıköy’de olalım -VİDEO

    PİRHA- DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi katılım çağrısı yaptı. Kulu “Adaletin nüvesinin kalmadığı bir ülkede Alevilerin, yurtseverlerin, Türkiye devrimcilerinin ve barışı ve demokrasi isteyen herkesin 10 Aralık’ta Kadıköy Meydanı’nda, karanlığa değil aydınlığa ışık tutmalarını istiyoruz” dedi.

    AKP hükümetinin eğitim başta olmak üzere her alanı tamamen dinselleştirme girişimlerine karşı Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy’de saat 14.00’te “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingi yapılacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, 10 Aralık mitingine ilişkin çağrıda bulundu.

    Ülkenin karanlığa gittiğine işaret eden Kulu, “Her gün şeriatın ayak seslerinin geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Adaletin, hukukun tamamen bittiği bir dönemdeyiz. Demokratik cumhuriyeti, özgür ve eşit yurttaşlığı savunmak için 10 Aralık’ta İstanbul Kadıköy Meydanı’nda olalım” dedi.

    Kulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türk Tabipler Birliği’ne kayyum atayan, 81 yaşındaki bir kadını cezaevine gönderen bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Artık adaletin nüvesinin kalmadığı bir ülkede Alevilere, yurtseverlere, Türkiye devrimcilerine ve gerçekten bu ülkede barışı ve demokrasi isteyen herkesin 10 Aralık’ta Kadıköy Meydanı’nda, karanlığa değil aydınlığa ışık tutmalarını istiyoruz. Bir bütün olarak yeni bir ‘Rıza Anayasası’yla eşit yurttaşlığı haykırmak için Kadıköy’deyiz.

    Eğitimin tamamen tarikatların, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uhdesine verildiği, şeriatı anaokuldan başlatan bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuz için demokratik bir cumhuriyetin inşası adına herkes üstüne düşeni yapmak durumundadır. İstanbul’da sesimizi, gücümüzü, birleştirerek demokrasiyi, barışı, eşitliği ve kardeşliği savunmak için 10 Aralık’ta Kadıköy’deyiz.”

    Diren KESER/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER
    > Koluman: Demokratik ülke ve laik eğitim isteyen herkesi mitinge bekliyoruz-VİDEO
    > Tosu: Üyelerimizi, velilerimizi, tüm halkımızı mitinge davet ediyoruz – VİDEO 

  • ‘Alevi Basın Odası’ çalışmalarına başladı!

    ‘Alevi Basın Odası’ çalışmalarına başladı!

    PİRHA – Alevi örgütlerinin ortaklaşarak kurduğu ‘Alevi Basın Odası’ faaliyetlerine başladı. 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge dair çalışmalara başlayan ekip, birçok materyali sunuma hazır hale getirdi. 

    Alevi kurumlarının genel başkanları ile medya mensupları arasında 20 Kasım’da yapılan toplantının ardından yeni bir gelişme yaşandı. Alevi kurumları ortaklaşarak Alevi Basın Odası’nı kurduklarını duyurdu.

    Ekip ilk iş olarak 10 Aralık’ta İstanbul’da yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine yönelik çalışmalarına başladı.

    ÇOK SAYIDA BASIN ÇALIŞANI İLE ORTAK ÇALIŞMA!

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı olan Aydın Deniz, konu hakkında PİRHA‘ya bilgi verdi. Deniz, “Alevi kurumları adına artık daha kurumsal olsun diye bir basın komisyonu oluşturduk. Bu ekip içerisinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden, Alevi Kültür Derneği’nden, Alevi Dernekleri Federasyonu ve Avrupa örgütlerinden de gazeteci arkadaşlar var. Aslında bu çalışmayı Alevi örgütleri olarak ortaklaştırdık” diye belirtti.

    10 ARALIK’TAKİ MİTİNGE ODAKLANILDI!

    Çalışma yöntemleri hakkında da bilgi veren Aydın Deniz, ilk olarak 10 Aralık’ta İstanbul’da yapacakları mitinge odaklandıklarını söyledi. Aydın Deniz, “10 Aralık mitingiyle ilgili tüm sosyal medya, basın ile iletişim kurma, randevuların alınması, sosyal medyada görünürlüklerin arttırılması gibi; pankartlar, afişler el ilanlarının dizaynı, yazılımı yani her şeyini bu basın odası üstleniyor” diye de ekledi.

    Aydın Deniz, Alevi kurumlarının yanı sıra basın kuruluşlarında yer alan birçok gazetecinin de Alevi Basın Odası’nda yer aldığını söyledi. Deniz, 10 Aralık’taki mitinge yönelik birçok hazırlık yaptıklarını da belirtti. Afiş çalışmalarının tamamlandığı bilgisini veren Deniz, “Şimdi ise teaserlar hazırlanacak. Sonrasında medya kuruluşlarını tek tek ziyaret edip hazırladığımız dijital çalışmaları vereceğiz. Haberlerin çoğaltılması adına görüşler sağlayacağız” dedi.

    Alevi Basın Odası, sosyal medya hesaplarını da duyurdu. Alevi kamuoyunu ilgilendiren konularla ilgili paylaşımların yapılacağı hesaplar şu şekilde:

    🚩 TWITTER (X)

    https://x.com/alevibasin/status/1726863166699896842?s=46&t=laAA2QUZIv2dI2WqWOXKRA

    🚩 INSTAGRAM

    https://www.instagram.com/p/Cz5lvrJItIx/?igshid=MzRlODBiNWFlZA==

    🚩 FACEBOOK

    https://www.facebook.com/100078410200996/posts/pfbid02CmGs55sMuZzg6AtcFZXNFW8E4RJnPTyn2jgBVRpSp6cj2s65oeNXnzrV5dZLVdTul/?d=n&mibextid=WC7FNe

    Eren GÜVEN/PİRHA