Etiket: eylem

  • Öğretmenler Kadıköy’de yürüdü: Verilen sözler tutulsun-VİDEO

    Öğretmenler Kadıköy’de yürüdü: Verilen sözler tutulsun-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen ve Öğretmen Sendikası’nın çağrısıyla Kadıköy’de bir araya gelen öğretmenler, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve verilen sözlerin yerine getirilmesi talebiyle yürüdü. Öğretmenler, taleplerinin karşılanmaması halinde mücadeleyi yeniden Ankara’ya taşıyacaklarını duyurdu.

    Eğitim Sen ve Öğretmen Sendikası’nın çağrısıyla bir araya gelen öğretmenler, Ankara’da başlayan ve ülkenin birçok kentine yayılan mücadeleyi bu kez İstanbul Kadıköy’e taşıdı.

    Boğa Heykeli’nde toplanan öğretmenler, Kadıköy Rıhtımı’na kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca “Sözler verildi sözler tutulsun”, “Korkumuz yok, hakkımızı almadan eve dönüş yok” sloganları atan öğretmenlere çevredeki yurttaşlar da alkışlarla destek verdi.

    Yürüyüşün ardından Kadıköy Rıhtımı’nda basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı Öğretmen Sendikası İstanbul Şubesi adına Tuğba Güngör okudu.

    “MÜCADELEMİZ DAHA GÜÇLÜ SÜRECEK”

    Tuğba Güngör, 16 gündür sürdürülen mücadelenin ülkenin dört bir yanında destek bulduğunu belirterek, Ankara’da verilen aranın geri çekilme anlamına gelmediğini, aksine mücadelenin daha güçlü bir şekilde devam edeceğini söyledi.

    Eğitim alanında gerekli düzenlemelerin yapılmasının ve öğretmenlerin haklarının iyileştirilmesinin yalnızca eğitim emekçileri için değil, toplumun geleceği açısından da zorunlu olduğunu vurgulayan Güngör, iktidarın öğretmenlere verdiği sözleri yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.

    “TEMMUZ ORTASINA KADAR ADIM ATILMAZSA YENİDEN ANKARA’DAYIZ”

    Basın açıklamasında öğretmenlerin temel talepleri arasında çalışma koşullarının iyileştirilmesi, verilen sözlerin tutulması ve eğitim sisteminin ticarileştirilmesine son verilmesi yer aldı.

    Temmuz ayı ortasına kadar talepler konusunda somut bir adım atılmaması halinde mücadelenin yeniden Ankara’ya taşınacağını belirten Güngör, Kadıköy’deki kitlesel katılımın bu kararlılığın göstergesi olduğunu söyledi.

    Öğretmenler, mücadelelerinin yalnızca mesleki haklarla sınırlı olmadığını, kamusal ve nitelikli eğitim hakkının savunulması için de sürdürüldüğünü ifade etti.

    Açıklamada, belirlenen süre içinde taleplerin karşılanmaması halinde öğretmenlerin yeniden Ankara’da buluşarak haklarını alana kadar mücadeleyi sürdürecekleri vurgulandı.

    Eylem, sloganların ardından sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Özşen işçilerine destek eylemi: Çözüm olmazsa madene el koyacağız!

    Özşen işçilerine destek eylemi: Çözüm olmazsa madene el koyacağız!

    PİRHA- Edirne Uzunköprü’de 27 gündür hakları için direnen Özşen Madencilik işçilerine yönelik silahlı saldırının ardından emek ve demokrasi güçleri Kadıköy’de bir araya geldi. Yapılan açıklamada, işçilere yönelik saldırının yalnızca Özşen işçilerine değil, tüm emekçilere yönelik olduğu vurgulandı. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası ise taleplerin karşılanmaması halinde madene el koyacaklarını duyurdu.

    Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın çağrısıyla, Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde direnişteki Özşen Madencilik işçilerine yönelik silahlı saldırıya karşı Kadıköy Süreyya Operası önünde dayanışma eylemi gerçekleştirildi. Eyleme çok sayıda siyasi parti, sendika, demokratik kitle örgütü ve emekçi katılarak Özşen işçilerinin mücadelesine destek verdi.

    Maden-İş Sendikası, DEM Parti, DSİP, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Türkiye Komünist Hareketi (TKH), Toplumsal Kurtuluş Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, TSS-İŞ, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, İlerici Gençlik Derneği ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının katıldığı eylemde, işçilerin taleplerinin derhal karşılanması ve saldırının sorumlularının yargılanması istendi.

    “HAK GASPLARI PATRONU CESARETLENDİRDİ”

    Basın açıklamasında Türkiye’de her yıl yaklaşık iki bin işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğine dikkat çekilerek, işverenlerin cezasızlıkla korunmasının işçilere yönelik saldırıları artırdığı belirtildi. Açıklamada Özşen Madencilik patronu Bekir Kiremitçi’nin işçilerin haklı taleplerine kulak vermek yerine baskı ve şiddet yolunu tercih ettiği ifade edildi.

    “27 GÜNDÜR HAKLARI İÇİN DİRENİYORLAR”

    Özşen Madencilik işçilerinin direnişi 21 Mayıs’ta başladı. İşçiler, aylardır ödenmeyen maaşlarının verilmesini, uzun süredir biriken fazla mesai alacaklarının ödenmesini ve tazminatsız şekilde işten çıkarılan 21 işçinin işe geri alınmasını talep ediyor.

    Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın aktardığı bilgilere göre işçiler Şubat ayından bu yana ücretlerini alamıyor yaklaşık bir yıldır da fazla mesai ücretleri ödenmiyor. İşveren tarafının talepleri sözlü olarak kabul etmesine rağmen yazılı bir mutabakata yanaşmaması üzerine görüşmeler sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine işçiler geçtiğimiz cumartesi günü sabah saatlerinde kendilerini maden ocağına kilitleyerek açlık grevine başladı.

    AİLELERE SİLAHLI SALDIRI

    Sendikanın açıklamasına göre saldırı, yeraltında bulunan işçilerle ailelerinin iletişiminin kesilmesinin ardından yaşandı. Yakınlarından haber alamayan aileler idari binaya yönelirken bu sırada işçi yakınlarına iki farklı silahtan üç el ateş açıldı. Ateş edenler arasında patronun şoförünün de bulunduğu öne sürüldü.

    Ayrıca idari binadan çıkan ve işçiler tarafından daha önce görülmediği belirtilen 15 ila 20 kişilik bir grubun da işçilere ve sendika temsilcilerine saldırdığı ifade edildi. Sendika, tüm bu olayların güvenlik güçlerinin gözü önünde gerçekleştiğini vurguladı.

    “KANUNSUZ OLAN İŞÇİLERİN HAKLARININ GASP EDİLMESİDİR”

    Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, işveren Bekir Kiremitçi’nin geçmişte AKP Uzunköprü İlçe Başkan Yardımcılığı yaptığını, babası Nuhil Kiremitçi’nin ise eski AKP’li belediye başkanı olduğunu hatırlatarak yerel idarenin tutumunu eleştirdi.

    Açıklamada, Uzunköprü Kaymakamlığı ve Edirne Valiliği’nin direnişi sona erdirmeye dönük girişimlerine tepki gösterilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Kanunsuz olan şey Şubat ayından beri ödenmeyen maaşlardır. Kanunsuz olan şey bir yıldır gasp edilen mesai ücretleridir. Kanunsuz olan şey madencilerin üzerine sıkılan üç kurşundur.”

    “ÇÖZÜM OLMAZSA MADENE EL KOYACAĞIZ”

    Kadıköy’deki dayanışma eyleminde konuşan katılımcılar, Özşen işçilerinin mücadelesinin yalnızca bir işyeri direnişi olmadığını, emeğin ve insan onurunun savunusu olduğunu belirtti. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, taleplerin bir-iki gün içerisinde karşılanmaması halinde madene el koyacaklarını ve üretimi işçi yönetimi altında sürdüreceklerini duyurdu.

    Eylem, “Madenciye sıkılan kurşun hepimize sıkılmıştır”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” ve “Madenciler kazanacak” sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 1106. haftada Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet istedi!

    Cumartesi Anneleri 1106. haftada Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet istedi!

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, 1106’ncı hafta buluşmasında 1994 yılında kaçırılarak katledilen Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay dosyasını gündeme taşıdı. Aileler, aradan geçen 32 yıla rağmen faillerin yargılanmadığını belirterek adalet talebini yineledi.

    Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve sorumluların yargılanmasını talep etmek amacıyla sürdürdükleri eylemlerinin 1106’ncı haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki açıklamada, 1994 yılında kaçırıldıktan sonra katledilen iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın dosyası gündeme getirildi.

    Ortak açıklamayı, 1995 yılında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu. Tosun, gözaltında kaybetmelerin yalnızca bireysel suçlar olmadığını belirterek, bu suçların devlet gücü kullanılarak işlendiğini ve cezasızlık politikalarıyla sürdürüldüğünü söyledi. Devletin sorumluluğunu kabul etmesi, kaybetme suçunu mümkün kılan yapıların açığa çıkarılması ve hakikatin ortaya konulması gerektiğini vurguladı.

    KAÇIRILDIKTAN BİR GÜN SONRA ÖLDÜRÜLMÜŞ HALDE BULUNDULAR

    Besna Tosun, İstanbul’da yaşayan iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın 3 Haziran 1994’te Yeşilyurt’taki Çınar Oteli’nden ayrıldıktan sonra silahlı kişiler tarafından zorla araçlara bindirilerek götürüldüğünü anlattı. Ailelerin olayın ardından savcılık, emniyet, valilik ve diğer resmi kurumlara başvurduğunu ancak gözaltı iddialarının reddedildiğini söyledi.

    Tosun, üç iş insanının cenazelerinin ertesi gün Bolu’nun Yığılca ilçesine bağlı Taşlı Melen mevkiinde bulunduğunu belirterek, işkence gördüklerinin ve ateşli silahla infaz edildiklerinin tespit edildiğini ifade etti. Cenazelerin bırakıldığı bölgenin, 1990’lı yıllarda çok sayıda kontrgerilla cinayeti nedeniyle kamuoyunda “ölüm üçgeni” olarak anıldığını hatırlattı.

    DOSYA YILLARCA SONUÇSUZ BIRAKILDI

    Ailelerin yıllarca süren adalet arayışına rağmen dosyanın etkin biçimde soruşturulmadığını belirten Tosun, 2013 yılında hazırlanan yeni iddianameyle dosyanın kamuoyunda Ankara JİTEM Davası olarak bilinen dava kapsamına dahil edildiğini söyledi.

    Yargılama sırasında dinlenen eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün, Kürt iş insanlarına yönelik hazırlandığı iddia edilen bir ölüm listesini mahkemeye sunduğunu hatırlatan Tosun, dava dosyalarında ve çeşitli resmi raporlarda olayla ilgili çok sayıda bilgi ve belge bulunmasına rağmen sanıkların cezalandırılmadığını ifade etti.

    2019 yılında görülen davada tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini hatırlatan Tosun, istinaf mahkemesinin bozma kararına rağmen yeniden görülen davada da beraat hükmü kurulduğunu, Yargıtay’ın 2024 yılında temyiz başvurusunu reddetmesiyle kararın kesinleştiğini belirtti.

    “Buldan, Yıldırım ve Karay dosyası da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkumiyetle, iç hukukta ise cezasızlıkla sonuçlanan davalar zincirindeki yerini aldı” diyen Tosun, kayıplar için adalet istemekten vazgeçmeyeceklerini söyledi.

    PERVİN BULDAN: FAİLLER HALA YARGILANMADI

    Açıklamanın ardından söz alan Pervin Buldan, eşi Savaş Buldan ile arkadaşlarının katledilmesinin üzerinden 32 yıl geçtiğini belirterek, tüm girişimlere rağmen sorumluların yargı önüne çıkarılmadığını söyledi.

    Buldan, “33’üncü yıla giriyoruz. Çalmadığımız kapı kalmadı. Bu insanlar gözaltına alındıktan sonra işkence edilerek öldürüldü. Ancak o günden bugüne katiller yargılanmadı” dedi.

    Geçmiş dönemde işlenen faili meçhul cinayetlerin de araştırılması gerektiğini vurgulayan Buldan, kurulması planlanan araştırma mekanizmalarına seslenerek yalnızca güncel değil, geçmişte işlenen siyasi cinayetlerin de açığa çıkarılması ve faillerinin yargılanması gerektiğini ifade etti.

    “BARIŞ İÇİN EŞİT HUKUK İŞLETİLMELİ”

    Anmada konuşan Adnan Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım ise 1990’lı yılların ağır insan hakları ihlalleriyle anıldığını belirtti. Babası ve beraberindeki kişilerin Kürt kimlikleri ve toplumsal duyarlılıkları nedeniyle hedef alındığını söyleyen Yıldırım, aradan geçen yıllara rağmen sorumluların korunmasına tepki gösterdi.

    Yıldırım, “Eğer bugün barıştan söz ediliyorsa herkes için eşit, bağımsız ve tarafsız bir hukuk işletilmek zorundadır” diyerek geçmişte işlenen tüm faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması çağrısında bulundu.

    Cumartesi Anneleri ve kayıp yakınları, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay başta olmak üzere tüm gözaltında kaybedilenler için adalet talebini yineleyerek eylemi sonlandırdı.

    HABER MERKEZİ

  • Varto’da süren ‘Çadır Nöbeti’ni DAD Varto Meclisi ziyaret etti!- VİDEO

    Varto’da süren ‘Çadır Nöbeti’ni DAD Varto Meclisi ziyaret etti!- VİDEO

    PİRHA –  Varto’ya bağlı Çalıdere Köyü’nde JES projesine karşı başlatılan ‘Çadır Nöbeti’ 26. gününde kararlılıkla devam ediyor. Çadır nöbetini ziyaret eden DAD yöneticileri, mücadele çağrısı yaptı. 

    Muş Varto Çalıdere köyü sınırları içinde planlanan JES projesine karşı başlatılan ‘Çadır Nöbeti 26’inci gününde devam etti. Büyük bir kararlılıkla devam eden çadır nöbetine destek ziyaretleri de devam ediyor.

    Lokmalarıyla çadır nöbetini ziyaret eden Demokratik Alevi Dernekleri (DAD)  yöneticileri, lokma duasının ardından kısa bir açıklama yaptı. DAD Varto Meclisi, yaptıkları ziyarette yaşam alanlarına sahip çıkma çağrısı yaptı.

    “MÜCADELEMİZ DEVAM DECEK”

    Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Mehmet Seydalioğlu, DAD Varto Meclisi’ni kuracaklarını belirterek, “Bu meclis, demokratik Alevi anlayışını yaygınlaştırmak ve örgütlemeyi hedefliyoruz. Yine kaybolmuş Pir-Rayber-Talip ilişkisinin geçmişteki varlığını günümüze taşımak istiyoruz” dedi.

    Sütiye Dapaklı ise birlik, beraberlik ve dayanışma çağrısı yaparak, yaşam alanları için mücadele edeceklerini söyledi. Dapaklı, “Bizim bütün davamız memleketimizdir. Biz kimseden bir şey istemiyoruz, kimse de bizden bir şey istemesin. Memleketimizi vermiyoruz. Mücadelemiz daim olsun” diye konuştu.

    Çadır nöbetini “Her vaş koka xo ser be no kewe”, “her ot kökünün üstünde yeşerir” pankartıyla Qılçıx köyü ( Bahçelievler mahallesi) devraldı.

    PİRHA/VARTO

  • Varto halkı JES projesine karşı bayramı ‘Çadır Nöbeti’nde geçiriyor – VİDEO

    Varto halkı JES projesine karşı bayramı ‘Çadır Nöbeti’nde geçiriyor – VİDEO

    PİRHA – Varto’ya bağlı Çalıdere Köyü’nde JES projesine karşı başlatılan ‘Çadır Nöbeti’ 25. gününde devam ediyor. Köy halkı projeye karşı bayramı çadırda geçiriyor. 

    Muş Varto Çalıdere köyü sınırları içinde planlanan JES projesine karşı Varto Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi’nin başlattığı ‘Çadır Nöbeti 25’inci gününde devam etti. Çadır nöbeti alanına “Varto halkı jeotermal enerji santrali istemiyor. Suyuma, toprağıma dokunma” ve “Doğamızı, inancımızı, geleceğimizi savunuyoruz” pankartları asıldı.
    Kurban Bayramı vesilesiyle memleketin yolunu tutan yurttaşların çadır nöbetine ziyaretleri sürerken Nazlıcan ve Eren çifti de nişan öncesi çadır nöbetine katılarak destek verdi.
    Çadır Nöbeti’ni Kocaeli Varto Ekoloji Platformu ve Mengel Köyü devraldı. 
    PİRHA/VARTO

     

     

  • Munzur’da doğa kıyımına karşı yaşam nöbeti: Havaçor Vadisi’nde direniş başladı-VİDEO

    Munzur’da doğa kıyımına karşı yaşam nöbeti: Havaçor Vadisi’nde direniş başladı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki birçok kurumun ve bölge halkının katılımıyla, Munzur coğrafyasındaki doğal yaşam alanlarının yok edilmesine karşı başlatılan “Doğa ve Yaşam Nöbeti”nin üçüncüsü, Havaçor Vadisi’nde hayata geçirildi.

    Munzur coğrafyasında, başta maden ve enerji projeleri olmak üzere, doğal yaşam alanlarına yönelik saldırılara karşı bölge halkının tepkisi büyüyor. Doğanın ticari bir meta haline getirilerek talan edilmesine karşı duran Munzur dostları, bu kez “Doğa ve Yaşam Nöbeti” için Havaçor Vadisi’nde bir araya geldi.

    “BİLİNÇSİZCE KÖKLERİNDEN SÖKÜLÜP YOK EDİLİYOR”

    Havaçor Köyü Derneği adına ortak metni kamuoyuyla paylaşan Çilem Hayıroğlu, bölgedeki bitki çeşitliliğinin ciddi tehdit altında olduğuna dikkat çekti. Özellikle son on yılda; ışkın, çiriş, aygülü, mantar, kekik ve sumak gibi bölgenin kadim bitkilerinin, ticari kazanç uğruna köklerinden bilinçsizce sökülerek yok edildiğini belirten Hayıroğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Yıllar önce köy evlerimizin yanı başında yayılım gösteren, sofralarımıza lezzet, doğamıza güzellik katan bu zenginlik, bugün dağların zirvelerinde bile zor bulunur hale geldi. Bu bitkileri dakikalar içinde yok etmek mümkün olsa da, bir coğrafyada var olmaları için yüz yıllar gerekiyor.”

    “YASAK İÇİN DEĞİL, YAŞATMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Hayıroğlu, başlattıkları nöbetin amacının bir yasak getirmek değil, bölgedeki bitkilerin yaşam alanlarının ticari yağmaya karşı korunması olduğunu vurguladı. “Gelecek kuşaklara bu mirası bırakmak için buradayız” diyen Hayıroğlu, tüm Munzur dostlarını yaşam alanlarına sahip çıkmaya ve dayanışmayı büyütmeye çağırdı.

    Bir ay boyunca sürmesi planlanan Doğa ve Yaşam Nöbeti; Munzur Çevre Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu, Dersim Araştırmaları Merkezi ve bölgedeki çok sayıda köy derneğinin ortak iradesiyle yürütülüyor. “Munzur’a uzanan eller kırılır” şiarıyla hareket eden aktivistler, Pülümür, Hozat, Pertek ve Çemişgezek gibi noktalardaki diğer mücadelelerle de dayanışma içinde olduklarını belirttiler.

    “Yaşam alanlarımıza yönelik saldırılara karşı barikat ol! çağrısıyla başlayan nöbet, Munzur’un geleceğini koruma kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.

    PİRHA/DERSİM

  • Bilgi Üniversitesi’nde gerilim tırmanıyor: Protestoların 3. gününde müdahale

    Bilgi Üniversitesi’nde gerilim tırmanıyor: Protestoların 3. gününde müdahale

    PİRHA- İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, üniversitenin kapatılma kararına karşı başlatılan protesto eylemleri üçüncü gününde sertleşti. Kampüs çevresinde tansiyonun düşmediği eylemlerde, güvenlik güçlerinin müdahalesi ve gözaltılar yaşandı.

    Cumhurbaşkanı kararıyla kapatıldığı duyurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sular durulmuyor. Kararı protesto etmek amacıyla kampüs içerisinde nöbet tutmaya başlayan öğrenciler, akademisyenler ve mezunlar, yönetimin kampüs girişlerini yasaklaması üzerine dışarıda da eylemlerini sürdürmeye başladı.

    KAMPÜSTE ABLUKA SOKAKTA MÜDAHALE

    Üniversite çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alan polis ekipleri, protestoculara zaman zaman biber gazı ile müdahale ederken, olaylarda bazı öğrencilerin gözaltına alındığı bildirildi. Kampüs dışında toplanan grup, “Üniversiteler bizimdir” sloganlarıyla karara tepki gösterirken, kampüs içerisinde kalan öğrenciler de oturma eylemleri ve forumlar düzenleyerek duruşlarını koruyor.

    ÖĞRENCİLERDEN “OKULU TERK ETMİYORUZ” MESAJI

    Belirsizliğin hakim olduğu süreçte sınavlar, mezuniyet törenleri ve akademik takvimin geleceği hakkında herhangi bir açıklama yapılmaması tepkileri artırdı. Eyleme katılan öğrenciler, yaşadıkları mağduriyeti vurgulayarak kararlılıklarını şu sözlerle ifade etti:

    “Günlerdir buradayız ve okulu terk etmeyi düşünmüyoruz. Üniversitemizin özerk, bilimsel ve demokratik eğitim ilkeleri doğrultusunda yeniden açılmasını talep ediyoruz.”

    Hem kampüs içerisindeki hem de dışarıdaki eylemciler, giriş yasaklarının kaldırılmasını ve yetkililerin kendilerini muhatap almasını bekliyor. Bölgedeki bekleyiş ise devam ediyor.

    HABER MERKEZİ

  • Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şubesi’nden çağrı: İhraçlar göreve iade edilsin – VİDEO

    Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şubesi’nden çağrı: İhraçlar göreve iade edilsin – VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şubesi, KHK ihraçlarına karşı yaptığı eylem 371. haftasında devam etti. Eylemde açıklamayı okuyan Şifa Ada Demirbilek, KHK’leri siyasi bir tasfiye operasyonu olarak nitelendirerek, ihraç edilenlerin görevine iade edilene kadar mücadele edeceklerini belirti. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her çarşamba düzenlediği oturma eylemi 371’inci haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti.

    Açıklamada “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartı açıldı. Basın metnini Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Eğitim Sekreteri Şifa Ada Demirbilek okudu. 

    “SİYASİ OPERSYON SON BULSUN” 

    Hukuksuz KHK ihraçlarına karşı seslerini yükseltmek, adalet talebini yenilemek ve dayanışmayı büyütmek için bir araya geldiklerini kaydeden Demirbilek,  OHAL döneminde KHK’lerle işten çıkarılan on binlerce kamu emekçisinin somut delil ortaya konulmadan işlerinden edildiğini hatırlattı. Bu süreci siyasi bir tasfiye operasyonu olarak nitelendiren Demirbilek, KHK’lerin emekçilerin iş güvencesini ortadan kaldırdığını belirterek, “OHAL resmen sona ermiş olsa da KHK rejimi fiilen devam etmektedir” dedi.
    İhraç edilen emekçilerin görevlerine iade edilmediğini, yargı süreçlerinin uzatıldığını belirten Şifa Ada Demirbilek, bu durumu “fiili OHAL” uygulaması olarak belirtti.  KHK’lerin yaşam hakkına yönelik saldırı olduğunu belirten Demirbilek,  ihraçların önemli bir kısmının sendikal faaliyetler gerekçe gösterilerek yapıldığını,  bunun örgütlenme hakkına yönelik açık bir saldırı olduğunun altını çizdi.

    “MÜLAKAT UYGULAMASIYLA EMEK GASP EDİLİYOR”

    Eğitim alanında ve kamuda yaşanan güncel gelişmeler de değinen Demirbilek, eğitim sisteminin bilimsel ve laik temellerden uzaklaştırıldığını ve mülakat uygulamalarıyla emeğin gasp edildiğini kaydetti. Demirbilek, ihraçların göreve iade edilene kadar mücadele edeceklerini belirterek şu çağrıda bulundu;

    “KHK’ler derhal ve koşulsuz olarak iptal edilmelidir! İhraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilmelidir! İade süreci tüm özlük ve ekonomik hakları kapsamalıdır! Sendikal faaliyetler üzerindeki baskılara son verilmelidir! Eğitim sistemi bilimsel, laik ve kamusal bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır!”

    PİRHA/İZMİR

  • JES eylemi halkın kararlığı ile devam ediyor – VİDEO

    JES eylemi halkın kararlığı ile devam ediyor – VİDEO

    PİRHA – Varto Çalıdere Köyü’nde kurulan eylem çadırına 12. gününde de ziyaretler sürerken bölge halkının kararlığı dikkat çekiyor.

    Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıder köyü sınırları içerisinde planlanan Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) karşı kurulan çadır nöbeti 12’inci gününde devam ediyor.

    Projenin ilk sondaj tarihi olan 20 Mayıs’ın yaklaşmasıyla birlikte bölge halkının eylem kararlılığı sürüyor. Bu gün eylemi projeden etkilenecek 16 köyden Büyük Çaylar ve Çaylak köylüleri nöbeti devraldı.

    Eylem çadırına gelenler dayanışmayı büyütme çağrısında bulundu.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • Kaymakamın’çadırları kaldırın’ söylemine karşı halk direnişte kararlı – VİDEO

    Kaymakamın’çadırları kaldırın’ söylemine karşı halk direnişte kararlı – VİDEO

    PİRHA- JES Projesinin yapılması planlanan köylerden 5 köy muhtarı dün kaymakam ile bir görüşme yaptı. Görüşmede Kaymakamın çadırların toplanmasını ve eylemin bitmesini istedi. Ancak Varto halkı bugün yaptığı toplantıda resmi evrak olmadan eylemi sonlandırmayacaklarını belirtti. 

    Varto’ya bağlı Çalıdere köyünde yapılmak istenen JES projesine karşı başlatılan çadır nöbeti 10. gününde devam ediyor. Eylemin sonlandırılması için Varto Kaymakamı Abdulkadir Işık dün 5 muhtarla görüştü. Edinilen bilgilere göre görüşmede vatandaşlara 10 kuyudan 9’unun ruhsat izin süresinin dolduğu ve firma tarafından bu alanlarda çalışma yapılmayacağı bilgisi verildi. Sadece nöbet alanında bir kuyunun olduğu, firmanın faaliyetini başka bir alana kaydıracağı belirtildi. Varto Kaymakamı Işık ayrıca çadırların kaldırılmasını, kaldırılmadığı takdirde müdahale edileceğini ifade etti.

    “ÇADIR YALNIZCA BARINMA ALANI DEĞİL, HALKIN İRADESİDİR”

    Bu gelişmeler ışığında bir halk toplantısı yapıldı. Toplantı sonuçları ise yapılan yazılı bir açıklama ile kamuoyu ile paylaşıldı.

    Açıklamada resmi bir yazı gelmeden eylemin sonlandırılmayacağı belirtildi. 19, 20 ve 21 Mayıs tarihleri ise, bölge halkının sürdürdüğü ekolojik direniş açısından kritik günler olarak ifade edildi. Bu tarihlerde kurulacak çadır alanlarında daha güçlü ve daha kitlesel bir buluşma hedefleniyor.

    Platform tarafından yapılan açıklamada, bu günlerde çadırlarda daha kalabalık, daha güçlü ve daha kararlı bir birlikteliğin sağlanmasının mücadelenin seyri açısından belirleyici olacağı vurgulandı. Açıklamada, çadırların yalnızca birer barınma alanı olmadığı, aynı zamanda halkın ortak iradesini, dayanışmasını ve geleceğe dair umudunu temsil ettiği ifade edildi.

    “GELECEĞE SAHİP ÇIKMA İRADESİ”

    Halk temsilcileri, Varto Ekoloji Platformu’nun kuruluşundan bu yana tüm karar alma ve yürütme süreçlerinde aktif rol aldıklarını belirterek, 19–21 Mayıs tarihlerinin bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekti.

    Yapılan çağrıda, tüm Varto halkının belirtilen tarihlerde çadır alanlarında bulunmasının mücadelenin gücünü artıracağı ve kamuoyuna daha güçlü bir mesaj vereceği kaydedildi. Açıklamada ayrıca, kitlesel katılımın yalnızca sayısal bir artış değil, aynı zamanda kararlılık ve ortak geleceğe sahip çıkma iradesinin göstergesi olduğu ifade edildi.

    Varto’da süren ekoloji nöbetinin önümüzdeki günlerde daha geniş katılımla devam etmesi bekleniyor.

    Öte yandan toplantıda resmi yazının verilmesi için bir diyalog grubunun oluşturularak kaymakamlık ve valilikten randevu alınması yönünde karar alındı.

    PİRHA/VARTO

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • 9 gündür açlık grevinde olan madenciler kazandı!

    9 gündür açlık grevinde olan madenciler kazandı!

    PİRHA- Aylardır hakları için mücadele eden ve 9 gündür Ankara’da açlık grevinde olan Doruk Madencilik işçilerinin taleplerinin karşılandığı ve eylemin son bulduğu duyuruldu. 

    Doruk Madencilik işçileri, ücret, tazminat ve özlük hakları için 9 gündür Kurtuluş Parkı’nda açlık grevi eylemindeydiler. Günlerdir gazlı ve coplu müdahaleye maruz kalan işçilerin direnişi sonuç verdi. Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçilerinin tüm taleplerinin karşılandığı öğrenildi.

    Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, İçişleri Bakanlığı’ndaki görüşmenin olumlu geçtiğini açıklayarak, “Çoğu arkadaşımızın maaşları yattı. 15 gün süre istediler bizden. Bunun da garantörü bakanlıklar. Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kadıköy’de gazeteciler için yürüyüş başladı

    Kadıköy’de gazeteciler için yürüyüş başladı

    PİRHA- İstanbul’un Kadıköy ilçesinde tutuklu gazeteciler için başlatılan eylem sürüyor. Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda toplanan yurttaşlar, yoğun yağışa rağmen alandan ayrılmayarak yürüyüşe geçti.

    Gazetecilerin çağrısıyla bir araya gelen kalabalık, Moda’dan Kadıköy Rıhtım’a doğru yürüyüşünü sürdürüyor. Sık sık “Gazetecilere özgürlük” ve “Haber yapmak suç değildir” sloganları atılıyor.

    Eylemde, tutuklu gazeteciler İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ için destek mesajları öne çıkarken, katılımcılar basın özgürlüğüne yönelik baskıların son bulması çağrısında bulunuyor.

    Organizatörler, yürüyüşün ardından Kadıköy Rıhtım’da bir basın açıklaması yapılacağını duyurdu. Açıklamada tutuklu gazetecilerin mesajlarının okunması ve son dönemde artan gözaltı ve tutuklamalara ilişkin değerlendirmelerin paylaşılması bekleniyor.

    Öte yandan alandaki katılımın yürüyüş ilerledikçe arttığı, farklı basın örgütleri ve sivil toplum temsilcilerinin de korteje dahil olduğu bildiriliyor. Polis, parkın etrafını çevirerek, kitlenin yürüyüşüne izin vermiyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD İzmir Şubesi’nden Elsa işçilerine ziyaret: İnsanca yaşamın direnişi!-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nden Elsa işçilerine ziyaret: İnsanca yaşamın direnişi!-VİDEO

    PİRHA- Yaklaşık 10 gündür Elsa Tekstil önünde eylem yapan işçilere Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi destek verdi. Ziyarette konuşan DAD Eş Başkanı Fadime Dapaklı, “Bu direniş sadece bir iş yeri direnişi degil, bu direniş emeğin, onurun, adaletin ve insanca yaşamın direnişidir” dedi.

    Tommy Hilfiger için İzmir Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan Yeşim Tekstil’in fason firması ELSA Tekstil, geçtiğimiz günlerde yeni iş alamadıkları gerekçesiyle bünyesinde çalıştırdığı onlarca işçinin işine son verdi. Yıllık izinleri, maaşları, kıdem ve ihbar tazminatlarının içeride kalma tehlikesiyle karşı karşıya olan Elsa işçileri, haklarını almak için kapı önünde direnişe başladı.

    Yaklaşık 10 gündür Elsa Tekstil önünde eylem yapan işçilere Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi destek verdi. Alkış ve zılgıtlarla yapılan karşılaşmada ‘Elsa işçisi yanlız degildir’ sloganları atıldı.

    Ziyarette konuşan DAD Eş Başkanı Fadime Dapaklı, işçilerin eylemini selamlayarak her zaman yanlarında olduklarını söyledi. Dapaklı, “Bu direniş sadece bir iş yeri direnisi degil, bu direnis emeğin, onurun, adaletin ve insanca yaşamın direnişidir” dedi. Patronlara seslenen Dapaklı, krizin faturasini işçilere cikaramazsiniz.  Bizler her zaman yaninizdayiz. Elsa işçisi yanlız degildir”dedi.

    Açıklamadan sonra getirdikleri lokmaları paylasan DAD üyeleri halay cekerek eyleme destek verdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Hak gaspına karşı 6 aydır direnen TPI işçileri Ankara’ya gidiyor

    Hak gaspına karşı 6 aydır direnen TPI işçileri Ankara’ya gidiyor

    PİRHA- İzmir’de TPI Kompozit fabrikasında çalışan ve 13 Mayıs’ta düşük ücret ile ağır çalışma koşullarına karşı greve çıkan Petrol-İş üyesi yaklaşık 2.300 işçi, 11 Kasım’da hak gasplarına karşı Ankara’da eyleme gidiyor. İşçilerden Sevgi Sağlamtürk, “Sahadaki işçilerin de gücünü alarak Ankara’da olacağız ve haklarımızı gasp ettirmeyeceğiz” dedi.

    İzmir’de faaliyet gösteren ve rüzgar türbini kanatları üreten ABD merkezli TPI Composites’te çalışan 2.300 Petrol-İş üyesi işçi, 13 Mayıs’ta başlattıkları grevin ardından bu kez Ankara’ya gidiyor. İşçiler, şirketin ‘iflas ve şirket devri’ hamleleriyle kazanılmış haklarını gasbetmeye çalıştığını belirterek 11 Kasım’da ABD Büyükelçiliği önünde protesto düzenleyecek.

    Petrol-İş üyesi TPI işçileri yaptıkları açıklamada, yıllardır ağır koşullarda kimyasal maddeler içinde, ciddi sağlık riskleriyle üretim yaptıklarını hatırlatarak, asgari ücret seviyesinin biraz üzerinde bir yaşamın kendilerine dayatıldığını söyledi.

    İşçilerin 11 Kasım’da ABD Büyükelçiliği önünde yapacağı eyleme ilişkin yapılan açıklamada, “Yıllardır emeğimizi sömüren, taleplerimizi yok sayan, grevimizi karalamaya çalışan Amerikan sermayesi TPI, şimdi de iflas ve şirket devri gibi ayak oyunlarıyla kazanılmış haklarımıza göz dikmiş durumda. Bu açık bir emek hırsızlığı, açık bir vurgunculuk girişimidir. Binlerce işçinin hakkını gasp edip kaçmalarını seyretmeyeceğiz! Bugüne kadar bu yasa-kural tanımaz saldırıya ne devlet kurumları ne de sendika genel merkezi açık bir tutum aldı. Ama biz susmuyoruz, boyun eğmiyoruz. Haklarımızdan, geleceğimizden vazgeçmiyoruz. Mücadelemizi sürdürmek, bu ülkenin işçilerinin emeklerinin çalınmasına “dur” demek için adım atıyoruz! TPI sermayesinin elini kolunu sallayarak bu ülkeye gelip, bizden çaldıklarıyla çıkıp gitmesine izin vermeyeceğiz!” denildi.

    “HAKLARIMIZI GASP ETTİRMEYECEĞİZ”

    Ajansımıza konuşan TPI işçilerinden Sevgi Sağlamtürk, ülkenin birçok yerinde emekçilerin TPI işçilerinin durumuna benzer hak gasplarına maruz kaldığını söyleyerek, “Hepimiz adil, eşit ve güvenli şartlarda çalışmak istiyoruz. Biz ise altı aydır ne geriye dönük haklarımızı alabildik ne de on yıllık, on beş yıllık çalışan arkadaşlarımız tazminat, ihbar gibi haklarını alabildi. Şu anda işten çıkışlarımız gerçekleşti. Hukuksuzca işten çıkarıldık. 6 aydan beri grevdeyiz. Grev sürecinde de mağdur edildik. TPI işçilerinin durumu basına yansıdı ama bu durumu yaşayan sayısızca işçi var. Birçok işçi bununla yüz yüze kalıyor. Ülkenin her yerinde işçilerin durumu aynı. Patronlar işçileri, ‘fazla ücret istemeyin TPI işçisi gibi olursunuz’ diyerek tehdit ediyor. Hepimiz adil, eşit ve güvenli şartlarda çalışmak istiyoruz. Sahadaki işçilerin de gücünü alarak Ankara’da olacağız ve haklarımızı gasp ettirmeyeceğiz” diye belirtti.

    BU AKŞAM ANKARA’YA DOĞRU YOLA ÇIKACAKLAR

    Mücadeleden geri atmayacaklarını ve kararlı olduklarının altını çizen TPI işçisi Sevgi Sağlamtürk, bu akşam saat 22.00’de İzmir Bayraklı’dan yola çıkacaklarını ve 11 Kasım’da Ankara’da bulunan ABD Büyükelçiliği önünde taleplerini haykırıcaklarını söyledi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

  • CHP Dersim İl Yönetimi eylemini sonlandırdı!

    CHP Dersim İl Yönetimi eylemini sonlandırdı!

    PİRHA- CHP eski milletvekili Polat Şaroğlu’nu partide kutuplaşma yaratmakla suçlayıp ve genel merkezi eleştirip kendini parti binasına kilitleyen CHP Dersim İl yönetimi eylemini sonlandırdı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Dersim İl Yönetimi, partideki gelişmelere tepki olarak il binasına kendilerini kilitledi.
    CHP Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, yaptığı basın açıklamasında eski milletvekili Polat Şaroğlu’nu partide kutuplaşma yaratmak, örgütleri baskı altına almak ve örgüt iradesini yok saymakla suçlamıştı.

    CHP PM Üyesi Yalçın Görgöz, CHP il binasına gelerek, yönetimle toplantı yaptı. Toplantı sonrası il yönetimi eylemlerini sonlandırma kararı aldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Cumartesi Anneleri, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Turgut Yenisoy’un akıbetini sordu-VİDEO

    Cumartesi Anneleri, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Turgut Yenisoy’un akıbetini sordu-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde gözaltında kaybettirilen Turgut Yenisoy’un akıbetini sordu. 31 yıllık adalet arayışında adli ve idari makamların yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle Turgut Yenisoy’un akıbetinin karanlıkta karanlıkta kaldığı belirtilerek, tüm kayıplar için adalet istemekten vazgeçilmeyeceği vurgulandı.

    Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak, faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1071’incisini gerçekleştirdi.

    Cumartesi Anneleri, karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda toplandı. Bu hafta, 31 yıl önce bugün evinden gözaltına alınıp beyaz Torosla götürülen ve bir daha kendisinden haber alınamayan Turgut Yenisoy için adalet talep etmek amacıyla buluştular.

    Basın açıklamasını okuyan Avukat Ümmühan Kaya, Turgut Yenisoy’un Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde esnaf olduğunu ve JİTEM’in yoğun baskısına ve şiddetine uğradığını belirtti. O dönemde Turgut Yenisoy’un hem işyerinin yakıldığını hem de defalarca baskı ile gözaltına alındığını vurgulayan Ümmühan Kaya, birçok kez işkence ve ölümle tehdit edildiğini ifade etti.

    BEYAZ TOROS MARKA ARACA BİNDİRİLİP GÖTÜRÜLDÜ

    Ümmühan Kaya, 4 Ekim 1994 tarihinde saat 22.30 sularında, Bismil Komando Alayı’nda görevli Ahmet, Recep ve Süleyman isimli uzman çavuşların, Yenisoy ailesinin evine baskın düzenlediğini hatırlatarak, “Turgut’u giysilerini ve ayakkabısını giymesine bile fırsat vermeden götürmek istediler. Oğlunu korumaya çalışan anne Nezrife Yenisoy bu sırada darp edildi. Turgut’un karakolda ifadesi alınacağı söylenerek beyaz Toros marka bir araca bindirilip götürüldü. Aile, bu kişilerin daha önce de evlerine sık sık baskın düzenlediği için tanıyor ve Turgut’u ölümle tehdit ettiklerini biliyordu. Eşinin ve annesinin feryatlarına uyanan komşular da olaya tanık oldu. Turgut Yenisoy’un içinde olduğu aracın gittiği yönü takip eden aile fertleri, aracın önce evlerinin yakınında bulunan Bismil E Tipi Cezaevi önünde durduğunu, daha sonra da başka bir yöne gittiğini gördüler” dedi.

    “GÖZALTINA ALINDIĞI İNKAR EDİLDİ”

    Ümmühan Kaya, devamında şunları dile getirdi:

    “Anne Nezrife Yenisoy ertesi gün hemen Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek yaşadıklarını anlattı. Ancak savcılık, Turgut Yenisoy’un gözaltına alındığını inkâr etti. Bismil Emniyet Müdürlüğü ve Bismil Komando Tugayı’na başvuran Yenisoy ailesi burada da aynı inkârla karşılaştı.

    Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı ve OHAL Bölge Valiliği’ne de başvuran anne Nezrife Yenisoy, ‘Oğlun gözaltında değil’ yanıtını aldı. Gözaltına alınıp serbest bırakılan kişilere ulaşan anne Nezrife Yenisoy, korkup tanıklık yapmak istemeyen bir kişiden oğlunun Diyarbakır Ala Komutanlığı’nda ağır işkenceden geçirildiğini öğrendi.

    “AKIBETİ KARANLIKTA, FAİLLERİ CEZASIZ KALDI”

    Ailenin tüm başvurularına rağmen, iç hukuktan sonuç alınamadı. Bunun üzerine dosya AİHM’e taşındı. 31 yıldır iktidarlar değişse de, adli ve idari makamların yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle Turgut Yenisoy’un akıbeti karanlıkta, failleri cezasız bırakıldı. Kaç yıl geçerse geçsin, tüm kayıplar için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mülakat mağduru öğretmenler: Çalınmış atanma haklarımız iade edilmeli-VİDEO

    Mülakat mağduru öğretmenler: Çalınmış atanma haklarımız iade edilmeli-VİDEO

    PİRHA- Mülakat mağduru öğretmenler taleplerini duyurmak için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde bir araya geldi. Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasına derhal son verilmesi çağrısına bulunan öğretmenler, ” Siz bizim niteliğimizi 10 dakikalık mülakatlarda ölçemezsiniz. Hak yemeyi şiar haline getirmiş bakan Yusuf Tekin’i acilen istifaya davet ediyoruz” dedi.

    Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu, mülakat sistemine karşı başlattıkları eylemlerinin 282’nci gününde Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Açıklamaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Özgül Saki ve DEM Parti Ankara il yöneticilerinin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri ve onlarca kişi katıldı.

     

    Atanamayan öğretmenler, mülakat mağduru oldukları gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde toplandı. Öğretmenler, 2023 KPSS puanlı mülakatların geneline yansıyan usülsüzlükten dolayı mağdur olan tüm öğretmenlerin atanma haklarının iade edilmesini istedi.

    Öğretmenler, binlerce öğretmenin emeğinin ve geleceğe dair beklentilerinin karşılık bulamadığı vurgulayarak mülakat eleştirisinde bulun. Öğretmenler, “Biz kendimize güvenip Temmuz ve Ağustos aylarında mülakatlarımıza girdik. Komisyonlar yüzlerimize atanacağımızı söyledi. Eylül ayında sonuçları sözde yanlışlıkla açıkladınız. Ekim ayına geldiğimizde puanlarımızı görünce şoka uğradık. İtiraz sürecinde bazı arkadaşlarımız elenmeyeceğini düşünüp itiraz etmedi. İtirazlarimızın sonucunda sıralamalarımızı gördüğümüzde dünyamız başımıza yıkıldı” diye belirtti.

    “MÜLAKAT ADALETSİZLİKLERİ ÖĞRETMEN ATAMALARINDA KENDİNİ GÖSTERMEKTEDİR”

    Açıklamayı yapan atanamayan öğretmenlerden Özgür Karataş, 282 gündür hak mücadelesi yürüttüklerini belirterek, “Öğretmenlik, bir meslekten öte, bir ülkenin geleceğini inşa eden en kutsal görevlerden biridir. Bu göreve layıkıyla talip olan öğretmen adayları, yıllarca süren zorlu üniversite eğitimlerinden sonra KPSS gibi kapsamlı ve zorlu bir sınava girmektedir. Bu sınavda yüksek puanlar alarak başarılarını ispatlayan adayların, maalesef ki, birkaç dakikalık ve çoğu zaman neye göre değerlendirildiği belli olmayan mülakatlarla elenmesi, vicdanları yaralamaktadır. Kamuya personel alım süreçlerinde yaşanan mülakat adaletsizlikleri, en çok da Millî Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atamalarında kendisini göstermektedir. Yıllardır süren bu sorun, on binlerce genç ve nitelikli öğretmen adayının hayallerini yıkmakta, emeklerini hiçe saymaktadır. Mülakat sadece bireysel mağduriyetlere yol açmakla kalmamaktadır. Eğitim sistemimizin temelini sarsmakta, liyakat ve adalet ilkelerine olan güveni zedelemektedir. Mülakatlar, bilgi, birikim ve pedagojik yetkinlik yerine, sübjektif ve dışsal kriterlerin ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Liyakat yerine torpilin, adalet yerine keyfiliğin geçtiği bir sistemde, kaliteli bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

    ‘MÜLAKAT GİBİ MÜLAKAT’ DAYATMASI

    Özgür Karataş, kaldırılan mülakatın yerine kendilerine ‘mülakat gibi mülakat’ dayatıldığını dile getirerek, “Ülkemizin ekonomik durumu belli, devlete atanıp özel sektörün insanlık dışı şartlarını yaşamamak çıkış yolu aradık. 2023 KPSS’ye girip derece yaptık. Aylarca bekletildik. 1 yıl sonra lutufmuş gibi sunulan 20 bin kontenjana girebildik. Maalesef önceki bakanın söz verdiği mülakat kalkmadı üstüne tarihi itiraf olan “mülakat gibi mülakat” bize dayatıldı. Biz kendimize güvenip Temmuz ve Ağustos aylarında mülakatlarımıza girdik. Komisyonlar yüzlerimize atanacağımızı söyledi. Eylül ayında sonuçları sözde yanlışlıkla açıkladınız. Ekim ayına geldiğimizde puanlarımızı görünce şoka uğradık. Biz iller arası anormal farkı o zaman görmüştük. Bilerek sıralamalarımız o zaman açıklanmadı. İtiraz sürecinde bazı arkadaşlarımız elenmeyeceğini düşünüp itiraz etmedi. İtirazlarimızın sonucunda sıralamalarımızı gördüğümüzde dünyamız başımıza yıkıldı” diye belirttiler.

    “SİZ, BİZİM NİTELİĞİMİZİ 10 DAKİKADA ÖLÇEMEZSİNİZ”

    Yaklaşık 10 aydır haklılıklarını meclis önünden haykırdıklarına vurgu yapan Özgür Karataş, “Siz ahlakı öğretmen arıyorum diyorsunuz Yusuf Tekin ama insanlara bağıran, gerizekalı diyen, megolaman diyen bakan nerede görülmüş. Öğrencilerin karşısına bazı elenen öğretmenleri çıkaramacağınızı söylüyordunuz Bülent Çiftçi, Yusuf Tekin’in bakan olarak halkın karşısına bu şekilde çıkması doğru mudur? Sizinle yaptığımız toplantıda bakanımız ve ben kimseyi terörist ilan etmedik demiştiniz. Çocukların gözü önünde bunu bakanınız yapmadı mı? İçimizdeki insanları emsal karar kesin gelecek diye mücadeleden çektiniz şimdi de emsal karar yok diyorsunuz işte bu kadar ikiyüzlüsünüz. Nazif Yılmaz’a gelince ‘mülakatın içinden nasıl çıkacağız bilmiyoruz’ demiştiniz. Üniversitelere gidip öğrencilere eğitim fakültesi bitirince öğretmen mi olduğunuzu sanıyorsunuz demiştiniz. Bizler eğitim fakültesi bitirince öğretmen olduğumuzu sanmıyoruz diplomamızla zaten öğretmeniz. Siz bizim niteliğimizi 10 dakikalık mülakatlarda ölçemezsiniz” dedi.

    TALEPLER

    Özgür Karataş, atanamayan öğretmenlerin taleplerini şöyle sıraladı:

    1- Mülakatlar Kaldırılsın: Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasına derhal son verilmeli, atamalar sadece KPSS puan üstünlüğüne göre yapılmalıdır.

    2- Şeffaflık ve Gerekçeli Karar: Mülakatın istisnai olarak zorunlu olduğu durumlarda ise tüm süreçler şeffaflaştırılmalı, adayların mülakat puanları ve elenme gerekçeleri kendilerine ayrıntılı bir şekilde açıklanmalıdır.

    3- Etkin Hukuki Denetim: Mülakat sonuçlarına itiraz süreçleri güçlendirilmeli ve hukuki denetim mekanizmaları etkin hale getirilmelidir.

    4- Mağdurların Atanması: 2023 KPSS puanlı mülakatların geneline yansıyan usülsüzlükten dolayı mağdur olan tüm öğretmenlerin çalınmış atanma hakları iade edilmelidir.

    “BAKAN YUSUF TEKİN’İ İSTİFAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Milli Eğitim Bakanı usuf Tekin’i istifaya çağıran Özgür Karataş, “Konuşmamızın sonunda açıkça söylüyoruz ki hakkını yediğiniz öğretmenler gittiğiniz her yerde karşınıza çıkacak. bizlerin haklılığını duymaktan asla kurtulamayacaksınız. Eğitimin üzerine kara bulut gibi çöken Yusuf Tekin ve onun temsil ettiği zihniyetten kurtulmamız tek çaredir. 2024 KPSS puanıyla bizden de düşük 15 bin atama ile AKP iktidarının en düşük ilk atamasını yapmayı başaran, branşlara görülmemiş şekilde kıyım yapan ek atamayı vermemek için ücretli köleliği devam ettiren onda da asgari ücret altında insan çalıştıran birisiniz. Mülakatı kaldırıp akademiyi getirdiniz çünkü torpile rağmen istediğiniz yandaş öğretmenleri alamıyorsunuz. Okullara alt tarafı sabun dahi koyamayıp sadece muhalefete saldıran bir bakansınız. Hak yemeyi şiar haline getirmiş bakan Yusuf Tekin’i acilen istifaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Kadınlar, Suriye’deki Alevi kadın katliamına karşı 9 kentte alanlara çıkacak

    Kadınlar, Suriye’deki Alevi kadın katliamına karşı 9 kentte alanlara çıkacak

    PİRHA-Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi öncülüğünde kadınlar, Suriye’de devam eden Alevi kadınlara yönelik katliamlara ilişkin 19 Temmuz’da 9 kentte alanlara çıkacak. Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, “Alevi soykırımına karşı kadınların yanındayız, eylemdeyiz!” paylaşımını yaptı.

    HTŞ’ye başlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından Suriye’de Alevilere yapılan katliamlar günden güne artıyor. Alevi kadınlara yönelik sistematik kaçırma, işkence, cinsel istismar ve infazlar bir savaş suçu olarak devam ediyor.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi öncülüğünde kadınlar, Suriye’de devam eden Alevi kadınlara yönelik katliamlara ilişkin 19 Temmuz’da alanlara çıkacak.

    Mersin Kadın Platformu da eylem kararı alarak 19 Temmuz’da Alevi soykırımına karşı protesto yapacak.

    9 İLDE EYLEM

    19 Temmuz’da yapılacak eylemler şu şekilde:

    Van: Saat 13.00’de Sanat Sokağı

    Urfa: Saat 13.00’de Novada Park ATM’ler yanı

    Antep: Saat 16.00’da Balıklı Meydanı

    İstanbul: Saat 17.00’de Suriye Konsolosluğu önü

    Mardin: Saat 18.00’de Karayolları Parkı

    Ankara: Saat 18.00’de Yüksel Caddesi

    Diyarbakır: 18.30 Ofis AZC Plaza önü

    Mersin: 18.30’da Pozcu Koton önü

    İzmir: Saat 19.30’da Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi

    “ALEVİ SOYKIRIMINA KARŞI KADINLARIN YANINDAYIZ, EYLEMDEYİZ”

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, X hesabından, “Suriye’de Alevi soykırımına karşı biz kadınlar iller arası eş zamanlı eylemdeyiz! Suriye’de HTŞ ve yönlendirdiği cihatçı çeteler Alevi kadınları kaçırıyor, kaybediyor, zorla evlendiriyor, köleleştiriyor, toplu tecavüze maruz bırakıyor. Türkiye’den hesaplar fidye istiyor. Dürzi kadınlar benzer bir tehdit altında. Alevi soykırımına karşı kadınların yanındayız, eylemdeyiz!” paylaşımını yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • KRT TV emekçilerinin eylemi 13. gününde; HDK Eş Sözcüsü Beştaş’tan ziyaret

    KRT TV emekçilerinin eylemi 13. gününde; HDK Eş Sözcüsü Beştaş’tan ziyaret

    PİRHA- 28 Mart’tan bu yana hakları için iş görmekten kaçınma haklarını kullanan KRT TV emekçilerinin eylemi 13 gündür devam ediyor. HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş KRT TV emekçilerini ziyaret ederek sorunlarını dinledi. 

    Kültür Radyo Televizyon (KRT) çalışanları, ücretlerin ödenmemesi, kötü çalışma koşulları, iş yükü ve yemek ücreti nedeniyle iş bırakarak kurumun içinde başlattıkları direnişe devam ediyor.

    13 gündür eylemde olan KRT TV’deki basın emekçilerinin 28 Mart’tan bu yana ücret ve 3 aylık yemek parası ödenmiyor.

    İşveren Fırat Bozfırat ile bugün saat 14.00’te ilk görüşme yapılması bekleniyordu ancak Bozfırat gelmedi.

    Bozfırat, görüşme için avukatı ve haber müdürü Recep Eser’i gönderdi. Görüşmeye ilişkin basın emekçileri açıklama yaptı.

    Çalışanlar adına hazırlanan açıklamayı, KRT Program editörü Fatih Yapıcı okudu. Açıklamada, “Fırat Bozfırat bir kez daha sözünü tutmadı, hep tutumuyor. Masadan kaçtı. İyi niyetimizle bekledik. 28 Mart’tan bu yana hesabımıza bir para girişi yok” denildi.

    Açıklamanın devamında,Son olarak Çalışma Bakanlığı geçen hafta itibarıyla devreye girdi. Yarın büyük bir teftişe başlıyor. Geçen hafta evrak istendi. Çalışma Bakanlığı müfettişi de bir aksilik olmadığı takdirde yarın burada olacak. Devam ediyoruz mücadeleye, direnmeye. Başka seçenek bırakılmadı bize. Mücadele ederek alacaklarımızı alacağız” diye belirtildi.

    HDK EŞ SÖZCÜSÜ BEŞTAŞ’TAN ZİYARET

    Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, maaşları ödenmemesi, kötü çalışma koşulları nedeniyle 13 gündür iş bırakma eyleminde olan KRT televizyonu çalışanlarını ziyaret etti.

    4 Haziran’da iş bırakma eylemine giden Kültür Radyo Televizyon (KRT) televizyonu çalışanlarını ziyare eden Meral Danış Beştaş, işyerinde sürdürülün eylemdekileri ziyaret ederek sorunlarını dinledi.

    DİSK Basın-İş ise kamuoyunu ve basın emekçilerini sürecin takipçisi olmaya çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 15-16 Haziran direnişi 55. yılında!

    15-16 Haziran direnişi 55. yılında!

    PİRHA- Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Direnişi’nin üzerinden 55 yıl geçti. 

    Türkiye işçi sınıfı açısından tarihi bir öneme sahip olan “15-16 Haziran İşçi Direnişi” 55’inci yıldönümünde.

    1967 yılında kurulan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve bazı bağımsız sendikalar işçi sınıfı içinde hızla örgütlenmeye ve ilgi odağı olmaya başlamıştı.

    1967 yılında sınıf sendikacılığını savundukları için Türk-İş’ten ihraç edilen sendikalıların Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurulmasıyla direnişinin ilk kıvılcımı yakıldı. DİSK çatısı altında örgütlenen işçilerin eylemi o dönem gittikçe büyüdü.

    1970’te, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan tasarı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ortak imzasıyla kabul edilirken, yasa 11 Haziran 1970’te onaylandı.

    POLİS KURŞUNUYLA 200 KİŞİ YARALANDI, 3 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

    Örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan yasanın onaylanması büyük tepkiyle karşılandı. Belki de Türkiye tarihinin en büyük işçi direnişinin fitili ateşlenmiş oldu.

    15 Haziran 1970’de 115 işyeri ve yaklaşık 75 bin işçiyle başlayan işçi direnişi, bir gün sonrasında 168 fabrikayı ve 150 bine yakın işçiye ulaştı.

    İstanbul merkezli direniş kısa bir sürede Kocaeli’nin tamamına yayıldı. Türk-İş’in örgütlü olduğu birçok fabrikadan da direnişe katılım oldu. 15 Haziran’da İstanbul ve Kocaeli’nde fabrikalar durdu. Her tarafta işçiler çeşitli yürüyüşler ve mitingler düzenleyerek, kent merkezlerine doğru yürüyüşler gerçekleştirdi.

    16 Haziran’da polis işçilere müdahale etti. Polisin açtığı ateş sonucunda 2 işçi ve bir esnaf yaşamını yitirdi, 200 kişi de yaralandı.

    Eylemler devam ettiği sırada ülkede sıkıyönetim ilan edildi ve DİSK Kurucu Başkanı Kemal Türkler başta olmak üzere birçok sendikacı tutuklandı.

    Meclis’ten geçen yasa Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. Bunun üzerine yasa 9 Şubat 1972 tarihinde iptal edildi.

    DİSK kapatılırken birçok yöneticisi ve birçok işçi önderi tutuklanarak cezaevlerine konuldu. Sendikal örgütlenmeyi daha da zorlaştıracak işyeri barajı, il barajı, bölge ve ülke barajları konuldu.

    (HABER MERKEZİ)