Etiket: galatasaray meydanı

  • Cumartesi Anneleri: 33 yıldır soruyoruz, Yusuf Erişti nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 33 yıldır soruyoruz, Yusuf Erişti nerede?-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 990. haftasında gözaltındaki kayıpların akıbetini sormak için Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Yapılan açıklamada, gözaltında kaybedilen Yusuf Erişti’nin akıbeti sorularak “Kaç yıl geçerse geçsin Yusuf Erişti ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.

    Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, 990. haftada da abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelerek kayıp yakınlarını aradı.

    “ADALETE ULAŞMA HAKKI İHLAL EDİLİYOR”

    İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyonu adına basın açıklamasını kayıp yakını Fatma Aslan okudu. Aslan‘ın okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “990 haftadır gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetlerini açığa çıkartacak, suçun fail ve sorumlularını tespit edecek etkin soruşturma ve kovuşturmalar yapılmasını talep ediyoruz. Ancak devlet, bu meşru talebimizi karşılamak yerine inkar ve cezasızlıkta ısrar ediyor. İktidarlar değişse de bu tutum hiç değişmiyor ve kayıp ailelerinin hakikate ve adalete ulaşma hakları ihlal edilmeye devam ediyor.

    “EMNİYET, ERİŞTİ’Yİ GÖZALTINA ALDIĞINI KABUL ETMEDİ”

    990. haftamızda Erişti Ailesi’nin 33 yıldır ihlal edilen hakikate ve adalete ulaşma haklarının sağlanmasını talep ediyoruz. 30 yaşındaki Tokat-Reşadiye doğumlu Yusuf Erişti, 12 Eylül döneminde 2 yıl hapishanede kalmış, hapisten çıktıktan sonra birkaç kez gözaltına alınmış ve işkence görmüştü. Yusuf Erişti, 14 Mart 1991 Perşembe sabahı arkadaşıyla buluşmaya gittiği Belgradkapı civarında Terörle Mücadele polisleri tarafından gözaltına alındı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü. Avukat Fethiye Pekşen, gözaltında tutulan Yusuf ile görüşmek için DGM’ye başvurarak, görüşme izni aldı. Ancak Emniyet Müdürlüğüne gittiğinde Yusuf’la görüştürülmedi. Bunun üzerine Pekşen, 29 Mart’ta polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusundan sonra emniyet verdiği cevapta “Yusuf Erişti’nin gözaltında olduğuna ilişkin bir kayda rastlanmamıştır” dedi.

    “YUSUF’A YOĞUN İŞKENCE YAPILDI”

    Ancak, aynı operasyon kapsamında gözaltına alınarak tutuklanıp İstanbul Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderilen bazı kişiler, Yusuf Erişti’yi gözaltına alınırken ve emniyette sorgulanırken gördüklerini avukatlar aracılığıyla kamuoyuna açıkladılar. Yaptıkları açıklamada, Yusuf’a işkence yapan polislerin  “seni gözaltına aldığımızı kayıtlara geçirmedik, buradan ölün çıkar kimsenin haberi olmaz” dediklerini söyledi. Bir kişi de “Yusuf’a yoğun işkence yapıldı. Onu en son 17 Mart’ta komaya girmiş halde hücresine götürülürken gördüm” dedi. Ayrıca, 13 Mayıs 1991 tarihinde bir üniversite öğrencisi (C.Ç.)  Taksim’de 1 Mayıs’a katıldığı için gözaltına alındığını, sorguda polislerin kendisine “Seni Yusuf Erişti gibi öldürürüz. Kimsenin haberi olmaz” dediklerini açıkladı. Milletvekili Mahmut Alınak 25 Nisan 1991 tarihinde Başbakan Yıldırım Akbulut’un cevaplaması talebiyle verdiği soru önergesinde tanıkların ifadelerini aktararak Yusuf Erişti’nin akıbetini sordu. Önergeyi cevaplayan dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu “Yusuf Erişti gözaltına alınmamıştır. Önergede iddia edilen hususların gerçekle ilgisi yoktur” dedi.

    “FAİLLERİN CEZALANDIRILMASI TALEBİMİZİ TEKRARLIYORUZ”

    Baba Bekir Erişti, başta Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Başbakan Yıldırım Akbulut olmak üzere bütün siyasi partilerin genel başkanlarına,  İstanbul Valiliği ve Cumhuriyet Savcılığı’na otuza yakın dilekçe ile başvurdu. Baba Erişti ve avukatları tarafından yetkililere sunulan dilekçeler ve suç duyurularına rağmen olayla ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmadı. Yusuf’u kaybedenler cezasızlarla korundu.

    Gözaltında kaybedilişinin 33.yılında, Yusuf Erişti dosyasında maddi gerçeği açığa çıkartacak etkinlikte bir soruşturma-kovuşturma yapılması ve faillerin işledikleri ağır suçla orantılı olarak cezalandırması talebimizi bir kez daha tekrarlıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Yusuf Erişti için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz”

    990. Hafta eylemi Galatasaray Meydanı’na karanfillerin bırakılmasının ardından son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: 30 yıl oldu, Cüneyt Aydınlar nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 30 yıl oldu, Cüneyt Aydınlar nerede?-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 988. haftasında bir kez daha Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. Gözaltında kaybedilişinin 30. yılında Cüneyt Aydınlar ve tüm kayıplar için adalet isteyen Cumartesi Anneleri, “Kaç yıl geçerse geçsin Cüneyt Aydınlar için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi .

    Abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucularının eylemin 988. haftasında yaptığı açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Sebla Arcan okudu. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “POLİSİN FİRAR SENARYOSU ESAS ALINDI”

    “988. haftamızda Menekşe Aydınlar’ın ’30 yıl oldu. Bilmeye hakkım var; oğluma, gözbebeğime ne oldu?’ sorusunu devleti yönetenlere ve adli makamlara birlikte soruyoruz. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi olan Cüneyt Aydınlar, 20 Şubat 1994 tarihinde Bakırköy’deki Ömür durağında polisler tarafından gözaltına alındı. Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü. Burada 7 gün kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra, 27 Şubat 1994 tarihinde gözaltı kaydı yapıldı. Ancak aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişi mahkemeye sevk edildiklerinde aralarında Cüneyt yoktu. Bu kişiler 17 Mart 1994 tarihinde avukatları aracılığıyla kamuoyuna bir açıklama yaparak, 2 Mart 1994 tarihine kadar Cüneyt Aydınlar ile birlikte gözaltında tutulduklarını söylediler. İstanbul Emniyeti, Cüneyt’i soran ailesine ve İnsan Hakları Derneği avukatların, “28 Şubat 1994 tarihinde yer göstermeye götürdük, elimizden kaçıp kayıplara karıştı” cevabını verdi. Cüneyt’ten bir daha haber alınamadı. Ailenin başvurduğu tüm yetkili merciler, elleri kelepçeli, ayakkabıları bağcıksız, görgü tanıklarının beyanına göre desteksiz ayakta duramayan birinin 30 kadar polisin elinden nasıl kaçabileceğini sorgulamadan polisin firar senaryosunu esas aldı.

    “AYDINLAR’IN DOSYASI EVRENSEL HUKUKA AYKIRI OLARAK KAPATILDI”

    Savcılar olayı soruşturmak yerine, Cüneyt hakkında firar ettiği iddiasıyla yakalama kararı çıkardı. Hakimler Cüneyt’i kaybeden polislerin ifadelerini esas alarak haklarında beraat kararı verdi. Cüneyt Aydınlar dosyası evrensel hukuka aykırı olarak, zamanaşımı gerekçe gösterilerek kapatıldı. Gözaltına alınan kişiler devletin koruması altındadır ve yetkililer bu kişileri korumakla sorumludur. Gözaltına alındıktan sonra akıbeti belli olmayan, aradan geçen 30 yıla rağmen kendisinden haber alınamayan Cüneyt Aydınlar’ın yaşamından devletin sorumlu olduğu açıktır. Gözaltında kaybedilişinin 30. yılında, Cüneyt Aydınlar dosyasında maddi gerçeği açığa çıkartacak etkinlikte bir soruşturma-kovuşturma yapılması ve faillerin işledikleri ağır suçla orantılı olarak cezalandırması talebimizi bir kez daha tekrarlıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Cüneyt Aydınlar için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “30 YILDIR BEKLİYORUM”

    30 yıldır oğlu Cüneyt Aydınlar’ın akıbetini soran ve güçle ayakta durabilen anne Menekşe Aydınlar da yetkililere şu sözlerle seslendi: “Bulunmasını istiyorum. Adalet istiyorum. 30 yıldır bekliyorum. Ölü ya da diri.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbeti soruldu: Suçlular yargılansın!VİDEO

    Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbeti soruldu: Suçlular yargılansın!VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 986. haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. Gözaltında kaybedilişinin 29. yılında Rıdvan Karakoç ve tüm kayıplar için adalet isteyen Cumartesi Anneleri, suçların tespit edilerek cezalandırılmasını istedi. 

    Video eklenecek

    Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir kez bir araya geldi.

    Abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları eylemin 986. haftasında yapılan açıklamayı kayıp yakını İkbal Eren okudu.

    Açıklamada, 34 yaşındayken gözaltına alınıp kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbeti soruldu.

    “RIDVAN’IN BEDENİNE KİMSESİZLER MEZARLIĞINDA ULAŞILDI”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    Aç“34 yaşındaki Rıdvan Karakoç İstanbul’da yaşıyordu. Kürt siyasi partileri ile kültür ve sanat kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin verdiği ifade doğrultusunda hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Rıdvan Karakoç’u arayan polisler ailesinin evini gözetim altında tutuyordu. Zaman zaman da eve baskınlar düzenliyor, “Rıdvan’ı bize getirin, eğer getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz” diye aileyi tehdit ediyordu.
    Eve gelemeyen Rıdvan, 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı ile düzenli haberleşti. Bu tarihten sonra Rıdvan ile bağlantı kesildi. Evdeki polis ablukası kalktı. Polis baskınları son buldu. Karakoç ailesi, tüm mercilere başvuru yaptı ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkâr edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları “Bizde yok” cevabı verdi. 110 gün süren ısrarlı bir arayışın ardından Rıdvan Karakoç’un işkence izlerini taşıyan bedenine Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.

    “DEVLET BİZİ VATANDAŞLIKTAN DÜŞÜRMÜŞ, TÜM KAPILARINI BİZE KAPATMIŞ”

    Ailesi her yerde Rıdvan’ı ararken onun cansız bedeninin savcılık dâhil tüm resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildikten sonra emniyette parmak izi olmasına rağmen “kimliği meçhul kişi” olarak gömüldüğü açığa çıktı.
    Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın takip ettiği dosyada Rıdvan Karakoç’u kaybedenlerin ortaya çıkarılmasına, yargılanarak cezalandırılmasına imkan verecek etkinlikte bir soruşturma yürütülmedi. Soruşturma dosyasında, 29 yıldır rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadı.
    2016 yılında aramızdan ayrılan anne Asiye Karakoç kendilerine yaşatılanları “Devlet bizi vatandaşlıktan düşürmüş, tüm kapılarını bize kapatmış” diye ifade etmişti.
    986. haftamızda bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz: Rıdvan Karakoç’un gözaltında kaybedilmesi ile ilgili gerçeği ortaya çıkarma görevinizi yerine getirin. Suçtan sorumlu olan kişi ve kurumları tespit ederek cezalandırılmalarını sağlayın.”

    “29 YILDIR BİR ARPA BOYU YOL ALINMADI”

    986. hafta açıklamasının ardında Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, ağabeyinin gözaltında kaybedilmesine ilişkin şunları ifade etti:

    “29 yıldır her cumartesi saat 12.00’de burada haykırıyoruz. Acımızı, temennimizi, dileğimizi, hukuk arayışımızı tekrarlıyoruz ama 29 yıldır bir arpa boyu yol alınmadı. Her sene Beykoz Cumhuriyet savcılığına gidip Rıdvan Karakoç hakkında bilgi soruyoruz ama her gittiğimizde yeni gelen biriyle karşılaşıyoruz. Savcı diyor ki, “Ben yeni geldim bu dosya başkalarındaydı. Ben bu dosyayı bir inceleyeyim size tekrar haber vereceğim. 29 yıldır biz burada hukuk mücadelesi veriyoruz. Bugünden sonra 30 yıl olacak ama hiçbir gelişme yok.

    “BİR TÜRLÜ HUKUKA ULAŞAMADIK”

    Rıdvanı kendilerine getirmemizi istediler. Rıdvanı getirmezseniz, bulduğumuz yerde öldürürüz dediler. Biz istersek sizin evinizi şimdi havaya uçururuz. Hiçbir şekilde bizim yaptığımızı ispat edemezseniz dediler. Tabanca kabzasıyla ağzımın üstüne vurdular. Bütün evimizi didik didik araştırıp ne arıyorlarsa hiçbir şey bulamadan geri döndüler. 14 gün Gayrettepe’de işkence hanede kaldım. Çıktıktan sonra da berat verdiler.
    Ardından ağabeyimin hakkında tutuklama kararı verdiler ve daha sonra alıp işkenceden geçirildikten sonra öldürdüler. Yol kenarına ormanın içerisine attılar. 29 yıldır hukuk mücadelesi veriyoruz. Bir türlü hukuka ulaşamadık.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Bir gün adalet yerini bulur mu bilmem ama kayıplarımız hep bizimle’-VİDEO

    ‘Bir gün adalet yerini bulur mu bilmem ama kayıplarımız hep bizimle’-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 985. Haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. 31 yıl önce gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Mehmet Nezir Duman ve tüm kayıplar için adalet isteyen Cumartesi Anneleri meydana karanfiller bıraktı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi .

    Abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları eylemin 984’üncü haftasında yapılan açıklamayı Türkiye İnsan Hakları (TİHV) Genel Başkanı Ümit Efe okudu. 985’inci hafta açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

     “GÖZALTINA ALINARAK İŞKENCE GÖRMÜŞTÜ”

    “29 yaşındaki 7 çocuk babası Mehmet Nezir Duman, İdil’de yaşıyordu. Defalarca evine kolluk tarafından baskın yapılmış ve gözaltına alınarak işkence görmüştü. Eşine sürekli takip edildiğini söylüyordu. Ticari taksi olarak kullandığı kendi adına kayıtlı 62 AE 220  plakalı aracında şoförlük yapan Duman, 12 Şubat 1993 tarihinde Midyat’a yolcu götürdü. Ertesi gün Midyat’tan İdil’e dönerken, Tepeköy yol ayrımında silahlı dört kişi tarafından aracı durduruldu. Bu dört kişiden üçü Nezir’i kendi araçlarına bindirerek kaçırırken, dördüncü kişi de Nezir’in aracını aldı. Olayı gören A.K. adlı kişi durumu Nezir’in babası Ali Duman’a bildirdi. Aynı kişi ayrıca, Nezir’in yanında Tepeköy korucularını gördüğünü belirtti. R.K. adlı başka bir tanık ise, Nezir’in kaçırılmasını takiben aracının da Midyat’a doğru götürüldüğünü ifade etti.

     “DUMAN AİLESİ’NİN ÇABALARI SONUÇSUZ KALDI”

    Ali Duman, olaydan haberdar olur olmaz İdil Merkez Jandarma Karakolu’na gitti. Oğlunun ve kullandığı aracın kayıp olduğunu bildirdi ve bulunmalarını istedi. 6 Mayıs 2005 tarihinde, Nezir’in eşi Azime Duman, İHD Mardin Şubesi avukatlarından Erdal Kuzu aracılığıyla Dargeçit Cumhuriyet Savcılığı’na başvurdu. Söz konusu başvuru için yetkisizlik kararı veren savcılık, dosyayı İdil Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdi. Ancak İdil Cumhuriyet Başsavcılığı 30 Ocak 2009 tarihinde zamanaşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

    24 Mart 2009 tarihinde baba Ali Duman, Avukat Veysel Vesek aracılığıyla İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeniden başvurdu. Oğlunun ölü veya sağ bulunması ve onu kaçıranların tespit edilerek haklarında yasal işlem yapılmasını talep etti. Ayrıca halen trafikte görünen oğluna ait aracın bulunmasını istedi. Ancak, savcılık etkin soruşturma yapmak yerine 2 Haziran 2009 tarihinde ‘aynı olay hakkında mükerrer soruşturma yapılamaz’ diyerek kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Duman Ailesi’nin çabaları sonuçsuz kaldı.

     “YARGI MAKAMLARI DOSYALARI ZAMANAŞIMI HÜKÜMLERİ İLE KAPATIYOR”

    Türkiye’de yargı makamları gözaltında kaybetmelerle ilgili kararlarında, suçun özgün yapısını ve devam eden ihlâl niteliğini gözardı ediyor, dosyaları zamanaşımı hükümleri ile kapatıyor. 985. haftamızda yargı makamlarına sesleniyoruz: Zaman suçu perdelemenin aracı olarak kullanılamaz.Nezir Duman dosyasında verilen tüm zamanaşımı kararlarını kaldırın. Etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürüterek gerçeği ortaya çıkarın, adaleti sağlayın. Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Nezir Duman için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “BUGÜN DE ÖLDÜRÜLMEDİM!”

    Basın açıklamasının ardından Mehmet Nezir Duman’ın eşi Azime Duman’ın meydanda okunması için yolladığı mektubu kayıp yakını Maside Ocak okudu. Ocak’ın okuduğu mektupta dikkat çeken ifadeler şunlardı:

    Eşim Mehmet Nezir Duman ve çocuklarımla 1990 yılında Şırnak’ın İdil ilçesinde yaşıyorduk. Eşim ticari taksi şoförlüğü yapıyordu. Eşim kaybedilmeden önce birçok kez polis ve askerlerce takip edilmişti. Her eve geldiğinde bugün de öldürülmedim diyordu.

    “ALAY EDİP ‘ERMENİLER GÖTÜRMÜŞTÜR’ DEDİLER”

    İdil ilçesinde meydana gelen her olaydan sonra polis, evimize baskın yapıyordu ve eşim birkaç defa gözaltına alındı. Eşimin kaybedilmeden önce 3 sene evimize çok büyük bir baskın yapıldı. Eşim evde değildi. Evdeki kasetler ve kaset çalar götürüldü. Bana eşimin karakola gelip eşyalarını almalarını söylediler. Ertesi gün eşim eve geldiğinde olayı anlattığımda, bu benim sonum dedi. Karakola gitti ve eve dönmedi. Sonradan öğrendik ki, gözaltına alınıp Mardin’e götürülmüş ve 17 gün gözaltında işkenceye maruz bırakılmış. O tarihlerde eşim bir daha gözaltına alındı ve 3 ay tutuklu kaldı. 12 Şubat 1993’te çok karlı bir günde Midyat ilçesine ticari taksi şoförü olarak gitti ve geceyi orada geçirdi. Ertesi günün sabahı beni arayıp yola çıkacağını, eve geleceğini söyledi ama o telefon onun sesini duyduğum son telefon oldu.

    “NE KEMİKLERİ VAR NE DE BİR MEZARIMIZ”

    Günlerce, aylarca, yıllarca eşim Mehmet Nezir Duman’ı aradık. Ben ve kayınvalidem Nure, yüzlerce kez Midyat’a gittik, Kimse bize yardımcı olmadı. Ben 7 çocuğumla, kayınpederim ve kayınvalidemle beraber, senelerce eşimi aradık. Ne polis, ne asker olayı ciddiye alıp, yardımcı olmadı. 2008 yılına kadar bir soruşturma dahi açmadılar. Yani bir kayıp kaydı bile yapılmadı. Sözde bize bilgi veren Hizbullah’a yakın kimseler, bizimle alay edip, “Ermeniler götürmüştür” dediler. Eşimi aramayı bırakmadık. Ama o tarihte İdil’de, Şırnak’ta ve bölgede başvuru yapabileceğimiz veya bildiğimiz bir yer yoktu. Hukuki destekten yoksun bir şekilde sağa sola gittik. Eşimi Midyat, Batman ve bütün bölgede tek başımıza kendi imkanlarımızla aradık ama bir haber alamadık. Ne bir haber var ne kemikleri ne de bir mezarımız var. Birgün adalet yerini bulur mu bilmem ama kayıplarımız hep bizimle. Her gün bizimle yaşıyorlar.”

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Tepeli: Bizi bu sonsuz mezarsızlık ızdırabıyla baş başa bıraktılar – VİDEO

    Tepeli: Bizi bu sonsuz mezarsızlık ızdırabıyla baş başa bıraktılar – VİDEO

     PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 984. Haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. 40 yıl önce polis kurşunları ile katledilen Maksut Tepeli ve tüm kayıplar için adalet isteyen Cumartesi Anneleri meydana karanfiller bıraktı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi .

    Abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları eylemin 984’üncü haftasında yapılan açıklamayı Cumartesi Anneleri adına metni İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu. Yoleri’in okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “KAYBEDİLENLER İÇİN HAK ARAMA KANALLARI KAPATILIYOR”

    “Tüm insanlar, insan hak ve özgürlüklerine eşit olarak sahiptir. Bu haklar hiç kimsenin elinden alınamaz. Her devlet gibi Türkiye de bu hak ve özgürlükleri, yetki alanı içinde bulunan herkese sağlamakla görevlidir. Devlet adına yetki kullanan makam ve kişiler ise hukuku tarafsız ve eşit bir şekilde uygulamakla yükümlüdürler.
    Ancak Türkiye’de devlet adına yetki kullananlar, kendilerinden farklı gördükleri kişileri temel haklara sahip bir “yurttaş” olarak görmeyip onları temel haklarından mahrum bırakıyorlar. Bu anlayışın bir sonucu olarak, gözaltında kaybedilenler ve onların aileleri için hak arama kanalları kapatılıyor.
     “MAKSUT TEPELİ’NİN MEZAR YERİ HALA BULUNAMADI”
    984. haftamızda 40 yıldır tüm başvuruların sonuçsuz bırakıldığı Maksut Tepeli dosyasını kamuoyu ile paylaşıyor, bu insanlığa karşı işlenmiş suçu hatırlıyor ve hatırlatıyoruz.
    28 yaşındaki öğretmen Maksut Tepeli, Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) üyesiydi. 04 Şubat 1980 tarihinde görev yaptığı Erzincan’da tutuklandı. Dört ay hapiste kaldıktan sonra hapisten çıktı ve eşi ile birlikte İstanbul’a taşındı. 2 Şubat 1984 tarihinde bir arkadaşının İstanbul/Küçükbakkalköy’deki evine giden Maksut, eve yaklaştığında kapının kırık olduğunu fark etti. Oradan uzaklaşmaya çalışırken içeride karakol kuran polisler tarafından açılan ateş sonucu yaralandı. Yoğun kan kaybına rağmen, hastane yerine bir battaniye içinde Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü. Aynı dönemde gözaltında tutulan üç tanığın beyanlarına göre Tepeli; 5 Şubat 1984 tarihinde Gayrettepe Siyasi Şube’de gördüğü ağır işkence sonucu koma halinde hastaneye kaldırıldı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.  Resmi kurumlar tarafından gözaltına alındığı inkâr edilen Maksut’un izini süren ailesi ve avukatları, olaydan 22 yıl sonra onun 6 Şubat 1984 tarihinde Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde öldüğüne dair belgelere ulaştı. Üç yıllık ısrarlı girişimler sonucunda da resmi makamlar, Maksut Tepeli’nin Helvacıdede Kimsesizler Mezarlığı’na defnedildiğini kabul etti. Ancak defin yeri bilgisi açıklanmadığı için Maksut Tepeli’nin mezar yeri hala bulunamadı. Maksut Tepeli’nin gözaltında kaybedilmesiyle ilgili etkin bir soruşturma yürütülmedi. Tanıklara rağmen, belgelere rağmen ailenin şikâyeti üzerine açılan dört soruşturma da takipsizlikle sonuçlandı. Maksut Tepeli’nin yaralanması ve işkence ile sorgulanmasında görevli polislerin kimlikleri tespit edildi, ancak haklarında takipsizlik kararı verildi.
    Ailenin 2015 yılında AYM’ye başvurması üzerine AYM,  2017 yılında başvurunun zaman bakımından kabul edilemez olduğuna karar verdi. İç hukuktan sonuç alamayan aile, AİHM’e başvurdu.
    984. Haftamızda, Maksut Tepeli’nin gözaltında kaybedilmesinin insanlığa karşı işlenmiş suç olduğunu göz önünde bulundurarak, bir kez daha söylüyoruz: Zamanaşımı kurallarını devreye sokarak adaleti engellemek, uluslararası insan hakları hukukuna aykırıdır. 40 yıl önce Gayrettepe Siyasi Şube’de kaybedilen Maksut Tepeli’nin akıbetini açığa çıkarmak ve tespit edilen faillerini yargılamak adli makamların sorumluluğundadır.
    Kaç yıl geçerse geçsin Maksut Tepeli için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “KIZIMIZ BÜYÜDÜ, TORUNLARIMIZ OLDU MAKSUT HİÇBİRİNİ GÖREMEDİ”
    Açıklamanın ardından konuşan Maksut Tepeli’nin eşi Şehriban Tepeli, “Tam 40 yıl oldu. 40 yılda ben yaşlandım. Maksut’la gözümüz gibi baktığımız, onun deyimiyle “kzımızın yürüdüğünü, büyüdüğünü, evlendiğini göreceğiz”dediğimiz kızımız büyüdü, torunlarımız oldu. Ama sevgili eşim Maksut bunların hiç birini göremedi. 40 yıldır aramadığımız, sormadığımız, başvurmadığımız yer kalmadı. 34 yıl sonra sadece bizden habersiz gömdükleri mezarlığın adını öğrenebildik. Bize mezar yerini göstermeyenler, bizi bu sonsuz mezarsızlık ızdırabıyla baş başa bıraktılar.
    8 yıldan sonra yine Galatasaray’dayım ama demir bariyerlerin arkasından bakıyorum acılarımızı bölüştüğümüz, arayışımızı büyüttüğümüz meydanımıza. Biz kayıplarımızı aramaktan hiç vazgeçmedik. Herkes bilsin ki; ne kayıplarımızdan, ne Galatasaray’da acılarımızı paylaşmaktan, ne de kaybedenler yargılanıp cezalandırılıncaya kadar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.” dedi.

    Yapılan basın açıklamasının ardından kayıp yakınları meydana karanfillerini bırakarak eylemi sonlandırdı.

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: 31 Yıl önce gözaltında kaybedilen Cemal Akar’ı unutmadık!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 31 Yıl önce gözaltında kaybedilen Cemal Akar’ı unutmadık!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 983. haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. Kayıp yakınları, 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Cemal Akar’ı hatırlatarak “Adaletin sağlanması için adli ve siyasi makamlara yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunuyoruz” denildi.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.

    Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucularının 983. hafta eyleminde Galatasaray Meydanı bir kez daha ablukaya alındı.

    “GALATASARAY’DAN HAYKIRIYORUZ VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Cumartesi Anneleri adına yapılan basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel  Başkanı Eren Keskin okudu. Keskin’in okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “983. Haftamızda Galatasaray’dayız. Galatasaray’daki varlığımızla, gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi unutmadığımızı, onların nasıl kaybedildiğini hatırlattığımızı ve kayıplarımızın akıbetini karanlıkta bırakan hukuksuzluk ikliminin kaderimiz olmadığını haykırıyoruz. Gözaltında kaybedilenlerin yakınları ve insan hakları savunucuları olarak Galatasaray’dan, gözaltında tutulduğumuz polis merkezlerinden, yargılandığımız mahkeme salonlarından haykırıyoruz: Kayıplarımızdan da onlara ve adalete ulaşmamızı mümkün kılacak hak ve özgürlüklerimizi kullanmaktan da vazgeçmeyeceğiz.

    “DEVLET, ETKİN ÇABA GÖSTERMEDİ”

    1. Haftamızda ‘31 yıl önce gözaltında kaybedilen ve dosyası cezasızlık zincirinin bir halkası haline getirilen Cemal Akar’ı unutmadık’ diyerek buluştuk.

    30 yaşındaki Cemal Akar Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) Erzincan İl Sekreteri ve aynı zamanda İnsan Hakları Derneği üyesiydi. 25 Ocak 1993 tarihinde, çalıştığı işyerinin servis aracından inerken, görgü tanıklarının ifadelerine göre, davranışlarından  istihbarat görevlileri olduğu anlaşılan kişilerce sivil plakalı bir araçla kaçırıldı. Kaçırılma olayının ardından, MİT ve JİTEM adına çalışan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da kaçıranlar arasında olduğu belirlendi. Daha önce de defalarca gözaltına alınıp işkence gören Cemal’in ailesi, Erzincan ve Tunceli Emniyet Müdürlüklerine başvurarak oğullarının nerede tutulduğunu sordu. Ancak her seferinde  kendilerine Cemal’in gözaltına alınmadığı cevabı verildi. İnsan Hakları Derneği, hükümet nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak devlet otoriteleri, Cemal Akar’ın yaşam hakkını korumak ve gözaltında kaybedilmesini önlemek için etkin bir çaba göstermedi.

    “SİYASİ MAKAMLARA ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ”

    Kaçırılmasından bir ay sonra, 23 Şubat 1993 tarihinde, Cemal Akar’ın ağır işkence görmüş ve başından kurşunlanmış haldeki cansız bedeni, Erzincan-Dersim yolunda Nazımiye’ye bağlı Doğançık Köyü yakınlarında bulundu. Erzincan’dan kaçırılan Akar, 130 km’lik karayolu üzerindeki dört güvenlik kontrol noktasından geçirilerek buraya getirilmişti. Normal koşullarda bu kontrol noktalarını rahatça geçmek imkansızdı ve bu durum, araçta resmi kimliği bulunan kişilerin olduğu iddiasını desteklemekteydi. Olaydan dört ay sonra 24 Haziran 1993 tarihli Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan bir haberde, Nevşehir Cezaevinde tutuklu bulunan E.H. isimli kişi, Erzincan Emniyet Müdürlüğünde Cemal Akar’la yüzleştirildiğini, buradaki sorgulamanın ardından birlikte Tunceli Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüklerini, birkaç gün orada kaldıktan sonra araziye çıkarıldıklarını ve arazi dönüşünde sadece kendisinin araca bindirildiğini ve Cemal Akar’ı o andan itibaren bir daha görmediğini ifade etti. Bu haberin yayımlanmasından yaklaşık beş ay sonra, Tunceli Valiliği, iddiaları araştırmak yerine aynı gazetede, söz konusu iddiaları yalanlayan bir tekzip yayınlattı. Cemal Akar dosyası, etkin soruşturma yapılmadan cezasızlık zincirinin bir halkasına dönüştürüldü. Kaybedilişinin 31. yılında, bir kez daha Cemal Akar dosyasında adaletin sağlanması için adli ve siyasi makamlara yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunuyoruz.

    Kaç yıl geçerse geçsin, Cemal Akar için tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.

    Yapılan basın açıklamasının ardından kayıp yakınları meydana karanfillerini bırakarak eylemi sonlandırdı.

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Mehmet Fındık, Ömer Fındık ve Ömer Kartal nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Mehmet Fındık, Ömer Fındık ve Ömer Kartal nerede?-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 981’inci haftasında 1995 yılında gözaltında kaybedilen Mehmet Fındık, Ömer Fındık ve Ömer Kartal’ın akıbetlerini sordu.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.

    Abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları eylemin 981’inci haftasında gözaltında kaybedilen Mehmet Fındık, Ömer Fındık ve Ömer Kartal’ın akıbetlerini sordu. Yapılan açıklamayı Cumartesi Anneleri adına Jiyan Tosun okudu.

    ADALET TALEBİYLE GALATASARAY MEYDANI ÖNÜNDEYİZ

    29 yıldır hukukun işletilmediği, hakikatin inkâr edildiği Mehmet Fındık, Ömer Fındık ve Ömer Kartal dosyasında adalet talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bulunduklarını belirten Jiyan Tosun, “31 Aralık 1995 tarihinde saat 13.30’da Silopi Doruklu Köyü muhtarı Mehmet Fındık telefonla arandı. Arayan kişi “Jandarma Komutanlığından arıyoruz. Bize yılbaşı için üç tane hindi getirin.” dedi. 13 yıldır muhtarlık yapan Mehmet Fındık, can güvenliğinden endişe ettiği için yanına kardeşi Ömer Fındık ve kuzeni Ömer Kartal’ı aldı. Birlikte hindileri götürmek üzere Mehmet Fındık’ın otomobili ile köyden ayrıldılar. Uzun bir zaman geçmesine rağmen üç köylü geri dönmedi. Tedirgin olan aileleri, Silopi İlçe Jandarma Komutanlığına gittiler. Burada kendilerine “Yakınlarınız buraya geldi, hindileri bırakıp Emniyete gittiler.” denildi. Bunun üzerine aileler, Emniyet Müdürlüğüne gittiler burada da “Bize hindi getirdiler, sonra da köye gittiler.” denildi.

    Köye geri dönen aileler, onların gelmediğini görünce yeniden Silopi Emniyet Müdürlüğüne gittiler. Köyde arabası olan herkes o gece emniyetin önüne geldi. “Yakınlarımızı almadan buradan gitmeyiz” diyen köylülerin üzerine panzer sürüldü ve ateş açıldı. Bunun üzerine köye döndüler. Onlar köye döndükten iki-üç saat sonra Silopi’den bir helikopter havalandı. Aileler, kaybolan yakınlarının bu helikopter ile Silopi’den çıkarılmış olabileceğini düşündü. Ertesi gün Mehmet Fındık’a ait araç Cudi Mahallesinde Silopi Emniyet Müdürlüğüne 300-400 metre uzaklıkta terkedilmiş olarak bulundu. Araç, sürtünmeden dolayı çizilmiş, Silopi Emniyet Müdürlüğünün kapısının boyası çizilen yerlere bulaşmıştı.

     ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ

    Aileler, yakınlarının bulunması talebiyle Silopi ve Cizre Kaymakamlıklarına, Silopi Emniyet Müdürlüğü ve Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunduğunu ifade eden Tosun, “Ancak başlatılan soruşturmada hiçbir ilerleme kaydedilmedi. 39 yaşındaki Mehmet Fındık, 22 yaşındaki Ömer Fındık ve 24 yaşındaki Ömer Kartal’dan bir daha haber alınamadı. 26 Ocak 2009 tarihinde aileler, tekrar Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Başvurularında yakınlarının Silopi Emniyet Müdürlüğü’nde kaybedildiğini düşündüklerini, o dönem görev yapan memurlardan ve Silopi İlçe Jandarma Komutanı Halil Yüzbaşı’dan şikâyetçi olduklarını belirttiler. Ancak bu soruşturma da 2015 yılında takipsizlik kararı ile kapatıldı. 981. haftamızda bir kez daha Mehmet Fındık, Ömer Fındık ve Ömer Kartal dosyasında maddi gerçeğin açığa çıkması, suçun fail ve sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmaları için adli makamları göreve çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Fındık, Ömer Fındık ve Ömer Kartal için tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından kayıp yakınları, tüm kayıplar için meydana karanfiller bıraktı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 980 haftadır haykırıyoruz: Hiçbir fail ve sorumlu cezalandırılmadı!

    980 haftadır haykırıyoruz: Hiçbir fail ve sorumlu cezalandırılmadı!

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 980’inci haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. Okunan basın açıklamasında “Güçlükonak Katliamı için adalet” çağrısı yapıldı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.

    Abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’nda buluşan Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, eylemlerinin 980. haftasında basın açıklaması yaptı.

    Cumartesi Anneleri adına açıklamayı Maside Ocak okudu. Ocak’ın okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “GÜÇLÜKONAK KATLİAMI İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    980. haftamızda bizimle özdeşleşen Galatasaray Meydanı’na girişimizi engelleyen polis bariyerlerinin önündeyiz.

    980 haftadır haykırıyoruz: Yüzlerce insanın gözaltında kaybedildiği bu topraklarda hiçbir fail ve sorumlu cezalandırılmadı. İnkâr ve cezasızlık siyaseti, kayıplarımıza ve adalete ulaşmamızı imkânsız kıldı.

    Her cumartesi Galatasaray’dan bu söylediklerimizi doğrulayan kayıp dosyalarını kamuoyu ile paylaşıyor ve gerçeklerin toplumsal hafızada yer alması için mücadele ediyoruz.

    980. haftamızda, 28 yıl önce gözaltına alınan 11 kişinin bir minibüs içerisinde kurşunlanıp, yakılmasıyla sonuçlanan Güçlükonak Katliamı için adalet istiyoruz.

    Devletin resmi kayıtlarına da geçen Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu’nun raporuna göre; 1996 yılının 10-12 Ocak tarihleri arasında askerler, Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli ve Yatağan köylerine baskın düzenledi. Abdullah İlhan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç’u gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar Taşkonak Jandarma Taburu’na götürüldü. Köylüler burada ağır işkence sonucunda öldürüldü.

    15 Ocak 1996 tarihinde de Koçyurdu köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner’i arayan jandarma, gözaltında tutulanları serbest bırakacaklarını, onları almak için tabura bir minibüs göndermelerini istedi. Durumdan şüphelenen Öner, sürücüyü yalnız göndermek istemedi. Korucular Hamit Yılmaz, Abdülhalim Yılmaz ve Lokman Özdemir’i de yanına alarak Ramazan Nas’ın kullandığı 56 AH 320 plakalı minibüsle Taşkonak Jandarma Taburu’na gitti.

    Tabura gelen korucular da öldürüldü ve daha önce öldürülen 6 köylü ile birlikte, 10 kişinin cansız bedenleri minibüsün koltuklarına bağlandı, başlarına da çuval geçirildi. Ramazan Nas’ın kullandığı minibüs jandarmanın kontrolünde yola çıktı. Yol askerler tarafından trafiğe kapatıldı.

    Minibüs bir noktaya gelince aracın içindeki jandarmalar inerek uzaklaştı. Ardından minibüs önce silahla tarandı. Atılan roketler sonucu minibüsün içindeki 10 kişinin bedeni kömür haline geldi. Kaçmaya çalışan sürücü de taranarak öldürüldü. Adeta kül olmuş bedenler, ailelere teslim edilmedi. Üzerinde kimliklendirme çalışması yapılmadan, dini vecibeler yerine getirilmeden güvenlik güçlerince toplu halde gömüldü.

    “BU KATLİAMI DEVLET GÜÇLERİ YAPMIŞTIR”

    Olayı araştırmak üzere, Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu bir heyetle olay yerine gitti. Heyetin ulaştığı bilgi ve tanıklıklar resmi açıklamalar ile tümüyle çelişiyordu.

    Heyet ulaştığı bütün bilgi, bulgu ve belgeler ışığında kamuoyuna, “Bu katliamı devlet güçleri yapmıştır” açıklamasında bulundu ve raporlarıyla birlikte Diyarbakır DGM, Olağanüstü Hâl Bölge Valiliği ve Genelkurmay’a başvurdu. Savcılıklara suç duyurusunda bulundu. Ancak yapılan tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınan davada ise Türkiye, etkin soruşturma yükümlülüğünü ve ailelerin ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma haklarını ihlal ettiği için mahkûm oldu. (Başvuru no:33420/96 ve 36206/97)

    “ADALETİN SAĞLANMASI GÖREVİNİZİ YERİNE GETİRİN”

    980. haftamızda adli ve siyasi makamlara sesleniyoruz: Dönemin Devlet Bakanı Adnan Ekmen ve dönemin Şırnak İl Jandarma Merkez Bölük Komutanı Yüzbaşı Özcan Tozlu’nun devlet bağlantısına işaret ettiği Güçlükonak Katliamı’nda yaşananlar konusunda sorumluluk almanızı talep ediyoruz. Bu katliamın detaylarını açığa çıkartarak, faillerin üzerindeki cezasızlığı sona erdirerek, adaletin sağlanması görevinizi yerine getirin. Kayıp yakınlarının adalet ve dürüstlük beklentilerine cevap vermek için gerekli adımları atın.

    Kaç yıl geçerse geçsin Güçlükonak Katliamında katledilen 11 insanımız için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.

    “GALATASARAY MEYDANI BİZE AÇILSIN”

    Cumartesi Anneleri’nin 980’nci hafta eyleminde Güçlükonak Katliamı’nda yaşamını yitiren Ahmet Kaya’nın kızı Hayriye Kaya da söz aldı. Kaya şu konuşmayı yaptı:

    “Ben Ahmet Kaya’nın küçük kızıyım. 8 yaşındaydım, benim babam asker tarafından yakalandı. Biz babamızın arkasından ağladık, bizimle dalga geçtiler. Asla unutmuyoruz. Biz adaletin yerine gelmesini istiyoruz. Adalet yerini bulsun, Galatasaray Meydanı bize açılsın istiyoruz. Biz de Türkiye Devleti’nin vatandaşıyız, biz neden ezildik? Neden yetim kaldık? Ben 8 yaşında babasız kaldım. Okuyamadım. Yazık değil mi bize? Kimin ne hakkı vardı bize bunu yaşatmaya?”

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

     

  • Cumartesi Anneleri 979. Hafta: Kayıplarımıza ulaşma umudumuzu büyüteceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 979. Hafta: Kayıplarımıza ulaşma umudumuzu büyüteceğiz-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 979’ncu haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. Yapılan açıklamada “Hukukun üstünlüğünün erozyona uğradığı bir yılı geride bırakıyoruz” denildi.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.

    “BİLİNMESİ GEREKENLERİ ANLATMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Bu hafta da abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, eylemin 979. haftasında açıklama yaptı. Cumartesi Anneleri adına metni Zeynep Yıldız okudu. Yıldız’ın okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Yarın yılbaşı. Herkes yılbaşı hazırlıklarıyla meşgulken, biz 979. kez Galatasaray Meydanı’ndaki bariyerlerin önündeyiz. Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen ne yazık ki Galatasaray Meydanı üzerindeki kısıtlamalar biçim değiştirerek devam ediyor. Yılbaşı, aile ve arkadaşlar arasında bir araya gelme, kutlama ve hediyeleşme ile anılan bir zaman dilimidir. Yeni bir yıla girerken geçen yılın muhasebesini yapmak, gelecek yıla dair güzel temennileri paylaşmak adettendir.

    Biz bu yılbaşında, geçen yılın muhasebesini “Kayıplarımızı bulmak için neler yaptık?” sorusuyla yapacağız. Gelecek yıl için en güzel dileğimizi ise saat tam 12:00’de gökyüzüne bakarak kayıplarımıza ileteceğiz: “Sizi bulacağız!”

    2023 yılı, bizim için engellemeler, gözaltılar ve yargılanmalarla dolu bir yıl oldu. Anayasanın, hukukun yok hükmünde olduğu gerçeğini defalarca tecrübe ettik. İktidar, gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetlerinin açığa çıkarılması, suçun fail ve sorumlularının cezalandırılması görevini yerine getirmedi. İnkar ve cezasızlıkta ısrar etti. Kısacası, hukukun üstünlüğünün erozyona uğradığı, yargının intikamcı siyasi niyetlere araç edildiği ve hukuk sisteminde ağır  tahribatın meydana geldiği bir yılı geride bırakıyoruz. Biliyoruz ki hukukun üstünlüğü, demokrasilerin temelidir. Hukuka olan güven, vatandaşların haklarını koruma ve adaletin sağlanması açısından vazgeçilmezdir. Bu nedenle, yeni yılda hukukun üstünlüğünün tesisi ve insan hakları ihlallerini durdurmak için sorumluluk almayı sürdüreceğiz. Kamu otoritelerinden hak ve özgürlüklerimize saygı göstermelerini talep etmeye devam edeceğiz. Yeni yılda kayıplarımızdan vazgeçmeme kararlılığımızı, onlara ulaşma umudumuzu büyüteceğiz. İyiliğe, umuda, hakikate ve adalete dair duyulması, bilinmesi gerekenleri anlatmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.

    Savaşla, ölümle, diğer devletlerin suskunluğunun fail devletleri daha da cesaretlendirdiği insanlık suçlarıyla geride bıraktığımız yılın yerine yaşamla, barışla devam edecek yeni yıllar temennimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz. 2024’ün, umudu, direnci, dayanışmayı büyüttüğümüz bir yıl olmasını diliyoruz.”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: İsmail’in akıbeti 29 yıldır karanlıkta, adalet istiyoruz!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: İsmail’in akıbeti 29 yıldır karanlıkta, adalet istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 978’inci haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfilleri ile geldi. 29 yıl önce gözaltında kaybedilen gazetecilik öğrencisi İsmail Bahçeci’nin akıbetinin sorulduğu eylemde, kayıpları aramaktan ve adalet mücadelesinden vazgeçilmeyeceği vurgulanırken, bu haftaki karanfilleri ise gazeteciler İsmail için meydana attı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.

    700.Hafta’da gözaltına alınmaları ile başlayan ve 5 yıldan uzun bir süre boyunca süren müdahalelerin ardından abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları İsmail Bahceci’nin akıbetini sordu.

    978.Haftada yapılan açıklamayı Cumartesi Anneleri adına metni Aysel Ocak okudu. Ocak’ın okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “DEVLETLERİN FAİLLERİN CEZALANDIRILMASINI SAĞLAMA SORUMLULUĞU VARDIR”

    “Ağır insan hakları ihlalleri söz konusu olduğunda; devletlerin, etkili bir hukuk süreci yürüterek bu ihlallerle ilgili gerçeğin bilinmesini ve faillerin cezalandırılmasını sağlama sorumluluğu vardır. Devletin bu sorumluluğunu yerine getirmeyi reddetmesi, ihlallerin ve cezasızlığın tekrarlanmasına neden olan kara bir döngü oluşturmaktadır. Türkiye’deki bu ihlal ve cezasızlık döngüsünün kırılamaması, yalnız bizi değil, tüm toplumu derinden etkilemektedir. Zira devlet görevlilerini işaret eden suçlarda fail ve sorumluların eylemleri nedeniyle hesap vermediği her vaka Türkiye’yi insan haklarından, demokrasiden, hukuk devleti olmaktan uzaklaştırmaktadır.

    DEFALARCA GÖZALTINA ALINDI, AĞIR İŞKENCE GÖRDÜ

    978. haftamızda 29 yıldır devletin yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddettiği İsmail Bahçeci dosyasında adaletin sağlanmasını istiyoruz. 90’lı yılların başında üniversite öğrencileri, YÖK sistemine karşı demokratik, özerk ve katılımcı bir üniversite talebiyle dernekler kurarak örgütlenmeye başladı. Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu öğrencisi İsmail Bahçeci de bu örgütlenme içinde yer aldı. Türkiye Öğrenci Dernekleri Federasyonu başkanıydı. Politik eylemleriyle öne çıkan her öğrenci gibi İsmail de ağır baskılara maruz kaldı. Defalarca gözaltına alındı, ağır işkence gördü.

    1993 yılında hakkında yakalama kararı çıkarıldı ve polis tarafından aranmaya başlandı. Bahçeci Ailesinin Avcılar’daki evine polis baskınlar düzenledi. Bu nedenle İsmail evden ayrıldı. Kardeşi, İsmail’e acil durumlarda kendisine haber ulaştırması için bir arkadaşının işyeri telefonunu verdi. 24 Aralık 1994 tarihinde Bahçeci Ailesi’ni telefonla arayan ve kendisini İsmail’in arkadaşı olarak tanıtan bir kişi, İsmail’in siyasi şube polisleri tarafından gözaltına alındığı haberini verdi.

    “KAYBEDENLER CEZASIZLIKLA KORUNDU”

    Baba Şehmus Bahçeci, hemen Gayrettepe Emniyet Müdürlüğüne ve DGM İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Ancak İsmail’in gözaltına alındığı inkar edildi.Bu sırada kardeşinin İsmail’e telefonunu verdiği arkadaşının işyeri, polis tarafından basıldı. “Yakalanan bir örgüt mensubunun üzerinde telefon numaranız çıktı” denilerek işyeri sahibi gözaltına alındı.1995 Ocak ayında da Ankara’da gözaltına alınan M.Y. sorguda, ‘Seni de İsmail Bahçeci gibi kaybederiz’ diye tehdit edildiğini kamuoyuna duyurdu. 24 Aralık’tan sonra Bahçeci Ailesinin evine bir daha polis baskını yapılmadı. Fatma ve Şehmus Bahçeci, devletin her kademesinde yetkililerle görüştü. İsmail’in gözaltında kaybedilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine getirildi. İsmail’in arkadaşları, İnsan Hakları Derneği ve Af Örgütü düzenledikleri kampanyalarla konuyu ülke ve dünya kamuoyuna taşıdılar. Ancak tüm çabalar sonuçsuz kaldı; Devlet yükümlülüklerini yerine getirmedi. 29 yıldır İsmail’in akıbeti karanlıkta bırakıldı. Onu kaybedenler cezasızlıkla korundu.

    ADALET ÇAĞRISI

    978. haftamızda bir kez daha İsmail Bahçeci dosyasında maddi gerçeğin açığa çıkmasını, suçun fail ve sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmalarını sağlayacak etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmesi için adli makamları göreve çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin İsmail Bahçeci için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    GAZETECİLER KARANFİL BIRAKTI

    İsmail Bahceci kaybedilmesiydi sizler sizi gazeteci olacaktı diyen Aysel Ocak, tüm gazetecileri birlikte karanfil bırakmaya davet etti. Gazeteciler kayıp yakınları ile birlikte meydana karanfiller bıraktı.

    Dilan ŞİMŞEK- Eren GÖKTEPE/ İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri, 977. hafta eyleminde İhsan Haran’ın akıbetini sordu!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri, 977. hafta eyleminde İhsan Haran’ın akıbetini sordu!-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 977’nci haftasında Galatasaray Meydanı’nda 29 yıl önce kaybedilen İhsan Haran’ın akıbetini sordu. Kayıp yakınları tüm kayıplar için meydana karanfiller bıraktı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.

    700. haftada gözaltına alınmaları ile başlayan ve 5 yıldan uzun bir süre boyunca süren müdahalelerin ardından abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri, İhsan Haran’ın akıbetini sordu. Geçtiğimiz haftalarda 10 kişinin katılımıyla sınırlanan eylemde bu hafta da katılımcı sayısı aynıydı.

    977. haftada yapılan açıklamayı Cumartesi Anneleri adına Besna Tosun okudu. Tosun‘un okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “TÜM KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    “977. haftamızda “25 yaşındaki 3 çocuk babası İhsan Haran nerede?” diyerek buluştuk. Haran Ailesi Diyarbakır’da yaşıyordu. İhsan Haran 24 Aralık 1994 tarihinde, yeni çalışmaya başladığı Diyarbakır Yeraltı Çarşısı inşaat alanına gitti. Ancak, akşam eve dönmedi. Zaman zaman ek iş veya fazla mesai yaptığı için eve dönmediği olurdu. O yüzden ailesi bu durumu olağan karşıladı.
    27 Aralık 1994 tarihinde, köylüleri F. H., Haran Ailesi’nin evine geldi. Onlara 24 Aralık 1994 sabahında, inşaat alanına gelen üniformalı polis memurlarının kimlik kontrolü yaptığı ve ardından İhsan’ı gözaltına alarak götürdüklerini söyledi. Eşinin gözaltına alındığını öğrenen Nesibe Haran, onun nerede tutulduğunu öğrenmek için Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçe vermeye çalıştı. Ancak, yaklaşık bir ay boyunca uğraşan aile, mahkeme önündeki polisler tarafından engellendikleri için bunu başaramadı. Valilik ve emniyet müdürlüğü nezdinde yaptığı başvurular da sonuçsuz kaldı. Savcıya ulaşamayan Nesibe Haran, eşini bulmak umuduyla civardaki hapishaneleri dolaştı. Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 31. Koğuş’ta kalan ve isminin kamuoyuna açıklanmasını istemeyen bir kişi, İhsan Haran’ı gözaltında gördüğünü söyledi. Ağır baskı ve tehditlere maruz kalan aile, 1995 yılında İHD Diyarbakır Şubesi avukatları aracılığıyla AİHM’e başvurdu.

    JİTEM GRUP KOMUTANI ABDÜLKERİM KIRCA’NIN TALİMATI İLE İNFAZ

    AİHM’in hükümetten bilgi istemesi üzerine 26 Şubat 1996 tarihinde, Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı Haran Ailesi’nin iddialarına yönelik bir soruşturma başlattı. 21 Ocak 1998 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, İhsan Haran’ın polis nezaretinde ortadan kaybolduğunu gösteren bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, ileri bir soruşturmaya gerek olmadığı kararını verdi. Ağır baskı ortamında tanıklar AİHM’e ifade vermekten kaçındı. Mahkeme, İhsan Haran’ın ortadan kaybolmasına ilişkin yeterli ve etkin bir soruşturma gerçekleştirmediği için Türkiye’nin AİHS’nin 2. maddesini ihlal etiğine karar verdi. (Başvuru no: 28299/95-Karar Tarihi: 06.10.2005) JİTEM tetikçilerinden Abdülkadir Aygan’ın 2009 yılının Ocak ayında basına yansıyan ifşaatlarında İhsan Harran’ın Diyarbakır JİTEM’de sorgulandıktan sonra JİTEM Grup Komutanı Abdülkerim Kırca’nın talimatı ile infaz edildiği detaylarıyla yer aldı. Ancak dosyada bir ilerleme olmadı. Gözaltında kaybedilişinin 29. yılında bir kez daha İhsan Haran dosyasındaki inkar ve cezasızlığın son bulması talebimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; İhsan Haran için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “HUKUSUZLUĞUN HESABINI VERECEKLER”

    1992 yılında gözaltında kaybedilen Hüsamettin Yaman’ın ağabeyi Feyyaz Yaman ise şunları söyledi:
    “Kardeşimi 1992 yılında kaybettik, 5 Aralık’ta da annemi kaybettik. Hüsamettin yaşasaydı bugün 41 yaşında olacaktı. Annem Hüsamettin’in doğum günü olan 27 Mayıs tarihine bir not düşmüştü ve annem Hüsamettin ile artık toprakta bulışuruz diye not bırakmıştı. Bu coğrafya anneleri, babaları, kardeşleri sevdiklerinden cansız bedenlerini bile ayrı düşüren bir coğrafya. Yıllardır dile getiriyoruz, bu hukuksuzluğun hesabını verecekler. İnanıyoruz ki her akşamın bir sabahı var ve güneş mutlaka doğacak.”

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 976. kez bir araya geldi: İbrahim Demir ve Agit Akipa için adalet istiyoruz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 976. kez bir araya geldi: İbrahim Demir ve Agit Akipa için adalet istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 976’ıncı haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfilleri ile geldi. Kayıp yakınları tüm kayıplar için meydana karanfiller bıraktı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.

    700. haftada gözaltına alınmaları ile başlayan ve 5 yıldan uzun bir süre boyunca süren müdahalelerin ardından abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın akıbetini sordu.

    Geçtiğimiz haftalarda 10 kişinin katılımıyla sınırlanan eylemde bu hafta da katılımcı sayısı aynıydı.

    976. haftada yapılan açıklamayı Cumartesi Anneleri adına İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu. Yoleri’nin okuduğu metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Yarın 10 Aralık, her bireyin özgür ve eşit olarak insan hak ve onuruna yaraşır bir şekilde yaşamasını öngören İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilişinin 75. yılı. 10 Aralık İnsan Hakları Günü vesilesiyle bir kez daha temel hak ve özgürlüklerin gerçek anlamda korunduğu bir ülke umudumuzu ve insan hakları değerlerini savunma kararlılığımızı ifade ediyoruz.

    976. haftamızda, tüm insan hakları değerlerinin ve uluslararası hukukun ihlal edilerek cezasız bırakılan İbrahim Demir ve Agit Akipa dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    ŞÜPHELİLERİN YARGILANMASI ENGELLENDİ

    36 yaşındaki İbrahim Demir ve 39 yaşındaki Agit Akipa, Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Çukurlu Köyü’nde yaşıyordu. Agit Akipa aynı zamanda köyün muhtarıydı. 12 Aralık 1991 tarihinde İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın İdil’den evlerine dönmek için  köylülerle birlikte bindikleri traktör, yolda askerler tarafından durduruldu. İbrahim Demir ve Agit Akipa, Dargeçit Anıtlı Tabur Komutanlığı’na bağlı Ağaçlı mezrasında bulunan piyade bölük komutanı ve askerleri tarafından gözaltına alındı. Jandarma karakoluna giden ailelere, karakol komutanı, “Onları hiç görmedik” dedi. Bir asker gizlice aileleri “mağaralara gidin” diye yönlendirdi. Aileler köylülerle birlikte askerin işaret ettiği bölgeyi karış karış aradı.13 Aralık 1991 günü girişi taşla örülerek kapatılmış bir mağarada, kayıpların işkence görmüş, gözleri ve elleri bağlanmış haldeki cansız bedenlerine ulaşıldı. Olay hakkında başlatılan soruşturmada İdil Cumhuriyet Başsavcılığı Ağaçlı mezrasında bulunan piyade bölük komutanı üsteğmen ve ilgili er ve erbaşların “adam öldürme” suçundan şüpheli olduğuna kanaat getirdi. Ancak, Dargeçit Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu, savcılığa soruşturma izni vermedi, bu da şüphelilerin yargılanmasını engelledi.

     “KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    2011 yılında aileler avukatları Tahir Elçi aracılığıyla İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’na tekrar suç duyurusunda bulundu. Yeni bir soruşturma başlatan Savcılık, dosyaya ulaşmak için ilgili kurumlara başvurdu. Ancak bütün kurumlar, arşivlerinde herhangi bir dosya, bilgi veya belgeye rastlamadıklarını bildirdi. Bunun üzerine İdil Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı kaybeden Dargeçit Kaymakamlığı görevlileri hakkında “görevi kötüye kullanmak”tan soruşturma başlattı. Ancak, yürütülen soruşturmalardan bir sonuç alınmadı; dosya zaman aşımı gerekçe gösterilerek kapatıldı. Gözaltında kaybedilişlerinin 31.yılında İbrahim Demir ve Agit Akipa dosyasındaki cezasızlığa son verilmesi için yetkilileri sorumluluk almaya çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin İbrahim Demir ve Agit Akipa için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “BURASI BİZİM DERTLEŞME MEKANIMIZDIR”

    İbrahim Demir’in kızı Deniz Demir, “31 yıldır biz adalet istiyoruz. Faillerin cezalandırılmasını istiyoruz. Galatasaray Meydanımızı sadece bir iki aile değil, tüm aileler ile burada oturmak istiyoruz. Burası bizim dertleşme mekanımızdır. Burayı geri almak istiyoruz. Adalet istiyoruz” dedi.

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜMÜZ DEVAM EDECEK” 

    Agit Akipa’nın oğlu Fehmi Akipa şunları söyledi:

    “Tüm işkenceyle gözaltında kayıplarımız için adalet istiyoruz. Kanımızın son damlasına kadar adalet yürüyüşümüz devam edecek.”

    Dilan Şimşek- Eren Göktepe / İSTANBUL

     

  • AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor, Cumartesi Anneleri için Türkiye’ye geliyor

    AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor, Cumartesi Anneleri için Türkiye’ye geliyor

    PİRHA – Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sánchez Amor, Cumartesi Anneleri’nin/İnsanları’nın 2 Aralık’ta Galatasaray Meydanı’nda yapacağı 975. hafta buluşmasına gözlemci olarak katılacak.

    Nacho Sánchez Amor, geçtiğimiz Ekim ayında Avrupa Parlamentosu’nda Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) temsilcileriyle bir araya gelmişti. Görüşmenin ardından İHD ve TİHV, Türkiye’nin de kurucu üyesi olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Barışçıl Toplanma Özgürlüğü’nün İzlenmesine İlişkin Kılavuzu’nda belirtilen prensipler doğrultusunda Nacho Sánchez Amor’u Türkiye’ye davet etmişti.

    İnsan hakları örgütlerinin bu davetini kabul eden Sánchez Amor, Cumartesi Anneleri’nin/İnsanları’nın 2 Aralık’ta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştireceği 975. hafta buluşmasına gözlemci olarak katılacak.

    NACHO SÁNCHEZ AMOR KİMDİR?

    Nacho Sánchez Amor, 2019 yılından bu yana üyesi olduğu AP’nin Dış İlişkiler Komitesi, İnsan Hakları Alt Komitesi ile AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu ve Euronest Parlamenterler Meclisi’nde görev alıyor. AGİT’in Türkiye Seçim Gözlem Heyeti Başkanı olarak Haziran 2015 seçimlerini izleyen Sánchez Amor, Eylül 2019’dan beri AP’nin Türkiye Daimi Raportörlüğü görevini üstlendi.

    CUMARTESİ ANNELERİ/İNSANLARI HAKKINDA

    1990’lı yıllarda Türkiye’de zorla kaybetmeler hızla artıyordu. 27 Mayıs 1995 tarihinde bir grup yurttaş, zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için İstanbul’da, Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Her Cumartesi aynı yerde buluşan kayıp yakınları Cumartesi Anneleri/İnsanları diye anıldılar.

    25 Ağustos 2018 tarihindeki 700. buluşmalarına yapılan polis müdahelesinin ardından Galatasaray Meydanı uzun süre Cumartesi Anneleri’ne/İnsanları’na yasaklandı. Anayasa Mahkemesi iki farklı kararında, 700. buluşmanın engellenmesini barışçıl toplantı ve gösteri özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirdi. Ancak Beyoğlu Kaymakamlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü, kayıp yakınlarının buluşmalarını engellemeye devam etti. Cumartesi Anneleri/İnsanları ve onlara desteğe gelenler her hafta engellendi, işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındı.

    Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın ısrarı ve hem Türkiye hem de dünya kamuoyunda artan tepkiler sonrası, 4 Kasım 2023 tarihindeki 971. hafta buluşmasında Galatasaray Meydanı kısmen de olsa kayıp yakınlarına açıldı. Ancak buluşmalara yönelik kısıtlama ve Galatasaray Meydanı’ndaki polis ablukası devam ettiğinden Anayasa Mahkemesi kararları halen tam olarak uygulanmıyor.

    PİRHA/ANKARA

  • Cumartesi Anneleri eylemi 974. hafta: Hayrettin Eren nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri eylemi 974. hafta: Hayrettin Eren nerede?-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 974. haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfilleri ile geldi. Kayıp yakınları, Hayrettin Eren ve diğer tüm kayıplar için meydana karanfiller bıraktı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.
    8 Nisan’dan itibaren 30 hafta boyunca gözaltına alınan ve meydana karanfil bırakmaları engellenen Cumartesi Anneleri/ İnsanları geçtiğimiz 5 yılın ardından, 972. haftada Galatasaray Meydanı kısmi olarak açıldı.

    974. haftasında da abluka altında tutulmaya devam edilen Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakan kayıp yakınları Hayrettin Eren’in akıbetinin açıklanması ve faillerin yargılanmasını istedi.

    Oya Ersoy tarafından okunan açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Barışçıl toplanma özgürlüğümüzün hukuka aykırı olarak engellendiği beş yılın ardından asıl buluşma mekanımız olan Galatasaray Meydanı’nı kapatan polis bariyerleri önünden kamuoyuna sesleniyoruz.
    Sesimizin, sözümüzün mekanı Galatasaray Meydanı’na en yakın noktadan devlete, inkara ve cezasızlığa son vererek zorla kaybetme suçlarında maddi gerçeği açığa çıkartma, suçun faillerini yargılayarak cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirme çağrımızı yineliyoruz.
    Devletin sorumluluklarını hatırlatmak ve gözaltında kaybedilen insanların hikayelerini kamuoyuna duyurmak, unutulmalarının önüne geçmek kararlılığımızı sürdürüyoruz.
    974. haftamızda 43 yıldır inkar ve cezasızlıkla unutturulmak istenen Hayrettin Eren dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz.
    26 yaşındaki Hayrettin Eren, İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde otomobili ile İstanbul Saraçhane’ye gitti. Burada buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Hayrettin, arkadaşı ve otomobili önce Karagümrük Karakolu’na, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
    Hayrettin, Gayrettepe Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine, “Gözaltında böyle biri yok!” denildi. Emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, “Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?” diye ısrar eden Elmas Eren tartaklanarak dışarı atıldı. Sonra Hayrettin’in arabası da kaybedildi.
    Hayrettin Eren’i gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkencedeyken gören çok sayıda tanık vardı. Ancak onun gözaltına alındığı inkâr edildi.
    Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Aradan geçen 43 yılda da ailenin tüm girişimlerine rağmen hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Eren Ailesi üç kuşaktır Hayrettin’i ve adaleti aramaktan vazgeçmedi.
    974. haftamızda bir kez daha “Hayrettin Eren’in akıbeti açıklanana, korunan failleri yargılanıp, cezalandırılana kadar, adalet sağlanana kadar bu dava bizim için kapanmayacak” diyoruz.
    Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Abluka altında Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakıldı-VİDEO

    Abluka altında Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakıldı-VİDEO

    PİRHA- Kayıplarının akıbetini sormak için Galatasaray Meydanı’na çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri, abluka altında meydana karanfil bıraktı.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybettirilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylem, 971’inci haftasında devam ediyor. Çok sayıda kayıp yakını ile insan hakları savunucusunun yer aldığı bu haftaki eylem de, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “ihlal” kararına rağmen polisler tarafından Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararı gerekçe gösterilerek yine engellendi. Kayıp yakınları uzun bir süre polis ablukasına alınarak bekletildi. Ablukaya alınan kayıp yakınlarını görüntülemek isteyen basın mensupları önceki haftalarda olduğu gibi polis engeliyle karşılaştı.  İstiklal Caddesi’nde ellerinde karanfillerle Galatasaray Meydanı’na yürümek isteyen Cumartesi Anneleri polis ablukasına alınırken, yapılan görüşmeler sonucu kayıp yakınları adına Maside Ocak, meydana karanfil bıraktı.PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri eyleminde gözaltına alınan 27 kişi serbest

    Cumartesi Anneleri eyleminde gözaltına alınan 27 kişi serbest

     970’inci  haftada da Galatasaray Meydanı’na yürürken gözaltına alınan Cumartesi Anneleri/İnsanları ve insan hakları savunucuları serbest bırakıldı.

    Cumartesi Anneleri/İnsanları ve insan hakları savunucularının Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirmek istedikleri 970’ inci  haftaki eylem sırasında gözaltına alınan 27 Cumartesi Anneleri/ İnsanları ve hak savunucuları emniyetteki işlemlerin  ardından götürüldükleri 3 farklı  hastanedelerde yapılan sağlık kontrollerinin ardından serbest bırakıldı.

    Serbest bırakıldıklarını dijital medya hesapları üzerinden duyuran Cumartesi Anneleri/İnsanları, şu paylaşımda bulundu: “Umut, edenler haklı Umut, insanın hakkı. Gülüşleri fotoğraflarda kalan kayıplarımıza ulaşma umudundan vazgeçmeyeceğiz.”

    Gözaltına alınıp serbest bırakılanların isimleri şöyle:

    Leman Yurtsever, Ümit Efe, Nazım Dikbaş, Ayşegül Devecioğlu, Murat Çelik, İsmail Yücel, Davut Arslan, Doğan Özkan, Seyit Doğan, Salim Derelioğlu, Hüseyin Aygül, Taylan Bekin,Sevim Sancaktar, Begali Kurnaz, Selim Kara, Mikail Kara, Salih Zeki Tombak ,Bedahet Tosun Hüseyin Doğan, Arda İlaldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri eylemine polis ablukası; gözaltılar var-VİDEO

    Cumartesi Anneleri eylemine polis ablukası; gözaltılar var-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri Galatasaray Meydanı’nda eylem ısrarı bu hafta da polis engelinde devam etti. Eylemde Cumartesi Anneleri, hak savunucuları ve desteğe gelenler gözaltına alındı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eyleminde 970’inci haftaya gelindi. Cumartesi Anneleri’nin Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararına rağmen 29 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucularının eylemi bu hafta da polis ablukası altında gerçekleşti. Bu hafta eyleme, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Milletvekilli Kezban Konukçu MYK Üyesi Musa Piroğlu destek verdi.

    MİLLETVEKİLİ KONUKÇU’YA ‘DOKUNULMAZLIĞIN YOK’ CEVABI

    Yoğun ablukaya rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucuları, meydana yaklaşır yaklaşmaz polisler tarafından önleri kalkanlarla kesilerek ablukaya alındı. Ablukanın ardından Cumartesi Anneleri gözaltına alındı. Gözaltı anlarını görüntülemek isteyen basın mensuplarının önüne polis araçları çekilerek görüntü alması engellendi. Basının görüntü alması engellenirken eyleme desteğe gelen HEDEP vekili Kezban Konukçu polisler tarafından alandan uzaklaştırılmaya çalışıldı. Vekil olduğunu ve dokunulmazlığı bulunduğunu ifade etmesinin ardından polisler tarafından “Senin dokunulmazlığın yok, bizim var” denilerek görüntü alması engellendi.

    27 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    Cumartesi Anneleri eyleminin 970’inci haftasında 27  kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    İkbal Eren
    Ali Ocak
    Besna Tosun
    İrfan Bilgin
    Hüseyin Ocak
    Gülseren Yoleri
    Oya Ersoy
    Leman Yurtsever
    Ümit Efe
    Nazım Dikbaş
    Ayşegül Devecioğlu
    Murat Çelik
    İsmail Yücel
    Davut Arslan
    Doğan Özkan
    Seyit Doğan
    Salim Derelioğlu
    Hüseyin Aygül
    Taylan Bekin
    Sevim Sancaktar
    Begali Kurnaz
    Selim Kara
    Mikail Kara
    Salih Zeki Tombak
    Bedahet Tosun
    Hüseyin Doğan
    Arda İlaldı

    Canlı yayını buradan izleyebilirsiniz:

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’na çıkması engellendi; 26 gözaltı-VİDEO

    Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’na çıkması engellendi; 26 gözaltı-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda eylem ısrarı bu haftada polis ablukasında devam etti. Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’na çıkmaları yine engellenen Cumartesi Anneleri, hak savunucuları ve desteğe gelenler gözaltına alındı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/insanları, eylemlerinin 969’uncusunu gerçekleştirdi.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararına rağmen 28 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucularının eylemi bu hafta da polis ablukası altında gerçekleşti. Bu haftaki eyleme, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Milletvekilleri, Celal Fırat ve Özgül Saki, MYK Üyesi Musa Piroğlu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık ve kadın örgütleri katıldı.

    POLİS ARACIYLA BASINI ENGELLEDİLER

    Meydan ve meydana çıkan ara sokaklarda polisler tarafından saatler öncesinde ablukalar başladı. Yoğun ablukaya rağmen Cumartesi Anneleri/insanları ve hak savunucuları, meydana yaklaşır yaklaşmaz polisler tarafından önleri kalkanlarla kesilerek ablukaya alındı. Ablukanın ardından Cumartesi Anneleri gözaltına alındı. Gözaltı anlarını görüntülemek isteyen basın mensuplarının önüne polis araçları çekilerek görüntü alınması engellendi.

    “BUNU İNSANLIK SUÇU OLARAK GÖRMEK GEREKİYOR”

    Polis ablukasından sonra konuşan HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, şunları söyledi:

    “Bu kesinlikle kabul göreceğimiz bir mantık değil. Türkiye’nin bu görüntülerden arınması lazım. Bunun yegane yolu demokratik bir cumhuriyetten geçmek. Bu meselelerin oturarak konuşulması gerektiğine inanıyorum ama şiddet ve gözaltına almak cumhuriyete bir şey kazandırmaz. Cumhuriyetin birinci yüzyılından çıkarken ikinci yüzyılına dair herkesin bir şeyler söylemesi lazım. Bu bir zulümdür, insanlık suçudur. İnsanlar yakınlarını aradıklarını söylüyorlar, bu çok demokratik bir talep. Biz de mecliste bununla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. Bunu gerçekten bir insanlık suçu olarak görmek gerekiyor.”

    26 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    Eylemde polisin gözaltına aldığı 26 kişinin isimleri şöyle:

    Mikail Kırbayır
    Gülseren Yoleri
    Besna Tosun
    Ali Newroz Tosun
    İrfan Bilgin
    Maside Ocak
    Eren Keskin
    Hasan Karakoç
    Leman Yurtsever
    Oya Ersoy
    İkbal Eren
    Taylan Bekin
    Nazım Dikbaş
    Ayşegül Devecioğlu
    Ümit Efe
    İsmail Yücel
    Davut Arslan
    Begali Kurnaz
    Doğan Özkan
    İrem Gerkuş
    Seher Kalkan
    Ezgi Karakuş
    Evrim Gürenin
    Nazlı Evrim Şerifoğlu
    Fatma Akaltun
    Sevim Sancaktar

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • İHD Mersin: Faili meçhul cinayetlerle yüzleşmeden kara leke silinmeyecektir-VİDEO

    İHD Mersin: Faili meçhul cinayetlerle yüzleşmeden kara leke silinmeyecektir-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin adalet mücadelesine destek amaçlı açıklama yapan İHD Mersin Şubesi gözaltında kaybedilen Kerevan İrmez’in akıbetini sordu. İHD açıklamasında, “968.haftada Galatasaray buluşması polis şiddeti ile engellemeseydi, Cumartesi Anneleri gözaltına alınmasaydı, Kerevan İrmez için adalet talebi haykıracaktı. Bu hafta Cumartesi Anneleri adına Kerevan İrmez yakınlarının adalet arayışına ses veriyoruz” denildi.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 968. haftasında, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, gözaltında kaybedilen Kerevan İrmez’in akıbetini sordu. Açıklamayı ÖHD Mersin Şubesi Eş Başkanı İbrahim Kaya okudu.

    “AYM KARARLARI NEDEN TANINMIYOR”

    Kaya, AYM kararlarının neden uygulanmadığını sorarak, “Anayasa’nın 2. Maddesi hala yürürlükte ise devleti yönetenlerden bir açıklama bekliyoruz: görev ve yetkisini anayasal sınırlar içerisinde kullanmak zorunda olan Beyoğlu Kaymakamı, İstanbul Emniyet Müdürü ve onların bağlı olduğu İçişleri Bakanı temel hak ve özgürlükleri, Anayasayı ve AYM kararlarını neden tanımıyor? Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilenlerin akıbetini öğrenmek istediği için neden suçlu muamelesi görüyor?

    968.haftada Galatasaray buluşması polis şiddeti ile engellemeseydi, Cumartesi Anneleri gözaltına alınmasaydı, Kerevan İrmez için adalet talebi haykıracaktı. Bu hafta Cumartesi Anneleri adına Kerevan İrmez yakınlarının adalet arayışına ses veriyoruz” dedi.

    “SUÇLARLA YÜZLEŞİLMEDEN VAHŞETİN BIRAKTIĞI LEKE SİLİNMEYECEK”

    İrmez’in akibetini araştıran ailenin baskı ve tehditlere maruz kaldığını ifade eden Kaya, “35 yaşındaki 8 çocuk babası Kerevan İrmez’in Silopi’deki evi 19 Ekim 1995 gecesi askeri kamuflaj giysili, çoğu kar maskeli kişiler tarafından basıldı. İrmez’in elbiselerini giymesine izin verilmedi. Yatak kıyafeti ile zorla panzere bindirildi. Bindirildiği panzere zırhlı bir askeri araç ve bir Beyaz Toros eşlik ediyordu.Sabah olunca Emine İrmez savcılığa, emniyet müdürlüğüne ve tümen komutanlığına giderek eşini evden götürenler hakkında şikayet dilekçesi verdi ve akıbetinin araştırılmasını talep etti. Yetkililer Emine İrmez’e eşinin güvenlik güçlerince gözaltına alınmadığını, onu götürenlerin örgüt üyesi olabileceğini söyledi. Girişimlerde bulunmayı sürdüren aile baskı ve tehditlere maruz kaldı. Kerevan İrmez’den bir daha haber alınamadı. 28 yıldır maddi gerçeği açığa çıkartacak, ceza adaletini sağlayacak etkin bir soruşturma, kovuşturma yürütülmedi” ifadelerini kullandı.

    “YÜZLEŞMEDİKÇE KARA LEKE SİLİNMEYECEKTİR”

    Kaya, işlenen suçlarla yüzleşmedikçe ülke tarihinde kara lekelerin silinmeyeceğini söyleyerek, “968. haftamızda bir kez daha söylüyoruz: Devleti yönetenler, hakikat ve adalet talebimizin gerçekleşmesi için yüksek politik irade gösterinceye kadar haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. İşlenen suçlarla yüzleşmeden vahşetin bıraktığı leke silinmeyecektir. Cumartesi annelerinin tüm anayasal hakları derhal tanısın. Kerem İrmez ve diğer tüm kayıpların akıbeti açıklansın. Failleri yargılanarak cezalandırılsın” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Cumartesi Anneleri 967. haftada da ‘mezar yeri’ ile buluşamadı -VİDEO

    Cumartesi Anneleri 967. haftada da ‘mezar yeri’ ile buluşamadı -VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda eylem ısrarı bu hafta da polis ablukası altında devam etti. Eylemde Cumartesi Anneleri ve hak savunucuları ters kelepçeyle gözaltına alındı. Cumartesi Anneleri ‘mezar yerimiz’ dediği Galatasaray Meydanı’na bu hafta da karanfillerini bırakamadı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 967’ncisini gerçekleştirdi. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “ihlal” kararına rağmen 26 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmaları engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucularının eylemi, bu hafta da polis ablukası altında gerçekleşti. Bu hafta eyleme TİP Milletvekili Ahmet Şık destek verdi.

    ABLUKA BU HAFTA DA DEVAM ETTİ

    Meydan ve meydana çıkan tüm ara sokaklar polisler tarafından saatler önce kapatıldı. Yoğun ablukaya rağmen Cumartesi Anneleri/İnsanları ve hak savunucuları, meydana yaklaşır yaklaşmaz polisler tarafından önleri kalkanlarla kesilerek ablukaya alındı. Ablukayı görüntülemek isteyen gazeteciler de ablukadan uzaklaştırıldı. Farklı ablukalarda bekletilen Cumartesi Anneleri ve hak savunucuları gözaltına alındı.

    18 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    Cumartesi Anneleri, hak savunucuları ve eylem desteğe gelen 18 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    Ali Ocak, Cem Göncü, Davut Arslan, Doğan Özkan, Fatma Akaltun, Gülseren Yoleri, Hanife Yıldız, Hatice Onaran, Hüseyin Aygül,  İkbal Eren, İrfan Bilgin, Maside Ocak, Mikail Kırbayır, Mustafa Emin Büyükcoşkun, Newroz Ali Tosun, Oya Ersoy,  Salim Derelioğlu, Türker Demirci

    Dilan ŞİMŞEK – Devrim FINDIK/ İSTANBUL