PİRHA- Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’a 19 yıl 6 ay ceza verilmesi üzerine kentte yeniden protestolar başladı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Saray halka savaş açtı. AKP’nin darbesi tescillenmiştir” dedi.
Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’a, yargılandığı Hakkari 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 19 yıl 6 ay ceza verildi. Mahkeme ayrıca Akış’ın tutuklanmasına karar verdi. Karar sonrası Hakkari’de protestolar yeniden başladı.
“KAYYIM DARBEDİR”
Hakkari’de kamuoyuna seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Saray bütün halka savaş açtı” dedi.
Akış’ın Kürt halkının ve Türkiye halklarının onuru olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, “Kayyım irade gaspıdır, kayyım darbedir. AKP’nin darbesi tescillenmiştir” ifadesini kullandı.
PİRHA-31 Mart yerel seçimlerinde DEM Parti’nin kazandığı Hakkari Belediyesine kayyım atanmasına tepki gösteren Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, “Demokratik bir ülkeyi birlikte inşa etme mücadelemizi demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana gelerek sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.
Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmasına dair Adıyaman Demokrasi Parkı’nda basın açıklaması yaparak kararı protesto etti.
Açıklamayı okuyan Adıyaman Baro Başkanı Avukat Bilal Doğan, “Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Hakkâri Belediye Eş Başkanı derhal görevine iade edilmelidir” açıklamasında bulundu.
“SEÇMEN İRADESİNİN TANINMASI GEREKİYOR”
Doğan, yaptığı açıklamada halkın iradesinin yok sayıldığını ifade ederek şu açıklamada bulundu:
“Kayyım atama kararıyla, demokrasinin ve hukuk devletinin temeli olan serbest seçim ile seçme ve seçilme hakkına müdahale edilmiş, belediyelerin “seçilmiş bir belediye yönetimi ve belediye meclisi tarafından yönetilmesi ilkesi” askıya alınmış, Anayasanın 38. maddesiyle güvence altına alınan masumiyet karinesinden faydalanma hakkı açıkça ihlal edilmiştir. Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; demokrasinin ilk ve olmazsa olmaz şartı seçmen iradesinin tanınmasıdır. Demokrasiyi korumak, seçmen iradesine saygı göstermek ve sahip çıkmak, demokratik bir düzende herkesin görevidir. Bu çerçevede siyasi iktidarı kayyım atamalarından vazgeçmeye ve seçilmiş belediye başkanını göreve iade etmeye davet ediyoruz.”
“HALKIN İRADESİNİN GASP EDİLMESİNE SON VERİLMELİDİR”
Doğan, herkesi Hakkâri halkının iradesini savunmaya ve dayanışma içinde olmaya davet ederek, “Bu antidemokratik anlayışa karşı, demokratik bir ülkeyi birlikte inşa etme mücadelemizi demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana gelerek sürdürmeye devam edeceğiz. Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle halkın iradesinin gasp edilmesine son verilmelidir. Seçilmiş Hakkâri Belediye Eş Başkanı derhal görevine iade edilmelidir.” diye ekledi.
PİRHA-DEM Parti milletvekilleri, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atamasına karşı Meclis kürsüsünde bir araya gelerek, protesto eylemine başladı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grubu, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atamasını Meclis Genel Kurul kürsüsünü terk etmeyerek protesto etti.
DEM Parti Hakkari Milletvekilli Vezir Parlak, kayyım tahribatların araştırılmasına dair önerge sırasında söz aldı. Parlak’ın sözlerini sonlandırması sonrasında DEM Partililer hep birlikte kürsüye çıktı. Partililer, “Belediyeler bizimdir, gaspa izin vermeyeceğiz” yazılı dövizlerle protesto eylemine başladı.
Konuşma yapan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, kayyım atamasını darbe olarak nitelendirerek, bu durumdan sonra Meclis’in hiçbir şey olmamış gibi devam etmesini kabul etmediklerinin altını çizdi. Koçyiğit, “Bu coğrafyada 8 yıldır aralıksız kayyım politikası uygulanıyor. 8 yıldır Kürt halkının seçme ve seçilme hakkı askıya alınmış durumda. 8 yıldır Kürt halkı yurttaşlıktan çıkarılmaya çalışılıyor. En temel hakları kullandırılmıyor. Seçimden 3 ay geçtikten sonra aynı gaspı yapıyor” dedi.
“ÜLKE KARANLIĞA GÖMÜLMEYE ÇALIŞILIYOR”
Hakkari halkının kararını verdiğini beliten Koçyiğit, şunları söyledi:
“Garnizon kurmalarına rağmen orayı bütün güçlerini yığmalarına rağmen halk bizim eşbaşkanlarımızı seçti. Şimdi bir hukuksuzlukla, bir kumpasla, bir tuzakla bu irade halkın iradesi yok sayılmaya çalışılıyor. Bütün ülke karanlığa gömülmeye çalışılıyor. İşte buna karşı Meclis’te direniyoruz. Halkımız bizim onların sesini yansıtalım diye seçti. Halkımız dertlerine derman olalım diye bizleri seçti ve buraya gönderdi. Bu meclis halkın yarasına merhem olmak yerine her gün hukuksuzluk yaratıyor. Buna izin vermeyeceğiz.
“NE OLURSA OLSUN, FAŞİZME GEÇİT VERMEYECEĞİZ”
Bu zulme itiraz edenler var. İşte bizi zulmeden kurtaracak olan bu isyan bu demokratik direniştir. Bu nedenle bütün toplumsal muhalefetin, bu gün yanımızda olması söz söylemesi, Hakkari ile dayanışma bizim için çok değerlidir. Bu Türkiye’ye aydınlığa çıkaracak yegane yoldur. Biz bu gün buradayız ve bu Meclis’te demokratik protesto hakkımız kullanacağız. Bu gün saat 12.00’ye kadar burada nöbet tutacağız.
Ne olursa olsun; bu faşizme geçit vermeyeceğiz. Şimdiden bu konuda tutum, tavır koyan alana çıkan, söz söyleyen, yanımızda her bir yurttaşıma teşekkür ediyoruz.”
PİRHA – Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), DEM Parti’nin kazandığı Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyum kararını kınadı. Yapılan açıklamada, başta Alevi ve Kürt toplumu olmak üzere tüm kesimlerin, kayyumlara karşı itiraz etmesi gerektiğine vurgu yapıldı.
31 Mart yerel seçimlerde DEM Parti’nin kazandığı Hakkari Belediyesi’nin Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınıp yerine kayyım atanmasına bir tepki de Demokratik Alevi Federasyonu’dan (FEDA) geldi.
“BAŞTA KÜRT VE ALEVİLER AYAĞA KALKMALI!”
Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan FEDA, kayyım kararının kabul edilemeyeceğini ve Kürt halkının iradesine saygılı olunması gerektiğini belirtti. Kayyım atamaları karşısında Kürtler ve Alevilerin mücadele birlikteliği” oluşturması gerektiği vurgulayan FEDA, şu açıklamayı paylaştı:
“AKP/MHP Faşist rejiminin hukuk dışı ırkçı, inkârcı saldırıları hız kesmeden devam ediyor. İroni olanı, bunun ‘normalleşme’ ve ‘yumuşama’ söylemlerinin çokça dillendirildiği dönemde Kürt karşıtı saldırılarına ara vermeden devam ediyor olmasıdır.
Demek ki söz konusu yumuşama ve normalleşme; Kürtler ve demokrasi güçleri için değil, iktidarın paylaşımında yer almak isteyen siyasal parti ve aktörler için savunulmakta ve dillendirilmektedir.
Tek adam diktatörlüğü olası gelecekte iktidarı garantilemek için ‘Milli ve Yerli’ olanlar arasında yumuşama ve normalleşmeye giderken, Kürtlere, Alevilere karşı savaş ve seferberlik yetkisini almakta, halkın her tür zorbalığa ve anti demokratik uygulamalarına karşı kazandığı belediyelere kayyum atamaktadır. Faşist iktidara karşı yapılan demokratik eylem ve söylemlere cezai yaptırımlar ve yasakları da artırarak halklarımızın iradesini kırmak istiyor faşist iktidar. Polis-asker zoru ve saldırısı eşliğinde gözaltı ve tutuklamalarla demokratik siyasete karşı siyasi soykırımda ısrar eden iktidarın, biz Alevilere dönük kültürel soykırımı da hız kesmeden sürüyor.
Bir yandan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, öbür yandan ÇEDES projesi ile inancımız ortadan kaldırılmak isteniyor, siyasal İslam dayatılıyor.
Kürt halkının demokratik iradesini yok sayan, seçilme ve seçme hakkını gasp eden kayyum rejimi, Hakkari Belediye’sinde yeniden uygulamaya başlandı. Hakkari Belediye’sine yapılan kayyum ataması, kendi yasaları ve anayasasına aykırı olmasına rağmen, tamamen ırkçı bu siyasi irade gaspına karşı siyaset yürütücülerinden beklenen tepki yükselmemektedir. Bu nedenle başta Kürt ve Aleviler olmak üzere, ezilen, sömürülen toplu kesimleri, devrimci- demokratik güçleri, Van’da olduğuna benzer bu faşist uygulamaya karşı kararlılığını göstermeli, ayağa kalkmalıdırlar. Tarihte hiçbir zaman ve hiçbir yerde mücadele edilmeden zalimler geri adım atmamış, halkların ve mazlumların haklı talepleri yerine getirilmemiştir. Halkın iradesini ipotek altına alan kayyum atamaları karşısında Kürtler ve Alevilerin mücadele birlikteliklerinden başka bir alternatif ve başka bir yol da yoktur.
Kayyum atamalarını kabul etmiyor, iktidarı Kürt halkının iradesine saygılı olmaya davet ediyoruz.”
PİRHA-Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanması Ankara’da protesto edildi. Yapılan basın açıklamasında “Görünen odur ki, ‘normalleşme’ dedikleri şey, yıllardır sürdürülen savaş politikalarının, asimilasyonun, yok saymanın ve inkarın normal hale getirilmesidir” denildi.
Hakkari Belediyesi Eş Başkanının gözaltına alınıp ardından belediyeye kayyım atanması Ankara’da da protesto edildi.
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Hakkari’de darbe var! İrademize sahip çıkıyoruz!’ çağrısıyla Sakarya Caddesi’nde eylem yaptı.
“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganlarının atıldığı eylemde “Kayyuma geçit yok. Halkın iradesi gasp edilemez. Her yerde seçim hak, Hakkari’ye yasak” dövizleri de taşındı.
“İRADEMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri adına yapılan basın açıklamasının ilk bölümü Kürtçe yapıldı.
DEM Parti İl Eş Başkanı Fatin Kanat‘ın okuduğu ortak metinde şu ifadelere yer verildi:
“Bilindiği üzere, Kürdistan’da yüz binlerce insanın katıldığı ön seçimimiz ile belirlenmiş illerden biri olan Hakkari’nin, seçilmiş belediye eş başkanı Mehmet Sıddık Akış, görev süresinin henüz 2 ayını doldurmuşken, uydurma gerekçelerle, bugün sabah saatlerinde gözaltına alınmış akabinde ise İçişleri Bakanlığınca, seçmenin iradesi yok sayılarak, belediyemize kayyım atandığı ilan edilen bir açıklama yapılmıştır. Daha önce Van’da uygulanmaya çalışılan senaryo bugün de Hakkari’de karşımıza çıkarılmıştır, ama bilinmelidir ki çizgimiz de, irademiz de, kararlılığımız da değişmemiştir. Dün yenilenen Hilvan seçimlerinde bir kez daha kaybeden AKP-MHP iktidarının, 31 Mart seçimlerinde alamadığı sonucu, baskıyla, hukuksuzlukla, halkların hak ve iradesini gasp ederek almaya çalıştığı aşikardır. Seçimlerden 2. parti olarak çıkan iktidarın, kendisini Anayasa’dan üstün görerek yapmaya çalıştığı bu irade gaspı girişimi tarafımızca ve milyonlarca insanın nezdinde yok hükmündedir.
‘Normalleşme’ ve ‘yumuşama’ iddialarının ortaya atıldığı günden beri, önce siyasi kararlarla Kobani davasında ceza yağdırılmış ardından 1 Mayıs’a katılan onlarca işçi, emekçi ve genç tutuklanmış ve son olarak da Kürt halkının iradesine ket vurularak seçilmiş belediye eş başkanımızın yerine kayyım atanmıştır. Görünen odur ki, ‘normalleşme’ dedikleri şey, yıllardır sürdürülen savaş politikalarının, asimilasyonun, yok saymanın ve inkarın normal hale getirilmesidir. Ancak şu unutulmamalıdır ki, biz burada var oldukça, savaşa karşı barışın, sermayeye karşı işçinin ve emekçinin, ataerkiye karşı kadının, iradesi gasp edilmeye çalışılan halklarımızın sesi ve sözü olmaya devam edecek, irademize sonuna kadar sahip çıkacağız”
“USLANMADILAR!”
Emek Partisi Milletvekili Sevda Karaca da yapılan eylemde söz aldı. Antep Milletvekili Karaca, “Kayyımlara geçit verilmeyeceğini” vurgulayarak şöyle devam etti:
“Halkın tokadını yediler, uslanmadılar. Van’da denediler, yenildiler. Hatırlatıyoruz, Kürt halkı iradesini gasp edenlere izin vermedi. Normalleşeceklermiş! Hadi oradan! Kürde zulüm uygulamaları ile yönetmeyle bekasını korumaya çalışanlara sesleniyoruz; ne yapacağımızı iyi biliyoruz. Van’da da yaptık. Hep birlikte bu darbeye karşı duracağız. Birleşik bir mücadele için güçlerimizi seferber edeceğiz. Emeğimizin hakkı, barış için Van’da yanyana durduk, bir kere daha duralım”
KESK Genel Sekreteri Sevgi Yılmaz ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:
“Türk tipi başkanlık sistemi ile yönetiliyoruz. Toplumun bütün kesimlerini yoksullaştıracak bir programı kabul etmemizi istiyor. Tarikat ve cemaatlerle protokol yapıp geleceğimizi karartmak istiyorlar. İşte bu fotoğrafı Hakkari’deki kayyım tamamlıyor. Seçmen iradesini tanımıyorlar. Buradan ilan edelim, Hakkari’dekiler seçme ve seçilme hakkını kullanamıyorsa batıda da bunun anlamı yoktur. Kürt illerindeki kardeşlerimiz ile mücadelemizi büyüteceğiz. İtirazlar yükseltilecektir. Demokratik Türkiye’de insanca yaşam mücadelemizi yükselteceğiz”
DEM Parti Milletvekili Heval Bozdoğan da yapılan eylemde kayyım kararını kınayarak, “Bu kayyım siyasetini tekrardan gözümüze sokmasına fırsat vermeyeceğiz. Bugünden itibaren alanlarda, belediyelerimizin önünde olacağız. AKP iktidarı, 15 Temmuz’da bu ülkeye bir kabus yarattı ve halen devam ettiriyor. DEM Parti olarak bundan sonraki süreçle ilgili planlamaları yaptık. Böyle tepeden inme kararlarla sonuç alınmaz. Bizler de sosyalistler olarak birbirimize söz verdik” diye konuştu.
PİRHA-DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı tüm belediyeler önünde kesintisiz nöbet eylemi başlatacaklarını açıkladı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanması üzerine partinin genel merkezinde olağanüstü toplandı. Meclis Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit basın toplantısı yaptı.
Kayyım atama kararının siyasi bir karar olduğunu vurgulayan Koçyiğit, yargının siyasetin aparatı haline geldiğini vurguladı. Koçyiğit, “Görevden alma, irade gaspı ve hukuki bir kılıf uydurarak demokrasiye darbe yapmak bu iktidarın bu yüzyılda işlediği en korkunç suçlardan biridir” dedi.
Koçyiğit, algı operasyonlarıyla toplumun manipüle edilmeye çalışıldığına işaret ederek, “Türkiye kendini anayasadan üstün gören bir parti aklıyla yönetiliyor. İstediği zaman seçim yapan, istediğinde belediyeye kayyım atayan bir iktidar Türkiye’yi yönetiyor. Fakat hesaba katmadığı bir şey var. O da halkın demokrasiyi söke söke aldığı gerçeğidir” diye konuştu.
“KÜRT’ÜN OHAL’İ HİÇ BİTMİYOR”
“Kürt halkı seçimlerde darbeci anlayışı ve kayyımları süpürüp çöp sepetine attı” diyen Koçyiğit, “Kayyım kararıyla iktidar 31 Mart seçimlerindeki yenilginin intikamını belediyelerimizden almaya başladı. Önce Van’da seçilmiş eş başkanımız Sayın Abdullah Zeydan’ın memnu haklarını almış olmasına rağmen seçildikten sonra adeta bir tuzak kurarak mazbatasını vermediler. Van halkı iradesine sahip çıktı ve zaten kendisine ait olanı geri aldı” diye kaydetti.
Kayyım atamanın halkın iradesine açık bir saldırı olduğunun altını çizen Koçyiğit, şunları söyledi:
“Bu OHAL hukukudur. KHK ile getirdikleri irade gaspları siyasi darbelerle bugün hala Kürtleri yıldırma politikası olarak kullanılıyor. Yani Kürt’ün OHAL’i hiç bitmiyor, Kürt’e uygulanan OHAL hiç bitmiyor. Kürt’e uygulanan istisna hukuku hiç bitmiyor bu ülkede. Biz ne kadar demokratik siyasette ısrar ediyorsak iktidar da o kadar bu ısrarımızdan bizi vazgeçirmeye çalışıyor. Normalleşme ve yumuşama safsataları günlerce almış başını gidiyor. Bu mudur normalleşme? Bu mudur demokratik anayasa için attığınız ilk adım? AKP-MHP iktidarının normalleşme iddiası çökmüştür.
Yeni anayasa iddiaları kayyımın enkazının altında kalmıştır, yeni anayasa iddiasının ve normalleşmenin Kürtleri kapsamadığı açığa bir kez daha çıkmıştır. Kayyımların zevk ve sefa içinde yaşayarak bıraktıkları tahribatı onarmak için arkadaşlarımız kollarını sıvadılar ve dört koldan çalışma yürütüyorlar. Kayyım siyasetinin çoktan iflas ettiğini, kayyımların rüşvet, yolsuzluk, yandaş kayırmacılığı ve Kürt düşmanlığından başka bir miras bırakmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.
KAMUOYUNA ÇAĞRI
Bu darbe tüm demokrasi güçlerine ve yüzyıllar öncesinde insanlığın büyük mücadelelerle kazandığı seçme ve seçilme özgürlüğüne yapılmıştır. Tüm demokratik kamuoyu bu konuyla ilgili tepkisini en yüksek şekilde göstermelidir. Siyasi partilerden sivil topluma, aydın ve sanatçılardan yüreği demokrasiden yana atan herkes bu kayyım hukuksuzluğuna karşı ses çıkarmalıdır. Hakkâri halkının iradesinin yanında olduğunu göstermelidir. 31 Mart seçimlerinde kaybettiklerini kayyım yoluyla geri almalarına bir kez izin verirsek; Hakkari’de başlayan saldırı ve gasp dalgasının nerede sonuçlanacağını tahmin etmek hiç de zor değil.”
KESİNTİSİZ EYLEM KARARI
Koçyiğit, MYK toplantısında alınan bazı kararları da paylaştı. Koçyiğit, şunları belirtti:
“Rejimin bir aparatı haline dönüşen bu kayyım siyasetine karşı bütün belediyelerimizin önünde de kesintisiz demokrasiyi savunmak, halk iradesini savunmak ve belediyelerimizi savunmak için nöbet eylemleri başlatacağımızı duyuruyorum. Bütün halkımızı, demokratik kitle örgütlerimizi, vicdan sahibi herkesi bu nöbetlerde yer almaya ve yanımızda olmaya davete ediyoruz.
Yine eş genel başkanımız Tülay Hatimoğulları’nın bugün İstanbul’da bir dizi programı var. Yarın Hakkari’ye geçecek. Yine DBP Eş Genel Başkanları Keskin Bayındır ve Çiğdem Kılıçgün Uçar bir heyetle Hakkari’ye hareket etti. Onların da bugün Hakkari’ye ulaşmalarını bekliyoruz. Onun dışında bugün Türkiye’nin her tarafından bölgede her yerde demokratik tepkilerimizi ortaya koyacak eylem ve etkinlikler ile ilçe örgütleri tarafından organize ediliyor.
Bugün saat 18.00’da İstanbul Şişhane’de bir buluşma gerçekleşecek. Eş Genel Başkanımız Sayın Tülay Hatimoğlulları da açıklamaya katılacak. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşenleri ve tüm demokratik muhalefetin de bu açıklamaya katılması için çağrı yapmak istiyorum. Bütün uluslararası arenada bu yaşanan hukuksuzlukları duyuracak bir çalışmayı da dış ilişkiler komisyonu başlatmış durumda.”
PİRHA- Hakkari Belediyesi’ne dün gece polis tarafından baskın yapılmasına, Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınmasına ve belediyeye kayyım atanmasına Emekçi Hareket Partisi’nden (EHP) tepki geldi. EHP yazılı açıklamasında “Hakkari’ye atanan kayyımı İzmir’e, İstanbul’a atılmış olarak görüyoruz. Kürt halkının seçim iradesi gasp edilemez. Van’da olduğu gibi Hakkari’de de omuz omuzayız” dedi.
31 Mart yerel seçimlerinde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) kazandığı Hakkari Belediyesi’ne dün gece polis tarafından baskın yapıldı.
Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış, Van’da gözaltına alındı.
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, seçilen Belediye Başkanı Akış’ın “PKK/KCK yapılanmasında üst düzey görev aldığı” iddia edilerek Hakkari Belediyesi’ne kayyım atandığı belirtildi. Açıklamada, Akış’ın “geçici tedbir olarak” görevden alındığı ifade edildi.
Halkın iradesinin gasp edilmesine tepkiler yükseliyor. Emekçi Hareket Partisi’nden (EHP) Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına dair açıklama yapıldı.
EHP, “Hakkari halkı 31 Mart yerel seçimlerinde DEM Partili Mehmet Sıddık Akış’ı seçerek kayyım politikasına gereken cevabı bir kez daha verdi. Halkın iradesinin, demokrasinin, özgürlüklerin yol ayrımı bugün Hakkari ve her gün kayyım saldırısı karşısında yürütülecek mücadeledir. Hakkari’ye atanan kayyımı İzmir’e, İstanbul’a atılmış olarak görüyoruz. Kürt halkının seçim iradesi gasp edilemez. Van’da olduğu gibi Hakkari’de de omuz omuzayız” dedi.
PİRHA – İçişleri Bakanlığı, Hakkari Valisi Ali Çelik’in Hakkari Belediyesi’ne kayyım olarak atandığı duyurdu.
AKP hükümeti Hakkari Belediyesi’ne kayyım atadı.
31 Mart yerel seçimlerinde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) kazandığı Hakkari Belediyesi’ne dün gece polisler tarafından baskın yapıldı.
Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış, Van’da gözaltına alındı.
İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, seçilen Belediye Başkanı Akış’ın “PKK/KCK yapılanmasında üst düzey görev aldığı” iddia edilerek Hakkari Belediyesi’ne kayyım atandığı belirtildi. Açıklamada, Akış’ın “geçici tedbir olarak” görevden alındığı ifade edildi.
İL GENELİNDE EYLEM YASAĞI KARARI
Belediye Başkanı Sıddık Akış’ın gözaltına alınmasının ardından Hakkari Valiliği yaptığı duyuruda 03.06.2024 saat 08:00’den itibaren geçerli 12.06.2024 tarihi de dahil saat 23:59’a kadar 10 gün süre ile toplantı ve gösterilerin yasaklandığı açıkladı.
Hakkari’de yaşanan irade gaspına karşı DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu da olağanüstü toplandı.
PİRHA- HDP YSK Temsilci Mehmet Rüştü Tiryaki, oy sayım işlemleri ve itirazlara ilişkin basın toplantısı yaptı. Tiryaki “Hakkari’de AKP yöneticileri ve vali seçimi elimizden almaya çalışıyor. Valiyi ve mülkiye amirlerini uyarıyoruz! Siz AKP’nin il başkanı, siyasi işler şefi gibi davranamazsınız bunu reddediyoruz” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yüksek Seçim Kurulu (YSK) temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili seçimlerinde Hakkari ve Erzurum’daki seçim sonuçlarına yapılan itirazlar üzerine basın toplantısı düzenledi.
Mehmet Rüştü Tiryaki açıklamasında, “Seçimi elimizden almaya çalışıyorlar. Sonuna kadar takipçisiyiz. Hakkari’deki her sandığın sonuç tutanağı elimizde. Aynı zamanda YSK’nın siyasi partilerle paylaşılan sistemine yüklenmiş durumda. Bu saatten sonra yapılacak her şey Hakkari’deki seçimi çalmaya çalışmak anlamına gelecektir” dedi.
Tiryaki konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Erzurum’da Grup Başkan Vekilimiz Meral Danış Beştaş resmi olmayan ve YSK’nın yüzde yüzlük verilerine göre milletvekili seçilmiştir. Biz sadece Beştaş’ın mazbatasını almasını bekliyoruz. MHP’nin ve üzülerek ifade etmek isterim ki Millet İttifakı’nın ortaklarından bir tanesinin işbirliği ile Erzurum’daki seçim sonuçlarını değiştirmeye dönük girişimlerde bulunduklarını duyuyoruz. Umarım bu bilgi doğru değildir. Millet İttifakı’nın ortakları bu kumpasın parçası değildir. Bu saatten sonra seçimin sonuçlarını çalmaya yönelik her türlü girişimi boşa çıkaracağız.”
PİRHA- Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde “Özgürlük yürüyüşü” düzenlenmek istendi. Yürüyüşe yönelik polisin sert müdahalesi sonrası, en az 20 kişi gözaltına alındı. Polisin sert müdahalesinde HDP milletvekilleri Habip Eksik ve Sait Dede, yerlerde sürüklenerek darp edilirken, Habip Eksik hastaneye kaldırıldı.
Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre polis, Hakkari‘nin Yüksekova ilçesinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri ve gazetecileri darp etti. Gözaltına alınanlar arasında Mezopotamya Ajansı muhabiri Mazlum Engindeniz, JINNEWS muhabiri Rabia Önver, HDP İlçe Eşbaşkanı Şoreş Diri de bulunuyor.
Polisin sert müdahalesinde HDP milletvekilleri Habip Eksik ve Sait Dede, yerlerde sürüklenerek darp edildi. Eksik, çağrılan ambulansla hastaneye kaldırıldı. Sosyal medyada HDP’li Habip Eksik’in darp edildiği görüntüler paylaşılırken, İHD Hakkari Şubesi Twitter hesabından yaptığı açıklamada polis şiddetini kınadı. Açıklamada, “9 Ekim komplosuna karşı yapılmak istenen yürüyüşe karşı kolluk kuvvetlerinin uygulamış olduğu sert müdahaleler sonucu ÖHD Hakkâri Şube Başkanı Onur Düşünmez, HDP Yüksekova İlçe Başkanı Şoreş Diri göz altına alınmış, vekillere de şiddet uygulanmıştır. Kolluk şiddetinin sergilemiş olduğu hukuksuzluğa karşı gözaltına alınan HDP yöneticilerine ve milletvekillerine, ÖHD şube başkanına, HDP ilçe başkanına yapılan bu saldırıyı kınadığımızı ve olayın takipçisi kalacağımızı kamuoyu ve basına bildiriyoruz” denildi.
PİRHA-Elektriğe yapılan zamlar sebebiyle sokağa çıkan Yüksekovalı yurttaşlar “VEDAŞ hırsız” sloganı atarak tepkisini dile getirdi.
Elektriğe yapılan kademeli tarife zammı ardından hem vatandaş hem de esnaf, tepki göstermeye devam ediyor. Daha önce açıklanan 150 kilovatsaatlik baraj, gelen tepkiler ardından 210 kilovatsaate çıkarılsa da Hakkarili yurttaşlar, zamlara tepki gösterdi.
Yüksekova ilçesinde sokağa çıkan yüzlerce yurttaş, Vangölü Elektrik Dağıtım şirketini protesto ederek “Hırsız VEDAŞ” sloganları eşliğinde yürüyüş yaptı.
PİRHA- 17 Ocak 1996 tarihinde Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Abdullah Canan için adalet isteyen Cumartesi Anneleri, Abdullah Canan’ı işkenceyle katledenler belli olduğuna dikkat çekerek, devleti evrensel hukuka uymaya çağırdı.
Cumartesi Anneleri ve insanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 877’incisi online yaptı. Bu hafta, 17 Ocak 1996 tarihinde Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Abdullah Canan için adalet istedi.
Abdullah Canan’ın oğlu Tayyup Canan, köylerini yakan dönemin Yüksekova Tabur komutanı Mehmet Emin Yurdakul hakkında savcılığa yaptığı başvuru sonrası gözaltına alındığını ve sonrası 45 gün boyunca ağır işkencelere maruz kaldığını belirterek, “Karakola yakın bir yerde babamızın cenazesini bulduk. Bundan dolayı zaman aşımı uygulamasına son verilsin, adalet sağlansın diyoruz” dedi.
Zorla kaybetme devlet gücünün en hesap vermez uygulamalarından biri olduğuna dikkat çeken Canan, “Suçu inkar eden bu uygulama aynı zamanda suçun cezasız kalmasını da amaçlar. Kayıpların akıbetinin açıklanması, faillerin yargılanması sisten tarafından engellenir, babam Abdullah Canan davasında olduğu gibi. Ciddi bir araştırma, etkin bir soruşturma yapmayan savcılar, ‘soruşturmaları zamanaşımına uğramıştır’ diyerek, evrensel hukuka aykırı bir şekilde kapatmak istiyorlar” diye konuştu.
Devletin ‘zamanınız doldu, kaybettiklerinizi unutun’ demek istediğine işaret eden Canan, “Kayıplarımızı unutmayacağız, adalet ve hakikat peşinde koşacağız. Devleti yönetenlere sesleniyoruz; insanlığa karşı suçluları cezalandırmak, devletin evrensel hukuka karşı evrensel bir yükümlülüğüdür. Yükümlülüğünüzü yerine getirin” diye belirtti.
Basın açıklamasını ise İHD Hakkari Şube üyesi Sibel Çapraz okudu.
Sibel Çapraz, 877 haftadır haykırdıklarını ifade ederek, “İktidarlar adaleti ve hukuku yargı yoluyla aşındırıyorlar. Yargı sistemi rejimin hak ve özgürlüklere karşı eylemlerine meşruluk sağlama işlevi görüyor. Bu yüzden kaybedilen insanlarımıza ulaşamadığımız gibi onları kaybedenlerden hesap sormamızda mümkün olmuyor” ifadelerine yer verdi.
877’inci haftada Abdullah Canan’ın dosyasını kamuoyuyla paylaşacaklarını ifade eden Sibel Çapraz, şunları aktardı:
“43 yaşında Yüksekova’da yaşayan bir iş insanıydı. O yıllarda kendi ailesini de hedef alan ağır hak ihlalleri yaşanıyordu. 7 akrabasıyla birlikte Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında suç duyurusunda bulundu. Bundan dolayı tanıklar önünde Mehmet Emin Yurdakul tarafından tehdit edildi.
Bu olaydan bir süre sonra 17 Ocak 1996 sabahı Hakkari’ye gitmek üzere evinden ayrıldı. Tanık beyanlarına göre Van karayolunda otomobili askerler tarafından durdurularak gözaltına alındı. Askeri bir araçla Yüksekova Dağ Komando Taburuna götürüldü. Ailesi yerel ve ulusal tüm makamlara başvurarak, Canan’ın bulunmasını istedi. Ancak Canan’ın gözaltına alındığı inkar edildi.
21 Şubat 1996 günü Abdullah Canan’ın ağır işkence görmüş cansız bedeni köylüler tarafından bulundu. Canan yakın mesafeden atılan 7 kurşunla öldürülmüş, elleri, ayakları, gözleri bağlı olarak Esendere karayolundaki bir menfeze bırakılmıştı.
Canan ailesi Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Canan’ın öldürülmesinden sorumlu oldukları gerekçesiyle Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında suç duyurusunda bulundu. İtirafçı Kahraman Bilgiç’in savcılığa verdiği ifadede Abdullah Canan’ın tabur komutanlığında işkence gördüğünü ve Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’un talimatıyla öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayrıca Albay Kamber Oğur da savcılığa başvurarak Abdullah Canan’ın tabur komutanlığındaki revirde yaralı olarak gördüğünü söyledi. Abdullah Canan’ın tabur komutanlığında işkenceyle ‘Yüksekova Çetesi’ tarafından öldürüldüğü Susurluk Komisyonu raporunda yer aldı.
Gerçek bu kadar ortadayken Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ailenin ve tanıkların ifadeleri yeterince inandırıcı bulunmadı. 12 Kasım 1999 tarihinde sanıklar hakkında beraat kararı verildi. 2 Nisan 2001tarihinde Yargıtay beraat kararını onayladı. Canan ailesi 1 Aralık 1997 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Dışişleri tarafından verilen savunmada sanıkların yargılanarak beraat ettiklerini, bu nedenle de Türk makamlarının sorumlu tutulamayacağını söyledi. AİHM ise aralarında askerlerinde olduğu sanıkların suçunun tanık beyanlarıyla sabit olduğuna oybirliğiyle mahkûmiyet kararı verdi.
Abdullah Canan’ın gözaltında kaybedilişinin 26’ıncı yılında bir kez daha söylüyoruz; Abdullah Canan’ı işkenceyle katledenler bellidir, savcılık ifadelerinde, mahkeme tutanaklarında, TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu raporunda, Yargıtay Başsavcısının itiraz yazısında, AİHM kararında isimleri yazılıdır.
Kaç yıl geçerse geçsin, Abdullah Canan ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan 178 haftadır yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz.
PİRHA-Hakkari Şemdinli’deki Umut Kitabevi’nin 9 Kasım 2005 tarihinde bombalanmasının üzerinden 16 sene geçti. Olay ve sonrasında yaşanan protestolarda toplamda 5 kişi öldürüldü. Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, sanık astsubaylar için “Tanıyorum, iyi çocuklar” dedi. Yeniden yargılanan sanıklar için savcılık ‘delil yetersizliğinden’ beraat istedi.
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde, Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitabevi’ne yönelik 9 Kasım 2005’te yapılan bombalı saldırının üzerinden 16 yıl geçti. Bombalı saldırıda 1, olaydan sonra yaşanan protestolarda 4 olmak üzere toplamda 5 kişi hayatını kaybetti.
Saldırının ardından kaçarken, halk tarafından yakalanan 3 şahsın astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş olduğu anlaşıldı. Otomobillerinde ise Seferi Yılmaz’ın evi ve Umut Kitabevi’ne ait krokiler ile silah ve çeşitli belgeler bulundu. Belgeler arasında 105 kişinin adının yazılı olduğu üç liste, haritalar, kimlik kartları, izin kağıtları olan 300 sayfalık dört klasörün yer aldığı görüldü. ‘Sakıncalı’, ‘mili’ ve ‘devlet yanlıları’ başlıklarıyla adlandırılan listelerin yanı sıra Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) 18 delege aday adayının fotoğraflarının bulunduğu bir başka belge de ortaya çıktı.
Saldırı faillerinin serbest bırakıldığı söylentisinin ardından yaşanan protesto eylemlerinde de 4 kişi yaşamını yitirdi. Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, bombayı atan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz için “Tanıyorum, iyi çocuklar” dedi.
DAVA SÜRECİNDE NELER OLDU?
Saldırıya ilişkin Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. 19 Haziran 2006 tarihinde sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş hakkında “insan öldürmek, örgüt kurmak ve insan öldürmeye teşebbüs” suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası verildi. Sanık avukatlarının itirazı üzerine temyiz incelemesini 16 Mayıs 2007’de tamamlayan Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, 3 sanık hakkında verilen kararı, usul ve görev yönünden bozdu. Yeniden görülmeye başlanan davanın 14 Eylül 2007’deki duruşmasında, mahkeme heyeti “görevsizlik” kararı vererek, dosyayı Van Askeri Mahkemesi’ne gönderdi.
Mahkemesi 14 Aralık 2007 tarihindeki ilk duruşmada sanıkların tahliyesine karar verdi. Askeri mahkeme, 22 Ocak 2010 tarihinde dava dosyasını Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderme kararı aldı. Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyanın gönderildiği Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasa’nın bazı maddelerinde yapılan değişikliği göz önünde bulundurarak, 2 Mayıs 2011 tarihinde Şemdinli Davası dosyasını yeniden Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.
Dava dosyasının gönderilmesiyle sanıklar 9 Haziran 2011’de yeniden tutuklandı. 10 Ocak 2012’de görülen duruşmada, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş’e “İnsan öldürmek”, “Örgüt kurmak” ve “İnsan öldürmeye teşebbüs etmek” suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası verildi.
Darbe girişimi sonrası mahkum edilen sanıkların avukatları, dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın davaya dönük itiraflarının ardından, yargılamanın yenilenmesi amacıyla Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurmuştu. 11 Ekim 2017’de yeniden yargılama talebini kabul eden mahkeme, sanıkların tahliyesine karar vermişti. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada ise, mahkeme önce tutuklu bulunan 3 sanığa “örgüt kurmak” suçundan beraat, ardından ise 3 sanığın “İnsan öldürmek ve yaralamak” suçundan dosyanın tekrar görülmesine karar vererek, üç sanığı da tahliye etti.
Sanıkların yeniden yargılandığı davanın 14’üncü duruşması ise geçtiğimiz günlerde Van 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcı 3 sanık için “delil yetersizliğinden” beraat istedi.
SAVCILIK, ‘DELİL YETERSİZLİĞİNDEN’ BERAAT İSTEDİ
Yeniden görülen davanın duruşmasına katılan Seferi Yılmaz, sanıkların suç üstü yakalandıklarını ifade ederken; cezalandırılmaları gerektiğini belirtti. Dava avukatlarından Van Barosu Başkan Yardımcısı Hamza Çiftçi ise “Sanıkların bu suçu işledikleri sabittir. Sanıklar yönünde tutuklama kararı çıkarılmasını talep ediyoruz. Bu kişilerin tahliyesini gerektirecek hiçbir şey yoktur. Dosya sürüncemede bırakılıyor. Şuan bu şahıslar rahat bir şekilde gezebilmesi toplum vicdanı tarafından kabul edilemez” dedi.
Daha sonra duruşmayı izleyen gazeteciler savcılık tarafından duruşmadan çıkarılmak istendi. Duruma tepki gösteren avukatlar bu kararın savcının değil mahkeme başkanının vereceğini hatırlattı. Savcılık esas hakkında mütalaasını sunarken; 3 sanık hakkında “Delil yetersizliği” gerekçesiyle beraat edilmesini istedi.
Mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 20 Aralık’a erteledi.
PİRHA- Şemdinli’de 3 günüdür orman yangını devam ederken, yangının söndürülmesi çağrısında bulunanlara AKP’li Şemdinli Belediye Başkanı Tahir Saklı ‘yaygara yapıyorlar’ dedi. Belediye Başkanının bu sözüne demokratik kitle örgütleri tepki gösterdi.
Hakkari’nin Şemdinli ilçesindeki Nêrkole köyü Goman tepesinde 3 gün önce başlayan orman yangını sürüyor.
Şemdinli’nin Derecik istikametindeki Nêrkole köyüne kadar yayılan yangına dair sosyal medya üzerinden duyarlılık çağrıları yükseldi.
“#Şemdinliyanıyor” başlığıyla yapılan paylaşımlarda, yangına bir an önce müdahale edilmesi çağrıları yükselirken, yetkililer, arazinin engebeli ve dağlık olmasından dolayı, rüzgarın da etkisiyle birlikte belli bir alanda yayıldığını belirterek, devam eden çalışmalar sonrasında alanın büyük çoğunluğu kontrol altına alındığını iddia etti.
AKP’li Şemdinli Belediye Başkanı Tahir Saklı, orman yangınının söndürülmesini isteyenleri ‘yaygaracı’ olarak itham etti.
Belediye Başkanı Tahir Saklı’nın “yaygara” açıklamasına ise, İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Temsilciliği, Hakkari Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ESOB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İl Koordinasyon Kurulu (TMMOB-İKK), Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Şubeler Platformu, Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ortak yazılı açıklama yaparak tepki gösterdi.
Yapılan açıklamada, “Şemdinli Belediyesi yöneticilerine, vatandaşlık sorumluluğuyla kamuoyu yaratmaya çalışan yurttaşlara yönelik ‘yaygara kopartma’ ithamlarında bulunmak yerine, yayılan yangılara ivedilikle ve ciddiyetle yaklaşmaları gerektiğine ilişkin sorumluluklarını hatırlatıyoruz. Bu yangınlarda hayatını kaybeden her bir canlının acısını yüreğimizde hissediyoruz” ifadelerine yer verildi.
PİRHA – Hakkari’de tutuklanan 76 yaşındaki İsmail Önal’ın birçok hastalığının bulunduğu öğrenilirken, karar sonrası baygınlık geçiren 55 yaşındaki Fatma Sevmiş’in halen hastanede tutulduğu aktarıldı.
Hakkari Merkez ve Çukurca ilçesine bağlı Cevizli (Gûzereş) köyünde 14 Ekim’de yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 18 kişiden 16’sı dün çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakıldı. 76 yaşındaki İsmail Önal ve 55 yaşındaki Fatma Sevmiş ise “örgüte yardım etmek” iddiasıyla tutuklandı. Kararın ardından baygınlık geçiren Sevmiş’in halen İl Devlet Hastanesi’nde tutulduğu, Önal’ın ise Van’a sevk edildiği öğrenildi.
BİRÇOK HASTALIĞI VAR
Tutuklanan Önal’ın oğlu Şahin Önal, babasının tansiyon ve şeker hastası olduğunu, 2018 yılında fıtık ameliyatı geçirdiği ve nefes darlığının olduğunu aktardı. Önal, babasının gizli tanık ifadeleri doğrultusunda “hukuksuz” bir şekilde tutuklandığını dile getirdi. Önal, babasının cezaevi koşullarına uyum sağlayamayacağını kaydederek, olası olumsuz bir durumda devletin bu sorumlu olacağını söyledi.
Halen hastanede tutulan Sevmiş’in bir akrabası ise, “Yalan ve iftiralar sonucu tutuklandı” dedi.
PİRHA- HDP’nin Hakkari ve Edirne’den Ankara’ya başlattığı Demokrasi Yürüyüşü için Dersim ve Şırnak’tan yola çıkan gruplar polislerce engellendi.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü”nün Hakkari koluna, Dersim’den katılmak üzere yola çıkan grup Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklama sonrasında Dersim otogarına yürümek isteyenlere izin verilmedi. Açıklamada konuşan HDP İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Anayasal demokratik meşru hakların kullanılmasını engellemek provokasyondur” dedi.
“ADALET İÇİN YÜRÜYORUZ”
Demokrasi yürüyüşünün hak, hukuk ve adalet, demokratik bir anayasa, Kürt sorununda demokratik çözüm, savaşları durdurmak, iş ve aş, kadınlar, gençler, doğa ve yaşam için yapıldığını aktaran Yeşil, “Haksız ve hukuksuz yere milletvekillikleri düşürülen Leyla Güven, Musa Farisoğulları, Enis Berberoğlu için yürüyoruz. Haksız, hukuksuz yere rehin olarak tutulan önceki dönem eş genel başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş için yürüyoruz. Mehmet Ali Bul, Edibe Şahin, Nurhayat Altun, Gültan Kışanak ve rehin tutulan tüm belediye eşbaşkanları için yürüyoruz. Hapiste tutulan bütün gazeteciler ve aydınlar için yürüyoruz. Osman Kavala için yürüyoruz. Tüm siyasi tutsaklar için yürüyoruz. Biz bu ülkenin tümüne adalet getirmek için yürüyoruz” dedi.
DERSİM’DE YÜRÜYÜŞE ENGELLEME
Açıklama sonrasından Diyarbakır’a gidecek grubu uğurlamak adına Dersim otogarına sembolik yürüyüş yapmak isteyenlere polis izin vermedi. Sık sık “Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarının atıldığı açıklamaya EMEP İl Başkanı Ergin Tekin ile EMEP il yöneticileri ve SMF temsilcileri de destek verdi.
ŞIRNAK’TA DA İZİN VERİLMEDİ
Şırnak ve ilçelerinden Diyarbakır’a doğru yola çıkan HDP’liler de “15 ve 20 Haziran tarihlerinde kentten çıkış yasak” ve “Seyahat belgesi yok” denilerek engellendi. Yerlerine kayyum atanan İdil Belediyesi eş başkanları Murat Şen ve Songül Erdem’in araçlarının önü, İdil yolu üzerindeki Pınarbaşı mevkiindeki kontrol noktasında kesildi. Eş başkanların geçişine izin verilmedi. HDP İl Örgütü yöneticileri ise kent merkezindeki kontrol noktasında durduruldu. Engelleme üzerine partililer geri döndü.
DİYARBAKIR’DA AÇIKLAMA OLACAK
Bu arada, HDP’nin “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü”nün Hakkari kolu bugün Diyarbakır’da olacak.
15 Haziran’da Hakkari’den yürüyüş başlatan HDP Eş Genel Başkan Mithat Sancar, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Canan Yüce, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran ile çok sayıda HDP’li milletvekili bugün saat 17.00’da HDP Diyarbakır il binası önünde karşılanacak ve program basın açıklaması ile devam edecek. (HABER MERKEZİ)
HDP’nin “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” sloganıyla Hakkari’den başlatacağı yürüyüş öncesi kentin birçok noktası abluka altına alındı.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), “Darbe karşı demokrasi yürüyüşü” sloganıyla Ankara’ya yapacağı yürüyüşün Hakkari kolu toplandı.
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce, ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Beycan Taşkıran, HDP’nin MYK ve PM üyeleri, milletvekilleri ve partililer sabah saatlerinde parti binasında bir araya geldi.
KENT POLİS ABLUKASINDA
Başlatılacak yürüyüş öncesi sabah saatlerinden itibaren kentin tamamı polis ablukası altına alındı. Resmi kurumların önünde özel harekat polisleri ve keskin nişancıların bekletilmesi dikkat çekti. Ayrıca kentin dört bir yanında zırhlı araçlar ve polisler konumlandırıldı.
HDP İL BİNASINA BARİKAT
Yürüyüş öncesi HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın açıklama yapacağı partinin il binası da abluka altına alındı. Binaya giden sokaklara kalkanlarla barikat kuran polis, milletvekilleri ve yurttaşların il binasına giriş çıkışlarını engelledi.
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın parti binasına gelerek, yapacağı açıklamayla yürüyüşün başlatılması bekleniyor.
Milletvekillerinin, barikatların önünde sloganlarla bekleyişi sürüyor. (MA)
Urfa, Hakkari ve Diyarbakır’da HDP’ye yönelik gerçekleştirilen ev baskınlarında beş kişi gözaltına alındı.
Urfa, Hakkari ve Diyarbakır’da HDP’ye yönelik ev baskınları yapıldı.
Urfa’nın Suruç ilçesinde sabah saatlerinde bir eve baskın düzenlendi. Baskında HDP’li Suruç Belediye Meclis üyesi Ahmet Örçin gözaltına alındı. Urfa İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Örçin’in gözaltı gerekçesi henüz belirtilmedi.
HAKKARİ’DE 1 KİŞİ GÖZALTINDA
Hakkari’de de bu sabah saatlerinde bir eve polislerce baskın düzenlendi. Ailesiyle birlikte yaşadığı eve yapılan polis baskınında 19 yaşındaki Abdullah Kaya gözaltına alındı. “Örgüte yardım ve yataklık ettiği” gerekçesiyle gözaltına alınan Kaya, İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’ne götürüldü.
“KAPIYI KIRARAK GÖĞSÜME SİLAH DAYADILAR”
Baskın anına ilişkin Mezopotamya Ajansı’na konuşan Kaya’nın babası Şükrü Kaya, “Sabah namazından sonra birden bir gürültü ile irkildim. Polis olduğunu anladım ve kapıyı kırmamaları için hemen kapıyı açacağımı belirtmeme rağmen durmadılar ve kapıyı kırarak göğsüme silah dayadılar” dedi.
DİYARBAKIR’DA 3 KİŞİ GÖZALTINDA
Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesindeki bazı evlere de dün gece saatlerinde polis tarafından baskın düzenlendi. Yapılan baskınlarda HDP Kayapınar İlçe Örgütü Eşbaşkanı Kadri Akkaya’nın da aralarında bulunduğu üç kişi gözaltına alındı. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen üç kişi, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. (HABER MERKEZİ)
PİRHA –HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven hakkında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı’nın görevden alınması ardından bir eylemdeki konuşması nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gönderilmek üzere fezleke hazırlandı.
HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Mızraklı’nın yerine kayyım atanması üzerine 11 Eylül’de düzenlenen eyleme katılarak konuşmasında, Mızraklı’nın görevden alınmasına tepki göstermişti.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Güven hakkında yaptığı konuşmadaki sözleri nedeniyle soruşturma başlattı. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan fezlekenin kısa zamanda TBMM’ye gönderilmesi bekleniyor.
Leyla Güven, konuşmasında, süren çatışmaların sebebinin HDP olmadığını, Kürt sorununu çözümsüz bırakan zihniyet olduğunu söylemişti.
Hakkari Derecik’te askerler tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Vedat Ekinci’nin ölümüne ilişkin hazırlanan dosyaya gizlilik kararı ve basın yasağı getirildi. Ekinci’nin ölümüne neden olan mermi çekirdeğinin ise kaybolduğu iddia edildi.
Hakkari’nin Derecik ilçesine bağlı Çemekurk köyünde köylülerin üzerine askerler tarafından açılan ateş sonucu 14 yaşındaki Vedat Ekinci’nin yaşamını yitirmesine ilişkin hazırlanan dosyaya gizlilik kararı getirildiği öğrenildi.
“SAVCILIK DOSYAYA GİZLİLİK KARARI VE ASIN YASAĞI GETİRDİ”
Dosyayı Özgürlük için Hukukçular Derneği adına takip eden avukat Ramazan Kurt, “Savcılık dosyaya gizlilik kararı ve de basın yasağı getirdi. Şu an ön otopsi raporuna ve dosyanın detaylarına dair bilgi edinemiyoruz” dedi.
bianet’ten Ruken Tuncel’e konuşan avukat Kurt, olay yeri incelemesinin yapılmadığını ve savcılığın şüpheli askerlerin ifadesine henüz başvurmadığını da belirtti.
“Güvenlik gerekçesi bahane edilerek olay yeri incelemesi yapılmıyor. Olayın failleri olan askerlerin sorgusu yine askeri kurum tarafından yapılıyor. Bu hukuka aykırı bir durum, şayet bir olayda eğer fail polisse sorgusu polisler tarafından yapılamaz, askerse asker tarafından yapılamaz.
Ayrıca savcılıktan, olayın aydınlanmasını sağlayacak en önemli delil olan mermi çekirdeğinin kayıp olduğunu öğrendik. Savcılık dosyaya gizlilik kararı ve de basın yasağı getirdi. Şu an ön otopsi raporuna ve dosyanın detaylarına dair bilgi edinemiyoruz. Savcılık şüpheli askerlerin ve görgü tanığı yakınlarının ifadesini henüz almadı. İfadelerin Pazartesi günü alınacağı belirtildi.”
“VALİLİK AÇIKLAMASI GERÇEĞİYANSITMIYOR”
Avukat Kurt, Hakkari Valiliği’nin dün yaptığı açıklamaya da değinerek, “Valilik, uyarı ateşi yapıldığını iddia ediyor fakat uyarı ateşinin doksan derecelik açı ile havaya yapılacağı düşünüldüğünde kurşunun sekerek bir kişinin ölümüne ve bir kişinin de yaralanmasına sebebiyet vermesi gerçeği yansıtmıyor” dedi.
VALİ’DEN AİLEYE: TABİ BİRAZ DA COĞRAFİ KADER
Öte yandan Hakkari Valisi İdris Akbıyık, Ekinci ailesine taziye ziyaretinde bulunurken, baba İslam Ekinci’ye başsağlığı diledi.
DHA’nın haberine göre taziyede “Tabi biraz da coğrafi kader” şeklinde ifadeler kullanan Akbıyık, şunları söyledi:
“Acınızı paylaşıyoruz. Allah rahmet eylesin. Başınız sağ olsun. Tabi biraz da coğrafi kader. Tabi bu coğrafyada maalesef bu tür üzücü olaylar da yaşanıyor. Derecik’te Gerdi aşireti mensupları, en çok sevdiğimiz ve güvendiğimiz insanlarsınız. Derecik ilçemizin, valiliğimiz ve devletimizin tüm kamu kurum, kuruluşları nezdinde özel bir yeri var. Bu birlik ve beraberlik bundan sonra da devam edecek. İnşallah bundan sonra bu tür üzücü olaylar olmaz. Sınır kapısının açılması için özel bir çabamız var. Sayın İçişleri Bakanı’mızın da sizlere başsağlığı dilekleri var. Sizler bu bölgede en çok askerimize, jandarmamıza yardımcı olan insanlarsınız. İnşallah hep beraber buradaki birtakım olumsuzlukların üzerinden geleceğiz.”