PİRHA- İstanbul’daki Gazi Cemevi’nde Muharrem ayının 12’nci günü dolayısıyla aşure lokması pay edildi. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte konuşan Gazi Cemevi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Hıdır Karataş, barış sürecini ve Meclis’te kurulan komisyonu önemsediklerini belirterek, “Bu süreç demokratik bir anayasa ile taçlandırılmalı ve Aleviler de bu sürecin içinde yer almalıdır” dedi.
Gazi Cemevi’nde, Muharrem ayının 12’nci günü dolayısıyla aşure lokması pay edildi. Muharrem ayı boyunca her akşam Muharrem muhabbetlerinin gerçekleştirildiği ve lokmaların paylaşıldığı cemevinde düzenlenen aşure etkinliğine yoğun katılım oldu.
Programın açılış konuşmasını Gazi Cemevi Sekreteri Arzu Erdoğan yaptı. Ardından konuşan Gazi Cemevi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Hıdır Karataş, verilen lokmaların Hak katında kabul olmasını dileyerek, aşurenin barışın, kardeşliğin ve dayanışmanın simgesi olduğunu ifade etti.
“ÜLKENİN BEKASINI İÇERİDE ARAMALIYIZ”
Ülkede ve bölgede yaşanan savaşların, acıların ve sömürü politikalarının toplumun vicdanını yaraladığını belirten Karataş, “Ülkenin bekasını dışarıda değil, içeride aramak gerekiyor. Bu topraklarda yaşayan 86 milyon insanın birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olabileceğine inanıyoruz” dedi.
Barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karataş, Meclis’te kurulan komisyonu önemsediklerini ve desteklediklerini belirterek şunları söyledi:
“Ancak bu tek başına yeterli değildir. Bu sürecin demokratik bir anayasa ile taçlandırılması gerekiyor. Kurulan komisyonun içinde de, hazırlanacak anayasada da Aleviler mutlaka yer almalıdır. Biz barışa da demokrasiye de inanıyoruz. Aleviler birlik olmalı, tüm kurumlarımız ortak hareket etmeli ve haklarımızı birlikte savunmalıyız.”
KERBELA ANLATILDI, DUA VERİLDİ
Konuşmaların ardından Gazi Cemevi Piri Haşim Kızılveren, Kerbela’nın anlam ve önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kızılveren’in verdiği duanın ardından aşure lokmaları katılımcılara pay edildi.
Etkinliğe çok sayıda Alevi kurumu, demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcisi katıldı. DEM Parti İstanbul Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Sözcüsü Yüksel Mutlu ile komisyon üyeleri de aşure programında yer aldı.
PİRHA- Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığın yalnızca kadınların değil tüm toplumun meselesi olduğunu belirterek, eşitlik, adalet ve dayanışma temelinde kadınlarla omuz omuza mücadele edeceklerini vurguladı.
Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Karadaş, kadınların eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinin toplumsal barış ve insanlık değerleri açısından hayati önemde olduğunu belirtti.
8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığını ifade eden Karadaş, dayanışmayı büyütmenin ve eşitliği savunmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Karadaş, “Dayanışmayı büyütmek, eşitliği savunmak ve birbirimize Hızır olmak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.
Kadınlara yönelik şiddet, sömürü ve ayrımcılığın kabul edilemez olduğunu dile getiren Karadaş, bu durumun yalnızca kadınların değil tüm toplumun sorunu olduğunu belirterek, “Kadınlara yönelik her türlü şiddet, sömürü, yok sayma ve değersizleştirme yalnızca kadınların değil, bütün toplumun meselesidir. Buna karşı durmak adaletin, insanlığın ve vicdanın gereğidir” ifadelerini kullandı.
Alevi inancının eşitlik ve paylaşım anlayışına vurgu yapan Karadaş, kadınların sözünün, iradesinin ve emeğinin esas alındığı bir toplumsal düzen için mücadele edeceklerini söyledi.
Karadaş açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Alevi canlar olarak kadınların sözünün, iradesinin ve emeğinin esas alındığı, toplumsal hayatın her alanında saygı gördüğü eşit ve adil bir düzen için mücadele etmeye devam edeceğiz. Eşitlik, adalet ve dayanışma yolunda kadınlarla omuz omuzayız.”
Karadaş, açıklamasını Alevi inancında önemli bir yere sahip olan dayanışma vurgusuyla tamamlayarak, “Hızır cümle canların yardımcısı olsun” dedi.
PİRHA- Gazi Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yüzlerce kadın bir araya geldi, dayanışma ve birlik mesajı verdi.
Gazi Cemevi Kadın Meclisi ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Kadın Meclisi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenlendi.
Federasyonların, yöre derneklerinin, siyasi partilerin kadın örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin ve çok sayıda üyenin yoğun katılım gösterdiği buluşmada; kadın dayanışması, eşitlik, adalet, kadına yönelik şiddet ve kadın emeğinin sömürülmesi konuları öne çıktı.
Programda, Gazi Cemevi adına Arzu Erdoğan bir konuşma yaptı. Erdoğan konuşmasında Alevi inancında kadın ve erkeğin eşit olduğuna vurgu yaptı.
Demokratik Alevi Dernekleri adına konuşan Şerefnaz Altınsoy ise kadın emeğinin sömürülmesine ve kadınların yaşadığı eşitsizliklere dikkat çekti.
Songül Ağdoğan, konuşmasında 8 Mart’ın tarihçesine değinerek kadın mücadelesinin önemine vurgu yaptı.
Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş ve DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz de katılımcıları selamladı.
Etkinlikte şiirler okundu, türküler söylendi ve kadınlar halaylar çekti. Program, lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.
PİRHA – Suriye’de devam eden Alevi soykırımı, Gazi Mahallesinde protesto edildi. Yapılan basın açıklamasında Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun sorumluluk alması gerektiği belirtilerek, “Savaşa, mezhepçi ve etnik nefret politikalarına derhal son verilmelidir. İnsanlık onuru için, barış için, eşitlik için, Suriye halklarının yanındayız” denildi.
Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen katliam, zorla yerinden etme ve kaçırma politikalarına karşı İstanbul’daki yurttaşlar sokağa çıktı.
Çok sayıda Alevi kurumunun yanı sıra yöre derneği, “Sessiz kalmıyoruz! İnsanlığa karşı işlenen bu suçlara ‘dur’ demek, yaşamı ve insan onurunu savunmak için bir araya geliyoruz” çağrısıyla Gazi Cemevi önünde biraraya geldi.
“Biji Berxwedana Rojava. Alevi halkı yanlız değildir” sloganlarının atıldığı eyleme katılım bir hayli yüksek oldu.
DAD İstanbul Şube Başkanı Mevhibe Akdenizli, Suriye’de yapılanlara karşı “Susmuyoruz, görmezden gelmiyoruz” diyerek şöyle devam etti:
“Bugün Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi, Gazi Mahallesi’nde de alanlardayız, meydanlardayız. Çünkü Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen katliamlara karşı sessiz kalmıyoruz. Aynı zamanda Suriye’de son günlerde Kürtlere, Dürzilere, Êzidilere, Ermenilere ve tüm halklara yönelik gerçekleştirilen vahşeti de açıkça kınıyoruz. İtirazımızı haykırmak, insanlık onurunu savunmak ve bu zulme karşı ortak bir söz kurmak için buradayız.”
Dede Haşim Kızılveren ise Alevi toplumunun, hiçbir zaman zalimin tarafında olmadığını vurgulayarak “Bugün barış, kardeşlik adına söz kurarken diğer tarafta bu kardeşliği bozmak için kini ve nefreti bu toplumların içerisine sokuşturmaya çalışıyorlar. Biz Hüseyniyiz, Yezid değiliz. Bu barbarlık, bu düşmanlık dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın karşısında duracağız” dedi.
“IŞİD İLE YANYANA DURMAKTAN UTANMIYOR MUSUNUZ?”
Eylemde DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da konuşma yaptı. Alevi toplumunun maruz kaldığı katliamlara değinen Fırat, şunları söyledi:
“Bu coğrafyada çok acı yaşadık. Colani’nin, IŞİD’in o topraklarda ne yaptığını biliyoruz. Şu an Kürtlere Alevilere, Ezidilere, Dürzilere bir zulüm var. AKP grup başkanvekili Leyla Usta dahi, mecliste kardeşlikten bahsetmesi gerekirken, Alevilerin katledilmesini görmezden geliyor. Artık barış dilinin oluşması gerekiyor. Bu dil bu topraklara barış getirmez. Savaş dilinden vazgeçin. İktidarın artık taraf olmaktan çok demokrasiden, buradaki hakların kazanımlarını önceleyecek bir politika benimsemesini arzuluyoruz. IŞİD ile yan yana durmaktan utanmıyor musunuz? Kürtlere, Alevilere sıkılan her kurşunu kendimize sıkılmış olarak göreceğiz.”
“İNADINA BARIŞ”
Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Hıdır Karadaş ise konuşmasında birlik vurgusu yaparak, “Suriye’de yaşanan bu katliamı Türkiye’deki siyasetçiler izlememeli. Parlamentodakiler bir direnç göstermek zorunda. Suriye’deki katliama seyirci kalamayız. Türkler, Kürtler, Aleviler, Dürziler ve diğer halkların birarada olduğu, demokratik bir ülke yaratılması noktasında buradan da haykırıyoruz; inadına barış, inadına sevgi ve kardeşlik” dedi.
Kurumlar adına basın açıklamasının Kürtçesini DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül, Türkçesini ise DAD İstanbul Şube yönetiminden Şerefnaz Altunsoy okudu.
“SURİYE’DE ALEVİ SOYKIRIMINI DURDURUN!”
Suriye’deki insanların, kimlik ve inançları nedeniyle hedef alındığına değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bugün burada insan olmanın sınırındayız. Suriye’de insanlar yalnızca kimlikleri ve inançları nedeniyle hedef alınmakta, sürülmekte ve katledilmektedir. Arap Alevilerine yönelik yürütülen katliamlar, zorla yerinden etmeler ve inanç ile etnik temelli nefret politikaları açıkça insanlığa karşı suçtur. Bu suçlar ne tesadüftür ne de münferittir; bilinçli ve sistematik politikaların sonucudur.
Suriye’de savaşın, inkârın ve ötekileştirmenin değil; barışın, rızanın ve eşitliğin esas alındığı bir yaşam mümkündür. Demokratik bir Suriye ancak Arapların, Kürtlerin, Türklerin, Ermenilerin, Çerkezlerin, Hristiyanların, Dürzilerin ve Alevilerin eşit ve kardeşçe yaşayabildiği bir düzenle kurulabilir.”
“SURİYE HALKLARININ YANINDAYIZ”
Okunan basın metninde, Suriye’deki saldırılara karşı Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumlara da çağrı yapıldı:
“Alevi öğretisi; insanı, doğayı ve toplumu ikrarlı bir bütünlük içinde ele alan; köktenci, selefi ve dışlayıcı anlayışları reddeden; tüm farklılıkları zenginlik olarak gören, ‘eline, beline, diline sahip ol’ diyen ve ‘canı canla bir nazarda’ kabul eden bir felsefeye sahiptir.
Hiç kimse dili, inancı, kültürü, kimliği ya da cinsiyeti nedeniyle dışlanmamalıdır. Kadın-erkek eşitliği, gençlerin ve yaşlıların sözü, farklı inanç ve kültürlerin varlığı bir toplumun zenginliğidir. Üstünlüğün değil eşitliğin, tahakkümün değil dayanışmanın, savaşın değil barışın hâkim olduğu bir yaşam esas alınmalıdır.
Bugün Alevi toplumu başta olmak üzere Suriye’nin tüm halkları ve inançları; HTŞ, IŞİD ve benzeri gerici çeteci yapıların dayattığı savaşa, inkâra, mezhepçiliğe ve dış müdahalelere karşı direnmektedir. Mezhepçi örgütlenmeler karşısında halkların birleşik mücadelesi en büyük engeldir. Demokrasi ve özgürlük, ancak halkların kendi elleriyle kurduğu ortak gelecek ile mümkündür.
Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır. Tüm halklar ve inançlar anayasal güvence altına alınmalıdır. Bölge ülkeleri mezhepçi ve emperyalist politikalardan vazgeçmelidir. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum sorumluluk almalıdır. Savaşa, mezhepçi ve etnik nefret politikalarına derhal son verilmelidir. İnsanlık onuru için, barış için, eşitlik için, Suriye halklarının yanındayız.”
Basın açıklamasında imzası bulunan kurumlar şöyle:
DEMOKRATİK ALEVİ DERNEKLERİ İSTANBUL ŞUBESİ (DAD)
GAZİ EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI (GAZİ CEMEVİ)
GARİP DEDE CEMEVİ
HABİBLER CEMEVİ
HDK HALKLAR VE İNANÇLAR MECLİSİ
SEVDİLLİ VE ÇEVRE KÖYLERİ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ (SEV-DER)
PİRHA – Sultangazi Kadın Dayanışması “Kadınlar Barışı Konuşuyor” konulu panel düzenledi. Panelistlerden Sebahat Tuncel, Barış ve Demokratik Toplum Sürecine dair konuşmasında “Demokratik toplumun inşası için önemli bir süreç. Biz kadınlar, sadece seyreden olmamalıyız, müdahil olmalıyız. Biz seyirci değil, bu sürecin öznesiyiz” diye belirtti.
Sultangazi Kadın Dayanışması “Kadınlar Barışı Konuşuyor” konulu panel düzenledi.
Gazi Cemevi’nde yapılan panelde “Kadın eliyle barış, demokratik toplumla yükseliş” mesajı verildi.
Siyasetçi Sebahat Tuncel’in konuşmacı olarak katıldığı panelde “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine dair detaylar paylaşıldı.
“KADINLAR, DEMOKRASİ SÜRECİNİN BAŞINDA YER ALMALIDIR”
Sebahat Tuncel, barışın toplumsallaşması için devletin adım atması gerektiğinin altını çizdi. “Umut hakkı gibi yasal süreçlerin yürütülmesi gerekiyor” diyen Tuncel, şu konuşmayı yaptı:
“Önceki dönemlerdeki müzakerelerin başarısız olmasının nedenlerine bakılmalı. Bugün barışın gerçek ve sürdürülebilir olması için Meclis’in adım atması en önemli noktada duruyor. Kadınların, gençlerin, ‘nasıl bir toplum istiyoruz?’ sorusuna cevap vermesi gerekir. Kadınlar, demokrasi sürecinin başında yer almalıdır. Tarihte kadınlar demokrasi mücadelesindeki rolleriyle öne çıkmıştır. Barış sürecinde de kadınlar öncü olmalıdır.
Kadınların, Alevilerin, Kürtlerin, ekolojistlerin sorunlarını anayasal düzlemde çözebiliriz. Kadınlar, sahici barışın gelmesi için daha fazla çaba içinde olmalıdır.
Gerçekten kadınlar, bu savaştan çok daha derin etkileniyor ve izi de öyle kolay silinmiyor. Yani hemen barış yaşansa bile kadınlar açısından bıraktığı iz çok daha derin etkileri olan bir süreç. O açıdan savaşa karşı olmak ülkesel olarak bizim açımızdan önemli bir yerde duruyor. Yani hem Türkiye kadın hareketi açısından hem Kürt kadın hareketi açısından sosyalist ve feminist kadın hareketi açısından bu ilkesel bir nokta ve biz aslında yıllardır barış mücadelesini ilerletmek için uğraşıyoruz. Ortadoğu’da barış, Türkiye’de barış, Kürdistan’da barış; yani bu barış meselesi o açıdan önemli ve kıymetli.
“ALEVİ TOPLUMUNDA BİR GÜVENSİZLİK HALİ VAR”
Gerçek bir barışa ulaşabilmek için neler yapmalıyız, tartışmak kıymetli. Çünkü Türkiye’de yürütülen bir süreç var. Sürece dair sokakta çok fazla duyduğum bir şey var. Özellikle bizim Alevi toplumunda bir güvensizlik hali, işte ‘CHP’ye yönelik bir operasyon ve kayyumların yaşandığı bir süreçte nasıl barış olur’ gibi tartışmalar… Yine işte ‘DEM’e yönelik operasyonlar yani bir yandan gözaltı tutuklamalar, baskı siyaseti devam ederken bir yandan da barış mümkün mü?’ sorularıyla çok karşılaşıyoruz. Ya da ‘bu devlete güven olabilir mi?’ sorularıyla çok karşılaşıyoruz. Devlete yönelik güvensizlik nedeniyle bunları soran birçok kişiyle karşılaşıyoruz.”
“MÜDAHİL OLMALIYIZ”
Sebahat Tuncel, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin kadınlar açısından nasıl okunması gerektiğini ise şu cümlelerle anlattı:
“20 yüzyıla kadar dünyanın genelinde kadınların oy kullanma hakkı dahi yoktu. Kadınlar yurttaş bile değillerdi. Oy hakkı mücadelesi dahi 200 yıl sürdü. Bu nedenle unutmamak gerekir, savaşlar ölüm demektir. O nedenle de bu barış sürecinin bir yasal düzenlemesi olmalı.
Şimdi bir de ‘Siz yine AKP’yi destekleyeceksiniz, Erdoğan’ı cumhurbaşkanı yapacaksınız’ tartışmaları var. Madem o kadar gücümüz vardı arkadaşımız Demirtaş’ı cumhurbaşkanı yapardık. Bizim derdimiz; Kürt halkının, Alevilerin halkının sorunlarını çözecek demokratik özgür bir sistem inşa etmektir. Biz bu düzeni değiştirmek için mücadele ediyoruz. Bakın AKP ile CHP’nin anlaşma ihtimali daha yüksektir!
Demokratik toplumun inşası için önemli bir süreç. Ama bunun için de silahların susması gerekir. Biz kadınlar olarak, sadece seyreden olmamalıyız. Müdahil olmalıyız. Kardeşlik hukuku deniliyor ancak Kürtlerin hiçbir hakkı yok. Eğer bir kardeşlik hukuku kurulacaksa kadınlar bu süreçte ne kazanacak düşünmeliyiz. Barışırsak hayatımızda ne değişecek? Örneğin ırkçılığa, cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyi daha çok tartışıp tavır koyacağız. Kadın, çocuk katliamlarına karşı daha çok ses çıkaracağız. Biz seyirci değil, bu sürecin öznesiyiz.”
PİRHA- Dersim Araştırmalı Merkezi (DAM), Gazi Cemevinde ‘Sewa kilamu, sanîk u şîîr’ etkinliği düzenledi.
Dersim Araştırmaları Merkezi, Kirmankcî’nin sözlü kültür mirasını yaşatmak ve kuşaktan kuşağa aktarmak amacıyla Kirmankcî masal, şiir ve müzik dinletisi düzenledi.
Programın açılışında konuşan Dersim Araştırmaları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Ali Aldoğan, etkinliğin amacına değinerek dil ve kültürün önemini anlattı. Alpdoğan, “ Bir toplumu var eden en temel değer dil ve kültürdür. Kapitalist modernite toplumların dil ve kültürü yok ediyor. Asimilasyon politikası dilimizi kültürümüzü yok ediyor. Buna karşı duruş olmalı. Etkinliğimizi bu amaçla gerçekleştiriyoruz” dedi.
KIRMANCKİ MASALLAR VE ŞİİRLER İZLEYİCİLERLE BULUŞTU
Ali Alpdoğan o konuşmasından sonra sanatçı İlhan Reçber Koçgiri bölgesinden Kurmanci klamlar söyledi. Klamlarin ardından Dersimli şair Özgün Enver Bulut şiirlerini okudu.
Program daha sonra Dersim Araştırmaları Merkezi Yöneticisi tiyatrocu Alişan Önlü’nün Kırmancki masalları ile devam etti. Alişan Önlü masallarını doğaçlama tiyatral bir formatta sürdürerek, izleyicilerle diyalog kurup onlarında anlatının içinde yer almasını sağladı.
DAM etkinliği sanatçı Hüseyin Hısım ve Cafer Aydın’ın söylediği klamlar ile devam etti. Büyük beğeni ile takip edilen etkinliğin farklı formatlarla devam edeceğini belirterek etkinlik sona erdi.
PİRHA-İstanbul’da Hakk’a yürüyen Dursun Can, Gazi Cemevi’nde yapılan Hakk’a uğurlama erkanının ardından Gazi Mezarlığı’nda toprağa sırlandı. Dersim Aleviliğinin bilge insanı Dursun Can, 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın babası.
78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın babası Dursun Can dün Hakk’a yürüdü. Dursun Can’ın Hakk’a uğurlama erkanı Gazi Cemevi’nde gerçekleşti. Can’ı uğurlamaya 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, İnsan Hakları Savunucusu Nimet Tanrıkulu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Emekçi Hareket Partisi(EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu(KCDP) Genel Sekreteri Fidan Ataselim’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
Hakk’a uğurlama erkanından önce Dursun Can’ın oğlu Celalettin Can, Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan konuşma yaptılar. Dursun Can’ın akrabası ve CAN TV Programcısı Gazeteci Veli Haydar Güleç ise Dursun Can’ın yaşamından ve yaşadığı acılardan bahsederek, “Dêndare kırmancîye” şiirini okudu.
“BABAMIN SON CÜMLESİ ‘MUNZUR SUYU KAN AKIYOR OĞLUM’ OLDU”
Hakk’a uğurlama erkanından önce babası Dursun Can hakkında konuşan Celalettin Can, şunları söyledi:
“Babam hayatım boyunca Dersim’i bize anlatmadı. En son babama ‘Dersim’i bize niye anlatmıyorsun?’ diye sordum. Nedense bir an ağlaya ağlaya anlatmaya başladı. Ve son cümlesi ‘Oğlum Munzur Suyu kan akıyor’ oldu. ‘Niye anlatmadın baba?’ Diye sordum. ‘Korktuk oğlum’ dedi. Dikkat edin Dersim Katliamı’nı yaşayan kimse anlatmaz.”
Dursun Can, Gazi Cemevi’nde Gazi Cemevi Dedesi Haşim Kızılveren’in yürüttüğü Hakk’a uğurlama erkanının ardından Gazi Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.
Celalettin Can, babasının Hakk’a yürümesinin ardından sosyal medya hesabından şu paylaşımı yapmıştı:
“İnsani değerleri bizlere öğreten, babam Dursun Can’ı kaybettik. 38’de Dersim’de ailesi kırıma uğrayan, 70’li yıllarda iki oğlu katledilen,
12 Eylül’ün karanlık günlerinde beni cezaevleri önünde beklerken elinden düşürmediği kitaplarını okuyarak acısını dindiren, Dersim Aleviliğinin bilge insanı babam Dursun Can’ı kaybettik. Üzgünüm, anısı önünde saygıyla eğiliyorum.”
PİRHA-Celalettin Can’ın babası Dursun Can Hakk’a yürüdü. Dursun Can, yarın Gazi Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.
78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın babası Dursun Can Hakk’a yürüdü. Dursun Can, yarın saat 16.00’da Gazi Cemevi’nde yapılacak Hakk’a uğurlama erkanının ardından Gazi Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.
“ANISI ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM”
Celalettin Can, babasının Hakk’a yürümesinin ardından sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:
“İnsani değerleri bizlere öğreten, babam Dursun Can’ı kaybettik. 38’de Dersim’de ailesi kırıma uğrayan, 70’li yıllarda iki oğlu katledilen,
12 Eylül’ün karanlık günlerinde beni cezaevleri önünde beklerken elinden düşürmediği kitaplarını okuyarak acısını dindiren, Dersim Aleviliğinin bilge insanı babam Dursun Can’ı kaybettik. Üzgünüm, anısı önünde saygıyla eğiliyorum.”
PİRHA-DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Alevilerin bütün kazanımlarının ellerinden alınmaya çalışıldığını vurgulayan Çepni, “Devletin Alevisi yaratılmaya çalışılıyor, biz inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve cemevleri ibadethanedir dedikçe taleplerimiz karşımızdakiler tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Eş Başkan adayı Murat Çepni, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Ziyarete DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HDP eski milletvekili Ali Kenanoğlu, DEM Parti Sultangazi Belediyesi Eş Başkan adayları katıldı.
“DEMOKRATİK ALAN ÇOK DARALDI”
Demokratik alanın çok daraldığını söyleyen Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, “31 Mart’ta yerel seçim var, demokratikleşmenin özü de yerelden başlar. Umarız 31 Mart’ta iktidarlaşmış egemen zihin dünyasının frenlendiği bir süreç yaşarız” diye belirtti.
“DEVLETİN ALEVİSİ YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR”
Çözüm önerileriyle var olduklarını belirten DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Murat Çepni, “Kürtler, Aleviler ve bu ülkedeki bütün ezilenler olarak kendi programımızla var olabiliriz. Zor günlerden geçiyoruz ve örgütsüzleştirilmeye çalışılıyoruz. Alevilerin bütün kazanımları elinden alınmaya ve tehdit siyasetine mahkûm edilmeye çalışılıyor. Devletin Alevisi yaratılmaya çalışılıyor, biz inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve cemevleri ibadethanedir dedikçe taleplerimiz karşımızdakiler tarafından elimizden alınmaya çalışılıyor” dedi.
“TÜRKİYE’NİN ÜÇÜNCÜ YOLA İHTİYACI VAR”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı valilikler ve kaymakamlıklar eliyle cemevlerinin belediyeye mi kamuya mı ait olduğuna dair çalışma yürütüyorlar. Gelecekte bulunduğunuz yer buraya aittir gelin bize tabii olun diyecekler. Türkiye’nin üçüncü yola ihtiyacı var. Cemevlerimiz 2024 yılında halen ibadethane olarak kabul edilmiyorsa bu ülkedeki iktidar ve muhalefetin ayıbı olarak görmek gerekiyor. Ayrım yapmadan çalışmamız lazım, hepimizin üzerinde büyük sorumluluklar var.”
PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Yurttaşlara seslenen İmamoğlu, “Cemevleri Alevi vatandaşlarımızın ibadethanesidir. Cemevlerine yapılan hizmetler ve daha fazlası sizlerin hakkıdır. Gazi Cemevi’ni bu duygularla ziyaret ediyorum” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Sultangazi Belediye Başkan Adayı Ferhat Epözdemir, Gazi Cemevi’ni ziyaret etti.
“YOL HARİTASI OLACAĞINI ÜMİT EDİYORUM”
İmamoğlu’nun alana gelmesinin ardında sahnede konuşan Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş “Gerek siyasal alanda gerek demokratik alada gerekse ekonomik alanda daraldığımız bu süreçte ümit ediyoruz ki Türkiyedeki demokratik açılımın, 85 milyonun yüreklerinin ortaklaşmasının yol haritası olacak” dedi.
“İMAMOĞLU SULTANGAZİ’Yİ ÇOK SEVİYOR”
Ardından söz alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sultangazi Belediye Başkan Adayı Ferhat Epözdemir de “Bu kalabalık gösteriyor ki 31 Mart’ta Sultangazi’ye CHP bayrağını açacağız, burayı kazanacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu Sultangazi’yi çok seviyor. Buradan ilgisini eksik etmiyor. Bugün canlarımızla, cananlarımızla bir aradayız” diye konuştu.
“DEMOKRASİ İÇİN YAPACAK ÇOK ŞEYİMİZ VAR
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise “Bu şehrin tüm insanlarını mutlu edeceğiz. 86 milyon insanımız yurtseverdir. Candır, bir aradadır ve birlikte olmak için çok işimiz var. Başta cumhuriyetimiz için, demokrasi birlik ve beraberliğimiz için yapacak çok şeyimiz var” ifadelerini kullandı.
“CEMEVLERİ ALEVİLERİN İBADETHANELERİDİR”
İmamoğlu, Alevi yurttaşlara karşı sorumluluklarının farkında olduğunu dile getirerek sözlerini şöyle noktaladı:
“Biz hiçbir insanı ayırt etmediğimiz gibi inançları da ayırt etmedik, etmeyeceğiz. Bu şehirde, bu ülkede bütün inançlar bizim inancımız. Biz herkesin inançlarının hizmetini vermekle sorumlu bir belediyeyiz. Cemevleri Alevi vatandaşlarımızın ibadethanesidir. Cemevlerine yapılan hizmetler ve daha fazlası sizlerin hakkıdır. Gazi Cemevi’ni bu duygularla ziyaret ediyorum.”
PİRHA-DAD İstanbul Şubesi, Gazi Cemevi’nde Hızır Cemi gerçekleştirdi. Alevilerin toplumsal ve inançsal olarak geçmişten bugüne kadar Hızır ile yol aldıklarını ifade eden Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, “Anadolu topraklarının her tarafında Hızır’ın izi vardır çünkü bu toplum kendisini Hızır ile özdeşleştirmiştir. O yüzden yeniden kendi öz değerlerimize dönmemiz gerekiyor” dedi.
Aleviler Hızır Ayı dolayısıyla dünyanın bir çok merkezinde lokmalarını pay etmeye ve Hızır Cemi tutmaya devam ediyor.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Gazi Cemevi’nde Hızır Cemi düzenledi.
12 hizmetin yürütüldüğü cemi; Baba Mansur Ocağı’ndan Haşim Kızılveren ve Zeynep Kızılveren, Kureyşan Ocağı evladı İsmail Soyupak ile Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan ve Aziz Güler yürüttü. Zakir Cengizhan Arslan, deyişler okudu, semah dönüldü.
“KENDİ ÖZ DEĞERLERİMİZE DÖNMEMİZ GEREKİYOR”
‘Kişi kendi Hızır’ı ile daru didar olmadıysa Hızır’ı bulma şansı yoktur’ diyerek sözlerine başlayan Haşim Kızılveren, “Çünkü biz toplumsal olarak, inançsal olarak geçmişten bugüne kadar hak ve hakikat aşkına Hızır ile yol aldık. Hızır kötülüğü sevmez. Hızır paylaşmayı, barışı ve kardeşliği sever. Yol önderlerimiz de bizleri Hızır aşkıyla bizleri bir araya getirdi. Anadolu topraklarının her tarafında Hızır’ın izi vardır, çünkü bu toplum kendisini Hızır ile özdeşleştirmiştir. O yüzden yeniden kendi öz değerlerimize dönmemiz gerekiyor. Özümüzü dara çekeceğiz ve Hızır hakikatiyle Hızır’ı bekleyeceğiz. Eskiden Hızır ayı geldiği zaman bütün ev temizlenirdi ve Hızır’ın meyman olacağı gün beklenirdi. Eskiden bütün hayatımızı Hızır ile özdeşleştirmiştik” diye konuştu.
PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) İstanbul Şubesi 18 Kasım Cumartesi günü saat 17.00’de Gazi Cemevi Konferans Salonu’nda “Kefensiz Toprağa Düşenlerimizi Unutmadık, Unutmayacağız” başlıklı panel düzenleyecek.
Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) İstanbul Şubesi 18 Kasım Cumartesi günü “Kefensiz Toprağa Düşenlerimizi Unutmadık, Unutmayacağız” başlıklı panel düzenleyecek. Panel, saat 17.00’de Gazi Cemevi Konferans Salonu’nda yapılacak.
Düzenlenecek olan panelde Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, HEDEP İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek ve Araştırmacı-Yazar Gültekin Uçar konuşmacı olarak katılacak. Sanatçı Mehmet Ekici ve Yeter Öztan ise ezgilerini seslendirecek.
Gazi Cemevi’nde düzenlenecek olan panele katılacak olan kurumların isimleri ise şöyle:
“Koçgiri Kültür Derneği, KAYY-DER Kültür Derneği, Kürecikliler Yardımlaşma ve Kültür Derneği, SEV-DER, GÜÇ-DER, KARER Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Tunceliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Yaşamı Yeniden İnşaa Hareketi.”
PİRHA-İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan iki cemevini ziyaret eden Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz” dedi. Uçar, “Bizler açısından bu seçimin asıl belirleyeni, Kürtlerin yürüttüğü özgürlük ve demokrasi; Alevilerin yürüttüğü eşitlik, kadınların yürüttüğü eşitlik ve özgürlük, gençlerin gelecek mücadelesidir” dedi.
Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ile beraberindeki partililer bugün İstanbul’un Sultangazi ilçesinde bulunan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi ile Gazi Cemevi’ni ziyaret etti. Uçar‘a ziyareti sırasında Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Öztürk Türkdoğan da eşlik etti.
Uçar‘ın ilk durağı AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi olurken, cemevi yönetimi ve emekçileri ile bir araya geldi. Cemevi başkanı Zeynal Odabaş ziyaret sırasında “Demokrasi mücadelesini birlikte kazanacağımızı düşünüyoruz. Tutsak canlarımız var. Bu adaletsizlik bir gün mutlaka sona erecek. Yezid zihniyetli iktidarın davalarını, yargılamalarını meşru bulmuyoruz. Bizleri yargılasalar da demokrasiden, hoşgörüden, barıştan, bir arada yaşamaktan asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
“ALEVİLERİN MÜCADELESİNİ KENDİ MÜCADELEMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”
Odabaş‘ın ardından söz alan Uçar ise 14 Mayıs seçimlerinin önümüzdeki yüzyılı etkileyecek bir niteliğe sahip olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Mücadele geleneğini devraldığımız Halkların Demokratik Partisi ile Yeşil Sol Parti, Türkiye’de kadın milletvekillerinin parlamentoda en çok olmasını sağlayan, eşit başkanlık sistemi ile eşit temsiliyeti sağlayan bir gelenek. Çok kritik bir seçim süreci ile karşı karşıyayız. Bu seçimin mevcut iktidar ile toplumun iktidara karşı olan mücadelesi arasında geçeceğini düşünüyoruz. Haftalardır alanları geziyoruz. Halkların çok büyük bir teveccühü var. Mevcut tek adam rejiminin Alevi halkına, Kürt halkına ve bütün demokratik mücadele alanlarına uygulamış olduğu baskı politikalarının sonuna gelmiş durumdayız. Alevilerin yürüttüğü mücadeleyi kendi mücadelemiz olarak görüyoruz. Kadim bir mücadele var. Bu mücadele temelinin Türkiye’de yaşayan bütün halklar açısından bir öncü rol oynadığının farkındayız. Biz de sizin mücadelenizin bir parçasıyız ve büyütmek için elimizden geleni yapacağız. Devletin ve mevcut iktidarın kodlarında kendi Alevisini ve kendi Kürdünü yaratma projesi hiç bitmedi. Son olarak kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile devletin kodlarının iktidar ile birlikte hala değişmediğinin, aynı inkar ve asimilasyonun devam ettiğinin göstergesidir. Bütün mücadele alanlarında yükselen direniş aslında bir değişimi gösteriyor. Yüzyılın mimarı olacak bir seçim ile karşı karşıyayız.
“ŞİDDET DIŞINDA YÖNETME MEKANİZMALARI YOK”
Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve partililerin ikinci durağı Gazi Cemevi olurken, Uçar burada da şunları dile getirdi:
“Bu ülkenin coğrafyası çok kimlikli, çok kültürlü. Uzun bir süredir aslında bu kimliklerin inkarı üzerinden inşa edilmeye çalışılan ve bugün geldiğimiz aşamada da şiddet dışında hiçbir yönetme mekanizması bulunmayan bir tek adam rejimi ile karşı karşıyayız. 22 yıllık bu süre zarfında AKP-MHP iktidarı bürokrasi, şiddet biriktirdi ama başta Aleviler, kadınlar, Kürtler, demokratik muhalefeti yürüten bütün kesimler de çok büyük deneyim ve tecrübe biriktirdi. Bizler açısından bu deneyim, 14 Mayıs’ta demokratik bir Türkiye’ye evrilmesi gereken bir süreci ifade ediyor. Alevi mücadelesinden feyz alan bir parti çalışması sürdürüyoruz. Bizler açısından bu seçimin asıl belirleyeni, Kürtlerin yürüttüğü özgürlük ve demokrasi; Alevilerin yürüttüğü eşitlik, kadınların yürüttüğü eşitlik ve özgürlük, gençlerin gelecek mücadelesidir.
PİRHA- Aydınlatılmayan ve üstü ‘zaman aşımı’ ile örtülen Gazi Katliamı 28. yılında yürüyüş basın açıklamasıyla protesto edildi. Binlerin katıldığı açıklamada, katliamın bir ‘devlet organizasyonu’ olduğuna dikkat çekilerek katliamların aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması çağrısında bulunuldu.
İstanbul’da çoğunlukta Alevi yurttaşların yaşadığı Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde 22 kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı katliamın üzerinden 28 yıl geçti. Tarihe Gazi Katliamı olarak geçen olayın yaşandığı gün, çoğunlukta Alevilerin bulunduğu 5 kıraathane ve bir pastane aynı anda kimliği belirsiz kişilerce otomatik silahlarla tarandı. Mahallede üç gün boyunca devam eden olaylar daha sonra Ümraniye’ye bağlı Mustafa Kemal (1 Mayıs) Mahallesi’ne sıçradı. Buradaki protestolara yönelik gelişen polis saldırısında ise 5 kişi daha yaşamını yitirdi, 14 kişi ise yaralandı.
12 Mart Platformu, 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliamın 28’inci yıldönümüne ilişkin Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cemevi) önünde bir araya geldi. Cemevi önüne bayrak, flama ve dövizlerle gelen platform üyelerinin ellerindeki “Katil devlet” ve “devlet öldürdü” şeklindeki dövizlere polis tarafından el konuldu.
Binlerin bir araya geldiği anmaya, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de katıldı.
YÜRÜYÜŞE POLİS ENGELİ
Kitle, bir süre sonra çok sayıda kişinin katledildiği eski yere doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ile “Gazi’den Ümraniye’ye Adalet İstiyoruz” yazılı pankart taşındı. Yaşamını yitirenlerin isimleri tek tek okundu. Kitle, okunan isimler için hep bir ağızdan “yaşıyor” diye haykırdı. Yürüyüşte, ayrıca depremden etkilenen şehir isimleri de okundu. Bu sırada sık sık “hükümet istifa” sloganı yükseldi. Kitle ve katledilenlerin aileleri, Hüseyin Altın Parkı’na karanfil bıraktı.
Eski Karakol önünde basın açıklaması okundu. Açıklamayı okuyan Erkan Şimşek kadın cinayetlerine, artan çocuk istismarına, Alevilere yönelik asimilasyona, Şenyaşar Ailesi’nin adalet arayışına, depremde yaşanan katliama ve Amedspor’a yönelik saldırıya dikkat çekti.
“AMAÇ HALKA VE DEVRİMCİ MUHALEFETE GÖZDAĞI”
Şimşek, saldırılar ile Gazi’de devrimci muhalefetin sindirilerek göz dağı verilmek istendiğine dikkat çekerek, “Bundan tam 28 yıl önce 12 Mart 1995’te İsmet Paşa Caddesi’nde bagajında Şoför Mesut Efe’nin cesedi ile ilerleyen taksiden açılan ateşle Kahvehaneler kurşun yağmuruna tutulmuş bir kişi hayatını kaybetmiş 5’i ağır 25 kişi yaralanmıştı. Gazi halkı için bu saldırılar yeni değildi. Gazi halkı üzerinde baskı, terör hiçbir zaman eksik olmamıştı. Gazi halkı böyle saldırılara alışıktı. Alışık olmak kanıksamak anlamına gelmiyor tam aksine öfkeyi kabartıyordu. Kabaran öfkeyle halk bir anda sokakları doldurdu. Eli kanlı katillerin amacı halkı birbirine kırdı kırdırmak suretiyle Alevi-Sunni çatışması yaratmaktı. Amaç Gazi’de devrimci muhalefet sindirmek ve devrimci demokratik Gazi halkına gözdağı vermekti” diye konuştu.
“KATİLLER ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK KAYBOLDU”
‘Katiller nasıl oldu da Gazi gibi polis devriyelerinin bu kadar yoğun olduğu bir yerde elini kolunu sallayarak bir anda ortadan kayboldu?’ diye soran Şimşek, “Bunun açıklamasını Gazi halkı biliyordu. Bu yüzden öfkesi sel oldu ve gazi karakoluna akmaya başladı. Katillerin yakalanmasını ve cezalandırılmasını isteyen halka bu sefer de halkı korumakla görevli Devlet güçleri tarafından dünya basının gözü önünde hedef gözetilerek otomatik silahlarla ateş edilmiş yüzlerce kişinin yaralanmasına sebep olunmuştur. Gazi halkının zalime ve zulme direnişi sokağa çıkma yasağına, katliamlara, polis şiddetine, 18 şehit ve 100’lerce yaralıya rağmen üç gün sürdü. Ümraniye’de Gazi halkına destek vermek isteyen kitleye bir okulda pusuya yatmış katiller tarafından ateş edilerek 4 canımız daha katledildi” dedi.
“KATİLLER VE TETİKÇİLER CEZALANDIRILMALI”
Şimşek, katillerin polislerin arasında rahatça kaybolması üzerine halkın karakola yürüdüğünü ve burada da polislerin halkı taradığını ifade etti. Şimşek, 18 kişinin katledildiği ve yüzlerce kişinin de yaralandığını anımsatarak, “Günlerce ülkenin gündemine oturan direnişte basında çok net görüldüğü üzere vuranların kim olduğu belli olmasına rağmen, açılan göstermelik davada yargılanan katiller cezalandırılmadı. Sadece katil polislerden Adem Albayrak’a dört kişiyi öldürmekten üç buçuk yıl, Mehmet Gündoğdu’ya iki kişiyi öldürmekten bir yıl sekiz ay ceza verildi. Gazi’de yaşanan bu katliamdan dönemin Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü-istihbarat Daire Başkanı Hanife Avci, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve bunların tetikçileri sorumludur ve cezalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
ALEVİ ASİMİLASYONU, KADIN CİNAYETLERİ, DEPREM
Kadın cinayetleri ve çocuk istismarı oranlarındaki artışa dikkat çeken Şimşek, inanç diktasının ve asimilasyonun sürdüğünü, cemevlerine baskı politikası uygulandığını, basının cendereye alınarak halkın haber alma hakkının engellendiğini ve adalete duyulan açlığın arttığını kaydetti.
Siyasi iktidarın Aleviler üzerindeki baskı ve inkar politikalarını sürdüğünü belirten Şimşek deprem bölgesinde yaşananları hatırlatarak, “Felaketler kaderimiz değil. Açığa çıkan tablo her açıdan acı verici ve düşündürücü. Binaları denetlemeyen ve deprem vergilerini amacı dışında kullanan siyasi iktidar yaşanan yıkımın birinci dereceden sorumlusudur. Depremin yarattığı yıkımı ek olarak coğrafyanın demografik yapısının değiştirilmeye çalışıldığını da görüyoruz.” şeklinde konuştu.
GAZİ MEZARLIĞI’NDA ANMA
Kitle, basın açıklamasının ardından şehitleri anmak için Gazi Mezarlığı’na yürüdü. Mezarlıkta yapılan açıklamanın ardından Haşim Kızılveren Dede gulbenk okudu.
Anma sonrasında Gazi Cemevine geçen Alevi kurumları, Maraş merkezli iki depremde Hakk!a yürüyenler için çerağlar uyandırdı.
PİRHA-Gazi Cemevi ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) depremlerin ardından Elbistan, Malatya ile Adıyaman’da Rıza Şehri dayanışma ağları kurdu.
Gazi Cemevi ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) depremlerin ardından üç bölgede Rıza Şehri Dayanışma Ağları kurdu. Maraş’ın Elbistan ilçesinde kurulan dayanışma ağı noktasından açıklama yapan Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, “Bu süreçte birliğin, beraberliğin, dayanışma ağının oluşturulması için Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı olarak elimizden geleni yapmak durumundayız. Canların bize getirdiği lokmaları buralara getirip, pay etmek için çalışıyoruz. Buradaki canlara hizmet verebilmenin çabasındayız. Elbistan, Malatya ve Adıyaman’da Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı olarak bu çabayı gösteriyoruz” dedi.
“HIZIR CÜMLE VARLIĞIN DARINA YETİŞİR”
Çalışmaya ilişkin ayrıca yazılı bir açıklama da yapan Hıdır Karadaş, şu ifadeleri kullandı:
“Rıza Şehri; Hakk’ın görünür cemali olan cümle varlığın ikrar ve rıza üzerine kurulu yaşam gerçeği ve bu rıza halinin tüm yaşamda korunması gereken bir düstur olduğu tarih boyunca inançlarımızın da nasihatidir.
Hızır cümle varlığın darına yetişirken, cümle varlığın Hakk’ın emri rızası gereği cümle varlığın birbirinin darına yetişmesini ifa eder. Her can birbirine muhtaçtır. Her varlık birbiri ile yaşar. Hakk’ın nurunun temsili, peygamberleri insanlığa bu nasihatleri taşımışlardır. İbrahim Nebiyullahtan Musa, İsa, Muhammet Mustafa’ya barış manası ile derya olan İslam hakikatine biz Rıza Şehirleri özlemi ve umudu ile yaşamaktayız. Rıza Şehri ilhamımız Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ilim nuru, Yol önderleri ve velilerimiz barış ve dayanışma nasihatleri ile bizlere de ilhamdır. Bu gerçekle Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Gazi Cemevi ve Şubeleri) olarak ülkemizin ve yurttaşlarımızız bu zor zamanlarında yanlarında olarak layıkıyla hizmet etmek için Rıza Şehri Dayanışma mekanları kurmayı amaçlıyoruz.
Bu manada:
Ülkemizde on ilimizi etkileyen yıkım, toplumun tüm gücüyle kıymetli dayanışmasını açığa çıkarmıştır. Fakat birçok sivil toplum ve girişimin izlediğimiz kadarıyla çözüme dönük hukuki ve yasal düzlemde uyumsuzluklar nedeni ile kriz alanlarına dönen sivil toplum dayanışması da tanınır bir organizasyona kavuşarak ülkemizin bu zor eşiğinde çözümleyici gücünden faydalanılmalıdır. Yurttaşların yaraları daha organizeli bir şekilde çözüme kavuşturulmalıdır. Yıkımın büyüklüğünün farkında ve sorumluluğunda olarak ifade etmek isteriz.
Rıza Şehri yetkili mercilerce gösterilecek ya da uygun görülecek sivil toplum ile ortaklaşabileceğimiz en az bin metrekarelik yaşam, sağlık, sevk ve idare noktaları önermeleri ile oluşturulur.
Rıza Şehri işleyişi kurumumuz bünyesinde eğitimlerini almış canlar tarafından sevk ve idare yürütülen tüm faaliyetleri raporlu ve denetimli olacak şekildedir. Rapor örneklerimiz eklerde görülebilir.
Yetkili merciler ile Rıza Şehirlerinde görevlendirdiğimiz yetkililerimiz ve Gazi Vakfı Eğitim ve Kültür Vakfı yöneticileri gerekli rapor ve bilgilendirmeleri yaparlar.
Rıza Şehri Yerleşkelerinde:
a)Gönüllü sağlık hizmetleri ve ilaç teminleri, ilk müdahale birimleri bulunur.
b) Çocuklar, yetişkinler için sosyal ve psikolojik danışmanlık ve rehabilitasyon birimleri oluşturmak.
c) Hakk Sofrası temelinde seyyar mutfak kurularak sıcak yemek dağıtımı.
d) Bilcümle varlığa ulaştırılmak üzere gıda ve sağlık birimleri oluşturmak.
e) Yıkım ve enkaz altında ilk müdahale birimlerini oluşturmak.
Ülkemizde Maraş Elbistan merkezli gerçekleşen depremin neden olduğu yıkımın sonuçlarını bir nebze sarabilmek ve yardımların hızlı iletimi konusunda iyi niyetle başlayan fakat koordinasyonun tanınır ve tanımlanır bir noktaya erişmesi gereken sivil toplum organizasyonunu Rıza Şehri Dayanışma Ağları yerleşkelerinde sağlamak, ülkemize ve yurttaşlarımıza dayanışma ile katkı sunmak isteriz.”
PİRHA- Depremde evleri yıkılan ve mağdur olan yurttaşlara yardımlar sürüyor. Gazi Cemevi, Demokratik Alevi Dernekleri, Habipler Cemevi, Gazi Şehitler Cemevi’nden yöneticiler ve Gazi halkı, depremde mağdur olan yurttaşlara dağıtılması için Adıyaman’a ve Maraş Nurhak’a 2 tır yardım malzemesi gönderdi.
Merkezi Maraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki iki deprem, 6 Şubat sabahı 10 ilde yaklaşık 13,5 milyon kişinin yaşadığı bölgeyi yıktı. Binlerce insan göçük altında yaşamını yitirdi, binlercesi de kurtarılmayı bekliyor.
Depremde evleri yıkılan ve evsiz kalan yurttaşlara ise yardımlar çığ gibi artıyor.
İstanbul’da bulunan Gazi Cemevi, Demokratik Alevi Dernekleri, Habipler Cemevi, Gazi Şehitler Cemevi’nden yöneticiler ve Gazi halkının Xızır lokmalarını depremin yıktığı Adıyaman’na ve Maraş Nurhak’a ulaştırmak için iki tır yola çıktı.
PİRHA-‘1. Gazi Mahallesi Geleneksel Gağan Şenliği’ Gazi Cemevi, DAD İstanbul Şubesi ve Gazi Dersimliler Derneği’nin organizasyonu ile bugün yapıldı.
Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Gazi Cemevi), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi ile Gazi Dersimliler Derneği’nin organize ettiği ‘1. Gazi Mahallesi Geleneksel Gağan Şenliği’ bugün gerçekleştirildi.
GÜLBENG VERİLDİ, LOKMALAR PAY EDİLDİ
Gazi Anadolu durağından başlanarak Gağan ritüeli eşliğinde esnaf ve mahalle gezildi. Ardından Gazi Cemevi önünde lokmalar pay edildi. Burada gülbeng veren Babamansur Ocağı’ndan Haşim Kızılveren dede, Gağan’ın anlamına değindi. Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ise yeni yılda barış dileğini ifade ederken, birlikte mücadele çağrısı yaptı. DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker de Gağan’ın kadim bir gelenek olduğunu belirtti. DEDEF önceki dönem başkanı Ali Haydar Ben ise 2018 yılında Gazi Mahallesi’nde Gağan kutlarken, polis tarafından gözaltına alındıklarını ve işkence gördüklerini söyledi.
1. Gazi Mahallesi Geleneksel Gağan Şenliği halaylar ile sona erdi.
KÖY DERNEKLERİ DE KATILDI
Gağan kutlamasına Belentarla Köy Derneği, Büyükköy Köy Derneği, Ağlıkçay Köy Derneği, Beypınar Köy Derneği, Aluçluseki Köy Derneği, Bingöl Karer Derneği, Bingöl Dalçek Derneği, İğdeli Köy Derneği, Göller Mezrası Köy Derneği, Körpınar Köy Derneği, İğdır Köy Derneği, Sivas Ulaş Çavdar Köyü Topaktaş Köyü Derneği Zeyve İki, Değirmenköy Derneği, Güllüce Köy Derneği, Erzurum Hınıs Tekman Derneği, Muş/Varto Derneği, Sivas Hafik Öğrencik Köyü, Sivas Hafik Yalıncak Köyü, Sivas Hafik Esenli Köyü, Karayolları Mahalle Muhtarı Hıdır Örs, Gazi Mahallesi Muhtarı Umut Doğan, Zübeyde Hanım Mahallesi Muhtarı Eyüp Bulut ile Güzeltepe Mahallesi Muhtarı Ulaş Fidan da katıldı.
PİRHA- İstanbul’da Gazi Cemevi 7. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Kongrede başkanlığa yeniden Hıdır Karataş seçildi.
İstanbul’da bulunan Gazi Cemevi 7. Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi. Yoğun ilginin olduğu kongreye birçok Alevi kurum temsilcisi ve yurttaşlar da katıldı.
Kongre açılış konuşmasının ardından kongre delegasyonuna faaliyet raporları sunuldu. Yapılan konuşmaların ardından seçim gündemine geçildi. Seçim sonucunda mavi listenin adayı Hıdır Karataş 329 delegenin oyunu alarak Gazi Cemevi’nin başkanı oldu.
Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi yeni yönetimi şöyle şekillendi:
Hıdır Karataş
Süleyman Polat
Arzu Erdoğan
Doğan Göl
Kazım Reçber
Güldan Yılmaz
Ali Çelik
Mahir Şahin
PİRHA- Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz Gazi Cemevi’ni ve Demokratik Alevi Derneği’ni (DAD) ziyaret etti. Gerçekleşen ziyaretlerde cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasına ve torba yasaya değinen Akdeniz, “Emek ve Özgürlük İttifakı olarak ortaya koyduğumuz deklarasyonda çok net ifade ettik. Türkiye’nin çok net olarak laikliğe ihtiyacı var” dedi.
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve beraberindeki heyet, Gazi Cemevi’ni ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi’ni ziyaret etti.
“BU YASA ALEVİLERİ BÖLME OPERASYONUDUR”
Alevi yurttaşların TBMM’ye alınmaması ve coplarla engellenmesini kınayan Akdeniz, “Yaralanan insanlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Biz gerek Emek Partisi olarak gerekse de Emek ve Özgürlük İttifakı güçleri olarak bu iktidarın dayattığı stratejiyi ikinci bir Hızır Paşa operasyonu olarak görüyoruz. Çünkü bunun bir örneğini 2017 yılında denediler ve tutturamadılar. Şimdi de yeni isimle torba kanunu getiriyorlar. Öncelikle devletin camilerden elini çekmesi gerekir. Laik bir devletten söz edeceksek dinler ve mezhepler karşısında tam yansız olması gerekir. Cemevlerine de elini hiç sürmemesi gerekir. Yapılmak istenen şey Alevileri bölme operasyonudur. Devletin dini, mezhebi olmaz, ama biliyoruz ki başından beri tek mezhebe dayanan, Sünni mezhebini esas alan ve diğer mezhepleri küçümseyen bir yaklaşım içerisindeler. Aleviliği de bu mezhebin ve kafalarındaki İslam modelinin bir parçası yapmaya çalışıyorlar. Daha önce Diyanet İşleri Başkanlığı kapsamında bunu yapmaya çalıştılar, şimdi de yorba yasası ile yapmaya çalışıyorlar” dedi.
“ORTAK BİR MÜCADELEYİ ÖRGÜTLEMEMİZ LAZIM”
Sansür yasasına da değinen Akdeniz, “Daha önce tek adam medyası vardı. Bir kaç tane muhalif kanal ve gazete bıraktılar. Bugün onları da ekonomik sıkıntılarla boğmaya çalışıyorlar. Şimdi bir de tek adam sosyal medyası çıkardılar. Aynı şeyi torba yasasında da görüyoruz. Tek adamın Sünni İslamı kendi siyasal İslamcı anlayışına göre yorumladığı, zapdurap altına aldığı gibi Aleviliği de bölmek, kendisine göre değistirmek istiyor” diye konuştu. İktidarın Alevilere karşı uygulamalarının toplumsal kutuplaşmaya yol açtığını vurgulayan Akdeniz, “Bu politikalar Sünni mezhebinden ve diğer tüm mezheplerdeki yurttaşlarımıza da zarar. O yüzden bu mücadele sadece Alevi kardeşlerimizin eşit yurttaşlık mücadelesi olmamalı. Diğer tüm mezhep ve inanışlardan, inanmayan arkadaşlarımızın da demokrasi mücadelesi için, Türkiye’nin özgürlüğü için mücadele etmeleri, inanıp inanmama özgürlüğünü kazanmaları lazım. Hep beraber ortak bir mücadeleyi örgütlemeliyiz dedi.
DAD İSTANBUL ŞUBESİ’NE ZİYARET
Demokratik Alevi Derneği’ni de (DAD) ziyaret eden Akdeniz, “İktidarın bu politikaları Alevileri bölmek için. Kendilerine göre bir Alevilik yaratmaya çalışıyorlar. Biz tüm bunları kınıyoruz. Alevi kardeşlerimizin eşit yurttaşlık talebi Sünni, başka dinden başka mezhepten ya da inançtan tüm kardeşlerimizin, hepimizin talebidir” ifadelerini kullandı.
DAD İstanbul Eş Başkanı Dilber Arslan da “Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasını kabul etmiyoruz. İktidarın bizi ayrıştırma, bölme politikasına karşıyız. Bizler tüm insanlığı, tüm canlıları kucaklıyoruz” dedi.
PİRHA-Ağuçan Ocağı pirlerinden Aziz Güler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hakkında açılan soruşturma kapsamında bugün ifade verdi. Güler, “Gözümüzü korkutmaya çalışıyorlar. Bizler hiçbir zaman Hak, Muhammet, Ali’nin yolundan taviz vermeyiz. Ceddim İmam Hüseyin’in duruşunu her zaman için sergileyeceğim. O yolun yolcusuyum. İsterse başım gitsin ama bu yoldan taviz vermem. Yol her şeyden uludur” dedi.
Ağuçan Ocağı pirlerinden Aziz Güler bugün Çağlayan’daki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’na giderek, hakkında açılan soruşturmaya ilişkin ifade verdi.
Güler hakkında soruşturmanın, 3 Haziran 2016 tarihli dijital veri incelemesinde örgüt üyelerinin bulunduğu fotoğraflar önünde yer aldığı gerekçesiyle açıldığı belirtildi. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi Eş Başkanı Dilber Aslan ile DAD yöneticisi Bülent Felekoğlu da Güler’e destek için adliyede hazır bulundu.
“ALEVİLERİN PİRİYİM, SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM”
Gösterilen fotoğraftaki yeri hatırlayamadığını söyleyen Güler, ifadesinde şunları kaydetti:
“Ben Alevilerin piriyim. Cenaze ve nikah sahipleri; dedeleri, pirleri ve Alevilikte dini unvanlara sahip olan insanları davet ederler. Dedeler dini vecibeleri yerine getirdikten sonra da cenaze sahibine baş sağlığı diler ve oradan ayrılır. Gittiğimiz yerdeki insanların düşüncelerine karşı müdahalede bulunmayız. Örgütsel herhangi bir faaliyette bulunmadım, konuşmada bulunmadım. Örgütsel hiçbir bağlantım yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”
“GÖZÜMÜZÜ KORKUTMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Savcılık ifadesinin ardından PİRHA‘ya konuşan Aziz Güler, soruşturmanın gözdağı vermek amacıyla açıldığını belirtirken, “Bizim Alevi önderi olduğumuzu onlar da iyi biliyorlar. Bu yaşta beni buraya çağırarak, terör suçu ile yargılamaları “Aleviler ayağınızı denk alın. Bugün sizin pirlerinizi yargılıyoruz. Yarın sıra size gelecek. İnancınızdan, örgütlenmenizden vazgeçin” demektir. Bizim gözümüzü korkutmaya çalışıyorlar. Ama bizler hiçbir zaman Hak, Muhammet, Ali’nin yolundan taviz vermeyiz. Ceddim İmam Hüseyin’in duruşunu her zaman için sergileyeceğim. O yolun yolcusuyum. İsterse başım gitsin ama bu yoldan taviz vermem. Verenlerin de karşısındayım. Davamız insanlık davasıdır. Dil, din, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı yapmadan insanlara aynı gözle bakan bir toplumuz. Yol her şeyden uludur” dedi.
“KİMSE NE ALEVİLİĞİ NE DE ALEVİ PİRİNİ YARGILAYABİLİR”
Alevi aktivist Selda Güneş ise Güler hakkında açılan soruşturmaya tepki göstererek, şöyle konuştu:
“Tarihler boyunca biz (Ehl-i haklardan söz ediyorum) Hak dışında kimseye secde etmeyen bir ekolden gelenlerin ürünüyüz. Bizdeki rehber, mürşit ve pirler hiyerarşisi bir tahakküm hiyerarşisi değildir. Hiç kimse bizim toplum modelimizi, inancımızı yargılayamaz. Kimse bizi hizaya sokamaz. Pirimizi de buraya çağırıp, ifadesini alamaz. Tarihler boyunca ne Emevi İslam’ına ne Roma’da Pavlus’a, ne de Nemrut’a biat ettik. Bugün de Recep Tayyip Erdoğan tayfasına biat etmeyeceğiz. Bir selefi İslam kendisini yine muktedir olarak tanımladı.
Cemevlerinde bu durumu zaten her gün yaşıyoruz. “Böyle ibadet mi olur? Burası cümbüşhanedir” diyenden tutun da “Bunlar hakkı bilmiyorlar. Mum söndürüyorlar” diyenlere kadar varan bir ötekileştirme diliyle bu selefi iktidarın döneminde de devam ediyor. Dolayısıyla yabancısı olduğumuz bir durum değil aslında. Geçmişte Nesimi’yi yüzen kimse, İsa’yı çarmıha geren kimse bugün de DİAYDER’li bir imamı yargılayan ile piri yargılayan da aynı zihnin parçasıdır. Hiç kimseden, hiçbir devletten, iktidardan ibadet etmek için rıza almadık, almayacağız. İbadeti nasıl yapacağımıza kendimiz karar veririz. Onların belirlediği bir inanç silsilesi içerisine girmeyeceğiz.
Biz pirsiz yol yürümeyeceğiz. Pirimiz hangi suçtan yargılanıyorsa bizi de aynı suça tabi edebilirler. Pirimizin arkasında durmaya devam edeceğiz. Musa-i Kazım’a kurşun atan zihin ile bugün Aziz Güler’i yargılayan zihin arasında zerre fark görmüyoruz. Zulümleri arttıkça kaybetmeye devam edecekler. İki cihanda da hesabını verecekler. Kimse ne Aleviliği ne de Alevi pirini yargılayabilir.”