Etiket: hacıbektaş

  • Erkan Baş’tan seçim sonrası ilk açıklama: Çok çabalayacağımıza söz veriyorum

    Erkan Baş’tan seçim sonrası ilk açıklama: Çok çabalayacağımıza söz veriyorum

    PİRHA – TİP Genel Başkanı Erkan Baş, yerel seçimler ardından ilk açıklamasını yaptı. CHP ve DEM Parti yönetimlerini tebrik eden Erkan Baş, “Şunun bilinmesini isterim: TİP başarılarını olduğu kadar başarısızlıklarını da, kazanımlarını olduğu kadar kayıplarını da, amaçlarını olduğu kadar sorunlarını da üstlenmekten ve halkla açıkça paylaşmaktan hiç imtina etmemiştir” dedi.

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın, belediye başkan adayı olduğu Kocaeli’nin Gebze ilçesini AKP kazandı. Resmi olmayan sonuçlara göre TİP’in adayı Erkan Baş’ın aldığı oy oranı yüzde 19 oldu.

    “ÇOK ÇABALAYACAĞIMIZA SÖZ VERİYORUM”

    31 Mart Yerel Seçimlerinde hedeflenen sonuca ulaşamayan Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) ilk açıklama geldi. Erkan Baş, ilk değerlendirmesini X hesabından paylaştı.

    Erkan Baş, ülke genelinde Hatay’ın Samandağ ve Nevşehir’in Hacıbektaş ilçe belediyelerinde başarı sağladıklarını belirtti. Erkan Baş, kamuoyuna şu açıklamayı yaptı:

    “Sevgili dostlarım,

    Zor bir seçim dönemini ülkemiz adına büyük mutluluk, mücadelemiz adına ise büyük bir umutla geride bıraktık. Bu mutluluğu da umudu da tüm kalbimle paylaşıyorum.

    Başta tüm ağır koşullara rağmen yılmayan ve yine hepimize yol açan halkımızı kutluyorum. CHP ve DEM Parti yönetimleri ile üyelerini de başarılarından dolayı tebrik ediyorum.

    Türkiye İşçi Partisi olarak seçim sonuçlarını detaylı biçimde değerlendirmeye devam ediyoruz. İlk sonuçlarımızı bugün, kapsamlı bir değerlendirmeyi ise hafta sonu yapılacak Parti Meclisi toplantısı ertesinde paylaşacağız.

    Ama şunun bilinmesini isterim: TİP başarılarını olduğu kadar başarısızlıklarını da, kazanımlarını olduğu kadar kayıplarını da, amaçlarını olduğu kadar sorunlarını da üstlenmekten ve halkla açıkça paylaşmaktan hiç imtina etmemiştir. Yine böyle olacağından emin olabilirsiniz.

    Oyunu böyle bir seçimde bile Türkiye İşçi Partisi’nden yana kullanan yüz binlerce yurttaşımıza gönülden teşekkür ediyorum. Desteğini oy vermeden de olsa gösteren tüm yurttaşlarımızı ise sevgiyle selamlıyor, size layık olmak için daha çok çabalayacağımıza söz veriyorum.

    Partimize Samandağ ve Hacıbektaş’ta iki belediye başkanlığı armağan eden adaylarımızı ve örgütlerimizi, Türkiye çapında belediye meclisine girme başarısı gösteren onlarca yoldaşımızı, tüm seçim sürecini imkansızlıklara rağmen özveriyle sırtlanan üyelerimizi kutluyor, bundan sonra yürütecekleri halka hizmet çalışmalarında örnek başarılar diliyorum.

    Mücadele sürüyor, mücadele büyüyor. Biz de hep olduğu gibi bundan sonra da bu mücadelenin tam kalbinde, halkımızın yanı başında olmaya devam ediyoruz.

    Biliyoruz ve inanıyoruz: Mutlaka kazanacağız!”

    PİRHA/ANKARA

  • Hacıbektaş’ta kadın paneli: Gücümüzü analarımızdan alıyoruz -VİDEO

    Hacıbektaş’ta kadın paneli: Gücümüzü analarımızdan alıyoruz -VİDEO

    PİRHA- Kadınlar Hacıbektaş’ta düzenledikleri kadın panelinde bir araya geldi. Panelde konuşan Aktivist Emel Uzman, “Biz birlikte yürümek zorundayız sevgili kadınlar. Biz ne gül olmak istiyoruz ne baş tacı, biz eşit yurttaş olmak istiyoruz” dedi.

    Kadıncık Ana Dergahı’nda yapılan açıklamanın ardından kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin panel düzenledi. Sunuculuğunu PSAKD Mamak Şubesi Kadın Sekreteri Bahtiyar Atakay’ın yaptığı panel Ana Sevim Yalıncakoğlu’nun gülbengi ile başladı.

    “ÖRGÜTLÜ KADINLAR HER YERDE”

    PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Tarihin özgürlük savaşçıları Pirimizin huzuruna hoş geldiniz. Burada sizlerin konuşması, bizlerin dinlemesi gerekiyor. Bir sistem kuruldu ve sistemde kadını sadece kadın olmasından dolayı ikinci sınıf bir cinsiyet olarak gördüler. Bu sisteme erkek egemen sistem dediler” dedi.
    PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara ise, “Kadınlar her alanı hem pak ederler hem ak ederler. Yolu açar, yol yürütürler. Kadıncık Ana bize bu yolları açan, bu günlere gelmemizi sağlayan temel taşları oluşturan bir Ana, o yüzden bizim için çok önemli. Biz mücadeleyi Kadıncık Ana’dan, Zeynep Ana’dan, Fatma Ana’dan öğrendik. O yüzden biz bu yolun turablarıyız diyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kadınları olarak 76 şubemizin kadınlarına, örgütlü mücadele veren, sokakları dolduran, gericiliğe boyun eğmeyen kadınlara selam olsun. Kadınların direncini kıramadıkları için korkanlara da buradan bir selam gönderelim, korkacaklar. Çünkü örgütlü kadınlar her yerdeler” ifadelerini kullandı.

    “GÜCÜMÜZÜ ANALARIMIZDAN ALIYORUZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan uzak durulması gerektiğinin altını çizen  Aktivist Emel Uzman, “Kutlama değil bir acıdır 8 Mart. Kadıncık Ana’yı ne yazık ki Aleviler yeni yeni biliyor. Cumhuriyet, Alevi kadınlar için çok önemlidir ancak Cumhuriyetin 100. Yılında bizim yaşadığımız acılar vardır. Ne yazık ki Cumhuriyet döneminde Diyanet İşleri kurulmuştur. Hala Aleviler eşit yurttaşlık için mücadele ediyorsa, bu ülke de sorgulanması gerekenler vardır. Biz birlikte yürümek zorundayız sevgili kadınlar. Biz ne gül olmak istiyoruz ne baş tacı olmak istiyoruz, biz eşit yurttaş olmak istiyoruz. Bizim yetiştirdiğimiz çocuklarımız, babalarımız, eşitimiz dediklerimiz bizleri katlettiler. Bakın alanlarda sadece kadınlar var. Bizden korkuyorlar ama biz kimseden korkmuyoruz. Biz gücümüzü analarımızdan ve binlerce kadından aldık. Kutsal devlet, kutsal aile… Mutsuz olan topraklarda nasıl bir kutsallık olur. Biz bu dünyayı yerinden oynatırız. Değerlerimiz var yola dair. Bel bağı ile değil yol bağı ile yola devam edenlerdenim. 20 yıldır bu ülkeyi bir iktidar yönetiyor. Bu iktidarın en büyük düşmanları; kadınlar, Aleviler, Kürtler’dir. Farklıyız; iyi ki kadınız, iyi ki Aleviyiz. Anadolu’nun aydınlık yüzüyüz” değerlendirmesinde bulundu.

    “BACIYAN-I RUM BİR KADIN ÖRGÜTÜDÜR”

    Ana Sevim Yalıncakoğlu, “Can kavramının içine bütün canlılar da giriyor. Ali’yi var eden biraz da Fatma değil mi? Zeynep Ana olmasaydı Kerbela’dan sonra sürdürülen direnişi kim bu zamanlara taşıyacaktı. Elbette Hüseyin evlatlarını kaybetti. Peki biz neden hiç Şehriban Ana’dan bahsetmiyoruz? Şehriban Ana’nın adını da anmazsak biz Kerbela’yı eksik anmış oluruz. Rıza kavramını bize hediye etmiş Kadıncık Ana’dan bahsetmezsek eksiklik ederiz. Aleviliğin bütün süreklerinde olmazsa olmaz unsur rızalık unsurudur. İşte rızalık bu topraklarda doğdu. Burası Bacıyân-ı Rûm diyarı. Bu kadar yıl sonra ilerlemeyi geç neden onun kadar olamadık. Bize bu kötülüğü kim yaptı. Bacıyân-ı Rûm bu topraklarda olan bir kadın örgütüdür” diye konuştu.

    “ELİNİZE VERİLEN SÜPÜRGEYİ KABUL ETMEYİN”

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, “Tarih anlatılırken ilkel komünal toplumdan sonra biz ötekileştirilmeye başlandık. Erkek egemen sistemin kökleri her dönem beslendi. Cemevlerinde hala bulaşık yıkıyorsunuz, çay veriyorsunuz. 12 hizmet seçilirken süpürge kadınlara veriliyor. Lütfen elinize verilen süpürgeyi kabul etmeyin” dedi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • PSAKD Kadın Meclisi’nden Kadıncık Ana Dergahı’nda 8 Mart açıklaması-VİDEO

    PSAKD Kadın Meclisi’nden Kadıncık Ana Dergahı’nda 8 Mart açıklaması-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi, Kadıncık Ana Dergahı’nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Kadınlar, “Umudumuzla, direncimizle ve inancımızla, dört bir yanımızı kuşatan duvarları aşacağız” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri, ‘8 Mart Kadınlar Günü’ kapsamında Hacıbektaş’a ziyaret düzenledi. Kadıncık Ana Dergahı’nda yapılan açıklamaya Türkiye genelinde bulunan tüm PSAKD şubelerinden kadınlar katıldı.

    Açıklamayı kadınlar adına, PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara okudu.

    “KADINCIK ANAYIZ, YEZİD’İN KARŞISINDA ZEYNEBİZ”

    Rukiye Ercan Kara, “Bugün 8 Mart , kadınların direnişinin, mücadelesinin ve dayanışmasının günü” diyerek, “Erkek-devlet şiddetine, sömürüye, ayrımcılığa karşı haklarımız ve hayatlarımız için itaatsizliğimizi büyüttüğümüz gün! Umudumuzla, direncimizle, ve inancımızla, dört bir yanımızı kuşatan duvarları aşacağız. İlim ve  irfanımızla ululaşan Kadıncık Anayız, Yezid’in karşısında Zeynebiz, Koçgiri’de Zarifeyiz, orta çağın cadılarının, Clara’nın, Rosa’nın, Mahsa Amina’nın ve mücadelemize ilham olan tüm kadınların direnişine selam olsun. AKP-MHP ittifakı kadın düşmanı politikalarla en temel haklarımıza saldırmaya devam ediyor. Medeni kanunda yapılmak istenen değişiklik ile kadınların nafaka hakkına göz koyulurken, ”aile arabuluculuğu” sistemi ile kadınların boşanması zorlaştırılarak ”kutsal aile”leri içerisinde yola getirilmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

    “HAKLARIMIZA DA HAYATLARIMIZA DA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    İktidarın kadınların kazanılmış haklarına saldırdığını söyleyen Kara, “Bizler biliyoruz ki kadınları öldürenler  devletin sorumluluklarını yerine getiremeyenler ve  erkekler. Sadece bir günde 8 kadın eski eşi yada boşanmaya çalıştığı erkekler tarafından öldürüldü. Devletin en temel sorumluluğu olan kadınların yaşam hakkını korumak, şiddeti önlemek, failleri cezalandırmak yerine  kadınların kazanılmış haklarına saldırılıyor. İstanbul Sözleşmesinden imza çekilmesi sürecinde olduğu gibi 6284 sayılı kanun aileleri dağıttığı gerekçesiyle tartışmaya açılıyor. Mücadele ederek bir bir kazandığımız haklarımızı tartıştırmayacağız. Haklarımıza da hayatlarımıza da sahip çıkıyoruz. Yoksulluğun giderek derinleştiği, kadınların en güvencesiz, en esnek ve en ucuz işlere mahkum edildiği bu dönemde emeğimizin sömürüsüne karşı sesimizi yükseltiyoruz” diye konuştu.

    “CEVABIMIZI SEÇİMLERDE VERECEĞİZ”

    Kara, şiddetin her türlüsüne karşı örgütlenerek yerel seçimlerde kadın düşmanı siyasetlere cevap vereceklerini kaydederek, “Afeti felakete çeviren AKP-MHP ittifakı hala deprem bölgesindeki halkın taleplerini yerine getirmiyor. Ölüme terk edilen binlerce insan en temel hakları için mücadele etmeye hesap sormaya devam ediyor. Kadınlar olarak her felakette olduğu gibi yine en çok etkilenen bizler olduk. Deprem bölgesinde hala barınma, beslenme, hijyen gibi en temel ihtiyaçları karşılanmayan kadınlar erkek şiddetine karşı en temel hukuki haklarına bile ulaşmakta zorlanıyor. Kadınlara yoksulluk, işsizlik , din ve kriz dışında  bir yaşam örgütleyemeyenlere cevabımızı biz de seçimlerde vereceğiz. Yerel seçimlere gittiğimiz bu süreçte kamusal haklarımıza sahip çıkmaya kadınlar olarak bu kentin her yerinde vardık, varız ve var olmaya devam edeceğiz! Yaşamın her alanını örgütlemeye, erkek-devlet şiddetinin saldırılarına direnmeye, dünyayı bize dar etmeye çalışan erkek egemen sistemin  yıkma irademizi  daha güçlü  devam ettireceğiz” dedi.

    PİRHA/NEVŞEHİR

  • Prof. Dr. Bedriye Poyraz: Cemevi Başkanlığı’nı kuranlar ancak Aleviliği yok edebilir-VİDEO

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz: Cemevi Başkanlığı’nı kuranlar ancak Aleviliği yok edebilir-VİDEO

    PİRHA – Prof. Dr. Bedriye Poyraz, MHP destekli AKP hükümetinin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden yürüttüğü politikaları eleştirdi. Poyraz, “Devlet, Osmanlı’dan beri Alevilere yönelik hep aynı şeyi yapmaya çalıştı. Devletin, Alevilerle katliam ve asimilasyondan başka bir ilişki kurduğu neredeyse hiçbir dönem yok” dedi. Bedriye Poyraz, Alevi kurumlarının günümüz koşullarında nasıl örgütlenmesi gerektiği konusunda da görüşlerini dile getirdi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde cemevi yıkım kararıyla Alevi toplumunun tepkisini çeken AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Alevilerin sorunlarının çözümü ve taleplerinin kabul edilmesi noktasında direniyor.

    Cemevleri için “Cümbüş evi” söylemiyle akıllarda yer edinen Erdoğan, 9 Kasım 2022’de kuruluşunu ilan ettiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile asıl neyi amaçlamakta, bunu ve daha fazlasını Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz ile konuştuk.

    “BİR KERE BU OLUŞUMU SÜLEYMAN SOYLU KURDU!”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, alanında önde gelen kişiler tarafından yönetildiği iddia edilse de kamuoyunda, Diyanet kıskacında olduğu görüşü hakim. Öyle ki Ali Arif Özzeybek ile yola çıkan Cemevi Başkanlığı’nın, uyuşmazlık sebebiyle yollarını ayırdığı ve daha sağcı ve İslamcı bir isim olan Ali Rıza Özdemir ile devam ettiği görüldü.

    “Devlet hiçbir zaman Alevilere ilişkin iyi bir şey yapmadı” algısının ne boyuta geldiğini Akademisyen Bedriye Poyraz’a sorduk. Poyraz, AKP hükümetinin nasıl yol alacağının zaten belli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “O kadar belliydi ki ne yapacakları, başkanlığın neden kurulduğu, nasıl, ne amaçla kurulduğu; yani üzerinde konuşmaya bile gerek yok. Bir kere bu oluşumu Süleyman Soylu kurdu. İçişleri Bakanlığı’nın bünyesinde bu olayın organize edilmesi zaten çok önemli bir gösterge. Onun da ötesinde Süleyman Soylu, düşünebiliyor musunuz, yani ancak bu insanlar Aleviliği yok edebilirler, yani başka kavramlar aklıma geliyor ama onları kullanmak bile istemiyorum. Dolayısıyla kurda kuzuyu teslim etmek gibi bir şey. O nedenle bunu öngörmemek mümkün değil. Azıcık Alevilikle ilgili bir hassasiyeti, duyarlılığı olan herkes çok rahatlıkla bunu öngörebilir. Ben de bu alanda emek veriyorum, sosyal bilimciyim ve bu ülkeyi, toplumu, iktidarı elbette artık tanıyorum. Amaç belliydi. Amaç, Alevileri asimile etmekti.

    “ALEVİ KURUMLARI DEVLETİ RAHATSIZ EDİYOR”

    Aslında geldiğimiz yerde gerçekten Alevi örgütlenmesinin çok sıkıntıları var. Ama bu bile devlete yetmiyor. Tamamen bu var olan örgütlenmeyi de yok etmeye çalışıyorlar. Çünkü örgütlenme gerçekten Alevileri temsilen hak talebinde bulunan tek yapılanma ve onlar ne kadar güçsüz olurlarsa olsunlar doğrudan Aleviliği ve Alevileri temsil ettiği için siyasi iktidarı, devleti, Sünni ideolojiyi çok rahatsız ediyor. Dolayısıyla bütün mesele bunları devre dışı bırakmak. Yani o cılız hiçbir bütçesi olmayan, elektrik faturasını bile ödeyemeyen Alevi örgütleri bile onlar için bir tehdit oluşturuyor. Dolayısıyla onları bile devre dışı bırakmaktan vazgeçmiyorlar. Çünkü onlara rağmen Aleviliği tanımlama, kontrol etme meselesi hala devlet için hiç kolay bir şey değil. Dolayısıyla buradaki amaç, Alevi örgütlerini devre dışı bırakmak ve Alevileri tamamen kendi kontrolleri altına almak, istedikleri şekilde asimile etmek diyebilirim.

    YÖK ELİYLE ALEVİLİK ÇALIŞTAYI!

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından duyurusu yapılan çalıştay konusunda da görüşlerini açıkladı. YÖK tarafından kendisinin de davet edildiğini belirten Poyraz, şunları söyledi:

    “Önceden böyle bir çalışma düzenlenmiş olsaydı buna heyecanlanır, sevinirdim ama YÖK’ün organize ettiğini öğrenince inanamadım. Mesela ben Alevilikle ilgili üniversitede bir sürü organize, etkinlik yapmaya çalışıyorum, tez yazdırmak için çabalıyorum. Öğrencilerim Alevilik çalışmak istemiyorlar. Çünkü korkuyor, çekiniyorlar. ‘Sonrasında iş bulamayız’ diyorlar. Alevilikle ilgili çok güzel projelerim var ama önermeye bile gerek duymuyorum çünkü reddedileceğini biliyorum. Şimdi bu çalışta davetinin YÖK’ten geldiğini duyunca bir şüphelendim. Sonra bu işin Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile birlikte yapıldığını öğrenince katılmayacağımı ve bu çalıştaya katılacak öğrencimin de olmadığını, önereceğim hiç bir ismin de olmadığını söyledim.

    “BİZ YAPMAZSAK DEVLET GELİR YAPAR”

    Akademisyen Bedriye Poyraz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde hazırlığı yapılan Alevi-Bektaşi Ansiklopedisi çalışmasını da eleştirdi. “Önce çuvaldızı kendimize batıracağız” diyen Poyraz, “Mesela biz bir Alevilik Ansiklopedisi hazırlayamadık” diye de ekledi.

    Prof. Dr. Poyraz sözlerinin şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bu yönde eksiklikte benim de payım var. Biz yapmazsak devlet gelir yapar. Tabii bizim elimizde maddi olanaklar, imkanlar yok. Onların elinde ise sonsuz olanaklar var. Kim bilir mesela o ansiklopedi için nasıl bir bütçe ayrıldı, çok merak ediyorum. Orada tabii ki Aleviliği devletin ihtiyaçlarına, isteklerine göre tanımlamaya çalışacaklar. Ama zaten bu yeni bir şey değil. Mesela Gazi Üniversitesi’nde bir Alevilik Enstitüsü var ve uzun zamandır çalışıyor. Oradaki çalışmalar daha çok Aleviliği, Türk İslam sentezi içine yedirmeye çalışan çalışmalar. Uzun zamandır onlar, zaten bunun altyapısını hazırlıyor. Uzun zamandır oraya çok büyük olanaklar sağlanıyor. Kendi amaç ve ihtiyaçları doğrultusunda Alevilikle ilgili çalışmalar yapılıyor. Mesela oradan bana hiçbir zaman teklif gelmedi. Ama burada devletin, YÖK’ün emriyle böyle bir şeye ben şimdilik ‘davet’ demek istiyorum, umarım bir emir değildir. Sonuçta devletin yapmaya çalıştığı çok açık. Bütün mesele Alevileri devlete göre ehlileştirmek ve kendilerine göre tanımlamak, istedikleri gibi araçsallaştırmak, istedikleri şekilde kullanmak. Ama aslında tarihsel olarak Sünni ideolojiye baktığımızda bütün mesele tamamen asimile edip Aleviliği yok etmek…

    “DEVLET, ÖZELLİKLE AKP İKTİDARI ALEVİLİĞE İLİŞKİN İYİ BİR ŞEY YAPMAZ, YAPMAYACAK”

    Bu Kültür Bakanlığı’ndaki oluşumu destekleyen Alevi örgütleri de oldu. Yapılanın bir kazanım olduğunu iddia ettiler. ‘Neden biz de devletten yararlanmayalım?’ gibi iddiaları vardı; çok üzgünüm, böyle bir şey söz konusu olamaz. Devlet ve özellikle de AKP iktidarı hiçbir zaman Aleviliğe ilişkin iyi bir şey yapmadı yapmayacak. Buradaki niyet çok açık.”

    “DEVLET, HEP KATLİAM VE ASİMİLASYON YAPTI”

    Akademisyen Bedriye Poyraz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerine karşı Alevi örgütlerinin yapması gerekenlere de değindi. Alevi yurttaşlarının, cemevleri aracılığıyla birliktelik kurup, inancı ayakta tutabileceklerini ifade eden Poyraz, şunları söyledi:

    “Örgütler, Alevileri temsil etme iddiasındalar ve gerçekten de öyleler. Keşke mümkün olsa her köyde cemevi açsalar. Bu bir sorun değil elbette ve faturayı ödeyemeseler dahi cemevi açsınlar. Artık Alevi cenazelerinin camiden kaldırılmasını engellesinler. Aleviler, cemevinde toplansın, otursun, yani çay içmek için dahi cemevine gitsinler. Cemevleri olsun, bu kesinlikle çok önemli ve benim çok arzu ettiğim bir durum. Alevi halkı gerçekten hem işsiz hem yoksul. Devlet, Alevi örgütlerine beş kuruş bütçe ayırmıyor, dolayısıyla elektrik faturaları dahi ödenmiyor ama Alevi örgütlerinin başka türlü yapmaları gereken işler var.

    Her zaman söylediğim gibi devlet, Osmanlı’dan beri Alevilere yönelik hep aynı şeyi yapmaya çalıştı. Neydi onlar? Katliamlar ve asimilasyon. Devletin Alevilerle başka türlü ilişki kurduğu neredeyse hiçbir dönem yok. Cumhuriyet tarihine bakın katliamlarla dolu. Sadece 90’larda Sivas Katliamı’ndan sonra küçük bir ara cumhurbaşkanının, Hacıbektaş’a gitmesi vesaire orada söylenen laflar var o kadar. Küçük bir parantezin dışında devlet, Osmanlı’dan beri Alevilerle hep aynı niyet ve şekilde ilişki kurdu. Asimile etmek katletmek… Katledemediklerini de asimile etmek. Dolayısıyla buna şaşıracak bir durum yok. Dolayısıyla biz ne yapacağız? Mademki sivil toplum olarak örgütlendik, o zaman bununla nasıl daha etkin mücadele edebiliriz, yöntemlerini bulmak zorundayız. Alevi örgütleri ilk kurulduğu zaman gerçekten çok önemli işler yaptı. Haklarını kesinlikle teslim etmek zorundayız. İnsanlar, çocuklarının boğazından keserek Alevi örgütlerine yardım edip o binalar, cemevleri yapıldı. Bunlar çok kıymetli ama geldiğimiz noktada Alevi örgütleri yeterince mücadele edemeyip etkili olamıyor ne yazık ki.

    “ALEVİ KURUMLARI MEDYAYI KULLANMAYI BİLMİYOR”

    Alevi örgütleri önemli bir gelenek üzerine kurulu ama mücadele yöntemlerini, modern hayatı, tekniklerine göre yeniden yapılandırması gerekiyor. Devletin yapacağı belli. Biz, Alevi toplumu ve örgütler olarak devlete, AKP hükümetine karşı nasıl mücadele edeceğiz? Bu da ancak güçlü, saygın örgütlerle mümkün olabilir. Sadece Alevilerin saygı duyduğu örgütler değil, bütün demokratik toplumun saygı duyduğu örgütlerle mümkün olabilir. Ama ne yazık ki Alevi ve örgütlerinin yaptıkları mitinglere 3-5 Aleviden başka neredeyse artık kimse katılmıyor. Çünkü artık mücadele yöntemlerini değiştirmesi gerekiyor. Mesela Alevi medyası benim de emek verdiğim bir alan. Örgütler, medyayı kullanmayı bilmiyor, çok etkisiz. Sosyal medyayı, yeni ortamları kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Ana akım medyada nasıl yer alınabileceğini ilişkin farklı mücadele yöntemleri geliştirmesi gerekiyor.

    “ANA AKIM MEDYADA ALEVİLER YOK”

    Hep söylüyorum, mesela ana akım medyada hiç Aleviler yok. Biz de TRT’ye vergi ödüyoruz değil mi? Mesela TRT’nin önünde bin kişi ile ‘Hem paramızı alıyor hem de bizi aşağılıyorsunuz’ diye bu durumu protesto ettik mi? Hayır. Mesela herkes bayıla bayıla dizi seyrediyor, bir tane o dizilerde Alevi karakter var mı? Peki biz neden o dizi setlerini basıp ‘bakın burada bir tane güzel Alevi karakter olmazsa biz bu diziyi seyretmeyeceğiz’ demiyoruz. Yani mücadelenin farklı teknik ve yöntemlerini geliştirmek zorundayız.

    “HERKES ALEVİLİK HAKKINDA KONUŞUP, TARTIŞIYOR”

    Tabii en yaralayıcı kısmı Alevilerin kendi içerisinde sert kavgalarla bölünmesi. Ne yazık ki bu kavgaları kamusal alana yansıtmadan yapmayı beceremedik. Herkes konuşup, tartışıyor. Mesela teoloji profesörlerinin tartışması gereken konuları dahi herkes konuşuyor. Ve ne yazık ki Alevi örgütlerinin altı boşaldı. Alevi örgütlerinin şimdi Alevleri ne kadar temsil ettiğine dair kuşkularım var. Çok üzgünüm ama İçişleri Bakanlığı’nın oluşturduğu örgütlenme, Alevi örgütlerinden daha fazla. Bakanlık, çok daha fazla dernek ve cemevini temsil ediyor. Yani Alevi örgütlerinin meşruiyet zemini altından kaymış oluyor. Aleviler neden örgütlere gelmiyor, bunun araştırılması yapılmalı. Anketlerle bunu çok rahat ortaya çıkartabiliriz. Bunlara göre politikalar, stratejiler ve yeni mücadeleler belirlememiz gerekiyor.”

    “DEVLET, ALEVİLERİ KENDİ İÇİNDE BÖLEREK ASİMİLE ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    Akademisyen Bedriye Poyraz, asıl tehlikenin Alevilerin kendi iç tartışma ve bölünmeleri sebebiyle olduğunu söyleyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Alevilerin birbiriyle kavga etmeleri, düşmanlaşmaları çok yeni bir şey. Tabii ki bunu kanıtlamak kolay bir şey değil ama bence devlet, Alevileri kendi içinde bölerek asimile etmeye çalışıyor. Çünkü bin yıldır başarılı olamadı. Ama şimdi ilk defa, gerçekten bazen sosyal medyadan dahi korkuyorum, o kırıcı tartışmaları gördükçe ‘Aleviler birbirini katledecek, öldürecek’ diye korkular yaşıyorum. Herkes kendi inandığını diğerine dayatmaya çalışıyor. Oysa biz bin yıllarca Sünnilerin bize dayattığından ızdırap ve acı çektik, ezildik, katledildik. Ama şimdi onların yaptığını biz birbirimize yapıyoruz. Belki de son zamanlarda Aleviler içinden Alevilik tanımlamalarının yapılması, ‘İslam içi, İslam dışı’ tartışması kesinlikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan daha çok zarar verdi. Tabii ki tartışmalar yapılacak ve herkes istediğine inanacak ama bu kırıcı sert kavgalar Aleviliğe çok zarar verdi. Bu durum en çok da örgütlere zarar verdi ve altını boşalttı.

    “BENİ EN ÇOK ÜZEN ALEVİLERİN BİR BİRİNE TAHAMMÜL EDEMEMESİ”

    Dolayısıyla Aleviler, bu ismin özellikle altını çiziyorum; Süleyman Soylu’nun, organize ettiği bir yapılanmaya destek veren Alevi örgütleri kurumları oldu. Biz şunu beceremedik; hepimiz farklı düşünebiliriz ama ortak paydamız aynı. Bir Alevi bulabilir misiniz ki Sivas Katliamı dendiğinde ağlamasın, acı çekmesin, yüreği kanamasın? Peki o zaman Aleviler neden bu kadar düşmanca davranıyorlar? Alevilik için bedel ödeyen bütün atalarımız, aynı acıları çekip aynı acılar için ağladı. Şimdi biz farklı yorum yapabiliriz ama belli bir ortak paydada buluşabiliriz. Birbirimize saygı duyacağız, birbirimizi sevmek zorunda değiliz. Beni en çok üzen konu Alevilerin birbirine tahammül edememesidir. Bence asıl büyük düşman, asıl zarar veren mesele burada. Zaten 3-5 tane talebimiz var. O talepler konusunda ortak payda oluşturup o doğrultuda mücadele edersek gerçekten çok daha güçlü etkili sağlam olunur, Alevileri de kucaklarız.

    “DİN DERSLERİ VE ÇEDES İLE ÇOCUKLARIMIZ İŞKENCE GÖRÜYOR”

    Aleviler, ilk zamanlarda olduğu gibi yalnızlar. Örgütler Alevilere sahip çıkacak güçte ve etkiye sahip değiller. Aleviler çok ayrımcılığa uğrayıp tehditler yaşıyor. Zorunlu din dersleri ve ÇEDES ile çocuklarımız işkence görüyor. Mesela bununla ilgili bir şey yapıyor muyuz? Bundan kimin şikayeti yok ki? Mesela bununla ilgili toplanıp okulların önünde oturma eylemi yapmayı çok arzu ediyorum. Dolayısıyla bunlarla ilgili mücadele etmemiz gerekiyor. Kendi içimizdeki ayrılıkları yok saymaktan bahsetmiyorum, bunun altını çiziyorum. Elbette herkes farklı okuyup, yorumlayabilir ama öyle bir hale geldi ki Alevi örgütleri farklı düşünen akademisyenleri ya da kanaat önderlerini konuşturmuyor, davet bile etmiyor. Medya da aynı şekilde yapıyor. Tam Sünnilerin, AKP’nin yaptığını şimdi Aleviler birbirine yapıyor. Bu konuda kalbim çok kırık.

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Diyanet ayarı!

  • Kaplan: Hükümetin dinci politikalarına karşı Aralık’ta İstanbul’da miting düşünüldü-VİDEO

    Kaplan: Hükümetin dinci politikalarına karşı Aralık’ta İstanbul’da miting düşünüldü-VİDEO

    PİRHA – ABF Genel Sekreteri Özgür Kaplan, AKP iktidarının, Alevi toplumuna karşı baskısını arttırdığını belirterek, Alevi kurumları olarak Hacıbektaş’ta alınan kararları anlattı. “Adalet ve Kalkınma Partisi dinci, ırkçı, şeriatçı tarikatlardan oluşan bir koalisyon halidir” diyen Kaplan, Aralık’ta yapılması kararlaştırılan büyük İstanbul mitinginin daha geniş çağrıyla yapılacağını söyledi. 

    AKP iktidarı, bütün demokratik kesimlerin tepkilerine rağmen eğitim alanında dincileşmeyi sürdürüyor. Okulları adeta din merkezlerine dönüştüren iktidar, öğrencilerden sonra şimdi de öğretmenler üzerinde baskı kurmaya başladı.

    Alevi toplumunu yok sayan, Alevi inancının özüne müdahalede bulunan AKP iktidarına karşı yeni itiraz yöntemleri de geliştiriliyor. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) öncülüğünde 21-22 Ekim’de Hacıbektaş’ta yapılan toplantıda tartışmalı o başlıklar masaya yatırıldı.

    “DİNCİ-IRKÇI KOALİSYONDAN, DAHA HİSSEDİLİR ADIMLAR ATILIYOR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Sekreteri Özgür Kaplan, ABF’nin toplumsal sorunlara duyarsız kalamayacağının altını çizerek, ABF Genişletilmiş Danışma Kurulu olarak Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve şubesiz bileşenler ile Hacıbektaş’ta alınan kararları anlattı.

    ABF’nin örgütsel duruşunun, ırkçılık ve şeriat karşıtı bir duruş olduğunu söyleyen Kaplan, şunları söyledi:

    “Türkiye’de laiklik sorunu sadece Alevilerin sorunu değil; devrimci, demokrat, çağdaş, ilerici olan bütün kesimleri ilgilendiren bir problemdir. Adalet ve Kalkınma Partisi aslında tarikatlar koalisyonundan oluşan bir partidir. Dinci, ırkçı, şeriatçı tarikatlardan oluşan bir koalisyon halidir. Bu koalisyon üzerinden daha hissedilir adımlar atılmaya başlandı. Bunlardan bizim gözümüze ilk batan okullara yaptıkları hamle oldu. İktidara geldiklerinden bu yana sayısını bizlerin unuttuğu kadar müfredat değiştirildi. Eğitim sisteminin içini boşaltmak tamamen sistematik yapılan bir durumdu. ÇEDES projesi ile ilgili geçtiğimiz ay İzmir’de bir miting yaptık. Şimdi ise bütün ülkeye bu uygulamayı yaydılar. Eğitimcilere de zorunlu din dersi getirildi. Önceden zorunlu din derslerine karşı mücadele verdiğimizi söylüyorduk ama bu defa müfredatın toplamı dincileştirildi. Dedelerin verdiği gülbenglerde ‘kişi kötü demeyelim, işi kötü diyelim’ denir. Biz insanların doğaya, çevreye, insana saygılı mı değil mi ona bakarız. Bu bağlamda örgüt olarak toplumsal sorunlara duyarsız kalamayız. ABF Genişletilmiş Danışma Kurulu olarak kararlaştırdık ve sahada zaten beraber iş tuttuğumuz Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve bizim şubesiz bileşenlerimizi davet ettik. Toplantıda özellikle ırkçı ve şeriatçı saldırılara, kuşatmalara karşı önümüzdeki süreçte daha somut adımlar atarak ilerleyeceğimiz yönünde kararlar alındı.”

    ARALIK’TA BÜYÜK ALEVİ MİTİNGİ KARARI!

    Özgür Kaplan, toplantıda alınan kararlardan birinin de örgütlerin birbirine yakınlıklarının artırılacağı yönünde olduğunu söyledi. Kaplan, Alevi kurumları ile daha çok birlikte iş tutma yönünde kararlar alacaklarını söyleyerek şöyle devam etti:

    “ABF, her zaman yelpazesini genişletmeyi düşünür. Hatta bazen sahada iş yaparken bizim bileşenimiz olması da kıstasımız olmaz. O nedenle genişlemek gibi bir hedefimiz elbette ki var. Önümüzdeki Aralık ayının ilk yarısında İstanbul’da bir miting düşünüldü. İzmir’deki mitingin devamı niteliğinde olacak. ‘İnsanlar bir araya geldi, söyleyeceklerimizi söyledik, bu kadar’ dememek üzere bu mitingi yapacağız. Alevi kurumları olarak yöre derneklerinden tutalım, bütün devrimci demokrat çevrelere çağrılar yapacağız. İlk olarak işimiz bu olacak ama sahada paneller, salon toplantıları ve ülke genelinde bölge toplantıları daha da sıklaşarak devam edecek. Çünkü sahadaki insanlar, bu Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile ilgili sıkıntı yaşıyor. Zaten danışma kurulunun gündem maddelerinden biri de buydu.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN IRKÇI BİR BAŞKANI VAR”

    Cemevi Başkanlığı’nın ırkçı bir başkanı var. Kendisi Kürt’tür, Alevidir ama Türk milliyetçisidir. Alevilik bir ırkın milliyetçiliğini yapmamakla başlar. 72 millete bir nazarla bakamayandan Alevi olmaz. Bu zat-ı muhterem, ‘Kim diyor Alevilikte namaz yoktur? Biz namaz kılarız’ diyerek en az bin yıllık Alevi içtihatine de aklı sıra meydan okuyor. Ben bu açıklamaları gülerek seyrediyorum ama bu önemsemediğimiz anlamına gelmez.

    “CEMEVLERİNE, KÖYLERE GİDİP RÜŞVET DAĞITIYORLAR”

    Şimdi bunlar cemevlerine, köylere giderek rüşvet dağıtıyorlar. ‘Sizi maaşa bağlayalım’ diyorlar. Fakat iş içinde başka bir işi perdeleyerek bunu yapıyorlar. Mesela ‘Cemevlerinin elektrik ve su faturalarını karşılayalım’ diyerek üstten bir söylem geliştiriyorlar. Fakat çıkarttıkları yasa şöyle işliyor; sadece ibadetin yapıldığı alanın, salonun faturasını ödüyorlar. ‘Cem yapılan salon haricindeki yerlerin saatini ayırın’ diyorlar. Burada da iki yüzlülükleri ortaya çıkıyor.”

    “ÇAKMA FEDERASYONLAR OLUŞTURUYORLAR”

    ABF Genel Sekreteri Kaplan, yapmayı planladıkları bölge toplantıları ile halkı bilinçlendirmeyi amaçladıklarını da söyleyerek, “Geniş çevreleri, örgütümüzün çatısına daha çok dahil edebilmek fikriyatı var. Çünkü AKP, çok bel altı çalışma yürütüyor; rüşvet dağıtıyorlar. Ayrıca çakma federasyonlar oluşturuyorlar. Alevilik’te ‘bal var demekle ağız tatlanmaz’ diye bir söz vardır. 2 tane çanta derneğini bir araya getirip de ‘ben federasyonum’ diye ortaya çıkıyorlar” diye belirtti.

    “İSTANBUL MİTİNGİ AYNI İSİMLE OLMAYACAK, DAHA GENİŞ ÇAĞRIYLA YAPILACAK”

    Özgür Kaplan, Aralık’ta İstanbul’da yapılacak mitinge Alevi kurumlarının öncülük edeceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ankara ya da Diyarbakır’da da sonrasında mitingler olabilir. Hacıbektaş’ta daha somut radikal eylem tarzları da konuşuldu. Fakat biz kendi örgütsel çeperini bilen insanlarız. Bizler aşağıdan yukarıya doğru örgütlenen bir kurumuz. Eğer bir eylem tarzı için olgunlaşma sağlanmışsa tabii ki farklı eylemler de yaparız. Bir eylem yapıp başarısızlığa uğramanın da alemi yok. Ama bu mitingler, bölge toplantıları başka eylemlerin hazırlığı olarak da algılanabilir. İzmir mitingi ÇEDES merkezli, ‘Laik yaşam, laik eğitim, eşit yurttaşlık’ söylemi üzerinden yapıldı ancak İstanbul’daki mitingin adı aynı olmayacak. Daha genişletilen bir çağrı ile yapılacak. Tabii ki başka eylem tarzlarına da ihtiyaç var ama o halkın pişmesi ile ilgili bir şey.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi kurumları Hacı Bektaş Dergahı’nda: Aleviler bölgedeki savaş ve ölümün durdurulmasını istiyor-VİDEO

    Alevi kurumları Hacı Bektaş Dergahı’nda: Aleviler bölgedeki savaş ve ölümün durdurulmasını istiyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumları, Hacı Bektaş Dergahı önünde savaşa karşı açıklama yaptı. Açıklamada, “Orta Doğu bölgesinin barış ve huzurunu bozan her girişiminin karşısındayız. Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’ni öne sürüp barış isteyenler daha yakın süreçte Siha’lar ile bombalama, savaş tezkeresi çıkartanlar ve ülkeye yabancı asker daveti yapanlar bu konudaki çelişkilerini ve samimiyetsizliğini gösteriyor” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Genişletilmiş Danışma Kurulu Hacıbektaş’ta düzenleniyor. Kurul öncesi Alevi kurumları, Hacı Bektaş Dergahı önünde savaşa karşı basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Kültür Dernekleri’nin ortak basın açıklamasını, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz okudu.

    “ALEVİLER BÖLGEDEKİ SAVAŞLARIN DURDURULMASINI İSTİYOR”

    Alevi kurumları, masum halkın öldürülmesinin karşısında olduklarını belirttikleri açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “7 Ekim saldırıları ile başlayan ve savaşın acımasız yüzünün çok çabuk ortaya çıktığı sivil yerleşim yerlerinin, hastanenin bombalanmasıyla binlerce insanın can kaybı ve yaralanmaların yaşandığı bir süreçteyiz. İsrail Filistin bölgesinde savaşın hal değiştirme, neredeyse soykırım girişimi saldırılarına ses çıkarmadıkları gibi taraf olan ABD ve Avrupa ülkeleri İsrail’in şiddetini artırmasına ve ölümlerin çoğalmasına neden olmaktadırlar.

    Ortadoğu bölgesinin barış ve huzurunu bozan her girişiminin karşısındayız. Gerek İsrail gerek Filistin tarafının saldırıları nedeniyle ölen sivil masumların yaşama hakkı insancıl görevlerimizi hatırlatırken bölgeye yönelik Evrensel İnsan Hakları Beyannamesini öne sürüp barış isteyenler daha yakın süreçte Siha’lar ile bombalama, savaş tezkeresi çıkartanlar ve ülkeye yabancı asker daveti yapanlar bu konudaki çelişkilerini ve samimiyetsizliğini gösteriyor. Bu iki yüzlülükten vazgeçin. Bir yandan barış diyeceksin diğer yandan Suriye’de operasyonlar yapacaksın. AKP İktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan, barışa yönelik samimiyetlerini ülkede bulunan askeri üsleri kapatarak, yaptıkları ticari antlaşmaları iptal ederek ve Suriye’de askeri operasyonlara son vererek göstermelidir. Bölgede barış ülkede demokrasiye katkı sunmayanların tek taraflı mağduriyet politikaları gerçekçi değildir.

    Yaşama değer veren doğa ve canlıların yaşam haklarını savunan biz Aleviler bölgede savaşların ve ölümlerin biran önce durdurulması hayatın normalleştirilmesi ve başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada barışın tesis edilmesi için girişimlerin başlatılması bu konuda hem tarafların hem de bütün dünya ülkelerinin barışa ve çözüme yönelmesini istiyoruz.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Eser: Hacı Bektaş Veli’nin portresinin değiştirilmesi büyük bir ideolojik saldırıdır – VİDEO

    Eser: Hacı Bektaş Veli’nin portresinin değiştirilmesi büyük bir ideolojik saldırıdır – VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) eski Genel Başkanı Turan Eser, Hacı Bektaş Veli portresindeki aslan ve ceylanın kaldırılmasını ideolojik ve teolojik bir saldırı olarak nitelendirerek, “İstedikleri gibi bir Bektaşiliği yaratamadılar. İçlerinde kalmış derin bir ideolojik ukde bu” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) eski Genel Başkanı Turan Eser, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli’nin portresindeki barışı simgeleyen aslan ve ceylanın kaldırılmasını Alevilere yönelik asimilasyon politikaları çerçevesinde değerlendirdi.

    PİRHA’ya konuşan Eser, aslan ve ceylanın kaldırılmasını sembolik bir ideolojik, teolojik saldırı olarak yorumladı.

    “ASİMİLASYONDA EKSİK KALINANI AKP TAMAMLAMAK İSTİYOR”

    Alevilere yönelik geçmişten bugüne süren asimilasyon politikalarının devam ettiğini, günümüzde ise AKP iktidarının bu misyonu üstlendiğini söyleyen Turan Eser, “1826’da dergahların işgalinden eksik kalanları AKP iktidarı 21. yüzyılda tamamlama misyonunu üstlenmiş gözüküyor. Nakşi şeyhlerle gökyüzü vahiylerinin takipçisi bir Bektaşiliği yaratmak istediler. Bunu tamamen gerçekleştiremediler. Dolayısıyla eksik kalmış, içlerinde kalmış derin bir ideolojik ukde bu. 21. yüzyılda bunu tamamlamaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    “DEVLETİN ALEVİLER ÜZERİNDEKİ POLİTİKALARI SONUÇ VERMİYOR”

    Turan Eser, yüzyıllardır başvurulan Alevileri dönüştürme projelerinin sonuç vermediğini belirterek, şöyle devam etti:

    “O kadim portrede aslanla ceylanı alıp bir Ortodoks din adamı, aklın değil vahiylerin takipçisi gibi bir Hacı Bektaş Veli yaratılmaya çalışılıyor. Ama alıcısının olmadığını zaten gördük. Hükümet, devlet aklı Osmanlı’dan bugüne Alevileri, Bektaşilik, Kızılbaşlık, dergahlar, ocaklar üzerindeki dönüştürme projeleri 700 yıllık inkar, asimilasyon, imha politikaları sonuç vermiyor.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ HACIBEKTAŞ

  • Abdal Aleviler dışlanmalarına tepkili: Oysa biz herkesi aşkla seviyoruz- VİDEO

    Abdal Aleviler dışlanmalarına tepkili: Oysa biz herkesi aşkla seviyoruz- VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri için Hacıbektaş ilçesine gelen Abdal Aleviler, dışarıda çadırda kalmak zorunda kalıyor. Tuvalet ve su bulamadıklarını, marketlerde bile parayla alışveriş yapmalarına izin verilmediğini belirten Abdallar, “Dışlanıyoruz. Bizim paramız da aynı para. Ne için bize kapıları kapatıyorlar, ne için ürünlerini satmak istemiyorlar?” diyerek tepki gösterdiler. 

    Her sene Ağustos ayının 16’sında Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve kültür sanat etkinliklerine Kayseri, Adana, Osmaniye gibi illerden ziyarete ve ibadet etmeye gelen Abdal Aleviler, Hacıbektaş’ta çevredeki insanların, esnafların ve yetkililerin olumsuz söylemlerine maruz kalıyorlar.

    “SÜRÜNE SÜRÜNE GELDİK”

    Abdal Aleviler, Hacıbektaş’ta tuvalet ve su sorununu yaşadıklarını belirterek, “Biz buraya geliyoruz ne tuvalet ne banyo var. Hiçbir şey yok. belediye çadır da vermiyor, hiç yardımcı olmuyorlar. Ortalık çöp dolu. Belediyenin gelenlerle ilgilenmesi lazım. Hepimiz buraya yüz sürmeye geliyoruz. Buraya gelenler de zaten sokakta kalıyorlar. Hiç yeşillik alanı yok. Buraya Kayseri’den sürüne sürüne geldik. Her sene Ağustos ayının 16’sında Hacıbektaş’a geliyoruz.”

    “HAYATIMIZ NORMALDE DE ÇOK ZOR”

    Abdal Aleviler, günlük yaşamlarında da çadırda kaldıklarını, geçimlerini zor koşullarda sağladıklarını ifade ederek, “Gündelik hayatımızda da hurda ve çöple geçimimizi sağlamaya çalışan insanlarız. Hayatımız normalde de çok zor. Kayseri’de de çadırda kalıyoruz. Orada da tuvalet yok, su yok. Biz genelde de geçimimizi düğünlerde davul zurna çalarak sağlıyoruz. Oralarda paralar kazanıp çocuklarımızı geçindirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştular.

    “BİZE KARŞI AYRIM YAPIYORLAR; BİZ İNSANLARI AŞKLA, SEVGİYLE SEVERİZ”

    Abdal Aleviler, kendilerine karşı ayrım yapıldığını dile getirerek, maruz kaldıkları davranışları şöyle ifade ettiler:

    “Marketlere girmemize izin vermiyorlar. Bizlere karşı bir dışlama var. Bizim paramız da aynı para, üzerinde Atatürk’ün mührü var. Ne için bize kapıları kapatıyorlar? Ne için ürünlerini satmak istemiyorlar? Bizim buraya getirdiğimiz arabalarımız son model değil, öyle şatafatlı hayatımız yok. Arabasının muayenesi olan da olmayan da geliyor. Sigortası olan da olmayan da geliyor. Bizim buradan vazgeçmeyeceğimizi de biliyorlar. Bizlere haksız yere ceza yazıyorlar. Bu doğru bir şey değil. Bize ceza da yazsalar, ellerinden geleni de yapsalar bizim buralardan vazgeçmeyeceğimizi biliyorlar. Biz hiçbir milleti birbirinden ayırmayız aşk ile sevgi ile severiz. Biz en yakınımızı nasıl seviyorsak onları da severiz. Bize karşı ayrım yapıyorlar. Bizim bu durumlar hoşumuza gitmiyor.”

    “MEMLEKETTE DE CEMLERİMİZİ KENDİ EVLERİMİZDE YAPIYORUZ”

    Abdal Aleviler, memleketlerinde de cemlerini evde yaptıklarını kaydettiler. Abdallar, şöyle devam etti:

    “Burada başkanımızın da muhtarlarımızın da devlet yetkililerimizin de seyyar tuvalet ve seyyar çeşme yapmaya gücü yeter. Bizler paramızla alışveriş yapamıyorsak bu kendilerinin ayıbı. Bizim buradan başka uçacak bir dalımız yok. Zaten memlekette de aynıyız. Memlekette de cemevlerimiz yok. Cemlerimizi kendi evlerimizde yapıyoruz. Yol büyüklerimizden ricamız bize de el vermeleri. Başka sığınacak bir dalımız yok. Bizler doğru yolda olduğumuzu çok iyi biliyoruz. İnsanlarımıza hor bakıyorlar.”

    Zafer TAŞKIN – Devrim FINDIK/HACIBEKTAŞ

  • Alevi yurttaşlardan Hacı Bektaş Veli’nin portresinin değiştirilmesine tepki- VİDEO

    Alevi yurttaşlardan Hacı Bektaş Veli’nin portresinin değiştirilmesine tepki- VİDEO

    PİRHA- Alevi yurttaşlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde yapılan dezenformasyona tepki göstererek, “Aslan ve ceylanı birleştirici gücüne bile katlanamayan bir zihniyet ülkeyi yönetiyor. Bu yapılan kabul edilemez” dediler.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli’nin portresindeki barışı simgeleyen aslan ve ceylan kaldırıldı.

    Konuya ilişkin Alevi toplumundan tepkiler art arda gelmeye devam ediyor. Sokakta PİRHA mikrofonuna konuşan Alevi yurttaşlar, bunun Alevilere dönük yürütülen asimilasyon politikalarından biri olduğu görüşünde.

    “Hacı Bektaş Veli’nin barışı simgeleyen portresinin değiştirilmesi yapılmak istenene dair bize çok şey anlatıyor aslında. Onların elinden gelse bizleri daha çok yok etmeye çalışırlar. Portrelerimizi değiştirdiler. Bizim ziyaretlerimize, cemevlerimize her şeyimize el koymaya çalışıyorlar” diyen yurttaşlar, iktidarın Alevilere yönelik yıpratıcı politikalarla mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdiler.

    PİRHA/ HACIBEKTAŞ

  • Hacı Bektaş veli Dergahı’nda Birlik Cemi yürütüldü- VİDEO

    Hacı Bektaş veli Dergahı’nda Birlik Cemi yürütüldü- VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde Birlik Cemi yürütüldü. Ana ve Dedeler tarafından yürütülen cemde, Kadıncık Ana üzerinden Alevi inancında kadının önemine vurgu yapıldı.

    60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli Dergahı birinci avluda Birlik Cemi yapıldı.

    Ceme, Buca Cemevi Başkanı ve Kureyşan Ocağı evladı Hüseyin Gökçe, Alevi İnanç Kurulu üyesi Baba Mansur Ocağı evladı Narin Gülçiçek, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Baba Mansur Ocağı evladı Erdoğan Sevin Dede, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Seyit Sabun Ocağı evladı Aysel Kılavuz Ana, Döşeme Altı Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Auçan Ocağı evladı Güzelşah Dede katıldı.

    Cem yürütülürken Hacı Bektaş Veli Dergahı’na sonradan eklenen camide ezan sesi yükseldi.

    Cemde Aysel Kılavuz Ana, Kadıncık Ana’nın ve kadınların Alevi inancındaki önemine dair değerlendirme yaparak, “Kadıncık Ana Hünkarın kucağında Aslan ile Ceylan dost kılan, börtü böceği, kuşu kurdu dost bilen doğa ana… Kadıncık Ana bin tanrılı Anadolu’da bir Alevi tanrıça. Kadıncık Ana Anadolu’dan dünya emekçi kadınlar mücadelesine giden yolun yolcusu” dedi.

    Ardından semahlar dönüldü, lokmalar pay edildi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • ‘Dergahımızda saz ile söz ile aşk ile yapılan hizmete edepsizce müdahale edildi’-VİDEO

    ‘Dergahımızda saz ile söz ile aşk ile yapılan hizmete edepsizce müdahale edildi’-VİDEO

    PİRHA- Antalya’dan Hacıbektaş ilçesine gidip Hacı Bektaş Veli Dergahı’na niyaz olup avlusunda muhabbet cemi yürütmek isteyen Alevilere güvenlik görevlilerinin ve ilçe emniyet müdürünün müdahale ettiği duyuruldu. 7 Ağustos’ta yaşanan engellemeyi anlatan Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı “Saz ile söz ile aşk ile yapılan bir hizmete edepsizce müdahale ettiler” dedi. 

    Alevilerin, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda cem yapması, saz eşliğinde deyiş söylemesi hala yasak.

    7 Ağustos’ta Antalya’dan Hacıbektaş ilçesine dergaha niyaz olmaya giden Abdal Musa Derneği Eşit Başkanları Gülçin Akça ve Süleyman Demir ile dernek yöneticileri ve Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı’nın da aralarında olduğu Alevilerin, Dergahta Abdallarla muhabbet edip, deyiş söylemelerinin engellendiği öğrenildi.

    “SAZ İLE, SÖZ İLE, AŞK İLE YAPILAN BİR HİZMETE EDEPSİZCE MÜDAHALE EDİLDİ”

    Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, kilitli olan Kadıncık Ana’nın Evi’ne niyaz olduktan sonra dergahın avlusuna geçtiklerini, burada muhabbet etmek isterken güvenlik görevlilerinin müdahale ettiğini şöyle anlattı:

    “Kadıncık Ana Sultan’ın kapısı sürekli kilitli olan makamına niyaz olup tekrar Mehmet Turan Dede ile hasbihal etmek üzere dergâha doğru sazlarımız ile yola koyulduk. Yolda çoğu ocağımızın da talibi olan Abdalların olduğu bir grup, uzun süredir cem görmediklerini, eğer dergâhın avlusunda muhabbet bağlarsak memnun olacaklarını söylediler. Biz de Mehmet Turan Dede, Süleyman Demir Baba ve diğer canların olduğu bir grup ile ilk avluda (Ücler Çeşmesi) oturup deyiş söyleyen canlara ayıp olmasın diye meydan evinin ve aslanlı çeşmenin olduğu orta avluya gidip oturduk. Canların toplanması ile birlikte bir deste bağlama arzusu ile saza pençemizi vurduk ancak Kültür Bakanlığı’nın dergâhta güvenlik görevlisi olarak gönderdiği kişi, Alevi Dergâhında Halveti zikirine alışık olmalı ki saz ile söz ile aşk ile yapılan bir hizmete edepsizce müdahale etti.

    “SESİMİZİ, SAZIMIZI BASTIRMAK İSTEDİLER”

    Aşıkların, ışıkların kabesi olan dergâhta hizmet yürüten bizlere ‘Yok, burada böyle şeyler yapamazsınız’ diyerek sesimizi, sazımızı bastırmak istedi. Kendi dergâhımızda, kendi mekânımızda; erenlerin, evliyaların, aşıkların, sadıkların, dervişlerin, muhiplerin kabesinde hizmet yürüten bizlerin bu gibi şeyleri yapabilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izin alması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde dergâhı boşaltmazsak zor kullanacaklarını söylediler. Bizler de ‘Ferman padişahın, dağlar bizimdir’ diyen Dadaloğlu’nun, boyun eğmemeyi bize salık veren Kalender Şah’ın, Hamdullah Çelebi’nin düsturu ile ellerinden geleni ardına koymamalarını söyledik. Daha önceden konuşulmuş olacak ki bir dönem ve halen ‘İç güvenlik sorunu’ olarak görülen Aleviliği yaşatmak isteyenleri gözaltı ile tehdit etmek üzre Hacıbektaş İlçe Emniyet Müdürü olduğunu söyleyen şahıs ve beraberinde bir grup polis, dergâha girdi.

    Onlar tehditlerine devam ederken Mehmet Turan Dede elimizdeki sazı alıp, dertli döşüne niyaz ederek başladı:

    “Kaf u nûn hitabı izhâr olmadan
    Biz bu kâinatın ibtidasıyız
    Kimseler vasıl-ı didar olmadan
    Ol “kabe kavseyn”in “ev edna”sıyız.”

    15 YAŞINDAKİ ABDAL ÇOCUĞU GÖZALTINA ALMIŞLAR

    Mürşid-i Kâmil Harabi Baba’nın bu Hakikat kelamının dergâhta yankılanması rahatsız etmiş olacak ki bir anda celallenip çevrede bizleri dinleyen Abdallara saldırdılar. O sırada fakirin telefonu ile kayıt alan 15-16 yaşlarındaki bir Abdal gencini ise ite kaka kimlik ibraz edememesini bahane göstererek tüm engellemelerimize rağmen gözaltına aldılar. Oradaki güvenlik görevlileri belkide İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeyi referans alarak engellediler, saldırdılar ancak peki ya bizim içimizdeki rayberlere, Hınzır Paşalara ne demek gerek?”

    “KARARLI OLMAMIZ LAZIM”

    Mustafa Sazcı, Alevi kurumlarının el konulan dergahların istenmesi ve laik eğitim konusundaki eylemlerinin sürekli olması gerektiğini aksi taktirde yapılanların saman alevi gibi söneceğini belirterek, kararlı olunması gerektiğine dikkat çekti.

    Sazcı, “Alevi gençlik mücadelesinin potansiyel enerjisini de kanalize ederek mücadeleyi menziline eriştirebiliriz. Bunu yapamazsak dün dergâhtan kovulduk, bugün ‘ceylanı, aslana yedirdik’, yarın ise Yunus gibi ‘Hünkâr’ı’ da elimizden alacaklar. İhtiyacımız olan, Hacıbektaş Belediye Başkanı olan zatın “Esmer vatandaşlar” olarak ötekileştirdiği Abdalların itikatı ve didar-ı Hünkâr’a varmaktaki kararlılıkları” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANTALYA

  • Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket -VİDEO

    Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket -VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket verildi.

    60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Mikail Aslan Cem Dost İleri, Erdem Pancarcı gibi sanatçıların katılımıyla konser gerçekleştirildi.

    Sunuculuğunu Turhan Alıcı’nın yaptığı konserde Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) ve CAN TV’ye plaket verildi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Alevi Ana’lardan mesaj: Cemi kadınlarla erkeklerin birlikte yürütmesi için direneceğiz- VİDEO

    Alevi Ana’lardan mesaj: Cemi kadınlarla erkeklerin birlikte yürütmesi için direneceğiz- VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Etkinlikleri’nin 3. gününde ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ panelinin ikinci oturumunda ‘Alevi Erkanlarında Kadının Yeri ve Asimilasyonun Etkileri’ konuşuldu. Panelde, Alevi kadınların cem erkanlarını erkeklerle birlikte yürütmesi için mücadele etmenin önemine değinildi.

    60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ panelinin ikinci oturumu olan ‘Alevi Erkanlarında Kadının Yeri ve Asimilasyonun Etkileri’ başlığı konuşuldu.

    Panelde, İmam Rıza Ocağı’ndan Naime Nayman, Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, Derviş Cemal Ocağı’ndan Sevim Sağol ve Zakir Yaprak Dengiz önemli mesajlar verdi.

    “DEDELER VAR İSE ANALAR DA OLSUN”

    Sevim Sağol, “Dedeler var ise Analar da olsun. Anaları niye yasak ediyorlar cemevlerinde? Analık evde bulaşık yıkamak, evi temizlemek değil. Dedelerimizi var eden de analardır” diye konuştu.

    Naime Nayman, Alevilikte kadın erkek sorumluluklarında eşitlik olması gerektiğini belirtti. “Kerbela’da doğan kız çocuklarına kötü gözle bakılırken bile o dönemde haksızlığa boyun eğmeyen ana bizim için çok kıymetlidir” diyen Nayman, bu yolda yürümenin önemine vurgu yaptı.

    Yaprak Dengiz, zakirlik için eğitim aldığı sırada, “’Kadınlar postla oturamaz, dendi bana. 2023 yılında Hacı Bektaş Veli’nin toprağında kadın erkek eşitliğine ilişkin böyle bir panelin düzenlenmiş olması bile üzücü” dedi.

    “GERİDE DURAN KADINLAR ARTIK GERİ DÖNÜYOR”

    Sevim Yalıncakoğlu, da, Alevilik inancında kadınların varlık mücadelesi yürütürken engellemelerle karşılaştıklarını anlatarak, “Bizim de kendimize olan inancımız var. Bu inancımız da hak sahipliğinden geliyor. Bu hak sahipliğini Fatma Ana’dan, Zeynep Ana’dan, Kadıncık Ana’dan, Güzide Ana’dan aldık” sözlerini kullandı.

    Yalıncakoğlu, kadınların haklarının engellenmesi karşısında direnişle duracaklarının altını çizerek şunları söyledi:

    “Hep Hüseyin’in direnişinden bahsediyoruz ama artık Hüseyin’le Zeynep’in direnişinden bahsetmek istiyoruz. Bu inancı yürütmekte İslam asimilasyonunda geride durduğumuzun farkındayız ama artık geri geliyoruz. Cem erkanını kadınlarla erkekler birlikte yürütecek artık. Bunun böyle olmasına itiraz edenler olabilir ancak hakka edilen itiraza karşı olmak gerekir. Sahip olduğumuz hakların engellenmesi direnmeyi gerektirir, biz bu direnişe mutlaka devam edeceğiz”

    PİRHA/ HACIBEKTAŞ

  • Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu: ‘Can’ eşitlik anlamında çok kıymetli- VİDEO

    Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu: ‘Can’ eşitlik anlamında çok kıymetli- VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında bugün ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ paneli yapıldı. Panelde konuşan Doç. Dr. Ayfer Karakaya, Aleviliğin özünde kadın erkek eşitliğine kapı açan öğretilerin olduğuna değindi. Alevilikte can kavramının eşitlik anlamında kıymetli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bedriye Poyraz da “Sünni iktidarın Alevilerden nefret etmesinin bir sebebinin de kadın erkek eşitliğini pratikte uygulaması olduğuna işaret etti. 

    60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ paneli yapıldı.

    3 oturum olarak gerçekleştirilen panelin ilk oturumunda Prof. Dr. Bedriye Poyraz ve Doç. Dr. Ayfer Karakaya Stump,Kadıncık Ana’dan Günümüze Alevi Kadınının Tarihsel Yolculuğu’ konusunu anlattı.

    “ALEVİ KADIN KURULTAYINA GİTMEYİ AMAÇLIYORUZ”

    Panelin açılış konuşmalarını Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi’nden Nergiz Güzel ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleso yaptı.

    Elif Keleso, büyük bir kadın örgütlülüğü ile Alevi kadın kurultayına gitmeyi amaçladıklarını söyleyerek, “Dönemin kadısına karşı duran Fatma Bacı gibi biz de dönemin siyasal İslamın etkilerine karşı durmaya ve aslımıza dönmeye niyetlendik. Bu yolda bir adım atalım, bir Alevi kadın örgütlülüğü ile bir arada duralım birbirimizle tanış olalım, işi kolay kılalım istedik. Bu panel ilk cemal cemale geldik ama son olmayacak ve biz bu konuda kararlıyız. Amacımız güçlü bir kadın örgütlülüğü ile büyük bir Alevi kadın kurultayına gitmek. Fatma Ana’dan Zeynep Ana’dan Şehriban Ana’dan Kadıncık Ana’dan Güzide Ana’dan alıyoruz. İşte bu yüzden iddialıyız” dedi.

    Ardından Kadın Zakirler Yaprak Dengiz, Dilek Odabaş Bakır, Berivan Canbolat deyiş seslendirdiler.

    “ALEVİLİK, KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNE KAPI ARALIYOR”

    Doç. Dr. Ayfer Karakaya, Alevi Bektaşi tarihine kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmaları zaviyesinden bakmanın üzerinde durdu. Karakaya, kadın ve erkeğin birlikte ibadet etmesi üzerinden Aleviliğin iki cinsiyet arasındaki eşit olma haline vurgu yaptı. Bu sebepten dolayı Alevilik hakkında gerçek dışı sözlerle karalandığına işaret eden Karakaya şunları söyledi:

    Şeriat merkezli İslamın kadına ve kadın cinselliğine bakış açısından dolayı Alevilikteki kadın ve erkeklerin birlikte ibadet etmesini kaygı ile karşılıyor. Alevi Bektaşi geleneğinde kadın ve erkek, kamusal alanda bir arada bulunabiliyor, bunu da cinsellikten arındırarak hepsini can olarak görmek vasıtasıyla yapıyor. Yalnız bununla kadın erkek eşitlenmiyor. Aseksüelleştirerek ibadetlerde ve kamusal alanda bir arada olunmasını sağlıyor bu düşünce. Aleviliği diğer sufilik akımlardan ayıran şeriatın temellerinden addedilen harem selamlık anlayışının olmamasıdır.”

    Aleviliğin özünde eşitliğe kapı açan öğretilerinin olduğunu belirten Karakaya, günümüzde bu öğretilerin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    “ALEVİLİKTE CAN KAVRAMI EŞİTLİK ANLAMINDA OLDUKÇA KIYMETLİ” 

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz da, toplumsal cinsiyeti tek tanrılı dinler üzerinden ele alarak Alevilikte bunun nasıl yorumlandığına ilişkin konuştu.

    Poyraz, Sünni iktidarın Alevilerden nefret etmesinin bir sebebinin de kadın erkek eşitliğini pratikte uygulaması şeklinde yorumlayarak, can kavramının önemine dikkat çekti.

    Poyraz, “Can meselesini çok kıymetli buluyorum ve feminizme dost bir kavram olarak görüyorum. Çünkü tek tanrılı dinlerde kadınlar lanetlenip, şeytanlaştırılırken Alevilikte kadına ve erkeğe eşit sorumluluk yükleniyor. Bu çok kıymetli bir konu. Ama bu, Alevilikte kadın ve erkeğin eşit olduğu anlamına gelmiyor elbette. Çünkü Aleviler bu toplumda yaşıyorlar nihayetinde. Eşitliği tespit eden, söyleyen kriterleri uyguladığınızda eşitlikten söz edebiliriz” diye konuştu.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Köşk Cemevi üyeleri: Şeyh Bedreddin’den aldığımız meşaleyi Serçeşmemize götürdük

    Köşk Cemevi üyeleri: Şeyh Bedreddin’den aldığımız meşaleyi Serçeşmemize götürdük

    PİRHA- Aydın’da bulunan Köşk Cemevi üyesi Aleviler, Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’a gittiler. Aleviler burada Pir’in huzuruna çıkıp adak adadılar, Serçeşme’ye yüz sürdüler. 

    Kendilerini ‘Anadolunun baş eğmez aydınlanmacısı’ olarak tanımlanan Şeyh Bedrettin’in müritleri olarak tanımlayan Aleviler, Hacıbektaş’a giderek, Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna çıktılar.
    Şeyh Bedrettin’in yaşadığı topraklar olan Aydın, Köşk, Ortaklar ve diğer alanlarda yaşayan ve cemevleri yaparak yol, erkan süren Alevi Bektaşiler, her yıl sayılarını katlayarak pirlerine doğru yola çıkıyorlar.
    Bu ziyaretlerden birini gerçekleştiren Köşk Cemevi gösterilen ilgiden oldukça memnun.

    Aydın’da bulunan Köşk Cemevi Başkanı Yasin Koçak, “Şeyh Bedrettin, Egeden başlayarak Balkanlara kadar hükümdarların halka uyguladığı baskılara karşı çıktı.
    ‘Hava ve su herkesin ise toprak ve üzerindeki nimetler niye herkesin değil’ düsturuyla örgütlendi, uzun yürüyüşler gerçekleştirdi.
    Biz, onun yoldaşları Torlak Kemal’in ve Börklüce Mustafa’ın müritleri olarak bu soylu ziyareti gerçekleştiriyoruz. ‘Pirimiz Hacı Bektaş-ı Veli 72 millete aynı nazarla bakmamızı, bilimle aydınlanmamızı ve barışın bu topraklarda yeşermesinin sembolü oldu. Biz de canlarımızla birlikte Şeyh Bedreddin’in aydınlık yolundan aldığımız meşaleyi Serçeşmemize götürdük” dedi.

    Adaklarını sunan, serçemeye yüz süren, çilehanenin derin anlamına tanık olan, Pir’in barış ve kardeşlik anlamına daha da yakınlaşan Şeyh Bedrettin’in topraklarında yaşayan Alevi-Bektaşiler, günün sonunda daha çok canlarla buluşmaya ve cem olmaya söz vererek döndüler.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

     

  • Aleviler, dergaha yürüdü: AKP, aslanla ceylanı alıp, canlıyı cansıza çevirmeye teşebbüs etti-VİDEO

    Aleviler, dergaha yürüdü: AKP, aslanla ceylanı alıp, canlıyı cansıza çevirmeye teşebbüs etti-VİDEO

    PİRHA- Aleviler, Hacıbektaş ilçesinde bu sabah Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna yürüyerek ulaştılar. Dergah önünde bir konuşma yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslanla ceylanı yok ederek yeni portre oluşturan AKP hükümetine tepki gösterdi. “Bize yaşamayı değil ölümü” gösteriyorlar diyen Geçmez, demokratikleşmemesinin ülkenin en büyük sorunu olduğunu kaydetti. 

    Aleviler, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan 60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında, Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüdü.

    Dergah önünde  Aleviler adına Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez bir konuşma yaptı.

    “Barış diyen, insan çeşit çeşit diyen Hünkarın bir kez daha huzurundayız” diyen Ercan, dün akşam Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri sırasında bir konuşma yapan Hacıbektaş Kaymakamı İbrahim Engin Şenay’ın “Atilla’nın istilasından sonra Hacı Bektaş Veli’nin geldiğini söylemesine tepki gösterdi.

    KAYMAKAMA TEPKİ: BİZ İSTİLACI DEĞİLİZ!

    Alevilerin istilacı olmadığını hatırlatan Ercan Geçmez şunları ifade etti:

    “Üç gündür burada hem Türkiye’nin sorunlarına özelinde de Alevilerin sorunlarına ilişkin etkinlikler, konuşmalar yapılıyor. Daha öncesinde alternatif bir etkinlik yapan Kültür Bakanının konuşmaları vardı. Herkes ağzını açtığında Hünkarın bir barış elçisi olduğunu söylüyor. Dün burada en büyük mülkiamir olan kaymakamın yaptığı konuşmada Atilla’nın istilasından sonra Hünkarın da buraya geldiğini söylüyor. Biz istilacı falan değiliz. Bizim inancımızda başkasının gözyaşı üzerinden toprak edinmek, yer edinmek yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.”

    “HÜNKARIMIZIN KUCAĞINDAKİ ASLANI VE CEYLANI ALDILAR”

    Geçmez, 13 Ağustos’ta anma etkinliği yapan AKP hükümetinin ve güdümünde kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanı kaldırarak yeni portre oluşturmalarına sert tepki verdi.

    Geçmez, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin güvercin donunda buraya geldiğini hem kaymakam bey, hem diğer konuşmacılar yaptılar. Ama bu güvercin donunda geldiğini söyleyenler pirimizin huzurunda bu konuşmayı yapanlar, pirin yıllardır simgesi olan üç canlıyı, kendisi, ceylanı ve aslanı kucağından alıp canlıyı cansıza çevirmeye teşebbüs ettiler. Biz yaşamı kutsayan bir inancız. Yaşamı kutsayan inanç olarakta yaşamın içindeki her türlü çeşitliliğe hürmet gösteren bir inancız. Hünkarımızın kucağındaki aslanı ve ceylanı alanlar aslında şunu bize söylüyorlar: Size yaşamı değil, ölümü gösteriyoruz! İnadına diyoruz ki herkesin yaşam hakkı bizim yaşam hakkımız kadar kutsaldır” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN SORUNU, CEMEVİNİ İBADETHANE OLARAK KABUL ETMEYENLERDİR”

    Alevilerin eşit yurttaşlık istediğini vurgulayan Geçmez, şöyle devam etti:

    “Biz Aleviler birlikte yaşamayı hep savunduk. Türkiye’nin sorunu Alevilik değil, Türkiye’nin sorunu demokratik olmayan bir anayasa, hukukun üstünlüğünün kaybolması, çoğunlukta olanların azınlıkta olanların hakkını savunmamasıdır. Türkiye’nin sorunu, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kurup cemevini ibadethane olarak kabul etmeyenlerdir. Türkiye’nin sorunu bizim çocuklarımıza zorla din dersi öğretenlerdir. Türkiye’nin sorunu Alevi köylerine zorla cami yapanlardır. Türkiye’nin sorunu Sünni köylere yol hizmet götürürken, Alevi köylerine hizmet götürmeyip halkımızı birbirine düşman edenlerdir. Biz bunlara inat birlikte yaşamayı savunacağız, başka çaremiz yok.”

    Ercan Geçmez, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan ‘Laik Eğitim, Laik Yaşam ve Eşit Yurttaşlık Mitingi’ne herkesi davet etti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

    Yapılan yürüyüşün canlı yayınını buradan izleyebilirsiniz…

     

  • Kılıçdaroğlu: Hacı Bektaş Veli’nin öğretileri evrensel bir miras haline gelmiştir-VİDEO

    Kılıçdaroğlu: Hacı Bektaş Veli’nin öğretileri evrensel bir miras haline gelmiştir-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacı Bektaş Veli’nin öğretisinin günümüzde evrensel bir miras haline geldiğini belirterek, “Çünkü onların dünyasında düşmanlık yok, dostluk var” dedi.

     

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesinde Hacıbektaş Belediyesi’ni ziyaret etti.

    Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Hacı Bektaş Ocağı, bir aydınlanma, bir eğitim ocağıdır. Çünkü kişi akıl ile yükselir, bilgi ile büyür. Bilgi ile büyüyen insan topluma sağlıklı, huzurlu bir gelecek hazırlar.

    Bilime ve bilimsel araştırmaya çok önem veren Hacı Bektaş Veli bu konuda nasıl bir yol izleneceğini şöyle anlatır: İlimle araştırmalı, izlemeli, gözlemeli ve arştan yerin altına kadar her ne varsa kendinde bulmalıdır.

    “ONLARDAN İLHAM ALMAYA GELDİK”

    Biz buraya sadece velilerimizi, yani Anadolu erenlerini anmaya ve onlara şükranlarımızı sunmaya gelmedik. Biz buraya aynı zamanda onları anlamaya, onların rehberliğine başvurmaya, onlardan ilham almaya geldik.

    Bir ülkede adalet varsa, biliniz ki, onun etrafında, hukukun üstünlüğü, denetlenebilirliği, hesap verebilirlik, can ve mal güvenliği, şeffaflık, eşitlik, liyakat, özgürlük, emeğin üstünlüğü, nitelikli ve kaliteli eğitim, insan ve doğa hakları vardır.

    Çağlar ötesinden, onun söyledikleri bugün kainatın evrensel kurallarına dönüşmüş durumda. Bugün Hacı Bektaş-ı Veli’nin söylediklerinden çok uzaktaysak, o güzellikleri nerede yitirdiysek onları arayıp bulmalıyız.

    İlk bakacağımız yer, Ahmed Yesevi’nin, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hallac-ı Mansur’un, Hoca Nasrettin’in, Pir Sultan’ın öğretileridir. Onların aşk ırmağında, sevgi ırmağında yıkanmaktır.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Alevi kurumları Hacıbektaş’tan hükümete seslendi: İnancımızı ve kimliğimizi tanıyacaksınız!-VİDEO

    Alevi kurumları Hacıbektaş’tan hükümete seslendi: İnancımızı ve kimliğimizi tanıyacaksınız!-VİDEO

    PİRHA -Alevi kurumları Hacıbektaş’ta yaptıkları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nde sonuç bildirgesini okuyan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz?” ifadelerini kullandı. 

    Hacı Bektaş Veli anma Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş ilçesinde toplantı yapan Alevi federasyonları ve konfederasyonları, vakıfları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı.

    Bildirge, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan tarafından Hacıbektaş Veli Anma Törenleri’nde okundu.

    Aslan, “Örgütlü mücadelemizin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen tıpkı bundan önceki yıllarda olduğu gibi eşit yurttaşlık haklarımızdan mahrum olarak Hünkâr’ımızın huzuruna gelmiş bulunuyoruz” dedi.

    “ALEVİLER VARDIR ALEVİLİK HAKTIR”

    Mustafa Aslan tarafından okunan sonuç bildirgesi şöyle:

    “Devletin ve hükümetin asimilasyon çabaları her geçen gün daha da artmaktadır. Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz? Duymadıysanız bir kez daha burdan söyleyelim: Cem ibadetimiz Cemevleri ibadethanemizdir! Aleviler vardır Alevilik haktır!

    “ALEVİLERİ KÖKLERİNDEN KOPARMAK İSTEYENLERE CEVABIMIZ NETTİR”

    ‘’Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda
    Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda
    Hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda
    Aslanlar ceylanlar dosttur kucağımızda” diyen Hünkar’ın kucağındaki aslanla ceylanı bize alternatif yaptıkları sözde anma etkinliğinde kaldırdılar.
    Daha dün dergahlarımızda Şahı Merdan Ali ve Hünkar‘ın resimlerine tahammül etmeyip kaldıranlar şimdi aynı saygısızlığı bir kez daha yapmışlardır. Hünkar‘ın ve dolayısıyla inancımızın en önemli düsturu olan bir arada yaşam felsefesini ifade eden dünyaya malolmuş resme bile tahammül edemediler. Hünkar‘ımızın ruhunu teslim almaya çalışanlara ve bizi biz yapan değerlerimize saldırıp Alevileri köklerinden koparmak isteyenlere cevabımız nettir. İnancı, rengi, dili, milliyeti, cinsiyeti ne olursa olsun herkesin bir arada, özgürce ve eşit yurttaşlar olarak kardeşçe yaşamasını savunmaya devam edeceğiz. Canlı, cansız bütün varlıkları Hakk‘ın bir parçası olarak görmeye devam edeceğiz.

    “İNANCIMIZI VE KİMLİĞİMİZİ TANIYACAKSINIZ!”

    Oluşturdukları daire başkanlığı aracılığı ile Dede, Baba ve yol önderlerimize maaş teklifi yaparak devletin memuru hale getirmek istiyorlar. Alevi Bektaşi toplumunun yol önderleri hiç bir devletin memuru olmamıştır bundan sonra da olmayacaktır. Aleviliği tanımak yerine, tanımlaya çalışanlara sesleniyoruz: Aleviliği tanımlamak sizlerin haddi de hakkı da değildir. İnancımız ve kimliğimizi tanıyacaksınız. NOKTA.

    “DOĞAMIZA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Sevgili canlar devletin, özellikle Alevilerin ziyaret ve kutsal mekan alanlarını maden şirketlerine ihale etmesi, yangınların çoğunlukla bu bölgelerde yoğunlaşması tesadüf olamaz.
    Biz Aleviler cümle canı kutsal sayar, cana kıymayız. Biz Aleviler tarlalarımızda yere düşen başak tanesini kurdun kuşun hakkı olduğu için almayız. Biz, bu toprakların kurdunu, kuşunu, deresini, ırmağını, ağacını, ormanını, börtüsünü böceğini kutsal sayarız. Bugün ülkemizin dört bir yanında doğamız talan edilmektedir. En son Akbelen örneğinde olduğu gibi dağına taşına, ormanına ağacına sahip çıkanlar bütün dünyaya ders vermişlerdir. Bütün halkımızı aynı duyarlılıkla doğamıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.

    “ÇOCUKLARIMIZI BİLİM DIŞI HURAFELERLE UYUŞTURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ”

    Eğitimde dinselleşme ve yaşamın tüm alanlarına sirayet ettirilen gericilik aracılığıyla bugüne kadar uğruna nice bedeller ödenerek kazanılmış haklarımız ortadan kaldırmaya çalışılmış, okullarda okutulan zorunlu din dersleri yetmiyormuş gibi, sözde seçmeli olarak koyulan din dersleri de aslında zorunlu hale getirilmiştir. Buradan toplumun tüm kesimlerini yürüttüğü dinci, gerici, ırkçı politikalarla teslim almak isteyen siyasal iktidara sesleniyoruz. Yıllardır temel taleplerimizden birisi olan zorunlu din derslerinin kaldırılmasıyla ilgili mahkeme kararlarını uygulamadınız. Aksine başta eğitim olmak üzere kamusal alanların tamamını tarikatlara cemaatlere pay ettiniz.
    Okullarda devam eden karma eğitim uygulamasına ortadan kaldırıp eğitim kurumlarını harem selamlık hale getirmeye çalışmaktasınız. Çocuklarımızı aklın ve bilimin ışığından uzaklaştırıp tamamen bilim dışı hurafelerle uyuşturmaya çalışıyorsunuz. Hünkar, “Erkek dişi sorulmaz muhabbettin dilinde/ Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde / Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok / Eksiklikle noksanlık, senin görüşlerinde” derken, siz, gençlerimizi, kız ve erkek olarak ayırıp gençlik kampları organize ettiniz.

    “LAİK EĞİTİME YÖNELİK HER TÜRLÜ SALDIRININ KARŞISINDA BİZİ BULACAKLAR!”

    Kamuoyunda ÇEDES projesi olarak bilinen çalışmayla okullara imam atamaktasınız.
    Değerli canlar, buradan sizin huzurunuzda bir kez daha bütün dünyaya sesleniyoruz. Bu türlü ayak oyunlarını bozacağız. Bu proje başta olmak üzere laik eğitime yönelik her türlü saldırının karşısında bizi bulacaklar.

    16 EYLÜL’DE İZMİR’DE YAPILACAK MİTİNGE KATILIM İÇİN HALKA DAVET

    Bu şiarla 16 Eylül 2023 Cumartesi günü İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağımız ’’LAİK EĞİTİM, LAİK YAŞAM VE EŞİT YURTTAŞLIK MİTİNGİ’’ne bütün halkımızı çağırıyoruz. Biz Alevi kurumları olarak bu zor günlerde, her türlü hukuksuzluğun, zorbalığın karşısında duracak; emeğimizi, hakkımızı gasp eden zalimlerin ve onların zulmünün karşısında direnmeye devam edeceğiz.

    “DOĞA KATLİAMINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ, İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Emeğimizi hakkımızı gasp eden zalimlerin, zulmün karşısında duracağız. Bizleri yoksulluğa mahkûm eden, insanca yaşama hakkımızı elimizden alan ve bizleri açlıkla terbiye etmeye çalışan bu zihniyete ve saray dalkavuklarına karşı savunmasız olanların hakkını savunmak, sömürüye ve talana dur demek bizim mücadelemizin adıdır. Çünkü biz barış içinde, sevgiyle yaşayacağımız vatanımıza yani geleceğimize sahip çıkıyoruz. Aleviler her daim toplumsal barışa hizmet etmek için, laiklik, demokrasi, hukukun evrensel değerleri, ilkeleri ve sosyal hukuk devletine dayalı bir cumhuriyet için mücadele etmiştir. Cumhuriyeti ileri taşımak ve demokratikleştirmek ve tam anlamıyla laikleştirmekten yana tutum almıştır. Adaletsiz, hürriyetsiz, eşitsiz, hukuksuz, ekmeksiz bir düzen tüm ülkeyi cendereye sokuyor. O cendere de ancak üzerine yürünerek, dokunularak ve kavrayarak kırılabilir. Bu zihniyet iktidara geldiği günden beri ahlaki değerleri, demokrasi, eşitlik, özgürlük kriterlerinin tümünü kirletti; doğayı kirletti. Kısaca insana ait ne varsa kirletti. Müslümanların inançsal değerlerini siyasallaştırarak halkları ayrıştırdı. Başta Suriye olmak üzere bölge halklarına karşı nefret ve savaş suçları da dahil, insanlığa karşı sayısız suça imza attı. Şimdi ise doğaya ve ekolojik dengeye nefretini kusuyor. Ne Akbelen’de ne de başka bir yerde doğa katliamına sessiz kalmayacak ve izin vermeyeceğiz.

    “HALKIN GÜNDEMİ AÇLIKLA MÜCADELEYKEN ONLARIN GÜNDEMİ RANT VE TALAN”

    AKP zihniyeti, kadınların, yoksulların, emekçilerin, Alevilerin, Sünnilerin, Kürtlerin, Suriyelilerin ve doğadaki tüm canlıların gördüğü 21 yıllık kabustur. AKP demek fatura soygunu demektir, açlık ve yoksulluk demektir. AKP işsizliktir, yalandır, talandır, soygun düzenidir. AKP alttakine din iman, üsttekine han hamam siyasetidir. Milyonlarca insanı açlığa mahkûm edip, bir avuç yandaşı lüks içinde yaşatan yüzsüzlüğün adıdır AKP. Cemaat yurtlarına mahkum edilen çocuklar; baskıdan, şiddetten ve dahi istismardan intihar ederken, insanlar ucuz ekmek kuyruklarında beklerken, esnaf kepenk kapatmışken, gençler akın akın ülkeyi terk ediyorken, Hükümetin derdi ülkeyi bir avuç uluslararası sermayeye peşkeş çekmektir. Halkın gündemi açlıkla mücadeleyken, onların gündemi her zaman olduğu gibi rant ve talandır.

    “ÜLKEMİZİN ŞERİATA TESLİM OLMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Milyonlarca yurttaş olarak, bir araya gelip bu kabusu bitireceğiz. Ülkemizin şeriata teslim olmasına, doğamızın katledilmesine asla izin vermeyeceğiz.
    Biz bu ülkede vergilerimizi siz şeriata yatırım yapın, çocukların geleceğini çalın diye vermiyoruz. Bizim tarihimiz 72 millete bir nazarla bakanların eşitlik, demokrasi ve özgürlük için verdiği mücadelelerle doludur. Tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de yarattığınız karanlığa karşı hayatın her alanında ışık olacağız.
    Bugün milyonlarca insanı açlığa mahkum edenler, kadına yönelik şiddeti, çocuklara yönelik istismarı “hoş görenler”, bilime, sanata, laikliğe ve evrensel insan haklarına karşı olanlar, yüzleri dahi kızarmadan eşitlikten demokrasiden bahsediyor.

    Alevi Bektaşi kurumları olarak diyoruz ki; Çocuklarımızı şeriata teslim etmeyeceğiz! Doğayı talana teslim etmeyeceğiz!

    “ÜLKEMİZE, DOĞAMIZA, ÇOCUKLARIMIZA ve GELECEĞİMİZE HIZIR OLACAĞIZ”
    Yaygınlaşan ultra milliyetçiliğe, siyasal İslamcılığa, Kürt, Alevi, mülteci düşmanlığına karşı toplumun direnen kesimleri ile demokrasi kavgasına omuz vermeye devam edeceğiz.”

    Sonuç bildirgesinde imzası olan Alevi kurumları şöyle:

    HÜNKAR AŞKINA.
    ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
    ALEVİ DERNEKLER FEDERASYONU
    HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI
    AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU
    ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ
    PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
    AVUSTURALYA ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU
    ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU
    ANADOLU ALEVİ CANLAR FEDERASYONU
    CEM VAKFI
    ABD PİR SULTAN ABDAL DERNEKLERİ

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • ABF’den ‘Tarihten günümüze Alevi kadınının yolculuğu’ başlıklı panel!

    ABF’den ‘Tarihten günümüze Alevi kadınının yolculuğu’ başlıklı panel!

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), “Tarihten günümüze Alevi Kadınının yolculuğu” başlıklı panel düzenleyecek.

    Hacı Bektaş Veli Anma Programları kapsamında “Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu” başlığı altında panel düzenlenecek.
    ABF Kadın Sekreterliği öncülüğünde yapılan panel, 17 Ağustos Perşembe saat 14.00’te başlayacak.
    Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapılacak panelin açılışında Zakir Berivan Canbolat, Dilek Odabaş Bakır ve Yaprak Dengiz, deyişler seslendirecek.
    Panelin 1. oturumunda “Kadıncık Ana’dan günümüze Alevi kadınının tarihsel yolculuğu” başlığı Prof. Dr. Bedriye Poyraz ve Doç. Dr. Ayfer Karakaya tarafından ele alınacak.
    2. Oturumda ise İmam Rıza Ocağı’ndan Naime Nayman Ana, Derviş Cemal Ocağı’ndan Sevim Sağol Ana ile Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu Ana, “Alevi Erkanlarında Kadının Yeri ve Asimilasyonun Etkileri” başlığını değerlendirecek.
    2. Oturumda Zakir Yaprak Dengiz de deyişler seslendirecek.

    3. Oturumda ise “Alevi Kurumlarında Yönetici Kadınların Genel Kararlara Etkileri ve Hak Mücadelesine Katkıları” başlığı tartışmaya açılacak. Bu oturumun konuşmacıları ise AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Ercan Kara, Almanya Koblenz AKM Cemevi Başkanı Özgür Demir ve Bursa Kestel Hacıbektaş Veli Derneği Başkanı Türkan Çiftçi olacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erzincan Zini İnisiyatifinden Hacıbektaş’a gönderilen kafileye tepki

    Erzincan Zini İnisiyatifinden Hacıbektaş’a gönderilen kafileye tepki

    PİRHA – Erzincan Zini İnisiyatifi, AKP’nin Hacıbektaş’a götürdüğü kafileye tepki göstererek, “Biz, Erzincan’dan yola çıkan bu düşkünleri çok iyi tanıyoruz. Bu kınalı keklikleri, tırşikçileri tarihin çöplüğüne atacağız” dedi.

    AKP iktidarının Nevşehir’de düzenlediği Hacı Bektaş etkinliğine gönderdiği kafile Erzincan Valiliği önünden yola çıkmış ve duruma Alevi kamuoyu tepki göstermişti.

    Erzincan Zini İnisiyatifi, Hacı Bektaş’a gönderilen kafilenin, AKP iktidarının Alevilere yönelik asimilasyon uygulamalarının bir parçası olduğunu kaydederek, mücadele edeceklerini belirtti.

    Zini İnisiyatifinin açıklaması şöyle:

    “ERZİNCAN’DAN YOLA ÇIKAN BU DÜŞKÜNLERİ ÇOK İYİ TANIYORUZ”

    ‘Zini anmasının ardından, daha yorgunluğumuzu bile atamamış, kendimize bile gelememişken, Alevi kurumlarına alternatif etkinlik düzenleyenler, Zini anmamıza katılmak yerine, yanaşmacı olan kendinden menkul dede ve inanç önderi olarak ortalıkta dolaşan bazı kınalı keklikleri de yanına alarak, Alevilere karşı her türlü asimilasyon, yedekleme ve baskı uygulama faliyetlerine devam ediyorlar. Biz, Erzincan’dan yola çıkan bu düşkünleri çok iyi tanıyoruz.”

    “BU KINALI KEKLİKLERİ, TIRŞİKÇİLERİ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE ATACAĞIZ”

    Çakma dede, dolandırıcı, her türlü karanlık ilişkide başı çekenlerden oluşan bu güruhu teşhir etmek, onlara karşı mücadele etmek boynumuzun borcu. Ödediğimiz bedeller, verdiğimiz canlar anısına bunu yapacağız. Bu kınalı keklikleri, tırşikçileri tarihin çöplüğüne atacağız.’

    PİRHA/İSTANBUL