Etiket: hacı bektaş

  • Alevi örgütleri Hacıbektaş’ta toplandı: Cemevi Başkanlığı’nın etkinliği inancımıza saldırıdır-VİDEO

    Alevi örgütleri Hacıbektaş’ta toplandı: Cemevi Başkanlığı’nın etkinliği inancımıza saldırıdır-VİDEO

    PİRHA-Alevi örgütleri Hacıbektaş’ta toplandı. Hükümetin korsan bir anma etkinliği yaptığını değerlendiren Alevi örgütleri, tüm Alevileri ve Alevi dostlarını 16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenlerine çağırdılar. Korsan hamleyi değerlendiren PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Kültür Bakanlığı ve ona bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapmaya çalıştığı etkinliğin aslında inancımıza bir saldırı olduğu konusunda hem fikiriz” dedi.

    Alevi konfederasyonları ve Federasyonlarının düzenlediği 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Programı 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da 15-16-17 Ağustos’ta anma etkinliğini yapacağını açıklamasının ardından Alevi toplumunun tepkisi de sürüyor.

    Alevi örgütleri, Nilgün Sırrı Bektaş Müze ve Sanat Evi’nde hükümetin düzenleyeceği Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerini protesto etmek için Hacıbektaş’ta bir araya gelerek değerlendirme toplantısı yaptı.

    Toplantıda, Alevilerin Serçeşmesi olan Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın işgal altında oluşu ve 60 yıldır sürekli olan Pir Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliğine karşı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği korsan etkinliğinAlevi inancına yönelik bir saldırı olduğu belirtildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, toplantı sonrasında PİRHA’ya konuştu.

    “İNANCIMIZA YAPILAN SALDIRILARI PÜSKÜRTECEĞİZ”

    Alevi örgütlerinin yöneticileri, genel başkanları ve genel yönetim kurulu üyeleriyle bir değerlendirme toplantısı yaptıklarını belirten PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Daha önce de konuştuğumuz biçimiyle Serçeşmemiz olan Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın işgal altında oluşu ve 60 yıldır sürekliliği olan bir anma etkinliğine karşı Kültür Bakanlığı ve ona bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın alternatif ve korsan bir etkinliğinin aslında inancımıza bir saldırı olduğu konusunda hem fikiriz. Bu işgali ve bu korsan etkinliği kabullenmediğimizi dergahımıza sonuna kadar sahip çıkacağımızı bugün yaptığımız toplantıda teyit etmiş olduk” dedi.

    Erçe, Hacı Bektaş Veli’yi anmaya tüm canları beklediklerini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurumları dışında planlanan hiçbir etkinlik Hacı Bektaşı Veli Anma Etkinliği değildir. Zaten onlar da bunun adına anma etkili dememişler. Hünkar’ın Hakk’a yürüyüşü, yıl dönümü demişler. Bizim açımızdan Hünkarın bir ölüm yıl dönümü yoktur. Onun bizim açımızdan devriyesi devam etmektedir. Bu biçimiyle Kültür Bakanlığı’nın Hacı Bektaş’ta yaptığı bu çıkarmayı bir işgal ve korsan bir etkinlik olarak değerlendiriyoruz, asla kabul etmeyeceğiz. İnancımıza yapılan saldırıları püskürteceğiz ve Hünkarımıza her yıl olduğu gibi gelecek yıllarda da sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yangın!-VİDEO

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yangın!-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın içinde bulunduğu çamlıkta henüz nedeni bilinmeyen bir yangın çıktı. Kısa süreli paniğe yol açan yangın İBB İtfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

    Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne ev sahipliği yapan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yangın çıktı. Dergahın doğusunda kalan çamlık alanda çıkan yangının nedeni bilinmezken, yangın İBB İtfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

    Kısa süreli paniğe yol açan yangın sonrası dergah girişi polisler tarafından kapatıldı.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Fırat’tan hükümete tepki: Hacı Bektaş’ı tipik bir şeyhe benzetmeye çalışıyorlar- VİDEO

    Fırat’tan hükümete tepki: Hacı Bektaş’ı tipik bir şeyhe benzetmeye çalışıyorlar- VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Kültür Bakanlığı ile Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde dezenformasyon yapılmasına tepki gösterdi. Fırat, “Hacı Bektaş’ı da tipik bir şeyhe benzetmeye çalışıyorlar ancak Hacı Bektaş bizim gönlümüzdedir. Vahabi İslam mantığını herkese dayatmaya kalkan, herkesi kendine benzetmeye çalışan bu zihniyeti kınıyorum” dedi.

    AKP güdümünde kurulan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan görselde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılandı.

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, bu dezenformasyonu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “GEÇEN SENE DE TAYYİP ERDOĞAN CEMEVİMİZDEKİ RESİMLERİ İNDİRMİŞTİ”

    Fırat, Hacıbektaş’ın bu topraklarda sevginin yeşermesine vesile olduğunu gördüklerini belirterek, “Hacı Bektaş Veli bu topraklarda kardeşliği, birlik beraberliği, yaşamı savunan bir pirimizi getirip tamamen klasik bir tekke şeyhi gibi toplumun önüne sermesi kabul edilebilir bir mantık değil. Bunu AKP çok yapıyor. Geçen sene Tayyip Erdoğan cemevimize gittiğinde oradaki resimlerimizi indirmişti. Resimlerimizden rahatsızlardı. Günümüzün koşullarında Hacı Bektaş Veli efendimizi biz kesinlikle bu topraklarda sevginin yeşermesine hala vesile görüyoruz” dedi.

    “BİZİM DEĞERLERİMİZİ DAHA ÇOK SAHİPLENMEMİZ GEREKTİĞİ KANISINDAYIZ”

    Fırat, Hacı Bektaş Veli Dergahı’na binlerce, yüzbinlerce insanın akın akın gelip ziyaretlerini yaptığını, lokmalarını verdiğini, beraber muhabbet ettiğini belirterek Alevi hareketinin de aynı şekilde gelip sorunlara, sıkıntılara yönelik bir çalışma yürüttüğünü söyledi.

    Fırat şöyle devam etti:

    “Özellikle AKP yıllarca alternatif bir program yaparak halkın, toplumun taleplerini görmezlikten gelip kendine benzeştirerek böyle bir çalışma yürütmeye çalışıyor. Hacı Bektaş Veli’yi de tipik bir şeyhe benzetmeye çalışıyorlar ancak Hacı Bektaş bizim gönlümüzdedir. Bizim için nefestir, her şeydir. Onun özellikle ‘iri olun, bir olun’ kelamlarını, bu coğrafyaya söylemek istediklerini şu an çok iyi anlıyoruz, algılıyoruz. Bizim daha çok değerlerimizi sahiplenmemiz gerektiği kanısındayız.”

    “AKP, VAR OLAN ALEVİ HAREKETİNİ DAĞITMA PEŞİNDE”

    AKP’nin ötekileştirdiği dilden arınmak mükellefinde olduğunu da söyleyen Fırat, “Vahabi İslam mantığını herkese dayatmaya kalkan, herkesi kendine benzetmeye çalışan bu zihniyeti kınıyorum” dedi.

    Milletvekili Fırat, toplumu asimile etmek isteyenlere karşı mücadelelerini sürdürecekelerini belirterek şunları kaydetti:

    “Seneye 16 Ağustos’ta geleceğiz, alternatif program yapmayacağız” diye söylemişler. Alevi toplumunun sorunları var. Bunlar: Eşit yurttaşlık, zorunlu din dersleri, cemevleri meselesi, Sivas Madımak Otel’in utanç müzesi yapılması. Bu meselelerimize çözüm üreteceklerse buyursun gelsinler. Alevi hareketi her platformda yıllarca “çözüm üretelim, oturup konuşalım, muhabbet edelim” diyor. Ama onlar kendi Alevilerini yaratmaya gayret gösteriyorlar. Var olan Alevi hareketini dağıtmaya yönelik bir çalışma güdüyorlar. Her toplumun içinde ebu cehiller çıkıyor. Toplumu asimile etmek için hınzır paşalar çıkıyor. Bugün de çıkıyor maalesef. Biz yine mücadelemizi kesinlikle sürdüreceğiz.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Geçmez’den Hacı Bektaş Veli portresinin değiştirilmesine tepki: Bunlar ölüleri severler!- VİDEO

    Geçmez’den Hacı Bektaş Veli portresinin değiştirilmesine tepki: Bunlar ölüleri severler!- VİDEO

    PİRHA- Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde yapılan dezenformasyonla ilgili konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, bunu Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirdi.

    Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan görselde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılandı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Bunlar ölüleri severler o yüzden Hacı Bektaş Veli’nin portresini bu şekilde öldürerek yansıtmaya çalışıyorlar” dedi.

    Geçmez şunları ifade etti:

    “Aleviliğin içindeki o çeşitlilik, saygı çerçevesinde birlikte yaşamak bu portreye de yansımış. Bu anlayışa düşman oldukları için kaldırdılar. Hele ki portredeki o aslan, ceylanın kaldırılmasını, fonun değiştirilmesini Alevi toplumu bir asimilasyon olarak görüyor” şeklinde konuştu.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

    İLGİLİ HABERLER

    >Hacı Bektaş portresinin dezenformasyonuna Alevi aydınlardan tepki: Sünniciliğin sefaleti!

  • ADFE, tüm Alevi örgütlerini 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş’ta yapılacak çalıştaya davet etti

    ADFE, tüm Alevi örgütlerini 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş’ta yapılacak çalıştaya davet etti

    PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), tüm Alevi örgütlerini 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş’ta yapılacak çalıştaya davet etti. ADFE tarafından sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Yarınlarımızla ilgili kararlar almak ve eşit yurttaşlık için bütün birleşenimizle Hacı Bektaş’ta olacağız” denildi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi kurumlarıyla toplantı yaparak tüm Alevi örgütlerini 17-18 Eylül’de Hacı Bektaş’ta yapılacak çalıştaya davet etti. Toplantıya; Bağcılar Cemevi, Garip Dede Dergahı, Erikli Baba Dergahı, İkitelli Cemevi, Esenler Cemevi,  Arnavutköy Cemevi , Kazım Karabekir Cemevi,  Başakşehir Cemevi , Bozatlı Hızır Cemevi  , Sarıyer Kilyos Alevi Toplumu Cemevi , Bahçeşehir Canlar Cemevi, Derince İmam Hüseyin Cemevi , Yunus Emre Cemevi , Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Cemevi yöneticleri katıldı.

    ADFE tarafından sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Yarınlarımızla ilgili kararlar almak ve eşit yurttaşlık için bütün birleşenimizle Hacı Bektaş’ta olacağız” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Abdal Musa Postnişini Eriş: Gençlerin önünü açalım, hükümet kampla yanına çekmek istiyor-VİDEO

    Abdal Musa Postnişini Eriş: Gençlerin önünü açalım, hükümet kampla yanına çekmek istiyor-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, AKP hükümetinin Alevi gençlere yönelik kamp düzenlemesine tepki gösterdi. Eriş, “Gençlerimize hitap edemiyoruz. Düzen bunu çok güzel görüyor. Gördüğü içinde gençlere farklı şekilde olanaklar sunuyor ve kendi yanına çekmek istiyor” dedi.

    AKP hükümeti, 400 Alevi genç için 19-23 Ağustos tarihlerinde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Gençlik Kampı düzenleyecek.

    Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, gençlere yönelik düzenlenecek olan kampa tepki gösterdi. Cemevlerinde ve kurumlarda, gençlere yönelik faaliyetler yapılması gerektiğini belirten Eriş, kurumların boş bıraktığı alanları siyasi iktidarın doldurmaya çalıştığını ve bu yolla gençleri yanına çekmeyi amaçladığını söyledi.

    “GENÇLERİMİZİ YANLARINA ÇEKMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Hükümetin bu kampı neden düzenlediğinin ve gençlere bu kamplarda ne öğreteceğinin bilinmediğini ifade eden Eriş, “Kendi Alevisini mi yaratmak istiyor iktidar yoksa hakikaten bizim hayatımızı, bizim inançlarımızı, bizim ritüellerimizi daha iyi yaşamamız için mi bunu yapıyor bilmiyoruz. Yok sayılan bir topluluğun, Diyanet tarafından toparlanıp erkanını, ibadetini, cemini yapmasını anlamakta zorlanıyorum. Bunlar çocuk yaşta, daha gençler. Dedeleri gri pasaportla Avrupa’ya da göndermişlerdi. Çocukları da belli ki biraz ekonomik olarak rahatlatıp yanlarına çekmeye çalışıyorlar” diye konuştu.

    “YÖNETİMLERDE GENÇLERE YER VERELİM, ÖNLERİNİ AÇALIM”

    Cemevlerinin, kurumların yozlaşmaya doğru gittiğini söyleyen Eriş, sözlerine şöyle devam etti:

    “Kurumlarımız bir rant alanına çevrilmiş gibi. Dedeler, başkanlar, yöneticiler… Dergahlarımızın, cemevlerimizin, kurumlarımızın önünü açmak lazım. Esas orada olması gereken kültürel ve inançsal faaliyetler çok yapılamıyor. 10 yıl, 20 yıl bulunduğu kurumun başkanlığını yapıyorlar. Geride durup biraz da fikri yeniliklere açık olan genç arkadaşların orada görev yapmasını istemiyorlar. Bir defa bunu aşmamız lazım. Benim buradan çağrımdır, kurumların başındaki canlar, yöneticiler tabii ki hizmetleri büyüktür onu tartışmıyorum ama yeni insanlara yer açsınlar. Çocuk babasına sormuş, ‘Baba sen mi akıllıydın, baban mı?’ diye. Babası hiç düşünmeden ‘ben akılıydım’ demiş. Çocukta demiş ki, ‘Baba kusura bakma o zaman ben de senden akılıyım.’ Gençlerin önünü açmak lazım. Gençleri oralara çekip cazibe alanları yaratmak lazım.”

    “GENÇLERE YÖNELİK FARKLI ALANLAR YARATMALIYIZ”

    Günümüzde gençlerin her şeyi bildiklerini ve farklı arayışlarda olduklarını söyleyen Abdal Musa Postnişini Hüseyin Eriş, son olarak, “Her şeyi bildikleri için sosyal, kültürel, sportif alanlar yaratmamız lazım. Bunları yaratarak çocuklarımızı oralara getirmeliyiz. Kendi kültürümüzü, inancımızı gençlere anlatabilirsek çocuklarımızı kazanmış oluruz. Gençlerimize hitap edemiyoruz. Düzen bunu çok güzel görüyor. Gördüğü içinde gençlere farklı şekilde olanaklar sunuyor ve kendi yanına çekmek istiyor” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Hamdi Yurdakadim Dede, AKP’nin Kerbela teklifini reddetti: Yol nefisten üstündür

    Hamdi Yurdakadim Dede, AKP’nin Kerbela teklifini reddetti: Yol nefisten üstündür

    PİRHA – Şah Kalender Veli Ocağından Hamdi Yurdakadim Dede, AKP iktidarının, 300 dedeyi Aralık ayında Kerbela’ya götürme projesine tepki gösterip “Bana gelen teklifi ‘Siz önce Aleviliği tanıyıp, AİHM kararlarını hayata geçirin” diyerek reddettim” dedi. 

    İçişleri Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dedelere yönelik organize edilen Kerbela ziyaret programı Alevi toplumunca sert karşılandı.

    Şah Kalender Veli Ocağından Hamdi Yurdakadim Dede, bakanlık görevlisi bir yetkilinin kendisini arayarak; “Hac farizası” için Kerbela ziyareti programına davet edildiğini belirtti.

    Yurdakadim Dede, bakanlık yetkilisinin, yapılacak tüm masrafların devlet bütçesinden harcanacağı yönünde aktarımda bulunduğunu da söyledi.

    “BİZİM KABEMİZ İNSANDIR”

    Ankara’da ikamet eden Hamdi Yurdakadim Dede, bakanlık yetkilisine, “Alevilerin Kabe olarak insanı kutsadığını” belirterek daveti kabul etmediğini belirtti. Yurdakadim Dede, siyasal iktidarın amacının iyi niyetli olmadığının altını çizerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “6 Gün 7 gecelik bir ziyaret olacakmış. Yaptıkları davet üzerine ben de ‘Cemevlerimize statü verilmediği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları hayat bulmadığı sürece bir araya gelmemiz mümkün değil. Ayrıca türbelerimiz üzerine kurulan camiler kaldırılmadığı müddetçe ben hiçbir davetinize icabet etmem’ dedim. Konuşmamız sadece bu kadar oldu.”

    “YOL NEFİSTEN ÜSTÜNDÜR”

    Hamdi Yurdakadim Dede, İçişleri, Gençlik ve Spor ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 400 Alevi genci için 19-23 Ağustos’ta yapılması planlanan ‘Hacıbektaş Gençlik Kampı’nı da eleştirdi. Alevi gençlerini, gerici cenahların projelerinden uzak tutmak gerektiğini söyleyen Yurdakadim Dede şunları söyledi:

    “Bir insan eğer kendi aklını kullanamıyor ise birileri, onlar adına kullanır. Bizlerde insan ayrımı olmadığı için ben bu zamana kadar yapılan aşure programları için belediyelerin davetine eşlik ettim. Biz bu yapılanı şehir içinde uyguluyoruz ama 400 genci Hırka Dağı’na, dedeleri de Kerbela’ya götürüyorlarsa aklımızı kullanmak zorundayız. Bugün eğer bir dede, nefsine yenik düşüp o geziye giderse yetiştirdiği çocuktan da hayır gelmez. Bakanlıkların bu programına dair görüşlerimden ötürü ‘Dedelere neden baskı yapıyorsun?’ gibi eleştiriler de aldım. Elini vicdanına koyacaksın, nefsine hakim olacaksın ve Yol’u düşüneceksin. Yol nefisten üstündür diye yorumladım. Giden olursa ben karışmam. Gitmeyen, dik duran olur, onun yanında olurum. Ama şu sistem içerisinde Kerbela’ya giden hiçbir dedeye saygım da olmaz. Ben onlara ‘dede’ değil ‘soytarı’ derim. Onlar Aleviliğin duruşunu, şeklini bozuyorlar.

    Her seçim geldiğinde bir ‘aşure çorbası’ yapıp her şeyi karıştırıyorlar. Mesela AK Parti Genel Merkezi’nden ‘cem töreni yapalım’ diye teklif gelmişti. Ben onu da kabul etmedim. Ama 1 hafta sonra baktım ki dedelerin birisi yarım saatlik cem yapmış! Bunlar soytarılıktır.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Cemevini tanımayan AKP, Alevi gençleri kampa, dedeleri Kerbala’ya götürüyor!

    > AABK İnanç Yol Erkan Kurulu’ndan uyarı: AKP’nin davetine icabeti düşkünlük olarak görürüz

  • Gülçin Akça: Alevi gençlerinin kampa götürülmesi bir asimilasyon çalışmasıdır-VİDEO

    Gülçin Akça: Alevi gençlerinin kampa götürülmesi bir asimilasyon çalışmasıdır-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümeti tarafından 400 Alevi genci için gençlik kampı düzenlenmesine tepki gösteren Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Eşit Başkanı Gülçin Akça “Sünni geleneğinin, tekçi zihniyetin Alevileri yok sayan zihniyetin, Alevi gençlerine ne öğreteceği, ne vereceği şüphelidir. Alevi kurumları da, Alevi gençlere sahip çıkmalıdır” dedi.

    İçişleri, Gençlik ve Spor ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 400 Alevi genci için 19-23 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanan “Hacıbektaş Gençlik Kampı” ile 300 dedenin Aralık ayında İçişleri Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından organize edilen programa Kerbela’ya götürülmesine yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor.

    AKP hükümeti tarafından planlanan 18-25 yaş arası gençlere “Hacıbektaş Gençlik kampı” düzenlenmesine ilişkin Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi Eşit Başkanı Gülçin Akça PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLERİ YOK SAYAN BİR ZİHNİYETİN ALEVİ GENÇLERİNE NE ÖĞRETECEĞİ ŞÜPHELİDİR”

    Gençlerin Hacı Bektaş’a devlet tarafından davet edilmesi ve kampa alınması bir asimilasyon çalışması olduğunun altını çizen Gülçin Akça, “Burada gençlere Sünni geleneğinin tekçi zihniyetin Alevileri yok sayan bir zihniyetin Alevi gençlerine ne öğreteceği, ne vereceği şüphelidir. Kendi dinlerini, Alevi gençlerimizi asimile ederek, arı duru düşüncelerini kirletmekten başka bir şey değil” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK ALEVİ GENÇLERE YETERİNCE ULAŞABİLİYOR MUYUZ?”

    “Alevi kurumları olarak Alevi gençlere yeterince ulaşabiliyor muyuz?” diye soran Gülçin Akça, “Gençlere yolumuza, erkanımıza dair gerekli çalışmaları yapabiliyor muyuz? Bu konuda biraz kendimizi de sorgulamalıyız. Devlet bakıyor ki Alevi örgütleri bunu yapamıyor ve burada bir açık alan var ve bu alanı kapatma yönüne gidiyor” diye konuştu.

    “KOCA KOCA CEMEVLERİMİZ VAR AMA GENÇLERİMİZ YOK”

    Alevi gençlerine Alevi kurumlarının dokunması gerektiğinin altını çizen Gülçin Akça, “O anlamda bizler gençlere daha fazla el atmalıyız, uzanmalıyız, dokunmalıyız. Gençleri cemevlerimize, örgütlerimize çekebileceğimiz alternatifler bulmamız, bu anlamda çalışmalar yapmamız gerekiyor. Koca koca cemevlerimiz var ama gençlerimiz yok. Bunun mutlaka sorgulanması gerekiyor. Bu konuda bütün Alevi örgütlerini, cemevi başkanlarını, yöneticilerini daha duyarlı olmaya davet ediyorum” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Bülbül’den, AKP’nin Alevilere yönelik etkinliklerine tepki: Oyunlardan vazgeçin!-VİDEO

    Bülbül’den, AKP’nin Alevilere yönelik etkinliklerine tepki: Oyunlardan vazgeçin!-VİDEO

    PİRHA-HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulu’nda, 300 dedenin Kerbela’ya götürülmesine ve İçişleri, Gençlik ve Spor ve Kültür Bakanlığı eliyle Hacı Bektaş’ta Alevi gençlere yönelik düzenlenen kamp etkinliğine tepki gösterdi. Bülbül, “Cemevi dedesi istiyorlarmış. Hani cemevi diye bir yer yoktu? Hani cemevi diye bir ibadethane yoktu? Niye yazdınız? Valiniz yazmış, kaymakamınız yazmış. Bu ne sahtekarlıktır?” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Meclis Genel Kurulu’nda, 300 dedenin Kerbela’ya götürülmesine ve İçişleri, Gençlik ve Spor ve Kültür Bakanlığı eliyle Hacı Bektaş’ta düzenlenecek etkinliğe dair konuştu.

    “ALEVİLERE AÇILAMADINIZ”

    İktidarın geçmişte yaptığı Roman, Kürt ve Alevi açılımına dikkat çeken Bülbül, “Bütün bunların sonunda ne oldu biliyor musunuz? Yandı bitti kül oldu. Alevilere açılamadınız. Aleviliğe açılacak hikmetiniz, himmetiniz, kapınız, iliniz, irfanınız yoktur. Bu ilim ve irfandan yoksunsunuz. Aynı şekilde Roman halkına da açılamadınız. Sulukule’yi yerle bir ettiniz” dedi.

    “HANİ CEMEVİ DİYE BİR YER YOKTU?”

    İçişleri Bakanlığı’nın valiliklere ve kaymakamlıklara yazı gönderdiğine işaret eden Bülbül, “Cemevi dedesi istiyorlarmış. Hani cemevi diye bir yer yoktu? Hani cemevi diye bir ibadethane yoktu? Niye yazdınız? Valiniz yazmış, kaymakamınız yazmış. Bu ne sahtekarlıktır? Hem yok diyeceksiniz, hem resmi belgeyi yazıp göndereceksiniz. Alevilere gelince yok. Kendi iç yazışmanıza gelince var” diyerek iktidara tepki gösterdi.

    “DEDEYİ KERBELA’YA GÖTÜRECEK BİLGİ, İRFAN NEREDE?”

    Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyor ki dedeleri Kerbela’ya götüreceğiz. Dede kavramı da aslında yasalara göre yasak. Dedeyi Kerbela’ya götürecek bilgi, irfan nerede? Zaten Türkiye Kerbela olmuş. Niye Kerbela’ya götürüyorsun? Kerbela Ankara Gar Katliamı, Kerbela Madımak Katliamı. Kerbela Suruç Katliamı. Kerbela, yoksulluk, işsizlik, açlık. Kerbela, Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz.

    “AKP İNANCIMA SAYGILI OLSUN, SEMAHA GÖSTERİ YAZMIŞ”

    Aleviliği burada işin içerisine karıştıracak oyunlardan vazgeçin. Devletin kurumları, devletin kurumları değil, AKP’nin kurumları. AKP’nin kurumları da benim inancıma, tarihime, kültürüme, irfanıma, ilmime saygılı olsun. Programda semah gösterisi yazılmış. Bu ne aymazlıktır? Semah gösteri değil, semah ibadettir. Semah gösterisi olur mu? Siz namaz gösterisi diye bir şey duydunuz mu? İnsan biraz araştırır, biraz farkına varır.

    İNKARCILIĞI DA, TEKÇİLİĞİ DE ORTADAN KALDIRACAĞIZ

    Biz Alevi toplumuna eşit yurttaşlık hakkı dediğimizde arka plandan oyun oynayacaksınız. Türkiye’de yoksulluk var, işsizlik var, açlık var, Kürt sorununun çözümsüzlüğü var, kadına saldırı var, ırkçılık, faşizm ayyuka çıkmış durumda. Bütün bunlar içerisinde cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevi sorununu çözmeden, Alevilere eşit yurttaşlık hakkını kazandırmadan, tanımadan gitmek cumhuriyetin kadük ve yetersiz olduğu anlamına gelir. Bu inkarcılığı da, tekçiliği de ortadan kaldıracağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran Bodrum’da anıldı

    Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran Bodrum’da anıldı

    PİRHA- Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneği Cemevi tarafından, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’ı anma konseri gerçekleştirdi.

    Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’ın 2021 yılının UNESCO anma ve kutlama yıl dönümleri programına alınması vesilesi ile Bodrum’da Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneği tarafından bir anma konseri gerçekleştirildi.

    “ÖĞRETİMİZİN EVRENSELLİĞİ GÖZLER ÖNÜNDE”

    Konser, günün anlam ve önemine dair bir slaytın ardından dernek yönetim kurulu üyesi Nilgün Kösedağ’ın yaptığı konuşma ile başladı.

    Kösedağ konuşmasında, “Aşkın, kardeşliğin, sevginin, barışın, adaletin ve hoşgörünün ışığını Anadolu’dan tüm evrene sunan erenlerimiz, pirlerimiz; ser çeşmemiz Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’ımız, dün olduğu gibi bugün de hem yaralarımıza merhem hem de talip olana rehber olmaya devam ediyorlar. Zira üçü de aynı mekân ve zamanların diliyle insanlığa ilham vermişlerdir. Onları bilge yapan sadece kendi sesleri değil, dönemin insani sesleri, duruşu, düşünme ve yaşama çağırma biçimleridir. Hacelerimizin ortaya çıkardığı kültürel miras, öğretilerinin zenginliğinin bugünlerde uluslararası alanda gündeme gelmiş olması öğretilerinin evrenselliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir” ifadelerini kullandı.

    Anma etkinliği Hüseyin Albayrak ve Ali Rıza Albayrak’ın seslendirdiği deyişler ile devam etti.

    Konser sonrası sanatçılara Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneği Cemevi Başkanı Cem Yalçın tarafından, Bodrum Sağlık Vakfı engelli öğrencilerinin hazırladığı plaketler verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdal Kılıçkaya yazdı: Ah şu Alevi kadınlar

    Erdal Kılıçkaya yazdı: Ah şu Alevi kadınlar

    PİRHA-  AABK Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, Abdal kadınların Hacıbektaş’ta kaldıkları misafirhanede Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Celal Abbas Ulusoy tarafından hakarete ve şiddete maruz kalmasının ardından Alevi kadınların dayanışmasının önemini ifade etti. Kılıçkaya, kadınların gericiliğe karşı mücadelede birer kutup yıldızı olduğunu belirterek, buna karşı tek çarenin birlik olmaktan geçtiğine vurguda bulundu.

    Hacı Bektaş Veli Anma etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’a giden Abdal kadınlar kaldıkları Hacı Bektaş Veli Dergâhı Vakfı’nın misafirhanesinde Celal Abbas Ulusoy’un sözlü şiddetine maruz kalmış ve bu olay Alevi kamuoyunda büyük tepki ile karşılanmıştı.

    ‘Ah Şu Alevi Kadınlar’ başlığıyla bir yazı kaleme alan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, bu gerici, faşist güruha karşı bir şeyler yapmanın arzusu içerisinde olanların, ancak yol gösteren kutup yıldızı gibi olmayı başarabilmesi ile mümkün olacağına dikkat çekti.

    Kılıçkaya, yazısının sonunda ise demokratik bir Türkiye arzusu ve eşit yurttaşlık talebi için, inancı ve umudu yitirmeden tek çarenin birlik olmaktan geçtiğine işaret etti.

    Kılıçkaya’nın kaleme aldığı yazı şöyle:

    “Ah Şu Alevi Kadınlar!

    Posta oturan kadınlarımızı her zaman baş tacı olarak gördük.

    Ataerkil toplumun maçolarına inat, bir kadın dayanışmasının gücü kendini hissettiriyor.

    Erkek egemen bir toplumda, adeta denizin ortasında, köpek balıklarının gözlerinin içine bakarak, kimseye haber vermeden ilerliyorlar.

    Son dönemde, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de de en diri muhalefeti, en sağlam duruşu kadınların gösterdiğini somut olarak herkese gösteriyorlar.

    Bunu da abartısız, gösterişsiz, laf kalabalığına başvurmadan, alçak gönüllü bir duruşla yapıyorlar.

    Kadınlar sırtlarını birbirlerine dayarken, gerici güruhtan gelen saldırılara hiç mi hiç aldırış etmiyorlar.

    Çünkü ne istediklerini çok iyi biliyorlar.

    Karanlığın ortasında birer kutup yıldızı olmanın ne demek olduğunu bizlere somut olarak gösteriyorlar.

    Gericiliğe karşı mücedele etmek için herkesin de kendileri gibi, etrafını aydınlatan birer kutup yıldızı olması gerektiğini söylüyor, söylemekle de kalmıyor, bunun gereklerini yerine getiriyorlar.

    Sizler de yıldızlar ülkesinde yaşamak istiyorsanız, bu gerici, faşist güruha karşı bir şeyler yapmanın arzusu içersindeyseniz ; sizler de birer kutup yıldızı olun.

    Hatta, el ele verin ve gökkuşağına dönüşün.

    Demokratik bir Türkiye arzusu ve eşit yurttaşlık talebi için, inancı ve umudu yitirmeden mücadeleye devam edin.

    Yalana karşı gerçeği, cehalete karşı bilgiyi, köleliğe karşı hürriyeti, savaşa karşı barışı savunun.

    Unutmayın; tek çaremiz birlik, birlik, birlik..”

    (PİRHA HABER MERKEZİ)

  • Kadıncık Ana Türbesinde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    Kadıncık Ana Türbesinde Muhabbet Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi Kadıncık Anada Muhabbet Cemi yürüttü.

    2021 UNESCO Hacı Bektaş Veli Anma Yılı ve 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, üç koldan yalınayak, başı açık şekilde yapılan yürüyüş ile başladı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi Kadıncık Ana Türbesi önünde Muhabbet Cemi yürüttü.

    Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu tarafından yürütülen cemde zakirler Zeynep Karababa ve Aydın Birkan Özkan deyiş ve nefesler okudu.

    Muhabbet cemi lokmaların paylaşılmasıyla sonlandırıldı.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

     

  • HDP İnanç Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Aday: Diyanetin girişimi ikiyüzlülüktür

    HDP İnanç Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Aday: Diyanetin girişimi ikiyüzlülüktür

    PİRHA- Diyanet’in, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri haftasında “Muharremiye Programı” düzenleyip cami açılışı yapma, mevlid okutma planına HDP Parti Meclisi Üyesi, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday tepki gösterdi. Aday, Diyanetin bu girişiminin ahlaki, vicdani olmadığını, düpedüz ikiyüzlülük olduğunu vurguladı. 

    Nevşehir İl Müftülüğü, 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri haftasında “Muharremiye Programı” başlığı ile duyurduğu programda, camii açılışı ve mevlid olduğunu bildirdi.

    Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapılacak “Hatim programı”na ise Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da katılacak. Gecenin sonunda ise “Oruç açma” ve “Mevlid Programı” gerçekleştirilecek.

    Diyanet’in bu girişimine HDP Parti Meclisi Üyesi, Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası Eşsözcüsü Nesimi Aday tepki gösterdi.

    Aday, “Diyanet’in, bir inanç olarak kabul etmediği Aleviliğin en temel ritüellerinden birini kendi bekaasına payanda yapma girişimi hem ahlaki hem de vicdani değildir; yapılan düpedüz ikiyüzlülüktür. İktidar Alevilere saygı duyduğunu söylüyorsa eğer, elini Hacı Bektaş Dergahından çekmelidir.

    “2. MAHMUT’UN ARDILLARI”

    Nesimi Aday şu açıklamayı yaptı:

    “II.Mahmut’un ardılları, kaldıkları yerden devam ediyorlar. Aslında bu inkarcı, asimilasyoncu zihniyeti hiç terk etmediler. II. Mahmut’un Hacı Bektaşı Veli Dergahını kendi inanç anlayışına entegre için, 1826’da türbenin bahçesine cami yaptırmasından bu yana asimilasyon hiç eksik olmadı. O dönem Şeyhülislamlar ve Nakşibendi şeyhleri vardı, bugün de Diyanet Başkanı ve fikirdaşları var. II.Mahmut’un ardılları, Fetullah Gülen’in “Cami-Cemevi” projesini utangaçça sürdürüyor.

    “DÜPEDÜZ İKİ YÜZLÜLÜK BU”

    Alevilerin Serçeşme olarak kabul ettiği Hacı Bektaşta yapılan ve yapılacak olan camii açmak gibi Diyanet faaliyetleri, Alevileri tekçi, mukaddesatçı sisteme entegrasyonu amaçlıyor olmalı ki böyle Muharrem’de program yapıyorlar.

    Diyanet’in, bir inanç olarak kabul etmediği Aleviliğin en temel ritüellerinden birini kendi bekaasına payanda yapma girişimi hem ahlaki hem de vicdani değildir; yapılan düpedüz ikiyüzlülüktür. İktidar Alevilere saygı duyduğunu söylüyorsa eğer, elini Hacı Bektaş Dergahından çekmelidir.

    Ayrıca kendi yayınlarında Alevilere defalarca hakaret eden bu kurumun başkan ve yöneticileri, Alevi canlardan özür dileyip, rızalık almadan hangi yüzle gidiyorlar Hacı Bektaş’a insan şaşıyor doğrusu.

    “TAKİYYEDEN ÖTE BİR ŞEY DEĞİLDİR”

    Alevilerin inanç mekanları olan cemevlerini tanımayanların, onlara ‘cümbüş evi’ hakareti yapanların, Muharrem orucunda, Hacı Bektaş’ta oruç açması takiyyeden öte bir şey değildir. Alevi canlar bu siyaseti gördüler. Hakkaniyet ölçülerinde demokratik tepkilerini de gösteriyorlar.

    “DEVLET TÜM İNANÇ GRUPLARINDAN ELİNİ ÇEKMELİDİR”

    Türkiye’nin en büyük bütçelerinden birine sahip Diyanet İşleri Başkanlığının, Alevilerden de aldığı vergilerle tekçi inanç faaliyeti sürdürmesi fikrinden ve pratiğinden vazgeçmesi gerekiyor. Yüz yıllardır sürdürülen ayrımcılık bir sonuç vermediği gibi, Alevilik-Sünnilik kutuplaştırmasını da büyütmektedir. Toplumsal barışımız için, devletin tüm inanç gruplarından elini çekmesi gerekiyor.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • ADFE ve AABK ‘2021 Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ programını açıkladı

    ADFE ve AABK ‘2021 Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ programını açıkladı

    PİRHA- ADFE ve AABK ‘2021 Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ programını açıkladı. Anma programının 27-28 Ağustos 2021 tarihleri arasında yapılacağı duyuruldu.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ve bağımsız Alevi kurumları ‘2021 Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ programını açıkladı.

    Anma programının 27-28 Ağustos 2021 tarihleri arasında yapılacağı duyurulurken, programa dair yapılan açıklamada, şunları dile getirildi:

    “Hoşgörü sözcüğü; kişinin kendi düşünce ve inançlarına karşıt fikirleri, olabildiği kadar hoş görme durumudur. Tutum ve davranışlarda daraltma ve kişiyi yok sayma arasında net tavır, dengeli hareket ve karşılıklı ilişkilerin kolaylığıdır. Pir Hacı Bektaş Veli düşüncesinin temelini oluşturan “hoşgörü”;  birey ya da toplumumuzun sosyal ve kültürel farklılıklar çerçevesinde sergilediği düşünce, tutum, davranış ve yapmış olduğu uygulamaların bir inançsal felsefeye dönüşmesine yöneliktir.

    Bu felsefeyle toplumsal sorunlar, inançsal yaşam ve anlatılmak istenen düşüncenin ifadesi nettir. Dolayısıyla Hacı Bektaş Veli Hoşgörüsü ve insan sevgisi Alevilik inancının içselleştirilmiş erdem anlayışıdır ve asla toleransla karıştırılmaması gereken bir kavramdır.

    O’nun hoşgörü anlayışı her olumsuz duruma karşı olumlu davranmak, kötülüğü tolere etmek ya da sabretmek değildir. Bu anlayış, gönül, bilim, ahlak ve insanlık onur değerlerini içerir ve insanoğlunun tabiatın her zerresine saygı duymasını ve kötülüklerden uzaklaşarak özüne yakınlaşmasını hedefler.

    Bu sene, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü “UNESCO”, Alevi Bektaşi inancının dünya uygarlığına yönelik ünik (benzeri olmayan) bir yaşam felsefesi olduğunu ve O’nun insanlık adına istisnai bir görev üstlendiğini kabul ederek 2021 yılını Hacı Bektaş Veli Yılı olarak duyurdu.

    Böylece;  varlığını, tüm asimilasyon ve yok saymaya karşı kalın çizgilerle hissettiren Alevi toplumu, kendine özgü yaşam bakışıyla bu coğrafyanın ötesinde, evrensel bir bakış sürecine dâhil olmuştur.

    Sevgili canlar;  Alevi Bektaşi düşüncesi, sosyal, kültürel yaşam zemininde net ve anlaşılırdır ve UNESCO’nun bu kararıyla dünyanın ihtiyaç duyduğu tek şeyin sevgi, hoşgörü ve akıl olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

    Bu sebeple Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve bağımsız Alevi kurumları birlikte hareket ederek Pir Hacı Bektaş Veli’nin  “Bir olalım, İri olalım, Diri olalım ”sözüne vurgu yaparak,  27-28 Ağustos 2021 tarihlerinde Hacıbektaş ilçesinde etkinlikler organize etmeye karar vermiştir.

    Buna göre;

    27 Ağustos Hacıbektaş Dergâhı bahçesinde Cem ve Kadıncık Ana’da Analarımızın organize ettiği Cem.

    28 Ağustos gündüz Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek paneller,

    28 Ağustos akşam konser etkinliği organize edilmesi kararlaştırılmıştır.

    Panelistler:

    Fatih Mehmet Maçoğlu (Dersim Belediye Başkanı

    Rıza Akpolat (Beşiktaş Belediye Başkanı)

    Kemal Bülbül (HDP Antalya Milletvekili)

    İlhan Cihaner (CHP 24. Dönem Denizli Milletvekili)

    Sibel Yalçın ( Serçeşme Dergisi Editörü )

    Ozanlarımız ve Sanatçılarımız:

    Arif Sağ

    Belkıs Akkale

    Sabahat Akkiraz

    Erdal Erzincan

    Cengiz Özkan

    Hüseyin Turan

    Tolga Sağ

    Muharrem Temiz

    Dertli Divani

    Mercan Erzincan

    Ali Çağan

    Özlem Taner

    Kutsal Evcimen

    Talip Şahin

    Tayyar Erdem

    Sinan Güngör”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kestel Hacı Bektaş Veli Derneği’nin başkanı yeniden Türkan Çiftçi

    Kestel Hacı Bektaş Veli Derneği’nin başkanı yeniden Türkan Çiftçi

    PİRHA-Kestel Hacı Bektaş Veli Derneği ve Cemevi 14. Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi. Türkan Çiftçi, yapılan kurulla birlikte yeniden başkanlığa seçilen isim oldu.

    Kestel Hacı BektaşVeli Derneği ve Cemevi, pandemi sebebiyle 1,5 yıldır ertelenen 14. Olağan Genel Kurul Kongresini yaptı. Dernek binasında yapılan kongrede pandemi kuralları göz önünde bulundurularak her katılımcıdan HES kodu talep edildi.

    Kongreden çıkan sonuçla birlikte mevcut başkan Türkan Çiftçi’nin 2 yıl daha aynı görevi yürütmesi kararı alındı.

    Çiftçi, kongreye dair yaptığı açıklamada “Burası bizim toplumsal merkezimiz ve bizim inanç yerimizdir. Bizler talip olduğumuz bu görevlerden önce de buradaydık, bu görevleri başka canlarımıza devre ettiğimizde de burada olacağız. Burası bizim hüznümüz, burası bizim gençliğimiz, burası bizim kültürümüz ve mirasımızdır. Öğrencilerimizle, sazımızla, sözümüzle, dayanışmamızla, birlik ve beraberliğimizle, buranın ışığı ile toplumumuzun her yanını aydınlatmalıyız ve bunun için çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Ali Galip, Kadıncık Ana’yı ve 13. Yüzyıl Aleviliğini tiyatro oyunu ile anlattı-VİDEO

    Yazar Ali Galip, Kadıncık Ana’yı ve 13. Yüzyıl Aleviliğini tiyatro oyunu ile anlattı-VİDEO

    PİRHA-‘Kadıncık Ana-Hacı Bektaş’ın Vedası’ isimli kitabın yazarı Ali Galip, Alevi inancında önemli bir şahsiyet olan Yol önderi Kadıncık Ana’yı ilk kez bir edebi eserde canlandırdı. Yazar Galip, “Kadıncık Ana, Hacı Bektaş’ın ölümü ile birlikte bu yolun kurucularından biri” diyerek tiyatro türünde yazdığı kitabının detaylarını PİRHA’ya anlattı.

    Yazar Ali Galip’in ‘Kadıncık Ana-Hacı Bektaş’ın Vedası’ isimli kitabı Klaros Yayınları’ndan çıktı. Bu eserle birlikte Alevi-Bektaşi kültüründe kadın rolünü simgeleyen Kadıncık Ana, ilk kez edebi bir esere de konu edinmiş oldu.

    Yazar Ali Galip, tiyatro türündeki çalışmasını “bir tür dramatik eser” sözleriyle tarif ederek kitabın oluşum sürecini de anlattı. Aynı zamanda Felsefe eğitmeni olan Yazar Ali Galip, kitabına dair “Tiyatro eseri olarak bu çalışmam bir ilk. Kadıncık Ana’ya ait bırakın edebi eserleri, biyografi olarak da fazla bir çalışma yok. Bir tarihsel şahsiyet olarak yaşamı hakkında derli toplu bir çalışma mevcut değil” bilgisini verdi.

    “YOLUN KURUCULARINDAN BİRİ”

    Yazar Ali Galip, 1300’lü yıllarda yaşam sürmüş olan Kadıncık Ana’nın önemine ise şu sözlerle dikkat çekti:

    “Kadıncık Ana, Hacı Bektaş’ın ölümü ile birlikte bu yolun kurucularından biri. Bu bakımdan kadın olması önemli.

    Hacı Bektaş’ın ölümünden sonra bu yolu devam ettirmesi, dergahını kurması, Ayrıca Abdal Musa’yı yetiştirmesi ve dergahı bir okul olarak inşa etmesi çok önemlidir. Tabi bu olaylar büyük bir travmanın üzerine gelişmiş; Babailer İsyanı ve Babailerin katledilmesi, bugün Alevi-Kızılbaş dediğimiz kesimin öncülerinin darmadağın olması, Selçukluların bütün bir baskı ve katliamına ek olarak Moğollarla beraber tüm muhalif kesimlerin darmadağın edilmesi, o bakımdan böyle bir süreçte Kadıncık Ana’nın ortaya çıkıp yeniden toparlaması Aleviler açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu bakımdan mutlaka araştırılıp yazılması gereken biri.

    Kişinin kadın olması dolayısıyla önem arz ediyor. Alevilik’te kadınların erkeklerle eşit pozisyonda olması bakımından da bunu sağlayan öncülerinden biri diyebiliriz. Bu nedenle kayıtsız kalınamayacağını düşündüm. Bunu edebi bir dille yazmak uzun yıllardır aklımdaydı.

    “13. YÜZYIL BÜYÜK BİR YIKIM YÜZYILI”

    Yazar Ali Galip, Hakk ve hakikat öğreticisi birçok ismin 13. Yüzyılda yaşam sürdüğüne de dikkat çekerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Babai isyanının ezilmesiyle birlikte Bektaşilerin neredeyse Anadolu’nun her tarafına dağılması, İstanbul’da ve birçok şehirde mevlevihanelerin kurulması ve buna karşılık Bektaşiliğin daha kırlara çekilip geri planda kalma süreci yıllardır üzerinde çalıştığım bir dönem. Yani 13. Yüzyıl… Bu yüzyıl aynı zamanda Hacı Bektaş’ın, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin ve Kadıncık Ana’nın yaşadığı bir yüzyıl. Büyük bir yıkım yüzyılı ama bir bakıma Anadolu halklarının da kaynaşma yüzyılı. Ve Anadolu Selçuklu yönetimindeki iktidar boşluğu ile Moğolların elinde, bunların kukla vaziyete gelmesi o dönemi daha bir ilgi çekici hale getiriyor. Bu bakımdan kitabımda şöyle bir şey yapmaya çalıştım; iç içe geçmiş birkaç sorundan bahsedebiliriz, bunlardan biri; Alevi-Bektaşi kesimindeki algılayış, yani detaylı tarihsel kitapların olmaması. Bu, boşluğu rivayetlerle doldurmamıza neden oluyor. Tarihi bir şahsiyet olarak Kadıncık Ana hakkında fazla bir şey bilmiyoruz. Bu yüzden de efsanelerle yerini dolduruyoruz. Zaten doğu toplumu olarak efsanelere meraklı bir yapımız var. Bu sebeple eldeki malzeme bana bir kurgu, edebi eser yazma olanağı sunuyordu. O yüzden böyle bir eser yazmaya çalıştım.

    “KADIN POSTA OTURUR MU TARTIŞMASI”

    İç sorunlar dediğim ise şu: Örneğin kitabı hazırlama sürecinde tartışma başlamış oldu. Çünkü kitapta Hacı Bektaş’ın son 3 gününü yazıyorum. Hacı Bektaş, ölmek üzere ve ona ayan olan bütün mürşitler, pirler, ocakzadeler toplanıyor. Hacı Bektaş’ın vasiyetinden biri de Kadıncık Ana’ya ‘artık posta sen otur’ şeklinde. İşte tartışma buradan başlamış oluyor. ‘Kadın posta oturur mu?’ deniliyor. Oysa ‘bütün canlar eşittir’ diyoruz. Ama kimileri de ‘geleneğimiz de yok’ diyor. Ve tartışma şu boyutta sürüyor; ‘Geleneksel ve Modern Alevilik’… ‘Bu geleneği koruyalım’ diyen bir kesim var. Ama İnançların da dinamik bir yönü mevcut. Buna uygun biçimde inançların ve ritüellerin de değişmesi lazım. Oyunun bir boyutu da bu. Beni yazmaya teşvik eden bir diğer kısım ise iktidar ve vatandaş ilişkisi oldu.”

    DÖNEMİN İKTİDARININ, BEKTAŞİLİĞE YAKLAŞIMI…

    Yazar Ali Galip, kitapta anlatılan hikayeden kesitler de sundu. Oyunun, Hacı Bektaş’a ait evin avlusunda geçtiğini belirten Yazar Galip, şöyle devam etti:

    “Hünkar, hasta halde yatıyor ve Kadıncık Ana, onun hizmetini yapıyor. O sırada dergah inşaatı sürüyor. Oyunun kahramanları Kadıncık Ana ve Sarı İsmail. Bunlarla birlikte eğitim alan gençler de mevcut. Polisiye bir kurgu işliyor. Bunlarla birlikte, kötü niyetle gelmiş olan derviş kılığında iki de şahıs var. Oyunun sonunda bu kişilerin niyetleri açığa çıkıyor. Bir bakıma dergahta ne olup bittiğine hakim olmak için ajan olarak gönderilmişler. Dönemin siyasi erkinin, iktidar için neler yapabileceklerini tahmin ettiğimiz o kesimin, denetlemek için gönderdiği kişiler… Bu anlayış günümüze de çok uzak değil! Dolayısıyla bunu bir inanç grubu üzerine yürütülen katliam, baskı diye okuyabiliriz. Ama esas önemli olan oradaki dirlik ve hak arayış mücadelesi. Bir biçimde doymak bilmeyen iktidar mercii var ve bunun altında ise vergi yüküyle ezilen bir kesim söz konusu. Bu çerçevede bu dayatmanın, iktidarın yeni oluşan Bektaşiliğin nasıl gördüğünü anlatılıyor.”

    “BEKLENTİM OYUNUN SAHNELENMESİ”

    Oyunun sahnelenmesi konusunda da uğraşlarının olduğunu ifade eden Yazar Ali Galip, “Oyunun yazılması bitti ama esas bundan sonra sahnelenince ete kemiğe bürünecek. Umarım bu vesileyle yönetmen ve oyuncular da ilgi gösterir. Beklentim oyunun sahnelenmesi yönünde” siye konuştu.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘O cemevi Şia ve Sünni inancın işgaline uğramış’

    ‘O cemevi Şia ve Sünni inancın işgaline uğramış’

    PİRHA-Dede Hasan Doğan, İstanbul Kartal Cemevinde ‘Dede’ sıfatı ile görev yapan kişilerin imamlara dönüştürüldüğünü ifade ederek “Cenaze erkanları Alevi Yol ve erkanına göre kaldırılmalı. Fatiha okunmamalı, takke ve cübbe giyilmemeli” dedi.

    Alevi Vakıfları Federasyonu’na bağlı İstanbul Kartal Cemevinde yapılan cenaze erkanlarında Sünni-Şii geleneklerinin de görünür olması Alevi Yol önderleri tarafından eleştiriyle karşılandı.

    Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan söz konusu cemevinde görev yapan dedelerin “İmamlara dönüştürüldüğünü” ifade ederek “Bunlar gri pasaportu dedelerden daha kötüler” dedi.

    “PİRLERİN SÖZLERİNİN YAZILI OLDUĞU ÖRTÜLER SERİLSİN”

    Dede Hasan Doğan, tabutların üzerine serilen yeşil renkli Arapça yazılı örtülerin günümüzde birçok cemevinde görünür olduğunu belirterek “Bu çok acı bir durum” yorumunu yaptı.

    Dede Hasan Doğan, Arapça ‘Her can ölümü tadacaktır’ yazılı örtünün asla Alevi geleneğine uygun düşmeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Alevilikte devriye inancı vardır. Varoluşa inanılır, yaradılışa değil. İslam ise yaradılışa inanır, her şeyi Tanrıya bağlar. Oysaki Alevilik varlığın birliğine inanır. Yani hiçbir şey yoktan var olmadı, her şey vardan var oldu. Buna göre bizlerin, ölüp yok olup gitme durumu olmaz çünkü devriye tamamlanır. Aleviler, kendi pirlerinin, deyişlerinin sözlerini o örtülere yazmalı. Artık biz bu gelenekten bıktık.”

    “ALEVİLER BU TÜR YERLERDEN UZAK KALSIN”

    “Cenaze erkanları Alevi yol ve erkanına göre kaldırılmalı” diyen Dede Hasan Doğan, Türkçe dahi olsa Fatiha okunmasına karşı çıkarak “Asla ne Fatiha’yı kabul ederim ne de Sünni inanca atıf yapılması” dedi

    Cenaze erkanını yürütenlerin kafalarına taktıkları takkenin Hacı Bektaş’a özgü bir durumun olmadığını da söyleyen Hasan Doğan Cemal şöyle devam etti:

    “Bu tamamen yalan bir söylemdir. Şah İsmail, Şah Hatai’dan kalma, yani Şia inancını Alevilerin üzerine monte etmekten bunlar çıkıyor. Bilinç altından 12 imamlara götürüp dayandırmak, Şia inancını Anadolu’daki Alevi-Kızılbaş inancının üzerine pekiştirmekteler. ‘Bunu Hacıbektaş taktı’ diyenler halt yemiştir.

    Ramazan’da iftar yemeği veren bir yönetimden ne beklersiniz. Halen daha o cemevinde Kur’an kursu devam ediyor. 400’ün üzerinde öğrenci olduğunu söylüyor ve bununla da gururlanıyorlar.

    Şia ve Sünni inancı orayı işgal etmiş. Orası cemevi olmaktan çıkmış. Oraya maddiyat anlamında ciddi bir para akıyor. Devlet oraya destek veriyor. Alevilerden bir ricam var; bu tür yerlerden uzak kalsınlar, cenazelerini oraya götürmesinler.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Bu cemevinde takkeli, cüppeli, fatiha suresi ile Hakk’a uğurlama oluyor!

    Bu cemevinde takkeli, cüppeli, fatiha suresi ile Hakk’a uğurlama oluyor!

    PİRHA-İstanbul Kartal Cemevindeki cenaze erkanlarında İslami gelenekler kullanılıyor. Takke ve cübbe giyinen hoca, Fatiha suresini okuyor, Sünni-Şii geleneğine göre uğurlamayı yapıyor. Tabutların üzerine de yeşil renkte Arapça yazıların olduğu örtü seriliyor. Son olarak Aşık Ali Doğan’ın cenaze erkanında uygulandı. Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş, uygulamaların doğru olduğunu savunup, “Allaha inanmayanlarla neyi tartışacaksın?” diyerek eleştiri yapan Alevileri, pirleri suçladı. 

    Alevi Yol önderleri, cenaze erkanlarında İslami (Sünni-Şii) geleneklerin etkili olmasını eleştirirken, bir benzer gelişme de 9 Mayıs’ta Alevi Vakıfları Federasyonu’na bağlı İstanbul Kartal Cemevinde yaşandı. Hakk’a uğurlanan Aşık Ali Doğan’ın cenaze erkanında takke ve cüppe giyinen kişi, Alevi inancına ait gülbenkler okumadı.

    Aşık Ali Doğan’ın tabutunun üzerine ayrıca Arapça yazıların olduğu bir örtünün serilmesi ve kalabalık içerisinde kadınların yer almaması da akıllarda soru işareti yarattı.

    İSLAMİYETİN SİMGESİ YEŞİL RENK ALEVİLİKTE DE GEÇERLİ Mİ?

    İstanbul’da bir derneğe, federasyona bağlı olmayan Kartal Cemevinden kaldırılan cenazelerde tabutun üzerindeki yeşil renkli örtüde yazan “Her can ölümü tadacaktır” yazısı da Alevi öğretisiyle ters düşen bir diğer konu oldu. Yol önderleri, her ne kadar “Alevilikte ölüm yoktur, devri daim olmak vardır” dese de İstanbul Kartal Cemevi Vakfı Başkanı Selami Sarıtaş, kendi cemevlerinde düzenlenen erkanların usulen doğru olduğunu savundu. “Tabutun üzerine örtü örtmek geleneğimizde vardır” diyen Sarıtaş, şu açıklamayı yaptı:

    “Bizim tabutların üzerine örttüğümüz örtüde ‘Herkes ölümü tadacaktır’ tarzında bir yazı mevcut. Bu tamamen bizim geleneğimizin içerisinde olan bir yazı. Bazı durumlarda Arapça da olabilir. Bunun sebebi; cenazeleri zaman zaman mezarlıklar Müdürlüğü’nden alıyoruz, onlar da bu örtüler mevcut oluyor ama Türkçe yazıların olduğu örtülerimiz de yer alıyor. Tabutun üzerinde Arapça yazılan ‘Her can ölümü tadacaktır’ demenin yanlış bir tarafı yoktur. Bu nasihat anlamında bir şey.”

    ALEVİLİTE TAKKE VE CÜPPE TARTIŞMASI!

    Selami Sarıtaş, cenaze erkanını yürüten kişinin, onu toplumdan ayrıştıracak bir kıyafete sahip olması gerektiğini de söyleyerek, “Nasıl ki hakim ve savcılarda bir cübbe varsa cenaze erkanını yürütecek bir kişinin üzerinde de bir kıyafet, cübbe giyinmesi normaldir. Köylerde bu yapılmıyordu ama şehirlerde yapılıyor” dedi.

    İstanbul Kartal Cemevi Vakfı Başkanı Selami Sarıtaş, cenazeyi kaldıran kişilerin, başlarına taktıkları takkenin neden tartışma konusu olduğunu da belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Engin Nurşani’nin cenazesinden sonra diğer cemevi başkanları ile kendi aramızda konuştuk. Bu bizim Hüseyin-i Tacı dediğimiz, 12 dilimli Hacıbektaş geleneğinden gelen bir taçtır. Cenaze erkanı yürüten kişi, bunu takıyor. Bunu Hacıbektaş da takmıştır. Bunu gidip Sünni hocaların taktığı şeyle aynı kefeye koyup değerlendirmek doğru değil. Bu tacı, cübbeyi eleştirmek doğru değil. Bütün cemevlerinde söz konusu tacın kullanılması doğru olur.”

    CENAZE ERKANINDA FATİHA OKUNUR MU?

    Selami Sarıtaş’ın tartışma yaratan bir diğer söylemi ise cenaze erkanlarında okunan dualar oldu. “Bizler tabi ki Fatiha okutuyoruz” diyen Sarıtaş “Ama bunu Türkçe gerçekleştiriyoruz. ‘Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla’ diye” ifadelerini kullandı.

    Cenaze erkanlarında dedenin haricinde bir hocanın da yer almasından rahatsızlık duymayacağını söyleyen Sarıtaş, sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Allaha inanmayan bir insanla neyi tartışacaksın? ‘Alevilik İslam’ın içinde’ ya da ‘dışında’ diyen çok küçük bir marjinal grup var. ‘Hak, Muhammed, Ali’ demeden hangi cem başlamıştır? Ama tabi ki eğer bir cemevinde varsa dede tercih edilsin. Ama dedenin olmaması halinde bu işi yine dedelerden eğitim almış kişinin de yürütmesi mümkündür.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • ADFE; Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Ahi Evran yılı nedeniyle bir dizi etkinlik yapacak

    ADFE; Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Ahi Evran yılı nedeniyle bir dizi etkinlik yapacak

    PİRHA-Alevi Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, UNESCO’nun 2021 yılını Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’a atfetmesinin ardından yıl içerisinde bir çok etkinlik yapacaklarını anlattı. Fırat, “Hacı Bektaş, Yunus Emre ve Ahi Evran’ın çevresine kattığı o güzellikler günümüzde daha da yoğunlaşarak devam etmekte. Her gün onların fikirlerinden faydalanmaktayız” dedi. 

    UNESCO’nun 2021 yılını Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’a adamasının ardından Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Yönetim Kurulu 28 Nisan’da toplanarak yıl içerisinde yapacakları programlara dair çalışma yürüttü.

    ADFE yönetimi ile bileşenlerinin katıldığı toplantıda, İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde etkinlikler yapma kararı alındı.

    ADFE Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, UNESCO kararının ardından yapılacak programlara dair bilgi verdi. “Hacı Bektaş Veli, gelenek ve göreneklerimizde maneviyatı çok olan, Alevilerin olmazsa olmazlarından bir tanesidir” diyerek UNESCO’nun kararını olumlu bulduklarını belirtti.

    “HER GÜN ONLARIN FİKİRLERİNDEN FAYDALANMAKTAYIZ”

    Celal Fırat ayrıca, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’ın, insanlık tarihine önemli değerler kattığının altını çizerek “Hacı Bektaş, Yunus Emre ve Ahi Evran’ın çevresine kattığı o güzellikler günümüzde daha da yoğunlaşarak devam etmekte. Her gün onların fikirlerinden faydalanmaktayız. O anlamda Hacı Bektaş Veli biz Aleviler için çok büyük bir değer, Alevilerin olmazsa olmazıdır” ifadelerini kullandı.

    “HER YERE GÜZELLİK KATMAK İSTİYORUZ”

    Celal Fırat, ADFE’nin, bileşenleri ile bütün cemevlerinde yapacakları programlara ilişkin şöyle konuştu:

    “Özellikle İstanbul’daki cemevlerimizde, pandemi sürecini de göz önüne alarak paneller, etkinlikler düzenleyeceğiz. Özellikle Dersim coğrafyasında, Erzincan’da, Sivas’ta, Çorum’da, İzmir ve Ankara gibi yerlerde etkinlikler yapmak istiyoruz. Bu etkinlikleri, gittiğimiz yörenin özgünlükleri ile kanaat önderleriyle, sanatçılarıyla, o bölgenin yazarları ile buluşturmak istiyoruz. Bunları da ocaklarımızla birlikte yapmak istiyoruz.

    Belediyeler de bizimle bu konuda çalışma yürütmek istiyorlar ancak biz bu süreci kendi gelenek ve göreneklerimizle, sadece bir konser havasında değil, tamamen Hacı Bektaş’ı anlayarak, günümüze ışık verecek bir pozisyonda yarınları aydınlatmak istiyoruz. Yunus Emre der ya hani ‘Cümle alem birdir bize, düşmanımız kindir bizim’ sözü ile her yere güzellik katmak istiyoruz. Şu an mevcut iktidar da ‘Bizim Yunus’ gibi tanımlamada bulunuyor. Oysa ki bizim Yunus’un onların dünyasına uyacak bir pozisyonu da yok. Bunları da biz haykıracağız.

    Ahi Evran ile ilgili de yine aynı çerçevede, yoğun bir anlamda pandemi sürecini yaşıyoruz ama gelin görün ki esnaf şu an kan ağlıyor. Ahi Evran’in de günümüz koşuluna dair kelamları olacak. Tarihçi ve yazarlarımızın, Ahi Evran’ın düşüncelerini bizlere yansıtmalarını arzuluyoruz.”

    “ZULÜM YAPANLARI TEŞHİR EDECEĞİZ”

    Celal Fırat, yapılacak programların takviminin ise 21 Mayıs’ta ADFE genel kurulunda açıklanacağını söyledi. Etkinlik içeriklerine dair çalışmaların sürdüğünü belirten Fırat, şunları kaydetti:

    “Bütün yörelerimizde, oradaki canlarımızın öncülüğünde, örneğin Dersim coğrafyasına gittiğinizde o yörenin paydaşlarıyla birlikte muhabbetlerimizi yapmak isteriz. Örneğin Hacıbektaş’a gittiğimizde oradaki kanaat önderlerimiz, bölge halkı ile çalışma yapmak istiyoruz. Özellikle İstanbul’da yoğun bir şekilde paneller düzenlemeyi planlıyoruz.

    Şah-ı Merdan Ali buyurur ya ‘Bir yerde bir haksızlık, zulüm var ise ve onu engelleyemiyorsan zulmü yapanları teşhir et’ bizde programımızı bunun üzerine kurgulayacağız.

    Hacı Bektaş’ın ‘Dili, ırkı, rengi, kökeni ne olursa olsun iyiler iyidir’ ama gelin görün ki şu an Hacı Bektaş Veli’yi bir kalıbın içerisine hapsetmeye gayret gösteriyorlar. Anadolu’yu Türkleştirmek, Müslüman yapmak mantıyla geldiğini dinlendiriyorlar. Bizler gerçeği biliyoruz ama bu söylemler arasındaki tezatlığı da her canımızın bilmesini, etkinliklerden faydalanmasını istiyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Bizleri içimizdekiler daha çok asimile ediyor-VİDEO

    Abdal Musa Dergahı Postnişini Eriş: Bizleri içimizdekiler daha çok asimile ediyor-VİDEO

    PİRHA- Abdal Musa Dergahı Postnişini Hüseyin Eriş Halifebaba, Dersim’de Alevi köylerinde okutulan ezan ile ‘Gri pasaportlu dedeler’ hakkında konuştu. “Bizi dışarıdan Sünniler değil içimizdekiler asimile ediyor” diyen Hüseyin Eriş, “Yavuz Sultan Selim’den, İdris-i Bitlis’ten bu tarafa Alevi, Kızılbaş, Türkmenlere yapılan zulüm söz konusu. Dolayısıyla bugünün derdi değil bu, yüzyılların derdidir” dedi.

    Pir Abdal Musa Dergahı Postnişini Hüseyin Eriş Halifebaba, 1997’den günümüze Abdal Musa Dergahı’nın hizmetini yürütüyor. Ancak Hüseyin Eriş, pandemi sebebiyle dergaha gelen ziyaretçilerin azaldığını belirterek hizmetlerin görülmesinde de zorluklar olduğunu söylüyor.

    Salgın sürecini nasıl idare ettikleri konusunda bilgi veren Hüseyin Eriş Halifebaba, şu sözlerle bugünleri anlatıyor:

    “Biz de aynı dünya gibiyiz. Dünya ne yaşıyorsa bizde de değişen bir şey yok. Burada bizlerin alanı biraz daha geniş, dergahı rahatça dolaşabiliyoruz fakat cem ibadeti, sosyal aktiviteler, Newroz, Hızır gibi etkinliklerimizi 1 yıldır yapamadık. İnsanın insana dokunması önemli. Çünkü bu hizmetler yapılmayınca insanlar birbirinden uzaklaşıyor. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dolayısıyla bir araya gelmeye, sohbet etmeye, birbirimize dokunmaya ihtiyacımız var. Bunu çok özledik ama sağlık her şeyin üstünde.”

    “AHLAKİ ÇÖKÜNTÜYÜ, VİCDANI YERİNE KOYMAK ÇOK ZOR”

    Hüseyin Eriş Halifebaba, pandemiyle birlikte toplumların birçok zorluk ile karşı karşıya kaldıklarına işaret ederek, “Sorun sadece Alevilik sorunu da değil. Her taraf dökülüyor” diyerek Alevi coğrafyasına dönük baskıları dile getirdi. Hüseyin Eriş, ‘Gri pasaportlu dedeler’ ve Dersim’de Alevi köylerinde okutulan ezanı eleştirerek şunları söyledi:

    “2020 Mart ayından bu tarafa hizmetlerimizi yapamıyoruz ama Alevilik kendisini bir şekilde korur. Binlerce yıldan bu tarafa Alevilik hep düşman görülmüştür. Çünkü Alevi-Bektaşilik haktan yanadır. Düzenin yanında değildir; adaletin yanındadır. Bugün yok olup, eziliyor gibi görünüyor ama bu inanç kendi içerisinden alevlenip yeşillenir. Dolayısıyla bu anlamda bir sıkıntı yok. Bunlar düzeltilir fakat ahlaki çöküntüyü, laikliği, vicdanı; bunları yerine koymak çok daha zor. Dolayısıyla Dersim’deki Alevi köylerine bugün değil, Cumhuriyet’ten önce de Cumhuriyet’ten sonra da bunlar hep devam ederek gelmiş. Bugün bizim köyde, Elmalı’da da cami yapılmış durumda. 1826 yılında inşa edilmiş. Yeniçeri Ocağı yıkılışı ile birlikte… Hacı Bektaş’a gittiyseniz eğer orada dergahın ortasında bir cami vardır. Dolayısıyla Yeniçeri Ocağı yıkıldıktan sonra bu tür Alevi-Bektaşi dergahlarına yıkım gelmiştir. Sadece Hacıbektaş kalmıştır. Orada da Nakşi şeyhler bütün malvarlığına el koymuşlar. Özellikle orayı asimile etmek için elinden gelen her türlü düzeni kullanmışlar. Cami yapmışlar, yazılı kaynakları yok etmişler. Aynısı burada Abdal Musa’da da yapılmış. Çünkü Abdal Musa, Alevi-Bektaşi dünyasında gerçekten çok bilinen çok hizmeti olan bir pirdir. O yüzden de sadece bugünkü olay değil; her zaman, Yavuz Sultan Selim’den, İdris-i Bitlis’ten bu tarafa Alevi Kızılbaş Türkmenlere yapılan zulüm söz konusu. Dolayısıyla bugünün derdi değil bu yüzyılların derdidir.”

    “BİZİ İÇİMİZDEKİLER ASİMİLE EDİYOR!”

    “Biz Aleviliğimizi, erkanımızı yaşarız ama içimizde tabii ki bu işten nemalanan insanlar da var. Daha kötüsü de ağacın özü! Söz konusu bizi dışarıdan Sünniler asimile edemez. Maalesef kendi insanlarımız daha çok asimile ediyor. 3 kuruş 5 kuruş vererek hacıya, Irak’a götürerek bunlar asimile ediliyorlar. Maalesef ki dedelerimizin de bu konuyu bilecek çok dağarcıkları yok. Çok ucuz şeylerle kendi ayaklarına sıkıyorlar! Ama bunlar gün gelir temiz-kirli su itilir. Bizim camiamız içerisinden onlar bir şekilde ayıklanır.”

    Eren GÜVEN/PİRHA