Etiket: hacı bektaş

  • PSAKD şubelerinden Kadıncık Ana’ya 8 Mart ziyareti-VİDEO

    PSAKD şubelerinden Kadıncık Ana’ya 8 Mart ziyareti-VİDEO

    PİRHA-PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Genel Merkez ve Şubeleri 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Nevşehir’in Hacı Bektaş ilçesindeki Kadıncık Ana Evi’ni ve ilçedeki cemevini ziyaret etti.

    PSAKD Genel Merkezi ile çok sayıda şube yöneticisi ve üyeler, Hacı Bektaş ilçesindeki Kadıncık Ana Evi ile ilçedeki cemevini ziyaret etti.

    Ziyaret programına İstanbul PSAKD Atasehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, İzmir PSAKD Buca Şube Başkanı Yıldız Yılmaz, PSAKD Tarsus Şube Başkanı Cuma Erçe, PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, PSAKD Ankara Keçiören Şube ve Yenimahalle Şube üyeleri katıldı.

    “KADINLARA REVA GÖRDÜKLERİ YAŞAM ŞEKLİ ORTADADIR”

    Kadıncık Ana’nın evinde yapılan basın açıklamasını PSAKD Buca Şube Başkanı Yıldız Yılmaz okudu. Yılmaz, iktidarın kadın politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

    “Bizim topraklarımızda önce kadınlar uyanır!
    Sonra güneş doğar!
    Çünkü güneşi kadınlar doğurur!
    Dayanışmanın, birleşmenin kıymetini bilenler olarak, bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü karşılarken, dayanışmaya ve birliğe eskisinden daha çok ihtiyaç olduğunu biliyoruz. 8 Mart 1857 yılında New York’ta dokuma işçisi kadınların bilinçlere kazınan direnişinin üzerinden 164 yıl geçti. Onların miras bıraktığı direniş ve mücadele tarihini omuzlayarak ilerleyen kadınlar, onların yanan bedenlerinden öğrendikleri bilinçle; özgürlüğü ellerinden almaya çalışan, kadınları cinsel obje ve ucuz emek gücü olarak gören, ikincilleştiren, katleden, evlere hapseden erkek egemen sisteme karşı verdiği mücadele günümüzde de sürüyor. 19 yıllık iktidarı boyunca AKP’nin gerici, faşist, cinsiyetçi politikalarıyla kadın düşmanlığına soyunduğunu hepimiz biliyoruz. Binali Yıldırım’ın kadınlara yönelik ifade ettiği ‘itaat et, rahat et’ sözleriyle kadınlara reva gördükleri yaşam şekli ortadadır.

    Bugün ekonomik kriz ve pandemi koşullarında işten ilk çıkarılan kadınlar evde yoksullukla mücadele ederken, bir yandan da tencereyi kaynatma zorunluluğuyla görevlendiriliyor. O da yetmezmiş gibi en az üç çocuk doğurma gibi makbul kadın dayatmalarıyla baş başa bırakılıyor.

    Kadınların en temel yasal haklarına göz dikiliyor. Bir kadın bakanının ‘AKP gelene kadar ‘Kadın’ kelimesinin adı yoktu’ dediği bu iktidar döneminde, her gün en az 6 kadının öldürülmesi haberleriyle, kadın ismi sıkça geçiyor. Her gün yüzlerce kadının gerek eşi gerekse akrabaları tarafından katledilmesinde verilen ceza indirimlerinde kadının ismi sıkça kullanılıyor. Tarikatlar, şeyhler, sözde kültürlü vasfındaki adamlar, kadın bedenini iştahla dillerine dolamayı meşrulaştırmış sözlerinde kadın ismi sıkça kullanılıyor. Ensar vakfı gibi çocukların cinsel istismara uğradığı olaylarda ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyen kadın bakanlarla kadın ismi sıkça kullanılıyor.

    Fakat tüm bu baskılara, zulme, yok saymaya karşı kadınlar; Yezid’e boyun eğmeyen Zeynep Ana’nın duruşunu, devlet zulmüne karşı bir araya gelen Bacıyan-ı Rum’un cesaretini, yüzyıllar öncesinde Hacı Bektaş-ı Veli’ye kapısını açan Kadıncık Ana’nın iyiliğini, ‘Üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğlerim’ diyen Ulrike’nin direncini, ‘Hayatın olduğu her yerde savaşmak istiyorum’ diyen Clara Zetkin’in mücadelesini, Cumartesi Anneleri’nin bitmek bilmeyen inadını, gezi direnişinde sokakları özgürleştiren sesiyle; emeğini bilinçle harmanlayarak, bugünden yarına özgürlüğünü elinden almak isteyen egemen sisteme karşı mücadele etmekten, sokaklarda, meydanlarda sesini yükseltmekten asla vazgeçmiyor. Yoksulluğun, ayrımcılığın, işsizliğin, erkek-devlet şiddetinin, tacizin, tecavüzün olmadığı bir yaşam, eşit ve özgür bir dünya, ancak bu topraklarda yaşayan Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Ermeni, Mülteci, Çingene, her ulus ve aidiyetten kadınların birlikte mücadelesiyle mümkün! Bu bilinç ve inançla, kadınların birlik, dayanışma, mücadele gününü selamlıyoruz.”

    “KADINCIK ANA, İLK KADIN ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ YARATAN KADIN”

    İstanbul PSAKD Ataşehir Şube üyesi Nafiye Kaban, Kadıncık Ana’nın evine yapılan ziyaret esnasında polislerin, grupla birlikte hareket etmesini eleştirerek “Tarihini bilmeyen toplumların tarihini başkaları yazar. Biz Kadıncık Ana’yı ne zaman öğrendik? Çok yakın zamanda. Siz hiç camiye, sinagoga, kiliseye polislerle giden bir toplum gördünüz mü? Polislerin kendi aralarındaki konuşmaları bana taciz gibi geldi” dedi.

    Ankara PSAKD Mamak Şube üst kurul delegesi Adalet Ayten ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin “Bugün Kadıncık Ana’da toplandık. Ankara, İzmir, İstanbul ve Antalya’dan olmak üzere birçok arkadaşla beraber 8 Mart’ı burada kutladık. Bizim doğduğumuz coğrafyada önce analar uyanır sonra güneş doğar. Demek oluyor ki her şey kadın” yorumunu yaptı.

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz ise Alevi kadınlar olarak her 8 Mart’ta Kadıncık Ana’nın evinde buluşulması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kadınları olarak Hacı Bektaşi Veli’yi büyüten Kadıncık Ana’nın yanında start vermek istedik. İsteriz ki bundan sonra gelenekselleşsin ve tüm Alevi kadınlar her 8 Mart’ta ve 25 Kasım’da Kadıncık Ana’nın başında, kadın olmanın, birey olmanın startını versinler. Biz biliyoruz ki 1204 yılında Kadıncık Ana ilk dokuma tezgahlarını kurup kadın örgütlülüğünü yaratan kadındır. Sosyalist kadın hayatını biliriz, kadın tarihini biliriz ama Alevi kadın tarihine geldiğinde biraz az bilgiye sahibiz. Yaşasın kadın dayanışması. Şiddete, tacize, tecavüze hayır.”

    Diren SATI / NEVŞEHİR

     

  • Geçmez: Dersim’de Gülen’in bıraktığını devlet tarikatlar eliyle yapıyor-VİDEO

    Geçmez: Dersim’de Gülen’in bıraktığını devlet tarikatlar eliyle yapıyor-VİDEO

    PİRHA-HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez, Dersim’de tarikat yapılanmalarıyla ilgili konuştu. “Fetullah Gülen’in bıraktığını devlet, bugün tarikatlar eliyle yapıyor” diyen Geçmez, Dersim demografisinin yok edilmek istendiğine dikkat çekti. Geçmez, “Bunlar ısrarla Alevileri biat ettirmeye çalışıyorlar ve bunu da Alevi ocakları eliyle yaptıklarını biz biliyoruz. Dersimliler de biliyor. Dersimli bunları deşifre etmeli” dedi. 

    Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM) kent genelinde tarikatların örgütlenmesine dair araştırması, Alevi toplumunu harekete geçirdi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Başkanı Ercan Geçmez, Dersim’de dernek ve vakıf adı altında kurumlaşan tarikatların ilk olmadığını belirtti.

    Sünni yapılanmaların neden Dersim’e yöneldiğini anlatan Geçmez, “Dersim, çok özel bir bölge. Doğasıyla, inanç yapısıyla, tarihiyle Aleviler açısından merkezi bir yerdir” dedi.

    Geçmez, önceki yıllarda Fetullah Gülen örgütünün Dersim yapılanmasına da işaret ederek “Dersim’de okul açmışlardı. Biz o zaman da bunlara itiraz etmiştik ama ne yazık ki Dersim’in içerisindeki insanlarla ortaklaşa bu işi yaptılar. Şimdi Gülen’in bıraktığını devlet, tarikatlar eliyle yapıyor. Bu tarikat eliyle yapılanlar kimilerine iş, kimilerine mevki-makam verilerek ve kimilerini zengin ederek ve o zenginlerin dağıttıkları hurafeler üzerinden bir alt çalışma sürüyor’ ifadelerini kullandı.

    Ercan Geçmez, tarikat yapılanmalarının ocaklar adı altından yürütüldüğüne de vurgu yaptı. Dersim’deki ocakların ismiyle büyük şehirlerde dernek ve vakıfların kurulduğunu söyleyen Geçmez, “İstanbul’daki kimi ocaklar adına kurulan derneklerde çok önemli alt yapı hazırlanıyor” dedi.

    “TARİKATLARIN GÖNDLÜNDEKİ ALİ’Yİ ALEVİLERİN KAFASINA YERLEŞTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Ercan Geçmez, tarikat ve derneklerin hedefinde olan asıl konunun Dersim’in etnik yapısı olduğunu vurguladı. Mevcut etnik yapının kabul edilmediğini ifade eden Geçmez, şunları söyledi:

    “Kimileri sözüm ona Dersim’de Alevilik yaparken ‘hakiki Müslüman, asıl İslamiyet’in özü biziz’ hikayesi ile tarikatların önünü açıyor. Ve tarikatlarla ortaklaşa yaptıkları işler var. Birçok yerde sempozyumlar yapılıyor. Bu sempozyumlarla sözüm ona yeniden bir Alevilik yaratmaya çalışıyorlar. Alevilerin yüzyıllardır getirdiği değerleri hiçe sayarak… Tam da Ali’siz Aleviler onlardır. Onlar ne yazık ki Miraç’taki Ali’yi unutmuşlar. Miraç’taki Ali’yi unuttukları için de başka yerde bir Ali’yi aramaya çalışıyorlar ve bunun üzerinden bizi kırklar meclisinden, miraçtan yoksun bırakarak, yeni bir Alevilik yeni bir Ali yaratarak, tarihsel Ali’yi yok sayarak, tarikatların gönlündeki Ali’yi Alevilerin kafasına yerleştirmeye çalışıyorlar.”

    “HALK, TARİKATLARI DEŞİFRE ETMELİ”

    Ercan Geçmez, tarikatların devlet eliyle finanse edildiğinin de altını çizdi. “Dersim’e ayrıca bir Şiilik yerleştirilmeye çalışılıyor” diyen Geçmez, şöyle devam etti:

    “Aleviliği Şiirleştirme çabası Dersim’de çok yaygın bir durum. Bazı kurumlar eliyle bu tarikatlar orada uluslararası destek alıyor. Bazı Alevi siyasetçi ve Alevi önderler bu Şiiliğe de hizmet ediyor.

    Dersim halkı hiç çekinmeden deşifre etmeli onları. ‘Alevi örgütleri buraya el atsın’ dememeli. Örgütler zaten sahada Alevilikle ilgili ciddi mücadele veriyor. Ama bölge halkı bizatihi kendisi işin içerisine girmezse Alevi örgütleri orada etkisiz olur.

    “DERSİM’DE VAR OLAN KLİKLERİN KIRILMASI LAZIM”

    Geçmişte Munzur öğretim kurullarına çok itiraz etmiştik. Ama bir türlü Dersimlileri ikna edemedik. Zaten Alevi aileler, çocuklarının eğitimleri ile ilgili ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Ama bir tarikatın eliyle kurulmuş okulda eğitim görmelerine ihtiyaç olmadığını söylememize rağmen halk, anlattıklarımıza fazla ilgi göstermedi.

    Dersim’de var olan bazı kliklerin kırılması gerekiyor. Bunlar kırılmadığı sürece Dersim halkı ne yazık ki bu tarikatlarla baş edemez. Dersim halkı o kliklerinin kim olduğunu da biliyor. Hem devlet tarafından beslenip ekonomik olarak sürekli güçlenen kişiler var orada. O isimler yumuşak geçişin bizzat sebebi olan kişilerdir. Bu projenin öncüsü bizzat Ahmet Davutoğlu oldu. Davutoğlu başbakanken bütün Alevi örgütleri kendisiyle toplantı yaptığımızda bir Alevi dedesi de oradaydı. Davutoğlu’nun en has adamlarından bir tanesiydi. O isim, çok açık konuştu ve dedi ki ‘Alevi örgütleri misyonunu tamamlamıştır. Bu işi Alevi dergâhları, yani kurduğumuz ocakların dernekleri ile yürütmek lazım’ dedi. Sanırım o proje şu anda yürüyor. Biz o zaman bu çok tehlikeli bir durum dedik. Çok yaygın bir şekilde bir Şiilik üzerinden örgütlenerek ‘12 imamlar hepimizin, aynı Allah’a inanıyoruz, hepimiz kardeşiz’ gibi rivayetler ortaya koyarak insanların inançlarını yok etmeye çalıştılar.
    Bunlar ısrarla Alevileri biat ettirmeye çalışıyorlar ve bunu da Alevi ocakları eliyle yaptıklarını biz biliyoruz. Dersimliler de biliyor. Dersimli bunları deşifre etmeli.”

    Cebrail Arslan/ANKARA

  • Avrupa Alevi Kadınlar Birliği heyeti, Hacıbektaş Belediye Başkanı Altıok ile görüştü-VİDEO

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği heyeti, Hacıbektaş Belediye Başkanı Altıok ile görüştü-VİDEO

    PİRHA-Avrupa Alevi Kadınlar Birliği heyeti, Kadıncık Ana Türbesi’nde devam eden restorasyon çalışmalarını yerinde görmek için gittiği Hacıbektaş’ta belediye başkanı Arif Yoldaş Altıok’u makamında ziyaret etti.

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği 2.Başkanı/ Fransa Alevi Kadınlar Birliği Genel Başkanı Sultan Şahin ve Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Kurucu Üyesi ve Türkiye temsilcisi Serpil Özen, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine gitti. Şahin ve Özen, ilçedeki restorasyon çalışması devam eden Kadıncık Ana Türbesi’nde yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi almak için Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok’u makamında ziyaret etti.

    Ziyarette, restorasyon çalışmalarının ne zaman tamamlanacağı, aslına uygun yapılıp yapılmadığı gibi soruları cevaplayan Belediye Başkanı Altıok, kendilerinin de sürekli çalışmaları yerinde takip ettiklerini belirtti.

    Heyette yer alan Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Türkiye Temsilcisi Serpil Özen, son zamanlarda Kadıncık Ana’yı sahiplenmenin arttığına işaret etti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Hünkar’ın adını kıraathaneye verdiler; AKP’li belediye başkanı açılışını yapacak

    Hünkar’ın adını kıraathaneye verdiler; AKP’li belediye başkanı açılışını yapacak

    PİRHA- Ankara Mamak’ta bir kıraathaneye Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin adı verildi. AKP’li Mamak Belediye Başkanı Murat Köse, 29 Ağustos Cumartesi günü saat 12.00’de bu kıraathanenin açılışını yapacak. Ayrıca açılışta aşure dağıtılacağı da duyuruldu. Aleviler, Hacı Bektaş Veli’nin adının kıraathaneye verilmesine tepki gösterdi. 

    Açılışının 29 Ağustos Cumartesi saat 12.00’de Mamak Belediye Başkanı Murat Köse tarafından yapılacak Ankara Mamak’ta kıraathanenin adına Hacı Bektaş-ı Millet Kıraathanesi adı verildi

    Hazırlanan afişte, “29 Ağustos Cumartesi saat 11.00’de Kırım Sudak Millet Kıraathanemizi, saat 12.00’de Hacı Bektaş-ı Veli Millet Kıraathanemizi hizmete açıyoruz. Mamak daha güzel oluyor. Açılışımızda sosyal mesafe kuralları uygulanarak, aşure dağıtımı yapılacaktır. Yeni eserler kazandırmaya devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı.

    Bazı Alevi kurumları ve Alevi yurttaşlar sosyal medyadan tepki gösterdiler.

    DAD MAMAK ŞUBE’DEN TEPKİ: SESSİZ KALMAYALIM

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi, “Hak ve hakikat aşkıyla inancımıza yönelik saldırı ve değerlerimizi hiçleştirmeye yönelik gerici faşist uygulama karşısında sessiz kalmamak gerekir” dedi.

    Açıklamada şu tepki verildi:

    “Hacı Bektaş-ı Veli’nin adını millet kıraathanesine yakıştıran bir zihniyete dur demek gerekir. Yas-ı Muharrem de Alevilerin değerlerine, Alevilere şirin gözükmek adına pervasızca Hünkâr’ın adını layık görenler bu zihniyetle, bu siyaset mantığıyla Alevilerin gönlünde yer edineceklerini sanmakla hata ederler.
    Kimlikleri ve inançları yok sayıp, tecavüzcüleri aklayacaksın, cezaevlerini devrimci demokratlarla dolduracaksın, adil yargılama ve demokratik hak talepleriyle bedenlerini ölüme yatıranları, hasta tutsakları yok sayacaksın, sonra bu kirli savaş politikalarının, faşist uygulamaların yereldeki temsiliyeti olarak inancımıza isim vermeye kalkacaksın. Gerici, ırkçı ve faşistsiniz. Muaviye zihniyetiniz ruhunuza işlemiş. Daha Yas-ı Muharrem devam ederken aşure lokması veren, Alevilikle yakından uzaktan alakası olmayan bu gerici zihniyete karşı Mamak’taki tüm devrimci demokrat yöre derneklerini Alevi derneklerini duyarlı olmaya değerlerimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ ANKARA

  • Araştırmacı Yazar Esat Korkmaz: Semah’ı ve Sema’yı birleştirmek bağışlanamaz

    Araştırmacı Yazar Esat Korkmaz: Semah’ı ve Sema’yı birleştirmek bağışlanamaz

    PİRHA-Araştırmacı – Yazar Esat Korkmaz; “Alevi ritüellerinden Semah ve Sünni İslam kültürünün bir parçası olan Semazenlerin bir araya getirilmesi, Alevi kültürünü yozlaştırma çabasıdır.” dedi. 

    Esat Korkmaz, Maltepe Belediyesi Başkanı Ali Kılıç’ın organize ettiği ve Dersim’nin Munzur Baba Dağı’nda, Gola Buyere adıyla anılan, kutsal krater gölü kıyısında kadına yönelik şiddet ve farkındalık için gerçekleştirilen cem töreninde semah ile semazenlerin bir araya getirilmesine de tepkisini  PİRHA’ya bir demeç ile bildirdi.

    BU ETKİNLİK, BİRKAÇ BAKIMDAN SORGULANMAK DURMUNDADIR

    Esat Korkmaz demecinde şunlara yer verdi;

    “Bu etkinlik birkaç bakımdan sorgulanmak durumundadır; Öncelikle belirtelim Semah, Alevilikte, simgesel anlamda, cemdeki on iki hizmet sıralamasında yer alan, cem ve muhabbet toplantılarında müzik eşliğinde yapılan, her şeyin dönerek değiştiğini işaret eden kutsal dansın adıdır; bu dans, Kırkların ruhlarının boşlukta aşkla dönmelerini, ruhun bâtından zâhire çırpınarak doğuşunu ve evrenin dönüşünü simgeler. Semah dönülürken, ayakların çıplak, başın açık olması zorunludur; ayaklar çıplak ancak başlar açık değildir. Bu durumda dönülen semah, Aleviliği folklor durumuna taşımanın bir aracı olmaktan öte bir anlam taşımaz.

    SEMAHI VE SEMAYI BİRLEŞTİRMEK, BAĞIŞLANMAZ BİR YANLIŞI BERABERİNDE GETİRİR

    Alevilik bir Yol’dur; Yol olarak felsefe, öğreti, inanç ve erkândır: Semah, Alevilikte kutsal söylence ürünlerinin sanatsal biçimlendirilişidir; bu da doğanın ve insanın aklına onay veren inancın, doğuma hazırlanmasıdır. Çünkü, burada doğaüstü güçlerin insansal olarak biçimlendirilişi bu güçleri insansal kılmakta, öbür dünyaya ilişkin güçler olmaktan çıkarmaktadır. Sema’ya gelince sema; Mevlevi tasarımlarda, simgesel anlamda, ölümsüzlük nedeni olarak algılanan manevi şarabı üretme işinde çalışan işçilerin, üzümleri ayaklarıyla çiğnerken yaptıkları hareketlerden esinlenerek biçimlenen bir danstır; ötesinde, göklerden gelen çağrıya uyularak yapılan, manevi bir çekim merkezinin çevresinde dönmeyi simgeler. Mevlevilik, entelektüel ancak Sünni bir tarikattır. Semahı ve semayı birleştirmek, bağışlanmaz bir yanlışı beraberinde getirir: Alevilik, sınıfsal ihtiyaçlardan doğan ve ezilenleri kurtuluşa taşımak için başkaldıran politikadır-siyasettir. Mevlevilik, dönemin iktidar gücünün, kentlerdeki beşinci koludur. Kimi kaynaklarda, Kızılbaşların başının kesilmesi konusunda fetva verdiği de belirtilir. Bu nedenle bu tür etkinlikler, Aleviliği devlet katına taşımak, onu kendi toplumsal temelinden koparmak isteyenlerin amacına hizmet edebilir ancak.”

    ALEVLİKTE KÜLTÜR EROZYONUNA KARŞI MANİFESTO

    Korkmaz, “Aleviligin bir kültür erozyonuna karşı ve yabancılaşmaya dur diyecek bir çağrıya ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, “Alevi kültürünün gelecek zamanını yaşıyoruz; söyleyecek çok sözümüz olmalı. Felsefemize, öğretimize, inancımıza ve tarihimize ilgisizliğimiz suçluluğa dönüşmeden, isyan-sorgulama geleneğimizi güncelleyerek sıkıntılarımızı lokma yapıp, umutlarımızı evrenselleştirmek durumundayız. Yabancılaşmaya dur diyecek bir çağrıya ihtiyacımız var; Dilerim bu manifesto çağrıya ışık olur, ışık olur da kendimizle ve doğayla kucaklaşırız” dedi.

    ALEVİLİK İSLAMA PEŞKEŞ ÇEKİLMEKTE

    57. Ulusal, 31. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde, 27. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün, İslam Alevi Teşkilatı’nın yardım kuruluşu olan ‘Hızır Avusturya’ya ve ödülün, bir komite ve jüri olmadan verilmesine  tepkisini de dile getiren Korkmaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Hemen belirteyim Alevilikte, İslam Alevi Teşkilatı adı altında örgütlenme olamaz. Çünkü Alevilik, Anadolu doğuludur. Bu Aleviliği, İslam’a peşkeş çekmenin bir yoludur. 27. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün, böylesi bir teşkilatın yardım kuruluşu olan Hızır Avusturya’ya verilmesi, Hacı Bektaş etkinliklerinin ne denli yabancılaştığını kanıtlar; ötesinde, Hacıbektaş Belediyesi’nin yürekler acısı durumunu belirtir. Ödülün, bir komite ve jüri olmadan verilmiş olması, toplumsal sorgulamadan kaçmak için başvurulan bir yöntemdir diyebilirim.”

    Ayhan KARDAŞLAR/ ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

  • UNESCO, 2021 yılını  ‘Hacı Bektaş Veli Yılı’ ilan etti

    UNESCO, 2021 yılını  ‘Hacı Bektaş Veli Yılı’ ilan etti

    PİRHA- Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), bütün dünyada 2021 yılını “Hacı Bektaş Veli Yılı” ilan etti.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından, Hacı Bektaş Veli’nin 750. Ölüm yıldönümünü nedeni ile 2021 yılını “Hacı Bektaş Veli Yılı” ilan etti.

    HACI BEKTAŞ VELİ KİMDİR?

    Hacı Bektaş Veli’nin 13.yüzyılda temellerini attığı ve günümüzde de geçerliliğini koruyan düşüncelerinin ışığını, şiirleri ve özdeyişlerinde, hakkında anlatılan söylencelerin satır aralarında buluyoruz.

    Hacı Bektaş Veli’nin sevgi, eşitlik, tanrı, din, paylaşım, hoşgörü, bilim, eğitim gibi kavramlarda da günümüze taşınan görüşleri tüm dünyada aydın ve sağduyulu toplumlarca kabul görmüş ve Alevi toplumu tarafından yüzyıllardan günümüze taşınmıştır.

    Barışın simgesi olan bir güvercin donuyla Anadolu’ya geldiği söylencesi oldukça anlamlıdır. Hacı Bektaş Veli’nin, savaş yerine barışı; düşmanlık yerine dostluğu; kin yerine sevgiyi ve hoşgörüyü benimseyen, hümanist bir anlayışa sahip olduğunu bilmekteyiz.

    Anadolu’da sınıfsal kavgaların başlangıç noktasında Alevilerin yok sayılmasına, bir duruş ve örgütlenme temelli bir dergâh kurmuş, Kadıncık Ana  ile birlikte Alevi–Bektaşi kültürünü tüm Anadolu’ya yayarken felsefi düşüncesini kültürün temellerinden biri yapan “Yetmişiki milleti bir nazarda gör” sözleri ile toplumların eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğunu ifade etmiştir.

    Alevi –Bektaşi felsefesi “Eline, beline, diline sahip ol”“Yetmişiki milleti bir nazarda gör” anlayışı ile yoğurulur.

     “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”, ” Okunacak en büyük kitap insandır” , “Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur” diyen  diyen Hacı Bektaş Veli; öğretisinin temel ilkelerini oluşturan bu dizeleriyle, yüz yıllar geçse de felsefesinin derinliği ve gerçekliği ile günümüz toplumlarına da ışık tutmaktadır.

    “Hararet nardadır, sac’da değildir,
    Keramet baştadır, tac’da değildir,
    Her ne arar isen, kendinde ara,
    Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir”

    Hacı Bektaş Veli, her şeyi insanda arayan; Hakk’ı kendi özünde, kendi özünü Hakk’ta bulan anlayışıyla, barışı, sevgiyi ve bilimi kendisine rehber kılmıştır. Hacı Bektaş Veli’ye duyulan ilgi, saygı ve sevgi, Alevi-Bektaşi öğretisinin temelini oluşturan İnsan-Tanrı-Doğa sevgisine  dayanan hümanist yaşam felsefesi ve öğretisinden kaynaklanmaktadır. O’nun anlayışında dinin kaynağı Hak korkusuna değil, Hak sevgisine dayanır.

    ” Kadınları okutunuz”,  Hacı Bektaş Veli, akla, mantığa ve sevgi temeline dayandıran; kadın ve erkek eşitliğini savunan ve döneminde Hatun Ana (Kadıncık Ana) önderliğinde kurulan Anadolu Bacıları teşkilatına büyük destek veren bir düşünce adamı ve düşünürdür.

    Ayhan KARDAŞLAR/ ANKARA

  • Alevi kurumlarından ödül tepkisi: Hacı Bektaş Veli Anma törenlerine katılmama kararı aldık

    Alevi kurumlarından ödül tepkisi: Hacı Bektaş Veli Anma törenlerine katılmama kararı aldık

    PİRHA- Alevi kurumları, 57. Ulusal 31. Uluslararası Hünkâr Hacı Bektaş Veli Anma törenlerinde gelenekselleşen 27. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün İslam Alevi Teşkilatı’nın kuruluşu olan Hızır Avusturya’ya verilmesine tepki göstererek, törenlere katılmama kararı aldıklarını açıkladı. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, 57. Ulusal 31. Uluslararası Hünkâr Hacı Bektaş Veli Anma törenlerine katılmama kararı aldı. Alevi kurumları, Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok ile gerçekleştirdikleri toplantı sonrası yaptıkları açıklamada, Dostluk ve Barış Ödülü’nün İslam Alevi Teşkilatı/Avusturya Alevi İnanç Toplumu Yardım Kuruluşu olan ‘Hızır Avusturya’ya verilmesine tepki göstererek etkinlikten çekilme kararı aldı.

    “ÖDÜLÜN BU KİŞİLERE VERİLMESİNE RIZALIĞIMIZ YOK”

    Alevi kurumları tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Alevi Bektaşi kurum temsilcileri olarak, Ülkemizi etkisi altına alan ve varlığını hala yoğun bir şekilde hissettiren Covid-19 salgını sebebiyle, 57. Ulusal 31. Uluslararası Hünkâr Hacı Bektaş Veli Anma törenlerine, Pir’in eşiğine yüz sürmek için kısıtlı sayıda da olsa huzura geldik.

    Alevilerin Serçeşmesi olan bu topraklara ve törenlere katkı sunan her canın hizmeti Hakk katında kabul olsun! Her sene birlik şiarıyla geldiğimiz törenlerde, geleneksel hale gelen 27. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün bu yıl verileceği şahısların, ne Hünkar’ın öğreti ve felsefesine ne de Alevi Yol-erkânına uymayan davranışlar sergilediği, Alevi kurumlarını mahkemeye verdiği tarafımızca bilinmektedir.

    “BELEDİYE BAŞKANI ÖDÜLÜ VERMEKTE ISRARCI”

    Bu nedenlerle ödülün bu kişilere verilmesine Alevi kurumları olarak rızalık vermediğimizi Sayın Belediye Başkanımıza iletmemize rağmen, Belediye Başkanımızın ödülü vermekte ısrarcı davranması nedeniyle Alevi kurumları olarak, törenlere katılmama kararı aldığımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • 57. Ulusal, 31. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri yarın başlıyor

    57. Ulusal, 31. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri yarın başlıyor

    PİRHA- 57. Ulusal, 31. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri yarın başlıyor.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yarın Hacı Bektaş Veli Dergah’ı ziyaretleri yapılacak. Yine aynı gün saat 14:00’te Hacıbektaş Belediyesi Salonu’ndaki Alevi kurumları ile yapılacak değerlendirme toplantısı yapılıp, günün akşamında “Kadıncık Ana Halk Konseri” düzenlenecek.

    Semah ile başlayacak etkinlik, Nazlı Çığa-Server Çığa’nın hazırlayıp sunacağı Ben “Anadolu, Adımı Kadıncık Ana’dan Aldım” isimli müzikal tiyatro gösterisi ile devam edecek ve Serpil Sarı ve İlkay Akkaya türküleri ile son bulacak.

    16 Ağustos Pazar günü gerçekleştirilecek olan resmi açılış programını, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi’nde düzenleyecek. Halkın sağlığını tehlikeye atmayacak şekilde, gerekli tüm tedbirler alınarak ve salon kapasitenin yarısını kullanarak ”Protokolün” katılımı sağlanacak. Program Semahla başlayacak. Günün anlam ve önemini belirten konuşmalar, Alevi – Bektaşi Kurum Temsilcilerinin Değerlendirme Toplantısı Bildirisinin okunması, 27. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülünün Verilmesi ve Erdal Erzincan Konseri ile sona erecek.

    17 Ağustos Pazartesi günü; Mistik Hırka Dağı-Kutsal Ardıç Ağacı ve Doğa Yürüyüşü ve Kamplı Etkinliğin ardından, 18 Ağustos Salı günü; Kadıncık Ana Evi Parkı Dayanışma Yemeği ile bu yılki 57. Ulusal, 31. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri son bulacak.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

  •  ‘Hangi imam izin almadan cemaate namaz kıldırmıyor?’-VİDEO

     ‘Hangi imam izin almadan cemaate namaz kıldırmıyor?’-VİDEO

    PİRHA – HDP Milletvekili Zeynel Özen, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın ibadete kapalı olmasını eleştirerek, Turizm ve Kültür Bakanı Mehmet Ersoy’a, “Hangi cami Turizm Bakanlığı’na bağlı? Hangi imam izin almadan cemaate namaz kıldırmıyor?” diye sordu. 

     HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 188 yıldır Alevilere ibadet için kapalı olan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın durumunu meclise taşıdı.

    “İnanç merkezimizde ibadet etmemiz engellenemez” diyen Özen, 4 Temmuz’da müze yetkilileri tarafından yapılan engellemeyi şu sözlerle eleştirdi:

    “Biliyorsunuz ki Hacı Bektaş ilçesi Aleviler için bir Serçeşme’dir, inanç merkezidir. 4 Temmuz’da Alevi örgüt temsilcileri ve kanaat önderleri orada cem yapmak istemişlerdir. Hacı Bektaş Dergahı Turizm Bakanlığı’na bağlı olduğu için, ‘izniniz olmadığı için yaptırmayız’ demişler. Türkiye’nin neresinde, hangi cami Turizm Bakanlığı’na bağlı? Ve hangi imam izin almadan cemaate namaz kıldırmıyor? Yetkililere soruyorum. Ersoy’un cevabı ise Mevlana türbesindeki ile aynı uygulamaların geçerli olduğuydu. İnanç merkezimize bir müze muamelesi yapılmasını asla kabul etmiyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

     

     

     

     

     

  • Alevi kurumları 16-17-18 Ağustos tarihlerinden vazgeçmeyecek-VİDEO

    Alevi kurumları 16-17-18 Ağustos tarihlerinden vazgeçmeyecek-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri için 16-17-18 Ağustos tarihlerinden vazgeçmeyeceklerini açıklayan ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, “Onlar kendi kutsal günlerinden bir değişiklik yapabilirler mi? Bir hafta, 2 gün, 3 gün ileri geri alabilirler mi, alamazlar. Bu da bizim için kutsal gündür.” dedi. 

    56’ncı Ulusal ve 30’ncu Uluslararası Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinliklerinin 16-17-18 Ağustos 2019’da yapılacağının açıklanmasının ardından Nevşehir Valiliği anmanın bayram tatili haftasına rastladığı için kalabalık olacağı ve güvenliğin sağlanamayacağı sebebiyle etkinliğin 16-17-18 Ağustos dışında başka bir tarihte yapılmasını talep etmişti. Alevi kurumları ise bu kararı kabul etmediklerini açıklamıştı.

    Valiliğin kararını PİRHA’ya değerlendiren Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi kurumları olarak 16-17-18 Ağustos tarihlerinde anma etkinliklerini yapacaklarını ve bu kararlarının net olduğunu belirtti.

    ESKİ BELEDİYE BAŞKANI ETKİNLİKLERİ EKİM AYINA ERTELEMİŞTİ

    Yıllardır Hacı Bektaş’ta Alevi kurumlarıyla birlikte hareket etmeyen bir belediye başkanı olduğunu ifade eden Güzelgül, eski belediye başkanının Hacı Bektaş-ı Veli anma etkinliklerini kendi isteğine göre Ekim ayına aldığını hatırlatarak “Yeni belediye başkanının kazandıktan sonra Hacı Bektaş anmalarını eski tarihi olan 16-17-18 Ağustos’ta yapacağına dair beyanatta bulundu. Bütün Alevi kurumları arasında da takdirle karşılandı” dedi.

    Geçtiğimiz 17 Mayıs’ta Hacı Bektaş’a giderek hem Mahsuni Şerif’in anmasına katıldıklarını hem de Hacı Bektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok ile toplantı yaptıklarını söyleyen Güzelgül, Altıok’a Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerini belediye ile ortak yapmak istediklerini ve nasıl bir yol izlemeleri gerektiği konusunda konuştuklarını kaydetti.

    ALEVİ KURUMLARININ ORTAK KARARI

    Tarihler konusunda geri adım atmayacaklarını vurgulayan Güzelgül, “Onlar kendi kutsal günlerinden bir değişiklik yapabilirler mi? Bir hafta, 2 gün, 3 gün ileri geri alabilirler mi, alamazlar. Bu da bizim için kutsal gündür. Seneye de diyecek ‘bir ay veya iki ay veya bu tarihte değil şu tarihte yapın’. Bize dayatmaya çalışırlar. Biz asla buna uymayız. Alevi kurumları olarak anma etkinliklerini 16-17-18’inde yapacağız ” diye belirtti.

    Hacı Bektaş’ta yaptıkları GYK toplantısında ABF yönetim kurulu üyesi Mustafa Özcivan’ı yetkili kıldıklarını aktaran Güzelgül, Özcivan ile Hacı Bektaş Belediye Başkanı Altıok’un etkinlikler için ortak bir program yaparak kamuoyuna duyuracaklarını söyledi.

    Güzelgül, ayrıca sadece ABF bileşenlerinin değil Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Demokratik Alevi Derneği (DAD) gidi derneklerle Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’nde birlikte hareket ettiklerini de ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mücadele karşılık buldu, Kadıncık Ana Türbesi restore edilecek-VİDEO

    Mücadele karşılık buldu, Kadıncık Ana Türbesi restore edilecek-VİDEO

    PİRHA – Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin, Nevşehir’deki Kadıncık Ana Türbesi’nin onarımı için mücadelesinde ilk olumlu adım atıldı. Türbe, kültür varlığı olarak tescillenirken Meclisten  “Söz konusu türbenin restorasyon çalışmalarının Bakanlığımız 2019 yılı Yatırım Programı kapsamında yapılması planlanmaktadır” açıklaması geldi.  

    Avrupa Alevi kadınlar Birliği’nin Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Kadıncık Ana Türbesi’nin restorasyonu için başlattığı mücadele karşılık buldu. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği kurucu üyelerinden Serpil Özen, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yaptıkları başvurunun ardından olumlu cevap aldıklarını söyledi.

    Konu, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen tarafından da Meclis gündemine taşınmıştı. Özen, verdiği önergede “Türbenin onarımı için herhangi bir planınız var mıdır? Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin tasarruf nedeniyle onarımı yapılmayan Kadıncık Ana Türbesi’nin bedellerini kendilerinin karşılaması talebine yanıtınız nedir?” sorularına cevap istemişti.

    Milletvekili Özen’in soru önergesini yanıtlayan ilgili bakanlık, “2019 yılı Yatırım Programı kapsamında yapılması planlanmaktadır” yanıtını verdi.

    “ONARIMIN ÖNÜNDE SİYASİ SEBEPLER VAR”

    Kadıncık Ana Türbesi’nin Alevi toplumu için önemli bir mekan olduğunu söyleyen Avrupa Alevi Kadınlar Birliği kurucu üyelerinden Serpil Özen şunları aktardı:

    “Kadıncık Ana, Aleviler için kutsal olan Hacı Bektaşi Veli Dergahı’nın postişine oturmuş bir kadındır. Yani Hacı Bektaş’tan sonra posta oturan ilk kadındır. Biz Aleviler için değerli bir kadın ve semboldür. Kadın olmasının da ayrı bir önemi var. Bizler her sene Kadıncık Anamızın türbesine gittiğimizde oranın yıpranmış ve kötü durumda olduğunu görüyoruz. Türbe şu anda içler acısı durumda. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği olarak eğer devlet bu onarımı yapamıyorsa biz kendimiz sponsor bulup yapalım istedik. Daha sonrasında başkanımız Nevin Kamilağaoğlu bir dilekçe yazarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na gönderdi. Oradan bize gelen cevapta ‘yeterli bütçemiz olmadığından dolayı türbeyi restorasyon kapsamına alamıyoruz’ denildi. Biz de ‘madem siz küçük bir türbeyi yaptıramıyorsunuz öyleyse biz sponsor olalım ve yaptıralım’ dedik. İsteselerdi tabii ki yapabilirlerdi ama siyasi bir sebebi olduğunu düşünüyorum.”

    “KADINLARIN ÖNEMİNİ UNUTTURMAK İSTEDİLER”

    Türbenin bir kadına ait olması sebebiyle önemsenmediğini de ifade eden Serpil Özen, şöyle devam etti:

    “Kadın olduğu için önemsenmeyip bir köşeye atıldığını düşünüyorum. Biz Aleviler için o türbenin bir kadına ait olması sebebi de çok kutsal. Oranın bir an önce tadilat yapılıp Alevilere sunulması gerekiyordu. Ama bakanlık yapmayınca biz de kendimiz yapalım istedik. Sanırım bu türbeyi, kadınların önemini unutturmak istediler.”

    Serpil Özen, devletin Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayırdığı bütçeye işaret ederek “Çok büyük bir eşitsizlik söz konusu” dedi ve şöyle devam etti:

    “Milyonlarca Alevinin vergisi ile ülkede camiler yapılıyor. Ama bizim küçücük bir Kadıncık Ana Türbemiz için ‘bütçe yok’ deniliyor. Biz de ‘madem öyle’ diyerek dilekçe verdik. Bu nedenle Kayseri Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne gittim ve konunun takipçisi oldum. Bu arada İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de mecliste bir soru önergesi verdi. O önergeye de olumsuz cevap geldi. Ardından bizim de verdiğimiz dilekçe sonrasında şöyle bir cevap geldi: ‘2019 yılı için Kadıncık Ana Türbesi proje kapsamına alındı.’ Tabii ki sevindik. Ama bu işin takipçisi olacağız. Çünkü Kadıncık Ana bizler için çok önemli. İsterdik ki Ağustos ayında Hacı Bektaş’ta yapacağımız tören öncesi türbe onarılsın ama proje içerisine alınması bile çok önemli. Buradaki Vakıflar Genel Müdürlüğü ile de görüşeceğiz. Restorasyon tamamlanıncaya kadar bu işin peşini bırakmayacağız.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

     

  • Duisburg Alevi Toplumu Eşbaşkanı: Hacı Bektaş Dergahı Alevilere teslim edilmeli-VİDEO

    Duisburg Alevi Toplumu Eşbaşkanı: Hacı Bektaş Dergahı Alevilere teslim edilmeli-VİDEO

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan bir heyet  baskın gerçekleştirilen İstanbul Armutlu Cemevi’ne ziyaret  gerçekleştirdi. Heyet Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yönetici ve üyelerinin de aralarında bulunduğu tutuklu 16 kişinin Erzincan Polis Okulu’nda görülen mahkemesini de izledi. Heyette bulunan Duisburg Alevi Toplumu Eşbaşkanı Fatma Yaşar, ziyaret sonrası gözlemlerini PİRHA’ya değerlendirdi. 

    “Sıkıntılı bir dönem, ne için alındıkları belli değil” diyen Yaşar, “Armutlu Cemevi’ne yapılan baskını kınamak , tutuklanan Zeynep Yıldırım’ın annesinin başlatmış olduğu oturma eylemine destek vermek için ziyarette bulunduk. Sıkıntılı bir dönem, ne için alındıkları belli değil. Bu baskın niçin, neden yapılmış kimsenin elinde bir veri yok” şeklinde konuştu. Yaşar baskıların halkı yıldıramayacağını belirtti.

    PSAKD üyesi 16 kişinin yargılandığı mahkemeyi de izlediklerini kaydeden Yaşar, “Mahkeme bir komedi idi. İki cümleyi bir araya getiremeyen bir itirafçı var, itirafçı eline verilen yazıyı bile okuyamıyor ama 48 sayfalık bir iddianame yazmış. Siyasetin içindeyseniz, biraz hak hukuk savunuyorsanız, birisi de ihbar ediyor ve alınıyorsunuz. Bu durum karşısında ben hayal kırıklığı yaşadım” ifadelerini kullandı.

    Mahkemenin ardından Nevşehir’de Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerine katıldıklarını söyleyen Yaşar, Alevilerin belediyenin erteleme kararına tepki göstererek, belirlenen tarihte anmayı gerçekleştirdiklerini, fakat organizeyi zayıf bulduğunu vurguladı. Alevilerin kendi içlerinde bölündüklerini dile getiren Yaşar, herkesin Aleviliği bir yere çektiğini belirtti. Yaşar, ilçenin sokaklarında çöplerin toplanmamasına yönelik de belediyeyi eleştirdi.  “Alevilere yakışan bir yer değil” diyen Yaşar, “Dergahımızın bize teslim edilmesi, belediyenin de iyi bir çalışma yapması gerektiğini düşünüyorum” şeklinde konuştu. (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Önce erk beyin ile mücadele edilmeli, Alevi Kadınlar Birliği Meclisi kurulmalı’-VİDEO

    ‘Önce erk beyin ile mücadele edilmeli, Alevi Kadınlar Birliği Meclisi kurulmalı’-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri kapsamında düzenlenen Alevi kadınların sorunları ve talepleri konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak eğitimci Aysel Kılavuz ve Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu katıldı. Panelde erk akılla mücadele edilmesi gerektiği vurgulandı. 

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirilen Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri kapsamında Alevi kadınların sorunları ve talepleri konulu bir panel düzenlendi.

    Moderatörlüğünü Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Örgütlenme Sekreteri Meral Altun’un yaptığı panele konuşmacı olarak eğitimci Aysel Kılavuz ve Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu katıldı.

    “EŞİT TEMSİLİYET OLMALI”

    İlk olarak söz alan Aysel Kılavuz, Alevilerin hala özgür olmadığına vurgu yaptı.

    Hacıbektaş Belediyesi’nin etkinlikleri sabote etmek için yaptığı faaliyetleri kastederek belediyelerin inançlara karışmaması gerektiğine dikkat çeken Kılavuz, Alevi inancının dilinin sevgi dili ve yolunun da sevgi yolu olduğunu, o sevgi dilinin ve yolunun yakalanamadığını belirtti.

    İktidarların özellikle bulanık suda yüzmeyi istediklerini söyleyen Kılavuz, Alevilerin de şimdi bu bulanık suya bulaştıklarını ifade etti. Kadınların derneklere yeteri kadar gelmediğini ve yönetimlerde yeteri kadar yer almadığını ifade eden Kılavuz, “İlk çırayı yakan annedir, ocağı tüttüren annedir. İlk öğretmen annedir. Kurumlarımızın buna dikkat etmesi gerekiyor. Eşit temsiliyet olması gerekiyor. Karanlıktan çıkmak için kadınlarımıza ve çocuklarımıza önem vermemiz gerekiyor. Eskiden zaviyelerde erkekler kadar kadınlar da görev alıyordu. Zaviye yöneten hacı bacılar vardı. Şimdi ise Ayseller, Meraller ve Sevimler çoğalmalı” şeklinde ifade etti.

    “NEDEN KADINLAR TALEP EDEN NOKTASINDA?”

    Arkasından söz alan Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu, konuşmasına önce özeleştiri yaparak başladı. Yalıncakoğlu şunları belirtti:

    “Neden biz talep eden noktasındayız. 1200’lü yıllarda kadınlar talep eden değil var eden noktasındaydı. Bacıyan-ı Rum vardı. Alevi kadınlar sosyal yaşamda örgütleniyordu. Böyle kalsaydı kadının şuradaki yeri buradaki yeri gibi bir tartışma yapmamıza gerek kalmayacaktı. Peki neden aynısı kalmamış? Hakim inançla birlikte yaşamanın getirdiği baskılara neden boyun eğdik? 1200’lü yıllarda kendi sanayi bölgesini kuran Bacıyan-ı Rum’dan neden bunu konuşuyor hale geldik? Bunun özeleştirisini verelim. Erk yönetimin yanında erk akıllı kadınlar da var. Asıl mücadele etmemiz gereken bu erk beyin. Örneğin Fatma Bacı Ahi Evran’ın kızı olduğu için Fatma Bacı değil Bacıyan-ı Rum’u kurduğu için Fatma Bacı olmuş.

    “ULULARIMIZ DEYİNCE İLK ÖNCE ERKEKLER GELİYOR AKLIMIZA”

    Biz diyoruz ki evet bizim ulularımız, pirlerimiz, önderlerimiz dediğimizde herkesin aklına erkekler geliyor. Ama bizim ulularımızın içinde Fatma Ana da var, Zöhre Ana da var. Yol şehitlerimiz dediğimizde Bacıyan-ı Rum’un kadınlarının kılıçtan geçirilmesini anlatmayız. Pir Sutan’ı anlatırız. Tokat’ta bir Anşa Bacı var bilir misiniz? Anşa Bacı, Hubyar tekkesine devletin atadığı kişi için der ki “Hayır sen bu yolu doğru sürmüyorsun.”

    Orada bir halk tamamen Anşa Bacının kendine niyaz veriyor. Eşi Veli Baba cemler tutuyor ve Hubyar yolunun bir kısmı hala oradan yürüyor. Kadınları da hatırlasak bu da bir tarihsel hafıza neticede. Ciddi şekilde geriye dönelim. Geride bizim şu andan kat kat daha güçlü liderlerimiz var.”

    Alevi Kadınlar Birliği Meclisi’ni kurmanın en büyük hayali olduğunu kaydeden Yalıncakoğlu, ellerinde hazır bir tüzük olduğunu ve bunun bir kez daha denenmesi gerektiğini belirtti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • HBVAKV Başkanı Tuncer Baş: Dergahımıza el uzatmayın, dokundurtmayız

    HBVAKV Başkanı Tuncer Baş: Dergahımıza el uzatmayın, dokundurtmayız

    PİRHA – Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacıbektaş Veli Dergahı’nın bahçesine 20 Eylül’de kepçe ile girilmesinin ardından 7  Kasım’da da Nevşehir, Kayseri ve Hacıbektaş’taki kimi yetkililerin dergâhta değişiklik adı altında hazırlıkları konuşmak üzere toplandıkları ortaya çıktı. HBVAKV Başkanı Baş tepki göstererek, Alevilerin artık inancına müdahale edildiğini belirtti. Baş, “Dergahımıza el uzatmayın, uyarıyoruz” dedi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş, 7 Kasım’da Nevşehir’de bir kurulun toplandığını ve Hacı Bektaş Dergahı üzerinde yapılacak olan tadilat ve değişikliklerle ilgili toplantı olduğu yönünde duyumlar aldıklarını söyledi.

    DAHA ÖNCE DE DENENDİ 

    “Birkaç ay önce de Dergahın bahçesine dozerler sokularak orada bir takım inşaatlar yapılacaktı” diyen Baş, dergaha müdahalenin Hacı Bektaş halkı ve Alevi kamuoyunun verdiği tepki üzerine durdurulduğuna dikkat çekti. Yaptıkları toplantının bu konuda ısrarlı olduklarını ve bir şeyler yapmaya çalıştıklarını gösterdiğini kaydeden Baş, buna karşı kesinlikle direneceklerini söyledi.

    HACIBEKTAŞ DERGAHI ALEVİLERİN SERÇEŞMESİDİR

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın kültürel bir miras, devletin koruma altında tutmak zorunda olduğu bir mekan, aynı zamanda bu devletin azımsanmayacak sayıda, milyonlarca yurttaşın bir inanç merkezi, kutsal mekanı ve Alevilerin Serçeşmesi olduğunu ifade eden Tuncer Baş, dergaha yapılacak en ufak bir müdahalenin bile Alevi dünyasından çok sert tepkiler alacağını kaydetti.

    “Bunu oraya yapan aklın maksadı ne oraya tuvalet yapmak ne bebek bakımı için oda yapmak” olduğunu söyleyen Baş, Türkiye’yi karıştırmak ve ateşe atmak için bunu yaptıklarını ifade etti.

    “ALEVİLERİN ARTIK İNANCINA MÜDAHALE EDİLİYOR”

    Alevi örgütleri ve Alevi toplumu olarak bütün demokratik ve barışçıl yollarla, hukuk mücadelesiyle buna karşı direneceklerini söyleyen Baş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dergahımıza bu müdahalenin yapılmasına izin vermeyeceğiz. Düne kadar Alevilerin fiziksel varlığına müdahale ediliyordu bugün ise Alevilerin de artık ya inancına müdahale ediliyor ya da maneviyatıyla oynanmaya çalışılıyor. Burada da yapılan şey aslında Alevilerin kutsallarına el uzatıyorlar. Biz özellikle haykırıyoruz kutsalımıza dokunmayın. Ve kesinlikle buna izin vermeyeceğiz. Bu ateşle oynamaktır. Bunu yapan insanları özellikle uyarıyoruz. Bu ülkede barış ve kardeşçe yaşamak istiyoruz.”

    “TÜRKİYE’DE BARIŞI İSTEYEN HERKES TEPKİ GÖSTERMELİ” 

    Yapılan ve yapılacak müdahalenin provokasyon olduğunu daha önce de bunun benzerlerinin yapıldığını söyleyen Baş, Alevi toplumunun bu konuda birlik ve bütünlük içinde olduğunu Türkiye’de barışı ve kardeşliği isteyen bütün insanların buna ortak tepki göstermesi gerektiğini söyleyerek şöyle konuştu:

    “Bu daha önce Dersim’de denendi. Dersim’de coğrafyamızı yakmaya kalktılar, kutsal mekanlarımıza müdahale ettiler, oraları barajlarla boğmaya çalışıyorlar. Keza İstanbul’da Karaağaç Dergahı’nın önüne AKP il binası yaptılar. Keza Hubyar Tekkesi Vakıflar Bölge Müdürlüğü el koydu. Osmancık’ta Koyun Baba Türbesi’ne el koydular. Oraya da cami yapmaya çalışıyorlar. Yani bu Osmanlı’dan beri süren, Devletin aslında Alevilere karşı alt bilincinin tahrip etmek üzere ortaya sergilenmesidir. Ama biz özellikle bu çağda demokrasinin ve insan haklarının etkin olduğu, yurttaşlık ölçüsünün artık insan hakkı temeli olduğu bir zamanda bu zihniyeti kesinlikle kınıyoruz.” (HABER MERKEZİ)  

     

     

  • İrène Mélikoff’un doğumunun 100. yılı anısına söyleyişi yapılacak

    İrène Mélikoff’un doğumunun 100. yılı anısına söyleyişi yapılacak

    PİRHA- Tüm kariyeri boyunca araştırmalarını derinleştirmek için çaba harcayarak yeni bir araştırma alanı başlatan İrène Mélikoff’un doğumunun 100. yılı anısına İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde söyleyişi yapılacak. Söyleşiye Prof. Dr. İlber Ortaylı, bağlama ve yorumu ile Ulaş Özdemir katılacak.   

    Dr. Shirin Mélikoff’un doğumunun 100. Yıl anısına ilişkin 7 Kasım 2017’de saat 19.15’te İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde söyleşi yapılacak. Şöyleyişiye Prof. Dr. İlber Ortaylı, bağlama ve yorumu ile Ulaş Özdemir katılacak. Bu önemli buluşmada Ulaş Özdemir mistik eserlerden oluşan bir dinleti sunacak.

    Irène Mélikoff, 7 Kasım 1917 tarihinde doğdu. Çok genç yaşlarda Doğu halk edebiyatının epik ve mistik yönünün manevi boyutuna özellikle ilgi duydu. Tasavvuf araştırmaları ve nefesleri keşfetmesi sonucu, araştırmalarını, sembolik yönü, maneviyatı ama aynı zamanda ayinler ve aşık şiirlerinden yola çıkarak Alevilik Bektaşilik üzerine yoğunlaştırmıştır. Tüm kariyeri boyunca araştırmalarını derinleştirmek için çaba harcayarak yeni bir araştırma alanı başlatmıştır. Tüm bir nesil araştırmacılara ilham kaynağı olan ve kendi yaptığı araştırmaların bir sentezini sunan Alevilik ve Bektaşilik öğretisi açısından bir temel yapıt olarak görülen ‘Hacı Bektaş: Efsaneden Gerçeğe’ kitabının da yazarıdır.

  • Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin Suriyeliler nedeniyle iptaline tepki

    Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin Suriyeliler nedeniyle iptaline tepki

    PİRHA- Ali Kenanoğlu Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin Suriyeliler nedeniyle iptaline tepki gösterdi.

    Nevşehir Hacıbektaş Belediyesi her yıl 16 Ağustos da yapılan Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ni “geçen yıl yaklaşık 2 bin Suriyelinin katılmasını” gerekçe göstererek 14 ve 15 Ekim’e aldı. Hacıbektaş Belediye Meclisi’nde alınan kararda “İlçeye gelen kişilerin yerlerde yattıkları ve çevreyi pisletip zaman zamanda tahrip ettikleri” öne sürüldü.

    İlgili karara tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Kurucu Başkanı Ali Kenanoğlu, “Bu karar Hünkar Hacı Bektaş Veli’ye hakarettir ” dedi.

    ” SURİYELİLER GELİYOR DİYE ERTELEMEK HÜNKARA HAKARETTİR”

    Kenanoğlu tepkisinde ayrıca şunları belirtti:

    “Hacıbektaş Belediyesi Suriyeliler geliyor diye 16-17-18 Ağustos tarihinde yapılacak olan Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerini Ekim ayına ertelemiş.

    Hacıbektaş etkinliklerine katılan Suriyelilerin büyük çoğunluğu Alevidir, kaldı ki Alevi olmaları da şart değildir.

    “72 Millete aynı nazarla bakın” diyen ve bu öğretiyi Aleviliğin olmazsa olmazı haline dönüştüren Hünkar Hacı Bektaş Veli anma törenlerinin Suriyeliler geliyor diye ertelenmesi bu öğretiye ve Hünkara hakarettir.”

  • Kemal Bülbül: Aleviler Hacıbektaş’a yürüyerek gitmeli ve taleplerini dile getirmeli-VİDEO

    Kemal Bülbül: Aleviler Hacıbektaş’a yürüyerek gitmeli ve taleplerini dile getirmeli-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği’nin Ankara Mamak Şubesi’inin Ana Fatma Cemevin’de düzenlediği panele konuşmacı olarak katılan Araştırmacı-Yazar Kemal Bülbül, “Türkiye’nin her yerinden Alevi kurumları 5- 6 Ağustosta yapılacak olan Hacıbektaş etkinliklerine yürüyerek gitmeli ve yolda giderken de kendi taleplerini dile getirmelidir” diye konuştu.   

    HABERİN VİDEOSU

    Demokratik Alevi Derneği’nin Ankara Mamak Şubesi’inin Ana Fatma Cemevin’de düzenlediği panele konuşmacı olarak katılan Araştırmacı-Yazar Kemal Bülbül önemli mesajlar verdi.

    Hacıbektaş’ta Alevileri’in bir miting yapması gerektiğini ifade eden Bülbül, “Hacı Bektaş Aleviliğin çok önemli temel değerlerinden birisidir. Aleviler ekonomi, eğitim, hukuk, ihraçlar, gazetecilerin tutuklanması ve milletvekillerinin vekilliğinin düşürülmesine ilişkin sorunları ve dönemsel politikasını burada yapmalıdırlar” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE ALEVİLER HACIBEKTAŞ’A YÜRÜMELİ”

    Hacıbektaş programına dair Alevi kurumların Türkiye’nin dört bir yanından Hacı Bektaş’a yürüyerek Serçeşme’de buluşup demokrasi ve benzeri taleplerini dillendirmeleri gerektiğini vurgulayan Bülbül, “Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP’li vekiller Diyarakır’a yürümeli veya dayanışmak amacıyla HDP milletvekillerinin programına gidip katılabilmelidirler. Ve aynı zamanda Alevi kurumları da HDP milletvekillerinin başlatmış olduğu Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek vermelidirler” diye konuştu.

    “KÜRT HALKI İNANILMAZ BİR KISKACA ALINDI”

    Kemal Bülbül, “Eş başkanlar, vekiller, belediye başkanları ve pratik siyaset yürütücüler tutuklandı. Geriye sadece KESK, DİSK, Alevi kurumları kaldı. Ancak KESK, DİSK ve Alevi kurumları rolünü oynayamıyor. Meydanlara çıkma konusunda, sivil toplum örgütleri muhalefeti geliştirme konusunda yeterli değiller. Kürt halkı inanılmaz bir kıskaca alındı, Kürt halkını bitirmek, Kürt siyasal hareketin kökünü kazımak üzere Süleyman Soylu göreve getirildi. Ancak biz Aleviler hala Kürtlerle dayanışma içinde değiliz” ifadelerini kullandı.

    “BUNLAR ÜZÜM SALKIMI MODELİNİ UYGULUYORLAR”

    “Kadınların yaptığı bir eylemde Yonca Evcimik ‘Haddini bil’ diye şarkı söylüyor, ama 100 metre ilerde bir parkta güvenlik görevlisi, bir kadına ‘Göğüslerin görünüyor burada böyle giyinemez ve dolaşamazsın’ diye müdahale ediyor” diyen Araştırmacı-Yazar Kemal Bülbül konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bunlar bu kadar cesur değiller arkadaşlar. Bunlar korkaktırlar. Ve üzüm salkımı modelini uyguluyorlar. Bir çöp buluyorlar hepsi ona tutunuyorlar. Bunlarda bilgide yok, belagat yok, kültür de yok, ikna gücü de yok. Niye bu kadar geriye çekiliyoruz, siniyor ve kurumlarımızı işlevli hale getiremiyoruz. Partilere müdahale edildiyse, sivil toplum örgütleri var, sivil toplum örgütlerine müdahale edildiyse, sendikalarımız var. Bu KESK’ in ve Alevi kurumlarının tarihine yakışmıyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ABF Genel Başkanı Yıldız: Alevi yol ve erkanına bağlı herkes 5-6 Ağustos’ta Hacıbektaş’a gelmeli

    ABF Genel Başkanı Yıldız: Alevi yol ve erkanına bağlı herkes 5-6 Ağustos’ta Hacıbektaş’a gelmeli

    PİRHA –  Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri  5-6 Ağustos tarihinde Alevi Kurumlarının katılımıyla Nevşehir Hacıbektaş’ta gerçekleştirilecek. Etkinliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız devletin bütün inançlardan elini çekmesi gerektiğini dile getirdi. Yıldız, Alevi yol ve erkanına bağlı olan herkesin 5-6 Ağustos’da Hacıbektaş’a gitmeleri için çağrıda bulundu. 

    Hacıbektaş Veli Anma Etkinlikleri 5-6 Ağustos’ta Nevşehir Hacıbektaş’ta gerçekleştirilecek. Anma etkinliğine Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Alevi Kültür Derneği ve Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı katılacak.

    “SÖZLERİ YÜZYILLARDIR İNSANLIĞA IŞIK TUTUYOR”

    Etkinliğe ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Hünkar Hacı Bektaşi Veli’nin ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ sözünün yüzyıllardır insanlığa ışık tuttuğuna işaret ederek “Hünkar Hacı Bektaşi Veli; nesilden nesile aktarılan, felsefesinde eline, beline, diline sahip olma ilkeleri olan, merkeze insanı koyan güzel ahlaklı inancın önderlerinden biri, serçeşmesidir” dedi.

    “DEVLET BÜTÜN DİN VE İNANÇLARDAN ELİNİ, ETEĞİNİ ÇEKMELİ”

    Yıldız, laikliği ilke edinen bir toplum olarak nihai taleplerinin devletin bütün dinlerden ve inançlardan elini eteğini çekmesi gerektiğini vurguladı. İbadethanelerin sivil hayata teslim edilmesi gerektiğinin altını çizen Yıldız, her sene Ağustos ayının ilk hafta sonunda, bu sene de 5-6 Ağustos’da binlerce canla birlikte Piri ziyaret ederek dualarını edeceklerini, kurbanlarını keseceklerini ve canlarla birlikte cem olacaklarını dile getirdi.

    Alevi yol ve erkanına bağlı olan herkesin 5-6 Ağustos’da Hacıbektaş’a gelmeleri için çağrıda bulunan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, “Hak cümle canların gönlündeki muradı versin, Hz. Pir yardımcıları olsun” diyerek sözlerini tamamladı.

    Hacıbektaş’ta 5 Ağustos’da başlayacak olan etkinlik programı şöyle:

  • Veliyettin Ulusoy: Kendi inancımıza sahip çıkmazsak, komşu inancı taklit etmeye mahkumuz

    Veliyettin Ulusoy: Kendi inancımıza sahip çıkmazsak, komşu inancı taklit etmeye mahkumuz

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Ulusoy, yazılı bir açıklama yaparak, bir ay içinde Alevi yoluyla bağdaşmayan durumlara dikkat çekti. Ulusoy, Ramazan orucu sonrasında Bayram Cemi düzenlenmesine ve Hacıbektaş’ta deklare edilen “Alevi yol ve erkan” başlıklı bildiriye ilişkin eleştiriler yöneltti. 

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı Başkanı Veliyettin Hürrem Ulusoy, son bir ayda Alevi yoluyla bağdaşmayan üç durum yaşandığını belirterek, yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, ‘Pirincin içindeki beyaz taşlar’ Yolumuzun temel düsturları ve Alevi Bektaşi toplumunun inancında yeri olmayan üç durumu yaşattılar: ‘Bayram Cemi’, Sivas Katliamı Anması esnasında Pir Sultan Abdal ve Hacı Bektaş Veli’nin, Şeyh Sait ile aynı kefeye konulurken ‘alkışlanması’ ve Hacıbektaş-Deklarasyonu” denildi.

    Ulusoy, Alevi yolunun temel düsturları ve Alevi Bektaşi toplumunun inancında yeri olmayan durumlar konusunda yazılı bir açıklama yaparak, değerlendirmelerde bulundu.

    Ramazan orucu sonrasında bazı cemevlerinde Bayram Cemi yapılmasına tepki gösteren Ulusoy, “Kendi yolumuza sahip çıkmadığımız sürece komşu inançları taklit etmeye, kopya olmaya mahkûmuzdur” dedi.

    “İster bilinen tarih diyelim ister Yolumuzun tarihsel döngüsü diyelim, hiçbir dönemde ve hiçbir zaman içinde ‘Bayram Cemi’ adı altında ne erkân kuruldu ne de cem sürüldü. Biz kendimize saygımız olmadığı sürece, kendi yolumuza sahip çıkmadığımız sürece komşu inançları taklit eden, kopya olmaya mahkûmuzdur. Yolumuzun temel ibadet biçimlerinden biri olan Cem’de hizmetlerin, deyişlerin, muhabbetlerin süresi değişmekle birlikte birçok zaman ve mekânda cemler sabah gün ışıyıncaya kadar sürebilmektedir. Buradaki ibadetimiz de oturan-duran gülbengi ile canlar govsuz, kıybetsiz huzur içinde cemevinden ayrılırlar.”

    Ulusoy’un tepki verdiği durumlardan biri de Madımak anması sırasında Şeyh Sait isminin Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal ile birlikte anılırken alkışlanması. Uulusoy, bu durumun incitici olduğunu savunarak şunları ifade etti:

    “Acılar paylaşıldıkça azalsa ve yaralar kendini sarsa da bazen daha incitici, gönül kırıcı olabilmektedir, yaşananlar. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anması sırasında karanfiller bırakılırken Hacı Bektaş Veli ve Pir Sultan Abdal’ın, Alevilerin kurmuş olduğu Kamber-i Ali sofrasına oturmayan Şeyh Sait ile aynı kefeye konulurken ‘alkışlanması’ incitici bir durumdur. ‘Alevilerin kestiği haramdır, yenilmez’ düşüncesi ile kurulan sofraya oturmayan birinin Yolumuzun uluları ile aynı kefeye konulmasına gönlümüz razı olmaz.”

    “MESELE YOL OLUNCA MÜSAADE ETMEYİZ”

    Alevi Pirleri ve aydınları tarafından kamuoyuna açıklanan “Alevi yol ve erkan” başlıklı bildiriyi de eleştiren Veliyettin Ulusoy, “Hacıbektaş deklarasyonu sunumunda Şah-ı Merdan Ali, Fatma Ana, On İki İmam, Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Kalender Çelebi, Kaygusuz Abdal, Pir Sultan Abdal, Yemini, Nesimi, Virani, Hatayi, Hamdullah Çelebi, Edip Harabi, vb. Yolumuzun daha nice uluları, erenleri ve evliyalarından birinin ismine yer verilmemesi için epey çaba ve emek sarf edilmiş gibi” ifadesini kullandı.

    Ulusoy şu noktalara dikkat çekti:

    “Elbette ki insanlar düşünce ve fikirlerini çeşitli platformlarda dile getirebilirler ve hatta arzu ettikleri takdirde yayınlayabilirler. Buna hiçbir sözümüz olmaz. Fakat mesele Yol olunca Şah’ın duruşuna, Veli’nin gelişine, arifin oturuşuna, abdalın bakışına, delinin işine söz edilmesine müsaade etmeyiz. Unutulmasın ki bizler Yolumuzun birer hizmetkârı olarak Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin köçeğiyiz, kösteği değil! Yolumuzun Piri Hünkâr Hacı Bektaş Veli de çevresindeki tüm Yol uluları ile birlikte erkân kurup, ibadet, muhabbet edip, yaşama ve insana ait her alanda varlığı ve Pirliği ile yol gösterici olmuştur.”   (HABER MERKEZİ)