Etiket: fatin kanat

  • İHD Ankara Şubesi: Nurullah Bülbül acil tedavi edilmeli-VİDEO

    İHD Ankara Şubesi: Nurullah Bülbül acil tedavi edilmeli-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 304′ üncü haftasına yaptıkları basın açıklamasında Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevinde kalan Nurullah Bülbül’ün durumuna dikkat çekti.

    Haberin videosu;

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevlerindeki hasta tutukluların durumuna dikkati çekmek için İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. İnisiyatif bu haftaki basın toplantısında Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevinde kalan Nurullah Bülbül’ün durumuna değinildi. İnisiyatif adına açıklamayı İHD Ankara Şubesi Eş Başkanı Fatin Kanat yaptı.

    Kanat, Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Ceza evinde kalan Nurullah Bülbül’ün durumu ilişkin şunları söyledi:

    “1975 doğumlu olan Nurullah Bülbül 2016 yılında tutuklanmış ve tutuklu olarak yargılanmaktadır. Küçük yaşlarda kalp romatizması geçirmiş ve bu hastalık ilerleyen yaşlarında değişik şekillerde nüksetmiştir. Cezaevine girmeden önce kontrolleri normal bir şekilde yapıldığından büyük problemler yaşamamıştır. Cezaevine girdikten sonraki 7-8 aylık süreçte de önemli bir problem meydana gelmemiştir. Daha sonra ara sıra acile kaldırılmaya başlanış, Kasım 2018’den itibaren süreklileşmiş ve bir daha da düzelmemiştir.

    “BÜLBÜL’ÜN BİRDEN ÇOK HASTALIĞI BULUNMAKTADIR”

    Bülbül’ün birden çok hasalığının bulunduğunu dile getiren Kanat, “Yaşamış olduğu ve hala devam eden hastalıkları; Kalpte mitral kapak darlığı, kalpta kaçak (üfürüm), yüksek nabız (taşikardi) ve ritim bozukluğu, iltihaplı romatizma, hipertansiyon ve yüksek kolesterol, böbrek rahatsızlığı ve taş düşümü, ayak parmaklarında kireçlenme ve kemik büyümesi bulunmaktadır. Ayrıca yaşamış olduğu sorunlardan kaynaklı olarak da psikolojik rahatsızlıkları da meydana gelmiştir” dedi.

    “NURULLAH BÜLBÜL’ÜN İNFAZININ ERTELENMESİ GEREKMEKTEDİR”

    Bülbül’ün tutuklamadan önce 2012 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Hastanesinde kalpten mitral kapak tamiri ameliyatı olduğuna dikkat çeken Kanat, şunları söyledi:

    “2017 yılına kadar sorun yaşamamıştır. Coumadin adında kan sulandırıcı ilaç kullanmasından kaynaklı olarak 15-20 günde kan değerlerinin ölçümü için kan testi yaptırmak zorundadır. INR kan değerlerinin 2,5-3,5 arasında olması gerekir. 2.5’in altı tıkanıklık ve pıhtı atmalara neden olurken, 3,5’in üstü ise beyin kanaması ve iç kanama gibi tehlikelere neden olmaktadır. Bu nedende zaman zaman meydana gelen vücudundaki morluklar ve burundan, makattan kan gelmesi gibi durumlar kendisini ciddi manada endişelendirmektedir. Pandemi sürecinde de kan ölçümleri yapılmamıştır. Ciddi olan ve hayati risk teşkil eden hastalık ve kullandığı ilaçlardan kaynaklı olarak heyet raporu alınması için başvuruda bulunmasına rağmen bu talebi karşılanmamıştır. Yaşadığı sağlık sorunları ve cezaevi koşulları durumunu olumsuz olarak etkilemekte ve kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma gelmektedir. En çok kalp rahatsızlığı, tansiyon ve ritim bozukluğu kendisini etkilemektedir. Bağışıklık sistemi çok zayıflamıştır. Durumu organ yetmezliğine doğru gitmektedir. Ayrıca hasta mahpuslara eziyet halini alan tek kişilik ring araçları ile hastane sevkleri yapılmaktadır.”

    Kanat, Nurullah Bülbül’ün acil olarak tam teşekküllü hastanelerde tedavisinin yapılması, tetkik ve tedavilerin aksatılmaması, ceza evinde kalamayacak durumda olduğuna dair heyet raporunun alınabilmesi için hastane sevklerinin yapılması ve dışarıda ailesinin yanında tedavisi yapılacak şekilde infazının ertelenmesini istedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • İHD Ankara Şube: Soydan Akay’ın sağlığı göz önüne alınarak infazı ertelenmelidir-VİDEO

    İHD Ankara Şube: Soydan Akay’ın sağlığı göz önüne alınarak infazı ertelenmelidir-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu hafta Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi”nde kalan Soydan Akay’ın durumuna değinerek, 46 yaşında olan Akay’a Hepatit-B ve eklem romatizması hastalıklarının yanı sıra 2018 yılında da prostat kanseri teşhisi konulduğuna dikkat çekti. 

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. 299’uncu haftasında yapılan basın açıklamasını İHD Ankara Şube Eş Başkanı Fatin Kanat okudu.

    “CEZAEVLERİNDE 604’Ü AĞIR OLMAK ÜZERE 1605 MAHPUS BULUNMAKTADIR”

    Kanat, Dünyada pandemi olarak ilan edilen ve ciddi şekilde can kayıpları yaşatan salgına rağmen, hapishanelerde gerekli önlemlerin alınmadığına dikkat çekerek, “Salgın nedeniyle cezaevlerinde ne yazık ki yaşamını yitiren mahpuslar olmuştur. Yeni infaz yasası ile de 65 yaş üstü ve ciddi hastalıkları olan mahpuslar TMK kapsamında tutularak tahliyelerinin önüne engel konulmuş ve ayrımcılığa uğratılmışlardır. 604’ü ağır olmak üzere 1605 mahpus ne yazık ki kaderleri ile baş başa bırakılmış, birçok mahpusun rutin devam eden tedavileri bile yapılamaz hale gelmiştir” dedi.

     Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi’nde kalan Soydan Akay’ın durumuna dikkat çeken Kanat, “46 yaşında olan Soydan Akay 27 yıldır cezaevinde bulunmaktadır. Hepatit-B ve eklem romatizması hastalıkları bulunmaktadır. Bu hastalıklarının yanı sıra Soydan Akay’a 2018 yılında prostat kanseri teşhisi konulmuştur. Geciken tedavi sürecinden sonra 02.03.2020 tarihinde itibaren Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği”nde ışın tedavisi başlatılmıştır. Işın tedavisi devam etmekte olan hastanın, hali hazırda bu ağır tedavi sebebiyle, bağışıklık sistemi çok zayıflamıştır. Prostat tümörünün yanında Hepatit-B hastalığı ve eklem romatizması da bağışıklık sistemini zaafa uğratarak önemli riskler barındırmaktadırlar. 27 yıl gibi uzun bir süredir hapishanede olan ve mevcut riskli hastalıklarından ve vücudu bu durumu kaldıramaz hale gelmiş olup zaman zaman kalp spazmı geçirmektedir” ifadelerini kullandı.

    “MAHPUSLARIN MEKTUP VE DİLEKÇELERİ ENGELLENİYOR”

    Kanat, “Hasta mahpus iki yıldan fazla bir süredir 2018 Nisan ayından bu yana, riskli hastalıklarına ve ağır tedavi sürecine rağmen tek kişilik koğuşta, dış dünyadan tamamen izole bir şekilde tutulmaktadır” diyerek tepki gösterdi.

    Ailesinin verdiği bilgiye göre Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde kaldığı süre içerisinde sayısız hak ihlaline uğradığını, gerek cezaevinde, gerekse diğer cezaevlerinde bulunan mahpuslara yazmış olduğu mektupların tamamına el konulduğu bilgisini paylaşan Kanat, “Kendisine gönderilen mektup ve fakslar ya hiç verilmemekte ya da çok az bir kısmı aylar sonra verilmektedir. Yine resmi kurumlara göndermek istediği dilekçe ve mektuplarına el konulmakta, yaşamış olduğu sorunlar noktasında muhataplarına ulaşması engellenmektedir” dedi.

    “PROSTAT KANSERİ VE HEPATİT HASTALIĞINA RAĞMEN TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR”

    Akay’ın arkadaşlarının yanına alınması ya da arkadaşlarından bazılarının kendi yanına verilmesi için yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Kanat, “Soydan Akay’ın hastalıklarından dolayı daha kalabalık ve arkadaşlarının olduğu bir koğuşa alınmalı, tedavisi için tüm gerekli olan yaşam koşulları uygun bir şekilde oluşturulmalı, iletişim hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Ayrıca Covid-19 gibi dünyada pandemi olarak ilan edilen salgınında ciddi risk olduğu düşünüldüğünde ve ağır hastalıkları da göz önüne alındığında infazı ertelenerek dışarıda daha sağlıklı koşullarda tedavisi yapılmalıdır” dedi.  PİRHA/ANKARA

  • Grup Yorum için dayanışma çağrısı: Talepleri talebimizdir-VİDEO

    Grup Yorum için dayanışma çağrısı: Talepleri talebimizdir-VİDEO

    PİRHA – Siyasi parti ve kurumlar, sivil toplum örgütleri, Grup Yorum’a ilişkin ortak açıklama yaptı. Açıklamada, ölüm orucunda olan Grup Yorum üyelerinin taleplerinin demokratik ve karşılanabilir olduğu belirtildi. 

    Grup Yorum’un taleplerinin kabul edilmesi ve grup üyeleriyle dayanışmak için Ankara’daki siyasi parti ve kurumlar, demokratik kitle örgütleri basın açıklaması yaptı.

    İnsan Hakları Derneği(İHD) Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada ortak basın metnini İHD Ankara Şube Başkanı Fatin Kanat okudu.

    Kanat, “Konser yasaklarının kalkması, üyeleri hakkındaki arama kararlarının iptali ve İdil Kültür Merkezi’ne yönelik baskınlara son verilmesi talepleriyle açlık grevine başlayan ve tahliye edildikten sonra da direnişlerini sürdürerek, ölüm orucuna dönüştüren Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek, önceki gün polis zoruyla kaldıkları evden alınarak Ümraniye Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Bölek ve Gökçek’in son derece demokratik ve bir o kadar da anlaşılır taleplerini anında karşılayabilecek siyasi iktidar, bunu yapmak yerine sorunu bir irade savaşına dönüştürme ısrarını sürdürdü, sürdürüyor” dedi.

    “ŞİDDET VE GÖZALTILARLA BASTIRILMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Kanat, Grup Yorum üyeleri ve İzmir Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mustafa Koçak’ın hastane süreçlerine ilişkin şunları belirtti:

    “Direnişin 270. gününde olan Bölek ve Gökçek’in refakatçileri ve avukatları odadan zorla çıkarıldı. Ardından ilk önce İbrahim Gökçek ardından da Helin Bölek, zorla tıbbi müdahalede bulunulabilecek şekilde yoğun bakım servisine kaldırıldı. Duruma itiraz eden Grup Yorum üyeleri Betül Varan, Seher Adıgüzel, Eren Erdem ve yanlarında bulunan Cemile Temizkalp ile Ulaş Baran Sevindi hastane koridorunda tartaklanarak gözaltına alındı.

    Savunma yapmasına bile izin verilmeden “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası”yla cezalandırılan ve tek talebi adil “yargılanmak” olan Mustafa Koçak’ın koşulları da Bölek ve Gökçek’ten farklı değil. Yakınlarının Koçak’ın sesinin duyulması için yaptıkları eylemler karşısında polis zoru devreye girmekte, şiddet ve gözaltıyla bu ses bastırılmaya çalışılmaktadır.”

    “TALEPLERİ SADECE ADALETTİR”

    Çağdaş Hukukçular Derneği avukatlarının açlık grevine değinen Kanat, “Yine Çağdaş Hukukçular Derneği’nden 8 tutuklu avukatın da müvekkillerinin talepleri için başladıkları açlık grevi 30 güne ulaştı. Bu açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerinin öyle büyük siyasi talepleri yok, sadece Adalet ve asgari demokratik kurallar çerçevesinde hareket edilmesini istiyorlar. Siyasi iktidarın istediği anda yerine getirebilecekleri bu talepler karşısında çözümü değil, şiddetine çözümsüzlüğü  tırmandırmayı tercih etmesi nasıl bir düşmanlık ve kinle hareket edildiğinin açık ifadesidir” diye konuştu.

    İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINDAN HEYET OLUŞTURULDU

    Kanat, “Bizler gerek Grup Yorum’un, gerek Mustafa Koçak ve müvekkillerinin talepleri için açlık grevi yapan ÇHD’li avukatların taleplerinin bir an önce kabul edilmesini istiyoruz. Zorla müdahalenin sakatlık ve ölüm dışında bir anlamının olmadığını belirtiyoruz. Bölek ve Gökçek’in başına gelebileceklerden zorla müdahaleyi yapan devletin yetkili kurumlarının sorumlu olacağını ifade ederek bunun bir cinayet olduğunu bir kez daha vurgularken, Grup Yorum üyeleri, Mustafa Kocak ve avukatlarının bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Ardından söz alan İHD Genel Başkanı Öztürk Türdoğan, “Uzun zamandır gündemden düşmeyen açlık grevleriyle ilgilendiklerini belirterek, insan hakları savunucularından heyet oluşturduklarını söyledi.

    Türkdoğan, “Hiç kimse önceden suçlu ilan edilemez herkesin savunma hakkı vardır. Eğer bu ülkede insanlar bedenlerini açlığa yatırıp ölümü göze almış ise bunların neden yapıldığının bilinmesi gerekir. Meseleye insan hakları çerçevesinden bakılırsa sorunlar çözülür” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara’da Deniz Şahin’in durumuna dikkat çekildi – VİDEO

    Ankara’da Deniz Şahin’in durumuna dikkat çekildi – VİDEO

    PİRHA– İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar İnisiyatifi, 281 haftasında yaptığı basın açıklamasında Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan Deniz Şahin’in durumunun ciddi sağlık sorunları yaşadığını ve biran önce serbest bırakılması istendi.

    Haberin Videosu

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 281’inci haftasında İHD Ankara Şube önünde bir araya geldi. İnisiyatif bu haftaki eylemlerinde Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan Deniz Şahin’in durumuna dikkat çekti. İnisiyatif adına açıklama yapan İHD Ankara Şube Başkanı Fatin Kanat, Şahin’in kendilerine gönderdiği mektupla hastalıklarını anlattığını söyledi.

    Şahin’in karaciğerinde 4 cm büyüklüğünde kist bulunduğunu aktaran Kanat, Şahin’in 6 ayda bir rutin kontrole gittiğini söyledi. En son götürüldüğü hastane de Şahin’in raporlarının dahi incelenmeden doktor tarafından “bakmaya gerek yok” anlamına gelen bir tutumla tetiklerinin yapılmadığına dikkat çeken Kanat, Şahin’in sonradan ameliyatını gerçekleştiren doktora yeniden sevkini isteyerek gittiğini belirtti.

    “EN SON GEÇEN YIL TEDAVİYE GÖTÜRÜLDÜ”

    Şahin’in karaciğerinde büyüme olduğunu ancak buna dair bir tedavi uygulanmadığını dile getiren Kanat,” Hem kist hem de karaciğer büyümesi raporlarında da mevcuttur. Ayrıca sağ böbreğinde yaklaşık 2 santim metre bir kist bulunmaktadır. Bundan dolayı da 6 ayda bir kontrole götürülüyormuş ancak en son geçen yıl götürülmüştür. Böbrekteki kist için kontrol süresi yılda bire çıkarılmış. Kistin son durumunun nasıl olduğunu bilmemektedir” dedi.

    “DOKTOR MUAYENE YAPMADAN İLAÇ YAZDI”

    Bu hastalıkları yanı sıra Şahin’in midesinde de rahatsızlıklar olduğunu anlatan Kanat, “ Hastaneye sevk edilmiş doktor şikayetlerini dinlemiş ancak herhangi bir kontrol yapmadan 5 paket hap, 3 şişe şurup yazıp geri göndermiştir. Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde revire bir ay dolmadan ikinci defa revire çıkarılmıyor. Oysa hasta mahpusların sağlıklarının ilerlemesinde zamanında tedavi edilmemelerinin büyük payı vardır. Bu uygulamadan vazgeçilmelidir” diye konuştu.

    Bolu Diş Hastanesi’ne giden tutuklulara kelepçeli muayene dayatıldığını da vurgulayan Kanat, sözlerini şöyle tamamladı: “Hasta haklarının önüne geçen bu uygulamalardan vazgeçilmelidir. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye ve ağır hasta mahpuslar serbest bırakılıncaya kadar dile getirmeye, çözüm talep etmeye kesintisiz olarak devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • İHD Malatya Şubesi: Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracağız

    İHD Malatya Şubesi: Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracağız

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği Malatya Şubesi, ölümünün 4’üncü yılında Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi anarak “Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracak, adalet önünde hesap soracağız.” dedi.

    İnsan Hakları Derneği Malatya Şubesi yönetim kurulu, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’yi ölümünün 4. yılında andı.

    İHD Malatya Şube Başkanı Gönül Östürkoğlu, okuduğu basın açıklamasında “İnsan Hakları Savunucusu ve Barış Elçisi Tahir Elçi’yi Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız!” diyerek şunları aktardı:

    “4 yıl önce, Diyarbakır Barosu Başkanı, insan hakları savunucusu ve barış elçisi Tahir Elçi Diyarbakır ilinin Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare’de çatışmalardan kaynaklı yaratılan tahribatı kamuoyu ile paylaşmak ve kültürel mirasa sahip çıkmak için açıklama yaparken katledildi. Israrlı bir şekilde barış talebinde bulunan Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 tarihinde de savaş ve silahlı çatışmanın insanlar, çevre ve kültürel miras üzerindeki yıkıcı etkisini anlatmak için oradaydı.

    Tahir Elçi, yaşamı boyunca hak ihlallerine karşı mücadele vermiş, çok sayıda faili meçhul cinayetlerin ve gözaltındaki kayıpların aydınlatılması ile faillerinin bulunması için cezasızlıkla mücadele eden en önde insanlardan birisiydi. Tahir Elçi, kendisine yönelik baskılara rağmen mücadelesinden vazgeçmemiş bir hukukçuydu.

    Tahir Elçi’nin katledilmesinin üzerinden 4 yıl geçti ancak soruşturmasına ilişkin herhangi bir ilerleme kaydedilmedi.

    Hak savunucuları olarak Tahir Elçi’siz geçen 4 yılın ardından şunu ifade ediyoruz: Arkadaşımız Tahir Elçi’yi unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız! Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracak, adalet önünde hesap soracağız.”

    Gönül Östürkoğlu, 27 Kasım’da gözaltına alınan İHD Ankara Şube Başkanı Fatin Kanat’ın durumuna da değinerek “Arkadaşımız çağrıldığında ifadeye gidecek bir kişidir. Evinin basılarak gözaltına alınması kabul edilemez. Siyasi iktidarı BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesine uymaya davet ediyor, Fatin Kanat ve diğer gözaltıların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.” dedi.

    PİRHA/MALATYA

  • Ankara’da gözaltılara tepki: Kuralsızlık rejimi sürüyor-VİDEO

    Ankara’da gözaltılara tepki: Kuralsızlık rejimi sürüyor-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, gözaltına alınan Şube Eş Başkanı Fatin Kanat ve beraberindekiler için açıklama yaparak “Anti demokratik iktidarın uygulamalarına karşı, sesini yükseltmiş, itiraz etmiş olan her kurum ve kişinin tavrı ne yazık ki suç olarak kabul edilmektedir” dedi.

    Haberin videosu

    İHD Ankara Şubesi, 27 Kasım’da Ankara’da yapılan gözaltı operasyonuna dair Mülkiyeliler Birliği binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda demokratik kitle örgütü de destek verdi.

    İHD adına hazırlanan basın metnini Sevil Turgut okudu. Turgut, “Gözaltılar derhal serbest bırakılsın.” diyerek düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde itiraz hakkını kullanan herkesin polis baskısı ve tutuklamalarla karşı karşıya geldiğini söyledi.

    Sevil Turgut, avukatların gözaltı gerekçelerine dair bilgi alamadıklarını da aktararak şunları söyledi:

    “Ankara ilinde uzun zamandır yapılan birçok gözaltılar önceki yıllarda yapılan basın açıklamalarına dair gerçekleşmektedir. Oysa Anayasal hak olan ve yapıldığı dönemlerde suç sayılmamış, gözaltı işlemi yapılmamış her demokratik fiil kişilerin önüne bugün suç kapsamına dahil edilerek getirilmektedir.

    Yaşam hakkını, siyasi hakları ve daha pek çok hem toplumsal hem de kişisel hakları yok sayan anti demokratik iktidarın uygulamalarına karşı, sesini yükseltmiş, itiraz etmiş olan her kurum ve kişinin tavrı ne yazık ki suç olarak kabul edilmektedir. Sayfalar dolusu ve gerçekle bağlantısı olmayan iddialar gündeme getirilmekte, haklarında davalar açılmakta, toplumda kriminalize hale getirilmekte, haksız gözaltı ve tutuklamalarla kişilerin özgürlükleri ellerinden alınmaktadır. Gözaltına alınan kişilere bakıldığında, dosyalara göz atıldığında, suçlamalar incelendiğinde bu haksız gözaltı ve tutuklamaların tamamen keyfiyete dayandığı görülmektedir.”

    “ORTALAMA 450 BİN KİŞİYE ADLİ KONTROL TEDBİRİ UYGULANDI”

    “Bu uygulamaların tek amacı topluma korku yaymak ve endişeleri çoğaltmaktır. Bu uygulamalar, belirsizliği de beraberinde getirmektedir. Kimin ne zaman gözaltına alınacağı ne ile suçlanacağı, tutuklanıp tutuklanmayacağı konusunda bir belirginlik yoktur. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında tutuklanmayıp adli kontrol tedbiri uygulanan kişi sayısının ise 450 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.

    İHD Şube Eşbaşkanımız Fatin Kanat ve gözaltına alınan diğer herkes, ifadeye çağrıldıklarında ilgili savcıya gidebilecekken, sabahın erken saatlerinde evleri basılarak, aramalar yapılarak, korku uyandırılarak gözaltına alınmaları kabul edilemez. Demokrasi ve insan hakları önünde engeller oluşturan bu uygulamalar ve bu gözaltı furyası sonlandırılmalı ve gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır.

    Anayasal bir hak olan ve uluslararası sözleşmelerle de garanti altına alınmış olan düşünce ve ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ortadan kaldırılamaz. Bu haklar suç değildir, suç sayılamaz. Siyasal iktidar bu yasa ve sözleşmelere uymakla yükümlüdür.”

    “KURALSIZLIK REJİMİ SÜRÜYOR”

    Açıklama sonrası söz alan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise “Kuralsızlık rejimi bizlere tahmin edilemez bir süreç yaşatıyor.” oiyerek şunları dile getirdi:

    “Ama bu kuralsızlıklara karşı çıkacağız. Yeni moda bir durumla karşı karşıyayız. Olayın içeriği bizlere söylenmiyor. Tamamen soyut iddialar mevcut… Halen resmi olarak arkadaşlarımızın ne ile suçlandıklarını bilmiyoruz. Gerçekten suçlayacakları bir şey de yok. İktidarda olanların yarattıkları keyfi uygulamaların bir gün sonu gelecektir. Ömür boyu iktidarda kalmayacaklardır.

    “ÜLKENİN YARISINDAN ÇOĞU ÖRGÜT ÜYESİ OLARAK SUÇLANIYOR”

    Avukat Saliha Şahin ise de hukukçular olarak absürt gerekçelerle gözaltı ve tutuklama işlemlerinin uygulandığını söyleyerek “Bir dönem herkesin rahatlıkla söyleyebildiği sözler, katıldıkları basın açıklamaları, anayasal hak olan uluslararası sözleşmelerde var olan birçok hakkın kullanımından kaynaklı insanlar bugün suçlu ilan ediliyor. Ne yazık ki bizim avukat olarak dosyalardan gördüğümüz çok absürt suçlamalar ile karşılaştık. Ne yazık ki ülkenin yarısından çoğu artık örgüt üyesi kısmında suçlu edilmiş durumda.” dedi.

    “ŞAHSİ EŞYALAR DA GASP EDİLİYOR”

    HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da “Artık insan hakları lafının yok edildiği bir dönemdeyiz” dedi ve şunları aktardı:

    “Yargı, emniyet siyasallaşmış durumda. Ne olduğu bilinmeden, gerekçe sunulmadan gözaltına alınıyor insanlar. Yaşananlar sadece bununla da sınırlı kalmıyor. Çok sayıda kişinin bilgisayarı, telefonu, eşyaları da gasp ediliyor. Yıllar boyunca da bu eşyalar geri verilmiyor. Eğer bizler hep beraber buradaysak aslında yılmadığımız, korkmadığımız, susmadığımız içindir. Ve aslında tüm bunların yapılmasının nedeni kendi korkuları ve bizi yıldırmak içindir.”

    “ATEŞ EN ÇOK DUMANI SÖNERKEN ÇIKARIR”

    Akademisyen Fikret Başkaya da gözaltılara dair konuşarak şunları dile getirdi:

    “Sanmayın ki yapılanlar sadece bu ülkeye mahsus. Kapitalist dünya sistemi potansiyelini tüketti. Meşruiyet üretme yeteneğini kaybetti. Ellerinde şiddeti, baskıyı, terörü araçlaştırmaktan başka bir koz kalmadı. Yalnız bu ülkedeki faşizmin bir ayrıcalığı var; bu İslam soslu bir neo-liberalizmdir. Devrimlerin sebebi bardağı taşıran son damla değil, bardağın dolu olmasıdır. Ve bardak dolmakta. Faslı bir arkadaşımın bana anlattı bir atasözünü aktarayım; Ateş en çok dumanı sönerken çıkarır.”

    “KORKU DUVARI ARTIK YIKILDI”

    ATO Genel Başkanı Vedat Bulut da söz alan isimler arasındaydı. “Toplu intiharlar, geçim sıkıntıları ne deniyle insanların yaşadıkları sorunlar, ülkede artık umudunu keserek yurt dışına çıkmakta olan eğitilmiş nüfus… Bunların hepsi gündemimize oturuyor. Türkiye önemli bir dönemeçte ve bu krizin aşılması sadece demokratik kitle örgütlerinin dayanışma içerisinde olmasıyla açılacaktır. Ben de bu birlikteliğin arttığını görüyorum. Korku duvarı artık yıkıldı. Mağdurların sayısı arttıkça daha çok direnç kazandık. Bu da var olan zulmü uygulayanlara ders olsun. İktidarın gidişi kesindir, kaçınılmazdır.”

    KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz kısa bir konuşma yaparak, “Ülkedeki demokratik iklim dünden bugüne çok sağlıklı işlememiştir ama şu son dönemde yaşananlar hiçbir dönemde de yaşanmamıştı. Ülkedeki tüm muhalif kesime karşı neredeyse açık bir düşman hukuku işletiliyor.” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / ANKARA