Etiket: FUAF

  • Alevi kurumlarından Emine Ocak açıklaması: Mücadelesi hepimize ışık oldu

    Alevi kurumlarından Emine Ocak açıklaması: Mücadelesi hepimize ışık oldu

    PİRHA- Emine Ocak’ın Hakk’a yürümesi ardından DAD, FUAF, FEDA, DAK ve PSAKD açıklamalar yaparak üzüntülerini dile getirdi. Açıklamalarda Ocak’ın verdiği mücadeleye dikkat çekildi.

    Yaklaşık bir aydır hastanede tedavi altında olan Cumartesi Annesi Emine Ocak’ın Hakk’a yürüdü.

    Cumartesi Annelerinin sembol isimlerinden ve Galatasaray Meydanı’nda ilk eylemi başlatan annelerden olan Emine Ocak’ın Hakka yürümesinin ardından Alevi kurumları paylaştıkları açıklamalar ile üzüntülerini dile getirdi.

    “HALKLARIMIZIN GÖNLÜNDE BİR UMUT IŞIĞI GİBİ PARLAYAN BİR ANA’YI YİTİRDİK”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAK) ortak bir açıklama yaparak, Emine Ocak’ın sadece kayıp oğlu Hasan Ocak için değil, bu topraklarda kaybedilen tüm evlatlar için yürüttüğü mücadelenin halkların ortak hafızasına kazındığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
    “Türkiye ve Kürdistan tarihinin en karanlık dönemlerinde, faili meçhul değil, faili belli cinayetlerin, sistematik devlet zulmünün ve inkâr politikaları karşısında mücadele ederek halklarımızın gönlünde bir umut ışığı gibi parlayan bir Ana’yı yitirdik.
    1990’lı yıllarda devletin hukuk dışı uygulamaları gözaltında kaybetmeler, işkenceler, yasadışı infazlar adeta sıradanlaştırılırken, Galatasaray Meydanı’nda Emine Ana ve yol arkadaşlarının yaktığı her mum, o zifiri karanlığı yaran birer meşaleye dönüştü. Her Cumartesi, polis ablukasına rağmen meydanda oturan Cumartesi Anneleri ile birlikte Emine Ana’nın ‘Buradayız, vazgeçmiyoruz’ sözü, halklarımız için bir vicdan nöbetine, bir toplumsal hafıza alanına dönüştü.”

    “SESSİZ AMA SARSILMAZ BİR ÇIĞLIK, DERİN VE DİRENÇLİ BİR İSYAN OLDU”

    “Emine Ocak Ana’nın yaşamı; inkârın, baskının ve erkek-egemen devlet aklının karşısında sessiz ama sarsılmaz bir çığlık, derin ve dirençli bir isyan oldu” denilen açıklamada şu ifadeler kaydedildi:

    “O, sadece Hasan Ocak’ın değil; Cizre’de, Lice’de, Dersim’de, Suruç’ta, Roboskî’de yitip giden tüm çocukların annesiydi. Her birinin acısını yüreğinde taşıdı, her birinin adaletini omuzladı. Emine Ana’nın mücadelesi, sömürgeciliğin, militarizmin ve eril tahakkümün karanlığını yaran bir kadın direnişinin simgesi haline geldi. Köklerini Ana Tanrıça kültüründen alan kadim Mezopotamya ve Anadolu annelik mirasını, halkların ortak acısına, ortak vicdanına ve ortak mücadelesine dönüştürdü. O, adaleti hiçbir işlevi kalmamış mahkeme salonlarında değil; meydanlarda, sokaklarda ve insanların kalbinde aradı. Her gözaltında kaybedilenin adı anıldığında, onun sabrı, inancı ve kararlılığı yankılandı. Emine Ocak Ana’nın halklara bıraktığı bu onurlu mücadele mirası önünde saygıyla eğiliyoruz. Anısı halkımızın demokratik toplum mücadelesinde yaşamaya devam edecektir.”

    “BIRAKTIĞI HAKİKAT MÜCADELESİ YOLUMUZ AYDINLATACAKTIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ise açıklamasında şunları söyledi:

    “Cumartesi annesi Emine Ocak hak ile hak oldu. 30 yıldır oğlu Hasan Ocak şahsında tüm faili meçhuller adına hakikat arayışı mücadelesinde öncü rolü, onurlu duruşu ile yüreğimize, zihnimize nakış oldu. Bıraktığı hakikat mücadelesi yolumuz aydınlatacaktır. Anısına saygıyla. Devri assan olsun.”

    “ONURLU MÜCADELESİ, BU DÜZENİN UTANCINI DAHA DA GÖRÜNÜR KILDI”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), 30 yıl boyunca kayıplar için hakikat ve adalet mücadelesi yürüten Emine Ocak’ın Hakk’a yürümesi dolayısıyla yayınladığı açıklamada şunları ifade etti:

    “Cesaretiyle, ısrarı ve kararlılığıyla hepimize yol gösterdi. O, Cumartesi Anneleri’nin vicdanıydı, sessizlerin sesi, karanlığa karşı yakılan bir ışıktı. Onurlu mücadelesi, bu düzenin utancını daha da görünür kıldı.”

    “KOCA ÇINARDAN BİRİSİNİ DAHA KAYBETTİK”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Emine Ocak’ın Hakka yürümesine ilişkin paylaştığı açıklamada şunları kaydetti:

    “1980 Askeri Faşist Cuntasında, 90’ların beyaz toroslarıda, faili meçhul cinayetlerde ve gözaltında kaybedilen canlarının akıbetini soran, acıda, mücadelede ve direnişte birleşenler Cumartesi Anneleri!
    Kanlı tarihte gözaltında kaybedilen çocuklarının bedenini, bir tek saç telini, onlara ait herhangi bir hatırayı arayan analarımız, koca çınarlarımız onlar. Bu koca çınardan birisini daha kaybettik bugün. Bugün günlerden Emine Ocak! Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın annesi! Cumartesi Annelerinin, Ocak ailesinin acısını paylaşıyoruz. Emine Ananın devri daim, toprağı gülistan olsun! Unutmayacağız, Unutturmayacağız!”

    PİRHA/ANKARA

  • Fransa Alevi Kadınlar Birliği’nin kampı ikinci gününde devam ediyor- VİDEO

    Fransa Alevi Kadınlar Birliği’nin kampı ikinci gününde devam ediyor- VİDEO

    PİRHA- Fransa Alevi Kadınlar Birliği’nin “Söz Kadının Sıra Sende Kampı”, Fransa’nın Metz kentinde başladı.

    Fransa’nın Metz kentinde dün başlayan ve 3 gün sürecek kampın ilk gününde, Fransa Alevi Kadınlar Birliği (FAKB-UFAF) Başkanı Hatice Menge İlkan açılış konuşmasını yaptı. Kamp, Fransa Alevi Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Rozbi Demir, FUAF önceki dönem başkanı Sultan Şahin ve FUAF Diplomasi Komisyonu’ndan Selma Orundaş’ın sunumuyla devam etti. 3 günlük kamp pazar günü sona erecek.

    Fransa Alevi Kadınlar Birliği’nin düzenlediği kamp 2. gününde devam ediyor. Kamp, saygı duruşu ve Nazlı Akgüç Ana’nın çıra uyandırması ile başladı. Ardından üçleme okundu. Kamp konuşmalarla devam etti.

    PİRHA/FRANSA

     

  • FUAF, Newroz’u deprem bölgesinde karşılayacak

    FUAF, Newroz’u deprem bölgesinde karşılayacak

    PİRHA-2023 Newroz’unu Türkiye’deki deprem bölgelerinde karşılayacaklarını açıklayan Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), “FUAF 3. deprem heyeti, YOL’un değerleriyle YOL’a düştük” ifadelerini kullandı.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) yaptığı bir açıklama ile Newroz’u deprem bölgesinde karşılayacaklarını duyurdu. FUAF tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “YOLUN DEĞERLERİYLE YOLA DÜŞTÜK”

    “Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Fransa Alevi Gençler Birliği ve Fransa Alevi Kadınlar Birliği olarak, zalim Dehaklara, her türlü baskı ve sömürüye karşı, halkların kardeşliğinden ve barıştan yana diyerek, baharın müjdesi, Newroz gününü Türkiye’de, deprem alanlarında olan çocuklarımız, kadınlarımız, gençlerimiz ve canlarımızla karşılamak için, FUAF 3. deprem heyeti, YOL’un değerleriyle YOL’a düştük.

    Newroz’un ateşi halklara, sosyal, siyasal, kültürel ve inançsal olarak rehber olması ve yeniden haklı ile haksızı, iyi ile kötüyü belirleyebilmesi ve aydınlıklara öncülük edebilmesi umuduyla. Aşk ile.”

    PİRHA / FRANSA

  • FUAF Eşit Başkanı Gündüz: Aleviliği, İslamiyet’in bir tarikatı haline dönüştürmek istiyorlar-VİDEO

    FUAF Eşit Başkanı Gündüz: Aleviliği, İslamiyet’in bir tarikatı haline dönüştürmek istiyorlar-VİDEO

    PİRHA – FUAF Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, AKP iktidarının, Alevi inancı üzerinde hegemonya kurmaya alıştığını belirterek, “Yok edemedikleri Aleviliği kendi içerisinde kuşatıp İslamiyet’in bir inancı, tarikatı haline dönüştürmek isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız” dedi. Gündüz, ayrıca ‘Yol kardeşliği cemevi projesi’ hakkında da bilgi verdi.

    ‘Yol kardeşliği cemevi projesi’ sebebiyle Ankara’ya gelen Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, PİRHA’ya konuştu. Türkiye’deki Alevi mücadelesini değerlendiren Gündüz, Aleviliğin daima zorlu süreçlere maruz aldığına işaret etti.

    Mehmet Gündüz, Alevi toplumunun, inançlarını yaşatmak adına çaba sarf ettiğini belirterek kimi sorunlara da işaret etti. Bölge farklılıkları ve metropollere taşınan Aleviliğe değinen Mehmet Gündüz, inanç üzerindeki değişimden bahsederek şöyle devam etti:

    “Esas olarak Alevilerin ortak mücadelesi değerlidir. Ama şunu görmek lazım; cemevlerimiz gerçekten Aleviliğin özüne sahip çıkan yerler olması gerekir. Burada Alevilik üzerinden bir tekelleşme, Alevilik üzerinden bir ayrışmaya değil, Aleviliğin ortak değerlerinin bütün cemevlerimizde beraber, bir statü içerisinde ele alınması gerekir. Farklılıklarımız bizim zenginliğimiz olmasına rağmen daha çok ortak yanlarımız üzerinden hareket edersek bu çok isimli cemevlerimizin bir arada olmasının önünü açacaktır. Birçok isim adı altında cemevleri gözümüze çarpıyor. Bunlar için de yöneticilerin, pirlerimizin bu noktada kendilerine düşenleri yapması gerekir. Sadece cemevleri yapma, her alanda bir cemevi olması yerine cemevlerimizin içeriğini doldurmak bizim için daha önemlidir.”

    “DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYI DAYATIYORLAR”

    FUAF Eşit Başkanı Mehmet Gündüz, Dersim’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın faaliyetlerini de yorumladı. Diyanet’in yürüttüğü politikanın “imha ve inkar olgusu” üzerine kurulu olduğunu söyleyen Gündüz, şöyle devam etti:

    “Yapılanların Aleviler, birçok diğer inançlar ve kimlikler üzerinde yıllardır sürdürülen bir çalışmanın parçası olduğunu görmekteyim. Burada esas itibari ile devletin Alevisi olmayı dayatmaktadırlar. Düne kadar gerek Cumhurbaşkanı gerek bakanlar, gerekse de Diyanetin açıklamalarında cemevlerini ‘Cümbüş evleri’ olarak görenlerin bugün ‘cümbüş evlerinde’ hangi Alevilikle ve hangi İslam adı altında buraların önünde gelip hareket ettiklerinin altını görmek lazım. Kendi inançlarını yaşamak isteyen Alevilerin dağıtılıp, bugün artık katliamlarla, tutuklamalarla yok edemedikleri Aleviliği kendi içerisinde kuşatıp İslamiyet’in bir inancı, tarikatı haline dönüştürmek isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Biz, Aleviliğin İslam’ın, Kürtlüğün, Türklüğün, Araplaşmanın ya da bir Hristiyanlığın değil, Aleviliğin kendi özünde, sözünde bir inanç olduğuna inanıyoruz. Bundan dolayı dönem dönem diğer inançlarla ortak yanlarımız olmuştur. Çünkü yaşadığımız ortak topraklar vardır. Ne diğer inançları küçümseyen ne de kendi inancımızın, başka inançların etkisi altında olacağı anlayışındayız.

    “YOL KARDEŞLİĞİNİ GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRME OLARAK GÖRMELİYİZ”

    Mehmet Gündüz, “Yol kardeşliği cemevi projesi” hakkında da bilgi verdi. Projenin daha önceki zamanlarda Kıbrıs ve Çorum’da da hayata geçirildiğini belirten Gündüz, şunları kaydetti:

    “Bu çalışmaların ana hedefi, gerek yurt dışında yaşayan biz Alevilerin, gerekse Türkiye’de yaşayan Alevilerin bir ortak anlayış içerisinde, kurumların bu yolda hizmetlerinin ortaklaştırılması, birbirlerine yardımcı olmasıdır. Yani biz burada ‘Yol kardeşliği’ derken Yol’a hizmet anlamında bir kardeşlikten bahsediyoruz. Yoksa inanç anlamındaki müsahipliğin statüsü içerisinde bir kardeşlik olmayacak. Zaten kurumların bir müsahipliği olmaz. Kurumların birbirleriyle yardımlaşması, çalışmalarda kendi güçlerini birleştirmesi, asimilasyona, imha ve inkar politikasına karşı, Yol’a hizmet anlamında güçlerimizi birleştirme olarak görmeliyiz. Yoksa inancımızda olan uzun ömürlü bir müsahiplik olgusuyla karıştırmamak lazım. Çünkü kurumlarda yönetimin ve yöneticilerin sürekli değişmesi söz konusu.
    Bu proje başlamasına rağmen birtakım eksiklerimiz veya yetersizliklerimiz olmuştur. Yeniden çoğalması için tabii ki çalışmalara devam edeceğiz. Ama inançsal olarak inancımızı geriye çeken, yanlış anlayışlara götüren bir temelde olmamalı. Bundan dolayı da projenin yeniden gözden geçirilmesi ve eksikliklerimizle birlikte ele alıp çalışmalara devam edilmesi gerektiğine inanıyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • FUAF ve DABF’tan Avusturya’da Aleviliğin bağımsız olarak tanınmasına destek

    FUAF ve DABF’tan Avusturya’da Aleviliğin bağımsız olarak tanınmasına destek

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) ve Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu (DABF) Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) mücadelesini selamlayarak, Aleviliğin Avusturya’da bağımsız bir inanç olarak tanınmasından memnun olduklarını belirttiler. Her iki federasyon da ortaya çıkan başarıdan dolayı AABF’yi kutladı.

    13 Nisan 2022 tarihinde Avusturya’da Alevilik ‘kendine özgü bir inanç’ olarak tanındı. Avusturya devleti Alevi inancının bağımsız, özgür bir inanç olduğunu belirterek noktayı koydu. Aleviliğin bu şekilde tanınmasında Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) 13 yıl verdiği hukuk mücadelesi etkili oldu.
    Aleviliğin Avusturya’da resmi olarak tanınmasının ardından AABF, “Hiçbir başarı tesadüf değildir! Yorulmadan mücadele edip, direnenlere aşk ola” diyerek açıklama yaptı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) mücadelesini selamlayan Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) ve Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu (DABF) ortaya çıkan başarıdan dolayı AABF’yi kutladı.

    “TÜM ALEVİ CANLARIMIZIN MÜCADELESİNE AŞK OLSUN”

    Danimarka Alevi Birlikleri Federasyonu, yayınladığı mesajda, “13 yıl hukuksal mücadele vererek Aleviliği kendine özgü bir inanç olarak kabul ettiren AABF’nin kazanımını selamlıyor ve kutluyoruz. AABF başkanı Özgür Turak ve onursal başkanı Mehmet Ali Çankaya nezdinde Avusturya’da yaşayan tüm Alevi canlarımızın mücadelesine aşk olsun” dedi.

    “YOL’UMUZU DOĞRU YAŞATANLARA BİN SELAM OLSUN”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu da, AABF’nin 13 yıl süren haklı ve hukuki mücadelesi sonucu Aleviliğin özgün bir inanç olduğunun kabulünü selamlayarak, “Kazanımlarımız için çaba gösteren, bıkmadan, usanmadan mücadele eden, direnen tüm emekçi canlarımızı, FUAF ailesi olarak AABF başkanı Özgür Turak nezdinde yürekten kutluyoruz. Bin selam olsun Yol’umuzu doğru yaşatanlara” diye belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • FUAF Eşit Başkanlığı’na Rozbi Demir ve Mehmet Gündüz seçildi

    FUAF Eşit Başkanlığı’na Rozbi Demir ve Mehmet Gündüz seçildi

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) 10. Olağan Seçimli Genel Kurulu gerçekleşti. Eşit Başkanlığa Rozbi Demir ve Mehmet Gündüz seçildi.

    Fransa’nın başkenti Paris’de Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (FUAF) 10. Olağan Seçimli Genel Kurulu yapıldı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat’ın katıldığı genel kurul, kadın zakirlerin deyişleriyle başladı.

    Yapılan konuşmaların ardından gidilen seçimde Rozbi Demir ve Mehmet Gündüz Eşit Başkan olarak seçildi.

    PİRHA/FRANSA

     

     

  • Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Tüzük Kurultayı yaptı: Hedef Yol’u korumak

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Tüzük Kurultayı yaptı: Hedef Yol’u korumak

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), bileşenleriyle birlikte Tüzük Kurultayı’nı gerçekleştirdi. FUAF Yönetim Kurulu Üyeleri, yenilenen tüzüklerle Fransa Alevi Hareketi’nin geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğini vurguladı.
    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), FUAF Bölge Yönetimleri, Alevi Kültür Merkezleri, FUAF Yol-Erken Kurulu, Fransa Alevi Gençler Birliği, Fransa Alevi Kadınlar Birliği ve Fransa Alevi İşverenler Birliği’nin tüzüklerini güncellemek için Tüzük Kurultayı yaptı.
    FUAF’a bağlı Alevi Kültür Merkezlerinden delegelerle Strasbourg AKM’nin ev sahipliğinde bir araya gelindi.
    İki gün, yoğun çalışma temposuyla yürütülen Tüzük Kurultayı ile güncel ihtiyaçlara cevap vermek, kurumları yeniden yapılandırmak, gelebilecek tehlikelere, saldırılara karşı kurumları, YOL’u korumak hedefleniyor.
    FUAF Yönetim Kurulu Üyeleri tüm katılımcı kurum ve delegelere “Hizmetiniz Kabul Olsun. Yenilenen tüzüklerle Fransa Alevi Hareketi geleceğe daha emin adımlarla yürüyecek” dedi.
    (Kaynak-FUAF Haber)

     

     

  • FUAF 2021/22 Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali sonuçları açıklandı

    FUAF 2021/22 Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali sonuçları açıklandı

    PİRHA-FUAF’ın AABK ile birlikte gerçekleştirdiği, UNESCO 2021 Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre Yılı kapsamında, 2021/22 Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali’nin sonuçları açıklandı.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Kültür Sanat Komisyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile birlikte gerçekleştirdikleri, UNESCO 2021 Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre Yılı kapsamında 1 Mart 2021’de Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali başlatılmıştı. 7 Mayıs 2021’de ise başlatılan festivalin sonuçları açıklandı.

    İki bölümden oluşan Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali’nin ilk bölümü, Covid-19 pandemisi sebebiyle çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Düzenlenmiş olan Sanat ve Edebiyat Yarışması Festivali, Federasyon yarışmalarından da Avrupa Genel Yarışması’na evirilecek şekilde kurgulanarak çeşitli etkinliklerle sonlandırılacak.

    Şenlik, temelde kültürlerin, fikirlerin, inançların ve yaşam tarzlarının panayırını açma misyonuna hizmet etmeyi öngörüyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na bağlı olan federasyon bünyesinde başlatılan ilk etap yarışmalarda edebiyat (kompozisyon, şiir, mektup), resim ve fotoğraf alanında dereceye giren sanat ürünleri, Avrupa bünyesinde ikinci etapta değerlendirilmeye tabii tutulacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • FUAF’tan koronavirüs açıklaması

    FUAF’tan koronavirüs açıklaması

    PİRHA- FUAF, Fransa da artan koronavirüs salgınına ilişkin yaptığı açıklamada “Covid-19 salgının gidişatını ciddiye almadığımız takdirde çok daha ağır ve unutulması zor olan sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz” denilerek, fiziksel mesafe ve hijyene dikkat edilmesi uyarısında bulundu.

     

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “dışarı çıkma yasağı” kararına ilişkin açıklama yaptı.

    Macron’un yaptığı “28 Ekim 2020 Çarşamba, halkına yapmış olduğu konuşmasından sonra, 30 Ekim Cuma gününden itibaren ülke çapında “dışarı çıkma yasağı” kararına değerlendirerek, şunları dile getirdi:

    “Her ne kadar yaz tatilinde, havaların ısınması ile Covid-19 salgınına yakalanan vaka sayıları azalsa da, kış aylarında böylesi ikinci bir dalganın gelmesi bilim insanları tarafından bekleniliyordu. Tüm bu süre zarfında, bizler psikolojik olarak Covid-19 ile yaşamayı öğrendik. İkinci dalgadaki alınan önlemler bizlere artık yabancı gelmiyordu.

    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un almış olduğu kararların içerisinde en dikkat çeken konu ise; “okulların açık kalması” oldu. Bu durumun tamamıyla devlet ekonomisi ve çocuklarımızın geleceği, eğitimi ile alakadar olduğu da aşikâr. 30 Ekim 2020 tarihinden bu yana, maalesef hepinizin de bildiği gibi, Covid-19 salgınına “GÜNLÜK” yakalananların sayıları 50 000’leri bulmaktadır. Yine “GÜNLÜK” Hakka yürüyen canların sayısı bugün itibarı ile 416’ya ulaşmıştır.

    SOSYAL MESAFEYİ KORUMAYI VE SIK SIK ELLERİMİZİ YIKAMAYI LÜTFEN İHMAL ETMEYİNİZ

    Cumhurbaşkanının da dediği gibi, Covid-19 salgının gidişatını ciddiye almadığımız takdirde çok daha ağır ve unutulması zor olan sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz. İçinde bulunduğumuz bu zor süreçte, her şeyden en önemlisi; “Geç olmadan, iş işten geçmeden, kendinizi, ailemizi ve sevdiklerinizi koruyunuz.” Sosyal mesafeyi korumayı ve sık sık ellerimizi yıkamayı lütfen ihmal etmeyiniz. Ayrıca, ailede içerisinde ciddi sağlık sorunları olan, kalp hastası, şeker, tansiyon, vb… kronik hastalıkları olan canlarımızla daha da mesafeli davranmayı unutmayalım. Canlar, eğitim tabii ki önemlidir, ama sağlığımız her şeyden daha önemlidir. Bu tarz ciddi kronik hastalıkları olan canları korumak için, gerekirse çocuklarımız için doktordan rapor talep etme hakkımız olduğunu unutmayın. Covid-19 salgınına yakalanmış olan canlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, acil şifalar diliyoruz. Hızır hiçbir canımızı darda ve zorda bırakmasın, Hakk yardımcınız olsun.”

    PİRHA/FRANSA

  • FUAF’tan Fransa’daki katliamlara tepki: İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur

    FUAF’tan Fransa’daki katliamlara tepki: İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Fransa’nın Başkenti Paris’te bir öğretmenin kafasının kesilmesini ve bugün de Nice şehrindeki bir kiliseye yapılan saldırıda üç kişinin öldürülmesini kınadı. FUAF yaptığı yazılı açıklamada, “Aleviler olarak benzer katliamlara defalarca maruz kalmış olmanın üzüntüsüyle, yaşanan acıyı yürekten paylaştığımızın bilinmesini istiyoruz” dedi. 

    Fransa’nın Başkenti Paris’te bir öğretmenin kafasının kesilmesi ve bugün de Nice şehrindeki bir kiliseye yapılan saldırıda üç kişinin öldürülmesine tepkiler yükseliyor.

    Yazılı bir açıklama yaparak katliamlara tepki gösteren Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), “Vahşetin, barbarlığın ve zalimliğin aldığı her can, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur” dedi.

    “ALEVİLER BU ACILARIN EMPATİSİNİ EN İYİ YAPABİLECEK TOPLULUKLARDAN BİRİDİR”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Fransa’nın Başkenti Paris’te bir öğretmenin kafası 18 yaşında radikal İslamcı bir Çeçen tarafından vahşice kesilerek katledildi. Ardından bugün Fransa’nın Nice şehrindeki bir kiliseye yapılan saldırıda insanlar aynı şekilde tekbir getirilerek hunharca katledildiler. Yüzyıllardır İslamcı gericiliğin kurbanı olarak bugüne kadar sayısız canlar veren Aleviler, bu yaşanan acıların empatisini en iyi yapabilecek topluluklardan birisidir.

    “ALEVİ-BEKTAŞİ HÜMANİZMASININ ÖNEMİ DAHA NET ANLAŞILMALIDIR”

    Bugün içinde bulunduğumuz şartlarda Alevi-Bektaşi hümanizmasının önemi ve değeri çok daha net bir şekilde anlaşılmalıdır. Yaşamı, doğayı ve bilimi esas almayan anlayışların nasıl bir barbarlığın piyonuna dönüşebileceği ortadadır. Fransa’da gerçekleşen bu gerici saldırıları nefretle kınarken, Aleviler olarak benzer katliamlara defalarca maruz kalmış olmanın üzüntüsüyle, yaşanan acıyı yürekten paylaştığımızın bilinmesini istiyoruz.”

    PİRHA/ FRANSA

     

  • AABK Genel Sekreteri Kılıçkaya: Yerimizin mazlumların yanı olduğunu haykıralım

    AABK Genel Sekreteri Kılıçkaya: Yerimizin mazlumların yanı olduğunu haykıralım

    PİRHA- HDP’ye dönük gözaltı operasyonuna tepki gösteren AABK Genel Sekreteri ve FUAF YK Üyesi Erdal Kılıçkaya “Arzuladığımız demokratik bir ülke özlemine bizleri yaklaştırmak bir yana, daha da uzaklaştıranlara karşı, onurlu bir duruş gösterelim ve ayağa kalkalım” dedi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5-8 Ekim 2014 tarihleri arasında düzenlenen Kobane eylemlerine ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Soruşturma kapsamında aralarında Kars Belediyesi Eşbaşkanı Ayhan Bilgen ile önceki dönem Milletvekilimi Sırrı Süreyya Önder’in de bulunduğu onlarca HDP’li gözaltına alındı.

    HDP’li gözaltına alınmasına dönük tepkiler bir çok kesimden yükselirken, AABK Genel Sekreteri ve FUAF YK Üyesi Erdal Kılıçkaya da yaptığı açıklamada “İnsanlığımızın katledilmesine sessiz kalmayalım” dedi.

    Kılıçkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tüm demokrasi güçlerine ve ülkenin geleceğine yönelik antidemokratik girişimlere karşı ortak tavır geliştirelim. Mazlumların ahı, hepimizin ahı olsun. Arzuladığımız demokratik bir ülke özlemine bizleri yaklaştırmak bir yana, daha da uzaklaştıranlara karşı, onurlu bir duruş gösterelim ve ayağa kalkalım. Artık, bizleri “kurbanlık” olarak gören rejimde, öfke ve korku ile yaşamayalım. Yerimizin mazlumların yanı olduğunu bilelim ve bunu korkmadan, çekinmeden haykıralım. Aydınlık yarınlar için, umut olalım.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı: Nerede bir Yezit varsa orada Hüseyinler var olacak

    FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı: Nerede bir Yezit varsa orada Hüseyinler var olacak

    PİRHA- Muharrem (Kerbela Yası) orucu 20 Ağustos’ta başlıyor. Yazılı bir açıklama yapan FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan Dede, Kerbela’nın, insanlık tarihinin kanayan bir yarası olduğunu ve asırlardır dinmeyen bir acı bıraktığını vurguladı.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Muharrem (Kerbela Yası) orucu 20 Ağustos’ta başlıyor.

    Fransa Alevi Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı/ Sarı İsmail Ocağı’ndan Metin Doğan Dede, Muharrem (Kerbela Yası) orucuna ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Metin Doğan Dede, İmam Hüseyin’in “Zalimin zulmüne karşı çıkmamak, mazluma yapılacak en büyük ihanettir. Zalimle birlikte varlık içinde yaşamaktansa, zalime karşı durarak ölmek yüceliktir” sözlerini hatırlatarak, 10 Ekim 680 tarihinde Kerbela’da İmam Hüseyin ve yarenlerinin haklı davaları uğruna, adalet uğruna çıktıkları yolda, Yezit’in binlerce kişilik ordusu tarafından vahşice katledildiklerini belirtti.

    İMAM HÜSEYİN’İN KOLLADIĞI CANI DEĞİLDİ, İNANCIYDI

    Doğan, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Yaşanan bu katliam insanlığın bilincinde büyük bir travma yarattı ve tarihe kara bir leke olarak geçti. Kerbela, insanlık tarihinin kanayan bir yarası oldu. Asırlardır dinmeyen bir acı bıraktı. Yezit sadece İmam Hüseyin’i ve beraberindekileri değil, İmam Hüseyin’in şahsında adaleti ve insanlığı da katletti. İmam Hüseyin, tarihin sayfalarına bir kez daha mazlumun zalime teslim olmayacağını yazdı. Kerbela olayının üzerinden neredeyse 1400 yıl geçmesine rağmen ne zalimin zulmü bitti, ne de zulme karşı direnenler tükendi. Hüseyin’i fiziki olarak katlettiler ama o direnişi ve onurlu duruşuyla her zaman yad edildi.

    İMAM HÜSEYİN VE KERBELA HAKSIZLIĞA KARŞI BAŞKALDIRININ VE DİRENİŞİN SİMGESİ OLDU

    Kerbela, karanlık ve aydınlığın, Hak ve Batıl’ın, ezen ve ezilenin mücadelesinin değişmez sembolü haline dönüştü. İnsanlık tarihi her daim zalimlerin ve onlara karşı direnen mazlumların mücadelesine sahne oldu. Nerede bir Yezit varsa orada bir Hüseyin, nerede bir zulmeden varsa orada direnenler varoldu. Ne zaman zulme karşı direnen bir mazlum görülse hep Hüseyin akla geldi. Bir kırba su getirmeye çalışırken kolları kesilen Celal Abbas, bedeni delik deşik edilen Ali Ekber, eli kınalı Kasım, altı aylık Ali Asgar ve direngenliğiyle, yiğitliğiyle Zeynep Ana hiçbir zaman unutulmadı. Hür’ün kahramanlığı dilden dile anlatıldı. Keşiş, İmam Hüseyin aşkına 7 oğlunun başını kurban etti.

    “BİZ ALEVİLER İÇİN GÜNÜMÜZE KADAR YAŞANAN KATLİAMLAR ADETA BİRER KERBELA OLDU”

    “Biz Aleviler için Yavuz Selim’lerden, Kuyucu Murat’lardan, Nurhak Başsaz yaylasına, Dersim’e, Maraş’a, Sivas’a, Çorum’a ve günümüze kadar yaşanan katliamlar adeta birer Kerbela oldu” diyen Doğan, şunları aktardı:

    “O günden bugüne Babek’ten, Karmati’lerden, El Muhtar’dan, Zeyd’den, Hasan Sabbah’lara…
    Baba İshak’lardan, Şeyh Bedrettin’lerden, Kalender Çelebi’lerden Pir Sultanlar’a kadar direnişler hiç bitmedi. Hüseyin İnan’lar bile idama giderken, “Biz korkumuzu Kerbela’da bıraktık” dedi. Bizler Ehlibeyt bendeleri olarak aradan asırlar geçmesine rağmen, Kerbela Katliamı sanki daha dün yaşanmış gibi Hüseyin’in ve yarenlerinin acısını yüreğimizde hissetmeye devam ediyoruz. Tarih boyunca yaşanan katliamları ve acıları Kerbela ile özdeşleştiren biz Aleviler, her sene (Hicri takvime göre) 1 Muharrem ile 12 Muharrem günleri arasında Kerbela şehitleri ve onların nezdinde, katliama uğramış tüm mazlumların matemini çekeriz. Matem oruçlarımız bu sene, Masum-u Paklar ve Fatma Ana adına tutulan karşılama oruçlarının ardından 20 Ağustos Perşembe günü başlayıp, 31 Ağustos Pazartesi günü sona erecektir. Muharrem matemi sürecinde Kerbela şehitleri ve insanlık tarihi boyunca katledilen cümle mazlumların yasını çekip onların yaşadığı acıları saygıyla yad edeceğiz.”

    PANDEMİ TEDBİRLERİ

    Dünya genelindeki koronavirüs salgınına da değinen Doğan, yurttaşların sağlığını riske atmamak adına organizasyon yapılmayacağını ve kurumların alacağı kararla sağlık tedbirlerini elden bırakmadan, gerekli hassasiyeti göstererek muhabbetlerini ve hizmetlerini gerçekleştirebileceğini belirterek, “matem aşkına gönüllerimizden geçen lokmalarımızı ihtiyaç sahiplerine bağış, cemevlerimize katkı veya öğrencilerimize burs olarak sunmamız anlamlı olacaktır. Bu anlamda matem günlerinin sevgiye, saygıya, hoşgörüye ve kardeşliğe vesile olmasını diliyoruz. Kerbela şehitleri ve cümle mazlumlar aşkına çekilen matem, tutulan oruçlar Hak katında kabul ola. Şah-ı Merdan Ali’nin şefaati, erenlerin, evliyaların himmeti üzerimizden eksik olmaya. Hak Muhammed Ali, Hünkar Hacı Bektaş Veli yardımcımız ola” dedi.

    PİRHA/FRANSA

  • FUAF’tan Dilek Dikme ile iki çocuğunun ölümüne ilişkin açıklama

    FUAF’tan Dilek Dikme ile iki çocuğunun ölümüne ilişkin açıklama

    PİRHA- Fransa’nın Montpellier yakınındaki Juvignac’da yaşayan Dersimli 30 yaşındaki Dilek Dikme ile iki çocuğunun havuzda ölü bulunmalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapan FUAF Yönetim Kurulu, Dikme ve çocuklarının elim bir havuz kazası sonucu Hakk’a yürüdüğünü belirtti. Açıklamada, Dilek Dikme canımız Yol’una bağlı, çalışkan, özverili ve mütevazi kişiliğiyle her daim kurumlarımıza, mücadelemize değer kattı” denildi. 

    Fransa’nın Montpellier yakınındaki Juvignac’da yaşayan Dersimli 30 yaşındaki Dilek Dikme, 2 ve 5 yaşındaki iki çocuğuyla önceki akşam evinin yüzme havuzunda ölü bulunmuştu.

    Dilek Dikme ve çocuklarının ölümüne ilişkin Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), bir açıklama yaptı.

    FUAF Yönetim Kurulu açıklamada şunları kaydetti:

    “5’nci Dönem Yönetim Kurulu üyemiz, Doğa ve Çevre Komisyonu sorumlumuz Dilek Dikme canımız ile birlikte iki çocuğunun elim bir havuz kazası sonucu Hakk’a yürüdüğü haberini üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
    Yoluna bağlı, çalışkan, özverili ve mütevazi kişiliğiyle her daim kurumlarımıza, mücadelemize değer kattı.

    Genç yaşına kocaman bir yaşam, dik duruş ve gururla anılacak bir zaman dilimi sığdırdı.

    Geride bıraktığın pozitif değerler sayesinde, hep bizlerle birlikte yol yürümeye devam edeceksin. Sevgili Dilek seni hiç bir zaman unutmayacağız.

    Devrim daim, yıldızlar yoldaşın olsun.”

    PİRHA/ FRANSA

     

  • FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı Doğan: Hıdırellez sağlık, huzur ve bereket getirsin

    FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı Doğan: Hıdırellez sağlık, huzur ve bereket getirsin

    PİRHA- FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan, Hıdırellez’in tüm topluma sağlık, huzur ve bereket getirmesini diledi. Doğan, “İnsanların kardeşçe yaşadığı, zulmün ve savaşların son bulduğu en güzel günler bizlerin olsun” dedi. 

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan, Hıdırellez’e ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Doğan, “Dünyada farklı coğrafyalarda değişik isimlerle anılan Hıdırellez kültü, asırlardır nesilden nesile aktarılan farklı gelenek ve inanışlarla yaşatılıyor. Alevilikte, her yıl 5 mayıs’ı 6 mayıs’a bağlayan gece, bereket, bolluk ve şifayı simgeleyen Hızır ile İlyas’ın bir gül ağacının altında buluştuklarına inanılır” dedi.

    6 Mayıs aynı zamanda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmelerine değinen Doğan, “Bundan 48 yıl önce genç yaşlarında idam edilen bu devrimci önderlerimizide saygıyla anıyoruz. Ruhları şad, Devirleri daim ola” ifadesini kullandı.

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    “Abu hayat suyu içtikleri için ölümsüzlüğe kavuştuklarına inanılan Hızır ve İlyas’ın yılda bir kez gerçekleştirdiği bu buluşmanın arkasından tekrardan karada ve denizde zor durumda olanların yardımına koştuklarına inanılır.

    Bir sene, eski takvimlere göre, Hızır günleri ve Kasım günleri diye 2 bölüme ayrılırdı. Bugün soğuk günlerin yani Kasım günlerinin sona erdiği ve yaz günlerinin başladığı gündür.
    Halk arasında Bülbül ile Gül’ün buluştuğu gündür diye anılır.

    YÖRELERE GÖRE DEĞİŞİK GELENEKLER UYGULANIR

    Hıdırellez’de yörelere göre değişik gelenekler uygulanır. Birçok bölgede yeşil alanlara ve su kenarlarına gidilir, sofralar kurulup lokmalar paylaşılır, ağaçlara bez bağlanarak dilekler tutulur, kurbanlar tığlanır, küskünler dargınlar barıştırılır, mezarlar ve türbeler ziyaret edilerek delil uyandırılır.

    6 Mayıs aynı zamanda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmelerinin yıldönümüdür. Bundan 48 yıl önce genç yaşlarında idam edilen bu devrimci önderlerimizide saygıyla anıyoruz. Ruhları şad, Devirleri daim ola.

    Bu anlamda içinde bulunduğumuz şu zor günlerde Hıdırellez’in tüm toplumumuza sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyoruz. İnsanların kardeşçe yaşadığı, zulmün ve savaşların son bulduğu en güzel günler bizlerin olsun.

    Hızır – İlyas kimseyi darda zorda koymaya.
    Hakk Muhammed Ali cümlemizin yardımcısı ola.
    Yol Ulularımızın himmetleri üzerlerimizden eksik olmaya.”

     

  • Alevilerden Avrupa Parlamentosu ziyareti

    Alevilerden Avrupa Parlamentosu ziyareti

    PİRHA – FUAF Diplomasi Komisyonu’nun organize ettiği Avrupa Parlamentosu ziyaretinde konuşan FUAF Eşit Başkanı Rozbi Demir, “Fransa, Alevi hareketini güçlü kılmanın yolu Alevi toplumun asimilasyona uğramadan entegre olmasıdır”dedi. 

    FUAF Diplomasi Komisyonu’nun organize ettiği Avrupa Parlamentosu ziyareti, FUAF Eşit Başkanları Rozbi Demir ve Hakan Alca ile çok sayıda kadın ve gencin katılımıyla gerçekleşti.

    Avrupa Parlamento (AP) ziyareti öncesi parlamentonun farklı bölümleri rehber eşliğinde gezilerek, Parlamento’nun amaç ve işlevi konusunda bilgi alındı. Avrupa Birliği (AB) üyesi 28 ülkenin ortak idari merkezine dönüştürülen Strasburg şehri, Avrupalı Alevilerin de başkenti olmaya aday bir konumda.

    450 milyon nüfus ve 736 parlamenterle temsil edilen Avrupa Birliği Parlamento’su bir siyasi güç olarak topluluk politikalarının hazırlanması için gereken kararların üretildiği ve yeniden yapılandırıldığı bir süreci yaşıyor.

    “BEKLENTİLERİMİZ EVRENSEL HAKLARA DÖNECEKTİR”

    FUAF Diplomasi Komisyonu’nun çalışmaları doğrultusunda, Eşit Başkan Rozbi Demir, “Fransa, Alevi hareketini güçlü kılmanın yolu Alevi toplumun asimilasyona uğramadan entegre olmasıdır. Bu amaçla AB ve AP’nin sosyal, ekonomik ve siyasi sisteminin ve parlamenterlerin bizi yakından tanıması önem arz ediyor. Vatandaşlık haklarımızın yanında Avrupa’ya yayılmış olan Aleviler olarak bir bütün yapılanmamızın önünü açacak olanaklar bu parlamenter sistemin yaratıcılığıyla daha da genişleyecektir. Toplumsal beklentilerimiz artık bir bütün olarak çatı örgütümüz üzerinden evrensel haklara dönecektir. Avrupa Birliği yapılanması Aleviler açısından Türkiye’deki Alevilerin geleceğini belirlemede ve sistemin Alevilere dayattığı baskı ve asimilasyonun da önüne geçmede kapı aralayacaktır” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • FUAF’tan anlamlı çalışma

    FUAF’tan anlamlı çalışma

    PİRHA- FUAF Kuzey Doğu Bölgesi ve FUAF bileşenlerinin “Çocuklar Üşümesin” şiarı ile başlattığı yardım kampanyası sonucunda toplanan malzemeler ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

    FUAF Kuzey Doğu Bölgesi ve FUAF bileşenlerinin “Çocuklar Üşümesin” şiarı ile başlattığı ve bu yıl ikincisini düzenlediği Sosyal Sorumluluk ve Yardımlaşma Projesi kapsamında, 14 Köy okulunda yardıma muhtaç toplam 740 çocuğa kışlık kıyafet (mont+bot) ve okul ihtiyaç gereçleri verildi.

    Hızır ayında yardıma muhtaç çocuklara yardım etmek için FUAF Kuzey Doğu Bölgesi ve bileşenlerinin yanı sıra Fransa’da bulunan pek çok Alevi Kültür Merkezlerinin bağış ve destekleriyle toplanan yardımlar, Fransa Alevi Kadınlar Birliği (UFAF) Başkanı Sultan Şahin ve eşiti, FUAF Kuzey Doğu Bölge eşit Başkanı Songül Çınar ve FUAF Kuzey Doğu Bölgesi Yönetim Kurulu üyesi Naci Azman’ın koordinasyonunda; Hacıbektaş-Nevşehir, Rize, Tokat, Erzincan, Ardahan, Pazarcık, Hatay, Antalya ve Dersim’e ulaştırıldı.

    ÇOCUKLARA HIZIR AYINDA HIZIR OLDULAR

    Konuya dair açıklama yapan FUAF Kuzey Doğu Bölgesi eşit başkanı Songül Çınar “Ne mutlu bizlere ve yardımlarını esirgemeyen tüm canlarımıza. Özellikle bu yıl Hızır ayında bu yavrularımıza Hızır gibi yetişip uzanan sıcak eller olabildik. Ne mutlu bu güzel duyguları yaşayan ve yaşatanlara. Aşk ola bu yola hizmet edenlere. Duyarlılıkları ile katkıda bulunan, destek veren her canın lokmaları hak katına yazıla”dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçkaya: Savaş ölüm ve yıkımdır; karşı duracağız

    Kılıçkaya: Savaş ölüm ve yıkımdır; karşı duracağız

    PİRHA-AABK 2. Başkanı ve FUAF YK Üyesi Erdal Kılıçkaya, savaşa karşı olduklarını belirterek, “Savaş her şeyden önce ölüm ve yıkımdır. Açlık, sefalet, hastalık, adaletsizlik, tecavüz ve doğanın yok edilmesidir. Bize düşen, muktedirlerden aman beklemek değil, onların ikiyüzlülüğünü teşhir edip önlem almaya zorlamaktır” dedi. 

    Türkiye hükümetinin, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulmasına ilişkin adımlarında kritik döneme girildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında önceki gün yapılan telefon görüşmesinin ardından ABD kuvvetlerinin çekilme süreci başladı. Türkiye’nin başlatacağı operasyona destek verilmeyeceğini belirten Beyaz Saray’ın, “IŞİD’li tutuklulardan Türkiye’nin sorumlu olacağı” açıklaması yapması dikkat çekti.

    Yazılı bir açıklama yapan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) 2. Başkanı ve Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) YK Üyesi Erdal Kılıçkaya, “Bize düşen, muktedirlerden aman beklemek değildir” dedi.

    Kılıçkaya, “Savaş çığlıkları arasında, zaten açlık ve yoksullukla cebelleşen halkın, savaşla birlikte bu durumunu sorgusuz kabulleneceği hedeflenecek” ifadelerini kullandı.

    “HDP’DEN SONRA SIRA CHP VE KILIÇDAROĞLU’NA GELİYOR”

    “HDP’ye yönelik çok yönlü operasyonların ardından sırayı CHP’ye getirip ve devamında bir erken seçime giderek, AKP-MHP ortaklığını devam ettirme planlarının hayata geçirildiği günleri yaşıyoruz” diyen Kılıçkaya,  şöyle devam etti:

    “Bunun somut adımları atılmaya başlandı bile. HDP kanadında Eş Başkanlardan partinin çaycısına kadar, geniş parti kadrolarının gözaltına alınmasının devamında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Kılıçdaroğlu ile ilgili “CHP Genel Başkanı için dokunulmazlığın kaldırılması ve mahkeme yolu ardına kadar aralanmış ve açılmıştır” diyerek, seçim öncesi CHP’den çok Kılıçdaroğlu’nun hedefe konacağının sinyalini verdi. Buradan da anlaşılacağı gibi, HDP’den sonra artık sıranın kaçınılmaz bir biçimde CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na geldiğini görüyoruz. Her ne kadar Suriye seferine CHP ve Kılıçdaroğlu destek verse de, olası bir 2020 erken seçimi öncesi özellikle Kılıçdaroğlu hedef olmaktan kurtulamayacak.”

    “BUGÜNLERİN MUMLA ARANACAĞI VAZİYETE DOĞRU GİDİLİYOR”  

    Bugünlerin mumla aranacağı vaziyetine doğru ilerlenen bir dönemin yaşandığını belirten Kılıçkaya, “Savaş çığlıkları arasında, zaten açlık ve yoksullukla cebelleşen halkın, savaşla birlikte bu durumunu sorgusuz kabulleneceği hedeflenecek. Muktedirler, militarizmin mide açlığını dindireceğini sanarak ilerleyebileceklerini düşünecek. Oysa savaş her şeyden önce ölüm ve yıkımdır. Açlık, sefalet, hastalık, adaletsizlik, tecavüz ve doğanın yok edilmesidir” dedi.

    “İLLE DE BARIŞ DİYORUZ”

    “Bize düşen, muktedirlerden aman beklemek değil, onların ikiyüzlülüğünü teşhir edip önlem almaya zorlamaktır” diyen Kılıçkaya, şunları kaydetti:

    “Bundan dolayı, biz de “ille de barış” diyerek, savaşların, yoksulluğun, gericiliğin ve toplumsal tahribatların arttığı bir süreçte, barışı, özgürlüğü, eşitliği ve farklı kültürlerin, eşit koşullarda ve eşit haklarla bir arada yaşamasını savunacağız.

    Emek, demokrasi, ekolojik mücadele ve barış eksenli mücedelemizi hiç durmadan devam ettireceğiz.

    Alevi’ye, Ezidi’ye, Kürt’e, Ermeni’ye, Türk’e, Arap’a, kadına, emekçiye, aydına, gence, insanlığa yönelik bu yok etme girişimine karşı çıkacağız.
    Unutmayalım! Birimize saldırı, hepimize saldırıdır.
    Dolayısı ile, birbirimizin rakibi, düşmanı hiç bir zaman olmadığımız gibi, hele şu günlerde hiç değiliz. Hep birlikte insanlığa ve doğaya saldıranların rakibi ve karşısında dik duranlarız.
    “İlle de Barış” şiarımızın, ülkemizde, Orta Doğuda ve tüm dünyada hayat bulması için, demokrasiyi, evrensel değerleri savunmak için, güçlerimizi birleştirmek zorundayız.
    Tek çaremiz, birlikte mücadele, birlikte mücadele, birlikte mücadele.”

    (HABER MERKEZİ)   

     

  • FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı: Hüseyin’in davası adalet davasıydı

    FUAF Yol Erkan Kurulu Başkanı: Hüseyin’in davası adalet davasıydı

    PİRHA- Fransa Alevi Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan, Muharrem ayı nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, “Yezit zalimliğin simgesi, İmam Hüseyin ve Kerbela ise haksızlığa karşı başkaldırının, direnişin ve duruşun simgesi oldu.

    Fransa Alevi Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan Dede, “Muharrem matemi” başlığıyla bir açıklama yayınladı.

    Doğan, İmam Hüseyin ve yarenlerinin haklı davaları uğruna Kerbela’da Yezit’in binlerce kişilik ordusu tarafından vahşice katledildiklerini hatırlatarak, “İnsanlık tarihi boyunca yaşanan tüm katliamları ve acıları Kerbela hırkasının altında biriktiren biz Aleviler, her sene Hicri takvime göre 1 Muharrem ile 12 Muharrem günleri arasında Kerbela şehitleri ve onların nezdinde, katliama uğramış tüm mazlumların matemi çekeriz” dedi.

    Metin Doğan, “Karanlık ve aydınlığın, Hak ve Batıl’ın, ezen ve ezilenin mücadelesinin değişmez simgesi haline dönüşen Kerbela günümüze değin hiç bitmedi. Kerbela bir mekan olmaktan çıktı, Yezit ise bir isim olmaktan çıktı. Yezit zalimliğin simgesi, İmam Hüseyin ve Kerbela ise haksızlığa karşı başkaldırının, direnişin ve duruşun simgesi oldu” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın tam metni şöyle:

    Değerli Canlar, kadim insanlık tarihi boyunca yerkürede kuşkusuz bir çok katliam ve zulüm yaşandı. Fakat bundan 1339 yıl önce Kerbela’da yaşanan katliam insanlığın bilincinde sonsuza kadar unutulmayacak büyük bir travma yarattı ve tarihe kara bir leke olarak geçti.
    İmam Hüseyin ve yarenleri haklı davaları uğruna Kerbela’da Yezit’in binlerce kişilik ordusu tarafından vahşice katledildiler.
    İzzetsiz bir şekilde yüz yıl yaşamaktansa, izzetli bir şekilde bir gün yaşarım diyerek bu uğurda haksızlığın karşısında boyun eğmeyip kendini feda eden HÜSEYİN’İN DAVASI, CAN DAVASI DEĞİL, ADALET DAVASIYDI.
    Hüseyin’i fiziki olarak katlettiler ama o, direnişi ve onurlu duruşuyla insanlığa sonsuza dek örnek oldu.

    “YEZİT ZALİMLİĞİN, İMAM HÜSEYİN VE KERBELA DİRENİŞİN SİMGESİDİR”

    Zamanla Kerbela bir mekan olmaktan çıktı, Yezit ise bir isim olmaktan çıktı. Yezit zalimliğin simgesi, İmam Hüseyin ve Kerbela ise haksızlığa karşı başkaldırının, direnişin ve duruşun simgesi oldu. Yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa İmam Hüseyin’in haklı mücadelesi ve duruşu anlatıldı. İmam Hüseyin adına yüzlerce deyiş, mersiye ve ağıtlar yazıldı.
    Farklı coğrafyalarda diller değişse de Hüseyin’e ve yoldaşlarına karşı duyulan sevgi ve bağlılık değişmedi. Ne zaman zulme karşı direnen bir mazlum görülse Hüseyin akla geldi.
    Kolları kesilmiş Celal Abbas’ı, delik deşik edilmiş Ali Ekber’i, eli kınalı Kasım’ı, altı aylık Ali Asgar’ı ve diğer yakınlarını Yezit’in zulmüne kurban veren Zeynep’in yiğitliği ve direnişi unutulmadı.
    Aradan asırlar geçmesine ve 21. yüzyıla gelmemize rağmen milyonlarca insan, Kerbela Katliamı sanki daha dün yaşanmış gibi Hüseyin ve yarenlerinin acısını yüreğinde hissetmeye devam ediyor.

    Karanlık ve aydınlığın, Hak ve Batıl’ın, ezen ve ezilenin mücadelesinin değişmez simgesi haline dönüşen Kerbela günümüze değin hiç bitmedi.
    HER YER KERBELA, HER GÜN AŞURA oldu.
    Fırat’ın suyu kan akmaya devam etti.
    Dünya her dönem makamları uğruna yeryüzünü kana bulayan zalimlerin ve onlara karşı direnen mazlumların mücadelesine sahne oldu. Nerede bir Yezit varsa orada bir Hüseyin, nerede bir zulmeden varsa orada direnenler var oldu.

    Kerbela’dan günümüze kadar Hüseyin’lerin onurlu davasını sürenler, her daim egemenler tarafından baskı ve katliamlarla yok edilmeye çalışıldı. Sivas’lar, Maraş’lar, Çorum’lar, Dersim’ler bunlardan sadece bir kaç tanesi idi. Yezit hep başka donlarda karşımıza çıktı. Yavuz oldu, Hınzır Paşa oldu, Kuyucu Murat oldu. Zulüm hep var oldu.

    “YOLUMUZDAN, DAVAMIZDAN, İNANCIMIZDAN VAZGEÇİREMEDİLER”

    Ancak herşeye rağmen bizleri yolumuzdan, davamızdan ve inancımızdan vazgeçiremediler. Çünkü bizler Kerbela’ların evlatlarıyız. Bizler, darağacında, DÖNEN DÖNSÜN BEN YOLUMDAN DÖNMEZEM diyen Pir Sultan Abdal’ların, idama giderken, KORKUMUZU KERBELA’DA BIRAKTIK diyen Hüseyin İnan’ların yoldaşlarıyız. Dağların heybetini arkasına alıp yürüyen Baba İshakların, Baba İlyas’ların,
    mayasında inanç, doğruluk ve haksızlığa karşı boyun eğmeyerek direnmek olan Kalender Çelebi’lerin yarenleriyiz.

    Dehak’lara karşı Demirci Kava’yız
    Nemrut’lara karşı İbrahim’iz
    Firavun’lara karşı Musa’yız.

    Bizler, Anadolu’nun en karanlık dönemlerinde sevgi ve hoşgörü ile bilgelikleri ve itikatlarıyla toplumu biraraya getirerek ilim ve irfanı aşılayan, insanların gönüllerinde çerağ uyandıran, Hünkar Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Yunus Emre’lerin ve erenlerin yolundan yürüyenleriz.

    “TÜM MAZLUMLARIN MATEMİNİ ÇEKERİZ”

    İnsanlık tarihi boyunca yaşanan tüm katliamları ve acıları Kerbela hırkasının altında biriktiren biz Aleviler, her sene Hicri takvime göre 1 Muharrem ile 12 Muharrem günleri arasında Kerbela şehitleri ve onların nezdinde, katliama uğramış tüm mazlumların matemini çekeriz.

    Matem bu sene karşılama oruçlarının ardından 31.08.2019 Cumartesi günü başlayıp 11.09.2019 Çarşamba günü sona erecektir.
    Matem süresince cemevlerimizde, hanelerimizde Kerbela şehitleri aşkına çerağlarımızı uyandıracağız, verilen gülbanklarla oruçlarımızı açıp muhabbetlerimizi paylaşacağız. Matem günlerinin ardından Aşurelerimizi kaynatıp, cemlerimizi bağlayarak birlik beraberlik içerisinde bu kutsal günlerdeki ibadetlerimizi ve hizmetlerimizi yerine getireceğiz.

    “MUHARREM AYININ KUTSALLIĞI İSLAMİYET ÖNCESİNE DAYANIYOR” 

    Muharrem ayının kutsallığı İslamiyetin çok öncelerine dayanmaktadır. Oruç tutmak ise kadim insanlık tarihi kadar eski bir gelenek ve ibadettir.
    Tarihte diğer inançlarda ve topluluklarda Muharrem ayında her ne gerekçe ile oruç tutulursa tutulsun, biz Alevilerde Matem orucu olarak anılır. Kerbela Katliamı nedeniyle ve daha sonraki süreçte de 12 imamların kutsallığıyla birleştirilerek, 12 gün oruç tutulması gelenekselleşmiştir. Bizler Ehlibeyt bendeleri olarak 12 gün boyunca oruç tutar matem çekeriz. Asıl önemlisi de yaşanan bu katliamların acısını yüreğimizde hissederiz.

    “HER TÜRLÜ EĞLENCEDEN KAÇINIRIZ” 

    Her türlü eğlenceden, gösterişten ve zevkten kaçınırız. Kul Nesimi’nin, ‘Abdestimiz katlanmak,  namazımız sabretmek, biz bir oruç tutarız Ramazana benzemez’ dediği gibi bizim orucumuz diğer anlayışlardan farklıdır. Sadece yemeden içmeden oruç tutarak değil, bir ömür boyu olması gerektiği gibi elimize, dilimize, belimize sahip olarak, düşeni kaldırarak, yetimi doyurarak, ihtiyacı olanlara yardım ederek, haksızlık karşısında boyun eğmeyerek bu günlerin tamamlanması gerekir.

    Bu duygularla, Matemi gönlünde yaşayan cümle canların niyetleri kabul, muratları hasıl ola.
    Matem sonrasında paylaşacağımız aşure lokmalarımız birliğimize, beraberliğimize vesile ola. Sevgi saygı ve hoşgörü yüreğimizden hiç eksik olmaya.
    Hak Muhammed Ali, Kerbela şehitleri ve cümle mazlumlar aşkına çekilen matemi, tutulan oruçları kabul ve makbul eyleye. Erenlerin, evliyaların himmetleri üzerimizde daim ola. Bozatlı Hızır yoldaşımız, Hünkar-ı Evliya yardımcımız ola.”   (HABER MERKEZİ)    

     

  • AABK 2. Başkanı Kılıçkaya: Doğanın talanına seyirci kalamayız

    AABK 2. Başkanı Kılıçkaya: Doğanın talanına seyirci kalamayız

    PİRHA – AABK 2. Başkanı Erdal Kılıçkaya, Dersim’de, Kaz Dağları’nda ve Hasankeyf’te yapılan doğa talanına tepki göstererek, ‘Doğanın talanına seyirci kalamayız’ dedi. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfedersyonu(AABK) 2. Başkanı ve FUAF YK Üyesi Erdal Kılıçkaya, Dersim, Kaz Dağları ve Hasankeyif’de yapılan doğa talanına tepki gösterdi. Kılıçkaya, Doğanın talanına seyirci kalamayacaklarının altını çizerek, “Doğa ile savaş halinde olursak, kaybeden biz oluruz. Yaşamı kaybederiz” dedi.

    “DOĞAYLA BARIŞIK YAŞAMALIYIZ”

    Doğadaki hiçbirşeyin kendisi için yaşamadığını kaydeden Kılıçkaya, ” Nehirler kendi suyunu içmez, ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez, güneş kendisi için ısıtmaz, ay kendisi için parlamaz, çiçekler kendileri için kokmaz, toprak kendisi için doğurmaz, rüzgar kendisi için esmez, bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz” ifadelerini kullandı.

    Doğayla barışık yaşanması gerektiğini vurgulayan Erdal Kılıçkaya, doğanın iki anayasasının olduğunu, “Her şey birbiri için yaşar, birbiri için yaşamak doğanın kanunudur” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Gözaltına alınan Alevi yöneticilerden Durak Arslan serbest bırakıldı

    Gözaltına alınan Alevi yöneticilerden Durak Arslan serbest bırakıldı

    PİRHA- 21 Haziran Perşembe günü Türkiye’ye girerken, İstanbul Havalimanı’nda pasaport kontrolleri sırasında gözaltına alınan Durak Arslan serbest bırakıldı.

    Fransa’da Alevi kurumlarına iki dönem genel başkanlık yapan Durak Arslan, 21 Haziran Perşembe günü  İstanbul Havalimanı’nda pasaport kontrolleri sırasında gözaltına alındı. Arslan, avukat Aziz Uzun’un eşliğinde  Gazi Osman Paşa Adliyesi’ne çıkarılarak 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ifade verdi. Durak Arslan daha sonra  davasına Konya Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edilmek üzere serbest bırakıldı.

    FUAF’TAN AÇIKLAMA

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Hakan Alca, Arslan’ın gözaltına alınmasına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Durak Arslan çıkmış olduğu mahkemede suç konusu olayın bir yanlış anlaşılmadan kaynaklı olduğu, hakkında iddia edilen ” Toplumun bir kesimini diğer bir kesime karşı tahrik…” içerikli suç duyurusu ile bağlantılı olmadığı savunmasını yaptı. Davasına Konya Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edilmek üzere serbest bırakıldı. Yöneticilerimize yönelik yapılan bu tür, yıpratma ve yıldırma müdahalelerini doğru bulmuyoruz ve bu haksız yaklaşımlardan vazgeçilmesini talep ediyoruz. Bilinmelidir ki, tüm yöneticilerimize sahip çıktığımız gibi, Durak başkanımıza da sahip çıkacağız. Bu davanın sonuna kadar takipçisi olmaya da devam edeceğiz. Durak Başkanımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL