Etiket: gar katliamı

  • 10 Ekim Gar Katliamı davasında yeni delil: Sanığın parmak izi Hatay’da yakalanan araçta tespit edildi!

    10 Ekim Gar Katliamı davasında yeni delil: Sanığın parmak izi Hatay’da yakalanan araçta tespit edildi!

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın firari sanıklarına ilişkin davada, Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirilen IŞİD üyesi Ömer Deniz Dündar ilk kez hâkim karşısına çıktı. Müşteki avukatları, dosyaya yeni giren kriminal inceleme raporunda Dündar’ın parmak izinin 2017 yılında Hatay’da ele geçirilen araçta tespit edildiğini açıkladı.

    10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde 103 kişinin yaşamını yitirdiği IŞİD saldırısına ilişkin firari sanıklar yönünden sürdürülen davanın duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mayıs ayında Suriye’de yakalanarak Türkiye’ye getirilen tutuklu sanık Ömer Deniz Dündar, ilk kez mahkeme huzurunda savunma yaptı.

    Duruşmayı katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, yaralılar ve avukatları takip etti. Duruşmanın başında Mahkeme Başkanı’nın sesinin salonda yeterince duyulmaması nedeniyle aileler ile mahkeme heyeti arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Daha sonra yargılamaya devam edildi.

    Mahkeme, Hatay’da Dündar hakkında görülen davalar ile Ankara’daki dosyanın birleştirildiğini açıkladı. Ayrıca sanığın 18 Haziran’da etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiği ve çok sayıda IŞİD üyesini teşhis ettiği bilgisi paylaşıldı.

    SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ

    Savunmasında örgüt içinde bulunduğunu kabul eden Dündar, Ankara Gar Katliamı ve Hatay’daki canlı bomba hazırlıklarıyla bağlantısının olmadığını öne sürdü. Hatay’da ele geçirilen araç ve şehadet kemeriyle ilgili suçlamaları reddeden Dündar, kemer üzerindeki parmak izinin, örgütte dini eğitim veren Ahmet Güneş’e kısa süreli yardım ettiği sırada oluşmuş olabileceğini iddia etti.

    Türkiye’deki saldırı planlarının Mustafa Dokumacı, Ahmet Güneş ve Yunus Durmaz tarafından yürütüldüğünü savunan Dündar, kendisinin kamplarda spor eğitimi verdiğini ve patlayıcı hazırlama biriminde görev almadığını söyledi. Gar Katliamı’nın yaşandığı tarihte Suriye’de bulunduğunu belirten Dündar, Türkiye’deki örgütsel faaliyetlerden haberi olmadığını ileri sürdü.

    YENİ KRİMİNAL RAPOR DOSYAYA GİRDİ

    Müşteki avukatlarından Senem Doğanoğlu ise dosyaya 15 Haziran’da giren yeni kriminal inceleme raporuna dikkat çekti. Doğanoğlu, 2017 yılında Hatay’da canlı bomba saldırısı hazırlığında olduğu değerlendirilen kişilerin bulunduğu araçta yapılan incelemede, Dündar’ın parmak izinin tespit edildiğini mahkemeye aktardı.

    Bu tespite ilişkin savunması sorulan Dündar ise, “Bu mümkün değil. Parmak izimin orada nasıl bulunduğunu bilmiyorum” diyerek iddiayı reddetti.

    TAHLİYE TALEBİNE AİLELERDEN TEPKİ

    Sanık avukatı, müvekkili hakkında Ankara Gar Katliamı’yla doğrudan bağlantı kuran somut delil bulunmadığını savunarak adli kontrol şartıyla tahliyesini istedi. Tahliye talebi duruşmayı izleyen katliamda yakınlarını kaybeden ailelerin tepkisine neden oldu.

    Mahkeme heyeti, duruşmaya ara verirken yargılamanın ileri bir tarihte devam edeceğini bildirdi.

    HABER MERKEZİ

  • 10 Ekim’de katledilenler Kadıköy’de anıldı-VİDEO

    10 Ekim’de katledilenler Kadıköy’de anıldı-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler, İstanbul’da anıldı. Kadıköy İlçesinde yapılan yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında “10 Ekim katliamının insanlık suçu sayılmaması, Sivas katliamında da insanlık suçu işleyenler zaman aşımı ile cezasız kaldığında ‘Hayırlı olsun’ diyerek bu cezasızlığı kutlayanları hatırlattı. Aradan geçen on yılda katliamın hemen ardından utanmadan, sıkılmadan oylarının yükseldiğini ifade eden siyasetçilere ‘ne demek istediği’ bile sorulmadı” denildi.

    İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla binlerce yurttaş, Boğa Heykelinde bir araya geldi. 10’uncu yılında Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler için Kadıköy rıhtıma kadar yürüyüş düzenlendi.

    Yürüyüş kortejinin en önünde “Unutmayacağız, affetmeyeceğiz” yazılı pankart taşınırken “Bijî biratîya gelan. Katillerden hesabı emekçiler soracak. Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Rıhtım meydanında bir araya gelen yurttaşlar, bir dakikalık saygı duruşunun ardından yaşamını yitiren 104 kişinin isimlerini andı. Demokrasi güçleri adına ortak basın metnini Asalettin Aslanoğlu okudu. “Katliamın 10. yıl dönümünde acılarımız hala taze, arkadaşlarımızın anısı hala sıcak” diyen Aslanoğlu, hükümetin sorumluluğuna dikkat çekti.

    “ARADAN GEÇEN ON YILDA ADALET YERİNİ BULMADI!”

    Basın metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Aradan geçen on yılda ne arkadaşlarımız yerde yaralı halde yatarken onlara saldıran polisleri, ne gelmeyen ambulansları, ne ‘kokteyl terör’ açıklamalarını, ne de ‘oylarımız yükseliyor’ itirafını unuttuk.

    Aradan geçen on yılda adalet yerini bulmadı!

    104 arkadaşımızı yitirdiğimiz bombalı saldırının davasında sadece ‘maşalar’ ceza aldı. Müfettiş raporlarına ve mahkeme kararlarına rağmen katliamda sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisi hesap vermedi.

    Aradan geçen on yılda aldıkları ‘canlı bomba’ istihbaratını tertip komitesine iletmeyenler hesap vermedi. Bombacıların adını, sanını, eşkâlini bilip ‘patlamadan yakalamayan’ kamu görevlileri mahkemeye bile çağırılmadı. Adı, sanı, eşkali belli katillerin Gaziantep’ten Ankara’nın göbeğine nasıl geldikleri, polis kontrollerini nasıl atlattıkları sorgulanmadı.

    Güvenliğini almakla yükümlü oldukları bir mitingde gerçekleşen katliam ile ilgili hicap duyup istifa eden tek bir kamu görevlisi bile olmadığı gibi, en hafif ifadeyle ‘ihmal’ ihtimalini bile yok sayan bir dava sürecinden tabii ki adalet çıkmadı. Eylemi gerçekleştirilen örgütün şemasını, bağlantılarını, görüştükleri kişileri, örgütün hiyerarşisini ve derin ilişkilerini ortaya çıkarabilecek bilgiler-belgeler başka illerdeki mahkemelerden talep edilmeden dava alelacele kapatılmak istendi.

    Aradan geçen on yılda mahkeme 10 Ekim Ankara katliamını ‘insanlığa karşı suç’ kabul etmedi ve böylece bomba yeleklerinde parmak izi bulunan şahıslar dahi ilerleyen yıllarda yakalansa ‘zaman aşımı’ ile cezasız kalma olasılıkları doğdu.

    “ÜLKEYİ YÖNETENLER, SORUŞTURMAYI SAPTIRDI”

    10 Ekim katliamının insanlık suçu sayılmaması, Sivas katliamında da insanlık suçu işleyenler zaman aşımı ile cezasız kaldığında ‘Hayırlı olsun’ diyerek bu cezasızlığı kutlayanları hatırlattı.

    Aradan geçen on yılda katliamın hemen ardından utanmadan, sıkılmadan oylarının yükseldiğini ifade eden siyasetçilere ‘ne demek istediği’ bile sorulmadı.

    Evet mahkemeden adalet çıkmadı ama ülkeyi yönetenlerin soruşturmayı saptırdıkları mahkeme kararıyla kesinleşti. Katliamının tek başına IŞİD tarafından gerçekleştirdiği kanaat getiren karar ile beraber, katliamın gerçekleştiği günden itibaren, daha cenazeler kaldırılmamışken, hiçbir veriye dayanmadan ‘kokteyl terör’ iddiasını ortaya atan siyasetçilerin, yine en hafif ifadeyle ‘soruşturmayı saptırdıkları’ kesinleşmiş oldu. Ülkeyi yönetenlerin soruşturmayı neden saptırmak istedikleri, katilleri belirsizleştiren bu manipülasyona neden ihtiyaç duyduğu, neden tek başına IŞİD’i suçla(ya)madıkları sadece siyasi değil aynı zamanda da hukuki bir soru olarak er ya da geç bu ülkeyi yönetenlere sorulacaktır.

    “AMBULANS YERİNE TOMA GÖNDERENLERİ UNUTMAYACAĞIZ”

    Özetle adalet yerini bulmadı, acılarımız soğumadı. Ne bu eylemi yapan örgüt hakkıyla açığa çıkarıldı, ne ilişkilerinin üzerine gidildi, ne de kamu görevlilerinin ve ülkeyi yönetenlerin sorumlulukları sorgulandı. Bu adaletsizlikte imzası ve sorumluluğu bulunanlar tarihe bir kara leke olarak geçti.

    Katillerin kim olduğunu anlamak için katliamın kimleri ve neyi hedef aldığını görmek yeterlidir. Katliamı planlayanları, engel olmayıp destek verenleri, katliamın ardından ambulans yerine TOMA gönderenleri, yaralılara ve kitleye gazla saldıranları ve onları yönlendirenleri asla ve asla unutmayacağız! Gerçek failleri ısrarla koruyanları, gizleyenleri unutmayacağız! Tek tek hesap soracağız ve bir bir hesap verecekler!

    Emek-Barış ve Demokrasi mücadelesi 10 Ekim 2015’te yitirdiğimiz 104 canımızın bize bıraktığı bir emanettir artık. Er ya da geç emeğin, barışın, demokrasinin egemen olduğu bir ülkeyi, 104 canımıza armağan edeceğiz! Er ya da geç katiller kaybedecek! Emek-Barış-Demokrasi kazanacak!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Barış için LGBTİ+lar kuruldu: Barış yoksa eşitlik de yok-VİDEO

    Barış için LGBTİ+lar kuruldu: Barış yoksa eşitlik de yok-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Katliamı’nın yıl dönümünde Mersin’de bir araya gelen LGBTİ+ aktivistleri, “Barış İçin LGBTİ+’lar” adıyla yeni bir oluşum kurduklarını duyurdu. Açıklamada, “Barış hepimiz için hava kadar, su kadar hayati” denildi.

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın yıldönümünde, Barış İçin LGBTİ+’lar (bil+) olarak adlandırılan oluşum, İHD Mersin Şube binasında basın toplantısı düzenleyerek kuruluşlarını duyurdu ve barış mücadelesindeki kararlılıklarını açıkladı.
    Toplantıda, barış mücadelesinde hayatını kaybedenler anıldı; yarım kalan barış ve özgürlük talepleri sahiplenildi. Temsilciler, Kürt meselesinin demokratik çözümüne ve barışa dair umutların arttığı bugünlerde, LGBTİ+ toplumu olarak barış sürecine destek verdiklerini vurguladı.

    Barışın herkesin hakkı olduğunu belirten temsilciler, savaş, şiddet ve nefret politikalarının LGBTİ+ toplumu üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu söyledi. Toplumsal barışın ancak tanınma, özgürlük ve eşitlikle mümkün olduğunu ifade eden bil+ üyeleri, “Barış hepimiz için hava kadar, su kadar hayati önem taşıyor” dedi. LGBTİ+ hareketinin uzun yıllardır “yok sayılma”, kriminalize edilme ve hedef gösterilme süreçlerine rağmen dayanışmayı güçlendirdiğine dikkat çekilen açıklamada, bu deneyimin barış sürecinin temel ihtiyacı olduğu vurgulandı. “Susturulanların kendi sözünü kurabilmesi, barış sürecinin demokratik dönüşümünün ölçüsüdür” denildi.

    Toplantıda ayrıca, barışın milliyetçilik, militarizm, heteroseksizm ve ikili cinsiyet rejiminin tasfiyesiyle mümkün olacağı belirtilerek, “Barış için mücadele etmek sadece silahların susması değil, barışçıl toplumun inşası için kendimizi yeniden inşa etmektir” mesajı verildi. Barış İçin LGBTİ+’lar, bu süreçte hem LGBTİ+’ların barışa katılımını artırmayı hem de Kürt LGBTİ+’ların savaştan etkilenme deneyimlerini görünür kılmayı amaçladıklarını açıkladı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • 104 kişi İzmir’de anıldı: Barışta hala ısrarcıyız!-VİDEO

    104 kişi İzmir’de anıldı: Barışta hala ısrarcıyız!-VİDEO

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden 104 kişiyi andı. Alsancak Garı önünde gerçekleşen kitlesel anma sonrasında yapılan yürüyüş sonrasında denize karanfiller bırakıldı.

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısının üzerinden 10 yıl geçti.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde IŞİD saldırısı sonucu katledilenleri anmak için Alsancak Garı önünde 10 Ekim Barış Derneği “10 Ekim’i unutmayacağız, unutturmayacağız” pankartını açtı. Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Amed, Suruç Ankara katil sarayda”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişinin katıldığı anmada yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

     “ADALET ARAYIŞINDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    “10 Ekim baskıya, zora karşı demokrasi ve özgürlüklerin savunulmasının adıdır” diyen Mustafa Özdağ, “Tarifi mümkün olmayan acılarla yaşamak, yaralara alışamadan katlanmak zorundayız. Bu yüzden 10. yılında ilk günkü öfkemizle, yasımızla ve kararlılığımızla buradayız: korkmuyoruz, yılmadık ve vazgeçmeyeceğiz. Emek, demokrasi, özgürlük ve barışı her zaman haykırarak savunmaya devam edeceğiz. 10 Ekim, iyileşmeyecek yürek yaralarımızın, parçalanmış bedenlerimizin ve emekten yana duruşumuzun adıdır; kadınlara, çocuklara yönelik şiddete karşı duruşumuzun, yaşam alanlarımızı savunuşumuzun adıdır. Baskıya, zora karşı demokrasi ve özgürlüklerin savunulmasının adıdır” diye konuştu.

    Katilleri tanıdıklarını belirten Özdağ, katliamdan sonra “Oylarımız arttı diye sırıtanlar”, “400 vekili verin bu iş bitsin” diyenler ve barış isteyen akademisyenlere tahammülsüzlük gösterenlerin asıl katiller olduğunu kaydederek, hakikatler ortaya çıkana ve sorumlular yargılanana kadar adalet arayışından vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

    “SİYASİ BİR CİNAYETTİR”

    Ardından söz alan katliamda yitirilen Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak, katliamın yalnızca IŞİD’in değil, devletin ihmaliyle gerçekleşen “derin bir siyasi cinayet” olduğunu ifade etti. Barış isteyen on binlerce insanın, devletin koruması olmadan adeta bir hedef tahtasına dönüştürüldüğünü dile getiren Evrim Mak şöyle konuştu:

    “Aramızdan koparılan o insanlar ne bir savaş çağrısı yapmışlardı ne de bir çatışmanın tarafıydılar. Onlar sadece emek, demokrasi ve barış diye haykırmak için Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelmişlerdi. İnsani olan bu talepler neden birilerini bu kadar rahatsız etti? Çünkü barışın sesi, savaştan beslenenlerin kulağını tırmalıyordu. O gün patlayan bombalar yalnızca bedenlerimizi parçalamadı; devletin en temel görevi olan yurttaşlarının can güvenliğini sağlama yükümlülüğünü de yerle bir etti. Bu katliam sadece IŞİD militanlarının parmak izini taşıyan bir terör eylemi değildir. Aynı zamanda derin bir devlet zafiyetinin, kamu görevlilerinin ihmalinin, hatta bilinçli ihmali sonucu işlenmiş siyasi bir cinayettir. Barış isteyen on binlerce insan, devletin koruması olmadan adeta bir hedef tahtasına dönüştürüldü.”

    “ORGANİZE KATLİAM”

    Ardından konuşan 10 Ekim yaralısı Murat Akçalı, Gar katliamında yaşananları “bilerek ve isteyerek organize edilmiş bir katliam” olarak nitelendirerek, “Gar katliamının ardından bazıları için ‘oh oldu’ dediler; sonra statlarda yuhalananları hatırlarsınız. Bombalar patladığında can çekişirken, yanımda ölü insanlar yatarken, üzerimizde müdahale edenler olurken aynı zamanda atılan gazla insanların refleksle uzaklaştığını gördük; atılan gaz sıradan değildi. Burada söyleyecek çok şey var ama en önemlisi şu: katilleri biliyoruz. İki farklı hakime defalarca söyledim; burada ‘ihmal’ ya da ‘göz yumma’ gibi hafif ifadeler söz konusu değildir. Bence burada bilerek ve isteyerek organize edilmiş bir katliam var” diye belirtti.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • 10 Ekim Gar Katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması görüldü-VİDEO

    10 Ekim Gar Katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması görüldü-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, Antep Barosu’nun müdahillik talebini kabul etti. Duruşma 17 Haziran saat 10.00’a ertelendi. 

    10 Ekim Ankara Katliamı davasının 2. tefrik dosyasının ilk duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 10 Ekim Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin aileleri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
    Duruşmanın başında Antep Barosu, “Biz bu davanın tarafıyız” diyerek duruşmaya müdahil olma talebinde bulundu.

    “DAİMİ ARAMA KARARI VERİLMESİNE RAĞMEN DOSYA BİZE AÇIK DEĞİL”

    Av. Senem Doğanoğlu duruşmanın genişletilmesi talebinde bulunarak şu ifadeleri kullandı:

    “Bu duruşma 16 gün önce yapılsaydı başka taleplerimiz olacaktır. Musul komutanı bugün Suriye’de Defacto lideri olarak önümüze çıkıyor. Daimi arama kararı verdi savcılık. Kararı almasının bir anlamı var çünkü mahkemeniz insanlığa karşı suçtan beraat verdi. Dosya hala bize açık değil daimi arama kararı verilmesine rağmen. Emniyetin seçtiği kadar biz X,Y’den haberdarız. X ve Y’lerin tespitini istedik. X ve Y’ler tespit edilsin denildi. 2021’den sonra bize kapatılan dosyada bizden ne saklandığı konusu önemli. 10 Ekim Katliamı’nı insanlığa karşı suç olarak görmediği için Ebu Zeynep ile ilgili sadece örgüt üyeliğinden karar alındı. Katliamın emrini veren Ebu Zeynep 5 yıl sonra yargılanamayacak. Talebimiz daimi arama kararına esas olan evrakların yıllar sonra ortaya çıkmayacak şekilde dosyaya konulmasını istiyoruz. Gelinen noktada iddianamenin insanlığa karşı suçtan düzenlenmesi gerekiyor.”

    “HTS KAYITLARINA İLİŞKİN BİLİRKİŞİ İNCELEMELERİ ÇOK EKSİK; TALEPLERİMİZ REDDEDİLMEMELİ”

    Av. Erkan Ünüvar, HTS kayıtlarına ilişkin talepleri olduğunu belirterek, şunları söyledi:

    “10 Ekim Davası başlayalı 8 yıl oldu. Sanıklara dair telefon numaraları tespit edildi, bilirkişi incelemeleri yapıldı ama bu incelemeler bizim istediğimiz boyutta değildi. Bilirkişi incelemeleri çok eksik. Hangi sanık nerede bunun tespit edilmesi gerekiyordu. Sanıkların ortak kişilerle görüşmeleri vardı. katliam öncesinde yoğunlaşan mesajlaşmalar aramalar var. 8 yıl geçti, telefon iletişimi olan kişilerin kimler olduklarını öğrenemedik. Biz kendi analizlerimizi yaptık. Sürekli sanıkların kullandıkları numaraların tespitini istedik. Çünkü sanıklar kendi numaralarını kullanmamışlar, ailelerinin numaralarını kullanmışlar. Örgütsel faaliyetlerini başkalarının numaraları üzerinden yapmışlar biz bunların tespitini istiyoruz.
    Deniz Büyükçelebi sınırda olduğu sürede bizim bildigimiz bir çok hat kullanmış. Hüseyin Bayram’ın, dosyamız sanıklarından Yakup Yıldırım ile çok sayıda telefon trafiği var. Hakan Şahin ile de Hüseyin Bayram’ın çok sayıda iletişimi var. Hüseyin Bayram adına kayıtlı telefon hatlarının özellikle Deniz Büyükçelebi’nin kullandığını düşünüyoruz. Öncelikle müzekkere yazılarak hatları fiilen kimlerin kullandığını talep ediyoruz. Emniyet Müdürlüğü bunu tespit edebilir. Hüseyin Bayram’ın tüm iletişimine hakim degiliz. Bundan dolayı bütün dökümlerin gelmesi gerekiyor. Yakup Şahin’in Harun Balçık ile katliam tarihlerinde görüşmeleri var. Bu kişinin kim olduğunun araştırılmasını istiyoruz. Dosyamız bitmedi henüz, devam ediyoruz davamıza bazı taleplerimiz reddedilse bile. Hala yeni deliller çıkıyor ortaya o nedenle taleplerimizin reddedilmemesini istiyoruz.”

    “TALEPLERİMİZ REDDEDİLDİĞİ İÇİN ARAŞTIRMALARIMIZ AĞIR AKSAK İLERLİYOR”

    “Taleplerimiz reddedildiği için araştırmalarımızı ağır aksak ilerletebiliyoruz” diyen Ünüvar, “Tespit ettiğimiz isimlerden biri de Mustafa Demir’dir. Mustafa Demir’in failler ile yakın ilişkiler içinde olduğunu, aynı örgütsel faaliyetlerini tespit ettik. 2014 yılında Mustafa Demir sınır emiri, 2015’te de Mustafa Demir sınır emirliği yapmaya devam ediyor. 2016’da da Türkiye’deki katliamları organize etmeye devam ediyor. Mustafa Demir, 2014-2016 tarihleri arasında IŞİD’in katliamlarının örgütleyicisi konumunda. Mustafa Demir sınırda IŞİD faaliyetlerini ayarlayan yöneticidir. Biz bunları daha önce tespit edebilirdik ancak taleplerimiz engellendiği için tespit etmekte geciktik. Mustafa Demir’in 10 Ekim Katliamı ile ilgisi olmadığını düşünmek akla uygun değil. Bütün bu hususlar göz önüne alınarak Mustafa Demir’in davamızda sanık olarak yargılanmasının talep edilmesini istiyoruz” dedi.

    “BU DAVANIN UNUTULMASINI İSTİYORSUNUZ”

    Avukat İlke Işık da bu davanın unutulmasının istendiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Son süreçte IŞİD korkusu tüm ülkede yaşanmakta. IŞİD ile ilgili konuşulduğu bir süreçteyiz. Bu dosya ülkedeki en önemli IŞİD davalarından birisi. Başka dosyalardan IŞİD üyeleri tahliye ediliyor. 36 sanık yargılandı 19’u tutukluydu. 16 firari sanık var bu davada. Siz, bu dava unutulsun istiyorsunuz. Temmuz’da o yüzden büyük bir acele ile karar verdiniz. Önemsiz bir dosya gibi bu dosyayı kapatırım sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Bu 16 sanık alalede sanıklar değil, bunlar önemli IŞİD üyeleri. Bütün dünya IŞİD’i konuşurken yeniden adımlar atmanız, yeni çalışmalar yapılması gerektiği çok açık. Bütün sanıklar hakkında güncel konumlarına ilişkin, son durumlarının bilinmesi hakkında MİT Başkanlığı’na müzekkere yazılmasını istiyoruz. 5 sanığın Suriye’de olduğunu resmi kayıtlar ile görmüş oluyoruz. Bayram Yıldızın Irak’ta olduğunu biliyoruz. İadelerine ilişkin taleplerde bulunacağız. Diplomatik ilişkiler Suriye ile başladı. O yüzden sanıkların iade işlerine ilişkin sürecin bir an önce başlatılmasını talep ediyoruz. Sanıkların eşlerinin de tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz.”

    Mahkeme heyeti, Antep Barosu’nun müdahillik talebini kabul etti. Mahkeme ayrıca Ayrıca Tanık Erol Sayanoğlu’nun dinlenmesi talebinin sonraki celsede değerlendirmek üzere incelemeye almasına, daimi arama soruşturmasında gizlilik kararı olup olunmadığının sorulmasına, HTS kayıtlarını adı geçen şahısların fiili kullanma taleplerinin sorulmasına ilişkin bir sonraki celsede incelemeye almasına, Mustafa Demir adlı sanık hakkında cumhuriyet başsavcılığına suç ihbarına bulunulmasına, yeri bilinen sanıkların iade işlemlerine ilişkin Adalet Bakanlığı’na sorulmasına, yakalama kararlarının devamını bunun dışındaki taleplerin ayrı ayrı reddine karar verdi. Duruşma 17 Haziran saat 10.00’a ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

  • Gar Katliamı Elazığ’da lanetlendi: Ambulansları geciktirip, biber gazı sıkanları unutmadık!-VİDEO

    Gar Katliamı Elazığ’da lanetlendi: Ambulansları geciktirip, biber gazı sıkanları unutmadık!-VİDEO

    PİRHA- IŞİD çetelerinin gerçekleştirdiği Ankara Gar Katliamı Elazığ’da lanetlendi. Yapılan açıklamada, “Katliamın yaşandığı alana ambulansların girmesini geciktirip, alana önce TOMA’ları sürenleri, yaralılara gaz sıkma emri verenleri unutmadık. Katliam sonrası anket yapıp oylarının ne kadar arttığını araştıranları unutmadık” denildi. 

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı 9. yılında Elazığ’da protesto edildi, katledilen 104 insan anıldı.

    Hozat Garajı’nda yapılan açıklamayı Eğitim Sen Temsilcisi Ali Yeşiltepe okudu. Yeşiltepe, 104 canımız aramızdan koparılırken yüzlerce insanımız fiziksel, yüzbinlerce insanımız ruhsal olarak yaralandı. Gar katliamı, Türkiye tarihinin en büyük katliamı olarak kapkara bir sayfa olarak tarihimize geçti” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Katliamın ardından başlayan dava sürecinde birileri o karanlık sayfa hiç aydınlatılmasın diye elinden geleni yaptı. Yapmaya devam ediyor. Ama dava süreci acılı ailelerimizin, avukatlarımızın ısrarlı çabaları ile tüm dünya kamuoyunun gündemine girdi.
    10 Ekim Davası tutuklu sanıklar yönünden 9 kişi hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verilerek karara bağlandı. Ana dosyadan ayrılan firari sanıkların yargılandığı dosya Türkiye’nin ilk ve tek insanlık suçu yargılaması olarak tarihe geçti.
    1 Temmuz 2024’te görülen duruşmada ise ülkede yaşanan en büyük katliama ilişkin ikinci kez karar verildi. Ne yazık ki mahkeme “İnsanlığa karşı suç işlenmiştir’ diyemedi. Dosyayı IŞİD’i aklayarak kapatmak istedi.

    Buradan tekrar altını çiziyoruz. Bu dava bizler için bitmemiştir. Katliamın sadece maşası olanlara, tetikçilere ceza verilmesi yeterli değildir. Bizler en başından beri katliamın arka planın aydınlatılmasını, katliamın gerçek sorumluların yargılanmasını istiyoruz.
    Mahkeme tutanakları tarihe yazılan gerçeklerin üstünü örtemez. 9 yıldır milyonların gözünün önünde yaşanan gerçekleri unutmadık, unutturmayacağız.

    * Katliam sorumluları 10 gün önce tespit edilmesine rağmen hiçbir işlem yapmayanları unutmadık.
    * Yol kontrollerini kaldırarak katillere adeta koridor açanları unutmadık.
    * Saldırı olacağı istihbaratını miting tertip komitesinden gizleyenleri unutmadık.
    * Katliamın yaşandığı alana ambulansların girmesini geciktirip, alana önce TOMA’ları sürenleri, yaralılara gaz sıkma emri verenleri unutmadık.
    * Katliam sonrası anket yapıp oylarının ne kadar arttığını araştıranları unutmadık.
    * IŞİD’e “öfkeli gençler” diyerek, “kokteyl örgüt” diyerek davayı sulandırmaya çalışanları, katliamın delilerini saklayanları ve onları terfi ettirenleri unutmadık.
    * Soruşturma dosyası savcılarının bizlerden sakladığı 9 klasör dava evrakının adliye koridorlarında şans eseri bulunmasını unutmadık.
    En önemlisi barış karanfillerimize verdiğimiz sözü unutmadık.
    Bu topraklarda katliamlar ile hesaplaşmak için mücadele verenlerin karşısına dikilen duvarları, konulan engelleri en iyi bizler biliyoruz.
    Barış karanfillerimize sözümüz var. O duvarların tuğlalarını çekip çıkaracağız.
    10 Ekim katliamında rolü olan, görevini ihmal eden, katliama yol veren, hangi mevki ve makamda olursa olsun tüm sorumlular yargılanana ve hak ettikleri cezayı alana kadar adalet yürüyüşümüzü hep birlikte sürdüreceğiz.
    10 Ekim katliamının unutturulmak istenmesine izin vermeyeceğiz.
    Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz barış şehitlerimizi saygı ve özlemle anarken sözümüzü bir kez daha yineliyoruz.
    Bu toprakları katliamlarla, faili meçhul cinayetlerle anılmaktan çıkarıp barış ve demokrasiyle taçlandırarak yitirdiğimiz canlarımıza, yoldaşlarımıza, karanfillerimize armağan edeceğiz.
    Er ya da geç, sorumlular cezalandırılacak; emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak!

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Gar Katliamı Antalya’da lanetlendi: Katillere adeta koridor açanları unutmadık-VİDEO

    Gar Katliamı Antalya’da lanetlendi: Katillere adeta koridor açanları unutmadık-VİDEO

    PİRHA- 9 yıl önce Ankara Gar Meydanı’nda canlı bomba IŞİD çetelerinin kendini patlatması sonucu yaşamını yitiren 104 insan Antalya’da anıldı. Yapılan açıklamada, “Katliam sorumluları 10 gün önce tespit edilmesine rağmen hiçbir işlem yapmayanları unutmadık. Yol kontrollerini kaldırarak katillere adeta koridor açanları unutmadık. Saldırı olacağı istihbaratını miting tertip komitesinden gizleyenleri unutmadık” denildi. 

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 9 yıl önce Ankara Gar Meydanı’nda canlı bomba IŞİD çetelerinin kendini patlatması sonucu yaşamını yitiren 104 insanı andı, katliamı lanetledi.

    Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk’ün okuduğu açıklamada, “Cumhuriyetin 100 yıllık tarihinin en büyük katliamı olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı üzerinden koca 9 yıl geçti… 10 Ekim 2015’te düzenlediğimiz “Emek, Barış Ve Demokrasi Mitingi”ne yapılan saldırıda 104 arkadaşımızı yitirdik, 500’e yakın arkadaşımız ise yaralandı. Aradan geçen 9 yılda patlamadan kaynaklı çok sayıda arkadaşımız farklı organ kayıplarıyla hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadır” denildi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “9 yıl herkesi aynı şekilde etkilemedi elbette. Yüreğimiz kan ağlarken birileri statlarda barış karanfillerimizi yuhalattı, insanlık suçları işleyen cani bir örgüte selam yolladı! Bizler ülkemizin geleceğine kara bir leke olarak düşen katliamda yitirdiklerimizi birer birer toprağa defnettiğimiz sıralarda katliamı önlemek bir yana adeta yol veren iktidar anketlerle oy hesabı derdine düştü. Katliam milyonların ruhunda, yüreğinde derin yaralar açarken, acının bir nebze olsun hafiflemesi için katliamın gerçek sorumlularının yakalanmasını beklerken yetkililer “kokteyl örgüt” diyerek ilk karartmayı yaptılar! Barış karanfillerimizin aileleri, yakınları, avukatları ve biz mücadele arkadaşları katliamın gerçek suçlularının açığa çıkması için kılı kırk yararak belge ve delil ararken idareciler delilleri “dolaplarda unuttular”, kimisini de imha ettiler!

    “KATLİAM GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ”

    10 Ekim katliamından önce aynı merkezden planlandığı düşünülen 5 Haziran 2015 Diyarbakır ve 20 Temmuz 2015 Suruç katliamları yaşandı. Her üç katliamın sadece planlaması değil sözümüz ona “ihmaller zinciri” de büyük benzerlikler taşımaktadır. Her ne hikmetse her üç katliamın öncesinde güvenlik güçleri ortadan kaybolmuş, arama noktaları kaldırılmıştır! Her üç katliamın dava süreci de birkaç maşaya ceza verilerek kapatılmak istenmektedir. Ve katliamlar zincirinin iktidarı sarsılan AKP’nin yeniden çoğunluğu sağlamasıyla bıçakla kesilir gibi kesilmesi sürecin politik arka planı için kafalardaki en önemli soru olarak varlığını korumaktadır.

    “BELGELERLE KANITLANDI”

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı, Türkiye devletinin başkentinin ortasında, bütün güvenlik bürokrasinin gözleri önünde gerçekleşti. Katliamı gerçekleştiren canilerin istihbarat tarafından takip edildiği, canlı bomba ihbarının olduğu, katliam sorumlularının istihbarat görevlileri ile katliam öncesinde ve sonrasında görüştüğü çok sayıda belge ile kanıtlandı. Katliamı gerçekleştiren IŞİD katilleri, patlama malzemeleri ile binlerce kilometre yolu adeta elini kolunu sallayarak, her hangi bir kontrole tabi olmadan geçti. Gelinen aşamada ortaya çıkan gerçekler bu katliamın önünün açıldığı göstermektedir.

    Sadece katliamın önü açılmamış, yüzlerce insan bir nefesle yaşama tutunmaya çalışırken, binlerce insanın yardım çığlığı yeri göğü inletirken, kamu görevlisi sorumluluğunu taşımayanlardan bazıları alana gelen ambulansları durdurmuş, bazıları yerde yatan yaralılara biber gazı sıkarak, yardım etmeye çalışanlara saldırmıştır. Ambulanslardan önce TOMAlar, zırhlı araçlar alana gelmiştir!

    Dava süreci de iktidarın ve siyasallaşan yargının katliama bakış açısını ele vermektedir. Katliam sorumlusu olmasına karşın kimliği tespit edilemediği iddia edilen, fotoğraf ve videolarda apaçık görünen ve X-Y diye kodlanan kişiler hakkındaki dosyada 5 yıldır tek bir işlem yapılmamıştır. Katliamla bağlantılı oldukları tespit edilen ve açık kimlikleri bilinen IŞİD militanları hakkında bir işlem yapılmadığı gibi, bütün evraklar avukatlarca sunulmasına karşın savcılığın aldığı kısıtlılık kararıyla dosya gizlenmektedir. Katliamın planlayıcısı ihbar edildiği, katliamdan bir gün önce kimlik bilgileri tespit edildiği halde hakkında hiçbir işlem yapmayan kamu görevlileri ve yargılama boyunca delilleri gizleyerek, evrak göndermekten imtina ederek görevini yapmayan kamu görevlileri hakkında tek bir işlem yapılmamıştır. Kamu görevlilerinin sorumluluklarını ortaya seren mülkiye müfettişleri raporunun elde edilmesi için açılan ve kazanılan davaya rağmen bugün hala evraklar katılan avukatlarına verilmemiştir. 9 yıldır katliamın aydınlatılması, gerçek faillerin açığa çıkarılması için talep edilen esaslı bilgi ve belgelerin neredeyse tamamı, büyük bir engelleme gayretiyle reddedilmiştir.

    10 Ekim Barış Şehitlerinin mirasına sahip çıkacağız!

    • Katliam sorumluları 10 gün önce tespit edilmesine rağmen hiçbir işlem yapmayanları unutmadık.
    • Yol kontrollerini kaldırarak katillere adeta koridor açanları unutmadık.
    • Saldırı olacağı istihbaratını miting tertip komitesinden gizleyenleri unutmadık.
    • Katliamın yaşandığı alana ambulansların girmesini geciktirip, alana önce TOMA’ları sürenleri, yaralılara gaz sıkma emri verenleri unutmadık.
    • Katliam sonrası anket yapıp oylarının ne kadar arttığını araştıranları unutmadık.
    • IŞİD’e “öfkeli gençler” diyerek, “kokteyl örgüt” diyerek davayı sulandırmaya çalışanları, katliamın delilerini saklayanları ve onları terfi ettirenleri unutmadık.
    • Soruşturma dosyası savcılarının bizlerden sakladığı 9 klasör dava evrakının adliye koridorlarında şans eseri bulunmasını unutmadık.

    Barış Karanfillerimiz bu ülkenin eşitlikçi, laik, insan haklarına dayalı, demokratik bir hukuk devleti olması için mücadele eden herkesin yüreğindedir.

    Hiçbir canımızın hatırasına gölge düşürülmesine, anma etkinliklerimizin engellenerek, müdahale edilerek 10 Ekim Katliamının unutturulmak istenmesine izin vermeyeceğiz. Adalet mücadelemiz bu katliamda katillere yol verenler ve katliamın asıl sorumluları yargı önüne çıkarılıncaya ve cezalandırılıncaya kadar devam edecektir.

    Bugün; 42 ilde defnettiğimiz canlarımızın, yüzlerce yaralımızın ve on binlerce yoldaşımızın sözü işçilerin, kamu emekçilerinin eylemlerinde ve grevlerinde, kadınların özgürlük mücadelesinde, ekoloji savunusunda yaşıyor.

    Bizler IŞİD’e ve IŞİD zihniyetine, gericiliğe, laiklik karşıtı faaliyetlere, halklarımızın düşmanlaştırılmasına teslim olmadık, olmayacağız. Bir kez daha savaş rüzgârlarının estirildiği bu dönemde ülkemizde, bölgemizde ve dünyada bedeli ne olursa olsun barış politikasını savunacak, emek ve demokrasi mücadelesini yükselteceğiz.

    Yitirdiğimiz arkadaşlarımızın bizlere bıraktığı en değerli miras olan emek, barış, demokrasi mücadelesini hep beraber, kol kola omuz omuza büyütmeye kararlıyız.

    Er ya da geç, sorumlular cezalandırılacak; emek kazanacak, demokrasi kazanacak, barış kazanacak!

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Ankara Gar saldırısında katledilen 104 barış insanı Kadıköy’de anıldı: Barış, kazanacak – VİDEO

    Ankara Gar saldırısında katledilen 104 barış insanı Kadıköy’de anıldı: Barış, kazanacak – VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden 104 kişi, Kadıköy İskele’de anıldı. Yapılan ortak açıklamada, “Barış içinde, kardeşçe, özgürce, insanca yaşanan bir ülke için mücadeleyi sürdürmek, 10 Ekim’de yitirdiğimiz barış güvercinlerimize borcumuzdur. Er ya da geç, katiller kaybedecek, emek, barış, demokrasi kazanacak!” denildi.

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırının üzerinden 9 yıl geçti.
    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), 10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı önünde IŞİD’e yaptırılan saldırıda katledilen 104 kişiyi anmak ve katliamı protesto etmek için Kadıköy İskelede bir araya geldi.

    “10 Ekim’i unutmadık unutturmayacağız” pankartı açılırken, sık sık “10 Ekim’i unutma, unutturma”, “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap vercek”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Amed, Suruç Ankara katil sarayda”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişinin katıldığı anmada yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak ‘yaşıyor’ denildi.

    “BİZ BARIŞ DEDİKÇE SALDIRANLAR EKONOMİK FATURAYI HALKA ÖDETİYOR”

    DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına basın açıklamasını, DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu okudu. Arslanoğlu şunları kaydetti:

    “Biz barış dedikçe saldıranlar, Filistin’de, Ukrayna’da, Libya’da, Sudan’da, Lübnan’da, Afganistan’da, Irak, İran ve Suriye’de yaşanan ve bazıları halen devam eden savaşların ağır ekonomik faturalarını da halka ödetiyorlar. Savaşların faturasının işçiler, emekçiler tarafından nasıl ödendiğini de gizlemek için faşist, ırkçı propagandanın dozunu artırıyorlar. Her savaşın kazananları ve kaybedenleri vardır. Savaşların kazananları belli, silah üreticileri, silah satıcıları, onlarla işbirliği yapanlar kazanırken, her ne hikmetse dünyanın neresinde olursa olsun bu faturayı ödeyenler de çocuklar, kadınlar, emekçiler, yani halklardır.

    10 EKİM ANKARA KATLİAMI’NIN GERÇEKLERİ

    Bundan dokuz yıl önce 10 Ekim 2015’te Ankara’da DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından düzenlenen “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingini kana bulayanlar, 104 canımızı, yoldaşımızı, arkadaşımızı, eşimizi, dostumuzu, çocuğumuzu, her yaştan onlarca insanı vahşice, hunharca, acımasızca katlettiler. Her yıl vurguladığımız gerçekleri bir kere daha tekrar etmek istiyoruz:

    -Katliamın ardından bugüne kadar hiçbir sorumlu mahkemelerde hesap vermedi, tek bir kişi bile istifa etmedi.
    -Dava avukatları somut delilleri ortaya koyduğu halde, katliamın sorumlusu olmasına karşın kimliği tespit edilemediği iddia edilen, fotoğraflarda, videolarda apaçık görünen ve X-Y diye kodlanan kişiler hakkındaki dosyada hiçbir şey, tek bir işlem bile yapılmadı.
    -Katliamla bağlantılı oldukları tespit edilen ve açık kimlikleri bilinen İŞİD militanları hakkında hiçbir işlem yapılmadığı gibi, bütün evraklar avukatlar tarafından mahkemeye sunulmasına karşın savcılığın aldığı kısıtlılık kararıyla dosya gizlenmeye çalışıldı.
    -Katliamın planlayıcısı şahıs ihbar edildiği, katliamdan bir gün önce kimlik bilgileri tespit edildiği halde hakkında hiçbir işlem yapmayan ve yargılama boyunca delilleri gizleyerek, evrak göndermekten imtina ederek görevini yapmayan kamu görevlileri hakkında da tek bir işlem yapılmadı.
    -Katliamın doğrudan faili olan kişiler hakkında görevlerini yapmayan ve hakkında suç duyurusunda bulunulan Gaziantep Emniyeti personeli hakkında soruşturma dahi açılmadı.
    -Katliama ilişkin görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmeyen Ankara Emniyeti personeli hakkındaki suç duyurusunda ise hiçbir inceleme yapılmaksızın dosya kapatıldı.

    “KATİLLER KAYBEDECEK; EMEK, BARIŞ, DEMOKRASİ KAZANACAK”

    Sekiz yıl süren dava boyunca avukatlar ısrarla sordular: ‘Neyi gizliyorsunuz, kimi koruyorsunuz?’ diye. Siyasi iktidar ve onun mahkemesi buna cevap vermedi, veremedi. Üstelik davada, sürekli hale gelen heyet değişikliği dava dosyasının sürüncemede kalmasına neden oldu ve katliamın aydınlatılmasına engel oldu. Katillerin kim olduğunu anlamak için katliamın kimleri ve neyi hedef aldığını görmek yeterlidir. Katliamı planlayanları, engel olmayıp destek verenleri, katliamın ardından ambulans yerine TOMA gönderenleri, yaralılara ve kitleye gazla saldıranları ve onları yönlendirenleri asla ve asla unutmayacağız. Gerçek failleri koruyanları, gizleyenleri unutmayacağız! Tek tek hesap soracağız ve bir bir hesap verecekler! 9 yıl önce yüreklerimize, evlerimize, ocaklarımıza düşen acıyı unutmadık, unutturmayacağız! 10 Ekim’de yitirdiğimiz canlarımızı anarken şunu bir kez daha hatırlatalım ki; barış içinde, kardeşçe, özgürce, insanca yaşanan bir ülke için mücadeleyi sürdürmek, 10 Ekim’de yitirdiğimiz barış güvercinlerimize borcumuzdur. Er ya da geç, katiller kaybedecek, emek-barış-demokrasi kazanacak!”

    “BU ÜLKEDE ACIMIZIN YOK SAYILMASINA DEFALARCA TANIK OLDUK”

    Açıklama sonrasında 10 Ekim Aileleri adına Faik Deli, konuşma yaptı. Deli’nin konuşmasında şu ifadeler yer aldı:

    “Bizler ölmeden önce açılmazsa gözümüz açık gider” dediğimiz anıt, biz olmadan açılarak, bir kazanımdan çok, bir haksızlığa neden olunarak içimizde bir ukde daha kalmasına sebep olunmuştur. Annelerin Çığlığı adlı anıt, biz olmadan açılarak annelerin gözyaşına neden olmuştur. Gözyaşı döktüğümüz bilinmesine karşın anıt açılışı konusunda taleplerimizi yok sayan konunun muhatapları anıt açılışını sadece bir iş olarak görerek, siyasi bir üstünlük yarışına girmiştir. Bu ülkede acımızın yok sayılmasına defalarca tanık olan bizler, olay mahalline inşa edilen anıtın biz olmadan açılışına da tanık olduk. Unutulmasın ki, hele hele katliamlar gibi vicdanlarda derin iz bırakan konularda öznesi olmadan oluşturulan sözcüklerden bir cümle kuramazsınız, öznesi olmayan sözcüklerin cümle olmadığını bugün burada anıtın yanında da söylemek için buradayız.

    “104 İNSANIN HATIRASI ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUZ”

    9 yıl oldu; evlerimize sığınmadan, eşya gölgelerinde saklanmadan, korkmadan ve metanetle geçen onca zamanda sözümüz bitmedi. Geride kalanlar olarak, daha nelere tanıklık edeceğimizi bilmeden ve bizi yok sayan her şeye rağmen unutturmama ve adalet mücadelesinin bir parçası olmanın iyi hissi içimizde, devam ediyoruz. Sadece sevdiklerimizi anmak, unutturmamak gayesinde değiliz, 9. yılında da dayanışmamızı büyütmek; aynı zamanda umutlu bir gelecek hayalini de taşısın diye çocuklarımız, katliamların üzerini kapatmaya çalışanlara, zalimlere cezasızlık ön görenlere ve bizi tümden yok etmeye çalışan bu sisteme de sözümüzün bitmediğini belirtmek istiyoruz. Adalet ve unutturmaya dair sözümüzü yineliyor; 9. yılında 104 insanın hatırası önünde saygıyla eğiliyor; 10 Ekim’i unutma unutturma diyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de 10 Ekim anması: Planlanmış bir katliamdı- VİDEO

    Mersin’de 10 Ekim anması: Planlanmış bir katliamdı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 10 Ekim Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 104 insanı andı. Yapılan açıklamada, “10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da tam anlamıyla bir katliam planlandı ve hayata geçirildi. Katilleri tanıyoruz. Bu katliamı yapanlardan hesap sorana kadar mücadelemiz devam edecek” denildi.

    IŞİD çetelerinin saldırısı sonucu 10 Ekim 2015’te Ankara’da yaşamını yitirenler Mersin’de anıldı. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan anmada “10 Ekim barış şehitleri onurumuzdur”, “10 Ekim şehitlerini unutturmayacağız” yazılı pankartlar açıldı.

    Açıklamaya Akdeniz Belediyesi Eş Başkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına ortak açıklamayı Tüm Bel-Sen Mersin Şube Başkanı Mustafa Özbay yaptı.

    “KATİLLERİ TANIYORUZ”

    Özbay, katliamın üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen acı ve öfkenin her geçen gün arttığını söyleyerek, “10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da tam anlamıyla bir katliam planlandı ve hayata geçirildi. Biz, bu bombaları patlatanları da koruyup kollayanları da işbirlikçileri de katliamcıları da dün Maraş’tan, Sivas’tan, Çorum’dan, Taksim’den, Madımak’tan, Roboski’den, Reyhanlı’dan; Adana’dan, Mersin’den, Diyarbakır’dan, Suruç’tan ve en son olarak yüzlerce barış şehidi ve yüzlerce ağır yaralı verdiğimiz Ankara’dan biliyoruz. Ve bu katilleri tanıyoruz. Dönemin Başbakanının “patlamalar oldukça oylarımız her geçen gün yükseliyor” söylemi hafızalarımızda hala tazeliğini koruyor” dedi.

    “NEDEN ÖNLEM ALINMADI”

    10 Ekim’den 22 gün önce Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazışmalarında Ankara’da canlı bomba eylemi yapılacağına dair bilgiler olmasına rağmen önlem alınmadığına vurgu yapan Özbay, “Mitingin izinli olması ve 3 kere miting tertip komitesiyle toplantılar yapılmasına rağmen niye tertip komitesiyle saldırı olacağı paylaşılmadı? Herhangi bir güvenlik zafiyeti yoktur derken, bu katliam nasıl gerçekleşti? Güvenlik zafiyeti yoksa emniyet müdürü niye görevden alındı? Ankara katliamında adı geçenlerin Suruç katliamıyla bağlantılarının kesin olmasına rağmen niye en ufak bir önlem alınmadı?” diye sordu.

    “ÜSTÜNÜ ÖRTEMEYECEKLER”

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerinin altını çizen Özbay, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Barış şehitlerine sözümüz var, bizler eğitimden sağlığa, kamu kurumlarından, sokakta, mahallede, basında kısacası yaşamın tüm alanlarına hakim kılınmaya çalışılan baskıcı, yasakçı, gerici, tekçi ve ırkçı zihniyete karşı her zaman eşitlikçi, laik, demokratik ve özgürlükçü, aydınlık bir Cumhuriyetin savunucusu olmaya devam edeceğiz.
    Bu katliamı yapanlardan hesap sorana kadar mücadelemiz devam edecek. Yastayız, isyandayız, bu yapılan katliamı asla unutmadık, unutturmayacağız.”

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Güvenliğimiz sağlanmamıştı, ölüme terk edildik; kapanmayacak yaralar açıldı’-VİDEO

    ‘Güvenliğimiz sağlanmamıştı, ölüme terk edildik; kapanmayacak yaralar açıldı’-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaralanan Canan Neval Salış, “Yaşananları atlatmak, tam olarak iyileşmek mümkün değil. Kapanmayacak yaralar açıldı bizde. İnsanlar barış istedikçe savaş, ölüm politikaları daha da arttı ancak bizler barışta ısrarcıyız. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TMMOB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla 10 Ekim 2015 yılında Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne IŞİD tarafından yapılan canlı bombalı saldırıda 104 kişi hayatını kaybetmiş, 20’si çocuk yaklaşık 500 kişi de yaralanmıştı.

    Katliam sanıklarına ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), saldırıda Türkiye hükümetinin/devletinin “sorumluluklarını yerine getirdiğine” karar vererek ihlal görmedi. Ancak katliama tanık olan herkes, emniyet güçlerinin herhangi bir arama, güvenlik tedbiri almadığı konusunda ortaklaşıyor.

    Katliamda ağır yaralananlardan biri olan Canan Neval Salış, önlemlerin alınmadığının altını çizerek katliam günü yaşananları PİRHA‘ya anlattı.

    “GÜVENLİĞİMİZ SAĞLANMAMIŞTI, ÖLÜME TERK EDİLDİK”

    Mersin’den Ankara’ya kalabalık bir şekilde gittiklerini ve yolda herhangi bir arama-kontrol noktasının olmadığını belirten Canan Neval Salış, “Patlamadan önce coşkulu bir atmosfer vardı ama polisin neredeyse hiç olmaması şaşırtıcıydı. Normal şartlarda böyle programlarda yüzlerce polis olurdu ama o mitingde yok denilecek kadar azdı polis. Yol boyunca hiçbir arama noktası olmadı. Hiçbir şekilde güvenlik önlemlerimiz alınmamıştı” dedi.

    Patlama sebebiyle iki ağır ameliyat geçiren Salış, o güne dair şunları anlattı:

    “İlk patlamada ne olduğunu anlayamadım, sadece yere düştüğümü hatırlıyorum. Yanımdaki arkadaş beni tuttu ve bize bomba attılar dedi. Ayağa kalkmaya çalışırken ikinci patlamada oldu ve kalkamadım bir daha. TTB’deki doktorlar ilk müdahaleyi yapmak için geldiklerinde acil bir şekilde hastaneye götürülmem gerektiğini, yoksa benim de öleceğimi söylediler. Göğüs kafesimden giren bilye sırtımdan çıkmıştı o da akciğer zarımı delmişti. İki bilye de boynumdan girip sırtımdan çıkmıştı. Her anını hatırlıyor olmak çok kötü. Polisler biber gazı attığı için bilincimi kaybettim sonrasında. 20- 25 dakika geçmesine rağmen ambulanslar gelmedi, o gün ölüme terk edildiğimizi düşündük, birçok insan yakınını kaybetti.”

    “KATLİAM, KAPANMAYACAK YARALAR AÇTI”

    Geçirdiği iki ağır ameliyattan sonra fiziksel olarak iyileşmesi 5 ayı bulan Salış, “Fiziken iyileştim fakat psikolojik olarak bunu atlatmak, tam olarak iyileşmek mümkün değil. Kapanmayacak yaralar açıldı bizde. İnsanlar barış istedikçe savaş ve ölüm politikaları daha da arttı. Bunun sistemsel olduğunu, devletin bir politikası olduğuna inanıyorum. Ama bu böyle sürmeyecek. Barış için mücadelemiz sürecek. Sürdürülen savaş ortamına karşı barışta ısrarcıyız ve bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • İzmir’de Gar katliamcıları lanetlendi: Failleri gizleyenler bu suçun ortağıdır!- VİDEO

    İzmir’de Gar katliamcıları lanetlendi: Failleri gizleyenler bu suçun ortağıdır!- VİDEO

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatının kaybeden 104 kişiyi andı. Alsancak Garı önünde toplanan demokrasi güçleri, “İnsanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Barış savunucusu dostlarımızın hayatlarından, acılarımızdan oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” dedi. 

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırının üzerinden 9 yıl geçti.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde IŞİD saldırısı ile gerçekleştirilen saldırıda katledilenleri anmak için Alsancak Garı önünde 10 Ekim Barış Derneği’nin “10 Ekim’i unutmayacağız, unutturmayacağız” pankartını açtı. Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Amed, Suruç Ankara katil sarayda”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişinin katıldığı anmada yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “ASIL FAİLLER YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMADI”

    Açıklamada, Gar Katliamı’nın ülke tarihinde en büyük sivil katliamı olduğuna vurgu yapılarak, “Saldırganları sınırdan başkentin ortasına kadar getiren asıl failler ve buna göz yumanlar, ihmali olanlar hiçbir zaman yargı önüne çıkarılmadı. Türkiye tarihinin en fazla can kaybının yaşandığı bu saldırıda, polisin görevlerinin gereğini yapmak yerine yaralılara yardım etmeye çalışan halka yönelik müdahaleleri ve ambulansların alana girmesinin engellenmesi ve bu yüzden daha fazla sayıda insanın ölmesi toplumun hafızasında canlılığını korumaktadır. Firari sanıklar yakalanamadı. Ve yine bizlerin, barış ve demokrasi savunucularının, adaletin tecelli ettiğine inanmamız bekleniyor. Kamu görevlilerinin saldırıdan önceki ve saldırı sırasındaki kasıt ve ihmalleri hakkında hiçbir zaman etkin bir soruşturma  yürütülmedi. Katliamda yaşamını yitirenlerin, yaralananların, onların yakınlarının ve bizlerin acılarını ve vicdanlarını tatmin edecek bir soruşturma, bir yargı süreci asla yürütülmedi” denildi.

    “ACILARIMIZDAN OY DEVŞİRENLERİ ASLA AFFETMEYECEĞİZ!”

    10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın gerçekleştiği süreçte, AKP iktidarının gücünün erimeye başlayarak Haziran 2015 seçimlerinden tek başına hükümeti kuracak oyu sağlayamamış durumda olduğu hatırlatılarak, şöyle devam edildi:

    “Bir yandan istikşafi görüşmeler adı altında toplumu oyalayan iktidar, bir yandan da kazanacağı yeni bir seçimin zeminini hazırlıyordu. 5 Haziran 2015 Diyarbakır, 20 Temmuz 2015 Suruç ve 10 Ekim 2015 Ankara Garı katliamları bu süreçte yaşandı. Türkiye’yi özgürlükler-güvenlik ikileminde güvenlik yönünde tercih yapmaya zorlayan iktidar, Kasım 2015’de yapılan yeni seçimi kazandı ve yaşanan saldırılar, bombalı eylemler bıçak gibi kesildi. İlan ediyoruz ki; insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Barış savunucusu dostlarımızın hayatlarından, acılarımızdan oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz.”

    “KATLİAMIN HEDEFİ, DEMOKRASİ VE BARIŞ TALEP EDENLERDİ”

    Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin barış ve demokrasi mücadelelerinin devam ettirileceğine değinilen açıklamada, “Şu husus açıkça ortadadır ki; Ankara Garı Katliamı’nın hedefi demokrasi ve barıştır, demokrasi ve barış talep edenlerdir. Hedef bizleriz. Tarih boyunca barışı ve demokrasiyi savunanlara yönelik saldırılar barış ve demokrasiye olan talebi, umudu ve mücadeleyi hiçbir zaman ve hiçbir şekilde yok edemedi, engelleyemedi. 10 Ekim 2015’de, Ankara Garı’nda yapılan saldırıda yitirdiğimiz canlar, yaralanan dostlarımız, bize bu uğurda verilen mücadelenin bayrağını devrettiler. Bizim görevimiz, gerici faşist saldırılar karşısında birlikte mücadele etmek, barışa ve demokrasiye dair umudu diri tutmak, umudumuzu gerçekleştirmektir. Bu süreçte asla yılmayacağız, asla teslim olmayacağız. Katliamda yaşamını yitiren canlarımızı bitmeyen bir özlemle ve sevgiyle anıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklama alkış ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • IŞİD çetelerinin 104 barış insanını öldürdüğü 10 Ekim Gar Katliamı’nın 9. yılı

    IŞİD çetelerinin 104 barış insanını öldürdüğü 10 Ekim Gar Katliamı’nın 9. yılı

    PİRHA- IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda 104 yurttaşın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan katliamının üzerinden 9 yıl geçti. Gerçek suçlular, katilleri azmettirenler, görevi ihmal edenler, saldırıya göz yumanlar hala yargı önüne çıkarılmadı. 26 Haziran 2024’te görülen davada karar açıklandı. Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi ancak ailelerin adalet mücadelesi hala sürüyor. 

    Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı olan 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 9 yıl geçti.

    Ülkenin dört bir yanından binlerce insan, TTB, DİSK, KESK ve TMMOB tarafından düzenlenen Emek, Demokrasi ve Barış Mitingine katılmak için 10 Ekim 2015’te Ankara’da bir araya gelmişti. Saatler 10.04’ü gösterdiğinde Emek, Demokrasi ve Barış mitingi IŞİD’li 2 canlı bomba ile kana bulandı. Saldırı sonucunda 104 insan hayatını kaybetti, 500 kadar insan yaralandı.

    KARANFİL BIRAKANLARA POLİS MÜDAHALESİ!

    Katliamdan bir gün sonra, 11 Ekim’de kalabalık bir grup, saldırıda 104 insanın hayatını kaybettiği alana gidip karanfil bırakmak istedi. Polis, alana girmek isteyenlere izin vermedi. Yaşanan gerginlik sonucu polis, biber gazıyla müdahalede bulundu.

    Katliamda hayatını kaybedenler için Sıhhiye Meydanı’nda ortak tören düzenlenirken cenazeler kaldırılacakları illere uğurlandı.

    AÇILAN SORUŞTURMALAR!

    Katliamda yaşamını yitirenlerin cenazesine katılan öğrencilere 26 Kasım 2015’te ‘Yasa dışı örgütsel faaliyet’ soruşturması  tartışma konusu oldu. Hayatını kaybeden Necla Duran’ın cenaze törenine katılan ortaokul ve lise öğrencilerine de Hatay Emniyet Müdürlüğü’nün talimatı üzerine ‘yasa dışı örgütsel faaliyete katıldıkları gerekçesiyle’ soruşturma açıldı.

    KATLİAMIN PLANLAYICILARI 

    14 Aralık 2015’te katliamı planlayan İlhami Bali’nin 15 yıldır takip edildiği ortaya çıktı. Fevzi Kızılkoyun’un haberiyle Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarının Ebubekir kod adlı IŞİD’li İlhami Balı’nın talimatıyla gerçekleştiği ve İlhami Balı’nın 2002’den beri emniyetin takibinde olduğu ortaya çıktı.

    29 Şubat 2016’da ise 10 Ekim Ankara Katliamı’nın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırıdan sonra bir kısım polis şefleri hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan soruşturma izni istedi. Ankara Valiliği, “soruşturma izni verilmemesi”ne karar verdi.

    KATLİAMDA İHMALİ OLANLAR HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEDİ

    13 Nisan 2016 Müfettiş Raporu kamuoyu ile paylaşıldı. Ankara Garı’ndaki canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporuyla Emniyet’in mitingde yaşanacak olası bir canlı bomba saldırısı için öncelikle kendi personelini uyardığı, ancak mitinge katılanları ve miting düzenleme komitesini uyarmadığı ortaya çıktı.

    Katliamda ihmali olduğu düşünülen Dışişleri ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri, MİT görevlileri, Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri ile Ankara Emniyet Müdürlüğü hakkında 24 Nisan 2016’da suç duyurusunda bulunuldu. Savcılık, suç duyurusunu işleme koymama kararı aldı.

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI10 EKİM KATLİAM DEĞİL” DEDİ

    İçişleri Bakanlığı, 14 Haziran 2016’da saldırısı için açılan tazminat davasına savunmada “Yeterli önlem alındı, üstelik bu bir katliam değil” dedi. Bakanlık, dava masraflarının da mağdur aileden istenmesini talep etti. Bakanlık, katliamda yaşamını yitiren Gökmen Dalmaç’ın kardeşinin tazminat talebine de “asılsız katliam iddasıyla açılan haksız dava” diyerek tazminatın “haksız zenginleşmeye yol açacağını” savundu. Bakanlık aynı zamanda tren garı önünde toplananları “hukuka aykırı hareket etmek” ile suçladı.

    KATLİAM İDDİANAMESİ HAZIRLANDI

    10 Ekim Katliamı’nın iddianamesi 27 Haziran 2016’da hazırlandı. Hazırlanan iddianamede müfettiş raporunda yer alan ihbar ve ihmal konusundaki belge ve dokümanlar ile katliam sonrasında gaz kullanan polisler yer almadı.

    10 Ekim Davası Avukat Komisyonu, 13 Temmuz 2016’da AYM’ye başvurarak kamu görevlileri hakkında yaptıkları suç duyurularının reddedilmesinin ardından bu talebi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Daha önce katliamda sorumluluğu olan kamu görevlilerinin yargılanması için defalarca suç duyurusunda bulunulmuş ancak bu suç duyuruları her seferinde reddedilmişti.

    17 Temmuz 2016’da 10 Ekim Avukatlarına dava açıldığı duyuruldu. Katliamda ihmali ve sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında ailelerin yaptığı suç duyurusunun reddedilmesinin ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, 10 Ekim mağdurlarının avukatlarına dava açtı.

    BİRİNCİ YIL ANMASINA İZİN VERİLMEDİ!

    10 2016’da birinci yıl anması güvenlik sebebiyle yasaklandı. Ankara Valisi 08.45’te Gar’a çiçek bıraktı. Ailelerin soyadı kontrolü ile alana alınacağı söylenerek, soyadı aynı olmayan aile üyelerinin, kayıp yakınlarının, yaralıların dahi anma alanına girmesine izin verilmedi. Girmek isteyen insanlara polis, gazla müdahale etti. 70’te fazla insan gözaltına alındı.

    İKİNCİ YIL ANMASINA DA MÜDAHALE!

    Katliamda yaşamını yitirenleri ikinci yılında anmak için Ankara’da bir araya gelenlere yine müdahale yapıldı. Ailelere gaz sıkıldı, plastik mermiyle saldırıldı. Saldırı sonrası İnşaat Mühendisleri Odası konferans salonunda anma yapmak isteyen ailelere de saldırı gerçekleştirildi.

    Kızılay’da, katliamda yaşamını yitirenler için yapılan anıt ise kırıldı. İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen anmaya yapılan polis saldırısında ise en az 50 kişi ters kelepçe ile gözaltına alındı.

    İLK DAVA 7 KASIM 2016’DA GÖRÜLDÜ

    Saldırıyla ilgili 20’si tutuklu 36 kişi hakkında dava açıldı. Ankara Dördüncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan davanın savcısı Adnan Gümüş, 12 Haziran 2018’deki duruşmada 55 sayfalık esas hakkındaki görüşünü açıkladı.

    Gümüş, görüşünde “acımasız” ve “vahşi” olarak nitelendirdiği bu saldırının Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adına gerçekleştirildiğini belirtti.

    Sanıklardan Abdülmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakub Şahin, Hakan Şahin, Halil İbrahim Alçay, Resul Demir, Hacı Ali Durmaz ve Hüseyin Tunç hakkında “100 kişiyi kasten öldürme” suçlamasından 100’er kez; “anayasal düzeni ihlal” suçundan ise 1’er kez olmak üzere toplamda 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Aynı sanıklar için ayrıca 20’si çocuk 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan da ayrı ayrı 11 bin 730’ar yıl hapis cezası talep edildi.

    İddianamede patlayıcı yapımında kullanılan malzemeleri Ankara’ya getirmekle suçlanan isimlerden Abdülmubtalip Demir, Metin Akaltın, Yakıp Şahin ve Hüseyin Tunç hakkında ayrıca “örgüt faaliyeti çerçevesinde izinsiz tehlikeli madde bulundurmak, nakletmek” suçundan 24’er yıla kadar hapis cezası istendi.

    Sanık Erman Ekici hakkında “IŞİD silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan istenen hapis cezası ise 22 yıl 6 ay.

    İddianamede, saldırı talimatının IŞİD yöneticisi ve Türkiye sorumlusu olarak tanımlanan İlhami Balı tarafından verildiği belirtildi. İddianamede saldırıyla ilgili ayrıntıların ise IŞİD’in Gaziantep Emiri Yunus Durmaz tarafından planlandığı belirtildi.

    Dava sonunda da 9 sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    3. YIL ANMASINA DA ENGELLEME !

    Ankara Garı önündeki anmaya izin verilmesine karşın anma çeşitli engellemelerle başladı. Gar Meydanı’na giden yolları kapatan polis, önce sadece katliamda yakınlarını yitiren ve yaralananların alana girişine izin verdi.

    Anma tüm engellemelere rağmen saat 10.04’te başlarken anmaya HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ile HDP ve CHP’li milletvekilleri, KESK, DİSK, TTB ve TMMOB Genel Başkanları ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

    FİRARİLER YARGILANIYOR!

    16 firari sanığın yargılandığı duruşma 8 Kasım 2018’de başladı. 37 aydır firari olan 16 IŞİD’li sanık ile bu sanıkların takip edilmesine rağmen yakalanmamasından sorumlu kamu görevlilerinin bulunmadığı duruşmada, sanık sandalyeleri boş kaldı.

    18 Nisan 2019’da yapılan 2. duruşmada ise 10 Ekim Ankara Katliamı davasında IŞİD’in sınır emiri İlhami Balı’nın eşi tutuklu Hülya Balı’nın tanıklığına müdahale edildi. SEGBİS ile görüntülü olarak duruşmaya bağlanan Balı, tanıklık yapmak istemediğini söyleyerek kendi sorunlarını anlatmaya başladı. Hakim, savcının ve avukatların itirazlarına rağmen “Tanıklık yapmak istemiyorsun” diyerek Balı’yı dinlemedi.

    4. YIL ANMASI DA ABLUKA ALTINDA YAPILDI

    10 Ekim Ankara Katliamı’nın dördüncü yıldönümü için Ankara Tren Garı önünde anma yapıldı. Gara doğru hareket ederken gruptan, “Katil devlet hesap verecek”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganlarının atılması üzerine polis ile anmaya katılanlar arasında gerginlik yaşandı. Anmaya katılanlar yoğun güvenlik önlemi altında iki farklı arama noktasından geçerek alana giriş yapabildi.

    FİRARİLERE İLİŞKİN YÜRÜTÜLEN 3. DURUŞMA

    21 Kasım 2019’da firari sanıklar yönünden devam eden davanın duruşmasında sanık Erman Ekici’nin avukatı Erhan Fidan, IŞİD lideri Bağdadi’ye “halife” dedi ve “Türkiye El Bab’a girmese bombalar patlamayacaktı” iddiasında bulundu.

    Gar Katliamı davasında daha önce IŞİD yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezası alan Erman Ekici, bu kez “insanlığa karşı suç” işlemekten hâkim karşısına çıkarıldı.

    Firari sanıklar açısından açılan davanın dördüncü duruşması ise Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Şubat 2020 tarihinde görüldü. Mahkeme, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin 16 firari ve bir tutuklu sanık yönünden devam eden davayı 8 Mayıs 2020 tarihine erteledi.

    16 Temmuz 2020’de yapılan 6. Duruşmada ise katliamın firari sanıklarının yargılandığı davada avukatlar, delil karartıldığı için Gaziantep Emniyeti hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Firari Balı’nın Hayır ve Ensar Derneği üyeliğinin İstanbul Valiliği’ne sorulmasına karar verildi.

    KATLİAMDA AĞIR YARALANAN 4 KİŞİ DE YAŞAMINI YİTİRDİ

    10 Ekim 2015’te bombalı saldırı sonucu 400’den fazla yurttaş ise ağır yaralar aldı. Uzunca bir süre tedavi gören Esfet Duran, Mustafa Budak, Ağa Bayar ve Piro Yıldırım da farklı zamanlarda yaşamlarını yitirdi.

    DAVADA KARAR AÇIKLANDI

    26 Haziran 2024’te görülen davada karar açıklandı. Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme heyeti sanıklar Yakup Şahin, Hakan Şahin, Resul Demir, İbrahim Halil Alçay, Hacı Ali Durmaz, Erman Ekici, Talha Güneş, Hüseyin Tunç ve Metin Akaltın’a insan öldürmekten 101’er kere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, insan öldürmeye teşebbüs suçundan da 379’ar kere 18 yıl hapis cezası verdi.

    Mahkeme heyeti ayrıca Erman Ekici hakkında insanlığa karşı suçtan beraat verilmesine, dosyanın firari sanıklar yönünden ayrılmasına karar verdi.

    Ekici’nin geçen celsede de sağlık raporu sunan avukatı, bugünkü duruşma için de mazeret göndermiş ancak mahkeme heyeti avukatın bunu “yargılamayı uzatmak için yaptığını” değerlendirerek Ekici’ye CMK’dan (Ceza Muhakemesi Kanunu) müdafii atanmasına karar vermişti.

    9 EKİM 2024’TE ANIT AÇILDI, AİLELER KATILMADI

    9 Ekim 2024’te, IŞİD’in saldırısıyla hayatını kaybedenler için katliamın yapıldığı Ankara Garı’nda anıt açıldı. 103 kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı katliamın ardından yakınlarını kaybedenlerin kurduğu 10 Ekim Barış Derneği’nin girişimleri sonucunda Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) katkılarıyla anıt yapıldı. “10 Ekim Annelerinin Çığlığı Anıtı”nı heykeltıraş Metin Yurdanur tasarladı ve hazırladı.

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ABB Başkanı Mansur Yavaş açılışta konuştu. Ancak 10 Ekim Barış Derneği ve heykeltıraş Yurdanur açılışa katılmadı. Ayrıca DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da programını iptal ederek açılışta yer almadı.

    PİRHA/ANKARA 

     

  • Baba Faik Deli: Kızım Dicle, Gar Katliamı’nda barışa kurban oldu!-VİDEO

    Baba Faik Deli: Kızım Dicle, Gar Katliamı’nda barışa kurban oldu!-VİDEO

    PİRHA – IŞİD çetelerinin yaptığı 10 Ekim Gar Katliamı’nda kızı Dicle Deli’yi kaybeden Faik Deli, hükümetin ilan ettiği 3 günlük yas kararını hatırlatarak “Peki siz devleti idare eden siyasi erk olarak, hayatını kaybeden bu insanlara, kaçırılan dosyalara, tecelli etmeyen adalete ne söylediniz? Davaya müdahil olabildiniz mi?” sorularını yöneltti. Baba Faik Deli, “Umut ederim ki bu ülkenin barışına, adaletine, geleceği için onların şehadeti vesile olsun” dedi. 

    DİSK, KESK, TTB, TMMOB, HDP ve pek çok sivil toplum örgütünün katılımıyla 10 Ekim 2015’te Barış Mitingi düzenlenmesi planlanıyordu. Ankara Garı kavşağında toplanan kitleye yönelik IŞİD’li iki bombacı, intihar saldırısı düzenledi. Saldırı sonucu 104 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 500 kişi yaralandı.

    Katliamdan 9 ay sonra tamamlanabilen iddianamenin kabul edilmesiyle birlikte yargılama süreci başladı. Kamu görevlilerinin yargılanmadığı davada 35 sanık hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası istendi. Sanıkların büyük kısmı yakalanamadığı için duruşmada 15’i tutuklu, 4’ü tutuksuz 19 kişi hazır bulundu. Yılları bulan yargılamalar sonucunda 16 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verildi.

    Cumhuriyet tarihindeki en ölümcül katliam olan 10 Ekim Gar saldırısında yaşamını yitiren iki çocuktan birisi de Dicle Deli’ydi. Baba Faik Deli, kızı Dicle ile birlikte barış talebini dile getirmek için Ankara’ya gitmişti. Ancak 10 Ekim’de saatler 10:04’ü gösterdiğinde 2 canlı bombanın eylemi ile meydan adeta kana büründü.

    Katliamının üzerinden 9 yıl geçti fakat yargılamalarda ailelerin hiçbir talebi karşılık bulmadı. Hatta ailelerin itirazları mahkeme tarafından suç olarak görülüp cezalar dahi verildi.

    Yapılan katliamı ‘insanlığa karşı suç’ olarak yorumlayan aileler, sanıkların bu temelde yargılanmasını istedi. Ancak bu talep de kabul edilmedi.

    “DEVLET, DOSYALARI SÜREKLİ BİZDEN KAÇIRDI”

    Katliamın ardından geçen dokuz yılı baba Faik Deli ile konuştuk. “Dokuz senede gelebildiğimiz nokta, elde var sıfır” diyen baba Faik Deli, asıl sorumluların dönemin hükümet yöneticileri olduğunu vurguladı. Faik Deli, dava dosyasının zaman aşımına uğratılabileceğini söyleyerek şunları söyledi:

    “Cumhuriyet tarihinin en kanlı eylemi olarak tarihe geçen bir eylemde, ülkenin başkentinde yaşanan bir katliamda maalesef ki bu devleti idare eden siyasi erk, bugüne kadar kendisiyle ilgili herhangi bir adım atmadı. Bununla birlikte dosyaları sürekli bizden kaçırdı. Bugüne kadar mahkemeye intikal eden evrakların %99’unu hukuk komisyonumuz ve ailelerin girişimiyle getirilebildik. Bizler, başından beri hep devlette kusuru olan makamların mahkemeye gelip kendilerini anlatmalarını talep ettik ama maalesef ne İçişleri ne Adalet ne Sağlık Bakanlığı’ndan bir yanıt alamadık. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün de buna ilişkin hiçbir adımı olmadı. Dokuz senenin içerisinde yapılan bütün duruşmalarda, özellikle kamuda sorumluluğu olanların gelip, bildiklerini mahkemede paylaşmalarını istedik fakat hiçbir şekilde sorumluluğu olan kimseyi mahkemenin karşısına çıkaramadık. Dolayısıyla 9 sene süren bir mahkemede mutlaka devletin bazı kurumlarının birebir gelip bildiklerini mahkemeye anlatmaları gerekiyordu. En son olarak Ahmet Davutoğlu, yani dönemin başbakanı, katliamı kastederek ‘Biz bildiklerimizi ve gördüklerimizi anlatırsak bazılarının insan içine çıkacak yüzü kalmaz’ demişti. Burada yapılması gereken savcıların, dönemin başbakanını ifadeye çağırıp ‘gelin bildiklerinizi, gördüklerinizi paylaşın’ demesi gerekirdi.

    Bunlarla birlikte mahkeme günleri yapılacak basın açıklamaları nedeniyle sürekli ailelere polis müdahale etti. Bütün kamuoyunun bildiği üzere bu davada bir kişinin, ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında yargılanması devam ediyordu fakat son duruşmada o katili de ‘insanlığa karşı suç değildir’ hükmü ile ayrı tuttular. Kanaatimiz odur ki zaman içerisinde biraz daha kamuoyunun gündeminden düşürmek, unutturmak isteniyor. Bu ülkedeki katliamların zaman aşımına uğratıldığı gibi 10 Ekim Gar Katliamı da maalesef ki zaman aşımına uğratılmak isteniyor. Fakat bu ülkede yaşayan demokrasi güçlerinin, vicdan sahibi insanların, bu davayı asla gündemden düşürmeyeceğini düşünüyorum. Aileler olarak biz bu davanın peşini bırakmayacağız.”

    “ÇAĞRIMIZ BÜTÜN KURUMLARA!”

    Faik Deli, 10 Ekim Gar Katliamı’nın 9. yıl dönümünde Ankara’da yapılacak anma töreni için katılım çağrısı da yaptı. Faik Deli, katliamın belleklerden silinmemesi için kamuoyu desteğine ihtiyaç duyduklarını vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Mahkeme heyeti, kendi açısından bu davayı bitirdi. Bundan sonraki mahkeme süreçleri bizim kanaatimize göre usülen yapılacak olan duruşmalar olacak. Fakat bu ülkenin vicdan sahibi insanlarının bu meseleyi gündemden düşürmeyeceği yönünde bizlerin beklentileri var. Katliamın yaşandığı yerde her ayın 10’unda anma yapılıyor, bir de yıllık anmalar söz konusu. Özellikle çağrımız, Ankara’daki demokrasi güçlerinin, o alanı 9. yılında tıka basa doldurmaları gerekiyor. Aynı zamanda 10 Ekim’de İstanbul Kadıköy’de saat 19:00’da her sene olduğu gibi yine anma yapılacak. Bu davanın gündemden düşmemesi için ancak kamuoyunun sahiplenmesi ile bu katliam bellekte kalır. Çağrımız bütün kurumlaradır. 10 Ekim, bu ülkenin yaşanmış en büyük kara günlerinden bir tanesidir. Kamuoyunun bunu sahipleneceğini umuyoruz. Zaman zaman Ankara ve diğer anmalarda çeşitli saldırılar oldu ama bu sene bir saldırının olabileceğinin beklentisi içerisinde değiliz. Yoldaşlarını, eşlerini, çocuklarını kaybeden insanların, o alana gidip hatıralarını yaşatmak için anma yapması kimseye zarar getirmez. Katılımın en üst seviyede olmasını bekliyoruz, çağrımızı da bu yönde yapıyoruz.”

    “SİYASİ ERK OLARAK HAYATINI KAYBEDEN İNSANLARA, TECELLİ ETMEYEN ADALETE NE SÖYLEDİNİZ?” 

    Faik Deli, katliam dosyasının henüz tam anlamıyla aydınlatılamaması konusunda ana muhalefete de eleştiri yöneltti.

    Deli, “Hatırlarsanız katliamın yaşandığı dönemde ülkede 3 günlük yas ilan edilmişti. Şimdi buradan sayın cumhurbaşkanına ve o cenahta olan siyasi partilerin yetkililerini samimiyete ve vicdana çağırıyoruz. Olması gereken 3 günlük yası ilan ettiniz fakat ondan sonraki süreçte siz devleti idare eden siyasi erk olarak, hayatını kaybeden bu insanlara, kaçırılan dosyalara, tecelli etmeyen adalete ne söylediniz? Müdahil olabildiniz mi? Ülkenin 3 gün yas ilan etmesinden sonra bugün gerek AKP, gerekse MHP’nin bu konuya ilişkin herhangi bir girişimleri olmamış. Eğer o ilan ettikleri 3 günlük yasla ilgili ufak bir samimiyetleri varsa bu sene yapılacak anmalara gelsinler. Ama biz kararlıyız. Bizler bu ülkeye hem barışı hem kardeşliği hem de demokrasiyi getirinceye kadar mücadelemiz devam edecek. Bu konuda asla taviz vermeyeceğiz. Bizler yakınlarımızı kaybettik, bedel ödedik. Bundan sonra da bedeller ödenmesi gerekiyorsa o bedelleri de karşılayacağız” diye konuştu.

    “ONLARIN ŞEHADETİ BARIŞA VESİLE OLSUN”

    Faik Deli, kızı Dicle’nin kaybından sonra ailenin yaşadıklarına da dikkat çekti. “Kızımın boşluğu hiçbir şekilde doldurulamaz” diyen baba Faik Deli şunları kaydetti:

    “Dicle yaşıyor olsaydı bugün 27 yaşında bir genç kız olacaktı. Katliamın yaşandığı yerde hayatını kaybeden iki çocuktan biriydi Dicle. Dicle, daha 17 yaşındaydı, ondan daha küçük bir de Mehmet Veysel Atılgan vardı. Dicle’ye olan özlemimiz asla bitmeyecek, acısı da bitmiyor. İster istemez biz canımızdan bir parçayı kaybetmişiz, daha büyük bir acı olamaz. Bizler, katliamdan önceki ruh haline hiç dönemedik. Özlüyoruz… Dicle gerçekten çok yürekli bir çocuktu. Çok arkadaş canlısı ve hayatı son derece seven birisiydi. Güzel sesiyle türküler söylerdi ve daha 17 yaşında olmasına rağmen bu ülkenin sorunlarına kafa yoracak kadar da gelişkin bir çocuktu. Ankara’ya Dicle ile beraber gitmiştik. Alanda Dicle ile beraberdim. Dicle’nin cenazesi henüz yerdeyken o zaman basından birileri bazı sorular sormuştu ve biz de aile olarak Dicle’nin ‘Barışa kurban olduğunu’ söylemiştik. Baba olarak o zaman ağzımdan dökülen bir cümleydi bu. Umut ederim ki bu ülkenin barışına, adaletine, geleceği için onların şehadeti vesile olsun. Dicle’yi tekrar özlemle, rahmetle yad ediyorum. Fakat çok özlüyoruz çok.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Arslan: 10 Ekim, barışın kanatlarının kırıldığı gün oldu- VİDEO

    Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Arslan: 10 Ekim, barışın kanatlarının kırıldığı gün oldu- VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı tanıklarından olan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, Mersin’den Ankara’ya barış umuduyla gittiklerini ancak katliamla birlikte bu umudun paramparça olduğunu ifade etti. Arslan, “Kafamı kaldırıp etrafıma bakmaya cesaret edemiyordum. Umutların tükendiği, barışın kanatlarının kırıldığı bir olaydı. O umut paramparça oldu” dedi.

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği (TTB), TMMOB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla 10 Ekim 2015 yılında Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi Mitingi’ne IŞİD tarafından yapılan canlı bombalı saldırıda 104 kişi hayatını kaybetmişti.

    Katliam tanığı olan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Nuriye Arslan, o gün yaşananları PİRHA‘ya anlattı.

    “BARIŞ UMUDUMUZ PARAMPARÇA OLDU”

    2015 yılında iktidarın çözüm sürecini sonlandırması ve çatışmalı ortam yaratması sebebiyle barış isteyen sivil toplum örgütlerinin bu mitingi organize ettiklerini belirten Nuriye Arslan, Mersin’den Ankara’ya büyük umutlarla ve coşkuyla gittiklerini söyledi.

    Yolda herhangi bir aramaya takılmadıklarını, alanda da polis sayısının çok az olmasının herkeste şaşkınlık yarattığını ancak kendisinin bunu barış sürecinin etkisi olarak yorumladığını dile getiren Arslan, o gün yaşananlara dair şunları söyledi:

    “Barış mitinginin toplumun özlemini duyduğu barış ortamına vesile olacağını düşünerek oraya gittik. Yürüyüşe geçmeden önce türküler söylenerek halaylar çekiliyordu. Ben de halaya girmek için o tarafa gittiğimde birinci patlama gerçekleşti. Çok korkunç bir sarsıntıydı, başta ne olduğunu idrak edemedim. Yanımdaki genç elimden tutup bu bir patlamaya benziyor demesiyle ikinci patlama da gerçekleşti. Patlamanın basıncının kafam gövdemden kopmuş gibi acı hissettim. Herkes bir tarafa savruldu, kaçıştı. Orada bulunan sağlıkçılar hemen müdahale ettiler yaralılara fakat gaz bombasının sıkılmasıyla göz gözü göremez hale geldi. Kafamı kaldırıp etrafıma bakmaya cesaret edemiyordum. Yürüyen birinin üzerinde insan parçaları gördüm. Başka bir vatandaş baştan aşağıya kandı ve o şekilde feryat ediyordu. Umutların tükendiği, barışın kanatlarının kırıldığı bir olaydı. O umut paramparça oldu.”

    “KATLİAM BARIŞA YÖNELİKTİ, ÇOK FAZLA ARKADAŞIMIZI KAYBETTİK”

    Oradaki katliamın barışa yönelik bir katliam olduğunu ifade eden Arslan, “Çok fazla insanı, arkadaşlarımızı kaybettik. Bir daha böyle katliamların yaşanmaması için herkes üzerine düşeni yapmalı. Toplumun bütün kesimlerini dahil ederek savaşın önünde durmak lazım, barışı inşaa etmek lazım” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden gençlerin aileleri: Davamızın peşindeyiz-VİDEO

    Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden gençlerin aileleri: Davamızın peşindeyiz-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı’nda gerçekleştirilen bombalı saldırıda hayatını kaybeden 103 kişinin içinde yer alan Malatyalı 13 yurttaşın ailesi 9 yıldır mücadele etmeye devam ediyor. Mahkemenin, Madımak Katliamı gibi Gar Katliamı’nı da zaman aşımına sokmaya çalıştığının altını çizen aileler, gerçek failler yargılanana kadar davalarını sürdüreceklerini belirttiler.

    10 Ekim 2015’te Türk Mühendis Mimarlar Odası Başkanlığı (TMMOB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipler Birliği (TTB) tarafından ortak düzenlenen miting için Malatya’dan Ankara’ya çoğunluğu CHP Gençlik Kolları üyesi olan 13 kişi gitmişti.

    Miting gerçekleşmeden yürüyüş alanına kortej hâlinde ilerleyen grupların bulunduğu Tren Garı kavşağında 3 saniye arayla iki canlı bombanın patlaması sonrası, Malatya’dan giden Eren Akın, Gülbahar Aydeniz, Onur Tan, Canberk Bakış, Kasım Otur, Sezen Vurmaz, Gözde Aslan, Umut Tan, Mehmet Ali Kılıç ve Mehmet Hayta’nın yanı sıra, mitinge Tarsus’tan giden Doğanşehir- Dedeyazılı Metin Peşmen ve Elbistan’dan giden Akçadağ-Kürecikli Seyhan Yaylagül’ün yanı sıra, Mersin’den giden Hekimhanlı öğretmen Ata Önder Atabay hayatını kaybetmişti.

    Saldırılarda toplam 103 yurttaş hayatını kaybederken 500’ün üzerinde kişi de yaralanmıştı.

    Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden yurttaşların aileleri PİRHA’ya konuştu. Aileler 9 yıldır sürdükleri adalet arayışlarının devam ettiğini ve adalet yerini bulana kadar da mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

    “AHMET DAVUTOĞLU BİLDİĞİ NE VARSA ÇIKIP KONUŞSUN”

    10 Ekim’de oğlu Mehmet Ali Kılınç’ı kaybeden Kemal Kılınç, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı konuşmadan bahsederek, “Bizim çocuklarımız oraya barış için gitmişlerdi. Ülkede gözyaşı ve kan dinsin, anneler ağlamasın, ülkede savaş olmasın diye gitmişlerdi ama 2 canlı bombacı eylemcinin bomba patlatıp 103 kişinin canını alacağını bilmiyorlardı. Siyasal iktidar bundan nemalandığı için Ankara gar patlamasıyla 3-4 oranında oyumuz arttı diyen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “1 Kasım-7 Haziran seçimlerini konuşursam insan içine çıkamazsınız” diyordu. Biz Ahmet Davutoğlu’ndan bu sözünün arkasında durmasını istiyoruz. Bildiği ne varsa çıkıp konuşsun” dedi.

    “MAHKEME SÜRECİNİ OYLAMAYA ÇALIŞTILAR, 9 YILDIR BİR ARPA BOYU KADAR YOL ALAMADIK”

    Mahkeme heyetinin verilen bütün delilleri kararttığına vurgu yapan Kemal Kılınç, gerçek faillerin yargılanmadığını dile getirdi. Kılınç konuşmasında şu ayrıntılara yer verdi:

    “Patlama devlet eliyle işletildiği, faillerin ortaya çıkmasını istemedikleri için sadece 3-5 kişiyi, piyonu ortaya koyarak, siyasi iktidarın isteği doğrultusunda bir mahkeme görülüyor. Mahkemelerin görevi şu olmalıdır: Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve gerçek faillerin yakalanması. Bizim avukatlarımız 9 yıldır canla başla hukuk mücadelesi vererek, mahkeme heyetinin, kolluk kuvvetlerinin yapmadığı işleri başararak tüm belgeleri ve delilleri mahkemeye sunmasına rağmen mahkeme heyeti aldığı talimat sonucunda avukat heyetinin taleplerinin tümünün reddine, aldıkları talimat doğrultusunda verilen emirlere uyarak mahkeme sürecini oylamaya çalıştılar. 9 yıldır verdiğimiz onurlu hukuk mücadelesi boyunca bir arpa boyu kadar yol alamadık.”

    “MADIMAK OTELİ GİBİ ZAMAN AŞIMINA UĞRATMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    O dönemde insanlık suçu işlemekten yargılanan Erman Ekici’nin daha sonra bu davadan beraat edildiğini, anayasal düzeni bozmak suçundan yargılandığını ifade eden Kılınç, “Erman Ekici denilen terörist insanlık suçuyla yargılandığı için zaman aşımına ve ceza indirimine tabi olmadığı için biraz yüreğimize soğuk su serpildi. Fakat son duruşmada mütalaaya geçildi, cezalar verildi, bu cezalar onlara ödül gibiydi. Erman Ekici de son mahkemeyle birlikte insanlığa karşı suç işlemekten beraat ederek anayasal düzeni bozmak suçundan yargılandı. Mahkeme Madımak Otel’i gibi zaman aşımına sokmaya çalışıyor. Belki 3-5 yıl gibi bir süre sonra çıkıp tekrar katliamlara devam ederler” şeklinde konuştu.

    “KATLİAMDA İHMALİ OLANLAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMALI”

    Gerçek faillerin yargı önüne çıkarılıp, katliamda ihmali olan emniyet mensuplarının yargı önüne çıkartılmasını istediklerinin altını çizen Kılınç, “O dönemin Başbakanı, İçişleri Bakanı, Ankara Valisi, Antep Emniyet Müdürü, Antep Valisinin yargılanmalarını istiyoruz. Çünkü o döneme katkı sunan herkesin hesap vermesini talep ediyoruz. O gün hiçbir şekilde kolluk kuvvetleri yoktu oysa en ufak bir basın toplantısında bile birçok polis bulunur. O gün insanlar orada tepki gösterdiği zaman polisler gelmeye başladı. Biz bu ülkede bu dava bitti demeden bu dava bitmeyecek. Bu dava onurlu mücadelemize kaldığı yerden devam edecek. Ta ki bu ülkeye barış gelene kadar” diye konuştu.

    “9 YIL GEÇTİ İÇİMİZDEKİ ACI ÖFKE BİTMEDİ”

    Ankara Gar Katliamı’nda eşini kaybeden Songül Otur, eşi için yürüttüğü mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğini belirterek şunları söyledi:

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin ortasında, başkentinde iki canlı bomba patladı. Çocuklarımız, eşlerimiz, kardeşlerimiz katledildi. Eşim bu ülkeye 32 yıl hizmet etti. Ben kendim 33 yıl hizmet ettim. Ama ne yazık ki devletin bize reva gördüğü şey ölümler. 9 yıl geçmesine rağmen içimizdeki acı da öfke de hiç bitmedi, git gide öfkemiz de artıyor. Bizim bu ülkede istediğimiz şey hak, hukuk ve adaletin gelmesi. Bu adalet mücadelesi 9 yıldır sürüyor. Her yılda bir üç kere mahkemeye gidiyoruz. Mahkemelerde IŞİD militanlarından daha fazla zulüm görüyoruz. Mahkeme yerlerinde onlara bey diye hitap ediliyor. Bu mesele üç beş piyonun yapabileceği bir şey değildir, bu olayın mutlaka siyasi bir bağlantısı vardır. Bu insanlar elini kolunu sallayarak Ankara’nın başkentine gelmedi. O kadar istihbarat var ve çocuklarımız orda katledildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanmış en büyük katliamdır. Mahkeme süreçleri devam ediyor ama bizim istediğimiz gibi devam etmiyor.”

    “UNUTMAYACAĞIZ, UNNUTURMAYACAĞIZ”

    Hem oğlunu hem yeğenini kaybeden Feramuz Tan da Biz acılarımızın üstüne bir acı daha ekledik. Yüreklerimiz iki defa yandı. Davamızın peşindeyiz, olayın da peşinde olacağız. Gerçek katiller ortaya çıkana kadar yılmayacağız. Son nefesimize kadar bu davanın takipçisi olacağız. Unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    Kızı Gülbahar Aydeniz’i kaybeden Salih Aydeniz ise, “Bizim çocuklarımız Ankara’ya barış için gittiler. Tek temennimiz annelerinin gözyaşları olmasın. Bütün mücadelemiz de bu yönde olacak” ifadelerine yer verdi.

    Kamber YILDIZ/MALATYA

  • 10 Ekim ailelerinden CHP’ye tepki: Dayatmayı kabul etmiyoruz, anıt açılışına katılmayacağız!

    10 Ekim ailelerinden CHP’ye tepki: Dayatmayı kabul etmiyoruz, anıt açılışına katılmayacağız!

    PİRHA- 10 Ekim katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri, katliamda kaybedilenler anısına inşa edilen anıtın açılışı için yaptıkları programın, CHP ve Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından iptal edildiğini açıkladı. 10 Ekim Barış Derneği, açılışa katılmayacaklarını açıkladı. 

    Ankara’da, 10 Ekim 2015’te IŞİD’in düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarının kurduğu 10 Ekim Barış Derneği, katliamda yaşamını yitirenler anısına yapılan anıtın açılışına katılmayacaklarını açıkladı.

    Dernek açıklamada, “10 Ekim Ankara Katliam Anıtı’nın açılışını ailelerimiz, derneğimiz ve duyarlı kamuoyu ile beraber 9 Ekim 2024 saat 10:04’te yapacağımızın çağrısını yapmıştık. Gelinen aşamada Ankara Büyükşehir Belediyesi ve CHP Ankara İl Örgütü’nün, açılışa saatler kala derneğimizi, 10 Ekim Ailemizi ve bizimle birlikte dokuz yıldır mücadele eden emek ve demokrasi güçlerini yok sayarak, günlerdir emek vererek hazırladığımız programımızı iptal ettiğini ve kendi programının uygulanarak bizim misafir olarak açılışa davet ettiklerini öğrenmiş bulunmaktayız” dedi.

    “DAYATMAYI KABUL ETMİYORUZ”

    “Yapılan bu dayatmayı kabul etmiyoruz” diyen derneğin açıklamasında “9 Ekim’de gerçekleşecek açılışa katılmayacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. 10 Ekim’in hafızasını, öznelerini yok sayan hiçbir etkinlik bizi temsil etmemektedir. 10 Ekim Ailesi olarak 10 Ekim günü saat 10:04’te 9. yıl anmasında Ankara Garı önünde anmamızı gerçekleştireceğiz. Bütün emek ve demokrasi güçlerini anmamıza çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Manisa’da 10 Ekim Gar Katliamı anması

    Manisa’da 10 Ekim Gar Katliamı anması

    PİRHA- Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler, Manisa’da anıldı. Anmada, katliama göz yumanlarla hesaplaşma çağrısı yapıldı.

    10 Ekim Barış Derneği Manisa Temsilciliği, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde DAİŞ’in gerçekleştirdiği bombalı saldırıda yaşamını yitiren Emin Aydemir, Resul Yanar ve Nizamettin Bağcı’yı kentte bulunan mezarları başında andı. Anmada, katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının bulunduğu pankart taşındı.

    Kentteki siyasi parti ve kurum temsilcilerinin de katıldığı anmada, konuşan İshak Kocabıyık, “Devletin sırtını sıvazladığı IŞİD’liler Antep’ten polis eskortuyla Ankara’nın göbeğine geldi, içimize girdiler ve 104 arkadaşımızı kaybettik. O günden bugüne ne acımız ne yasımız ne de öfkemiz azaldı. 10 Ekim 2015’teki mitingi savaş olmasın, insanlar ölmesin diye yaptık. Ama bırakalım barışın gelmesini savaş çığırtkanlığı daha da arttı. Siyasi iktidar geleceğini barışta değil savaşta görüyor. Bize düşen görev arkadaşlarımızın bize bıraktığı bayrağı daha da yukarıya taşımak” ifadelerini kullandı.

    Bu katliama göz yumanları hiçbir zaman affetmeyeceklerinin altını çizen Kocabıyık, “Hem dostlarımızın hem de bize düşmanlık besleyenlerin hiç şüphesi olmasın. 104 arkadaşımıza verdiğimiz sözün arkasındayız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı anma programı açıklandı- VİDEO

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı anma programı açıklandı- VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Barış Derneği, Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı kapsamında emek ve demokrasi güçleri ile birlikte hazırlanan anma programını açıkladı. Açıklamada, “Bu yıl yapacağımız anmalar anıt mücadelemizin, adalet mücadelemizin, barış mücadelemizin ne kadar sahici ve güçlü olduğunun da göstergesi olacak. Mücadelemiz büyüyerek, çoğalarak sürecek” denildi.

    10 Ekim Barış Derneği’nin Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı kapsamında emek ve demokrasi güçleri ile birlikte hazırlanan anma programı açıklandı. Açıklamanın ardından, Şair- Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer tarafından hazırlanan, “Hatırladığın Kadar Güçlü, Unuttuğun Kadar Suçlusun. Unutma!” isimli serginin açılışı yapıldı. Etkinlikler, 1 Ekim’de başlayarak 20 Ekim tarihine kadar devam edecek.

    “DAVA, SİVAS KATLİAMI’NIN AKİBETİNE UĞRATILMAMASI İÇİN MÜCADELE VERDİK”

    Açılış konuşmasını, katliamda eşi Avukat Uygar Coşgun’u yitiren 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Avukat Mehtap Sakinci, mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    Sakinci, “10 Ekim Katliamı’nın üzerinden 108 ay geçti. Anma programımızı sizlerle paylaşacağız. Hiç şüphesiz 10. yıl 9. yıldan daha önemli olmayacak. Aslında bu sene bir sürü badireler atlatarak 108. aya geldik. Adalet mücadelemizle ilgili, 9 yıldır talep ede ede geldiğimiz 9. yılda Temmuz 2024’de verilen kararla birlikte 10 Ekim mücadelesi başka bir aşamaya evrilmiş durumdadır. Neye evrildiği ile ilgili geçmişten beri gelen birçok hafızamız var. 10 Ekim Katliamı’nı insanlığa karşı suç kabul etmediğiniz sürece adaletten bahsedilemeyeceğine dair defalarca söylemişizdir. Geldiğimiz noktada insanlığa karşı suç olarak başlatılan iddianame mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi. Biz Sivas Katliamı’nın akıbetine uğratılmaması için verdiğimiz 9 yıllık mücadeleyi birkaç ay önce kaybetmiş bulunmaktayız. Bu bizi daha fazla öfkeli yaptığı kadar daha fazla bir arada kalmayı, sesimizi daha çok duyurmaya ihtiyaç duyduğumuzu da gösterir.”

    Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan toplantıda 10 Ekim Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, basın açıklamasını okudu.

    “KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇ SAYMADILAR”

    10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın üstünden 9 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Adaletsiz, barışsız, eşitsiz, haksızlıklarla dolu 9 yıl… Acımızın, yasımızın, öfkemizin azalmadığı 9 yıl…
    Bu 9 yılda bütün çabamıza, mücadelemize, inadımıza rağmen siyasi iktidar, yargı bizim taleplerimize, bizim istemlerimize kulak tıkadı, görmezden, duymazdan geldi. 9 yılın sonunda Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil katliamlarından birinin yargılamasını sıradan bir yargılamaya dönüştürmek için ellerinden geleni yaptılar.
    2 IŞİD’li katil, canlı bombanın devlet güçleri tarafından kollanarak, gözetlenerek 104 kişiyi katletmesini, 500’den fazla insanın yaralamasını ‘insanlığa karşı işlenmiş suç’ saymadılar. Hukuksuzluğa adaletsizliğe IŞİD seviciliğine devam ettiler” dedi.

    “ANIT TALEBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    10 Ekim Katliamı anıtının yapı konusunda zorluk çıkarıldığını belirten Kocabıyık şunları kaydetti:

    “Aylarca yıllarca katliamın yapıldığı meydana bir anıt yapılmasını talep ettik. Merkezi Yönetim bu taleplerimizi yok saydı. Bu yöndeki girişimlerimizi engelledi.
    Yerel yönetim ise (Ankara Büyükşehir Belediyesi) mevzuat açısından imkan olmasına rağmen 8 yıl hiç adım atmadı. Yaklaşık bir sene önce bu yönde başlayan adımlar ise bürokrasinin çarkları arasında merkezi idarenin zorluklarıyla boğuşuyor. Bizi adaletsizlikle, haksızlıkla, zulümle, eziyetle terbiye etmek isteyenler şimdi de anıtsızlıkla, hafızasızlıkla terbiye etmek istiyorlar. Bu konuda asla geri adım atmayacağız. Anıt talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Bunun bilinmesini istiyoruz. Yani sözümüz daha bitmedi. Mücadelemiz sürüyor. 9. yıl programımız işte bu sözümüzün bitmediğini, mücadelemizin sürdüğünü ispat etsin istedik.”

    “MÜCADELEMİZ BÜYÜYEREK ÇOĞALARAK SÜRECEK”

    İshak Kocabıyık, emek ve demokrasi güçleri ile hazırladıkları programın, 1 Ekim 2024 itibariyle başlayacak olan programın 20 Ekim 2024 tarihine kadar süreceğini altını çizdi.

    Kocabıyık, “Burada yer almamış olsa bile ülkenin her yanında anmalarımız olacak. Bu yıl yapacağımız anmalar anıt mücadelemizin, adalet mücadelemizin, barış mücadelemizin ne kadar sahici ve güçlü olduğunun da göstergesi olacak. Mücadelemiz büyüyerek çoğalarak sürecek. Gerçek adalet sağlanıncaya, barış gelinceye, demokratik kardeşçe bir yaşam kuruluncaya kadar devam edecek” diye ekledi.

    “YOLDAŞLARIMIZIN ADLARINI, DÜŞLERİNİ VE YÜZLERİNİ UNUTMUYORUZ”

    Basın açıklamasının ardından serginin açılısında konuşan Şair-Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer de “Bizler yoldaşlarımızın adlarını, düşlerini ve yüzlerini unutmuyoruz. Unutmaya karşı açılan bir sergidir bu. Biz, kanatan bir sergidir bu ve yeniden acıyı çağırarak sınıf öfkemizi, sınıf düşmanlarımıza bileyeceğimiz bir sergidir. Onlar için yaşamaya söz veriyoruz” dedi.
    Sergi, 1 Ekim ile 10 Ekim tarihleri arasında Mülkiyeliler Birliği’nde yer alacak.

    10 EKİM KATLİAMI ANMA PROGRAMI

    10 Ekim Programı boyunca farklı tarihlerde ve şehirlerde mezar ziyaretlerinin yanında yapılacak etkinlikler şöyle:

    “*2 Ekim, Çarşamba söyleşisi, “Adaletsizlikle dolu 9 yılda nelere tutunduk”, Mülkiyeliler Birliği, 19.00
    *3 Ekim, “İsmail Kızılçay şahsında 10 Ekim ölümsüzleşenleri”, Adakale Sokak, 18.30
    *4 Ekim, “Bu toprakların sesi sözü” dinletisi, Mülkiyeliler Birliği, 18.00-19.00
    *5 Ekim, “Adalet Kürsüsü, Adalet İsteyenler Konuşuyor”, Mülkiye Kültür Merkezi Oral Sander Salonu, 13.30-17.30
    *6 Ekim, Mezar ziyareti ve “Adalet mücadelesi ile geçen 9 yıl”, Maski Toplantı Salonu, Manisa, 14.00-17.00
    *7 Ekim, “Adalet, Katliamlar ve Mültecilik” söyleşisi, Halkevleri Genel Merkezi, 19.00-21.00
    *8 Ekim, Belgesel Gösterimi ve Söyleşi, Yılmaz Güney Sahnesi, 18.30-21.00
    *9 Ekim, 10 Ekim Katliam Anıtı açılışı, Ankara Garı Önü, 12.30 – “İnsanlığa Karşı İşlenen Suç” paneli, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, 14.30-17.30
    *10 Ekim, 9’uncu yıl anması, 09.00, Ankara, İzmir, Malatya, İstanbul
    *20 Ekim, 2’inci Likya 104 Korkmaz İnsan Barış Yürüyüşü, Adrasan/Antalya, 09.30”

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Gar Katliamı Davası’nda karar: 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis

    10 Ekim Gar Katliamı Davası’nda karar: 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis

    PİRHA- 103 insanın katledildiği 10 Ekim Gar Katliamı Davası’nda 10 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    Ankara’da 10 Ekim 2015 tarihinde Tren Garı Meydanı’nda barış mitingine dönük IŞİD saldırısında 103 kişinin yaşamını yitirdiği, 20’si çocuk 391 kişinin de yaralandığı davada karar çıktı.
    Katliam davasının görüldüğü Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanıklar; Yakup Şahin, Hakan Şahin, Resul Demir, İbrahim Halil Alçay, Hacı Ali Durmaz, Erman Ekici, Talha Güneş, Hüseyin Tunç, Metin Akaltın’a “100 kişiyi kasten öldürmekten” ayrı ayrı 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet, “anayasal düzeni bozmaktan” yine ayrı ayrı birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme, yaralılar için de aynı sanıklara “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 379’ar kere 18 yıl hapis cezası verildi.
    Yargıtay’ın insanlığa karşı suç işlemekten ceza verilmesine işaret ettiği davada, mahkeme Erman Ekici hakkında beraat kararı verdi. Mahkeme diğer sanıklar hakkında ise bu suçtan herhangi bir karar vermedi.

    Mahkeme, firari durumda olan 16 sanık hakkında yakalama kararının devamına, bu sanıkların dosyalarının ayrılmasına karar verdi.

    NE OLMUŞTU

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10 Ekim saldırısıyla ilgili hazırladığı iddianame, 13 Temmuz 2016’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiş ve ilk duruşma 7 Kasım 2016’da görülmüştü.
    Yargılama sonucu mahkeme 3 Ağustos 2018’de davayı karara bağlamış ve 9 sanığı “anayasal düzeni ihlal” suçundan birer, “100 kişiyi kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırmış, davanın firari 16 sanığı hakkındaki dosyanın da ayrılmasına hükmetmişti.
    “Silahlı terör örgütü yöneticisi olmak” suçundan 18 yıl hapisle cezalandırılan sanık Ekici’nin ayrıca “anayasal düzeni ihlal”, “100 kişiyi kasten öldürme” ve terör eyleminde yaralanan müştekileri için “öldürmeye teşebbüs” suçlarından da yargılanması için suç duyurusunda bulunulmuştu.
    Yargıtay 3. Ceza Dairesi dosyayı bazı sanıklar yönünden kısmen bozmuştu. Ekici hakkında “silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçlamasıyla kurulan mahkumiyet kararını da bozan daire, Ekici’nin “kasten öldürme” ve “insanlığa karşı suç”tan yargılanması gerektiğini belirtmişti.
    Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sırasında Ekici hakkındaki dava, saldırıyla ilgili firari 16 sanıklı dava ile 9 kişi hakkında açılan davaları birleştirmiş, yargılamada sanık sayısı 26’ya yükselmişti.
    (HABER MERKEZİ)
  • Aileler soruyor: Gaziantep Emniyeti 10 Ekim Gar Katliamı’nı neden engellemedi? -VİDEO

    Aileler soruyor: Gaziantep Emniyeti 10 Ekim Gar Katliamı’nı neden engellemedi? -VİDEO

    PİRHA- IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesi gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırısına ilişkin yürütülen davanın 23’üncü duruşması görüldü. Tüm taleplerin reddine karar verilen duruşma 24 Nisan’a ertelendi. Duruşma sonrası bir açıklama yapan İshak Kocabıyık,” İnancından dolayı, mezhebinden dolayı, etnik kökeninden dolayı manipüle ederek, katilliklerinden kurtulmaya çalışmasınlar. Katil her yerde katildir” dedi. 

    IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesi gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırısına ilişkin yürütülen davanın 23’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Tüm taleplerin reddine karar verilen duruşma 24 Nisan’a ertelendi.

    Duruşma çıkışında basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, “10 Ekimi unutma, unutturma” sloganı atıldı.

    “KATİL HER YERDE KATİLDİR”

    10 Ekim Derneği yöneticilerinden İshak Kocabıyık, “ısrarla sürdürdüğümüz adalet arayışımızda bugün 23. duruşmamız vardı. Ne yazık ki taleplerimizin reddedilmesi, mahkeme heyetinin umursamaz baştan savma, adaleti gerçekleştirmekten uzak tavırları bu duruşmada da devam etti. Bu bizim için neredeyse olağan hale geldi. Şaşırtıcı olmayan bir şeyle daha bugün karşılaştık sanık müdafilerinin kışkırtıcı, provake edici bir şekilde, güya savunma yaparken bizlere hakaret etmelerine, kullandıkları dille bize hakaret etmeleri ile karşılaştık. Şunun bilinmesini isteriz ki, altını çizerek söylüyorum 10 Ekim Katliamı davası, iki kişinin birbiriyle kavga ederken birinin diğerini öldürdüğü için katil olduğu bir dava değildir. 10 Ekim katliamı davası bilerek, planlayarak iki IŞİD’linin gelip kendisini patlaması ile 104 arkadaşımızı kaybettiğimiz bir katliamdır. Biz o IŞİD’lilere, bu katliama bulaşmış herkese katil derken bu bilinç ile katil diyoruz. Yoksa inancından dolayı, mezhebinden dolayı, etnik kökeninden dolayı manipüle ederek, katilliklerinden kurtulmaya çalışmasınlar. Katil her yerde katildir” dedi.

    “BİZ YAPILAN SAYGISIZLIK YİNE YOK SAYILDI, 24 NİSAN’DA SALONLARI DOLDURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    10 Ekim Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun da şunları söyledi:

    “Adalet talebimizi dile getirmeye devam ediyoruz. Bugün yaşadığımız şey tam olarak yargılamanın 8. yılında katliamın 9.yılında katliam yargılamasından çok münferit bir dava, adli bir vaka olarak görülüyor. Küçümseniyor, azımsanıyor olmasından kaynaklı adalet taleplerimizin de neredeyse tamamının reddedilmesiyle artık adalet demek ve adaleti istemekle ilgili gerçek anlamda motivasyonumuzu kaybediyoruz. Bugün çok önemli bir gün, yine bir mahkeme heyeti bir sanık müdafinin provakasyonları karşısında yine salonu terketti, Yine yargılamada yok saydı. Bize yapılan saygısızlık yine yok sayıldı. Olaydan sonra tuttuğumuz tutanakları yok sayarak başka bir hukuksuzluğa da imza atılmış oldu. Biz salonları doldurmaya devam edeceğiz. Sonraki celse 24 Nisan’da da yine biz gelmeye devam edeceğiz. Yine mahkeme heyetinin gözünün içine bakıp gerçek adaletin tesis edin diyeceğiz. Biz adalet arayışı kapsamında hiç yorulmadan, 100. ayında da 200. ayında da bu süreci işletmeye devam edeceğiz.”

    “GAZİANTEP EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NÜ KİM KORUYOR”

    Ülkede hala bir IŞİD tehlikesi olduğunu belirten Avukat İlke Işık ise İstanbul’da yaşanan kiliseye saldırıyı hatırlattı. Işık, “Ülkenin her yerinde IŞİD’in aktif olduğunu, yeni eylemler, yeni katliamlar yapabileceğini biz değil, bu ülkeyi yönetenler söylüyor. Bizim dosyamız ile bu konunun ilgisi ne? Bu dosyada yakalanmayan, firari olan sanıklar var ve biz diyoruz ki bu sanıkları neden bulmuyorsunuz? Bütün ülkeyi tehlike altına sokabilecek bir şeyden bahsediyoruz.

    “BU KATLİAM NASIL GERÇEKLEŞTİ?”

    Bir talebimiz ise bu katliamın tüm sorumluların açığa çıkması, nasıl gerçekleşti bu katliam? Gaziantep Emniyeti neden 2 Ekim günü Nizhip Emniyeti’nin bildirmiş olmasına rağmen, bu katliamın en önemli sorumlusu Yakup Şahin’i yakalamadı. Neden yakalayıp, bu katliamı engellemedi. Engellenebilecekken engellenmeyen bir katliamdır bu. Gaziantep Emniyet’i görevini yapmamıştır, Gaziantep Valiliği görevini yapmamıştır, Ankara Valiliği, Emniyet Müdürlüğü, İstihbarat Teşkilatı görevini yapmamıştır. Bugün yine bunu sorduk, hala işleme konmuyor bizim suç duyurularımız. Gaziantep Emniyet Müdürlüğü’nü kim koruyor? bu soruya yine cevap vermedi 4. Ağır Ceza Mahkemesi” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA