Etiket: hacıbektaş

  • Aksu’dan tepki: Kimsenin Hacıbektaş’ta maden araması yapmasına izin vermeyeceğiz

    Aksu’dan tepki: Kimsenin Hacıbektaş’ta maden araması yapmasına izin vermeyeceğiz

    PİRHA- Hacıbektaş’ta Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yapılacağı bilgisi alınan altın madeni arama sondajlarına tepkiler büyüyor. Gazeteci Recai Aksu, “Hacıbektaş’ın köylerinde sularımızı zehirleyecek bir maden aramasına izin vermeyeceğiz. Hırka Dağı bizim için kutsal. Ardıç ağacı var orada Hacı Bektaş Veli’nin kaldığı, altında yattığı söylenen. Oradan gelen suların da zehirleneceğini düşünüyorum” dedi.  

    Alevi İnancına ait kutsal mekanlara saldırılar devam ediyor. Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun zamandır altın madeni arama sondajları yapan altın şirketleri, şimdi de gözlerini Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine dikti.

    Keşlik bölgesinde altın sondajları başlatılacağı, Hırka Dağı’nda Hacı Bektaş Veli’nin altında yattığı belirtilen ardıç ağacının olduğu bölgede de uranyum arandığı haberleri tepkilere neden oldu.

    Hacıbektaşlı gazeteci Recai Aksu konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KÖYLERİMİZİ SAVUNACAĞIZ”

    Hacıbektaş’ın Karaburç köyünde de geçmiş dönemlerde maden ocağı yapıldığını ve verilen mücadelenin ardından mahkeme kararı ile davayı kazandıklarını belirten Recai Aksu, yapılmak istenen altın madeni arama sondajlarına da izin vermeyeceklerini vurguladı.

    Aksu konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Net veriler yok elimizde gizli gizli yapıyorlar bu işleri. Bu konuyla ilgili toplantılar da olacak. Pazar günü bir toplantı yapılacak, yarın bir toplantı yapılacak. Hırka Dağı’ndan örnekler alınmış, Kızıldağ ve Keşlik mevkilerinden de örnekler alınmış. Muhtarlık tarafından ÇED raporu geldiği söyleniyor, ret geldiği söyleniyor ama tüm bunlara rağmen belirsizliğe karşı mücadele olmaz, bu yüzden toplantılar yapılacak. Biz de bunları araştırıyoruz.

    Biz tüm ülkede olanları da, İliç’te olanları da gördük. İnsanların hayatlarını mahveden o Amerikan şirketlerine, Kanada şirketlerine bu altın madeni ile ilgili izin verilemeyeceği gibi Hacıbektaş’ın köylerinde sularımızı zehirleyecek bir maden aramasına izin vermeyeceğiz. Bunların niyetleri kesin, buna izin vermeyeceğiz. Köylerimizi savunacağız. Hırka Dağı’nda da maden araması başlatılmasına izin vermeyeceğiz. Hırka Dağı bizim için kutsal. Ardıç ağacı var orada Hacı Bektaş Veli’nin kaldığı, altında yattığı söylenen. Oradan gelen suların da zehirleneceğini düşünüyoruz. Siyanür ile ilgili yapılanları gördük; İliç’te gördük, başka birçok yerde gördük. Büyük şirketlere peşkeş geçiyorlar. Kimsenin burada maden araması yapmasına izin vermeyeceğiz.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

     

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi-Bektaşi inancında kutsal olan Aslanağzı suyu altın şirketlerinin tehdidi altında

     

  • Alevi-Bektaşi inancında kutsal olan Aslanağzı suyu altın şirketlerinin tehdidi altında

    Alevi-Bektaşi inancında kutsal olan Aslanağzı suyu altın şirketlerinin tehdidi altında

    PİRHA- Alevilerin kutsal alanlarına saldırılar devam ediyor. Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yapılacağı bilgisi alınan altın madeni arama sondajlarına tepkiler büyüyor. Alevi-Bektaşi inancında kutsal kabul eldilen Aslanağzı suyu tehdit altında.

    Alevi İnancına ait kutsal mekanlara saldırılar devam ediyor. Aleviler için önem taşıyan bir çok alanda kıyımlar sürerken; Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun zamandır altın madeni arama sondajları yapan altın şirketleri, şimdi de gözlerini Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine dikti.

    Keşlik bölgesinde altın sondajları başlatılacağı, ayrıca Hacıbektaş Veli’nin Velayetname’sinde adı geçen ardıç ağacının olduğu bölgede de uranyum arandığı haberleri tepkilere neden oldu.

    Alevi-Bektaşi inancında kutsal kabul eldilen Aslanağzı suyunun kaynağı olan Keşlik mevkii aynı zamanda Aşıklar, Akçataş (Topain) ve Anapınar köylerinin içme suyunun sağlandığı su havzası olarak da biliniyor.

    Evrensel’de yer alan habere göre; bölgede sondaj çalışması yapan firma çalışanları ile bölge halkı sık sık karşı karşıya gelmeye başladı. Son olarak Büyükkayı köyü yakında maden araması yapan ekipleri durduran köyüler bu kişilere sert tepki gösterdi. Kömür aradıklarını söyleyen ve kendilerini Aksoy Maden Şirketi çalışanı olarak tanıtan kişileri köylüler ‘Topraklarımızdan defolun’ diyerek kovdular.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dursun Ali Özel: Hacıbektaş’ta ilk defa bu yıl devlet baskısını hissettim-VİDEO

    Dursun Ali Özel: Hacıbektaş’ta ilk defa bu yıl devlet baskısını hissettim-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Dursun Ali Özel, Alevi toplumunun reddetmesine rağmen Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerine müdahalesine tepki gösterdi. Özel, “Yıllardır Hacı Bektaş Veli anmalarına gittim, böyle bir baskı görmedim. Kart takılarak dergaha gelinmez çünkü dergahlar bizim” dedi. 

    AKP hükümetinin 61. Ulusal, 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne dahil olmak istemesi ve karşı etkinlikler düzenlemesi tepkilere neden oldu.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından alternatif/korsan anma programı gerçekleştirilmesini Alevi toplumu reddetti.

    Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde yaşananlara dair Pir Sultan Abdal Antalya Altınova Şubesi YK üyesi Dursun Ali Özel, PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    ŞİMDİYA KADAR YAPILAN ANMALARIN HİÇBİRİNDE BÖYLE BİDEVLET BASKISI YOKTU”

    Dursun Ali Özel, “Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerine yıllardır gidiyorum bugüne kadar böyle bir devlet baskısı görmedim. Bu sene yapılan anma etkinliği geçmişte yapılan anmalardan çok farklıydı” dedi.

    Antalya bölgesinden 4 otobüsle Hacıbektaş’a gittiklerini belirten Özel “Hepimiz ayrı ayrı gitsek de orada birleştik. Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerine yıllardır gidiyorum bugüne kadar böyle bir devlet politikası görmedim. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevileri toplayıp misafir kartı takarak dergahlara ziyarete getirdiler. Devletin Alevi’si olmaz” ifadelerini kullandı. .

    “DERGAHLARA YAKA KARTIYLA GİRİLEMEZ ÇÜNKÜ DERGAHLAR BİZİM”

    Dergahların Alevilere ait olduğunu belirten Özel, şöyle devam etti:

    “Hiçbir zaman yaka kartıyla girilemez. Çünkü bu dergahlar bizimdir. Dergahlarımızı devlete yedirmeyeceğiz ve sahip çıkmaya da devam edeceğiz. Ne yazık ki içimizde Hızır paşalar var ama biz de bunlara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz, asla pes etmeyeceğiz. Dergahlarımızı da kimseye yedirtmeyeceğiz, bunu iyi bilsinler. Gerekirse dergahlarımızın önünde yatıp kalkarız. Dergahlarımıza sahip çıkacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Muhittin Efe: Cemevi Başkanlığı’nın kurulması Alevilere yapılan en büyük hakaret-VİDEO

    Muhittin Efe: Cemevi Başkanlığı’nın kurulması Alevilere yapılan en büyük hakaret-VİDEO

    PİRHA-Avusturya’nın Viyana kentinde uzun yıllar Alevi kurumlarında görev yapan emekli öğretmen Muhittin Efe, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere müdahalesine tepki gösterdi. Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasının Alevilere yapılan en büyük hakaret olduğunu vurgulayan Efe, Hacıbektaş’ta hükümetin müdahalesine karşı Alevilerin birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı. 

    16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılan 61. Ulusal, 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne AKP hükümetinin müdahalesi ve karşı etkinlikler düzenlemesi tepki çekti.

    Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenlerinde yaşananları emekli öğretmen Muhittin Efe, PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Aleviliğin bu ülke topraklarında egemenler tarafından tanınmadığını vurgulayan Efe, Aleviliğin bağımsız bir inanç olarak Avrupa’nın birçok ülkesinde tanındığını hatırlattı.

    Devletin Alevileri asimile etmek için her türlü girişimleri yaptığını belirten Efe, “Bizim yolumuzu kesmek için, bizim inancımıza darbe vurmak için, bizi birbirimize düşürmek için her şeyi yapıyorlar” dedi.

    “BİZ SADECE İNANCIMIZI YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    İnançlarını özgür bir şekilde yaşamak istediklerini belirten Efe, şunları kaydetti:

    “Biz inancımızı insan gibi yaşamak istiyoruz. Bir Sünni, Hanif’i, Maliki gibi bir Şafi gibi ya da başka bir inanç gibi biz de kendi inancımızı yaşamak istiyoruz. Kültür Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın  kurulması Alevilere yapılan en büyük hakaret. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir Avusturya ve tüm Avrupa’daki Alevi dernekleri hakkında muhbirlik yapan bir kişi. Alirıza Özdemir Avrupa’da MHP ile adını anmak istemediğimiz gruplarla çalışan bir insan. Bu kişiyi tüm Aleviler tanıyor bu insanı getirip o kurumun başına oturtmak demek Alevilere  hakaret etmek demektir. Aleviler 100 yıl önceki  Aleviler değil. Aleviler kentlere geldiler, okudular, beyinlerini, zihinlerini açtılar artık. Bu tür şeylerle bizi oyalamasınlar.”

    “HACIBEKTAŞ’TA HEPİMİZ YAN YANA DURDUK”

    Muhittin Efe, Alevilerin Hacıbektaş’ta Hünkar’a sahip çıktığını belirterek, “Halkımız oradaydı. Abdalından, Tahtacısına, Çepni’sinden Kızılbaş’ına kadar hepimiz oradaydık. Hepimiz yine yan yana durduk, hepimiz türkülerimizi, deyişlerimizi söyledik. Hünkarımızın mekânında cemimizi de yaptık, semahlarımızı döndük. Ne oldu? elinize ne geçti” diye sordu.

    Efe, Hacıbektaş’ta her yerin polis ve jandarmayla doldurulmasına da tepki göstererek, “Tek çaremiz birlik olmak. Birbirimize saygı, sevgi ve hürmet göstermeliyiz. İnancımızı hiç kimse bizim elimizden alamaz. Benim her şeyimi alabilirler, senin her şeyini alabilirler ama inancımızın yok olması diye bir şey söz konusu olamaz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Arslan: Alevilerin birliği, Cemevi Başkanlığı’nın girişimini boşa çıkardı-VİDEO

    Arslan: Alevilerin birliği, Cemevi Başkanlığı’nın girişimini boşa çıkardı-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Cemevi Başkanı Adnan Arslan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerine müdahalesine, korsan anma düzenlemesine tepki gösterdi. Arslan, “Bizi içimizdeki Hızır paşalarla asimile etme  politikaları artık tutmayacak. Hacıbektaş’ta bir kez daha açığa çıktı ki artık Aleviler daha güçlüdür, daha inançlıdır” dedi.

    Devlet/AKP hükümeti protokolü tarafından, 61. Ulusal, 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne yönelik müdahalenin tartışmaları sürüyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından alternatif/korsan anma programı geliştirilmesi, Alevi toplumunun büyük tepkisine neden oldu.

    Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde yaşananlara dair Pir Sultan Abdal Antalya Altınova Şubesi Cemevi Başkanı Adnan Arslan, PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Adnan Arslan, yıllardan beri devletin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarından hiçbir zaman vazgeçmediğini vurguladı.

    Arslan, “Geçmişte katliamlarla, ötekileştirmelerle, içeri atmalarla bin bir türlü senaryolarla Alevileri bitiremediler. Baktılar ki Aleviler gittikçe örgütleniyorlar, kurumlaşıyorlar bu sefer Hızır paşalarla içimize girip bizi parçalayarak asimile etme ve kendilerine benzetme politikaları uygulamaya başladılar” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN ABDAL MUSA ANMASI’NA MÜDAHALESİNİ BOŞA ÇIKARDIK”

    Son Abdal Musa anmasında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Özdemir’in anmayı sahiplenmeye kalktığını vurgulayan Arslan, “Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Dernek Başkanı ile birlikte biz buna müsaade etmeyeceğiz, dedik. Sonra Ali Rıza Özdemir’in anmaya gelip konuşma yapacağına dair duyumlar aldık. Buna da engel olup müsaade etmedik” diye belirtti.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞININ HÜNKARI ANMA GİRİŞİMİ TAM BİR FELAKET”

    Her yıl pirlerini 16-17 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta andıklarını belirten Arslan, “Her yıl biz pirimizi anıyoruz, lokmalarımızı veriyoruz. 15 Ağustos’ta Kültür Bakanlığı alelacele Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı’nın da koordine edeceği bir şekilde Hacı Bektaş Veli ölüm yıldönümü anması girişiminde bulundular. Bizim pirimiz ölmedi, pirimiz hala yaşıyor. Ölüm yıldönümü anması şeklinde yaklaşım zaten başlı başına bir felaket. Kabul edilecek bir şey değil, artık bu sürece geldiler” dedi.

    “HÜNKARIN DERGâHI ALEVİLERE AİTTİR, İZİN ALINARAK GİRİLEMEZ”

    Alevilerin Alevi kurumlarının 60 yıldır Hünkarın anmasını Hacıbektaş Belediyesi ile birlikte yaptıklarını belirten Arslan, “Ama bunlar alternatif bir anma yapmaya çalıştılar. İşin en acı tarafı, bizim Hızır Paşa, hain olarak ifade ettiğimiz kişilerin boyunlarına bir ip bağlamaları, misafir kartı ile pirimizi ziyaret ettirmeleri! Ben primin huzuruna gideceğim, misafir kartıyla ziyaret edeceğim! Neymiş bu kart olmasa dergâha giremezmişiz! Senden izin alıp mı dergahıma gireceğim, primi ziyaret edeceğim?” diyerek tepki gösterdi.

    İzin alınarak ya da yaka kartıyla pirin huzuruna girilmesine karşı bir duruş sergilediklerini belirten Arslan şöyle devam etti:

    “Hacıbektaş’ta 3 gün boyunca aç susuz, betonların üzerine oturarak direniş sergileyen bütün canlarımızın yüreğinden öpüyorum, tebrik ediyorum. Çünkü inanarak dergahlarına sahip çıktılar. Kart olursa girersiniz olmazsa giremezsiniz dediler, biz girdik. Bizi kim engelleyecek? Orada ciddi bir direniş sergilendi. Kültür Bakanı dergâha ziyarete gelecekti. Dergâhın avlusunda sesimizi daha da yükselttik cesaret edip gelemediler, sonra dergâhın içerisinde yürüyüş gerçekleştirip pirimizin makamına gittik. Orada ‘cem olacağız’ dedik, oradaki görevli ‘yok yapamazsınız’ dedi. Biz de sizden mi izin alacağız? diyerek gereken tepkiyi koyduk. Orada muhabbet cemimizi, muhabbetimizi yaptık, deyişlerimizi söyledik, niyazımızı yaptık.”

    “BAKAN RANDEVU VERMEK ZORUNDA KALDI”

    3 aydır Alevi örgütlerinin başkanlarına randevu vermeyen Kültür ve Turizm Bakanı’nın kendileriyle görüşmek istediğini belirten Arslan, “Görüşmeyi sağlayan Nevşehir İl Emniyet Müdürüydü. Tamam biz görüşürüz kimseden kaçmıyoruz, bu görüşmede Ali Rıza Özdemir olmasın, biz bu kişinin başında bulunduğu kurumu da kendisini de tanımıyoruz, dedik. Tamam dediler. Genel başkanlarımız gitti. Biz o anda dergâhın içinde oturma eylemini yapıyorduk. Bakan gelince adından Ali Rıza Özdemir de içeri giriyor. Orada da bizim genel başkanlar tepki gösteriyor, ‘biz böyle bir görüşmeyi kabul etmiyoruz’ deyince Bakan ‘pirin huzurundayız bir çay içelim’ diyor ama bizim başkanlar tepki koyuyor ve çıkıyorlar. Bunun üzerine başkanlarımızın ayrılma esnasında Bakan Eylül ayında detaylı bir görüşme yapalım, diyor” diye ifade etti.

    “HİÇBİR ŞEY MÜCADELE EDİLMEDEN ELDE EDİLEMEZ”

    Hakkın hiçbir zaman mücadele edilmeden elde edilemeyeceğinin altını çizen Pir Sultan Abdal (PSAKD) Antalya Altınova Şubesi Cemevi başkanı Arslan, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Eğer orada (Hacıbektaş’ta) bu duruş sergilenmeseydi Alevilik biterdi. Çok önemli adımlar, çok önemli eylemler yapıldı ve bu eylemlerin sonucunda da ben inanıyorum ki artık bu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı denen bu ucube kurum ya lağvedilecek ya da ne yaparsa yapsınlar bunlarla işimiz olmayacak. Biz kimseden izin alıp dergahlarımıza girmemeliyiz. Boynumuzdaki misafir kartlarıyla dergahlarımıza gitmeyiz. Bizim dergahlarımız her zaman açıktır. Biz hep şunu söylüyoruz: Devlet elini dergahlarımızdan çeksin, biz devletin Alevi’si değiliz. Bizim Yolumuz, erkanımız bellidir. Gün birlik günüdür, dergahlarımızı bu zihniyete bırakmayalım, Hızır paşaları içimizde barındırmayalım. Devletin uygulamaya çalıştığı asimilasyon politikalarına, zorunlu din derslerine, ÇEDES’ine biz boyun eğmeyiz, bunlara müsaade etmeyiz. Bu tür politikalara karşı duruşumuzu her zaman sergilemeye devam ediyoruz edeceğiz.””

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Erdal Ahi: Hacıbektaş’ta Pir’in huzurunda rızasız cem yaptılar, inancımızla dalga geçiyorlar-VİDEO

    Erdal Ahi: Hacıbektaş’ta Pir’in huzurunda rızasız cem yaptılar, inancımızla dalga geçiyorlar-VİDEO

    PİRHA-Kazım Karabekir Cemevi Başkanı Erdal Ahi, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerine yönelik müdahale girişimini değerlendirdi. Ahi, “Devlet eliyle Aleviliği yok etmek isteyenlere asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz” dedi. Ahi, hükümetin dediği gibi bir Alevilik yapmayacaklarını vurguladı.

    Devlet/AKP hükümeti protokolü tarafından, 61. Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne yönelik müdahalenin tartışmaları sürüyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından alternatif(korsan) anma programı geliştirilmesi, toplum nezdinde büyük tepkiye neden oldu.

    Kazım Karabekir Cemevi Başkanı Erdal Ahi, hükümet politikaları nedeniyle bu yılki Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinin ikilik içerisinde geçtiğini vurguladı. Erdal Ahi, Alevi kurumlarına karşı tavır alan kuruluşların, Alevi toplumuna ihanet ettiğini söyledi.

    “DEVLET ELİNİ DERGAHTAN ÇEKMELİ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın eylemlerini kabul etmediklerini belirten Erdal Ahi, “Devlet eliyle Aleviliği yok etmek isteyenlere karşı asla müsaade etmeyiz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Dergahı başta olmak üzere Alevilere ait tüm inanç merkezlerinin halka teslim edilmesi gerektiğini vurgulayan Ahi, şunları söyledi:

    “Dergahlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olduğu için ister istemez devlet orada bir baskı kuruyor. Kendi yeri gibi gösteriyor ama orası Alevi toplumunun Serçeşmesidir. Oranın sahipleri tabii ki Alevilerdir. Alevilerin, orada hiçbir baskı altında kalmadan ibadetini yapması gerekir. Yani devlet elini oradan çekmeli. Daha doğrusu bize ait olan bütün türbe ve dergahtan elini çekmeli. Devletin ve hükümetin Alevisi olmayacağız. Hükümetin dediği gibi bir Alevilik de yapmayacağız.

    Bir mazlum, zalime asla boyun eğmemeli. Yani sende güç var diye mazlumu ezmemelisin. Bir insan kendini nerede rahat ve huzurlu hissediyorsa orası onun evi, ibadethanesidir. İnsanlar özgürce ibadetini yapmalı, devlet de bu tür şeylere karışmamalı, elini çekmeli. Birilerini kullanıp, ön plana atarak Alevi toplumunu asimile etmelerini kabul etmiyoruz.”

    “İNSANLARIN İNANCIYLA DALGA GEÇİYORLAR”

    Erdal Ahi, Hacı Bektaş Veli anmasının 2. gününde Cemevi Başkanlığı tarafından yürütülen cemi de eleştirerek şöyle devam etti:

    “Zaten o meydanı oluşturan kişiler sıkıntılı insanlar. Alevi toplumu tarafından benimsenmeyen, kabul edilmeyen bir yapıdalar. Kültür Bakanlığı’nın ne kadar personeli varsa gerek inanan, gerek inanmayan, boyunlarına birer kart takarak oraya getirip cem yapmak Alevilere ihanettir, Alevileri yok saymaktır. Eminim ki bu ihanetin bedelini o insanlar ödeyecektir. Bu toplum o bedeli onlara ödetecektir.

    Orada pirin huzurunda, rızasız cem yapılması aslında bir cem değil, görsel bir şölen gibi gösterildi. Cem öyle olmaz. Cemde rızalık, paylaşmak, sevgi, saygı, hoşgörü vardır. ‘İncinsen de incitme’ diyen Hünkar Hacı Bektaş’ın huzurundasın, insanlar, pire ulaşmak, dergaha yüz sürmek için uzak yollardan geliyor ama o kişiler, dergahı baltalayıp insanların inancıyla dalga geçiyorlar.”

    “ASLA GERİ ADIM YOK”

    Erdal Ahi, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu yılki anma etkinliklerine müdahalesi nedeniyle çok fazla insanın Hacıbektaş’a gitmediğini de söyledi. Aynı zamanda Türkiye Alevi Federasyonu yönetiminde de yer alan Erdal Ahi, gelecek yıl yapılacak anma etkinliklerine dair alacakları tavrı ise şu sözlerle anlattı:

    “Seneye her cemevinden, her kurumumuzdan Türkiye Alevi Federasyonu olarak en az 5 otobüs kaldırarak orada daha büyük bir kitle ile var olacağız. O meydanda cemimizi yapacağız, pire yakışır hizmetimizle etkinliklerimizi yapıp döneceğiz. Asla geri adım yok, bizler bu yola baş koyduk.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Yazar Ayhan Aydın: Alevi toplumunu yozlaştıran sahte dedelere, babalara karşı halk bilinçlendirilmeli

    Yazar Ayhan Aydın: Alevi toplumunu yozlaştıran sahte dedelere, babalara karşı halk bilinçlendirilmeli

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri sırasında hükümet kanadının düzenlediği ve çok sayıda pirin, “rızalığımız yoktur” demesine rağmen yürütülen ceme dair eleştiriler sürüyor. Yazar Ayhan Aydın, Baki Güngör adlı şahsın cemi yürütenlerden olmasına sert tepki gösterdi. Aydın, “Bu yolu para, menfaat, kişisel bazı dürtüleri için kullananlara, kendilerinde bir ulûhiyet arayanlara yazıklar olsun” dedi. Aydın, tüm aydınların, kurum yöneticilerinin, gerçek dede ve babaların bu durumlara el atmaları gerektiğini kaydetti. 

    MHP’nin desteğiyle AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından 61. Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne müdahale edilmesine Alevi toplumunun tepkisi sürüyor.

    Yazar Ayhan Aydın da anma etkinliklerine yönelik asimilasyon faaliyetlerini eleştirenlerden biri oldu.

    “BU AYDINLIK YOL SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    Yazar Aydın, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinin yapıldığı günlerde Cemevi Başkanlığı tarafından dergah içerisinde yapılan cemi işaret ederek, konuya dair görüşlerini paylaştı. Cemi yürüten isimlerden biri olan Baki Güngör’e yönelik yazısında Ayhan Aydın’ın yazısından bazı bölümler şöyle:

    “Aleviliği yaşatan gerçek dedeler ve bu yolda yozlaşanlar! Baki Güngör ve fedaileri!

    Cem Vakfı Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı; dede olmayıp dede diye lanse edilen, kendimi nasıl gösteririm, buradan kendime ne elde edebilirim, nasıl Cem TV’’ye çıkabilirim, nasıl olur da posta oturup kendimi gösterebilirim diyen gösteriş meraklılarının, Ali Rıza Uğurlu’ya nasıl yalakalık yaparım da yurt dışına çıkabilirim, diyen çıkarcılara kucak açan bir kurum olmuştu.

    Börekçide çalıştığını söyleyen Baki Göngör, Ali Rıza Uğurlu’nun Cem Vakfı’na çağırırken, keşfettiği üstün yeteneklerden sadece birisiydi. Bazı toplantılarda yaptığı ateşli konuşmalar birçok insan gibi Ali Rıza Uğurlu’yu da çok etkilemişti. İçinden, bunu yanıma alırsam, ağzı laf yapıyor, iyi bir silahşör olarak kullanabilirim, diye düşündü. Çünkü daha o zamanlar bile Baki Göngör’ün kendisine dönük ciddi eleştiriler ve suçlamaları vardı. Her zaman yaptığı gibi Ali Rıza Uğurlu bunların hiç birisini dinlemedi. Dolayısıyla hiçbir eleştiriyi dikkate almayan, bildiği gibi her işi yapan Sayın Prof. Dr. İzzettin Doğan’ı ikna edip onu maaşa bağlayarak Cem Vakfı’nda eleman yapması da bir sorun olmadı.

    Uzun bir süre, Cem Radyo’da bin bir hatalarla dolu programlar yapmasına izin verdi, onu kullanmaya çalıştı. Vakıftaki hiçbir işi yapmayan, günlük gazetelerin kupürlerini bile toparlamayan, bir de Basın Yayın mezunu olduğunu söyleyen Baki Göngör’ün de elbette kendine ait planları programları vardı. Kurnaz ve hilece Ali Rıza Uğurlu plan yapar da, Baki durur mu? ‘Haaa ne güzel bir ortam, maaşımı alırım, bir iki program yaparım, kendi alt yapımı oluşturayım, bakın ben size neler yaparım’ diye içinden geçirdi ve bunu da gerçekleştirdi.

    Baki’nin büyük hedefleri, emelleri vardı. O öyle, bir odaya sığacak, maaşla çalışacak adam değildi.

    Personel kayıt için istememize rağmen ne hikmetse bir türlü Basın Yayın diplomasını getirememişti ama ne gam, bu ülke böyle bir ülkeydi zaten. Okula, diplomaya kim bakar ki, sen yeter ki güdebileceğin, sömürebileceğin geniş saf bir topluluk bul! Gerisi Allah kerim, böyle saf toplum zaten mevcut, senin fazla bir şey yapmana gerek yok salya sümük ağla, duygusal konuşmalar yap, bir söz büyücüsü ol, bu ruhsal bunalımlarla boğuşan dilenden iyi anla, ha bir de “yaşam koçu” ol veya öyle davran bak sana ne kapılar açılıyor… Bir de bakmışsın bir ülkenin başına bile geçmişsin!

    Baki Güngör, zamanla kendi kimliğini ortaya çıkardı, Ali Rıza’yla (Ali Rıza Uğurlu) karşı karşıya gelip kapışmaları uzun sürmedi.

    Baki (Baki Güngör) ise Bağcılar Cemevi gençliğini nasıl etkilerim, orayı nasıl içten içe ele geçiririm, bunların tümünün planlarını Cem Vakfı’ydayken yapıyordu.

    “ŞİMDİ Şİİ BİR İMAM OLAN SİNAN BOZTEPE ALEVİ TOPLUMUNU ASİMİLE EDENLERİN BAŞINDA YER ALIYOR”

    Ve sonuçta Ali Rıza Uğurlu’nun bir büyük yeteneği keşfetmesi uzun sürmedi: Sinan Boztepe…

    Parlak, yakışıklı, çok güzel saz çalan, abi sözü dinleyen, boşlukta olan, işsiz güçsüz birisi… Tam da aradığı adamdı Ali Rıza Uğurlu’nun… Hemen cemlere soktu, hem dede, hem zakir, ağzı laf yapıyor… Tam da boşlukta olan zavallı halkın aradığı bir yeni tip daha… Kısa sürede Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı Sekreterliği’ne getirildi, büyük zatı muhterem. Derken Malatya Arapkir’den bu zatın amcası bizzat bize gelerek ‘ne olursunuz yapmayın, bizde dedelik yok, o dede değil, bu yanlış, onu televizyonlara çıkarmayın’ deyince, zaten biz de rahatsızız ama Ali Rıza Uğurlu’ya dolayısıyla İzzettin Doğan’a laf anlatamıyoruz, dedik. Ama Arapkir Onar Köyü’nden gül yüzlü Celal Arslan’la durumu müdüre de söylememize rağmen azar işiten biz olduk. Ben de dayanamayıp Cem TV’deki bir programımda “geçen hafta posta oturanlara bakıyorum, gerçek dedeler cem yürütmeli, yolumuz yozlaştırılmamalı” deyince, her programımı RTÜK üyeleri gibi dinlettiren Ali Rıza Uğurlu, bu sefer bunu fırsat bilip, dedeleri toplayıp benim programlarımın yayından kaldırılması için imza kampanyası yapıyordu.

    Sonuç, şimdi bir metre kara sakal bırakan, cübbe giyen, tümüyle Şii bir imam olan, halkın parasını çarpan, bu konuda Cem Vakfı’yla mahkemelik de olan Sinan Boztepe, Alevi toplumunu yozlaştıran, asimile edenlerin başında yer alıyor.

    “ALEVİ TOPLUMUNU YOZLAŞTIRAN SAHTE DEDELERE, OZANLARA, SAHTE ANALARA KARŞI HALK BİLİNÇLENMELİ”

    Şimdi konumuza gelelim…

    Baki Güngör…

    Yayınladığı videolarında Alevi toplumuna sözde akıllar veren, bir Alevi önderi, uleması pozisyonunda kendisini gösteren, dedeliğin çok ötesinde bir Alevi âlimi kisvesine bürünen ve artık toplumun sömürülmesine karşı çıkmam nedeniyle bir eleştiri yazısı yazınca Baki Göngör’e, gel gör ki, yılanın kuyruğuna basmış oldum.

    Bir dede olup olmadığı tartışılan, büyük kerametleriyle her sene bir başka ocaktan baş gösteren Alevi Şeyhi bana çok kızmış yazdıklarımdan dolayı… Şunları demiştim; “Şarlatanın biri de bu… Türkiye’yi bıraktı şimdi Avrupa’yı hidayete erdirecek… Gönüllere girecekmiş, artık hangi “gönüllere” girecek bilmiyorum.

    Alevi toplumunu yozlaştıran sahte dedelere, sahte babalara, sahte ozanlara, sözde sahte analara karşı halk bilinçlenmezse, o Adnan Hocacılardan bir farkımız kalmayacak!

    “2 BİNE YAKIN SÖYLEŞİ YAPTIM, 20 KİTAP YAYINLADIM”

    Kişisel konulara girmeyeceğim, hatta kendi benliğime de yenilmiş değilim. Baki Göngör’ü yazıp yazmamanın benim açımdan bir önemi olmayacaktı. Ama bunlar gündeme gelmeli, dile getirilmeli, tartışılmalıdır dostlar. Bu da iyi bir fırsat oldu aslında.

    Otuz yıldır tüm Anadolu’da, Balkanlar’da, Avrupa’da yüzlerce haneye mihman oldum. Her birisi benim anam, bacım, kardeşim oldu. Herkes beni sevdi, saydı, kendinden birisi olarak bağrına bastı. İki bine yakın söyleşi yaptım. 20 Kitap yayınladım. Topluma hizmet etmeyi temel şiar olarak kabul ettim.

    Her türlü çirkefliklerine rağmen, bu insanlar da bu toplumda karşılık bulabiliyorsa yara çok derinlere inmiş demektir.

    Tüm aydınların, kurum yöneticilerinin, gerçek dede ve babaların bu durumlara da el atmaları gerekmektedir.

    Gençlerimiz, kadınlarımız büyük bir boşluktadır.

    Bu boşluğu ancak; Alevi Bektaşi Yolu’nun erdemleri, geleneksel değerleri ve çağımızın gerekliliği olan bilimsel çabalar sonucunda gündeme alacağımız çözüm projeleri giderebilir.

    Kültür-sanat-edebiyat-bilim bizlerin olmazsa olmazımızdır.

    Kadınlarımız, gençlerimiz kültür-sanat-edebiyatla, bilimsel bilgilerle beslenmezlerse, okumazsalar, araştırmasalar, bu kitleye kurumlar bilinçli yaklaşmazlarsa bizler çok büyük boşluklara, bunalımlara düşeriz.

    Bizler bu halimizle daha çok Zöhre Analar, Baki Güngörler, Sinan Boztepeler, Ali Yüceler görürüz…

    Dert bizde, derman ellerimizdedir.

    Ulu erenlerin kurmuş olduğu bu aydınlık yol sahipsiz değildir.

    Ama bu yolun bugünkü sahipleri bizleriz.

    Ulu erenler bizde gayret olmazsa ne eylesin bizim gibi bir topluluğa?

    Şaşkın olmak, düşkün olmak için biz çırpınıp durursak onlar neylesin?

    Bu yolun erdemleriyle hareket edip Alevi Bektaşi Yolu’na hizmet edenlere ne mutlu, aşk olsun onlara…

    Bu yolu para için, menfaat için, çıkar için, kişisel bazı dürtüleri için, siyaset için, makam ve mevki için kullananlara, kendilerinde bir ulûhiyet arayanlara yazıklar olsun.

    Hakk erenler onların hakkından gelsin…

    Yolumuzun aydınlığında, gerçeklerin izinde yürüyenlere Allah eyvallah can dostlar…

    Muhabbetlerimle…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Aysel Kılavuz Ana’dan posta sadece erkeklerin oturmasına tepki: İnancımıza aykırı- VİDEO

    Aysel Kılavuz Ana’dan posta sadece erkeklerin oturmasına tepki: İnancımıza aykırı- VİDEO

    PİRHA- Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri kapsamında dergahta yapılan cemde posta yalnızca erkeklerin oturmasına ve kadınlara söz hakkı verilmemesine tepki gösteren Aysel Kılavuz Ana, “Dedeler eşleriyle gelmiyorsa o posta da oturmasınlar çünkü inancımız eşitliği emrediyor. Bu şekilde yapılan cem, inancın ruhuna aykırıdır” dedi.

    61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, yoğun bir katılımla sona erdi. Bu yılki en tartışmalı konu Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumları ile Hacıbektaş Belediyesi’ni görmezden gelip kendi programını dayatması olsa da kadınların kendi özgün sorunları bu yıl da devam etti.

    Kadın erkek eşitliğini esas alan Alevilikte, bu eşitliğin hayata geçirilmesi noktasında hala birçok eksiklikler yaşanıyor. Bu eksiklik, Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri programına da yansıyor. Son olarak anma etkinlikleri kapsamında Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapılan cemde posta çoğunlukla dedelerin oturması ve kadınlara/analara söz hakkı verilmemesi eleştirilere neden oldu.

    Söz konusu eleştiriyi cem yapılmadan önce dedelere yapan ve posta oturan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyesi Aysel Kılavuz Ana PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “HACI BEKTAŞ’I İŞARET EDEN KADINCIK ANA’DIR”

    Alevilik inancında kadının önemine Kadıncık Ana’yı anlatarak değinen Aysel Kılavuz, “Hacı Bektaş Veli, bir gün bir heyetle Kadıncık Ana’nın evine uğrayıp ‘karnımız aç, bize bir şey hazırlar mısınız’ der. Evinde yiyecek bir şey olmamasına rağmen küplerin yiyecekle dolu olduğunu gören Kadıncık Ana, Hacı Bektaş‘ın ermiş biri olduğunu söyler. Yani Hacı Bektaş Veli’ye işaret eden Kadıncık Ana’dır. İnancımız kadın erkek eşitliğini önemseyip odağına bunu koyarken ibadetlerimizin yapılışında bu eşitliği pek göremiyoruz” dedi.

    Cemde posta erkeklerin oturması üzerine bu duruma itiraz eden Kılavuz, “Bundan sonra dedeler eşleriyle gelmiyorsa bu posta da oturmasınlar çünkü inancımız o eşitliği emrediyor. İnancımızda rızalık vardır ama bizden rıza alınmadan oraya oturuldu. Bu cem değildir, inancın ruhuna aykırıdır” sözlerini kullandı.

    KADINLARA ÇAĞRI: ZEYNEP ANA’NIN DURUŞUNA SAHİP ÇIKALIM

    Aysel Kılavuz, dedelerin birçoğunun eşitlik meselesini kavrayamadığını belirterek, “Halbuki duayı okuyan, çırayı ilk uyandıran kadındır. Bu tür olaylar inanışımız açısından büyük bir eksiklik olur. Bu tutum devletin de işine geliyor. Zaten kadını kabul etmeyen bir zihniyet mevcut. Kadınlar her gün şiddetin birçok türlüsüne, ayrımcılığa, yok sayılmaya maruz kalıyor. Dolayısıyla eşitliği temel alan bir inanışta kadınların geri planda kalması kabul edilemez” diye konuştu.

    Son olarak Alevi kadınlara mücadele çağrısında bulunan Kılavuz şu ifadelere yer verdi:

    “Alevilik evrensel bir inançtır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 1040’lı yıllarda biz ise bu döngünün varoluşundan bu yana varız ve o zamandan bu yana kadın erkek birlikte yaşamışız, ayrım yapmamışız, can demişiz, canan demişiz. Birbirimizin eteğini çekerek değil, tutarak mücadele etmeliyiz. Zeynep Ana’nın duruşunu sergilemek, Kadıncık Ana’nın aydınlık yüzüne sahip çıkmamız gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Kenanoğlu: Hacıbektaş’ta siyasilerin Alevi toplumunun taleplerini benimsemesi bir kazanımdır-VİDEO

    Kenanoğlu: Hacıbektaş’ta siyasilerin Alevi toplumunun taleplerini benimsemesi bir kazanımdır-VİDEO

    PİRHA – Siyasetçi Ali Kenanoğlu, Hacı Bektaş Anma Törenleri’ne dair izlenimlerini paylaştı. Kenanoğlu, bu yılki etkinliklerin Alevi örgütleri ile bakanlık arasında bir mücadeleye dönüştüğünün altını çizdi. Kenanoğlu, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “Dergaha kayyım atandı. Maaş alan dedeler korucudur” tespitinin en çok beğeni alan konuşma olduğunu söyledi. Etkinliklerin İBB öncülüğünde yapılması da Kenanoğlu’nun eleştirileri arasında. 

    25. ve 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne ilişkin değerlendirme yaptı. Kenanoğlu, 61 yıldır yapılan etkinliklerin bu yıl Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevi örgütleri arasında bir mücadeleye dönüştüğünü vurguladı.

    “ALİ RIZA ÖZDEMİR BAKANI DA TAKMIYOR!”

    Siyasetçi Ali Kenanoğlu, toplamda 4 gün süren etkinliklerin bir çekişme içerisinde yapıldığını belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “İtiraz şu konudaydı: Geleneksel olarak yapılmak istenen etkinliklere ilk önce Cemevi Başkanlığı, Kültür Bakanlığı üzerinden müdahil olmak, etkinlikleri belediye ile birlikte yapmak istedi ama Alevi kurumları en başından itibaren Cemevi Başkanlığını tanımadıklarını ve ortak iş yapmayacaklarını ifade etti. Bunun üzerine Cemevi Başkanlığı 15-16-17 Ağustos içerisinde kendi programını yaptı. Horasan Erenleri Derneği-Federasyonu gibi bir kurum var, çok yaygın olmasa da bu kurumlar vardı. Diğer taraftan da Alevi Vakıflar Federasyonu da Kültür Bakanlığı’nı destekliyordu.

    “ALEVİ KURUMLARI EYLEMLERİNDE BAŞARILI OLDU”

    Hacıbektaş’ta ilginç olaylar da yaşandı. Bunlardan bir tanesi Alevi kurumlarının, Kültür Bakanlığını dergahta protesto edeceklerini söylemesiydi. Çünkü alternatif bir etkinliğin yapılmasını istemiyorlardı. Ayrıca dergahın, kimi Alevi kurumlarının etkinliklerine kapatılması iddiaları da vardı. Kültür Merkezi’ni belediye ve Alevi kurumlarına vermeme gibi bir tavır da söz konusuydu. Kültür Bakanlığı, kendisiyle birlikte hareket eden kurumlara salonları tahsis etti. Bu nedenle Alevi kurumlarının protestosu oldu. Alevi kurum başkanları oturma eylemi yaptı ve Kültür Bakanı, Alevi kurumlarıyla görüşmeyi kabul etti. Kültür Bakanlığının aylardır talep edilen randevuya cevap vermediği konuşuluyordu ancak bu eylem neticesinde kendisi bizzat Alevi kurumlarıyla görüşmeyi talep ediyor. Böylelikle Alevi kurumları eylemlerinde başarılı oluyor.

    “ALEVİLİK KONUSU MHP’YE BIRAKILMIŞ DURUMDA”

    Bu esnada İlginç olan konu şu: Alevi kurumları ‘Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz ve bu görüşme içerisinde kesinlikle AliRıza Özdemir olmayacak’ diyor. Kültür Bakanlığı da bu talebe karşılık ‘Tamam’ diyor. Ancak görüşmenin yapılacağı yere AliRıza Özdemir de giriyor. Ali Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı değilmiş gibi hareket ediyor. Bundan kastım şu: AKP iktidarı, Alevi meselesinde hiçbir zaman muhataplık kurmadı. Geçmişteki çalıştaylarda bu işi Fethullah cemaatine devretmişti. Hatırlarsak 15 Temmuz girişiminden sonra kapatılan Alevi kurumları da vardı. Bunlar da Fethullahçıların kurdurduğu kurumlardı. Şimdi ise izlenimim şu yönde: Alevilik konusu Milliyetçi Hareket Partisi’ne bırakılmış durumda. Yani Ali Rıza Özdemir, AKP’nin değil MHP’nin bürokratı gibi davranıyor.

    “ALİRIZA ÖZDEMİR BAKANI DA TAKMIYOR”

    Arkadaşlarımızın söylediğine göre, Hacıbektaş’taki o görüşmeye AliRıza Özdemir’in girmesine Kültür Bakanı da şaşırıyor. Çünkü öncesinde söz verilmiş ama buna rağmen Özdemir, odaya gelmiş. Yani Ali Rıza Özdemir, Bakanı da takmıyor.

    Netice itibarıyla Alevi kurumları, Özdemir’i konuşturtmuyor, söz almak istediği anda kalkıp orayı terk ediyor. Sonrasında Bakan, ‘Eylül ayında tekrar bir görüşme yapalım, bize misafir olun’ diyor.”

    “BAKANLIĞA BAĞLI KURUMLAR SİLAHLARIN GÖLGESİNDE CEM YAPTI”

    Ali Kenanoğlu, Alevi örgütlerinin yaptıkları diğer eylem ve etkinlikleri de yorumladı. Halkın, Kültür Bakanlığının programına dahil olmaması için alanda yapılan etkinliklerin başarılı olduğunu söyleyen Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Kültür Bakanlığı’na bağlı olan kurumlar, salonlara hapsolmuştu ama Alevi Bektaşi kurumları bir bütün olarak sokak ve meydanlara hakimdi. Yapılan yürüyüşler, meydandaki etkinlikler ile bunu net bir şekilde görebiliyorduk. Ayrıca Kültür Bakanlığına bağlı olan kurumlar, dergah içerisinde bir de cem yaptılar. Alevi toplumundaki insanların çoğunun bu çekişmeden haberi yok tabii. Hele ki bu durum Hacıbektaş’a gelen Romanların hiç umurunda değil. Dolayısıyla dergah içerisinde yapılan cemde sayısal anlamda bir sorun yoktu ama cemi yürüten Baki Güngör’e yönelik çok itirazlar okudum. Güngör’e yönelik Cem Vakfı’ndan dahi itirazların olduğu söyleniyor. Netice itibarıyla silahların gölgesinde bir cem yapılması şık olmadı. Ayrıca Ceme katılan kimi dedeler de rızalıkları olmadıklarını söyledi.

    “ETKİNLİKLER İBB’YE HAVALE EDİLMEMELİYDİ”

    Belediye ve Alevi kurumlarının yaptığı etkinliklerin tamamına yönelik olumlu bir bakış açımızın olduğunu da söyleyemem. Özellikle HacıBektaş Belediyesi’nin kimi nedenlerden dolayı bu işi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne havale etmiş olduğu görüLdü. Bu nedenlerin başında ekonomik sıkıntılar olduğu söyleniyor. Ancak her ne olursa olsun Alevi toplumunun bunu yapacak gücü vardır. Kültür Bakanlığı’na bu kadar karşı çıkılırken bu etkinliklerin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne havale edilmesini de doğru bulmuyorum. Sadece bu sene ile de sınırlı kalınmamış. Ekrem İmamoğlu’nun kürsüden de ifade ettiğine göre önümüzdeki 4 yıl boyunca da birlikte organize edilmesi konusunda protokol imzalanmış.”

    “ALEVİ TOPLUMU ORANIN MİSAFİRİ DEĞİL, MİSAFİR KARTIYLA DOLAŞTIRILMASI UYGUN OLMAZ”

    Ali Kenanoğlu, Hacı Bektaş Veli’yi Anma etkinliklerine damga vuran bir diğer olayın ise katılımcılara takılan misafir kartları olduğunu söyledi. Hacıbektaş’a gelen kişilerin “zapturap altına alındığını” ifade eden Kenanoğlu şunları kaydetti:

    “Birçok insanın boğazında takılı bir kartla dolaştıklarını gördük. Valilikler, Türkiye’nin birçok yerinden otobüs kaldırıp, muhtarları da seferber etmişler. Tabiri yerindeyse oraya getirilen insanlar fişlenmiş ve boyunlarına kart asılmış. Ve bu insanlara ‘Kartları çıkartırsanız yemek yiyemez, etkinliklere katılamaz, konaklayamazsınız’ denilmiş. Bu konu büyük tepkiye neden oldu. Çünkü Alevi toplumu oranın misafiri değil, ev sahibiydi. Orada bir misafir varsa bizzat Kültür Bakanlığının kendisidir. Alevi kurumları bu konudaki itirazlarını dile getirince birçok kişi o kartları boyunlarından çıkartıp cebine koydu. Kimisi, bu kartları ‘Pir Sultan’ın boynuna asılan yağlı urgan’, kimisi ‘Alevilik idam ediliyor’ benzetmesi yaptı. Benim de bireysel olarak çok yanlış gördüğüm bir durum bu. Alevi toplumunun asla bu şekilde damgalanamayacağını, misafir kartıyla Hacıbektaş’ta dolaştırılmasının uygun olmayacağı konusunda itirazlarımızı yaptık.”

    “ERCAN GEÇMEZ ORTAK METNİ OKUDU, İYİ BİR KONUŞMAYDI”

    Kenanoğlu, etkinliklerdeki protokol konuşmalarına da değindi. Önceki yıllarda konuşmaların kapalı salonlara hapsedildiğini belirten Kenanoğlu, bu sene söz konusu konuşmaların meydana taşındığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Eskiden sadece ana muhalefet partisinin lideri ya da bakanlar gelirse onlar konuşuyordu. Bu durum, oranın CHP’li Belediye olmasından kaynaklıydı. Bu sene Hacıbektaş’ta bağımsız bir Belediye Başkanı Ali Kaim var. Dolayısıyla Erkan Baş da DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da bu sene konuştu. Saygı gereği Kılıçdaroğlu’na da konuşma verildi. Ekrem İmamoğlu zaten artık bu etkinliklerin bir ortağı ve o da konuştu.

    Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmalarında birbirlerine gönderme yaptılar. Vatandaş bunun pek farkında değil ama siyasetin içerisinde olan insanlar bu göndermelerin ne anlama geldiğini biliyor. Alevi kurumları adına Ercan Geçmez ortak bir metin okudu ve iyi bir konuşma oldu.

    “AÇIK ARA EN İYİ KONUŞMA TUNCER BAKIRHAN’IN”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı (Tuncer Bakırhan), ilk defa bu sene Hacıbektaş’ta konuşma imkanı buldu. Açık ara en iyi konuşma olduğunu söyleyebilirim. Bakırhan’ın özellikle 2 vurgusu Alevi kamuoyunda çok dikkat çekti. Bu konulardan birisi Kayyum meselesi. Kürtlerin yaşadığı kayyum meselesinin ilk önce Aleviler üzerinde uygulandığı ve ilk kayyumun Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atıldığı meselesini anlattı. ‘Alevi toplumu, bu kayyumlara nasıl direndiyse biz Kürt halkı olarak da aynı direnişi sergileyeceğiz, bu kayyumlara teslim olmayacağız’ dedi. Aslında Alevi ve Kürtlerin ortak kaderi noktasında önemli bir tespitte bulundu.

    “MAAŞLI DEDELERE ‘KORUCULUK’ TANIMLAMASI ÇARPICI GÖRÜLDÜ”

    Diğer tespit daha da çarpıcıydı. Koruculuk sistemi… Korucular, Kürt halkının demokratik mücadelesini kırmak için devletin yarattığı kolluk güçleri. Tuncer Bakırhan, Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden işe alınan ve maaş bağlanan dedelere yönelik ‘korucu’ tanımlaması yaptı. Bu tanımlama Alevi toplumunun aslında hoşuna giden bir tarif olmuş. Dedelerin memura dönüştürülmesi, Alevi toplumuna yönelik bir koruculuk sistemi olduğu ifadesi toplum tarafından son derece çarpıcı ve önemli görüldü.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN SORUNU SİYASALDIR”

    Nihayetinde Alevi toplumunun sorunu siyasaldır. Bütün bu talepleri gasp edilen hakların tamamı siyasi sebeplerledir. O nedenle siyasilerin, Alevi toplumunun taleplerini benimsemesi, onları kürsülerden dile getirmesi Alevi toplumunun bir kazanımıdır. Onun için Hacı Bektaş etkinliklerinde kürsüye çıkan siyasetçilerin tamamı Alevi toplumunun taleplerini sahiplendiler.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Cemevi Başkanlığı arsızlığını arttırdı ancak etkinliklerin bize ait olduğunu anladılar’

    ‘Cemevi Başkanlığı arsızlığını arttırdı ancak etkinliklerin bize ait olduğunu anladılar’

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri 18 Ağustos akşamı sona erdi. Hacıbektaş’ta yaşananları PİRHA’ya değerlendiren Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Cemevi Başkanlığını eleştirerek, “Anma etkinliğinin bize/Alevilere ait olduğunu anladılar. Biz her alanda vardık ama Cemevi Başkanlığı etkinliklerini ve dergaha ziyaretini gerçekleştiremedi” dedi. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da Cemevi Başkanlığı’na karşı yapılan eylemlerin başarıya ulaştığını, başkanlığın programlarının sekteye uğradığını söyledi. Yılmaz ayrıca Eylül ayında Kültür Bakanı ile bir görüşme yapacaklarını da belirtti. 

    61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, tüm yılların en kitlesel katılımıyla gerçekleşti. Özellikle Abdal yurttaşların yoğun ilgi gösterdiği anma etkinliklerine yurdun dört bir yanından ilgi söz konusuydu.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın mevcut süreçteki tutumu tepkiyle karşılandı. Alevi kurumları ile Hacıbektaş Belediyesi’ni görmezden gelip kendi programını dayatan Cemevi Başkanlığı’na karşı yapılan eylemler kitlesel tepkiye dönüştü.

    Alevi kurumları, iktidara “Samimiyseniz eğer dergahlarımızı bize teslim edin” diyerek hem Hacı Bektaş Veli Türbesi önünde oturma eylemi hem de ilçede büyük katılımlı yürüyüş düzenledi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI PROGRAMLARINI GERÇEKLEŞTİREMEDİ”

    Alevi kurum temsilcileri, 3 gün süren anma törenlerine dair görüşlerini PİRHA’ya anlattı.

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bu sene arsızlığını arttırdı” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cemevi Başkanlığı, Alevi örgütlerinin dışında kendi kurdurmuş olduğu bir iki dernek ve Alevi Vakıflar Federasyonu ile ortak bir çalışma yürüttü. Oraya getirilen insanlar, bir tür ziyarete geldiklerini ifade ettiler. İnsanlar oraya gelince gerçekleri de gördü. İnsanların boyunlarında ziyaretçi kartı vardı. Bu insanları 5 yıldızlı otellerde ağırlayıp 900 lira da ceplerine yemek parası vererek Hacı Bektaş’a getirmişler.

    Hacı Bektaş’ta 2 konferans 1 açılış toplantısı yaptılar. Getirdikleri insanları da kontrol altında tutabilmek için her otobüsün başına 3 görevli vermişler. Kendi açıklamış oldukları programda mesela resim sergileri de vardı ancak onları gerçekleştiremediler. Dergah ziyareti de programda vardı ancak tüm Alevi kurumlarının yöneticileri, oturma eylemi yaptıkları için bu ziyareti de gerçekleştiremediler. Ancak biz her alanda vardık.”

    “ETKİNLİKLERİN BİZE AİT OLDUĞUNU ANLADILAR”

    Zeynel Abidin Koç, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılması için mücadele yürüteceklerini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Kültür Bakanlığı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendilerine söylendiği gibi doğru işler yapmadığını gözleriyle bilhassa orada görmüş oldu. Çünkü aralarında da ‘Ben daha iyi çalışıyorum, Aleviler ile görüşüyorum, Alevileri temsil ediyorum’ gibi çekişme olduğu orada gözlendi. Ama şunu net söyleyebilirim ki hem Cemevi Başkanlığı hem Kültür Bakanlığı ve mevcut iktidar, bir kere daha anladı ki Hacıbektaş ilçesinde yapılan bu etkinlikler sadece ve sadece belediye ve Alevi kurumlarının yapacağı bir etkinlik.

    “MUHALEFET PARTİLERİ ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ” 

    Anma programının 2. gününde CHP, DEM Parti, TİP genel başkanları, Alevi hak mücadelesinde ellerinden geleni yapacaklarını, Alevi örgütlerinden gelen taleplerin karşılanması için sonuna kadar mücadele edeceklerini, iktidar olunması durumunda da Alevi örgütlerinin talep ve isteklerini karşılayacaklarını bilakis kendileri ifade etti. Yani Türkiye’deki tüm muhalefet partileri ilk defa orada konuştu. Önceden sadece CHP genel başkanı konuşuyordu ancak son programda herkes konuştu. Bu da Alevi örgütlerinin elini güçlendirdi. Bu görüntü bize daha iyi mücadele vermemiz, daha ciddi anlamda bu işe sahip çıkmamız gerektiğini anlattı.

    Gelecek yıl için sadece ve sadece Hacıbektaş Belediyesi’nin önderliğinde gerçek anlamda Uluslararası bir düzeye çekmek için biz Alevi örgütleri olarak elimizden geleni yapacağız. Seneye çok daha farklı bir etkinlik olması için de elimizden gelen mücadeleyi göstereceğiz. Gelecek sene bizim inancımız odur ki hem mücadelemizde hem de o zamana kadar siyaseti geliştirerek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılması için elimizden gelen mücadeleyi sürdüreceğiz. Ama kapanmaması durumunda da her türlü baskıyı da yapacağız.”

    “DERGAH ZİYARETİNİ DAHİ GERÇEKLEŞTİREMEDİLER”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı yapılan eylemlerin başarıya ulaştığını söyledi. Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın programlarının sekteye uğratıldığının altını çizerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bizlerin orada olmasından kaynaklı dergah ziyaretini gerçekleştiremediler. Uzunca bir süre bekledikten sonra ‘Dergaha arkadan mı girsek, yoksa ön kapıyı mı kullansak’ gibi çabaların sonunda da bakan beyin, bizlerle görüşme talebinin olması gibi gelişmelerin bir kazanım olduğunu düşünüyorum.

    “MİSAFİR KARTIYLA GELENLER İÇİN CİDDİ BİR ÇALIŞMA YAPTIK”

    Oraya misafir kartıyla gelenler için ciddi bir çalışma yaptık. Hacıbektaş’a gelenlerin birçoğu aslında durumun farkında değildi ama bizleri dinledikten ve eylemleri gördükten sonra meselenin ne olduğunu anladılar. Sonuçta siz bir kişiyi ikna ederseniz, o kişi gider köyünde 10 kişiyi ikna edebilir. Dolayısıyla eylemlerimizin kitlesel bir karşılık gördüğünü düşünüyorum. Ama bizlerin, yine de köy köy, kent kent gezip gerçekleri anlatmamız lazım. Hacı Bektaş Veli anmalarını çok önemsemiştik. Alevi kurum başkanları ile de görüşmelerimiz oldu. Özellikle şu yaz ayları geçtikten sonra tekrar bütün köyleri gezerek bu durumu anlatmaya devam edeceğiz.

    Önümüzdeki seneye dair, bakan beyle yaptığımız görüşmede ne istediğimizi söyledik. ‘Anmalara müdahale etmeyin. İçerik sizin işiniz değil’ dedik. ‘Bu anmaları yıllardır Alevi kurumları, Hacıbektaş Belediyesi yapıyor, dolayısıyla buraya ne siyaset bulaştırın ne de gelip programlara müdahale edin. Protokol olarak gelmek istiyorsanız buyurun gelin. Daha önceden de cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar misafirimiz olarak geldiler, sizi de misafir ederiz ama Alevilerin ne yapması gerektiğini öğretmeye çalışmayın, bizi tanımlamayın, bize bir çerçeve çizmeyin’ dedik.

    KÜLTÜR BAKANI, ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN BAŞKANALRIYLA GÖRÜŞECEK

    Bakan bey de önümüzdeki sene için ‘bir araya gelelim, konuşalım’ dedi. Sanıyorum Eylül 2024’ün ilk haftası için bir randevu verecek ve Alevi kurumları olarak gidip görüşeceğiz.

    Bakan bey ile görüşmemizde şunu da ifade ettik: Siz devletsiniz. Sizin göreviniz buradaki lojistiği çözmek. Konargöçer vatandaşlarımız burada perişan haldeler. Bu insanlara bir alan açın, onların insani tüm giderlerine karşılayın. Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde ne yapılacağı sizi neden ilgilendirir? dedik.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Mat: Cemevi Başkanlığı’nın dergahı işgal girişimini boşa çıkardık, beraberliğimiz gücünü gösterdi

    Mat: Cemevi Başkanlığı’nın dergahı işgal girişimini boşa çıkardık, beraberliğimiz gücünü gösterdi

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat; hükümetin Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Hacıbektaş’ta Alevilere karşı etkinlikler yapmasını ‘dergahı işgal etme’ girişimi olarak değerlendirerek tepki gösterdi. Mat, “Dergahımızı işgal etme girişimlerine karşı mücadelemizi başarıyla sürdürdük ve bu oyunlarını boşa çıkardık. Bu süreçte, toplumsal dayanışma ve direniş ruhu ile birlik ve beraberliğimizin gücünü bir kez daha gösterdik” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yıllardır Alevi kurumlarının düzenlediği Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’ne AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ayrı etkinliklerle müdahale etme hamlesini değerlendirdi.

    Hacıbektaş’taki anma etkinliklerinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyoncu faaliyetlerine karşı direnen Alevi kurumlarının, Alevi kültürünün ruhunu korumak için çabalamaya devam edeceğini vurgulayarak, dayanışma gösteren ve dergaha sahip çıkanlara teşekkür etti.

    “İŞGAL GİRİŞİMİ OYUNUNU BOŞA ÇIKARDIK”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın değerlendirmesi şöyle:

    “Aleviler, kendi kurumları ve örgütlenmeleri aracılığıyla, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın işgal edilmesine engel oldular. Bu süreçte, inançlarının kutsal mekânlarına sahip çıkma bilinciyle hareket ederek, dergâhın korunması için toplumsal dayanışma sergilediler. Hacı Bektaş Veli Dergâhı, Alevi inancının önemli bir simgesi olarak, tarih boyunca Alevi toplumunun kültürel ve manevi mirasının merkezinde yer almış, bu yüzden Aleviler için kutsal ve özel bir anlam taşımaktadır.

    AKP/MHP zorbacı ve dayatmacı iktidarının, devletin tüm imkanlarını kullanarak kurduğu sözde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dergahımızı işgal etme girişimlerine karşı mücadelemizi başarıyla sürdürdük ve bu oyunlarını boşa çıkardık. Bu süreçte, toplumsal dayanışma ve direniş ruhu ile birlik ve beraberliğimizin gücünü bir kez daha gösterdik. Dergahımız, hakikati savunanların iradesiyle ayakta kalacak ve kültürümüzü, inancımızı koruma mücadelemiz sürecektir.

    “CEM ERKANIYLA İŞGALE EN ANLAMLI CEVABI VERDİK”

    Hacı Bektaş Veli Dergahımızda, kurumlarımızla birlikte son 3 gündür gece-gündüz demeden, aralıksız olarak sürdürdüğümüz eylemler, basın açıklamaları, yürüyüşler, paneller, kültürel etkinlikler ve yürütülen cem erkânı ile bu işgale en anlamlı cevabı hep birlikte verdik. Birlik ve dayanışma içerisinde, direncimizi, inancımızı ve kültürümüzü koruyarak bu süreçteki kararlılığımızı gösterdik. Bu süre zarfında emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz; inancımızdan ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

    “BOYNUNA MİSAFİR KARTI TAKANLAR GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER”

    Boynuna misafir kartı takarak gelenler ise geldikleri gibi gittiler. Biz, dergahımızın asıl unsurları olarak her zamanki gibi dergahımızdayız. Misafirler geçici, biz ise buradayız; dergahımızın ruhunu ve özünü yaşatmaya devam ediyoruz.

    CHP, DEM PARTİ, TİP VE HACIBEKTAŞ BELEDİYESİNE TEŞEKKÜR

    Özellikle resmi açılış töreninde konuşan CHP, DEM ve İşçi Partisi genel başkanlarının, Alevi kurumlarının yanında olduklarını ve çakma Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımadıklarını, bu kurumun asimilasyon amaçlı bir yapı olduğunu açıkça ifade etmeleri çok değerliydi. Bu tavır, Alevi toplumu için önemli bir destek ve dayanışma anlamına geliyor. Her üç genel başkana da bu duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyoruz.

    Ayrıca, iktidarın tüm dayatmalarına rağmen, Alevi kurumlarıyla birlikte uyumlu ve ortak hareket ettikleri için Hacıbektaş Belediye Başkanı ve Belediye Meclis Üyelerine teşekkür ediyoruz. Bu işbirliği, toplumsal uyum ve adalet açısından büyük önem taşımaktadır.

    “ELİNİZİ DERGAHIMIZDAN VE İNANCIMIZDAN ÇEKİN”

    En büyük teşekkürlerimizi Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliği’ne katılan ve inancına, kimliğine ve de verdiği ikrara sahip çıkan, dergahımızın işgaline geçit vermeyen canlarımıza canı gönülden sunuyoruz. Bu güçlü dayanışma ve kararlılık, hepimizin ortak değerlerine olan bağlılığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Hep birlikte, bu kutsal mirası ve toplumsal bütünlüğü korumak için gösterdiğiniz azim ve cesaretten dolayı sizlere teşekkür ediyoruz.

    Dergahlarımız bizimdir, işgale hayır! Elinizi inancımızdan, dergahlarımızdan ve değerlerimizden çekin. Alevilik vardır, Alevilik haktır. Tarih boyunca var olmuş ve bugün de yaşatacağız. Birliğimiz, dirliğimiz ve mücadelemiz daim olsun. Hep birlikte, kültürel ve inançsal değerlerimizi korumaya devam edeceğiz. Bir kez daha haykırıyoruz; haklıyız, hep birlikte vereceğimiz haklı ve onurlu mücadelemiz sonucunda kazanacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Devlet, işgal girişiminde başarısız oldu’- VİDEO

    ‘Devlet, işgal girişiminde başarısız oldu’- VİDEO

    PİRHA – Nilgün Sırrı Bektaş Müze ve Sanat Evi’nde gerçekleşen ‘Alevilikte Hak Mücadelesi’ panelinde 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin değerlendirmesi yapıldı. Alevi kurum başkanları, devletin işgal girişiminde başarısız olduğuna dikkat çekerek, Alevilerin teslim olmayacaklarını, boyun eğmeyeceklerini anlattılar.

    Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan’ın moderatörlüğünde Nilgün Sırrı Bektaş Müze ve Sanat Evi’nde ‘Alevilikte Hak Mücadelesi’ paneli düzenlendi. Panelde 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin değerlendirmesi yapıldı.

    Panele konuşmacı olarak Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF)Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV) Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Derneği(AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz katıldı.

    Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Bakanlığı’nın ekonomik güçleri ile para vererek insanları Hacıbektaş’a getirdiklerine ancak başarısız olduklarına vurgu yaptı.

    GEÇMEZ: YOLUMUZA HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKALIM

    Panelde ilk sözü alan HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez, protokol programında konuşan siyasi partilerin dilinin değiştiğini söyledi. Geçmez, siyasi parti liderlerinin Alevilerin önerdiği çözüm yolları üzerinden dil kurduklarını da belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Eskiden gelip bize akıl vermeye kalkışıyorlardı. İktidarda değişmiş ciddi ciddi Alevilik üzerinden çalışıyorlar. 3 gündür yaptığımız eylemlerle Kültür Bakanlığına’da çok şey anlattık. Aleviler baskılardan dolayı kurumlarımıza üye olamıyor biz kurumlarda bu baskıyı kırmak üzere bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Dün DEM parti genel başkanı da söyledi ilk kayyum Hacı Bektaş’a atanmıştır. Bizde yıllardır bu kayyum anlayışına karşı direniyoruz. Birleşmeye ihtiyacımız var konformizm bizim itikatımızı da mücadelemizi de zayıflatan bir şey. Dün Bakanlığın misafir kartı ile buraya gelenlere sorduk bedava yemek ve gezi için geldiklerini söylediler. Dergaha turistik gezi için gelinmez türap olmak için gelinir. Bu arkadaşlarımıza da anlatmaya çalışıyoruz burayı içselleştirerek gelmeliler. Yıllardır bizi Türk Kürt diye ayrıştırdılar, şimdi de Turancı bir bakış açısıyla değiştirmeye çalışıyorlar. Yolumuza hep birlikte sahip çıkalım.”

    KOÇ: DERGAHTA SİLAHLAR ALTINDA CEM YAPILDI

    ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda silahlar altında cem yapıldığına dikkat çekerek “Dört gündür buradayız. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulduktan sonra inançsal ve siyasal merkezi olan dergahı zapt etmek için bizleri bölmeye çalıştılar. Bu yıl bizimle birlikte hareket eden bir federasyonumuzu yanlarına aldılar. Öyle bir zamana geldik ki net karar almalıyız. Dergahımızda silahlar altında cem yaptılar. Paneller yaptılar. Bunda 30 yıllık kurumlar olarak bizimde eksikliğimiz oldu. 30 yıl çok uzun zaman değil önce mekanlar kurmak için uğraştık son yıllarda siyasal mücadelemizi öne çıkardık. Bu siyasal mücadeleyi büyütmeliyiz pirlerimiz bu uğurda bedel ödedi bizde bedel ödemeyi göze almalıyız. Bu yıl çok bileşenli bir etkinlik yaptık, zorlukları oldu, seneye ders çıkarıp daha güçlü bir anma yapmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

    YILMAZ: HEM SOKAĞI KULLANDIK HEM DİPLOMASİYİ

    AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz da şunları konuştu:

    “Yol yormuyorsa yoldaşın güzelliğindendir. Çatı kurumlarımız bir arada durarak çok rahatsızlık verdi, bu rahatsızlıktan onur duyuyoruz. Birlikte yaptığımız eylemlerle dergaha giremediler. Bizimle görüşme talebinde bulunmak zorunda kaldılar. Hem sokağı kullandık hem de diplomasiyi. Üç kez randevu istediğimiz bakan bize randevu vermemişti ama eylemimiz sonucu kendisi talep etmek zorunda kaldı. Bize çakma örgütler dediler ama bizim çağrımızla gelenler gerekirse arabada, gerekirse çadırda yattılar. Onların getirdiği misafirler lüks otellerde 900 Tl’ye yemek parası alarak geldiler. Biz tüm farklılıklarımızı bir kenara koyarak bir arada durduk. Dün bizimle olanlar bugün onlarla rızasız ikrarsız cem kurdular. Biz ise dün kendi cemimizi kurduk ve devletin gölgesinde cem kurulmayacağını anlattık. Daire Başkanlığı kendilerine federasyon kurup, insanların yakasına kart takarak buraya getirdiler, bunları ifşa edeceğiz. Ama bunları ancak sizlerle yapabiliriz. Siz gelip meydanları dolduracaksınız ki birlikte başaralım. Dün cemimizi iç avluda yaptık seneye de Kırklar Meydanı’nda yaparız.”

    ASLAN: PLANLI BİR DEVLET KURUMUNUN SALDIRISI ALTINDAYIZ

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, 4 Mayıs’tan beri değişik yer ve zamanlarda AKP ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ne yapmaya çalıştığını anlattıklarını kaydederek şu ifadeleri kullandı:

    “Hacıbektaş’a gelip ne yapmaya çalıştığını, kurumlara anlattık. 15 Ağustos’tan beridir birlikte yürüttüğümüz mücadele çok önemliydi. Katılan herkesin emeğine sağlık. Peki bundan sonra ne yapmalıyız? Buraya gelen insanlar ne için getirildiklerinin farkında değillerdi anlatmamız lazım. Bu mücadeleyi sadece kurumlarımıza bırakmamız lazım. Herkesin sesine desteğine ihtiyacımız var. Türkiye’nin her yerine bizim gitme imkanımız olmayabilir ama hepimiz bulunduğumuz yerde bu saldırıyı anlatıp toplumu bilinçlendirmemize ihtiyaç var. Bir devlet kurumunun planlı saldırısı altındayız. Dün bizimle olup bugün onlarla yol yürüyenlere karşı da mücadele etmeye ihtiyacımız var. Bugün ne yapacağımızı birlikte değerlendireceğiz. Sizden isteğim bulunduğunuz yerdeki kurumları bu mücadeleye zorlayın. Örgütlenme yöntemimize eleştiriler var ama Türkiye’nin her yerinde örgütlerimiz cemevlerimiz var. Biz bir olduktan, bir arada durduktan sonra bizi karşı hiçbir saldırı başarılı olamayacaktır. Daire Başkanlığı tüm ekonomik gücüne rağmen başarılı olamadılar, tamamen başarısız olmaları bizim elimizde. Mücadeleye ihtiyacımız var. Umudumuzu kaybetmeyelim, pirlerimizin bizim yolumuza tuttuğu bir ışık var, o ışığa sarılalım.”

    ERÇE: DEVLET İŞGAL GİRİŞİMİNDE BAŞARISIZ OLMUŞTUR

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise şunları kaydetti:

    “Örgütlerimize ve halkımıza çok teşekkür ederiz. Dört gündür burada bizimle birlikte direndiler. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulduğu günden bugüne amacının Alevi kurumlarını bölüp parçalamak, Alevileri birbirine düşürmek olduğunu daha kurulmadan biz söylemiştik. Devletten beslenen kurumlar ile pirlerinden beslenen hakikat arayanlar ayrıştı. Yezidin yağlı pilavına kaşık sallayanlar ile ayrıştık. Sözde basın ile halkın yanında olanlar bizimle olan basın emekçileri arasında bir ayrışma gördük. İktidara karşı muhalefet arasında bizimle ilgili bir ayrışma ve netleşme oldu. Dün muhalefet bizim sözümüzü ve taleplerimizi dikkate alan konuşmalar yaptı. Bizi üzen masum halkın ayrışmasıydı. Aynı köyden canların bir bölümünün bizimle, bir bölümün onlarla anmalar gelmesi bizi üzdü. Üç gündür enerjimizi bu ayrışmaya ayırdık. Boynunda misafir kartları ile gelenlerle konuştuk bir kısmı bu kartları çıkarıp boynundan attılar. Devlet işgal girişiminde başarısız olmuştur. Aleviler bir kez daha teslim olmayacaklarını boyun eğmeyeceklerini anlattılar. Aleviler bir kez daha birleşip başardılar hepinize aşk olsun.”

    Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Ali Kaim de söz alarak “Demokratik Alevi kurumlarının hak mücadelesini çok değerli buluyorum. Bu seneki etkinlikte seslerini daha güçlü duyduk. Katılan herkese teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

    Panel, yapılan soru cevapların ardından Hacıbektaş Belediyesi tarafından Alevi kurum başkanlarına verilen plaketlerle sonlandı.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Siyasetçiler Hacı Bektaş Veli anma törenlerinde: Dergaha kayyımı kabul etmiyoruz!-VİDEO

    Siyasetçiler Hacı Bektaş Veli anma törenlerinde: Dergaha kayyımı kabul etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA – 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Cumhuriyet Kent Meydanı’nda protokol programı yapıldı. 30 milyon Alevinin ibadet ettiği Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın müzeye çevrildiğini belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bu dergah müze değildir. Alevi canlarımız bu dergahta özgürce kendi inançlarını yaşamalıdır. Bir gün Alevi yurttaşlarımıza kapatılan bu dergahın kapılarını hep birlikte açacağımız günler çok uzak değildir” dedi.

    Hacıbektaş Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Cumhuriyet Kent Meydanı’nda protokol programı yapıldı. Programa Alevi kurum başkanları, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de katıldı. Yapılan protokol konuşmalarının ardından program, ödül töreni ve konserlerle devam etti.

    GEÇMEZ: KARTLI ALEVİLİK YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR

    Alevi kurumları adına konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, şunları ifade etti:

    “Bugün buradayız. Sözümüzü söylemeye geldik. Hünkar’ı anmaya geldik. Bir kez daha Hünkar’ın barış dilini hatırlatmaya geldik, savaşlar yok olsun diye. Alevisiz Alevilik yaratmak isteyenler 1826 yılında el konulan dergahımızın içine 1834 yılında cami inşa edildi. Dergahımıza sahip çıkacağız, yolumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Hangimizin kanı ulu erenlerimizin kanından daha kırmızıdır. Dergahımıza girmek istiyorlar. Ama bilmiyorlar ki Hünkar bizim ışığımızdır. Hünkar’ın öldüğünü iddia ediyorlar. Ölüm yıl dönümünü kutluyorlar. Hünkar’ın kucağındaki aslanı ceylanı yok sayanlar, yeniden bir Hacıbektaş yaratmaya çalışıyorlar. Biz 72 millete bir nazar bakanlar Şah Hüseyin’in çadırındayız peki siz neredesiniz? Bugün misafir kartlarıyla ziyaret ettiriyorlar. Alevisiz Alevilik yetmiyormuş gibi şimdi kartlı Alevilik yaratmaya çalışıyorlar. Açın gözünüzü, çıkarın kulaklarınızdaki tıkaçları ve dinleyin burası Alevilerin Serçeşmesidir. Devletin dini olursa Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da canlarımız katledilir. Hep birlikte dün olduğu gibi bugün de mücadele etmeye söz veriyoruz. Biz eşit yurttaşlık hakkımızı, anamızın ak sütü gibi helal olan kamusal alandaki haklarımızı istiyoruz. Zorunlu din derslerinde zorla namaza kaldırılan çocukların adaleti için zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz. Diyanet’in kapatılmasını istiyoruz. Bizim dedelerimiz, analarımız size haddinizi er ya da geç bildirecektir. Sarayların duvarlarını yükseltenlere asla geçit vermeyeceğiz. Bilimden akıldan uzak Maarif Modeli’ne, siyasetçilere sözümüz 72 milletin özgürlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    İMAMOĞLU: ŞİDDETİ SEVENLERİN OLDUĞU BİR ORTAMDAYIZ

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu söz alarak şu konuşmayı yaptı:

    800 yıllık karadutun gölgesinde Hacı Bektaş-i Veli’nin huzurundayım. Hacıbektaş, tüm yeryüzüne söyleyecek sözü olanların kutsal diyarıdır. Kardeşliğin ve barışın sesini, taşın, ağacın, insanın, tüm varlıkların sesini yükseltir. Sevgi barış ve hakikat eliyle engin bir denizdir. İnsan sevgisinden beslenen pınarıyla insanlığa hayat vermeye devam ediyor.
    Üzülerek söylüyorum ki bugünler dünyanın dört bir yanında acıların yaşanmaya devam ettiği, hatta Hacı Bektaş-i Veli’nin huzurunda söylemeye utanıyorum ama kedinin köpeğin bile öldürüldüğü bir zamandayız. Farklı meziyetler göstererek kan dökmeyi dahi düşünecek kadar ve kendini haklıymış gibi savunacak kadar ileri seviyede şiddeti sevenlerin olduğu bir ortamdayız. Hacı Bektaş-i Veli’nin yolu yolumuzdur. Bu yol bize 86 milyon insanımızın hiçbirini dışarıda bırakmamamız gerektiğini söyler. 16 milyon İstanbullu ile birlikte Hacıbektaş ilçemize hizmet etmenin onurunu yaşıyoruz. Hacıbektaş’a çok önemli hizmetler sunduk ve sizlere söz veriyoruz sunmaya devam edeceğiz. Bu topraklarda Hacıbektaş’a hizmet etmek, insanlığa hizmet etmektir.
    Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nin Alevi toplumunun hafızasında bir var olma mücadelesi olduğunu biliyor ve hissediyorum. Bu etkinliklerin üzerinde dolaşan ne yazık ki iyi niyetli olmadığını hissettiğimiz, bu konuda büyük kaygı duyan Alevi-Bektaşi toplumuna müdahalelere tepki göstererek, bunları aşarak bu etkinliği sahipsiz bırakmamak ve en güçlü şekilde bu buluşmaları desteklemek konusunda aldığımızı kararı, gururla siz kıymetli katılımcılarla paylaşıyorum. Hacıbektaş ilçemizde bu değerli festival asla sahipsiz kalmaz, kalamaz.

    KILIÇDAROĞLU: BU DERGAH DİMDİK DURANLARIN DERGAHIDIR

    CHP Önceki Dönem Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise “800 yıldır bu topraklarda bir aydınlık, umut, direniş varsa dahası insanlığa dair umut varsa onu görür, yaşarız. Bu dergah özünde de sözünde de eğri olanların değil dimdik duranların dergahıdır. Nerede bir gelecek varsa o geleceği inşa eden bu dergah vardır. Burası son kaledir. Burası hem son kale hem de ilk direniştir. Kara bulutlar üzerimizde dolaşsa da hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmemiştir. İnsan ayıracaksa Alevi-Sünni, Kürt-Türk değil insan olarak ayırmalı. Biz kötülükten, ihanetten, incitenden arınacağız. Arındıkça çoğalacağız. Arınmalıyız, ayağa kalkmalıyız ve haykırmalıyız, hep birlikte daha ileriye” diye konuştu.

    BAŞ: CEMEVLERİ ALEVİLERİN İBADETHANESİDİR

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Silivri’de tutuklu bulunan Hatay Milletvekili Can Atalay adına selamlama yaparak devamında şu ifadeleri kullandı:

    “Halkı ağır vergiler altında ezen zalimlerin sefa sürdüğü, servetine servet kattığı bir coğrafyadayız. Cumhuriyetin son çeyreğinde yobazlara, gericilere hak ettiklerini vermek bununla mücadele etmektir. Alevilik vardır Alevilik haktır demek buna karşı çıkmaktır. Alevileri bakanlık eliyle bölmeye parçalamaya, Sünnilik yaratmaya çalışanlara söylüyoruz. Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bunu istemesenizde kabul edecekseniz. Bu yobazların iktidarının çocuklarımızın eğitim hakkını gasp etmesine izin vermeyeceğiz. Cumhuriyetin birinci yüzyılını geride bıraktık. Yobazlara gericilere vermek istediğimiz yanıtı veremedik. Maraş’ta Çorum’da Sivas’ta canlarımızın alındığı bir yüzyıldı. Madımak’ta katledenlerle helalleşmeyeceğiz. Bugün iktidarda olanların Madımak Katliamcılarını affettiğini asla unutmayacağız. Burası bizi katletmek isteyenlerin değil burası bizim ülkemiz. 72 millete bir bakılan coğrafyada tüm kardeşlerime sesleniyorum hepimizin dini, kültürü, inancı farklı alın teri ve gözyaşının rengi aynıdır. Alın teri ve gözyaşının birbirine karıştığı bir halkı hiçbir kuvvet yenemez.”

    BAKIRHAN: İLK KAYYIM HACI BEKTAŞ-I VELİ DERGAHINA

    Hacı Bektaş-ı Veli tarafından 800 yıl önce barış ve kardeşlik tohumlarının ekildiğini kaydeden Bakırhan, “Türkiye’de bu topraklarda aslında ilk kayım Hacı Bektaş Veli dergahına atanmıştır. 800 yıl önce Hacı Bektaş Veli Dergahı Nakşi şeyhlerine devredilmiştir. Bugün halkın iradesine atanan kayyımlar gibi Alevi halkının inancına Hacı Bektaş Veli öğretisine de kayyım atanmıştır. Dün Hacı Bektaş Veli Dergahına atanan kayyımları nasıl ki Alevi canlar yurttaşlar, yoldaşlar kabul etmedilerse, bütün fiziki ve kültürel kırımlara asimilasyon politikalarına rağmen inançlarını 800 yıldır yaşatarak bugünlere getirdilerse bugün halkın iradesine atanan kayyımları bizler de Alevi yurttaşlarımız gibi Alevi canlar gibi bu coğrafyada kabul etmeyeceğiz. Bizler alevi yurttaşlarımızın ilk kayyımı kabul etmedikleri gibi bugün de atanan yeni kayyımları kabul etmeyerek Hacı Bektaş Veli öğretisine sahip çıkacağız” diye konuştu.

    “ALEVİ VE KÜRTLERE İKİLİ HUKUK”

    Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “30 milyon Alevi yurttaşımızın yaşadığı ibadethanelerini yasaklıyorlar. Bugün canlı olan 30 milyon insanın ibadet ettiği Hacı Bektaş Veli dergahı gibi müzeye çeviriyorlar. Bu dergah müze değil. Alevi yurttaşlarımıza açılmalıdır, bırakılmalıdır. Alevi canlarımız bu dergahta özgürce kendi inançlarını yaşamalıdır. Bunu savunuyoruz savunmaya devam edeceğiz. Bir gün Alevi yurttaşlarımıza kapatılan bu dergahın kapılarını hep birlikte açacağımız günler çok uzak değildir. Bakın Türkiye’de ikili hukuk Kürtlere ve Alevi canlara uygulanıyor. Dergahın içinde hem cami var hem de cemevi var. Cami ibadete açık cemevi kapalı işte bizler bu ikili hukuka itiraz etmediğimiz müddetçe camiler açık cemevleri kapalı kalacaktır. Onun için Hacı Bektaş Veli inancına sahip siz değerli canlarla birlikte Cemevlerinin yasal statüye kavuşması için kavuşacağımız günlere birlikte onurluca omuz omuza edeceğimiz günler bugünlerdir.

    “GERÇEK SAHİPLERİNE İADE EDİLMELİDİR”

    Bakın değerli halkımız; Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada savaş ve çatışmalar var. Eğer 800 yıl önce dergahına kayyım atanan Hacı Bektaş Veli’nin düşünceleri bugün bu ülkede coğrafyada egemen olsaydı bu savaşlar olmayacaktı. Bu sömürü düzeni olmayacaktı. İnsanlar, iktidarlar için, egemenler için emperyalistler için birbirini katletmeyecekti. Tam da bugün savaşların çatışmaların, inkar ve asimilasyon politikalarının sürdüğü bu coğrafyada Hacı Bektaş Veli fikriyatını yaşatma büyütme ona sahip çıkma günlerinin içinde olduğumuzu belirtmek istiyorum. Hacı Bektaş Veli dergahı gerçek sahiplerine iade edilmelidir, Alevi yurttaşlara iade edilmelidir.

    “HER YERDE MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Hacı Bektaş Veli dergahı içindeki cemevi açılmalıdır. Aleviler kardeşimizdir, canlarımız diyorlarsa seçimler geldiği zaman, yeri geldiği zaman ama sıra Hacı Bektaş Veli Dergahı içindeki cemevine gelince açmıyorlar, müze yapıyorlar. İşte biz bu riyakar Alevileri, Kürtleri yok sayan anlayışla mücadele ediyoruz. Meclis’te sokakta, Hacı Bektaş’ta olduğu gibi Türkiye’nin dört bir yanında Alevi yurttaşlarımızın cemevlerinin resmi olarak ibadethane olması için mücadele edeceğiz, mücadelemize devam edeceğiz.

    “HEP BİRLİKTE EDECEĞİMİZ GÜNLER İÇİNDEYİZ”

    Bakın değerli canlar, Alevilerin Alevilikle ilgili hiçbir hakkı tanınmıyor. Alevilerin ne yasal ne de Anayasal hakları vardır. 30 milyon insanın inancının yasal bir güvencesi, karşılığı olmaz mı? Demek ki onlar Hacı Bektaş Veli fikriyatını yok sayıyorlar. Onun için onlara hatırlatma zamanının geldiğini belirtmek istiyorum. Bugün burada olduğu Kürdüyle, Türküyle, Alevisiyle, genciyle, kadınıyla birlikte Alevilerin eşit yurttaşlık hakkını sahiplenmek, savunmak, bunun yasal statüye kavuşması için ortak mücadele edeceğimiz günler içindeyiz.

    “ASLA KABUL ETMEYECEK”

    Utanmadan başka bir şey başka bir şey daha yapıyorlar. 30 milyon Alevinin inancını Kültür ve Turizm Bakanlığının bir müdürlüğüne bağlamaya çalışıyorlar. Alevilik inancı, 30 milyon Alevi Kültür Başkanlığı’nın içine sığmaz, sığmaz. 30 milyon Alevi’yi bir müdürlük içine sığdıramazsınız. Aleviler, rızalığı siz canlardan alırlar. Rızalığı saraydan almanızı istiyorlar. Aleviler asla kata Saraydan rızalık almazlar. Onu için bu Kültür ve Turizm Bakanlığının bu beyhude yaklaşımlarından bir an önce vazgeçip Alevi yurttaşlarımızın özgürce kendi örgütlenmesi içinde kendi inançlarını yaşayabilecekleri bir zemin yaratmaları gerekiyor. Dün Kürt coğrafyasında koruculuk dayatılıyordu, bugün dedelerimizi, pirlerimizi, analarımızı maaşlara bağlayarak Alevi yurttaşlarımızın içinde korucular yaratmak istiyorlar ama bunu çok iyi bilsinler Aleviler asla Kültür ve Turizm Bakanlığının yaratmaya çalıştığı bu koruculuk anlayışını kabul etmeyecektir. Aleviler asla para pula mevki ve makamla fikriyatını satmayacaktır. Bunu satanlar Alevi değildir Alevi inancından değildir.”

    Utanmadan başka bir şey başka bir şey daha yapıyorlar. 30 milyon Alevinin inancını Kültür ve Turizm Bakanlığının bir müdürlüğüne bağlamaya çalışıyorlar. Alevilik inancı, 30 milyon Alevi Kültür Başkanlığı’nın içine sığmaz, sığmaz. 30 milyon Aleviyi bir müdürlük içine sığdıramazsınız. Aleviler, rızalığı siz canlardan alırlar. Rızalığı saraydan almanızı istiyorlar. Aleviler asla kata Saraydan rızalık almazlar. Onu için bu Kültür ve Turizm Bakanlığının bu beyhude yaklaşımlarından bir an önce vazgeçip Alevi yurttaşlarımızın özgürce kendi örgütlenmesi içinde kendi inançlarını yaşayabilecekleri bir zemin yaratmaları gerekiyor. Dün Kürt coğrafyasında koruculuk dayatılıyordu, bugün dedelerimizi, pirlerimizi, analarımızı maaşlara bağlayarak Alevi yurttaşlarımızın içinde korucular yaratmak istiyorlar ama bunu çok iyi bilsinler Aleviler asla Kültür ve Turizm Bakanlığının yaratmaya çalıştığı bu koruculuk anlayışını kabul etmeyecektir. Aleviler asla para pula mevki ve makamla fikriyatını satmayacaktır. Bunu satanlar Alevi değildir Alevi inancından değildir.”

    ÖZEL: HACI BEKTAŞ VELİ’NİN HUZURUNDAYIZ

    Hacı Bektaş Veli’yi anarak konuşmasına başlayan Özel, şunları söyledi:

    “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin manevi huzurundayız. 753 sene önce hakka yürüyen ama söyledikleri ve yaptıklarıyla bugünümüze ışık tutan hünkarın huzurundayız. Daha Avrupa’da rönesans, reform ortaya çıkmamışken; modern batı aydınlanması yaşanmamışken, bırakın evrensel insan hakları sözleşmesini, evrensel insan hakları değerleri tartışılmazken, ‘her ne ararsan, kendinde ara’ diyen, ‘hiçbir milletti ve insanı ayıplamayın’ diyen, ’72 millete bir nazar ile bak’ diyen, ‘dili, dini, rengi, ne olursa olsun, iyiler iyidir’ diyen, kadının adı yokken ‘bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok’ diyerek kadını karar süreçlerinin içine dahil edip, kadın sözünü erkek sözüyle bir gören hünkarın huzurundayız. Bu topraklarda çok acı dönemler, çok acı günler, çok acı aylar, yıllar yaşandı. Yıllardır kan, gözyaşı, zulüm bir durduysa üç yürüdü. Kerbela’da akan kan, Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta akmaya devam etti. Kerbela’nın direnci sokak ortasında katledilen bilim insanlarının, sendikacıların, gazetecilerin, Berkin Elvanların, milyonların katıldığı cenaze törenlerinde o direnç vardı. Kerbelanın yası, kimi zaman Berkin’in, Ali İsmail’in, Abdullah Cömert’in mezarının başına bir sis gibi kondu.”

    “ALEVİ VATANDAŞLARA EŞİT YURTTAŞ MUAMELESİ YAPILMAMAKTA”

    Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki gösteren Özel, Alevilere eşit vatandaşlık hakkı verilmediğini söyledi.

    Özel, şöyle devam etti:

    “İktidar partisinin burada yıllardır süren bir geleneği yok sayarak, buradaki canlıların meşru resmi siyasi temsilcilerini dışlayarak, 15 Ağustos akşamı apar topar alternatif bir tören tertip etmelerini en başta Hacı Bektaş’ın mirasına yapılmış büyük bir saygısızlık olarak görüyor ve kınıyorum. Bugün Alevilerin en etkin şekilde çözüm bekleyen, katkı bekleyen sorunları var. Türkiye, vicdanları yaralayan, bir türlü açıkça ifade edilmeyen bir ayrımcılıkla Alevilere eşit vatandaşlık haklarını vermemiştir. Yürürlükte olan Anayasa’daki tüm ifadelere rağmen uygulama sırasında ve kanun yaparken, kanunları uygularken Alevi vatandaşlara eşit yurttaş muamelesi yapılmamakta, ayrımcılığa tabi tutulmakta, ötekileştirilmekte ve haklı talepleri duymazdan gelinmektedir. Cemevleri Aleviler için ibadethanedir. Bizler için de ibadethane olacaktır. Bu yasal hak tanınana, bu anayasal hak kabul edilene kadar sizin mücadeleniz benim mücadelemdir. Camilerin ibathane görülüp, cemevlerinin ibadethane sayılmadığı, ÇEDES programı altında laik eğitim örselenip, katledildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adıyla Alevilerin kabul etmediği bir kurumun ve işleyişin oluşturulduğu ve maalesef vaktiyle ‘cemevi cümbüş evi’ diyen, cem ile cümbüşü bir tutan yönettiği bu ülkede cümbüşün yeri Kültür Bakanlığı olduğu kabuluyle bir inancı Kültür Bakanlığına bağlayarak bu hakareti, bu hor görmeyi kurumsallaştıran bir anlayışa itiraz ediyoruz. Haklı itirazlarınızın yanındayız.”

    “BİZ DOĞRU DURMAYA VE DOST KAPISINI AÇIK TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Kendisinden önceki CHP genel başkanlarına vefalarını göstermek için iktidar olacaklarını belirten Özel, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Madımak utancıyla bu devlet hala yüzleşmemiştir. Madımak bir utanç müzesi olana kadar mücadelenizi mücadelemiz olarak hep birlikte sürdüreceğiz. Yolculuğumuz, ülkemiz için, barışa, adalete, hoşgörüye, güzel ahlaka, erdeme, bilime ve umuda giden bir yolculuğu temsil ediyor. Yolumuzu bu toprakların değerleriyle, Hünkar Hacı Bektaş’ın, Abdal Musa’nın, Mevlana’nın Yunus Emre’nin ve nice eren ve evliyanın öğretileriyle aydınlatıyoruz. Biz doğru durmaya ve dost kapısını açık tutmaya devam edeceğiz. Aslan ile ceylanın bir arada yaşayabildiği, bereketin ve hoşgörünün egemen olduğu bir ülkeyi gelecek nesillere miras bırakana kadar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘iki büyük eserimden biridir’ dediği partinin genel başkanı olarak bulunuyorum. Hacı Bektaş’ta tüm Türkiye’ye söylemek isterim ki bu partinin ilk genel başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de tüm genel başkanlarına da benden önceki genel başkanı çok kıymetli Kemal Kılıçdaroğlu’na da vefamızı göstermenin en önemli yolu onların partisini iktidar yapmaktır. Hep birlikte bunu başaracağımıza and içiyorum.”

    Konuşmaların ardından yapılan ödül töreninde, “Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü” Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy’a, “Hacı Bektaş Veli Akademik Araştırmalar Ödülü” Doç. Dr. Meral Salman Yıkmış’a, “Hacı Bektaş Veli Kültür ve Sanat Ödülü” Kılavuz Bakır’a, “Hacı Bektaş Veli Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü” Adil Ali Atalay’a takdim edildi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tutuldu -VİDEO

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tutuldu -VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma etkinlikleri kapsamında Alevi kurumları Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tutuldu. Cemi yürüten Pir Ali Haydar Kurt, “Biz bu yolun gerçek sahipleri olarak buradayız. Hakkın ve hakikatin olmadığı yerde cem olmaz” dedi.

    Alevi kurumları, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tuttu. Cemi Baba Mansur Ocağı evlatlarından Ali Haydar Kurt yürüttü.

    Kurt, “Bizler burada razılık ile cem olacağız. Bizler burada cem yapmıyoruz cem oluyoruz. Ne mutlu bu yola, bu bilince sahip çıkana. Biz bu yolun gerçek sahipleri olarak buradayız. Hakkın ve hakikatin olmadığı yerde cem olmaz” dedi.

    12 hizmet görüldükten sonra Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “3 gündür dergahımızın işgaline karşı koymaya çalıştık. Kendi dergahımızda cem yapabilmek için dilekçe verip izin istedik. Cemimizi hangi dedemizin yürüteceğini sordular. İnancımıza saygıları yok. Bu inanç kimsenin satın alabileceği bir inanç değildir.”

    Cem lokmaların pay edilmesinin ardından sona erdi.

    PİRHA/ HACIBEKTAŞ

  • ‘Laik, Bilimsel Eğitim’ paneli: Eylül’de çocuklarımızı okula göndermeyeceğiz -VİDEO

    ‘Laik, Bilimsel Eğitim’ paneli: Eylül’de çocuklarımızı okula göndermeyeceğiz -VİDEO

    PİRHA- Hacıbektaş’ta “Laik, Bilimsel Eğitim” konulu panel yapıldı. Panelde, eğitimde yaşanan sorunlara değinilirken gerici kuşatmalara karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    Pir Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında “Laik, Bilimsel Eğitim” paneli yapıldı. Nilgün-Sırrı Bektaş Kültür Merkezi’nde yapılan panelde konuşmacı olarak Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz katıldı.

    Nevşehir Eğitim Sen Başkanı Tarık Kaya, dün mecliste yaşananları kınayarak, panelin açılışını yaptı.

    “TOPLUMU GERİCİ, DİNCİ, TEKÇİ BİR HİZAYA SOKMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, gerici eğitim politikalarına karşı mücadelenin gerekliliğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Bu ülkede uzun zamandır, 22 yıldır tüm hayatı kendi ideolojisine göre tahakküm etmeye çalışan bir iktidar var. AKP kendine göre Alevilik tanımı yapıyor. Bizler de buna karşı mücadele etmeye çalışan bir yapının parçasıyız. Bulunduğumuz alandan doğru mücadele vermeye çalışıyoruz. İktidara geldiği günden bugüne gerçek yüzünü gizleyerek gerçekten demokratik olabileceklerini inandırdılar. Bu topraklarda cumhuriyetten başlayarak büyük mücadeleler veriliyor. Ulaş Bardakçı’nın topraklarındayız. Toplumu gerici, dinci, tekçi bir hizaya sokmaya çalışıyorlar. Bu topraklarda eğitimi uygulama ve düzenleme yetkisi Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir ancak tarikatlarla protokol yapıyorlar. Anayasaya da aykırı davranıyorlar. Maarif Modeli müfredatı ile eksik kalan yapamadıkları şeyleri yapmayı hedefliyorlar. Bu müfredatın geri çekilmesi için mücadele ediyoruz. Laiklik meselesi sadece Eğitim Sen’in ve Alevi kurumlarının sorunu değildir. Herkesi ilgilendiren bir sorun ve bu yüzden burada velilerin olması gerekiyordu. Bizler sanırım velileri aydınlatma konusunda eksik kalıyoruz. Önümüzdeki Eylül ayında oryantasyon (kılavuzluk etme) süresinde çocuklarımızı okullara göndermeyeceğiz.”

    “DİNDAR VE KİNDAR BİR NESİL YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise “Bu Maarif Modeli kamuoyuna duyrulduğu zaman Milli Eğitim Bakanı ile Alevi kurumları olarak görüştük. ‘Siz de bir program hazırlayın, Alevi dersi de koyalım’ dediler. İşte anladıkları bu, bir inanca karşı yaklaşımı işte bu. Yıllardır Aleviler itirazlarını yaparken, eğitim sendikaları itirazlarını yaparken aslında ne kadar ortak olduğunu geç algıladık. Bizim Aleviler olarak müfredata baktığımız yer ‘bu müfredatta biz niye yokuz değil.’ Biz eğitimin bilimden ve akıldan uzaklaştırılmasını kabul etmiyoruz. Aslında bu müfredattan önce de müfredat laik, bilimsel değildi. Muratları, dindar ve kindar bir nesil yetişmektedir. Hiçbir şeye itiraz etmeyen bir topluma ihtiyaçları var. 3 gündür Hacıbektaş’ta Aleviler bir şey yapmaya çalışıyorlar. Aslında bu müfredat ile birlikte bütün ezilenlerin, bütün güçlerin birleşmesi ve mücadele etmesi gerekiyor. Faaliyetlerin hızlandırılması ve mücadelenin büyütülmesi gerekiyor” dedi.

    “LAİKLİK OLMADAN BU ÜLKEDE DEMOKRASİ, BARIŞ OLMAZ”

    Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz laikliğin öneminin altını çizerek, “Hacı Bektaş Veli, ‘Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ demiştir. Her dönemde eğitim, siyasal iktidar açısından stratejik bir alandır. Laiklik kavramı dünden bugüne oluşmuş bir toplumsal düzen değil. Milyonlarca yıldır insanlar inanç sistemleri üzerinden çatışmıştır. Bazen laiklik kavramını ifade ederken kendini sol, sosyalist olarak kabul eden kurumlar kavramın içini boşaltan bir tutum sergiliyor. Laiklik olmadan bu ülkede demokrasi, barış olmaz. Laiklikte büyük bir tahribat söz konusu. O nedenle tüm kesimlerin bu konuyu içini boşaltmadan sahiplenmesi ve mücadeleyi sürdürmesi gerekir. Cumhuriyet’in en büyük kazanımıdır, laiklik. Biz eğitim kurumlarında laik eğitim meselesini birincil sorun olarak görüyor ve bunun mücadelesini veriyoruz. Bugün iktidar karma eğitim veren okulları hedefe koyuyor. Çocuklarımızı binlerce imam hatip okulu açmak suretiyle oralara yönlendiriyorlar. Öğrenci yok, kapatmıyorlar o okulları. Toplumu dinsel kurallara göre yönetemezsiniz, bu toplumda barış yok olur” diye konuştu.

    Panel, soru cevap şeklinde devam etti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Alevilerden ‘Dergahlarımızı geri istiyoruz’ yürüyüşü: Elinizi inancımızdan çekin!-VİDEO

    Alevilerden ‘Dergahlarımızı geri istiyoruz’ yürüyüşü: Elinizi inancımızdan çekin!-VİDEO

    PİRHA- Aleviler Hacıbektaş’ta Alevi örgütleri öncülüğünde “Dergahlarımızı geri istiyoruz” şiarıyla yürüyüş yaptı. Dergah önünde konuşan Alevi örgütlerinin genel başkanları, dergahın işgal altında olduğunu, hükümetle işbirliği içinde olan Alevilerin derhal bu karardan vazgeçmeleri için çağrı yaptı. Cemevi Başkanlığını tanımadıklarını bir kez daha ifade eden başkanlar, iktidarın “Alevisiz Alevilik” yaratmaya çalıştığını vurguladı.  

    Aleviler, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan 61. Ulusal 35. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında, “Dergahlarımızı geri istiyoruz” diyerek Devlet hastanesi önünden Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüdü.

    CUMA ERÇE: HAİNLİĞE SON VERİN YOKSA İSMİNİZ TARİHE HIZIR PAŞA OLARAK GEÇECEK

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Binlerce yıldır diz çökmeyen Alevi inancının sevgili canları, kaç gündür dergahımız işgal altında. Silahlı kuvvetlerin gölgesinde cem tutan hainlere sesleniyorum bu hainliğe son verin yoksa isminiz tarihe Hızır Paşa olarak geçecek. Arkamızda duran Kültür merkezi onların alanı ilan edildi. Unutmayın ki Hızır paşalar Yezidler halkımız için lanetlenmeye mahkumdur. Boynunda kartları taşıyanlar o kartları atın” dedi.

    SEHER ŞENGÜNLÜ YILMAZ: ALEVİSİZ ALEVİ YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “3 gün burada mücadele veriyoruz. Buranın gerçek sahipleri sizlersiniz. Bugün bizi parayla terbiye etmeye çalışıyorlar. Siz bu başkanlığın başındaki kişinin faaliyetlerini biliyor musunuz? Alevi Ansiklopedisini Sünni akademisyenlere yazdırıyorlar. Alevisiz Alevi yaratmaya çalışıyorlar. Ziyaretçi kartlarınızı çıkartın. Biz Aleviyiz bizim kanımızda direnmek var itaat etmek yok” diyerek tepki gösterdi.

    ERCAN GEÇMEZ: BİR OLDUK, İRİ OLDUK, DİRİ OLDUK

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ise “Bugün hep birlikte Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi bir olduk, iri olduk, diri olduk. Biz 72 millete aynı nazardan bakan bir milletiz” ifadesini kullandı.

    MUSTAFA ARSLAN: ELİNİZİ İNANCIMIZDAN ÇEKİN

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan da “Gericiliğe, ırkçılığa geçit vermeyeceğiz” diyerek şu ifadeleri kullandı:

    “Herkesin kendi inancını özgürce yaşamasını istiyoruz. Herkesin eşit yurttaş olmasını istiyoruz. Kimse babasının parasını vermiyor. Aleviler dergahlarımız bizimdir diyor. Elinizi inancımızdan, dergahımızdan çekin. Sizin kurduğunuz Başkanlığı tanımıyoruz.”

    ZEYNEL ABİDİN KOÇ: MÜCADELEYİ SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise “Biz tüm Alevi örgütleri olarak mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Dün silahların gölgesinde cem yapıldı, bugün tüm Alevi kurumları burada. Akşam cemimizi yürüteceğiz” diye konuştu.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Mehmet Gündüz de “Tüm ezilenlerin yan yana olması gereken bir süreç o yüzden Avrupa’da sesinizi duyurmaya devam edeceğiz. Alevilik vardır, Alevilik haktır” dedi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • ‘Dergahımızı Geri İstiyoruz’ Yürüyüşü-CANLI

    ‘Dergahımızı Geri İstiyoruz’ Yürüyüşü-CANLI

    PİRHA- Alevi kurumları, ‘Dergahlarımızı Geri İstiyoruz’ sloganı ile Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüyor.

    PİRHA/NEVŞEHİR

  • Pirler, devlet eliyle yapılan ceme ‘Rızalığımız yok’ diyerek tepki gösterdi!-VİDEO

    Pirler, devlet eliyle yapılan ceme ‘Rızalığımız yok’ diyerek tepki gösterdi!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Hacıbektaş dergahında yaptığı ceme çok sayıda pir “Rızalığımız yoktur” diyerek tepki gösterdi. Devlet eliyle cem yürütülemeyeceğini vurgulayan dedeler, “Aleviliği asimile etmek isteyen bir kuruma karşı razı olmadığımızı dile getirdik ve kendilerini orada pire havale ettik” dedi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’ne müdahalesi nedeniyle toplumun tepkisi sürüyor.

    61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin 1. gününde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı öncülüğünde cem yürütülmek istendi. Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın avlusunda yapılan ceme, çok sayıda pir “Rızalığımız yoktur” diyerek tepki gösterdi. Ancak cemi yürüten Hüseyin Hürrem Ulusoy, itirazda bulunan dedelere karşılık “Rızalığı olmayan çıkabilir” yanıtını verdi.

    “KENDİLERİNİ PİR’E HAVALE ETTİK”

    Devlet eliyle yapılan cemin, “Seyirlik” olduğunu belirten dedeler, PİRHA’ya konuştu.

    Sarısaltuk Ocağından Cihan Saltuk, “Hacı Bektaş’ı anmak, en başta onu anlamakla başlar” diyerek şunları söyledi:

    “Hacı Bektaş’ı anlamayan, sadece başına bir taç takmış; mevki, makam kullanarak buraya gelmeleri Hacı Bektaş’ı andıklarını hiçbir zaman göstermez. Çünkü Hacı Bektaş’ı hiçbir zaman anlamamışlar. Eğer anlamış olsalardı ‘72 milleti bir görmeyen bizden değildir’ diyor pirimiz, buradaki insanları ötekileştirmezlerdi. Kendi yanındaki, yöresindeki insanlara, bu topraklarda yaşayan halklara ayrı bir gözle bakmazlardı. Hacı Bektaş’ı anlamalarını da hiçbir zaman beklemiyorum. Sadece burada gelip etkinlik, konser yapabilirler.

    Bizim amacımız cümle alemde cem olabilmek. Dört duvarın içinde cem olabilmek kolay. Önemli olan hayatın içinde bizim bir olabilmemiz, cem olabilmemiz. Cem olabilmek bu yolu süren herkesin hakkıdır, hiç kimsenin de tekelinde değildir. Ama bizim yolumuzda cem olurken de rızalık vermek vardır. Bizler de bugün oraya gittik, rızalık vermediğimizi söyledik. Çünkü buraya gelirken dışarıdan devşirme insanları getirerek burada kendilerini kabul ettirmeye çalışan bir kurum var. İktidar ve MHP tarafından kurulmuş Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevileri asimile etmek, bölmek için oluşturulmuş bir kurum. Orada cem tutmak için gelenler de habersiz. Dolayısıyla Aleviliği asimile etmek, halkı bölmek isteyen bir kuruma karşı biz de onlardan razı olmadığımızı dile getirdik. Ve kendilerini orada Pir’e havale ettik.

    Geçmişe baktığımızda bu dergaha kayyım da atadılar, her şeyi yaptılar. Bu yol ama her şeye rağmen devam ediyor. Buraya nice sultanlar, şahlar, padişahlar gelmiş ama Aleviler hiçbir zaman ne bir sultanın, ne gücünün ne de sarayın önünde eğilmiştir. Aleviler sadece kamil insan sırrı önünde eğilmişlerdir. Bizler bu yüzden buraya geldik. Bizler sadece pirimiz önünde eğiliriz, ona ikrar veririz.”

    “İBADETİMİZDE ŞEKİLCİLİĞE YER YOKTUR”

    Baba Mansur Ocağı evlatlarından Ali Haydar Kurt ise Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın tehlikelerine dikkat çekti. Alevi toplumunun, yaklaşık 40 yıldır kurumsal örgütlerinin olduğuna işaret eden Ali Haydar Kurt, şöyle devam etti:

    “Alevi örgütlerimiz, derneklerimiz, kurumlarımız aktif bir şekilde hizmetlerine devam ediyor. Her sene yapıldığı gibi pirimizin huzuruna gelip onu anmak da Alevi örgütlerinin bir hizmeti, görevi. Zaten biz senelerdir yapıyoruz. Daha 1 sene önce kurulan bir kurumun gelip burada misilleme, sabote ediyormuşçasına kurulan hizmeti engellemesi hiç etik bir durum değildir.

    Erenlerin sözü ile başlayalım; ‘Cem erenlerindir, çarka girenlerindir. Bu yola eğri sığmaz, doğru gidenlerindir.’ Cem yapmak değil, cem olmaktır esas. Kendi yüreğinde, kendi gönlünde cem olamayanın, topluma ‘biz bakın cem yapıyoruz’ demesi doğru değil. Nitekim bizim inancımızda gösteriş yoktur. Yol erenleri çok iyi bilirler, bizler gülbenglerimizde şunu deriz; ‘Hakk için ola seyir için olmaya’. Seyirlik bir inanç ritüeli ortaya konulduğu zaman burada razılık, rızalık olmaz. Biz de bugün gidip rızalığımızın olmadığını dile getirdik. Orada şeklen bir şeyler yapmak, birilerinin güdümü ve öngörüsüyle bir şeyler yapmak için bir araya geldiler. Biz de ‘İbadetimizde şekilciliğe yer yoktur’ dedik.”

    “’AK PARTİ, ALEVİLERİ BİRBİRİNE DÜŞÜRÜYOR”

    Şah Ahmet Yesevi Ocağı’ndan Ali Ekber Erden de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı cemi protesto eden isimler arasında yer aldı. “Rızalık olmayan yerde cem yürütülmez” diyen Ali Ekber Erden şu eleştiriyi yaptı:

    “Misafir kartlarıyla o dergaha giriliyorsa ben o kişilerin Aleviliklerinden şüpheleniyorum. Çünkü biz misafir değiliz. Bizler Yol’umuzun sahibiyiz. Bugün pirimizin kemikleri sızlamıştır. Bu durum bizim inancımıza yakışmıyor. Kültür Bakanlığı’nın hazırladığı bir ceme karşı ‘rızalık vermiyoruz’ dedik. Ancak oraya katılan canların da hiçbir şeyden haberleri yoktur eminim. Oraya gelen canlara ‘AK Parti, Alevileri birbirine düşürüyor’ dedik.

    AKP’liler, bizimle cem yapamaz. Bizler cemal cemale cem yaparız ama onlar sırtlarını pire döndüler. O posta oturan pirler, düşkün olduklarını bilmeleri lazım. Posta oturan o kişi, ceddine ihanet etti. O kişiler ikrarlarından döndüler. Çünkü o sofralarda lokma yediler.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Kadınlar, Hacıbektaş’ta Kadıncık Ana’yı anmak için bir araya geldi-VİDEO

    Kadınlar, Hacıbektaş’ta Kadıncık Ana’yı anmak için bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA- ABF Kadın Meclisi, Kadıncık Ana’yı anmak üzere program düzenledi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında Kadıncık Ana anısına muhabbet demi programı düzenledi.

    Kadıncık Ana Parkı’nda yapılan programda; Berivan Canpolat, Zeynep Karababa ve Mustafa Özarslan deyişleri ile sahneye çıktı.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Hacıbektaş’ta düzenlenen panelde kadınlar eşitsizliği konuştu-VİDEO

    Hacıbektaş’ta düzenlenen panelde kadınlar eşitsizliği konuştu-VİDEO

    PİRHA- Kadınlar, Hacıbektaş’ta “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde” isimli panelde buluştu. Aleviliği anlatmayı çok sevdiklerini ama Aleviliği yaşamak konusunda pek iyi olmadıklarını söyleyen Gazeteci Çilem Küçükkeleş, “Bugün biz Aleviliğimizi gerçekten yaşıyor muyuz ki kadın eşitliğinden bahsedebilelim. Yaşadığımız komşu inançların kadınlara yaklaşımı ile mukayese ediliyoruz. O kadar eşitsizlikler içerisindeler ki biz Alevi kadınlar eşit gibi gözüküyoruz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde” isimli panel düzenlenerek Alevilikte kadın konusu konuşuldu. Panele konuşmacı olarak; 25. Dönem Milletvekili, Gazeteci Çilem Küçükkeleş, Prof. Dr. Çiğdem Boz, Araştırmacı Yazar Kıymet Erzincan Kına katıldı.

    Panele çok sayıda Alevi katılırken polis barikatları nedeniyle izleyicilerin panele katılmaları büyük ölçüde engellendi.

    “BU KADAR KADIN NEDEN ÖLÜYOR?”

    Çiğdem Boz, “Kadıncık anayı neden Hacı Bektaş Veli kadar anmıyoruz diye düşünüyorum. Solcular, sosyalistler, ülkücüler, İslamcılar, Atatürkçüler hepsi kadına çok değer verdiklerini söylüyor ama akla tek bir soru geliyor o zaman bu kadar kadın neden ölüyor? Erkek akıl, kadın duygu erkek kamusal alan kadın özel alan gibi ikilikler var. Bizim ihtiyacımız olan etik anlayış, yaptıklarımızın sorumluluğunda olacak bence Alevi duruş budur. Kadının birikimi, kadının deneyimli önemlidir. Kerametler, mistik şeyler ötesinde gözümüzün önünde olan bitenden sorumluyuz” dedi.

    “ÖZDEKİ ANALARI, BACILARI HATIRLARSAK ÇOK ÖNEMLİ KILAVUZLARIMIZ VAR”

    Kıymet Erzincan Kına ise konuşmasında şunları söyledi:

    “Panelin isimi, İnancımızın özündeki can kavramına da çok güzel gönderme yapıyor. Kadınlar; ötekilerin ötekisi olarak daha çok baskıyı hissediyorlar. En okumuş kadınımız bile içinde günahkâr, aciz, değersiz hissediyor. Alevilik açısından baktığımız zaman özdeki anaları, bacılarımızı hatırlarsak çok önemli kılavuzlarımız var. Ama ne yazık ki tarihimizi hatırlamıyoruz. Söylenceler, hikayeleri sembolik anlamda çözmeye çalışırsak kadın vurgusunu göreceğiz. Kadın sözcüğü muhtemelen kadıncık ananın isminde saklı. Bir makam adı kadıncık anayı ululaşmış ama gerçek adını unutarak tarihini yok etmişiz. Kadıncık Ananın bacıların başı olduğu son zamanlarda çok konuşuluyor. Bize öğrenilmiş çaresiz halindeyiz. Sadece erkekleri suçlamamak lazım. Sorumluluk almak istemeyince özgürleşemiyoruz da. Tarihimizi hatırlamak zorundayız. Analarımızı hatırlamak zorundayız, kendimize güçlü olduğumuzu hatırlatmak için.”

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN EN BÜYÜK HEDEFİ KADINLAR”

    Çilem Küçükkeleş, polis ablukasını kınayarak konuşmasına başlayarak şunları belirtti.

    “’Erkek dişi olmaz muhabbetin dilinde’ Çok sevdiğim ama çok yanlış anlaşılan söz. Alevi toplumundaki eşitsizliği anlatırken bir erkek muhakkak karşı çıkar. Hünkârın bu sözü örtü değil. Hünkarın ve Kadıncık ananın yaşadığı bir Alevilik yaşamıyoruz. Şimdi de bir formül arıyoruz. Biz Aleviliği anlatmayı çok seviyoruz ama yaşamak konusunda pek iyi değiliz. İnsanlık hakikati aramaya devam ediyor o yüzden hakikatimize bakmamız gerekiyor. Bugün biz Aleviliğimizi gerçekten yaşıyor muyuz ki kadın eşitliğinden bahsedebilelim. Kapitalist bir dünyada yaşıyoruz ve bu kapitalist düzen tamamen bir eşitsizlik üzerine. Yaşadığımız komşu inançların kadınlara yaklaşımı ile mukayese ediliyoruz. O kadar eşitsizlikler içerisindeler ki biz Alevi kadınlar eşit gibi gözüküyoruz. Eşitlik bu kadar parçalı bir şey değil. Eşitlik demi derya bir kavramdır. Tüm diğer toplumlardan farkımız bu diyoruz ama her şeyin üzerini çok örtüyoruz. Alevilik ile ilgili en büyük eleştiriyi birlikte ibadet ettiğimizden dolayı alıyoruz. Böyle bir saldırı altındayken dönüp kendi içimizde olan şeyleri örtmek istiyoruz. Toplumsallık kurmaya ihtiyacımız var. Bugün kadınlar bir kenarda dursunlar biz Aleviliği en iyi biliyoruz diyebilirler mi erkekler. O zaman toplumsallıktan bahsedilemez. Kadıncık ana için çok uzakta olan biri değil aslında olmamız gereken biri olarak görüyoruz. Kadın mücadelesi son yıllarda başladığını düşünüyoruz ama annelerimizin bile evlerinde ettikleri mücadeleler vardı. Geçmişte de bir mücadele vardı. Tekleşen ve erkekleşen bir toplum olmaya başlıyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın en büyük hedefinin kadınlar olduğunu düşünüyorum. Bir süre sonra ’kadınlar buraya geliyorlar neden cemde kafalarını örtmüyorlar’ diyecekler. Yarın cemimizi tutacaklar, semahımızı dönecekler. Cemi tutacak pire sesleniyorum, yapmasın.”

    Panel, soru cevabın ardından konuşmacılara verilen hediyeler ile sona erdi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ