Etiket: gazeteci

  • Nedim Oruç, haber takibi sırasında gözaltına alındı!

    Nedim Oruç, haber takibi sırasında gözaltına alındı!

    PİRHA- Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan Nur Mahallesi’nde haber takibi yapan Gazeteci Nedim Oruç, gözaltına alındı.

    Ajansa Welat muhabiri Nedim Oruç, Şırnak’ın Cizre ilçesinde bulunan Nur Mahallesi’nde haber takip ederken darp edilerek gözaltına alındı.

    Oruç, hastane işlemleri sonrası gece yarısı Cizîr’de bulunan TEM Şube’ye götürüldü. Oruç, hakkında burada her hangi bir işlem yapılmadan Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    Oruç’un gözaltına alınmasına tepkiler yağdı.

    DİSK Basın-İş Ajansa Welat muhabiri Nedim Oruç’un tutuklanmasına ilişkin açıklama yaparak, şunlar ifade edildi:

    “Ajansa Welat muhabiri Nedim Oruç, dün akşam saatlerinde haber takibi sırasında polisler tarafından darp edilerek gözaltına alındı. Nedim Oruç, önceki günlerde de haber takibi yaptığı sırada hem darp edilmiş hem de haber takibi yapması engellenmişti.

    Basın emekçilerinin darp edilerek gözaltına alınmasını kınıyor, bu durumun aynı zamanda toplumun haber alma hakkına müdahale olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. Gazetecilerin gözaltına alınması da, toplumun haber alma hakkının engellenmesi de kabul edilemez. Gazeteci Nedim Oruç derhal serbest bırakılmalıdır!”

    Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Oruç’un gözaltına alınmasına dair görüntüleri “Meslektaşımızın haber takibi engellenerek gözaltına alınmasını kınıyor, Oruç’un derhal serbest bırakılmasını istiyoruz #gazeteciliksuçdeğildir” notu ile paylaştı.

    Çok sayıda gazeteci, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri sanal medya hesaplarından paylaşım yaparak, Oruç’un gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İstanbul’da Halep saldırısı protesto edildi, çok sayıda yurttaş gözaltına alındı-VİDEO

    İstanbul’da Halep saldırısı protesto edildi, çok sayıda yurttaş gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Halep’te Kürt ve Süryanilere yönelik saldırıyı protesto etmek için bir araya gelen yurttaşlara polis müdahale etti. Çok sayıda yurttaşın gözaltına alındığı müdahalede ajansımız muhabiri Eren Güven, polis tarafından tartaklanıp görüntü alması engellendi.

    Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların Halep’in Kürtlerin yoğunluklu yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê ile Süryanilerin yaşadığı Benî Zêd mahallelerine saldırıları, Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde birçok kentte yapılan eylemlerle protesto edildi.

    İstanbul Şişhane Meydanı’nda toplanan yurttaşlar, “Saldırılara dur de. Rojava özgürlüktür, direniştir” çağrısıyla eylem yaptı. Katılımın bir hayli yüksek olduğu eylemde, Demokratik Kurumlar Platformu adına basın açıklamasını Ayfer Çelik okudu.

    “BARIŞ İHTİMALİ SABOTE EDİLMEKTE”

    “Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür. Teslim alınamaz” diyen Çelik, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik başlatılan saldırıların insanlık suçu olduğunu vurguladı.

    Ayfer Çelik, saldırıların tam da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuyla çözüm arayışlarının tartışıldığı bir süreçte gerçekleştiğinin altını çizerek, “Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir” dedi.

    Basın açıklaması boyuca atılan sloganlar sebebiyle polis aracından “kanunsuzdur” anonsu yapıldı. Eylemin sona ermesi ardından polisler, 49 yurttaşı gözaltına aldı. Müdahalede ajansımız muhabiri Eren Güven, polis tarafından tartaklanıp görüntü alması engellendi.

    Gecenin ilerleyen saatlerinde 44 kişi serbest bırakılırken 5 kişinin ise mahkemeye sevk edildiği öğrenildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazeteci Metin Göktepe 30 yıl önce katledildi!

    Gazeteci Metin Göktepe 30 yıl önce katledildi!

    PİRHA- 30 yıl önce bugün, Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe polis tarafından gözaltına alındıktan sonra Eyüp Spor Salonu’nda polisler tarafından işkence ile katledildi.

    8 Ocak günü Ümraniye cezaevinde öldürülen iki devrimcinin cenaze töreni vardı. Haberi takip edecekler listesinde adı olmayan Metin Göktepe, büyük bir inatçılıkla habere yazdırdı ve kendini ekledi; “Bu haberi mutlaka izlemeliyim arkadaşlar.”

    Haberi yaparken, iş bölümü yaptığı Evrensel muhabirlerinden ayrılan Göktepe, diğer basın kuruluşlarından arkadaşlarıyla cenazeyi takip etmek için elinden geleni yaptı. Herkes polislerin “sarı basın kartı zorunluluğuna” ikna olup geri dönmeyi kabul ederken, o inatçılığını sürdürdü ve gözaltına alındı.

    Gözaltında olduğu Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polislerin  saldırısına maruz kaldı. Olayın görgü tanıkları, polislerin “gazeteciye özel muamele” yapılmasını istemelerine defalarca şahit oldu.

    Devlet yetkilileri çelişkili açıklamalar yaparak cinayeti gizlemeye çalıştı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin Göktepe’nin gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etti.

    8 Ocak 1996 akşam saat 20.00’de Eyüp C. Savcısı Erol Canözkan, olay ve ölüm tutanağı düzenleyerek Metin’in cesedini Adli Tıp’a gönderdi. Bir süre gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılanlar ise, ısrarla Metin’in gözaltında polis tarafından öldürüldüğünü ve cesedinin gözaltında tutulan diğer kişilerin yanından alınarak götürüldüğünü söylediler.

    Metin’in ağabeyi İbrahim Göktepe, Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan’a ifade verdi ve Metin’in gözaltında polisler tarafından öldürüldüğünü belirterek, şikayetçi olduğunu söyledi.

    Öldürülmesinden sorumlu polisler kamuoyunda “Rahşan affı” diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanarak toplam 1 yıl 8 ay yatmışlardır. Metin Göktepe gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri yargılanmış ilk gazetecidir.

    DAVA SÜRECİ NASIL İŞLEDİ?

    Evrensel Gazetesi Sahibi Vedat Korkmaz, polisler hakkında idari soruşturma açılması için İstanbul Valiliği’ne şikayet dilekçesi verdi. İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, gözaltına alınanlar arasında Göktepe’nin olmadığının kamera görüntülerinden de tespit edildiğini, listede isminin yer almadığını ileri sürdü. Ancak daha sonra yaptığı açıklamalarda Göktepe’nin gözaltına alındığını kabul etti.

    11 Ocak 1996: Vedat Korkmaz’ın şikayet dilekçesi ve Metin’le ilgili Adli Tıp otopsi tutanağı Valilik tarafından idari soruşturma yapılması için Polis Başmüfettişi Yaşar Gökışık’a gönderildi.

    13 Ocak 1996: TGC Başkanı Nail Güreli’yi ziyaret eden ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Göktepe’nin ölümüne ilişkin resmi makamların yaptıkları açıklamaların tatmin edici olmadığını söyledi ve olayın takipçisi olacaklarını ifade etti.

    15 Ocak 1996: Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, “görevsizlik kararı” ile Memurun Muhakematı Hakkında Muakkat Kanun hükümleri gereği haklarında soruşturma yapılan polislerin atılı suçu idari görevlerini ifa ederken işledikleri gerekçesi ile soruşturma dosyasını Eyüp Kaymakamlığı’na gönderdi. Eyüp Kaymakamlığı da dosyayı İstanbul Valiliği’ne gönderdi.

    16 Ocak 1996: İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı, raporunu açıkladı. Raporda, “Metin Göktepe gözaltına alınmış, gözaltında polis tarafından öldürülmüştür” denildi.

    Metin’in meslektaşları olan genç gazeteciler, Metin gözaltına alındığı ve öldürüldüğü günden itibaren, duruşmaları izlerken atacakları “İnadına hepimiz birer Metin’iz” sloganının gereğini yapmaya başladı.Göktepe ailesinin, gazetecilerin, avukatların ve Metin’in gazetesi Evrensel’in ısrarlı çabalarıyla İçişleri Bakanlığı soruşturma başlatmak zorunda kaldı.

    19 Ocak 1996: Bir grup gazeteciyi Çankaya Köşkü’nde kabul eden Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Cinayeti polis işlemiştir tabirini beğenmiyorum. Hadiseleri kendi sınırları içinde mütalaa etmeliyiz. Münferit hadiselerden netice çıkarırken, devleti yargılamayalım. Yargılanacak olan suçu kim işlemişse odur. Polis teşkilatını yargılamamız yanlıştır. Ama üstünde polis üniforması olan A veya B şahsı işlemişse, yakasına yapışırız. Cinayet örtbas edilemez” dedi. Aynı gün Evrensel gazetesinin Ankara bürosunu ziyaret eden DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Metin’in öldürülmesinin demokrasi ayıbı olduğunu söyleyerek, DSP olarak olayın aydınlatılması için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti.

    22 Ocak 1996: Başbakan Tansu Çiller, Göktepe’nin duvardan düşmediğini, gözaltına alındığını açıkladı.

    7 Şubat 1996: İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin soruşturması sonuçlandı. Müfettişler tarafından hazırlanan 38 sayfalık fezlekede 49 polisin yargılanması istendi.

    5 Temmuz 1996: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin, İstanbul’da güvenlik sağlanamayacağı gerekçesi ile davanın Aydın’a nakline karar verdi.

    4 Kasım 1996: Aydın’daki duruşmadan bir süre sonra Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı ile Aydın Valiliği’nin isteği üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi, davanın Afyon’a naklini kararlaştırdı. Ancak davanın İstanbul’dan uzaklaştırılması, davaya olan ilgiyi azaltmadı. Tam tersine ısrarlı takipçilerin sayısı her duruşmada biraz daha arttı. “Dava nerede biz oradayız” diyen binlerce kişi bir çok ilden otobüslerle duruşmaların görüldüğü Afyon’a geldi. Hatta hemen her duruşma yurtdışından gelen delegasyonlar tarafından da izlendi.

    Afyon’a taşınan Göktepe Davası, 28 Eylül 2000’de beş polis memuruna “kastı aşan insan öldürmek” ve “faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek” suçlarından verilen yedişer yıl altışar ay hapis cezasının onanmasıyla bitti. Bir polis memuru ise Yargıtay’ın kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetlerden uzaklaştırma cezası aldı. Mahkum polislerin cezalarının tamamlamalarına 19 Aralık 2000’de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası engel oldu.

    METİN GÖKTEPE KİMDİR?

    Metin Göktepe, 10 Nisan 1968’de Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde Kürt Alevi bir ailede dünyaya geldi. Yaşamının ilk 11 yılını burada geçiren Göktepe, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan, 8 çocuklu bir ailenin 7. çocuğuydu. İlkokulu, köyün tek okulunda, birleştirilmiş sınıfta okuyan Göktepe, abla ve ağabeylerinin yıllara yayılan göçünün ardından 1979’da annesi ve babasından hemen önce küçük kardeşi Aziz ile birlikte İstanbul’a geldi. Aynı yıl Esenler’deki Hasip Dinçsoy İlköğretim Okulu’na kaydoldu ve 5. sınıfı burada okudu. Ortaokula o zamanki adıyla Esenler Lisesi’nde başladı ve liseyi de burada okuyarak şimdiki adıyla Bakırköy İbrahim Turhan Lisesi’nden 1986’da mezun oldu. Lisede de başarılı bir öğrenci olan Göktepe, mezun olduktan sonra bir yıl dershaneye devam etti ve buradaki başarısıyla, kardeşinin de dershaneye gitmesini sağladı.

    Yaz tatillerinde çalışarak harçlığını çıkaran ve böyle okuyan Göktepe, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’ne girdi. Bu sırada fabrikada çalışan ablası, ağabeyi ve 1986’dan itibaren kültürel ve sosyal faaliyetlerine katıldığı dernek sayesinde siyasetle tanıştı. Göktepe, üniversitede öğrenci gençlik mücadelesinin aktif bir üyesi oldu. Gazeteciliğe 1992 yılında Gerçek adlı bir dergide başlamış, daha sonra 1995 yılında da Evrensel Gazetesi’nde muhabirlik yapmaya başlamıştır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Hüseyin Aykol için tören düzenlendi-VİDEO

    Gazeteci Hüseyin Aykol için tören düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Hakk’a yürüyen gazeteci Hüseyin Aykol için Ankara’da cenaze töreni düzenlendi. Törende yapılan konuşmalarda Aykol’un mütevazi ve kararlı duruşuna dikkat çekildi.

    Özgür Basın çalışanları, çalışma arkadaşları gazeteci Hüseyin Aykol için Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde cenaze töreni düzenlendi.

    Tedavi gördüğü hastaneden tören salonuna getirilen Aykol’un naaşı, meslektaşları tarafından omuzlanarak sahneye konuldu. Aykol’un tabunun üstüne kırmızı karanfiller bırakılırken, tören salonuna meslektaşları tarafından, “Özgür Basın’ın devrimci çınarı, seni unutmayacağız” pankartı asıldı.

    Törene Aykol’un çalışma arkadaşları, ailesi ve sevenleri ile çok sayıda yurttaş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Selman Çiçek, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MGK) üyeleri,  Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (Disk Basın İş) Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu,  Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel, çok sayıda milletvekili de katıldı.

    Törende Hüseyin Aykol’un yaşamını anlatan sinevizyon gösterilirken, yapılan konuşmalarda, Hüseyin Aykol’un sosyalist kimliğine vurgu yapılarak, özgür basın içindeki duruşuna dikkat çekildi.

    Yapılan konuşmaların ardından Aykol’un çok sevdiği ve Kitora’ya ait olan Caravansary şarkısı çalındı. Aykol, daha sonra meslektaşları tarafından omuzlanarak Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    >Gazeteci Hüseyin Aykol’u kaybettik!

     

  • GÜNCELLENDİ/Gazeteci Cihan Berk gözaltına alındı!

    GÜNCELLENDİ/Gazeteci Cihan Berk gözaltına alındı!

    PİRHA- Sabah saatlerinde ajansımızın Dersim muhabiri Cihan Berk, gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen Cihan Berk, emniyete götürüldü.

    Ajansımızın Dersim muhabiri Cihan Berk, sabah saatlerinde yapılan baskınla gözaltına alındı. Evin kapısını kırarak içeri giren polis, yaklaşık 2 saat süren aramanın ardından Cihan Berk’i ters kelepçe takarak gözaltına aldı. “Örgüt üyesi” suçlamasıyla gözaltına alındığı aktarılan Cihan Berk’in öğleden sonra mahkemeye çıkarılacağı bildirildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Hüseyin Aykol’un tedavisi sürüyor!

    Hüseyin Aykol’un tedavisi sürüyor!

    PİRHA- İki aydır yoğun bakımda tedavi gören gazeteci Hüseyin Aykol’a bir kez daha kan takviyesi yapıldı.

    Gazeteci Hüseyin Aykol’un 14 Ekim’de Ankara’daki evinde geçirdiği beyin kanaması sonrası kaldırıldığı Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tedavisi sürüyor. Kaldırıldığı hastanede üçüncü kez beyin kanaması geçiren ve iki aydır yoğun bakımda tutulan Aykol’un tedavisi antibiyotikler ile devam ediyor.

    Daha önce kan değerlerinin düşmesiyle kan takviyesi yapılan Aykol’a bir kez daha kan takviyesi yapıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazetecilerin duruşması görüldü: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor!

    Gazetecilerin duruşması görüldü: Gazetecilik kriminalize edilmek isteniyor!

    PİRHA- Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın yargılandığı davanıın ilk duruşması görüldü. Mahkeme imza verme adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, el konulan dijital materyallerin iadesine, yurtdışı çıkış yasağının adli kontrol tedbirinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşma tarihini 19 Şubat 2026 olarak belirledi.

    Gazeteciler Erdoğan Alayumat, Tuğçe Yılmaz, Suzan Demir, Gülcan Dereli, Kemal Taylan Abatan ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı’nın haberlerinden aldıkları telif ücreti nedeniyle “örgüte bilerek isteyerek yardım etmek” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya gazeteciler ve avukatları katıldı. Duruşmayı gazeteci meslek örgütlerinin yanı sıra çok sayıda gazeteci izledi.

    Duruşmada savunma yapan gazeteciler suçlamaları reddederek, beraatlerini istedi. Savunmaların ardından mahkeme heyeti, imza verme adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına, el konulan dijital materyallerin iadesine, yurtdışı çıkış yasağının adli kontrol tedbirinin devamına karar verdi. Mahkeme, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 17 Şubat 2026’ya erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci Dilan Karaman kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi!

    Gazeteci Dilan Karaman kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi!

    PİRHA – Gazeteci Dilan Karaman, geçirdiği kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi. Kadın mücadelesi, ekoloji ve Kürt hakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Karaman’ın ölümü, gazetecilik camiasında ve mücadele yürüttüğü alanlarda büyük üzüntüyle karşılandı.

    Bir dönem Medyascope’ta içerik üreten, “Hayvan Gazetesi” programını hazırlayıp sunan ve rejide görev alan Karaman, aynı zamanda Jin Dergi yazarıydı. Kadın özgürlük mücadelesi, toplumsal adalet ve ekolojik yıkıma karşı direniş konularında hem sahada hem de yazılarıyla aktif bir mücadele yürütüyordu.

    Karaman’ın vefatını, kuzeni Remzi Kuroğlu sosyal medya hesabından duyurdu. Kuroğlu, şunları söyledi:

    “Değerli amca kızım, gazeteci Dilan Karaman’ı geçirdiği kalp krizi sonucu kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Dilan, güler yüzüyle, iyi kalpliliği ve mücadelesiyle herkesin gönlünde yer etmiş özel bir insandı. Başımız sağ olsun.”

    Karaman, 11 Kasım’dan bu yana Diyarbakır’da bir hastanede yoğun bakımda tutuluyordu.

    Dilan Karaman, kadın mücadelesinin içerden ve örgütlü bir hat üzerinden büyütülmesi gerektiğine dikkat çeken yazılarıyla biliniyordu. Jin Dergi’de 2025 yılı Ağustos ayında yayımlanan “Camdan Bir Sahne: Hollywood Feminizmine Karşı Rojava Kadın Devrimi” başlıklı yazısında, kadın özgürlük çizgisinin sistem tarafından törpülenmesine karşı çıkmış; feminizmin halktan ve sınıftan koparılamayacağını vurgulamıştı.

    Karaman yazısında, mücadelenin özünü şöyle ifade etmişti:

    “Kadın öncülüğündeki halk mücadeleleri, sosyal medyada ya da dizilerde parlatılan steril feminizmle aynı zeminde değildir. Bugün iki ayrı feminizm biçimi karşı karşıyadır: biri meydanlarda, halkların içinde yükselen bir hat; diğeri ise sistemin onayladığı, pazara dönük bir görüntüdür. Bizim görevimiz araya çekilen camı tuzla buz etmektir.”

    Arkadaşları ve meslektaşları, Karaman’ın hem gazetecilikte hem de toplumsal mücadelelerde örnek bir duruş sergilediğini belirterek, onun mücadelesinin devam ettirilmesi gerektiğini vurguluyor.

    Gazeteci Dilan Karaman’ın cenaze programına ilişkin bilgilerin daha sonra paylaşılması bekleniyor.

    HABER MERKEZİ

     

  • Hüseyin Aykol, bir kez daha beyin kanaması geçirdi!

    Hüseyin Aykol, bir kez daha beyin kanaması geçirdi!

    PİRHA- Yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden gazeteci Hüseyin Aykol, bir kez daha beyin kanaması geçirdi. 

    Gazeteci Hüseyin Aykol’un 14 Ekim’de Ankara’daki evinde geçirdiği beyin kanaması sonrası kaldırıldığı Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki tedavisi sürüyor.

    Geçirdiği iki ameliyatın ardından ciğerlerinde oluşan enfeksiyondan dolayı yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Aykol’un, bir kez daha beyin kanaması geçirdiği öğrenildi. Doktorlarının aktardığı bilgiye göre, Aykol’un beyin sapında kanama tespit edildiği belirtilirken, yeni bir ameliyatın ise risk taşıdığı ve ameliyat edilmeden durumun takip edileceği aktarıldı. Üçüncü kez beyin kanaması geçiren ve bir kez daha tomografisi çekilen Aykol’un hayati riski ise devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hakan Tosun İzmir’de anıldı: Kamerası hala kayıtta ve onun sesiyiz!-VİDEO

    Hakan Tosun İzmir’de anıldı: Kamerası hala kayıtta ve onun sesiyiz!-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da katledilen Gazeteci ve ekolojist Hakan Tosun için İzmir’de kitesel bir anma ve resim sergisi düzenlendi. Ablası Özlem Tosun, “Adaletin yerine getirilmesii istiyoruz. Hakan’ın kamerası hala kayıtta ve bizde onun sesi olmaya devam edeceğiz” derken, avukatı Onur Cıngır ise, karanlıkta kalan delillerin ortaya çıkarılması için mücadele edeceklerini vurguladı.

    Ekoloji mücadelesi iele tanınan Gazeteci Hakan Tosun’un ailesi ve dostları, kendisini anmak amacıyla Alsancakta bulunan Mimarlar Odası İzmir Şubesi Mimarlık Merkezi binasında resim sergisi ve anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Tosun’un, eylemlerde fotoğrafladığı görüntülerden sergi oluşturuldu.

    Etkinliğe Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz,Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir İl Örgütü, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İzmir Meclisi, Yeşil Sol Parti (YSP) İzmir İl Örgütü’nün yanı sıra çok sayıda çevre örgütü temsilcisi ve yurttaş katıldı.

    “NE OLDU SORUSUNUN CEVABINI ALMAK GİBİ BİR BORCUMUZ VAR”

    Sergide ilk sözü alan Karbağlar Helil Kınay, herkesin “Hakan Tosun’a ne oldu?” diye sorduğunu belirterek,”Bu kalabalıkların hepsi yarım kalanların sözlerini tamamlamak için. ‘Ne oldu’ sorusunun cevabını almak gibi bir borcumuz var. Sesimizi tek yumruk olarak büyütürsek cevaplarımızı da alacağımız, hesabını da soracağımız başka buluşmaları gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    Sergi sonrasında ise Levni Band sergi salonunda ritim dinletisi gerçekleştirdi. Dinletinin ardından Hakan Tosun’un video haberlerinden oluşturulan belgesel izlendi. Belgeselin ardından Hakan Tosun’un ablası Özlem Tosun ve Avukatı Onur Cıngır birer konuşma yaptı.

    “KAMERASI HALA KAYITTA”

    Özlem Tosun, kardeşi Hakan Tosun’un ardından konuşma yapmanın acı olduğunu ifade ederek, onun mücadeleci kişiliğini anlattı. Kardeşi Hakan Tosun için adalet talebiyle bir arada olduklarını söyleyen Özlem Tosun, “Adaletin yerine getirilmesini istiyoruz. Hakan tek başına mücadele verdi belki ama şimdi arkasında biz varız. Hakan’ın kamerası hala kayıtta ve bizde onun sesi olmaya devam edeceğiz” diye kaydetti.

    “KARANLIKTA KALAN DELİLLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞIZ”

    Dava avukatı ola Onur Cıngır, Hakan Tosun’la olan anılarına kısaca değindi. Soruşturmanın seyrine dair bilgi paylaşan Onur  Cıngır, dosyanın ciddi eksikliklerle yürütüldüğünü ve üçüncü failinin hala yakalanmadığını söyledi.

    Onur Cıngır, “Hakan dakikalarca dövülerek öldürüldü. Altı günde kimlik, çanta ortaya çıkmadı. Fotoğraf makinesi bile bulunamadı. Altı gün sonra çanta bulundu. Aslında ilk dakikadan itibaren hastanedeydi. Dosya da iki farklı resmi dilekçe ile 27 farklı madde ile başvuruda bulunduk. Sadece bir ikisi dikkate alındı. İki kişi tutuklu ve üçüncü bir kişi var. Bu üçüncü kişi kim?  Bu kişinin ve çıkmayan görüntülerin peşindeyiz. Baştan beri Hakan’ın yaptığı işler ortada. Hakan çok naif biriydi. Yaptığı işlerden dolayı yapıldıysa bu da ortaya çıkacak. Biz sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Bu karanlık kalan kısımlarından kalan deliller ortaya çıkana kadar çalışacağız. Bu dosya Türkiye’deki adalet mekanizmasında önemli bir mihenk taşıdır” ifadelerini kullandı.

    Son olarak konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ve İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz da Hakan Tosun’un kamerasının hala kayıtta olduğunu söyledi.

    Konuşmaların ardından anma sanatçılar Kasım Taşdoğan, İlkay Akkaya ve müzik grupları Geniş Merdiven, Moleni ve Praxsis’in müzik dinletisi ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • DAKB’den Ezgi Soysal açıklaması: Devlet önce kadınları sonra gazetecileri korumak zorundadır

    DAKB’den Ezgi Soysal açıklaması: Devlet önce kadınları sonra gazetecileri korumak zorundadır

    PİRHA – Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Can TV emekçisi Ezgi Soysal’a yönelik saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. “Devlet önce kadınları, sonra gazetecileri korumak zorundadır” başlıklı açıklamada, Soysal’a yönelik yıllardır süren sistematik şiddet ve 28 Ekim gecesi gerçekleştirilen organize saldırı kınanarak, “Devletin suskunluğu, suç ortaklığıdır” denildi.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Can TV emekçisi Ezgi Soysal’a yönelik saldırıya ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Biz Demokratik Alevi Kadınlar Birliği olarak, Can TV emekçisi Ezgi Soysal’a yönelik yıllardır süren sistematik şiddeti ve 28 Ekim gecesi gerçekleştirilen organize saldırıyı öfke, acı ve isyanla karşılıyoruz.

    Ezgi Soysal, Ataşehir Kayışdağı Mahallesi’nde komşuları tarafından yaklaşık dört yıldır sistematik taciz, tehdit ve fiziksel şiddete maruz kaldığını söylemiştir.
    Bu süreçte evinin çevresi kirletilmiş, arabasına zarar verilmiş, ailesi tehdit edilmiş; defalarca karakola, belediyeye ve savcılıklara başvurmasına rağmen devletin hiçbir kurumu görevini yerine getirmemiştir.
    Son olarak, 28 Ekim gecesi on kişilik bir grubun saldırısına uğrayan Ezgi Soysal, ölüm tehlikesi atlatmış, hastaneye kaldırılmış, ancak saldırganlar hâlâ serbesttir.

    Bu olay, yalnızca bireysel bir şiddet değil; devletin cezasızlık politikasıyla beslenen sistematik bir kadın düşmanlığıdır.

    Ezgi Soysal, sadece bir gazeteci değildir. O, Alevi bir kadın, hakikatin sözcüsü, halkın sesi, emekçi bir candır.
    Ona yönelen saldırı, kadınlara, Alevilere, hakikate ve özgür basına yönelmiştir.
    Devletin suskunluğu, faillerin cesareti olmuştur. Bu suskunluk, suç ortaklığıdır.

    Biz Alevi kadınlar, Rızalık Yolunun talipleri olarak zulme rıza göstermeyiz.
    Kadınlar ölürken, hakikat susturulurken devletin sessizliği, adaletin inkârıdır.

    Devleti ve yargı makamlarını göreve çağırıyoruz:
    Faili değil, mağduru koruyun!

    Cezasızlık zırhı kırılmadan bu ülkede adalet kurulamaz.

    Ezgi Soysal yalnız değildir!
    Yaşasın Kadın Dayanışması.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Can TV spikeri Ezgi Soysal’a sistematik şiddet: “Adalet istiyorum”
    Ezgi Soysal dövülürken adalet nereye bakıyordu?
    Gazeteci Ezgi Soysal’a saldırı Meclis gündemine taşındı!

  • Gazeteci Hıdır Yıldız, serbest bırakıldı

    Gazeteci Hıdır Yıldız, serbest bırakıldı

    PİRHA-Dersim merkezdeki Cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülediği esnada gözaltına alınan Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, serbest bırakıldı. 

    Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, Dersim merkezdeki Cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülediği esnada gözaltına alınmıştı.

    Hıdır Yıldız, Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de polis şiddetini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız gözaltına alındı-VİDEO

  • Dersim’de polis şiddetini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız gözaltına alındı-VİDEO

    Dersim’de polis şiddetini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA- Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, polisin gençlere yönelik şiddetini çektiği esnada gözaltına alındı. Yıldız’ın telefonunundaki görüntüler zorla silindi. 

    Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, Dersim merkezdeki cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülediği esnada gözaltına alındı.

    Aktarlan bilgilere göre cumhuriyet kutlamaları kapsamında çıkan tartışmada polis ekipleri bir grup gence silah çekti. Bu esnada polis şiddetini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız’ı gözaltına alındı.

    Yıldız’ın telefon kamerası ile çektiği görüntüler zorla silindi.

    Hıdır Yıldız, Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor.

    PİRHA/DERSİM

  • TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alındı

    TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alındı

    PİRHA- TELE1’e polisler tarafından “casusluk” baskını düzenlendi. Polisler kanalın Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ı gözaltına alırken, Ekrem İmamoğlu hakkında da “casusluk” soruşturması açıldığı belirtildi.

    TELE1’de “Sabah Pusulası”nı sunan Gökhan Kayış, operasyonu canlı yayında duyurdu. TEM ekiplerinin kanala geldiğini, arama işlemlerinin sürdüğünü ve 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin arama kararı gösterildiğini söyledi.

    Ayrıca, mahkeme kararıyla kanalın Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın evinde ve ofisinde arama yapıldığı, Yanardağ’ın gözaltına alındığı açıklandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hakan Tosun cinayetinin avukatları, yeni görüntüler servis etti!-VİDEO

    Hakan Tosun cinayetinin avukatları, yeni görüntüler servis etti!-VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Hakan Tosun cinayetine dair yeni video kayıtlarını paylaşan hukukçular, toplamda 300 dakikalık görüntü üzerinde soruşturmanın yürütüldüğünü söyledi. Avukatlar, Tosun’u darp ettiği belirtilen motorcunun tutuklanması için yeniden çağrı yaptı.

    10 Ekim gecesi katledilen Hakan Tosun’un ailesi, avukatları ve dostları, cinayetin aydınlatılması için bir kez daha “Hakan Tosun’a ne oldu?” sorusunu sordu.

    Karşı Sanat Merkezi’nde yapılan basın toplantısında, Tosun cinayetiyle ilgili bu zamana kadar yaşanan tüm gelişmeler değerlendirildi.

    Basın toplantısında ilk olarak Hakan Tosun cinayetine ilişkin mahalleden toplanan yaklaşık 15 dakikalık video kaydı izletildi.

    Gösterimden sonra Av. Hakan Bozyurt konuştu. Emniyetin elinde 300 saatlik görüntü olduğunu söyleyen Bozyurt, şu noktalara dikkat çekti:

    “22:00 sularında Güzelyurt metrobüs durağında indikten sonra annesinin evine yürüyor. Yaklaşık yarım saat 1824 sokakta oturuyor. Sonra BMW marka araç geliyor. Tanıkların ifadesine göre Hakan “bana bulaşmayın” diyor ve hiçbir fiziki tepki vermiyor. Hakan başına aldığı darbeler sonrasında yürümeye çalışıyor ve sonra 18 yaşındaki motorcu geliyor ve o da vuruyor. Bu motosikletli tanık olarak dinleniyor. Yaklaşık 15 dk. sonra ambulans geliyor. Sağlıkçıların söylediğine göre vardıklarında Hakan’ın entübe olduğu söyleniyor. Görüntülerdeki saldırganlar çok soğukkanlı hareket ediyor ve direk baş bölgesine vuruluyor.”

    “VAHİM BİR KATLİAM”

    İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ise konuşmasında son zamanlarda belli meslek gruplarına yönelik yapılan tehditlere dikkat çekti. Kaboğlu, çevresel insan hakları savunucularının, özgürlük ve güvenlik hakkına sahip olması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bu sözleşmenin hazırlık çalışmalarına bizzat katıldım. BM’ye sunup, sözleşmenin kabul edilmesi için de çaba sarf edeceğiz. Hakan Tosun olayı büyük bir acı, vahim bir katliam. Hakan Tosun kadar hiçbirimiz cesur ve eylem insanı olamadık. Hakan Tosun’un anısını gelecek kuşaklara taşıyacağız.”

    “SORMASAYDIK DOSYA KAPATILACAKTI”

    Av. Onur Cingil ise görüntülere ulaşmak için çok çaba sarf ettiklerinin altını çizdi. “Eğer ki biz olmasaydık bu dosya kapatılacaktı” diyen Cingil, şu hususlara dikkat çekti:

    “Hakan’ın hala kimliği, cüzdanı yok. ‘Hakan Tosun nerede?’ diye sormasaydık belki Hakan halen bulunamayacaktı. Her türlü bulgu mevcuttu. Bir hafta sonrasında olay yerine gidildiğinde küpesi bulundu. Çantası yok denilmişti ancak altı gün sonra bulunuyor ama cüzdanı hala yok. Bu kadar vahim bir olayda kişiler, gözaltıyla değil, telefonla çağrılmış!

    Alanda bizim tespitimize göre toplam 17 kamera tespit ettik. İddiaların ortadan kalkması emniyetin elinde. Çantanın karakoldan çıkması da çok garip! 15 Ekim’de onlara gelmiş! İhmal mi kasıt mı? Ama ciddiyetsizlik kesin. Motorcu hakkında kimse birş ey bilmiyor. Tanıklar tehdit ediliyor ve delil karartılıyor. Bu dosyayı biz üstlendikçe deliller toplanmaya başlandı. Motorcu direk saldırıyor. Yani Hakan’ı tanıyor. Çantadan çıkan kamera, telefon şu an inceleniyor. Bizler, tanıkların da dinlenmesini istedik. Bu işin ucu kamu görevlilerine kadar gider mi göreceğiz. Olayda 3 kişi var. O kişilerden biri, yani taşıyıcı ‘Benim haberim yoktu’ demek hayatın akışına aykırıdır. Üçüncü şüphelinin tutuklanma talebimizi yineliyoruz.

    “NEDEN O KALDIRIMDA 30 DK. BEKLEDİ?”

    Toplantının devamında İbrahim Özden, “Hakan, yarım saat oturuyor. Acaba bir randevu mu söz konusuydu?” sorusunu gündeme getirdi. Av. Hakan Bozyurt “Hakan ‘Yorgunum, halsizim, bulaşmayın bana’ diyor. Evet uzun süre oturuyor. Yorgun olma ihtimali var” dedi.

    Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Torun ise “Hakan, canına kastedileceğinin farkına varmış. Annesinin evi 3 dk. uzaklıkta. Dinlenmek isteseydi eve giderdi. Ancak o evi hedef göstermek istememiş olabilir. Daha önceden tehdit edildiği bir husus yok. Zaten tehdit edilseydi bize de söylemezdi” diye belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazeteci Ercüment Akdeniz hakkında tahliye kararı!

    Gazeteci Ercüment Akdeniz hakkında tahliye kararı!

    PİRHA- Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik operasyon ardından tutuklanan Gazeteci Ercüment Akdeniz hakkında tahliye kararı verildi.

    Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik operasyon ardından tutuklanan Ercüment Akdeniz, duruşma için Çağlayan Adliyesi’nde getirildi. 22 Şubat’tan beri tutuklu olan Akdeniz’in duruşmasına basın meslek örgütlerinin temsilcileri, HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ile Ali Kenanoğlu, DEM Parti, CHP, TİP, EHP, Sol Parti yöneticileri katıldı.

    Mahkeme heyeti Akdeniz’in tahliyesine karar verirken, bir sonraki duruşmayı 10 Şubat 2026 tarihine erteledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hüseyin Aykol’un tedavisi 9’uncu gününde devam ediyor!

    Hüseyin Aykol’un tedavisi 9’uncu gününde devam ediyor!

    PİRHA- Geçirdiği beyin kanaması sonrası entübe edilen gazeteci-yazar Hüseyin Aykol’un akciğerlerinde enfeksiyon gelişmesi nedeniyle antibiyotik tedavisine başlandı.

    14 Ekim’de beyin kanaması geçiren ve kaldırıldığı Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ikinci kez beyin kanaması geçiren gazeteci-yazar Hüseyin Aykol’un tedavisi 9’uncu gününde yoğun bakım ünitesinde devam ediyor.

    Hüseyin Aykol’un akciğerlerinde gelişen enfeksiyon nedeniyle antibiyotik tedavisine başlandığı açıklanırken, Aykol’un ameliyathane içerisinde bulunan yoğun bakım ünitesinden genel yoğun bakım ünitesine alındığı aktarıldı. Doktorları, Aykol’un bilincinin kapalı olduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini belirterek enfeksiyonun azaltılması için uyutulmaya devam edildiği bilgisini paylaştı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Hakan Tosun binler tarafından uğurlandı-VİDEO

    Hakan Tosun binler tarafından uğurlandı-VİDEO

    PİRHA – Darp edilerek katledilen gazeteci Hakan Tosun, Nurtepe Cemevinden uğurlandı. Hakan’ın dostları adına okunan açıklamada “Asla susturamayacaksınız bizleri. Hak yolundan ayrılmayan karıncayı incitmeyen mazlumları sizler öldürebiliyorsanız bizler de Pir Sultanlar gibi ölür ölür diriliriz. Yürü bire Hızır Paşa, başaramayacaksınız” denildi.

    10 Ekim gecesi saldırıya uğrayan Hakan Tosun, 14 Ekim’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
    Tosun’un kimler tarafından katledildiğini sormak adına binlerce kişi Nurtepe Metro meydanında bir araya geldi. Nurtepe Cemevi’ne kadar yapılan yürüyüşün ardından tören düzenlendi.

    Hakan Tosun’un dostları, yakınları, sevenleri, tek tek duygularını paylaştı.

    “SÖYLENECEK ÇOK ŞEY VAR”

    Hakan Tosun’un kardeşi Öznur Tosun, yaptığı konuşmada “Hakan, her canlı için duyarlı olan bir insandı. Böyle bir insanı katletmenin hesabını verebilecekler mi? Söylemek istediğim çok şey var ama içinde çok acı da var. O nedenle şu anda öfkemi karıştırmak istemiyorum. Sadece acımı yaşamak istiyorum ama söylenecek çok şey var” diye belirtti.

    “KÖROĞLU’NUN, PİR SULTAN’IN SOYUNDAN GELENLERİZ”

    Hakan Tosun’un dostları adına İsmail Akyıldız konuştu. “Kanatlarımızı kırmak istiyorlar” diyen Akyıldız, şunları dile getirdi:

    “Biz çevre ve ekoloji hareketinden gelen Hakan’ın dostları için bu cinayetin anlamı kısaca;

    Kanatlarımızı kırmak istiyorlar…

    Peki neden yapmak istiyorlar bunu?

    Çünkü, topraktan, yerlerden, yerellerden yükselerek uçmaya başladık biz. İşte bunun için kırmak istiyorlar kanatlarımızı.
    Biz kimiz? Biz, Köroğlu’nun, Pir Sultan’ın, Dadaloğlu’nun soyundan gelenleriz. Başta Hakan’ımız olmak üzere biz onların mirasını sahiplenenleriz. Onların sözünün ete kemiğe büründüğü bedenleriz. İşte bu yüzden bizim kolumuzu, kanadımızı kırmak istiyorlar. Karadenizli Sünni bir ailenin çocuğu olarak bugün Cemevine gelişimin nedeni sadece can dostumuzu uğurlamak için değil aynı zamanda bu onurlu tarihe ve değerlere sahip çıktığım içindir. Çünkü Cumhuriyet tarihinde ilk defa Bergamalı, Alevi ve Sünni köylülerimiz el ele vererek yağmacı küresel şirketlere ve onlara yol veren siyasi iktidara karşı mücadele etmeye başladılar. Bu birlikteliği Bergama’dan Karadeniz vadilerine, Munzur’dan Kazdağları’na ve bugün Akbelen’e kadar sürdürdüler. Onlar kırlarda, köylerde verilen bu mücadeleyi Gezi parkına, Kazdağları’na ve Akbelen’e taşıyarak bugün ulusal ölçekte ve şiddet içermeyen, sivil itaatsizlikle meşru hakları olan hava, su, toprak ve müştereklerini savundular.
    Evet Onlar bizim kanatlarımızı kırmak istiyorlar, hepimizin Hakan gibi uçmasından korkuyorlar çünkü. Onun gibi uçmayı başarabilirsek onların bu batmış, çürümüş düzeninin ‘çarkını’ kırarız diye korkuyorlar.

    Fakat canımız Hakanımızı uğurladığımız bu günde şu sözü veriyoruz susmayacağız. Asla susturamayacaksınız bizleri. Hak yolundan ayrılmayan karıncayı incitmeyen mazlumları sizler öldürebiliyorsanız bizler de Pir Sultanlar gibi ölür ölür diriliriz. Yürü bire Hızır Paşa, başaramayacaksınız.

    Kötülüğe, insan ve doğa katliamına, fakir fukaranın malına mülküne, doğasına kasteden bu kapitalist emperyalist diktatörlüğü senin yolundan yürüyerek er geç yıkacağız. İnsan onurunu ayaklar altına alan bu sistemin çarkını kırmak için var gücümüzle çalışacağız.”

    “HAKAN GÖRÜNMEZ BİR KAHRAMANDI”

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise konuşmasında Hakan Tosun’un, birçok değerli işe imza attığını söyleyerek şunları dile getirdi:

    “Öncelikle şunu ifade etmek lazım; Hakan Tosun’a ne oldu? Bu soru, Türkiye’de milyonlarca insanı doğrudan etkileyen, adalet mücadelesinin yeni sloganlarından bir tanesidir. Zengin olmayan herkes elbet adaletsizlikle karşı karşıya kalıyor ve bizler bu ülkenin gerçek insanları, namuslu insanları, onurlu insanları, dürüst insanları sadece paramız olmadığı için, sadece bu iktidara teslim olmadığımız, boyun eğmediğimiz için adaletsiz bir dünyaya mahkum edilmek isteniyoruz. Bu çok acı. Hakan Tosun, en zor zamanımızda, daha partiyi falan kurmamışız, bir fotoğrafçı lazımdı, bir arkadaşımızın tavsiyesiyle Hakan geldi. Günlerdir bunu paylaşmam lazım diye düşündüm. Gördüğünüz, beğendiğiniz birçok çalışmamızın arkasında bir görünmez kahraman, Hakan vardı.”

    “TESADÜFEN KATLEDİLMEDİ”

    DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın da Hakan Tosun’un “gerçek anlamda bir yaşam mücadelesi” verdiğinin altını çizdi Akın, şunları söyledi:

    “Hakan, aynı zamanda insanlık mücadelesinin en önemli insanlarından; onurlu insanlardan birisiydi. Tesadüfen katledilmedi! Son zamanlarda artık bu vahşi kapitalist sistem, doğanın bütün hayatına, yeraltı varlıklarımıza, ne varsa saldırmaya başladılar.
    Kaz Dağları’nda, Samandağ’da Türkiye’nin neresinde çevre sorunu varsa orada olan bir dostumuzdu Hakan. O, belgeleri ile hakikati açığa çıkartmaya çalıştı”

    “ÇETELER HER YERDE”

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu da Hakan Tosun’un önemli bir ekoloji savunucusu olduğunu belirtti. Kenanoğlu, şu konuşmayı yaptı:

    “Çeteler, bütün Türkiye’nin her tarafına yayıldı. Şu anda sokaklarda devletin, iktidarın desteğiyle bu çeteler, sokakları kontrol eden hale geldi. Buna karşı bilinçli bir şekilde hep birlikte bir mücadele yürütmemiz gerekiyor. Artık sokaklarda rahat bir şekilde yürüyemeyeceğimiz günleri yaşıyoruz. Artık bu çeteler, hepimize karşı bir tehdit olarak da kullanılıyor. O katliam talimatını verenlerin, onları destekleyenlerin ortaya çıkartılması için uğraşmamız gerekiyor. Mücadelemizi bu anlamda yoğunlaştırmamız gerekiyor. Hakan’ın bıraktığı mücadele, yaşam savunuculuğu, Hakan’ı katledenlerin ortaya çıkartılmasıyla yeni bir ibre kazanacak. Bunu da bugün burada görmüş olduk. Hakan’ın mücadelesini sürdürmeye kararlıyız. Devrin daim olsun sevgili hemşerim, sevgili Hakan.”

    Yapılan konuşmalar ardından Hakk’a uğurlama erkanı düzenlendi. Nurtepe Cemevi’nden uğurlanan Tosun, Ayazağa Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hakikat arayışının sembolü: Hüseyin Aykol!

    Hakikat arayışının sembolü: Hüseyin Aykol!

    PİRHA- Ömrünü hakikati yazmaya ve özgür basına adayan gazeteci Hüseyin Aykol için basın dünyası endişeli ve sessiz bir umutla ondan gelecek iyi haberi bekliyor.

    Ömrününün 50 yılını gazeteciliğe adayan Hüseyin Aykol, sadece bir gazeteci değil; bu ülkede kalemiyle direnen, her koşulda hakikati yazmaktan vazgeçmeyen kuşakların vicdanıdır.

    BİR ÖMÜRLÜK DİRENİŞİN İSMİ

    Özgür Gündem, Ülkede Gündem, Yeni Yaşam, gibi baskılara rağmen yayın hayatına devam eden birçok muhalif ve Kürt medya organında yöneticilik yapan Aykol, onlarca kez gözaltına alındı, yargılandı, cezalar aldı ama asla geri adım atmadı.

    O, haberin suç sayıldığı zamanlarda bile “yazmaya devam etmek halkın hakkıdır” diyerek susturulmak istenen birçok gazetecinin hem sesi hem de yol arkadaşı oldu.

    KALEMİ YASAKLANANLARA KALEM OLDU

    Aykol, yalnızca gazetecilik değil aynı zamanda dayanışmanın, direnmenin ve inatla üretmenin adı. Mahpusların sesi olan, gazetecilere moral veren, genç gazetecilere yol gösteren, susturulan halkların, ötekileştirilen dillerin, bastırılmak istenen hakikatlerin yanında duran bir emekçidir.

    Bugün ameliyathane kapısında sadece bir insanın yaşam mücadelesi değil aynı zamanda bu topraklardaki basın özgürlüğünün belleği de sınav veriyor.

    SESSİZ BİR DUA UMUTLU BİR BEKLEYİŞ

    Şimdi gözler bir kez daha hastanede. O ameliyathanede sadece Hüseyin Aykol’un değil bu ülkede gerçekleri yazmaya cesaret eden herkesin kalbi atıyor.

    Ve bizler…

    Yeniden yazacağı bir manşete, bir başka genç gazeteciye el vereceği yeni bir güne dair umudumuzu kaybetmiyoruz.

    Geçmiş olsun Hüseyin Aykol. Sesin, kalemin, yüreğin bizimle.

    PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    Gazeteci Hüseyin Aykol beyin kanaması geçirdi
    Gazeteci Hüseyin Aykol, yeniden ameliyata alındı!
    Gazeteci Aykol: Savaştan nemalananlar barış sürecini sabote etmek için aşağılayıcı dil kullanıyor
    Gazeteci Aykol: İlk öldürülenler hiç yakınmayanlardı, biliyor musunuz?

  • Gazeteci Hüseyin Aykol, yeniden ameliyata alındı!

    Gazeteci Hüseyin Aykol, yeniden ameliyata alındı!

    PİRHA- Gazeteci Hüseyin Aykol, bu sabah ikinci kez beyin kanaması geçirdi. Ameliyata alınan Aykol’un hayati riski devam ediyor.

    Ankara’daki evinde dün akşam saatlerinde beyin kanaması geçiren gazeteci-yazar Hüseyin Aykol, yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılmış ve ameliyata alınmıştı. Ameliyat sonrası yoğun bakımda uyutulan Aykol’un bu sabah saatlerinde yeniden beyin kanaması geçirdiği öğrenildi.

    Kanamanın ardından beyin tomografisi çekilen Aykol yeniden ameliyata alındı. Doktorlar, Aykol’un durumunun ciddiyetini koruduğunu belirtti.

    PİRHA/ANKARA