Etiket: gülfer akkaya

  • Yazar Gülfer Akkaya: Alevilikte kadın erkek eşitliği var ancak pratikte yok

    Yazar Gülfer Akkaya: Alevilikte kadın erkek eşitliği var ancak pratikte yok

    PİRHA – Almanya’nın en büyük ve en aktif Alevi kurumlarından olan Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi’nde (LAKM) Alevilik inancında ve Alevi toplumunda kadınların önemi ve yeri üzerine panel düzenlendi. Panele katılan Yazar Gülfer Akkaya, Alevilerin kaybettiği pratikteki eşitlik için mücadele etmeleri gerektiğini söyledi. 

    Almanya’nın Ludwigsburg kentinde Alevi Kültür Merkezi’nde Alevilik ve Alevi toplumunda kadının yeri konulu panel düzenlendi. Çok sayıda kişinin katıldığı panele yazar Gülfer Akkaya katıldı.

    Alevilik inancında kadın erkek eşitliğinin olduğunu, Alevi toplumunun inancından kaynaklanan kadın erkek eşitliğini bugün de teorik olarak kabul ettiğini, ancak ne yazık ki Alevilerin pratikte erkek egemen bir toplum olduğunu aktaran Akkaya, bu değişimin Alevi toplumundaki en önemli asimilasyon olduğunu sözlerine ekledi.

    “KARAR MEKANİZMALARINDA KADINLARIN OLMASI GEREKİR”

    Alevilerin bugün kaybettikleri pratikteki eşitliği, yeniden yakalamak için üç alanda özellikle mücadele etmeleri gerektiğini belirten Akkaya bunu şöyle özetledi:

    Birincisi; Alevi kurumlarında yönetim ve karar mekanizmalarında daha çok kadının yer alması, pozitif ayrımcı tüzüklerin hazırlanması ve eş başkanlık.

    İkincisi; Alevi toplumunun Ana’lara sahip çıkması ve daha çok Ana’nın var olması için çabalanması gerekti vurgusuydu. Ana ve Dedelerin beraber yönettiği cemlerle Alevi toplumunun kendi inancı yolunda ilerleyeceğini aktaran Akkaya, cemlerde Ana ve Dedelerin kadın erkek eşitliği üzerine, erkek şiddetinin kabul edilmezliği üzerine muhabbetlerni özellikle yapılması gerektiğinin altını çizdi. Kadınlara şiddet uygulayan erkeklerin cemlerde dara kaldırılması, uygun cezaların verilmesi gerektiğini aktaran Akkaya, bu konuda Dede ve Anaların daha duyarlı ve toplumun önünü açıcı davranması gerektiğini hatırlattı.

    EŞİT PAYLAŞIM

    Üçüncü ve son olarak; Alevi ailelerin de bu alanda önemli değişimlerin yaşanması gerektiğinden bahseden Akkaya, Alevi ailelerinde kadınların erkeklerle eşitliği için miras paylaşımından, eğitimde fırsat eşitliğine, ev işlerinin cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin ortak yapılmasına, çocuklara birlikte bakılmasına, aileye gelen gelirin ortak paylaşılmasına dek kadın erkek eşitliğini sağlayacak değişimlerin yaşanması gerektiğini vurguladı.

    Katılımın güçlü, ilginin yoğun olduğu söyleşi konuşma ve tartışmalarla devam etti. Söyleşide Yazar Gülfer Akkaya kitaplarını da imzaladı. (HABER MERKEZİ)

  • Gülfer Akkaya: Toplumu bölen, nefret üreten her kurum ve yasa gibi Diyanet de kaldırılmalıdır

    Gülfer Akkaya: Toplumu bölen, nefret üreten her kurum ve yasa gibi Diyanet de kaldırılmalıdır

    PİRHA-+17 Alevi Kadınlardan yazar Gülfer Akkaya Diyanetin açıklamalarına tepki göstererek, toplumun kutuplaştırılmasında iktidara en çok destek olan kurumun Diyanet olduğunu kaydetti. 

    Diyanet’in, resmi internet sitesinde buluğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak belirtilen, kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerini ifade eden açıklamaya +17 Alevi Kadınlardan yazar Gülfer Akkaya’dan tepki geldi.

    “DİYANETE VE ONUN FETVA VERMESİNE HAYIR DİYORUM”

    Diyanetin fetva vermesini absürd bulduğunu söyleyen Akkaya, “Diyanet İşleri Başkanlığı bu kadar aktif ve bu kadar rol sahibi olup toplumu yönlendirmeye çalışamaz, fetva falan veremez. Diyanetin fetva vermesine alışmamalıyız, bunu normal görmemeliyiz. Kabul etmemeliyiz. Öyle ki, herhangi bir konuda olumlu fetva verse bile kabul edemeyiz çünkü fetva denen şey din işidir, şeriattır. Biz dinle ve şeriatla yönetilmiyoruz. Bizler mücadeleler tarihinin kazanımlarıyla elde edilen kurallara, yasalara, insan haklarına göre düzenlenmiş topumdan yanayız. Herhangi bir dinin kurallarını kabul edemeyiz. İlk olarak Diyanete ve onun fetva vermesine hayır diyorum, ikisini kabul de etmiyorum, tanımıyorum da” şeklinde ifade etti.

    “EVLİLİĞE HAZIRLIYORLAR”

    Diyanetin bu tür açıklamalarının ilk olmadığına işaret eden Akkaya, İslami kesimden fazla tepki gelmediğini belirterek bu tepkisizliğin korku ve kaygı ile açıklanamayacağını kaydetti. Çocukların ilkokuldan başlayarak evliliğe hazırlandıklarını ifade eden Akkaya, “İlkokullarda, kreşlerde oyun diye düğün dernek kurmaları, oğlan çocukların ayaklarını kız çocuklarına yıkatmaları boşuna değil. Evliliğe hazırlıyorlar. Evliliği de 30-35 yaşında düşünmüyorlar. Düşünseler o yaşta “karı-koca” olmayı öğretmezler, daha zaman var derler” dedi.

    “ERKEKLERİN İNSAFINA KALIYOR”

    Geçtiğimiz yıllarda 12 yaşında evlenmenin meclisten geçirilmesine kadınların engel olduğunu ve AKP’li vekillerin “Bunda ne var ki? Neden bu kadar fırtına kopardınız anlamıyoruz” diyerek hayrete düştüklerini hatırlatan Akkaya, şöyle devam etti: “Çünkü aldıkları eğitim böyle, öğrendikleri bu, kafaları da bu. Diyanet de toplumu bildiği ve sırtını iktidara dayadığı için çekinmeden bu tarz açıklamaları yapıyor. Din kitaplarında ne yazıyorsa onu yaşama geçirmeye çalışıyorlar. Din cinsiyetçi olunca da erkeklerin eli iyice güçleniyor, şehvetleri kabarıyor. Çocuk, genç kadın, yetişkin kadın… Karnını doyurabildiğin kadar kadınla evlenmek serbest. Kadınların çalışmasını engelleyen, aç bırakıp erkeklere muhtaç bırakan bir iktidar da var. Hal böyle olunca çocuklar ve kadınların hayatı erkeklerin insafına kalıyor. Pedofili, kadın düşmanlığı gibi kavramlarımız bile bazen durumu açıklamakta zayıf kalıyor.”

    “DİYANET İNANÇLAR KONUSUNDA TOPLUMU TEK TİPLEŞTİRMEK İÇİN VAR”

    Diyanetin bütçesinin eğitim, sağlık ve sosyal işlere bakan bakanlıklardan daha yüksek olduğunu kaydeden Akkaya, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın İslam dinini tüm topluma zorla yaymak ve Alevilik gibi inançları asimile ederek toplumu inançlar konusunda tek tipleştirmek için var olduğuna işaret etti. İslamın ideal toplumunda eşitsizlik olduğunu ifade eden Akkaya şunları belirtti:

    “Din, itaati emreder. Sorgulamak yasaktır dinde. İtaat, öğrenilen bir şeydir. Okuyarak, vaazları dinleyerek, şiddet görerek, abi-ablalardan eğitimler alarak. Sadece Fetocuların abileri ablaları yok değil mi? Diyanet aynı zamanda birçok yayın evinden çok daha fazla yayın çıkartan, okullara, evlere, mahallelere, hastanelere, iş yerlerine dek girebilen devasa bir örgütsel yapı. Ayrıca buralara giren Diyanet halkı iktidarın arkasında durmaya çağırır. Yani halkı iktidara itaate davet eder. E tabii her mahalleye, köye camii gereklidir. Bunları yaptığı için Mercedes marka son model arabalarla, jakuzilerle ödüllendirilir Diyanet başkanı. İşte tüm bunlar için para gerekir. Parayı kesin bakalım kaç tane imam kalır?”

    “TESADÜF DEĞİL”

    Toplumun kutuplaştırılmasında iktidara en çok destek olan kurumun Diyanet olduğun altını çizen Akkaya, anayasasında laiklik ilkesi olan bir ülkede Diyanet gibi dini siyasallaştıran bir kurumun olmasının açıklanamaz olduğunu belirterek şunları kaydetti:

    “Patriarka dediğimiz erkek egemenliği soyut bir şey değildir. Aksine somuttur. Erkek egemenliği de tıpkı kapitalizm gibi bir sistemdir ve bu sistemin de tüm sistemler gibi var olması için kurumlara ihtiyacı vardır. Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkede patriarkanın da en temel kurumlarından biridir. Tesadüf değil yaptığı açıklamaların, çıkardığı sözlüklerin, bastığı kitapların çoğunda kadın erkek ilişkilerinin nasıl olması gerektiği konusunu işlemesi. Tesadüf değil ailelere, erkeklere adap, gelenek, töre diyerek kadınları nasıl kontrol edeceklerini en ince ayrıntılarıyla tarif etmesi. Tesadüf değil kadınları eve kapatmak, aileye ve erkeklere itaat etmesini sağlamak için erkeklere kadınları nasıl iz bırakmadan ama başkaldırmasını da engelleyecek şekilde döveceklerinin eğitimini vermesi. Tesadüf değil hep erkekler lehine fantastik, saldırgan, homofobik, pedofili içerikli cinsellik dersleri vermesi. Tesadüf değil bir kere bile erkek şiddetini kınamaması… Birden bire artmadı kadına yönelik erkek şiddeti. Yıllar içinde arttı ve bu yıllar içinde işte bu kurumlar erkekleri kadınlara karşı kışkırttı ve eğittiler.

    Tüm bunları düşününce ara ara yapılan açıklamalarla Diyaneti özür dilemeye, geri adım atmaya, sitesinde bilmem ne açıklamasını kaldırmaya çağırmayı yeterli görmüyorum. Toplumu bölen, nefret üreten, kadınları eşitsiz bir hayata mahkum etmek için gece gündüz demeden çalışan her kurum, yasa vb gibi Diyanet de kaldırılmalıdır. O devasa bütçe kadınların eşitliği, eğitim, sağlık, sosyal kurumlar, engellilere destek ve kaliteli yaşlılık için ayrılmalıdır.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Yazar Gülfer Akkaya: Analar ve dedeler cinsiyet eşitliği için mücadele etmeli

    Yazar Gülfer Akkaya: Analar ve dedeler cinsiyet eşitliği için mücadele etmeli

    PİRHA- Almanya’da Heidenheim ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi (HAKM) Kadınlar Kolu tarafından gerçekleştirilen “Yol kadındır, sır içinde sır olmayacağız” başlıklı söyleşide kadınların Alevilikteki rollerine ve Aleviliğin erkekleştirilmesine karşı Alevi ailelerin ve kurumların duyarlı olmaları gerektiğine dikkat çekildi. 

    Araştırmacı-Yazar Gülfer Akkaya Heidenheim ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde (HAKM)  “Yol Kadındır, Sır İçinde Sır Olmayacağız” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.

    Moderatörlüğü HAKM Eşbaşkanı Ayşe Göçmen’in yaptığı söyleşide Akkaya, Alevi toplumunun teorik olarak da olsa neden kadın erkek eşitliğini kabul ettiğinin izlerini araştırdığını, bu araştırma sonunda Alevilik inancının kadim ve kadıncıl bir inanç olduğunu belirtti.

    Akkaya, Alevilik inanç önderlerinden Hacı Bektaş-ı Veli ile Kadıncık Ana, Bacıyan-ı Rum teşkilatı üzerinden Alevilik süreçlerinin oluşmasında ve Alevi yol önderleri arasında eşitlikçi ilişkilerin nasıl kurulduğuna dikkat çekti.

    “ALEVİLER EVLERİNDE VE KURUMLARINDA DEĞİŞİKLİK YAPMALI”

    Akkaya, ayrıca Aleviliğin nasıl değişerek erkekleştirildiğini, bu erkekleştirmenin nedenleri üzerinde durdu. Erkek egemen dünyada Aleviliğin erkekleştirilmesinin sürpriz olmadığını söyleyen Akkaya, Aleviliğin erkekleştirilmesine etki eden üç temel faktörü; erkek egemen diğer din ve inançlar, devletler ve Alevi erkekler olarak tanımladı. Akkaya, Alevilerin evleri ve Alevi kurumlarında değişiklik yapması gerektiğinin altını çizdi.

    “ANA VE DEDELER CİNSİYET EŞİTLİĞİ İÇİN MÜCADELE ETMELİ”

    Alevi kurumlarını, ana ve dedeleri cinsiyet eşitliği ve erkek şiddetine karşı açık mücadeleye çağıran Akkaya, Alevi kadınların tıpkı inançlarında olduğu gibi eşitlikçi ve özgürlükçü ideolojik zeminde örgütlenmesi gerektiğine işaret etti.

    Söyleşide Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) GYK üyesi ve AAKB-BW Başkanı Beyhan İpek ve Kadınlar Kolu Başkanı Zahide Güzel çalışmalarını anlattı.

    Akkaya’nın ardından konuşan İpek, Alevi kurumunda çalışan bir kadın olarak kendilerine çok sayıda şiddet başvurularının geldiğine  dikkat çekti. Alevi kurumlarında çalışan kadınların giyimlerinin, sosyal paylaşım alanlarına dek erkekler tarafından denetlenmek istendiğini belirten İpek, ancak kadınların bu tarz erkek şiddetine direndiklerini de kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Gülfer Akkaya: Aleviliğin kadıncıl yanlarına sahip çıkılmalı

    Yazar Gülfer Akkaya: Aleviliğin kadıncıl yanlarına sahip çıkılmalı

    PİRHA- Yazar Gülfer Akkaya, Alevilik inancında kadın erkek eşitliğine ilişkin pek çok ritüelin kadıncıl toplum döneminin etkileri olduğunu söyledi.

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Almanya Ulm Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla, yazar Gülfer Akkaya’nın katılımıyla “Alevi Kadınların durumu ve Erkek Şiddeti” paneli gerçekleştirdi.

    Panelde ilk söz alan  SYKP Ulm Kadın Meclisi’nden Ayda Şenol, kadına yönelik şiddetin coğrafya, inanç, ırk, etnisite, sınıf fark etmeksizin dünyanın her tarafında farklı biçim ve tonlarda devam ettiğini belirterek, tüm kadınların erkek egemenlikten kaynaklanan bu şiddete karşı ortak mücadele yürütmesi gerektiğini vurguladı.

    “ALEVİLİK ERKEKLEŞTİRİLEREK ASİMİLE EDİLİYOR”

    Ayda Şenol’un konuşmasının ardından konuşan Gülfer Akkaya Alevilikte kadın erkek eşitliğine yönelik yapılan vurgunun  kadim toplumsal yapıların bir yansıması olarak bu inancın kuramsal yapısına yansıdığını vurgulayarak, Alevilik inancında kadın erkek eşitliğine ilişkin pek çok ritüelin kadıncıl toplum döneminin etkileri olduğunu söyledi.

    Aleviliğin asimilasyon ve yok edilme mücadelesinin üç kaynaktan işletildiğini belirten Akkaya, diğer erkek tek tanrılı dinlerin, devletlerin çabasından çok Aleviliğin içinden Alevi erkeklerce sürdürülen “erkekleştirerek” Aleviliği asimile etme mücadelesinin en zarar verici kaynak olduğunu vurguladı.

    “ALEVİLİĞİN KADINCIL YANLARINA SAHİP ÇIKILMALI”

    Bugünkü Aleviliğin kadın erkek meselesinde Aleviliğin kuramsal yapısından çok uzaklaşmış olduğunu söyleyen Akkaya, Alevi kadınların ve Aleviliğin eşitlikçi yanına inanan tüm Alevilerin onun kadıncıl yanına sahip çıkmaları gerektiğini belirtti.

    Aleviliğin İslamlaştırılırken “erkekleştirilerek” asimile edilmek istendiğini söyleyen Akkaya, Pir-Ana eşitliğinden, can olma durumuna, Alevi hukuksal yapısında kadına yönelik hiçbir ayrımcılık olmamasından kadına yönelik şiddetinin yasak oluşuna pek çok kadıncıl yanının bozulduğunu ve buna karşı durulması gerektiğini belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Türkiye en karanlık döneminde; Adalet yürüyüşüne herkes katılmalı’-VİDEO

    ‘Türkiye en karanlık döneminde; Adalet yürüyüşüne herkes katılmalı’-VİDEO

    PİRHA – Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin düzenlediği ‘Referandum sonrası Türkiye’ adlı panel İstanbul’daki Tüm Tokatlılar Derneği’nin Sancaktepe Şubesi’nde gerçekleşti. 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Siyasetçi Sarp Kuray ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz’in konuşmacı olarak katıldığı panelde, Türkiye’de en karanlık dönemin yaşandığı belirtilerek, Adalet yürüyüşüne destek verilmesi gerektiği vurgulandı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin düzenlediği ‘Referandum sonrası Türkiye’ adlı panelin moderatörlüğünü Alevi kadın Gülfer Akkaya yaparken panele 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Siyasetçi Sarp Kuray ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz konuşmacı olarak katıldı.

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜNE HERKESİN KATILMASI İÇİN ÇAĞRI YAPILMALIDIR”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin önceki gün saat 14.00’te düzenlediği panelde söz alan Hubyar Sultan Alevi kültür Derneği Genel Başkanı Aydın Deniz, “Adalet yürüyüşünün sadece Kılıçdaroğlu’nun üzerinden gitmemesi gerekiyor. Zaten Kılıçdaroğlu’nun kendisi de bunun bir parti yürüyüşü olmadığını ifade ediyor. Ancak Kılıçdaroğlu bu adalet yürüyüşüne tüm ezilenlerin ve haksızlıklara uğrayan herkesin katılması için çağrıda bulunması gerekiyor. Bunun herkesin ortak bir eylemi olduğunu belirtmesi ve adalet yürüyüşünün bir mücadele eksenine çekilmesi gerek” dedi.

    “GELİNEN SÜREÇTE ÇOK ALTARNATİF KALMADI”

    Aydın Deniz son olarak şunlara değindi:

    İstanbul’a gelindiğinde 10 binlerin Kılıçdaroğlu’nu karşılaması ile birlikte Edirne’ye yürünmesi gerekiyor. Gelinen süreçte çok bir alternatif kalmadı ve siz yapın ben bekleyeyim durumunda değiliz. Var olan faşist sistem herkese dokunmaya başladı. İnsanlar bu baskıları yıkmak uğruna açlık grevlerine başladı. Yapılan bu açlık grevleri yüz günü aşmış vaziyette ve her an açlık grevlerindeki arkadaşların ölüm haberleri gelebilir.

    “LAİKLİK İNANÇLARI YASAKLAMAK DEĞİLDİR”

    Deniz’den sonra konuşan 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, “Baş örtüsü yasak iken bu ülkenin İslamcı yöneticileri çocuklarını Avrupa ülkelerinde okutuyorlardı. Çünkü orada laiklik vardı. Ama bizim burada da laiklik adına tüm bunlar yasaklanıyor. Yani biz laikliği de yanlış anlıyoruz. Laiklik inançları yasaklamak değildir. Laiklik inançları özgürleştirmek ve onların özgürce yaşamasını sağlamaktır. Cemevlerine, başörtüsüne ve şafi inancına yasak getirmek de laiklik değildir. Bu anlamda laiklik herkesin inancını kendine yaşaması ve devletin açtığı dini kurumlarına karşı çıkmaktır” diye konuştu.

    “AVRUPA ÜLKELERİNDE İNANÇLAR ÖZGÜR”

    1. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu şunları ifade etti:

    “Bugün şöyle bir anlayışa sahip olduk. Diyanet olmazsa ülkenin kaosa gideceğini ve ülkenin IŞİD gibi örgütlerin meskeni haline geleceği düşüncesi hakim olmaktadır. Bu anlayış ne laikliktir ne de demokratlıktır. Böyle bir laiklik bakış açısı yoktur. Avrupa ülkelerinde de böyle bir bakış açısı yoktur. Avrupa ülkelerinde bütün inançlar özgürdür. Çünkü orada gidip cemevleri benim ibadethanemdir dediğimde kabul ediyorlar ve seni sorgulamıyorlar. Ancak bizdeki bakış açısı öyle değil. Bizler Sünni ve Alevi olarak inancımızı karşı tarafa kabul ettirmek için tanımlama gereği hissediyoruz.”

    “MAĞDURİYETLER KİŞİLERE VE KURUMLARA GÖRE OLAMAZ”

    Panelde konuşan Sarp Kuray ise, “Mağduriyetler kurumlara ve kişilere göre olmaz. Mağduriyette ortak vicdan olması gerekiyor. Ancak bu ülkede mağduriyetlere karşı ortak bir vicdan oluşturulamamıştır. Ben bugün başlatılan adalet yürüyüşünün ortak bir vicdana göre başlatıldığına inanıyorum. Ankara’dan başlatılan ve İstanbul’a kadar adalet için başlatılan bu yürüyüşte çeşitli siyasetten insanlar var” diye konuştu.

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜ HERKES İÇİN YAPILMALIDIR”

    Sarp Kuray konuşmasında şunları ekledi:

    “Adalet için başlatılan bu yürüyüş sadece MİT Tırları davasında tutuklanan Enis Berberoğlu için değil, haksızlığa, adaletsizliğe uğrayan herkes için yapılmaktadır. Bugüne kadar bütün siyasi partilerin kendi mağdurlarının peşinde koştuğunu yaşayarak gördük. Kendi şahsım adına Türkiye milli mücadeleden bu yana en karanlık dönemini yaşıyor. Türkiye iç siyasetinde gericilik, dışarıda da emperyalizm tehlikesi ile karşı karşıyadır.”