PİRHA- GADEV Alevi Akademisi’nin 2026/2027 eğitim programının, ikinci konferansı olan “Bir Alevi Coğrafya/Hacıbektaş” paneli yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Alevi toplumunun inançsal, kültürel ve tarihsel birikimini bilimsel bir perspektifle ele almayı hedefleyen GADEV Alevi Akademisi, 2026/2027 eğitim programını sürdürmeye devam ediyor
GADEV Alevi Akademisi’nin ikinci konferansı olan “Bir Alevi Coğrafya/Hacıbektaş” paneli Aylin Fırat’ın moderatörlüğünde yapılırken, panele Prof. Dr. Şükrü Aslan ve Prof. Dr. Sırrı Bektaş konuşmacı olarak katıldı.
Panelde; Hacıbektaş coğrafyasının köklü ritüellerini, derin inanç yapısını, yüzyıllardır yaşatılan kadim geleneklerini ve tarihsel süreçten günümüze uzanan demografik dokusunu geniş çerçevede ele alındı.
Panel, Volkan Yılmazer’in seslendirdiği deyişlerle sona erdi.
PİRHA- MHP tarafından 11 Ekim’de Hacı Bektaş’ta açılması planlanan “Cemevi Külliyesi”ne tepki gösteren Alevi kurumları, “Bugün, Alevi katliamların sorumluluğunu taşımayan, yüzleşmek istemeyen, Alevilerin katillerini kahraman gibi gösteren bir siyasi geleneğin, “Cemevi Külliyesi Açıyoruz” demesi; Alevi toplumunun vicdanında bir samimiyet ifadesi değil, aksine, Alevileri dizayn etme girişimidir” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Federasyonu (AFA), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD), MHP tarafından yaptırılan ve 11 Ekim’de Hacıbektaş’ta açılacağı duyrulan “Cemevi Külliyesi”ne dair açıklama yayınladı.
“İNANCIMIZDAN ELİNİZİ ÇEKİN!”
Yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:
“Son günlerde, kamuoyunda sıkça dillendirilen Alevi açılımı söylemlerinin bir nişanesi olarak gösterilen ve MHP tarafından yaptırılan “Cemevi Külliyesi” açılışının, 11 Ekim’de Hacıbektaş’ta yapılacağı duyurulmuştur.
Alevi toplumu, bu yapıya rızalık göstermeyecektir. “Külliye” kavramının, Alevi inanç geleneğinde yeri yoktur. Alevilerin Cemevleri ve Dergahları vardır. Buranın bir asimilasyon merkezi olacağı, zaten isminden de bellidir. Söz konusu siyasi parti, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi Katliamları’nın sorumlusu ve katillerinin koruyucusu olarak, Alevi toplumunun hafızasında yer etmiştir. Bu katliamlarda , Alevilerin canı, malı ve inancı hedef alınmış, aynı zamanda, toplumların bir arada yaşamasını engellemeye yönelik, çok derin yaralar açılmıştır.
Bugün, o katliamların sorumluluğunu taşımayan, yüzleşmek istemeyen, Alevilerin katillerini kahraman gibi gösteren bir siyasi geleneğin, “Cemevi Külliyesi Açıyoruz” demesi; Alevi toplumunun vicdanında bir samimiyet ifadesi değil, aksine, Alevileri dizayn etme girişimidir.
Aleviler ile barış istiyorsanız, Alevi inancına yönelik sistematik asimilasyon politikalarına son verin!
-Alevi köylerine cami yapımına devam edilerek,
-Zorunlu ve seçmeli din derslerinde Sünni inancı dayatılarak,
-Anaokulu çağındaki çocuklara bile din eğitimi verilerek,
-Laik Demokratik bir Hukuk Devleti olma ilkesi ortadan kaldırılarak,
-Ülke, üstü kapalı bir şeriat düzenine yönlendirilerek,
-Diyanet’in, Medeni Kanun’a müdahalesine izin verilerek,
-Alevilere karşı nefret söylemlerine karşı sessiz kalınarak,
-Ülke, adeta açık bir cezaevine dönüştürülerek,
hiçbir açılımdan, ya da barıştan söz edilemez ! Samimi ve gerçek bir açılım, tüm halklara ve inançlara yönelik hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasıyla olur. Alevilerin birlik olmaya yönelik hiçbir itirazı olamaz. Çünkü Alevi inancı, tüm milletlere aynı nazarla bakmayı gerektirir. Ancak, gerçek bir toplumsal barış, tüm eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacaktır. İnancımızdan Elinizi Çekin !”
PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 11 Ekim’de açılması planlanan külliyenin bir hizmet değil, inanç üzerinde vesayet kurma girişimi olduğunu belirtti. “Bu yeni asimilasyon araçları kök salarsa, kimlik erozyonu kaçınılmaz olur” dedi.
Devlet Bahçeli tarafından hibe edildiği ifade edilen arsada inşa edilen ve 11 Ekim 2025 tarihinde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde açılması planlanan Cemevi Külliyesi kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yaptığı yazılı açıklamada söz konusu külliyenin bir hizmet değil, Alevi inanç kimliğini dönüştürmeye yönelik bir devlet politikası olduğunu vurguladı.
Mat, yaptığı değerlendirmede benzer adımların daha önce Dersim’de açılan üniversite örneğinde de görüldüğünü belirterek, inanç merkezlerine yönelik vesayet politikalarının sürdüğünü ifade etti. Açıklamada, bu gelişmelerin 2. Mahmut döneminde dergahlara kayyım atamalarıyla başlayan sürecin modern versiyonları olduğuna dikkat çekildi.
“Devlet Bahçeli tarafından hibe edildiği söylenen arsaya inşa edilen Cemevi Külliyesi, 11 Ekim 2025 tarihinde Hacıbektaş’ta açılıyor. Bu girişim, görünenin aksine bir ‘hizmet’ değil; inanç topluluklarını devlet kontrolü altına alma ve kimliklerini dönüştürme politikasının yeni bir adımıdır.
Nasıl ki Dersim’de açılan üniversite, bölgenin kültürel dokusunu dönüştürmek ve özgün kimliğini silikleştirmek için bir asimilasyon aracı olarak kullanılıyorsa; Hacıbektaş’ta açılacak bu ‘sözüm ona külliye’ de aynı amaca hizmet etmektedir. Bu durum, II. Mahmut döneminden itibaren dergâhımıza atanan kayyum politikalarının modern bir versiyonudur. Bugün de aynı anlayış, farklı biçimlerde devam etmektedir.
Yeni ‘vali’ ya da ‘idareci’ atamalarıyla inanç merkezlerimiz üzerindeki vesayet sistemi sürdürülmektedir. Eğer bu oyunu bozmak, bu planlı asimilasyon sürecine karşı durmak istiyorsak, toplum olarak kendi inançsal, kültürel ve eğitimsel kurumlarımızı güçlendirmek zorundayız. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılayacak, kendi inanç ritüellerimizle şekillenecek bağımsız yapılar, mekanlar oluşturmalıyız. Aksi takdirde, bu yeni asimilasyon araçları kök saldığında, onarılamaz bir kimlik erozyonu ile karşı karşıya kalacağız.
ASİMİLASYONA KARŞI MÜCADELE VURGUSU
Bugün karşı karşıya olduğumuz zorluklar bize bir kez daha göstermektedir ki, birlik olmak, birlikte düşünmek ve birlikte hareket etmek her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Birliğimizin ve beraberliğimizin kıymetini, yaşadığımız her olayda, her sınavda açıkça görebiliyoruz. Bu kuşatmayı, bu zorlukları, ancak omuz omuza vererek, dayanışma içinde hareket ederek ve ortak hedefler etrafında kenetlenerek aşabiliriz. Eğer el ele verir, aklımızı ve yüreğimizi birleştirirsek, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir engel yoktur.”
PİRHA- Bağcılar Cemevi’nden ‘Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’ne dair açıklama yapılarak, ” Bizler, canlarımızın taleplerini Gürsel Erol ile birlikte dinleyerek, yapılan istişareler sonucunda tabelanın “Hacı Bektaş Veli Bağcılar Cemevi” olarak değiştirilmesine karar verdik. Bağcılar Cemevi olarak bizler, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, hem hizmeti geçenin hakkını teslim etmeye hem de toplumumuzun sesine kulak vermeye devam edeceğiz” denildi.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından restore edilen ve adına ‘Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’ denilen ibadethanenin açılışı Alevi kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getirdi.
Konuya dair açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), cemevine Gürsel Erol’un isminin verilmesinin yola uygun olmayacağını Bağcılar Cemevine aktardıklarını ve bu çağrının sağduyuyla karşılanarak gerekli adımların atılacağının taraflarına iletildiğini bildirdi.
Bağcılar Cemevi ile yapılan istişare sonrasında ‘Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’ isminin ‘Hacı Bektaş Veli Bağcılar Cemevi’ olarak değiştirileceği kamuoyuna bildirildi.
Konuya dair Bağcılar Cemevi’nden açıklama geldi. Hacı Bektaş Veli Dergâhı, yüzyıllardır Alevi toplumunun gönül merkezi, birlik ve muhabbetin ocağı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Her yıl binlerce canımız bu topraklara niyaz etmekte, yolumuzun değerleriyle buluşmaktadır. Hacıbektaş, yalnızca bir ilçe değil, bizler için Hakk’a duanın, hizmetin ve rızalığın mekanıdır” denildi.
Bağcılar Cemevi’nin yayınladığı açıklama şöyle:
“Bağcılar Cemevi olarak 2012 yılında burada kurduğumuz konukevi, bugüne kadar binlerce canımıza hizmet etmiş, Hacıbektaş’a gelenlerin konaklama ihtiyacını karşılamıştır. Konukevimiz, sadece bir bina değil; yıllardır gönüllerin buluştuğu, paylaşımın ve muhabbetin mekânı olmuştur.
Ne var ki hepimizin bildiği gibi, Hacıbektaş’ta çok daha derin bir eksiklik vardır: cenaze hizmetlerinin Alevice yürütülmemesi ve ilçede gasilhane ile morgun bulunmaması. Bu ihtiyaç, toplumumuzun uzun zamandır dile getirdiği, gönüllerde ağır bir yük olarak duran bir meseledir.
Bu yarayı gören ve samimiyetle çözüm için adım atan siyasetçi ve iş insanı Gürsel Erol, cemevimizle görüşmeler yaparak konukevimize gasilhane ve morg kazandırılması ve binamızın tadilatının yapılması için destek olmuştur. Bu çerçeve ile toplumumuzun temel bir ihtiyacının karşılanması yönünde önemli bir adım atılmıştır. Bu hizmetlerinden ötürü kendisine yolumuz adına teşekkür ediyoruz.
Sayın Gürsel Erol, sürecin bir aşamasında, yapılan hizmetin kalıcı bir anı olması için konukevimize adının verilmesini talep etmiş ve adı verilmiştir. Ancak toplumumuzun farklı kesimlerinden bu yönde eleştiriler yükselmiştir. Bizler, canlarımızın taleplerini Gürsel Erol ile birlikte dinleyerek, yapılan istişareler sonucunda tabelanın “Hacı Bektaş Veli Bağcılar Cemevi” olarak değiştirilmesine karar verdik.
Bu karar, hem hizmeti geçenin emeğini teslim etmenin, hem de toplumumuzun rızalığını gözetmenin bir sonucudur. Biz biliyoruz ki yolumuzun esası rızalıktır; rızalık olmayan yerde birlik olmaz.
Bağcılar Cemevi olarak bizler, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, hem hizmeti geçenin hakkını teslim etmeye hem de toplumumuzun sesine kulak vermeye devam edeceğiz.”
PİRHA – Eğitim emekçileri, “Yeni Maarif Modeli ve Laik Bilimsel Çağdaş Eğitimin Uygulanması” başlıklı panelde dinsel dayatmalara dikkat çekti. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe konuşmasında, “Zorunlu din derslerinin kaldırılması meselesini sadece Alevilerin meselesi olarak görmek bizi yanlış bir yere götürüyor. Elbetteki ana dilinde eğitim Kürtlerin de meselesidir ama bu talepler Kürtlerin Alevilerin talebi olmaktan çıkıp toplumun bütün kesimlerini kapsamalıdır” dedi.
62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin son gününde “Yeni Maarif Modeli ve Laik Bilimsel Çağdaş Eğitimin Uygulanması” başlıklı panel düzenlendi.
Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapılan panelin moderatörlüğünü Ramazan Gürbüz yürüttü. Eğitimin 85 milyonun sorumluluğunda olduğunu söyleyen Gürbüz, “KESK olarak laik, parasız, ana dilinde, bilimsel eğitim için çok büyük bedeller ödedik. Sadece bizim değil, toplumun tüm kesimlerini eğitim konusunda duyarlılığa çağırmaktayız. Laik yaşam olmadan bu ülkede barış olmaz” dedi.
“AMAÇLANAN DÜŞÜNMEYEN, TARTIŞMAYAN BİR NESİL”
Panelin konuşmacılarından Eğitim Sen Eş Genel Başkanı Kemal Irmak, iktidarın özellikle 2012 yılından sonra eğitim alanında ciddi değişimler yaptığına işaret etti.
‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin yanlışlarına değinen Irmak, şunları söyledi:
“İktidarlar, bütün ideolojik tahakkümlerini eğitim üzerinden yapıyor. Örneğin Alevi çocukları halen zorunlu din derslerine maruz kalıyor. AKP iktidarının aslında dini imanı yok. Onların dini imanı para. FETÖ ne istediyse verildi. Şimdi Menzilciler Süleymancılar… Ancak bunlara karşı toplumsal bir itiraz oluşturamadık. Bilimsel bir eğitim yerine her şeyi bir kutsal üzerinden açıklayacak, evrimi ortadan kaldıracak gibi uygulamalar ile düşünmeyen, tartışmayan, bilimi arka plana atan bir proje bu. Ama şöyle bir handikap var, söyledikleri her şey yerini tutmuyor. Yakın zamanda bir öğretmen arkadaşla tanıştım. Bütün ailesinin AKP’li olduğunu belirtti ve genç neslin artık bunlara inanmadığını, tevazu göstermediğini söyledi. Böyle de bir gerçeklik var.
EĞİTİMDE DİYANETİN ETKİSİ!
“Diyanet, devlete hükmediyor ve milli eğitim politikalarını belirliyor. Hatta rehberlik eğitimi almış öğretmenleri devre dışı bırakıp, manevi danışmanlık olarak okullara bir takım hoca ve imam gönderilmeye çalışıyor. Bu durum Sağlık Bakanlığında da yapılıyor. O yüzden ismini net koyalım, laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı olamaz. Kaldırılmalı! Laiklik çocuğun özgürlüğüdür. AKP iktidarı laiklik konusunda büyük gedik açtı. CHP’nin altı okundan biri laiklik ama onlar da mücadele konusunda yetersiz kalındı. Osmanlı’da Şeyhülislam neyse Diyanet İşleri Başkanlığı da bugün aynı işlevi görüyor. Laik ve bilimsel eğitim ile kamusal eğitim Eğitim Sen’in iki önemli başlığıdır.”
“İSTEDİKLERİNE ULAŞTILAR”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de eğitimin AKP öncesinde de “gerici, ırkçı ve tekçi” olduğunu söyledi. Erçe, iktidarın “Kindar, dindar ve itaatkar nesil” yetiştirme konusunda çok planlı olduğunu söyleyerek şunları aktardı:
“Çocuklarını özel dershanelere, özel kolejlere, kreşlere göndermeyenimiz kalmadı. Bu konuda iktidar istediğine ulaştı malesef. Aleviler, bu süreçte en çok olumsuz etkilenen kesimlerin başında oldu. Laiklik, gericilik meselesi yeterince gündemleşemediği için sorunlar büyüyor.
Zorunlu din derslerinin kaldırılması meselesini sadece Alevilerin meselesi olarak görmek bizi yanlış bir yere götürüyor. Elbetteki ana dilde eğitim Kürtlerin de meselesidir ama bu talepler Kürtlerin Alevilerin talebi olmaktan çıkıp toplumun bütün kesimlerini kapsamalıdır.
TARİKATLARI DİKKATE ALMALIYIZ
‘Türkiye laiktir laik kalacak’ sloganları atıldığında Türkiye’de zorunlu din dersleri vardı. Laikliğin ne demek olduğu malesef bilinmiyor. AKP dönemi ile bu slogan eskisi kadar sık atılmaz oldu. Laik eğitimde din eğitimi olmaz. Laik eğitimden uzaklaşmanın sonuçlarını bugün görüyoruz. Tarikatları dikkate almıyoruz. Menzil örneğin, Adıyaman’da bir kent kuruyor. Aleviler laik, bilimsel, çağdaş eğitimi sadece kendi çocukları için istemiyorlar.”
“ÇOCUKLARIN GELECEK HAYALİ YOK”
KESK Nevşehir Şube Temsilcisi Tarık Kaya da eğitim üzerinde “ciddi oynamalar” yapıldığını anlatarak şunları söyledi:
“Toplumun büyük kesimi malesef bu süreçlere dahil olmuyor ve eğitim için ciddi harcamalar yapıyor. Çocuklarımıza ‘Hayata dair beklentiniz nedir?’ diye sorduğumuzda ‘Güzel bir ev, güzel bir araba’ diyorlar. Hayata, bilime dair beklentiler sıfırlanmış, teknolojik ürünlerin bol olduğu bir hayal dünyasına sahipler. Bizler okul önlerinde de taleplerimizi, eğitimdeki gidişatı dile getiriyoruz ancak ne yazık ki karşılık bulamıyoruz. Eğitim konusunda toplumun bize vereceği destek çok önemli.
OLMAZSA OLMAZIMIZ
Toplumlar tarih boyunca eğitimi yönetme aracı olarak kullanmışlardır. Dolayısıyla laiklik bizim için yaşamsaldır. Eğitim sisteminde laikliği tartıştığınız zaman karşınızda Diyanetle karşı karşıya kalıyorsunuz. Alternatif Milli Eğitim Bakanlığı durumuna gelmiş durumda. Sadece fetva vermek ile kalmıyo, bütün devlet kurumlarını yönlendiren bir konumda. Dolayısıyla biz Diyanet’i bir kurumsal yapı olarak görmeyelim. Diyanet artık bir sistem. Bu alanı iyi tanıyıp mücadele hattı geliştirmek lazım. Örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dinsel eğitim konusındaki kararları uygulanmadı. Karşılık bulunmamasının sebebi yeterince mücadele verilmiyor olmasından kaynaklı değildi; Diyanet’ti. Laiklik konusunda ödün vermeden mücadeleyi büyütmek gerekir. Olmazsa olmazlarımızdan bir tanesidir laiklik.”
PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Bağcılar Cemevi yaptıkları istişare sonrasında ‘Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’ isminin ‘Hacı Bektaş Veli Bağcılar Cemevi’ olarak değiştirileceğini kamuoyuna aktardı.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından restore edilen ve adına ‘Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’ denilen ibadethanenin açılışı Alevi kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getirdi.
Konuya dair açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), cemevine Gürsel Erol’un isminin verilmesinin yola uygun olmayacağını Bağcılar Cemevine aktardıklarını ve bu çağrının sağduyuyla karşılanarak gerekli adımların atılacağının taraflarına iletildiğini bildirdi.
Bağcılar Cemevi ile yapılan istişare sonrasında ‘Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’ isminin ‘Hacı Bektaş Veli Bağcılar Cemevi’ olarak değiştirileceği kamuoyuna bildirildi.
“CEMEVİNİN İSMİ ‘HACI BEKTAŞ VELİ BAĞCILAR CEMEVİ’ OLARAK DEĞİŞTİRİLECEK”
Alevi Bektaşi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:
“Hacıbektaş ilçesinde bulunan Pirimiz Hacı Bektaş Veli Dergahı, her yıl binlerce Alevi can tarafından ziyaret edilmektedir. İlçenin fiziki koşulları, bu yoğun ziyaretçi akışını karşılamada çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle imkanı olan kurumlarımız, burada misafirhaneler yaparak bu ihtiyacı karşılamaya çalışmaktadır. Bağcılar Cemevimiz de Hacıbektaş’ta hem konaklama ihtiyacına cevap vermek, hem de, Alevi yol ve erkanlarının yürütülmesine katkı sunmak için, bir konuk evi inşa etmiştir.
Son dönemde bu mekanın yenilenmesi ve onarımı için siyasetçi ve iş insanı Sayın Gürsel Erol gönüllü olmuş, yapılan katkıların ardından ise konuk evine kendi ismini vererek tabela astırmıştır. Bizler; Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri olarak, bu yaklaşımın niyetten bağımsız olarak, yolumuza uygun olmadığını ifade ettik.
İnancımız gereği yapılan hizmetler Hak içindir. Bir elin verdiğini öbür el görmez. Cemevlerimiz, ibadet mekanlarımızdır; siyasetin veya şahısların gölgesinde, reklam ve isimlendirme aracı olamaz.
Bu düşüncelerimizi Bağcılar Cemevi yönetimine aktardık. Sağduyuyla karşılanmış ve gerekli adımların atılacağı tarafımıza iletilmiştir. Ayrıca, Bağcılar Cemevi yönetimi, konuyu doğrudan Sayın Gürsel Erol’a da iletmiş, kendisi de bu eleştirileri anlayışla karşılayarak, tabelanın “Hacı Bektaş Veli Bağcılar Cemevi” olarak değiştirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bağcılar Cemevi yönetimi de bu doğrultuda hareket edeceğini bildirmiştir. Bu olgun yaklaşım hepimizi memnun etmiştir. Alevi öğretisi ve edebi gereğince; düşeni kaldırmak, eksiği tamamlamak, döküleni doldurmak esastır. Yolumuzun özü budur. Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri olarak, bu konuyu kamuoyuyla paylaşmayı bir görev biliyor, emeği geçen tüm canlara teşekkür ediyoruz.”
PİRHA – ‘Alevi Bektaşilikte Kadın ve Doğa’ panelinde bir araya gelen kadınlar, kurumlardaki kadın temsiliyetini yorumladı. Yönetimlerde kadınlara fırsat verilmesi gerektiğini belirten kadınlar, “Kadın bedenleri erkek egemen zihniyetin savaşı yapılırken topraklarımız ranta kurban ediliyor” dedi.
62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, panellerle devam ediyor.
‘Alevi Bektaşilikte Kadın ve Doğa’ konusunun değerlendirildiği panel, Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Panelin açılışında Ana Sevim Yalıncakoğlu gülbeng okurken Zakir Yaprak Dengiz de deyişler seslendirdi.
Panelin moderatörlüğünü Ümit Günaltay yürüttü.
“SÖMÜRÜYE KARŞI DİRENEN BİR ALEVİ SİYASETİ”
Panelin ilk konuşmacısı Almanya Alevi Kadın Birliği Başkanı Özgür Demir oldu. “Dün Pir Sultan’ı asanlarla bugün doğayı katleden aynı zihniyettir” diyen Demir, şu sunumu yaptı:
“Yol kadınsız yürümez. Biz Alevi kadınlar, geçmişin inanç mirasını bugünün adalet anlayışı ile birlikte ilerletmek zorundayız. Bugünün Aleviliği kadınlarla birlikte yürüyen doğa ile birlikte nefes alan halklarla birlikte direnen bir Aleviliktir. Bizler bir Yol’un değil, aynı zamanda bir dönüşümün öncüsüyüz. Bu dönüşüm kadının kendi sözünü söylemesiyle, kadının özne olmasının kabul edilmesiyle mümkündür. Hakikat Yolunu bugün yeniden kurmak zorundayız. Doğayı koruyan, kadını yücelten, sömürüye karşı direnen bir Alevi siyaseti mümkündür. Bu siyaseti kadınlar kuracak ve sürdürecektir.”
“ÖRGÜTLERDE KADIN ALERJİSİ VAR”
Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise konuşmasında kadınsız hiçbir kurumun Alevileri temsil edemeyeceğini söyledi. Yılmaz, kurumlarda yöneticilik yapan erkeklerin daha adaletli olması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
“Eril bir toplumda yaşadığımız için kadının belli başlı sorunları var. Örgütlerde sorumluluk almak isteyenlere de ‘Sen git evinde çoluğunla çocuğunla uğraş, yapamazsın’ gibi bakılıyor. Alevi kurumları içerisinde kadınları çekseniz o kurumlarda hiçbir şey kalmaz. Kadın olmayan Yol eksiktir. Kadının özgürlüğü olmadan Alevilik özgür olmaz. Alevilikte ‘kadın’ başlığını sadece kadınlar konuşmamalı. Erkekler gelip buraya çıksın, konuşsunlar ki bizler de bu konuda neler düşündüklerini bilelim. Bizim örgütlerin hepsinde bir kadın alerjisi var. Kadınlara, gençlere fırsat vermek lazım. İnancın içerisinde bizi eritmenize, yok etmenize izin vermeyeceğiz. Alevilik inancının kadınla hiçbir derdi yok ama bu eril dünyadan etkilenen Alevilerin, kadınla derdi var.”
“ALEVİ KURUMLARI OLARAK SURİYE’DEKİ KATLİAMA DAHA FAZLA SES ÇIKARMALIYIZ”
PSAKD Kadın Sekreteri Nil Sıla Aslan, “Kadın bizde yarım değildir, yan yanadır, can canadır. Doğa da bizim için yaşamın kendisidir. İnsan, doğanın sahibi değil bir parçasıdır. Kadın bedenleri erkek egemen zihniyetin savaşı yapılırken topraklarımız ranta kurban ediliyor. Munzur’u kurutmak isteyen de kadınları susturmak isteyen aslında aynı zihniyettir. Doğa özgürleşmeden kadın özgürleşmez, kadın özgürleşmeden bu toplum asla özgürleşmez. Hayatın her alanında erkeğin gölgesi yer alır. Sizlere Samandağ’dan selamlar getirdim. Oradaki kadın sesi örgütsüz kaldığı için kalıcı olamadı. Birlikte olduğumuzda yıkılmayız susturulamayız. Gitmedik, buradayız ve kalmaya da devam edeceğiz. Suyumuzu, toprağımızı, ormanımızı, dağlarımızı, emeğimizi, bedenimizi, yaşam alanlarımızı, inancımızı, kültürümüzü, yoldaşlığımızı hep birlikte savunacağız. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Sözümüz Hakk olsun, aşk ile…”
Suriye’deki Alevi kadınlarına yönelik katliam ve kaçırılmalara da dikkat çeken Aslan, “Alevi kurumları olarak daha fazla ses çıkarmalıyız. Avrupa’nın desteğiyle bunu dünyaya duyurmak lazım. Şu anki işkence, akıl almaz hale geldi.”
Panelin son bölümünde açık kürsü oluşturularak sohbet yürütüldü. Zakir İlke Yıldız da nefesler seslendirdi.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, CHP Milletvekili Gürsel Erol’un Dersim, Elazığ ve en son Hacıbektaş’ta olmak üzere birçok kutsal mekan ve ziyarete ismini yazdırarak edep-erkân ilkesini çiğnediğini belirterek, “Kutsal mekanlarımız şahsi reklamların ve ikbal devşirme heveslerinin panosu haline getirilemez. Bu girişimlerin inancımıza karşı büyük bir saygısızlık olduğu bilinmelidir” açıklamasında bulundu.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol tarafından yaptırılan ve adına ‘Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’ denilen ibadethane, Hacı Bektaş’ta düzenlenen törenle açıldı. Açılışa CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Alevi kurumları da katıldı.
Cemevine Gürsel Erol’un adının verilmesi Alevi kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getirdi.
Yazılı açıklama yaparak tepki gösteren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, “Kutsal mekanlarımız şahsi reklamların ve ikbal devşirme heveslerinin panosu haline getirilemez” diyerek Alevi toplumunu kutsal mekanları seyir haline getiren iktidarcı anlayışlara karşı durmaya çağırdı.
“GÜRSEL EROL’UN MÜDAHALELERİ ZİYARETLERİN DOĞAL AHENGİNİ BOZMUŞTUR”
Gürsel Erol’un 2021 yılında Dersim’de bulunan Ana Fatma ziyaretine peyzaj çalışması adı altında aslan heykeli dikilip, adının yazılı olduğu tabela astığını hatırlatan DAD Genel Merkezi, tarafından yapılan açıklama şöyle:
“CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol Nevşehir Hacıbektaş ilçesinde kurulan bir cemevine kendi adını vererek bir kez daha Alevilerin haklı tepkisini üzerine çekmiştir. Gürsel Erol, yeni kurulan cemevi ile birlikte Dersim ve Elazığ gibi bölgeler başta olmak üzere birçok kutsal mekan ve ziyaretimize ismini yazdırarak çok önemli bir edep-erkân ilkesini çiğnemektedir; “Nefsine yol verme, benlik satar.”
Gürsel Erol, 2021 yılında Raa/Rêya Heq Alevi süreğinde önemli bir yeri olan doğal Ana Fatma Ziyaretine “peyzaj çalışması” adı altında yaptığı müdahalelerle gündeme gelmiş ve itirazlarımız, tepkimiz ve eleştirilerimizi Dersim halkıyla birlikte dile getirmiştik. Dersim halkının rızalık vermemesine rağmen Gürsel Erol tarafından yürürlüğe konulan müdahaleler ziyaretimizin doğal ahengini bozmuştur. Gelen eleştiriler sonucunda ismini yazdırdığı tabelayı kaldırmış fakat diğer faaliyetlere devam etmiştir.
Dersim’de birçok ziyaret ve kutsal mekanda aynı gerçekle karşılaşmak mümkün. Heryere resmini asmak ve her mekana ismini yazdırmak nefsani bir tutumdur. Yolumuz bizlere “ölmeden ölmek” felsefesiyle “kendini bil!” uyarısı yapar. En yüksek mertebenin ise hırstan, benlikten, iktidardan, rekabetten ve maddiyattan azade olan “hiçlik makamı” olduğunu öğütler.
Kutsal mekan ile ilşkilenme aynı zamanda Yol’a ikrarın ölçüsüdür. Alevi inancında mekan basit bir yerleşke değildir. Kutsal mekanlarımız Hakk’ın ve talip topluluğu olan halkın mekanlarıdır. Hakk’ın görünür olduğu, inancımıza ait erkânlarımızın yürütüldüğü, dilimizin, kültürümüzün, geleneğimizin ve tarihsel hafızamızın toplumumuza aktarıldığı yerlerdir. Bu mekanlarda Hakk için hizmet yürütülür, seyir için değil. Hacı Bektaşi Veli’nin mekanında seyir için hizmet olmaz, Pir’imizin felsefesi de bu anlayışı mahkum eder.
Kutsal mekanlarımız şahsi reklamların ve ikbal devşirme heveslerinin panosu haline getirilemez. Bu girişimlerin inancımıza karşı büyük bir saygısızlık olduğu bilinmelidir.
Gürsel Erol bir an önce Nevşehir’de kurulan cemevine verdiği isim başta olmak üzere, Dersim ve Elazığ bölgesinde ki tüm kutsal mekanlarımızdan ismini kaldırmalı ve inşaat sektöründe ki mesleki faaliyetlerini inancımızdan uzak tutmalıdır diyoruz. Kutsallarımızdan elinizi çekin!
Tüm Alevi kurumlarına ve Alevi talip topluluğuna sesleniyoruz; kutsal mekanlarımızı seyir haline getiren iktidarcı anlayışlara karşı hep birlikte dur diyelim.. Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir.”
PİRHA- ‘Alevi Bektaşilikte Sürekler: Yol Bir Sürek Binbir’ başlıklı panelde konuşan inanç önderleri, ritüellerdeki başkalaşmaya dikkat çekti. Pir Ali Önal konuşmasında “Bu inanç ‘Eline, beline, diline sahip ol’ anlayışı ile tüm inançların temelini yaratmış. Ancak bir kesim, farklı inançların çatısı altında kendini görmeyi seçmiş” eleştirisinde bulundu.
Video eklenecek.
62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, ikinci gününde devam ediyor.
Hacıbektaş Belediyesi Konferans Salonunda yapılan ‘Alevi Bektaşilikte Sürekler: Yol Bir Sürek Binbir’ başlıklı panel, Birkan Sağlam ve Emrah Sağlam’ın müzik dinletisiyle başladı.
Panelin moderatörlüğünü Türkan Akbıyık yaptı. Alevilere yönelik baskı ve katliamların Osmanlı döneminde başlayıp cumhuriyet döneminde de sürdüğüne işaret eden Akbıyık, “Tüm baskılara rağmen inanç, kendini korumayı başardı” dedi. Akbıyık, Aleviliğin kendi içerisinde farklı erkan ve ritüelleri olduğunu belirterek “Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi ‘Gelin canlar bir olalım’. Hünkarımızın dediği gibi ‘İri olalım, diri olalım” ifadelerini kullandı.
“HAKKIMIZI SÖKE SÖKE ALACAĞIZ.”
Panelin konuşmacılarından Hıdır Abdal Ocağı mensubu Muharrem Erkan, günümüzde birçok cemevinde toplumun anlayamadığı Arap dili ile hizmet yürütüldüğüne değindi. Erkan, Alevi kurumlarının, Yol’da birlik adına 2011 yılında ortak erkannameler hazırladıklarını ancak, kurumların, bu ritüelleri tam anlamıyla uygulayamadığını söyledi. Muharrem Erkan, konuşmasında Alevi hak mücadelesine de değinerek “Varız, haklıyız ve hakkımızı da söke söke alacağız. Yol, erkan farklılığı olabilir. Eli elden farklı görmeyeceğiz. Canı candan ayırmayacağız. Ocağı da ocaktan ayırmak düşkünlük sebebidir. ‘Cümle alem birdir bize’ anlayışından gelmekteyiz. Başarıya da ancak hep birlikte ulaşacağız” dedi.
“İNANCIMIZI TARİFLERKEN HATALAR YAPMAKTAYIZ”
Kureşan Ocağına mensup Akademisyen Ali Önal ise Dersim’deki sürek ve ritüellere değindi. Dersim coğrafyasında yaşanan Aleviliğin aynı zamanda bir doğa inancı olduğunu söyleyen Önal, şunları aktardı:
“Maalesef ki köyden büyükşehirlere geldiğimiz ilk dönemlerde cemlerimizi tutamadık. Böyle olunca da toplum bir arayışa girdi. İster istemez farklı inanç merkezlerinde ritüeller yürüttük ve mutlaka onlardan etkilendik. Örneğin Hakk’a uğurlama erkanı gibi… İnancımızın kendine has ritüelleri var iken neden başka bir inanç ile kendimizi tarif ediyoruz, buna şaşırıyorum. Alevi inancını tanımlarken kendini başka inançlar içerisinde tanımlayanlara yönelik bir şeyler söylemek istiyorum. Bizler oturup kendi inancımızı tariflerken hatalar yapmaktayız. Halbuki bu inanç ‘Eline, beline, diline sahip ol’ anlayışı ile tüm inançların temelini yaratmış. Ancak bir kesim, farklı inançların çatısı altında kendini görmeyi seçmiş. Toplumun bilinçlenmesiyle de öze dönüş konusunda önemli yol kat ettik. Yol’umuza, inancımıza sahip çıkmalıyız. Kentlerde yaşayan her bir birey, çevresindeki cemevini tıpkı bir ocak gibi sahiplenmeli. Aksi halde inancımızı tümden yitirebiliriz.”
PİRHA-Hacıbektaş’ta Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’nin açılışında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Meclis’te kurulan komisyona 29 maddelik demokratikleşme paketi sunduk. Yıllardır ifade ettiğimiz cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilerin yaşadığı haksızlıkların giderilmesi, Madımak’ın utanç müzesi haline getirilmesi gibi birçok konuya değinen bir paketi Meclis’e sunduk” dedi.
Hacıbektaş’ta Bağcılar Gürsel Erol Cemevi’nin açılışı yapıldı. Açılışta Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel konuşma yaptı.
“HERKESİN EŞİT YURTTAŞ OLARAK YAŞAYACAĞI YARINLARI İNŞA ETMEK İÇİN KOMİSYONDA YER ALDIK”
Eşit yurttaşlık mantığıyla kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Devlet için canımızı feda ediyoruz, vergi istendiğinde hepimiz vergi veriyoruz. Ama konu hizmet etmeye geldiğinde bir inancın mezhebinin tüm ihtiyaçlarını hepsini karşılıyor ama Alevilere gelince ve Hacıbektaş’ta Bağcılar Cemevi’nin onarılmasında bir milletvekilinin yüze gönüllüğüne kalması onun en büyük soruna işaret. Türkiye’de kalıcı barışın sağlanması için kurulan komisyonda herkesin Türkiye’de eşit yurttaş olarak yaşayacağı yarınları birlikte inşa edebilmek için yer aldık. Komisyona 29 maddelik demokratikleşme paketi sunduk. Yıllardır ifade ettiğimiz cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilerin yaşadığı haksızlıkların giderilmesi, Madımak’ın utanç müzesi haline getirilmesi gibi birçok konuya değinen bir paketi Meclis’e sunduk” diye konuştu.
PİRHA- FEDA ve DAKB, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikleri kabul etmediklerine ilişkin ortak basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, “Alevi kurumlarının ve Hacı Bektaş Belediyesi’nin çağrısıyla, 16-17-18 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek olan anma etkinlikleri; birliğimizi, hak mücadelemizi ve barış talebimizi büyüteceğimiz bir buluşma olacaktır” denildi.
62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) tarafından paylaşılan açıklama ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirildi.
“ALEVİLİK, TARİH BOYUNCA IRKÇI, TEKÇİ VE ŞERİATÇI İDEOLOJİLERE KARŞI DOĞAL BİR DİRENİŞ HATTI OLUŞTURMUŞTUR”
“Devletin Alevisi değil, Hakk’ın yolunun yolcusuyuz” denilen açıklamada, “Alevilik yalnızca bir inanç sistemi değildir; aynı zamanda doğayla uyumlu, barışçıl, eşitlikçi ve kolektif yaşamı esas alan kadim bir toplumsal duruştur. Bu yönüyle Alevilik, tarih boyunca ırkçı, tekçi ve şeriatçı ideolojilere karşı doğal bir direniş hattı oluşturmuştur. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Cumhuriyet’in yüz yıllık iktidarlarına dek bu yol bastırılmış, dışlanmış ve dönüştürülmeye çalışılmıştır. Bugün ise bu politikalar, şekil değiştirerek devam etmektedir. Bazen Dersim’de, Sivas’ta, Gazi’de ve Maraş’ta olduğu gibi, Alevi inanç alanları sistematik biçimde hedef alınmaktadır. Bazen de inancımızın ritüelleri değiştirilmeye çalışılmaktadır. Devlet, Aleviliği önce asimile etmeye; bunu başaramazsa kontrol altına almaya; onu da başaramazsa yok etmeye çalışmaktadır. Üstelik bu saldırılar, barış, eşit yurttaşlık ve demokratik toplum taleplerimizin yükseldiği bir dönemde yeniden gündeme getirilmiştir” diye eklendi.
“ALEVİ İNANCINA YÖNELİK BİR KAYYUM REJİMİDİR”
Yıllardır Alevi halkının toplumsal belleğinde kutsal bir mekan ve Serçeşme olan Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı’nda düzenlenen etkinliklere müdahale edilmek istendiğinin altını çizilen açıklamada şunlar kaydedildi:
“Alevi- Bektaşi Cemevi Başkanlığı adlı asimilasyoncu kurum 62. Ulusal ve 36. Uluslararası olarak gerçekleşecek olan etkinlikleri, kontrolü altına almak, dönüştürmek ve resmî ideolojiye eklemlemek çabası içindedir. Alevi- Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın bu yaklaşımı, ‘Devletin Alevisi’ yaratma projesinin açık bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Alevi inancına yönelik bir kayyum rejimidir.
ALEVİLİK, DEVLETİN ŞEKİLLENDİRECEĞİ BİR ALAN DEĞİLDİR
Pir Sultan Abdal’dan Hacı Bektaş’a, Düzgün Baba’dan Goşkar Baba’ya; cemevlerimizden dergâhlarımıza uzanan kutsal yolumuzun devlet müdahalesiyle gölgelenmesine izin vermeyeceğiz. Biz bu politikaları tanıyor, teşhir ediyor ve reddediyoruz. Alevilik, devletin şekillendireceği bir alan değildir! Kendilerini Alevi halkı ile devlet arasında ‘köprü’ olarak tanımlayanların kimler adına konuştuklarını da çok iyi biliyoruz. Onlar, köprü değil; asimilasyon politikalarının taşıyıcılarıdır. Bu kabul edilemez. Gerçek barışa ve demokrasiye giden yol, inancımızın hakikatiyle buluşmaktan geçer, devletin gölgesinde yapılan şovlarda değil.”
16-17-18 AĞUSTOS’TA HACIBEKTAŞ’A ÇAĞRI
FEDA ve DAKB yaptıkları ortak açıklamada müdahaleleri ve dayatmaları kabul etmediklerine vurgu yaptılar. Açıklamada, “Alevi kurumlarının ve Hacı Bektaş Belediyesi’nin çağrısıyla, 16-17-18 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek olan anma etkinlikleri; birliğimizi, hak mücadelemizi ve barış talebimizi büyüteceğimiz bir buluşma olacaktır. O nedenle tüm canlarla Hakk’ın yolunda, cem meydanlarında buluşmak istiyoruz. Devletin Alevisi olmayı reddediyor, Hakk’ın yolundan, cem meydanlarından vazgeçmiyoruz” denildi.
PİRHA- Alevi Anaları, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikleri kabul etmediklerini belirterek, 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak, 62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısında bulundular.
62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirilirken, Alevi Anaları herkesi 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak etkinliğe davet etti.
“YÜREĞİNDE HÜNKAR IŞIĞINI TAŞIYAN HİÇ KİMSE ADALETSİZLİĞİN YANINDA YER ALMAZ”
Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu Ana, yüreğinde Hünkâr ışığı olan herkesin Hünkârı 16, 17, 18 Ağustos’ta hep beraber anacağı belirterek, şunları kaydetti:
“Devletin icazetiyle kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın 12-13 Ağustos’ta Alevi kurumlarına ve Alevilere alternatif olarak bir etkinlik düzenleyeceğini öğrendik. Biliyorsunuz Hacı Bektaş Veli algısının Alevilerdeki yeri ile devletteki yeri çok farklı. Devlete göre bir kültür elçisi ama Alevilere göre bir inanç önderi.
Dolayısıyla ben eminim ki yüreğinde Hünkâr ışığı olan her Alevi Hünkârı 16, 17, 18 Ağustos’ta hep beraber Alevi örgütleriyle ve Alevilerle beraber anacaktır.
Devletin ilan ettiği zamanda, devletin her türlü rüşvetine rağmen yüreğinde Hünkâr aşkı bulunan hiç kimsenin onların gönderdiği davete icabet etmeyeceğinden eminiz. Yüreğinde Hünkar ışığını taşıyan hiç kimse adaletsizliğin yanında yer almaz.”
“ASİMİLASYON MERKEZİ OLAN CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN ETKİNLİKLERİNDE YER ALMAYACAĞIZ”
Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç Şimşek Ana, “Bizler de Fransa Alevi Birlikleri Federasyonun yol erkanı olarak 12-13 Ağustos’ta asimilasyon merkezi olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarına alternetif olarak yaptığı etkinlikte yer almayacağız” dedi. Firaz Yalvaç Şimşek Ana, onun yerine 16, 17, 18 Ağustos’ta yapılacak etkinliklerde yer alacaklarını belirterek herkesi etkinliklere katılmaya davet etti.
“ASİMİLE ETMEK İSTEYEN TÜM ETKİNLİKLERİ ASLA VE ASLA KABUL ETMİYORUZ”
Mualla Coşkun Ana ise Alevileri asimile etmeye çalışan etkinlikleri asla kabul etmeyeceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“Hakk ve hakikat aşkına, yolumuza vermiş olduğumuz itikadımız ve ikrarımız aşkına. Bizlerin bilincini ve iradesini yok etmeye çalışan, asimile etmek isteyen tüm etkinlikleri asla ve asla kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Reddetmeye de devam devam edeceğiz.
Bu anlamda 16, 17, 18 Ağustos tarihleri arasında Hünkâr Hacıbektaş Veli Dergahı’nda birliğimiz ve dirliğimiz adına tüm canlarımızı etkinliğe bekliyoruz.”
PİRHA- Alevi Yol yürütücüleri, Alevi toplumunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinliklere katılmamasını isteyerek, 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak, 62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısında bulundular.
62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirilirken, herkes 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak etkinliğe davet edildi.
Alevi Yol yürütücüleri, Alevi kurumlarının Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısına destek vererek, Alevi toplumunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinliklere katılmamasını istediler.
PİRHA- AFA Genel Başkanı Suzan Saka, 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak, 62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısında bulundu.
62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirilirken, herkes 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak etkinliğe davet edildi.
“YOL’UNA, SERÇEŞMESİNE, DERGAHLARINA SAHİP ÇIK!”
Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısında bulunarak, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacıbektaş’ta 12-13 Ağustos’ta yapacağı alternatif etkinliğe katılmamalarını istiyoruz. Çünkü bu başkanlık Alevileri asimile etmek için kurulmuştur. Dolayısıyla Alevi canların Yol’una, serçeşmesine, dergahlarına sahip çıkması adına Alevi kurumlarımızın 16-17-18 Ağustos’ta yapmış olduğu etkinliğe katılmalarını rica ediyoruz” dedi.
PİRHA- ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikalarına hız kesmeden devam ettiğine vurgu yaparak, “Alevi inancına her şeyden önce saygı duyacaksınız, Alevi toplumunun inanç değerlerine saygı duyacaksınız. Alevi toplumunun sizden tek bir beklentisi var; biz bu ülkenin yurttaşları olarak anayasal güvence istiyoruz, inancımıza ve değerlerimize saygı istiyoruz” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik asimilasyon faaliyetleri tepki çekmeye devam ediyor. 2022 yılında kurulan ve birçok asimilasyon faaliyetine imza atan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı faaliyetlerine devam ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği ‘Pir Sultan Abdal Dinletisi’ adlı etkinlikte Pir Sultan Abdal’ın portesindeki sazı kaldırılarak, yerine elleri rüku şeklinde bağlanmış ve boynundaki teslim taşı kolye olmuş bir Pir Sultan portesi yayınladı. Aynı zamanda Alevi Dergahları üzerinde de işgalci bir politika izleyen başkanlık, Alevi toplumundan büyük tepkiler topluyor.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“ASİMİLASYON POLİTİKALARINA DEVAM EDİYORLAR”
Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın her geçen gün asimilasyon politikalarına devam ettiğinin altını çizen Mustafa Aslan, “Aslında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı 2022’de kurulduğu zaman da söylemiştik. Öncesinde ve sonrasında da defalarca söyledik. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasının amacının Alevi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamak, cemevlerinin ihtiyaçlarını karşılamak, Alevi kurumlarının yıllardır talep ettiği hak talepleriyle ilgili anayasal düzenleme yapmak gibi bir derdinin olmadığını söylemiştik” dedi.
“KENDİLERİNE GÖRE BİR ALEVİLİK YARATMAK İSTİYORLAR”
Başkanlığın politikasının Alevilerin sorunlarını çözmekten ziyade kendi Alevilerini yaratmak olduğuna vurgu yapan Aslan, şunları kaydetti:
“Alevi Bektaşi, Ansiklopedisi çalışmaları, Dede eğitimi, cemevlerine yardım gibi görevi olmayan birçok şeyi yapmaya çalıştı. Son günlerde de bu asimilasyon kurumu, asimilasyon politikalarına devam ediyor. Pir Sultan Abdal Etkinliği ya da Pir Sultan Abdal Gecesi düzenliyor. Pir Sultan Abdal’ın resmine dahi tahammül etmeyen, değerlerimize bakış açıları, Alevi toplumunun hassasiyetini dikkate almadan her türlü asimilasyon politikaları, her türlü hakarete varır girişimlerine devam ediyorlar.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir asimilasyon kurumu olduğu, derdinin, meramının Alevi toplumunu değiştirme, dönüştürme, teslim alma, kendine göre yeniden bir Alevilik yaratma olduğu konusundaki söylemlerimiz hayata geçiyor.”
“DERGÂHLARIMIZ İŞGAL ALTINDA”
Ortada iki sorunun olduğuna işaret eden Mustafa Aslan birinci sorunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bağlı olduğu bakanlık, hükümet olduğunu belirtirken ikinci sorunun ise bu başkanlığın halen iyi niyetle Alevi toplumunun sorunlarını çözmeye yönelik olduğunu iddia eden Alevi kurumları olduğunu söyledi. Aslan şunları ekledi:
“Abdal Musa Alevilerin bir dergahıdır. Herkes bilir ki yıllardır Abdal Musa Anma Töreni bölgede, Tekke köyündeki dernek ve Alevi kurumları ortaklaşa yapar. Geçen yıl bir girişimde bulundular. Bu yılda geçen ay basına yansıyan haber ile ‘Abdal Musa Dergâhı’nın anma etkinliklerini biz yapacağız. Çünkü dergâhlar bize bağlı yani Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı’ dediler.
Dergâhlarımız işgal altında. Hacıbektaş Dergâhı başta olmak üzere birçok dergâhımız Kültür Bakanlığı’na bağlı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün malı ve işgal altında. Bütün bu pervasızlık ortadayken halen Alevi toplumunun sorunlarını çözmeye yönelik bir yapıyız söyleminden ne kadar uzak olduklarının, ne kadar samimiyetsiz olduklarının göstergesi. Geçen yıl da Hacıbektaş Dergahı’nda yapmış oldukları ‘alternatif’ etkinlik ortada. Alevi kurumlarına saygıları yok, Alevi inancına saygıları yok, Alevi değerlerine saygıları yok. Alevi dergahlarına, ulularına, pirlerine saygıları yok. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı diye bir kurum tanımıyoruz. Bir asimilasyon kurumudur. Hükümetin derhal bu uygulamasından vazgeçmesi lazım.”
“Eğer AKP iktidarı Alevi toplumunun demokratik anlamda sorununu çözmek istiyorsa bunun muhatabı Alevi kurumlarıdır, Alevi yol önderleridir” diyen Mustafa Aslan, “Mevcut sorunlarımızın ne olduğunu hükümet zaten biliyor. Bu sorunları anayasal düzenlemde çözmek gerekir. Hükümet yeni bir Alevi Diyaneti oluşturma, Alevileri parayla, işle, aşla, tuğlayla, çimentoyla teslim alma, değiştirip dönüştürme politikalarından vazgeçmesi gerekiyor” diye ekledi.
“ALEVİ İNANCINA İHANETTİR”
Hacıbektaş’ta yapılan ‘Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’nı da eleştiren Aslan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“2-3 gün önce basına yansıdı. Bir kurumun, bir derneğin, bir tarikat derneğinin Hacıbektaş Kaymakamlığı ve Nevşehir Valiliği aracılığıyla Alevilerin serçeşmesi olan Hacıbektaş’ta anma etkinliği ya da faaliyet ya da yarışma yapmasına izin veriyor. Hükümete ve devlet yetkililerine şunu sormak lazım; Alevi toplumunun herhangi bir kurumu Mevlâna Dergahı’na gidip de biz orada bir faaliyet yapmak istiyoruz dediğinde izin verecekler mi? Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı herhangi bir camiye gidip biz orada Aleviler olarak bir yarışma, bir anma yapmak istiyoruz diyen bir Alevi derneğine izin verecekler mi?
Hükümet, devlet kurumları Alevi inancını yüzyıllardır yok saydıkları gibi, inkâr ettikleri gibi hakaret etmeye, saygısızlık yapmaya devam ediyor. 1800’lü yıllarda Nakşibendi Tarikatı’nın temsilcilerini Alevi Dergahlarına atayan, Alevileri asimilasyona uğratan zihniyetin devamı bugün de dergahlarımızı işgal altına almış. Dergahlarımız bakanlığın, kaymakamlığın, valiliğin ellerine verilmiş. Hacı Bektaş’ta yansıyan görüntülere bakıldığında Alevi inancına saygısızlık, Alevi inancına ihanettir.”
“ÜLKENİN YURTTAŞLARI OLARAK ANAYASAL GÜVENCE İSTİYORUZ”
ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan hükümete seslenerek, “Alevi inancına her şeyden önce saygı duyacaksınız, Alevi toplumunun inanç değerlerine saygı duyacaksınız. Alevi toplumunun sizden tek bir beklentisi var; biz bu ülkenin yurttaşları olarak anayasal güvence istiyoruz, inancımıza saygı istiyoruz, değerlerimize saygı istiyoruz. Sizden başka hiçbir şey istemiyoruz” dedi.
PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu, Hacıbektaş’ta yapılan ‘Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’nı eleştirerek, “Bu organizasyonun, Türkiye Aleviliğinin kalbi olan Hacıbektaş’ta yapılması Alevi inancının görünmez kılınmasına ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirilmesine dönük sistematik bir asimilasyon politikasının parçasıdır” dedi.
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bu yıl 12’ncisi düzenlenen ve “Hacı Bektaş-ı Veli ve Makalat” temasıyla gerçekleştirilen ‘Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’, Alevi toplumunun tepkisini çekti. Yarışmanın içeriği ve uygulama biçimi, Alevi-Bektaşi inancının temel değerleriyle çeliştiği gerekçesiyle eleştirildi.
Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) tarafından yapılan yazılı açıklamada, yarışmanın Sünni-İslami bir çerçevede organize edildiği ve Aleviliğin merkezi kabul edilen Hacıbektaş’ta gerçekleştirilmesinin “bilinçli bir tercih” olduğu belirtildi. Açıklamada, bu tür etkinliklerin Alevi inancını görünmez kılmaya, yerel değerleri dönüştürmeye ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirmeye yönelik sistematik bir asimilasyon politikasının parçası olduğu vurgulandı.
“İNANCA AYKIRI İÇERİK VE UYGULAMALAR”
Etkinlik sırasında Arapça Kur’an okunması, küçük kız çocuklarının başörtüsüyle sahneye çıkarılması ve yarışma sürecinin Sünni ibadet anlayışıyla şekillendirilmesi gibi uygulamaların Aleviliğin eşitlikçi, özgürlükçü ve laik değerleriyle bağdaşmadığı dile getirildi.
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Ufka Yolculuk gibi uzun süredir Sünni-İslami bir çerçevede sürdürülen ve belirli bir inanç yorumunu merkeze alan bir organizasyonun, Türkiye Aleviliğinin kalbi olan Hacıbektaş’ta yapılması asla tesadüf değildir. Bu bilinçli tercih, Alevi inancını görünmez kılmaya, yerel değerleri dönüştürmeye ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirmeye dönük sistematik bir asimilasyon politikasının parçasıdır. Etkinlikte Arapça Kur’an okunması, küçük kız çocuklarının başörtüsüyle sahneye çıkarılması ve yarışma sürecinin Sünni ibadet anlayışı çerçevesinde şekillendirilmesi; Aleviliğin eşitlikçi, özgürlükçü ve laik değerleriyle açıkça çelişmektedir. Bu içerik ve biçim, Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerini araçsallaştırarak, onları içi boş bir “hoşgörü” kavramına indirgemeye çalışan bir anlayışın yansımasıdır.
Etkinliğe kamu kurumlarıyla birlikte Hacıbektaş Belediyesi’nin de destek vermiş olması ise ayrıca düşündürücüdür. Hacı Bektaş Veli’nin adını taşıyan bir yerleşim yerinde, onun inanç mirasıyla bağdaşmayan organizasyonlara destek verilmesi, Alevi toplumunun hafızasında kırılma yaratmakta ve inanç aidiyetine zarar vermektedir.
Türkiye Alevi Federasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Alevilik, folklorik bir gelenek değil, köklü bir inanç sistemidir. Bu inancın kültürel ve düşünsel temelleri çarpıtılamaz, yozlaştırılamaz. Alevi halkının değerlerini hiçe sayan hiçbir uygulama bizim nezdimizde meşru değildir. Tüm kamuoyunu bu tür asimilasyon süreçlerine karşı uyanık olmaya, Alevi toplumunun kimliğine ve inancına sahip çıkmaya çağırıyoruz.”
PİRHA – Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevi Kurumları ile DEM Parti arasında 31 Ocak’ta yapılacak toplantının detaylarını anlattı. Koç, “Aleviler, muhakkak ki bu barışa elinden gelen en büyük desteği verecektir. Aleviler olarak bu masanın içinde olmayı talep ediyoruz, her türlü çözüme de varız” diye konuştu.
Çok sayıda Alevi örgütü ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları, 31 Ocak’ta İstanbul’da bir araya gelecek. Alevi örgütleri, Küçükçekmece İlçesinde bir otelde yapılacak toplantıda, İmralı görüşmeleri ardından başlatılan sürece ilişkin önerilerini DEM Parti ile paylaşacak.
ALEVİ KURUMLARI, TOPLANTININ ÇAĞRICISI OLDU!
Cuma günü saat 11’de başlayacak toplantının akşam 17:00’de son bulması planlanıyor. Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Türkiye’deki kurumların yanı sıra Avrupa’dan da çok sayıda federasyon yöneticisinin toplantı için İstanbul’a geleceğini belirtti.
“Barış sürecine dair biz Alevilerin de söyleyecekleri var” diyen Zeynel Abidin Koç, şu bilgileri paylaştı:
“Bu süreçte DEM Parti, doğal olarak meclisteki muhatapları olan bütün partileri gezerek konu hakkında fikir alışverişinde bulundu. Fakat Türkiye’de 20 milyon nüfusu olan alevi toplumunun Bir siyasi partisi olmadığı için bu fikir alışverişine de Alevi kurumlarıyla yapması gerektiğini düşündüğümüz için böyle bir toplantı organizasyonunda bulunduk.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın güzel bir sözü var; ‘Barış sadece Diyarbakır’dan geçmez; Dersim’den ve Hacıbektaş’tan da geçer” diyor. Türkiye’de bir barış ortamı sağlanacaksa Aleviler muhakkak ki bu barışa elinden gelen en büyük desteği verdiği gibi ama içinde de olma mecburiyeti var. Biz Aleviler, bu masanın içinde olmayı talep ediyoruz, her türlü çözüme de varız.”
“ÖNCEKİ SÜREÇTE MUHATAP ALINMAMIŞTIK!”
Zeynel Abidin Koç 2012 yılı sonrasında başlayan barış sürecine dair Alevi örgütlerinin muhatap alınmadığını hatırlatarak “Daha önceden bir barış süreci yapıldı ve Aleviler, oluşturulan kurulların içerisinde yer almadı. O barış sürecinin geldiği yerde ortada. Bu sefer Türkiye’de bir barış süreci olacaksa tüm toplumsal kesimlerin temsilcilerinin muhakkak bu sürece dahil olması gerekir” dedi.
Zeynel Abidin Koç, 31 Ocak’ta yapılacak toplantının ardından basın açıklaması yapacaklarını da belirtti. Koç, toplantıya katılacak kurumları ise şu şekilde sıraladı:
“Avrupa Alevi birlikleri Konfederasyonu, İngiltere Alevi Birlikleri Federasyonu, Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri ile İstanbul’daki birçok cemevinin başkanları da toplantıya katılacak. Ayrıca Cem Vakfı’na bağlı cemevlerinin sorumluları ve bağımsız kurumlardan da katılımcılar olacak.” Eren GÜVEN/İSTANBUL
PİRHA-DAD İstanbul Şubesi, Kadıncık Ana ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı ziyaret etti. Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda tutulan birlik cemini Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ve Kureyşan Ocağı evladı Selda Güneş yürüttü.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Kadıncık Ana, Hacı Bektaşi Veli Dergâhı, Hasan Baba Türbesi, çilehane, deliklitaş ve ozanlar yolunu ziyaret etti. Ziyarete Kürecikliler Derneği, Akel Derneği ve Sev-Der Derneği üyesi kadınlar da katıldı.
Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’nda Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler’in yapmak istediği konuşma polisler tarafından engellenmek istedi ancak gelen kitle polislere tepki gösterdi.
Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’na gelerek Hünkârın huzurunda lokmaları pay etmeye geldiklerini ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Devlet Hacı Bektaş Dergâhı’nı hiçbir zaman rahat bırakmamıştır. Osmanlı’dan günümüze kadar sürekli baskı altına alınmak istenmiştir. 1964 yılında 16 Ağustos’ta burayı müzeye çevirdiler ve artık o tarihte dergâhta anma yapıyorlar. Aleviler için bir dergâhın ziyaret edilmesi bir günlük bir şey değildir, içimizden geldiği zaman o dergâha gideriz ve niyaz oluruz. Rea Heq, Bektaşi, Çepni ve Tahtacı Aleviliğinin hepsi özünde aynıdır. Biz kendi yolumuzdan taviz vermeden inancımızı gelecek kuşaklara taşımak için çalışacağız. Hacı Bektaş Dergahı Alevilerindir, müze olmaktan çıkarılmasını istiyoruz” dedi.
“BİZE HOŞ GÖRÜNMEK İÇİN KUTSAL MEKÂNLARIMIZDA SİYASET YAPIYORLAR”
Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri düzenlendi. Siyasi parti temsilcileri, anma etkinliklerini siyasi arenaya çevirdiler. Burası Alevilerin inanç mekânıdır, buralar siyaset meydanları değildir. Camilerde siyaset yapmıyorlar ama Alevilere hoş görünmek için bizim kutsal mekânlarımızda siyaset yapıyorlar. Bizi rahat bıraksınlar, biz kendi inancımızı yaşayalım.”
BİRLİK CEMİ YÜRÜTÜLDÜ
Konuşmaların sonrasında Dergâh’da birlik cemi yürütüldü. Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ve Kureyşan Ocağı evladı Selda Güneş’in yürüttüğü birlik cemi sonrası lokmalar pay edildi.
PİRHA –Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik kamuoyu tepkisi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı, Alevi çatı örgütleriyle görüşme talep etti. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan, Ali Rıza Özdemir’in de görüşmede yer alacağını öğrenmeleri üzerine talebi reddettiklerini açıkladı. Aslan “Meşruluğunu kabul etmediğimiz bir kurumun, başkanının olduğu bir ortamda bulunmayı doğru bulmuyoruz” diye konuştu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Hacıbektaş’ta Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın karşı etkinlikler yapmasıyla oluşan tepkiler üzerine Alevi örgütleriyle görüşmek istedi. Bakan Ersoy’un özel kalem müdürü tarafından 6 Eylül’de Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan telefonla aranarak görüşme teklifi dile getirildi. Ancak yapılması planlanan görüşmede Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı yürüten Ali Rıza Özdemir’in de yer alacağının öğrenilmesi üzerine teklif geri çevrildi.
“KESİNLİKLE KATILMAYACAĞIZ!”
Mustafa Aslan, detaylar hakkında PİRHA’ya konuştu.
Aslan, Hacı Bektaş Veli’yi anma törenlerinden yaklaşık 3 ay önce Kültür ve Turizm Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve cumhurbaşkanı yardımcısından randevu talebinde bulunduklarını ancak sadece Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşme sağladıklarını hatırlattı.
Mustafa Aslan, Bakan Nuri Ersoy’un özel kalemi tarafından arandığını, 10 Eylül’de görüşme yapılabileceği teklifinin sunulduğunu söyledi. ABF Başkanı Aslan, söz konusu görüşmeye kesinlikle katılmayacaklarını belirterek şunları söyledi:
“Görüşmede kimlerin olacağını sorduğumuzda Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’in de olacağı söylendi. Biz de ‘öyle bir görüşmeye katılmayı doğru bulmuyoruz. Sayın Bakan ile şahsi olarak görüşmek istiyoruz. Meşruluğunu kabul etmediğimiz bir kurumun başkanının olduğu bir ortamda bulunmayı doğru bulmuyoruz’ dedik. Sonrasında bu durumu arkadaşlarla da istişare ettik ve kararımızı tekrar bildirdik. Özel kalem müdürünün söylediği şey ise şu: Ali Rıza beyin olmayacağı bir görüşme mümkün değil. Mutlaka görüşmede olacak.
Biz de o zaman ‘Sayın bakana teşekkürlerimizi iletin. Görüşecek bir konumuz yok’ dedik.”
NELER OLMUŞTU?
Çok sayıda Alevi örgütü, Alevilere karşı Hacı Bektaş Veli Anma programı düzenleyen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı 15 Ağustos’ta protesto etmişti. Dergah önünde yapılan oturma eyleminde, Cemevi Başkanlığı’nın lağvedilmesi ve Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın müze statüsünden çıkarılması talebi gündeme getirilmişti.
Eylemin yapıldığı saatlerde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Bakanlığa bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın heyetleri, dergaha giremeyerek protestonun bitmesini beklemişti. Eylemde ısrar edilince Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Alevi kurumlarının başkanlarıyla görüşme talebinde bulunmuştu.
Hacıbektaş ilçesinde yapılan ve yaklaşık 1 saat süren toplantı sonrası Bakan Ersoy, konuyu detaylarıyla konuşmak için Eylül ayında bir araya gelme önerisinde bulunmuştu.
Alevi örgütlerinin genel başkanları ise Hacı Bektaş Veli anma törenlerine dair önceki süreçte Bakanlıktan defalarca randevu talebinde bulunmuş ancak bir cevap alamamıştı.
PİRHA- Hacıbektaş ilçesinin Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yapılması planlanan maden faaliyetine karşılık Hacıbektaşlılar harekete geçti. İlçede platform oluşturmak adına toplantı yapılırken madenlere karşı bir an önce kitlesel tepkileri dile getirmek için önerileri masaya yatırıldı. Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, toplantıya katılarak, yapılan tahriplerle doğanın dengesinin bozulduğuna dikkat çekti.
Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın da bulunması sebebiyle Alevi toplumunca büyük öneme sahip olan Hacıbektaş ilçesine dönük maden projelerine tepkiler yükseliyor.
Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun süredir maden faaliyeti yürüten şirketlerin, son olarak Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yönelmeleri üzerine Hacıbektaşlılar harekete geçti.
Altın şirketlerinin, Keşlik bölgesinde faaliyete geçeceği bilgisi üzerine, karşı bir platform oluşturmak için Hacıbektaş Belediyesi konferans salonunda toplantı yapıldı.
İnisiyatif geliştirmek için yapılan toplantıda, katılımcıların fikir ve önerileri masaya yatırıldı.
Hırka Dağı’nda maden araması başlatılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan katılımcılar, bölgenin Alevi toplumu nezdinde büyük öneme sahip olduğunu belirttiler.
Toplantıda konuşan Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, “Avrupalı ve Amerikalı kötü insanlar, Avustralya’ya ilk gittiklerinde, oradaki yerlilere kötü muamele yapıp, doğayı tahrip ettiler. Bugün havaların ısınması, suların kesilmesi ve ardı ardına doğal felaketlerin yaşanmasını bunlarla ilişkilendirmek mümkün” dedi.
“GEÇ KALINMADAN GEREKEN NEYSE YAPILMALI”
Gazeteci Recai Aksu, maden faaliyetlerine dair belgeler ortaya koyarak bilgilendirme yaptı. Aksu, İliç’teki maden faaliyeti sonrasında yaşananlara işaret ederek, Fırat nehrindeki kirlenmeyi hatırlattı. Recai Aksu, Fırat nehrinde görülen kirlenmenin Kızılırmak nehrinde de yaşanabileceğini söyledi.
Tayfun Ceyhan isimli yurttaş ise on yıl önce Hacıbektaş’ın Kalaba bölgesinde benzer bir altın madeni faaliyeti olduğunu hatırlattı. Ceyhan, “Geç kalınmadan, bir an önce yapılması gereken neyse yapılmalı. Hırka dağındaki hukuksuzluğa karşı durulmalı” dedi.
“MESLEK HASTALIKLARI OLUŞMAYA BAŞLADI”
Toplantıda konuşan Kubilay Özdağ isimli yurttaş ise “Ülkemizde sömürge tipi madencilik girişimi var. Teknik bilgileri elimize alıp mahkeme yoluyla toplumsal muhalefeti oluşturup bir güç odağı haline gelmeliyiz. İpin ucunu kaçırmamak gerekiyor. Zamanında müdahalede geç kalmamalıyız” diye konuştu.
Katılımcılardan Ramazan Benian da su rezervlerinin 15 km yakınında Koza Madencilik tarafından yapılan çalışmalara işaret etti. Benian, “Siyanürün ısısı 20, 25 dereceye ulaştığında 50 km mesafeyi etkilediğini biliyoruz. Saniyede 160 ila 205 litre su harcanıyor. Kalaba’daki ayrıştırmada çalışan işçilerde siyanür etkisinden meslek hastalıkları oluşmaya başladı” dedi.
Toplantıda söz alan Rüştü Kaya ise 1986-87 yılları arasında köyleri Akçataş’ta kimi kuyuların açıldığını söyleyerek “Her 10 metrede numune alındı. Burada uranyum var, yukarı köydeki arazilerde bakır madeni olduğu söylendi. Anlayacağınız uzun yıllardır bu bölgede maden arama faaliyetleri devam ediyor” ifadelerini kullandı.
MÜCADELE VURGUSU!
Şenol Taşdemir adlı yurttaş konuşmasında ilçe kaymakamı ile konuya dair görüşüldüğünü, Hacıbektaş’ta yedi yerde maden araması yapıldığını bilgisini aldıklarını aktardı. Taşdemir, “Önerim, toplum ve kamuoyunun güçlü bir irade koyması, belediyenin bir imza kampanyası başlatması, mahalle ve köy muhtarlarının bu işin odağına alması önemli diye düşünüyorum” dedi.
Bilge Orhan da “Yaşamın kendisini mi savunacağız yoksa yaşamın konforunu mu savunacağız? Topraklarımızda arazi taraması yapıyorlar. 250 metre inildiğinde Tuz köyünün seviyesine düşüyoruz ve sularımız kesiliyor, sularımız tuzlanıyor. Oysaki 2000 metrelerden bahsediliyor! Bir an önce örgütlenip, yürütme kurulu oluşturup mücadeleyi başlatmamız gerekiyor.
Şinasi Topçu isimli yurttaş ise “Maden ocakları uluslararası sermayeye terkediliyor. Örgütlü olmamız gerekiyor. İlk görüştükleri kişiler köy muhtarları. Köy muhtarları çok önem arz ediyor. Muhtarları bu işin odağına almamız gerekiyor” vurgusunu yaptı.
“KÖYLERDE BİLGİLENDİRME YAPILMALI”
Toplantıda söz alan Leyla Kındış konuyla ilgili slaytlar hazırlanıp, halkın bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti. Kındış ayrıca köylerde bilgilendirme yapılması gerektiğini söyleyerek köy kadınlarının da mücadeleye dahil edilmesi önerisini sundu.
Avukat Ali Ceyhab da Hacıbektaş’taki bütün avukatlarla birlikte hukuki girişimde bulunabileceklerini belirterek, “Ne gerekiyorsa yapmaya hazırız” dedi.