Etiket: halk

  • HDK: Faşizme karşı barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesini yükseltelim

    HDK: Faşizme karşı barış, demokrasi ve özgürlük mücadelesini yükseltelim

    PİRHA- Yenilenen İBB Başkanlığı seçimlerine ilişkin açıklama yapan HDK, “31 Mart ve 23 Haziran’da yapılan, başkanlık sisteminin referandumudur ve bu referandum sonucunda halklar faşizme karşı demokrasi talebini ortaya koymuştur” dedi. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 23 Haziran’da yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı seçimlerine ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Açıklamada, AKP-MHP bloğunun 31 Mart seçimlerini YSK darbesiyle yenilediği belirtilen açıklamada, “En başından seçimleri bir “beka sorunu” ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin oylanması” olarak tanımladıkları için: İstanbul’u yeniden kazanırlarsa, rejimin meşruiyetinin sorgulanmasının önünü alacaklarını umdular. Ancak, umduklarının  tersine  bir sonuç  ortaya çıktı ve AKP-MHP blokunun iktidarı sorgulanmaya başlandı” denildi.

    “HALK TEK ADAM REJİMİNE ‘DUR’ DEDİ”

    HDK, yayınladığı yazılı açıklama şunlar belirtildi;

    “23 Haziran’da İstanbul halkının iradesi karşısında kaybettikleri, sadece  Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve İstanbul’u yağmalama, kendi yandaşlarına kaynak aktarma imkanları değildir. Halkın büyük bir oy farkıyla sandıkta dur dediği şey, tek adam rejimidir; “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”  adını verdikleri faşist baskı rejimidir. 31 Mart ve 23 Haziran’da  yapılan, başkanlık sisteminin referandumudur ve bu referandum sonucunda halklar faşizme karşı demokrasi talebini ortaya koymuştur.

    31 Mart  ve 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı  seçimi  sonuçları AKP-MHP blokunun birkaçı hariç bütün büyükşehir belediyelerini  kaybetmesiyle sonuçlanmıştır.  Bu kaybedişin, sadece yerel yönetimlerin kaybı olmadığı, AKP-MHP blokunun ve Tayyip Erdoğan’ın toplumsal meşruiyetini kaybetmesi olduğu açıktır.  Dolayısıyla iktidarın ve Tayyip Erdoğan’ın hemen yapması gereken şey istifa etmek ve halklarımızın yakasından düşmektir.

    Halklarımız, savaş politikalarına, devlet terörüne, ekonomik krize, işsizliğe, ifade özgürlüğü üzerindeki ölçüsüz baskılara karşı; özgürlükten, demokrasiden yana iradesini hiçbir tereddüde meydan vermeyecek biçimde ortaya koymuş ve iktidarın meşruiyet zeminini ortadan kaldırmıştır.

    Halklarımız, attıkları bu kıymetli adımı, demokrasi ve özgürlüklerin alanını genişletmek, barışın yolunu açmak yönünde atacağı yeni ve güçlü adımlarla tamamlayacak ve geliştirecektir. Atacağımız her adım, meşruiyetini kaybettiği halde bir şey olmamış gibi davranma niyetinde olduğunu ortaya koyan iktidarın gidişini hızlandırmaya hizmet etmelidir. Bugün, bizlere ve tüm toplumsal muhalefet güçlerine düşen görev, AKP-MHP blokunun yıkılışını hızlandıracak adımları atmaktır.

    “HİÇBİR HUKUKİ TEMELİ OLMAYAN DAVALAR DERHAL DÜŞÜRÜLMELİ”

    Halkların bu tepkisi ve öfkesi, faşizmin zulmünden kurtulma heyecanı ve arayışı heba edilmemelidir. Halklar tek adam rejimini istemediğini ortaya koymuştur. Bunun alternatifi, demokratik cumhuriyete giden adımların inşası mücadelesidir. HDK, önümüzdeki dönemin acil ve güncel görevini, faşist blokun gidişini hızlandıracak pratik, politik tutumun hayata geçirilmesi olarak tespit etmektedir. Kendi güncel faaliyetini de bu yaklaşıma uygun olarak planlayacaktır.

    Seçimlerde halkın beklentisi kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Bu beklenti, son Gezi davası ile bir kez daha güncel hale gelmiştir.  Gezi davası ve benzeri, hiçbir hukuki temeli olmayan olağanüstü davalar derhal düşürülmeli, Barış Akademisyenleri, Soma’da iş cinayetine kurban giden 301 madencinin avukatları, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel  başta olmak üzere, tutsak olan HDP yöneticileri ve üyeleri; CHP Milletvekili Eren Erdem, Osman Kavala ve diğer siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır.

    Artık rejimin olağan işleyişine dönüşen OHAL uygulamaları bütünüyle sona ermeli ve sonuçları ortadan kaldırılmalıdır. KHK’ların tamamının, “yarattıkları bütün hukuki sonuçlarla birlikte” yürürlükleri sona ermelidir. İşten atılan, pasaportları dahi verilmeyen, çeşitli dışlama yöntemlerine maruz kalan KHK’lıların tüm hakları iade edilmelidir.

    “BARIŞIN ANAHTARI İMRALI’DA”

    8 yıllık mutlak tecritten sonra, Leyla Güven ve açlık grevcilerinin ve “Beyaz tülbentli annelerin” eşsiz fedakârlıklarının katkısıyla İmralı’da 2 Mayıs’ta gerçekleşen ilk avukat görüşü bir kapıyı araladı.  Bu aralıktan ilk görünen, halklarımızın Abdullah Öcalan’ın görüşlerinin her türlü dolayımdan ve aracıdan bağımsız olarak kendilerine ulaşmasına ne kadar ihtiyaç duyduğu oldu. Bu yolun açılması, devlette ve siyasi yelpazenin tamamında, bir çözüm aklının gelişmesini hızlandıracaktır. Barışın anahtarının İmralı’da olduğu gerçeği  gözlerden saklanamaz.

    Şimdi sıra yerel seçimlerde toplumsal muhalefetin tüm eksikliklerine rağmen ortaya koyduğu birarada durabilme iradesini,  cumhuriyetin  demokratikleştirilmesi  için geliştirme ve güçlendirme hedefi için gösterebilmektir. Demokrasi ittifakının öznesinin ortaya çıkarılması ve sürecin bu doğrultuda derinleştirilmesi, ittifakın Gezi ile başlayan ve Gezi ruhuyla devam eden özünün gereğidir.

    “ÜZERİMİZE DÜŞEN SORUMLULUĞU YAPACAĞIZ”

    Halklarımızın 31 Mart ve 23 Haziran’da ortaya koyduğu net irade,  tek adam rejiminin meşruiyetini sona erdirmek yönündedir. Ancak bu iradenin muhtevası, parlamenter rejim olarak takdim edilen ama her türlü baskı, şiddet, siyasi gericilik ve savaş kışkırtıcılığı unsurunu barındıran eski rejime dönmek yönünde değil;  barış, adalet, demokrasi ve özgürlükler temelinde özgür bir ülke ve demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte kurma yönündedir.

    Şimdi, yeni sürecin acil ve güncel görevi, başlanılan işin yarım bırakılmaması, AKP-MHP bloğunun yıkılışını hızlandıracak adımların atılmasına hız verilmesi, bunun iradesinin ortaya konulmasıdır. Bu görev ve sorumluluk tüm toplumsal muhalefet güçlerinindir. HDK, yeni dönemde mücadelenin yükseltilmesini sağlayacak girişimlerde bulunacak ve üzerine düşen görevi  yerine getirme sorumluluğu içinde olacaktır.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • El Beşir cezaevinde; halk demokrasi nöbetinde

    El Beşir cezaevinde; halk demokrasi nöbetinde

    Sudan’da aylar süren protestoların ardından ordu tarafından görevden alınan eski Devlet Başkanı Ömer El Beşir cezaevinde. Öte yandan, halkın eski rejim kalıntılarına ve darbeye karşı eylemleri sürüyor.

    Sudan’da aylar süren ve 30 yıllık diktatörlüğünün devrilmesi talebiyle kitleselleşen halk protestolarının ardından darbe ile görevden alınan Ömer el Beşir başkent Hartum’daki yüksek güvenlikli Kobar Cezaevi’ne nakledildi.

    Ülkede 19 Aralık’tan bu yana devam eden gösterilerin ardından 11 Nisan’da ordu tarafından görevden alınan el Beşir o tarihten bu yana ev hapsinde tutuluyordu. Kobar Cezaevi, Sudanlı muhaliflerin el Beşir yönetimi tarafından gözaltında tutulduğu ve birçoğunun da idam edildiği yer olarak biliniyor.

    HALKTAN MISIR’A, BAE VE SUUDİ ARABİSTAN’A TEPKİ

    Sudanlılar başkent Hartum’daki Genelkurmay Karargâhı önünde darbe karşıtı nöbetini sürdürüyor. Devrik lider Ömer Beşir rejiminin tamamen tasfiyesi ve sivil yönetime geçiş talebiyle 12 gündür oturma eylemi yapan Sudanlılar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’dan gelen cuntaya destek açıklamalarına tepki gösterdi. Protestocular, kimsenin içişlerine karışmasını istemediklerini, kimseden yardım beklemediklerini belirterek, “Mısır, BAE ve Suudi Arabistan. Yardımınızı istemiyoruz” yazılı pankartlar taşıdı.

    HALKIN TALEPLERİNE KULAK VERİN

    Sudan’daki gösterilerde öne çıkan, Sudan Meslek Odaları (SPA) ise, ordunun sınırlı temsil edildiği, egemen ve sivil bir meclis istediklerini ve bu talepleri karşılanana dek gösterilerini sürdüreceklerini belirtti. SPA Sözcüsü Muhammed Naci el-Esam, başkent Hartum’da düzenlenen basın toplantısında, eski iktidar partisi Ulusal Kongre’nin feshi ve varlıklarına el konulması talebini yinelerken, güvenlik, kamu ve basınla ilgili yasların iptaliyle devlet ve askeri kurumların yeniden yapılandırılmasını talep etti. Askeri Geçiş Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’dan sokağın taleplerine kulak vermesini isteyen Esam, halkın talepleri karşılanana kadar ordu karargâhı ve ülke genelindeki protesto eylemlerinin süreceğini açıkladı. Esam, asıl görevi, “Özgürlük ve Değişim” programını uygulamak için geçici hükümet oluşumunu denetlemek olan, sınırlı askeri temsile sahip, sivil, medeni bir meclise ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.

    ULUSLARARASI MAHKEME TALEBİ

    Uluslararası Af Örgütü tarafından yapılan açıklamada ise, Sudan’ın devrik Başkanı El Beşir’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve istifa eden Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Dairesi Başkanı Salih Goş’un protestocuların öldürülmesindeki sorumluluğunun araştırılması istenildi. Açıklamada, “Otuz yıllık yönetimi boyunca işlenen ihlallere yönelik adaletin sağlanması için El Beşir’i zaman kaybetmeden Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim etmelidir. Sudan ordusunun Darfur’da işlediği ihlaller nedeniyle Ömer El Beşir’e Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından beş farklı insanlığa karşı suç ve iki farklı savaş suçu yöneltiliyor” denildi.

  • Arjantin’de halk zamları protesto için sokağa döküldü

    Arjantin’de halk zamları protesto için sokağa döküldü

    PİRHA- Arjantin’in başkenti Buenos Aires’de halk, doğal gaz, elektrik ve ulaşımda uygulanacak yüzde 55’e varan zamları protesto etmek için akşam saatlerinde sokağa döküldü.

    Başkentin 11 farklı noktasında toplanan halk, ellerine aldıkları tencere ve farklı sert cisimlerle gürültü çıkararak, “Cacerolazo” ve “Ruidazo” adı verilen gösteri düzenledi.

    Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri ve politikalarını protesto ederek slogan atan göstericiler, ellerinde hükümet ve zam karşıtı dövizler taşıdı.

    “DEVLET YARDIMLARI KESİLMİŞ DURUMDA”

    Göstericiler, “Burada kamu hizmetlerine yapılan zamları protesto ediyoruz. Hizmetlerin bir kısmını devlet karşılıyordu, bu şekilde ülkenin zenginliği eşit dağıtılıyordu. Artık bu hizmetleri özel şirketler sağlıyor ve devlet yardımları da kesilmiş durumda.” açıklamasını yaptı.

    Devlet Başkanı Macri hükümetinin önceden verdiği sözleri yerine getirmediğini belirten göstericiler, az kazanan kişilerin daha düşük vergilendirmeye tabi tutulmasını talep etti.

    Twitter’da açılan #RuidazoNacional tagı ülke gündeminde birinci sırada yer aldı.

    Akşam saatlerinde başlayan protestolar nedeniyle şehirde bazı caddelerin trafiğe kapanmasıyla ulaşımda aksaklıklar yaşandı.

    Güney Amerika ülkesi Arjantin’de geçen Aralık ayında, 13 milyondan fazla kişinin yaşadığı Buenos Aires’te 2019 için elektrik kullanımına kademeli olarak yüzde 55, toplu ulaşıma yüzde 40 ve ulusal çapta doğal gaza yüzde 35 zam yapılacağı açıklanmıştı. (HABER MERKEZİ)

  • Bostanlı pazarındaki halktan iktidara çağrı: Ya toparlansın ya halk toparlamasını bilir-VİDEO

    Bostanlı pazarındaki halktan iktidara çağrı: Ya toparlansın ya halk toparlamasını bilir-VİDEO

    PİRHA – İzmir’de bulunan Bostanlı Pazarı’nda halka ekonomik krizi sorduk. Pazarda fiyat etiketleri alım gücünün üstünde görünüyor. Halkın eskiden aldığı üç kiloluk meyve sebze yerini bir kiloya bıraktı. Halk ise iktidara kızgın, “Ya toparlansın ya da bu halk onları toparlamasını bilir. Sabrımız taştı” diyor. 

    İzmir’de her hafta Çarşamba günü Bostanlı diğer adıyla Sosyete Pazarı kuruluyor. İzmir’de yaşayanların yoğun olarak gittiği pazarda özelikle tekstil ürünleri talep görüyor. Diğer taraftan tezgahlarda bulunan sebze ve meyvelerin etiket fiyatları ise cep yakıyor.  Türkiye’de günden güne artan yaşam pahalılığı tezgahlarda kendini fazlasıyla hissettiriyor. Yurttaşlar ise eskiden aldığı üç beş kilo sebze ve meyveyi artık birer kilo almak zorunda kalıyor, kimi ise bunu bile alamayacak durumda. Asgari ücretin düşük olması, artan elektrik, su, doğal gaz fiyatları halkın alım gücünü günden güne düşürüyor.

    PİRHA olarak Bostanlı Pazarı’nda halka ekonomik krizin onlara nasıl yansıdığını sorduk. Fiyatlardan tezgahtaki ürünleri almaya çalışanlar kadar üreticiler de şikayetçi. Üretici, artan ilaç, gübre ve mazot parasından şikayetçi iken yurttaşlar da etiket fiyatlarından şikayetçi.

    “SOĞANLAR DEPODAN STOKTAN DEĞİL”

    İlk olarak uzun yıllardır soğan tezgahı kuran Zafer Çaldar‘a mikrofonu uzattık. Soğanın depodan mı yoksa stoktan mı olduğunu sorduk. Çaldar, soğanın depodan olduğunu söyleyerek, “Stok diye bir şey yok depolama var. Her yıl bu soğanlar depoya konur kışın da beş ay satılır” dedi.

    Artan soğan fiyatlarına ise bu yıl soğanda hastalığın olduğunu belirten Çaldar, “Soğanda bu yıl hastalık var. Yarı yarıya çöpe attık. Yazın da böyle oldu ama çare bulamadılar” diye konuştu.

    İnsanların alım gücünün azaldığını belirten Çaldar, insanların soğan almak istediğini ancak pahalı olduğu için yarım kilo anca alabildiğini kaydetti.

    İktidara seslenen Zafer Çaldar, tarımda üretimin arması gerektiğini vurguladı.

    “OY VERİRKEN DAHA DİKKATLİ OLUN”

    Soğan alırken mikrofonumuza konuşan bir kadın yurttaş, Türkiye’de ekonomik krizin olduğunu söyledi. Ekonomik gelirinin yüksek olduğunu ancak bir çok şeyi düşüne düşüne aldığını belirterek, “Asgari ücretin 1600 TL olduğu bir ülkede soğanın beş lira olması gerçekten çok” dedi.

    Kadın, yaşanan krizden dolayı insanların oy verirken daha dikkatli olmaları gerektiği konusunda da uyarıda bulundu.

    “CUMHURBAŞKANINA GÖRE TABİ Kİ KRİZ YOKTUR”

    Manisa Turgutlu’dan gelen brokoli ve erik üreticisi olan Selahattin Özakın 20 yıldır bu işi yapıyor. Piyasanın bozuk olduğunu, halkın domatesin fiyatının pahalı olduğunu söylediğini belirterek şunları kaydetti:

    “Domates bu sene pahalı dediler. Ama pahalı değil. Tuta hastalığı olduğundan dolayı ekim aynı ama hastalıktan dolayı üç el topladık bitti. Ben üç bin kök domates diktim 1500 sepet toplamam lazımken ben 60 sepet topladım.”

    Türkiye’de ekonomik krizin olduğunu belirten Özakın, Erdoğan’ın ülkede ekonomik kriz yoktur sözlerine de tepki göstererek, “Cumhurbaşkanına göre tabi ki kriz yoktur. Aldığı maaşa ve yediği içtiğine göre yoktur. Ama bende var. 60 TL’ye aldığım gübreyi 115 liraya alıyorum. Gerçekten kriz var mı yok mu? Benim maaşıma mı zam gelmiş benim ürünüme mi zam gelmiş. Hiçbir şeyime zam gelmemiş. Tabi ki Cumhurbaşkanına göre kriz yoktur” dedi.

    İnsanların alım gücünün düştüğünün altını çizen Özakın, Cumhurbaşkanına seslenerek, “Sokağa çıksın görsün krizin olup olmadığını” dedi. Üretimin artırılması gerektiğini vurgulayan Selahattin Özakın, “Biran önce çekip gitsinler. Bunlardan adam olmaz” dedi.

    Emin Solgun ise halkın alım gücünün düştüğünü, insanların üç kilo alacağına bir kilo aldığını söyledi. Solgun, sebze ve meyve fiyatlarının artmasının nedeninin mazot, gübre ve ilaçlara gelen zamlardan kaynaklandığını belirtti.

    “DOMATESİN 6 LİRA OLDUĞUNU HİÇ GÖRMEDİM”

    48 senedir Bostan’lı da oturan Sevim Gökan, hayatında domatesin 6 lira olduğunu hiç görmediğini söyledi. Gökan, “Eskiden soğan, patatesi dört kilo alırken iki kiloyu zor alıyoruz” dedi.

    İktidara seslenen Gökan, “Bize idare edin diyorlar ya yalnız bizden olmasın, başımızdakiler biraz idarelerini bilsinler ondan sonra bize düşeni halk olarak yaparız” diye konuştu.

    Figen Tefik de her hafta Bostanlı Pazarı’na gelenlerden. O da fiyatlardan şikayetçi 100-150 lira ile pazara geldiğini belirten Tefik, iktidarın zamların farkında olmadığını ama pazara gelenlerin farkında olduğunu kaydetti. Her şeyden artık bir kilo aldığını belirten Tefik, “Üç kilo devri kapandı. Herşey çok pahalı olduğu için birer kilo alıyoruz” dedi.

    Pazarda belirli yerlerden alış veriş yaptıklarını kaydeden Figen Tefik, “Köyden gelen kadınlar var onlardan alıyoruz çünkü onlar halden almıyor ve fiyatları biraz daha uygun oluyor” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE ÜRETİMİN YAPILMASI LAZIM”

    Şükran Açıkgöz de üretimin yapılmadığından şikayetçi. Biberi beş liradan aldığını söyleyen Açıkgöz, “Üretmemiz lazım. Oradan al buradan al tüket. Bizim toprağımız ne olacak. Bomboş toprağımız var. Her yere inşaat yapılıyor. Güzel ovalarımız var. Oralarda üretimin yapılması lazım” dedi.

    İktidara çağrıda bulunan Şükran Açıkgöz, tarım ve hayvancılık yapanlara yardım yapılmasını istedi. Açıkgöz, “Bir silkelenin, halkınızı görün. Bir pazara çıkın. Biran önce kendini toparlasın ya da bu millet toparlayacak. Valla sabrımız taştı” dedi.

    Öte yandan 31 Mart’da yapılacak yerel seçimlere de değinen Açıkgöz, AKP’nin İzmir’de şansının olmadığının altını çizdi.

    “İNTERNET SEKTÖRÜ KÜÇÜK ESNAFI VURDU”

    Son olarak ayakkabı ve giyim satışı yapan Ahmet Çelebi ise ürünlerin pahalı olduğunu söyledi. Piyasadaki indirimlerin işlerini etkilendiğinden dert yanan Çelebi, “Hele kara cuma ve internet sektörü de küçük esnafı çok vurmuş durumda” dedi.

    Pazar yapanlar ellerine aldıkları üç beş poşetle haftayı bitirme çabası içinde. Üretici, döviz ve altındaki düşüşün faizlere ve mazot, gübre ve ilaç fiyatlarına yansımasını bekliyor.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

  • Fatura halka kesildi: ABD ürünlerine yüzde 100 ek vergi

    Fatura halka kesildi: ABD ürünlerine yüzde 100 ek vergi

    ABD menşeli bazı ürünlere uygulanan ek mali yükümlülük yüzde 100 oranında artırıldı.

    ABD’nin yaptırımlarına karşı dün iPhone’yi boykot etme çağrısı yapan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yayımladığı kararla ABD menşeli alkolü içecekler dahil tüketimi yaygın olmayan bazı ürünlerde ek vergiler getirdi. ABD ürünlerin ithalatında ek mali yükümlülük getiren değişiklik Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandı.

    ALKOLLÜ İÇECEKLERE YÜZDE 140 VERGİ

    iPhone’nin içinde olmadığı paketinin içinde ek vergi uygulanacak ürünler ve oranları şöyle:

    Diğer sert kabuklu meyveler (taze veya kurutulmuş, kabuğu çıkarılmış veya soyulmuş olsun olmasın) yüzde 20, pirinç yüzde 50, diğerleri yüzde 20, alkol derecesi hacim itibarıyla yüzde 80’den az olan tağyir (denatüre) edilmemiş etil alkol;

    TÜTÜN YÜZDE 60

    Damıtım yoluyla elde edilen alkollü içkiler, likörler ve diğer alkollü içecekler yüzde 140, yaprak tütün ve tütün döküntüleri yüzde 60, taş kömürü; taş kömüründen elde edilen briketler, topak ve benzeri katı yakıtlar yüzde 13,7, taş kömürü, linyit ve turbadan elde edilen kok ve semikok (aglomere edilmiş olsun olmasın); karni kömürü yüzde 10, kalsine edilmemiş yüzde 4,güzellik veya makyaj müstahzarları ve cilt bakımı için müstahzarlar (ilaçlar hariç, güneş kremleri veya güneşlenme müstahzarları dahil); manikür ve pedikür müstahzarları yüzde 60, poli (vinil klorür, diğer herhangi bir maddeyle karıştırılmamış, PVC) yüzde 50, poliamid -6, -11, -12, -6,6, -6,9, -6,10 veya -6,12 yüzde 10, plastikten diğer eşya ve 39.01 ila 39.14 pozisyonlarında belirtilen diğer maddelerden eşya yüzde 60, yakmaya mahsus ağaçlar (kütük, odun, çalı-çırpı demetleri halinde veya benzeri şekillerde); ince dilimler veya yongalar halinde ağaç; testere talaşı ve odun, döküntü ve artıkları (kütük, briket, topak veya benzeri şekillerde aglomere edilmiş olsun olmasın) yüzde 10,sıvanmamış kağıt ve karton (yazma, basma ve diğer grafik işlerinde kullanılan türden) ve her boyutta perfore edilmemiş delikli kart ve delikli şerit kağıt(rulo veya dikdörtgen -kare dahil- tabaka halinde), (48.01 ve 48.03pozisyonundaki kağıt hariç); el yapısı kağıt ve karton yüzde 20, birincil elyaf (kraft) kağıt ve kartonları (kuşe edilmemiş, sıvanmamış, rulo veya tabaka halinde, 48.02 ve 48.03 pozisyonundakiler hariç) yüzde 20, kağıt, karton, selüloz vatka ve selüloz liften tabakalar (sıvanmış, emdirilmiş, kaplanmış, yüzeyleri boyanmış, yüzeyleri dekore edilmiş veya baskı yapılmış, her boyutta rulo veya dikdörtgen -kare dahil- tabaka halinde, 48.03, 48.09, 48.10 pozisyonundakiler hariç) yüzde 50, suni filament demetleri selüloz asetattan olanlar yüzde 60, diğerleri yüzde 60, diğer santrifüj pompalar yüzde 20, diğerleri yüzde 20,

    YARIŞ ARABALARINA YÜZDE 120

    Binek otomobilleri ve esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç, steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil) yüzde 120, diğer amaçlarla kullanılanlar yüzde 10. Bu kararın yayımı tarihinden önce Türkiye’ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi yapılmış eşyanın, bu kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 45 gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili veya gümrük mevzuatı çerçevesinde özet beyanın verilmesi dahilinde, bu değişiklik kararından önceki ek mali yükümlülük oranları uygulanacak.

    İŞTE AMERİKAN MALLARI

    Giyim sektöründe ABD ürünleri

    Tommy Hilfiger
    Nike
    Polo Ralph Lauren
    Parizyen
    Hugo Boss
    Calvin Klein
    Levi’s
    Timberland
    Lumberjack
    Giorgio Armani
    Lee

    Gıda sektöründe ABD malları

    Danone
    Maggi
    Nestle
    Nescafé
    Nesquik
    Jacobs
    Banana
    McDonald’s
    Burger King
    Knorr
    Calve
    Komili
    Becel
    Sırma
    Rama
    Sana
    First Sakız
    Falım
    Kraft
    Fritolay
    Milka
    Ruffles
    Doritos
    Lays
    Cheetos

    İçecek Sektöründe ABD menşeli ürünler

    Coca Cola
    PEPSİ
    Yedigün
    Sprite
    Fanta
    Schweppes
    Damla Su
    Sırma
    Hayat
    Danone
    Nestle
    Cappy Meyve Su
    Sensun
    Erikli
    Akmina

    Temizlik sektöründeki ABD malları

    Ace (Çamaşır Suyu)
    Air Wick
    Ajax
    Aldays
    Alo (Çamaşır Tozu)
    Ariel (Çamaşır Tozu)
    Axe
    Calgon
    Carrefour
    Cıf
    Clear (Şampuan)
    Clit Bang
    Colgate
    Dettol
    Domestos (Çamaşır Suyu)
    Dove
    Elidor (Şampuan)
    Fairy
    Finish
    Head & Shoulders
    Hacı Şakir
    Ipana (Diş Macunu)
    Jhonsons Baby
    Loreal (Şampuan)
    Lux
    Max Factor
    Nıvea
    Omo (Çamaşır Tozu)
    Oral-B
    Orkıd (Özel)
    Palmolive
    Pantene (Şampuan)
    Prıma (Bebek Bezi)
    Rejoıce (Şampuan)
    Prima
    Protex
    Rejoice
    Rexona (Şampuan)
    Rinso (Çamaşır Tozu)
    Sensodyne
    Signal (Diş Macunu)
    Unilever
    Viecnetta
    Vileda
    Vanish
    Vaseline
    Veet
    Vim
    Yumoş

    Teknoloji sektörü

    IBM
    Intel
    Dell
    Nokia
    Icq
    IPhone
    Windows

    AMERİKAN ŞİRKET VE ÜRÜNLERİ

    BP, Mobil, Shell,

    Coca Cola, Coca Cola Light, Fanta, Sprite Mezzo-Mix, Lift, Bonaqua, Burn, Powerade, Cappy, Pepsi, Yedigün,

    Microsoft, Windows, Office, X-Box, Computergames, Oracle, Xerox,

    GE, GM, Opel, Chevrolet, Pontiac, Saab, Chevrolet, Pontiac,

    Intel, Symbol, Metrologic, Zebra, Hotmail, Yahoo,

    Films, Comics, Mickey Mouse, Donald Duck others

    McDonalds

    Marlboro, Philip Morris, Basic, L&M, Chesterfield, F6, Parllement, Camel,

    Turkuaz Su, Uzay Chips, Milka; Disney,

    Ford, Mazda, Volvo, Jaguar others

    Hewlett Packard, Compaq, Dell, IBM, Kodak, Amazon, Apple, Cisco,

    Pfizer, Gilette, Braun, Oral-B,

    Nike, Levi´s Jeans,

    Heinz-Ketchup, Blastin’ Green Funky Purple, Orlo, Funky Fries

    Kelloggs, Cornflakes, Crunchy-Nuts, Smacks, others

    Proctor & Gamble, Pampers, Hugo-Boss, Pantene pro V, Oil of Olaz, Ellen Betrix, Antikal, Dash, Fairy, Ariel, Febreze, Meister Proper, Swiffer, Lenor, Eukanuba, Punica, Pringles, Actonel, Blend-A-Med, Wick, Bounty, Charmin, Tempo, Beinggirl, Always

    Citibank, CitiBest Girokonto others

    Fedex, Ups, Dhl, Delta Airlines, Amerikan Airlines, Netsol, Time; Aol, Cnn

    BİR BOYKOT DA ABD MALI İNŞAAT MALZEMELERİNE

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da, Bakanlık tarafından inşa edilecek yapılarda, ABD menşeli inşaat malzemelerinin kullanılmayacağını bildirdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, dolarda görülen spekülatif hareketlere karşı bir adımın da Çevre ve Şehircilik Bakanlığından geldiği vurgulandı.

    ABD’nin Türkiye’ye yaptırım kararı ve gerginleşen ilişkilere karşı Türkiye boykot adımı attı. Peki Amerikan malları neler? ABD menşeli ürünler hangileri? Boykota katılmak isteyen vatandaşlar bu soruların cevabını arıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerikan ürünlerine boykot kararını açıklamasının ardından gündeme gelen ABD malları listesini derledik. İşte 2018 Amerikan menşeli ürünler listesi.

    RESMİ GAZETE’DE YAYINLANDI

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 11 Haziran 2018’de yürürlüğe konulan ABD menşeli bazı ürünlerin ithalatında ek mali yükümlülük uygulanan oranlar yüzde 100 artırıldı.

    Buna göre, ithalatında ek mali yükümlülük tahsil edilecek bazı ABD menşeli ürünler ve uygulanacak yeni oranlar şöyle:

    Diğer sert kabuklu meyveler (taze veya kurutulmuş, kabuğu çıkarılmış veya soyulmuş olsun olmasın) yüzde 20, pirinç yüzde 50, diğerleri yüzde 20, alkol derecesi hacim itibarıyla yüzde 80’den az olan tağyir (denatüre) edilmemiş etil alkol; damıtım yoluyla elde edilen alkollü içkiler, likörler ve diğer alkollü içecekler yüzde 140, yaprak tütün ve tütün döküntüleri yüzde 60, taş kömürü; taş kömüründen elde edilen briketler, topak ve benzeri katı yakıtlar yüzde 13,7, taş kömürü, linyit ve turbadan elde edilen kok ve semikok (aglomere edilmiş olsun olmasın); karni kömürü yüzde 10, kalsine edilmemiş yüzde 4, güzellik veya makyaj müstahzarları ve cilt bakımı için müstahzarlar (ilaçlar hariç, güneş kremleri veya güneşlenme müstahzarları dahil); manikür ve pedikür müstahzarları yüzde 60, poli (vinil klorür, diğer herhangi bir maddeyle karıştırılmamış, PVC) yüzde 50, poliamid -6, -11, -12, -6,6, -6,9, -6,10 veya -6,12 yüzde 10, plastikten diğer eşya ve 39.01 ila 39.14 pozisyonlarında belirtilen diğer maddelerden eşya yüzde 60, yakmaya mahsus ağaçlar (kütük, odun, çalı-çırpı demetleri halinde veya benzeri şekillerde); ince dilimler veya yongalar halinde ağaç; testere talaşı ve odun, döküntü ve artıkları (kütük, briket, topak veya benzeri şekillerde aglomere edilmiş olsun olmasın) yüzde 10, sıvanmamış kağıt ve karton (yazma, basma ve diğer grafik işlerinde kullanılan türden) ve her boyutta perfore edilmemiş delikli kart ve delikli şerit kağıt (rulo veya dikdörtgen -kare dahil- tabaka halinde), (48.01 ve 48.03 pozisyonundaki kağıt hariç); el yapısı kağıt ve karton yüzde 20, birincil elyaf (kraft) kağıt ve kartonları (kuşe edilmemiş, sıvanmamış, rulo veya tabaka halinde, 48.02 ve 48.03 pozisyonundakiler hariç) yüzde 20, kağıt, karton, selüloz vatka ve selüloz liften tabakalar (sıvanmış, emdirilmiş, kaplanmış, yüzeyleri boyanmış, yüzeyleri dekore edilmiş veya baskı yapılmış, her boyutta rulo veya dikdörtgen -kare dahil- tabaka halinde, 48.03, 48.09, 48.10 pozisyonundakiler hariç) yüzde 50, suni filament demetleri selüloz asetattan olanlar yüzde 60, diğerleri yüzde 60, diğer santrifüj pompalar yüzde 20, diğerleri yüzde 20, binek otomobilleri ve esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç, steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil) yüzde 120, diğer amaçlarla kullanılanlar yüzde 10. Bu kararın yayımı tarihinden önce Türkiye’ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi yapılmış eşyanın, bu kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 45 gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili veya gümrük mevzuatı çerçevesinde özet beyanın verilmesi dahilinde, bu değişiklik kararından önceki ek mali yükümlülük oranları uygulanacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Divriği Mursal Köyü’nde altın arama girişimi başladı – VİDEO

    Divriği Mursal Köyü’nde altın arama girişimi başladı – VİDEO

    PİRHA – Sivas’ın Divriği İlçesine bağlı Mursal Köyü, Yuva ve Attepe Bölgelerinde Altın Madeni işletmecileri tarafından yapılmak istenen sondaj çalışmalarına halk tepki gösterdi. Mursal Köylüleri doğasına ve toprağına sahip çıkmak için köy girişinde nöbet tutmaya başladı.

    Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün girişimleriyle Divriği’nin Mursal Köyü Yuva ve Attepe Bölgelerinde altın aramak için sondajı yapma kararı aldı. Kararı uygulamak için önceki gün Mursal Köyü’ne gitmek isteyen MTA yetkilileri köyde toplanan kalabalığın tepkisiyle karşılaştı.

    Bir gün sonra yeniden Mursal Köyüne gitme kararı alan MTA yetkilileri köy girişinde biriken kalabalığı görünce komşu köylerden Ürük Köyü’nde beklemeye başladı. Köye giremeyen MTA yetkilileri Divriği Jandarma Garnizon Komutanlığından Mursal Köyü’ne gitmek için yardım istedi. Ancak köylüler buna izin veremedi. Bunun üzerine durumu Sivas Valiliği’ne bildiren köylülere MTA yetkilileri iki günlük müsaade vererek Ürük Köyü’nden ayrıldı.

    “KÖYLÜLER DAVA AÇMAYA HAZIRLANIYOR”

    Mursal Köyü Muhtarlığından ve köy sakinlerinden edinilen bilgiye göre Divriği Belediye Başkanı Hakan Gök’ün de içinde bulunduğu Divriği Kültür Dernekleri, Köy Dernekleri ve çeşitli sivil toplum örgütleri temsilcilerinden bir komite oluşturularak Mursal Köyü’nde yapılmak istenen altın arama çalışmalarının durdurulması talebi önümüzdeki günlerde Sivas Valiliği’ne bildirilecek. Mursal Köyü Muhtarlığı haklarını hukuk üzerinden aramak için karşı dava açmaya hazırlanıyor.

    MTA’nın Mursal Köyü’nde altın rezervi aramak için sondaj kararının duyulmasının ardından Divriği ve köylerinde huzursuzluk başladı.  Köylüler, doğasına ve toprağına sahip çıkmak için köy girişinde nöbet tutmaya başladı.

    “DOĞAMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Divriği Belediye Başkanı Hakan Gök, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

    “Bütün Divriğililerin malumu olduğu gibi son günlerde Mursal Köyümüzde , Yuva ve Attepe bölgesinde Altın Madeni işletmecileri tarafından sondaj çalışmaları yapılmak istenmektedir. Bu durum bütün Divriğililer üzerinde büyük bir gerginlik ve huzursuzluk yaratmıştır. Programlandırılan ve ihale edilen sondaj çalışması an itibariyle yapılmak istenmektedir, bu çalışmalar gerek Mursal Köylülerimizin gerekse ilçe ve dışında yaşayan bütün Divriğililerin huzurunu kaçırmış ve germiştir. Orada yaşayan köylülerinizin , Divriği Kamuoyu ve hiçbir kurumun görüşü alınmadan yapılan bu çalışmalara bir bütün olarak karşıyız ve karşısındayız. Bahse konu olan yer Divriği İlçesinin en önemli yaşama alanı olup başta içme suyu olmak üzere Divriği’nin tarımsal sulama suyu da bu bölgeden gelen su ile yapılmaktadır yediğimiz bütün tarımsal ürünler ve meyve ağaçlarının sulamaları buradan gelen su ile yapılmaktadır, ayrıca doğal güzelliği barındırdığı bitki ve canlı popülasyonu ile de Türkiye’nin doğallığını korumuş nadir yerlerinden biridir.

    “BU YANLIŞTAN DÖNÜLMELİ”

    Bölge zengin bir su havzası ve tarım arazilerini barındıran hayati önemde bir yerdir. Yapılacak sondajların sonuç vermesi halimde buralar siyanürle işletilecek maden ocakları ile katledilecek ve ilçenin hayat damarı kesilmiş olacaktır.
    Konu ile ilgili olarak yetkililerle görüşme ve yazışmalarımız devam etmektedir. Talebimiz biran önce bu projenin yeniden gözden geçirilmesidir. Esas olan halkın sağlığıdır ve buna en ufak zarar verecek her projenin karşısında olduğumuz bilinmelidir ve unutulmalıdır ki yeryüzünde canlıların sağlığı paha biçilmezdir ne altınla nede başka hiçbir değerle mukayese edilemez. Konunun bir an önce gözden geçirilerek bu yanlıştan dönülmesi bir bütün olarak Divriği halkının talebidir.”

    Haber: Divriği Gazetesi

  • Esad açıklama yaptı; halk sokaklara çıkarak saldırıyı kınadı

    Esad açıklama yaptı; halk sokaklara çıkarak saldırıyı kınadı

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, saldırıların terörle mücadelede kararlılıklarını arttırdığını söyledi. Bu arada, Suriye’nin çeşitli kentlerinde halk sokaklara çıkarak saldırıyı protesto etti. 

    Resmi Sana Haber Ajansı, adını açıklamayan bir yetkilinin “Teröristler başarısız olduğunda, ABD, Fransa ve İngiltere müdahale etti ve Suriye’ye karşı saldırıya girişti. Suriye’ye karşı Amerikan, Fransız ve İngiliz saldırısı başarısız olacak” dediğini belirtti.

    Sana ayrıca füzelerin başkent Şam’ın kuzeydoğusundaki bir araştırma merkezini ve başkentin etrafındaki diğer bazı askeri tesisleri vurduğunu bildirdi.

    Sana öte yandan Humus’taki askeri depoları hedef alan füzelerin düşürüldüğünü de açıkladı.

    Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, ABD liderliğindeki saldırıların, ‘Batı’nın iç savaşta kontrolünü ve inanılırlığını kaybetmesi sonrasında geldiğini’ söyledi.

    Esad, saldırıların ‘ulusun her bir santimetrekaresinde terörizmle savaşıp onu ezme yönündeki kararlılıklarını artırdığını’ belirtti.

    ATILAN FÜZELERİN ÜÇTE BİRİ İMHA EDİLDİ

    Suriye hükümeti, füze saldırısı öncesi tüm askeri üslerin tahliye edildiğini ve şu anda hasarın gözden geçirildiğini bildirdi.

    SURİYE HALKI SOKAKLARA ÇIKTI

    Bu arada Suriye’de halk sokağa çıktı.

    Tartus’ta, Dera’da, Halep’te, Lazkiye’de, Süveyda’da, halk, ABD, Fransa ve İngiltere’nin bugün erken saatlerde Şam ve Homs’ta sivil ve askeri kurumlara düzenledikleri saldırıyı kınadı.

     

  • ‘Belgeye gerek yok, her şey ortada’-VİDEO

    ‘Belgeye gerek yok, her şey ortada’-VİDEO

    PİRHA-Amerika’da yargılanan Reza Zarab’ın Türkiye’de hükümetten birçok bakan ve vekilin yolsuzluk yaptığını itiraf etmesini ve yolsuzluklara ilişkin Kılıçdaroğlu’nun belgeler açıklamasını İstanbul Kadıköy’den yurttaşlara sorduk. Yurttaşlar, “Reza Zarrab’ın yaptıkları bilmediğimiz bir durum değildi. Bu halk bazı şeyleri biliyor ancak aptala yatıyor. Ne kadar belge ve itiraf gelse de boş” dedi.

    Haberin Videosu

     

    İstanbul Kadıköy’de halka mikrofon uzattık. Reza Zarrab’ın itiraflarını ve hükümetin bu itiraflara karşı tutumunu ve konuyla ilgili Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgeleri halka sorduk. Halk, “Belgeye gerek yok her şey ortada” dedi.

    Yurttaşlar sorulara genel olarak şu cevapları verdiler:

    “Türkiye Reza Zarrab’ı istiyor ancak Amerika vermiyor. Selattin Demirtaş’ın hiçbir suçu olmamasına rağmen ‘seni başkan yaptırmayacağız’ dediği için içeri attılar. Kılıçdaroğlu bir şeyler açıklıyor ama sürekli gündem değişiyor. O kadar hızlı gündem değiştiği için hangisini takip edeceğimizi bilmiyoruz. Vatandaşından yöneticisine bu ülkede herkesin dürüst olması gerekiyor. 17-25 davası kapatılmayıp araştırılsaydı, Reza Zarrab’ı burada yargılayabilseydik daha iyi olacaktı. Ancak bu şekilde Türkiye’nin başını belaya soktular…

    “DEVLETİN ÇİVİSİ ÇIKMIŞ”

    …Türkiye olarak kötü günler yaşıyoruz. Pek güzel günler bizi beklemiyor. Ekonomik olarak çok kötü bir süreçteyiz. Emekliye ve çalışana elli lira verirken kendileri ceplerini dolduruyor. Reza Zarrab’ın yaptıkları bizim bilmediğimiz bir durum değildi. Bu halk bazı şeyleri biliyor ancak aptala yatıyor. Ne kadar belge ve itiraf gelse de boş. Bazı şeyleri temelinde halletmek gerekiyor. Ülkenin kafa yapısını değiştirmek gerekiyor. Çünkü hükümet her şekilde durumu kendi lehine çevirebiliyor. Belgeler ile istifa etmeyeceklerdir. Etseydiler çoktan istifa ederlerdi. Bu da ilerde kötü sonuçlara yol açacaktır. Millet el ele tutuşup bir olmuyor. Bu nedenle bir umudumuz yok. İnsanlarda akıl tutulması var. Türkiye’nin bir devlet adamına ihtiyacı var. Devletin çivisi yerinden çıkmış. Çiviyi çakacak bir lidere ihtiyacı var…

    “ÜLKEYİ DİN İSTİSMARI İLE YÖNETİYORLAR”

    …Reza Zarrab’a ödüller verip önüne yattılar. Hükümete karşı geleni FETÖ’cü olarak gösterdiler. Asıl FETÖ’cü kendileridir. Bunca yıl FETÖ’cüleri kim besledi? Banka açılışlarını kim yaptı? Onlar ile beraber Amerika’da sofrada kim yemek yedi? İnsanların artık gözünü açması gerekiyor. Recep Tayip Erdoğan ne yaptıysa haklı gördüler. Belgelere yalan diyebildiler mi? Diyemediler. Mahkemeye gidelim diyorlar. Kimin mahkemesine gideceksiniz. Kendi savcılarınızın mahkemesine mi gideceksiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yolsuzluklar araştırılsın denildi. AKP reddetti. Ülkeyi din istismarı ile yönetiyorlar. Din ile insanları en aciz noktalarından vuruyorlar.” (HABER MERKEZİ)

  • Gazi Mahallesi’nde halk pazardaki fiyatlara ne dedi?- VİDEO

    Gazi Mahallesi’nde halk pazardaki fiyatlara ne dedi?- VİDEO

    PİRHA- Hayat pahalılığı insanları ucuzluğun merkezi pazarlara yöneltiyor. Taze meyve sebze kokuları, elinde pazar sepetleriyle gelen kadın ve erkeklerin fiyat analizleri, bunları satmaya çalışan esnafın sloganvari bağırtısı. İstanbul Gazi Mahallesi’nde zamlar nedeniyle düşük maaşlar geçim sıkıntısı çeken halkın pazardan beklentisini karşılayamıyor. 

    Haberin Videosu 

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde her hafta kurulan Perşembe pazarında halka mikrofon uzattık. Pazarcıların sesleriyle tezgahlara gelenler arasında başlayan pazarlıklar çoğu zaman hüsranla bitiyor; çünkü halk fiyatların pahalılığından şikayetçi. Bütçelerine göre 30 liradan başlayıp 100 liraya kadar pazara çıkanlar. Kimi en temel ihtiyaçlarından öteye geçemezken kimi ise en fazla dolaplarını doldurabiliyorlar bu bütçeleriyle. Meyvenin dışında kıyafet almanın ya da haftalık balık yemenin onlar için lüks olduğunu belirtiyorlar. Cüzdanlarının içini gösteren kadınlar ise işin ez zor kısımlarının kendilerine düştüğünü ifade ediyor.

    HER ŞEYDEN YARIM KİLO ALABİLİYORLAR

    Rukiye Keskin emekli maaşıyla geçiniyor. 100 lirayla gelen Keskin, ancak eline aldığı rokalardan ‘bir tane mi alsam iki tane mi alsam’ diye düşünüyor. “Pırasa beş lira” diyerek herşeyden ancak yarım kilo alabiliyor Keskin. İşin en zor kısmının kadınlara düştüğünü söyleyen Rukiye Keskin, “Kısıyorum kısıyorum ama şimdi eve gittim mi kocamla da kavga ederiz, yine çok harcamışsın diye” diyor. Kışın geldiğini söyleyen Keskin, “Doğalgaz ve doktor da var nasıl yetiştireceğim bilmiyorum” diyerek bir kez daha geçim sıkıntısından dert yanıyor.

    “HALK ZAMLARA KARŞI EYLEM YAPMALI”

    Mehmet Atmaca da halkın yapılan bu zamlara karşı eylem yapması gerektiğini söylüyor. “Başımızdakiler halkın böyle tepki vereceklerini biliyor. ‘Geçinemiyoruz,’  ‘İdare edemiyoruz’ gibi” diyen Atmaca, “Onun için her gün yeni yeni zamlar yapıyor. 20 yıl önce emekli maaşı ne kadardı, kira ne kadardı. Şimdi kira da emekli maaşı da bin lira” diyor. Atmaca, “Türkiye’de neyin azaldığını gördük ki sebze ve meyve fiyatlarının da azaldığını görelim” diye de ekliyor.

    İpek Yaşar de pahalılıktan şikayetçi. “Evde üç kişiyiz ama zar zor yetiştiriyoruz” diyen Yaşar da, “Erkekler çalışıyor ama işin zor kısmı bizde. Her şeyden azar azar alıyoruz. Bir kilo alacağımıza yarım kilo alıyoruz” diyor. Yaşar, “Bu hafta 3 liraya aldığımızı haftaya 4 liraya alıyoruz” diyerek yeşilliklere yöneliyor.

    “İKİ YILDIR AYNI HIRKAYI GİYİYORUM”

    İlknur Çetikaya da diğerlerine göre biraz daha iyi bir para ile çıkmış. Ona göre ise fiyatlar daha normal. Çetinkaya, “Kahvaltılık almıyorum. Sadece sebze, meyve alıyorum. 100 lira yetiyor. Bu hafta balık pahalıydı. Diğerlerinin fiyatları normal” diyor.

    Nevresim alırken Yurdagül Karabulut ile karşılaşıyoruz. 200 lirayla pazara çıkmış ama sadece nevresim alabilmiş. Cebinde 10 lira kaldığını söyleyen Karabulut, üzerindeki hırkayı göstererek, “Nerede kendimizi üst baş almak. İki yıldır bu hırkayı giyiyorum” diyor. Karabulut, eski pazarların uygun şimdi ise her şeyin ateş pahası olduğunu vurguluyor.

    35 YILDIR BU İŞİ YAPIYOR

    Bu arada pazarcılığın babadan gelen bir meslek olduğunu söyleyen Yılmaz Deryal, 35 yıldır bu işi yapıyor. Deryal, halkın alım gücünün normal olduğunu belirtiyor. Deryal, sattığı lahananın reklamını yapmadan da geçemiyor: Samsun’dan lahana getiriyorum. Dünyanın en güzel sebzesi seçildi lahana.

    “Bundan beş yıl öncede lahana beş liraydı şimdi de beş lira” diyen Deryal, “Lahananın şimdi 15 lira olması gerekiyor. Beş yıl önce kazandığımı beş yıl sonra da kazanıyorum. Zam üstüne zam yapılıyor” diyor.

    “MİLLETTE PARA YOK”

    6 yıldır kuruyemiş satan Nesil Metin ise işlerin olmadığından dert yanıyor. “Millette para yok” diyen Metin, “Her şey çok pahalı. Yüz milyona mazot dolduruyoruz karşıdan buraya gelemiyoruz. Kiralar çok pahalı. Önceleri çok iyiydi son iki senedir bu haldeyiz. İnsanlar 50 liraya pazara gidiyor peki maydanoz mu alsın, tere mi alsın, soğan mı domates mi alsın. Tabii ki cevize, fındığa para kalmaz” diyor.

    Uğur Doğan ise akşam saatlerinde pazara gitmeyi tercih ediyor. Sebebini ise, “Akşam üzeri fiyatlar normal ama sabahları baya pahalı oluyor” diyor.

    BALIK FİYATLARINI BORSAYA BENZETİYOR

    Balık satanlar ise balık mevsiminin açılışının iyi olduğunu ancak sonradan fiyatının yükselmesinden şikayetçi. Şu anda satışların normal olduğunu belirten balık satıcısı, “Şu anda normal olduğu için insanlar alıyor ama pahalı olduğunda kimse alamıyor” diyor. Balık fiyatlarının her gün değiştiğini söyleyerek, bunu dolar ve borsaya benzetiyor.

    İstanbul’a misafirliğe gelen kadın ise şöyle konuşuyor:

    “Eskiden pazar arabalarıyla ve çantalarıyla giderdik. Şimdi öyle şeyler yok. Ne oldu? Devlet büyüklerimiz alıyor yiyor ‘gerisi yemese de olur’ diyor.”

    Sevim KAHRAMAN – Semra ACAR / İSTANBUL

  • 10. Geleneksel Karaduvar Halk Festivali büyük bir coşkuyla tamamlandı

    10. Geleneksel Karaduvar Halk Festivali büyük bir coşkuyla tamamlandı

    PİRHA- Mersin’in Karaduvar mahallesinde 10. Geleneksel Halk Festivali gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu ve tamamen mahalle gençleri tarafından hazırlanan festival hakkında PİRHA’ya konuşan sanatçı Gökhan Şimşek, “Gençleri uyuşturucudan  ve alkolden uzak tutmak, anadili ve gelenekleriyle bağlarını güçlendirmek için yapılan festival düzenledik. Geçmişimize sahip çıkarak geleceğimizi barış ve huzur içinde kuralım” dedi.

    Haberin Videosu

    10.Geleneksel Karaduvar Halk Festivali “Kaldır kafanı geleceğe bak” şiarıyla gerçekleşti. Tamamen mahalle gençleri ve çocukları tarafından hazırlanan ve iki gün süren festival yoğun ilgi ile sona erdi. Festivalde tiyatro ve müzik grupları sahneye çıkarken meşaleli yürüyüş gerçekleştirildi. Festival sonrası PİRHA’ya konuşan sanatçı Gökhan Şimşek, festival boyunca yoğun katılımın olduğuna dikkat çekerek şunları belirtti;

    “Festival tamamen mahalle gençleri ve çocuklarının emekleriyle hazırlandı. Geleneklerimize ve dilimize sahip çıkmak, gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için yapıyoruz. Bu yıl 1 Eylül dünya barış gününe ve bayrama denk gelmesi de ayrıca bir önem kattı. Barış ve huzur içinde bir gelecek istiyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN