Etiket: ESP

  • Hükümetin seçim öncesi operasyonları sürüyor: ESP’liler gözaltında

    Hükümetin seçim öncesi operasyonları sürüyor: ESP’liler gözaltında

    PİRHA – Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik sabah saatlerinde Eskişehir merkezli operasyon yapıldı. Aralarında ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ve ETHA Editörü Nadiye Gürbüz de olmak üzere çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Gazeteci, siyasetçi, avukat ve sanatçılara yönelik operasyonların son adresi Eskişehir oldu. Aralarında ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ve Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarının da olduğu çok sayıda kişi sabah saatlerinde gözaltına alındı.

    8 ilde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınanlar arasında ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, ETHA editörü Nadiye Gürbüz, ESP üyeleri Leyla Can, Uğur Ok, Serdal Işık, Meryem Yıldırım, Muhammed Bedran Çoğaltay, Selvinaz Göçmez, Sedrettin Polat, Hasan Polat, Sinem Çelebi, Kalender Polat ve Burcu Ayyıldız’ın olduğu öğrenildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Çiçek Otlu: Kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Çiçek Otlu: Kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda-VİDEO

    PİRHA – ESP Eski Genel Başkanı Çiçek Otlu, Yeşil Sol Parti listesinden İstanbul Milletvekilliği için çalışmalarına başladı. Otlu, PİRHA’ya yaptığı açıklamada “Kadının eşitliğinin olmadığı yerde Kürt halkının, Alevilerin, işçi sınıfının kendi mücadelesini kazanamayacağını çok iyi biliyoruz” dedi. 

    14 Mayıs seçimlerine giderken siyasi partilerin milletvekili adayları da netleşti. Yeşil Sol Parti, en çok kadın aday ile yarışa dahil olan parti oldu. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eski Genel Başkanı Çiçek Otlu da İstanbul Milletvekilliği için 3. Bölge 3. sıradan aday gösterilen isim oldu.

    “KADINLAR VİTRİN GİBİ KULLANILMIŞ”

    Çiçek Otlu, Yeşil Sol Parti’nin eşit temsiliyet konusundaki hassasiyetine dikkat çekerek, “Emekçi sol hareketi ve Kürt özgürlük mücadelesi kadınların değiştirme gücünü çok net görmüş, bu yüzden de eşit temsiliyet, eş başkanlık sistemini geliştirmiş durumda. O yüzden bizim tek bir sözümüz var; yaşamak istiyorsak önce kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda” dedi.

    Otlu, kadın temsiliyeti konusunda diğer partilerin yetersiz kaldığını vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Eşit temsiliyet yoksa kotanın uygulanması yönünde fikirlerimiz var. Kotanın uygulandığını da görüyoruz. 200’ün üzerinde kadın adayla bu yıl 28. döneme gideceğiz. Cumhuriyetin 2. yüzyılında herkes, kadın politikalarını açıklıyor. AKP ve MHP ittifakı politikasına baktığımızda kadınları ve gençleri ön plana koyacaklarını söylediler ama gördüğümüz listelerde kadınlar daha çok arka planda ve daha çok vitrin gibi kullanılmış. Kadınların hiçbiri kentlerde 1. sırada gösterilmemiş. CHP ve İyi Parti’de de aynı sorunu görüyoruz ama Yeşil Sol Parti’ye baktığımızda hem 200’ü aşkın kadın aday var, hem de 36’ya yakın ilde 1. sırada kadınların yer alacağını görüyoruz. Büyük ihtimalle 2023 seçimlerinden sonra da seçilme oranı olursa kotanın üzerinde eşit temsiliyete yakın kadın vekille, mecliste kadın rengimizle sözümüzü söyleyeceğimize inanıyoruz.”

    “KADINLAR, BİRÇOK MÜCADELENİN ÖNÜNDE YER ALDI”

    Çiçek Otlu, kadınlar olarak yeni söylemlerinin, “Kadınlar değiştirecek ve bu mücadelede özgürlük kazanılacak” olduğunu belirtti. Otlu, kadın haklarının geri alınması konusunda ısrarcı olacaklarının altını çizerek şöyle devam etti:

    “Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede feshedilmesi ile birlikte başlayan ya da 2016 yılında OHAL ilanı ile birlikte özellikle cinsel taciz, istismar davalarında yargılanan erkeklerin tahliyesi söz konusuydu. Bu dönem bakımından başladığımız bir mücadele var. 2016’dan beri bu erkek faşist rejimine karşı asla kadınlar geri durmadı, sözünü söyledi ve susmadığını, itaat etmediğini, bu rejime haykırdı. Bazen Gülistan Doku’nun mücadelesinde bazen Pınar Gültekin’in mücadelesinde bazen 8 Mart’ta, 25 Kasım’da ya da Kürt özgürlük mücadelesinin herhangi bir talebinde, demokratik Alevi mücadelesi ya da ekoloji mücadelesi önünde hep kadınlar yer aldı. Değiştirecek gücümüzün olduğuna da inanıyoruz. ’21. yüzyıl kadın yüzyılı olacak’ dedik ve bunun ilk aşamasını Rojava devriminde gerçekleştirdik. Şimdi İran’da, Rojhilat’ta çok büyük bir isyan var. ‘Jin, jîyan, Azadî’ gibi bir slogan bütün kadınların evrensel sloganı olmuş durumda. Demek ki 21. yüzyılda kadının olmadığı yerde devrim olmaz. Kadının olmadığı yerde eşitlik olmaz. O yüzden Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında söyleyeceğimiz şey; kadının eşitliğinin olmadığı yerde Kürt halkının eşit olamayacağını, Alevilerin eşit olamayacağını, işçi sınıfının kendi mücadelesini kazanamayacağını çok iyi biliyoruz. O yüzden de kadınların sözü ve değiştirme gücünü bence emekçi sol hareketi, devrim mücadelesi ve Kürt özgürlük mücadelesi bunu çok net görmüş. Bu yüzden de eşit temsiliyet, eş başkanlık sistemini geliştirmiş durumda. O yüzden bizim tek bir sözümüz var; yaşamak istiyorsak önce kadınlar özgürlüğünü elde etmek zorunda. O yüzden özgürlük mücadelesini doruk noktasına getirip bu rejimi; erkek egemen rejimi değiştireceğimize inanıyoruz.”

    “EMEK SEFERBERLİĞİNE GİRİŞECEĞİZ”

    İstanbul Milletvekili adayı Çiçek Otlu, sahada nasıl çalışma yürüteceklerini anlattı. Otlu, “Çok zorlu bir süreç olacak. Gerçekten tarihsel ve kritik bir süreç. Ve bu süreçte sadece vekil adayları değil, aynı zamanda halkımızla birlikte büyük bir emek seferberliğine girişeceğiz. Büro açılışlarımızdan bire bir kitle çalışmasına, bütün halkımızı, yani sadece Kürt halkını değil, Türk halkını, Arap, Laz, Çerkez, Roman, Ermeni, dini inanç olarak Hristiyanları, Yahudileri, kimler varsa herkese bize oy vermeye ve bu iktidarın değişmesi gerektiğine ikna edeceğiz. Bu dönem gerçekten birlikte kazanacağımız bir dönem.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayları netleşmeye başladı!

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın adayları netleşmeye başladı!

    PİRHA- Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta genel seçimlerinde milletvekili aday listesi netleşti. Yeşil Sol Parti bileşenlerinin eş genel başkanları ve eş sözcülerinin ve Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni paritlerin aday gösterildiği kentlerde belli oldu. 

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) 14 Mayıs genel seçimlerinde aday gösterilecek isimler belirlendi. Aday Mutabakat Komisyonu’nun çalışmalar sonucu tamamlanan liste, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın’ın onayına sunuldu.

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Emek Partisi’nden (EMEP) doğru aday gösterilecek isimler belli oldu. Yeşil Sol Parti’nin bileşenleri ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda Yeşil Sol Parti listesinden aday gösterilecek isimler de belirlendi.
    Liste şu şekilde:
    -Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar İstanbul’dan; Eş Sözcü İbrahim Akın ise İzmir’den aday gösterildi.

    -Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Wan’da liste başından, Eş Genel Başkan Mithat Sancar ise Riha’dan aday gösterildi.

    -Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, İstanbul’dan aday gösterildi.

    -Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Amed’te liste başında aday gösterildi.

    -Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Mêrdîn’de; Eş Genel Başkan Keskin Bayındır memleketi Êlih’ten aday gösterildi.

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir’in de memnu haklarını alamadığı için aday gösterilemediği öğrenildi. EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKI

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, SMF’den Cemil Güngören ve TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca İstanbul’dan; EMEP’ten İskender Bayhan İstanbul’dan ve Sevda Karaca Demir ise Dîlok’tan aday gösterildi.

    HDP BİLEŞENLERİ

    Yeşil Sol Parti bileşenleri olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nden (ESP) Çiçek Otlu İstanbul’dan; Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi’nden (SYKP) Tülay Hatimoğulları Adana’dan; Devrimci Parti’den Burcugül Çubuk İzmir’den; Sosyalist Dayanışma Platformu’ndan (SODAP) Kezban Konukçu ise İstanbul’dan aday gösterildi.

    KÜRT ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ İTTİFAKI

    Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nda yer alan Kürdistan Kominist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek Wan’dan; İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkanı Mehmet Kamaç da Amed’ten aday gösterildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kaktüs Genç Kadın Derneği’ne polis baskını

    Kaktüs Genç Kadın Derneği’ne polis baskını

    Kadıköy’de bulunan Kaktüs Genç Kadın Derneği’nin polis tarafından basılarak, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve SKM Genel Sözcüsü Çiçek Otlu’nun da aralarında olduğu çok sayıda kadın gözaltına alındı.

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin (ESP) sanal medya hesabından yapılan paylaşımda Kadıköy’de bulunan Kaktüs Genç Kadın Derneği’nin polis tarafından basıldığı duyurdu. Yapılan açıklamada, “Dernekte bulunan Eş Genel Başkanımız Özlem Gümüştaş ve SKM Genel Sözcüsü Çiçek Otlu’nun da aralarında olduğu çok sayıda sosyalist kadın işkenceyle gözaltına alındı” denildi.

    GÖZALTINA ALINANLAR

    Gözaltına alınanların isimleri şöyle: “Çiçek Otlu, Özlem Gümüştaş, Tanya Kara, Berfin Polat, Sinem Çelebi, Hacer Elçin, Leyla Can, Fatma Kanbolat, Meliha Kayacı, Songül Akbay ve Elif Bayburt.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suruç’ta IŞİD’in katlettiği Duygu Tuna, Cemil Yıldız ile İsmet Şeker anıldı-VİDEO

    Suruç’ta IŞİD’in katlettiği Duygu Tuna, Cemil Yıldız ile İsmet Şeker anıldı-VİDEO

    PİRHA-Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Duygu Tuna, Cemil Yıldız ile İsmet Şeker, İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki mezarları başında anıldı. Anma programında konuşan İHD İstanbul Şubesi Başkanı Av. Gülseren Yoleri, “Suruç katliamı barış umutlarına vurulan bir darbeydi. Ülkenin yüzünü tekrar çatışmaya, savaşa döndüğünün bir ispatıydı. Sonrasında yaşananlar da bunu doğruladı” dedi.

    Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Suruç’ta gerçekleştirdiği katliamda hayatını kaybeden Duygu Tuna, Cemil Yıldız ile İsmet Şeker, katliamın 7. yılında İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki mezarları başında anıldı. Anmaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Av. Gülseren Yoleri, CHP ve HDP Sultangazi ilçe yönetimi ile çok sayıda kişi katıldı. “Suruç için adalet, herkes için adalet”, “Suruç’u unutma, unutturma”, “Suruç’un hesabı sorulacak” sloganlarının da atıldığı anma programında ilk olarak Cemil Yıldız’ın eşi Sultan Yıldız söz aldı.

    “ONLAR TARİHİN EN TEMİZ SAYFALARINA YAZILDILAR”

    Suruç Katliamı’nın 7. yılında acılarının hala taze olduğunu söyleyen Sultan Yıldız, “Bugün Suruç Katliamı’nın 7. yılı. İnanın acılarımız hala aynı. Sanki katliam yeni olmuş gibi. Çok üzgünüz ama üzüntümüzü öfkeye çevirmeye çalışıyoruz. Onları asla unutmayacağız. Mücadelelerini devam ettireceğiz. Onlar kimseye bir şey yapmadı. Ama içlerinde bomba patlattılar. Kurban bayramında 33 cenazeyi bize gönderdiler. Onlar tarihin en temiz sayfalarına yazıldılar. Şunu unutmasınlar ki bu davadan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “SURUÇ İÇİN ADALET HERKES İÇİN ADALET”

    İsmet Şeker’in kızı Dilek Şeker ise adalet mücadelelerine devam edeceklerini belirtirken, “7 yıldır mezar başlarındayız. Babalarımızı, kardeşlerimizi bu temmuz sıcağında katlettiler. İki karakolun arasında hain bir bomba saldırısına göz yumdular. Bile bile ateşe attılar. Bizim için 20 Temmuz’un anlamı çok büyük. Çünkü onlar Kobane’ye oyuncak, kalem götürecek; hastane, park yapacaklardı. Onların yolundan devam ediyoruz. Adalet mücadelesindeyiz. “Suruç için adalet herkes için adalet” diyeceğiz. Suruç’a adalet gelirse Diyarbakır ve 10 Ekim de dahil bütün katliamlara adalet gelecek” ifadelerini kullandı.

    “ZALİMLERİN HESAP VERME GÜNÜ YAKINDIR”

    Suruç Katliamı öncesi devam eden çözüm sürecini hatırlatan HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ise şöyle konuştu:

    “Türkiye’de yüz yılı aşkın süredir düşmanlık politikalarını sürdürerek iktidarlarını devam ettiriyorlar. Düş yolcuları bu düşmanlığı sona erdirmek; Kürt ve Rojava’da karanlığa karşı mücadele eden halklar ile dayanışmak için yola çıktılar. Ama onlar yola çıktığında zalimler de planlarını yapmışlardı. Bu buluşmayı engellemek istiyorlardı. Maalesef düş yolcularının arasına bombayı gönderdiler ve yoldaşlarımızı aramızdan aldılar. Bir çözüm süreci yürütülüyor, umutlarımız büyüktü. Umutlarımızı elimizden almak için böyle bir karanlığı o gün yeniden başlattılar. 7 yıldır bu ülkede ne huzurumuz ne refahımız var. Hep beraber kaybediyoruz. Zalimlerin hesap verme günü yakındır. O gün gittikçe yaklaşıyor. O karanlığı üzerimize gönderen zalimler yakında hesap verecekler.”

    “SÖZ VERİYORUZ TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAYACAĞIZ”

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da “Suruç’tan önce Mersin ve Diyarbakır’da küresel vahşet örgütünün eylemleri gerçekleşti. Daha sonra 10 Ekim’de Gar Katliamı gerçekleşti. 1 Kasım’da da AKP’nin tek başına iktidar olduğu bir seçim süreci var. Aslında 20 Temmuz ve öncesi planlanmış, engellenmemiş katliamlardı. Açık kaynaklardan kimlerin eyleme hazırlandığı belliydi. Herkesin arandığı bir ortamda adeta oraya gönderilen vahşi bir eylemcinin bombalı saldırısı gerçekleşti. Bugüne kadar da adalet sağlanmadı. Hiçbir katliamda adalet sağlanmadı. Halklar arasında dayanışma ve barışı sağlayacağımıza söz veriyoruz. Toplumsal barışımızı sağlayacağız” dedi.

    “SURUÇ, BARIŞ UMUTLARINA VURULAN BİR DARBEYDİ”

    İHD İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri ise dava süreçlerine değinerek, şunları kaydetti:

    “Suruç bu ülkede ilk katliam değildi. Diğerleri gibi tesadüf olmadığını da biliyoruz. Önceden organize edildiğini kamuoyu biliyor. Fakat yargı eliyle sağlanan cezasızlık katliamların devamını getiriyor. Suruç Katliamı barış umutlarına vurulan bir darbeydi. Ülkenin yüzünü tekrar çatışmaya, savaşa döndüğünün bir ispatıydı. Sonrasında yaşananlar da bunu doğruladı.”

    ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş da “Onları oraya götüren şey Gezi’nin ayaklanmacılığını, değişimciliğini, isyancılığını Rojava devriminin birikimiyle buluşturmaktı. Türkiye ve Kürdistan halklarına birlikte yaşam umudunu göstermek için yola koyuldular” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Gözaltında kaybedilişlerinin 27. yılında Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç Gazi Mezarlığı’ndaki mezarları başında anıldı. Hasan Ocak’ın mezarı başında konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri, “Dün engellediğimiz gözaltında kaybetme suçu bugün yeniden işlenmeye çalışılıyor” dedi. Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak da gözümüzde Hasan’ın işkence edilmiş bedeninin fotoğrafı var. Biz Hasan’ın sıcağını çok özlüyoruz” diye konuştu.

    Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası” kapsamında gözaltında katledilişlerinin 27. yılında Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç‘u İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki mezarları başında andı. Anmaya Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, kardeşleri Maside Ocak, Hüseyin Ocak, Ali Ocak ile Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç’un yanı sıra Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyeleri de katıldı.

    Ağabeyi Rıdvan Karakoç’un mezarı başında konuşan Hasan Karakoç, “Gözaltında kaybedilen yakınlarımızın akıbeti ortaya çıkarılsın diye mücadele ediyoruz. 28 yıldır anneler ağlamasın evlatlar annesiz babasız kalmasın, bu kan, bu zulüm bitsin diye mücadele ediyoruz. Yakınlarımızı en ağır, en barbar şekilde katlettiler. Katillerini buluncaya kadar, son kayıp bulunana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “KAYBETME SUÇU YENİDEN İŞLENMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Hasan Ocak’ın mezarı başında yapılan anmada ise İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Gülseren Yoleri ise “Dün engellediğimiz gözaltında kaybetme suçu bugün yeniden işlenmeye çalışılıyor. Devleti bu insanlığa karşı suçu işlemeye vazgeçmeye yarayacak büyüklükte mücadeleyi büyütmek zorundayız. Bu, sadece kayıp yakınlarının değil hepimizi tehdit eden bir olgu olduğu için hepimizin sorumluluğu” dedi.

    “YARALARIMIZ HİÇ DİNMİYOR”

    Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak da “Bazı şeyleri hiç unutmuyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Hatırlatmak istiyoruz. Çünkü hatırlatmazsak kanayan yaramaz asla iyileşmeyecek. Hasan’ın gözaltında olduğunu biliyorduk. Çünkü tanıkları vardı. Ama Hasan’ın gözaltına alındığı inkar edildi. Devletin ilgili makamları Hasan’ın gözaltında olmadığını açıkladı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe ‘Hasan Ocak bizim için aranan şahıs değildir’ dedi. Aradan 27 yıl geçti. Ne Hasan’ın katilleri bulundu ne devletin devamcıları Hasan’la ilgili bir işlem yaptı. Ama bizim yaralarımız hiç dinmiyor. Çünkü bizim gözümüzde Hasan’ın işkence edilmiş bedeninin fotoğrafı var. Biz Hasan’ın sıcağını çok özlüyoruz” diye konuştu.

    Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak da, “Adalet arayan insanların sayısı alabildiğine yükseldi. Çünkü 100 yıldır bu coğrafyada yüzleşilmeyen sorunlar katlanarak büyüyor. Dedik ki ‘Kaybedenler kaybedecek’. İnsanlığın vicdanında ve bilincinde failler kaybetti. Ama cezasızlık politikası, suçluları koruma zırhıyla ömürlerini uzatmaya çalışıyorlar” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • İstanbul 2022 Newroz’u: Şimdi omuz omuza mücadele zamanı, şimdi kazanma zamanı-VİDEO

    İstanbul 2022 Newroz’u: Şimdi omuz omuza mücadele zamanı, şimdi kazanma zamanı-VİDEO

    PİRHA- Yenikapı’da Newroz alanına binlerce insan akın etti. Burada okunan ortak açıklamada, emperyalizme ve faşizme karşı mücadele çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Savaşa karşı barış, AKP-MHP faşizmine karşı özgürlük, yoksullaştırmaya karşı iş ve ekmek için omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz.
    Şimdi omuz omuza mücadele zamanı! Şimdi kazanma zamanı” denildi. 

    İstanbul 2022 Newroz’u binlerce kişinin katılımıyla Yenikapı Miting alanında kutlanıyor.

    Metro çıkışlarında polis tarafından oluşturulan arama noktalarının yanı sıra İstanbul Newroz Tertip Komitesi tarafından belirlenen görevliler ayrı bir arama noktası kurdu. Polisin engelleyici tutumuna rağmen yurttaşlar, pankart ve flamalarıyla alana giriş yaptı.

    Tertip komitesi adına Atilla Özdoğan konuşma yaptı.

    HDP İstanbul İl Eş Başkanları İlknur Birol ile Ferhat Encü açılış konuşması yaptı.

    İlknur Birol, “Söz verdik baharı bu ülkeye getireceğiz. Şimdi kazanma zamanı. Eğmediğimiz başımızla ileriye bakmak ve kazanmak zamanı.
    Yenikapı bugünden itibaren Newroz alanıdır” dedi. Yenikapı’da Newroz ateşini Barış Annesi Güler Buğday yaktı.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Milletvekili Ahmet Şık, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz’in de katıldığı Newroz Bayramı’nın ortak metnini ise Tuğçe Özçelik okudu.

    Açıklama şöyle:

    “Selam olsun! İstanbul’un dört bir tarafından gelip bu meydanı coşkuyla, cesaretle, umutla dolduran Demirci Kawa’nın oğullarına kızlarına.
    Selam olsun! ülkenin dört bir yanında direnenlere, cezaevlerinde, işyerlerinde, tarlalarında, yaylalarında, dağlarında, ovalarında, sokaklarında, üniversitelerinde direnenlere.
    Selam olsun Demirci Kawa’nın sınıf kardeşlerine, selam olsun kapitalist sömürüye direnen işçi sınıfına.
    Selam olsun! yeni bir dünyayı, yeni bir ülkeyi, yeni bir yaşamı, yeni bir geleceği kurmak için düşünen kafalara, yazan kalemlere, haber yapanlara, işleyen ellere, söyleyen dillere.
    Selam olsun inatçı direnişleriyle erkek egemen iktidara meydan okuyan, karanlığın ülkemiz üzerine topyekun çökmesine izin vermeyen kadınlara.
    Selam olsun özlemini duyduğumuz bir yaşamın bedelini hayatlarıyla ödeyenlere, kalbimize gömdüğümüz, mücadelemizde yaşayan en güzel yoldaşlarımıza.
    Selam olsun! yeni güne selam olsun! Newroza.

    “EMPERYALİZM, FAŞİZM, EN KİRLİ YÜZÜ VE KANLI ELBİSESİYLE BÖLGEMİZİN ÜZERİNDE DOLAŞIYOR”

    Emperyalizm ve faşizm en kirli yüzü ve en kanlı elbisesiyle ülkemizin ve bölgemizin üzerinde dolaşmaktadır. 30 yıl önce güneyimizden başlattıkları; Irak, Suriye, Yemen, Libya’ya yayarak sürdürdükleri yeniden sömürgeleştirme ve hegemonya savaşını bugün de kuzeyimizden, Ukrayna’dan başlattılar. Bizler, bölge ve dünya halklarına sömürü, zulüm, ölüm ve göçlerden başka bir şey getirmeyen bu emperyalist sömürgecilik ve hegemonya savaşlarını ve işgalleri reddediyoruz.
    Ülkemizde de Alevilerin ve Kürt halkının kimliğinin, kültürünün inkarına dayanan; Kürtlerin anadillerini asimile etmeye çalışan, siyasal haklarını tanımayan devlet politikalarını ve Kürt Halkının siyasal temsilcilerine dayatılan tecrit, hapsetme ve yok etme politikalarını reddediyoruz. Şenyaşar ailesi ve Deniz Poyraz cinayetleri başta olmak üzere Kürtlere karşı işlenen canice cinayetlerin yargılanmamasını, adaletin sağlanmamasını reddediyoruz.

    “CEZAEVLERİNDE TECRİTİ REDDEDİYORUZ”

    Özgürlük, eşitlik, demokrasi, adalet, insanca yaşam mücadelesi veren ve bu mücadelelere önderlik eden işçilerin, üniversite öğrencilerinin ve hocalarının, gazetecilerin, ekolojistlerin/yaşam savunucularının cezaevlerinde tecrite, baskıya, işkencelere maruz bırakılmalasını reddediyoruz.
    İşçilerin, ağır koşullarda, açlık sınırındaki ücretlerle çalıştırılmalarını, ağır bir yoksulluk ve sömürüye maruz bırakılmalarını; hakları için mücadele edenlerin polis terörüne maruz bırakılmalarını, işten atılmalarını, sendikal haklarının gasp edilmesini reddediyoruz.
    Derelerin, tarım alanlarının, ormanların, zeytinliklerin kısaca doğanın ve kentlerin ortak kullanım alanlarının sermayenin yağmasına, politika erbabının rantına kurban edilmesini reddediyoruz.

    “OKULLARI TARİKATALRIN FAALİYETİ HALİNE GETİREN UYGULAMALARI REDDEDİYORUZ”

    Gençlerin geleceğini yok eden, üniversitelerin bilimsel niteliğini ortadan kaldırıp gerici-faşist siyasetin işgaline açan, eğitimin bütününü ise bir yandan ticarileştirirken diğer yandan dinselleştiren, din eğitimini 4 yaşa kadar indirmeyi hedefleyen, okulları tarikatların faaliyet alanı haline getiren uygulamaları reddediyoruz.
    Kadınların ve lgbt+ların yaşam haklarına saldıran, şiddeti ve eşitsizliği yasallaştırmaya çalışan erkek egemen politikaları reddediyoruz.
    Emperyalistlerin ve faşizmin dünyada ve ülkemizde halklara dayattığı yaşam biçimi savaş, sömürgecilik, faşizm ve neoliberal yağmacılıktır ve biz böyle bir yaşamı reddediyoruz.
    Bugün bu meydanda ve ülkemizin birçok meydanında Newroz için bir araya gelen onbinler, yüzbinler, milyonlar savaşa, faşizme, yoksullaştırmaya karşı seslerini yükseltiyorlar.
    Newroz ezilen halkların özlemini duyduğu barışı, kardeşliği, eşitliği kazanmanın mücadelesidir.
    Savaşa karşı barış, AKP-MHP faşizmine karşı özgürlük, yoksullaştırmaya karşı iş ve ekmek için omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz.
    Şimdi omuz omuza mücadele zamanı! Şimdi kazanma zamanı! Newroz kutlu olsun.”

    “ÖNCELİKLE SAVAŞ POLİTİKALARINI ORTADAN KALDIRACAĞIZ”

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ise şöyle konuştu:

    “Eşitliğin demokrasinin yolunu açıyoruz. Bu yol zor bir yoldur. Zulümle, baskıyla, engellemelerle doludur. Ama hiçbir güç bizi engelleyemez. Çünkü bugün kazanma zamanıdır. Sadece iktidarı değiştirmekle kalmayacağız, yeni bir başlangıç yapacağız. Newroz bu ülkeye getireceğimiz baharın başlangıcıdır. Mutlaka başaracak mutlaka kazanacağız. Bu iktidar savaş politikaları ile ayakta kalıyor. Öncelikle bu savaş politikalarını ortadan kaldıracağız. Barışa giden yolu Kürt sorununun demokratik çözümü ile açacağız. 2013 Newroz’unda okunan o barış deklarasyonun arkasındayız, biz Domabahçe’de açıklanan metnin arkasındayız. Biz barışa gitmekte kararlıyız, sözümüzde duruyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Doku ailesinin eylemi 17 gündür devam ediyor: Gülistan nerede?-VİDEO

    Doku ailesinin eylemi 17 gündür devam ediyor: Gülistan nerede?-VİDEO

    PİRHA-Gülistan Doku’nun ailesinin Tunceli Adliyesi önünde başlattığı oturma eylemi 17’nci gününde devam ediyor. Doku ailesi kızları Gülistan’ın akıbetini soruyor. 

    Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana haber alınamayan Gülistan Doku için ailesinin, Tunceli Adliyesi önünde başlattığı oturma eylemi 17’nci gününde devam ediyor.

    Öğlen saatlerinde adliye önüne gelen aile üyeleri, kızlarının akıbetini sordu. Dersim Kadın Platformu, Emek ve Özgürlük Cephesi, İHD Dersim Şubesi, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) temsilcileri, ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, Sosyalist Kadınlar Meclisi MYK Üyesi Satiye Ok, yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi aileye destek ziyaretinde bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Gözaltında olan 7 ESP’li de serbest bırakıldı

    Gözaltında olan 7 ESP’li de serbest bırakıldı

    PİRHA-ESP’ye yönelik operasyonda gözaltına alınan 7 kişi de serbest bırakıldı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında 10 Eylül’de “örgüte üye olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) yönelik operasyon da gözaltına alınan 18 kişiden 11’i dün serbest bırakılmıştı. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan 7 kişide bugün savcılık ifadesi için Ankara Adliye’sine getirildi.

    Öğleden sonra savcılık ifadesi alınan HDP Genel Merkez çalışanı Ece Şimşek ve Barış Can Altınok tutuklama, Mustafa Bayraktar, Murat Kaçar, Gökhan Cice, Tuğçe Atasağun, Gizem Yılmazer adli kontrol şartıyla serbest bırakılma talebiyle sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nde ifadesi alınan 7 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de ESP ve SGDF’ye yönelik polis operasyonuna tepki-VİDEO

    Dersim’de ESP ve SGDF’ye yönelik polis operasyonuna tepki-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Eylül’de ESP ve SGDF’ye yönelik polis operasyonu ve gözaltılara ilişkin ESP il binasında basın açıklaması yaptı. Yapılanların faşizm olduğunun belirtildiği açıklamada, “Bu iktidarı el birliğiyle hak ettiği yere göndereceğimize inanıyoruz” denildi. 

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Eylül’de ESP ve SGDF’ye (Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu) yönelik operasyonlara ve gözaltılara ilişkin ESP il binasında basın açıklaması yaptı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını Ekber Kaya okudu. 10 Eylül sabahı Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yönelik yeni bir polis operasyonunun daha gerçekleştirdiğini belirten Kaya, “Emek sömürüsünün, sömürgeci savaşın, kadınların köleleştirilmesinin, gençliğin geleceksizleştirilmesinin sürgit devamını isteyen saray rejimi, çareyi işçi sınıfı ve ezilenlere baskıyı artırmakta, özgürlük ve devrim mücadelesi yürüten örgütlü güçlere devlet terörünü tırmandırmakta buluyor” dedi.

    “İKTİDAR MUHALİF OLAN TÜM GÜÇLERE SALDIRIYOR”

    AKP-MHP iktidarı işçi ve emekçilerin öfkesi devlete, sermaye düzenine yönelmesin, diye kendisine muhalif olan tüm güçlere saldırdığını vurgulayan Kaya, “Muhalefete ve örgütlü güçlere saldırarak yaşamış olduğu siyasi ve ekonomik krizi örtmeye çalışıyor. AKP-MHP iktidarı HDP belediyelerinden üniversitelere kadar yaymak istediği kayyum politikasına karşı Boğaziçi Üniversitesi’nde direnişi büyüten gençliğin özerk-demokratik üniversite talebini bastırmak için gençlere ve onların örgütlü gücü olan gençlik örgütlerine saldırıyor. AKP-MHP iktidarı halkların eşitliği ve kardeşliği mücadelesini engellemek için birleşik mücadele Cepheleri olan HDP ve HDK’ye saldırıyor” diye belirtti.

    “FAŞİZMİN SALDIRILARINI BİRLEŞİK MÜCADELEMiZLE AŞACAĞIZ”

    AKP-MHP iktidarının Kürt halkına yönelik kirli savaşa karşı onurlu bir duruş sergileyen Barış Akademisyenleri’ne saldırdığını belirten Kaya, şunları kaydetti:

    “Bu saldırılar yeni değildir. Saray rejimi 2015 yılında Suruç katliamıyla başlattığı çöktürme planıyla işçi ve emekçilere onlarca katliam, devrimci-demokratik güçleri teslim almak için sayısız gözaltı ve tutuklama saldırısı gerçekleştirmiştir. Hiçbiri başarıya ulaşamamıştır. Bilinmelidir ki, faşizme karşı özgürlük mücadelemiz her koşulda sürdürülecektir. Bu mücadeleyi özgürlüğe olan inancımızla, halklarımıza olan bağlılığımızla ve devrimci dayanışmaya olan güvenimizle büyüteceğiz. Faşizmin saldırılarını birleşik mücadelemizle aşacağımızı, bu iktidarı el birliğiyle hak ettiği yere göndereceğimize inanıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Figen Yüksekdağ babasının cenazesine katıldı – VİDEO

    Figen Yüksekdağ babasının cenazesine katıldı – VİDEO

    PİRHA- HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Hakka yürüyen babası Mevlüt Yüksekdağ’ın cenazesine katılmak için Yumurtalık Gölovası köyündeki mezarlığa geldi.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturması kapsamında, daha önce çağrılmasına rağmen ifadeye gitmediği gerekçesiyle 4 Kasım 2016’da Ankara’daki evinde gözaltına alınıp tutuklanan siyasetçi 5 yıl aradan sonra dışarıya babasının vefatı vesilesiyle çıktı. Adana Yumurtalık’a bağlı Gölovası köyündeki cenazeye HDP milletvekilleri, eski başkanı olduğu Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) eş başkanı Özlem Gümüştaş ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eş başkanı Keskin Bayındır katıldılar.
    (HABER MERKEZİ)

  • HDP Milletvekili Murat Çepni: O gençler devlet dersinde katledildi

    HDP Milletvekili Murat Çepni: O gençler devlet dersinde katledildi

    PİRHA- HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, Suruç Katliamının 6. yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede, tüm ezilen kimliklerin HDP çatısı altında birleştiğini ve bununda iktidar ve devlet tarafından ciddi bir tehlike olarak görüldüğünün altını çizerek, “O süreçte yaşanan katliamların nedeni budur. Hukuki açıdan yapılması gerekenler ise yapılmadı. Suruç Katliamı da devletin kapalı kapıları ardında devlet dersi olarak yerini almış durumda. Çünkü o gençler devlet dersinde katledildiler” dedi.

    Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla, 20 Temmuz 2015’te, Kobane’ye oyuncak ve insani yardım malzemeleri götürmek için Suriye sınırındaki Suruç ilçesine gelen 300 kişiye, basın açıklaması yaptıkları sırada cihatçı terör örgütü IŞİD üyesi Abdurrahman Alagöz tarafından canlı bomba saldırısı gerçekleştirildi. Saldırıda 33 kişi hayatını kaybederken 100’e yakın kişi de yaralandı.

    Suruç Katliamının yıldönümünde bir çok kentte açıklama ve yürüyüşler yapılırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Murat Çepni PİRHA’ya 6 yıl önce yaşanan Suruç Katliamını hem siyasi hem de hukuki açıdan değerlendirdi.

    Çepni, siyasi açıdan bakıldığında; bir tarafta Kürt halkının Suriye’de sosyal statü elde etmesi, bir taraftan da ülkemizde Türklerle Kürtler başta olmak üzere tüm ezilen halkların, sosyalistlerin yan yana gelerek HDP çatısı altında demokratik bir model inşa etme çabaları sergilemeleri iktidar ve devletin klasik siyasi anlayışı açısından ciddi bir tehlike olarak görüldüğünü belirtti.

    O süreçte yapılan katliamların nedeninin birlikte mücadele hattının oluşması olduğunu ifade eden Çepni, Suruç Katliamına ilişkin adil ve etkin bir yargılama yapılmadığını ve yapılmayacağını dile getirdi. Çepni devletin IŞİD’in bazı eylemlerine göz yumduğunu da iddia etti.

    “KOBANİ’DE GERÇEKLEŞTİRİLEN DEVRİMLE DAYANIŞMAK İÇİN YOLA ÇIKMIŞLARDI”

    Çepni, 300 gencin Kobani’nin yeniden inşası sürecinde yer almak için bir araya geldiğini belirterek şunları anlattı:

    “Bundan tam 6 sene önce Suruç’ta Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun çağrısıyla 300 civarında genç toplandı. Basın açıklaması yapıp Kobani tarafına geçmek istiyorlardı. Kobani kenti IŞİD saldırısı altında yerle bir edilmişti. Orada çok büyük bir insanlık direnişi gerçekleştirildi. Başta Kürt halkı, sosyalistler, devrimciler olmak üzere tüm Kobani dostları IŞİD’e karşı birleşik bir direniş gerçekleştirdi. Kent düşmekten kurtuldu. Sosyalist gençler de orada yaşamı yeniden kurmak için, dayanışmayı geliştirmek için kentin yeniden inşasında yer almak istediler. Kobani’de gerçekleştirilen devrimle dayanışmak için yola çıkmışlardı. Ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi. Karadeniz’den, İç Anadolu’dan, Ege’den, tüm bölgelerden. 300 genç oraya gitti ve henüz karşıya geçemeden Amara Kültür Merkezi’nde bir IŞİD’linin patlattığı bombayla 33 sosyalist genç katledildi.”

    “IŞİD ASLINDA ROJAVA’DA YARATILAN EŞİT, DEMOKRATİK VE ÖZGÜRLÜKÇÜ DÜZENE SALDIRDI”

    Suruç Katliamı’nın yaşandığı süreci siyasi açıdan da değerlendiren Çepni, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Siyasi açıdan bakarsak Rojava Devrim’i yaşandı. Bu yılda 10. yılı. Buradan kutluyorum. Tüm halkların birbiriyle savaştırıldığı, birbirine kırdırılmaya çalışıldığı bir coğrafyada, halkların bir arada kardeşçe, eşitçe yaşayabileceği bir model yaratıldı orada. Sadece Kürtler değil, Ezidiler, Araplar ve orada yaşayan tüm halklar. Tüm dünyaya örnek teşkil eden bir pratik gerçekleştirildi. Demokratik, halkçı, özgürlükçü bir düzen inşa edilmeye çalışılıyordu. Dolayısıyla IŞİD aslında bu modelin kendisine bir saldırı gerçekleştirdi. Ve bu saldırı göz göre göre gerçekleştirildi. Katil uzun zamandır takip edilmesine, aranmasına rağmen elini kolunu sallaya sallaya Amara Kültür Merkezi’ne geldi. Dava sürecinde de gördük ki devlet içindeki bazı görevliler yapması gerekeni yapmadı.”

    “TAYYİP ERDOĞAN ‘YA 400 VEKİL VERİN YA DA KAOS OLUR’ DEMİŞTİ”

    Katliamın gerçekleştiği dönemde AKP’nin 7 Haziran’da yapılan seçimlerde tek başına iktidar olamadığını hatırlatan Çepni, şunları ifade etti:

    “HDP’nin aldığı yüzde 13 oyla AKP tek başına hükümet kuramaz hale geldi. Sonrasında tüm seçim sürecini iptal ederek, bir siyasi darbe yaptı aslında. 1 Kasım’da yeniden yapılan seçimlere kadar çok şiddetli, çatışmalı ve katliamlı bir dönem geçirmiş olduk. Zaten Tayyip Erdoğan’ın kendisi de ‘ya 400 vekil verin ya da kaos olur’ demişti. Bir tarafta Kürtler Suriye’de sosyal statü elde etti, bir taraftan da ülkede Türklerle Kürtler başta olmak üzere tüm ezilenler, işçi sınıfı, sosyalistler yan yana gelerek bir HDP çatısı altında demokratik bir model inşa etmek çabalarına girdiler. İktidar açısından bu risk teşkil eden bir durum oldu. Hem iktidar açısından hem de devletin klasik siyasi anlayışı açısından ciddi bir durum ortaya çıkmış oldu. Bir çözüm süreci de yaşanıyordu ayrıca. Bu çözüm süreci Kürt sorununun demokratik çözümü açısından önemli bir gelişme idi. 40 yıllık bir çatışma süreci vardı. Binlerce insanın hayatını kaybettiği bir süreç. Bunun barışa evrilmesi Türkiye halkları açısından önemliydi. Sadece savaştan beslenenler için bu tehlikeli görüldü.”

    “URFA’DA POLİSLERE YAPILAN SALDIRININ NASIL OLDUĞUNU, KİMİN YAPTIĞINI HALA BİLMİYORUZ”

    Suruç Katliamı’ndan hemen önce Urfa Ceylanpınar’da 2 polisin öldürüldüğünü hatırlatan Çepni, “Bu polisleri kim öldürdü? Neden öldürdü? Hala belirlenmiş, ortaya çıkarılmış değil. Biz defalarca araştırma önergesi verdik ama hepsi AKP-MHP oylarıyla reddedildi. Bu durum devlet tarafından çözüm sürecinin de bitirilmesi anlamına geldi. Devlet bunu bir savaş gerekçesi haline getirdi. Bu polislere yapılan saldırının nasıl olduğunu, kimin yaptığını hala bilmiyoruz. Dolayısıyla Suruç Katliamı böylesi bir siyasal sürecin dönüm noktalarından bir tanesi oldu. Öncesinde HDP’nin mitingine saldırı oldu. Daha sonrasında da Ankara’da Gar Katliamı oldu. Gar Katliamı Suruç’taki katillerin yeterince, gerektiği gibi üzerine gidilmediğinden oldu. Etkin ve adil soruşturma ve yargılama yapılmadığı için oldu. Çünkü iki katliamı da yapanlar aynı ekiptendi. Hatta akrabalar. Abi kardeşler. Suruç’un üzerine gidilseydi Ankara Gar Katliamı yaşanmazdı” şeklinde konuştu.

    “O GENÇLER DEVLET DERSİNDE KATLEDİLDİLER”

    Çepni, Suruç’ta gerçek katillerin açığa çıkartılmadığını dile getirerek, şunları belirtti:

    “Katliamda sorumluluğu olan devlet görevlileri, Valilik, tüm bu siyasi organizasyon yani bu katliamın gerçekleşmesinin önünü açan bütün siyasilerin de devlet yetkililerinin de yargılanması gerekirdi. Oysa bunların yargılanmasını bırakın tersine Suruç’ta katliamdan yaralı olarak kurtulanlar düzenli olarak saldırıya uğradılar. Defalarca gözaltına alındılar, tutuklandılar. Her yıl yapılan anmalara saldırılar oldu. Suruç’ta saldırıya uğrayanlar cezalandırılmak istendi. Suruç davası hala sürüyor. 6 yıl geçti, tamamen göstermelik bir yargılama gerçekleştiriliyor. Ortaya çıkarılmış hiçbir şey yok, hiçbir arka plan araştırması yok. Bu katliamı yapanların daha önceden izlenmeye başlandığı süreçte, ilişkilerinin deşifre olduğu süreçte gereken önlemler alınmadı. Yapılması gerekenler yapılmadı. Tıpkı Gar Katliamı’nda olduğu gibi, tıpkı Soma Katliamı’nda olduğu gibi, tıpkı birçok katliam da olduğu gibi… Suruç Katliamı da devletin kapalı kapıları ardında devlet dersi olarak yerini almış durumda. Çünkü o gençler devlet dersinde katledildiler.”

    “TÜRKİYE SİYASİ HESAPLARINI CİHATÇI ÇETELER ÜZERİNDEN GERÇEKLEŞTİRİYOR”

    IŞİD’in paravan bir örgüt olduğunu vurgulayan Çepni, “Çok sayıda katliamlar gerçekleştirdi. Hala günümüzde Suriye’de Türkiye Devleti siyasi hesaplarını El-Nusra, IŞİD gibi katil çeteler, cihatçı şebekeler üzerinden gerçekleştiriyor. Aynı zamanda en son İzmir’de Deniz Poyraz kardeşimizin katledilmesinde rol alan katilde, burada bir memur olmasına rağmen Suriye’ye devlet tarafından gönderiliyor. Orada cihatçı çeteler içerisinde yine Türk askerinin kamuflajları ile bir eğitim alıyor ve Türkiye’ye gelip katliam gerçekleştiriyor. Dolayısıyla bu siyasi bir iklim. AKP ve MHP’nin planlı olarak geliştirdiği bir siyasi konsept. Kendilerine muhalif olan herkese karşı tutuklama ve gözaltılar yetmediği yerde, baskıların yetmediği yerde, sokakta uygulanan polis terörünün yetmediği yerde, başka türlü yasa dışı karanlık, çetevari yol ve yöntemler devreye sokulmuş durumda” dedi.

    “SURUÇ İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET”

    Çepni son olarak, “Suruç’un 6. yılındayız ve birçok kentte anmalar gerçekleştirilecek. ‘Suruç için Adalet, herkes için adalet’ sloganı ile Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun çağrısıyla birçok kentte eylemler yapılacak, anmalar gerçekleştirilecek. Sizin aracılığınızla bütün halkımızı adalet için mücadele etmeye ve bu anmalara katılmaya çağırıyorum” ifadelerine yer verdi.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

  • Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Cebrail Günebakan mezarı başında anıldı-VİDEO

    Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Cebrail Günebakan mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- Suruç Katliamı’da yaşamını yitiren Cebrail Günebakan Elazığ’nın Karakoçan ilçesinde bulunan mezarı başında anıldı.

    IŞİD’in saldırısından kurtarılan Kobani’nin yeniden inşası sürecine katkı vermek amacıyla 20 Temmuz 2015 tarihinde Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezi’nde bir araya gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğündeki gençlere yönelik IŞİD’in canlı bomba saldırısında 33 kişi yaşamını yitirmiş ve 100’ü aşkın kişi de yaralanmıştı.

    Suruç’ta yaşanan katliamın 6. yıldönümünde katliamda hayatını kaybeden Cebrail Günebakan Elazığ’nın Karakoçan ilçesinde bulunan mezarı başında anıldı. Yapılan anmaya ailesi, arkadaşları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Karakoçan ilçe yöneticileri, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), SGDF, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) üyeleri ve köy halkı katıldı.

    Mezarın üzerine karanfiller ve SGDF bayrağı bırakıldı.

    Anmada konuşma yapan Cebrail Günebakan’ın annesi katılan ve sahip çıkan herkese teşekkür etti.

    Suruç Aileleri adına anmada yapılan konuşmada adalet mücadelesi ve Kobane davasına sahip çıkılması istendi. Ayrıca Suruç anısının unutulmaması ve yaşatılması çağrısı yapıldı.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Bir çok ilde ev baskınlarında 49 kişi gözaltına alındı

    Bir çok ilde ev baskınlarında 49 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Birçok ilde yapılan ev baskınlarında aralarında HDP, DBP ve ESP yöneticilerinin de bulunduğu en az 49 kişi gözaltına alındı.

    Diyarbakır, İstanbul, Batman, Adana, Şırnak, Dersim ve Antalya’da birçok eve polisler tarafından eş zamanlı baskın yapıldı.

    ADANA MERKEZLİ OPERASYON: 20 GÖZALTI

    Adana merkezli yapılan ev baskınlarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticilerinin de bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla gözaltına alınanların İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü bildirildi.

    Gözaltına alınan bazı kişilerin isimleri şöyle: HDP Adana İl Örgütü yöneticileri Berivan Gökalp ve Mehmet Yaşık, HDP Seyhan İlçe Örgütü yöneticisi Dindar Aksu, Çukurova TUAYDER yöneticisi Mehmet Tutuş, Akdeniz Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AYKAY-DER) Eşbaşkanı Şükran Efetürk, Cigergun Güven, Hasan Kocaman ve Halil Kocaman. Cigergun Güven’in evine yapılan baskında polislerin gençleri darp ettiği öğrenildi.

    DİYARBAKIR MERKEZLİ OPERASYON: 29 GÖZALTI

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ise 34 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Diyarbakır merkez ile Kulp ve Silvan ilçeleri, İstanbul, Batman ve Antalya’da yapılan ev baskınlarında en az 29 kişi gözaltına alındı.

    Diyarbakır merkezli yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan bazı isimler ise şöyle: Batman Belediyesi’nin eski Eşbaşkanı Sabri Özdemir, HDP Diyarbakır İl Örgütü eski Eşbaşkanı Cabbar Leygara, HDP Diyarbakır İl Eşbaşkan vekili İrfan Soner, il yöneticileri Arif Bulut, Newroz Reşitoğlu ve Ramazan Kızıltepe, HDP Bağlar eski İlçe Eşbaşkanı Mehmet Atlıhan, Yenişehir Belediyesi Meclis üyeleri Mehmet Alaattin Zuğurli ve Yusuf Sökmen, Şahin Tanrıverdi, 81 yaşındaki Kadri Atlı.

    Diyarbakır’daki operasyon kapsamında ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran’da Dersim’de gözaltına alındı. Taşkıran’ın Diyarbakır’a götürüleceği bildirildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Genel Merkezi: ESP’ye yönelik operasyonlarda gözaltına alınanlar serbest bırakılsın

    İHD Genel Merkezi: ESP’ye yönelik operasyonlarda gözaltına alınanlar serbest bırakılsın

     

    PİRHA- İHD Genel Merkezi, ESP Kaldıraç, ETHA ve Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı’na (BEKSAV) yapılan operasyonda gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısında bulunarak, gözaltıların kişi özgürlüğü hakkının ihlali olduğunu kaydetti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi yazılı açıklama yaparak Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Etkin Haber Ajansı, Kaldıraç ve Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı’na yapılan operasyonlarda 47 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    İHD, ESP’nin Ankara, İstanbul, İzmir’deki parti binaları, ETHA ve Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV)’ın polis tarafından basılmasını siyasi ve toplumsal muhalefete yargı yolu ile baskı politikası olarak değerlendirdi.

    İHD açıklamasında “Yöneticileri çağrı üzerine ifade verebilecek kişilerdir. ESP operasyonunda gözaltına alınan avukatlar, basın mensupları, kültür kurumunda görevli sanatçılar ve parti üyelerinin de çağrı üzerine ifade verebilecek kişiler olduğu muhakkaktır. CMK 145. madde işletilmeyip, baskın tarzında ve uzun süreli gözaltı yapılması kişi özgürlüğü hakkının ihlalidir. Gözaltına alınanların kişi özgürlüğü haklarının daha fazla ihlal edilmeden serbest bırakılmalarını talep ediyoruz” denildi.

    Açıklamanın devamında gözaltına alınanların kişi özgürlüğü haklarının daha fazla ihlal edilmeden serbest bırakılmalarını talep edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • ESP ve Kaldıraç gözaltılarına Mersin’den tepki

    ESP ve Kaldıraç gözaltılarına Mersin’den tepki

    PİRHA- ESP ve Kaldıraç okurlarına yapılan gözaltı operasyonuna tepki gösteren HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, “Ne devletin birbiri ardına saldırıları bu direnişi engelleyebilir ne de haktan hukuktan zerre-i miskal nasiplenmemiş olan adalet kurumu, yargı kurumu bu direnişi engelleyebilir” derken, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu da, “Yoldaşlarımız bir an önce serbest bırakılsın” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) yöneticilerine yönelik yapılan gözaltıları protesto etti.

    HDP Mersin İl Örgütü binasında yapılan açıklamaya HDP milletvekilleri Fatma Kurtulan, Rıdvan Turan ve Musa Piroğlu ile partililer katıldı.

    “HDP’NİN DİRENİŞİNİ ENGELLEYEMEYECEKSİNİZ”

    Açıklamada konuşan HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, iktidarın HDP’ye ve HDP bileşenlerine yönelik cadı avının devam ettiğini ifade ederek “AKP-MHP faşist koalisyonun gelinen noktada önündeki en ciddi muhalefet bariyeri HDP’dir. “HDP, Kürt özgürlük mücadelesi ve Türkiye sosyalist hareketinin devrimci damarının siyasi alanda realite oluşun adıdır. Çok köklü direnişler geleneğine sahiptir. Ne devletin birbiri ardına saldırıları bu direnişi engelleyebilir ne de haktan hukuktan zerre-i miskal nasiplenmemiş olan adalet kurumu, yargı kurumu bu direnişi engelleyebilir” dedi.

    HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu da, iktidarın ayakta kalabilmek için yapacağı tek şeyin toplumsal muhalefetin bütün odaklarını bastırmak ve toplumun direnme kabiliyetini ortadan kaldırmak olduğunu belirtti.

    “İKTİDARIN HALKA VEREBİLECEĞİ HİÇBİR ŞEY KALMAMIŞTIR”

    Piroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İktidarın halka verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Ülke ağır bir yoksullukla boğuşuyor. Büyük bir saldırının ortasından geçiyor. İşsizlik, yoksulluk ve sefalet halka kader olarak dayatılıyor. Aynı zamanda iktidar bu salgın ve yoksulluk koşullarında savaş politikalarını devam ettirmekten geri durmuyor. Kürt halkına karşı yürütülen düşmanlık siyaseti, Türkiye halkına baskı, zülüm ve operasyon olarak dönüyor. ESP ve Kaldıraç okurlarına yapılan saldırı tam da bunun göstergesidir. İktidarın HDP ve HDK’ye yönelik saldırıları kendi önündeki engelleri açmaya yönelik girişimlerdir. Yoldaşlarımız bir an önce serbest bırakılsın.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • ESP’den gözaltı tepkisi: Saray, sömürdüğü kitlelerin ayaklanmasından korkmakta-VİDEO

    ESP’den gözaltı tepkisi: Saray, sömürdüğü kitlelerin ayaklanmasından korkmakta-VİDEO

    PİRHA-ESP Genel Merkezi, partililerine yönelik 12 farklı kentte gözaltı operasyonuna ilişkin açıklama yaptı. ESP, “‘Bu gözaltılar hukuksuzdur’ demiyoruz, çünkü sarayın hukukunun tam olarak bu olduğunu biliyoruz ve tam da bu yüzden meşruiyetimizi hukuktan değil, işçi sınıfı ve ezilenlerin çıkarlarından ve öfkesinden alıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), 12 farklı şehirde yürütülen gözaltı operasyonlarına dair genel merkez binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya birçok siyasi partinin temsilcileri de destek verdi.

    ESP İl Örgütü adına açıklamayı okuyan Sedat Polat, “Devrimciler ve sosyalistler yeni bir siyasi kırım operasyonuyla daha karşı karşıya” diyerek partilerine dönük yapılan operasyona dair şu detayları paylaştı:

    “KURUMLAR KELİMENİN TAM ANLAMIYLA TALAN EDİLDİ”

    “ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, İstanbul İl Başkanı Ezgi Bahçeci ve HDP PM üyesi Sıtkı Güngör başta olmak üzere, aralarında ESP üyelerinin, Kaldıraç Dergisi okurlarının, avukatların, gazetecilerin ve tiyatrocuların da olduğu çok sayıda kişi ev baskınlarıyla gözaltına alındı. 12 kentte yapılan saldırı kapsamında ESP’nin Ankara’daki Genel Merkezi, İstanbul’daki Eş Genel Başkanlık İrtibat bürosu, İzmir İl binası ve Yamanlar ilçe bürosu, Etkin Haber Ajansı (ETHA), Bilim Eğitim Estetik Kültür ve Sanat Vakfı (BEKSAV) ve Yenikapı Tiyatrosu da polis tarafından basıldı. Parti tabelaları parçalandı, bilgisayarlar ve albüm kayıtları çalındı, kurumlar kelimenin tam anlamıyla talan edildi.

    Müptezel bir itirafçının önüne konan listeye imza atması ile belki de aynı eylemde bile yan yana gelmemiş onlarca sosyalist, avukat, gazeteci, tiyatrocu, öğrenci aynı ‘suç’ torbasına atıldı.

    Önceki operasyonlarda olduğu gibi, bu operasyonda da amaç aynıdır. Saray rejiminin sömürdüğü ve ezdiği kitlelerin ayaklanmasından, hesap sormasından korkmaktadır ve halkın örgütlü güçlerine saldırarak bu ihtimali elinden geldiğince boğmaya çalışmaktadır.

    ‘Bu gözaltılar hukuksuzdur’ demiyoruz, çünkü sarayın hukukunun tam olarak bu olduğunu biliyoruz ve tam da bu yüzden meşruiyetimizi hukuktan değil, işçi sınıfı ve ezilenlerin çıkarlarından ve öfkesinden alıyoruz.

    Devrimciler faşizmle nasıl mücadele edileceğini bilir. Tarihten bilir, kendi pratiklerinden bilir, eşyanın tabiatından bilir. Bu yüzden faşizmin vurduğu yer, aslında çaremiz olacak yerdir. Madem burjuva-faşist devlet halkın devrimci güçlerine devamlı saldırma ihtiyacı hissetmektedir, o halde devrimci safları hızla doldurmak ve faşizme karşı mücadeleyi yükseltmek de hepimizin sorumluluğu haline gelmektedir.”

    “YÜREKLERİNDE İNSANLIK NAMINA BİR ŞEY YOK”

    Kaldıraç gazetesi adına konuşan Besim Can ise “Bu vahşetin sebebi yüreklerinde insanlık namına bir şeyin olmamasıdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Yalnızca ve yalnızca ceplerini ve içinde oturdukları sarayları düşündüklerinden sarayın dışındaki her şeyden korkmaktalar. Yönetemedikleri için çatlak sesleri her gün artarak boylarını aşmasından kaynaklı hapishaneler dolup taştığı için yenilerine ihtiyaç duymaktalar.”

    HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu ise AKP-MHP iktidarının güç kaybettiğine vurgu yaparak, “Artık frene basamayacak bir durumda oldukları için bütün halklar ve emekçilere her şey reva görülüyor. Yan yana daha çok birlikte olmalıyız. Bunlar gidecek illaki direnen halklar, biz kalacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • ESP’ye polis baskını: 48 gözaltı

    ESP’ye polis baskını: 48 gözaltı

    ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Etha muhabiri Pınar Gayıp’ın da aralarında bulunduğu 48 kişi gözaltına alındı. 

    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile 12 ilde siyasi parti merkezleri ve ev baskınları yapıldı. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Etha muhabiri Pınar Gayıp, HDP PM üyesi Sıtkı Güngör’ün aralarında bulunduğu çok sayıda kişi alındı. 52 kişi hakkında gözaltı kararı bulunurken 48’inin gözaltına alındığı belirtildi. Ankara’nın Çankaya ilçesi Mithatpaşa Caddesi’nde bulunan ESP Genel Merkezi olmak üzere partinin İzmir ve İstanbul İl Binası ile İzmir Bayraklı ilçe binası, ETHA İstanbul Bürosu, Bilim, Eğitim, Estetik, Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) da polisler tarafından basıldı. Ankara Mithatpaşa Caddesinde bulunan ESP Genel Merkezi de polisler tarafından basıldı. Gece saatlerinde baskın düzenleyen polis, mahalle muhtarı ve bina yöneticisini de alarak parti binasına girdi. Polisin partililerin refakati olmadan büroya girdikleri belirtildi.  Parti binasından evraklar alan polis 4 saat süren arama ardından binadan çıktı.
    ESP GENEL MERKEZİNE BASKIN
    ESP Genel Merkezi’ne kapının anahtar deliğini zorlayarak baskın yapan polisler, aralarında devrimci yazar Kutsiye Bozoklar’ın (Işık Kutlu) da olduğu çok sayıda fotoğrafa el koydu. Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SDGF) bayraklarını söken polisler, partinin yönetim odasında yer alan bilgisayar, çok sayıda resmi evrak ve yayına da el koydu.
    PARTİ BİNASININ KAPISI KIRILDI  
    Polis, İzmir Yamanlar’da bulunan ESP Bayraklı İlçe Örgütü binasına kapısını kırarak girdi.
    Öte yandan Bayraklı ilçesinde bulunan özel bir hastanede dün öğlen saatlerinde kasık fıtığı ameliyatı geçiren Asil Benler’in evine saat 01.00 sularında giden polisler, hastaneye gelerek kendisini gözaltına almak istedi. Yürüme, yeme, içme ve lavabo ihtiyaçlarını tek başına karşılamakta zorluk çeken Benler’in taburcu olması durumunda emniyete götürüleceği belirtildi. Dikişlerin yırtılması ve kanama tehlikesinin devam ettiği belirtilen Benler’in kaldığı hastanedeki polislerin bekleyişi sürüyor.
    Diyarbakır’da ESP’li Zindan Dorudemir gece çalıştığı işyerinden gözaltına alındı.
    GÖZALTINA ALINAN İSİMLER 
    Gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilenler şöyle: ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, ETHA Muhabiri Pınar Gayıp, HDP PM üyesi Sıtkı Güngör, SKM MYK üyesi Satiye Ok, ESP İl Eşbaşkanı Ezgi Bahçeci, HDP İstanbul İl Örgütlenme Eş Sözcüsü Pınar Türk, Avukat Kamil Ağaoğlu, Zindan Dorudemir, Alev Özkiraz, Ozan Özgenler, Kerim Altınmakas, Tuncay Kılıç, Rıdvan Coşkun, Nesrin Salduz, Kutay Soybil, Efe Özcan, Hakan Kafadar, Nazlı Masatçı, Orçun Masatçı (Karantinada olduğu için gözaltına alınmadı), Mehmet Küçükgünaydın, Yunus Kara, Medine Çam, Burak Yılmaz.

    (Mezopotamya Ajansı) 

  • Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    Aralık ayı katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, yaptıkları basın açıklaması ile Maraş, 19 Aralık Cezaevleri ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenleri andı.

    AKADER, Alınteri, BDSP, DAD Mamak Şube, ESP, Kaldıraç ve Partizan, Aralık ayı katliamlarını anarak basın açıklaması yaptı.

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Ana Fatma Cemevinde yapılan açıklamayı Şube Başkanı Hasan Altun okudu.

    “Katliamları Unutmadık, unutturmayacağız” diyen Altun, şu açıklamayı yaptı:

    “Sermayenin egemenliği altında İşçi-emekçiler, Aleviler ve Kürtler inkar ve ret politikalarıyla baskı, zulüm ve işkenceyle korkutulmaya, susturulmaya çalışılmıştır. İnançlar ve kimlikler üzerinde kirli savaş politikaları açığa çıkarak ya devlet eliyle ya da sivil faşist çeteler kullanılarak katliamlar devreye sokulmuştur. Türkiye tarihinde Aralık ayı bu katliamların en yoğun yaşandığı aylardan biridir.

    1978’te Maraş’ta devlet planlı ve programlı olarak devreye soktuğu özel savaş politikalarıyla 12 Eylül’e giden yolu hazırlamıştır. Maraş’ta ev ve işyerleri yakılarak göçe zorlanan, vahşetin her türlüsünü yaşayan 100’ün üzerinde Kürt, Alevi insanının kanı dökülmüş, ortaya çıkan belgeler dönemin iktidarınca sümen altı edilmiştir. Bu kıyımı yapanları unutmadık, unutturmayacağız.

    13 Aralık 1980’de Türkiye hapishanelerinde yaşı büyütülerek katledilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi ERDAL EREN şahsında dövüşenleri, düşenleri ve tüm özgürlük savaşçılarını unutmadık, unutturmayacağız.

    19-22 Aralık 2000 tarihlerinde, Türkiye hapishaneleri eşine az rastlanır bir vahşete tanıklık etmiştir. 20 Hapishaneye eş zamanlı saldıran devlet adına ‘Hayata Dönüş’ dediği katliamda 30 devrimci tutsağı katletmiş, yüzlerce tutsak yaralanmıştır. İş makinaları,  kimyasal ve uzun namlulu silahlarla yapılan bu katliamda devrimci tutsakların canlarını ortaya koyarak teslim olmamalarını, direnişlerini unutmadık, unutturmayacağız.

    28 Aralık 2011 gecesi, Kürt halkı üzerinde yürütülen kirli savaş politikasının Roboski’de Türk Savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucunda ‘terörist’ demagojisiyle çoğu çocuk 34 Kürt insanını katledenleri unutmadık, unutturmayacağız.”

    “GEÇEN YILLAR ÖFKEMİZİ SOĞUTMADI”

    Hasan Altun, AKP-MHP iktidarının, tüm muhalif halklar üzerinde baskı uyguladığını belirterek “En ufak demokratik hak talebine tahammülü kalmayan ‘ya bendensin ya da düşmansın’ nefret söylemiyle topluma gözdağı vermiştir. Sıkıştığında katliamı bile kendi tekçi, ırkçı varlığını sürdürmek için kullanmıştır” açıklamasını yaptı.

    Altun, “AKP-MHP hükümeti, halkı açlık ve ölümle hizaya getirmeye çalışmakta” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “İşçi-emekçiler, Kürt halkı, Aleviler ve devrimciler söz konusu olduğunda devlet katliamda dahil olmak üzere her türlü baskı ve sindirme aracını kullanmıştır. Gözaltı, tutuklama, işkencenin yetmediği yerde yargısız infazlar ve toplu katliamlar devreye girmiştir. Hapishanelerde uygulanan hak ihlalleri ve tecrit koşullarına karşı direnen tutsaklara yönelik her türlü baskı ve saldırı aracı devreye sokulmaktadır.

    Bizler Aralık ayında toprağa düşen devrimcileri, Alevileri ve Kürtleri unutmadık. Aradan geçen yıllar öfkemizi soğutmadı. Bugün yaşananları da unutmayacağız ve hesap soracağız.

    Her ne kadar devlet gerçekleştirdiği katliamlarda toplumu susturmak, sindirmek ve gözdağı vermek istemişse de yapılan birçok katliam 19 Aralık ve Maraş’ta olduğu gibi direniş duvarına çarparak hedefine ulaşamamıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sosyalistler Maraş, hapishaneler ve Roboski katliamlarını protesto etti-VİDEO

    Sosyalistler Maraş, hapishaneler ve Roboski katliamlarını protesto etti-VİDEO

    PİRHA- Partizan, Alınteri, Devrimci Parti ve ESP’nin de araladında olduğu sosyalist çevreler, Kartal Meydan’ında Maraş, Roboski ve 19 Aralık hapishane operasyonlarını protesto etti. 

    Partizan, Alınteri, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Mücadele Birliği ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), HDP Kartal İlçe Örgütü, Kartal Meydanı’nda Maraş Katliamı’nı, 19 Aralık hapishaneler ve Roboski Katliamı’nı ortak bir açıklama yaparak protesto ettiler.

    Açıklamada, “Maraş’tan 19-21 Aralık ve Roboskiye katliamların hesabını soracağız! Aynı takvim yaprağına üç katliam yazdıran bir ülke gerçekliği ile karşılaşırız Aralık ayında denilerek şöyle devam edildi:

    “1978 Maraş Katliamı bu gerçekliğin tipik ifadesidir. Bu katliama giden yol, aylar önce Malatya, Sivas, Erzincan ve Elazığ ‘da gerçekleştirilen mezhepçi kışkırtmalar, ölümlerle sonuçlanan provokasyonlarla adım adım örüldü.
    Faşist devletin temsilcileri de o günlerde yükselen toplumsal hareket karşısında kâbuslar görüyor, üst üste biriken kriz dinamiklerini yönetemiyorlardı. Tüm bunların üstesinden gelebilmeleri yükselen halk hareketini kanlı kıyımlarla ezmelerine, yolundan saptırmalarına, yormalarına bağlıydı.
    Bu kart, devletin kirli tezgahlarıyla devreye sokuldu. Yükselen toplumsal hareket ve devrimci etki karşısında yaşanan acizlik bir askeri cunta için altyapı hazırlamayı zaruri hale getirmişti. Nitekim Maraş Katliamı bu zaruret için gerekli altyapıyı hazırlayacak kirli tezgahlar zincirinin bir parçası olarak icra ediliyor, hemen ardından ilan edilecek sıkıyönetim için gerekçe haline getiriliyordu.

    Bir haftaya yayılan ve nedense (!) devletin ortalıkta görünmediği bu kanlı katliamın bilançosu fotoğraf karelerine düşen sarsıcı görüntülerle dile geldi. 1978’in 19-26 Aralık günleri arasında yaşanan kanlı saldırılarda resmi rakamlara göre yüz on bir kişi, tanıkların anlatımına göreyse yüz elli kişi katledildi. Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi. Bugün Alevi emekçilerin önemli bir kesiminin sahip çıktığı CHP, o alışılmış devlet refleksleri ve sistemin cankurtaranı rolleriyle bu katliamın emrini verenlerden biri olan faşist Alparslan Türkeş’in eşini hem de katliamın gerçekleştiği tarihte ziyaret etti. Bu ziyaretiyle nasıl bir sınıfsal özel ve duruşu sahip olduğunu bir kez daha kanıtlarken, Alevi emekçilere de “seni temsil etmiyorum” mesajı vermiş oldu.”

    19-22 ARALIK HAPİSHANE KATLİAMI 

    Açıklamada, 19-22 Aralık hapishane katliamına da değinilerek, “Hapishaneler devrimci mücadelenin en kararlı bir şekilde yürütüldüğü, bu mücadelenin en sert şekilde yaşandığı yerlerin başında geliyordu. Toplumsal mücadele büyüdükçe, bu mücadele sokaklara yansıdıkça hapishaneler, mücadelenin önemli alanından biri haline geliyor Devletin dışarıda kontrolü sağlama politikaları içeriye de yansıyordu. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in ağzından çıkan “Cezaevlerini kontrol altına alamazsak IMF programlarını uygulayamayız” itirafı, denetimi sağlamak için önce devrimci tutsakların teslim alınması gerektiğine işaret ediyordu. 19-22 Aralık 2000, bu toprakların tarihinde bir milattır. Devletin şiddet ve zorbalığının en açık göstergesidir. Devletin 20 zindanda birden eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği bir katliamın tarihidir. Adına alçakça “Hayata Dönüş” dedikleri operasyonla 28 devrimci tutsak katledildi, yüzlercesi yaralandı-sakat kaldı. Ilitlerin gaz odalarını aratmayan, çeşitli kimyasallarla, ağır silahlarla devrimci tutsaklar diri diri yakıldı, sağ kalanlar ise vahşice işkencelerden geçirilerek F Tipi’ne götürüldü” ifadeleri kullanıldı.

    ROBOSKİ KATLİAMI

    34 Kürt köylüsünün savaş uçaklarıyla vurulduğu Roboski Katliamı’nın da protesto edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “19’u çocuk 34 Kürt köylüsünün bedeni TSK’ya ait savaş uçaklarıyla tıpkı ülkeleri gibi paramparça edilerek inkarcı, asimilasyoncu, katliamcı politikalardaki devamlılık hatırlatılmıştır. Tek geçim kaynakları sınır ticareti olan Kürt köylülerinin bu şekilde paramparça edilmeleri “benim İçin her Kürt potansiyel tehlikedir” mesajının altının kanla çizilmesi anlamına geliyordu. Çocuğu, kadım, genci, yaşlısıyla tüm bir halkın bilincine ihlal edildiği söylenen sınırların surları bir kez daha yükseltilmeye çalışılıyordu.
    Faşizmin Kürt halkına, Alevilere, muhalif ve devrimcilere, kadın ve LGBTİ+lara, yaşam alanlarına sahip çıkan köylülere yönelik saldırıları biçim değiştirse de aynı şekilde devam ediyor.”

    PİRHA/ İSTANBUL