Etiket: hasan gülüm

  • Hasan Gülüm: Devletin Alevisi olmayacağız demek yetmez; ortak mücadele hattı kurulmalı-VİDEO

    Hasan Gülüm: Devletin Alevisi olmayacağız demek yetmez; ortak mücadele hattı kurulmalı-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi toplumunun yıllardır sürdürdüğü festival ve anma etkinliklerine müdahale etmesini eleştirerek, Alevilerin 30 yıllık mücadelesiyle elde ettiği kazanımların kalıcı haklara dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

    Alevi kurumları, federasyonlar ve yöre dernekleri tarafından uzun yıllardır düzenlenen festival ve anma etkinlikleri, Alevi toplumunun inançsal ve kültürel hafızasını canlı tutan önemli buluşmalar olarak görülüyor. Ancak son yıllarda bu etkinliklere yönelik müdahaleler, Alevi kurumlarının tepkisini çekiyor.

    Son olarak Cogi Baba Festivali’ne yönelik girişimler üzerinden tartışmalar yeniden gündeme gelirken, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın etkinliklere yönelik müdahalelerinin artık daha görünür hale geldiğini söyledi.

    Gülüm, daha önce Abdal Musa, Hacı Bektaş Veli ve Dersim’de düzenlenen etkinliklerde de benzer girişimlerin yaşandığını hatırlattı.

    “MÜDAHALEYİ MEŞRULAŞTIRACAK HUKUKİ ZEMİN OLUŞTURULUYOR”

    Devletin uzun yıllardır “kendi Alevisini yaratma” yönünde politikalar izlediğini savunan Gülüm, bu yaklaşımın son dönemde daha açık biçimde ortaya çıktığını belirtti.

    Adıyaman’daki Ape Aziz etkinlikleri, Cogi Baba Festivali ve ağustos ayında yapılacak Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ne yönelik fiili müdahalelerin yaşanabileceğini öne süren Gülüm, şunları söyledi:

    “İstedikleri biçimde bir etkinlik ya da anma yapılmasını öngören açık bir müdahale söz konusu. Bugüne kadar baskı olarak ifade edilen uygulamalar, bu kez doğrudan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle yürütülüyor. Böylece müdahaleler meşrulaştırılmak isteniyor. Önümüzdeki dönemde bunun hukuki bir zemine oturtulması hedefleniyor.”

    “ALEVİ KURUMLARI ORTAK İLKELERDE BULUŞMALI”

    Hasan Gülüm, Alevi kurumlarının devletle ve yerel yönetimlerle ilişkilerini belirleyen ortak kurallar oluşturması gerektiğini belirterek, bu konuda yazılı bir metin hazırlanmasının önemine dikkat çekti.

    Yıllardır “Devletin Alevisi olmayacağız” söyleminin dile getirildiğini ancak bunun ötesine geçilmesi gerektiğini ifade eden Gülüm, yeni bir mücadele hattına ihtiyaç olduğunu söyledi.

    “Bizim talep ettiklerimizi, elde ettiğimiz kazanımları ve eksik kalan yönleri yeni talepler olarak tanımlayan ortak bir metne ihtiyacımız var. Alevi kurumlarının devletle ve yerel yönetimlerle ilişkilerinde nasıl davranacağı, ne talep edeceği ve hangi yöntemleri izleyeceği konusunda ortaklaşması gerekiyor” dedi.

    “KAZANIMLARIMIZI HAKKA DÖNÜŞTÜRMEYE İHTİYACIMIZ VAR”

    Alevi kurumlarının elde ettiği bazı kazanımların hala devlet tarafından bir “yardım” olarak sunulduğunu belirten Gülüm, bunun eşit yurttaşlık mücadelesinin önünde engel oluşturduğunu ifade etti.

    “Bugün elde edilen bazı kazanımlar bile hala bir hak olarak tanımlanmıyor. Yardım mantığıyla ele alındığı için devletin istediği zaman verip istediği zaman geri çekebileceği uygulamalar olarak görülüyor. Bu nedenle kazanımlarımızı kalıcı ve hukuki güvencelere sahip haklara dönüştürmeye ihtiyacımız var” diye konuştu.

    Elektrik giderleri konusundaki tartışmaları örnek gösteren Gülüm, “Devlet ‘elektrik faturalarını karşılayacağız’ diyor ve Alevi kurumları bunun hangi kurum üzerinden yapılacağını tartışıyor. Oysa mesele yardımın kim tarafından verileceği değil, bunun bir hak olarak tanınmasıdır” ifadelerini kullandı.

    Alevilerin yaklaşık 30 yıllık mücadelesinin önemli kazanımlar yarattığını belirten Gülüm, Alevi kurumları, dernekler ve diğer toplumsal yapıların ortak bir metin etrafında buluşarak yeni bir mücadele yöntemi geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

    Semra ACAR / İZMİR

  • ‘Suriye’de Alevilere yönelik hamleler tüm Alevilere yönelik; Alevilerin tasfiyesi hedefte!’-VİDEO

    ‘Suriye’de Alevilere yönelik hamleler tüm Alevilere yönelik; Alevilerin tasfiyesi hedefte!’-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların bütünüyle Alevileri susturmaya, hizaya getirmeye ve etkisizleştirmeye yönelik hamleler olduğuna işaret etti. Gülüm  “Suriye’deki meseleyi tek başına bir bölgede antidemokratik uygulamaları kabul etmeyen Alevilere değil, bütün Alevilere yönelik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın kendisi Türkiye gerçeğiyle aslında çok benzerlikler arz ediyor” dedi.

    Suriye’de 8 Aralık tarihinde 61 yıllık BAAS rejiminin yıkılması ve yerine Heyet Tehrir el-Şam’ın (HTŞ) getirilmesi ile Ortadoğu farklı bir noktaya evrildi. Hegemon güçlerin desteğini arkasına alan HTŞ, Şam’ı ele geçirene kadar uzanan süreçte herhangi bir direnç ile karşı karşıya kalmadı. Son günlerde ise Aleviler ve Hristiyanlar başta olmak üzere farklı etnik ve dini inançlara dönük saldırılara karşı Lazkiye, Tartus, Hama ve Şam başta olmak üzere itiraz sesleri yükselmeye başladı.

    BAAS rejiminin devrilmesi sonrasında Suriye’de yaşayan Alevilere karşı kaçırma, katletme gözaltı ve tutuklama furyası başlatıldı. HTŞ öncülüğündeki Suriye geçici yönetimi, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı kentler, mahalleler ve köylerde “cadı avı” başlattı.

    Akdeniz kıyısında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı “sahil” bölgesinde bulunan Tartus ve diğer operasyon bölgelerinden sanal medyaya düşen videolarda HTŞ güçlerinin Alevileri hakaretler eşliğinde gözaltına aldıkları, tekmeledikleri hatta infaz ettikleri görüldü.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, Suriye’de Alevilere dönük saldırılara ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ORTADOĞU’DA PAYLAR TOPTAN DİZAYN EDİLİYOR”

    3’üncü Dünya Savaşı’nın merkezi olan Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmek istendiğini söyleyen Gülüm, “Düzenli bir ordusu olan Suriye’de iktidarı ele geçirme meselesi tek başına örgütlenerek sonuca götürdüğünü göremeyiz, bilemeyiz. Bilmememiz istenir. Yani bu süreci toplumun önemli bir kısmı göremedi. Hangi ülkede bir iktidar devrilirken ya da değişirken deyim yerindeyse sorunsuz olmasını kim yapabilirdi ki? Çok önceden planlanmış ve Amerika’nın organize ettiği, kısmen Rusya’nın da bir parçası olduğu ve önemli bir kısmının cihatçılardan oluşa HTŞ’nin uluslararası terörist örgüt olarak yargılandığını biliyoruz. Gelişen bu durum bir sürecin toplamında ortaya çıkarıldı. Bu yeni dönem diye tabir ettikleri sürecin başlangıcı aslında ve öyle okumak lazım. Türkiye’de Cumhuriyetinin 1. ve 2. yüzyılı, emperyalistlerin de yeni dünya düzeni diye tarif ettikleri ve Ortadoğu’daki payın toptan dizayn edilmesi meselesi olarak görmeliyiz. HTŞ bu payda sadece ortaya iktidar rolü oynayan bir yerde görünüyor” dedi.

    “SURİYE TEKRAR ÇATIŞMA VE KAOS SÜRECİNE GÖTÜRÜLÜYOR”

    Farklı inançlara yönelik saldırılarla Suriye’nin tekrar çatışma ve kaos sürecine götürüldüğünü ifade eden Gülüm, “Suriye’de Türkiye’ye benzer halklar var. Farklı inançları, dilleri, kültürleri içerisinde barındıran ve kendi içerisinde birlikte yaşayan bir toplamdı aslında. Esad rejiminin içerisindeki antidemokratik uygulamalar, yanlışlar, kıyımlara rağmen toplumların kendi içerisinde barış içinde yaşadığı bir ortam var. Mezopotamya kültürünün önemli bir paydası da orada yaşıyor. Suriye’de tekrar çatışma sürecine doğru götürülen adımlar atılıyor. Kabul edelim ki bir yerden faydalanmak için ya parçalanmasına ya da kaosa ihtiyaç var. İktidar aklı olarak bu hep böyle olmuştur. Dolayısıyla refahın düşürülmesi, toplam gelirin kimlere dağıtılacağı meselesinde bu kargaşaya ihtiyaç var. Yaşanan süreçlerin toplamının buraya hizmet eden bir dönem olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Demokrasi getirileceği söylenen Irak’taki süreci hatırlıyoruz. Bu süreçte aynı böyle değil miydi? Aslında benzerlerini yaşıyoruz. Yaparken de iktidarda kimin olacağı, nasıl olacağı ve durumun bölgedeki duruma nasıl etki edebileceğini görebiliyoruz. Bölgedeki farklı inançlara yönelik bu hamle de tamda bunun bir aracı” diye konuştu.

    “SURİYE’DEKİ HAMLELER BÜTÜN ALEVİLERE YÖNELİK BİR YAKLAŞIM”

    Gülüm, şöyle devam etti:

    “Türkiye, HTŞ’nin iktidarda olmasında çok özel bir rol oynadı. Bu rolde çok doğaldır ki aynı coğrafyaya benzeyen inançtaki insanların sorunlarının olması ortadadır. Türkiye’de Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi varken, Suriye’de bu mücadele çözülmüştü. Şimdi bu mücadelenin yeniden sorun haline gelmesi aslında Türkiye’ye paralellik arz eden bir durum. İktidarlar arasındaki geçişlerde Aleviler Suriye’de sorun yaşarken, Türkiye’de de aslında sorun yaşıyorlar. HTŞ’nin müdahalesi de bu aklın sonucu olarak ortaya çıktı ve Alevilere yönelik bir hamle yapılıyor. Bölgeden sosyal medyanın ötesinde Alevi kurumlarına özel bilgiler ve fotoğraflar geliyor. Bu hamlenin kendisi aslında bir toplamı susturmaya, hizaya getirmeye ve etkisizleştirmeye yönelik hamlelerdir. Yani şöyle düşünelim; 1978’de Maraş’ta ve 1993’te Madımak’ta sadece Aleviler öldürülmedi ki. Alevilere yönelik talebin kendisine nasıl davranılması ve neler gösterileceğinin de işaretlerini veriyorlardı. Bu nedenle Maraş sonrası Malatya, Çorum, Sivas katliamları oldu. Suriye’deki meseleyi de tek başına bir bölgede antidemokratik uygulamaları kabul etmeyen Alevilere değil, bütün Alevilere yönelik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın kendisi Türkiye gerçeğiyle aslında çok benzerlikler arz ediyor. Bu bir iktidarın ötesinde emperyalistlerin ülkeleri yönetirken o toplumsal yapıları nasıl bozacağının, çatıştıracağının sonuçları olarak da görebiliriz.”

    TARİHSEL ALEVİ NEFRETİNİN SOSYAL MEDYAYA YANSIMALARI

    HTŞ üzerinden tarihsel Alevi nefreti ve düşmanlığının yeniden sosyal medyada kendisini göstermesine de değinen Gülüm, “Suriye’de Arap Alevilere yönelik katliama ses çıkartanlara, ‘Madımak’ı unuttunuz mu’ hatırlatmasında bulunuyorlar. Madımak’ta sadece Aleviler değil insanlık da yakıldı. Şimdi ‘biz insanı yeniden yakabiliriz, sizlere bunu gösterebiliriz’ diyorlar. Bunun toplamının asıl amacı toplamda yeniden iktidarda kalma, kendisi dışında eşit olmak isteyenlerin eşitsizliğini görme meselesidir. 100 yıllık devlet aklının bu topluma yerleştirilmiş sonuçları bugün sosyal medyada yeniden görebildiğimiz sonuçlardır. Bir insanı yakmayla tehdit edebilecek bir aklın kendisi çok tarif edilen bir akıl olamaz. İnsan olup olmadığı tartışılabilir. Bu aklı yeri geldikçe bize göstermeye yönelik bir hamle” ifadelerini kullandı.

    “HALKLARI VE İNANÇLARI ÇÖZÜME DAHİL ETMEDEN BARIŞ OLAMAZ”

    Gülüm, Suriye’de kalıcı çözümün diğer halklar ve inançları irade gören ve taleplerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edileceğini vurgulayarak şunları ifade etti:

    “Biz bir kültürle büyüdük ve yetiştik. Nerede düştüyseniz oradan kalkın derlerdi bize. Yürümenin tekrar adımı budur. Bir halkın sorununu çözerken çözümsüzlüğün gösterildiği yerde çözümü aramak lazım. Kim yere düştüyse, kimin sorunu varsa; o sorunun kendisini çözümün bir parçası haline dönüştürebilirseniz ancak sorunu çözebilirsiniz. Bütün farklı halkların, inançların, kültürlerin birlikte istişare ederek sonuca gittiği bir yapılanma barışın kendisini tarif eder. Bunun dışındaki hiçbir şeyin kendisi barış olamaz. Suriye’de çözüm yolu tam da bunu ifade etmektedir. Sorun sahiplerinin kendisiyle konuşmaya başlarsanız çözümün kendisini tarif etmiş olacaksınız. Onu da çözümün bir parçası haline getirmeniz için onun da çözümdeki talebini ve yerini eşit şartlarda kabul etmeniz gerekecek. Suriye’deki çözüm bu eşitliğin sağlayabilecek adımla mümkün olur.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm adliyeye getirildi

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm adliyeye getirildi

    PİRHA- İzmir’de bu sabah evinden gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm savcılığa ifade vermek üzere İzmir Adliyesi’ne getirildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, bu sabaha karşı İzmir’deki evinde gözaltına alındı. Ayrıca 10 kişinin daha gözaltında olduğu öğrenildi.

    Hasan Gülüm, Cumhuriyet Savcısına ifade vermek üzere İzmir Adliyesi’ne getirildi.

    Alevi örgütlerinin temsilcileri de Hasan Gülüm’ü yalnız bırakmadı.

    İZMİR/PİRHA

    İLGİLİ HABER

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm gözaltına alındı
    Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bu zorbalık, Alevi hak mücadelesine baskıdır

  • PSAKD Ataşehir Şubesi: Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın! – VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şubesi: Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın! – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi, İzmir’de ev baskınıyla gözaltına alınan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Ataşehir Şube Sekreteri Hasan Gülüm’ün serbest bırakılması için Emek Pastanesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, Alevi örgütlülüğüne gözdağı verilmeye çalışıldığı belirtilerek “Bizi teslim alamazsınız. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi, İzmir’de ev baskınıyla gözaltına alınan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Ataşehir Şube Sekreteri Hasan Gülüm’ün serbest bırakılması için Ataşehir’de bulunan Emek Pastanesi önünde Alevi örgütleri adına ortak basın açıklaması yaptı.

    KARAKAYA: ARKADAŞIMIZIN NEDEN GÖZALTINDA TUTULDUĞUNU BİLE BİLMİYORUZ

    Ortak açıklama öncesi söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Hasan Gülüm’ün 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Dünya Barış Günü’nde Alevi hak mücadelesi yürüten bir canımızın gözaltına alınmış olması bizim açımızdan çok üzüntü verici bir durum. Arkadaşımızın neden gözaltında tutulduğunu bile bilmiyoruz. Ben 12 Eylül’ü yaşadım ama en azından o zaman bir hukuk vardı” diye konuştu.

    KAYA: ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKINA GÖZDAĞIDIR

    PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi Başkanı Gülsev Kaya da, “Bu ülkede artık suç olmayan tek şey suç. Anayasal haklarımızı, demokratik haklarımızı kullanmak, işçi sınıfının mücadele günü olan 1 Mayıs’ta alanda olmak suç. Dün de o alandaydık bugün de o alanda olacağız. Yarın da olmaya devam edeceğiz. Bugün bu mahallede yapmaya çalıştığımız her açıklama, her itirazımızda bu şekilde polis ablukasına evriltilmesini topluma bir gözdağı olarak görüyoruz. Bugün Hasan Gülüm şahsında hak mücadelesi yürüten herkesin gözaltına alınması Alevilerin eşit yurttaşlık hakkına gözdağıdır. Ama biz haksızlığa karşı gelmeye devam edeceğiz” dedi.

    Alevi örgütleri adına ortak açıklamayı ise PSAKD Genel Basın Sekreteri Hüseyin Ağçal okudu.

    “BİZİ GÖZALTI VE BASKILARINIZLA YILDIRAMAZSINIZ”

    Ortak açıklamada şunlara yer verildi:

    “Devletin Alevi örgütlülüğüne gözdağı verme telaşı devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm bu sabaha karşı evinden gözaltına alınmıştır. Yıllardır yaşadığı yer belli olan, kurum yöneticimizin bu şekilde gözaltına alınmasını hepimize yapılmış bir saygısızlık olarak alıyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ü gözaltına alarak bize vermek istediğiniz mesajı çok iyi okuyoruz. Sizin zulmünüzü tanıyoruz, ülkeyi bir korku ikliminin içine sürüklemeye çalıştığınızı görüyoruz. Siz gerilimden ve inkardan beslenen bir avuç muktedir, şunu bilin ki halkı baskı, yalan ve hilelerinizle teslim alamayacaksınız. Alevilerin saraylara biat ettiğini tarih yazmamıştır. Biz Alevi kurumları olarak buradan size sesleniyoruz; Bizi gözaltı ve baskılarınızla yıldıramazsınız. Şah Hüseyin’in yolunda omuz omuza direnişimiz devam edecektir. Bizi teslim alamazsınız. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın!”

    Açıklama, sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bu zorbalık, Alevi hak mücadelesine baskıdır

    Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bu zorbalık, Alevi hak mücadelesine baskıdır

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ün İzmir’de evinden gözaltına alınmasına tepkiler geliyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe bir açıklama yaparak, Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasıyla Alevi hak mücadelesinin baskı altına alınmak istendiğini belirtti. DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise X hesabından yayınladığı mesajında, Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasını zorbalık olarak nitelendirdi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, bu sabaha karşı İzmir’deki evinde gözaltına alındı. Gülüm’ün İbrahim Kaypakkaya silüetli flama giyindiği için gözaltına alındığı öğrenildi. Ayrıca 10 kişinin daha gözaltında olduğu bilgisine ulaşıldı.

    Hasan Gülüm’ün gözaltına alınması büyük tepki yarattı.

    PSAKD’DEN TEPKİ: HASAN GÜLÜMÜ DERHAL SERBEST BIRAKIN

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe bir açıklama yaparak, Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasıyla Alevi hak mücadelesinin baskı altına alınmak istendiğini belirtti.

    Erçe, “Hayatını insan hakları, demokrasi ve emek mücadelesine adayan Hasan Gülüm abiyi ve onun üzerinden Alevi hak mücadelesi veren bizleri yıldıracaklarını, korkutacaklarını zannedenler, bir kez daha yanılacaksınız. Zulme karşı direnmeye, yanlışa yanlış, karaya kara demeye devam edeceğiz. Karanlığa teslim olmayacağız. İnadına eşit yurttaşlık, inadına özgürlük, inadına laik ve demokratik Cumhuriyet demekten geri durmayacağız. Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın yolundan ayrılmayacağız. Dönen dönsün biz yolumuzdan dönmeyeceğiz. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın” dedi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, X hesabından yayınladığı mesajında, Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasını zorbalık olarak nitelendirdi.

    Fırat, “Tanımakla mutlu olduğum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, dünya barış gününde sabaha karşı evine baskın yapılarak gözaltına alınmıştır. İnsanlık onuruna aykırı olan bu gözaltı yöntemi kabul edilemez! Alevi toplumunun birliğine ve mücadelesine yönelik bu saldırıyı kınıyoruz! İktidarın kendi Alevi’sini yaratma çabası hız kesmeden sürüyor. Dün Ethem arkadaşımız, bugün Sevgili Hasan Başkanımız gözaltına alındı. Zorbalıkla ve zulümle Alevi toplumunu yıldıracaklarını sananlar iyi bilmelidir: Ne sizin iktidarınıza ne de bu zulme boyun eğmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Hasan Gülüm derhal serbest bırakılsın” diyerek tepki gösterdi.

    “SİNDİRME OPERASYONU
    Gazeteci Sezgin Kartal da sosyal medya hesabından “Hasan Gülüm can uzun yıllar sendika başkanlığı, PSAKD Ataşehir Şube ve Cemevi başkanlığı yürütmüş, işçilerin, Alevilerin hak mücadelesinin emekçilerindendir.
    Alevilerin asimilasyonu için kurulmuş Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerini bölme girişimlerini boşa çıkaran Alevi kurumlarımızdan PSAKD’ye yapılan bu sindirme operasyonunu kabul etmiyoruz. Hasan Gülüm derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.
    GÖZDAĞI!
    Metin Hakverdi tepkisini, “Bu sabah evinden gözaltına alınan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm derhal serbest bırakılmalıdır. Konuşan ve düşünen kim varsa susturmak için her yola başvuran iktidar bilmelidir ki, Aleviler tarih boyunca susmadı ve bugün de susmayacağız. Kadıların, müftülerin yazdığı fetvalar, herkes için adalet, herkes için özgürlük mücadelemizi durduramaz. Madımak katillerini serbest bırakanlar, ‘Madımak utanç müzesi olacak’ diyenlere gözdağı veriyor” diye belirtti.
    PİRHA/İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABER

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm gözaltına alındı

  • PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm gözaltına alındı

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm gözaltına alındı

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm sabaha karşı evinden gözaltına alındı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, bu sabaha karşı İzmir’deki evinde gözaltına alındı. Gülüm’ün bir etkinlikte açıklama yaparken İbrahim Kaypakkaya silüetli flama giyindiği için gözaltına alındığı öğrenildi. Ayrıca 10 kişinin daha gözaltında olduğu bilgisine ulaşıldı.

    PSAKD’DEN TEPKİ: HASAN GÜLÜMÜ DERHAL SERBEST BIRAKIN

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe bir açıklama yaparak, Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasıyla Alevi hak mücadelesinin baskı altına alınmak istendiğini belirtti.

    Erçe, “Hayatını insan hakları, demokrasi ve emek mücadelesine adayan Hasan Gülüm abiyi ve onun üzerinden Alevi hak mücadelesi veren bizleri yıldıracaklarını, korkutacaklarını zannedenler, bir kez daha yanılacaksınız. Zulme karşı direnmeye, yanlışa yanlış, karaya kara demeye devam edeceğiz. Karanlığa teslim olmayacağız. İnadına eşit yurttaşlık, inadına özgürlük, inadına laik ve demokratik Cumhuriyet demekten geri durmayacağız. Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın yolundan ayrılmayacağız. Dönen dönsün biz yolumuzdan dönmeyeceğiz. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın” dedi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • ‘Alevi dünyasında emek veren herkes asimilasyona karşı adım atmalı; bu güce sahibiz’

    ‘Alevi dünyasında emek veren herkes asimilasyona karşı adım atmalı; bu güce sahibiz’

    PİRHA- PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, AKP iktidarının asimilasyon hamlelerine karşı Alevi kurumları başta olmak üzere Alevi dünyasında emek veren tüm kesimlerin bu süreci boşa çıkarmak adına adım atması gerektiğine işaret etti. Gülüm, “Alevilerin akademisyeni, basını, yazarı, çizeri kurumları tüm ihtiyaçlara cevap verecek konuma gelmiş bir dönemde. Bu dönemin ihtiyaçlarını ve gelecek sürecin nasıl olacağına dair atılacak adımları bu toplamla planlayabiliriz” dedi. 

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun temel talepleri var. Bunlar; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması.
    Bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP hükümeti, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini muhatap almıyor.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve yönetimi, Alevi inancından uzak bir bakış açısına sahip. Bu başkanlık da aynı hükümet gibi Alevi örgütlerini yok sayan bir yerde duruyor.

    Alevi Diyaneti olarak adlandırılan başkanlığı Alevi örgütleri kesin bir dille reddediyor. AKP hükümeti Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlamak için de Sünni akademisyenler ve ilahiyatçılardan oluşan kadro kurdu.

    Alevi toplumunu en çok rahatsız eden sorunlardan biri de eğitim-öğretim sisteminin dinselleştirilmesi, okullarda tarikatların, dinci vakıfların etkili olması.
    Alevilerin temel sorunlarının çözümü konusunda ve eğitim sistemindeki bu gericileşmeye karşı, Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli? Bu soruları Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm‘e sorduk.

    “KÖYLERİ ÖZEL OLANAKLARLA TARAFLAŞTIRMAK İSTİYORLAR”

    PİRHA- AKP hükümeti, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Bu başkanlık temsilcileri pek çok ilde birçok cemevine gidip görüşmeler yapıyor. Görüşmelerde hala cemevinin ihtiyaçları soruluyor ve başkanlığı tanımaları isteniyor. Alevilerin temel talepleri ve asıl sorunları konuşulmuyor, bir çözüm üretilmiyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

    HASAN GÜLÜM: AKP hükümeti toplumun her kesimine yönelik tekçi politikalar uygulamaktadır. AKP hükümeti Alevilere yönelik uygulanan baskı ve asimilasyon politikalarını iktidara geldiği günden bugüne daha da hızlandırarak, tekçi politikaların uygulanması için devletin Alevisini oluşturma adımlarını hayata geçirmek istiyor. Son dönemlerde kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bunun en somut adımıdır. Kurduğu bu sözde Alevi kurumu ile Alevilerin bulundukları alanlara yöneldiler. Alevi kurumların giremediği başta Alevi köyleri olmak üzere özel olanak ve imkanlarla taraflaştırmak istedikleri yerlerde (köylerde, cemevlerinde ) uygulayarak ve Alevi toplumu içinde adımlar atarak politikalarını hayata geçirmek istiyorlar.

    “ÇÖZÜM DEĞİL, DEVLETİN ALEVİSİNİ YARATMA HEDEFTE”

    -MHP destekli AKP hükümeti, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurarken Alevi örgütlülüğünü muhatap almadı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da bu ciddiyetsizliği, dışlamayı devam ettiriyor. Başkanlığın başındaki Alirıza Özdemir ülkücü-MHP geleneğinden geliyor. Hiçbir şekilde Alevi örgütleriyle iletişim kurmadı. Zaten kurumlar da bu başkanlığı asimilasyon merkezi olduğunu beyan ederek tanımadıklarını ilan etmişti başından beri. Dolayısıyla Alevilerin temel sorunları bu şekilde çözülebilir mi? Siz bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

    AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevilerin sorunlarını çözmek üzere kurulan bir kurum değildir. AKP hükümeti bu kurumla Alevileri asimile etme üzerine kurulan devletin Alevisini oluşturma adımıdır. bu nedenle Alevilerin sorunlarını çözmek yerine devletin istediği Alevilerin  sorunlarını çözme politikaları uygulanmak istenmektedir. Bunun başında bulunan Alirıza Özdemir de, MHP’nin Alevilere yönelik attığı adımların iktidar içindeki adımıdır.  Bu nedenle Alevi kurumları bu kurumu tanımadıklarını ifade ettiler. Kaldı ki bu kurum Alevilerin kurduğu ve talep ettiği  bir kurum değildir.

    “ALEVİLERİN ÖNEMLİ BİR BİRİKİMİ VAR, BUNUN TOPARLANMASI LAZIM”

    -Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlatıyor. Buna Alevi örgütleri yazılı bir açıklamayla tepki verdi. Sizce Aleviler/Alevi örgütleri ne yapmalı? Nasıl bir yol izlenmeli bu çalışmaya karşı?

    AKP iktidarının kurduğu bu kurum sadece cemevleri üzerinden Alevilere yönelik asimilasyon adımı atmıyor, aksine daha kapsamlı ve esaslı adımlar atılmaktadır. Bunlardan biri de Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlatmakla Alevilerin geleceği, tarihsel kültürünü de karartarak asimilasyonda geleceğe dair daha kapsamlı adımları atmak istemekteler. Bunun için geçmiş tarih önemli yerde durmaktadır. Alevilerin tarihi (geçmişi) sözlü tarih olması yazılı olarak fazla olmaması nedeni ile bu alanda devletin imkanları ve olanaklarını kullanarak buradan da hedeflediği amaca katkı sunmak istiyor.

    Bu durumun Alevi kurumları başta olmak üzere tüm Alevi dünyasında emek verenlerin bu sürecin ortak adımların atılmasını sağlamak gerekiyor. Bunun için önemli bir birikim oluşmuş durumda. Bugün tam da bu birikimin toparlanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu sürecin ihtiyacını karşılayamazsak asimilasyon daha fazla nüfus etmiş olur.

    “ÇEDES’E KARŞI TÜM KESİMLERLE ORTAKLAŞMALI”

    -Okullarda “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi kapsamında imamlar, müftüler ders vermeye başladı. Çocuklar camilere götürülüyor. Ayrıca okullarda mescitler açılıyor. Dini faaliyetler anaokullarına kadar indi. Dinci vakıflarla ve cemaatlerle yasa dışı şekilde protokoller imzalanıyor ve öğrenciler kontrolsüz bir şekilde dini faaliyetlere götürülüyor. Laik eğitim öğretim tamamen yok edilmiş durumda. Alevi çocukların ve ailelerinin pek çok zorluğu yaşadığını biliyoruz. Ancak Alevi kurumları bu konuda bir tepkiyi örgütleyemedi. Eğitim sistemindeki bu gericileşmeye karşı neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?

    ÇEDES proje olarak eğitim sistemi içinde atılan adımdır. Kısacası eğitimin gerçekleştirilmesi için atılan bu adımın karşısında tek başına Alevi kurumların atacağı ya da ortaya koyacağı tutumla bu durum değişemez. ÇEDES olarak ifade edilen sorun AKP’nin eğitimde ve tüm yaşamda önüne koyduğu ekonomik ve siyası politikaların uygulanması için hayata geçirmek istemekteler. Alevi kurumların bu alanda tek başına atacakları adımların uygulanması çok gerçekçi değildir. Ancak Alevilerin bu durum karşısında sadece Alevilerin maruz kaldığı bir durum dışında bu politikalardan etkilenen tüm toplumsal kesimlerin  ortaklaştırılmasını sağlayan bir program oluşturulmalıdır. Bunu sadece bir protesto olmaktan çıkarmalıyız. Sürekli ve ısrarlı, kapsamlı tüm alanlarda hayata geçecek adım olmalıdır.

    “DİYANET’İN YETİŞTİRDİĞİ GRİ PASAPORTLU DEDELERE KARŞI ÖNLEM ALINMADI” 

    -Aleviler yıllardır çocuklarının zorunlu din dersine girmemesi için mücadele ediyor. Mahkemelere taşındı. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidildi ve davalar kazanıldı. Hükümet kararları uygulamadı. Öte yandan, zorunlu din dersi mücadelesini boşa düşürecek bir sorun var. Bazı cemevlerinde yıllardır Kuran kursu veriliyor. Bunlardan biri Kartal Cemevi. Ne yazık ki hem mahkeme kararlarının uygulanması için hem de Kuran kursu veren cemevi/derneklere yeterli baskı, tepki, örgütlenme yapılamadı. Cemevlerinde Kuran kursu verilmesinin önüne nasıl geçilebilir?

    Alevilerin bulunduğu cemevlerin önemli kısmında kuran kursu uygulamaları yapılmaktadır. Kartal Cemevi bunun başında gelmektedir. Diğer cemevlerimizde de kuran kursu verilmezse bile Diyanetin yetiştirdiği hocalar, dedeler bunun gereklerini yerine getiriyor. Kabul edelim ki demokratik Alevi hareketi bu durum karşısında yeterli ve gerekli önlemleri alamadığı gerçeği ortadadır. İçerden yürütülen asimilasyonun bir ayağı da buradan ilerlemektedir. Bu durum bugün Alevilerin önemli bir sorunu olarak durmaktadır. Cemevlerinde Kuran önemli bir tartışma sorununa dönüştürülmek istenmektedir. Bugüne gelene kadar cemevlerinde oluşturulan yönetim modelinde, inanç alanında hizmet yürüten ve bizzat Diyanetin yetiştirdiği gri dedelerin girmesine karşı gerekli önleminin alınmaması bu durumu bugün daha da sorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle sorun cemevlerinde Kuran kursu verme meselesini aşan bir adıma ihtiyaç bulunmaktadır. Alevilerin cemevlerine dair yaklaşımı değiştirilmelidir. Yemek veren, cenaze kaldıran yer dışında bir alana dönüşecek adımlar olmalıdır.

    “İHTİYAÇLARA CEVAP VERECEK KONUMA GELMİŞ DURUMDAYIZ”

    -Alevi nefretinin, Alevi asimilasyonunun yükseldiği bir dönem yaşıyoruz. Kurumların geleceğe dair projeler üretmesi, kalıcı hukuk komisyonları kurulması, kararların çabuk alınması, hızlı refleks gösterilmesi, cemevlerinin ibadetin yanında birer okula çevrilmesi, asimilasyonun önüne geçilmesi gibi pek çok konuda toplum Alevi örgütlülüğünden çok şey bekliyor. Kurumlara neler önerirsiniz? Önermekle kalmayıp birlikte neler yapılabilir?

    Aleviler kurdukları kurumların kuruluş döneminden bugüne önemli adımlar attı. Aleviler, saldırılara, asimilasyon karşı mücadele ederken diğer yandan kurumsal olarak kurdukları dernekler üzerinden örgütlendi. Cemevleri bu örgütlenmenin önemli sonucu olarak kazanıma dönüştü. Bütün alanlarda Aleviliğin bir hak olarak görülmesi sağlandı. Kurulduğu günden bugüne yaşanan süreçteki değişim ve ihtiyaçlar Aleviler tarafından da bugün dikkate alınmalıdır. Alevilerin dün ihtiyaç olarak kurdukları cemevleri cenaze kaldırma yeri olarak ihtiyacı karşılarken bugün bunun dışında başka bir adıma ihtiyaç bulunmaktadır. Alevilerin akademisyeni, basını, yazarı, çizeri kurumları tüm ihtiyaçlara cevap verecek konuma gelmiştir. Bu dönemin ihtiyaçlarını ve gelecek sürecin nasıl olacağına dair atılacak adımları bu toplamla planlayabiliriz. Bu yukarıdaki bahsini ettiğimiz sorunların da çözüm yeri olacaktır.

    ALEVİ KURUMLARININ GENEL KURULLARINA ÇAĞRI

    Bunun için izlenecek yol önemli yerde durmaktadır. Daha önceki denemeler ve atılan adımlar da dikkate alınarak daha az hata yaparak, daha kapsamlı bir çalışma ortaya çıkarılabilir. Alevi kurumların 2024 sonu ve 2025 başında genel kuruları yapılmaktadır. Bu genel kurullarda bunların tartışmaya açıldığı, 2025 genel kurulları sonrası adımların atıldığı bir süreç bu durum için en doğru adım ve tarih olacağı kanaatindeyim.

    PİRHA/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İktidar manevralar yapıyor; bir duruşumuz olmalı, belirleyici olmamız gerekiyor-VİDEO
    2-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’- VİDEO
    3- ‘Alevi kurumları ortaklaşa bir enstitü kurabilirler; bir hukuk birimi kurulabilir’ – VİDEO
    4-‘Mutlaka hukuk komisyonu kurulmalı, sorunlara çözüm üreten bir örgütlülük olmalı’-VİDEO
    5-‘Alevilerin sorunu siyasetle, hukuk mücadelesiyle çözülür; ciddi çalışmalara başlanmalı’
    6- ‘Cemevlerini ibadetin yanında sosyal, kültürel merkeze dönüştürmeliyiz, insana dokunmalıyız-VİDEO
    7-‘Sünni ulema zihniyetinin inancımızı bize anlatması mücadele etmemiz gereken bir durum’- VİDEO
    8- ‘Alevi kurumlarının bünyelerinde siyasi birimler oluşturulmalı, ortak akılla hareket edilmeli’
    9-‘Aleviler sokakta, hukuksal alanda mücadele etmeli ve sivil itaatsizlik örgütlenmelidir’
    10-‘Alevi enstitüleri kurularak inançtaki resmi ideolojinin yarattığı deformasyonlar ayıklanmalıdır’- VİDEO
    11-‘Alevi örgütlenmesinin yeni bir inşaya ihtiyacı var; dernekler yasasından çıkılmalı’-VİDEO
    12-‘Asimilasyonla mücadele ilk olarak devletle değil cemevlerinde başlamalı’-VİDEO
    13-‘Bilimsel çalışmalar yapılmalı; Sadece anma günleri ile Alevilik yeniden inşa edilemez’-VİDEO
    14-‘Alevi örgütleri mücadeleyi toplumsallaştırmalı, Alevi ailelerle ortaklaşılmalı’
    15-‘Alevi kurumlarının örgütlülüğe önem vermesi gerekiyor, örgütlü olmak güçtür’ -VİDEO
    16- ‘Aleviliği yaşamayı ve yaşatmayı merkezimize almalıyız, tehlikeli olan iç asimilasyon’
    17-‘Asimilasyona karşı aktif direniş ve sivil itaatsizliği örgütlemek gerekiyor; o zaman hak alınır’
    18-‘Asimilasyona karşı çıkmak onun alternatifini oluşturmakla mümkündür, program ve hedef olmalı’-VİDEO

    19-‘Bazı Alevi kurumlarının merkezi kurum olma arzusu, en yapılmayacak şeylerden biri’
    20- ‘Bazı cemevlerinde Sünni-Şii erkan uygulanıyor, buna ses çıkarılması lazım’- VİDEO 
    ‘Alevi örgütleri iyi bir eğitimden geçmeli, neler yapılacağı konusunda bir karar çıkartmalı’-VİDEO
    21- ‘Cemevi Başkanlığı’na karşı ortak mücadele hattı örülürse asimilasyon bertaraf edilebilir’-VİDEO

  • Hasan Gülüm: İktidarı AYM kararlarını uygulamaya zorlamamız gerekiyor-VİDEO

    Hasan Gülüm: İktidarı AYM kararlarını uygulamaya zorlamamız gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen aydın ve sanatçıların yakınlarının 10 yıl önce yaptığı bireysel başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek. PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, “Sivas Katliamı Davası sürecinde bize nasıl bir süreç işletileceği gösterildi. Bu nedenle 15 Şubat bizim açımızdan yeni bir dönem olmayacak. Siyasal iktidarın mahkeme kararlarını uygulayabilecek adımları atmaya zorlamaya ihtiyacımız var” dedi.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, 15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nde görülecek başvuruya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MÜCADELEMİZİ ORTAYA KOYARAK GÜÇLENMEMİZ LAZIM”

    AKP iktidarının, 15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararı uygulamama ihtimali olduğunu dile getiren Hasan Gülüm, “15 Şubat’ta Anayasa Mahkemesi’nde görülecek başvuru Aleviler açısından Sivas Katliamı Davası’nın yeniden görüşülmesi meselesi değil. Bu ülkede ezilenden yana olan herkesin ortak mücadelesiyle dava kararlarının uygulanması için mücadele gücü yaratmamız gerekiyor” dedi.

    Hukuksuzluğu ortadan kaldıracak şeyin demokratik güçlerin ortak mücadelesi olduğunu vurgulayan Hasan Gülüm, şunları ifade etti:

    “Bu yüzden Aleviler açısından da bu mekanizmalarımızı biraz daha güçlendirmeye ihtiyacımız var. Alevilerin iktidar ve diğer siyasetler üzerinde güç oluşturmasına ihtiyaç olan bir dönem içerisindeyiz. Eğer 15 Şubat’ta bizim istediğimiz gibi bir karar çıkarsa da bu kararın uygulanması için bir güce ve enerjiye ihtiyaç var. Sivas Katliamı Davası sürecinde bize nasıl bir süreç işletileceği gösterildi. Bu nedenle dava hangi biçimle sonuçlanırsa sonuçlansın, 15 Şubat bizim açımızdan yeni bir dönem olmayacak. Uzun yıllardır ortaya çıkan bu hukuksuzluğa karşı mücadelemizi ortaya koyarak güçlenmemiz lazım. Çünkü içerisinde yaşadığımız siyasal sürece baktığımızda, benzer katliamlar dönemsel olarak yaşanacak gibi görünüyor. Bu nedenle kendi mekanizmalarımızı güçlendirip, siyasal iktidarın mahkeme kararlarını uygulayabilecek adımları atmaya zorlamaya ihtiyacımız var.”

    SİVAS KATLİAMI DAVA SÜRECİ

    Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneğince organize edilen Pir Sultan Abdal’ı Anma Etkinliği sırasında Madımak Oteli’nde aralarında sanatçıların da bulunduğu 33 kişi yakılarak öldürüldü. Olaydan sonra 124 kişi hakkında ‘laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma’ suçlamasıyla açılan davalar güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı. Ankara 1 No’lu DGM 26 Aralık 1994’te hükmü açıkladı. 26 sanık 20’şer yıl hapse çarptırıldı ancak katliamda Yazar Aziz Nesin’in tahrik ettiği iddiasıyla cezalar 15 yıla indirildi. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 60 sanık 3’er yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yakalanamayan eski Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın dosyası ayrıldı, 37 kişi için beraat kararı verildi.

    33 SANIĞA İDAM CEZASI VERİLMİŞTİ SONRA MÜEBBETE ÇEVRİLDİ

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise katliamın, ‘Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu’ belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu. DGM’nin bozma kararına uyarak yeniden başlattığı yargılama sonucunda 33 sanık idam cezasına mahkum edilirken, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl, 27 sanık 7 yıl 6’şar ay, 2 sanık 5’er yıl ağır, bir sanık ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, ilk yargılamada 3’er yıl hapse mahkum edilen 11 sanık hakkındaki kararında direndi, 14 sanığın beraatini kararlaştırdı. 6 sanık hakkındaki dava dosyası ayrıldı, hükümle birlikte tutuklu 4 sanığı tahliye etti. Bu karar da temyiz edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kez, 33 sanık hakkındaki idam kararını usul yönünden bozdu. Mahkeme, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de açıkladı. 33 sanığa idam, 4 sanığa 20’şer yıl, bir sanığa 15 yıl, dokuz sanığa 7 yıl 6’şar ay, bir sanığa ise 5 yıl ağır hapis cezası verildi, iki sanığın dosyası ayrıldı.

    Yargıtay, 20 yıl ağır hapis cezası alan sanıklardan Durmuş Tufan ile idama mahkum edilen Mevlüt Atalay ve Ali Kurt hakkındaki hükümleri, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma talepleri konusunda karar verilmemesi nedeniyle bozdu. Ankara 1 No’lu DGM, 4 Nisan 2002’de, sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma koşullarının oluşmadığına karar vererek, Kurt ve Atalay’ı idam, Tufan’ı da 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum etti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından idam cezaları müebbet hapse çevrildi.

    2012’DE ZAMANAŞIMI KARARI VERİLDİ

    Davanın yakalanamayan sanıklarıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Mart 2012’deki duruşmada, zamanaşımı kararı verildi. Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dava ölmeleri nedeniyle ortadan kalkarken, 5 sanık hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü. Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Temmuz 2014’te zamanaşımı kararını onadı.

    Sivas Katliamı ana davasında, Ankara 1 Nolu DGM’de tutuklu yargılanarak hapis cezası alan, Yargıtayın bozma kararı sonrası firari oldukları anlaşılan sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın ise yargılanmalarına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkeme, 14 Eylül 2023’te, bu sanıklar hakkındaki davayı da zamanaşımından düşürdü.

    Binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Madımak Katliamı, 15 Şubat’ta AYM gündemine geliyor
    2-Sarıhan: Madımak Katliamı Davası ile ilgili AYM’den adil bir karar çıkmasını istiyoruz
    3-AYM, Madımak Katliamı başvurusunu görüşecek; ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’
    4-Hüsniye Çelik: AYM’de görüşülecek Madımak Katliamı davasına sahip çıkalım-VİDEO

     

  • ‘Devlet, Dersim’de Aleviliği bitirmeye çalışıyor; su kaynağından kirletilmek isteniyor’-VİDEO

    ‘Devlet, Dersim’de Aleviliği bitirmeye çalışıyor; su kaynağından kirletilmek isteniyor’-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi kampüsünde Tunceli Müftülüğü tarafından açılan ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ ile ilgili olarak tepkilerini dile getiren AABK Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu “Devlet, Dersim’de Aleviliği bitirmeye çalışıyor” dedi. PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm ise suyun kaynağından kirletilmek istendiğini kaydetti. 

    Tunceli Müftülüğü’nün Munzur Üniversitesi’nde ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açmasına yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm, konuyla ilgili olarak PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “FETÖCÜLER; ZAMANINDA MUNZUR ÜNİVERSİTESİ’NE YIĞINAK YAPIP, ÖRGÜTLENDİ”

    “Devlet de, tüm toplum da biliyor ki Alevi inancının merkezi Dersim. Alevi Ocakları’nın merkezi olan Dersim Alevi toplumu için son derece önemli bir yerleşim” diyen AABK Eşit Genel Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, devletin Dersim’e karşı farklı politikalar geliştirdiğini söyledi. Kamilağaoğlu, FETÖ’cülerin zamanında Munzur Üniversitesi’ne yığınak yaparak, örgütlendiklerini hatırlatırken, şöyle konuştu:

    “Arkasından açılan cemevlerinde özellikle İçişleri Bakanı’na bağlı olarak yani devlet yanlısı Alevi dedesi görünümlü insanların Tunceli Cemevi’nde nasıl görev yaptıklarını, devletle iç içe nasıl birlikte olduklarını biz çok yakından biliyoruz. Yani gelinen nokta Dersim’in toplumsal yapısını değiştirme doğrultusunda ilerliyor. Mesela oradaki gençlerin kriminal gruplara yönlendirilmesini biliyoruz.

    “DEVLET, DERSİM’DE ALEVİLİĞİ BİTİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Devlet Dersim’de Aleviliği bitirmeye çalışıyor. Kendi Alevileriyle birlikte onların ve sözde dedelerin aracılığıyla Aleviliği bitirmeye çalışıyor. Bunun kabul edilir bir yanı yok. Hiç tesadüf değil. Mesela Dersim’de 500 dedeyi hacca gönderip, arkasından onlara gri pasaport verip Avrupa’ya göndermesi de tesadüf değil. Hem Alevileri asimile ediyor hem de Aleviliği öldürüyor. Bunun kabul edilir bir yanının olmadığını biz Alevi kurumları, Aleviler olarak söylüyor ve şiddetle kınıyoruz, karşı çıkıyoruz. Başta kendisine ‘Aleviyim’ diyen dedeleri kınıyoruz. Çünkü o işin içerisinde çok farklı hesaplar var. Parasal hesaplar var. Bir sürü oyunların oynandığını biz çok yakından biliyor ve şiddetle kınıyoruz.”

    “SU KAYNAĞINDAN KİRLETİLMEK İSTENİYOR”

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm ise Dersim’in Aleviler açısından ‘Serçeşme’ olarak ifade edilen bir yer olduğunu kaydetti. Gülüm, “Bizim Serçeşmemiz Hacı Bektaş Veli olarak bilinen Nevşehir’dir. Mekanı burasıdır. Ama kabul edelim ki bütün ocaklarımızın ve aynı zamanda Alevilerin tamamının olduğu tek kent Dersim’dir. Uzun yıllardır Alevilere yönelik asimilasyonun uygulandığı ve bu nedenle de suyu kaynağından kirletilmek istendiği yerdir. Munzur Üniversitesi’nde açılan merkezi daha önce doğası ve tabiatıyla başlayan, diline yönelik sürdürülen ve bugün de bunun bir adım ileri gidilerek aslında Aleviliği tarif eden ve Alevilerin kendi içerisinde nasıl olabileceğini direkt söyleyebilen yeni bir adım olarak tarif etmek olduğunu söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

    Barış KOP-Berfin YILDIZ 

  • ‘Alevi kurum yöneticileri, Alevilerin menfaatini koruyan çizgide siyaseti kurmalıdır’

    ‘Alevi kurum yöneticileri, Alevilerin menfaatini koruyan çizgide siyaseti kurmalıdır’

    PİRHACemevlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin değerlendirmede bulunan PSAKD yöneticisi Hasan Gülüm, yerel yönetimler ve hükumetin kendilerine uygun Aleviler yaratmak istediğini belirterek, “Alevi kurum yöneticileri kendisi için siyaseti bırakıp, hem Alevi kurumlarını güçlendiren ve büyüten hem de Alevilerin genel hak ve menfaatlerini de koruyan bir çizgide siyaseti kurmalıdırlar” dedi.

    Alevilik, bin yılların birikimiyle beslenerek günümüze kadar taşınmış bir inanç. Alevi inancının ibadethanesi dağ, taş, ağaç, akarsu, çeşme, hane (ev) kısacası tüm coğrafya olsa da  günümüz dünyasında insanların bir araya geleceği, sorunlarını konuşacağı, sosyal ve kültürel aktarımların yapılacağı alanlar oluşturulmaya başlandı.

    Köylerde köylünün bir araya geleceği evde cem erkanları yürütülürken, şehirlere yerleşen Alevi toplumu inançlarının gereğini yerine getirmek için cemevleri inşa etmeye başladı.

    1990’lı yıllarda Alevi yurttaşlar kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yaptı. Günümüzde ise daha çok belediyeler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor.

    Belediyelerin cemevleri yapılırken verdikleri maddi desteğin sonuçları da ağır olabiliyor. 25 Eylül 2021 tarihinde Isparta Cemevinin açılışında, belediye başkanının “Bu cemevini ben yaptım” diyerek provokasyon yapması belediyeler ve Alevi kurumları ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışmalarını beraberinde getirdi.

    Peki cemevleri; asimilasyonun kıskancında olan, inanç merkezlerine ‘cümbüş evi’, ‘sosyal tesis’, ‘kültür evi’ denilen Alevi toplumunun; inançsal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu?
    Hükümet ve belediyelerle doğru bir ilişki kuruluyor mu? Alevi kurumları ve inanç önderleri cemevlerini inancın gereklerini yerine getirecek noktaya taşıyor mu?

    Tüm bu soruları ve daha fazlasını Alevi kurum başkanlarına, inanç önderlerine ve yazarlara sorduk.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yöneticisi Hasan Gülüm, cemevlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.

    PİRHA: Cemevleri yapılması fikri hangi ihtiyaç üzerinden doğdu? Cemevlerinin tarihsel arka planını aktarabilir misiniz?

    HASAN GÜLÜM: Aleviler, kırdan kentlere göç edince; işsizlik ve eğitim sorunları nedeniyle kendi inançlarını yerine getirmekte de zorluklar yaşadı. Köylerde ve ocaklarda cemler ortak alanda yapılırdı. Alevilerin ihtiyaç ve sorunlarını tartıştıkları yerler vardı. Büyük kentler olunca, kendi inancıyla ortak yapıları dağıldı. Kentlerde yaşadıkları evler bu ihtiyaçları karşılayacak durumda değildi. Ayrıca, kentlerde herkes ortak bölgelerde de yaşayamazdı. Bu sebeple, 1990’lardan da itibaren ibadetlerini gerçekleştirecekleri mekanlara daha çok ihtiyaç duydular. Bu durum, cemevlerinin açılmasının birinci sebebi. Öte yandan, sadece cem yapacakları değil yaşamın geri kalan sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri alanları da böyle kurmak istediler.

    “CEMEVLERİNİN, DEVLET TARAFINDAN STATÜYE KAVUŞMASINA İHTİYAÇ YOKTUR”

    Yasal statüye kavuşmamış cemevleri gerçekliği var. Değişik adlar altında açılan bu cemevlerinin büyük çoğunluğu yerel yönetimler veya merkezi hükümetler tarafından yapılıyor. Bunu, yönetimsel ve inançsal yansıması bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Öncelikle bahsettiğimiz ve anladığımız cemevleri Alevilerin  bir araya geldikleri ve lokmalarıyla oluşturdukları mekanlar. Sorunlarını birlikte tartıştıkları, herkesten bağımsız, bu gerekliliklere ihtiyaç duyanların geldiği yerler. Cemevlerinin, devlet tarafından statüye kavuşmasına ihtiyaç yoktur. Zaten bu statüyü bir yana bırakalım, açtırdıkları cemevleri ile kendilerine uygun Aleviler oluşturmak istiyorlar. Bunun somut örneğini Isparta’da gördük. Öyle yereller biliyoruz ki mevcut cemevleri o yerellerin Alevileri olmuş.

    Aleviler bilmeliler ki biz bu devletin eşit yurttaşlarıyız. Devlet böyle kabul etmese bile öyleyiz. Üreten, vergisini veren vatandaşlarız. Bizim vergilerimizle kabul etmediğimiz ve kaldırılması gerektiğini yıllardır savunduğumuz Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) tek bir inancın ihtiyaçlarına yanıt vererek yerinde duruyor. Yerel iktidarlar, sadece Aleviliği asimile etmek üzere, en azından kontrol edilebilir bir Alevilik amacıyla bu girişimleri yapıyorlar. Bizler için bu yardımlar kimsenin özel olarak yaptığı şeyler değildir. Sonuç itibariyle vergilerimizle yapılanlardır. Bunun yardım olarak görüldüğü yerde kabul edilmemelidir. Böyle bir Aleviliğin doğru olmadığını da ifade etmek gerekir.

    “BİNALAR BÜYÜDÜKÇE VE KATLARI ARTTIKÇA ORTAK MEKANLAR DA AZALMAKTADIR”

    -Alevi toplumunun çok sayıda ve büyük cemevlerine ihtiyacı var mı? 

    Bu mekanların bizim için büyüklüğü, görkemliliği, camlarının siyah ve büyük olması bir anlam taşımamalıdır. Alevileri ilgilendiren onların vicdanları ve oradaki büyüklük ve görkemdir. Bu binalar bir bakıma Alevileri asimile edenlerdendir. Binalar büyüdükçe ve katları arttıkça ortak mekanlar da azalmaktadır.

    Anadolu’da evlerin kapısı büyük bir ortak alana açılır. Bu alanlar o evlerin cem yerleridir. Herkes o ortak noktaya gelir. 1990’lı yıllarda cemevleri demokratik Alevi hareketinin temel taleplerinden biriydi. Ancak, o dönemde İzzettin Doğan ve ekibi devlet tarafından özel olarak geliştirildi. Bu dönemde onlar tarafından çok farklı cemevleri oluşturuldu. Başka isimlerle, kurumlarla açıldılar. Bu farklı cemevlerinin işlevleri farklı değildi. Ancak bu farklılık Alevi hareketini böldü ve bunun sonuçları şimdi karşımıza çıkıyor. Alevilerin taleplerinin ve hareketinin zayıf olmasının temel sebeplerindendir. Çözülmesi gereken en önemli noktalardan birini oluşturuyor. Gani Kaplan’a yapılan saldırı olurken ona sessiz kalan Alevi yönetici gerçeği, toplam sonucun geldiği noktadır. Alevilerin bunu görmesi gerekiyor.

    “ALEVİLİK VE SİYASET İLİŞKİSİ TARTIŞILMALIDIR”

    -Son dönem yapılan cemevlerine kendilerince katkı koydukları üzerinden yerel yönetimler Alevilere, ‘Parayı ben verdim düdüğü de ben çalarım’ mantığı ile müdahalede bulunuyor. Isparta Cemevin’de görüldüğü üzere Alevilik, belediyeler ve merkezi hükümet üzerinden ‘yola getirilmek’ isteniyor. Sizce Alevi kurumları, cemevlerinin yerel yönetimler ile ilişkilenme boyutu ne durumdadır ve nasıl olmalıdır? Alevi kurumları, belediyelerle hangi sorunları yaşıyor?

    Burada tartışılması gerekenlerden biri de Alevilik ve siyaset ilişkisidir. Kurumlar bu ilişkiye dikkat etmelidir. 1400 yıldır Alevileri asimile edemeyen devlet, içten asimilasyon ile karşımıza çıkıyor. Alevi kurumları ve yöneticileri ile ilişkileri önümüzde duruyor. Yerel yöneticinin dediği “Ben yapıyorum ve sizi denetliyorum” meselesi değil. Bu özel ilişkilerin üzerinden bu ihtiyaçları denetliyorlar. Böyle Alevi yöneticilere de çıkar ilişkisi sağlayan durumlar oldu. Alevileri eşit yurttaşlıktan vazgeçirip büyük binalara odaklamaya çalıştılar. Aleviler bu konuda uyanık olup dikkat etmelidirler.

    Alevi kurum yöneticileri kendisi için siyaseti bırakıp, Alevilerin temel ihtiyaçlarına yönelik yerel yönetimlerle siyaset çizgisi oluşturmalıdırlar. Hem Alevi kurumlarını güçlendiren ve büyüten hem de Alevilerin genel hak ve menfaatlerini de koruyan bir çizgide siyaseti kurmalıdırlar. Alevi kurumlarının yerellikle sıkışmadan ve Aleviler ve siyaset üzerinden çıkar ilişkilerini derinleştiren tablodan çıkmaları gerekiyor.

    Helin YILMAZ-Diren KESER/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘Alevi hareketi Alevilik ve siyaset ilişkisini belirlemeli; Alevi meclisi oluşturulmalı’
    2-‘İçinde talip olamadığımız cemevleri gerçekliği ile karşı karşıya kaldık’
    3-‘Türkiye’de bugün ne kadar cemevi varsa yasadışı ve gecekondu statüsündedir’
    4- ‘Aleviler sistemli bir politikayla kontrol altına alınmak isteniyor’
    5- ‘Neden bu kadar çok cemevi var, neden içinde Alevi az?’
    6-‘Alevilerin devlete olan hizmetlerinin iki torba çimentoyla eş tutulması zulümdür’-VİDEO
    7-‘Artık yönümüzü kendi öz gücümüz olan talip hanelerine çevirmeliyiz’
    8-‘Alevilerin kendi cemevlerini yapabilecek güçleri vardır’
    9-‘Alevilerin sorunu anayasaldır, çözümü de meclistir’
    10-‘Cemevleri koz haline geldi; Alevilerin özgürleşmesinin önü kesilmek isteniyor’

     

  • Ataşehir PSAKD yöneticisi Gülüm’den kurumlara önemli uyarılar ve çağrı

    Ataşehir PSAKD yöneticisi Gülüm’den kurumlara önemli uyarılar ve çağrı

    PİRHA- PSAKD Ataşehir Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Gülüm, bir yazı kaleme alarak Alevi kurumlarına ve üyelere bir takım uyarılarda bulundu. Kurumlarda DERSİS ile birlikte üyelik sorununun daha da arttığını belirten Gülüm, dergahlarda demokratik kurallar ve kanalların ortadan kaldırıldığını, üyelerin mutlaka bir tutum alması gerektiğini kaydetti. 

    PSAKD Ataşehir Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Gülüm, Alevi hareketinde kongrelere giderken izlenen yol, kullanılan yöntemler ve son gelişmelere ilişkin bir yazı kaleme aldı.

    Alevi kurumlarında yaşanan sorunlardan birinin üyelik sorunu olduğunu belirten Hasan Gülüm, bu sorunun son dönemde DERBİS ile daha da karmaşık hale geldiğine dikkat çekti.

    Alevi derneklerinin yasal olarak dernekler kanununa ve tüzüğüne göre işletildiğini hatırlatan Gülüm, “Kurum yöneticileri yapılan yanlışlıklarını örtmek için bu düzenleme şemsiyesine sığınıyor dedi.

    Hasan Gülüm, dergahlarda demokratik kurallar ve kanalların ortadan kaldırıldığını ifade ederek, üyelerin mutlaka bir tutum alması gerektiğini kaydetti.

    Hasan Gülüm’ün yazısı şöyle:

    “ÜYELİK SORUNU VAR”

    “Uzun süredir Alevi hareketi içinde bulunan kurumlarda yönetimlere gelme ve yönetim şekli nedeniyle kurumlarımızın içinde sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunların nedenleri yapısal sorunlar haline geldi. Bunlardan biri üyelik sorunudur. Üyelik sorunu son dönemde DERBİS ile daha da karmaşık hale geldi.

    “KURUM YÖNETİCİLERİ DERNEKLER KANUNUNA VE TÜZÜĞÜNE SIĞINIYOR”

    Bugün kurulu bulunan derneklerimiz yasal olarak dernekler kanununa ve tüzüğüne göre işlemektedir.   Derneklerimizde bulunan kurum yöneticileri yapılan yanlışlıklarını örtmek için bu düzenleme şemsiyesine sığınmaktalar. Üstelik her yerde ve alanda bunun ihtiyaçlarımıza cevap vermediğini söyleyerek bu yanlışlıklarda ısrar ediyorlar. Ancak bu düzenlemeye göre de öğretimizin gerekliliklerini yerine getirebiliriz. Yeter ki buna inanalım. Çünkü bunun uygulandığı alanlar ve örnekler bulunmaktadır.

    Ancak Alevi örgütlerinin sorunları yapısal bir duruma dönüşmüş durumda. Bu nedenle bu sorunun çözümü için sözün ötesi bir adıma ihtiyaç bulunmaktadır. Bugün Alevi kurumlarımızda genel kurullar yaşanmaktadır. Kurumlarımız içinde bulunduğu yapısal olarak da tarif ettiğimiz sorunların çözümsüz olmasına neden olan bundan önce girdiği yol ve izlenen politikalardır.

    Bunları, 2018 yılında Maraş anmasındaki fiili saldırıda, siyasi iktidarlarla ve siyasi partilerle olan kişisel ilişkilerde (Mersin Cemevi görüşmesi, İçişler Bakanı görüşmesi, belediye başkanları görüşmesi) ve Yamanlar Derneği’nde başlayan diğer derneklerimizde devam eden tasfiyeci çizgide görebiliriz.

    “GENEL KURULLARDA İZLENECEK POLİTİKALAR SÜRECİN İPUCUNU VERECEK”

    Bunun devamını Pir Sultan derneklerinde ve genel merkez seçimlerindeki usulsüzlük ile Alevi Bektaş’i Federasyonu Genel Kurulları’nda yaşanan hukuksuzlukla sürecin bu bölümü sonuçlandırıldı. Şimdi başlayan ve 2020 yılında derneklerimizde sonuçlanacak genel kurullar, önümüzdeki sürecin nasıl olacağının ipuçlarını verecektir. Bu nedenle gelecek dönemde varılacak yola bu genel kurullarda izlenecek politikalar cevap olacaktır.

    “DERGAHLARIMIZDA DEMOKRATİK KURALLAR VE KANALLAR ORTADAN KALKTI”

    Bu süreçte Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri’nde, diğer Alevi derneklerinde ve bağımsız cemevlerinde genel kuralları yapılmaktadır. Derneklerimiz genel kurullara giderken 2018 yılında çıkan ve 2019 martı ayında süresi sona eren DERBİS sisteminin yürürlüğe girmesi ile yapılmaktadır. Bugüne kadar derneklerimizde yapısal sorun olarak duran yönetme ve üye sorunu Dernekler Bilgi Sistemi (DERBİS) ile iki katına çıkmış durumda. Üyelik yenilemede (DERBİS’e kayıt etme) kayıtların sadece yönetimde olduğu bu sistemde oldukça tasfiyeci sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu genel kurullara eğer müdahale edilmese Alevi hareketinde demokratik tüm kanalların kapatılmasının adımları atılmış olacaktır. Şu an nerdeyse dergahlarımızın tamamında (bazı dergahlarımız hariç ) demokratik kurallar ve kanallar ortadan kalkmış durumda.

    “HİÇ BİR DEMOKRATİK KURAL İŞLETİLMİYOR”

    Diğer derneklerimizde ise DERBİS gerekçesi ile mevcut yöneticiler kendisine muhalefet olan üyeleri üye yapılmamış, kendisini yönetime getirecek üyelikler yapılmaktadır. Şubelere müdahale edilmekte, kendine yakın şubelerin seçilmesi sağlanmakta. Kısacası seçimlere giderken hiçbir demokratik kural işletilmiyor. Denetlenmiyor. Bu durumun sonucu derneklerimizde bulunan en dinamik canlarımız eksilterek sonuçlanmaktadır.

    “ÜYELERİMİZ MUTLAKA TUTUM ALMALI”

    Bunların Pir Sultan Abdal gibi derneklerde olması ise demokratik Alevi hareketinin daha hızlı tasfiye edilmesi ve dağılması anlamına gelmektedir. Ancak Pir Sultan dernekleri ve demokratik Alevi hareketi içinde yaşanan bu sürece üyelerimiz tarafından mutlak tutum alınmalıdır. Çünkü bu tablo ışığında genel merkez seçimleri yapılacaktır. Hiçbir demokratik kuralın işlemediği, uygulanmadığı şubeler seçiminden sonra yapılacak genel merkez sonuçları meşru olmayacaktır. Bu sonuçlar hareketin gideceği sonucu bugünden bize gösterecektir.

    “LOKMALAR BİZİM PAYLAŞMA ADIMIZDIR”

    Bizler inancımız gereği iktidar olmayı ret ederiz, lokmalar bizim paylaşma adımızdır, cemlerimiz ortak karar alanlarımızdır. Bugün derneklerimizde yapılmayan bunlardır. Bizler sadece bunları yaparak bu durumdan kurtulmanın adımlarını atabiliriz. Elbette yazdığımız bir sayfa yazı ile yapısal olan sorunlarımız hemen çözülmeyecektir. Ancak bunun için bu yolda ısrar bugün acısından sorumluluklarımızın gereğidir.

    “YOLDAN ÇIKANLAR YOLUN SAHİBİ OLDUKLARINI SANIYOR”

    Bu duruma sesiz kalındıkça yoldan çıkanlar yolun sahipleri olduklarını zannediyorlar. Alevilerin sözcüleri olmaya devam edecekler. Bu kurumlarda kalmayı da sürdürecekler. Aleviler ile örgüt ilişkisi giderek zarar görecektir. Bu nedenle bu duruma Alevi hareketinin en dinamik ve demokratik olduğunu iddia eden başta Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri şubeleri sesiz kalmamalıdır. Çünkü tüm bunlar Alevi hareketininde dağılmasını hızlandıracak bir sonuca itmektedir. Bizler buna karşı ‘yol cümleden uludur’ desturundan hareketle bu yola inananlar olarak bunlar dışında bu yolun gerekliliklerini yerine getirmek için öncelikle derneklerimizde buna uygun davranmalıyız.

    “DOĞAN DEMİR’E ALINAN TAVIR ÇOK GERÇEKÇİ DEĞİL”

    Son olarak bugün AKD başkanlığı yapan Doğan Demir’e karşı kurumlarımızda söylenen ve alınan tavrın çok gerçekçi olmamasıdır. Çünkü Doğan Demir bunları bugün yapmadı bugüne gelene kadar yapılanlarda yukarıda saydığımız her durumu açıkça savundu. Bizler bunu eleştirirken diğer Alevi kurumlarımız da bulunan yöneticiler ve yönetimlerde bulunanlar tavır almadı. Örgütlerimiz siyası kurumlarına teslim edilmeyecek kadar değerli dediler, ama girdikleri ve beraber yürüdükleri siyasi partiler bellidir. Bunları yapanların yanında durdu, birlikte yürüdüler. Şimdi ise söz söylemekteler. Oysa dün bunları savunanların yanında olanlar bugün bizce sessiz kalmaları daha doğru bir davranış olacaktır. Aşk ile.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Alevilerin Dersim Katliamı ile yüzleşmesi kendi tarihi ile yüzleşmesi anlamına geliyor’-VİDEO

    ‘Alevilerin Dersim Katliamı ile yüzleşmesi kendi tarihi ile yüzleşmesi anlamına geliyor’-VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişlerinin 82. yılına ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, “Seyit Rıza bir inancın bir kültürün yok sayılmasını ve bu inanca mensup kişilere bu işin sonucunun böyle olacağını göstermek için asıldı” dedi.

    Haberin Videosu

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu imzası ile başlatılan harekat sonrası binlerce Kürt-Alevi yurttaş, Dersim’de katledildi. Katliamının üzerinden 82 yıl geçmesine rağmen henüz sorumluluğu olan tek bir isim dahi yargılanmadı.

    Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü biliniyor. Bugün halen Dersim’e dair tüm arşivler açılmadı, hakikatler tam olarak açığa çıkarılmadı.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının idam edilişinin 82. yılında da bu talepler yinelenecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm de Seyit Rıza’nın idam edildiği ve tertelelerin olduğu dönemin Türkiye’de ulusal kurtuluş mücadelesi olarak değerlendirilen döneme denk geldiğini belirtti. Gülüm, Alevilerin aslında sadece Dersim’de değil Koçgiri ve benzeri yerlerde de benzeri sonuçlarla ve davranışlarla karşılaştığını vurguladı.

    “DERSİM’DE BİR TERTELE SÜRECİ YAŞANDI”

    Dersim Katliamı’nın ve Seyit Rızaların idam edilişlerinin resmi tarih kaynaklarında ‘isyan’ olarak verildiğini hatırlatan Gülüm, “Herkes aslında biliyor Dersim’de bir tertele süreci yaşandı. Onbinlerce insanımızın öldürüldüğü ve onbinlerce insanımızın başka yerlere gönderildiğini. Bugün biz de hem araştırmalarımızla hem gittiğimiz her coğrafi bölgede Dersim’de gelen insanlarımızın göç ettirildiğine tanıklı etmişizdir. Şimdi burası ile yüzleşmek aslında Türkiye’nin 1930’lardaki iktidarı ile yüzleşmek anlamına geliyor” dedi.

    “DERSİM’DE ASLA BİR ‘İSYAN’ YOKTU”

    Gülüm sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dersim’de eğer bir isyan olmuş olsaydı herkes bilirdi ki bu kadar sürgün olmazdı. En azından tarihte gördüğümüz, öğrendiğimiz itibari ile söylenenlerin önemli bir kısmı hem bir yalan hem bir aklın başka bir yerde işletilmesine yönelik yapılan bir toplam faaliyettir. Bugünün alt zemini oluşturuldu. Seyit Rıza’da dahil olmak üzere kendisi gidiyor teslim oluyor. Bu sürecin artık bitirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Bunun üzerinde epeyce konuşuyorlar. Devlet ile olan görüşmeleri ve araya girenleri herkes biliyor, konuşuyor. Bunların belgeleri var. Bu belgeler bizde değil meclis belgelerinde yer alıyor.”

    “SEYİT RIZA, İNANCIN, KÜLTÜRÜN YOK SAYILMASINA KARŞIYDI”

    Seyit Rıza’nın bir inancı bir kültürü yok sayarak bu inanca mensup kişilere bu işin sonucunun böyle olacağını göstermek için yaşının küçültülerek asıldığını kaydeden Gülüm, “Bir inancın önümüzdeki dönem nasıl bir yere geleceğini nasıl bir yer tutunacağını onlarda görüyor ve biliyordu. Bu nedenle herkes göç ettirildi bu nedenle hepsi darmadağın edildi, bu nedenle hepsi nehir ve suya atıldı. Seyit Rıza’nın yaşı küçültüldü ve oğlunun da yaşı büyütülerek idam edildi. Çünkü Seyit Rıza ve etrafındakilerde silah olmadığını herkes biliyordu. Maalesef o dönem devleti ve ülkeyi idare edenlerin Aleviler ve o kültürün inancı önümüzdeki dönem yeni bir inanç ve kültür olarak karşılarına çıkmaması için yaşattıklarıdır.” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN DERSİM İLE YÜZLEŞMESİ KENDİ TARİHLERİ İLE YÜZLEŞMESİDİR”

    Alevi kurumlarının ve toplumunun Maraş’ta, Sivas’ta ve Çorum’da yaşanan katliamlarda yaşamını yitirenleri anarken Dersim için yapılan anmalarda bir birlikteliği sağlamadığına vurgu yapan Gülüm, Alevilerin kendi tarihleri ile yüzleşmekten korktukları için Dersim’i anmadıklarını ifade etti. Gül, “Alevilerin Dersim Katliamı ile yüzleşmesi kendi tarihi ile yüzleşmesi anlamına gelir. Dersim’in adından bahsedilir ama o tarih unutularak bahsedilir. Dersim’de Alevi Kızılbaşların yaşadığı ve bütün Alevi Ocaklarının orada olduğunu herkes bilir. Ve kendi ocaklarınında oradan geldiğini herkes bilir ama  geldiği yerin tarihinin ne olduğu ile ilgili olan kısmı hep atlanmıştır. Dolayısı ile yüzleşme kısmı bu anlamda yüzyıllardır kafamıza, beynimize, yüreğimize başka bir yerden işletilmiştir. Yüzleşme olmadığı için Dersim’e gidiş bir ziyaret gidişi ocağa gidiş olarak gidilir” dedi.

    İSTANBUL/PİRHA

  • ‘Kurumlardaki zayıflık Alevilere yönelik saldırıları açık hale getirdi’- VİDEO

    ‘Kurumlardaki zayıflık Alevilere yönelik saldırıları açık hale getirdi’- VİDEO

    PİRHA- Alevi köylerine cami yapılmasına, Alevi çocuklarına okullarda zorla namazın dayatılmasına tepki gösteren PSAKD Ataşehir Şube ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, Alevi kurumlarındaki zayıflığın, dağınıklığın Alevilere yönelik saldırıların gelişmesini ve açık hale gelmesini sağladığını söyledi.

    HABERİN VİDEOSU

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm Alevilere yönelik asimilasyona ve hak ihlallerine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Türkiye’nin şuan yaşadığı bu sürecin aslında Aleviler için yeni bir dönem olduğunu belirten Gülüm, Hem Ortadoğu’nun hem Türkiye’nin yeni bir sürece evrildiğini söyledi.

    “ALEVİ KURUMLARI ZAYIFLADI”

    Alevilerin önemli bir bölümünü asimle etmek için sisteme entegre edilme adımlarının atıldığına dikkat çeken Gülüm, Alevi kurumlarındaki düşüş, zayıflık, dağınıklık bahsettiğimiz Alevilere yönelik saldırının hem gelişmesini hem daha açık hale gelmesini sağladı.  Alevi kurumları çok zayıfladı. Demokratik mütevaya yönelik ortak hareket etme yanını unuttu saldırıları neredeyse sıradanlaştırdılar. Hatta kabul edilir hale geldi. Bu durumu da devlet bakımından uzun yıllardır asimile edemedikleri Alevileri daha hızlıca sisteme entegre etmek için atılan adım olarak görebiliriz “dedi.

    “ALEVİLER CEMEVLERİNİN AÇILMASI İLE EŞİT YURTTAŞLIK HAKKINI KAÇIRDI”

    Alevilere yönelik AİHM’in aldığı olumlu kararlara karşı Alevi kurumlarının tutumunu değerlendiren Gülüm, cemevlerinin açılması ve kabul görmesi ile eşit yurttaşlık hakkını unuttuklarını belirterek şunları ifade etti:

    “Aleviler cemevlerini açmakla yurttaşlık hakkını kullanmak arasındaki farkı kaçırdıklarını düşünüyorum. Bugün bahsettiğimiz AİHM kararlarını ve eşit yurttaşlık hakkını bu nedenle unuttular. Cemevlerini kullanmak eşit yurttaşlık olduğu anlamına gelmiyor.  Dün cemevlerine ilişkin çok ciddi bir tutum alınmıştı bu tutuma karşı bu alan açıldı. Cemevleri kabul edildi, ziyaret edilen alanlara ve seçim dönemlerde kullanılmak istenen alanlara dönüştürüldü. Ancak bunun eşitlik kısmını Aleviler birlikte ve ortak hareket etmemesinden dolayı kullanamadı. Benim düşünceme göre Alevi kurumlarının es geçilen bir süreç oldu.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘AKP, Suriye üzerinden iktidarını sürdürmeyi hedefliyor’-VİDEO

    ‘AKP, Suriye üzerinden iktidarını sürdürmeyi hedefliyor’-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin Suriye’ye yönelik askeri operasyonunu ve yapılan ateşkesi değerlendiren PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, AKP hükümetinin bir kriz içerisinde olduğunu ve bu krizi Suriye üzerinden kamufle ederek iktidarını sürdürmeyi amaçladığını belirtti.

    Haberin videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri operasyonu ve ardından yapılan ateşkesi değerlendirdi. Ortadoğu coğrafyasında uzun yıllardır benzeri savaşların yaşandığını hatırlatan Gülüm, başka bir ülkenin halklarına, inançlarına ve kültürüne müdahaleyi kabul etmemek gerektiğini kaydetti.

    “AKP HÜKÜMETİ KRİZDE”

    17 yıldır iktidarını sürdüren AKP hükümetinin bir kriz içerisinde olduğunu ifade eden Gülüm, AKP’nin yaşadığı bu krizi Suriye üzerinden kamufle ederek iktidarını sürdürmeyi amaçladığını belirtti.

    Esas meselenin Kürtlerin Ortadoğu’da inançları ve kültürleri için verdikleri mücadelenin bir sisteme kavuşmama meselesi olduğunu söyleyen Gülüm, “Yani yaşadığın toprağı kendin için tarif etme şansını ortadan kaldırmak için müdahaleler yapılıyor. ABD’nin de Rusya’nın da bütün ülkelerin de aslında bütün hesapları bu alan üzerine yapılmaktadır müdahaleler de ittifaklar da birlikte olmak da ateşkes de” diye konuştu.

    “KAZANAN AMERİKA”

    Yapılan ateşkesi herkesin kendi bulunduğu alana çekilme olarak değerlendiren Gülüm, bu çekilmenin sınırlarını Amerika’nın belirlediğini ve dolayısıyla burada kazananın Amerika olduğunu söyledi. “Türkiye ile Suriye arasında bir denge varsa neden muhatabı Amerika’dır?” sorusunun cevabının Amerika’nın çıkarı olduğunu ifade eden Gülüm, “Dolayısıyla Amerika elinde bulunan gücü bu çıkarı doğrultusunda kullanmak istiyordu. Ateşkesi de uzun vadeli çıkarı için kullandığını düşünüyorum” dedi.

    “BİRİNİN BUNA SAVAŞ DEMEMESİNİN BİR KARŞILIĞI YOK”

    Alevilerin yüzyıllardan beri ezilenin yanında ezenin karşısında durduğunu belirten Gülüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün de nedeni ne olursa olsun öldürülen mazlum ise, bir haksızlık varsa Aleviler buna ‘hayır’ der. Birinin buna savaş dememesinin bir karşılığı yok. Ortadaki tabloyu Amerika açıkladı ‘biz ateşkes ilan ettik’ demiş. Ateşkes taraflar arasında oluşur. Dolayısıyla ortadaki tablonun kendisinin savaş olduğunu Amerika bir biçimde söyledi. Aleviler açısından baştan beri bu böyleydi. Birinin hayır demesi, siyasal anlamda bir baskı unsuru oluşturarak toplumu baskı altına alması söylenmesi gereken cümlelerin söylenmeyeceği anlamına gelmez. Ortadaki gerçek bu çünkü.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ataşehir PSAKD’nin eski yöneticisi Teyfik Yıldız hakka uğurlandı-VİDEO

    Ataşehir PSAKD’nin eski yöneticisi Teyfik Yıldız hakka uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Geçirdiği kalp krizi nedeniyle Hakk’a yürüyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi eski Yönetim Kurulu Üyesi Teyfik Yıldız, PSAKD Ataşehir Cemevi’nde Hakka uğurlandı.

    Dün hayatını kaybeden PSAKD’nin Ataşehir Şubesi eski Yönetim Kurulu Üyesi Teyfik Yıldız bugün saat 13:30’da  PSAKD Ataşehir Cemevi’nde düzenlenen cenaze erkanı ile hakka uğurlandı.

    Teyfik Yıldız’ın cenaze erkanına PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Kartal Şubesi bir önceki dönem başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Basın Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği bir önceki  dönem başkanı Aydın Deniz, PSAKD Kartal Şube BaşkanıKenan Özdemir, PSAKD Kadıköy Şube Başkanı İsmail Ay, PSAKD Zeytinburnu Şube Başkanı hakan Rakip, PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, PSAKD Genel Merkez Basın Yayın Sekreteri Deniz Kıyafet, PSAKD GYK’dan Ersin Demir, PSAKD Sarıgazi Sancaktepe Şubesi Başkanı Erdal Aksoy,  ailesi ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Cenaze erkanında kısa bir konuşma yapan PSAKD İstanbul Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm,”Cemevinin çocuğunu yitirdik. Yaşamının önemli bir dönemi demokratik Alevi hareketine hizmet ederek geçirdi. Çocukluğundan beri cemevinde faaliyet yürüten yoldaşımızı yitirmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Uzun yıllar semah dönen ve gençlerin semah öğrenmesinde önemli katkısı ve çalışması olan bir genç üyemizdi” dedi.

    Gülüm’ün konuşmasının ardından  Ali Erdem Dede cenaze erkanı gerçekleştirdi. Daha sonra PSAKD Ataşehir Şubesi eski Yönetim Kurulu Üyesi Teyfik Yıldız deyişlerle hakka uğurlandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘İstanbul seçim sonucu azınlık olarak görülen herkesin başarısı’

    ‘İstanbul seçim sonucu azınlık olarak görülen herkesin başarısı’

    PİRHA- 23 Haziran Pazar günü yenilenen İBB seçim sonuçlarına ilişkin Alevilerden değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Ataşehir  ve Güngören şube başkanları Hasan Gülüm ile Zeynel Abidin Özbay, İstanbul seçiminin azınlık olarak görülen herkesin faşizme karşı birleşmesiyle kazanıldığını vurguladılar. 

    31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ardından AKP’nin itirazlarıyla YSK İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin 23 Haziran tarihinde yenilenmesine karar vermişti. Geçtiğimiz gün yapılan seçimde İBB başkanlığını CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu kazandı.

    Seçim sonucunu Alevilerin PİRHA’ya değerlendirmesi sürüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, kayyum atanan belediyelerde HDP’ye, geri kalan büyük şehirlerde ise CHP’ye oy vererek bir strateji belirlediklerini kaydetti.

    “MUHALİFLER FAŞİZME KARŞI BİRLEŞİK BİR CEPHE OLUŞTURDU”

    Bu seçimlerin gerek çalışmalarına gerekse de sandıklara yansıyan sonuçlara bakıldığı zaman, ilk kez herkesin, kendi cephesinde bir hayır cephesi oluşturarak sandığa gittiğini söyleyen Kaplan, aynı zamanda gerek yerel gerekse de genel seçimlerde şimdiye kadar böyle bir birleşme sağlanamadığını aktardı.

    Herkesin kendi cephesinden yaptığı seçim çalışmasının ülkenin geleceğine dair yerel yönetimlerin özerkleşmesi, güçlenmesi için çok önemli olduğuna vurgu yapan Kaplan, tüm muhalif kesimlerin faşizme karşı birleşik bir cephe oluşturduklarını belirtti.

    “ALEVİLERİN DAHA DA ÖRGÜTLENMELERİ İÇİN BİR UMUT”

    İmamoğlu’nun büyük bir başarı elde etiğini söyleyerek onu tebrik eden Kaplan, İmamoğlu’nun kazanmasında HDP’nin büyük bir katkısı olduğunu vurgulayarak kazananın aslında HDP olduğunu sözlerine ekledi.

    Kaplan, “Aleviler açısından sevindirici olan, Alevilerin daha da örgütlenmeleri konusunda bir umut olacağıdır” dedi.

    “DEMOKRASİ MÜCADELESİNE DÖNÜŞEN BİR TUTUM VARDI”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, seçim sonuçlarının geçtiğimiz 31 Mart seçimlerinde kısmen görünmeye başladığını belirterek, bu seçimde kendini demokrasi cephesi diye adlandıran kesimin AKP’nin tutumuna karşı yerel seçimden öte genel olarak bir demokrasi mücadelesine dönüşen bir tutum  sergilediğini kaydetti. İstanbul seçimine dair herkesin söylediği bir söz olduğunu ancak Alevilerin çok fazla bir şey söylemediklerini ifade eden Gülüm, “Buraya Alevi kurumları bu seçimlere dair neredeyse hiçbir söz söylemedi. Tek tek kurumlardan, kişilerden sürece dair hem siyasal olarak hem de kendi görüşlerini ifade edenler oldu ama Alevi örgütlerinin örgütsel toplamda buraya dair söz söylemeleri gerekiyordu.” diye konuştu.

    “ALEVİLER SADECE OY VEREN OLARAK KALDI”

    Alevilerin bu seçimde sadece oy verenler olarak kaldıklarına dikkat çeken Gülüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Taleplerinin konuşulmadığı tüm herkesin ifade edildiği ve söylendiği bir seçimde Alevi harfinin geçtiğini ben hiçbir yerde duymadım. Bu aslında bizim problemimiz. Alevilerin bu seçimlerdeki etkisizliği, dağınıklığı ve ciddi olarak üzerinde konuşulması ve kendi iç hesaplarını yapması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu durumlar aynı zamanda demokrasi mücadelesi ve demokratik kurumlara olanaklar ve imkanlar sağlayan sonuçlar da yaratıyor. Aleviler bu sürecin bu olanaklarının çok gerisinde bir yerde durarak daha çok bugüne kadar izledikleri yolun bir tekrarını denediler. Bu anlamda Alevilerin en azından önümüzdeki döneme bir kazanımı değil ama genel olarak toplumda bir umudun yeşerdiğini ve bu anlamda ‘birlikte kazanabiliriz’ gibi en azından topluma ifade edilen sonuçların ortaya çıktığı tabloyu görebiliriz açıkçası. Ama Aleviler açısından böyle bir tablonun olduğunu düşünmüyorum. Bir talepleri yoktu, buraya dair söyledikleri bir söz yoktu, sonuçların kendileri açısından önümüzdeki dönemde de olumlu bir sonucu yaratıp yaratmayacağını görmemiz gerekir.”

    “SONUÇLAR AZINLIK OLARAK GÖRÜLEN HERKESİN BAŞARISIDIR”

    PSAKD Güngören Şube Başkanı Zeynel Abidin Özbay da seçim sonuçlarına ilişkin şunları söyledi:

    “Alevi toplumu adına kardeşliği, birleşmenin kısa yoldaki öğüdümüzün çabasıyla, bütün kardeşlerin birlikte hareket etmesiyle gelinen bir yol oldu. Bundan sonraki süreçteki yolda da bizler savunduğumuz yöne çıkana kadar bütün yoldaşlarımızla birlikte hareket edeceğiz. Bizler geleceğe bakmak için bugün azınlıkta olan gruplarla yol ayrımı yapmadan hep beraber hareket etmemiz gerekiyor. Seçim sonuçları azınlık olarak görülen bütün insanların başarısıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD yöneticisi Gülüm: İhraçlarla Alevi hareketi dejenere ediliyor-VİDEO

    PSAKD yöneticisi Gülüm: İhraçlarla Alevi hareketi dejenere ediliyor-VİDEO

    PİRHA- Bazı Alevi kurumlarında dedelerin ve üyelerin ihraç edilmelerini değerlendiren PSAKD İstanbul Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, ihraçların iktidar olma mücadelesinin bir parçası olduğuna dikkat çekti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, son dönemlerde gündeme gelen bazı Alevi kurumlarından dedelerin ve üyelerin ihraç edilmelerini değerlendirdi.

    “KURALLARIN TAMAMINI DEVLET BELİRLİYOR”

    İhraçların son dönemlerde Alevi inancının yol erkanını yürüten dedelere kadar indiğine vurgu yapan Gülüm, bu ihraçlardan dolayı Alevi hareketinin dejenere edildiğini kaydetti. Devletin Alevi kurumlarına dair biçtiği bir rol olduğunu söyleyen Gülüm, “Bu role uygun bir yol ve yöntem belirliyor. ‘Tüzük yapın’ diyor, ‘kurallara uyun’ diyor. Tamamını devlet belirliyor kuralların” dedi.

    “ARAÇ OLARAK GÖRÜLEN, İKTİDAR MÜCADELESİNDE AMACA DÖNÜŞTÜ”

    2010 yılına kadar Alevilerin bu kuralları reddettiğini sadece varlıklarını sürdürebilmek için araç olarak gördüklerini ifade eden Gülüm, günümüzde ise bu aracın Aleviler açısından iktidar mücadelesinde bir amaca dönüştüğünü sözlerine ekledi.

    “ALEVİ İNANCINDA İKTİDAR OLMAK YOKTUR”

    Alevilerde iktidar olma mücadelesi başladığından beri dejenerasyonun da hızlandığını belirten Gülüm, “Alevi inancında asla iktidar olmak yoktur. Dolayısıyla da ihraçlar iktidar olma amacını taşıyan, o anlamda ifade edilen ve yol alınan bir durumdur” dedi.

    Ayrıca Hasan Gülüm, bu yıl Alevi hareketinin en kötü süreçlerinden birini yaşadığını düşündüğünü de sözlerine ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Ataşehir Şubesi’nin bahar şenliklerinde Seyyid Nesimi anıldı-VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şubesi’nin bahar şenliklerinde Seyyid Nesimi anıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Ataşehir Şubesi 3. bahar şenliklerini gerçekleştirdi. Etkinlikte konuşan şube başkanı Hasan Gülüm, Alevi hareketinin dağınık olduğunu ve bu dağınıklığın toplanması gerektiğini dile getirerek “Dağılmış Alevi hareketinin kontrol edilmesi, asimileye uğratılması ve istenilen rotaya sokulması çok kolaydır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi 3. bahar şenliklerini gerçekleştirdi. Cemevi bahçesinde yapılan şenlikte 7 ulu ozanlardan Seyit Nesimi anıldı. Cemevinin bahçesine “Katliamlara ve karanlığa teslim olmayacağız”, “Ferman Yezid’in de meydanlar Hüseyin’indir”, “Haksızlıklar önünde eğilmeyiniz çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz” yazılı pankartlar asıldı.
    Etkinliğe PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, eski Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu ile HDP Halklar e İnançlar Komisyonu üyesi Çilem Küçükkeleş ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    Etkinlik yapılan Kadın Evi’nin açılışıyla başladı. Ardından Alevi yol mücadelesinde hayatını kaybeden tüm canlar için saygı duruşunda duruldu. Etkinlikte semahlar dönüldü, deyişler okundu. PSAKD Kadın Korosu, zakir Murat Aslan ve sanatçı Gani Pekşen türküler ve deyişler seslendirdi.

    “ALEVİLER SADECE OY VEREN OLMAKTAN ÇIKMALI”

    Bir konuşma yapan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, 15-16 Haziran işçi direnişi ve Haziran direnişi olarak bilinen Gezi direnişini hatırlattı. 23 Haziran’da yenilenecek olan İstanbul seçimlerine değinen Gülüm, Alevilerin bu seçimlerde sadece oy verenler olduğunu ancak artık bunun değişmesi gerektiğini vurgulayarak Alevilerin eşit yurttaşlık temelindeki taleplerinin yerine getirilmediğini hatırlattı.

    “ALEVİ HAREKETİ DAĞINIK”

    Alevi hareketinin dağınık olduğunu ve bu dağınıklığın toplanması gerektiğini dile getiren Gülüm, “Dağılmış Alevi hareketinin kontrol edilmesi, asimileye uğratılması ve istenilen rotaya sokulması çok kolaydır” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI GİDEREK ERKEKLEŞİYOR”

    Arkasından söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise Alevi kurumlarının aşamayacağı hiçbir sorun olmadığını dile getirerek Alevi kurumlarının gitgide erkekleştirildiğini ve kurumların kadınlaştırılmadığı sürece sonlarının tehlikeli olduğunu kaydetti. Kaplan, Alevi örgütlerindeki kadınlarla birlikte 16-17-18 Ağustos tarihlerinde yapılacak olan Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde Kadıncık Ana’nın anılmasını ve Kadıncık Ana Evi önünde bir cem yapılmasını önerdi.

    “MÜZE İÇİN HİÇBİR YERDEN EKONOMİK DESTEK ALMAYACAĞIZ”

    Sivas Katliamı’nın 26’ıncı yıl dönümüne değinen Kaplan, PSAKD olarak Ankara’da yapmakta oldukları müzede Sivas Katliamı’ndan Dersim Katliamı’nda idam edilen Seyit Rıza’nın heykeline kadar Alevi yol mücadelesi verirken serini verenlerin heykellerinin bulunacağını sözlerine ekledi. Madımak Oteli’nin utanç müzesi olmasının Alevilerin temel taleplerinden biri olduğunu hatırlatan Kaplan, Ankara’da yapılacak olan müze için hiçbir bir yerden herhangi bir ekonomik destek almayacaklarını duyurdu.

    “YUMRUĞU SARAYIN ÇATISINA VURMANIN TAM ZAMANI”

    Yenilenen İstanbul seçimlerine de değinen Kaplan, “Birleşince neler yapabileceğimizi gösterdik. Umut ediyorum ki 23 Haziran’da da yine aynı yumruğu mevcut iktidarın sarayın çatısına vurmanın tam zamanıdır” dedi.

    “İTTİFAK DEMOKRASİ İTTİFAKIDIR”

    Son olarak söz alan HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu da 23 Haziran seçimlerini demokrasi blokunun gelişmesi ve kökleşmesi olarak gördüklerini dile getirdi. Bu seçimlerin muhalefetin demokrasi cephesinde buluşmasının önemli bir adımı olacağını belirten Kenanoğlu, ezilmiş halkların kurutuluşunun demokratik bir toplumdan e demokratik bir Cumhuriyetten geçtiğini kaydetti. “Biz umudumuzu şahıslara bağlamış değiliz. Topyekun toplumun demokrasi mücadelesine bağlamışız” diyen Kenanoğlu, “İttifak demokrasi ittifakıdır ve sadece siyasi partiler arasında değil tüm demokratik kurumlar arasında oluşacak dernekler, partiler, kitle örgütleri, inanç kurumları, emekçiler, kadınlar, sendikaların birlikte oluşturacağı bir demokrasi ittifakıyla bu ülkeyi güzel kılabiliriz, mutlu ve özgür yarınları çocuklarımıza bırakabiliriz. O nedenle tıpkı 31 Mart’ta yapmış olduğumuz gibi atanan bütün kayyumları nasıl süpürdüysek İstanbul’a atanan kayyumu da aynı şekilde süpüreceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasan Gülüm: Eğitim müfredatı tekçilik üzerine kurulu-VİDEO

    Hasan Gülüm: Eğitim müfredatı tekçilik üzerine kurulu-VİDEO

    PİRHA-Eğitim müfredatındaki gericileşme ve asimilasyonu değerlendiren PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, mevcut müfredatın son dönemlerin en gerici anlayışı ile oluşturulduğunu söyledi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, eğitim müfredatındaki gericileşmeyi ve asimilasyon politikalarını değerlendirdi. Şu anki müfredatı son dönemlerin en gerici müfredatı olarak değerlendiren Gülüm, bunu müfredatın hazırlanmasında görev alan eğitim emekçilerinin de söylediğini belirtti.

    MÜFREDAT TEKÇİLİK ÜZERİNE KURULU

    Oluşturulan müfredatın vahim olduğu vurgusunu yapan Gülüm, müfredatın tekçilik üzerine kurulduğunu, diğer tüm din ve inançlara yer verilmediğini ve öğrencilerin 7 yaşından itibaren gerici ve tekçi müfredatla yetiştirileceğine işaret etti.

    “ALEVİ KURUMLARI ASİMİLASYONA KAYMAYA BAŞLADI”

    Alevi kurumlarının zorunlu din dersinin kaldırılması, Madımak’ın müze olması,  Alevi katliamlarının açığa çıkartılması ve Alevilerden özür dilenmesi, eşit yurttaşlık hakkı ve cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi gibi demokratik talepleri olduğunu hatırlatan Gülüm, “Bu taleplerin önemli bir kısmı kazanıldı. Devlete rağmen Aleviler cemevlerini ibadethane olarak gördü ve ibadetlerini yapıyorlar. Bu durum Alevi kurumlarında yeni bir süreci başlattı. Aleviler bunu yaparken bir kesim de Alevilerin müfredat ve benzeri taleplerini geri plana itti ve Alevileri asimile eden yaklaşım oluşturmaya başladı. Alevi kurumları Alevi inancını asimile eden bu yaklaşıma doğru kaymaya başladı. En tehlikeli olan da bu zaten.” diye konuştu.

    ALEVİLERE AİT OLMAYAN DEDELER CEMEVLERİNE YERLEŞTİRİLDİ

    1960 ve 1990 yılları arasında Alevilerin kayıp bir tarihi olduğunu söyleyen Gülüm, o dönemde inanç önderlerinin olmadığını, cemevlerinin kurulmasıyla birlikte dedelerin geldiğini ancak bu dedelerin de Alevilere ait dedeler olmadığını kaydetti. Gülüm, “Bugün Aleviler bunu tartışıyorlar. ‘Biz 10 yıldır kendi inancımıza göre cenaze kalmırmıyoruz, kendi inancımıza göre cem yapmıyoruz aslında başka bir şey yapıyoruz’ tartışmaları yapılıyor. Alevilerin inançlarına dair yürütülen bu tartışma 90’lı yıllarda kazanılan hakların Cem Vakfı tarafından doldurulan ve devletin asimilasyon çalışması olarak yetiştirdiği özel diplomalı dedeler cemevlerine yerleşti. Bunlar Alevilere yeni bir yol çizmeye başladı.” dedi.

    Alevilerin bir kısmının bunun farkında olduğunu ancak bir kısmının da içten asimile etmeye devam ettiğini kaydeden Gülüm, “Bence bu sessizlik önemli bir viraj sessizliği. Aleviler bu virajı aşamazlarsa Aleviliğin kendisinin sıkıntı ve sorunlarının çok olacağı bir dönem başlayacak.” şeklinde ifade etti. Gülüm, yaşananlara karşılık mücadele edilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘İstanbul giderse AKP de gider’-VİDEO

    ‘İstanbul giderse AKP de gider’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul seçimlerinin yenilenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, “İstanbul giderse iktidar da gidecektir. Bugün değilse de yakın bir zamanda gidecektir. Dolayısı ile AKP son hamlesini yaparak seçimleri iptal etti” dedi.

    31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimlerini “Kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkan ve üyelerinin seçimde görevlendirilmesi” gerekçesiyle iptal ederek 23 Haziran tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) için tekrar seçim yapılmasına karar verdi. Karara ilişkin itirazlar ve değerlendirmeler de gecikmedi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, İBB seçimlerinin tekrarlanmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    İstanbul’da yapılan yerel seçimin aslında ileriki süreçte mevcut iktidarın durumunu belirleyecek bir seçim olduğunu vurgulayan Gülüm, İstanbul seçiminin uzun bir dönemdir açmazı ve çıkmazı olan AKP için bir yerel seçimden çok genel seçim özelliği taşıdığını ifade etti.

    “SEÇİMLER BEKA VE RANT ÜZERİNE KURULMUŞTU”

    İstanbul seçimlerinin iktidar ile muhalefet ve iktidar ile demokratik kurumlar arasında karşıtlık üzerinde olan bir seçim olduğunu dile getiren Gülüm, “Seçimlerde kimse İstanbul’da yolun, suyun, elektriğin, havanın, çevrenin ve doğanın sorunlarını konuşmadı. Seçimler beka sorunu ile zam ve rant üzerine kurulmuştu. Dolayısı ile seçim bu iki mesele arasına sıkıştırılmıştı. Sanki başka hiçbir sorun yoktu” diye konuştu.

    “AKP SON HAMLESİNİ YAPTI”

    Seçimlerde İstanbul gibi bir yerin gitmesinin aslında iktidarın gidebileceğini gösteren bir adım olduğunu belirten Gülüm şunları kaydetti:

    “İstanbul giderse iktidar da gidecektir. Bugün değilse de yakın bir zamanda gidecektir. Dolayısı ile AKP son hamlesini yaparak seçimleri iptal etti. Seçimler de bahsettiğim iki temel problem dışında başka hiçbir yol, yöntem ve sorun yokmuş gibi iki parti arasında karşılıklı ortaya çıkardıkları düşünceler üzerine oluşturuldu. Seçimlerde biz Aleviler, Kürtler yokuz. Aynı zamanda demokrasi sorunu, ihlaller, çevre ve gelecek yok. Tüm bunların tartışması olmadı. Dolayısı ile bizim olmadığımız bir seçim yapılıyor aslında. Tamamen AKP karşıtlığı üzerine yapılan bir seçim.”

    “ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIĞI ÜZERİNE KİMSE KONUŞMUYOR”

    Alevilerin kendi bulundukları yerlerde ve bölgelerde Anadolu diye tabir edilen yerlerden göç ederek geldiklerini ifade eden Gülüm, her seçim öncesi ve sonrası partilerin Alevi toplumuna yönelik bakış açısına ve Alevi toplumunun temel sorunlarına ilişkin olarak şunları aktardı:

    “Özellikle İstanbul’da Aleviler önemli bir güç önemli bir gerçeklik. Ama Alevilerin önemli sorunları ve temel problemleri var. Herkes seçim öncesi gelip binlerce ve yüzlerce kişi ile konuşuyor ama cemevlerinin bulunduğu statü üzerine ve Alevilerin eşit yurttaşlık talebi üzerine kimse konuşmuyor. Sadece ‘cemevlerine yardım ediyoruz’ diyorlar. Sanki biz yardıma muhtaçmışız gibi. Bir eşitsizliği, eşitsizlik olarak görmek yerine bir yardımla geçiştiriyorlar. Seçimlerde Alevi kurumları meselenin biraz böyle bir yerindeler. ‘Cemevlerimize ne kadar araba alabiliriz, işaatını ne kadar yapabiliriz’ gibi meseleler ile yaklaşıyorlar. Seçimler ile Alevilerin ilişkisi biraz bunlar üzerine kurulmuş. Bu politikayı terk etmeye ihtiyaç var. Öncelikle Alevilerin siyaset ile ilişkisini düzeltmek için buradan başlamaya ihtiyaç var. Alevilerin en temel problemlerinden bir tanesi bu.”

    “ALEVİLER BU SEÇİMDE AKP’Yİ GERİLETMEK ÜZERİNDE DURDU”

    Bu seçimlerde Aleviler ile bir ilişki kurulmadığını belirten Gülüm, kurumsal ve kişisel çıkarlar dışında Alevilik üzerine kurulmuş bir ilişki ve ittifak durumunun olmadığını dile getirerek şöyle devam etti:

    “Aleviler bu seçimde bir yerde durmadı. Ama AKP karşıtlığı üzerinde, onu geriletmek adına ve tekçiliğine karşı mevcut bir cephede duruldu. Ancak bu Alevilerin sorunlarının olmadığı anlamına gelmiyor. Sadece bu seçimde sorunlarını erteliyorlar. Seçim bittikten sonra sorunlar olmuş olacak. Örnek olarak biz Dersim’e gitmek için araç talebinde bulunduğumuzda ‘yok’ diyorlar. Oysa Aleviler kendi dergahlarına gidiyorlar. Ankara’ya veya başka yerlere gidildiğinde yüzlerce, binlerce araba veriliyor. Ancak Aleviler kendi dergahlarına gittiklerinde canları istediklerinde veriyorlar. O istediğinde ben ihtiyacımı karşılıyorum çünkü ben eşit yurttaş değilim.”

    “SEÇİMDE ALEVİLER KENDİNİ GÖRÜNÜR KILMALILAR”

    Alevilerin bu seçimde bir araya gelerek bir güç oluşturarak kendilerini görünür kılmaları gerektiğinin altını çizen Gülüm, yapılacak İstanbul seçimlerine ilişkin şu çağrıda bulundu:

    “Aleviler bu seçimde yine AKP karşıtlığı üzerinden oy verecekler. Ama oy verirken de kendini gösterip ve görünür kılarak neden oy verdiklerini oy alan kişinin bilmesi lazım. Bunu dillendirmeye ihtiyaç olduğuna inanıyor ve siyasetteki karşılığının olması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin belediye başkanları çağrılsın ve Alevi kurumları da yan yana gelsin ‘biz bu nedenle siz oy veriyoruz, böyle bir Alevi kitlesini gören bilen evet diyen birine biz oy verebiliriz. Ancak yarın  bu haklarımız verilmediğinde bunun karşısında durabiliriz’ demesine ihtiyaç var. Yardımla değil, bir eşit yurttaşlık hakkı olarak inançlarını rahat ve özgürce yaşanacak hale getirmeleri lazım. Bu sadece Aleviler için değil bu Kürtler, Ermeniler, Lazlar ve Yahudiler için de böyledir. İnançların ve dillerin bu ülkede rahatça, özgürce ve eşitçe kullanılabilir olması lazım. Bunun için de demokrasi olması lazım.”

    PİRHA/İSTANBUL