Etiket: eylem

  • CHP, OHAL’e karşı alanlara çıktı

    CHP, OHAL’e karşı alanlara çıktı

    PİRHA- CHP OHAL’e karşı alanlara çıktı. CHP referandumun yapıldığı 16 Nisan’ın yıl dönümünde 81 ilin kent merkezlerinde oturma eylemi başlattı.

    CHP referandumun yapıldığı 16 Nisan’ın yıl dönümünde 81 ilin kent merkezlerinde oturma eylemi için sokağa çıktı.  “OHAL değil demokrasi istiyoruz” sloganıyla İstiklal Caddesi’ndeki Fransız konsolosluğu önünde bir araya gelen CHP’liler, “Faşizme karşı omuz omuza, direne direne kazanacağız, hak, hukuk adalet, Gün gelecek, devran dönecek AKP halka hesap verecek şeklinde sloganlar atıyor.

    Eylem öncesi polis bariyerlerle Taksim Meydanı kapattı. İstiklal Caddesi girişi ve Gezi Parkı’na da çok sayıda TOMA ve çevik kuvvet polisi konuşlandırıldı.

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve partililer saat 11.30 sıralarında Taksim’de geldi. Polis, gruba Taksim Meydanı’nda basın açıklaması yapılmasına izin verilmeyeceğini söyledi. CHP’liler Taksim Meydanı çevresinde sloganlar atarak bekliyor.

     OHAL’in 7. kez uzatılma teklifine karşılık sosyal medyada #OhalDeğilDemokrasi hashtag’i başlatıldı.

    Oturma eylemine saat 13.00 itibariyle Twitter üzerinden hashtagle de destek verilecek.

     

  • Esad açıklama yaptı; halk sokaklara çıkarak saldırıyı kınadı

    Esad açıklama yaptı; halk sokaklara çıkarak saldırıyı kınadı

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, saldırıların terörle mücadelede kararlılıklarını arttırdığını söyledi. Bu arada, Suriye’nin çeşitli kentlerinde halk sokaklara çıkarak saldırıyı protesto etti. 

    Resmi Sana Haber Ajansı, adını açıklamayan bir yetkilinin “Teröristler başarısız olduğunda, ABD, Fransa ve İngiltere müdahale etti ve Suriye’ye karşı saldırıya girişti. Suriye’ye karşı Amerikan, Fransız ve İngiliz saldırısı başarısız olacak” dediğini belirtti.

    Sana ayrıca füzelerin başkent Şam’ın kuzeydoğusundaki bir araştırma merkezini ve başkentin etrafındaki diğer bazı askeri tesisleri vurduğunu bildirdi.

    Sana öte yandan Humus’taki askeri depoları hedef alan füzelerin düşürüldüğünü de açıkladı.

    Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, ABD liderliğindeki saldırıların, ‘Batı’nın iç savaşta kontrolünü ve inanılırlığını kaybetmesi sonrasında geldiğini’ söyledi.

    Esad, saldırıların ‘ulusun her bir santimetrekaresinde terörizmle savaşıp onu ezme yönündeki kararlılıklarını artırdığını’ belirtti.

    ATILAN FÜZELERİN ÜÇTE BİRİ İMHA EDİLDİ

    Suriye hükümeti, füze saldırısı öncesi tüm askeri üslerin tahliye edildiğini ve şu anda hasarın gözden geçirildiğini bildirdi.

    SURİYE HALKI SOKAKLARA ÇIKTI

    Bu arada Suriye’de halk sokağa çıktı.

    Tartus’ta, Dera’da, Halep’te, Lazkiye’de, Süveyda’da, halk, ABD, Fransa ve İngiltere’nin bugün erken saatlerde Şam ve Homs’ta sivil ve askeri kurumlara düzenledikleri saldırıyı kınadı.

     

  • Kapatılan TV10’un eylemi 80. haftada da devam edecek

    Kapatılan TV10’un eylemi 80. haftada da devam edecek

    PİRHA – OHAL koşullarında KHK ile kapatılan TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 80. haftasında devam edecek. TV10 çalışanları, tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılması ve basın üzerindeki baskıların son bulması çağrısında bulunacak. 

    OHAL koşullarında KHK ile kapatılan televizyonlardan biride Alevilerin Sesi TV10’du. Kapatma kararından sonra 4 Ekim 2016’da mühürlenen televizyonun mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılıp satıldı.

    Kapatılan TV10’nun tekrar açılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda eylem başlatan TV10 çalışanları, 4 Ekim’de televizyon mallarının satılmasından sonra  eylemlerini basına yönelik baskıların son bulması yönünde sürdürdüler.

    80 haftadır devam eden eylemde, geçtiğimiz aylarda tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Aysel Tuğluk’a verilen 10 yıl hapsin gerekçesi açıklandı

    Aysel Tuğluk’a verilen 10 yıl hapsin gerekçesi açıklandı

    Ankara 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi, Aysel Tuğluk’a verdiği 10 yıl hapis cezasının gerekçesini açıkladı. Tuğluk’un katıldığı yürüyüşler, basın açıklamaları, oturma eylemleri ve DTK bünyesinde yaptığı konuşmalar hapis cezasına gerekçe olarak gösterdi.

    HDP önceki dönem Eş Genel Başkan Yardımcısı, Aysel Tuğluk’a, Ankara 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıl hapis cezası verilmişti. Mahkeme, Aysel Tuğluk’a “Örgüt üyeliği” iddiasıyla verdiği cezanın gerekçeli kararını açıkladı.

    Kararda, bir dönem DTK Eşbaşkanlığı görevi de yürüten Tuğluk’un yaptığı çalışmalar ‘suç’ olarak gösterildi.

    Mahkeme, Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi’nde avukatları aracılığıyla yaptığı görüşmelerde talimatlar verdiğini ve DTK’nin bu talimatlar doğrultusunda kurulduğunu ileri sürdü.

    Gerekçeli kararda, 2007 yılında kurulan DTK’nin eşbaşkanlığına Abdullah Öcalan’ın talimatıyla Aysel Tuğluk’un seçildiği iddia edilerek, Tuğluk’un dava aşamasında eşbaşkanlık yaptığı yönünde ifadesi delil olarak gösterildi. Ortam dinlemesinde Tuğluk’un DTK’nin toplantılarına katıldığı, DTK’nin Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yapılan eylemlere destek amaçlı katıldığı, 2011 yılında Gemlik’te yapılan oturma eyleminde katıldığı ve slogan attığını belirten mahkeme, bunları da ‘suç’ diye niteledi.

    Tuğluk’un Mart 2011’de Diyarbakır’da Valiliğin yasakladığı yürüyüşe katılması, İsviçre’nin Bern kentinde düzenlenen “Kürt sorunun çözümünde bağımsız devletlerin rolü” konulu toplantıya katılması da hapis cezasına gerekçe olarak gösterildi.

    Tuğluk’un katıldığı yürüyüş ve eylemler “örgüt üyeliğine” gerekçe gösterilirken, kararda şu ifadeler kullanıldı:

    “Örgüt içerisinde iş bölümü yaptığı, örgütün üyeleri üzerinden sevk ve idarede bulunduğu, örgütsel faaliyetlerinin organizasyonunda, icrasında harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol oynadığı ve bu faaliyetleri denetleyebilme yetkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sanığın örgütsel faaliyetlerini örgüt yöneticilerinden gelen emirler doğrultusunda gerçekleştirdiği, örgütün amaçları doğrultusunda eylemlerde bulunması ayrıca DTK toplantılarında yapmış olduğu konuşmalar dikkate alındığına sanığın PKK ile bağlantılı olduğu anlaşılmakla, sanığın tüm eylemleri de dikkate alındığına silahlı örgüt üyesi olduğu mahkememizce kabul etmiştir.”

    Kaynak: Jinnews

  • Aleviler İstanbul’da sokağa çıktı: Tutuklanan 16 canımız derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    Aleviler İstanbul’da sokağa çıktı: Tutuklanan 16 canımız derhal serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA-ABF başta olmak üzere Alevi kurumları, Pir sultan Abdal Kültür Derneği Erzincan Şube yöneticilerinin ve üyelerinin tutuklanmalarına karşı “Korkmuyoruz, sinmiyoruz! karanlığa karşı inancımıza ve kurumlarımıza sahip çıkıyoruz” şiarıyla bugün saat 13.00’te Kadıköy Altıyol’da Süreyya Operası önünde bir araya geldi. Yapılan açıklamada, tutuklanan Alevilerin derhal serbest bırakılması istendi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Erzincan Şube Başkanı Erol Yeter’in de aralarından bulunduğu 16 PSAKD üyesinin tutuklanması bugün İstanbul Kadıköy’de protesto edildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve bağlı kurumlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Erzincan şube yöneticileri ve üyelerinin tutuklanmasına tepki göstermek için bugün (01 Nisan Pazar) saat 13:00’te Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya geldi.

    Eyleme, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneği (AKD), Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği (HSAKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Garip Dede Dergahı, Alevi Gençlik Hareketi (AGH), Bağcılar Cemevi, Munzur Çevre Derneği, Maltepe Cemevi, Kangal Dernekler Federasyonu, Anadolu Yakası Dersimliler Derneği, Devrimci Kızılbaşlar Hareketi ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) daha pek çok Alevi derneği başkan ve üyeleri katıldı.

    “Tutuklu Can’larımız serbest bırakılsın, Korkmuyoruz, sinmiyoruz, yılmıyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde, “Dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan”, “Devletin Alevisi olmayacağız” yazılı dövizler taşındı.

    PSAKD İstanbul şubelerinin kendi filamalarıyla katıldığı eylemde sık sık “Her yer Erzincan her yer direniş”, “Tutuklu Can’larımız serbest bırakılsın”, “Pir Sultanlar ölmez direniş sürüyor”, “Devletin Alevisi olmayacağız”, “Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı.

    “ALEVİLERİ HEDEF ALARAK PROVOKASYON YARATMAK İSTEDİLER”

    İlk olarak PSAKD İstanbul şubeleri adına basın açıklaması okundu. Açıklamayı okuyan PSAKD GYK Üyesi ve Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, OHAL ve KHK’ler ile hayatın her alanında gerici ve anti-demokratik uygulamaların yerleştiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “OHAL ve KHK’lar aracılığı ile gerçek anlamda mücadele muhaliflere karşı yürütülmektedir. Onlarca muhalif gazeteci içeridedir. Binlerce akademisyen, aydın, yazar, çizer hapse atılmış veya haklarında adli soruşturmalar açılmıştır. Ve bu baskı ve sindirme rejimi hız kesmeden devam etmektedir. Bu zulmü gerçekleştirenler,  bilinçli bir biçimde Aleviler ve Alevi Kurumlarını hedef alarak provokasyon yaratmak istemektedir. Aralarında Alevilerin katkıları ile kurulmuş ve AKP iktidarı eliyle kapatılmış olan TV 10 yöneticilerinin de bulunduğu birçok kişi tutuklanmıştır. PSAKD Sarıyer Şubesi üyemiz Haydar Yıldırım, %80 engelli raporu olmasına rağmen 4 Ekim 2017 tarihinden beri tutukludur. En son, Erzincan PSAKD yöneticileri ve üyeleriyle birlikte toplam 16 canımız tutuklanması, Alevilere dönük bu baskı ve sindirme rejiminin devamıdır.”

    “TUTUKLANAN CANLARIMIZ SERBEST BIRAKILSIN”

    “PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter ve şube üyelerinin tutuklanması o bölgede Alevi örgütlenmesini ve hak talep mücadelesini sekteye uğratma çabasıdır” diyen Tunçdemir, “Tutuklanan canlarımız derhal serbest bırakılmalı ve AKP iktidarı, Aleviler üzerinden ülkeyi içine sokmaya çalıştığı politikadan bir an önce vazgeçmelidir” ifadelerini kullandı.

    Tunçdemir’in ardından ABF adına basın metnini ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız okudu. Yıldız tutuklanan 16 kişinin derhal serbest bırakılmasını isteyerek şunları belirtti:

    “22 Mart 2018 tarihinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter ve Erzincan Şube üyeleri Akın Demir, Doğan Şimşir, Murat Demir Ay ile birlikte 16 canımız, kimliği bilinmeyen, ismi olup cismi olmayan bir sözde tanığın ifadeleri doğrultusunda tutuklanmıştır. Aynı zamanda PSAKD Sarıyer Şube başkanımız Zeynep Yıldırım’ın eşi yüzde 80 engelli raporu bulunan şube üyesi Haydar Yıldırım mesnetsiz iddialar yüzünden 4 Ekim’den beri tutuklu bulunmaktadır.

    Federasyonumuzun önceki dönem genel sekreterlerinden ve PSAKD önceki dönem genel başkanlarından Kemal Bülbül ile Nuriye ve Semih’in haklı mücadelesine destek olmak için yapılan açlık grevine giren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Yöneticileri ve Ankara Şube yöneticileri ve üyeleri ile birlikte PSAKD Buca Şube Başkanı Yıldız Yılmaz gözaltına alınarak davalar açılmıştır.

    “ALEVİ HAREKETİ SUSTURULMAK İSTENİYOR”

    Bugün ie PSAKD Genel Başkanı Yardımcısı ve Şube üyelerinin tutuklanması Erzincan bölgesinde Alevi örgütlenmesini ve hak talep mücadelesini sekteye uğratma çabasıdır. PSAKD Erzincan Şubesi şahsında bu operasyon ve tutuklamalar demokratik Alevi hareketini susturmaya yönelik bir operasyondur. KHK’larla kapatılan basın yayın organlarımız, kamuda çalışan Aleviler, sendikacı, eğitimcilerimiz ya işyerlerinden edildi ya da tutuklandı. Şimdi de demokrasi mücadelesinin de en önemli dinamiklerinden olan Alevi hareketinin yöneticileri ve üyeleri tutuklanıyor. Bir yandan AKP kendi Alevilerini yaratmaya çalışırken, bir yandan da asimilasyon politikalarına tüm hızıyla devam ediyor.

    Ancak şu bilinmelidir ki; Aleviler yüzyıllardır bütün baskılara, katliamlara, inkar ve imha politikalarına, iftiralara karşı Hüseyni duruşunu göstermiştir. Baskıların bizleri yıldırmayacağını ve yolumuzdan döndüremeyeceğini bir kez daha sizlere göstereceğiz. Alevi hareketine yönelik baskı ve asimilasyon politikalarına, bileşenlerimize yönelik mesnetsiz bahanelerle yargılama sürecine son verilmesini ve tutuklanan canlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne yönelik bu saldırının karşısında, tüm bileşenlerimiz ve diğer çatı örgütü federasyonlarımızla Pir Sultan Abdal Kültür Derneğimizin yanındayız.

    İnançların eşitliği ve inancımızın özgürlük mücadelesini yürütmekten vazgeçmeyeceğiz.

    Tutuklanan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter ve Erzincan Şube üyeleri serbest bırakılsın. Korkmuyoruz, sinmiyoruz, karanlığa boyun eğmiyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler bugün İstanbul’da eylemde

    Aleviler bugün İstanbul’da eylemde

    PİRHA-ABF başta olmak üzere Alevi kurum başkanları, Pir sultan Abdal Kültür Derneği Erzincan Şube yöneticilerinin ve üyelerinin tutuklanmalarına karşı “Korkmuyoruz, sinmiyoruz! karanlığa karşı inancımıza ve kurumlarımıza sahip çıkıyoruz” şiarıyla bugün saat 13.00’te Kadıköy Altıyol’da Süreyya Operası önünde biraraya gelecek. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Erzincan Şube Başkanı Erol Yeter’in de aralarından bulundu 16 PSAKD üyesinin tutuklanmasına tepkiler sürüyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve bağlı kurumlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Erzincan şube yöneticileri ve üyelerinin tutuklanmasına tepki göstermek için bugün (01 Nisan Pazar) saat 13:00’te Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması yapacak.

    Açıklamaya katılacak olan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneği (AKD), Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği (HSAKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Garip Dede Dergahı başkanları eyleme katılım çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • KHK ile kapatılan TV10’un 78. eylemi bugün devam edecek

    KHK ile kapatılan TV10’un 78. eylemi bugün devam edecek

    PİRHA – KHK ile kapatılan TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 78. haftada bugün devam edecek. Bu haftaki eyleme, Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 19. Dönem CHP Milletvekili Ziya Halis ve Demokrasi İçin Birlik’ten Alevi Aktivist Servet Demir ile Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan destek verecek. 

    OHAL koşullarında KHK ile kapatılan televizyonlardan biride Alevilerin Sesi TV10’du. Kapatma kararından sonra 4 Ekim 2016’da mühürlenen televizyon mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılıp satıldı.

    TV10 çalışanları basın üzerindeki baskılara dikkat çekmek ve televizyonlarının tekrar açılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı. TV10 çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 78. haftasında devam ediyor. Bu hafta eyleme, Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 19. Dönem CHP Milletvekili Ziya Halis ve Demokrasi İçin Birlik’ten Alevi Aktivist Servet Demir ile Özgür Gazeteciler İnisiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan destek verecek.

    Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylar tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim’in doğası için eylem: Ayağa kalkın Munzur darda

    Dersim’in doğası için eylem: Ayağa kalkın Munzur darda

    PİRHA – Dersimliler yaşam alanlarına, derelerine, doğalarına sahip çıkmak için 18 Mart Pazar günü 15.00 Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelecek. Çağrıda, “HES belasına, taş ocaklarına, siyanüre karşı doğayı ve yaşamı savunuyoruz” denildi.

    Munzur Koruma Kurulu ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Munzur için sokağa çıkıyor. Milli Park statüsündeki Munzur Vadisi’ne yapılmak istenen çok sayıda baraj ve HES ile Dersim doğasının talan edilmek istendiğine dikkat çeken Dersimliler, “Ayağa kalkın Munzur darda” diyecek. Dersimli kurumlar tarafından yapılan açıklamada “Dersim’de yaşam alanlarımız, açgözlü sermaye sahipleri ve çok uluslu şirketlerin yağmasıyla karşı karşıya. Paranın gücüne tapanlar, doğamızı ve yaşam alanlarımızı yağmalamak istiyorlar. Dağlarımızı, derelerimizi, ormanlarımızı, yaylalarımızı istila edip, bizleri yersiz-yurtsuz bırakmak, yaşadığımız yerlerden göçe zorlamak istiyorlar. Siyasi iktidarın sermaye sahiplerine sunduğu; derelerimizde, ormanlarımızda, yaylalarımızda yaşayan binlerce canlı türünün hiçbir önemi yok. Bu büyük yağma harekatına karşı, ‘Derelerimiz, ormanlarımız, yaylalarımız, inanç ve kültür yerlerimiz sahipsiz değildir diyoruz” denildi.

    “DOĞAL YAŞAM ALANLARIMIZI YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    Tüm doğa severleri ve yaşam alanı savunucularını eyleme beklediklerini belirten Dersimli kurumların açıklamasında, “‘Enerji ihtiyacı’ bahanesiyle, Baraj ve hidroelektrik santral (HES) projeleriyle derelerimizi kurutup, tünellere hapsetmek istiyorlar. Vadilerimizi suyla doldurmak istiyorlar.. Yaylalarımıza, köylerimize iş makineleriyle girip madenler ile yağmalamak istiyorlar. Suyumuzu tünellere hapsedip başka kentlere taşımak istiyorlar, açıkça katliam yapıp, binlerce canlının doğal yaşam alanını yok etmek istiyorlar. Siyanürlü maden arama çalışmalarıyla hayatlarımız tehlikeye atılıyor, sağlıklı yaşam hakkımız elimizden alınıyor, doğada onarılamayacak yaralar açılıyor” ifadelerine yer verildi.

    “YAĞMA HAREKATINA KARŞI AYAĞA KALKIN”

    Açıklama şöyle denildi “Siyanürsüz bir yaşam için her dere başında bir taş ocağı, yaşam alanlarımızda beton santralleri, çöp tesisleri kurmak istiyorlar. Zehir solumamak için yıllardır yaşam alanlarımızı talan etmek isteyenlere karşı mücadele ediyoruz. HES belasına, taş ocaklarına, siyanüre karşı doğayı ve yaşamı savunuyoruz. Her askeri operasyondan sonra ormanlarımızın yakılmaması için bu yağma harekatına karşı ayağa kalkın diyoruz. Vadisini, deresini, köyünü, ormanını, yaylasını savunan herkesi omuz omuza vermeye, hep birlikte yaşamı savunmaya çağırıyoruz!”

  • İETT özel halk otobüslerinin taleplerini karşılamayı reddetti

    İETT özel halk otobüslerinin taleplerini karşılamayı reddetti

    İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü (İETT), özel halk otobüslerinin taleplerini karşılamayı reddetti.

    Özel otobüs işletmecileri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) kendilerine aylık olarak maliyetlerini karşılamaları için verdiği paranın yetmediğini belirterek 9 Mart’ta sefere çıkmama kararı almıştı.

    İETT, internet sitesinde yayınladığı açıklamasında, işletmecilerin iki ayrı ihaleyle 10 ve 15 yıllığına taşımacılık hizmeti vermeye hak kazandığını ifade etti.

    İETT: OTOBÜS İŞLETMECİLERİNİN AÇIKLAMASI GERÇEĞİ YANSITMIYOR

    “Taşımacılar, taşımacılık faaliyetini sözleşme ve mevzuat hükümlerine göre yerine getirmekle yükümlüdürler” diyen İETT, otobüs işletmecilerinin açıklamasının gerçeği yansıtmadığını savundu.

    İETT şunları belirtti: “Yapılması planlanan eylem, sözleşmenin ‘toplu olarak direniş yaparak taşımacılığı durdurmak, aksatmak otobüsle birlikte gösteri yapmak, kamu düzenini ve otoritesini sarsacak vb. eylemlerde bulunmak’ hükmü kapsamında değerlendirilecektir. Bununla beraber, İETT olarak toplu taşımacılık hizmetinin aksamaması için gerekli önlemler alınmış, ihtiyaç duyulan hatlara ek seferler planlanmıştır. Eylem olması halinde İstanbullular toplu ulaşımda sorun yaşamayacaktır.”

    İstanbul’da özel halk otobüslerinde toplamda 2 bin 500 kişi çalışıyor, 1 milyon yolcu taşınıyor.

  • Yarın İstanbul’da şoförler kontak kapatıyor

    Yarın İstanbul’da şoförler kontak kapatıyor

    PİRHA-Türkiye Toplu Taşıma İşverenleri Sendikası ile Özel Halk ve Belediye Otobüsü İşverenler Sendikası üyesi bazı özel halk otobüsü işletmecilerinin yarın kontak kapatma eylemi yapacak. Yapılacak Eylem hakkında açıklama yapan İETT “Toplu taşımacılık hizmetinin aksamaması için gerekli önlemler alınmış, ihtiyaç duyulan hatlara ek seferler planlanmıştır” dedi. 

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden aldıkları paranın maliyetlerini karşılamadığını öne süren Türkiye Toplu Taşıma İşverenleri Sendikası ile Özel Halk ve Belediye Otobüsü İşverenler Sendikası üyesi bir grup, özel halk otobüsü işletmecisi, yarın kontak kapatacaklarını duyurdu.

    İETT: GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALDIK

    Bunun üzerine İETT tarafından yapılan açıklamada, “Yapılması planlanan eylem, sözleşmenin “Toplu olarak direniş yaparak taşımacılığı durdurmak, aksatmak otobüsle birlikte gösteri yapmak, kamu düzenini ve otoritesini sarsacak vb. eylemlerde bulunmak” hükmü kapsamında değerlendirilecektir. Toplu taşımacılık hizmetinin aksamaması için gerekli önlemler alınmış, ihtiyaç duyulan hatlara ek seferler planlanmıştır” denildi.

    İETT’nin açıklamasında, şu ifadelere yer verildi:

    “İstanbul Otobüs A.Ş. bünyesinde çalışan bazı özel otobüs işletmecileri 07.03.2018 günü saat 22.30’da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde eylem yaparak Cuma günü kontak kapatacakları yönünde basın açıklaması yapmışlardır.

    Bilindiği üzere söz konusu taşımacılar idare tarafından düzenlenen 2 ayrı ihale sonucu 10 ve 15 yıllığına taşımacılık hizmeti vermeye hak kazanmışlardır. Taşımacılar, taşımacılık faaliyetini sözleşme ve mevzuat hükümlerine göre yerine getirmekle yükümlüdürler.

    Söz konusu taşımacıların yaptığı açıklamalar gerçeği yansıtmadığı gibi yapılması planlanan eylem, sözleşmenin ‘Toplu olarak direniş yaparak taşımacılığı durdurmak, aksatmak otobüsle birlikte gösteri yapmak, kamu düzenini ve otoritesini sarsacak vb. eylemlerde bulunmak’ hükmü kapsamında değerlendirilecektir.

    Bununla beraber, İETT olarak toplu taşımacılık hizmetinin aksamaması için gerekli önlemler alınmış, ihtiyaç duyulan hatlara ek seferler planlanmıştır. Eylem olması halinde İstanbullular toplu ulaşımda sorun yaşamayacaktır.”

  • İran’da kadınlardan başörtüsüne karşı eylem

    İran’da kadınlardan başörtüsüne karşı eylem

    İran’da 2017 Aralık’ında başlayan başörtüsü protestosu yeni bir boyut kazandı. Vida Movahed’in Tahran’da bir elektrik dağıtım kutusuna çıkıp, beyaz başörtüsünü elinde salladığı gün başlayan tek kişilik eylemler farklı kentlere de yayılıyor.

    Vida Movahed’i izleyen kadınların eylemlerine çarşamba günleri devam etmesi nedeniyle “Beyaz Çarşamba” adını alan protesto, artık haftanın farklı günlerinde, farklı renklerdeki başörtülerle de düzenleniyor. Kadınlar, başörtülerini çıkararak İran’daki başörtüsü zorunluluğunu protesto ediyor ve bu konudaki kararın kendilerine ait olduğunu savunuyor.

    DW Farsça’dan gazeteci Shabnam von Hein, kadınların oldukça kalabalık cadde ve sokaklarda, korkusuzca ya başörtülerini çıkarıp salladıklarını ya da başörtüsü kullanmayan kadınların ellerinde birer başörtüsü sallayarak, bu eylemlere destek verdiğine dikkat çekti.

    Farklı kentlerde bireysel eylemler

    Tahran’da başlayan eylem, İran’ın diğer büyük kentleri Meşhed ve Şiraz’a da uzandı. Gazeteci Shabnam von Hein, küçük kentlerde yaşayan kadınların büyük kentlerdeki kadınlara göre daha temkinli davranmak zorunda kaldığını ifade etti. Gazeteci, bu nedenle eylemlerin daha ziyade büyük kentlerde olduğunu belirtti.

    28 Aralık 2017 tarihinde ilk kez Tahran’daki kalabalık Engelab caddesindeki bir elektrik dağıtım kutusu üzerine çıkıp, beyaz başörtüsünü sallayarak, “başörtüsü takma kararını kadınların vermesi gerektiğini” savunan Vida Movahed, eylemin hemen ardından tutuklanmıştı.

    Movahed’in avukatı Nesrin Sotoudeh Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, Movahed’in bir ay tutuklu kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını belirtti.

    İnsan hakları avukatı olan Sotoudeh, İran’da boyut değiştiren başörtüsü eyleminin, erkeklerden destek görmesi durumunda İran’da geniş kitlelere yayılabileceği görüşünde.

    Vida Movahed’in eyleminin ardından Tahran’da aynı noktada 29 Ocak tarihinde Nargess Hosseini adlı kadın da aynı eylemi tekrarladı.

    Nergiz Hüseyin eylemin ardından tutuklandı. Hüseyin de tutuklu yargılanacak.

    İranlı gazeteci Shabnam von Hein, Engelab caddesi üzerindeki eylemin başladığı elektrik dağıtım kutusunun bir simge haline dönüşebileceği görüşünde.

    Vida Movahed, Tahran kentinin kalbi sayılan Engelab caddesindeki eyleminin ardından sosyal medyada “Engelab kızı” olarak tanımlanmıştı.

    Shabnam von Hein, “Nergiz Hüseyin, Engelab caddesinde simge haline gelen noktada eylem yaptığı için tutuklandı” dedi.

    Tüm kadınların gözaltına alınmasının ya da tutuklanmasının mümkün olmadığını belirten von Hein, kısa süren ve tek başına yapılan eylemlere polisin müdahale etmesinin de zor olduğuna dikkat çekti.

    “Başörtülü kadınlar da destek verdi”

    İran’da eylemler nedeniyle güvenlik önlemleri arttırıldı, özellikle de çarşamba günleri sıkı önlemler uygulanıyor. İranlı gazeteci von Hein, eyleme katılan kadınların sayısını belirlemenin zor olduğunu ve ellerinde istatistik olmadığını belirtiyor. İranlı gazeteci, başörtüsü takan kadınların da ellerine bir başörtüsü alarak eyleme destek verdiğine dikkat çekiyor. Movahed’in avukatı Nesrin Sotoudeh de İran’da birçok kadın ve erkeğin başörtüsüne karşı oldukları görüşünde.

    İran’daki başörtüsü eylemi sokakların yanı sıra sosyal medya üzerinden de yayılmaya devam ediyor. Beyaz başörtüsü simgesinin yerini de farklı renkte başörtüleri almaya başladı. İranlı kadınlar “Beyaz Çarşamba” adı altındaki bireysel eylemlerini artık farklı gün ve farklı renkte başörtüleriyle de yapıyor.

    İran’da 1979 yılındaki İslam devriminden bu yana başörtüsü zorunluluğu uygulanıyor.

    Deutsche Welle Türkçe

  • KESK KHK’leri protesto için yarın sokağa çıkıyor

    KESK KHK’leri protesto için yarın sokağa çıkıyor

    KESK, yayınlanan son iki KHK’ya ilişkin “Bugüne kadar hayata geçirilen hukuksuzluğun üzerine adeta tüy dikmiştir” açıklamasını yaparak, KHK’leri protesto amaçlı yarın her yerde basın açıklaması yapacaklarını duyurdu.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), son yayımlanan iki Kanun Hükmünde Kararname’yi (KHK) değerlendirmek üzere basın toplantısı düzenledi. Mülkiyeliler Birliği yapılan toplantıya KESK’e bağlı sendikaların yönetici ve üyeleri katıldı.
    “KOMİSYON KARARLARINDA NURİYE VE SEMİH’İN ADI YOK”
    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen tarafından yapılan açıklamada, son çıkarılan iki KHK’nin korkunun ürünü olduğunu belirterek, “Bugüne kadar hayata geçirilen hukuksuzluğun üzerine adeta tüy dikmiştir” dedi.  695 sayılı KHK ile 2 bin 756 kamu emekçisinin ihraç edildiğini ve sadece 114 kamu emekçisinin işine iade edildiğini belirten Gezen, “Ne komisyon kararlarında ne de KHK iade listelerinde işlerini geri istediği için açlık grevi yapan ve kritik eşikte olan, yaşam haklarının gaspıyla karşı karşıya kalan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça var” dedi.
    “114 KESK ÜYESİ İHRAÇ EDİLDİ”
    Gezen, 77 Tüm Bel-Sen, 39 Eğitim Sen, 24 BES, 2 DİVES ve 1’er SES ve Haber Sen üyesi toplam 114 KESK üyesinin ihraç edildiğini kaydetti. Gezen, KESK yönetici ve üyelerinin haksız ve hukuksuz şekilde açığa alınma ve ihraç edilmelerinin arkasında tüm kamu emekçi kesimlerinin hak ve özgürlüklerini sınırlayan düzenlemelere seyirci kalmamaları olduğunu vurguladı.
    “TAM BİR BELİRSİZLİK VE KAOS YARATILMIŞTIR”
    696 sayılı KHK’de yer alan “darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişilere hukuki, idari, mali ve cezai muafiyet” getiren düzenlemeyi değerlendiren Gezen, açıkça bir iç savaş hazırlığı yapıldığını söyledi. Gezen, “Darbe girişimi ile masum askerleri, askeri öğrencileri hedef alan, linç boyutuna varan saldırılarda yer alanlara cezai muafiyet getirilmektedir. Tam bir belirsizlik ve kaos yaratılmıştır. Her eylem ve eleştirinin darbe ve terör torbasına konulduğu, Ana muhalefet partisi Genel Başkanı’nın İçişleri Bakanı tarafından açıkça tehdit edildiği bir ortamda muhalif her türlü eylem, etkinlik, eleştirinin devam niteliğinde sayılabileceği, silahlandırılan paralimiter yapıların muhaliflere saldırmasının önünün açıldığı ve bu saldırılar için cezasızlık getirileceği açıktır” diye belirtti.
    “SAVUNMA HAKKI ORTADAN KALDIRILMIŞTIR”
    Ceza Muhakemeleri Kanununda yapılan değişikliklerle savunma hakkının ortadan kaldırılmasına yönelik ciddi ve tehlikeli düzenlemeler getirildiğini ifade eden Gezen, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Müdafi olmaksızın hüküm tesis etmek mümkün olabilecek. 10 yıl üzeri hapis cezaları için yapılan itirazlarda Yargıtay’ın duruşmalı görüşme zorunluluğu kaldırılmaktadır. İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı itiraz değerlendirilirken savunma hakkının kısıtlanması ile hükmün gerekçeyi içermemesi maddeleri kapsam dışında bırakılmıştır.”
    “KADRO MÜJDESİ YİNE BOŞ ÇIKMIŞTIR”
    Yüz binlerce işçi ve emekçiyi ilgilendiren kadro düzenlemesinin parlamentodan kaçırılarak yapıldığını kaydeden Gezen, taşeron işçilerin büyük çoğunluğunun kadro hakkından yoksun bırakıldığını söyledi. Gezen, “KİT kapsamında özel bütçeli 26 kurumda çalışan taşeron işçiler, ‘Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri’ kapsamında çalışan taşeron işçileri, geçmişte açtıkları davalardan, geçmişe yönelik hak ve alacaklardan feragat etmeyen taşeron işçileri kapsam dışında tutulmuştur” diye konuştu. Kapsama giren işçilere güvenlik soruşturması ile yazılı ya da uygulamalı sınav şartı getirildiğini söyleyen Gezen, bu uygulamaların ayrımcılık ve kayırmacılığa hizmet edeceği, istenmeyen işçilerin kadroya alınmaması için bir eleme mekanizması olarak kullanılacağını vurguladı. Gezen, düzenleme ile eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini, KHK ile yapıldığı için mağdur olan taşeron işçilerinin yargıya başvurmasının önünün kapatıldığını belirterek, “Taşeron işçisine şartsız, ayrımsız kadro müjdesi yine boş çıkmıştır” dedi.
    Gezen, son olarak yarın tüm Türkiye’de OHAL KHK’lerine karşı KESK’in basın açıklaması düzenleyerek KHK’ları protesto edeceklerini söyledi.
  • Yapı-Yol Sendikası’nın işten attığı Lale Bektaş’a Alevi kurum başkanlarından destek-VİDEO

    Yapı-Yol Sendikası’nın işten attığı Lale Bektaş’a Alevi kurum başkanlarından destek-VİDEO

    PİRHA-15 yıldır KESK’e bağlı Yapı-Yol Sendikası’nda mali müşavir olarak çalışan Lale Bektaş’ın işine son verilmesinin ardından sendika önünde başlattığı oturma eyleminin 20. gününde Alevi kurum yöneticileri destek ziyaretinde bulundu.  

    Haberin Videosu

    15 yıldır KESK’e bağlı Yapı-Yol Sendikası’nda mali müşavir olarak çalışan Lale Bektaş’ın işine son verilmesinin ardından sendika önünde başlattığı oturma eyleminin bugün 20. günü.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil Lale Bektaş’a destek ziyaretinde bulundu.

    “Haksız işten çıkarılmaya boyun eğmeyeceğim! İşimi geri istiyorum” pankartının ve “İşimi geri istiyorum”, “Yaşasın iş güvencemiz”, “Ayrımcı uygulamalara son”, “İş güvencesi hakkımız söke söke alırız” dövizlerinin taşındığı eylemde basın metnini Bektaş okudu.

    “SENDİKAL İLKELERLE ÖRTÜŞMEMEKTE”

    İşten çıkarılma kararının antidemokratik olduğunu vurgulayan Bektaş, “Emek sınıf çıkarlarını savunduğunu söyleyen bir sendikanın ilkeleriyle bu tavır örtüşmemektedir” dedi. Yapı-Yol Sendikası’nın işten çıkarılmayla ilgili hatadan dönmek yerine, yanlışı savunmak gibi ısrarcı çabalara girdiğini belirten Bektaş, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Çözüm olarak sendikanın ilk iş işten çıkartmayı düşünüyor olması ve çıkanın yerine sendikasızlaştırmayı teşvik eden part-time çalışma modelini önermesi ve savunması örgütlü, sendikalı, toplu sözleşmeli ve grev hakkını savunan KESK’e bağlı Yapı-Yol Sendikası’nın sendikal ilkeleriyle örtüşmemektedir. Şimdiye kadar peşin ödenmesi gereken kıdem ihbar ve diğer alacaklarım ödenmemiştir.”

    “BU DURUMU KABUL ETMEYECEĞİM”

    Bu durumu asla kabul etmeyeceğini, meşru mücadelesini tüm yöntem ve araçlarla devam ettireceğini ve yargı yoluna da başvuracağını kaydeden Bektaş, “Emek sınıf hareketi, toplumsal siyasal muhalefet topyekûn bir saldırı altındayken KHK’lerle yüz binlerce kişi işinden ekmeğinden geleceğinden ediliyorken, 15 yıllık çalışanını işten atmasını son derece manidar buluyorum. Bu tavrı eleştiriyor ve şiddetle kınıyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)                     

                                                                                                   

  • TV10 çalışanları eylemlerinin 62. haftasında da Galatasaray Meydanı’nda

    TV10 çalışanları eylemlerinin 62. haftasında da Galatasaray Meydanı’nda

    PİRHA – TV10 çalışanları haksız, hukuksuz bir şekilde kapatılan kanalları için 62. haftada da Galatasaray Lisesi önünde ‘Alevilerin Sesi TV10’u geri istiyoruz’ demek için yine bir araya gelecekler.

    KHK ile kapatılan ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılan TV10 çalışanlarının eylemi 62. haftasında da devam edecek. Her Cumartesi günü İstanbul Galatasaray Meydanı’nda saat 14.00’te bir araya gelen TV10 çalışanlarına birçok Alevi kurum temsilcisi, Cumartesi Anneleri, çevreciler, kadınlar ve Aleviler destek veriyor.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrasında 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL kapsamında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok televizyon kanalı ve radyo kapatıldı.

    Alevilerin sesi TV10 da 4 Ekim 2016’da KHK ile kapatılıp mühürlendi. TV10’un geri alınması için çalışanların başlatmış olduğu eylem her Cumartesi günü saat 14.00’te Taksim Galatasaray Lisesi önünde yapılıyor. Eyleme Tv10 emekçilerinin yanısıra, izleyiciler, Alevi kurumları, Alevi inanç önderleri, yöre dernekleri, insan hakları savunucuları, basın özgürlüğü savunucuları katılıyor.

  • TV10 çalışanları 61. haftada da adalet talebini yineleyecek

    TV10 çalışanları 61. haftada da adalet talebini yineleyecek

    PİRHA – TV10 çalışanları 61. haftada da Galatasaray Lisesi önünde ‘Alevilerin Sesi TV10’u geri istiyoruz’ demek için bugün saat 14.00’de bir araya gelecekler.

    KHK ile kapatılan ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılan TV10 çalışanlarının eylemi 61. haftasında da devam edecek. Her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda saat 14.00’te bir araya gelen TV10 çalışanlarına bir çok Alevi kurum temsilcisi, Cumartesi Anneleri, çevreciler, kadınlar ve Aleviler destek veriyor.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrasında 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL kapsamında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok televizyon kanalı ve radyo kapatıldı.

    Alevilerin sesi TV10 da 4 Ekim 2016’da KHK ile kapatılıp mühürlendi. TV10’un geri alınması için çalışanların başlatmış olduğu eylem her Cumartesi günü saat 14.00’te Taksim Galatasaray Lisesi önünde yapılıyor. Eyleme Tv10 emekçilerinin yanısıra, izleyiciler, Alevi kurumları, Alevi inanç önderleri, yöre dernekleri, insan hakları savunucuları, basın özgürlüğü savunucuları katılıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınlar ‘itaat etmiyoruz’ dedi-VİDEO

    Kadınlar ‘itaat etmiyoruz’ dedi-VİDEO

     PİRHA- Kadınlar “Erkek-devlet şiddetine itaat etmiyoruz. Hayatımızdan da mücadelemizden de vazgeçmiyoruz” diyerek AKP’nin KHK’ler ve OHAL ile kurmaya çalıştığı cinsiyetçi rejimi reddettiklerini vurguladı.

    Haberin Videosu

     

    25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısıyla Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle bir araya gelmek isteyen kadınların Taksim Tünel’e girişi engellendi. Gerekçe olarak Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yürüyüşün yasaklanması gösterildi.

    Kadınlar “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar birlikte birlikte güçlü”, “Geceleri de, sokakları da, meydanları da terk etmiyoruz”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Trans cinayetleri politiktir” sloganları atarak görüşmelerin sonuçlanmasını bekledi.

    Görüşmelerin ardından kadınların yürüyüşüne izin verildi.

    Binlerce kadın Taksim Tünel’de bir araya gelerek Galatasaray Lisesi’ne yürüyüş gerçekleştirdi. “Erkek-devlet şiddetine itaat etmiyoruz. Hayatımızdan mücadelemizden vazgeçmiyoruz” pankartı açan kadınlar “Yaşasın kadın dayanışması”, “Kadınlar birlikte birlikte güçlü”, “Geceleri de, sokakları da, Meydanları da terk etmiyoruz”, “Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Trans cinayetleri politiktir” sloganları attılar.

    Ellerinde “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Müftülük yasasını tanımıyoruz”, “Yaşamak istiyoruz”, “Şiddete karşı yaşasın kadın dayanışması” dövizleri açan kadınlara polis tarafından LGBTİ+ bayrakları açıldığı takdirde müdahale edileceği söylendi.

    Yürüyüşte cinayetlerle katledilen kadınların ismi okunarak hep bir ağızdan ‘Burada’ denildi.

    Eyleme HDP Milletvekili Pervin Buldan ve HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit de katıldı.

     Çevredeki yurttaşlar da kadınlara alkışlar, ıslıklar ve zılgıtlarla destek verdi. “Hayatı istiyoruz, özgürlüğü istiyoruz” diyen kadınlar işine geri dönebilmek için açlık grevi yapan Nuriye Gülmeni de unutmadı.

    “İTAAT ETMİYORUZ”

    Terkos Pasajı’na kadar süren yürüyüş sonrası yapılan basın açıklamasını Özengül Ergün okudu. Ergün açıklamasına “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında ayağa kalkan kadınlarla beraber bir kez daha sokaklardayız. Sadece bugün değil 1 yıldır neredeyse aralıksız kentlerin meydanlarında itiraz ediyoruz, direniyoruz. Hayatlarımızı çevreleyen, olağanlaştırılmaya çalışılan erkek şiddetine, OHAL ile kadın düşmanlığının dozajını arttıran devlet şiddetine, faşizmin her türlü uygulamasına karşı susmamaya, itaat etmemeye devam ediyoruz.” ifadeleriyle başladı.

    “Boşanıp boşanmayacağımız, doğurup doğurmayacağımız ve kaç çocuğu nasıl doğuracağımız bizim kararımızdır.” diyen Ergün, çocukların velayetini kimin alacağını, hangi mahallenin İmam Hatip okuluna mecbur edileceklerini, hangi topraklarda, hangi savaşta ölmeleri gerektiğini, haysiyetli bir biçimde gömülüp gömülmeyeceklerini belirleyen sisteme itaat etmeyeceklerini vurguladı.

    Ergün açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Karakollarda, şiddet gören kadınlara, LGBTİ’lere ‘size vaktimiz yok’ derken erkeklere sığınakların yerini dahi ayan beyan söyleyen, şiddete uğrayan göçmen kadınlara ‘önce delil’ deyip, sığınağa yönlendirmeyen düzeninize itaat etmiyoruz.

    ‘OHAL’ bahanesiyle şiddet karşısında dayanışma için başvurabileceğimiz kadın örgütlerini kapattığınız, Kürt illerindeki belediyelere atadığınız kayyumlarla en önce belediyelerin kadın merkezlerini  hedef aldığınız, tecavüzcülere af çıkarmaya yeltenirken kadın milletvekillerini, belediye başkanlarını, siyasetçileri, hak savunucularını mahkum ettiğiniz bu hale itaat etmiyoruz.

    Hayatlarımızı anneliğe, aileye, şiddete hapsetmeye çalışan yasalara ve yargıya, nasıl bir hayat yaşayacağımızı bize dayatan adamlara, o adamları koruyan tek adama itaat etmiyoruz! Bizler kadınlar erkek-devlet şiddetinden uzakta, güvenli, eşit ve özgür yaşama arzumuzdan da hayatlarımızdan da mücadelemizden de vazgeçmiyoruz!” (HABER MERKEZİ)

  • TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 59. hafta da devam edecek

    TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 59. hafta da devam edecek

    PİRHA- TV10 çalışanları 58. haftayı geride bıraktı. 59. haftada da Galatasaray Lisesi önünde ‘Alevilerin Sesi TV10’u geri istiyoruz’ demek için bir araya gelecekler.

    KHK ile kapatılan ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılan TV10 çalışanlarının eylemi 59. haftasında da devam edecek. Her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda saat 14.00’te bir araya gelen TV10 çalışanları, hukuksuzca kapatılan kanallarının tekrar açılması talebini yineleyecek.

    15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL kapsamında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok televizyon kanalı ve radyo kapatıldı.

    Alevilerin sesi TV10 da 4 Ekim 2016’da KHK ile kapatılıp mühürlendi. TV10’un geri alınması için çalışanların başlatmış olduğu eylem her Cumartesi günü saat 14.00’te Taksim Galatasaray Lisesi önünde yapılıyor. Eyleme Tv10 emekçilerinin yanısıra, izleyicileri, Alevi kurumları, Alevi inanç önderleri, yöre dernekleri, insan hakları savunucuları, basın özgürlüğü savunucuları katılıyor. (HABER MERKEZİ)

  • TV10 Çalışanları: Biz bu ülkenin kiracısı değil sahipleriyiz-VİDEO

    TV10 Çalışanları: Biz bu ülkenin kiracısı değil sahipleriyiz-VİDEO

    PİRHA – TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 57. haftasında ‘Alevilerin Sesi Susturulamaz’ sloganıyla başladı. Yağmur çamur, kar demeden Galatasaray Meydanı’nda adalet aradıklarını bir kez daha tekrarlayıp, hiçbir haklarını televizyonlarını gasp edenlere helal etmediklerini belirttiler. 

    Haberin Videosu

    57 haftadır Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen TV10 emekçileri “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” pankartını açtı. Eylemde sık sık “Özgür basın susturulamaz” “Alevilerin sesi susturulmaz” “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atıldı. Eylemi bu hafta desteklemeye Munzur Çevre Derneği, Hubyar Sutan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Cumartesi İnsanları, Hasta Tutsak Yakınları ve TV10 izleyicileri geldi.

    “MEYDANLARDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Eylemde ilk konuşmayı TV10 Programcısı Hüseyin Kelleci yaptı. Kelleci, 57 haftadır Galatasaray Meydanına yağmur, kar, kış, çamur demeden geldiklerini belirterek, “Buradayız çünkü haklıyız. Alevilerin sesi kapatıldı ama bizler meydanda olmaya devam ettik” dedi. Bir süre önce Ege bölgesine gittiğini belirten Kelleci, Gittiği yerlerde hala ‘TV10 neden kapatıldı’ diye sorduklarını söyledi.

    “Bu ülkenin kiracısı değil, sahibiyiz” diyen Hüseyin Kelleci, “Bu ülkeye, sosyal, siyasal, ekonomik, her alanda desteğini veren ve vergilerini ödeyen biz Alevilerin hakları bu zulmü yapanların boğazında kalacaktır” dedi.

    4 Kasım tarihinin önemine değinen Kelleci, şunları dile getirdi:

    Seçilmişlerinde suçu sorulmadan on yıl, beş yıl, altı yıl önce söylediği sözden dolayı başta HDP Milletvekilleri olmak üzere, aydınların, yazarların, gazetecilerin içeri alındığı günlerden bir tanesidir. Dolayısıyla bu ülkede barış istemek suç mu? Biz barışı istedik, sevgiden yana olmak suç mu? Biz sevgiyi istedik. Bu ülkenin görünmezlerini dile getirdik o sebeple kapatıldık. Ama biz meydanlarda olmaya devam edeceğiz.”

    Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren hak savunucusu Güzel Şahin’in kızı Meral Şahin’de eylemde yer alarak, “Annemin bıraktığı yerden devam ediyorum. Bizler bu haksızlıklar devam ettiği müddetçe bu eylemlerde yer alacak mazlumun sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “SUSTUKÇA DAHA FAZLA ASİMİLE OLACAĞIZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu MYK Üyesi Eğitim Sekreteri Aydın Deniz, TV 10’nun büyük emeklerle kurulduğunu hatırlatarak, “TV 10’nun emekleri ve onların yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. Yaşanan sorunlara dikkat çeken Deniz, “Sesimizi yükseltmeliyiz. Sustukça daha fazla asimile olacağız” diye konuştu.
    “İKİ KİŞİ BİLE KALSAK DEVAM EDECEĞİZ”
    Eylemi birkaç dakika arayla kaçıran HDP Halklar ve İnançlar komisyonu üyesi 25. dönem milletvekilleri Çilem Küçükkeleş ve Ali Kenanoğlu’da eylem yerinde kısa bir açıklama yaparak Alevilerin sesinin susturulmasına tepkilerini dile getirdiler. Açıklamanın kaydını ise yine Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi olan Murat Mıhçı yaptı.  Kısa bir açıklama yapan Kenanoğlu şunları belirti:
    “Tv10’un her cumartesi yaptığı eylemi biz gerçekleştiriyoruz bu hafta. Netice itibariyle TV10 televizyonumuzun sesi kısıldı ve Kanun Hükmünde Kararnameyle hukuksuz bir şekilde el konularak kapatıldı. Alevilerin sesi olan, bu ülkede farklılıkların sesi olan, bizleri kamuoyu ile buluşturan televizyonumuzun kapatılmasını kabul etmiyoruz ve iade edilmesini her hafta olduğu gibi bu hafta da talep ediyoruz. Talebimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz. İki kişi de kalsak biz bu eylemi sürdüreceğiz, karalıyız.”
    Eylem “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Özgür basın susturulamaz”, “Tv10 kapatılamaz” ifadeleriyle son buldu.

  • TV10 çalışanlarının eylemi 56. haftasında da devam edecek

    TV10 çalışanlarının eylemi 56. haftasında da devam edecek

    PİRHA- 2011 yılından beri aralıksız Alevi toplumunun sorunlarını, ihtiyaçlarını, yol erkanını Türkiye’nin her tarafında ekranlarına taşıyıp, Alevilerin sesi olan TV10’un bir yıl önce kapatılmasının ardından çalışanlarının başlattığı eylem 56. haftasına girdi. Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşecek bu haftaki eyleme Alevi kurumları ve izleyicileri ile TV10 çalışanları katılacak.

    KHK ile kapatılan ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılan TV10 çalışanlarının eylemi 56. haftasında da devam edecek. Her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda saat 14.00’te bir araya gelen TV10 çalışanları, hukuksuzca kapatılan kanallarının tekrar açılması talebini yineleyecek.

    15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL kapsamında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok televizyon kanalı ve radyo kapatıldı.

    Alevilerin sesi TV10 da 4 Ekim 2016’da KHK ile kapatılıp mühürlendi. TV10’un geri alınması için çalışanların başlatmış olduğu eylem Cumartesi günü saat 14.00’te Taksim Galatasaray Lisesi önünde yapılıyor. Eyleme Tv10 emekçilerinin yanısıra, izleyicileri, Alevi kurumları, Alevi inanç önderleri, yöre dernekleri, insan hakları savunucuları, basın özgürlüğü savunucuları katılıyor. (HABER MERKEZİ)

  • Yüksel caddesinde eyleme polis müdahallesi: 7 gözaltı

    Yüksel caddesinde eyleme polis müdahallesi: 7 gözaltı

    PİRHA-Kamu emekçilerinin Yüksel Caddesi’nde 353 gündür devam eden “İşimizi geri istiyoruz” eyleminde yapılmak istenen açıklamaya müdahale eden polis 7 kişiyi gözaltına aldı.

    KHK ile işlerinden edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi 233’üncü güne girerken hem onlara destek vermek hem de ihraç edildikleri işlerine geri dönmek için kamu emekçilerinin başlattığı “İşimizi geri istiyoruz” eylemi 353’üncü günde devam etti.
    Açıklama yapmak isteyen KHK ile ihraç edilmiş kamu emekçileri Veli Saçılık, Nazan Bozkurt ve destekçileri Konur Sokak’ta toplandı. Emekçilerin Yüksel Caddesinde bulunan İnsan Hakları Anıtı önüne geçişine izin vermeyen polis kalkanları ile Yüksel Caddesini kapattı. Polisin bulunduğu alanın önünde basın açıklaması yapmak isteyen emekçiler “Açlık grevinin 233. gününde Nuriye Semih işe geri alınsın” yazılı pankart açarak “Nuriye Semih onurumuzdur” ve “İşimizi geri istiyoruz” sloganları attı.
    Pankart açıldığı sırada eylemcilere sert şekilde müdahale eden polis Veli Saçılık, Nazan Bozkurt ve 4 destekçisini darp ederek gözaltına aldı. Ayrıca etrafta bulunan insanlara doğru biber gazlı plastik mermi sıkıldığı sırada sokakta bulunan bir kişinin alkışları ile eylemcilere destek vermesi üzerine onlarca polis sokağın sonuna doğru koşarak destekte bulunan kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanların sayısı 7’ye çıktı.
    Haber merkezi