Etiket: eylem

  • TOKİ’de çalışan işçiler 3 aydır para alamadığı için eylem yaptı

    TOKİ’de çalışan işçiler 3 aydır para alamadığı için eylem yaptı

    PİRHA-Adıyaman’da inşaat işçileri 3 aydır ödenmeyen maaşları için eylem yaptı. İşçiler binadan atlamak istedi.

    Adıyaman İnderesi Cevahir Ana firmaya bağlı Fays taşeron firma tarafından 3 aydır maaşı ödenmeyen işçiler eylem yaptı. İşçiler parası ödenmediği için binaya çıkıp atlamak istedi.

    İşçiler eylemlerine devam ediyor.

    PİRHA/ ADIYAMAN

  • Hümeyra Tusun Yegin: 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz-VİDEO

    Hümeyra Tusun Yegin: 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, ‘Barış Duvarı’ eyleminin önemine dikkat çekerek tüm kadınları 24 Nisan’da Samandağ’a davet etti.

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, Suriye’deki Alevi katliamına dair 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak ‘Barış Duvarı’ eylemine katılım çağrısında bulundu.

    “24 NİSAN’DAKİ ETKİNLİĞE KATILMAK ÇOK ÖNEMLİ”

    Kadın örgütlerinin 24 Nisan’da düzenlediği eylemin önemine dikkat çeken DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yegin, “Suriye’de geçmişte Ezidilere yönelik uygulamalar oldu. Cihatçı örgütlerin kadınları savaş ganimeti olarak görmesi mantığı var. Bu nedenle kadınlara ve çocuklara bir yönelme var ve bunu durduracak bir mekanizma da söz konusu değil, zaten Suriye’yi yönetenlerin zihniyeti de ortada. O yüzden kadın örgütlerinin yapacağı etkinliğe katılmak çok önemli” dedi

    Suriye’deki Alevi kadınların ve çocukların güvenliğinin bir an önce sağlanması gerektiğinin altını çizen Yegin, “Çünkü kadınlar ganimet değildir. Alevilere yönelik her türlü saldırıyı kınıyoruz. 24 Nisan’da tüm kadınları Samandağ’a davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Tüm halkları 24 Nisan’da Samandağ’da sesimize ses olmaya çağırıyoruz!’-VİDEO

    ‘Tüm halkları 24 Nisan’da Samandağ’da sesimize ses olmaya çağırıyoruz!’-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi’nin çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, Suriye’de yapılan katliamları protesto etmek amacıyla 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak eylem için çağrı yaptı.

    Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştirecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi’nin çağrısıyla Dersim’de bir araya gelen kadınlar açıklama yaparak, 24 Nisan’daki eylem için çağrı yaptı. Açıklamayı Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi Fetiye Yıldırım okudu.

    “KADINLAR KAÇIRILIYOR, ÖLDÜRÜLÜYOR VE DÜNYA SUSUYOR”

    Suriye’de Alevilerin katledildiğini ifade eden Fetiye Yıldırım, “Kadınlar kaçırılıyor, tecavüze uğruyor, öldürülüyor; akıbetleri bilinmiyor. Bu toprakların tüm kadim halkları, inançları yok edilmek isteniyor ve dünya susuyor. Biz bu suskunluğu biliyoruz. Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de susanları da, seyredenleri de unutmadık! Halepçe’den Şengal’e, Roboski’den bugüne kadar bu coğrafyada yaşatılan kıyımın tanıklarıyız. Emperyalist ülkelerin, bir yüzyıl daha Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme planları; halkların katli, sürgünü ve kamplarda yaşatılması pahasına devam ediyor. Mezopotamya’yı ve Ortadoğu’yu kanla yeniden dizayn ediyorlar.

    Erkek egemen sistemin öznesi erkekler, savaşlarda kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü cinsel saldırıyı hak ve meşru görüyor. Kadınlar, savaşta ve militarist ortamda tarafların işgal alanı olarak kabul ediliyor; toplu cinsel saldırılara maruz kalıyor. Bosna Hersekli kadınların, Ezidi kadınların, Arap Alevi kadınların, Kürt kadınların yaşadıkları; erkek egemen sistemin, militarizmle daha da güçlendirilmiş erkek ve devlet şiddetinin somut halidir” dedi.

    “KAÇIRILAN KADINLARIN SESİ OLMAK İÇİN 24 NİSAN’DA SAMANDAĞ’DAYIZ”

    Suriye’de Alevilere yönelik insanlık dışı vahşetin tüm dünyanın gözleri önünde sürdüğünü belirten Yıldırım, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Alevilik inancına düşman olan HTŞ; Suriye’de Alevileri katlederek ve yurtlarından kovmaya çalışarak, topyekûn bir yok oluşu hedefliyor. Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor. Biz Alevi kadınlar, kadın yoldaşlarımızla birlikte buna izin vermeyeceğimizi bir kez daha sağır kulaklara duyurmak için buradayız! Suriye’deki Aleviler ve Alevi kadınlarla dayanışma halindeyiz.

    Cihatçı çetelerin saldırıları altında olan Alevi kadınların yanındayız diyerek 140 kadın örgütü yan yana geldik. Biz kadınlar başından beri bu saldırılara sessiz kalmadık, kalmayacağız! Katledilen canların, susturulan feryatların, kaçırılan kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız! Bugün Suriye’de yakılan ateş, yarın hepimizin evine düşebilir, bunun farkındayız. Bu nedenle; tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz!”

    PİRHA/DERSİM

  • Alevi kadınlardan çağrı: Kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız-VİDEO

    Alevi kadınlardan çağrı: Kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız-VİDEO

    PİRHA-Alevi kadınlar, Suriye’de yapılan katliamları protesto etmek amacıyla 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak eyleme çağrı yaptı. Açıklamada” Kurmak istedikleri Suriye’de, yetmiş iki millete aynı nazardan bakan; kadın özgürlükçü, eşitlikçi bir inanç olan Aleviliği de, buna inanan kadınları da istemiyorlar “denildi.

    Alevi kadınlar, Suriye’de yapılan katliamlara dikkat çekmek amacıyla 24 Nisan’da Samandağ’da yapılacak eyleme ilişkin Alevi Bektaşi Federasyonu’nda, basın toplantısı düzenledi. Açıklamaya çok sayıda kadın örgütü, siyasi partilerin kadın kolları, dernek ve federasyonların kadın meclisleri de destek verdi.

    Basın metnini kadınlar adına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Sekreteri ve Mamak Şube Başkanı Rukiye Kara okudu.

    “ALEVİLİĞİ DE, BUNA İNANAN KADINLARI DA İSTEMİYORLAR”

    “Suriye’de Aleviler katlediliyor. Kadınlar kaçırılıyor, tecavüze uğruyor, öldürülüyor; akıbetleri bilinmiyor” diyen Rukiye Kara, “Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de susanları da, seyredenleri de unutmadık! Halepçe’den Şengal’e, Roboski’den bugüne kadar bu coğrafyada yaşatılan kıyımın tanıklarıyız. Emperyalist ülkelerin, bir yüzyıl daha Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme planları; halkların katli, sürgünü ve kamplarda yaşatılması pahasına devam ediyor. Mezopotamya’yı ve Ortadoğu’yu kanla yeniden dizayn ediyorlar. Erkek egemen sistemin öznesi erkekler, savaşlarda kadınlara ve kız çocuklarına karşı her türlü cinsel saldırıyı hak ve meşru görüyor. Kadınlar, savaşta ve militarist ortamda tarafların işgal alanı olarak kabul ediliyor; toplu cinsel saldırılara maruz kalıyor. Bosna Hersekli kadınların, Ezidi kadınların, Arap Alevi kadınların, Kürt kadınların yaşadıkları; erkek egemen sistemin, militarizmle daha da güçlendirilmiş erkek ve devlet şiddetinin somut halidir” dedi.

    Yeni Suriye’de Alevi inancı ve yola hizmet eden kadınların istenmediğini ifade eden Kara, “Suriye’de Alevi kadınlara yaşatılan; Alevi kimliğinin ve Alevilik inancının inkârı ile Alevilerin mal ve mülklerinin talan edilmesidir. Kurmak istedikleri Suriye’de, yetmiş iki millete aynı nazardan bakan; kadın özgürlükçü, eşitlikçi bir inanç olan Aleviliği de, buna inanan kadınları da istemiyorlar. Bunu, kadın düşmanı ideolojileri için bir tehlike olarak görüyorlar. Özgürlük yanlısı, seküler, bağımsız kadınları evlere kapatıp, erkeklerin kölesi yapacak bir gelecek kurmak istiyorlar” diye konuştu.

    KADINLAR 24 NİSAN’DA SAMANDAĞ’DA EYLEM YAPACAK

    Suriye’de yaşanan katliama dur demek için 24 Nisan’da Samandağ’da olacaklarını belirten Rukiye Kara, şunları kaydetti:

    “Alevilik inancına düşman olan HTŞ; Suriye’de Alevileri katlederek ve yurtlarından kovmaya çalışarak, topyekûn bir yok oluşu hedefliyor. Bir halk, bir inanç, bir kültür; bütün hafızasıyla birlikte silinmek isteniyor.

    Ve biz Alevi kadınlar, kadın yoldaşlarımızla birlikte buna izin vermeyeceğimizi bir kez daha sağır kulaklara duyurmak için buradayız! Suriye’deki Aleviler ve Alevi kadınlarla dayanışma halindeyiz. Cihatçı çetelerin saldırıları altında olan Alevi kadınların yanındayız diyerek 140 kadın örgütü yan yana geldik. Biz kadınlar başından beri bu saldırılara sessiz kalmadık, kalmayacağız! Katledilen canların, susturulan feryatların, kaçırılan kadınların sesi olmak için 24 Nisan’da Samandağ’dayız! Hayatı çalınan tüm kadınlar için çok üzgünüz ama öfkemiz üzüntümüzden büyük.

    Tüm kadınları, demokratik toplum mücadelesi verenleri, sol-sosyalistleri, insan hakları savunucularını ve tüm halkları Samandağ’da sesimize ses olmaya, mücadelemizde yer almaya çağırıyoruz!”

    “SURİYE’DEKİ ÇIĞLIĞA SES VERMEK İÇİN BU YOLA ÇIKTIK”

    78’liler Derneği Ankara Şube Başkanı Emel Uzman, kadınların birlikte mücadele etmesinin önemine vurgu yaparak, “Suriye’deki çığlığa ses vermek için bu yola çıktık. Bu daha başlangıç 24 Nisan’da Samandağ’da olacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Suriye’deki Alevi katliamı ve Alevi kadınların kaçırılması karşın BM önünde eylem yapılacak

    Suriye’deki Alevi katliamı ve Alevi kadınların kaçırılması karşın BM önünde eylem yapılacak

    PİRHA- Avrupa’daki Alevi örgütleri, Suriye’de Alevi katliamının durdurulması ve HTŞ-SMO çeteleri tarafından kaçırılan kadınların akıbetine dair harekete geçilmesi için Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği önünde eylem gerçekleştirecek. 

    2 Nisan Çarşamba günü saat 14:00’de, UNHCR önünde gerçekleştirilecek eylem sonrasında ardından yetkililerle bir görüşme gerçekleştirilerek, yaşanan insan hakları ihlalleri ve katliamların durdurulması için somut adımlar talep edilecek.

    Eylem, Dr. Rasha al Ali Kadın Çalışma Grubu, Cenevre Alevi Kültür Derneği, Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu İnanç, Yol – Erkân Kurulu ve Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi tarafından organize ediliyor.

    Eylem komitesi tarafından yapılan açıklamada, Suriye’nin Lazkiye, Hama, Humus ve Tartus bölgelerinde Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), IŞİD ve Türkiye’ye bağlı Suriye Milli Ordusu (SMO) çetelerinin Alevilere yönelik sistematik saldırılar düzenlediği vurgulandı.

    Açıklamada, 8 Aralık 2024’te HTŞ’nin Suriye’de yönetimi devralmasından bu yana katliamların arttığına dikkat çekilerek, “Eğer dünya, Êzidî kadınlara yapılanlara karşı daha güçlü bir duruş sergileseydi, bugün Aleviler de aynı zulmü yaşamıyor olacaktı” denildi.

    Eylem çağrısında, Alevilere yönelik saldırıların durdurulması için Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerine seslenildi. Açıklamada, Türkiye’nin desteklediği çetelerin saldırılarda rol aldığı belirtilerek, “Alevi halkı, HTŞ ve SMO bünyesindeki cihatçı örgütlerin katliamlarına karşı dayanışma bekliyor. BM ve insan hakları örgütleri bu zulme karşı ses yükseltmeli ve sorumluluk almalıdır. Dünyada insan haklarını savunan tüm kurumları ve bireyleri, bu vahşete karşı tutum almaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerden eylem-VİDEO

    Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerden eylem-VİDEO

    PİRHA- Dersim Belediyesi’ne atanan kayyım tarafından işten çıkarılan işçiler basın açıklaması yaptı. Kayyımların irade gaspına ve işçi düşmanlığına boyun eğmeyeceklerini ifade eden işçiler, “Haklarımızı alana kadar eylemde ve işçi düşmanı politikaların karşısında olacağız” diye belirttiler. 

    Kayyım atanan Dersim Belediyesi’nde çalışan dört işçi daha kayyım tarafından ‘personel giderleri’ gerekçe gösterilerek işten çıkarıldı. İşten çıkarılan işçiler ile DİSK’e bağlı Genel İş Sendikası işten çıkarmalara karşı Yer Altı Çarşısı üzerinde basın açıklaması gerçekleştirdi. İşçilerin açıklamasına DEM Parti Dersim İl Örgütü, Emek Partisi Dersim İl Örgütü, siyasi partiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BUGÜNDEN SONRA SOKAKLARDA OLACAĞIZ”

    Açıklamada ilk sözü DİSK’e bağlı Genel İş Sendikası Dersim Şube Başkanı Çetin Yolluk aldı. Yolluk, işçilerin işten çıkarılmasına sessiz kalmayacaklarını söyleyerek, “Tunceli Belediyesi’nde çalışan işçilerin işten çıkarılmasını doğru bulmadığımızı ve yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı belirtmek isteriz” ifadelerini kullandı.

    İşten atılan işçilerden Ali Mükan kayyım geldiğinden bu yana 16 işçinin işten çıkarıldığını belirterek, “İşçiler ekonomik krizle boğuşuyor. Evlerini geçindirmek zorunda. Elektrik, doğalgaz faturalarını ödemek zorunda. Kiralar 20 bin liraya kadar yükselmiş durumda. Bu yüzden insanlar kenti terk emek zorunda kalıyor. İşten atılan arkadaşlarımızın kimisi başka illere gittiler. İnsanları açlığa mahkûm ediyorlar. Bizler bugünden sonra sokaklarda olacağız. Ekmek kavgasında olacağız, sokakta hakkımızı arayacağız. İşçi arkadaşlarla burada olacağız” diye konuştu.

    “KENTİN KÜLTÜR TEMSİLCİLERİ İŞTEN ATILDI”

    İşten atılan ve belediyenin Kültür Müdürlüğü’nde tiyatro eğitmeni olarak görev yapan Yılmazcan Şare de “Bu dilin bu kültürün, anadili için yıllardır canla başla mücadele ediyorum. Onlarca öğrencimiz var. Bu gençler ümitlerini bize bağlamış durumdalar. Biz bütün yokluklara imkânsızlıklara rağmen, kendi tiyatromuzu kendimiz boyayarak, evimizden getirdiğimiz eşyaları ekleyerek, insanlarımızı, çocuklarımızı motive ederek yaptık işimizi. Bu kentin sanat temsilcilerinin işine son verdiniz. Bu mudur kentte huzuru sağlamak? Kayyum huzur gelecek diyordu. Huzur bu mu?” diyerek yaşanılan duruma tepki gösterdi.

    “ÖĞRENCİLERİMİN HAKKINI SAVUNACAĞIM”

    İşten atılan ve belediyenin Kültür Müdürlüğü’nde çalışan diğer bir işçi Zeynep Kılıç ise şunları dile getirdi:

    “Bugün gelinen noktada kültür ve sanatın, kayyum yönetimi için hiçbir şey ifade etmediği söylendi. Halkımızın vergileriyle, onların en doğal hakkı olan ücretsiz eğitim alma hakkını ellerinden aldılar. Bugün 84 kursiyerimle birlikte resmen kapı dışarı ettiler. Bunu kabul etmiyorum. Sonuna kadar öğrencilerimin ve kendimin hakkını savunacağım.”

    “KAYYIMIN İŞÇİ DÜŞMANLIĞINA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    İşine son verilen bir diğer işçi Hıdır Yıldız, kayyımın işçi düşmanlığına boyun eğmeyeceğini kaydederek, “Kayyımın işçilerin, emekçilerin alın terine göz koyacağını biliyorduk. Nitekim kayyum ilk geldiğinde 9 işçiyi sonra, 2 işçiyi şimdi de 4 arkadaşımızı daha işten attı. Onlarca arkadaşımız zorla emekli edildi. Bizler hak verilmez alınır zafer sokakta kazanılır diyoruz. Kayyumların bu irade gaspına, işçi düşmanlığına karşı boyun eğmeyeceğimizi mücadele edeceğimizi söylüyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’de çok sayıda gözaltı!

    İzmir’de çok sayıda gözaltı!

    PİRHA- İzmir’de yapılan ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı. 

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanmasına dönük tepkiler sürerken, bu sabah İzmir’de yapılan ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    İzmir’de Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) MYK üyesi Didar Gül, Praksis müzik grubu üyesi Soner Küçükergüler, SGDF eski Başkanı Şükran Yaren Tuncer ile Gökhan Erdem, Sema Nur Demirtaş, Berk Çukurcam, Mehmet Duman ve Gülşen Sude Avcı gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında, dün İl Emniyet Müdürlüğü binasında müvekkilleri ile görüşmeye gittiği esnada polis şiddeti ile emniyet dışına çıkarılan avukat Göksel Akbaba da bulunuyor.

    Yine İzmir Barosu eski Başkanı Özkan Yücel de gözaltına alındı.

    Gözaltıların “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Muhalefet” gerekçesiyle yapıldığı belirtildi. Kentte de gözaltı sayısının artabileceği öğrenildi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • ‘Halkın iradesi ve özgür basın susturulamaz’-VİDEO

    ‘Halkın iradesi ve özgür basın susturulamaz’-VİDEO

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, belediyelere atanan kayyımlar ve basına yönelik tutuklamalara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Yönetemedikçe saldırganlığını artıran bu iktidar, yaşanan katliamların, felaketlerin, irade gasplarının, insanlık suçlarının üstünü örtmek için kayyım politikalarından medet ummasının yanı sıra gözünü özgür ve muhalif basına dikmiştir” denildi.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Halkın iradesi ve özgür basın susturulamaz” diyerek 18.30’da Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması düzenledi.

    Açıklamayı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti ) Ankara İl Eş Başkanı Fatin Kanat okudu.

    “SEÇİMLERDEN BU YANA İKTİDARIN YAPTIĞI TEK İCRAAT HALKIN İRADESİNİ GASP EDEREK 10 BELEDİYEYE KAYYIM ATAMAK OLMUŞTUR”

    Dün sabah saatlerine yine bir kayyım darbesi ile uyandıklarını belirten Fatin Kanat, “Siirt Belediye Eş Başkanları Sofya Alağaş ve Mehmet Kaysi görevlerinden uzaklaştırılarak Siirt Belediyesi’ne kayyım atanmıştır. Daha önce yaşanan kayyım pratiklerinden gördüğümüz üzere, belediye binası ablukaya alınmış, halkın ve halkın seçtiklerinin binaya giriş çıkışları engellenmiştir. Kayyım olarak atanan Siirt valisinin ilk icraatı ise kendisine yaptırdığı özel isimlik ile seçilmediği bir makama yerleşerek poz vermek olmuştur. Ülke yangın yerine dönmüşken, her güne yeni bir katliam yeni bir facia haberleriyle başlanırken, seçimlerden bu yana iktidarın yaptığı tek icraat halkın iradesini gasp ederek 10 belediyeye kayyım atamak olmuştur. Yönetemedikçe saldırganlığını artıran bu iktidar, yaşanan katliamların, felaketlerin, irade gasplarının, insanlık suçlarının üstünü örtmek için kayyım politikalarından medet ummasının yanı sıra gözünü özgür ve muhalif basına dikmiştir” dedi.
    “SİNDİRME POLİTİKASI DEĞİL AYNI ZAMANDA HALKIN HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK DE BİR SALDIRIDIR”
    “Siz susturmaya çalıştıkça biz daha güçlü söylüyoruz ki, halkların iradesi gaspedilemez, özgür basın susturlamaz!” diyen Kanat şunları ekledi:
    “22 Aralık tarihinden bu yana basına yönelik defalarca kez operasyon düzenlenmiş, onlarca gazeteci gözaltına alınmış ve ETHA, Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam Gazetesi, Jin News çalışanlarına ek olarak, son gerçekleşen Halk TV operasyonuyla birlikte toplam 16 basın emekçisi tutuklanmıştır. Bu sadece basına yönelik saldırı ve sindirme politikası değil aynı zamanda halkın haber alma özgürlüğüne yönelik de bir saldırıdır. Halkın iradesini temsil eden Siirt Belediye Eş Başkanı Sofya Alağaş da aynı zamanda bir gazeteci ve basın emekçisidir. Gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek, hakkında siyasi bir kararla verilen cezanın ardından yerine kayyım atanması halkın iradesine bir darbe olduğu kadar aynı zamanda basına ve gazetecilere yönelik baskı, sindirme ve gözdağı politikalarının devamı olarak okunmaktadır.”

    “GAZETECİLERDEN ELİNİZİ ÇEKİN”

    DEM Parti Çankaya İlçe Eş Başkanı-Gazeteci Ercan İpekçi ise “Gazetecilerin üzerinden elinizi çekin” diyerek şunları ifade etti:
    “Siirt Belediyesi’ne kayyum atamak için bir gazetecinin yapmış olduğu haberler suistimal edilerek kullanıldı. Geçmişteki gazetecilik faaliyetinden dolayı Sofia Alağaş hakkında açılmış dava birdenbire hızlandırarak, yargılama süreci hızlandırarak hakkında bir ceza verildi. Belediyeye kayyum atandı. Hukuk dışı bir işlemle, hukuk dışı bir yargılamayla, suçlamayla gerekçelendirme çalışıyorlar. Gazeteci meslektaşlarımızla ilgili olarak ileri sürülen tek iddia terör suçu. Başka başka türlü hakkında hakkında gözaltı kararı verilmesi, tutuklama yapılması, ceza verilmesi zaten mümkün değil. Adalet Bakanı’nın cezaevinde mesleki faaliyetlerinden dolayı gazeteci yok lafı bir palavradır. Haberleri gerekçe gösterilerek terörle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Haberden terör çıkmaz, gazeteciden terör çıkmaz.”

    “OCAK AYINDA 10 GAZETECİ TUTUKLANDI”

    Eğer barıştan söz edilecekse önce gazetecilerin özgürlüğünden başlanması gerektiğinin altını çizen İpekçi, “Siyasi iktidar; barış, çözüm süreci söylemleri arasında 2025 yılına biraz hızlı başladı. Gerek Kürt medyasından, gerek sosyalist basından, son olarak da muhalif olarak nitelendirilen Halk TV’den bir meslektaşımız ile birlikte 10 gazeteci Ocak ayında tutuklandı. Eğer barıştan söz edilecekse, eğer özgürlüklerden söz edilecekse önce gazetecilerin özgürlüğünden başlanması gerekiyor. Önce özgür bir ortam olacak ki ondan sonra diğer sorunları çözebilirsiniz. Önce herkes düşüncesini özgürce ifade edebilecek ki ondan sonra çözümü getirebilirsiniz” diye konuştu.
    Açıklama alkışlar ve sloganlar ile sonra erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Alamut’ta yüzlerce kişi Zorlu Holding’in JES talanına karşı yürüdü-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi Zorlu Holding’in JES talanına karşı yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Aydın’ın Bozdoğan ilçesine bağlı Alamut Mahallesi ve çevre köylerde kurulmak istenen JES projesine dair bugün bilirkişi keşfi yapıldı. Köylüler ve çevreciler yaptıkları yürüyüşle ekolojik yıkımı protesto ederek, “JES istemiyoruz” dedi. 

    Aydın’ın Jeotermal Enerji Santrali (JES) çilesi bitmiyor. Zorlu Holding’e ait Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi tarafından Bozdoğan’ın Alamut Mahallesi’nde JES yapılmak isteniyor.

    Zorlu Holding’in Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde kurmayı planladığı jeotermal elektrik santralinin ruhsat iznine karşı Alamut köylülerinin açmış olduğu davada bugün bilirkişi keşfi yapıldı.

    Dosya için atanan bilirkişilerin bazılarının ise başka bir dosyada JES’leri savunmuş olması da dikkat çekti.

    Sabah saatlerinde başlayan keşfe Alamut köylüleri, çevre dernekleri ve yaşam savunucuları yoğun bir katılım gösterdi. Akçay Havzası ve Madran Dağı Koruma Derneği, Aydın Çevre Koruma ve Kültür Derneği, Latmos Platformu, Akbelen Köyü ve Muğla Yeşil Yaşam Derneği gibi birçok ekoloji örgütleri alanda hazır bulundu.

    Alamut ve çevre köylerden gelen yurttaşlar ve ekolojistler keşfin yapıldığı saatte köy meydanından başlayarak  keşif alanına yürüdü. “Susma, sustukça sıra sana gelecek” sloganları keşif alanına yürüyen yüzlerce kişi ekolojik yıkımına sebep olacak JES projesinin iptal edilmesi çağrısında bulundu.

    JES PROJESİNİN ÖMRÜ EN AZ 49 YIL

    Zorlu Holding bünyesinde yer alan Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi Şirketi, geçtiğimiz yıl Aydın’da çeşitli bölgelerde jeotermal kaynak aramak için 49 yıl geçerli işletme ruhsatı almıştı.  Aydın Valiliği YİKOB, Zorlu Jeotermal’in ruhsat talebini onayladı. Kararın ardından harekete geçen Zorlu Jeotermal, JES’ler kurmak için ÇED başvurularında bulundu. ÇED başvurularından bir tanesi de Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarında kalıyor.

    Proje tanıtım dosyasında yer alan bilgilere göre; şirket 948 milyonluk yatırımla yılda 160 milyon kWh elektrik üretmeyi hedefliyor. Proje kapsamında Bozdoğan’ın Alamut Köyü sınırlarındaki 148 Ada 14- 15-16 nolu parseller ve 149 Ada 4-5 nolu parsellerde, 10 adeti üretim, 9 adet reenjeksiyon kuyusu ve 1 adet alternatif olmak üzere 20 adet kuyu açılması planlanıyor.

    ZEYTİN VE İNCİR BAHÇELERİ İLE ÇEVRİLİ

    Kuyu lokasyonlarının tamamı Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli onaylı Çevre Düzeni Planı’nda ‘Sulama Alanı ve Tarım Arazisi’ olarak işaretlenmiş alanlar içerisinde kalıyor. Etrafında incir bahçelerinin ve zeytinliklerin de olduğu proje sahasının Alamut Köyü’ne olan uzaklığı ise 700 metre olacak.

    Projenin ÇED süreci devam ederken Alamutlular, Zorlu Jeotermal’e verilen ruhsat izninin iptali için  dava açtı. Dava dilekçesinde bölgeye inşa edilecek JES’lerin tarım alanlarına, yer altı ve yer üstü sularına ve yaşam alanlarına vereceği zarara dikkat çekildi.

     BİLİRKİŞİLERİN JES’İ SAVUNANLARDAN SEÇİLMESİ DİKKAT ÇEKTİ

    Dosya için atanan bilirkişi heyetinde yer alan isimler ise dikkat çekti. Mezeköylülerin JES projesine karşı açmış olduğu davada atanan Jeoloji Mühendisi Doç. Dr. Mehmet Özçelik açılacak sondaj kuyularının yüzey ve yeraltı sularını kirletme tehlikesi olmadığını ileri sürmüştü. Dava dosyasında yer alan Çevre Mühendisi Prof. Dr. İsmail Tosun da JES için dosyada belirtilen önlemlerin alınması durumda çevreye zarar vermeyeceğini iddia etmişti.

    KÖYLÜLERDEN BİLİRKİŞİYE KARŞI İTİRAZ 

    Öte yandan köylülerin bilirkişine karşı mahkemeye itiraz dilekçesi verdiği öğrenildi. Dava dilekçesinde “Tüm bu hususların yanında keşif incelemesi için görevlendirilen heyetin tümünün Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde faaliyet gösteriyor olmaları ve yine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinden belirlenen içerisinde eldeki davamızda yapılacak keşif için görevlendirilen bazı bilirkişilerin de bulunduğu bir heyetin son olarak Aydın’ın Köşk İlçesi Mezeköy’de yapılması planlanan jeotermal elektrik santrali için verilen ÇED gerekli değildir kararının iptali için açılan davada heyet olarak bütün halde İdarenin ÇED gerekli değildir kararının “uygun” olduğu yönünde rapor verdikleri de göz önüne alındığında, aynı konu çerçevesinde eldeki davamız için görevlendirilen bilirkişi heyetinin yine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinden seçilmiş olmasını genel yaşam deneyimine aykırı olduğunu görüyor, belirlenecek bilirkişi heyetinin farklı üniversitelerin ilgili uzman kişileri arasından da oluşturulabileceği kanaatiyle bilirkişilerin belirlenme yönteminin tarafsızlık ilkesine kamu vicdanında gölge düşüreceğine de ayrıca dikkat çekmek istiyoruz” denildi.

    PİRHA/AYDIN

    İLGİLİ HABERLER:

    Zorlu, Alevi köyü Aydın Alamut’a JES kurmak istiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    Alamutlu kadınlar doğa talanına karşı meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi-VİDEO

    Alamut’ta yüzlerce kişi ÇED toplantısını protesto ederek engelledi-VİDEO

     

  • Adıyaman’da TOKİ’de çalışan işçiler para alamadıkları için eylem yaptı-VİDEO

    Adıyaman’da TOKİ’de çalışan işçiler para alamadıkları için eylem yaptı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman İndere deprem konutlarında çalışan işçiler, bağlı oldukları Sur Yapı’dan para alamadıkları için iş bırakma eylemine başladılar.

     

    Adıyaman’ın İndere bölgesinde yapılan deprem konutlarında çalışan bazı işçiler çalıştıkları Sur Yapı’dan gecikmiş maaşlarını alamadıkları için iş bırakma eylemine girdiler.

    İşçiler, kepçelerle çalışma alanının girişlerin kapatarak “Yetkilileri bekliyoruz, çalışmamızın karşılığını, alın terimizin hakkını versinler, çoluk çocuğumuz var, perişan oldu” diye tepki gösterdiler.

    Sur Yapı’nın daha önceden de işçilere yönelik tutumlarından dolayı çok defa şikayet edildiği ancak herhangi bir önlem alınmadığı da söylendi.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Sağlık Emekçileri iş bıraktı: Eziyet yönetmeliğine hayır!-VİDEO

    Sağlık Emekçileri iş bıraktı: Eziyet yönetmeliğine hayır!-VİDEO

    PİRHA-Sağlık emekçileri, “Aile Hekimliği Yönetmeliği”ne karşı bugün greve çıktı. Grev 10 Ocak’a kadar sürecek. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada, “Sağlıkta şiddeti artıracak bu durumun mesuliyeti Bakanlıktadır. Aile hekimi arkadaşlarımızı hastalarla karşı karşıya getirecek bu düzenleme birinci basamakta istenmeyen olaylara neden olacaktır” denildi.

    Sağlık emekçileri, Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’ne karşı 6-10 Ocak tarihleri arasında iş bırakma eylemi yapıyor.
    İş bırak eyleminin ilk günü olan bugün sağlık emekçileri, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü önünde, “Eziyet yönetmeliğine hayır, haklarımızı savunuyoruz” diyerek basın açıklaması yaptı.
    Ankara Diş Hekimleri Odası (ADO), Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN), Aile Sağlığı Çalışanları Ebe ve Hemşire Dernekleri Federasyonu (ASEF), Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED), Ankara Tabip Odası (ATO), Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS), Birlik Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası, Dev-Sağlık-İş, Genç Sağlık Sendikası, Genel Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Genel Sağlık-İş), Hekim Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Hekim Birliği), Hürriyet Sağlık ve Sosyal Hizmetler Çalışanları Sendikası (Hürriyet Sağlık Sen), Sağlık Çalışanlarına Hak ve Mücadele Derneği (SAHADER), Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİMSEN), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Türk Tabipleri Birliği adına açıklamayı, SES Ankara Şube Eş Başkanı İbrahim Kara okudu.

    “‘EZİYET YÖNETMELİĞİ’Nİ GETİRDİLER”

    “Meslek onurumuz ve halkın sağlık hakkı için mücadeleye devam ediyoruz” diyen İbrahim Kara, “Sağlık Bakanı geçtiğimiz günlerde ‘Sağlıkta Türkiye Yüzyılını Başlatacaklarını’ duyurdu ancak Türkiye sağlık ortamının sorunlarına karşı seyirci kalmaya devam ediyorlar.
    44 haftadır Vergide Adalet için, 10 haftadır ise Eziyet Yönetmeliğine karşı aile hekimleri, hemşireler, ebeler, teknisyenler, sağlık memurları kısacası tüm sağlık çalışanları olarak alanlardayız!
    Kasım ayının ilk haftasında üç gün, 2-6 Aralık tarihlerinde ise beş gün iş bıraktık. Sesimizi duyurmak için Sağlık Bakanlığı’nın önüne kadar gittik ama kapı duvar!
    Sağlık Bakanlığı tarafından sorunlarımızın dinlenmesini ve birlikte çözüm yolları oluşturmayı planlarken, bizi ve eylemlerimizi küçük gören tavırlarla karşılaştık.
    Bizler; zorlu koşullarda Birinci Basamakta halkın sağlığı için çalışırken, Bakanlık hekimlerin mesleki özerkliğini yok eden, sağlık emekçilerinin iş ve gelir güvencesini ortadan kaldıran ‘Eziyet Yönetmeliği’ni getirdi” dedi.

    “HASTA İLE HEKİMLER YİNE KARŞI KARŞIYA GELECEKTİR”

    Çalışma koşullarını daha da ağırlaştıran, birinci basamak sağlık ortamını tümden istikrarsızlaştıran yasa teklifinin de yıl bitmeden Meclise getirildiğini belirten Kara şunları kaydetti:

    “Sağlık Bakanlığı’nın düzenlemeleri hem bizim meslek onurumuzu ve özlük haklarımızı, hem de halkımızın sağlık hakkını hiçe sayıyor!
    Henüz yeterli bilimsel veriler bulunmayan geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarının aile hekimleri birimlerinde mesai dışında paralı olarak yapılmasının önü açıldı. Bakanlık gerçekten halk sağlığını düşünseydi GETAT uygulamalarını değil, birinci basamakta bilimsel koruyucu tıp uygulamalarını yaygınlaştırırdı.
    Aile hekimliğinde ücretsiz olarak verilen raporlar ücretli hale getirildi. Şimdiden uyarıyoruz; sağlıkta şiddeti artıracak bu durumun mesuliyeti Bakanlıktadır. Aile hekimi arkadaşlarımızı hastalarla karşı karşıya getirecek bu düzenleme birinci basamakta istenmeyen olaylara neden olacaktır.
    Bizler; nitelikli ve ücretsiz sağlık hakkı talep ederken, bakanlık katkı ve katılım paylarını artırıyor. Hastalarımız eğer daha az katkı payı ödemek istiyorsa 2. ve 3. Basamak sağlık kuruluşuna aile hekimliğinden sevkle gitmesi gerekecektir. Eziyet Yönetmeliği, 2. Ve 3. Basamağa yaptığı sevklerden dolayı aile hekimini gelirini keserek cezalandırmaktadır. Bu durumda sevk isteyen hasta ile hekimler yine karşı karşıya gelecektir. Sağlık Bakanlığı bizim de talep ettiğimiz sevk zincirini hastalarla hekimleri karşı karşıya getirerek, hekimlerin kazancı üzerinden kurmaya çalışmaktadır.”

    “ÖNERİLERİ DİKKATE ALMADAN HİÇBİR SORUNU ÇÖZEMEZSİNİZ”

    Sağlık Bakanlığını uyaran İbrahim Kara, “Sorun yumağına dönüşmüş sağlık sistemini performansa dayalı, bilimsel yaklaşımdan uzak, keyfi yönetmelikler ile düzeltemezsiniz.
    Hekimlerin ve sağlık emek örgütlerinin görüşlerini ve önerilerini dikkate almadan hiçbir sorunu çözemezsiniz. Kamusal bir hizmet olan aile hekimliği kamuya ait mekânlarda sunulmalıdır. Halkımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilmemiz için yeterli zaman, ekipman ve olanak sağlanmalıdır.
    Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve ekip anlayışını gözeten bir sistem inşa edilinceye kadar Aile Sağlığı Merkezi sayısı hekim başına 2.000 nüfusu aşmayacak şekilde artırılmalıdır. Birinci basamakta bilimselliği tartışmalı GETAT uygulamalarına son verilmelidir” diye konuştu.

    “AİLE HEKİMLERİ İŞVEREN OLMAMALIDIR”

    Aile Hekimliğinde güvencesiz ve kadrosuz istihdamı kabul etmediklerinin altını çizen İbrahim Kara açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Aile sağlığı merkezlerinde nüfus yapısına göre yeterli hemşire, ebe, teknisyen görevlendirilmeli; aşılama ve diğer koruyucu hekimlik uygulamaları desteklenmeli, geliştirilmelidir. Aile hekimleri işveren olmamalıdır!
    Ebe ve hemşirelerin maaş ve teşvik ödeme kriterleri mesleki sorumluluklarının dışında kriterlerden oluşmakta iken, Aile Sağlığı Merkezleri’nde çalışan ebe hemşirelere ödenecek ücret Aile Hekiminin çalışma kriterleri ile değil kendi mesleki sorumluluklarına göre düzenlenmelidir.
    Aile Sağlığı Çalışanlarının kanun değişikliği gerektiren tavan ücreti katsayısı artırılmalıdır.

    “ETKİLİ ŞİDDET YASASI ÇIKARILMALI”

    Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan hekim, ebe, hemşire ve sağlık emekçilerine emekliliğe yansıyacak tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek düzeyde, izin kullandıklarında, hastalandıklarında, çocuğu olduğunda veya ailesinden biri öldüğünde kesilmeyecek maaş ödenmelidir.
    Sağlıkta şiddeti artıracak düzenlemeler değil, şiddetin önlenmesini sağlayacak etkin ve caydırıcı tedbirler alınmalı, etkili şiddet yasası çıkarılmalı ve sağlık çalışanlarının can güvenliği sağlanmalıdır.”

    Açıklama sloganlar ve alkışlar ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Yurttan uzaklaştırılan Munzur Üniversitesi öğrencisinin eylemi  2. gününde

    Yurttan uzaklaştırılan Munzur Üniversitesi öğrencisinin eylemi 2. gününde

    PİRHA-Kaldığı yurttan 1 ay uzaklaştırma cezası alan Munzur Üniversitesi öğrencisi Ahmet Yıldız, Seyit Rıza Meydanı’nda başlattığı eylemini ve açlık grevini bugün ikinci günde de sürdürdü. 

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Ahmet Yıldız, Dersim Belediyesi’ne kayyım atanmasını protesto ettiği için 17 Aralık’ta gözaltına alınmıştı. 18 Aralık’ta ise yurttan 1 ay uzaklaştırma cezası alan Yıldız, Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemi ve açlık grevine başladı.

    Ahmet Yıldız, eylemini bugün de sürdürdü.

    “ÖĞRENCİ ARKADAŞLARIMI DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUM”

    Kayyım eylemlerine katıldığı için yurttan uzaklaştırma cezası aldığını belirten Ahmet Yıldız, şunları ifade etmişti:

    “Polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra ajanlık dayatması yapıldı. Ajan olmadığımız ve hukuksal haklarımızı kullanarak eyleme katıldığımız için egemen zihniyet tarafından hukuk bir kenara bırakılıp yurttan uzaklaştırıldım. Öğrenci arkadaşlarımı dayanışmaya çağırıyorum ve yurda geri alınana kadar açlık grevi ve oturma eylemi yapacağımı duyuruyorum.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABER

    Yurttan uzaklaştırılan üniversite öğrencisi, oturma eylemi ve açlık grevine başladı-VİDEO

  • Bornova’da öğrenci velileri, din dersinin camide verilmek istenmesini protesto etti-VİDEO

    Bornova’da öğrenci velileri, din dersinin camide verilmek istenmesini protesto etti-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de öğrenci velileri, Bornova’da 99 okula imam atanarak din dersinin belirlenen bir camide verilmek istenmesine tepki gösterdi. Veli-Der öncülüğünde yapılan eylemde, iktidarın eğitim sistemini siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda bir araç olarak kullandığı belirtildi.

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) İzmir 2 Nolu Şube, Bornova’da 99 okula ÇEDES protokolü kapsamında atanan imamları protesto etmek amacıyla Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada, “Parasız bilimsel demokratik eğitim”, “Okullarda imam değil öğretmen istiyoruz” “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Tarikata değil eğitime bütçe”, “Tarikatın bakanı Yusuf Tekin istifa” sloganları atıldı.

    “DİNDAR VE KİNDAR NESİL PROJESİ TAMAMLANMAK İSTENİYOR”

    Açıklamayı okuyan Veli-Der İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Turgut Aydın, ÇEDES projesinin eğitim sisteminde kalıcılaştırılmak istendiğini belirterek, “Çocuklarımızın üstün yararını gözetmeyen, bilimsellikten, laiklikten uzak ve çocuklarımızın geleceğini karartacak olan bu ÇEDES projesi, eğitim sistemimizde kalıcılaştırılmaya çalışılıyor. Milli Eğitim; öğrenci açlığı, okullarda güvenlik, temizlik gibi eğitimin kronikleşmiş devasa sorunlarını çözmek yerine, ÇEDES ve benzeri uygulamalarla çocuklarımızın beyinlerini siyasal İslam ideolojisiyle yıkayarak, hedeflediği dindar ve kindar nesil projesini tamamlamak istiyor” dedi.

    “ÇOCUKLARIN RUH VE ZİHİN SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDADIR”

    Aydın, ÇEDES benzeri uygulamalarla verilen sözde değerler eğitiminin çocukların ruh ve zihin sağlığını tehdit ettiğini vurgulayarak, “Okullarda görevlendirilen bu imamların eğitim adına çocuklarımıza verebilecekleri hiçbir şey yoktur. Aksine bu ve benzeri uygulamalarla; İktidarın “dindar ve kindar nesil yetiştirme” adı altında, ÇEDES ve benzeri projeler kapsamında, verilen sözde değerler eğitimiyle çocuklarımızın ruh ve zihin sağlığı tehdit altındadır!” diye belirtti.

    “ÇEDES BİR AN ÖNCE İPTAL EDİLMELİDİR!”

    Milli Eğitim Bakanı’na seslenen Turgut Aydın, ÇEDES protokolünün iptal edilmesi çağrısını yineleyerek, şöyle devam etti:

    “Laiklik ilkesi ve laik eğitim, bir toplumda farklı inanç, farklı mezhep, farklı kimlik, farklı cinsiyet ve cinsel kimlikler, hem inananlar hem de inanmayanların bir arada barış içinde yaşayabilmeleri için son derece önemlidir. Kendi siyasi ikbaliniz için, siyasal İslam ideolojisini kalıcılaştırmak amacıyla, laiklik karşıtı ÇEDES ve benzeri uygulamalarla toplumsal barışı bozduğunuz gibi ülkenin geleceğini de karartıyorsunuz. ÇEDES ve tüm protokolleri derhal iptal edin!”

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Şehir dışında olan öğrenciye eyleme katıldığı için yurttan atılma cezası verildi

    Şehir dışında olan öğrenciye eyleme katıldığı için yurttan atılma cezası verildi

    PİRHA- Mersin Üniversitesi’nde yaşanan tacize karşı protestoya katılan 24 kadın öğrenciye yurttan atılma cezası verilerek soruşturma başlatıldı. İddialara göre eylem sırasında Mersin’de olmayan bir öğrenciye de ‘eyleme katılma’ gerekçesiyle soruşturma açıldı.

    Mersin Üniversitesi Müfide İlhan KYK Kız Yurdu’nda kalan iki öğrencinin sözlü tacize uğramasının ardından yurt önünde eylem yapılmıştı. Eyleme katıldıkları için 24 kadın öğrenciye yurttan atılma cezası verilerek soruşturma başlatıldı.

    “ÜNİVERSİTEDE GÜVENDE DEĞİLİZ”

    Hakkında soruşturma başlatılan öğrencilerden biri, üniversitenin kadın öğrenciler için güvenli olmadığını vurgulayarak, “Üniversite caddesi, kampüs ve yurt çevresi kadınlar için hiç güvenli değil. Sürekli tacize uğruyoruz. Buna bir çözüm bulunması yönünde yurt yetkililerine defalarca talepte bulunduk ama biz bir şey yapamayız diyerek tacize uğramamıza göz yumdular. Patlak veren eylemlerinden sonra güvenlik önlemleri almaya başladılar” diye konuştu.

    EYLEMDE OLMAYANA DA CEZA!

    Kadın öğrenci, soruşturma sürecine ilişkin şunları anlattı:

    “Olaya dair hiçbir ön bilgi verilmeden direkt hakkımdaki suçlama sebebiyle ifade vermemi istediler. Kabul etmediğim takdirde hakkımda daha büyük bir soruşturma başlatılır diye tehditvari bir karşılık aldım. Birinci ifademde başıma gelen taciz olaylarını yazdım fakat yetkili kişi o kısımları karalattı ve farklı bir şekilde değiştirdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliğinin 24. maddesine dayandırılarak böyle bir işlem başlatılmış. 24. madde çok geniş bir madde, tam olarak neye göre belirlemişler anlam veremedik. Bizle yapılan toplantıda kadınlardan birinin eylem günü şehir dışında olduğunu öğrendik. Buna rağmen yurttan atılma cezası aldı.”

    “BİZİ SUSTURMAK İSTİYORLAR”

    3 kez alınan ifadelerden sonra sonucu bekleyen öğrenciler, artan kira fiyatları ve enflasyon sebebiyle barınacak yer bulamama kaygısı taşıyor. Anayasal haklarını kullanarak eylem yaptıkları için cezalandırılmalarının kabul edilemez olduğunu vurgulayan kadın öğrenci, “Bu kış ayında hiçbir suçumuz olmamasına rağmen kadınları sokağa atarak, daha büyük bir tehlikeye atıyorlar. Yurttan atılmam kesinleşirse gidebileceğim bir yer yok. Öte yandan hakkımızı, yaşamlarımızı savunmak isteyen her bir kadını susturmaya yönelik hamleler kabul edilemez. Yurttan atıldığım takdirde hukuki tüm haklarımın peşinden gideceğim” dedi.

    MÜDÜR İNKAR ETTİ, BELGELER ORTAYA ÇIKARDI

    Konuya ilişkin yurt müdiresi ile görüşen DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Yurt müdürü, kendilerinin dahli içerisinde herhangi bir öğrenciye soruşturma başlatılmadığını ifade etti ancak öğrenciler yurt müfettişleri ile birebir görüştüklerini bize ilettiler ve kendilerine verilen savunma kağıtlarını gördük. Bunu müdüre ilettiğimde emniyetin böyle bir süreç başlatmış olabileceğini dile getirdi” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    -Kadın öğrenci tacize uğradı, Mersin Valisi ‘uygunsuz sözler’ dedi

    -Mersin’de tacize karşı eylem yapan kadınlara barikat kuruldu

    -Milletvekili Perihan Koca: Mersin Emniyeti ve yurt yönetimi suç işliyor

  • Aile hekimleri 4 gündür grevde, yarın da sürecek

    Aile hekimleri 4 gündür grevde, yarın da sürecek

    PİRHA- Aile hekimleri, “Aile Hekimleri Sözleşme ve Yönetmeliği”nin geri çekilmesi ve iptali için 4 gündür iş bırakma eylemindeler.  

    Aile hekimleri, “Aile Hekimleri Sözleşme ve Yönetmeliği”nin geri çekilmesi ve iptali için 2 Aralık’ta 5 günlük iş bırakma eylemine başladı. Hekimlerin eylemleri 4’üncü gününde devam ediyor. Aile hekimleri, Diyarbakır, Adana ve Antalya’da düzenledikleri açıklamalarla taleplerini tekrarladı.

    DİYARBAKIR

    Sağlıkçılar Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bulunan İlçe Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. Çok sayıda sağlık emekçisinin katıldığı açıklamada, “Aile Sağlığı Merkezleri’ni yönetmelikler ile eziyete dönüştürmeyin” pankartı açıldı. Açıklamayı yapan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu üyesi Muhammed Can, Sağlık Bakanlığı’nın sorunlara dair çözüm üretmek yerine çıkarılan yönetmeliklerle sorunları derinleştirdiğini ifade etti. Can, “1 Kasım’da yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği halkın sağlığını, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin özlük hakları ve çalışma koşullarını iyileştirmek bir yana daha da kötüye götürecek uygulamalar içermektedir” dedi.

    ADANA

    Adana’da Tabip Odası’nda açıklama yapıldı. Adana Sağlık Platformu bileşenlerinin katıldığı açıklamayı yapan Adana Tabip Odası Başkanı Özden Polatöz, “Sağlık Bakanlığı; aile hekimlerini simide mahkum ediyor. Bakanlık, Aile Hekimliği Yönetmeliğini geri çekmelidir” dedi.

    ANTALYA

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Antalya Şubesi üyeleri de Kepez İlçe Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. SES üyeleri, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun göreve geldiği günden beri sorunları çözeceğini söyleyip hiçbir sorunu çözmediğini hatta aksine çıkardığı yönetmelikler ve uygulamalarla sağlık emekçilerinin sorunlarını derinleştirdiğini belirtti. SES üyeleri, Bakan Memişoğlu’na kırmızı kart göstererek istifaya davet etti.

    TALEPLER

    Yapılan açıklamalarda aile hekimleri, taleplerini şöyle sıraladı:

    “* Kamusal bir hizmet olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin fiziki ve tıbbı donanımı ve aile sağlığı merkezleri binaları kamu tarafından sağlanmalıdır.

    * Halkımıza nitelikli bir sağlık hizmeti sunabilmemiz için yeterli zaman ve olanak sağlanmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin öncelendiği ve ekip anlayışını gözeten bir sistem inşa edilmeli Aile Sağlığı Merkezi sayısı hekim başına 2.000 nüfusu aşmayacak şekilde artırılmalıdır.

    * Aile Hekimliği’nde güvencesiz ve kadrosuz istihdamı kabul etmiyoruz. Aile sağlığı merkezlerinde nüfus yapısına göre yeterli hemşire, ebe, teknisyen görevlendirilmelidir, Aile Hekimleri işveren olmamalıdır. Aile Sağlığı çalışanlarına ödenecek ücret Aile Hekiminin çalışma kriterleri ile değil kendi mesleki sorumluluklarına göre düzenlenmeli, Kanun değişikliği gerektiren tavan ücreti katsayısı artırılmalıdır.

    * Aile Sağlığı Merkezlerinde çalışan sağlık emekçilerine emekliliğe yansıyacak tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek düzeyde, izin kullandıklarında, hastalandıklarında, çocuğu olduğunda veya ailesinden biri öldüğünde kesilmeyecek maaş ödenmelidir.

    * Sağlıkta şiddeti artıracak düzenlemeler değil şiddetin önlenmesini sağlayacak etkin ve caydırıcı tedbirler alınmalı, etkili şiddet yasası çıkarılmalı ve sağlık çalışanlarının can güvenliği sağlanmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de kayyıma karşı ışık açıp kapama ve ses çıkarma eylemi 3. gününde devam etti-VİDEO

    Dersim’de kayyıma karşı ışık açıp kapama ve ses çıkarma eylemi 3. gününde devam etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediyesi’ne atanan kayyıma karşı yurttaşlar evlerinde ışık açıp kapatma ve ses çıkarma eylemleri yaptı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi( DEM Parti) yönetimindeki Dersim Belediyesi’ne 21 Kasım’da kayyım atanmasının ardından protestolar devam ediyor.

    Kayyım atamalarının ardından her gün saat 19.45 saatlerinde başlayan ses çıkarma ile ışık açıp kapatma eylemleri 3. gününde devam etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Kadıköy’den seslendiler: Kayyımlar gidecek, biz kalacağız! – VİDEO

    Kadıköy’den seslendiler: Kayyımlar gidecek, biz kalacağız! – VİDEO

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Kadıköy Rıhtım’da Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyımlara karşı basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı. Yapılan açıklamada, “Biz Dersimliler ve Dersim dostları olarak demokrasiye, emeğe, barışa ve doğaya karşı darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız” denildi.

    DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Halkın, belediye binasına girmesine engel olan kolluk güçleri, belediye binasını beton bariyerlerle çevirdi. Belediyelere peş peşe atanan kayyımlara ülkenin dört bir yanından tepkiler yükseliyor.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyıma tepki amacıyla Kadıköy Rıhtım’da basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleştirdi. Basın açıklamasına DEM Parti MYK üyesi Musa Piroğlu, Sanatçı Pınar Aydınlar’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    ‘İrademe ve doğama dokunma, Kayyım rejimi halk iradesine darbedir’ pankartlarının açıldığı açıklamada sık sık “Kayyımlar gidecek biz kalacağız, Dersim’de kayyım istemiyoruz, Her yer Dersim her yer direniş, Direne direne kazanacağız, Dersim onurdur onuruna sahip çık” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir okudu.

    “KAYYIM REJİMİ İNANCIMIZIN ASİMİLE EDİLMESİ DEMEKTİR”

    Bilir, AKP-MHP iktidarının belediyeler üzerinde sallandırdığı kayyım sopasından vazgeçmediğini belirterek açıklamanın devamında şunlara yer verdi:

    “Kayyım rejimi en başta seçmen iradesine darbe demektir. Kayyım rejimi demokrasi ve hukukun askıya alınması demektir. Kayyım rejimi halka değil ihalecilere, rantçılara hizmet demektir. Kayyım rejimi iktidarın yolsuzluk düzeninin devamı demektir. Kayyım rejimi kamu hizmeti değil, sadaka düzeni demektir. Kayyım rejimi kadınların, gençlerin ve toplumun ezilen kesimlerinin haklarına sahip çıkan değil, her adımda onları kısıtlayan yerel yönetimler demektir. Kayyım rejimi baraj ve HES demektir, Kayyım rejimi madenlerle doğanın yağmalanması demektir. Kayyım rejimi inancımızın asimile edilmesi demektir. Kayyım rejimi dillerimizin yasaklanması demektir.

    “İKTİDARIN DAYATTIĞI KAYYIM REJİMİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Milletvekilleri türlü hukuksuzluklarla hapse atılırken, belediyelere siyasi operasyonlarla kayyım atanırken seçme seçilme hakkından söz edilemez. Seçme seçilme hakkının tanınmadığı bir durumda da demokrasiden söz edilemez. Dersim halkı olarak olarak iktidarın dayattığı kayyım rejimini kabul etmiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Kayyım politikaları terk edilmeli ve halkın iradesi tanınmalıdır. Sandıkta kaybedileni demokrasi dışı yollarla gasp etmeye çalışmak, bunu alışkanlık haline getirmek, rejimin siyasal ahlak düzeyinin de göstergesidir.

    “KAYYIMLAR GİDECEK, BİZ KALACAĞIZ”

    Biliyoruz ki, kayyım politikası ülkede demokrasiden, barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağıdır. Biz Dersimliler ve Dersim dostları olarak demokrasiye, emeğe, barışa ve doğaya karşı darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız. Kazanana kadar direnişimize, mücadelemize devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek, biz kalacağız.”

    “SEYİT RIZA’NIN TORUNLARI OLARAK DERSİM’İ HİÇBİR ZAMAN TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Yapılan açıklama sonrası Sanatçı Pınar Aydınlar söz alarak şunları söyledi:

    “Bizler burada halkların özgürlüğüne inanan, halkların iradesine saygı duyulması gerektiğine inanan aydınlar, sanatçı ve yazarlar olarak 38’den bu yana nice bedeller vermiş Dersim, bizim için sadece dört dağın arasına sığdırılamayacak kadar çok büyük bir yürek demektir. Bugün halkın iradesini yok sayanlar, kültürümüze, inancımıza göz koyanlar iktidarın bu politikasına karşı yerlerde sürüklenen canlarımızla dört bir yandan ses çıkarıyoruz. Bizler halkların iradesine saygı bekliyoruz. Bizler kayyım politikalarını, bu işgalci bu dayatmacı politikaları reddediyoruz. Bir kez daha diyoruz ki direne direne kazanacağız. Dersim’i hiçbir zaman teslim etmedik hiçbir zaman da Seyit Rıza’nın torunları olarak teslim etmeyeceğiz.”

    Yapılan açıklamaların ardından oturma eylemine geçilerek buradan sonra Dersim’e doğru yola çıkılacağı belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yaşam savunucuları doğa katliamına karşı Kazdağları’nda-VİDEO

    Yaşam savunucuları doğa katliamına karşı Kazdağları’nda-VİDEO

    PİRHA- Yurttaşlar, Kazdağları’nda doğa katliamına girişen Cengiz Holding’e karşı direniyor. Bayramiç’teki ağaç kesimlerine karşı çevrecilerle birlikte eylem çağrısında bulunan bölge halkı, iş makinelerini durdurdu.

    İktidarın yıllardır kamu kaynaklarını ve doğayı teslim ettiği ve üstüne bir de vergi borçlarını sildiği Cengiz Holding’in yan kuruluşu Truva Madencilik, Kazdağları’nın eteklerinde altın ve bakır madeni için 1 milyon ağacı katletmeye hazırlanıyor.

    Bölge halkı, Hacıbekirler Köyü’nde bir araya gelerek bu çevre talanına karşı eylem başlattı. “Ona buna peşkeş çekilmesini istemiyoruz,” diyen yurttaşlar, gözyaşları içinde doğalarına sahip çıkarken, jandarma engeline rağmen iş makinelerini durdurmayı başardı.

    AKP iktidarından aldığı ihalelerle servetine servet katan Cengiz Holding‘in yan kuruluşu Truva Madencilik‘in Kazdağları‘nın eteklerindeki Bayramiç ilçesinde açmak istediği Halilağa altın ve bakır madeni için 1 milyon ağacı katledecek.

    Şirket, proje için ağaç kıyımına hız kesmeden devam ederken, bölge halkı çevre katliamına dur demek için Çanakkale Bayramiç’teki Hacıbekirler Köyü‘nde bir araya geldi.

    DÜN DURDURULDU, BUGÜN YİNE GELDİLER

    Yurttaşlar, Cengiz Holding’in çevre talanına isyan etti.

    Gözyaşları içinde konuşan bir yurttaş, “Biz istemiyoruz. Çamları kendi ellerimizle diktik. Ellerimle diktim. Yazık değil mi? Dün geldik durdurduk, bugün yine gelmişler” dedi.

     Çanakkale’de yaşayan 72 yaşındaki Mülkiye Yılmaz şunları söyledi:

    “Kazdağlarının talan edilmesinden dolayı buradayım. Ona buna peşkeş çekilmesini istemiyoruz. Böyle bir talan hiçbir yerde görülmüş değil. Bu ağaçları babaları mı dikti? Sorumsuzca kesiyorlar.”

    Yurttaşlar ve çevreciler, ağaç katliamına devam eden iş makinelerini durdurdu.

    Jandarma, kapattığı yolu, yurttaşların tepkisi üzerine geri açtı. Yurttaşlar ellerinde pankartlar ve sloganlar eşliğinde şantiye alanına doğru yürüyüşe başladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adana’da kadınlar belediyelere kayyım atanmasını protesto etti- VİDEO

    Adana’da kadınlar belediyelere kayyım atanmasını protesto etti- VİDEO

    PİRHA- Adana Kadın Platformu, hükümetin belediyelere kayyım atamasını protesto etti. Eylemde “Kayyım kadın kazanımlarına ve eş başkanlığa karşı bir tehdittir. Kadınların direnişi ve mücadelesiyle bu irade gaspına asla geçit vermeyeceğiz” denildi.

    Adana Kadın Platformu, İnönü Parkı’nda yaptıkları basın açıklaması ile belediyelere kayyım atanmasını protesto etti. Açıklamada, Adana Kadın Platformu adına basın metnini okuyan DEM Parti Adana İl Eş Başkanı Helin Kaya, belediyelere atanan kayyımlara tepki gösterip, kadınların direnişi ve mücadelesiyle bu irade gaspına asla geçit vermeyeceklerini vurguladı.

    “KAYYIM EŞ BAŞKANLIĞA ZARAR VERİYOR”

    “Halkın iradesi gasp edilerek kayyım atayan kadın ve LGBTİQ+ düşmanlarına karşı, belediye eş başkanları; Gülistan Sönük, Devrim Demir ve Saniye Bayram’ın yanındayız” diyen Kaya, kayyımın eş başkanlığı da hedef aldığını belirtti.

    Kaya, “İktidarın kayyım atamaları, yerel demokrasiyi hedef almanın yanı sıra kadınların yönetimdeki varlığını da tehdit ediyor. Bu atamalar, kadın kurumlarını kapatarak eş başkanlık sistemine zarar vermeyi hedefliyor. Kadınların kendi kentlerinde söz sahibi olma hakkını gasp etmeye çalışan bu anlayış, kadın özgürlük mücadelesine ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik açık bir saldırıdır. Kadınların eşitlik mücadelesi inkâr edilmektedir. Onlar bunu dayatabilir ama halklar yüzyıllardır eşitlik ve özgürlük mücadelesi vererek bugünlere geldi. Bugünden sonra hiç kimse ama hiç kimse bize köle gibi yaşatmayı dayatmasın” sözlerini kullandı.

    Kaya, “Bu zorba politikalara karşı, biz kadın örgütleri olarak, toplumsal barışı ve bir arada eşit yaşamı savunmaya devam ederek en iyi bildiğimiz şeyi yapacağız, irademize sahip çıkıp mücadeleye çoğalarak devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ ADANA

     

  • Dersim’de öğrenciler, KYK yurdundaki koşulları protesto etti-VİDEO

    Dersim’de öğrenciler, KYK yurdundaki koşulları protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de KYK Yurdu’nda kalan öğrenciler, yaşadıkları kötü koşulları balkonlarda alkışlarla protesto etti. 

    Dersim’de Munzur Üniversitesi Atatürk Mahallesi Erkek KYK Yurdu’nda kalan öğrenciler, yemeklerin yenilemeyecek kadar kötü olması, sağlıklı yaşamak için gereken hijyen koşullarının sağlanmaması, temizlik malzemelerinin yurtta yer almaması nedeniyle ses çıkarma eylemi yaptı.

    Öğrenciler kötü koşulları yemek yemeyerek balkonlardan alkışlarla protesto etti.

    PİRHA/DERSİM