Etiket: eylem

  • Eğitimciler, bugün iş bırakarak alanlara çıkıyor

    Eğitimciler, bugün iş bırakarak alanlara çıkıyor

    PİRHA- Eyüpsultan’da, öğrencisi tarafından öldürülen okul müdürü İbrahim Oktugan için eğitim sendikaları basın açıklaması yapacak. “Cezasızlık şiddeti cesaretlendirmektedir” diyen eğitimciler, bugün iş bırakarak alanlara çıkıyor.

    İstanbul Eyüpsultan Alibeyköy Mahallesi’nde, geçtiğimiz günlerde özel bir okulda müdürlük yapan İbrahim Oktugan, daha önce okuldan gönderilen öğrenci Y.K. tarafından silahla vurularak öldürülmüştü.

    Öğretmenler bugün iş bırakarak şiddete ve baskıya karşı yurt çapında sokağa çıkacak. Ankara’da TBMM önüne yürüyecek öğretmenler İstanbul ve diğer illerde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önlerinde eylem yapacak.

    Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitimcilere yönelik saldırılara ilişkin dört eğitim sendikasının başkanlarıyla görüştü. Görüşmeye dair bilgi veren Eğitim Sen Genel Başkanı şunları söyledi:

    “Toplantıda bugüne kadar defalarca randevu taleplerimizin reddedildiğini aktardık. Müfredat ve eğitimi içeren sorunlarda eğitimin paydaşlarının dikkate alınmadığını aktardık. Her zaman ‘yaptım oldu’ şeklinde hareket edildiğini ifade ettik. Bir gecede Eğitim-Bir Sen’lilerin okullara müdür yapıldığını, bizim üyelerimizin bir gecede açığa alındığını söyledik. Bu nedenlerle de ortak toplantıya katılmadık.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da 30 Haziran’da ‘Laiklik Yürüyüşü’ yapılacak

    İstanbul’da 30 Haziran’da ‘Laiklik Yürüyüşü’ yapılacak

    AKP hükümetinin ‘yeni anayasa’ çıkışına karşı halkı alanlara davet eden Laiklik Meclisi, bu girişime karşı her alanda mücadele edeceğini duyurdu. Laiklik Meclisi’nin çağrısıyla ayıca 30 Haziran Pazar günü İstanbul’da Laiklik Yürüyüşü yapılması kararı verildi. Bütün kitle örgütleri ve yurttaşlar laiklik mücadelesine katılmaya çağrıldı.

    Laiklik karşıtı uygulamalara tepki olarak 25 Eylül’de, 90 aydının imzasıyla kurulan Laiklik Meclisi, 28 Nisan 2024 Pazar günü Ankara’da toplandı. Meclis, iktidarın “Yeni Anayasa” gündemiyle birlikte 26 Kasım 2023 tarihindeki ilk üye toplantısından bu yana yürüttüğü çalışmaları ele aldı, kısa ve uzun vadeli hedefleri ile önündeki görevleri konusunda değerlendirmelerde bulundu.

    Siyasi iktidarın laiklik karşıtı uygulamaları, 31 Mart yerel seçimlerinde halkın laiklik konusundaki hassasiyetinin sandığa yansımasına neden olduğuna işaret edilen açıklamada, ikinci parti konumuna düşmesine rağmen iktidarda temsil edilen parti ve destekçilerinin laiklik karşıtı uygulamalarını arttırarak sürdürdüğü dile getirildi.

    Açıklamada, “Laiklik ilkesini tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen; “Yeni Anayasa” gündemi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” yeni müfredat taslağı, Diyanet İşleri Başkanlığının “2024-2028 Stratejik Planı” ve “Kur’an Eğitim Merkezleri Yönetmeliği”, tarikat ve cemaatlerin artan faaliyetleri ile şeriat ve hilafet çağrılarının ardından gelen yeni saldırı başlıklarıdır. Ana muhalefet partisi başta olmak üzere, meclis bileşiminin muhalefet kanadında yer alan siyasi partilerin çoğunun laiklik karşıtı bu saldırılar karşısında durmak bir yana, bunları meşrulaştıracak fiil ve söylemleri de endişe vericidir” denildi.

    Bu kapsamda Laiklik Meclisi’nin aldığı kararlar şöyle ilan edildi:

    “1-Siyasi iktidarın “Yeni Anayasa” adı altında sürdürdüğü girişim, aşındırılan Cumhuriyet’in tamamen ortadan kaldırılmasını, laikliğin tasfiyesini ve idari yapının dönüştürülmesini hedeflemektedir. İktidar, bu karşı devrim hamlesiyle ülkemizi karanlığa sürüklemeyi hedeflerken, tartışmanın parçası olan kesimler ülkemizi bu sürece meşruiyet kazandırma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Meşruiyeti olmayan, Anayasayı tanımayan siyasi iktidar ve toplumu temsil etmeyen bu Meclis Anayasa yapamaz! Dolayısıyla, Türkiye’nin bir anayasa gündemi yoktur. Laiklik Meclisi “Yeni Anayasa” girişime karşı her alanda mücadele edecektir.

    2-Belediyelerde sürdürülen laikliğe aykırı faaliyetlerin siyasi iktidar ve onunla benzer çizgideki siyasi partilerle sınırlı olmadığı, ana muhalefet başta olmak üzere muhalif siyasi partilerin seçimle yönetimine geldiği birçok belediyede de laikliğe aykırı eylemlerin varlığı ortadadır. Laiklik Meclisi iktidarın laiklik karşıtı uygulamaların yanı sıra muhalefetin laiklik karşıtı eylem ve söylemlerini de izlemeyi, nereden gelirse gelsin laiklik karşıtı tüm girişimlere karşı mücadele etmeyi sürdürecektir.

    3-Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli yeni müfredat taslağı” adıyla kamuoyunun görüşüne sunduğu metin Anayasa’ya aykırılığı ile bilimsellikten ve pedagojik olmaktan uzak olmasının yanı sıra, gerici ve piyasacı ideolojik saldırının parçasıdır. Dindar ve kindar nesil yetiştirme hedefini açıkça ilan eden bu iktidar eğitim programı/müfredat yapamaz! MEB’in bu hedefe yönelik “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla uygulamayı hedeflediği “yeni müfredatını” reddediyoruz! Laiklik Meclisi eğitim alanındaki gerici saldırılar karşısında gereken her türlü çalışmayı sürdürecektir.

    4-Laiklik kavramı konusunda tartışmaya yol açan söylemler ile iktidara verilen destekler, laiklik karşıtı hamlelerin önünü açmıştır. Tarikat ve cemaatlere alan açarak laiklik karşıtlarının güçlenmesine fırsat veren, özellikle liberal kaynakların bu konuda kirlilik yaratan demagojik girdileri göz önünde bulundurulmalıdır. Laiklik Meclisi laikliğin ne olup ne olmadığı konusunda toplumu aydınlatıcı çalışmalar yapacaktır.

    5-Laiklik, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere emekçi sınıflar için vazgeçilmezdir. Bu bağlamda, uluslararası ve işbirlikçi sermaye düzeni ile gericiliğin birbirini beslediği görülmelidir. Laiklik Meclisi, siyasi iktidarın laiklik karşıtlığının bu işbirlikçi boyutunu vurgulayan, başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere, emeğiyle geçinen yurttaşlar için onurlu ve insanca bir yaşamın ancak laiklikle mümkün olabileceğini ortaya koyan çalışmalar yapacaktır.

    6-1990’ların ilk yarısı, toplumun Cumhuriyet ve laiklikle bağlarını kesmek üzere dinci-faşist paramiliter unsurların sahneye sürüldüğü dönemdir. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy gibi aydınlarımızın alçakça katledildikleri bu sürecin tepe noktası, 2 Temmuz 1993’teki Sivas Katliamı olmuştur. Laik Cumhuriyetin temelinin atıldığı Sivas’ta toplumu terörize ederek laik Cumhuriyet’i hedef alan bu gerici kalkışma sonucunda, Madımak otelinde ateşe verilen 35 aydınımız ve yurttaşımız, 1978 Kahramanmaraş, 1980 Çorum ve benzeri katliamlarda olduğu gibi, devletin gözleri önünde planlı olarak katledilmiştir. 14 Eylül 2023 tarihinde ise yargıda bir kara leke olarak anılacak olan Sivas Katliamı Davası’nın son duruşmasında dava bütün sanıkların beraatıyla tamamen düşürülmüştür. Laiklik Meclisi, laikliğe yönelik saldırıların parçası olan bu alçak katliam ve kalkışmanın yıldönümünü, laiklik mücadelesini yükseltmek amacıyla bir etkinlikle anma kararı almıştır. Bu karar çerçevesinde, bu yıl (2 Temmuz’un hafta içi bir gün olması nedeniyle) 30 Haziran Pazar günü İstanbul’da bir “Laiklik Yürüyüşü” yapılacaktır. Ayrıntıları daha sonra belirlenecek olan bu yürüyüşe mümkün olduğu kadar geniş katılım sağlanması için, laikliğe sahip çıkan tüm çevrelerle iletişime geçilecektir.

    7-Laiklik Meclisi, laiklik mücadelesinin yaşamsal olduğunu ve bu büyük tehlikeye karşı ülkenin ilerici birikiminin ayağa kalkması gerektiğini bir kez daha yineleyerek ilerici, yurtsever bütün kitle örgütlerini ve yurttaşları laiklik mücadelesine çağırmaktadır.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur…”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Van’da halk iradesine sahip çıktı: Direniş sokaklara yayıldı

    Van’da halk iradesine sahip çıktı: Direniş sokaklara yayıldı

    PİRHA- Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlığını kazanan Abdullah Zeydan’a mazbata verilmemesi üzerine kentin her yerinde protestolar başladı. Tüm sokak ve caddelerde ateşler yakıldı, yollar trafiğe kapatıldı.

    Van’da halk, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesinin AKP’nin “talimatıyla” geri alınmasını ve Van İl Seçim Kurulu’nun, mazbatanın seçimde yaklaşık 30 puan fark yiyen AKP’li Abdulahat Arvas’a verilmesini protesto ediyor.

    ESNAF KEPENK KAPATTI

    Kentte Cumhuriyet ve Maraş cadelerine çıkan binlerce kişi, ara sokaklarda çöp kovaları ve direklerle barikatlar kurdu. Bazı noktalarda ateşler yakıldı. Esnafların tümü kepenk kapattı.

    Polis, gaz bombaları ve tazyikli suyla protesto eylemindeki yurttaşlara saldırdı. Saldırılar nedeniyle çok sayıda kişi yaralandı. Polisin, DEM Parti Van İl Örgütü binasından içeri girdiği ve gaz bombaları attığı iddia edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de ÇEDES tepkisi – VİDEO

    İzmir’de ÇEDES tepkisi – VİDEO

    PİRHA – ÇEDES protokolünün dini istismar ederek, ‘tek tip’ çocuk yetiştirmeyi amaçladığını söyleyen yurttaşlar, iktidarın gerici kuşatma ve dayatmalarına karşı mücadele edeceklerini vurguladı.

    Buca Laik Eğitim Demokratik Yaşam Platformu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Diyanet ile yaptığı Çevreme Duyarlıyım Değerlerimi Biliyorum (ÇEDES) protokolü uygulamalarına yönelik Buca Şirinyer’de basın açıklaması düzenledi. “ÇEDES’e hayır! Okulda tarikat, cemaat istemiyoruz” pankartı açılan açıklamada, “Laik, bilimsel, demokratik eğitim”, “ÇEDES protokolü iptal edilsin” ve “Savaşa değil çocuklara bütçe” dövizleri taşındı.

    Platform adına konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 5 Nolu Şube Başkanı Savaş Candemir, protokol kapsamında çocukların cami, mezar temizliğine götürüldüğünü, cübbe giydirildiğini, okullarda maket mezar kurulduğunu, kurban kesme pratiği yaptırıldığını aktardı. Bunun dini istismar etmek ve tek tip çocuklar yetiştirmek anlamına geldiğini belirten Candemir, “Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan temel bir sorun olarak dikkat çekmektedir. MEB, Diyanet, dini vakıf ve derneklerin iş birliği ile okul içinde ve dışında öğrencilere yönelik olarak hayata geçirilen dini faaliyetler, eğitim sisteminin adeta belli bir inanç ve mezhebin kuralları ve uygulamaları ile kuşatılması anlamına gelmektedir” dedi.

    LAİK EĞİTİMİN ÖNEMİ

    Eğitim ve inanç alanlarının birbirine karıştırılmasından vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Candemir, Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, dini vakıf ve derneklerin okullardaki faaliyetlerine son verilmesi gerektiğini ifade etti. Laik eğitimin önemine işaret eden Candemir, “Laiklik ilkesini ortadan kaldırdığınızda bir cadı avı gibi sokaklarda kadınların yaşam biçimine müdahale eden, onları toplumsal yaşam alanları ve eğitim sisteminin içinde istemeyen Taliban zihniyeti ortaya çıkacaktır. Bizler bu karanlık zihniyete karşı aydınlık yarınları sokak sokak, mahalle mahalle oluşturacağız ve bu gerici kuşatmaya asla teslim olmayacağız. Biliyoruz iktidar bütün gerici kuşatma ve dayatmalarına karşı bu toplumu teslim alamamıştır. Bizler artırdıkları bu gerici saldırılara karşı toplumun ilerici değerlere inanmış tüm hücreleri ile yan yana gelerek bu gerici kuşatmalarına karşı mücadeleyi yükselteceğiz ve bu gerici kuşatmayı dağıtana kadar bir adım geri atmayacağız” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Ankara’da yüzlerce kadından 8 Mart yürüyüşü: Emeğimize sahip çıkacağız -VİDEO

    Ankara’da yüzlerce kadından 8 Mart yürüyüşü: Emeğimize sahip çıkacağız -VİDEO

    PİRHA – Ankara’da yüzlerce kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle bir araya geldi. Kadınlar, “Yaşamın her alanını örgütlemeye, erkek-devlet şiddetinin saldırılarına direnmeye, dünyayı bize dar etmeye çalışan erkek egemen sistemin yakasına yapışmaya devam edeceğiz ” dedi.

    Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla; demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri, kadın örgütleri ve çok sayıda kadın bir araya geldi. Kolej Meydanı’nda buluşan kadınlar, Sakarya Caddesi’ne yürüyüş düzenledi. Yapılan yürüyüşte, “Jin, jiyan, azadi”, “kadın cinayetleri politiktir “,”susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları atıldı.

    Yürüyüşün ardından Sakarya Caddesi’nde Kürtçe ve Türkçe olarak açıklama metni okundu. Ankara Kadın Platformu adına metni, İlke Kumartaşlıoğlu ve Nebahat Çalpan okudu.

    “KADINLARIN DİRENİŞİNE SELAM OLSUN”

    “Haklarımızı da hayatlarımıza da sahip çıkıyoruz” diyen Kumartaşlıoğlu, “Bugün 8 Mart , kadınların direnişinin, mücadelesinin ve dayanışmasının günü! Erkek-devlet şiddetine, sömürüye, ayrımcılığa karşı haklarımız ve hayatlarımız için itaatsizliğimizi büyüttüğümüz gün!
    Lilith’tin, Orta Çağın cadılarının, Clara’nın, Rosa’nın, Mahsa Amina’nın ve mücadelemize ilham olan tüm kadınların direnişine selam olsun!” dedi.

    “KAZANDIĞIMIZ HAKLARIMIZI TARTIŞMAYACAĞIZ”

    AKP-MHP ittifakı kadın düşmanı politikalarla en temel haklara saldırmaya devam ettiğini belirten açılama şu ifadeler ile devam etti:

    “Medeni Kanun’da yapılmak istenen değişiklik ile kadınların nafaka hakkına göz koyulurken, ”aile arabuluculuğu’ sistemi ile kadınların boşanması zorlaştırılarak ”kutsal aile’leri içerisinde yola getirilmeye çalışılıyor.
    Bizler biliyoruz ki kadınları öldürenler en yakınlarındaki erkekler. Sadece bir günde 8 kadın eski eşi yada boşanmaya çalıştığı erkekler tarafından öldürüldü. Devletin en temel sorumluluğu olan kadınların yaşam hakkını korumak, şiddeti önlemek, failleri cezalandırmak yerine kadınların kazanılmış haklarına saldırılıyor.
    İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesi sürecinde olduğu gibi, 6284 sayılı Kanun, aileleri dağıttığı gerekçesiyle tartışmaya açılıyor.
    Mücadele ederek bir bir kazandığımız haklarımızı tartıştırmayacağız.”

    “EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ”

    Rojava’da direnen kadınları selamlayan Kumartaşlıoğlu, “Yoksulluğun giderek derinleştiği, kadınların en güvencesiz, en esnek ve en ucuz işlere mahkum edildiği bu dönemde emeğimizin sömürüsüne karşı sesimizi yükseltiyoruz. Agrobay’dan, Özak Tekstil’e hakları ve emeği için direnen kadınların mücadelesini selamlıyor, direnişlerini dayanışmamız ile dört bir yanda büyütüyoruz. İşsizlikle, açlıkla sınanan kadınlar olarak ev içi bakım emeğimizin görünmemesini kabul etmiyoruz. Görünmeyen emeğimizin sesini yükseltmeye, emeğimize her alanda sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    Kumartaşlıoğlu, şunları kaydetti:

    “Dünyanın dört bir yanında emperyalist savaşlar ve işgaller devam ediyor. Savaş naraları atarak barışın sesini susturmaya çalışanlar iyi bilmeli ki, kadınlar barışta ısrarcı. Çünkü kadınlar olarak savaşlardan en çok bizler etkileniyoruz. Rojova’da direnen kadınları selamlıyoruz.
    Barışın egemen olduğu bir ülkeyi kurmak isteyenler olarak Filistin halkının direnişini selamlıyoruz. Nehirden denize özgür Filistin sözüne sahip çıkmaya devam edeceğiz!
    Afeti felakete çeviren AKP-MHP ittifakı hala deprem bölgesindeki halkın taleplerini yerine getirmiyor. Ölüme terk edilen binlerce insan en temel hakları için mücadele etmeye, hesap sormaya devam ediyor.
    Kadınlar olarak her felakette olduğu gibi yine en çok etkilenen bizler olduk. Deprem bölgesinde hala barınma, beslenme, hijyen gibi en temel ihtiyaçları karşılanmıyor kadınların. Kadınlar, erkek şiddetine karşı en temel hukuki haklarına bile ulaşmakta zorlanıyor. Depremden etkilenen kadınların taleplerini büyütmeye, yaşam hakkımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

    “DEVLET VAROLUŞLARIMIZA SALDIRIYOR”

    Devlet bugün kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı ile varoluşlarımıza saldırıyor. EsatEryaman’da yaşananlar hala aklımızdayken bugün Bayram Sokak’ın sahibi trans kadınların evlerine mühür vuruluyor. Barınma ve yaşam haklarına saldırılan trans kadınların mücadelesine sahip çıkmaya devam edeceğiz.
    Kadınlara yoksulluk, işsizlik ve kriz dışında bir şey vaat edemeyenler dişimizi biraz daha sıkmamız gerektiğini, fedakarlık yapmamız gerektiğini söylüyor.
    Bu ülkede milyonlarca çocuk okula aç gidiyor, tarikat yurtlarında istismar ediliyor.
    Üniversiteliler barınma haklarını talep ettiği için gözaltılar, soruşturmalar ile karşı karşıya kalıyor. Çaresizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik sonucu genç intiharlarının sayısı her geçen gün artıyor.
    Dayatılan bu karanlığa karşı Üniversiteli kadınlar örgütlenmeye, güvenli yurt ve kampüs talepleri için mücadele etmeye devam ediyor.

    “VARIZ VAR OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    “Kentleri inşa etmeye kararlıyız” diyen kadınlar, “Yerel seçimlere gittiğimiz bu süreçte kamusal haklarımıza sahip çıkmaya kadınların ve LGBTİ+ların eşit, özgür yaşadığı kentleri inşa etmeye kararlıyız. Kadınlar olarak bu kentin her yerinde vardık, varız ve varolmaya devam edeceğiz!
    Yaşamın her alanını örgütlemeye, erkek-devlet şiddetinin saldırılarına direnmeye, dünyayı bize dar etmeye çalışan erkek egemen sistemin yakasına yapışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Yapılan açıklamanın ardından Gültan Kışanak’ın mektubu okundu.

    18. FEMİNİST GECE YÜRÜYÜŞÜ: YAKAMADIĞINIZ CADILARIN TORUNLARI BURADA

    Açıklamanın ardından, Ankara’da 18. Feminist Gece Yürüyüşü için “Feminizmin yaktığı ateş sokakta, karartamaz geceleri patriyarka” pankartıyla yürümek isteyen kadınların önüne polis barikat kurdu. Kadınların ve LGBTİ+’ların yürüme ısrarı sonucu polis barikatı açmak zorunda kaldı.

    Yürüyüşün ardından kadınlar Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklama şu ifadeler yer verildi:

    “Biz neşesini mücadelesine katan, sesini öfkesinde ve kahkahasında yükselten kadınlarız. Yakamadığınız cadıların torunları burada!
    Bütün yüzlerini çok iyi bildiğimiz patriyarkadan beslenen, devletlerin, iktidarların, erkeklerin özgürlük mücadelemizi engelleyemediği kadınlarız!
    Evde, işte, sokakta, kampüste, fabrikada emeğimizi sömürenlere karşı isyanı ve direnişi yükseltenleriz!
    İnadından ve umudundan vazgeçmeyen, hayatı ilmek ilmek örenleriz! Patriyarkanın biçtiği rolleri reddeden kalıplara sığmayan feministleriz!

    Dilimize, etnik kimliğimize, cinsel yönelimimize, cinsiyet kimliğimize, inancımıza, inançsızlığımıza, varoluşumuza, bedenimize düşman olan patriyarkal kapitalizme karşı inatla yürüyenleriz evlerden sokaklara taşan sokaklardan caddelere isyanı taşıyan feministleriz!

    İkili cinsiyet rejimiyle yaşamlarımızı kuşatan Heteropatrarkaya karşı duran kadın+larız! İsyanımız da arzumuz da bizim!

    Örgütlenme hakkına saldırılan, dernekleri, örgütleri kapatılan, siyaset yapması engellenerek haksız yere hapishanelerde tutulan Kürt kadınlarız. jin jiyan azadi diye haykıranlarız!”

    PİRHA/ANKARA

  • Öğrencilerin İstanbul Üniversitesi’ne girişi yasaklandı, polis barikat kurdu-VİDEO

    Öğrencilerin İstanbul Üniversitesi’ne girişi yasaklandı, polis barikat kurdu-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Üniversitesi rektörlüğünün aldığı kararla tüm yerleşkelerin kapılarının ziyaretçilere açılmasına karşı öğrencilerin başlattığı direniş üçüncü gününde devam etti. Rektörlüğün uygulamalarını protesto etmek için Havuzlu yerleşkesinde forum yapmak isteyen öğrenciler “Fakülteler arası geçiş yasağı” olduğu için İstanbul Üniversitesi’ne alınmadı. 

    İstanbul Üniversitesi’nde öğrenciler, kayyım rektörün üniversite kampüslerini ziyaretçilere açmasına, diğer yanda ise öğrencilere kampüsler arası geçiş yasağı getirmesine karşı 3 gündür Beyazıt’ta eylemlerini sürdürüyor.

    Öğrenciler sık sık, ‘İstanbul üniversitesi müze değil, üniversite’, ‘söz, yetki, karar üniversite meclislerine’, ‘Üniversiteler AVM değildir’ sloganları attı.

    İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğrencileri, kampüsün üniversite bileşeni olmayanların ziyaretine açılmasını ve rektörlüğün uygulamalarını protesto etmek istedi ancak “Fakülteler arası geçiş yasağı” olduğu için İstanbul Üniversitesi’ne alınmadı.

    Öğrencilerin önüne polis barikatları kuruldu, öğrenciler üniversite içerisine alınmamalarını protesto etti.

    Üniversite öğrencileri, içeriye alınmadıkları için dışarıda Öğrenci Meclisi’ni kurdu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Levi’s önünde açıklama yapmak isteyen Özak Tekstil işçileri gözaltına alındı

    Levi’s önünde açıklama yapmak isteyen Özak Tekstil işçileri gözaltına alındı

    PİRHA – İstanbul Beylikdüzü’nde Levi’s önünde açıklama yapmak isteyen Özak Tekstil işçileri gözaltına alındı.

    İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan Marmara Park AVM’deki Levi’s önünde açıklama yapmak isteyen Özak Tekstil işçilerine polis saldırdı. Eyleme katılan Özak Tekstil işçileri gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre 20’nin üzerinde gözaltı var.

    (HABER MERKEZİ)

  • Denizli’de Veli-Der öncülüğünde ‘Laiklikten vazgeçmiyoruz yürüyüşü-VİDEO

    Denizli’de Veli-Der öncülüğünde ‘Laiklikten vazgeçmiyoruz yürüyüşü-VİDEO

    PİRHA- Denizli’de Veli-Der öncülüğünde “Laikliklikten Vazgeçmiyoruz” yürüyüşü yapıldı. Eğitim sisteminin dincileşmesi, tarikatların okullardaki varlığının protesto edildiği eylemde, “Bizler anayasal güvence altına alınmış laiklik ilkesinden ve Medeni Kanun’dan asla vazgeçmeyeceğimizi ilan ediyoruz. Artık bıçak kemiktedir” denildi. 

    Denizli’de Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) öncülüğünde Laiklik Platformu tarafından düzenlenen “Laikliklikten Vazgeçmiyoruz” yürüyüşü Delikliçınar Meydanı’nda yüzlerce kişinin katılımıyla yapıldı.

    Yürüyüş öncesinde platform adına yapılan basın açıklamasında, “5 Şubat 2024 itibariyle güzel ülkemizde karşılaştığımız manzara şöyledir: Eğitim alanında; devlet okulları cemaat ve tarikatların arka bahçesi yapılmaya çalışılmakta, ÇEDES protokolleri ile “Diyanet gönüllüleri” ile okul öncesi yavrularımızdan başlamak üzere ilkokulların 3. ve 4. sınıflarına kadar uzanan bir pervasızlıkla “dinî ve ahlaki” eğitim kisvesiyle okullarımıza öğretmenler dışında bazı kişiler sokulmaktadır. Oysa okullarda öğretmenler dışında hiç kimse derslere giremez” denildi.

    Açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Sonuç olarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu yerle bir edilmiş, eğitimde eşitsizlikler ve hak gaspları ciddi boyutlara ulaşmıştır. Hukuk alanında; Medeni Kanunu yok saymaya yönelik gerici saldırılarla kadınların Cumhuriyet sayesinde elde edilen tüm kazanımları yitirilmek üzeredir. Kadınlar evlere hapsedilmek ve iş yaşamından koparılmak istenirken eşitlikçi aile yapısı yerine ‘Kadınların çalışması kocalarının iznine bağlıdır’ anlayışı yine Diyanet tarafından yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Bunlara bağlı olarak kız çocuklarının okuması önündeki bariyerler giderek yükseltilmekte ve okullaşma oranları düşmektedir. 17 Şubat Medeni Kanunun yıldönümüdür ve bir kez daha ifade ediyoruz ki Medeni Kanuna yönelik her türden saldırıya karşı biz kadınlar başta olmak üzere bu ülkenin yurtseverleri buradayız ve haklarımızın bekçisiyiz.

    “LAİKLİK İLKESİNDEN VE MEDENİ KANUNDAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Bizler anayasal güvence altına alınmış laiklik ilkesinden ve Medeni Kanun’dan asla vazgeçmeyeceğimizi ilan ediyoruz. Artık bıçak kemiktedir. Bu fakr-u zaruret içinde Denizli’nin kadınları, yurtseverleri, aydınları, eğitimcileri, öğrencileri, velileri, sivil toplum örgütleri, siyasi partileri olarak laiklik mücadelesini yükselteceğimizi beyan ederiz.”

    “OKULLARDA İMAM İSTEMİYORUZ”

    Açıklamanın ardından yürüyüşe geçildi. Yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşte “Dinci gerici eğitime hayır! Karanlığa teslim olmayacağız! İmamlar camiye! Okullarda imam istemiyoruz! İmamlar camiye öğretmenler okula! Laik, bilimsel, demokratik eğitim! Biz çocuklarımıza aydınlık bir gelecek bırakacağız, ya siz? Gün gelecek devran dönecek tarikatlar halka hesap verecek!” sloganları atıldı.

    PİRHA/DENİZLİ

  • İstanbul’da Can Atalay’a destek açıklaması: Her yer Taksim, her yer direniş!-VİDEO

    İstanbul’da Can Atalay’a destek açıklaması: Her yer Taksim, her yer direniş!-VİDEO

    PİRHA- TİP Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine tepkiler büyüyor. CHP ve TİP’in çağrısını yaptığı protestoda ‘Her yer Taksim, her yer direniş’, ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ sloganları atıldı. Ankara ve İzmir’de de eylemler yapıldı. 

    Gezi Davası tutuklusu ve Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) protesto çağrısı yaptı.

    Tarihi Beşiktaş İskelesi’nde buluşan ve aralarında siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin olduğu kitle, ‘Direne, direne kazanacağız’, Faşizme karşı omuz omuza’, ‘Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek’, ‘Her yer Taksim, her yer direniş’, ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ sloganlarını attı.

    Eylem de konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, “Anayasal düzene inanan tüm İstanbullulara çağrımızdır! Hatay Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin hukuksuz bir şekilde düşürülmesine karşı hep birlikte sesimizi yükseltiyoruz!” ifadelerini kullandı.

    TİP’ten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Anayasa Mahkemesi’nin 2 kez hak ihlali kararı vermesine rağmen Hatay Milletvekilimiz Can Atalay’ın milletvekilliği, Yargıtay darbesine ilişkin kararın TBMM’de hukuksuzca okutulmasıyla düşürüldü.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yargıtay eliyle gerçekleştirilen darbe girişiminin ortağı haline getirildi!

    Saray, depremzede Hatay halkının iradesini hiçe saydı; hepsinin ötesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını fiilen feshetti! Biz bugün bir kez daha yeniden başlıyoruz. Yılmayacağız, pes etmeyeceğiz! Can Atalay özgürlüğüne kavuşacak, Hatay halkı vekiline kavuşacak.”

    ANKARA’DA ‘CAN ATALAY’ PROTESTOSU

    TİP Ankara İl Örgütü, bu akşam Sakarya Caddesi’nde Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesini protesto etti. TİP’in protestosuna muhalefet partileri ve sol örgütler de destek verdi.

    TİP’in açıklamasını okuyan Ankara İl Sekreteri Ece Duru, şunları söyledi:

    “Meclis Başkan Numan Kurtulmuş yurt dışındayken Yargıtay’ın Hatay Milletvekilimiz Can Atalay hakkında verdiği hukuk dışı karar AKP Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ tarafından Meclis kürsüsünden okutulmuş ve TBMM bugün Hatay halkının iradesini yok sayan bir karara imza atarak Can Atalay’ın milletvekilliğini düşürmüştür. Gezi’nin en güzel çocuklarından biri olan Atalay, 14 Mayıs genel seçimlerinde partimiz tarafından milletvekili adayı gösterilmiş ve Can’ın milletvekili olabileceği YSK tarafından kabul edilmiştir. Hatay halkı iradesini ortay koyarak Can Atalay’ı milletvekili seçmiş, Can’a milletvekili mazbatası verilmiştir. Meclis’te milletvekillerinin yemin etmesi için kürsü çağrıldığı esnada Can Atalay’ın adı Hatay Milletvekili olarak okunmuş ve Can Atalay partimiz tarafından Meclis Başkanlığı için aday gösterilmiştir. Can Atalay’ın Meclis Başkan adaylığı kabul edilmiş ayrıca TBMM’deki tüm partilerin oybirliğiyle Can Atalay TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi olmuştur.

    Dolayısıyla ortada Can Atalay’ın milletvekilliği sıfatı kazandığına dair hiçbir şüphe yoktur. Tüm bunlara rağmen Can Atalay’ın tahliye edilmemesine ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurunun sonucunda Anayasa Mahkemesi Can Atalay’ın derhal tahliye edilmesine karar vermiştir. Karar, İstanbul 13 Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş olsa da mahkeme kararın gereğini yerine getirmeyerek dosyası Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne göndermiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise Anayasa’yı tanımamaya devam ederek AYM kararını hiçe sayan hukuken bir karar olarak dahi adlandırılamayacak bir metne imza atmıştır. Bu hukuksuzluk üstüne AYM’ye bir başvuru daha yapılmış ve bu kez AYM, dosyanın görevli ve yetkili mahkeme olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine ve Can Atalay’ın derhal tahliye edilmesine oybirliği ile karar vermiştir.

    Bugün TBMM, Yargıtay eliyle gerçekleştirilen bu darbe girişiminin bir ortağı haline gelmiştir. AYM kararlarının bağlayıcı olduğu ve tüm yargı kurumlarını bağladığı yönündeki anayasa hükmü önce Yargıtay tarafından ardından da TBMM tarafından fiilen de yürürlükten kaldırılmıştır. Türkiye’de artık bir anayasanın bulunmadığı, anayasal güvencelerin ortadan kaldırıldığı TBMM tarafından tescillenmiştir. Sanılmasın ki yılacağız, pes edeceğiz. Biz bugün yeniden başlıyoruz. Buradan bu hukuksuz kararın alınmasında en ufak bir payı olanlara, kararın altında imzası olanlara sesleniyoruz. Bu ülkenin tarihinin en aydınlık sayfalarından biri olan Gezi direnişini kirletebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ölüme mahkum ettiğiniz Hatay halkının iradesini hiçe saymanın hesabını mutlaka vereceksiniz. Biz saraydan, iktidarlardan, patronlardan büyüğüz. Bu yüzden bir kez daha yan yana gelmek, yeniden mücadele etmek zorundayız. Can Atalay, er ya da geç esir tutulduğu o dört duvar arasından çıkacak ve Hatay halkına kavuşacak.”

    İZMİR’DE DE PROTESTO

    Karar İzmir’de de protesto edildi. TİP İzmir İl Örgütü, siyasi parti temsilcileri ve yurttaşlar Alsancak Garı önünde toplandı.

    Emniyet birimlerinin yoğun güvenlik önlemleri aldığı eylemde grup, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, Gezi halktır yargılanamaz”, “Saray’ın korkusu gezinin ruhu”, “Can çıkacak Meclis’te halkını savunacak”,  “Faşizme karşı omuz omuza”, “Hatay halkı vekilini istiyor”, “Darbeci kukla Bekir Bozdağ”, “Saray’ın kararı hükümsüzdür” sloganlarıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne kadar yürüdü.

    PİRHA/İSTANBUL/ANKARA/İZMİR

     

  • KYK yurdunda kadın öğrenciler isyanda: Yönetim istifa ! -VİDEO

    KYK yurdunda kadın öğrenciler isyanda: Yönetim istifa ! -VİDEO

    PİRHA- Iğdır’da KYK yurdundan kalan kadınlar, yurtta yaşanan sıcak su ve yemek problemleri nedeniyle yönetimi protesto etti. 

    KYK yurtlarından gelen eylem haberlerine bir yenisini eklendi. Iğdır Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda (KYK) sıcak su sorunu ve yemeklerinde böcek çıkmasına karşı tepki gösteren öğrenciler eylem yaptı.

    Sıcak suyun ve ısınmanın yurt idaresi tarafından engellendiğini, yemeklerin içinden böcek çıktığını belirten kadınlar, yurda giriş çıkışlarda sözlü ve fiziki tacize uğradıklarını, bu durumu KYK yönetime bildirdiklerini fakat yönetimin bu duruma kayıtsız kaldığını ifade etti.

    Kadınlar, “Yönetim istifa” sloganı ile durumu protesto ederek görüntüleri sosyal medya hesaplarından paylaştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi nefretiyle işten çıkarılan işçiye Alevilerden destek: Mücadele edeceğiz-VİDEO

    Alevi nefretiyle işten çıkarılan işçiye Alevilerden destek: Mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Esenyurt’ta faaliyet gösteren Krom Evye fabrikasında çalışan Besra Demir adlı işçinin, sendikalı olduğu ve Alevi işçilerle görüştüğü” iddiasıyla işten çıkarılmasına karşı eylem yapıldı. Eyleme destek veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK Üyesi Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal, “İşten atılan arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Alevilerle ilgili söylenen sözler bir nefret suçudur” dedi.

    Esenyurt’ta faaliyet gösteren ve Etiman Grup İnşaat A.Ş.’ye ait olan Krom Evye fabrikası, bir kez daha işçilere yönelik hukuksuz ve nefret söylemleriyle gündem oldu.

    Fabrika çalışanı Besra Demir, sendikalı olduğu, Alevi işçilerle görüştüğü iddiasıyla işten çıkarıldı. DİSK’e bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası üyesi işçiler, yaşananlar üzerine iş bırakarak fabrika önünde eyleme geçti.

    Fabrika önünde yapılan eylemde işçilere Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Yürütme Kurulu (GYK) Üyesi Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal da destek verdi.

     İŞÇİYE ALEVİLERDEN DESTEK: MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Bir işçiye, ustanın “Sen Kürt müsün, Sünni misin?” diye sorarak ayrımcılık yapıldığını belirten DİSK-Birleşik Metal İş Trakya Şube Başkanı Beyhan Vatansever, “İşçi arkadaşımıza son olarak burada Aleviler var onlardan uzak durun, sendikalı arkadaşların yanına gitmeyin dediler. Pazartesi sabahı arkadaşımızı işyerine almayınca biz de örgütlü olduğumuz işyerindeki arkadaşlarımızla beraber buraya gelerek arkadaşımıza destek olmaya çalışıyoruz. İş yerindeki yetkililerle yaptığımız görüşmelerde işçi arkadaşımızı işe geri almayacaklarını dile getirdiler ancak biz arkadaşımız iş geri dönene ve taciz eden işçinin de işten atılana kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    “İŞÇİLERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Sosyal hayatın her alanında Alevilere, Kürtlere ve azınlık durumunda olan herkes için eşit yurttaşlık mücadelesi yürüttüklerini söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) GYK Üyesi Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal, “İşten atılan arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kendisine yapılan tacize, hakaretlere veya başka işçilerin mezhebine ve ırkına yapılan hakaretlere karşı durup bunu ifşa ettiği için işten atıldı. Alevilerle ilgili söylenen sözler bir nefret suçudur. Konuya dair işçiler suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler. Biz de işçilerin yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Fabrika yönetiminden nefret söylemi: Alevilerden uzak dur, tekin ayak değiller

  • Hatimoğulları’ndan Urfa Valisi’ne: Sermayeden mi yanasınız, yoksa işçilerden mi?-VİDEO

    Hatimoğulları’ndan Urfa Valisi’ne: Sermayeden mi yanasınız, yoksa işçilerden mi?-VİDEO

    PİRHA- Urfa’da direnişte olan tekstil işçilerini ziyaret eden HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, eylem yasağı getiren Urfa Valisi’ne tepki göstererek, “O valiye buradan soruyoruz; siz bu talimatı kimden aldınız? Siz sermaye düzeninden mi yanasınız, yoksa burada ekmeği ve hakkı için direnen, mücadele eden işçilerden mi yanasınız?” diye sordu.

    Halkların Demokratik ve Eşitlik Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Urfa’daki temasları kapsamında 3 gündür iş bırakma eylemi gerçekleştiren Özak Tekstil işçilerini ziyaret etti. Hatimoğulları ve beraberindekiler, fabrika önünde oturan yüzlerce işçi tarafından “Direne direne kazanacağız” sloganları ile karşılandı.

    HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, işçilere seslenerek, “Bu ülkede emeğin ne kadar değersiz olduğunu, güvencesiz işçiliğin ne kadar hat safhada olduğunu hepimiz biliyoruz. Bugün açlık sınırı altında olan asgari ücret ile kimsenin geçinemediğini çok iyi biliyoruz. Bunun mücadelesini işçi arkadaşlarımızla HEDEP olarak hem parlamentoda hem de her alanda veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz” dedi.

    Özak işçilerinin direnişini selamlayan ve Urfa Valiliği tarafından 2 Aralık tarihine kadar eylem ve etkinlik yasağı kararına tepki gösteren Hatimoğulları, “O valiye buradan soruyoruz; siz bu talimatı kimden aldınız? Siz sermaye düzeninden mi yanasınız, yoksa burada ekmeği ve hakkı için direnen, mücadele eden işçilerden mi yanasınız?” diye sordu.

    HEDEP’in ziyareti sonrası işçilere, valiliğin “Eylem ve etkinlik yasağı” gerekçe gösterilerek müdahale edildi. Müdahalede, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, gözlatına alındı. İşçiler saldırıya karşı fabrika önünde oturma eylemine geçti. İşçilerin eylemi devam ediyor.

    PİRHA/URFA

  • Antalya’da kadınlardan yürüyüş: Şiddete karşı mücadelemiz sürecek-VİDEO

    Antalya’da kadınlardan yürüyüş: Şiddete karşı mücadelemiz sürecek-VİDEO

    PİRHA- Antalya Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Aydın Kanza Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Burada yapılan açıklamada, kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin süreceği vurgulandı.  

    Türkiye’nin birçok kentinde kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında alanlara çıktı. Yapılan eylem ve etkinliklerin ana şiarı ise, “jin, jiyan, azadî” oldu.

    Antalya Kadın Platformu, Aydın Kanza Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Sağanak yağışa rağmen yapılan yürüyüşe HEDEP İstanbul Milletvekili Çicek Otlu ile çok sayıda kadın katıldı. Yürüyüş boyunca “jin, jiyan, azadî” sloganı atıldı.

    Açıklamanın Kürtçe’sini Derya Polat, Türkçesini ise Emine Nar Kaya okudu. Açıklamada kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin süreceği vurgulandı.

    HEDEP Milletvekili Otlu ise, iktidarın birçok kente 25 Kasım yürüyüşlerini yasakladığına işaret ederek, Şırnak’ta yapılan gözaltılara tepki gösterdi.

    Otlu, “Bizim hayatlarımız sizin kurmak istediğiniz aile yapısına sığmaz” diyerek, mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

    PİRHA/ANTALYA

  • İzmir’de binlerce kadın slogan ve zılgıtlarla miting alanına aktı-VİDEO

    İzmir’de binlerce kadın slogan ve zılgıtlarla miting alanına aktı-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de binlerce kadın, erkek devlet şiddetine karşı miting alanına aktı. Kadın kazanımlarına yönelik saldırılara, erkek devlet şiddetine, ekonomik şiddete, Filistin ve Suriye’deki yönelik saldırılara dikkat çeken kadınlar savaş tezkerelerinin geri çekilmesi çağrısında bulundu.

    İzmir Kadın Platformu öncülüğünde bir araya gelen kadınlar Türkan Saylan Kültür Merkezi önünden Eski Leman Kültür önüne yürüdü. “Savaşa, yoksulluğa, gericiliğe, erkek devlet şiddetine karşı mücadeleyi yükseltiyoruz’ yazılı pankartı açan kadınlar sık sık, “Jin jiyan azadi” “Erkek adalet değil gerçek adalet”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz”, “Bağır herkes duydun erkek şiddeti son bulsun” sloganları attı.

    Basın metninin Kürtçesini Emine Bozdağ, Türkçesini Pınar Çetin kaya ve Elif Uygurlu okudu. Eyleme HEDEP İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, çeşitli siyasi parti ve emek örgütü temsilcileri ile binlerce kadın katıldı.

    “9 AYDA 136 KADIN İŞ CİNAYETİNDE KATLEDİLDİ”

    Ekonomik krizin yükünün bakım emeği olarak kadınların sırtına yıkıldığı ve kadın emeğinin ucuzlaştığı ifade edilen açıklamada, “2023 yılının ilk dokuz ayında 136 kadın iş cinayetine kurban gitti. Güvencesiz işlerde çalıştırılıyor, mobbing ve ağır sömürüye maruz bırakılıyor; işten çıkarmalarda ilk gözden çıkarılan biz oluyoruz. İş güvenliği sağlanmadığı gibi sermaye düzeni devlet politikalarıyla pekiştiriliyor. Gündemdeki Orta Vadeli Program ve 12. Kalkınma Planı ile emekçilerin ağır vergi yükleri, adaletsiz ücret dağılımı, kıdem tazminatı ve emeklilik haklarına saldırı, kadınları esnek çalışma ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakıyor” sözlerine yer verildi.

    “KADINLARA DİYANETİN ONDA BİRİNDEN AZ BÜTÇE”

    Tek adam rejiminin kamusal alanı yeniden gericilikle inşa etmeye çalıştığı ifade edilen açıklamada pilot il olan İzmir’de ÇEDES uygulaması ile okullara imam, müezzin ve din görevlisi atandığı, kız okulları ile karma eğitime son verilmeye çalışıldığı belirtildi. Cemaat ve tarikatlarda yaşanan istismar ve tacizin cezasızlıkla ödüllendirildiği dile getirilen açıklamada, “Kadınlara bütçeden 2 milyar 900 bin yani binde 8.6 pay ayrılırken, Diyanet’e ayrılan 35 milyar bütçe ile hayatımızı gericilik ile kuşatmanıza, bizleri öldürüldüğümüz evlere hapsetmenize izin vermeyeceğiz. Parasız, bilimsel, laik, nitelikli, anadilde bir eğitim için mücadele edeceğiz” diye ifade edildi.

    “ÜNİVERSİTELERDE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Genç kadınların ekonomik krizle beraber barınma, beslenme, sağlık, eğitim gibi en temel haklarına ulaşamaz hale geldiği ifade edilen açıklamada erken yaşta evlilik ve çocuk doğurmaya teşvik veren devletin üniversiteli genç kadınlara denetimsiz, güvenliksiz yurtları reva gördüğü dile getirildi. Aydın KYK yurdunda asansöre sıkışarak hayatını kaybeden Zeren Ertaş’ın hatırlatıldığı açıklamada, “Genç kadınlar olarak güvenli barınma ve eğitim için bütçe talebimizle meydanlarda, sokaklarda, yurtlarda, üniversitelerde mücadele edeceğiz ve dayanışmamızı büyüteceğiz” denildi.

    “ROJAVA’DA SAVAŞ POLİTİKALARI SÜRDÜRÜLÜYOR”

    Emperyalist savaş politikalarının en fazla kadınları ve çocukları etkilediği belirtilen açıklamada AKP’nin İsrail’in Filistin halkına yönelik saldırılarını kınamaktan öteye geçmediği dile getirilen açıklamada AKP’nin Kuzey Suriye’de savaş politikalarını sürdürdüğü dile getirildi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’ne (HEDEP) yönelik operasyon sürerken HEDEP İzmir İl Eş Başkanı Berna Çelik’in tutuklandığı ve çıplak arama işkencesine maruz kaldığı kaydedilen açıklamada, “Onur Gencer tarafından katledilen Deniz Poyraz’ın katiline ise ödül gibi ceza veriliyor. Azami tutukluluk süresi biten Gülten Kışanak hala cezaevinde tutuluyor. Kürt illerinde polis-bekçi-asker şiddeti, ajanlaştırma-tutuklama politikaları ile kadınlara yönelik saldırılar artıyor” diye belirtildi.

    “SAVAŞ TEZKERESİ GERİ ÇEKİLMELİDİR”

    Erkek-devlet şiddetine karşı İran’da molla rejimine karşı mücadele eden, Afganistan’da Taliban rejimine, Filistin’de işgalci İsrail’e karşı direnen kadınlardan güç aldıkları dile getirilen açıklamada, “Filistin halkının siyasal hak eşitliği ve devlet olma talebi tanınmalı, Rojava dâhil olmak üzere sınır ötesi operasyonlara son verilmeli, savaş tezkeresi geri çekilmelidir” vurgusu yapıldı.

    MÜLTECİ KADINLAR

    Göçmen ve mülteci kadınların hem ucuz iş gücü hem de ayrımcı politikaların hedefi haline geldiği ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi; “Hepimizin yaşadığı yoksulluk, şiddet ve sömürüyü daha derinden yaşayan göçmen kadınlar için bir diğer tehdit ise Geri Gönderme Merkezleri’ndeki fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalma korkusudur. Biz kadınlar, ülkemizde ve dünyada savaşın yüklerinin omuzlarımıza bırakılmadığı, barış içinde bir yaşam istiyoruz.”

    “DEPREM BÖLGESİNDE KADINLAR ŞİDDETİ AÇIK YAŞIYOR”

    6 Şubat depreminin üzerinden 9 ay geçtiğini ancak deprem bölgesindeki kadınların hala temel ihtiyaçlarına dahi erişemediği, can güvenliği olmadan, taciz, istismar riski altında konteynırlarda yaşadığı dile getirilen açıklamada, “Deprem bölgesindeki kadınlar için güvenli barınma, sağlık ve hijyen ürünlerine erişim sağlanmalı. Kentlerin yağmalanmasına son verilmeli, güvenli ve sağlıklı konutlarda yaşama için gerekli önlemler alınmalı” sözlerine yer verildi.

    Açıklamanın ardından kitle sloganlarla eyleme devam etti.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Kadınlar Mecidiyeköy’den haykırdı: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!-VİDEO

    Kadınlar Mecidiyeköy’den haykırdı: Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Mecidiyeköy’de 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde bir araya gelen kadınlar, “jin, jiyan, azadî” ve “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla taleplerini haykırdı. Komite sorumlusu ve polis arasında yapılan müzakere konuşması sırasında bir kadın, polis şiddetine uğradı.

    İstanbul’da kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla Mecidiyeköy Meydanı’nda buluştu. 25 Kasım Kadın Platformu öncülüğünde gerçekleşen buluşma, “Failler evde, mecliste, iş yerinde, okullarda; kadınlar erkek devlet şiddetine karşı sokaklarda” şiarıyla gerçekleştiriliyor.

    Eylem öncesi tüm yollar polis bariyerlerle kapatıldı ancak kadınlar, Mecidiyeköy’de buluştu. Kadınlar, “Rojava’daki mücadele kadınların mücadelesidir” pankartı açarak, “Bedeni 7 gün sokakta kalan anneler, Rojava’da katledilen çocuklar”, “Jin, jiyan, azadî”, “Sara, Rojbin, Ronahî”, “Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” ve “Kadınlar birlikte güçlü” sloganları atıyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile HEDEP Van Milletvekili Pervin Buldan ve HEDEP İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Özgül Saki de alana geldi.
    “ROJAVA’DAN FİLİSTİN’E SAVAŞA HAYIR”
    Savaş politikalarına dikkat çeken kadınlar, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılar ile İsrail-Filistin savaşına karşı barışı savundu. Kadınlar, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”, “Filistin’de direnen kadınlara bin selam”, “Filistin’e özgürlük, İsrail’e boykot”, “Savaşa karşı yaşasın kadın dayanışması”, “Rojava’dan Filistin’de direnen kadınlara bin selam”, “Rojava’dan Gazze’ye halklar direnişte” sloganlarını attı.
    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİM”
    Kadınlar, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alınmasına karşı tepkilerini de dile getirdi. “İstanbul Sözleşmesi bizim” dövizlerini taşıyan kadınlar, sloganlarıyla iktidarın hedefinde olan 6284 sayılı yasaya sahip çıktı.
    “GECELER BİZİM, SOKAKLAR BİZİM, MEYDANLAR BİZİM”

    Kadınlar Cevahir AVM önünde yasakları protesto etmek için basın açıklaması yaptı. Platform açıklamayı Cemile Baklacı okudu. Açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Bugün biz kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için, öfkemiz ve isyanımızla geldiğimiz bu alanda bir kez daha devlet yasakları ve polis şiddetiyle günü bitiriyoruz. Bir araya gelişimizi engellemeye çalışanlara bir kez daha gösterdik: Kadınlar olarak bir aradayız, isyandayız! Barikatla kapattıkları yollardan, yasakladıkları meydanlardan, tenha ve karanlık sokaklardan, bize reva gördükleri güvenliksiz yurtlardan, bir hayat kurabilmek için üç kuruşa çalıştığımız güvencesiz işlerimizden, bizi ekonomik ve sosyal olarak mahkum ettiğiniz şiddet dolu evlerden, karşılığını hiçbir şekilde alamadığımız, üzerimize yıkılan bakım emeğiyle ayakta kalan AC ailelerinizden çıktık; kimliğimiz, bedenimiz, varoluşumuz ve özgürlüğümüz için bir araya geldik.

    Filistin’den Rojava’ya, İran’dan Afganistan’a direnen kadınların sesi olmak için, savaş politikalarına karşı durmak için bir araya geldik. Şiddet faillerine, failleri aklayan yargıya, cezasızlık politikalarına karşı, bir kişi daha eksilmemek için erkek-devlet şiddetine karşı bir araya geldik. Aile politikalarına karşı makbul kadınlar olmayacağız demeye, LGBTİ+fobiye izin vermeyeceğiz demeye geldik. Yarattığınız krizin bedelini ödemeyeceğiz, yoksulluğa mahkum edilmeyeceğiz demek için bir araya geldik. Erkek-devlet şiddetine, savaşa, sömürüye, yoksulluğa, çocuk istismarına, LGBTİ+fobiye, bizi mahkum etmeye çalıştığınız bu yaşama karşı direnişimizle bir aradayız, isyandayız!

    Birlikteyiz, çünkü bizim gücümüz ve umudumuz birbirimizde. Birlikteyiz, çünkü yan yana geldiğimizde; sokaklarında katledilmediğimiz, enkazlarında ölmediğimiz, yurtlarında istismar edilmediğimiz, iş yerlerinde ve ailelerde sömürülmediğimiz; eşit, özgür, şiddetsiz ve sömürüsüz bir dünyayı yaratabileceğimizi biliyoruz. Her birimiz için özgür bir yaşam kurana dek mücadelemiz bitmeyecek. Geceler bizim, sokaklar bizim, meydanlar bizim!”

    Açıklamanın ardından ara sokaklardan yürüyerek dağılmak isteyen kadınların önü yer yer polis tarafından kesildi. Dağılma kararı alan kitle Fulya’dan aşağı doğru inerken polis barikatı kuruldu. Komite sorumlusu ve polis arasında yapılan müzakere konuşması sırasında bir kadın yurttaş polis şiddetine uğradı.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • HEDEP’li kadınlardan 25 Kasım öncesi Sincan Cezaevi Kampüsü önünde eylem

    HEDEP’li kadınlardan 25 Kasım öncesi Sincan Cezaevi Kampüsü önünde eylem

    PİRHA –HEDEP Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü etkinliğini, Sincan Cezaevi Kampüsü önünde başlattı. HEDEP Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, çok sayıda siyasetçinin Sincan Cezaevinde tutulması sebebiyle eylemlerini kampüs önünde yaptıklarını belirtti. Türkoğlu, kadınları daha fazla dayanışmaya çağırdı. 

    HEDEP Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü etkinliklerini, “Vazgeçmiyoruz, Her Yerdeyiz” sloganıyla başlattı.

    Kobanî Davasının görüldüğü Sincan Cezaevi Kampüsü önünde yapılan eyleme, milletvekilleri, il ve ilçe yöneticileri de katıldı.

    HEDEP Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, çok sayıda siyasetçinin Sincan Cezaevinde tutulması sebebiyle eylemlerini kampüs önünde yaptıklarını belirtti. Türkoğlu “Şiddet erkek egemenliğinin üretmiş olduğu bir araçtır” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Siyasi kadın tutsakların talepleri bizlerin de talepleridir. Bugün onların savundukları özgürlük mücadelesi, kadınların yaşamı için savunduğumuz mücadeledir. 25 Kasım olarak andığımız bugünde; kadınlar sokaklara çıkacak, erkek devlet şiddetini teşhir edecek ve taleplerinin, sözlerinin dünyanın her yerinde yankılanması için çaba sarf edecekler. Biz de bugün yargı eliyle erkek-devlet şiddetinin nasıl sistematik bir hal aldığını buradan göstermek istiyoruz.

    “MAKUL KADINLIK ÜZERİNDEN YAŞAMAK İSTEMİYORUZ”

    Kadınlar tam da şunu söylüyor: Bizler gerçekten istediğimiz gibi yaşamak istiyoruz, bizler devletlerin karar altına aldığı makul kadınlık üzerinden yaşamak istemiyoruz. Çünkü iktidarlar, kadın özgürlük mücadelesine saldırırken ne yapıyorlar? İtaat eden makul kadın üzerinden siyaset yürütmek istiyorlar. Bu siyaset ne yazık ki şiddeti tekeline alan bir siyaset biçimine dönüşüyor. Bu siyaset öyle bir siyaset ki bugün iktidarın bütün kurumlarında ayrımcılık üzerinden hayata geçirdiğini söylemek mümkün.

    Sadece AKP- MHP iktidarının 22 yılı aşkın süren yönetim biçimi en çok biz kadınların hayatına etki etti. Çünkü her yönüyle cinsiyetçiliği bütün kurumların merkezine aldı ve kadın kazanımlarını her yönüyle gasp etti. Bu aynı zamanda cinsiyetçiliğe dayalı bir yönetim rejimine de dönüştü. Yani bir yandan tek adam rejimi inşa edildi, bir yandan da Kürdistan’da kayyım rejimiyle bütün kurumlarımız gasp edilirken erkek egemenliğine dayalı bir ideoloji inşa edilmeye çalışıldı. Şiddet bir de rejim haline geldi.

    “YOLDAŞLARIMIZ EŞİT BİR HAYAT İSTEDİKLERİ İÇİN YARGILANIYOR”

    Bu sistem ülkeyi öyle bir noktaya getirdi ki her gün neredeyse 4 kadın katledilmekte ve bu katliamlar aynı zamanda cezasızlık politikaları ile gün be gün artmaktadır. Yani erkekler şiddeti kendine meşru görüyor, kadınları öldürmeyi hak görüyor ve devlet kurumları da cezasızlık politikalarıyla daha çok kadının katliamından sorumlu olmaya devam ediyor. AKP-MHP iktidarı kendi yargı süreçlerinde ya da kurumlarının hiçbirinde kadınlara yönelik ayrımcılık ürettiklerini söylemez. Onlara göre terörize edilen kadınlar vardır, marjinalize edilebilecek kadınlar vardır. Aynı zamanda kendilerine göre gördükleri makul kadınlar vardır. Yani kadınlar üzerinden ayrımcılığı üreten bir sistem ürettiler. Burada şunu görmek lazım; bu iktidarın makul tanımının içinde yer almıyorsanız, terörize edilebilir, katledebilir, yargı süreciyle esaret altına alabilirsiniz. İşte Sincan Cezaevinde bugün, kadın yoldaşlarımız, kadın özgürlük mücadelesini yürüten kadınlar, kadınlar katliama maruz kalmasın diyenler, eşit bir hayat talep edenler ya da bu eşit hayatı nasıl hayata geçirebiliriz diye siyaset yürütenler yargılanıyor ve tutuklanıyor.

    “İNŞA EDECEĞİMİZ SİSTEM KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ SİSTEM”

    Kadın yoldaşlarımızla, özgürlük mücadelesi yürüten kadınlarla dayanışma içindeyiz ve biz de inandığımız sistemi savunmaya çalışıyoruz. Uzun yıllardır Türkiye’de, Kürdistan’da ve dünyanın birçok yerinde kadınlar sokaklara çıkıyor, eşit ve özgür bir yaşamı hayata geçirmek için yürüyor ve seslerini yükseltmeye çalışıyor. Biz de tam şunu söylüyoruz: Evet, biz bir sistem hayata geçirmeye çalışıyoruz. Sistemimiz kadın özgürlükçü bir biçimde kendini harmanlıyor. Peki, bugün AKP-MHP iktidarı kendi makul siyasetini örebilmek için ne yapıyor? Kadın düşmanlığını üretiyor. Kürt düşmanlığı, emekçi düşmanlığı, doğa düşmanlığı üzerinden yürütüyor. Bu da gasp siyasetinin rejimi haline geliyor.

    “KADINLAR BARIŞTA ISRAR EDİYOR”

    Bugün bu ülkenin savaş politikaları, kadına yönelik şiddetle birlikte sistematik bir hal almıştır. Barışta ısrar etmek, yaşamlarımıza da mal olma meselesi haline geliyor. Biz kadınlar daha çok yoksullaşıyoruz. Kadınlar açlıkla terbiye edilmeye çalışılıyor. Soframızdan çalınıyor. Çocukların beslenme çantasına bir ekmek dahi koyamayacak duruma geliyoruz. Savaş politikaları her şeye mal oluyor. Çünkü savaşa ayrılan bütçeyle, ekonomide kadınlar eşit bir bütçeye sahip olamıyor, eğitimde hak sahibi olamıyor, sosyal yaşama katılamıyor. Özgürlük ve eşitlik mücadelesinden dolayı yargı süreçlerinin her birine maruz kalıyor. İşte halka karşı, kadınlara karşı politika dediğimiz tam da budur. Bu, erkek egemen bu iktidarın Kürt sorununu savaşla çözeceğim ısrarından kaynaklıdır. Kadınlar barışta ısrar etmektedir. Sadece bizim ülkemizde değil dünyanın her yerinde bu böyledir. Kadınlar savaşların kendi yaşamlarına mal olduğunu bilerek barışı savunmakta ısrarcı oluyor. Çünkü biz biliyoruz ki bu ülkeye barış geldiğinde biz kadınlar hak ve eşitlik mücadelemizde militarist politikalara maruz kalmayacağız. Eşit ve özgür yaşamı bir model haline getireceğiz. Bu yüzden bugün Türkiye ve Kürdistan’da başta Barış Anneleri ve Cumartesi Anneleri olmak üzere birçok kadın savaşa karşı barış mücadelesi yürütüyor.

    Dün ve önceki gün başta Amed olmak üzere Türkiye ve Kürdistan’ın birçok yerinde, barış mücadelesi için Gemlik’e doğru bir yürüyüş gerçekleştirmek istedik. Gemlik’e giden yürüyüşte bu ülkenin tecrit politikalarını teşhir etmek istedik. Çünkü bir hukuksuzluk var ve bu hukuksuzluk savaş ısrarından kaynaklanmakta. Biz bu yürüyüşü yaptığımızda birtakım gözlemlerimiz oldu. Onu sizlerle paylaşmak istiyorum. Barış isteyen kadınlar, çözüm isteyen kadınlar tecride karşı mücadele ederken, İmralı Cezaevine doğru yürürken polisin ve kolluk güçlerinin ayrımcılığına ve şiddetine maruz kaldı. Birçok vekil arkadaşımızın yolu kesildi, engellenmeye çalışıldı. Hatta bir polis şunu söyledi: “Evet vekil olabilirsiniz ama hangi partiden?” Bu, tam da ayrımcılığın göstergesidir. Aynı statüye ve haklara sahibiz ama bir yoldan geçişin bile hangi partiye göre karar verildiği bir sistem inşa edildi. Bu, AKP-MHP iktidarının bütün bu baskı politikalarından bağımsız değil. Bu aynı zamanda şunu gösteriyor; bu ülkede ayrımcılık da AKP ve MHP’nin tekelinde gelişen bir siyaset biçimi haline geldi. Adalet Bakanlığı bu yürüyüşün gerçekleşmemesini istiyormuş. Neden? Suç işlediğini biliyor çünkü.

    “SİNCAN CEZAEVİ KAMPÜSÜNDE YARGILANAN KADIBNLARIN YANINDAYIZ”

    Bu ülkede kimler suç işliyorsa bunun ortaya çıkmasını istemez ve en çok engellemeyi de onlar yapar. Demek ki siz bir hukuksuzluk yapıyorsunuz ki bunun teşhir olmasını istemiyorsunuz, kamuoyunun bunu bilmesini istemiyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da bir Ezidi kız çocuğunun IŞİD tarafından alıkonulduğu haberlerine erişim engeli getirildi. Bunu kim getirdi? Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Bunların hepsi bize şunu gösteriyor: Bakanlıklardan kurumlara kadar herkes suç birliği içinde ve gerçeği örtmeye çalışıyor. Biz kadınlar hakikati ortaya çıkarmaya devam edeceğiz. Biz kadınlar her yerde mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Onlar baskı ve şiddet politikalarıyla özgürlük ve eşitlik mücadelemizin önüne geçmek ve karanlık bir yaşam inşa etmek isteyebilirler ama biz bütün gücümüzü mücadeleden ve mücadele eden kadınlardan alıyoruz. Mirabel Kardeşlerin şahsında bu dünyada mücadeleden vazgeçmeyen kadınlardan gücümüzü alıyoruz. Sincan Cezaevi Kampüsünde yargılanan kadınların yanındayız. Çünkü onlar IŞİD karanlığına karşı eşit ve özgür bir yaşamı savunmaktan vazgeçmediler. Biz de HEDEP Kadın Meclisi olarak arkadaşlarımızın savunduğu değerlere ve mücadeleye sahip çıkacağız.

    25 Kasım haftasına girerken, Türkiye’nin birçok yerinde bizler taleplerimizi sokaklara çıkarak her yerde haykıracağız. Bu bizim en temel demokratik hakkımızdır. İktidar her türlü baskı ve şiddet politikasını hayata geçirebilir, yargı onun elinde olabilir, kolluk ona göre dizayn edilmiş olabilir, kurumları ve bürokrasisi erkek egemenlikli tekel üzerinden kendisini onun yanında konumlandırmış olabilir ama biz kadınlar eşit ve özgür yaşam mücadelesini yürütmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Mücadelemize, kazanımlarımıza, İstanbul Sözleşmesine, eş başkanlık sistemimize saldıran iktidara diyecek sözümüz var: Bunlar bizim kazanımlarımız ve eşitlik bizim hakkımız. Bu sizin bize bahşettiğiniz bir mesele değil ki geri alasanız. Biz bunu mücadeleyle kazandık ve mücadelemizle de bu haklarımızı savunmaya devam edeceğiz.

    “25 KASIM’DA KADINLARI DAHA FAZLA DAYANIŞMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    İktidar eğer savaş politikasıyla güç alıyorsa, biz bu iktidara karşı barışı daha çok savunarak kazanacağız. Barış mücadelesinde ve barışın inşasında kararlıyız, ısrarcıyız. Adaletsizliklere karşı adaletin yer bulması için her gün adalet salonlarında ve sokaklarda gerçek adalet demeye devam edeceğiz ve adalet hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.

    Bizler Türkiye’nin her tarafında sokaklara çıkarak mücadelemizi örgütleyeceğiz. HEDEP Kadın Meclisi olarak her türlü haksızlığa ve eşitsizliğe karşı herkesin yanında olmaya devam edeceğiz. Bizler Cumartesi Annelerinin ve Barış Annelerinin yanında olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bizler emeği sömürülen işçi kadınların yanında olmaktan vazgeçmiyoruz. Bizler kadın siyasetini örerken birçok kazanıma imza atan Gültan Kışanak’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Sebahat Tuncel’in ve onların şahsında tutsak kadın siyasetçilerin yanında olmaktan vazgeçmiyoruz. Bizler her türlü hak gaspına karşı adalet nöbeti tutan kadınların yanında olmaktan asla vazgeçmiyoruz. Erkek şiddetine karşı bir şekilde yaşamını yeniden inşa etmeye çalışan kadınların yanında olmaktan, daha fazla sığınak ve kadın kurumu olsun diye mücadele eden kadın örgütlerinin ve feminist mücadelenin yanında olmaktan asla vazgeçmiyoruz. Bizler geceleri de sokakları da meydanları da kadın özgürlükçü mücadelemizle inşa etmekten asla vazgeçmiyoruz. Bu 25 Kasım’da kadınları daha fazla dayanışmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • FEDAŞ işçileri, taleplerinin karşılanmaması üzerine çatıda eyleme başladı-VİDEO

    FEDAŞ işçileri, taleplerinin karşılanmaması üzerine çatıda eyleme başladı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de 73 gündür direnen FEDAŞ işçileri talepleri karşılanmayınca seslerini duyurabilmek için işyerinin çatısına çıktı. Aksa Sözünü Tut Talepleri Karşıla” yazılı pankartı açan işçiler, sorun çözülene kadar çatıdan inmeyeceklerini ve direnişlerine devam edeceklerini söyledi.

     

    Dersim’de Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. (FEDAŞ) işçilerinin düşük ücret ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı başlattığı eylem 73’üncü gününde devam ediyor.

    7 FEDAŞ işçisi, işten çıkarılan 32 arkadaşlarının işe alınması ve haklarının verilmesi için çalıştıkları binanın çatısına çıktı.  İş yerinin çatısında ‘Aksa Sözünü Tut Talepleri Karşıla” yazılı pankartı açan işçiler, sorun çözülene kadar inmeyeceklerini ve direnişlerine devam edeceklerini söylediler.

    “ARKADAŞALARIMIZIN BAŞINA BİR ŞEY GELİRSE SORUMLU KAZANCI HOLDİNG’DİR”

    DİSK/Enerji-Sen, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Arkadaşlarımızın başına gelebilecek herhangi bir şeyin sorumluları; FEDAŞ Tunceli İl Müdürü’nden, Elazığ’daki Bölge Müdürü’ne, işçilerini haftalardır oyalayan Kazancı Holding Aksa Şirketi İcra Kurulu üyesi yöneticilerine varıncaya kadar herkestir” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Öğrencilerden, Kültür ve Turizm Bakanlığı önünde açıklama: Barınamıyoruz!-VİDEO

    Öğrencilerden, Kültür ve Turizm Bakanlığı önünde açıklama: Barınamıyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Barınamıyoruz Hareketi, her 10 öğrenciden 9’unun barınma sorunu yaşadığını belirterek, Kültür ve Turizm Bakanlığı önünde eylem yaptı. Talepleri görülmezse çadırları ve tulumları ile sokaklara döneceklerini vurgulayan öğrenciler, taleplerini açıkladı. 

    Üniversite öğrencileri, eğitim için gittikleri illerde barınma sorunu yaşamaya devam ediyor. Hükümet, her ne kadar mevcut sorunu görmese de öğrenciler, “Barınamıyoruz” diyerek sorunlarına çözüm bekliyor. Öğrenciler, yaşadıkları sorunların çözümü için ilgili kurumların önüne giderek basın açıklaması yapıyor.

    Barınamıyoruz Hareketi, seslerini duyurmak için hazırladıkları ‘Barınma Raporu’nu yetkili isimlere vermek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı binası önünde bir araya geldi.

    Barınamıyoruz Hareketi adına konuşan Çayan Zeki Aksu, barınma sorunun istenilirse çözülebilecek bir sorun olduğuna dair detaylı bir rapor hazırladıklarının altını çizerek, “Bizler üniversite öğrencileri olarak sesimizi duyurmak, çözülebilir sorunlarımızı göstermek ve çözümü için aktif rol almak istiyoruz. Bunun için ilk önce barınmamız ve burslarımız konusundaki ilk ve doğrudan muhatabımız Gençlik ve Spor Bakanlığı’na gittik. Bizler bu saptadığımız sorunların çözümü için gerçek bir uğraş içerisindeyiz. Bu nedenle devletin tüm kurumlarına bu gerçekliği yansıtmak istiyor ve bu sorumluluğu üstlenmeye davet ediyoruz. Aşağıda verilerle desteklediğimiz Bakanlık faaliyetlerinin doğru ve uygun kullanımlarla gençlerin barınma ve geçinme krizinde işlevli ve çözüm sağlayan yönleri olabileceğini düşünüyoruz” dedi.

    “BAKANLIĞIN BÜTÇESİ HANGİ YATIRIMLARA GİDİYOR?”

    Barınamıyoruz Hareketi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu yılki bütçesinin 16 milyar 505 milyon 839 bin TL olduğunu belirterek, bakanlığa şu soruları yöneltti:

    “Bakanlığın yaptığı açıklamaya göre bunun 11 milyar 933 milyon 584 bin TL’si cari bütçe, 4 milyar 572 milyon 255 bin lirası yatırım bütçesi. Ancak Bakanlık her yıl ödenek üstü harcama yapıyor. Sayıştay tarafından hazırlanan 2021 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi Raporu’na göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı 3.8 milyon TL ödenek üstü harcama yapmıştır. Peki, bakanlığın bu bütçesi hangi yatırımlara gidiyor? Bütçe ayrılan işler yerine getiriyor mu?
    Sayıştay raporları, Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesinin nasıl kullanıldığını gözler önüne seriyor.
    Bakanlığın devasa rakamlara ulaşan ve zengini daha zengin eden, doğayı talan eden otel teşviklerine ve geri dönüşü olmayan, denetlenmeyen, plansız ödemelerine bir son verilecek ve bu kaynaklar ülkenin dört bir yanındaki gencin gerçek sorunları için kullanılacak mı?
    Bin 656 taşınmaz hangi vakıflara, derneklere, kamu kurumlarına verildi? Bu taşınmazlar hangi amaçlarla kullanıldı? 14 üniversiteye verilen taşınmazların kullanım amacı nedir? Bu alanlar üniversite içi yurtlar olarak değerlendirilemez mi? Bu taşınmazların kaç tanesi yurt olarak kullanıyor? Bu taşınmazlar denetleniyor mu?
    Belediyenin binaları niçin derneklere veriliyor? Bu binalar yurt için kullanılamaz mı?
    Bakan Ersoy’a 4 milyar 5000 milyon teşvik verilirken barınamayan öğrencilere kira desteği verilemez mi?”

    “ÖĞRENCİLER TALEPLERİNİ SIRALADI”

    Talepleri görülmezse çadırları ve tulumları ile sokaklara döneceklerini vurgulayan öğrenciler, taleplerini sıraladı:

    “*Oteller barınma sorunu olan öğrenciler için geçici konaklama alanı olsun.

    *Yatırım teşviklerine ayrılan devasa bütçeler burs ve yurt hizmetlerine aktarılsın.

    *Gençlik ve Spor Bakanlığına tahsis edilerek KYK yurduna çevrilsin.

    *Dernek adı altında çeşitli kurumlara akıtılan bütçelerin nelere harcandığı şeffaflıkla açıklansın.”

    Yapılan açıklamanın ardından öğrenciler, hazırladıkları ‘Barınma Raporu’nu bakanlığa iletti.

    PİRHA/ANKARA

  • Avusturya’da Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını protesto edecek-VİDEO

    Avusturya’da Aleviler, Madımak Katliamı davasında zamanaşımı kararını protesto edecek-VİDEO

    PİRHA- Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Sivas Madımak Katliamı davasında verilen zaman aşımı kararına karşı 7 Ekim’de sokağa çıkarak protesto eylemi gerçekleştirecek. 

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamı’na ilişkin firari üç sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti de, davanın düşmesine hükmetti.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, bir açıklama yaparak, zaman aşımı kararına tepki göstererek insanlığa karşı işlenen katliamlarda zaman aşımı olmayacağını belirterek, 7 Ekim’de gerçekleşecek protesto eylemine çağrı yapıldı.

    “ADALET MÜCADELEMİZE KATILMAYA SESLENİYORUZ”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, katliamın aklanamayacağı kaydedilerek, “Bir zamanlar Sivas’ta çıkan yangını pasif izleyen Türk devletinin şimdi failleri korumasına müsamaha göstermeyeceğiz. Adalet bizim vazgeçilemez hakkımızdır ve sorumluları hesaba çekmek için sarsılmaz bir kararlılıkla mücadele edeceğiz. Uluslararası topluma adalet mücadelemize katılmaya sesleniyoruz” denildi.

    7 EKİM’DE PROTESTO EYLEMİ 

    7 Ekim tarihinde yürüyüşle başlayacak eylem, Viyana Devlet Operası önünde saat 15.00’te başlayacak.

    PİRHA/AVUSTURYA

  • Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Ankara’daki patlamadan dolayı yapacağı eylemi erteledi

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Ankara’daki patlamadan dolayı yapacağı eylemi erteledi

    PİRHA-Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş hakkı için yapacağı eylemi TBMM yakınında yaşanan patlamadan dolayı ileri bir tarihe erteledi. 

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, bugün Ankara’da Meclis önünde gasp edilen hakları için eylem yapacaktı.

    Ankara’da 09:30’da Genelkurmay Başkanlığı ile TBMM yakınında patlama yaşandı. Patlama sonrasında TBMM çevresi tümüyle trafiğe kapatıldı.

    Gelişmeler üzerine Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, bugün yapacakları eyleme ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “YAPACAĞIMIZ EYLEMİ İPTAL EDİYORUZ”

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın yaptığı yazılı açıklamada, “Taban maaş hakkımızı gündeme getirmek için meclis önünde yapacağımız öğretmen buluşmasını Ankara’da yaşanan gelişmeler nedeniyle iptal ediyoruz. Toplumsal sorumluluğumuz gereği planladığımız eylemi ileri bir tarihe erteliyoruz” denildi.

    Edinilen son bilgilere göre Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası saat 12.30’da kapalı bir salonda basın açıklaması gerçekleştirecek.

    PİRHA/ANKARA