PİRHA- Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliya mülteci kampına düzenlediği saldırıda ilk belirlemelere göre 100 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’na saldırdığını açıkladı. Bakanlık Telegram hesabından yapılan açıklamada saldırıda ilk belirlemelere göre 100 kişinin öldüğü belirtildi. Açıklamada, kampta bulunan sivil yerleşim yerlerinden 6 Blok Mahallesi’nin tamamen yerle bir olduğu kaydedildi.
Çok sayıda kişinin yaralandığı belirtilen açıklamada, ölü ve yaralıların Endonezya Hastanesine nakledildiği bildirildi.
Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 8 bin 306’ya yükseldiğini açıkladı.
İsrail’in Gazze’ye dönük saldırıları günlerdir devam ediyor. Katliam boyutuna ulaşan saldırılara ilişkin açıklama yapan Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 3 bin 457’si çocuk, 2 bin 136’sı kadın olmak üzere 8 bin 306’ya, yaralananların sayısının ise 21 bin 48’e yükseldiğini belirtti.
25 HASTANE HİZMET DIŞI
İsrail saldırıları nedeniyle 25 hastanenin hizmet dışı kaldığını ifade eden Kudra, 25 ambulansın da hedef alındığını, İsrail’in hasta ve yaralıları kurtarma görevini yerine getirememesi için ambulansları kasıtlı şekilde hedef aldığını, yardım hareketliliğini felce uğrattığını söyledi.
BM Genel Kurulu, Gazze’de ‘acil, kalıcı ve sürekli bir insani ateşkes’ çağrısında bulunarak, çatışmaların durdurulmasını talep eden karar tasarısını kabul etti.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Gazze’de ‘acil, kalıcı ve sürekli bir insani ateşkes’ çağrısında bulunarak, çatışmaların durdurulmasını talep eden karar tasarısını kabul etti.
Karar tasarısı 120 ülkenin evet oyuyla kabul edildi.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 298 kişi daha artarak, 7 bin 326’ya çıktığını duyurdu.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Gazze’ye dönük devam eden saldırılarına dair yeni bir açıklama yaptı. Saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının son 24 saatte 298 artarak, 7 bin 326’ya çıktığı belirtildi.
BM: İSRAİL TOPLU CEZALANDIRMAYA SON VERMELİ
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Ravina Shamdasani, BM Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında 7 Ekim’den bu yana devam eden İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İsrail’in topyekun abluka uyguladığı Gazze’de mahsur kalan 2,2 milyon kişinin insani felaketle karşı karşıya olduğunu kaydeden Shamdasani, “İsrail, Gazze nüfusunun tamamına uyguladığı toplu cezalandırmaya derhal son vermeli. Toplu cezalandırma bir savaş suçudur” dedi.
PİRHA- Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan bir kişinin Filistin eyleminde kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almasına kadınlardan tepki geldi. Tarsus Kadın Platformu,”Filistin halkının acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapıldı. Kadınlar eşleri, eski eşleri, aile yakınları tarafından katledilirken ‘Peki bunların kocalarına ne oluyor’ demek açıkça hedef gösterme suçu değil de nedir?” dedi.
Mersin’in Tarsus ilçesinde Filistin için yapılan eylemde konuşan Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan Hilmi Tuzcu adında bir kişi, kadınları giyimleri üzerinden hedef aldı. Yapılan konuşmada, “Gazze’de şehit olan çocuklara mı acıyalım, Tarsus Yarenlik alanında anadan ürüyen dolaşanları mı acıyalım? Vallahi burası daha çok acınacak halde. Hadi çocuklar gençleri anladık, eş bulacaklar neyse. 50’sindeki bu teyzelere, ablalara, bacılara, bunların kocasına ne oluyor?” denildi.
Bu sözlerin üzerine Tarsus Kadın Platformu, Yarenlik alanında “Beden benim, hayat benim, sana ne!” diyerek eylem gerçekleştirdi.
Tarsus Kadın Platformu’ndan Çiğdem Serin, Filistin’de her gün çocuklar ölürken, acılar üzerinden kadın düşmanlığı yapılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Serin, “Tarsus’ta İslami örgütlerden oluşan Ashab-ı Kehf adı altındaki oluşum “Filistin’e destek” adı altında şehrin ortasında Yarenlik Alanında adeta şeriat eylemi yapmış, İmam Hatip Lisesinde müdür yardımcısı olan Hilmi Tuzcu tekbirler eşliğinde giyimlerimiz üzerinden hakaret içeren ifadelerle kadın düşmanı söylemlerde bulunup, kadınları hedef göstermiştir. Gazze’de yaşanan katliamın, Filistin halkının acıları üzerinden kadın düşmanlığı yapılmaktadır. Kadınlar eşleri, eski eşleri, aile yakınları tarafından katledilirken ‘Peki bunların kocalarına ne oluyor’ demek açıkça hedef gösterme, ‘kin ve nefrete’ sürükleme suçu değil de nedir? Tarsus’ta kıyafetinden ötürü tek bir kadının kılına zarar gelirse bu açıklamayı yapanlar ve ortak olanlar sorumludur” dedi.
MERSİN BAROSU SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Bu söylemlerin Anayasa’ya aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini ifade eden Serin, şöyle konuştu:
“İki gün önce burada Filistin halkına yönelik katliam bahane edilerek emniyet güçlerinin gözü önünde bedenlerimize yönelik hakaretler edilerek kadınlar giyimleri ve yaşam tarzları üzerinden hadsizce hedef gösterilmiştir. Anayasanın laiklik ilkesine aykırı hareket ederek şeriat propagandası yapılmıştır. Hakları için direnen, insanca yaşam mücadelesi için sokağa çıkanlara çok kolay ‘halkı kin ve nefrete sürüklemek’ suçu icat edenler asıl kin ve nefret içeren, kadına yönelik şiddete teşvik eden bu açıklamaya sessiz kalarak suça ortak olmaktadır”
Çiğdem Serin, Mersin Barosu’nun sarfettiği sözler sebebiyle Hilmi Tuzcu hakkında suç duyurusunda bulunacağı bilgisini de verdi.
“FİLİSTİN HALKININ YANINDAYIZ”
Emperyalizme ve siyonizme karşı direnen kadınların, Filistin halkının yanında olduklarını da vurgulayan Çiğdem Serin, “Savaşlar, çatışmalar üzerinden kadınların bedenini, hayatını hedef alanların karşısındayız. Gerici kadın düşmanlarının bizleri hedef gösterdiği yerdeyiz, buradayız. Ne giydiğimiz üzerinden hesap soranlara sesleniyoruz: Beden benim, hayat benim sana ne? Sokakları kadın düşmanlarına terk etmiyoruz” sözlerini kullandı.
PİRHA- Aksa Tufanı adıyla bilinen operasyonun ardından İsrail- Hamas arasındaki çatışmalar 18. gününde devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşre el-Kudra, hastanelerde kullanılan jeneratörlerin 48 saat içinde duracağını söyledi.
7 Ekim’de Hamas tarafından başlatılan Aksa Tufanı operasyonun ardında Filistinli direniş örgütleri ve İsrail arasında devam eden çatışmalar 18. gününe geldi.
İşgalci İsrail devletinin Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 5087 kişi yaşamını yitirirken 15 bin 273 kişi yaralandı. İsrail’in bombardımanı sonucu yıkılan binaların enkazında ise en az 1500 kişinin bulunduğu biliniyor. Filistin Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre ölenlerden 2055’i çocuk 1119’u ise kadındı.
JENERATÖRLER 48 SAAT İÇİNDE DURACAK
Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşre el-Kudra, hastanelerde 48 saat içinde tüm jeneratörlerin duracağını açıkladı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığının Telegram hesabında, kısa bir açıklama yapan Bakanlık Sözcüsü Eşref el-Kudra, “Gazze’deki hastanelerde, tüm jeneratörlerin durması için önümüzde 48 saatten daha az bir süre kaldı” dedi.
Bu arada bölgeye acilen yakıt girişi olmazsa durumun daha da ağırlaşacağı belirtildi.
PİRHA-Avukatlar, Filistin halkına destek vermek için adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada,”75 yıldır Filistin halkını katleden, işkenceye maruz bırakan, onlara eşit insan muamelesi yapmayan, topraklarını elinden alan İsrail devleti ve onu cezasızlıkla ödüllendiren emperyalist saldırganlıktır” denildi.
Adalet İçin Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular ve Toplumsal Hukuk, Sıhhiye Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya cübbeleri ile katılan avukatlar emperyalist saldırılara ve siyonist işgale karşı Filistin halkı ile dayanışma vurgusu yaptı.
Açıklamayı kurumlar adına, ÇHD üyesi Av. Nilüfer Irmak Özkan okudu.
“İSRAİL’E UYGULANAN CEZASIZLIĞA KARŞI ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
Açıklamada Özkan, Filistin halkının yasadışı askeri işgal, ırk ayrımcılığı ve etnik temizliğe karşı direnme hakkının meşruiyetini vurgulayarak, “Herkesi başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de içinde yer aldığı emperyalist blokun İsrail’in işlediği savaş suçları ve zulüm karşısındaki aracılık eden pozisyonuna, İsrail’e uygulanan pervasız cezasızlığa karşı çıkmaya çağırıyoruz.
Bugün ortaya çıkan tüm şiddet fiillerinin sorumlusu 75 yıldır Filistin halkını katleden, işkenceye maruz bırakan, onlara eşit insan muamelesi yapmayan, topraklarını elinden alan, açlığa, susuzluğa, sefalete mahkum eden İsrail devleti ve onu cezasızlıkla ödüllendiren emperyalist saldırganlıktır” diye ekledi.
“EMPERYALİST ÜLKELER İSRAİL’E ASKERİ DESTEK VERMEK İÇİN SIRAYA GİRMİŞ DURUMDA”
Emperyalist saldırganlığın Gazze’de soykırım teşebbüsüne girişmiş olduğunu belirten Özkan, “Gazze’den ayrılmaya çalışan konvoylara dahi saldırmış ve hastane, ibadethane ve yaşam alanı bombalamayı açık şekilde ilan edecek derece pervasızlaşmıştır. Durum böyleyken İsrail rejimi bir kınama ile dahi karşılaşmazken emperyalist ülkeler İsrail’e askeri destek için adeta sıraya girmiş durumdadır.
İsrail, Filistin’de adım adım soykırıma doğru ilerlemektedir. Bir halkın topluca aç ve susuz bırakılması, öldürülmesi, göçe zorlanması soykırım suçunu oluşturur, bu suçta zaman aşımı yoktur ve Türkiye mahkemeleri yurt dışında işlenen soykırım suçlarını yargılamaya yetkili ve görevlidirler. Ne var ki bugün, Filistin halkına yaşatılanın insanlık suçu ve soykırım olduğunu, İsrail’in ‘yerleşimci’ diye meşrulaştırmaya çalıştığı insanların aslında işgalci olduğunu dile getirmekte beis görmeyenler, eş zamanlı olarak Rojava ve Suriye topraklarında süregelen sınır ötesi operasyonların ve katliamların sorumluluğunu taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin bu açıklamalarının da emperyalist blokun bütünü gibi net bir ikiyüzlülük taşıdığını görmemek mümkün değildir” dedi.
Irkçı rejimler ve işgal karşısında halkların kendi kaderini tayin hakkının ve yine her türlü araçla işgal karşısında direnme hakkının meşru olduğunun altını çizen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Uluslararası hukuk tarafından dahi bu hak, yıllar içerisinde dünya halklarının kan ve canları ile bedel ödemeleri sonucu tanınmak zorunda kalmıştır. Bu bağlamda Filistin halkının direnişi tartışmasız şekilde meşrudur.
Bugün İsrail’in Gazze’de arka arkaya işlediği insanlık suçları meşrulaştırılmaya çalışılırken, bir kez daha hatırlatıyoruz: Uluslararası hukuk, Filistin halkının kendi evlerine ve mülklerine dönme hakkını korumaktadır. BM Genel Kurulu 1974 tarih ve 3236 sayılı Kararı, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını, milli bağımsızlığı ve egemenliğini, ayrıca Filistinlilerin evlerine ve mülklerine dönme hakkını tanımakta ve teyit etmektedir. Yine uluslararası hukuk, sömürgecilik ve yabancı hakimiyet ve tahakküm altındaki halklar için, öz savunma hakkını savunmaktayız. Bu hali ile bugün Filistin halkını kınama yarışına girişmiş olan uluslararası kurumlara kendi karar ve düzenlemelerini hatırlatmayı da bir borç biliyoruz.”
Basın açıklaması alkışlar ve sloganlarla sonlandı.
PİRHA – İsrail ve Hamas arasındaki savaşın diğer ülkelere de sıçraması ardından Lübnan sınırına yakın bölgelerde yaşayan İsrailliler, bölgeden tahliye ediliyor.
Lübnan’dan İsrail’deki köylere fırlatılan füzeler ardından İsrail ordusu, sınıra yakın bölgelerde yaşayan sivilleri tahliye etmeyi sürdürüyor. Diğer yandan İsrail ordusu, Gazze’ye yönelik saldırıların artacağını belirtiyor.
İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, 21 Ekim akşamı yaptığı basın toplantısında, “Savaşın bundan sonraki aşamalarında saldırılarımızı yoğunlaştıracağız, güçlerimize yönelik riskleri en aza indireceğiz ve saldırıları artıracağız” demişti.
Hagari’nin bu açıklaması kamuoyunda, İsrail, kara harekatına yakın zamanda başlayacak şeklinde yorumlandı.
İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik hava saldırıları sonucu sivil ölümler de artıyor. Filistinli sağlık yetkilileri, İsrail’in saldırılarında 4000’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik hava saldırıları nedeniyle son 24 saat içerisinde 30’dan fazla evin bombalarla yıkıldığı bilgisi paylaşıldı. Ayrıca Cenin’deki bir camiyi vuran İsrail güçleri, hedef aldıkları noktanın ise Hamas’ın komuta merkezlerinden biri olduğunu iddia etti.
PİRHA- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kadın Meclisi Ankara’da toplandı. Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunulan nafaka teklifini eleştirerek, “Kadının adını yok sayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’na sesleniyorum, sizin göreviniz kadınların haklarına saldırmak değildir” dedi.
HEDEP kuruluşunun ardından ilk kadın meclisi toplantısı Ankara’da yapıldı.
HDP Genel Merkezinde yapılan toplantının açılışında konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, tutuklu kadın siyasetçilere selam göndererek sözlerine başladı. Hatimoğulları, konuşmasında Filistin ve Rojava’daki saldırılar, erkek şiddeti, nafaka hakkı, yerel seçim ve kadın mücadelesi konularına değindi.
Hatimoğulları konuşmasında kadınların kazanılmış haklarına ve yaşamlarına dönük saldırıları gündemine alarak iktidarı eleştirdi. AKP iktidarının, kadınların başına savaştan da öte uygulamalar getirdiğini söyleyen Hatimoğulları, “Bu faşist rejim, kadınların günlük hayatlarına müdahalede daha da ileriye gidiyor. Tıpkı Hitler’in Almanya’da yaptığı gibi… Şimdi de nafaka ile asıl mağdurun erkek olduğunu söylüyorlar. Kadının adını yok sayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’na sesleniyorum, sizin göreviniz kadınların haklarına saldırmak değildir. Hukuki, güvenceli zemini sağlamaktır göreviniz. 2023 yılında şimdiye kadar 323 kadın katledilmiştir. İşte bunun vebali onların boynunadır. Meclis nafaka meselesini gündemine dahi almamalıdır” diye konuştu.
“BELEDİYELERİMİZİ KAYYUMDAN GERİ ALACAĞIZ”
Yaklaşan yerel seçim sürecine ilişkin konuşan Hatimoğulları, “Hepimizin bildiği gibi bu ülkenin demokratikleşmesinin önğndeki engel yerelden ve yerinden yönetimin olmayışıdır. Kayyum uygulamaları ile seçme ve seçilme hakkı elimizden alındı. Şimdi bunun da gerisine düşüldü. Ama cevabımız yerel seçimlerde olacaktır. Şimdiden, bize sorulan en temel soru, ‘yerel seçimlerde ne yapacaksınız?’ oluyor. Belediyelerimizi kayyumlardan geri alacağız. Kaybettirme üzerine kurulu siyaset yeterli olmayacaktır. 2019’daki stratejimiz üzerine planlama içerisindeyiz. Nasıl bir yerel yönetim çizgisi oluşturacağımızı yapacağımız kadın atölyelerinde tartışacağız” dedi.
“BÜTÜN SAVAŞLAR İNSANLIK SUÇUDUR”
Hatimoğulları, Filistin ve Rojava’ya yönelik saldırılarına değinerek şu açıklamayı yaptı:
“İktidar kurmak için sistematik tecavüz devam ediyor. IŞİD’in Ezidilere yönelik saldırılarına, köle pazarlarına malesef tanıklık etti. Bütün savaşlar insanlık suçudur, kabul etmemiz mümkün değildir. İsrail’e savaşı durdur çağrısı yapan Türkiye aynı zamanda Rojava’yı bombalanıyordu. Aynı saldırı Afrin’de gerçekleşti. Kürt halkını oradan sürüp demografiyi değiştirdiler.
Orta Doğu’nun kanayan iki sorunu var; biri Kürt sorunu, diğeri Filistin sorunu. Bu sorunlar çözülmeden bölgede nefes alınamaz. Türkiye’nin bütün silahlı unsurları bölgeden çekilmelidir. Dört parça Kürdistan’da barışı inşa etmek zorundayız. Gelin mazlum Kürt halkı ve Filistin’in yanında olalım. Bizler enternasyonalist bir çizgide halkların yanında olalım.”
MÜCADELE VURGUSU
Sözlerine kadın mücadelesinin önemine vurgu yaparak devam eden Tülay Hatimoğulları, “Bizler 3. yolda kadın ittifakını sımsıkı örüyoruz. Oya gibi işlediğimiz mücadelemiz 5 bin yıldır erkek egemen sisteme karşı bugüne geldi. Şu anda otoriter rejim, ayaklarımızdaki prangayı daha da ağırlaştırmış durumda. Elbette bu rejimin üzerimize attığı ölü toprağı üzerimizden atabiliriz. İleriye sıçramanın tam zamanıdır. Kapı kapı gezerek yerel yönetimleri güçlendirebiliriz. Geleceğimiz bizim ellerimizde. Yeter ki daha örgütlü olalım” diyerek, tüm kadınları mücaleyi büyütmeye çağırdı.
İsrail, Gazze Şeridi’nde yerinden edilenlerin sığındığı tarihi kiliseye saldırı düzenledi. Yüzlerce Filistinlinin sığındığı kilisede İsrail saldırısı sonucu çok sayıda kişinin öldüğü ve yaralandığı bildirildi. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda ölen Filistinlilerin sayısının 4 bin 137’ye yükseldiğini duyurdu. İsrail basını ise 306’sı asker 1400 İsraillinin öldüğünü, 3 bin 968 İsraillinin yaralandığını kaydetti.
Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını 14. gününde de sürdüren İsrail, yerinden edilen yüzlerce Filistinlinin sığındığı tarihi kiliseyi bombaladı.
Gazze’deki İçişleri Bakanlığı, dün akşam saatlerinde İsrail’in Gazze’de Rum Ortodoks Kilisesi’ni hedef aldığını duyurmuştu.
Filistin resmi ajansı WAFA’da yayımlanan haberde, saldırıya ilişkin bilgi verildi. Habere göre, İsrail’in Rum Ortodoks Kilisesi’ni hedef aldığı saldırısında aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu en az 8 kişi öldü, onlarca kişi yaralandı.
Ölü ve yaralıların hala enkaz altında olduğu, kurtarma ve ambulans ekiplerinin onlara ulaşmaya çalıştığı belirtildi. Bombalamanın kilise binasının bazı kısımlarında ciddi maddi hasara yol açtığı ve yanındaki bir binanın da yıkıldığı kaydedildi.
Saldırının, güvenli bir yer arayışıyla kiliseye sığınan Hıristiyan ve Müslüman Filistinli ailelerin bulunduğu “Kilise Vekilleri Konseyi” binasının tamamen yıkılmasına neden olduğu ifade edildi.
Kudüs’teki Anglikan Kilisesi’ne bağlı Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi, İsrail’in 17 Ekim’de bombaladığı ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açtığı El-Ehli Baptist Hastanesine yaklaşık 250 metre mesafede yer alıyor.
İsrail’in saldırdığı bölgede yaklaşık 1000 Hristiyan’ın yaşadığı ve evi yıkılanların korunmak için kiliseye ve ona bağlı binalara sığındığı biliniyor.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda ölen Filistinlilerin sayısının 4 bin 137’ye yükseldiğini duyurdu.
İsrail basını ise 306’sı asker 1400 İsraillinin öldüğünü, 3 bin 968 İsraillinin yaralandığını bildirdi.
PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Seyit Rıza Meydanı’nda İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları protesto ederek basın açıklaması yapmak istedi ancak polis, Tunceli Valiliği’nin 5 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe göstererek basın açıklamasının yapılmasını engelledi. Diğer yandan polis, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Tunceli Cemevi’nde Filistin için yapılan etkinliğe izin verdi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Seyit Rıza Meydanı’nda İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları protesto ederek basın açıklaması yapmak istedi ancak polis, Tunceli Valiliği’nin 5 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe göstererek basın açıklamasının yapılmasını engelledi.
Ancak polis, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun açıklamasını engellerken, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Tunceli Cemevi’nde Filistin için yapılan etkinliğe müdahale etmedi.
“ÇİFTE STANDARTI KINIYORUZ”
Polis engelinin ardından kısa bir konuşma yapan Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, şunları dile getirdi:
“Bugün bir açıklama yapacaktık ama aniden bir karar alındı ve eylem-etkinlik yasaklarının konulduğu söylendi. Yaşanan savaşa karşı bir açıklamamız olacaktı ama yapacağımız açıklama valilik tarafından yasaklandı. Bugün Tunceli Cemevi’nde etkinlik var, buna izin veriliyor ama bizim açıklamamıza izin verilmiyor. Bu çifte standartı kınıyoruz, açıklamamızı daha ileri bir tarihte yapacağız” dedi.
PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Tunceli Cemevi’nin “Cenaze Namazı” çağrısına sert tepki gösterdi. “Cem ibadetimiz, cemevleri ibadethanemizdir. Aleviler asimilasyon politikalarınıza ve bizi içeriden kuşatmaya çalışan hainlere teslim olmayacaktır. Cemevlerimizi minaresiz camiye çevirmenize izin vermeyeceğiz” dedi.
Tunceli Cemevi, Cuma Namazı sonrası cemevi önünden, cami önlerinden otobüslerin kaldırılacağını ve ‘Filistinli şehitler için gıyabi cenaze namazı’ kılınacağını açıkladı.
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Tunceli Cemevi’nin çağrısına tepki gösterdi.
Erçe, “Filistin topraklarında süren katliam ve soykırımları perdeleyip cemevine cami misyonu yüklemek ihanettir” dedi. Alevilerin Filistin davasına her zaman sahip çıktığını belirten Erçe, “Alevileri Pir Sultan Abdal’ın ve Hacı Bektaşi Veli’nin ve cümle yol önderlerimizin yolunda bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya çağırıyorum” ifadesini kullandı.
” HAK VE HAKİKAT MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Alevilerle birlikte aynı zamanda Aleviliği de öldürülmeye çalışıldığını vurgulayan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe‘nin yaptığı açıklama şöyle:
“Yüzyıllardır Alevileri katledenler, Alevilere zulmedenler, yerlerinden, yurtlarından, köklerinden koparıp sürgüne gönderenler, zindanlarda çürütenler, akıl almaz asimilasyon politikaları uygulayanlar anladılar ki bu yollarla Alevilere diz çöktürülemiyor, teslim alınamıyor.
O halde ne yapmak gerekiyor? Tabi ki Alevilerle birlikte aynı zamanda Aleviliği de öldürmek lazım. Bunu da Alevilerin içinden çıkan hainlerle, kanı bozuklarla, onurunu, şerefini pazara sunmuşlarla yapmak çok daha kolay.
“Bazı Alevi kurumlarına (özellikle kurulmuş veya kurdurulmuş) çöreklenmiş kimi kan emiciler, iş birlikçiler, ikbal peşinde koşanlar, katillerine aşık olanlar, akşama kadar onların propagandasını yapıp, övgüler dizenler, eli kanlı katilleri cemevlerinde ağırlayıp onlara hediyeler sunanlar, posta oturtanlar, kapalı kapılar ardında pazarlık edenler, fetva makamı haline gelmiş, asimilasyonun karargahı Diyaneti ve onun başkanını ve onun yerellerdeki temsilcisi müftüleri cemevlerimizde ağırlayalar, Hakk lokmalarımızı dünkü katillerimize hazırlatıp, aşure kazanlarımızı karıştırtanlar, bütün bu olan bitene seyirci kalanlar, hatta ortak olanlar ve hatta geçici siyasal çıkarları uğruna destek verenler, alkışlayanlar, kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarının önünde görenlere yazıklar olsun. Zalime biat etmeyen, zulmün önünde eğilmeyen, yolundan dönmeyen, Hak ve Hakikat mücadelesinden vazgeçmeyen cümle canlara aşk olsun.
Dostun da düşmanından iyi bilmesini isteriz ki bu iş böyle gelmedi böyle de gitmeyecek. Alevi hareketi onurlu ve şanlı tarihinden aldığı mirasına sahip çıkacak ve yarayı saran irini ve mikrobu temizleyecektir.
Aleviler Filistin davasına bugüne kadar sahip çıktı, bugünden sonra da sahip çıkacaktır. Savaşa ve katliamlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Emperyalizme ve gericiliğe karşı bağımsızlığı ve laik yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Faşizme ve ırkçı politikalara teslim olmayacağız ve inatla eşit yurttaşlık diyeceğiz. Filistin topraklarında süren katliam ve soykırımları perdeleyip cemevine cami misyonu yüklemek ihanettir.
Alevileri Pir Sultan Abdal’ın ve Hacı Bektaşi Veli’nin ve cümle yol önderlerimizin yolunda bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya çağırıyorum.
Gelin Canlar Bir Olalım; Yolumuza, inancımıza, felsefemize sahip çıkalım.”
PİRHA – İsrail-Hamas savaşına karşı çıkan Yahudi protestocular, ABD Kongresi’nde yaptıkları eylem nedeniyle gözaltına alındı.
İsrail’in sivillere yönelik yürüttüğü savaşı protesto eden Yahudi yurttaşlar, Amerika’da önce kongre binasının yakınlarında gösteri yapmaya başlamıştı. Gazze’deki hastane saldırısı ardından protestolar da arttı.
“Gazze kuşatmasına son”, “Siyonizm=Faşizim”, “Amerikalı Yahudiler ‘Gazze’de ateşkes, hemen şimdi’ diyor” yazılı pankartlar ile ABD kongresinde uzun saatler oturma eylemi yapan çok sayıda kişi gözaltına alındı.
“Barış İçin Yahudi Sesi” isimli grup son olarak “Yüzlerce Amerikalı Yahudi Kongre’de oturma eylemi düzenliyor ve Gazze’de ateşkes çağrısı yapana kadar Kongre’den ayrılmayacağız. Binlerce ABD Yahudisi dışarıda protesto ederken, aralarında iki düzine hahamın da bulunduğu 350’den fazla kişi içeride dua ederek direniş gösteriyor” açıklamasını yapmıştı.
PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “İşgalci güçlerin dayatmaya çalıştıkları her türlü savaş politikalarına karşı halkların kardeşliğinde ısrarcı olmak, inatla barışı savunmak, her türlü savaş politikasını teşhir etmek, savaşın değil barışın tarafı olmak, insanlık için, dünyamız için, gelecek kuşaklarımız için tarihsel bir sorumluluktur” denildi.
İsrail’in Filistin’e dönük saldırıları devam ederken, bir hafta içinde aralarında kadın ve çocukların olduğu 4 bine yakın yurttaş yaşamını yitirdi, binlercesi de yaralandı.
Saldırıların aralıksız devam ettiği Filistin halkına destek için dünyanın birçok kentinde milyonlar sokağa çıkarken, Alevi kurumları da İsrail’in saldırıları sonlandırması çağrısında bulunmayı sürdürüyor.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“İçinde yaşamaya tutunduğumuz coğrafyamızın her tarafında kan ve gözyaşı akıyor” denilen açıklamada, “Neredeyse her gün zulüm, katliam ve insanlığa karşı suç işleniyor. Bu acıları en derinden yaşayan halkız, en son söyleyeceğimizi en baştan haykırıyoruz, lânet olsun zulmün saltanatına” sözlerine yer verildi.
“SAVAŞA SON, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ”
Filistin’de, savaşın ölen ve mağdur olanların kadınlar, çocuklar, yaşlılar, hastalar olduğuna dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi:
“Ülkemiz ve coğrafyamız özelinde emperyalist odaklarca savaşın tüm kirli boyutları ile sürdürmenin çabası içinde olduklarını görüyoruz. Bu güç odakları geleceklerinin güvencesini, halkları birbirinden ayrıştırarak düşmanlaştırıp, her türlü savaş politikaları ile savaşın bütün kirli yöntemlerini denemekten bir behis görmediklerini bir kez daha ibretle görüyoruz. Gazze’de bir hastanenin hedef alınması, sivillerin katledilmesi, her türlü savaş tan-tanlığını yapan zihniyetler açısın da mübah olduğunu görüyoruz. İşgalci, emperyalist ve sömürgeci güç odaklarca, güvenlik, tehdit ve terör bahaneleri ile çıkarılan her türlü savaşın, insanlık açısından bir cinayet olduğunu, insanlığa karşı suç işlendiğini belirtmek isteriz. Terör ve benzeri odaklarla mücadele, sivil halkın yaşam alanlarına, her türlü savaş araçları ile müdahale etmek, bombalar yağdırmak, terörle mücadele olmadığının bilinmesi gerekir. Halkların düşmanı, işgalci, emperyal ve sömürgeci güçlerin, gerek ülkemiz nezdinde ve yaşadığımız coğrafyamızda, dünyanın herhangi bir yerinde, dayatmaya çalıştıkları her türlü savaş politikalarına karşılık, halkların kardeşliğin de ısrarcı olmak, inatla barışı savunmak, her türlü savaş politikasını teşhir etmekle, savaşın değil barışın tarafı olmak, insanlık için, dünyamız için, gelecek kuşaklarımız için tarihsel bir sorumluluktur. Ortadoğu özelinde coğrafyamızı kan gölüne döndürmenin hesabında olan, bunun için güvenlikçi politikalara endeksli, her türlü savaş politikasını yürütmek isteyen, güç odaklarına karşı, Ortadoğu’nun bütün halkları ve bütün farklı inançsal yapıları, el ele vererek, ancak çıkarılan ve çıkarılmaya çalışılan her türlü savaşı durdurmanın mümkün olduğu inancındayız.
Hiç bir savaş, insanlığın çıkarına olmadığı gibi, hiç bir savaş gerekçesi, insan yaşamından daha değerli değildir. Yaşam hakkının kutsallığına inanan ve kutsayan, insanı merkeze alan bir düşüncenin sahibi olan biz Aleviler, tarihin hiçbir sürecinde, savaşın asla tarafı olmadık, her koşulda ve şartta, barışın dolayısıyla yaşamın ve yaşatmanın tarafı olduk. Nerede bir mazlum varsa hep yanında durduk ve durmaya da devam edeceğiz.
Tüm bu savaş iklimi içerisinde barışı var etme mücadelesi için haykırıyoruz, “Savaşa son, barış hemen şimdi” diyoruz. Çünkü biz savaşların kaybedeninin her zaman özelikle kadınlar ve çocuklar olduğunu genel olarak bütün halkların kaybettiğini, kazananı olmadığını biliyoruz. Tıpkı bugün İsrail’de ve Filistin’de yine ölenlerin kadınlar, çocuklar ve hastalar olduğu gibi. Bu nedenle, sivilleri ve hastaları hedef alanları şiddetle kınıyoruz.”
PİRHA – UEFA İcra Komitesi, bir sonraki duyuruya kadar İsrail’de UEFA maçlarının oynanmayacağını duyurdu.
UEFA, bir sonraki duyuruya kadar İsrail’de hiçbir UEFA müsabakasının oynanmayacağını açıkladı. Yapılan duyuruda, kulüpler ve UEFA danışmanlarının, süreci istişare ettikleri ve İsrail’deki UEFA müsabakalarının, sonraki duyuruya kadar ertelendiği kaydedildi. Açıklamada, yeniden planlanan fikstürün yakın zamanda teyit edileceği belirtildi.
PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları protesto etti. Eylemde, “İsrail’in hastaneye yaptığı saldırı insanlık tarihine kara bir gün, bir soykırım günü olarak geçmiştir” denilerek, acil ateşkes yapılması çağrısında bulunuldu.
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Özgür Çocuk Parkında bir araya gelerek İsrail’in saldırılarını kınadı. “Filistin halkı yalnız değildir”, “Kahrolsun İsrail”, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganlarının atıldığı eylemde “Filistin halkına yapılan soykırım ve katliamı kınıyoruz” pankartı açılarak basın açıklaması yapıldı.
“BU SALDIRI TARİHE SOYKIRIM OLARAK GEÇMİŞTİR”
Açıklamayı Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına yapan platform dönem sözcüsü Mustafa Özbay, yapılan saldırının açıkça savaş ve insanlık suçu olduğunu belirtti.
Özbay, saldırıyı barbarlık olarak tanımlayarak, “İsrail hükümetinin Gazze’deki bir hastaneye yaptığı saldırı insanlık tarihine kara bir gün, bir soykırım günü olarak geçmiştir.
Adı yolsuzluklara da karışan sağcı, ırkçı, faşist İsrail hükümetinin yaptığı bu hastane saldırısında çoğu çocuklardan ve hastalardan oluşan 500’ün üzerinde insan öldürülürdü. Binlerce masum Gazze halkı yaralandı. Filistin halkı tüm dünyadan hamaset ile süslenen timsah gözyaşları değil, çözüm için acil somut adımlar atılmasını beklemektedir.” dedi.
İSRAİL HÜKÜMETİNE ÇAĞRI
Masum halkların ölümüne neden olan saldırıların durdurulup acilen ateşkes sağlanması ve taraflar arasında barış görüşmelerine başlanması gerektiğine vurgu yapan Özbay, İsrail hükümetine çağrıda bulunarak şunları belirtti:
“İsrail hükümetine sesleniyoruz. Acilen tüm saldırıları durdurun. Yaralılara müdahale için Filistinli çocukların, kadınların, tüm Filistin halkının temel ihtiyaçlarını karşılamaları için insani yardım koridorunu açın. Bölge hükümetleri de saldırılar durana kadar İsrail ile olan askeri, ekonomik ve tüm diplomatik ilişkileri derhal askıya almalıdırlar.
Buradan Filistin halkına başsağlığı ve taziyelerimizi iletirken; İsrail hükümeti başta olmak üzere bu saldırıyı yapanları ve bu saldırıya sessiz kalanları kınıyor, Filistin topraklarında ve tüm Orta Doğu coğrafyasında savaşa karşı barışı, ölümlere karşı yaşamı savunuyor, bu kadim topraklarda yaşayan tüm halkların barış içinde birlikte yaşaması için herkesi barışa ses vermeye çağırıyoruz.”
PİRHA-Meslek Örgütleri, Filistin’e destek amacıyla Ankara’da basın yaptı. Açıklamada, “Dünya sustukça İsrail işgalini sistematik olarak derinleştirip bölgedeki katliamını arttırıyor. Bu katliamları gerçekleştiren İsrail yönetimi savaş ve soykırım suçlarıyla da yargılanmalıdır.” denildi.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Ankara Tabip Odası (ATO), Ankara Dişhekimleri Odası (ADO) İsrail’in Filistin’e düzenlediği saldırılara ilişkin, “Direnen Filistin kazanacak. Ortadoğu savaşla değil, barışla değişecek” şiarıyla basın açıklaması yaptı.
Açıklamada, “Yaşasın hakların kardeşliği, Filistin halkı yalnız değildir” sloganları atıldı.
Açıklamayı kurumlar adına KESK Dönem Sözcüsü İbrahim Kara okudu.
“SİVİL HALKA KARŞI SALDIRILARIN KARŞISINDAYIZ”
İsrail’in savaş ve soykırım suçu işlemeye devam ettiğini vurgulayan Kara, “7 Ekim tarihinde Hamas’ın İsrail’e yönelik “aksa tufanı” hareketi ile İsrail ve Filistin arasındaki sivil halkı hedef alan saldırıların karşısında yer aldığımızı bir kez daha belirtmek isteriz. Dünya sustukça İsrail, işgalini sistematik olarak derinleştirip bölgedeki katliamlarını arttırıyor. Batı Şeria ve Kudüs’te Mescid-i Aksa vb birçok yerde provokasyonlarla, yerleşimci terörü ve Gazze’ye yönelik ablukayla savaş ve soykırım suçları işlemeye devam ediyor” dedi.
“SAVAŞ VE İNSANLIK SUÇLARI İŞLENİYOR”
İbrahim Kara, İsrail’in hastaneyi hedef alan saldırısını kınayarak, şunları kaydetti:
“Ancak hatırlanmalıdır ki bu süreç bugün başlamamıştır. İsrail, 1940’ların sonundan itibaren Filistin halkının tarım arazilerine, evlerine, işyerlerine kanunsuzca el koyarak emeklerini gasp ederek ve buna karşı direniş gösteren Filistinlileri terörist ilan ederek her türlü katliamı meşrulaştırmaya çalışmaktan da geri durmuyor.
Filistin topraklarını işgal eden, Filistin halkını katleden İsrail, her defasında emperyalist-kapitalist devletlerce mağdur olarak lanse edilmesinin yanı sıra para, silah ve her türlü manevi desteği alıyor.
Önceki gün (17 Ekim’de) bir hastaneyi yerle bir eden İsrail’in, her türlü çatışma durumunda, savaşlarda dahi dokunulmayan hastaneye yapılan, uluslararası savaş kurallarını hiçe sayan saldırısını lanetliyoruz.
Gazzelileri ilaç, gıda, su, elektrik, yakıt gibi temel ihtiyaçlardan mahrum bırakmak, acil insani yardımların Gazze’ye ulaşmasını engellemek; hastanelerin, konutların, ibadet yerlerinin, okulların, sivillerin canice bombalanması ağır bir savaş ve insanlık suçudur.”
“İSRAİL YÖNETİMİ YARGILANMALIDIR”
Açıklamada “Bizler bu ülkenin üreten elleri, Ortadoğu’da daha fazla kan akmaması, savaş politikalarının son bulması için ve yaşamı savunmak için Filistin halkının yanında olmaya, onlarla dayanışmaya devam edeceğiz” denildi.
Açıklama şu ifadeler ile devam etti:
“Bu saldırılarda görev yapan sağlık çalışanları, çocuklar, bebekler, anneler, hastalardan oluşan yüzlerce sivil, masum insan katledilmiştir. Bu katliamları gerçekleştiren İsrail yönetimi savaş ve soykırım suçlarıyla da yargılanmalıdır.
Bölgeye insani yardım yerine savaş gemileri yollayanlar da İsrail yönetimi kadar suçludurlar ve katliamların ortaklarıdır. Amerikan emperyalizmi Filistin halkının ve tüm bölge halklarının ortak düşmanıdır, barışın ve huzurun baş düşmanıdır.
Geçmişte başka gerekçelerle, bugün de şeriatçı Hamas’ın saldırılarını bahane ederek açılan bir savaş değil, yeni bir katliamla Filistin halkının yaşam hakkı elinden alınmakta ve topyekün işgal yapılmaktadır.
Ülkemizin mimarları, mühendisleri, doktorları, dişhekimleri, kamu emekçileri, işçileri yani bu ülkenin emekçi halkı dün olduğu gibi bugün de katliamlara karşı barıştan, ölümlere karşı yaşamdan, kardeşlikten yana tavır almaktan çekinmeyecektir.
Bizler Filistin’de yapılan katliama karşı çıkıp tüm dünyayı savaş sarmalına sokmaya hizmet eden politikalara karşı çıkıyoruz.”
“İKTİDAR İKIYÜZLÜLÜĞÜ BIRAKMALI”
Açıklamada söz alan KESK Eş Başkanı Şükran Kablan da şunları söyledi:
“Keşke bugün buraya bu kadar insanlık dışı bir durun ile toplanmasaydık. Emperyalist güçlerin desteği ile İsrail insanlık suçu işlemektedir. Biran önce Uluslararası Savaş Mahkemesi’ni göreve çağırıyoruz. İktidarın savaş ile beslendiği ortadadır. Tezkere kararının meclisten bu tarihte geçmesi tesadüf değildir. İktidar ikiyüzlülüğü bırakmalıdır.”
“İŞGALCİ TUTUMA KARŞI ÇIKACAĞIZ”
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise, insanlık suçları ile mücadele etmenin gerekliliğine vurgu yaparak,
“Bu mücadelenin hepimizin mücadelesi olduğunu hatırlatıyorum. İsrail Başkanı ‘insansı hayvanlar’ diyerek Filistin halkını kastetti, bu bir soykırım itirafıdır. Bizim bütün işgalci tutuma, insanlığa karşı suçlara yüksek sesle karşı çıkmalıyız” dedi.
PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu (BAF), Gazze’de hastanenin vurulmasını yaptığını açıklama ile kınayarak, saldırılara karşı harekete geçme çağrısı yaptı.
İsrail’in Gazze’de bulunan El-Ehli Baptist Hastanesi’ne yönelik bombardımanında, en az 500 kişi yaşamını yitirdi. İsrail’in gerçekleştirdiği katliama, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) başta olmak üzere dünyadan tepki yağdı.
Britanya Alevi Federasyonu, İsrail’in Gazze’deki El-ehli Baptist Hastanesi’ne gerçekleştirdiği ve en az 500 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıya ilişkin açıklama yaptı.
“SESSİZ KALMAK SUÇ ORTAKLIĞIDIR”
Saldırının kınandığı Britanya Alevi Federasyonu (BAF) açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Dünyanın gözü önünde bir soykırım gerçekleştirilmektedir. İsrail ve Hamas arasındaki savaş sonlandırılmalı! Görülmemiş bir eşitsizliğin, köleliğin, sömürünün kol gezdiği korkunç bir dünyada yaşıyoruz. İnancımız gereği de “Yaşam hakkı kutsaldır” yaşamı savunalım!
Biliyoruz ki süren insanlık dışı katliamlara sessiz ve seyirci kalmak, bir yerde bu katliamlara suç ortağı olmak demektir. İnsan olmanın temel görevi, yaşamın her alanında örgütlenerek, her yerde ayağa kalkarak, işgalci ve katliamcı emperyalist haydutlara karşı ezilen halkların yanında olup dayanışmayı büyütmektir. Halkların mücadelesi işgale karşı varlık yokluk, yani bağımsızlık ve özgürlük mücadelesidir.
“İMHA VE İNKAR POLİTİKALARI SONLANDIRILMALIDIR”
Emperyalistlerin koruduğu ülkeler para, silah ve her türlü manevi destekle korunuyor ve savaş kuralları hiçe sayılıyor. Ortadoğu’da Kürtler, Araplar, Ezidiler gibi bu toprakların kadim halkları yıllardır emperyalist savaş politikaları sonucunda kanla, gözyaşıyla direnmeye çalışıyorlar.
ABD emperyalizminin Orta Doğu’yu yeniden dizayn etmesinde rol oynayan ve politikasının önünde önemli bir engel görülen halklar yok edilerek, sorunun emperyalistlerin istediği bir hatta çözülmesinin yolu döşeniyor. Bu iki yüzlü politikaların en ağır bedelini mazlum halklar ödüyor. Bu düşman politikalardan vazgeçilmeli. Halkların özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği öne çıkarılmalı. Ezilen halklara dönük her türlü imha, inkâr politikaları derhal sonlandırılmalıdır!”
PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu üyesi Ali Karakoç, İsrail ile Hamas arasındaki savaşın “İnsanlığa karşı işlenmiş suç” niteliğinde olduğunu söyledi. Dr. Karakoç, “Sivil ya da Hamas militanları gözetmeksizin bütün yaşam alanları bombalanıyor. Bu Cenevre sözleşmesine aykırı. Bu bir savaş suçudur” diye belirtti.
Uluslararası hukukta insan hakları temelli yapılmış önemli sözleşmelerden biri de 1859 yılında oluşturulan Cenevre sözleşmeleri ya da Cenevre konvansiyonları oldu.
Solferino Savaşı’nda yaşanan vahşete şahitlik eden Jean Henry Dunant’ın çabaları sonucunda oluşturulan sözleşme ile dört maddelik hukuki nitelikli antlaşma sağlandı.
Birinci Cenevre Sözleşmesi’nde “Harp hâlindeki silahlı kuvvetlerin hasta ve yaralılarının vaziyetlerinin ıslahına ilişkin sözleşme” vurgusu yapılsa da İsrail, Filistin topraklarındaki tüm hastaneleri hedef aldı.
Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nde ise “Harp Zamanında Sivillerin Korunmasına İlişkin Sözleşme” vurgusu yer alıyor. Ancak hem İsrail hem de Hamas, her geçen gün daha çok sivilin yaşamını yitirmesine sebep oluyor.
“SALDIRILAR SOYKIRIM BOYUTUNA ULAŞMIŞTIR”
Türk Tabipleri Birliği, durumun yakıcılığına dikkat çekerek İsrail Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Zion Hagai’ye 14 Ekim 2023’te bir mektup gönderdi. Söz konusu yazıda, “Çatışmanın tüm taraflarını, çatışma bölgelerinde sivil halkın ve sağlık çalışanlarının korunmasını şart koşan uluslararası insan hakları hukukuna uymaya çağırınız” denildi.
TTB, hastanelere yönelik İsrail saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada ise “Hamas saldırısını fırsat bilip işgali tamamına erdirmeyi hedefleyen İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği saldırılar soykırım boyutuna ulaşmıştır. Temel gereksinimlerin ulaşmasını engelleyerek işlemez hale getirdikleri sağlık kurumlarının açıkça hedef alınarak vurulmasını, çok sayıda sağlık emekçisinin, hastanın ve sivilin katledilmesini lanetliyoruz” ifadelerine yer verdi.
“İSRAİL’İN YAPTIKLARI DA TERÖR EYLEMİDİR”
TTB İnsan Hakları Kolu üyesi Ali Karakoç, 7 Ekim’de Hamas’ın, sivilleri hedef almasıyla başlayan sürece dair PİRHA’ya konuştu.
Karakoç, ‘savaş’ adı altında terör suçu işlendiğini belirterek, şunları kaydetti:
“İsrail 75 yıldır Filistin topraklarını işgal ediyor, her türlü hukuksuzluğu, evrensel insan değerlerini 1948’den bugüne kadar sürekli yayılmacı politikalarla sürdürüyor. İsrail, Filistin’de birçok sivilin, sağlık emekçisinin katliamına da neden oldu. Son dönemde Hamas’ın, sivillere ve askeri personele karşı yaptığı katliamı kamuoyunda çıplak fotoğraflarla sergilemesini asla kabul etmek mümkün değil. Bu evrensel insan haklarına aykırıdır. Uluslararası güçler, bugüne kadar olduğu gibi bugün de İsrail’e karşı hiçbir söylem dile getirmiyorlar. En son İsrail Genelkurmayının, dünya kamuoyu önünde yaptığı bir açıklama vardı, Gazzelilere 24 saatlik bir süre verip şehri terk etmelerini, aynı zamanda utanmadan sağlık kuruluşları da dahil olmak üzere bir an önce boşaltılmasını istemişti. Sonuç itibarıyla bu yapılanların hepsi sivillere karşı istisnasız nerede hangi coğrafyada olursa olsun; Filistin’de, Ukrayna’da, Kuzeydoğu Suriye’de yapılan saldırıların hepsi terör eylemidir. Yüzyıllardır mazlum halkların yaptığı şiddet eylemlerine bu sistem ne yazık ki ‘terör’ olarak lanse ediyor ama devletlerin uyguladığı şiddeti, terörü ise ‘savaş’ adı altında yapıyor. Ve bu yapılanlar savaşın kendi iç hukukuna da uymuyor. Şu anda İsrail’in aleni olarak yaptığı şey budur. Gazze şehri abluka altına alınmış ve insani yardımlar da engelleniyor. Sağlık kuruluşlarının bir an önce boşaltılmasını istiyorlar. Sivil ya da Hamas militanları gözetmeksizin her yer, bütün yaşam alanları bombalanıyor. Bu Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı. Bu bir savaş suçudur. Yani insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.”
“BÜYÜK BİR FELAKET VAR”
Dünyadaki bütün tıbbi meslek örgütlerinin, savaşları bir tür “halk sağlığı sorunu” olarak görmeleri gerektiğini ifade eden Karakoç, şöyle devam etti:
“Türk Tabipleri Birliği’nin 2018 yılında yaptığı açıklama sadece o güne ait değildi; 73 yıllık birikiminden, bugün de aynı şekilde savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu söylüyor. TTB, Filistin halkının haklı davasını bugüne kadar savunduğunu ancak savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu hep söylüyor. Dolayısıyla sivil alanların, bütün sağlık kuruluşlarının, yaşam alanları bombalanıyor; sivilleri, yoksulları, kadınları, çocukları katlediyorlar, dolayısıyla insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunu, büyük bir felaket var.
İsrail Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı bir açıklama vardı; ‘Filistinli yaralılara, hastalara sağlık hizmeti verilmeyeceği’ söylenmişti. Bu tıbbi etik ilkelere uygun değil. Ayrıca bu bir suçtur. Her kim olursa olsun dini, ırkı, cinsiyeti, sosyal konumu ayırt etmeksizin sağlık emekçilerinin, hekimlerin her koşulda savaş da dahil olmak üzere tarafsızca sağlık hizmeti sunması gerekiyor. Gazze’den özel bir hastanenin açıklaması vardı, İsrailli yetkililer, bu hastanenin bir an önce boşaltılmasını söylemişti ama oradaki sağlık emekçilerinin, hekimlerin tavrı bizim için umut vericiydi. Hastaneyi boşaltmayacaklarını söylemişlerdi. Çeşitli basından duyduğumuza göre fosfor bombalarının kullanıldığı aktarıldı. Bu silahların yasak olduğunu ve Cenevre Sözleşmeleri de dahil olmak üzere birçok sözleşmeye aykırı olduğu ortada.”
PİRHA- Frankfurt Kitap Fuarı Filistinli yazar Adania Shibli’nin ödül törenini iptal etti. Organizatörler, romanı onurlandırmaktan geri adım atmalarına gerekçe olarak İsrail-Hamas savaşını gösterdi.
18 Ekim’de Frankfurt’ta kapılarını açacak fuarın organizatörleri, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik saldırılarının ardından bir kınama yayımlayarak İsrail ile tam bir dayanışma içinde olduklarını bildirdi.
Fuarın programı da Yahudi seslere öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenirken Litprom, Filistinli yazar Adania Shibli’ne ödülünün Hamas tarafından başlatılan savaş nedeniyle kitap fuarında düzenlenen bir törenle verilmeyeceğini duyurdu.
Dernek, “Daha ileri bir tarihte etkinlik için uygun bir format ve ortam” arayacağı güvencesini verirken, “Adania Shibli’ye ödül verilmesi hiçbir zaman sorgulanmamıştır” açıklamasını yaptı.
TEPKİLER BÜYÜYOR
Bu karar, edebiyat ve yayıncılık dünyasından 600 kişinin açık bir protesto mektubu yayımlamasına neden oldu.
Tanzanyalı edebiyatçı Abdulrezak Gurnah, Polonyalı yazar Olga Tokarczuk, Kongolu yazar Emmanuel Dongala ve Kanadalı yazar Naomi Klein gibi isimlerin imzasıyla yayımlanan mektupta, fuarın organizatörlerinin alanı bir Filistinlinin sesine kapattığı belirtildi.
Uluslararası Bağımsız Yayıncılar Birliği (International Alliance of Independent Publishers) de karara tepki göstererek yazılı açıklama yaptı.
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Filistin topraklarında on yıllardır süren İsrail işgali ve yerleşimci sömürgeciliği, İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik son saldırılarıyla yeni bir boyuta ulaştı. Bu yazı kaleme alınırken, 724’ü çocuk olmak üzere 2,200’den fazla Filistinli hayatını kaybetti ve 1 milyondan fazla Gazzelinin kuzeyi terk etmesi emredildi. Bu ciddi insani krizin ortasında, kitaplar ve edebiyat da dahil olmak üzere tüm ifade araçlarıyla mazlumlara ses vermek çok önemlidir. İronik bir şekilde, dünyanın en büyük yıllık kitap fuarı olan Frankfurt Kitap Fuarı bunun tam tersini yapmıştır. Küçük Bir Ayrıntı adlı romanıyla 2023 Literaturpreis Ödülü’nü alacak olan Filistinli yazar Adania Shibli’nin ödül töreni, ‘kitap fuarında Yahudi ve İsrailli sesleri özellikle görünür kılmak’ ve ‘İsrail’in yanında tam bir dayanışma içinde durmak’ amacıyla fuar tarafından tek taraflı olarak iptal edilmiştir. Bu tek taraflılık kabul edilemez, zira Frankfurt Kitap Fuarı şiddet içermeyen diyalog ve tartışmaların yapılabileceği özgür ve tarafsız bir forum olmalıdır. Uluslararası Bağımsız Yayıncılar Birliği’nden yayıncılar olarak, Frankfurt Kitap Fuarı’nın Adania Shibli’nin ödül törenini iptal etme kararını kınıyor ve Filistinli seslere fuarda diğer seslerle aynı görünürlük ve saygının gösterilmesini talep ediyoruz”