PİRHA- ESP Dersim İl Örgütü, 3 Şubat’ta gerçekleştirilen operasyon kapsamında tutuklanan, aralarında Eş Genel Başkan Murat Çepni’nin de bulunduğu 85 sosyalistin tutukluluğunun 100. gününde Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Yunus Aras, “Gerçeği silaha dönüştüren özgür sosyalist basın, kadın özgürlük mücadelesinin neferleri ve işçi sınıfının öncüleri hedef alınmıştır; bu abluka dağıtılacak” dedi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Dersim İl Örgütü, 3 Şubat tarihinde sosyalist kurumlara yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama saldırılarının 100. gününde sokağa çıktı. Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kitle adına basın açıklamasını Yunus Aras okudu.
“HEDEF TAHTASINA PARTİMİZ KONULDU”
Açıklamada, rejimin “iç cepheyi tahkim etme” adı altında ESP’yi hedef tahtasına koyduğu belirtilerek, tutuklanan 85 sosyalistin kimliklerine vurgu yapıldı. Yunus Aras, tutuklananların kapitalist sömürüye karşı mücadele eden sendika temsilcileri, sosyalist kadınlar, Kürt halkının özgürlük taleplerini savunan yurtseverler ve doğa savunucuları olduğunu ifade etti.
“100 GÜNDÜR İDDİANAME YOK”
Tutuklamaların dayanağı olan “gizli tanık” ve “itirafçı” beyanlarını sert bir dille eleştiren Aras, şu ifadeleri kullandı:
“Kişiliğini ve benliğini satan bu iftiracılar, bugün CHP belediyelerine yönelik gözaltılarda da görüldüğü gibi en basit hukuk ilkelerini bile hiçe sayarak, her türlü yalan beyanla insanların geleceğini çalmaktadırlar. 100 gün oldu, hala tutsak yoldaşların büyük çoğunluğunun iddianameleri bile hazırlanmadı.”
Sanat Sokağı’ndaki açıklamada, tutuklu sosyalistlerin derhal serbest bırakılması talep edilirken, tüm devrimci-demokratik kişi ve kurumlara dayanışma çağrısı yapıldı. Açıklama, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Özgürlük kazanacak” sloganlarıyla sona erdi.
PİRHA- ESP yönelik operasyonda gözaltına alınan ve adliyeye getirilen 56 kişiden aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, gazeteciler Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp’ın da olduğu 47 kişi tutuklandı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Etkin Haber Ajansı (ETHA), DİSK/Limter-İş, Polen Ekoloji ve BEKSAV’a yönelik operasyonda 96 kişi 3 Şubat’ta gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 40 kişinin emniyet işlemleri sürerken, 56 kişi ise Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.
Savcılık, 56 kişinin ifadesini almadan dosya üzerinden tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Hakimlik, 56 kişiden aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de yer aldığı 47 kişinin tutuklanmasına, 9 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verdi.
Tutuklananların isimleri şöyle:
“Aydın Kılıçdere, Okan Danacı, Sıtkı Güngör, Erol Tunç, Gamze Toprak, Levent Tuncaloğlu, Havanur İdis, Beritan Aksu, Eylem Taş, Hasan Polat, Hivda Selen, Ruşa Sabur, Serdal Işık, Tanya Kara, Hasan Hüseyin Yeşilova, Cemre Nayir, Cemil Aksu, Ahmet Bilal Bay, Dilara Su Kalpak, Emrah topaloğlu, Hacer Elçin, Muhammet Çelik, Şükran Yaren Tuncer Yıldırım, Berkan Balcı, Cafer Erözsoy, Songül Sağlamer, Kerem Bükre, Ali Haydar Saygılı, İleri Devrim Yurtsever, Leyla Can, Uğur Ok, Pınar Gayıp, Tayfun Kalpak, Murat Çepni, Şahin Tümüklü, Serpil Topal, Ahmet Uçar, Satiye Ok, Meral Tatar, Aynur Ergül, Latife Canan Kaplan, Hakkı Demirel, Kanber Saygılı, Ayşe Nur Demir, Berfin Polat, Elif Bayburt , Nadiye Gürbüz.”
PİRHA- İstanbul, Ankara, İzmir, Malatya ve 18 ilde sosyalistlere yönelik ev baskınları ve gözaltılara karşı DEM Parti Malatya Şubesi basın açıklaması yaptı. Açıklamada operasyonların siyasi kırım niteliği taşıdığı vurgulayarak gözaltındakilerin derhal serbest bırakılması istendi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Etkin Haber Ajansı (ETHA), DİSK/Limter-İş, Polen Ekoloji ve BEKSAV’a yönelik gözaltı operasyonları bir çok ilde olduğu gibi, Malatya’da da protesto edildi.
Açıklamayı Dem Parti Malatya Şube İl Eşbaşkanı Musa Gürz okudu.
Açıklamada, birçok kentte eş zamanlı gerçekleştirilen ev baskınlarıyla sosyalistlere yönelik kapsamlı bir saldırı dalgası başlatıldığı belirtildi. Gözaltına alınanlar arasında Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Sosyalist Kadın Meclisleri Genel Sözcüsü Tanya Kara, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu Eş Genel Başkanı Berfin Polat ile Malatya’dan İdris Tike ve Hacı Çiçek’in bulunduğu hatırlatıldı.
Dem Parti İl Eşbaşkanı Gürz, güvencesiz ve düşük ücretli çalışmanın yaygınlaştığı, kadınlara yönelik saldırıların arttığı, Kürt halkının kırıma uğratıldığı, doğanın sermaye uğruna talan edildiği bir dönemde sosyalistlerin işçi sınıfının ve tüm ezilenlerin haklarını savunduğu için hedef alındığını söyledi. Yargının, iktidar tarafından bir baskı ve sindirme aracı olarak kullanıldığını vurguladı.
“BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ, MÜCADELE SÜRECEK”
Gürz açıklamada, boyun eğmeyeceklerini belirterek şunları söyledi:
“Devrimci sosyalistler faşizmin olağanlaştırmaya çalıştığı bu siyasi yargı sopasını bir kez daha boşa düşürecek. Rojin’in, Hakan Tosun’un, Reşit Kibar’ın, Ali Aydın’ın, Burak Oğraş’ın, Kobaneli çocukların, saçını ördüğü için baskıya uğrayan kadınların, zafer işareti yaptığı için şiddet gören çocukların, 6 Şubat ve sonraki günlerde enkazlarda ölüme terk edilenlerin, her gün iş cinayetlerinde, kadın cinayetlerinde yitirdiklerimizin, kuyu tipi zindanlarda tutulan ve hasta edilen devrimci tutsakların ve bu zulmün kadrine uğramış tüm ezilenlerin hesabını sormaktan bir an bile vazgeçmeyecek.“
Basın açıklaması, hukuksuz baskınlara son verilmesi ve gözaltına alınan tüm mücadele yoldaşlarının derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
Açıklamada ayrıca 6 Şubat 2023 yılında meydana gelen depremlerin 3. yılı vesilesiyle depremde yaşamını yitirenler anıldı. Gürz 6 Şubat’ta depremin 3. yılı vesilesiyle alanlarda olacaklarını ifade etti.
PİRHA- Aralarında ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de olduğu 100’ün üzerinde kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, “Hukuksuz baskınlara derhal son verilmeli, gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, ESP’ye yapılan operasyonu protesto etti. Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı ESP Üyesi Nuray Kaya okudu.
“TOPLUMSAL MUHALEFETİ SUSTURMAYI HEDEFLENİYOR”
Dün güne, bir kez daha hukuksuz baskınlar ve gözaltılarla başladıklarını belirten Kaya, “Sabahın erken saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarla, bu düzenin çürümüşlüğüne ve baskı politikalarına karşı mücadele eden sosyalist, devrimci ve demokratik güçler hedef alınmıştır. Dünyanın dört bir yanında kapitalizmin yarattığı yıkım, faşizmin ve sömürgeciliğin işgalleri, savaşları ve soykırım politikaları sürerken; halkların eşitlik, özgürlük ve adalet talepleri baskı ve zor yoluyla bastırılmak istenmektedir. Türkiye’de de iktidar, derinleşen ekonomik kriz, yoksulluk, kadın cinayetleri, doğa talanı ve emek sömürüsü karşısında toplumsal muhalefeti susturmayı hedefleyen saldırılarını artırmaktadır. Bugün yaşanan gözaltılar bu politikanın bir devamıdır” dedi.
“DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Nuray Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çetelerin, çocuk istismarcılarının ve uyuşturucu tacirlerinin yalan ve iftiraya dayalı beyanlarıyla kurgulanan bu operasyonlar; gerçek suçluları aklarken, halkın özgürlük ve eşitlik mücadelesini yürütenleri kriminalize etmeyi amaçlamaktadır. Ancak bilinmelidir ki, bu kirli senaryolar ne sosyalistleri ne devrimcileri ne de halkların meşru mücadelesini yürütenleri susturabilir.
Basın özgürlüğü, örgütlenme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü evrensel ve anayasal haklardır. Siyasi partilerin, gazetecilerin, kadın örgütlerinin, ekoloji mücadelesi yürütenlerin ve gençlik örgütlerinin hedef alınması; iktidarın demokrasiye ve halk iradesine olan tahammülsüzlüğünün açık bir göstergesidir. Hukuksuz gözaltılarla, sabah baskınlarıyla, yargı sopasıyla toplumu teslim alma girişimleri dün olduğu gibi bugün de sonuçsuz kalacaktır.
Faşizme karşı örgütlü mücadele yürütmek meşrudur. Bu meşruiyet, halkların yaşadığı eşitsizliklerden, sömürüden ve baskıdan doğmaktadır.
Bizler Emek ve Demokrasi Güçleri olarak; işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, halkların ve inançların, ekolojistlerin ve ezilen tüm kesimlerin verdiği onurlu ve meşru mücadeleyi savunuyoruz. Bu saldırılar karşısında susmayacak, geri adım atmayacak, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.
Hukuksuz baskınlara derhal son verilmeli, gözaltına alınan tüm mücadele yoldaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Bu sürecin takipçisi olacağımızı, demokratik kamuoyunu bilgilendirmeyi ve mücadeleyi büyütmeyi sürdüreceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.”
“MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, gözaltıların serbest bırakılmasın isteyerek, “ekolojik bir yaşam, işçilerin ve emekçilerin daha insanca ve onurlu yaşam mücadelesi verenle, kadın mücadelesi yürütenlere karşı operasyonlar düzenleniyor. Ne adı altında yapılıyor? İllegalize edilerek, kriminalize edilerek, çeşitli yalan itirafçılar oluşturarak onların üzerinden bir siyasal kırım politikası gerçekleştiriliyor. İktidarın faşist, baskıcı anlayışına karşı tüm sosyalistler, yurtseverler, demokratlar ve insanca yaşam isteyenler mücadelesine devam edecek” şeklinde konuştu.
PİRHA- ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, sabah saatlerinde kaldığı eve baskın yapılarak gözaltına alındı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), DİSK/LİMTER-İŞ, Polen Ekoloji ve BEKSAV’a dün yapılan baskında ESP Eş Genel Başkan Murat Çepni’nin de aralarında bulunduğu en az 100 kişi gözaltına alındı.
Bugün sabah saatlerinde ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, kaldığı eve baskın yapılarak gözaltına alındı. Aynı saatlerde ESP İl binasında da arama başlatıldı.
PİRHA- Sabah saatlerinde ESP’ye yönelik bir çok ilde gözaltılar yapıldı. 100 kişinin gözaltına alındığı belirtilirken, 10 kişinin ise arandığı belirtiliyor.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), DİSK/LİMTER-İŞ, Polen Ekoloji ve BEKSAV’dan çok sayıda kişi gözaltına alındı. ESP Eş genel başkan Murat Çepni’nin de aralarında bulunduğu en az 100 kişi gözaltına alındı.
PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Eş Başkanları Nurşat Yeşil ile Özgür Ateş, DEM Parti Dersim İl Eş Başkanları Hümeyra Tusun Yeğin ile Özcan Ateş, ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi ve EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, 2026 yılına dair mesajlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda barış, demokrasi, özgürlük ve eşit yurttaşlık talepleri öne çıkarken, yeni yıla mücadele vurgusuyla girildi.
İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı uzun yıllardır mücadele yürüten Aleviler, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. Kurum temsilcileri, 2025 yılının da baskı politikalarına karşı mücadelenin sürdüğü bir yıl olduğunu vurgularken, 2026’da bu mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Dersim’deki kurum temsilcileri yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.
“DAHA ÖZGÜR YILLARA”
İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil, 2026 yılına dair beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:
“2025 yılında başlayan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini, çıkarılacak yasalarla 2026 yılında daha sağlam temellerle ilerlemesini; kimsenin dilinden, dininden, ırkından, cinsel yöneliminden dolayı ayrıştırılmadığı, tüm insanların onurda ve haklarda eşit olduğu, kadınların ve LGBTİ+’ların daha özgür yaşadığı bir toplumu 2026 yılı için diliyorum, temenni ediyorum.”
İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş ise yeni yıl mesajına kültürel ve toplumsal barış vurgusuyla başladı:
“Öncelikle tüm halkımızın Gağan bayramını kutlayarak başlamak istiyorum. Barışın coğrafyamızda egemen kılınması için, savaşsız, sömürüsüz bir dünya için 2026’ya dair beklentilerimizin bu yönde olmasını diliyor ve temenni ediyorum.”
“BARIŞIN YILI OLSUN”
DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, 2025 yılının toplumsal baskılar ve savaşlarla geçtiğine dikkat çekerek, barışın somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguladı:
“Öncelikle 2025 yılını da aslında bir önceki yıllardan çok farksız yaşamadık. Yani genel olarak toplumsal baskı, demokrasinin olmayışı, kadına, çocuğa ve doğaya yönelik yapılan saldırılarla geçti. Diğer yandan dünyada da yaşanan savaşlar bizleri olumsuz anlamda etkiledi. O yüzden 2026 yılının ülkemize, Orta Doğu’ya ve tüm dünyaya öncelikle barış getirmesini istiyorum. Bu atılan barış adımlarının somut adımlarla ilerlemesi toplum açıdan çok önemli. Bunların dışında kadına yönelik şiddetin olmadığı, çocukların şiddete uğramadığı, öldürülmediği, doğanın katledilmediği, emekçilerin hakkını aldığı, güzel, mutlu, huzurlu bir yıl diliyorum.”
DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Ateş ise tarihsel acılara işaret ederek barış ve kardeşlik çağrısı yaptı:
“Geçtiğimiz yıllar bu topraklarda katliamlar, zulümler yaşandı. Temennimiz odur ki bundan sonraki yıllarda, bu acı ve katliamların son bulmasıdır. Her halkın kendi diliyle, rengiyle, kimliğiyle, inancıyla özgür yaşamasını istiyoruz. Çocuk çocukluğunu, yaşlı yaşlılığını mutlu ve huzurlu yaşasın. Yeni yıl halkımızın berrak suyunun kirlenmediği, savaşların ve ölümlerin olmadığı, doğanın katledilmediği, börtü böceğin öldürülmediği, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir yaşam diliyorum. Özelde Kürt halkının ve tüm dünya halklarının yeni yılını kutluyorum.”
“EMEKÇİLERİN ÖZGÜR OLDUĞU BİR YIL OLSUN”
ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, 2025 yılının emekçiler ve ezilen halklar açısından zorlu geçtiğini belirterek, yeni yıl için mücadele ve umut vurgusu yaptı:
“2025 yılı, Türkiye işçi sınıfı, emekçileri ve ezilen halklar açısından büyük zorlukların, büyük sıkıntıların ve büyük mücadelelerin olduğu bir yıl oldu. Bu yıldan aldığımız güçle yeni yılı selamlamak istiyoruz. Özellikle başta Kürt halkının, Kürt ulusunun barış ve demokrasi mücadelesinde atmış olduğu yeni bir adım var. Umarım bu karar Kürt halkına, Kürt ulusuna ve ezilen halklara adil, demokratik bir barışı getirir. Diğer yandan grevlerin, direnişlerin, işçi kıyımlarının, çocuk ölümlerinin, çocuk işçi ölümlerinin ve kadın ölümlerinin çokça arttığı bir yılı geride bıraktık. Yeni yılın en azından bunların olmaması ve ezilen halkların, işçi sınıfının, emekçilerin, gençlerin, çocukların ve kadınların özgür olduğu, mutlu olduğu, gerçekten gelecekleri konusunda herhangi bir kaygı yaşamadıkları bir yıl olmasını temenni ediyorum ve yeni yılda da en azından dünya halklarının savaşsız, sömürüsüz bir yaşamı inşa etmesini temenni ediyoruz.”
“2026 BİZİM YILIMIZ OLACAK”
EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul ise mücadele çağrısını büyüterek 2026’ya dair umutlu bir mesaj verdi:
“2025 yılını tamamlayarak bir yüzyılın ilk çeyreğini de tamamlamış olduk. Bu yılda da işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Tabii ki egemen sınıflar bakımından da kendi tahakkümlerini arttırmak, kendi tahakkümlerini kurmanın bir yılı olarak devam etti. 2026’nın işçiler, emekçiler, ezilen halklar bakımından mücadelenin kazanacağı bir yıl olacağını umuyoruz. Mücadelemizi birleştirir, beraber hareket eder, vitesi yükseltirsek 2026 yılı bizim yılımız olacaktır. Herkese mutlu yıllar.”
PİRHA-ESP Dersim İl Örgütü, ‘kuyu tipi’ hapishanelere karşı 2 günlük açlık grevine başladı. ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, ‘kuyu tipi’ hapishanelerin yaşam hakkına ve insan onuruna aykırı şekilde inşa edildiği için kapatılması çağrısında bulundu.
2021 yılından itibaren “S Tipi”, “Y Tipi” ve “Yüksek Güvenlikli” adları altında hayata geçirilen, gerek mimari yapısı gerekse de uygulamaları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından “kuyu tipi” olarak nitelendirilen hapishanelerdeki hak ihlalleri gündeme gelmeye devam ediyor.
Sercan Ahmet Arslan 217, Serkan Onur Yılmaz 196, Bakican Işık 157, Yurdagül Gümüş 144, Mithat Öztürk 101, Ali Aracı 96, Ali Hasan Akgül 96, Fikret Akar ise 56 gündür ‘kuyu tipi’ hapishanelerden sevk olmak için açlık grevinde.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Dersim İl Örgütü, parti binasında ‘kuyu tipi’ hapishanelere karşı 2 günlük açlık grevine başladı. Açıklamayı ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi okudu. Açıklamanın olduğu yere ‘Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın, sosyalistlere özgürlük’ pankartı asıldı.
“KUYU TİPİ HAPİSHANELERDE GÖKYÜZÜNÜ GÖRMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Hapishanelerin Türkiye’nin kangren haline gelmiş bir sorunu olduğunu söyleyen Orhan Çelebi, “Hapishane politikasının son halkası ise son birkaç yılda açılan, S ve Y tipi olarak tanımlanan, ancak tutsakların “kuyu tipi” diye adlandırdığı yeni tip yüksek güvenlikli hapishaneler oldu. Neden kuyu tipi deniyor? Çünkü bu mekanlar yasalarda tanımlanmış hapishane mimarisine aykırı şekilde inşa edilmiş, havalandırması ve penceresi bulunmayan, tek ve üç kişilik hücrelerden oluşan ağır tecrit ve izolasyon mekanları. Tutsaklar kimseyle temas etmeden, tek başına kalıyor ve yine tek başına günde sadece bir saat başka bir bölümdeki havalandırmaya çıkarılıyor. Gökyüzünü görmek ve temiz hava almak mümkün değil. Öyle ki elektronik kapılar ve bas-konuş sistemi nedeniyle tutsakların çoğu zaman gardiyanlarla dahi teması olmuyor” dedi.
“TECRİT, İNSANLIK SUÇUDUR”
‘Kuyu tipi’ hapishanelere sürgün edilen devrimcilerin açlık grevi eylemi yaptığını belirten Çelebi, taleplerini ise şu şekilde sıraladı:
“-Bu hapishaneler yaşam hakkına ve insan onuruna aykırı şekilde inşa edilmiştir ve derhal kapatılmalıdır.
-Tecrit insanlık suçudur ve tüm hapishanelerdeki tecrit politikalarından vazgeçilmelidir.
-Tutsakların iradesi dışında zorla yapılan sürgün sevk uygulamasından vazgeçilmelidir.
-Adalet Bakanlığı’nı bu konuda insan hak ve onuruna yaraşır yeni politikalar üretmeye, mevcut uygulamalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.”
PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, son bir hafta içerisinde muhalif kesimlere yönelik yapılan gözaltı operasyonlarını kınadı. Yazılı açıklama paylaşan TTB, “Demokratik ve sağlıklı bir toplum için temel hak ve özgürlükleri her koşulda savunacağız!” diye belirtti.
Siyaset ve hukuk camiasına yönelik gözaltı ve soruşturmalara bir tepki de TTB Merkez Konseyi’nden geldi. İktidar tarafından “hukukun araçsallaştırıldığı” vurgusunu yapan TTB, yazılı açıklama paylaştı.
“HUKUK DEVLETİ İÇİN TEHDİT”
TTB Merkez Konseyi açıklamasında, siyasi parti liderleri ve demokratik meslek kitle örgütü yöneticilerine dönük politikaları şu cümlelerle kınadı:
“Ülkemiz, siyasi iktidarın bilinçli ve ısrarlı politikaları doğrultusunda, bir yandan önlenebilir ölümlere her geçen gün yenilerinin eklenmesinin acısını ve öfkesini, diğer yandan temel hak ve özgürlüklerin adım adım sınırlanması tehlikesini yaşamaktadır.
Bolu Kartalkaya’da en az 78 yurttaşın yaşamını yitirmesinin acısıyla sarsıldığımız haftada; 20 Ocak 2025 günü Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın gözaltına alınmış ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma başlatılmış, 21 Ocak 2025 günü Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş’ın da aralarında olduğu 41 siyasetçi gözaltına alınmış ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ tutuklanmış, son olarak 23 Ocak 2025 günü İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Fırat Epözdemir gözaltına alınmıştır. Muhalif siyasi parti liderlerinin ve demokratik meslek kitle örgütü yöneticilerinin bu şekilde susturulmaya çalışılması kabul edilemez.
Düşünce ve ifade özgürlüğü, anayasal bir hak ve demokratik hukuk devletinin bir gereğidir. Toplumdaki her bir bireyin düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlandırılması, hem temel ve hak özgürlükler hem de demokratik hukuk devleti için tehdit niteliğindedir. Söz konusu sınırlamanın hukukun araçsallaştırılması yoluyla ve doğrudan siyasi öznelere yönelik yapılması ise bu tehdidi daha da derinleştirmektedir.
Demokratik ve barışçıl bir ortam olmadan sağlık ve bilim üretiminin mümkün olamayacağını bir kez daha hatırlatıyor; temel hak ve özgürlükleri her koşulda savunmayı sürdüreceğimizi belirtiyoruz.”
PİRHA-Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yapılan operasyon Dersim’de protesto edildi. Yapılan açıklamada, “Gözaltılar ezilenlerin sesini boğmayı amaçlamaktadır. Milyonlarca emekçiye, ölümü ve yoksulluğu reva gören bu iktidara karşı örgütlenelim” denildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında dün sabah saatlerinde Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yapılan operasyonda aralarında ESP Eş Genel Başkanı Deniz Aktaş ve SGDF Eş Başkanı Berfin Polat’ın da aralarında olduğu 40 kişi gözaltına alındı. BEKSAV’a yapılan baskında ise müzik enstrümanlarına el konuldu.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yapılan operasyon Dersim’de Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayla protesto edildi. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklamayı ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi okudu. Açıklamada, “Baskılar, gözaltılar bizi yıldıramaz! ESP yalnız değildir’ pankartı açıldı.
“ÇALIŞMALARIMIZI KRİMİNALİZE EDEN İKTİDARIN SALDIRILARINA YABANCI DEĞİLİZ”
AKP-MHP rejiminin yeni bir gözaltı saldırısı ile güne başladıklarını belirten Orhan Çelebi, “Ölümsüzlerin mezar anmalarını, halklarımıza dayatılan yoksulluk ve sefalete karşı yürütülen çalışmaları, kadına dönük şiddete karşı verilen mücadeleyi, sömürgeci faşizmin kayyum saldırısına karşı sokakta olmayı, meşru zeminde yürütülen tüm parti faaliyetlerini ve SGDF’nin gerçekleştirmiş olduğu kongresini kriminalize eden ve bunları gerekçe göstererek saldıran iktidara yabancı değiliz” dedi.
“MÜCADELE EDELİM VE KAZANALIM”
Gözaltı saldırısıyla sokakta siyaset yapma iradesini kırmanın hedeflendiğini vurgulayan Çelebi, “Halklarımızın fiili meşru hak mücadelesini, söz, eylem ve örgütlenme haklarını daha fazla faşist baskı altına alarak faşist iktidarın dışındaki sesleri, bilhassa ezilenlerin sesini boğmayı amaçlamaktadır. Milyonlarca emekçiye, ölümü ve yoksulluğu reva gören bu iktidara karşı örgütlenelim. Mücadele edelim ve kazanalım, çünkü güçlü olan biziz. Bu saldırıların bir diğer hedefi de faşist rejimin Rojava’ya dönük saldırılarının arttığı, sivillerin katledildiği “süreç” adı altında halklarımızı bekletme koridorunda tutma ve tüm devrimci-demokrat güçleri tasfiye etmektir. İktidarın bu beyhude çabalarına karşı bu gözaltı saldırısı vesilesiyle bir kez daha birlikte mücadeleyi yükseltme çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.
PİRHA- Dersim’de DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır’ın katılımıyla, kayyım protesto edildi. Dersim’den iktidara seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu zulümden vazgeç” dedi.
İçişleri Bakanlığı talimatıyla Dersim Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı binlerce yurttaş Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni’nin de aralarında bulunduğu binlerce yurttaş Dersim’e gelerek protestoya katıldı.
Kitle, Sanat Sokağı’nda Seyit Rıza Meydanı’na “Kayyım Dersim’den defol” sloganlarıyla yürüdü.
Seyit Rıza Meydanı’nda bir toplanan kitle Dersim Belediyesi’ne yürüdü. Yürüyüş boyunca kayyım protesto edilirken, halkın iradesine sahip çıkma çağrısı yapıldı.
Yürüyüş sonrası ilk olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuştu. Hatimoğulları, iktidarın kayyım eliyle halkın iradesini gasp etmeye çalıştığını belirterek, “Halkın iradesi onlara olmayacak. Halk bu zulme karşı direnmektedir. Kayyım rejimine karşı iradesini ortaya koydu. Bu kayyım zulmü devam ettikçe, Türkiye halkları askeri darbeyi biliyor. AKP 12 Eylül’e rahmet okutuyorlar. Belediyelerimize kayyım atandığında beton bariyer koyuyorlar. Belediyeler kışla değildir” dedi.
“MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Hatimoğullar, kayyım rejimine geçit vermeyeceklerini vurgulayarak, “Bizler demokrasi mücadelemizden asla geri durmayacağız, Seyit Rıza gibi baş eğmeyeceğiz. Kayyım demokrasi ittifakına karşı bir darbedir. Bizler haktan,hukutan yana olmaya devam edeceğiz. Kayyım gasptır, yıkımdır, talandır, ranttır. Saray duysun, halk burada ve belediyelerine sahip çıkmaya devam edecek. Asla kayyımları suskunlukla karşılamayacağız. Kayyım rejimi ortadan kalkmadığı sürece, biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Gelin faşizme karşı omuz omuza mücadele edelim. İnancından hiç bir zaman vazgeçmeyen Dersim’den bütün halklara sesleniyoru; safaları sıklaştıralım, mücadeleyi büyütelim” diye konuştu.
“BETON DUVARLARINIZ VIZ GELİR!”
EMEP Genel Başkan Yardımcısı ve Antep Milletvekili Sevda Karaca, kayyımlara geçit vermeyeceklerini ifade ederek, “Birlikte direnip, birlikte kazandığımız Dersim’den; kayyum efendinin betonların arkasına gizlendiği, bizim ittifakımızınsa bütün gövdesiyle, bütün cesaretiyle, yine birliğiyle ve özgüveniyle, buradan “Sana orayı bırakmayacağız” dediği güçle, buradan bütün memlekete selam gönderiyoruz tekrar. Bu kent ne zulümler gördü, ne talanlar gördü, ne darbeler gördü. Başını eğmedi, boyun eğmedi. Demokrasi nutukları atanlar, bugün meclis kürsülerinden “En demokrat biziz” diyenler, işte kayyum efendinin gizlendiği şu beton duvarlara bir baksınlar. Bu betonlar vesayetin daniskasıdır. Bu betonun arkasına gizlenen kayyum darbecinin ta kendisidir. Halk, seçim döneminde sadece daha ince yaşadığı kayyum zulmüne değil; memleketin dört bir tarafında yalan, talan, zulüm iktidarını her yeri o hale çevirerek yönetmeye çalışan iktidara da bir cevap verdi. Bugün Dersim’deki birliğimizi, ülkenin dört bir tarafında eşitlik, demokrasi, özgürlük, iş, ekmek isteyen halkın birliği haline getirebilmek için şu beton duvarların önünden bütün Türkiye halklarına sesleniyoruz: Gelin o gövdeyi birlikte mücadelenin gövdesi haline getirelim. Gelin, bu yokluk, yalan, talan, zulüm düzenini birlikte değiştirelim. Dersim ve Ovacık birdir. Halfeti ile Dersim birdir. Esenyurt’la Mardin birdir. Hakkari’yle İzmir, Ankara, Samsun, Rize, Denizli birdir. O yüzden biz diyoruz ki; bugün Dersim’in ittifakına göz dikip, bu ittifakı memleketin dört bir tarafında bir umut, bir güven oluşturmasını engellemek isteyenlere karşı; ülkenin dört bir tarafında birlikte mücadeleyi, yan yana duruşumuzu büyüterek bu saldırıyı püskürteceğiz. Beton duvarlarınız vız gelir!”
“İKTİDARI DA, KAYYIMLARI DA GÖNDERİRİZ”
EHP Hakan Öztürk, “Bu zulmü kimse kabul etmiyor. O nedenle Türkiye’nin dört bir yanında buraya geldik, yalnız kalmayalım diye. Bir olursak, iktidarı da, kayyımları da göndeririz” şeklinde konuştu.
“YAN YANA OLMA ZAMANIDIR”
ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, kayyımlara karşı direnenleri selamlayarak başladığı konuşmasında, “Dersim halkı örgütlü bir halkıtır, inancına, tarihine, devrimci değerlerine sahip bir halktır. Dersim halkı ses verip sır vermeyen bir halktır. Demokratik, halkçı belediyecilikte ısrar edeceğiz. Tüm Türkiye halkına çağrı yapıyorum; şimdi Dersim olma zamanıdır, kazanma zamanıdır, yan yana olma zamanıdır” dedi.
“BU GASPA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”
SYKP Eş Genel Başkanı Feray Mertoğlu, direnişinizle, dik duruşunuzla tanıyoruz. Kayyım diz çöktürmeyecektir. Kayyım gasptır, talandır, seçme seçilme hakkına darbedir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Ülkeyi yönetemiyorlar. Bu gaspa asla izin vermeyeceğiz. Birlikte mücadele edeceğiz, biz kazanacağız” diye belirtti.
“DİRENİŞİ BÜYÜTMEK VE TÜRKİYE’YE YAYMAK TEMEL GÖREVİMİZDİR”
Partizan temsilcisi, “Devlet kendisinden bekleneni yapmıştır. Kayyım saldırısına karşı direniş mevzisi kurulmuştur. Bu direnişi büyütmek ve Türkiye’ye yaymak temel görevimizdir” şeklinde konuştu.
“İKTİDARI MUTLAKA YENECEĞİZ”
CHP Genel Başkan Yardımcısı, şeytanın aklına gelmeyen hukuksal cambazlık iktidarın aklına geldiğini belirterek, “3 dönemdir halkın iradesine darbe yaptılar. Bu darbeyi Esenyurt’a taşıdırlar. Burada Ovacık ve Dersim halkının iradesine darbe yaptılar. Kayyım darbedir. Anayasaya aykırıdır. Tam bir faşizm uygulamasıdır. Buna karşı birlikte direnmek zorundayız. Önümüzde zor dönem var. Kayyım sistemini genişletecekler. Ama bizler inadına halkın iradesine sahip çıkmak için birlikte hareket etmek zorundayız. İktidarı mutlaka yeneceğiz” diye ifade etti.
“İŞİMİZE, EKMEĞİMİZ, İRADEMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ
KESK adına konuşan KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz, kayyımların anti-demokratik bir uygulamayla halkın iradesine çötüğünü dile getirerek, “Biz kamu emekçileri olarak, işimize, ekmeğimiz, irademize sahip çıkacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” şeklinde konuştu.
“ÖZGÜRLÜK, BARIŞ, ADALET VE BİRLİKTELİK VAR”
DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Aleviler olarak kayyımı tarihten tanıdıklarını vurgulayarak, “Dersim insanı Seyit Rızaların, Alişerlerin torunlarıdır. Kayyım şimdiye kadar Dersim’e ne yaptı? İnacını, dilini inkar etti. Hangi iktidar kayyım atıyorsa Dersim’de cevabını alacaktır. Dersim halkı kayyıma karşı ittifak kurdu ve kazandı. Bugün bu iradeye saldırı vardır. Buna karşı mücadelemizi büyüteceğiz. Sanmasınlar ki biz yolumuzdan geri döneceğiz. Bizim yolumuz belli. Biz yüzümüzü gerçeklere çevirdik. Bizim gerçekliğimizde özgürlük, barış, adalet ve birliktelik var. O Alevilerin değerini biraz bilseydiler biz bunları yaşamazdık. Biz biliyoruz ki mesele kayyım meselesi değil. Asıl mesele Kürt sorunudur. AKP iktidarına sesleniyoruz siz Kürt sorununu çözmediğiniz sürece çözüm olmayacaktır. Şimdiye kadar hangi iktidar Kürt sorunu çözmediyse iktidardan düştü. Şimdiki iktidarlarda onlar gibi gidecek. Eğer bir devlet halkın iradesine kayyım atıyorsa o devlet bitmiştir. Bu yüzden biz kaybetmedik. AKP-MHP iktidarı Dersim halkı ve kadınlarının direnişi karşısında kaybetti. Bundan sonra el ele tutuşacağız, kayyıma karşı birlikte olacağız. Onlar bu vatana ihanet ediyorlar. Biz Düzgün Baba Dağı’na karşı sesimizi yükseltiyoruz. Halfeti, Mardin, Batman bizimdir. Kayyıma ve yoksulluğa izin vermeyeceğiz. Bizlerin direnişi daha fazla yükselsin” diye konuştu.
“İRADEMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da, belediyeye karşı bir işgal olduğunu ifade ederek, “İrademize sahip çıkacağız. Bu böyle biline. İradesine sahip çıkanlara zulüm uygulandı. Bu zulü Maraş’tan, Roboski’den, Madımak’dan, Gazi’den biliyoruz. ‘Jin, Jiyan, azadi’ diyen, Dersim ittifakına yenileceksiniz” diye sözlerini tamamladı.
PİRHA- Halfeti’de irade gaspına karşı yapılan kitlesel eylemde konuşan siyasi parti temsilcileri, kayyımları halkın iradesine vurulmuş darbe olarak değerlendirerek, “Birlikte kazanacağız” mesajı verdiler.
Urfa’nın Halfeti ilçesinde belediyeye atanan kayyıma karşı protestolar üçüncü gününde devam ediyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile EHP, TÖP, TİP, EMEP, SMF, SYKP, SODAP, KKP, PİA, Devrimci Parti, ESP, İHD, Alevi Bektaşi Federasyonu, KESK’ten çok sayıda isim, Halfeti Belediyesi’ne atanan kayyıma karşı eylem yapan halkla buluştu.
Halfeti Belediyesi önünde süren eylemde konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, kayyım atamalarının yargı kararlarına dayandırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Ortada yargı kararı yok. Mehmet Karayılan’ın demokratik siyasete dair yapmış olduğu çalışmalardır. Kayyımın tek bir açıklaması var o da, AKP-MHP iktidarı halkın iradesini gasp ediyor. Direniş gösterenlere selam olsun. Halfeti’ye 4800 oy getirdiler ama yine kaybettiler. Öcalan’a çağrı yapıyorlar, diğer taraftan disiplin cezaları veriyorlar. Demokratik tepkilere müdahale ederek, halkın tepkisini dindiremezsiniz. Türkiye halklarını ortak mücadeleye çağırıyorum” dedi.
“KÜRT NE YAPSIN?”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İnkarcı bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu iktidar Kürt seçemez diyor, anadilini konuşamaz diyor. Kürt dilini kullanamıyorsa, kendi temsilcilerini seçemiyorsa, iradesine kayyım atanıyorsa, hapse atıyorsa Kürt ne yapsın?” diye konuştu.
Darbe hukukunu aşan bir süreçle karşı karşıya olduklarının altını çizen Bakırhan, “Kürtler bu coğrafyada demokrasi, adalet, eşitlik, müzakere, diyalog istiyor. Çözüm istemeyenler kayyım atayanlardır. Bir kandırma, yok sayma, inkar politikasıyla karşı karşıyayız. Bizler mücadele edenler olarak siyasi darbe yapan bu iktidarı uyarıyoruz, bu yoldan dönün. Bırakın Halfeti halkı kimi seçmişse o yönetsin. Sıkıştığınız zaman, kayyıma, kolluğa yapışan bir anlayışın sahibisiniz. Kürtler kavga, çatışma istemiyor, çözüm, demokrasi istiyor. Çözüm istiyorsanız, buradayız. Bu kararlar geri alınıncıya kadar mücadele edeceğiz, direneceğiz, alanlarda olacağız” ifadelerine yer verdi.
“SUSMADAN, DEMOKRATİK ZEMİNDE KARŞI ÇIKMALIYIZ”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları da, kayyımın gasp ve darbe olduğunu vurgulayarak, “Kayyımın siyasi, polis, saray eliyle seçme ve seçilme hakkının yurttaşın elinde alınmasıdır. Vali ve kaymakamlar eliyle padişahlık dönemi kurmak istiyor. İktidar bir eliyle iç barış dedi, diğer eliyle sopayla vurmaya çalışıyor. Bu anlayışla Türkiye’yi zapturapt altına almak istiyor. Barış istenler kayyım atamaz. Esenyurt’a atanan kayyım rejimini batı illerine taşımaktadırlar. Muhalefetteki belediyeler kayyım tehdidi altındadır. Türkiye’deki bütün siyasi partilere, toplumsal kesimlerin susmadan, demokratik zeminde karşı çıkmadan başka şansımız yoktur. Bizler Halfeti’de iç barıştan bahsedenlere diyoruz ki; tecridi kaldıracak olan sizlersiniz. Tecridi derhal kaldırın” şeklinde konuştu.
“DİRENENLER OLARAK VAZGEÇMİYORUZ”
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise, iktidarın kayyım atmasıyla birlikte iktidarını kaybettiğini ilan ettiğini belirterek, “İktidar Kürt halkını kazanımlarından vazgeçmesini bekliyor. Vazgeçmeyeceğiz. Yıllardır inkar politikası izliyorlar. İktidar tanalı, rantı saklamak için beton bariyeler kuruyor. Cumhur ittifakı, Kürt sorunun çözümünde rol çalıyor. Onları rol çalmaya değil Kürt sorunun demokratik çözümünde rol almaya çağırıyoruz. Kayyıma karşı direnenler olarak vazgeçmiyoruz. İşkence bizleri vazgeçiremeyecek. Mücadelemizi büyüteceğiz” diye konuştu.
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hasan Öztürk, Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcı, İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) adına Mehmet Kamaç, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, SODAP adına Sevda Akdağ, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Sözcüsü Mahir Gürz, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Sözcüsü Satiye Ok, Kurdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, kayyımlara karşı birlikte mücadele vurgusunda bulundu.
Halfeti Belediyesi Eş Başkanları da dayanışmadan dolayı teşekkür etti.
PİRHA – ESP üyeleri gerçekleştirdikleri yürüyüşle İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarına karşı birlikte mücadele etme çağrısında bulundu.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyeleri, İsrail’in Filistin’e yönelik bir senedir devam eden katliamlarına ve Lübnan’a yönelik işgal girişimi ile Türkiye’nin İsrail ortaklığını protesto etmek için İstiklal Caddesi’nden Taksim’e yürüyüş gerçekleştirdi. Eylemde, “Emperyalizm ve siyonizm yenilecek, Filistin ve Lübnan halkının direnişi kazanacak” pankartı açılırken sık sık “Siyonizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” ve “Emperyalistler işbirlikçiler yenilecek” sloganları atıldı.
Polis yürüyüşe saldırarak, ESP üyesi 5 kişiyi darp ederek gözaltına aldı. Eylemciler polisin gözaltısına karşı sloganlarla yanıt verdi. Basının görüntü almasını engelleyen polis, gazetecileri darp ederken ayrıca Gazete Patika muhabiri Yadigar Aygün’ü gözaltına aldı.
PİRHA – İzmir’de 22 Mart’ta tutuklanan ESP ve SGDF üyesi 4 kişi, ilk duruşmada tahliye edildi.
İzmir’de yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan ve ardından çıkarıldığı mahkemede 22 Mart’ta tutuklanan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyeleri hakkında açılan davanın ilk duruşması İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklu yargılanan Hıdır Ali Kılıç, Ebru Yiğit, Sinem Çelebi ve Birkan Polat ile avukatları hazır bulundu.
Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada ilk olarak savunması yapan Hıdır Ali Kılıç, üyesi olduğu ESP ve HDP binalarına girmenin, partisinin toplantısı ve basın açıklamalarına katılmanın suç olmadığını belirtti. Suçlamalar arasında Suruç Katliamı ile ilgili eylemlerin de olduğunu anımsatan Kılıç, “Kobane halkı ile dayanışma gösteren ve Suruç’ta katledilen 33’leri anmak suç değildir. 10 Ekim katliamını protesto etmek, Barış annelerinin, Cumartesi insanlarının mücadelesine destek vermek suç değildir. Polis jop ve kalkanlarla açıklama yapmamızı engellerse kitleye direnme çağrısı yapmak suç değildir. Ortada bir suçlu varsa; halkları, inançları yok sayan saray rejimidir” dedi.
KİTAP VERMEK SUÇ SAYILDI
Ardından savunmasını yapan Birkan Polat da tutuklanmalarına gerekçe olarak sunulan gizli tanığın savunmalarına değinerek, “İtirafçı, kendisine dergi kitap verdiğimizi söylüyor. Marksizm’e ait kitaplarda suç olan nedir? Marksizm dünya çapında benimsenen bir ideolojidir. ESP olarak tüm devrimcilerin mezar anmalarına katılırız. Lenin, Che, Rosa, Denizler, İbolar ve daha niceleri. Bu dünya sosyalist hareketin bir geleneğidir” diye belirtti.
‘ÜYELERİNLE NEDEN GÖRÜŞTÜN’ SUÇLAMASI
Ebru Yiğit de, “İzmir, Artvin, Adana, Ankara’ya yaptığım seyahatler ve buralarda parti üye ve yöneticileri ile yaptığım görüşmeler suç sayılmış. ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı olarak üyelerimiz ve yöneticilerimizle görüşmeler yapmam kadar doğal bir şey olamaz. Vasisi olduğum Fethiye Ok ile yaptığım telefon görüşmeleri teknik takip sonucu elde edilmiş ve delil gibi sunulmuş. Her hükümlü ve tutuklunun yaptığı görüşmeler zaten kayıt altına alınıyor. Tutsaklara vasi olmak, görüşçü olmak suç olarak nitelendirilemez” ifadelerini kullandı.
FİLİSTİN EYLEMİ DE DOSYADA
Savunma yapan Sinem Çelebi ise şunları söyledi:
“Anayasal hakkımı kullandığım için yargılanıyorum. 25 Kasım’da kadına yönelik şiddete karşı mücadele gününe katılmamı ve İzmir kadın platformunun taşıdığı pankartın arkasında olmamı suç saymışlar. İzmir’de ‘İsrail’le ticari ilişkiler kesilsin Filistin halkının yanındayız’ şiarıyla eylem yapıldı. Tüm dünyada yapılan eylemlerden sadece biridir ve yüzlerce kişi katılmıştı. Ancak sosyalist olduğum içim bu eylem nedeniyle de yargılanıyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum, tahliye ve beraat talep ediyorum.”
TAHLİYE KARARI
Avukatlar ise müvekkillerinin katıldığı basın açıklaması ve parti faaliyetlerinin suç içermediğini vurguladı. Müvekkillerinin anayasal haklarını kullandığını belirten avukatlar, hepsinin tahliyesini ve beraat ettirilmesini talep etti.
Kararını açıklayan mahkeme, tutuklu tüm sosyalistlerin tahliyesine karar vererek duruşmayı erteledi.
PİRHA-Çalışanların Kürtçe konuşmasını yasaklayarak işten çıkaran HD İskender’i protesto eden ESP’liler, Kürt dilini her yerde savunmaya devam edeceklerini belirttiler.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Kürt çalışanların Kürtçe konuşmasını yasaklayan ve bir fritöz yangını bahane ederek işten çıkaran HD İskender İstanbul Havaalanı Şubesi’ni protesto etti. İstanbul Havaalanı’nda açıklama yapan ESP’liler, “Zimanê me rûmete me ye/Dilimiz onurumuzdur. Kürt ve işçi düşmanı HD İskender” pankartı açtı. İşten çıkarılan Mehmet Kalkan’ın da yer aldığı eylemde sık sık “Faşizme karşı omuz omuza”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları atıldı.
“HD İSKENDER’İ HER YERDE TEŞHİR ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
İşçilere Kürtçe konuştukları için mobbing uygulayan HD İskender’i teşhir etmek için bir araya geldiklerini ifade eden ESP üyesi Gamze Toprak, “HD İskender’in bulunduğu bu yerden bir kez daha sesleniyoruz. Dilimiz kültürümüzdür, dilimiz bizimdir, dilimiz onurumuzdur. Onurumuza sahip çıkmak için sokaklarda olmaya, HD İskender’in bu pratiğini her yerde teşhir etmeye devam edeceğiz. Bu sermaye düzenini koruyan kollayan devletin karşısında Kürt dilini, anadilini savunmaya ve her yerde bu sömürgeci pratiği mahkum etmeye çağırıyoruz” dedi.
İşten çıkarılan Mehmet Kalkan ise işyerinde hakaret küfür ve tehditlere maruz bırakıldığını ve kendilerine karşı ırkçılık yapıldığını ifade etti. Havaalanında bulunan yurttaşların yoğun polis ablukasına rağmen ilgi gösterdiği eylem sloganlarla son buldu.
İstanbul ve Eskişehir’de sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında SGDF Eş Başkanı Okan Danacı ve Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı’nın da olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) yönetici ve üyelerine yönelik İstanbul ve Eskişehir’de operasyon yapıldı.
Sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında SGDF Eş Başkanı Okan Danacı, SGDF MYK üyeleri Senem Pektaş, Hivda Selen, Berfin Polat, Adnan Özcan, Emrah Topaloğlu, Hüseyin İldan ile DİSK’e bağlı Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı gözaltına alında
Operasyonda Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Yöneticisi Ömer Akgün de gözaltına alındı.
GAZETECİLERİN EVİ BASILDI
Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanlarının kaldığı ev de kapısı kırılarak basıldı. İkameti evde bulunmayan bir kişi için yapılan ev baskınında gözaltına alınan olmadı.
LİMTER-İŞ GENEL BAŞKANI VE OĞLUNA İŞKENCE
Limter-İş Genel Başkanı Kanber Saygılı’nın evine yönelik basında ise hem Saygılı’ya hem de oğluna işkence yapıldığı belirtildi. Polislerin açmalarını beklemeden evlerinin kapısını kırmasına tepki gösteren Saygılı’nın oğlu Ekin Saygılı, saldırıları maruz kaldığı polislerce yere yatırarak darp edildi. Oğluna yönelik işkenceyi önlemek isteyen Saygılı, polisler tarafından yerde sürüklenerek mutfağa götürüldü.
ETHA’nın geçtiği habere göre, gördüğü işkence sonucu Saygılı’nın bacağı kırıldı.
PİRHA – 27 Şubat’ta İstanbul’da ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Partizan üyelerinin gözaltına alınması protesto edildi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) İstanbul’daki Genel Merkezi binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni ile ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü’nün yanı sıra HDK, Kaldıraç ve Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TİD) üyeleri katıldı.
“HAPİSHANELER ÜZERİNDEN TOPLUM TESLİM ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”
Toplantıda ilk olarak konuşan ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, eşitlik, özgürlük ve hak talep edenlere dönük özellikle 2015 yılında devreye konulan “Çöktürme Planı” ile “faşist” bir saldırı furyasının başlatıldığını belirtti. Tümüklü, “Aslında kendi içerisinde bu operasyonların bir hedefi var. 2016’da itirafçı saldırısıyla başladığında örgütlü mücadeleyi dağıtmaya çalışan, örgütlü mücadelenin içini boşaltmayı amaçlayan bir saldırı furyası vardı. Bugün yeni bir furya var. Bu furya 2016’dan bu yana cezaevlerindeki tutuklu yakınlarına, yoldaşlarına ziyarete giden insanların yargılandığı bir furya. 25 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan sayın Öcalan üzerinde yürütülen tecrit politikasında deneyim kazanan faşist rejim bugün gelinen aşamada hapishaneler üzerinden toplumu teslim almayı düşünüyor” diye belirtti.
Tümüklü, tecrit ile sol sosyalist kesimlere dönük saldırılara karşı daha güçlü örgütlenerek, mücadele edeceklerinin altını çizdi.
“BUGÜNE KADAR İRADEMİZİ KIRAMADILAR, KIRAMAYACAKLAR”
Ardından söz alan SKM MYK Üyesi Leyla Can ise şunları ifade etti:
“8 Mart öncesi yapılan bu saldırıların özel ve kadın özgürlük hareketine olduğunu belirtmek istiyoruz. Bu toprakların en güçlü hareketlerinden biri olan kadın özgürlük mücadelesini bastıramayan erkek egemen devlet saldırılarını arttırarak kadın özgürlük mücadelemizi bastırmaya çalışıyor. Buradan bir kez daha belirtelim, bugüne kadar bu iradeyi kıramadılar, bundan sonrada kıramayacaklar.”
“SİYASİ OPERASYONDUR”
Ardından konuşan DEM Parti İBB adayı Meral Danış Beştaş, DEM Parti PM üyesi Sıtkı Güngör’ün gözaltına alındıktan sonra iktidara yakın medya tarafından hedef haline getirildiğini belirterek,“Yandaş medya Sıtkı Güngör arkadaşımız hakkında yargılamayı yaptı, soruşturmayı bitirdi ve hükümlü hale getirdi. Hakkında henüz hüküm olmadan, daha gözaltında iken iktidar yanlısı medya tarafından Sıtkı Güngör ‘yasadışı örgüt üyesi’ ilan edildi. Bu kendi hukuklarına saygı duymayan, kendi anayasalarını çiğneyenlerin yeni yöntemi ve maalesef uzun süredir bu yöntem kullanılıyor. Yaşanılanlar siyasi operasyondur. Halkımızla olmaya ve bu mücadeleyi yürütmeye devam edeceğiz. Gözaltına alınan Ezgi Gürbüz ve Sıtkı Güngör seçim çalışmalarını yürüten arkadaşlarımızdı. O yüzden bu gözaltılar seçim çalışmalarımızı da engellemeye dönüktür” dedi.
“BU SİSTEMATİK İŞKENCEDİR”
Ardından gözaltı esnasında polis şiddetine maruz kalan SGDF üyesi Mazlum Ortaç söz alarak şunları belirtti:
“Bu sistematik işkencedir, daha önceki süreçlerde de arkadaşlarımıza uygulandı. Faşizm, bu işkencelerle diz çökmemizi istiyor. Ama onlara boyun eğmeyeceğimizi ve irademizi kıramayacaklarını söylüyor, birleşik devrimci gençlik mücadelesini büyüteceğimizi belirtiyoruz.”
PİRHA – İzmir ve İstanbul’da yapılan ev baskınlarında aralarında ESP, Partizan ve SMF yönetici ve üyelerinin olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.
İstanbul’da sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüsü Barış Kayaoğlu, Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Partizan üye ve yöneticilerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi henüz öğrenilemedi.
Gözaltına alınanların isimleri şöyle:
SMF’den Barış Kayaoğlu, Metin Keleş; Partizan’dan İbrahim Hakkı Eren; Selda Aydoğdu, SKM’den Ezgi Gürbüz, Hacer Elçin; ESP’den Ali Haydar Keleş, Ali Karaçay, Mehmet Acettin, Mesut Çeki, Hüseyin Gültepe, Uğur Ok; Halk Cephesi’nden Selda Aydoğdu.
Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB) sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, ev baskınlarında polisin şiddet ve işkence uyguladığını belirtti. ESP’li Uğur Ok’un evine baskın yaparak gözaltına alan polislerin, evde bulunan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SDGF) üyesi Mazlum Ortaç’a şiddet uyguladığı belirtilerek, şiddetin fotoğrafı paylaşıldı. Şiddet sonucu Ortaç’ın kafasının kırıldığı belirtildi.
İzmir merkezli bir soruşturma kapsamında gözaltına alındıkları belirtilen isimlere yönelik 24 saat süreyle avukat kısıtlılığı getirildiği de öğrenildi.
İZMİR
İzmir’de yapılan ev baskınlarında, SKM Genel Sözcüsü Tanya Kara, SKM Genel Meclis üyesi Meliha Kayacı, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyesi T.K, Şerife Alpözel ve Mahir Kılıç gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesine dair bilgi verilmezken, 24 saatlik avukat kısıtlılığı kararı olduğu öğrenildi.
Gözaltına alınanlar İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
PİRHA- Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Parti Meclisi, 31 Mart Yerel Seçimlerinde izleyecekleri politika ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. DEM Parti’nin destekleneceği vurgulanan açıklamada, “Partimiz emekçi sol hareketten gelen çeşitli partilerin, sosyal şoven karakterli hiçbir aday önerisine ve ittifak oluşumuna destek vermeyecektir” denildi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Parti Meclisi, 31 Mart Yerel Seçimlerinde izleyecekleri politika ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
Hangi tarihsel kesitte yapılırsa yapılsın seçimlerin sonuçlarını, toplumsal ve siyasal güçlerin, kendi talepleri etrafında örgütlü bir irade açığa çıkartıp çıkartamamalarının belirleyeceği vurgulanan açıklamada, “Seçimler sınıf mücadelesinin bir anıdır; ancak esas olan geniş kitlelerin örgütlenmesi ve faşizme karşı cepheleştirilmesinin başarılmasıdır. Kazanımları korumanın ve geliştirmenin güvencesi de bu olacaktır” denildi.
“DEM PARTİNİN ÇALIŞMALARINA TÜM GÜCÜMÜZLE KATILACAĞIZ”
Yapılan açıklamada ESP’nin seçimlerde izleyeceği politika 5 maddede şöyle ifade edildi:
1) Kurucu bileşeni olduğumuz DEM Parti, ezilenlerin en geniş demokratik-halkçı birleşik mücadele cephesidir. Bu gerçekten hareketle, örgütlü bulunduğumuz her yerde DEM Parti adaylarıyla seçime girmek, sürece en güçlü yanıt ve politik tutum olacaktır. Partimiz, DEM Parti’nin seçimlere girdiği her şehir-ilçede tüm gücüyle, aktif biçimde çalışmalara katılacaktır.
2) Kürdistan’da gerçekleştirilen ön seçimler; örgütlü halk gerçeğinin somut göstergesi olmuştur. Adeta ‘demokrasi şöleni’ne dönüşen halk buluşmalarını kutluyor, seçilen adaylara başarılar diliyoruz. Partimiz, iki dönemdir kayyum saldırılarıyla el konulan belediyelerin yeniden kazanılması ve korunması mücadelesinde aktif bir özne olarak yerini alacaktır.
“BURJUVA ADAYLARA OY VERME ÇAĞRISI YAPMAYACAĞIZ”
3) DEM Parti’de somutlanan halk ittifakı dışında başkaca ittifak, güç birliği, iş birliği çalışmaları da mevcuttur. Bu girişimler partimiz tarafından ideolojik-politik temel ilke ve tutumlar çerçevesinden ele alınmaktadır. 2019 Yerel ve Mayıs 2023 Genel Seçimlerinde oluşmuş kimi örneklerde olduğu gibi, seçim mücadelesini sadece “Erdoğan veya AKP-MHP karşıtlığı” üzerinden ele almak, işçi sınıfı ve ezilenleri burjuvazinin adayları etrafında saflaştırmak, devrimci-demokratik mücadelenin zayıflığıdır.
Emekçi sol güçlerin bu kadim gerçeği dikkate almadan kuracağı popülist, ilkesiz, parlamentarist birliktelikler sadece, ezilenlerin öfkesinin kapitalist düzene yedeklenmesine yarayacaktır. Partimiz, faşizme karşı mücadele stratejisini zayıflatacak her türden taktiğin karşısında olacaktır. ESP, geçmiş seçimlerde olduğu gibi bu yerel seçimlerde de burjuva adaylara oy verme çağrısı yapmayacaktır.
“SOSYAL ŞOVEN KARAKTERLİ HİÇ BİR İTTİFAĞA DESTEK VERMEYECEĞİZ”
4) Partimiz, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve halkların faşizme karşı cepheleştirilmesini, birleşik mücadele iradesinin büyütülmesini temel görevlerinden sayar. Emekçi sol hareketten çeşitli partilerin ittifak arayışlarını da bu perspektifle takip edecek; sosyal şoven karakterli hiçbir aday önerisine ve ittifak oluşumuna destek vermeyecektir.
5) Partimiz antifaşist, antikapitalist, antisömürgeci, cinsiyet özgürlükçü ilkeler ışığında yerel seçim çalışmalarını yürütecek, doğaya ve kentlere yönelik suçları teşhir edecektir. Kentlerimizin sermayenin rant ve kar kapısına dönüştürülmesine karşı, demokratik, katılımcı, ekolojik, engelsiz kentler perspektifiyle mücadele yürüteceğiz.”
PİRHA-Eskişehir merkezli 8 kentte düzenlenen operasyonda gözaltına alınan ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Yeşil Sol Parti Eskişehir adayı Müslüm Koyun ve ETHA editörü Nadiye Gürbüz’ün de aralarında olduğu 7 kişi tutuklandı.
Eskişehir merkezli 8 kentte düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörü Nadiye Gürbüz, ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, ESP PM üyesi Selvinaz Göçmez, ESP üyeleri Sinem Çelebi, Adnan Özcan, Kalender Polat ve Yeşil Sol Parti adayı Müslüm Koyun tutuklandı. 7 kişiye ev hapsi kararı verilirken, 9 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.