Etiket: gazeteci

  • Fatoş Sarıkaya: Bu ödülü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adıyorum-VİDEO

    Fatoş Sarıkaya: Bu ödülü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adıyorum-VİDEO

    PİRHA- İlki düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazeteciler Ödül Töreni’nde, kazananlara ödülleri verildi. Fotağraf Dalı Ödülüne layık görülen “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafıyla ajansımız muhabiri Fatoş Sarıkaya’ya ödülünü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara adadı.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) tarafından ilki düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri töreni Çand Amed Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Gurbetelli Ersöz’ün annesi Fatma Ersöz ve 23 Ağustos 2024’te katledilen Gülistan Tara’nın ailesi, siyasetçiler ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi anmaya katıldı. Katledilen kadın gazetecilerin fotoğraflarının sergilendiği törende, “Özgür basın kadın şehitlerini unutmayacağız” pankartı asıldı.

    Saygı duruşuyla başlayan törende, ilk olarak söz alan MKG Başkanı Roza Metina, yaşamını yitiren özgür basın çalışanlarını anarak, “Gurbetelli Ersöz en zor süreçte Özgür Basın’da yeni bir sayfa açtı. Özgür Gündem’de ilk kadın Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Kadın gazetecilere güç verdi. Hakikatin peşini bırakmadı. Bugün çok sayıda kadın gazeteci onun sayesinde alanlarda. Gurbetelli Ersöz, basın alanında hiçbir zaman boyun eğmedi. Çok zaman gözaltına, tutuklamalara maruz kaldı ama yine erkek diline karşı mücadele etti. O yüzden Gurbetelli Ersöz gibi kadınları kendimize örnek alıyoruz. Kadın gazeteciler bu süreçte de yine rollerini oynuyor, oynayacak. Kürt halkına dönük komployu her zaman teşhir edeceğiz. Komplo politikalarını her zaman boşa düşüreceğiz” dedi.

    Gurbetelli Ersöz’ün annesi Fatma Ersöz, Nesrin Teke’nin annesi Barış Annesi Nezahat Teke törende yaptıkları konuşmada, barışın olmasını istediklerini dile getirdi.

    “GURBETELLİ ERSÖZ’ÜN ARAMIZDA OLDUĞUNUN GÖSTERGESİDİR”

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise şunları ifade etti:

    “90’lı yıllar Kürt halkının varlığına, kimliğine, mücadelesine her türlü saldırının açıktan yapıldığı bir zaman dilimiydi. Dünyanın sağır olduğu bir dönemdi. O dönem özellikle Kürt basınında çok önemli bir karşı duruş, hakikat mücadelesi verildi. Özgür Gündem Gazetesi’nin adını duymayan kalmamıştır. Gurbetelli Ersöz Kürt kimliğiyle birlikte koşullar ne olursa olsun üzerine düşenin en iyisini yapabileceklerini bize gösterdi. Kürdistan ve Türkiye’nin ilk Genel Yayın Yönetmeni olarak hem basın tarihine hem de hafızamıza önemli bir imza atmış oldu. Gurbetelli’nin hiçbir zaman bitmeyen bir çağrısı var: Kadınlar mücadele etmeli, sorumluluk almalıdır, aldığı bu sorumluluğu yerine getirmelidir. Türkiye bu günlerde başka politik zemini yaşıyor, daha olumlu tartışmalar yürütülüyor. Bu tartışmanın öncülüğünü yapan yine Gurbetelli Ersöz’ün tanıştığı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan. Gurbetelli kendine verilen ismin tamda zıttı olarak çalıştığı ülkeyi kimliği yaptı. Bütün Kürt halkını gerçeklerin savunucusu yaptı. Bugün yüzlerce kadın gazetecinin bu sorumluluğu alarak koşuyor olması, büyük bir cesaretle sorumluluklarını hayata geçiriyor olması, Gurbetelli Ersöz’ün aramızda olduğunun göstergesidir.”

    “HAKİKATİ ANLATABİLİRSEK, BARIŞI KAZANMAK MÜMKÜN OLACAK”

    Kürt siyasetçi ve Gurbetelli Ersöz’ün arkadaşı Gültan Kışanak da, yaptığı konuşmada 90’lı yıllarda yaşanan işkenceleri, katliamları ve gazetecilerin yaşadığı zorlukları anlatarak, “Barış toplum hakikati öğrendiği zaman gelir. Biz hakikati anlatabilirsek, yüreklere nakşedebilirsek, Kürdün acısını, yarasını, direnişini, kadınların mücadelesini ve umudunu yeterince anlatabilirsek, o zaman barışı kazanmak mümkün olacak. O yüzden Özgür Basının aynı zamanda barışı kazanma mücadelesi olduğuna inanıyorum”diye belirtti.

    “SURİYE’DE KATLEDİLEN ALEVİ KADINLARA VE KADIN GAZETECİLERE ATFEDİYORUM”

    Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Fotağraf Dalı Ödülüne layık görülen “Aşımsız Bellek” isimli fotoğrafıyla Pir Haber Ajansı’ndan (PİRHA) Fatoş Sarıkaya’ya verildi. Fatoş Sarıkaya, ödülünü Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Kesira Önel’in elinden aldı. Fatoş Sarıkaya, fotoğrafının anlam ve önemini anlatarak, “Bizler sadece tanık değiliz, aynı zamanda dayanışmayı büyüten özneleriz. Bu nedenle kadın gazetecilerin varlığı çok önemli” dedi. Fatoş Sarıkaya ödülünü Suriye’de katledilen Alevi kadınlara ve kadın gazetecilere atfettiğini belirtti.

    Onur Ödülü ise Barış Annelerine verildi. Ödülü Barış Anneleri adına Mürvet Demir’e, gazeteci Münevver Karademir verdi. Barış Annesi Mürvet Demir, kadınların her alanda olduğunu belirterek, kendi yazdığı şiiri okudu.

    Tören, Eylül Nazlıer’in seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Kürt aydını Musa Anter’in katledilişinin üzerinden 33 yıl geçti

    Kürt aydını Musa Anter’in katledilişinin üzerinden 33 yıl geçti

    PİRHA- Kürt aydını, gazeteci-yazar Musa Anter’in (Apê Musa), aramızdan ayrılışının üzerinden 33 yıl geçti. Anter, 20 Eylül 1992 yılında bir Kültür-Sanat Festivali’ne katılmak için geldiği Diyarbakır’da JİTEM elemanları tarafından Seyrantepe Semtinde katledildi. Cinayetle ilgili başlatılan soruşturma ve kovuşturmada zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü. 

    20 Eylül 1992 yılında Diyarbakır’da gerçekleşen Kültür-Sanat Festivali’ne katılarak kitaplarını imzalayan Musa Anter, akşam saatlerinde Seyrantepe Mahallesi’nde uğradığı silahlı saldırı sonucu 72 yaşında hayatını kaybetmişti. Cinayetin üzerinden 33 yıl geçti, ancak bugüne kadar failler tek tek, isim isim bilinmesine rağmen yakalanmadı.

    Hayatı cezaevi ve sürgünlerle geçen Musa Anter, 1920 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Ziwinge  (Eskimağara) köyünde dünyaya geldi. 1944 yılında Ayşe Hale ile evlenen Ape Musa, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki eğitimi yarım bıraktı.

    KÜRT DİLİNE KATKILARI

    Üniversiteden ayrıldıktan sonra Şark Postası ve Dicle Kaynağı’nda yazmaya başlayan Anter, İleri Yurt gazetesindeki Kürtçe şiiri “Qimil/Kımıl” sebebiyle 1959 yılında tutuklandı, idamla yargılandı. 1960 darbesinden sonra serbest kalan Anter, cezaevinden çıktıktan sonra Deng, Barış Dünyası ve Yön dergilerinde yazdı. Ape Musa, çeşitli tariflerde Dicle-Fırat, Azadiya Welat, Yeni Ülke, Özgür Gündem, Rewşen ve Tewlo’da yazdı. Bununla birlikte yedi kitap ve bir de Kürtçe-Türkçe Sözlük yayımladı.

    11 YIL CEZAEVİNDE GEÇTİ

    Daha sonra Türkiye İşçi Partisi’nde (TİP) aktif siyasete atılan Anter, 1965 seçimlerinde Mardin’den aday oldu. Ancak son anda gerçekleşen aday değişikliği yüzünden bağımsız olarak seçimlere giren Anter, 12 Mart 1971’de tekrar tutuklandı ve Seyrantepe Askeri Cezaevi’nde 3 yıl kaldı. 12 Eylül 1980’de ise “Kürtçülük” propagandası yapmaktan tutuklanıp Nusaybin Cezaevine konulan ve 1 yıl sonra tahliye edilen Anter’in, toplamda 11 yılı cezaevinde geçti.

    JİTEM TETİKÇİSİ CİNAYETİ İTİRAF ETTİ

    Kürt aydını Anter, 20 Eylül 1992 yılında bir Kültür-Sanat Festivali’ne katılmak için geldiği Diyarbakır’da JİTEM elemanları tarafından Seyrantepe Semtinde katledildi. Cinayetle ilgili başlatılan soruşturma ve kovuşturmada bugüne kadar bir gelişme sağlanamazken, JİTEM tetikçisi Abdulkadir Aygan 2004 yılında Apê Musa cinayetine ilişkin itiraflarda bulundu. Apê Musa cinayetini JİTEM’in planladığını itiraf eden Aygan, JİTEM kurucusu Binbaşı Ahmet Cem Ersever, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, JİTEM elemanları Mustafa Deniz, Savaş Gevrekçi, Ali Ozansoy, itirafçı Cemil Işık (Hogir) ve Hamit Yıldırım’ın cinayetten sorumlu olduğunu söyledi.

    TÜRKİYE MAHKUM EDİLDİ

    Anter Ailesi, aradan geçen yıllara rağmen sonuç alınamayan cinayetin soruşturmasını 2000’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Mahkeme ön kabulden sonra 2005’te tarafları uzlaştırmak istedi ve aileye 15 bin Euro önerdi. Aile maddi tazminat yerine ihlal kararı çıkmasını istedi ve öneriyi reddetti. AİHM 19 Aralık 2006’da Musa Anter’in yaşam hakkının ihlal edildiği ve cinayet hakkında yeterli soruşturma yürütülmediği için, ailesinin mahkemeye “etkin başvuru hakkının elinden aldığı” gerekçesiyle Türkiye’yi 28 bin 500 Euro ödemeye mahkum etti.

    2013’TE DAVA AÇILDI

    Cinayet uzun süre “faili meçhul” kaldıktan sonra 29 Haziran 2012’de tetikçi zanlısı Hamit Yıldırım Şırnak’ta yakalandı. Yıldırım’ın 2 Temmuz 2012’de tutuklanmasıyla dava zamanaşımından kurtulmuş ve soruşturma sonucu hazırlanan 25 Haziran 2013 tarihli iddianame, 5 Temmuz 2013’te Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

    JİTEM DAVASI İLE BİRLEŞTİRİLDİ

    Musa Anter davası 23 Aralık 2014 tarihinde JİTEM Ana Davası ile birleştirilerek, 16 Ocak 2015 tarihinde “güvenlik” gerekçesiyle Diyarbakır 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı. Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi, birleştirme kararına itiraz etti, ancak itirazı değerlendiren Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli kararıyla iki davanın birleşmesi kesinleşti.

    Musa Anter cinayeti ile ilgili tanık ifadelerine ve delillere rağmen davada tek tutuklu sanık olan Hamit Yıldırım serbest bıraktı. Cinayette adı geçenlerden Cem Ersever ve Mustafa Deniz öldürülürken, Abdulkadir Aygan, İsveç’te yaşıyor, Yeşil’in akıbeti ise bilinmiyor.

    DAVA SÜRECİ

    1999 yılında düzenlenen iddianamelerle 11 sanığın ve 2005 tarihli iddianameyle yargılanan 5 sanığın yargılandığı JİTEM örgütüne ilişkin davalar 2010 yılında birleştirildi ve dava “JİTEM Ana Davası” olarak anılmaya başlandı.

    Bu sırada gazeteci yazar Musa Anter’in 20 Eylül 1992’de öldürülmesiyle ilgili 1992 yılında açılan soruşturma kapsamında, eski JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan’ın fail olarak işaret ettiği Hamit Yıldırım 29 Haziran 2012’de gözaltına alındı.

    Hamit Yıldırım’ın 2 Temmuz 2012’de tutuklanmasıyla dava zamanaşımından kurtuldu ve soruşturma sonucu hazırlanan 25 Haziran 2013 tarihli iddianame 5 Temmuz 2013’te Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmedi.

    Musa Anter Davası 23 Aralık 2014 tarihinde JİTEM Ana Davası ile birleştirildi ve 16 Ocak 2015 tarihinde “güvenlik gerekçesiyle” Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, birleştirme kararına itiraz etti ancak, itirazı değerlendiren Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 29 Ocak 2016 tarihli kararıyla iki davanın birleşmesi kesinleşti.

    JİTEM Ana Davası ile 1993 yılında “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından öldürülen Ayten Öztürk davasıyla birleştirilen davanın karar duruşması, 21 Eylül 2022’de Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Anter Davası, JİTEM Ana Davası’nda tefrik edilerek, zamanaşımından düşürülmesine karar verildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • GÜNCELLENDİ-Gazeteci Ercüment Akdeniz’in tutukluluğuna devam kararı verildi!-VİDEO

    GÜNCELLENDİ-Gazeteci Ercüment Akdeniz’in tutukluluğuna devam kararı verildi!-VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Ercüment Akdeniz, 160 günlük tutukluluk ardından ilk kez mahkemede ifade verdi. Akdeniz, suçlamaların asılsız olduğunu vurgulayarak, “Bir gazeteci ve yazar olarak basın özgürlüğüm ortadan kaldırılmıştır. Hakikat ve adalet talebiyle beraatimi talep ediyorum” dedi. Mahkeme heyeti, Ercüment Akdeniz’in tutukluluğunun devamı yönünde karar verdi. Bir sonraki duruşma 23 Ekim’de.

    Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik operasyon ardından tutuklanan Ercüment Akdeniz, ilk duruşma için Çağlayan Adliyesi’nde getirildi. Duruşmanın yapılacağı salonun küçük olması sebebiyle uzun süreli gecikme oldu. 22 Şubat’tan beri tutuklu olan Akdeniz’in duruşmasına basın meslek örgütlerinin temsilcileri, DEM Parti, CHP, TİP, EHP, HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve yöneticileri, Avrupa Birliği delegasyonu, sanat ve edebiyat camiasından bir çok isim katıldı.

    26. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada ilk olarak Av. Özcan Karakoç söz aldı. Büyük salon konusunda önceki günlerde talapte bulunduklarını belirten Karakoç, “Çok sayıda avukat, milletvekili, Avrupa Birliği delegasyonu ve yurttaş, salona giremedi. Mevcutta büyük salon olduğunu biliyoruz. Duruşmanın şeffaflığı açısından talebimizi göz önünde bulundurmanızı talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme başkanı, söz konusu taleplere olumsuz yanıt verdi.

    “2013 YILINDA GÖZALTINA ALINIP BERAAT ETTİM”

    Ercümet Akdeniz, yaptığı savunmada 2010 yılında gazeteciliğe başladığını ve halen İLKE TV’de çalışmakta olduğunu belirtti.

    “Hakkımda hazırlanan iddianame yanlış ifadelerle dolu” diyen Akdeniz, şunları söyledi:

    “Bütün suçlamaları reddediyorum. Gazeteciler hakkaniyet neyse onu dile getirirler. Suçlama dosyası gayet şişkin ama içeriği boş. İddianamenin ana omurgası HDK üzerinden oluşturulmuş. Ben HDK’nin hiçbir yönetim kadrosunda yoktum. 10 civarında kongre yapmış, yasal çerçevede faaliyet yürüten bir HDK var; burada bir çelişki söz konusu. 18 Şubat operasyonu için neden 14 yıl bekletildi?

    18 Şubat’ta biz neden alındık? 1 Ekim’de Bahçeli, DEM Partililerle el sıkıştı ve sonrasında 27 Şubat’ta İmralı’dan bir mesaj geldi ve süreç başlatıldı. 12 Mayıs’ta PKK kendisini fesetti. PKK’nin silah yakma törenine HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da katıldı. Böylece HDK’nin varlığı da devlet nezdinde kabul gördü. Meclis’te kurulan komisyon içerisinde de HDK’nin Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş var. Yani devletin en üst makamında da HDK var. Biz ise bu çelişkinin mağdurlarıyız. Suçlamaların zemini siyasi olduğu için bu arka planı yaptım. İddianamede hakkımda dört suçlama var. Gezi’de herhangi bir yönlendirmem yoktur. 2013 yılında gözaltına alınıp beraat ettim. 12 yıl sonrasında bir daha bunların gündeme gelmesi doğru değil.

    Barış ve Demokrasi Partisi’nin bir çadır eylemine katılıp, konuşma yaptığım iddi ediliyor. Ben bunları hatırlamıyorum.
    2012 yılında ESP kongresinde bir konuşmamda suç unsuru ifadeler olduğu iddia ediliyor. Konuşma yaptığımı hatırlamıyorum.
    Evrensel gazetesinde bir demecimde ise politik sanat üzerine bir sözüm var. Kesinlikle kimseye hakaret içerikli bir sözüm olmadığını hatırlıyorum. 14 yıl sonra saklanan bir dosyayı çıkarmak bizde bir mağduriyet oluşturuyor. Çünkü bu kadar yıl ardından ne konuştuğumuzu hatırlamamız mümkün değil.
    Örgütün üst düzeyine yönelik eğitim verdiğim ifade ediliyor. Böyle birşey mümkün değil. KCK’nin finansmanını sağladığım gibi tuhaf iddialar var. Kürt vatandaşları vergilendirdiğim söyleniyor. Şaka gibi. Miting tertiplemeyle ilgili suçlamalar var. Miting yasağının ne olduğuna dair de birşey yazılmamış. Afişlerle ilgili suçlama var ancak bu afişler, nedir, ne yazıyordu bilemiyorum. İddia makamı bunları açıklamalı. MLKP faaliyetlerim olduğu yönünde maddi hatalar var. Açlık grevlerinin bitmesi Kürt sorununun çözülmesi için bir açıklamaya katılmam da iddianameye eklenmiş. Şiddetin her zaman karşısında oldum.”

    “HAKİKAT VE ADALET TALEBİYLE BERAATİMİ TALEP EDİYORUM”

    Ercüment Akdeniz, savunmasının devamında iddianamede yer alan tapelere ilişkin açıklama yaptı. 2012 yılına ait bir tapede ismi belirtilmemiş bir kişinin olduğunu söyleyen Akdeniz, şöyle devam etti:

    “Dinlemeyle ilgili maddi hatalarda ciddiyet yoksunluğu var. Ve onca tapede sadece bir tane HDK faaliyeti var. HDK’nin bir tek 2020 yılından sonra göç konulu bir programına katıldım. Nasıl böyle bir suçlama olur düşünemiyorum. EMEP’e ait eylem ve programlar YDGH ile ilişkilendirilmiş. Alakası yok. 2013 tarihinde Hayat Televizyonu’ndan bir arkadaşımla telefon görüşmem de dinlenilmiş. Bu durumun basın özgürlüğü açısından etik olmadığını düşünüyorum. İddianamede tarafıma yönelik suçlamalar yanlıştır. Çok fazla maddi hatalar mevcut. Suçlamalar asılsızdır. Bir gazeteci ve yazar olarak basın özgürlüğüm ortadan kaldırılmıştır. Hakikat ve adalet talebiyle beraatimi talep ediyorum.”

    Duruşmada Tanık Abdulkadir Akdağ, mahkeme başkanının okuduğu ifadenin kendisine ait olmadığını belirterek “Ercüment Akdeniz’e ilişkin suçlamalarla ilgili bilgim yok. Okuduğunuz ifadeler bana ait değil ancak imza benimdir” dedi. Tanık Kubbet Kaymaz da mahkeme başkanının okuduğu ifadeye dair “Aradan 14 yıl geçti. Bunları hatırlamam mümkün değil” dedi.

    Ercüment Akdeniz’in oğlu Avukat Umut Akdeniz, ilk savunma yapan isim oldu. Müvekkili hakkında basit bir kanıt dahi bulunmadığını söyleyen Akdeniz, şöyle devam etti:

    “30 Ocak 2014’te söz konusu tüm ses kayıtları imha edilmiş. Yani bu kayıtlar delil hükmünde değildir. 11 yıl boyunca soruşturma sonuçlandırılmadı? 14 yıl boyunca da dosya öylece tutulmuş. Demokratik Çözüm Çadırı eylemine gelelim. Konuyla ilgili burada tanıkların dinlenmesi de doğru değil. Tanıklar, müvekkille ilgili tek bir beyanda bulunmamış. Kuru iddialarla müvekkil 5,5 aydır tutuklu. Beraat ve tahliye talep ediyorum.”

    Av. Şerif Özgür Urfa ise “silahlı örgüt üyeliği” suçlamasına dönük delil sunulması gerektiğini savundu. Urfa, şu savunmayı yaptı:

    “Örgüt ile sanığın bağı belirtilmeli. Suçlama konusunda HDK’nin bir terör örgütü olduğu ve müvekkilin de buraya bağlı olduğu söyleniyor. HDK halen siyasi faaliyetler gösteriyor. İstanbul’un göbeğinde tabelası var. Ancak bizler, bir örgüt şeması göremedik. Ortaya delilleri konulamayan suçlamalar nedeniyle müvekkil, 5,5 aydır tutuklu bulunuyor. Adil yargılanma halinin ihlali söz konusudur. Dosyada toplanacak bir delil de bulunmuyor. Dosyada 60 kişi mevcuttu, şu an 2 kişi yer alıyor. Tahliye talep ediyoruz.”

    Av. Özcan Karakoç, konuşmasına üç kişilik avukat sınırlamasının hukuki olmadığını belirterek başladı. Karakoç, “Neden EMEK Partisi faaliyetleri suç unsuru sayılsın ki? 14 sene uyuyan bir dosyadan bahsediyoruz. 11 yıl işlem yapmayan savcılar, görevi kötüye kullanma konusunda suç mu işlediler? 11 yıl sonra bu dosyanın neden açıldığını hepimiz biliyoruz. Siyasi ihtiyacı var mı onu bilemem! 18 Şubat’ta 60 kişi tutuklandı ama gelinen süreçte tutuklu kalmadı. Ortada bir suç örgütü yoksa 5,5 ay neden tutuklu kalınıyor? Altını çiziyorum; somut bir delil yok. Dolayısıyla derhal tahliye talep ediyoruz.”

    Savunmaların ardından savcı tutukluluğunun devamı yerinde mütala verdi. Verilen ara ardından mahkeme başkanı kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, bir tanığın dinlenmemesi nedeniyle Ercüment Akdeniz’in tutukluluğunun devamı yönünde karar vererek, bir sonraki duruşmanın 23 Ekim’de görüleceğini açıkladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazeteci Metin Yoksu, tutuklandı

    Gazeteci Metin Yoksu, tutuklandı

    Gazeteci Metin Yoksu, savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

    Artvin merkezli soruşturma kapsamında ifade vermek üzere Batman Adliyesi’ne giden Gazeteci Metin Yoksu, savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından “Örgüt üyesi olma” iddiasıyla tutuklandı.

    Gazeteciler Semra Pelek, Dicle Baştürk ve Ozan Cırık ile Frankfurter Allgemeine Zeitung için tercümanlık yapan Melisa Efe, Artvin merkezli soruşturma kapsamında 13 Haziran’da gözaltına alındı. Dört günlük gözaltı süresinin ardından Artvin Adliyesine getirilen 7 kişi, tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Sendika.Org çalışanı Ozan Cırık ile gazeteciler Eylem Emel Yılmaz, Dicle Baştürk ve Yavuz Akengin buradaki sorgularının ardından tutuklanırken, Semra Pelek, Melisa Efe ve Ömer Bülenter ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Aynı soruşturma kapsamında Yoksu’nun evi basılırken burada olmadığı için gözaltına alınmamıştı.

    Yoksu savcılık ifadesine girmeden önce adliye önünde X hesabında şu sözleri paylaştı; “Gazetecilik yaptığım için geçtiğimiz günlerde evim basıldı. Gazetecilik faaliyetlerim nedeniyle ilk kez yargılanmıyorum. Dün ne yaptıysam bugün de aynısını yapacağım. Kimsenin evimi basmasına gerek yok arayın geleyim. Savcılığa gidiyorum. Sonuç ne olursa olsun her daim gazeteciyim.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Fatih Altay tutuklandı

    Gazeteci Fatih Altay tutuklandı

    PİRHA- Gözaltına alınan gazeteci Fatih Altaylı tutuklandı.

    Gazeteci Fatih Altaylı, “Cumhurbaşkanı’na tehdit” suçlamasıyla tutuklandı.  YouTube kanalındaki konuşması gerekçe gösterilerek, “Cumhurbaşkanı’na tehdit” iddiasıyla gözaltına alınan gazeteci Fatih Altaylı, savcılıkta ifade verdikten sonra tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Altaylı hakkında tutuklama kararı verildi.

    Sevk yazısında “tehdit suçunun fiili saldırı kavramına dahil olduğu, bu haliyle şüphelinin eyleminin TCK 310/2 maddesi delaleti ile TCK 106/1 maddelerinde düzenlenen suçu oluşturduğu” belirtildi. Söz konusu yayına işaret edilen sevk yazısında, “suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı” gerekçesiyle Altaylı’nın yasadaki üst cezadan tutuklanması talep edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 4 gazeteci tutuklandı!

    4 gazeteci tutuklandı!

    PİRHA- Artvin merkezli soruşturma kapsamında gözaltına alınan 4gazeteci tutuklandı.

    Artvin merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında 13 Haziran’da İstanbul’da yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan gazeteciler Ozan Cırık,  Dicle Baştürk, Yavuz Akengin ve Eylem Emel Yılmaz “örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklandı.

    Semra Melek ve Melisa Efe ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Elif Akgül hakkında tahliye kararı!

    Gazeteci Elif Akgül hakkında tahliye kararı!

    PİRHA- HDK’ye yönelik operasyon kapsamında 21 Şubat’ta tutuklanan gazeteci Elif Akgül, hakkında tahliye kararı verildi. 

    Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik soruşturma kapsamında 21 Şubat’ta İstanbul’da tutuklanan Gazeteci Elif Akgül hakkında tahliye kararı verildi. Tahliye kararı, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) itirazı üzerine tensip zaptıyla verildi. Elif Akgül, önümüzdeki saatlerde bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edilmesi bekleniyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • GÜNCELLENDİ- Gazeteci Furkan Karabay tutuklandı

    GÜNCELLENDİ- Gazeteci Furkan Karabay tutuklandı

    PİRHA-YouTube’da hazırladığı bir video ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanı’na hakaret” ve “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” suçlamalarıyla gözaltına alınan Gazeteci Furkan Karabay, tutuklandı.

    Gazeteci Furkan Karabay, sosyal medyada yaptığı paylaşımlar ve YouTube’da hazırladığı bir video gerekçesiyle gözaltına alındı.

    Gözaltı haberini duyuran gazeteci Barış Pehlivan sosyal medyadan yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

    “Gazeteci Furkan Karabay gözaltına alındı. Suçlamanın “Terörle mücadele görev almış kişileri hedef gösterme” ve “Cumhurbaşkanı’na Hakaret” olduğu belirtiliyor. Gerekçe olarak ise YouTube için hazırladığı bir video ile sosyal medya paylaşımları olduğu öğrenildi.”

    Gazeteci Furkan Karabey, sanal medya paylaşımları ve yaptığı haberler gerekçe gösterilerek tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel serbest bırakıldı

    Gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel serbest bırakıldı

    Gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel, adli kontrol ve yurtdışı yasağı ile serbest bırakıldı.

    Gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel, sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltılara dair “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 7258 sayılı (Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun) yasaya muhalefet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden yürütülen soruşturmada, şüpheli sıfatıyla yer alan şahısların Flaş Haber TV isimli televizyon kanalının devri ve satın alınması hususunda Murat Ağrıel ve Timur Soykan isimli şahısların kendilerine tehdit ve şantajda bulundukları yönünde davacı ve şikayetçi olmaları üzerine ilgili şahıslar hakkında isnat edilen eylemlerle alakalı olarak TCK’nın 106/1 (tehdit) ve 107/1(şantaj) suçları kapsamında soruşturma başlatılmış, şüpheliler hakkında gözaltı, arama-el koyma işlemleri ile soruşturma devam etmektedir” açıklaması yaptı.

    SERBEST BIRAKILDILAR

    Ağırel ve Soykan, tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, gazeteciler Ağırel ve Soykan’ın adli kontrol ve yurtdışı yasağı ile serbest bırakılmasına karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteciler Soykan ve Ağırel gözaltına alındı

    Gazeteciler Soykan ve Ağırel gözaltına alındı

    PİRHA- Gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel gözaltına alındı.

    Sabah saatlerinde gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel gözaltına alındı. Evlerinde arama yapılan iki gazetecinin telefon ve dijital ekipmanlarına el konuldu. Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen gazeteciler, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Gazetecilerinde aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı!

    Gazetecilerinde aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı!

    PİRHA- İstanbul ve Ankara’da yapılan ev baskınlarında aralarında gazeteciler Elif Bayburt ve Nisa Sude Demirel’in de olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. 

    İstanbul ve Ankara’da bugün de birçok eve baskın düzenlendi. İstanbul’da yapılan ev baskınlarında Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Elif Bayburt ile Evrensel gazetesi muhabiri Nisa Sude Demirel de gözaltına alındı. Gazeteciler, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Gazeteciler Elif Bayburt ve Nisa Sude Demirel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturmaya karşı gerçekleşen protesto eylemlerini takip ediyordu.

    Ankara’da birçok eve baskın düzenlendiği, aralarında öğrencilerin de olduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.

    Gözaltına ilişkin açıklama yapan DİSK Basın-İş, “Gazetecileri ev baskınlarıyla gözaltına almak, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yapılmış bir saldırıdır. Gazetecileri susturarak gerçeği gizleyemezsiniz! Gözaltına alınan gazeteciler derhal serbest bırakılsın!” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteciler tahliye edildi!

    Gazeteciler tahliye edildi!

    PİRHA- Gazeteciler Yasin Akgül, Zeynep Kuray, Hayri Tunç, Gökhan Kam, Kurtuluş Arı, Ali Onur Tosun ve Bülent Kılıç hakkında tahliye kararı verildi.

    İstanbul’daki protesto eylemlerini takip ettikleri gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra 25 Mart’ta tutuklanan 7 gazeteci hakkında tahliye kararı verildi.
    Avukatların itirazı üzerine gazeteciler Zeynep Kuray, Hayri Tunç ve Gökhan Kam, NOW muhabiri Ali Onur Tosun, foto muhabiri Bülent Kılıç, AFP muhabiri Yasin Akgül, İstanbul Büyükşehir Belediyesi foto muhabiri Kurtuluş Arı hakkında tahliye kararı verildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazeteciler gözaltına alındı!

    Gazeteciler gözaltına alındı!

    PİRHA-İstanbul ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında 9 gazeteci gözaltına alındı. 

    İstanbul ve İzmir’de yapılan ev baskınlarında çok sayıda gazeteci gözaltına alındı. Gazeteciler Zeynep Kuray, Bülent Kılıç ve Hayri Tunç ile AFP muhabiri Yasin Akgül, NOW muhabiri Ali Onur Tosun, BirGün yazarı Barış İnce, Sendika.org muhabiri Zişan Gür ve İBB Fotomuhabir Kurtuluş Arı ev baskınlarında gözaltına alındı. Gözaltına alınan gazetecilerin İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.

    İzmir’de yapılan ev baskınlarında ise foto muhabiri Murat Kocabaş’ın gözaltına alındığı öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazeteci Eylem Babayiğit’e 1 yıl 6 ay 22 gün ceza verildi!

    Gazeteci Eylem Babayiğit’e 1 yıl 6 ay 22 gün ceza verildi!

    PİRHA- Tutuklu gazeteci Eylem Babayiğit, yargılandığı davanın ilk duruşmasında 1 yıl 6 ay 22 gün ceza verilerek tahliye edildi.

    Tutuklu gazeteci Eylem Babayiğit’in “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, Eylem Babayiğit ve avukatları hazır bulundu. Duruşmayı, ayrıca Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi izledi.

    “HABER YAPMA HAKKIM ENGELLENMİŞ VE TOPLUMUN HABER ALMA HAKKI DA GASP EDİLMİŞ”

    Kimlik tespitinin ardından savunma yapan Eylem Babayiğit, “Ben gazeteciyim. Yaptığım programlarda konuklarımın kullandığı ifadeler önüme suç olarak konuldu. Yaptığım programların tamamı gazetecilik faaliyetleri kapsamındadır. Kadın, emek, çevre, ekonomik gibi çeşitli alanlarda programlar yaptım. Bahsi geçen Mercek isimli programda sayısız program yaptım ancak sadece birkaçı önüme konulup suç olarak gösteriliyor. Burada bulunduğum 2 ay süre zarfında gazetecilik faaliyetlerini sürdüremedim. Bu temelde bahsi geçen talimat gibi ifadelerle hareket etmeyen, gerçeğin ve hakikatin peşinde olduğum için bu programları yaptım. Haber yapma hakkım engellenmiş ve toplumun haber alma hakkı da gasp edilmiş” dedi.

    Eylem Babayiğit’in savunmasının ardından Avukat Nagehan Avçil, söz alarak beraat talep etti. Ardından iddia makamı, Eylem Babayiğit’in “örgüt propagandası” iddiasıyla cezalandırılmasını talep ederek, tahliyesini istedi.

    Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Eylem Babayiğit’e “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıl 6 ay 22 gün ceza vererek, hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.

    Eylem Babayiğit hakkında ayrıca tahliye kararı verildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Alevi kadınlar eşitlik mücadelesinde kararlı’-VİDEO

    ‘Alevi kadınlar eşitlik mücadelesinde kararlı’-VİDEO

    PİRHA- Asimilasyonun Aleviliği Sünnileştirmek ve erkekleştirmek istediğini belirten Alevi aktivist Gazeteci Çilem Küçükkeleş, bunun yansımaları olarak Alevi kadınların eşit olmadığını dile getirdi. Küçükkeleş, “Bu devlet bizi asimile etmek istemiyor, aynı zamanda Sünnileştirmek ve erkekleştirmek istiyor. Aleviliğimizi yaşamadığımız sürece eşitliğimizi kaybeden bir yere geldik. Alevi kadınlar eşitlik mücadelesinde olduğundan daha kararlı” diye konuştu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi Kadın Meclisi, 8 Mart etkinlikleri kapsamında Alevi aktivist Gazeteci Çilem Küçükkeleş’in katılımıyla Çiğli’nin Güzeltepe Mahallesi’nde bulunan Kadın Dayanışma Derneği’nde söyleşi düzenledi. Söyleşide “Kadınlar özgürlüğe yürüyor, özgürlük için örgütleniyor, mücadelemizi yükseltiyoruz. Hak ve hakikat ocağın sahibi kadındır” pankartı asıldı. Döviz olarak ise “Jin jiyan azadi”, “Turna avazıyla direnen kadınlara bin selam olsun”, Hak ve hakikat mücadelesinde pervane olan kadınlara aşk olsun” dövizleri asıldı. Söyleşinin moderatörlüğünü Fadime Dapaklı yaptı. Söyleşiye çok sayıda kadın katıldı.

    Söyleşi öncesinde hak ve hakikat mücadelesinde Hakk’a yürüyen kadınlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebat Çelik, Kırmancki yaptığı konuşmasında, “Kadınlar hak be hakikat mücadelesinde çokça mücadele verdi. Tarihimiz, kültürümüz. Yolumuzu bugüne kadar kadın getirmiş, yolu sürmüş. Çocuklarımıza inancımızı öğretmeliyiz. Hakikat kendini kadının yolunda ispat ermiştir.

    “ALEVİLİKTE BİRLİK BOZULDUĞUNDA İKTİDAR, ÇATIŞMA BAŞLAR”

    Aleviliğin en büyük çağrısının birlik olduğunu söyleyen Küçükkeleş, “Biz Aleviliğimizi tek başımıza evimizde yaşayamıyoruz. Kurumlarımızın kentlerde verdiği emek çok değerli. Aleviliğin insanlığa çok büyük bir çağrısı var; buda birlik olmaktır. Alevilik birlikte yaşadığınızı unutmayın der. Bu yaşam hakkının barış içerisinde sürebilmesi içinde barışa ihtiyaç var. Bu birlikte yaşam bozulduğunda çatıştıran, sömüren bir yere götürüyor. Çokça farklı sebeplerden geldiğimiz bu kentlerde Aleviliği yaşamaya çalışıyoruz” dedi.

    “ALEVİ KADINLAR OLARAK EŞİT OLMADIĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Alevi kadınların özgür olduğunun en büyük savunucusunun Alevi erkekler olduğu belirlemesinde bulunan Küçükkeleş, “Alevilikte kadın erkek birbiri ile eşit ama bu bunu kentlerde ne kadar yaşıyoruz için buna dair eşitizi söyleyemeyiz. Biz sadece anlatan ve inancımızı hikaye olarak yorumlayan bir noktaya getirdik. Aleviliğimizi yaşamadığımız sürece eşitliğimizi kaybeden bir yere geldik. Erkekler Aleviliği tarif ederken bir kadın-erkek eşitiz deriz. Biz kadınlar biliyoruz ki eşit değiliz. Aleviliği anlatırken en çok kadın üzerinden anlatırlar. Alevi kadınlar ne kadar özgür meselesine gelince en büyük savunma ise Alevi kadınların okuyabiliyor olması. Bu dünyada en büyük iktidar noktalarından biri İngiltere Kraliçesi ve onunda ben özgürüm gibi bir iddiası yoktu. Biz Alevi kadınlar özgür olduğumuzu iddia edemeyiz. Özgürlük ölçütü bunlardan ibaret değil. İnsan olmaktan kaynaklı haklarımızı kullanmayı özgürlük olarak yorumlamalar var” diye konuştu.

    SÜNNİLEŞTİRİLMİŞ VE ERKEKLEŞTİRİLMİŞ ALEVİLİK

    Küçükkeleş, asimilasyon bir diğer yansıması olan Sünnileşme ve erkekleşlemenin Alevilik inancına yansımalarına vurgu yaparak, “Bizde kadın hala eksik etek, söylemesi ve susması gereken yerler var. Dünyada kadınlar nasıl eksik görünüyorsa Alevi kadınlar da eksik görülüyor. Evet bu devlet bizi asimile etmek istemiyor, aynı zamanda Sünnileştirmek ve erkekleştirmek istiyor. Bizde talibiz ve talibin talibi olmaz. Devlet bizi içinde erkek savaşları da olan iktidarlar çıkarmak istiyor. Parmakla arayasınız ki bir Alevi kadın bir cemevinin, derneğin başkanı olsun. Çok nadir görebilirsiniz. Alevi hareketinde de müthiş bir iktidar var. Niye kimse koltuktan kalmak istemiyor. Senden başka kimse yok mu ki orayı yönetebilsin. Asimilasyon tamda Sünnileşme, erkekleşme ve iktidarlaşmadır” diye belirti.

    “ALEVİ KADINLARIN ‘ÖZGÜR OLMADAN’ KAYNAKLI MÜCADELEDEN UZAKLAŞMA YAKLAŞIMI VAR”

    Alevi kadınların kendilerini bu ‘özgür hissetmeden’ kaynaklı kadın mücadelesinden uzaklaşma yaklaşımı olduğunu kaydeden Küçükkeleş, şöyle devam etti:

    “Birlikte ibadet etmeye devam ediyorsak bu çok değerlidir. Biz kendimizi Sünni kadınlara göre değil yolumuz olan Alevilik üzerinden tanımlamalıyız. Bu dünya içerisinde eşitlik imkansız bir şey olarak duruyor. Bu eşitlik melesi bizi mücadele etmekten çok alıkoyan bir yerde. Bizlerde dünya üzerinde yaşanan tüm eşitsizliklere bakarken kısmen kendimizi özgür hissetme ve bu özgür hissetmekten kaynaklı da mücadeleden biraz uzaklaşma yaklaşımlarımız oluyor. Bir kadın bir cemevini yönetmeye dair aday oluyor, bir bakıyorsunuz ki karşısında bütün erkekler bir araya geliyor. Bu dünya değişmeli ve Alevilikte asimilasyona karşı mücadele ediyorlar.

    “ALEVİ KURUMLARI İÇESİNDE İZLEYİCİ DURUMUNDAN ÇIKMALIYIZ”

    Biz uzun zamandır Alevi kurumları içerisinde izleyici durumundayız. Bizim adımıza konuşarak eşit ve özgür tarif ediliyoruz. Biri Ana Fatma’ya laf söylese kıyameti koparırız ama kendimiz için ses çıkarıyoruz. Alevi kadınlar çok fedakarlar, kendilerine ait bir gün yaşadıklarını düşünmüyorlar. İzleyen bir yerden çıkıp harekete geçmemiz gerekiyor. Bu inancı bugüne taşınıp getirenler kadınlardır ve yolu nasıl yaşayacağımızı bizlere annemiz öğretirdi. Buna karşı birlikte olabilirsek, cümle kurabilirsek, örgütlenirsek elbette değiştirme gücümüz olur. Bizde Alevi kadınlar olarak kadın mücadelesinden geri duran bir yerde olamayız. Bunun değişmesi, dönüşmesi için mutlaka mücadele etmek gerekiyor.”

    “BİR ARAYA GELELİM, YOL YÜRÜYELİM”

    Alevi kadınların bir araya gelerek dayanışması ve birlikte yol yürümesinin değerli olduğuna değinen Küçükkeleş, ”Sadece sokağa çıkarak mücadele etmiyoruz, sokağın yansımalarını ile de mücadele ediyoruz. Kadın mücadelesi çok değiştirici ve dönüştürücü bir mücadeledir. Hayatın her tarafı o kadar erkek ki ve aynı derece etkilendiğimizi ve şiddetin sadece kaba dayak olmadığını kavradım. Bu kadar erkek düzen içerisinde kadın olmaktan kaynaklı çok sorunlarımız var. Birinin başına bir iş geldiğinde bir kadın örgütü var. Biz Alevi kadınlar olarak kadrimizi ve kıymetimizi bilelim. Hepimiz Ana Fatma’nın yoldaşıyız. Ona yönelik yaklaşımları nasıl kabul etmiyorsak kendimize karşı da kabul etmeyelim. Böylesi bir kurumlarda bir araya gelsin, dayanışsın ve yol yürüsün” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Sanatçı Pınar Aydınlar’ında aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı

    Sanatçı Pınar Aydınlar’ında aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Sabah saatlerinde İstanbul ve Ankara’da yapılan ev baskınlarında gazeteciler Ercüment Akdeniz ile Yıldız Tar, sanatçı Pınar Aydınlar, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, SYKP ve HDK üyesi çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    İstanbul’da merkezli bir 10 ilde yapılan operasyon kapsamında sabah saatlerinde çok sayıda eve baskın düzenlendi. Baskınlarda aralarında Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM), Emek Partisi (EMEP), Devrimci Parti, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Yeşil Sol Parti üyesi birçok kişi gözaltına alındı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, operasyonun HDK’ye yönelik yapıldığı belirtilerek, soruşturma kapsamında 10 ilde 60 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, operasyonda şu ana kadar 52 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    Gözaltına alınanlardan ismi öğrenilenler şöyle:

    Aynur Cengiz, Melih Kayhan Pala, Esengül Demir, Sema Barbaros, Mustafa Mayda, Mehmet Turp, Semiha Şahin, Atilla Özdoğan, Erkin Barın Göylüler, Hacı Aslan; DEM Parti Iğdır İl Eşbaşkanı Alya Akkuş, Halit Elçi, Mehmet Saltoğlu, Ahmet Saymadi, gazeteciler Yıldız Tar, Ercüment Akdeniz, Ender İmrek, Elif Akgül ve Ressam Taner Güven, sanatçı Pınar Aydınlar.

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, gözaltılara tepki göstererek şunları ifade etti:

    “Bir gece yarısı operasyonu ile İstanbul İl Başkanımız, Güngören ilçe başkanımız, yönetici ve üyelerimizin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bu hukuksuz ve keyfi tutumu kınıyoruz. Türkiye’yi adeta açık cezaevine dönüştürmek isteyen, tek adam iktidarı hedeflerine varamayacaktır. Faşizan uygulamalarla hak alma mücadelesine, sendikal haklara saldıran, sendika başkanlarını tutuklayan, seçilmiş belediye başkanını görevden alıp kayyım atayan bu anlayışa teslim olmayacağız ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Birgün’den 3 gazeteci gözaltına alındı

    Birgün’den 3 gazeteci gözaltına alındı

    PİRHA- Birgün gazetesi Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile birgun.net Sorumlu Müdürü Yaşar Gökdemir gözaltına alındı.

    Birgün gazetesi Yayın Koordinatörü İbrahim Varlı, sanal medyada yaptığı açıklamada, gazetenin Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile birgun.net Sorumlu Müdürü Yaşar Gökdemir’in gözaltına alındığını belirtti. Gözaltı gerekçesinin Sabah gazetesi muhabirinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i ziyaret etmesine dair haberi olduğunu aktaran Varlı, paylaşımında “Gazetemiz BirGün yöneticileri Uğur Koç ve Berkant Gültekin gözaltına alındılar. Arkadaşlarımız Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüler. Gerekçe yandaş Sabah muhabirinin Akın Gürlek ziyaretini haberleştirmek. Haberi Sabah ve yandaş muhabir kendisi duyurmuştu oysaki” ifadelerini kullandı.

    DİSK BASIN İŞ’TEN AÇIKLAMA 

    Konuya dair açıklama yapan Türkiye Basın Yayın ve Matbaa Çalışanları Sendikası da (DİSK BASIN-İŞ), “BirGün gazetesi Yayın Koordinatörleri Uğur Koç ve Berkant Gültekin ile Birgun.net Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaşar Gökdemir, Sabah muhabirinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i ziyaret etmesine ilişkin haber gerekçe gösterilerek gözaltına alındı ve Vatan Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Gazetecilerin hedef gösterilerek gözaltına alınması kabul edilemez. Meslektaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır” diye belirtti.

    GAZETECİLER SERBEST BIRAKILSIN

     

    Gözaltı kararına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

    “Sabah Gazetesi’nde yayımlanıp suç olmayan haber, BirGün emekçilerine nasıl suç olabilir? Bunun adı düpedüz ikili hukuktur! Bu gazetecilik faaliyetinden suç unsuru yaratıp, muhalif gazetecilere gözdağı vermektir. Muhalif gazetecilere dönük yoğunlaşan baskıları kabul etmiyoruz. Basını özgür olmayan bir ülkede demokrasiden bahsedilemez! Gazeteciler Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir derhal serbest bırakılmalıdır.”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise, “İstanbul’daki seyyar giyotin, ortaya dökülen hukuksuzluklarını gizlemek için bir kez daha panikle gazetecileri hedef almıştır. Sabah gazetesinin zaten yayınladığı bir haberi Birgün’de yayınladıkları için gazeteciler Uğur Koç, Berkant Gültekin ve Yaşar Gökdemir’in gözaltına alınması, görülmemiş bir rezalettir. Buradan suç üretmeye çalışmak, suçluluğun telaşıdır. Gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Ali Barış Kurt tutuklandı

    Gazeteci Ali Barış Kurt tutuklandı

    PİRHA-Gazeteci Ali Barış Kurt, mesleki faaliyetleri gerekçesiyle hakkında verilen hapis cezasının onanması üzerine tutuklandı.

    Yargıtay tarafından 2 yıl 4 aylık hapis cezası onanan gazeteci Ali Barış Kurt, dün İstanbul’da gözaltına alındı. Sanal medya paylaşımları ve gazetecilik faaliyetleriyle suçlanan Kurt, İstanbul Bostancı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    Kurt, bugün Kartal Adliyesi’ne sevk edildi ve kararın okunması sonrası tutuklandı. Kurt, Maltepe 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazeteci Aziz Köylüoğlu SİHA saldırısı sonucu yaşamını yitirdi

    Gazeteci Aziz Köylüoğlu SİHA saldırısı sonucu yaşamını yitirdi

    PİRHA- Federal Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde gerçekleştirilen SİHA saldırısında gazeteci Aziz Köylüoğlu yaşamını yitirdi. 

    Irak Kürdistan Bölgesi Özerk Yönetimindeki (IKBY) Süleymaniye ilinin Ranya ilçesinde SİHA ile düzenlenen saldırıda gazeteci Aziz Köylüoğlu’nun yaşamını yitirdiği açıklandı.

    AZİZ KÖYLÜOĞLU KİMDİR?

    Diyarbakır’da 1976 yılında doğan Aziz Köylüoğlu, 2000’li yılların başında gazetecilik hayatına başladı. Köylüoğlu, meslek hayatı boyunca muhabir-kameramanlıktan editörlüğe, haber müdürlüğünden genel yayın yönetmeliğe kadar farklı görevler üstlendi. Gazete, ajans, televizyon ve dijital medyada habercilik yaptı. Köylüoğlu, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin pek çok ilinde de gazetecilik yapmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gözaltına alınan Gazeteci Öznur Değer, tutuklandı

    Gözaltına alınan Gazeteci Öznur Değer, tutuklandı

    JINNEWS muhabiri Öznur Değer, evine yapılan baskında darp edilerek gözaltına alındı. Adliyeye sevk edlien Değer,tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    JINNEWS muhabiri Öznur Değer, Mardin’’in Kızıltepe ilçesine bağlı İpek Mahallesindeki aile evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Sabah saatlerinde özel harekat polisleri ile beraber yapılan baskında evin kapısı kırılarak eve girildi. Öznur Değer, darp edilerek evden çıkarılırken, ters kelepçe takılıp polis aracına bindirildi.

    Evde yapılan aramanın ardından gazeteci Öznur Değer’in teknik malzemelerine de el konuldu. Öznur Değer, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

    Adliyeye sevk edlien Değer,tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    (HABER MERKEZİ)